Etiket: muhabbet cemi

  • DAD Kadın Meclisi, 4 Mart’ta ‘Yolda ikrar, canda birlik muhabbet cemi’ yapacak

    DAD Kadın Meclisi, 4 Mart’ta ‘Yolda ikrar, canda birlik muhabbet cemi’ yapacak

    PİRHA-Demokratik Alevi Derneği Kadın Meclisi, ‘Yolda ikrar, canda birlik muhabbet cemi’ yapacak. 

    DAD Kadın Meclisi, ‘Yolda ikrar, canda birlik muhabbet cemi’ gerçekleştirecek.

    4 Mart Perşembe günü saat 16.00’da Yamanlar Bayraklı’da bulunan İzmir Alevi kültür Derneği’nde yapılacak muhabbet cemine, Babamansur Ocağı’ndan Rukiye Hurustan, Kureyşan Ocağı’ndan İlkin Yüksel Çağlayan, Yanyatır Ocağı’ndan Fatma Kaya, Seysabun Ocağı’ndan Zehra İncesu, Zakirler Ayfer Düztaş, Sevda Çelebi Çiçek, Yanyatır Ocağı’ndan Fatma Kılıç katılacaklar.

    PİRHA/ İZMİR

  • DAD Mamak Ana Fatma Cemevinde Gaxan kutlaması- VİDEO

    DAD Mamak Ana Fatma Cemevinde Gaxan kutlaması- VİDEO

    PİRHA- DAD Mamak Şube Ana Fatma Cemevi , Tuzluçayır  halkıyla birlikte geleneksel Gaxan etkinliği gerçekleştirdi.

    Haberin Videosu

    Demokratik Alevi Dernekleri Mamak Şube Ana Fatma Cemevi tarafından Gaxan kutlandı. Gaxan kutlamasına Aka-Der (Anadolu Kütür Araştırma Derneği ) ve Yoldaşca Türküler destek verdi.

    Tuzluçayır sokaklarında davul zurna eşliğinde başlayan kutlama Ana Fatma Cemevi önünde devam etti. Davul ve zurna eşliğinde evler ziyaret edilerek lokmalar toplandı.

    KADINLAR VE ÇOCUKLARIN KATILIMI YOĞUNDU

    Daha sonra Ana Fatma Cemevi’nde bir araya gelen yurttaşlar Gaxan’a ilişkin muhabbet cemi gerçekleştirdi. Sinemilli Ocağı Piri Süleyman Deprem’in yürüttüğü muhabbet ceminde çerağlar uyandırıldı, Zakir İmam Bakır’ın okuduğu deyişlerle semahlar dönüldü.

    Pir Süleyman Deprem, Gaxan’ın önemine değinerek yoğun kış şartlarında yaşanan ekonomik darlığa, kıtlığa karşı  dayanışmanın ve ortak kolektif yaşamın bu zorlu günleri aşmada çok önemli olduğuna vurgu  yaptı.

    Çocukların ve kadınların katılımın yoğun olduğu Gaxan kutlaması, Pir Süleyman Deprem’in çerağı sırlaması ve lokma gülbengi ardından dağıtılan lokmalar ardından son buldu.

    PİRHA/ANKARA

     

  • ‘İmam Hüseyin’in zalime karşı direnişini örnek alalım’-VİDEO

    ‘İmam Hüseyin’in zalime karşı direnişini örnek alalım’-VİDEO

    PİRHA- DAD Eyüp Şubesi’nde gerçekleşen muhabbet ceminde konuşan ADFE Genel Başkanı Celal Fırat, İmam Hüseyin için ağlamamak gerektiğini, onun zalimin zulmüne karşı direncini örnek almak gerektiğini kaydetti. 

    Haberin videosu

    Demokratik Alevi Derneği (DAD) Eyüp şubesinde oruç açma lokmasına Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sedat Şenoğlu, Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat ile yurttaşlar katıldı. Kureyşan Ocağı dedelerinden Düzgün Dağ’ın Zazaca verdiği gulbeng ile oruçlar açıldı.

    “BUGÜNÜN YEZİT’LERİ VAR”

    Oruç açımından sonra kısa bir muhabbet cemi gerçekleştirildi. Muhabbet ceminde konuşan HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, zalimliğin bugün icat edilmiş bir şey olmadığını, tarihten günümüze kadar süregeldiğini kaydetti. Tarihten bu yana iktidar, varlık, servet, taht, şan, şöhret için ne kadar büyük kötülükler yapanlar varsa bir de insanlığa hizmet etmek için yeri geldiğinde başını vermekten imtina etmeyenler olduğuna vurgu yapan Koçyiğit, “Bu coğrafyada zulüm hiç bitmedi. Bugünün modern Yezit’leri var. Toplumun çeşitli kesimleri üzerinde zalimane davranışlar gösteriyorlar” dedi.

    “YASI YAŞARKEN DİRENİŞİ UNUTMAMAK LAZIM”

    Diyarbakır, Van ve Mardin belediyelerine kayyım atandığını hatırlatan Koçyiğit, mazlumun yanında yer alanlar olarak dayanışmayı daha fazla büyütmek gerektiğine vurgu yaptı. Koçyiğit, Muharrem ayının yasını yaşarken direnişini de unutmamak gerektiğini ifade etti.

    “DAHA ÇOK KERBELALAR YAŞARIZ”

    ADFE Genel Başkanı ve İmam Rıza Ocağı dedelerinden Celal Fırat, Kerbela’dan bugüne 1339 yıl geçtiğini ancak bir şeyin değişmediğini vurguladı. “Eğer biz Hızırı ararsak Mehdi’yi beklersek daha çok Kerbelalar yaşarız. Birbirimizin Hızırı, Mehdi’si olmamız lazım. Çevremizi bilinçlendirmemiz lazım” diyen Fırat, İmam Hüseyin için ağlamamak gerektiğini onun zalimin zulmüne karşı direncini örnek almak gerektiğini kaydetti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Sadaka değil eşit yurttaşlık istiyoruz’-VİDEO

    ‘Sadaka değil eşit yurttaşlık istiyoruz’-VİDEO

    PİRHA- Muharrem ayı dolayısıyla İstanbul Bağcılar Cemevinde muhabbet cemi yapıldı. Cem öncesi PİRHA’ya konuşan kadınlar Aleviler olarak eşit yurttaşlık hakkı istediklerini belirttiler.

    Haberin videosu

    Muharrem ayında yas orucu tutan Alevi yurttaşlar oruçlarını açtıktan sonra cemevlerinde bir araya gelerek Kerbela Katliamı, İmam Hüseyin’in direnişi, şehit edilmesi ve 12 imamlarla ilgili muhabbet cemleri gerçekleştiriyor.

    İstanbul Bağcılar Cemevinde de Baba Mansur Ocağı dedelerinden Eren Yıldırım’ın lokma gülbengiyle oruçlarını açan yurttaşlar muhabbet cemine katıldı.

    Cem öncesi PİRHA’ya konuşan Dewreş Gewr Ocağı dedelerinden Hüseyin Kayar, İmam Hüseyin’in Kerbela’daki dik duruşuna vurgu yaparak günümüzde bu dik duruşu sergileyen kimsenin olmadığını söyledi.

    “ALEVİLERE EŞİT DAVRANILMIYOR”

    Alevilere baskıların günümüzde de devam ettiğini söyleyen kadınlar kamuda, eğitimde ve hizmet noktasında Alevilere eşit davranılmadığını kaydettiler.

    Medyada Muharrem ayı ile ilgili programların yer almamasını da eleştiren kadınlar Alevilerin yolunu, erkanını, inancını, kültürünü yaşatmak için cemevlerine sahip çıkmaları gerektiğini belirttiler.

    “SADAKA DEĞİL EŞİT YURTTAŞLIK HAKKI İSTİYORUZ”

    İnançlarını rahat yaşayamadıklarını belirten Güllü Yılmaz, “Biz herkese saygı duyuyoruz ama herkes bize saygı duymuyor. Televizyonlarda her gün Kuran okunuyor ama İmam Hüseyin adı hiçbir yerde geçmiyor. Yazıklar olsun ki bizden vergi alıyorlar. Ama vatandaşlığa gelince yok” diye konuştu.

    Hükümete seslenen Yılmaz, “Beni dışlıyorsun, bana ibadet yeri vermiyorsun, benim ibadetime saygı duymuyorsun o zaman bizden bir şey de bekleme. Biz eline, beline, diline sadık olan bir felsefeye sahibiz onun için de kimseden sadaka değil eşit yurttaşlık hakkı istiyoruz” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Demir Dede Türbesi’nde muhabbet cemi yapıldı-VİDEO

    Demir Dede Türbesi’nde muhabbet cemi yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman Demir Dede Türbesi’nde muhabbet cemi yapıldı. Kürtçe deyişler ile nefeslerin okunduğu ve semahların dönüldüğü cemde Alevi dergahlarına sahip çıkılması gerektiğinin vurgusu yapıldı.

    Adıyaman ve Maraş bölgesinde yapılan muhabbet cemlerinin üçüncüsü Demir Dede Türbesi’nde yapıldı. Cem için sabahın erken saatlerinde Demir Dede Türbesi’ne gelen canlar lokmalarını hazırlayıp pay ettiler.

    “DERGAHLARIMIZA SAHİP ÇIKMALIYIZ”

    Cem öncesi kısa bir konuşma yapan zakir Ali Sizer, “Dergahlarımız ve ziyaretlerimiz bizim kutsallarımızdır. Demir Dede de bunlardan biridir. Dergahlarımıza sahip çıkarsak yolumuza da sahip çıkmış oluyoruz. Bu nedenle buralara gelip niyazlaşarak bu dergahları ve ziyaretleri çocuklarımıza da anlatarak yaşatmamız gerekiyor” dedi.

    Muhabbet cemi okunan Kürtçe deyişlerle ve canların semaha durmasıyla sona erdi.

    DEMİR DEDE

     Adıyaman merkeze bağlı Çamgazi Köyü’nde türbesi bulunan Demir Dede hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır.  Üstü kapalı olan türbeye bitişik olarak cemevi bulunmaktadır. Yöre halkı tarafından cemevine ibadet için gelindiğinde Demir Dede de ziyaret edilmektedir.

    ADIYAMAN/PİRHA

  • Kakailer ile birlikte Gazi Cemevi’nde muhabbet cemi yapıldı- VİDEO

    Kakailer ile birlikte Gazi Cemevi’nde muhabbet cemi yapıldı- VİDEO

    PİRHA- Türkiye’ye inançsal temaslarda bulunmak için gelen Kakai Alevi İnanç Heyeti, son ziyaretini Gazi Cemevi’ne gerçekleştirdi. Cemevinde yapılan muhabbet cemiyle ziyaretlerini tamamladılar.

    Kakai Alevi İnanç Heyeti’nin Türkiye’deki son durağı Gazi Cemevi’ydi. Gazi Cemevi’nde heyeti cemevi yönetimi ve dedeler karşıladı. Dedelerin yanı sıra Alevi yurttaşlardan da Kakailere yoğun ilgi vardı.

    Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, dedeler Hasan Hayri Şanlı, Hasan Doğan, Hıdır Canan, İsmail Soyupak, Haşim Kızıldere, Kenan Cangüler, Nazım Elmas, Ali Elmas, sanatçı Ayfer Düzdaş heyeti karşılayanlar arasındaydı.

    Cemevinde tanışma faslının ardından bir muhabbet cemi gerçekleştirildi. Muhabbet ceminde çerağlar uyandırıldı, deyişler okunup semaha duruldu.(HABER MERKEZİ)

  • Urfa’da, Ulusoy’un katılımıyla cemevi açıldı: Çocuklarımıza Aleviliği öğretelim-VİDEO

    Urfa’da, Ulusoy’un katılımıyla cemevi açıldı: Çocuklarımıza Aleviliği öğretelim-VİDEO

    PİRHA-Urfa Sırrın Mahallesi’nde Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Urfa Şube’ye bağlı cemevi açılışı yapıldı. Açılışa Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy ve yüzlerce can katıldı. Ulusoy, cemevinin yapımında emeği geçenlere teşekkür ederek açılış kurdelesini kesti.

    Urfa Sırrın Mahallesi’nde Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Urfa Şubeye bağlı cemevinin temeli 7  yıl önce atıldı.  Mahallede yaşayan canların dayanışmasıyla yapılan cemevi dün akşam hizmete açıldı.

    Açılışa katılan Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy, emeği geçen herkese teşekkür ederek açılış gülbangı verip kurdeleyi kesti.

    Açılışın ardından yüzlerce canın, pirler ve babaların katılımıyla cem yapıldı. Cemde 12 hizmet yürütülmesinin ardından zakirlerin okuduğu nefesler ve deyişler eşliğinde semahlar dönüldü.

    Ceme çocukların, gençlerin ve kadınların yoğun katılımı dikkat çekti.

    “ÇOCUKLARIMIZA ALEVİLİĞİ ANLATMALIYIZ”

    Cemde bir konuşma yapan Postnişini Veliyettin Ulusoy, okullarda verilen eğitim sisteminin Alevi çocukları üzerindeki etkisine vurgu yaparak, “Bugün okullarda çocuklarımıza Sünnilik öğretiliyor. Böyle bir eğitim sisteminde çocuklarımız etkileniyor mu? Acaba çocuklarımızla ilgileniyor muyuz? Onlara Alevi olduğumuzu anlatıp, Alevilik yol erkanın nasıl olduğunu, inancımızı, yaşam biçimimizi anlatıyor muyuz? İnancımızın nasıl yaşandığını çocuklarımıza anlatıp kendi yolunu tanımaları için yardımcı oluyor muyuz?” diye konuştu.

    Ulusoy, son zamanlarda medya üzerinden yapılan tartışmaları da eleştirerek, “Bizim bu kadar sorunumuz varken, bunca problem dururken kendi kendimizle uğraşıyoruz. Bunları bir tarafa bırakarak Alevilik inancı ve yolunu öğrenmek ve çocuklarımıza öğreterek yoldan uzaklaşmamaları için çaba göstermeliyiz” dedi.

    Cemin yürütülmesinin ardından canlara hazırlanan lokmalar dağıtıldı.

    PİRHA/URFA

  • ‘Günümüzün masum-u pakları Berkin’dir, Ali İsmail’dir, Ethem Sarısülük’tür’-VİDEO

    ‘Günümüzün masum-u pakları Berkin’dir, Ali İsmail’dir, Ethem Sarısülük’tür’-VİDEO

    PİRHA- Ankara Yenimahalle PSAKD tarafından cemevinde Yass-ı Kerbela için Şah-ı Şehidan Hüseyni Hüdavendigar aşkına muhabbet cemi düzenlendi. Cemde bir konuşma yapan HDP Milletvekili Kemal Bülbül, günümüzün masum-u pakları Berkin elvan, Ali İsmail Korkmaz, Ethem Sarısülüktür, katledenler ise Yezid’tir” dedi. 

    Ankara’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yenimahalle Şubesi, cemevinde Yass-ı Kerbela için Şah-ı Şehidan Hüseyni Hüdavendigar aşkına muhabbet cemi düzenledi.

    Muhabbete, ABF Genel Başkan Yardımcısı Müslüm Metin, PSAKD Genel Sekreteri Onur Şahin, PSAKD Yenimahalle Cemevi yönetim kurulu üyeleri, SHP’nin Eski Ankara Milletvekili Kamil Ateşoğulları, PSASKD Mamak Şube önceki başkanı Mustafa Demirtaş ve Batıkentte oturan Alevi yurttaşlar katıldı.

    Yas-ı muharrem orucunun 2 gününde HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül tarafından verilen lokmada, dedelerin gülbanglarıyla canlar oruçlarını açtılar.

    Bülbül, daha sonra cemevine geçerek muhabbete mihman oldu. Dede Hasan Şener, Cemal Şahin ve Zakir Haydar Bektaş ve Ozan Uluçınar’ın yer aldığı muhabbete; Dede Hasan Şener’in gülbnegi ile başlandı.  Zakir Haydar Bektaş ve Ozan Uluçınar’ın deyiş- duaz-imamlarından sonra muhabbete mihman olan Kemal Bülbül bir konuşma yaptı.

    Bülbül, tarihte bazı vakalar, bazı durumlar, haller, biçimler ortaya çıkıyor. Herkes bundan kendine pay çıkarıyor. Tarihte Kerbela’dan mazlumların da çıkardığı pay var, zalimlerin de çıkardığı pay var. Bugün o zalimler de yaşıyor, bugün o mazlumlar da yaşıyor. Dolayısıyla Kerbela 1338 yıl önce olup bitmiş değil” dedi.

    “BERKİN ELVAN, ALİ İSMAİL KORKMAZ, ETHEM SARISÜLÜK MASUM-U PAKTIR”

    Bülbül konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Şu anda Türkiye’nin Yezid zihniyeti ile yönetildiğini Türkiye’nin bir bütün olarak Kerbelalaştırılmak istendiğini, örneğin Dersim’de sistematik olarak ormanların yakıldığını, Sivas’ın Alevi köylerinde maden araması adı altında bir tür Kerbelalaştırma projesinin olduğunu ifade ettik. Bakırtepe’de Mursal’da, aynı zamanda Türkiye tarihi zaten 1920-1921 Koçgiri ile başlayan Dersim’de devam eden Kırıhan’da Hatay’da Hekimhan’da, Elbistan’da Maraş’ta 4 Eylül 1978 Sivas’ta Madımak katliamıyla, Çorum, Gezi katliamıyla devam eden bir süreç var.
    Burada özellikle şunu belirtmek isterim ki; biz bazı şeylerin kıymetini anlayabilmek için o şeyin üzerinden yüzyılların geçmesi gerekmiyor. Biz anında kıymetini biçip, değerini biçip, adını koymamız lazım. O da şudur: Kerbela’da masumu pak dediğimiz katledilen canlar kimdi? Çoğunlukla çocuklardı değil mi? 6 Aylık çocuktan 7 yaşındaki çocuğa kadar birçok çocuk katledildi orada. Günümüzün masumu paklarından biri kimdir? Berkin Elvan’dır, günümüzün masumu paklarından biri Ali İsmail Korkmaz’dır, günümüzün masumu paklarından biri Kızılay meydanında canlı yayında polis kurşunu ile katledilen ve katlettiğinde de gelip amirine vurdum da geldim dedikleri Etem Sarısülük’tür. Bunlar günümüzün masumu paklarıdır. Kerbeladakiler hiç kimseden maddi manevi istemediği gibi Berkin de, Ali İsmail Korkmaz da, Etem Sarısülük de kimseden maddi manevi bir şey istemedi. Dolayısıyla bizim bunu böyle algılamamız lazım. Bunlara masumu pak dememiz için üzerinden 1338 yıl geçmesi gerekmiyor. Hemen anında anlayalım, kıymetini biçelim, niyazını yapalım. 16 yaşında, 15 yaşında çocuk, ekmek almaya giderken polisin hedef gözeterek ateş ettiği, başından vurduğu, birkaç ay komada kalan çocuk masumu pakın ta kendisidir. Masumu pak olarak algılanması gerekir. Eskişehir’de kuytu bir sokakta polisler ve ırkçı gerici kişiler tarafından linç edilerek katledilen Ali İsmail Korkmaz günümüzün masumu pakıdır.”

    “Böyle idrak edersek hakikati anlayacağız” diyen Bülbül, “O zaman Yezid’inde kim olduğu ortaya çıkıyor. Ali İsmail Korkmaz’ı, Etem Sarısülük’ü Berkin Elvan’ı katledenlerde Yezid’tir, Yezid’in ordusudur. Bunlardan bir tanesi yargılanıp ceza aldılar mı? Bunların Türkiye’de işkencede katledilen, polis kurşunu ile katledilen, sokakta katledilen kişiler için bir cezasızlık uygulaması var. Bu cezasızlık uygulaması devam ediyor” diye konuştu.

    Dersim Katliamı’nı yapanlara altın madalyalar verildiğini belirten Kemal Bülbül, “Katliamın anısında madalyalar basılmıştır. Evladı Kerbela’yı, ettiği hatayı, ayıptır, günahtır, yazıktır diye dara giden Pir Seyit Rıza’nın katilleri için madalya yapılmıştır” hatırlatmasında bulundu.

    “DEVLET ELİYLE YAKILIYOR”

    Milletvekili Kemal Bülbül konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bugün o topraklar, cayır cayır orman yakılıyor, sular kirletiliyor. Ana Fatma ocağı var, Ana Fatma Dergâhı var orada. Dersim ocakların yurdudur, Dersim erenlerin, evliyaların, Dersim şehidi şühedanın, Dersim Düzgün babanın, Dersim Munzur babanın yurdudur. Munzur babanın, Düzgün babanın yurdu şu an cayır, cayır yakılıyor. Ve bu sistematik yapılıyor, devlet eliyle yakılıyor, güvenlik güçleri eliyle yakılıyor.
    Biz oraya gittiğimizde de bizi yangın yerine göndermemek için bin bir türlü önlem aldılar, bin bir türlü engelleme yaptılar, hakaret ettiler, tartakladılar. 11 arkadaş gittik oraya, 20 Km mesafedeki yangın yerine gidip yangına müdahale etmeye bırakmadılar, kendileri de yangına müdahale etmiyor, yakıyorlar.

    “GAZAL DEDEYİ UNUTMAK İHANETTİR”

    Ortadoğu’da Türkmenler, Araplar Ezidiler, Süryaniler, Ninova’da yaşayan Suryaniler, Kerbela’nın yanı başındadır Ninova. Şengal’de yaşayan Ezidiler, Suriye’nin çeşitli yerlerinde yaşayan Türkmenler. Gazal dedeyi unuttuk mu? Kaçırılıp işkence ile katlettikleri 70-80 yaşındaki Arap Alevi’si Gazal dedeyi unutmak ihanettir.
    Bunları kaçırdılar kadınları hala kadın pazarlarında satıyorlar. Ve bunların ortaklarının kim olduğunu biz biliyoruz.

    “GAR KATLİAMI BİR KERBELA DEĞİL Mİ?”

    Gar katliamı bir Kerbela değil miydi? Suruç’ta savaş travmasından acıyla kıvranan annesini, babasını kaybetmiş çocuklara oyuncak götürmek için bir tek amaç için topladıkları oyuncakları götürmek için Suruç’a giden canları katledenler kimdi? Yezid’in kendisiydi. Göz yumanlar kimdi? Yezid’in ortaklarıydı. Yezid’in kendisi ve ortakları şu an bizleri yönetiyor. Gar Katliamı’nın olacağını devlet erkânının tamamı biliyordu. Güvenlik güçleri biliyordu. Meydana polisler gelmedi, engelleme yapmadı, önlem almadı, neden? Orası Kerbela olsun, kan gölüne dönsün diye yapmadılar. Hal böyle iken biz bunun hikâyesini anlatıyoruz, hikâyesini anlatıp dövünüyoruz, hikâyesini anlatıp acılara gark oluyoruz, hikâyesini anlatıp ağlıyoruz. Eyvallah acıya gark olmak ağlamakta insani, ahlaki vicdani bir şeydir. Lakin biz çaresiz değiliz. Alevilikte çaresizlik yoktur, Türkiye halkları için çaresizlik yoktur, bir çare vardır. O çare 800 yüzyıl önce hünkârın bizim daima düsturumuz olsun diye ifade ettiği bir olalım, iri olalım diri olalım düsturudur.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Hakikatin klamlarına yolculuk – VİDEO

    Hakikatin klamlarına yolculuk – VİDEO

    PİRHA- “Adıyaman’ın kendi içerisindeki özgünlüğünde kaldım, orada da kalmak istiyorum. Bir klamda ‘Madde değil mana bizim ehlimiz, dost cemali olur açan gülümüz. Binbir donda ayan bizim halimiz o sebepten giden gelen üryan da biz oluruz.’ Biz kendimizde kalmak istedik. Ama zaman, teknoloji, değişim, dönüşüm bir şekilde insanları bir yerlere getiriyor ama köklerimizden kopmadan çağın içerisinde yaşamaya çalışıyoruz.”

    Adıyaman’lı bir hakikat aşığı Ali Sizer. Küçükken katıldığı muhabbet cemlerinde öğrendiği yol geleneğini sürdürmeye çalışıyor. Sizer öğrendiği hakikat geleneğini eserlerine yansıtarak kalıcılaştırmayı hedefliyor.

    Ali Sizer 3. albümü için kayıtlara başladı. Kayıt yaptığı stüdyoda ziyaret ettiğimiz Sizer ile albümüne yönelik koyu bir muhabbete başlıyoruz. O eserlerini seslendiriyor, biz ise o güzel deyişleri dinliyoruz.

    Okuma yaparken albümün adı netleşiyor aslında ‘Güla Makamê’…  Toplamda sekiz eserden oluşuyor albüm. İkisi Türkçe, altısı Kürtçe olan eserlerin çoğu kendisine ait. Albümde iki semah deyişi de yer alıyor. Bir eser ise Alevi-Kızılbaş inancındaki kadını anlatıyor.

    Ali Sizer ile yeni albümü ve hazırlıklarını konuştuk.

     Ali Sizer kendisini nasıl anlatır bize? 

    Adıyaman’ın merkeze bağlı Yarma Kaya Köyü’nde oturuyorum. İsterdim ki röportajlarımı kendi anadilimde yapayım ama burada sohbetimizi Türkçe yapıyoruz. Adıyaman’da doğdum, orada yaşıyorum. Çiftçi bir ailenin çocuğuyum. Bir taraftan rençberlik yapıyorum. Diğer taraftan, kültür sanat içerisinde harmanlandığım Adıyaman’ın kendine ait, benim içinde yer aldığım Safi dedikleri bir hakikatçi gelenek, bu geleneği sürdüren bir gurubun içerisinde büyüdüm. Oda cemlerinde, muhabbetlerinde büyüdüm. Oradan aldığım gıdayı şimdi insanlarla paylaştığım zaman mutlu oluyorum. Müzik alanında akademik bir eğitim almadım. Bizde usta çırak ilişkisi vardır. Oda muhabbetlerinde genelde üç telli tambur çalınırdı. Mehmet Ali amca vardı ondan feyzalırdım.

    “ADIYAMAN’IN KENDİ İÇİNDEKİ ÖZGÜNLÜĞÜNDE KALDIM”

    Adıyaman’ın kendi içerisindeki özgünlüğünde kaldım, orada da kalmak istiyorum. Bir klamda ‘Madde değil mana bizim ehlimiz, dost cemali olur açan gülümüz. Bin bir donda ayan bizim halimiz, o sebepten giden gelen üryan da biz oluruz.’ Biz kendimizde kalmak istedik. Zaman, teknoloji, değişim, dönüşüm bir şekilde insanları bir yerlere getiriyor ama köklerimizden kopmadan çağın içerisinde yaşamaya çalışıyoruz.

    “ALEVİLİK KENDİ İÇİNDE ÇOĞULDUR”

    Sözlü gelenekle aktarılan kültürlerde, aktarım oldukça önemli. Ne yazıkki bir çok Alevi deyişi kayboldu. Şimdilerde aktarma araçları çok daha gelişmiş. Gelecek kuşaklara kültürel hafızamızı aktarmak açısından, söylediğiniz klamları çocuklarınıza aktarıyor musunuz? İlgileri nasıl? 

    Kızım müzik öğretmenliği okudu. Batı müziğiyle ilgileniyor. Bizim geleneğimizde babadan oğula diye bir şey yok. Hak eden kişiye hak diyoruz. Alevi-Kızılbaş toplumunun da kendi içinde yer aldığı bir şeydir. Irkı, dili, dini ne olursa olsun fark etmiyor. Kimse bize bir şey bahşetmedi, bizim emeğimiz varsa biz de oradan marifet almışız. Ama tamamen emeğe ve hizmete dayalıdır. Geçmişten ne aldıysak çocuklarla paylaşıyoruz. Tıpkı halkımızla gittiğimiz yerlerde konser ve panellerde paylaştığımız gibi. Özelimiz bizim halkımız, irfanımız. Özelimiz bizim geçmişte aldığımız geleneğimizdir. O özelimizi bile şu anda herkesle paylaşıyoruz. Keşke biraz daha özel kalsaydı. Ben bazen diyorum; keşke bu kamera olmasaydı. Çünkü Alevilik- Kızılbaş- Bektaşi geleneği bunlar zaman içerisinde maddeleşiyor. Şu anda federasyonlar, konfederasyonlar “biz karar aldık” diyor. Cemlerde şu gülbeng okunacak, şu figür dönülecek. Bizim geleneğimizde böyle bir şey yok. Yani Diyanet İşleri Başkanlığı değil ki. Alevilik kendi içinde çoğuldur. Onun için bizde kendi ailemiz dahil, kendi içimizde çoğulculuğumuzu kabul ediyoruz. Bizim inancımız özgür bir inançtır. Biz Emevi-İslam iktidar gibi Müslümanlar gibi ‘Sen bunu yapmasan şöyle olursun’ gibi, öteki dünya gibi bir hayali yok. Burası yer küredir. Bütün bir varın zerrecikleriyiz.

    “ÜÇ TELLİ TEMBURDA HAYAT BULUYORDUM”

    Deyişlerle büyüdünüz. Peki müziğe ne zaman başladınız? 

    Şu yaşta bunu yaptım diyemiyorum, çünkü; evdeki muhabbetler vardı. Gözlerimi açtığımda bir gelenek vardı. Köydeki yaşlılar bir araya geldiği zaman yoğunlaşan bir muhabbet geleneği, bir zikir geleneği vardı. Bunların kayıtları var. İleri zamanlarda bu kayıtları yavaş yavaş paylaşacağım. 15 yaşından sonra temburla çalıyordum. 20 yaşına geldiğimde dört ay bağlama kursuna gittim. Ama klamlarımı söylerken bağlamayla söyleyemedim. Alışmıştım üç telli tembura, onu aldığımda onda hayat buluyorum.

    “TÜRKÜLERİ SÖYLERKEN DELİL OLDUM”

    Bir de bu bir hizmettir. Bu geleneğin dışında da bir hal’dir. O hali sana giydirdikleri zaman manada sen fark etmiyorsun. Ben türküleri söylerken, klamlarımı yaparken delil oldum. Ben bunları yazarken çoğuna diyorum ki, “Bu sözler benim değil.” Çünkü hakkın verdiğidir, bizimkilerin verdiğidir.

    Üçüncü albümünüzü çıkarıyorsunuz. Bu albümde neler var?

    Üç albümüm oldu. Biri demo gibi birşeydi. Ama iki tane profesyonel. Biri Ses Müzik’ten çıktı. ‘Sürek’. Bir tanesi de KOM Müzik’ten çıktı. Adı, ‘Sina Husên’. Şimdi üçüncü albümün çalışmasındayım.

    Bu albümüm sekiz tane klamdan oluşuyor. Altı tanesi Kurmanci, iki tanesi Türkçe. Projelerim devam edecek. Bundan sonraki çalışmamda biraz dengbejlik üzerinde yoğunlaşacağım. Birazda Helbest (şiir) çalışmalarım olacak. Benim çalışmalarım daha çok kayıt altına alınsın diye. Alevi-Kızılbaş yol geleneğinin Kürtçesidir. Bunlar çok bilinmiyor. Kızılbaş Alevi, Kürt Alevi olmaz diye bir algı var halk arasında. Oysa biz binlerce yıldır bu topraklarda yaşadık, yaşıyoruz ve yaşamaya devam edeceğiz. Kendi dilimizle ayetlerimizi, nefeslerimizi söyledik. Onları biraz devam ettirmek istiyorum.

    “ANLAŞILIR BİR DÜNYA İÇİN BÜTÜN DİLLER EŞİT OLMALI”

    Dilinizi ve inancınızı yaşatmak için çaba gösteriyorsunuz. Bir çok yer de de bunu dile getiriyorsunuz…

    Benim insanlığa dair ne marifetim varsa, inan ana dilimden aldım. Bir başka dilden bu kadar marifeti öğreneceğimi sanmıyorum. Herkesin ana dili onun ana sütüdür ve bütün marifeti oradadır. Benim önceliğim her zaman ana dilim olmuştur. Çünkü ben Kürtçe düşünüyorum, Kürtçe düşünüp Türkçe yazmaya gerek yok. Kürtçe rüya görüyorum. Kendimizi birilerine kabul ettirmek zorunda değiliz. Bunu korumamız bulunduğumuz bölgeyi yaşatmamız gerekiyor. O anlamda Kürtçeyi önemsiyorum. Çünkü onun için bir sürü mücadele veriliyor. Bu dil üzerinden bir sürü tahribat yaşayan aile var. Anlaşılır bir dünya için bütün dillerin eşit olması gerekir. O yüzden herkes kendi ana dilinde söylemeli bence. Benim yaşamımda bu vardı.

    Toplumun ve gençliğin ilgisi nasıl eserlerinize? 

    Aslında benim dinleyici kitlemi gençler oluşturuyor. Gençler arasında etnomüzikoloji alanında çalışan gençler ya da gelenekçi kendi ana dilleriyle özdeşleşmiş bir gençlik var. Aynı zamanda, yaş ortalaması 35-50 yaş arası dinleyi kitlem de var. Yurt dışında birkaç tane dinleti verdim. Dışarıda da ilgi güzel. Bizimki yol gereğidir, hak içindir, hukuk içerisindedir. Ben değil, bizlerin var olduğu bir yaşam için olduğunda çok fazla bir şey beklemiyorum. İnsanların kendini görmesi, kendini bulması bir klamın içerisinde bir demin bir muhabbetin içerisinde insanların ruh halinin anlaşılır olması onunda bize dönmesi sevindirici.

    “BİZLER KÜLTÜR ELÇİSİYİZ”

    Adıyaman deyince hakikat cemi, muhabbet cemleri geliyor aklımıza. O muhabbetler şimdilerde de yapılıyor, bunun devamlılığı nasıl sağlanabilir?

    Taşıyıcı olmak gerekir. Aslında biz bir kültür elçisiyiz. Bölgelerin bulundukları yerlerin kültürlerini, edebini, erkanını alanlar kültür elçileridir. Bir yerde onların özel yaşamları da bizleri ilgilendiriyor. Yani söylemi ile eylemi biraz birbirine yakın olmalı. Söylem ile eylem farklı olunca o gelenek de yaşamıyor. Adıyaman’da da son 50-60 yılda çok fazla ocak dedelerinin götürdüğü bir hizmet yoktu. Üryan Hızır Ocağı, Ağuçan Ocağı, Hacı Kureş Ocağı. Bundan 50-60 yıl önce verilen ikrarlar hala devam ediyor. Bizim sofi grubunun kendi içindeki bu dem muhabbetler vardı. Son dönemde de derneklerin kurulmasıyla birlikte biraz daha maddeleşti. İşte bazen istemediğimiz platformlarda bile semahların dönüldüğüne şahit oluyoruz. Bilmiyorum ne kadar yaşar ama ben yine söylüyorum biraz kendi tizinde kalmalıydı Alevilik. Çok fazla maddeleşmemeli.

    Bütün kurumlara; lütfen her bölge kendi dilini, her bölge kendi gelenekselliğini, her bölge kendi ocak piriyle, her pir kendi piriyle buluşsun. Yani tekil olduğu zaman bitersin, maddeleşirsin. Biz tekil değiliz. Alevilik kendi içinde çoğuldur. Çepnidir, Romandır, Yörüktür, Kürttür.

    Son olarak ne söylemek istersiniz?

    Albüm biraz geç kaldığım bir çalışma. Ama yine muhabbet dolu, yine dem dolu yine kendimize ait. Bize bağışlananın halkla buluşması diyeyim. Kendime ait bir şey yok, sadece bizlerin, toplumun halkın, yoldaşlarımızın, erlerimizin bize bağışladığını, bizlerde sevenlerimizle buluşturacağız. Dilerim insanlarda buna hak ettiği yeri verirler. Herkesin emeği hak katında kabul olsun. Biz ne dersek diyelim halkın bizi nerde gördüğü haktır. Kendimizi hiçbir yerde görmemize gerek yok. Halkın yüreğinde ne varsa sen osun.

    Semra ACAR/İsmet SEFER

    İSTANBUL

  • Altınoluk’ta gençler ve kadınlarla muhabbet cemi yapıldı

    Altınoluk’ta gençler ve kadınlarla muhabbet cemi yapıldı

    PİRHA- Alevi Kadın ve Gençlik Eğitim Kampı devam ediyor. Perşembe akşamı Altınoluk Cemevi’nde muhabbet ve cem yapıldı.

    Garip Dede Dergahı ve Alevi Kültür Dernekleri’nin organize ettiği Alevi Kadın ve Gençlik Eğitim  Kampı’nın 6. gününde Balıkesir Altınoluk Cemevi’nde muhabbet cemi yapıldı. Gençler ve kadınların katıldığı cemde gençlerin mutlaka cemevlerine sahip çıkması çağrısında bulunuldu.

    Cem öncesi Alevilerle ilgili muhabbetin yapılmasının ardından on iki hizmet  gerçekleşti. Dedeler İbrahim Aydemir ve Celal Fırat’ın yönettiği cemde zakir Rıza Gül’ün deyişleri ile semaha duruldu.

    TOPLUMUN GELECEĞİ GENÇLİĞİN ELİNDE”

    İbrahim Aydemir dede, “Bir toplumun geleceği gençliğin elindedir. Gelecekleri ancak gençlik taşıyabilir. Taşıyamazsınız yok olur gideriz. Aleviler örgütlenmesi için tarihi rolleri iyi oynamalı ve marjinalikten kaçınmalıdır. Marjinallerimiz küçülür küçüldükçe yok oluruz. Artık birliğimizi dirliğimizi korumalıyız. En çok gençlerimize düşüyor bu görev” dedi.

    Celal Fırat dede ise, “Cemevilerinde problemler var. Bize ait olmayan dili kullanıyoruz. Bize ait olmayan değerler önümüze konuluyor. Buna dikkat etmeliyiz” ifadelerini kullandı.

    “BAŞKALARININ İNANCI İLE ÖVÜNMEYİN”

    Muhabbet cemine başlayan Celal Fırat hoşgörü tanımına Alevilikte ne olduğuna ilişkin konuştu.

    Alevilerin hak taleplerinden bahseden Fırat, “Elimize, dilimze sahip olmamız lazım. Her dinin kendi geleneklerini yaşaması gerekiyor. Katliamlarla karşılaşan bu inanç zalimlik yapmamıştır, onun için birilerinin inancı ile övünmeyin kendi inancınıza bakın. Her insan birbirinin elinden tutması lazım. Kin nefret barındırmamız lazım ruhumuzda. Gönül kapılarınızı birbirinize açın. Alevi pirleri ile kurum başkanlarını karşı karşıya getirmek isteyenler var” ifadelerini kullandı.

    Muhabbetin ardından on iki hizmet gerçekleşti.

    PİRHA/BALIKESİR

     

     

  • Mamak’ta evlerde cem erkanı yürütülmeye devam ediyor-VİDEO

    Mamak’ta evlerde cem erkanı yürütülmeye devam ediyor-VİDEO

    PİRHA – DAD Mamak Şube Ana Fatma Cemevi, Cengiz Han Mahallesi’nde Sinemilli pirlerinden Süleyman Deprem ve Baba Mansur Ocağı’ndan Ali Haydar Uçkan’ın katılımı ile cem erkanı yürüttü. Cemde 8 Mart’a ilişkin aktarımlarda bulunuldu. 

    Demokratik Alevi Derneği Ana Fatma Cemevi’nin başlatmış olduğu evlerde cem erkanı ile asimilasyon politikalarına karşı geçmişten günümüze miras olan Alevi değerlerini gelecek nesillere taşımak amaçlanıyor. Ayrıca hem Alevi inancını doğru temelde öğrenmek, hem de mahallelerde bulunan Alevi canların bir araya gelmesi de sağlanıyor.

    Bu cemlerin devamı olarak Ana Fatma Cemevi Eşbaşkanı Hasan Altun’un Mamak Cengiz Han Mahallesinde bulunan evinde cem erkanı gerçekleştirildi.

    Cem erkanını Sinemilli Pirlerinden Süleyman Deprem ve Baba Mansur Ocağı mensubu Ali Haydar Uçkan’ın yürüttü.  Zakirliği Süleyman Deprem’in yaptığı Cem erkanında Pir Deprem Alevilikte kadının önemini aktardı.

    “YOLUMUZUN SAHİBİ KADINDIR”

    Pir Deprem, “Kadın insanın kendisidir. Geri kalan hepsi kadının evladıdır. Yaratan kadındır, Alevilikte yaratıcı kadındır. Anadır, Kibeledir, Ana Fatma’dır, Naciye’dir, kadın bu yolun sahibidir ama biz önce toprağı esir aldık, sonra kadını esir aldık.  Birisine sınır çizdik parselledik, adını ülke koyduk, vatan koyduk esir aldık. Kadına da zincir vurduk köle yaptık” diye konuştu.

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü  vesilesiyle kadının mücadelesini de aktaran Deprem sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Öyle esir aldık, ondan sonra savaş başladı, ondan sonra açlıklar başladı, ondan sonra toplumun düzeni bozuldu. Her zaman söylüyoruz: Ne zaman ki kadın ve toprak ana özgürleşirse, o zaman savaşlar ortadan kalkar, barış oluşur .

    Yolumuzun sahibi kadındır. Bu yola sahip olmaları için özellikle kadınlarımızdan rica ediyoruz. Evet sizi engelledik, size zor koştuk, size yasakladık, sizleri bu yoldan uzak tuttuk. Ama buna rağmen şurada bir oranlama yapsak,  ceme gelen kadınlar erkeklerden fazla. Doğuran kadın, eğiten kadın, bu yolu öğretecek olan da kadın. Eğitim çocukluktan başlar.Burada bulunanların yaş ortalaması ağırlıkta 60 ve üzerinde. Bu kuşak gittikten sonra bu odada cem için kim toplanacak”

    Konuşmaların ardından çerağlar yakıldı, gulbanglar okundu. Deyişler eşliğinde semaha duruldu. Erkanın ardından canların getirdiği lokmalar pay edildi.

    “ALEVİLİĞE FARKLI BAKIŞ AÇIM OLUŞTU”

    Evlerde cem yürütülmesine ilişkin PİRHA’ya konuşan Erol Akkuş, “Bu akşamki muhabbet cemi gerçekten Alevilikle ilgili düşüncelerimde farklı bakış açısı oluşturmuştur.  Sünni inancı ile bağdaştırılmaya çalışılan Aleviliğin, Müslümanlığın bir dalı gibi gösteriliyor. Gerçekten güzel bir muhabbet cemi oldu” dedi.

    Mehmet Şimsek ise, “Cemde insanların duyguları çok farklıydı. Sorular soruldu. Alevilik  yeni yeni kavranmaya başlanıyor” diye konuştu

    İldem Uyar da, “Evde cem yapıldı, her şeyi güzel söylediler.  Dede de her şeyi güzel söyledi. çok beğendik hepsine teşekkür ediyoruz” diyerek duygularını dile getirdi.

    “EVLERDE CEM YAPILMAYA DEVAM EDİLMELİ”

    Gülistan Aydoğdu ise düşüncelerini şöyle aktardı:

    “Cemin anlamına yakışır bir şekilde yaptık. Uzunca bir süredir Alevilerin yaptığı cemlerde bir yozlaşma hali olduğunu düşünüyorum. Çünkü Alevilik doğa ile kendisi ile barışıktır. İnsanlarla barışıktır, tüm canlılarla barışıktır. Asimilasyon nedeniyle Alevilerin kendi felsefelerinden uzaklaştıklarını düşünüyorum. 80’lerden sonra özellikle Fetöcüler Aleviliğe el attılar, yozlaşma orada başladı. Bu tür cemlerin sürekli yapılması gerektiğine inanıyorum. Şu anda bizim ihtiyacımız olan barış.”

    Büyük cemevlerine gittiğinde çok fazla anlaşılmadığını ifade eden Sultan Kuruöz, “Çok memnun oldum. Dede bize bilmediklerimizi de söyledi. Küçükken hiç bir şey bilmiyorduk. Yaşım 66, cemevlerine gidip birşeyler öğrenmek istiyoruz. Bugün daha güzel geçti güzel şeyler öğrendik dedemize çok teşekkür ederiz” dedi.

    KÜS OLAN CANLAR BARIŞTI

    Aynur Aktaş, “Hasan beyin daveti üzerine geldik. Her şey çok güzeldi. Her şeyden önce dedemiz bilimsel şeyler anlattı. Şimdiki dedelerimiz daha bilgili, daha açık. Her zaman da görmek isteriz. Amaç zaten bir araya gelmek, tanışmak, lokma yemek, dua almak” diye konuştu.

    Bir arkadaşıyla küs olan Adem Yorgancı ise cemde dedenin huzurunda barıştıklarını belirterek “Herkesin birbiriyle can olmasını birlik ve beraberlik içinde olmasını çok istiyorum” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

      

  • ‘Maraş davası Aleviler için onur davasıdır’-VİDEO

    ‘Maraş davası Aleviler için onur davasıdır’-VİDEO

    PİRHA – Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Elbistan Şubesi Cemevi’nde yapılan muhabbet ceminde Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin anılmasının Alevi yolunun gereği olduğu vurgulandı.

    Haberin Videosu

    Maraş Katliamı’nda hayatını kaybedenleri anmak için Maraş’a giden Alevi kurum temsilcilerinden oluşan heyet Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Elbistan Şubesi Cemevi’nde canlarla ile cemal cemale geldi.

    Muhabbet cemi gibi yapılan toplantıda heyette yer alan Alevi kurum temsilcileri kısa birer konuşma yaptılar.

    “MARAŞ DAVASI ALEVİLER İÇİN ONUR DAVASIDIR”

    Açılış gülbangını Nurettin Aksoy dedenin verdiği toplantıda ilk olarak HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş konuştu. Alevi kurumları olarak temel görevlerinden birinin tarihlerine sahip çıkmak olduğuna dikkat çeken Baş, Maraş Katliamı davasında hala gizlilik kararı olduğunu belirtti. Baş, şunları kaydetti: Maraş davasını iyi takip etseydik belki de Sivas davası olmayacaktı. Maraş davası Aleviler için onur davasıdır.

    “ALEVİ YOLUNU YAŞATANLARI ANMAZSAK BU YOLU YÜRÜTEMEYİZ”

    Baş’ın ardından söz alan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Onursal Başkanı Turgut Öker, cemlerin sadece inanç anlamında hizmetlerin yerine getirildiği yerler olmadığını söyleyerek, “Bu yolda şehit olanlar anılmadan cemlerimiz birlenmez. Alevi yolunu yaşatanları anmazsak eğer bu yolu yürütemeyiz” şeklinde konuştu.

    Yeni Maraşların olmasını istemediklerini kaydeden Öker, “Amaçları Alevileri ve Aleviliği yok etmek. Bizim de görevimiz Alevileri ve Aleviliği yaşatmak” dedi.

    “MARAŞLILARI YÖRÜKSELİM’DE GÖRMEK HAKKIMIZ”

    Öker’in arkasından söz alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, Maraş Katliamı’nın yapıldığı sırada insanların buradaki Alevilere yardım etmesinin engellendiğine dikkat çekerek, Pazar günü yapılacak anmaya Maraşlıların duyarlılık gösterip katılmalarını istedi.

     

    “ZULME KARŞI GEREKİYORSA SOKAĞA ÇIKILMALI”

    Demokratik Alevi Derneği (DAD) Eş Başkanı Dursun Demirtaş da herkesi eşit gören bir inanca sahip olduklarını ifade ederek Hüseyni duruş sergilemedikleri taktirde acıların süreceğini belirtti. Demirtaş, kendilerine dayatılan zulme karşı demokrasi ve barışı istiyorlarsa eğer gerekirse sokağa çıkmaları gerektiğine vurgu yaptı.

    “DEVLET KATLİAMLARLA YÜZLEŞMELİ”

    Demirtaş’ın ardından Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) adına konuşan Aydın Deniz, Aleviler olarak yakın tarihte yaşanan katliamlarla ilgili devletten katliamlarla yüzleşmesini talep ettiklerini kaydetti. Şuana kadar Aleviler olarak da sadece Sivas Katliamı ile yüzleşebildiklerini ifade eden Deniz, bütün Alevilerin Gazi, Çorum, Maraş gibi katliamlarla yüzleşmeleri gerektiğini söyleyerek, bütün canları Yörükselim’e davet etti.

    Avrupa Alevi Gençler Birliği Başkanı Ümit Sarı da kısa bir konuşma yaptı. Sarı, Maraş Katliamı gerçekleştiğinde kendisinin henüz hayatta olmadığını ancak Sivas Katliamı gerçekleştirildiğinde televizyonlar 8 saat boyunca seyrettirildiğini bildiğini ifade etti. “Alevilik bir yoldur ve biz de bu yolun yolcularıyız” diyen Sarı, Maraş’taki katliam duygusunu yaşayan herkesi Yörükselim’e beklediklerini söyledi.

    “AVRUPA’DAKİ GENÇLERLE BURADAKİ GENÇLER BULUŞMALI”

    Maraş Katliamı’ndan sonra İngiltere’ye çok göç verildiğini ve oraya giden Alevilerin çok zorluklar çektiklerini ifade eden Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Başkanı İsrafil Erbil, yılar içinde bazı kazanımlardan sonra Maraş’a geri dönüşlerin de yapıldığını belirtti. Her ne kadar Avrupa’da yaşıyor olsalar da yüreklerinin Maraş’ta attığını söyleyen Erbil, Avrupa’daki gençlerle buradaki gençlerin buluşturulması gerektiğini kaydetti.

    Erbil’in ardından söz alan Haydar Aygören, örgütlü olmak gerektiğine vurgu yaparak kurumlara da sahip çıkılması gerektiğini belirtti.

    “BU YARA ALTTAN FOKUR FOKUR KAYNAMAYA DEVAM EDİYOR”

    Aygören’in arkasından söz alan PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir, birilerinin tabiriyle bu yarayı kaşımaya geldiklerini çünkü bu yaranın alttan fokur fokur kaynadığını ifade etti. Alevilerin bir araya gelmelerini istemediklerini söyleyen Tunçdemir, her şeye rağmen devlet bu katliamla yüzleşene kadar buraya gelmeye devam edeceklerini kaydetti.

    Konuşmaların ardından heyet, Ağuçan Ocağı Piri Garip Bozkurt’tan dua aldı. Konuşmaların ardından 12 hizmettin yapıldığı cem yürütüldü. Cemi, Ağuçan Ocağı Piri Garip Bozkurt yürüttü. Ayrıca postta Sinemilli Ocağı Pirlerinden Süleyman Deprem, Hüseyin Gazi Metin Dede ve Nurettin Aksoy Dede oturdu.

    Çerağların yakıldığı, deyişlerin söylendiği cemde duaz imamlar okundu, semahlar dönüldü ve lokmalar pay edildi.

    İsmet SEFER/Suay ABAK
    MARAŞ

  • ‘Alevilerde cem olmak, hoşgörü kültürünü geliştirmeketir’

    ‘Alevilerde cem olmak, hoşgörü kültürünü geliştirmeketir’

    PİRHA – Ankara’da DAD Mamak Şubesi Ana Fatma Cemevi’nde  muhabbet cemi gerçekleştirildi. Ceme Hubyar Ocağı dedelerinden Cemal Şahin ve Sinemilli Ocağından Süleyman Deprem katıldı. Alevilik ve sorunlarının konuşulduğu cemde lokmalar dağıtıldı.

    Haberin videosu 

    DAD Mamak Şubede gerçekleştirilen muhabbet ceminde, Alevilik ve sorunları konuşuldu. Cem, PSAKD Yenimahalle Batı Kent Cemevi Hubyar Ocağı dedelerinden Cemal Şahin, Maraş Sinemilli Ocağından Süleyman Deprem, Kureyşan Ocağından Hamza Takmaz, Kars Canbek Ocağından Murteza Akbaş ve  Tuzluçayır halkının yoğun katılımıyla gerçekleşti.

    Muhabbet Cemi’nde PSAKD Yenimahalle Batıkent Cemevi Hubyar Ocağı dedelerinden Cemal Şahin kısa bir konuşma yaptı. Şahin, yapılan cemde birbirlerini anlayacaklarını, sorunlarını konuşacaklarını belirtti.

    “MUHABBET CEMİ, İNSANLARIN BİRBİRLERİNE KARŞI HOŞGÖRÜ KÜLTÜRÜNÜ GELİŞTİRİR”

    Cemal Şahin Dede, Alevilerde cem olmanın anlamını şöyle anlattı:

    “Alevilikte cem vardır. Cemde bir araya gelme, birleşme, birlikte düşünme, insanların birbirleri ile olan ilişkilerini, doğa ve çevreye karşı davranışlarını denetleme ve insanlarda birbirlerine karşı hoşgörü kültürünü geliştirmedir. Cemde belli kurallar vardır. Cemde olmazsa olmaz 12 hizmettir. 12 hizmetin bir amacı bir erkânı, bir yolu ve bir duruş biçimi vardır. Cemde, muhabbet yapılır insanları bilgilendirmek için daha sonra görgü cemleri yapılır, yani ikrar vardır, muhasiplik cemi, görgü cemi, dardan indirme cemi vardır, hakka yürüme erkânımız vardır.”

    “ALEVİLİK, ZAMANA GÖRE UYARLANMA YETENEĞİNİ GÖSTERİR”

    “Bu kâinat, bu evren maddenin değişim ve oluşumundan başka bir şey değildir” diyen Cemal Şahin, “Bu kâinatta hiçbir şey olduğu gibi yerinde kalmaz. Her şey değişir, bu evrende değişmeyen hiçbir şey yoktur. Her şeyin mutlak bir öncesi vardır birde geleceği vardır. Her şey birden bire olmaz. Her şey süreçler zincirini izleyerek gelir. Sürekler zincirinde bir kesinti yoktur. Her şey birbirini etkiler, her şey birşeyin sonu başka bir yaşamın da başlangıcıdır. Bu evrenin temel yasasıdır” dedi.

    “Alevilik dogmatik değildir” diyen Şahin, “Alevilikte mutlak diye bir şey yoktur. Çağın ve teknolojinin gelişimine göredir. Çünkü bizim rehberimiz bilimdir. Bilimin gelişimine göre Alevilikte gelişimi de mutlaka olacaktır. Çünkü bizler çağa uymazsak çağın gerisinde kalırız. O nedenle Alevilik zamana göre kendini uyarlama yeteneğini her zaman göstermiştir” ifadelerini kullandı.

    “HERKES ANLADIĞI DİLDEN İBADET ETMELİ”

    Alevilerde kırılma döneminin 1500 yıllarda başladığını ancak 1826 yılından sonra insanlara cenazelerinizi böyle kaldıramazsınız denildiğini ve başkalarının geleneğine göre cenazelerini kaldırmaya başladıklarını söyleyen Şahin, Alevilerin nasıl asimilasyona uğradığını şöyle anlattı:

    “İkinci kırılma 1925 yılında tekke ve zaviyeler kapatılınca yine Alevi köylerindeki insanlara cenazelerinizi böyle kaldıracaksınız denildi. 1962 -63 yıllarında bütün ilçelerde İmam Hatip Ekâbir kursları adı altında kurslar açıldı. İnsanlar gitti. Oralarda bu hizmeti yapan Aleviler oralarda eğitildi, başka inançların erkânlarına göre hizmetler yürütülmeye başlandı. Daha sonraki dönemlerde baktık ki Alevilik diye bir şey kalmayacak bu işi yürüten Alevi önderleri bir araya geldiler çeşitli erkân nameler hazırlandı, birçok cemevimizde kendi erkânımıza göre cenazelerimize hizmet yapmaya çalıştık. Ama tepki alıyoruz, dede yasin okumadı, dede Fatiha okumadı, dede Arapça kuran okumadı diye. İbadet insanların anladığı dilden, anlamadığımız bir dilden ibadetimiz olmaz. O nedenle Kürtçe anlıyorsak Kürtçe, Türkçe anlıyorsak Türkçe, Arapça anlıyorsak ise Arapça yapılmalıdır. Anlamadığımız bir dilden ibadet yapmamalıyız.”

    “İNKAR VE ASİMİLASYONA TABİ TUTULDUK”

    Sinemilli Ocağından Pir Süleyman Deprem de Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana yolundan erkânından uzaklaştıklarını ve uzaklaştırıldıklarını belirtti.

    Selçuklu devletinden bu yana her zaman imha, inkâr ve asimilasyona tabi tutulduklarını söyleyen Deprem, “Her dönem Aleviler topluca katledildi. Maraş’ta, Sivas’ta, Çorum’da, Gazide yaşandı. Dünyanın diğer yerlerinde de iktidarlar kendilerine muhalif olan insanların hepsini katletmişler” dedi.

    Pir Deprem, Alevilere yönelik katliam ve soykırımların temel nedenini ise şöyle açıklıyor:

    “Aleviler paylaşımı savunurlar, Aleviler barışçıdır, Aleviler birbirlerine sevgi bağı ile bağlıdırlar. Onun için sınıf çatışması veya çelişkisi olmayan bir toplumda iktidarların kendi iktidarlarını sürdürmesi mümkün değildir. Dersim niye katledildi, Dersim’de Aleviler kendi verdiklerini hakulllah olarak kendi dergahlarına ve pirlerine veriyorlardı. Pirler ve o dergâhlar o toplumun tüm ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. Kurulan iktidar veya devlet ‘hayır verginizi bize vereceksin’ dedi. Osmanlı, Selçuklu aynı şekilde bize vereceksiniz dedi. Kendi içinde özerk kendi içinde bağımsız bir toplum olamazsınız bize tabi olacaksınız denildi. Bu reddedildiği anda ise katliamla yüz yüze kalındı. Bizim katliamlarla karşı karşıya kalmamızın temel nedenlerinden biri sömürü iktidarlarının kendilerini güvende hissetmemesinden kaynaklanmaktadır.”

    “YAZILI KAYNAKLARIMIZI YOK ETTİLER”

    Aleviler tarihinin hiçbir döneminde başka bir halka başka bir sınıfa başka bir ulusa başka bir topluma ne daldırdık ne de iktidar mücadelesi verdik. İktidar mücadelesi bir sınıfın başka bir sınıf üzerindeki tahakkümüdür. Biz tahakkümü reddettik, barışı ve sevgiyi esas aldık.

    Yazılı kaynaklarınızı yok ettiler dergâhlarımızı kapattılar. Bizim ziyaret yerlerimizi yıktılar, dağıttılar ama yazılı kaynaklarımızı yok etseler de Aleviler bütün felsefelerini deyişleriyle saza ve söze döktüler.”

    Muhabbet cemi, konuşmaların ardından deyişler söylendi semahlar dönüldü. Lokma duasının ardından lokmalar dağıtıldı.

    Cebrail  ARSLAN/ANKARA

  • İstanbul Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde Muharrem muhabbeti-VİDEO

    İstanbul Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde Muharrem muhabbeti-VİDEO

    PİRHA – İstanbul Gazi Mahallesi’nde bulunan Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde Muharrem orucu nedeniyle lokma verildi. Muharrem orucunun 7. gününde verilen lokmalara  çok sayıda kişi katıldı. Lokmadan sonra muharrem muhabbeti gerçekleştirildi. Pirler oruç açılırken herkesin evinde ne varsa onu yemesi gerektiğini ve sofraların lüks olmaması gerektiğinin altını çizdiler. 

    Haberin videosu

    İstanbul Gazi Mahallesi’nde bulunan Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde 12 İmam Orucu’nun 7. gün lokması dağıtıldı. Her gün cemevinde bir kaç kişinin bir araya gelerek verdiği lokma duasını Ağuçan Ocağı Piri Ali Elmas verdi. Lokmalar yenildikten sonra muhabbet cemi gerçekleştirildi. Muhabbet cemini Baba Mansur Ocağı Piri Mehmet Karabulut ve Haşim Kızılveren, Ağuçan Ocağı Piri Ali Elmas, Hubyar Ocağı ve TV10 Programcısı Hüseyin Kelleci yürüttü. Zakir Mert Kıran ve mersiyeleriyle Elif Erdem yer aldı.

    “HÜSEYİN’İN SAVAŞI SÜRÜYOR”

    Pir Mehmet Karabulut, rızalık aldıktan sonra muhabbet cemi başladı. Karabulut, Alevilerin son yıllarda asimilasyona uğradıklarını belirterek, Alevilerde iftarın olmadığını vurgulayarak,  “Alevilerde lokma vardır. Eskiden lüks sofralar yoktu, herkes evinde ne varsa onu yerdi. Özel hiçbir yemek hazırlanmazdı” dedi.

    Bugün Hüseyin’in savaşı hala devam etmektedir” diyen Pir Karabulut, “Bugün de hala haksızlık devam etmektedir. Bıçağın kemiğe dayandığı duruma geldik” dedi.

    “BİR YIL ÖNCE DE BİR YIL SONRA DA YİNE ALANLARDAYIZ”

    Hubyar Ocağı ve TV10 Programcısı Hüseyin Kelleci ise bir yıl önce televizyonlarının kapatıldığını belirtterek “Bir yıl önce son yayınımızı bu cemevinden yapmıştık ve sonra KHK ile kapatıldık. Ama biz,  ‘Ferman Yezit’in ise meydanlar bizimdir’ dedik ve şimdi yine buradayız” dedi.

    Kelleci, Fatma anayı anarak, ceme katılanların çoğunluğunun  kadınlardan oluştuğunu vurguladı.

    “TV10 YAS-I MATEM AYINI ÇEKERKEN KARARTILDI”

    Zeynal Odabaş, “TV10 Hak ve Hakikatın sesiydi. TV10 matem ayını çekerken, ekranı  karartıldı” dedi.

    Odabaş, bu ülkede Kerbela’nın yaşandığını belirterek KHK ile Alevilerin sesi olan TV10’nun kapatıldığına ve  giderek insan haklarının yok edildiğine dikkat çekti.

    Baba Mansur Ocağı Piri Haşim Kızılveren de Alevilerde iftar sofralarının olmadığına dikkat çekti. Kızılveren, “Eskiden güneşin batışıyla oruçlar açılırdı. Özel sofralar kurulmazdı. Evde ne varsa sofraya onlar konulurdu. Metropollerde insanlar asimile olmuş kendi özlerinden ayrılmışlardır” dedi.

     

     

  • Hacı Bektaş Veli Dergah’ında özel izinle ceme pirlerden tepki: Dergahlarımızı geri istiyoruz

    Hacı Bektaş Veli Dergah’ında özel izinle ceme pirlerden tepki: Dergahlarımızı geri istiyoruz

    PİRHA- Hacı Bektaş Dergâh’ında kaymakamlıktan alınan özel izinle muhabbet cemi yürütüldü. Cem erkânını yürüten Pir Hasan Kılavuz ve Pir Mehmet Tural, “Hünkâr’ın huzurunda olmak, cemal cemale cem yürütmek çok anlamlı ancak dergâhlarımıza özel izinle girebiliyoruz, bir an önce dergahlarımızı geri istiyoruz” dedi.

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nun Hacı Bektaş Veli Dergâhı önünde yaptığı açıklama sonrası dergah içinde, alınan özel izinle Muhabbet Cemi yürütüldü. Pir Hasan Kılavuz ve Pir Mehmet Tural’ın yanı sıra Hüseyin Güzelgül ve birçok dede, onlarca Alevi can cem erkânında hazır bulundu.

    12 hizmetin yürütüldüğü cemde Talipoğlu kardeşlerin zakirliğinde Mersin Cemevi semahzenleri deyişler eşliğinde semah döndü.

    Cem erkanı sonunda, lokmalar gelenlere pay edildi.

    Diren KESER-Suay ABAK /Hacı Bektaş

  • Çorum Katliamı protestosu sonrası Muhabbet Cemi-VİDEO

    Çorum Katliamı protestosu sonrası Muhabbet Cemi-VİDEO

    PİRHA- Çorum’da 37 yıl önce gerçekleştirilen katliamı yerinde protesto etmek ve yaşamını yitirenleri anmak için Aleviler Çorum’a gitti. Saat Kulesi’nde bir anma düzenleyen Alevi kurumları adına yapılan konuşmaların ardından lokma dağıtıldı. Ardından ise muhabbet cemi tutuldu. 

    Haberin Videosu

    35 yıl önce 1980 yılının Mayıs ve Temmuz aylarında yaşanan Çorum Katliamı, binlerce kişinin katıldığı yürüyüşle protesto edildi. Katliamda yaşamını yitirenleri anmak için

    Çorum Katliamı’nda yaşamını yitiren canları anmak için farklı illerden Çorum’a gelen Aleviler, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şubesi önünde toplandıktan sonra Salı Pazarı’na yürüdüler. Saat Kulesi’nde yapılan konuşmaların ardından lokmalar dağıtıldı. Daha sonra ise muhabbet cemi yapıldı.

    Suay ABAK/ÇORUM