Etiket: roboski katliamı

  • İsveç Alevi Federasyonu, Maraş, 19 Aralık ve Roboski’de katledilenleri andı

    İsveç Alevi Federasyonu, Maraş, 19 Aralık ve Roboski’de katledilenleri andı

    PİRHA- İsveç Alevi Federasyonu (ARF), Aralık ayında gerçekleşen Maraş, 19 Aralık ve Roboski katliamlarını lanetleyerek, yaşamını yitirenleri andı. 

    İsveç Alevi Federasyonu, 1978’de Maraş’ta katledilen 111 kişi ve 28 Aralık 2011’de Şırnak Roboski’de katledilen 34 kişi için anma gerçekleştirdi.

    Anmaya Sosyal Demokrat İşçi Partisi Milletvekili ve Parlamento Adalet Komisyonu Üyesi Serkan Köse de katıldı.

    “AYIPLAR TEMİZLENMEDİ, ZULÜM DURMADI”

    Anmada bir konuşma yapan Sosyal Demokrat İşçi Partisi Milletvekili ve Parlamento Adalet Komisyonu Üyesi Serkan Köse, katliam faillerinin yargılanmadığına ve ödüllendirildiğine dikkat çekti.

    Köse, katliamların peşi sıra devam ettiğine vurgu yaparak, “1978’de Maraş’ta yaşanan ve yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesine ve yüzlerce kişinin yaralanmasına sebep olan Maraş Katliamı’nın üzerinden 41 yıl geçti. Ayıp temizlenmedi, zulüm durmadı, cinayet yargılanmadı. Failler halen daha bulunup, cezalandırılmadı. Tıpkı Roboski’de olduğu gibi. F-16 savaş uçaklarıyla 19’u çocuk 34 Kürt köylüsünü “terörist” diye katlettiler. Oysa katledilen 34 kişinin sınırı aşıp mazot, sigara getiren sınırcı köylüler olduğu hemen açığa çıktı. Üstü örtülen bu katliamın sorumluluğunu bugüne kadar kimse almadı ve kimseden hesap sorulmadı. Tek bir faili bile bulunup, yargılanmadı, cezalandırılmadı” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Barış ve Adalet’in yolu önce Roboski’den geçecektir’-VİDEO

    ‘Barış ve Adalet’in yolu önce Roboski’den geçecektir’-VİDEO

    PİRHA – Roboski İçin Adalet Girişimi, 34 sivilin katledildiği Roboski Katliamının 94. ayında basın açıklaması yaparak “Geçmişle yüzleşmeden, hesaplaşılmadan gelecek inşa edilemiyor ve adaletli bir düzen kurulamıyor” dedi.

    Haberin videosu

    Şırnak’ta 19’u çocuk 34 sivilin savaş uçaklarıyla katledilmesinin üzerinden 94 ay geçti. Roboski İçin Adalet Girişimi her ay olduğu gibi bu ay da Katiller bulunsun, Roboski bir daha asla” diyerek Adakale Sokak’ta basın açıklaması yaptı.

    Roboski İçin Adalet Girişimi üyesi Tanju Gündüzalp, Katliamın ardından geçen 2861. gündeyiz ve adalet hala yok, yok, yok” diyerek “28 Aralık 2011 tarihinde Bejuh’un sınıra O noktasında, geçimlerini sağlamak amacıyla sınır ticareti için çıkmış oldukları yolda üzerlerine bombalar atılarak öldürüldü 19’u çocuk 34 sivil insanımız. Geçiş rotaları ve oradan geçerek sınır ticareti yaptıkları her zaman biliniyordu” dedi.

    “ADALET SİSTEMİNİN ÇÖKTÜĞÜNÜN İSPATI ROBOSKİ KATLİAMI’DIR”

    Gündüzalp, katliamın ardından sekiz yıl geçmesine rağmen olayın aydınlatılması ve suçluların cezalandırılması için hukuki bir karşılık alınmadığını da ifade etti. Gündüzalp, açıklamanın devamında şu hususlara değindi:

    “9 Ocak 2012’den 21 Nisan 2018’e kadar süren hukuk mücadelesinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ‘iç hukuk yolları tamamen tüketilmemiştir, ben bu davaya bakmam.’ kararı ile bir travma daha yaşayan aileler ve bizler, bu katliamın ve cezasızlığın peşini bırakmayacağız. Dün de bugün de işlenen suçlar karşısında cezalandırma gerçekleşmiyor, adalet sağlanmıyor. Ülkenin yargı sisteminin garantisi olması gereken Anayasa Mahkemesinin basit gerekçelerle bakmadığı dava, mutlaka yeniden görüşülecek. Bir sonraki katliamı tetikleyen cezasızlık geleneği, hukuku yok varsayma, derin korunmacılık, görünmeyen ellerle Roboski davası için de hala uygulanıyor. Bu toprakların sahibi tüm halklar ve topluluklar, barış içinde bir arada yaşayıncaya kadar bu mücadele sürecek. Anadolu insanının yaşama şekline, kararına, seçimine uymaya davet ediyoruz herkesi.

    Bir katliamın cezasız bırakılmasının, hukuki olarak tüm yargı yollarının kapatılmasının, devlet olarak böyle bir katliamı örtmenin nasıl bir açıklaması olabilir ki? Ülkenin adalet sisteminin çöktüğünün ilk ispatı ve köşe taşı, Roboski Katliamı’dır. Devletin en asli görevi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile garanti altına alınmış olan yaşam hakkını korumaktır. Bu sözleşme ile YAŞAM HAKKInın yasalarla koruma altına alınması hükme bağlanmıştır. Adaleti arıyoruz.

    Her toplumun hafızası vardır. Ne kadar saklama ve inkâr yoluna gidilse de bu hafıza hem barış hem de adaleti talep ediyor ve edecekte… Geçmişle yüzleşmeden hesaplaşılmadan gelecek inşa edilemiyor ve adaletli bir düzen kurulamıyor.”

    “ADALET, ADALETSİZLİĞİN OLDUĞU YERDEN YÜKSELİR”

    “Roboski’ye adalet gelmeden Türkiye’ye adalet gelmeyecektir. Başta Roboski olmak üzere tüm insan yaşamını ve özgürlüklerini ortadan kaldıran savaşa ve şiddete karşı, hepimiz itiraz hakkımızı kesintisizce kullanacağız. Yaşadıklarımızın aslı; devlet, cezasızlık, savaş ve adaletin olmayışıdır.

    Biz, Adalet arayışının, bir arada ve barış içerisinde yaşamanın tarafıyız. Devlet ve iktidar şiddetine karşı, Roboski ve tüm katliamlar için adaleti talep etmek adına bir araya geleceğimiz ve adaleti sağlayacağımız güne kadar yataklarımızda rahat uyumayacağız, uyutmayacağız da. ‘İnsan olarak ne yapabilirim?’ sorusunu soran herkese her ayın 28. günü sesleneceğiz, hatırlayacağız ‘gelin sesimizi birlikte yükseltelim’ diyeceğiz.

    Roboski, devletin ve iktidarın sınavıdır. Bu topraklarda ‘Barış ve Adalet’in yolu, mutlaka ve önce Roboski’den geçecektir. ‘Katiller bulunsun, Roboski bir daha asla’ diyoruz.”

    PİRHA / ANKARA

  • Roboski Katliamı’nın üzerinden 2798 gün geçti-VİDEO

    Roboski Katliamı’nın üzerinden 2798 gün geçti-VİDEO

    PİRHA – Roboski İçin Adalet Girişimi, Roboski Katliamı’nın 92. ayında basın açıklaması yaparak bir kez daha “Katiller bulunsun” dedi.

    Haberin videosu

     Roboski İçin Adalet Girişimi, 19’u çocuk, 34 insanın katledilişinin 92. ayında Ankara’da basın açıklaması yaparak “Katiller bulunsun, Roboski bir daha asla” dedi.

    İHD Ankara Şube Yöneticisi Melike Giray’ın okuduğu basın açıklamasında, “Katliamın ardından 2798 gün geçti ancak hala adalet sağlanabilmiş değil” denilerek şöyle devam edildi:

    “Ailelerin ve duyarlı kesimlerin, hak savunucularının adalet talebi karşılanıp, failleri yargılanmadığı gibi devam eden süreçlerde de birçok katliam yaşanmıştır. Onların da adalet arama süreçleri ya sağlanmadı ya da gerektiği gibi olamadı. 10 Ekim Katliamı, Suruç Katliamı ve daha pek çok ölümlerde acılar hala tazedir. Toplumun vicdanında derin yara açan bu katliamların son bulması için bıkmadan usanmadan gösterilen çabalara olumlu karşılık verilmiyor ve yenileri ekleniyor.

    Ağustos ayı başında Hakkari, Şemdinli sınırında hayvanlarını otlatan 14 yaşındaki Vedat Ekinci isimli lise öğrencisi bir çocuk açılan ateş sonucu yaşamını yitirdi. Ülkemizde ne yazık ki yüzlerce çocuk silahla, panzer çarpması ile ya da mayınlarla yaşamını yitiyor. Vedat Ekinci de tıpkı Roboski Katliamı’nda yaşamını devam ettirebilmek için sınırlı imkanlar ile yaşam mücadelesi veren çocuklardan biriydi. Olayın tanıkları anlatıyor: “Köyümüz, hemen sınırın üstünde. Eskiden kaçakçılık yapıyorduk ama yasaklandığı için yapamıyoruz artık. Hayvancılık yapıyoruz, bölgemiz dağlık. Ormanlarımız yakıldığı için birçok hayvanımız yandı, birçoğu da kayboldu. Onları arıyorduk. Olay sırasında Vedat ile birlikteydik, 3 kişiydik. Hayvanlarımız askeriye bölgesine girmişti, oraya gittik. Birden bire asker karşımıza çıktı ve ‘Dur’ demeden direkt bize sıktılar, amca oğlumu sırtından vurdular. Bize sıkanlar 3 kişiydi, birinin elinde dipçik, diğer ikisinde silah vardı ama yaklaşık 10 asker oradaydı. Amca oğlum yere düştü, askerlerden yardım istedim ama yardım etmediler. Vedat ellerimde can verdi.’

    Vedat Ekinci için meclise soru önergesi verilmiş ancak henüz sonuç alınmamıştır. Bu olay da tıpkı diğer vakalar gibi cezasız bırakılacaktır. Bugüne kadar hiçbir vakada adalet sağlanamadığı için aynı cezasızlık ilkesinin devam ettirileceğini biliyoruz.

    Roboskili ailelerin Ocak 2012’den 21 Nisan 2018’e kadar süren hukuk mücadelesinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ‘İç hukuk yolları tüketilmediği için, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu başvurular kabul edilemez bulunmalıdır.’ kararı şimdilik sonlanmış ancak adalet arayışı sonlanmış değildir. Er ya da geç olayın sorumluları ortaya çıkarılacaktır. Cezasızlık politikası, her katliamın ardından hukuk yollarının kapatılmasıyla kesintisiz şekilde uygulanmaktadır. Görevi maddi gerçekliğe ulaşmak olan yüksek yargı makamlarının böylesine önemli olan, 34 canın öldürüldüğü bir davaların hem iç hukukta hem de AİHM sürecinde usulden dolayı reddetmesi kabul edilemez. Devletin en asli görevi hem kendi ulusal hukuk mevzuatıyla, hem Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ile hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile garanti altına alınmış olan yaşam hakkını koşulsuz olarak korumaktır. Anayasanın dahi üstünde olan ve Türkiye Devletinin uymak zorunda olmuş olduğu, değiştirilemez olan bu sözleşme ve hukuksal normlarla ile ‘yaşam hakkı’ koruma altına alınarak hükme bağlanmıştır. Bu sözleşmelerin tamamı Anayasanın 90. Maddesinde ‘Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.’ denilerek hükme bağlanmıştır.

    Roboski’ye ve daha birçok katliam için adalet gelmeden Türkiye’ye adalet gelmeyecektir. Başta Roboski olmak üzere tüm insan yaşamını ve özgürlüklerini ortadan kaldıran savaşa ve şiddete karşı, hepimiz itiraz hakkımızı kesintisizce kullanacağız. Her zaman ve daima adalet için barışçıl mücadelemizi sürdüreceğiz.

    Biz, Adalet arayışının, bir arada ve barış içerisinde yaşamanın tarafıyız. Devlet ve iktidar şiddetine karşı, Roboski ve tüm katliamlar için adaleti talep etmek adına bir araya geleceğimiz ve adaleti sağlayacağımız güne kadar yataklarımızda rahat uyumayacağız, uyutmayacağız da. ‘İnsan olarak ne yapabilirim?’ sorusunu soran herkese her ayın 28. Günü sesleneceğiz, hatırlayacağız ‘gelin sesimizi birlikte yükseltelim’ diyeceğiz.

    Roboski, devletin ve iktidarın sınavıdır. Bu topraklarda Barış ve Adaletin yolu, mutlaka ve önce Roboski’den geçecektir.

    Adalet, adaletsizliğin olduğu yerden yükselir. Katiller bulunsun, Roboski bir daha asla.”

    PİRHA / ANKARA

  • Enfield Alevi Kültür Merkezi: Roboski katliamını unutmayacağız

    Enfield Alevi Kültür Merkezi: Roboski katliamını unutmayacağız

    PİRHA-Enfield Alevi Kültür Merkezi, Roboski katliamın 7’nci yıldönümü vesilesi yazılı bir açıklama yaparak katliamı kınadı.

    Roboski katliamının 7’nci yıldönümü vesilesi ile Türkiye’nin ve Avrupa’nın bir çok kentinde yapılan eylem ve açıklamalarla katliamda yaşamını yitirenler anılarak katliamı yapanlar kınandı. Bu vesile ile Enfield Alevi Kültür Merkezide sosyal medya hesabında yaptığı yazılı bir açıklama ile katliamda yaşamını yitirenleri anarak Roboski Katliamını unutmayacaklarını ve unutturmayacaklarını ifade ettiler.

    Enfield Alevi Kültür Merkezide sosyal medya hesabında yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Ölüm adlarını saymaktan yorulan, yaşlarını yazmaktan utandıran bir memleket. Ay ışığında yıkayın saçlarımı, büyümedim. Bir yasal mermi parçaladı, gülüşüm güvercin kanatların da kaldı. Roboski’de günlük 30 lira  kazanmak için yollara düşen çocukların üzerine 850 kiloluk bombaları atanları unutmayacağız”diye ifade edildi.

    HABER MERKEZİ

  • İHD İstanbul Şube: Roboski dışında Aralık ayında başka acılarda yaşandı

    İHD İstanbul Şube: Roboski dışında Aralık ayında başka acılarda yaşandı

    PİRHA-Roboski Katliamı’nın 7’nci yılında katledilenleri anarak adalet talebinde bulunan İHD İstanbul Şubesi, Roboski dışında Aralık ayının başka acıların da yaşandığı bir ay olduğunun altını çizen Yoleri, “Bunlardan biri 19 Aralık 2000 tarihinde yaşanan cezaevleri katliamı, diğeri ise 19-26 Aralık 1978 Maraş katliamıdır diye ifade edildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Hakikat ve Adalet Komisyonu, Roboski Katliamı’nın 7’nci yılında Beşiktaş’ta bulunan Barbaros Parkı’nda yaptığı basın açıklaması ile yaşamını yitirenleri andı. Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit’in de katıldığı açıklamaya çok sayıda yurttaş katıldı. Roboski Katliamında yaşamını yitirenlerin fotoğrafının taşındığı açıklamada “Roboski 7. yıl adalet?”  pankartı açıldı.

    Basın açıklamasını İHD İstanbul Şubesi Eşbaşkanı Gülseren Yoleri yaptı. Roboski Katliamının üzerinden 84 ay geçtiğini ifade eden Yoleri, “Ne ‘emri ben verdim’ diyen dönemin başbakanı ne göz göre göre insanların üzerine bomba yağdıran pilotlar ne amirleri yargı önüne çıkartılmadı. Genel Kurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı 2013 yılında takipsizlik kararı vererek soruşturma dosyasını kapattı. Anayasa Mahkemesi eksik evrak gerekçesi ile başvuruyu reddetti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ise bu kararı doğrulayan bir karar verdi” dedi.

    “ROBOSKİ’Lİ AİLELER BASKILARIN HEDEFİ HALİNE GETİRİLDİ”

    Roboski’li ailelerin acılarına tutunup adalet aradıklarını, daha baştan kan parası verilerek susturulmak istendiğini dile getiren Yoleri, “Acılarını kan parası ile değişmeyen ve adalet aramaya devam eden Roboski’liler sistematik saldırıların, baskıların hedefi haline getirildi” diye ifade etti.

    Roboskililerin 29 Mayıs 2016 tarihinde bir kez daha vurulduğunu vurgulayan Yoleri, “Önceki ile aynı yer ve aynı saatte, 40 kişilik bir grup Gülyazı Alay Komutanlığından atılan havan topları ile vuruldu. Bu saldırıda Vedat Encü ve Yılmaz Encü can verirken, Suwar Encü ve İbrahim Encü yaralandı. Devletin tutumu ilkiyle aynıydı. Önce, ailelere kan parası teklif edildi, adalet arayışında ısrar ettiklerinde de baskılar art arda geldi” diye belirtti

     “ARALIK AYINDA BAŞKA KATLİAMLARDA YAŞANDI”

    Aralık ayının başka acıların da yaşandığı bir ay olduğunun altını çizen Yoleri, “Bunlardan biri 19 Aralık 2000 tarihinde yaşanan cezaevleri katliamı, diğeri ise 19-26 Aralık 1978 Maraş katliamıdır. F Tipi Hapishanelere geçişi sağlamak için, 19 Aralık 2000 de eş zamanlı olarak 20 cezaevinde ‘hayata dönüş’ operasyonları adı altında, politik mahpuslara yönelik gerçekleştirilen saldırılarda 2’si asker olmak üzere 33 kişi yaşamını yitirdi. Bu katliamın siyasi sorumluları ve failleri cezasızlık zırhı ile korunmaya devam ediyor” şeklinde konuştu.

    HABER MERKEZİ

  • Roboski’li aileler anma için toplandı

    Roboski’li aileler anma için toplandı

    PİRHA- Savaş uçakları bombardımanı sonucu 19’u çocuk 34 yakınını kaybeden Roboskili aileler, katliamın 7’inci yılında yakınlarını anmak için toplandı. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda milletvekili, sivil toplum örgütü temsilcisi ve baro üyesi avukatların köye ulaşması ile başlanacak.
    Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde, 28 Aralık 2011 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait savaş uçakları tarafından gerçekleştirilen bombardıman sonucu 19’u çocuk 34 yakınlarını kaybeden aileler, katliamın 7’inci yıldönümünde anma etkinliği gerçekleştiriyor. Soğuk hava ve etkili olan kar yağışına rağmen tertipledikleri anma programı için sabah erken saatlerde güne başlayan Roboskili aileler, ellerinde yitirdikleri çocukları ve yakınlarının fotoğraflarıyla köyde bir araya geldi.
    Katliamda hayatını kaybeden 34 kişinin fotoğraflarının asıldığı camide, acı ve öfke hakim olurken, anneler birbirlerine sarılarak uzun süre gözyaşı döktü. 7 yıldır çocuklarının failleri ortaya çıkarılmadığı için öfkeli olduklarını belirten aileler, yitirdikleri yakınları için küçük çocuklara şeker dağıttı.
    Kar yağışının etkisini azaltmasını bekleyen aileler, sonrasında yakınlarının mezarını ziyaret edecek.
    “KÖYDE YOĞUN ASKERİ YIĞINAK”
    Anma programı nedeniyle köy çevresine çok sayıda asker konumlandırılması da dikkat çekti. Köy girişi ile mezarlık girişinde konuşlanan askerler, anmaya katılmak üzere dışarıdan gelenlerin bulundukları araçları tek tek durdurdu. Durdurulan araçlarda bulunanlar GBT kontrolünden geçirilip, araçlarda arama yapıldı.
    Anmaya, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda milletvekili, sivil toplum örgütü temsilcisi ve baro üyesi avukatların köye ulaşması ile başlanacak.
    (HABER MERKEZİ)
  • Roboski  7. yılında: Failler değil mağdurlar yargılanıyor

    Roboski 7. yılında: Failler değil mağdurlar yargılanıyor

    PİRHA – Roboskî Katliamı’nın üzerinden 7 yıl geçmesine rağmen failler ortaya çıkarılmadı, tek bir kişi bile yargılanmadı.

    Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde 28 Aralık 2011 gecesi saat 21.39 ile 22.24 arasında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Irak sınırından geçen köylülere hava saldırısı yapıldı. Grupta çocukların da olduğu 38 köylü ve en az 50 katır bulunuyordu. Bombardıman sonucu çoğu çocuk 34 kişi hayatını kaybetti. Ölenlerden 19’u, 18 yaşından küçüktü.

    Katliam, gece boyunca ve sabah saatlerinde haber kanallarında yer almadı. Ana akım medya, ertesi gün Genelkurmay Başkanlığının resmi sitesinde yayımlanan duyuruya kadar konuya yer vermedi.

    Ölenlerin bedeni yanık ve parçalanmış haldeydi. Köylüler kendi cenazelerini kendileri taşımak zorunda kaldı. Battaniyelere sarılmış cenazeler katırlarla kilometrelerce taşındı.

     GAZETE MANŞETLERİ

    Katliamın ardından 30 Aralık 2011 günü gazeteler şu manşetlerle çıktı:

    Evrensel: Kirvem hallarımı aynı böyle yaz*

    Radikal: 35 yurttaşa İHA bombası

    Özgür Gündem: Soykırım

    Taraf: Devlet halkını bombaladı: 35 ölü

    BirGün: Uludere katliamı

    Hürriyet: 35 ölü, Çok üzgünüz

    Milliyet: 35 sivile bomba

    Akşam: İnsafsız hava aracı

    Vatan: Kahreden hata

    Cumhuriyet: Jetler sivilleri vurdu

    Posta: Operasyon kazasıymış

    Habertürk: Sınırda vahim hata

    Star: Kahreden hata

    Sabah: Gediktepe sendromu kaçakçıyı vurdu

    Zaman: Ölümcül istihbarat

    Yeni Şafak: Ölümcül hata

    Aydınlık: Operasyon ABD istihbaratıyla

    Sözcü: Silah taşıyorlardı

    Yeniçağ: Terörist güzergahına bomba: 35 ölü

    SAATLERCE YARDIM GİTMEDİĞİ İÇİN DONARAK ÖLDÜLER

    İHD ve beraberindeki heyet katliamın ardından bölgeye gitti. Heyetin hazırladığı raporda, “Hayatlarını kaybedenler mazot ve gıda maddeleri üzerinden sınır ticaretiyle uğraşıyordu. Sınır ticareti yıllardır karakolun bilgisi dahilinde yapılıyor. Özellikle son bir ayda karakol sınır ticaretine kolaylık ve müsamaha da tanıyordu” bilgisi paylaşıldı.

    Aynı rapora göre, katliamın ardından saatlerce yardım gitmediği için donarak ölenler oldu.

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca, bombardımanla ilgili soruşturma başlatıldı. 8 Ocak 2012’de Albay Hüseyin Onur Güney açığa alındı.

    Katliam günü ilçe Kaymakamı Naif Yavuz’a saldırdıkları iddiasıyla “Kasten insan öldürmeye teşebbüs” iddiasıyla beş kişi tutuklandı.

    Soruşturmaya gizlilik kararı getirildi.

    “GÖZ GÖRE GÖRE ÖLMÜŞLER”

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nda Uludere Alt Komisyonu kuruldu. Katliam öncesinde çekilen Heron görüntülerini izleyen komisyon üyeleri “Görüntüler çok net. Göz göre göre ölmüşler” dedi.

    Wall Street Journal, Roboski Katliamı’ndaki hava bombardımanı öncesinde ABD’nin insansız hava aracı Predator’dan görüntü alındığını yazdı. Genelkurmay, haberin hemen ardından “Olayda grubun ilk görüntü tespiti Türk Silahlı Kuvvetlerine ait İnsansız Hava Aracı tarafından yapılmıştır” açıklamasını yaptı ve haberin gerçeği yansıtmadığını söyledi. Başbakan Erdoğan’ın da haberi yalanmasının ardından WSJ ikinci bir haber yaparak, haberlerinin doğru olduğunu ve kaynaklarının ABD Savunma Bakanlığı olduğunu vurguladı.

    DAVAYA TAKİPSİZLİK KARARI

    Katliamın ardından çoğu AKP’li üyelerden oluşan TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun hazırladığı raporda, ‘Kasıt yok. Sivil idare ile askeri yetkililer arasında koordinasyonsuzluk var’ denildi. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma kapsamında Haziran 2013’te görevsizlik kararı vererek, dosyayı Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığına gönderdi. Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı da, 7 Ocak 2013’teki gerekçeli kararında, “Gerek şüphelilerin gerekse olayda görev yapan diğer TSK personelinin, TBMM ve Bakanlar Kurulu kararları çerçevesinde kanun emrini icra kapsamında kendilerine verilen görevin gereklerini yerine getirdikleri, görev gereklerini yerine getirirken kaçınılmaz hataya düştükleri, dolayısıyla eylemleri hakkında kamu davası açılmasını gerektiren sebep bulunmadığı anlaşıldı” diyerek takipsizlik kararı verdi.

    AİLELERDEN SUÇ DUYURUSU

    Takipsizlik kararına ailelerin itirazı da 20 Haziran 2014 tarihinde reddedildi. Aileler, ‘Ölenler arasında PKK mensupları vardı’ diyen Genelkurmay Başkanı Necdet Özel hakkında suç duyurusunda bulundu. 1108 avukat Anayasa Mahkemesine (AYM) başvurdu. İç hukuk yollarının tükenmesi üzerine yaşamını yitiren 34 kişinin yakını olan 281 kişi adına Ağustos 2016’da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) bireysel başvuru yapıldı. AİHM Roboski için yapılan başvuruyu ‘2 gün gecikti’ diyerek reddetti.

    Bu süreçte Roboski davasının da avukatlarından olan Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, Diyarbakır’da öldürüldü.

    AİLELER 7 YILDIR ADALET ARAYIŞINDA

    Adalet arayışlarını sürdüren aileler, 11 Mayıs 2012’de katliamın 200. gününde ve 500. gününde askerin gaz bombalı, coplu saldırısına uğradılar. Katliamın 500. gününde katliamın yapıldığı yere gittikleri için ‘sınır ihlali yaptıkları’ gerekçesiyle 110 kişiye 3 biner lira ceza kesildi. Uludere Sulh Ceza Mahkemesinde haklarında dava açıldı. Ancak mahkeme, ‘Sanıklar üzerinde büyük bir etki yaratmış olan vahim nitelikte olayın anılmasının sadece askeri yasak bölge olduğundan bahisle sınırlandırılması, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının özüne müdahale edici olacaktır… Kolluk kuvvetleri, gösteri yürüyüşünü sınırlandırmak amacı ile değil, aksine vatandaşların güvenliklerini almak için görevlendirilmelidir’ diyerek aileler için beraat kararı verdi.

    AİLELER, TAZMİNATI REDDETTİ

    Erdoğan, katliam sonrası ailelere tazminat vereceklerini açıkladı. Ailelerse “Kan parası değil, katillerin cezalandırılmasını istiyoruz” diyerek tazminatı reddetti. Erdoğan’ın tazminata ilişkin sözleri şöyleydi: “Uludere’de yakınlarını kaybeden kardeşlerimizin yaralarını sarmak, acılarını bir nebze olsun hafifletmek üzere terör tazminatı ödemesini hızlandırdık ve hayatını kaybeden her bir kardeşimiz için yasal 23 bin 150 lirayı Şırnak Valiliğimiz emrine gönderdik. Buna ek olarak Başbakanlık hesaplarından yine hayatını kaybeden her kardeşimiz için 100 bin Türk Lirası’nı da Şırnak Valiliğimiz emrine tahsis ettik. Yani şu an itibariyle her aileye 123 bin TL ödüyoruz. Amacımız acıları hafifletmek, yaraları sarmak, gönülleri kazanabilmektir.”

    KURDUKLARI DERNEK KHK İLE KAPATILDI

    Aileler, Roboskî İçin Adalet Yeryüzü İçin Barış Derneğini (ROBOSKİ-DER) kurdu. Katliamda kardeşi Serhat’ı kaybeden Veli Encü derneğin başkanlığına seçildi. Ancak dernek KHK ile kapatıldı.

    Katliamın ardından, Diyarbakır’ın merkez Kayapınar ilçesi Diclekent semtinde açılan Rojava Parkı’ndaki Roboskî anıtı parçalanarak kaldırıldı. Heykeltıraş Suat Yakut tarafından yapılan anıtta, 8 füze maketi, avuçlarını açmış ağıt yakan kadın heykeli etrafında katliamda yaşamını yitiren 34 kişinin isimlerinin yazılı olduğu mermerler bulunuyordu.

    Katliamda 11 yakınını kaybeden Ferhat Encü 7 Haziran seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) Şırnak Milletvekili seçildi.

    Encü hakkında, katliamdan sonra köye taziyeye gelen Uludere Kaymakamı Naif Yavuz’a linç girişiminde bulunduğu iddiasıyla ‘ağırlaştırılmış ömür boyu hapis’ istemiyle dava açıldı. Ferhat Encü’nün 2015 yılında milletvekili seçilmesinden sonra dosyası ayrılarak, yargılanması için Adalet Bakanlığına fezleke gönderildi. Encü’nün dokunulmazlığının kaldırılması ve başka bir soruşturmadan tutuklanması üzerine davalar yeniden birleştirildi.

    Encü 2017’den beri tutuklu bulunuyor.

    Bu arada, Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ilk açıklamasında medyaya tepki gösterdi, askere teşekkür etti: “Genelkurmay Başkanı ve komuta kademesine bu konudaki hassasiyeti nedeniyle medyaya rağmen teşekkür ediyorum.”

    Erdoğan katıldığı başka bir toplantıda, Roboskî değil Uludere dedi. Söylem birliği çağrısı yaptı.

    ” SİVİL DENMESİNİ BEYİN YIKAMA HAMLESİ OLARAK GÖRÜYORUM”

    Erdoğan katliamdan bir yıl sonra “Uludere’yi bu kadar basite indirgemeyelim. Sonuçta terörist de sivildir. Biraz sabredelim ölen 34 kişiyle ilgili yargı kararını bekleyelim. Sürekli sivil denmesini bir beyin yıkama hamlesi olarak görüyorum. Uludere konusunda biz adım attık, Dersim yanlışına düşmek istemedik. Daha netice ortaya çıkmadan terör örgütü ve uzantıları kalkıyorlar bize ‘illa özür dileyeceksin’ diyorlar. Gerekirse özür dileriz.

    “HER KÜRTAJ BİR ULUDERE’DİR”

    Erdoğan, 2012 yılında AKP’nin kadın kolları kongresinde yaptığı konuşmada “Bu ifademe karşı çıkan bazı çevrelere ve medya mensuplarına sesleniyorum. Yatıyorsunuz kalkıyorsunuz ‘Uludere’ diyorsunuz. Her kürtaj bir Uludere’dir” sözlerini söyledi. Erdoğan’ın bu söylemine kadınlar büyük tepki gösterdi.

    “DOBROVSKİ’NİN HESABIN SORACAĞIZ”

    AKP Milletvekili Galip Ensarioğlu TBMM Genel Kurulu’nda Roboskî’ye, üst üste “Dobrovskinin hesabını soracağız” dedi.

    AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik “Uludere bir operasyon kazasıdır” açıklamasını yaptı.

    Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Uludere’de kasıt yok” dedi.

    Savunma Bakanı İsmet Yılmaz katliamla ilgili aylar sonra konuştu. “Yargı sürecini etkilememesi veya bu yönde bir algı doğurmaması için, bugüne kadar ‘Uludere olayı’ konusunda Bakanlık tarafından herhangi bir açıklama yapılmadı” dedi.

    ÖZDİL’DEN TEPKİ ÇEKEN YAZI

    Yılmaz Özdil 6 Ocak 2012’de Hürriyet Gazetesi’nde yazdığı yazıyla tepkilere neden olmuştu. Özdil yazısında “Entel barların romantik tayfası “50 liracık için canını tehlikeye atmak zorunda kalan masum köylü” filan diyor ama… Haftada iki sefer yaptığında, ayda 15 bin lira kazanıyor o masum! Sayın terörist’le sayın kaçakçı arasında katır tepmişe dönmek istemiyorsa, bir karar vermesi lazım artık devletin…” ifadelerini kullanmıştı.

    KATLİAMDA HAYATINI KAYBEDENLER

    Karker Encü: 16 yaşındaydı. Maddi durumu kötü olduğu için okulu bırakmak zorunda kaldı ve sınırın öte yanına gidip, gelmeye başladı.

    Seyithan Encü: 21 yaşındaydı. Ailesinin maddi durumu kötü olduğu için okulu bıraktı. Sınıra ilk gidişiydi.

    Nadir Alma: 26 yaşındaydı. Ailesine bakmak için sınıra gidiyordu.

    Mehmet Ali Tosun: 24 yaşındaydı. Arkadaşlarından 25 lira karşılığında kiraladığı katırla sınıra gitmişti.

    Şervan Encü: 19 yaşındaydı. Lise 2’deyken okulu bırakmak zorunda kaldı.

    Nevzat Encü: 19 yaşındaydı. Lise son sınıf öğrencisiydi.

    Osman Kaplan: 31 yaşındaydı. Borçlarını ödemek ve en büyüğü 12, en küçüğü 7 yaşında olan 5 çocuğuna bakmak için sınıra gidiyordu. Katliam günü ‘son gidişim’ dedi.

    Özcan Uysal: 18 yaşındaydı. Ailesinin bankadan çektiği krediyi ödeyebilmek için lise 2’deyken okulu bıraktı.

    Selim Encü: 39 yaşındaydı. Evli ve 3 çocuk babasıydı. Sınırda katledildiğinde eşi hamileydi.

    Vedat Encü: 18 yaşındaydı. Lise birinci sınıfa kadar okuyan Vedat, yazın iş makinesi operatörlüğü yapıyor, kışın sınıra gidiyordu.

    Muhammet Encü: 13 yaşında ve 7. sınıf öğrencisiydi. Ailesinin tüm itirazlarına rağmen sınıra gitmişti.

    Mahsum Encü: 17 yaşındaydı. Lise 1. sınıftaydı. 18’ine girdiğinde ehliyet almak için para biriktiriyordu ve bunun için sınıra gidiyordu. Mahsum’un dedesi de 1997’de sınırda hayatını kaybetmişti.

    Bilal Encü: 16 yaşındaydı. Gözleri görmeyen babası Ahmet Encü’ye yardım ediyordu. Katliam günü okuldan çıkıp sınıra gitmişti.

    Erkan Encü: 13 yaşındaydı. Ancak ilkokul 7’ye kadar okuyabildi. Sınıra ikinci gidişiydi.

    Hüsnü Encü: 20 yaşındaydı. Eşi 2 aylık hamileydi.

    Savaş Encü: 14 yaşındaydı. Ağabeyi Hüsnü ile birlikte sınıra gitmişti.

    Cihan Encü: 19 yaşındaydı. Sınıra bozulan cep telefonunun tamir etmek için gereken 50 lira için gitmişti.

    Cemal Encü: 17 yaşındaydı. YGS sınavına giriş başvurusu ücreti ve okul kantinine olan 20 lira borcunu kapatmak için sınıra gitmişti.

    Serhat Encü: 15 yaşındaydı. İki ağabeyi üniversitede okuyordu. Ekonomik olarak yardımcı olmak için sınıra gitmişti.

    Hamza Encü: 21 yaşındaydı. Evlilik hazırlıkları yapıyordu.

    Celal Encü: 15 yaşındaydı. Ev ekonomisine yardımcı olmak için sınıra gidiyordu.

    Şerafettin Encü: 18 yaşındaydı. Sınıra, yitirdiği annesine bir mezar yapmak üzere gitmişti.

    Selam Encü: 22 yaşındaydı. Üniversite son sınıf öğrencisiydi. Okul masrafları için sınıra gidiyordu. Uludere Kaymakamlığı’na okul masraflarının karşılanması için yaptığı başvuru reddedildikten iki gün sonra sınıra gitti.

    Bedran Encü: 13 yaşındaydı. Ayağındaki naylon ayakkabıyla yola çıkan Bedran, kendisi ve küçük kardeşlerine kışlık ayakkabı alacak parayı kazanmak istiyordu.

    Fadıl Encü: 20 yaşındaydı. Fenerbahçe formasını üzerinden hiç çıkarmazdı. Babası parçalanan cesetlerin arasında onu formasından tanıdı.

    Hüseyin Encü: 20 yaşındaydı. Sınıra gidip geliyordu.

    Aslan Encü: 17 yaşındaydı. Sınıra çoğu zaman ağabeyi Halil giderdi. Ama sınırda bastığı mayınla sol bacağını kaybetti. Ağabeyi gidemediği için o gitmeye başlamıştı. Ağabeyine protez bacak taktırmak istiyordu.

    Şıvan Encü: 13 yaşındaydı. Eve ekonomik olarak yardım edebilmek için sınıra gidiyordu.

    Orhan Encü: 21 yaşındaydı. Hayalini kurduğu bilgisayarı almak için gittiği sınırda ağabeyi Zeydan’la birlikte yaşamını yitirdi.

    Zeydan Encü: 25 yaşındaydı. Ağabeyinin karşı çıkmasına rağmen o gün kardeşi Orhan’la birlikte sınıra gitti.

    Salih Encü: 16 yaşındaydı. Sınıra ilk kez gitmişti.

    Yüksel Ürek: 21 yaşındaydı. Sınıra gidip geliyordu.

    Adem Ant: 19 yaşındaydı. Yakında evleneceği için sınıra gidip para biriktiriyordu.

    Salih Ürek: 18 yaşındaydı. Sınıra gidip geliyordu.

    (KAYNAK: EVRENSEL)

     

  • İHD Adıyaman Şube Başkanı: Roboski’de yanlışlıkla değil, bilinçli bir katliam yapıldı-VİDEO

    İHD Adıyaman Şube Başkanı: Roboski’de yanlışlıkla değil, bilinçli bir katliam yapıldı-VİDEO

    PİRHA- Roboski Katliamı’nın 7. yıldönümü vesilesiyle açıklamalarda bulunan İnsan Hakları Derneği (İHD) Adıyaman Şube Başkanı Av. Bülent Temel, “Maraş’ta olduğu gibi Roboski’de de devletin bilerek ve isteyerek bu olayı yaptığını gösteriyor” dedi.

    Türkiye’de Maraş ve Roboski’de olduğu gibi bir çok katliamın faillerinin bilinmesine rağmen adil bir yargılanma yapılmadı. TSK’nin savaş uçakları tarafından yapılan bombardıman sonucu çoğu çocuk 34 kişinin yaşamını yitirdiği ve 4 kişinin yaralandığı, Şırnak’ın Uludere ilçesinde yaşanan Roboski Katliamı’nın üzerinden yedi yıl geçti. Roboski katliamın yıldönümü vesilesiyle İnsan Hakları Derneği (İHD) Adıyaman Şube Başkanı Av. Bülent Temel Pir Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu.

    Temel, “Roboski temelinden ele alındığında yaşından büyük işlerle uğraşmak zorunda kalan, bu nedenle okulda olması gerekirken kaçakçılığa gitmek zorunda olan çocukların devlet eliyle öldürülmesi söz konusu” dedi. 

    “BİR DEVLET POLİTİKASI”

    “Başlangıç itibariyle failleri ile ilgili olarak bir kazadan ibaret olduğu, yanlış anlaşıldığı ve örgüt üyelerine yönelik bir operasyon olduğu söylenerek yanlışlıkla vuruldukları ile ilgili açıklamalar yapıldı” diyen Temel, “Her ne olursa olsun sonuç itibariyle çocuk bedenlerin hayvan bedenleri ile birleştiği ayırt edilemediği bulunan et parçalarının insanlara mı hayvanlara mı ait olduğu anlaşılmayan bir olaydı. Ama bugüne kadar faillerine ilişkin adil bir yargılama yapılamaması faillerinin bulunmamış olması bir devlet politikası olarak önümüzde duruyor” diye belirtti.

    “FAİLLER BULUNMALI VE AİLELER RAHATLATILMALI”

    “Sadece Roboski’de böyle olmadı. Diğer toplumsal olaylarda da böyle oldu. Maraş katliamının sanıkları 40 yıl geçmiş olmasına rağmen halen yargılanmış değil. İnsanlığa karşı işlenmiş organize bir suç iken failleri henüz ortaya çıkarılmadı” diyen Temel, şunları kaydetti:

    “Hangi hükümet olursa olsun geçmişten bu yana sadece bugünkü hükümet açısından ifade edilecek bir durum değil. Türkiye’de katliamlarda ya da devlet eliyle yapılan adam öldürmelerde de bir cezalandırma ve adil yargılanmanın olmadığını biliyoruz. Bunun bitmesi gerekiyor. Roboski’de katledilen küçücük bedenlerin faillerinin bulunarak en azından vicdanen ailelerin rahatlatılması gerektiğini düşünüyorum.”

    “FAİLLER MUTLAKA YARGILANMALI”

    Katliamın faillerinin bilinmesine rağmen herhangi bir yargılama sürecinin başlatılmadığına değinen Temel, şöyle devam etti:

    “Türkiye çok tuhaf bir ülke. Ortada ölen kişiler var. Biz yanlışlıkla yaptık diyebiliyor.  Ama aynı zamanda Roboskililerin devlet denetiminde ve kontrolünde kaçağa gidip geldikleri biliniyor. Fakat bu yanlışlıkla olsa bile faillerin yargılanması gerekiyor. Yanlışlıkla yapıldığını biliyorlarsa bu yanlışın kimin tarafında yapıldığı da biliniyor. Yanlışlıkla yapılmış olsa bile kasten adam öldürmekten yargılamayacaksan bile ihmalen bir kusur var. Bu kusur nedeniyle yargılanmaları gerekiyor. Hiçbir şekilde yargılamamaları çok da artık kusurlu ya da kusursuz öldürülmüş olmalarının öneminin olmadığını gösteriyor. Burada başından beri yaşananlara bakılırsa devletin bilerek ve isteyerek bu olayı yaptığını gösteriyor.”

    Roboski katliamı gibi yine Aralık ayında 40 yıl önce yaşanan Maraş katliamının da çok da farksız olmadığını belirten İHD Adıyaman şube başkanı Av. Bülent Temel, “Maraş Katliamın’dan sonrada Maraş’ta özelikle Alevi Kürtler üzerindeki baskı hiçbir şekilde azalmamış giderek artmıştır. Bundan dolayı binlerce aile Avrupa’ya göç etmek zorunda bırakılmıştır. Haliyle bu da bilinçli bir politikanın yürütüldüğünü gösterdiğini” ifade etti.

    Roboski’nin yanlışlıkla, bilinmeden bombalanmadığını dile getiren Bülent Temel, “Yaşananlara, trajediye rağmen bölgede baskıların devam etmesi ve yaşanması oraya ilişkin bir politikanın olduğunu gösteriyor. Bu sadece Roboski’de değil sınırda bulunan birçok köyde bunlar yaşanmakta. Özelikle İran sınırında bulunan köylerde sivil insanların öldürüldüğüne tanık olduk” ifadelerini kullandı.

    Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN

     

  • Roboski’de 6 yıldır gelmeyen adalet

    Roboski’de 6 yıldır gelmeyen adalet

    Roboskî Katliamı’nın üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen failler ortaya çıkarılmadı, tek bir kişi bile yargılanmadı.

    Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboskî köyünde, 28 Aralık 2011 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetlerine (TSK) ait savaş uçaklarının bombardımanı sonucu 19’u çocuk 34 kişinin yaşamlarını yitirmesinin üzerinden tam 6 yıl geçti. İzleri silinmeyecek yaraların açılmasına neden olan katliama ilişkin, hükümet ve yetkilileri tarafından ailelere verilen sözlere rağmen bugüne kadar tek bir kişi yargılanmadı.

    Katliamın sorumlularının halen açığa çıkarılmamasından dolayı acıları bir nebze de olsa azalmayan ailelerin, faillerin açığa çıkarılması noktasında yürüttükleri mücadele ise engellemelere rağmen devam ediyor. 6. yıl anmasına sayılı günler kala Roboskîli ailelerin, mezar başında yapmak istedikleri anma için Şırnak Valiliği’nin ‘her aileden bir kişi katılabilir’ sınırlaması getirmesine yönelik getirdiği kısıtlamaya rağmen günü, gün boyu yakınlarının mezarında kalarak geçireceklerini dile getirdi.

    Öte yandan, köyde bulunan Ömer Halis Demir Anadolu Lisesi’nde okuyan öğrencilerin anmaya katılmaları da yasaklandı. Okul yönetimi tarafından yapılan duyuruda, 28 Aralık günü okul ders saatleri içerisinde okula gelmeyen öğrenciler hakkında tutanak tutulacağı, hiç gelmeyen öğrenciler hakkında ise soruşturma açılacağı belirtildi.

    Her hafta perşembe günü “Roboskî için, adalet için failler yargılansın” sloganıyla kaybettiklerinin mezarları başında bir araya gelen ailelerin adalet arayışları 313’üncü haftasını geride bırakıyor. Katliamın 6. yıl dönümüne denk gelen bugünde aileler, faillerin ortaya çıkarılıp yargılanmasını talep edecekler.

    Roboskîli aileler adına Veli Encü ile 6 yıldır aradıkları adalet taleplerini Evrensel’e anlattı.

    “KATLİAMI KAPATMAK İSTEDİLER”

    Faillerin yargı yoluyla akladığını söyleyen Veli Encu,”Roboskîli Ailelerin adalet talebi 6 yıldır karşılık bulmuş değil. Bizler sorumluların cezalandırılmasını istiyoruz dedik. Ama onlar bu katliamı tazminatla, parayla kapatmak istediler. Biz bu teklifi reddettik. Roboskîler yaşanmasın diye bu insanlık suçunu işleyenlerin, bunların en ağır şekilde yargılanması gerekiyor dedik” diye konuştu.

    İlk günlerde Roboskî’ye sahip çıkıldığını belirten Encu, “TBMM çatısı altında bir alt komisyon kuruldu, komisyon Roboskî’ye geldi. Bizlerle görüştüler, bizler yaşananları anlattık. Burada yaşanan katliam göz göre yapıldı. Katliamın geliş biçimiyle kasıtlı olduğunu söyledik. Çünkü yıllardır Roboskî sınırında yapılan bir sınır ticareti vardır. Bizler bu sınır ticaretini yaparken, buradaki askerlerle yazılı olmayan bir anlaşmayla bu ticareti yapıyorduk. Bu yaptığımız ticaretten buradaki bütün yerel kurumların haberi  vardı. Askeriyenin, kaymakamın, valinin bilgisi dahilindeydi. Korucular da biliyordu. Bunlar bilindiği halde bu insanların üzerinde bilerek bombalar yağdırıldı F16 savaş uçaklarıyla” dedi.

    “KATLİAMLA YÜZLEŞİLSEYDİ BENZERLERİ YAŞANMAZDI”

    İlk günden bugüne kadar Roboskî Katliamı’yla yüzleşilmezse benzer katliamların olacağını söylediklerini dile getiren Encu, “Roboskî Katliamı’ndan sonra Suruç’ta benzer bir katliam yaşandı, Ankara Gar Katliamı, biz bunların bağlantılı olduğunu düşünüyoruz. Bu yaşananlar cezasızlık politikasının birer sonucudur. Roboskî Katliamı sonrası eğer cezasızlık politikası uygulanmasaydı. Yargılanma yapılsaydı. Bunlar yaşanmayabilirdi. Benzer hukuksuzluklar, benzer adaletsizlikler yaşanmayabilirdi ama bu adaletsizlike Roboskî Katliamı’ndan sonra 6 yıldır bu ülkede yaşanmaya devam ediyor” dedi.

    “ASIL ‘KABA’ MECLİSİN YAPTIĞIDIR”

    HDP Şırnak Milletvekili Aycan İrmez’in Roboskî Katliamı’nın araştırılmasına ilişkin verdiği önergede Meclis Başkan Vekili Ahmet Aydın tarafından “katliam” kelimesinin “kaba”  ve “yaralayıcı” olduğu gerekçesiyle iade edilmesi üzerine tepkisini dile getiren Encü “Asıl kaba olan asıl yaralayıcı olan Meclisin yaptığıdır. Çoğunluğu çocuk 34 insan, savaş uçakları tarafından yağdırılan bombalarla bedenleri paramparça edilerek katledilmiş, bu insanların bedenleri katır sırtında taşınmış, köye de traktör römorkuna istiflenerek getirilmiş. Burada yaralayıcı bir durum yok, bu katliam kaba değil ama bunu ifade etmek kaba oluyor, yaralayıcı oluyor” dedi.

    “MÜCADELEDEN GERİ DÖNMEYECEĞİZ”

    Bu zihniyetin Roboskî Katliamı’yla yüzleşmeyeceğini dile getiren Encu, “Bunlar bu politikaları sürdürmeye devam edecekler ama biz her şeye rağmen, Roboskîli Aileler olarak 6 yıldır sürdürdüğümüz bu adalet mücadelesini sorumlular adalet karşısında hesabını verene dek asla bu mücadeleden geri dönmeyeceğiz” diye konuştu.

    ‘ROBOSKÎ KATLİAMIYLA YÜZLEŞMEKTEN KORKULUYOR’

    Roboskî Katliamı’nın anmasına sayılı günler kalan Şırnak Valiliğinin her aileden anmaya bir kişi katılacak açıklamasını değerlendiren Encu, “Bunun Türkçesi nedir. Aynı aileden 2 kişi katledilebilir. Fail ve sorumlular cezalandırılamayabilir ama bir kişi anmaya katılacak. Böyle saçma bir şey olabilir mi? Katliamda oğlunu kaybeden anne devlet istemiyor diye çocuğunun mezarını ziyaret edemeyecek mi? 6. yıl anmasını engelleyerek neyi amaçlıyorlar. Burada yetkililerden anladığımız büyük bir suçluluk duygusu var. Roboskî Katliamı’yla yüzleşmek istemiyorlar, gündemde tutulmasını istemiyorlar, korkuyorlar. Bizler 313. hafta ve 6. yıl dolayısıyla çocuklarımızın, kardeşlerimizin mezarları başında geçireceğiz günü” diye konuştu.

    KATLİAMI GERÇEKLEŞTİREN ASKERLERE TEŞEKKÜR!

    Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, “Genelkurmay Başkanı ve komuta kademesine, bu konudaki hassasiyeti nedeniyle medyaya rağmen teşekkür ediyorum” dedi. Bu açıklamayla birlikte katliamda yaşamını yitiren yurttaşları da, ‘örgüt mensubu ve uzantıları’ olarak nitelendirdi. Dönemin İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin ise, bombardımanın emrini “Ankara’da Hava Kuvvetlerinde görüntüleri analiz eden komutanların verdiği” açıklamasında bulundu. Dönemin AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik ise “Uludere bir operasyon kazasıdır” dedi. Dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da devletin “kaza” söylemini “Uludere’de kasıt yok” sözleriyle sürdürdü. Devlet ve hükümet yetkililerinin katliama dair ortaya koydukları bu yaklaşım, medya ve yargı eliyle de desteklendi.

    GÖRÜNTÜ VE DELİLLERE RAĞMEN DOKUNULMADI

    Katliamın araştırılması için Mecliste de İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde Uludere Alt Komisyonu kuruldu. Yapılan incelemeler sonucu Komisyon üyeleri, Heron görüntülerinden elde ettikleri bilgilerde, “Görüntüler çok net. Göz göre göre ölmüşler” açıklamasında bulundu. Ancak bu komisyon da göstermelik olmanın ötesine geçemedi. Görüntü ve delillere rağmen failler ortaya çıkartılmadı.

    Katliamla ilgili herhangi bir faili bulmak için çalışma yürütmeyen yetkililer, katliamda yaralanan Davut, Servet ve Hacı Encü’yü ise Gülyazı Alay Komutanlığında “Pasaport Kanunu’na muhalefet”, “Sınırı yasa dışı yollarla ihlal etme” ve “Ülkeye sınırdan kaçak mal sokma” iddialarıyla ifade vermeye çağırdı.

    ÖLÜMÜ GÖZE ALARAK KÖMÜR OCAKLARINDA ÇALIŞIYORLAR!

    Tüm adalet taleplerine rağmen katliama ilişkin hazırlanan dosya hakkında “takipsizlik” kararı verilerek “eksik evrak” gerekçesiyle reddedildi. Türkiye’deki iç hukuk yollarının tükenmesinin ardından 281 başvurucu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) taşınan dosyaya ilişkin ise halen bir gelişme yaşanmadı. Bunların yanı sıra her hafta adalet arayışında bir araya gelen ailelere, ellerinde taşıdıkları pankartlar, yaptıkları açıklamalar ve eylemler yüzünden onlarca dava açıldı.

    Yakınlarının fotoğraflarını duvarlarına asan, 6 yıldır siyah renkli elbiselere bürünen, düğün ve bayramlarını “yas” havasında kutlayan ailelerin yaşadıkları bunlarla da sınırlı değil. Özellikle sınır ticaretinin geçtiğimiz yıl tamamen engellenmesiyle birlikte aileler ciddi ekonomik sorunlar ile baş başa kaldı. Hayvanlarını otlattıkları, ekip biçtikleri yaylalarının birçoğuna yasak getirilmesi ile birlikte çok sayıda kişi mevsimlik göçe zorlandı.

    Birçok kişi ailelerinin geçimi sağlamak için ya metropol kentlerine gidiyor ya da ölümü göze alarak bölgedeki kömür ocaklarında düşük bir ücretle çalışıyor. Koruculuk sisteminin de yaygınlaştırılmak istendiği köyde, koruculuğu kabul etmeyen yüze yakın genç ise, şu an çevre il ve ilçelerde farklı işlerde çalışıyor.

    BABALARININ NEDEN ÖLDÜRÜLDÜĞÜNÜ SORUYORLAR

    Roboski Katliamı’nda yaşamını yitiren 34 kişiden biri olan Osman Kaplan’ın ardında eşi, 2’si kız olmak üzere toplam 5 çocuk kaldı. En küçüğü 12, en büyüğü ise 17 yaşında olan çocuklar, okula her gidip geldiklerinde evlerinin hemen altında yer alan babalarının mezarının da yer aldığı Roboski Şehitliği’nin yanından geçiyor. Katliamın yaşandığı tarihten bugüne kadar her 5 çocuk da anneleri Pakize Kaplan’a babalarının neden öldürüldüğünü soruyor. Bunların başında ise, evin en küçüğü olan Mahmut Kaplan (12) geliyor. Anne Kaplan, yıllar geçse de yaşadıkları acıyı ve sorumlulardan hesap sorulması beklentilerini şöyle dile getirdi: “Çocuklarım halen babalarının neden öldürüldüğüne anlam veremiyor. Mahmut sürekli babasının mezarını ziyaret ediyor. Biz de her gün buradayız. Çok acı verici bir durum. Bizim içimiz yandı ama başkasının yanmasın. Sadece sorumluların bulunup yargılanmasını ve barışın sağlanmasını istiyoruz.” (Kaynak: Evrensel)

     

  • ‘Roboski’yi asla unutmayacağız, sorumlular yargılanmalı-VİDEO

    ‘Roboski’yi asla unutmayacağız, sorumlular yargılanmalı-VİDEO

    PİRHA- Roboski Katliamı’nın yıl dönümü vesilesiyle açıklama yapan HDP Adıyaman İl Eş Başkanı Av. Selim Özbek, “34 insanımızı katledip üstünü örtenlerden, hatıraları için dikilen anıtları sökenlerden, yargı önünde mutlaka hesap soracağız” dedi. 

    Haberin Videosu

    Savaş uçakları tarafından bombalanarak Roboski’de 34 sivil insanın katledilmesinin üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen sorumluların yargı önünde hesap vermemesine tepki gösteriliyor. Katliamın yıldönümü vesilesiyle de başta bölge illeri olmak üzere Türkiye’nin birçok kentinde ve Avrupa kentlerinde yapılan eylem, yürüyüş ve basın açıklamaları ile Roboski Katliamı protesto ediliyor.

    Adıyaman’da da Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl Eş Başkanı Av. Selim Özbek katliamı kınayarak PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “ROBOSKİ KATLİAMLAR TARİHİNDE HEP HATIRLANACAK” 

    “Anması dahi yasaklanan Maraş Katliamı ve diğer katliamlar gibi 28 Aralık 2011 yılında savaş uçakları tarafından üzerilerine yağdırılan bombalar sonucu çoğu çocuk 34 kişi katledildi” ifadelerini kullanan Özbek, “Roboski Katliamı da hafızalarımıza ve bu toprakların tarihine yazıldı. Bunu unutmamız asla mümkün olamaz. Diğer Katliamlar gibi Roboski Katliamı da katliamlar tarihinde hep hatırlanacaktır. Ne kadar üstü örtülmeye çalışılırsa çalışılsın, katliamlar, acı ve öfke bu toprakların özüne işlendi. Tarihten bunun temizlenmesi mümkün olmayacaktır dedi.

    “YARGI ÖNÜNDE MUTLAKA HESAP SORACAĞIZ” 

    “Olayın üzerinden 6 yıl geçmiş olmasına rağmen bir tek şüphelinin ifadesi dahi alınmamıştır” diyen Özbek, şunları kaydetti:

    “AKP iktidarı olayı örtbas etmek için her türlü yola başvurmaktan kaçınmadı. Yargı eli ve mecliste aldığı kararlar ile katliamın kaza olduğunu halkı inandırmaya çalışmıştır. Ancak bizler HDP olarak Roboski Katliamı katillerinin hesap vermesi için, her türlü bedeli ödemeye hazır olarak bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. 34 insanımızın katledip üstünü örtenlerden, hatıraları için dikilen anıtları sökenlerden yargı önünde mutlaka hesap sorulacaktır. Hesap sormanın en etkili yolunun eşit, onurlu ve adil bir barışın gerçekleşmesinden geçtiğini biliyoruz ve bunu başaracağız.”

    Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN

  • Fransa- Strasbourg’ta ‘Maraş’tan Roboski’ye’ mitingi yapıldı-VİDEO

    Fransa- Strasbourg’ta ‘Maraş’tan Roboski’ye’ mitingi yapıldı-VİDEO

    PİRHA- HDK-Avrupa (HDK-A) Maraş ve Roboski katliamlarının yıldönümü dolayısıyla Fransa- Strasbourg’ta gerçekleşen ‘Maraş’tan Roboski’ye katliamları unutmadık, unutturmayacağız’ yürüyüşü binlerce yurttaşın katılımıyla başladı.

    Haberin videosu

    Maraş ve Roboski katliamlarının yıldönümü dolayısıyla Halkların Demokratik Kongresi Avrupa HDK-A bileşenleri Maraş Girişimi öncülüğünde ‘Maraş’tan Roboski’ye katliamları unutmadık, unutturmayacağız’ merkezi yürüyüşü başladı. Maraş ve Roboski Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının taşındığı yürüyüşte yurttaşlar, “Unutmadık, unutturmayacağız” sloganı atıyor.

    Yürüyüş devam ediyor…

    AYRINTILAR GELECEK…

  • Roboski’ye katliam demek ‘çok kaba ve yaralayıcı’ bulundu

    Roboski’ye katliam demek ‘çok kaba ve yaralayıcı’ bulundu

    PİRHA- Meclis Başkanlığı, çoğunluğu çocuk 34 sivilin katledildiği Roboski Katliamı’nın tüm boyutlarıyla araştırılması talebiyle HDP’li Aycan İrmez tarafından verilen araştırma önergesi içerisinde geçen ‘katliam’ kelimesini ‘kaba’ ve ‘yaralayıcı’ değerlendirerek işleme koymadı. 

    Meclis Başkanlığı, bir süredir iade ettiği önergelerle gündemde. Bu kez de tüm dünyanın katliam olarak kabul ettiği Roboski katliamının araştırılması talebiyle verilen araştırma önergesini işleme koymayarak iade etti.

    HDP Şırnak Milletvekili Aycan İrmez, 28 Aralık 2011’de çoğunluğu çocuk 34 kişinin yaşamını yitirdiği Roboski katliamının tüm boyutlarıyla araştırılması için 21 HDP’li milletvekillinin imzasıyla bir önerge vererek, Meclis araştırması açılmasını talep etti.

    GEREKÇESİ YENİ BİR SKANDAL YARATTI

    Önergesinin gerekçesinde, katliamdan sonra kurulan Meclis Alt Komisyonu’nun çalışmalarının şeffaf ve topluma açık olmaması nedeniyle herhangi bir ilerleme sağlamadığına dikkat çeken İrmez, katliamın hala toplum nazarında uyandırdığı infialin de devam ettiğine ve gerçek faillerin halen açığa çıkartılmadığına işaret etti. Ancak Meclis Başkanlığı önergeyi işleme koymayarak iade etti. Gerekçesi ise yeni bir skandalı beraberinde getirdi.

    KATLİAMA KATLİAM DEMEK ‘YARALAYICI’

    Mezopotamya Ajansı’ndan Hayri Demir’in haberinde, İrmez’e Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın imzasıyla ulaştırılan iade gerekçesinde, “katliam” ifadelerinin “kaba” ve “yaralayıcı” olduğu kaydedildi. İade yazısında şu ifadelere yer verildi: “Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 67’nci maddesinde Başkanlığa gelen yazı ve önergelerde kaba ve yaralayıcı sözlerin varlığı halinde söz konusu yazı veya önergenin düzeltilmesi için sahibine geri verilmesi gerektiği ön görülmüştür.

    İlgi önergenizin takdim kısmındaki ‘katledilen…’, ‘Roboski katliamının’; gerekçe özeti kısmındaki, ‘Roboski katliamı’, gerekçe kısmındaki, ‘Roboski katliamının….’, ‘…katliamlar…’, ‘…katledilenler…’ şeklindeki ifadeler TBMM İçtüzüğü’nün 67’inci maddesi kapsamında görüldüğünden ilgi önergeniz ekte iade edilmiştir.”

  • İHD: Roboski, Suruç ve Madımak için adalet-VİDEO

    İHD: Roboski, Suruç ve Madımak için adalet-VİDEO

    PİRHA-İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Hakikat ve Adalet Komisyonu, Roboski, Suruç ve Madımak Katliamlarına adalet istedi.

    HABERİN VİDEOSU

    İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Galatasaray Lisesi önünde yaptığı açıklamada Roboski, Suruç ve Madımak Katliamlarına dikkat çekti. Adalet talep eden İHD İstanbul Şubesi Hakikat ve Adalet Komisyonu üyeleri, her ay Roboski Katliamı’nın gerçekleştirildiği 28’inde gerçekleştirdikleri eylemi bu ay da devam etti.

    Açıklamayı yapan İHD İstanbul Şubesi Hakikat ve Adalet Komisyonu üyesi Osman Özkan, 67 ay geçen Roboski Katliamı’nda faillerin ve sorumluların yargılanması yönünde hiçbir somut adım atılmadığına dikkat çekti. Özkan, “İnsanlığa karşı işlenmiş bir suçun faillerinin yargılanmaması, cezasızlık politikası ile korunması, kollanması haksızlıktır, hukuksuzluktur, yasalar karşısında eşitsizliktir, sonuçta adaletsizliktir” dedi.

    2 Temmuz 1993 Madımak Katliamı’nın üzerinden ise 24 yıl, 33 kişinin bombalı saldırı sonucu öldürüldüğü Suruç Katliamı üzerinden iki yıl geçtiğini hatırlatan Özkan, “Ancak Roboski Katliamı’nda olduğu gibi adalet arayışımız devam ediyor” ifadelerini kullandı.

    “Adalet; eşitliktir ve özgürlüktür ve barıştır” diyen Özkan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Suç işleyen kim olursa olsun, devletin hangi makamında, bürokrasisinde neresinde bulunursa bulunsun, mutlaka yargılanmalı, cezalandırılmalıdır. Eğer bu suç en temel evrensel insan hakkı olan yaşama hakkının ortadan kaldırılmasına yönelikse, adalet acil bir talep olarak ortaya çıkmaktadır.” (HABER MERKEZİ)