Etiket: muhabbet cemi

  • Antalya’da Muhabbet Ceminde, işgal edilen dergahlara sahip çıkılması çağrısı yapıldı – VİDEO

    Antalya’da Muhabbet Ceminde, işgal edilen dergahlara sahip çıkılması çağrısı yapıldı – VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yürütülen Muhabbet Ceminde, 7 Ağustos günü Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda yapılmak istenen muhabbete polisin ve güvenlik görevlilerinin müdahale etmesi konuşuldu. Mehmet Turan dedenin polise direnç gösterip nefesler söylemesinin öneminin vurgulandığı cemde, işgal edilen dergahlara sahip çıkılması çağrısında bulunuldu. 

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde Muhabbet Cemi yürütüldü. Ceme Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanları Zakir Süleyman Demir ve Gülçin Akça, Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından Yol yürütücüsü Mustafa Sazcı ve Zakir Kader Bahadır katıldı.

    “ALEVİLERİ ASİMİLE EDEMEDİLER ŞİALAŞTIRMAK İSTİYORLAR”

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı, yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir cemde yaptığı konuşmada, “Alevilik, şeriat mahkemesine bugüne kadar gitmeyen, hep kendi içerisinde mahkemesini kurmuş, yıllık sorgusunu görgüsünü yapmış, bir düşkünlüğü var ise toplumdan uzaklaştırmış, jandarması olmayan, polisi olmayan, hâkimi, savcısı olmayan, kendi öz kültürü ve inancıyla yaşam biçimini sürdürmüş ve bu güne kadar gelmiş olan bir yol” dedi.

    AKP’nin Aleviliği, Turizm ve Kültür Bakanlığı’na bağlayarak Cemevi Başkanlığı kurmasına ve cemevlerine memurlar göndermesine tepki gösteren Demir, “Dedelere, zakirlere maaş bağlamak, cemevlerinin elektrik su paraları ve giderlerini karşılamak için çalışmalar yürütülüyor. Alevileri Sünnileştiremedikleri için biraz daha Şialaştırmak Şia kültürüne biraz daha uyarlamak için çabaları, çalışmaları var”şeklinde konuştu.

    “KENDİ DERGÂHIMIZDA KENDİ NEFESLERİMİZİ SÖYLEYEMEDİK”

    Demir ayrıca,  7 Ağustos tarihinde Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nda 3 tane nefes söyleyecektik bize engel oldular, nefesi söyletmediler. Orada cami var, camide namaz kılınıyor. Biz kendi dergâhımızda saz çalıp nefesimizi söyleyemedik” diye hatırlattı.

    “ALEVİ TOPLUMUNUN SİNİR UÇLARI İLE OYNUYORLAR”

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Gülçin Akça ise, AKP’nin Hacı Bektaş Veli portresinde aslan ile ceylanı kaldırmasını eleştirerek, şunları kaydetti:

    “Bizim bu gördüğümüz resimlerde Ali aslında gerçek Ali değil, Hünkârın posterindeki ceylan ile aslanlı resim gerçek Hünkâr değil. 1950’li yıllarda kişilerin çizmiş olduğu resimler. Onlar yayılarak bir şekilde Alevi toplumu içerisinde yer edinmiş, yer bulmuş semboller. Oradaki aslan bir güç bir kuvvet, diğer taraftaki ceylan ise bir mazlum. İkisini de bir arada tutarak mazlumu koruyan bir fikir. Hacı Bektaş Veli’nin resmindeki aslanı ve ceylanı posterden alarak bir şekilde Alevi toplumunun sinir uçlarına dokunmaya çalışıyorlar.”

    “MEHMET TURAN DEDE DERGAHTA NEFESİ SÖYLEDİ, MÜDAHALE EDEMEDİLER”

    Hacı Bektaş Veli Dergâhı’na gelmeden önce Fikret Otyam’ın mezarı başında anma yaptıklarını sonrasında ise dergâha geçtiklerini ifade eden Akça, dergahta muhabbet etmelerine izin verilmemesine karşı kararlı duruş sergilediklerini belirterek şöyle devam etti:

    “Mehmet Turan dede ile birlikteydik. Dergâhın bahçesindeki kalabalığın da bizi desteklemesi, bizden bir beklenti içerisinde olmaları üzerine orada toplandık. Mehmet Turan dede ile beraber dergâhın içerisinde bir nefes dahi söyleyemedik. Oradaki görevli üzerimize yürüdü ve burayı terk edin dedi ve çok ağır bir dil kullanarak oradan bizi çıkardılar. Mehmet Turan dedenin orada güzel bir tavrı oldu. ‘Ben çıkmıyorum, ben bir Alevi dedesiyim. Ben burada bir nefes söyleyeceğim, gücün yetiyorsa sen beni tutukla’ dedi. Bence Alevi dik duruşu bu olmalı. Orada nefesini söyledi, hiçbir şekilde müdahale edemediler. Çevremizde İlçe Emniyet Müdürü görevli polislere, oradaki güvenlik korumalarına rağmen Mehmet Turan dede müthiş bir duruşla orada o nefesi söyledi.”

    “SİVİL İTAATSSİZLİK EYLEMLERİ GELİŞTİRMELİYİZ”

    Yapılması gerekenin sivil itaatsizlik olması gerektiğine vurgu yapan Akça, “Basın açıklamalarının, yürüyüşlerin getirisinin olduğuna inanmıyorum. Bu toplum eğer bir şekilde direniş gösterecekse eğer ancak sivil itaatsizlik yöntemleriyle geliştirmesi gerekiyor. Bu tartışılır. Ne yapabiliriz ne yöntemler çıkartabiliriz ama basın açıklamaları bu işi bir şekilde savuşturuyor, bunun ötesine gitmiyor, hiçbir yaptırım uygulanmıyor. Alevi toplumunun dergâhlarına yönelik müthiş bir işgal var müthiş bir asimilasyon var. Buna karşı farklı yöntemler geliştirilmek zorunda” dedi.

    “DERGAHLARIMIZDA HÜZMET YÜRÜTMEK İÇİN ONLARDAN İZİN BEKLEMİYORUZ”

    Kızılderili Ocağı yol hizmetkârlarından Mustafa Sazcı da “Biz Hacıbektaş’ta Hünkârın dergâhına vardığımızda bizi Ana bacı çevirdi ve dedi ki uzun süredir cem görmedik, bize saz çalın, nefes söyleyin, biz de semah dönelim. İçinden geleni söyledi. Daha sonra Mehmet Turan dede ile birlikte topluca dergâhın avlusuna girdik. Orada tam nefese başlayacağız, etrafımızda kültür bakanlığının atadığı güvenlik görevlisi ‘hey hey burada böyle şeyler olmaz’ deyip girdi. Hiçbir şekilde edebe erkâna sığmayacak, o dergâhın maneviyatına sığmayacak bir hal ve hareketle ‘burada böyle şeylere izin yok’ dedi. Sanki Alevi Bektaşiler kendi dergâhlarında hizmet yürütebilmek için onlardan izin bekliyormuş, bekliyormuşuz edasıyla bunu yaptılar” dedi.

    “BU DERGÂHLAR BİZİM; NE KÜLTÜR BAKANLIĞI’NIN NE DEVLETİN”

    Mehmet Turan ‘dedenin burası bizim! Bizim çöplüğümüzde siz ötemezsiniz, bu dergâh Alevilerin, bu dergâh hiçbir zaman Kültür Bakanlığı’nın ve devletin olmadı’ şeklinde tepki gösterdiğini ifade eden Sazcı, “Burası Abdalların, Türkmen Kızılbaşların, Kürt Kızılbaşların dergâhı. Hünkâr Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın girişinde yazıyor. Bu kapı âşıkların kapısı, eksik gelen tamam olur. Orası âşıkların, dervişlerin, sadıkların, topyekûn Alevi Bektaşilerin dergâhı. Bunun adını koymak gerekiyor” dedi.

    “BİZE YAPILAN SALDIRIYA KARŞI SADECE PSAKD, PİR HABER AJANSI, CAN TV VE WELG MEDYA SAHİP ÇIKTI”

    “Buralarda devlet zaten bizim varlığımıza karşı varlıklarını güçlendiriyorlar” diyen Sazcı konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Dergahta yapılan müdahaleye, bu yaşanan duruma, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi dışında hiçbir Alevi Bektaşi kurumu tepki göstermedi, hiçbir Alevi Bektaşi kurumu bu olayın üzerine gitmedi. Aleviler kendi dergâhlarından kovuldu, hiçbir Alevi kurumunun gündemine dahi girmedi. Ancak Pir Haber ajansı, Can TV, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi ve Avrupa’da yayın yapan Welg Medya olayın duyulması için çaba harcadı.

    “ALEVİ İNANCINA ABDALLAR GİBİ BAĞLI OLMAK LAZIM”

    Bu böyle gidecek. Bugün biz engellendik, yarın bir başkası engellenecek! Açık söyleyeyim o Abdalların gösterdiği itikadı, dergâha olan bağlılıkları, o direnci gösterdiğimiz sürece başarılı olabileceğimize inanıyorum. Abdalları sivil polisler, güvenlik görevlileri kovmaya çalışıyorlar, o nefes bitinceye kadar oradan çıkmadılar. Burada bizim asıl ihtiyacımız olan dergâhlarımıza samimi bir şekilde gönülden bağlı olmak.”

    Muhabbet Ceminde gülbenglerin okunmasın ardından Türkçe ve Kürtçe deyiş ve nefeslerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Üryan Hızır Ocağı’nda yürütülen cemde Alevi inancının evrenselliği anlatıldı-VİDEO

    Üryan Hızır Ocağı’nda yürütülen cemde Alevi inancının evrenselliği anlatıldı-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de Üryan Hızır Ocağı’nda yürütülen cemde Alevi inancının çocuklara öğretilmesi gerektiği vurgulandı. Ağuçan Ocağı evladı Mithat Güler, “Alevi inancı evrenseldir, zorlayıcı değildir. Peki bu inanç kime yaramıyor ki biz bugün inancımızı terk etmişiz” dedi.

    Dersim’in Pertek ilçesinin Zeve köyünde bulunan Üryan Hızır Ocağı’nda Muhabbet cemi yürütüldü. Cem erkanını Ağuçan Ocağı evladı Mithat Güler yürüttü.

    “ALEVİ İNANCI ZORLAYICI DEĞİLDİR”

    “Birleşmezsek, beraber olmazsak ve inancımızı çocuklarımıza öğretmezsek inancımız kaybolur” diyen Ağuçan Ocağı evladı Mithat Güler, “Alevi inancı evrenseldir, zorlayıcı değildir. Büyüklerimiz birbirine rahatsızlık yaratan insanları asla mahkemeye götürmemişlerdir, çünkü Alevi hukukunda yalancı hâkim, yalancı avukat, yalancı savcı ve yalancı şahit yoktur. Böyle evrensel bir inancımız var bizim. Peki bu inanç kime yaramıyor ki biz bugün inancımızı terk etmişiz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • İzmir’de depremzedelerle cem yürütüldü, lokmalar paylaşıldı-VİDEO

    İzmir’de depremzedelerle cem yürütüldü, lokmalar paylaşıldı-VİDEO

    PİRHA- DAD İzmir Şubesi ve İzmir Alevi Kültür Derneği, deprem sonrasında İzmir’e göç eden depremzedelerle cem oldu, lokmalarını paylaştı. Pir İsmail Doğan, bu zor zamanların toplumsal dayanışma ile aşılacağını söyledi. 

    Xızır aylarında 10 ili vuran deprem sonrasında Alevi toplumu lokmalarını depremden etkilenen canlarla paylaşıyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi ve İzmir Alevi Kültür Derneği, deprem sonrasında İzmir’e göç eden depremzedelerin cem taleplerini karşılamak adına Yamanlar Cemevinde cem yürüterek lokmalarını paylaştı.

    İzmir’in farklı bölgelerinden canların buluştuğu muhabbet cemini Cemal Abdal Ocağı’ndan Pir İsmail Doğan yürüttü. Doğan, Hızır inancının Alevilikte sosyal bir kurumsallaşma hali alarak darda, zorda olana toplumsal bir sigorta olduğunu ifade ederek deprem bölgesinden gelen canlarla dayanışma çağrısını yineledi.

    “ALEVİLİK İLKELİ BİRLİKTELİKTİR, İRFANİ MÜCADELEDİR”

    Farklı etnik kimlikleri kapsayan Alevi inancının ilkeli bir birliktelik ile zalimlere karşı örgütlendiğini ifade eden Doğan, “Alevi inancının ırkların ve renklerin  harmanı olan bir hakikatten geldiğini belirtti.

    Doğan, “İnsan insana muhabbetle ihtiyaçlıdır. Yaşlılarımız biz ‘Taifeyi Ana Gürühu Naci’yiz’ diyorlardı. Hatadan, kusurdan arınan tayfa diyorlardı. Biz hatadan, kusurdan arınan tayfayız. İyilik ve güzellik üzerine dayanışmak, sosyalleşiriz. Biz o tayfadan geliyoruz. Alevilik, mazlum insanların zalimlere karşı bir örgütlenme biçimidir. Bütün halkların zalimlere karşı ilkeli birlikteliğidir. Bu ilkeli birliktelikte daima herkes birbirinin diline, dinine, inancına sevgi, saygı gösterir. En büyük destur da budur. Her toplumun kendisine göre sosyal ve toplumsal sorunları vardır. Zalimin zulmüne karşı direnerek, mücadele ederek halkların dostluğunu merkezimize taşıyabildik. Bu haneler, cemevleri hepimizindir sahip çıkmalıyız. Zulme karşı insani, irfani mücadelede yerimizi almalıyız” dedi.

     “TOPLUMUMUZUN HIZIR’I OLALIM, O BİZİM SİGORTAMIZDIR”

    Doğan, zorda darda olana yetişmeyi, derdini çözüme kavuşturmayı temsil eden Hızır inancını Alevilerin binlerce yıl önce kurumlaştırdığını belirtti.
    Depremin bölgede büyük bir yıkıma sebep olduğu acıların ancak toplumun birbirine Hızır olmasıyla iyileşebileceğini sözlerine ekleyen Doğan, şöyle devam etti:

    “Buraya büyük bir acı ve kayıplarla geldik. Bölgedeki deprem sayısızca canımızı, dara zora düşürdü. Bizler acılarını paylaşıyoruz. Kendi kendimizin Hızır’ı bizleriz. Herkes kendi hanesinden lokmalar getirdi. O lokmalar deprem bölgesinden gelen canlarımıza lokma olarak verilecektir. Hızır sıfatındaki o insan Hızır simgesiyle, imgesiyle, inancıyla, aşkıyla, enerjisiyle Hızır’dır. Darda, zarda olana yardım etmek ve insan sıfatında olup da karşılıksız çıkarsız, gösterişsiz, yapılan hizmettir. Hızır inancını Aleviler Kızılbaşlar kurumsallaştırmışlar. Sosyal bir kurum haline getirmişler. Nedir o sosyal kurum? Darda, zarda olana sigortadır. Kendi hanemizde mutlu olabiliriz. Ama çevremiz mutsuzken bizler mutlu olamayız. Geçmişte çok acılar, sancılar çektik. Ama nice zalimlerin zulmünü yenerek bugünlere geldik.”

    LOKMALAR DEPREM BÖLGESİNDEN GELEN CANLARLA PAYLAŞILDI

    İzmir’in birçok farklı ilçesinden gelen insanların getirdiği lokmalar, eşit olarak pay edilerek deprem bölgesinden gelen canlarla paylaşılması için hazırlandı. Pir İsmail Doğan, deprem bölgesinden gelenleri cem meydanına alarak, bu zor zamanların toplumsal dayanışma ile aşılacağını söyledi.

    Çerağ uyandırma sonrasında zakirlerin deyişleri ile semah dönüldü.

    Cem erkanının sonunda ise lokmalar deprem bölgesinden gelen yurttaşlarla paylaşıldı.

    PİRHA/İZMİR

  • Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde muhabbet cemi yürütüldü-VİDEO

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde muhabbet cemi yürütüldü-VİDEO

    PİRHA-Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde muhabbet cemi yürütüldü. Cem’de konuşan Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından yol hizmetkârı Mustafa Sazcı, “Doğa bizim için Hızır’ın, Hakk’ın ta kendisidir. Biz onları ayrı gayrı olarak görmüyoruz. Dünyada yaşanan iklim krizine karşı Aleviler olarak sorumluluk sahibi olmamız gerekiyor” dedi.

    Antalya Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde muhabbet cemi yürütüldü. Cem erkanına Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı ve yol yürütücüsü zakir Süleyman Demir, Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından yol hizmetkârı Mustafa Sazcı, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Gülçin Akça ve zakir Barış Karabatak katıldı.

    Geçtiğimiz aylarda Bursa’da bir Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni tarafından Alevilere yönelik gerçekleştirilen nefret söylemine değinen Süleyman Demir şunları söyledi:

    “Doğuştan Hakk’a yürüyene kadar bir sorgu, görgü içerisinde yürütülen, insan merkezli, rızalık olmadan hiçbir şey olmayan bu yolu tanımadan, bilmeden Alevi öğrenciye yönelik nefret söyleminde bulunan bir öğretmen bu sözleri nasıl ifade eder, insanın aklı almıyor. Öğretmenlik kutsal bir meslektir. Bütün çocukları eşit bir şekilde görerek onu yetiştirmesi gerekirken söylenen bu cümleleri şiddetle kınıyoruz.”

    “HÜSEYİN’İ DURUŞU YİTİRMEK ÜZERELER”

    Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından yol hizmetkârı Mustafa Sazcı ise AKP tarafından dedelerin Kerbela’ya götürüleceği program hakkında konuştu. Kerbela’ya gidecek olanları eleştiren Sazcı şunları söyledi:

    “Dedelerimizin bizlere sürekli söylediği “Hüseyin’i duruş” çağımızın en büyük sorunlarından birisi. Alevi yol, erkanı, hizmet yürütücülüğüne soyunmuş ocak evlatları, pirleri, rehberleri, mürşitleri maalesef ki geçmişten bugüne sürdürdükleri Hüseyin’i duruşu yitirmek üzereler. İktidar eliyle yapılan politikalardan görüyoruz. Bunlardan birisi de önümüzdeki aylarda hayata geçirilecek olan Alevi vasfını kullanan dedelerin Kerbela’ya yapacakları ziyaret. Öncelikle biz Kerbela’nın ziyaret edilmesine karşı değiliz. Bundan önce geleneksel anlamda  yol erkan  hizmetleri yürütürken dedelerimiz, pirlerimiz Kerbela’yı ziyaret ediyorlardı ama bunlar devlet eliyle değildi.

    Dedelerimiz üzerine basa basa Hüseyin’i duruştan bahseder. İmam Hüseyin evladı olduğunu söyleyenler bugün Yezid zihniyetinin sahibi olan saray iktidarına boyun eğiyor, onların parasıyla Kerbela‘ya gidiyor. Bugün Kerbela‘ya giden, AKP’nin kuracağı Alevi masasında görev alacak dedeleri de artık toplumumuzda düşkün ilan etmek zorundayız. Berkin Elvanı, Ali İsmail Korkmaz’ı katledenler, Roboski, Gezi’yi Gazi’yi yapanları, Dersim’de, Çorum’da, Maraş’ta bizi katledenler, Ortadoğu’yu kana bulayanlarla iş birliği tutanları da onların ardılları olarak görmek zorundayız.”

    “DOĞA BİZİM İÇİN HIZIR’IN KENDİSİDİR”

    Sazcı, Aleviliğin doğa sever yönünden de bahsederken, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Biz de bu dönemlerde safımızı belli etmeliyiz. Bugün mücadele zamanı. Biz ancak mücadele ile yolumuzu sürdürmüş oluruz. Kurdun, kuşun, börtü böceğin, dağın taşın da hakkını rızasını gözeten bir toplum olarak bizlerin bir sorunu daha var. Dersim’de dağ keçileri vardır. Dersim özelinde Kızılbaşlığın en kutsal olan alanıdır. Derler ki onlar Hızır’ın davarıdır. 2-3 gün önce dağ keçileri vuruldu. Devletin eskiden beri sürdürdüğü bir soykırım geleneği vardı. Bu bitmiş değil. Günümüzde bu inanç kırımına çevrildi.

    Doğa bizim için Hızır’ın, hakkın ta kendisidir. Biz onları ayrı gayrı olarak görmüyoruz. Dünyada yaşanan iklim krizine karşı Aleviler olarak sorumluluk sahibi olmamız gerekiyor. Toplumdan bağımsız değiliz. Ekolojik dengenin bozulmasının önüne geçmeliyiz. Onun dışında kutsal mekanlarımız olan makamlara sahip çıkmalıyız. Nerede bir doğa katliamı varsa onların karşısında direnmekle yükümlüyüz. Çünkü katledilen Hakk’ın kendisi. Ses çıkarmak zorundayız.”

    Muhabbet ceminde gülbenglerin okunmasın ardından semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde Muhabbet Cemi yürütüldü-VİDEO

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde Muhabbet Cemi yürütüldü-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde Muhabbet Cemi yürütüldü. Dedenin devletten maaş aldığı zaman diyanetteki hocadan farkının kalmayacağını belirten Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Süleyman Demir, “Alevi köylerine cami yapıp hoca atadılar ama bizi asimile edemediler, şimdi de devlet Alevi dedeleri kendisine bağlayıp istediği gibi yönetmek istiyorlar” dedi.

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde Muhabbet Cemi yürütüldü. Cem erkanına Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı ve yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından yol hizmetkârı Mustafa Sazcı, Zakir Hayri Aslanboğa, Zakir Barış Karabatak ve Mehmet Gündoğdu katıldı.

    “DEVLET ALEVİ İNANCNI YÖNETMEK İSTİYOR”

    Devletin Alevi inancını Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlayarak yönetmek istediğini söyleyen Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Süleyman Demir, “Dede devletten maaş aldığı zaman diyanetteki hocadan farkının kalmıyor. Ben senin paranı veriyorum cemleriniz de şunu okuyacaksınız bunu böyle yapacaksınız bunun muhabbetini yapacaksınız derse Alevileri öldüre öldüre  bitiremediler, Alevi köylerine cami yapıp hoca atadılar ama bizi asimile edemediler, şimdi de devlet Alevi dedeleri kendisine bağlayıp istediği gibi yönetmek istiyorlar. Bizleri niye astılar kestiler çünkü Kalu Bela’dan beri burada Ali’yi Hasan’ı Hüseyin’i Ehli Beyti çok sevdiğimiz için değil dergâhlarımızda bir komin bir yaşam sistemi olduğu için rıza şehri dediğimiz yarın yanağından gayri her şey ortaktır denen bir sistemi savunduğumuz için katlediliyoruz. Yola gelince yola giriyor musahiplik tutuyor görgüsü yıllık sorgusu yapılıyor insan merkezli bir inanış olduğu için. Neden çünkü jandarması yok, polisi yok, savcısı yok, cezaevi yok, hiçbir şey yok. Bir yaşam biçimi bir yaşam sistemi bunun şahlar, padişahlar böyle bir sistemi isterler mi istemezler bu sistem kurulursa egemenler kendi işlerini yürütemeyecekler o yüzden de asılıp kesilip yüzülüyoruz” diye belirtti.

    “İKTİDAR ALEVİLİĞİ İNANÇ OLARAK GÖRMÜYOR”

    Abdal Musa Derneği yol hizmetkârı Mehmet Gündoğdu ise konuşmasında şunları ifade etti:

    “İstanbul’da bütün Alevi kurumları bir araya gelerek kurultay gerçekleştirdi ve devletin Alevileri Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlamasına ilişkin tespitler yapıldı. İktidar Aleviliği bir inanç olarak görmüyor Alevilik bir kültürdür deniliyor. Dedelere maaş bağlanması meselesi bizi yolumuzu asimile etmek için kullanılan bir olaydır. Dertleri bizi Müslüman yapabilmek çünkü Aleviler Müslüman değiller Aleviler Müslüman olsaydı Sivas’ta yakılmazdı Maraş’ta, Çorum’da öldürülmezlerdi kadınların göğüslerini kestiler kadınlarımızın karnındaki cenini çıkarıp duvara çiviyle çaktılar.

    Onlar senin kafir olduğunu Müslüman olmadığını söylüyor ama bizim canlarımızda dönüyor dönüyor biz Müslümanız biz Müslümanız. Nereniz Müslüman namaz kılmazsın, oruç tutmazsın, hacca gitmezsin bunların hiçbirini yapmıyorsun sen nasıl Müslümansın. O zaman Müslüman değilsen Müslüman değiliz diyeceğiz, biz Aleviyiz diyeceğiz. Yolumuz var 4 kapı 40 makamımız var müsahiplerimiz, pirlerimiz, aşıklarımız sadıklarımız, sazımız, sözümüz var biz bunların dışına çıktığımız anda zaten yolu kaybederiz.

    İstanbul’da yapılan kurultayda bu konulara pek girilmedi. Genellikle devletin üzerine konuşuldu ne istediğimizi de söyleyemedik. Diyanet kapatılsın demekle olmuyor kapatılmıyor. Evet, oraya 8000’e yakın canlarımız geldi güzel daha öncesinde Ankara’da, İstanbul’da ve İzmir’de mitingler yapıldı yüzbinleri topladık ama hiçbir şey olmadı. Seni tanımıyorlar kendimizi tanıttırmak için örgütlü olmak gerekiyor. Alevilik bir tane ise örgütlülüğün de bir tane olması lazım 5 tane 10 tane federasyon olmaz bir tane federasyon olur. Onun için çevremizde eğer Kültür ve Turizm Bakanlığı’na gidip kaydını yaptıran dede varsa ifşa edin yüzüne söyleyin utanmıyor musunuz deyin. Biz bunu demediğimiz sürece bunlar devam edecek” dedi.

    “ALEVİLER KURULTAYDA İKTİDARIN YOK ETME ÇALIŞMALARINI BERTARAF ETMEK İÇİN SESLENDİLER”

    Muhabbet ceminde amaçlarının muhabbet ederek akıl birliğiyle gönül birliğine varmak olduğunu ifade eden Kızıldeli Sultan Ocağı hizmetkârı Mustafa Sazcı, “Bizlerin Alevi kurultayında bir amacı vardı o amacı bence kısmen gerçekleştirebildik. Alevi kurultayına giderken 8000 kişilik kitleyi toplayabileceğimize olan inancım çok düşüktü ancak oraya gittiğimizde canlarımızın inancında gözlerinde gördüğüm yola olan bağlılıklarının var olduğunu görmek beni çok sevindirdi. Bunun yanı sıra farklı süreklerden insanlar orada iktidarın Alevi inancını yok etmek üzere  yapmış olduğu çalışmaları bertaraf etmek adına orada iktidara seslendiler. Siz yıllarca bizim inancımızı hakir gördüğünüz inancımızı imha etmek için asimile etmek için elimizden gelen çabayı harcadınız, bugünden sonra sizlere geçit yok. Aslında bu mesajı vermek için orada yapılan kurultayda oldukça önemliydi. Elbette eksikleri çok fazlaydı orada sadece sorunlarımızı dile getirdik ama nihayetinde tıpta da öyledir teşhisi koyarsın evet ama tedavi olmadan o teşhisi koymanın da bir anlamı yok. Teşhisi koyduk ama tedavi de ne yapmamız gerekiyor. Sonuçta güzel bir sonuç metni çıktı ve evet metinde sorunlar var çözümleri aramamız gereken yerler ise aslında buradaki muhabbet meydanında bulunan kitleler bunun çözümlerini yaratabilir” diye ifade etti.

    “ALEVİLERİ YOK ETMEK İÇİN ELLERİNDEN GELEN MÜCADELEYİ HARCIYORLAR”

    Sazcı sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Sorunlarımızı yan yana gelen iki Alevinin birbirine anlatıyor. İnancımızı yok saymaya çalışıyorlar, diyanet gibi bir zorba var başımızda, din dersleri zorunlu hale geldi birbirimize bu dertleri yanalım çözüm iki Alevinin birbiriyle konuşması iki devrimcinin birbiriyle konuşması değil. Çözüm bizim gibi düşünmeyenlerle konuşabilmek aslında onlarla tartışarak taleplerimizi onlara da ileterek çözüme ilişkin adımları atmış olmamız gerekiyor. Onun dışında Aleviler niçin düşmanlar bunu da sorgulamak gerekiyor Osmanlı döneminde de Selçuklular döneminde de bizleri asmışlar, kesmişler, yüzmüşler, yakmışlar insana değil hiçbir canlıya yapılmayacak muameleyi Alevilere göstermiştir. Burada maksat ne hepimiz onlar gibi aynı inancın parçaları isek onlar gibi düşünüyor isek onlar gibi yaşıyorsak niye biz asıp kestiler bunu sorgulamak gerekiyor. Cumhuriyet döneminde geliyoruz Cumhuriyet döneminde de bizler Dersim ‘de Alevi ocaklarını çoğunluğunun bulunduğu yerdir. Dersim Ağuçan, Baba Mansur’un Düzgün Babanın Cemal Abdal’ın Derviş Cemal’i birçok ocağın merkezidir. Dersim’de bizler inancımızı yol Erkan’ımızı ocaklarımızda birlikte el ele el hakka düsturuyla orada yürütürken cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte Türk İslam sentezcileri tarafından büyük bir katliamı büyük bir soykırıma varan bir katliama kalkıştılar. Daha sonrasında da Maraş’ta, Çorum’da, Gazi’de, Gezi’de Alevileri yok etmek için ellerinden gelen mücadeleyi harcıyorlar.”

    “BİZİM MÜCADELEMİZ SADECE CEMEVLERİ İBADETHANE OLSUN MÜCADELESİ DEĞİL”

    Alevilerin mücadelelerini bugüne göre güncellemeleri gerektiğini vurgulayan Sazcı, “Son süreçte bizi sıkıştırdıkları bir alan var Aleviler ne yapsınlar pilav şenlikleri yapsınlar, Aleviler ne yapsınlar bir araya gelsinler semah dönsünler Alevler ülkenin gidişatına karışmasınlar, seslerini kesip sussunlar. Aleviler cumhurbaşkanı adayı göstermesinler Kemal Kılıçdaroğlu Alevi kimliğine sahip olduğu için aday olmasın. Alevilerin sıkıştıkları belli başlı alanlar var ve bizler bu alanlardan çıkmak zorundayız. Bizim mücadelemiz sadece cemevleri ibadethane olsun mücadelesi değil, bizim mücadelemiz elektrik ve su paraları karşılansın değil, bir elektriğimizde suyumuzda dedemizin hak kullahını da gönlümüzden kopan  lokmalarla karşılayabiliriz geçmişten bugüne karşıladığımız gibi” diye konuştu.

    Muhabbet ceminde gülbenglerin okunmasın ardından semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

  • Düzgün Baba Cemevi’nde, muhabbet cemi yürütüldü-VİDEO

    Düzgün Baba Cemevi’nde, muhabbet cemi yürütüldü-VİDEO

    PİRHA-Düzgün Baba Cemevi’nde muhabbet cemi yürütüldü. Alevi yolunun zor durumda olduğunu belirten Kureyşan Ocağı evladı Kazım Açıktepe, “Devlet Alevi inancını yok etmenin çabası içerisinde. Cemevleri açılırken kültür merkezi adı altında açılmasına izin verildi şimdi de bizi Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağladılar. İnancımıza yapılanlar bir darbedir, bir ihanettir” dedi.

    Dersim coğrafyası ve Mezopotamya halkları tarafından kutlanan Gaxan yeni yılın gelmesini müjdeliyor. Eski yılı uğurlayıp yeni yılı karşılarken bolluk, bereket için lokmalar pişirilip dağıtılıyor. Köylerde yaşarken kapı kapı tüm evlerin dolaşıldığı bu gelenek şehirlere göçle birlikte şehirlerde de yaşatılmaya çalışılıyor.

    Düzgün Baba Cemevi’nde, çok sayıda yurttaşın katılımıyla Gaxan ayında çerağlar uyandırılıp, gülbenk verildikten sonra muhabbet cemi yürütüldü. Cem erkanını Kureyşan Ocağı evladı Kazım Açıktepe yürüttü.

    “DEVLET ALEVİ İNANCINI YOK ETMENİN ÇABASI İÇERİSİNDE”

    Alevi yolunun zor durumda olduğunu belirten Kazım Açıktepe, “Devlet Alevi inancını yok etmenin çabası içerisinde. Cemevleri açılırken kültür merkezi adı altında açılmasına izin verildi şimdi de bizi Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağladılar. İnancımıza yapılanlar bir darbedir, bir ihanettir. Çünkü bizim inancımız Kültür ve Turizm Bakanlığı’na sığacak bir inanç değildir” dedi.

    Cem erkanından sonra lokma ve aşure pay edildi.

    PİRHA/DERSİM

     

     

  • Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde Muhabbet cemi gerçekleştirildi-VİDEO

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde Muhabbet cemi gerçekleştirildi-VİDEO

    PİRHA-  Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde Muhabbet Cemi gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen ceme yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Mehmet Gündoğdu ve Zakir Barış Karabatak katıldı.

    Antalya’da hizmet yürüten Abdal Musa Kültür Tanıtma Derneği, Muhabbet Cemi yürütüldü.

    Yol yürütücüsü aynı zamanda Zakir olan Süleyman Demir muhabbette, “Süpürgeyi çaldık toprağı kutsadık, suyla elimizle dön derdik suyu kutsadık, Hakk nuru denilen bilgiyi temsil eden çerağı uyandırdık, ateşi kutsadık” dedi.

    Yol yürütücüsü Mehmet Gündoğdu ise yaptığı konuşmasında ateş, su, toprak ve havanın varlığı yaratan ve varlığın birliğini meydana getiren elementler olduğuna değinerek, “Bizim yolumuz 4 kapı 40 makamdan geçiyor. 4 kapı 40 makam dediğimiz bizim şeriat kapısı, tarikat kapısı, marifet kapısı, sırrı hakikat kapısıdır. Burada hizmetler görüldüğü gibi yeri süpürdüler toprağı kutsadık, çerağ uyandırdık. Ateşi kutsadık, su ile elimizi yıkadık suyu kutsadık, nefesler, deyişler söyledik havaya kutsadık” şeklinde konuştu.

    Yola girmek isteyene, “Gelme gelirsen dönme, gelenin malı dönenin canı burada” denildiğini aktaran Gündoğdu, “Marifet kapısı da su gibi arıdır. Sırrı hakikat kapısı da topraktır. Çünkü ne deriz; biz toprağa turab olduk, toprakla bir olduk. Toprak bize her şeyi verendir. Bizim büyümemiz, gelişmemiz hep topraktandır, gıdamızı da topraktan alıyoruz. Hepsi bu topraktan geldiği için içimize işledi, biz de geliştik insan olduk. Ama bir gün gelecek bu toprağın bize verdiklerini biz geri toprağa vereceğiz. Aşık Veysel’inde nefesini söylediği dörtlüğü hatırlatarak kazma ile yardım o yine bana gül verdi diye iade etti” ifadelerine yer verdi.

    Gülbenglerin ardından semahlar dönüldü. Çerağlar sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • ‘Devletin veya sarayın dedesi olduğu zaman artık Alevi toplumunun dedesi değildir’-VİDEO

    ‘Devletin veya sarayın dedesi olduğu zaman artık Alevi toplumunun dedesi değildir’-VİDEO

    PİRHA- Kızıldeli Seyit Ali Sultan Ocağı  Mensupları Muhabbet Cemi yürüttü. Cemde yapılan konuşmalarda, Alevilerin inancına ve değerlerine sahip çıkılması çağrısında bulunuldu. Cemde ayrıca dedelere maaş verilmesinin de kabul edilmeyeceği belirtilerek, “Devletin veya sarayın dedesi olduğu zaman artık toplumun dedesi değildir” denildi.

    Kızıldeli Seyit Ali Sultan Ocağı  Mensupları Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneğinde  Muhabbet Cemi yürüttü. Muhabbet Cemi, Hacı Bektaş Veli Ocağı Yol Yürütücüsü Süleyman Demir, Gülçin Akça, Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkârı Mustafa Sazcı ve Muhammet Sazcı tarafından yürütüldü.

    Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir cem meydanında bulunmanın anlam ve içeriğine ilişkin yaptığı konuşmasında, “Cem meydanına galipte bu meydanda özümüzü dara koyup bir mürşit huzurundan geçip eğer aklanıp paklanıyorsak, cennetimiz budur” dedi.

    “Aleviler hiçbir zaman Osmanlı’nın kadısına, müftüsüne gitmemiş, şikâyette bulunmamış” diyen Demir, “Jandarması yok, polisi yok, cezaevi yok, hâkimi yok, savcısı yok, hiçbir şey yok. Bir düşkünlük makamı var, bu düşkünlük makamında da kişi yoldan düşerse onunla konuşmamak, ilişki kurmamak; bir nevi cezalandırma var” şeklinde konuştu.

    “ALEVİLER BAKANLIĞA BAĞLANIRSA YA HINZIR PAŞA OLACAK YA DA PİR SULTAN GİBİ”

    Dedelere maaş verilmek istenmesine de tepki gösteren Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Son dönemlerde Alevilerin Kültür Bakanlığına bağlı bir daireye bağlanmasına ilişkin çalışmalar var. Alevilerin inançlarını, ritüellerini tanımıyor. Aleviler yapsa yapsa kültürel faaliyet yapar şeklinde yaklaşım var.  Oradan bir alan açarak dedelere maaş verecek, elektriğimizi, suyumuzu verecek, kapımızın penceremizin boyasını yapacak hepsi bu onun dışında hiçbir şey yok. Ama oradan dedeye verdiği maaş ile buraya hutbe gönderecek perşembelikte “şunu okuyun, bu cemlerde bunu söyleyin” diyecek. Devletin dedesi veya sarayın dedesi olduğu zaman artık toplumun dedesi değildir. Aleviler Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı bir daireye bağlanırsa ya Hınzır Paşa olacak ya da Pir Sultan gibi özünden kopmayıp saraya karşı duracak.”

    Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkarı Mustafa Sazcı da, “Bizlerin eskiden olduğu gibi ocaklarımıza, rehberlerimize, pirlerimize, mürşitlerimize sahip çıkarak ocaklarımızda yürüttüğümüz geleneksel yol erkan hizmetlerini yürütebilmemiz gerekiyor” diye konuştu.

    “Biz ne kadar Aleviyiz ne kadar Aleviliği biliyoruz?” diye soran Sazcı, şunları aktardı:

    “Bugün hepimiz imam Hüseyin’i, Şeyh Bedrettin’i, Börtlüce Mustafa’yı, Torlak Kemal’i, Abdal Musa’yı, Kızıldeli Seyit Ali Sultan’ı anıyoruz. Anmak güzel ama anlamaya çalıştık mı bir kere olsun. Bu insanların hiç işleri yok muydu? Yol erkan hizmeti yürütmüşler, kellelerinin gideceğini bile bile bu sisteme karşı mücadele etmişler, yolu, erkanı sürmüşler. Bizim ocağımızda da söylerler İmam Cafer buyruğunda da yazıyor” Rıza şehri mücadelesi” yani herkesin bir olduğu, birlikte üretip, birlikte tükettikleri mücadeleyi vermişler bu topraklarda.”

    12 hizmet tamamlandıktan sonra Yol Hizmetkarı Zakir Süleyman Demir ve Mustafa Sazcı’nın söylediği deyişler ve nefeslerin ardından lokma gülbengi ve lokmaların pay edilmesi ile cem tamamlandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Dertli Divani muhabbet ceminde: 12 hizmetlerin manasını anlamamız gerekiyor-VİDEO

    Dertli Divani muhabbet ceminde: 12 hizmetlerin manasını anlamamız gerekiyor-VİDEO

    PİRHA – Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği’nde cem yürütüldü. Cemde 12 Hizmetlerin derin manasının anlaşılması gerektiğini belirten Dertli Divani, “Her zamankinden daha çok bugün bizim bu muhabbet ortamlarına ihtiyacımız var” dedi.

    Antalya’daki Alevi yurttaşlar, Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi’nin muhabbet ceminde bir araya geldi. Cemi, Yol Yürütücüsü Dertli Divani, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı-Yol Yürütücüsü Süleyman Demir, Gülçin Akça, Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkârı Mustafa Sazcı, Zakir Güney Sezgin yürüttü.

    “12 HİZMETLERİN ATINDAKİ DERİNLİĞİ ANLAMAMIZ GEREK”

    Rızalık alınarak başlanılan cemde Divani Baba sohbeti “Cem ve Kırklar denilince bize neyi çağrıştırıyor?” sorusu ile başlattı. “Kırkımız bir, birimiz kırk, yekvücut olduğumuzu anlıyoruz” diyen Dertli Divani şöyle devam etti:

    “3 can bir cem deyince de gönül birliğini simgeliyor. 3 can bir araya gelip gönülleri birlediyse o zaman cem olduk demektir. Cemdeki maksat gönülleri birlemek; yani yekvücut olmaktır. Sevgi ile gönlü birlemek, o gönüller bir olan canlarla kin, kibirden uzak, olumsuz duygu ve davranış biçimlerinden arınmış olmaktır. Cem kapısından içeri girdikten sonra hiçbir kimseyle küskün, kırgın, dargın olmadan bu duygulardan kendisini arındırıp özümüzü yola ve Hakk erenlerine teslim etmek anlamına geliyor.
    Bugün yapacağımız cemde gönülleri birlemenin yolu yordamı nedir? Gerçek manada cem olabilmemiz için hangi özelliklere sahip olmamız, eğitim formatında bir şeyleri bilincimize taşıyıp yaşamımıza uyarlamanın belki kurallarını bir muhabbet çerçevesi içeresinde paylaşmış olacağız.

    Geçmişteki cem ortamları tarihe karıştığı için bir şey bilmiyoruz. 3 can bir cem olmadığımız için… Oysa 3 can bir araya geldiğimizde, işte bu çerağları sohbet konusu yaparsak hem kendimizi eğitmiş kemale erdirmiş olacağız, hem de o muhabbette öğrendiğimizi başka alanlara aktardığımız zaman o güzellik başka alanlara da yansımış olacak. Her zamankinden daha çok bugün bizim bu muhabbet ortamlarına ihtiyacımız var. Yoksa cemde 12 hizmetleri yaparsın geçer ama o hizmetlerin manasını, mahlatı, atındaki derinliğini anlamamız, bilincimize taşıyıp yaşamamız gerekiyor. Asıl olan da budur zaten.
    Bu cemler olmasa bu kelamları başka formatta dile getirdiğimizde fazla yakınlığı kalmıyor ama cemin içerisinde bu kelamlar hitap edildiğinde o daha ciddiye alınıyor. 7’den 70’e hepimizin bu konuya biraz daha özen göstermesi, hepimizin çaba sarf etmesi gerekiyor.”

    “KELAMLARIN İÇERİĞİ VARLIĞIN YEKVÜCUT OLDUĞUNU İFADE EDİYOR”

    Dertli Divani konuşmasında zakirlik geleneğinin önemine de vurgu yaptı. Deyiş ve nefeslerin geçmişte ‘Ayet’ olarak yorumlandığını söyleyen Divani Baba şu sözlerle sohbeti sürdürdü:

    “Eskiden bir deyim vardı. ‘Aşığın sözü Kur’an’ın özüdür’ derlerdi. Hatta ‘Zakirler, âşıklar hele birkaç ayet çalıp söyleyin’ derlerdi. Çünkü âşık sazı eline aldığı zaman, bu bizim telli Kur’an’ımız, önce bir niyaz olur sonra başlarız âşıkların, sadıkların kelamlarını söylemeye. Âşıklar, sadıklar, Arifler ilhamı nereden alırlar? Beslendikleri ana kaynak nedir? ‘Konuşan canlı Kur’an’ım’ diyen Şah-ı Merdan Ali’den alırlar. Şah-ı Merdan Ali sonsuzluğu idrak eden aklın, bilincin, aşkın ve gönlün sahibi olan insan-ı kamilin ve de Hakk’ın tecellahı olan Hakk’ın bin bir isminin sıfatından biri olan; yani en yüce olan Ali ve Hakk’ın bütün vasıflarını bünyesinde barındırmış. O yüzden Alevi Bektaşi Kızılbaş inancında ne denir? ‘Ayna tuttum yüzüme, Ali göründü gözüme.’

    Varlık âleminde gördüğünüz her nesne aslında Hakk’ın görünür halidir. Hakk’ın tezahürüdür. Alevi Bektaşi Kızılbaş inancında biz buna ‘Varlığın birliği, inancı’ diyoruz yani vahdet-i mevcut… Dağlar, taşlar, ormanlar, denizler, gece karanlığında, gökyüzünde gördüğümüz bütün yıldızlar, on binlerce yıl öncesinden yansıyan ışıkların bütünüdür. Evrende, kâinatta ne varsa hepsi bir devir daim halindedir.

    Hüdai Baba ‘Bütün evren semah döner’ diyor. Güneş doğdu battı bir gün devir daim yaptı. Sonra haftalar, sonra aylar, sonra yıllar devirler yaparken mevsimler de dönüşüyor; sonbahar, kış, ilkbahar, yaz, tabiat da değişiyor. Biz de doğduk yaşıyoruz. Gün gelecek bu can bu bedeni terk ettiğinde bir başka evreye geçecek, devir daim yapacak.

    Pir Sultan ‘Pir Sultanım bu dünyaya dolu geldim dolu benim / Bilmeyenler bilsin beni ben Ali’yim Ali benim’ diyor.

    Yine Bektaş Çelebi bir devriyesinde  ne diyor?

    ‘Cihan var olmadan ket mi Âdem’de

    Hakk ile birlikte yektaş idim ben

    Yarattı bu mülkü çünkü o demde

    Tasvirini yaptım nakkaş idim ben

    Hiçbir canlı âlemi yok iken

    Ben Hakk’ın varlığından vücut bulmuştum

    Biz yoktan var olmadık hakkın varlığından var olduk’

    İşte Hakk’ın birliği, inancı bu. Kelamların içeriği, bu varlığın, bu sonsuzluğun yekvücut olduğunu ifade ediyor.”

    12 Hizmet tamamlandıktan sonra Yol Hizmetkârı Dertli Divani, Zakir Süleyman Demir, Mustafa Sazcı, Güney Sezgin’in söylediği deyişler ve nefeslerin ardından lokma gülbengi okundu. Lokmaların pay edilmesi ile cem erkânı tamamlandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Ovacık’ta 21-22 Temmuz’da yapılacak festivalin programı belli oldu

    Ovacık’ta 21-22 Temmuz’da yapılacak festivalin programı belli oldu

    PİRHA- Pandemi sebebiyle son iki yıldır gerçekleştirilemeyen ve bu yıl 20’ncisi yapılacak olan Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin Ovacık programı belli oldu. 21-22 Temmuz’da yapılacak programda Munzur Gözeleri’ne çıplak ayakla ziyaret edilip muhabbet cemi yapılacak, Alevi inancı temelinde yurttaşlık paneli, çevre paneli, konserler yapılacak.   

    Pandemi sebebiyle son iki yıldır gerçekleştirilemeyen ve bu yıl 20’ncisi yapılacak olan Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin programı açıklandı.

    20. Munzur Kültür ve Doğa Festivali, 21-22-23-24 Temmuz tarihleri arasında Dersim ve bağlı ilçelerinde yapılacak etkinliklerle sürecek.

    Ovacık’ta 21-22 Temmuz’da yapılacak program ‘Madencilik yağmasına karşı doğayı, talana karşı yaşamı, yasaklara karşı sanatı savunuyoruz’ şiarıyla düzenlenecek.

    21-22 Temmuz’da yapılacak programda Munzur Gözeleri’ne çıplak ayakla ziyaret edilip muhabbet cemi yapılacak, Alevi inancı temelinde yurttaşlık paneli, çevre paneli ve konserler yapılacak.

    Alevi inancı temelinde yurttaşlık panelinde; PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, ABF Başkanı Mustafa Aslan, AABK Başkanı Hüseyin Mat, DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, Yazar Erdal Yıldırım konuşmacı olarak katılacak.

    Çevre panelinde; CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Metalürji Yüksek Mühendisi Cemalettin Küçük, Munzur Koruma Kurulu’ndan Ulaş Yeğin katılacak.

    Festivalde yapılacak konsere; Pınar Aydınlar, Grup Munzur, Ahmet Aslan, Cem Adrian, Grup Sarya, Yılmaz Çelik, Berfin Işık, İlkay Akkaya katılacak.

    PİRHA/DERSİM

  • Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi Muhabbet Cemi gerçekleştirdi-VİDEO

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi Muhabbet Cemi gerçekleştirdi-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi, Muhabbet Cemi yürüttü.

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi, Muhabbet Cemi yürüttü. Muhabbet Cemi, Hacı Bektaş Veli ocağı yol yürütücüsü Süleyman Demir, Gülçin Akça, Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkârı Mustafa Sazcı, Zakir Hayri Aslandoğan ve Akın Gülyurt tarafından yürütüldü.

    Zakir Hayri Aslanboğa Kaygusuz Abdal’la ilgili yaptığı bilgilendirmede, ülkenin en ünlü şairlerinden olan Kaygusuz Abdal Alanya Sancağı beyinin oğlu ve asıl isminin ise Gaybî’ olduğunu ifade ederek, “Alevilik inancında genelinde ikrar cemi tekrar aynı bedende ikinci kez de doğmak anlamındadır. Bu yerine getirilir ve hak yolunda kabul edilir. Elmalı Tekke köyündeki Pir Abdal Musa dergahında yıllarca hizmet eder aynı zamanda bu yolda pişer. 4 kapı 40 makamdan geçer. Abdal Musa Kaygusuz Abdalı bir gün yanına çağırır ve Kaygusuz Abdal’a bir posta iki kişi oturmaz der ve onu gözcü olarak Mısır’a görevlendirir ve 40 tane derviş verilir. Finike Limanı’nda Mısır’a doğru yolculuk yapar ve orada dört tane Alevi dergâhı kurar” diye konuştu.

    Ardından yol hizmetkarı Süleyman Demir ise Kaygusuz Abdal’la ilgili şunları ifade etti:

    “Anadolu’da dört dergahtan birincisi Hacı Bektaş Veli Dergahı, ikincisi Ruşenler Köyü /Yunanistan Evros İli, Russa Köyü) yakınında bulunan  Seyit Ali Sultan Dergahı, üçüncüsü Abdal Musa Dergahı, dördüncüsü ise Mısır’da Nil kenarında Kasrü’l-ayn Dergahı. Bu dergahta yetişen aşıklar, sadıklar, saz ehli, söz ehli, muhabbet ehli dervişler dergahlarda bütün çevredeki toplumu eğiterek Anadolu Aleviliğini öğretiyorlar.”

    12 Hizmet tamamlandıktan sonra yol hizmetkarı Zakir Süleyman Demir, Mustafa Sazcı, Hayri Aslandoğan ve Akın Gülyurt ‘un söylediği deyişler ve nefeslerin ardından lokma gülbengi ve lokmaların pay edilmesi ile cem erkanı tamamlandı.

    PİRHA/ANTALYA

  • 18. Düzgün Baba Anma etkinlikleri 20 Temmuz’da yapılacak

    18. Düzgün Baba Anma etkinlikleri 20 Temmuz’da yapılacak

    PİRHA-20 Temmuz’da yapılacak 18. Düzgün Baba Anma Günü etkinliklerinde cem yapılıp, lokmalar pay edilecek. 

    Nazımiye Belediyesi, Düzgün Baba Cemevi Derneği, Nazımiyeliler Derneği, Dersim Dernekleri Federasyonu ve Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu ortaklığında yapılacak olan 18. Düzgün Baba Anma Günü etkinlikleri 20 Temmuz’da yapılacak.

    Etkinlikte, Muhabbet Cemi, lokma pay edilmesi ve müzik dinletisi yapılacak. Programa; Grup Üryan, Ozan Serdar, Mehmet Ekici, Enver Çelik, Hüseyin Türküdenizi, Şenol Akdağ, Vardiya Müzik Grubu katılacak.

    PİRHA/DERSİM

  • Antalya’da cem tutuldu: Hızır, darda kaldığında elinden tutan her canlıdır-VİDEO

    Antalya’da cem tutuldu: Hızır, darda kaldığında elinden tutan her canlıdır-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi’nde yapılan cemde Hızır ile ilgili bilgiler verildi.

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi’nde Muhabbet Cemi yapıldı. Ceme, Hacı Bektaş Veli Ocağı Yol Yürütücüsü Süleyman Demir, Gülçin Akça, Kızıldeli Ocağı Yol hizmetkârı Mustafa Sazcı, Zakir, Hayri Aslanboğa ve Kader Bahadır da katıldı.

    Hızır anlatısının evrenselliğini ve her toplumda aslında farklı içeriğe sahip olduğunu belirten Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkârı Mustafa Sazcı, “Hızır kelimesinin kökü Arapça. Aktar ya da Hızır kökünden geliyor. Yeşil giyimli adam. Yeşillik anlamında. Dönemin felsefe dili Arapça, sanat dili Farsça. O nedenle aslında Arapça ile yolun felsefesi biraz bağdaşıyor. Ancak Hızır kelimesi Arapça olmasına karşın hiçbir semavi dinde Hızır ifadesi geçmez” dedi.

    Sazcı, Hızır’ın Alevi inancının temelini oluşturduğunu belirterek şöyle devam etti:

    “Son süreçte Hızır, Kuran’ın bir suresinde geçen, çeşitli eğilimlere sahip bir kul diye adlandırılıyor. Biz bunun doğru olmadığını düşünüyoruz. Hızır anlatısı evrensel bir anlatı. Her toplumda aslında farklı içeriğe sahip. Alevi toplumunda inancın temel taşlarından birisidir Hızır. Bu Hızır anlatısının diğer inançlara nazaran içeriği, dili de çok farklı. Çünkü bu Hızır anlatısında Hızır bir kul olmaktan daha fazlası aslında. Hakk’ın kendisini temsil etmekte. Nefeslerin birinde ifade edildiği gibi bin bir ismi vardır, bir ismi Hızır. Her nerede çağırsan orada hazır.

    “HIZIR, DARDA KALDIĞINDA ELİNDEN TUTAN HER TÜRLÜ CANLIDIR”

    Geçmişte geleneksel Alevi Bektaşi kültürü içerisinde yapılan cemlerde şu ifadeyi herkes hatırlayacaktır: Bin bir donda baş gösteren Mürteza. Bu ifade herhalde her Kızılbaşın  her Alevinin kulağına bir kez olsun ilişmiştir. Onun dışında bin bir ismi vardır, bir ismi Allah her nerede çağırsan hazırdır billah. Derviş Ali’nin nefesinde geçiyor. Hızır, Ali ve Hakk ya da Allah kavramlarını bütünleşmiş olarak görüyoruz. Hızır darda kaldığımda elinden tutan kadın, erkek, yaşlı, genç, insan hayvan, her türlü canlıdır.”

    Mustafa Sazcı, 23 Eylül 2021’de Hakk’a yürüyen Üryan Hızır Ocağı pirlerinden Ali Büyükşahin ile bir talibi arasında geçen diyalogu şöyle aktardı:

    “Geçmiş dönemlerde bir muhabbetteyken Ali Büyükşahin dedeye bir talibi diyor ki; ‘dede onlar Hızır’ı gördüm, Ali’yi gördüm Veli’yi gördüm, diyor. Ben neden göremiyorum? Ali Büyükşahin dedenin verdiği cevap aslında hepimize ders niteliğinde. Ali Büyükşahin dede ‘Oğul, Hızır Ali’dir, Âli de aslının özündedir. Eğer sen Hızır, Ali, Hakk dediğin kavramı kendi özünde bulamazsan dışarıda aramaya çıkarsın, dedi. Bu söylediği söz aslında bugün Vahdet-i vücut ve Vahdet-i mevcut kavramlarının delil oluşturabilecek nitelikte sözlerdir.”

    Cemde, 12 hizmet tamamlandıktan sonra Zakir Süleyman Demir, Mustafa Sazcı, Hayri Aslandoğan ve Kader Bahadır  deyişler seslendirdi. Deyişlerin ardından gülbeng verilerek, lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • 11. Britanya Alevi festivalinde Muhabbet Cemi yürütüldü-VİDEO

    11. Britanya Alevi festivalinde Muhabbet Cemi yürütüldü-VİDEO

    PİRHA- 11. Britanya Alevi Festivalinde Muhabbet Cemi yürütüldü.

    İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevinin ev sahipliğini yaptığı Muhabbet Cemi ‘ne yüzlerce Alevi can katıldı.

    Muhabbet Cemi’ni Pir Mehmet Yüksel, Pir Mehmet Turan, Baki Düzgün Dede, Ana Yadigar Aslan ve Ana Şenay Malkoç yürüttü. Cemi Ana Yadigar Aslan ve Ana Şenay Malkoç gülbengle çerağ uyandırdı.  Ardında Ali Aslan deyişler okudu.

    Pir Mehmet Yüksel de Sinemilli Pirlerinin deyişlerini okudu.

    Pir Mehmet Turan ve Baki Düzgün dede birliğin önemine vurgu yapan konuşmalar yaptı. Muhabbet Cemi dönülen semahlarla tamamlandı.

    Elif TABAK/İNGİLTERE

  • Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi Muhabbet Cemi gerçekleştirdi-VİDEO

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi Muhabbet Cemi gerçekleştirdi-VİDEO

    PİRHA-Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi, Muhabbet Cemi gerçekleştirdi. Enel Hakk düşüncesini özünde bulmayan Alevi yolunu ve Alevice yürümekten uzak olduğunu belirten Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol hizmetkârı Mehmet Turan, “Çünkü söylediği sözü, yapılan hizmeti, çalınan sazın içindeki hikmeti anlatmadan, anlamadan cem olmaz” dedi.

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi, Muhabbet Cemi gerçekleştirdi. Muhabbet Cemine Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol hizmetkârı Mehmet Turan, Hacı Bektaş Veli ocağı yol yürütücüsü Süleyman Demir, Gülçin Akça, Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkârı Mustafa Sazcı, Zakir Mehmet Ali Çaylak, Hayri Aslandoğan ve Aytekin Keskin tarafından yürütüldü.

    “ALEVİLİK HAK VE HAKİKATİ ARAMANIN YOLUDUR”

    Enel Hakk düşüncesini özünde bulmayan Alevi yolunu ve Alevice yürümekten uzak olduğunu belirten Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol hizmetkârı Mehmet Turan, “Söylenen sözün, yapılan hizmetin ve çalınan sazın içindeki hikmeti anlatmadan, anlamadan cem olmaz. Cem sadece çal süpürgeyi, dök suyu, niyaz ile Allah, Allah de ye pilavını git böylece cem olmaz bu sadece göstermelik bir şey olur. Biz de tapınma söz konusu değildir yaptığımız niyaz toprağa olan saygımızın, ona olan sevgimizin ve ondan geldiğimizin ifadesi olan onun kutsallığını ifade eder. On binlerce yıl ötesinden gelen bir çizginin hakkı bulma arayışının adıdır Alevilik. O zaman değişik adlarla adlandırılmış anılmış ama daha sonraki Kızılbaş-Bektaşi yol anlayışı bugün genel olarak Alevilik olarak anlatılmaktadır. Alevilik öyle 1400 yıl önce başlamış kısa bir sürenin ürünü değil, binlerce yıl öncesinin en azından 14000 yıl öncesinin başladığı düşünülen insanın düşüncesinde hakkı hakikati arama yoludur. Bu nedenle bizim yolumuzun adıdır Alevilik. Alevilik bir yoldur, hakk ve hakikati aramanın yoludur” dedi.

    12 Hizmet tamamlandıktan sonra zakir Süleyman Demir, Mustafa Sazcı, Mehmet Ali Çaylak, Hayri Aslandoğan ve Aytekin Keskin’in söylediği deyişlerin ardından lokma gülbengi ve lokmaların pay edilmesi ile cem erkanı tamamlandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • ‘Cemlerimizde yolumuzu, erkanımızı anlatmamız gerekiyor’-VİDEO

    ‘Cemlerimizde yolumuzu, erkanımızı anlatmamız gerekiyor’-VİDEO

    PİRHA-Düzgün Baba Cemevi’nde Gaxan programı düzenlendi. Alevi doğmakla Alevi olunmadığını belirten Kureyşan Ocağı evladı Kazım Açıktepe, “Bundan sonra cemlerimizde yolumuzu, erkanımızı anlatmamız gerekiyor” dedi.

    Dersim coğrafyası ve Mezopotamya halkları tarafından kutlanan Gaxan yeni yılın gelmesini müjdeliyor. Eski yılı uğurlayıp yeni yılı karşılarken bolluk, bereket için lokmalar pişirilip dağıtılıyor. Köylerde yaşarken kapı kapı tüm evlerin dolaşıldığı bu gelenek şehirlere göçle birlikte şehirlerde de yaşatılmaya çalışılıyor.

    Düzgün Baba Cemevi’nde, çok sayıda yurttaşın katıldığı Gaxan programında çerağlar uyandırılıp, gülbenk verildikten sonra muhabbet cemi yapıldı. Cem erkanını Kureyşan Ocağı evladı Kazım Açıktepe, Kureyşan Ocağı’ndan Ana Selvi Açıkgöz ve Zakir Hıdır Çelebi yürüttü.

    “BİRLİĞE, BERABERLİĞE VE DAYANIŞMAYA İHTİYACIMIZ VAR”

    Alevi doğmakla Alevi olunmadığını belirten Kazım Açıktepe, “Bundan sonra cemlerimizde yolumuzu, erkanımızı anlatmamız gerekiyor. Biz eşitlik istiyorsak önce evimizde başlayacağız. Alevi tarihi katliamlarla doludur, o yüzden birliğe, beraberliğe, dayanışmaya ihtiyacımız var” dedi.

    Cem erkanından sonra lokma ve aşure pay edildi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Semah dönerken posta yüzümüzü döneriz, çünkü orası güneştir’-VİDEO

    ‘Semah dönerken posta yüzümüzü döneriz, çünkü orası güneştir’-VİDEO

    PİRHA-Antalya’daki Abdal Musa Kültür ve Tanıtım Derneği’nde yapılan muhabbet ceminde deyişlerin, semahın anlam ve önemi konuşuldu. Cemde ayrıca hasta tutukluların tahliye edilmeleri gerektiği de vurgulandı. 

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtım Derneği Başkanı Gülçin Akça, Mehmet Gündoğdu ile zakirler Süleyman Demir, Hayri Aslandoğan’ın katılımıyla, deyişlerin, nefeslerin anlam ve içeriği ile birçok konu başlığının tartışıldığı muhabbet cemi gerçekleştirildi.

    Zakir, yol yürütücüsü Süleyman Demir, perşembe günleri bir araya gelerek Anadolu kültürü ile semah ve hizmetlere ilişkin gençleri bilgilendirdiklerini söyledi.

    4 KAPI 40 MAKAM: İNSANLARIN GEÇECEĞİ VE BİR ŞEYLER ÖĞRENECEĞİ DÖRT AŞAMA

    Mehmet Gündoğdu ise ‘4 kapı 40 makam’ ile ilgili olarak bilgiler verdi. Gündoğdu şöyle konuştu:

    “4 kapı dediğimiz; insanların geçeceği dört aşama veya bu öğretiden geçip bir şeyler öğreneceği 4 kapı, 4 yol anlamında genelde söylenirken; Şeriat Kapısı, Tarikat Kapısı, Marifet Kapısı, sırrı Hakikat Kapısı ama aslı bunun birinci kapı, hak hukuk kapısı, ikinci kapı yol kapısı, üçüncü kapı gerçekten marifet, dördüncü kapı da gerçekten sırrı hakikat kapısı.

    Aynı zamanda bu kapılara eşdeğer olarak dört ana sır dediğimiz; hava, ateş, su ve toprak. Hava, oksijen alıp da karbondioksit verdiğimiz yani bilgiyi aldığımız kötüleri attığımız, hakkı ve hukuku öğrendiğimiz, akıl baliğ yaşa geldiğimiz, olayları kavradığımız anlamındadır.

    İkincisi; ateş dediğimiz yoldur, yola girmektir ve kolay bir olay değil. Çünkü pirlerimiz diyor ki “Bu bir rıza lokmasıdır, yiyemezsin demedim mi.” Aynı zamanda yine pirlerimiz diyor ki “Bu ateşten bir gömlektir, demirden leblebidir yiyemezsin giyemezsin.” Yola girdiğin andan bu yoldan dönülmez. Orası bizim yolumuzdur o yol hünkarın çizdiği ve bize anlattığı yoldur.

    İnsanın varoluşundan bu tarafa gelen yol. Bugüne eriştiği bizim şu anda gördüğümüz ve bildiğimizdir. Üçüncü kapı dediğimiz marifet makamıdır. Marifet makamı kişinin yola giren canın kendisini yetiştirmesidir. Kendini yetiştiren can, marifet ehli olmuştur artık onun marifeti vardır. Dördüncü kapı sırrı hakikat kapısı; sırrı hakikat kapısında da biz dedik ki toprak niye toprak?

    Çünkü toprak bize her şeyi verendir. Bu vücudu bize veren de topraktır. Çünkü bütün gıdayı ondan alıyoruz sonunda da bu vücudu geri o toprağa veriyoruz. Aldığımız borcu ödüyoruz işte sırrı hakikat dediğimiz odur. Yine pirlerimiz derki; “Ölüm ölür, biz ölmeyiz”. Ölmediğin şey nedir? Bilgimizdir, felsefemizdir o felsefe ölmez. Çünkü o felsefenin içinde insan vardır.

    “SEMAH DÖNERKEN YÜZÜMÜZÜ POSTA DÖNERİZ ÇÜNKÜ ORASI GÜNEŞTİR”

    Gündoğdu sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bütün evren zaten semah dönüyor. Bütün yıldızlar kendi etraflarında dönüyorlar. Aynı zamanda uydularının etrafında dönüyorlar. Dünya nasıl güneşin etrafında dönüyorsa; ay, dünyanın etrafında dönüyorsa bizim vücudumuzda da -ki biz bu vücuda küçük evren diyoruz- bir, içinde yaşadığımız büyük evren var. Bir de küçük evren var. Bu küçük evrenin içinde de o hücrelerin içinde atomlar elektronlar semah dönüyorlar. Biz de semah dönüyoruz.

    Semahı ne yönde dönüyoruz? Batıdan doğuya doğru dönüyoruz. Neden batıdan doğuya doğru? Çünkü dünyamız güneşe doğru dönüyor. Burada güneş aynı zamanda post anlamındadır. Niye posta yüzümüzü döneriz? Semah dönerken posta yüzümüzü döneriz, arkamızı dönmeyiz. Çünkü orası güneştir. Bütün evren semah dönüyor, yanıyor güneşte. Nasıl yanıyor? Güneş aydınlatarak yanıyor. Bizim pirlerimiz de aydınlatarak, yanıyorlar. Aslına ermek demek, o aslı bulmak demek, o hakikat kapısına doğru gitmek demek.Bizim yolumuzda beş vakit diye bir derdimiz yok onlarla avunacak bir problemimiz yok.”

    “CEMEVLERİMİZİ, CAMİYE ÇEVİRİYORLAR”

    Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir ise büyükşehirlerdeki cemevlerinde yürütülen ceme değinerek, şunları söyledi:

    “Bizim cemlerimizi, camiye çeviriyorlar. Ne yazık ki İstanbul’da yapılan ve televizyondan gösterilen cemler bir kalıba sokulmuş. Kadını erkekten ayırmış. Başlarını örterek içeri giriyorlar. Minbere dede oturmuş. Dededen başka kimse soru sormuyor. Muhabbet edilmiyor. Deyişlerin açılımı yapılmıyor. Böyle olduğu zaman kadın erkek diye bir ayrım yapıldığı zaman hünkarın sözünü reddetmiş oluyorsun.”

    Hayri Aslandoğan da “Buraya pişmeye geldim. Hakikat yoluna girmeye çalışıyorum. Tabi ki aşamaları var” dedi.

    “HASTA TUTUKLULARIN DURUMU ÇOK CİDDİ FAKAT HİÇ KONUŞULMUYOR”

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtım Derneği Başkanı Gülçin Akça ise cezaevlerindeki hak ihlalleri ile hasta tutukluların durumuna dikkat çekti.

    Akça şöyle konuştu:

    “Cemlerimizde, gündeme dair konulara mutlaka değinmemiz lazım. Gündemi burada tartışmamız lazım. Birkaç gün önce katıldığım bir toplantıda gerçekten çok canım acıdı. Birçok kişinin bundan haberi yok. Cezaevlerinde bir çok hasta tutuklu var. İnsan Hakları Vakfı’nın verdiği rapora göre 1605 tane hasta var. 605 tanesi ise ağır hasta. Kendi ihtiyaçlarını dahi karşılamaktan uzaklar. Tedavi için tahliye edilmeleri gerekiyor.

    Bu insanlar için gündem oluşturmak lazım. Bu insanlar kendi ihtiyaçlarını cezaevinde karşılayamıyorlar. Hastaneye götürüyorlar, getiriyorlar. Koronavirüs nedeniyle bir odada 15 gün tecride alıyorlarmış. Zaten kendi ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar. Araştırma hastanelerinde verilen rapor yetmiyormuş. İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gitmeleri gerekiyormuş. Hastayı bindiriyorlarmış arabaya, 8-10 saat gidiyormuş zaten ağır hasta. Oradan da “Hayır çıkmasına gerek yok” diye karar veriyorlarmış.

    “AĞIR BİR YARA ASLINDA”

    Bu sen de olabilirsin, ben de olabilirim, annem de, babam da olabilir, aile yakınlarınız da olabilir. Yani hastalık bu, herkesin başına gelebilir. Ama bu bir türlü gündeme girmiyor. Hiçbir şekilde bu konuşulmuyor. O insanlar orada çaresiz. Dışarıya hiçbir şekilde kendini ifade edemiyorlar. Mesela böyle bir tartışma açıldı. Bunları buralarda konuşmamız lazım. Bu hasta tutuklular çok ağır bir yara aslında. Gündeme dair şeylerde konuşmamız gerekiyor.”

    Çerağların uyandırılmasıyla başlayan muhabbet ceminde 12 hizmetlerin ardından lokma gülbengi ile cem tamamlandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

  • HBVAKV Antalya Şubesi, Muhabbet Cemi gerçekleştirdi-VİDEO

    HBVAKV Antalya Şubesi, Muhabbet Cemi gerçekleştirdi-VİDEO

    PİRHA-Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesinde Muhabbet cemi gerçekleştirildi. Üryan Abdal Ocağı Dedesi Kenan Akbaba, “Son nefesini verene kadar Alevi yaşıyor son nefesinde alın kardeşim Alevilikten vazgeçtik bizi Sünni yapın diyerek cenazemizi veriyoruz hocaların eline. Bu yola ihanet etmeyelim her inanca saygımız var ama biz Alevi yaşıyorsak hakka yürüdüğümüz zaman da Alevi erkânına göre cenaze erkanlarımızı yapmamız lazım” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesinde Muhabbet cemi gerçekleştirildi. Muhabbet Cemini Hüseyin Abdal Ocağından Dede Hüseyin Gazi Metin, Arzuman Ocağından Ana Şehriban Mutluer, Üryan Abdal Ocağından Dede Kenan Akbaba ve Zakir Hasan Akbaba yürüttü.

    “ÇOCUKLARIMIZI CEMEVLERİNE GETİRİRSEK İNANCIMIZIN BİR GELECEĞİ OLUR”

    İçimizden 10-15 tane aile ben gelecek cem de çocuklarımı alıp gelebileceğim derse bu mekânın, Aleviliğin geleceği olacaktır diyen Araştırmacı-Yazar Ali Aksüt, “Bin bir acının içinde bütün zulümlere direnmiş bir inancı eğer 21. Yüzyılda sürdüremezsek biz geleceğe ne bir inanç bırakacağız ne de cem bırakacağız. Gelin birlik olalım, beraber olalım dedelerimizin söylediklerini bir söz olarak değil, uygulanması gereken birer pratik olarak kabul edelim. Gelecek sefer buraya geldiğimizde içimizi yeni çıkan bir konuşmacının yeni bir bilgenin ve dedelerimizin söyleyeceği yeni şeylerle dolduralım biz bu cemlerde bilgi ile demlenenlerden olalım” dedi.

    “BİZİM İNANCIMIZDA KADIN ERKEK AYRIMI YOKTUR”

    Aleviliğin din, dil, ırk, mezhep ayrımı yapmadan 72 millete bir nazarda bakmak olduğunu belirten Hüseyin Abdal Ocağından Dede Hüseyin Gazi Metin, “Birileri kadın eli sıkmazken tarihten beri kadıncık anamızı posta oturtmuşlar, yol vermişler. Kadıncık ana dediğimiz kısacası Baba İlyas dönemlerinde kadınları örgütleyen anamız, Abdal Musa’ya da öncülük yapan bir anamız. Anasız yol yürünmez. Bazı dedelerimiz kadın posta oturamaz diye sözler söylüyorlar bu doğru değil. Evliyaları kadın üretti, peygamberi kadın yarattı. Bizim cebimizde kadın erkek ayrımı yok, biz de can vardır. Kadın bizim nazarımızda dişi değildir, kişidir. Bir toplumun kadınları, kızları, gençleri uyanmazsa bu toplumun ilerlemesi de mümkün değildir” dedi.

    “İNANCIMIZI GENÇLERE EMANET EDECEĞİZ”

    Biz ceme yolumuz için geliyoruz diyen Arzuman Ocağından Ana Şehriban Mutluer, “Geçmişte bu cemi yürüten atalarımız, babalarımız ve şimdide hak Muhammed Ali postunda oturan dedelerimiz 40’lar meclisinden ilham alarak gençlere emanet edeceğiz. Gençler bu yolu ilkeli ve inançlı bir şekilde yürütecek. Bugün birine sorsalar Alevilik nedir diye Alevilik insan olmaktır. Öteki insan da diyor ki ben de insanım.  Alevilik bir hüsnü aşktır, aşıkların sevdası, erenlerin dehası, bir sevda türküsüdür Alevilik” dedi.

    “ÜZERİMİZDE OYNANAN OYUNLARA GELMEYELİM”

    Son zamanlarda Hakk’a uğurlama erkânlarının artık camiye götürüldüğüne dikkat çeken Üryan Abdal Ocağı Dedesi Kenan Akbaba, “Son nefesini verene kadar Alevi yaşıyor son nefesinde alın kardeşim Alevilikten vazgeçtik bizi Sünni yapın diyerek cenazemizi veriyoruz hocaların eline. Bu yola ihanet etmeyelim her inanca saygımız var ama biz Alevi yaşıyorsak hakka yürüdüğümüz zaman da Alevi erkânına göre cenaze erkanlarımızı yapmamız lazım. Zaten üzerimizde bir sürü oyunlar oynanıyor, bu oyunlara gelmeyelim” dedi.

    “ÇOCUKLARIMIZI CEMEVLERİNE YÖNLENDİRELİM”

    HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, “Cemevimizde Hakk’a uğurlama erkanı dışında bilim yuvası oluşturarak canlarımıza hizmet verebilmek için dört tane sınıf oluşturduk. Bu sınıflarda türkçe, matematik, fen bilgisi, yabancı dil derslikleri açtık. Talepler gelirse daha da genişletebiliriz, çocuklarımızı cemevlerine yönlendirelim” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından ceme katılan canlardan rızalık alındıktan sonra çerağların uyandırlmasıyla başlayan Muhabbet Cemini Hüseyin Abdal Ocağından Dede Hüseyin Gazi Metin, Arzuman Ocağından Ana Şehriban Mutluer, Üryan Abdal Ocağından dede Kenan Akbaba ve Zakir Hasan Akbaba yürüttü. 12 hizmet tamamlandıktan sonra Zakir Hasan Akbaba’nın söylediği deyiş ve nefeslerin ardından lokma gülbengi ile cem erkanı tamamlandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Ovacık’ta, Ziyaret Köyü Munzur Baba Cemevinde Muhabbet Cemi yapıldı-VİDEO

    Ovacık’ta, Ziyaret Köyü Munzur Baba Cemevinde Muhabbet Cemi yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Esenler Cemevi yönetimi, 8-15 Ekim tarihleri arasında Dersim’de düzenlediği gezide Munzur Gözelerinde bulunan Ziyaret Köyü Cemevinde Muhabbet Cemi yapıldı.

    Esenler Cemevi yönetimi, 8-15 Ekim tarihleri arasında Dersim’de düzenlediği bir haftalık gezide Ağuiçen Ocağı, Baba Mansur Ocağı, Üryan Hızır Ocağı, Derviş Cemal Ocağı, Sarı Saltuk Ocağı, Düzgün Baba, Kureyş Baba ve Munzur Gözeleri ziyaret edildi.

    Esenler Cemevi yönetimi, 8-15 Ekim tarihleri arasında Dersim’de düzenlediği gezide Munzur Gözelerinde bulunan Ziyaret Köyü Cemevinde lokmalar pay edildikten sonra Muhabbet Cemi yapıldı. Cem erkanına Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Esentepe Cemevi yönetimi ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Alevi kadınlar güçlenmek istiyorsa analık makamını yeniden var etmeli’-VİDEO

    ‘Alevi kadınlar güçlenmek istiyorsa analık makamını yeniden var etmeli’-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de DAD Kadın Meclisi öncülüğünde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla, ‘Yolda ikrar canda birlik’ muhabbet ceminde bir araya gelen Alevi kadınlar, eşitlik için mücadele edeceklerini söylediler. 

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi, İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevinde “Yolda ikrar canda birlik” muhabbet cemi gerçekleştirdi.

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen muhabbet cemine Kureyşan Ocağı’ndan İlkin Çağlayan, Seyit Sabun Ocağı’ndan Zehra İncesu, Babamansur Ocağı’ndan Rukiye Hurustan, Yanyatır Ocağı’ndan Fatma Kılıç ve çok sayıda kadın katıldı.

    Zakirliği Şevda Çelebi Çiçek ve Ayfer Düzdaş’ın yürüttüğü muhabbet ceminde Türkçe ve Kürtçe nefesler-deyişler seslendirildi. Muhabbette ayrıca çerağ uyandırıldı.

    “ALEVİ KADINLAR SAVAŞ PLANLARININ PARÇASI OLMAYACAK”

    Seyit Sabun Ocağı Anası Zehra İncesu, yaşamını yitiren kadınların önünde darda olduklarını belirterek, başladığı konuşmasında anaların cemlerin olmazsa olmazlarından olduğunu ifade etti.

    Sistemin kadını geri plana atması sonucunda anaların da geri plana atıldığını dile getiren İncesu, “Biz kadın analar olarak bundan sonra geride değil postların üzerinde pirlerimizle beraber oturmayı istiyoruz. Bunun mücadelesini de vereceğiz. Aslında kadın mürşid-i kamilullahtır. Kadın olmazsa yol olmaz hak da olmaz” diye belirtti.

    Anaların mürşit (yol gösteren) makamından düşürülmesinin tek din tek dil dayatan asimilasyoncu politikalarının sonucu olduğunu ifade eden İncesu, “Biz Alevi kadınlar savaş politikalarından nasibini almış durumdayız. Buna şiddetle karşı çıkıyor bu planların içinde olmayacağımızı söylemek istiyoruz. Normalde anadan rızalık alınmadan pirler talibine gidemezdi. Kızılbaş Alevi inancından dar ile didar olur iken mutlaka analar olması gerekir. Ayrıca ana şifa veren bolluk veren cümle cana ikrar verip cem olandır. Hak kapısı çar-a sır hak yasası ile bütünleşir” dedi.

    “YOL YÜRÜRKEN ARKAYA İTİLDİK, MUTFAĞA YOLLANDIK”

    Kureyşan Ocağından İlkin Çağlayan Ana ise, Alevi kadınlarının emeklerinin yok sayıldığına dikkat çekti. Alevi kadınlarının güçlenmesinin analık makamının güçlenmesi ile gerçekleşeceğine işaret eden Çağlayan, şöyle konuştu:

    “Yol yürürken neden bizi yolun arkasına ittiniz? Neden bizi mutfağa yolladınız? Güzellik, barış olsun, ışıktan kopmayalım diye gözyaşlarımız ile niyazlar yoğurduk. Oturulan her yerde bizler eşitiz, cemal cemaleyiz denildi. Biri çıkıp buna hayır öyle değil diyecekti. Alevilik inancını var eden ve bugüne taşıyan kadınlardır. Bunu aile, çocuklar, sosyal hayat üzerinden yapıyorlar. Ama Alevi toplumuna baktığımızda inançta olduğu gibi kadınlar görünür ve etkili değil. Ne yazık ki Alevi toplumu kadınların evde, cemevinde emeklerine el koyarak yok saymış. Her şeyden önce Alevi kadınlar Alevi inancının ne olduğunu erkeklerden öğrenerek değil, doğru kaynaklardan öğrenmek zorundalar. Eğer Alevi kadınları güçlenmek istiyorlarsa anaları yeniden var etmeleridir. Sadece pirlerle cem olmaz, beraber cem yürütülmelidir. Alevilik inancında kadın-erkek eşitliğinin en temel unsuru analık-pirlik makamlarının varlığıdır.”

    “İNSANLIK DEVLETLİ UYGARLIKLAR KURARAK ANA’NIN YOLUNDAN ÇIKTI”

    Muhabbet ceminde konuşan DAD İzmir Şube Eş Başkanı Nebahat Çelik ise analık makamının hem yola, hem insanlığa ışık ve rehber olmak gibi bir misyonu olduğunu ifade ederek, insanlığın Ana’nın yolundan çıkarak zalim ve tüm canlılara düşman konuma geldiğini kaydetti.

    Çelik, “Bütün bunlar Ana yolundan kopuşla, eril bir zihniyet ve rıza halini çiğneyen tahakküm biçimleriyle, devletli uygarlık çizgisiyle gerçekleşmiştir. Yani Ana düşmanlığı hak düşmanlığı biçiminde tecelli etmiş, cümle can küresel yok oluşun eşiğine getirilmiştir” sözlerini kullandı.

    Çelik, şöyle devam etti:

    “Analar olarak dünyanın her yerinde insanlığa yeniden rehber olma irademizi belirtiyor, tüm kadınları bu bilinç ve sorumluluk duygusuyla bir olmaya davet ediyoruz. Bu cemimizle ananın hali hazırda yolumuzdaki durumunu da tartışacak, özümüzü dara çekecek, eril-tahakkümcü zihniyetin modernist etkileşimlerle Yolumuzda sebep olduğu daralma ve sapmaları da tartışacak, çözümler geliştirmeye çalışacağız.”

    “SON 20 YILDA TÜRKMEN ALEVİ KADIN KÜLTÜRÜ ZARAR GÖRDÜ”

    Türkmen Alevisi Yanyatır Ocağı’ndan Fatma Kılıç da, geleneklerini şehir kültürüne rağmen devam ettirdiklerini vurgulayarak, “Bizde bacılar öndedir. Bize sormadan erkeklerimiz iş yapmaz. Kadın olarak önceliğimiz vardır ve erkeklerimizden izin istemeyiz. 20 yıldır bu değişti. İnternetler çıktı, televizyonlar çıktı. Fabrikalarda çok uzun saatler çalışıyoruz. Önceden gece yarılarına kadar otururduk. Şimdi çalışmak zorundayız. Yerleşik hayata geçtik. Tahtacı Türkmenlerinden Oğuz Boylarındanız” diye konuştu.

    Muhabbet cemi, lokma duası sonrası pay edilen lokmalarla son buldu.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR