PİRHA- İstanbul’da Gezi Direnişi sırasında polis tarafından atılan gaz fişeğiyle ağır yaralanan ve 269 gün komada kaldıktan sonra yaşamını yitiren Berkin Elvan, katledildiği Okmeydanı’nda anıldı.
Gazi ve Ümraniye Şehit Aileleri, Alevi kurumları ve Gazi halkı, Berkin Elvan’ı vurulduğu noktada karanfiller bırakarak andı.
GÜLBENK OKUNDU, ÇERAĞ UYANDIRILDI
Anmaya; ABF Örgütlenme Sekreteri ve Sultangazi Pir Sultan Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Ferhat Aktaş, DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Mevhibe Akdeniz, Habibler Cemevi Başkanı Gökay Önay ve Gazi şehitlerinin yakınları katıldı.
Anmada Gazi Cemevi Pirler Meclisi’nden Haşim Kızılveren Dede gülbenk okuyarak çerağ uyandırdı. Ardından Berkin Elvan için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.
“GAZİDEN GEZİ’YE CEZASIZLIK POLİTİKASI SÜRÜYOR”
Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Ferhat Aktaş anmada yaptığı konuşmada, Gazi Katliamı’ndan Gezi Direnişi’ne kadar geçen süreçte devletin cezasızlık politikalarının sürdüğünü vurgulayarak, “Katliamın 31’inci yılında Gazi’den Ümraniye’ye adalet istiyoruz. Gazi’den Gezi’ye bu tarih bizim için ortak bir hafızadır. Her iki dönemde de devletin cezasızlık politikasıyla karşı karşıya kaldık. Maalesef adalet talebimiz karşılık bulmadı, katiller korunup bir şekilde aklandı. Biz bu ülkede adalet tesis edilene kadar mücadelemize devam edeceğiz” diye belirtti.
GAZİ’DEKİ KİTLESEL ANMAYA ÇAĞRI!
Aktaş ayrıca Gazi Katliamı’nın yıl dönümü kapsamında yapılacak kitlesel anmaya da çağrıda bulunarak, “Her yıl olduğu gibi bu yıl da yarın Gazi Mahallesi’nde gerçekleştireceğimiz kitlesel anma eylemiyle şehitlerimize olan bağlılığımızı bir kez daha göstereceğiz” dedi.
Aktaş, anmanın 12 Mart saat 10.00’da Gazi Şehitleri Anıtı önünde yapılacağını hatırlattı.
Anma, Berkin Elvan’ın vurulduğu noktaya karanfillerin bırakılmasıyla sona erdi.
PİRHA – DEM Parti Kadın Meclisi, ‘Kobane’den Gezi’ye Adelet ve Özgürlük için Kadın Buluşması’ şiarıyla yarın (4 Haziran) saat 13.00’te La Bella Organizasyon Salonu’nda buluşma gerçekleştirecek.
DEM Parti Kadın Meclisi, Kobane Davası’nda verilen hapis cezalarını protesto etmek için 4 Haziran saat 13.00’te Okmeydanı’nda bulunan La Bella Organizasyon Salonu’nda kadın buluşması gerçekleştirecek.
PİRHA-Asgari ücret 17 bin 2 lira olarak belirlendi. Zamlı maaşlarını daha alamadan eridiğini belirten yurttaşlar, “Ülkede hayat pahalılığı çok yüksek, bize verdikleri maaşla nasıl geçineceğiz” diye sordular.
Yaklaşık 7 milyon çalışan başta olmak üzere toplumun genelini ilgilendiren asgari ücret 17 bin 2 lira olarak belirlendi. AKP-MHP iktidarı tarafından büyük bir artış olarak sunulan asgari ücret, TL’de yaşanan değer kaybı ve yüksek enflasyon nedeniyle her geçen gün erimeye devam ediyor.
Asgari ücret zammı yurttaşları memnun etmezken, Türkiye’de ekonomik kriz ise derinleşerek devam ediyor. Yurttaşlar yoksulluk ve açlıkla karşı karşıya kalırken, işsizlik de her geçen gün artıyor.
Okmeydanı’nda yurttaşlara, 2024 yılı için belirlenen asgari ücrete ilişkin görüşlerini sorduk.
“ASGARİ ÜCRET, EN AZ 20 BİN TL OLMALIYDI”
Alım güçlerinin eskisi gibi olmadığı için asgari ücreti arttırmanın bir anlamı olmadığını belirten Hilmi Tulum, “Çünkü asgari ücrete yapılan zammın ardından her şeye zam yapıldı. İki genç 20 bin TL’ye ev kiraladı, onların aylık kazancı 50 bin TL olsa bile bugün yetersiz. Ben şu anda memleketten kaçmanın yollarını arıyorum. Biz emekçilerin artık bu ülkede yaşama şansı kalmadı” dedi.
Yapılan zamma tepki gösteren Süleyman Şahin, “Her gün bir şeye zam yapılıyor, daha zamlı maaşlar almadan eridi. Şu anki şartlarda asgari ücretin en az 20 bin TL olması lazım” diye belirtti.
Hasan Pek ise “Ülkede hayat pahalılığı çok yüksek, bize verdikleri maaşla nasıl geçineceğiz” diye sordu.
“ASGARİ ÜCRETLE KİMSE GEÇİNEMEZ”
Asgari ücretle kimsenin geçinemeyeceğini dile getiren Ayşe Gül, “Bir ailede sadece bir kişi çalıştığında geçinmek çok zor. Devletin artık halkı düşünmesi gerekiyor” dedi.
Asgari ücret ile Türkiye’de geçinebilen insan görmediğini söyleyen Hıdır Alkılıç da, “Bugün maaşlara zam yapılıyor ama daha sonra devlet bütün ürünlere zam yapıyor nasıl geçinebiliriz” ifadelerini kullandı.
Yapılan zamların kendilerine bir faydasının olmadığını vurgulayan Garip Özşahin ise, “Daha zamlı maaşı vermeden aldılar. Bu memleket öldü, biber alamıyorum, et yiyemiyorum. Hükümet piyasaya hâkim olamıyor, her şeye zam yapılıyor. Cumhurbaşkanı 150 bin TL, bakanlar 100 bin TL maaş alıyor ama emeklilere 7 bin 500 TL’yi çok görüyorlar” diye konuştu.
PİRHA-Okulların yarı yıl tatiline girmesiyle beraber çocuklar için 29 Ocak Pazar günü sihirbaz gösterisi yapılacağını duyuran Okmeydanı Cemevi, “Bu sene sevgili Özgür Kapmaz canımızın Sihirbaz Gösterisi ile çocuklarımızı, yarınlarımızı mutlu etmek, güldürmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Okmeydanı Cemevi, “Sömestr tatilinde, hadi çocuklar eğlenmeye” başlığıyla 29 Ocak Pazar günü sihirbaz gösterisi yapılacağını duyurdu. Özgür Kapmaz tarafından yapılacak olan gösteri saat 15.00’te başlayacak. Okmeydanı Cemevi tarafından yapılan paylaşımda şu ifadeler kullanıldı:
“Her sene okulların yarı yıl tatili sonrası Okmeydanı Cemevi Gençlik Komisyonumuzun yaptığı eğlence etkinliklerinde bu sene sevgili Özgür Kapmaz canımızın Sihirbaz Gösterisi ile çocuklarımızı, yarınlarımızı mutlu etmek, güldürmek istiyoruz. 29 Ocak Pazar günü Saat 15.00’da tüm çocuklarımızı Okmeydanı Cemevimizin konferans salonuna bekliyoruz.”
PİRHA-Kamu emekçileri ile tüm emeklilerin maaşlarına en az yüzde 54 zam talebiyle Okmeydanı Ağız ve Diş Hastanesi önünde basın açıklaması yapan SES Şişli Şubesi ile Dev Sağlık İş İstanbul Şubesi, “Bizler sadaka değil insanca yaşayacak ücret istiyoruz. Ölümü gösterip sıtmaya razı edenlere karşı duracağız. En az asgari ücrete yapılan yüzde 54 oranında zam, taban ücret istiyoruz!” dedi.
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Şişli Şubesi ile Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası İstanbul Şubesi, “Kamu emekçilerinin ve tüm emeklilerin maaşlarına en az yüzde 54 zam” talebiyle Okmeydanı Ağız ve Diş Hastanesi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik de katıldı.
“İNSANCA YAŞAMAYA YETECEK BİR ÜCRET İSTİYORUZ”
Sendikalar adına basın açıklamasını Okmeydanı Ağız ve Diş Hastanesi SES işyeri temsilcisi Doktor Tülin Çelik okudu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Öncelikle; insanca yaşamaya yetecek bir ücret için en düşük kamu emekçisinin maaşının; eş yardımı, çocuk yardımı, kira yardımı, ulaşım yardımı gibi sosyal ödemelerde yapılacak artışlarla yoksulluk sınırı üzerine çıkarılmasını, tüm vergi yükünü ücretlilerin omuzlarına yıkan, her yıl daha da büyüyen gelir vergisi adaletsizliğine derhal son verilmesini, gelir vergisi birinci dilim oranının %15 ten %10’a düşürülerek yoksulluk sınırına kadar olan maaşların-ücretlerin birinci vergi diliminde sabitlenmesini talep ediyoruz.
Bizler sadaka değil insanca yaşayacak ücret istiyoruz. Ölümü gösterip sıtmaya razı edenlere karşı duracağız. Sahte TÜİK rakamlarına göre yapılan zamma itiraz ediyoruz. Yoksullukta, asgari ücrette eşitlenmeye çalışılan eğitimli donanımlı bireyler olmak istemiyoruz! En az asgari ücrete yapılan yüzde 54 oranında zam, taban ücret istiyoruz!
“SAĞLIK EMEKÇİLERİ OLARAK VARDIK, VARIZ, VAR OLACAĞIZ”
Sizler sağlıkta bu ücret-istihdam politikalarını değiştirmedikçe bizler yılmadan yanlışları dile getirmeye, hakkımız olanı istemeye devam edeceğiz! Yeter ki tüm halkımız, içinde olan bizler sağlıklı olana kadar. Her gün eksilmeyen sağlıkta şiddetinize, sahte rakamlarınızla enflasyona yedirdiğiniz maaşlarımıza rağmen biz toplumcu sağlığı hedefleyen sağlık emekçileri olarak vardık, varız, var olacağız!
Toplu iş sözleşme masalarında, şölenlerde alkış tutanlarla değil emeğin hakkını her zaman iktidarlara karşı savunanlarla, susmayan SES’imizle birlikte mücadeleye devam.”
PİRHA-AKP’li Beyoğlu Belediyesi kentsel dönüşüm zorbalığıyla temel atma töreni gerçekleşti. Yaşananlara tepki gösteren Okmeydanı Barınma Hakkı Mücadelesi yaptığı açıklamada “Okmeydanı halkı sağlıklı bir barınma koşulları ve adil dönüşüm istiyor. Yandaş inşaat şirketlerine evlerinin peşkeş çekilip binlerce lira borçlandırılmak istemiyor” ifadelerini kullandı.
İstanbul Beyoğlu Okmeydanı’ndaki kentsel dönüşüm projesi kapsamında dün temel atma töreni gerçekleştirildi. Aylardır süren yıkımda AKP’li Beyoğlu Belediyesi, İstanbul 4. İdare Mahkemesi’nin elektrik kesintileri ve tahliye edilme kararıyla ilgili kısmi yürütmeyi duruma kararına rağmen, kentsel dönüşüme imza vermedikleri ve evlerini boşaltmadıkları gerekçesiyle hak sahiplerinin elektrik, su ve doğalgazını kesmişti.
Okmeydanı’ndaki temel atma töreninde konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “778 konut ve 161 dükkanımızın temellerini heyecanla, coşkuyla, hep birlikte atıyoruz. Beyoğlu ve çevresinin markasını arttıracak, İstanbulumuzun en önemli dönüşüm projelerinden biri olacak yeni yuvalarımız Beyoğlu için, İstanbullu hemşerilerimiz için, ülkemiz için hayırlı, uğurlu olsun” diye konuştu.
“İNSANLAR BİNLERCE LİRA BORÇLANDIRILDI”
Okmeydanı Barınma Hakkı Mücadelesi ise yaşanan sürece tepki gösterirken, sosyal medya hesabı üzerinden bir açıklama yayımladı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Okmeydanı halkı rantsal dönüşüm bakanı Murat Kurum ve rantçı Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız’ı istemiyor! Fetihtepe Mahallesi ile başlayan rantsal dönüşüm tüm Okmeydanı’nda yapılmak isteniyor. Fetihtepe Mahallesi’nde elektrik su ve doğalgazı kesilen insanlar haftalarca baskı ve tehdit altında direndi ve imza atmadı. Ancak tehditlerini arttıran belediye mahkemelerin yürütmeyi durdurma kararına uymadan baskıyı sürdürerek insanları imzaya mecbur bıraktı.
Bu imza sonucunda insanlar binlerce lira borçlandırıldı ve 1950 lira gibi komik bir kira yardımı ile evlerinden atıldı. Rıza ile dönüşüm projesi yapacağız dediler, insanları zulüm ile evlerinden attılar. Temel atma töreni düzenlemek için geleceklerini ilan ettiler. Fetihtepe dışından insan taşıyıp hiçbir şey olmamış gibi yarın büyük laflar edecekler. Ancak biz onların boş vaatlerine inanmıyoruz.
Okmeydanı halkı sağlıklı bir barınma koşulları ve adil dönüşüm istiyor. Yandaş inşaat şirketlerine evlerinin peşkeş çekilip binlerce lira borçlandırılmak istemiyor. Okmeydanı Barınma Hakkı Mücadelesi olarak ranta karşı komşularımız ile yan yana olmaya devam edeceğiz ve Fetihtepe’de işledikleri tüm suçların hesabını sormak için takipte olacağız.”
PİRHA-Berkin Elvan, 9 yıl önce vurulduğu İstanbul Okmeydanı’ndaki Gaziler Sokağı’nda ailesi ve sevenleri tarafından anıldı. Elvan Ailesi tarafından yapılan açıklamada ” Yargı makamına sesleniyoruz: Sadece Fatih Dalgalı değil, “emri ben verdim” diyen dönemin başbakanı, şimdiki cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı yargılayın. Başka Berkinler olmasın, çocuklar öldürülmesin diye adalet aramaktan vazgeçmiyoruz” ifadelerine yer verildi.
Gezi direnişi sırasında İstanbul Okmeydanı’nda 16 Haziran 2013 günü polisin attığı gaz kapsülü ile başından yaralanan ve 269 gün komada kaldıktan sonra hayatını kaybeden Berkin Elvan, vurulduğu Gaziler Sokağı’nda ailesi ve sevenleri tarafından anıldı. Anmaya Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık da katıldı. Elvan Ailesi adına yapılan basın açıklamasını Özge Elvan okurken açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“KATLEDİLEN BÜTÜN ÇOCUKLAR İÇİN ADALET MÜCADELESİ YÜRÜTMEYE BAŞLADIK”
“Tam 9 yıl oldu. Oğlumuz Berkin Elvan, Gezi Parkı eylemleri sırasında polisin hedef göstererek sıktığı gaz kapsülüyle 16 Haziran 2013’te başından vuruldu. 269 gün komada kaldı, daha fazla dayanamadı ve 11 Mart 2014’te yanımızdan ayrıldı. Berkin’imizi kaybettikten sonra, Berkin’imiz nezdinde katledilen bütün çocuklar için adalet mücadelesi yürütmeye başladık. Davamız, oğlumuz vurulduktan dört yıl sonra görülmeye başladı.
Dava sonucu katil Fatih Dalgalı 16 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Fakat tek bir gün bile hapiste yatmadı, üstelik hâlâ görevi başında. Biz katillere verilen cezaların uygulanmasını beklerken avukatlarımız Oya Aslan ve Selçuk Kozağaçlı hapis cezasıyla cezalandırıldı. Avukatımız Ebru Timtik adalet ararken hayatını kaybetti. Son olarak yoldaşımız, arkadaşımız, dostumuz, kardeşimiz, avukatımız Can Atalay, haksız ve hukuksuz şekilde hapis cezası ile cezalandırıldı.
“GEZİ PARKI’NIN SAHİCİLİĞİNE SARILIYORUZ”
Her an yanımızda olan, yürüttüğümüz adalet mücadelesinde destekçimiz olan Mücella Yapıcı, haksız ve hukuksuz şekilde hapis cezası ile cezalandırıldı. Bedenimizle, ruhumuzla hapislerde bıraktıklarımız, kaybettiklerimiz ve sonsuza kadar yaşatacaklarımızla Ali İsmail ile, Abdocan ile, Mehmet ile, Hasan Ferit ile, Medeni ile, Ahmet ile, Ethem ile ve Berkin’imizle bu yalancı düzene karşı bir kez daha Gezi Parkı’nın sahiciliğine sarılıyoruz.
Berkin’imizin davasında Fatih Dalgalı’nın cezalandırılması için bizimle birlikte mücadele eden avukatımız Can Atalay, Mücella Yapıcı ve Tayfun Kahraman başta olmak üzere Gezi Parkı davasında tutuklanan arkadaşlarımızın bir an önce serbest bırakılmasını, bu hukuksuzluğun derhal sonlanmasını istiyoruz. Arkadaşlarımızı değil, çocuklarımızı katleden katilleri cezalandırın. Yargı makamına sesleniyoruz: Sadece Fatih Dalgalı değil, “emri ben verdim” diyen dönemin başbakanı, şimdiki cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı yargılayın. Başka Berkinler olmasın, çocuklar öldürülmesin diye adalet aramaktan vazgeçmiyoruz. Berkin’imiz, oğlumuz, yavrumuz, Daima bizimlesin, daima seninleyiz. Senin için adalet istemekten asla vazgeçmeyeceğiz.”
PİRHA-AKP’li Beyoğlu Belediyesi’nin Okmeydanı Fetihtepe’de devam ettirdiği kentsel dönüşüm zorbalığına karşı mahalleliler PİRHA’ya konuştu. Kentsel dönüşüme karşı olmadıklarını belirten mahalle sakinleri, “Devlet, evimizi zorbalıkla yıkmak istiyor. Rantsal dönüşüme karşıyız. Polis ve jandarma kuvveti ile yokluk, açlık, sefalet ile yıldıramazsınız. Bugünün yarını var” dedi. Mahalleli yapılan kira yardımının da çok az olduğunu vurguladı.
İstanbul’da AKP’li Beyoğlu Belediyesi’nin Okmeydanı Fetihtepe Mahallesi’ndeki kentsel dönüşüm zorbalığı devam ediyor. İstanbul 4. İdare Mahkemesi’nin elektrik kesintileri ve tahliye edilme kararıyla ilgili kısmi yürütmeyi duruma kararına rağmen, Beyoğlu Belediyesi kentsel dönüşüme imza vermedikleri ve evlerini boşaltmadıkları gerekçesiyle hak sahiplerinin elektrik, su ve doğalgazını kesti. Mahalle halkı ise yaşananları “rantsal dönüşüm” olarak gördüklerini ifade ederek, yaşam alanlarını savunacaklarını dile getiriyor.
Polis eşliğinde yürütülen zorla tahliye sürecini ise Fetihtepeliler PİRHA‘ya anlattı. Kentsel dönüşüme karşı olmadıklarını belirten mahalleliler, Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız’ın seçimlerden önce “rızaya dayalı kentsel dönüşüm” sözü verdiğini hatırlatırken, verilen sözlerin yerine getirilmediğini kaydettiler.
“DEVLET, EVİMİ ZORBALIK İLE YIKMAK İSTİYOR”
Belediye başkanının kendilerine “Ev bulun burayı boşaltın” dediğini aktaran Fetihtepeliler, kira fiyatlarının yüksekliğinden şikayet ederek, “Söylenen kira yardımı çok az. Nereden bulup o kiraları ödeyeceğiz? Bunlar bizi canlı canlı öldürüyor” ifadelerini kullandı.
Daha önce Almanya’da yaşayan bir yurttaş yıllar önce Fetihtepe’ye yerleştiğini belirtirken, “Vergilerimizi veriyoruz. Milletine zulüm yapanı istemiyoruz. Yıkım kararı almışlar ama karşımızda kimse yok. Zorbalıkla evimi yıkmak istiyorlar. Zorbalıkla elektriğimi kestiler. Üç gün elektriksiz kaldım. Nereye gidelim. Emekliyim ama emekli aylığımız az. Hayat pahalılığı çok. Yetmiyor. Evimi zorbalıkla yıkmak istiyor devlet” diye konuştu.
Mahallede yaşayanların adaletli bir kentsel dönüşüm talebinde bulunduğunu vurgulayan bir yurttaş ise şunları söyledi:
“Belediye başkanı düne kadar rızaya dayalı kentsel dönüşüm sözü veriyordu. Fakat şu an korkusundan ofisinden çıkamıyor. Burada o kadar yaşlı insanın elektriğini, suyunu, doğalgazını polis zoruyla kesti. Evinde olmayanların kapılarını, kilitlerini kırarak elektriğini, suyunu, doğalgazını kestiler. Evden çıkarken de yeni bir kilit takıyorlar. Ev sahibi geldiğinde dışarıda kalmış. Borç çıkarıyorlar bize. Durumu iyi olmayanlar var. Proje iki senede bitecek diyorlar. İlkokul çocuğuna sorsan bile buranın hafriyatının iki senede kaldırılamayacağını bilir. İki sene kira yardımı yapalım diyorlar ama kiralar bugün 5, 10 bin liraya dayanmış durumda. Bin 500 lira ile insanlar nereye gitsin?”
“BURADA BİZİM MALIMIZA ÇÖKMEYE ÇALIŞIYORLAR”
“Bizim malımıza çökmeye çalışıyorlar. Çocuklarını zengin edebilmek için ben kendi çocuğumun geleceğini karartmam” diyen yurttaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İki gün önce bir tane amcamız vefat etti. Beyin kanaması geçirdi. Hasta, yatalak insanlar var. Son zamanlarda da bizi marjinal grup ilan etmeye çalıştılar. Hakkımı aradım terörist, çapulcu, marjinal, sürtük oldum. Bu ülkede hak aramak neden bu kadar zor? Bu hak neden bu kadar zorunuza gidiyor? Fetihtepe halkı olarak haksızlığa, adaletsizliğe, zulme karşı savunma duvarıyız. Bizi geçerlerse eğer 5-10 yıl sonra herkes bunun farkında Galataport projesini Haliç’e kadar uzatmanın planını yapıyor.
“İNSANLAR HÜKÜMETLERDEN KORKMAMALI, ONLARI İNDİRECEK OLAN BİZİZ”
Buranın çoğu kendilerine oy veren kişiler. Ama bu zulmü gören “Lanet olsun bu yönetime” diyor. Yıllardır insanları “din, İslam, Müslümanlık” diyerek kandırdılar. Bir hükümet köprü, hastane, yol yapmak ile övünemez. Hükümet başa geldiyse onun görevidir bunları yapmak. İnsanlar hükümetlerinden korkmamalı. Hükümetler insanlardan korkmalı. Onları oraya getiren biziz. Yine oradan indirecek olan da biziz.
Kentsel dönüşüm denilen şey nedir? Bir bina risklidir ve onun yıkılmasına karşı insanların canını, malını güvence altına alan bir şeydir. Ama sen burada bizim malımızı, canımızı almaya çalışıyorsun. İnsansan eğer bir dine bağlı olmana gerek yok. Vicdanın varsa bunları yapmaman gerek. Ama bunlar, bunların hepsini yapıyor ve “Ben Müslümanım” diyor.”
“POLİS, JANDARMA, AÇLIK VE SEFALET İLE YILDIRAMAZSINIZ”
Tek başına yaşadığını belirten 73 yaşındaki bir başka mahalleli ise belediye başkanına seslenerek; “Yüreğin yetiyorsa gel oturalım. Güzelce derdini anlat, bizi dinle. İnsanların elektriğini kesmekle, tek tek binaları yıkmak ile bir yere varamazsınız. Belki Fetihtepe’yi yıkacaksanız ama mümkünü yok buraya bir çivi çakamazsınız. Ömrünüz az kaldı. 73 yaşında bir vatandaşım. Suyum, doğalgazım yok. Banyo yapacak bir şeyim yok. Mal varlığıma el koydular. 2 bin 300 lira ile geçinen bir vatandaşım. Bana “çık” diyorlar. Bir ev bulsunlar, bulabiliyorlar mı? 7, 8 bin ev kirası istiyorlar. 2 bin 300 lira ile nerede ev bulacağım? 29 bin metrekare alana ne yapacaklar? “Cami yapacağız” diyorlar. Mahalleleri camiler ile doldurdular. Sizin yüzünüzden insanlar camilere de gitmiyor. İslam’dan da soğuttunuz. Bu milletin ahı bir gün sizi berbat edecek. Polis ve jandarma kuvveti ile yokluk, açlık, sefalet ile yıldıramazsınız. Bugünün yarını var” ifadelerini kullandı.
9-10 gündür perişan halde olduklarını kaydeden bir diğer Fetihtepe sakini de, “Hastalar var. Burayı elimizden almışlar. Bayramdan sonra polis ve jandarma ile bizi zorla buradan çıkaracaklar. Haydar Ali Yıldız “Çıkmazsanız sizi zorla çıkaracağız” demiş. Gelsin bakalım çıkarsın. Yıllar önce o mu vardı burada? 5 bin liradan aşağı kira parası yok. Ben şahsen ödeyemem. Çocukları olanlar ne yapacak? Nasıl ödeyecek?” dedi.
Mahalle sakinlerinden bir başkası ise “Biz kentsel dönüşüme değil rantsal dönüşüme karşıyız. Hakkımızı versinler biz de seve seve imza atalım. Bizler de güzel yerlerde yaşamak isteriz. Bu yapılanlar zulümdür. Bu ne adalete ne hakka ne de hukuka sığar” şeklinde konuştu.
FETİHTEPELİLER NE İSTİYOR?
Fetihtepelilerin taleplerini şöyle sıraladı:
Kentsel dönüşüm yasasının ‘plan olmadan dönüşüm yapılamaz’ kuralının gereği olarak 1/5000’lik ve 1/1000’lik planların yapılmasını,
Planların bölgemizdeki sivil toplum kuruluşlarından, üniversitelerin ilgili bölümlerinden, şehir plancıları ve mimarlar odasından görüş alınarak yapılmasını,
Planlar yapılıncaya kadar adamızdaki plansız kentsel dönüşüm uygulamasının durdurulmasını,
Tapulu tapusuz ayrımından kaynaklı sorun ve mağduriyetlerin yaşanmaması için 2981 ve 4706 sayılı yasaların öngördüğü kurallar çerçevesinde hak sahipliği kazanmış olanlara tapularının verilmesini,
Hak sahibi olduğumuz paylarımızın belirlenmesinde 6360 sayılı yasa gereği ‘arsa payı’nın dikkate alınmasını, ardından plana ve paylarımıza uygun avan projenin yapılarak tapuya tescil edilmesini,
Her dairenin şerefiye puanı ve bedelinin belirlenerek avan projeye işlenmesini,
Şu anda bize imzalamamız için sunulan muvafakatnamenin tek taraflı bir beyan olması nedeniyle bunun yerine idarenin ve hak sahiplerinin karşılıklı hak ve sorumluluklarının belirlendiği, ekinde avan proje, idari ve teknik şartnamenin olduğu hukuki sözleşme yapılmasını,
Üçte ikilik çoğunluğun sağlanmadan uygulama yapılmamasını,
Devlet eliyle yapılan dönüşümün anayasamızdaki ‘sosyal devlet ilkesine’ uygun olarak kârı amaçlayan değil, maliyetine yapılmasını,
Halihazırdaki uygulamada 6 ayda bir memura yapılacak zam artışı kadar artırılarak ödememiz istenen borç taksitlerimizin kamu bankalarındaki konut kredi sistemine bağlanarak 20 yılda sabit olarak ödenmesini,
1.500 TL olan kira yardımının İstanbul gerçeğine göre yeniden belirlenmesini ve hak sahiplerine yeni yapılan dairelerine taşınıncaya kadar talep ediyoruz.
PİRHA-AKP’li Beyoğlu Belediyesi’nin Okmeydanı Fetihtepe Mahallesi’ndeki kentsel dönüşüm zorbalığına karşı mahalleliler Beyoğlu Belediyesi önünde bir araya geldi. Eylemde konuşan Avukat Onur Cingil, “Biz Fetihtepe’de halkına düşman olan halk düşmanları ile mücadele ediyoruz. Halkına düşman olanların saltanatı yıkılacak” dedi
İstanbul’un AKP’li Beyoğlu Belediyesi’nin Okmeydanı Fetihtepe Mahallesi’ndeki kentsel dönüşüm zorbalığı sürüyor. Kentsel dönüşüm adı altında mahallelinin elektrik, su ve doğalgazı çevik kuvvet polisleri eşliğinde kesilmişti. 4 gün önce başlayan işlemlere halkın tepkisi ve direnişi de devam ediyor. Fetihtepe halkı bugün Beyoğlu Belediyesi önünde bir araya gelerek taleplerini bir kez daha haykırdı.
Belediye önünde toplanan yurttaşlar, “Haydar Ali şaşırma, sabrımızı taşırma”, “Başka dönüşüm istemiyoruz”, “Susma sustukça sıra sana gelecek” sloganları atarken; eyleme CHP İstanbul Milletvekilleri Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Ali Şeker, HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, HDP İstanbul İl Eş Başkanı İlknur Birol ve Sol Parti PM üyesi Alper Taş da destek verdi.
Belediye önünde ilk olarak açıklama yapan Fetihtepe Mahallesi Dernek Başkanı Şener Kartal, “Kentsel dönüşüm ofisi açıldı. Burası insanları kandırma merkezi haline getirildi. Önümüze belgeler kondu. Biz bunları istemediğimizi söyledik. Hukuksal tüm kuralların uygulanmasını istedik. Rızaya dayalı bir kentsel dönüşüm yapacağız denildi. Söz namustur. Kentsel dönüşüm ofisi halkın üzerinde baskı kurmaya başladı. Arkadaşlarımıza silah çekildi ve hiçbir soruşturma açılmadı. Kim oldukları belli ama bu insanların, yolları, yerleri belli. Su, elektrik insanın yaşam hakkıdır. Bizler doğru düzgün kira yardımı istiyoruz” dedi.
“RANTSAL DÖNÜŞÜM İSTEMİYORUZ”
Okmeydanı Çevre Koruma ve Güzelleştirme Derneği Başkan Yardımcısı Rüstem Karakuş ise şunları söyledi:
“Sivil toplumun, şehir plancılarının görüşlerini almak yerine tepeden inme bir şekilde, kafalarına göre yaptılar. 3500 No’lu adadaki zulmü protesto ediyoruz ve taleplerimizi yineliyoruz. Rantsal dönüşüm istemiyoruz. Evet, bir şeyler yıkılacak ama halkına düşman olanların saltanatı yıkılacak.”
“FETİHTEPE’DE HALK DÜŞMANLARI İLE MÜCADELE EDİYORUZ”
Daha sonra mahallelinin avukatı Onur Cingil söz alarak şöyle konuştu:
“Biz ne yapıyoruz? Fetihtepe’de halkına düşman olan halk düşmanları ile mücadele ediyoruz. Halkını dinlemeyen, halkına çevik kuvvet gönderen, kan döktüren bir zihniyetle mücadele ediyoruz. Belediye başkanı siyaseti bırakmalı. Belediyeler hizmet etmek için vardır ama bu belediye halkına zulmetmek için var. Başka da bir şey yapmıyor.
Belediye başkanının kendisi Fetihtepe’ye gelemeyeceği bugün biz belediyenin önüne geldik. Rahat rahat gelemeyeceğini, selam alamayacağını çok net bilsin. Halkına düşman olanların saltanatı en kısa zamanda yıkılacak. Burası içim riskli alan dediler. Riskli alan olmasını ispat edebilirdik. Bir hileyle burayı torba yasadan riskli alan yaptılar. Buralar bu insanların tapulu mülkleri, bugün bakanlıkla belediye tapulu yerlere çöküyor. Vicdanlara, insanlara aykırı bir iş yapılıyor. Dün diyaliz hastasının “Bu elektrik kesilirse hayatta kalamam” demesine rağmen kesiliyorsa diyecek bir şey yok. Fetihtepe’yi kimseye bırakmayız. Yazın ortasında insanları susuz bırakıyorlar.
“YAZIN ORTASINDA İNSANLARI SUSUZ BIRAKIYORLAR”
Çok merak ediyorum; belediye başkanı akşam eve gittiğinde Fetihtepe’dekiler aklına geliyor mu? Kendi koydukları kanunu çiğniyorlar. Bu mahkemelere baskı yapılıyor. Bu zulme son verin. Belediye başkanlığını işgal eden kişiye söylüyorum, derhal elektrik su doğalgazı geri bağlat. Yazın ortasında susuz bırakıyorlar insanları. Halk düşmanları kendi koydukları yasayı çiğniyorlar. İstanbul’un orta yerinde bu kadar tarihi bu kadar önemli bir yerde şu an yapılan binlerce insana zulümdür. Elektrik kesintisine dair belgeleri görmek istedik. Dört gündür göstermediler. Elektrik kesintisine dair belgeleri görmek istedik. Dört gündür göstermediler. Dava açmayalım diye bu belgeleri bize göstermiyorlar. Proje neyse onu göster. Rızaya dayalı dönüşümü gelsin yapsın. Eğer yapmazsa Fetihtepe mücadeleden geri durmaz. Halkız, haklıyız, kazanacağız.”
YURTTAŞLAR TALEPLERİNİ SIRALADI
Okmeydanı halkının proje ile ilgili talepleri şöyle:
Kentsel dönüşüm yasasının ‘plan olmadan dönüşüm yapılamaz’ kuralının gereği olarak 1/5000’lik ve 1/1000’lik planların yapılmasını,
Planların bölgemizdeki sivil toplum kuruluşlarından, üniversitelerin ilgili bölümlerinden, şehir plancıları ve mimarlar odasından görüş alınarak yapılmasını,
Planlar yapılıncaya kadar adamızdaki plansız kentsel dönüşüm uygulamasının durdurulmasını,
Tapulu tapusuz ayrımından kaynaklı sorun ve mağduriyetlerin yaşanmaması için 2981 ve 4706 sayılı yasaların öngördüğü kurallar çerçevesinde hak sahipliği kazanmış olanlara tapularının verilmesini,
Hak sahibi olduğumuz paylarımızın belirlenmesinde 6360 sayılı yasa gereği ‘arsa payı’nın dikkate alınmasını, ardından plana ve paylarımıza uygun avan projenin yapılarak tapuya tescil edilmesini,
Her dairenin şerefiye puanı ve bedelinin belirlenerek avan projeye işlenmesini,
Şu anda bize imzalamamız için sunulan muvafakatnamenin tek taraflı bir beyan olması nedeniyle bunun yerine idarenin ve hak sahiplerinin karşılıklı hak ve sorumluluklarının belirlendiği, ekinde avan proje, idari ve teknik şartnamenin olduğu hukuki sözleşme yapılmasını,
Üçte ikilik çoğunluğun sağlanmadan uygulama yapılmamasını,
Devlet eliyle yapılan dönüşümün anayasamızdaki ‘sosyal devlet ilkesine’ uygun olarak kârı amaçlayan değil, maliyetine yapılmasını,
Halihazırdaki uygulamada 6 ayda bir memura yapılacak zam artışı kadar artırılarak ödememiz istenen borç taksitlerimizin kamu bankalarındaki konut kredi sistemine bağlanarak 20 yılda sabit olarak ödenmesini,
1.500 TL olan kira yardımının İstanbul gerçeğine göre yeniden belirlenmesini ve hak sahiplerine yeni yapılan dairelerine taşınıncaya kadar talep ediyoruz.
NE OLMUŞTU?
Aralarında solunum cihazına bağlı 90 yaşında astım hastasının ve engelli çocuğun bulunduğu Okmeydanı Fetihtepe Mahallesi halkının elektrik, su ve doğalgazı kesildi. İstanbul 4. İdare Mahkemesi tarafından “mahalleliye uygulanan enerji kesimi ve tahliye ile ilgili kısmi yürütmeyi durdurma” yönünde verilen karara karşın enerji kesimine devam edildi. 7 Haziran 2022’den beri polisin sürdürdüğü baskı ve tehditlere direnen yurttaşlar arasındaki 15 yaşında bir çocuk da vardı. Çocuk polisler tarafından darp edilerek ters kelepçeyle gözaltına alındı. En az altı kişinin gözaltına alındığı müdahalede mahallelinin tepkisiyle 15 yaşındaki çocuk serbest bırakıldı.
PİRHA- HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, İstanbul Fetihtepe ve Çekmeköy’de yaşanan sorunları Meclis gündemine taşıdı. Kenanoğlu Genel Kurul konuşmasında, “Kentsel değil rantsal bir dönüşüm yapılmak isteniyor. Bölgede yaşayan vatandaşların elektriği, suyu, gazı kesilmiş. Ölümlere sebep olacak vakalar da söz konusu. Halkın onayladığı bir çözüm getirilmeli” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, İstanbul Fetihtepe ve Çekmeköy’de yaşanan sorunlara dair Meclis Genel Kurulu’nda konuştu.
İstanbul Fetihtepe’de 16 kez iptal edilen bir kentsel dönüşüm projesinin Beyoğlu Belediyesi tarafından yeniden uygulanmak istendiğini belirten Kenanoğlu, Çekmeköy’de ise deprem toplanma alanı olan bir parkın ranta açıldığını ifade etti.
“OKMEYDANI’NDA ZORAKİ BİR KENTSEL DÖNÜŞÜM SÖZ KONUSU”
Okmeydanı’nda ciddi bir dramın söz konusu olduğunu dile getiren Kenanoğlu, “Hakikaten hiçbir şekilde hakkın, hukukun tanınmadığı, 16 defa iptal edilen, reddedilen bir karar var ve buna rağmen de ısrarla orada bir kentsel dönüşüm yapmak isteyen Belediye Başkanı var. Kentsel dönüşümün nasıl olması gerektiği üzerine birçok brifing yapıldı, birçok sunum yapıldı. Bu işin toplumun, orada yaşayan halkın rızası olmazsa eğer nasıl sorunlara yol açacağı konusunda birçok belge, bilgi ve sunum toplandı. Bu Meclis’in arşivlerinde de, kayıtlarında da var. Şimdi bakıyorsunuz, Okmeydanı’nda insanların kabul etmediği şekilde, zoraki bir kentsel dönüşüm söz konusu. Tabii, mahalle halkı da diyor ki: ‘Bu kentsel dönüşüm falan değil, bu rantsal dönüşüm.’ Yani belirli müteahhitlerin burada koruyup kollandığı bir sistem var. Dolayısıyla da biz evlerimizi vermek istemiyoruz” diye konuştu.
“GECEKONDU BÖLGELERİ BÜYÜK RANT MERKEZLERİ HALİNE GELDİ”
‘Niye Okmeydanı bölgesi?’ diye soran Kenanoğlu sözlerine şöyle devam etti:
“Şu anda kentin tam orta göbeğinde kalmış ve orada geçmişten gelip gecekondularda oturan insanlar var. Aynı Küçük Armutlu’da olduğu gibi, şehrin diğer göbeğinde kalan başka gecekondu bölgelerinde olduğu gibi. Yani buralar şöyle görülüyor; buralarda büyük rant alanları oluştu, bunlar çeksin gitsin başka yere, biz buralarda büyük rant merkezleri oluşturacak yapılar, binalar oluşturalım şeklinde bir bakış açısı da var. Küçük Armutlu’daki bakış açısı da bunun üzerine kurulu.”
“BÖLGEDEKİ VATANDAŞLARIN ELEKTRİĞİ, SUYU, GAZI KESİLMİŞ DURUMDA”
Bölgede yaşayan insanların elektriklerinin, sularının kesildiğini anımsatan Kenanoğlu, konuşmasının devamında, “Biraz önce baktım Belediye Başkanı bu konuda ne diyor diye. Belediye Başkan şöyle diyor: ‘Marjinal grupların söylemi.’
Başka bir şey değil yani, marjinal gruplar söylemi üzerine kurulu bir ideolojik yaklaşımdan bahsediyorum. İzliyorsunuzdur iki gündür. Biz oradaki yaşananları izliyoruz, vatandaşların evlerinin içerisinden yansıyan görüntüler var. Ya, kimin ne dediği, kimin ne olduğu belli. Biraz önce, bu konuşmadan önce oradaki tanıdığım bir dernek başkanını aradım dedi ki: ‘Buradaki bu mahallede, şu anda bu mağduriyeti yaşayanların büyük çoğunluğu da AKP’ye oy verenler.’ Hani böyle işine gelmediği zaman marjinal ilan ediliyor ya kolaylıkla, öyle değil. ‘Şu anda o mağduriyeti yaşayanların büyük çoğunluğu da AKP’ye oy veren mahalleliler’ dedi. Hakikaten insanların hastaları var, mağdur olmuş insanlar var, engelli insanlar var ve onların orada elektriği, suyu, gazı kesilerek orada başka bir işkenceye maruz bırakılıyorlar. Ölümlere sebep olacak vakalar da söz konusu” dedi.
“DEPREM TOPLANMA MERKEZİ İMARA AÇILMIŞ”
Fetihtepe’nin ardından Çekmeköy’deki dönüşüme ilişkin konuşan Kenanoğlu, şunları aktardı:
“Burada deprem için toplanma alanına ve oradaki bir parka yapılaşma izni veriliyor ve bununla ilgili sıkıntılar var. Şimdi, burada biz Deprem Araştırma Komisyonu’ndayken şuna tanık olduk. Denildi ki özellikle bazı ilçeler için bir depremde toplanma merkezi sadece mezarlıklar, bak, sadece mezarlıklar… Yani sağ çıksanız da depremden sonra mezarlığa gideceksiniz, öldüyseniz de mezarlığa gideceksiniz, mezarlıktan başka gideceğiniz yer yok İstanbul’da şu anda. Şimdi, bütün bunlar niye yok? İşte, bu tür park alanları imara açılıp yapılaşmaya açıldığı için. Çekmeköy’deki vatandaşın isyanı da buna yönelik. İşte, sizin bildiğiniz o müteahhitlerden birinin imar planı yapılırken ona ayrılması gereken park alanı ayrılmamış, ona başka yerden verilmiş, gelmiş orada halkın ortak park alanına ve toplanma alanına göz dikmiş ve orası imara açılmış, orayla ilgili sıkıntılar var. Sonuçta biz İstanbul milletvekiliyiz ve İstanbul’daki yaşanan sorunları, sıkıntıları ve Türkiye’nin birçok bölgesinde, farklı bölgelerinde yaşanan sorun ve sıkıntıları burada dile getireceğiz. Bunların çözülmesi konusunda da elimizden geleni yapacağız. Sizden de talebimiz, her ne kadar kulağınızı da kapatsanız, gözünüzü de kapatsanız biz bu sorunları buradan bunun için dile getiriyoruz. Çünkü orada insanlar mağdur ve sıkıntı yaşıyorlar ve bunların çözülmesini istiyoruz.”
PİRHA- Okmeydanı’nda Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği’nin de içinde bulunduğu binaya kimliği henüz belirlenemeyen kişi veya kişiler tarafından bu sabah silahlı saldırıda bulunuldu. Saldırının hedefi ve nedeni henüz net olmamakla beraber emniyetin konuya ilişkin soruşturmasının sürdüğü kaydedildi.
İstanbul Okmeydanı’nda bulunan Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği’nin içinde bulunduğu binaya bu sabah saatlerinde kimliği henüz belirlenemeyen kişi veya kişilerce silahlı saldırıda bulunuldu.
Emniyet’in saldırıyla ilgili soruşturması sürerken, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği konuya ilişkin bir açıklama yaptı. Derneğe komşu bulunan dükkana 11, derneğe ise 5 kurşunun isabet ettiği saldırının hedefi ve nedeni konusunda henüz netleşen bir durum yok.
“SALDIRIYI GERÇEKLEŞTİRENLERİN YAKALANMASINI TALEP EDİYORUZ”
Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği tarafından yapılan açıklama ise şöyle:
“Ülkede yargı sisteminin muhalefeti dizayn etmek üzere kullanılmasıyla, her geçen gün şiddet olaylarına tanık oluyoruz. Sorunlarını kendi çeteci anlayışlarıyla sonuçlandırmaya çalışanların bugün yine bir eylemiyle karşı karşıya kaldık. Derneğimizin içinde yer aldığı binaya sabaha doğru silahlı saldırıda bulunuldu. Yan komşumuza 11, bizim kurumumuza ikisi duvara, üçü cama denk gelen 5 kurşun atılmıştır. Emniyetin soruşturması sonrası netleşen bilgiler doğrultusunda gereken geniş açıklamamızı kamuoyu ile paylaşacağız. Bu saldırıyı gerçekleştirenlerin bir an önce yakalanmasını talep ediyoruz.”
PİRHA-AKP’li Beyoğlu Belediyesi’nin kentsel dönüşüm adı altında zorla tahliyeye başladığı Okmeydanı Fetihtepe Mahallesi’nde tahliye etmeyen ev ve iş yerlerin enerjileri de kesildi. Çevik kuvvet ekipleri eşliğinde sürdürülen tahliye işlemine yurttaşların tepkisi sürerken, mahkeme yürütmenin durdurulmasına karar verdi.
İstanbul Beyoğlu Belediyesi’nin Fetihtepe Mahallesi’nde aldığı kentsel dönüşüm kararı sonrası evlerin enerjileri kesilirken, tahliyelere başlandı. Okmeydanı Fetihtepe Mahallesi’ni riskli bölge ilan eden AKP’li Beyoğlu Belediyesi, yurttaşları zorla evinden çıkarmaya çalışıyor. Çevik kuvvet ekipleri eşliğinde gerçekleştirilen tahliye ve enerji kesim işlemine yurttaşların tepkisi sürerken, mahkeme yürütmenin durdurulmasına karar verdi.
MAHKEME YÜRÜTMEYİ DURDURDU
Beyoğlu Belediyesi tarafından yapılan açıklamada, “Bir süredir şehir yenileme projesi devam eden Fetihtepe Mahallesi 3550. Ada’da beklenen süreç başladı ve önceden tebliğ edilen hukuki sürede evlerini tahliye etmeyen hak sahiplerinin binalarında elektrik, su ve doğalgaz erişimine son verildi. Yüzlerce hak sahibinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile muvafakatname imzalayarak evini tahliye ettiği bölgede, Ağustos 2021’den itibaren birçok bina şehir yenileme projesi kapsamında yerinden kaldırılmıştı. Evlerini tahliye etmeyen hak sahiplerine tanınan süre Ramazan Bayramı’ndan önce sona ermesine rağmen, bazı hak sahipleri evlerini boşaltmadı. Bugün İSKİ, İGDAŞ ve BEDAŞ ekipleri bölgedeki bazı binalara giderek verilen hizmetin sonlandırıldığını belirttiler” ifadeleri kullanılmıştı.
Gazete Duvar’dan Hazal Ocak’a konuşan mahallelinin avukatı Onur Cingil, “İstanbul 4. İdare Mahkemesi yürütmenin durdurulmasına karar verdi. Yürütmesinin durdurulmasına karar verilen yerlerde altyapı hizmetlerinin kesilmesi ve tahliye işlemi yapılamaz” dedi.
PİRHA-Cenaze için bulunduğu Okmeydanı Cemevi’nde polisin açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden Uğur Kurt, katledilişinin 8. yılında anıldı. Anmada konuşan Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, “Burada cenaze olduğunu bildikleri halde güvenlik güçleri üzerimize kurşun yağdırdı. Uğur Kurt’u bilerek vurdular. Vurduktan sonra da müdahale etmemize müsaade etmediler. Bu sefer de bizi gaza boğdular” dedi.
İstanbul Okmeydanı’nda 22 Mayıs 2014’te bir cenaze için bulunduğu cemevinin bahçesindeyken üzerine açılan ateş sonucu başından vurularak hayatını kaybeden Uğur Kurt, katledilişinin 8. yılında anıldı. Okmeydanı Cemevi’ndeki anma programına Kurt ailesinin yanı sıra, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İnanç Masası’ndan Vedat Kara, Emek Partisi (EMEP) GYK Üyesi Levent Tüzel de katıldı.
Baba Mansur Ocağı’ndan Eren Yıldırım’ın gülbengiyle başlayan anmada ilk olarak Hacı Bektaş Veli Vakfı Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin konuştu. Uğur Kurt’un vurulduğu güne ilişkin hatırlatmada bulunan Şahin, “Burada cenaze olduğunu bildikleri halde güvenlik güçleri üzerimize kurşun yağdırdı. Uğur Kurt’u bilerek vurdular. Vurduktan sonra da müdahale etmemize müsaade etmediler. Bu sefer de bizi gaza boğdular” dedi.
“CEMEVLERİMİZE GAZ BOMBALARIYLA, KURŞUNLARLA GİRİP, CANLARIMIZI KATLEDEBİLİYORLAR”
HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ise Türkiye’de Türk ve Sünni olmak üzere bir makbul vatandaş tanımı olduğunu söylerken, “Onun dışında kalan herkes ve her şey katliama da, acıya da maruz kalabilir. Bu onlar için hak görülüyor. “Camiye ayakkabıyla girdiler” diye kıyameti koparanlar, cemevlerimize gaz bombalarıyla, kurşunlarla girip, buradaki canlarımızı katledebiliyorlar. Yaşadığımız ülke böyle bir ülke” diye konuştu.
ADFE Genel Başkanı Celal Fırat da Uğur Kurt’u vuran polise verilen 12 bin 100 TL’lik cezaya tepki gösterirken, “Hem bir insanı katledeceksin hem de parayla onu salıvereceksin. Böyle bir zulmü bu ülkede yaşıyoruz. Aleviler olarak inancımız ve kimliğimizden dolayı hep katliama maruz kaldık” dedi. İBB İnanç Masası’ndan Vedat Kara da yaşanan katliamları unutmadıklarını kaydetti.
“DEVLETİN GELENEĞİNDE POLİS TERÖRÜ HEP VAR”
EMEP GYK Üyesi Levent Tüzel ise, “Cenaze için burada bulunan insanların üzerine açık şekilde ateş açıldı. Devletin anlayışı ve geleneği devam ediyor. Bu devletin geleneğinde polis terörü, polis şiddeti hep var” diye konuştu.
Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz de “Bu ülkede hiçbir insan bir ibadethane içinde öldürülmedi. Yalnız Uğur Kurt’ta bu gerçekleşti. Bir ibadethanede inancından dolayı katledilen bir canımız var. Ayrıca bu hukuk sistemi 12 bin 100 lira ile katil polisin aklanmasına sebep oldu” ifadelerini kullandı.
Baba Mansur Ocağı’ndan Eren Yıldırım Dede ise şöyle konuştu:
“Devlet şu aklımı ortaya çıkartıyor: Gidip cemevinde bir Alevi’yi öldürün. 12 bin liranız varsa dışarıda paşa paşa gezersiniz. Böylece insanların önünü mü açıyor? Açıyor zaten. Bu katliamı gerçekleştirenlere binlerce kez lanet olsun.”
PİRHA-Cenaze için bulunduğu Okmeydanı Cemevi’nde polisin açtığı ateş sonucu başından vurularak hayatını kaybeden Uğurt Kurt, katledilişinin 8. yılında anılacak. 22 Mayıs Pazar günü saat 11.00’de başlayacak olan anmaya çağrı yapıldı.
İstanbul Okmeydanı’nda 22 Mayıs 2014’te bir cenaze için bulunduğu cemevinin bahçesindeyken üzerine açılan ateş sonucu başından vurularak hayatını kaybeden Uğur Kurt, katledilişinin 8. yılında anılacak.
Baba Mansur Ocağı’ndan Eren Yıldırım dede yaptığı paylaşımda “Uğur Kurt. Katledilişinin 8. yılı. Bu acıyı yaşatanlara, adaletsizce verilen kararlara, bir ibadethanede bir insanı öldürmenin bedeli olan 12 bin 100 liraya tepkimizi bir kez daha göstermek ve Uğur Kurt canımızı anmak için tüm canları 22 Mayıs Pazar günü saat 11.00’de Okmeydanı Cemevimize bekliyoruz” dedi.
PİRHA-Polisin attığı gaz fişeğiyle yaralanan ve kaldırıldığı hastanede 9 ay komada kaldıktan sonra hayatını kaybeden Berkin Elvan, katledilişinin 8. yılında Şişli Feriköy Mezarlığı’ndaki mezarı başında saat 14.30’da anılacak.
Gezi Direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeğinin başına isabet etmesi sonucu yaralanan ve 9 ay komada kaldıktan sonra 11 Mart 2014 günü hayatını kaybeden Berkin Elvan katledilişinin sekizinci yılında anılıyor. Elvan ailesi her yıl olduğu gibi bu yıl da çocuklarının Şişli Feriköy Mezarlığı’ndaki mezarı başında törenle anacak.
Berkin Elvan gaz fişeğiyle vurulduğu sırada on dört, yaşamını yitirdiğinde 15 yaşındaydı.
Davanın ilk duruşması, Berkin Elvan’ın ölümünden tam 3 buçuk yıl sonra 6 Nisan 2017’de, İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmüştü. Karar duruşmasında mahkeme heyeti sanık polis Fatih Dalgalı’nın kasten öldürme suçunun sabit olduğuna hüküm vererek, müebbet hapisle cezalandırılmasına karar verdi. Mahkeme heyeti daha sonra indirim uygulayarak sanık polisin 16 yıl 8 ay hapisle cezalandırılmasına hükmetti. Tutuklama kararı vermeyen heyet, sanık polis için yurt dışına çıkış yasağı getirdi. Sanık Fatih Dalgalı, görevine devam ediyor.
Şüpheli şekilde yaşamını yitiren Münevver Akyol için Okmeydanı’nda açıklama yapan kadınlar, Aykol’un ölümünün kapatılmasına izin vermeyeceklerini belirtti.
Kadınlar, 9 Kasım’da şüpheli şekilde yaşamanı yitiren Münevver Akyol için, “İntihar değil cinayet, Münevver İçin Adalet!” diyerek Okmeydanı Mahmut Şevket Paşa Sağlık Ocağı önünde açıklama yaptı. “İntihar değil cinayet Münevver için adalet” pankartının açıldığı açıklamada “Jin jiyan azadi”, “Erkek adalet değil gerçek adalet” ve “Kadın cinayetleri politiktir” sloganları atıldı.
“HAYATIMIZA, HAKLARIMIZA SAHİP ÇIKIYORUZ”
Basın açıklamasını kadınlar adına Gamze Abay okudu. Abay “Münevver çocuk yaşta evlendirilmiş evliliği boyunca da sistematik şiddete uğraşmış. Evli olduğu erkeğe karşı aldığı uzaklaştırma kararları bir işe yaramamış evli olduğu erkek tehditlerine ve şiddetlerine devam etmiştir. Münevverin ölümü cinayettir. Münevver ne ilk ne de sondur” dedi.
İstanbul Sözleşmesi kaldırıldığından beri kadın cinayetlerinde ciddi bir oranda artışın olduğunu ifade eden Abay, “Şiddete uğradığı için karakola giden kadınlar sözleşmenin kaldırıldığı gerekçesiyle evlerine geri gönderiliyor. Bizler bu şiddetlerin münferit olmadığını biliyoruz. Bu cinayetlerin sorumlusu erkek devlettir. Katillere ceza verilmemesi sonucunda her gün yeni bir kadın cinayeti haberiyle uyanıyoruz. Bizler patriarkaya karşı birbirimizi her yerde savunacağız. Yalnız, çaresiz değiliz buradayız. Hayatımıza, haklarımıza sahip çıkıyoruz. Münevver’in ölümünün intihar diye kapatılmasına izin vermeyeceğiz. Okmeydanlı kadınlar olarak sürecin takipçisiyiz. İstanbul Sözleşmesi biziz” şeklinde konuştu.
“ÇİLEM’E NEVİN’E ÖZGÜRLÜK İSTİYORUZ”
Açıklamada konuşan Atike Eski de Çilem Doğan’a verilen cezayı kabul etmediklerini belirterek, “Bu ceza hepimize verilmiştir. Çilem’e, Nevin’e özgürlük istiyoruz. Erkek devletine güvenmiyoruz. Kadın katliamlarına karşı 25 Kasım’da da Taksim Tüneldeyiz orada da İstanbul Sözleşmesi biziz, İstanbul sözleşmesi yaşatır demeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
PİRHA- Suruç Katliamı’nın 6. yılında adalet mücadelesi devam ediyor. ‘Suruç İçin Adalet, Herkes İçin Adalet’ talebi kapsamında Suruç aileleri tarafından Okmeydanı’nda, Berkin Elvan’ın vurulduğu yerde basın açıklaması yapıldı. ‘Berkin Elvan İçin Adalet, Herkes İçin Adalet’ yazılı pankartının açıldığı açıklamada, adaletsizliğe karşı mücadele edileceği vurgulandı. 9 ve 10 Temmuz’da İstanbul, Ankara, Adana, İzmir, ve Diyarbakır’da da basın açıklamaları yapılacak.
33 sosyalist, barbar IŞİD çetelerinin yakıp yıktığı Kobani’yi yeniden inşa etmek, çocuklara umut olmak yola çıkmışlardı.
Kobani’ye hareket etmeden önce 20 Temmuz 2015 tarihinde Urfa’nın Suruç ilçesinde bulunan Amara Kültür Merkezi’nde bir basın açıklaması yaparken IŞİD’in canlı bomba saldırısında hayatlarını kaybettiler.
Katliamın 6. yılı yaklaşırken, Suruç İçin Adalet Herkes İçin Adalet talebi yükseltiliyor. Bu kapsamda, 8, 9 ve 10 Temmuz’da İstanbul, Ankara, Adana, İzmir, ve Diyarbakır’da basın açıklamaları yapılıyor.
İlk açıklama İstanbul’da bu akşam saat 17.00’de Okmeydanı’nda Berkin Elvan’ın vurulduğu yerde yapıldı.
Gençlik örgütleri ve Suruç Aileleri İnisiyatifi öncülüğünde, Okmeydanı’nda Berkin Elvan’ın vurulduğu yere ‘Berkin Elvan İçin Adalet, Herkes İçin Adalet’ yazılı pankartla kısa bir yürüyüş yapan kitle burada basın açıklaması yaptı.
Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan’ın da katıldığı açıklamada, suçlular yargılanana kadar adalet mücadelesinin devam edeceği belirtildi.
“Suruç için adalet, Berkin için adalet, Medeni için adalet” demeye devam edeceğiz denilen açıklamada adaletsizliğe karşı mücadele edileceği vurgulandı.
GÜLSÜM ELVAN: EMRİ BEN VERDİM DİYEN YARGILANANA KADAR MÜCADELEM SÜRECEK
Gülsüm Elvan da yaptığı konuşmada, “Tam 7 yıl oldu. Tek bir katil yargılandı. 16 kiloya 16 yıl verdiler. 16 yıl ödül olarak verildi. ‘Emri ben verdim’ diyen yargılanana kadar adalet mücadelem sürecek” dedi.
FERHAT ENCÜ: SÖZ KONUSU MUHALİFLER OLUNCA KATİLLER AKLANMAKTADIR”
Roboski Katliamı’nda yakınlarını kaybeden HDP Milletvekili Ferhat Encü de, tam bu noktada ekmek almaya giden Berkin elvan katledildi. Elvan ailesinin adalet mücadelesi sürüyor. Siyasi sorumlular hakkında soruşturma yürütülmedi. Tıpkı Uğur Kaymaz davasında, Medeni yıldırım davasında olduğu gibi. Tıpkı Roboski Katliamı’nda olduğu gibi cezasızlık politikası sürdü. Bizler asla mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Suruç Katliamı’nın asıl sorumluları yargılanana kadar adalet mücadelemiz devam edecek. Söz konusu muhalifler, Kürtler olunca katiller aklanmaktadır” diye konuştu.
9 Temmuz’da ise İstanbul Kadıköy Belediyesi önünde saat 12.30’da açıklama yapılacak ve Ankara’ya temsili yürüyüş yapılacak. Yine 9 Temmuz’da İzmir Alsancak’ta Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde saat 18.30’da ‘Deniz Poyraz için adalet, herkes için adalet’ temalı bir basın açıklaması yapılacak.
9 Temmuz’da Diyarbakır’da saat 12.00’de, Adana’da ise 17.30’da basın açıklaması yapılacak.
Ankara’da ise saat 10.04’te Ulus’taki Gar önünde 10 Ekim Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler anısına katılım sağlanacak.
PİRHA-Okmeydanı halkı, çeteleşme ve uyuşturucu kullanımının artmasına karşı açıklama yaparak “Bizler Okmeydanı’nda yoğun mücadeleler ve ödenen bedellerle yaratılan tüm değerlere sahip çıkıyor ve mahallemizde gelişecek her türlü çeteleşmenin, yozlaşmanın karşısında en sert biçimde tavır alacağımızı bir kez daha söylüyoruz” ifadelerini kullandı.
İstanbul Okmeydanı semtinde artan çeteleşme ve uyuşturucu ticaretine karşı yurttaşlar tepki gösterdi. “Olaylara dur demenin zamanı gelmiştir” diyen Okmeydanı halkı konuya ilişkin basın açıklaması yaptı.
“Çetevari davranışlar, kurşunlamalar tüm halka zarar verecek hale gelmiştir” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“ÇETELEŞME KARŞISINDA EN SERT BİÇİMDE TAVIR ALACAĞIZ”
“Çevrede yaşayan insanların dükkanları, evleri rastgele kurşunlanmış, bu pervasız hareketler sonucunda birçok insanımız zarar görmüştür.
Bizler Okmeydanı’nın devrimci-demokrat-ilerici kurumları olarak bu durumun önüne geçmek üzere irademizi ortaya koyduğumuzu tüm halkımıza duyururuz. Okmeydanı, devrimci geçmişi olan, çeşitli kültürlerin bir arada yaşadığı mahallelerden oluşan bir semttir ve Okmeydanı’nda yaşayan herkes mahallelerine sahip çıkmalıdır.
Kürtler, Aleviler, Türkler ve daha birçok etnik kökenden halklar, yıllardır bu mahallelerde kardeşçe yaşamaktadır. Bu kardeşliğin bozulmasına asla izin vermeyeceğiz.
Mahallemiz dayanışma ve direniş kültürüyle tüm ezilen halkların gözünün üstünde olduğu, mücadelesiyle çoğu zaman örnek olmuş bir mahalledir. İşte bu birlik ve beraberliği kırmak için iktidarın saldırıları doğrudan mahallemizi hedef almaktadır. İktidar operasyonlarla, ajanlaştırmalarla, baskı ve sindirme politikalarıyla halkı teslim almaya çalışsa da Okmeydanı halkı gereken cevabı her zaman vermiştir, şimdi de verecektir.
Bizler Okmeydanı’nda yoğun mücadeleler ve ödenen bedellerle yaratılan tüm değerlere sahip çıkıyor ve mahallemizde gelişecek her türlü çeteleşmenin, yozlaşmanın karşısında en sert biçimde tavır alacağımızı bir kez daha söylüyoruz. Buradan yola çıkarak; bundan sonra her hangi bir insana, her hangi bir esnafa, her hangi bir araca ya da her hangi bir eve sıkılmış her kurşunu tüm mahalle halkına yapılan bir saldırı olarak göreceğiz.
Mahallemizde yaşanan çetevari davranışları sergileyen herkesin karşısında olacağımızı, ne pahasına olursa olsun mahallemize sahip çıkacağımızı halkımıza ve kamuoyuna duyururuz.
İmzacı kurumlar;
Sosyalist Dayanışma Platformu, Halkevleri, Halkların Demokratik Partisi, Halkların Demokratik Kongresi, Demokratik Alevi Dernekleri, Türkiye İşçi Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi Mahmut Şevket Paşa mahalle temsilciliği, Komün dergisi, Sosyalist Meclisler Federasyonu”
PİRHA- İstanbul Beyoğlu’nda 9 siyasi partinin temsilcileri, Beyoğlu Belediyesi’ne kentsel dönüşüm konusunda çağrıda bulundu.
Cumhuriyet Halk Partisi, İYİ Parti, HDP, Saadet Partisi, Sol Parti, Merkez Parti, DSP, Gelecek Partisi ve Deva Partisi temsilcileri Fetihtepe Semt Konağı önünde bir basın açıklaması yaptı.
Ortak hazırlanan basın metnini, CHP İlçe Başkanı Şahin Dil okudu.
“HALKTAN YANA BİR DÖNÜŞÜME KATKI VERECEĞİZ”
Beyoğlu’nda bu kadar çok siyasi partinin, hiçbir ideolojik ayrım gözetmeksizin bir arada ilk kez bulunduğunu belirten Dil, tüm partilere çağrı yaptıklarını ve ortak bir yol haritası belirlemek istediklerini ifade etti.
Depremin siyasete malzeme edilmemesi gerektini ifade eden Dil; adil, şeffaf ve halktan yana bir dönüşüme katkı vereceklerini de kaydetti.
Basın açıklamasına CHP İlçe Başkanı Şahin Dil, İYİ Parti İlçe Başkanı İsmail Hakkı Çavuşoğlu, HDP İlçe Başkanı Sait Bor, Saadet Partisi İlçe Başkanı Mehmet Yıldız, Sol Parti İlçe Başkanı Yalçın Köse, DSP İl Başkan Yardımcısı Hakan Pekşen, Merkez Parti İlçe Başkanı Dursun Vazgeç, Gelecek ve Deva Partisi temsilcileri katıldı.
9 SİYASİ PARTİDEN 6 TALEP
9 siyasi partinin hazırladığı ortak metin şu şekilde:
Beyoğlu’ndaki siyasi parti yöneticileri olarak Okmeydanı’ndaki Tapu ve Kentsel Yenilenme konusunda Beyoğlu Belediyesi’ne çağrımızdır.
Tapu ve Kentsel Yenileme konusunda hak sahiplerinin haklarının korunması için takipçisi olacağımız talepler;
– Sahibi olduğumuz ya da aile büyüklerimizden miras kalan bina yada arsalarımızdaki hak sahipliğimizin, eksiksiz yasal güvenceye alınması,
– Adalardaki parsellerde yerleştirilecek binaların yerlerinin önceden tespit edilmesi ve açıklanması,
– Okmeydanı’nda kentsel yenileme yapılacak bütün adaların imar uygulamalarının önceden açıklanması,
– Mülkiyet tanımlama (hak sahibi olduğumuz yerlerdeki m2) kuralını ve hakkımız olan m2’nin açıklanması,
– Binaların yapımına başlamadan, hak sahiplerine tanınacak haklarda sonradan hiçbir değişikliğe gidilmeyeceğinin yazılı olarak taahhüt edilmesi,
– Tapu tahsis belgelerindeki hakkı olan m2 kadar tapuların koşulsuz verilmesidir.
PİRHA- Gezi direnişi sırasında İstanbul Okmeydanı’nda polisin attığı gaz fişeğiyle hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın ölümüyle ilgili açılan davanın 15. duruşması görüldü. Duruşmada tanık olarak dinlenen polis Yalçın Şengör, bütün sorulara “hatırlamıyorum” diye cevap verdi.
Haberin videosu
Gezi direnişi sırasında İstanbul Okmeydanı’nda polisin attığı gaz kapsülüyle başından vurularak hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın ölümüyle ilgili açılan davanın 15. duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya Berkin Elvan’ın ailesi, avukatları ve insan hakları savunucuları katıldı.
Kimlik tespiti ile başlayan duruşmada Bingöl Emniyeti Çocuk Şube Müdürlüğü’nde görev yapan polis Yalçın Şengör, Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlanarak duruşmada tanık olarak dinlendi.
TÜM SORULARA ‘HATIRLAMIYORUM’ DİYE CEVAP VERDİ
Mahkeme başkanının Şengör’e olay günü kimlerle nerelere gittiklerini sorması üzerine Şengör, “6 yıl geçti üzerinden hatırlamıyorum. O gün orada olduğumu bile hatırlamıyorum. Görev yaparken yanımda kim vardı kim yoktu hiç bilmiyorum” dedi. Başkanın, “Nerede görev yaptınız?” sorusuna ise Şengör, “Hatırlamıyorum” diyerek cevap verdi. Mahkeme Başkanı, Şengör’ün önceki duruşmasında nerede görev yaptığını söylediğini hatırlatmasına rağmen Şengör, bunu da hatırlamadığını iddia etti. Başkanın, “Okmeydanı’nda görev yaptınız mı?” sorusuna ise Şengör, yine “Hatırlamıyorum” diyerek cevap verdi. “Gezi olayları sırasında ZET tüfek kullandınız mı” sorusuna Şengör şu şekilde çelişkili yanıt verdi: “Kullandım. Kullanmadım. Atıp atmadığımı bilmiyorum. Kullandıysam bile hatırlamıyorum.”
ANNE VE BABA ELVAN DURUŞMA SALONUNU TERK ETTİ
Tutuksuz yargılanan sanık polis Fatih Dalgalı’yı tanıyıp tanımadığı sorusuna ise Şengör, tanımadığını söyleyerek cevap verdi. Olay gününe ait görüntüleri ve orada olan kişilerin de olduğu görüntülerine ilişkin de Şengör görüntülerdeki kişilerin yüzlerinin net olmadığını ve oraya çok sayıda takviye polis geldiğini bu nedenle kimseyi hatırlamadığını ileri sürdü.
Şengör dinlenirken Elvan ailesi duruşma salonunu terk etti.
MAHKEME BAŞKANI: BİZ ELİMİZDEN GELENİ YAPTIK
Mahkeme Başkanı, “Mahkeme tarafımızdan keşif yapıldı. Bizim asıl mahkememizin istediği rapor verilmemiş. Biz mahkeme olarak dosyayı aldığımızda yüzde 28’i oranındaydı. Şimdi yüzde 75’in üzerine geldi. Bir rapor alınması lazım. Biz mahkemenin bir an önce bitmesi için çalışıyoruz. Sizin taleplerinizle ilgili her yere yazı yazdık. Rapor eksikliği var. Rapor için yakın günler veriyoruz. Tahminen duruşmayı iki ay sonraya veriyoruz rapor gelir diye. Rapor şu an Adli Tıp Kurumu’nda. Oradan gelecek rapora göre esasa ilişkin süre vereceğiz taraflara. Sonra mütalaa isteyeceğiz. Dosya yüzde 80-90 bitmiş. Biz elimizden geleni yaptık” dedi.
“KOLLUĞUN DOSYAYA MÜDAHALE ÇABASI”
Avukat Can Atalay ise “Adli Tıp’tan gelecek rapordan sonra bilirkişi raporuyla ilgili değerlendirme yapacağız. Mahkemenizin yapmış olduğu keşfin boşa çıkarılmak istendiğini keşifte bulunan jandarma personeli arasında bir tartışma olduğuna şahit olduk. Jandarma personeli dosyaya rapor sunmadı. Bu dosyaya müdahale etmeye çalışmanın göstergesidir. Kolluğun polis kanadının gerçeğin açığa çıkmaması için yaptığı çabadır” dedi.
Atalay, “Son rapor sanığın çocuğu bilinçli vurduğunu ortaya koyuyor. Atışın yapıldığı yerle çocuğun vurulduğu yer arasında esaslı bir açı var. Bu rapor diyor ki atış paraleldir. Atışı yapan kişiyle çocuğun vurulduğu yer bayır aşağıdır. Atışı yapan hakim durumdadır. Aşağı doğru olduğu için eksi 30 derecelik bir açı vardır aralarında” diye ifade etti. “Çocuğun vurulduğu an itibariyle duvardaki yazılamaları bile yazan bir bilirkişi heyeti olay anında bir toplumsal gösteri olmadığını da bilerek rapora yazmamıştır” diyen Atalay, Elvan’ın vurulduğu andan itibaren toplumsal bir olayın olmadığının yazılmamasının rapora örtü olarak geçtiğini söyledi.
“KASTIN NE BOYUTTA OLDUĞUNU GÖSTERİYOR”
Raporun 13 ve 14’üncü sayfasında kolluğun kullandığı silahların tarif edildiği ve resimlerinin konulduğunu dile getiren Atalay, “Rapor defaatle sanığın atışı yaparken kafasını sağa doğru eğdiğini söylüyor. Bu nişan almaktır. Ondan önce sivil atış yapmış insanların bu atışların bir aşamasında başını sağa eğerek muhtemelen atış ayarının yüksekliğine baktı. Başını sağa yatırarak Berkin ya da başka birini hedef alması gözler önündedir” dedi. Türk Tabipler Birliğinin gazların kullanımıyla ilgili bir genelgesi olduğunu belirten Atalay, “Nişan alarak ateş ediyor. Sadece Fatih Dalgalı değil yanındaki ve arkasındaki de çocuğun vurulduğunu görüyor ama ilk yardım müdahalesinde bulunmuyorlar. Bu da kastın ne boyutta olduğunu gösteriyor” dedi.
Savunmaların ardından mahkeme başkanı duruşmayı 5 Şubat 2020’ye erteledi.
5 ŞUBAT’TAKİ DURUŞMAYA KATILIM ÇAĞRISI
Duruşma sonrası Elvan ailesi ve avukatları adliye önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada ilk olarak konuşan avukat Çiğdem Akbulut, “Nisan ayında bir keşif gerçekleştirdi. Keşfe katılan kolluk kuvvetleri raporu hazırlayamadılar. Nisan ayından bu yana sürekli konu değiştiren bir ek var. Geçtiğimiz hafta bir rapor ulaştı elimize ve istediğimiz hususlara ilişkin değil, istemediğimiz hususlara ilişkin tespitler vardı raporda. Olaydan saatler sonra bölgede havai fişek patlatıldığı ve polisin de buna karşılık verdiği tespiti yapılmış. Bu tamamen çarpıtma. Biz sadece sabah saatlerini istedik. Polisin de arkası dönüktü tespit edemedik diyor” dedi. Mahkeme heyetinin dosyayı Adli Tıp’a gönderdiğini söyleyen Akbulut, “Bir sonraki duruşmada tarihte esasa ilişkin savunmamızı hazırlamış bir şekilde burada olacağız. Çok önemli bir duruşma. Hepinizi şimdiden o duruşmaya bekliyoruz” dedi.
“BİRLİKTE MÜCADELE EDERSEK BAŞKA BERKİNLERİ ÖLDÜRTMEYEBİLİRİZ”
Anne Gülsüm Elvan ise “Tüm çocukların katilleri yargılansın. Bu olmamalıydı. Adalet istiyoruz. Adalete açız” diye belirtti.
Baba Sami Elvan da “Bu dava bizim davamız değil. Geziye gelen sokaklara çıkan herkesin davası. Berkin herkesin çocuğu. Bugüne kadar Elvan ailesi olarak mücadele ettik bundan sonra da mücadelemizi sonuna kadara devam ettireceğiz. Bizi yalnız bırakmamanızı rica ediyorum. Herkesin şöyle yastığa başını koyup düşünmesi gerekiyor. Gezi nasılsa, 5 Şubat’ta da öyle bir duruşma olması için herkesi duruşmaya bekliyoruz. Biliyorum ki gerçek bir adalet çıkmayacak davadan. Ceza alması ya da almaması benim için önemli değil. Benim çocuğumu bu geri getirmeyecek ama geleceğimiz için önemli. Birlikte mücadele ederek belki adaleti sağlayabiliriz. Başka Berkinleri öldürtmeyebiliriz” diye konuştu.