Etiket: pertek

  • ‘Tek adam rejimini gönderip 15 Mayıs’ta güzel günlere uyanacağız’-VİDEO

    ‘Tek adam rejimini gönderip 15 Mayıs’ta güzel günlere uyanacağız’-VİDEO

    PİRHA-Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili adayı Ayten Kordu, Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenleri ve HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Dersim’in Pertek ve Hozat ilçelerinde esnafı ziyaret edip, seçim bürolarının açılışlarını gerçekleştirdi. Türkiye’de inançlara ve kimliklere yönelik çok ciddi bir baskı olduğunu belirten Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Adayı Ayten Kordu, “Tek adam rejimini gönderip 15 Mayıs’ta güzel günlere uyanacağız” dedi.

    PERTEK

    Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili adayı Ayten Kordu, Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenleri ve HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Pertek’te esnaf ziyareti gerçekleştirip, seçim bürosu açılışını yaptı.

    “15 MAYIS’TA GÜZEL GÜNLERE UYANACAĞIZ”

    Seçim bürosu açılışı öncesinde konuşma yapan Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili adayı Ayten Kordu, şunları söyledi:

    “Tarihsel seçimlerde tek adam rejimini gönderip 15 Mayıs’ta güzel günlere uyanacağız. Parlamentoda mücadelemiz hep birlikte devam edecek. Tek adam rejimi inancımız, dilimiz, kimliğimiz ve bütün hakların özgürlükleri için yıkılmalı.”

    Seçim bürosunun açılışı gerçekleştirildikten sonra halaylar çekildi.

    HOZAT

    Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili adayı Ayten Kordu, Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenleri ve HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Pertek’in ardından Hozat’a giderek esnaf ziyareti gerçekleştirip, seçim bürosu açılışını yaptı.

    “BİRLİKTE MÜCADELE EDEREK SÖMÜRÜ DÜZENİNDEN KURTULACAĞIZ”

    Emeğin barışın ve özgürlüğün sesini yükseltmeye çalışan bir ittifak oluşturduklarını söyleyen EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “Cumhur İttifakı insanların sesini çıkarmayacağı bir düzen istiyor, Millet ittifakı ise bu sistemin restorasyonuyla uğraşmak istiyor. Savaşa karşı barışı savunan bir ittifaktır Emek ve Özgürlük İttifakı. Yeşil Sol Parti çatısı altında yan yana geldik ve beraber mücadele ederek bu sömürü düzeninden kurtulacağız” dedi.

    “SANDIKLARA GİDEREK DİKTATÖRLERİ TARİHİN ÇÖPLÜĞÜNE GÖNDERMEK ZORUNDAYIZ”

    ‘Depremde on binlerce yurttaşımız enkaz altında katledildi’ diyen SMF temsilcisi Evrim Konak, “Depremde yaşamını yitirenler, emekçiler, şiddete uğrayan kadınlar, emeği gasp edilen köylüler adına hep birlikte sandıklara giderken diktatörleri tarihin çöplüğüne göndermek zorundayız” diye belirtti.

    “TÜRKİYE’DE İNANÇLARA VE KİMLİKLERE YÖNELİK ÇOK CİDDİ BİR BASKI VAR”

    Türkiye’de inançlara ve kimliklere yönelik çok ciddi bir baskı olduğunu belirten Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Adayı Ayten Kordu, “Dersim’de inancımızı ve kimliğimizi inkâr eden bu politikalar nedeniyle Dersim’de yoğun göçlere sebep olmuştur. Bu baskı dönemi sona erecek ve dilimize, inancımıza, kimliğimize yönelik saldırılara karşı mücadelemiz devam edecek” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Pertek’e göç eden depremzedeler: Bir an önce evimizin yapılmasını istiyoruz-VİDEO

    Pertek’e göç eden depremzedeler: Bir an önce evimizin yapılmasını istiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Depremin ardından yaşadıkları Malatya ve Hatay’dan ayrılıp Pertek’e yerleşmek zorunda kalan depremzedeler, “Çadır almak için başvurduk ama bize vermediler, biz de mecburen buraya gelmek zorunda kaldık. Bir an önce evimizin yapılmasını istiyoruz, burada sürekli kalamayız” dediler.

    6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen ve büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüz binlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı.

    Dersim’in Pertek ilçesinde Emek ve Özgürlük İttifakı bileşeni siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri tarafından Pertek Sivil Yardımlaşma İnisiyatifi kurularak Pertek’e gelen depremzedelere yardım ediliyor. Şu an 42 aile Pertek’te barınıyor.

    Depremin ardından Deniz Öcal ve Zeynep Güzel Öcal Malatya’dan, Bülent Reyhanlı da Hatay’dan gelerek Pertek’e yerleşti.

    “BİR AN ÖNCE EVİMİZİN YAPILMASINI İSTİYORUZ”

    İkinci depremde evde olduklarını ve kendilerini zor kurtardıklarını söyleyen Deniz Öcal, “Çocuklarımı zor kurtardım evimiz giriş katta olduğu için camdan karın içine çorapla çıktık. Depremden sonra 3-4 gün boyunca yardım gelmedi. Depremden sonra insanlar zorluklar içerisinde mücadele ediyorlardı. Biz çadır almak için başvurduk ama bize vermediler. Daha sonra barınabilmek için bölge bölge dolaştık, en son Adana’ya ablamın yanına gittik orada bir ay kaldıktan sonra Pertek’e yerleştik. Bir an önce evimizin yapılmasını istiyoruz, burada sürekli kalamayız” diye belirtti.

    “ALEVİ KÖYLERİNE GÖNDERİLEN YARDIM TIRLARINA EL KONULDU”

    Doğanşehir’in Alevi köylerine gönderilen yardım tırlarına el konulduğunu ifade eden Zeynep Güzel Öcal ise, “Adıyaman’da da aynı şeyler yaşandı, 4-5 gün sonra insanlara yardıma gittiler. Benim ailem Adıyaman’da yaşıyordu ‘Bu mahallede Aleviler yaşıyor başka yere gidelim’ diyorlardı. Maalesef ülkede adalet yok ayrımcılık yapılıyor, yeter artık kaçıncı yüzyıldayız insan hayatını kurtarın bırakın artık ayrımcılık yapmayı. Ben Maraş’ta ailemi kaybettim ama 3-4 gün sonra gittiler. Devlet zamanında deprem bölgesinde olması gerekiyordu. Pertek’te bize yardımcı oldular, buradaki herkese teşekkür ediyorum. Biz acımızı unutamıyoruz ama en azından buradaki insanlar bize destek oldular acımızla bir oldular, bizi dinlediler, buradaki insanlarda birlik var. Ben bunu gördüm insan ayırımı yok burada, adalet var. Psikolojik olarak hiçbirimiz iyi değiliz, yaşadığımız travmayı halen atlatamadık, çocuklarım o korkuyu yaşıyorlar, gece uyuyamıyorlar. Hayat normale dönene kadar burada kalacağız. Depremde yaşananlar devletin ve müteahhitlerin hatası, insanların hayatlarıyla oynuyorlar. Japonya’da, Güney Kore’de depremler daha yüksek şiddette oluyor neden binalar yıkılmıyor çünkü sağlam bina yapıyorlar” dedi.

    “İLERİDE NE YAPACAĞIMIZA DAİR PLAN YAPAMIYORUZ”

    Deprem sonrasında soğuğu ve korkuyu yaşadıklarını belirten Bülent Reyhanlı da şunları söyledi:

    “Evlerimiz hasarlı olduğu için evlerimize giremiyorduk devletten hiçbir yardım gelmezken biz deprem bölgesinde ne yapabilirdik? Hatay’dan çıktıktan sonra ben iki üç hafta sonra tekrar Hataya döndüm. Eşim ve çocuklarımla beraber orada kalacak yerim yoktu. Kaynanamın yanında kalıyordum çadırda. Bir çadırda 8-10 kişi falan kalıyorduk, onun için bir hafta orada kalmak zorundaydım. Her yerden çadır istedim ama hiç kimse bana bir çadır vermedi. Benim çocuklarım orada o soğukta hastalandı. Pertek’te insanlar bize yardım ettiler, evlerini bize açtılar ama insanlar daha ne kadar bize yardım edebilir. İleride ne yapacağımıza dair plan yapamıyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Pertek Sivil Yardımlaşma İnisiyatifi kuruldu; depremzedelerin ihtiyaçları gideriliyor-VİDEO

    Pertek Sivil Yardımlaşma İnisiyatifi kuruldu; depremzedelerin ihtiyaçları gideriliyor-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Pertek ilçesinde Emek ve Özgürlük İttifakı bileşeni partiler ve sivil toplum örgütleri tarafından Pertek Sivil Yardımlaşma İnisiyatifi kurularak Pertek’e gelen depremzedelere yardım ediliyor. İnisiyatifin Üyesi Yücel Muştu, Pertek halkıyla birlikte deprem bölgesinden gelen insanların barınma sorununu çözdüklerini ifade etti. 

    6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen ve büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüz binlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı.

    Dersim’in Pertek ilçesinde Emek ve Özgürlük İttifakı bileşeni siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri tarafından Pertek Sivil Yardımlaşma İnisiyatifi kurularak Pertek’e gelen depremzedelere yardım ediliyor. Depremin ardından 55 aile Pertek’e gelirken şu anda 42 aile Pertek’te barınıyor.

    Pertek Sivil Yardımlaşma İnisiyatifi Üyesi Yücel Muştu, depremin ardında yaptıkları çalışmalara dair PİRHA’ya konuştu.

    “PERTEK’E GELEN AİLELERİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Depremin ardından Dersim’de bulunan Emek ve Özgürlük İttifakı bileşeni siyasi partiler ve sivil toplum örgütlerinin bir araya gelerek Pertek Sivil Yardımlaşma İnisiyatifi’ni kurduklarını ifade eden Yücel Muştu, “İlk günden itibaren gerek bölgeye arama kurtarma ekiplerine yardımcı olmak için arkadaşlar göndererek gerekse de Pertek’te bulunan insanlar tarafından depremin ilk beş günü boyunca deprem bölgesine yardımlar gönderildi. Daha sonra deprem bölgesinde bulunan ailelerin Pertek’e gelmesiyle birlikte burada çalışmalar başlattık. Pertek’teki halkımızla birlikte deprem bölgesinden gelen insanların barınma sorununu çözdük burada bulunan insanlar deprem bölgesinden gelen insanlara evlerini açtılar kira almadılar, giysi, gıda, nakit yardımları yapıldı ve yapılmaya da devam ediliyor. Ayrıca Diyarbakır’da bulunan Türk Tabipler Birliği’nden gönüllü doktorları getirip sağlık taraması yaptık. Bu süreçte uzun soluklu bir çalışmanın olması gerektiğinin farkındayız. Bundan sonrada Pertek’e gelen ailelerin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

    “DAYANIŞMANIN BÜYÜMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”

    Deprem bölgesindeki durumun normalleşmesi ve insanların kendi yurtlarına dönmesini istediklerini belirten Muştu, şöyle devam etti:

    “Çünkü insanlar eninde sonunda yaşadıkları kente dönmek isterler bizimde temennimiz bu ama burada oldukları sürece biz onların yanlarında olmaya devama edeceğiz. Aileler bize ulaştığında gıda ve barınma sorununu çözüyoruz sonrasında da periyodik olarak aileleri ziyaret ederek ihtiyaçlarını belirleyip ihtiyaçları gideriyoruz. Biz insanlara yardım etmek için sivil toplum örgütleri ve siyasi partiler olarak elimizden geleni yapıyoruz ama bu dayanışmanın giderek büyümesi gerektiğini düşünüyoruz. Aslında insanlar kötülükten o kadar bıktılar ki depremle birlikte iyilik yapma refleksi gelişti ve bu durum her şeyin kötüye gittiği bir ülkede bize bir umut oldu.”

    PİRHA/DERSİM

  • Pertek’te gözaltına alınan Gökhan Karakuş tutuklandı

    Pertek’te gözaltına alınan Gökhan Karakuş tutuklandı

    PİRHA-Dersim’in Pertek ilçesinde 21 Aralık’ta yapılan ev baskınında gözaltına alınan HDP üyesi Gökhan Karakuş adlı yurttaş tutuklandı.

    Dersim’in Pertek ilçesinde 21 Aralık’ta yapılan ev baskınında gözaltına alınan HDP üyesi Gökhan Karakuş adlı yurttaş Tunceli Emniyet Müdürlüğü’nde ifade işlemi bitmesi üzerine adliyeye getirildi.

    Sosyal medya paylaşımları nedeniyle “Örgüt propagandası yapma” iddiasıyla savcılık tarafından mahkemeye sevk edilen Karakuş, Sulh Ceza Hâkimliğince tutuklandı.

    PİRHA/DERSİM

  • Pertek’te HDP üyesi Gökhan Karakuş gözaltına alındı

    Pertek’te HDP üyesi Gökhan Karakuş gözaltına alındı

    PİRHA-Pertek’te sabah saatlerinde ev baskınıyla HDP üyesi Gökhan Karakuş gözaltına alındı. 

    Dersim’in Pertek ilçesinde sabah saatlerinde ev baskınıyla HDP üyesi Gökhan Karakuş gözaltına alındı. Karakuş’un gözaltına alınma sebebi bilinmiyor.

    PİRHA/DERSİM

  • Pertek’in Corovan köyünde cemevi açıldı, 50 yıl sonra cem erkanı yürütüldü-VİDEO

    Pertek’in Corovan köyünde cemevi açıldı, 50 yıl sonra cem erkanı yürütüldü-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Pertek ilçesinin Corovan (Çakırbahçe) köyünde Celal Abbas Ocağı Corovan Cemevi’nin açılışı yapıldı. Corovan köyünde 50 yıl sonra cem erkanı yürütüldü.

    Dersim’in Pertek ilçesinin Corovan (Çakırbahçe) köyünde Celal Abbas Ocağı Corovan Cemevi’nin açılışı yapıldı. 50 yıl sonra Corovan köyünde cem erkanı yürütüldü.

    Celal Abbas Ocağı Corovan Cemevi’nin açılışına HDP Alevi Masası Eşsözcüsü Nesimi Aday, HDP Parti Meclisi Üyesi İbrahim Kasun, Dersim Araştırmaları Merkezi Başkanı Selman Yeşilgöz, Sultan Hıdır Derneği Başkanı Songül Koyun ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Köylülerin kendi imkanlarıyla yaptığı cemevinin açılışına Tunceli Valisi ve Pertek Kaymakamı da katıldı. Açılışa katılan yurttaşlar, “Asıl sorun açılan cemevlerinin yasal statüsünün olmaması, çünkü Türkiye’de Alevi inancı halen kabul edilmiyor. Aleviliğin ve cemevlerinin bir yasal statüsünün olmamasını asıl sorun” diye ifade ettiler.

    “50 YIL SONRA İLK KEZ COROVAN’DA CEM ERKANI YÜRÜTTÜK”

    6 yıldır cemevini açmak için mücadele ettiklerini söyleyen Celal Abbas Ocağı evletlarından Fethi Erdoğan, “Herkes yardımda bulundu ve Corovan’a cemevini yaptık” diye belirtti.

    Almanya Aschaffenburg Cemevi Yöneticisi Ali Altan ise, “Cemevimizi açtık, 50 yıl sonra ilk kez Corovan’da cem erkanı yürüttük, çok güzeldi” diye konuştu.

    “ALEVİ İNANCI ÜZERİNDE CİDDİ BİR ASİMİLASYON POLİTİKASI VAR”

    Cemevinin insanların kendi imkanlarıyla yapıldığını belirten HDP Alevi Masası Eşsözcüsü Nesimi Aday, “Devlet yetkilileri cemevlerinin açılışlarına katılıyor ancak Alevi inancını resmen tanınmıyorlar. Bu konuda engelleyici çeşitli yasalar var. Örneğin Köy Kanunu’na göre okul ve cami olan yer köydür. Yasaya göre bu köy de, bu Cemevi de yok hükmündedir. Ciddi bir inkar ve asimilasyon politikası var, yüzyıl önce cem tutulduğunda Kur’an ayetleri yoktu, şimdi ise Kur’an ayetleriyle başlanıyor cem erkanlarına. Yüzyıl önce olmayan şeyler şimdi nasıl var oluyor? Tek devlet, tek dil, tek din anlayışıyla birlikte cemevleri üzerinden şekil bulmaya başladı. AKP son zamanlarda Alevilerle ilgili açılımlar yapmaya çalışıyormuş. Cemevlerini kültür merkezi statüsünde Kültür Bakanlığı’na bağlamayı düşünüyorlarmış. Cami, kilise, havra ne ise cemevi de odur. Cemevleri kültür merkezi değil, inanç merkezleridir” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Pertek’in Tanz köyünde Yerğat buluşması ve Xırmaçık şenliğinde nohut hasadı yapıldı-VİDEO

    Pertek’in Tanz köyünde Yerğat buluşması ve Xırmaçık şenliğinde nohut hasadı yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Dersim Belediyesi ve Ovacık Doğal Kooperatifi tarafından Dersim’in Pertek ilçesine bağlı Tanz (Tozkoparan) köyünde ‘Yerğat Buluşması ve Xırmaçık Şenliği’nde nohut hasadı yapıldı.

    Dersim Belediyesi ve Ovacık Doğal Kooperatifi tarafından Dersim’in Pertek ilçesinin Tanz (Tozkoparan) köyünde Yerğat Buluşması ve Xırmaçık Şenliği’nde nohut hasadı yapıldı.

    Tanz’da ekilen nohut tarlasında gerçekleştirilen etkinliğe Dersim Belediyesi, Ovacık Doğal Kooperatifi ve kadın tarım emekçileri katıldı.

    “YERĞAT GELENEKLERİMİZDE VAR”

    Yerğat’ın geleneklerinde olduğunu vurgulayan Mehmet Akın, “Eskiden köylüler buğday, arpa, nohut ekerdi ve kendi tarlalarını bitirdikten sonra komşularının tarlasına yardım ederdi” diye belirtti.

    İlkbaharda toprakla buluşturdukları tohumun hasadını yaptıklarını söyleyen Ovacık Doğal Kooperatifi’nden Çağdaş Kayaoğlu ise, “Ekonomik krizin derinleştiği bir dönemde bizim amacımız insanların yeniden topraklarına ve üretime geri dönmesidir” dedi.

    Tarla biçimi sonrasında Musa Baki ve Zeynep Kılıç tarafından müzik dinletisi verildi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Yaşlı teyze, performansıyla yıllara ve gençlere meydan okudu-VİDEO

    Yaşlı teyze, performansıyla yıllara ve gençlere meydan okudu-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Pertek ilçesinde düzenlenen 20’nci Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında yapılan konserde 80’lik ninenin performansı görülemeye değer.

    Oturduğu sandalyede söylenen şarkıya eşlik eden yaşlı teyze, yıllara ve gençlere meydan okudu.

    PİRHA/DERSİM

     

  • ‘Düşmanlaştıran siyasetin dilini reddetmemiz gerekiyor’-VİDEO

    ‘Düşmanlaştıran siyasetin dilini reddetmemiz gerekiyor’-VİDEO

    PİRHA-Pandemi sebebiyle son iki yıldır gerçekleştirilemeyen ve bu yıl 20’ncisi yapılması planlanan 20’nci Munzur Kültür ve Doğa Festivali Dersim Merkez’de Tunceli Valiliği’nin yasakları nedeniyle yapılmadı. Pertek’te ise festival ‘Siyasetin ötekileri düşmanlık ve siyaset’ konulu panelle devam etti.

    Pandemi sebebiyle son iki yıldır gerçekleştirilemeyen Munzur Kültür ve Doğa Festivali, Dersim Merkez’de Tunceli Valiliği’nin yasakları nedeniyle yapılmazken, Ovacık’ın ardından 2. günde Pertek’te yapılan festival programı devam ediyor. 20’nci Munzur Kültür ve Doğa Festivali, Pertek’te Siyaset Bilimci Ayhan Yalçınkaya ve Avukat İlhan Cihaner’in konuşmacı olarak katıldığı ‘Siyasetin ötekileri düşmanlık ve siyaset’ konulu panelle devam etti.

    “İKTİDARIN DÜŞMANLAŞTIRICI DİLİNE KARŞI ÇIKMAMIZ GEREKİYOR”

    Devlet gücünü arkasına alan siyasetin rakiplerini yok edilmesi gereken bir düşman olarak gördüğünü söyleyen Avukat İlhan Cihaner, “Artık HDP ile görüntü vermek bile düşmanlık propagandasına neden oluyorsa iktidarın düşmanlaştırdığı yerden karşısına çıkmak gerekiyor. Düşmanlaştıran siyasetin dilini reddetmemiz gerekiyor” dedi.

    “SİYASET İYİ BİR ŞEYDİR”

    Alevilerde Pirlerin siyaset lafını duyduklarında tüylerinin diken diken olduğunu dile getiren Siyaset Bilimci Ayhan Yalçınkaya, “Aman cemevlerimize siyaseti bulaştırmayın deniliyor oysa Dersim’de ki cemevi boğazına kadar siyasete gömülmüştür. Ama Diyanet İşleri Başkanı ile kol kola girenler biz siyaset yapmıyoruz ötekiler bölücüler siyaset yapıyor diyenler asıl siyaseti yapanlardır. Siyaset daima bize kötülük ve parçalanma olarak anlatılır ama siyaset iyi bir şeydir” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Sarıbal: İliç altın madeni nedeniyle bütün coğrafya risk altında-VİDEO

    Sarıbal: İliç altın madeni nedeniyle bütün coğrafya risk altında-VİDEO

    PİRHA- 20’nci Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında Pertek’te ‘Doğamız kutsalımız, kutsalımız inancımız’ konulu panelde konuşan CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, İliç’te altın madeninin siyanürle sadeleştirilmesinin dünyanın en büyük tehlikelerinden biri olduğunu söyledi. Sarıbal, “Eğer İliç altın madeni büyütülürse Munzur Dağları’na saldırının başlangıcı olacaktır” dedi.

    Pandemi sebebiyle son iki yıldır gerçekleştirilemeyen Munzur Kültür ve Doğa Festivali, Dersim Merkez’de Tunceli Valiliği’nin yasakları nedeniyle yapılmazken, Ovacık’ın ardından 2. günde Pertek’te yapılan festival programı başladı.

    20’nci Munzur Kültür ve Doğa Festivali, Pertek’te CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal‘ın konuşmacı olarak katıldığı ‘Doğamız kutsalımız, kutsalımız inancımız’ konulu panelle devam etti.

    “TÜRKÜLERDEN KORKULUR MU?”

    Sarıbal, “Türkülerden korkulur mu?” diyerek Grup Yorum ve Grup İsyan Ateşi’nin Tunceli Valiliği tarafından Dersim’e girmelerinin yasaklanmasına tepki göstererek konuşmasına başladı.  Sarıbal, “Niçin korkarlar? Saltanat sürenler, egemenler gelip geçer ama bir toplumun türküleri ölmez, çünkü türküler kanunlardan daha güçlüdür” diye belirtti.

    “YERİN ÜSTÜ, YERİN ALTINDAN KIYMETLİDİR “

    İliç’te altın madenindeki siyanür sızıntısına da değinen Sarıbal, “Hangi insanın öldükten sonra kolunda altın gördünüz, önemli olan insanı yaşatmaktır. Altın madeninin siyanürle sadeleştirilmesi dünyanın en büyük tehlikelerinden biridir. İliç altın madeni nedeniyle bütün coğrafya risk altında. Birileri zengin olacak diye doğamızın geleceği yok ediliyor. Herkesi duyarlı olmaya çağırıyoruz. eğer İliç altın madeni büyütülürse Munzur Dağları’na saldırının başlangıcı olacaktır. Dersim dünyanın ender, özel bölgelerinden biridir. Yerin üstü, yerin altından kıymetlidir” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Pertek’te 20’nci Munzur Kültür ve Doğa Festivali panelle başladı-VİDEO

    Pertek’te 20’nci Munzur Kültür ve Doğa Festivali panelle başladı-VİDEO

    PİRHA- Pandemi sebebiyle son iki yıldır gerçekleştirilemeyen ve bu yıl 20’ncisi yapılması planlanan 20’nci Munzur Kültür ve Doğa Festivali Dersim Merkez’de Tunceli Valiliği’nin yasakları nedeniyle yapılmadı. Pertek’te  ise festival ‘Sudan gelen tarih akademisyen gözü ile kültürel mirasın önemi’ konulu panelle başladı. 

    Pandemi sebebiyle son iki yıldır gerçekleştirilemeyen Munzur Kültür ve Doğa Festivali, Dersim Merkez’de Tunceli Valiliği’nin yasakları nedeniyle yapılmazken, Ovacık’ın ardından 2. günde Pertek’te yapılan festival programı başladı.

    Festival kapsamında ‘Sudan gelen tarih akademisyen gözü ile kültürel mirasın önemi’ konulu panel düzenlendi. Panele, Prof. Dr. Derman Küçükaltan, Prof. Dr. Çeken, Prof. Dr. Cafer Topaloğlu, Prof. Dr. Murat Cem Demir, Prof. Dr. Nuray Türker, Prof. Dr. Tülay Cengiz Taşlı, Prof. Dr. Oğuz Diker ve ÇEKÜL Vakfı’ndan Mustafa Balaban konuşmacı olarak katıldı.

    “KÜLTÜRÜ GELECEK KUŞAKLARA AKTARMAMIZ GEREKİYOR”

    Kültürün insanların temel değerleri olduğunu söyleyen Prof. Dr. Oğuz Diker, “Kültürün tanıtılmasını sağlayarak, gelecek kuşaklara aktarılması gerekiyor. Turizm git gide değişiyor, pandemi sürecinde insanların zevklerinde değişiklikler oldu. Tüketim o kadar fazlalaştı ki insanlar bundan uzaklaşmak istiyor. Pertek girişinde evrensel barış işareti var bu da markanın ve kültürel mirasın bir parçası olacak. Kültürel mirasın bir şekilde simgelere dönüştüğünü görebiliyoruz” dedi.

    Turizmin artıları kadar eksilerinin de olduğunu belirten Prof. Dr. Derman Küçükaltan, “Turizmin çok gerekli olduğunu söylüyorum ama doğru planlanırsa iyi bir şeydir. Bölgesel planlama iyi yapıldığı zaman riskli bir sektör değil. Aksi takdirde yarın için bizim için risk haline gelebilir” diye belirtti.

    “FERİBOT PERTEK’TE GÜZELLİĞİN SİMGESİ OLDU”

    Pertek’le ilgili feribotun turistler için güzelliğin simgesi olduğunu dile getiren Prof. Dr. Murat Cem Demir, “Bu kentte yaşayan için köprü daha anlamlıdır ama turist için feribot daha güzeldir. Bu şehrin kültürel mirası çok iyi. Biz bu kentte gastronomi ve eski mimar yapısı korunarak mimari yapılarını geliştirmemiz gerekiyor” diye ifade etti.

    Pertek’te bir kent müzesi olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Mustafa Balaban, “Gelecek kuşak kentteki hafızayı ve yaşanmışlıkları nasıl öğrenecek? Kentte spor, sanat aktiviteleri kenti ayakta tutan aktivitelerdir. Turizm alanında da Pertek’in kendisini temsil etmesi gerekiyor” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Duttan pekmez yapılarak uzun yıllardır devam eden gelenek sürdürülüyor-VİDEO

    Duttan pekmez yapılarak uzun yıllardır devam eden gelenek sürdürülüyor-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Koçpınar köyünde büyüklerinin dereden su çekerek üzüm bağı ve dut ağaçlarını yetiştirdiğini söyleyen Birgül Berk, “Biz büyüklerimizin emeğini boşa vermemek için köyden bağa 4-5 kilometre yürüyerek dutları silkeliyoruz. Silkelediğimiz dutları pekmez yapıyoruz, Ulukale dutlarını da kurutarak kışlık ihtiyaçlarımızı karşılıyoruz” dedi.

    Doğa talanı politikalarıyla ekolojik denge bozulurken bir taraftan da doğanın bize sunduğu güzellikler sayesinde yaşamımızı sürdürmeye devam ediyoruz. Berk ve Keser ailesi yaz aylarında Dersim’in Pertek ilçesinin Koçpınar köyüne gelerek büyüklerinin büyük emeklerle ektiği bağda bulunan dut ağaçlarını silkeleyip pekmez yaparak hem ihtiyaçlarını karşılıyorlar hem de yıllardır devam ettirdikleri bir geleneği sürdürüyorlar.

    Sabahın 5’inde kalkıp eşyalarını eşeğe yükleyerek köyden 4-5 kilometre uzaklıkta büyüklerinin geçmişte büyük emek vererek ektiği bağa giderek dutun silkelenip, kaynatılıp, süzülüp ve son olarak da tepsilere konulmasıyla yorucu ama bir yandan da keyifli bir geleneğin tanığı olma fırsatı yakaladık.

    Koçpınar köyünde olduğu gibi geçmişine, kültürüne, geleneklerine dört elle sarılarak yaşamı yeniden kurmanın ne kadar değerli olduğunu bir kez daha canlı tanığı olduk.

    “BÜYÜKLERİMİZ DEREDEN SU ÇEKEREK BAĞI YETİŞTİRDİ”

    Büyüklerinin dereden su çekerek bağı yetiştirdiğini söyleyen Birgül Berk, “Büyüklerimizin emeğinin boşa gitmemesi için köyden bağa 4-5 kilometre yürüyerek dutları silkeliyoruz. Silkelediğimiz dutları pekmez yapıyoruz, Ulukale dutlarını da kurutarak kışlık ihtiyaçlarımızı karşılıyoruz” dedi.

    “PEKMEZ TEPSİLERDE 3 GÜN BOYUNCA GÜNEŞTE BEKLEMESİ LAZIM”

    Dutun pekmez olma aşamalarını anlatan Nihat Keser ise şunları söyledi:

    “Dutları silkeledik, kaynattık, ezdik, süzdük ve tepsilere aktardık. Pekmez tepsilerde 3 gün boyunca güneşte beklemesi lazım. Daha önce yaptığımızda rüzgâr vardı, havalar soğuktu 10 gün sürmüştü o zaman pekmez iyi olmamıştı. İnşallah yağmur yağmaz ve pekmezimiz istediğimiz kıvama gelir, emeği geçenlere teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM

  • ‘Hayvancılıkta para kazanılmıyor, emeğimizin karşılığını alamıyoruz’-VİDEO

    ‘Hayvancılıkta para kazanılmıyor, emeğimizin karşılığını alamıyoruz’-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Pertek ilçesinin Avşeker köyünde hayvancılık yapan Çetin ailesi, zamlarla birlikte hayvancılığın yapılamayacak hale geldiğini söyledi.

    Yurttaşın alım gücünün her geçen gün düştüğü Türkiye’de iktidar çeşitli ‘müjdeler’ vererek halkın tepkisini azaltmaya çalışsa da, yurttaşlar bir çok kentte sokağa çıkarak, ‘geçinemiyoruz’ demeye devam ediyor. Köyde yaşayanlar da kentte yaşayanların durumundan farklı değil. Yurttaşlar gelen zamlarla birlikte tarla ekmekte ve hayvanlara yem almakta zorlanıyor.

    Dersim’in Pertek ilçesinin Avşeker köyünde hayvancılık yapan Çetin ailesi, yaşadığı zorlukları PİRHA’ya anlattı.

    “ARTIK HAYVANCILIKTAN PARA KAZANAMIYORUZ”

    İnsanların emeğinin karşılığını alamadığını söyleyen Raziye Çetin, “Bu sene her şey çok pahalı, Türkiye’de insanlar çok mağdur. Bu sene çoban alamadık, bir şey kazanmıyoruz ki. Her şey cepten gitti, borçlandık, krediyle ayaktayız. Böyle giderse ya hayvanları azaltacağız ya da tamamını satacağız” dedi.

    Arpa ve saman fiyatlarının zamlarla birlikte çok pahalı olduğunu ifade eden Ağca Çetin de, “Mayıs ayındayız ve halen arpa, saman satın alıyoruz. Hep borçla yapıyoruz bu işi, karşılığını alamıyoruz ne yünümüz ne de peynirimiz satılıyor. Tarlamız yok tek geçim kaynağımız hayvancılık ama suyumuz bile parayla. Biz nasıl geçineceğiz” diye isyan etti.

    27 yıldır hayvancılığın içerisinde olduğunu belirten Sinan Çetin ise, “Eskiye göre artık insanlar hayvancılıkta para kazanamıyor o yüzden bundan sonra insanların hayvanlarının sayısını azaltacağını düşünüyorum. Böyle giderse çoğu kişi hayvancılığı bırakır” dedi.

    Cihan BERK/DERSİM

     

  • Pertek’te hastalarını taciz eden doktor tutuklandı

    Pertek’te hastalarını taciz eden doktor tutuklandı

    PİRHA-Dersim’in Pertek ilçesinde aile hekimliğinde görev yapan Pakistan uyruklu doktor İsmail Hakim, muayene olan hastalarını taciz ettiği gerekçesiyle gözaltına alınarak tutuklandı.

    Dersim’in Pertek ilçesinde, Pertek 70’inci Yıl Cumhuriyet İlçe Devlet Hastanesi’nde aile hekimi olarak görev yapan Pakistan uyruklu doktor İsmail Hakim, iddiaya göre kendisine muayeneye gelen kadın hastasına tacizde bulundu.

    Kadının şikayetiyle İsmail Hakim, gözaltına alındı. Başka bir kadın da aynı durumla karşılaştığını ileri sürerek suç duyurusunda bulundu. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen doktor İsmail Hakim, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

    Olayın ardından savcılığın adli soruşturmasının yanı sıra Tunceli Sağlık Müdürlüğü de iddialarla ilgili idari soruşturma başlattı.

    (HABER MERKEZİ)

  • SMA Tip 1 tanısı konulan Ezgi Su için Pertek’te kermes düzenlendi

    SMA Tip 1 tanısı konulan Ezgi Su için Pertek’te kermes düzenlendi

    PİRHASMA Tip 1 tanısı konulan 5 aylık Ezgi Su Doğan için Dersim Pertek’te dayanışma kermesi düzenlendi. 

    Türkiye’de tedavisi bulunmayan SMA Tip 1 hastalığı için gen tedavisine ihtiyaç duyuluyor. Tedavi için kullanılan ilacın maliyeti ise 2.5 milyon dolar.

    Henüz 5 aylık olan Ezgi Su Doğan’a da SMA Tip-1 teşhisi konuldu. Ezgi Su ile dayanışma amacıyla Dersim’in Pertek ilçesinde kermes düzenlendi. Yurttaşlar, düzenlenen kermese yoğun ilgi gösterdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Tekinoğlu: Dersim’de kutsal mekanlara ziyaretler, içsel olandan biçimsele doğru yöneldi

    Tekinoğlu: Dersim’de kutsal mekanlara ziyaretler, içsel olandan biçimsele doğru yöneldi

    PİRHA-Dersim’deki kutsal ziyaret mekanlarının zaman içerisindeki değişimine dair konuşan Yönetmen Devrim Tekinoğlu, “Ziyaretler sırasında niyazın pay edilmesi, çıra uyandırılması gibi ritüeller dünden bugüne devam ediyor. Fakat bütün bu ziyaretlerin içsel olandan biçimsel olana doğru yöneldiğini söyleyebiliriz” dedi. 

    Dersim’de hemen hemen her yerde bir ziyaret var. Kimi bir akarsu, kimi bir göl. Bir ağaç da oluyor, bir taş da. İnancın, doğa ile ve onu kutsayan sıkı bir bağı var. Fakat bu bağlar, ticarileşmenin, turizmin, insan baskısı ve siyasi politikaların ağır yükü altında ya silikleşiyor ya da yok oluyor.

    Ziyaretlerin önemi, geçmişten günümüze değişimi ve son sürece ilişkin Yayıncı-Yönetmen Devrim Tekinoğlu ile konuştuk.

    PİRHA: Dersim’deki ziyaret kültürünün Alevi inancındaki yeri nedir?

    DEVRİM TEKİNOĞLU: Ziyaret mekânları ile sürdürülen ilişki Dersim inanç yolunun temelini oluşturmaktadır. Rae Haq/Alevi inancını diğer inanç kalıplarından ayıran en önemli farklılığın doğaya ve insana bakış açısı olduğunu söyleyebiliriz. Nüfusun önemli kısmının köylerde yaşadığı dönemlerde Dersim inanç yolunda doğa merkezli eğilim belirgindi. Doğa merkezli bu inancın varlığını Gağan, Xızır, Hawtemal gibi ibadet takvimi döngüsü ile sürdürülmüştür. Bu belirgin öğelerin mührünü ise kutsal ziyaret yerleri oluşturmaktadır.

    Dersim’in her köyünde kutsal ziyaret mekânı vardır. Bu ziyaret mekânları su kaynakları, yüksek yerlerde bulunan bir ağaç, bir tepe, dağ vb.dir. Neredeyse her dağın mitolojik bir anlatısı vardır. Her ziyaret yerinin bir hikâyesi vardır. Kutsal kabul edilen bazı hayvanların mitolojik anlatısı vardır.

    1970’li yıllardan itibaren artan göç ile beraber doğa merkezli bu inanç değişime uğramış, kentleşme ile beraber doğa merkezli inanç, yerini insan merkezli inanca bırakmaya başlamıştı.

    1994 yılında köylülerin yerinden edilmesi ile köylüler değişik yerlerde yeniden yurtlandılar. Köylülerin bir kısmı ise ilçe merkezleri ile il merkezine yerleştiler. Bu yeni ve sert durum Dersim inanç yolunda hızlı değişime neden oldu. Rae Haq/Alevi yolunun kurumsallaşması ihtiyacının devreye girmesi sonucu ziyaret mekânlarının işlevinde önemli farklılıklar oluşmuş oldu.

    – Kutsal mekânlara yapılan ziyaretler zaman içinde değişti mi? Dünden bugüne nasıl bir değişim var sizce? Munzur Gözeleri veya başka kutsal bir mekândan örnek verebilir misiniz?

    Her şey değişiyor. Kutsal ziyaret yerleri ile ilişki bugün hayatta olmayan veya sayıları çok az kalmış yaşlılarımızın yürüttüğü gibi değil elbette. Ziyaret mekânlarını kendi canından can gören yaşlılarımız, kutsal alanın yakınına vardığında artık o evrene girer; en üst seviyede hassasiyet ile ziyaretini gerçekleştirirdi. Onlar o ziyaretler ile konuşur, muhabbet eder, onlara yakarır, sitem eder; orada kendini onarır, yarasını sağaltır nihayetinde büyük bir saygı ile oradan ayrılırdı.

    Ziyaretler sırasında niyazın pay edilmesi, çıra uyandırılması gibi ritüeller ise dünden bugüne devam ediyor. Fakat bütün bu ziyaretlerin içsel olandan biçimsel olana doğru yöneldiğini söyleyebiliriz.

    Munzur Gözeleri’nin ziyareti sırasında özellikle kadın ve yaşlı ziyaretçilerin bir kısmı henüz alana varmadan ayakkabılarını çıkarır, çıplak ayakla alana yürürlerdi. Burada hastalar, şifa arayanlar dışında kimse suya girmez, elini yüzünü yıkamaz, suyu incitecek hiçbir hareket yapmazdı. Zamanla kamu yöneticileri buraya dikkat kesildiler. 1980’li yılların sonlarına doğru bu kutsal mekâna iş makinaları girdi. Burada yol açtı, alana betondan yürüyüş yolları yapıldı. Suyun bazı bölümlerinin etrafı çevrildi ve burası beton içine alındı.

    Bir lokanta faaliyete geçti; yemek ve alkol hizmeti verdi. 2000’li yıllarda burada su fabrikası kuruldu, sonra mekânda küçük tezgâhlar açıldı ve alan inanç merkezi, kültürel miras olmaktan uzaklaştırılarak ticari bir alana döndü. Doğal bir inanç merkezi olan Munzur Gözeleri’nin üst kısmında betondan bir yapı yapıldı ve burası cemevi oldu. Bir süre sonra artan insan baskısı ile mekân piknikçilerin piknik ateşinden geçilmez hale geldi. Nihayetinde kamu yöneticileri yine buraya dikkat kesilerek yeniden müdahale ettiler ve Munzur Gözeleri adeta turistik bir yürüyüş alanına çevrildi.

    – Dersim son yıllarda ilgi odağı haline geldi. Dersim’e yönelik artan insan baskısının inanç alanlarına etkisi nasıl olmaktadır?

    İnsanın çoğaldığı her yer beraberinde problem yaratmaktadır. İnsanın kendi yaşam yeri dışındaki yerlere ziyareti çoğunlukla kendi evine gösterdiği hassasiyet gibi olmuyor ne yazık ki.

    Dersim’in muazzam güzellikteki doğası son yıllarda oldukça ilgi çekiyor. Buraya gelen misafirler çoğunlukla bu doğal güzellik alanlarının epey kısmının aynı zamanda kutsal mekânlar olduğunu veya Dersim 1938’in katliam alanları olduğunu bilmemektedir. Bu yönlü hatırlatıcı metinler, tabelalar vb. ürünler de olmadığı için gerekli hassasiyet gösterilmemektedir. Bazı misafirler içinse burada doğa ile sürdürülen inanç putperestlik, sapkınlık olarak algılanmaktadır.

    Dersim’e giren misafir sayısı Dersim’in altyapısının kaldıracağının çok üstündedir. Ovacık Munzur Gözeleri ile Pülümür Suyu’nun kaynağından Mameki merkeze kadar ve bu iki önemli ırmağı besleyen dere yatakları boyunca turistik kamp alanlarının tüm kirliliği doğrudan suya karışmaktadır. Buralarda herhangi bir altyapı ve koruma çalışması henüz yapılmamıştır. Suyun doğrudan kirletildiği yani suyun ölümüne giden süreç bu kontrolsüz turizm ile gerçekleşmektedir. Bu durum ziyaret kültürünü yok ettiği gibi o ziyaretin bizzat kendisini de öldürmeye giden bir cinayet süreci olmaktadır ne yazık ki.

    – Munzur ve Pülümür vadileri ile ziyaretler zaman içerisinde ticaretin, turizmin ve insan müdahalesinin sonuçlarıyla karşı karşıya. Yaratılan tahribatlara karşı atılması gereken adımları nasıl sıralarsınız?

    Munzur ve Pülümür vadileri mutlak korunacak alanlar ilan edilmeli. Yapılaşmaya kapatılmalı. Seçilmiş belli alanlarda altyapısı hazırlanarak hizmet verilmeli. Yine seçilmiş bazı alanlar dışında çadır, mangal vb. faaliyetlere kapatılmalıdır. Munzur ve Pülümür Vadisi dışındaki yerlerde de misafirler için farkındalığı artıracak yayınlar yapılmalı, tur rehberleri bilgilendirilmelidir. Hizmet mekânlarının arıtma gibi altyapı sistemi hızlıca oluşturulmalıdır. Ziyaret mekânlarına yapılan ziyaretler kontrol altına alınmalı, buralarda ticarileşmenin önüne geçilmelidir.

    Barış KOP / PİRHA

  • Tılsımını kaybeden şehir ‘Dersim’: Can çekişiyor!-VİDEO

    Tılsımını kaybeden şehir ‘Dersim’: Can çekişiyor!-VİDEO

    PİRHA-Dersim Alevi inancında önemli bir yeri olan ziyaretler, insan baskısı ve yanlış politikalar ile yok olmanın eşiğinde. “Dersim Alevi inanç sisteminin belirleyici özelliği insanların doğa ile kurduğu bağdır” diyen yazar Şükran Lılek Yılmaz, ziyaretler ve buralarla kurulan ilişkilerin zaman içerisindeki değişimini anlattı.

    Dersim’de hemen hemen her yerde bir ziyaret var. Kimi bir akarsu, kimi bir göl. Bir ağaç da oluyor, bir taş da. İnancın, doğa ile ve onu kutsayan sıkı bir bağı var. Fakat bu bağlar, ticaretleşmenin, turizmin, insan baskısı ve siyasi politikaların ağır yükü altında ya silikleşiyor ya da yok oluyor.

    Ziyaretlerin önemine, geçmişten günümüze değişimine ve son sürece ilişkin yazar Şükran Lılek Yılmaz ile konuştuk.

    “DERSİM ALEVİ İNANCININ BELİRLEYİCİ ÖZELLİĞİ DOĞA İLE KURULAN BAĞDIR”

    PİRHA: Dersim’deki ziyaretlerin, inanç ve yöre halkının yerindeki önemini nasıl tarif edersiniz?

    ŞÜKRAN LILEK YILMAZ: Dersim Alevi inanç sisteminin diğer Alevi topluluklarından farklı olduğunu biliyoruz. Bu inanç sisteminin belirleyici özelliği insanların doğa ile kurduğu bağdır. Dinsel pratiklerini gerçekleştirdikleri ziyaretler bazen bir su kaynağı, bazen bir ulu ağaç veya bir mezardır. Zazaca dilindeki karşılığı ‘jiarê’ olan bu ziyaretlerin, doğa üstü güçlere sahip, mistik varlıklar olduğuna inanılır.

    Genellikle de sağaltım ritüellerinde kullanılırlar. Çocuğu olmayan ailenin veya amansız hastalığa yakalanmış birinin geceyi Düzgün Baba’da geçirmesi gibi. Coğrafik olarak bir köyde, ilçede, bölgede bulunabilen bu kutsal mekânlara; yöre halkı belli günlerde toplu olarak veya herhangi bir zamanda bireysel olarak giderek, çıla yakmak, kurban kesmek, niyaz dağıtmak gibi dinsel ritüellerini gerçekleştirirler.

    “JİARA GİDİLECEĞİ GÜN HAZIRLIKLAR YAPILIRDI”

    – Eskiden ziyaretlere, mesela Munzur Gözeleri’ne giderken, gitmeden önce ve gittiğinizde neler yapardınız? Günler öncesinden bir hazırlık olur muydu? Oradaki ritüeller nelerdi? Unutamadığınız bir anınız var mı?

    Ailem ben 7 yaşımdayken İstanbul’a göç etti. Dolayısıyla 7 yaşıma kadar olan süreci hatırlamıyorum. Geçmişe dair hatıralarım ancak yaz tatillerinde köye geldiğimizde edindiğim deneyimlerden oluşur. Ki bu da yalnızca Munzur Dağları’ndaki ‘Jiara Bellehesen’ (Bellesen Ziyareti)’dir. Köyümüzde yayla süreci, Kırkmerdiven Vadisi’nin girişinde haziran ayında başlar, dağda havaların ısınmasına paralel olarak üçüncü ve en yüksek yaylada eylül ayında son bulur.

    Sere qocı/göç başı dediğimiz yaylalar arası göçlerde herkesin heyecanla yerine getirdiği ritüellerin başında temiz ve yeni kıyafetler giymek vardı. Kadınlar beyaz tülbent örterdi örneğin. Temmuz ortalarında ikinci yayladan üçüncü yaylaya göç edildiği gün erkekler çadırları kurana kadar kadınlar kurbanları, niyazları, çılaları (yağ ve bal mumuna batırılan bezle yapılır) hazırlardı. Kurban kesecek olanlar koç veya teke götürür, eğer kendisinde yoksa komşulardan satın alırdı.

    Sütünden faydalanmak için dişi hayvan kesilmezdi. Ayrıca dişi koyun veya keçi hamile olabilirdi bu durumda günah kabul edilirdi hem de kurban kesemeyecek durumdakiler ise helva veya pesara (yağlı ekmek) yaparlardı. Jiara gidileceği gün hazırlıklar yapıldıktan sonra yola çıkılırdı. Yayla yerinden yürüme mesafesinde ancak rakım olarak daha yüksek olduğu için (2900-3000m.) ve de yer yer kayalık taşlık olan patika yolda, öğlen sıcağında yorucu olurdu gidişimiz. Yine de heyecanla giderdik o yolu. Özellikle biz çocuklar, ilk hangimiz ulaşacak diye yarış yaptığımızı da hatırlıyorum.

    ‘Nisangı’ dediğimiz yere yaklaşınca herkes ayakkabısını çıkarır diz üstü (emekler gibi) yürüyerek devam ederdi. Nisangeye gelindiğinde yine diz üstünde üç kere etrafında dönerek yer öpülürdü. Getirilen hayvanlar dualarla kesilir, her eve bir parça olmak üzere dağıtılırdı. Helva ve pesaralar da dağıtılır, bizimle birlikte gelen köpeklerin hakkı ihmal edilmezdi. Bir başka jiarımız da köydeki Gola Huri gölüdür. Gağan’ın (aralık ayı) son perşembe günü öğleden sonra herkes niyazlarını (helva, yağlı kömbe) yapar öğleden sonra hep birlikte göle gidilir. Burada yayladakinden farklı olarak çılalar yakılır. Lokmalar dağıtılır ve eve dönülür.

    O günlerden aklımda kalan tek anı Munzur Gözeleri’ne dairdir. Bir yaz tatilinde ailece köye gelmiştik. O zamanlar büyükşehirlerden gelen misafirler Munzur Gözeleri’ne götürülürdü. Dedem de bir teke almış, minibüs kiralamış kızını (annem) ve çocuklarını gözelere götürecek. Anneannem de bizimle geldi. Her ne kadar Munzur Gözeleri özellikle bizim ziyaret yerimiz olamasa da Ovacık’taki önemli kutsal mekânlardan biridir. Gözelerin yakınındaki köyler kurbanlarını orada keserlerdi. Sabah erkenden araç geldi gözelere gittik. Sofra kuruldu dedem çantadan rakı çıkardı ve içmeye başladı. Anneannem bunu görünce dedeme kızdı ve bütün gün yüzünü asıp durdu. Bu olayı 2019 Aralık ayında Munzur Gözeleri’nin son yıllardaki durumuna dikkat çekmek üzere kaleme aldığım “Gözardı edilen kutsallık ve Munzur’u bekleyen tehlike” başlıklı makalemde de dile getirmiştim.

    “HERHANGİ BİR JİARA DENK GELDİĞİMDE EĞİLİR ÖPER, ÇILA YAKARIM”

    – Eskisi gibi ziyaretlere gidiyor musunuz? Gittiğiniz de de nasıl geçiriyorsunuz vaktinizi?

    İlk gençlik yıllarımdan itibaren kendimi Alevi ailede doğmuş bir ateist olarak tanımladım. Bu nedenle de memlekette olduğumda ailem ziyarete gidecek olursa onlara uyar, ritüelleri yerine getiririm. Ancak, özellikle ziyarete gitmek veya kurban kesmek gibi bir alışkanlığım ve de inancım yoktur. Yalnız, her Dersim’e (Tunceli il sınırları) geldiğimde farklı bir hissiyat içine girerim. İnançtan öte belki de pek çoğumuzda olduğu gibi bu topraklara ait olma duygusu ve duyulan hasretle huzur duyarım. Eğer gezilerim sırasında herhangi bir jiara denk gelirsem, çocukluğumdaki duyguyla eğilir öperim, çıla yakarım o kadar.

    “ZİYARETLER GÜN GEÇTİKÇE İNSAN BASKISINDAN ETKİLENİYOR”

    – Zaman içerisinde her yer ve her şey gibi ziyaretler de, doğa da insan baskısı ve müdahalesinden nasibini aldı. Son yıllarda popüler olan Dersim’e, il dışından hemen hemen her gün turistlik geziler düzenleniyor. Yöre halkının da etkisi unutulmamalı tabi. Şimdilerde bölgenin durumunu nasıl görüyorsunuz?

    Yıllarca insanların uzaktan korku ve endişeyle izlediği Dersim, ilk olarak festivaller, ardından çözüm süreciyle artan ilgi, son olarak 2014 yerel seçimlerinde Ovacık ilçe belediyesini Türkiye Komünist Parti’sinin kazanmasıyla iyice ilgi odağı oldu. Yalnızca ilçemiz değil tüm Dersim (Tunceli il sınırları)’e ilgi arttı. Düzgün Baba, Pülümür Vadisi, Nazımiye Dereoba Şelalesi, Hozat ilçesinde bulunan türbeler de bu ilgiden nasibini alıyor.

    Yurtiçinden ve yurtdışından geziler düzenlenmeye başladı. Hâl bu olunca kapasitesinin çok üzerinde insan ve araç sirkülasyonu olmaya başladı. Her geçen yıl bu sirkülasyon artmakta. Özellikle yöre halkı için kutsal öneme haiz Munzur Gözeleri, Düzgün Baba gibi mekânlar yoğun ilgiden fazlasıyla olumsuz etkilendi. Gün geçtikçe de etkilenmeye devam ediyor. Düşünün ki artık Munzur Gözeleri kurban kesilen yerler olmaktan çıktı. Piknik alanına dönüştürüldü. Bunda yalnızca dışarıdan gelen turistin değil, maalesef yöre halkının da katkısı çok fazla. Bununla birlikte ilçenin giriş- çıkış bağlantısını sağlayan karayolu tek karayolu Munzur Vadisi’nden dolayısıyla Munzur Milli Parkı’ndan geçiyor. Doğal olarak gerek insanların bıraktığı çöpler gerek araçların egzoz salınımı doğaya zarar veriyor. Görüntü kirliliğinin yanında bitki örtüsüne verdiği zarar da cabası.

    Barış KOP / İSTANBUL

  • Esenler Cemevi, Dersim’e tur düzenliyor; ocaklar, ziyaretler, türbeler ziyaret edilecek

    Esenler Cemevi, Dersim’e tur düzenliyor; ocaklar, ziyaretler, türbeler ziyaret edilecek

    PİRHA- Esenler Cemevi yönetimi, 8-15 Ekim tarihleri arasında Dersim’e tur düzenliyor. Bir haftalık gezide, çok sayıda kutsal mekanın ziyaret edilmesi planlanıyor.

    İstanbul Esenler Cemevi, Dersim’e tur düzenliyor. Bir haftalık gezi için 8 Ekim Cuma günü saat 12.00’de cemevi önünden hareket edileceği duyuruldu.

    Tur programının içeriğini paylaşan Esenler Cemevi yönetimi, ilk olarak 9 Ekim Cumartesi Elazığ Sun Köyündeki Koca Seyyid Türbesinin ziyaret edileceğini bildirdi. Sonraki durağın Mazgirt Baba Mansur Ocağı ziyareti olacağı belirtilirken, türbe ziyaretleri ardından lokma pay edileceği de not düşüldü.

    OCAKLARA NİYAZ OLUNACAK!

    Dersim tur programının üçüncü gününde ise Pertek Sultan Hıdır Türbesi, Hozat Ağuiçen Türbesi ve Derviş Cemal Ocağına ziyaret düzenlenecek. 10 Ekim’de Kutu Deresi de ziyaret edilecek yerler arasında olacak.

    Tur programı dahilinde Nazimiye Düzgün Baba Ocağına gidilerek saat 12.00’de Birlik Cemi yapılacak.

    Esenler Cemevinin düzenleyeceği tur 15 Ekim’de son bulacak. Konaklama ve kahvaltının da tura dahil olduğunu belirten cemevi yönetimi, kontenjanın sınırlı olduğunu, tura gelmek isteyenlerin 0537 616 27 62 numaralı telefondan irtibat kurması gerektiğini belirtti.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Anka Dersim Hasat Şenliği, Çhem Köyü’ndeki tarihi su değirmeninde yapıldı-VİDEO

    Anka Dersim Hasat Şenliği, Çhem Köyü’ndeki tarihi su değirmeninde yapıldı-VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Pertek ilçesine bağlı Çay (Çhem) Köyü’nde bulunan tarihi su değirmeni Anka Dersim tarafından yeniden faaliyete geçirildi. ‘Anka Dersim Hasat Şenliği’ faaliyete geçirilen su değirmeninde yapılırken, şenlikte toprağa sahip çıkılması çağrısında bulunuldu.

    Anka Dersim, Dersim’in Pertek ilçesine bağlı Çay (Çhem) Köyü’nde bulunan tarihi su değirmenini uzun bir çalışma sonucunda yeniden faaliyete geçirdi.

    Anka Dersim aktivistleri, 6 yıllık çalışmaları sonucu Dersim’in Mazgirt ilçesinde aşure buğdayının tohumunu toplamda 100 dönümlük tarlalarda yetiştirdi.

    Yetişen buğdayın una dönüşmesi içinde uzun bir çalışma sonucu Çay köyünde bulunan su değirmeni faaliyete geçirilerek, üretime hazır hale getirildi.

    Geleneksel olarak her yıl düzenlenen ve bu yıl 6’ncısı gerçekleştirilen ‘Anka Dersim Hasat Şenliği’ faaliyete geçirilen su değirmeninde yapıldı.

    Onlarca yurttaşın hazır bulunduğu şenlik, Kureys Ocağı’ndan Fidan Cengiz ananın gulbangıyla başladı.

     “SU DEĞİRMENLERİ, XIZIR’IN NİŞANGESİDİR”

    Piri Sevdin Ocağı’ndan Ali Doğan yaptığı konuşmada su değirmenlerinin Alevi inancındaki yerine işaret ederek, “İnancımızda, itikatımızda, toplumsal yaşamımızda büyük bir yeri olan değerimizin mekânındayız. Büyüklerimiz bu mekânlar üzerine yemin içer, bu mekânlar üzerine dua ederlerdi. Analarımızı, babalarımızı her değirmenin önünden kıllesiz niyaz olmadan geçmezdi. Değirmen Xızır’ın bir nişangesiydi. En önemli Xızır nişangesi su değirmenlerimizdi” dedi.

    Geçmiş yıllarda Dersim’de yüzlerce, binlerce Xızır nişangesi olan su değirmenlerinin olduğunu belirten Doğan, “Onlar bunlarla iç içe yaşayıp rençberliğin hakca, kutsal bir görev olduğunu ve görevin dönüştüğü yerin Xızır’ın mekânı olduğunu, burada hakkın kutsal olduğunu burada Hakk’ın hak ile ölçüldüğü yer Xızır’ın mekânıdır. Şimdi yüzlerce, binlerce Xızır’ın mekânı yaşamlarımızdan, kültürümüzden, inancımızdan uçup gitti ama bugün Xızır’ın nişangesine gelip niyaz olup yeni bir şey yaşadık. Xızır lokmalarımızı, rızkımızı bol tutsun birliğimizi beraberliğimizi daim tutsun” diye konuştu.

    “TOPRAĞIMIZA SAHİP ÇIKALIM”

    Anka Dersim aktivistlerinden Mehmet Ali Yıldız ise, 6 yıldır bu topraklarda atalık tohumları geçmiş üretim kültürüyle buluşturmaya çalıştıklarını ifade ederek, herkesi kendi toprağına sahip çıkmaya çağırdı.

    Yıldız şöyle devam etti:

    “Bunu mücadelesini veriyoruz, gün geçtikçe çoğalıyoruz. Dayanışmamızda sizin de öneminiz çok. Her konuda omuz omuza olmanız, dayanışmanız bize keyif veriyor. Her şeyin başlangıcı tohumdur. Değirmen bize analarımızdan, atalarımızdan kalan üretim kültürümüzün ana temelidir. Bugün bu kültürü ve değeri yaşatıyor olmak çok önemli.”

    Konuşmaların ardından ata tohumları misafirlerle paylaşılırken, sanatçılar Metin Kahraman ve Musa Baki dinleti verdi. Dinletinin ardından ata tohumundan yapılan zırfet şenliğe katılanlara pay edildi.

    Cihan BERK-Diren KESER/DERSİM

  • Dersim’de pestil zamanı-VİDEO

    Dersim’de pestil zamanı-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de pestil zamanı. Kadınların yoğun emeğinin sonucu yapılan pestil, kış hazırlıkların vazgeçilmezleri arasında. 

    Pestil ya da bastık. Ne zaman ve kimler tarafından üretildiği bilinmese de dünyanın bir çok ülkesine yayılmış durumda.

    Dersim’de pestil daha çok duttan yapılırken, üzüm, incir gibi meyvelerden de hazırlanabiliyor.

    Kış aylarının vazgeçilmezi pestil kadınlar tarafından yoğun uğraşlar sonucu hazırlanıyor. Haziran ayının ortalarında başlanıp Temmuz’un ortasına kadar yaklaşık bir ay süren pekmez yapımının ardından pestil hazırlığına geçiliyor.

    Pestil’de pekmez gibi dutların toplanmasıyla başlıyor. Daha sonra kaynatılan ve süzülen dutlar içine az miktarda katılan un ile birlikte ‘bulamaç’ haline getiriliyor.

    Dersim’in Pertek ilçesinde kadınlar, bir araya gelip pestilin hazırlığına pestilin üzerine serileceği örtülere un serperek devam ediyor.

    Pertek’in Pınarlar köyünden Gülcan Ak, pestilin hazırlanış sürecini anlatırken, diğer taraftan kaplara konulan bulamacı elindeki malaya benzer bir aletle eşit bir şekilde örtünün üzerine dağıtıyor.

    Son olarak badem ve susamı da bulamacın üzerine serpilen pestil kurutulmaya bırakılıyor.

    Pestil, yüzyıllardır kış sohbetlerinin vazgeçilmezi olmaya devam ediyor.

    Diren KESER/DERSİM