Etiket: miting

  • ‘İstanbul’da yeni bir başlangıç’ mitingine yüz binler katıldı

    ‘İstanbul’da yeni bir başlangıç’ mitingine yüz binler katıldı

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Maltepe’de düzenlediği “İstanbul’a Yeni Bir Başlangıç” mitingine yüz binlerce İstanbullu katıldı.

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, mazbatasını aldıktan sonra ilk mitingini düzenledi. AK Partili başkanların aksine İETT otobüsleri ve metroda özel düzenleme yapılmazken, Maltepe miting meydanı saatler öncesinden dolmaya başladı.

    Saat 13.00’den itibaren, alana girmeye çalışanlar olduğu ancak girişlerdeki yığılmalar sebebiyle sıkıntı yaşandığı anonsları yapılarak, sahil kenarına doğru ilerlenmesi istendi. Anonslarda, İmamoğlu’nun İETT otobüsü tahsis etmeme kararına da vurgu yapılarak, “Kendi imkanlarımızla milyonları oluşturacağız” denildi.

    POLİS SEFERLERİ DURDURDU

    Mitinge gitmek isteyenlere yönelik ise polis engellemeleri oldu. Kadıköy Ayrılıkçeşme’den trene binenlerin önce Söğütlüçeşme’de indirildiği, ardından yeniden yola devam edenlerin bu kez Küçükyalı’da bekletildiği öğrenildi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik saldırı sonrasında alanda güvenlik önlemleri artırılırken, yer yer internet ve telefon erişimi engellendi.

    Kılıçdaroğlu’na saldırı sırasında yaşanan gelişmeler nedeniyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, planlanandan 1 saat gecikmeli olarak saat 15.00’de miting sahnesine çıkarak, konuşma yaptı.

    İmamoğlu’nun konuşmasında şu başlıklar öne çıktı:

    YENİ NESİL SİYASET ANLAYIŞI: Bir yanımız mutluluk dolu ama bir yanımızda hüzün dolu… Terörü lanetliyorum… Dün şehit olan yurttaşlarımıza Allahtan rahmet diliyorum. İstanbul’da oy sayımı tam 17 gün sürdü. İstanbul’a yeni nesil siyaset anlayışı hakim olacak. İstanbul’a yeni nesil belediyecilik hakim olacak. Yeni nesil yerel demokrasi anlayışı hakim olacak. Yeni nesil toplumsal birlik anlayışı hakim olacak. Vatandaşa karşı kibirle yaklaşan siyasetçilerin devri kapanmıştır. Her zaman hukukun üstünlüğünü kabul edeceğim. Kesinlikle hak, hukuk ve adalet. Su gibi, oksijen gibi. Hak, hukuk ve adalet olmazsa bir insan yaşayamaz.

    KURUCU DEĞERLERE BAĞLI KALACAĞIM: Bu ülkenin kurucu değerlerine sonuna kadar bağlı kalacağım. Eski nesil siyasetçiler gibi korkutarak herkesten şüphe ederek değil herkesi yan yana getirerek hizmet edeceğim. Kente özen gösteren, insana saygı duyan bir belediyecilik anlayışı olacak. Bu şehirde ‘ben yaptım oldu anlayışı’ bitecek. Hep birlikte karar vereceğiz. Kimseyi dışlamadan demokratik yollarla ortak çıkarlar için bu kentin değişmez kurallarına hep birlikte karar vereceğiz.

    KAYNAKLAR PEŞKEŞ ÇEKİLMEYECEK: Bu şehirde yaşayan canlıların sokak hayvanlarının haklarına insani olarak hep birlikte saygı göstereceğiz. Hesap veren şeffaf bir belediyecilik olacak. Vatandaşın tek bir kuruşunu bile israf etmeden, yandaşa, yoldaşa peşkeş çekmeden.. Bu şehirde asla alan el veren eli bilmeyecek. Hassas olacağız.

    KİMSE KENDİNİ DIŞLANMIŞ GÖRMEYECEK: Kimse kendisini bu şehrin dışlanmış olarak görmeyecek. Torpil yok, liyakat var. Bu şehir dünyada yerel demokrasinin yükseldiği şehirlerin en başında olacak. Bu şehir özgürleştikçe daha üretken daha enerjik bir yapıya sahip olacağız.

    YEŞİL, PIRIL PIRIL BİR ŞEHİR: Bu şehir yeşil, yaşanabilir pırıl pırıl bir çevreye kavuşacak. Dünyada bir çekim merkezine dönecek. Bu şehri hep birlikte ayağa kaldıracağız. Kimse İstanbul’un nimetlerinden yoksun bırakıldığı duygusuna kapılmayacak. Demokrasinin hep birlikte tadına varacağız.

    TEKNOLOJİYE ERİŞİM: İstanbul’da artık yeni nesil yurttaşlık anlayışı hakim olacak. Yurttaşların enformasyon ve bilişim teknolojilerine eşit erişim sağlanacak.

    BAYRAMLARDA ÜCRETSİZ TOPLU ULAŞIM: Dini ve milli bayramlarımızın tümünde ulaşım ücretsiz olacak. buradan da bu müjdeyi ilk defa veriyorum.

    ORTAK YAŞAM KÜLTÜRÜRÜ VADEDİYORUM: Ben size tüm İstanbul’da 21. yüzyıl belediyeciliği vadediyorum. Seçim öncesi vadettiğim ne varsa yerine getireceğim. Bu kentteki ortak yaşam kültürünü dönüştürmek istiyorum. Maneviyatıyla, tarihsel birikimiyle demokratik ruhuyla evrensel değerleri buluşturan köklü bir sosyal dönüşümü harekete geçirmeyi amaçlıyorum. Bunların zaman alacağını biliyorum. Bu işin başarıya varacağına inanıyorum. Bugünlerde bir geçiş sürecinde olduğumuzu unutmayın. Bana ve ekibime süre tanıyın. Hep birlikte başaracağız. İddiam büyüktür, İstanbul’un sorunlarını çözmenin ötesine geçmeyi yeni bir ortak yaşam kültürü oluşturmayı hedefliyorum. Ben doğru yolu bildiğim için bugüne gelebildim. Ben bulunduğum yoldan vazgeçmeyeceğim. Anlaşalım, siz de vazgeçmeyin.

    KILIÇDAROĞLU’NA SALDIRI: Orada bu hareketi yapanlar vatandaşlarımız değil. Talimat almış kişilerdir. Benim vatandaşım böyle bir şey yapmaz, görüşü ne olursa olsun yapmaz. (Gazete Duvar)

  • İmamoğlu: Büyük mitingimizi 1 Nisan’da 16 milyon insanla yapacağız

    İmamoğlu: Büyük mitingimizi 1 Nisan’da 16 milyon insanla yapacağız

    CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu, seçim çalışmaları kapsamında Bayrampaşa’da esnaf ziyaretlerinde, “Büyük mitingimizi 1 Nisan’da 16 milyon insanla yapacağız” dedi. 

    CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu, seçim çalışmaları kapsamında Bayrampaşa’da esnaf ziyaretlerinde bulundu. İmamoğlu, Cevatpaşa’da bulunan bir kahvehaneye girerek, çay içti. Kahvehanede konuşan İmamoğlu, “Biz büyük mitingimizi 1 Nisan’da yapacağız 16 milyon insanla. Hiç kimse dışında kalmayacak hiçbir sayı ile de ölçülemeyecek” ifadelerini kullandı.

    İmamoğlu, ziyaretlerine Cevatpaşa Mahalle Muhtarlığı’nda başladı. Muhtar Adnan Liçina’yı bir grup partili ile ziyaret eden İmamoğlu, “Biz muhtarlarımız kim seçilirse, partisine bakmayacağız. Siyaseti sokmayacağız. İnsana hizmet edeceğiz” dedi.

    İmamoğlu daha sonra esnafları ziyaret etti. Cadde üzerindeki esnafı ziyaret eden İmamoğlu’na yol üzerinde Boşnak böreği ve çay ikram edildi. Burada bulunan bir kahvehanede satranç oynayan, vatandaşlarla sohbet etti.

    Kahvehanede konuşan İmamoğlu, bir muhabirin, ‘Cumhur İttifakı İstanbul’da büyük bir miting düzenleyecek. Siz de böyle bir miting düzenleyecek misiniz?’ şeklindeki sorusuna şöyle cevap verdi:

    “Her gün bir ilçedeyiz, her şey çok iyi gidiyor. İnsanlar kendiliğinden geliyor ve binlerce insanla buluşuyoruz. Bu buluşmalar çok güzel çok nitelikli. Onun için biz büyük mitingimizi 1 Nisan’da yapacağız 16 milyon insanla. Hiç kimse dışında kalmayacak hiçbir sayı ile de ölçülemeyecek.”

    (HABER MERKEZİ)

  • EYT’liler Maltepe mitinginde buluştu: EYT burada devlet nerede?

    EYT’liler Maltepe mitinginde buluştu: EYT burada devlet nerede?

    3 milyondan fazla yurttaşın oluşturduğu emeklilikte yaşa takılanlar bugün Maltepe’de miting düzenledi. Mitingte 30 yıllık emeğimizin hakkını istiyoruz diyen yurttaşlar hükümete seslendi: “EYT burada devlet nerede?”

    Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, İstanbul’un Maltepe ilçesinde miting düzenledi.

    Alanda toplananların bekleyişi devam ederken ilginç pankartlar da dikkat çekti. Bazı yurttaşlar “Reis duy sesimizi” yazılı pankartlar taşıdı.

    “ÇIKSIN ARTIK BU YASA”

    Sabah saatlerinden itibaren akın akın Maltepe meydanına gelen on binlerce yurttaş, ellerinde dövizler ve pankartlarla miting alanında buluştu. Pek çok farklı ilden otobüslerle miting alanına gelen yurttaşlar, sık sık “EYT burada, devlet nerede”, “Edirne’den Kars’a, Jüpiter’den Mars’a, çıksın artık bu yasa” sloganlarını attı.

    EMEKLİLİKTE YAŞA TAKILANLAR KİMLERDİR?

    Emeklilikte yaşa takılanlar, hükümetin emeklilikte sigortalı geçen gün sayısının yanı sıra yaş sınırının da getirilmesi sonucu mağdur olan yurttaşlardan oluşuyor. Buna göre emekli olmak için gerekli süre çalışan yurttaşlar emeklilik haklarını alabilmek için bir de yaşlarının dolmasını bekliyorlar. Ancak Türkiye’de emeklilik için gereken yaş 60’ın üzerinde olduğu için EYT’ler yıllarca maaşsız ve işsiz kalabiliyor.

    Emeklilikte yaşa takılmak Türkiye’de 3 milyonu aşkın kişiyi ilgilendiren kritik bir durum. EYT olarak kısaltılan emeklilikte yaşa takılma durumunda olan binlerce kişi örgütlenerek hükümetten bu durumun çözülmesini istiyor.

    Seslerini duyurmaya çalışan EYT’liler düzenledikleri kampanya ile özellikle erken emeklilik istemediklerini, 1999 yılında çıkan 4477 sayılı yasanın geriye doğru işletilmesi nedeniyle mahrum kaldıklarını ve haklarını geri istediklerini ifade ediyorlar.

    KILIÇDAROĞLU’NDAN EYT’LİLERE ÇAĞRI

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile birlikte Balıkesir’de düzenlediği ortak mitingde “EYT’lileri, Emeklilikte Yaşa Takılanların sorunlarınızı biliyorum. Kanun teklifi de verdik. MHP ile Ak Parti sorunlarını çözmek istemedi. Erdoğan size ‘türedi’ lafını kullandı” ifadelerini kullandı.

  • Kadınlar Bakırköy’den taleplerini yükseltti-VİDEO

    Kadınlar Bakırköy’den taleplerini yükseltti-VİDEO

    PİRHA – İstanbul’da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlamak için bir araya gelen binlerce kadın eşitsizliğe, adaletsizliğe, sömürüye, krize, erkek egemenliğine karşı taleplerini haykırdı. 

    İstanbul 8 Mart Kadınlar Platformu öncülüğünde, “Özgürlüğümüz için direnişteyiz! Krize, savaşa ve şiddete karşı alanlardayız” sloganıyla Bakırköy Halk Pazarı’nda miting düzenlendi. Mitinge Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, Halkların Demokratik Kadın Kongresi (HDK) Kadın Meclisi, Tevgêra Jinên Azad (TJA), Emek Partisi, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Flormar İşçileri, Kırkyama Kadın Dayanışmacı, İmece Ev İşçileri Sendikası, HDP İstanbul Miletvekili Hüda Kaya, Züleyha Gülüm’ün yanı sıra çok sayıda kadın örgütü temsilcileri katıldı.

    Marmara Forum önünde toplanan kadınlar miting alanına doğru yürüdü. Sık sık “Leyla Güven onurumuzdur”, “Jin jiyan azadi”, “Yaşasın kadın dayanışması”, “Biji berxwedana zindana” sloganları atan kadınlar, “Leyla Güven onurumuzdur”, “Leyla’ya ses ver”, “Leyla’nın talebi talebimizdir”, “Tecridi kıralım faşizmi yıkalım” yazılı dövizler ve “Özgürlüğe yürüyoruz tecridi kırıyoruz”, Krize, şiddete, baskılara karşı isyanı kuşanalım”, “İster cumhur ister millet bize kalan yine sömürü, yoksulluk, şiddet”, “Krize, şiddete, eşitsizliğe karşı gücümüz birliğimiz”, “Kadınlar için eşitlik eşitlik için sosyalizm” pankartları taşındı.

    Mitinge yöresel kıyafetleriyle katılan kadınlar da vardı, kucağında bebeğiyle birlikte haklarını talep eden kadınlar da vardı. Kadınlar geniş güvenlik önlemleri altında alana giriş yaparken isimleri öğrenilemeyen Esenyurt Kadın Mecisi üyesi iki kadın ve Sultanbeyli Belediye Eş Başkan adayı Ülker Özatik’in üzerinde Sakine Cansız’ların fotoğrafının olduğu TJA dövizi taşıdığı için gözaltına alındığı bilgisi verildi.

    “EĞİTİM SİSTEMİ GİTTİKÇE GERİCİLEŞTİRİLİYOR”

    Kadın hak talep mücadelesinde yaşamlarını yitiren tüm kadılar için bir dakikalık saygı duruşu ile başladı.

    İstanbul 8 Mart Kadınlar Platformu adına açıklamayı Sevgi Öztürk okudu. “Bu yıl da şiddete, sömürüye, ezilmeye, eril zihniyete, cinsiyetçiliğe, tacize, tecavüze, kadın katliamlarına karşı sesimizi bir kez daha yükseltmek için bir araya geldik” diyen Öztürk, “Gücümüzü birliğimizden alıyoruz ve bu bilinçle eşitlik ve özgürlük mücadelemizi sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı. AKP’nin 17 yıllık iktidarında devletin en sembol kurumlarından, yöneticilerine varana dek kadın düşmanlığının dillerden düşmediğine dikkat çeken Öztürk, “Toplumsal muhafazakarlaşma, eğitim sisteminin gericileştirilmesi, müfredatın dini referanslarla yeniden organizasyonu gelecek nesillerin de hayatını tahakküm altına almış durumda. Sistemin en tepesinden topluma zerk edilen cüretkarlık, iyi hal indirimi ve kollamayla birleşince astronomik rakamlarla kadın cinayetleri ve şiddeti vuku buluyor. En son, Merve Demirel’in gözaltına alınması sırasında yaşanan taciz ve ardından yapılan açıklamalar bizleri şaşırtmasa da öfkemizi ve mücadelemizi yükseltiyor. Toplumsal cinsiyet rollerinin doğduğumuz andan itibaren dayatılmasıyla da LGBTİ+’lar her gün nefret cinayetleri, taciz ve şiddetle karşı karşıya kalıyor, insanca yaşama koşulları çalınıyor” ifadelerini kullandı.

    “HER YERDE OLMAYA SÖZ SÖYLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Öztürk, OHAL süreciyle artan baskı, KHK’larla muhalif kamu emekçilerinin ihraç edilmesi, savaş politikalarıyla artan kutuplaştırma, dini cemaatlerin, istismarcı vakıf ve derneklerin toplumsal alanda artan varlığına değinerek, “Ülkedeki tüm emekçilerle birlikte kadınları da yaşanması mümkün olmayan bir dar boğazın içine sürüklüyor. Bizi yok sayan, öldüren, tacize ve tecavüze mahkûm eden, emeğimizi görünmez kılanlarla görülecek bir hesabımız var. Sadece yaşaması engellenen kadınlar için mücadele etmiyoruz hem kendi hayatlarımızın hem de gelecek milyonların kaderini belirleyecek bu mücadelede asla vazgeçmeyeceğimiz taleplerimizle toplumda, siyasette, insana dair olan ne varsa her yerde olmaya söz söylemeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    “VARDIK, VARIZ, VAR OLACAĞIZ”

    “Dünyayı kadınlara cehennem eden erkek egemenliğine, kapitalizme karşı her 8 Mart’ta olduğu gibi yine alanlardayız ve taleplerimiz kabul edene kadar daha da çoğalarak, birleşerek, güçlenerek sesimizi yükselteceğiz” diyen Öztürk, “Aksine insanlığa hiçbir faydası dokunmayan krizler ve savaşlarla dünyayı yaşanmaz hale getiren ezilen ve sömürülenleri tahakküm altında yaşamaya zorlayan bu düzen mücadelemizle değişecek! Sömürüye, tek adama rejimine, erkek egemen sisteme, eşitsizliğe karşı inatla ve ısrarla; Vardık, Varız, Var olacağız!” ifadelerini kullandı. Açlık grevinde 116. günü geride bırakan HDP Milletvekili Leyla Güven’in duruma dikkat çeken Öztürk, “Bu onurlu direnişi selamlıyoruz” dedi.

    “8 MART ÜCRETLİ İZİN GÜNÜ İLAN EDİLSİN”

    Öztürk, platform olarak taleplerini şöyle sıraladı:

    – Binlerce kadın gibi katledilen, patronu tarafından camdan atılarak intihar süsü verilmek istenen, mahkemesinde; bekaretinden, yaşam tarzına hayatı didiklenerek neredeyse ölümü meşrulaştırılan Şule Çet için adalet istiyoruz. Katledilen bütün kadınlar için adalet istiyoruz.

    – 31 Ocaktan bugüne açlık grevinde olan trans mahpus Buse’nin hakkı olmasına rağmen cinsiyet uyum operasyonu gerçekleştirilmiyor. Buse yaşasın, hakkı olan ameliyat için Adalet Bakanlığı harekete geçsin.

    – 300 güne yakın süredir soğuğa, baskı ve engellemelere zerre kulak asmadan bütün topluma umut olan mücadeleleriyle direnen, sendikal hakları için olduğu kadar toplumsal varlıkları için de sesini yükselten Flormar işçilerini sahipleniyoruz. Bütün taleplerinin kabul edilmesi ve işlerine geri dönmeleri için bulunduğumuz her yerde direnişlerini büyüteceğiz.

    – 31 Mart yaklaşan yerel seçimlerde kadınların sözünün talebinin yok sayıldığı yerel yönetim anlayışının karşısında olacağız. Bizi yok sayan tek adam tek parti ittifaklarına karşı eşitlik mücadelemizi sokağa sandığa taşıyacağız.

    – İstihdamda yok sayılan emeğimizin karşısında eşit işe eşit ücret talebimizi yineliyoruz.

    – Kadının toplumdaki ezilen kimliğini perçinlemek için nafaka hakkına yapılan saldırılar geri çekilsin. Nafaka, çalışma olanaklarından yoksun olduğu için kendisini geçindirecek imkanı olmayan ve şiddete mahkum edilen kadınların güvencesidir. İş bulmada boşanan kadınlara öncelik verilsin.

    – Cinsel istismar vakalarında uygulanan iyi hal indirimi kabul edilemez. Tacizciyle evlenme durumunda cezayı ortadan kaldıran yasa tasarısı süresiz olarak geri çekilsin.

    – Mutfağa ve ev işlerine mahkum edilen ve bu yolla ezilmesi perçinlenen kadınların özgürleşmesi için ev içi işlerin toplumsallaştırılması, kreşler yemekhaneler ve çamaşırhaneler kurulmasını istiyoruz.

    – 8 Mart tüm dünyada kadınların ortak mücadelesi olarak alanlarda olduğu bir gündür. 8 Mart ücretli izin günü ilan edilsin.

    Aynı metin bir de Kürtçe okundu.

    “HER YERDEYİZ”

    Esenyalı Kadın Dayanışması adına konuşan Adile Doğan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak konuşmasına başladı. “Alanlardayız, her yerdeyiz bulunduğumuz bütün alanlarda 8 Mart kadınlar gününü var ediyoruz” diyen Doğan, kadınlara yönelik baskılara vurgu yaptı. Kadın cinayetlerine dikkat çekmek amacıyla Helin Palandöken cinayetini anlattı.

    Doğan, “Helin Palandöken’in kız kardeşleri olarak onun davasının takipçisiyiz. Kadın cinayetlerine karşı mücadele etmek kapitalizme karşı mücadele etmek demektir. Helin de yaşasaydı burada olacaktı. Çünkü o aynı zamanda mücadeleci işçi faaliyetindeydi” dedi.

    “KADINLAR BİRLİKTE MÜCADELE EDERSE ÖYKÜ’LERİN KİRPİĞİ YERE DÜŞMEYECEK”

    Öykü Arin’in annesi Eylem Şen’in mesajını Özlem Kizir Alkan okudu. Mesajda “8 Mart’ta aranızda olamadığım için çok üzgünüm. Bu 8 Mart’ta kızım Öykü Arin için çok mücadele ediyorum ve sizden de bu konuda destek istiyorum. 8 Mart bu sene benim için başka bir ümidi taşıyor. Belki de canım kızımın hayatını kurtaracak donör 8 Mart’tan çıkabilir. 8 Mart etkinliklerine ve eylemlerine katılan kadınların kök hücre bağışı kampanyasını büyütmek üzere elimizden tutacağını ümit ediyorum. Kadınlar birlikte mücadele ederse Öykü’lerin kirpiği yere düşmeyecek” denildi.

    Sanatçı Ruken Yılmaz sahne aldı.

    “DEĞERİMİZİ HANGİ PARAYLA ÖLÇEBİLİRSİNİZ”

    Flormar direnişçilerinden Ayşe Öztürk, sendikaya üye olduktan sonra kendini kapının önünde bulduğunu kaydetti. Taleplerinin sadece eşit ücret, sendikal hak olduğunu belirten Öztürk, kadın cinayetlerini hatırlatarak “Hangi parayla ölçebilirsiniz bizim değerimizi” dedi.
    Ardından açlık grevinin 116’ıncı gününde olan Leyla Güven’in mesajı dinletildi. Güven’in kadınlara gönderdiği mesaj şöyle:

    “YENİ 8 MART’LAR DAHA ÖZGÜR GÜNLERİN MÜJDELEYİCİSİ OLACAK”

    “Bütün dünya kadınlarının ve sizlerin 8 Mart direniş gününü kutluyorum ve inanıyorum ki her gelen yeni gün, yeni 8 Mart’ların daha özgür günlerin müjdeleyicisi olacak. 8 Mart’larda bizler kadınların yani toplumun taleplerini alanlarda haykıracağız. Her gün direnişi yükselterek kadının toplum içerisindeki haklarını ve hukukunu en üst seviyeye ulaştıracağız. Bundan hiç şüphemiz yok. Bu direniş cezaevlerinde devam ediyor. Yüzlerce arkadaşımız açlık grevinde. Tarih boyunca demokrasinin özgürlüklerin artması kadının hak ettiği yere gelebilmesi için kadınlar birçok eyleme öncülük yapmışlardır. Ben de böyle bir eylemin öncülüğünü yapmaktan onur duyuyorum. Ben birçok kimlik taşıyorum ve çoğunu ben seçmedim. Ben kendim karar veremedim birçok konuda. Hayatıma dair bütün kararları kendim almadım örneğin feminist olmak kararını kendim aldım. Eylem kararını da kendim verdim. Kendi kafamda tasarlayarak her şeyi tek başıma adeta ilmek ilmek ördüm ve bu greve öyle başladım. Hala da ruhen kendimi iyi hissediyorum. Fiziğim zorlasa da beynim bana moral veriyor. Kendi kararımı kendim verdim. Sizlerin bir araya gelmesi çok değerli. Kadın mücadelesi çok anlamlıdır. Kadın ziyaretçiler bana ayrı bir coşku veriyor. O açıdan biz diyoruz ki ‘bir kadın şiddet görüyorsa bütün kadınlar şiddet görüyordur.’ Bir araya gelen bütün yüreklere ve canlara sevgilerimi iletiyorum. Başarmaya çok yakınız. Kendimi şanslı hissediyorum değerli arkadaşlarım ve yoldaşlarımdan dolayı. Gelecek 8 Mart’larda olacağımızın umudunu taşıyorum. İyi ki ben de sizin arkadaşınız ve yoldaşınızım. Hoşçakalın.”

    “SES VERMEZSEK ERİYEN BEDENLERİN ALTINDA KALACAĞIZ”

    Leyla’ya Ses Veren Kadınlar arasında bulunan Ayşe Gökhan, Kürtçe konuşarak 8 Mart’ı kutlayarak, Leyla Güven’in açlık grevini selamladı. Gökhan, “Anlar bizim için çok kısa ve hayati zamanlardır. AKP MHP faşizmi kadınların hayatlarına ve haklarına el koymaktadır. Biz kadınlar alanlarda bunu asla kabul etmeyeceğiz diyoruz. tüm cezaevlerinde açlık grevleri başladı. Kendi bedeni dışında bir şeyi kalamayanların karanlığı bertaraf etme direnişidir… Bu ülkenin tüm renklerinin solmaması için, cezaevlerinde direnenlerin seslerini yükseltmek için hep birlikte mücadele etmeliyiz. Eğer biz ses vermezsek bedenler eriyecek ve biz o bedenlerin altında kalacağız. Bütün kazanımlarımıza el koyan erkek egemen zihniyet bizim hayatımızla ilgili karar veremez. Leyla bize bir ses verdi. dedi ki hiçbir şeye kendim karar vermedim ama feminist olamaya kendim karar verdim. işte biz de mücadeleye kendimiz karar verdik ve asla geri adım atmayız” diye konuştu.

    Özlem Gerçek, sahne alarak türküler seslendirdi. Miting halaylar ve sloganlarla sona erdi.

    PİRHA/İSTABUL

  • Bakırköy’de binler Leyla Güven’e ses verdi: Barışın sesi burada, meydanlarda-VİDEO

    Bakırköy’de binler Leyla Güven’e ses verdi: Barışın sesi burada, meydanlarda-VİDEO

    PİRHA-HDP’nin İstanbul Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda düzenlediği mitingde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Türkiye’deki sorunların çözümü için önce Kürt sorununun çözülmesi ve PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması gerektiğini kaydetti. Bu taleple 88 gündür açlık grevini sürdüren HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in sesine şimdi ses vermek gerektiğini vurguladı. 

    HDP bugün İstanbul Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda “Emek, barış ve adalet mitingi” düzenledi. PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için 88 gündür açlık grevinde olan HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in talebine ses vermek ve cezaevlerine yayılan açlık grevlerine dikkat çekmek amacıyla düzenlenen mitinge binlerce kişi katıldı.

    HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli mitingte yaptığı konuşmada ülkede adaletsizliğin sürdüğüne dikkat çekti. Temelli, ülkeye barışın, adaletin ve demokrasinin gelebilmesi için önce öncelikle PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride son verilmesi gerektiğini kaydetti. Leyla Güven’in 88 gündür tecridin kaldırılması için çalık grevini sürdürdüğünü belirten Temelli, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “BU SESE KULAK VERİN”

    “Bu yükselen sese ses katmalıyız. Daha fazla geç kalmadan, daha büyük sorunlara sürüklenmeden yetkililere çağrı yapıyorum, istenen bir haktır, hukuktur, gasp edilmiş bir hakkın yerine getirilmesidir. Bu sese kulak verin ve tecridi sonlandırın. Aile ve hukukçu görüşü sağlanmalıdır. Bu tecrit kırılana kadar bu mücadeleyi büyüterek sürdüreceğiz. Çünkü tecrit Türkiye’ye, kadınlara, emekçilere uygulanıyor. Bu ülkeye demokrasi ve barış gelmesi için bu mücadelede buluşacağız. Çünkü bizim bir sevdamız, bir fikrimiz var. İşte bu sevda bu fikirdir bizi yan yana getiren. Ortak vatanda demokratik, cumhuriyet, demokratik ulustur, barıştır, özgürlüktür bizim sevdamız. Bu fikirlerle yola çıktık ve HDP’yi kurduk. Herkesi bu mücadeleye davet ettik. Yeter ki barış, demokrasi olsun, bu ülkede insanlar aç yatmasın, yoksulluğa mahkum olmasın diye. Bunun adı radikal demokrasidir, barıştır, Türkiye’nin geleceğidir.

    “KÜRT MESELESİNDE ÇÖZÜM İSTİYORSANIZ TECRİDE SON VERİN”

    Bütün bu ülkede yaşanan sorunların kavşağında tecrit vardır. Türkiye’deki sorunların çözümü için Kürt meselesinde çözüm istiyorsanız bu tecride son vereceksiniz. Bu konunun muhatabı sayın Öcalan’dır. Bu ülkenin bütün vicdanlı insanları 2013-2015 arasında barışın mümkün olabileceğine, bir arada yaşanabileceğine tanıklık etti. Tüm bu yaşananlara rağmen Kürt meselesinin çözümü adına atılan o güçlü adıma rağmen bu iktidar karanlıklarda çökertme planı hazırlıyormuş. Çünkü tek dertleri savaştan, kandan beslenmek. Bu düşmanlığı, zulmü, şiddeti büyüterek iktidarda kalmanın yolunu yöntemini geliştiriyorlar. Buna son vermeliyiz. İşte o nedenden dolayı tecridi sonlandırmalıyız. Leyla Güven’in sesine şimdi ses katmalıyız. Eğer buna son vermezsek bu ülke çok daha büyük acılar yaşayacak, daha büyük krizlere sürüklenecek.

    “BARIŞIN SESİ MEYDANLARDA, SOKAKLARDA”

    Bu ülkede artık yargı bağımsızlığı tarafsızlığı yok. İnsan hakları ihlalinde dünya birincisi. Bu ülkede hukukun üstünlüğü yok. Devlet hukuku çiğniyor. Yasaları tanımıyor. AİHM’in Selahattin Demirtaş ile ilgili verdiği kararı yok sayıyor. Uydurma fezlekelerle, yalanlarla arkadaşlarımızı yargılıyorlar. Adalet mahkeme salonlarını terk etmiş. Biz sizin bu kararlarınız tanımıyoruz, tanımayacağız. Onların bir suçu yok, onların bir sevdası var. Ama siz yargıyı talimatlarla yöneterek suç işliyorsunuz. Biz diyoruz ki bu ülkeye adalet geldiğinde bu suçu işleyenleri mutlaka yargının önüne çıkartacağız. Bu adaletsizlik hüküm sürdükçe barışın yolu tıkalıdır. Dünyanın her yerinde saygınlıkla anılan ve barış mücadelesi yapan arkadaşlarımız yargılanıyor. Yüzlerce barış akademisyenini cezalandırıyorlar. Neden? Barışın sesi duyulmasın diye. Bu mümkün mü? İşte barışın sesi burada, meydanlarda, sokaklarda.

    “SURİYE’NİN GELECEĞİNE ORANIN HALKLARI KARAR VERECEK”

    Bugün Suriye’de, Afrin’de, Rojava’da ne yaptıkları ortada. Suriye’de de çözümsüzlük devam etsin diye Suriye’ye yönelik nefret söylemlerine devam ediyorlar. Afrin’de yaptıklarını Rojava’da da yapmaya çalışıyorlar. Biz diyoruz ki Suriye’nin geleceğine oranın halkları karar verecek. Suriye’den elini çek, Afrin’den alini çek diyoruz. Bizlerin mücadelesi Suriye’de barış içindir, Türkiye’de demokrasi, toplumsal barış içindir, bu zulüm sonlansın diye bu adaletsizlik bitsin diyedir.

    “KENTLERİMİZİ, HAYATLARIMIZI BUNLARIN ELİNDEN HEP BİRLİKTE KURTARACAĞIZ”

    Zulüm ve adaletsizlik her yerde. Her gün 6 işçi yaşamını yitiriyor. Bu sömürü düzeni devam etsin diye. Bu düzenden bu saray beslensin diye. Şimdi kalkmışlar çevreye duyarlı kentler var edeceklermiş. Bu kenti betonla kaplayıp yaşanmaz hale getiren kendileri değilmiş gibi sanki 16 yıldır ülkeyi bunlar yönetmiyormuş gibi çevreye duyarlı kentler var edeceklermiş. Kim inanır bunlara. Kadına yönelik şiddet devam ediyor. Kadın düşmanı iktidar her gün yeni nefret söylemleri üretiyor. Kentlerimizi, hayatlarımızı bunların elinden hep birlikte kurtaracağız.

    “BU MÜCADELEYE HERKESİ DAVET EDİYORUZ”

    Yerellerde halkımızı iktidara taşıyacağız. Sadece kayyumları geri almakla kalmayacağız, yerel demokrasiyi inşa edeceğiz. Yöneten biz üreten biz olacağız. Kayyumları süpürüp atmak yetmez. Bu AKP-MHP bloğunu Türkiye’nin her yerinde yok edeceğiz. Doğa talanına son vermek için mücadele edeceğiz. Bunu hep birlikte başaracağız. Yerellerde iktidara gelmek demek barışın yolunu açmak demek, tecridi kırmak demek. Sürgündeki tüm yoldaşlarımıza kavuşmak demek, bir başka Türkiye’yi hep birlikte var etmek demek. Bu rejimden bu ülkeyi kurtarmak için 31 Mart çok önemlidir. Her şeyi tekleştiren bu zihniyete karşı tüm farklılıklarımızla birlikte buradayız, varız var olacağız demektir. Mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu mücadeleye herkesi davet ediyoruz.

    HDP Ağrı Miletvekili Dilan Dirayet Taşdemir ise konuşmasını Kürtçe yaptı. Taşdemir Leyla Güven’in talebinin haklı olduğunu ve PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması gerektiğini dile getirdi.

    Ardından MKM sanatçısı Nurcan Değirmenci türküler seslendirdi.

    “HAKİKATİN GERÇEKLEŞMESİ ENGELLENEMEZ”

    HDK Eş Genel Sözcüsü Sedat Şenoğlu da yaptığı konuşmada şunları kaydetti:

    “Pir Sultan yüzyıllar önce dedi ki ‘dönen dönsün ben dönmezem yolumdan.’ İşte Leyla Güvenlerin yolu böyle bir yol. Geri dönülmez, boyun eğilmez bir yol. Bu yol engellenemez. Hakikatin gerçekleşmesi engellenemez. Canlarını eşitlik, demokrasi, özgürlük için hiç tereddütsüz ortaya koydular. Bundan daha iradeli, büyük, insani, vicdani, devrimci bir yol var mı yok. Bundan daha büyük erdemli, özgürlük yolunu açan bir irade var mı. Yok. O zaman onların takipçisi olacağız.

    Onlar diyorlar ki ‘Kürt sorunu demokratik barışçıl bir şekilde çözülsün, halklar arasındaki düşmanlık son bulsun, katliamlar son bulsun. Halklar binlerce yıl birlikte yaşadı bu devam etsin. Faşist yasaklar ortadan kaldırılsın, demokratik siyasetin önü açılsın, demokratik bir cumhuriyet kurulsun.’ Bundan daha meşru bir talep var mı? Yok.

    “EKMEK, SU KADAR ADALETE, ÖZGÜRLÜĞE İHTİYACIMIZ VAR”

    O zaman biz bu yola gönlümüzü koymamız lazım. Bunun için tereddüt göstermememiz lazım. Yol uzun ama geri dönülmez bir yoldur. Leyla Güvenlerin canına can katmamız lazım. Canımızı, irademizi onların yanına koymamız lazım. Dayanışmamızla, direnişimizle, irademizle yapmamız lazım. Bunu başaralım ki o zaman İmralı’dan halkların baharı Newroz’a bir yol açılsın. Bunu başaracağız. Çünkü buna inanıyoruz. Ekmek kadar su kadar adalete, özgürlüğe ihtiyacımız var ve bunun anahtarı İmralı’da.

    Mitinge Leyla Güven canlı bağlandı.  Güven “Hepinizi Amed zindanlarının direniş ruhuyla selamlıyorum. Yürüttüğümüz mücadelede, gösterdiğiniz dirençlilik için hepinize saygılarımı ve sevgilerimi iletmek istiyorum. İyi ki varsınız. Yaşasın halkların kardeşliği” diye konuştu.

    Miting halaylarla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • HDP’nin ‘Emek, barış ve adalet’ mitingi başladı

    HDP’nin ‘Emek, barış ve adalet’ mitingi başladı

    PİRHA-HDP’nin Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda düzenlediği “Emek, barış ve adalet” mitingi yoğun bir katılımla başladı. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) bugün İstanbul Bakırköy’de “Emek, barış ve adalet mitingi” düzenledi. Tecridin kaldırılması için HDP Milletvekili Leyla Güven’in başlattığı ve tüm cezaevlerine yayılan açlık grevlerine dikkat çekmek amacıyla düzenlenen mitinge HDP milletvekilleri Zeynel Özen, Saruhan Oluç, Oya Ersoy, Dilşad Canbaz, Hüda Kaya, Ali Kenanoğlu, Garo Paylan, Gülistan Kılıç Koçyiğit ve ESP, SYKP, SMF, SODAP, HDK, Mücadele Birliği, Kaldıraç, Yeşiller ve Sol Gelecek Parti temsilcilerinin yanında binlerce kişi katıldı.

    Mitingin yapılacağı alana insanlar üst araması yapılarak bırakıldı.

    Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda yapılan mitingde “Leyla Güven haklıdır, mutlak tecrit kalkmalıdır”, “Örgütlen, özgürleş sömürgeciliği parçala”, “Yaşasın işçilerin birliği halkların kardeşliği”, “Barışa tecrit uygulanamaz”, “Tecridi kır faşizmi parçala” pankartları açıldı.

    Mitingde Kürtçe ve Türkçe olarak iki dilli sunum yapıldı.

    Açlık grevinin 88’inci gününde olan HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in mitinge canlı bağlantı ile bağlanması bekleniyor.

    Miting devam ediyor…

    PİRHA/İSTANBUL

  • Özgürlük Meydanı’ndan seslendiler: Bizim olanı patronları kurtarmak için vermeyeceğiz

    Özgürlük Meydanı’ndan seslendiler: Bizim olanı patronları kurtarmak için vermeyeceğiz

    PİRHA – Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda bir araya gelen yüzlerce kişi, “Yağma yok, bizim olanı bir avuç patronu kurtarmak için vermeyeceğiz” dedi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB), “Yoksullaşmaya, işsizliğe, güvencesizliğe karşı birlikte mücadeleye” şiarıyla Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda miting gerçekleştirdiği miting konuşmalarla devam etti.

    “KHK’LER GİDECEK KAHKAHALARIMIZ KALACAK”

    KHK ile ihraç edilen kamu emekçileri sahneye çağrıldı. KHK ile ihraç edilenler adına ihraç edilen Nuray Şimşek bir konuşma yaptı. “Biz, etrafımıza örülen kafesin tepesine tırmanıp, o tepeden diktatörlere kahkaha atanlarız” diyen Şimşek, her şeye rağmen ellerini barışa uzatan kadınlar olduklarını dile getirdi. Şimşek, “Bugüne kadar hiçbir diktatör karşında eğilmeyen başlarımız hala dimdik. Gözaltılarınız, tutuklamalarınız, hakkımızda açtığınız davalar, bizi yıldıramıyor. Biz bugünü de istiyoruz geleceğimizi de . Özgürlüğümüz ve onurumuz için direnmeye davam ediyoruz” diyerek KHK’ların gideceğini kahkahalarının ise kalacağını belirtti.

    “AKP, KRİZİ DIŞ GÜÇLERİN EKONOMİK SAVAŞI OLARAK SUNUYOR”

    Ortak basın açıklamasını Flormar işçilerinden Nurhan Güler ile Dev Yapı İş Sendikası Genel Başkanı Özgür Karabulut yaptı.

    Açıklamada, “2019 yılına enflasyon karşısında eriyen ücretlerimizle, bir biri ardına gelen zamlarla, ödenemeyen borçlarla, işsizlikle, iş cinayetleriyle girildiğinden bahsedilen açıklamada, “Milyonlar yoksulluğa sürüklenirken, AKP bu yaşadıklarımıza ‘kriz’ demekten kaçınıyor. Sermayeyi kurtarmaya, krizin tüm yükünü emeğin sırtına yüklemeye çalışıyor. Çarşıda, pazarda fiyat etiketleri, eve gelen faturalar, aybaşında cebimize girdiği gibi biten maaşlar gün gibi ortadayken kimse krizi gizleyemez. AKP, krizi dış güçlerin ekonomik savaşı olarak sunuyor. Halka direniş ve fedakârlık çağrısı yapıyor. Dış güçlerin bir parmağı varsa yaşadıklarımızda o da bizzat AKP eliyle ülkemizde en vahşi biçimlerde uygulanan neoliberal-politikalardır, yaşadığımız kapitalist sistemin, neoliberalizmin krizidir. Bu vahşi sömürü düzeni sürdürülemez hale gelmiştir. Ve 16 yıldır iktidarda olanlar bu sistemin temsilcisidir” denildi.

    “KRİZİN SORUMLUSU İKTİDARDIR”

    Krizin sorumlusunu dışarıda aramaya gerek olmadığı ifade edilen açıklamada, “Krizin sorumlusu emek sömürüsünün derinleşmesi için elinden geleni yapan, ‘Avrupa’nın Çin’i olacağız’ diyerek ülkeyi sermaye için ucuz, güvencesiz emek cenneti haline getirenlerdi. Grevleri yasaklayan, sendikal örgütlenmeyi engelleyen, kıdem tazminatına göz diken, bir yandan da patronların vergi borçlarını silip, teşvik paketleriyle zenginliklerine zenginlik katan iktidardır! Yaşadığımız krizin sorumlusu ülkenin geleceğini betona gömen, köprüler, otoyollar, şehir hastaneleri gibi halk yararını hiçe sayan projelerle şirketlere garantiler vererek devletin kasasını boşaltan, yer altı ve yer üstü varlıklarımızı sermayenin yağmasına açan, bütçeden en büyük payı Milli Savunma Bakanlığı’na vererek savaş politikalarında ısrar eden iktidardır. Kamuya ait ne varsa özelleştiren, eğitim, sağlık, barınma, ulaşım gibi en temel kamusal hakları erişilemez kılan, son olarak şeker fabrikalarını da satan, tarımsal üretim altyapısını tahrip eden ülkemizi buğdaydan, mercimeğe, etten, samana dışa bağımlı hale getiren iktidardır bu krizin sorumlusu” denildi.

    “SESSİZ KALAMAYACAĞIZ”

    2012 yılında 130 milyar dolar olan dış borç bugün 500 milyar dolara gelindiği belirtilen açıklamada, “Üstelik bu borcun yüzde 70’i özel sektörün borcudur. Bu borcu halka, emekçilere yıkmalarını kabul etmiyoruz! 16 yıldır ülkede üretilen ‘zenginlikten’ payını almayan halkın karşısına geçip şimdi aynı gemideyiz edebiyatına yapanların hiçbir inandırıcılığı yoktur. İşçiye, emekçiye haydi sıkın dişinizi, kemerlerinizi sıkın diyenlere bir kez de buradan sesleniyoruz! Sizin derdinizi biliyoruz, biz sessiz kalalım ki siz yüzde 1’i kurtarmak için kamunun kaynaklarını kullanın” ifadelerine yer verildi. “Siz saraylarda ejder suyu içip saltanat sürerken ekmeği küçülen halk krize sessiz kalmayacak” denilen açıklamada, “KHK’larla, sorgusuz sualsiz ihraç edilen, açığa emekçiler sessiz kalmayacak! İş cinayetleri ve kölece çalışma koşulları altında emekleri sömürülen başta 3. Havalimanı olmak üzere işçiler krize sessiz kalmayacak! Üniversitelere ayrılan bütçe azalırken, geleceksizlik kaygısı her geçen gün artan gençler krize sessiz kalmayacak! Bir ömür çalışıp, aldıkları üç kuruş emekli maaşı da krizle birlikte eriyen emekliler krize sessiz kalmayacak! Ataerkil sistemde ezilen, kriz koşullarında güvencesiz ve ucuz işgücü kaynağı olarak görüldüğü için iki kat ezilen, emeği, varlığı değersizleştirilen kadınlar krize sessiz kalmayacak!” denildi.

    “Yağma yok, bizim olanı, bir avuç patronu kurtarmak için vermeyeceğiz” denilen açıklamada bu gidişe dur demek gerektiğine dikkat çekildi. Açıklamada krizin karşısında emekçilerin haklarının korunması için talepler sıralandı. Bu mitingi bir son olmadığı belirtilen açıklamada bunun başlangıç olarak görüldüğü ifade edildi.

    Miting söylenen şarkılar ile devam etti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Öğrenciler para vaadiyle Erdoğan’ın mitingine götürüldü

    Öğrenciler para vaadiyle Erdoğan’ın mitingine götürüldü

    Erdoğan’ın açılışını yaptığı ve sonrasında miting düzenlediği alana öğrencilerin para vaadiyle götürüldükleri ortaya çıktı. Öğrenciler “30 lira verileceği söylendi, götüren 10 lira komisyon aldı, 20 lira verdiler” ifadeleriyle skandal olayı anlattılar. Ayrıca mitinge katılanların yok yazılmadığı da ortaya çıktı.

    İstanbul Küçükçekmece’deki Gülseren Özdemir Özel Eğitim Uygulama Okulu önceki gün açıldı. Açılışa katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan okulun açılışında bir miting gerçekleştirdi.

    İleri Haber’de yer alan habere göre Küçükçekmece’de bulunan okulun çevresinden öğrencilerin bu mitinge götürülüp yok yazılmadığı iddia edildi. Geçen günlerde öğrencisini taciz eden bir öğretmenin göreve devam etmesiyle gündeme gelen Kadriye Moroğlu Anadolu Lisesi öğrencileri de bu mitinge götürüldü.

    “30 LİRA DEDİLER, 10 LİRA KOMİSYON ALIP 20 LİRA VERDİLER”

    Mitinge giden öğrencilerden biri kendilerine 20 lira dağıtıldığını söyledi. S.E. isimli öğrenci sabah okulda birkaç kişinin kendilerine miting olduğunu ve katılanların yok yazılmayacağını söylediğini aktardı. S.E. olayı şöyle anlattı: “Ne kadar arkadaşınız varsa toplayın dediler bize. 80 kişiye yakın kişi gittik. Küçük otobüslerle gittik. Açılışta bize bağırın size para vereceğiz dediler. Çıkışta da paraları dağıttılar bize.”

    S.E. ayrıca kendilerine 30 lira sözü verildiğini ancak, onları götürenlerin komisyon aldığını söyledi. S.E. “Bize 20 lira verildi” dedi.

    Birgün’den Mustafa Kömüş’ün haberine göre başka bir öğrenci ise öğrencilerin yok yazılmamaları için dün okulda veli bilgilendirme formu dağıtıldığını söyledi.

  • 1 Eylül Dünya Barış Günü mitingi İstanbul Bakırköy’de

    1 Eylül Dünya Barış Günü mitingi İstanbul Bakırköy’de

    PİRHA- İstanbul Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda 2 Eylül’de yapılmak istenen 1 Eylül Dünya Barış Günü Mitingi’ne, İstanbul Valiliği’nden izin çıktı. HDP’li milletvekilleri de düzenledikleri yaptıkları çağrıyla tüm barış savunucularını mitinge davet etti.

    Yapılmak istenen miting için HDK, HDP, EMEP, DİSK, KESK ve İnsan Hakları Derneği (İHD) gibi çok sayıda siyasi parti, demokratik kitle örgütü, sendika ve dernek tarafından İstanbul Valiliği’ne geçtiğimiz günlerde başvuruda bulunulmuştu. Yapılan başvuru doğrultusunda Valilik’ten mitinge izin çıktı.

    2 Eylül saat 15.00’da Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda gerçekleştirilecek mitinge dair Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Ali Kenanoğlu, Serpil Kemalbay, Murat Çepni, Züleyha Gülüm, Ömer Faruk Gergerlioğlu ile HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Esengül Demir ve Miting Tertip Komitesi Başkanı Yusuf Gülen basın toplantısı düzenledi. HDP İl Örgütü binasındaki düzenlenen toplantıda salona “Barıştan özgürlükten demokrasiden vazgeçmeyiz” pankartı asıldığı görüldü.

    “EŞİTLİK, ADALET VE ÖZGÜRLÜK TALEPLERİNİ DİLE GETİRECEĞİZ”

    Açıklamayı yapan HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, tüm dünyada ve Türkiye’de milyonlarca emekçinin açlığı, yoksulluğu ve göçünün kader olarak görüldüğü bir dönemde olduklarını dile getirdi. Çepni, “Bunun karşısında milyonlarca insanımız eşitlik, adalet, özgürlük ve barış mücadelesi yürütüyor. Biz de 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle birçok alanda insanlarımız başta barış olmak üzere eşitlik, adalet ve özgürlük taleplerini dile getirecekler” dedi.

    Tüm dünyada küresel kapitalizmin içinde bulunduğu ekonomik krize çare olarak işçi sınıfına savaş siyasetini dayattığının altını çizen Çepni, bu savaş siyasetinin bir taraftan ırkçı, milliyetçi propagandayla örtülürken, bir taraftan da büyük bir yıkımın devreye sokulduğunu söyledi.

    Bunun en büyük örneğinin ise, Ortadoğu coğrafyası olduğunu vurgulayan Çepni, “Suriye, Türkiye, Filistin’de büyük bir acı coğrafyasına dönüşmüş durumda. Bölge gericiliği, faşizmi emperyalizm ile işbirliği içinde halklarımıza, emekçilere başta da Kürt halkı olmak üzere kendi kaderlerini tayin etme, kendi demokratik yaşantısını kurma konusundaki iradesine saldırılar yapılarak zülüm, açlık ve sefaleti reva görüyor. Bunun karşısında da büyük bir direniş ve özgürlük mücadelesi direniyor. Halklarımız bu özgürlük mücadelesini kuşkusuz büyük bir fedakarlıkla ve bedel ödeyerek yürütüyor” diye konuştu.
    MİTİNGE DAVET İÇİN VEKİLLER BİLDİRİ DAĞITTI

    1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle bu mücadelelerin sesi, soluğu olacaklarını dile getiren Çepni, İstanbul’da 2 Eylül Pazar Günü saat 15.00’da Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda bir araya gelerek taleplerini haykıracaklarını söyledi. Çepni, eşitlik, barış ve özgürlük mücadelesinden yana olan herkesi 1 Eylül etkinliklerine davet etti.

    Açıklamanın ardından HDP milletvekilleri Taksim İstiklal Caddesinde bildiri dağıtarak yurttaşları mitinge davet etti. (HABER MERKEZİ)

  • Divriği’de siyanürlü altına karşı miting: Toprağımıza, yaşamımıza yapılan bu saldırıyı reddediyoruz-VİDEO

    Divriği’de siyanürlü altına karşı miting: Toprağımıza, yaşamımıza yapılan bu saldırıyı reddediyoruz-VİDEO

    PİRHA – Mursal Köyü’nde yapılacak maden çalışmalarına karşı Divriği’de miting gerçekleşti. Yapılan basın açıklamasında, Mursal’da yapılacak altın madeni çalışmasının Divriği’yi yok edeceği vurgulandı. 

    Sivas Divriği’de, Alevi köylerinde yapılacak maden projesi çalışmalarına karşı miting gerçekleştirildi. Mitinge siyasi parti temsilcileri, belediye başkanları, sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı. Yerel sanatçıların katıldığı miting coşkulu geçti.

    Basın açıklamasını okuyan Divriği Kültür Dernekleri İstanbul Başkanı Cafer Yılmaz, “Bu, insandan, kültürel değerlerden, duygudan, doğadan uzak rantçı yaklaşım asla kabul edilemez. Anayasanın 56. maddesi devlete ve yurttaşa sağlıklı bir çevrede yaşama olanaklarının sağlanması için yükümlülükler vermiştir. Bizler yurttaş olarak toprağımıza, havamıza, duyumuza, sağlığımıza, yaşamımıza doğrudan sadırı olarak değerlendirdiğimiz bu girişimi reddediyoruz ve anayasadan, evrensel insan haklarından aldığımız meşru müdafaa hakkınızı sonuna kadar kullanacağız. Toprak olmadan vatan olmaz. Topraklarını koruyan ve savunan bir halk olmazsa devlet var olmaz. Yabancı sermayeli maden şirketlerinin menfaatine olan ve telafisi mümkün olmayan sosyal yaralar açacak olan sömürge topluma bir tay Merhum Ozan Ali Kızıltuğ’ın Yama Dağları ve köylerden alacağı madenciliğine karşıyız” diye konuştu.

    Açıklamadan sonra belediye başkanları, milletvekili ve dernek yöneticileri konuşmalar yaptılar. Yerel sanatçılarla birlikte halk coşkulu bir şekilde mitingi tamamladı.

    SİVAS/PİRHA

  • Divriği Cumhuriyet Meydanı’nda madenlere karşı miting gerçekleştiriliyor

    Divriği Cumhuriyet Meydanı’nda madenlere karşı miting gerçekleştiriliyor

    PİRHA- Sivas’ın Divriği ilçesi Mursal köyünde yapılması planlanan altın madenine karşı çok sayıda yurttaşın katılımı ile Cumhuriyet Meydanı’nda miting düzenleniyor.

    İstanbul, Ankara ve birçok merkezden gelen Mursallı köylüleri ve birçok yurttaşın katılımı gerçekleştiren miting başladı. Divriği Mursal köyünde yapılması planlanan altın madenine karşı köylüler birçok eylem gerçekleştirmiş ve altın madenine izin vermeyeceklerini belirtmişlerdi.

    PİRHA/SİVAS

  • Mursal’daki doğaya, tarihe, suya ve toprağa sahip çıkmaya çağrı-VİDEO

    Mursal’daki doğaya, tarihe, suya ve toprağa sahip çıkmaya çağrı-VİDEO

    PİRHA- Ankara Mursal-Der üyeleri, Sivas’ın Divriği  İlçesi’ne bağlı Mursal Köyü’nde yapılan siyanürle altın arama çalışmalarına ilişkin 24 Ağustos  Cuma günü Cumhuriyet Meydanı’nda yapılacak mitinge çağrıda bulundu. 

    Sivas Mursal köylü yurttaşlar ata topraklarının doğasının, suyunun ve tarihinin bu altın madeni ile yok edileceğini belirterek mitinge katılım çağrısında bulundular.

    24 Ağustos’ta yapılacak mitinge ilişkin konuşan Mursal Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği (Mursal-Der) Başkanı Hüseyin Dehmen,  doğaya, tarihine, suyuna, toprağına sahip çıkacak tüm insanları mitinge davet ederek şöyle konuştu:

    Hepinizin bildiği gibi köyümüzde kanun dışı bir şekilde sondaj çalışması yapılmak istenmiştir. Buna köylülerimiz ve Divriği halkı örnek bir direniş göstererek metanın yapmak istediği sondaj çalışmasına karşı çıkarak geri göndermiştir. Hukuksal anlamda hiçbir hukuk dayanağı olmayan metanın köy arazisine tapulu alanlardan girerek devletin hazineye çıkardığı bir yerde aramaya çalışmış buna karşı köylülerimiz avukat tutarak bu çalışmayı engellemiştir. Şu anda valiliğin bize açıkladığı çalışmanın durdurulduğu ve askıya alındığını söylemesine rağmen biz buna inanmıyoruz. Çünkü bunlar boş durmayacaklardır. Şu anda köyümüze gelip yüzeysel anlamda çalışma yapmaktadırlar.

    “Bayramın 4. gününde Divriği’de Cumhuriyet Meydan alanında tüm köylülerin katılacağı doğaya, tarihine, suyuna, toprağına sahip çıkacak tüm insanları orada yapılacak konsere ve mitinge davet ediyoruz” diye vurgulayan Dehmen: “Mursal derneği olarak Ankara’dan yoğun bir katılımda bulunan dernek başkanlarını Divriği Vakfını, Divriği Kültür Derneklerini ve tüm kitle örgütlerini çağırarak derneğimizde bir toplantı gerçekleştirdik. Bu toplantıda alınan kararlar ile Mursal platformu adı altında bir platform kurulmuştur. Önümüzdeki günlerde imza kampanyası yaparak bu çalışmaların durdurulması için toplantı düzenleyeceğiz. Biz diyoruz ki suyumuza, havamıza, toprağımıza dokunmayın. Biz direneceğiz ben şuna inanıyorum. Direnirsek kazanırız direnmezsek teslim oluruz. Biz Mursallılar olarak sonuna kadar direneceğiz” dedi.

    “YAŞAM ŞANSIMIZ ELİMİZDEN ALINMAK İSTENİYOR” 

    Mursal-Der üyesi Hüseyin Kaya ise, “Özellikle siyanür işin içine girdiği zaman konu tamamen değişecek ve insanların yaşama şansını elinden alacaktır” diye belirterek şunları dile getirdi:

    “Köyümüzde maden araması ile ilgili bir takım çalışmaları olduğunu duyduk. Bu bizi derinden etkiliyor, derinden üzüyor ve endişelendiriyor. Toprağımızda yapılacak ve ileri nesillere çok büyük tahribat yaratacak bu çalışmaların kesinlikle olmasını istemiyoruz. Ülkemizin kalkınması için belki madencilik yapılabilir ama bu bir köyün bir ilçenin geçmişini geleceğini ipotek altına alacak bir çalışma olmamalı. Bizler bu anlamda kısadan Mursal ve diğer aşağı köyleri ilçemiz olan Divriği’yi etkileyecek bu çalışmanın olmasını kesinlikle istemiyoruz. Özellikle siyanür işin içine girdiği zaman konu tamamen değişecek ve insanların yaşama şansını elinden alacaktır. Mursal, aşağı köyler, Yama dağı bölgesi tarımla ve hayvancılıkla yaşayan bir köy. Özellikle de Ankara’dan göç alan bir köy. Emeklilerimiz hayatlarını orada geçiriyorlar ve bir anlamda da üretime katlılara doğal üretimde bulunuyorlar. Özellikle Siyanürle altın ve madem arama bu yaşamı tamamen sonlandıracağından dolayı bu çalışmanın asla olmasını istemiyoruz.”

    “ATALARIMIZIN YAŞADIĞI TOPRAĞIN DOĞASI İLE MUTLUYUZ”

    Atalarının yaşadığı toprakların doğası ile mutlu olduklarını ve siyanürlü altın maden aramanın bunu bitireceğini söyleyen bir diğer Mursal-Der üyesi Mehmet Ali Dehmen şunları vurguladı:

    “Mursal köyünde aranmakta olan altın madeni ile ilgili olarak; köylülerimiz ve biz Ankara’da yaşayan yeni nesiller olarak; dikkat edildiğinde burada ne işleri var diyebilirler. Ama köyümüze sahip çıkmak adına izinlerimizde büyüklerimizi yaşadığı ve hayatlarını geçirdikleri yerleri görüp o yeşilliği, o doğayı, o suyu görmek bizleri mutlu etmekte. Ancak yapılan bu çalışma ile orası talan edilecek. Orada yaşayan büyüklerimiz ve yaşamını orada idame ettirenler için hayatları yok olacağından köyümüze sahip çıkmak, adına altın madeni, çalışmasının köyümüzü yok edeceği inancındayız. Onun için burada altın aranmasına Mursallılar olarak karşı çıkıyoruz.”

    “EL BİRLİĞİ İLE ATA TOPRAĞIMIZI VERMEYELİM”

    Mursal’da yaşayan yurttaş Zöhre Çiftçi, “Biz Altın istemiyoruz, biz suyumuzu vermiyoruz, biz buna karşıyız. Yettik bittik oradayız” derken, bir diğer Mursal-Der üyesi Demet Dönmez ise köylerine dokunulmamasını ve maden şirketinin elini köyden çekmesine vurgu yaptı.

    Derneğin bir diğer üyesi Sevim Kasap da durumun ciddiyetine dikkat çekerek şu çağrıda bulundu:

    “Ben bir Mursal’ lı olarak köyümüze sahip çıkılmasını istiyorum. Topraklarımızın elden gitmesini istemiyoruz. Hiç bir şekilde doğamızı atalarımızın dedelerimizin ve ailelerimizin büyüdüğü toprakları vermek istemiyoruz. Bunun içinde hepimiz el birliği ile hep birlikte bir olalım topraklarımızı vermeyelim. Hep birlikte mücadelemizi sonuna kadar sürdürelim. Lütfen bu konuda duyarlı olalım. Bütün ailelerimiz, çoluğumuz, çocuğumuz hep birlikte el elle bunun üstesinden geliriz, buna inanıyorum”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • ‘Devlet 25 yıldır Sivas Katliamı’nın üzerini örtmeye çalışıyor’-VİDEO

    ‘Devlet 25 yıldır Sivas Katliamı’nın üzerini örtmeye çalışıyor’-VİDEO

    PİRHA – Sivas Madımak’ta 1993’te gerici güçler tarafından 2’si otel çalışanı 35 canın katledilişinin 25. yılına ilişkin PİRHA’ya konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Sekreteri Onur Şahin, “Devlet 25 yıldır bu katliamın üzerini örtmeye çalışıyor, katilleri koruyor ve katillerin avukatlarını ödüllendiriyor” dedi.

    PSAKD Genel Sekreteri Onur Şahin, Sivas Madımak Otelinde 1993’te gerici güçler tarafından katledilen 33 canın katledilişinin 25. yılına ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    TALEPLERİMİZİ BÜTÜN DÜNYAYA HAYKIRACAĞIZ”

    Her yıl olduğu gibi bu sene de Madımak otelinin önünde buluşacaklarını belirten Şahin, “Alevi kurumları dost ve musahip kurumlarımızla birlikte bir anma örgütleyeceğiz. Biz taleplerimizi Türkiye’ye ve bütün dünyaya haykıracağız. Madımak otelinin bir utanç müzesi olması talebimizi herkese duyuracağız. Katılım ve inisiyatif ne kadar güçlü olur ise o kadar çok sesimizi duyururuz” diye konuştu.

    Musahip kurumlarımızla birlikte Ankara’da da merkezi bir miting yapacaklarını ifade eden Şahin, “Mitingle ilgili iki hazırlık toplantısı yaptık. Bu toplantıya kurumlar ciddi destek verdiler, fikir ve önerilerini dile getirdiler. Bizde bu düşünce ve önerileri dikkate alarak kitlesel ve güçlü bir miting gerçekleştirmeyi arzuluyoruz” ifadelerini kullandı.

    Sivas Katliamı’nın 25. yılına ilişkin birçok ildeki şubelerin miting ve yürüyüşler düzenleyeceklerini belirten Şahin şunları ifade etti:

    “Şubelerimizde yerel mitinglerimiz olacak. Yenimahalle, Mamak, Keçiören şubelerimiz diğer dost ve musahip kurumlarımızla birlikte çeşitli anma ve etkinlikler düzenlenecek. 1 Temmuz gecesi Ankara Şubesi Ahmet Arif Parkı’ndan 2 Temmuz anıtına kadar meşaleli bir yürüyüş yapılacak, şehitlerimiz anılacak. Şehit aileleri, diğer canlarımızla birlikte buradan otobüslerle Sivas’a uğurlanacak.”

    DEVLET 25 YILDIR BU KATLİAMIN ÜZERİNİ ÖRTMEYE ÇALIŞIYOR”

    “Sivas Madımak Katliamı’nın 25. yılında görülen bir davada içler acısı bir durum yaşandı. Dava duruşması 1 dakikadan az sürdü 45 dakika sürdü ve duruşma ertelendi” diyen Şahin şöyle devam etti:

    “Devlet 25 yıldır bu katliamın üzerini örtmeye çalışıyor, katilleri koruyor ve avukatlarını ödüllendiriyor. Bugün yine böyle bir trajedi yaşadık. Yine her zaman olduğu gibi bir adaletsizlik örneği ile karşı karşıya kaldık. Bu anlamda da çok üzgünüz. Alanlarda katliamda yitirdiğimiz canlarımızı çok güçlü bir şekilde sahiplenmezsek maalesef bu tür şeylerle daha fazla karşı karşıya kalırız.”

    “BU KATLİAM SADECE ALEVİLERE KARŞI DEĞİL”

    PSAKD Genel Sekreteri Onur Şahin son olarak şu çağrıda bulundu:

    “Burada çağrımız sadece Alevi halkına değildir. Bu katliam sadece Alevilere karşı değil, bütün ezilen, ötekileştirilen, dışlanan ve ezilen kesimlere dönük bir katliamdır. Bu kesimlerle etkinliklerimizi ortaklaştırmayı, acılarımızı paylaşarak azaltmayı, dayanışma ve mücadeleyi birlikte örmeyi düşünüyoruz. Gelin acılarımızı hep birlikte ortaklaştıralım, acılar paylaşıldıkça azalır, dayanışma, sevgi paylaşıldığı ölçüde büyür, acılar ise paylaşıldığı ölçüde küçülür. Faşizme, gericiliğe ve AKP diktatörlüğüne karşı 2 Temmuz’da alanlarda buluşalım, hep birlikte olalım, sesimizi duyuralım, hep birlikte mücadele verelim ve mücadeleyi büyütelim.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Dersimliler: Ülkenin amansız hastalıktan kurtulması için barajlar aşılmalı-VİDEO

    Dersimliler: Ülkenin amansız hastalıktan kurtulması için barajlar aşılmalı-VİDEO

    PİRHA- HDP’nin Dersim mitingi, Seyid Rıza Meydanı’nda halkın büyük coşkusuyla gerçekleşti. “Haydi Dersim barajları yıkmak için” şiarıyla mitinge katılan vatandaşlar, özgürlük, eşitlik, barış ve adaletin sağlanması için barajların yıkılması gerektiğini vurguladılar.

    Halkların Demokratik Partisi’nin Seyit Rıza Meydanı’nda “Haydi Dersim barajları yıkmak için” sloganıyla gerçekleştirdiği Büyük Dersim mitinginde halka mikrofon uzattık. Mitinge katılanların ortak dileği seçimlerin tüm halklar için demokrasi, barış ve özgürlük getirmesi oldu.

    Barajın çoktan aşıldığını vurgulayan vatandaşlar şu ifadeleri kullandılar:

    “Kazandık da kazanacağız da. Her şey çok güzel olacak Allahın izniyle. Hava döndü. Munzur Baba yardım ediyor. İnsanların özlediği o güzel günler yeniden geri gelecek. Bu tam bir kırılma noktası. Kimse artık üç maymunu oynamasın. Ülkenin bu amansız hastalıktan kurtulması için herkes destek olmalı ve barajlar aşılmalı”

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’nin büyük Dersim mitingi başlıyor-VİDEO

    HDP’nin büyük Dersim mitingi başlıyor-VİDEO

    PİRHA- Halkların Demokratik Partisi’nin Büyük Dersim mitingi Seyit Rıza Meydanı’nda başlıyor. “Haydi Dersim barajları yıkmak için” sloganıyla gerçekleşecek mitinge HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli katılacak.

    HDP büyük Dersim mitingi kent merkezindeki Seyit Rıza Meydanı’nda başlıyor. Miting öncesi kent girişinden konvoylar oluşturuldu. Üç arama noktasının bulunduğu alana halk akın etmeye başladı.

    HDP’nin “2’si birden 2’si bizden” temasıyla düzenlenen mitingine HDP Dersim Milletvekili adayları, HDP Ankara Milletvekili adayı Veli Saçılık katılıyor. Grup Munzur, Hasan Ali ve Zeynep Kılıç sahneye çıkacak. (HABER MERKEZİ)

  • Muharrem İnce Dersim’de konuştu: Türkiye özgür olacak Munzur özgür akacak

    Muharrem İnce Dersim’de konuştu: Türkiye özgür olacak Munzur özgür akacak

    Dersim’de konuşan CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, “Türkiye’nin hali içler acısı, Danıştay üyesi benim aleyhimde tweet atıyor, kaymakam milletvekili adayının mikrofonunu tutuyor. At izi it izine karıştı” dedi. 

    CHP‘nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, kendisine yönelik olarak “Utanmadan sıkılmadan televizyona davet ediyor. Üzerimizden kalkıp reyting sağlayacak kendine. Biz seni muhatap alır mıyız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yanıt verdi.

    İnce, “Reytingi sana ben katarım, hava durumu senden fazla izlenmiş” dedi.

    Dersim mitinginde konuşan İnce’nin açıklamalarından satır başları şöyle:

    -Anladım ki FETÖ‘nün giremediği tek il Tunceli bunun nedenini daha iyi anladım.

    -Türkiye özgür olacak Munzur özgür akacak.

    -Ben CNN’e çıktım Erdoğan’da çıktı. Reytingleri kotrol ettik Erdoğan’ın 14 benim ki 44. Hava durumu bile Erdoğan’dan fazla izlenmiş.

    -Reytingi sana ben katarım. Benim 4’te 1’im kadar izlenmişsin. Gel benimle canlı yayına çıkta havan olsun biraz.

    -Elinindeki telefonlar 69 yılında NASA‘nın bilgisayarlarından 10 kat daha güçlü. Geleceğe yönelik işler yapacağız dedim. Çocuklara dil eğitimini nasıl yapacağız. Resmi dil Türkçe’yi öğreteceğiz. Evinde konuştuğu dili öğreteceğiz. Üçüncüsü Uluslarası bir dil öğreteceğiz.

    -TV’lere yandaş gazeteciler ile çıkmayacağım. Bankaları yeniden yapılandıracağız. Ziraat Bankası 1 milyar dolar krediyi medya patronlarına değil çiftçiye verecek çiftçiye.

    -Diyor ki ‘Soruyorum din eğitimini nasıl yapacaksın?’ Şöyle yapacağız. Türkiye’de muhafazakar bir kesim var. Diyor ki ben fıkıh kelam derslerini de istiyorum başüstüne diyeceğiz. Seçmeli olarak vereceğiz. Başkası da diyor ki ben zorunlu din dersi istemiyorum. Hay hay sana da vermeyeceğiz.

  • YSK’dan Demirtaş kararı

    YSK’dan Demirtaş kararı

    Seçim kurulları Demirtaş’ın miting başvurularını kabul etmesine ve ilgili illerde miting için yer belirlemesine rağmen başvurunun reddine karar verdi.

    YSK, kendisine bağlı çalışan ilçe seçim kurullarının verdiği kararla çelişen bir karara imza attı.

    HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş adına İstanbul, Antep, İzmir ve Mardin’de yapılan miting başvuruları, ilgili seçim kurullarınca kabul edilmesine rağmen, Yüksek Seçim Kurulu, Demirtaş’ın mitinglere katılımının sağlanması başvurusunu reddetti.

    HDP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş adına İstanbul, Antep, İzmir ve Mardin’de yapılan miting başvuruları, ilgili seçim kurullarınca kabul edilmişti. Bunun üzerine HDP’nin avukatları, Demirtaş’ın söz konusu mitinglere katılımının sağlanması için Yüksek Seçim Kurulu ve Adalet Bakanlığına başvuru yapmıştı.

    Başvuru dilekçesinde, Demirtaş’ın, seçim sürecinin temel faaliyetlerinden olan açık-kapalı yer toplantılarını 298 sayılı yasanın 49 ve 50’nci maddelerinde belirtildiği üzere, diğer adaylarla eşit şekilde yerine getirmesinin mümkün olmadığına dikkat çekilmişti. Bu gerekçelerle Demirtaş’ın İstanbul, Antep, İzmir ve Mardin mitinglerine bizzat veya SEGBİS sistemiyle katılımının sağlanması istenmişti.

    YSK KENDİSİYLE ÇELİŞTİ

    YSK, kendisine bağı çalışan ilçe seçim kurulları Demirtaş’ın miting başvurularını kabul etmesine ve ilgili illerde miting için yer belirlemesine rağmen başvurunun reddine karar verdi. Ret kararının iletildiği metinde, eşitlik ilkesine dikkat çeken 298 sayılı yasaya gönderme yapan YSK, şu ifadeleri kullandı:

    “298 sayılı yasanın 49 ve 50’nci maddelerinde belirtilen propaganda imkanını bu yöntemle kullanmak mümkün olmadığından talebin reddine karar verilmiştir”.

  • İnce, Kadıköy’de gece on binlere seslendi: Türkiye’ye taze kan lazım

    İnce, Kadıköy’de gece on binlere seslendi: Türkiye’ye taze kan lazım

    Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, “Türkiye’nin büyük sorunları var. Türkiye’nin büyük sorunlarını yorgun adamlar çözemez. Türkiye’ye taze kan lazım” dedi. 

    CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce Kadıköy’de düzenlenen gece mitinginde on binlere seslendi. Bağdat Caddesi’nde başlayan yürüyüş sonunda Göztepe Parkı önünde toplanan on binlerce kişi, İnce lehine sloganlar atarak, meşaleler yaktı.

    Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, mitingde yaptığı konuşmada, “16 yıl Türkiye’yi yönetiyor, ben diyorum ki bacası tüten fabrika, gençlere iş. Sanayinin dörtte biri atıl, gel bunu devreye sokalım. Tarıma dayalı sanayiyi kuralım. Üretim ekonomisini oluşturalım. Yatırımcıya güven verelim, merkez bankasını bağımsız kılalım. Eğitimi yeniden düzenleyip, çocuklara yabancı dil öğretelim. Onları dünya vatandaşı yapalım” dedi.

    “BARIŞALIM, UZLAŞALIM “

    İnce, “Cumhurbaşkanı adayı olduğumda, ‘artık altı ok yok. Sadece Türk bayrağı takacağım’ dedim. Çünkü 81 milyonun cumhurbaşkanı olacağım. Hiç ayrım yapmadan. Erdoğan gibi değil. Erdoğan Alevileri, Kürtleri, sendikacıları, öğrencileri sevmiyor. Erdoğan kendine biat edenleri seviyor. Ben diyorum ki, bir büyük şemsiye altında buluşalım. Barışalım, uzlaşalım diyorum” diye konuştu.

    “GELİR DAĞILIMI ADALETSİZ OLAN BİR ÜLKEDE BARIŞ OLMAZ”

    İnce, cumhurbaşkanı seçildikten sonra uygulayacağı projelerinden bahsederek, “Benim 3 tane B harfim var. Sorunları 3B ile çözeceğiz. Birinci B’miz barışacağız. Kavga etmeyeceğiz. İkinci B’miz büyüyeceğiz. Üretim ekonomisine geçeceğiz. Yatırımcı korkmayacak. Marka oluşturacağız. Tasarım yapıp, teknolojiye sahip olacağız. Üçüncü B’miz bölüşeceğiz, adil bölüşeceğiz. Türkiye’de en düşük emekli maaşı ile en yüksek emekli maaşı arasında 9 kat fark var. Kadıköy’de de çok sayıda emekli var. Gelir dağılımı bu kadar adaletsiz olan bir ülkede barış, kardeşlik olmaz” ifadelerini kullandı.

    “BİR ÇOCUĞUN DİNDAR OLUP, OLMAMASINA DEVLET KARAR VEREMEZ”

    Muharrem İnce şöyle devam etti:

    “Bir neslin, bir çocuğun dindar olup, olmamasına devlet karar veremez. Aile karar verir. Dindar nesilden hiç bir korkum yok. Dindar nesille bir sorunum da yok. Dindar neslin hiç bir sakıncası yok. İsteyen çocuğunu dindar yetiştirebilir. Ama kindar nesil istemiyorum. Demokrat, eleştiren, sorgulayan bir nesil yetiştireceğiz. Bütün öğrencilere resmi dil olarak Türkçe’yi öğreteceğiz. İkinci olarak anasının dilini öğreteceğiz. Evinde konuştuğu dil neyse onu öğreteceğiz. Son olarak uluslararası dil öğreteceğiz. İngilizce, Almanca, Japonca, Rusça, Çince. Din dersi konusunda isteyene seçmeli olarak bu imkanı sağlayacağız. Zorunlu din dersini istemeyenlere de vermeyeceğiz. Din dersini seçmeli yapacağız.”

    “CHP’Lİ BELEDİYELER CAMİLERİ DETERJANLA YIKIYORLARMIŞ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “CHP’nin camileri yıktığı” sözlerini hatırlatan İnce, “Uçaktan inince beni Kadıköy belediye başkanı karşıladı. Başkana camileri yıkıyor musun? diye sordum. O da “Bayram yaklaştığı için deterjanla yıkıyorum” dedi. Erdoğan doğru söylüyor. CHP’li belediyeler bayram yaklaşıyor diye camileri deterjanla yıkıyorlarmış” dedi.

    “BEYİN GÖÇÜNÜ BEYİN GÜCÜNE DÖNÜŞTÜRECEĞİM”

    İnce, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dördüncü dönemi hakkındaki açıklamalarına karşılık, “Dördüncü dönemini büyük ustalık dönemi olarak söylüyor. Öyle değil. Dördüncü dönemi emeklilik, kıraathane dönemi. Dördüncü döneminde onun sarayına yakın bir tane kıraathane açacağım. İster üzümlü, ister çikolatalı kek olsun ona göndereceğim. Ama kusura bakmasın kilosu 4 bin beş yüz lira olan beyaz çaydan içiyor. Onu veremem. O çok pahalı. Normal siyah çay içecek. Dünyanın her yerinde fakirler mutsuz, zenginler mutludur. Türkiye’de farklı. Türkiye’de fakir de mutsuz, zengin de mutsuz. Çünkü zengin geleceğine dair bir güvence görmüyor. Ve Türkiye’de ki en parlak çocuklar yurt dışına gidiyor. Beyin göçü var. Allah’ın izniyle, milletimizin izniyle cumhurbaşkanı olduğumda beyin göçünü, beyin gücüne dönüştüreceğim” şeklinde konuştu.

    “TÜRKİYE’YE TAZE KAN LAZIM”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı televizyonda programa davet eden İnce, “Kazanamazsam siyaseti bırakırım. Ben senin gibi koltuk meraklısı değilim ki. Ben iddialı adamı severim. Sen de iddialısın. Türkiye’nin büyük sorunları var. Türkiye’nin büyük sorunlarını yorgun adamlar çözemez. Türkiye’ye taze kan lazım” dedi.

     

  • Sezai Temelli Adıyaman’dan seslendi: Bu ülkede Erdoğan sorununu HDP çözecek-VİDEO

    Sezai Temelli Adıyaman’dan seslendi: Bu ülkede Erdoğan sorununu HDP çözecek-VİDEO

    PİRHA- HDP Adıyaman’da düzenlediği seçim mitingine binlerce kişi katıldı. Miting öncesi yüzlerce aracın katılımıyla şehir merkezine seçim konvoyu oluşturuldu. Alanda kadınların öncülüğü ile coşkulu halaylar çekildi. Sezai Temelli konuşmasında, Adıyaman’da yaşayanların yaşadığı sorunlara değinerek “Çiftçinin sorununu çifti kadınların sorununu kadınlar çözecek sen aradan çık” ifadelerini kullandı. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adıyaman İl örgütü seçim çalışmaları kapsamında Sakarya Caddesi’nde miting düzenledi. HDP Eşgenel Başkanı Sezai Temelli’nin ve Adıyaman Milletvekili Adaylarının Kahta İlçesi’nde bir araya gelerek konvoy oluşturtuldu. Yüzlerce aracın katıldığı HDP konvoyu Adıyaman merkezde şehir turu atıldı. Araçlarıyla ve yaya olarak yoldan geçen ve birçok yurttaş zafer işareti yaparak konvoyu selamları. Evlerinin penceresine çıkan kadınlar ise zılgıt çalıp zafer işareti yaptı. Mitingten saatler önce alanda bir araya gelen yüzlerce HDP’li alana geldi. Polis kontrolünde üst aramasının ardından alana kitle alana geldi. Gazeteciler ise GBT kontrolünün ardından alana girebildi. Miting öncesi binlerce HDP’li davul zurna eşliğinde halaylar çekti. Mitingte “Makarnacılar değil tütüncüler seninle başkan”, “Promter bozuldu siyaset bitti” dövizleri ve sık sık “Direne direne kazanacağız”, “Jin jiyan azadi”, “HDP halktır halk burada” sloganları atıldı. Binlerce kişinin katıldığı miting devrim şehitleri adına bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Ardından Sanatçı Mikail Aslan’ın sahne alarak coşkulu anlar yaşattı. Daha sonra adaylar tek tek söz alarak halkı selamladı. Adaylardan Daha sonra aday Birsen Tunç, farklı kimlik ve inançlarla meclise gitmeye hazır olduklarını söyledi.

    Açılış konuşmasını HDP Adıyaman İl Eşbaşkanı Mehmet Selim Özbek, daha sonra HDP Adıyaman milletvekili Adayları tanıtıldı. İlk konuşmayı aday İsmet Ardıç konuştu, Daha sonra aday Birsen Tunç, farklı kimlik ve inançlarla meclise gitmeye hazır olduklarını söyledi. Mahmuz Özdemir ise, iktidarın on yıl önce bu meydanlarda OHAL’i kaldırdığını söylediğini bu gün ise bütün Türkiye’de OHAL’in uygulandığını belirtti.

    Hayriye Korkmaz Türkiye’de kadınların kesinlikle HDP’de olması gerektiğini dile getirerek, intihara sürüklenmesi, yok sayılan kadınların sorunlarını HDP’nin çözeceğini vurguladı. Kimsenin kadınların yaşam tarzına, değerlerine saldırmasına asla izin vermeyeceklerini ifade eden Hayriye, ev emekçisi kadınların ve yok sayılan kadının emeğinin iade edilmesi için çalışacaklarının altını çizdi AKP-MHP’nin savaş iktidarına karşı ezilen haklar olarak her zaman barışı savunacaklarını dile getirdi. HDP’nin en önemli ittifaklarından birininde kadın ittifakı olduğunu vurgulayan Hayriye, ne zaman kadınlar kazandıysa o zaman Türkiye’nin kazanacağını belirtti.

    “25 HAZİRAN’DA KİMLER SANDIĞA GÖMÜLECEK GÖRECEĞİZ”

    Adaylardan Hasan Basri Yorulmaz AKP iktidarının 15 Temmuz darbe girişimini kendisine fırsat bilerek yüzlerce yöneticilerini, eş başkanları ve yöneticilerini tutukladığını vurgulayarak, “onlar sandı ki HDP’liler artık sokağa çıkamayacak. Adalet ve kalkınma partisi adaletin ruhuna fatiha okununuz. Adıyaman da AKP’nin varlığına son verdiğimiz gibi Türkiye’de son vereceğiz. HDP olarak yeni bir siyasal akım geliştirdik. Halkın içinden halkın sorunlarını çözmeye geliyoruz. Biz iktidara geliyoruz. Bunlar HDP’yi baraj altında bırakır düşüncesiyle 24 Haziran’da seçime gittiler ama kimler sandığa gömülecek 25 Haziran’da bunu göreceğiz. Biz seçime kadar çalmadık kapı, gitmedik köy bırakmayacağız. Bakalım tütünü yasaklayan zihniyet Adıyaman’dan oy alabilecek mi?” dedi.

    HDP Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım AKP’nin tek başına iktidara gelme şansının olmadığını dile getirerek, tek başına iktidara gelmesi için HDP’nin baraj altında kalması gerektiğini ancak bunun hayal olduğunu HDP’nin barajının yıkıp geçeceğini belirtti.

    HDP Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş’ın eşi ile yaptığı telefon konuşmasında halka seslendiği sinevizyon gösterimi yapıldı.

    Ardından HDP Eşgenel Başkanı Sezai Temelli konuştu. Büyük bir alkış zılgıt ve coşkuyla karşılanan Temelli  konuşmasından önce halka karanfil dağıttı.

    “UZUN İNCE BİR YOLDA GİDİYORSUN GÜLE GÜLE”

    Temelli’nin konuşmasından satır konuşması şöyle:

    Nerede bir güzellik iyilik varsa bunlar iyiliğe güzelliğe insana düşman işte şimdi 24 Haziran’da bu iyiliğe inanan düşman olanların hep birlikte bir arada son vereceği. Çoğu gitti azı kaldı. 24 Haziran’a kadar aralıksız çalışacağız. Bunlar anladılar gideceklerini vakit gitme vaktidir. Geçen gün bir şiir okuyor Aşık Veysel’den, ‘Uzun ince bir yoldayım’ doğru gidiyorsun gül güle.

    “ERDOĞAN SORUNUNU HDP ÇÖZECEK”

    Bunca zulüm bunca işkence hala aynı akılla devam ediyorlar. Bir kişide iyi giden bir şeyden bahsetsin. Herkes yakınıyor. Herke işsizlikten, yoksulluktan, haksızlıktan, savaştan. yoksulluktan yakınıyor. Bunlar şimdi gelmiş sanki bu 16 yılı birlikte yaşamamı gibi. Yolsuzlukla, yolsuzluk ve yasaklardan söz ediyorlar. Sanıyor ki insanları bu halkı bu onurlu halkı bir kez daha kandırabilecek.

    16 yıldır geldiğimiz bu noktadan sonra diyor ki Kürt sorunu yoktur. Kürt sorun vardır ama Erdoğan sorunu da vardır. Kürt sorununu da Erdoğan sorununu da HDP çözecek.

    “O SARAYIN MUMU SÖNSÜN DİYE 24 SAAT ÇALIŞACAĞIZ”

    Adıyaman’ın dağ gibi sorunları var. Bugüne kadar sorunları çözmemişler, bugün gelmişler çözeceğiz diyorlar. Tütün sorunun çözecekmiş ne zaman 24 Haziran’da çözecekmiş. Ya bizim oyumuz satılık mı sanıyorsunuz biz kendi sorunumuzu çözeriz. Yeter ki sen aradan çık. Çiftçinin sorunu çiftçi kadınların sorununu kadınlar çözecek sen aradan çık.

    Bu ülkede Kürt sorunu yok diyerek bu ülkedeki Kürtleri, insan hakları ve farklıları yok sayıyor. Hep birlikte barış içinde yaşamak için 24 Haziran’a kadar yedi gün yirmi dört saate kadar çalışacağız. O sarayın mumu sönsün diye çalışacağız. Ondan sonrası kolay, çünkü HDP’nin güçlü programı var. Bizim üzerimizden hesapların oyununu 24 Haziran’da bozacağız. 80 değil yüz seksen vekili meclise göndereceğiz. Onları boş hayalleri kursaklarında kalacak.”

    Temelli’nin ardından Koma Gule Xerzan’ın söylediği türküler ile miting sona erdi. (HABER MERKEZİ)

  • Sivas Katliamı’nda yitirilen canlar hem Ankara’da hem Sivas’ta anılacak

    Sivas Katliamı’nda yitirilen canlar hem Ankara’da hem Sivas’ta anılacak

    PİRHA-2 Temmuz 1993 yılında Madımak Oteli’nde gericiler tarafından yakılarak katledilen canlar hem Ankara’da hem de Sivas’ta yapılacak miting ile anılacak. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezinde 2 Temmuz Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anmak için yapılacak etkinliklerle ilgili toplantı yapıldı.

    Toplantıya Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şubesi, Divriği Kültür Derneği, Ankara Dersimliler Derneği, Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu, Yozgat Demokratik Dernekler Federasyonu, AKA-DER, Halkevleri, CHP, ÖDP, EMEP, ESP, TKP, TİP, EHP, İHD, KESK, DİSK ve Alınteri Dergisi temsilcileri katıldı.

    ANMA HEM SİVAS’TA HEM DE ANKARA’DA YAPILACAK

    Burada bir konuşma yapan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, Sivas Katliamı’nın 25. yılında anma etkinliklerini hem Sivas’ta hem de Ankara’da yapmak istediklerini ifade ederek, Ankara’da yapılacak olan anmayı emek ve meslek örgütleri, siyasi partiler ve sivil toplum örgütleriyle ortaklaşa gerçekleştirmek istediklerini kaydetti.

    2 Temmuz öncesinde 24 Haziran seçimleri olduğunu belirten Kaplan, “Mevcut siyasal iktidar geçtiğimiz 7 Haziran milletvekili seçimlerini kaybettikten sonra 1 Kasım seçimlerine giderken ülkede neler yaşandığını hepiniz biliyorsunuz. Aynı süreci yaşama endişesi içerisindeyiz. Bu endişelerimize rağmen Sivas Katliamı’nın anmasını gerek Sivas Madımak Oteli önünde gerekse de Ankara’da yapacağız” dedi.

    Arkasından söz alan PSAKD Genel Sekreteri Onur Şahin ise anma etkinlikleri için gelecek olan önerilerin ortaklaştırılması gerektiğine vurgu yaptı.

    ORTAKLAŞILAN ÖNERİLER

    Toplantı sonucunda ortaklaştırılan öneriler şöyle:

    Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenelrin anmasının aynı gün ve aynı saatte ülkenin her yerinde yapılması kararlaştırıldı. 2 Temmuz Sivas Katliamı protestosunun sadece Aleviler için değil, bütün devrimci demokratik kesimler içinde özel bir öneme sahip olduğu, bu yüzden kitlesel bir anmanın yapılmasına, Türkiye’nin içinde bulunduğu kritik süreçler bağlamında değerlendirildiğinde Alevilerin dışındaki tüm kesimlerin katılımının oldukça anlamlı ve değerli olduğu ifade edildi. Yerel anlamdaki etkinliklerin güçlü olduğu ölçüde merkezi anlamda mitinglerin de güçlü olacağı değerlendirilmesi yapıldı.

    25. yılında Sivas Madımak katliamı protestosu için her yerde kitlesel katılım çağrıları kurumlar tarafından yapılarak, sonuna kadar destek verilmesine karar verildi. AKP diktatörlüğüne karşı daha etkin bir mücadelenin önemi vurgulandı.

    Mitingin yapılması noktasında bir birliktelik içerisinde engelleme çabalarına karşı sonuna kadar direnilmesi ve her ne olursa olsun 2 Temmuz günü mitinglerin Ankara ve Sivas’ta yapılmasına karar verildi.

    Toplantı sonunda haftaya aynı gündemle tekrar toplanılması kararlaştırıldı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA