Etiket: okmeydanı

  • Berkin Elvan davasında olay yeri bilirkişisi bulunamıyor!

    Berkin Elvan davasında olay yeri bilirkişisi bulunamıyor!

    Gezi Direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeğiyle hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın davasında dosyayı inceleyecek olay yeri bilirkişisi bulunamıyor.

    2013 yılında Gezi Direnişi sırasında İstanbul Okmeydanı’nda polisin attığı gaz kapsülünün başına isabet etmesi sonucu yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın faili polis Fatih Dalgalı’nın yargılandığı davada, 6 yıl sonra İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü tarafından yapılan keşfin raporu dosyaya girmişti.

    Artı Gerçek’ten Rıfat Doğan’ın haberine göre raporda gaz tüfeği bilirkişilerinin sadece gaz tüfeği kullanıcısı olduklarından, olayda kusur oranlarının tespitinde yetersiz kaldıkları ifade edilmişti. Bilirkişiler, jandarma genelinde gaz tüfeği eğitimlerinin yapıldığı İzmir Foça Jandarma Okul Komutanlığı’ndaki usta öğrencilerin veya Adli Tıp Kurumu’nun kusur oranlarının tespiti için uygun oldukları belirtilmişti.

    Bunun üzerine İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi Foça Asliye Ceza Mahkemesi’ne talimat yazarak Foça Jandarma Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı’nın emrindeki personelden iki kişilik gaz tüfeği eğitmeni ve bir kişi olay yeri inceleme personeli olmak üzere üç bilirkişilik heyet görevlendirilmesini talep etti.

    Foça Jandarma Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı Foça Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderdiği yazıda Erkan Karakaya ve Bülent Poyraz’ın gaz tüfeği eğitmeni olarak görevlendirildiğini belirterek “Bağlı birliklerinde olay yeri inceleme birimi kadrosu ve bu konuda aktif olarak görev yapan herhangi bir birim bulunmamakla birlikte, İbrahim Akçal’ın olay yeri inceleme kursu görmüş tek personel olması nedeniyle olay yeri inceleme bilirkişi olarak görevlendirilmek üzere bildirilmiştir ve olay yeri inceleme bilirkişisi olarak görevlendirilmiştir” dedi. Akçal’ın olay yeri inceleme kursu aldığı ve bu branşta 5 yıldan daha uzun süreli olarak görev yaptığı ifade edildi.

    Olay yeri bilirkişisi olarak görevlendirilen Akçal ise gönderdiği dilekçede “2010 yılından bu yana olay yeri inceleme birimlerinde görev yapmadığını, bu branşta meydana gelen bilimsel, teknolojik ve mevzuat alanındaki değişiklik ve yeniliklerden uzak olduğunu belirtti. Akçal dilekçesinde bilirkişi görevlendirilmesinden alınmasını talep etti.

    Komutanlık da söz konusu dava dosyasının kamuoyundaki hassasiyeti ve yargılamaya yapacağı etki ve katkı durumu değerlendirildiğinde personelin bu görevinde istenilen düzeyde katkı sağlayamayacağını kaydederek Komutanlığa bağlı birliklerde görevli personelden olay yeri inceleme bilirkişisi olarak değerlendirilebilecek yeterlilikte ve nitelikte başka bir personelin bulunmadığını ifade etti. Komutanlık, İzmir İl Jandarma Komutanlığı emrinde aktif olarak görevli bulunan olay yeri inceleme timlerinde görevli personelden, bilirkişi olarak görevlendirme şartlarına haiz bir personelin söz konusu dava dosyasına olay yeri inceleme bilirkişisi olarak görevlendirilmesinin uygun olacağını belirtti.

    Berkin Elvan’ın ölümüyle ilgili dava 25 Eylül tarihinde İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

  • Berkin Elvan davasında yeniden bilirkişi raporu alınacak

    Berkin Elvan davasında yeniden bilirkişi raporu alınacak

    Gezi Parkı eylemleri sırasında polisin attığı gaz fişeği sonucu hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın davasında dosyadaki raporların yeniden bilirkişi heyetine gönderilmesine karar verildi.

    Gezi Parkı eylemleri sırasında başına gaz fişeği isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın ölümüyle ilgili polis memuru Fatih Dalgalı’nın tutuksuz yargılandığı davanın 13’nci duruşması İstanbul 17’nci Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Sanık avukatının beyanları üzerine Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, “Sizin yüzünüzden dünyada çocuk kalmadı” diyerek duruşma salonunu terk etti.

    Sanık polis Fatih Dalgalı’nın Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldığı duruşmada taraf avukatları hazır bulundu.

    Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan ve babası Sami Elvan, HDP Milletvekilleri Oya Ersoy, Serpil Kemalbay, CHP Milletvekilleri Ali Şeker, Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel ile çok sayıda kişi de duruşmaya katıldı.

    “ZET’Çİ POLİSLERİ TANIMIYORUM”

    Duruşma tanık polislerin dinlenmesi ile başladı. Olay günü Mecidiyeköy’ de görevli olduğunu kaydeden Tanık çevik kuvvet polisi Önder Demir, “Mecidiyeköy’ den Okmeydanı’na geçmemiz söylendi oraya geçtik. Ben kuleciydim. Çalıştığım bölgeyi tam bilmiyorum, olaylardan haberim yoktu. Olay yerine biz gitmedik. Zetçi polisleri tanımıyorum” dedi. Tanık Demir’e Berkin’in vurulduğu yerin görüntüleri gösterildi. Demir, “Olay sırasında burada değildim, olay sonrası buraya gelip gelmediğimizi hatırlamıyorum. Fatih Dalgalı’yı tanımıyorum. Fotoğraflarda gösterdiğiniz kimseyi tanımıyorum. Bu olayı haberlerden duydum” diye konuştu.

    DALGALI’YI FOTOĞRAFTAN ÇIKARAMADI

    İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nce “olası kasıtla öldürmek” suçundan müebbet hapsi istenen sanık polis Fatih Dalgalı ile beraber çalışan ve daha önce ifade vermeyen ikinci tanık Bekir Koçak, duruşmaya Antalya’dan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBIS) ile bağlandı. Gezi eylemleri sırasında görevli olan ve dokuzuncu birlikte bulunan Koçak şunları söyledi: “Ben yeni devrolduğum için araç koruma görevindeydim, aşağıya hiç inmedim. Olayın olduğu yere hiç gitmedim, arabadan ayrılamayız. Araba metrobüs durağında duruyordu. Fatih Dalgalı’yla 7-8 ay beraber çalıştık. İzletilen görüntülerdekileri tanımıyorum”

    Hakimin Fatih Dalgalı’nın fotoğrafını göstermesi üzerine tanık Koçak, Fatih Dalgalı’yı “fotoğraftan çıkartamadığını” söyledi.

    “KEŞİF DÜZGÜN YAPILMADI”

    Duruşma savcısı, tanık beyanlarının da tamamlanması ile bilirkişi raporunun da geldiğini belirterek, dosyada eksik kalmadığını ve esasa ilişkin değerlendirmelere geçilebileceğini söyledi.

    Berkin Elvan’ın avukatı Can Atalay bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunarak eksik hususların olduğuna dikkat çekti. Gelen bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunan Atalay şunları söyledi: “Bilir kişi raporunda atışı yapan kişinin hedef gözeterek atış yaptığı açıklığa kavuşmuş durumda. Atış noktasıyla vurulma noktası arasındaki mesafe konusunda bu rapor bizi haklı çıkarıyor. Raporda belirtilen 15-20 derecelik açı bizce doğru değildir. Kapsül ile çocuğun düşüşü eş zamanlı, Berkin 2 metreden uzun olmadığına göre rapordaki bu açı doğru değildir. Bilirkişi olay yerini keşfe geldiğinde, polislerle gelen ekip arasında tartışma çıktı. Bu sırada keşfin düzgün yapılmadığını düşünüyoruz. Raporun net olması gerekirken lafı fazlasıyla dolandırmışlar. 2. Zetçi’nin atış yaptığı açık. Çocuk ile kapsülün düşüşünün eş zamanlı olduğu açık. Dolayısıyla bu rapor eksiktir. ‘Emri ben verdim’ diyenleri dahil etmediği için, çevik kuvvet amirlerini dahil etmediği için bu dosya eksik. ”

    ANNE ELVAN: SİZİN YÜZÜNÜZDEN DÜNYADA ÇOCUK KALMADI

    Daha sonra Sanık Fatih Dalgalı’nın avukatı savunma yaparak şunları söyledi: “Bilirkişi raporu teknik bir rapor. Etraftan dolanma yok. Atış açısı tespit edilemedi. Sanık tam olarak teşhis edilmemiştir. Maddi gerçek hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılmamıştır.”

    Sanık avukatının sözleri üzerine Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, “Sizin yüzünüzden dünyada çocuk kalmadı be! Tabii böyle rapor gelir, arkanızda İçişleri Bakanı var” diyerek salonu terk etti.

    DURUŞMA 25 EYLÜL’E ERTELENDİ

    Duruşmaya verilen aranın ardından dosyadaki Adli Tıp Kurumu raporları, Jandarma Kriminal raporları, diğer bilirkişi raporları, olay anına ilişkin görüntülerin ve diğer delillerin üçlü bilirkişi heyetine gönderilmesine karar verildi. Duruşma, 25 Eylül 2019 saat 10.00’a ertelendi.

    DURUŞMA SONRASI ELVAN AİLESİNDEN AÇIKLAMA

    Duruşma sonrası İstanbul Adliyesi önünde Berkin Elvan’ın ailesi ve avukatları basın açıklaması gerçekleştirdi.

    İlk olarak Elvan ailesinin avukatı Çiğdem Akbulut konuştu. Keşif raporunun hafta başında geldiğini anımsatan Akbulut, “Rapor bizim için önemliydi. Sunulan rapor bizim istediğimiz gibi sunulmadı. Atış açısı uygun olmasına rağmen raporda bu söylenmedi. 15-20 derecelik bir açıyla vurulabileceği söylenememiş raporda. Bu söylenmemesine rağmen diğer raporlar bizi bu sonuca götürüyordu. Bu süreci daha fazla uzatmak istemediğimizi söyledik. Savcılık makamı da bunu söyledi. Mahkeme heyeti bir rapor daha hazırlanmasına dair bir karar verdi. Olumlu ya da olumsuz bir şey söyleyemeyiz. Bu zamana kadar gelen raporlar hep birbirini doğruladı. Eylül’e kadar tekrar bekleyeceğiz. Rapor gelirse Berkin’in hedef alınarak atış yapıldığı görülecektir” dedi.

    “ADALET İSTİYORUM”

    Berkin Elvan’ın babası Sami Elvan ise Adalet Bakanı’na şu sözlerle seslendi: “Çocuğumuz 5 yıldır aramızda değil. Niye Adalet Bakanısın? Neden dosyanın üzerinde elin var? Neden dosyaya müdahale ediyorsun. Olay yerine gelenlerin gerçekleri ortaya çıkarmak için geldiğini gördüm. Adalet Bakanı dosyadan elini çeksin ilerde belki kendi çocuklarının başına da bir şey gelebilir. Direk hedef alınarak vurulan bir çocuk. Mahkeme heyetini özgür bırakın, kendi şahsi özgür fikirleri ile karar versinler. Adalet neyse onu yapsınlar. Kendim için bir şey istemiyorum adalet istiyorum.”

    “VİCDANINIZI NEREYE SAKLADINIZ?”

    Gülsüm Elvan ise Adalet Bakanı’nın başını yastığa koyduğunda rahat uyuyup uyuyamadığını sordu. Anne Elvan, “Vicdanınızı nereye sakladınız? Adalet diyoruz, yine söyleyeceğiz. Adalet sarayına ne diyelim. Artık bu ülkede çocuk kalmadı, bu ülkede çocukların üzerinden elinizi çekin. Çocuk katilleri kendilerini belirlediler. Kimlerin katil olduğu belli.”

    Kaynak: Evrensel

  • Berkin Elvan davası: Kusur tespitinde yetersiz kalındı

    Berkin Elvan davası: Kusur tespitinde yetersiz kalındı

    Gezi direnişinde yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın vurulduğu yerle ilgili keşif raporunda bilirkişiler “yetersiz” kaldı.

    Gezi Parkı eylemlerinde polisin attığı gaz fişeğinin kafasına isabet etmesi sonucu yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın ölümüne neden olan sanık polisin yargılandığı davada altı yıl sonra olay yeri keşif raporu dosyaya girdi. Raporu değerlendiren avukat Akbulut, “Dışarıdan müdahale edilerek raporun bu şekilde düzenleneceği şeklindeki şüphemiz bu raporla birlikte doğrulanmış oldu” dedi.

    Berkin Elvan, Gezi Parkı eylemleri sırasında 16 Haziran günü Okmeydanı’nda polisin attığı gaz fişeği nedeniyle yaralanmış ve 269 gün yoğun bakımda tedavi görmesine rağmen hayatını kaybetmişti.

    Sanık polis F.D.’nin yargılandığı İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla, Berkin Elvan’ın ölümünden altı yıl sonra 10 Nisan’da İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü tarafından keşif yapılmıştı. Bilirkişilerden Berkin Elvan’ın bulunduğu Gaziler Sokak ile ZETçi (gaz tüfeği kullanan polis) polislerin bulunduğu mesafenin ölçülmesi ve atış yapan sanık polis hakkında kusur oranının belirlenmesi talep edildi.

    TANIK PARLAK: BERKİN’İN VURULDUĞU YERLE POLİS ARASI 50 METRE

    Artı Gerçek’ten Rıfat Doğan’ın haberine göre; raporda keşif günü tanık olarak dinlenen Deniz Can Parlak’ın beyanına yer verildi.

    Parlak’ın verdiği beyan rapora şu ifadelerle geçti: “Berkin Elvan’ın yaralanmış olduğu (a) noktası ile ZETçi polislerin bulunduğu (b) noktası arasındaki mesafenin 50.30 m (50 metre 30 santimetre) olarak ölçülmüştür.”

  • Berkin Elvan vurulduğu yerde anıldı

    Berkin Elvan vurulduğu yerde anıldı

    PİRHA-Gezi Direnişi sırasında polis tarafından atılan gaz fişeğiyle vurulan Berkin Elvan vurulduğu yerde anıldı. Anmada konuşan baba Sami Elvan, “Bugün babalar günü, çocuğumun yanına giderken polis tarafından takip ediliyoruz. Benim güvenliğimi almak için gelmişler. Niye benim çocuğumun, Ethem’in, Ali İsmail’in güvenliğini almadınız?” dedi. 

    Gezi Direnişi sırasında İstanbul Okmeydanı’ndaki eylemlerde polis tarafından atılan gaz fişeğinin başına isabet etmesi sonucu ağır yaralanan Berkin Elvan vurulduğu yerde anıldı. Anmaya Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Barış Atay ve HDP İstanbul Milletvekilleri Oya Ersoy ve Ahmet Şık da katıldı.

    “NİYE BENİM ÇOCUĞUMUZ GÜVENLİĞİNİ ALMADINIZ?”

    Anmada konuşan baba Sami Elvan, “Bugün babalar günü, çocuğumun yanına giderken polis tarafından takip ediliyoruz. Bize görev yaptıklarını söylüyor. Peki emri kimden alıyorsunuz? Benim güvenliğimi almak için gelmişler. Niye benim çocuğumun, Ethem’in, Ali İsmail’in güvenliğini almadınız? Ahmet Atakan’ı neden öldürüp binadan aşağı attınız, Abdocan’ı öldürdünüz, Mehmet Ayvalıtaş’a kaza yaptırdınız? Bizi ne kadar taciz ederlerse etsinler, biz Gezi Direnişi’ni anmaya devam edeceğiz” dedi.

    “BERKİN’İ YOK EDEMEZSİNİZ, BERKİN SİZİ YOK EDER”

    Anne Gülsüm Elvan ise, “Çocuğumu Vatan’a çağırdılar ve (İrfan diye bir çocuk vurulmuştu) ‘Sen de onun gibi vurulacaksın’ dediler. Bugün Hatay’da IŞİD’linin cenazesine katılım oldu. Onlara neden ceza vermiyorsunuz? Şunu unutmasınlar: Berkin ölmedi. İnsanlar çocuklarının adlarını Berkin koyuyor. Berkin’i yok edemezsiniz. Ama gün gelir, Berkin sizi yok eder” diye konuştu. (HABER MERKEZİ)

  • Okmeydanı Cemevi Başkanı Şahin: Seçim sonuçlarını hazmedemiyorlar-VİDEO

    Okmeydanı Cemevi Başkanı Şahin: Seçim sonuçlarını hazmedemiyorlar-VİDEO

    PİRHA- Gerçekleşen yerel seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan İstanbul Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, “Neredeyse halkın iradesini yok sayıp yeniden bir seçime gitmeye çalışıyorlar. Bunlar ülkeyi böler, ülkede sıkıntılar, kaoslar olur. İnsanlar tatil günlerinde, hastasını bırakıp gidip oy kullanarak iradesini ortaya koyup emek vermiştir. Bu emeğe saygı duymaları lazım” dedi.

    Türkiye’de 31 Mart’ta yerel seçim yapıldı. AKP kalesi saydığı bir çok yeri kaybederken İstanbul’da ise hala diretiyor. Birçok yerde oyların yeniden sayılması yönünde itirazlar yapan AKP hükümeti İstanbul’da ise seçimin iptali için başvuru yaptı.

    Seçimin ardından bir çok kesimden de değerlendirmeler gelmeye devam ediyor. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin de seçimlere ilişkin düşüncelerini PİRHA mikrofonuna anlattı.

    Seçim sonuçlarının sürpriz olduğunu kaydeden Şahin, “Dip dalgası gerçekten yüzeye yansıdı. Bizim açımızdan bu seçim gayet güzel. Çünkü 17 yıldır iktidarın elinde bulunan belediyelerin değişik yönetimlere geçmesi, değişikliklerin gelmesi halkı memnun eden bir seçim oldu. Halk, bundan sonraki seçimlerde seçimi alan kişilerin, belediyelerin ve belediye başkanlarının halka daha farklı bir hizmet vermesi gerektiğini düşünüyor. Bu nedenle bu seçimde böyle bir tercihte bulundu” dedi.

    “HALKIN TERCİHLERİNE SAYGI DUYULMASI GEREK”

    Halkın tercihlerinin doğru olduğunu ve bu tercihe saygı duyulması gerektiğini belirten Şahin, “Ne yazık ki ülkede demokrasi, hak ve hukuk var diyoruz ama bugüne kadar hala mazbataların verilmemesi ve seçimlere itiraz edilmesi kafalarda bazı soru işaretleri yaratıyor. Çünkü 2014’te yapılan belediye seçimlerinde çok az bir oy farkı ile kaybedilen yerlerde yapılan itirazları Yüksek Seçim Kurulu (YSK) ciddiye almadı. Ama ne yazık ki YSK şimdi en ufak bir itirazı değerlendiriyor. Neredeyse halkın iradesini yok sayıp yeniden bir seçime gitmeye çalışıyorlar. Bunlar ülkeyi böler, ülkede sıkıntılar, kaoslar olur. İnsanlar tatil günlerinde, hastasını bırakıp gidip oy kullanarak iradesini ortaya koyup emek vermiştir. Bu emeğe saygı duymaları lazım” şeklinde konuştu.

    “BU SEÇİM HALKIN İRADESİ İLE KAZANILMIŞTIR”

    Türkiye’de partilerin genel başkanları ve MHP genel başkanı hiçbir yaklaşım göstermeden hala YSK’nın değil de devleti yöneten Cumhurbaşkanının sözleri ile hareket ettiğini bunun ülkeye zarar vereceğini dile getiren Şahin, “Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yapmış olduğu ittifaklar ile bu seçimleri almıştır. İttifakın birliğin bütünlüğün ne kadar önemli olduğunu burada bir daha göstermiştir” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bugün HDP’nin oyları iyi partinin oyları diğer sol ve sosyalist demokratların oyları ile demek ki yapılmayacak hiçbir şey yok. Bu bir seçimdir ve bu seçim halkın iradesi ile alınan bir seçimdir. Ancak hala hazmedilmemiş ve geciktirme çabaları var. Mazbataları verecekler ama geciktirmenin yollarını da arıyorlar. Bu geciktirmenin sebebinin altından neler çıkacağını bekleyip göreceğiz. Ancak bunlar ülkeye, demokrasiye zarar veren, halkı sindirmeye çalışan bir politikadır. Bu tavırdan vazgeçeceklerini düşünüyoruz.”

    “DEMOKRASİYİ İŞLETMİYORLAR”

    Yerel seçimler öncesi İçişleri Bakanı, Cumhurbaşkanı ve diğer parti yetkililerinin tehditvari söylemlerde bulunduğunu ancak halkın sergilediği irade ile hakkın yerini bulduğunu vurgulayan Şahin, “Öbür tarafta olsa bu tarafta olsa kazanan halkın iradesi olacaktır. Yani halkın tercihlerine saygı duymak lazım. Çünkü demokrasi var ülkede. Ama demokrasiyi işletmiyorlar. Aradan kaç gün geçmesine rağmen hala mazbatalar verilmedi ve itirazlar devam ediyor. Bu demokrasi, hak, hukuk ve toplumun iradesine karşı gelmek adına hoş değil. Bunların olmamasını istiyoruz. Haklı kim ise adalet yerini bulacak diye düşünüyorum” dedi.

    “ALEVİLER AÇISINDAN ÜLKEDE HİÇBİR ŞEY KOLAY KOLAY DEĞİŞMEZ”

    Aleviler açısından bu ülkede kolay kolay hiçbir şeyin değişmeyeceğine dikkat çeken Şahin, “Bugün Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyükşehir belediyelerini CHP aldı diye Aleviler için bir şey değişmez. Çünkü biz Alevilerin burada bir beklentisi de yok. Aleviler bugün CHP ve Ekrem İmamoğlu’na oy vermiştir. Ancak Aleviler oy verdi diye bir beklenti içinde olmadılar. Alevilerin bu ülkede beklentisi birlik, barış ve demokrasidir. Zaten bunlar olduğunda ülkede Aleviler’in talepleri yerine gelmiş olur. Demokrasi olmadığı için Aleviler’in talepleri yerine gelmiyor. Bugün Okmeydanı Cemevi’nin yalnız kendi için bir talebi yok bütün cemevlerinin bir talebi var. Bunlar ortak taleplerdir” diye konuştu.

    “HALKA HİZMET ETMEK ZORUNDASINIZ”

    Aleviler’in birliğe, demokrasiye, barışa inandığı ve değer verdiği için bir değişim olacağına inandığını belirten Şahin, son olarak şunları kaydetti:

    “17 yıldır topluma ne verdiler diye bir düşünürseniz hiçbir şey vermediler. Yol yapmışlar, köprü yapmışlar, havaalanı yapmışlar yapmak mecburiyetindeler. Ben burada cemevi başkanıyım benim burada bazı görevlerim var. Ben bunu yaptım diye övünemem ki. Bana bir görev verilmiş ben bunu yapıyorum. Türkiye Cumhuriyet devleti de böyledir. Belediyeler ‘bunu yaptım şunu yaptım’ diyor. Halka hizmet etmek zorundasınız. Halkın geçim sıkıntılarını asgariye indirmelisiniz. Mesela elektrik faturaları yüksek geliyor, ulaşım çok yüksek, gençler okula gidemiyor, yurt yok, eğitim yok, kreşler yok, oyun alanları yok belediyeler bunları yapar. Belediyelerden Aleviler ve diğer toplumlar olarak beklentilerimiz bunlardır. Umarım bunlar olur.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Berkin Elvan ölümünün 5. yılında mezarı başında anılacak

    Berkin Elvan ölümünün 5. yılında mezarı başında anılacak

    PİRHA- Gezi Direnişi sırasında polis tarafından başından vurularak öldürülen Berkin Elvan bugün Feriköy’de bulunan mezarı başında anılacak.

    Gezi Direnişi sırasında Okmeydanı’ndaki evinden ekmek almaya çıkarken 16 Haziran 2013’te polis tarafından başından vurularak komaya giren ve 269 gün sonra hastanede yaşamını yitiren Berkin Elvan, ölümünün 5. yılında bugün saat 14.00’te Şişli’de bulunan Feriköy Mezarlığı’nda anılacak.

    Elvan, 11 Mart 2014’te 16 kiloya düşerek yaşamını yitirmişti. Elvan’ın ölümünün ardından Okmeydanı’ndaki cemevinde, yüzbinlerce kişinin katıldığı bir cenaze töreni düzenlenmiş, yaklaşık beş saatlik bir yürüyüşün ardından Elvan Feriköy Mezarlığı’nda toprağa verilmişti.

    Elvan ailesi ve Taksim Dayanışması, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Umudun çocuğu Berkin’imizi yitireli tam 5 yıl oldu. Berkin Elvan Ailesi ve Taksim Dayanışması olarak 11 Mart Pazartesi (bugün) günü saat 14.00’te Feriköy Mezarlığı’nda Berkin’imizi anıyoruz” ifadelerine yer verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Berkin Elvan’ın 11. duruşması görülmeye başlandı

    Berkin Elvan’ın 11. duruşması görülmeye başlandı

    Gezi Direnişi sırasında Okmeydanı’nda polisin attığı gaz fişeğiyle yaralanıp hayatını kaybeden Berkin Elvan davasının 11. duruşması bugün İstanbul Adalet Sarayı’nda görülüyor.

    Avukat Çiğdem Akbulut, Berkin’in avukatlarının bir çoğunun şu an tutuklu olduğunu hatırlatarak başladığı ifadesinde, sanık Fatih Dalgalı’nın tutuklanmasını talep ederek şunları söyledi:

    “Önce HTS kayıtları ortaya koydu, ‘Oraya gitmedim’ diyen Fatih Dalgalı’nın Petek marketin önünde sinyallerini tespit etti kayıtlar. Bugünkü tanık Bayram Gözükara’nın dediği çok önemli. Fatih Dalgalı’nın üniformalı fotoğrafını tanıyıp alttaki kravatlı fotoğrafını tanımadı; çünkü değişmeye çalışıyor. Orada gözlük takıyor, tipi değişmiş. Bu sanığın bugün burada SEGBİS ile bağlanması kaçmadığını göstermiyor; görüntüsü ile her şeyi ile kaçan sanık Fatih Dalgalı’nın tutuklanmasını talep ediyorum.”

    Akbulut’un beyanlarının ardından, duruşmaya ara verildi.

    Avukat Can Atalay’ın beyanlarına geçildi. Atalay, “Dosya bu sanık ve ona doğrudan emir verdiği amiri açısından nettir, bugün dinlenen tanık Hasan Pekşenin ifadeleri ile de bir kez daha doğrulanmış oldu” dedi.

    Atalay, beyanları sırasında gülerek telefonla ilgilenen hakime, “Hakime Hanım mahkeme ile ilgilenirse devam edeceğim” diyerek tepki gösterdi. Bu sözler üzerine, Atalay ile hakim arasında gerginlik çıktı. Hakim, Atalay’a “Haddini bil” dedi.

    Tartışmaya mahkeme heyeti başkanı müdahale etti. Atalay, sözlerine süreç boyunca yargılananın Berkin’in katilleri değil de ailesi olduğunu vurgulayarak devam etti.

    “POLİSLER DEĞİL ELVAN AİLESİ YARGILANIYOR”

    Gülsüm Elvan’ın kolunun kırılmasının konu olduğu soruşturmayı ayrıntılarıyla anlatan Atalay, “Tüm her şey ortada olmasına rağmen Gülsüm Elvan’ın kolunu kıran polis hakkında takipsizlik kararı verildi. Burada katiller değil, Elvan ailesi ve yakınları yargılanıyor” dedi.

    Duruşma, tanık Bayram  Gözükara’nın beyanlarıyla başladı. Gözükara SEGBİS ile duruşmaya bağlandı.

    Tanık Gözükara, sanık Fatih Dalgalı’nın üst dönemi olduğunu ve bu sebeple tanımadığını söyledi. Emirleri ise grup şefi Yusuf Uyanık’tan aldığını belirtti.

    Gözükara, Gezi direnişi dönemi mesleğinin ilk yıllarında olduğunu belirterek “Kafam çok karışıktı, tam pişmemişliğin verdiği şey ile hatırlamıyorum” şeklinde konuştu.

    Fatih Dalgalı’yı teşhis edemeyen Gözükara, Avukat Çiğdem Akbulut’un “Kimleri hatırlıyorsunuz” sorusuna ise şöyle yanıt verdi:

    “Ben nasıl hatırlayayım, 20 kişiydik herkesin nereden geldiğini, ne yaptığını adını hatırlayamam, bunu nereden bileyim?”

    Gözükara’nın ardından o dönem ZET’çi olarak, Gezi Parkı civarında görev yaptığı belirtilen Hakan Pekşen’in beyanlarına geçildi.

    Pekşen, olay gecesi görev için Taksim, Cevizlibağ, Okmeydanı E5 tarafına gittiklerini belirterek şöyle konuştu:

    “Petek marketten 200-300 metre yukarıdaydık, olayın yaşandığı Petek marketi videolardan gördüm ve oraya hiç gitmedik. Zaten Petek Market’i de müdahale edenleri de gösterici grubu da görmüyorsunuz; göremedim. Tekrarlıyorum, Petek Market’e gitmedi benim grubum. 10 gibi Okmeydanı viyadüğüne dediğim gibi E5’in oraya gittik, orada başka gruplar vardı ama kim hangi gruplardı bilmiyorum.”

    Gezi Direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeğiyle yaralanıp 269 gün komada kaldıktan sonra hayatını kaybeden Berkin Elvan davasının 11. duruşması bugün Çağlayan Adliyesi’nde 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.

    Geçtiğimiz celsede avukatlara ve mahkeme heyetine ulaşan bilirkişi raporu, görüntülerde Berkin’i vuran kişinin %75 oranında sanık polis Fatih Dalgalı olduğunu ortaya çıkartırken mahkeme heyeti, Dalgalı’nın duruşmaları takip etmesi ve kaçma şüphesi uyandırmamasını gerekçe göstererek tutuklama talebini reddetmişti.

    İfade veren tanık polislerin hepsi ise verdiği ifadede çok uzun süre beraber çalıştığı sanık Dalgalı’yı tanımadığını veya teşhis edemediğini iddia etmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • HBVAKV Okmeydanı Cemevi Hızır cemi düzenliyor

    HBVAKV Okmeydanı Cemevi Hızır cemi düzenliyor

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Okmeydanı Cemevi 14 Şubat günü Hızır cemi düzenliyor. 

    Alevi toplumu için kutsal olan Hızır ayının gelmesi ile birlikte birçok bölgede ve ilde Hızır cemi yapılıp Hızır lokması pay ediliyor.

    İstanbul Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Okmeydanı Cemevi’nde de Hızır ayının gelmesi ile 14 Şubat’ta saat 19.30’de Hızır cemi yapılıp Hızır lokması pay edilecek.

    Cemevi yönetimi yaptığı açıklamada, “Hızır umuda açılan kapıdır. Her kışın sonunda bir baharın geleceği, her darlığın sonunda bir ferahlığın olacağı hep umut edilir ya, işte o umuttur Bozatlı Hızır.” diyerek herkesi 14 Şubat günü cem olmaya davet etti. (HABER MERKEZİ)

  • Gözaltına alınan 26 kişinin duruşmasına çağrı-VİDEO

    Gözaltına alınan 26 kişinin duruşmasına çağrı-VİDEO

    PİRHA- 3. Havalimanı Dayanışma Platformu bugün İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde işçilerinin 14 Eylül’de başlattığı direnişin son durumuna ve Kadıköy’deki eylemde gözaltına alınan 26 kişinin yarın görülecek duruşmasına ilişkin basın toplantısı gerçekleştirdi.

    3. Havalimanı İşçileriyle Dayanışma Platformu, işçileriyle dayanışmak amacıyla 15 Eylül 2018’de Kadıköy’de yapılan eylemde gözaltına alınanlar hakkında açılan ve yarın Kartal’da bulunan Anadolu Adliyesi 32. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşmasına ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi. Toplantının olduğu salona “İş cinayetlerini işleyen patronlar ve gerekli denetimleri yapmayanlar yargılansın. 3. Havalimanı işçilerinin haklı mücadelesi yargılanamaz” pankartı asıldı. Toplantıya Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekili Musa Piroğlu, 3. Havalimanı işçileri, İHD üyeleri ve çok sayıda kişi de katıldı.

    “ZULÜM HER ALANDA ARTIYOR”

    Platform üyelerinden Prof. Dr. Beyza Üstün, zulmün her alanda arttığına dikkat çekerek, “3. Havalimanı’nda zulm devam ettiği için, güvencesiz çalışmaları protesto ettikleri için yargılanan çok sayıda arkadaşımız var. Değişen hiçbir şey yok. Kapitalizm zulmü aynı şekliyle devam ediyor.” dedi.

    3’üncü havalimanı işçilerinden daha önce tutuklanan Baran Kırğın, İstanbul Ataşehir Belediyesi binası önünde geçtiğimiz günlerde bedenini ateşe veren 41 yaşındaki işçi Ramazan Karabacak’ın durumuna dikkat çektikten sonra 3. Havalimanı İşçileri ile Dayanışma Platformu adına basın açıklamasını okudu.

    DURUŞMAYA ÇAĞRI YAPILDI

    14 Eylül’de 3’üncü havalimanı işçilerinin kötü çalışma koşullarını protesto ettikleri için gözaltına alındığını hatırlatan Kırğın, “İşçilerin “Köle Değiliz, İşçiyiz!” çığlığının bu ölçekte bir saldırganlıkla bastırılmaya çalışılmasına hayır dedikleri için gözaltına alınan emek dostları hakkında açılan davanın ilk duruşması 11 Ocak’ta Kartal Adliyesi’nde  görülecek. Dayanışmayı cezalandıran bu mantığa karşı tüm kamuoyunu duruşmaya, dayanışmayı büyütmeye davet ediyoruz” dedi.

    “DAYANIŞMAYI SALDIRI İLE DİZGİNLEMEYE ÇALIŞTILAR”

    3. Havalimanı’ndaki kölece çalışma koşullarına karşı isyan eden işçilerin öfkesini ve onlara destek verenlerin dayanışma tutumunu saldırıyla dizginlemeye çalıştıklarını kaydeden Kırğın, “Devlet ve İGA patronları o isyandan sonra suçlarını da üstlenerek, ‘İşçiler haklıydı, koşulları düzelteceğiz’ açıklamaları yaptılar. Fakat değişen bir şey olmadığını işçilerin sendikalara aktardığı bilgilerden biliyoruz. Jandarma ve polisler ile beraber çalışmaya zorlanan işçiler gördükleri psikolojik baskıyı sendikalara ileterek haberleştirdiler.” şeklinde konuştu.

    İŞ CİNAYETLERİ DEVAM EDİYOR

    İş cinayetlerinin devam ettiğine dikkat çeken Kırğın, “Yabancı uyruklu bir işçinin cansız bedeni rögar içinde bulundu, yetkililerden hiçbir açıklama gelmedi. Dahası bu şantiyede kaç işçinin öldüğü konusunda o kadar büyük bir duyarsızlık vardı ki, devlet kurumları bile birbirinden farklı rakamlar verdi. Çalışma Bakanlığı 30 işçinin öldüğünü söylerken CİMER bu sayının 52 olduğunu söyledi.  İşçiler ise bu sayının çok daha fazla olduğunu söylemeye devam etti” diye konuştu.

    “İŞÇİLERİN KOŞULLARI DEĞİŞMEDİ”

    3. Havalimanındaki şantiye koşullarının değişmediğini dile getiren Kırğın, şantiye işçilerinin yaşadığı zorlukları şöyle aktardı:

    “Şantiyedeki hiçbir koşul düzelmezken işçilerin çektiği, kötü yemeklerin ve içi yosun tutmuş sebillerin fotoğrafları kamuoyunun gündemine oturdu. Yemekhane sıraları uzadıkça uzadı, bir saatlik yemek molasını sıra beklemekle geçiren işçiler kimi günler aç kaldılar, yemek yetmediğinde ise su katılmış çorba içerek çalışmaya devam etmek zorunda kaldılar. Metrelerce uzayan servis sıralarında servis beklemeye devam ettiler. Şantiyenin bazı alanlarında polis ve jandarma sayısının işçi sayısından daha fazla olduğu görüldü. Sabahları kolluk kuvvetlerinin eşliğinde işe götürülen ve akşam da aynı şekilde koğuşlara getirilen işçiler bu şartlar altında çalışmaya devam etti. Yağmurlar başladığındaysa yatakhaneleri sular altında kaldı. Tahtakurularının kol gezdiği koğuşlarda ilaçlama yapılmadı, göstermelik değiştirilen birkaç yatağı da tahtakuruları bastı. Koğuşlarda detaylı bir temizlik yapılmazken bir de su baskını yaşandı. Servis ve araba kazaları yaşandı, işçiler yükseklerden düştü, canları yine hiçe sayıldı.”

    “MÜCADELEYİ BÜYÜTMELİYİZ”

    İnşaat İşçileri Sendikası Basın Sözcüsü Uğur Karadaş, “İnşaat alanında çalışan işçilerin sorunların devam ediyor.” diye belirtti. İşçi eylemlerine değinen Karadaş, “Her ilde inşaat işçilerin irili ufaklı direnişleri var ve devam ediyor. Yaşanan krizin en ağırını inşaat işçileri yaşıyor. Hepimize çok iş düşüyor. Bu mücadeleyi büyütmemiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

    Dev Yapı İş Genel Başkanı Özgür Karabulut da, “Devletin tüm zulmüne rağmen inşaat işçileri direniyor. Ancak devlet açıkça tavrını ortaya koyuyor. ‘Ben patronlardan yanayım’ diyor.” dedi. Karabulut, 3. Havalimanı’nda da, Okmeydanı SSK hastanesinde de, Ankara’daki Toki eyleminde de bunun böyle olduğunu söyledi.

    “BİRÇOK İŞÇİ İŞTEN ÇIKARILIYOR”

    Bir çok işçinin işten çıkarıldığını belirten Karabulut, “Daha bugün bir arkadaşımız işten çıkarıldı. Havalimanına su bastığı görüntülerini gönderen işçileri bulmak için koğuşlara baskınlar yaptılar. 3 işçi Kürtçe müzik dinlediği için işten çıkarıldı ve haklarında dava açıldı. Baskı kurmaya devam ediyorlar. İnşaat işçileri de kendi yol yöntemleriyle sesini duyurmaya devam ediyor. İrili ufaklı direnişler devam ediyor. Eğer örgütlülüğümüz güçlü olsa patronların tepelerine bineceğiz.” diye konuştu.

    “BERAAT TALEP EDECEĞİZ”

    Avukat Ekin Güneş Saygılı ise, işçilerin iki gerekçeyle yargılandıklarını söyleyerek, “Kanuna muhalefet ve kamu görevlisine direnme suçlarından yargılanıyorlar. Kararların keyfi bir şekilde alındığını geçmişten biliyoruz. Yarınki duruşmada öncelikli talebimiz ifadeler alınmadan işçi arkadaşlarımızın beraat etmesi olacak.” ifadelerini kullandı.

    Toplantı yapılan konuşmalar ve soru cevapla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Okmeydanı halkı aşure dağıtıp barış için güvercin uçurdu-VİDEO

    Okmeydanı halkı aşure dağıtıp barış için güvercin uçurdu-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Okmeydanı’nda halk ve esnafın katkıları ile aşure lokması dağıtıldı, savaşlar son bulsun diye barış güvercinleri uçuruldu. 

    İstanbul Okmeydanı’nda aşure lokmaları dağıtıldı. Mahmut Şevket Paşa Mahallesi’ndeki halk ve esnafın ortaklaşa düzenlediği etkinliğini çok sayıda kişi katıldı.

    Okmeydanı cemevi Başkanı Zeynel Şahin, Şişli Belediyesi Meclis üyesi Orhan Beğenmiş, Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü, Beyoğlu Meclis üyesi Sabri Topuz, Mahmut Şevket Paşa Muhtarı Muharrem Gozel, CHP Şişli İlçe Başkanı Veli Çelik, Beyoğlu İlçe Başkanı Bekir Özcan, Sivas Hafik ve Erzincan Köy derneklerinin başkanları, Eren Yıldırım’ın birlik beraberlik konuşmasının ardından dua verdi. Aşurelerin pay edilmesinin ardından güvercinler uçuruldu.

    “AŞURE BARIŞA, KARDEŞLİĞE, BİRLİĞE VESİLE OLSUN”

    Mahmut Şevket Paşa Mahalle halkı ve esnafı hazırladığı metinde şu ifadelere yer verdi:

    “İnsanlıkta birleşip hırsları, kinleri, nefreti yok edip bir olmak gerekir.
    Birliğin, kardeşliğin, sevginin, dostluğun, paylaşımın lokması olan Aşure soframıza katılarak, destek sunarak, hizmet ederek Hak sofrasında bizimle birlikte Cem (birlik) olan büyük Mahmut Şevket Paşa ailemize canı gönülden teşekkür ederiz, Emekler zaya olmasın..

    72 milleti bir kazanda, sevgi ikliminde kaynatan, çokluk içinde birliğin lokması olan Aşure; ülkemizde ve dünyada barışa, kardeşliği, birliğe vesile olsun. Güzelliği, erdemliliği, mutluluğu, doğruluğu, sevgi, saygı ve hoşgörüyü beraberinde getirsin.

    Gelin canlar bir olalım, tıpkı aşure çorbasının içerisinde olduğu gibi tüm farklılıkların bir arada ayrı bir güzel olduğu, dini, dili, ırkı ne olursa olsun tüm insanlığında bir arada olması, beraber ağlayıp beraber gülebilmesi, hüzünde, tasada, sevinçte ortak olması, acısıyla tatlısıyla bu hayatı beraber paylaşması gerekir. Bunun içinde bir olmak gerek, birlik sevgi gerektirir, Yunus Emre’nin muazzam deyimiyle, ‘yaratılanı sevmeliyiz yaratandan ötürü’

    O halde diyoruz ki;
    Savaşlar son bulsun
    İnsanlar gülsün
    Barış güvercini
    Uçsun dünyada

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • ‘Sonbahar Renkleri’ resim sergisi halkla buluştu

    ‘Sonbahar Renkleri’ resim sergisi halkla buluştu

    Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu Ersin Dargın’ın, ”Sonbahar Renkleri” isimli resim sergisi bugün Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi’nde (YÇKM) halkla buluştu.

    Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu genç ressam Ersin Dargın, daha çok kübik ve sürrealist tarzda yaptığı resimlerinde toplumsal olay ve sorunların yanı sıra unutulmaya yüz tutmuş kültürel figürlere de yer verdi. Genç ressam daha önce de  “Renklerin Dili” adlı resim sergisi ile halkla buluşmuştu.

    Dargın, “Ülkemizde son dönemlerde yaşanan toplumsal olaylar ve katliamlar beni çok üzdü. Bir insan olarak vicdanım bu yapılan haksızlıklara ve katliamlara sessiz kalamazdı. Bu yüzden herkes türkülerle, şiirlerle veya farklı şekillerde dile getirdiği bu sorunları ben de resim fırçası ile dile getirmek ve tepkimi koymak istedim” dedi.

    Bugün halkla buluşan ”Sonbahar Renkleri” resim sergisi bir hafta boyunca İstanbul Okmeydanı Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi’nde (YÇKM)  sergilenecek. PİRHA/İSTANBUL

  • İstanbul Okmeydanı’nda bir otobüs dolusu çalıntı oy

    İstanbul Okmeydanı’nda bir otobüs dolusu çalıntı oy

    PİRHA – İstanbul Okmeydanı Piripaşa İlköğretim Okulu’na sabah saat 6:00’da bir otobüs çuval dolusu çalıntı oy getirildiği bildirildi. Ayrıca sandık görevlilerinin içeri alınmadığı ve taşınma esnasında polislerin telefonları topladığı gelen bilgiler arasında.

    İstanbul Okmeydanı Piripaşa İlköğretim Okulu’na sabah saat 6:00’da bir otobüs çuval dolusu çalıntı oy getirildiği bildirildi.

    Okulda sandık görevlilerinin içeri alınmadığı ve taşınma esnasında polislerin telefonları topladığı gelen bilgiler arasında.

    Sandıklara verilen oy pusulaları 10 çuval, 6 çuval kayıp, sayılan çuval sayısı 16 ve sandık başkanının Cem Özdemir olduğu belirtildi.

    PİRHA/İSTANBUL

    )

  • Pir Eren Yıldırım’dan ‘Alevi’ lisesi tepkisi: Cami-cemevi projesi kadar tehlikeli

    Pir Eren Yıldırım’dan ‘Alevi’ lisesi tepkisi: Cami-cemevi projesi kadar tehlikeli

    PİRHA – Dosteli Yardım Eğitim Kültür Vakfı ile AKP hükümeti yöneticilerinin birlikte temelini attıkları Alevi imam hatip lisesi olarak da adlandırılan özel statülü Alevi Bektaşi Anadolu Lisesi projesine dedelerden sert tepkiler gelmeye başladı. Okmeydanı Cemevi Dedesi Eren Yıldırım, “Bu proje Ankara’da uygulanmaya çalışılan cami-cemevi projesi kadar tehlikeli bir adımdır” dedi.

    2015 yılının Mart ayında İstanbul Halkalı Atakent bölgesinde Dosteli Yardım Eğitim Kültür Vakfı ve AKP hükümeti yöneticileriyle birlikte temeli atılan ve Alevi imam hatip lisesi olarak da adlandırılan özel statülü Alevi Bektaşi Anadolu Lisesi’nin yapımında sona geliniyor. Alevi Bektaşi Anadolu Lisesi’ni yaptıran Dosteli Yardım Eğitim Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Sakine Tükek, lisenin 2018 Eylül döneminde açılacağını belirtiyor.

    Tükek, bu lisede dedelerin Kur’an, Osmanlıca, Farsça, Arapça öğreneceğini belirterek, “Dedeler eğitimden geçirilecek” diyor ve Kur’an’ı tam olarak bilmeyen dedeler, nesillere tam ve doğru bilgiyi nasıl ulaştıracak? sorusunu da soruyor.

    İstanbul Okmeydanı Cemevi ve Baba Mansur Ocağı Pirlerinden Eren Yıldırım, özel statülü Alevi Bektaşi Anadolu Lisesi’ne ve Sakine Tükek’in açıklamalarına ilişkin Pir Haber Ajansına konuştu.

    “ALEVİLER HEP LAİK SİSTEMİ SAVUNMUŞTUR”

    Birilerinin Alevileri sürekli yanlış anladığını belirten Yıldırım, “Devletin Alevileri yanlış anladığı kadar, bazı Aleviler de demek ki talepleri yanlış algılamış! Ya da anlamak istemiyorlar” dedi.

    “BU PROJE ASİMİLASYONUN BİR BAŞKA AYAĞIDIR”

    Alevi imam hatip lisesi olarak görülen bir özel “Alevi lisesinin” açılması umut verici bir proje değil, aksine asimilasyonun bir başka ayağıdır” diyen Yıldırım şöyle devam etti:

    “Hükümetin Alevi açılımı sürecinde bir tabelayla Hacı Bektaş Veli adını Nevşehir Üniversitesi’ne bahşetmesi gibi, bu lise projesinde de “Alevi Bektaşi Lisesi” adı verilerek, Alevi adıyla yeni bir aldatmaca ve algı oluşturma peşine düşmüşlerdir. Her fırsatta “Devletin Alevisi Olmayacağız” diyen Aleviler öğretilerini, devletin bir kurumunun ellerine teslim etmeyeceklerdir. İstanbul’da temeli atılan bu, “özel statülü” Alevi lisesinde Alevi inanç önderi yetiştirileceği müjdesi Milli Eğitim Bakanı tarafından verilmiştir! Ancak Aleviler devletin yetiştireceği, sistemin bir parçası olan ve Alevi-Bektaşi-Kızılbaş inancını bu topraklarda yüzyıllardır yok sayan düzenin dedelerine ihtiyacı yoktur.”

    “ALEVİLER YENİ HIZIR PAŞALAR İSTEMİYOR”

    Yıldırım, “Aleviler devletin inançlar üzerinden elini çekmesini istiyor. Bu yüzdendir ki ağırlıklı olarak dini eğitimin verildiği imam-hatiplere karşı çıktıkları gibi, Alevi lisesine de karşı olmak laikliğe inananların ve en başta Alevilerin görevidir. Alevi lisesinin oluşumunda her türlü ortaklık içerisinde olanlar bu işten sorumludur. Alevilerin asimilasyonuna çanak tutanlar ancak bu toplum yok olma noktasına getirildiği zaman anlayacaktır yapılan yanlışı. Bu toplum artık yeni Hızır Paşalar istemiyor” diyerek tepki gösterdi.

    “ALEVİLER BU PROJEYE KARŞI ÇIKMALI”

    Alevilerin, Alevi örgütlerinin bu projeye karşı çıkması gerektiğini belirten Yıldırım, “Bu proje de, Ankara’da uygulanmaya çalışılan cami-cemevi projesi kadar tehlikeli bir adımdır. Dün cami-cemevi yapmaya çalışanlar yarın bu okullarda “imam-dede” yetiştireceğiz derlerse o zaman hiç şaşırmayalım. Cami-cemevi denilen yere belki kimse gitmeyecektir. Ama bu okulda yüzlerce genç öğrenci yerleştirilecek ve sonunda da inanç önderi olarak topluma yansıtılacaktır” diye konuştu.

    OKULLARIN AMACI DEDE VE İMAM YETİŞTİRMEK OLMAMALI”

    “Okulların amacı ne imam, ne de dede yetiştirmek olmamalıdır” diyen İstanbul Okmeydanı cemevi dedesi Eren Yıldırım son olarak şunları ifade etti:

    “Kendi bağnaz anlayışlarını, Emevi İslam zihniyetini, Alevilik-Bektaşilik adı altında Alevi lisesi kanalıyla  gençlere aşılayacaklar. Bu topraklarda yeni bir Alevilik yaratmak istiyorlar. Aleviliği yok etmeye ve yeniden tasarlamaya ne bu sistemin ne de sistemin yağdanlığını yapan kurumların gücü yetmez.” (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Berkin Elvan duruşması görüldü: ‘Halkın parmağı bu davada olmalı’

    Berkin Elvan duruşması görüldü: ‘Halkın parmağı bu davada olmalı’

    PİRHA – Gezi eylemleri döneminde polisin attığı gaz fişeğinin başına isabet etmesi sonucu yaşamını yitiren Berkin Elvan ile ilgili açılan ve bugün dördüncüsü görülen duruşma 27 Şubat 2018’ ertelendi. Duruşmaya pet şişe kapakları alınmazken, görüntüleri izleyen Anne Gülsüm Elvan fenalık geçirdi.  

    İstanbul Okmeydanı’nda Gezi eylemleri sırasında 16 Haziran 2013’te polisin attığı gaz fişeğinin başına isabet etmesi sonucu 269 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın öldürülmesine ilişkin bugün İstanbul 17’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 4. Duruşması 27 Şubat 2018 tarihine ertelendi.

    Duruşmayı izlemek için adliyeye gelmek isteyen yurttaşlar, adliye çevresinde GBT kontrolünden geçirildi. Duruşmayı, CHP Milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Hilmi Yarıyıcı, ÖDP Başkanlar Kurulu üyesi Alper Taş, Şair Ataol Behramoğlu ile çok sayıda kişi izledi.

    “KATİL HALA DIŞARIDA”

    Duruşmanın ardından adliye önünde basın mensuplarına açıklama yapan baba Sami Elvan, “Katil hala dışarıda. Biz istiyoruz ki; bir an önce bunun tutuklanması gerekiyor. Bizim için olumsuz bir duruşma geçti. Umarım ilerde adalet yerini bulur. Ama biz istiyoruz ki bir an önce bu katilin bizim karşımıza çıkıp kendini savunsun. Daha önce defalarca söyledik. Biz insan yemiyoruz. Kimseyi öldürmüyoruz. O bakımdan bizim karşımızda kendisini ifade etmesini kendisini, kendisinin suçsuz olduğunu ispatlamasını istiyoruz. Ayrıca bir an önce iddia makamının bunu tutuklamasını talep ettik” dedi.

    “HERKESİN BU DAVAYA EL ATMASI GEREKİYOR”

    Bu davanın sadece Berkin Elvan’ın ailesinin davası olmadığını belirten Elvan, “Türkiye kamuoyuna sesleniyorum. Yürekten sesleniyorum. Benim oğlum geri gelmeyecek bunu hepiniz çok iyi biliyorsunuz. Ben de biliyorum. Yaptığım mücadele bütün çocuklara ait mücadeledir. Herkesin bu davaya el atması gerekiyor. Herkesin bu davada parmağının olması gerekiyor. Siyasi parmağı nasıl üstündeyse, halkın parmağının da bu davanın üstünde olması gerekiyor. Herkesin desteğine ihtiyacımız var. Bunu kimse unutmasın. 27 Şubat’ta biz buradayız demeliyiz. 27 Şubat’ta biz katili içeri tıkmalıyız. O bakımdan hepinizi o duruşmaya bekliyorum” ifadelerini kullandı.

    “ÇOCUKLARIMIZ ÖLDÜRÜLMESİN DİYE MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Anne Gülsüm Elvan ise Filistin’deki 14 yaşındaki bir çocuğun İsrail askerleri arasında gözü kapalı olarak götürüldüğü fotoğrafı hatırlatarak, “Biz de böyle şeylere karşıyız. Benim çocuğum da 14 yaşındaydı. Kendi ülkesinde katledilen çocukları bir dönüp görsün. Ondan sonra da buraya oraya söylensinler. Bugün ayrıca Erdal Eren’in ölüm yıldönümü. Evet biz başından beri bunu diyoruz. Devlet katildir. Geçmişimize baktığımız zaman o katilliği görüyoruz. Hiçbir zaman yargı yok. Yargı olmadığı sürece daha çok çocuklarımız ölecek. Biz çocuklarımızın öldürülmemesi adına mücadelemizi sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.

    DURUŞMADA TANIKLAR DİNLENDİ

    Duruşmada ilk olarak Okmeydanı Eğitim-Araştırma Hastanesi acil bölümünde çalışanı Cihan Gençoğlu, tanık olarak dinlendi. Gençoğlu, “Sabah 07.00-08.00 gibi sedye ile birini getirdiler acile. Sedyenin üzerinde torpiller vardı. İmha edilir korkusu ile polis odasına teslim ettim. Sonradan öğrendim torpil olduğunu. 5 dakikalık bir işlemim bile olmadı. Polise verdiğime dair tutanak tutuldu” dedi.

    Tanık olarak dinlenen Eğitim-Araştırma Hastanesi ameliyathane görevlisi Dilek Öztürk de, “Ben geldiğimde şahsın ameliyatı başlamamıştı. Hastaya ait eşyaları forma yazmam söylendi. Bende bu eşyaları forma kaydettim. 7 numaradaki düzeltmeyi ben yaptım. İlk olarak 4 yazdım sonra 3 tane daha çıkınca 7 diye düzelttim” diye konuştu.

    DURUŞMADA ANNE ELVAN FENALIK GEÇİRDİ

    Duruşma dosyaya gelen görüntülerin incelenmesi ile devam etti. Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, Berkin Elvan’ın vurulduğu anın görüntülerin izletildiği sırada “Kolun kopsaydı katil” diyerek fenalık geçirdi. Anne Elvan, avukatların yardımıyla salondan çıkarıldı.

     6 SAVCI DEĞİŞTİ 2017’DE BAŞLADI

    14 yaşındaki Berkin Elvan, Okmeydanı’nda Gezi Direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeğinin başına isabet etmesi nedeniyle 269 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra 11 Mart 2014’te hayatını kaybetmişti. Yaklaşık 3 buçuk yıl süren soruşturma sonrasında sanık polis yüz eşleştirme programlarından teknik yollarla tespit edilmiş ve hakkında “kasten adam öldürme” suçlaması ile dava açılmıştı. Soruşturma süresince 6 savcısı değişen davanın ilk duruşması 6 Nisan 2017’de İstanbul 17’inci Ağır Ceza Mahkemesinde görülmüştü. Çok sayıda baronun ve sivil toplum örgütünün yakından takip ettiği ilk davada sanık polis için tutuklama kararı çıkmamasına tepki gösterilmişti. 6 Temmuz 2017’de görülen ikinci davada da sanık polis Fatih Dalgalı görevli olarak bulunduğu Van’dan SEGBİS aracılığı ile davaya katılmış ve ifade vermişti. Elvan Ailesi’nin avukatlarının tüm ısrarına rağmen sanık Fatih Dalgalı’nın tutuklu yargılanması yönünde karar verilmemişti. (HABER MERKEZİ) 

  • ‘Oğlumun getirmediği ekmeği Nuriye ve Semih bana getirecek’-VİDEO

    ‘Oğlumun getirmediği ekmeği Nuriye ve Semih bana getirecek’-VİDEO

    PİRHA- Anne Gülsüm Elvan, “Benim oğlumun getirmediği ekmeği Nuriye ve Semih bana getirecekler. Oğlum ekmek almaya gitti alamadı ekmek. Aynı şekilde Nuriye ve Semih’in de ekmeğini elinden aldılar” dedi.

    Haberin Videosu

    3 çocuk annesi Gülsüm Elvan’ın Okmeydanı’ndaki evine konuk olduk. Elvan, “Her pazar sofra kurduğumda halen Berkin’in ekmek alıp geleceğini düşünüyorum. Onsuz bir hayatım yok benim” diyor. Bir sabah ekmek almak için evden çıkan ve 269 gün boyunca hastanede yaşam mücadelesi veren Berkin Elvan’ın ardından iki kızına tutunan anne Elvan onlar için de endişe duyuyor.

    Elvan, oğlunun resimleri, yaşamı boyunca var olan eşyalarını topladığı odasına her girişinde yaşadığı acıyı anlattı. Yarın ki duruşmaya da çağrıda bulunan Anne Elvan, “Bizim tek çabamız başka, analar ağlamasın ve çocuklar ölmesin. Biz biliyoruz çocuğumuz geri gelmeyecek. Tek isteğimiz o katilin yargılanması” dedi.

    BERKİN’İN HAYALİ FUTBOLCU OLMAKTI

    Berkin Elvan’ı anlatırken, “Her çocuk gibi hep evdeydi. Çünkü daha oyun çağında bir çocuktu ve top oynamayı çok severdi. Tek hayali hep bir futbolcu olmaktı” diyor.

    Sonra o hayallerin yerini gerçekler alıyor. Hala oğlunun böyle öldürülmesine inanamayan Elvan, duygularını, yaşanan adaletsizliği ve mücadelesini şöyle anlatıyor:

    “Nasıl böyle bir şey olur. Ben çocuğumu ekmeğe gönderdim ve çocuğum yok. Bu çok kötü bir şey. Diyorlardı ‘ne işi var Taksim’de?’ İyice araştırdınız mı nerede olduğunu? Ben de şunu soruyorum bir şey yoktu niye sıktınız? Gerçekten bir olay bile olsa bir insanı bu şekilde vurma hakları yok. Bir olay yokken neden sıktı? Taksim’de de olabilir çünkü arkadaşı ile buluşup bir yerlere gitmiş olabilir. Öldürme hakkın yok. Sorgulayamassın niye burada, orada diye. Çünkü herkesin gezme hakkı var.

    “ÜLKEMİZDE ÇOCUK HAKLARI GÜNÜ YOK”

    Herkes Berkin’i sahiplendi onların utancı bu. Ve bu utancını örtbast etmek istediler. Ama örtbast edemezler. Gazetecilere, 18 yaşından küçük vurulan bir çocuğun ismini açıkça yazdıkları için on milyar gibi bir para cezası kesiyorlar. Burada 18 yaşında küçük oluyor da vurulduğu ve terörist ilan edildiği zaman neden 18 yaşında küçük olamıyor. Berkin’in mahkemesinden 5 gün sonra dünya çocuk hakları günü kutlandı. Dünyada kutlayabilirsin ama Türkiye’de kutlayamazsın. Çünkü çocuk hakları yok ülkemizde. Başlarında şapkaları yok ki diyeyim şapkaları bir gözünüzün önüne getirin öyle düşünün ve çuvaldızı önce kendilerine batırsınlar sonra başkasına batırsınlar.

    “ÇOCUĞUMUN HAYALLERİNİ YOK ETTİLER”

    Ben devlet tarafından 1994’te Dersim’den zorla göç ettirilen bir insanım. Çünkü ben köyümden kendi isteğim ile gelmedim. Benim çocuklarım küçük ve ben kendimi çocuklarıma adamışım. Kürt illerinde yaşanan çocuk ölümlerine kimse beni inandırmadı çünkü ben gördüm ve yaşadım. Televizyonlarda bu konuda yapılan yalan yanlış haberlere inanmıyorum. Bu olay başıma geldiğinde de durmadım ve durmam da. Haksız yere benim çocuğum katledildi. Ben bu çocuğu fazla büyütemedim. Çünkü 14 yaşına kadar getirdim ve elimden aldılar. Ve benim çocuğumun hayalleri vardı yok ettiler. Canına kast edip hayattan kopardılar. Bu yüzden sonuna kadar nerede haksızlık ve adaletsizlik varsa orada olacağım.”

    ARAMALARDAKİ HUKUKSUZLUK

    Elvan, oğlunun 3. duruşmasında polislerin arama noktasındaki tutumunu, kırık kolu ile yaşadığı zorluğu ise şöyle anlatıyor:

    “Polis herkesi aradı ama beni ayaklarımın dibine kadar aradılar. Ayrıca kolum kırık ve askıda olmasına rağmen kırık kolumu askıdan çıkararak havaya kaldırmamı istediler. Kırık bir kolu ben nasıl havaya kaldırabilirim. Ben ilk defa böyle bir durumla karşılaştım. En sonunda siz ne yapıyorsunuz ve ne arıyorsunuz söyleyin varsa vereyim size dedim. Ben oraya çocuğun mahkemesi ve adalet aramak için gidiyorum. Ancak farklı şeylerle karşılaşıyorum.”

    Sol kolundaki kırık ise açlık grevindeki tutuklu eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek eyleminde gözaltına alınırken oluştu. 3 ay boyunca kırık kolundan dolayı hiçbir iş yapamayan Elvan’ın hakkında bir de üstüne eyleme destek verdiği için dava açıldı.

    “NURİYE VE SEMİH’İN DE EKMEĞİNİ ALDILAR, SADECE ÖLDÜRMEDİLER”

    Elvan, Nuriye ve Semih’in eyleminin kendisi için önemini şu sözlerle vurguluyor:

    “Benim oğlumun getirmediği ekmeği Nuriye ve Semih bana getirecek. Oğlum ekmek almaya gitti alamadı ekmek. Aynı şekilde Nuriye ve Semih’inde ekmeğini elinden aldılar. Sadece öldürmediler öyle aldılar. Sadece ekmeğimizi ve işimizi istiyoruz diyorlar. Bu nedenle Nuriye ile Semih’e elimden geldikçe desteğe gidiyordum. Bu konuda bana açılan en son davanın iddianamesinde ise eylemlere katıldığım ve pankart açtığım yazılıyor. Ben o ara gözaltına alınan çocuklara yapılan müdahale dayanmadığım için öne çıkıp gözaltına almanın da bir üslubu var diyecektim. Çünkü çocukların polisler tarafından o şekilde gözaltına alınmasına dayanamadım. Böyle durumları görünce çocuğum hemen aklıma geliyor. Acaba onlara da mı bir şey yapacaklar diye korkuyorum. Bugün iki kızım var ve halen tedirginim. Son gözaltına alındığımda kızımı da gözaltına aldılar. Ve bağırdım onlara benden bir tane aldınız bir tane daha veremem size. Ben bugün yaralı bir ceylanım ve yaralı bir kaplana dönüşebilirim.”

    “BAŞKA ÇOCUKLARIMIZ ÖLMESİN”

    Artık anaların gözyaşlarının dökülmemesini ve çocukların ölmemesini isteyen anne Elvan, “Biz şunu diyoruz. Yeter artık analar ağlamasın. Biz ağladık özlem çekiyoruz, hasret çekiyoruz başka analar gözyaşı dökmesin ve başka çocuklarımız ölmesin. Bizim tek çabamız herkesin gözü önünde diri diri iki kişinin ölmemesidir. Onların her gün kilo kaybettiğini görünce yavrum gözümün önüne geliyor ve dayanamıyorum. Çünkü aklımda Nuriye ve Semih’in annesi var. Onları kendi yerime koyuyorum” diyor.

    DAVAYA ÇAĞRI

    Eninde sonunda adaleti kazanacağını belirten Anne Elvan şu çağrıda bulundu:

    “Ben acımı içime gömdüm ve üstüne fermuar çektim. Mücadele etmeye başladım. Çünkü eninde sonunda ben bu adaleti kazanacağım. Benim çocuğum hırsızlık yapmadı, kimsenin ırzına geçmedi, benim çocuğum kimseye bir şey yapmadı. Burada masum bir çocuğu katlettiler. Biz biliyoruz çocuğumuz geri gelmeyecek. Tek isteğimiz o katilin yargılanması. Burada çağrım şu: Berkin’i ilk günkü gibi sahiplendikleri gibi 13 Aralıktaki duruşmada da sahiplensinler. Biz bu mahkemeyi kazanırsak, bu polisi yargılarsak başka çocuklar ölmeyecek. Gelecek olan herkes benim çocuğumu Berkin’i değil kendi çocuklarını düşünüp gelsinler. Özellikle annelere sesleniyorum. Çocuklarını ve geleceğini düşünüyorlarsa lütfen bu davayı sahiplensinler.”

    Sevim KAHRAMAN/İsmet SEFER

    İSTANBUL

  • Ev işi yapan kadınların görünmeyen emeği/VİDEO

    Ev işi yapan kadınların görünmeyen emeği/VİDEO

    PİRHA – İstanbul Okmeydanı’nda kadınlar el emeği göz nuru ile ördükleri tülbentleri, patikleri, lifleri evin ekonomisine katkı sağlamak ve ihtiyaçlarını gidermek için satıyorlar. Düğün mendili ve tülbent gibi el işleri yapan ev işçisi kadınlar, emeklerinin karşılığını alamamış olmaktan muzdarip. Sosyal güvenceleri olmayan kadınlar, yaptıkları bu küçük çaplı da olsa el emeği örgüler ile evlerinin ihtiyaçlarını gideriyorlar. 

    HABERİN VİDEOSU

    Kadınlar ev ekonomisine yaratıcılıkları ile katkı sağlıyor. Boş zamanlarında evlerinde el emeği göz nuru ördükleri çeşit çeşit, renk renk örgüleri görenlerde hayranlık uyandırıyor.

    İstanbul Okmeydanı’ndaki kadınlar yaptıkları el işi örgüleri, çocuk elbiseleri, takı, süs eşyaları, iğne oyası, dantel ve çeşitli çeyizliklerin satışını yapıyor. Kadınlar, kurdukları ‘el emeği grubu’ ile haftada iki gün kurulan pazarın dışında özel gün ve haftalarda da satış yapıyor.

    İstanbul Okmeydanı’nda evlerinde boş zamanlarında lif, tülbent, el çantası, bileklik ve patik gibi benzeri el işleri yapıp satarak ev ekonomisine katkı sunan Döndü Erder, Nazlı Yalıncak, Zekiye Sarıtaş Pir Haber Ajansı PİRHA‘ya konuştu.

    “EL İŞİ BANA TERAPİ GİBİ GELİYOR”

    Sivas Hafik’te doğan ve evlendikten sonra İstanbul’a gelen Döndü Erder, “Kendimi bildim bileli el işi yapıyorum. Özellikle çocuklarıma ve torunlarıma yapıyorum. Ayrıca evin ekonomisine katkı olsun diye isteyenlere sipariş üzeri yapıyorum. El işi yapmak bana yorucu değil aksine terapi gibi geliyor. En çok boş zamanlarımda yapıyorum. Ev işi yapıyorum, yemek yapıyorum sonra arta kalan zamanda da el işi yapıyorum. Ancak emeğimizin karşılığını alıyoruz dersek yalan söylemiş oluruz” diyor.

    EV EKONOMİSİNE KATKI

    Tülbent ve düğün mendilleri yapan Erder, “Ev işlerini yaptıktan sonra oturacağıma ve boş duracağıma tülbent ve düğün mendili yaparak eve katkı sunuyorum. Hem el işi hem de ev işlerini yaparak ev işçiliği yapıyoruz. Ancak hiçbir sosyal hakkımız yok. Eskiden çocuklarım küçüktü onlara bakmak zorunda kaldığım için çalışamadım. Bundan dolayı bugün herhangi bir sosyal güvencem yok. Emekli olmuş olsaydım belki bunları yapmaya ihtiyaç duymayabilirdim” şeklinde konuşuyor.

    “BU İŞİ YAPMAK MARİFET VE BECERİ İSTER”

    17 yaşından bu yana köyde annesinden öğrendiği halı, kilim ve cecim yapan Erder, “İstanbul’a geldikten sonra el işi yapmayı da komşularımdan öğrendim. El işi yapan kadınlar yeterince hakkını alamıyorlar” diyor. Kadınlara da hakkının verilmediğini düşünen Erder, sosyal güvencesi olmadan az bir gelir ile çalışıyor olmaktan şikayetçi. Yine de, “Belki o şekilde kendi eksik ve ihtiyaçlarını giderebilirler” diye düşünüyor.

    “SİPARİŞ ÜZERİ LİF VE BENZERİ ŞEYLER YAPIYORUM”

    Sivas Hafik’te doğan ve köydeyken tarla, bağ, bahçe işlerinden dolayı çok el işi yapamayan Nazlı Yalıncak, İstanbul’a taşındıktan sonra ev ekonomisine katkı sağlamak için öğrendiği el işini, sipariş üzeri akraba ve yakın çevresine satıyor. İlk danteli halasının kızından öğrenen Yalıncak,  ilk önce ailesine yapmaya başlamış. Ardından da el işi Yalıncak için ihtiyaç doğrultusunda gelir kaynağına dönüşmüş.

    TÜM YÜK OMUZLARDA…

    “Ev işçisi haklarını bilmek farklı onlara ulaşmak daha farklı” diyen Yalıncak, işlerinin hafife alınmasından rahatsız. Çünkü kadın olarak yüklerinin erkeklerden daha da ağır olduğunu söyleyen Yalıncak, Oysa kadınlar evde her işi yapıyor. Ama eşlerimiz için ise akşama kadar evde oturuyoruz gibi geliyor. Bunu böyle görmeleri bizler için hiç hoş bir şey değil. Çünkü bizler akşama kadar evde her işi yapıyoruz. Çocuk büyütmekten tut aklınıza gelebilecek tüm ev işlerini biz yapıyoruz” ifade ediyor.

    KÜÇÜKLÜKTEN BERİ PATİK VE ÇORAP YAPIYOR

    Zekiye Sarıtaş da çocukluktan bu yana patik, çorap ve benzeri el işleri yapıyor.

    Sarıtaş,“Çocuklarıma ve torunlarıma daha çok patik ve çorap örüyorum. Artık küçük cep çantaları ve bileklikler yapıyorum. Eskiden kilim dokurdum. Şimdi ise kızlarıma ve torunlarıma patik, çorap ve el çantası yapıyorum” diyor.

    Rohat EMEKÇİ – İsmet SEFER / İSTANBUL

     

  • Pir Eren Yıldırım: Gerici eğitim sistemiyle gençlerimizin beynini kemiriyorlar- VİDEO

    Pir Eren Yıldırım: Gerici eğitim sistemiyle gençlerimizin beynini kemiriyorlar- VİDEO

    PİRHA – Yeni eğitim müfredatıyla birlikte eğitimin gericileştirilmesine tepkiler gelmeye devam ediyor. Baba Mansur Ocağı’ndan, İstanbul Okmeydanı Cemevi Dedesi Eren Yıldırım, “Bugün TEOG sınavını kaldırarak müfredatta değişiklik yapıldığını söylüyorlar. Ancak yeni eğitim müfredatı değişikliği ile gençlerimizin beynini kemiriyorlar” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Yeni eğitim müfredatında zorunlu din derslerinin iki saate çıkarılıp cihat ve şeriat kavramlarının eklenmesine yönelik Baba Mansur Ocağı’ndan İstanbul Okmeydanı Cemevi Dedesi Eren Yıldırım Pir Haber Ajansına konuştu.

    “YEZİD’İ VE YEZİD’İN YOLUNDA GİDENLERİ LANETLİYORUZ”

    Yezit’e ve Yezit’in yolundan gidenleri lanetlediklerini ifade eden Yıldırım “Bugün teknoloji ve savunma sanayii en üst düzeye gelmiş ama halen Yezitler Yezitliğini yapıyor. Bizler Hüseyin olmaya Hüseyin’in yolundan gitmeye devam edeceğiz. Geçmişte kılıcı boğazımızda olanlar bugünde ellerine kalem alarak gençlerimizin beyinlerini kemiriyorlar” dedi.

    “GENÇLERİMİZİN BEYNİNİ KEMİRİYORLAR”

    Yıldırım, “Bugün TEOG sınavını kaldırarak müfredatta değişiklik yapıldığını söylüyorlar. Ancak yeni eğitim müfredatı değişikliği ile gençlerimizin beynini kemiriyorlar. Gerici yobaz bir zihniyetin bu dikta yönetimine karşı her zaman mücadele ettik, her zaman Hüseyin olduk, her zaman Pir Sultan olduk, bundan sonrada olmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    “TEK SES TEK YUMRUK OLDUK”

    Gerici eğitim sistemine karşı dik duracaklarını belirten Okmeydanı Cemevi Dedesi ve Baba Mansur Ocağı Piri Eren Yıldırım, son olarak şunları kaydetti:

    “Geçtiğimiz haftalarda yapmış olduğumuz mitingde de tek ses tek yumruk olduk. Bunu insanlara duyurduk, insanlara ilan ettik bu bir başlangıçtır, bu mücadele devam edecek. Gerici eğitim müfredatına karşı dik duracağız, eğilmeyeceğiz, Hüseyin olacağız. Ne mutlu Hüseyin olanlara ne mutlu Hüseyin’in yolundan gidenlere.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Okmeydanı Mehmet Ayvalıtaş Parkı’nda aşure lokması pay edildi

    Okmeydanı Mehmet Ayvalıtaş Parkı’nda aşure lokması pay edildi

    Okmeydanı Dayanışma Meclisi üyeleri Mehmet Ayvalıtaş Parkı’nda aşure lokması dağıttı.

    Okmeydanı Dayanışma Meclisi üyeleri halka aşure lokması dağıttı. Halkın yoğun ilgi gösterdiği aşure, çevredeki esnafa da dağıtıldı.

  • 17 Eylül mitingi için, Okmeydanı Cemevi gençleri afiş asıp, bildiri dağıttı

    17 Eylül mitingi için, Okmeydanı Cemevi gençleri afiş asıp, bildiri dağıttı

    PİRHA – 17 Eylül’de Kartal’da Alevi kurumlarının ve Eğitim-Sen’in “Eşit, Parasız, Bilimsel, Anadilde Eğitim İstiyoruz” şiarıyla düzenleyeceği mitinge sayılı günler kala Okmeydanı Cemevi gençleri afiş asıp, bildiri dağıttı.

    17 Eylül’de İstanbul Kartal Meydanı’nda saat 13.00’te Alevi kurumlarının ve Eğitim-Sen’in “Eşit, Parasız, Bilimsel, Anadilde Eğitim İstiyoruz” şiarıyla düzenleyeceği miting hazırlıkları devam ediyor. Onbinlerin katılması beklenen mitinge ilişkin Okmeydanı Cemevi gençleri afiş asıp bildiri dağıttı.

    “GERİCİ EĞİTİM SİSTEMİNE KARŞI DURMAK İÇİN 17 EYLÜL’DE KARTALDAYIZ”

    Miting çalışmalarına dönük sosyal medya hesabında paylaşımda bulunan Baba Mansur Ocağı dedelerinden Eren Yıldırım ise, “ Getirilmek istenen gerici eğitim sistemine karşı durmak, ülkenin ve çocuklarımızın karanlığa teslim olmaması, laik, bilimsel, kamusal, parasız, ana dilde eğitimi savunmak için, 17 Eylül’de Kartal meydanındayız. Okmeydanı Cemevimizin gençleri ile birlikte mahallemizde çalışma yaparak canlarımızı hak, hukuk ve adalet için Kartal meydanına sesimize ses katmaya davet ettik” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • Başı açık kadınlara gericilerden linç girişimi: Hepiniz cehennemde yanacaksınız!-VİDEO

    Başı açık kadınlara gericilerden linç girişimi: Hepiniz cehennemde yanacaksınız!-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Okmeydanı’nda durakta otobüs beklerken takkeli cüppeli bir kişi, başı açık iki kadına, “Ayıptır ayıptır bacaklarınız görünüyor. Ramazan günü orucumuzu bozuyorsunuz. Hepiniz yanacaksınız cehennemde” diyerek sözlü ve fiziksel saldırıda bulundu. Saldırıya uğrayan kadınlardan biri zorla otobüse binerek saldırganlardan kurtulurken, diğer kadına sakallı adam ile çarşaflı birkaç kadın linç girişiminde bulundular.

    Haberin Videosu

    İstanbul Okmeydanı’nda durakta otobüs beklerken takkeli, sakallı bir erkekle çarşaflı kadınların, “Ayıptır ayıptır bacaklarınız görünüyor. Ramazan günü orucumuzu bozuyorsunuz. Hepiniz yanacaksınız cehennemde” gibi ifadelerle sözlü ve fiziksel saldırısına uğrayan Aysel Yazgıç yaşananları tesadüfen orada bulunan muhabirimiz Rohat Emekçi’ye anlattı.

    “OTOBÜSÜN HAREKET ETMESİNİ ENGELLEMEYE ÇALIŞTI”

    Aysel Yazgıç, durakta beklerken kendisi gibi başı açık olan bir kadını sakallı ve cüppeli bir erkeğin, “Başını kapat” diyerek ikaz ettiğini, kadının da doğal olarak “Sana ne benim başımdan. Burası özgür bir ülke. Sen kendine bak, kendi etrafına bak” karşılığını verdiğini söyledi. Etraftaki çarşaflı kadınların da kendilerine söylenmeye başlamasıyla olayın büyüdüğünü ifade eden Aysel Yazgıç, başı açık olan diğer kadının kendini otobüse zor attığını, arkasından da sakallı adamın “Açın kapıları” diyerek otobüsün hareket etmesini engellemeye çalıştığını belirtti.

    “MEDYADAKİ YANDAŞLARI SEYREDEREK BİZİ İSTEMİYORLAR ARTIK”

    Aysel Yazgıç ayrıca yaşadıklarını şöyle anlattı:

    Orada bulunan türbanlılar da üstümüze atlamaya başladı. Hepsi bir taraftan başladılar. “Çocuklara tecavüz edildi vakıflarda” diyorum. “Hayır açıklar yaptı” diyor. “Açık olanlar yaptı” diyor. “Ohh” diyor sonra da o kadar cahil ki. “Yapmışlarsa yapmışlar. İyi olmuş” diyor bu seferde. İnsanın aklı gidiyor. Böyle bir şey var mı? Yani ülkenin geldiği duruma bakın. Kimse kimseye karışamaz burası özgür bir ülke. Bu nasıl bir şey. Adamlar medyadaki yandaşları seyrede seyrede, pembe gözlükleri taka taka artık burada bizi istemiyorlar. Burası Türkiye Cumhuriyeti. Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti. Bunu herkes kafasına soksun. Yeter artık bıktık biz bunlardan. Sokaklarda her yerde yok dondurma yiyorsun kavga, bilmem ne yapıyorsun kavga. Bu nedir Allah aşkına bıktık artık. Bu duraktaki hali görseydiniz, yaşasaydınız aklınız giderdi. O kadar berbat bir durum yani. Allahım ıslah etsin ne olacak bilmiyorum.”

    “DURAĞI KARIŞTIRDI, BİR ŞEY YOKMUŞ GİBİ KENARA ÇEKİLDİ”

    Çocuk tecavüzleri bunlarda, kaynanasının dizinden tahrik olmak bunlarda. Kalkıp da 12, 13 yaşındaki kızlarla evlenmek bunlarda. Kalkmış hala bize, ‘açıklar şöyle yaptı böyle yaptı’ diyorlar. Yanında oturan kızlar çarşaflı, kapanmışlar hiç sesi çıkmıyor. 9, 10 tane kadın bunlarda. Kalkmış bir de bize insanlık dersi veriyorlar. Adam kendi durağı karıştırdı, hiçbir şey yokmuş gibi adam çekildi kenara takkesiyle karıştırdığı yeri seyrediyor birde. (HABER MERKEZİ)