Etiket: öğretmen

  • Koronavirüs tedavisi için plazma bulunamayınca öğretmen yaşamını yitirdi

    Koronavirüs tedavisi için plazma bulunamayınca öğretmen yaşamını yitirdi

    Kocaeli’de Kartepe Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bilgisayar öğretmeni olan Sait Murat Teker (42) koronavirüs tedavisi gördüğü hastanede, aranan plazma bulunamayınca yaşamını yitirdi.

    Kocaeli’de Kartepe Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi (MTAL) Bilgisayar Öğretmeni Sait Murat Teker (42), koranavirüs belirtileri şüphesiyle gittiği Kocaeli Devlet Hastanesi’nde yapılan test sonucu pozitif çıktı. Öğretmen İzmit Seka Devlet Hastanesi’ne sevk edilerek, yoğun bakım ünitesine alındı ancak durumu kötüleşince solunum cihazına bağlandı.

    Solunum cihazına bağlı olarak yaşam mücadelesi veren iki çocuk babası öğretmenin tedavisi için plazma aranıyordu.

    Öğretmen dün akşam saatlerinde yaşamını yitirdi.

  • KHK’li Öğretmen Dersulu: Adalet yoksa mücadele vardır; işimi istiyorum-VİDEO

    KHK’li Öğretmen Dersulu: Adalet yoksa mücadele vardır; işimi istiyorum-VİDEO

     

    PİRHA – KHK ile işinden uzaklaştırılan Öğretmen Mehmet Dersulu, Ankara Yüksel Caddesi’nde 1247’nci kez, “İşimi geri istiyorum” dedi. Dersulu, “Adalet yoksa mücadele vardır. Mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” dedi. 

    Haberin videosu:

    Eğitimin ve öğretmenlerin kıymetinin en çok anlaşıldığı bu süreçte bir öğretmen Ankara Yüksel Caddesi’nde kendisine yapılan haksızlığı haykırmaya devam ediyor.

    Birçok emekçiyi haksız yere işinden eden Kanun Hükmünde Kararname (KHK) kıyımlarından birini yaşayan Öğretmen Mehmet Dersulu, hakkının ve mesleğinin mücadelesini 1247 gündür duyurmaya çalışıyor. Mehmet Dersulu Öğretmen “Adalet yoksa mücadele vardır” dedi. 

    Ankara’da Yüksel Caddesi’nde açıklama yapmasına polis tarafından izin verilmeyince açıklamasını başka bir yerde yapan Öğretmen Mehmet Dersulu, “Hakkımı ve İşimi geri istiyorum” dedi.

    KHK ile işine son verilen Öğretmen Mehmet Dersulu, bugün 1247’nci kez, polisin engellemesine rağmen “İşimi geri istiyorum” dedi.

    Dersulu, “Halk sağlığı diyenlerin halk sağlığını düşündüğü yok. Ataması yapıladığı için markette çalışan bir öğretmen evlere servise zorlanarak işten atıldı. Ekmeğin eşit bir şekilde dağıtılması gerekiyor, eğer ekmek eşit dağıtılmıyorsa adalet yok değildir. Adalet yoksa mücadele vardır. Mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Zorbalıklarına baskılarına hiçbir zaman boyun eğmedik eğmeyeceğiz” diyerek açıklamasını sonlandırdı. 

    PİRHA/ANKARA

  • Matematik öğretmeni eğitim sistemini eleştirip intihar etti

    Matematik öğretmeni eğitim sistemini eleştirip intihar etti

    Özel bir okulda matematik öğretmenliği yapan İnan Avşar intihar etti. Avşar, bir gün önce sosyal medyaya yüklediği videoda “Çok mücadele ettim” diyerek eğitim sistemini ve fazla mesai saatlerini eleştirmişti.

    Ankara-Batıkent’te İnan Avşar isimli 15 yıllık matematik öğretmeni, eğitim sisteminin kötü olmasını ve ülkede bir öğretmen olarak yaşadığı adaletsizlikleri anlattığı bir video çekip sosyal medyada yayınladıktan sonra yaşamına son verdi.

    Batıkent’te aracında intihar eden matematik öğretmeni İnan Avşar’ın cenazesi adli tıp kurumuna kaldırıldı.

    Avşar, bir gün önce YouTube’a yüklediği videoda, “Çok mücadele ettim” diyerek eğitim sistemi ve fazla çalışma saatlerini eleştirmişti. Avşar, şunları söylemişti:

    “Çocuklarınızı okula göndermeyin. Çocuklarınızın beyni yıkanıyor. 15 yıllık eğitimciyim, bu işe severek girdim. Babam da eğitimciydi. Çocuklardan çok şey öğrendim. Ama şunu fark ettim ki okul tamamen ticari bir hapishane. Çocukların şu an oralarda beyni yıkanıyor. Saçma sapan bir sisteme adapte etmeye çalışıyorlar çocuklarınızı. Artık çocukların yüzüne bakamıyorum. Yüzlerine bakamıyorum. Saçma sapan bir sisteme hazırlıyorum çocukları.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Okul müdürünün dini propagandasını şikayet eden öğretmen sürüldü

    Okul müdürünün dini propagandasını şikayet eden öğretmen sürüldü

    İstanbul Pendik’teki Esenler Kız İmam Hatip Lisesi Müdürü’nün, 2017’de yapılan öğretmen konferansları sırasında konu dışına çıkarak dini ve siyasi konularda propaganda yapmasını şikayet eden öğretmen başka okula sürüldü.

    İstanbul Pendik’teki Esenler Kız İmam Hatip Lisesi Konferans Salonu’nda 2017’de yapılan ‘Öğretmenliği nasıl severiz?’ başlıklı öğretmen semineri sırasında okul müdürü M.K.Ö. konu dışına çıkarak dini ve siyasi konuşmalar yaptı. M.K.Ö., “Allah’ın rızasını kazanmak sizi kurtarır. Eğer siz okula gelirken Allah rızası için gelirseniz” gibi ifadeler kullandı. Hakkında şikâyet yapılsa da M.K.Ö’ye ceza verilmedi. Şikâyeti yapan öğretmen ise başka okula sürüldü.

    BirGün’ün haberine göre, 16 Haziran 2017’de gerçekleşen olayı BirGün’e anlatan Eğitim Sen üyesi öğretmen Ahmet Sarıtaş, Esenler İmam Hatip Lisesi’ne seminer nedeniyle konuk olduklarını söyledi. Okul müdürünün yaptığı konuşmayı videoya aldığını belirten Sarıtaş, M.K.Ö.’ye konuşması sırasında “Konumuz bu değil, lütfen konumuza dönelim” diyerek tepki gösterdiğini dile getirdi. Gösterdiği tepkiye rağmen müdürün konuşmasına devam ettiğini aktaran Sarıtaş, “Kendisini videoya çektiğimi görünce, kapatmamı istedi. Başka öğretmen üzerime yürüdü. Ben de salondan ayrıldım” diye konuştu.

    Yaşananlara ilişkin Pendik İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne dilekçe verdiğini söyleyen Sarıtaş, “Milli Eğitim Müdürlüğü dilekçemi çok geç işleme aldı. Yaklaşık 1 sene sonra olayı araştırmaları için muhakkik görevlendirildi. Ancak görevlendirilen muhakkikler, M.K.Ö.’nün arkadaşları olan başka okulların müdürleriydi. Buna da itiraz ettim. Ancak Milli Eğitim Şube Müdürü, bu muhakkiklere ifade vermem konusunda ısrar etti. Hatta beni, ‘İfade vermezsen seni süreriz’ diye tehdit etti” iddiasında bulundu.

    “SORUŞTURMA DOSYASINI GÖREMEDİM”

    Mecburen ifade vermek zorunda kaldığını belirten Sarıtaş, “Hakkımda yürütülen soruşturma dosyasını dahi göremedim. Buna dair de dilekçe verdim fakat ilçedeki başka bir okula sürüldüm. Beni ‘hükümetin politikalarını eleştirmek’le suçladılar. Müdür beni Memur Suçları Bürosu’na şikâyet etmiş” diye konuştu.

    Savcılığa ifade vermek için gittiğinde çektiği videoları gösterdiğini açıklayan Sarıtaş, “Savcı hakkımda ifade özgürlüğünden dolayı ‘kovuşturmaya gerek yoktur’ kararı verdi. Benim okul müdürü M.K.Ö. hakkında yaptığım şikayet için de aynı karar verildi. Bana ayrıca videoya çekip konferansı sabote ettiğim gerekçesiyle 1 yıl kademe durdurma cezası da verildi. Şimdi de o müdüre iftira davası açtım” ifadelerini kullandı.

    “ALLAH’IN RIZASI İÇİN YAPARSANIZ HER ŞEY İBADETTİR”

    Okul müdürü M.K.Ö.’nün sarf ettiği sözlerin bazıları şu şekilde:

    *Ben Hacca gittiğim zaman Endonezya’dan, Mısır’dan, Sudan’dan dünyanın farklı ülkelerinden gelen hacılarla Medine’de sohbet etme imkânımız oldu. Dünyanın tüm altyapı ve üstyapı zenginlikleri İslam ülkelerinde ama görüyorsunuz. Türkiye’nin liderliğinde öncelikle İslam dünyası sonra geri kalmış ülkelerle bir araya gelerek Batılıların karşısına geçip “Ey Batılılar bugüne kadar sömürdüğünüz yeter. Bundan sonra artık sömürü yok. Hak ve adaletin olduğu hak ve adalet düzeni kuracağız” diyeceğiz.

    *Allah’ın rızasını kazanmak sizi kurtarır. Eğer siz okula gelirken Allah rızası için gelirseniz. Anne babanızı Allah rızası için severseniz… Eğer yaptığınız her şeyi Allah rızası için yaparsanız, yaptığınız her şey bir ibadet hükmündedir. Attığın her adımına sevap yazılıyor. İlim yolunda ölen insan şehit diye buyruluyor.

    *Böyle bir peygamber böyle bir mükemmel din var. Ama bugün maalesef bizler böyle mükemmel peygamber ve dini bilmeyen insanlarız. Biz meslektaşlar olarak yönetmelikleri okumuyor, haklarımızı bilmiyoruz. Nefsimize uyuyoruz.

    *Benim referans kitabım Kuran’ı Kerim’de peygamberim için şöyle buyruluyor; en güzel baba o, en güzel koca o, en güzel komşu o, en güzel akraba o, en güzel tüccar o, en güzel ordu komutanı o, en güzel devlet başkanı o. Hayatına baktığınızda göreceksiniz. Daha doğmadan babasını, 6 yaşında annesini, 8 yaşında dedesini kaybetti. 25 yaşında amcasının yanında kaldı. 7 evladından 6’sını hayattayken toprağa verdi. Eşlerini toprağa verdi, arkadaşlar. Peygamberimiz insanlardan ne istedi biliyor musunuz? “Gelin gittiğiniz yanlış yolu bırakın doğru yola gelin” dedi.

    *DAİŞ, Boko Haram, Taliban denilen bunların hepsi Amerika, İsrail ve İngiltere tarafından kurulan örgütler. Cahil insanları kullanarak İslamı karalamak için insan öldürüyorlar.

  • İstismarcı öğretmen beraat etti-VİDEO

    İstismarcı öğretmen beraat etti-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Tuzla Aydınlı Mahallesi Ulubatlı Hasan İlköğretim Okulu’ndaki 12 yaşında bir kız öğrenciye cinsel istismarda bulunan sınıf öğretmeni beraat etti. İlaç ile ayakta durduğu belirtilen 12 yaşındaki kız, tüm itirazlara rağmen verilen “zorla getirilme kararıyla” duruşmaya katılmak zorunda kaldı. 

    HABERİN VİDEOSU

    İstanbul’da Tuzla Aydınlı Mahallesi Ulubatlı Hasan İlköğretim Okulu’nda, 15 Mayıs 2018 tarihinde nöbetçi olan 12 yaşındaki kız öğrenciye cinsel istismarda bulunan sınıf öğretmeni G.E’nin yargılandığı davanın üçüncü duruşması bugün Anadolu Adliyesi’nde görüldü.

    İSTİSMARA UĞRAYAN ÖĞRENCİYE ZORLA GETİRİLME KARARI

    Tuzla’da cinsel tacize uğrayan kızın geçtiğimiz duruşmasında tüm itirazlara rağmen zorla getirilme kararı verilmişti.

    KAYY-DER, kıza ve ailesine destek olmak ve kamuoyu oluşturmak için duruşma öncesi adliye önünde açıklama yaparak, istismarcının en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi.

    İSTİSMARCI ÖĞRETMENE BERAAT

    Açıklamanın ardından 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada sanık öğretmen beraat etti.

    Geçen celse lise giriş sınavına az süre kaldığından bahisle psikolojisinin de etkilendiği belirtilerek önümüzdeki celse hazır edileceği söylenmişse de heyetçe mağdur hakkında ‘zorla getirme müzekkeresi’ yazılmasına karar verilmişti. Mağdurun işlenen suçtan etkilenmesi sebebiyle görmüş olduğu tedaviye ilişkin dosyanın celp edilmesi talebi heyetçe reddedildi. Savcılık makamınca hukuka aykırı olan sanığın beraat etmesi yönündeki mütalaa bu celse sunuldu. Mağdur avukatlarına savcılık mütalaasına beyanda bulunmak için süre verilmedi ve bu husustaki talepleri reddedildi. Heyet savcı mütalaası yönünde sanık hakkında beraat kararı verdi.

    Kararın hukuka aykırı olduğunu belirten mağdur avukatları, bu karar için istinaf mahkemesine başvuracaklarını ve adaletin sağlanması için olayın takipçisi olacaklarını belirttiler.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABER

    KAYY-DER’den istismar tepkisi

  • Diyarbakır’da sözleşmeli öğretmen yaşamına son verdi

    Diyarbakır’da sözleşmeli öğretmen yaşamına son verdi

    Diyarbakır Çınar’da sözleşmeli öğretmenlik yapan Esat Tarhan, ödeyemediği borçlarından dolayı yaşamına son verdi.

    Diyarbakır’ın Çınar ilçesindeki bir okulda sözleşmeli öğretmenlik yapan Esat Tarhan’ın dün yaşamına son verdiği öğrenildi.

    Hayatına son vermesinin ardından Çınar Devlet Hastanesi morguna kaldırılan Tarhan’ın cenazesi bugün aile bireyleri tarafından teslim alınarak defnedilmek üzere memleketi Dersim’e götürüldü.

    Bugün kent merkezinde defnedileceği belirtilen Tarhan’ın ödeyemediği borçları nedeniyle hakkında başlatılan icra takipleri yüzünden yaşadığı psikolojik sorunlardan dolayı yaşamına son verdiği iddia edildi.

  • ‘Uluslararası sendikal faaliyetlerimiz engelleniyor’ – VİDEO

    ‘Uluslararası sendikal faaliyetlerimiz engelleniyor’ – VİDEO

    PİRHA – Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç ve Şube Sekreteri Dilek Kanlıbaş Demir, Alman öğretmen sendikasının davet ettiği etkinliğe pasaportlarına konulan şerh nedeniyle katılamadı. Hasan Ali Kılıç, uluslar arası sendikal çalışmalarının engellendiğini belirterek yasakların kaldırılmasını istedi. 

    Haberin Videosu

    Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç ve Şube Sekreteri Dilek Kanlıbaş Demir, Alman öğretmen sendikasının (GEW) davet ettiği uluslararası sendikal faaliyetlerin tartışılacağı programa, pasaportlarına konulan şerh nedeniyle katılamadı.

    Konuya ilişkin basın toplantısı düzenleyen Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç “İhracımızın ardından uygulanan bu hukuksuzluğu da kınıyoruz” dedi.   Kılıç, “Alman öğretmen sendikası (GEW) ve bağlı konfederasyonu, uluslararası sendikal faaliyetleri karşılaştırma, iş güvencesi ve sendikal mücadeleyi değerlendirme, uluslararası sendikal dayanışmayı sağlama başlıklarında görüş alışverişinde bulunma, Almanya’daki öğretmen sendikaları ve bağlı konfederasyonları ziyaret etme, planlanan toplantılara katılmak için 27 Ekim-3 Kasım tarihlerinde Almanya’ya davet edildik. Davetiyeler ve uçak biletleri çağrıcılar tarafından alındı, ancak pasaportlarımıza konulan şerh nedeniyle bu uluslararası sendikal faaliyete katılamadık” dedi.

    “BU HUKUKSUZLUK SON BULSUN”

    Sendikal faaliyetlerinin ülke içinde engellediği yetmiyormuş gibi bir de uluslararası alanda engellendiğini ifade eden Kılıç, “Bu daveti sevinçle karşıladık ancak pasaportlarımızda bir şerh olduğunu öğrenmiş olduk, davet ettiklerinde başvurduğumuz zaman ve bu şerhin kalkması için İzmir Valiliğine gittik ve durumu anlattık. Günlerce beklememize rağmen cevap gelmedi. Daha sonra ise, ‘sizin pasaport şerhiniz var, çünkü siz ihraç edilmişsiniz’ bu kapsamda sizin pasaportlarınıza set koymuşuz’ dediler” diyerek konuya ilişkin iki yönlü değerlendirmelerde bulundu.

    Kılıç, “Birincisi seyahat özgürlüğümüz kısıtlandı, ikincisi de bizim sendikal faaliyetlerimizi hem ülke içinde hem de uluslararası alanda sendika faaliyetlerimizi sürdürmemiz engellenmiş oldu” dedi ve ekledi: “Sonuç olarak bu yasa bu şerhi koyan her kimse bu haklarımızı bir kez daha çiğnemiştir. Bizim sendikal faaliyetlerimizi, seyahat özgürlüğümüz, seçme seçilme hakkımız, özel sektörde çalışma hakkımız engellemesini kınıyoruz ve bunu hukuksuzluk olarak görüyoruz” PİRHA/İZMİR

  • Çocukların eline idam ipi verilmesini haber yapan gazeteci Tuğba Özer’e para cezası

    Çocukların eline idam ipi verilmesini haber yapan gazeteci Tuğba Özer’e para cezası

    Gazeteci Tuğba Özer’e “Eğitim IŞİD zihniyetine emanet: İHH’cı öğretmen çocukların eline idam ipi vererek fotoğraf çektirdi!” başlıklı haberinden dolayı İHH tarafından açılan davada 5 bin TL para cezası verildi.

    İstanbul Başakşehir’de bulunan TOKİ Osmangazi İlköğretim Okulu’nda görevli Aydın Erekmen isimli öğretmenin İnsani Yardım Vakfı (İHH) ile olan bağlantısını ortaya çıkardığı, öğrencilerinin eline idam ipi vererek fotoğraf çektirmesini ve bunları da sosyal medya hesabı üzerinden paylaşmasını haberleştiren gazeteci Tuğba Özer hakkında İHH tarafından açılan davada mahkeme heyeti, Özer’e 5 bin TL para cezası verdi.

    Özer, yaptığı sosyal medya paylaşımında “Öğretmen Aydın Erekmen’in öğrencilerinin eline idam ipi vererek fotoğraf çektirmesini ve öğretmenin İHH ile bağlantısını yazdığım haber nedeniyle İHH tarafından açılan davada 5 bin TL tazminat cezasına çarptırıldım” ifadelerini kullandı.

    NE OLMUŞTU?

    Erekmen, söz konusu fotoğrafı “Ya devlet başa Ya kuzgun leşe… Başkaaaan…! Adalet istiyoruz” mesajıyla paylaşmıştı.

    Aydın Erekmen’in ayrıca, iktidara yakınlığıyla bilinen İnsani Yardım Vakfı adına faaliyetler yürüttüğü de öğrenilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Okullar, öğretmen ve öğrenci için tehlike saçıyor

    Okullar, öğretmen ve öğrenci için tehlike saçıyor

    MEB’in okul ve kurumlarında müfettişler tarafından yapılan incelemelerde, ihmaller nedeniyle öğretmen ve çocuklar için tehlikelerin devam ettiği tespit edildi.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) eğitim-öğretim yılının başlamasına 2 hafta kala yaptığı incelemelerde okullarda, öğrenci ve öğretmenlerin güvenliğine ilişkin talimatların yerine getirilmemesi nedeniyle ciddi tehditlerin oluştuğu ortaya çıktı. Bakanlık ihmallerden meydana gelebilecek her türlü can ve mal kaybından dolayı açılacak soruşturmalarda ve kesilecek cezalardan okul yönetimlerinin sorumlu olacağı konusunda uyardı.

    MEB’in okullarında 9 Eylül’de başlayacak 2019-2020 eğitim öğretim yılı öncesinde yeni bir skandal ortaya çıktı. Bakanlık okul ve kurumlarında müfettişler tarafından yapılan incelemelerde, ihmaller nedeniyle öğretmen ve çocuklar için tehlikelerin devam ettiğini tespit etti. MEB’in yeni yılın ilk ders ziline 2 hafta kala okullara gönderdiği talimatlara ulaşıldı.

    “OKUL YÖNETİMİ GEREKLİ MEVZUATI UYGULAMIYOR”

    Bakanlık, tüm birimlere gönderilen resmi yazıda, “Okul ve kurumlarımızda yapılan inlemelerde ilgi yazılarımızda belirtilen çalışmanın yapılmadığı, öğrenci, öğretmen diğer eğitim paydaşlarının maruz kalabileceği tehlikeli durumların devam ettiği ve bu konuda çaba sarf edilmediği tespit edilmiştir” denilerek okul yönetimlerinin gerekli mevzuatı uygulamadığını itiraf etti.

    “OKUL/KURUM YÖNETİMİ SORUMLU TUTULACAK”

    Cumhuriyet’ten Ozan Çepni’nin haberine göre, bakanlık yazısında ihmallerin sonuçlarına da dikkat çekerek, “Herhangi bir ihmalden dolayı meydana gelebilecek olan her türlü can ve mal kaybından dolayı açılacak soruşturmalarda ve kesilecek cezalardan okul/kurum yönetimlerinin sorumlu olacağı bilinmelidir” diyerek, topu okul yöneticilerine attı. Resmi yazıda, okul yönetimlerinden acilen çalışmaya başlanması, tehlikeli durumların ortadan kaldırılarak sağlıklı ve güvenli okulların yaratılması talimatı verdi.

    Yazıda, “öğrenci, öğretmen ve eğitim paydaşlarının maruz kaldığı ağır yaralanmalı ve ölümlü kazalar, ihata duvarı üzerine çıkan öğrencilerin sivri uçlu demir parmaklık ve tellerden yaralanması, kazan dairelerinde bakımsızlık ve tedbirsizlikten meydana gelen patlamalar” örnek gösterilerek tedbir alınmadığı vurgulandı.

    BİRÇOK UYARI SIRALANDI

    Okul bahçesinde öğrenciler için tehlike oluşturan trafo, yüksek gerilim hatları gibi ciddi ve yakın tehlike kaynaklarının acilen kaldırılması talep edildi. Okullar, ilk yardım dolabı veya ilk yardım çantası ile bunlara ait araç ve malzemelerin bulundurulması, okul kantin, yemekhane ve dersliklerin hijyen koşullarının sağlanması ve bu alanların ısı, ışık ve havalandırmalarının sağlık şartlarına uygun olmasına ilişkin önlemlerin alınması konularında uyarıldı. Pencerelerin düşmeyi önleyecek şekilde standartlara uygun hale getirilmesi, lavabo ve tuvaletlerinde, lavabo taşlarının öğrencilerin boylarına uygun şekilde sabitlenmesi, aynaların düşmeyecek şekilde monte edilmesi, çıplak kablolara öğrencilerin erişiminin engellenmesine gibi uyarılarda bulundu.   (HABER MERKEZİ)

  • Eğitim-Sen: Öğretmenler MEB’i sınıfta bıraktı

    Eğitim-Sen: Öğretmenler MEB’i sınıfta bıraktı

    PİRHA – Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) 2018-2019 eğitim öğretim yılını 2326 öğretmenin yanıtladığı anket soruları doğrultusunda değerlendirdi. “Uygulanan eğitim politikalarının velileri ve öğrencileri özel öğretim kurumlarına yönlendirdiğini düşünüyor musunuz?” sorusuna öğretmenlerin %77’si “evet” yanıtını verdi.

     2018-2019 eğitim öğretim yılı yine yoğun tartışmaların gölgesinde sonlandı. Eğitim-Sen, “Bakan Ziya Selçuk tarafından yürütülen değişim algısı ve sorunlara çözüm üretileceği beklentisi çöktü” diyerek tüm yılın değerlendirmesini 2326 öğretmene yönelttiği sorular doğrultusunda yaptı.

    ÖĞRETMENLER EĞİTİM ÖĞRETİM YILINI BAŞARILI BULMADI

    Eğitim-Sen, anket çalışması doğrultusunda öğretmenlerin %48’i, yani 1105 öğretmenin “2018-2019 eğitim öğretim yılını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna “başarısız” yanıtını verdiğini aktardı. Aynı soruya “başarılı” yanıtını verenlerin oranı ise 21 kişiyle sınırlı kaldı.

    İMAM HATİP VE ÖZEL OKULLARA TEŞVİK ARTIYOR

    Raporda 4+4+4 sistemiyle birlikte AKP ve MEB’in hızla özel okulları teşvik ettiğine, devlet okullarını ise imam hatipler ve meslek liselerinin ağırlık kazanacağı şekilde dönüştürdüğüne vurgu yapıldı.

    Özel okullara yönelik talepte ciddi artışların olduğuna dikkat çekilerek “Bu durumun en yakından tanığı olan öğretmenlere ‘Uygulanan eğitim politikalarının velileri ve öğrencileri özel öğretim kurumlarına yönlendirdiğini düşünüyor musunuz?’ sorusunu yönelttiğimizde ankete katılanların sadece % 10’u ‘hayır’ yanıtını vermektedir. Bu soruya öğretmenlerin %77’si (1790 kişi) ‘evet’ yanıtını verirken, %12’si ‘kısmen’ yanıtı vermeyi tercih etti.

    MEB’in ısrarla eğitim sistemindeki sorunun kaynağı olarak ilan ettiği öğretmenlerin böylesine güçlü biçimde eğitim sistemini eleştiriyor oluşu, asıl sorunun yıllardır sistematik biçimde izlenen eğitim politikalarındaki tercihlerde yattığını açıkça gösteriyor” dedi.

    Eğitim-Sen raporunda, AKP’nin temel politika metinlerinde yer alan birçok değişikliğin Bakan Ziya Selçuk tarafından ‘cilalanarak’ kamuoyuna pazarlandığı da ifade edilerek şöyle devam edildi:

    “Her defasında dile getirdiğimiz üzere, eğitim politikaları belirlenirken öğretmenlerin ve öğrencilerin düşünceleri yok sayılmaktadır. Bu durumun en önemli sonucu MEB’in politikalarının gerçekliğini yitirmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. ‘MEB’in sorunları çözmek için ürettiği politikaların gerçekçi olduğunu düşünüyor musunuz?’ sorusuna öğretmenlerin %78’i (1810 kişi) ‘hayır’ derken, ‘kısmen’ yanıtını verenlerin oranı %18 (420 kişi) olarak karşımıza çıkmakta. Öğretmenlerin sadece %3’ünün (70 kişi) bu soruya ‘evet’ yanıtını vermesi, öğretmenler nezdinde eğitim politikalarının gerçekçi görülmediğini göstermektedir.”

    “ÖĞRETMENLER HAK, EŞİTLİK, ADALET VE DEMOKRASİ İSTİYOR”

    Raporda öğretmenlerin iş yaşamındaki memnuniyetinin de altı çizildi. Son iki seçimin temel vaatleri arasında yer alan 3600 ek gösterge, sözleşmeli, ücretli, kadrolu adı altında çalışanların olduğuna işaret edilerek “AKP ve MEB, havuç-sopa taktiğinden vazgeçmedi. Öğretmenlere yöneltilen ‘Sözleşmeli, ücretli öğretmenlerin kadrolu öğretmenlerle eşit haklara sahip olduğunu düşünüyor musunuz?’ sorusu  %88 oranında (2056 kişi) ‘hayır’ yanıtı alırken, ankete katılanların sadece %7’si (157 kişi) bu soruya ‘evet’ yanıtı verdi” denildi.

    ÖĞRETMENLER MÜLAKAT SİSTEMİNE “HAYIR” DEDİ

    Eğitim-Sen anketinde en fazla “hayır” yanıtını alan ikinci konu başlığı ise “mülakat” sistemi oldu. Bu uygulamayla liyakat ilkesinin ortadan kaldırıldığını savunulurken “kadrolaşmanın en önemli aracı haline getirilen ve yeni rejim için ‘makbul görülen’ öğretmen inşasında temel rol oynayan mülakat sistemi, öğretmenlerin %94’ü (2194 kişi) tarafından onaylanmıyor. ‘Mülak’ sorusuna öğretmenlerin sadece %3’ü (68 kişi) ‘evet’ derken, %2’si (58 kişi) ‘kısmen’ yanıtını vermeyi tercih ediyor” denildi.

    CİNSİYET EŞİTLİĞİNİN SAĞLANDIĞINI DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ?

    Eğitimde cinsiyetçi bakış açısı’ başlığı da öğretmenlerin gündeminde olan bir diğer konu başlığı oldu. Öğretmenler “Eğitimde cinsiyet eşitliğinin sağlandığını düşünüyor musunuz?” sorusuna %75’lik kesim (1739 kişi) “hayır” yanıtını verirken, %9’u (199 kişi) “evet”, %15’i (350 kişi) “kısmen” ve %2’si (38 kişi) de “fikrim yok” yanıtını verdi.

    PİRHA / ANKARA

  • İntihar vakalarında büyük artış

    İntihar vakalarında büyük artış

    CHP Ankara Milletvekili Tekin Bingöl ekonomik kriz yüzünden artan geçim sıkıntısı ve çalışma koşullarının zorlaşmasıyla birlikte intiharların arttığına dikkat çekti.

    CHP Ankara Milletvekili Tekin Bingöl, Türkiye’de son yıllarda artan intihar vakalarını farklı meslek gruplarına göre analiz etti.

    Bingöl, ekonomik kriz yüzünden artan geçim sıkıntısı ve çalışma koşullarının zorlaşmasıyla birlikte intiharların arttığına dikkat çekti. Bingöl, Türkiye tarihinin hiçbir döneminde görülmediği kadar yoğun intihar vakaları ile karşılaştığını belirterek “Yoksulluk, geçim sıkıntısı, işsizlik, borç ve çalışma koşullarının kötü olması intiharlarda başı çekiyor. İşçi intiharlarının en önemli nedenleri olarak borç, mobbing ve işsizlik gösteriliyor” değerlendirmesini yaptı.

    Cumhuriyet’ten Mahmut Ilıcalı’nın haberine göre Bingöl’ün hazırladığı “İşyerleri mezara dönerken: İşçi, avukat, doktor, öğretmen intiharları” başlıklı raporda, şunlar dile getirildi:

    GEÇİM SIKINTISI İLK SEBEP

    Son 6 yıldaki veriler incelendiğinde geçim zorluğu Türkiye’de intihar nedenleri arasında 2. sırada. Güvencesiz çalışma politikalarının yaygınlaşmasıyla yoğunlaşan mobbing ile banka çalışanlarından güvenlik emekçilerine, çiftçilerden sağlık emekçilerine kadar yaşanan işe bağlı intihar vakaları artıyor.

    İŞE BAĞLI SEBEPLERDE CİDDİ ARTIŞ

    Türkiye’de işçi intiharları işsizlik ve güvencesiz çalışmayla doğru orantılı artıyor. 2013’te 15, 2014’te 25, 2015’te 59, 2016’da 90, 2017’de 89 ve 2018’de de 73 işçi hayatına son vermiştir. Son 6 yılda işe bağlı sebepler yüzünden yaşanan intiharlar 5 katına çıkmış ve 351 kişiye ulaşmıştır.

    ÖĞRETMENLER ATANAMIYOR

    AKP’nin iktidara geldiğinde 70 bin olan atanamayan öğretmenlerin sayısı bugün 500 bine yükseldi. OHAL’den bu yana atanan öğretmenler sözleşmeli olarak işe alınmaya başladı. Atanamadığı için ciddi travma yaşayan öğretmenlere dayatılan çalışma koşulları da kötüleşti.

    ATANAMAYAN ÖĞRETMENLERİN İNTİHARLARINDA ARTIŞ

    Öğretmen ve öğretmen adaylarının yaşadığı sorunlar intihar vakalarını tetikledi. Yalnızca 2017 yılında 52 öğretmen intihar etti. 2017, 2018 yılları ve 2019 yılının ilk yarısı eklendiğinde intihar eden öğretmen sayısının 100’ü aştı.

    2015’te 10’u hekim, 71’i hemşire, 99’u diğer sağlık personelinden oluşan 180 sağlık çalışanı; 2016’da 11’i hekim, 56’sı hemşire, 62’si diğer sağlık personeli olmak üzere 129 sağlık çalışanı; 2017’de 3’ü hekim, 53’ü hemşire, 66’sı diğer personelden oluşan 122 sağlık çalışanı yaşamına son verdi.

    Son 10 yılda avukat sayısı yüzde 75 arttı. Avukatlar arasındaki işsizlik yüzde 6 düzeyinde. Son bir yılda geçim zorluğu, baskı sebebiyle 12 avukat intihar etti.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • KHK mağduru öğretmenler: İhraçlar travmaya neden oldu-VİDEO

    KHK mağduru öğretmenler: İhraçlar travmaya neden oldu-VİDEO

    PİRHA – KHK ile işlerinden edilen Eğitim-Sen üyesi öğretmenler Tekin Çelik ve Mehmet Atlı, hem ekonomik hem de sosyal ilişkilerinin bozulduğunu belirterek, hukuksal olarak davalarda herhangi bir dönüşün olmadığını kaydetti. 

    KHK ile işlerinden edilen öğretmenlerin sadece ekonomik olarak değil sosyal olarak da ilişkileri bozuldu. İhraç edildikten sonra ciddi ekonomik sorunlar yaşayan öğretmenlerden kimi garsonluk yaparak ailesini geçindirmeye çalışırken, kimi de mağazada çalışarak ekonomik sıkıntısını çözmeye çalıştı. Fakat ihraç edilen Tekin Çelik ve Mehmet Atlı mücadele etmekten vazgeçmeden işlerine geri dönecekleri günleri dört gözle bekliyor.

    Sınıf öğretmeni olan ve ihraç edilirken müdür yardımcılığı görevini yürüten Tekin Çelik, İzmir’de çalışırken 2016 yılında ihraç edildi. Çelik de diğer ihraçlar gibi bir gece yarısı yayınlanan KHK ile görevinden ihraç edildi. İhraç edildikten sonra kendisine herhangi bir açıklamanın yapılmadığını kaydeden Çelik, “Herhangi bir açıklama ya da bilgilendirme yapılmadı. Ya da KHK ile ihracımızdan sonra herhangi bir dava süreci herhangi bir suç isnadı söz konusu olmadı. Dolayısıyla herhangi bir suç ortada yokken ihraç edildik” dedi.

    İHRAÇLAR TRAVMAYA NEDEN OLDU  

    KHK ile ihraç edildikten sonra çok yönlü hayatlarına yansıdığını belirten Tekin Çelik şöyle devam etti:

    “Aslında KHK ile ihraç çok boyutları olan bir şey. Ekonomik olarak yıldırmak, diz çöktürmek bu şekilde tasfiye ederek aslında yürütmüş olduğunuz mücadeleden sizi alıkoymak. Sizi işinizden KHK’lerle atarak aslında bu şekilde mağdur etmek, geride kalan insanları yıldırmak, onları ümitsiz kılmak ve bir bütün olarak kamuda yapmayı düşündükleri dönüşümü sağlamak için yaptıklarını düşünüyorum.

    Çok yönlü ve farklı alanlarda bunun travmatik boyutlarının olduğunu iki buçuk senede gördüm. Ekonomik olarak çok ciddi zorluklarla karşı karşıya kaldığınızı görüyorsunuz. KHK ile ihraç olduktan sonra KHK ile ilgili maddeden dolayı herhangi bir kamu alanı ya da herhangi bir işte sigortalı çalışamayacağınızı anlıyorsunuz. Sosyal ilişkilerinizi bir bütün olarak aslında bozuluyor. Bir şekilde aileniz ve çevrenizle olan ilişkilerinizde farklı etkilerin olduğunu görüyorsunuz. Yani bir bütün olarak bir izolasyona sebep oluyor.”

    Yaşamın her alanında mücadele yürüttüklerini ve laik, bilimsel, demokratik ve anadilde eğitimi savunduğunu belirten Çelik, yürüttükleri mücadeleden alıkoymak için KHK ile ihraç edildiklerini kaydetti.

    “HUKUKİ SÜREÇ DE YAŞANAN ÇARPIKLIĞA UYGUN DEVAM ETTİ”

    İhraç edildikten sonra yasal bir sürecin başladığını ancak hala sonuçlanmadığını kaydeden Çelik şöyle devam etti:

    “Tabi ihraçlarla beraber başlayan bir yasal süreç vardı. Aslında bizim gibi mücadele edenler için OHAL bir istisna olmaktan çıkıp bir kurala dönüştü. Bizim için aslında her zaman OHAL vardı. Yürüttüğümüz mücadele her zaman OHAL’deymişiz gibi bir muameleyle karşılandı. Dolayısıyla ihracımızla ilgili olan süreçte hukuki süreçte aynı şekilde yürüdü. Aslında bir karar verildi ve arkasından yürüyen hukuki süreçte bu çarpıklığa uygun bir şekilde devam etti.

    “İHRAÇLAR SİYASAL BİR SÜREÇTİR”

    OHAL komisyonundaki başvurumla ilgili iki yıl oldu ama benim tarafıma herhangi bir dönüş yapılmış değil. Mücadelede başarılı olacağımı ben düşünüyorum. Ama bazı gerçekleri de görmek gerekiyor. Bizim kamudan tasfiyemiz bu ihraçlar süreci hukuki bir mesele olmaktan öte siyasal bir süreçtir. Bizimle ilgili yürüyen süreç sadece bunun bir ayağıdır.”

    İzmir Karşıyaka Eğitim Sen 2 No’lu Şube’nin 100 haftayı aşkın süredir yürüttüğü mücadelede yer alan Tekin Çelik, bu zor zamanlarda yan yana durmanın ve dayanışmanın önemine vurgu yaptı.

    “GARSONLUK YAPARKEN ÖĞRENCİLERİME SERVİS YAPTIM”

    7 Şubat 2016 yılında 686 sayılı KHK ile işinden ihraç edilen 17 yıllık öğretmen Mehmet Atlı da zor günler geçirmesine rağmen mücadele etmekten vazgeçmedi. Atlı, o zor günleri şöyle anlattı:

    “Yaklaşık iki buçuk yıl oldu ihraç edileli. Bu süre içinde zaman zaman çalışarak zaman zaman ev işleriyle, çocuklara bakarak, aynı zamanda sendikal faaliyetlerde bulunarak ayakta kalmaya çalışıyoruz. Herkesin bu süreçte yaşadığı bir hikayesi vardır. Ben de birçok hikayeyi yaşadım. Öncelikle sosyal hayatta bir dışlanmışlık hissediyordum.

    6 yıl çalıştığım okulumdan ihraç edildikten sonra okulun önünden geçemiyordum. Öğrenciler beni farklı bir şekilde ‘Aydın lisesinin… öğretmeni’ diyorlardı. Yine garsonluk yaparken -sınıfta çok yaramaz öğrencilerim vardı- orada onlara servis yapıyordum. Hayatın garip tarafları da oluyor. Ona rağmen yaşamı seviyoruz. Bunlar belki hayatımızda anı olarak geçecek ama bizi yıprattı.”

    “OHAL KOMİSYONU DİPSİZ BİR KUYU”

    17 yıllık öğretmenlik hayatından sonra başka bir hayatın gerçeğiyle yüzleştiğini kaydeden Atlı, işe geri döneceğinden emin.

    Atlı, ihraç edildikten sonra hukuki sürecin işlemediğinin altını çizdi. Mehmet Atlı, “Bir OHAL komisyonu var ama bu komisyon hukuki bir merci değildir, dipsiz bir kuyudur. Bu kuyunun en dibinde özellikle KESK üyelerimiz bekletiliyor. Türkiye normal koşullarına döndüğü an demokratik siyaset yürütüldüğünde biz de görevimize geri geleceğiz. Şu anda konjektör bize kapalıdır” diye konuştu.

    Eğitim sistemine kısaca değinen Atlı, “Eğitim gittikçe gericileşmiş, gittikçe bilimsel eğitimden uzak dünyanın bugünkü çerçevesinden baktığınız o evrensel, bilimsel temellerden tamamen kopmuş mezhepçi inanç üzerinde şekillenen bir eğitim sistemiyle karşı karşıyayız” dedi.

    Atlı, son olarak mücadele vurgusu yaparak umudunu diri tutuğunu söyledi. PİRHA/İZMİR

     

  • Doğa Koleji’nde maaş krizi sürüyor

    Doğa Koleji’nde maaş krizi sürüyor

    PİRHA- Türkiye’nin en büyük eğitim kurumlarından biri olan Doğa Koleji’nde kriz sürüyor. 3 aya yakındır maaşlarını eksik alan Doğa Koleji öğretmenleri yaşanan bu duruma tepki gösterdi.

    Doğa Koleji’nde çalışan öğretmenlerin maaşları Nisan ayında da eksik ödendi. Doğa Koleji sözleşmesine göre her ayın 5 ila 10’u arasında ödenmesi gereken maaşlar, son aylarda olduğu gibi bu ay da eksik ödendi. Öğretmenler yaşanan duruma tepkili.

    MAAŞLAR EKSİK ÖDENİYOR

    Son aylarda ödemeleri zamanında ve tam yapmayan Doğa Koleji, Nisan ayında da çalışan öğretmenlerin ödemelerini eksik ve geç yatırdı. Nisan ayında öğretmen maaşlarının yüzde 30’unu ödeyen Doğa Koleji eksik kalan yüzde 70’lik dilimi henüz ödemediği bildirildi. Şirket yönetiminin ödemeyi ne zaman yapacağı ise belirsiz.

    ÖĞRETMENLERİN TEPKİSİ DİKKATE ALINMIYOR

    Maaşlarını eksik ve düzensiz alan Doğa Koleji Bayrampaşa 2 kampüsünde çalışan öğretmenler yakın zamanda ders boykotuna giderek yaşanan gelişmeleri protesto etmişti. Yaşanan boykot eyleminden sonra öğretmenler üzerinde baskıyı arttıran Doğa Koleji yönetimi öğretmenlere ihtarname tehdidinde bulunmuştu.

    İŞTEN ÇIKARILANLARIN KIDEM TAZMİNATI ÖDENMİYOR

    Doğa Koleji bünyesinde çalışırken geçtiğimiz yıl içerisinde işten çıkarılan çalışanların kıdem tazminatının henüz ödenmediğini bildiren Doğa Koleji öğretmenleri, işten çıkarılan çalışma arkadaşlarının haklarının gasp edildiğini vurguladılar.

    SİGORTALAR ÖDENMİYOR

    Edinilen bilgiler arasında bazı kampüslerde çalışan öğretmenlerin sigortalarının yatırılmadığı ve Çalışma Bakanlığı’nın ilgili kampüslere çalışanların sigortalarının bir hafta içerisinde yatırılması gerektiği aksi durumda haciz uygulanacağı bildirilmiştir. (HABER MERKEZİ)

     

     

  • KHK ile ihraç edilen öğretmen, inşaat kazasında yaşamını yitirdi

    KHK ile ihraç edilen öğretmen, inşaat kazasında yaşamını yitirdi

    PİRHA- Urfa’nın Viranşehir ilçesinde tadilat halindeyken çöken binada Aslan Durman hayatını kaybetti. Eğitim Sen Urfa Şubesi, olayı, “Haksiz, hukuksuz bir şekilde 686 sayılı KHK ile ihraç edilen üyemiz Aslan Durman, inşaat kazasında hayatını kaybetmiştir” şeklinde duyurdu. 

    Urfa’nın Viranşehir ilçesinde tadilat halindeki bir evin çökmesi sonucu bir kişi öldü, üç kişi yaralandı. Eğitim Sen, hayatını kaybeden Aslan Durman’ın 686 sayılı KHK ile ihraç edilen üyeleri olduğunu duyurdu.

    Viranşehir’in Göktepe Mahallesi’ndeki iki katlı evde işçilerin çalıştığı sırada çökme meydana geldi.  Enkazın altında kalan Aslan ve Mehmet Durman, Ahmet Bilen ve Mehmet Sert çevredekiler tarafından bulundukları yerden çıkarıldı. 112 Acil Servis ekiplerince Viranşehir Devlet Hastanesi’ne kaldırılan yaralılardan Aslan Duman, müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

    EĞİTİM- SEN URFA ŞUBESİ’NDEN AÇIKLAMA

    Eğitim Sen Urfa Şubesi, yaşamını yitiren Aslan Durman’ın KHK ile ihraç edilen üyeleri olduğunu açıkladı. Sendikanın açıklamasında, “Haksız, hukuksuz bir şekilde 686 sayılı KHK ile ihraç edilen üyemiz Aslan Durman inşaat kazasında hayatını kaybetmiştir. Cenazesi otopsi işlemleri için Viranşehir Devlet Hastanesinde bekletilmektedir. Ailesine, Eğitim-Bilim emekçilerine ve sevenlerine sabır diliyoruz” denildi. (HABER MERKEZİ)

  • Çocuk istismarından 12,5 yıl hapis cezası alan erkek serbest

    Çocuk istismarından 12,5 yıl hapis cezası alan erkek serbest

    Ankara’da 16 yaşındaki engelli öğrenciyi sistematik cinsel istismara maruz bırakan Nuri Ü. adlı erkek öğretmen 12 yıl 6 ay hapse mahkum edildi. Ancak yaşı itibarıyla kaçma şüphesi olmadığı gerekçesiyle adli kontrolle serbest bırakıldı.

    Ankara’nın Yenimahalle ilçesinde 2016 yılında 16 yaşındayken Özel Fayda Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nde eğitim gören bir kız çocuğu, öğretmeni Nuri Ü. tarafından cinsel istismara maruz bırakıldı.

    Çocuk, sistematik bir şekilde devam eden istismarı önce öğretmenlerine ardından da ailesine anlattı.

    Hürriyet’ten İsmail Saymaz’ın haberine göre bunun üzerine ifadesi alınan Nuri Ü. suçlamaları inkar etti.

    Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hastanesi ve Adli Tıp tarafından hazırlanan raporda ise çocuğun anlattıklarının doğru olduğu teyit edildi.

    “KAÇMA ŞÜPHESİ YOK” GEREKÇESİ

    Ankara 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın 20 Kasım 2018’deki son duruşmasında Nuri Ü.’ye ‘çocuğun cinsel istismarı suçunu öğretici sıfatıyla ve zincirleme şekilde işlediği’ için 12 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

    Ancak Nuri Ü.’nün yaşı itibarıyla kaçma şüphesi olmadığı gerekçe gösterilerek adli kontrol altında olmasına karar verildi.

    Nuri Ü.’nün tutuklanması için ailenin avukatının yaptığı başvuruya Yargıtay’ın kararı bekleniyor.

  • Sünni kökenli Büyüktanır, Aleviliği benimsemiş: İnancımla iftihar ediyorum-VİDEO

    Sünni kökenli Büyüktanır, Aleviliği benimsemiş: İnancımla iftihar ediyorum-VİDEO

    PİRHA- Köy enstitüsünden mezun olan 87 yaşındaki Fikri Büyüktanır, aslında Sünni inanca mensup. Fakat bir Bektaşi ile evlendikten sonra Aleviliği benimsemeye başladı. İzmir Çiğli’deki Birlik Ceminde konuşan Büyüktanır ve eşi, “Şu kulaklarımızla duymadığımız laflar kalmadı. Ama yılmadık kimseyle de kavga etmedik kimseye de baş kaldırmadık.” dedi. 

    İzmir Çiğli Evka-2 Cemevi’nde yapılan Birlik Cemine katılan 87 yaşındaki Fikri Büyüktanır ve 80’li yaşlardaki eşi Güler Büyüktanır çifti yaşlarına rağmen cemin bitmesini bekledi.

    Fikri Büyüktanır, aslında Sünni inanca mensup. Fakat 1959 yılında Köy Enstitüsü’nden mezun olduğunda anladığını ve hayatına yansıttığını kaydetti. Bektaşi olan Güler Büyüktanır ile evlendikten sonra da Aleviliği benimsemeye başlamış.

    Cemde kısa bir konuşma yapan Büyüktanır, Ankara Yuva Köyü’nden Mustafa dedenin ellerinde büyüdüğünü, Aleviliği öylece sevdiğini belirtti.

    “ASLINDA SÜNNİLİKTEN DÖNMEYİM”

    Önceden Sünni inancından biri olduğunu kaydeden Fikri Büyüktanır, “1960 yılında bir Bektaşi Babasını tanıdım, nasip oldu Ana bacıyla nikah kıymak. 1962 Bedri Ayan dede babayı tanıdım. 1982 yılında Fakiri Devrişi Hamza Baba’da bir hayvan demini insan oturacak hale getirmek için görev verdi. Canlar da yardım etti  başardım” diye konuştu.

    Alevilik yolunda yaptığı hizmetleri anlatan Büyüktanır, vücudundaki hastalıklardan dolayı hizmet etmekte zorlandığını ama sağlığı el verdikçe hizmetlerine devam edeceğini kaydetti.

    Büyüktanır, Alevilik inancının sevgi dini olduğunu ve cennet cehennemin olmadığının altını çizdi.

    Büyüktanır, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bizde Hüseyin, Hak Muhammed Ali sevgisi var. Biz asla kimseye hor bakmayız. Sümüklü böceği de hor görmeyiz. Allahın yarattığı her varlık bizim için mukaddestir. Alevi olmamızla iftihar ediyoruz. Bize senelerce yapmadıkları iftiralar kalmadı. Şu kulaklarımızla duymadığımız laflar kalmadı. Ama yılmadık kimseyle de kavga etmedik kimseye de baş kaldırmadık. Cemalini gördüğüm canımın binde biri kadar herkes hizmet ederse bu yol kalkınır. Biz devletten bir şey beklemiyoruz. Ben Hamza Baba yolunu yaparken 40 tane kapı çaldım nihayet bir belediye başkanı bize yardım etti de yol açtı.”

    “KIZ ÇOCUKLARINIZI OKUTUN”

    87 yaşındaki emekli öğretmen Fikri Büyüktanır, ailelere özellikle kız çocuklarının okutulması gerektiği çağrısında bulundu. Büyüktanır, “İzmir’in İstanbul’un züppeliklerine uymayın. Hayatınızı kazanın, hayatınızı garantiye alın. Hayatın tokadı çok ağırdır. Vurduğu zaman tokadın sesinin nereden geldiği belli olmaz. Çocuklarınıza o yönde yol gösterin. Esenlikler evinizden eksik olmasın” dileklerinde bulundu.

    Ardından kısa bir konuşma yapan 80’li yaşlardaki Güler Büyüktanır, “Ben bir Bektaşi babasının kızıyım. Onun için yolumu çok seviyorum eşimi de. Bir sürü sıkıntılar da oldu ama hepsi geçti.” dedi.

    Çift daha sonra bütün cem solonunda bulunan herkesten rızalık isteyerek ayrıldı.

    PİRHA/İZMİR

     

  • 4. sınıf öğrencisi 17 çocuğa cinsel istismarda bulunan öğretmen tutuklandı

    4. sınıf öğrencisi 17 çocuğa cinsel istismarda bulunan öğretmen tutuklandı

    Bir ilkokulda, 4. sınıf öğrencisi 17 çocuğa öğretmenleri tarafından cinsel istismar uygulandığı ortaya çıktı.

    Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, bir ilkokulda, 4. sınıf öğrencisi 17 çocuğa öğretmenleri tarafından cinsel istismar uygulandığını açıkladı.

    Hürriyet’ten Ayşe Arman’a konuşan Güllü, “Bir ilkokulda, 4. sınıf kız çocuklarına öğretmenleri tarafından sınıfta yapıldığı iddia edilen cinsel istismar. 2018 yılının felaketi açıkçası! Başka kelime bulamıyorum tarif etmeye… Pek çok vaka dinledik, ama böylesini ne gördük ne işittik. Arkadaşlarımla buluşup bu istismarın ayrıntılarını öğrenmeye başladığımızda şahsen ben kanımın beynime doğru çekildiğini, başımın alev aldığını hissettim. Sonlara doğru anlatan arkadaşımın ağladığını fark ettim. ‘Dur’ dedim, çünkü derin bir nefes almam gerekiyordu, insana tansiyon ilacı aldıracak kadar vahim bir olay iddiasıyla karşı karşıyayız” dedi.

    Olayın nasıl ortaya çıktığını da anlatan Güllü, “17 kız çocuğunun ailesi savcılığa başvuruyor. 50’li yaşlardaki erkek öğretmen, söz konusu okulda 2009-2010 yılından beri öğretmenlik yapıyor. İstismara maruz kaldığı iddia edilen çocuklar, birinci sınıftan itibaren okuttuğu çocuklar. 9-10 yaşlardaki çocukların cinsel deneyimi olamayacağı için ifadeleri ve tasvirleriyle durumun vahameti ortaya çıkmış. Aileler de şikâyette bulunmuş. Çocukların maruz kaldığı istismar akıl alır gibi değil!” diye konuştu.

    Güllü, istismarcının 7 Ocak 2019’da tutuklandığını açıkladı.

  • Kenanoğlu, liselilerin taciz isyanını Meclis gündemine taşıdı

    Kenanoğlu, liselilerin taciz isyanını Meclis gündemine taşıdı

    PİRHA – HDP’li Kenanoğlu İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinde bulunan Kadriye Moroğlu Anadolu Lisesi’nde yaşanan taciz skandalını ve taciz isyanı sonrası 15 öğrenciye 5 gün süreyle okuldan uzaklaştırma cezası verilmesini TBMM gündemine taşıdı. 

    Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinde bulunan Kadriye Moroğlu Anadolu Lisesi’nde yaşanan taciz skandalını Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle TBMM’ye soru önergesi verdi.

    Kenanoğlu, önergede, İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinde bulunan Kadriye Moroğlu Anadolu Lisesi’nde 2016 yılında bir öğrencinin coğrafya öğretmeninin kendisini sürekli taciz etmesi üzerine okul yönetimine, ilçe milli eğitim müdürlüğüne ve il milli eğitim müdürlüğüne konuyla ilgili şikayette bulunduğunu belirtti. Kenanoğlu önergede, öğrencinin coğrafya öğretmeni hakkında yaptığı şikayet başvurularının, okula gelen müfettişler tarafından öğretmene verilen uyarı cezası ile geçiştirildiğini kaydetti.

    HDP’li Kenanoğlu, geçen hafta protesto gösterisine katılan 15 öğrenciye 5’e günlük okuldan uzaklaştırma cezası verildiğini hatırlatarak, öğrencilerin cezalandırılmasını son derece hatalı bulduğunu ifade etti. Ali Kenanoğlu, bu kararın taciz mağduru başka öğrencilerin maruz kaldıkları tacizi teşhir etme noktasında engelleyici bir emsal teşkil edeceğini söyledi.

    Ali Kenanoğlu, bu bağlamda Milli Eğitim Müdürü İsmet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti;

    • Tacizci öğretmen hakkında 2016 yılında yapılan şikayetleri savcılığa bildirmeyerek benzer vakaların tekrar yaşanmasının önünü açan okul müdürü hangi gerekçelerle hala görevine devam etmektedir?
    • 2016 yılında inceleme yapmak üzere okula gelen müfettişler, taciz hakkında yeterli delillerin kendilerine sunulmuş olmasına rağmen tacizci öğretmenin görevine son vermek yerine ne sebeple göreve devam etmesi yönünde bir karar vermişlerdir?Yeni tacizlerin yolunu açan bu kararın altına imza atan müfettişler görevlerine devam etmektedirler mi?
    • Tacizi protesto eden Kadriye Moroğlu Anadolu Lisesi öğrencileri hakkında verilen okuldan uzaklaştırma kararının neticesinde, taciz mağduru öğrencilerin maruz kaldıkları tacizi teşhir etmelerini engelleyeceği ön görülememekte midir?
    • Türkiye’nin gündemine oturan bu konuyla ilgili bizzat milli eğitim bakanının talimatıyla başlatılan soruşturmanın akıbeti kamuoyuyla ne zaman paylaşılacaktır?

     PİRHA / İSTANBUL

  • Ümraniye’de öğretmenlere camilerde hutbe okuma çağrısı

    Ümraniye’de öğretmenlere camilerde hutbe okuma çağrısı

    İstanbul’da Ümraniye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Ümraniye’de bulunan okullara skandal bir yazı göndererek, “Camilerde hutbe okutacak öğretmene ihtiyaç var” dedi. 

    İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve İstanbul Müftülüğü tarafından yapılan protokol ile Ümraniye’de bulunan bütün okul müdürlüklerine “camilerde vaaz verip hutbe okutabilecek öğretmenlere ihtiyaç duyulduğu”na ilişkin yazı gönderildi.

    Yazı da imam hatip liselerinde görev yapan meslek dersi öğretmenleri ile ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerinden, bulundukları eğitim bölgesi veya ilçe camilerinde vaaz verip hutbe okuyabilecek öğretmenlere ihtiyaç duyulduğu belirtildi.

    İstanbul Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından gönderilen yazıda şu ifadeler yer aldı:

    “İstanbul Müftülüğü ile yapılan protokol çerçevesinde imam hatip liselerinde görev yapan meslek dersi öğretmenleri ile ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerinden bulundukları eğitim bölgesinde veya ilçede bulunan camilerde vaaz verip hutbe okuyabilecek öğretmenlerimizin bilgisine ihtiyaç duyulduğuna yazı ve diğer belgeler ekte gönderilmiştir. Ekte gönderilen tablonun titizlikle doldurularak 11 Ekim 2018 Perşembe günü mesai bitimine kadar İl Milli Eğitim Müdürlüğüne gönderilmek üzere Müdürlüğümüz Din Öğretimi Şubesine gönderilmesini rica ederim.”

    (HABER MERKEZİ) 

     

  • PSAKD Kadıköy Şube Sözcüsü: Sizin bu sofrada lokmanız da muhabbetinizde yok

    PSAKD Kadıköy Şube Sözcüsü: Sizin bu sofrada lokmanız da muhabbetinizde yok

    PİRHA- İstanbul’un Arnavutköy ilçesinde bulunan bir ortaokulda zorunlu din dersinde öğretmenin “Alevilerin yaptığı yemek yenmez” şeklindeki sözlerine tepki gösteren PSAKD Kadıköy Şube Sözcüsü Rıza Çelik, “Biz yüzyıllardır bir nefret söylemi ile karşı karşıyayız” dedi.

    İstanbul PSAKD Kadıköy Şube Sözcüsü Rıza Çelik İstanbul’da Arnavutköy ilçesinde bulunan bir ortaokulda zorunlu din dersinde öğretmenin “Alevilerin yaptığı yemek yenmez” şeklindeki sözlerine ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Yüzyıllardır her daim bir nefret söylemi ile karşı karşıya olduklarını belirten Çelik, “‘Alevilerle evlenilmez, Alevilerin ekmeği yenmez’ hatta ‘Katli vaciptir’ diye fetvalar verilmeye gidecek kadar baskıcı ve zulumkarlar” dedi.

    “SİZİN BU SOFRADA LOKMANIZ DA MUHABBETİNİZDE YOK”

    Bu lokma hak lokmasıdır” diyen Çelik şöyle devam etti:

    “Biz Tanrı’ya da hak deriz, adalete de hak deriz, paylaştığımız lokmaya da hak deriz. Bu hak lokmasında cebren alınmış vergiler yoktur, insan bedeni ile yapılan ticaretten elde edilen kirli paralar yoktur, gençleri zehirleyen uyuşturucu tacirlerinin kazançları yoktur, ötekileştirilen halkların mallarını talan ederek elde edilen ahlaksız gelir yoktur, fabrikalarda ekmeği uğruna canını veren yoksulun kanı üzerine bankalarda biriktirilen sermaye yoktur, haram yoktur. Sizin bu sofrada lokmanız da yok, muhabbetiniz de.”

    PSAKD Kadıköy Şube Sözcüsü Rıza Çelik konuşmasına Pir Sultan Abdal’ın şu dizeleri ile son verdi:

    “Söz ola ki irfanı olsun. Beşer üzerine verilmiş ruh kemalete ersin ki sözün de hükmü olsun. “Gidi Yezit bize Kızılbaş demiş / Meğer Şahı sevmiş dese yoludur.” diyen Pir Sultan Abdal’in yoluna turap olma şiarıyla beşer olan ama can olamayanlara lanet olsun diyorum.” (PİRHA/İSTANBUL)