Etiket: okullara imam atanması

  • Mamak’ta okul önlerinde ‘Okulda imama hayır’ dilekçeleri dağıtılmaya başlandı- VİDEO

    Mamak’ta okul önlerinde ‘Okulda imama hayır’ dilekçeleri dağıtılmaya başlandı- VİDEO

    PİRHA-Alevi kurumları, demokratik kitle örgütleri ve meslek örgütleri, okullara imam atanması projesi olan ÇEDES’in iptali için ortak dilekçe kampanyasına başladı. Okullara imam atama projesine karşı ortak çatı altında birleşen kurumlar, ‘Mamak Bilimsel Eğitim Platformu’ adı altında Mamak’ta okul önlerinde dilekçe dağıtımına başladı.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Alevi örgütleri ve dernekler, sivil toplum örgütleri, siyasi parti ve sendikalar; Diyanet İşleri Başkanlığı, Milli Eğitim Müdürlüğü (MEB) ile Gençlik ve Spor Bakanlığı ortaklığında imzalanan, “Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi kapsamında okullara imam atanmasının iptali için ortak dilekçe çalışması başlattı.

    Mamak Bilimsel Eğitim Platformu, Mamak’ta okul önlerinde stantlar açarak ÇEDES projesinin iptal edilmesine ilişkin bildiriler ve dilekçeleri velilere dağıtıyor. Platform açılan stantlarda ortak bildirilerini de okuyor.

    “ZENGİNE FEN DERSİ, YOKSULA DİN DERSİ”

    Ortak bildiride şu ifadeler yer alıyor:

    “AKP iktidarı, kindar nesil projesinin yeni bir ayağını örüyor. ÇEDES projesi ‘Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum’ gibi masum bir sloganla okullara ‘manevi danışman’ adı altında imam, vaiz, müezzzin, Kur’an Belletlerini atıyor. MEB’in yeni programıyla tüm ülkede ve Mamak’ta okullarda din dersleri, laik bilimsel, çağdaş eğitimin üstüne çıkarıldı.

    Bu program ve projedeki amaçları çocuklarımızı laik bilimsel eğitimden yoksun bırakmak, yeterli bir eğitim olmadan geleceğe hazırlıksız yetiştirmek bu sayede düşünmeyen, sorgulamayan, araştırmayan, kendilerine itaatkar, istedikleri makul dindar, kindar nesli yetiştirmektir. Matematik, fen bilgisi gibi derslerin sayısı 4 saate kadar düşerken, din ve ahlak dersi adı altındadaki ders grupları zorunlu seçmeli halde, haftada 6 saate kadar çıkartıldı. Çocuklarımızı ve geleceğimizi karanlığa bırakmamak için laik, bilimsel, eşit eğitim demekten vazgeçmeyeceğiz.”

    Mamak Bilimsel Eğitim Platformu, dilekçeleri teslim ederken evrak numarası ve tarih alınması gerektiğini belirterek, “ÇEDES projesine karşı çıkıyoruz. Bilimsel eğitim hakkımızı tekrar savunmak adına imamlar camiye, atanamayan öğretmenler okula gitsin istiyoruz. Velilerimize bir itiraz dilekçesi sunuyoruz. Velilerimiz bunu doldurduktan sonra okul aile birlikleri ile birlikte, müdür ya da müdür yardımcısına teslim edip resmi işlem olarak adlandırılması için evrak numarası ve tarih almaları gerekiyor” dedi.

    “ÇOCUKLARIMIZIN BÖYLE BİR PROJEYE ALET EDİLMEMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”

    ÇEDES projesinin iptaline ilişkin çalışmalarda yer alan öğrenci velisi Aslıhan Han, dilekçe ve bildiri çalışmaları hakkında şu bilgileri verdi:

    “Milli Eğitim Bakanlığı’nın ve hükümetin bazı uygulamalarından velilerin haberi yok. Özellikle bu son yıllarda yapmaya çalıştığı eğitimin dinselleştirilmesinin bir parçası olarak ÇEDES projesini uygulamaya koydu ve biz bunun başka illerde uygulandığını biliyoruz. Bu illerde özellikle bizim bulunduğumuz okulda da bu çalışmaların başlayacağını, ÇEDES projesi kapsamında buraya din görevlilerinin atanacağını duymuştuk. Bu nedenle biz veliler olarak ve Mamak’taki demokratik kitle örgütleri olarak, burada hem velileri bilgilendirmek hem de buna karşı bir farkındalık yaratmak ve duyarlı olunması için bir çalışma başlattık. Bu çalışmanın bir kısmı ‘ÇEDES projesi nedir?’ bunu anlatan bildirileri dağıtmak. Diğeri de okul idarelerine dilekçe vererek böyle bir projeyi bu okulda kabul etmiyoruz, çocuklarımızın böyle bir projeye alet edilmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda da velilerin görüş ve önerilerini içeren bir dilekçe hazırlıyoruz. Velilere bunu sunuyoruz ve veliler idareye iletiyorlar.”

    “ÇOCUKLARIMIZIN BİLİMSEL EĞİTİM ALMASI KONUSUNDA AİLELER İLE ORTAKLAŞIYORUZ”

    Din görevlilerinin okullarda ‘manevi danışman’ olarak yer almaması konusunda ailelerin ortak bir noktada buluştuğunun altını çizen Han, “Bizim bugün yaptığımız çalışmada şunu fark ettik. Mamak gibi böyle daha demokrat, laikliği savunan bir bölgede bile ÇEDES projesinden birçok velinin haberi yok. Bu kapsamda velilerin bilgilendirilmesine ağırlık verilmesi gerektiğini anladık” diye konuştu.

    Aslıhan Han şöyle devam etti:

    “Şunu açıkça ifade etmek gerekirse, çocuğunu yazın Kur’an kursuna gönderen, bazı çocuklarını da imam hatip okullarına gönderen aileler bile bu okula Diyanet’in bir görevli atamasını ya da bir vakıftan bir görevli gelmesini, manevi danışman olarak atanmasını kabul etmiyorlar. Çünkü onlar da şöyle söylüyor: Her şeyin bir yeri var isteyen aileler zaten çocuğunu Kur’an kursuna gönderiyor. İsteyen çocuğunu imam hatibe gönderiyor. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullarına böyle dini ifadelerle, dini argümanlarla din görevlisinin atanmasını ve görevlendirilmesini doğru bulmuyoruz.
    Bu sadece bizim için değil. Yani belki siyaseten farklı düşünebiliriz, belki görüşlerimiz farklı olabilir bu tür ailelerle ama kaybımız ortak, çocuklarımız. Çocuklarımızın bilimsel eğitim alması konusunda ailelerle ortaklaşıyoruz. Bence bu bizim hareket noktamız aynı zamanda.”

    Buse Nehir DEMİR/ Ankara

     

     

     

  • ‘Okullara imam atanması bir kuşatmadır, toplumdaki kutuplaşmayı derinleştirir’ -VİDEO

    ‘Okullara imam atanması bir kuşatmadır, toplumdaki kutuplaşmayı derinleştirir’ -VİDEO

    PİRHA-AKP hükümetinin ÇEDES projesi adı altında okullara imam atamasına tepki gösteren Eğitimci Sevgi Kişin Sazan, “Bu proje en hafif deyimiyle bir kuşatmadır. Tek bir din, tek bir mezhep ve toplumda derinleşen kutuplaşmayı daha da derinleştirmek ve milliyetçilik üzerinden kendini var eden bu sistemin kendini daha da hissettirmesidir” dedi.

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ önceleyerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.

    Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından imzalanan, ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)’ kapsamında okullara ‘manevi danışmanlık’ hizmeti adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı atanıyor. İlk olarak Eskişehir ve İzmir’de okullara atamalar yapılırken, proje kapsamında tüm illere buna benzer atamaların yapılması planlanıyor. Projeye eğitimciler, veliler ve demokratik kamuoyu tepki gösteriyor.

    Eğitimci Sevgi Kişin Sazan, okullara imam atanmasını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “4+4+4 PROJESİ İLE ÇEDES’İN TEMELLERİ ATILDI”

    Eğitimde var olan sıkıntıların, temel eğitimin kaldırılıp 4+4+4 projesinin getirilmesi ile temellerinin atıldığını  vurgulayan Kişin Sazan, “Ülkemizde yaşanan ve eğitimde sürekli gerici bir politikanın, gerici bir asimilasyon politikasının eğitimi çepeçevre alması ve özellikle biz farklı kimlikler ve kültürlere sahip olan Alevileri, ciddi anlamda endişelendirmiştir. Elbette ki bu sadece Alevileri endişelendiren bir durum değildir. Laik, bilimsel ve ana dilde eğitime taraf olan her insanı ciddi anlamda kaygılandırmıştır” dedi.

    24 yıl sınıf öğretmenliği yaptığını belirten Kişin Sazan, şöyle devam etti:

    “Daha sonra 2015’te KHK’yla ihraç edilen bir öğretmendim ama çocuklarla ilgili gözlemlerimi de burada paylaşmak istiyorum. Daha önce bu din dersini ilkokul öğretmenleri veriyordu. Fakat ‘4+4+4’ projesiyle temel eğitim ortadan kaldırılınca burada da ciddi bir problem ortaya çıktı. Aslında o zaman ciddi bir reaksiyon göstermek gerekirdi. 4+4+4‘’ şu demektir. Birincisi kapitalist düzende ciddi anlamda yoksulları, emekçilerin çocuklarını mesleki okullara yönlendirip onları kalifiyeli işçi edinme projesiydi. İkincisi, zaten anketlerde gösteriyor ki kız çocuklarının bu ‘4+4+4  projesinden sonra okulu bırakma oranı gittikçe fazlalaştı. Çocuk gelinlerin sayısı arttı. Zaten hedef de buydu. Açıkçası bir taraftan eğitimde kadını da vurmaktı. Başarılı oldular.
    Daha sonra bunu daha da derinleştirmek amaçlı işte bizim bugün ÇEDES dediğimiz programdır. Bu programın en önemli tarafı sınırsız olmasıdır. Evet şu anda İzmir ve Eskişehir’de pilot bölgeler uygulanmaya başlanmıştır. Tabii İzmir ve Eskişehir gibi, laik, seküler illerde başlanması da benim aklıma açıkçası şunu getirir. Yani zordan başlarsa, eğer orada tutulursa, diğer illerde de uygulamaya geçer. Muhtemelen böyle bir düşüncedir.”

    “BU PROJE BİR KUŞATMADIR”

    Okullarda manevi danışmanlık için rehberlik öğretmenlerinin olduğunu belirten Kişin Sazan, “Rehberlik danışmanları var. Yani manevi bir danışmana ihtiyaç varsa onlar bu işin eğitimini almış öğretmenlerdir. Dinle ilgili de zaten din bilgisi ve ahlak öğretmenleri var. O ihtiyacı da bunlar karşılıyorlar zaten. Yani bu proje bambaşka bir amaçtır. Yani en hafif deyimiyle bir kuşatmadır. Bunun başka bir anlamı yoktur. Tek bir din, tek bir mezhep ve toplumda derinleşen kutuplaşmayı daha da derinleştirmek ve milliyetçilik üzerinden kendini var eden bu sistemin kendini daha da hissettirmesidir” dedi.

    “İmamların pedagojik formasyonu, eğitimleri yoktur” diyen Sevgi Kişin Sazan, “Asıl sıkıntı şudur ki bunların danışmanlık yaptıkları yani imamlık yaptıkları vakıflarda, tarikatlarda çocukların ciddi anlamda şiddetle, istismarla karşı karşıya kaldıklarını biliyoruz. Bu bizim, Türkiye’deki gerçekliğimizdir. Ensar Vakfı bunun bir örneğidir. Adana’da bir ihmal sonucu yanarak ölen Kur’an kursu çocuklarından tutun, bir bakanın çıkıp bir defadan bir şey olmaz demesine kadar, bütün bunlar bu kişiler tarafından yapıldı ve bu çocuklar karşı karşıya kaldı” ifadelerini kullandı.

    “ÇOCUK İLE AİLE ARASINDA ÇATIŞMA YARATACAKTIR”

    4 ve 6 yaş arasındaki çocukların kişisel gelişimleri konusunda ÇEDES projesinin yaratacağı olumsuzlukları anlatan Kişin Sazan, projenin çocuk ile ailesi arasında bir çatışma ortamı yaratacağını belirtti. Kişin şunları söyledi :

    “Şimdi şöyle düşünün. 4 ve 6 yaşındaki bir çocuğa bir imam gelecek. Ne yapacak? Anlatacak. Diyelim ki dini anlatıyor, İslamiyet’i anlatıyor. Diyecektir ki sabah namazında annelerimiz, babamız kalkar, abdest alır, namaz kılar, dua okur, Kur’an okur. Ramazan’da oruç tutar. Bunlar bizim değerlerimiz. Bunları yapmaları gerekir. Şimdi Alevi çocuklarını bir düşünün. Alevi çocuğu şunu düşünecektir. Benim annem babam sabah erkenden kalkıp namaz kılmıyor, abdest almıyor, oruç tutmuyor. Peki o zaman ne yapacak çocuk? Kendi içerisinde, kendi ailesini sorgulamaya başlayacaktır ve kendi ailesinden utanacaktır, yerine göre öfke duyacaktır. Çünkü sürekli bunun doğru olduğu verilecektir. Çünkü çocuğun kafasında şu olacaktır. Doğru olan bu. Senin ailen yanlış yapıyor yargısı çocukta hakim olacaktır. Çocuk en masumane soruyu soracaktır ‘peki bunu yapmayanlar ne olacak?’ Cehennemde cayır cayır yanacaklar. O yaştaki bir çocuğun kafasında anne baba bunu yapmıyor ve bu anne baba cehennemde cayır cayır yanacaktır. Bunun çocuk üzerinde yarattığı baskının ve çocuğun kişisel gelişimi önünde ne kadar büyük bir engel olduğunu düşünün.

    Bu manevi danışman dediğimiz önce cezaevlerinde başlamıştı. Cezaevlerinde, huzurevlerinde, sanırım bir arada hastanelerde… Bu toplumun dikkatini çok çekmemişti ama şu anda toplumun dikkatini şöyle çekmek durumundadır, küçük çocuklara, 4 ve 6 yaşındaki çocuklara ne verirseniz, onun zihninde kalır.”

    “ÜLKEMİZDE ANA DİL MESELESİ ASİMİLASYONA CİDDİ BİR ÖRNEKTİR”

    Bu asimilasyon politikasının uygulandığı ve başarılı olduğu bir başka alanın da ana dil meselesi olduğunun altını çizen Sevgi Kişin Sazan, “Peki biz çocuklarımızı bundan nasıl kurtarabiliriz? Vermemek durumu da söz konusu değil. Çocuk ana sınıfına gidecektir. Ve bunlar gelecektir. Bunlar geldiğinde siz kişisel olarak karşı çıksanız bile bu sefer de dışlanmayla karşı karşıya kalırsınız. Mesela ben torunum için din dersini almak istemediğimde ortada boş bir saat ders var, çocuk nereye gidecek, nerede oturacak, hangi öğretmen başında olacak. Sizi zorluyorlar ve çocuklarınız bu gerici, tekçi, tek mezhep, tek din eğitimini almak zorunda kalıyor. Ciddi bir baskıdır bu. Şimdi tabii bunlar sadece tesadüfi şeyler değildir. Bu asimilasyonun en geri ayağıdır. Maalesef karşı taraf yani biz toplum olarak, bunu çok da büyük bir tehlike olarak görmüyoruz açıkçası. Mesela bizim ülkemizde ana dil bu konuda ciddi bir örnektir. Yani hiç Türkçe bilmeyenlerin çocukları hiç Kürtçe bilmeyecek duruma geldi. Bu neyle oldu? İşte bu asimilasyonla oldu. Bu da böyle olacaktır” ifadelerini kullandı.

    Buse Nehir DEMİR/ ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız

    >‘AKP, ÇEDES projesiyle toplumsal cehaleti, biatı okullarda aşılamak istiyor’

    >‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’

    >‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’

    >‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’

    >‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’

    >‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’

    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’

    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’

    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’

    >‘İmam okullarıyla, tarikatlarla başaramadıklarını devlet okulları üzerinde deniyorlar’

  • ‘İmam okullarıyla, tarikatlarla başaramadıklarını devlet okulları üzerinde deniyorlar’-VİDEO

    ‘İmam okullarıyla, tarikatlarla başaramadıklarını devlet okulları üzerinde deniyorlar’-VİDEO

    PİRHA-AKP hükümetinin okullara imam atamasına dair değerlendirmede bulunan Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, “Biz yeterince mücadele veremiyoruz. Mücadele vermediğimiz için bugün bizi yöneten anlayış hızla kendi yaptığı projeleriyle hayat buluyor ” dedi. Akpınar, hukukçuların ve kurumların dilekçeler hazırlayarak topluma ulaştırması gerektiğini kaydetti. 

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle, dini eğitimin ağırlığı katlanarak arttı.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından imzalanan, “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)” kapsamında okullara “manevi danışmanlık” hizmeti adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve kuran kursu öğreticisi atanıyor. İlk olarak Eskişehir ve İzmir’de okullara atamalar yapılırken, proje kapsamında tüm illere buna benzer atamaların yapılması planlanıyor. Projeye eğitimciler, veliler ve demokratik kamuoyu tepki gösteriyor.

    Antalya’da bulunan Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, okullara imam atanmasına dair PİRHA‘ya konuştu.

    “İMAM HATİPLERLE BAŞARAMADIKLARINI DEVLET OKULLARINDA DENEMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    Bu ülkede dindar ve kindar bir nesil yetiştirecekler diye Türkiye’de başarılı birçok okulu imam hatibe çevirdiklerini söyleyen Akpınar, “Buna rağmen imam hatipe çevirdikleri okullarda okuyan çocukların %45’i de deist olunca amaçlarına ulaşamadılar” dedi.

    “İmam hatip okullarıyla, tarikatlarla başaramadıklarını devlet okulları üzerinde denemeye çalışıyorlar” diyen Akpınar. Bunların tek amacı 5-10 yıl içerisinde Türkiye’yi bir şeriat devleti haline hazırlamaktır. Onun için bize düşen de buna karşı mücadele etmektir. Bence burada başta bizler olmak üzere Alevi kurumları, hukukçular özellikle bu konu ile ilgili dilekçe hazırlayarak tüm üyelerine bu dilekçenin örneğini göndermesi lazım” diye belirtti.

    “BÜTÜN KURUMLARIMIZIN BİNALARINA ÇEDESLE İLGİLİ AFİŞLER ASILMALI

    Türkiye’de bulunan bütün cemevlerinin kendi binalarına bu konu ile ilgili afiş asmasını öneren Tahsin Akpınar, “Binalarımıza afişler asarak ‘biz bunu reddediyoruz, kabul etmiyoruz’ demeliyiz. Sadece kendi çocuklarımızı değil, bu ülkede yaşayan demokrat Sünni vatandaşımızı da bilinçlendirmemiz ve onlarla da işbirliği yapmamız lazım” dedi.

    Bu ülkede demokrasiye inananın sadece Aleviler olmadığının altını çizen Akpınar, “Bu ülkenin en az %50’si demokrasiye inanıyor. Ama toplum şu an öyle bir duruma düşmüş ki siyasal iktidar bilinçli şekilde ekonomik olarak toplumu fakirleştirerek, ekmek derdine düşürerek, toplumun bütün değerlerini anlamsız bıraktı” ifadelerini kullandı.

    “İKTİDAR TOPLUMU FAKİRLEŞTİREREK DEĞERLERİNDEN UZAKLAŞTIRDI”

    Toplum kendi değerlerine sahip çıkmazsa yârin çok geç olur diyen Akpınar şöyle devam etti:

    “Bu fakirliğin de altından çıkamazlar, bu değerleri de bir daha bulamazlar. O zaman ezilen, aç kalan, gericileşen Ortadoğu ülkelerinden farkımız kalmaz, o zaman işimiz çok zor olur. Kurumlar olarak gerekirse Eğitim-Sen’le işbirliği yapıp okullarda el ilanları dağıtarak, insanlar aydınlatarak toplumu daha duyarlı bir hale getirmemiz lazım. Bu konuda kendimizi eleştirmemiz lazım. Biz yeterince bu mücadeleyi veremiyoruz, mücadele vermediğimiz için bugün bizi yöneten beyin, anlayış hızla kendi yaptığı projelerle hayat buluyor. Yarın çok geç olur” diye ifade etti.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER:

    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız

    >‘AKP, ÇEDES projesiyle toplumsal cehaleti, biatı okullarda aşılamak istiyor’

    >‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’

    >‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’

    >‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’

    >‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’

    >‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’

    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’

    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’

    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’

     

  • ‘Okullara imam atanması siyasal İslam projesidir; ama bu proje tutmayacak’- VİDEO

    ‘Okullara imam atanması siyasal İslam projesidir; ama bu proje tutmayacak’- VİDEO

    PİRHA- ÇEDES projesi adı altında okullara imam atanmasını hükümetin siyasal İslam projelerinden biri olarak değerlendiren Yazar Hüseyin Gümüş, iktidarın boşuna çabaladığını ve bu proje ile amaçlarına ulaşamayacaklarının altını çizdi.

    Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanan ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum’ (ÇEDES) projesi kapsamında, birçok kentte okullara imam ve din görevlisi atandı.

    Geçmişte de benzer projelerle eğitim alanı laiklikten uzaklaştırılarak dinselleştirilmeye çalışılmıştı. Şimdi de ‘Manevi danışmanlık’ adı altında din görevlilerinin okullara atanması başta eğitimciler olmak üzere toplumun büyük bir kesiminden tepki topluyor. Tekçi, dinci zihniyetle uygulamaya konulan bu projeye özellikle eğitimcilerden itiraz sesleri yükseliyor.

    Okullara imam atanmasına ve dedelere maaş bağlama girişimine ilişkin Yazar Hüseyin Gümüş, PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “ÇEDES SİYASAL İSLAM PROJELERİNDEN BİRİDİR”

    Hüseyin Gümüş, Türkiye’de iktidara gelmiş tüm hükümetlerin Alevilik üzerinde hegemonya kurmak ve asimilasyona uğratma çabasında olduğuna değindi. AKP’nin de 21 yıllık iktidarlık döneminde aynı politikayı izlediğini belirten Gümüş, ÇEDES gibi projelerle siyasal İslam fikriyatının her yere yayılmasının amaçlandığına dikkatleri çekti.

    Gümüş, bu projelerle amaçlananın gerçekleşmeyeceğini vurgulayarak şunları söyledi:

    “20 yıldan beri hükümet ülkedeki kültürü, din anlayışını değiştirme çabası içerisindedir. ÇEDES de bu çabadan biridir. Ama burada büyük bir tepki ve muhalefet vardır. Bu proje başarılı olamaz. O treni kaçırdılar. 20 yılı geçmiş artık, iktidar süresinde uzatmaları oynuyorlar. Eskisi kadar iktidara hakim değiller. Tek başlarına iktidara gelemezler, gelseler bile siyasal islam projelerini hayata geçirmekte ilk yıllarda şansları daha yüksekti. Ama şimdi böyle bir şansları yok, beyhude çaba sarf ediyorlar. Bu proje tutmayacaktır.”

    Yazar Gümüş, iktidarın Aleviliği kendi güdümü altına almaya çalıştığını belirterek, “Ünlü bir deyim vardır; maaş veren emir de verir. Bu olursa kendine özgü yönlerini kaybeder. Yanlıştır. Dedelerin de buna geleceğini düşünmüyorum” dedi.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER:

    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız

    >‘AKP, ÇEDES projesiyle toplumsal cehaleti, biatı okullarda aşılamak istiyor’

    >‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’

    >‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’

    >‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’

    >‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’

    >‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’

    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’

    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’

    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’

  • Veli-Der Ankara Şube Başkanı: Okullara imam atanmasına karşı itiraz dilekçeleri verilecek-VİDEO

    Veli-Der Ankara Şube Başkanı: Okullara imam atanmasına karşı itiraz dilekçeleri verilecek-VİDEO

    PİRHA-Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Ankara Şube Başkanı Hülya Daran Deveci, okullara imam atanması (ÇEDES) protokolüne karşı hazırladıkları itiraz dilekçesine dair konuştu. Deveci, “Bu proje ile okullar bütün tehlikelere açık bir hale geliyor. Veliler bu duruma izin vermesinler. ‘Biz çocuğumuzun bilgimiz haricinde hiçbir yere götürülmesine müsaade etmiyoruz’ şeklinde bir dilekçemiz var. O dilekçeyi doldursunlar ve okul idaresine versinler” dedi.

    Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından imzalanan, ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)’ kapsamında okullara ‘manevi danışmanlık’ hizmeti adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı atanıyor. İlk olarak Eskişehir ve İzmir’de okullara atamalar yapılırken, proje kapsamında tüm illere buna benzer atamaların yapılması planlanıyor. Projeye eğitimciler, veliler ve demokratik kamuoyu tepki gösteriyor.

    ÇEDES Projesinin iptal edilmesi için itiraz dilekçeleri hazırlayan Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Ankara Şube Başkanı Hülya Daran Deveci, konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

    “PROJENİN ARKASINDA DİNİ VAKIF VE CEMAATLERİN OLDUĞU AÇIK”

    İhtiyaç olmayan bir proje için devasa bütçeler ayrıldığını belirten Deveci, projenin arkasında dinci vakıf ve cemaatlerin olduğuna işaret etti. Deveci “Çocukların ihtiyacı olan bir öğün yemek, temiz ve erişilebilir suyu talep ediyoruz. Bunun için belediyelerle görüştük, yetkililerle görüştük ama bir yanıt alamadık. ÇEDES projesine ayrılan bütçe çocukların sağlıklı gelişimi için, sağlıklı eğitim ortamına kavuşması için harcanabilir. Okullarda temizlik elamanı yok, boş geçen dersler var, atanamayan öğretmenler atanabilir, çocukların spor yapacakları alanlar yok. Şu an da 3 buçuk milyon çocuk okula devam etmiyor, onların peşine düşülebilir. Dolayısıyla ihtiyaç olmayan bir projeye devasa bütçeler ayrılıyor. Bu işin ehli olmayan insanlar okullara geliyor. ÇEDES projesinin arkasında dini vakıf ve cemaatlerin olduğu açık, biz Veli-Der olarak buna karşı çıkıyoruz. Dilekçeler hazırladık, davalar açıldı” diye konuştu.

    “ÇEDES PROJESİ ANCAK VELİLER DİRENÇ GÖSTERİRSE GERİ ÇEKİLİR”

    Deveci, velilerin projeye karşı direnç göstermesinin projenin iptali için çok önemli olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

    “Veliler çocuklarını takip etsinler, nereye götürülüyor bu çocuklar. Zaten okullarda uygulanan bir sistem var, herhangi bir etkinlik yaptığınızda veya çocuğu herhangi bir yere götürdüğünüzde veli izni gerekiyor. ÇEDES projesi kapsamında yapılacak tüm etkinlikler için de veli izni gerekiyor. Velilerimize çağrımız, çocuklarını bir yere götürmek istediklerinde izin vermesinler.
    Bir dilekçe hazırladık biz, o dilekçeyi doldursunlar ve okul idaresine versinler. ‘Biz çocuğumuzun bilgimiz haricinde hiçbir yere götürülmesine müsaade etmiyoruz’ şeklinde bir dilekçemiz var. Matbu dilekçe, sadece doldurup, imzalayacaklar ve okul müdürlüklerine verecekler bu dilekçeleri. ÇEDES projesi ancak veliler ile bir araya gelirsek, veliler buna direnç gösterirse, veliler çocuklarının imamlarla, vaizlerle karşılaşmaması için mücadele ederse geri çekilir.”

    “BU PROJE İLE OKULLAR TEHLİKELERE AÇIK BİR HALDE”

    Hülya Daran Deveci, okullarda zaten hali hazırda öğrencilerin manevi destek alabilecekleri rehberlik servislerinin olduğuna dikkat çekerek, “Öğretmenler, pedagojik formasyonu olan uzman insanlar okullarda çocuklarla ilgileniyorlar. Rehberlik servisleri var, eğer herhangi bir manevi durum söz konusuysa paylaşılması gereken zaten hali hazırda bütün okullarda rehberlik öğretmenlerimiz var. Rehberlik öğretmenleri çocuklarla ilgileniyorlar, raporlar hazırlıyorlar, dilekçeler hazırlıyorlar ya da uzman desteği gerekiyorsa oraya yönlendiriyorlar. Şu an da bu proje ile okullar bütün tehlikelere ve bütün mekanlara açık bir hale geliyor, bu fevkalade tehlikeli bir durum. Veliler izin vermesinler, biz de Veli-Der olarak bu projenin geri çekilmesi için eylem ve etkinliklerimizi sürdürüyoruz” diye ekledi.

    “DİLEKÇEYE ULAŞMAK İSTEYENLER VELİ-DER İLE İLTEİŞİME GEÇMELİ”

    Dilekçelere ulaşmak isteyenlerin Veli-Der ile iletişime geçebileceğini dile getiren Deveci, aynı zamanda dilekçeye Veli-Der’ in sosyal medya hesaplarından, Eğitim Sendikası ve diğer demokratik kitle örgütlerinin sayfalarından ulaşabileceklerini belirtti.

    Eren GÜVEN – Buse Nehir DEMİR

  • ‘Aleviler olarak bu ülkeyi asla karanlığa teslim etmeyeceğiz’ – VİDEO

    ‘Aleviler olarak bu ülkeyi asla karanlığa teslim etmeyeceğiz’ – VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, 16 Eylül’de gerçekleştirilen ‘Laik eğitim, Laik yaşam, Eşit yurttaşlık’ mitingini değerlendirdi. Karakaya, mitinge sadece bayrakla katılmanın mevcuttaki okullara imam atanması sorununu çözmediğine dikkat çekerek, “Aleviler olarak bu ülkeyi asla karanlığa teslim etmeyeceğiz” dedi.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Alevi örgütleri ve dernekler, okullara imam, hatip ve vaiz görevlendirilmesini öngören ÇEDES projesinin iptal edilmesi için 16 Eylül’de İzmir Gündoğdu meydanında ‘Laik eğitim, Laik yaşam, Eşit yurttaşlık’ mitingi gerçekleştirdi.
    Miting sonrası değerlendirme yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, bundan sonra yapılması gerekenleri PİRHA’ya anlattı.

    “MİTİNGE SADECE BAYRAKLA KATILMAK MEVCUT SORUNU ÇÖZMÜYOR”

    İzmir Mitingini değerlendiren Karakaya, “ne yazık ki bazı kesimlerin hala laiklik mücadelesinin ya da Alevilerin bu çalışmasının ne anlama geldiğini anlayamadıklarını görüyoruz” dedi. Mitinge sadece bayrakla katılmanın mevcuttaki okullara imam atanması sorununu çözmediğini de dile getiren Karakaya, “Topyekün bir mücadele yürütemezseniz bu işin başarı şansı daha da zayıflar” diye konuştu.

    “DİLEKÇE KAMPANYASI BAŞLATILMALI”

    Karakaya, İzmir’de gerçekleştirilen miting sonrası yapılması gerekenleri ise şöyle açıkladı:
    “Bundan sonraki süreçte özellikle bütün eğitim örgütleri, veliler, Alevi kurumları ve bütün demokrasi güçlerinin bunu bir kampanya halinde zorunlu seçmeli din derslerine ve imamların okullarda eğitim vermelerine karşı dilekçe kampanyasıyla Türkiye genelinde yürütmeleri lazım. Eğer sonuç alınmazsa mahkeme boyutunu sürdürmek lazım. Ama bütün mahkemeleri tıkamak lazım.”

    “BU ÜLKEYİ ASLA KARANLIĞA TESLİM ETMEYECEĞİZ”

    Karakaya, Alevi örgütlerinin tek başlarına da kalsa mücadeleyi sonuna kadar götüreceklerini belirterek “Alevi kurumları olarak biz asla bu sisteme, bu sistemin uyguladığı politikalara boyun eğmeyeceğimizi, zorunlu din derslerine karşı, Diyanet’in kaldırılması için mücadelemizi sürdüreceğimizi, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı da aynı mücadeleyi vereceğimizi, sözde dedelere karşı da asla tavizkar olmayacağımızı söylemek isterim” şeklinde ifade etti.

    Karakaya, aynı zamanda çok zorlu bir sürecin kendilerini beklediğini de ifade ederek “Bu mücadeleyi hem Alevi örgütler olarak hem de Alevi dostlar olarak Türkiye Demokrasi Güçleri ile birlikte kararlılıkla mücadele edeceğimizi, bu ülkeyi asla karanlığa teslim etmeyeceğiz” ifadelerine yer verdi.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABER

    >On binler Gündoğdu Meydanı’ndaydı: Bizi yakanları ÇEDES ile yetiştirmek istiyorlar-VİDEO

  • Alevilerden mesaj: Sivas, bizim kalbimizde zaman aşımına uğramadı – VİDEO

    Alevilerden mesaj: Sivas, bizim kalbimizde zaman aşımına uğramadı – VİDEO

    PİRHA- Avustralya Alevi örgütlenmeleri temsilcileri, Turabi Bulut Dede ve Güzide Suluk Ana, Sivas Katliamı Davası’nın zaman aşımına uğratılması ve Türkiye’de okullara imam atanmasına ilişkin video mesaj paylaştı. Turabi Bulut Dede, “En küçük bir barış, bin tane savaşa bedeldir” dedi.

    Turabi Bulut Dede, Güzide Suluk Ana ve Avustralya Alevi örgütleri temsilcileri, Sivas Katliamı Davası’nın 30. yılında zaman aşımına uğratılması ve Türkiye’de okullara imam atanmasına ilişkin video mesajlar yayınladı.

    Güzide Suluk Ana mesajında, “Katledildim Maraş’taydım. Diri diri yandım Sivas’taydım. Parçalandım Çorum’daydım. Malatya başka bir yara… Hangisini söyleyeyim ki? ‘Zaman aşımına uğradı’ diyorsunuz; Sivas, bizim kalbimizde zaman aşımına uğramadı. Biz küllerimizden yeşereceğiz. İnancımızı doya doya yaşatmadınız ama biz dimdik ayaktayız. Canlar, herkes kendi inancında yaşasın. Gerçekten kınıyorum. Kaç senedir katiller, aramızda dolaştı ve zaman aşımına uğradı, bu nasıl iştir?” ifadelerini kullandı.

    “İMAMLARIN YERİ BELLİ”

    Avustralya Alevi Toplum Konseyi (AATK) İnanç Kurulu Başkanı Nasuh Baldemir şunları söyledi:

    “Yakın zamanda Sivas Davası zaman aşımına düşürüldü. Orada 33 canımızı her andığımızda içimiz yanıyor. ‘Ben insanım’ diyen bütün insanlar için böyledir. Bu dava bitmedi, bitmeyecek. Kimsenin diline, dinine, ırkına hiçbir itirazımız olmadı, olamaz. Başkalarının da bizi öyle görmesini istiyoruz. Karma eğitimin konuşulduğu yerde söz hakkımız olduğuna inanıyoruz. Öğretmenlerin yeri ayrı, imamların yeri belli. Herkes görev yerinde olmalı.”

    “OKULLARA GERİCİLİĞİN SOKULMASINA KARŞI ÇIKIYORUZ”

    Dandenong Alevi Kültür Merkezi (DAKM) Başkan Yardımcısı Doğan Coşku, “Bizler binlerce kilometre uzakta olsak da Türkiye’de gelişen gündemden uzak değiliz. Asimile edemedikleri Alevileri bu sefer eğitim yolu asimile etmeye çalışıyorlar. Bunlar her zaman olmuştur ve olacaktır. Önemli olan bizlerin bu gerici faaliyetler karşında nasıl bir duruş sergileyeceğimiz. ÇEDES projesine bizler de karşıyız. Laik, çağdaş eğitimden yanayız. Okullara gericiliğin sokulmasına bizler de Avustralya’dan karşı çıkıyoruz.” dedi.

    “İNSANLIK SUÇLARININ ZAMAN AŞIMINA UĞRAMAMASI LAZIM”

    Sunrysia Çağdaş Alevi Kültür Merkezi Başkanı Ali Şengünlü ise konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

    “Suçluların yakalanıp cezalandırılmaması, davanın zaman aşımına uğratılması beni çok üzdü. O günü hiçbir zaman unutamadım. İnsanlığa karşı işlenmiş suçların zaman aşımına uğramaması lazım. Bir başka konu ise okullara imam atanması. Bunu doğru bulmuyorum.”

    “SUÇLULARIN YAKLANIP CEZALANDIRILMASINI TALEP EDİYORUM”

    Sunrysia Çağdaş Alevi Kültür Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Sefa Arslan, “Sivas Katliamı 30 sene sonra siyasi olarak zaman aşımına uğratılmıştır. İnsanlığa karşı işlenmiş suçlar zaman aşımına uğratılamaz. Bu siyasi bir karardır. Suçluların yakalanıp cezalandırılmasını talep ediyorum. Bir de okullara imam görevlendiriliyor. Okullarda rehber öğretmen yeterlidir” dedi.

    “MARAŞ’I, SİVAS’I, DERSİM’İ, ÇORUM’U UNUTMUYORUZ”

    Turabi Bulut Dede, Sivas Katliamı Davası’nın zaman aşımına uğratılması hakkında şu ifadeleri kullandı:

    “Madımak Oteli’nde yapılan katliamın üzerinden 30 yıl geçti. O günden bugüne yapılan katliamlar barışa, insanlığa, adalete karşı yapılan katliamlardı. Bu katliamları devamlı kınıyoruz. Madımak Oteli’nde yitirdiğimiz canları saygıyla anıyoruz. Hukukun, adaletin olmadığı bir ülkede ne bekliyoruz ki! İnsan özgürce fikrini, inancını yaşayamıyorsa o ülkede mutlaka sorunlar çıkıyor. Alevi toplumu olarak yitirdiğimiz canlarımızı bırakmıyoruz. Yaşadığımız sürece onların, gönüllerimizde yeri vardır. Maraş’ı, Sivas’ı, Dersim’i, Çorum’u unutmuyoruz. En küçük bir barış, bin tane savaşa bedeldir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Siyasi iktidar, eğitim sistemini dini kural ve değerler doğrultusunda yeniden biçimlendirmek istiyor’-VİDEO

    ‘Siyasi iktidar, eğitim sistemini dini kural ve değerler doğrultusunda yeniden biçimlendirmek istiyor’-VİDEO

    PİRHA-ÇEDES projesi kapsamında, imamların okullara ‘manevi danışman’ olarak atanmasına tepki gösteren Eğitim Sen Elazığ Şubesi basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Eğitim sisteminin ve toplumsal yaşamın bütün alanlarını dini kural ve değerler doğrultusunda yeniden biçimlendirmek isteyen siyasi iktidar ve Millî Eğitim Bakanlığı, laik eğitim ve laik yaşama açıkça meydan okuyan adımlar atmayı sürdürmektedir” denildi.

    Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Diyanet İşleri Başkanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında imzalanan “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” projesine tepkiler gelmeye devam ediyor.

    İmam, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve Kur’an kursu öğretmenlerinin öğrencilere; ‘manevi danışman’ olarak atanmasına karşı Eğitim Sen Elazığ Şubesi Hozat Garajı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Eğitim Sen Elazığ Şube Başkanı Musa Doğan okudu.

    “LAİK EĞİTİMİ HEDEF ALAN UYGULAMALAR HER GEÇEN GÜN ARTIYOR”

    Laik eğitimi ve laik yaşam tarzını hedef alan uygulamaların her geçen gün arttığını belirten Musa Doğan, “Eğitim sisteminin ve toplumsal yaşamın bütün alanlarını dini kural ve değerler doğrultusunda yeniden biçimlendirmek isteyen siyasi iktidar ve Millî Eğitim Bakanlığı, laik eğitim ve laik yaşama açıkça meydan okuyan adımlar atmayı sürdürmektedir. ÇEDES projesi üzerinden öğrencilerin dinci tarikat ve cemaatlerin kucağına itilmesine seyirci kalmamız mümkün değildir. ÇEDES Projesi iktidarın eğitim sistemini siyasal-ideolojik çizgisi ve dini-kültürel ihtiyaçları doğrultusunda biçimlendirme hedefinin son örneği olarak karşımıza çıkmaktadır. Siyasi iktidarın, bugüne kadar yaptığı gibi, din ve inanç alanı gibi son derece hassas bir konuda ‘tek din, tek mezhep’ yaklaşımıyla hareket ederek okullarda öğrencilere belli bir dinin ve mezhebin etrafında şekillenen ‘manevi değerleri’ aktarmak istemesi kabul edilemez” dedi.

    PİRHA/ELAZIĞ

  • Eğitim Sen Dersim: Öğrenciler dinci tarikat ve cemaatlerin kucağına itiliyor-VİDEO

    Eğitim Sen Dersim: Öğrenciler dinci tarikat ve cemaatlerin kucağına itiliyor-VİDEO

    PİRHA-ÇEDES projesi kapsamında, imamların okullara ‘manevi danışman’ olarak atanmasına tepki gösteren Eğitim Sen Dersim Şubesi bir açıklama yaptı. Açıklamada laik yaşam, laik eğitim ve eşit yurttaşlık talep edildi.

    Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Diyanet İşleri Başkanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında imzalanan “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” projesine tepkiler gelmeye devam ediyor. İmam, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve Kur’an kursu öğretmenlerinin öğrencilere; ‘manevi danışman’ olarak atanmasına karşı Eğitim Sen Dersim Şubesi Seyit Rıza Meydanı’nda bir basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Eğitim Sen Dersim Şube Başkanı Hüseyin Kasun okudu.

    “PROJE LAİK EĞİTİM VE LAİK YAŞAM TARZINI HEDEF ALIYOR”

    Eğitim sisteminin ve toplumsal yaşamın bütün alanlarını dini kural ve değerler doğrultusunda yeniden biçimlendirmek isteyen siyasi iktidar ve Millî Eğitim Bakanlığı’nın, laik eğitim ve laik yaşama açıkça meydan okuyan adımlar atmayı sürdürdüğünü ifade eden Eğitim Sen Dersim Şube Başkanı Hüseyin Kasun, “Bugüne kadar eğitim alanında Millî Eğitim Bakanlığı ile başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere, dini vakıf ve dernekler arasında çok sayıda iş birliği protokolü imzalanmış, okullar dini dernek ve cemaatlerin temel faaliyet alanları halinde getirilmiştir. Geçtiğimiz yıllar içinde eğitimi dinselleştirme süreci adım adım ilerlerken, doğrudan laik eğitimi ve laik yaşam tarzını hedef alan uygulamalar her geçen gün artmaktadır” dedi.

    ÇEDES kapsamında bir süredir ülke çapında toplantılar yapıldığını ve çeşitli kararlar alındığını belirten Kasun, ÇEDES’le ilgili şu değerlendirmelerde bulundu.

    “Dini ve manevi değerleri merkeze alan ÇEDES Projesi, laik-bilimsel eğitim anlayışına ve pedagoji bilimine aykırı bir içerikte hazırlanmıştır. ÇEDES ile vaiz, imam hatip ve Kur’an kursu öğreticilerinin, İlahiyat Fakültesi mezunlarının eğitim kurumu olan okullarda ‘manevi danışman’ olarak görev yapmalarının önü açılmış, başta İzmir ve Eskişehir başta olmak üzere, çeşitli illerde görevlendirmeler yapılmıştır.

    “ÖĞRENCİLER DİNCİ TARİKATLARIN KUCAĞINA İTİLİYOR”

    Manevi danışmanlarla öğrencilerin okul dışında Diyanet İşleri Başkanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı kamplarında buluşmaları, okullardaki koordinatör öğretmen ve Gülen cemaatinin “abla ve ağabeyleri” gibi koordinatör öğrencilerle dini telkinler yapan “değerleri eğitimi” çalışmalarına katılmaları hedeflenmektedir. ÇEDES projesi üzerinden öğrencilerin dinci tarikat ve cemaatlerin kucağına itilmesine seyirci kalmamız mümkün değildir.

    ÇEDES Projesi iktidarın eğitim sistemini siyasal-ideolojik çizgisi ve dini-kültürel ihtiyaçları doğrultusunda biçimlendirme hedefinin son örneği olarak karşımıza çıkmaktadır. Siyasi iktidarın, bugüne kadar yaptığı gibi, din ve inanç alanı gibi son derece hassas bir konuda “tek din, tek mezhep” yaklaşımıyla hareket ederek okullarda öğrencilere belli bir dinin ve mezhebin etrafında şekillenen ‘manevi değerleri’ aktarmak istemesi kabul edilemez”

    “ÇEDES FARKLI İNANÇTAN ÖĞRENCİLERE YÖNELİK BİR DAYATMADIR” 

    Laiklik ilkesi ve laik eğitimin toplumdaki farklı inanç, mezhep, kimlik, cinsiyet ve cinsel kimlikler ile inananlar ve inanmayanların bir arada barış içinde yaşayabilmeleri için son derece önemli olduğunu ifade eden Kasun, açıklamanın devamında şunları dile getirdi.

    “Eğitim sisteminde ve genel olarak toplumsal yaşamda iktidarın kendi dünya görüşüne ve yaşam tarzına uygun nesiller yetiştirme yönündeki uygulamaları tüm topluma yönelik fiili bir baskı ve dayatma haline gelmiştir. Bu konuda mesai saatlerinin okul ders planlarının Cuma namazı saatlerine göre düzenlenmek istenmesi, karma eğitim ilkesinin ihlal edilmesi, kız okullarının açılmak istenmesi ve benzeri girişimler kabul edilemez.

    Hiçbir toplum birbirinin aynı ve tamamen aynı düşünen, aynı inancı paylaşan, aynı ‘manevi değerleri’ benimsemiş insanlardan oluşmaz. Laiklik anlayışı gereği farklı, inanç, düşünce ve değerler karşısında tarafsız olması gereken bir devletin, sadece bir dinin ve mezhebin öğretilerini, sadece belli bir inancın benimsediği manevi değerleri tüm okullarda ‘tek doğru’ olarak öğretmeye çalışması farklı inançtan öğrencilere yönelik açık bir dayatmadır.

    “ÇEDES PROJESİ LAİKLİĞE AYKIRIDIR”

    Değişik din, mezhep, inanç ve dünya görüşünden insanların gerçek anlamda “eşit yurttaş” olarak kabul edilmesi, devletin bütün inançlara eşit mesafede ve tarafsız yaklaşmasına, günlük yaşamın her alanında okulda, üniversitede, işyerinde, sokakta, farklı kimlik, inanç ve dünya görüşleri arasında ayırım yapılmamasına bağlıdır. ÇEDES projesi bu yönüyle hem laikliğe hem de laik eğitim anlayışına temelden aykırıdır.

    Türkiye’de yıllardır bizzat iktidar eliyle hayata geçirilen ve birbirinden ayrı olması gereken eğitim alanı ile inanç alanlarının birbirine karıştırılmasına yönelik her türlü uygulamadan derhal vazgeçilmelidir.

    “LAİK EĞİTİM, LAİK YAŞAM VE EŞİT YURTTAŞLIK İÇİN BİRLİKTE MÜCADELE EDELİM”

    Çocuklarımızın ve öğrencilerimizin siyasi iktidarın kendi siyasal-ideolojik hedeflerine ulaşmak için hayata geçirilen ÇEDES ve benzeri projelerin parçası haline getirilmesini istemiyoruz. Bu konuda eğitim emekçileri başta olmak üzere, öğrencilerimizin, velilerimizin ve demokratik kamuoyunun ortak ve güçlü bir tutum alması önemlidir.

    Okullarımızın dini içerikli faaliyet ve etkinliklerin değil, laik ve bilimsel eğitimin mekânları olması için bütün eğitim ve bilim emekçilerini, öğrenci ve velilerimizi birlikte mücadeleye davet ediyoruz.

    Eğitimin bütün kademelerinde eğitimin niteliğini yükseltmek, çocukların özgür ve sağlıklı bireyler olarak yetiştirilmesi için somut adımlar atılması gerekirken ÇEDES gibi projelerle çocuklarımızı ayrıştırmak isteyenlere karşı mücadelemiz kesintisiz olarak sürecektir”

    PİRHA/DERSİM

     

     

  • ‘Toplumun farklı renklerini Sünni İslam içinde eriterek yok etmeye çalışıyorlar’-VİDEO

    ‘Toplumun farklı renklerini Sünni İslam içinde eriterek yok etmeye çalışıyorlar’-VİDEO

    PİRHA-ÇEDES projesi kapsamında, imamların okullara ‘manevi danışman’ olarak atanmasına Alevilerin tepkisi devam ediyor. İngiltere Alevi Kültür Merkezi Cemevi Eşit Başkanı İbrahim Has konuya laiklik ve toplumsal barış açısından yaklaşırken, Yadigar Arslan Ana ise, esas amacın tekli bir Müslüman toplum yaratmak ve kendilerine uymayanları ötekileştirmek olduğunu düşünüyor.

    Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Diyanet İşleri Başkanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında imzalanan “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” projesi, son dönemin en çok konuşulan konularından biri. Kısaca “ÇEDES” olarak isimlendirilen projede, Millî Eğitim Bakanlığının okullardaki öğrencilere; ‘manevi danışman’ olarak atadığı imam, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve Kur’an kursu öğretmenlerinin ‘değerler eğitimi’ vermesi amaçlanıyor. Bu doğrultuda öğrencilerle birlikte, okul içerisinde ve dışında çeşitli faaliyetler yürütülmesi hedefleniyor.

    Ancak proje, kamuoyunda önemli tartışmaların odağında yer alıyor. Proje, başta Aleviler ve eğitimciler olmak üzere farklı çevreler tarafından eleştiriliyor.

    “CAMİLERE DE ÖĞRETMENLERİ Mİ TAYİN EDELİM”

    PİRHA’ya konuşan İngiltere Alevi Kültür Merkezi Cemevi Eşit Başkanı İbrahim Has konuya laiklik ve toplumsal barış açısından yaklaşıyor. Alevilerin 30 yıldır en önemli taleplerinden birinin laiklik olduğunun altını çizen Has, “Çünkü laiklik bir toplumdaki farklı diller ve renklerdeki dinlerin ortak, barışçıl bir ortamda beraber yaşamasının teminatıdır. Tabi ki hiç kimsenin inancına karşı değiliz. Tabi ki herkes kendi inancını yaşamalıdır. Ama devlet hiçbir inancı toplumun başka bireylerine dayatmamalıdır” dedi.

    Bunun AKP hükümetinin 20 yıldır yavaş yavaş harekete geçirmeye çalıştığı projenin son adımı olduğunun altını çizen Has, “Okullara imam atayarak toplumun farklı renklerini Sünni İslam içinde eriterek, diğer renkleri yok etmeye çalışıyor. Kaldı ki bir devletin bütün inançlar karşısında eşit mesafede olması gerekmektedir. Sadece belli bir inancı, sadece İslam’ın belli bir mezhebini dayatması devletin varolma ilkelerine, anayasasına aykırıdır.  Biz Alevi kurumları olarak bunu asla kabul etmiyoruz. İmamların okullara tayin edilmesi, toplumun barış temeline dinamit sokulmasıdır. Okul okuldur, ibadet yeri ibadet yeridir. İmamların görev alanları bulundukları camilerdir. Toplum eğer imamlardan hizmet almak istiyorsa yerleri orasıdır. Değilse, o zaman camilere de öğretmenleri mi, doktorları mı tayin edelim. Bu, eşyanın tabiatına aykırı bir şeydir, kabul edilemez” değerlendirmesinde bulundu.

    “HÜKÜMETİN DERHAL GERİ ADIM ATMASI VE TOPLUMLA BARIŞMASI GEREKİYOR”

    Bu projeyle çocukların daha küçükken beyinlerini yıkayarak anayasal bir kurum olan laikliğin ve sosyal devletin temeline dinamit sokulduğunu söyleyen Has, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Hükümetin bu konuda derhal geri adım atması, toplumla barışması gerekiyor. Toplumun birbirini düşman etmesine engel olması gerekiyor. Bu nedenle Alevi toplumu, kurumları ve diğer sivil toplum kuruluşlarıyla beraber 16 Eylül’de İzmir Tandoğan Meydan’ında kitlesel bir itiraz mitingimiz olacak. Bu konuda duyarlı olan bütün canları, toplumun geleceğini ilgilendiren bu mitinge katılmaya ve seslerini yükseltmeye davet ediyoruz. Biz bunu sadece Aleviler için istemiyoruz. Biz bunu Hristiyanlar, Kürtler, Türkler için de istiyoruz. Daha da önemlisi biz bunu çağdaş, demokratik laik bir ülkede yaşamak isteyen Sünni Müslüman canlar için de istiyoruz. Çünkü toplumun düzeni bozulduğu zaman günün sonunda herkes zarar görecektir. Müslüman kardeşlerimiz de zarar görecektir. Onun için 16 Eylül’de Gündoğdu Meydanı’na herkesi bekliyoruz, bizler de orada olacağız.”

    “İMAMLAR CAMİLERDE İMAMLIĞINI YAPSINLAR”

    İktidarın esas amacının tekli bir Müslüman toplum yaratmak ve kendilerine uymayanları ötekileştirmek olduğunu ifade eden Yadigar Arslan Ana ise şunları söyledi:

    “Bizler Alevi toplumu olarak yüzyıllardır bu tür baskılara, asimilasyona karşı dik durmaya çalışıyoruz. Eğitim gerçekten önemlidir. Çünkü okullara her dinden yani sadece Müslümanlara değil, bir sürü inanca bağlı çocuklar gidiyor. Onlar da daha gencecik çocuklar, masum-u paklardır. Bence okullarda sadece eğitim verilmeli, çocuklar iyi bir şekilde eğitilmeli ama eğer ki okullara imam atanıyorsa bu doğru değildir. Amaçları toplumu bezdirmek, yıldırmaktır. Çocukları asimile etmektir. Bizler de elimizden geldiği kadar buna karşı duracağız, protestolarda bulunacağız. Yeri gelince sözümüzü söyleyeceğiz.

    Burası Müslüman bir ülke olduğu için Erdoğan gitmeden önce birşeyler yapmaya çalışıyor ama bizler de boyun eğmeyeceğiz. İmamlar gitsin camilerde imamlığını yapsınlar ama okullara ellerini uzatmasınlar. Oradaki çocuklara karışmasınlar. Bizler elimizden geldiğince bu haksızlığa karşı duracağız. Türkiye’deki ve Avrupa’daki tüm toplumun da buna karşı durmasını bekliyoruz. Birlikten güç doğar. Hep birlikte buna karşı dik duracağız.”

    Elif TABAK/İNGİLTERE

  • İzmir’den 16 Eylül mitingine çağrı: İktidara gerekli yanıt Gündoğdu’dan verilecek-VİDEO

    İzmir’den 16 Eylül mitingine çağrı: İktidara gerekli yanıt Gündoğdu’dan verilecek-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de ÇEDES projesine karşı yarın gerçekleşecek mitinge ilişkin Eğitim-Sen 1 Nolu Şube binasında yapılan basın toplantısında, iktidarın tüm hamlelerine karşı Gündoğdu Meydanı’ndan güçlü bir cevap verileceği ve iktidara geri adım attırılacağı mesajı verildi.

    Okullara ‘değerler eğitimi’ adı altında imam, hatip ve vaiz görevlendirilmesini öngören “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesine tepkiler sürüyor.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Alevi örgütleri ve dernekler, okullara imam, hatip ve vaiz görevlendirilmesini öngören ÇEDES projesinin iptal edilmesi için 16 Eylül Cumartesi saat 17.00’de İzmir Gündoğdu Meydanı’nda ‘Laik eğitim, Laik yaşam, Eşit yurttaşlık’ mitingi yapacak.

    İzmir Eğitim Sen 1 Nolu Şube binasında Eğitim-Sen Genel Başkanı Nejja Kurul, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, Alevi kurum temsilcileri, Öğrenci Veli Derneği İzmir 2 Nolu Şube, siyasi partiler ve demokratik kitle örgütlerinin katılımıyla basın toplantısı düzenlendi.

    “EĞİTİMDE DAYATMALAR MEB ELİYLE SÜRDÜRÜLÜYOR”

    Miting tertip komitesi adına ilk sözü alan Eğitim Sen İzmir 5 Nolu Şube Başkanı Özcan Çetin, yan yana geliş amaçlarının saldırıları geriletmek olduğunu söyledi. Eğitimin temel sorunlarına yönelik çözümsüzlük politikalarının MEB eliyle yapılan yasal düzenlemeler ve fiili dayatmalar eşliğinde sürdürüldüğünü belirten Çetin, ” Eğitim sisteminde ve genel olarak toplumsal yaşamda iktidarın kendi dünya görüşüne ve yaşam tarzına uygun nesiller yetiştirme yönündeki uygulamaları tüm topluma yönelik fiili bir baskı ve dayatma haline gelmiş durumdadır. Bizler laiklikten yana kurumlar olarak laik eğitim, laik yaşam, eşit yurttaşlık şiarıyla bu saldırılara karşı barikat oluşturmak için yan yana geldik. Bu yan yana gelişin amacı eğitimde laikliğin son kırıntısının ortadan kaldırıldığı ÇEDES vb. projelerin tehlikesini özellikle velilerle ve laiklikten yana olan halkı bilinçlendirmek ve bu saldırıları geriletmektir” dedi.

    “GÜNDOĞDU’DAN VERİLECEK MESAJ TÜM ÜLKEYİ ETKİLEYECEK”

    Örgütlenen İzmir mitinginde iktidara verilecek mesajın tüm alanları etkileyeceğini ifade eden Eğitim Sen Genel Başkanı Nejla Kurul, yarınki mitinge dair katılım çağrısını yineleyerek, “Eğitim alanı dinci tarikatlara teslim edilerek taşeronlaştırıldı. Okullarımız niteliği kayboldukça özel okullara yönlendiriliyor. Eğitim alanı bilimsellikten uzaklaştırılıyor. Adalet, demokrasi bizlerin değeridir. Demokratik olmaktan uzak bir eğitim alanı ile karşı karşıyayız. Eğitim sistemi bu hali ile çocuklarımızı yaralıyor. Seçimden sonra karma eğitim ilkesinin ihlal edilebilir diyen bir yaklaşımla karşı karşıya kaldık. 2021 yılında imzalanmış ve kurumsallaşmış laiklik karşıtı bir eğitim sistemi inşa ediliyor. 19 milyon çocuğu ayrım gözetmeden  kamusal, bilimsel eğitim alabilmesinin olanakları ortadan kaldırılmak üzere. Tehdit altında olduğumuzu hissediyoruz. 100’ü aşkın kurum olarak bir araya geldik. Sendika fark etmeksizin eğitim emekçileri yaşamına sahip çıkmak durumda. İzmir’deki tepkiyi yeterli görmezler ise bu bütün alanlara yayılacak. Yarın tüm İzmirlileri ve yakın kentlerdeki tüm yurttaşları Gündoğdu Meydanı’nı doldurmaya davet ediyorum” diye konuştu.

    “İKTİDARA GEREKLİ YANIT GÜNDOĞDU’DAN VERİLECEK”

     Veli-Der İzmir 2 Nolu Şube Başkanı Turgut Aydın, iktidarın siyasi-ideolojik biçimlendirme girişimlerinin bir parçası olarak tanımladığı okullara imam atanması uygulamasına karşı güçlü bir şekilde karşı konulması gerektiğine vurgu yaparak, “Çocuklarımızın araç olarak kullanılmasına asla izin vermeyeceğiz. Bu mitinge toplumun tüm kesimlerini çağırıyoruz. İktidara buradan güçlü bir cevap vermek gerekiyor. Bu uygulamayı geri çektiremez isek bu uygulama ülkenin her yerine yayılacaktır. İktidara gerekli yanıtı Gündoğdu Meydanı’ndan vereceğiz” ifadelerini kullandı.

    “MADIMAKLAR YAŞANMASIN DİYE ALANLARDA OLACAĞIZ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, eşit yurttaşlık talebini sadece Aleviler için değil toplumun tüm kesimleri için istediklerini belirterek şöyle konuştu:

    “12 Eylül darbesi ile anayasaya sokulan zorunlu din dersine karşı mücadele eden örgütleriz. Madımak Katliamı’ndaki katillerin hangi duygular ile yetiştiğini biliyoruz. 33 fidanımızı katleden anlayışın bilim yuvalarından uzak olmasını istiyoruz. Bizi katleden katiller affedilerek serbest bırakıldı. Yanan canlarımız bir kez daha mahkeme salonlarında gördük. Adaletin, hukukun ayaklar altına alındığı bir sistem ile karşı karşıyayız. Çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmak adına, bir daha Madımaklar yaşanmasın diye, katliamlarda kaybettiğimiz canların anısını sahip çıkmak adına tüm toplumu Gündoğdu meydanına davet ediyoruz. Biz eşit yurttaşlığı sadece kendimiz için istemiyoruz. Bu talep tüm toplumsal kesimler içindir. Biz Alevilere değil 85 milyona hukuk alanında, kamu alanında eşitlik istiyoruz. Bu eşitlik birliktir, dirliktir, bir arada olmaktır. ”

    PİRHA/İZMİR

  • ‘ÇEDES ile kindar ve dindar nesillerin adımları atılıyor’-VİDEO

    ‘ÇEDES ile kindar ve dindar nesillerin adımları atılıyor’-VİDEO

    PİRHA-“Laik eğitim, laik yaşam ve eşit yurttaşlık” talebi ile İzmir’de yapılacak miting öncesi Eskişehir’de basın açıklaması düzenlendi. Okullara imam atama projesinin tehlikelerine dikkat çekilerek, “Gülen Cemaati gibi bir örgütlenme söz konusu” denildi.

    Eğitim Sen, Veli Der ve Alevi örgütlerinin öncülüğünde 16 Eylül’de İzmir’de, “ÇEDES’e hayır. Laik eğitim, laik yaşam ve eşit yurttaşlık” talebi ile miting düzenlenecek. Gündoğdu Meydanı’nda yapılacak mitinge çağrı amacıyla birçok ilde basın açıklamaları yapılmakta.

    Mitinge çağrı için Ankara’dan İzmir’e yola çıkan yürüyüş ekibinin ilk durağı Eskişehir oldu.

    Diyanet İşleri Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında imzalanan “Çevremi seviyorum değerlerimiz sahip çıkıyorum” (ÇEDES) projesinin iptal edilmesi için çok sayıda yurttaş bir araya geldi.

    Atatürk Lisesi önünde toplanan yurttaşlar Yediler Parkı’na yürüyüş gerçekleştirdi. Yapılan eylemde “AKP’den hesabı emekçiler soracak”, “Parasız, laik, bilimsel eğitim”, “Diyanet, elini okullardan çek” sloganları atılırken ÇEDES’in iptal edilmesi mesajlarını içeren pankartlar da taşındı.

    “İZMİR’DEKİ SESE HERKESİN DESTEK VERMESİ GEREKİR”

    Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Faik Alkan, yaptığı konuşmada, dinci eğitim anlayışını eleştirerek şunları söyledi:

    “AKP İktidarı, ülkenin öz kaynaklarını sermayeye peşkeş etmekte. Okullarımızda bizler, Eskişehir’de bir tebeşir parası dahi toplanmasına izin vermiyorduk. Bugün 40 bin TL’ye varan paralar alıyorlar. Okullarımızda görmek istemediğimiz imamlar, çocuklarımızı teslim almakta. Ama öyle yağma yok. Bizler kamu emekçileri, KESK’liler, Eğitim-Sen’liler olarak bu mücadelede göğüs göğüse geleceğiz. İzmir, ulusal miting alanıdır. İzmir’deki sese herkesin destek vermesi gerekir. Bu tüm ülkenin sorunudur.”

    “İZMİR’DE 842 OKULA DİN GÖREVLİLERİ GİTMEYE BAŞLADI”

    Eğitim Sen Genel Başkanı Nejla Kurul ise yaptığı konuşmada şunları dile getirdi:

    “12 Eylül askeri darbesi zorunlu din dersini getirdi. Önceki dönemde bu ders seçmeliydi. Şimdi yeni bir zorunlu din dersi ile karşılaştık. Seçmeli derslerden biri zorunlu hale geldi. Her darbe ile yoksulluğu unutturmak için dini istismar ediyorlar. Oysa milyonlarca yoksul var. Bir perde çekerek yoksulluğu örtmek istiyorlar. ÇEDES’in adı çok masum görünüyor ancak arkasında dinci vakıf, dernek, tarikat ve cemaatler var. MEB’in asıl işlevi anayasaya uygun laik eğitim vermektir ancak Diyanet İşleri ve Gençlik ve Spor Bakanlığı ile yetkilerini dağıtmakta.

    İzmir’de 842 okula din görevlileri gitmeye başladı. Bu protokol illere yayılıp kindar ve dindar nesillerin adımları atılıyor. Okul yönetimleri bu işi organize ediyor. ‘Değerler Kulübü’ adı altında bu işi yürütüyorlar. Gülen Cemaati gibi bir örgütlenme söz konusu. Çocuklarımızın okullarda din görevlileri ile karşılaşıp okul dışına, dini mekânlara götürülmeleri söz konusu. Aladağ’da o cemaat yurdunda yanan çocukları, 6 yaşında evlendirilen çocukları, 11 yaşında intihar eden çocukları görüyoruz. O yüzden okullarımızı güvenli hale getirmek için mücadele etmek zorundayız. Demokratik, kamusal, laik, parasız, anadilinde ve ekolojik eğitim için her alanda mücadelemizi yürüteceğiz. Artık canlanma zamanı.”

    PİRHA/ESKİŞEHİR

  • Didim Cemevinden zorunlu din dersine tepki ve 16 Eylül mitingine katılım çağrısı

    Didim Cemevinden zorunlu din dersine tepki ve 16 Eylül mitingine katılım çağrısı

    PİRHA- Didim Cemevi, ÇEDES projesinin iptalini talep ederek, projenin iptali için 16 Eylül’de İzmir Gündoğdu Meydanı’nda yapılacak olan mitinge katılım çağrısında bulundu.

    Cemevi bahçesinde gerçekleşen basın açıklamasına Didim Belediye Başkanı Ahmet Deniz Atabay, Didim Cemevi Başkanı Hüseyin İlhan, yönetim kurulu üyeleri, dernek üyeleri ve çok sayıda kitle örgütü temsilcisi katıldı.

    Basın açıklaması Cemevi Başkanı Hüseyin İlhan tarafından gerçekleştirildi. İlhan açıklamada eğitim sisteminin ve yaşamın tümüyle dinselleştirilmesine, adaletsizliğe, asimilasyona ve ayrımcılığa karşı çıktıları belirterek, laik ve bilimsel eğitim, laik yaşam ve eşit yurttaşlığı savunduklarını ve talep ettikleri ifade etti.

    “ALEVİLERİN SİNİR UÇLARINA BASINÇ UYGULUYORLAR”

    İlhan, yeni eğitim yılının büyük bir adaletsizlik ve derin bir ekonomik krizin gölgesinde başladığını ifade ederek, “Yeni dönemde okullar, yaşanan sosyal, siyasal ve ekonomik krizin yanı sıra, eğitim sistemini tümü ile dinselleştiren, aklın ve bilimin ışığından uzaklaştıran, eğitim kurumlarını tarikat ve cemaatlerin talepleri doğrultusunda adeta birer dini kurum haline getiren uygulamalar ile başlamaktadır. Bu uygulamalar ile AKP hükümeti, başta Aleviler olmak üzere halkın büyük bir bölümünün sinir uçlarına basınç uygulayarak anayasaya aykırı ve laiklik karşıtı bir politikaya hız kazandırmıştır” dedi.

    “ZORUN DİN DERSİ ZULMÜ ARTARAK DEVAM EDİYOR”

    12 Eylül faşizminin eseri olan darbe anayasasıyla başlayan zorunlu din dersleri zulmünün, AKP iktidarınca artarak devam ettiğini söyleyen İlhan, “Öyle ki okullar; bırakalım “zorunlu din dersi” uygulamasını artık “Zorunlu Din Eğitimi Merkezlerine” dönüştürülmüştür. Zorunlu din dersleri yetmemiş gibi, müfredat tümüyle dinselleştirilmiştir. Okullar imam hatip okullarına dönüştürülmüş ve birer medrese gibi faaliyet yürütmektedir. Bu eğitim öğretim yılı başında ise Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu kararınca haftalık ders saati çizelgesine müdahale edilerek, seçmeli din dersleri de zorunlu hale getirilmiştir. ÇEDES ve benzeri projelerle ve protokollerle okullar ve eğitim kurumları Diyanet İşleri Başkanlığı ile cemaat ve tarikatların kontrol ettiği kurumlar haline getirilmiştir” diye konuştu.

    16 EYLÜL MİTİNGİNE ÇAĞRI

    İlhan son olarak 16 Eylül’de İzmir’de gerçekleşecek mitinge katılım çağrısında bulunarak şunları söyledi:

    Eğitim, kamusal bir haktır. Herkese eşit, ulaşılabilir, fırsat eşitliğine dayalı, aklın ve bilimin kontrolünde, çağdaş, parasız, bilimsel olmalıdır. Müfredatı, ayrımcı, cinsiyetçi, ırkçı ve gerici olmamalı ve hızla ayıklanmalıdır.

    Ülkemiz birçok inanç, dil ve kültür mozaiğine sahiptir. Bu gerçeklikten hareketle diyoruz ki; Eğitim sistemi her şeyden önce bilimsel ve laik olmalıdır. Eğitimde laiklik, Alevilerin vazgeçemeyeceği bir ilkesel duruştur. Çünkü ancak laik bir eğitim ve yaşam biçimiyle, inançlar, düşünceler, kültürler özgürce kendini ifade edebilir. Laiklik ilkesiyle inançlar kendi kurallarını, geleneklerini sürdürebilme olanağına sahip olabilirler.”

    PİRHA/AYDIN

  • Musa Kulu: Barış ve kardeşlik adına söz kuran herkesi 16 Eylül’de İzmir’e bekliyoruz-VİDEO

    Musa Kulu: Barış ve kardeşlik adına söz kuran herkesi 16 Eylül’de İzmir’e bekliyoruz-VİDEO

    PİRHA-Okullara imam atanması projesinin iptali, laik eğitim ve eşit yurttaşlık talebiyle 16 Eylül’de İzmir’de gerçekleştirilecek mitinge çağrı yapan DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Bu ülkede yaşayan vicdan ve ahlak sahibi herkesin bu karanlığa dur demesi için bir karşı duruş sergilemesi gerekiyor. Türkiye’nin İran, Suudi Arabistan, Afganistan olmak istemiyorsa bu ülkede yaşayan herkesin bu gidişata bir dur demesi gerekiyor” dedi.

    16 Eylül’de İzmir’de okullara imam atanması(ÇEDES) projesinin iptali, laik eğitim ve eşit yurttaşlık talebiyle Aleviler ve Eğitim-Sen’in ortaklığıyla miting gerçekleştirilecek.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Başkanı Musa Kulu, 16 Eylül’de İzmir’de yapılacak mitinge çağrı yaptı.

    “SADECE MİTİNGLE ÖNÜNE GEÇİLECEK BİR SÜREÇ DEĞİL”

    Ülkenin karanlığa gittiği bir süreci yaşadıklarını belirten Musa Kulu, “Bu karanlığın önüne geçmenin ışığı bütün toplumu kardeş bilen Alevilere düştü. Sadece Aleviler değil bu ülkede yaşayan vicdan ve ahlak sahibi herkesin bu karanlığa dur demesi için bir karşı duruş sergilemesi gerekiyor. Yapılanlara sadece yapılacak bir mitingle önüne geçilecek bir süreç değil. Türkiye’nin İran, Suudi Arabistan, Afganistan olmak istemiyorsa bu ülkede yaşayan herkesin bu gidişata bir dur demesi gerekiyor. Umarım İzmir’de yapılacak mitingde bu ses bu ülkenin insanları tarafından duyulur ve buna karşı yaşamın her alanında bir duruşun sahibi olunur yoksa bu karanlığın önüne geçmek mümkün değil. 16 Eylül’de İzmir’de yapılacak olan mitinge Demokratik Alevi Dernekleri olarak orada olacağız. Bu ülkede demokrasi, barış ve kardeşlik adına söz kuran herkesin de orada olmasını istiyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Alevi Kurumları ve Eğitim Sen İstanbul’dan seslendi: Çedes projesi iptal edilsin-VİDEO

    Alevi Kurumları ve Eğitim Sen İstanbul’dan seslendi: Çedes projesi iptal edilsin-VİDEO

    PİRHA – Alevi kurumları, Eğitim Sen ve Öğrenci Veli Derneği(Veli-Der)”Zorunlu din derslerine hayır! ÇEDES projesi iptal edilsin” şiarıyla İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde yaptığı açıklamada, “”Laiklikten ,karma bilimsel eğitimden, kadın özgürlüğünden vazgeçmeyeceğimizi, eğitimi eğitimciler dışında kimseye bırakmayacağımızı, emeğin hakkını aldığı özgür yarınlar için mücadeleyi yükselteceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz” dediler.

    Yeni dönemde okullara imamların atanması ve zorunlu din derslerini protesto etmek amacıyla Eğitim Sen, Öğrenci Veli Derneği(Veli-Der), Alevi Bektaşi Federasyonu(ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu(ADFE), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı(HBVAKV), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD), Alevi Kültür Derneği(AKD) ve Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) ve onlarca yurttaş İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önü olan Sultanahmet Meydanı’nda kitlesel basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Açıklamada “Zorunlu din dersine hayır, laik bilimsel eğitim istiyoruz, parasız eğitim, ücretsiz beslenme istiyoruz, laik, bilimsel, anadilde eğitim, diyanet elini eğitimden çek” sloganları atıldı.

    Açıklamaları Eğitim Sen adına 7 No’lu şubeden Yakup Kaya, Alevi kurumları adına da PSAKD Genel Başkan yardımcısı İbrahim Karakaya okudu.

    “LAİKLİK YAŞAMSALDIR, KAZANACAĞIZ, ÇEDES İPTAL EDİLSİN!”

    Eğitim Sen adına açıklamayı okuyan Kaya, şunlara dikkat çekti:
    “Laiklikten ,karma bilimsel eğitimden, kadın özgürlüğünden vazgeçmeyeceğimizi, eğitimi eğitimciler dışında kimseye bırakmayacağımızı, emeğin hakkını aldığı özgür yarınlar için mücadeleyi yükselteceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz. Laiklik yaşamsaldır, kazanacağız, ÇEDES iptal edilsin!”
    Kaya, 16 Eylül’de İzmir’de yapılacak olan mitinge de çağrı yaparak “Bu miting bir son tepki olmayacak. Taleplerimiz kabul edilene dek mücadele etmeyi sürdüreceğiz” dedi.

    “İNATLA TALEPLERİMİZİ VE HAKLARIMIZI SÖYLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Alevi kurumları adına konuşan Karakaya, siyasal iktidarlar ve yönetenlerin Alevi örgütlerinin seslerini duymama yönünde bir direnç gösterdiklerini belirterek şunları söyledi:
    “Alevi örgütleri olarak 35 yılı aşkın bir süredir, her eğitim ve öğretim yılının başlangıcında bıkmadan, usanmadan Anayasal Halklarımızı, uluslararası sözleşmelerden doğan haklarımızı ve taleplerimizi dile getirdik, getirmeye de devam ediyoruz. Biz inatla taleplerimizi ve haklarımızı söylemeye devam edeceğiz. Eğitim sisteminin ve yaşamın tümüyle dinselleştirilmesine, adaletsizliğe, asimilasyona ve ayrımcılığa karşı; Laik, bilimsel, anadilde eğitim, laik yaşam ve eşit yurttaşlığı savunuyor ve talep ediyoruz!”

    “HALKIMIZI DUYARLI OLMAYA VE MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    Eğitimin, kamusal bir hak olduğunu dile getiren Karakaya, “Herkese eşit, ulaşılabilir, fırsat eşitliğine dayalı, aklın ve bilimin kontrolünde, çağdaş, parasız, bilimsel, laik ve anadilde olmalıdır. Müfredatı, ayrımcı, cinsiyetçi, ırkçı ve gerici olmamalıdır” dedi. Karakaya, konuşmasını şöyle sonlandırdı:
    “Bu gerçeklik ile halkımızı asimilasyon politikalarına, eğitimdeki zorunlu din dersi zulmüne, eğitimdeki gerici ve çağ dışı uygulamalara karşı Laik-Bilimsel-Demokratik Eğitim için halkımızı duyarlı olmaya ve mücadeleye çağırıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Şahin’den 16 Eylül mitingine çağrı: Torunlarını şeriata teslim etmek istemiyorsan ayağa kalk-VİDEO

    Şahin’den 16 Eylül mitingine çağrı: Torunlarını şeriata teslim etmek istemiyorsan ayağa kalk-VİDEO

    PİRHA-Sanatçı Necati Şahin, okullara imam atanması (ÇEDES) projesinin iptali, laik eğitim ve eşit yurttaşlık talebiyle 16 Eylül’de İzmir’de gerçekleştirilecek mitinge çağrı yaptı.

    16 Eylül’de İzmir’de okullara imam atanması (ÇEDES) projesinin iptali, laik eğitim ve eşit yurttaşlık talebiyle Aleviler ve Eğitim-Sen’in ortaklığıyla miting gerçekleştirilecek.

    “EY HALK BİR KERE OLSUN AYAĞA KALK”

    Gerçekleştirilecek olan miting için sanatçı Necati Şahin’de bir çağrı yaptı:

    “Ey halk, çocuklarını, torunlarını şeriata teslim etmek istemiyorsan, şeriatçı bir eğitime hayır demen gerekir. Ey halk bir kere olsun ayağa kalk, laiklik mitingi için 16 Eylül’de İzmir’e koş”

    (HABER MERKEZİ)

  • Yıldırım’dan 16 Eylül mitingine çağrı: Bu miting hepimizi ilgilendiriyor-VİDEO

    Yıldırım’dan 16 Eylül mitingine çağrı: Bu miting hepimizi ilgilendiriyor-VİDEO

    PİRHA-KESK Meclis Üyesi Ebru Yıldırım, okullara imam atanması (ÇEDES) projesinin iptali, laik eğitim ve eşit yurttaşlık talebiyle 16 Eylül’de İzmir’de gerçekleştirilecek mitinge çağrı yaptı.

    16 Eylül’de İzmir’de okullara imam atanması(ÇEDES) projesinin iptali, laik eğitim ve eşit yurttaşlık talebiyle Aleviler ve Eğitim-Sen’in ortaklığıyla miting gerçekleştirilecek.

    Gerçekleştirilecek olan mitinge Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Meclis Üyesi Ebru Yıldırım çağrı yaptı.

    “SADECE ALEVİLERİN VE EĞİTİM-SEN’İN DİYE BAKMAMAK GEREKİYOR”

    Yıldırım, toplumun bütün kesimlerine şu çağrıyı yaptı:
    “Bu miting çok önemli. Alevilerin ve Eğitim-Sen’in diye bakmamak gerekiyor. Mitingin yapıldığı şehirdeki bütün demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler ve farklı bütün sendikaların ve kendisine demokratım diyen bütün inanç kesimlerinin bu mitingde yer alması gerekiyor. Bu mitingin kendisi aslında herkesi ilgilendiriyor. Sadece Alevilerin, Eğitim-Sen’in sadece laiklikte ısrar edenlerin meselesi değil bu. Yığınlara verilen eğitimin içeriğinin de o emek rejimi içerisinde rekabet edilebilir olma gücünü elinden alan bir yaklaşım olarak da ifade etmek gerek. Dolayısıyla bu miting hepimizi ilgilendiriyor.”

    Devrim FINDIK / İSTANBUL

  • ‘Okullara imam atanması Alevilere yönelik asimilasyon ve inkar politikasıdır’- VİDEO

    ‘Okullara imam atanması Alevilere yönelik asimilasyon ve inkar politikasıdır’- VİDEO

    PİRHA- Zeliha Korkmaz, ÇEDES projesi kapsamında okullara imam ve din görevlilerinin atanmasını, Alevilere yöneltilmiş bir asimilasyon ve inkar politikası olarak değerlendirdi. Alevilere dönük sistematikleştirilen bu politikalara karşı Korkmaz, örgütlülük ve mücadele vurgusu yaptı.

    Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanan ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum’ (ÇEDES) projesi kapsamında, birçok kentte okullara imam ve din görevlisi atandı.

    Geçmişte de benzer projelerle eğitim alanı laiklikten uzaklaştırılarak dinselleştirilmeye çalışılmıştı. Şimdi de ‘Manevi danışmanlık’ adı altında din görevlilerinin okullara atanması başta eğitimciler olmak üzere toplumun büyük bir kesiminden tepki topluyor. Tekçi, dinci zihniyetle uygulamaya konulan bu projeye özellikle eğitimcilerden itiraz sesleri yükseliyor.

    Söz konusu uygulama ile ilgili Yol Erenleri’nden Zeliha Korkmaz, PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “ÇEDES’İN 3 BAKANLIK AYAĞIYLA UYGULANMASI TESADÜFİ DEĞİL”

    Zeliha Korkmaz, AKP hükümetinin iktidarı boyunca Alevilere karşı asimilasyon ve inkar politikalarını hep devrede tuttuğunu hatırlatarak, bunun seçimlerden sonra daha da hızlandırıldığına dikkat çekti.

    ÇEDES’in de bu politikaların bir parçası olduğunu belirten Korkmaz, “ÇEDES projesi 3 bakanlıkla yapılıyor. Milli Eğitim Bakanlığı bugün kendisine ayrılan bütçeyi dini bütçe olarak algılıyor ve imam hatip okullarına ayırıyor bu bütçeyi. Kendini Diyanet’in bir ayağı olarak görüyor. Bir diğer ayağını zorunlu din dersiyle yapmışlardı ve 4+4+4 sistemiyle bunu hızlandırmışlardı. Kendilerine verilen bütçeyi daha çok imam hatip okulu açmaya kullanıyorlar. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nı yanlarına almaları tesadüf değil. Bu karanlık ve gerici zihniyeti gençlikle buluşturma çabası içindeler. Bunu da meşrulaştırmak için bu bakanlıkları kullanmaya çalışıyorlar” dedi.

    “ÇEDES VE BENZERİ UYGULAMALARI KABUL ETMİYORUZ”

    Korkmaz, atanamayan öğretmenler gerçeğine işaret ederek ÇEDES gibi projelerin kabul edilemez olduğunu ifade etti. ÇEDES’i ekolojik ve eşit yurttaşlık kavramı üzerinden de değerlendiren Korkmaz, şunları söyledi:

    “Bu projenin açılımının Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum olması oldukça gülünç, çünkü biz AKP’nin ve Erdoğan’ın bu ülkede tek bir ağaç bırakmadığını biliyoruz. Bu ülkedeki hiçbir insanın değerlerine sahip çıkmayan, saygı duymayan, asimile etmeye çalışan bir politika yürütüyor. Bugün 1 milyonun üzerinde atanmayan öğretmenler var. Bu kadar yoksulluk cenderesinde olan öğretmen varken okullara imam atanmasını kesinlikle kabul etmiyoruz. Tarikat ve cemaatlerde çocuk istismarları, tecavüzleri ve şiddet olaylarını din adı altında kapattıklarını, suçluların ceza almadığını biliyoruz.”

    “ALEVİLER KARANLIK ZİHNİYETE KARŞI MÜCADELEYİ SÜRDÜRMELİ”

    Yaratılmak istenen tekçi, gerici, eşitlikten uzak toplum modeline karşı Alevilerin her zamankinden daha çok mücadele etmesi gerektiğinin altını çizen Korkmaz, “Aleviler bugün birçok halk kesimiyle bunu birleştirmeli. Daha çok örgütlenmeliyiz çünkü karşımızda çok örgütlü bir AKP iktidarı var. Bizim de bu sert savaşların karşısında daha sert hamlelerle, dik duruşla karşılık vermemiz gerekiyor. 16 Eylül’de İzmir’de yapılacak miting bunun bir ayağını oluşturuyor” diye belirtti.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO
    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO
    > ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO
    > ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’-VİDEO
    > ‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’-VİDEO

    > ‘İktidar, dindar nesil yetiştirmek için laik, bilimsel, kamusal eğitimden uzaklaşıyor’-VİDEO

     

  • ‘Eğitim müfredatı dinselleşiyor, ülke karardığında hepimiz karanlıkta kalacağız’-VİDEO

    ‘Eğitim müfredatı dinselleşiyor, ülke karardığında hepimiz karanlıkta kalacağız’-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, okullara imam atanması kararına karşı 16 Eylül’de yapılacak mitingin detaylarını anlattı. Erçe, “Bu konu sadece bir Alevi meselesi değil” diyerek toplumun tüm kesiminin İzmir’de yapılacak laik eğitim, laik yaşam mitingine katılması gerektiğini söyledi. Erçe, “Aksi takdirde ülke karardığında hepimiz karanlıkta kalacağız” dedi. 

    Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Diyanet İşleri Başkanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında imzalanan “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES)” projesi ile okullara imamlar atanmaya devam ediliyor.

    ‘Değerler eğitimi’ adı altında okullara atanan imam, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve Kur’an kursu hocaları, “manevi danışman” olarak görevlendiriliyor.

    Projenin amacı, “öğrencileri bilime sevdalı, kültüre meraklı ve duyarlı; millî, ahlaki, insanî, manevi ve kültürel değerlere göre yetiştirmek” şeklinde açıklansa da ilk dersle birlikte öğrencilerin, camilere götürüldüğü biliniyor.

    2021 yılında yalnızca ortaokullar ve imam hatip okulları proje kapsamındayken, 2023 yılında protokol genişletilerek ilkokul öğrencileri de dahil tüm öğrencileri kapsayacak hale getirildi. Öğrencilerin gelişimi için büyük sorun olarak görülen projenin, laik eğitime uygun olmadığı vurgulanıyor.

    Protokole tepki gösteren kesimlerden Eğitim-Sen, veli dernekleri ve Alevi örgütleri, ‘Laik eğitim, laik yaşam ve eşit yurttaşlık’ talebi ile 16 Eylül’de İzmir’de yapılacak bölge mitingine hazırlanıyor.

    “BÜTÜN KESİMLERİ HEDEF KİTLE SAYAN BİR ÇALIŞMA YÜRÜTTÜK”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, miting planlamasının detaylarını PİRHA’ya anlattı. 12 Eylül’de Ankara’dan yola koyulacaklarını belirten Erçe, şunları söyledi:

    “Haziran ayı ile beraber tüm Türkiye’de çok ciddi çalışmalar yürütüldü. Bizim çalışmalarımız, kurumlarla yapmış olduğumuz toplantılardan da önce başladı. Anadolu’da yaz dönemleri her tarafta anmalar, festivaller, şenlikler yapılıyor, biz bu programları değerlendirerek hemen hemen gittiğimiz her yerde İzmir’de yapacağımız mitingin nedeni olan bu gericileşme, eğitimde dinselleşme, yaşamı tümden şerri düzene ayarlamaya hedefleyen politikalara karşı halkı bilinçlendirme çalışmaları yürüttük. Bu konuya dair özellikle Dersim, Sivas, Varto ve birçok alanda paneller gerçekleştirdik. Aslında Ege Bölgesi’nde başlayan bu proje ile beraber Ege’yi daha da işin merkezine katarak Muğla, İzmir, Balıkesir’de ciddi çalışmalar yürüttük. Sonuç itibariyle demokratik örgütler ile yaptığımız toplantıda bir metin kararı alındı. Bu mitingin üç temel ayağı oldu; eğitim sendikaları, veli dernekleri ve Alevi kurumları. Bu üç ayağın üzerine bir de gövde oturttuk. Bu gövdede de bütün demokrasi ve emek güçleri, bu gericileşme politikasından olumsuz etkilenen bütün kesimleri hedef kitle sayan bir çalışma yürüttük.”

    DUYARLILIK KAZANDIRMAK AMACIYLA SANATÇI VE AYDINLARA ÇAĞRI!

    Cuma Erçe, mitingin teknik altyapı hazırlıklarının devam ettiğini belirterek, Ankara’da ise diyalogların sürdüğünü söyledi.

    Ortak toplantıların ardından şimdi de kurum ziyaretlerinin gerçekleştiğini söyleyen Erçe, “Başta Eğitim Sen olmak üzere Alevi örgütleri ve veli dernekleri, kendi özgün çalışmalarını da yürütüyor. Hem medya ayağı ile ilgili hem de sanatçıların, aydınların mitinge duyarlılık kazandırmak amacıyla video yayınlamalarına varıncaya kadar çalışmalar yürüyor. Ankara’da parti ve demokratik örgütlerin genel merkezleri, odalar, barolar ve benzerleri ile merkezi görüşmeler sürüyor. Bu görüşmelerle de aslında merkezi yapıların bölgedeki ayaklarının harekete geçirilmesi gibi bir planımız söz konusu” diye belirtti.

    5 İLDE EYLEM VE YÜRÜYÜŞ YAPILACAK!

    Mitingin startının 12 Eylül’de Ankara’dan verileceğini söyleyen Cuma Erçe, “Bugünkü eğitim sisteminin, gerici politikaların, ırkçı, şoven dalganın asıl baş belası 12 Eylül Darbesi’dir” diye de ekledi.

    Erçe, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

    “Zorunlu din derslerinin Anayasa’ya alındığı tarih olan 12 Eylül’e denk gelmesinden kaynaklı o gün hem 12 Eylül’e dikkat çekmek hem de bugünkü siyasal atmosferin ta o günden başlayan bir süreçle yol taşlarının döşendiğini anlatabilmek için Ulus’ta basın açıklaması yapacağız. Oradan da kurum başkanlarının ve basın emekçilerinin de olduğu bir otobüsle harekete geçeceğiz. Ankara’dan Eskişehir’e ulaşacağız. Eskişehir’de arkadaşlarımızın yönlendireceği biçimiyle kısa bir yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleşecek. Oradan da sırayla Denizli, Muğla, Aydın üzerinden kademe kademe her gittiğimiz yerde hem demokratik kitle örgütleri ile basın açıklamaları hem o yerelin belediye başkanları, bürokratları ile görüşmeler yapacağız. Özellikle mitinge katılım noktasında belediyelerden de destek talebinde bulunacağız.

    “BU MESELE TOPLUMSAL BİR MESELE”

    Şunu net şekilde söylemek isterim; bu miting bundan öncekilerde olduğu gibi meramızı anlatmak için sık sık televizyonlarda söylediğimiz gibi bir Alevi meselesi değil. Bu mesele, sadece ülkedeki aydınların, demokratların meselesi de değil. Bu mesele toplumsal bir mesele. Toplum karar verecek; gerçekten ülke kararıyor ve hep beraber karanlıkta mı yaşayacağız yoksa bu ülkeyi aydınlatacak mıyız? Aslında hangi görüşten, siyasi yapıdan olursa olsun bu ülkede yaşayan herkesin temel meselesi olduğu gerçeğinden yola çıkarak esasında bu gidişata dur demek için toplumun bütün kesimlerinin ortaklaşması gerektiğini düşünüyoruz. Aksi takdirde ülke karardığında hepimiz karanlıkta kalacağız. Birileri kendi çocuklarını özel okullarda, yurt dışında okuturken yoksulların çocuklarının devlet okullarında zorunlu din dersleri ve seçmeli zorunlu din dersleri de yetmiyormuşçasına eğitim müfredatının tümüyle dinselleştiği bir sistemi dayatıyorlar. Şimdi o da yetmiyormuşçasına karma eğitimin tartışıldığı, öğretmenlerin de imamlarla yer değiştirdiği bir sistem getiriliyor ki bence toplumun bütün kesimlerinin, en çok da dindarların, meseleye sağdan bakanların ‘Evet ya bu kadar da olmaz’ demesi gereken bir dönemde olduğumuzu topluma aktarmak zorundayız.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO
    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO
    > ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO
    > ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’-VİDEO
    > ‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’-VİDEO

  • DAD İzmir Şube Eş Başkanlarından ‘Laik eğitim’ mitingine katılım çağrısı-VİDEO

    DAD İzmir Şube Eş Başkanlarından ‘Laik eğitim’ mitingine katılım çağrısı-VİDEO

    PİRHA- DAD İzmir Şubesi Eş Başkanları Nebat Çelik ve Zeynel Bozkurt, okullara imam atanması projesinin iktidarın siyasi-ideolojik biçimlendirme girişimlerinin bir parçası  olduğunu belirterek, 16 Eylül’de düzenlenecek ‘Laik eğitim, Laik yaşam, Eşit yurttaşlık’ mitingine katılma çağrısında bulundular. 

    Okullara ‘Değerler Eğitimi’ adı altında imam, hatip ve vaiz görevlendirilmesini öngören “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES)” projesine tepkiler sürüyor.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Alevi örgütleri ve dernekler, okullara imam, hatip ve vaiz görevlendirilmesini öngören ÇEDES projesinin iptal edilmesi için 16 Eylül’de İzmir’de saat 17.00’de Gündoğdu meydanında ‘Laik eğitim, Laik yaşam, Eşit yurttaşlık’ mitingi yapacak.

    Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi Eş Başkanları Nebat Çelik ve Zeynel Bozkurt, ‘Laik eğitim, Laik yaşam, Eşit yurttaşlık’ çağrısıyla İzmir’de yapılacak mitinge tüm duyarlı kesimlerin katılmalarını ve iktidarın hamlelerine mücadele etmeye çağırdı.

    DAD İzmir Şube Eş Başkanlarının çağrıları şöyle:

    “ALEVİ ÇOCUKLAR ÇOK ETKİLENECEK”

    Nebat Çelik: AKP’nin ideolojik hedefleri ile okullara imam atamasına karşı 16 Eylül’de bir miting gerçekleşecek. Bu proje Alevi çocuklarını çok yakından ilgilendiriyor. İmamların atanması ile bu eğitim Alevi çocuklarına diretilecek ve çocuklar etkilenecektir. Siyasi ideolojik hedeflerini bizler üzerinden inşa etmek istiyorlar. Bizler buna dur demeliyiz. Tüm duyarlı canları, demokratik kitle örgütlerini ve toplumun tüm kesimini bu mitinge katkı sunmaya ve katılmaya çağırıyoruz.

    “ÇEDES PROJESİ İKTİDARIN ASİMİLASYON HAMLELERİNİN EN BÜYÜK AYAĞI”

    Zeynel Bozkurt: ÇEDES projesi iktidarın asimilasyon hamlelerinin en büyük ayağıdır. Okullara imam atanarak bu eğitimin diretilmesi laikliğe karşıtlıktır. Bu projenin bir devamı olarak hastanelerde de ‘maneviyat’ adı altında bölümler açılarak dinsel eğitim verilmeye başlandı. 16 Eylül’de ‘Laik eğitim, Laik yaşam, Eşit yurttaşlık’ çağrısıyla yapılan mitinge tüm canları bekliyoruz.

    PİRHA/İZMİR