Etiket: mücadele

  • Alevi Dedesi Öztürk: Aleviler ‘cihat’ın müfredattan çıkarılması için mücadele etmek zorundadır

    Alevi Dedesi Öztürk: Aleviler ‘cihat’ın müfredattan çıkarılması için mücadele etmek zorundadır

    PİRHA- Güvenç Abdal Ocağı Dedesi Sefa Öztürk, Türkiye’de AHP hükümetinin rejimi değiştirdiğini, karanlık bir döneme hızla gidildiğini belirterek, Alevilerin kendi içindeki tartışmalara son verip birlik içinde mücadele etmesi gerektiğini kaydetti. Öztürk, AKP’nin yeni rejiminde Alevilere yer olmadığına işaret ederek “Aleviler ‘cihat’ın müfredattan çıkarılması için mücadele etmek zorundalar” dedi. 

    Güvenç Abdal Ocağı Dedesi Sefa Öztürk, sosyal medya hesabından bir yazı kaleme alarak “Gün Alevilerin kendi arasında tartışma günü değil. Birlik ve beraberliği çoğaltma günüdür” dedi.

    “ALEVİ EDEBİNE UYGUN DİL KULLANILMALI”

    “Birliği olmayan toplumların dirliği de olmaz” diyen Öztürk, “Alevilerin büyük çabalarla oluşturduğu birliğe kim kastediyorsa o anlayış derhal mahkum edilmelidir. Hiç bir zümre, sınıf yoldan daha ulu değildir” dedi.

    Yapılan tartışmalarda devletin diliyle konuşanlar olduğunu belirten Öztürk, “İspiyonist dil Alevilere hiç yakışmıyor ve onur kırıcı. O dil derhal terkedilerek Alevi edebine uygun bir dil egemen kılınmalıdır” dedi.

    “YİĞİTLİĞİNİZİ ŞERİATI ÖRENLERE KARŞI GÖSTERİN”

    AKP hükümetinin zorunlu din dersi müfredatına koyduğu Cihat kavramına da değinen Sefa Öztürk Dede, şunları ifade etti:

    “Hepiniz “cihat” sözcüğünün ne anlama geldiğini biliyorsunuz. Bazı sözcüklerin anlamlarından pratikteki karşılığı farklıdır, cihat sözcüğü de bunlardan biridir. Cihat kutsal savaş, dolayısıylada kutsal ölüm demektir. Katliamlara uğrayan Aleviler müfredata alınan cihat sözcüğünün müfredattan çıkarılması için mücadele etmek zorundalar” vurgusunu yaptı.

    Alevilik mücadelesi içinde olmayanların konu Aleviler olunca sertleştiklerini belirten Öztürk, “Yiğitliğinizi Alevilere karşı değil adım adım şeriatı örenlere, Alevilere zulüm edenlere karşı da gösterin” ifadesini kullandı.

    “YENİ KURULAN REJİMDE ALEVİLERE YER YOK”

    Türkiye’de kurulmak istenen rejimde Alevilere yer olmadığını kaydeden Öztürk, “Boşu boşuna bir birimize kıymayalım. Henüz vakit varken sağlam bir birliktelik oluşturalım. Yoksa gelecek kuşakların vebali boynunuzdadır. Hak Muhammet Ali yolu gönüllüler, aşıklar sadıklar yoludur…İçinde karası olan aramızdan çekilsin” dedi.   (HABER MERKEZİ)

     

     

  • DAD Eyüp Şube Eş Başkanı: Yeni eğitim müfredatı çocuklarımızı daha çok asimile eder-VİDEO

    DAD Eyüp Şube Eş Başkanı: Yeni eğitim müfredatı çocuklarımızı daha çok asimile eder-VİDEO

    PİRHA – Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan yeni eğitim müfredatına Alevi kurum temsilcilerinden tepki gelmeye devam ediyor. DAD Eyüp Şube Eş Başkanı Nergiz Güzel, yıllardır zorunlu din derslerine karşı mücadele yürütüklerini ancak açıklanan yeni müfredatla çocuklarının daha fazla asimilasyona uğratılacağını belirtti. 

    HABERİN VİDEOSU

    Açıklanan yeni eğitim müfretadatına ilişkin Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eyüp Şube Eş Başkanı Nergiz Güzel Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “ZORUNLU DİN DERSLERİNE KARŞIYIZ OLMAYA DA DEVAM EDECEĞİZ”

    Din dersine konulan cihat kavramı ile bizi bilimden uzaklaştırıp cehalete götürmelerine karşı olduklarını belirten Güzel, “Bir Alevi olarak din dersinin zorunlu kılınmasına karşı mücadele edeceğiz. Zorunlu din derslerine karşıyız, karşı gelmeye de devam edeceğiz” dedi.

    “ALEVİLER ÜZERİNDE BİR ASİMİLASYON POLİTİKASI VAR”

    “Kazanılmış davalarımız var ama Türkiye bunları yerine getirmiyor” diyen DAD Eyüp Şubesi Eş Başkanı Nergiz Güzel şunları kaydetti:

    “Evrim teorisini kaldırıp insanları cahiliye dönemine götürme gibi bir düşünceleri var. Yıllardır Aleviler üzerinde bir asimilasyon politikası var. Sistem çocuklarımız üzerinde asimilasyon politikasını devam ettirmekte ve sürdürmektedir. Bizim yapmamız gereken sünnileştirilmiş Alevilik değil öz Aleviliği devam ettirmektir. Çocuklarımıza kendi gelenek ve göreneklerimizi öğreterek inanç ve kültürümüzü  bizden sonraki kuşaklara aktarmaya çalışmalıyız.”

    “ÖRGÜTLÜ MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Güzel, “Her şekilde örgütlü mücadeleye devam etmek gerekiyor. Bu sadece Alevilerin sorunu değil tüm ülkenin sorunu. Çünkü insanların kendi yaşam tarzlarını, dünyaya bakış açılarını değiştirip rejim değişikliği yaratmaya çalışıyorlar. Ve sosyalistim, devrimciyim, demokratım diyen herkesin sorunudur” diye konuştu.

    “DURMAYALIM DUR DİYELİM”

    DAD Eyüp Şube Eş Başkanı Nergiz Güzel mücadele edilmezse asimilasyonun kaçınılmaz olduğunu da vurguluyor.

    “Türkiye halklarının ve Alevi kurumlarının mücadele etme çabası devam ediyor. Durmayalım, dur diyelim şiarıyla mücadele edeceğiz. Örgütlü yaşamaya devam edip sokak eylemleri, oturma eylemleri, adalet eylemleri gibi eylemlerle ve daha fazla insanı biraraya getirerek mücadele etmemiz gerekiyor. Aksi taktirde bizler için asimilasyon kaçınılmaz olur.”

    İsmet SEFER/İSTANBUL

  • KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen: Laikliği kazanacak hamleler yapmalıyız-VİDEO

    KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen: Laikliği kazanacak hamleler yapmalıyız-VİDEO

    PİRHA – KESK’in OHAL ve KHK’lara yönelik mücadelesini değerlendiren KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, AKP’nin toplumda yaratmaya çalıştığı yıkıma karşı kamusallığı savunmak gerektiğini vurguladı. Gezen, AKP iktidarının KHK’ları kullanarak toplumu dönüştürmeye çalıştığını belirterek, “Laikliği kazanacak hamleler yapılması gerekiyor” dedi. 

    Haberin Videosu

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) 9. Olağan Kurulunda Eş Genel Başkanlık görevine getirilen Aysun Gezen, çıkarılan Kanun hükmünde Kararnamelerle (KHK) devam eden sürece yönelik KESK’in mücadele hattının ne olacağını PİRHA’ya değerlendirdi. Kendisinin de 672 sayılı KHK ile ihraç edilen bir bilim emekçisi olduğunu söyleyen Gezen, son yayınlanan KHK’nın AKP’nin emekçilere yönelik saldırılarına devam edeceğinin kanıtı olduğunu belirtti.

    “İHRAÇ SADECE İŞTEN ATMA DEĞİL”

    Gezen, binlerce kişinin ihraç edildiği KHK’larla ilgili “Bu sadece işinden edilme değil, aynı zamanda vatandaşlık haklarının çok büyük bir kısmından yararlanamama, sivil ölüye çevrilme. Bu, kişilerle sınırlı değil. Aileleri ve toplumsal travma yaratan durumlarla birlikte milyonlarca insanı etkileyen düzenlemelerdir” dedi.

    “KHK’LARIN İPTALİNE YÖNELİK MÜCADELE HATTI YÜKSELTİLMELİ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerinin OHAL ve KHK’ların ne için kullanıldığına dair ipuçları verdiğini belirten Gezen, işçilerin iş güvencelerine yönelik büyük saldırılar olduğunun ve zaten KHK’nın kendisinin iş güvencesini ortadan kaldıran bir düzenleme olduğunun altını çizdi. Gezen, OHAL’in ortadan kaldırılması ve KHK’ların tüm sonuçlarıyla birlikte iptal edilmesine yönelik mücadele hattının yükseltilmesi gerektiğini kaydetti.

    “AKP KHK’LARI KULLANARAK TOPLUMU DÖNÜŞTÜRMEYE ÇALIŞIYOR”

    AKP’nin toplumda gerici, dinci eksende kültürel bir hegemonya kurma çabasında olduğunu söyleyen Gezen, AKP’nin KHK’ları kullanarak toplumu buna uygun olarak dönüştürmeye çalıştığını kaydetti. Bu gericileşmeden kadınların daha çok etkilendiğini belirten Gezen, “Mollalar gönderilerek emek boyun eğdirilmeye, tevekkül ettirilmeye çalışılıyor. Dolayısıyla bizim aslında sınıf mücadelesini kesintiye uğratan bu gericilikle de hesaplaşmamız ve buna karşı laikliği kazanacak hamleler yapmamız gerekiyor” dedi.

    AKP’nin yaratmaya çalıştığı yıkıma karşı kamusallığı savunmak gerektiğini vurgulayan KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezer, AKP’nin liyakat usulünü tamamen ortadan kaldırdığını torpilli yöneticiler dönemini getirdiğini dile getirdi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Gazeteci Recai Aksu: Yaşanır bir Türkiye mücadelesi vermek lazım-VİDEO

    Gazeteci Recai Aksu: Yaşanır bir Türkiye mücadelesi vermek lazım-VİDEO

    PİRHA- Türkiye’de tek parti diktatörlüğü yaşandığını söyleyen Hacıbektaş-ı Veli Derneği Yöneticisi, Gazeteci Recai Aksu, CHP başta olmak üzere tüm siyasi partilerin bu tek parti diktatörlüğüne karşı, Türkiye’nin demokratikleşmesi için tavır almaları gerektiğini kaydetti. 160 gazetecinin hapiste olduğunu hatırlatan Aksu, “Yaşanır bir Türkiye mücadelesi vermek lazım. Haksızlığın, hukuksuzluğun, adaletsizliğin kol gezdiği Türkiye’de birlikte yaşamın çok zor olduğunu düşünüyorum” dedi. 

    Haberin Videosu

    Hacıbektaş-ı Veli Derneği Yöneticisi, Gazeteci Recai Aksu, Türkiye’de bir parti diktatörlüğü yaşandığını söyledi. Özellikle referandum sonuçlarının doğal bir sonuç olmadığını belirten Aksu, “Şu anda HDP milletvekillerinin içeride olması bile aslında referandum seçimlerinin çok adil olmadığını gösteriyor” dedi.

    CHP başta olmak üzere tüm siyasi partilerin bu tek parti diktatörlüğüne karşı, Türkiye’nin demokratikleşmesi için tavır almaları gerektiğini belirten Aksu, “Türkiye’de hak hukuk adaletin olmadığı bir süreç var. Akademisyenler içeride gazeteciler isyan ediyor. 160 gazeteci, Türkiye’de gerçekten gazetecilik yapanlar içeride. Ahmet Şık’ın Fetullah örgütlenmesiyle ne ilgisi olabilir, Kadri Gürsel’i yakından tanıyorum. Fetullahçı diyerek herkesi Fetullah torbasına içine koyarak göz altına aldılar şu anda içerideler” hatırlatmasında bulundu.

    Kendisinin Türkmen olduğunu ifade eden Gazeteci Recai Aksu, şunları dile getirdi:

    “Türkmen’im ama Türkiye’de farklı etnik kökene sahip insanlar da yaşıyor. Türkiye’de Türklerin, Kürtlerin, Lazların, Çerkeslerin diğer etnik kökene bağlı insanların bir arada barış içinde yaşayacakları bir Türkiye’yi oluşturmak ve o Türkiye’yi gerçekleştirmek lazım. Yaşanır bir Türkiye mücadelesi vermek lazım. Haksızlığın, hukuksuzluğun,  adaletsizliğin kol gezdiği Türkiye’de birlikte yaşamın çok zor olduğunu düşünüyorum. Zaten cumhurbaşkanın AKP genel başkanı olması somut bir gösterge.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

     

     

     

  • ABF Genel Başkan Yardımcısı Kaya: Gülmen ve Özakça’yı en iyi Aleviler anlar- VİDEO

    ABF Genel Başkan Yardımcısı Kaya: Gülmen ve Özakça’yı en iyi Aleviler anlar- VİDEO

    PİRHA – KHK ile ihraç edildikten sonra işlerini geri almak için bedenlerini açlığa yatıran Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya Türkiye’nin her bölgesinde destek çığ gibi büyüyor. Alevi Bektaşi Federasyonu Başkan Yardımcısı Bülent Kaya, Gülmen ve Özakça’yı en iyi biz Alevi toplumu anlarız. Çünkü kıyımdan, kırımdan geçmiş, devlet kurumlarında iş bulamamayı, ihraç ve işinden edilmeleri en çok yaşayan toplumlardan biridir Alevi toplumu” diye konuştu.

    HABERİN VİDEOSU

    OHAL’in ardından çıkarılan KHK ile işinden edilen ve işini geri almak için 78 gündür açlık grevinde olan aynı zamanda gözaltına alınıp tutuklanan eğitimci Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya ilişkin  Alevi Bektaşi Federasyonu Başkan Yardımcısı Bülent Kaya PİRHA’ya konuştu.

    “HUKUKSUZCA İŞİNDEN VE AŞINDAN EDİLMELER KABUL EDİLECEK BİR DURUM DEĞİL”

    OHAL’in ardından çıkarılan KHK ile hukuksuz bir şekilde başlayan kamudaki tasfiyeler, işinden aşından edilmeler kabul edilebilecek bir durum değildir” diyen Kaya, “Hiçbir idari soruşturmaya uğramamış, hiçbir olumsuzluğa karışmamış kamu emekçilerinin, sırf bir sendika üyesi, Alevi ve Kürt olmaları ya da yasal, demokratik zeminde sendikal mücadele vermelerinden dolayı  işlerinden, aşlarından edilmeleri hukuksuzluktur” diye konuştu.

    “İŞLERİNİ, EKMEKLERİNİ GERİ İSTEMELERİ HÜKUMETİ KORKUTTU”

    Kaya, KESK örgütlülüğü ve diğer örgütlü kurumlar, odalar, sendikalar ve işçi sendikaları buna sessiz kaldılar. Bu çığlığın kamu vicdanındaki örgütlülüğünü kurumsal bir örgütlülüğe dönüştürmediler, dönüştürme girişiminde bulunamadılar. Kitleselleşme Türkiye’nin geneline yayılınca vicdanlar ayağa kalkınca AKP hükümeti ve devleti tedirgin oldu. Analarının ak sütü gibi helal olan işlerini, ekmeklerini istemeleri hükumeti korkuttu ve bu nedenle Gülmen ve Özakça’ya müdahale ettiler” diye konuştu.

    “SENDİKALAR VE SİYASİ PARTİ TEMSİLCİLERİ BU DİRENİŞE SES VERMEDİ”

    “Bu arkadaşların gözaltına alınmaları ve hapis edilmeleri biz Alevilerin vicdanında yerini bulmadı “diyen Kaya, “Alevi kurumları olarak biz de bu açlık grevine açlık direnişine 24 saat açlık grevi ile destek verdik. Ama destek vermesi gereken sendikalar, odalar toplumsal platformlar ses veremediler ve bu direnişi güçlendiremediler” diye konuştu.

    “GÜLMEN VE ÖZAKAÇ’NIN TUTUKLANMALARINA HERKES SES ÇIKARMALI”

    78 gündür işlerini geri almak için açlık grevinde olan ve daha sonra gözaltına alınıp tutuklanan eğitimci Nuriye Gülmen ve Semih Özakaça’yı en iyi biz Aleviler toplumu anlar diyen Kaya, tüm sivil toplum örgüt temsilcilerine ve siyasal parti temsilcilerine şu çağrıda bulundu:

    “Kıyımdan, kırımdan, jenositten geçmiş devlet kurumlarında iş ve aş bulamayan Alevi toplumu bu ihraçları ve işinden, aşından edilmeleri en iyi anlayanlardır. Dolayısıyla biz siyasal demokrasiden yana olan Aleviler siyasal partilere, emek örgütlerine ve diğer kurumlara bir serzenişte bulunmak istiyoruz. Tam da zamanıdır. Adaletsizliğin, eşitsizliğin, gündemde olduğu bu dönemde emekçilerin yanında saf tutmayan musahiplerimizin, Gülmen ve Özakaça’nın tutuklanmalarına karşı ses çıkarmalı ve bu hukuksuzluğa  karşı gelmelidirler.”

    “VERİLEN BU MÜCADELEYİ İLERİ TAŞIMALI VE BÜYÜTMELİYİZ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Başkan Yardımcısı Bülent Kaya, “Eğitimci Nuriye Gülmen ve Semih Akça’nın işlerini geri almak için vermiş oldukları bu mücadele belki de bizim önümüzü açacak eşitlikçi, özgür, adil demokratik, laik bir toplum yaratma ve devlet yaratma mücadelesinin ateşini fitilleyecektir” dedi.

    Kaya,  “Biz bu nedenle bir kere daha bu arkadaşlarımızın şahsında tüm demokrasi güçlerinin ayağa kalkmasını ve bu arkadaşlarımızın bedenlerini ölüme ve açlığa yatırarak yükselttiği mücadeleyi sahiplenmesini, ayrıca çok daha ileri yerlere taşımasını talep ediyoruz, diliyouz ve istiyoruz” şeklinde konuştu.

    Cebrail Arslan/ANKARA

  • Alevi Bektaşi İnanç Kurulu, açlık grevindeki Gülmen ve Özakça’yı ziyaret etti

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu, açlık grevindeki Gülmen ve Özakça’yı ziyaret etti

    PİRHA – Alevi Bektaşi İnanç Kurulu ve Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Muhittin Yıldız OHAL’in ardından çıkarılan KHK ile ihraç edilen ve 74 gündür işini geri isteyen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’yı ziyaret etti.

    OHAL kapsamında yayınlanan KHK’ler ile mesleklerinden ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın görevlerine geri dönmek için başlattıkları açlık grevi direnişi 74. gününde devam ediyor.

    “ONURU VE MÜCADELELERİ İLE İNSANLIĞA BÜYÜK DİRENİŞ DERSİ VERDİLER”

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’ndan pirler,  Gülmen ve Özakça’nın haksızlık karşısında, onuru ve ekmeği için mücadele ederek insanlığa büyük direniş dersi verdiklerini ifade etti.

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu, “Yaşanan bu haksızlıklar karşısında zafer direnen emekçilerin olacaktır. İzlemeyelim, seslerine ses olalım, talepleri karşılansın Nuriye ve Semih yaşasın” açıklamasında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Her türlü baskı ve hilelere karşı Hayır kazanmıştır’

    ‘Her türlü baskı ve hilelere karşı Hayır kazanmıştır’

    PİRHA- 16 Nisan’da referandum sonuçları açıklandı ancak YSK’nın sayım yapılırken AKP’nin başvurusu üzerine yeni karar alıp mühürsüz zarf ve pusulaları geçerli saymasına Alevi Bektaşi Federasyonu yazılı bir açıklama yaparak tepki gösterdi. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu yaptığı yazılı açıklamada, “Her türlü manipülasyon, baskı ve hilelere rağmen kazanan “Hayır” cephesi ve Türkiye halkları olmuştur” ifadelerini kullandı.

    “Uzun süredir ülkenin gündemini işgal eden ve geleceğimizi belirleyen referandum sonuçlandı” denilen açıklamada, referandumun olağanüstü hal ortamında ve eşit şartlar altında yapılmadığının, ortaya çıkan tabloya bakıldığında AKP ve MHP ittifakının kaybettiğinin altı çizildi.

    “AKP 7 HAZİRAN SEÇİMLERİNDE YENİLGİYİ TATMIŞTIR”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “AKP 7 Haziran seçim sonuçlarından sonra yenilgiyi tatmıştır. Daha sonra Diyarbakır, Suruç, Ankara Gar’da bombalar patlatılarak halkın korku ve sinmesine zemin hazırlanmıştır. Bunun sonucu olarak AKP’nin 1 Kasım seçimlerini kazandı. 6 milyon oy alan Kürtlerin ve halkların ortak partisinin eş başkanları başta olmak üzere milletvekilleri, yöneticileri tutuklanmış, belediyelere kayyımlar atanarak milli irade yok sayılmıştır. Başta KESK üyeleri olmak üzere, akademisyenler, öğretmenler, kamu görevlileri açığa alınmış, kanun hükmünde kararnamelerle ihraç edilmişlerdir. Muhalif TV’ler, gazeteler, sosyal medya hesapları kapatılmış, yazarlar-çizerler gözaltına alınıp hapsedilmişlerdir. İşte referanduma da bu ortamda gidilmiştir.

    “HER TÜRLÜ HİLEYE KARŞILIK HAYIR KAZANMIŞTIR”

    Her türlü manipülasyon, baskı ve hilelere rağmen kazanan “HAYIR” cephesi olmuştur. Türkiye halkları olmuştur. Daha sandıklar açılır açılmaz “AA” yüzde 65 Evet’i önde göstermesi bu konuda algı yaratması oyunun ve hilenin bir parçasıydı. Kanunun açık hükmüne rağmen mühürsüz kullanılan oyların geçersiz sayılacağı belirtilmişken; daha önce mühürsüz zarfla oy kullanıldığı için iptal edilen belediye başkanlıkları var iken alelacele mühürsüz zarfla kullanılan iki buçuk milyon oy geçerli sayılmıştır. Bu “Hayır”ın kazanmaması için yapılmıştır. Kaldı ki; “AGİT” heyeti düzenlediği basın toplantısında referandum “uluslararası standartların gerisinde” kaldığını kaydetmiştir.

    “ÜLKEYİ VE HALKLARI BÖLÜP, PARÇALADILAR”

    Anayasanın hazırlanması, mecliste kabulü referanduma götürülmesi meşru değildir. Dolayısıyla 16 Nisan sonuçları da meşru değildir, hile ve zorla elde edilmiştir. Bu referandum tüm sonuçları ile yok hükmündedir diyen Yıldız, “Bu hükümet meşruiyetini kaybetmiştir, bölücüdür, ayrımcıdır. Konuşmasında “atı alan Üsküdar’ı geçmiştir” demek ile ne kastedilmektedir. Bindirilmiş kıtalara seslenirken “işte ordu işte komutan” sloganına müdahale etmeyerek gerçek niyetini ortaya koymuştur.

    “MÜCADELE YENİ BAŞLIYOR”

    Yarın tekçi otoriter anlayış devleti yeniden yapılandırılacaktır. Bu bir felakettir. Tüm demokrasi güçlerine birliğimizin ve dirliğimizin bozulmasından kaygı duyan tüm güçlere önemli görevler düşmektedir. Asgari müşterekleri çoğaltarak demokratik, laik, çoğulcu bir anayasa yapmak mümkündür. Mücadele yeni başlıyor. Bu mücadeleyi büyütecek demokratik toplum ve demokratik bir ülke yaratacak iradeyi güçlendirmek gerekiyor. Biz Aleviler bu iradeye güç vermeyi bir sorumluluk olarak görüyoruz.” (HABER MERKEZİ)

  • Eğitim-Sen’den zorunlu din dersine karşı mücadele çağrısı-VİDEO

    Eğitim-Sen’den zorunlu din dersine karşı mücadele çağrısı-VİDEO

    PİRHA- Alevi yurttaşların zorunlu din dersine karşı başvuruları sonucu yargı alanında kararlar alınmasına karşın, Milli Eğitim Bakanlığı bu kararları görmezden gelmeye devam ediyor. Eğitim-Sen Mersin Şube Sekreteri İsmail Usluoğlu, “Yargı kararlarını hiçe sayan bir iktidar ile karşı karşıyayız” diyerek öğrenci, veli ve kurumlarla beraber zorunlu din derslerinin kaldırılması için mücadele edeceklerini söyledi. 

    Alevi toplumunun, en temel taleplerinden biri olan zorunlu din derslerinin kaldırılmasına dönük mücadelesi devam ediyor. Alevi yurttaşların yurt içinde ve uluslararası alanda yürüttükleri hukuksal mücadele sonucu önemli kararlar çıkarken, başta milli eğitim bakanlığı olmak üzere, hükümet alınan kararları uygulamamakta ısrarcı.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Eğitim-Sen Mersin Şube Sekreteri İsmail Usluoğlu, yargı kararlarını hiçe sayan bir hükümetle karşı karşıyayız diyerek şunları belirtti;

    “Öğrenci ve velilerin zorunlu din dersine zorlanması demokratik açıdan hakkaniyetli bir durum değildir. Dolayısıyla biz mağdur edilen bütün inanç topluluklarıyla birlikte, eğitimin bilimsel ve laik bakış açısıyla ele alınması için yıllardır mücadele yürütmekteyiz. Geçmiş yıllarda din dersi birken şimdi “Zorunlu seçmeli ders” olarak az 5 din dersiyle karşı karşıya kalıyor.  Özellikle 4+4+4 eğitim sisteminin yürürlüğe girmesiyle artan bir durum söz konusu. Laik eğitim Eğitim-Sen’in olmazsa olmazları arasında yer almaktadır. Önümüzdeki eğitim-öğretim yılında da inanç istismarının son bulması, zorunlu din derslerinin kaldırılması amacıyla birlikte çalışma yürüterek mücadelemizi yükselteceğiz.” 

    Diren Keser/MERSİN

  • ‘Çocuğumun din dersi görmesini istemiyorum’-VİDEO

    ‘Çocuğumun din dersi görmesini istemiyorum’-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul – Kartal Yöneticisi Aynur Egin zorunlu din derslerine yönelik sert tepki verdi. Egin, “Bir Alevi olarak çocuğumun zorunlu din dersi görmesini istemiyorum” dedi. 

    Okullarda hala uygulanan zorunlu din dersine ilişkin PSAKD Kartal Yöneticisi Aynur Egin PİRHA’ya konuştu.

    “ALEVİLER YETERİ KADAR MÜCADELE VERMEDİ”

    Aleviler her zaman dışlandı sömürüldü ve katledildi” diyen Egin, zorunlu din derslerine ilişkin şunları ifade etti:

    “Bizler bir yıl boyunca Kartal’da her gün zorunlu din derslerinin ve diyanetin kaldırılması için mücadele verdik. Ancak Alevi toplumu zorunlu din derslerine yönelik yeteri kadar tepki ve destek vermedi. Vermiş olduğumuz bu mücadele karşısında Alevi toplumunun da çocukları ile zorunlu din derslerine ilişkin bizlere destek vermesini isterdik.” 

    “ZORUNLU DİN DERSİNİN VERİLMESİNE KARŞIYIM”

    PSADK İstanbul – Kartal Yöneticisi Aynur Egin, çocuğunun zorunlu din dersi görmesini istemediğini belirterek, “Özellikle de mevcut sistemin dayatmış olduğu zorunlu din derslerinin çocuklarımıza verilmesine kesinlikle karşıyım. Tüm Alevi vatandaşlarının da bu düşünce ve duyguda olması gerektiğini düşünüyorum.”   (HABERİN MERKEZİ)

    VİDEO

  • Köyler insansızlaştırılıyor, yaşam savunucuları tutuklanıyor-VİDEO

    Köyler insansızlaştırılıyor, yaşam savunucuları tutuklanıyor-VİDEO

    PİRHA-Peri Suyu Koruma Platformu İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde Özkan Arslan’ın 2017 yılı başında tutuklanmasına ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada yaşam alanların HES, madencilik faaliyetleri ile talan edildiğine dikkat çekilerek çevreci Özkan Arslan’ın serbest bırakılması talep edildi. 

    İlk sözü alan Peri Karuma Platformu Üyesi Eren Akyol yaşam savunucularının termik ve nükleer santral ile maden ocakları ve HES’lere karşı mücadele yürüttüklerini söyleyerek, AKP’nin bölgeyi ise rant için şantiye alanına çevirdiğini belirtti.

    Peri Vadisi Fener Bahçe Spor Kulübü As Başkanı Nihat Özdemir’in sahibi olduğu Limak Firması tarafından inşa edilen pembelik barajına değinen Akyol sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Pembelik Barajı inşa edilirken bölge acele kamulaştırma yöntemi ile 13-14 köyün sınırlarındaki sulara, topraklara ve yaşam alanlarına el konulmuştur. O bölgede yaşayan insanları yaşadığı topraklardan uzaklaştırarak inancının, kültürünün yok olmasına ve asimile olmasına yol açmaktadırlar. 90’lı yıllarda da JİTEM kullanılarak köyler yakılıp, yıkılıp bölge insansızlaştırıldı. Peri suyu sahipleri köylüleri sularına, topraklarına ve savaş koşullarında bile uygulanmayan tüm bu hukuksuzluklara karşı açılan dava ile yürütme durdurulmuştur. Demokratik olarak verdiğimiz mücadeleye karşın Limak Firması’nın yapmış olduğu bu hukuksuzluğu takipsizlik kararı vererek görmezden gelip mücadele veren köylüler suçlu görülmüştür.”

    “BÖLGE İNSANSIZLAŞTIRILDI”

    Karakoçan Dernekler Federasyonu Başkanı Ali Edebali de, “Bölgemiz uzun bir süreden beri insansızlaştırılmış ve tamamen sular altında bırakılmıştır. Eğer mücadele verirsek bu süreci tersine çevirebiliriz. Ancak mücadele sadece kişiler üzerinden verilmez toplumsallaştırılarak verilmelidir” ifadelerini kullandı. Bölgede yapılacak yol, köprü, baraj ve benzeri çalışmaların bölgedeki insanlara sorup öyle yapmaları gerektiğinin altını çizen Edebali, belediyelere kayyum atayan, milletvekillerini tutuklayan ve Özkan Arslan gibi mücadele verenleri antidemokratik bir şekilde tutuklayan zihniyeti kınadıklarını söyledi.

    Munzur Çevre Koruma Derneği Başkanı Hatun Esen de, bu ülkede doğasını ve yaşam alanını savunanlar her zaman şiddete maruz kaldığını dile getirerek, Dersim kurumlarında aktif olarak mücadele veren Özkan Arslan’ın da onlardan biri olduğunu belirtti. “Biz ölülerimiz toprağa gömerken sermaye sahipleri ölülerimizin toprağı ile birlikte sular altında bırakmaktadırlar” diyen Eser, “Artvin’i nasıl sahiplendiysek Lice’yi de öyle sahiplenirsek kazanabiliriz” sözlerini sarfetti.

    Esen sözlerini şöyle sürdürdü: “Sular bizim için kutsaldır. Yeni Zellanda’da kabileler için kutsal olan bir nehir canlı varlık statüsü verilirken bizim coğrafyada kutsalımız olan suların önüne bentler çekilerek, kelepçeler vurularak yok edilmek isteniyor. Lokal direnişler ile bir yere varamayız. Dersimin asiliği ve direnişini Karadeniz’in isyanı ile birleştirirsek kazanabiliriz.”

    “HUKUK HİÇE SAYILIYOR”

    Konuşmaların ardından basın açıklamasını Peri Suyu Koruma Platformu adına Zelal Değirmenci yaptı.

    Değirmenci, hukukun hiçe sayıldığı yargı kararlarının uygulanmadığı Peri Vadisi’nde, suyuna, toprağına ve yaşam alanlarına sahip çıkma adına demokratik haklarını kullanarak mücadele eden Peri Suyu köylüleri ve mücadelenin her sürecinde yer alan Özkan Arslan’ın birçok kez tutuklanıp kendi köyüne giriş yasağı konularak gıyabında Peri Vadisi halkının cezalandırıldığını söyledi.

    “ÖZKAN ARSLAN SERBEST BIRAKILSIN”

    Limak tarafından yaptırılan Pembelik Barajı’nın 2015 sonu itibariyle su tutulmaya başlandığını ve yaklaşık 15 köyün sular altında kaldığını hatırlatan Değirmenci, “Bunun sonucunda ise Peri Vadisi’nde ekolojik ve kültürel bir soykırım yapılarak Peri Suyu tutsak edilmiştir. Şu anda faaliyete olan Pembelik Barajı kaçak konumda olmasına rağmen, hiçbir yetkili hakkında bir soruşturma açılmamış ve tam tersi bölge halkı toprağından, suyundan edilerek cezalandırılmıştır” dedi.

    Değirmenci, Peri Vadisi’nde yaşam savunucusu Özkan Arslan’ın tutuklanmasının, yaşam ve doğa mücadelesine dönük bir saldırı olduğunu dile getirdi. Elazığ T tipi cezaevinde tutuklu bulunan yaşam savunucusu Özkan Arslan’ın bir an önce serbest bırakılmasını talep etti.

    İsmet SEFER

    HABERİN VİDEOSU

     

     

  • ‘Asimilasyon ciddi bir şekilde yol katediyor’ VİDEO

    ‘Asimilasyon ciddi bir şekilde yol katediyor’ VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Alibeyköy Cemevi Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Nebahat Bektaş, zorunlu din derslerinin hala devam ettirilmesine sert tepki vererek, asimilasyonun ciddi bir şekilde yol kat ettiğini belirtti. 

    Türkiye’de 1982 Anayasası ile din derslerinin zorunlu hale getirilmesine ve AİHM kararına rağmen hala okullarda uygulanmasına Aleviler tepki göstermeye devam ediyor.

    Asimilasyonun ciddi bir şekilde yol kat ettiği bir süreçte olunduğunun altını çizen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Alibeyköy Cemevi Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Nebahat Bektaş, “Bizler esasen zorunlu din derslerine karşıyız ve bu anlamda da her platformda ciddi bir mücadele veriyoruz” dedi.

    “MAHKEMECE KAZANILAN HAKLARIMIZ VERİLMEMEKTEDİR”

    Bektaş, “Verdiğimiz mücadele sonucu zorunlu din derslerine ilişkin mahkemece kazanılan haklarımız verilmemektedir. Bu kararların uygulanmamasını doğru bulmamaktayız. Zorunlu din dersleri çocuklarımıza dayatılmamalı ve zorla alınmamalıdır. Diğer inançların öğretilmesi ve tanıtılması olarak seçmeli olarak verilebilir.

    “ZORUNLU VE DAYATMACI DİN DERSLERİNİ KABUL ETMİYORUZ”

    Alevilik ile ilgili ders verilecekse bu, bizim yol ulularımız ve kendi kurumlarımızın görüşleri doğrultusunda hazırlanıp verilmelidir” diyen Bektaş şunları ifade etti:

    “Zorunlu ve dayatmacı din derslerini kabul etmiyoruz. Uluslararası kararların uluslararası sözleşmelerin tarafı olan ülkelerin uluslararası kanunların iç hukuktan da daha etkili ve üstün olduğunu herkes biliyor. Anayasamızın 90. Maddesi bile bunu düzenlemektedir. Buna rağmen uluslararası hukukun üstün kabul edilmemesi ve bu kararlar doğrultusunda düzeltme yapılmaması, yasanın değiştirilmemesi hukuka aykırıdır.”

    İsmet SEFER

    HABERİN VİDEOSU

  • ‘Zorunlu din dersleri Alevilerin açmazı haline geldi’-VİDEO

    ‘Zorunlu din dersleri Alevilerin açmazı haline geldi’-VİDEO

    PİRHA – Eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Sekreteri İbrahim Karakaya, “Türkiye’deki zorunlu din dersleri biz Aleviler’in bir açmazı haline gelmiştir” dedi.

    Türkiye’de 1982 Anayasası ile din derslerinin zorunlu hale getirilmesine ve AİHM kararına rağmen hala veriliyor olmasına Aleviler tepki göstermeye devam ediyor.

    Zorunlu din derslerine ilişkin PİRHA’ya konuşan Eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Sekreteri İbrahim Karakaya şunları ifade etti:

    “ALEVİLER KÜRT HALKI KADAR MÜCADELE VEREMEDİ”

    Türkiye’deki zorunlu din dersleri biz Aleviler’in bir açmazı haline gelmiştir. Zorunlu din derslerine karşı Aleviler olarak bir tepkimiz var aslında ama buna karşı yeterli mücadelemiz yok. Kürt Halkının anadil için verdiği mücadeleyi biz Aleviler zorunlu din dersinin kaldırılması için veremedik.

    “ORTAK TAVIR ALABİLSEYDİK SONUÇ ALABİLİRDİK”

    Sadece sembolik olarak Ali Kenanoğlu ve birkaç arkadaşımız zorunlu din derslerine tepki olarak çocuğunu okula göndermediğinin altını çizen Karakaya “ Zorunlu din derslerine karşı tüm Alevi kurumları olarak ortak tavır almış olabilseydik ve çocuklarımız göndermeseydik ancak ozaman etkili bir sonuç alabilirdik” dedi.

    “SİSTEM ÇOK RAHAT BİR ŞEKİLDE BİZİ, BÖLÜP, PARÇALAYIP YÖNETEBİLİYOR”

    Karakaya, “Sistem bizi çok rahat bir şekilde bölüp parçalayıp yönetebiliyor. Devlet erkanı yaptığı toplantı ve görüşmelere her zaman Alevilik ile ilgisi olmayan kişileri çağırıp görüşüyor.

    “ALEVİLERİ EN RAHAT ASİMELE EDEN ŞEY ZORUNLU DİN DERSLERİDİR”

    Karakaya zorunlu din derslerine ilişkin son olarak şunların altını çizdi: Zorunlu din dersleri biz Alevileri en çok ve en rahat asimile eden etkendir. Ama Alevi kurumları zorunlu din derslerine karşı yeteri kadar mücadele veremiyor.

    Suay ABAK / İsmet SEFER

    HABERİN VİDEOSU

  • ‘Dayanışma ile mücadeleyi yükseltmeliyiz’-VİDEO

    ‘Dayanışma ile mücadeleyi yükseltmeliyiz’-VİDEO

    PİRHA-HDP İstanbul Millevekili Hüda Kaya, kadınların ortaklaşarak dayanışmayı güçlendirmeleri gerektiğini vurguladı. 

    HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kay, Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Kaya, kadınların evrensel anlamda bir sinerji ortaya çıkaracakları eril, egemenci, yaptırımcı, tekçi tüm zihniyetlere karşı kendi kimlikleri ve renkleriyle var oluşlarını ortaya koymaları gerektiğini söyledi.

    Kaya, “Türkiye’de de bu anlamda her farklı kimlikten, inançtan, düşünceden kadınların, yaşamın kaynağı olmanın bilinciyle birlikte bir hareket ortaya koyabilmeleri son derece gerekli. Keşke daha erkenden böylesine küresel bir kadın bilinci toplumlarda gerçekleşebilmiş olsaydı, diyebileceğimiz bir durum”dedi.

    Kadınların bilinçlenip dayanışmayı güçlendirmeleri gerektiğini vurgulayan Kaya sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kadınların dünyasına girmemiz gerekiyor. O kadınların diline vakıf olmamız gerekiyor ki, biz onların anladığı dilden, onların hassasiyetleri üzerinden, onların dünyalarından o kadınlarımıza ancak ulaşabiliriz. Ve bunun için bu kadın dayanışmasını, kadın renkliliğini artırma ve bu dayanışmayı daha da güçlü kılma yönünde attığımız her adım bizim için çok güzeldi demekten daha öte, yetersiz gözüyle bakmalıyız ve daha güçlü bir adım için yol açmalıyız.” (HABER MERKEZİ)

    HABERİN VİDEOSU

     

  • Baraj kapatıldı, köy susuz kaldı – VİDEO

    Baraj kapatıldı, köy susuz kaldı – VİDEO

    PİRHA- Tokat Zile’deki Süreyya Bey Barajı’nın kapatılması sonucu Çekerek Irmağı kurudu. Konuya ilişkin  PİRHA’ya konuşan  Yapalak köyü ileri gelenlerinden Ali Kıyak, “Eğer HES’ler de yapılırsa ırmağın su havzası  kuruyacak, buradaki doğal yaşam yok olacaktır” dedi.

    Tokat’ın Zile içesindeki Çekerek Irmağı üzerine yapılması planlanan 3 Hidroelektrik santrali (HES) projesi için alınan ‘acele kamulaştırma’ kararı iptal edildikten sonra Yapalak Köyü büyük sevinç yaşadı ancak  Süreyya Bey Barajının kapatılması üzüntüye yol açtı.

    “HAZİN BİR TABLOYLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Çekerek Irmağını besleyen Süreyya Bey Barajı’nın kapatılması sonucu ırmağın haznesindeki suyun kurumasına yol açıldığını vurgulayan Ali Kıyak, “Kurda, kuşa, börtü böceğe hayat veren Çekerek Irmağının kurumasına neden olanlar büyük bir doğa katliamına yol açmıştır. Yapalak Köyü olarak bir hazin tabloyla karşı karşıyayız” diye konuştu.

    “YAPALAK KÖYÜ OLARAK HES’E KARŞIYIZ”

    Ali Kıyak HES yapımına ilişkin şunların altını çizdi:

    “Çekerek Irmağı üzerine daha önce de 3 HES projesi yapılmak istendi. Araştırmalarımız sonucu yapılmak istenen HES çalışmalarının ÇED raporu alınmadan kanunsuzca yapılmak istendiğini öğrendik. Köy olarak HES’e karşıyız ve 4 yıldır mücadelemizi sürdürmekteyiz. En son 2015 Mayıs ayında 4 bin kişiyle yapılan HES’lere yönelik büyük bir eylem yaptık. Yaptığımız bu eylem sonuç verdi ve firma çalışmaları durdu.”

    “HES ÇALIŞMALARINI TEKRAR BAŞLATMAK İSTİYORLAR” 

    Kıyak, HES çalışmalarının yeniden başlatılmak istendiğini dile getirdi:

    “İddialara göre özel firma HES çalışmalarını tekrar başlatmak için ÇED raporunu almaya yönelik projede değişiklik yapıldığını, köy halkına zarar gelmeyeceği şeklinde aldatmaya, kandırmaya yönelik hileye  başvurmaktadır. Biz Yapalak Köyü olarak HES’lere karşıyız ve mücadelemizi sürdüreceğiz. Çekerek Irmağından ellerini çeksinler, özgür bir şekilde aksın.”

    HABERİN VİDEOSU

    İsmet Sefer/İSTANBUL

     

  • Beyaz Saray: IŞİD’e karşı Rusya ile işbirliği yapabiliriz

    Beyaz Saray: IŞİD’e karşı Rusya ile işbirliği yapabiliriz

    Beyaz Saray Sözcüsü Sean Spicer, “Rusya ya da herhangi bir ülkeyle birlikte IŞİD’le mücadele etmenin bir yolu varsa ve bu ulusal çıkarlara uygunsa bundan yararlanırız” dedi.

    Sputnik’te yer alan habere göre, ABD’de geçtiğimiz cuma günü düzenlenen yemin töreniyle birlikte göreve başlayan yeni başkan Donald Trump’ın Rusya ile ilişkilerde nasıl tutum alacağı hala tartışma konusu.

    Beyaz Saray Sözcüsü Sean Spicer tarafından yapılan açıklamada, Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında ‘şimdilik’ bir telefon görüşmesi için hazırlık yapılmadığını aktardı.

    Spicer Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn ile Rusya’nın Washington Büyükelçisi Sergey Kislyak’ın ise 2 kez telefonda konuştuğunu aktardı.

    Beyaz Saray Sözcüsü, IŞİD’e karşı mücadelede Rusya ile işbirliği konusunda ise, “Rusya ya da herhangi bir ülkeyle birlikte IŞİD’le mücadele etmenin bir yolu varsa ve bu ulusal çıkarlara uygunsa bundan yararlanırız” açıklamasında bulundu.

     

  • ‘Laiklik mücadelesi veren herkes birleşmeli’

    ‘Laiklik mücadelesi veren herkes birleşmeli’

    Türkiye’de laiklik çağrısı yapanlara yönelik gözaltı ve tutuklamalara kamuoyunda tepkiler yükseliyor.

    İstanbul Okmeydanı’nda  kahvede laikliği anlatan iki Halkevleri üyesinin tutuklanmasına ve gericilerin halkın yaşam tarzına müdahalesine yönelik Sanatçı Pınar Aydınlar, PİRHA’ya konuştu.

    Aydınlar, “ Laiklik propagandası yapan arkadaşlarımızı hedef gösterip gözaltı yapanlara karşı hep beraber daha güçlü ses çıkarmamız gerekiyor” dedi.

    “MÜCADELEYİ BÜYÜTMEK GEREK”

    Bu ülkede İŞİD katliamlarını destekleyenler ve katliamda hayatını kaybedenler için olumsuz söylemlerde bulunanların aslında kendi varlıklarını devam ettirmeye çalıştıklarını belirten Aydınlar, “Halkların çok daha ortaklaştığı mücadelenin büyütülmesi, herkesin, kendi özgür iradesine, kendi yaşam hakkına yapılan tüm bu saygısızlıklara karşı birlikte hareket etmesi gerekir” dedi.

    “GENÇLER HEDEF GÖSTERİLİYOR”

    “Laiklikle ilgili tweet atanlar ve çalışma yürüten gençler hedef gösteriliyor” diyen Aydınlar, ” Özellikle bakanlığın internet üzerinden hedef gösterdiği gençlere yönelik her türlü tutum ve yaklaşım büyük bir kutuplaşmaya ve ayrışmaya götürmektedir ülkeyi.  Bu kutuplaştırmaya ve baskılara karşı elbetteki yine halkların ortak mücadelesi ve iradesi kazanacaktır” dedi.

    BİAT EDENLER İLE DİRENEN HALKLAR KARŞI KARŞIYA

    İktidarın politikalarının altında yatan asıl amacın toplumu kutuplaştırmak ve ayrıştırmak olduğunu vurgulayan sanatçı Pınar Aydınlar konuşmasını söyle sürdürdü:

    “Kapital sisteme biat edenler ile direnen halklar karşı karşıya gelmiştir. Bunun için bugün laiklik mücadelesi, demokrasi mücadelesi ve özgürlük mücadelesi veren, savunan herkes, bu baskı politikalarına karşı hep beraber ortak bir tavır sergilemek zorundadır. Herkesin inancı, dini, herkesin yaşama karşı ve özgürlük anlayışı kendine hastır. Bu noktada insanların uğradığı baskıya karşı hepimizin ortak mücadele vermesi gerekiyor.”

    İsmet SEFER

     

  • ‘Alevilerin birliği katliamı ve asimilasyonu önler’

    ‘Alevilerin birliği katliamı ve asimilasyonu önler’

    Gündemde olan yeni anayasa değişikliği 21. maddeden 19 maddeye düşürülerek anayasa komisyondan geçti.

    Yeni anayasa değişikliğini PİRHA’ya değerlendiren  Avukat İbrahim Sinemillioğlu, “Yapılan bu anayasa ile Cumhurbaşkanı Erdoğan hayatın her alanını etkileyebilecek bir sistem oluşturmak istiyor” diye ifade etti.

    TEK ADAM SİSTEMİ GETİRİLİYOR 

    Yeni anayasa değişikliğinin tek adam sistemini getirmekle eş güdümlü olduğunu belirten Sinemillioğlu,  Osmanlı’da bile tek adam zihniyetinin kısıtlandığını söyledi. Sinemillioğlu, “Bu tek adam sistemini Osmanlı Devleti döneminde bile ikinci Mahmut Senedi-ittifak ile 1807 de kendisini az çok zapturapt altına aldı. 1839’dan itibaren de devlet ve padişaha kısıtlamalar getirilip 1876’da parlamenter sisteme geçildiğini ancak tam anlamıyla uygulanıp uygulanmadığı tartışılır” dedi.

    YAŞANANLAR OHAL’İN DE ÖTESİNDE 

    Şuan uygulanan sistemin OHAL’in devamlılığı denildiğini belirten Sinemillioğlu, “Bu OHAL’in devamlılığı değil, bu OHAL’in daha ötesidir. Çünkü, OHAL’de hiç olmazsa şehven KHK’ları hükümet çıkarıyor. Yani Bakanlar Kurulu’nun imzası gerekiyor. Ancak şuan ki OHAL ile Cumhurbaşkanı Erdoğan,  hayatın her alanına müdahale edeceği bir sistem getirmek istiyor. Yani kanunları kendisi yapacak, meclisi feshedecek, hakim savcıların yarısı denilse de hepsini Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla atanacak” diye konuştu.

    ALEVİLERE MÜCADELE ÇAĞRISI

    Alevilerin iktidarın bu baskıcı tavrına karşı mücadele içinde olmaları gerektiğini söyleyen Sinemillioğlu, şunları ifade etti:

    “Alevilerin tek başına örgütlenmeleri yetmez. Aleviler kendileri gibi ezilen kendileri gibi dışlanan, kendileri gibi ötelenen, gruplarla, topluluklarla birlikte hareket etmek zorundadırlar. Bu birlikteliğin sonucunda ancak Türkiye’nin tümü üzerinde etkili olunur. Yoksa bugün Alevilerin bugün Dersim dışında toplu kalabildikleri bir yer kalmadı. Şimdi böyle yerlerde göç eden Aleviler daha çok İstanbul’a yerleştiler. Ve böylece Aleviler her yerde azınlık olmuştur. Bu nedenle Alevilerin diğer ötekileştirilmiş, azınlık gruplarla bir araya gelip birlikte örgütlenmelidirler. Alevi toplumu iki türlü örgütlenmelidir. Birincisi kendi içine dönük örgütlenme yani inancını, kültürünü, kimliğini, yaşatabilmek, yürütebilmek, yaşayabilmektir.  İkinci ise, dışa dönük yani Türkiye’nin bütünü içinde hep birlikte insanca yaşamanın arayışı içinde olan kendisi gibi ötekileştirilmiş, dışlanmış gruplarla örgütlenmelidir.”

    BİRLİK, KATLİAM VE ASİMİLASYONLARI ÖNLER

    Böyle bir örgütlenme olmazsa yeni katliamların yaşanabileceği uyarısında bulunan Sinemillioğlu, “Aleviler tekrardan Maraş, Çorum’da, Roboski’de yaptıkları gibi yine katliamlarla karşı karşıya kalır ve asimile olur yitip giderler. Sivas’ta insan yakanlar ile Suriye’de asker yakanlar arasında bir fark yok. Bu nedenle böyle bir toplumda yaşayabilmek için böyle bir topluma karşı koyabilecek akla ve güce sahip olmalıyız” dedi.

    İsmet SEFER

  • ‘Tv10 ve Yol Tv için mücadele ortaklaştırılmalı’

    ‘Tv10 ve Yol Tv için mücadele ortaklaştırılmalı’

    PİRHA‘ya konuşan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turgut Öker, Tv10 ve Yol Tv’nin kapatılmasına tepki göstererek, mücadelenin ortaklaştırılması gerektiğini kaydetti.
    Öker, Tv10 ve Yol Tv’nin kapatılmasının, ABF Örgütleme Genel Sekreteri ve Sultangazi Pirsultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş’ın gözaltına alınmasının birbiriyle bağlantılı olduğuna da işaret etti.

    Tv10 ve Yol Tv gibi kanalların özgürlük ve demokrasi mücadelesi verenlere ekranlarını açtığını hatırlatan Öker, iktidarın bu nedenle halk kitlelerine gerçekleri aktaran kanalları ortadan kaldırdığını vurguladı.

    “GÖZALTI VE KANALLARIN KAPATILMASI BAĞLANTILI”

    Öker konuşmasında şunları vurguladı:

    “Kendi egemenliklerini, kendi diktatörlüklerini ilan etmeleri açısından bu yürütülen mücadeleyi halk kitlelerine aktaran kanalların ortadan kaldırılması gerekiyordu. Bu açıdan da hem pratikte bu mücadeleyi yürüten insanları tutukluyorlar, hem de bu yürütülen mücadeleyi geniş halk yığınlarına aktaran ve bu mücadeleye hizmet eden kanalları kapatıyorlar. Bu anlamda da Zeynal Odabaş’ın gözaltına alınmasıyla kanallarımızın kapatılmasıyla da ortak bir yön var.”

     “KARARLI MÜCADELE GEREKİYOR”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turgut Öker, Alevi toplumunun ve demokrasi güçlerinin büyük bir fedakarlıkla, büyük bir dayanışmayla ortaya çıkardıkları televizyon kanallarının tekrar yayın hayatını sürdürmesi için kararlıkla mücadele edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

    “TEK TEK MÜCADELEYLE SONUÇ  ALINAMAZ”   

    Kapatılan televizyon kanalları için tek tek mücadele etmekle sonuç alınamayacağını belirten Öker, “Bu süreç içerinde kapatılan televizyonların varlığından yana olan, hizmetinden yana olan güçlerin bir araya gelerek, basın özgürlüğü mücadelesini birlikte yürütmesi gerekiyor” dedi.

    TV10 ve Yol Tv gibi kapatılan kanalların birlikte hareket edip bu mücadeleyi birleştirmek gerektiğinin altını çizen Öker,  “Kurtuluşumuz ortak olduğuna göre, yürüttüğümüz mücadelenin de ortaklaştırılması gerekir. Yol Tv, Avrupa’da yayın yaparken de TV10, Hayat TV ve İMC Tv gibi kanalların bütün olanaklarla yanlarında olduk. Bu açıdan bu kapatılan televizyonların yeniden açılması için ortak mücadele vermekte fayda var diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

    Nilgün METE

  • Danimarka’dan İncirlik kararı

    Danimarka’dan İncirlik kararı

    Danimarka İncirlik’te bulunan savaş uçaklarını geri çekme kararı aldı.
    Danimarka, Suriye ve Irak’ta IŞİD ile mücadelede kullanılmak üzere İncirlik Üssü’nde konuşlandırdığı F-16 savaş uçaklarını geri çekme kararı aldı.

  • DAD: Hakikat yolunda yürüyenleri sahiplenelim!

    DAD: Hakikat yolunda yürüyenleri sahiplenelim!

    Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi yazılı bir açıklama yaparak HDP Eş Genel Başkanlarının ve Milletvekillerinin tutuklanmasını “Nemrudi ziyniyet” oalrak nitelendirdi.

    “Zalimlerin zulmü, faşizmi hukuk ve adaleti yok sayarak rızalıktan- razılıktan tümüyle uzaklaşıyor” diyen DAD’ın açıklaması şöyle;

    “Xizir paşalar selefist hükümdarlığına engel olarak gördüğü, kendisine biat etmeyen halkların ve demokrasi güçlerinin iradesini tanımayarak, topyekûn bir biçimde, vahşice halkların kazanımlarını hedeflemiş, halkların rıza göstererek irade seçtiği HDP Eş Genel Başkanları, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve 9 miletvekillini mafyavari yöntemlerle gözaltına almak, tutuklamakla halkların, inançların, tüm ötekilerin özgür iradesini tasfiye etmeyi amaçlamıştır.

    Xizir Paşaların zülmü; Alevi-Müslüman Kürtler başta olmak üzere , Türk, Ermeni, Süryani, Çerkez vd. tüm halkların iradesine karşı topyekûn savaş açmaktadır. Halkların rızalık göstererek seçtiği temsilcilerini tutuklayıp halkların iradesini tutsak ve rehin alma politikasını devreye sokmuştur. Bu durum asla kabul göremez- görmemelidir…

    HAQ ve HAKİKATİN hizmetinde bildiğinin alimi bilmediğinin talibi olan bizler zülme boyun eğmeyen, sessiz kalmayan tüm devrimci, demokrat, aydın kısacası ötekileri bu Emevi zulmüne, faşizmine tiranlığına karşı irademize sahip çıkmaya çağırıyoruz.

    Gün, hakikat uğruna direnen mazlumların yan yana durup hakikat saflarında Nemrudun zülmüne, haksızlığa adaletsizliğe karşı da tavır alma, safını belirleme günüdür. Kerbela’dan bugüne don değiştirip gelen, gücünü mazlumların kanından alan Yezidin zihniyetini lanetleyen bizler zalime boyun eğmeyen Hüseyni direnişi, Zeynebin muaviye karşısında baş eğmeyen onurlu duruşunu göstermek, hakikati sahiplenmek zorundayız.

    Başta Alevi- Kızılbaş inanç topluluklarını ve tüm demokratik kamuoyunu Nemrudi zihniyetin ardıllarına karşı her yerde sesini yükseltip eşit koşullarda kardeşçe yaşama umuduna, toplumsal muhalefeti diri tutmaya, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası bir kelimeden ibaret sayılan Radikal Demokrasiye sahip çıkmaya çağırıyoruz.

    Muaviye zihniyetine teslim olmak zulme, ecelsiz ölümlere ortak olmaktır…”