Etiket: pertek

  • Gomılgana Ziyareti’nde Muharrem Cemi yürütüldü-VİDEO

    Gomılgana Ziyareti’nde Muharrem Cemi yürütüldü-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri ile Pertek Alevi kurumları ve köyleri, Gömülgen (Gomılgana) Ziyareti’nde Muharrem Cemi yürüttü. Cem erkanında konuşan Şıx Çoban Ocağı Piri Zeynel Kete, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi kurumlarına atanmış bir “kayyım” olduğunu belirterek, Alevi kurumlarının her zamankinden daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğunu söyledi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ile Pertek Alevi kurumları ve köyleri tarafından Gömülgen (Gomılgana) Ziyareti’nde, “Yolda birlik inancıyla cem oluyor, Hüseyni duruş ile ikrarlaşıyoruz” şiarıyla Muharrem Cemi gerçekleştirildi. Çok sayıda talibin katıldığı cem erkanı öncesinde getirilen lokmalar pişirilerek pay edildi.

    Cem erkanını Şıx Çoban Ocağı Piri İbrahim Kete, Şıx Delil Berxecan Ocağı’ndan Ahmet Doğan, Axuçan Ocağı’ndan İnanç Dolu, Kureyşan Ocağı’ndan Fethiye Yıldırım, Şıx Delil Berxecan Ocağı’ndan Sultan Haydaroğlu ve Şıx Çoban Ocağı’ndan Sultan Korkmaz yürüttü. Zakirliği ise Hasan Yavuz yaptı.

    “ZİYARETLERİMİZ ÜZERİNDE KARAKOLLAR YAPILIYOR”

    Şıx Çoban Ocağı Piri Zeynel Kete, Gömülgen (Gomılgana) Ziyareti‘nin binlerce yıllık geçmişine dikkat çekerek, Zeycan Ziyareti üzerine karakol yapılmasına tepki gösterdi.

    Reya Heq Yol’unun kadim bir inanç olduğunu vurgulayan Kete, “Bizim Yol ulularımız, pirlerimiz, analarımız ve dervişlerimiz inancımızı anlatırken ‘Biz Reya Heq evladıyız’ derlerdi” dedi.

    Kete, “Düzgün Baba, Gömülgen (Gomılgana) gibi kutsal mekanlarımız binlerce yıldır evrensel düzeyde doğayla, havayla, suyla, ateşle ve toprakla ikrarlaşan bir inancın merkezleridir. Ne yazık ki bugün inancımız, birçok yürütücüsü de dahil olmak üzere hak ettiği yerde değildir. Bizler binlerce yıldır bu kutsal mekanlarda bir araya geliyoruz. Bizi buraya çeken kutsalın kendisidir. Bu inancın yürütücüleri hiçbir zaman arsızın, hırsızın, pirsizin kapısına gitmedi. Bugün burada pay edilen lokma hepimizin helal lokmasıdır. Hepiniz emek verdiniz, ikrarınızla buraya geldiniz. Bu emek ve aşka saygı duyuyoruz” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLERİN EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜK TEMELİNDE TALEPLERİ VAR”

    Birçok Alevi dergahının bu yoldan gelenler eliyle peşkeş çekildiğini söyleyen Kete, buna izin vermeyeceklerini belirtti.

    “Bugüne kadar pirlerimiz, analarımız ve yol ulularımız taliplerini kadılara götürmedi. Talip de pirini devlet kapısına götürüp maaş istemedi” diyen Kete, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi kurumlarına atanmış bir kayyım olduğunu ifade etti.

    Pirlerin ve mürşitlerin yüzyıllardır taliplerinden hakullah aldığını hatırlatan Kete, Alevi kurumlarının bugün her zamankinden daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğunu söyledi.

    Kete, “Biz Alevi toplumu olarak eşitlik ve özgürlük temelinde taleplerimizi dile getiriyoruz. Kutsal mekanlarımızdan ellerinizi çekin. Bu mekanlar bu Yol’un yürütücülerine aittir. Biz hiçbir zaman başka bir inancın kutsal mekanlarını işgal etmedik. Bugün birçok kutsal mekanımız Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı. Kendi dergahlarımıza adeta bilet keserek giriyoruz” dedi.

    “ALEVİ İNANCI KİŞİSEL ÇIKARLARA ALET EDİLİYOR”

    Şıx Çoban Ocağı Piri İbrahim Kete de yaptığı kısa konuşmada Reya Heq Yol’unun bir edep ve erkan Yol’u olduğunu belirterek, “Hakk birdir diyerek yolunu yürüten pirler vardır. Bu yol paylaşımcı, eşitlikçi, özgürlükçü ve hakikatçi bir yoldur” dedi.

    Alevi inancının kişisel çıkarlara alet edildiğini söyleyen Kete, “Biz kendi pirimizden, mürşidimizden, rayberimizden ve müsahibimizden uzaklaştırılmış bir Alevilikle karşı karşıyayız. Aleviler neden özüne benzemekten kaçıyor?” diye sordu.

    Reya Heq Yol erkanının bugünlere pirlerin sazı ve sözüyle ulaştığını vurgulayan Kete’nin konuşmasının ardından cem erkanı yürütüldü. Zakir Hasan Yavuz’un gülbengleri eşliğinde semah dönüldü.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Corovan Köyü sulama projesinde milyonlarca lira kamu zararı var, sorumluluk alan yok- VİDEO

    Corovan Köyü sulama projesinde milyonlarca lira kamu zararı var, sorumluluk alan yok- VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Pertek ilçesine bağlı Corovan (Çakırbahçe) köyünde yaşayan Yusuf Kenan Ancıl, köyde atıl durumda kalan sulama yatırımlarının heba olduğunu belirterek hem köylülere hem de yetkililere çağrıda bulundu. Ancıl, “Devlet büyük bir yatırım yaptı, ama şu an çürüyor. Devlet bu yatırıma sahip çıkmalı. Köylülerimiz ise artık bir araya gelmeli” dedi.

    Dersim’in Pertek ilçesine bağlı Corovan (Çakırbahçe) Köyü Sulama Kooperatifi projesi inşa edildiği günden bu yana atıl durumda ve çürümeye bırakılmış vaziyette.

    Projenin yapımına 2006 yılında başlandı ve proje  2015 yılında tamamlandı. Tunceli Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü’nün yürüttüğü ve daha sonra köy kooperatifine devrettiği 500 milyon liralık proje, hem köylülerin ilgisizliği, hem devletin sahip çıkmaması, hem de projedeki inşa sorunları nedeniyle hiç kullanılmadı.

    ‘Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı’ kapsamında yapılan sulama projesi fayda getirmesi bir yana milyonlarca lira kamu zararı yarattı. Zararın sorumluluğunu ise kimde almadı.

    İLGİSİZLİK, SORUMSUZLUK, MÜHENDİSLİK HATALARI

    Köyde iki dönem kooperatif başkanlığı yaptığını söyleyen Yusun Kenan Ancıl, köy kooperatifinin faal durumda olduğunu ama köy halkının üretimden uzak durduğunu belirterek, “Köylüler üretime yanaşmıyor. Bizim burada inşa edilen iki tane dev gibi su motoru var. Bu motorlar çalışır durumdadır. Ama köylüler elektriğin pahalı olmasından dolayı yanaşmıyor ve çalıştırmıyor” dedi. Ancıl devletin de bu soruna bir çare bulmadığına dikkat çekti.

    Projenin köylerdeki kuraklığa karşı yapıldığına işaret eden Ancıl, “ Buradaki yapılan masraf heba oldu. Çünkü kimse ilgilenmiyor” ifadelerini kullandı.

    Ancıl ayrıca yapım sürecinde Karayolları’nın yolları bozduğunu ve  180 bin lira masraf çıkarıldığını belirterek, bu durumla da kimsenin ilgilenmediğini söyledi.

    “PROJE HEBA OLMASIN ”

    Ancıl projenin heba olmasını istemediklerini kaydederek, “Kimse şuan projeyle ilgilenmiyor. Yani proje kaderine terk edilmiş vaziyettedir. Fakat halen hiçbir şey için geç değil. Çünkü dinamolar çalışıyor. Eğer projedeki mühendislik sorunları çözülürse, köylü sahip çıkarsa, devlette desteğini sunarsa proje heba olmaz” dedi.

    Ancıl köylülere birlik çağrısı yaparak şunları söyledi:

    ”Öncelikle kooperatife bağlı köylülerin bir araya gelmesi lazım. Çünkü büyük bir yatırım ve heba edilmemesi gerekir. Köylünün elektriği bahane edip bir araya gelmemesi büyük bir hatadır. Devlet, bu projeyi destekleyerek bir yatırım yaptı. Ama bu yatırım burada şuan boşu boşuna çürüyor. Kimse ilgilenmiyor. Bu yüzden buradan yetkililere de sesleniyorum. Lütfen sorumluluk alın.”

    Cem EKİNCİ/DERSİM

  • Üzüm Üreticisi Özgün Anlaş: Bir araya gelirsek sorunlarımızı çözeriz-VİDEO

    Üzüm Üreticisi Özgün Anlaş: Bir araya gelirsek sorunlarımızı çözeriz-VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Pertek ilçesinde bağcılık yapan Özgün Anlaş, üzüm üretiminde budama, ilaçlama ve sulama süreçlerini anlatarak köyde yaşanan sorunlara dikkat çekti. Anlaş, her yıl şubat ve mart aylarında yapılan budamanın önemine vurgu yaptı. Budama yapılmadığında çubukların çoğaldığını, üzüm sürgünlerinin köreldiğini ve verimin düştüğünü belirtti.

    Dersim’in Pertek ilçesinde yaşayan Özgün Anlaş, yıllardır bağ budama ve ilaçlama emekleriyle üzüm yetiştiriciliğini sürdürmeye çalışıyor. Ancak don, sulama sorunları ve köylülerin bir araya gelememesi yüzünden üretim giderek zorlaşıyor. Barajın yanı başında olmalarına rağmen tarlalar susuz kalırken, köylüler çözüm için birlik çağrısı yapıyor.

    “2000 KÖK ÜZÜM VAR, DON VE SULAMA EN BÜYÜK SORUN”

    Baharın gelişiyle bahçe işlerinin başladığını söyleyen Özgün Anlaş, Şubat ve Mart aylarında üzüm ağaçlarını budamaya başladıklarını belirtti. Anlaş, doğru ve düzgün budama yapılmadığında ağaçların köreldiğine dikkat çekerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Budama bittikten sonra ilaçlamasını yapıyoruz. Yara olan yerlere bulamaç atıyoruz ki hastalık kapmasın. Yeşil budama da yapıyoruz ki ağacın içi açılsın, üzümler daha iyi olsun.”

    Anlaş, budamanın ardından ilaçlamaların dönem dönem tekrarlandığını, üzümler nohut büyüklüğüne geldiğinde ve hasada bir hafta kala son ilaçlamanın yapıldığını ifade etti.

    2008-2009 yıllarında kaymakamlık aracılığıyla başlatılan proje kapsamında bağ kurduklarını anlatan Anlaş, bugün 2000 köke yakın üzüm bulunduğunu söyledi. İlk yıllarda verimin çok düşük olduğunu ancak ilerleyen yıllarda arttığını belirtti.

    Geçen yıl don zararı gördüklerini hatırlatan Anlaş, projeli bağ sahiplerine destek verildiğini, fakat tarla statüsünde kalan alanların faydalanamadığını dile getirdi. Köyde su sıkıntısının büyük olduğunu vurgulayan Anlaş, Keban Barajı’na yakın olmalarına rağmen sulama yapılamadığını söyledi:

    “Altımızda 500 metre aşağıda Keban Barajı var, suyumuz var ama köyde su yok. 600 milyonluk tesis yapıldı, borular toprak altında çürüyor. Köylü elini taşın altına koymuyor,” diye konuştu.

    ELEKTİRİK FATURASI KORKUSU VE ORTAK HAREKET EKSİKLİĞİ

    Sulama için elektrik maliyetinin köylüleri korkuttuğunu belirten Anlaş, bu nedenle kimsenin projeye yanaşmadığını söyledi. Güneş paneli gibi alternatiflerin çözüm olabileceğini ifade eden Anlaş, köyde gençlerin az, yaşlıların ise çalışamayacak durumda olduğunu belirterek şu çağrıyı yaptı:

    “Bir araya gelmemekten kaynaklı sorunlarımız var. Gençler dönse buralarda seracılık da yapılır. Sadece buğday, arpa değil fasulye, kavun, şeker pancarı da ekilir. Ama kimse çalışmıyor.”

    Özgün Anlaş, köyde hayvancılığın da az sayıda hane tarafından yapıldığını, çoğu kişinin kahvede vakit geçirdiğini söyleyerek, köylülerin ortak hareket etmesi gerektiğinin altını çizdi.

    Cem EKİNCİ/DERSİM

  • Hayvancılığın zorlukları: Mahir Benler’in 30 yıllık emek mücadelesi!- VİDEO

    Hayvancılığın zorlukları: Mahir Benler’in 30 yıllık emek mücadelesi!- VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Pertek ilçesinde hayvan üreticiliği yapan Mahir Benler, yaklaşık 30 yıldır sürdürdüğü hayvancılık işinin zorluklarını ve belirsizliklerini PİRHA’ya anlattı. Benler, sabah saat 4’te başlayan yoğun mesailerine rağmen işin giderek ağırlaştığını, kazancın ise eskisi gibi olmadığını dile getirdi.

    Türkiye’de tarım ve hayvan üreticiliği büyük bir kriz ve sorun içinde. Hükümetin, üreticiyi desteklemeyen ve ithalata dayalı politikaları üreticileri büyük bir sıkıntıya koymakta. Emeğinin karşılığını alamayan üreticiler ise var olan koşullar karşısında üretimi terk ediyor.

    Bölge özelinde ve Dersim’de temel üretim ve geçim kaynağı olan hayvancılık, yasaklamalar, maliyetlerin artması ve hükümetin üreticileri desteklememesi sebebiyle büyük tehlike altında. Özellikle uzun yıllardır devam eden yasaklar ve zorluklar nedeniyle hem küçükbaş hem de büyükbaş hayvan sayısında önemli azalma yaşandı. Bu yıl ise henüz bir yasak kararının bulunmadığı kentte üreticiler, 32 yaylada faaliyet gösterebilecek.

    “HAYVANCILIK DIŞARIDAN KOLAY VE KARLI GÖZÜKÜYOR AMA ÖYLE DEĞİL”

    Dersim’in Pertek ilçesinde hayvan üreticiliği yapan Mahir Benler, yaklaşık 30 yıldır sürdürdüğü hayvancılık işinin zorluklarını ve belirsizliklerini PİRHA’ya anlattı.

    Günlük iş rutinlerinin oldukça yoğun geçtiğinden bahseden Mahir Benler, “Hayvanları yemlemek için sabah saat 4’te kalkıyoruz. Yemlerini dolduruyoruz, daha sonra koyunları bırakıyoruz. Koyunlar yemlerini yedikten sonra, kuzuları salıyoruz. Kuzular annelerini emiyorlar. Kuzular da karınlarını doyurunca, annelerinden ayırıp ahıra götürüyoruz. İşimiz bitince dinlenmek için eve gidiyoruz. Saat 9-10 gibi tekrardan koyunları yemleyip, kuzuları emziriyoruz. Aynı şekilde akşam 5-6 gibi yine hayvanları yemliyoruz. Bu döngü günde 3 defa tekrarlanıyor. Bunun dışında başka bir iş çıkarsa onları yapıyoruz. Hayvanların altını temizliyoruz, bakımlarını yapıyoruz” dedi.

    Benler, hayvancılığın göründüğü kadar karlı bir iş olmadığını vurguladı:

    “Yaklaşık olarak 30 yıldır bu işle uğraşıyorum. Hayvan üreticiliği çok zor bir iştir. Dışarıdan bakan çoğu kişi bu işi kolay bir işmiş gibi görüyor ve çok para getiren karlı bir iş olarak görüyor. Aslında öyle bir iş değil. Zorluklarının yanı sıra riskleri çok büyük olan bir iştir hayvancılık. Bu işin kolay olduğunu söyleyenler işin içine girince zorluğunu görüyor.”

    Benler, yaşının ilerlemesiyle işin daha da ağırlaştığını belirtiyor. Çocuklarının bu işi yapmayı düşünmediğini ifade eden Benler, “Bende yapabildiğim kadar yapacağım, çocuklar yapmayacağı için sonra mecburen bırakacağız” diyor.

    ÇOBAN SORUNU VE ARTAN MALİYETLER

    Hayvancılığın en büyük sorunlarından biri ise çoban bulamamak. Benler, bu durumu şöyle anlatıyor: “Gençler, hayvancılık yapmıyor. Çoban bulamıyoruz, çoban yetişmiyor. Mecburen Afgan çobanlar alıyoruz. Dışardan çoban alınca da senin karın düşüyor. Çoban tutmayınca da mecbur sen ve ailen yapacaksın” dedi.

    Önceden daha az hayvanla geçimlerini sağladıklarını söyleyen Benler, artık 400 koyun ve 400 kuzuya rağmen masrafların çok ağır olduğunu belirtti. Çoban maaşları, yem maliyetleri, yayla giderleri ve düşen verim nedeniyle kâr etmekte zorlandıklarını dile getirdi.

    HASTALIKLAR VE BELİRSİZ PİYASA

    Bu yıl hayvan hastalıklarının sürüyü olumsuz etkilediğini söyleyen Benler, çok sayıda kuzunun doğum sonrası öldüğünü aktardı:

    “Her ne kadar ilaç verip, tedavilerini yaptıysak da fayda etmedi. Bu sene iyi verim alamadık. Artık kuzular büyüdü. Bir ay sonra kuzuları emzirmeyeceğiz. Koyunun sütünü peynir için sağmaya başlayacağız. Bu sene peynirin fiyatı ne olur bilmiyoruz. Geçen sene 160 liradan veriyorduk. Bu sene de en az 250 lira olmalı. Ama 250 lira olacağını sanmıyorum. Daha hiçbir şey belli değil.”

    Yaylaların veriminin de eskiye göre düştüğünü belirten Benler, hem maliyetlerin hem de piyasa belirsizliğinin üreticiyi zor durumda bıraktığını ifade etti.

    Cem EKİNCİ/DERSİM

  • Pertek’te 12 yaşındaki çocuğa yönelik cinsel istismar davasında karar!-VİDEO

    Pertek’te 12 yaşındaki çocuğa yönelik cinsel istismar davasında karar!-VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Pertek ilçesinde 12 yaşındaki bir çocuğa yönelik cinsel istismar davasının ikinci duruşması Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Sanık Suat Kamaç’a 24 yıl 9 ay hapis cezası verilirken, anne S.Ç. beraat etti.

    KAPALI DURUŞMADA MAĞDURUN İFADESİ ALINDI

    Dersim’in Pertek ilçesinde 12 yaşındaki bir kız çocuğuna yönelik istismar davasının ikinci duruşması, Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Sanıklardan Suat Kamaç, “çocuğa yönelik nitelikli cinsel istismar”, anne S.Ç. ise “cinsel istismara yardım” suçlamasıyla tutuklu yargılandı.

    Duruşmaya sanık avukatlarının yanı sıra, müdahil sıfatıyla Dersim Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu üyeleri katıldı. Kapalı olarak yürütülen duruşmada, mağdur çocuk pedagog eşliğinde ifade verdi. Adli Tıp Kurumu’nun önerisi doğrultusunda duruşmada sağlık tedbiri uygulanması kararı alındı.

    Olay, geçen yıl ocak ayında ortaya çıktı. İddialara göre, Suat Kamaç, anne S.Ç.’yi çocuğun görüntülerini yaymakla tehdit ederek istismarda bulundu. Olayın ortaya çıkmasına ise, komşuların duyarlılığı ve ihbarları vesile oldu.

    Duruşmada, söz konusu komşuların tanıklığına da başvuruldu.

    KARAR ÇIKTI: SANIĞA HAPİS, ANNEYE BERAAT

    İfadelerin alınmasının ardından mahkeme, kısa bir aradan sonra kararını açıkladı:

    Suat Kamaç: 24 yıl 9 ay hapis cezası

    Anne S.Ç.: Olayda sorumluluğu olmadığı gerekçesiyle beraat etti

    “ÇOCUĞUN SUSTUĞU YERDE BİZ HER ZAMAN ONLARIN SESİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Davanın avukatlarından Av. Reyhan Helin Bulut, dava sonrası yaptığı açıklamada şunları belirtti: “Pertek ilçemizde gerçekleşen 12 yaşındaki kız çocuğuna  yönelik cinsel istismar olayı kamuoyunda infiale sebebiyet vermişti. Küçük kız çocuğunun annesinin sevgilisi tarafından istismara uğradığı iddiasıyla görülen davada bugün karar verildi. Verilen kararda anne beraat etti. Fakat sanık Suat Kamaç 24 yıl 9 ay hapis cezası aldı. Şöyle ki annenin tahliyesi ile alakalı çok görüş bildiremeyeceğim. Çünkü suça ortak olma hali var ve bir kız çocuğunu koruyamama hali var. Biz en başından itibaren bu dosyaları baromuzun Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu adına gönüllü olarak takip ediyoruz” dedi.
    Baro olarak davaya müdahil olduklarını söyleyen Bulut, “Suçtan zarar gören sıfatıyla davaya müdahil olduk. Bugünkü dosyada da gerekli savunmaları yaptık. Şöyle ki, her ne kadar iddia makamı mütalaasında annenin de cezalandırılması, yine erkek sanığın cezalandırılması noktasında mütalaa vermiş olsa da mahkeme annenin beraatine, Suat Kamaç’ın ise 24 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdi” dedi ve son olarak şunları söyledi:

    “Sonuçta bir suçu görüp onun karşısında susmak dahi bizim için bir suçtur. Dolayısıyla bu hiç kimsenin masum olduğu anlamına gelmiyor. Çocuğun sustuğu yerde biz her zaman onun sesi olmaya devam edeceğiz ve bu dosyaların umarım olmamasını diliyoruz. Ama bu tür olayların yine olması durumunda baromuz adına gönüllülükle takip edeceğimizi de buradan bildirmek istiyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu’dan Pertek’teki GES projesine ilişkin soru önergesi!

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu’dan Pertek’teki GES projesine ilişkin soru önergesi!

    PİRHA- DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Pertek ilçesinde yerleşim alanlarının hemen yanı başında planlanan Güneş Enerjisi Santrali (GES) projesine ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) yazılı soru önergesi verdi.

    Önergede, Pertek Belediyesi’nin Soğukpınar Mahallesi’nde 57 ada 1 parsel ile 58 ada 1, 2, 3, 4, 5, 7, 54, 57, 96 ve 105 numaralı parsellerin bulunduğu yaklaşık 350 dönümlük belediye arazisini özel bir şirkete (ACM Mühendislik İnşaat) 49 yıllığına GES kurulması amacıyla kiraladığı hatırlatıldı. Kordu, yerel halkın ve çevre örgütlerinin tüm itirazlarına rağmen belediye meclisinde oy çokluğuyla alınan bu kararın, ilçe için geçerli bir imar planı bulunmadan hayata geçirildiğini belirtti.

    ”PERTEK HALKI KAÇAK OLARAK İNŞA EDİLEN BU PROJEYİ İSTEMİYOR”

    Ayten Kordu, söz konusu alanın ekolojik olarak hassas bir bölgede, hayvancılık yapılan meralara ve yaşam alanlarına komşu olduğunu vurgulayarak, GES projelerinin çevresel ve sağlık boyutlarına dikkat çekti. Panellerde kullanılan kadmiyum telürid, kurşun ve silikon tetraklorür gibi maddelerin çevreye olası etkilerini, panel kırılması ve bertaraf sürecindeki riskleri, 20–25 yıl sonra ortaya çıkabilecek atık panel sorununu ve ekosistem üzerindeki olumsuz etkileri hatırlattı.

    Önergede şu sorular yöneltildi:

    1. Pertek’te planlanan 350 dönümlük GES projesi için ÇED süreci başlatılmış mıdır?
    2. İlçede geçerli bir imar planı bulunmadan, şirket tarafından hazırlanan proje taslağı ile bu tür bir enerji yatırımına izin verilmesi mevzuata uygun mudur?
    3. Panellerde kullanılan kadmiyum ve kurşun gibi maddelerin çevresel riskleri konusunda Bakanlığınızın özel bir düzenlemesi var mıdır?
    4. Muhtemel ömrü itibariyle 20–25 yıl sonra sökülecek panellerin bertarafı ve toprağın rehabilitasyonu için zorunlu teminat mekanizması mevcut mudur?
    5. Tarım ve hayvancılık yapılan alanlarda büyük ölçekli GES kurulmasına ilişkin özel kısıtlamalar bulunmakta mıdır?
    6. Yerleşim alanları içerisinde veya konutlara bitişik bölgelerde GES kurulmasına ilişkin açık bir mevzuat sınırlaması bulunmakta mıdır? Söz konusu proje, şehircilik ilkeleri, halk sağlığı ve çevresel güvenlik açısından Bakanlığınız tarafından ayrıca incelenecek midir?

    Kordu, bu projenin şehircilik ilkeleri, halk sağlığı ve çevresel güvenlik açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

    PİRHA/ANKARA

  • DAD: Devlet Alevi inancından ve cemevlerinden elini çekmelidir!

    DAD: Devlet Alevi inancından ve cemevlerinden elini çekmelidir!

    PİRHA- DAD, yaptığı açıklamayla, Pertek Cemevi’nde yapılmak istenen iftar programına tepki göstererek, “Alevi toplumunun inancı ve ibadet mekanları, siyasi ya da idari müdahalelerin araçsallaştırabileceği alanlar değildir. Devlet Alevi inancından ve cemevlerinden elini çekmeli, inancımıza yönelik asimilasyon hamleleri derhal durdurulmalıdır” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, Dersim’de Valilik, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın faliyetlerine tepki gösterdi.

    DAD, Dersim’de inanç-kırım politikalarının Xızır ayıyla birlikte yeni bir boyut kazandığına dikkat çekerek, “Bizzat resmi devlet kurumlarının gerçekleştirdiği “organizasyonlar” eşliğinde yeni bir asimilasyon konsepti dahilinde işleyen hamleler, inancımızı tümden bir kuşatma altına almayı hedeflemektedir. Xızır ayı bilindiği üzere Raa/Rêya Heq Alevileri için kutsal bir aydır. İnanç takvimimizin özgünlüğüne göre, kendi erkân ve ritüellerimizle karşılarız Xızır ayını” dedi.

    “DEVLETİN İNKARCI AKLI DEVREDE”

    Bu sene yine aynı itikat ve ikrar ile Dersim halkı birçok mekanda Xızır Cemi yürüttüklerini belirten DAD yaptığı açıklamada, “Fakat yine birçok mekanda bu cemler “modern gri pasaportlu dedeler” eliyle engellenmek istendi. Köylerde gezdirilen sözkonusu “dedeler”, cem çağrısı yapan demokratik inanç kurumlarını hedefleyerek çeşitli anti propagandalar geliştirdi. Tüm bunlar yaşanırken Dersim merkez ve tüm ilçelerinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Valilik öncülüğünde “Xızır lokması ve Cemleri” adı altında organizasyonlar yapıldı. Alevilerin eşit yurttaşlık talebini yok sayan ve Aleviliği Türk-İslam sentezi ön kabulleri ile yeniden tarif etmeye yeltenen inkarcı akıl adeta, “bu ülkede Alevilik yaşanacaksa, tarif ettiğimiz doğrultuda yanlızca biz yaşatırız” edasıyla alternatifler oluşturmak istedi” ifadelerine yer verdi.

    “DEVLET ALEVİ İNANCINDAN VE CEMEVLERİNDEN ELİNİ ÇEKMELİ”

    Açıklamanın devamında şunlar dile getirildi;

    “Öte yandan ülke genelinde olduğu gibi Dersim’de de, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesi dahilinde ki etkinlikler okullarda devreye girmiş durumdadır. Nüfusunun büyük çoğunluğu Alevi olan Dersim’de ilkokul çağında ki çocuklar çeşitli “Ramazan” etkinliklerine fiili veya zorunlu olarak dahil edilmektedir.

    Son olarak yöre derneklerinin yaptığı açıklamalar ve yerelden edindiğimiz bilgilere göre 24 Şubat Salı günü Cem Vakfı yönetimindeki Pertek Cemevi’nde Ramazan ayı vesilesiyle iftar açma programı tertiplendiğini öğrenmiş bulunmaktayız. Pertek özgün bir sosyolojiye sahiptir ve kozmopolitik bir yapısı vardır. Pertek’te ramazan ayında oruç tutan tüm Sünni canların inançlarına sonsuz saygı ve hoşgörü içindeyiz. Tuttukları oruçlar Hakk katında kabul olsun.

    Bu hoşgörüden bağımsız olarak; asimilasyon politikaları ekseninde Alevilerin inanç mekanlarını kimliksizleştirme ve cemevlerini ibadethane olarak tanımayıp Alevilikte var olmayan ritüelleri bu mekanlarda var etme çabası açıkça geçmişte ki “Camii-Cemevi” projelerini üreten akılla aynı akıldır ve kabul edilmesi mümkün değildir. Cemevlerinde iftar programları düzenlenmesi, Alevi inanç önderlerinin Aleviliğin ritüellerine aykırı bir şekilde protokollere dahil edilmesi ve bu uygulamaların devlet destekli organizasyonlarla meşrulaştırılmaya çalışılması, kadim inancımıza yönelik açık bir müdahaledir.

    Alevi toplumunun inancı ve ibadet mekanları, siyasi ya da idari müdahalelerin araçsallaştırabileceği alanlar değildir. Cemevleri resmi protokol şovlarının mekânı olamaz. Yolumuzun ve inancımızın kurucu mitolojilerden biri olan Kırklar Meclisi bu konuda ilkelerimizi net olarak ortaya koymaktadır. Açıklamamız aracılığıyla bir kez daha sesleniyoruz; devlet Alevi inancından ve cemevlerinden elini çekmeli, inancımıza yönelik asimilasyon hamleleri derhal durdurulmalı ve Raa/Rêya Heq Alevi toplumunun eşit ve özgür yurttaşlık temelinde toplumsal varlığı tanınmalıdır. Zaman Sahipsiz, Mekan Rızasız, Mazlum Çaresiz Değildir!”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Pertekliler Derneği’nden Cemevi’nde iftar tepkisi: İnancımızın araçsallaştırılmasına karşıyız!

    Pertekliler Derneği’nden Cemevi’nde iftar tepkisi: İnancımızın araçsallaştırılmasına karşıyız!

    PİRHA- Pertekliler Derneği, Pertek Cemevi’nde 24 Şubat 2026 Salı günü düzenlenmesi planlanan Ramazan iftarına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Dernek, iftar kararına tepki göstererek cemevlerinin kişisel çıkar ve ikbal uğruna araçsallaştırılamayacağını vurguladı.

    Dersim Pertekliler Derneği, Pertek Cemevi’nde 24 Şubat 2026 Salı akşamı yapılacağı duyurulan Ramazan iftarına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, iftar organizasyonuna yönelik tepkiler aktarılırken, Alevi inancının araçsallaştırıldığı belirtildi.

    “ALEVİLİK BİR YOLDUR VE YOLUMUZUN ERKANI EDEBİ VE DÜSTURLARI VARDIR”

    Pertekliler Derneği’nden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Pertek ilçemizde yerelden aldığımız bilgilere göre; Pertek Cemevinde 24 Şubat 2026 Salı günü akşam Ramazan iftarı yapılacaktı. Pertek Cemevi yönetimi halkı ve esnafı gezerek bu iftar için çalışma yaptığını öğrendik” denildi ve açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Öncelikle Pertek Alevi ve Sünnilerin birlikte yaşadıkları bir ilçemizdir. Pertek’te yaşayan Sünni yurttaşlarımızı bu tartışmaların dışında tutarak fikrimizi söylemek istiyoruz, çünkü bizler inançlara ve kimliklere saygılıyız. Bizim itirazımız inancımızın çıkarlar için kullanılması, birilerinin ikbal avcılığına kurban edilmesidir. Alevilik bir yoldur ve yolumuzun erkanı edebi ve düsturları vardır; kimse kafasına göre yol ve erkan’la oynayamaz. İtikadımızda oruçlarımız bellidir ve Ramazan orucu bunlardan biri değildir. Sünni yurttaşlara saygı duymakla beraber, bu gerçeği de belirtmek zorundayız.”

    “CEMEVİNİN VE İNANCIMIZIN BU ŞEKİLDE ARAÇSALAŞTIRILMASINA KARŞIYIZ”

    Açıklamanın devamında, “İbadet yerimiz olan cemevinde, birilerine şirin gözükmek için iftar düzenlenmesini doğru bulmadıklarını” ifade edildi. Pertekliler Derneği, Cemevi yöneticileri iftar açacaklarsa bunu cemevi dışında da yapabileceklerini söyledi.

    “Biz Cemevinin ve inancımızın bu şekilde araçsallaştırılmasına karşıyız” denilen açıklamada, Pertek Cemevi yönetimi şu sözlerle eleştirildi:

    Öte yandan, uzun bir süredir Pertek Cemevi yönetimi birleştirici olmaktan uzak, sürekli ayrıştıran Alevi inancını sıradanlaştıran bir yerdedir. Xızır Cemindeki ayrıştırıcı dil bunun en bariz örneğidir. Bu yolun inanç önderi olan pirler, yolu sürdüren talibi ayrıştıran değil birleştirendir.

    Oysaki mevcut Cemevi yönetimi yolun erkan’ına uygun davranmıyor. Biz yaşanılanları kabul etmiyoruz. Hoşgörü adı altında Alevilik inancının içini boşaltarak sistemin istediği bir anlayışa dönüştürülmesini doğru bulmuyoruz. Düşünün bir kere, camide Cem tutulup semah dönülebilir mi? Ya da camide Xızır lokması dağıtılabilir mi? Bunlar nasıl olmuyorsa, Cemevi’nde de Ramazan lokması adı altında iftar verilemez. Bu kabul edilecek bir durum değildir.” 

    Pertekliler Derneği’nden yapılan açıklamanın sonunda, “Tüm canlarımızı yola karşı tavır alan, asimilasyon ve kişisel çıkar ve ikbal uğruna Cemevimizde iftar düzenlenmek isteyenlere karşı tavır almaya çağırıyoruz” denilerek çağrıda bulunuldu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim İl Genel Meclisi oylamasına tepki: Oylar değişsin, doğa kazansın!-VİDEO

    Dersim İl Genel Meclisi oylamasına tepki: Oylar değişsin, doğa kazansın!-VİDEO

    PİRHA – Munzur Çevre Derneği yöneticilerinden Mehmet Kaş, Dersim’in Pertek ilçesine bağlı Demirsaban köyünde, Özen GES adlı şirket tarafından inşa edilen GES projesine tepki göstererek, mevzuata aykırı ve kaçak olarak inşa edilen projenin iptal edilmesi için mücadele çağrısında bulundu.

    Dersim’in doğası ve coğrafyası, ucuz enerji ve kalkınma yalanlarıyla talan ediliyor. İnşa edilen ya da yapılmak istenen projelerin çoğu kaçak ve mevzuata aykırı olarak yapılırken en son verilen mücadeleler sonucu Çemişgezek’te  bulunan Tağar Çayı üzerine inşa edilen HES projesi iptal edilmişti.

    Benzer bir durum Dersim’in Pertek ilçesi Demirsaban köyünde yaşanıyor. Özen GES adlı şirket tarafından köy sınırları içerisinde ve yerleşim alanlarının hemen bitişiğinde güneş enerjisi panel sistemi kuruldu. Tağar Çayı’nda olduğu gibi kaçak ve mevzuata aykırı olarak inşa edilen bu GES projesinin iptal edilmesi ve çevrenin eski haline getirilmesi mücadelesi veriliyor.

    Munzur Çevre Derneği’nden Mehmet Kaş, konuya dair PİRHA’ya konuştu:

    “TÜM CANLILARIN HAKKINI SAVUNACAĞIZ”

    Munzur Çevre Derneği olarak başından bu yana Tağar Çayı üzerine kurulan baraja karşı durduklarını ifade eden Mehmet Kaş, “Bir yerde halkın tepki ve duyarlılık göstermesi, kurumların duyarlılık göstermesi sonucu bu HES projesi iptal edildi. Herkes tarafından gereken refleksin gösterilmesiyle bu olumlu kararın çıkması sevindirici bir durumdur” dedi ve konuşmasına şu şekilde devam etti:

    “Dersim halkı ve kurumları olarak, bunun gibi tüm baraj ve maden şirketlerine aynı kararlılıkla aynı duyarlılıkla çalışacağımızı, üzerimize düşen görevleri yapacağımızı da söylüyoruz.”

    Kaş, kırsal alanlardaki köylerin boşaltılmasıyla maden şirketlerinin rahat hareket etmeye başladığını ifade ederek, “20-30 yıl önce büyük tarım ve hayvancılığın yapıldığı bir bölgede şirketler bu kadar rahat davranamazdı. 1994-2000 sürecinde köyler boşaltıldı ve bugün maden şirketlerinin önü açıldı” dedi.

    Dersim coğrafyasının maden ve enerji şirketlerine peşkeş çekilerek, coğrafyanın insansızlaştırılmak ve kimliksizleştirilmek istendiğine dikkat çeken Kaş, “Bu tip projelerin karşısında duracağımızı, bölge halkı ile birlikte Dersim topraklarını savunacağımızı, tüm canlıların hak ve hukukunu savunacağımızı ve hiçbir ağacımızın da kesilmesine izin vermeyeceğimizi söylüyoruz” dedi.

    CHP’Lİ İL MECLİS ÜYELERİNE TEPKİ

    Vali tarafından en son düzenlenen il meclisi toplantısına değinen Kaş, bölgedeki enerji tesisinin yasa dışı kurulduğunu ve faaliyete başladığını dile getirdi ve son il meclisi toplantısında yapılan oylamayı şu sözlerle eleştirdi:

    “9 evet, 5 hayır, 2 çekimser oy verildi. İl meclisinde toplamda 16 üye bulunuyor. Bu üyelerden 9’u CHP’li, 5’i DEM Parti ve sol partilerin üyesi, geriye kalan 2’si ise AKP’li üyelerdir. Evet oyu veren 9 üyeden 7’si CHP’li, diğer 2 üye ise AKP’li üyelerdir. İki CHP’li üye ise çekimser kaldı. Biz, Dersim halkı ve kurumları olarak doğayı savunduk, kazandık. Bu doğayı tahrip eden sisteme izin veremeyiz. CHP’lilere bunu söyledik, tekrar da söyleyeceğiz.”

    Mehmet Kaş son olarak ise şunları ifade etti: “Tekrar toplantı yapılacak ve temennimiz odur ki, evet oyu veren arkadaşların oylarını değiştirerek hayır oyu vermesidir. Beklentimiz Dersim’de hep beraber mücadele ederek, doğayı tahrip eden sistemin ortadan kaldırılmasıdır” dedi.

    Cem EKİNCİ/DERSİM

  • Dersim Pertek’te Zeve Sultan Xıdır Cemevi’nde Hızır Cemi yürütüldü- VİDEO

    Dersim Pertek’te Zeve Sultan Xıdır Cemevi’nde Hızır Cemi yürütüldü- VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) öncülüğünde, Dersim’in Pertek ilçesine bağlı Zeve (Dorutay) köyü Sultan Xıdır Cemevi’nde Hızır Cem’i yürütüldü.

    Dersim’in Pertek ilçesinde bulunan Zeve Sultan Xıdır Cemevi, Demokratik Alevi Dernekleri’nin organize ettiği Hızır Cemi yürütüldü. 

    Hızır Cemi için Zeve köyüne gelenler ilk önce köyde bulunan Sultan Xıdır Türbesini ziyaret etti ve burada niyazlar dağıtıldı. Ardından cemevine geçildi ve burada oruçlar açıldı.

    Hızır Cemi’ni, Axuçan Ocağı’ndan Pir İnanç Dolu ve Abidin Güzel, Kureyşan Ocağı’ndan Fetiye Yıldırım, Şıx Delil Berxecan Ocağı’ndan ise Ahmet Doğan ve Ergün Haydaroğlu yürüttü. Ayrıca Hızır Cemi’nde Adıyaman Bulam Genç Semah ekibi semah tutarken, zakirliği ise Ali Çelik yürüttü.

    Cemde, lokmalar paylaşıldı, gulbenkler okundu ve dualar Hızır’ın bereketi için verildi. Pirler ve analar, Hızır’ın dayanışmayı, paylaşmayı ve dara düşenlere el uzatmayı simgelediğinin altını çizerek, bu inancın toplumsal yaşamda önemine dikkat çekti.

    Cem sonunda birlik ve beraberlik mesajları verilerek, tüm canlara Hızır’ın lokmasının ulaşması temennisinde bulunuldu.

    PİRHA/DERSİM

  • Ucuz enerji yalanı çöktü: Dersim’de kaçak GES mühürlendi, doğa talanı belgelendi- VİDEO

    Ucuz enerji yalanı çöktü: Dersim’de kaçak GES mühürlendi, doğa talanı belgelendi- VİDEO

    PİRHA – Dersim’in Pertek ilçesine bağlı Demirsaban köyünde, Özen GES adlı şirket tarafından köy yerleşim alanlarının bitişiğine kurulan güneş enerjisi santraline (GES) tepki gösterildi. Sekasur Çevre Platformu, projeye ilişkin yapılan teknik incelemelerde mevzuata aykırılıklar tespit edildiğini belirterek, santral alanının mühürlendiğini açıkladı. Platform, projenin iptal edilmesini, kurulan panellerin sökülmesini ve şirkete cezai işlem uygulanmasını talep etti.

    Pertek ilçesi Demirsaban köyünde yaklaşık 15 aydır devam eden süreçte, Özen GES adlı şirket tarafından köy sınırları içerisinde ve yerleşim alanlarının hemen bitişiğinde güneş enerjisi panel sistemi kuruldu. Aynı proje kapsamında köy merkezinde, evlerin ve ahırların bitişiğine enerji aktarım istasyonu inşa edildi. Çalışmalar sırasında çok sayıda panel kurulurken, iş makineleriyle kazı yapıldı, orman örtüsü söküldü ve alan tel örgülerle çevrildi. Ayrıca şirket tarafından alanda bina ve prefabrik yapılar inşa edildi.

    TEKNİK İNCELEME: MEVZUATA AYKIRI VE KAÇAK

    Sekasur Çevre Platformu, söz konusu alanın aktif tarım arazilerinin ortasında yer aldığını ve köylülerin mera alanlarına geçişini kısıtladığını belirtti. Açıklamada, projenin yöre halkının görüşleri alınmadan başlatıldığı ve sürecin “oldubittiye getirilmeye çalışıldığı” vurgulandı.

    23 Aralık 2025 tarihinde İl Özel İdaresi ve teknik heyet tarafından yapılan incelemeler sonucunda, GES projesinin mevzuata aykırı şekilde yürütüldüğü ve gerekli yasal süreçlerin işletilmediği tespit edilerek panel sisteminin kurulduğu alanın mühürlendiği aktarıldı. Yapılan teknik tespitlerin, alandaki çalışmaların en başından itibaren hukuksuz ve kaçak olduğunu ortaya koyduğu ifade edildi.

    “UCUZ ENERJİ” ADI ALTINDA DOĞA TAHRİBATI

    Basın açıklamasında, “ucuz ve temiz enerji” söylemiyle hayata geçirilen ancak denetimsiz ve kontrolsüz biçimde yürütülen bu tür projelerin, kamu yararı gözetilmeden şirketlerin kârını büyütmeye hizmet ettiği belirtilerek, doğa tahribatının geldiği noktaya dikkat çekildi. Bugüne kadar yapılan itirazların haklılığının bir kez daha ortaya çıktığı vurgulandı.

    Sekasur Çevre Platformu adına açıklamayı platform yöneticisi Erhan Doğru okudu. Açıklamada, Dersim coğrafyasının baraj, maden, GES ve RES projeleriyle bütünlüklü bir saldırı altında olduğu ifade edilerek, “Şirketler aracılığıyla doğamız katledilmekte, insanlarımız yaşam alanlarından koparılmaktadır” denildi.

    Platform, kaçak olduğu tespit edilen GES projesinin derhal iptal edilmesini, kurulu güneş panellerinin sökülmesini ve alanda oluşan tahribatın giderilmesi için iyileştirici önlemlerin alınmasını istedi. Ayrıca şirket faaliyetlerinin sonlandırılması ve sorumlular hakkında cezai işlem uygulanması çağrısında bulunuldu.

    NEDEN DENETLENMEDİ? 

    Açıklamada yetkililere şu sorular yöneltildi:

    “Mevzuata aykırı olduğu tespit edilen bu yapıyla ilgili neden bugüne kadar etkin bir denetim yapılmamıştır? Kaçak ve hukuka aykırı kurulumlara neden göz yumulmuştur? Yöre halkı neden sürecin dışında bırakılmıştır? Bu iş ve işlemlerle ilgili idari soruşturma başlatılmış mıdır, ihmali olanlar tespit edilmiş midir?”

    Sekasur Çevre Platformu, doğanın ve yaşam alanlarının sermayeye peşkeş çekilmesine izin vermeyeceklerini vurgulayarak, mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti.

    PİRHA/DERSİM

  • Pertek Belediyesi’nden GES kararı!

    Pertek Belediyesi’nden GES kararı!

    PİRHA-AKP’li Pertek Belediyesi, yerleşim alanı içinde bulunan araziyi GES kurulması için kiraya verecek. Oy çokluğuyla alınan karara itiraz edilecek.

    Dersim’de çevreye, canlılara ve kutsallara dönük müdahaleler bitmiyor. Neredeyse tamamının maden sahasına çevrilmek istenen Dersim’de şimdi de GES’ler gündemde.

    Dersim Pertek’te ACM MÜhendislik İnşaat Şirketi, Güner Enerji Santrali (GES) kurmak için Pertek Belediyesi’nin arazisini kiralamak için başvuruda bulundu.

    Pertek Belediye Meclisi belediye başkanı Racai Vural başkanlığında toplanarak, oy çokluğuyla arazanin kiralanmasına karar verdi. 5 üyenin “Evet” oyuna karşın 3 üyenin “Hayır” oyu kullandığı toplantıda, arazinin şirkete 49 yıllığına kiraya verileceği belirtilyor.

    GES’İN ZARARLARI

    Almanya, ABD ve İngiltere üniversitelerinde yapılan bilimsel araştırmalar, güneşten elektrik enerjisi üretilirken, her panelin çevre dostu olmadığını, içinde kanser yapabilen ağır metalleri az ya da olmayanların seçimine özen gösterilmesi gerektiğini gösteriyor. Panellerde kullanılan kristal silikonun içindeki silikon tetra klorürün çok zehirli olduğunu, bitki ve hayvanları öldürdüğünü, insan sağlığını tehdit ettiğini araştırmacılar açıklıyorlar. Temiz enerji olarak bilinen güneş enerjisinin bu kirli yanıyla ilgili yönetmelikler olmadığından özellikle Çin’de güneş panellerinin üretildiği yerlerde, zehirli kimyasalların toprak ve havadaki tanecikleri insanların sağlığını tehdit ettiğini araştırmacılar bildiriyorlar. Kadmiyum telüridli ve kurşunlu güneş panelleri ise başlı başına bir sorun. Bunlar, böbrek ve kemiklerde hasar ve kanser yapabiliyorlar. Panellerdeki kimyasallar, parçalanan, kırılan, eskiyen panellerden 5-6 ay içinde yağmurla yıkanıp çevreye ve insana ulaşabileceği gibi, milyonlarca panel ileride (20 yıl kadar sonra) sökülüp çöpe atıldığında, özellikle çöp ayrımı ve işlemi yapılmayan az gelişmiş ülkelerde büyük sorunlar yaratacağını araştırmacılar vurguluyorlar.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Dersim’in Kazulu köyünün sorunları verilen sözlere rağmen çözülmüyor- VİDEO

    Dersim’in Kazulu köyünün sorunları verilen sözlere rağmen çözülmüyor- VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Pertek ilçesinin Kazulu (Kazılı) köyünün yıllardır devam eden su ve yol sorunu bir türlü çözülmüyor. Verilen sözlere rağmen sürüncemede bırakılan sorunlar yurttaşların yaşamını olumsuz etkiliyor.

    Kazulu köyü bağlı olduğu Pertek ilçesine 45, Dersim merkezine ise 103 kilometre uzaklıkta. Coğrafi yapının zorluklarından dolayı su ve yol sorunu yaşayan köy halkı, uzun zamandır devam eden bu sorunun çözülmesini istiyor.

    Mikrofon uzattığımız Kazulu köy sakinleri yaşadıkları sorunları PİRHA ’ya anlattı.

    “BEN ÇOCUKKEN DE AYNI SORUNLAR VARDI ŞİMDİ DE VAR”

    Yakın geçmişte köylerine gelen Kaymakam’a sorunlarını aktardıklarını söyleyen Adil Musa Kan, “On gün önce kaymakam bey geldi. Sorunların bir kısmını söyledik. Not aldılar ama hep erteleniyor. Su sorunumuz var. Genelde havalar ısınınca yaz mevsiminde su sorunları başlıyor. İçmek için bile suyu zor buluyoruz. Bırak  bir ağacı sulamak veya hayvanlarımızı sulamak, kendimiz için suyu zor buluyoruz. Yazın bu sorunlar arttığı için su olan yerlere taşınıyoruz ya da Dersim dağlarına gidiyoruz. Orada parayla yer kiralayıp davarımızı otarıyoruz. Son baharda da dönüyoruz” dedi.

    Su kaynaklarının köylerinde olduğunu ancak suyun köye getirilmesinin maliyetli olduğu için yapılmadığını vurgulayan Kan, on yıllardır sorunun yetkililerce çözülmediğinin altını çizdi.

    Adil Musa Kan, yetkililerin her defasında “Programa alınacak” diyerek kendilerini oyaladığını ifade ederek, sorunların bir türlü çözülmediğini belirtti.

    Yol sorununa da dikkat çeken Adil Musa Kan, “Bir hastamız olduğu zaman ambulansın buraya gelmesi çok zaman alıyor. Gelmesine geliyor ama geç geliyor. Bizim yıllar önce köyün muhtarı kalp krizinden burada öldü. Bir helikopter gelemedi mesela. Ambulans da geç geldiği için adam genç yaşta öldü” diyerek köylerinin sorunlarının bir an önce çözülmesini talep etti.

    “KÖYDE YAŞANAN SORUNLARDAN DOLAYI İNSANLAR GÖÇ ETMEK ZORUNDA KALDI”

    Kazulu köyü sakini Hüseyin Dinç, “Ben çocukken 40 hane vardı bu köyde. Köyümüzde yaşanan sıkıntılar yüzünden gitmek zorunda kaldılar. Su sorunumuz var. Köyümüzün yukarısında su var. Daha önce bir ekip gelip saha araştırması yaptı ve suyun olduğunu tespit etti. Ama suyu getirmek için hiçbir şey yapmadılar. Köyümüzün az bir suyu var. Köye gelen su da her gün bozuluyor. Köy muhtarımız kendi imkanlarıyla tamirat yapıyor. Köyün yolunu asfalt yapmıyorlar. Kum serpiyorlar yağmur yağınca da serptikleri kumun hepsi gidiyor” diyerek köyde yaşadıkları sorunları aktardı.

    “YETKİLİLERDEN SORUNLARIMIZI ÇÖZMELERİNİ İSTİYORUZ”

    Köy yollarının bozuk olduğunu, sularının da olmadığını dile getiren Hasret Dağ, “Sularımız köyün etrafında yok çeşme olarakta  yok. Uzaklara gidip bidonlarla su getiriyoruz. Yollarımız bozuk, yazın çok toz oluyor. Kışın ise yağmurdan dolayı hep yarıklar oluşuyor yolda. Arabalar zor gelip gidiyor. Bize yardım etmelerini istiyoruz. Yetkililerimize bunu buradan söylüyoruz” dedi.

    Aynı minvalde konuşan Hatun Dağ, “Köyümüzün su ve yol sorunları mevcuttur. Köy muhtarımız Kaymakamlığa gidip birkaç kez sorunları dile getirdi. Ama çözüm gelmedi. Oyaladılar bizi. Artık sorunlarımızın çözülmesini istiyoruz” diyerek yetkili makamlara çağrıda bulundu.

    PİRHA/DERSİM

  • Üryan Hızır Ocağı’nı anlatan köylüler: Buraya kalbin temiz gelirsen, şifan kabul olur-VİDEO

    Üryan Hızır Ocağı’nı anlatan köylüler: Buraya kalbin temiz gelirsen, şifan kabul olur-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Pertek ilçesinin Zeve (Dorutay) köyünde bulunan Üryan Hızır (Sultan Hıdır) Ocağı, yıl boyunca Alevilerin sıkça ziyaret ettiği bir Alevi ocağı. Üryan Hızır Ocağı’nı PİRHA’ya anlatan köylüler, “Üryan Hızır’ın şifası boldur. Buraya kalbin temiz gelirsen, şifan kabul olur. İnsanlar buraya hasta gelip iyileşmiş olarak geri dönüyorlar” dedi.

    Üryan Hızır (Sultan Hıdır) Ocağı, Dersim’in Pertek ilçesinin Zeve (Dorutay) köyünde bulunuyor. Yıl boyunca Alevilerin sıkça ziyaret ettiği Üryan Hızır Ocağı pek çok ocağın da mürşit ocağıdır. Üryan Hızır Ocağı’nın talipleri Dersim, Malatya, Erzurum, Erzincan, Sivas, Ordu, Amasya, Adıyaman, Maraş, Adana, Çorum, Antep gibi bir çok şehir ve ülkede yaşamaktadır.

    Üryan Hızır Ocağı’nın bulunduğu Zeve köyünde yaşayan Elif Koyun ve Reyhan Kıt, ocağın tarihini, yapılan ritüelleri ve kerametleri PİRHA’ya anlattı.

    “HASTA OLANLAR BURADA ŞİFA GÖRÜP GİDİYORLAR”

    Üryan Hızır Ocağı’nın tarihini anlatan Elif Koyun, konuşmasında şunları ifade etti:

    “Sultan Hıdır gölün orada durmuş ve gölün aşağısında da çıra yakıyorlar. Paşa, Sultan Hıdır’ı görüyor ve bakmaları için askerlerini gönderiyor ve diyor ki, ‘Gidin bakın orada ne çırası yanıyor. Eskiden böyle bir şey yoktu.’ Askerler geliyor bakıyor çıra yanıyor. Çıraların yanında da yerde küçük bir seccadenin üzerinde oturan fukara birisi var. Askerler Sultan Hıdır’a, ’Paşa seni istiyor’ diyor. Sultan Hıdır’da ‘Ben gelmem, paşa buraya gelsin’ diyor. Askerler her şeyi denemiş ama Sultan Hıdır gitmemiş. Sultan Hıdır’ı alamadan dönen askerler, paşaya her şeyi denediklerini ama Sultan Hıdır’ı getiremediklerini söylüyor. Sultan Hıdır’ın gelmemesi üzerine paşa askerleriyle birlikte onun yanına gidiyor. Sultan Hıdır’ın yanına vardıklarında paşa ve askerleri seccadenin üzerine oturuyor. Kim geldiyse seccadeye sığıyor. Sultan Hıdır, güveçte pişirdiği yemeği getirip misafirlerinin önüne koyuyor. Sofraya oturan herkes doyup öyle kalkıyor. Güveçteki yemekte hiç bitmiyor.

    Sultan Hıdır, paşanın hayvanlarının da olduğunu görünce arpadan davarlara dağıtmaya başlar. Bütün davarlara arpa verildiği halde arpanın hala bitmediği görülür. Tüm bu olanları gören paşa, bu işte bir keramet var der. Paşa, Sultan Hıdır’a kimsesinin olup olmadığını sorar. Sultan Hıdır’da kimsesinin olmadığını söyler. Paşa, ‘Üç askerimi sana versem kabul eder misin’ diye sorar. Sultan Hıdır, ‘Gelsinler kabul ederim’ der. Askerlerden birinin adı Munzur, diğerinin adı Delil ve bir diğerinin adı da Resul imiş. Her üç askeri Sultan Hıdır’a vermişler. Bu köydekiler de bu askerlerin soyundan türemişler. İşte Hızır dedikleri budur. Hasta olanlar buraya geliyorlar. Burada şifa görüp gidiyorlar. Yine çocuğu olmayanlar buraya geliyor dualarını edip gidiyorlar.

    Eskiden buraya araba gelmezdi, yol yoktu. İnsanlar hayvanlarıyla ya da yürüyerek gelirlerdi. Şimdi de arabayla gelip arabayla gidiyorlar. Eskiden köyümüzde elliden fazla hane vardı. Şimdiyse kimse yok. Herkes bir yere dağıldı. Gençler buraya gelsin Üryan Hızır’ı ziyaret etsinler, şifa görsünler. Neden uzaklaşıyorlar? İtikatlarını bırakmasınlar.”

    “ESKİDEN İNSANLARIN İNANÇLARI DAHA GÜÇLÜYDÜ”

    Eskiden insanların Sultan Hıdır Ziyareti’ne yalın ayak geldiklerini belirten Reyhan Kıt da, “Ziyareti gördüklerinde ayakkabılarını çıkarıp, yalın ayak yürüyerek gelirlerdi. Eskiden insanların inançları daha güçlüydü. Buraya gelenler ibadetlerini gerçekleştiriyor. Biz buraya gelenlere her türlü yardımı ediyorduk, bizim evlerimizde yatarlardı. Ama artık böyle değil. Şimdi insanlar kurbanlarını kesip hemen geri dönüyorlar. Bu ziyaretin kerameti çoktur. Eğer biz Üryan Hızır’ın önünde doğru durursak işimiz, gücümüz de doğru gider. Ama Üryan Hızır’ı tanımamız, bilmemiz lazım. Üryan Hızır’ın şifası boldur. Buraya kalbin temiz gelirsen, şifan kabul olur. İnsanlar buraya hasta gelip iyileşmiş olarak geri dönüyorlar. Bu yüzden Üryan Hızır’a hasta çok gelir. Kör olan, topal olan, sakat olan da geliyor. Buradan şifalarını görüp gidiyorlar. Eğer biz doğru olursak Üryan Hızır her isteğimizi de kabul ediyor” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • 83 yaşındaki ahşap oyma ustası Enver Hazır: Hayalim evimi müzeye dönüştürmek-VİDEO

    83 yaşındaki ahşap oyma ustası Enver Hazır: Hayalim evimi müzeye dönüştürmek-VİDEO

    PİRHA-83 yaşındaki Enver Hazır, küçük yaşlardan itibaren ahşap oyarak üretimler yapıyor. Enver Hazır, “Yaptıklarımı zevkle, özenerek yapıyorum. Eğer nasip olursa hayalim seneye evimi müzeye dönüştürmek” dedi.

    Dersim’in Pertek ilçesinin Kevirkan (Ulupınar) köyünde yaşayan 83 yaşındaki Enver Hazır, ilkokul yıllarında itibaren ahşap oyarak üretimler yapıyor. Saz, karasaban, su değirmeni ve yün tarağı gibi birçok üretim yapan Enver Hazır, seneye evini müzeye dönüştürmek istiyor.

    “YAPTIKLARIMI ZEVKLE YAPIYORUM”

    Çocukluğundan itibaren ahşap oyarak üretimler yaptığını ifade eden Enver Hazır, “1963 yılından sonra ev eşyaları, saz, karasaban, su değirmeni, heykel, yün tarağı, harman makinesi, bulgur makinesi gibi birçok şey yaptım. Yaptıklarımı zevkle yapıyorum. Özenerek yapıyorum ve çok emek istiyor. Ağacı bulmakta zorluklar yaşıyoruz. Yaptığım üretimlerde kimseden kopya çekmem ve öncesinden resmini yapıp yapmıyorum. Bu sene daha yapacağım çok şey var ama eğer nasip olursa hayalim seneye evimi müzeye dönüştürmek” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Ormîkix’te kadınlar anlatıyor: Taşın, suyun ve emeğin hikâyesi-VİDEO

    Ormîkix’te kadınlar anlatıyor: Taşın, suyun ve emeğin hikâyesi-VİDEO

    PİRHA – Kış yaklaştıkça Dersim’in dağları sessizleşir, rüzgâr sertleşir, hayat köylerde daha çok evin içindedir artık. Ama Dersim’in Pertek ilçesine bağlı  Ormîkix (Dere) köyünde kadınlar, bu sessizliğin içinde yaşamı yeniden kuruyor. Ellerinde kepçeler, ocakta kaynayan kazanlar, doğanın son armağanı alıç ve kuşburnularla kışa hazırlanıyorlar.

    Ormîkix’te kış hazırlığı yalnızca geçim derdi değil; bir dayanışma, bir direniş biçimi. Kadınlar imeceyle toplanıyor, biri alıçları yıkıyor, diğeri kavanozların ağzını kapatıyor. Her kavanozun içinde doğanın kokusu, geçmişin emeği, geleceğe bir umut var.

    “BİZİM KIŞIMIZ SADECE SOĞUK DEĞİL EMEKLE GEÇİYOR”

    Senem Ak, elindeki tahta kaşıkla kaynayan alıç kazanını karıştırırken anlatıyor:

    “Bu işler kolay değil. Sabah erkenden dağa çıkarız, alıç toplarız. Eve getirip yıkarız, kaynatırız, süzeriz. Sonra şekerini koyarız. Her kavanozun içinde günlerce süren bir yorgunluk, ama aynı zamanda bir mutluluk var.” Senem Ak’ın sesi yorgun ama huzurlu. Her kelimesinde doğayla kurduğu dostluğun sıcaklığı hissediliyor.

    ŞİLAN KOKUSU DAYANIŞMANIN SESİ

    Sakine Denk ise Şilan (kuşburnu) marmelatını anlatırken sanki bir tarif değil, bir gelenek aktarıyor:

    “Şilanı toplarız, yıkarız, uçlarını keseriz. Kaynatıp süzgeçten geçiririz. Katılaşana kadar tekrar kaynatırız. Şekerini ekleyip kavanoza koyarız. Aynı şekilde domates, kabak, konserve, turşu da yapıyoruz. Kış gelince elimiz boş kalmaz.” Sakine Denk’in anlattıkları bir tarif değil aslında, köyde ayakta kalmanın, üretmenin, unutmamamın formülü. çünkü bu köylerde üretmek sadece karın doyurmak değil, kimliğini, kökünü, toprağını korumak anlamına geliyor. 

    “BİR ZAMANLAR ÇEŞMEDEN SU TAŞIRDIM”

    Köyün en yaşlılarından Almast Demirçelik ise artık kazan başında değil ama geçmiş günlerin hikâyeleriyle o imecenin bir parçası olmaya devam ediyor:

    “Eskiden odun kesip getirirdim, ahır temizlerdim, tarlaya giderdim. Ekmek yapardım, çeşmeden su taşırdım, tulumla ayran yapardım. Şimdi yaşlandım ama o günlerin kokusu hâlâ burnumda. Her şey imeceydi, herkes birbirine dayanırdı.”

    Almast nine’nin sözleri, bir kuşağın sessiz tanıklığını taşıyor. Zaman değişmiş, köyler boşalmış, gençler şehirlere göçmüş ama Ormîkix’te hâlâ bir avuç kadın doğayla birlikte üretmeye devam ediyor.

    BİR KAVANOZ MARMELAT BİR DİRENİŞ BİÇİMİ

    Ormîkix’in (Dere köyü) kadınları, kışa hazırlık yaparken aslında başka bir şey daha yapıyorlar: Kentte unutulan dayanışmayı yeniden hatırlatıyorlar. Her karıştırılan kazanda, her kavanozda; yoksulluğa, yalnızlığa, unutulmaya karşı bir direnç var.

    Köyün rüzgârı soğuk ama evlerin içi sıcacık. Çünkü o evlerde hâlâ kadın emeği, doğanın bereketi ve dayanışmanın kokusu var.

    PİRHA/DERSİM

  • Taşın hafızasıyla yaşayan adam: Yusuf Öztürk Loğ ve Suqê ile kaybolan zamanı onarıyor- VİDEO

    Taşın hafızasıyla yaşayan adam: Yusuf Öztürk Loğ ve Suqê ile kaybolan zamanı onarıyor- VİDEO

    PİRHA- Beton duvarların yükseldiği, toprağın yerini asfaltın aldığı bir çağda, 75 yaşındaki Yusuf Öztürk hâlâ taşla, toprakla ve sabırla çalışıyor. Dersim’in Pertek ilçesine bağlı Ormîkix (Dere) Köyü’nde yaşayan Öztürk, artık neredeyse hiç kimsenin kullanmadığı “loğ” ve “sindir-suqê” yaparak kaybolan bir kültürü yaşatmaya devam ediyor. “İşim zor ama taşın sesini duyunca mutlu oluyorum” diyor.

    Hayatının büyük bölümünü duvar ustalığı yaparak geçiren Yusuf Öztürk artık ellerini sadece taşın diline bırakıyor. Gençliğinde baba mesleği olan berberliği de denemiş:
    “Babam ölünce onun izinden gitmek istedim. Köy köy dolaşır, tıraş ederdim. O zaman para geçmezdi, bir teneke buğday alırdım karşılığında. Ama berberlikte hayat kalmadı, ben de duvarcılığa döndüm,” diyor.

    40 yıl boyunca taş dizen Öztürk, şimdi yine taşla meşgul ama bu kez kültürel bir mirasın son temsilcisi olarak. “Loğ” ve “sindir-suqê”leri yaparken artık yanında ne bir çırak var ne de ondan öğrenmek isteyen bir genç.
    “Eskiden her evin damında bir loğ olurdu,” diyor ve ekliyor:
    “Şimdi toprak ev kalmadı. Her yer beton oldu. Loğ isteyen de yok ama ben yapmaya devam ediyorum. Çünkü bu benim geçmişim.”

    “TAŞLA KONUŞURUM BAZEN”

    Yusuf usta, loğ ve suqê yapımını anlatırken yüzündeki çizgiler daha da derinleşiyor.
    “Taş sert olmasın diye yerin altından çıkarırım. Güneş gören taş işlenmez. Taşı bulunca keskiyle, dorpiyle, muşla düzeltirim. Loğ büyük olduğu için el arabasıyla taşımam, iki ağaca delik açar öyle çekip getiririm. Her taşta loğ olmaz, taşın huyunu bilmek gerekir.”

    Bir loğu yapması bir buçuk gün, bir suqê’yi ise iki günü buluyor. “Zor ama taşın sabrını dinleyince insan kendi içini de dinliyor,” diyor sessizce.

    Artık 75 yaşında. İnşaat işlerini bırakmış ama elleri hâlâ nasırlı, sesi hâlâ genç bir ustanın gururunu taşıyor.
    “Her sabah kalkınca önce taşlara bakarım” diyor.
    “Bazen onlarla konuşurum. Onlar bana geçmişi hatırlatır. Babamın, köyümün, toprağın sesini.”

    Eskiden köylerde herkesin bir loğu olurdu; damlar loğla düzlenir, evler yağmura karşı dayanıklı hale getirilirdi. Şimdi ise loğlar sadece Yusuf ustanın avlusunda, güneşin altında sessizce bekliyor.

    BİR GELENEĞİN SON NEFESİ

    “İnşaatları terk ettim ama taşı terk etmedim” diyor Yusuf Öztürk. O, artık sadece bir taş ustası değil; bir belleğin bekçisi, toprağa bağlı bir direnişçinin sesi.

    Her taşında geçmişten bir iz, her vuruşunda bir hatıra saklı:

    “Kimse loğ istemiyor ama ben yine de yapıyorum. Çünkü bir gün biri çıkıp ‘Bunu kim yapardı?’ diye sorarsa, cevabı taşlarda bulsun istiyorum.”

    NURAY ATMACA/CİHAN BERK/DERSİM 

  • DAD Kadın Meclisi: Pertek’te sergilenen “seyirlik” anlayış, kadınların bedenini araçsallaştırıyor

    DAD Kadın Meclisi: Pertek’te sergilenen “seyirlik” anlayış, kadınların bedenini araçsallaştırıyor

    PİRHA-DAD Kadın Meclisi, Pertek Kaymakamlığı ve Pertek Belediyesi tarafından “Kaleden Podyuma, Bir Pertek Rüyası” adlı bir “defile” gerçekleştirmesine tepki göstererek yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Feribotta sergilenen bu “seyirlik” anlayış, kadınların bedenini ve emeğini bir kez daha araçsallaştırıyor, kültürü de dekor haline indirgiyor” denildi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi, Pertek Kaymakamlığı ve Pertek Belediyesi tarafından “Kaleden Podyuma, Bir Pertek Rüyası” adlı bir “defile” gerçekleştirmesine tepki göstererek yazılı açıklama yaptı.

    “KADININ BEDENİ VE MÜCADELESİ İKTİDARIN GÖSTERİSİNE MALZEME EDİLEMEZ”

    Yapılan açıklamada, “Pertek Kaymakamlığı ve Pertek Belediyesi tarafından “Kaleden Podyuma, Bir Pertek Rüyası” adlı bir “defile” gerçekleştirildi. Kayyum/Valinin de katılımıyla yapılan “defilede” halkın ortak ulaşım aracı olan Pertek feribotu bir vitrin sahnesine çevrildi. Bizler için bu “defile”, Dersim’in tarihsel belleğini, Dersimli kadınların Hak ve Hakikat mücadelesini ve bu coğrafyanın özgün kültürünü hiçe sayan bir gösteriden ibarettir.

    Raa/Rêya Heq Alevi kadınları yüzyıllardır hem inançsal hem toplumsal düzlemde eşitliğin, adaletin ve direşin sesi oldular. Cem meydanında erkeklerle yan yana can cana olan, yaşamın yükünü taşıyan, baskılara boyun eğmeyen kadınların mirası; devletin temsil ettiği şatafatlı gösterilerle değil, özgürlük ve direnişle büyümüştür. Bugün feribotta sergilenen bu “seyirlik” anlayış, kadınların bedenini ve emeğini bir kez daha araçsallaştırıyor, kültürü de dekor haline indirgiyor. Biz kadınlar, erkek egemen devlet aklının vitrin süsü olmayı reddediyoruz. Ne feribotta düzenlenen bir defile, ne de devletin kadın emeğini değersizleştiren söylemleri bizi temsil edebilir. Bizim sahnemiz, hak mücadelesidir.

    Kadını nesneye dönüştüren ve Kürt Alevi toplumsal gerçekliğini dil, inanç, giyim, kuşam ve her boyutuyla dejenere ederek asimilasyonunu gerçekleştirmeyi hedefleyen yönelimlerle mücadele etmek, bizler için ikrar meselesidir. Kadının sözü, bedeni ve mücadelesi hiçbir iktidarın gösterisine malzeme edilemez” denildi.

    PİRHA/DERSİM

  • 2024 yılında yapımına başlanan Pertek’teki konteyner kent, kapatıldı-VİDEO

    2024 yılında yapımına başlanan Pertek’teki konteyner kent, kapatıldı-VİDEO

    PİRHA-6 Şubat depremlerinin ardından 2024 yılında yapımına başlanan Pertek’teki konteyner kent, kapatıldı. Tunceli İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, “Bütün çalışmalarının bitmesinin ardından teslim edilmesi gerekirken özel mülkiyette olması ve boş olmasına rağmen kira ödenmesi nedeniyle 2024 Tasarruf Tedbirleri Genelgesi ve AFAD’ın 2025 yazıları doğrultusunda kapatıldı” denildi.

    6 Şubat’ta Maraş’ın Pazarcık ilçesinde saat 04.17’de 7,7 büyüklüğünde, Elbistan ilçesinde ise saat 13.24’te 7,6 büyüklüğünde meydana gelen ve büyük yıkıma neden olan depremin birinci yılı. Resmi açıklamalara göre iki büyük depremde 53 binden fazla can kaybı yaşandı.

    Dersim’den geçen Kuzey Anadolu Fay zonu ile Bingöl Yedisu Fay zonundaki sıkışmışlık nedeniyle AFAD, Dersim merkez ve ilçelerinde toplamda bin 122 konteynerin bulunacağı 12 konteyner kentin inşasına 2024 yılına başlamıştı.

    Planlanan konteyner kentler; Alibaba Mahallesi’nde 35 adet, Atatürk Mahallesi’nde 75 adet, Pülümür Meydanı 150, Pülümür Özel İdare’de 40 adet, Ovacık Pulur’da 82 adet, Hozat Diyap Ağa’da 60 adet, Pertek ilçesinde 44 adet, Mazgirt Yeni Mahalle’de 121 adet, Çemişgezek Çukur Mahallesi’nde 110  adet ve Nazımiye Aşağı Mahalle’de 60 adet konteyner.

    2024 yılında yapımına başlanan ve bütün çalışmaları tamamlanan Pertek’teki konteyner kentin, özel mülkiyette yapılması nedeniyle kapatıldığı iddia edildi. Kapatılan konteyner kent Pertek’in Derebaşı Mahallesi’ne taşındı.

    AFAD: ALAN TAHLİYE EDİLMİŞTİR

    Tunceli İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada şunları ifade etti:

    “6 Şubat 2023 depremlerinden sonra geçici barınma amacıyla kurulan konteyner kentler, afet sonrası ihtiyaç halinde kullanılan geçici çözümlerdir. Pertek’te de bu kapsamda 44 yaşam konteyneri hazırlanmış, ancak bugün itibarıyla konteynerde barınma talebi bulunmamaktadır.

    Merkezin özel mülkiyetteki arazide bulunması ve boş olmasına rağmen kira ödenmesi nedeniyle; 2024 Tasarruf Tedbirleri Genelgesi ve AFAD’ın 2025 yazıları doğrultusunda Pertek Geçici Konaklama Merkezi kapatılmış; 44 konteyner güvenli biçimde kurumsal depoya taşınmış, alan tahliye edilmiştir.

    İlimizdeki diğer geçici konaklama alanları (özellikle Pülümür ve Ovacık’takiler) hazine arazileri üzerinde olup ihtiyaç halinde kullanılmaya devam edecektir. Vatandaşlarımızın barınma ihtiyaçları titizlikle takip edilmekte, gerekli tüm tedbirler Valiliğimiz ve AFAD tarafından alınmaktadır.”

    PİRHA/DERSİM