Etiket: roboski katliamı

  • Roboski Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı!-VİDEO

    Roboski Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı!-VİDEO

    PİRHA- Roboski Katliamı’nda hayatını keybedenler için anma düzenlendi. Anmada yapılan konuşmalarda “Adalet” vurgusu vardı.

     

    Şırnak’ın Qileban (Uludere) ilçesine bağlı Roboski köyünde 28 Aralık 2011 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait savaş uçaklarından atılan bombalarla 19’u çocuk 34 kişinin katledilmesinin üzerinden 14 yıl geçti. Katliamda yaşamını yitirenler, köyde bulunan mezarları başında anıldı. Anmaya, Roboski ailelerinin yanı sıra Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, İnsan Hakları Derneği (İHD), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) eş genel, Barolar Birliği, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı, CHP’li milletvekilleri, siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcileri ile çok sayıda kişi katıldı.

    Saygı duruşu ile başlayan anmada aileler adına konuşan Veli Encü, ailelerin 14 yıldır adalet beklediğini belirterek “Ağır bir adaletsizlik var. Annelerin yüreğinde acı biran olsun dinmedi. Barış gelsin istiyoruz. Silahlar sussun, başka acılar yaşanmasın. Bir yandan barış deyip bir yandan Roboskî Katliamı’nın üstünü kapatamazsınız. Roboskî’yi görmezden gelemezsiniz. Adalet çığlığımızı duyun. Barışın yolu Roboskî’den geçer” dedi.

    Ailelerin, kaybettikleri yakınlarının fotoğraflarını taşıdığı anmada DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, katledilenlerin çoğunun çocuk olduğunu anımsatarak konuşmasına başladı. Roboski’yi unutmadıklarını ve unutturmayacaklarını söyleyen Tülay Hatimoğulları, şunları ifade etti:

    “Gülüşleri, oyunları, okulları yarım kaldı. Sevdaları yarım kaldı gençlerin. Ailelerine bakmak zorunda kalan, bakmak zorunda olduğu için şu dağları aşarak, sınırları aşıp bir paket tütün, sigara getirmek üzere yola koyulmuşlar ve TSK o gün yoğun bir bombardımanla 34 insanımızı katletti. 14 yıldır soruyoruz; buradan bir kez daha soruyoruz.  O gün Milli Güvenlik Kurulu toplantısı vardı. Roboskî gündeme geldi mi o toplantıda? Bu açıklanmalıdır. Aradan 24 saat geçene kadar açıklama yapmadı devlet yetkilileri. En son yaptıkları açıklamada da ‘yanlış istihbarat’, ‘operasyon kazası’ dediler. Ardından ne bir başsağlığı, ne bir özür, ne bir dava açıldı. ‘Oldu bitti’ dediler. Şayet yanlış ihbarsa o yanlış ihbarı kim yaptı? Açığa çıkarılsın istiyoruz. Yanlış ihbar değilse, doğru ihbarsa o uçaklara kalkış emri veren, vur emri veren açığa çıksın ve yargılansın. Roboskî insanlık karşısında işlenmiş bir suçtur. Ne bir zaman aşımı olur bunun, ne de mevcut olan iktidarın ve devletin üzerini kapatmaya çalıştığı bir dosya olabilir. Bunu kabul etmek mümkün değildir.

    Ne yapıyorlar? Görmezden duymazdan geliyorlar. Üstünü örtmek istiyorlar. Oysa bu, sivil yurttaşlarımıza karşı işlenmiş devasa bir suçtur. Emri veren, uçağın kalkış emrini veren ve o bombaları, o çocuk bedenlerin üzerine yağdıranların ismi de cismi de bellidir ve derhal yargılanmalılar.

    Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin işlemesi için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Çünkü 50 yıldır bu topraklara kan akıyor. Çünkü 50 yıldır bu bembeyaz karların üzerine kanlar akıyor. Coğrafyamız kana doydu. Artık yeter. Barış gelsin diyoruz. Ve bu ülkede onurlu bir barışın tesis edilmesinin yolu acılarla, gerçeklerle, tarihle yüzleşmektir. Hakikatlerin açığa çıkmasıyla bu mümkündür. Bir kez daha diyoruz ki Roboskî ile ilgili hakikatin açığa çıkarılması, yüzleşilmesi acilen devlet, hükümet adım atmalıdır ve yine bir kez daha diyoruz ki; ciddi bir özür ve ciddi bir yüzleşmeye ihtiyaç vardır. Yine bir kez daha diyoruz ki; bu topraklarda barışı tesis etmenin yolu bundan geçer. Bu topraklarda hangi milletten, hangi dinden, hangi mezhepten olursa olsun gelin bütün acıları yüzleşelim. Bütün acılarımızla karşılıklı empati kuralım. Bu empati sürecini siyasal ve hukuki bir kimliğe büründürelim. Kürt sorunu bir ‘terör’ sorunu değildir. Kürt sorunu siyasi bir sorundur. Toplumsaldır, sosyolojiktir ve hukuki yöntemlerle çözülmesi gereken bir sorundur.

    Bugüne kadar ‘güvenlikçi’ politikalar sonuç vermedi. Biz Roboskî’den, acının bu kadar yaşandığı bu topraklarda biraz önce aileler adına konuşan değerli arkadaşımız ne güzel ifade etti. 34 canını kaybetmiş. Ailesinde birçok kişiyi kaybetmiş Encü ailesi. Ama ne diyor buradan? Cenazelerinin gömüldüğü bu mezardan bütün Türkiye’ye seslenerek, ‘gelin hakiki ve onurlu bir barışı inşa edelim’ diyor. Bu ne kadar değerli, bu ne kadar kıymetli bir şey. Yüreği acıyla dolu, yüreği yanan insanların barışı talep etmesi kadar kıymetli ve değerli bir şey yoktur. Umut ediyor ve diliyoruz ki mevcut iktidar ve devlet, barış ve demokratik toplum sürecinin ne anlama geldiğini, toplumdaki bu talebi hakiki olarak değerlendirir ve sürecin ikinci aşaması olarak tanımladığımız yasal ve hukuki süreçte gerçek bir çözüme odaklanırlar.

    Apê Mûsa ‘Derelerden kan akar. Derelerimizden can akar. Munzur, Zilan, 33 Kurşun, Nevala Kasaba…” diye yazdı. Musa Anter’in bunu yazmaya ömrü yetmedi. Ve Roboskî ve Roboskîliler, “Duymazdı bir Allah’ın kulu çığlığımızı. Direnmek kalırdı Kürt’e’. Yaşamanın bir başka adı direnmekti’ dedi. Kürt halkı için. Kürt halkı onuruyla direndi ve Kürt halkı bugün barışı konuşabiliyorsa bu onurlu direnişi, ödenen bedeller sayesinde olmuştur. Bir kez daha Roboskî’de yitirdiğimiz bütün canlarımızı saygıyla minnetle anıyorum. Ailelerine, Kürt halkına ve bütün Türkiye halklarına başsağlığı diliyorum. Bugün burada Roboskî’de  yitirdiğimiz canların mezarı başında, bu topraklarda barışı tesis edeceğimizin sözünü veriyoruz. Çocuk yaşta sınırları aşarak çalışmak zorunda kalmayacaksınız. Bu topraklarda barışı inşa edecek ve insanların geçimini sağlayabileceği adil bir düzeni kuran dek mücadelemiz devam edeceğiz.”

    DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır da, yaptığı konuşmada, “Roboskî defteri kapanmadı ve kapanmayacak. Halkımızın hep katliamla anılmasını istediler. Dêrsim’den Roboskî’ye kadar çok acı yaşandı. Bugün bir süreç var. Barış süreci. Bu, geçmişi unutacağımız anlamına gelmiyor. Geçmişimize hep bakacağız. Onurlu bir barış olacaksa o zaman Roboskî defteri adalet sağlana kadar sürecek. Roboskî’ye adalet gelmeden barış gelmez, barış tek ayak üzerinde yürümez. Bizden geçmişi unutmamızı istiyorlar ama Kürtler geçmişi unutmaz. Unutmayacağız. Geçmiş günleri acılı annelerimiz için hep hatırlayacağız. Burası başka bir devletin toprakları değil. Bize farklı bir hukukla yaklaşıyorlar. Her metre başında bir devlet gücü var. Halkımıza farklı yaklaşıyorlar ve ‘barış süreci var’ diyorlar. Bu politikalardan vazgeçin. Barış ve adalet için önümüzde bir fırsat var. Anneler unutmaz. Sonuna kadar Roboskî davası ve her baskının takipçisi olacağız. Dünde buradaydık, yarın da burada olacağız. Bu katliam hakikat üzerine bir sonuca varmadan burada olmaya devam edeceğiz”  ifadelerini kullandı.

    Anmada söz alan KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Türkiye Barolar Birliği Erinç Sağnak ve EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan adaletin sağlanması gerektiğinin altını çizdi.

    Konuşmaların ardından yaşamlarını yitirenlerin mezarlarına karanfil bırakılmasıyla anma sona erdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Roboski Katliamının 14. yılı!

    Roboski Katliamının 14. yılı!

    PİRHA- Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde, 28 Aralık 2011 gecesi TSK bombardımanında çoğu çocuk 34 kişinin katledilmesinin üzerinden 14 yıl geçti. Katliamın üzerinden geçen bu zamana karşı hala failler yargılanmadı, iktidar AYM ve AİHM eliyle katliamın üstünü örtmeye çalıştı. 

    Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde 28 Aralık 2011 gecesi saat 21.39 ile 22.24 arasında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Irak sınırından geçen köylülere 4 bomba atıldı. Aralarında çocukların da olduğu 38 köylü ve en az 50 katır bulunuyordu. Bombardıman sonucu 34 kişi hayatını kaybetti.

    Ana akım medya, ertesi gün Genelkurmay Başkanlığı’nın resmi internet sitesinde yayımlanan duyuruya kadar konuya yer vermedi.

    Ölenlerin bedeni yanık ve parçalanmış haldeydi. Köylüler kendi cenazelerini kendileri taşımak zorunda kaldı. Battaniyelere sarılmış cansız bedenler katırlarla kilometrelerce taşındı.

    Katliamın ardından çoğu AKP’li üyelerden oluşan TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun hazırladığı raporda, ‘Kasıt yok. Sivil idare ile askeri yetkililer arasında koordinasyonsuzluk var’ denildi.

    TAKİPSİZLİK KARARI

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma kapsamında Haziran 2013’te görevsizlik kararı vererek, dosyayı Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığına gönderdi. Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı da, 7 Ocak 2013’teki gerekçeli kararında, “Gerek şüphelilerin gerekse olayda görev yapan diğer TSK personelinin, TBMM ve Bakanlar Kurulu kararları çerçevesinde kanun emrini icra kapsamında kendilerine verilen görevin gereklerini yerine getirdikleri, görev gereklerini yerine getirirken kaçınılmaz hataya düştükleri, dolayısıyla eylemleri hakkında kamu davası açılmasını gerektiren sebep bulunmadığı anlaşıldı” diyerek takipsizlik kararı verdi.

    Takipsizlik kararına ailelerin itirazı da 20 Haziran 2014 tarihinde reddedildi. Aileler, ‘Ölenler arasında PKK mensupları vardı’ diyen Genelkurmay Başkanı Necdet Özel hakkında suç duyurusunda bulundu.

    1108 avukat Anayasa Mahkemesine (AYM) başvurdu. İç hukuk yollarının tükenmesi üzerine yaşamını yitiren 34 kişinin yakını olan 281 kişi adına Ağustos 2016’da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) bireysel başvuru yapıldı. AİHM, Roboski için yapılan başvuruyu ‘2 gün gecikti’ diyerek reddetti.

    Adalet arayışlarını sürdüren aileler, 11 Mayıs 2012’de katliamın 200. gününde ve 500. gününde askerin gaz bombalı, coplu saldırısına uğradılar. 500. gününde katliamın yapıldığı yere gittikleri için ‘sınır ihlali yaptıkları’ gerekçesiyle 110 kişiye 3 biner lira ceza kesildi. Uludere Sulh Ceza Mahkemesinde haklarında dava açıldı. Ancak mahkeme, ‘Sanıklar üzerinde büyük bir etki yaratmış olan vahim nitelikte olayın anılmasının sadece askeri yasak bölge olduğundan bahisle sınırlandırılması, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının özüne müdahale edici olacaktır… Kolluk kuvvetleri, gösteri yürüyüşünü sınırlandırmak amacı ile değil, aksine vatandaşların güvenliklerini almak için görevlendirilmelidir’ diyerek aileler için beraat kararı verdi.

    AİLELER TAZMİNATI REDDETTİ

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, katliam sonrası ailelere tazminat vereceklerini açıkladı. Ailelerse “Kan parası değil, katillerin cezalandırılmasını istiyoruz” diyerek tazminatı reddetti.

    Aileler, Roboskî İçin Adalet Yeryüzü İçin Barış Derneğini (ROBOSKİ-DER) kurdu. Katliamda kardeşi Serhat’ı kaybeden Veli Encü derneğin başkanlığına seçildi. Ancak dernek KHK ile kapatıldı.

    Katliamın ardından, Diyarbakır’ın merkez Kayapınar ilçesi Diclekent semtinde açılan Rojava Parkı’ndaki Roboskî anıtı parçalanarak kaldırıldı. Heykeltıraş Suat Yakut tarafından yapılan anıtta, 8 füze maketi, avuçlarını açmış ağıt yakan kadın heykeli etrafında katliamda yaşamını yitiren 34 kişinin isimlerinin yazılı olduğu mermerler bulunuyordu.

    Katliamda 11 yakınını kaybeden Ferhat Encü 7 Haziran seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) Şırnak Milletvekili seçildi.

    Encü hakkında, katliamdan sonra köye taziyeye gelen Uludere Kaymakamı Naif Yavuz’a linç girişiminde bulunduğu iddiasıyla ‘ağırlaştırılmış ömür boyu hapis’ istemiyle dava açıldı. Ferhat Encü’nün 2015 yılında milletvekili seçilmesinden sonra dosyası ayrılarak, yargılanması için Adalet Bakanlığına fezleke gönderildi. Encü’nün dokunulmazlığının kaldırılması ve başka bir soruşturmadan tutuklanması üzerine davalar yeniden birleştirildi.

    Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında 4 Kasım 2017’de tutuklanarak cezaevine konulan ve hakkında 22 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan Ferhat Encü’nün tahliyesine karar verildi. 15 Şubat 2017’de cezaevinden tahliye edilen Encü, iki gün sonra tahliyesine yapılan itiraz sonucunda yeniden tutuklandı. “5442 Sayılı İl İdaresi Kanuna aykırılık, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme, yönetme, bunların hareketlerine katılma ve terör örgütüne üye olma” suçlamalarından 4 yıl 7 ay 10 gün hapis cezasına çarptırılan Encü, 2 yıllık yeniden tutukluluk süresinin sonunda 14 Haziran 2019 tarihinde tahliye edildi.

    TSK BOMBARDIMANINDA HAYATINI KAYBEDENLERİN İSİMLERİ ŞÖYLE:

    Karker Encü: 16 yaşındaydı.
    Seyithan Encü: 21 yaşındaydı.
    Nadir Alma: 26 yaşındaydı.
    Mehmet Ali Tosun: 24 yaşındaydı.
    Şervan Encü: 19 yaşındaydı.
    Nevzat Encü: 19 yaşındaydı.
    Osman Kaplan: 31 yaşındaydı.
    Özcan Uysal: 18 yaşındaydı.
    Selim Encü: 39 yaşındaydı.
    Vedat Encü: 18 yaşındaydı.
    Muhammet Encü:
    Mahsum Encü: 17 yaşındaydı.
    Bilal Encü: 16 yaşındaydı.
    Erkan Encü: 13 yaşındaydı.
    Hüsnü Encü: 20 yaşındaydı.
    Savaş Encü: 14 yaşındaydı.
    Cihan Encü: 19 yaşındaydı.
    Cemal Encü: 17 yaşındaydı.
    Serhat Encü: 15 yaşındaydı.
    Hamza Encü: 21 yaşındaydı.
    Celal Encü: 15 yaşındaydı.
    Şerafettin Encü: 18 yaşındaydı.
    Selam Encü: 22 yaşındaydı.
    Bedran Encü: 13 yaşındaydı.
    Fadıl Encü: 20 yaşındaydı.
    Hüseyin Encü: 20 yaşındaydı.
    Aslan Encü: 17 yaşındaydı.
    Şıvan Encü: 13 yaşındaydı.
    Orhan Encü: 21 yaşındaydı.
    Zeydan Encü: 25 yaşındaydı.
    Salih Encü: 16 yaşındaydı.
    Yüksel Ürek: 21 yaşındaydı.
    Adem Ant: 19 yaşındaydı.
    Salih Ürek: 18 yaşındaydı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Cezasızlık rejimi dağıtılmalı!-VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Cezasızlık rejimi dağıtılmalı!-VİDEO

    PİRHA- Maraş ve Roboski Katliamı ile 19 Aralık ‘Hayata Dönüş Operasyonu’nun yıl dönümüne dair açıklama yapan Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, katliamların, hukuken etkili biçimde soruşturulması ve failleri yargılanması gereken insanlığa karşı suçlar kapsamında olduğuna dikkat çekerek, “Biliyoruz ki bu ülkede gerçek bir yüzleşme, ancak devletin işlediği bu suçlarla hesaplaşılması, sorumluların yargı önüne çıkarılması ve cezasızlık rejiminin dağıtılmasıyla mümkündür” dedi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Maraş Katliamı, Roboski Katliamı ve 19 Aralık ‘Hayata Dönüş Operasyonu’nun yıl dönümüne dair açıklama yaptı.

    Sanat Sokağı’nda yapılan açıklamaya kurum temsilcilerinin yanı sora yurttaşlarda katıldı. Açıklamayı okuyan ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi, Aralık ayının, Türkiye’de devletin yaşam hakkına yönelik ağır ve sistematik ihlallerin yoğunlaştığı bir dönem olduğunu ifade etti.

    “ETKİLİ BİR SORUÇTURMA VE YARGILAMA YÜRÜTÜLMEMİŞTİR”

    Aralık ayında yaşanan katliamların, hukuken etkili biçimde soruşturulması ve failleri yargılanması gereken insanlığa karşı suçlar kapsamında olduğunun altını çizen Çelebi, “Maraş, hapishaneler ve Roboski’de işlenen bu suçlar, devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü bilinçli biçimde ihlal ettiğini ortaya koymaktadır. Devlet, yurttaşlarını korumak yerine Kürtleri, Alevileri ve devrimcileri hedef alan ve süreklilik gösteren bir şiddet politikası uygulamıştır. Bu suçlara ilişkin yürütülmesi gereken etkili soruşturma ve yargılama süreçleri bilinçli biçimde işletilmemiştir” dedi.

    “SUÇTUR!”

    Orhan Çelebi, 19–26 Aralık 1978 tarihlerinde Maraş’ta Alevi yurttaşlara yönelik olarak gerçekleştirilen katliamda, 19 Aralık 2000 tarihinde hapishanelerde gerçekleştirilen müdahalelerde, 28 Aralık 2011 tarihinde Roboski’de, çoğu çocuk 34 Kürd’ün savaş uçaklarıyla bombalanarak öldürülmesinde, devletin yaşam hakkını koruma yönündeki pozitif yükümlülüğünü açık biçimde ihlal ettiği kitlesel bir suç olduğunu vurguladı.

    “CEZASIZLIK REJIMI DAĞITILMALI”

    Katliamların ardından etkili, bağımsız ve tarafsız bir soruşturma yürütülmediğine dikkat çeken Çelebi,şunları söyledi:

    “Bugün de Aleviler inançları nedeniyle kamusal alanda dışlanmaya, eşit yurttaşlık talepleri karşılıksız bırakılmaya devam edilmektedir. Kürtler, siyasal kimlikleri ve demokratik talepleri nedeniyle güvenlikçi politikaların ve kolektif cezalandırma pratiklerinin hedefi olmaktadır. Devrimciler ise başta hapishaneler olmak üzere sistematik baskı, tecrit ve hak ihlallerine maruz bırakılmaktadır. Özellikle kuyu tipi hapishaneler, bu cezasızlık rejiminin güncel ve kurumsallaşmış bir uzantısı olarak, insan onuruyla bağdaşmayan tecrit koşullarıyla ağır ve süreklilik arz eden bir hak ihlali alanına dönüştürülmüştür.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak, hakikat ve adalet arayışımızı sürdürmeye; toplumsal hafızayı canlı tutarak bu karanlık tabloyu görünür kılmaya devam edeceğiz. Biliyoruz ki bu ülkede gerçek bir yüzleşme, ancak devletin işlediği bu suçlarla hesaplaşılması, sorumluların yargı önüne çıkarılması ve cezasızlık rejiminin dağıtılmasıyla mümkündür.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • DAKME’de Maraş,Cezaevi ve Roboski katliamları için anma töreni gerçekleştirildi- VİDEO

    DAKME’de Maraş,Cezaevi ve Roboski katliamları için anma töreni gerçekleştirildi- VİDEO

    PİRHA- Dortmund ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi (DAKME), Maraş Katliamı, 19 Aralık Cezaevleri Katliamı ve Roboski Katliamları için anma etkinliği düzenledi. Zeynep Ovayolu moderatörlüğünde gerçekleştirilen panele, Şükrü Yıldız ve Hüseyin Bulut katıldı. Anma DAKME Müzik Topluluğu’nun yaktığı ağıtlar ile sona erdi.

    Aralık ayı katliamlarla geçen bir ay olarak coğrafyamızın künyesine yazıldı. 19-26 Aralık 1978 tarihinde Maraş’ta yaşanan ve Maraş Katliamı olarak bilinen olaylarda birçok Alevi ve solcu katledildi. Katliam sırasında birçok kişinin öldürülmesinin yanı sıra Alevilerin evleri ve işyerleri yakılıp yıkıldı. Alevi ve sol düşünceye sahip insanlar yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda bırakıldı.

    Diğer bir katliam, 19 Aralık 2000 tarihinde gerçekleşen ve devlet tarafından ‘Hayata Dönüş Operasyonu’ olarak adlandırılan, yirmi cezaevinde gerçekleştirilen katliamdır.

    Son olarak 28 Aralık 2011 tarihinde, çoğu çocuk olan 34 kişinin katledilmesiyle bilinen ve ‘Roboski Katliamı’ olarak Aralık ayına yazılan katliamdır.

    Dortmund ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi de yaşanan bu katliamları hatırlamak amacıyla bir anma etkinliği düzenledi. Sinevizyon gösterimiyle başlayan etkinlik, katılımcılardan Şükrü Yıldız ve Hüseyin Bulut’un konuşalarıyla devam etti. Akabinde DAKME Müzik Topluluğu’nun ağıtlarıyla devam eden anma, lokmaların dağıtılmasıyla sonlandırıldı.

    PİRHA/ALMANYA

     

  • Roboski İçin Adalet Girişimi: Katiller bulunsun, Roboski bir daha asla-VİDEO

    Roboski İçin Adalet Girişimi: Katiller bulunsun, Roboski bir daha asla-VİDEO

    PİRHA- Roboski İçin Adalet Girişimi, 34 sivilin hayatını kaybettiği katliamda adaletin hala sağlanmadığını vurgulayarak, “Aradan geçen 5053 gün boyunca Roboski’deki katliamın failleri hala yargı önüne çıkarılmadı. Dosya kapatılmadı ancak adaletin koridorlarında çürümeye terk edildi. Katiller bulunsun, Roboski bir daha asla” dedi.

    Sakarya Caddesi’nde açıklama yapan Roboski İçin Adalet Girişimi, 28 Aralık 2011’de devlet uçaklarıyla bombalanarak 34 sivilin hayatını kaybettiği Roboski Katliamı’nda adaletin hala sağlanmadığını hatırlattı. Açıklamada, faillerin yargılanmaması ve cezasızlık politikalarının toplumun adalet duygusunu hedef aldığı vurgulandı. Açıklamayı okuyan Tanju Gündüzalp, katliamın üzerinden 5053 gün geçtiğini belirterek, faillerin hala yargılanmadığını ve dosyanın adalet koridorlarında çürümeye bırakıldığını ifade etti.

    “CEZASIZLIK GEÇMİŞİN VE GELECEĞİN SUÇ ORTAĞIDIR”

    Gündüzalp, açıklamada cezasızlığın yalnızca Roboski’yi değil, toplumun bütününü etkilediğini vurgulayarak, “Bu ülkenin yurttaşlarına karşı işlenen suçların üstü örtülürken, otoriter devlet aklı halkıyla savaşmayı bir yönetim biçimine dönüştürdü. Roboski, bu aklın en çıplak hâliyle görünür olduğu bir simgedir” ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca Suruç ve Ankara Garı katliamlarının da aynı zihniyetin ürünü olduğu belirtilerek, “Unutmak, yeni katliamlara zemin hazırlar” mesajı verildi.

    Gündüzalp, “Roboski, Suruç, Ankara Garı ve benzeri tüm katliamların failleri yargılanmalı, insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı kaldırılmalı ve hakikat karanlıkta bırakılmamalıdır. Failleri yargı önüne çıkaracak bir Hakikat ve Adalet Yasası çıkarılmalı, kayıpların akıbeti açıklığa kavuşturulmalı ve mağdurların hakları tanınmalıdır” dedi.

    “BARIŞ İÇİN FAİLLER YARGILANMALI”

    Açıklamada ayrıca barışın yalnızca silahların susması anlamına gelmediği, adalet ve toplumsal onarım mekanizmalarının sağlanması gerektiği vurgulandı. Gündüzalp, “Adaletin olmadığı yerde ne insan haklarından ne eşit yurttaşlıktan, ne de demokratik bir cumhuriyetten söz edilebilir. Barış ancak faillerin yargılandığı, mağdurların haklarının tanındığı bir düzende mümkündür” ifadelerini kullandı.

    Basın açıklaması, Roboski katliamını hatırlatma ve adalet talebinin devam edeceğine işaret ederek, “Adalet, adaletsizliğin olduğu yerden yükselir” mesajıyla sona erdi.

    PİRHA/ ANKARA

  • DAD, İstanbul’da ‘Maraş, Roboski unutma unutturma’ paneli yaptı -VİDEO

    DAD, İstanbul’da ‘Maraş, Roboski unutma unutturma’ paneli yaptı -VİDEO

    PİRHA- DAD İstanbul Şubesi, Gazi Cemevi’nde, Maraş ve Roboski Katliamlarıyla ilgili bir panel düzenledi. Konuşmasında, Gidip Emevi Camiinde namaz kılmanın Türkiye toplumuna, Orta Doğu’ya barış getirmeyeceğini söyleyen DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “Bu kini nefreti daha derinleştirir. Onun için bizim el ele vermemiz lazım” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), İstanbul Şubesi, Maraş ve Roboski Katliamlarıyla ilgili bir panel düzenledi. ‘Maraş, Roboski unutma unutturma’ başlıklı panele panelist olarak, katliamlarda tanıklıkları ile bilinen Ağuçan Ocağı’ndan Pir Aziz Güler ve Araştırmacı-Yazar Mehmet Kömür katıldı. DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynel Odabaş, İbrahim Erdoğan Dede de birer konuşma yaptılar.

    “EMEVİ CAMİİNDE NAMAZ KILMAK ORTADOĞU’YA BARIŞ GETİRMEZ”

    Gidip Emevi Camiinde namaz kılmanın Türkiye toplumuna, Orta Doğu’ya barış getirmeyeceğini söyleyen DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “Bu kini nefreti daha derinleştirir. Onun için bizim el ele vermemiz lazım. Birbirimizin Xızır’ı olmamız lazım. Şu an oradaki Arap Alevileri olsun, Nusayriler olsun, itikat, inanç, gelenek, görenek anlamında çok farklılıklarımız var. Onlar da Sünni canlarımız gibi namaz kılıyorlar, camilere gidiyorlar. ama biz sazımızı çalıyoruz, beraber kadın erkek ibadetimizi yapıyoruz. Biz can olarak biliyoruz birbirimizi. Orada böyle bir şey de yok ama mesela onların Alevi olması, Sünni olması, Hristiyan olması da fark etmiyor. Çünkü orada bir acı yaşanıyor, katliam yaşanıyor. Oradakilerin Arap Alevisi olması, benim Kürt Alevi olmam, birinin Türk Alevi olması, Çepni olması fark etmiyor. Nitekim Aleviyiz. Bu ülkenin ötekisiyiz. Aynı şekilde orada da katliamlara maruz kalıyorlar. Onun için el ele vermemiz lazım” değerlendirmesinde bulundu.

    “HANEFİLERE DEĞİL DEVLETİN POLİTİKASINA KARŞIYIZ”

    Ağuçan Ocağı’ndan Pir Aziz Güler, “Alevler yoktu, isyanlar yoktu. Sadece Hanefiler vardı. Biz haşa Hanefilere karşı değiliz. Ama devletin politikasına karşıyız biz burada. Ve bu politika içine aldığı insanları ayrıştırmak için her türlü yola başvurdu. Ve bu durum hızlanarak bizi mahkum ettirdi. Maalesef içimizdeki bazı çıkarcı gruplar da nemalanmak için onların yanında yer alıp bizleri sattılar” şeklinde görüş belirtti.

    “KÜRDE TÜRKSÜN, ALEVİYE SÜNNİSİN DİYORLAR”

    Ağuçan Ocağı pirlerinden İbrahim Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Şimdiye kadar, çeşitli zamanlarda Kürtlerle barışacağız, Alevilerle barışacağız gibi saçma sapan şeyleri bize okudular, biz de dinledik. Şimdi dün akşam televizyonda CHP’nin bir milletvekili, ‘Türk İslam sentezini asla anayasadan çıkarmayız’ dedi. Türk İslam sentezini anayasadan çıkarmayınca sen kiminle barışıyorsun? Kürde Türksün diyorsun, Alevi’ye Sünni diyorsun. Ermeni’ye ve diğer azınlıkların hepsine Sünni diyorsun. Peki kimle barışıyorsun sen? Nasıl barış olacak? Bunun için ezilenler, ama özellikle de bu sorunun sahibi olan Aleviler ve Kürtler’in bu barış ayaklarında çok dikkatli olmaları lazım. Biz bunun bedelini asırlarca ödedik.”

    “ÜLKE ŞU AN MEVCUT ANAYASAYLA YÖNETİLMİYOR”

    Ortada bir iyi polis – kötü polis durumu olduğunu ve ülkenin şu an mevcut anayasayla yönetilmediğini ifade eden Araştırmacı-Yazar Mehmet Kömür, “Zaten kendileri de uymuyor anayasaya. Beğenmiyorlar. Şu anda mecliste milletvekillerinden hiçbir tanesi anayasaı beğenmiyor. Bu konuda sadece mutabıklar, başka hiçbir konuda değil. Anayasanın şu anda bize uymadığı, değiştirilmesi gerektiğini onlar da söylüyor. Ama bir türlü değişmedi. Niye? Çünkü mevcut rejime şu anda yeni bir anayasa gerekli değil. Çünkü bir anayasaları var. Biz şu anda Şark Islahat Planıyla yönetiliyoruz. 1924 yılında bunun temelleri atıldı ve bu politikaları hayata geçirmişler. Şu anda yaşadığımız gerçekliğimize biz baktığımız zaman biz bunu görebiliyoruz” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ankara’da Roboski Katliamı anması: Roboski bir insanlık suçudur-VİDEO

    Ankara’da Roboski Katliamı anması: Roboski bir insanlık suçudur-VİDEO

    PİRHA- Ankara’da Roboski Katliamı’nın yıldönümünde sokağa çıkan Roboskî için Adalet Girişimi, “Tüm yaşam hakkı ihlalleri için Roboski’nin sorumlularının açığa çıkarılması, yargılanması ve gereken cezalara çarptırılması şarttır. Adalet yüzleşmeyle başlar, yüzleşme olmadan adalet olmaz” diyerek, adaletin sağlanması çağrısında bulundu.

    Roboskî için Adalet Girişimi, Roboskî’de 19’u çocuk 34 kişinin katledilmesinin 13 yılı dolayısıyla açıklama yaptı. Sakarya Caddesi’nde bir araya gelen girişim üyeleri adına açıklamayı, Roboski İçin Adalet Girişimi üyesi Tanju Gündüzalp yaptı.

    “AİLELERE KARŞI SÜREKLİ DEVAM EDEN BASKI VE GÖZDAĞI HALA SÜRMEKTE”

    Katliamdan bugüne geçen 678 haftada adaletin kayıp olduğu dile getiren Gündüzalp, “Geçen 4749 gün’de sistem; meclis, yargı, AYM ve AİHM katliamı örtmeye çalıştı. Katliamın ardından ailelere baskı uygulandı, basına ve sivil topluma bilgi vermemeleri için tehdit edildiler. Ailelerin yasına, cenazelerin defin işlemlerine dahi müdahale edildi. Ailelere karşı sürekli devam eden baskı ve gözdağı hala sürmekte” dedi.

    “ADALET YÜZLEŞMEYLE BAŞLAR”

    Katliamın ardından İHD, TİHV, TTB, ÇHD, KESK, DİSK Genel-İş, TBM ve Mazlum-Der heyetinin bölgedeki incelemeleri sonrası, Roboski Katliamı Raporu hazırlandığını ve 3 Ocak 2012 günü kamuoyuyla paylaşıldığını hatırlatan Gündüzalp, şunları ifade etti:

    “Tüm hukusal süreçler akamete uğratıldı. İnsan hayatının bu denli değersizleştiği bir ülkede barıştan ve birlikte yaşamaktan söz edebilmek son derece zor. Çocuk ve sivil 34 insanımızın katledilişi karşısında, siyasi kararlılık, hukuki doğrular, toplumsal duyarlılık sergilenemiyorsa, ne zaman ve hangi durumda bu sorumlulukla hareket edileceğini merak etmekteyiz.

    Roboski Katliamı’ndan bugüne 13 yıl geçmesine karşın ailelerin adalet beklentisinin sağlanmamış olması, hukuk ve insanlık adına büyük bir utançtır. Roboski için Adalet; savaş değil barış, sınır değil birarada yaşam, adaletsizlik ve cezasızlık değil insan hakları ve hukuk, açlık değil eşit yaşamın yanında olmak demektir. Barış siyaseti toplumu mutlu edecek rotadır. Barış, çözüm, adalet, diyalog, cezasızlığa hayır demeye devam edeceğiz. 100 yıllık savaş ve nefret ikliminden çıkmanın yolu, şiddeti devlet normu haline getirmeden, hak ihlalleri yapmadan barış ve demokrasi aklı kurmakla olur. Roboski; devlet dersinde bir katliam, devletin ve iktidarın sınavı, bu toprakların utancı, kanayan yarası ve adalet arayışıdır.

    Tüm yaşam hakkı ihlalleri için Roboski’nin sorumlularının açığa çıkarılması, yargılanması ve gereken cezalara çarptırılması şarttır. Adalet yüzleşmeyle başlar, yüzleşme olmadan adalet olmaz. Bu ülke yüzleşmeyi ertelediği için bocalamaktadır. Biz, adalet arayışının, birarada ve barış içerisinde yaşamanın tarafıyız. Devlet ve iktidar şiddetine karşı, tüm katliamlar için adaleti sağlayacağımız güne kadar, ‘İnsan olarak ne yapabilirim?’ sorusunu soran herkesle her ayın 28’inci günü Roboski katliamını hatırlatmaya, yönetenler hakikatle yüzleşinceye kadar açıklamalarımıza devam edeceğiz. Acının utandığı, devletin utanmadığı Roboski’nin sorumluları hesap verinceye kadar buradayız. Roboski bir samimiyet testidir. Kurda, kuşa, insana, vicdanı olan herkese yaşananları anlatacağız. Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız, siyasi sorumlular ortaya çıkana, sorumlu olanlar yargılanıncaya kadar.”

    PİRHA/ANKARA

  • Roboski’de katledilenler Dersim’de anıldı-VİDEO

    Roboski’de katledilenler Dersim’de anıldı-VİDEO

    PİRHA-Roboskî Katliamı’nın 14. yılında yaşamını yitirenler Dersim’de anıldı, faillerin açığa çıkarılması için adalet talebi yinelendi. Anmada konuşan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu da, adaletin, hukukun sağlanmadığı yerde toplumsal barıştan söz edilemeyeceğini belirterek, “Roboksi’ de 34 can ve onların şahsında katliamlarda yaşamını yitirenleri anıyoruz. Unutursak kalbimiz kurusun, unutmayacağız. Gerçeklerle yüzleşilinceye kadar mücadele edeceğiz” şeklinde konuştu.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu Roboskî Katliamı’na ilişkin Seyid Rıza Meydanı’nda açıklama yaptı. “Adalet arayışının 13. Yılında Roboskî’yi unutmadık, unutmayacağız” pankartının açıldığı açıklamayı okuyan Ergin Tekin, katliamı kınayarak Roboskî katliamı ile yüzleşilmesi gerektiğini söyledi.

    Ergin Tekin, yürütülen soruşturmaların sonuçsuz kaldığını vurgulayarak, “Tüm bunların yanı sıra, yıllardır süregelen güvenlikçi politikalar nedeniyle Roboskî ve çevresindeki köylerin yaşamsal alanları büyük ölçüde kısıtlandı. Daha da ötesinde, katliama karşı sesini yükselten veya adalet talep eden Roboskîli Aileler ve aktivistler hakkında hukuksal takibatlar ve soruşturmalar, cezalar verilerek, katliamdan sorumlu olanların yargılanmasına dair hiçbir adım atılmadı. Hukuk ve adalet isteyen mağdurlar üzerinde ise baskı arttırıldı” dedi.

    Bu coğrafya, Dersim’den Zilan’a, 33 Kurşun’dan Maraş’a sayısız katliam ve faili meçhul cinayete tanıklık ettiğini aktaran Tekin, “Roboskî de aynı kara tarihin bir parçası haline gelmiş “ Kaçınılmaz Hata” sonucu yaşanan bir katliam değildir. Bizler, barıştan ve diyalog yoluna engel olan militarist politikaların, bu acıların temelinde yattığını ısrarla dile getiriyoruz. Kendi yurttaşlarını ileri teknoloji ürünü savaş uçaklarıyla bombalamak, insan hakları hukukunu açıkça ihlal etmektir” diye konuştu.

    Hakikatin açığa çıkmadığı bir ülkede, kalıcı bir demokrasiden söz etmenin mümkün olmadığını vurgulayan Tekin, “Çünkü hakikatin onarıcı gücü, yalnızca mağdurları değil, tüm toplumu iyileştirme potansiyeline sahiptir. Gelecek nesillerin barış içinde yaşayabilmesi, geçmişle yüzleşerek adaleti sağlamakla mümkündür” ifadelerine yer verdi.

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Aralık ayının katliam ayı olduğunu belirterek, “Yüz yıllık inkar siyaseti katliamların nedenidir. Adaletin, hukukun sağlanmadığı yerde toplumsal barıştan söz edilemez. Roboksi’ de 34 can ve onların şahsında katliamlarda yaşamını yitirenleri anıyoruz. Unutursak kalbimiz kurusun, unutmayacağız. Gerçeklerle yüzleşilinceye kadar mücadele edeceğiz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Maraş ve Roboski Katliamlarında yaşamını yitirenler İzmir’de anıldı-VİDEO

    Maraş ve Roboski Katliamlarında yaşamını yitirenler İzmir’de anıldı-VİDEO

    PİRHA- Maraş ve Roboski Katliamlarının yıldönümünde İzmir’de gerçekleşen anmada yaşamını yitirenler anılarak, faillerin yargılanmaları için cezasızlık politikasından vazgeçilmesi çağrısında bulunuldu.

    46. yılına giren Maraş Katliamı ve Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde, 28 Aralık 2011 tarihinde 19’u çocuk 34 kişinin savaş uçakları ile katledilişinin yıldönümünde İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Alsancak’ta bulunan Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde gerçekleşen açıklamaya siyasi partiler, Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi, yöre dernekleri, kadın örgütleri ve yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    Açıklamada “Roboski ve Maraş katliamlarını unutmadık, unutturmayacağız” yazılı pankart, “Gazetecilik suç değildir”, “Maraş’ın yarası hala kanıyor”, ve “Suriye’de Aleviler katlediliyor” yazılı dövizler taşındı. Kitle sık sık,  “Dersim, Maraş, Roboski unutulmaz hiçbiri”, “Faşizme karşı omuz omuza” sloganlarını attı.

    Basın metnini kitle adına Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Dönem Sözcüsü Nafiz Ceylan okudu.

    Roboski ve Maraş katliamlarının sorumlularının açığa çıkarılmadığını ve yargılananların ceza almadığını belirten Nafiz Ceylan,  “Maraş’ta yaşanan olaylarda devlet katliam bittikten, daha doğrusu faşistlerin saldırılarının mahalle mahalle, ev ev direnilerek püskürtüldüğünün anlaşılmasından sonra müdahale etti. 19 Aralık operasyonlarını yapan doğrudan devletin kolluk güçleri oldu. Roboski’deki 34 yoksul köylü yine  F-16’larla bombalanarak hayatını kaybetti. Bunca acı, bunca ölümün sorumluları ise hiçbir ceza almadı” dedi.

    “YARGILANMAMAK TEAMÜL HALİNE GELMİŞTİR”

    Ceylan, katliam faillerinin ödüllendirildiği ifade ederek, “Ülkede başta yaşam hakkı olmak üzere en temel insan haklarının, özgürlüklerin ve demokrasinin bir şenlik, bir bayram havası içerisinde kutlanabildiği etkinlikler olmasını arzu ederken çok büyük 3 katliamda yaşamlarını yitirenleri anmak ülkenin insan hakları konusundaki seviyesini göstermektedir. Bu ülkede faşizm, sistematik ve kurumsal bir kimliğe sahiptir. Gerçekleştirdiği insanlık düşmanı eylemlerin hiçbirisinden yargılanmamak, bir teamül haline gelmiştir. Bırakın yargılanmayı, katliamlara katılanlar, örgütleyenler ödüllendirilmekte, terfiler almakta, görevlerini layıkıyla yerine getirmenin hediyeleriyle yaşamlarını sürdürmektedirler. Bu ülkede faşizm daha doğmamış bebeklerin annelerinin karnından çıkartılıp katledilmesidir. Bu ülkede faşizm, insanların Alevi, Kürt veya devrimci oldukları için idam sehpalarında, sokak ortasında infazlarda, pogromlarda, kitlesel kıyımlarda veya bir baro başkanının canlı yayında, herkesin gözü önünde katledilmesidir. Bu ülkede faşizm, faşistlerin ve onları yönetenlerin eylemleri nedeniyle ceza almayacaklarını bildikleri için sistematik hale gelmiştir” diye belirtti.

    “KATLİAMLARIN, FAŞİZMİN HİÇBİR ÇEŞİDİNE ALIŞMAYACAĞIZ”

    Katliamları normalleştirilmek istenmesine karşı mücadele etmeye devam edeceklerini kaydeden Ceylan, “Bu ülkenin insanları bir gün mutlaka kardeşliğe, birlik ve dayanışmaya, bolluk ve refaha kavuşacaklardır. Gecelerinde aç yatılmayacak, bütün çocuklar şeker de yiyebilecektir. Bu güzel tablo ise ancak birlik, mücadele ve dayanışma ile elde edilebilecektir. Bağımsızlık, özgürlük ve demokrasi mücadelesi hiçbir zaman kısa soluklu olmamıştır. İnsan hakları, ancak can pahasına sürdürülen mücadeleler ile elde edilmiştir. Bizler katliamlara, faşizmin hiçbir çeşidine alışmayacak, halkımızı da alıştırmayacağız. Bunları normalleştirmeye çalışanlara karşı elbirliği ile mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu ülkede yeni Çorumların, Maraşların, Sivasların, 19 Aralıkların, Roboskilerin yaşanmasına izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Açıklama sloganlarla sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

     

     

  • DAD: Sorumlular yargı önüne çıkarılmalıdır

    DAD: Sorumlular yargı önüne çıkarılmalıdır

    PİRHA- DAD, Roboski Katliamı’nın 14’üncü yıldönümüne dair yaptığı açıklama, “Sorumluların tesbit edilip, yargılanacağı güne kadar ailelerin verdiği, vereceği haklı mücadelesinin yanındayız. İnsanlığa karşı işlenmiş bu suçu  unutmadık, unutturmayacağız” dedi.

    Roboski Katliamı’nın 14’üncü yıldönümüne dair Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) yazılı açıklama yaptı. “Zamanın acının yükünü hafifletmediği yer, Roboski” denilen açıklamada, şunlara yer verildi:

    “ZAMAN SAHİPSİZ, MEKAN RIZASIZ, MAZLUM ÇARESİZ DEĞİLDİR”

    “Şırnak’ın Uludere ilçesi Roboski köyü sakinlerinde oluşan ve sadece hayatlarını idame ettirebilmek için, toplumsal rızalıklarına bakılmaksızın tahakkümcü bir müdahale ile bölünen coğrafyaları arasında sınır ticareti yapan köylülülerin, savaş uçaklarının bombardımanı sonucu hayatlarını kaybetmesinin üzerinden 13 yıl geçti. Kamuoyunda” Roboski Katliamı”olarak bilinen olayda 17’si çocuk 34 kişi hayatını kaybetti. Geçen bu sürede ne acılar dindi ne de sorumlular belirlenip yargı önüne çıkarıldı.

    Bilindik ezber; Yaptık, kabullenin,unutun.

    Ailelerin adalet arayışları, onları hukukun pençesinde hesap veren durumuna düşürdü. Yargılandılar, soruşturmalara maruz kaldılar, hapis yattılar. Kürtsen, devletin ötekisiysen ‘terörist’ yaftası boynundadır. Her an katliam mağduru olabilirsin. Bu anlamda Roboskili ailelerin hak ve hakikat arayışları, eşit yurttaşlık temelli hukuk mücadeleleri, her türlü desteği hak ediyor. Sorumluların tesbit edilip, yargılanacağı güne kadar ailelerin verdiği, vereceği haklı mücadelesinin yanındayız. İnsanlığa karşı işlenmiş bu suçu  unutmadık, unutturmayacağız. Zaman sahipsiz, mekan rızasız, mazlum çaresiz değildir.”

    PİRHA/DERSİM

     

     

  • Roboski Katliamının 13. yılı!

    Roboski Katliamının 13. yılı!

    PİRHA- Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde, 28 Aralık 2011 gecesi TSK bombardımanında çoğu çocuk 34 kişinin katledilmesinin üzerinden 13 yıl geçti. Katliamın üzerinden geçen bu zamana karşı hala failler yargılanmadı, iktidar AYM ve AİHM eliyle katliamın üstünü örtmeye çalıştı. 

    Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde 28 Aralık 2011 gecesi saat 21.39 ile 22.24 arasında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Irak sınırından geçen köylülere 4 bomba atıldı. Aralarında çocukların da olduğu 38 köylü ve en az 50 katır bulunuyordu. Bombardıman sonucu 34 kişi hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenlerin yarısından fazlası Encü ailesindendi.

    Ana akım medya, ertesi gün Genelkurmay Başkanlığı’nın resmi internet sitesinde yayımlanan duyuruya kadar konuya yer vermedi.

    Ölenlerin bedeni yanık ve parçalanmış haldeydi. Köylüler kendi cenazelerini kendileri taşımak zorunda kaldı. Battaniyelere sarılmış cansız bedenler katırlarla kilometrelerce taşındı.

    Katliamın ardından çoğu AKP’li üyelerden oluşan TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun hazırladığı raporda, ‘Kasıt yok. Sivil idare ile askeri yetkililer arasında koordinasyonsuzluk var’ denildi.

    TAKİPSİZLİK KARARI

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma kapsamında Haziran 2013’te görevsizlik kararı vererek, dosyayı Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığına gönderdi. Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı da, 7 Ocak 2013’teki gerekçeli kararında, “Gerek şüphelilerin gerekse olayda görev yapan diğer TSK personelinin, TBMM ve Bakanlar Kurulu kararları çerçevesinde kanun emrini icra kapsamında kendilerine verilen görevin gereklerini yerine getirdikleri, görev gereklerini yerine getirirken kaçınılmaz hataya düştükleri, dolayısıyla eylemleri hakkında kamu davası açılmasını gerektiren sebep bulunmadığı anlaşıldı” diyerek takipsizlik kararı verdi.

    Takipsizlik kararına ailelerin itirazı da 20 Haziran 2014 tarihinde reddedildi. Aileler, ‘Ölenler arasında PKK mensupları vardı’ diyen Genelkurmay Başkanı Necdet Özel hakkında suç duyurusunda bulundu.

    1108 avukat Anayasa Mahkemesine (AYM) başvurdu. İç hukuk yollarının tükenmesi üzerine yaşamını yitiren 34 kişinin yakını olan 281 kişi adına Ağustos 2016’da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) bireysel başvuru yapıldı. AİHM, Roboski için yapılan başvuruyu ‘2 gün gecikti’ diyerek reddetti.

    Adalet arayışlarını sürdüren aileler, 11 Mayıs 2012’de katliamın 200. gününde ve 500. gününde askerin gaz bombalı, coplu saldırısına uğradılar. 500. gününde katliamın yapıldığı yere gittikleri için ‘sınır ihlali yaptıkları’ gerekçesiyle 110 kişiye 3 biner lira ceza kesildi. Uludere Sulh Ceza Mahkemesinde haklarında dava açıldı. Ancak mahkeme, ‘Sanıklar üzerinde büyük bir etki yaratmış olan vahim nitelikte olayın anılmasının sadece askeri yasak bölge olduğundan bahisle sınırlandırılması, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının özüne müdahale edici olacaktır… Kolluk kuvvetleri, gösteri yürüyüşünü sınırlandırmak amacı ile değil, aksine vatandaşların güvenliklerini almak için görevlendirilmelidir’ diyerek aileler için beraat kararı verdi.

    AİLELER TAZMİNATI REDDETTİ

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, katliam sonrası ailelere tazminat vereceklerini açıkladı. Ailelerse “Kan parası değil, katillerin cezalandırılmasını istiyoruz” diyerek tazminatı reddetti.

    Aileler, Roboskî İçin Adalet Yeryüzü İçin Barış Derneğini (ROBOSKİ-DER) kurdu. Katliamda kardeşi Serhat’ı kaybeden Veli Encü derneğin başkanlığına seçildi. Ancak dernek KHK ile kapatıldı.

    Katliamın ardından, Diyarbakır’ın merkez Kayapınar ilçesi Diclekent semtinde açılan Rojava Parkı’ndaki Roboskî anıtı parçalanarak kaldırıldı. Heykeltıraş Suat Yakut tarafından yapılan anıtta, 8 füze maketi, avuçlarını açmış ağıt yakan kadın heykeli etrafında katliamda yaşamını yitiren 34 kişinin isimlerinin yazılı olduğu mermerler bulunuyordu.

    Katliamda 11 yakınını kaybeden Ferhat Encü 7 Haziran seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) Şırnak Milletvekili seçildi.

    Encü hakkında, katliamdan sonra köye taziyeye gelen Uludere Kaymakamı Naif Yavuz’a linç girişiminde bulunduğu iddiasıyla ‘ağırlaştırılmış ömür boyu hapis’ istemiyle dava açıldı. Ferhat Encü’nün 2015 yılında milletvekili seçilmesinden sonra dosyası ayrılarak, yargılanması için Adalet Bakanlığına fezleke gönderildi. Encü’nün dokunulmazlığının kaldırılması ve başka bir soruşturmadan tutuklanması üzerine davalar yeniden birleştirildi.

    Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında 4 Kasım 2017’de tutuklanarak cezaevine konulan ve hakkında 22 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan Ferhat Encü’nün tahliyesine karar verildi. 15 Şubat 2017’de cezaevinden tahliye edilen Encü, iki gün sonra tahliyesine yapılan itiraz sonucunda yeniden tutuklandı. “5442 Sayılı İl İdaresi Kanuna aykırılık, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme, yönetme, bunların hareketlerine katılma ve terör örgütüne üye olma” suçlamalarından 4 yıl 7 ay 10 gün hapis cezasına çarptırılan Encü, 2 yıllık yeniden tutukluluk süresinin sonunda 14 Haziran 2019 tarihinde tahliye edildi.

    TSK BOMBARDIMANINDA HAYATINI KAYBEDENLERİN İSİMLERİ ŞÖYLE:

    Karker Encü: 16 yaşındaydı.
    Seyithan Encü: 21 yaşındaydı.
    Nadir Alma: 26 yaşındaydı.
    Mehmet Ali Tosun: 24 yaşındaydı.
    Şervan Encü: 19 yaşındaydı.
    Nevzat Encü: 19 yaşındaydı.
    Osman Kaplan: 31 yaşındaydı.
    Özcan Uysal: 18 yaşındaydı.
    Selim Encü: 39 yaşındaydı.
    Vedat Encü: 18 yaşındaydı.
    Muhammet Encü:
    Mahsum Encü: 17 yaşındaydı.
    Bilal Encü: 16 yaşındaydı.
    Erkan Encü: 13 yaşındaydı.
    Hüsnü Encü: 20 yaşındaydı.
    Savaş Encü: 14 yaşındaydı.
    Cihan Encü: 19 yaşındaydı.
    Cemal Encü: 17 yaşındaydı.
    Serhat Encü: 15 yaşındaydı.
    Hamza Encü: 21 yaşındaydı.
    Celal Encü: 15 yaşındaydı.
    Şerafettin Encü: 18 yaşındaydı.
    Selam Encü: 22 yaşındaydı.
    Bedran Encü: 13 yaşındaydı.
    Fadıl Encü: 20 yaşındaydı.
    Hüseyin Encü: 20 yaşındaydı.
    Aslan Encü: 17 yaşındaydı.
    Şıvan Encü: 13 yaşındaydı.
    Orhan Encü: 21 yaşındaydı.
    Zeydan Encü: 25 yaşındaydı.
    Salih Encü: 16 yaşındaydı.
    Yüksel Ürek: 21 yaşındaydı.
    Adem Ant: 19 yaşındaydı.
    Salih Ürek: 18 yaşındaydı.

    (HABER MERKEZİ)

  • İHD Mersin Şubesi: Devlet, Cezaevleri, Maraş ve Roboski katliamlarıyla yüzleşsin- VİDEO

    İHD Mersin Şubesi: Devlet, Cezaevleri, Maraş ve Roboski katliamlarıyla yüzleşsin- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, Aralık ayında yaşanan Cezaevleri, Maraş ve Roboski Katliamları’na ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada, Hakikatleri Araştırma Komisyonu’nun kurularak; Cezaevleri, Maraş ve Roboski’nin yanı sıra bütün katliamların, faili belli cinayetlerin, gözaltı kayıplarının ve tüm insanlık suçlarının ortaya çıkartılıp, suçluların yargılanması talep edildi. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi; Cezaevleri, Maraş ve Roboski katliamları sebebiyle Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Çok sayıda demokratik kitle örgütü temsilcisinin katıldığı açıklamada, katliamlarla yüzleşilmediğine ve bunun yeni katliamlara zemin hazırladığına vurgu yapıldı.

    Açıklama metnini İHD Mersin Şube yöneticileri Bekir Sıtkı Keçeci, İsmet Kaplan ve Şükran Aktaş okudu.

     CEZAEVLERİ KATLİAMI’NDA DEVLETİN SORUMLULUĞU VAR”

    “Hayata Dönüş Operasyonu” adı verilen 19 Aralık Cezaevleri Katliamı’nın üzerinden 24 yıl geçtiğini hatırlatan Bekir Sıtkı Keçeci, F Tipi cezaevlerine geçişi protesto etmek için açlık grevinde olan yüzlerce siyasi tutukluya karşı gerçekleştirilen operasyonda gaz ve sinir bombaları kullanıldığını belirtti. Keçeci, “Operasyonlarda 30’u tutuklu olmak üzere 32 kişi katledildi, 600’den fazla kişi ise yaralandı. Bu katliamı protesto etmek isteyen yurttaşlardan 2 bin 145 kişi gözaltına alındı ve 58 kişi tutuklandı. Katliamdan sağ kurtulan mahpuslar ağır işkence ve tecrit uygulamalarına maruz bırakıldı ve mahpuslar hakkında birçok dava açıldı. İnsan yaşamını korumak zorunda olan devlet, bu yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi bizzat sorumlusu olmuştur” dedi.

    Keçeci, insan hakları savunucuları olarak sorumlularının peşini bırakmayacaklarını, mahpusların insan onuruna uygun bir yaşam sürmesi için mücadeleye devam edeceklerini vurguladı.

    “MARAŞ KATLİAMI’NIN ÜZERİ ÖRTÜLDÜ”

    Maraş Katliamı’nın üzerinden 46 yıl geçmesine rağmen, tüm faillerin yargılanmadığına dikkat çeken İsmet Kaplan, “Alevi ailelerin oturduğu evlerin kapılarına ‘kırmızı çarpı’ işareti konularak hedef haline getirilen ve 19 Aralık 1978’de başlayıp, 26 Aralık 1978’de biten Maraş Katliamı’nda resmi açıklamalara göre 111 kişi öldürüldü, binin üzerinde insan yaralandı, 552 ev yakılarak tahrip edildi, 289 işyeri yağmalandı” diye kaydetti.

    Maraş Katliamı’nın darbeye zemin oluşturmak için yapıldığını ve devlet tarafından müdahale edilmediğine dikkat çeken Kaplan, “Katliamın perde arkası bu kadar barizken, ne yazık ki olaylar birkaç kişinin üzerine atılarak bu katliamın üzeri örtülmüş ve asıl failler ortaya çıkarılmamıştır. Gerçek suçluların yargılanmadığı her katliam, yeni katliamların da habercisidir” şeklinde konuştu.

    “ROBOSKİ KATLİAMI’NIN SORUMLULARI ORTAYA ÇIKARILMADI”

    13 yıl önce gerçekleştirilen Roboski Katliamı’nda 19’u çocuk 34 yurttaşın TSK uçaklarından atılan bombalarla katledildiğini söyleyen Şükran Aktaş, şu ifadeleri kullandı:

    “Bu katliamın da sorumluları ortaya çıkarılmadı. Aksine, ölen köylülerin ailelerinden özür de dilenmediği gibi, bir de aileler yargılanarak para cezalarına çarptırıldı. Roboski Katliamı sonrasında yapılan yüz kızartıcı siyasi açıklamalar, sadece Kürtlere değil, insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak Türkiye tarihinde hak ettiği yere yazılacaktır.

    19 Aralık Cezaevleri, Maraş ve Roboski katliamları aydınlatılmadıkça, yaşanan katliamın sorumlusu tüm askeri ve siyasi karar vericiler cezalandırılmadıkça, geçmişle yüzleşme iddiası inandırıcı olmayacaktır. Hakikatleri Araştırma Komisyonunun kurularak; sadece Cezaevleri, Maraş ve Roboski’yi değil; bütün katliamları, faili belli cinayetleri, karanlık sabotajları, gözaltı kayıplarını ve tüm insanlık suçlarını ortaya çıkartıp, suçluların adil mahkemelerde yargılanması sağlanmalıdır!

    İnsanlığa karşı suçlarda zamanaşımı işletilmeden işlenen suçlar ile ilgili yaşayan faillerin yargı önüne çıkarılmasını ve hesap sorulmasını istiyoruz. Bütün bu suçlardan sorumlu olan devletin özür dileme ve gerçeği açığa çıkarma sorumluluğu olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Mamak Emek ve Demokrasi Güçleri: Katliamlara karşı tarihsel direniş sergilendi!-VİDEO

    Mamak Emek ve Demokrasi Güçleri: Katliamlara karşı tarihsel direniş sergilendi!-VİDEO

    PİRHA-Mamak Emek ve Demokrasi Güçleri, Aralık ayında yaşanan katliamları protesto etti. Yapılan açıklamada, “Aralık ayı; katliamlara karşı tarihsel direnişlerin sergilendiği, devrimci iradenin teslim alınamadığı, Kürtlere diz çöktürülemediği, bir direngenlik ve mücadeleyle karşılık bulduğu da bir aydır” denildi.

    Mamak Emek ve Demokrasi Güçleri; Maraş Katliamı, Roboski Katliamı ve 19 Aralık Hapishaneler Katliamı’nda hayatını kaybedenleri anmak için basın açıklaması yaptı.

    Çiçek İş Merkezi’nin önünde yapılan basın açıklamasında basın metnini Kazım Sönmez okudu.

    Kazım Sönmez, aralık ayının katliamlar ayı olduğunun altını çizerek, “Aynı zamanda bu katliamlara karşı tarihsel direnişlerin sergilendiği, devrimci iradenin teslim alınamadığı, Kürtlere diz çöktürülemediği, bir direngenlik ve mücadeleyle karşılık bulduğu da bir aydır” dedi.

    “MARAŞ KATLİAMI SIKIYÖNETİM İLAN EDİLMESİ İÇİN GEREKÇE YAPILMIŞTI”

    Maraş Katliamı’nın 12 Eylül Askeri faşist darbesine giden dönemeç noktalarından biri olduğunu belirten Sönmez, şunları söyledi:

    “Osmanlı İmparatorluğunun çöken yıkıntıları arasından kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hem korkuları çok derindi. Hem de çok önemli bir hedefi vardı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğundan beri Komünistlerden, Kürtlerden, Alevilerden ve yoksul köylü halkın isyan etmesinden çok korkuyordu. Diğer taraftan ise hayali olan Türk Sünni Müslüman bir devlet yaratmak istiyordu. Bu topraklarda direniş, baş eğmemezlik ne kadar köklü ise Türk’ ve ‘Sünni müslüman’ olmayana düşmanlık, şovenizm ve mezhepçi gericilik de maalesef o denli derin ve yaygındır. Sömürücü egemen sınıflar ve onların devleti tarafından sistemli olarak körüklenip beslenen bu tarihsel gericilik birikimi, özellikle ekonomik, siyasal ve toplumsal kriz kesitlerinde özellikle kışkırtılıp devreye sokulur. 70’lerin ortalarından itibaren işçi sınıfının ve devrimci hareketin yükselişiyle Türk burjuvazisinin korkuları daha da büyüyordu. Ve işçi sınıfının ve devrimci hareketin yükselişini önleyemiyorlardı. Maraş ise o yıllarda yoğun bir şekilde göç alıyordu. Maraş’a göç edenlerin çoğunluğu alevi, Kürt ve ilerici devrimcilerden oluyordu. Göç edenlerin birçoğu artık köylerden şehir merkezine yerleşerek esnaflık yapmaya da başlayarak belli bir şekilde birikimleri ve sözü geçer halede gelmişlerdi. Maraş Katliamı da böylesi bir kesitte hayata geçirilmiştir”

    “HEM İNANÇ HEM ETNİK OLARAK ASİMİLASYONA DAHA AÇIK HALE GETİRİLMİŞ OLDU”

    Maraş Katliamı’nın Aleviler, devrimciler ve Kürtler açısından ne ilk, ne de son katliam olduğunu söyleyen Sönmez, “19-26 Aralık 1978 Maraş katliamıyla Alevi, Kürt ve sol-sosyalist katliamları serisine bir yenisi daha eklenmiş, 12 Eylül askeri darbesiyle halklarımız, devrimci-demokratlar, emekçi ve kadınlar için daha karanlık bir dönem başlatılmıştı.  Maraş kıyımının kayıpları sadece yitirilen canlarla sınırlı değildir. Bu vahşetin ardından, Maraş adeta Alevisiz ve Kürtsüz bir bölgeye çevrilmiştir ki en temel hedeflerden biri de böyle bir sonuca ulaşılmasıydı. Maraş katliamıyla canlarımız tarihsel yaşam alanlarından koparılarak yurt dışına ve metropollere göçertilmiş, toplumsal ve kültürel parçalanma yaratılmış olup hem inanç hem etnik olarak asimilasyona daha açık hale getirilmiş oldu” diye ekledi.

    “İÇERDE VE DIŞARDA TECRİT EN KATI BİÇİMLERİYLE DERİNLEŞTİRİLMEK İSTENİYOR”

    19 Aralık 2000 tarihinde aynı anda 20 hapishaneye operasyon başlatıldığını hatırlatan Sönmez, şunları kaydetti:

    “Tutsaklar içerde hücrelere konulup sayısız yaptırıma maruz bırakılırken dışarı da örülen hücre duvarlarıyla işçiler, emekçiler korkuya hapsedilecekti. Dahası bu bir toplumsal projeydi. Toplumu hücrelerine kadar ayrıştırmanın, dayanışma ve örgütlü hareket etmenin kendisini hedefliyordu. İçerde de dışarda da hücreleştirilmek isteniyordu hayat! Sistemin o dönemde yaşadığı ağır kiriz bu politikalarla aşılmak isteniyordu, 19 Aralık 2000’de hapishanelere yapılan bu kanlı katliam saldırıları ile devlet, siyasi tutsakların ve iradelerini teslim alamadı. O plan şimdi tecridin derinleştirilmesiyle sonuçlandırılmak isteniyor. İçerde ve dışarda tecrit en katı biçimleriyle derinleştirilmek isteniyor. Bunun en somut simgesi İmralı’daki tecrit rejimidir. O gün nasıl teslim olmadıysak bugün de aynı inanç ve kararlılıkla direneceğiz, içerde de dışarda da o hücreleri er ya da geç yıkacağız.”

    “KÜRT HALKI ALDIĞI TUTUMLA TESLİM OLMAYACAĞINI BİR KEZ DAHA GÖSTERDİ”

    28 Aralık 2011 tarihinde Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski Katliamı’nda 17’si çocuk 34 Kürt köylüsünün öldürüldüğünü belirten Söznmez, “Kürt halkının ezeli hikayesini hatırlatırcasına…  İki tarafın sınırlarının bu kadar rahat kullanılması, ulusal ilişkilerin süreklileşmesi tahammül edemedikleri konuların başında geliyordu. Kürt halkının uzun mücadeleler sonucu elde ettiği kazanımların yarattığı moral ve özgüveni kırmak için herhangi bir gerekçelerinin olması gerekmiyordu.  Roboski’yle siyasal Kürt bilinciyle şu ya da bu düzeyde buluşmuş tüm Kürtlerin devlet düşmanı olarak kodlandıkları gerçeğinin altı çizilmişti. Açılan mahkemelerde de aynı tutum sergilendi. Emri verenler adeta aklandı, ödüllendirildi! Tüm bu gerçeklere karşı Kürt halkı aldığı tutumla teslim olmayacağını bir kez daha gösterdi. Diz çökmedi, baş eğmedi!” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Aralık ayı katliamlarla dolu, her günümüz anmalarla geçiyor’-VİDEO

    ‘Aralık ayı katliamlarla dolu, her günümüz anmalarla geçiyor’-VİDEO

    PİRHA – Maraş, Roboski ve 19 Aralık Cezaevi katliamlarında yaşamlarını yitirilenler, PSAKD Ataşehir Şubesi Cemevi’nde yapılan panel ile anıldı. Panelde, aralık ayının katliam ve kırımlarla dolu olduğu ifade edilerek her günün anmalarla geçtiği belirtildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Ataşehir Şubesi Cemevi’nde, Maraş, Roboski ve 19 Aralık Cezaevi katliamlarında yitirilenleri anmak için panel yapıldı.

    Saygı duruşuyla başlayan panele, Hukukçu Orhan Gazi Ertekin ve Tarihçi-Yazar Erdoğan Aydın konuşmacı olarak katıldı.

    “ARALIK AYI KATLİAMLARLA DOLU”

    Hukukçu Orhan Gazi Ertekin, Maraş Katliamı’nın üzerinden yarım asır geçtiğini belirterek “Maraş Katliamı mağdurları 30 yıl sonra konuşmaya başladılar. Bu toplum ve bu devlet bir mağdurun yüreğinden çıkan söze hazır değil. Bir katliam 40-50 yıldan sonra konuşuluyorsa bu, adaleti torununuza çocuğunuza miras bırakmak demek. Genellikle mağdurlar bir araya gelip birbirlerinin bildiği şeyleri birbirlerine anlatıyorlar. Ve içe kapanmış dışa açılmayan bütün dünyayı buna anlatmak yerine içe kapalı bir durum yaşanıyor. Daha cemaat tarzı değil de cemiyet tarzı bir anmanın yolunu düşünmemiz gerekiyor” dedi.

    Aralık ayının katliamlarla dolu olduğunu ve toplu anma yapıldığını da dile getiren Ertekin, “Bu şu demek biz katliamları normalleştirdik demektir” diye konuştu.

    “TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARİHİNDE DAHA ÖNCE YAŞANMAMIŞ BİR KIRIM”

    Maraş Katliamı’nın gerçek tarihinin 21 Aralık 1978 Perşembe günü biri Alevi diğeri Sünni öğretmenin katledilmesiyle başladığının da altını çizen Ertekin, devamında şöyle konuştu:

    “Bu düşünülmüş. Ertesi gün cuma. Cenazeler cuma günü kaldırılacak. Saldırı yapacak olanlar bunu biliyor. Cuma günü de o cenazelere saldırılar yapılıyor. 4 gün süren 21’inden 25’ine kadar bir katliam yapıyorlar. Bu Türkiye Cumhuriyeti tarihinde daha önce yaşanmayan bir pogrom. Belki de 6-7 Eylül’deki pogroma benzer. 30-40 bin kişinin 15 bin kişiyi katlettiği bir kırım.

    SOYKIRIM VURGUSU

    Sadistçe işlenen cinayetler, 13-14 yaşında bir çocuğun kollarının bacaklarının kesilip kazanda kaynatılması gibi cinayetler işlenmiş. 80 yaşında bir kadına bile eziyet edilmiş. Türkiye’nin en sadist cinayetleri tarihinde bile denk gelmeyeceğiniz her tür şiddeti bir araya getiren bir katliam yapmışlar ve askerlerle koruma şeklinde. Dışarıdan yardım getirmek isteyenleri bile engellemişler. O mahallelerdeki direniş olmasa en az 15 bin kişinin öldürüldüğünden bahsediyor olacaktık. Yani tam bir soykırım. 15 bin kişinin 4 gün boyunca her an ölebileceği kaygısıyla yaşamasıdır Maraş Katliamı.”

    “KATLİAMLAR, CUMHURİYETİN KURULUŞ İLKELERİYLE DOĞRUDAN İLGİLİ”

    Araştırmacı – Yazar Erdoğan Aydın, katledilen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’i anarak konuşmasına başladı. Aydın, katliamların esas olarak Türkiye’deki rejimi Türkiye’deki siyaseti asla sorgulamaya yanaşmayanların yönetmeye devam ettiği Cumhuriyetin kuruluş ilkeleri ile de doğrudan ilgili olduğunu belirterek şunları konuştu:

    “Bu rejim farklı olanları zindan etmeye çalışan bir devlet aklını temsil ediyor. Bu rejim, başta Aleviler olmak üzere eşit yurttaşlık hakkını kurumsallaştıran bir aklı temsil ediyor. İnsanların hayatını zindana çevirmeye çalışan bir devlet aklı. Cumhuriyet, Alevilerin en azından bir kesiminin zannının aksine aslında Alevilerin de ötekileştirildiği bir kurumsallaşmaya geçti. Cumhuriyet artık herkesin Türk olduğu diyanete bağlı olduğu ve olmayanların da mum söndürdü diye lanse edildiği bir yere gitmeye başladı.

    “KIRIMLARLA, KATLİAMLARLA KARŞI KARŞIYA BİR TARİHTEN GELİYORUZ”

    Kırımlarla, katliamlarla karşı karşıya olduğumuz bir tarihten geliyoruz. Rejimin kurulması sadece kendi demokratikleşebilme, insanların yurttaşlaşabilmeleriyle kısıtlı kalmayıp yasaklarla devam eden bir tarihle karşı karşıyayız. 1977 itibariyle başlayan bu süreç, üniversite katliamları, Sivas, Maraş, Çorum, Diyarbakır ve Urfa ile devam etti. 12 Eylül, bütün bu faşizmin yetmediği noktada da devletin açık suç işlediği bir süreçte karşımıza çıktı. Askeri darbenin sonrasında da başka bir noktaya ulaşmış durumdayız. Toplumun ideolojik olarak başka formatlara evrildiği, dinin kurumsallaştırıldığı, akabinde sivil demokratik tepkisini gösteren bir toplumla da karşı karşıyayız. Haklarını dayatabilen bir toplum aksının geriye düştüğü bir realite ile karşı karşıyayız. Bu süreci durdurabilecek bir şey gelişmedi.

    “KOŞULLARIN DEĞİŞTİĞİNİ UNUTMAMALIYIZ”

    Biz Maraş, Roboski ve Cezaevi katliamlarını anarken koşulların değiştiğini unutmamalıyız. Söz konusu katliamları yaşarken aynı zamanda dönüp kendimizle de muhasebe yapmak zorundayız. Bir sonraki Maraş, Roboski, 19 Aralık anmasında pusulamızı değiştirmeliyiz. Sadece günü kurtarma değil Alevilerin, Kürtlerin eşit yurttaşlığı başta olmak üzere miras bırakmamış olacağız.”

    Aydın, son olarak Maraş Katliamını yapanları utandıramadık ama Maraş, Sivas katliamlarını yapanların çocuklarını, onları aklayan hukukçuları utandırmak elimizde” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Maraş Katliamı pogromdur, Türkiye’de vahşice işlenmiş devlet destekli insanlık suçudur’-VİDEO

    ‘Maraş Katliamı pogromdur, Türkiye’de vahşice işlenmiş devlet destekli insanlık suçudur’-VİDEO

    PİRHA- Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, Maraş Katliamı, Roboskî Katliamı ve Cezaevi Katliamı’na  dair açıklama yaptı. Açıklamada, “Maraş Katliamı 19-26 Aralık 1978 tarihleri arasında meydana gelen ve Alevi ve solculara yönelik gerçekleştirilen bir pogromdur. Türkiye’deki etnik kimlik ve inançlara vahşice işlenmiş devlet destekli insanlık suçudur” denildi. 

    Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, Maraş Katliamı, Roboskî Katliamı ile “Hayata Dönüş Operasyonu” adı altında gerçekleştirilen 19 Aralık Cezaevi katliamının yıl dönümüne dair Kızılay Sakarya Caddesi’nde basın açıklaması yaptı.

    Açıklamayı kurumlar adına Alınteri Gazetesi Ankara Temsilcisi Zarife Çamalan okudu.

    “SİYASİ TUTSAKLARIN İRADELERİ TESLİM ALINAMADI”

    Çalaman, 19 Aralık 2000 tarihinde adına “Hayata dönüş operasyonu” denilen katliam ile devletin yaşadığı krizi aşmak istediğini belirterek, “19 Aralık 2000’de hapishanelere yapılan bu kanlı katliam saldırıları ile devlet, siyasi tutsakların ve iradelerini teslim alamadı. O plan şimdi tecridin derinleştirilmesiyle sonuçlandırılmak isteniyor. İçerde ve dışarda tecrit en katı biçimleriyle derinleştirilmek isteniyor. Bunun en somut simgesi İmralı’daki tecrit rejimidir” dedi.

    “TÜRKİYE BURJUVAZİSİ EN ÇOK KOMÜNİZMDEN, KÜRTLERDEN, YOKSULLARIN İSYANINDAN KORKUYORDU”

    Maraş Katliamı’nın yapılma nedenlerine değinen Çalaman, “Yıkılan bir imparatorluğun kalıntıları ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti Burjuvazisi; en çokta komünizmden, Kürtlerden ve yoksul köylü yığınlarının isyana kalkışmasından korkuyordu. Bütün bu korkuların beslediği burjuvazi Maraş’taki bu sosyal, politik, ekonomik değişimlere karşı Maraş’ın o gerici faşist güruhunu ayağa kaldırarak engellemeleri gerekiyordu. Çünkü, İdealleri olan Sünni İslam devlet yaratma politikalarını hayata geçirmenin bir yolunun da Alevileri, Kürtleri ve ilerici devrimcileri yok etmek ve teslim almaktı” diye belirtti.

    “MARAŞ KATLİAMI POGROMDUR”

    Çalaman, “19-26 Aralık 1978 tarihleri arasında meydana gelen ve Alevi ve solculara yönelik gerçekleştirilen bir pogromdur. Maraş Katliamı’nda resmi rakamlara göre 111 kişi, 210 ev yakıldı, 70 işyeri talan edildi. Resmi olmayan rakamlara göre ise: katledilenlerin sayısı 500’ün üzerinde, yüzlerce kişi yaralanmış ve binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kalmıştır. Maraş Katliamı, Türkiye’deki etnik kimlik ve inançlara vahşice işlenmiş devlet destekli insanlık suçudur.

    “KÜRT HALKI DİZ ÇÖKMEDİ BAŞ EĞMEDİ”

    Roboskî Katliamı’nda da sınır ticareti yapan Kürtlerin savaş uçakları ile bombalandığını dile getiren Çalaman, şöyle devam etti:

    “17’si çocuk 34 Kürt köylüsünün parçalanmış bedenleri sınırı iki yakasına yayıldı. Kürt halkının ezeli hikayesini hatırlatırcasına gerekçe hazırdı. ‘Aralarında teröristler olduğu istihbaratı almıştık.’ Bu gerekçe yağdırılan bombaları, dökülen kanı, parçalanan bedenleri aklar sanarak. Roboskî’yle siyasal Kürt bilinciyle şu ya da bu düzeyde buluşmuş tüm Kürtlerin devlet düşmanı olarak kodlandıkları gerçeğinin altı çizilmişti. Açılan mahkemelerde de aynı tutum sergilendi. Emri verenler adeta aklandı, ödüllendirildi. Tüm bu gerçeklere karşı Kürt halkı aldığı tutumla teslim olmayacağını bir kez daha gösterdi. Diz çökmedi, baş eğmedi” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Dortmund’da Maraş, Roboski ve cezaevi katliamlarında yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    Dortmund’da Maraş, Roboski ve cezaevi katliamlarında yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    PİRHA- Dortmund Alevi Kültür Merkezi, Maraş, Roboski ve 19 Aralık Cezaevi katliamlarının yıldönümü sebebiyle düzenledikleri etkinlikle katledilenleri andı.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) bünyesinde çalışmalarını yürüten Dortmund Alevi Kültür Merkezi (DAKME), Maraş, 19 Aralık Cezaevi ve Roboski katliamlarının yıldönümleri sebebiyle düzenledikleri etkinlikle katledilenleri andı.

    Dortmund Alevi Kültür Merkezi binasında gerçekleşen anmada, katliamlarda yaşamını yitirenler için ağıtlar yakılarak şiirler okundu.

    Veysel Bulut’un yönettiği panelde konuşan 19 Aralık Cezaevi Katliamı tanığı Bediha Ergün ve Araştırmacı-Yazar Mehmet Bayrak, bu tür katliamların unutulmaması gerektiğini belirterek, adalet mücadelesinin sürdürülmesinin önemini vurguladılar.

    Ağıtları Hasan Gezer ve Murat Akbaba seslendirirken; şiirler, Dilan Temürlenk ve Zeynep Ovayolu tarafından okundu.

    Anmada birlik ve dayanışma mesajları verildi.

    PİRHA/ALMANYA

  • Mersin’de, Maraş ve Roboski katliamlarında yaşamını yitirenler anıldı- VİDEO

    Mersin’de, Maraş ve Roboski katliamlarında yaşamını yitirenler anıldı- VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Maraş ve Roboski katliamlarında yaşamını yitirenleri anarak, “Bütün bu suçlardan sorumlu olan devletin özür dileme ve gerçeği açığa çıkarma sorumluluğu olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz” dedi.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Maraş ve Roboski katliamlarının yıl dönümü dolayısıyla Özgür Çocuk Parkı’nda anma düzenledi. “Maraş Katliamını unutmadık, unutturmayacağız” ve “İnsanlığın devam eden utancı Roboski’yi unutma, unutturma” yazılı pankartların açıldığı anmada yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunuldu.

    Anmada yapılan basın açıklamasını Mersin Emek ve Demokrasi Platformu adına İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci okudu.

    “KATLİAM, DARBEYE ZEMİN HAZIRLADI”

    Bekir Sıtkı Keçeci, 19 Aralık 1978’de başlayıp 26 Aralık 1978’e kadar süren Maraş Katliamı’na değindi. Katliamda 111 kişinin öldürüldüğünü, binin üzerinde insanın yaralandığını ve 552 ile 289 işyerinin yakılıp yağmalandığını hatırlatan Keçeci, yaşanan katliamdan sonra 26 Aralık 1978’de 13 ilde sıkıyönetim ilan edildiğini hatırlattı. Bugünden sonra can güvenliği olmayan ve baskıya uğrayan Alevilerin, Maraş’tan göç etmeye başladığını ve bölgede demografik yapıyla oynandığının altını çizdi.

    Keçeci, “Maraş Katliamı, 12 Eylül 1980 askeri darbesine giden süreçte gerçekleştirilen katliamlardan birisidir ve o dönemin kontra yapılarının kullanıldığı bir katliamdır. Nitekim, 12 Eylül askeri darbe davasının iddianamesinde, Kahramanmaraş olayları etraflıca anlatılmış ve bunun darbeye zemin oluşturmak için çıkarıldığı ve müdahale edilmediği açıkça belirtilmiştir. Katliamın perde arkası bu kadar barizken, ne yazık ki olaylar birkaç kişinin üzerine atılarak bu katliamın üzeri örtülmüş ve asıl failler ortaya çıkarılmamıştır” ifadelerini kullandı.

    “ROBOSKİ VİCDANSIZLIĞIN SEMBOLÜDÜR”

    Ülkede yakın tarihte gerçekleşen katliamlardan birinin de 12 yıl önce Roboski’de yaşandığını ifade eden Keçeci, bu katliamda ise çoğu çocuk Kürtlerin olduğunun altını çizdi. Keçeci, “Evet, 19’u henüz çocuk, tam 34 can, ekmek kavgasının 34 yüreği, 12 yıl önce sınır yerleşkesi Roboski’de, TSK uçaklarından atılan bombalarla katledildi. Kendilerince çizilmeyen sınırlardan, çeşitli ürünler getirerek satıp, evlerine ekmek götürmeye çalışan 34 candır katledilen. Tıpkı, yıllar öncesinin ‘33 Kurşunu, 33 Kürt köylüsü gibi… Roboski, ekmeğini katır sırtında kazanmaya mahkûm edilmiş insanlara, yaşama şansı bile tanımayan bir vicdansızlığın sembolüdür. Bu katliamın da sorumluları ortaya çıkarılmadı. Aksine, ölen köylülerin ailelerinden özür de dilenmediği gibi, bir de aileler yargılanarak para cezalarına çarptırıldı” dedi.

    ROBOSKİ SONRASI YAŞANAN KATLİAMLAR

    Roboski Katliamı sonrasında yapılan yüz kızartıcı siyasi açıklamaların, sadece Kürtlere değil, insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak Türkiye tarihinde hak ettiği yere yazılacağını vurgulayan Keçeci, şunları ifade etti:

    “Otoritesini katliamlar, baskı, işkence ve yasaklamalarla korumaya çalışan egemenlerin Roboski Katliamı, yeni katliamların da habercisiydi. 6-7 Ekim 2014 olayları ve sonrasındaki katliam, 2015 Suruç Katliamı, 2015 Ankara Gar Katliamı ve benzerleri gibi… Maraş ve Roboski katliamları aydınlatılmadıkça, yaşanan katliamın sorumlusu tüm askeri ve siyasi karar vericiler cezalandırılmadıkça, geçmişle yüzleşme iddiası inandırıcı olmayacaktır. Bunun yapılmadığı koşulda ise; Türkiye siyasetinde sivilleşme ve demokratikleşme gerçekleşemeyecektir. Adalet olmadan barışın mümkün olamayacağı herkesin malumudur.”

    KOMİSYON ÇAĞRISI

    Ülkede yakın tarihte yaşanan Maraş ve Roboski gibi bütün katliamların “Hakikatleri Araştırma Komisyonu”nun kurularak aydınlatılması gerektiğinin altını çizen Keçeci, “İnsan hakları savunucuları olarak ceza adaleti istiyoruz. İnsanlığa karşı suçlarda zamanaşımı işletilmeden işlenen suçlar ile ilgili yaşayan faillerin yargı önüne çıkarılmasını ve hesap sorulmasını istiyoruz. Bütün bu suçlardan sorumlu olan devletin özür dileme ve gerçeği açığa çıkarma sorumluluğu olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz” dedi.

    PİRHA/MERSİN

  • İzmir’de Roboski anması: Cezasızlık politikasına son verilsin, sorumlular yargılansın-VİDEO

    İzmir’de Roboski anması: Cezasızlık politikasına son verilsin, sorumlular yargılansın-VİDEO

    PİRHA- Roboski Katliamı’nın 12’inci yılında katledilen 34 kişi için İzmir’de gerçekleşen açıklamada faillerin yargılanmaları için cezasızlık politikasından vazgeçilmesi çağrısında bulunuldu. Açıklamada, “Sivil yurttaşların, cezaevlerinde, gözaltılarda karakollarda öldürüldüğü, kaybedildiği, Sivas, Maraş ve Çorum’da katliamlara göz yumulduğu gibi Roboski Katliamı’nda da sorumlular yargılanmadı, gerçeklerin üstü kalın bir perde ile örtülerek karanlığa gömüldü” denildi.

    İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde, 28 Aralık 2011 tarihinde 19’u çocuk 34 kişinin Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait savaş uçakları ile katledilenleri anmak için Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Açıklamanın yapıldığı alanda, “Roboski katliamını unutma, unutturma” pankartı taşınırken sık sık, ,”Roboski’yi unutma unutturma”, “Katil devlet hesap verecek” sloganları atıldı.

    “YAKIN TARİHİN EN BÜYÜK TRAJEDİSİ”

    Açıklamayı okuyan Devrimci İşçi Sendikası Konfederasyonu (DİSK) Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı, Roboski Katliamı’nın 12’inci  yıldönümünde yaşamını yitiren canları anmak ve adalet talebini tekrar haykırmak için bir araya geldiklerini söyledi. Sarı, “Parçalanmış vücutlardan arda kalanların, aileler tarafından toplanıp battaniyeler içinde sıra sıra katırlarla getirildiğini gösteren fotoğraflar bu ülkenin yakın tarihinin en büyük trajedilerinden birinin belgeleri olarak zihinlere kazındı. Annelerin çığlıkları ve yaktıkları ağıtlar hala kulağımızda. Olayın yaşandığı günden bugüne dek, hiçbir zaman ve hiçbir şekilde tarafsız ve bağımsız bir soruşturma gerçekleşmedi, verilen takipsizlik kararları nedeniyle hiçbir zaman hiçbir şekilde bir yargılama yapılmadı” dedi.

    HAKİKAT VE ADALET ÇAĞRISI

    Sarı, Roboski ve benzer katliamlarda cezasızlık politikasına son verilmesi çağrısında bulunarak, “Sivil yurttaşların, cezaevlerinde, gözaltılarda karakollarda öldürüldüğü, kaybedildiği, Sivas, Maraş ve Çorum’da katliamlara göz yumulduğu gibi Roboski Katliamı’nda da sorumlular yargılanmadı, gerçeklerin üstü kalın bir perde ile örtülerek karanlığa gömüldü. Artık bu ülkede, kalın perdelerin yırtılmasını, karanlıkların aydınlığa kavuşmasını, gerçeklerin tüm açıklığıyla, tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmasını talep ediyoruz. Bunu biz yapacağız. Adalet istiyoruz. Roboski’yi de, yaşanan benzer katliamları da, cezasızlık politikaları ile derin çukurlara gömmeyi ve hafızasızlığı hâkim kılmayı amaçlayan güçlere karşı teslim olmayacağız. Hakikat ve adalet arayışımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Unutmayacağız, unutturmayacağız” diye konuştu.

    Rıza Bilgiç

  • Roboski için Adalet Girişimi: Roboski Türkiye’nin sınavıdır-VİDEO

    Roboski için Adalet Girişimi: Roboski Türkiye’nin sınavıdır-VİDEO

    PİRHA-Roboski için Adalet Girişimi, Roboski Katliamı’nın 12. Yılında basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan Tanju Gündüzalp, “Katliamdan bugüne geçen 626 haftada; adalet, hukuk kayıp, insanlık yok, cezasızlık açık. Geçen 4383 günde; meclis, yargı, AYM ve AİHM el ele katliamı örtmeye çalıştı” dedi. 

    Şırnak’ın Uludere ilçesindeki Ortasu/Roboski ve Gülyazı/Bujeh köylerinden 28’i aynı aileden 34 kişinin 28 Aralık 2011’de savaş uçaklarının bombardımanıyla hayatını kaybetmesinin üzerinden 12 yıl geçti.

    Roboski İçin Adalet Girişimi, İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde “Roboski Katliamı’nı unutmadık, unutturmayacağız” şiarıyla basın açıklaması yaptı. Basın metnini İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube Yöneticilerinden Tanju Gündüzalp okudu.

    “ROBOSKİ’DE 19 ÇOCUK VE 34 SİVİL İNSANIN KATLEDİLMESİNİN ÜZERİNDEN 12 YIL GEÇMİŞ DURUMDA”

    “Katiller bulunsun, Roboski bir daha asla” diyen Tanju Gündüzalp, “Roboski’de 19’u çocuk 34 sivil insanımızın katledilmesinden bugüne tam 12 yıl geçmiş durumda. 144 aydır bitmeyen bir acıya karşın aileler ve tüm halk birlikte adaleti aramaya devam ediyoruz. Katliamdan bugüne geçen 626 haftada; adalet, hukuk kayıp, insanlık yok, cezasızlık açık. Geçen 4383 günde; meclis, yargı, AYM ve AİHM el ele katliamı örtmeye çalıştı.
    Bizlerin ödediği vergilerle alınan savaş uçaklarıyla bombalanarak katledildi insanlarımız. Roboski; böyle akıl almaz bir vahşetin resmidir. Devlet; halkını katletmez, onlara saldırmaz, tutsak etmez. Tüm medya görmezden geldi katliamı, gizlenemeyecek duruma gelip üzerinden zaman geçtikten sonra duyuruldu. Gecikilmese, donarak ölümler olmayacaktı. Katliamın ardından ailelere baskı uygulandı, basına ve sivil topluma bilgi vermemeleri için tehdit edildiler. Cenazelerin defin işlemlerine de müdahale edildi. Sonraki süreçte ailelere karşı sürekli olarak devam eden baskı ve gözdağı hala bugün de sürmekte. Katliamın ardından insan hakları örgütleri ve savunucuları bölgeye giderek incelemelerde bulundu ve Roboski Katliamı Raporu’nu hazırladı. Rapor 3 Ocak 2012 günü Ankara’da kamuoyunun ve yetkililerin dikkatine sunuldu” ifadelerine yer verdi.

    “SİVİL ANAYASA DİYENLER YÜZÜNÜ ROBOSKİ’YE DÖNENMEK ZORUNDADIR”

    Roboski Katliamı’nın bugünkü hukuki sürecine vurgu yapan Gündüzalp, “Roboski soruşturmasını yeniden canlandırmaya yetecek yeterli delillerin mevcut olduğu iddiasıyla 2020 yılında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurulmuş, Uludere’ye gönderilen ve 2021 yılında takipsizlik kararı verilen dosyaya itiraz edilmişti. İtiraz Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurudan 21 ay sonra kovuşturmaya yer olmadığına karar verilerek reddedildi. Bu red kararı, Şırnak Sulh Ceza Hâkimliği’nce onandı. Roboski Katliamı’nda yakınlarını kaybeden 35 kişi bu karara karşı Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundular. 09 Nisan 2021 tarihinde yapılan başvuru halen Anayasa Mahkemesi’nde derdesttir. AYM ihlal kararı verirse soruşturma yeniden başlayacak, başvuruyu reddederse de dosya AİHM’e gidecektir” dedi.

    Gündüzalp, “Roboski Katliamı; hem savaşın hem de barışın sembolüdür. Bu topraklarda yönetenlerin suça ortak olduğu her katliamda, sistem cezasızlığın ve adaletsizliğin yanında sıraya diziliyor. Sivil anayasa diyenler, yüzünü Roboski’ye ve yaşam hakkını tanımaya dönmek zorundadır. Yineliyoruz, ‘Roboski ve bölge halkı başta, toplumun vicdanını rahatlatacak adaleti ya sağlayacaksınız ya da insanlık tarihinin hafızasında hak ettiğiniz yerde anılacaksınız’” diye ekledi.

    “DÜN ROBOSKİ’DE YAŞANAN BUGÜN GAZZEDE YAŞANIYOR”

    Açıklamada, “Roboski ve tüm katliamlarda, devlet adaletsizliği ve cezasızlığı besliyor” denilerek şunlar kaydedildi:

    “Eli kanlı olan kim, net ve belirgin. Bunu bitirebilmek; bir araya gelip, mücadele ederek, unutturmayarak, halklar için kurgulanmış demokratik, eşitlikçi ve insanca bir sistemi inşa ederek mümkün. Savaşları yaratan, katliamları yapanlarla geçen her gün; açlık, ekonomik çöküş, olmayan adalet, kayıp hukuk, insan odaklı olmayan siyaset ve yıkım olarak yaşantılarımızda devam ediyor.

    Bu yönetimsizlik her gün bizi öldürüyor. Barış süreci sonrasında, Roboski katliamı, bugün yaşadığımız yeni, faşist, baskıcı politikaların da bir başlangıç eşiğidir. Dün Roboski’de yaşanan, bugün Gazze’de yaşanıyor. 8 milyar dünya insanı, kendini bilmez 100-200 yönetenin ve halkın emeğini çalan kapitali ele geçirmişlerin savaş oyunlarında katlediliyor. Yönetenler mikrofonlarda soykırımdan söz ederken, kendi halkına yaptıkları aklına bile gelmiyor. 1915’ten

    Dersim’e, Sivas ve Gazi’den Roboski’ye, 33 kurşuna, devrimcilerin idamından darbelere, suikastlardan Kürt illerindeki katliamlara, bu topraklarda yaşam hakları elinden alınanlar görülmeksizin, dışarıda güvercin, içeride şahin bir yönetim sürdürülüyor.

    “ROBOSKİ’YE ADALET GELMEDEN TÜRKİYE’YE ADALAET GELMEYECEK”

    Roboski’ye adalet gelmeden Türkiye’ye adalet gelmeyecektir. Başta Roboski olmak üzere tüm insan yaşamını ve özgürlüklerini ortadan kaldıran savaşa ve şiddete karşı, hepimiz itiraz hakkımızı kesintisizce kullanacağız. Yaşadıklarımızın aslı; devlet, cezasızlık, savaş ve adaletin olmayışıdır.
    Siz, bu katliamı örterek umutlarımızı kaybetmemizi istiyorsunuz. Biz, ‘Bu yaptıklarınızla umutlarımızı kaybetmeyeceğiz, karşınızda daha dik duracağız’ diyoruz. Biz, adalet arayışının, bir arada ve barış içerisinde yaşamanın tarafıyız. Biz, şunu çok iyi biliyoruz, adalet yüzleşmeyle başlar, yüzleşme olmadan adalet olmaz. Adalet duygusal, maddi veya fiziksel bir tazmin sürecinden ibaret değildir, asla olmamıştır ve bu ülke yüzleşmeyi ertelediği için bocalamaktadır.

    Roboski Türkiye’nin sınavıdır. Biz, devlet ve iktidar şiddetine karşı, Roboski ve tüm katliamlar için bir araya gelerek adaleti sağlayacağımız güne kadar, yataklarımızda rahat uyumayacağız, uyutmayacağız da. ‘İnsan olarak ne yapabilirim?’ sorusunu soran herkese her ayın 28. günü Roboski Katliamı’nı hatırlatmaya, haykırmaya, ‘gelin sesimizi birlikte yükseltelim’ demeye devam edeceğiz.

    Roboski; devletin ve iktidarın sınavı, bu toprakların utancı, kanayan yarası ve adalet arayışıdır. Bu topraklarda ‘Barış ve Adalet’in yolu, mutlaka ve önce Roboski’den geçecektir. Acının utandığı, devletin utanmadığı Roboski’nin sorumluları hesap verinceye kadar buradayız. Susmayı reddediyoruz.”

    Rıza Bilgiç

  • DAD: Roboski’de katledilenlerin anıları önünde dardayız, unutturmayacağız!

    DAD: Roboski’de katledilenlerin anıları önünde dardayız, unutturmayacağız!

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, Roboski Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anarak, Türkiye’nin geçmişi izle yüzleşmeden toplumsal barışın kurulmasının mümkün gözükmediğini belirtti. Açıklamada, “Resmi ideolojinin Roboski öncesi ve sonrası katliamları ile yüzleşmesi için demokrasi mücadelesi verenlerin birleşmesi gerekiyor” denildi.

    Bugün Roboski Katliamı’nın 12. yılı. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, yazılı yaptığı açıklamada Roboski Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı. Açıklamada Koçgiri, Zilan, Dersim, Çorum, Maraş, Sivas, Suruç katliamlarını yapan zihniyetin Roboski’de aynı katliamı uyguladığı ifade edilerek, hakikat ve adalet çağrısı yapıldı.

    12 yıl önceki TSK bombardımanında 34 yurttaşın katledildiğinin hatırlatıldığı açıklamada, “Aradan geçen zamana rağmen adalet arayışına ait hakikati dile getirecek ne resmi bir söylem ne de adalet tecelli etti. Her zaman olduğu gibi kendi “ötekilerinin” adalet talebine “takipsizlik kararı veren resmi zihniyet, demokrasi mücadelesi verenlere, adalet ve barışı haykıranlara karşı ise devamlı “takipte olma” halindedir” denildi.

    “RIZKINI EMEĞİ İLE KAZANANLARIN YÜREĞİNE ATEŞİN DÜŞTÜĞÜN MEKANDIR ROBOSKİ”

    Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    “Gökten hayırlı rahmetler değil  savaş uçakları ile bombaların yağdığı, yere ölümün soğuk yüzünün düştüğü yerin ismidir Roboski. Bir çocuğun anasına “bir daha gitmeyeceğim bu son gidişim” dediği ve “son gidiş “olan yerin ismidir Roboski. Anaların havarlarının arş- ı âlaya ulaştığı, yurttaş olanların kanlarının toprağa düştüğü yerin ismidir Roboski. İnsan cesetlerinin hayvan etlerine yapıştığı, çocukluk hatıralarının traktör arkasında kaldığı yerin ismidir Roboski. Doğumdan kaynaklı bir hak olan “doyum hakkının” engellediği, “kaçakçılık” olarak tanımlandığı, geçmişteki katliamların devriye halinde olduğu mekanın ismidir Roboski. Koçgiri, Zilan, Dersim, Çorum, Maraş, Sivas, Suruç katliamlarını yapan zihniyetin görev başında olduğu tarihin ismidir Roboski. Ortak vatanda eşit ve özgür yurttaş talebini haykıran, demokratik siyaseti görünür kılan, ahlaki – politik yaşayan, rızkını emeği ile kazananların yüreğine ateşin düştüğü mekanın ismidir Roboski.

    “ANILARI ÖNÜNDE DARDAYIZ”

    Alevi inancında her can Hakk’ın varlığının delilidir, deryanın damlasıdır. Hakkı gönül kafesinde taşır. Doğmak, yaşamak, görünür olmak, doymak Hakkın emri rızasıdır. Bu rıza hallerini baskı, kontrol, denedim altına almak Nahak anlayıştır. İnancımız “Nahak anlayışa karşı Hakkı, Savaşa karşı barışı, Ölüme karşı yaşamı” kutsal saymış, bu anlayışın mücadelesini vermeyi düstur olarak kabul etmiştir. Resmi ideolojinin Roboski öncesi ve sonrası katliamları ile yüzleşmesi için demokrasi mücadelesi verenlerin birleşmesi gerekiyor. Sistemin “ötekisi” olan bütün demokrasi güçlerinin demokrasi mücadelesi, dincilik ve milliyetçilik üzerine kurulu resmi zihniyete geri adım attıracaktır. Roboski Katliamı’nda Hakk’a yürüyen canları özlem ve saygı ile anıyoruz. Anılarının önünde dardayız. Roboskiyi unutma, unutturma. Zaman sahipsiz, mekan rızasız, mazlum çaresiz değildir.”

    Rıza Bilgiç