Etiket: pertek

  • Pülümür depremi sonrası Pertek’te bir ev yıkıldı

    Pülümür depremi sonrası Pertek’te bir ev yıkıldı

    PİRHA- Dersim’in Pülümür ilçesinde 23 Aralık sabahı meydana gelen 4.2 şiddetindeki deprem sonrası Pertek’e bağlı Pınarlar (Paşavenk) Köyü’nde yaşayan Songül Keser’in evi yıkıldı. 

    Dersim’in Pülümür ilçesinde 23 Aralık günü sabaha karşı 02.58’de 4.2 şiddetinde meydana gelen depremde Pertek ilçesine bağlı Pınarlar (Paşavenk) Köyü’nde yaşayan 63 yaşındaki Songül Keser’in evi yıkıldı.

    Ayrıca ajansımız PİRHA’nın Mersin muhabiri Diren Keser’in annesi olan Songül Keser’in deprem esnasında evde tek başına olduğu ve şans eseri kurtulduğu belirtildi.

    Pertek Belediye Başkanı Ruhan Alan ve kaymakamın kendisini aradığı Songül Keser’in evinde muhtar ve jandarma inceleme yaparak hasar tespiti yaptı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Dersim’de iki köy muhtarı görevden alındı

    Dersim’de iki köy muhtarı görevden alındı

    PİRHA – Dersim’in Pertek ilçesine bağlı Ardıç ve Akdemir Köyü muhtarları görevden alındı.

    İçişleri Bakanlığı tarafından milli güvenliğe karşı faaliyette bulunan yapılarla bağlantılı oldukları iddiasıyla 103 köy ile 156 mahalle muhtarı olmak üzere toplam 259 muhtarın görevden alındığı bildirilmişti.

    Birçok yerde muhtarlar görevden alınarak yerlerine başka köylerden kayyumlar atandı.

    Son olarak Dersim’in Pertek ilçesine bağlı Ardıç ve Akdemir köylerinin muhtarları görevden alındı. Ardıç Köyü muhtarı İsmail Sefer ve Akdemir Köyü muhtarı Paşa Erol görevden alındı.

    Görevden alınan muhtarların yerlerine kayyum atanması bekleniyor.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de orman yangınları sürüyor

    Dersim’de orman yangınları sürüyor

    PİRHA – Dersim’deki orman yangınları devam ediyor. Pertek ilçesi Çataksu ile Aşağı Yakabaşı köyleri arasında çıkan ve durdurulan orman yangının ardından şimdi de Hozat Zargot’ta ve Geyiksuyu bölgesinde orman yangını çıktı.

    Dersim’in ​Pertek ilçesi Aşağı Yakabaşı ve Çataksu köyleri arasında bulunan meşe ve ardıç ağaçlarından oluşan ormanlık alanda geçen hafta yangın çıktı. Tunceli Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerince getirilen iş makinelerinin yardımı ile yangınının etkili olduğu alan çevresinde yollar açıldı. Yangın söndürme uçağının havadan müdahale ettiği yangın bölgesine arasöz ve itfaiye ekipleri ulaştı. Yaklaşık 600 dekarlık alanda etkili olan yangın, sabah saatlerine kadar süren soğutma çalışmalarıyla tamamen söndürüldü.

    Öte yandan, Dersim Hozat’a bağlı Demirkapı Çılga mevkiinde orman yangını çıktı. Köylülerin yetkililere bildirdiği belirtilirken acil müdahale edilmesi bekleniyor. Hozat Zargot’ta günlerdir söndürülemeyen yangından dolayı ise birçok alan yok olmuş durumda.

    Ayrıca Geyiksuyu bölgesinde de orman yangını çıktı. Yanan bölgelerde hem arazi koşullarının zor olması hem de güvenlik sıkıntısının olmasından dolayı halk yangına müdahale edemiyor.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de orman yangını

    Dersim’de orman yangını

    PİRHA – Dersim Pertek’e bağlı Çataksu mevkinde orman yangını çıktı. Yangının nedeni henüz öğrenilemedi. 

    Dersim Pertek ilçesine bağlı Çataksu mevkinde orman yangını çıktı. Çarkapı ziyaretine doğru ilerleyen yangın kontrol altına alınamıyor. Pertek Belediyesi itfaiye araçları bölgeye sevk edildi. Ancak arazi koşullarından kaynaklı müdahale edilemediği öğrenildi. Yangının nedeni henüz öğrenilemedi. İSTANBUL – PİRHA

  • Dersim’de tarihsel değerlere sahip arkeolojik kalıntılar bulundu

    Dersim’de tarihsel değerlere sahip arkeolojik kalıntılar bulundu

    Dersim’de, Bitlis Eren Üniversitesi akademisyenleri tarafından “Demir Çağ ve Helenistik Dönem Tunceli Yüzey Araştırması-2017” projesi kapsamında yapılan çalışmada önemli tarihsel değerlere sahip arkeolojik kalıntılar tespit edilmişti.

    Bitlis Eren Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Serkan Erdoğan, Sanat Tarihi Bölümü Araştırma Görevlisi Korkmaz Şen, Mimar Merve Bahur, Kültür ve Turizm Bakanlığı temsilcisi ile birlikte Pertek ve Çemişgezek ilçelerinde 15 gün süren yüzey çalışması gerçekleştirdi.

    Yüzey araştırmalarında önemli bulgulara ulaştıklarını belirten Fen-Edebiyat Fakültesi Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümü’nden Dr. Serkan Erdoğan, “Pertek İlçesi Akdemir (Avşeker) Köyü yakınlarında Ortaçağ kaynaklarında da anılan ve 13. yüzyılda önemli bir merkez olduğu anlaşılan bir kale tespit ettik. Günümüzdeki adı Kurmizak ya da Kurbizak olarak anılan kalenin sur duvarlarının bir kısmı sağlam olmakla birlikte kalenin içindeki yapılar iyi korunmuş. Bu sağlam yapılar taştan tonozlu olarak yapılmış. Kalenin yamaçlarında biri inşa, ötekisi ise tamirat kitabesi olduğunu düşündüğümüz anıtsal yazıt parçaları bulduk. Yazıtların Osmanlı öncesi Türk İslam Dönemi’ne ait olduğu kesinleşti. Bazı isimler okunabiliyor. Bizans Dönemi’nde de önemli bir yer olduğu anlaşılıyor. Kale, tarihsel kaynaklarda ‘Harbizag’ adıyla geçiyor ancak henüz tescillenmemiş. Oldukça büyük bir kale. Tarihsel geçmişi Urartu Dönemi’ne kadar gidiyor. Sonrasında da Roma – Bizans ve Türk- İslam dönemlerine ait yapılar üzerine binmiş olmalı. Sur duvarları ve seramik kırıkları buna işaret ediyor. Osmanlı öncesi Türk İslam Dönemi yazıtları bölgenin Orta Çağ tarihi için çok önemli. Merkeze bağlı Rabat köyünde bulunan kaleden daha geniş bir alana yayılmış. Eteklerinde mezarlık alanları var. Sadece yerleşimin güney ve Güneydoğu yönünü gezmemize rağmen kısmen toprak altında bulunan çok sayıda kemerli ve tonozlu yapı tespit ettik. Kalede ayrıca Urartu Dönemi’ne ait olduğunu düşündüğümüz basamaklı bir tünel ve bir açık hava tapınağı var. Kalenin güneydoğu eteklerinin madenin ergitildiği bir alan olarak kullanılmış olması da muhtemel. Burası aynı zamanda Murat Nehri’nden Tunceli’ye girişte stratejik öneme sahip bir yer.  Söz konusu kale,  Çemişgezek, Ulukale, Pertek ve Mazgirt kalelerinin oluşturduğu yerleşim ve savunma ağı ile bağlantılı olarak uzanmakta” dedi.

    HÖYÜKTE, ESKİ TUNÇ ÇAĞI’NA AİT MEZARLIK ALAN BULUNDU

    Yüzey araştırmalarında Çemişgezek İlçesi Pulur (Sakyol) köyü yakınlarında Eski Tunç Çağı’na ait mezarlık alanı keşfettiklerini ifade eden Erdoğan, “Çemişgezek İlçesi’ne bağlı Pulur (Sakyol)’da suların çekilmesiyle höyük suyun üzerinde kalmış. Ancak daha önce kazısı yapılmış bu höyüğün yakınlarında baraj suyunun geri çekilip toprağı aşındırmasıyla ortaya çıkan takriben M.Ö. 3 bin yıllarına tarihlenebilen Eski Tunç Çağı’na ait bir mezarlık alanı keşfettik.  Bu mezarlık alanında kabaca yontulmuş dört blok taş ve üzeri sal taşıyla örtülerek yapılmış çok sayıda mezar var. Üzerinde bulunan seramik kırıklarından dolayı Eski Tunç Çağı’na ait olması gerektiğini düşünüyoruz” diye bilgi verdi.

    Çemişgezek İlçesi’ne bağlı cihangir köyünde de araştırma yaptıklarını aktaran Erdoğan, “Bu köy, 19. yüzyılın sonunda adeta donmuş kalmış gibi. Köyde kitabeli iki tarihi Çeşme, Osmanlı Dönemi’ne ait bir mektep mevcut. Bunların yanı sıra köydeki evler de oldukça tarihi ancak kayıt altına alınmayı bekliyor” ifadelerini kullandı.

    YAKIN DOĞUNUN EN BÜYÜK KAYA TAPINAĞI

    Daha önce Çemişgezek ilçe merkezinde bulunan in deliklerinde çalışma yaptıklarını hatırlatan Erdoğan, “Son çalışmada in deliklerinin ulaşılması zor olan kısımlarına gittik. Buranın esasen dört katlı ve beş bölümden oluşan Helenistik Dönem dediğimiz zaman diliminde kurulmuş büyük bir tapınak olduğuna yönelik kanaatlerimiz pekişti. Bey odası denilen yere girildi. Kaya koridorları metreleri bulan kaya merdivenleri arasında iletişim sağlayan büyük kompleks bir yapı. Burası, büyüklük açısından Anadolu’nun ve belki de yakın doğunun en büyük kaya tapınağı. 20-25 odadan oluşuyor. Çemişgezek, Erken Bizans Dönemi’nde Hierapolis  diye anılan kutsallığı olan bir yerleşim. İn Delikleri, buraya neden kutsal şehir dendiğini de açıklayabilecek bir yer. Yine Çemişgezek Kale Mahallesi’nde Roma-Bizans Dönemi’ne ait sur duvarlarını görmek mümkün. Burası in deliklerinin karşısına düşüyor. Kale Mahallesi denilen bu yerde Ortaçağ öncesi kaya mezarları da mevcut.  Az sayı da bulduğumuz seramik parçaları Geç Antik Çağ dediğimiz döneme ait. İn delikleri daha sonraki dönemlerde farklı amaçlarla kullanılmış olabilir. Bazı odalarda grafiti denilen tarzda sonradan kazınmış Ermenice bir takım isimlere de rastladık. Anahit veya Anahita diye tapınım gören tanrıçanın bu bölgede tapınım gördüğünü tarihsel kaynaklarda doğrulamakta. Tapınak Tağar Çayı ile de ilişkili olduğundan burası su tanrıçası olan Anahit’e adanmış olabilir.  Ama hangi tanrı veya tanrıçaya ait olarak yapıldığını şu anki verilerle söylemek mümkün değil. Buranın bir an önce koruma altına alınarak turizme kazandırılması ve gelecek kuşaklara sağlam bir şekilde aktarılması gerekiyor. Tehlike arz edecek kaya blokları için sağlamlaştırma ve çıkılamayan mekanlar için merdiven ve uygun bir yolun yapılması lazım. 1930’lu yıllarda yapılmış ahşap merdivenin yenilenmesi gerekiyor. Sonuç olarak burası tek tanrılı dinler ile tanışmadan önce kapladığı alan açısından Helenistik ve Roma Dönemi için önemli bir yer olduğu anlaşılmaktadır” diye konuştu.

    Bölgenin her tarihi döneme ait maddi izler taşıdığına vurgu yapan Erdoğan, önümüzdeki yıllarda da bu çalışmaları sürdürmeyi planladıklarını da kaydetti.

    (Kaynak: dersim haber)

  • Ters laleler, Dersim Kırmızıdağ’da renkli görüntüler oluşturuyor-VİDEO

    Ters laleler, Dersim Kırmızıdağ’da renkli görüntüler oluşturuyor-VİDEO

    PİRHA – Dersim Kırmızıdağ’da, dünyada nadir bulunan bitki türü olan ters laleler renkli görüntüler oluşturdu. Aynı zamanda ağlayan gelin veya hüzün çiçeği olarak da adlandırılan ters lale, Dersim’in koruma altına alınan bitki türlerinden. 

    Dersim Pertek’e bağlı Kırmızıdağ yamaçlarında yetişen ters laleler renkli görüntüler oluşuyor. Dersim’in farklı bölgelerinde, Hakkari ilinde ve bazı illerde olan bu nadir bitki türü Kırmızıdağ eteklerinde oldukça yoğun bir şekilde yetişiyor. Bölgede ters lalenin yanı sıra; zambak, newroz çiçeği, mantar, gulik ve daha birçok bitki yetişiyor.

    DOĞA HARİKASI TERS LALELERİN ÖZELLİKLERİ

    Ters lalelere ilişkin PİRHA’ya bilgi veren Doğa Koruma Gönüllüsü Haydar Çetinkaya, ters lalenin hikayesini şöyle anlattı:

    “Dersim’de ters laleyi sadece Hengirvan ve Haçkirik’te biliyorduk. Kırmızıdağ’da ters lalenin varlığından arkadaşlar sayesinde haberdar olduk ve gerçekten çok şaşırdık ve buraya doğa sever arkadaşlarımızla bir gezi düzenledik.
    Ters laleler, endemik bir türdür. Tehlike altında olan türler arasında yer alıyor. Koruma altındadır, bunlar her yerde bulunmayan çiçeklerdir.

    Ters lalelerin ortalama 80 cm’ye kadar boyu var. 120 cm’ye kadar uzadığı da oluyor. Ters lale, kokusuz bir çiçek. 200’ün üzerinde farklı türleri var. Fakat bizim burada gördüğümüz ters laleler, endemik olan ters lalelerdir. Dersim’de, Hakkari’de, Erzurum’da ve de birkaç şehirde daha tespit edildi. Kanımca en yaygın olduğu yerlerden biri Dersim coğrafyasıdır.”

    TERS LALELERİN İNANÇLARDA KUTSALLIĞI    

    Çetinkaya, “Ters lalenin inançlarda kutsallığı da vardır” diyerek bu bilgileri şöyle aktardı:

    “Hristiyanlıkta şöyle bir efsanesi var; Hz. İsa çarmığa gerildiği zaman Meryem Ana’nın gözlerinden akan yaşlar, ters lalenin içinden damlayan su, onu kastediyorlar.

    Asuri inancında da; ters lale geceleri suyu toplar, sabah da o su tomurcukların içerisinden kökten aşağı doğru akar. Bundan dolayı da; ağlayan gelin olarak adlandırırlar ve kutsal sayarlar.
    Aynı zamanda şöyle bir mit daha var: Hz. Hüseyin Kerbela’da şehit edilirken annesinin döktüğü gözyaşlarıdır. Bunlara rengini veren akan kandır. Böyle bir efsane de var.”

    BÖLGEDE BİTKİ ÇEŞİTLİLİĞİ: GULİK OTU

    Birçok bitkinin yetiştiği bölgede aynı zamanda gulik otu ve kenger de yetişiyor. Bölgeye en yakın köy olan Şüşenk’te yaşayan Cevriye ise gulik otu topluyor. Mevsimi olduğu zaman pişirecekleri kadar topladıklarını söyleyen Cevriye, “Kimisi satmaya götürüyor, kimisi evine pişirmek için götürüyor. Biz istediğimiz zaman yaylaya çıkıp topluyoruz, evimize götürüp pişiriyoruz” dedi.

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

      

  • Dersim ağıtları Nesimi Ataş’ın klarnetinde can buluyor-VİDEO

    Dersim ağıtları Nesimi Ataş’ın klarnetinde can buluyor-VİDEO

    PİRHA- Dersim ağıtlarına klarneti ile can veren Nesimi Ataş, “Dersim’de resmi ideoloji tarafından uygulanan baskı ve sıkıntıları klarnet ile dile getirdiğimizde insanlar etkileniyor. Düğünlere gittiğimizde ağıt çaldığımızda insanların yüzünde o hüznü görüyoruz” diyor.   

    Dersimli Nesimi Ataş, çocukluğundan bu yana hem kendi çabaları hem de babası ile düğünlere giderek klarnet çalmayı öğrenmiş.

    Geçimini düğün ve derneklerde klarnet çalarak sağlayan Ataş, halay parçalarının yanı sıra Dersim yöresine ait birçok ağıta da klarneti ile can veriyor. Birçok yörede düğünlerde davulunun yanı sıra zurna çalınırken Dersim’de Hozat, Çemişgezek ve Pertek ilçelerinde genel anlamda klarnet olarak bilinen gırnata çalınıyor. Nesim Ataş da Gırnatası ile insanları eğlendirmenin yanında Dersim ağıtlarına can vererek kültürünü ve inancını İstanbul’da yaşatmaya çalışıyor.

    Dersim ağıtlarına klarneti ile can veren inancını ve kültürünü İstanbul’da yaşatan Klarnetçi Nesimi Ataş Pir Haber Ajansı’na (PİRHA) konuştu.

    17 yaşlarında klarnet çalmaya başlayan Dersim Hozat’lı 46 yaşındaki Ataş, “Çocukluk yıllarından beri hep düğünlere gider para toplar ve babama yardımcı olurdum. Ve müzikle hep iç içeydim. Çocukluktan beri tek hayalim klarnet çalmaktı. Bizim köydeki bir düğüne babamla gitmiştim. Orada klarneti çalmaya çalışırken babam bunu gördü ve gidip bana bir klarnet aldı. Bunun ardından kendi çabalarımla öğrenip çalmaya başladım” dedi.

    Ataş, “Klarnetin Dersim’deki tarihi 1950’lere dayanıyor. Daha önce sadece düğünlerde zurna ve davul çalınırdı. O dönemin en önemli davulcusu bizim orada Müslim diye bir abimizdi. Klarneti bizim Dersim yöresine ilk getiren de onun çocukları Hıdır ve Aziz Özger kardeşlerdir. Daha sonra Peyikli İbo’lar ile yaygınlaşıyor. Dersim Hozat bölgesine ilk klarneti bu isimler tanıtmıştır. Onlar da Elazığ’dan etkilenmiş ve öğrenmişlerdir” dedi.

    HOZAT, PERTEK VE ÇEMİŞGEZEK’TE GIRNATA

    Sadece Dersim’de değil Elazığ, Trakya ve Balkan ülkelerinde de klarnete gırnata denildiğini vurgulayan Ataş, “Kendimi bildim bileli bizim Hozat, Pertek, Çemişgezek yöresinde hiç zurna ile karşılaşmadık. Bizim bu yörede genelde düğünlerde klarnet çalınır. Çocukluk dönemlerimde Dersim’in her yöresinde klarnetin olduğunu düşünürdük. Ancak bu işi yapmaya başlamam ile birlikte Dersim’in her yerinde klarnet çalınmadığını gördüm” ifadelerini kullandı.

    DERSİM’İN DERTLERİNİ DE MUTLULUĞUNU DA YANSITIYOR

    Ataş, “Bizim için bağlama da çok önemlidir. Ancak klarnette aynı önem ve değere sahiptir. Klarnetin sesi daha duru, kulağa hoş geliyor ve insanı rahatsız eden bir tınısı yoktur. Özellikle bizim yörenin ağıtlarını dile getirmede çok önemli bir yeri var. Dersim halkının dertlerini müzik olarak dile getirdiği için yöre halkı benimsiyor. Bizim yöremizde genelde düğün ve eğlence alanlarında çalınır. Ancak Dersim ağıtlarını çalarken etkisi daha fazla olur” dedi.

    “TÜRKÜLERİ ÇALARKEN BASKI HİSSEDERDİK, HİSSEDİYORUZ”

    İstanbul’da da düğünlerde, derneklerde ve kafelerde klarnet çalan Ataş, sanatını icra ederken kendilerini özgür hissetmediklerini söyledi.

    Ataş sözlerine şöyle devam etti:

    “Kendimizi ve toplumu daha iyi ifade edeceğimiz türküler var. Ancak bazen o ağıtları, türküleri çalarken baskı hissettiğimizden dolayı çalamıyoruz. Memlekette bile Dersim yöresine ait türküler ağıtlar ve marşlar çaldığımızda gelip uyaranlar oluyordu. Babamlar Dersim’de 80’li yıllarda bir köy düğününe gidiyorlar. O dönemler o bölgede devrimci düşüncenin yoğun olduğu bir süreçti. Babamın deyimi ile ‘zırzır’ dönemiydi. Elektrik bile daha köylere yeni yeni gelmişti. Babamlar düğünde marş çalıyorlar ve köyü askerler basıyor. Daha sonra askerler babamları toplayıp götürüyorlar.”

    DERSİM AĞITLARI KLARNET İLE CAN BULUYOR

    Müziğin toplumun özgürlüğüne ve aydınlanmasına katkı sağladığını dile getiren Ataş, “Müzik aynı zamanda insanların ufkunu açıyor. Ve gelenek, göreneklerimizi öğrenmemizi sağlıyor. Dersim’de resmi ideoloji tarafından uygulanan baskı ve sıkıntılarını klarnet ile dile getirdiğimizde insanlar etkileniyor. Düğünlere gittiğimizde ağıt çaldığımızda insanların yüzünde o hüznü görüyoruz” ifadelerini kullandı.

    Nesimi Ataş’ın ismi gırnata ve Dersim ağıtları ile özdeşleşmiş. Söyleşinin ardından acının en yanık hali ile başlıyor gırnatasını söyletmeye.

    İsmet SEFER/Sevim KAHRAMAN

    İSTANBUL

     

  • Dersim Ardıç Köyü’nde kayalıklarda mahsur kalan oğlaklar kurtarıldı-VİDEO

    Dersim Ardıç Köyü’nde kayalıklarda mahsur kalan oğlaklar kurtarıldı-VİDEO

    PİRHA – Dersim’in Pertek İlçesi Ardıç Köyü’nde akşam saatlerinde sarp kayalıklarda mahsur kalan oğlaklar gece kayalıklarda kaldılar. Sahiplerinin köylülere haber vermesiyle sabah erken saatlerde kurtarma çalışması yapıldı. Köy halkının kendi imkanlarıyla yapılan çalışmada oğlaklar kurtarıldı. 

    Haberin Videosu

    18 Aralık günü akşama doğru kayalıklara inip ve orada sıkışıp kalan oğlaklar gece kayalıklarda kaldılar.

    Sahibinin köylülere haber vermesiyle köy halkı toplanıp sabah erkenden olay yerine gittiler.

    Yukarıdan aşağıya halat salan köylüler merdiven yardımıyla oğlaklara ulaştılar. Korkup aşağı gelemeyen oğlakları bir çubuk yardımıyla sıkışıp kaldıkları yerden indirdiler. 6 oğlak başarıyla kurtarılıp sahibine teslim edildi.

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

  • Dersim’de tarihsel değerlere sahip arkeolojik kalıntılar bulundu

    Dersim’de tarihsel değerlere sahip arkeolojik kalıntılar bulundu

    Dersim’de, Bitlis Eren Üniversitesi akademisyenleri tarafından “Demir Çağ ve Helenistik Dönem Tunceli Yüzey Araştırması-2017” projesi kapsamında yapılan çalışmada önemli tarihsel değerlere sahip arkeolojik kalıntılar tespit edildiği bildirildi.

    Bitlis Eren Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Serkan Erdoğan, Sanat Tarihi Bölümü Araştırma Görevlisi Korkmaz Şen, Mimar Merve Bahur, Kültür ve Turizm Bakanlığı temsilcisi ile birlikte Pertek ve Çemişgezek ilçelerinde 15 gün süren yüzey çalışması gerçekleştirdi.

    Yüzey araştırmalarında önemli bulgulara ulaştıklarını belirten Fen-Edebiyat Fakültesi Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümü’nden Dr. Serkan Erdoğan, “Pertek İlçesi Akdemir (Avşeker) Köyü yakınlarında Ortaçağ kaynaklarında da anılan ve 13. yüzyılda önemli bir merkez olduğu anlaşılan bir kale tespit ettik. Günümüzdeki adı Kurmizak ya da Kurbizak olarak anılan kalenin sur duvarlarının bir kısmı sağlam olmakla birlikte kalenin içindeki yapılar iyi korunmuş. Bu sağlam yapılar taştan tonozlu olarak yapılmış. Kalenin yamaçlarında biri inşa, ötekisi ise tamirat kitabesi olduğunu düşündüğümüz anıtsal yazıt parçaları bulduk. Yazıtların Osmanlı öncesi Türk İslam Dönemi’ne ait olduğu kesinleşti. Bazı isimler okunabiliyor. Bizans Dönemi’nde de önemli bir yer olduğu anlaşılıyor. Kale, tarihsel kaynaklarda ‘Harbizag’ adıyla geçiyor ancak henüz tescillenmemiş. Oldukça büyük bir kale. Tarihsel geçmişi Urartu Dönemi’ne kadar gidiyor. Sonrasında da Roma – Bizans ve Türk- İslam dönemlerine ait yapılar üzerine binmiş olmalı. Sur duvarları ve seramik kırıkları buna işaret ediyor. Osmanlı öncesi Türk İslam Dönemi yazıtları bölgenin Orta Çağ tarihi için çok önemli. Merkeze bağlı Rabat köyünde bulunan kaleden daha geniş bir alana yayılmış. Eteklerinde mezarlık alanları var. Sadece yerleşimin güney ve Güneydoğu yönünü gezmemize rağmen kısmen toprak altında bulunan çok sayıda kemerli ve tonozlu yapı tespit ettik. Kalede ayrıca Urartu Dönemi’ne ait olduğunu düşündüğümüz basamaklı bir tünel ve bir açık hava tapınağı var. Kalenin güneydoğu eteklerinin madenin ergitildiği bir alan olarak kullanılmış olması da muhtemel. Burası aynı zamanda Murat Nehri’nden Tunceli’ye girişte stratejik öneme sahip bir yer.  Söz konusu kale,  Çemişgezek, Ulukale, Pertek ve Mazgirt kalelerinin oluşturduğu yerleşim ve savunma ağı ile bağlantılı olarak uzanmakta” dedi.

    HÖYÜKTE, ESKİ TUNÇ ÇAĞI’NA AİT MEZARLIK ALAN BULUNDU

    Yüzey araştırmalarında Çemişgezek İlçesi Pulur (Sakyol) köyü yakınlarında Eski Tunç Çağı’na ait mezarlık alanı keşfettiklerini ifade eden Erdoğan, “Çemişgezek İlçesi’ne bağlı Pulur (Sakyol)’da suların çekilmesiyle höyük suyun üzerinde kalmış. Ancak daha önce kazısı yapılmış bu höyüğün yakınlarında baraj suyunun geri çekilip toprağı aşındırmasıyla ortaya çıkan takriben M.Ö. 3 bin yıllarına tarihlenebilen Eski Tunç Çağı’na ait bir mezarlık alanı keşfettik.  Bu mezarlık alanında kabaca yontulmuş dört blok taş ve üzeri sal taşıyla örtülerek yapılmış çok sayıda mezar var. Üzerinde bulunan seramik kırıklarından dolayı Eski Tunç Çağı’na ait olması gerektiğini düşünüyoruz” diye bilgi verdi.

    Çemişgezek İlçesi’ne bağlı cihangir köyünde de araştırma yaptıklarını aktaran Erdoğan, “Bu köy, 19. yüzyılın sonunda adeta donmuş kalmış gibi. Köyde kitabeli iki tarihi Çeşme, Osmanlı Dönemi’ne ait bir mektep mevcut. Bunların yanı sıra köydeki evler de oldukça tarihi ancak kayıt altına alınmayı bekliyor” ifadelerini kullandı.

    YAKIN DOĞUNUN EN BÜYÜK KAYA TAPINAĞI

    Daha önce Çemişgezek ilçe merkezinde bulunan in deliklerinde çalışma yaptıklarını hatırlatan Erdoğan, “Son çalışmada in deliklerinin ulaşılması zor olan kısımlarına gittik. Buranın esasen dört katlı ve beş bölümden oluşan Helenistik Dönem dediğimiz zaman diliminde kurulmuş büyük bir tapınak olduğuna yönelik kanaatlerimiz pekişti. Bey odası denilen yere girildi. Kaya koridorları metreleri bulan kaya merdivenleri arasında iletişim sağlayan büyük kompleks bir yapı. Burası, büyüklük açısından Anadolu’nun ve belki de yakın doğunun en büyük kaya tapınağı. 20-25 odadan oluşuyor. Çemişgezek, Erken Bizans Dönemi’nde Hierapolis  diye anılan kutsallığı olan bir yerleşim. İn Delikleri, buraya neden kutsal şehir dendiğini de açıklayabilecek bir yer. Yine Çemişgezek Kale Mahallesi’nde Roma-Bizans Dönemi’ne ait sur duvarlarını görmek mümkün. Burası in deliklerinin karşısına düşüyor. Kale Mahallesi denilen bu yerde Ortaçağ öncesi kaya mezarları da mevcut.  Az sayı da bulduğumuz seramik parçaları Geç Antik Çağ dediğimiz döneme ait. İn delikleri daha sonraki dönemlerde farklı amaçlarla kullanılmış olabilir. Bazı odalarda grafiti denilen tarzda sonradan kazınmış Ermenice bir takım isimlere de rastladık. Anahit veya Anahita diye tapınım gören tanrıçanın bu bölgede tapınım gördüğünü tarihsel kaynaklarda doğrulamakta. Tapınak Tağar Çayı ile de ilişkili olduğundan burası su tanrıçası olan Anahit’e adanmış olabilir.  Ama hangi tanrı veya tanrıçaya ait olarak yapıldığını şu anki verilerle söylemek mümkün değil. Buranın bir an önce koruma altına alınarak turizme kazandırılması ve gelecek kuşaklara sağlam bir şekilde aktarılması gerekiyor. Tehlike arz edecek kaya blokları için sağlamlaştırma ve çıkılamayan mekanlar için merdiven ve uygun bir yolun yapılması lazım. 1930’lu yıllarda yapılmış ahşap merdivenin yenilenmesi gerekiyor. Sonuç olarak burası tek tanrılı dinler ile tanışmadan önce kapladığı alan açısından Helenistik ve Roma Dönemi için önemli bir yer olduğu anlaşılmaktadır” diye konuştu.

    Bölgenin her tarihi döneme ait maddi izler taşıdığına vurgu yapan Erdoğan, önümüzdeki yıllarda da bu çalışmaları sürdürmeyi planladıklarını da kaydetti.

    (kaynak: dersim haber)

  • Alevilikte Kirvelik kurumu Ayhan ve Erten aileleri arasında ikrara kavuştu-VİDEO

    Alevilikte Kirvelik kurumu Ayhan ve Erten aileleri arasında ikrara kavuştu-VİDEO

    PİRHA- Aleviliğin toplumsal yapılarından biri olan Kirvelik, sınırlıda olsa yaşatılmaya devam ediliyor. Dersim’in Pertek ilçesinde yaşayan Ayhan ailesi ile Erten ailesi ikrar vererek Kirve oldular.

    Toplumsallığın varoluşundan itibaren insanlar arasındaki akrabalık bağlarının yanında sosyal bağlara da her daim ihtiyaç duymuşlardır. Alevilikte ise Musahiplik ve Kirvelik kurumları ile toplumsal dayanışma sağlanmıştır. “İkrar verme” üzerine başlayan ilişki günümüze kadar kendi varlığını korumayı başarmıştır.

    Ayhan ve Erten aileleri de ikrar vererek kirve oldular. Kirvelik erkanını yürüten Seyfullah Berk, Aleviler için ikrar vermenin çok önemli olduğunu vurgulayarak, “geçmişten günümüze ulaşan bu ritüelin sonucunda, insanlar arasında dostluklar kuruldu, düşmanlıklar son buldu. Paylaşım kültürü bugüne kadar getirildi. Aileler ikrar vererek, akraba oldular. Bundan sonra da ikrarında dönmesinler” dedi.

    Kirvelik erkânının ardından lokmalar pay edildi.

    ÖZETLE KİRVELİK NEDİR?

    Alevilikte; kirvelik, müsahiplik oranında kutsaldır. Kirve seçilirken çok titiz davranılır. Aileler aralarında birbirlerinin ikrarını sürdürebileceklerinden emin olduktan sonra, ailelerin tamamının rızalığı alındıktan sonra kirvelik seçilir. Kirvelik küçük yaştaki erkek çocukların sünnetiyle bir merasim düzenlenerek başlar. Kirve olan aileler arasında da tıpkı müsahiplikteki gibi kirve çocukları kardeş olurlar. Bundan dolayı kirve çocukları arsında evlilikler olmaz.

    Kirvelik kurumunun kökenine bakıldığında; kabileler ve aşiretler arasında düşmanlıklar sonlandırılsın, dostluklar geliştirilsin diye kirvelik kurumunun oluşturulduğu görülür. Akıllıca uygulanan kirvelik kurumu sayesinde kabileler ve aşiretler arasındaki çatışmalar önlenmiş, dostluklar gelişmiş, bu dostluklar nesilden nesile devam ettirilmiştir.

    Diren Keser/MERSİN