Etiket: öğretmen

  • ‘Öğretmenlerin haklı mücadelesi polis şiddetiyle engellenemez!

    ‘Öğretmenlerin haklı mücadelesi polis şiddetiyle engellenemez!

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu öğretmenlerin Ankara’da sürdürdükleri eyleme destek vererek, “Öğretmenlerin haklı taleplerine yönelik şiddet, baskı ve gözaltı uygulamalarına derhal son verilmelidir. Özel sektörde çalışan öğretmenler için taban maaş hakkı yasal güvenceye alınmalı, güvenceli çalışma koşulları sağlanmalıdır. Mülakat mağduru öğretmenlerin hakları derhal teslim edilmelidir” denildi.

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve mülakat mağduru öğretmenler; taban maaş, güvenceli çalışma, insanca yaşayabilecekleri bir ücret, özlük haklarının güvence altına alınması ve mülakat nedeniyle yaşadıkları mağduriyetlerin giderilmesi talepleriyle 12 gündür Ankara’da eylemlerini sürdürüyor.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu Özgür Çocuk Parkı’nda öğretmenlerin eylemine destek vermek için basın açıklaması yaptı. Platform adına açıklamayı Eğitim-Sen Şube Başkanı Mahmut Sümbül okudu.

    “BASKI VE GÖZALTI UYGULAMALARINA DERHAL SON VERİLMELİDİR”

    Yetkililerin öğretmenlerin haklı ve meşru talepleri karşısında sessiz kalması üzerine meslektaşlarının 11 gündür açlık grevinde olduğunu ifade eden Sümbül, öğretmenlere yönelik müdahaleye tepki gösterdi.

    “Öğretmenler neden günlerdir sokaktadır? Öğretmenler neden bedenlerini açlığa yatırmak zorunda kalmaktadır? Çocuklarımızı ve gençlerimizi emanet ettiğimiz öğretmenlerin karşısına neden sürekli polis barikatları çıkarılmaktadır?” sorularını sonra Sümbül, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Öğretmenlerin çalışma ve yaşam koşullarına ilişkin sorunların çözülmesi gerekirken, iktidarın öğretmenlerin taleplerine polis şiddetiyle yanıt vermesi kabul edilemez. Hak aramak suç değildir. Basın açıklaması yapmak, yürümek ve sendikal mücadele yürütmek demokratik ve anayasal bir haktır. Öğretmenlerin haklı taleplerine yönelik şiddet, baskı ve gözaltı uygulamalarına derhal son verilmelidir.

    Özel sektör öğretmenlerinin taban maaş ve güvenceli çalışma talebi ile mülakat mağduru öğretmenlerin haklarının teslim edilmesi mücadelesi, bütün öğretmenlerin ortak mücadelesidir. Bu mücadele, öğretmenlik mesleğinin onurunu, emeğin değerini ve öğrencilerimizin nitelikli eğitim hakkını savunma mücadelesidir.”

    “ENGELLEMELERDEN VAZGEÇİN”

    Emek ve Demokrasi güçleri olarak öğretmenleri birbirinden ayıran statü farklılıklarını reddediyor; kamuda ve özel sektörde çalışan, atama bekleyen, sözleşmeli ya da ücretli bütün öğretmenlerin ortak mücadelesini ve dayanışmasını büyütmeyi temel sorumluluk olarak gördüklerini vurgulayan Sümbül, “Talepleri açıktır: Özel sektörde çalışan öğretmenler için taban maaş hakkı yasal güvenceye alınmalı, güvenceli çalışma koşulları sağlanmalıdır. Mülakat mağduru öğretmenlerin hakları derhal teslim edilmelidir. Açlık grevindeki öğretmenlerin talepleri karşılanmalı, sağlıklarıyla oynanmamalıdır. Polis müdahaleleri ve gözaltılar son bulmalı, sendikal faaliyetlerin engellenmesinden vazgeçilmelidir” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/MERSİN

  • Öğretmenlerin açlık grevi 8. gününde!-VİDEO

    Öğretmenlerin açlık grevi 8. gününde!-VİDEO

    PİRHA-Eylemlerinin 9, açlık grevinin 8. gününde talepleri karşılanmayan öğretmenler, tüm engellere rağmen direnişlerine devam edeceklerini açıkladı.

    Mülakat nedeniyle atanamayan ve özel sektörde çalışan öğretmenler, yaşadıkları sorunlara dikkat çekmek amacıyla Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası (Öğretmen Sendikası) Ankara Şubesi önünde başlattıkları eylemlerine devam ediyor.

    Eylemlerinin 9, açlık grevinin 8. gününde talepleri karşılanmayan öğretmenler, tüm engellere rağmen direnişlerine devam edeceklerini açıkladı: “Dün uygulanan orantısız şiddetin üzerine bugün bizlerle dayanışmaya gelen dostlarımız ve halkımızın verdiği güçle bizlerin de direnişi daha sağlam hale geldi. Haklı mücadelemiz tüm engellere rağmen sürecek, destekleriniz ve dayanışmanızla güçlüyüz. Haklarımızı alana kadar Ankara’yı terk etmeyeceğiz. Mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    HABER MERKEZİ

  • Öğretmenlere müdahale, çok sayıda gözaltı var!-VİDEO

    Öğretmenlere müdahale, çok sayıda gözaltı var!-VİDEO

    PİRHA- Mülakat nedeniyle atanamayan ve özel sektörde çalışan öğretmenler, hakları için Ankara’da yapmak istedikleri yürüyüşe polis biber gazıyla müdahale etti, çok sayıda öğretmen gözaltına alındı.

    Mülakat nedeniyle atanamayan ve özel sektörde çalışan öğretmenler, yaşadıkları sorunlara dikkat çekmek amacıyla Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası (Öğretmen Sendikası) Ankara Şubesi önünde başlattıkları açlık grevi ve nöbet eylemini 7’nci gününde de sürdürdü.

    Kızılay’da bulunan Madenci Anıtı’na yürümek isteyen öğretmenlere PSAKD, DEM Parti ve CHP’nin olduğu çok sayıda kurum destek verdi.

    Yürüyüşe müdahale eden polis çok sayıda yurttaşı gözaltına aldı. Biber gazından etkilenenler hastaneye kaldırıldı.

    HABER MERKEZİ

     

  • KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz: Bu ülkenin şiddetle yüzleşmesi gerekiyor!-VİDEO

    KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz: Bu ülkenin şiddetle yüzleşmesi gerekiyor!-VİDEO

    PİRHA – Siverek ve Maraş’ta okullara yönelik gerçekleştirilen şiddet eylemleri üzerine konuşan KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, ülkenin şiddetle yüzleşmesi gerektiğini belirtti. Eğitim Sen’in yaşanan şiddet olayları konusunda çocuklarla iletişim rehberi hazırladığını vurgulayan Karagöz, “Güven veren ortamlarda çocuklarla konuşmayı hazırlamak gerekir. Yanlış bilgileri düzeltin. Ayrımcılığı önleyin. Umut verin” dedi.

    Siverek ve Maraş’ta okullara yönelik gerçekleştirilen saldırıların yankısı sürüyor. Eğitim emekçileri, iş bırakarak, Yusuf Tekin’i istifaya çağırırken, Milli Eğitim Bakanlığı da, okullarda tedbir alınacağını açıkladı. Okul yönetimleri WhatsApp gruplarından alınan tedbirleri öğretmenlerle paylaşırken, velilerin tedirginliği ise sürüyor.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfedarasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, okul saldırılarına dair ajansımıza konuştu.

    “SERMAYEYE, YANDAŞA VAR, OKULLARA DESTEK YOK”

    Şiddetin dünyada ve Türkiye’de arttığını belirten Karagöz, “Özelde ülkemizde sınıfsal ve toplumsal eşitsizlikler, gençlerin içerisine itildiği güvencesizlik, belirsizlik ve yaşanan derin yoksulluk bu şiddetin dalga dalga yayılmasına da neden olmaktadır” diye konuştu.

    Yaşanan şiddet vakalarının ilk olmadığını, son da olmayacağını vurgulayan Karagöz, “Başta sermayeye sonra yandaşlara, saraya, cemaate, savaşa kaynak bulanlar söz konusu okullar olduğunda kaynak yok diyor. Güvenli eğitim ortamları dediğimizde ise sadece güvenlikçi politikalar önümüze sürülüyor” dedi.

    “ÇOCUKLARLA SÜREKLİ KONUŞUN, UMUT VERİN”

    Ahmet Karagöz, güvenli eğitim ortamı istemedeki amaçlarının ne olduğunu şu şekilde açıkladı:

    “Özellikle KESK’e üye iş kolumuz Eğitim Sen yaşanan şiddet olayları konusunda çocuklarla iletişim rehberi hazırladı. Hazırladığı bu rehberde çocukların haberlerde ya da sosyal medyada gördükleri şeyler hakkında kaygılı olması doğaldır. Onlarla konuşmak, kendilerini güvenli hissetmelerine yardımcı olmak gerekiyor.

    Çocukların ne bildiği ve nasıl hissettiğini öğrenin. Çocukların ne duyduğunu, ne düşündüğünü anlamaya çalışarak başlayın. Açık uçlu sorular sorun ve onları konuşmaya teşvik edin. Örneğin ‘Bu konularda ne duydun ya da kendini nasıl hissediyorsun?’ gibi sorularla çocukların duygu ve düşünceleri öğrenilebilir. Sakin ve yaşa uygun bir dil kullanmak gerekir. Güven veren ortamlarda çocuklarla konuşmayı hazırlamak gerekir. Yanlış bilgileri düzeltin. Ayrımcılığı önleyin. Umut verin. Medyaya mümkün olduğunca az maruz bırakın. Konuşmayı süreklileştirin. Konuşan öğrenci ne talep ettiğini ve yaşadıklarını daha güvenli ortamlarda bizlerle kuşkusuz paylaşacaktır.”

    “OKUL, ŞİDDETİ ÖNLEME MERKEZİ HALİNE DÖNÜŞMELİ”

    Şiddetin altında yatan gerçek nedenlerin açığa çıkartılması gerektiğinin altını çizen Karagöz, “Geçmişte bugüne faili meçhul cinayetler aydınlatılmadığı takdirde benzer olaylarla sürekli karşılaşacağız. Dolayısıyla başta Maraş, Siverek ve İstanbul’daki şiddet vakalarının araştırılması ve bunun altında yatan gerçek nedenlerin toplum ve kamuoyuyla paylaşılması gerekir. Sayın Vali Maraş katliamının gerçekleştiği okulu açmayacağını ifade etmiş. Destekliyoruz, doğru buluyoruz. Bu okul utanç müzesi veya şiddeti önleme merkezi haline getirilmeli ve şiddetle bu ülkenin yüzleşmesi gerekiyor.”

    PİRHA/ANKARA

  • İskenderun Eğitim-Sen’den okul saldırılarına tepki: Bir çocuktan katil yaratan bir sistem var! – VİDEO

    İskenderun Eğitim-Sen’den okul saldırılarına tepki: Bir çocuktan katil yaratan bir sistem var! – VİDEO

    PİRHA – Siverek ve Maraş’ta okullara yönelik gerçekleştirilen şiddet eylemleri üzerine konuşan Eğitim-Sen İskenderun Şube Başkanı Mustafa Ünsal ve Şube Kadın Sekreteri Meryem Çolak Keskin, okulların şiddetin hedefi haline gelmesinin politik bir tercih olduğunu vurguladı. “Sorumlular hesap vermeli” diyen eğitimciler, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifaya çağırdı.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) İskenderun Şubesi, son dönemde Siverek ve Maraş’ta eğitim kurumlarına ve öğrencilere yönelik artan saldırıları değerlendirdi. PİRHA’ya konuşan Şube Başkanı Mustafa Ünsal ve Kadın Sekreteri Meryem Çolak Keskin, şiddetin sadece güvenlik zaafiyeti değil, toplumsal bir çürümenin sonucu olduğuna dikkat çekti.

    “ASIL OLAN BİLİMSEL VE KAMUSAL EĞİTİMİ GÜÇLENDİRMEKTİR”

    Eğitimin içeriğinin şiddeti beslediğini ve okulların savunmasız bırakıldığını belirten Mustafa Ünsal, saldırganların çocuk olduğuna vurgu yaparak sistem eleştirisinde bulundu. Ünsal, şunları kaydetti:

    “Biz Eğitim-Sen olarak yıllardır okullarda bir güvenlik sorunu olduğunu ve bu güvenlik sorununun siyasî iktidar tarafından, bakanlık tarafından giderilmesi gerektiğini, öncelikli olarak her okula bir güvenlik görevlisi verilmesi gerektiğini, kadrolu bir güvenlik görevlisi istihdamının olması gerektiğini söyledik. Tabii sadece güvenlik tedbirleriyle yürünecek bir yol değil. Güvenlik tedbirleri bir yere kadar. Şu anki süreci belki engelleme noktasında bir çalışma yürütülebilir ama asıl olan eğitimin içeriğinde yapılabilecek değişikliklerle, yani bilimsel ve kamusal eğitimi güçlendirerek yapılabileceğini düşünüyoruz. Nihayetinde katil de olsalar bugün o katliamları yapanların hepsi birer çocuk. Yani anayasamızdaki karşılığıyla söyleyecek olursak ‘18 yaşına kadar herkes bir çocuktur’ diyor anayasa. Katliamları yapanlara bakıyorsunuz, 18 yaşından küçük çocuklar ve kendi aralarında mı örgütlendiler yoksa kendileri bireysel olarak mı yaptılar?! Tabii bunlar Yapılacak incelemeler sonucunda ortaya çıkacak ama bizim gördüğümüz nokta şu; bir çocuktan bir katil yaratan bir sistem var ortada.”

    “MAFYA DİZİLERİ SONLANDIRILMALI”

    Siyasetteki kutuplaştırıcı dilin ve medya içeriklerinin çocukları şiddete ittiğini belirten Ünsal, taleplerini şöyle sıraladı:

    “Yıllardır üstüne basa basa söylememize rağmen özellikle televizyon kanallarında oynayan mafya dizilerinin; onlarca, yüzlerce kişinin kesildiği, öldürüldüğü ve bunların çocuklara izletildiği bir ortamda bu tedbirleri almanın çok fazla gerçekçi olduğunu düşünmüyoruz. Öncelikli olarak bütün televizyon kanallarında mafya dizilerinin bir an evvel sonlandırılmasını ve bu dizilerin yayından kaldırılmasını talep ediyoruz. Daha sonra eğitimin içeriğine sevgi ve barışın dilinin yerleşmesi gerektiğini düşünüyoruz. Siyasî iktidarın ve siyasetçilerin, özellikle siyasetçilerin çatışma kültüründen, ayrıştırıcı dilden, ötekileştirici tavırlardan uzak durması gerektiğini, okullarda çocukların ırk, din, dil, mezhep bakımından ayrıştırılmaması gerektiğini, herkesin sevgi diliyle birbirine bağlanması gerektiğini düşünüyoruz. Ve bu konuda da sendika olarak yıllardır söylemlerimiz ve bakanlıktan taleplerimiz var.”

    “YOKSULLUK VE KUTUPLAŞMA ŞİDDETİ BESLİYOR”

    Şube Kadın Sekreteri Meryem Çolak Keskin ise şiddetin toplumsal boyutuna ve iktidarın sorumluluğuna işaret etti. Okullardaki şiddetin “münferit” birer olay gibi gösterilmesine tepki gösteren Keskin, şu ifadeleri kullandı:

    “Şiddet birdenbire, kendiliğinden ortaya çıkmaz. Bunun elbette ki sebepleri var. Bizim ülkemizde de yoksulluktan bahsetmeden, güvencesizlikten bahsetmeden, siyasî iktidarın sürekli olarak kullanmış olduğu kutuplaştırıcı dilden bahsetmeden şiddetin gerekçelerini ortaya koymak çok da mümkün değil açıkçası. Biz şiddeti sadece kendini kaybetmiş bir insanın münferit bir olaymış gibi gerçekleştirdiği bir eylem olarak ele alınmasına karşı çıkıyoruz. Yani şiddet olayı tüm toplumsal boyutlarıyla ele alınması gereken bir olaydır. Sadece bu olayda değil, bundan önceki olaylarda da defalarca kez alanlara çıktık, defalarca kez bakanlığa seslendik ve okullarda gereken tedbirlerin alınması gerektiğini söyledik. Maalesef ki sözlerimiz yankılanıp bize geri döndü. Herhangi bir tedbir alındığını görmedik. Baş sorumlu kimdir derseniz, elbette ki Milli Eğitim Bakanlığı ve Bakan Yusuf Tekin’dir. Biz sorumluları bir an önce bu sorumluluklarının gereğini yerine getirmeye ve istifaya davet ediyoruz.”

    “ÖĞRETMENLER, TALEPLERİNİN KARŞILANACAĞINA İNANMIYOR”

    Okulların temel ihtiyaçlarının dahi karşılanmadığını hatırlatan Keskin, eğitim emekçileri arasındaki umutsuzluğa ve toplumsal dayanışmanın önemine değinerek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bugün baktığımız zaman okullara temizlik görevlisi dahi vermeyen, okullarda çocukların yemek yemesini bile çok gören bir anlayıştan bahsedebiliriz. Dolayısıyla da okullara güvenlik görevlilerinin verilmesi gibi bir şeyi ne kadar çok dillendirirsek dillendirelim; öğretmen camiası da, diğer arkadaşlar da bunun gerçekleşebileceğine inanmıyorlar. Yani biz bir şeyleri talep ediyoruz ama öğretmen camiası diyor ki ‘bunu yapmayacaklar’. Bu taleplerin gerçekleşmeyeceğini düşünmemiz gerçekten çok üzücü. Bir an önce sorumluların sorumlulukları gereği istifa etmeleri gerekir. Şiddet olayı sadece öğretmenlerin meselesi değil. Zaten Maraş’taki olayda da, Siverek’teki olayda da gördüğünüz gibi çocuklarımız yaralandı, hayatını kaybetti. Bizler yalnızca öğretmen olarak değil, veli olarak da, öğrenci olarak da hepimize düşen sorumluluklar var. Hepimiz bu sorumlulukları yerine getirmeliyiz. Sadece eğitim sendikalarının değil, toplumun her kesiminin, tüm sivil toplum örgütlerinin bu konuda gereken duyarlılığı göstermesi, gereken tepkiyi göstermesi gerektiğini düşünüyoruz.”

    Cevahir FINDIK/İSKENDERUN

  • Eğitim emekçileri sokağa çıktı: Okullarda ölmek istemiyoruz!-VİDEO

    Eğitim emekçileri sokağa çıktı: Okullarda ölmek istemiyoruz!-VİDEO

    PİRHA-Okullarda yaşanan şiddet olaylarına ve saldırılara karşı iş bırakıp sokağa çıkan eğitim emekçileri, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifaya çağırdı.

    Urfa’nın Siverek ilçesinde 16 kişinin yaralandığı lise saldırısına dair birçok kentte eğitim emekçileri iş bırakarak, sokağa çıktı.

    Mersin İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir araya gelen yüzlerce öğretmen saldırıyı protesto ederek, oturma eylemi yaptı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifaya çağıran eğitim emekçileri, güvenli ortamda eğitimin verilmesinin zorunlu olduğunu dile getirdiler.

    “ŞİDDET VAKASI OLARAK DEĞERLENDİRİLEMEZ”

    Eğitim-Sen’in yaptığı açıklamaya Mersin Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri, Veli-Der ve yurttaşlar destek verdi.

    Açıklamayı Eğitim-Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül okudu. Sümbül, yaşananı ek başına bir “şiddet vakası” olarak değerlendirilemeyeceğinin altını çizerek,  “Meslektaşımız Fatma Nur Çelik’in acısını hâlâ içimizde taşırken, böylesine bir trajedinin yeniden yaşanması şiddetin eğitim kurumlarda ne denli yapısal bir sorun haline geldiğini göstermektedir” dedi.

    ANTALYA

    “İTİBAR KAYBI ŞİDDETİ ARTTIRIYOR”

    Açıklama Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde yapıldı. Açıklamayı Eğitim Sen Antalta Şube Başkanı Kadir Öztürk okudu. Öztürk, okulların, çocukların, gençlerin ve eğitim emekçilerinin güvenli bir biçimde bulunması gereken kamusal alanlar olduğunu belirterek, “Ancak bugün bu alanların giderek güvensizleştiği ve koruyucu niteliğini yitirdiği açıktır. Şiddetin yalnızca fiziki güvenlik önlemleriyle engellenemeyeceği de bilinmelidir. Çünkü şiddet öylece ortaya çıkmaz. Toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği, geleceksizliğin yaygınlaştığı, gençlerin eğitimle bağının zayıfladığı ve dışlanmanın olağanlaştığı koşullarda ortaya çıkmaktadır. Eğitim politikalarının bilimsel ve kamusal temellerden uzaklaştırılması, okulların ve eğitim bileşenlerinin toplumsal itibar kaybı bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır” diye konuştu.

    “YUSUF TEKİN İSTİFA”

    Açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:

    “Eğitim, bir güvenlik meselesine indirgenemeyecek kadar yaşamsal, piyasa ilişkilerine terk edilemeyecek kadar kamusal bir haktır. Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumak kamusal sorumluluğun en temel gereğidir.

    Eğitim Sen olarak, bugün en temel sorumluluğunu yerine getiremeyen, eğitim emekçilerini ve öğrencilerin güvenliğini sağlayamayan kurumları ve yöneticileri kamuoyu önünde hesap vermeye çağırıyoruz. Eğitimin kamusal niteliğini savunmaya ve okulları şiddetin değil yaşamın, kamusal, bilimsel, laiklik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitimin alanı haline getirmek için mücadele etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz. “

    PİRHA/MERSİN-ANTALYA 

  • Fatma Nur öğretmen için eğitim sendikaları iş bırakacak!

    Fatma Nur öğretmen için eğitim sendikaları iş bırakacak!

    PİRHA- İstanbul’da öğrencisinin bıçaklı saldırısına uğrayan öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybetmesi üzerine Eğitim-Sen Türkiye genelinde, diğer sendikalar ise İstanbul’da iş bırakıp derslere girmeyecek.

    İstanbul Çekmeköy’de kadın öğretmenler Fatma Nur Çelik (44) ve Z.A. (52) ile öğrenci S.K.’yı (15) bıçaklayarak yaralayan lise öğrencisi F.S.B. (17) gözaltına alındı. Olayın ardından ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan öğretmen Fatma Nur Çelik, hayatını kaybetti.

    İSTANBUL’DA ÖĞRETMENLER İŞ BIRAKACAK

    Öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybettiği haberi üzerine Eğitim-Sen Türkiye genelinde, diğer sendikalar ise İstanbul’da iş bırakma kararı aldı.

    Sendikaların genel merkezlerinden ve şubelerinden gelen açıklamalara göre yarın iş bırakacak olan sendikalar şunlar:

    “Eğitim Sen (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası)

    Eğitim-İş (Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası)

    Hürriyetçi Eğitim-Sen (Hürriyetçi Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Hizmet Kolu Kamu Çalışanları Sendikası)

    Anadolu Eğitim Sen (Anadolu Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Sendikası)

    Türk Eğitim-Sen (Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası)”

    Edinilen bilgiye göre, İstanbul’daki iş bırakma eylemlerine ek olarak eğitimciler ülke genelinde siyah giyerek ve kokart takarak yaşanan olayı ve eğitimde şiddeti protesto edecek.

    NE OLMUŞTU?

    Çekmeköy Taşdelen’de bulunan Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 11’inci sınıf öğrencisi F.S.B., henüz bilinmeyen nedenle öğretmenleri Fatma Nur Çelik ve Z.A. ile öğrenci S.K.’yı yanında bulundurduğu bıçakla yaraladı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından yaralılar ambulansla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Şüpheli F.S.B. ise polis ekiplerince gözaltına alındı. Ağır yaralı olarak Sancaktepe İlhan Varank Şehir Hastanesi’ne kaldırılan öğretmen Fatma Nur Çelik, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.

    HABER MERKEZİ

  • Suriye’de Alevi öğretmenler sokağa çıktı-VİDEO

    Suriye’de Alevi öğretmenler sokağa çıktı-VİDEO

    PİRHA- Suriye’nin Lazkiye ve Tartus kentlerinde Alevi öğretmenler sokağa çıkarak, inançsal gerekçelerle işten çıkarılmalarını protesto ettiler. Her iki kentte de oturma eylemleri İl Eğitim Müdürlükleri önünde gerçekleştirildi.

    Suriye’de Alevilere dönük ayrımcı uygulamalar devam ediyor. Soykırım ile karşı karşıya kalan Aleviler, bulundukları görevlerden uzaklaştırılıyor.

    Ayrımcı uygulamalara karşı Alevi öğretmenler eylem düzenledi. Göstericiler, Alevileri hedef alan işten çıkarma kararlarını kınadı. Bu uygulamaların açık bir mezhep ayrımcılığı olduğu vurgulayan yurttaşlar, yaşananlar temel insan haklarının ihlali olarak nitelendirdi.

    Colani yönetimi Suriye’nin başına getirildiği günden bu yana, Aleviler soykırıma uğrarken, evlerinden, topraklarından ve işlerinden edildi.

    On binlerce Alevi kamu sektöründe sistematik biçimde tasfiye ediliyor.

    Tartus ve Lazkiye limanlarında da aynı uygulama hayata geçirildi. Alevi işçiler görevden alınırken, yerlerine, çoğunluğu İdlib’den getirilen ve mesleki yeterliliği bulunmayan kişiler yerleştirildi.

    Yaşananları, “Alevilere yönelik açık bir tasfiye politikası” olarak değerlendiren yurttaşlar, bu uygulamalarla Alevi toplumunu ekonomik olarak çökertmeyi hedeflediğini söylediler.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • KESK’liler Ankara’dan seslendi: KHK’ler iptal edilsin!-VİDEO

    KESK’liler Ankara’dan seslendi: KHK’ler iptal edilsin!-VİDEO

    PİRHA-KHK ile kamu görevlerinden ihraç edilenlerin görevlerine dönmesi talebiyle Ankara’ya yürüyen KESK üyelerinin Meclis’e yürümesine izin verilmezken, KESK’liler Madenci Parkı’nda oturma eylemi başlattı.

    Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile kamu görevinden ihraç edilenlerin işlerine iadesi için Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) tarafından 14 Ekim’de Diyarbakır’dan Ankara’ya başlatılan yürüyüş dün tamamlandı. Ankara’ya ulaşan KESK’liler, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Merkezi’nin önünde toplanarak Meclis’e yürümek istedi. KESK’liler, polis tarafından abluka altına alındı.

    “MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Ablukaya ve gazetecilerin görüntü almasına tepki gösteren ve kendisi de ablukada kalan KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, “15 Temmuz 2016 yılında OHAL’de KHK’yle ihraç edilen kamu emekçileri, aradan 9 yıl geçmesine rağmen hala görevlerine iadesi edilmediler. Neden iade edilmediklerini ise arkadaşlarımız hala bilmiyor. Son arkadaşımız görevine dönünceye kadar bu mücadeleye devam edeceğiz” dedi. Yapılan görüşmelerin ardından abluka kaldırıldı.

    “NİYE İHRAÇ EDİLDİLER?”

    KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, darbe girişimi sonrası bu ülkede 125 bin kamu emekçisi ihraç edildiğini hatırlatarak, şunları dile getirdi:

    “Hiçbir darbe döneminde, darbelerini başarılı olduğu dönemlerde dahi bu kadar kamu emekçisi ihraç edilmemişti. Darbe süreçlerinde kimse bu kadar etkilenmemişti. Hiçbir darbe süreci 10 sene boyunca kurumların kapatılmasıyla devam etmemişti. 125 bin kamu emekçisi ihraç edildi. Niye ihraç edildiler? İhraç sebepleri, bu ülkede emekçinin hakkını almak için yapmış olduğumuz eylemlere katılmaktı. Bu ülkede barışın tesis edilmesini talep etmekti. 8 Mart’larda kadına yönelik şiddetin son bulmasını talep etmekti. Nitelikli anadilde eğitim talebiydi.

    Barışın inşa edilmesi, o ülkede yaşayan halkların, emekçilerin ortak yaşamı ve gönüllü birlikteliğiyle kurgulanabilir. Bunun için demokratik uygulamaların tekrar tesis edilmesini gerekir. KHK ihraçları dönemi sonrasında bu ülkede seçilmiş belediyelere kayyumlar atandı. KHK ihraçlarıyla başlayan hukuksuzluk kayyumla da durmadı. Dergiler, gazeteler televizyonlar kapatıldı. Haber alma hakkımız ortadan kaldırıldı. Torba yasalarla emeklilik haklarımız elimizden alındı. Bugün emekli olamayışımız tesadüf değil. Bir gecede İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılarak kadına yönelik şiddet meşrutiyet kazandı.”

    Açıklamanın ardından oturma eylemine geçen kitle, eylemlerini saat 17.00’a kadar sürdürecek.

    PİRHA/ANKARA

  • Eğitim Sen Genel Başkanı Irmak’tan ‘Ramazan Çetelesi’ tepkisi: Psikolojik baskı oluşturuyorlar – VİDEO

    Eğitim Sen Genel Başkanı Irmak’tan ‘Ramazan Çetelesi’ tepkisi: Psikolojik baskı oluşturuyorlar – VİDEO

    PİRHA- Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, birçok ildeki il ve ilçe Milli Eğitim Müdürlüklerinin, okul müdürlerine Ramazan ayında etkinlik düzenlemeleri için talimat göndermesine ilişkin “Herkes aynı inanca sahip değil, herkes Ramazan orucu tutmuyor, herkes Müslüman da değil ama bunlar bütün bu çocukların üzerinde bu uygulamayla beraber çok ciddi psikolojik bir baskı oluşturuyorlar” dedi.

    Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, birçok ildeki il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinin, okul müdürlerine Ramazan ayında etkinlik düzenlemeleri için talimat göndermesine tepki gösterdi.

    “RAMAZAN SÜRESİNCE YAPILACAK ETKİNLİKLER ADI ALTINDA YAYINLANAN 23 MADDELİK BİR LİSTE VAR”

    İktidarın 13 yıldır eğitim alanında çok ciddi bir dönüşüm faaliyeti yürüttüğünü belirten Irmak, “Eğitimi giderek bilimsel değerlerden, bilimden uzaklaştırarak, gerici bir eğitimle faaliyet sürdürüyorlar. İktidarın kendi ideolojik hedefleri doğrultusunda bir iş yapmasının kendilerince bir anlamı var o da toplumu biraz daha muhafazakarlaştırmak, biat eden bir toplum yetiştirmek. Bunu yaparken ülkenin bütün değerlerini göz ardı eden bir yerden bunu yapıyorlar. ÇEDES ile başlayan ama şimdi Ramazan süresince yapılacak etkinlikler adı altında yayınlanan 23 maddelik bir liste var. Bu listede çocukların evlerinde Ramazan köşesi oluşturması, okul koridorlarında Ramazan koridoru oluşturulması, Ramazan köşesi yapılması, veliler ile birlikte çeşitli iftar, söyleşi ve benzeri programlar düzenlemesi gibi birçok faaliyet var. Kabul edilebilir bir şey değil” dedi.

    “UYGULAMALAR ÇOCUKLARIN ÜZERİNDE ÇOK CİDDİ PSİKOLOJİK BASKI OLUŞTURUYOR”

    İktidarın giderek  eğitim alanında attığı adımlarla çığrından çıkan işler yapmaya başladığının altını çizen Kemal Irmak şunları söyledi:

    “Herkes aynı inanca sahip değil, herkes Ramazan orucu tutmuyor, herkes Müslüman da değil ama bunlar bütün bu çocukların üzerinde  uygulamayla beraber çok ciddi psikolojik bir baskı oluşturuyorlar. İnanç baskısı oluşturuyorlar.

    Bir dönem bu ülkede başörtüsünden kaynaklı insanlar ciddi problemler yaşadılar. Bunu bugün iktidar sahipleri bir inanca müdahale olarak değerlendiriyorlar, baskı olarak değerlendiriyorlar. Haksız değiller ama iktidar bugün bu baskıyı ilkokulu, ortaokul ve lise çağındaki çocuklara indirgeyecek şekilde yapıyor. Gönüllülük esasına dayalı diyorlar böyle gönüllülük olmaz.”

    “TALİMATLARIN NEREDEN GELDİĞİNE RESMİ YAZI YOK”

    Uygulamaların ideolojik olduğunu pedagojik bir uygulama olmadığı belirten Irmak,  “Çocukların ruh halini çok olumsuz yönde etkiliyorlar. Burada temel olan bir problem var o da şu; bu 23 maddelik Ramazan’da yapılacak işlerle ilgili okullara il, ilçe milli eğitim müdürlükleri WhatsApp grubu ile gönderdikleri bu talimatların nereden geldiğine dair de bir resmi yazı yok. Bakanlık eliyle il milli eğitimlerine gönderilen bir yazı yok. Ama biz şunu biliyoruz il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri bütün ülkenin her yerinde eş zamanlı olarak böyle bir iş yapmazlar. Fiili bir durum oluşturuyorlar asıl kötü olan bu” diye konuştu.

    “DEVLET KENDİ DİNİNİ BÜTÜN FARKLI İNANÇ KESİMLERİNE DAYATIYOR”

    Konuya ilişkin eylemler önlerine koyduklarını belirten Irmak, şunları kaydetti:

    “İmam Hatipler’de yapılan bu uygulama artık ülkenin bütün okullarında yapılıyor. Her yeri İmam Hatipleştirme çabası var. Toplumu da bu inanç baskısıyla zapturapt altına alma çabaları var. Bizim açımızdan kabul edilebilir bir şey değil. İnsanların inançlarını yaşamasının anayasal güvence altına alınması gibi birtakım hakları var ama devletin böyle bir hakkı yok, devletin dini olmaz. Burada devletin bir dini varmış gibi ve bu devlet kendi dinini bütün farklı inanç kesimlere dayatmak gibi bir tutumla karşı karşıya, kabul edilemeyen yani bu. Bir inancın gölgesini tüm inançlar üzerine, özellikle kamu alanında, kurumlarda ve özellikle de okullarda, milli eğitim alanında bunun yapılması doğru değil. Bu yazının kim tarafından okullara gönderildiğine dair bilgi edinme hakkı üzerinden bakanlığa da bir soru sorduk onun cevabında bekliyoruz. Diğer taraftan Eğitim Hakkı Platformu ile birlikte buna yönelik de bir itiraz, bir eylemimiz olacak.”

    Buse Nehir DEMİR/ANKARA

     

  • Cinsel istismar suçundan gözaltına alınan öğretmen tutuklandı

    Cinsel istismar suçundan gözaltına alınan öğretmen tutuklandı

    PİRHA- İzmir’de cinsel taciz suçundan gözaltına alınan ilkokul öğretmeni Y.Ş., sevk edildiği mahkeme tarafından tutuklandı.

    İzmir’in Selçuk ilçesinde cinsel taciz suçuyla gözaltına alınan ilkokul öğretmeni Y.Ş., tutuklandı. İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne başvuran üç veli, Y.Ş.’nin çocuklarına cinsel tacizde bulunduğunu belirtti. Bunun üzerine başlatılan soruşturma kapsamında okula müfettiş görevlendirildi. Daha sonra görevden uzaklaştırılan Y.Ş., polis tarafından gözaltına alındı.
    Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen fail Y.Ş., Sulh Ceza Hakimliği tarafından “Çocuğun cinsel istismarı” suçundan tutuklandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Darbeciler, haksızlıkların üzerini örtmek için 24 Kasım’ı öğretmenler günü ilan etti!’

    ‘Darbeciler, haksızlıkların üzerini örtmek için 24 Kasım’ı öğretmenler günü ilan etti!’

    PİRHA – Öğrenci Veli Derneği (VELİ-DER), Öğretmenler Günü’ne ilişkin açıklama paylaşarak “12 Eylül darbesini yapanların, 24 Kasım’ı öğretmenler günü ilan ettiğini biliyoruz” diye belirtti. Basın açıklamasında Öğretmenlik Meslek Kanunu adı altında mesleki hakların nasıl hedef alındığına da vurgu yapıldı.

    1994 yılında UNESCO tavsiyesiyle 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü olarak kutlanmaya başlanırken, Türkiye’de 12 Eylül Darbesi sonrası 24 Kasım Öğretmenler Günü olarak kutlanma kararı alındı.

    “MESLEKİ HAKLARINIZIN ÖMK İLE NASIL HEDEF ALINDIĞINI BİLİYORUZ”

    Öğrenci Veli Derneği (VELİ-DER), 24 Kasım Öğretmenler Günü sebebiyle açıklama yayınladı. Öğretmenlere seslenilen açıklamada, her yıl olduğu gibi bu 24 Kasım’da da öğretmenlerin, hak ettiği değeri vermeyenler tarafından hamaset cümleleri duyacakları belirtilerek şunlar söylendi:

    “Tüm zorluklara rağmen çocuklarımızın yaşamına dokunabilmek için ne denli çaba gösterdiğinizi, emek verdiğinizi biliyoruz. Yoksulluk, açlık hatta asgari ücretin altında kamuda/özelde; sözleşmeli, ücretli adıyla güvencesiz çalıştırıldığınızı biliyoruz. Mülakat adaletsizliği ile karşı karşıya bırakıldığınızı, güvenlik soruşturmaları, arşiv araştırmaları adıyla hukuksal hiçbir karşılığı olmayan haksızlıklarla karşı karşıya bırakıldığınızı biliyoruz. Okulların, çocuklarımızın ihtiyacının ne olduğunu en iyi bilenler siz olmanıza rağmen eğitimle, müfredatla ilgili tüm kararların size rağmen alındığını biliyoruz. Öğretmenlik Meslek Kanunu adı altında mesleki onurunuzun, haklarınızın nasıl hedef alındığını, eşit işe eşit ücreti ilkesinin nasıl tahrip edildiğini biliyoruz.

    12 Eylül darbesi sonrası sendikanızın kapatıldığını, haklarınız ve çocuklarımızın eğitim hakkı için mücadele etmenin en büyük bedellerinin o çok sevdiğiniz mesleğiniz ellerinizden alınarak, tutuklanarak, sürgün edilerek sizlere ödetilmeye çalışıldığını, sizlere ne denli zor günler yaşatıldığını sizlere yapılan haksızlıkların üzerine örtmek için darbeyi yapanların 24 Kasım’ı öğretmenler günü ilan ettiğini biliyoruz. 24 Kasım’ın biliyoruz ki sizler için sahici tarafı, verdiğiniz emek karşılığında çocuklarımızın size duyduğu sonsuz sevgidir. Hak ettiğiniz değere kavuştuğunuz günler için biz Veli- Der olarak hep yanınızda olacağız. İyi ki varsınız.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mevlüt Akbal: Eğitimi dinselleştiren müfredata karşı sokakta mücadele vermeliyiz-VİDEO

    Mevlüt Akbal: Eğitimi dinselleştiren müfredata karşı sokakta mücadele vermeliyiz-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Örgütlenme Sekreteri, Eğe Bölge Sorumlusu Mevlüt Akbal, AKP tarafından uygulamaya konulan ve eğitim sistemini dincileştiren “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”ne tepki gösterdi. Akbal, eğitimin bir bütün olarak gericileştirilerek  çocukların dine yönlendirildiğini belirterek, bu müfredatın iptali için sokakta mücadele verilmesi gerektiğini söyledi. 

    AKP hükümetinin hazırladığı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı yeni müfredat, 9 Eylül’den itibaren okul öncesi, ilkokul 1, ortaokul 5 ve lise 9. sınıftan başlamak üzere kademeli şekilde uygulanıyor. Yeni müfredatla din derslerin saatleri arttırıldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel örgütlenme Sekreteri Mevlüt Akbal, AKP hükümetinin uyguladığı yeni eğitim müfredatını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “EĞİTİM BİR BÜTÜN ABLUKA ALTINA ALINMIŞ DURUMDA

    Eğitimin, ÇEDES’le başlayan, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla uygulanan yeni müfredatla devam eden bir abluka altında olduğunu belirten Akbal, “ÇEDES’le ilgili Alevi kurumları eğitim kurumlarıyla, sendikalarla, laikliği kendine dert edinen sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte ortak bir dizi çalışma yaptı. ÇEDES’e ve 2 saatlik zorunlu seçmeli din dersine karşıyken daha farklı uygulamalarla karşı karşıya kaldık. Biz bunlara karşı yakınırken ve mücadele ederken karşımızdaki yapı durmuyor. Bunlar bu sefer tüm eğitim modelini dinselleştiren bir yerden yeni bir model önümüze koydular. Bu model ortaya çıkarılmış biçimi ile içeriğiyle,  uygulamasıyla laik, çağdaş eğitimle, pedagoji ile bilimle ilgisi yok” dedi.

    “EĞİTİM BİR BÜTÜN OLARAK İÇERİĞİ BOŞALTILARAK DİNSELLEŞTİRLDİ”

    ÇEDES projesi uygulanırken belli bir dirençle karşı karşıya kaldıklarını belirten Akbal, şunları kaydetti:

    “Veliler benim çocuğum okul dışında öğretmen vasfı olmayan birileri tarafından hazırlanan projelerde yer almasını istemiyorum diye dilekçeler verdi. Baktılar ki ÇEDES gibi projelerle yürümüyor, bu sefer de eğitimi bir bütün olarak gericileştirme çalışmaları başlattılar. Eğitimin bir bütün olarak içeriği boşaltıldı. 4 yıllık bir ortaokulda, lise eğitiminde fen saati 80 iken din dersleri 320 saate çıkarıldı. Burada dini referanslar kullanılıyor.
    Bu uygulamalara karşı Alevi kurumları eğitim kurumları ile birlikte  platform oluşturdu. Laik eğitim platformu çalışmalarını sürdürdü. Hem sendikal düzeyde hem de Alevi kurumları düzeyinde. Sene başında çeşitli basın açıklamaları yapıldı. Ama veli ayağı istediğimiz gibi değil. O karşı çıkışların ilk etabı olan okul boykotu gerçekleşmedi.

    Yeni eğitim maarif modeli gelecekte çok büyük sorunlara neden olacak. Laiklik biz biliyoruz ki Türkiye’nin en önemli birleştiricisi. İnsanların dini farklılıklarını istediği gibi yaşayıp aynı ülkenin vatandaşı olarak kalabilmesinin temel şartlarından biri olmasıdır. Eğer siz bu laikliği böyle erozyona uğratırsanız, yok ederseniz bu ülkenin birliğine, beraberliğine kardeşliğine vuracağınız en büyük darbedir.”

    “HACI BEKTAŞTA OLDUĞU GİBİ ALANA DÖNÜK MÜCADELE ŞART”

    PSAKD Genel örgütlenme Sekreteri Mevlüt Akbal, uygulamaya konulan müfredata karşı okullara dilekçeler verildiğini belirterek, okullardaki dinselleşmeye karşı sokakta mücadele edilmesi gerektiğini kaydetti.

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

  • İmam hatip lisesinde 16 erkek çocuğa istismar; müdür yardımcısı tutuklandı

    İmam hatip lisesinde 16 erkek çocuğa istismar; müdür yardımcısı tutuklandı

    PİRHA- Ordu’daki Aybastı Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde müdür yardımcısı K.Ç., 16 erkek çocuğa cinsel istismarda bulundu. Skandalın ortaya çıkmasının ardından K.Ç. tutuklandı. 

    Türkiye’de tarikatlarda, bazı kuran kurslarında, dinci vakıfların yurtlarında, zaman zaman okullarda taciz, istismar olayları yaşanıyor.

    BirGün’den Onur Durmuş’un haberine göre, Ordu’nun Aybastı İlçesi’nde bulunan Aybastı Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde 16 öğrenci, müdür yardımcısı K.Ç. tarafından sözlü ve fiziksel istismara maruz bırakıldıkları gerekçesiyle okul idaresine giderek şikayetçi oldu.

    Okul idaresinde ilk önce çocukların yazılı savunmaları alındı. Daha sonra savcılığa intikal eden olayla ilgili savcı, pedagog eşliğinde çocukların ifadelerine başvurdu.

    16 ERKEK ÖĞRENCİYE TACİZ

    16 erkek öğrenciden bazıları sadece sözlü, bazıları ise hem sözlü hem de fiziki istismara maruz kaldıklarını beyan ettiler.

    Öğrenciler, K.Ç.’nin, özel bölgelerine dokunduğunu ve kendilerine cinsel imalı söylemlerde bulunduğunu dile getirdi.

    ÖĞRETMEN CEZAEVİNE GÖNDERİLDİ

    Öğrencilerin ifadelerinin ardından K.Ç. hakkında savcılık talimatıyla soruşturma başlatıldı. Fatsa Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tutuklanan K.Ç., Ünye Cezaevi’ne gönderildi.

    Aybastı Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlayan soruşturma daha sonra Fatsa Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

    Fatsa Ağır Ceza Mahkemesi ise Aybastı Ağır Ceza Mahkemesi ile aralarında oluşan “zımni görev uyuşmazlığının giderilmesi” için dosyayı Samsun Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmek üzere Aybastı Asliye Ceza Mahkemesi’ne tevdi etti.

    Kararda, “Yapılan incelemede, eylemin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğundan ve sanığın üzerine atılı eylemlerin takdirinin üst dereceli mahkemeye ait olduğundan bahisle dosyanın Samsun Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir” ifadelerine yer verildi.

    VELİLERE “ÇOCUKLARINIZIN SİCİLİNE İŞLER” BASKISI

    Öte yandan, istismar ile ilgili hukuki süreç devam ederken Aybastı Belediyesi’nde çalışan bazı idarecilerin, şikâyette bulunan öğrencilerin ailelerine baskı yaparak ifadeleri geri çektirdiği iddia edildi.

    ÖĞRETMENİN CİNSİYETÇİ SÖYLEMLERİ

    K.Ç. isimli öğretmenin çocukların savcılığa verdiği şikâyetlerden yaklaşık 4 ay önce Aybastı Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde müdür yardımcısıyken okul idaresi tarafından “çocuklara cinsiyetçi ifadeler kullanma” gerekçesiyle hakkında soruşturma açıldığı ve geçici olarak Aybastı Anadolu Lisesi’ne gönderildiği de ortaya çıktı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ataması yapılmayan öğretmen ‘Diplomalı ciğerci’ oldu- VİDEO

    Ataması yapılmayan öğretmen ‘Diplomalı ciğerci’ oldu- VİDEO

    PİRHA- Malatya’da Şeyma İntaş isimli Tarih Öğretmeni, ataması yapılmayınca ‘Diplomalı Ciğerci’ açtı. Öğretmenlere gereken değerin verilmesini isteyen İntaş, “Atamalar yapılsın ki bu gibi işler yerine kendi mesleğimizi yapabilelim” dedi.

    Fırat Üniversitesi Tarih Öğretmenliği bölümünden mezun olan Şeyma İntaş, ataması yapılmadığı için başka işe yönelmiş öğretmenlerden biri. Evli ve hamile olan İntaş, elinin lezzetine güvenerek küçük bir alanda yemek yaparak geçimini sağlıyor. Öğretmenlik diploması olmasına rağmen kendi işini yapamadığı ve çalışmak zorunda kaldığını belirten Şeyma İntaş, bu nedenle ‘diplomalı’ ibaresini kullandığını dile getirdi.

    “ÖĞRETMENLERE DEĞER VERİLSİN”

    Asıl işi olan öğretmenliği yapamadığı için üzgün olduğunu söyleyen İntaş, “Atamamız olsun ve kendi mesleğimizi yapalım istiyorum ama bu ülkede öğretmenlere değer verilmiyor. Özel sektörde de iş bulmak çok zor. Depremzedeyiz ve bu işi yapmak zorundayım. 4 aydır bu işi yapıyorum” dedi.

    “ATAMALAR YAPILSIN. ATAMASI OLMAYAN BÖLÜMLER KAPATILSIN”

    Öğretmen atamalarının yapılması için hükümete çağrıda bulunan İntaş, “Öğretmenlere değer verilsin, atamalar yapılsın. Ataması olmayan bölümler kapatılsın ki bizler de bu işleri yapmak yerine kendi mesleğimizi icra edelim” talebinde bulundu.

    PİRHA/ MALATYA

     

  • 3 öğrenciye cinsel tacizde bulunduğu iddia edilen öğretmen tutuklandı

    3 öğrenciye cinsel tacizde bulunduğu iddia edilen öğretmen tutuklandı

    Silopi’de 3 öğrenciye cinsel tacizde bulunduğu iddia edilen öğretmen tutuklandı.

    Şırnak’ın Silopi ilçesinde erkek yurdunda kalan 3 lise öğrencisi, yurtta öğretmenlerinin cinsel tacizine uğradıklarını bildirdi.

    Çocukların yaşadıklarını okul yönetimine anlatması üzerine, emniyete haber verildi. Cinsel tacize dair Silopi Savcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında 3 öğrencinin ifadesine başvuruldu. Öğrencilerin ifadeleri doğrultusunda öğretmen Sadun V. gözaltına alındı.

    Savcılık ifadesinin ardından mahkemeye sevk edilen Sadun V., “çocuğa cinsel istismar” suçundan tutuklayarak, cezaevine gönderdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Eğitimciler, bugün iş bırakarak alanlara çıkıyor

    Eğitimciler, bugün iş bırakarak alanlara çıkıyor

    PİRHA- Eyüpsultan’da, öğrencisi tarafından öldürülen okul müdürü İbrahim Oktugan için eğitim sendikaları basın açıklaması yapacak. “Cezasızlık şiddeti cesaretlendirmektedir” diyen eğitimciler, bugün iş bırakarak alanlara çıkıyor.

    İstanbul Eyüpsultan Alibeyköy Mahallesi’nde, geçtiğimiz günlerde özel bir okulda müdürlük yapan İbrahim Oktugan, daha önce okuldan gönderilen öğrenci Y.K. tarafından silahla vurularak öldürülmüştü.

    Öğretmenler bugün iş bırakarak şiddete ve baskıya karşı yurt çapında sokağa çıkacak. Ankara’da TBMM önüne yürüyecek öğretmenler İstanbul ve diğer illerde İl Milli Eğitim Müdürlüğü önlerinde eylem yapacak.

    Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, eğitimcilere yönelik saldırılara ilişkin dört eğitim sendikasının başkanlarıyla görüştü. Görüşmeye dair bilgi veren Eğitim Sen Genel Başkanı şunları söyledi:

    “Toplantıda bugüne kadar defalarca randevu taleplerimizin reddedildiğini aktardık. Müfredat ve eğitimi içeren sorunlarda eğitimin paydaşlarının dikkate alınmadığını aktardık. Her zaman ‘yaptım oldu’ şeklinde hareket edildiğini ifade ettik. Bir gecede Eğitim-Bir Sen’lilerin okullara müdür yapıldığını, bizim üyelerimizin bir gecede açığa alındığını söyledik. Bu nedenlerle de ortak toplantıya katılmadık.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘ÇEDES ile çocuklar mobbinge maruz kalıyor, öğretmenler baskı altında’-VİDEO

    ‘ÇEDES ile çocuklar mobbinge maruz kalıyor, öğretmenler baskı altında’-VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin Dede, eğitimde dinselleşmenin artış göstermesini ve ÇEDES kapsamında çocukların camiye götürülmesini eleştirerek, “Çocuklar ÇEDES kapsamında camiye götürülüyor, gitmek istemeyen çocuklar ayrımcılığa maruz kalma endişesi yaşıyor. Bu gibi projeler kültürler, inançlar ve kimlikler arasındaki eşitlik mesafesini derinleştiriyor, kesinlikle karşıyız” dedi.

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.

    Kamuoyunda büyük tepki çeken “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) adı altında okullara imam atanması projesi, eğitimin daha da dinselleştirilmesi tartışmalarını alevlendirdi. Öğrencilerin adeta Diyanet’e tesliminin önünü açan proje kapsamında çocuklar camilere götürülerek, dini  bilgiler veriliyor.

    Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı ve Baba Mansur Ocağı’ndan Erdoğan Sevin Dede, dinselleşen eğitime ve bunun Alevileri nasıl etkileyeceğine dair PİRHA’ya konuştu.

    “ÇOCUKLAR ZORLA CAMİLERE GÖTÜRÜLÜYOR”

    Erdoğan Sevin, ÇEDES kapsamında hiçbir pedagojik eğitimi, bilgisi olmayan vaizler veya imamlar tarafından çocuklara değerler adı altında bir takım dini bilgiler verildiğine dikkat çekti.
    Çocukların okullardan alınıp camilere götürüldüğünü, gitmek istemeyen çocukların mobbinge maruz kaldığını belirten Sevin, “Oraya gitmek istemeyen çocuklar var, adeta bir mobbing uygulanıyor notları kırılır veya ayrımcılığa uğrar diye. Öğretmenler de baskı altında. Çocukları göndermiyorum diyemiyor, dediklerinde haklarında soruşturma başlatılıyor. Bu uygulama ülkeye bir yarar getirmez. Oraya giden imam ne öğretebilecek çocuklara? Mezar maketini koyuyorlar, cenaze duasını öğretiyorlar. Bırakın bunu aileler öğretsin. Kesinlikle karşıyız” dedi.

    ALEVİ KURUMLARINA ÇAĞRI

    ÇEDES ve benzeri asimilasyon aygıtlarıyla Sünni fikriyatın dayatılmak istendiğini, bunun da insanlar arasında ayrışmaya neden olacağına işaret eden Sevin, Alevi kurumlarına çağrıda bulunarak şunları söyledi:

    “ÇEDES gibi projeler kültürler, inançlar ve kimlikler arasındaki mesafeyi genişletir. Aleviler olarak ülkenin huzuruna katkı sağlayacak her türlü işin yanındayız ama ÇEDES gibi programlarla öğrencilerimizi bölmek, inançlarımızı, kimliklerimizi bölmek gibi bir yolla ülkenin birliği sağlanamaz.

    Aleviler ülkenin laiklik çimentosudur. Bugün Cumhuriyet değerlerini, laiklik ilkesini en iyi benimseyen kesim Alevilerdir. Birbirimizi ayrıştırmak yerine birbirimizle gönül köprüsü kurmak zorundayız. Bu konuda Alevi kurum ve örgütlerinin daha duyarlı olması, bu projeye karşı kendisini göstermesi gerekir.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO
    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO
    > ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO
    > ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’-VİDEO
    > ‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’-VİDEO
    > ‘İktidar, dindar nesil yetiştirmek için laik, bilimsel, kamusal eğitimden uzaklaşıyor’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevilere yönelik asimilasyon ve inkar politikasıdır’- VİDEO
    >‘ÇEDES, Türk ve Sünni Müslüman çocuk tipini yaratma projesi; insan haklarına aykırı’– VİDEO
    >‘AKP, ÇEDES projesiyle toplumsal cehaleti, biatı okullarda aşılamak istiyor’-VİDEO 
    > ‘ÇEDES’le toplum kandırılıyor, Siyasal İslamcılar tarihin en büyük ayıbını yapıyor’ -VİDEO 
    > ‘ÇEDES gibi projeler ile bir nesil mahvediliyor’-VİDEO 
    >‘ÇEDES ile amaç bütün okulları imam hatipleştirmek’ -VİDEO
    >‘Hükümet, okullara imam atayarak süreci dönüştürüyor, kadrolaşma yapıyor’-VİDEO
    > ‘İmamlar, laik eğitimi ortadan kaldırmak için okullarımıza gönderiliyor’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması tamamen Alevileri asimile etme politikasıdır’-VİDEO

  • Özel Okul Öğretmenleri, hakları için 29 Ocak’ta Meclis önünde olacak-VİDEO

    Özel Okul Öğretmenleri, hakları için 29 Ocak’ta Meclis önünde olacak-VİDEO

    PİRHA- -Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, 29 Ocak’ta taban maaş haklarını almak için TBMM’de olacaklarını açıkladı. PİRHA’ya konuşan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin Temsilcisi Nebil Birtek, öğretmenleri ve velileri yapacakları eyleme destek vermeye çağırdı.

    AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında anaokulundan liseye kadar her kademede özel okul sayısı 1377, bu okullarda okuyan öğrenci sayısı 217 bin 930, görev yapan öğretmen sayısı ise 20 bin 730 idi.

    2023 yılına gelindiğinde ise Türkiye genelinde 13 bine yaklaşan özel okul bulunurken bu okullarda 1,5 milyon’a yakın öğrenci eğitim görürken, 170 bin civarı öğretmende özel okullarda eğitim veriyor.
    İktidar özel okullara teşvik adı altında maddi destek sağlarken, son yıllarda özel okul patronları yıllık ücretlerde fahiş artışlara gitti. Hem özel okulların hem de özel okullarda çalışan öğretmen sayısı artarken, özel okullarda eğitim veren öğretmenler güvencesiz ve düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalıyor.

    Öğretmenlerin çalıştıkları özel okullarda yaşadıkları hak gaspları sözleşme aşamasında başlayıp, çalıştıkları süre boyunca artarak devam ederken, öğretmenlerin özlük hakları ve yükümlülükleri konusunda MEB de özel okullardaki emek sömürüsüne göz yumuyor.

    2 yıla yakın bir süredir özel okullardaki öğretmenler tarafından kurulan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası tarafından hak arayışı sürerken, öğretmenler Meclis kapısında olacak.

    29 Ocak’ta yapılacak eyleme ve yaşadıkları sıkıntılara dair Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin İl Temsilcisi Nebil Birtek, PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    Birtek, sendika olarak 2 yılldır yaptıkları çalışmanın sonuç vermeye başladığını ifade ederek, “Öğretmenler bize bir umut gözüyle baktı. Çünkü bizler yaptığımız faaliyetlerle hak gaspına uğramış, hakları verilmemiş, ezilmiş öğretmenlerin gerek sendikal gerekse de kurumsal anlamda hakkını teslim edilmesi için her türlü yola başvuruyoruz” dedi.

    “HÜKÜMET PATRONUN ÇIKARINA GÖRE TEŞVİK VERİYOR”

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın yapılan şikayetlere kayıtsız kaldığını ve okul patronlarını koruduğunu vurgulayan Birtek, “Özel sektörde yaklaşık 400 bine yakın bir öğretmen kitlesi görev yapmakta. Bugün bu bütün öğretim kurumlarının yüzde 30’una denk gelen bir oranı oluşturuyor. Ne yazık ki hükümet özel okullara teşvik aktarırken patronların çıkarına göre yapıyor. Yani bugün özel okulların patronları aldığı teşviklerin neredeyse hiçbirini öğretmenlere yansıtmıyor. Ama iş zarara gelince özel sektör öğretmenleri patronu ‘zarar ediyoruz’ söylemiyle maaşları kısabiliyor. Tüm bunlara karşı yaptığımız faaliyetler sonucunda, özel okul sahipleri, sendikamızdan son derece çekinir hale geldi. Çünkü dayandığımız zemin çok meşru. Tamamıyla hak mücadelesi veriyoruz ve az da olsa haklarımızı almaya çalışıyoruz” diye konuştu.

    “YAŞADIĞIMIZ HAK GASPLARINA KARŞI SESSİZ KALMAYIN”

    29 Ocak’ta Meclis önünde özlük hakları için eylem yapacaklarını söyleyen Birtek, şunları ifade etti:

    “2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkımız için Meclis’in kapısında olacağız. Buradan taban maaş hakkını almak isteyen, bu mücadelede olmak isteyen sendikaya el vermek, omuz vermek isteyen bütün eğitim camiasındaki öğretmenlere, tüm dostlarımıza çağrımızdır. Bütün öğretmenlerin 29 Ocak’ta Ankara’da meclis önünde toplamaya çağırıyoruz. Taban bağışı hakkımızı mutlaka geri alacağız.
    Son zamanlarda özellikle okul ücretlerine yapılan astronomik rakamlardan sonra belirli veli derneklerinde ve toplumda bir tepki oluşmaya başladı. Buradan hem velilerin hem de biz özel sektör öğretmenlerinin yaşadığı bu hak gaspına karşı velilerin bizimle omuz omuza, yan yana durarak okulla çocuklarını eğiten özel sektördeki öğretmenlerin yaşadığı hak gasplarına karşı sessiz kalmamaya, sendikamızla birlikte örgütlü bir şekilde davranmaya çağırıyoruz.”

    Diren KESER/MERSİN

  • Özel sektörde çalışan öğretmenlerden çağrı: 29 Ocak’ta Meclis önünde olalım-VİDEO

    Özel sektörde çalışan öğretmenlerden çağrı: 29 Ocak’ta Meclis önünde olalım-VİDEO

    PİRHA- Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, 29 Ocak’ta taban maaş haklarını almak için TBMM’de olacaklarını açıkladı. Mersin’de bir araya gelen öğretmenler  “2014 yılında kaldırılan 5580 sayılı kanundaki “taban maaş” hakkımızı geri istiyoruz” dedi.

    Mersin’de bulunan özel okullarda çalışan öğretmenler yarı yıl tatili öncesi basın açıklaması yaptı. Pozcu’da yapılan açıklamada konuşan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin Temsilcisi Nebil Birtek , Meclis’in açılışı olan 29 Ocak’ta taban maaş haklarını almak için TBMM’de olacaklarını açıklayarak, “Bugün özel okul, dershane, etüt merkezi, kişisel gelişim kursu, rehabilitasyon merkezi, ana okulu, kreş, ehliyet kursları vb. çalışma alanlarında 400 bine yakın emekçi görev yapmaktadır” dedi.

    “MEB BU ÇALIŞMA KOŞULLARININ OLUŞUMUNDA VE DEVAMINDA SUÇ ORTAĞIDIR”

    Patronların özel öğretimi kâr amacıyla yorumlayışı, sözleşmelerimizle bağlı olduğumuz MEB’in yüz binlerce öğretmeni görmezden gelen tavrıyla birleştiğinden eğitim emekçileri için katlanılmaz çalışma koşulları oluştuğuna işaret eden Birtek, “Güvencesizliği en yoğun şekliyle yaşayan özel sektör öğretmenleri on aylık sözleşmelerle, asgari ücretin altında ya da asgari ücret düzeyinde maaşlarla, eksik yatırılan sigorta primleriyle, ara tatillerde çalıştırılarak –birçoğu- sigortasız ve yoğun mobbinge maruz kalarak çalıştırılmaktadır. Bu acımasız şartların tasarısı patronlara aittir fakat MEB bu çalışma koşullarını denetlemeyen, görmezden gelen, şikâyetlere kulak tıkayan yaklaşımıyla bu şartların oluşumunda ve devamında suç ortağıdır” diye konuştu.

    “PATRONLARIN DEĞİL ÖĞRETMENLERİN ÇIKARLARINI KORUYUN

    Öğretmen Sendikası olarak örgütlü olduğumuz 61 ilden yola çıkarak 29 Ocak’ta Meclis kapısında olacaklarını ifade eden Birtek, şunları aktardı:

    “2014 yılında kaldırılan 5580 sayılı kanundaki “taban maaş” hakkımızı geri istiyoruz! Özel sektör öğretmenlerini patronların insafına bırakılmış şartlarda çalıştıramazsınız! Şikayetlerimizi görmezden gelerek, taleplerimizi yok sayarak bizlere güvencesizliği dayatamazsınız! Denetim yapmayarak, yapılan denetimleri göstermelik düzeyde tutarak emeğimizin sömürülmesine daha fazla göz yumamazsınız! Özel sektör öğretmenlerinin geçmişte bir araya gelememiş olmasını fırsat bilen patronların alışkanlık haline getirdiği hak gasplarına artık ortak olamazsınız! Yüz binlerce özel sektör eğitim emekçisinin iradesini alanlara taşıyan Öğretmen Sendikası olarak sizi uyarıyoruz. Patronların değil öğretmenlerin çıkarlarını korumak zorundasınız.”

    “SESSİZ KALMAYIN!”

    Velilere de seslenen Birtek, “Özel okulların sunduğu şaşaalı şatafatlı sözüm ona ‘elit’ tablonun altında büyük bir emek sömürüsü vardır. Bunu teşhir ediyoruz. Buna ortak olmayın ve sessiz kalmayın” diye belirtti.

    PİRHA/MERSİN