Etiket: öztürk türkdoğan

  • İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ve üyeler gözaltına alındı

    İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ve üyeler gözaltına alındı

    PİRHA- Ankara Yüksel Caddesi’nde yapılmak istenen basın açıklamasına polis müdahale etti. İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan’ın da aralarında olduğu İHD yönetici ve üyeleri gözaltına alındı.

    Ankara Yüksel Caddesi’nde İnsan Hakları Anıtı üzerindeki ablukayı protesto etmek için yapılmak istenen basın açıklamasına polis müdahale etti.

    Polis, İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan’ı, İHD yöneticilerini ve üyeleri gözaltına aldı.

    SAMSUNG CSC
    SAMSUNG CSC
    SAMSUNG CSC
    SAMSUNG CSC
    SAMSUNG CSC
    SAMSUNG CSC

  • Türkdoğan ve Kaya: ‘Sivas Katliamına’ katliam diyemeyenleri vicdana davet ediyoruz-VİDEO

    Türkdoğan ve Kaya: ‘Sivas Katliamına’ katliam diyemeyenleri vicdana davet ediyoruz-VİDEO

    PİRHA – Bir televizyon kanalında “Sivas katliamı demekten imtina ediyorum” diyen Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’na, İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ve Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya tepki gösterdi. Öztürk ve Kaya, ‘Sivas Katliamına’ katliam diyemeyenleri vicdana davet ediyoruz” diyerek, Sivas’ta yaşanılanın tam bir katliam ve insanlığa karşı işlenen bir suç olduğunu ifade ettiler. 

    HABERİN VİDEOSU

    Eski Sivas Belediye Başkanı, şimdi ise Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun bir televizyon programına katılarak Sivas Katliamı için  “Sivas katliamı demekten imtina ediyorum” şeklindeki sözlerine tepkiler gelmeye devam ediyor. Konuya ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD ) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ve Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya PİRHA’ya konuştu.

    “ER YA DA GEÇ FAİLLER CEZALANDIRILACAKLAR”

    Aradan yıllar geçtikten sonra Sivas Katliamı’na hala katliam diyemeyen siyasileri duymanın ve görmenin kendilerini üzdüğünü söyleyen İnsan Hakları Derneği (İHD ) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Sivas’ta yaşanılanın tam bir katliam ve insanlığa karşı işlenen bir suç olduğunu ifade etti.

    “O zaman yürürlükte olmayan, ama şu anda yürürlükte olan TCK 77. Maddesinde bu fiillerini aslında insanlığa karşı işlenmiş suç olarak tanımlanıyor” diyen Türkdoğan, “Çünkü siz bir inanç grubunun önderlerine, inanç grubunun aydınlarına yönelik sistemli bir şekilde öldürme fiili gerçekleştirmişseniz ve bunu bir plan dâhilinde yapmışsanız bu aynı zamanda insanlığa karşı bir suçtur” ifadesini kullandı.

    Sivas davasında yargılamanın sonlarında zaman aşımı tartışmalarının olduğunu ve mahkemenin kamu görevlileri bakımından insanlığa karşı suçlarda zaman aşımı işleyemeyeceğine dair bir gerekçe yazdığını söyleyen hukukçu Türkdoğan, “Aslında Sivas davasında mahkeme bu kararıyla insanlığa karşı suç işlenmiş olduğunu da, bir şekilde tescillemişti” dedi.

    “KATLİAMIN NE OLDUĞUNU BİLMİYORLARSA HUKUKÇULARA SORSUNLAR”

    ‘Sivas Katliamına’ katliam diyemeyenleri vicdana davet etmek isteyen Öztürk Türkdoğan, “Bu insanlar gerçekten katliam terimini bilmiyorlarsa, katliamın ne olduğunu bilmiyorlarsa, insanlığa karşı suçun ne olduğunu bilmiyorlarsa, kendi hukukçularına dahi sormaları yeterlidir” dedi.

    Türkdoğan, Sivas’ta olanların katliamdan da öte insanlığa karşı suç olduğunu belirterek, bu suç faillerinin er ya da geç mutlaka cezalandırılacağını vurguladı.

    “ONLARI VİCDANLARA MAHKUM ETTİK”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya ise, Temel Karamollaoğlu’nun sözlerini eleştirerek, “O gün planlı olarak inancından,  düşüncelerinden dolayı insanları katledenlere gazanız mübarek olsun diyen o dönemin belediye başkanı bu kadar zaman geçtikten sonra vicdanında bir muhasebe yaparak bu katilleri kınaması ve bunu katliam olarak tescil ettirmesi lazım. İnsanlık vicdanı bunu gerektirir. Ama görüyoruz ki o dün gazanız mübarek olsun diyen bu zat bugün ben katliam diyemem, diyor. Katliam olabilmesi için bir kişinin tasarlayarak orada gidip insanları katletmesi gerekirmiş. Planlıydı, o güruhu oraya getirenler, ona öncülük edenler, inançlarından, düşüncelerinden, yaşam tarzlarından dolayı insanlar  bir güruh tarafından katledilmiştir. Bunu diyemeyenleri insan olarak kayıt defterine dahi yazmayı uygun görmeyiz” diye konuştu.

    Aleviler olarak, onları vicdanlarında mahkum ettiklerini söyleyen Kaya, Temel Karamollaoğlu’nun tutumunu kınadıklarını belirterek şunları vurguladı:

    “İnsanlığın tarihinde kara bir leke olarak bunların adları geçecektir. Bunlar her zaman lanetlenecektir. Dün Yezit’in Kerbela’da yaptığı ile Dersim’de, Koçgiri’de, Sivas Madımak’ta yapılanlar bir katliamdır. Buna katliam demeyenlerin insanlığından şüphe ederim. Bu nedenle Temel Karamollaoğlu’nun bu tutumunu kınıyoruz, vicdana davet ediyoruz. Dünkü katliamı yaşayıp gören birisidir. Hala bunu diliyle bile zikretmekte zorluk çekiyorsa bu katliamın müsebbiplerinden biri olarak, önümüzde yapılacak katliamlara da cevap veriyor demektir. Bu nedenle de bunu bir insanlık suçu olarak görüyorum. Bu tavrı da Alevi toplumu olarak şiddetle kınıyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • İHD, OHAL’in bilançosunu açıkladı

    İHD, OHAL’in bilançosunu açıkladı

    OHAL süresince yaşanan hak ihlalleri ve hukuksuzlukları bir bilançoyla açıklayan İHD, bugün uzatılması görüşülecek olan OHAL’in bir an önce sonlandırılmasını talep etti.

    İnsan Hakları Derneği (İHD), bugünkü Milli Güvenlik Kurulu’nda (MGK) uzatılması görüşülecek olan olağanüstü halin (OHAL) uzatılmaması, aksine derhal sonlandırılması gerektiğini açıkladı. 21 Temmuz 2016’da tüm Türkiye’de ilan edilen OHAL, bugüne dek beş kez uzatıldı. Bugünkü MGK ve ardından toplanacak Bakanlar Kurulu ile altıncı kez uzatılması bekleniyor.

    İnsan Hakları Derneği (İHD), OHAL’in yeniden uzatılmasına yönelik hazırlıklara ilişkin dernek genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, İnsan Hakları Akademisi Başkanı Hüsnü Öndül ve İHD MYK üyesi Adnan Vural’ın katıldığı toplantıda açıklamayı Türkdoğan yaptı. OHAL’in uzatılmaması çağrısı ile sözlerine başlayan Türkdoğan, 15 Temmuz gerekçesiyle ilan edilen OHAL’i uzatmak için herhangi bir gerekçe olmadığını belirtti.

    “KHK’LARI DENETLEYECEK YARGI KALMADI”

    İHD’nin açıklamasında, bu süre içerisinde meydana gelen hak ihlalleri ve hukuksuzluklar sıralandı, OHAL’in sonlandırılması talep edildi:

    “Anayasanın 120. ve 121. maddeleri incelendiğinde, ancak yaygın şiddet hareketlerinin varlığı halinde OHAL ilan edilebileceği, OHAL ilanı süresince de OHAL gerekçesine bağlı olarak ve OHAL süresince uygulanacak kanun hükmünde kararname (KHK) çıkarılacağı belirtiliyor.

    “Karşı darbe sürecinin yargı üzerindeki olumsuz etkileri ve kamu idaresinin büyük bir baskı altına alınmasıyla yargı devre dışı kalmıştır. OHAL KHK’larını yargı denetimine tabi tutacak bir yargı kalmadı.

    “Anayasanın 121. maddesine göre OHAL KHK’larının yayınlandıkları gün Meclis onayına sunulması gerekmektedir. Bugüne kadar 667 ile başlayan ve 694 ile sona eren 28 adet KHK yayınlandı. 28 KHK’dan sadece 5’i hakkında TBMM onayı alındı. 23’ü hakkında süresi içerisinde TBMM onayı alınmadı, Anayasa ihlal edildi.

    “OHAL’in Anayasaya uygun olarak ilan edilmemesi ve çıkarılan KHK’ların TBMM onayına sunulmamasının yanı sıra bu KHK’larla bugüne değin 306 kez 300 civarında kanunda kalıcı değişiklikler yapılarak yasal sistem tamamen değiştirildi, OHAL rejimi kalıcı hale getirildi.”

    “AVRUPA VE BM’DEN UYARILAR GELDİ”

    “OHAL süresince Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Türkiye’yi birkaç kez ziyaret etti, bu konuda raporlar düzenledi, Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu dört kez Türkiye’yi ziyaret etti, raporlar yazdı.

    “Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserinin özel raportörlerinden üçü Türkiye’yi ziyaret etti ve raporlar düzenledi. Bu raporlarda OHAL süresince temel hak ve özgürlüklere yönelik sözleşmelerde öngörülen kısıtlamaların ötesinde keyfi uygulamalar yapıldığı ve bunların hızla düzeltilerek OHAL’in kaldırılması gerektiği ifade edildi.

    “Türkiye’ye en önemli uyarı Avrupa Konseyi’nden geldi. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin 25 Nisan 2017 tarihli Türkiye’yi siyasi denetime alan kararı oldukça önemli bir karar. Bu kararda çok açık bir şekilde Türkiye’nin OHAL’i sona erdirmesi, düşünceleri nedeni ile cezaevinde bulunan başta siyasetçiler olmak üzere, gazetecilerin ve aktivistlerin salıverilmesi gerektiği belirtildi.”

    “OHAL BİLANÇOSU”

    İHD, “Cezasızlığın tamamen bir devlet politikası haline geldiği OHAL koşullarında adalet aramanın neredeyse imkansız olduğunu” belirterek, OHAL bilançosunu açıkladı:

    * 667 sayılı KHK ile gözaltı süresi 30 güne çıkarıldı, 668 sayılı KHK ile gözaltının ilk 5 gününe avukat ile görüş yasağı getirildi. 23 Ocak 2017’de yürürlüğe giren 682 sayılı KHK ile gözaltı süresi 30 günden 14 güne indirildi, gözaltında avukat görüş yasağı bir güne indirildi.

    * Adalet Bakanlığı açıklamasına göre, Temmuz 2017 tarihi itibari ile 169 bin 13 kişi hakkında adli işlem yapılarak gözaltına alındı, 50 bin 510’u tutuklandı, 43 bin 489’u adli kontrol ile serbest bırakıldı, diğerleri gözaltı süresi içerisinde işlem yapılmayarak serbest kaldı. 8 bin 87 kişi “kaçak” durumunda.

    * HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere 11 milletvekili tutuklu, bu süre içerisinde Yüksekdağ ile birlikte toplam beş milletvekilinin vekilliği düşürüldü.

    * KHK’lar ile 94 belediyeye el koyuldu, 89’u Demokratik Bölgeler Partisi’ne mensup belediyelerdi. Seçilmiş 74 belediye eş başkanı tutuklandı, 28 HDP il eş başkanı ile 89 ilçe eş başkanı tutuklandı, 780 HDP il ve ilçe yöneticisi tutuklandı.

    * 113 bin 440 kamu görevlisi kamu görevinden çıkarıldı, 1852’si göreve iade edildi. Kapatılan özel kuruluşlarda görev yapan ve çoğunluğu öğretmen olan 22 bin 474 kişinin çalışma izinleri iptal edildi, sadece 614’ünün izni iade edildi.

    * HSK kararı ile 4 bin 240 hâkim ve savcı ihraç edildi, 166’sı iade edilmiştir.

    * 48 özel sağlık kuruluşu kapatıldı, ikisi geri açıldı. Kapatılan özel eğitim/öğretim kurumları (okul, kurs, pansiyon, yurt gibi) 2 bin 325. 15 özel üniversite kapatıldı, 19 sendika ve konfederasyonun faaliyetlerine son verildi.

    * Devlet tarafından el konularak kayyum atanan şirket sayısı 969. Bunların ekonomik büyüklüğü 41 milyar lira civarında. Çalışan işçi sayısının 47 bin civarındaydı.

    * Yazılı ve görsel medya başta olmak üzere kapatılan basın yayın kuruluşu 185 oldu. Sadece 23’ünün açılmasına izin verildi. Halen 174 gazeteci tutuklu. 2016 yılında sarı basın kartı iptal edilen gazeteci sayısı 889.

    * OHAL süresince 1412 dernek ve 139 vakıf kapatıldı.

  • ‘Adalet duygusunun tahrip olduğu bir ortamdayız’-VİDEO

    ‘Adalet duygusunun tahrip olduğu bir ortamdayız’-VİDEO

    PİRHA- Türkiye’de Adalet arayışları devam ederken, dün HDP’nin eski eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın duruşması görüldü. Hem ülkedeki adaletsizliği hem de Yüksekdağ’ın davasını  Türkiye İnsan Hakları Vakfı Genel Sekreteri Metin Bakkalcı ve İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan PİRHA’ya değerlendirdi. Bakkalcı’ya ve Türkdoğan’a göre, adalet için herkes birlikte mücadele etmeli ve HDP eş başkanları ve vekiller hakkındaki davalar derhal sonlandırılmalı. 

    Haberin Videosu

    Türkiye İnsan Hakları Vakfı Genel Sekreteri Metin Bakkalcı, adaletin toplumun en önemli talebi olduğunu belirterek, HDP Eş Genel Başkanlarının ve milletvekillerinin cezaevinde tutuklu kalmalarına tepki gösterdi.

    Ankara Adliyesi’nde dün (04 Haziran) HDP’nin eski Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ’ın duruşmasını izleyen Metin Bakkalcı, “Ne yazık ki ülkemizin büyük bir çoğunluğu, ezici bir çoğunluğunun adalet duygularının önemli ölçüde tahrip olduğu, güvenini yitirdiği bir ortamdayız.” dedi.

    “DAVA SONLANDIRILMALI”

    “Türkiye açısından önemli bir kavşaktayız” diyen Bakkalcı, “6 milyonun oyunu verdiği bir siyasi partinin eş başkanı yargılanıyor. Bunu zaten düşünebilmek mümkün değil. Bunu herhangi bir şekilde kabul edebilmek mümkün değil. Dolayısıyla böyle bir süreç zaten yaşanmamalıydı. Gerek, Figen Yüksekdağ, gerek diğer parlamenterler yaşamamalıydı. Derhal bu dava sonlanmalıdır” dedi.

    Bakkalcı, bunun neden gerekli olduğunu ise şöyle açıklıyor: Türkiye’de birlikte yaşayabilmek için, adalet ortamının tesisinin önünü açabilmek için, eşit, özgür olarak birlikte yaşayabilmek için, ifade özgürlüğünün tesis edilmesi için zaten bir gerekliliktir. Bütün haklar, siyasi haklar, medeni halklar bir gerekliliktir. Olmazsa olmazıdır.

     “EŞİT, ÖZGÜR YAŞAYABİLECEĞİMİZ BİR ORTAM İÇİN ÇABALAMALIYIZ”

    “Toplum olma vasfını yitirirsek acılar yaşarız” diyen Türkiye İnsan Hakları Vakfı Genel Sekreteri Metin Bakkalcı, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Sorunun çözümü de son derece basittir. Dolayısıyla bir adalet sarayı diye nitelenen binanın önünde bu görüşmeyi birlikte yapıyoruz. Adalet bugün itibariyle ülkenin büyük çoğunluğunun, bir insan olarak, birlikte yaşayacak bir toplumun unsurları olarak en temel talebidir. Adalet yürüyüşü dediğinizde zaten bugün eğer Türkiye’de büyük bir yankı buldu ise bu nedenledir. Mesele bu 80 milyonun birlikte eşit, özgür yaşayabileceği ortam için hepimizin daha çok çaba vermesi gerekmektedir.”

    ÖZTÜRK TÜRKDOĞAN: SİYASİ YANI AĞIR BASAN BİR DAVA

    İnsan Hakları Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan da, Figen Yüksekdağ’ın davasına ilişkin, “Baştan beri hep eleştirdiğimiz bir soruşturma ve dava süreci oldu. Tutuksuz olması gerekiyordu. Maalesef tutuklu yargılanıyor, siyasi yanı ağır basan bir dava” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

     

     

  • İHD Genel Başkanı Türkdoğan: Adalet yürüyüşü korku iklimini kıracak-VİDEO

    İHD Genel Başkanı Türkdoğan: Adalet yürüyüşü korku iklimini kıracak-VİDEO

    PİRHA – İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan “Adalet Yürüyüşü’ne” ilişkin açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun herkes için adalet talebini dile getirdiğini vurgulayan Türkdoğan, kendisinin de bir dernek başkanı olarak bu yürüyüşe destek vererek Kılıçdaroğlu ile 10 km yürüdüğünü söyledi. 

    Haberin Videosu

    İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan “Adalet Yürüyüşü’ne” destek verdiğini açıklayarak yürüyüşte CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte Türkiye’de yaşanan insan haklarını değerlendirdiklerini belirtti.

    “KILIÇDAROĞLU’NUN İRADELİ TUTUMU ÖNEMLİ”

    Kılıçdaroğlu’nun bu iradeli tutumunun önemli olduğunu vurgulayan Türkdoğan, CHP’nin Emek ve Demokrasi için güç birliğine katılmamasını eleştirdi. “Demokrasi İçin Birlik” hareketinde CHP’den insanlar vardı ama parti tüzel kişiliği bağlamında bir ilgi söz konusu olmadı” diyen Türkdoğan aslında CHP’nin Türkiye’de pekala bir demokrasi cephesinin oluşmasında ciddi liderlik yapabilecek potansiyele sahip olduğunu ancak kendini geçmişinden kurtaramadığı için çağdaş sosyal demokrasi ilkelerini tam anlamıyla hayata geçirme konusunda sıkıntı yaşadığını kaydetti.

    “ADALET YOKSA BARIŞ DA, EŞİTLİK DE YOKTUR”

    Adalet Yürüyüşü’nün Türkiye’de yaratılan korku ikliminin kırılmasında etkili olacağını belirten Türkdoğan, “Bir ülkede adalet yoksa barış da yoktur, eşitlik de yoktur, özgürlük de yoktur. Zaten bunlar insan haklarının temel kavramlarıdır. Biz insan haklarını anlatırken onurlu her insanın başkalarına karşı ileri sürebileceği bu 4 kavramdan bahsederiz. Bu bakımdan da aslında adaletin dile getirilmesi barışın, eşitlik ve özgürlüğün dile getirilmesini zorunlu kılmaktadır” şeklinde konuştu.

    Bütün muhalefetin barış, eşitlik, özgürlük ve adalet talepleriyle bir noktada buluşması gerektiğinin altnı çizen Türkdoğan, iktidarın baskıcı uygulamalarının giderek arttığı buna karşı insanların demokratik, meşru hak arama eylemlerinin olması gerektiğini vurguladı.

    “GENİŞ KESİMLERİN BİR ARADA BULUNABİLECEĞİ BİR ZEMİN OLUŞABİLİR”

    “Parlamento tarihinin en işlevsiz dönemini yaşıyor” diyen İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan tutuklu milletvekillerine ve Türkiye’nin OHAL ve KHK’lar ile yönetildiğine dikkat çekti. Ayrıca Türkdoğan şunları ifade etti:

    “Bu ülkede meclisten bahsedenler meclisi devre dışı bırakmışlar, anayasadan bahsedenler anayasayı devre dışı bırakmışlar, haktan, hukuktan, insan haklarından bahsedenler zaten bunları askıya almışlar. İktidarda olanların ağızlarından çıkan kelimeleri duymadıklarını düşünüyorum. Anayasa diyorlar ortada anayasa yok, meclis diyorlar ortada meclis yok, adalet diyorlar ortada adalet yok. İnsanlar yürümekten başka çıkar yol bulamıyorlar. 16 Nisan referandumunda olduğu gibi daha geniş kesimlerin bir arada bulunabileceği zeminler oluşabilir. İktidar başka türlü durdurulamaz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • İHD Başkanı Türkdoğan: AİHM’in aldığı karar vicdani ve ahlaki değil-VİDEO

    İHD Başkanı Türkdoğan: AİHM’in aldığı karar vicdani ve ahlaki değil-VİDEO

    PİRHA – İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin KHK mağdurunun bireysel başvuru hakkındaki kararını eleştirdi. Türkdoğan, “Avrupa insan hakları mahkemesinin Türkiye’de ihraç edilen kamu emekçileri ile ilgili olarak Türkiye’de kurulan OHAL inceleme komisyonu adres göstermesi kabul edilebilecek bir karar değil” dedi.

    Haberin Videosu

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin KHK mağdurunun bireysel başvuru hakkındaki kararına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “AİHM BİZLERİ BİR KEZ DAHA HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATTI”

    “Avrupa insan hakları mahkemesi bir kez daha bizleri hayal kırıklığına uğrattı” diyen Türkdoğan, Yüksek mahkemelerin aldığı bu tip kararlar sorgulanması gerekiyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, Türkiye’de ihraç edilen kamu emekçileri ile ilgili olarak Türkiye’de kurulan OHAL inceleme komisyonu adres göstermesi kabul edilebilecek bir karar değil. Bu kararı doğru bulmuyoruz ve eleştiriyoruz” ifadelerini kullandı.

    “OLUŞTURULAN OHAL KOMİSYONU TARAFSIZ DEĞİL”

    “Venedik Komisyonu’nun Türkiye’ye önerdiği OHAL inceleme komisyonu ile Türkiye’nin  KHK ile çıkarmış olduğu OHAL inceleme komisyonu arasında çok büyük farklar var” diyen Türkdoğan şunları ifade etti:

    “Oluşturulan bu OHAL inceleme komisyonu tarafsız değil, bağımsız değil, doğrudan doğruya hükümetin atadığı kişilerden yani memurlardan oluşan bir kurul. Hükümetin atadığı memurlardan oluşan bir kurul hükümetin kanun hükmünde kararı ile ilgili yapılan işlemleri nasıl tespit edecek? Kendi içinde zaten çelişki barındırıyor. Şimdi bir başka husus da inceleme komisyonunda 7 kişi yer alıyor. Ancak 100 binden fazla ihraç, dernek, vakıf, şirket ve kapatılmış kuruluş var. Şimdi bütün bu işlemleri incelemek birkaç yılı bulacak. Daha sonra  bu kurulun kararlarına karşı  Ankara’da özel yetkili bir mahkeme  kuruluyor. Önce bu mahkemeye gideceksiniz. Buradan sonuç alamazsanız bölge mahkemesi, oradan da sonuç alamazsanız Danıştay; oradan alamazsanız,  Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru ve en sonunda da AİHM’e gideceksiniz. Tüm bunlar şaka gibi geliyor.”

    “TÜRKİYE YENİDEN AVRUPA KONSEYİNİN DENETİMİNE ALINDI”

    Bütün insan hakları uygulamaları kötüye gittiği ve iyileşme olmadığı için Türkiye  25 Nisan tarihin de yeniden  Avrupa konseyi parlamenter meclisinin siyasi denetimine alındığını ifade eden Türkdoğan,  “Bir ülkenin siyasi denetime alınması demek o ülkenin yargı anlamında işlevini yitirdiği anlamına gelir demektir” dedi.

    “AİHM BAŞKANI VE ÜYELERİNİN TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERİ İNCELENMELİDİR”

    “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, siyasi denetim kararı altına alınmış ülkeyle ilgili, o ülkenin kendi içinde oluşturduğu mekanizmayı adres göstermesi bir skandaldır. Bence Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin sorgulanması gerekir” diyen Türkdoğan şöyle devam etti:

    “AİHM  başkanı ve mahkeme üyelerinin Türkiye ile olan ilişkilerinin irdelenmesi gerekir. Böyle bir şey olamaz. Yapılması gereken çok basittir. Pilot karar vereceksin. Bu pilot kararın Türkiye’ de uygulanıp uygulanmadığını inceleme görevi Avrupa Bakanlar Konseyi’ne aittir.  Eğer anayasa mahkemesi o beğenmediğimiz  Pakistan Anayasa Mahkemesi gibi azıcık dik durabilseydi bu kadar ağır ihlaller olmayacaktı. Milletvekilleri hapse atılmayacaktı. Belediye başkanları, gazeteciler hapse atılmayacaktı. Ve yüz binden fazla insan bu şekilde mağdur edilemeyecekti. Dolayısıyla bunun gerçekten irdelenmesi gerekir, eleştirilmesi ve üzerine gidilmesi gerekir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi aynı tutumunu sokağa çıkma yasakları süresince de uyguladı. Hem anayasa mahkemesi hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sokağa çıkma yasağı uygulanan ilçelerdeki ablukada sivillerin korunması noktasında sınıfta kaldılar. Kimseyi koruyamadılar. Yüzlerce sivil katledildi.  Aynı kötü pratikler devam ediyor.

    “BİZİM ADALET ARAYIŞIMIZ DEVAM EDECEKTİR”

    “AİHM’in aldığı bu karar vicdani, hukuki, ve ahlaki değildir” diyen  İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, son olarak şunları belirtti:

    “Türkiye Anayasa Mahkemesi AHİM’in aldığı kararları uygulamıyor. Bırakın AHİM kararlarını kendisinin 1 sene önce aldığı kararlara dahi uymuyor ve uygulamıyor. Ben bu açıdan hem öfkeliyim ve bir hukukçu olarak da çok büyük bir hayal kırıklığı içerisindeyim. Elbette bizim adalet arayışımız devam edecektir. Ve  eleştirme hakkımızı sonuna kadar kullanacağız. Türkiye’nin Avrupa’yı örnek alması gerekirken şimdi tam tersi oluyor. Avrupa kendine Türkiye’yi örnek almaya başladı. Bu ters ilişkiye bir an önce son verilmesi gerekiyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA