PİRHA – Okmeydanı Cemevi bahçesinde bir yakının cenazesini beklediği sırada polisin açtığı ateşle vurulup hayatını kaybeden Uğur Kurt’un ölümüne neden olan polise verilen hapis cezasının 12 bin 100 TL para cezasına çevrilmesine tepki gösteren ailesi ve avukatları davayı, AİHM’e taşıyacak.
İstanbul Okmeydanı’nda bir yakınının cenaze törenine katılmak için gittiği Cemevi’nin avlusunda polisin silahından çıkan kurşunla yaşamını yitiren Uğur Kurt’un ölümüne ilişkin yargılanan sanık polise verilen 1 yıl 8 ay hapis cezası 12 bin 100 TL para cezasına çevrilmişti.
Kurt’un annesi Gülnaz ile babası Kemal Kurt ve avukatları bu karara tepki gösterdi.
“Adalete güveniyorduk, olmadı” diyen aile davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıyacağını açıkladı.
Ailenin avukatlarından Turgut Kazan yaptığı yazılı açıklamayla dava sürecini ve AİHM’e gitme kararını, Cuma günü saat:10.30’da İstanbul Barosu’nda düzenleyeceği basın toplantıyla açıklayacağını duyurdu.
Dün Okmeydanı Cemevi’nde gerçekleştirilen basın açıklamasında da Alevi kurum başkanları ile Kurt’un ailesi de sonuna kadar bu davaya sahip çıkacaklarını ve gerekirse AHİM’e taşıyacaklarını belirtmişlerdi.
PİRHA – İstanbul’da 2014 yılında bir yakının cenazesine katılmak üzere gittiği Okmeydanı Cemevi bahçesinde bekleyen Uğur Kurt’u silahla vurarak öldüren polis Sezgin Korkmaz’a sadece para cezası veren mahkeme üzerine Alevi Kurumları basın açıklaması düzenleyerek protesto ettiler.
Önceki gün 8. duruşması görülen Uğur Kurt davasında sanık polis Sezgin Korkmaz’a ‘taksiren ölüme sebebiyet vermek’ suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası verildi. Daha sonra hapis cezası, 12 bin 10 TL adli para cezasına çevrildi. Verilen karara karşı Alevi Kurumları Uğur Kurt’un öldürüldüğü Okmeydanı Cemevi bahçesinde basın açıklaması yaparak protesto etti.
Açıklamayı; Alevi Bektaşi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Bektaşi İnanç Kurulu, Garib Dede ve Erikli Baba Dergahları ile Bağcılar, Nurtepe, Arnavutköy, Alibeyköy Cemevleri ortak yaptı.
Basın açıklamasına HDK Eş Başkanı Gülistan Kılıç Koçyiğit, HDP MYK Üyesi Çilem Küçükkeleş, Demokratik Alevi Derneği Yöneticisi İmam Balsever, PİRHA Yöneticisi Turabi Kişin, Erenler Cemevi Başkanı Ali Çifçi, PSAKD Yöneticisi Gülizar Taşbilek, Yazar Mehmet Kabadayı, Yazar Gülfer Akkaya, Uğur Kurt’un ailesinin yanı sıra çok sayıda Alevi yurttaş katıldı. Basın açıklaması öncesinde, Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, Alevi Kültür Derneği adına Zeynal Odabaş ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Adına, Alevi İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin Güzelgül ve Uğur Kurt’un annesi birer konuşma yaptı.
“HUKUK ALEVİLERE KARŞI FARKLI İŞLİYOR”
Basın açıklamasında ilk olarak konuşmayı, Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin yaptı. Uğur Kurt’un vurulduğu günü anlatan Şahin, “O günü öyle bir zulüm içinde yaşadık ki, Uğur’un düşmesinden hemen sonra, polis acımasızca gaz bombalarıyla Cemevi bahçesini gaza boğdu. Uğur’un yaralarını sarmaya fırsat bile vermediler” dedi.
“Bu devlet, bu hukuk Alevilere karşı farklı sistemde çalışmaktadır” diyen Şahin, “Polis elini kaldırdı ve Uğur’u öldürdü. Bugün de adaletten ve hukuktan bahsediyoruz. Yedinci mahkeme sonunda biraz umutlandık, yüreğimize su serpilecek dedik, savcı en az 16 yıl, en fazla da 33 yıl bir ceza alacağını söylemişti. Ne yazık ki bu referandum öncesinde olan bir duruşmaydı. Referandum sonrası tek sisteme geçen hükmet ve Uğur’u öldüren polisi 12 bin liralık bir değerle önceki gün berat ettirdi” diye konuştu.
“UĞUR’UN KATİLİ CEZA ALANA KADAR BU İŞİN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”
Uğur’a 12 bin liralık bir değer koyduğunu söyleyen Şahin, Şunları belirtti;
“Hani bu ülkede demokrasi, adalet vardı. İki başlılık olmayacaktı da tek başlılıkla daha rahat kararlar verilecekti, sorunlar daha rahat çözülecekti. Bu ülkede hukuk, adalet aramayacaksınız, aramıyoruz da zaten. Bu ülkenin hakimleri, savcıları hırsızlara, yobazlara, rantçılara, tecavüzcülere sahip çıkıyor. Mazlumlara değil, hiçbir zaman mazlumlardan yana karar verilmemiştir. Ne kadar tecavüzcü, hırsız, yolsuz varsa hepsi berat etmişlerdir. Biz bunun peşini bırakmayacağız. Bu açıklama burada bitmeyecek, Uğur Kurt’un katili ceza alana kadar bizde bu işin peşini bırakmayacağız.”
“UĞUR DEVLETİN KURŞUNUYLA KATLEDİLDİ”
“Uğur Kurt’un kalleşçe, alçakça hemde devletin kurşunuyla katledildiğini vurgulayan AKD adına konuşan Zeynal Odabaş, “İnanç merkezimizin içerisinde, cenaze erkanı yürütülürken katledildi. İnançlara saygılıyım diyen anlayış bugün diktatörlüğüyle ve faşizanlığıyla tarihten bu yana bizi yok sayan, katleden zihniyetle aynıdır” dedi.
“Uğur canımıza sıkılan kurşun demokrasiye, barışa, halkların kardeşliğine, Alevi inancına ve felsefesine sıkılmıştır” diyen Odabaş, “Bizi bugün kendi yasalarıyla, hukuklarıyla ve anlayışlarıyla yönetenler şunu iyi bilmelidir, Aleviler demokrasinin de, barışın da,Cumhuriyetin de, ortak yaşam da teminatıdır” diye konuştu.
“Ülkemizin neresinde gerek sınıfsal gerek düşünsel ya da inançsal bir katliam varsa, haksızlık varsa Alevi yurttaşlar zalimin karşısında, mazlum halkların yanında olmuştur” diyen Odabaş, Bu ‘Muaviye’ ve ‘Emevi’ zihniyetinin verdiği cezanın asla kabul edilebilir bir ceza olmadığını ve bu katillerin peşini asla bırakmayacaklarını kaydetti.
“MEŞRU HAKLARIMIZI KULLANARAK AHİM’E KADAR GÖTÜRECEĞİZ”
Ebu Sufyan zihniyetinin devam ettiği dile getiren, Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin Güzelgül ise “Bu zihniyette insanları katletmek mübahtır. Gayeleri kendi saltanatlarını sağlama almaktır”dedi.
Güzelgül Dede, “Kendilerine Osmanlı İmparatorluğunu, kendi babasını, kardeşini katleden bir zihniyeti referans almaktadırlar” dedi.
Verilen kararın Alevi toplumuyla alay etmek anlamına geldiğini kaydeden Hüseyin Güzelgül Dede, “Biz bu kararı asla kabul etmiyoruz. Sonu nereye varırsa varsın Alevi kurumları olarak bu kararı, meşru haklarımızı kullanarak AİHM’e kadar götüreceğiz. Bu zihniyet bozukluğuna karşı birlik olma zamanıdır, birlikte mücadele verme zamanıdır” ifadesini kullandı.
“BU ADALET BİZİM VİCDANIMIZDA YOK HÜKMÜNDEDİR”
“Annemizin söylediği sözler bizim sözümüzün üstündedir” diyen Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, “Camiye ayakkabılarla girdiler diye yeryüzünü ayağa kaldıranlar, miting alanlarında fetva verenler, cemevinin bahçesinde cenaze erkanında masum bir insanın katledilmesine sesini çıkarmadılar” ifadesini kullandı.
Bu zihniyeti iyi tanıdıklarını vurgulayan Pir Fırat, “Bu katliamcı zihniyeti Aleviler ve bir Pir olarak kınıyoruz” dedi.
“Bu zorbalığa sesini çıkartmayanlar, anlı secdeye inen, bizim erkanlarımıza, gelenek ve göreneklerimize göre Alevi kurumlarının ve Alevi toplumunun vicdanında yuhalanmıştır” diyen Pir Fırat, “Allah herkesi bildiği gibi yapsın. Bir insanın katiline 12 bin lira ceza veren bu adalet, bizim vicdanımızda yok hükmündedir” ifadesini kullandı.
PİRHA – Türkiye’de 1982 Anayasası ile din derslerinin zorunlu hale getirilmesine ve AİHM kararına rağmen hala veriliyor olmasına Aleviler tepki göstermeye devam ediyor. Zorunlu din dersinin kaldırılması gerektiğini belirten Turan Çevikçi, “Din öğretimi ailelere bırakılmalı” dedi.
İstanbul Okmeydanı Cemevi’nde PİRHA mikrofonuna Alevi Sendikacı Turan Çevikçi, zorunlu din derslerini değerlendirdi.
Demokratik ve laik ülkelerde, hukukun egemen olduğu ülkelerde zorunlu din derslerinin hiçbir zaman olmayacağına dikkat çeken Çevikçi, “Egemen dini inanış biçimleri, hiçbir zaman diğer inanmayan azınlıkların kendi başat dillerini zorunlu olarak insanlara öğretemezler” diye konuştu.
“Din öğretimi ailelere bırakılmalı, ebeveynlere bırakılmalı” diyen Çevikçi, devletin görevi bu değil. Biz öteden beri bırakın zorunlu din derslerini, Diyanet işlerinin lağvedilmesini istiyoruz. İnanç yerlerini kim kullanıyorsa, bırakın onlar yapsın. Yani devletin bunda bir görevinin olmaması lazım” diye ifade etti.
Çevikçi, “Devlet eliyle ülkemizin muhtelif yerlerine dikilen camiler de bunların en basit örneklerinden biridir” dedi.
Son olarak Turan Çevikçi, zorunlu din derslerinin, AHİM kararlarına rağmen Türkiye’de uygulanmasını kınıyorum ve protesto ediyorum” diye konuştu.
AİHM, Türkiye’den zorunlu din dersi uygulamasına derhal son vermesini istedi.
AİHM, 14 ailenin 2011 yılında açtığı dava, 16 Eylül 2014 yılında zorunlu din dersine ilişkin kararını vererek, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) eğitim hakkıyla ilgili maddesinin ihlaline hükmetti.
Mahkeme, oy birliğiyle aldığı kararda, Türk hükümetinden “zaman geçirmeden öğrencilerin zorunlu din ve ahlak kültürü derslerinden muaf tutulmalarını da sağlayacak yeni bir sisteme geçmesini” istedi.
Kararda, Türkiye’de din ve ahlak kültürü kitaplarının içeriğinde yapılan son değişikliklerin “yetersiz” olduğu belirtilip, devletin dini konularla ilgili düzenlemelerde “yansız ve tarafsız olma yükümlülüğü” hatırlatıldı.
AİHM, kullanılmakta olan din ve ahlak kültürü kitaplarında Türkiye’de çoğunluğun ait olduğu Sünni İslam’a daha fazla yer ayrılmasının “beyin yıkamak” anlamına gelmediğini belirtmekle birlikte, Alevi inancının özellikleri dikkate alındığında, ebeveynlerin çocuklarında okul ile kendilerine has değerler arasında bir “bağlılık çatışması” yaratabileceğini düşünmekte haksız olmadıklarına kanaat getirdi.
Avrupa ülkelerinin çoğunluğunun öğrencilere din derslerine girmeme veya bu ders yerine başka bir derse girme hakkı tanıdığını da hatırlatan AİHM, Türk eğitim sisteminin ebeveynlerin inançlarına saygı konusunda hâlâ Avrupa standartlarında olmadığı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin eğitim hakkıyla ilgili maddesini ihlal ettiğine hükmetti.
PİRHA- “Aleviler dine dair her şeyi yanlış anlamış, Aleviler içki içip sapıtıyorlar” ifadelerini kullandığı belirtilen Öğretim Üyesi Bekir Kürşat Doruk’a bir tepki de Okmeydanı Cemevi yönetici ve pirlerinden geldi.
“Aleviler dine dair her şeyi yanlış anlamış, Aleviler içki içip sapıtıyorlar” ifadelerini kullandığı belirtilen Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde Öğretim üyesi olan Yrd. Doç. Dr. Bekir Kürşat Doruk’a Alevi toplumunun tepkileri dinmek bilmiyor. PİRHA’ya konuşan Okmeydanı Cemevi Yönetim Kurulu Başkanı Zeynel Şahin, Yönetim Kurulu Sekreteri Turan Çelikçi ve Baba Mansur Ocağına mensup Okmeydanı Cemevi Piri Eren Yıldırım da tepki gösterdi.
“BU ZİHNİYETTEKİLERİN EĞİTİMCİ OLMASI İÇ AÇICI DEĞİL”
Bu ülkede Alevilere ağır söylemlerde bulunan bu gibi öğretim üyelerini ciddiye almadığını ifade eden Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, “Aleviler içip içip sapıtıyorlar gibi ithamları çirkin buluyorum. Bu ülkenin geleceği olan gençlere bu tür zihniyetin eğitim vermesi ülkenin geleceği ve birliği açısından iç açıcı değildir, Biz Aleviler bu gibi insanları, bilim insanı olarak görmüyoruz” dedi.
“BİLİM ADAMI TARAFSIZ VE OBJEKTİF OLMALIDIR”
Okmeydanı Yönetim Kurulu Sekreteri Turan Çelikçi, “Bilim adamı sıfatına giren bu tür kişilerin, Alevilere yönelik bu tür söylemleri kullanmasını doğru bulmuyorum” dedi.
Çelikçi,”Bilim adamı tarafsız ve objektif olmalıdır. Bu tür söylemlerde bulunan kişiler Türkiye’de denkliği olmayan Üniversiteler’de profesörlük unvanını alıp ülkemizde eğitim vermektedirler” diye ifade etti.
“BU GİBİ İNSANLARI BİLİM ADAMI OLARAK GÖRMÜYORUZ”
Çelikçi son olarak şunları ifade etti, “Bu tür kişiler siyasi iktidara ve belirli çevrelere yaranmak için Alevilere yönelik ağır itham ve söylemlerde bulunuyorlar. Dolayısı ile bu gibi insanları bilim adamı olarak görmüyoruz. Aleviliğin barıştan, eşitlikten ve hukuktan yana bir düşünceye ve inanca sahip olduğunu, dolayısıyla bu tür düşünce kalıplarına sığmayacağını” belirtti.
Alevilere yönelik tarih boyunca yapılan asimilasyon ve yok sayma politikalarının bir devamı olduğunu belirten, Okmeydanı Cemevi Piri Eren Yıldırım, “ Yüzyıllardır biz Alevilere yönelik yapılan oyunlar, asimile politikaları, ötekileştirmeler ve ayrıştırmalar devam etmektedir. Profesör ve akademisyen unvanı almış kişilerin bu gibi söylemlerde bulunması rahatsız edici bir davranıştır. Biz Aleviler’de öğretmen pir, mürşit ve rehber demektir” diye belirtti.
“MUM SÖNDÜ’YÜ YARATAN ZİHNİYETLE BUGÜNKÜ ZİHNİYET AYNI”
Bu ülkede yaşayan 15 milyona yakın Alevi yurttaşın olduğunu ifade eden, Pir Yıldırım, Alevi halkı hep nefret söylemlerine maruz kaldı, ötekileştirildi ve yok sayıldı. ‘Mum söndü’yü yaratan zihniyet ile bugünkü zihniyet aynı zihniyettir. Alevilere yönelik bu saldırılar ve nefret söylemleri her alanda olduğu gibi eğitim alanında da yapılıyor. Bizim inancımız da ‘İncinsen de incitme’ felsefesi yer alıyor. Alevilik barış, eşitlik ve adalet demektir, onlar varsın Aleviliği ve Alevileri böyle bilsinler. Biz yüzyıllardır Pir Sultan’dan ve Hüseyinler’den aldığımız güzel ahlaklı felsefeyi yaşatmaya devam edeceğiz,” dedi.
PİRHA – Sokağa Anayasa referandumunu sorduk. Okmeydanı halkı ”HAYIR” dedi.
Partili cumhurbaşkanlığını içeren anayasa teklifinin meclisteki iki tur oylamada da geçmesi üzerine sosyal medyada ”HAYIR” kampanyası başlatıldı.
Başlatılan ”HAYIR” kampanyası eyleme dönüştürülerek bir çok ilde sokağa çıkılmıştı. Biz de PİRHA olarak sokaktaki halka referandumu sorduk. Kimileri ”HAYIR” dedi, kimileri evet, kimileriyse kararsız. Bakalım halk gerçekten ne istiyor?
İstanbul Okmeydanı’nda dün bir grup arkadaşıyla kahvehaneleri dolaşarak laikliğin önemini anlatan Halkevi Üyesi Ayşegül Basar gözaltına alındı.
Aynı zamanda Cumhuriyet Gazetesi çalışanı olan Ayşegül Basar, bir kişinin ihbarı ile İçişleri Bakanlığı’nın tweet hesabından hedef gösterilmişti.
Ayşegül Basar’ın evinin sabah 06.00’da polis tarafından basıldığı öğrenildi.
Konuya ilişkin açıklama yapan CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, Basar için beş gün gözaltı süresi alındığını söyledi. CHP’li vekil, Basar’ın Kulaksız Karakolu’na götürüldüğünü söyledi.
Yarkadaş, “Twitter üzerinden hedef gösterilen Halkevi Üyesi ve Cumhuriyet Gazetesi çalışanı Ayşegül Başar’ı gözaltına almak, laikliğe sahip çıkanlara gözdağı vermektir” dedi.
Ayşegül Basar ve arkadaşlarının Reina katliamının ardından anayasanın temel ilkelerini anlatan konuşmalar yaptıklarını ve halkı teröre karşı bileşmeye çağırdıklarını anlatan Yarkadaş, “İçişleri Bakanlığı, gençlerin IŞİD karşıtı propaganda yapmasından niye rahatsız oluyor? AKP ve medyası, IŞİD lanetlenince niye gocunuyor?” diye sordu.
Ayşegül Basar’ın derhal serbest bırakılmasını isteyen Yarkadaş, “Beş gün gözaltı süresi almışlar bir de… Hangi suçu işlemiş, neyi soracaklar!” Tepkisini gösterdi.
IŞİD’in, AKP’nin bumerangı haline döndüğünü belirten Yarkadaş, “Bu gerçek konuşulmasın diye, halka gözdağı vermek istiyorlar” dedi.
Kapatılıp mühürlenen dernek ve sivil toplum örgütlerine bir yenisi eklendi. Okmeydanı’nda bulunan Dayanışma Evi Genel Merkezi bu sabah polis ekiplerinin yaptığı baskın sonucu mühürlendi.
Okmeydanı Dayanışma Evi bugün polis tarafindan basılarak mühürlendi. Dernek üyelerinden Kezban Konukçu gözaltına alındı. Derneğin kapatılmasına tepki gösteren mahalle sakinlerine de gaz bombası ile müdahale etti. Baskın ve mühürleme esnasında vatandaşlar tepki gösterirken polis sokağa kimseyi yaklaştırmadı.
Dernek geçtiğimiz günlerde iki defa daha baskına uğramış içindeki eşyalar tahrip edilmiş ve tepki gösteren halka müdahale edilmişti.
Gezi Parkı direnişinde Okmeydanı’nda 16 Haziran 2013’te kafasına gaz kapsülü isabet eden ve 269 gün sonra tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın öldürülmesine ilişkin soruşturma, geçen hafta İstanbul Cumhuriyet Savcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu savcılarından İsa Dalgıç tarafından tamamlanmış, polis memuru F.D. hakkında “Olası kasıtla öldürmek” suçundan müebbet hapis talep edilmişti.
Başsavcılık tarafından onaylanan iddianame, gönderildiği İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Ancak mahkeme henüz duruşmanın hangi gün yapılacağını belirlemedi.
1270 gün sonra tamamlanan Berkin Elvan iddianamesinde F.D. isimli polise kastla öldürme suçundan müebbet hapis istendi.
Berkin Elvan davasında polis memuru F.D. hakkında olası kastla adam öldürmek suçlamasıyla dava açıldı.
17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan davanın iddianamesi 1270 günde tamamlanabildi.
Hürriyet’te yer alan habere göre, iddianamede F.D. isimli polise kastla öldürme suçundan müebbet hapis istendi.
Soruşturmaya tabi tutulan 42 kişiye aynı suçlamalardan takipsizlik kararı verildi.
Şüpheli polis F.D. ifadesinde olay yerinde ZET silahı kullanıp kullanmadığını hatırlamadığını söylemişti.
Gezi direnişi sırasında 16 Haziran 2013 tarihinde ekmek almaya giden Berkin Elvan, Okmeydanı’nda polis tarafından atılan göz yaşartıcı gaz kapsülünün başına isabet etmesi üzerine ağır yaralanmıştı.
269 gün boyunca komada kalan Elvan, 11 Mart 2014’te 16 kilo olarak yaşamını yitirmişti.