Etiket: muhabbet cemi

  • Diyarbakır’da Muharrem Cemi yürütüldü!-VİDEO

    Diyarbakır’da Muharrem Cemi yürütüldü!-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevi’nde Muhabbet Cemi yürütüldü. Cemde Sivas Madımak Katliamı’na dikkat çekildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi/Cemevi’nde Muharrem Ayı sebebiyle Muharrem Cemi yürütüldü.

    “33 YILDIR ADALET ARAYIŞIMIZ DEVAM EDİYOR”

    Dede Karkin Ocağı’ndan Pir Musa Karkin’in yürüttüğü cemin başlangıcında konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevi Başkanı Ayfer Kendir, “Burası Hak meydanı. Bu meydana tüm canlar edeple gelmeli ve erkana göre hareket etmesi yolun bir gereğidir. Aziz canlar, Cem sadece bir ibadet değildir; aynı zamanda toplumsal birliğin, rızalığın ve hakikatin meclisidir. Bu temelde ibadetimiz seyir için değil, Hak için olsun. Bildiğiniz gibi 2 Temmuz 1993, tarihimizin en ağır, ışıksız ve en büyük karanlığı, utancıdır; aynı zamanda ülkenin hâlâ sönmeyen ve iyileşmeyen bir yüz karasıdır. Sivas’ta, Madımak’ta 33 canımız yakılarak katledildi. Hepimiz biliyoruz ki bu, önceden planlı ve programlı bir şekilde yapıldı. 33 yıldır adalet arayışımız devam ediyor. Gerçekleşmeyen bu adalet arayışında hiçbir zaman geri adım atmadık ve geri adım atmayacağız da. Sivas’ı unutmadık ve unutturmayacağız” dedi.

    Halkın yoğun katılım sağladığı cemde deyişler, nefesler eşliğinde semahlar dönüldü ve 12 hizmet yerine getirildi. Ardından aşureler pay edildi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Antalya’da muhabbet ceminde Aleviliğin kadim inancı ve Hüseyin’in direnişi konuşuldu-VİDEO

    Antalya’da muhabbet ceminde Aleviliğin kadim inancı ve Hüseyin’in direnişi konuşuldu-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde gerçekleştirilen muhabbet ceminde, Alevi inancının tarihsel kökleri, Kerbela’nın direniş mirası ve mazlumdan yana olma anlayışı ele alındı. Konuşmacılar, Aleviliğin ocak sistemi ve yaşam kültürüyle kadim bir inanç olduğunu vurgulayarak, İmam Hüseyin’in duruşunun bugün de yol gösterici olduğunu belirtti.

    Antalya’da gerçekleştirilen muhabbet cemine Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı ve yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir ile Zakir Galip Alan katıldı.

    “MUHABBET CEMLERİ FİKİR ALIŞVERİŞİNİN VE TÜM GÜZELLİKLERİN PAYLAŞILDIĞI YERLERDİR”

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Süleyman Demir, yaptığı konuşmada cemin yalnızca ibadet amacıyla bir araya gelinen bir ritüel olmadığını belirterek şunları söyledi:

    “ Birbirimizi yetiştirdiğimiz, yoldaki güzellikleri paylaştığımız, fikir alışverişinde bulunduğumuz ve hepimizin söyleyeceklerini bu meydanda dile getirerek çözüm yollarını birlikte aradığımız yerdir.”

    Geçmişten bugüne birçok Yezid olduğu gibi İmam Hüseyin’in de var olduğunu belirten Demir, “İmam Hüseyin’den bahsederken sadece nasıl katledildiğini anlatıp ağlamak değil, onun neden ve ne uğruna katledildiğini, duruşunu anlatmak gerekiyor” dedi.

    “İMAM HÜSEYİN’İN DURUŞU ZALİME KARŞI MAZLUMDAN YANA BİR DİRENİŞTİR”

    Asıl olanın İmam Hüseyin’in zalime karşı mazlumdan yana sergilediği direniş olduğunu vurgulayan Demir, şöyle konuştu:

    “Bazı dedelerimiz onu ağlayarak anlatıyor. Oysa Hüseyin’i anlatmak bu değildir. Hüseyin’in duruşunu anlatmak, zalime ve haksızlığa karşı mazlumdan yana olmayı anlatmaktır. Tıpkı Amerikan mandacılığına karşı ‘Tam Bağımsız Demokratik Türkiye’ diyerek canlarını veren Denizlerin mücadelesini anlatmak da bir Hüseyin duruşunu anlatmaktır.”

    Aleviliğin İslamiyet’ten önce de var olan bir inanç olduğunu ifade eden Demir, “İslamiyet’ten önce de Aleviydik ve Aleviliğimizi yaşıyorduk. Ocaklı sistemlerimizle birlikte kendimize özgü bir yaşam kültürümüz vardı” dedi.

    “MUHARREM AYI BİR İRADEDİR, GELECEĞE TAŞINMALIDIR”

    Zakir Galip Alan ise konuşmasında Alevi toplumunun biat etmeyen bir toplum olduğunu belirterek, “Alevi toplumu sorgular, tartışır ve ilimle yol yürür. Çünkü Alevilikte yol böyledir” ifadelerini kullandı.

    Muharrem ayının bir irade ve bilinç olduğunu söyleyen Alan, “Kerbela olayı budur. Bu bir bilinçtir ve bu bilinci gelecek kuşaklara, bugün henüz bilmeyen insanlara aktarmamız gerekiyor” dedi.

    İslam tarihinde savaşın görünürde Yezid tarafından kazanıldığını ifade eden Alan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bugünkü perspektiften baktığımızda asıl büyük zaferi İmam Hüseyin kazanmıştır. Çünkü yenileceğini ve öldürüleceğini bile bile zulme ve haksızlığa karşı çıkmış, canını ortaya koymuştur. Sırrını da vermemiştir. Biz Alevi toplumu olarak geçmişten bugüne birçok Kerbela yaşadık. Dersim’i, Çorum’u, Maraş’ı yaşadık ve hala yaşamaya devam ediyoruz. Bugün bile içimizden zalimin yanında duranlar, haksızlığa karşı sessiz kalanlar çıkabiliyor. Dönemin Yezidi sadece don değiştiriyor.”

    Muhabbet ceminde gülbenklerin okunmasının ardından deyişler ve nefesler söylendi, semah dönüldü. Çerağların sırlanmasının ardından ise lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • 16. Avrupa Dersim Kültür Festivalinde Muhabbet Cemi-CANLI

    16. Avrupa Dersim Kültür Festivalinde Muhabbet Cemi-CANLI

    16. Avrupa Dersim Kültür Festivali kapsamında muhabbet cemi düzenleniyor. Muhabbet cemini, Derviş Cemal Ocağı evladı Firaz Yalvaç Ana ve Seyit Derviş Cemal Ocağı evladı Cevahir Altunok Ana yürütüyor.

    PİRHA/FRANKFURT

     

  • ‘Tarih boyunca komünal yaşamı savunduğumuz için katliamlara uğradık’-VİDEO

    ‘Tarih boyunca komünal yaşamı savunduğumuz için katliamlara uğradık’-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa ve Kaygusuz Abdal’ın anlatıldığı Muhabbet Cemi’nde konuşan yol yürütücüleri, Alevi dergahlarının birer “üniversite” olduğunu vurgulayarak, tarih boyunca Alevilerin eşitlikçi ve ortak yaşam anlayışı nedeniyle zulme ve katliamlara maruz bırakıldığını ifade etti.

    Abdal Musa ve Kaygusuz Abdal’ın yaşamlarının anlatıldığı Muhabbet Ceminde, Alevi dergâhlarının tarihsel rolüne ve komünal yaşam geleneğine dikkat çekildi. Cem’de yapılan konuşmalarda, Alevilerin yalnızca inançlarından değil, eşitliğe ve ortak yaşama dayalı toplumsal örgütlenmeleri nedeniyle geçmişten bugüne zulüm ve katliamlara maruz kaldıkları vurgulandı.

    Antalya’da bulunan Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yürütülen Muhabbet Cemi; derneğin Eşit Başkanları Baba Süleyman Demir ve Gülçin Akça ile Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından zakir İlyas Şimşek tarafından yürütüldü.

    “ABDAL MUSA’YI YETİŞTİREN KADINCIK ANA’DIR”

    Cem’de konuşan Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından İlyas Şimşek, Abdal Musa’nın Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nda Kadıncık Ana’dan eğitim aldığını belirterek, “Abdal Musa bu dergâhta aldığı eğitimle yol erkânını yürütmüştür” dedi.

    Abdal Musa’ya dair anlatılan kerametlerin ve söylencelerin tarihsel bir arka plana sahip olduğunu ifade eden Şimşek, “Uçarsu efsanesi, Murat Baba’nın değirmeni gibi anlatılar vardır. Bunlar söylence gibi görünse de tarihsel gerçekliğe dayanır. Çünkü yazılı tarih zayıf olduğu için bu bilgiler dedeler ve dervişler aracılığıyla nakil yoluyla aktarılmıştır” diye konuştu.

    “DERGÂHLARDA KOMÜNAL YAŞAM SÜRÜYORDU”

    Abdal Musa Dergâhı’nın 600 dönümlük bir arazi üzerine kurulu olduğunu belirten Şimşek, tarihsel kaynaklarda bu alanda komünal bir yaşamın sürdürüldüğünün açıkça görüldüğünü söyledi. Şimşek, “Abdal Musa dergâhında yönetim rızalıkla yürütülüyordu. İnsanlar birlikte üretiyor, birlikte tüketiyordu. Sistemden uzak, ortak yaşam esas alınıyordu” dedi.

    Osmanlı döneminde savaşta başarı göstermeyenlere dergâh açma izni verilmediğini aktaran Şimşek, Abdal Musa’nın tahta kılıçlı dervişleriyle Bursa’nın fethine katıldığını ve bu nedenle dergâh açma izni aldığını ifade etti.

    “KAYGUSUZ ABDAL’IN YOL’a GİRİŞİ TARİHSEL BİR KIRILMADIR”

    Kaygusuz Abdal’ın Yol’a girişinin sıradan bir olay olmadığını vurgulayan Şimşek, Alanya Beyi’nin oğlunun tüm makam ve iktidarı terk ederek dergâha sığındığını hatırlattı. Şimşek, “Bugün bir cumhurbaşkanının oğlunun gelip bir cemevine hizmet ettiğini düşünebilir miyiz? Ama Alanya Beyi’nin oğlu geliyor, benliğini bırakıyor, hiçlik makamında hizmete başlıyor” dedi.

    Kaygusuz Abdal’ın isminin Abdal Musa tarafından verildiğini aktaran Şimşek, “Kaygusuz dergâha geldiğinde çok kaygılıydı. Abdal Musa ona, ‘Kaygını geride bırak, bundan sonra adın Kaygusuz olsun’ dedi” ifadelerini kullandı.

    “DERGÂHLAR BİRER ÜNİVERSİTEYDİ”

    Daha sonra söz alan Yol yürütücüsü Baba Süleyman Demir, Alevi dergâhlarının yalnızca inanç merkezleri değil, aynı zamanda eğitim ve üretim merkezleri olduğunu belirtti. Demir, “Hacı Bektaş Dergâhı’ndan sonra Seyyid Ali Sultan, ardından Abdal Musa Dergâhı kurulmuştur. Kaygusuz Abdal ise Mısır’a gönderilerek Kasr-ı Ayn dergâhını kurmuştur. Bu dergâhların tamamı birer üniversite niteliğindedir” dedi.

    “ALEVİ DERGÂHLARININ BULUNDUĞU HER ALANDA KOMÜNAL YAŞAM VARDIR”

    Evliya Çelebi’nin anlatılarına değinen Demir, Abdal Musa Dergâhı’nda değirmenlerin, hayvanların ve toprakların ortak kullanımda olduğunu söyledi. Demir, “Topraklar birlikte ekilir, ürünler eşit biçimde paylaşılırdı. Kimsenin ‘benim’ dediği bir şey yoktu” diye konuştu.

    Alevilere yönelik tarihsel baskıların nedeninin inançtan ziyade bu yaşam biçimi olduğunu vurgulayan Demir, “Biz Ali’yi, Hasan’ı, Hüseyin’i sevdiğimiz için değil; eşitliğe dayalı komünal yaşamı savunduğumuz için katliamlara uğradık” ifadelerini kullandı.

    Muhabbet Cemi, gülbenglerin okunması, deyiş ve nefeslerin söylenmesiyle devam etti. Semahların dönülmesinin ardından çerağlar sırlanarak lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Muhabbet Cemi’nde Suriye’de Alevilere yönelik katliamlar kınandı!-VİDEO

    Muhabbet Cemi’nde Suriye’de Alevilere yönelik katliamlar kınandı!-VİDEO

    PİRHA – Antalya’da yürütülen Muhabbet Cemi’nde, Suriye’de Alevilere yönelik katliamlara tepki gösterildi. Cemde konuşanlar, toplumun bu katliamlara karşı duyarlı olması gerektiğini vurgularken, 10 Ocak’ta Ankara Tandoğan Meydanı’nda kadınlar tarafından gerçekleştirilecek mitinge katılım çağrısı yaptı.

    Antalya’da bulunan Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde Muhabbet Cemi yürütüldü. Cem, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı, yol yürütücüsü Baba Süleyman Demir ile Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından zakir İlyas Şimşek tarafından yürütüldü.

    “CEM’E BAŞLAMADAN ÖNCE GÖNÜLLER BİRLENİR”

    Cem de konuşan yol yürütücüsü Süleyman Demir, Alevilikte cem erkânının rızalık temelinde yürütüldüğünü belirterek şunları söyledi:

    “Cem’e başlamadan önce ilk önce gönüller birlenir. Birbirinden alacaklı, verecekli, küskün, dargın olan canlar varsa o zaman Cem hizmeti başlamaz. Çünkü Cem’e rızalıkla gelinir, rızalıkla gidilir. Herkesten rızalar alınarak hizmetlerin devam etmesi gerekir.”

    “ALEVİ BEKTAŞİ İNANCININ TEMELİ ÖĞRETİYE DAYANIR”

    Alevi Bektaşi inancının belli öğretiler üzerine kurulu olduğunu ifade eden Demir, şöyle devam etti:

    “Alevi Bektaşi öğretisinin yolu, yordamı ve kuralları vardır. Bu kurallar üzerine kurulduğu için kişi reşit olduktan sonra ikrar verir, yola girer. Daha sonra musahibini, yani yol kardeşini seçer. Evlendikten sonra da müsahip olurlar.”

    Alevilikte iki doğuş olduğuna dikkat çeken Demir, “Biri anadan doğma, diğeri ise yoldan doğmaktır. Yoldan doğmak, yola girmek anlamına gelir. Kişi ikrar verip yola girdikten sonra yıllık görgü-sorgusu yapılır. Bu, bir nevi halk mahkemesidir. Bu yol bugüne kadar sürdüyse bu kurallar üzerinden sürmüştür. Aleviler kendi sorunlarını, kendi müşküllerini kendi Cem ortamında çözerler” dedi.

    SURİYE’DE HER GÜN BİR KERBELA YAŞANIYOR!

    Suriye’de Alevilerin selefi HTŞ ve IŞİD çeteleri tarafından katledildiğine dikkat çeken Süleyman Demir, Alevilerin yaşadığı mahallelere girilerek insanların katledildiğini belirtti. Demir, “Aslında orada şu anda bir Kerbela yaşanıyor ve Kerbelalar hiç bitmiyor” diyerek duruma tepki gösterdi.

    Selefi çetelerin, Alevileri kendileri gibi düşünmedikleri ve inanmadıkları için hunharca katlettiğini söyleyen Demir, şu ifadeleri kullandı:

    “Biz İslam’ız, Allah için İslam’ı yayacağız diyerek Alevi mahallelerine giriyorlar. Kadın, erkek, çoluk çocuk demeden katlediyorlar. Buradan o IŞİD çetelerini lanetle kınıyoruz.”

    TANDOĞAN MİTİNGİNE ÇAĞRI

    Daha sonra söz alan Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Yönetim Kurulu üyesi Zenra Demir, 10 Ocak 2025 tarihinde Ankara Tandoğan Meydanı’nda kadınlar tarafından gerçekleştirilecek mitinge katılım çağrısında bulundu.

    Muhabbet Cem’i, gülbenglerin okunmasının ardından söylenen deyiş ve nefeslerle devam etti. Semahların dönülmesinin ardından çerağlar sırlanarak lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Muhabbet Cem’inde rızalık, eşitlik ve birlik vurgusu-VİDEO

    Muhabbet Cem’inde rızalık, eşitlik ve birlik vurgusu-VİDEO

    PİRHA – Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde düzenlenen muhabbet ceminde Alevi inancının temel felsefesi, rızalık, eşitlik ve doğayla uyum ekseninde ele alındı. Muhabbet ceminde, Aleviliğin kendi içinde sorgulayan ve “72 millete bir nazarla bakan” bir inanç olduğu vurgulandı.

    Antalya’da gerçekleştirilen muhabbet cemine Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı ve yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından İlyas Şimşek, Kızıldeli Sultan Ocağı yol yürütücüsü Mustafa Sazcı ile Ersin Genç katıldı.

    “ALEVİLER MÜŞKÜLÜNÜ KENDİ İÇLERİNDE ÇÖZER”

    Muhabbet ceminde konuşan yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Hacı Bektaş Veli’nin 72 millete bir nazarla bakmayan bizden değildir” sözünü hatırlatarak Alevi-Bektaşi öğretisinde muhabbet erkânının önemine dikkat çekti. Demir, cem başlamadan önce rızalığın esas olduğunu belirterek şunları ifade etti:

    “Alevi-Bektaşi öğretisinde muhabbet erkânı kurulduğunda, öncelikle varsa müşkülün giderilmesi gerekir. Küskünlük, dargınlık ya da bir alacak-verecek meselesi varsa, o kişiler meydana gelir, özünü ortaya koyar. Meydanda bulunan canlar da hep birlikte çözüm üretir. Rızalık alınmadan, müşküller giderilmeden cem hizmeti başlamaz. Bu yolun kuralı, meydanda görgü ve sorguların yapılmasıdır.”

    “BİZİM İNANCIMIZDA BAŞKA BİR DÜNYA YOK”

    Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından İlyas Şimşek ise Alevi inancında ahiret anlayışının farklı bir yerde durduğunu vurguladı. Şimşek, Yunus Emre’nin dizelerine atıf yaparak, insanın gönül kazanmasının esas olduğunu söyledi:

    “Bizim için öteki dünya yoktur. Eğer bir dostun gönlüne girmişsek, bizim en büyük cennetimiz odur. Yunus Emre’nin dediği gibi, bir gönül kırdıysan kırk kez de hacca gitsen o hac, hac sayılmaz. Pirlerimiz, mürşitlerimiz makamı dört kapıda tanımlar: Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat.”

    Dört kapının günümüzdeki anlamlarının doğru okunması gerektiğini belirten Şimşek, Şeriat makamının kurallar silsilesini ifade ettiğini, bu aşamada benlik duygusunun ağır bastığını dile getirdi. Tarikat makamında ise ikilik hâlinin sürdüğünü belirterek, “Yola girilmiş ama henüz gönül birliği sağlanamamıştır. Asıl amaç birliktir” dedi.

    “ALEVİLİK RIZALIK VE EŞİT PAYLAŞIM ÜZERİNE KURULUDUR”

    Marifet makamının ise eşit paylaşımı esas aldığını söyleyen Şimşek, bu anlayışın sosyalizmle örtüştüğüne dikkat çekti:

    “Sosyalizm eşit paylaşımı savunur ama bizim atalarımız bunu yüzyıllar önce marifet kapısında tarif etmiştir. Alevi inancında her şey rızalık ve eşitlik üzerinedir. Lokma paylaşımında da böyledir. Herkes eşit pay alır ama herkes ürettiği kadar katkı sunar.”

    Alevi inancı ile doğa arasındaki bağa da değinen Şimşek, arıları örnek göstererek üretimin önemini vurguladı:

    “Arılar birlikte üretir, birlikte tüketir. Üretmeyen arı peteğin dışında bırakılır. Bizim inancımızda da temel felsefe üretimdir. Doğayla uyum içinde yaşamak esastır.”

    Hakikat makamının ise “ne senin ne benim, her şey herkesindir” anlayışını ifade ettiğini belirten Şimşek, insanın doğanın bir parçası olduğunu söyledi. Asıl hedefin bu dünyayı yaşanılır kılmak olduğuna dikkat çekerek şunları dile getirdi:

    “Bu dünya binlerce yıldır var. Biz onun sadece bir zerresiyiz. Önemli olan bu dünyayı güzellikle, barışla ve sevgiyle gelecek kuşaklara bırakabilmek. Cennet ya da cehennem beklentisiyle değil, bu dünyada dostlarımızla, ailemizle barış içinde yaşayabiliyorsak zaten cennetin içindeyiz. Kimsenin hakkını yemediğimizde, mazlumdan yana durduğumuzda özel bir cennet yaratmaya gerek kalmaz.”

    Muhabbet ceminde gülbenglerin okunmasının ardından Türkçe ve Kürtçe deyişler ile nefesler söylendi, semahlar dönüldü. Çerağların sırlanmasının ardından lokmalar pay edilerek cem sona erdi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA.

  • Analar Çalıştayı’nın 2. gününde Muhabbet Cemi yürütüldü-VİDEO

    Analar Çalıştayı’nın 2. gününde Muhabbet Cemi yürütüldü-VİDEO

    PİRHA-DAD Kadın Meclisi’nin düzenlediği Analar Çalıştayı’nın 2. gününde Muhabbet Cemi yürütüldü. Hakk’a uğurlama erkânlarının çok önemli bir sorun olduğuna vurgu yapan Derviş Cemal Ocağı evladı Firaz Yalvaç, “Günümüzde yapılan Hakk’a uğurlama erkânları içler acısı. Maalesef Hakk’a yürüyen canlarımızı camiye götürmekten beter ediyoruz. Hakk’a yürüyenler için onun kutsallarına onun ana dilinde seslenilsin” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi’nin düzenlediği Analar Çalıştayı’nın 2. gününde Muhabbet Cemi yürütüldü.

    Cem erkânını Derviş Cemal Ocağı evladı Firaz Yalvaç, Seyit Derviş Cemal Ocağı evladı Cevahir Altunok, Kureyşan Ocağı evladı Fetiye Yıldırım, Sinemilli Ocağı evladı Fadime Bakır ve Baba Mansur Ocağı evladı Fidan Yıldız yürütürken Melek Ruşen ise zakirlik yaptı.

    “GÜNÜMÜZDE YAPILAN HAKK’A UĞURLAMA ERKÂNLARI İÇLER ACISI”

    Hakk’a uğurlama erkânlarının çok önemli bir sorun olduğuna vurgu yapan Derviş Cemal Ocağı evladı Firaz Yalvaç, “Günümüzde yapılan Hakk’a uğurlama erkânları içler acısı. Maalesef Hakk’a yürüyen canlarımızı camiye götürmekten beter ediyoruz. Bizim kimsenin inancına ve yaşam biçimine söyleyecek bir sözümüz yoktur ama bizim bir inancımız var. Hakk’a yürüyenler için onun kutsallarına onun anadilinde seslenilsin” diye belirtti.

    “DÜNYA MALININ PEŞİNE DÜŞTÜK YOLUMUZU UNUTTUK”

    Pir, talip ilişkisi ve ikrarın bittiğini belirten Seyit Derviş Cemal Ocağı evladı Cevahir Altunok, “Ocaklarımız körlendi, dumanımız artık tütmez oldu, zalimlerin eline düştük asimilasyona uğradık, dünya malının peşine düştük yolumuzu unuttuk. Biz hepimiz yol evlatlarıyız kimse kimseden üstün değildir, pir ile talip et ile tırnaktır. O yüzden ocaklarımıza, yolumuza ve dilimize sahip çıkalım. İnancımızı yeniden yaşatalım sorunlarımızı çözmek için pir kapısına gidelim” dedi.

    “İNSANLAR ESKİDEN SORUNLARI KENDİ İÇLERİNDE ÇÖZERDİ”

    İnançlarından uzaklaştıklarını ifade eden Kureyşan Ocağı evladı Fetiye Yıldırım, “Hakk’a uğurlama erkânını kendi inancımıza göre yapmalıyız. Eğer bir yerde insanlar arasında sorun varsa o sorun çözüldükten sonra cem yürütülür. Eskiden insanlarımız kendi aralarında ki sorunlarını kendi içlerinde çözerlerdi” diye konuştu.

    “ALEVİ İNANCI HERKESİN GAYRETİYLE YÜRÜR”

    Alevi inancının herkesin gayretiyle yürüyeceğine dikkat çeken Sinemilli Ocağı evladı Fadime Bakır, “Herkes güzellikten yana olup kimsenin hakkını yemezse yolumuzu sürdürürüz” diye ifade etti.

    Konuşmaların ardından semah dönülüp, aşure lokmaları pay edildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Erkan: Aleviler katledilirken, Sivas katilleri bırakılırken insan rahat eder mi?-VİDEO

    Erkan: Aleviler katledilirken, Sivas katilleri bırakılırken insan rahat eder mi?-VİDEO

    PİRHA- Antalya’da yürütülen Muhabbet Cemi’nde konuşan PSAKD Genel Başkan Yardımcısı İnanç Kurulu Başkanı Muharrem Erkan, Sivas Madımak Katliamı faillerinin tahliye edilmesine ve Suriye’de Alevilere dönük yapılan katliamlara karşı insanların bir kenarda durmaması çağrısında bulundu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şubesi Cemevi’nde ‘Muhabbet Cemi’ yürütüldü. Muhabbet Cemi’ni PSAKD Genel Başkan Yardımcısı ve İnanç Kurulu Başkanı Muharrem Erkan ve Hasan Dede Ocağı evlatlarından Hüseyin Doğan yürüttü.

    “BİRLİKTE TARTIŞTIĞIMIZ ORTAKLAŞARAK ADIĞIMIZ KARARLARA BİR BÜTÜN UYMALIYIZ”

    Muharrem Erkan cemde yaptığı konuşmada, farklı bölgede farklı erkanların yürütüldüğüne dikkat çekerek, “Her bölgenin cemlerinin faklı farklı olduğundan dolayı yürütülen hizmetler anlam kargaşasına neden oluyor. Pratik olarak kullandığımız ancak farkında olmadığımız kelimeleri kullanmak zorunda kalabiliyoruz” dedi.

    “TÜRKİYE GENELİNİ KAPSAYAN 3 GÜNLÜK KAMP YAPACAĞIZ”

    PSAKD Genel merkezi inanç komisyonu olarak Türkiye genelinde tüm dedeler dahil bir çalışma yürüttüklerini belirten Erkan, “Ege, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Karadeniz Bölgesi’nde ve İstanbul ‘da yapılacak çalışmalar sonrasında bir rapor hazırlanacak. Bu hazırlanan raporlarla beraber, dedeler, aşıklar, zakirler, 12 hizmetin olmazsa olmazlarından semahçılarla birlikte 3 gün kamp yapıp, kampta yol erkan ve ritüellerle ilgili geniş kapsamda erkanlarımız nasıl yapılıyor? Nasıl yapmamız gerekir? hususunda eğitimcilerin desteği ile bir çalışma yürütülecek” şeklinde konuştıu.

    “SİVAS KATİLLERİNİN BIRAKILMASINA VE SURİYEDE ALEVİLERE DÖNÜK YAPILAN KATLİAMLARA KARŞI BİR KENDARDA DURMAYALIM”

    Gerek Suriye’de Alevilere dönük gerçekleşen katliama, gerekse de Madımak Katliamı faillerinin serbest bırakılmasına ilişkin de konuşan Erkan, “Birimizin derdi varsa hepimizin, hepimizin derdi varsa birimizin olmalıdır. Suriye’de insanlar evlerinden çıkartılıp kurşuna dizilirken vicdanı olan bir insan kenarda durabilir mi? Bugün Sivas katilleri bırakılırken insan rahat eder mi? Vicdanı rahat olabilir mi?” diye sordu.

    Muhabbet Cemi’nde gülbenglerin okunmasının ardından çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Maraş Tilkiler Köyü’nde muhabbet cemi yapıldı-VİDEO

    Maraş Tilkiler Köyü’nde muhabbet cemi yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Maraş’ta Tilkiler Köyü Cemevi ve Kültür Merkezi’nde muhabbet cemi yürütüldü. Dedelik makamının imtiyaz makamı olmadığını vurgulayan Sinemilli Ocağı pirlerinden İbrahim Ethem Eysan, “Her insan dindar olmak zorunda değil ama her insan ahlaklı olmak zorundadır. Ahlaklı olmak sözünü yüreklerimize koyarak evlerimize dönmeliyiz” dedi.

    Maraş’ın Pazarcık ilçesine bağlı Tilkiler Mahallesi’nde bulunan Tilkiler Köyü Cemevi ve Kültür Merkezi’nde muhabbet cemi yürütüldü. Muhabbet cemini Sinemilli Ocağı pirlerinden İbrahim Ethem Eysan yürüttü.

    “DEDELİK MAKAMI İMTİYAZ MAKAMI DEĞİLDİR”

    Dedelik makamının imtiyaz makamı olmadığını vurgulayan Sinemilli Ocağı Piri İbrahim Ethem Eysan, “Biz bu makamda oturuyoruz diye kendimizi imtiyazlı olarak görmüyoruz, siz ne iseniz biz de oyuz. Bütün mesele bir arada olmaktır. Ahlak ve inancı, dini ayrı tutmak lazım. Her insan dindar olmak zorunda değil ama her insan ahlaklı olmak zorundadır. Ahlaklı olmak sözünü yüreklerimize koyarak evlerimize dönmeliyiz” diye konuştu.

    “13 YILLIK EMEĞİN KARŞILIĞINDA BUGÜN BİR ARAYA GELDİK”

    Tilkililer Derneği Başkanı Eren Ovayolu da”2011 yılında dedelerimizle birlikte yapılan tartışmalarda bir dernek kurulması planlandı ve dernekleşme toplumumuzun bir araya gelmesi ve dayanışması anlamında çok kıymetliydi. 13 yıllık emeğin karşılığında bugün burada bir araya geldik ve pirlerimizin, mürşitlerimizin öncülüğünde dayanışma ruhumuzla cem yürüttük.”

    Muhabbet ceminde gülbenglerin ardından semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    PİRHA/MARAŞ

  • Elif Ana anmasının birinci gününde muhabbet cemi yürütüldü-VİDEO

    Elif Ana anmasının birinci gününde muhabbet cemi yürütüldü-VİDEO

    PİRHA-Elif Ana’nın Hakk’a yürümesinin 33’üncü yıldönümünde anması gerçekleştirildi. İki gün sürecek olan anmanın ilk gününde muhabbet cemi yürütüldü, lokmalar paylaşıldı.

    Maraş’ın Pazarcık ilçesi Pulyan köyünde bulunan Elif Ana Türbesi’nde muhabbet cemi yapıldı. Cemde sevgi ve hoşgörü mesajları verildi.

    Alevi toplumunda önemli bir yere sahip olan Elif Ana hakka yürüyüşünün 33’üncü yıldönümünde türbesi başında anıldı. 1903 yılında Maraş iline bağlı Pazarcık ilçesinin Pulyanlı (Akdemir) köyünde dünyaya gelen Elif Ana, Alevi toplumu içinde hak ve hakikat adına mücadele yürüten, sevgisi, barışçıl özelliğiyle Alevilere rehberlik eden bir kadındı. 33’üncü yıldönümünde türbesinde bir araya gelen binlerce insan türbesini ziyaret ederek dua edip, dilekler diledi.

    Pulyan köyündeki türbesinde yapılan muhabbet ceminde canlar bir araya geldi. Yapılan ceme birçok ocak piri ve çok sayıda kişi katıldı. Muhabbet cemini yürüten Kureyşan Ocağı Piri Garip Bozkurt, dayanışma mesajı verdi. Tığlanan lokmalar pişirildikten sonra gelen ziyaretçilere pay edildi.

    Saat 17.00’da başlayan cemde Kureyşan Ocağı evladı Garip Bozkurt, Alevi toplumunun öğretilerini anlatarak, Alevi inancının toplum içindeki önemine dikkat çekti. Bozkurt, Alevi inancında kötülüğe yer olmadığını, inancın kötülük karşısında iyiliği savunduğunu söyledi.

    Konuşmanın ardından Garip Bozkurt’un okuduğu deyişler eşliğinde semah dönüldü. Anma 19.30’da okunan klamlarla sona erdi.

    PİRHA/PAZARCIK-MARAŞ

  • Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’ndeki cemde Şah Hatayi anlatıldı-VİEO

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’ndeki cemde Şah Hatayi anlatıldı-VİEO

    PİRHA-Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yürütülen cemde Şah İsmail’in (Şah Hatayi) yaşamı anlatıldı. Hatayi’nin Alevi Bektaşi edebiyatında önemli şairlerden biri olduğu belirtildi. Cemde ayrıca 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler de anıldı. 

    Antalya’da bulunan Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yürütülen cemde Şah İsmail’in (Şah Hatayi) yaşamı anlatıldı.

    Cem erkanına Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı/ Yol yürütücüsü Baba Süleyman Demir, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Gülçin Akça, Barış karabatak, Onurcan Doğancı, Taylan Doğan  katıldı.

    “ALEVİLER CEMLERİ SEYİRLİK İÇİN DEĞİL, GÖNÜLLERİ BİRLEMEK İÇİN YAPARLAR”

    Cemin seyirlik için yapılmadığını belirten Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Yol Yürütücüsü Baba Süleyman Demir, “Cem bir araya gelmek, muhabbet etmek, dost gönlü kazanmak ve gönülleri birlemek, bir etmek manasındadır. Cemde küsülü, dargın, alacaklı, verecekli herhangi bir sorun varsa bunlar giderilir. Alevi Bektaşi Kızılbaş öğretisinde ceme eşikten içeri girdikten sonra kadın erkek farkı yoktur, herkes candır. Aleviler Selçuklu, Osmanlı, Cumhuriyet dönemi de dahil hiçbir zaman mahkemelere gitmediler, halk mahkemesi dediğimiz cem meydanında bütün sorunları çözmüştür” dedi.

    Süleyman Demir, “Aşık Hatayi’nin özellikle Alevi Bektaşilerin yaşadığı Arnavutluk’tan Mısıra kadar olan bölgelerde yürütülen cemlerde şiirleri ve deyişleri söylenmezse eksiklik olarak hissedilir” diye belirtti.

    10 Ekim Gar Katliamı’nın 9 yıl dönümünde yaşamını kaybedenleri anarak konuşmasına başlayan Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Gülçin Akça da “Bugün hepimizin de bildiği gibi onlar büyük bir bedel ödediler, tarihe adlarını yazdırdılar ama o katliama sebep olan o gençlerin katledilmesine sebep olan kişilerin yarın adları bile hatırlanmayacak” diye konuştu.

    “ŞAH HATAYİ ALEVİ BEKTAŞİ EDEBİYATININ ÖNEMLİ ŞAİRLERİNDENDİR”

    “Şah İsmail’in (Hatayi) Alevi Kızılbaş Safevi devletinin kurucusu olduğunu belirten Akça, şunları ifade etti:

    “Şah İsmail mahladı Şah Hatayi olarak anılıyor. Alevi Kızılbaş, Alevi Bektaşi edebiyatında önemli şairlerinden biridir. Şah Hatayi deyişlerinde aşkı insanlığı ve adaleti işlemiş ve ayrıca tasavvufi deyişleri de vardır. 1487-1524 yılları arasında yaşamıştır.”

    “GAR KATLİAMI’NDA KATLEDİLENLER SADECE KENDİLERİ İÇİN DEĞİL BİZİM İÇİN DE ORADAYDILAR”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı gençliğinden Bayram Satılmış da Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren 104 insanı anarak, “Onlar bizim için orada öldüler sadece kendileri için değil. Orada katledilen arkadaşlarımızın hepsi Aleviydi diye katliamı kınamıyoruz, onlar iyi ve güzel şeyler için oradaydılar. Bu canlarımızı her yıl anmamız gerekiyor. Sadece Ankara Gar Katliamı’nı değil bununla birlikte Sivas’ı, Maraş’ı, Çorum ve benzer katliamları kınamamız, kaybettiğimiz canlarımızı içimizde yaşatmamız gerekiyor” diye kaydetti.

    Cemde gülbenglerin okunmasının ardından söylenen deyiş ve nefeslerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yürütülen cemde Pir Sultan Abdal anlatıldı-VİEO

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yürütülen cemde Pir Sultan Abdal anlatıldı-VİEO

     PİRHA- Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yürütülen cemde Pir Sultan Abdal’ın yaşamı, direnişi, duruşu anlatıldı. Cemde Pir Sultan’ın egemenlere ve haksızlıklara karşı yürütmüş olduğu mücadelenin Aleviler için bir başkaldırışın, bir direnişin simgesi olduğu belirtildi.

    Antalya’da bulunan Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yürütülen cemde Pir Sultan Abdalın yaşamı, mücadelesi anlatıldı. Cem erkanına Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı/ Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından Yol hizmetkârı Mustafa Sazcı, Kureyşan Ocağı evlatlarından Güven Gürkan Kaya ve Taylan Doğan katıldı.

    “PİR SULTAN ALEVİ TOPLUMUNUN BAŞ KALDIRIŞ VE DİRENİŞ SİMGESİDİR”

    Cemde, Pir Sultan Abdal’ın haksızlığa baş kaldırışın, direnişin simgesi oluğunu belirten Kureyşan Ocağı evlatlarından Güven Gürkan Kaya,“Pir Sultan Abdal diğer adıyla Haydar Dede, Sivas’ın Banaz köyünde dünyaya geldi. Pir Sultan Alevi toplumunun başkaldırış, diremiş simgesidir. Yaşadığı dönemde Beyazıt, Selim ve Kanuni dönemine denk gelen bu dönemler Osmanlı’nın yükseliş dönemleri. En geniş topraklara sahip olduğu bir dönem. Bu dönemler Alevilere yönelik her türlü zulmün ve kıyımların yapıldığı bir dönem. Pir Sultan’ın yaşamının böyle bir döneme denk gelmesi bizim için Pir Sultan’ı daha değerli kılıyor. Çünkü o dönemde Osmanlı’ya baş kaldırmak, Osmanlı’ya direnmek, Osmanlı’ya parmak sallamak her baba yiğidin harcı değil. Pir Sultan Abdal o dönem boyunca bütün başkaldırılarda en ön saflarda yer alan bir pirimiz, bir önderimizdir” dedi.

    “PİR SULTAN BİR İSYANIN ÖNCÜSÜ, AYNI ZAMANDA BİR YOL ERKAN YÜRÜTÜCÜSÜ BİR PİRDİR”

    “Pir Sultan Abdal’ın bir isyanın öncüsü, Yol erkan yürütücüsü, Ocak kurucusu, bir pir olduğunu vurgulayan Kızıldeli Sultan Ocağı Yol yürütücüsü Mustasfa Sazcı ise şunları ifade etti:

    “Pirlik, sultanlık, şahlık her önüne gelene dağıtılabilecek bir unvan değil. Çünkü bunlar taliplerin dedeye, dede evladına, ocak evladına verdiği misyonlardır. Tıpkı Şah Hüseyin’e verildiği gibi. Başkasına Şah denmez ama Hüseyin Kerbela’da başını verdiği için Şahlık verilmiştir. Bugün Anadolu’da aslında Pir Sultan denince aklımıza ilk gelmesi gereken İmam Hüseyin’in duruşu. İmam Hüseyin’in duruşunu sahiplenen Pir Sultan kendi döneminde Osmanlı Devleti ile hareket eden, iş birliği yapan dedelere “Bire dedem yağmadan mı gelirsin” diye bir nefes yapıyor.

    Osmanlı Devleti Alevileri zaten yeterince sömürüyor. O dönemin hakkullahçı dedeleri var, Yol bilmez, erkan bilmez, edep bilmez. Bunu Mahmut Dede şöyle ifade ediyor:

    Şu Mahmur elinden bıktım usandım,

    Gerçeği yok, yalanları çok bir düzen var,

    Edep kalktı, erkan kalktı, Yol kalktı,

    Dedesinden talibinden bezen var, diyor.

    O dönem de dedelerden beziliyor. Niçin? Osmanlı’nın hakkullahçı dedelerinin işi gücü talibinden akçe almak. Pir Sultan; ocakta pişmeyen, o ocakta narını yakmayan, özünü kemalete eriştirmemiş dedelerden bahsediyor ve sonrasında Pir Sultan o dedelere de karşı çıkıyor.

    “SARAYA GİDENLERİN, YEZİD’E BİAT EDENLERDEN FARKI YOK”

    Sazcı, “Pir Sultanın bizim için önemi ne? Pir Sultan’ın nefesinde de belirttiği şey, AKP eliyle Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı diye başkanlık kuruldu. Güya dedelere maaş verilecek, zakirlere maaş verecekler. O maaşlar doğrultusunda cemevlerini finanse ederek ‘maaşınızı, ekmeğinizi biz veriyoruz, artık bu saatten sonra bizim sözümüzü söyleyeceksiniz, bizim söylediğimiz duaları okuyacaksınız, bizim söylediğimiz zamanlarda cem yapacaksınız,  bizim istediğimiz gibi erkan yürüteceksiniz’ diyor. Bunu kabul eden dedeler şu an Ankara’da sıralanmış Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kapısının önünde. Ancak biz şuna eminiz ki Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kapısına, Yezidi’n, Muaviye’nin sarayına gidip mevki için yağlı aşa kaşık sallayanlar, bizim için Yezide biat edenlerden, Muaviye’ye biat edenlerden, Hüseyin’i arkasından hançerleyenlerden bir farkı yok.

    “TARİHTEN BİZE MİRAS KALAN ŞEY İMAM HÜSEYİN’İN, PİR SULTAN’IN ZEYNEP ANANIN DİRENCİDİR”

    Pir Sultan da İmam Hüseyin gibi direndi, Şah İsmail Hatayi de İmam Hüseyin gibi direndi, Şah Kalender Çelebi de, Hamdullah Çelebi de İmam Hüseyin gibi direndi.

    Dolayısıyla bize miras olarak kalan şey İmam Hüseyin direnci, Zeynep Ananın direnci, Celal Abbas’ın direnci. Biz o direnci kendi vücudumuzda kendi benliğimizde yaşatırsak İmam Hüseyin’i Pir Sultan’da yaşatmış olur, Pir Sultan’ın söylediği nefeslerde anlamış oluruz.”

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Yol yürütücüsü Süleyman Demir ise, “Pir Sultan ile Hızır Paşa arasında geçen olayı anlatmadan olmaz. Günümüzde Hızır paşalar o kadar çoğaldı ki Muaviye’nin yağlı pilavını görenler koşuyor. Bu bir hikâye de olsa gerçek ve yaşanmış ve hep anlatılagelmiş bir şeydir. Hınzır Pir Sultan Abdal’ın ocağında yetişmiş bir kişidir. Hınzır Paşa Pir Sultan’ın yanında belli bir seviyeye geldikten sonra der ki prim bana bir destur ver de İstanbul’a gideyim mektep medrese göreyim, orada öğretimlerimi alayım gelip ondan sonra burada canlarımıza daha fazla hizmet edeyim der. Pirimiz de dedi ki ‘Hızır gidersin mektep medrese görüp gelirsin, Sivas’a da vali olarak atanır sonra da beni asarsın der” diyerek sözlerini tamamladı.

    Cemde gülbenglerin okunmasının ardından söylenen deyiş ve nefeslerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • 18. Cogi Baba Festivali, 21 Temmuz’da yapılacak

    18. Cogi Baba Festivali, 21 Temmuz’da yapılacak

    PİRHA-18. Cogi Baba Festivali, 21 Temmuz’da yapılacak. Festivalde sanatçılar deyişler seslendirecek ve Muhabbet Cemi yürütülecek. 

    ‘Doğamıza, inancımıza, dilimize sahip çıkıyoruz’ şiarıyla düzenlenecek 18. Cogi Baba Festivali Sivas İmranlı’da 21 Temmuz’da gerçekleşecek.

    Sunuculuğunu CAN TV programcısı Hüseyin Kelleci’nin yapacağı festivalde Necati Şahin ve DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete konuşma yapacak. Şıx Çoban Ocağı evladı İbrahim Kete, Muhabbet Cemi yürütülecek.

    Festivalde; Gülseven Medar, Cihan Çelik, Ayfer Düzdaş, Cemil Koçgiri, Aşık Sinem Bacı, Binali İlgün, Taner Arslan, Kemal Atamtürk ve Ekrem Yıldırım deyişler okuyacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Hakk’a uğurlama cemlerde olduğu gibi saz ve deyişlerle olur’-VİDEO

    ‘Hakk’a uğurlama cemlerde olduğu gibi saz ve deyişlerle olur’-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yapılan muhabbet ceminde konuşan Musa Kazım Engin dede, Alevi inancında ölüm ve öteki dünya olmadığını belirterek, Alevi inancının Hünkâr Hacı Bektaş Veli, Abdal Musa, Yunus Emre, Kaygusuz Abdal’ın ışığı ile bugünlere geldiğini kaydetti. Engin ayrıca Hakk’a uğurlama erkanının cemlerde olduğu gibi saz ve deyişlerle yürütüldüğünü vurguladı. 

    Antalya’da Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde muhabbet cemi yapıldı. Ceme, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Gülçin Akça, Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından Yol hizmetkârı Mustafa Sazcı, Kureşan Ocağı evlatlarından Musa Kazım Engin ve Zakir Barış Karabatak, Onur Can Doğancı katıldı.

     “ALEVİ İNANCINDA ÖLÜM VE ÖBÜR DÜNYA KAVRAMI YOKTUR”

    Kureşan Ocağı evlatlarından Dede Musa Kazım Engin yaptığı konuşmasında, “Yunus der ki ölür ise ten ölür canlar ölesi değil. Tabii ki biz o can kavramını içimizde taşıyoruz. Yunus 800 yıl evvel söylemiş bu sözü. Biz ölüme inanmayız, Alevi Bektaşi inancı ölüme inanmaz. Sadece ‘don değiştirdi kalıp değiştirdi Hakk’tan geldi yine Hakk’a gitti’ deriz. O nedenle ‘ölürse ten ölür canlar ölesi değil’ sözü buradan gelir” dedi.

    “ALEVİLER HİÇBİR ZAMAN ZALİMLERE BİAT ETMEMİŞTİR

    Alevi inancının Hünkâr Hacı Bektaş Veli, Abdal Musa, Yunus Emre, Kaygusuz Abdal’ın ışığı ile bugünlere geldiğini belirten Engin, “Bizleri bugünlere taşıyan, getiren ve her türlü zulme rağmen o ışığı, o aydınlığı ısrarla taşıyan, ısrarla devam ettirenlerdir. Çünkü tarih boyunca hiçbir zaman biat etmemişler. Hiçbir zaman devletin, Selçuklu’nun, Osmanlı’nın koyduğu sınırlara, kurallara ve mecburiyetlere hiçbir zaman uymamışlar. Peki karşılığı ne olmuş?  Karşılığı ölüm olmuş, sürgün olmuş, katliam olmuş” diye belirtti.

    “BİZ CEMLERİMİZİ VE CENAZE ERKANLARIMIZI SAZLA, DEYİŞLERLE, NEFESLERLE YAPARIZ”

    Cemleri ve Hakk’a yürüme erkanlarını telli kuran olarak bilinen bağlamalarla yaptıklarını vurgulayan Engin, şöyle devam etti:

    “Cemlerimizi kuran dediğimiz bağlamalarımızla yapıyor muyuz? Yapıyoruz. Yüzyıllardır bunu yapıyor muyuz? Yapıyoruz. Bu bir cem midir? Evet cemdir. Bizim Hakk’a yürüme erkanlarımız da bir cemdir. Biz Hakk’a yürüme erkanlarında sırtımızı canlara dönerek Hakk’a yürüme erkanı yapmıyoruz. Biz cemal cemale bir yarım ay biçiminde yapıyoruz. Tabutun bulunduğu tarafta Hakk’a yürüyen canın ailesi, eşiti çocukları musahibi varsa müsahibi. Niçin oradalar? Karşısında olan canlara hesap vermek için oradalar. Biz hesabımızı bu dünyada görüyor, öbür tarafa bırakmıyoruz. Bizim halk, mahkemelerimiz burada. Biraz evvel hizmet için rızalık aldık. Biz rızasız hiçbir şey yapamayız. Bizim yolumuzun temeli rızalığa ve ikrara dayanır. İkrarsız da hiçbir şey yapamayız. Pir Sultan Abdal diyor ya “İkrarsız şeytan-ı lain üçüncü ölmem bu hain, Pir Sultan ölür dirilir.”

    Gülbenklerin okunması, deyiş ve nefeslerin söylenerek semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • ‘Hızır dar günümüzde carımıza yetişen, halkın konuşan dili, uzanan elidir’-VİDEO

    ‘Hızır dar günümüzde carımıza yetişen, halkın konuşan dili, uzanan elidir’-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yürütülen Muhabbet Ceminde Hızır’ın elimizden tutan, dar günümüzde carımıza yetişen, halkın konuşan dili, uzanan eli olduğu vurgulandı. 

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yürütülen Muhabbet Ceminde Hızır’ın Alevi toplumundaki önemi konuşuldu.

    Muhabbet Cemine, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Gülçin Akça, Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından Yol hizmetkârı Mustafa Sazcı, Zakir Barış Karabatak ve Deniz Ada katıldı.

    “HACI BEKTAŞ VELİ DERGAHI, HIZIRIN KURUMSALLAŞMIŞ HALİDİR”

    Zakir Barış Karabatak Şah Kalender Çelebi ile ilgili yaptığı kısa sunumun ardından söz alan Kızıdeli Ocağı Yol yürütücüsü Mustafa Sazcı, “İçinde bulunduğumuz aylar Hızır ayları. Belki Hızır’la ortak görülmesi gerekirse Şah Kalender o dönemde Anadolu halklarının, Anadolu’daki Kızılbaş halifelerin Hızır’ı olmuştu. Hacı Bektaş Veli Dergâhı da varlığı itibariyle öyle bir dergâhtı. Çünkü Anadolu’da Kızılbaşlar buğday bulamadıklarından Hacı Bektaş Dergahı’nda bulunan ‘Kara kazan’ payıyla geçimlerini sağlamışlar, kara kazandan giden lokmalarla aşını almışlar. Pir Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nı Anadolu coğrafyasında Hızır’ının kurumsallaşmış hali olarak görmekte mümkün” dedi.

    “HIZIR, HALKIN KONUŞAN DİLİ, UZANAN ELİDİR”

    Sazcı, Hızır’ı halkın konuşan dili, uzanan eli olarak görmek gerektiğini vurguladı.

    Cemde gülbenglerin okunmasının ardından Kürtçe ve Türkçe söylenen deyişlerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Konyaaltı Cemevi’nde yapılan Abdal Musa ceminde, Kerbela’dan günümüze katledilenler anıldı-VİDEO

    Konyaaltı Cemevi’nde yapılan Abdal Musa ceminde, Kerbela’dan günümüze katledilenler anıldı-VİDEO

    PİRHA-Konyaaltı Cemevi’nde yapılan Abdal Musa ceminde Maraş’ta ve Kerbela’da katledilenler anıldı.

    Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneğinde yapılan Abdal Musa ceminde Maraş’ta ve Kerbela’dan katledilenler anıldı. Ceme Üryan Hızır Ocağı’ndan Dede Kenan Akbaba, Kızıldeli Ocağı evlatlarından Yol hizmetkarı Mustafa Sazcı  ve Zakir İsmail Gökçen Yosun katıldı.

    “ABDAL MUSA CEMLERİ ANADOLU’NUN BİRÇOK KENTİNDE HER YIL YAPILIR”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesi Dedesi Üryan Hızır Ocağı’ndan Kenan Akbaba, “Özellikle bu ayda Anadolu’nun birçok bölgesinde Abdal Musa cemleri düzenleniyor. Yılbaşına bir hafta kala köylerde cem tertiplenir köylerde, Khal Gağan derdik ev ev dolaşılıp hayvansal ürünleri toplardık ve bir gün sonra köy meydanında açık artırımla satardık. O paralarla kurban alıp Abdal Musa cemlerimizi yapardık. Anadolu’nun birçok bölgesinde Çorum, Maraş, Tokat, Erzurum, Erzincan ve Sivas’ta her yılın bu dönemlerinde cem tutulur, niyazlar yapılırdı. Alevi Bektaşi felsefesin her şeyden önce insanı sevmektir” diye belirtti.

    “İNSAN KAİNATIN BİR HAZİNESİDİR”

    Aleviliğin 72 millete aynı nazarda bakan bir felsefe olduğunun altını çizen Akbaba, dil, din, mezhep, ırk, cinsiyet ayrımı yapmadan ve bu Yol’a türap olan insandır. Alevilik insan merkeziyetçi bir inanç sistemidir. Yüzyıllardır Aleviler mum söndürdü diye iftiraya uğradı. Aleviler ana bacı tanımadı dediler, bizi horladılar dışladılar. Ama Aleviler mum söndürdü dedikleri bir ışıktır. Bizde her şey bir ışıktır. Mansur bir ışıktı, Nesimi bir ışıktı, Fazlı bir ışıktı, Pir Sultan bir ışıktı, Deniz Gezmiş bir ışıktı, Mahir Çayan bir ışıktı, sayamadım birçok kişi bizim ışıklarımızdı. Hepsini birer birer Alevi camiasında o güzellikler içerisinde yetiştiler ama karanlık güçler ne yaptılar o ışıkları birer birer söndürdüler.

    “DEVLETTEN MAAŞ ALAN DEDE, ALEVİ TOPLUMU NAZARINDA DÜŞKÜNDÜR

    Alevilerin cemevlerini cümbüş evidir diyenlerin bugün Kültür Bakanlığı adı altında Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurduklarını belirten Akbaba, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Gelip diyorlar ki, dedeler size maaş verelim, bu cemevlerinde gelin hizmet edin. Sen daha Alevilerin ibadethanesi cemevleridir diye tanımıyorsun. Orada sana cem yapacak dede benim nazarımda düşkündür, toplumumuzun nazarında düşkündür. Eğer para için bu Yol satılacaksa işte o bizim için en düşkünlük ocağı orasıdır. Bizler ne zaman Alevilerin cemevleri ibadethaneleridir denirse ve Alevilere yapılan katliamlar ne zaman tanınırsa o zaman bu devletin öz evlatları olmuş oluruz. Ama hiçbir zaman bizi tanımadıkları, bizler de asla Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı tanımayacağız ve içinde olmayacağız.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde Muhabbet Cemi yürütüldü-VİDEO

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde Muhabbet Cemi yürütüldü-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde Muhabbet Cemi yürütüldü. Muhabbet Cemi’nde, Aleviliğin, rızalık yolu olduğu, Alevi-Bektaşilik’te bilinmesi gereken kaynakların 1925’ten sonra yazılmış eserler olmadığı, dergahlar kapatılmadan önce dergahlarda, ocaklarda hizmet yürüten rehberlerin pirlerin mürşitlerin aşıkların sadıkların kelamları olduğu belirtildi.

    Muhabbet Cemi erkanına Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Gülçin Akça, Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından Yol hizmetkârı Mustafa Sazcı, Zakir Ali Aksoy ve Zakir Barış Karabatak katıldı.

    Yürütülen muhabbet ceminde Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Yol yürütücüsü Süleyman Demir, “Cemdeki mana bir araya gelmek toplanmak gönülleri birlemek rızalık almaktır. İkrar cemi kişi reşit olduktan yola ikrar verdikten sonra Alevilik öyle başlar. İkrar veren kişi Hakk’a yürüdükten sonra da o kişinin Dar Cemi yapılır. Alevilik insanlık üzerine kurulu bir yaşam biçimidir. Alevi Bektaşi inancı hizmetlerinde hepsinin ayrı ayrı bir anlamı vardır” diye belirtti.

    “BİZİM TEK KAYNAĞIMIZ AŞIKLARIN SADIKLARIN KELAMLARIDIR”

    Alevi Bektaşiliğin anlatılmasında ki eserlerin kesinlikle 1925’ten sonra yazılmış eserler olmadığını belirten Kızıldeli Ocağı Yol yürütücüsü Mustafa Sazcı,”1925’ten önce yazılanlar aşık sadıkların kelamları bizim tek kaynağımız. Onun dışında bizim hiçbir kaynağımız yok. Buyruk diyoruz en az 5 tanesini okudum 5’inde birbirinden farklı. Alevi Bektaşi gençliği Alevi Bektaş toplumu bu yazılı eserler üzerinden kendilerini tanıyamazlar. Dergahlar kapatılmadan önce var olan dergahlarda, o ocaklarda hizmet yürüten rehberlerin pirlerin mürşitlerin aşıkların sadıkların kelamları var. Yol ancak onlardan anlaşılır” dedi.

    “LAİK EĞİTİM, İNSANCA YAŞAM, DEMOKRATİK TÜRKİYE MİTİNGİ İÇİN CİDDİ ÇALIŞMA YAPILMADI”

    Kadıköy’de yapılan “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye’ mitingi” ilişkin hiçbir çalışmanın yapılmadığına tepki gösteren Sazcı, Son bir haftaya kadar hiçbir kurum çağrıda bulunmadı. Ne bir afiş, ne bir pankart, ne bir duyuru. Sadece WhatsApp gruplarında üyelere bir hafta öncesinden atıldı Dolayısıyla ciddi bir örgütlenme  olmadı ve 5000 kişiyle bir miting gerçekleşti. Acınası bir durum Türkiye genelinde Alevi Bektaşi kurumlarının katıldığı bir mitinge 5000 kişi katılıyor. Sadece İstanbul bunun fazlasını çıkarmalıydı” dedi.

      Alevi Bektaşi cemevi başkanlığının   başına getirilen kişinin hem faşist hem gerici hem yobaz aşırı derecede sinsi ve tehlikeli olduğunu belirten Sazcı, Ali Rıza Özdemir

    Alev Bektaşilere sapkın diyen bir adam. Türban takmayan Alevi kadınlarını ceme girmemesi gerektiğini iddia ediyor cemi de bir kültürel aktivite olarak görüyor. Asıl ibadeti namaz olduğunu söylüyor bunu söyleyen kişi Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığının başına getiriliyor” diye belirtti.

    “ALİ RIZA ÖZDEMİR ASIL İBADETİN NAMAZ OLDUĞUNU SÖYLEYEN BİR KİŞİLİK”

    Ocak zadeler meclisini kurdular bu mecliste ne yaptılar Hacı Bektaş dergahında Veliyettin Hürrem Ulusoy’a Dertli Divani babaya karşı bir açıklama yayınladılar onları düşkün addetmeye çalıştılar yine Ehlibeyt aşıkları Dergâhı gibi bir dergâh oluşurdular ciddi bir örgütlenmeler var. Tehlikeli olarak görülmesi gereken bir kişilik” diye belirtti.

    Alevi Bektaşi cemevi Başkanlığını ABF’nin tabanından daha fazla Alevi nüfusuna sahip olduğunu da vurgulayan Sazcı, “Özellikle kurumlar içerisinde var olan üniversite gençliğine hukukçulara söylenen şu ki AİHM’deki çıkan kararları biz de onaylatmak için mücadele edeceğiz. Biz Aslında iyi niyetliyiz iktidar yanlış yaptı şimdi düzeltmek istiyor görüşmelerde bunu beyan ediyorlar” dedi.

    “DEDELER BABALAR DONAMINMLI OLMALI  GENÇLERİ AYDNLATMALI IŞIK SAÇMALI”

    Murat Aşuroğlu ise, Cemi yürüten dedeler babalar hizmetlerinin anlamını çok iyi bilmeli ve bunu çok iyi anlatmalılar. 60 70 sene önce köylerimize gelen dedeler bize cemlerde barışı kardeşliği anlatırlardı. Cemler o zaman yasaktı. Hizmetlerin ne anlama geldiğini çok iyi anlatmanız gerekiyor. Niye, neden bugün hala Alevilerin üzerinde bu katmerli baskılar devam ediyor. 1500 sene önceki şeyleri anlatarak insanlarımız ileriye taşıyamayız, ışık saçamayız. Alevilik ışık saçmaktır. Biz bilimin temsilcileriyiz. Gençlerimize aydınlatmamız birbirimize bir şeyler vermemiz gerekiyor”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

     

  • Antalya’daki cemde, ÇEDES projesi ve Alevilere yönelik yapılan gözaltılara dikkat çekildi-VİDEO

    Antalya’daki cemde, ÇEDES projesi ve Alevilere yönelik yapılan gözaltılara dikkat çekildi-VİDEO

    PİRHA-Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yürütülen Muhabbet Ceminde, Sivas Madımak Katliamı davasının zaman aşımına uğratılması ve Alevi kurum temsilcilerinin ters kelepçe ile gözaltına alınmasına dikkat çekildi.

     Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde Muhabbet Cemi yürütüldü. Ceme Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Yol yürütücüsü  Zakir Süleyman Demir, Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından Yol yürütücüsü Mustafa Sazcı ve Sinemilli Ocağı Pirlerinden Süleyman Deprem katıldı.

    “ARAP İSLAMİYETİ’Nİ YERLEŞTİRMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    Abdal Musa Kültür ve Yaşatma Derneği Eşit Başkanı Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir cemde yaptığı konuşmada, “Cemler toplanıp yalvarıp yakarmak değil,  muhabbet etmektir. Memleketin halinide görüyorsunuz, yerlerde. Baskılar zulümler tekrar başladı, hükümet seçimi zorla aldı. Son bir 5 yıl içerisinde Arap İslamiyet’ini ülkeye yerleştirmeye çalışıyor” dedi.

    Her köye bir cami projesi kapsamında Alevi köylerinin asimilasyona uğratılmak istendiğini belirten Demir,  “Cami yapılmasına köy muhtarı ve halk bir şey olmaz ne olacak yolumuzda yapılacak, okulumuzda yapılacak camiden ne zarar gelecek öyle başlandı. Sonra bütün Türkiye’ye yayıldı bütün Alevi Bektaşi köylerine de imam atandı. Önce herkes güldü geçti, şu anda öyle bir hal aldı ki köylerinde namazlar başladı, çünkü camisi var” şeklinde ifade etti.

    ” İSLAMİ RİTÜELLERLE HAKK’A YÜRÜME ERKANI YÜRÜTÜLÜYOR”

    “Hakka yürüyen canların cenazeleri hocalar Arapça İslami ritüellerle kaldırmaya başladı” diyen Demir, “Bizim dedeler babalar kendisini geliştirip yetiştirilmedi ya da ekmek derdinden köyler terk edildi, hizmetler tam Sünni İslam inancına göre yürümeye başladı” dedi.

    Günümüzde okullarda derslere çokça din dersinin eklendiğini ifade eden Demir,” Bu da yetmedi, şimdi bir müezzin, bir imam okullara atayarak, bir de ilkokullardan başlayarak kendi İslam anlayışına uygun bir nesil yetiştirme projesi uygulanmaya konuldu” diyerek sözlerini tamamladı.

    “KATLİAMLAR UNUTULMASIN DİYEN ALEVİ KURUM YÖNETİCİLERİ İŞKENCEYLE GÖZALTINA ALINIYOR”

    Yol’un Alevilere bir dert verdiğini bu derdin ise çağımızdaki birçok sorunla ilgilenmekle yükümlü olduğunun altını çizen, Kızıldeli Sultan Ocağından Sazcı, “Biz mevcut düzenin hafif güzelleştirilmiş halini, mevcut düzenin bize dokunmayan halini talep eden bir inancın, bir Yol’un sürücüleri, Yol’un devamcıları, ardılları değiliz. Bizler bu cihanda Rıza şehri dediğimiz aslında barış içerisinde, kardeşlik içerisinde yaşandığı, sömürünün olmadığı bir cihanı var etmek için mücadelemizi sürdürüyoruz” dedi.

    Sivas Katliamı faillerinin, katillerinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın özel izniyle birlikte serbest bırakıldığını hatırlatan Sazcı, “Yıllardır bir Sivas Katliamı’na gittiğimizde şunu diyorduk, yobazlar yaktı, devlet baktı. Devletin hep aklayıcı pozisyonda olduğunu söylüyorduk. Bu da bunun tescillenmiş hali oldu. Bundan önce bir katili daha serbest bırakmıştı. Yine Sivas Katliamı’nın faillerini serbest bırakıyor” dedi.

    “PİR SULTAN’IN GÜZEL NEFESLERİNİ, DEYİŞLERİ SÖYLEMEK DEĞİL, PİR SULTAN OLMA ZAMANI”

    “Bu aslında bize bariz bir şekilde mücadelemizi bastırma girişimidir” diyen  Sazcı şöyle devam etti:

    “Artık bu devirde, bu durumda iktidar bizi inkâr ederken bizim mücadelemizi bastırmak için elinden gelen bütün aygıtları kullanırken bize bir çağrıda bulunuyor. Bir zalim varsa ona karşı mazlumların direnişini göstermek bizlerin boynunun borcu. Hüseyin’i analım ama, Hüseyin olabiliyor muyuz? Pir Sultan her nefesini söylüyoruz. Pir Sultan’ı sadece nefeslerini güzel diye veya bağlamayla nefesleri güzel gidiyor diye söylemiyoruz. Yapmış olduğumuz cemlerde sürekli isimlerini andığımız Şeyh Bedrettin, Börtlüce Mustafa, Torlak Kemal, Kalender Çelebi (Şah Kalender) bunlar kendi döneminde bir mücadelenin öncüsü. Elbette ki Yol, erkan sürmüşler cem civat yapmışlar, görmüşler görgüden, sorgudan, geçmişler talipleriyle ilişkileri geleneksel Aleviliğin içerisinde yerine getirmişler ama kendi döneminde egemenlere yönelik ciddi mücadele vermişler.”

    “ÇOCUKLARIMIZ ALEVİ DÜŞMANI EBU SUUD FETVALARIYLA EĞİTİLMEK İSTENİYOR”

    “Eğitim eskiden de dinciydi. Mütedeyyin İslam’ın anlatıldığı 7 yaşından tutun lise mezunu olacak 18 yaşındaki gence kadar İslam’ın dayatıldığı bir eğitim durumu söz konusu. Bu ilk defa bu kadar resmileştiriyor, bu kadar radikalleştiriliyor 6 yaşındaki çocuk da yine derslerinde din dersleriyle büyüyecek yine cennet cehennem korkusuyla geçirip yetiştirilecek, Allah’ın azabından korkacak ya da huri kılman gibi ödüllendirme ile bir ödüllendirmeyle büyüyecek. Bir Alevi Bektaşi genci olarak bir ocak evladı olarak benim değerim Ebu Suud’un fetvaları, ayetleri değildir.

    “BİZİM DEĞERLERİM EBU SUUD DEĞİL, ŞEYH BEDRETTİN, TORLAK KEMAL BÖRTLÜCE MUSTAFALAR”

    Benim değerime bakıyorum benim değerlerim Hünkar Hacı Bektaş Veliler, Şeyh Bedrettinler, Torlak Kemaller,  Börtlüce Mustafalar Baba İshaklar günümüzde ise cümle aşık-ı sadıklar, rehberler pirler, müşrikler benim değerim onların söylemleri ile çelişen hiçbir şey benim değerim değildir. Bu değer AKP’nin kindar ve dindar nesil yaratma projesinin değerleri, Ebu Suud’un, Yavuz Sultan Selim’in, 2. Mahmut’un değerleridir.”

    “ALEVİLERİN KATLEDİLMESİNİN SEBEBİ BARIŞÇIL VE ORTAK YAŞAMI ESAS ALMASIDIR”

    Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem ise, Alevilere yönelik katliamlara işaret ederek, “Aleviler bir tane karıncaya bile rızasız dokunmazken Selçuklu’dan bu yana Alevilere yönelen bu katliamlar sebebi ne? Bunları bilmez bunları kavramazsak kendimizi de tanıyamayız. Bu kadar zulmün, bu kadar imhanın, bu kadar asimilasyonun sadece Türkiye’de değil Orta Doğu’da ve Alevilerin yaşadığı her coğrafyada bu zulme maruz kalmalarının tek sebebi Alevilerin barışçıl olması, Alevilerin ortak yaşamı esas alması, paylaşımcı olmasından kaynaklıdır” diye belirtti.

    “SÖMÜRÜ SİSTEMLERİ HALKLARI BİRBİRİNE ÇATIŞTIRMADAN İKTİDARDA RAHAT EDEMEZLER”

    Sömürüyü reddetmek baştan devlet organizasyonunu reddetmek anlamına geldiğini söyleyen Deprem,” Hiçbir devlet yapısı sömürüsüz yaşayamaz, savaşsız hiçbir devlet ayakta duramaz. İlle bir düşman yaratmak zorundadır. Onun için Aleviler kadimden bu yana neden Alevi devleti kurmaya ihtiyaç duymamışlardır, çünkü klasik devlet yapısında her zaman sınıf çelişkisi, zengin fakir çatışması, yapay bir düşman belirleme, kahpe Yunan, pis Ermeni, kuyruklu Kürt gibi düşmanları yaratarak onlar üzerinden kendi iktidarlarının sürdürme gayretidir. Sömürü sistemi savaş olmadan, toplumlar birbiriyle çatışmadan iktidarlar rahat edemez; onun için biz birbirimizle kavgalı olmalıyız ki onlar tepede rahat etsin” şeklinde konuştu.

    Muhabbet Ceminde gülbenglerin okunmasın ardından Türkçe ve Kürtçe deyiş ve nefeslerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Bingöl’ün Avtariç köyünde 60 yıl sonra ilk kez cem yürütüldü-VİDEO

    Bingöl’ün Avtariç köyünde 60 yıl sonra ilk kez cem yürütüldü-VİDEO

    PİRHA-Bingöl’ün Yayladere ilçesinin Avtariç (Güneşlik) köyünde 60 yıl sonra ilk kez cem yürütüldü. Alevi inancında pir-rehber-mürşit-talip ilişkisi olması gerektiğini belirten Şıx Çoban Ocağı Piri İbrahim Kete, “Pir-talip ilişkisi ocak kültürü dışında ele alınamaz. Ocak kültürü pir-rehber-mürşit-talip topluluğundan oluşur, Alevi toplumun bütün ihtiyaçları bu oluşumun içerisinden karşılanır” dedi.

    Bingöl’ün Yayladere ilçesinin Avtariç (Güneşlik) köyünde 60 yıl sonra ilk kez cem yürütüldü. Muhabbet cemi erkanını Şıx Çoban Ocağı Piri İbrahim Kete yürüttü.

    “PİR-TALİP İLİŞKİSİ OCAK KÜLTÜRÜ DIŞINDA ELE ALINAMAZ”

    Alevi inancında Pir-Rehber-Mürşit-Talip ilişkisi olması gerektiğini belirten Şıx Çoban Ocağı Piri İbrahim Kete, “Pir-talip ilişkisi ocak kültürü dışında ele alınamaz. Ocak kültürü pir-rehber-mürşit-talip topluluğundan oluşur, Alevi toplumun bütün ihtiyaçları bu oluşumun içerisinden karşılanır. Buradaki ilişkiler eşitlik temeline dayanır, biri bir başkasının üzerinde egemenlik kuramaz” dedi.

    “İNANCIMIZ, EVRENİN HEPİSİNİ HAK OLARAK GÖRÜR”

    Alevi inancında hak olanın yol olduğunu vurgulayana DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Pir de yola taliptir, talip de yola taliptir, mürşit de yola taliptir, hak da yola taliptir. Çünkü bizim inancımız bu evrenin hepsini hak olarak görür. Nenelerimiz sabah güneşe karşı, önce evren için, sonra ülke için, daha sonra komşusu için en son kendi ailesi için dua ederdi” diye konuştu.

    Muhabbet cemi lokmaların pay edilmesinin ardından sona erdi.

    PİRHA/BİNGÖL

  • Kızıldeli ocağı talipleri Zeytinköy’de muhabbet cemi gerçekleştirdi-VİDEO

    Kızıldeli ocağı talipleri Zeytinköy’de muhabbet cemi gerçekleştirdi-VİDEO

    PİRHA- Kızıldeli Ocağı talipleri Yol yürütücüsü Mahmut Baba adına Zeytinköy mahallesinde muhabbet cemi gerçekleştirdi.

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yapılan cem erkânına Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından Mustafa Sazcı, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Gülçin Akça, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı, yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Zakir Ferhat Kilit katıldı.

    Kızıldeli ocağı talipleri Yol yürütücüsü Mahmut baba adına Zeytinköy mahallesinde Muhabbet cemi gerçekleştirdi.

    “ASIL OLAN GÖNÜL TEMİZLİĞİ”

    Yürütülen muhabbet ceminde Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından Mustafa Sazcı, yaptığı konuşmasında, “Bizim birbirimize karşı bir gönlü kırılan, bir husumeti varsa müşkülümüzü çözelim  cemimizde gönlümüzü bir edelim, ağzımızın tadı ile cemimizi yapalım. O yüzden kinimizi kibrimizi meydana attık. Buraya çıkan ana bacılarımız da o meydanda biriken kini kibiri postun altına süpürdüler meydanda bir kibirlik kalmadı. Biz su ile insanın yunabileceğini temizlenebileceğine inanmıyoruz. Suyla insan bedenini istediği kadar yıkasın asıl temizliğimiz gönül temizliği olduğunu düşünüyoruz. Aslında bizim buradaki saka hizmetimizde de gönlümüzü açarak kini kibirli meydana atalım” diye belirtti.

    “TALİP PİRİNE BAĞLI OLURSA OCAK TÜTER”

    Sazcı şöyle devam etti:

    “Delilin bizim için birçok anlamı var. O ocağın dumanı tütebilmesi çin bu üç saç ayağının üzerine oturması gerekiyor. Bizim Kızıldeli süreğinde de yine Alevi Bektaşi yolundaki en yüksek mertebe taliplik mertebesidir. İş ki talip talip olabilsin pirine rehberine mürşidine bağlı olabilsin. Talip rehberine pirine mürşidine bağlı olduktan sonra bu ocağın dumanı tüter. Görgü sorgu erkânlar olur musahip erkânları olur, bu hizmetler sürerse Alevi Bektaşi yolunu yaşatmış oluruz.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA