Etiket: roboski katliamı

  • İHD Dersim: Roboski’nin ve tüm katliamların sorumlularını yargılayın!

    İHD Dersim: Roboski’nin ve tüm katliamların sorumlularını yargılayın!

    PİRHA-İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, Roboski Katliamı’na ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, “Yaşanan katliamlara yenilerinin eklenmemesi için, Roboski’nin ve tüm katliamların sorumlularını yargılayın, hakikatleri açıklayın ve gerçeklerle yüzleşin” denildi.

    Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde 28 Aralık 2011 gecesi saat 21.39 ile 22.24 arasında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Irak sınırından geçen köylülere 4 bomba atıldı. Grupta çocukların da olduğu 38 köylü ve en az 50 katır bulunuyordu. Bombardıman sonucu 34 kişi hayatını kaybetti.

    İHD Dersim Şubesi, Roboski Katliamı’na ilişkin yazılı açıklama yaptı

    28 Aralık 2011 günü Şırnak İli Uludere İlçesi Roboski Köyü sınır hattında Türkiye’ye ait F-16’lar tarafından yapılan bombalama sonucunda çoğu çocuk 34 sivil katledildiği hatırlatılan  açıklamada, “Katliam duyulur duyulmaz insan hakları savunucuları olay yerine gitti ve kitle örgütleri ile birlikte araştırma ve inceleme yaparak, Roboski Katliamı raporunu hazırladı. Bu rapor 3 Ocak 2012 günü Ankara’da kamuoyunun ve yetkililerin dikkatine sunuldu. Katliamın üzerinden 10 yıl geçti. Uludere Cumhuriyet Savcılığı tarafından başlatılan ve Diyarbakır Savcılığına nakledilen soruşturma dosyası görevsizlik kararı verilerek Genel Kurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı’na gönderildi ve 2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilerek dosya kapatıldı” denildi.

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Roboski Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin yakınları ve katliamda yaralananlar tarafından bu karara yapılan itiraz da reddedilince dosya Anayasa Mahkemesi’ne taşındı. Ancak bu adalet taleplerine Anayasa Mahkemesi de 24 Şubat 2015 tarihinde eksik evrak gerekçesi ile ret kararı verdi. 22 Ağustos 2016 tarihinde 281 bireysel başvuru ile katliam bu kere Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşındı. Ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de başvuruların yaşam hakkı ihlaline,  dahası bir katliama ilişkin olduğunu göz ardı ederek, Anayasa Mahkemesi’ne kimi belgelerin geç sunulmuş olmasını gerekçe yaparak başvurular hakkında 2018 Mayıs’ında kabul edilemezlik kararı verdi. Böylece, bir katliamın üzeri hem de el birliği yapılarak, cezasızlık zırhıyla örtüldü. Ancak aileler ve insan hakları savunucularının yeni başvurularla adalet arayışı devam etmektedir.”

    “TÜM KATLİAMLARIN SORUMLULARINI YARGILAYIN”

    Roboski’de yapılanın katliam olduğu vurgulanan açıklamada, “Dolayısıyla insanlığa karşı suç işlenmiştir. Cezasızlık politikasına rağmen sorumlular er ya da geç ortaya çıkarılacak ve yargı önünde hesap vereceklerdir. Hakikat ve adalet isteğimiz, Roboski ve tüm insanlığa karşı işlenen suçlar için ortak talebimizdir. Roboski Katliamı’nın üzerinden tam 10 yıl geçti, devlet yetkililerine sesleniyoruz. Yaşanan katliamlara yenilerinin eklenmemesi için, Roboski’nin ve tüm katliamların sorumlularını yargılayın, hakikatleri açıklayın ve gerçeklerle yüzleşin” ifadeleri yer aldı.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Roboski Katliamı’nın 10. yılı: Çoğu çocuk 34 kişi bombardımanda hayatını kaybetti

    Roboski Katliamı’nın 10. yılı: Çoğu çocuk 34 kişi bombardımanda hayatını kaybetti

    PİRHA- Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde, 28 Aralık 2011 gecesi yaşanan TSK bombardımanda çoğu çocuk 34 kişi hayatını kaybetti.

    Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde 28 Aralık 2011 gecesi saat 21.39 ile 22.24 arasında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Irak sınırından geçen köylülere 4 bomba atıldı. Grupta çocukların da olduğu 38 köylü ve en az 50 katır bulunuyordu. Bombardıman sonucu 34 kişi hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenlerin yarısından fazlası Encü ailesindendi.

    Katliam, gece boyunca ve sabah saatlerinde haber kanallarında yer almadı. Ana akım medya, ertesi gün Genelkurmay Başkanlığının resmi sitesinde yayımlanan duyuruya kadar konuya yer vermedi.

    Ölenlerin bedeni yanık ve parçalanmış haldeydi. Köylüler kendi cenazelerini kendileri taşımak zorunda kaldı. Battaniyelere sarılmış cenazeler katırlarla kilometrelerce taşındı.

    Katliamın ardından çoğu AKP’li üyelerden oluşan TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun hazırladığı raporda, ‘Kasıt yok. Sivil idare ile askeri yetkililer arasında koordinasyonsuzluk var’ denildi.

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma kapsamında Haziran 2013’te görevsizlik kararı vererek, dosyayı Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığına gönderdi. Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı da, 7 Ocak 2013’teki gerekçeli kararında, “Gerek şüphelilerin gerekse olayda görev yapan diğer TSK personelinin, TBMM ve Bakanlar Kurulu kararları çerçevesinde kanun emrini icra kapsamında kendilerine verilen görevin gereklerini yerine getirdikleri, görev gereklerini yerine getirirken kaçınılmaz hataya düştükleri, dolayısıyla eylemleri hakkında kamu davası açılmasını gerektiren sebep bulunmadığı anlaşıldı” diyerek takipsizlik kararı verdi.

    Takipsizlik kararına ailelerin itirazı da 20 Haziran 2014 tarihinde reddedildi. Aileler, ‘Ölenler arasında PKK mensupları vardı’ diyen Genelkurmay Başkanı Necdet Özel hakkında suç duyurusunda bulundu.

    1108 avukat Anayasa Mahkemesine (AYM) başvurdu. İç hukuk yollarının tükenmesi üzerine yaşamını yitiren 34 kişinin yakını olan 281 kişi adına Ağustos 2016’da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) bireysel başvuru yapıldı. AİHM Roboski için yapılan başvuruyu ‘2 gün gecikti’ diyerek reddetti.

    Adalet arayışlarını sürdüren aileler, 11 Mayıs 2012’de katliamın 200. gününde ve 500. gününde askerin gaz bombalı, coplu saldırısına uğradılar. Katliamın 500. gününde katliamın yapıldığı yere gittikleri için ‘sınır ihlali yaptıkları’ gerekçesiyle 110 kişiye 3 biner lira ceza kesildi. Uludere Sulh Ceza Mahkemesinde haklarında dava açıldı. Ancak mahkeme, ‘Sanıklar üzerinde büyük bir etki yaratmış olan vahim nitelikte olayın anılmasının sadece askeri yasak bölge olduğundan bahisle sınırlandırılması, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının özüne müdahale edici olacaktır… Kolluk kuvvetleri, gösteri yürüyüşünü sınırlandırmak amacı ile değil, aksine vatandaşların güvenliklerini almak için görevlendirilmelidir’ diyerek aileler için beraat kararı verdi.

    AİLELER TAZMİNATI REDDETTİ

    Erdoğan, katliam sonrası ailelere tazminat vereceklerini açıkladı. Ailelerse “Kan parası değil, katillerin cezalandırılmasını istiyoruz” diyerek tazminatı reddetti.

    Aileler, Roboskî İçin Adalet Yeryüzü İçin Barış Derneğini (ROBOSKİ-DER) kurdu. Katliamda kardeşi Serhat’ı kaybeden Veli Encü derneğin başkanlığına seçildi. Ancak dernek KHK ile kapatıldı.

    Katliamın ardından, Diyarbakır’ın merkez Kayapınar ilçesi Diclekent semtinde açılan Rojava Parkı’ndaki Roboskî anıtı parçalanarak kaldırıldı. Heykeltıraş Suat Yakut tarafından yapılan anıtta, 8 füze maketi, avuçlarını açmış ağıt yakan kadın heykeli etrafında katliamda yaşamını yitiren 34 kişinin isimlerinin yazılı olduğu mermerler bulunuyordu.

    Katliamda 11 yakınını kaybeden Ferhat Encü 7 Haziran seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) Şırnak Milletvekili seçildi.

    Encü hakkında, katliamdan sonra köye taziyeye gelen Uludere Kaymakamı Naif Yavuz’a linç girişiminde bulunduğu iddiasıyla ‘ağırlaştırılmış ömür boyu hapis’ istemiyle dava açıldı. Ferhat Encü’nün 2015 yılında milletvekili seçilmesinden sonra dosyası ayrılarak, yargılanması için Adalet Bakanlığına fezleke gönderildi. Encü’nün dokunulmazlığının kaldırılması ve başka bir soruşturmadan tutuklanması üzerine davalar yeniden birleştirildi.

    Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında 4 Kasım 2017’de tutuklanarak cezaevine konulan ve hakkında 22 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan Ferhat Encü’nün tahliyesine karar verildi. 15 Şubat 2017’de cezaevinden tahliye edilen Encü, iki gün sonra tahliyesine yapılan itiraz sonucunda yeniden tutuklandı. “5442 Sayılı İl İdaresi Kanuna aykırılık, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme, yönetme, bunların hareketlerine katılma ve terör örgütüne üye olma” suçlamalarından 4 yıl 7 ay 10 gün hapis cezasına çarptırılan Encü, 2 yıllık yeniden tutukluluk süresinin sonunda 14 Haziran 2019 tarihinde tahliye edildi.

    BOMBARDIMANDA HAYATINI KAYBEDENLERİN İSİMLERİ ŞÖYLE:

    Karker Encü: 16 yaşındaydı.
    Seyithan Encü: 21 yaşındaydı.
    Nadir Alma: 26 yaşındaydı.
    Mehmet Ali Tosun: 24 yaşındaydı.
    Şervan Encü: 19 yaşındaydı.
    Nevzat Encü: 19 yaşındaydı.
    Osman Kaplan: 31 yaşındaydı.
    Özcan Uysal: 18 yaşındaydı.
    Selim Encü: 39 yaşındaydı.
    Vedat Encü: 18 yaşındaydı.
    Muhammet Encü:
    Mahsum Encü: 17 yaşındaydı.
    Bilal Encü: 16 yaşındaydı.
    Erkan Encü: 13 yaşındaydı.
    Hüsnü Encü: 20 yaşındaydı.
    Savaş Encü: 14 yaşındaydı.
    Cihan Encü: 19 yaşındaydı.
    Cemal Encü: 17 yaşındaydı.
    Serhat Encü: 15 yaşındaydı.
    Hamza Encü: 21 yaşındaydı.
    Celal Encü: 15 yaşındaydı.
    Şerafettin Encü: 18 yaşındaydı.
    Selam Encü: 22 yaşındaydı.
    Bedran Encü: 13 yaşındaydı.
    Fadıl Encü: 20 yaşındaydı.
    Hüseyin Encü: 20 yaşındaydı.
    Aslan Encü: 17 yaşındaydı.
    Şıvan Encü: 13 yaşındaydı.
    Orhan Encü: 21 yaşındaydı.
    Zeydan Encü: 25 yaşındaydı.
    Salih Encü: 16 yaşındaydı.
    Yüksel Ürek: 21 yaşındaydı.
    Adem Ant: 19 yaşındaydı.
    Salih Ürek: 18 yaşındaydı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Türkdoğan: Siyasi iktidar cezasızlık politikası izlediği için dava süreçlerini tıkıyor -VİDEO

    Türkdoğan: Siyasi iktidar cezasızlık politikası izlediği için dava süreçlerini tıkıyor -VİDEO

    PİRHA- Roboski Katliamı’nın üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen hala adalet sağlanamadığını vurgulayan İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, “Türkiye yargılamaları yapmadan, soruşturma aşamasında hata var deyip dosyayı kapattı. Meclis alt komisyonu, havadan yapılan bombardıman esnasında öldürülen kişilerin üzerlerinde hiçbir silah olmadığını görüntülerden gördüklerini ifade ettiler. Dolayısıyla ortada bir hata yok, bir suç var” dedi.

    Şırnak’ın Uludere İlçesi’nin Roboski Köyü’nde sınır ticareti yapan köylüler, 28 Aralık 2011 tarihinde TSK’ya ait savaş uçakları ile bombalanarak katledilmişti. Katliamın üzerinden 10 yıl geçti. 19’u çocuk 34 kişinin yaşamını yitirdiği katliamda aileler hala adalet arayışını sürdürüyor.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Roboski Katliamı’nın 10. yıldönümü nedeniyle katliamı hem insan hakları yönünden hem de hukuki açıdan değerlendirdi.

    Türkdoğan değerlendirmesinde, Türkiye’de siyasi iktidarların cezasızlık politikası izlediğini ve katliamların açığa çıkmasını istemedikleri için çeşitli gerekçelerle dava süreçlerini tıkadıklarını belirterek, Roboski Katliamı’nın insanlığa karşı işlenmiş suçlar kategorisinde olduğunu aktardı. Son süreçte tartışılan ‘katliamlarla helalleşme’ konusuna da değinen Türkdoğan, helalleşmek için katliamlarla yüzleşmek ve kabul etmek gerektiğini vurgulayarak, adil yargılamaların yapılmasının şart olduğunu söyledi.

    “ROBOSKİ KATLİAMI BİR İNSANLIK SUÇUDUR VE ZAMAN AŞIMI YOKTUR”

    Roboski Katliamı’nın yapıldığını öğrendikten sonra aynı akşam arkadaşlarını bölgeye gönderdiklerini ve ertesi günde kendilerinin gittiğini söyleyen Türkdoğan, “Roboski Katliamı insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve dolayısıyla insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı yoktur. Kaldı ki bizim katılmadığımız ama Türkiye Yargıtay’ının bile 2004 Anayasa değişikliği ile birlikte 2004 tarihinden sonra işlenen insanlığa karşı suçlarda zamanaşımı olmayacağına dair kararı vardır. 90’lı yıllardaki köy yakmalar, katledilmeler, yargısız infazlar, faili meçhul cinayetler, gözaltında kayıplarla ilgili davalarda hep bu bariyerle karşılaşıyoruz. Ama Roboski biliyorsunuz 2004’ten sonraki bir katliam olduğu için zaten Türkiye’ye göre de burada bir zaman aşımı yoktur” ifadelerini kullandı.

    “HUKUKİ ANLAMDA HENÜZ HER ŞEY BİTMİŞ DEĞİL”

    Siyasi iktidarların cezasızlık politikası izlediğini ve katliamların açığa çıkmasını istemedikleri için çeşitli gerekçelerle dava süreçlerini tıkadıklarını belirten Türkdoğan, “Ama emin olun ki kesinlikle Türkiye’de gelecekte Roboski Katliamı ile mutlaka bir yüzleşme olacaktır. Mutlaka ceza yargılaması süreçleri olacaktır. Hukuki anlamda başvurular hala devam ediyor. Henüz her şey bitmiş değil. Daha önceki süreçte yapılan başvurularla ilgili Anayasa Mahkemesi şöyle bir karar vermişti; Başlangıçta yani idari aşamada vermesi gereken bir usulü ret kararını yargısal aşamada vermiş ve kendi iç tüzüğünü aslında ihlal etmişti. Aynı şekilde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de benzer bir hata yapmıştı ama yeni başvurularda ben inanıyorum ki hukuksal süreçler tekrar işletilecektir” şeklinde konuştu.

    “HELALLEŞMEK İÇİN ÖNCE YÜZLEŞMEK VE KABUL ETMEK GEREKİYOR”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Katliamlarla helalleşeceğiz’ sözüne de değinen Türkdoğan, insan hakları alanında, insan hakları hukukunda helalleşme kavramı yerine geçmişle yüzleşme kavramını kullandıklarını dile getirdi.

    Geçmişle yüzleşmenin konusunun soykırımlarla yüzleşmek, insanlığa karşı suçlarla yüzleşmek, savaş suçları ile yüzleşmek, saldırı suçları ile yüzleşmek ve bunun dışında kalan diğer tüm ağır insan hakkı ihlalleri ile yüzleşmek olduğunu aktaran Türkdoğan, sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Bu katliamları kabul ettikten sonra buna uygun olarak bir adalet süreci başlatacaksınız. Eğer failler yaşamını yitirmişse o zaman onarıcı adalet dediğiniz adalet süreçlerini yani özür dileme, tazminat, hafıza mekanları kurma, utanç müzeleri kurma, toplu mezarlar açma, yaşanmamış yas süreçlerinin yaşanmasını sağlama, açıklanmamış mezar yerlerini açıklanmasını sağlama gibi bir dizi tedbir alırsınız. Ama Roboski gibi hala failleri yaşıyorsa o zaman ceza adaletine başvuracaksınız. Ceza adaletini işleteceksiniz. Mahkemeye taşıyacaksınız ve mahkeme sonucunda gerçekten bir suç veya bir hata olup olmadığına mahkeme karar verecek.

    Türkiye ne yaptı? Türkiye bu yargılamaları yapmadan, soruşturma aşamasında hata var deyip bunları kapattı. Anayasa Mahkemesi de bu süreci böyle kapattı. Oysa Roboski Katliamı’nda ne olup bittiğini herkes gayet iyi biliyor. Roboski Katliamı ile ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi ve İnsan Hakları İnceleme Komisyonu bir alt komisyon kurdu. Alt komisyon üyeleri, havadan yapılan bombardıman esnasında öldürülen kişilerin -ki çoğu çocuktur- üzerlerinde hiçbir silah olmadığını görüntülerden gördüklerini ifade ettiler. Dolayısıyla ortada bir hata yok. Ortada bir suç var. O nedenle bu insanlığa karşı bir suçtur. Topluca bilerek siviller katledilmiştir. Bununla helalleşmek için önce yüzleşmek gerekiyor, kabul etmek gerekiyor. Hala failler yaşadığı için ceza yargılamasını gerçekleştirmek gerekiyor.”

    “YARGILAMALARI YAPARSANIZ, SUÇLULAR CEZASINI BULURSA O ZAMAN HELALLEŞME OLUR”

    Önleyici tedbirler alınsaydı Roboski’ de böyle bir katliam yaşanmayacağını kaydeden Türkdoğan son olarak; “Devletin izlediği politika sonucu bu katliamlar olursa, o zaman siz de iktidara geldiğinizde devlet adına bütün bunları kabul edersiniz. Yargılamaları yaparsınız suçlular cezasını bulur. Sonra gider helalleşiriz. İşte o zaman insanlar size hakkını helal eder. Ana muhalefet liderinin bu kavramı kullanmasını bir başlangıç olarak değerlendiriyoruz. Onu cesaretlendirmek gerekir. Ben inanıyorum ki Türkiye yeni bir sayfa açabilecektir. Geçmişte yaşanan ağır hak ihlalleri ile yüzleşerek ve gereğini yaparak bir sayfa açılabilir ve o yeni sayfanın adı o zaman helalleşme olabilir. Onlar olmadan en son hadi helalleşelim dediğiniz zaman gelecekte bir daha yapılmayacağının garantisi var mıdır?” ifadelerine yer verdi.

    Melis CİDDİOĞLU/Eren GÜVEN-ANKARA

  • Ankara’da Maraş, Cezaevi ve Roboski katliamlarında yaşamını yitirenler anılacak!

    Ankara’da Maraş, Cezaevi ve Roboski katliamlarında yaşamını yitirenler anılacak!

    PİRHA- Ankara’daki Alevi ve yöre dernekleri, Maraş, Roboski ve cezaevi katliamının yıldönümü sebebiyle katledilen Aleviler için anma programı yapacak.

    Ana Fatma Cemevi Demokratik Alevi Derneği Ankara Şube, Ankara Dersimliler Derneği, Ankara Vartolular Derneği, Karakoçan ve Yöresi Yardımlaşma Derneği, Maraş, Cezaevi ve Roboski katliamlarının yıldönümleri sebebiyle katledilenleri anacaklar.

    “Unutmuyoruz, zaman sahipsiz değildir” sözü ile duyurusu yapılan programda dara duruş, çerağ uyandırma, deyişler, sinevizyon ve konuşmalar yer alacak.

    Ankara Tüm-Bel-Sen Genel Merkez binasında yapılacak anma saat 13:00’te başlayacak.

    PİRHA/ANKARA

  • Mezitli Cemevi’nde Maraş, Roboski ve 19 Aralık Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    Mezitli Cemevi’nde Maraş, Roboski ve 19 Aralık Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    PİRHA- Mezitli Cemevi’nde, Maraş, Roboski ve 19 Aralık Katliamında yaşamını yitirenler anıldı. Yapılan konuşmalarda, Maraş Katilamı’nın ne ilk ne de son olduğunun altı çizilerek, “Türkiye’de katliamsız, ölümsüz, özgürlük içinde eşit, kardeşçe yaşandığı zamanları hep beraber getireceğiz” denildi.

    43 yıl önce Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenler birçok kentte anılmaya devam ediyor. ‘İnsanlık suçu’ olarak Maraş Katliamını gerçekleştirenlerin hesap vermesi için talepler de büyüyor.

    Mersin’in Mezitli ilçesindeki Mezitli Cemevi de, Maraş, Roboski ve 19 Aralık Katliamında yaşamını yitirenleri andı. Yoğun katılımın olduğu anmada, Kazım Açıktepe, katledilenler için gulbang okudu, çerağ uyandırdı.

    Anma programında konuşan Mezitli Cemevi yöneticisi Mehmet Akif Aktaş, Maraş Katilamı’nın ne ilk ne de son olduğunun altını çizerek, “Hala Türkiye’de insanlık suçu işleniyor. Hala Aleviler yok sayılıyor ve acılarımız dinmiş değil. Maraş’ta, Çorum’da, Gazi’de, Malatya’da, Roboski’de ve cezaevlerinde katliamlar yaşandı” dedi.

    Mezitli Cemevi Başkanı Ferdi Koç ise, cemevlerinin Türkiye’nin demokratikleşmesinde önemli bir rol oynadığını belirterek, “Cemevleri ve Alevilerin, demokrasinin ülkeye yerleşmesi için gereken sorumluluğu yerine getireceğine inanıyorum. Türkiye’de katliamsız, ölümsüz, özgürlük içinde eşit, kardeşçe yaşandığı zamanları hep beraber getireceğiz” diye konuştu.

    Anma, Renkler ve Diller Korosu’nun seslendirdiği ezgilerle son buldu.

    Diren KESER/MERSİN

  • ‘Roboski bu toprakların utancı, kanayan yarası ve adalet arayışıdır’ -VİDEO

    ‘Roboski bu toprakların utancı, kanayan yarası ve adalet arayışıdır’ -VİDEO

    PİRHA- ‘Roboski için Adalet Girişimi’  üyeleri 116’ncı açıklamalarında bir kez daha adalet taleplerini dile getirdi. Açıklamada; “Bu topraklarda barış ve adaletin yolu, mutlaka ve önce Roboski’den geçecektir. Roboski bu toprakların utancı, kanayan yarası ve adalet arayışıdır” denildi.

    Roboski İçin Adalet Girişimi üyeleri Ankara İnsan Hakları Derneği’de (İHD) bir araya gelerek 116. aylık basın açıklamalarını yaptılar.

    Açıklamayı İHD Ankara Şubesi Eş Başkanı Sevil Turgut okudu. Turgut yaptığı açıklamada bilgiler vererek, ‘28 Aralık 2011 yılında bir gece vakti yalnızca geçimlerini sağlamak için güç doğa koşullarını da göze alan ve sınır ticareti yapmak için yola çıkan 34 sivil insanımızın üzerine bombalar yağdırıldı. O günden sonra Roboskili aileler için artık yas ve hak mücadelesi kesintisiz olarak başladı. 19’u çocuk- 34 sivil insanımızın katledildiği günden bu yana 10 geçti… 116 aydır sesleniyoruz; bu katliamın aydınlatılması, bir parça da olsa adaletin sağlanması ve başka katliamlar yaşanmaması için. Ancak ne devlet bu sesi duyuyor ne de uluslararası mekanizmalar. Bir katliamın tüm gerçekliğine rağmen kulaklar sağır ve gözler kör. Ve biz yine ısrarla 3532. Günde adaletin sağlanması için sesleniyoruz’ dedi.

    “IRKÇI VE AYRIMCI NEFRET SÖYLEMLERİ VE BUNA BAĞLI OLARAK ŞİDDET ARTIYOR”

    Yoksulluğun, devletlerin halklara yaşattığı bir acımasızlık olduğunu ifade eden Turgut şunları dile getirdi:

    “İnsanların, yaşamak için geçimlerini sağlamak amacıyla çıktıkları yollar, onların ölümlerinin de yaşatıldığı yollar oluyor. Türkiye’ye yaşamak için gelen yoksulluktan, şiddetten ve savaşlardan kaçan insanlar başka bir acımasızlığın, yok sayılmanın ve sömürünün içine düşüyor.

    İnsanların katledildiği düzen, savaş düzenidir, sömürü düzenidir. Gittikçe yükselen ırkçı ve ayrımcı nefret söylemler dün de ve ne yazık ki bugün de halkları hedef almaya devam ediyor ve insanlar şiddete uğruyor, katlediliyor, kitlesel linçe maruz kalıyor, pogrom dehşeti yaşatılıyor. Konya’da aynı aileden 7 kişi katledildi. İç Anadolu illerinde Kürtlere ve başka etnik gruplara ırkçı saldırılar yapıldı ve en son olarak da Ankara Altındağ’da Suriyeli mültecilere dönük kitlesel saldırı meydana geldi. Tüm bu saldırılar için ne yazık ki etkili bir soruşturma yürütülmüyor, failler cezalandırılmıyor ve nefret suçları devamlılık kazanıyor. Saldırıya uğrayanlar, tedirginlik ve korku içinde yaşamaya maruz bırakılıyor. Cezasızlığın hâkim olduğunu bilenler pervasızca nefret suçu işlemeye devam ediyor. İşin en acı tarafı da bu nefret suçlarını körükleyen siyasetçilerin söylemleri ve tutumları olmaktadır.”

    “İŞLENEN SUÇLAR KARŞISINDA CEZALANDIRMA GERÇEKLEŞMİYOR, ADALET SAĞLANMIYOR”

    Tüm yaşanmış olan katliamlara ve suçlara zemin olan savaş politikasının durdurulması gerektiğini vurgulayan Turgut, sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Acılar sağaltılmalı, yüzleşme gerçekleştirilmelidir. Tüm iş birlikleri ortaya çıkartılmalı, bu konularda savcılar harekete geçmeli, soruşturmalar başlatılmalıdır. Geçmişte yaşanan tüm faili meçhullerin failleri yargılanmalıdır. Devletin en temel görevi tüm vatandaşlarının ve bu topraklarda yaşayan herkesin yaşam hakkını mutlak olarak korumaktır. Yaşanmış her katliamın, her cinayetin sorumluluğu geçmiş yönetimlere havale edilemez. İktidarlar geçmişte yaşansa da tüm suçların faillerini ortaya çıkarmak, korku iklimini ortadan kaldırmak, cezasızlık politikasını yok etmekle yükümlüdür.

    Roboski Katliamı’nın ardından aradan geçen on yıllık süre içerisinde; aileler, sivil toplum kuruluşları, demokratik kitle örgütleri, hukukçular olayın aydınlatılması, suçluların cezalandırılması için mücadele verdiler. 34 insanın bombalarla öldürüldüğü; her kesim tarafından kabul görmüş, kanıtlanmış olmasına rağmen, bu durum yasalar ve adalet sisteminde bir türlü karşılığını bulamadı. Cezasızlığın her köşe başına yerleştiği bu topraklarda, failler hala yargılanmadı. Dün de, bugün de işlenen suçlar karşısında cezalandırma gerçekleşmiyor, adalet sağlanmıyor. Bir sonraki katliamı tetikleyen cezasızlık geleneği, hukuku yok sayma, derin korumacılık, görünmeyen ellerle Roboski davası için de hala uygulanıyor. Bir katliamın cezasız bırakılmasının, yargı yollarının kapatılmasının, devlet olarak böyle bir katliamı örtmenin bir açıklaması olamaz. Adalet sisteminin çöküşünün ispatı Roboski Katliamı’dır. Devletin en asli görevi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile garanti altına alınmış olan yaşam hakkını korumaktır. Bu sözleşme ile YAŞAM HAKKI’nın yasalarla koruma altına alınması hükme bağlanmıştır.”

    “BARIŞ VE ADALETİN YOLU ROBOSKİ’DEN GEÇER”

    ‘Roboski’ye adalet gelmeden Türkiye’ye adalet gelmeyecektir’ diyen Turgut, son olarak şunları aktardı:

    “Başta Roboski olmak üzere tüm insan yaşamını ve özgürlüklerini ortadan kaldıran savaşa ve şiddete karşı, hepimiz itiraz hakkımızı kesintisizce kullanacağız. Yaşadıklarımızın aslı; devlet, cezasızlık, savaş ve adaletin olmayışıdır. Hiçbir katliamın zaman aşımı yoktur. Roboski aydınlatılmadıkça, Roboski’de yaşananlar halka açıkça anlatılmadıkça Türkiye siyasetinde sivilleşme ve demokratikleşme söz konusu olmayacaktır.

    Biz, Adalet arayışının, bir arada ve barış içerisinde yaşamanın tarafıyız. Devlet ve iktidar şiddetine karşı, Roboski ve tüm katliamlar için adaleti talep etmek adına bir araya geleceğimiz ve adaleti sağlayacağımız güne kadar yataklarımızda rahat uyumayacağız, uyutmayacağız da. “İnsan olarak ne yapabilirim?” sorusunu soran herkese her ayın 28. günü sesleneceğiz, hatırlayacağız “gelin sesimizi birlikte yükseltelim” diyeceğiz.

    Roboski, devletin ve iktidarın sınavıdır. Bu topraklarda Barış ve Adaletin yolu, mutlaka ve önce Roboski’den geçecektir. Roboski bu toprakların utancı, kanayan yarası ve adalet arayışıdır.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

     

     

     

     

  • 115. Ayında Roboski Katliamı açıklaması: Rahat uyutmayacağız-VİDEO

    115. Ayında Roboski Katliamı açıklaması: Rahat uyutmayacağız-VİDEO

    PİRHA-Roboski İçin Adalet Girişimi, Roboski Katliamının 115. Ayında basın açıklaması yaparak “Roboski bu toprakların utancı, kanayan yarası ve adalet arayışıdır. Katiller bulunsun, roboski bir daha asla!” ifadelerini kullandı.

    Roboski İçin Adalet Girişimi, 28 Aralık 2011’de Şırnak’ın Uludere ilçesinde 34 yurttaşın bombalanarak katledilmesine dair basın açıklaması yaptı. 115. ay basın açıklamasını HDP Ankara İl Eş Başkanı Pakize Sinemillioğlu okudu.

    “ROBOSKİ, DEVLETİN VE İKTİDARIN SINAVIDIR”

    İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi’nde gerçekleşen açıklamada bir kez daha “Katiller bulunsun, Roboski bir daha asla” denilerek şu ifadelere yer verildi:

    “115 aydır bir köy, bir halk, bir toplum, bir ülke hep birlikte adaleti arıyoruz. O geceden bugüne geçen 500 haftada, hukuk kayıp, adalet yok, herkes sus-pus. Katliamın ardından geçen 3501. gün ve adalet kayıp, cezasızlık sokaklarda. Meclis tarafından kurulan komisyonda bir sonuç olmadığı gibi yargı katledenleri cezasız bırakmaya devam ediyor. Roboski, çizilmiş sınırlar yüzünden ekmeğini, katır sırtında göç etmiş akrabalarıyla küçük ticaretler yaparak kazanmaya mahkum edilmiş insanlarımıza, yaşama şansı bile tanımayan bir vicdansızlığın sembolüdür.

    Bu ölüm ve kıyamet duyulmadı, görülmedi. Bu ülkenin nüfus cüzdanına sahip Kürt çocuklarının, gençlerinin üzerine, -eğitimi / işsizliği / açlığı çözmek yerine, savaş politikalarını öne alan aklın araçlarından olan uçaklarla atıldı o bombalar. Ve o, insan yaşamını korumakla yükümlü devlet, bu ve benzer katliamlar karşısındaki sorumluluğunu da yerine getirmedi/getirmiyor.

    “ADALET SİSTEMİNİN ÇÖKÜŞÜNÜN İSPATLARINDAN BİRİ DE ROBOSKİ KATLİAMI’DIR”

    Aradan geçen 10 yılda; aileler, sivil toplum kuruluşları, demokratik kitle örgütleri, hukukçular olayın aydınlatılması, suçluların cezalandırılması için mücadele verdiler. 34 insanın bombalarla öldürüldüğü herkesçe kabul görmüş, kanıtlanmış olmasına karşın, bu durum yasalar ve adalet sisteminde bir türlü karşılığını bulamadı. Cezasızlığın yerleştiği bu topraklarda, failler yargılanmadı. Ancak adaleti aramaktan bir an bile vazgeçmeyen aileler ve avukatları bu yıl AYM’ye yeniden başvurdu. Katliamların cezasız bırakılmasının, yargı yollarının kapatılmasının, bir açıklaması olamaz. Adalet sisteminin çöküşünün ispatlarından biri de Roboski Katliamı’dır. Devletin en asli görevi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile garanti altına alınmış olan yaşam hakkını korumaktır.

    Bir ülkenin nasıl yönetildiği, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakınca anlaşılmaktadır. Siyasi iktidar ve benzerleri tarafından sürekli olarak üretilen nefret söylemleri nedeniyle, siyasi parti yetkilileri, çalışanlar, bireyler, mülteciler, muhalifler, gazeteciler, öğrenciler saldırıya uğramaktadırlar. Barışçıl bir toplum olmaktan uzaklaşarak şiddetin kural haline getirildiği bir ülke haline hızla gelmekteyiz.

    “ROBOSKİ’YE ADALET GELMEDEN TÜRKİYE’YE ADALET GELMEYECEKTİR”

    Roboski’ye adalet gelmeden Türkiye’ye adalet gelmeyecektir. Başta Roboski, tüm insan yaşamını ve özgürlüklerini ortadan kaldıran savaşa ve şiddete karşı, hepimiz itiraz hakkımızı kesintisizce kullanacağız. Yaşadıklarımızın aslı; devlet, cezasızlık, savaş, adaletin olmayışıdır. Hiçbir katliamın zaman aşımı yoktur. Roboski aydınlatılmadıkça, yaşananlar açıkça halka anlatılmadıkça ülke siyasetinde sivilleşme, demokratikleşme söz konusu olmayacaktır.

    Biz, adalet arayışının, bir arada ve barış içerisinde yaşamanın tarafıyız. Devlet ve iktidar şiddetine karşı, Roboski ve tüm katliamlar için adaleti talep etmek adına, özgürce / engelsizce bir araya geleceğimiz ve adaleti sağlayacağımız güne kadar yataklarımızda rahat uyumayacağız, uyutmayacağız da. ‘İnsan olarak ne yapabilirim?’ sorusunu soran herkese her ayın 28. günü sesleneceğiz, hatırlayacağız, ‘gelin sesimizi birlikte yükseltelim’ diyeceğiz.

    Roboski, devletin ve iktidarın sınavıdır. Bu topraklarda “Barış ve Adalet”in yolu, mutlaka ve önce Roboski’den geçecektir.

    Adalet, adaletsizliğin olduğu yerden yükselir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Roboski aileleri ikinci kez AYM’ye başvurdu-VİDEO

    Roboski aileleri ikinci kez AYM’ye başvurdu-VİDEO

    PİRHA-Roboski’de yakınlarını kaybeden aileler, dosyanın yeniden açılması için güçlü delillerin ortaya çıktığını söyleyerek ikinci kez AYM’ye başvuru yaptı. Dosya avukatlarından Kerem Altıparmak “Şimdi AYM’ye başvururken biz aslında devlete çok önemli bir fırsat sunuyoruz. Bu ülkenin tarihindeki en büyük sivil katliamlarından birini açığa çıkarma imkanı hukuken AYM’nin elindedir” dedi.

    Roboski Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin yakınları, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) ikinci kez başvuru yaptı. Başvuru öncesinde yapılan basın açıklamasına HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu üyeleri ve Milletvekilleri de destek verdi.

    “FAİLLER DEĞİL ADALET İSTEYENLER YARGILANIYOR”

    Aileler adına konuşan HDP MYK Üyesi Ferhat Encü, Roboski Katliamı’nın faillerinin değil, adalet isteyenlerin yargılandığını belirterek şunları dile getirdi:

    “Biliyorsunuz 28 Aralık 2011’de Roboski’de 19’u çocuk olmak üzere 34 sivil hayatını kaybetti. Türk savaş uçakları tarafından Roboski sınırında kendi hayatlarını idame etmek için komşularıyla ticarete giden sivil insanların üzerine bombalar yağdırıldı. O gün bugündür biz Roboski aileleri, hak savunucuları, siyasetçiler olarak Roboski Katliamı’nın emrini verenlerin, faili olanların açığa çıkarılarak hukuk önünde hesap vermelerini talep ediyoruz. Roboski aileleri olarak adalet talep ediyoruz. Ama maalesef o gün bugündür bir kişi bile açığa alınmadığı gibi yargılanmadı, soruşturulmadı. Biz adalet mücadelesi veren Roboski ailelerine davalar açıldı, gözaltılar ve tutuklamalar yapıldı. 34 insanı katleden kişiler hakkında dosyalar takipsizlikle sonuçlandı ama adalet mücadelesi verenler Roboski aileleri halen yargılanmaktadır. Evladını kaybeden anneler yargılanmaktadır.”

    “YARGI MEKANİZMASI ADALETİ GÖZETEN BİR YERDE DEĞİL”

    AYM’den faillerin yargı önünde hesap vermesini talep ettiklerini söyleyen Ferhat Encü, şu sözlerle devam etti:

    “Siyasallaşmış bir yargı ile karşı karşıyayız. Dosyayı ilk olarak Uludere savcılığına götürdük. Yetkisizlik ve görevsizlik kararı ile Diyarbakır Özel Yetkili savcılığına götürüldü. Daha sonra yine yetkisizlik kararıyla askeri savcılığa götürüldü. Takipsizlik kararıyla biz bu dosyayı AYM’ye götürdük. Sudan bahanelerle Anayasa Mahkemesi de bu dosyayı reddetti. Daha sonra AİHM’e götürdük, orada da iç hukuk yolları tüketilmediği gerekçesiyle dosyamız reddedildi. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yeni delillerin ortaya çıkması ile birlikte savcılığa yeni başvuruda bulunduk. Fakat bunlar da takipsizlikle sonuçlandı. Bugün biz AYM’ye yeniden başvuruyoruz. Biz görüyoruz bu ülkedeki yargı mekanizması adaleti gözeten bir yerde değil. Üstünlerin hukukunu gözeten bir yaklaşım içindedirler. Ortada öldürülen 34 insan bulunmaktadır, bunların failleri vardır. Hangi emir komuta zinciri içinde gerçekleştiği bilindiği halde, faillerin kim olduğu bilindiği halde failler yargı önüne çıkarılmıyor. Bizim aileler olarak AYM’den talebimiz faillerin yargı önünde hesap vermesidir. Bizim tek talebimiz budur. Eğer tekrar bu dosya sudan sebeplerle kabul edilmez ve reddedilirse bir kez daha göreceğiz ki AYM iradesini siyasi otoriteye teslim etmiştir.

    Adalet mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz. Çünkü ortada insanlığa karşı işlenmiş bir suç var ve insanlığa karşı işlenmiş bir suçun zamanaşımı söz konusu değildir. Bir gün mutlaka failler, katiller hesap verecektir.”

    “KARAR VEREN YARGIÇLARIN TÜMÜ FETÖ’DEN İHRAÇ EDİLDİ”

    Ferhat Encü’nün ardından söz alan Roboski ailelerinin avukatlarından Kerem Altıparmak ise AYM’ye ikinci kez neden başvuru yaptıklarını şu sözlerle açıkladı:

    “AYM önünde açıklamalar artık rutin hale geldi. Türkiye’deki yargı konusundaki kriz bizi son adres olarak hep buraya sürüklüyor. Haklı olarak şu sorulabilir; ‘Bir AYM kararı zaten vardı, bir AİHM kararı da vardı. Her ikisi de kesinleştiğine göre bir kez daha neden AYM’ye başvuru yapılıyor?’ Bunu açıklamaya çalışacağım. Roboski davasında faillerden yana karar veren yargıçların hepsi FETÖ’den ihraç edildi. Biliyorsunuz 15 Temmuz sonrasında bir önceki Maliye ve Enerji Bakanı Berat Albayrak televizyonlarda açıkça Roboski ve benzeri, Rus uçağı olmak üzere benzeri eylemleri FETÖ olarak isimlendirilen terör örgütünün yaptığını söyledi. Bu söz tek başına yargılamanın açılması için yeterli olmayabilirdi. Ne var ki biraz önce Ferhat Encü’nün anlattığı hikayenin başında bir kovuşturmaya yer olmadığına dair karar var. O kararı veren savcı FETÖ’den ihraç edilen ve hakkında ceza davası açılan bir savcı. Aynı şekilde bu kararın itirazının incelendiği mercii de 3 yargıçtan 2’si yine aynı örgütten ihraç edilen hakimler. Bir tek hakim görevde kaldı o da Roboski davasına ilişkin verilmiş kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın bozulmasını talep eden hakim. Yani 4 yargı mensubunun 3’ü örgüt üyeliğinden soruşturuluyor, ihraç edilmiş. Sadece bir tanesi o da bu dava açılmalı diyen hakim görevde.”

    “YEPYENİ BİR DELİL İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Roboski dosyasının yeniden açılması için güçlü delillerin ortaya çıktığını da ifade eden Altıparmak sözlerine şöyle devam etti:

    “Bunu Türkiye’nin en yüksek makamında oturan bir kişinin ifadeleri ile ortaya koyduğumuzda yepyeni bir delil ile karşı karşıya olduğumuz açık. AİHM’in Brekal Birleşik Krallık davasında kurduğu bir içtihat var. Diyor ki; ‘Eğer bir soruşturma daha önce bir şekilde kapanmışsa ve fakat sonra yeni deliller ortaya çıkmışsa devletin o olayı soruşturma ödevi canlanmaktadır.’  Biz Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na; biz derken Erkan Şenses, Neşet Giresun ve Özlem Zıngır aileden tekrar vekalet aldık ve Diyarbakır Başsavcılığı’na yeniden başvuru yaptık. Dedik ki bu yeni deliller uyarınca, AİHM kararları uyarınca yeniden soruşturmayı canlandırmanız, sorumluları araştırmanız lazım. Çünkü araştırması gereken kişiler kendileri bizzat suçluymuş. Bu bizzat devletin kendi soruşturmalarının kararı ile ortaya çıkmış. Üstüne üstlük bakan çıkmış demiş ki ‘bunun arkasında bu var.’ O zaman artık bu yeterince güçlü bir delildir.”

    “BİLGİLERE ULAŞMAMIZI ENGELLİYORLAR”

    Açıklamasında katliamdan bu yana yaşanan dava süreçlerine de değinen Altıparmak şöyle devam etti:

    “Diyarbakır, Uludere’ye Uludere de Şırnak’a yolladı bir önceki olayda olduğu gibi. Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı önce kısıtlama kararı aldı. Kısıtlama kararı ne demek, dosyanın içinde bir bilgi var ve o bilgiye bizim ulaşmamızı engelliyorlar demek. Biz o bilginin ne olduğunu öğrenemeden bu kez takipsizlik kararı verdi. Bizim Diyarbakır’a yaptığımız başvurudan 1,5 yıl sonra Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı takipsizlik kararı verdi. Biz bu karara karşı Şırnak Sulh Ceza Hakimliği’ne itiraz ettik. Aynı delillerimizi ve hukuki gerekçelerimizi ileri sürdük ve 1,5 yıl karar verilmeyen konuda 72 saat içinde karar verilerek talebimiz reddedildi. Tabii ki birçok örnekte gördüğümüz gibi gerekçesiz bir karardı.

    Şimdi AYM’ye başvururken biz aslında devlete çok önemli bir fırsat sunuyoruz. Bu ülkenin tarihindeki en büyük sivil katliamlarından birini açığa çıkarma imkanı hukuken AYM’nin elindedir. AYM burada bir hak ihlali kararı verirse bu soruşturmanın açılması zorunlu bir bir hale gelecek. Bu sadece Roboski ailelerinin davası değildir. Bu Türkiye’de insan haklarına, evrensel değerlere inanan herkesin davasıdır ve hukuki gerekçeleri de fazlasıyla mevcuttur. Bu yönde bir başvuru yapıyoruz. Şunun karıştırılmaması gerekir. Bu daha önce verilen kararın tekrar getirilmesi başvurusu değildir. Bu yeni delilerin dosyayı açma mecburiyeti doğurmasının başvurusudur. Talebimiz de bu yönde olacak AYM’den. Roboski davası mahkeme kararlarıyla kapatılacak bir dava değildir.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

  • Roboski Katliamı 110. ayında: Katliam adaletsizliğe ve cezasızlığa teslim edildi

    Roboski Katliamı 110. ayında: Katliam adaletsizliğe ve cezasızlığa teslim edildi

    PİRHA- Roboski için Adalet Girişimi, üzerinden Roboski Katliamı’nın üzerinden 110 ay geçen geçtiğini hatırlatarak, Roboski’nin adaletsizliğe ve cezasızlığa teslim edildiğine vurgu yaptı. Devletin Roboski ve benzer katliamlar karşısında hiçbir sorumluluğunu yerine getirmediğine değinilen açıklamada, “Roboski bu toprakların utancı, kanayan yarası ve adalet arayışıdır” denildi.

    Roboski için Adalet Girişimi, Şırnak’ın Uludere ilçesi Roboski köyünde 28 Aralık 2011 tarihinde TSK’nin bombardımanı sonucu 34 kişinin yaşamını yitirdiği katliamın 110’uncu ayına ilişkin açıklama yaptı.

    Açıklamada, “O geceden bugüne geçen 479 haftada, hukuk kayıp, adalet kaçak, herkes suspus. Katliamın ardından geçen 3 bin 350 gün ve adalet hala yok. Meclis komisyon kurdu ve sakladı, yargı ise akladı. Roboski, çizilmiş sınırlar yüzünden ekmeğini katır sırtında kazanmaya mahkum edilmiş insanlarımıza, yaşama şansı bile tanımayan bir vicdansızlığın sembolüdür” ifadelerine ye verildi.

    Hiçbir katliamın zaman aşımına uğramasının söz konusu olamayacağının altı çizilen açıklamada ayrıca, Roboski Katliamı aydınlatılmadıkça, Türkiye siyasetinde sivilleşme ve demokratikleşme söz konusu olamayacağının altı çizildi.

    Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    “ROBOSKİ VİCDANSIZLIĞIN SEMBOLÜDÜR”

    Roboski’de günlük 150-200TL kazanmak ve ailelerinin geçimini sağlamak için, zor doğa koşullarıyla amansızca mücadele ederek her gün çıktıkları yolda, geçiş rotaları ve oradan geçerek sınır ticareti yaptıkları bilinirken, 28 Aralık 2011 gecesi saat 21.30 ile 22.24 arasında, üzerlerine TSK tarafından 4 bomba atılarak, yaşları 13 ile 35 arasında değişen -19’u çocuk- 34 sivil insanımız katledildi.

    Katledilmelerinden bugüne 9 yıl ve 2 ay geçti. 110 aydır bir köy, bir halk, bir toplum, bir ülke hep birlikte adaleti arıyor. O geceden bugüne geçen 479 haftada, hukuk kayıp, adalet kaçak, herkes suspus. Katliamın ardından geçen 3350. gün ve adalet hala yok, yok, yok. Meclis komisyon kurdu ve sakladı, yargı ise akladı. Roboski, çizilmiş sınırlar yüzünden ekmeğini katır sırtında kazanmaya mahkum edilmiş insanlarımıza, yaşama şansı bile tanımayan bir vicdansızlığın sembolüdür.

    “KATLİAM ADALETSİZLİĞE VE CEZASIZLIĞA TESLİM EDİLDİ”

    Tüm bu ölümün ve kıyametin duyulmadığı, görülmediği bir zaman yaşandı Roboski’de. Bu ülkenin nüfus cüzdanına sahip Kürt çocuklarının, gençlerinin üzerine, eğitimi / işsizliği çözmek yerine vergilerimizle alınan ‘bu ülkenin’ savaş uçaklarından atıldı o bombalar. Ne yazık ki tüm katliamlarda olduğu gibi adaletsizliğe ve cezasızlığa teslim edildi. Oysa insan yaşamının kutsallığı ve dokunulmazlığını sağlamakla yükümlü olan devlet bu ve benzer katliamlar karşısında hiçbir sorumluluğunu yerine getirmedi/getirmiyor.

    Aradan geçen dokuz yılda; aileler, sivil toplum kuruluşları, demokratik kitle örgütleri, hukukçular olayın aydınlatılması, suçluların cezalandırılması için mücadele verdiler. 34 insanın bombalarla öldürüldüğü herkesçe kabul görmüş, kanıtlanmış olmasına karşın, bu durum yasalar ve adalet sisteminde bir türlü karşılığını bulamadı. Cezasızlığın her köşe başına yerleştiği bu topraklarda, failler hala yargılanmadı. Dün de bugün de işlenen suçlar karşısında cezalandırma gerçekleşmiyor, adalet sağlanmıyor. Bir sonraki katliamı tetikleyen cezasızlık geleneği, hukuku yok varsayma, derin korumacılık, görünmeyen ellerle Roboski davası için de hala uygulanıyor. Bir katliamın cezasız bırakılmasının, yargı yollarının kapatılmasının, devlet olarak böyle bir katliamı örtmenin bir açıklaması olamaz. Adalet sisteminin çöküşünün ispatı Roboski Katliamı’dır. Devletin en asli görevi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile garanti altına alınmış olan yaşam hakkını korumaktır. Bu sözleşme ile YAŞAM HAKKI’nın yasalarla koruma altına alınması hükme bağlanmıştır. Adaleti arıyoruz.

    “ROBOSKİ AYDINLATILMADIKÇA DEMOKRATİKLEŞME SÖZ KONUSU DEĞİLDİR”

    Roboski’ye adalet gelmeden Türkiye’ye adalet gelmeyecektir. Başta Roboski olmak üzere tüm insan yaşamını ve özgürlüklerini ortadan kaldıran savaşa ve şiddete karşı, hepimiz itiraz hakkımızı kesintisizce kullanacağız. Yaşadıklarımızın aslı; devlet, cezasızlık, savaş, hukuk ve adaletin olmayışıdır. Hiçbir katliamın zaman aşımı yoktur. Roboski aydınlatılmadıkça, Roboski’de yaşananlar halka açıkça anlatılmadıkça Türkiye siyasetinde sivilleşme ve demokratikleşme söz konusu olmayacaktır.

    Biz, Adalet arayışının, bir arada ve barış içerisinde yaşamanın tarafıyız. Devlet ve iktidar şiddetine karşı, Roboski ve tüm katliamlar için adaleti talep etmek adına bir araya geleceğimiz ve adaleti sağlayacağımız güne kadar yataklarımızda rahat uyumayacağız, uyutmayacağız da. “İnsan olarak ne yapabilirim?” sorusunu soran herkese her ayın 28. günü sesleneceğiz, hatırlayacağız “gelin sesimizi birlikte yükseltelim” diyeceğiz.

    Roboski, devletin ve iktidarın sınavıdır. Bu topraklarda “Barış ve Adalet”in yolu, mutlaka ve önce Roboski’den geçecektir. Roboski bu toprakların utancı, kanayan yarası ve adalet arayışıdır

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi başkanlar: Roboski Katliamı’yla yüzleşilmeli, sorumlular açığa çıkarılmalı-VİDEO

    Alevi başkanlar: Roboski Katliamı’yla yüzleşilmeli, sorumlular açığa çıkarılmalı-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de bulunan Alevi kurum başkanları Roboski Katliamın’nın 9. yıl dönümünde katliamla yüzleşilmesi ve sorumluların açığa çıkarılarak yargılanması çağrısında bulundular.

    28 Aralık 2011 tarihinde Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait savaş uçaklarının bombardımanı sonucu 19’u çocuk 34 kişi yaşamını yitirdiği katliamın üzerinden 9 yıl geçti. Ailelerin hukuk mücadelesi de AİHM’in verdiği red kararının ardından tükendi.

    9. yılına giren Roboski Katliamı’nın yıl dönümünde Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Remzi Akbulut, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Çiğli Şube Başkanı Hüseyin Han ve Karşıyaka Zübeyde Hanım Alevi Bektaşi Kültürünü Yaşatma Derneği Cemevi Başkanı Zehni Çabuk adalet çağrısında bulunarak, komuta kademesinden bakanlara, bürokratlara dek, katliamda payı olabilecek herkesin soruşturulması, sorumluların yargı önüne çıkarılması, halka karşı işledikleri bu insanlık suçunun hesabının sorulması gerektiğine vurguda bulundular.

    “KATLİAMLARLA YÜZLEŞİLMESİ LAZIM”

    Katliamla ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir kadın toplantısındaki,, ‘Her kürtaj bir Roboski’dir’ sözlerini hatırlatan Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Remzi Akbulut bu söylemlerin insanları acıttığını dile getirdi.

    Maraş Katliamı’nda katledilenlerden bazılarının halen bir mezarı dahi olmadığına değinen Akbulut, katliamların faillerini açığa çıkarılıp yargılanmasına gerektiğine vurguda bulunarak, şunları kaydetti.

    “F -6 la ile Roboski köylülerini bombaladılar. Mazot ve gıda malzemesi getiren vatandaşlardı bunlar. 34 sivil hayatını kaybetti.  Sınır ticareti sınır karakolunun bilgisinde yapılıyordu. TSK personeli görevlerini yerine getirir iken  hataya düştüklerini kabul ettiler. Bu konu ile takipsizlik kararı verildi. Genelkurmay Başkanı Nejdet Özel hakkında anayasa mahkemesine suç duyurusunda bulundu. Buradan da bir sonuç çıkmayınca ölenlerin yakınları bir araya gelerek AİHM’ dava açmak için müracaat ettiler. Ne yazık ki AİHM ise 2 gün geç başvurulduğu için davayı reddetti. Bu olayla ilgili dönemin Başbakan Yardımcısı Hüseyin Çelik, ‘Uludere bir operasyon kazasıdır’ dedi. Diğer taraftan Bülent Arınç , ‘Kasıt yok ihmal var’ dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise  bir kadın toplantısında, ‘Her kürtaj bir Roboski’dir’ demişti. Tabi bu sözler kamuoyunda insanları acıtıyor, yüreğini sızlatıyor. Bu katliamlarla yüzleşilmesi lazım. Bunların açığa çıkması lazım. Maraş Katliamı’nın 42. yıl dönümünde bu konuyu konuşur iken Maraş’ta öldürülenlerin yakınları ölülerin mezarına bir karanfil bırakamıyorlar. Bu hepimiz için çok acı bir olay.”

    “ROBOSKİ’NİN FAİİLERİ MEÇHUL DEĞİLDİR”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çiğli Şube Başkanı Hüseyin Han ise katliamın sorumlularının açığa çıkarılıp yargılanması için aradan geçen dokuz yılda bir arpa boyu yol alınmadığına dikkat çekti.

    Han, Roboski’nin faili meçhul olarak bırakılmak istendiğinin altını çizerek “Roboski  Aleviler açısından bir Sivas, Maraş, Gazi, Gezi gibi mazlum hakların katledildiği olaylardan biridir.  Aleviler diğer katliamlar gibi Roboski’ye duyarlı olmalı. Zalimlerin karşısında mazlumların yanında yer almak durumundayız. Roboski’ye faili meçhul denilmekte ama devlet tarafından tazminat ödenmek istendi. Buda faili meçhul değildir demektir” diye konuştu.

    “KARINCAYI DAHİ GÖRENLER 34 KİŞİYİ NASIL GÖREMEDİ?”

    Gıda ve mazot ticareti için yıllardan beri askeriyenin bilgisi dahilinde aynı yol güzergahını kullandığına dikkat çeken Karşıyaka Zübeyde Hanım Alevi Bektaşi Kültürünü Yaşatma Derneği Cemevi Başkan Zehni Çabuk, gelişen teknoloji ile en ufak hareketliliği dahi gören insansız hava araçlarının Roboskili köylüleri hedef almasının anlaşılmaz olduğunu belirterek şöyle konuştu:

    “Daha Maraş Katliamı içerisinde iken 28 Aralık’ta Roboski’de katledilenlerin yıl dönümü. Roboski’yi bir katliam olarak değerlendiriyoruz. Maraş, Çorum ve Sivas Katliamları’nın aynısıdır. Planlanmış, kendi güçleri ile  vatandaşını imha eden bir saldırı. Kırsal alanda yaşayan bu insanların geçinmek için aynı işi yapıp aynı yolu kullanır iken nasıl oluyor da 34 kişi F-16’larla imha ediliyor. Teknolojinin gelişmiş olduğu bu çağda karıncayı dahi gören insansız hava araçları nasıl oluyor da katırla gıda malzemesi 34 kişiyi imha ediyor.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Kılavuz: Maraş’tan Roboski’ye adalet arayışı devam edecek-VİDEO

    Kılavuz: Maraş’tan Roboski’ye adalet arayışı devam edecek-VİDEO

    PİRHA- ABF İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz, Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasının çok acılar gördüğünü, Roboski’nin de bunlardan biri olduğunu söyledi. Kılavuz, “Resmen bir katliam yapıldı ancak suçluları bulmadılar, mahkemeleri kapattılar, örtbas ettiler. Bunlar çok çok acı olaylar ve asla affedilmez. Demokratik bütün kanalları zorlayarak ve dünya kamuoyunu bilgilendirerek sonuç alınacağına inanıyorum” dedi.

    28 Aralık 2011 tarihinde Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait savaş uçaklarının bombardımanı sonucu 19’u çocuk 34 kişi yaşamını yitirdi. Ailelerin verdiği hukuk mücadelesinde son olarak AİHM, 17 Mayıs 2018’de aileler adına başvuruyu reddetti.

    Roboski Katliamının 9. yılına dair bir çok kentte eş zamanlı açıklamalar yapılırken, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Seyit Sabun Ocağı pirlerinden Hasan Kılavuz, PİRHA’ya konuştu.

    “ANNELERİN YÜREĞİNDEKİ ACILARI NE KADAR ANLATSAK TARİF EDİLEMEZ”

    Kılavuz, Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasının çok acılar gördüğünü, Roboski’nin de bunlardan biri olduğunu belirterek, “34 can katledildi. Katledilenler belki bir kısmı kurtulabilirdi ama yardım gitmedi, giden yardımı da engellediler. Çoğu o gece ayazda kan kaybında öldüler ve bunların ne acıdır ki 19’u çocuk yaştaydı. O annelerin yüreğindeki acıları ne kadar anlatsak tarif edilemez, kağıtlara sığmaz” dedi.

    “MARAŞ’TAN ROBOSKİ’YE ADALET ARAYIŞI DEVAM EDECEK”

    Adaletin sağlanmamış olması ve katliamın yaşandığı yerde anmaların yasaklanıyor olmasının Maraş’ı anımsattığını ifade eden Kılavuz, “300 gün sonra anneler toplu halde katliamın yapıldığı, evlatlarının öldürüldüğü yere gidip bir mum yakma, bir ağıt yakma isteğine cevap cop ve gaz bombası oldu. Şimdi ben Roboski’de 8 yıl önce olan bu olayları ve olayları yaşayan ailelerin durumunu görünce 42 yıldan beri Maraş’a giden bütün Alevilerin her gidişinde engellenmesi, oraya sokulmaması da aynı durumdur” diye konuştu.

    “RESMEN BİR KATLİAM YAPILDI ANCAK SUÇLULARI BULMADILAR”

    Herkesin gözü önünde bir katliam yaşandığını vurgulayan Kılavuz, Roboski’de çocuklarını kaybeden annelerin adalet beklentisinin çeşitli gerekçelerle sağlanmadığını aktararak, şunları dile getirdi:

    “Resmen bir katliam yapıldı ancak suçluları bulmadılar, mahkemeleri kapattılar, örtbas ettiler. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ‘2 gün geç kaldınız’ diyerek dosyayı kabul etmedi. Bu yaşananlar çok acıdır. Annelere ‘acılarınızı dindirir’ diye para teklif yaptılar. Ama onurlu Kürt kadınları Kürt anneleri bunu elinin tersiyle ret ettiler. O günden bugüne anneler, insanlar bunun peşini bırakmıyor ve mücadeleye devam ediyor. Onların acılarına yürekten katılıyorum. Bunlar çok çok acı olaylar ve asla affedilmez. Bütün bunlara rağmen umutsuz olmamak, mücadeleci olmak lazım. Demokratik bütün kanalları zorlayarak ve dünya kamuoyunu bilgilendirerek sonuç alınacağına inanıyorum. Bu ülke bizim, başka bir ülkemiz yoktur. Demokrasiyi, insan haklarını, barışı tesis edeceksek bu ülkede tesis edeceğiz. Bütün haklar, inançlar, kurumlar arasında barış tesis edilmelidir.”

    Diren KESER/MERSİN

     

  • Roboski Katliamı, İzmir’de lanetlendi-VİDEO

    Roboski Katliamı, İzmir’de lanetlendi-VİDEO

    PİRHA- Roboski Katliamı’nın 9. yıldönümünde İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri’nin düzenlediği anmada katliamda hayatını kaybedenler anıldı, sorumluların ortaya çıkarılması ve cezalandırılması istendi.

    Roboski Katliamı’nın 9. yıldönümünde İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri öncülüğünde katliamda hayatını kaybedenler anıldı. Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapılan açıklamada, “Roboski’yi Unutma, Unutturma” pankartı açılarak, sık sık, ‘Roboski’yi Unutma Unuturma’, ‘Dersim, Maraş, Roboski Unutulmaz Hiçbiri’, ‘Faşizme Karşı Omuz Omuza’ sloganları atıldı.

    “İKTİDAR POLİS TERÖRÜ İLE AĞOR BASKI UYGULUYOR”

    Açıklama öncesi söz alan HDP Milletvekili Musa Piroğlu katliamın sorumlularından hesap sorulması çağrısını yineleyerek, “Bugün Roboski’yi anarken adalet istemeye gelmedik. Bu iktidardan adalet aramaya da gelmedik. Sorumluları tanıyoruz, onlardan hesabın kimin tarafından sorulacağını da biliyoruz. Bu iktidar meclis çoğunluğuna ve polis terörüne dayanarak ağır bir baskı uyguluyor. Tüm dernekleri kapatan bir yasa çıkardılar ondan önce baro yasasını çıkardılar. Sadece siyasal bir baskı kurmuyorlar. Açıkladıkları asgari ücretle işçi sınıfına da sefaleti dayatıyorlar. Patronların ve sermayenin iktidarı olan bu iktidar Türkiye halklarına katliam ve sefaletten başka bir şey getirmedi. Zulme ve zorbalığa sessiz kalmayalım” ifadelerini kullandı.

    “ROBOSKİ’Yİ TOPLUMSAL HAFIZADAN SİLMEK İSTİYORLAR”

    Açıklamaya Roboski’de oğlunu kaybeden bir babanın, “Hayattayken nereye gitsem o götürüyordu. Gözlerim gibiydi. 7 yıldır gözlerimi arıyorum” sözlerini hatırlatarak başlayan KESK İzmir Şubeler Platformu dönem sözcüsü Necip Vardal, “Roboski Katliamı’nın üzerinden dokuz yıl geçmişken yapılması gereken açıktır. Komuta kademesinden bakanlara, bürokratlara dek, katliamda payı olabilecek herkesin soruşturulması, sorumluların yargı önüne çıkarılması, halka karşı işledikleri bu insanlık suçunun hesabının sorulması gerekmektedir” diye konuştu.

    Vardal, katliamın sorumlularının açığa çıkarılıp yargılanması için aradan geçen dokuz yılda bir arpa boyu yol alınmadığına ve suçluların açığa çıkarıp yargılamayan iktidarın katliama katliam denmesini yasaklayarak toplumsal hafızadan silmeye çalıştığına dikkat çekerek, “Katliamın dosyasının kapağı açılmadan, elden ele dolaştırılarak zamana yayılmaya çalışıyor. Söz konusu iktidara yönelik herhangi bir açıklama olunca mesaiyi bile beklemeden, Pazar günü hızla harekete geçen yargının Roboski, 10 Ekim gibi katliamlarda yerinde sayması suçluların korunduğunu düşündürüyor” dedi.

    “SORUMLULARI ORTAYA ÇIKARANLAR HEDEFE KONUYOR”

    “Roboski ile yüzleşmek, sorumlularından hesap sormak yerine üstünü kapatanlar yeni katliamlara ve cinayetlere de davetiye çıkarıyor” diyen Vardal iktidarın katliamın sorumlularını ortaya çıkarmak isteyenleri hedefe koyduğuna dikkat çekti.

    Vardal, sözlerine şöyle devam etti:

    “Eldeki mevcut günah keçilerini her türlü suçun üstünü örtmek için kullanan iktidara buradan sesleniyoruz: Eğer samimi iseniz, 28 Aralık 2011 sonrasında katliamın arkasında duranları, onları ödüllendirenleri de soruşturma kapsamına alın. Dönemin Genelkurmay Başkanını, yine o dönemin Genelkurmay İstihbarat Başkanını, o günün Genelkurmay ikinci Başkanının katliamı meşrulaştırmaya çalışan dönemin İçişleri Bakanının ifadelerine başvurun, sorumluluklarını sorgulayın.  Tüm bu isimler katliam konusunda da muhtemelen “kandırıldıklarını” öne sürecekler, sorumluluklarını örtbas edeceklerdir. O gün Roboski’de yoksul Kürt köylülerini katledenler, bugün geride kalanları şiddetle, baskılarla, tutuklamalarla terbiye etmeye çalışıyor. İktidar, katliamın sorumlularını değil, bu sorumluları ortaya çıkarmak için çabalayan kesimleri hedefe koymaktadır” diye konuştu.

    “SORUMLULAR YARGI ÖNÜNE ÇIKARILMALI”

    Herkes için en kutsal hak olan yaşam hakkını yüksek sesle savunmamanın  omuzlara daha ağır bir yükü yükleyeceğinin altını çizen Vardal, iktidara bu katliamın sorumlularını açığa çıkararak yargı önüne çıkarılması çağrısında bulundu.

    Vardal sözlerini, “Roboski Katliamı üzerinden dokuz yıl geçmişken yapılması gereken açıktır. Komuta kademesinden bakanlara, bürokratlara dek, katliamda payı olabilecek herkesin soruşturulması, sorumluların yargı önüne çıkarılması, halka karşı işledikleri bu insanlık suçunun hesabının sorulması gerekmektedir. Ancak AKP iktidarının böyle bir niyetinin olmadığını biliyoruz. İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri olarak, Roboski katliamını unutmayacağımızı, unutturmayacağımızı ve her fırsatta sorumlulara dikkat çekeceğimizi buradan bir kez daha kamuoyuyla paylaşıyor” diyerek sonlandırdı.

    PİRHA/İZMİR

  • ‘Roboski Katliamı’nın failleri yargılanmadan toplumsal huzur sağlanmayacaktır’-VİDEO

    ‘Roboski Katliamı’nın failleri yargılanmadan toplumsal huzur sağlanmayacaktır’-VİDEO

    PİRHA- Roboski Katliamı’nın 9. yılına dair Dersim ve Mersin’de yapılan açıklamalarda, hala adaletin yerini bulmadığı vurgulanarak, “Roboski Katliamı’nın üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, bu katliamın failleri yargı önüne çıkarılarak cezalandırılmadan kalıcı, adil ve onarıcı bir toplumsal huzur sağlanamayacaktır” denildi.  

    28 Aralık 2011 tarihinde Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait savaş uçaklarının bombardımanı sonucu 19’u çocuk 34 kişi yaşamını yitirdi. Ailelerin verdiği hukuk mücadelesinde son olarak AİHM, 17 Mayıs 2018’de aileler adına başvuruyu reddetti.

    Roboski Katliamının 9. yılına dair bir çok kentte eş zamanlı açıklamalar yapıldı.

    DERSİM

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Roboski Katliamı’nın 9’uncu yılında Sanat Sokağı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi.

    “ROBOSKİ’DE YAŞANAN KATLİAMIN UNUTTURULMASINA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”

    Açıklamayı okuyan Halkların Demokratik Partisi Dersim İl Eş Başkanı Nurşat Yeşil, “9 yıl önce, devletin savaş uçakları, çoğu çocuk ve genç 34 insanı bombalayarak katletti. Roboski Katliamı’nın üzerinden dokuz yıl geçti, ancak sorumlular yargı önüne çıkarılmadı. Dönemin Başbakanı Erdoğan, Genelkurmay Başkanı’na bu harekat için teşekkür etti” dedi.

    Meclis’te kurulan komisyonun AKP’li çoğunluğunun da, katliamın üstünün örtülmesi için raporlar yazdığını hatırlatan Yeşil, şunları kaydetti:

    “O günden bugüne, başta Roboski’li aileler olmak üzere toplumdaki tüm vicdanlı bireylerin ve demokratik kurumların talebi, sorumluların yargı önüne çıkarılması oldu. Roboski’de öldürülen sivil yurttaşların hesabını vermeyen siyasi iktidar, bugün Van da Hakkari’de devlet eliyle işlenen suçlara da kayıtsız kalıyor. Roboski Katliamı’nın üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, bu katliamın failleri yargı önüne çıkarılarak cezalandırılmadan kalıcı, adil ve onarıcı bir toplumsal huzur sağlanamayacaktır. Bizler Demokrasi ve insan haklarından yana olan güçler olarak Roboski’de yaşanan katliamın unutturulmasına müsaade etmeyeceğiz.”

    MERSİN

    İnsan Hakları Derneği Mersin Şubesi tarafından Roboski Katliamı’nın 9’uncu yılına ilişkin basın açıklaması gerçekleştirildi. HDP İl Eş Başkanları, DKÖ ve STK temsilcilerinin katıldığı açıklamayı Şube Sekreteri Tahir Tüyben okudu.

    “ROBOSKİ AYDINLATILMADIKÇA DEMOKRATİKLEŞME SÖZ KONUSU OLMAYACAKTIR”

    19’u çocuk, 34 yurttaşın, 9 yıl önce sınır yerleşkesi Roboski’de, TSK uçaklarından atılan bombalarla katledildiğini hatırlatan Tüyben, şunları ifade etti:

    “Ne yaparsak yapalım, katledilen insanlarımızı geri getiremeyeceğiz elbet! Bugüne kadar, ne sorumlular açığa çıkarıldı, ne de katledilen bu köylülerin ailelerinden özür dilendi. Bırakalım devletin bunları yapmasını, aksine ölenlerin aileleri yargılandı ve para cezalarına çarptırıldı. Roboski aydınlatılmadıkça, Roboski’de yaşananlar halka açıkça anlatılmadıkça Türkiye siyasetinde sivilleşme ve demokratikleşme söz konusu olmayacaktır. Adalet olmadan barışın mümkün olamayacağı, adaleti tesis edemeyen rejimlerin değişime direnerek, haritaların da yeniden çizileceği kanlı iç savaşlara ortam hazırladıkları açıkça görülmektedir. Roboski’nin üstü örtülerek, Roboski’de yaşanan insanlık dramı unutturularak, yeni demokratik bir anayasanın yapılamayacağını biliyoruz. Öncelikle, “Hakikatleri Araştırma Komisyonu”nun kurularak; sadece Roboski’yi değil bütün katliamları, faili belli cinayetleri, karanlık sabotajları, gözaltı kayıplarını ve tüm insanlık suçlarını ortaya çıkartıp, suçluların adil mahkemelerde yargılanması sağlanmalıdır.”

    PİRHA/DERSİM-MERSİN

     

  • ‘Roboski Katliamı’nı ortaya çıkaran zihniyete karşı örgütlü olmalıyız’-VİDEO

    ‘Roboski Katliamı’nı ortaya çıkaran zihniyete karşı örgütlü olmalıyız’-VİDEO

    PİRHA- Roboski Katliamı’nın 9. yılına dair ajansımıza konuşan DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, Roboski Katliamını ortaya çıkaran zihniyetin geçmişten günümüze deva ettiğini vurguladı. Kulu, “Demokrasi, barış, özgürlük adına söz söyleyen herkesin bu tarihsel gerçeği görerek bir bütünlük, birlik içerisinde geleceği kurmamız lazım” dedi.

    28 Aralık 2011 tarihinde Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait savaş uçaklarının bombardımanı sonucu 19’u çocuk 34 kişi yaşamını yitirdi. Ailelerin verdiği hukuk mücadelesinde son olarak AİHM, 17 Mayıs 2018’de aileler adına başvuruyu reddetti.

    Roboski Katliamının 9. yılına dair Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, PİRHA’ya konuştu.

    Zulmün devam ettiği bir yıl dönümü daha yaşadıklarını belirten Kulu, “Katilin gizlendiği ve yaşanan bu katliamın sadece ailelere acı, gözyaşı yaşatması, zulüm ve acılarla hala devam etmesi ibretlik bir insanlık dramıdır” dedi.

    Bütün sistemlerin, erklerin, devletlerin bir kuruluş ruhu olduğunu ifade eden Kulu, “Hangi ruh üzerine kurulmuşsanız ülkeyi o ruhla idare edersiniz. Roboskileri yaşarken aslında biraz daha geçmiş bir tarihe gittiğimizde karşımızda Yavuz’un, Kuyucu Murat Paşa’nın katliamını, Sivas’ı, Zilan’ı, Maraş’ı görürüz. Bu devam eden ruh hali ve yönetme biçimi ötekilerine yaşama hakkı vermeyen bir zihniyetin 21. yüzyılda hala Türkiye’de iktidar olmasıdır. Bu zihniyetin hala devam etmesi; hem insanlık açısından, hem adalet duygusu açısından, hem barış ve gelecek açısından gerçekten ürkütücü bir noktadadır” diye konuştu.

    “ZULME KARŞI BİR DURUŞUN SAHİBİ OLMALIYIZ”

    Kulu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Demokrasi, barış, özgürlük adına söz söyleyen herkesin bu tarihsel gerçeği görerek bir bütünlük, birlik içerisinde geleceği kurmamız lazım. Bunun dışında hiçbir seçeneğin olmadığını anlamamız lazım. Susarak yahutta saklanarak bir yaşamın olmayacağını bilmemiz gerekiyor. Her birimizin en zor şartlarda bedenini demokrasi ve barış için ışığa çeviren Hallacı Mansur gibi, Kerbela’daki Hüseyin gibi, Pir Sultan gibi zulme karşı bir duruşun sahibi olmadığımız sürece bize reva görülen ve sistemin Kürtlere, Alevleri, ötekilere reva gördüğü bu zulüm devam edecektir. Geleceğimizi umutla, inançla, özgürlükle kurmamızın esas anahtarı acılarımızı ve umutlarımızı birleştirerek, örgütlenerek ve bu zulüm sistemine karşı bir dirençle sefer olmakla mümkün olacağına inanıyoruz.”

    Diren KESER/MERSİN

  • Roboski Katliamı’nın 9. yılı: Komutana madalya, ailelere ceza!

    Roboski Katliamı’nın 9. yılı: Komutana madalya, ailelere ceza!

    PİRHA- Roboski İçin Adalet Girişimi, 34 sivilin öldürüldüğü katliamın 9. yıldönümüne  dair basın toplantısı düzenledi. Aradan geçen 9 yıla rağmen herhangi bir hukuki ilerlemenin olmadığına dikkat çekilen açıklamada “Bu topraklarda ‘Barış ve Adalet’in yolu, mutlaka ve önce Roboski’den geçecektir” denildi.

    Roboski İçin Adalet Girişimi, Roboski Katliamı’nın 9. yılında açıklama yaptı. İnsan Hakları Derneği Ankara Şube binasında yapılan basın açıklamasını İHD MYK üyesi Nuray Çevirmen okudu.

    Çevirmen, “Katliamın ardından geçen 108 ay, 470 hafta, 3288 güne rağmen adalet sağlanabilmiş değil” diyerek demokratik toplumlarda katliamların yaşanmayacağını ifade ederek, “100 yıldan fazladır bu ülkeye egemen zihniyet; katliamlar konusunda çok kötü bir tablo çizmekte, çizmeye de devam etmektedir” dedi.

    “ADALET TALEBİMİZİ HAYKIRMAYA DERAM EDECEĞİZ”

    Roboski, kendi rızaları dışında çizilmiş sınırlar yüzünden ekmeğini katır sırtında kazanmaya mahkûm edilmiş insanlara, yaşama şansı bile tanımayan bir vicdansızlığın sembolü olduğunun altını çizen Çevirmen, “Atılacak hiçbir adımın kaybettiklerimizi geri getirmeyeceğini biliyoruz. Ancak, gerçek ayan beyan ortadayken, demokratik bir ülkede savcılar harekete geçer, sorumlular tespit edilir ve adaleti önceleyen hukuk ilkelerine göre failler cezalandırılır. 17 bin faili meçhulün olduğu ülkede, ne acıdır ki, olması gereken bu sonucu bekleyemiyoruz” diye belirtti.

    Çevirmen, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bir ülkenin nasıl yönetildiği, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakınca anlaşılmaktadır. Bizler Roboski Katliamı özelinde bu sonuçlara itiraz ediyoruz ve barışçıl bir ortamda yaşama hakkımızı, katliamların aydınlatılmasını, yüzleşilmesini, adaletin sağlanmasını, gözü yaşlı annelerin acılarının biraz olsun hafifletilmesini talep ediyoruz. Devlet ve iktidar şiddetine karşı, Roboski ve tüm katliamlar için adaleti talep etmek adına bir araya geleceğimiz ve adaleti sağlayacağımız güne kadar yataklarımızda rahat uyumayacağız, uyutmayacağız da. ‘İnsan olarak ne yapabilirim?’ sorusunu soran herkese her ayın 28. günü sesleneceğiz, hatırlatacağız ‘gelin sesimizi birlikte yükseltelim’ diyeceğiz. Roboski, devletin ve iktidarın sınavıdır. Bu topraklarda ‘Barış ve Adalet’in yolu, mutlaka ve önce Roboski’den geçecektir.”

    “DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE KATLİAMCILARA TEŞEKKÜR EDİLMEZ”

    Basın toplantısında söz alan HDP Adana Milletvekili Kemal Peköz oldu. “Roboski katliamı bilerek, isteyerek yapılmış bir katliamdır” diyen Peköz, şöyle devam etti:

    “Türkiye Cumhuriyeti tarihinde çokça katliam var ancak bu şekilde kaçakla koruculuk arasına sıkıştırılmış aileler üzerinden yapılan katliam farklı bir özellik gösteriyor. Çünkü katledilenlerin büyük bir kısmı çocuk yaştaydı. Bu insanlar sadece ve sadece günlük geçimlerini sağlayabilmek ve okul masraflarını çıkarabilmek ya da evlenebilmek için sınır dışına geçiyorlardı. Ama sınır dışı dedikleri de zaten kendi köylerine 500-600 metre mesafede olan yerlerdi. Geçen mecliste yapılan tartışmalarda ‘sınır dışı operasyon’ diye ifade ettiler. Ve biz eleştirdiğimizde de ‘onlar kaçakçıydı’ diye bağırdılar. Oysaki Türkiye’de milyarlarca, trilyonlarca lira kaçakçılık yapanların çok rahat affedildikleri bilinen bir gerçekliktir. Katliam sonrasında o zamanın Cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül daha sonra hava kuvvetleri komutanına madalya verdi ve genelkurmay başkanına teşekkür etti. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir katliamdan sonra insanlara teşekkür edilmez.”

    PİRHA/ANKARA

  • 19’u çocuk 34 kişinin öldürüldüğü Roboski Katliamı’nın 9. yılı

    19’u çocuk 34 kişinin öldürüldüğü Roboski Katliamı’nın 9. yılı

    28 Aralık 2011 tarihinde Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait savaş uçaklarının bombardımanı sonucu 19’u çocuk 34 kişi yaşamını yitirdi. Ailelerin verdiği hukuk mücadelesinde son olarak AİHM, 17 Mayıs 2018’de aileler adına başvuruyu reddetti.

    Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde 28 Aralık 2011 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait savaş uçaklarının bombardımanı sonucu 19’u çocuk 34 kişi yaşamını yitirdi.

    Roboski Katliamı’nın ardından Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılsa da 1,5 yıl sonra görevsizlik kararı verilerek Genelkurmay Askeri Savcılığı’na gönderildi. Askeri savcılık da dosya hakkında Ocak 2014’te takipsizlik kararı verdi. Avukatların itirazı ise reddedildi.

    Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuru da reddedilince Roboskili aileler, 2016’da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdu. Ancak AİHM, 17 Mayıs 2018’de aileler adına başvuru yapan avukatların eksik belgeleri geç göndermelerini gerekçe göstererek başvuruyu “kabul edilemez” buldu ve başvuruyu reddetti.
    Katliamın üzerinden 9 yıl geçse de hiçbir sorumlu yargılanmadı.

    Katliamın ardından yaşananlara ilişkin CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun hazırladığı kronoloji şöyle:

    *28 Aralık: Televizyonlar, olayın üzerinden ancak 12 saat geçtikten sonra TSK’dan yapılan açıklamanın ardından haberi verebildi.

    *29 Aralık: Cenazeler defnedilirken dönemin Başbakanı, “40 kişilik bir grubun olması daha önce Gediktepe ve Hantepe baskınlarında silahların katırlarla taşınmasını hatırlatıyor. O zaman da niye bunlara müdahale edilmemişti denmişti” dedi. AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik ise “Uludere bir operasyon kazasıdır” dedi.

    *30 Aralık: Dönemin Başbakanı, “Genelkurmay Başkanı ve komuta kademesine bu konudaki hassasiyeti nedeniyle medyaya rağmen teşekkür ediyorum” dedi.

    2012
    *3 Ocak: Bölgeye giden insan hakları savunucuları, sendikacılar, doktorlar ve avukatların hazırladığı raporda, katliamın ardından saatlerce yardım ulaşmadığı için donarak ölenler olmuştu.

    *9 Ocak: Soruşturmada Gülyazı Sınır Alay Komutan Vekili görevinden alındı. 17 muvazzaf askere de sınır kaçakçılığına göz yumdukları gerekçesiyle “görevi ihmal” gerekçesiyle soruşturma açıldı.

    *11 Ocak: TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde Uludere Alt Komisyonu kuruldu.

    *16 Ocak: Bombardımandan sağ kurtulan Davut, Servet ve Hacı Encü Gülyazı Alay Komutanlığı’nda “pasaport kanununa muhalefet”, “sınırı yasadışı yollarla ihlal etme” ve “ülkeye sınırdan kaçak mal sokma” iddialarıyla ifade verdi.

    *26 Ocak: BDP, Roboski Katliamı’nı Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taşıdı.

    *4/6 Şubat: Komisyon üyeleri Roboski’de incelemeler yaptı.

    *16 Şubat: Katliam öncesinde çekilen Heron görüntülerini izleyen komisyon üyeleri “Görüntüler çok net. Göz göre göre ölmüşler” dediler.

    *1 Mart: Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Uludere’de kasıt yok” dedi.

    *6 Mart: ASELSAN komisyona sunduğu raporunda “kasıt olmadığı” iddiası taşıdığı açıklandı.

    *5 Nisan: Milli Savunma Bakanlığı komisyona sunduğu raporda, Diyarbakır Özel Yetkili Savcılığı’nın ve Uludere Sulh Ceza Mahkemesi’nce konulan gizlilik kararını gerekçe göstererek sorulara yanıt vermedi. Komisyon üyesi, BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, raporda “elle tutulur hiçbir bilgi ve belge olmadığını” söyledi.

    *6 Nisan: Öldürülen 34 kişinin aileleri Meclis’te BDP, AKP, CHP ve MHP gruplarıyla görüştü.

    *30 Nisan: İçişleri Bakanlığı raporunda “Ya ikinci bir Heron var ya F-16’lardan verilen koordinatlar girildi, ya da başka bir ülkeden görüntü desteği alındı” değerlendirmesini yaptı.

    *16 Mayıs: Wall Street Journal (WSJ) Roboski Katliamı’ndaki hava bombardımanı öncesinde insansız hava aracı Predatörden görüntü alındığını yazdı.

    *18 Mayıs: Genelkurmay Başkanlığı’nın açıklamasında ise “Grubun ilk görüntü tespiti Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait insansız hava aracı tarafından yapılmıştır” dendi, haberin gerçeği yansıtmadığı iddia edildi. Başbakan’ın da haberi yalanmasının ardından WSJ ikinci bir haberle, haberlerinin doğru olduğunu ve kaynaklarının ABD Savunma Bakanlığı olduğunu vurguladı.

    *21 Mayıs: Başbakan’ın yaptığı açıklamada, haberin “uydurma olduğunu” bir kez daha tekrarladı ve istihbaratın TSK’dan alındığını, WSJ’deki haberin ABD’deki seçimlerle ilgili olduğunu öne sürdü. Genelkurmay Başkanlığı da konuyla ilgili adli ve idari soruşturma açıldığını açıkladı. CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Roboski Katliamı’yla ilgili Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    *23 Mayıs: İçişleri Bakanı bombardımanın emrini, “Ankara’da Hava Kuvvetleri’nde görüntüleri analiz eden komutanların verdiğini” söyledi.

    *25 Mayıs: Başbakan, Roboski Katliam’ını gündemde tutanların “terör örgütü ve uzantıları olduğunu” söyledi.

    *27 Mayıs: Milli Savunma Bakanı konuyla ilgili ilk kez konuştu. Yargı sürecinin devam ettiğini söyleyen Bakan, sürecin etkilememesi veya bu yönde bir algı doğurmaması için bugüne kadar “Uludere olayı” konusunda Bakanlık tarafından herhangi bir açıklama yapılmadığını ifade etti.

    *28 Haziran: Sivil toplum örgütleri ile Roboski Katliamı’nın yaşandığı yere yürümek isteyen ailelere polis tazyikli suyla müdahale etti.

    *5 Ağustos: Roboski Katliamı’nı araştıran Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı, Wall Street Journal’ın haberini doğruladı, Predatörlerin de olaydan önce görüntü aldığını ve görüntülerde köylülerin seçildiğini açıkladı.

    *21 Ağustos: Asker taşıyan sivil araç Uludere’de şarampole yuvarlandı, dokuz asker ve minibüsün şoförü hayatını kaybetti. Kazada yaralanan askerlere, Roboski’de katledilen yurttaşların yakınları yardım etti.

    *16 Ağustos: Roboski Katliamı’nda 11 akrabasını kaybeden Ferhat Encü, bir formalite yerine getirilmediği ve sistemde “aranıyor” göründüğü için de altıncı kez aynı sebeple gözaltına alındı.

    *12 Ekim: Aynı dosyadan altı kez gözaltına alınıp “yanlışlıkla oldu” diyerek bırakılan Encü’nün açtığı tazminat davası, “hakkınızda soruşturma var” denilerek reddedildi.

    *6 Aralık: Roboski Katliamı’nın sorumlularının yargılanması ve hükümetin resmi özür dilemesi talepleriyle imza kampanyası başlatıldı.

    *26 Aralık: Meclis Uludere Alt Komisyon Başkanı AKP Ordu Milletvekili İhsan Şener, 34 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayda Genelkurmay’ın talimat vermiş olabileceğini açıkladı. Şener, olayda kasıt bulunmadığını ancak zincirleme hata olduğunu açıkladı. Şener, soruşturma sırasında Genelkurmay’ın olayla ilgili tüm belgeleri komisyonla paylaşmadığını da belirtti.

    *6 Mart: Uludere Alt Komisyonu’nun hazırladığı rapor taslağı, üç muhalefet oyuna karşı beş AKP’li üyenin oylarıyla kabul edildi. Gizlilik kararı alınan raporu milletvekillerinin sadece okumasına izin verildi. Raporda, “Kasıt yok, sivil irade ile yetkililer arasında koordinasyonsuzluk var” denildi.

    *27 Mart: Rapor İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nda kabul edildi.

    *29 Nisan: Alt komisyonun raporuna karşı CHP’li üyelerin hazırladığı muhalefet şerhi kitapçık haline getirildi.

    *11 Haziran: “Taksirle ölüme sebebiyet vermek” gerekçesiyle açılan soruşturmayı 1,5 yıldır yürüten Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, görevsizlik kararı verdi, dosyayı Genelkurmay Askeri Savcılığı’na gönderdi. 34 kişinin ailelerinin avukatları, dosyanın Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı’na gönderilmesine tepki gösterdi…

    *20 Haziran: Roboskili Ailelerin avukatları, Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı’nın görevsizlik kararı vermesine ve dosyayı askeri savcılığa yollamasına itiraz etti. Görevsizlik kararına ilişkin 10 sayfalık itiraz dilekçesinde, savcılığın bu kararının hukuksuz ve insan haklarına aykırı olduğu belirtilerek, kararın kaldırılması talebinde bulunuldu. Avukatlar, soruşturmadaki gizlilik kararının da kaldırılmasını istedi.

    2014
    *7 Ocak: Genelkurmay Askeri Savcılığı, “takipsizlik” kararı verdi.

    *15 Ocak: Güvenlik yolu ve kalekol çalışmalarını denetlemek için valinin sınıra geleceğini haber alan Roboski ve Gülyazi Köylüleri, protesto için sınıra gitmek istediler. Köylülerin önünü kesen askerler, yoğun bir biçimde gaz ve gerçek mermi kullandılar. Olayda Serhan Çiya Encü, başına aldığı mermi ile ağır yaralandı.

    *19 Ocak: Sabah saat 05.00’te Gülyazi ve Roboski köylerine baskın yapan askerler katliamdan sağ kurtulan Servet Encü de dahil dokuz kişiyi gözaltına aldı.

    *20 Haziran: Askeri savcılığın 7 Ocak 2014 tarihli takipsizlik kararına avukatların itirazı reddedildi.

    *8 Temmuz: Genelkurmay Başkanı’nın bir basın açıklamasında “ölenlerin arasında terör örgütü mensupları olduğunu” söylemesi nedeniyle yapılan suç duyurusu da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “kovuşturmaya yer olmadığı” kararıyla sonuçlandırıldı.

    *18 Temmuz: Avukatların karara itirazının reddedilmesi üzerine dosya Anayasa Mahkemesi’ne taşındı.

    2015
    *16 Şubat: Milliyet gazetesi yazarı Kemal Göktaş’ın haberi… 2013 yılında Askeri Savcı tarafından ifadesi alınan 2. Ordu Komutanlığı İstihbarat Dairesi Başkanı Albay Aygün Eker, “Roboski’de sınırı geçen grubun kaçakçı olduğunu üstlerine bildirdiklerini ama dikkate almadığını söylediği” ortaya çıktı. Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı’nın Uludere’ye ilişkin takipsizlik kararında olayın “kaçınılmaz bir hata” olduğu savunulmuştu.

    *24 Şubat: Anayasa Mahkemesi, başvuru dilekçesi ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde eksiklikler tespit etti. Başvuru, “eksikliğin süresinde giderilmemesi” nedeniyle reddedildi.

    *23 Mart: Uludere’de “kaçakçılıkta kullanıldığı” iddia edilen katırların askerler tarafından öldürüldüğü ortaya çıktı. Kamuoyunda büyük tepki yaratan olay CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu tarafından bir soru önergesi ile TBMM gündemine getirildi.

    *14 Nisan: Olay nedeniyle hayvan hakları savunucuları, dernek ve platformlar hem askerlerin cezalandırılması için hem de katırların öldürülmesiyle ilgili suç duyurusunda bulundu.

    *15 Nisan: CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur ile birlikte Şırnak’a giden HAYTAP üyeleri, Şırnak Valisi Ali İhsan Su ile görüştü.

    *29 Mayıs: Tanrıkulu’nun soru önergesi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker tarafından yanıtlandı. Bakanlık yazısında, Tanrıkulu’nun hiçbir sorusu doyurucu bir biçimde yanıtlanmadı.

    2016
    *9 Mart: Katliamın üçüncü yılında yapılan anma sonrasında, anmada görev alan yedi köylüye soruşturma açıldı. Roboskililer, TCK’nın 262. maddesi uyarınca “kamu görevini yerine getirmekle” suçlanıyor. Ferhat Encü bianet’e yaptığı açıklamada, suça konu olan olayın, “Roboski anmasında trafiği düzenleyerek anayolun kapanmaması için uğraşmak, köye gelen misafirleri karşılayarak araçlarını park etmek” olduğunu söyledi. Roboski İçin Adalet Yeryüzü İçin Barış Derneği (Roboski Der) Üyesi ve Roboski Katliamında yakınlarını kaybeden Sıddık Encü, Oktay Encü, Hacı Encü, Mesut Encü Gülyazı Karakoluna giderek suçlamalarla ilgili ifade verdi. İfade işlemlerinin tamamlanmasının ardından dosya savcılığa gönderilecek. Encü, anma günü köyde trafiği düzenleyecek bir kamu görevlisi olmadığını, yolun kapanmaması ve araçların park edilebilmesi için Roboski Der üyelerinin gönüllü olduğunu anlattı.

    *23 Mart: Anayasa Mahkemesi’nin 24 Şubat 2015 tarihli kararın gerekçesi Resmi Gazete’de yayımlandı.

    *23 Ağustos: İç hukuk yollarının tükenmesi üzerine Roboski’de öldürülen 34 kişinin yakını 281 kişi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) bireysel başvuru yaptı. HDP Şırnak Milletvekili Ferhat Encü, yaşam hakkı ihlalinin yanı sıra sorumluların tespit edilmemesi ve yargı önüne çıkarılmamasının başvurusu konusu yapıldığını söyledi. “Roboski ailelerine yönelen temel hakların ihlalini içeren haksızlıklar, hukuksuzlukların hepsi başvuru dilekçesinde yer alıyor. Dün mahkemeye iletilen dilekçede 281 başvurucu var.” Encü başvuruda ayrıca faillerin yargı önüne çıkarılmadığına da dikkat çekerek “Katliamdan sorumlu olanların yargı önüne çıkarılması yönünde bir karar verilmesini talep ettiklerini” de ifade etti, “Önceliğimiz faillerin bulunması” dedi.

    *31 Aralık: 34 kişinin ailelerinin kurduğu “Roboski İçin Adalet Yeryüzü İçin Barış Derneği (Roboski-Der)”, İçişleri Bakanlığı kararıyla mühürlendi.

    2017
    *10 Ocak: Roboski-Der’e jandarma eşliğinde giden Dernekler Şırnak İl Müdürlüğü görevlileri, derneğin malvarlığına el konuldu.

    *12 Ocak: Faaliyeti durdurulan Roboski İçin Adalet Yeryüzü İçin Barış Derneği, 679 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatıldı.

    *29 Eylül: Her ayın 28. günü Roboski Katliamı’nı gündemde tutmak için basın açıklaması yapan Roboski İçin Adalet Girişimi, Cumhuriyet gazetesinde 20 Eylül günü başlayan ve dört gün süren yazı dizisinde ortaya çıkan yeni bilgi ve belgelere dikkat çekti.

    *15 Kasım: 2015 yılında gerçekleştirilen katır katliamlarında emir veren ve katliamı gerçekleştiren askerlerin tespit edilerek cezalandırılması için Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) tarafından yapılan suç duyurusu “görevsizlik” kararıyla askeri savcılığa gönderildi. Bu konuda Sezgin Tanrıkulu’nun yazılı soru önergesi Kasım Ayında Millî Savunma Bakanı Nurettin Canikli tarafından yanıtlandı. Yanıtta, konuyla ilgili olarak bakanlıkta herhangi bir bilgi ve belge olmadığı belirtildi.

    *21 Aralık: Roboski Katliamı’nın ardından 34 yurttaşın aileleriyle dayanışmak için Roboski Köyüne yerleşen insan hakları aktivisti Yannis Vasilis Yaylalı, tutuklu bulunduğu Elazığ Cezaevinde bir haftalık açlık grevi eylemine başladı.

    2018
    17 Mayıs: AİHM, Roboskili ailelerin başvurusunu reddetti.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Roboski aydınlatılmadıkça, sivilleşme ve demokratikleşme söz konusu olmayacaktır’-VİDEO

    ‘Roboski aydınlatılmadıkça, sivilleşme ve demokratikleşme söz konusu olmayacaktır’-VİDEO

    PİRHA-Roboski İçin Adalet Girişimi, katliamın üzerinden 105 ay geçmesine rağmen faillerin hala yargılanmadığını hatırlatarak, “Roboski aydınlatılmadıkça, Türkiye siyasetinde sivilleşme ve demokratikleşme söz konusu olmayacaktır” açıklaması yaptı.

    Roboski İçin Adalet Girişimi, 19’u çocuk 34 sivilin öldürüldüğü katliamın 104’üncü ayında, İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi. Roboski İçin Adalet Girişiminin İnsan Hakları Derneğinde yaptığı açıklamaya 11 akrabasını ve kardeşini kaybeden 25. ve 26. dönem HDP Şırnak Milletvekili ve PM üyesi Ferhat Encü, HDP Ankara İl Eş Başkanı Vezir Coşkun Parlak ve İHD MYK üyesi Nuray Çevirmen katıldı.

    Açıklamada konuşan girişim üyesi Tanju Gündüzalp, “Aradan geçen 452 haftada ne cezalandırma ne yüzleşme ne de adalet ve hukuk anlamında bir ilerlemenin olmadığını hatırlatarak, şunları dile getirdi:

    “28 Aralık 2011 gecesinde saat 21.30 ile 22.24 arasında, ailelerinin geçimini sağlamak için yola çıkmış olan ve sınır ticareti yapmaktan başka amaçları olmayan günlük 50-100-200 TL karşılığında zor doğa koşullarına karşı amansız bir mücadele veren, sivil insanların üzerlerine TSK tarafından 4 bomba atıldı. Can pazarının yaşandığı, ölümün 34 insana reva görüldüğü, sağlık ekibinin bölgeye alınmadığı, cenazelerini dahi ailelerinin katırlara ve römorklara yüklemek zorunda kaldığı, tüm bu ölümün ve kıyametin duyulmadığı, görülmediği bir zaman yaşandı Roboski’de. Ancak ne yazık ki tüm katliamlarda olduğu gibi adaletsizliğe ve cezasızlığa teslim edildi. Oysa insan yaşamının kutsallığı ve dokunulmazlığını sağlamakla yükümlü olan devlet bu ve benzer katliamlar karşısında hiçbir sorumluluğunu yerine getirmedi/getirmiyor.

    “TÜM ZULÜM VE KATLİAMLAR SAVAŞ HALLERİNİN SONUÇLARIDIR”

    Dünyada yaşanan tüm zulüm ve katliamlar savaş hallerinin sonuçlarıdır. Barışçıl bir ortamda yaşayan ve demokratik tüm hakları teslim edilmiş toplumlarda bu katliamların yaşanması düşünülemez. Yaşanması durumunda hukuk normları, adaleti sağlamakla mükelleftir ve görevlerini yerlerine getirirler. Ancak 100 yıldan fazladır bu ülkeye egemen olan zihniyet, katliamlar konusunda oldukça kötü bir tablo çizmekte ve çizmeye de devam etmektedir. Bizler katliamlara karşı sesimizi yükseltmeye, adalet talep etmeye devam ettikçe ortaya yeni hak ihlalleri çıkmakta ve yeni katliamlar, zulümler, insanlık dışı uygulamalar yaşatılmaktadır.”

    “FAİLLER HALA YARGILANMADI”

    11 Eylül’de Van’ın Çatak ilçesinde operasyona çıkan askerler tarafından gözaltına alınan Servet Turgut ve Osman Şaban’ın helikopterden atılmalarına ilişkinde konuşan Gündüzalp, şunları ifade etti:

    “Raporlarla ispatlanmış bu insanlık dışı uygulama ve cana kasıt için demokratik bir ülkede savcılar harekete geçer, sorumlular tespit edilir ve adaleti önceleyen hukuk ilkelerine göre cezalandırılırdı. Ancak, 17 bin faili meçhulün olduğu bir ülkede ne yazık ki bu olması gereken sonucu bekleyemiyoruz. Bugüne kadar tüm zorluklarına rağmen açılabilmiş sınırlı sayıdaki davalar da cezasızlık politikası ile teker teker kapatılmıştır. Bugün katledilmesinin yıl dönümü olan 28 Eylül 2009’da Lice Şenlik köyünde koyun otlatırken Yayla Karakolu’ndan atılan bir patlayıcı sonucu hayatını kaybeden Ceylan Önkol’la ilgili sorumlular cezalandırılmadı. İnsanlığa karşı işlenmiş olan suçlarda zaman aşımı olmamasına rağmen pek çok dosya zaman aşımı nedeniyle sonlandırılmıştır. Türkiye imza attığı uluslararası belgelere, Anayasanın 90. maddesince uyulması yönünde hükme bağlanmasına rağmen yok sayılmaktadır. Gerek iç hukukta gerekse uluslararası hukukta Türkiye çaresizliğe ve cezasızlığa mahkûm edilmek istenmekte, AİHM’in dahi vermiş olduğu kararlara uyulmamaktadır.”

    “ROBOSKİ, DEVLETİN VE İKTİDARIN SINAVIDIR

    HDP’ye yönelik gözaltılara da dikkat çeken Gündüzalp, “Roboski’ye adalet gelmeden Türkiye’ye adalet gelmeyecektir. Başta Roboski olmak üzere tüm insan yaşamını ve özgürlüklerini ortadan kaldıran savaşa ve şiddete karşı, hepimiz itiraz hakkımızı kesintisizce kullanacağız. Yaşadıklarımızın aslı; devlet, cezasızlık, savaş ve adaletin olmayışıdır. Biz, adalet arayışının, bir arada ve barış içerisinde yaşamanın tarafıyız. Devlet ve iktidar şiddetine karşı, Roboski ve tüm katliamlar için adaleti talep etmek adına bir araya geleceğimiz ve adaleti sağlayacağımız güne kadar yataklarımızda rahat uyumayacağız, uyutmayacağız da. “İnsan olarak ne yapabilirim?” sorusunu soran herkese her ayın 28. günü sesleneceğiz, hatırlatacağız “gelin sesimizi birlikte yükseltelim” diyeceğiz. Roboski, devletin ve iktidarın sınavıdır. Bu topraklarda “Barış ve Adalet” in yolu, mutlaka ve önce Roboski’den geçecektir” diyerek sözlerini tamamladı.

    Ardından söz alan Ferhat Öncü ise “105 aydır bir kişinin bile soruşturulmadığına değinerek, “Biz Kemal Kurt’ta, Nihat Kazanhan’da, Cizre’deki bodrumlarda diri diri yakılan insanların dosyalarına takipsizlik verdiklerinde de bu hukuksuzluğu ifade etmeye çalıştık. Bu cezasızlık politikasını bir siyaset tarzı haline getiren iktidarla karşı karşıyayız. Ama adalet mücadelemizi vermeye devam edeceğiz” dedi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • ‘Bu topraklarda ‘Barış ve Adalet’in yolu, mutlaka Roboski’ den geçecektir-VİDEO

    ‘Bu topraklarda ‘Barış ve Adalet’in yolu, mutlaka Roboski’ den geçecektir-VİDEO

    PİRHA- Roboski İçin Adalet Girişimi, Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski Köyü’nde 28 Aralık 2011 yılında TSK savaş uçaklarının bombardımanı sonucunda 19’u çocuk 34 sivilin yaşamını yitirdiği katliamın 99. ayında basın açıklaması gerçekleştirildi.

    Açıklamada konuşan Tanju Gündüzalp, aradan geçen sekiz yılda aileler, sivil toplum kuruluşları, demokratik kitle örgütleri, hukukçular olayın aydınlatılması, suçluların cezalandırılması için mücadele verdiklerini vurgulayarak şunları belirtti:

    Açıklamada, “Roboski’de -19’u çocuk- 34 sivil insanımızın katledilişinden bu güne tam 99 ay geçti. Katliamın ardından geçen 3013. gündeyiz biz hala adaletin sağlanması konusunda çağrımızı yinelemeye devam edeceğiz. Ancak aradan geçen uzun zamana rağmen hala ne sorumlular yargılanmış, ne de adalet sağlanmıştır. Ailelerinin yaşamını devam ettirebilmek için ellerindeki tek geçim kaynağı olan sınır ticaretini yapmak için yola çıkmış, çoğu çocuk 34 insanın kaderine ne yazık ki ölüm, ailelerinin payına da haksızlıkla birlikte harmanlanmış acı düşürüldü” ifadeleri yer aldı.

    “İNSANLIK YENİ BİR SINAVDAN GEÇİYOR”

    Açıklama şöyle devam etti:

    “Dünya her gün yeni bir soruna yeni insanlık trajedilerine uyanıyor. Bunların çoğu insan eliyle ortaya çıkarılmış, savaşlar, katliamlar, insanların evlerinden edilmeleri, insanlık dışı uygulamalar ve yoksulluktur.

    Bugünlerde insanlık yeni bir sınavın içinden geçiyor. Devletlerin; güvenlik adı altında silaha ve savaşlara ayırdıkları imkanları; insanlığa, toplumlara ve doğaya ayırması, eşit ve adaletli bir yaşam yaratmaya çalışması zorunluluğu doğmuştur. İnsanlığın kurtuluşu ancak böyle sağlanabilir. İnsanlık kendi geçmişi ile yüzleşmeli ve buradan çıkarılacak derslerle geleceğini sağlıklı olarak örebilmelidir.

    “YAŞAM HAKKI OLMADAN BAŞKA BİR HAKTAN BAHSEDİLEMEZ”

    Ancak görüyoruz ki tüm bu yaşanan salgın hastalıklara ve ölümlere rağmen devletler bundan ders çıkarmayarak yine insanlık utançlarına yol açan eylemlere imzalarını atmaktalar. Bunları engellemeli, toplumların yararına dönüşümler gerçekleştirmenin yolunu açmaya zorlamalı ve üzerimize düşenleri yerine getirmek zorundayız. İnsanlık utançlarının biri de yaşanmış olan Roboski katliamıdır. Yaşama hakkı insanın doğuştan gelen en temel hakkıdır. Geri kalan haklar yaşam hakkının sağlanmasının üzerinden şekillenir.

    Yaşam hakkı olmadan başka hiçbir haktan bahsedilemez. Ancak devlet bu yaşam hakkını korumak bir yana, yaşam hakkını yok eden mekanizmaların içinde olanları yargılamadı, suçluları yargının önüne dahi çıkarmadı.

    “MUTLAKA HESABI SORULACAK, SORUMLULAR YARGILANACAK”

    Henüz ne olduğunu dahi anlamadan, o kış ve doğa koşullarına rağmen geçimlerinin peşinde olan insanların üzerlerine yağdırılan bombalar, korkunç bir dehşetle yaşamdan kopardı aldı gencecik insanları ve çocukları. Ailelerinin haberi olmasına ve olay yerine gitmek istemelerine, ne de sağlık ekiplerinin girmesine izin verildi.

    Ancak belli bir süre sonra geçişlerine izin verilen aileler, katırlarla, römorklarla ölülerini taşıdılar. Bir ülkenin nasıl yönetildiğine bakmak için, o ülkeden insanların nasıl öldüğüne de bakmak şart. Ne yazık ki ülkemiz, birçok katliama tanıklık etmiş ancak genelinde adalet sağlanamamıştır.

    Adaletin sağlanamadığı yerlerde katliamların sürekliliği de engellenemez. Aradan geçen 8 yıla rağmen ne iç hukukta ne de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecinde adalet sağlanamamıştır. Ancak adalet sağlanamasa bile gerçek tüm çıplaklığı ile önümüzde durmaktadır. Failler ve katliam açıktır.

    Toplumun önünden kaçırılamamış, gerçekler saklanamamıştır. Gerçekleri sağlanamamış hiçbir katliam yargılamadan muaf kalmayacaktır. Bugün değilse bile yarın mutlaka bunun hesabı sorulacak, sorumlu olanlar yargılanacaktır.

    “DEVLETİN GÖREVİ YARGILAMAYI ENGELLEMEK DEĞİLDİR”

    Devletin asli görevi ise bu yargılamayı engellemek değil, adaletin sağlanmasının önündeki engelleri kaldırmaktır. İnsanların adalete olan inancının kuvvetli olduğu, yaşamından endişe duymadığı, hukukun adaletten yana işletildiği, sorumlu ve faillerin yargılandığı toplumlar, huzur içinde yaşarlar.

    Biz eşit, özgür, doğanın tahrip edilmediği; dil, din, ırk ve sınıf ayrımlarının yapılmadığı huzurlu bir toplum istiyoruz. İnsanlığı tehdit eden ve binlerce yaşamı yok eden salgından toplumların korunması için devleti buradan göreve çağırıyoruz.

    Her bireyin yaşama hakkını sahip çıkın diyoruz. Roboski’ye adalet gelmeden Türkiye'ye adalet gelmeyecektir. Başta Roboski olmak üzere tüm insan yaşamını ve özgürlüklerini ortadan kaldıran savaşa ve şiddete karşı, hepimiz itiraz hakkımızı kesintisizce kullanacağız. Yaşadıklarımızın aslı; devlet, cezasızlık, savaş ve adaletin olmayışıdır.

    “BARIŞ VE ADALETİN YOLU ROBOSKİ’DEN GEÇECEKTİR”

    Biz, Adalet arayışının, bir arada ve barış içerisinde yaşamanın tarafıyız. Devlet ve iktidar şiddetine karşı, Roboski ve tüm katliamlar için adaleti talep etmek adına bir araya geleceğimiz ve adaleti sağlayacağımız güne kadar yataklarımızda rahat uyumayacağız, uyutmayacağız da. “İnsan olarak ne yapabilirim?” sorusunu soran herkese her ayın 28. günü sesleneceğiz, hatırlayacağız “gelin sesimizi birlikte yükseltelim” diyeceğiz.

    Roboski, devletin ve iktidarın sınavıdır. Bu topraklarda “Barış ve Adalet ”in yolu, mutlaka ve önce Roboski’ den geçecektir.

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

     

  • İzmir’de Roboski anması: F-16’lar gökten ölüm yağdırdı- VİDEO

    İzmir’de Roboski anması: F-16’lar gökten ölüm yağdırdı- VİDEO

    PİRHA- Roboski Katliamı’nın 8. yıl dönümünde İzmir’de düzenlenen anmada katliamda hayatını kaybedenler anıldı, sorumluların ortaya çıkarılması ve cezalandırılması istendi.

    Haberin Videosu

    Roboski Katliamı’nın 8. yıl dönümünde İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri öncülüğünde katliamda hayatını kaybedenler anıldı. Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapılan açıklamada, “Roboski’yi Unutma, Unutturma” pankartı açıldığı anmada sık sık, ‘Roboski’yi Unutma Unuturma’, ‘Dersim, Maraş, Roboski Unutulmaz Hiçbiri’, ‘Faşizme Karşı Omuz Omuza’ sloganları atıldı.

    HDP İzmir Milletvekilleri Serpil Kemalbay, Murat Çepni, SYKP Eş Genel Başkanı Cavit Uğur, Eğitim-Sen, KESK, TMMOB, Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi, EMEP, ESP, ve çok sayıda yurttaşın katıldığı anmada katliamda sorumluluğu olanların ortaya çıkarılması ve cezasızlık politikasından vazgeçilmesi istendi.

    İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri adına açıklamayı okuyan TMMOB İl Koordinasyon Dönem Sözcüsü Melih Yalçın, Roboski katliamının üzerinden seneler geçmesine rağmen kimse yargılanmadığına vurgu yaparak, “Roboski Katliamı insanlığa karşı suçtur ve insanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımı yoktur. Katliamla ilgili bütün dosyalar açılsın, gerçek ortaya çıkarılsın”diye konuştu.

    “F-16’LAR GÖKTEN ÖLÜM YAĞDIRDI”

    Roboski’de, 28 Aralık 2011 tarihinde 28’i aynı aileden 34 kişinin savaş uçaklarının bombardımanıyla hayatını kaybettiğini hatırlatan Yalçın, “34 can, 34 çiçek koparıldı dalından. Kimisi okul için harçlık çıkarmak, kimisi yeni defter almak, kimisi de eve ekmek götürmeyi düşlemişti. Her birisinin ayrı ayrı güzel hayalleri vardı. Bütün hayalleri o gece bombardıman altında bedenleri gibi paramparça oldu. O gün kaçağa çıkan çocukların nefeslerinin buharı, aynı yazgıyı paylaştıkları katırların nefeslerinin buharlarıyla birleşti. Avuçlarının etleri katırlarının etlerine karıştı. 34 kişi böyle can verdi Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde. 28 Aralık 2011 günü ölüm onları soğuk bir gecede yakaladı. F- 16’lar gökten ölüm yağdırdı. Kar, kana boyandı. Toprağın üstündeki ölüler, Roboski ölüleridir” dedi.

    “DOSYALAR AÇILSIN, GERÇEKLER ORTAYA ÇIKARILSIN”

    Yalçın, devletin halkın geçim kaynağı olarak kaçakçılık yaptığını bildiğine dikkat çekerek, katliam sonrası dosya hakkında verilen takipsizlik kararının vicdanlarını sızlattığını dile getirdi.

    Roboski Katliamı’nın insanlığa karşı işlenen bir suç olduğunu ve  insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olamayacağını vurgulayan Yalçın, katliamla ilgili bütün dosyaların açılarak gerçeklerin ortaya çıkarılması çağrısında bulundu. Yalçın şunları söyledi:

    “Roboski katliamının üzerinden sene geçmesine rağmen hiç kimse yargılanmadı ya da adaletin karşısına çıkmadı, çıkarılmadı. Bütün soruşturmalar kapatıldı. Katliama ilişkin Uludere Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve daha sonra Genelkurmay Askeri Savcılığı’na gönderilen dosya hakkında “takipsizlik” kararı verildi. Ardından Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşınan dosya “eksik evrak” gerekçesiyle reddedildi. Bunun üzerine 281 başvurucu ile dosya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AÌHM) taşındı. AİHM ise, yaklaşık 2 yıl boyunca beklettiği dosya başvurusunu ‘iç hukuk yolları tüketilmedi’ gerekçesiyle reddetti.  İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri olarak bizler de bir daha tekrarlıyoruz Katliamla ilgili bütün dosyalar açılsın, gerçek ortaya çıkarılsın. Bu davanın peşini bırakmayacağız ve “Roboski İçin Adalet” demeye her koşulda devam edeceğiz. Unutmadık, unutmayacağız. Unutursak kalbimiz kurusun.”

     “MÜCADELEMİZ, KATLİAMLA YÜZLEŞİLİNCEYE KADAR DEVAM EDECEK”

    Anmada konuşan Halkların Demokratik Partisi İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, katliam faillerinin yargılanmadığını hatırlatarak, “Acılarımız ilk günkü kadar sıcak. Bugüne kadar adalet sağlanmadı. Ne askeri ne de siyasi sorumlulular hesap vermedi. Ölen çocuklar Türkiye Cumhuriyet’i vatandaşı. Bu çocuklar yaşam mücadelesi vermek üzere o sınırda bulunuyorlardı. Bu çocuklara karşı sorumluluğu olan Türkiye Cumhuriyeti devletiydi. Biz ne yazık ki tarihte olduğu gibi bir kez daha katliam ile karşılaştık ve bir kez daha bu katliam ile yüzleşilmedi. Hukuk önünde hesabı verilmedi” şeklinde konuştu.

    Roboski ile yüzleşilmesi çağrısını yineleyen Kemalbay sözlerini, “Mücadelemiz sorumlular bulununcaya kadar, bu suçu siyasi ve askeri olarak işleyenler hukuk ve Türkiye halkları olarak bizler bu katliamlar ile yüzleşinceye kadar devam edecektir. Mücadelemiz halkların birlikte barış içerisinde özgürce yaşaması için. Sürdürülen savaşa politikalarına karşı barışı savunmamız bunun için. Eğer bir gün Roboski’yi hukuk önünde açığa çıkartabilirsek, Roboski ile yüzleşebilir isek inanıyoruz ki Türkiye’de yaşam hakkını da, doğamızı da, kadınları da koruyabileceğiz” diyerek sonlandırdı.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

     

     

     

  • Dersim’de anma: Roboski, Kürt halkına yönelik planlı bir katliamdı-VİDEO

    Dersim’de anma: Roboski, Kürt halkına yönelik planlı bir katliamdı-VİDEO

    PİRHA – Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Roboski Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anarak katliamı lanetledi. 

    Haberin Videosu

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Roboski Katliamı’nın 8’inci yılında basın açıklaması gerçekleştirdi. Sanat Sokağı’nda yapılan açıklamaya siyasi parti ve kurum temsilcileri, öğrenci dernekleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Açıklamayı okuyan Halkların Demokratik Partisi Dersim İl Eş Başkanı Nurşat Yeşil, “Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski Köyü’nde 28 Aralık 2011 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait savaş uçaklarının bombardımanı sonucu çoğu çocuk, 34 Roboskili yurttaşımız katledildi. Roboski Katliamı, Kürt halkına yönelik olarak Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca gerçekleştirilen katliamlardan sadece biridir. Sekiz yıldır başta Roboski’li aileler olmak üzere toplumdaki tüm vicdanlı bireylerin ve demokratik kurumların talebi, sorumluların yargı önüne çıkarılması oldu. Ülkedeki çeşitli sivil toplum ve insan hakları kuruluşları, hukukçular ve Barolar da hukuki sürecin takipçisi oldu” ifadelerini kullandı.

    “ROBOSKİ KATLİAMI, PLANLI YAPILMIŞTIR”

    Yeşil, Askeri ve siyasi sorumluların yargı önüne çıkarılmadığı gibi, Roboski’de yaşayan halkın 8 yıldır çeşitli defalarca askeri güçlerin ve özel harekatın baskı ve saldırıları ile karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. Yeşil, “Katliamın asker, sivil, bürokrat ve siyasetçi sorumluları hem Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı hem de Genelkurmay Askeri Savcılığı’nın görevsizlik kararları ile korundu. Katliamın emir komuta zinciri bilinmesine rağmen faillerin hiç birinin ifadesi dahi alınmadı. Dönemin Başbakanı Erdoğan, dönemin Genelkurmay Başkanı’na bu harekat için teşekkür etti. Meclis’te kurulan komisyonun AKP’li çoğunluğu, katliamın üstünün örtülmesi için raporlar yazdı” dedi.

    “FAİLLER YARGILANMADAN TOPLUMSAL HUZUR SAĞLANAMAZ”

    “Roboski Katliamı, Kürt halkına yönelik özel savaş politikalarının bir sonucudur; son derece planlı ve bilerek yapılmıştır” diye vurgulayan Yeşil, insanlığa karşı işlenen bütün bu suçları yok saymak, unutturmak ya da üstünü örtmenin mümkün olmayacağını söyledi.

    Yeşil, Roboski  Katliamı’nın faillerinin yargı önüne çıkarılarak cezalandırılmadan kalıcı, adil ve onarıcı bir toplumsal huzur sağlanamayacağının altını çizerek, “Bu saldırıların hepsi halklarımızın eşit ve bir arada yaşama iradesine; Kürt halkının demokrasi, özgürlük, adalet ve eşitlik taleplerine indirilmiş darbelerdir. Tarihte, kim tarafından yapılırsa yapılsın, hiçbir katliam ve insanlık suçu halkların yargısından ve adaletinden kurtulamamıştır. Bu suçları işleyenler ne kadar ellerindeki iktidar olanaklarını kullanarak halkın adaletinden kurtulacağını zannetseler de tarih önünde, adalet önünde,  insanlığa er ya da geç hesap vereceklerdir. Vicdansızlıkları, insanlık düşmanı uygulamaları er ya da geç hukuk önünde cezasını bulacaktır” diye konuştu.

    “KATLİAMI GERÇEKLEŞTİRENLERDEN HESAP SORACAĞIZ”

    Yeşil, “Bu inanç ve kararlılıkla, Roboski Katliamı’nı 8’nci yılında bir kez daha lanetliyoruz. Katliamı gerçekleştirenlerden mutlaka hesap soracağız. Roboski’de ve diğer kentlerde yaşanan katliamların unutturulmasına müsaade etmeyeceğiz. Türkiye halkları, demokrasi ve barış güçleri hesap sormak için kararlı bir mücadeleyi sürdürecektir” diyerek sözlerini tamamladı.

    ‘Başka Roboskiler olmaması için unutma unutturma’ pankartının açıldığı eylem, Roboski’de yaşamını yitirenlerin isimleri okunarak 34 balonun havaya bırakılması ve ‘Roboski’yi unutma unutturma’ sloganları eşliğinde sona erdi.

    PİRHA/DERSİM