Etiket: öğretmen

  • ‘Ebeveynler çocuklarını tanımalı, sorunlarını uzmanlar aracılığıyla takip edip çözmeli’ -VİDEO

    ‘Ebeveynler çocuklarını tanımalı, sorunlarını uzmanlar aracılığıyla takip edip çözmeli’ -VİDEO

    PİRHA- Çocukların dikkat eksikliğinin, hiperaktivitenin, özgül öğrenme bozukluğunun, ekran bağımlılığının ne olduğunu ve bu sorunların nasıl çözülebileceğini Psikiyatrist Dr. Veli Yıldırım ve Eğitim Uzmanı Talat Yıldırım’a sorduk. Psikiyatrist Veli Yıldırım, aile ve öğretmenlerin çocuklara karşı ilgili olmasının sorunların giderilmesi bakımında önemli olduğunu belirtti. Eğitim Uzmanı Talat Yıldırım da, çocukların aksayan yönleri olmasına rağmen artı yönlerinin de gözden kaçırılmaması ve hem tıbbi hem de eğitsel destekte çocuklara bu bakış açısıyla yaklaşılması gerektiğini söyledi.

    Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Dr. Veli Yıldırım ve Eğitim Uzmanı Talat Yıldırım, eğitim sürecinde çeşitli sorunlar yaşayan çocukların durumuna ve çözüm yollarına dair PİRHA‘ya konuştu.

    Psikiyatrist Dr. Veli Yıldırım, eğitimde çocukların geri kalmalarının somut bir veri olduğunu belirterek, aynı zamanda davranışsal açıdan da okulda arkadaşlarıyla uyum sağlayamama ya da yalnız olmanın çok önemli bir sorun olabileceğine işaret etti.

    Ebeveynlerin ve öğretmenlerin bazı durumlarda öğrencilerin sorunlarını gözlemleyemediğinin altını çizen Dr. Veli Yıldırım, “Ebeveynlerin bu açıdan çok uyanık olması gerekiyor. Çocuğu ile her gün değişik bir diyalogla, değişik sorularla çocuğu uyandırıp çocuktan bilgi almamız lazım. Sınıftaki durumu geriye gidiyorsa bu zaten öğretmenler tarafından rehberlik ve danışmanlık öğretmenliklerine yönlendiriliyor” dedi.

    Çocukların sadece bir eğitsel sorunun yanında değil duygusal sorunlarda yaşadığını ifade eden psikiyatrist Dr. Veli Yıldırım, “Tahmin edersiniz ki bir travma yaşamış, bir zorbalık yaşamış, belki bir istisna cinsel istismar yaşamış olabilir. Birçok şey ihtimal dahilindedir. Bazen sebepsiz yere çocuk dahi depresyona da girebilir. Bu nedenle çocukların duyguları çok önemli. Duygularını da davranışlarından ölçebiliriz. Bazen dikkat eksikliği hiper aktivitenin bulgusu özel öğrenme bozukluğu bulgusu gibi ya da zekâ geriliği bulgusu bulduysak böyle teşhis ettiysek o zaman özel eğitim desteği gerekebiliyor” diye konuştu.

    “SPORUN, YÜRÜMENİN PSİKOLOJİ ÜZERİNDE ETKİLERİ VAR”

    Psikiyatrist Dr. Veli Yıldırım, okul çağı çocuklarında en sık sinirlilik, dikkat eksikliği, davranış problemleri gibi sorunların görüldüğünü, pandemi döneminde ise ekran bağımlılığı ile karşılaştıklarını dile getirerek, şöyle devam etti:

    “Eskiden internetle uğraşmayan çocuklar artık internetle çok uğraşır hale geldiler. Bu tabi ergenlik çağına girmiş çocuklarda sosyal ihtiyacı duyan çocuklarda sosyal İzolasyonun olması kendi kimlik kişilik gelişkinliklerini etkiliyor. ekran başında kalmak gerçekten sosyal izolasyonu çok fazla arttırıyor, psikiyatrik hastalıklar artıyor. Bu da depresif belirtileri çok sık beraberinde getirebilir. Buna karşı sağlıksal aktivasyonlara girmenin belki spor yapmanın, yürümenin psikoloji üzerinde çok etkileri var. İnsanlarla bir aktarımda, bir alışverişte bulunmamız lazım. Psikolojimiz için bunları yapmalıyız.”

    Ebeveynlerin çocuğu takip etmesi, nerelere ve kaç dakika gidiyor bakması gerektiğini vurgulayan psikiyatrist Veli Yıldırım, “Yapılan çalışmalarda uykuya girmeden 1 saat önce almayın, dersten çıktınız bir saatini almayın, dersten çıkar çıkmaz hemen telefon alacağını düşünmemeli. Böyle arada boşluklar koyunca zaten zamanı kısaltmış oluyoruz. Bir de ailelerin bu teknolojiyi bilmeleri gerekiyor. Gerekirse anne baba çocuğun ekranını görmeliler. Bu alanda çok istismarları yaşanıyor. Çocuğun, alternatif sanatsal, sporsal bir alternatifi var mı, ulaşabileceği arkadaşı var mı? Ebeveynlerin çocuğa bunları sağlaması çok çok önemli” ifadelerini kullandı.

    “DİKKAT EKSİKLİĞİNİN YAŞ SINIRI YOK”

    Psikiyatrist Veli Yıldırım, çocuklarda dikkat eksikliğinin bir yaş sınırının olmadığını aktararak, şunları söyledi:

    “Bu yaşam boyu bir bozukluk, bu doğuştan gelen bir bozukluk. Öyle belirli bir yaşı yoktur. Bebeklikten belirtileri oluyor. Bu çocuklar için farklı farkındalık çalışmalarının yapılabilmesi gerekiyor. Yani kişiliklerinin düzgün gelişebilmesi için bunların erken müdahale edilip gerekli tedaviyi almaları gerekiyor. Geç kalındığı zaman belki mesleki anlamda değil ama en kötüsü kendisinin kişiliği bozuk olunca güçsüz biri haline gelebiliyor.

    Bize gelen birçok ilgili aile var. Genellikle ilgili aileler daha çok getiriyor diye düşünüyorum. Ama şurası kesin ki sosyo-ekonomik düzeyi düşük olduğu için gelemeyen aileler var. Bazı sosyal projelerle bu alanlara da el atılmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum.”

    Eğitim Uzmanı Talat Yıldırım da teknoloji ile yaşamın daha çok iç içe geçtiğine dikkat çekerek, “Önceden de eğitimde teknolojinin bir yeri vardı ama şimdi tamamen teknoloji kullanılarak bir eğitim süreci yaşadık. Özellikle pandemi de eğitim tamamen teknoloji üzerine yürüdü. Teknolojiyi yasaklamak yerine belli bir disiplin içinde ve yaşamı planlayarak kullanılmasını ve bu disiplinin baştan verilmesi gerektiğini düşünüyorum” diye aktardı.

    “ÇOCUKLARIN İYİ GÖZLEMLENMESİ ÖNEMLİ”

    Toplum olarak sorun merkezli bir bakış açısının hakim olduğuna işaret eden Eğitim Uzmanı Talat Yıldırım, şunları vurguladı:

    “Dikkat eksikliği, hiperaktivite ve özgül öğrenme bozukluğu içinde gözden kaçırılmaması gereken bir noktanın şu olduğunu düşünüyorum. Bu çocukların aksayan yönleri olmasına rağmen artı yönlerinin de gözden kaçırılmaması ve hem tıbbi hem de eğitsel destekte çocuklara bu bakış açısıyla yaklaşılması gerektiğini düşünüyorum.

    Çünkü sorun merkezli yaklaştığımız zaman çözüm zorlaşabiliyor. Yani çocuk motive olamayabiliyor, reddedebiliyor. Aileler bile siz sorun odaklı yaklaştığınızda bir adım geride duruyorlar. İyi bir gözlem ailenin çocuğunu tanıması, eğitimcinin öğrencisini tanıması ki bu da iyi gözlemden geçiyor. Her aile dikkat eksikliği mi, özgül öğrenme bozukluğumu, hiperaktivite mi demeyebilir. Ama ‘neden aksıyor, zorlandığı nokta nedir?’ diyebilmeli. Eğitimciler açısından aslında ailenin sormadığı soruyu da eğitimciler sorabilmeli.

    Bu kavramlar akılda olmalı ve bu konuda farkındalık mutlaka geliştirilmeli. Süreç biraz belki yeni gelişiyor ama eğitimcilerin de bu konuda duyarlı olması bu sorunların çözümünde çok önemlidir.”

    Diren KESER-Cebrail ARSLAN/MERSİN

     

  • HDP’li Bülbül’den, Hatay’da saldırıya uğrayan Alevi öğretmen için soru önergesi

    HDP’li Bülbül’den, Hatay’da saldırıya uğrayan Alevi öğretmen için soru önergesi

    PİRHA-Hatay’ın Altınözü ilçesinde öğretmenlik yapan S.G’nin saldırıya uğraması ve saldırganın “Alevi olması sebebiyle onu istemiyorum” sözlerine ilişkin Milli Eğitim Bakanı’nın cevaplaması istemiyle HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül soru önergesi verdi. Bülbül, Milli Eğitim Bakanı Özer’e “Bakanlığınız saldırıdan haberdar mı? Eğer haberdar ise konu ile ilgili herhangi bir soruşturma açılmış mıdır?” diye sordu. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Hatay’ın Altınözü ilçesinde öğretmenlik yapan S.G’nin, mahallelerinde oturan C.A tarafından okulda saldırıya uğramasıyla ilgili olarak Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in yanıtlaması isteğiyle soru önergesi verdi. C.A’nın babası N.G., saldırganın evlerine kadar gelerek, “Alevi olması sebebiyle onu istemiyorum” dediğini aktarmıştı.

    “İNANCINDAN DOLAYI ÖĞRETMENE SALDIRANLAR HAKKINDA BİR ŞEY YAPILACAK MI?”

    Bülbül, soru önergesinde şu ifadelere yer verdi:

    “Cumhuriyet Gazetesi’nin 16 Ekim 2021 tarihli web sayfasında Hatay’ın Altınözü ilçesi Yolağzı İmam – Hatip Ortaokulu’nda öğretmenlik yapan S.G.’nin müdür yardımcısı odasında otururken mahallelerindeki C.A. tarafından demir sandalyeyle saldırıya uğradığına dair habere yer verilmiştir.

    Öğretmenin babası N.G., olayın geçmişinin üç yıl önceye dayandığını dile getirerek üç yıl önce okulda eski okul müdürü hakkında açılan bir soruşturma sonucunda oğlunun okul müdürü lehine ifade vermeye zorlandığını, yalan ifade vermeyi reddeden oğlunun, okul müdürü ve C.A. adlı şahıs tarafından çeşitli şekillerde taciz edilmeye başlandığını ifade etmektedir. Okul müdürünün okuldaki seçmeli ders saatlerinde değişiklikler yaparak oğlunun okuldaki ders saatlerini azalttığını ve onu görevlendirmeyle başka bir okula gönderdiğini, gittiği okulda üçüncü günü tamamlamadan yumruklu saldırıya uğradığını belirtmektedir. Oğlunun bu olay sonucunda başka bir okula görevlendirildiği, ancak okul müdürünün köyde ikamet eden arkadaşı C.A. adlı şahıs aracılığıyla oğlunu tacize devam ettiğini ileri sürmektedir.

    C.A’nın kendi evlerine kadar gelerek “Alevi olması sebebiyle onu istemiyorum” dediğini dile getiren babanın bunlarla yetinmeyen şahsın oğlunu çeşitli bahaneler göstererek CİMER ya da Milli Eğitim’e şikâyet ettiğini, üç müfettişin öğretmenler, veliler hatta öğrenci ifadeleri alındıktan sonra yürüttüğü tahkikat neticesinde oğlunun suçsuz bulunduğunu söylemektedir. Okul müdürü ile oğlunun çalışma odası olan müdür yardımcısı odasında bilgisayar başında okul iş ve işlemlerini yürüttükleri sırada küfür ve hakaret ederek içeriye giren şahsın direkt sandalyeyi oğlunun kafasına defalarca vurduğunu, oğlunun kanlar içinde ambulansla hastaneye kaldırıldığını ve tıbbi müdahale yapıldığını, olayla ilgili karakolda ifade verdiklerini söylemektedir.

    Ehli Beyt Kültür ve Dayanışma Vakfı Genel Başkanı, öğretmenin çok başarılı, öğrenciler, öğretmen arkadaşları, veliler, mahalle halkı, muhtar, İlçe Milli Eğitim Müdürü ve Kaymakamın büyük sevgi ve takdirini topladığını ifade etmektedir. Mahalle halkının okuluna büyük hizmetler yaptığı, öğrencilerin her derdiyle ilgilendiği, velileriyle yakın ilişkiler kurduğu, mahallenin bayram, cenaze, düğün, sünnet ve hasta ziyareti gibi tüm sosyal aktivitelerine büyük önem verdiği öğretmenin Alevi olması nedeniyle değişik zamanlarda psikolojik baskıya, sözlü taciz ve fiziki darba uğradığı iddia edilmektedir.”

    Kemal Bülbül, bu bağlamda, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in yanıtlaması istemiyle şu soruları sordu?

    1- Bakanlığınız Hatay’ın Altınözü ilçesi Yolağzı İmam – Hatip Ortaokulu’nda öğretmenlik yapan S.G.’nin müdür yardımcısı odasında otururken mahallelerindeki C.A. tarafından demir sandalyeyle saldırıya uğradığına dair süreçten haberdar mıdır? Eğer haberdar ise konu ile ilgili herhangi bir soruşturma açılmış mıdır? Eğer soruşturma açıldı ise inancından dolayı ayrımcılığa uğrayan öğretmene yönelik saldırıyı gerçekleştirenler ve bu olayda sorumluluğu bulunan okul müdürü hakkında herhangi bir girişimde bulunulacak mıdır?”

    PİRHA/ ANKARA

    İLGİLİ HABERİN LİNKİ

    *Hatay’da Alevi öğretmene saldırı

  • MEB’e çağrı: Gerekli önlemler alınmalı, ders saatleri 30 dakikaya indirilmeli

    MEB’e çağrı: Gerekli önlemler alınmalı, ders saatleri 30 dakikaya indirilmeli

    PİRHA-Eğitim Sen Mersin Şubesi’nin yüz yüze eğitimde geçen 1 aylık süreye dair yaptığı açıklamada, MEB’e öğrencilerin sağlıklı ve güvenli ortamlarda yüz yüze eğitim alması, eğitim emekçilerinin de sağlıklı koşullarda çalışması için gerekli olan tüm tedbirleri eksiksiz alması için Milli Eğitim Bakanlığı’na çağrıda bulundu.

    6 Eylül’de başlanan yüz yüze eğitimde 1 ay geride kaldı. Bu süre içinde 200 bine yakın öğrenci ve öğretmen karantinaya alınırken, yüzlerce sınıfta kapatıldı.

    Mersin Eğitim Sen’de yüz yüze eğitimde geçen 1 aylık süreye dair basın açıklaması düzenledi. Emek ve Demokrasi Platformu üyelerinin de destek verdiği açıklamayı, sendika başkanı Mahmut Sümbül okudu.

    Sümbül, gerek okulların açılması sürecinde, gerekse sonrasında Kovid-19 salgının etkilerinin en aza indirilmesi için gerekli önlemlerin alınmadığını, atılması gereken adımların atılmadığını aktararak, “Bu süre zarfında sendikamızın tüm çağrılarına rağmen okullara ek bütçe sağlanmamış, fiziki altyapı sorunları giderilmemiş, ders saatleri salgın koşullarına göre düzenlenmemiş, derslik sayısı ihtiyaç oranında arttırılmamış, öğretmen ve yardımcı hizmetli istihdamındaki eksiklikler giderilmemiştir” dedi.

    Sınıfların düzenli olarak havalandırılması, okul içinde ortak kullanım alanlarının temizliği, bahçe ve açık alan düzenlemelerinin yapılması, öğrenci giriş çıkışlarının düzenlenmesi ve sınıf mevcutlarının azaltılması konusunda ciddi eksiklikler bulunduğunun altını çizen Sümbül, şunları dile getirdi:

    “Her okulun ortak kullanım alanlarının, özellikle sınıfların ve tuvaletlerin temizlik ve hijyen koşullarının sağlanması, okul ve şube bazında öğrenci sayısı, öğrenciler arasındaki fiziksel mesafeyi korumak için yeterli alan olup olmadığı, okul servislerinin durumu, eğitim emekçileri, öğrenciler ve velilerin aşılanma oranı gibi gelişmeler, eğitim-öğretimin sağlıklı koşullarda gerçekleştirilebilmesi açısından son derece önemlidir.

    Okullarda ek bütçe/ödenek sorununun sürmesi, fiziki altyapı sorunlarının sürmesi yüz yüze eğitimin sağlıklı koşullarda yapılabilmesini engellemektedir. Okulların öğrenci sayısı, sınıf mevcutları, yerleşim yerinin nüfus yoğunluğu, fiziki altyapının yeterliliği gibi pek çok faktör yüz yüze eğitimin sağlıklı yürütülmesine engel olmaktadır.

    DERS SAATLERİ 30 DAKİKAYA DÜŞÜRÜLMELİDİR!

    Türkiye’deki öğrencilerin önemli bir bölümü kalabalık sınıflarda öğrenim görmektedir. Öğrenci ve öğretmenlerin 40 dakika boyunca yeterince havalandırılmamış sınıflarda maskeli bir şekilde ders işlemesi sağlıksız bir ortam yaratmakta ve bulaş riskini arttırmaktadır. Eğitim emekçileri, öğrencilerimiz ve velilerimiz tarafından ders sürelerinin 30 dakikaya indirilmesi talebi yoğun olarak dile getirilmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı’nı bu konudaki haklı talepler doğrultusunda adım atmaya ve ders sürelerini 30 dakikaya indirmeye çağırıyoruz.”

    Sümbül, Eğitim Sen olarak gerek öğrencilerin en doğal hakkı olan sağlıklı ve güvenli ortamlarda yüz yüze eğitim alması, gerekse eğitim emekçilerinin sağlıklı koşullarda çalışması için gerekli olan tüm tedbirlerin eksiksiz alınması taleplerini yineledi.

    PİRHA/MERSİN

  • Eğitim-Sen Genel Başkanı Kurul: Mücadele eden öğretmen olma zamanı gelmiştir

    Eğitim-Sen Genel Başkanı Kurul: Mücadele eden öğretmen olma zamanı gelmiştir

    PİRHA-Eğitim-Sen Genel Başkanı Nejla Kurul, öğretmen ücretlerinin asgari ücrete yaklaştığına işaret ederek, Türkiye’de öğretmenlerin kendilerini bir öğretmen değerinde hissetmediğini aktardı.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Mersin Şubesi, 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’ne ilişkin sendika binasında basın toplantısı yaptı. Toplantıya, Eğitim-Sen Genel Başkan Nejla Kurul, Mersin Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri destek verdi.

    Toplantıda ilk olarak Mersin Eğitim-Sen Başkanı Mahmut Sümbül, konuştu. Sümbül, okulların açılmasıyla birlikte okullarda yaşanan salgına dair bilgilendirme yaparak, “Kentte şimdiye kadar 79 sınıf kapatıldı, 23 öğretmen ve 14 öğrencinin PCR testi pozitif çıktı, temas halinde olan 2 bin 400 öğrenci de eğitimden mahrum kaldı” dedi.

    Eğitim-Sen Genel Başkanı Nejla Kurul da 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nü kutlayarak başladığı konuşmasında, Türkiye’de öğretmenlerin yaşadıkları zorluklara dikkati çekti.

    Necla Kurul, öğretmen ücretlerinin asgari ücrete yaklaştığına işaret ederek, Türkiye’de öğretmenlerin kendilerini bir öğretmen değerinde hissetmediğini aktardı.

    Pandemi sürecine de değinen Necla Kurul, geçen süre içerisinde alınmayan tedbirler sonucunda bin 700 sınıfın kapatıldığını söyledi.

    “MÜCADELE EDEN ÖĞRETMEN OLMA ZAMANI GELMİŞTİR”

    Necla Kurul, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Özelleştirmelerin ülkeyi nelere getirdiğini biliyoruz. Bu yüzden kamusal eğitim açık, şeffaf, topluma dönük, toplumun çoğunluğunu kapsayan, parasız eğitim sistemini hayata geçiren kamusal bir eğitim anlayışı son derece önemli olmuş durumda.

    Mücadelemizi hem öğretmenlerimiz için hem de öğrencilerimiz için sürdüreceğiz. Öğretmenlerin sadece okulun içinde değil artık toplumsal önderlik yapma zamanı gelmiştir. Artık entelektüel öğretmen, mücadele eden öğretmen, riskleri göze alan öğretmen olma zamanı gelmiştir. Korkunun hayatımızdan çıkmasını sağlamak durumundayız. Bu cesaretle tüm eğitim ve bilim emekçilerini sendikamıza davet ediyoruz.”

    PİRHA/MERSİN

  • Mersin Eğitim Sen Başkanı Sümbül: Mersin’de 111 sınıf kapandı-VİDEO

    Mersin Eğitim Sen Başkanı Sümbül: Mersin’de 111 sınıf kapandı-VİDEO

    PİRHA-Mersin Eğitim-Sen Şube Başkanı Mahmut Sümbül, okullarda gerekli önlemlerin alınmadığından kaynaklı salgın vakalarının arttığını ve 111 sınıfın Mersin’de kapandığını belirtti. Üniversite öğrencilerinin barınma sorunlarının bir an önce çözülmesi gerektiğini vurgulayan Sümbül, iktidara seslenerek, öğrencileri kriminalize etmek yerine boş ve atıl durumdaki kamu kurumlarının tadilattan geçirilip öğrencilere tahsis edilmesini istedi.

    Yüz yüze eğitimin başladığı günden bu yana koronavirüs salgınından kaynaklı okullarda vaka sayıları yükseliyor. Yardımcı hizmetli sayısının azlığı, sınıf mevcut sayısının yüksek olması, ikili öğretimlerin devam ettiği okul önlerindeki yığılmalar gibi konularda sorunlar devam ederken, yetkililer maske ve dezenfektan sağlandığını ve hiçbir ‘sorunun’ olmadığını savunuyor.

    Türkiye’de 6 Eylül’de başlayan yüz yüze eğitim, koronavirüs vaka sayısında da artışı beraberinde getirdi. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Merkezi’nin ülke genelinde son bir hafta içinde ulaşan vaka sayılarına göre, okullarda temaslı ve pozitif öğretmen sayısı 522, temaslı ve pozitif öğrenci sayısı 5305, temaslı ve pozitif personel sayısı 15 olmuştur. Kapanan sınıf sayısı 1736’dir.

    Eğitim Sen Mersin Şubesi Başkanı Mahmut Sümbül, okullarda yaşanan vaka sayılarına ve alınmayan tedbirlere ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    MEB’in 1,5 yıldır devam eden salgın sürecinde yüz yüze eğitime yeterince hazırlık yapmadığını, bunun nedeninin de strateji geliştirme, planlama yapma ve karar alma süreçlerinde yaşanan sistemsel kriz olduğunu belirtti.

    “OKULLARDAKİ VAKA SAYILARI HER GEÇEN GÜN ARTIYOR”

    Okullar eğitime başlamadan önce salgına karşı alınacak tedbirler konusunda hem il düzeyinde hem de genel merkez düzeyinde Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileriyle görüşmeler yaptıklarını ve önerilerini sunduklarını ifade eden Sümbül, ancak alınmayan tedbirler sonucu okullardaki vaka sayılarının her geçen gün arttığını söyledi.

    Sümbül, bakanlığın algı yönetimi yaparak sorun yokmuş, her şey yolunda gidiyormuş imajı vermek istediğini söyleyerek, sahada tam tersi bir süreci yaşandığını ve uyarılar dikkate alınmadığı takdirde de devam edeceğini dile getirdi.

    Pandemi döneminde vaka sayılarını kamuoyuyla paylaşan Eğitim Sen’in, haftalık verileri ulaşabildikleri illerden alarak kamuoyuyla paylaştıklarını belirten Sümbül, “Mersin’de ise geçen hafta 16 öğretmen, 48 öğrenci ve 35 sınıfın kapanması şeklindeyken, bu hafta bunlara 76 sınıfın kapanması, 26 öğrenciyi, 10 öğretmeni ve 1 hizmetli eklenmiş oldu” dedi.

    “DERSLER 30 DAKİKA OLMALI”

    Milli Eğitim’in hazırlık düzeyi sadece maske ve dezenfektan şeklinde kalmaması gerektiğinin altını çizen Sümbül, sınıfların havalandırılması ve teneffüs saatlerinin uzatılması gerektiğine dikkat çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ders saatlerinin 30 dakikaya indirilmesi için adımlar atıldı. Valilikler karar alırken, MEB’in müdahalesiyle karşılaştılar ve kararlarını geri çektiler. Bu bilimsel değil. Mutlaka derslerin 30 dakika olmalı. Sınıflardaki havalandırmalar da sıkıntılı, yönetmeliklere uygun değiller. Sınıfların havalandırılması maske ve dezenfektandan çok daha büyük önem taşıyor. Bu konuda da MEB’in bir hazırlığı yok.”

    İŞ-KUR üzerinden personel alımının yapıldığını aktaran Sümbül, “Bu çalışma hem geç kalınmış bir durum hem de alınan personelin yetersizliği söz konusu. Aynı zamanda alınanların bir kısmı daha önce eğitim sistemi içinde yer alırken bir kısmı ise yeni dahil olacak. Bu tablo da kadro ihtiyacının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor” diye konuştu.

    “ATAMALAR ÖĞRETMEN AÇIĞINI KAPATMAYA YETMİYOR”

    Sümbül, ihraç edilen sağlık ve eğitim emekçilerinin bir an önce göreve iadesinin sağlanması gerektiğini vurgulayarak, “6 yıl geçmesine karşın hala göreve iade olmayan arkadaşlarımız var. Bunun yanında ataması yapılmayan öğretmenlerimiz var. Öğretmen aşığı resmi rakamlara yansımasına rağmen MEB 20 bin ardından da 15 atama yapma kararı aldı. Bu rakamlar öğretmen açığını kapatmaya yetmiyor” ifadelerini kullandı.

    MEB’e yeterli bütçenin ayrılmadığına işaret eden Sümbül, MEB’in yerine Diyanet İşleri Başkanlığı’na bütçe ayrıldığını söyleyerek, ülke genelinde barınma sorunu yaşayan öğrencilerin durumuna dikkat çekti.

    “ATIL DURUMDA OLAN KAMU BİNALARI YURDA DÖNÜŞTÜRÜLMELİ”

    Sümbül, iktidarın öğrencilerin taleplerini görmezden gelip kriminalize etmeye çalıştığını belirterek, barınma sorununun çözümüne dair de şu önerilerde bulundu:

    “Mersin Devlet Hastanesi ve Mersin Üniversite Hastanesi’nin boşaltılmış binaları atıl durumda. Bu binalar gerekli düzenlemeler yapılarak öğrenci yurtlarına dönüştürülebilir. Tüm Türkiye genelinde de benzer örnekler vardır. Devlet, sosyal devlet olma gereğini yerine getirmelidir.”

    Diren KESER/MERSİN

     

     

     

     

     

     

     

  • KHK’li öğretmenden Babacan’a: 100 arkadaşımız intihar etti; planınız nedir?-VİDEO

    KHK’li öğretmenden Babacan’a: 100 arkadaşımız intihar etti; planınız nedir?-VİDEO

    PİRHA-KHK ile görevinden ihraç edilen öğretmen Yurdagül Şahin, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’a seslenerek, KHK’liler ile ilgili plan yapmayı düşünüp düşünmediklerini sordu. Şahin, “İhraç edildiğimde hamileydim. Kızım şu an beş yaşında ve okula başladı. OHAL inceleme komisyonu dosyamı hala inceliyor. Beş yıllık süreçte 800 arkadaşımız hastalıktan, kanserden, iş kazasından; 100 arkadaşımız ise intihar ederek öldü. Biz beş yıllık bu süreçte kimseye derdimizi anlatamadık” dedi. 

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işinden ihraç edilen sosyal bilgiler öğretmeni Yurdagül Şahin, yaşadıkları mağduriyeti Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan‘a anlattı.

    “OHAL KOMİSYONU, 10 ARKADAŞIMIZI DALGA GEÇER GİBİ ÖLDÜKTEN SONRA GÖREVE İADE ETTİ”

    DEVA Partisi’nin İstanbul Sancaktepe ilçe binası açılışında Babacan’a seslenen Şahin, mesleğinden hukuksuz bir şekilde ihraç edildiğini söyleyerek, “İhraç edildiğimde hamileydim. Kızım şu an beş yaşında ve okula başladı. OHAL inceleme komisyonu dosyamı hala inceliyor. Beş yıllık süreçte 800 arkadaşımız hastalıktan, kanserden, iş kazasından öldü. 100 arkadaşımız intihar ederek, öldü. OHAL inceleme komisyonu öldükten sonra 10 arkadaşımızı dalga geçer gibi göreve iade etti. Biz beş yıllık bu süreçte kimseye derdimizi anlatamadık. Bunlardan birisi de sizlersiniz” diye konuştu.

    “KIZIM, KHK’Lİ ÇOCUĞU OLARAK FİŞLENMİŞ DURUMDA”

    “KHK’liler ile ne gibi bir DEVA rüzgarı estireceksiniz?” diye soran Şahin, “Biz bu zulmü yalnız KHK’liler olarak çekmiyoruz. Benim kızım KHK’li çocuğu olduğu için şu an fişlenmiş durumda. Bu zulme ortak olmayınız. Bu zulme sessiz kalmayınız. Bu bir zulüm ve suçtur. Bize yönelik 132 hak ihlali yaşandı. Daha dün Ankara’da bir KHK’linin çocuğu intihar etti. Sizler bu zulme ortak olacak mısınız? Sessiz olacak mısınız? KHK’liler ile ilgili plan yapmayı düşünüyor musunuz?” ifadelerini kullandı.

    BABACAN: ORTADA BİR ZULÜM VE MAĞDURİYET VAR

    Şahin‘in ardından söz alan DEVA Genel Başkanı Babacan ise “Biz KHK’li vatandaşlarımızın feryadını duyuyoruz. Ciddi bir adaletsizlik var. Bir zulüm ve mağduriyet var. Hepsini biliyoruz. Seçimlerden sonra kurulacak hükümette öncelikle ele alınacak konu olacaktır. Hiç endişeniz olmasın” şeklinde konuştu.

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • Mersin Eğitim İzleme Kurulu ‘2. Dönem Raporu’nu açıkladı-VİDEO

    Mersin Eğitim İzleme Kurulu ‘2. Dönem Raporu’nu açıkladı-VİDEO

    PİRHA- Mersin Eğitim İzleme Kurulu ‘2. Dönem Raporu’nu açıkladı. Raporda, 1 Haziran’da yüz yüze eğitime geçilmesine karşın ikili öğretim, kalabalık sınıflar, altyapı eksiklikleri, öğretmen açıkları vb. sorunlar nedeniyle Mersin’de bazı okullarda haftalık ders programındaki derslerin tamamını alamayan öğrencilerin olduğuna dikkat çekildi.

    Mersin’de 27 kurum tarafından oluşturulan Mersin Eğitim İzleme Kurulu ‘2. Dönem Raporu’nu kamuoyuyla paylaştı.

    Kurul adına raporu Eğitim Sen Mersin Şube Yürütme Kurulundan Şube Sekreteri Semih Gündoğdu okudu.

    Gündoğdu, eğitimde uzun yıllardır var olan eşitsizlikler, salgın ve uzaktan eğitim sürecinde daha önce hiç olmadığı kadar derinleştiğine dikkat çekerek, “MEB salgının başından itibaren eğitimde dezavantajlı grupların yaşadığı erişim sorununa kalıcı çözümler üretememiştir” dedi.

    Yoksul ailelerin çocuklarını “hedefi olmayanlar” diyerek Liselere Geçiş Sistemi’nin amacına uygun biçimde imam hatip liselerine, meslek liselerine ve açık liselere mecbur bırakmak isteyenlerle mücadelelerinin devam edeceğini vurgulayan Gündoğdu, “1 Haziran’da yüz yüze eğitime geçilmesiyle ikili öğretim, kalabalık sınıflar, altyapı eksiklikleri, öğretmen açıkları vb. sorunlar nedeniyle Mersin’de bazı okullarda haftalık ders programındaki derslerin tamamını alamayan öğrenciler var” diye konuştu.

    Aşıları yapılmadan Şubat-Mart-Nisan aylarında seyreltilmiş yüz yüze eğitime büyük bir fedakârlıkla, yaşam riskini göze alarak katılan öğretmenlerin emeği neredeyse görünmez kılındığını vurgulayan Gündoğdu, “Okul, ilçe, il ve merkez örgütünde eğitim hayatının planlanması ve yönetiminde eğitim emekçilerini söz, yetki ve irade sahibi yapacak katılımcı mekanizmalar oluşturulmalıdır” diye belirtti.

    “ANADOLU LİSESİNDE OKUYAN ÖĞRENCİLER FİİLEN İMAM HATİPLERE KAYDIRILIYOR”

    Gündoğdu, laiklik ilkesini ihlal eden uygulamalar ortadan kaldırılması gerektiğinin altını çizerek, şunları ifade etti:

    “Cemaatler ve tarikatlarla yapılan protokoller, dinden özerk yaşam süren velileri ve öğretmenlerimizi ciddi biçimde endişelendirmektedir. Anadolu liselerinin fiziki koşulları iyileştirilmeden, ek derslikler yapılmadan, okul kontenjanlarını, derslik sayılarını dikkate almadan artırmak sınıfların aşırı kalabalıklaşmasına neden olmaktadır. Dersliklerinin yarısından fazlası boş olan imam hatiplerden derslik kullandırılması sonucu Anadolu lisesinde okuyan öğrenciler fiilen imam hatiplere kaydırılmış olmakta, farklı inançlardaki öğrencilere mahalle baskısı yapılarak öğrencilerin okullardan ayrılmasına neden olmaktadır.

    “MEB’İN GÖREVİ ÇOCUK VE GENÇLERİ İNSANLIĞIN ORTAK EVRENSEL DEĞERLERİ DOĞRULTUSUNDA YETİŞTİRMEKTİR”

    MEB’in görevi çocuk ve gençleri insanlığın ortak evrensel değerleri doğrultusunda yetiştirmek, temel insan haklarını ve çocukların yararını gözetecek, çocuk ve gençlerin kendini gerçekleştirebilmesi için mevcut bilgi birikimine ulaşmasına ve eleştirel düşünce becerisi kazanabilmesine olanak sağlayacak somut adımlar atmak olmalıdır.”

    “SORUNUN DEĞİL ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI OLMANIN MÜCADELESİNİ VERECEĞİZ”

    Son olarak, Mersin Eğitim İzleme Kurulu’nun eğitime dair eğitim emekçilerinin, velilerin ve öğrencilerin sesi olmaya devam edeceklerini dile getiren Gündoğdu, “Sorunların üzerini örtmek isteyen ve görmezden gelenlere karşı inatla herkese sorumluluklarını hatırlatıp, sorunun değil çözümün bir parçası olmanın mücadelesini vereceğiz” ifadelerine yer verdi.

    Diren KESER/MERSİN

  • Öğretmene sosyal medya tacizi-VİDEO

    Öğretmene sosyal medya tacizi-VİDEO

    PİRHA- Malatya’da bir öğretmenin sosyal medya hesaplarını ve bilgilerini çalarak +18 sitelerde yayınlayan bazı kişiler için suç duyurusunda bulunurken, bağlı olduğu sendikada öğretmen harici suç duyurusunda bulunmaya hazırlanıyor.

     

    Malatya’da bir okulda öğretmenlik yapan S.G, sosyal medya hesabı ele geçirilip telefon ve kişisel bilgileri pornografik sitelerde paylaşılması üzerine harekete geçerek, savcılığa suç duyurusunda bulundu.

    Olayla ilgili Eğitim-Sen Malatya Şubesi tarafından da suç duyurusunda bulunulacağı açıklandı.

    ART ARDA SİBER SALDIRILAR

    Konuya ilişkin Eğitim-Sen, sendika binasında basın açıklaması düzenledi.

    Basın Sözcüsü Mehmet Zeki Özbey tarafından yapılan açıklamada yaklaşık iki buçuk aydır çirkin siber saldırı altında olduklarını belirterek, “Bu saldırıyı siber olarak adlandırıyoruz fakat; saldırının mahiyeti ve yapılış şekli doğrudan yaşam hakkı, özel hayat, çocuklar, kişilik ve kadın kimliği hedef gösterilerek yapılmakta” dedi.

    “BU SUÇUN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Arkadaşımıza ait Facebook sosyal medya hesabından profil fotoğrafları, adı ve soyadı kullanılarak sahte bir hesap açılarak ele geçirildiğini ifade eden Özbey, S.G’nin yeni telefon numarasının nasıl ele geçirildiğine anlam veremediklerini söyleyerek, şunları dile getirdi:

    “Bir süre sonra yeni telefon numarası, farklı isim ve başka bir kadına ait fotoğraf kullanılarak oluşturulan facebook sayfasında yeniden ifşa edildi. Bu ısrarlı takibin ve saldırının sonraki aşamasının olacağını da düşünüyoruz ve endişeliyiz. Bu yapılanlar, basit bir hackleme ya da siber saldırı faaliyeti değildir. Kişisel verilerin korunması, aile hayatını ve özel hayatın gizliliğini ihlal eden bu suçun takipçisi olacağız. Ayrıca; taciz ve muhtelif türleri ile psikolojik şiddete karşı, yasal tedbirlerin bir an önce alınması için Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı’na gerekli başvuruları da yapacağız.”

    S.G’nin avukatı Ayla Tunçdemir de tüm yasal haklarını kullanacaklarını ifade etti.

    Mehmet YALMAN/MALATYA

     

  • Eğitim Sen: 5-12 Mart’ta 432 öğretmen, öğrenci ve personel pozitif ve karantinada

    Eğitim Sen: 5-12 Mart’ta 432 öğretmen, öğrenci ve personel pozitif ve karantinada

    PİRHA Eğitim Sen, 5-12 Mart tarihleri arasında koronavirüs tanısı konulan, temaslı olan ve karantina altına alınan toplam öğretmen, öğrenci ve personel sayısı 432 olduğu açıkladı.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), 5-12 Mart tarihleri arasında yüz yüze eğitimde tespit edilen koronavirüs (Covid-19) vaka tablosunu açıkladı.
    Yapılan yazılı açıklamada, Türkiye’de yapılan 11 milyon doz aşı içinde eğitim emekçilerinin aşılanmasının 80 binde kaldığı belirtilerek, “MEB’in 1 yıldır devam eden salgın sürecinde uzaktan eğitime de yüz yüze eğitime de yeterince hazırlık yapamamasının nedeninin strateji geliştirme, planlama yapma ve karar alma süreçlerinde yaşanan sistemsel kriz olduğu açıktır. Eğitime ayrılan bütçenin çok düşük seviyede olması dolayısıyla ne ek kadro istihdamı ne okullarda fiziki yenilenme ne de gerekli teknolojik ilerleme sağlanamamaktadır. Ekonomik, sosyal, siyasal politikalar derin bir krizi yaşarken eğitim alanının da kötü yönetilmesi beklenen bir gelişme olsa da bu durum eğitim emekçileri ve veliler tarafından kabul edilmemeli, izlemede kalınmamalıdır” denildi.
    Salgın koşullarında yüz yüze eğitime geçmenin ciddi bir stratejiyi ve buna uygun ek bütçeyi zorunlu kıldığının ifade edildiği açıklamada, şöyle denildi:
    “Uzaktan eğitimde milyonlarca öğrenciyi tabletten, bilgisayardan ve internet desteğinden yoksun bırakan MEB bu kez de yüz yüze eğitimde eğitim emekçilerini aşısız bırakmış, öğrencileri seyreltilmiş sınıflara yeterince kavuşturamamış, ihtiyaç oranında ek kadro atamamış, her okula bir sağlık personeli görevlendirememiş, öğretmen odaları, öğrenci ve öğretmen tuvaletleri çoğaltılamamış, sağlıklı ulaşım konusunda strateji geliştirilmesine öncülük edememiştir.”
    “5-12 MART TARİHLERİ ARASINDA POZİTİF TANI KONULAN ÖĞRENCİ PERSONEL SAYISI 432”
    Sendikanın, 33 il, 82 ilçe ve 10 köy okulundan elde ettiği bilgilere göre, 5-12 Mart tarihleri arasında pozitif tanı konulan, temaslı olan ve karantina altına alınan toplam öğretmen, öğrenci ve personel sayısı 432 oldu. Bunlardan 141’i öğretmen, 269’u öğrenci ve 22’si personel olarak açıklandı. Tabloya göre, 2 eğitim emekçisi de koronavirüsten dolayı yaşamını yitirdi. Sahadan toplanan verilere göre, vaka tespit tablosunda öne çıkan diğer başlıklar ise şöyle:
    “* 50 okulda eğitime ara verildi ve karantinaya alındı. 11 sınıf hakkında karantina kararı verildi. 1 yurt karantina altına alındı. Edirne İpsala İlçesi, ilk ve ortaokullar kapatıldı. Samsun Vezirköprü ilçesinde 4 köyün okulları kapatıldı.
    * Vakalarla birlikte karantinaya alınan öğrenci, öğretmen, sınıf, yurt ve okul sayıları her geçen gün artmaktadır. Öğrenci vakalarının ağırlıklı olarak ortaöğretimde görünüyor olması tesadüfi değildir.
    * Tablo incelendiğinde, öğrenciler açısından bulaş riskinin en düşük yaş grupları olan anaokulları, ilkokullar ve ortaokullarda eğitim emekçisi vakalarının da yaygın bir şekilde mevcut olduğu görülmektedir.
    * Tablomuzun açık bir biçimde gösterdiği şudur; salgına karşı en öncelikli tedbir olan aşının halen eğitim emekçileri için yaygınca yapılmayışı yüz yüze eğitimin sürdürülebilirliğini risk altına almaktadır çünkü vakalar ciddi oranda artmaktadır.”
    AŞI HAYATİ ÖNEMDE
    Açıklamada, yüz yüze eğitimin devam ettirilmesi için aşının hayati öncelikli olduğu kaydedil ve “MEB, tüm eğitim emekçilerinin aşılanmasının seferberlik düzeyinde hızla ve bir an önce yapılmasını sağlamalıdır” çağrısı yapıldı.


    (HABER MERKEZİ) 

     

  • KHK ile mesleğinden ihraç öğretmen AKP’ye üye yapılmış!-VİDEO

    KHK ile mesleğinden ihraç öğretmen AKP’ye üye yapılmış!-VİDEO

    PİRHA- KESK’te yöneticilik yaptığı yıllarda tutuklanan ve OHAL Kararnamesiyle de ihraç edilen önceki dönem Eğitim-Sen Malatya Şube Başkanı Erdoğan Canpolat, ailesiyle birlikte haberi olmadan AKP’ye üye yapıldı. Duruma tepki gösteren Canpolat savcılığa suç duyurusunda bulundu.

    Son zamanlarda gündeme gelen, bilgisi dışında AKP’ye üye yapılma vakalarına bir yenisi daha eklendi.

    Malatya’da ikamet eden ve Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) önceki dönem başkanlığı yapan Erdoğan Canpolat ve ailesi bilgisi dışında AKP’ye üye yapıldığını fark etti.

    Canpolat ailesi Adliyeye giderek konuyla ilgili savcılığa suç duyurusunda bulundu.

    “BENİM KİMLİK BİLGİLERİMİ ONLARA KİM VERDİ?” 

    Canpolat, PİRHA’ya yaptığı açıklamada 2016 yılında KHK ile işinden ihraç edildiğini ve bu uygulamalara karşı günlerce eylem yaptıklarını belirterek, “Tüm bunların üstüne geçtiğimiz hafta ailecek AKP üyesi olduğumuzu öğrendik” dedi.

    “Bize her türlü işkenceyi yapan, ağaç kabuğu yemeye mahkum etmeye çalışan AKP, bizi partisine bilgimiz olmadan üye yapmış” diyen Canpolat, şunları ekledi.

    “Şimdi sormak gerekiyor; benim kimlik bilgilerimi onlara kim verdi, nereden ve nasıl aldı? Bu da gösteriyor ki AKP devletin kendisidir.”

    Erdoğan Canpolat, hazırlamış oldukları dilekçeyle birlikte savcılığa gidip suç duyurusunda bulundu.

    Mehmet YALMAN/MALATYA

  • Maske düzenlemesine karşı çıkan 3 öğretmen görevlerinden uzaklaştırıldı

    Maske düzenlemesine karşı çıkan 3 öğretmen görevlerinden uzaklaştırıldı

    Avusturya’nın başkenti Viyana’nın, 20. Bölgesinde bulunan bir okulda,  yeni tip koronavirüs (Covid-19) önlemleri kapsamında sınıfta maske kullanımına karşı çıkan 3 öğretmen hakkında inceleme başlatıldığı bildirildi.  

    Viyana Milli Eğitim Müdürlüğü’nden basına yapılan açıklamaya göre, 3 öğretmenin bütün görüşmelere rağmen maske düzenlemesine karşı çıktıkları gerekçesiyle yaklaşık 3 hafta önce görevden uzaklaştırıldığı belirtildi.

    Eyalet genelinde yalnızca bu 3 öğretmenin Covid-19 düzenlemesine uymadığı aktarılırken, söz konusu öğretmenlerin konuya ilişkin inceleme devam ettiği için detaylı bilgi paylaşılamayacağı kaydedildi.

    Ülkede, 25 Ocak’tan itibaren, İngiltere’de ortaya çıkan Covid-19’un bir türünün yayılmasını önlemek için toplu taşıma araçları ve kapalı alanlarda “FFP2” maskesi kullanma zorunluluğu getirilmiş ve salgınla mücadele kapsamında uygulanan 24 Ocakta sona ermesi öngörülen karantinanın 8 Şubat’a uzatılması kararlaştırılmıştı.

    (Kaynak-Welgmedya)

     

  • KHK’li Öğretmen Bayar: Umudumu yitirmedim ama sabrımızın sonuna geldik!

    KHK’li Öğretmen Bayar: Umudumu yitirmedim ama sabrımızın sonuna geldik!

    PİRHA- KHK ile 22 yıllık öğretmenlik mesleğinden ihraç edilen Hülya Bayar’ın mesleğine geri dönebilme umudu sürüyor. Zaman zaman temizlik işleri yapmak zorunda kalan Bayar, “Hükümetin bize dayattığı zorla biat ettirme politikasıdır. Ama biat etmeyeceğiz. Beni öğrencilere ücretsiz ders verdiğim için ve onlarla yakın olduğum için ihraç ettiler. İşimizi ve emeğimizi nasıl bizden aldılarsa öyle tekrar geri alacağız. Umudumu yitirmedim ama sabrımızın da sonuna geldik” dedi. 

    15 Temmuz darbe girişiminin ardından yüzbinlerce kamu çalışanı görevinden ihraç edildi. Kamudan ihraç edilenler, özel sektörde de iş bulamıyorlar. İş bulduklarında ise sistemde KHK’li oldukları ortaya çıkınca ya işe alınmıyorlar ya da güvencesiz şekilde en ağır işlerde çalıştırılıyorlar.

    Eğitim-Sen üyesi 22 yıllık Öğretmen Hülya Bayar da, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile 29 Ekim 2016 yılında Bodrum’da görev yaptığı okuldan ihraç edildi.

    Hülya Bayar, ihraç edildikten sonra ilk kızını düşündüğünü belirterek, “Çok kötü günler yaşadım. İhraç edildikten 20 gün sonra kanser hastalığım yeniden nüksetti. Kemoterapi aldım, tedavim hala devam ediyor. Bu kadar çok eziyete, üzüntüye karşı vücudum böyle bir reaksiyon gösterdi” dedi.

    22 yıllık meslek hayatında uyarı cezası bile almamış olan Hülya Bayar, Eğitim-Sen Genel Merkezi ve Bodrum Şubesi’nin maddi ve manevi destek verdiklerini belirterek, “Ancak desteklerle hayat sürmüyor ve bir şeyler yapmak gerekiyor. İhraç edildikten sonra çocuk bakıcılığı, yaz aylarında gündelik temizlik işleri yaptım. 14 ay pide salonunda bulaşıkçılık yaptım. Pide salonunda 14-15 saat çalışıyordum. Şimdi de ne iş bulursam onu yapıyorum. Ancak temizlikten başka bir iş de bulamıyorum. Yaşım da ilerlediği için bizi her hangi bir yere almıyorlar” diye konuştu.
    Bayar, KHK’li olduğu ve işe muhtaç olduklarını bildikleri için işverenlerin en ağır şekilde çalıştırdıklarını da ekledi.

    “ÖĞRENCİLERE ÜCRETSİZ DERS VERDİĞİM İÇİN İHRAÇ ETTİLER”

    Hülya Bayar, sözlerine şöyle devam etti:

    “Hükümetin bize dayattığı zorla biat ettirme politikasıdır. Ama biat etmeyeceğiz. Beni doğulu öğrencilere ücretsiz ders verdiğim için ve onlarla yakın olduğum için ihraç ettiler. Ben çalışıyor olsaydım bir öğrencinin öğrenemediği konuyu öğretir ve bu suçu işlemeye devam ederdim. Benim görevim bu. Bir çocuğa öğrenemediği konuyu öğretmek, yarım kaldığı bir şeyi öğretmek benim görevim. Bunu neden para alarak yapayım ki. Bu bir suçsa eğer ben suç işledim ve suçumu kabul ediyorum.

    “KOMİSYONA BAŞVURDUM, 4 YIL OLDU ANCAK HALA BİR KARAR ÇIKMADI”

    Gözümüzün içine baka baka, bağıra bağıra bizi ihraç ettiler. İhraç edildikten sonra hukuki süreçte sendika davalarımızı açtı. Ancak hükümet komisyon kuracağını söyleyince ve bu komisyonu da iç hukuk yollarından biriymiş gibi gösterince biz her hangi bir hukuki işlem başlatamadık. Sadece komisyondan bir karar çıkarsa dava açabiliyoruz. Komisyona başvurum 4 yıl oldu ancak hala bir karar çıkmadı.

    “UMARIM HERKES BİZİ DOĞRU ANLAR VE BU HUKUKSUZLUK SON BULUR”

    Dilerim bir gün herkes bizim yaşadıklarımızdan bir ders çıkarır. Biz onlara gerçekten çok onurlu bir mücadeleyi teslim ettik. Biz bu mücadelenin bedelini ödüyoruz. Umarım herkes bizi doğru anlar ve bu hukuksuzluk son bulur. İşimizi ve emeğimizi nasıl bizden aldılarsa öyle tekrar geri alacağız. Umudumu yitirmedim ama sabrımızın da sonuna geldik.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • İlkokul öğretmeni istismardan iki kez beraat etti; mahkeme başkanından şerh!

    İlkokul öğretmeni istismardan iki kez beraat etti; mahkeme başkanından şerh!

    Konya’da ilkokul öğretmeni Z.K. öğrencilerini istismara maruz bırakmakla suçlandı. Z.K. adli tıp raporuna; yerel mahkemede ve Yargıtay’da mahkeme başkanlarının şerhine rağmen beraat etti.

    BirGün’den Mustafa Kömüş’ün haberine göre, Konya’da ilkokul öğretmenliği yapan Z.K. öğrenci beyanları ve adli tıp raporuna rağmen hem yerel mahkeme hem de Yargıtay tarafından beraat ettirildi.
    Meram Mehmet Hasan Sert İlköğretim Okulu’nda öğretmenlik yapan Z.K., öğrencileri olan N.G.Ü., D.A., C.Y., N.U., E.E., S.E.E., R.E., E.C.E, C.Y., B.İ.K., B.C.Ç, B.Y. ile R.A.G.’yi defalarca istismar etmekle suçlandı. Öğrenciler verdikleri ifadelerde sık sık Z.K.’nin istismarına maruz bırakıldıklarını belirtti.

    Öğretmen Z.K. ise suçlamaları kabul etmedi. Ardından velilerin ifadesinde de öğrencilerin şikâyetleri yer aldı.

    “DELİL YETERSİZLİĞİ”

    İlk olarak Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada mahkeme heyetinin talebiyle adli tıp raporu istendi. Hazırlanan raporda olay nedeniyle öğrencilerin ruh sağlıklarının bozulduğu belirtildi. Fakat bunun başka nedenlerden de kaynaklanabileceği aktarıldı. Ardından Öğretmen Z.K. 2015’te delil yetersizliğinden oy çokluğuyla beraat etti. Mahkeme başkanı ise karara muhalefet şerhi koyarak sanık Z.K.’nin ismi geçen öğrenciler içinde 6 çocuğu cinsel istismara maruz bıraktığı, bu nedenle de 6 kez cezalandırılması gerektiğini aktardı.

    “NİTELİKLİ CİNSEL İSTİSMAR”

    Konu daha sonra öğrencilerin avukatı ve dava savcısı tarafından Yargıtay’a taşındı. Yargıtay’a avukat tarafından sunulan dilekçede “Hukuka açıkça aykırı beraat kararının bozulması” talep edildi. Dava savcısı tarafından hazırlanan iddianamede de beraat kararının bozulması istendi. İddianamede “Sanığın mağdurelere yönelik eylemleri nedeniyle mağdure sayısı kadar cezalandırılması gerektiği anlaşılmış olup olmakla, sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan tüm aşamalarda ısrarlı bir şekilde sanığın atılı suçu işlediğine dair beyanda bulunan mağdure sayısınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken beraatine karar verilmiş olması, usul ve esas yönünden kanuna aykırı bulunduğundan kararın bozulması talebiyle arz olunur” ifadeleri yer aldı. Ancak Yargıtay savcısı beraat kararının onanmasını istedi. Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nde görülen davada Sanık Z.K. beraat etti. Fakat burada da mahkeme başkanı karara şerh koydu.

    Muhalefet şerhinde şu ifadeler kullanıldı:

    “Mağdurelerin ısrarlı beyanları ve ruh sağlığının bozulduğuna dair raporlar nazara alındığında sanığın mağdurelere yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarını işlediği kanaatinde olduğumdan…”

  • CHP’li Kaya’dan TBMM Başkanı’na açık mektup: MEB’e ek bütçe verilsin

    CHP’li Kaya’dan TBMM Başkanı’na açık mektup: MEB’e ek bütçe verilsin

    PİRHA- CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’a açık mektup yazarak, “TBMM toplansın, Milli Eğitim Bakanlığı’na ek bütçe verilsin” talebinde bulundu. Kaya, 54 bin teknoloji öğretmeninin ivedilikle göreve başlatılması çağrısında da bulundu. 

    CHP Ankara Milletvekili/TBMM Milli Eğitim Kültür Gençlik ve Spor Komisyonu Grup Sözcüsü/Eğitim Sen’in Kurucusu ve İlk Genel Başkanı Yıldırım Kaya, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’a açık mektup yazarak, “TBMM toplansın, Milli Eğitim Bakanlığı’na en az 15 milyar liralık bir ek bütçe verilsin” talebinde bulundu.

    Milletvekili Yıldırım Kaya’nın mektubu şöyle:

    “TBMM Başkanı Sayın Mustafa Şentop;
    Tüm dünyada ve Türkiye’de pandemi koşullarının en fazla etkilediği alanlardan biri de eğitim sistemi oldu. Yüz yüze yapılan eğitim, bir anda uzaktan eğitim koşullarına göre yapılmaya başlandı. Uyum sürecine, ekonomik koşulların yeterli olmaması da eklenenince büyük sorunlar yaşandı.
    Türkiye’de örgün eğitim alan okul öncesi eğitim, ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde toplam 18 milyon 108 bin 860 öğrenci bulunuyor. Bu öğrencilerin büyük bir bölümüne ekonomik nedenlerle uzaktan eğitim verilememiştir.
    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, öğrencilerin yaklaşık yüzde 20’sinin evinde internet bağlantısı bulunmadığını açıklamıştır. Yani öğrencilerin 3 milyon 621 bini uzaktan eğitime internet üzerinden ulaşamamıştır. Evinde bilgisayarı ve televizyon olmayan öğrencilerin sayısı ise bilinmemektedir.
    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, EBA TV üzerinden uzaktan eğitime erişen öğrenci sayısını 6 milyon 90 bin 383 kişi olduğunu açıklayarak, öğrencilerin yüzde 66’sının uzaktan eğitime erişemediklerini de kamuoyuyla paylaşmıştır.

    “EĞİTİM UZAKTAN DA YAKINDAN DA OLSA EK BÜTÇEYE İHTİYAÇ VAR”

    Covid-19 salgınının daha da yaygınlaştığı şu günlerde eğitimin nasıl yapılacağı tartışılıyor. Şu bir gerçek ki eğitim uzaktan da olsa, yüz yüze de olsa Milli Eğitim Bakanlığının ek bütçeye ihtiyacı var!
    Eğitimin uzaktan yapılması halinde, internet bağlantısı bulunmayan 3 milyon 621 bin öğrencinin evine internet bağlantısı sağlanmalıdır. Uzaktan eğitime bilgisayar ve televizyonu olmadığı için erişemeyen 12 milyon öğrencinin bilgisayar ve televizyon ihtiyacı karşılanmalıdır.

    “54 BİN TEKNOLOJİ ÖĞRETMENİ İVEDİLİKLE GÖREVE BAŞLATILMALI”

    Uzaktan eğitimin sağlıklı yapılabilmesi için her okula en az bir teknoloji öğretmeni, alınması büyük bir ihtiyaç olarak ortada durmaktadır. Bu durumda 54 bin teknoloji öğretmeninin ivedilikle göreve başlatılması gerekir. Ücretli öğretmenlerin de bu olağanüstü koşullarda mağdur olmaları için kadroya alınmaları sağlanmalıdır.

    “EN AZ 250 BİN ÖĞRETMEN ATAMASININ ACİLEN YAPILMASI GEREKİR”

    Diğer yandan tüm tedbirler alınır ve yüz yüze eğitim başlarsa maliyetler katlanarak artacaktır. Bu durumda en az 250 bin derslik ve en az 250 bin öğretmen atamasının acilen yapılması gerekir. Çocukların temiz ortamlarda eğitim görmeleri için 130 bin bir temizlik personeli alınmalıdır. Her okulda bulunması koşuluyla en az 54 bin sağlık görevlisi ve 54 bin de pandemi sürecini yönetecek öğretmen alınmalıdır.

    “17 BİN KÖY OKULU AÇILARAK 20 BİN ÖĞRETMEN ATAMASI YAPILMALI”

    17 bin köy okulu açılarak en az 20 bin öğretmen ataması daha yapılmalıdır. Güvenlik tedbirleri için dezenfektan, maske…vb. malzemelerin de karşılanması gerekir.
    Tüm bu ihtiyaçları alt alta koyup topladığımızda Milli Eğitim Bakanlığına en az 15 milyar liralık bir ek bütçenin verilmesi gerekir.
    Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Mustafa Şentop;
    TBMM’yi acilen toplantıya çağırarak, Milli Eğitim Bakanlığı için ek bütçe hazırlamasını sağlamalısınız. Eğitim için hepimizin elini taşın altına koyma zamanı çoktan geçti…”

    PİRHA/ ANKARA

  • Patlamada yaralanan öğretmen için kan aranıyor

    Patlamada yaralanan öğretmen için kan aranıyor

    PİRHA- Eğitim-Sen Mersin Şubesi, Atatürk Mesleki ve Teknik Lisesi’nde dezenfektan üretimi yapıldığı esnada meydana gelen patlamada yaralan öğretmen Ramazan Şahin için sürekli kan ihtiyacı olduğunu belirterek, duyarlılık çağrısında bulundu.

    Mersin merkez Toroslar ilçesinde yer alan Atatürk Endüstri Meslek Lisesi’nin dezenfektan üretim atölyesinde henüz bilinmeyen bir nedenle patlama meydana geldi. Patlamada yaralanan iki öğretmenden Ramazan Şahin’in yakın ünitesindeki tedavisi devam ederken, kan ihtiyacı da devam ediyor.

    Eğitim-Sen Mersin Şubesi tarafından yapılan açıklamada duyarlılık çağrısı yapılarak, şunlar ifade edildi:

    “Şehir Hastanesi yanık ünitesinde yatan Atatürk MTAL de çalışan, dezenfektan üretimi sırasında yaşanan patlamada yaralanan üyemiz Ramazan Şahin için sürekli kan ihtiyacı vardır. Kan grubu 0 Rh + pozitif ancak her kan grubundan kan alımı yapılıyor. Kan verirken Şehir hastanesi Acil yanık ünitesi Ramazan Şahin diye belirtilmesi gerekmektedir.”

    PİRHA/MERSİN

  • Özen: Öğretmenleri mendil dağıtmakla görevlendiren yetkilileri kınıyorum-VİDEO

    Özen: Öğretmenleri mendil dağıtmakla görevlendiren yetkilileri kınıyorum-VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili, Eğitimci Zeynel Özen, Diyanetin yüzbinlerce görevlisi varken, İzmir’de öğretmenlerin cami önlerinde mendil dağıtmakla görevlendirilmesine tepki gösterdi. 

    İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü’nün bugün toplu ibadete açılacak camilere ilişkin valiliklere gönderdiği resmi yazı doğrultusunda cuma namazlarının cami bahçeleri dışında, okul bahçelerinde kılınması için namaz kılınacak okulların belirlenmesi istendi.

    Valilikler de okulları belirledi. Okul bahçelerinde bugün kılınacak cuma namazı öncesi ve sonrası temizlik ve dezenfeksiyon, ses sisteminin kurulması, minberin oluşturulması görevi ise okul müdürlüklerine verildi.

    Erkek öğretmenler ise cumaya gelen yurttaşlara kolonya ve mendil dağıtımında görevlendirildi.

    DİYANETİN YÜZBİNLERCE GÖREVLİSİ VARKEN…

    Bu uygulamaya HDP İstanbul Milletvekili, Eğitimci Zeynel Özen tepki gösterdi.

    Meclis Genel Kurulu’nda konuşan Özen, “Diyanetin yüzbinlerce görevlisi varken, İzmir’de öğretmenlerin cami önlerinde mendil dağıtmakla görevlendirilmesi asla kabul edilemez. Yıllarını bu mesleğe veren bir öğretmen olarak bu görevlendirmeyi yapan yetkilileri kınıyorum” dedi.

    PİRHA/ ANKARA

  • Sarıhan’dan namazın okul bahçelerine taşınmasına tepki: Şeri hükümler uygulanıyor

    Sarıhan’dan namazın okul bahçelerine taşınmasına tepki: Şeri hükümler uygulanıyor

    PİRHA- Eski CHP Ankara Milletvekili Avukat Şenal Sarıhan, okul bahçelerinin cuma namazları için açılmasına ve öğretmenlerin cami cemaatine kolonya ve mendil dağıtmak için görevlendirilmesine tepki gösterdi. Sarıhan, “Bu tamamen bilimin yok sayıldığı, laiklik ilkesinin de artık hiç gözetilmediği, tamamen şeri bir anlayışın her alanda hakim olmaya başladığının işaretidir” dedi. Sarıhan, yargının yapılmak istenen bu uygulamaya karşı iptal kararı vermesi gerektiğini ekledi. 

    İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü’nün valiliklere gönderdiği resmi yazı doğrultusunda, cuma namazlarının cami bahçeleri dışında, okul bahçelerinde kılınması için namaz kılınacak okulların belirlenmesi istendi. Erkek öğretmenlerin cumaya gelen yurttaşlara kolonya ve mendil dağıtımında görevlendirildi.

    Eski CHP Ankara Milletvekili, Eğitimci, Avukat Şenal Sarıhan, konuya ilişkin PİRHA’nın sorularını yanıtladı.

    Öğretmenlerin kamuda çalıştığı alanlar belirlendiğini belirten Sarıhan, “Bu görev tanımlarının içeresinde herhangi bir biçimde camide hijyen maddesi dağıtmak gibi bir görevleri yoktur. Bu tamamen angarya niteliği taşır. Ayrıca başka bir durumda ise insanların inançları noktasında serbestliği söz konusudur. Laik bir toplumda yaşadığımızı iddia ediyoruz. Laik bir toplumda insanlar inançları doğrultusunda hareket ederler” diyerek öğretmenlerin düşürüldüğü duruma tepki gösterdi.

    “HER ALANDA ŞERİ HÜKÜMLERİN HAKİM OLDUĞU BİR DURUMLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Sarıhan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Camide kamu kanalıyla hizmet görevi verilmesi bu laiklik ilkesi ile de çelişen bir durumdur. İkincisi, daha da önemli olarak okullarda okul bahçelerinin namaz kılmaya ayrılmış olması ister namaz kılınıyor olsun, ister farklı dini anlayışlarla ilgili herhangi bir durum olsun bu tamamen bilimin yok sayıldığı, laiklik ilkesinin de artık hiç gözetilmediği, tamamen Şeri bir anlayışın her alanda hakim olmaya başladığının işaretidir. Bu konuda çok sayıda işaret var, bunlardan biridir. Bunu hukuk mantığı içerisinde açıklamamızın imkanı yok.

    “YARGININ İPTAL KARARI VERMESİ GEREKİR”

    Yargının yapılmak istenen uygulamaya karşı iptal kararı vermesi gerektiğini vurgulayan Sarıhan, “Böylesi bir hizmete ihtiyaç varsa Diyanetin çalışanlarının kadrosu içerisinde gerçekleşmesi gerekir. Bu aslında bilim öğretmekte olan öğretmenlere yönelik bir zorlama özelliği taşımaktadır bu bir zorlamadır. Elbette ki kendi serbest iradeleri ile hareket etmesi gereken öğretmenlerin önünde bir engeldir.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

  • Ersoy: Öğretmenler camide maske değil, okullarda bilim dağıtmalıdır

    Ersoy: Öğretmenler camide maske değil, okullarda bilim dağıtmalıdır

    PİRHA-HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, COVID-19 nedeni ile kapatılan camilerin tekrar açılışında, öğretmenlerin namaz kılanlara maske ve kolonya dağıtmakla görevlendirilmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un cevaplaması için Meclis’te soru önergesi verdi.

    HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, COVID-19 nedeni ile kapatılan camilerin, tekrar açılışında maske ve dezenfektan dağıtılması amacıyla ilçe milli eğitim müdürlükleri tarafından öğretmenlerin görevlendirilmesine tepki gösterdi.

    Oya Ersoy, “Öğretmenlerin camide maske değil okullarda bilim dağıtmalıdır” diyerek, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un cevaplaması için soru önergesi verdi.

    “Laik ve bilimsel eğitim mücadelemiz devam edecek! Bu ülkede diyanetin tavsiyelerine değil, akıl ve bilimin gerçeklerine ihtiyacımız var” diyen Ersoy, şunları belirtti:

    “Laik ve bilimsel eğitimin tüm öncelik ve gerekliliklerini yıkmaya çalışan bir iktidar ile karşı karşıyayız. Bugün ülkede eğitim sistemi Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı faaliyet yürütmeyi amaçlamaktadır. Ana okullarında çocuklara verilen kuran kursları, birçok dini tarikat ve cemaatlerle yapılan protokollerle okullarda verilmek istenen “dini eğitim” “laik ve bilimsel” eğitim sistemine aykırı olup, anayasanın da ihlalidir. Bu ülkede dini, referans göstererek okullarda verilmek istenen eğitimin daima karşısında olup, laik ve bilimsel eğitim mücadelesini devam ettireceğiz.”

    “ÖĞRETMENLER CAMİDE MASKE DEĞİL OKULLARDA BİLİM DAĞITMALIDIR” 

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’u sorumluluk almaya çağıran Oya Ersoy, “Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un eğitim ve öğretim faaliyetleri ile ilgilenmeyip, bu faaliyetleri kuran kursu ve Diyanet işleri başkanlığına bıraktı. Bunun son örneği de Manisa’daki bir ilçe milli eğitim müdürünün, öğretmenlere göndermiş olduğu mesajda gönüllü 200 erkek öğretmenin cami açılışında maske ve dezenfektan dağıtmasını istemesidir. 95 bini din hizmetlerinde olmak üzere, 130 bin personeli bulunan Diyanet İşleri Başkanlığı bu personellerini hangi işlerde görevlendirmektedir? Diyanet İşleri Başkanlığı personeli ne iş yapmaktadır? 130 bin personeli bulunan bakanlık neden camilerde maske dağıtımı yapması için, okullarda eğitim ve öğretim faaliyetlerinden sorumlu olan öğretmenlerin görevlendirilmesini istemiştir” dedi.

    Ersoy, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a şu soruları yöneltti:

    1)Ülkemizde öğretmenler, eğitim ve öğretim faaliyetleri dışında Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı personel olarak da mı çalışmaktadır?

    2)95 bini din hizmetlerinde olmak üzere, 130 bin personeli bulunan Diyanet İşleri Başkanlığı bu personellerini hangi işlerde görevlendirmektedir?

    3)Milli Eğitim Bakanlığı olarak, öğretmenlerin camilerde maske ve dezenfektan dağıtmak ile görevlendirmesi bilginiz dahilinde midir? Değilse sorumlular hakkında herhangi bir idari soruşturma ya da inceleme başlatılmış mıdır?

    4)Camilerde maske ve dezenfektan dağıtmak istemeyen öğretmenler hakkında herhangi bir işlem başlatılmış mıdır?

    5)01.05.2020 itibariyle Milli Eğitim Bakanlığı kadrosunda olup başka bakanlıklar bünyesinde geçici görevlendirme ile çalışan devlet memuru sayısı ve çalıştığı kadrolar nelerdir?

    6)01.05.2020 itibariyle Diyanet İşleri Başkanlığı kadrosunda olup başka bakanlıklar bünyesinde geçici görevlendirme ile çalışan devlet memuru sayısı ve çalıştığı kadrolar nelerdir?

    PİRHA/ANKARA 

     

     

     

  • Erkek öğretmenler cumaya gelenlere kolonya ve mendil dağıtacak

    Erkek öğretmenler cumaya gelenlere kolonya ve mendil dağıtacak

    PİRHA- İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü’nün camilere ilişkin valiliklere gönderdiği resmi yazı doğrultusunda cuma namazlarının cami bahçeleri dışında, okul bahçelerinde kılınması için namaz kılınacak okulların belirlenmesi istendi. Erkek öğretmenler ise cumaya gelen yurttaşlara kolonya ve mendil dağıtımında görevlendirildi.

    İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü’nün bugün toplu ibadete açılacak camilere ilişkin valiliklere gönderdiği resmi yazı doğrultusunda cuma namazlarının cami bahçeleri dışında, okul bahçelerinde kılınması için namaz kılınacak okulların belirlenmesi istendi.

    Valilikler de okulları belirledi. Okul bahçelerinde bugün kılınacak cuma namazı öncesi ve sonrası temizlik ve dezenfeksiyon, ses sisteminin kurulması, minberin oluşturulması görevi ise okul müdürlüklerine verildi.

    Erkek öğretmenler ise cumaya gelen yurttaşlara kolonya ve mendil dağıtımında görevlendirildi.

    (HABER MERKEZİ) 

     

  • ‘Emrivaki görevlendirme sonucu bir öğretmen koronavirüsten hayatını kaybetti’

    ‘Emrivaki görevlendirme sonucu bir öğretmen koronavirüsten hayatını kaybetti’

    PİRHA – İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan genelgeyle 65 yaş üstü yurttaşların sokağa çıkmaları kısıtlanmıştı. İleri yaştaki yurttaşların evlerine giderek ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlayan Vefa Sosyal Destek Grubu üyesi Öğretmen Cemil Mutlu, yakalandığı koronavirüs salgını nedeniyle hayatını kaybetti. İstanbul 7 No’lu Eğitim-Sen Şubesi uygulamaya tepki gösterdi. 

    Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ilan edilen “Vefa Sosyal Destek Grubu” 81 Valilikçe uygulanıyor.

    Vefa Sosyal Destek Grubu üyesi Küçükçekme Mustafa Kemal Paşa Ortaokulu Müdürü Cemil Mutlu’nun, yakalandığı koronavirüs salgını dolayısıyla hayatını kaybetmesi üzerine İstanbul 7 No’lu Eğitim-Sen Şubesi bir açıklama yaparak uygulamaya tepki gösterdi.

    Açıklamada “Küçükçekmece Milli Eğitim Müdürlüğü’nü uyarıyoruz, gönüllülük esasına göre yapıldığı belirtilen görevlendirmeler konusunda çalışanları zorunlu kabule zorlayan emrivakilerden vazgeçilmelidir” denildi.

    ÖĞRETMEN CEMİL MUTLU’NUN EŞİ DE YOĞUN BAKIMDA

    İstanbul 7 Nolu Eğitim-Sen Şubesi tarafından kaleme alınan açıklamada, “Küçükçekmece Mustafa Kemal Paşa Ortaokulu Müdürü Cemil Mutlu’nun eşi de koronavirüs salgını nedeniyle şu anda yoğun bakımda tedavi altında. Eğitim-Sen Genel Merkezi geçtiğimiz günlerde öğretmenlerin Vefa gruplarında görevlendirilmeleri ile ilgili gerekli önlemlerin alınması gerektiği ile ilgili Milli Eğitim Bakanlığı’na yönelik defalarca uyarı ve çağrı yapmış, Bakanlıktan konuyla ilgili herhangi bir açıklama yapılmamıştı. Şube aynı zamanda başka bir okul müdürünün daha aynı nedenden dolayı şu anda yoğun bakımda tedavi görüyor” denildi.

    EMRİVAKİLERLE YAPTIRILIYOR

    7 No’lu Eğitim-Sen Şubesi, öğretmenlerin gerek okul, gerekse Milli Eğitim Müdürlüklerince baskı altında olduklarını belirterek, öğretmenlerin emrivakilerle görevlendirildiğini ve gönüllük esaslı yapılması gereken işlerin herhangi bir önlem almaksızın apar topar yaptırılmasını kınadıklarını kaydederek şöyle devam etti:

    “Gönüllülük esasına göre yapıldığı belirtilen görevlendirmeler konusunda çalışanları zorunlu kabule zorlayan emrivakilerden vazgeçilmelidir.”

    YÖNETİCİLER HERHANGİ BİR ÖNLEM ALMIYOR

    Yapılan açıklamada ayrıca öğretmenlerden beklenilen görevlendirmelerin bir şekilde gerçekleştirildiğini ancak yöneticilerin bununla ilgili önlem almadığı ifade edilerek, “Kendilerinden beklediğimizi söylediğimiz hijyen ve sağlık önlemleri konusunda hiçbir cevap verilmediği gibi kamuoyunu da hiçbir şekilde bilgilendirme gereği duyulmamıştır” şeklinde kaydedildi.

    PİRHA/İSTANBUL