Etiket: saldırı

  • NûJINHA’nın haber sitesine siber saldırı: Susmayacağız!

    NûJINHA’nın haber sitesine siber saldırı: Susmayacağız!

    PİRHA- NûJINHA’nın haber sitesine siber saldırı düzenlendi. Saldırıya dair açıklama yapan NûJINHA, “Kadınların sesini, hakikat mücadelesini ve özgür gazeteciliği hedef alan hiçbir saldırı amacına ulaşamayacak; tehditlere rağmen yayınlarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

    Kendisini “Handala” ve “Direniş Ekseni” olarak tanıtan bir siber grup, yayımladığı tehdit içerikli mesajlarla NûJINHA’yı siber saldırı düzenledi. Saldırıda, ajansın Arapça, İngilizce ve Farsça haber kategorilerindeki içerikleri sistematik biçimde silindi.

    Sitelerine yönelik siber saldırılara dair yazılı açıklama yapan NûJINHA, “Dün akşam saatlerinde ajansımıza yönelik gerçekleştirilen siber saldırıda Farsça, Arapça ve İngilizce servislerimizde yayımlanan çok sayıda haber silinirken, yayınlarımız bir süre durmak zorunda kaldı” diye belirtti.

    Saldırıyı yapan gruplarının tehditlerinin devam ettiği belirtilen açıklamada, şunlara yer verdi:

    “Kadınların sesini, hakikat mücadelesini ve özgür gazeteciliği hedef alan hiçbir saldırı amacına ulaşamayacak; tehditlere rağmen yayınlarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Kendisini ‘Hanzala’ ve ‘Direniş Ekseni’ olarak tanımlayan bir siber grup, yayımladığı açıklamalarla Kürtleri, Kürt kurumlarını ve ajansımızı hedef alan tehditlerde bulunmuştur. Söz konusu açıklamalarda yalnızca nefret söylemlerine değil, aynı zamanda gazetecilik faaliyetlerini hedef alan açık tehditlere de yer verilmiştir.

    TESADÜF DEĞİLDİR

    Teknik altyapımız hedef alınmış ve bu nedenle yayın faaliyetlerimiz bir süre durmak zorunda kalmıştır. Teknik ekiplerimizin yoğun çalışması sonucunda yayınlarımız yeniden erişime açılmıştır. Saldırıyı üstlenen grup, daha sonra yayımladığı mesajlarda ajansımıza yönelik siber saldırıların devam edeceğini öne sürmüş, kurumumuzun konum bilgilerine sahip olduklarını iddia ederek tehditlerini sürdürmüştür. Yayımlanan açıklamalarda Kürt halkını ve kurumlarını hedef alan ifadelerin yanı sıra, bölgedeki siyasi ve askeri gelişmelere ilişkin tehdit içerikli söylemler de kullanılmıştır. Bizler bu saldırıyı yalnızca bir internet sitesi ya da teknik altyapıya yönelik girişim olarak değerlendirmiyoruz. Bu saldırı, kadınların sesini, hakikat mücadelesini ve bağımsız gazeteciliği hedef alan siyasi bir girişimdir. Ortadoğu’nun dört bir yanında kadınların yaşadıklarını görünür kılmaya çalışan, savaşın, şiddetin, eşitsizliğin ve erkek egemen politikaların mağduru olan kadınların sesini duyurmaya çalışan bir ajans olarak hedef alınmamız tesadüf değildir.

    DEMOKRATİK TOPLUM DEĞERLERİNE YÖNELİK BİR SALDIRI

    NûJINHA, bağımsız, demokratik ve özgürlükçü kadın gazeteciliği anlayışıyla yayın yapan bir haber ajansıdır. Yayıncılık çizgimiz; kadınların deneyimlerini, mücadelelerini ve hakikatlerini merkeze almak, egemen söylemlerin görünmez kıldığı sesleri duyurmak ve kadınların özgürlük mücadelesine tanıklık etmektir. Bizim için gazetecilik yalnızca haber aktarmak değil, aynı zamanda hakikatin peşinde ısrar etmek, savaşların, baskıların ve eşitsizliklerin gölgesinde kalan kadınların sözünü görünür kılmaktır. Bu nedenle ajansımıza yönelik her saldırıyı, yalnızca bir medya kurumuna değil; kadınların ifade özgürlüğüne, haber alma hakkına ve demokratik toplum değerlerine yönelik bir saldırı olarak değerlendiriyoruz.

    SALDIRIYI MEŞRULAŞTIRAN MEDYA

    Kaygı verici olan bir diğer nokta ise bazı medya kuruluşlarının bu saldırıyı eleştirmek ya da basın özgürlüğüne yönelik bir tehdit olarak değerlendirmek yerine, saldırıyı gerçekleştiren grubun açıklamalarını sorgulamadan dolaşıma sokması ve bir başarı hikayesi ya da operasyon haberi gibi sunmasıdır. Bir basın kurumuna yönelik saldırının propaganda diliyle aktarılması, saldırganların söylemlerinin yeniden üretilmesine ve hedef göstermenin yaygınlaştırılmasına hizmet etmektedir. Gazeteciliğin görevi tehditleri meşrulaştırmak değil, gerçekleri ortaya çıkarmaktır. Basın kurumlarına yönelik saldırılar karşısında dayanışma göstermek yerine saldırganların dilini yeniden üreten yaklaşım, basın özgürlüğüne ve gazetecilik etiğine zarar vermektedir.

    NûJINHA olarak bir kez daha vurguluyoruz; kadınların hakikatini görünür kılma sorumluluğumuzdan vazgeçmeyeceğiz. Kadınları susturmayı, görünmez kılmayı ve boyun eğdirmeyi amaçlayan her türlü saldırı, tehdit ve baskıya karşı yayınlarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Tehditlere boyun eğmeyecek, kadınların özgür sesi olmaya devam edeceğiz.”

    HABER MERKEZİ

     

  • İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği: Kirli ellerinizi kutsalımızdan çekin!

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği: Kirli ellerinizi kutsalımızdan çekin!

    PİRHA – Dersim’in önemli inanç merkezlerinden biri olan Baba Düzgün mekanına yönelik gerçekleştirilen tahribata ilişkin yazılı açıklama yapan İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği, kutsallara yapılan saldırıyı kınadı. Açıklamada yapılan bu provokasyonlara karşı ortak tavır almaya çağrıda bulunuldu. 

    Önceki gün Dersim’in kadim inanç merkezlerinden biri olan Baba Düzgün mekanında bulunan nişaneler tahrip edilmişti. Kutsal mekana yönelik yapılan bu saldırıya tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Yapılan saldırıyı kınayan bir açıklamada İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği’nden geldi. “Duzgın bawa ma re jarge wo, desyone xo ye qılerınu jiyar u diyarune ma ra bonce! diyerek Düzgün Baba Mekanı’nın Alevi inancının sembolü olduğu belirtilen açıklamada, yapılan saldırı kınandı.

    Raya Haq inancının ser çeşmesinin Dersim coğrafyası olduğu kaydedilen açıklamada, “Kutsallarımızın en başında gelen Düzgün Bawa ziyaretimiz, sadece bir ziyaret yeri değil, binlerce yıllık inancımızın, hafızamızın ve kimliğimizin yaşayan bir parçasıdır” denildi. Açıklamada, kutsal mekanlara yapılan saldırı Dersim halkının hafızasına yönelik olduğu belirtildi.

    Açıklamada Düzgün Baba başta olmak üzere tüm ziyaretlerin her türlü saldırıya karşı halkın ortak iradesiyle korunacağı belirtilerek, “Bizler, atalarımızdan emanet aldığımız bu kutsal mirası gelecek nesillere en güçlü şekilde aktarmak için her türlü çabayı göstereceğiz” denildi.

    Son olarak açıklamada halkın yapılan saldırıya karşı ortak tavır alması gerektiğini vurgulandı.

    PİRHA/İZMİR

  • İHD Hatay Şube Eş Başkanı Mürsel Tonguç Salmanoğlu: Nefret ve şiddet dilinden vazgeçilmeli!-VİDEO

    İHD Hatay Şube Eş Başkanı Mürsel Tonguç Salmanoğlu: Nefret ve şiddet dilinden vazgeçilmeli!-VİDEO

    PİRHA- Şiddetin kendisinin bir kültür haline geldiğini ifade eden İnsan Hakları Derneği Hatay Şube Eş Başkanı Mürsel Tonguç Salmanoğlu, “Bu kronikleşmiş sorunu güvenlikçi politikalarla ya da gündelik bir sorunmuş gibi algılayarak çözmenin mümkün değil. Nefret ve şiddet dilinin terk edilmesi gerekiyor. Aksi takdirde okulların önüne koyulan polislerle ya da bekçilerlerle çözülmez” dedi.

    Türkiye’de şiddet sokakta, evde, hastanede, okulda, iş yerinde artarak devam ediyor. Urfa Siverek ve Maraş’ta yaşanan okul saldırılarına dair Milli Eğitim Bakanlı ve İçişleri Bakanlığı tarafından yeni tedbirler aldı. Bekçileri okul önlerine yerleştiren yetkililer, sorunu güvenlik ekseninde çözeceğini düşünüyor.

    İnsan Hakları Derneği Hatay Şube Eş Başkanı Mürsel Tonguç Salmanoğlu, okullarda yaşanan saldırılara ve sonrasındaki tartışmalara dair konuştu.

    “ŞİDDET KÜLTÜR HALİNE GELDİ”

    Şiddetin kendisinin bir kültür haline geldiğini ifade eden Mürsel Tonguç Salmanoğlu, “Şiddet kronikleşmiş bir sorun. 100 yıllık Cumhuriyet tarihinde İttihat ve Terakki zihniyetinin o inkarcı, imhacı, ektipleştirmeci politikalarının bir ürünü olarak görüyorum. Çünkü şiddeti sadece fiziksel olarak algılamanın ne yazık ki çözümü getiremeyeceğine şahit oluyoruz. Çünkü sadece fiziksel olarak değil bugün Türkiye’de muhalifler, Kürtler, kadınlar, LGBT + bireyler de şiddete uğruyor. Bu şiddet kültürü siyasal arenada da mevcut. Medya dilinde de mevcut” dedi.

    “ÇÖZÜM ADİL, LAİK, ÖZGÜR, ANA DİLİNDE EĞİTİMDE”

    Bu kronikleşmiş sorunu güvenlikçi politikalarla ya da gündelik bir sorunmuş gibi algılayarak çözmenin mümkün olmadığını vurgulayan Mürsel Tonguç Salmanoğlu, “Bu bir süreç. Bu bir zihniyet sorunu, bu bir bilinç sorunu. Özellikle bu zihniyet ve bilinç sorununun aşılması gerekiyor. O nefret dilinin, şiddet dilinin terk edilmesi gerekiyor. Aksi takdirde okulların önüne koyulan polislerle ya da bekçilerlerle çözülmez. Daha temel demokratik çözümlerin sunulması gerekiyor. Adil, laik, özgür ve ana dilinde eğitim gerçekleşmediği sürece ne yazık ki yol alınamıyor” diye belirtti.

    PİRHA/HATAY

  • İskenderun Eğitim-Sen’den okul saldırılarına tepki: Bir çocuktan katil yaratan bir sistem var! – VİDEO

    İskenderun Eğitim-Sen’den okul saldırılarına tepki: Bir çocuktan katil yaratan bir sistem var! – VİDEO

    PİRHA – Siverek ve Maraş’ta okullara yönelik gerçekleştirilen şiddet eylemleri üzerine konuşan Eğitim-Sen İskenderun Şube Başkanı Mustafa Ünsal ve Şube Kadın Sekreteri Meryem Çolak Keskin, okulların şiddetin hedefi haline gelmesinin politik bir tercih olduğunu vurguladı. “Sorumlular hesap vermeli” diyen eğitimciler, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifaya çağırdı.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) İskenderun Şubesi, son dönemde Siverek ve Maraş’ta eğitim kurumlarına ve öğrencilere yönelik artan saldırıları değerlendirdi. PİRHA’ya konuşan Şube Başkanı Mustafa Ünsal ve Kadın Sekreteri Meryem Çolak Keskin, şiddetin sadece güvenlik zaafiyeti değil, toplumsal bir çürümenin sonucu olduğuna dikkat çekti.

    “ASIL OLAN BİLİMSEL VE KAMUSAL EĞİTİMİ GÜÇLENDİRMEKTİR”

    Eğitimin içeriğinin şiddeti beslediğini ve okulların savunmasız bırakıldığını belirten Mustafa Ünsal, saldırganların çocuk olduğuna vurgu yaparak sistem eleştirisinde bulundu. Ünsal, şunları kaydetti:

    “Biz Eğitim-Sen olarak yıllardır okullarda bir güvenlik sorunu olduğunu ve bu güvenlik sorununun siyasî iktidar tarafından, bakanlık tarafından giderilmesi gerektiğini, öncelikli olarak her okula bir güvenlik görevlisi verilmesi gerektiğini, kadrolu bir güvenlik görevlisi istihdamının olması gerektiğini söyledik. Tabii sadece güvenlik tedbirleriyle yürünecek bir yol değil. Güvenlik tedbirleri bir yere kadar. Şu anki süreci belki engelleme noktasında bir çalışma yürütülebilir ama asıl olan eğitimin içeriğinde yapılabilecek değişikliklerle, yani bilimsel ve kamusal eğitimi güçlendirerek yapılabileceğini düşünüyoruz. Nihayetinde katil de olsalar bugün o katliamları yapanların hepsi birer çocuk. Yani anayasamızdaki karşılığıyla söyleyecek olursak ‘18 yaşına kadar herkes bir çocuktur’ diyor anayasa. Katliamları yapanlara bakıyorsunuz, 18 yaşından küçük çocuklar ve kendi aralarında mı örgütlendiler yoksa kendileri bireysel olarak mı yaptılar?! Tabii bunlar Yapılacak incelemeler sonucunda ortaya çıkacak ama bizim gördüğümüz nokta şu; bir çocuktan bir katil yaratan bir sistem var ortada.”

    “MAFYA DİZİLERİ SONLANDIRILMALI”

    Siyasetteki kutuplaştırıcı dilin ve medya içeriklerinin çocukları şiddete ittiğini belirten Ünsal, taleplerini şöyle sıraladı:

    “Yıllardır üstüne basa basa söylememize rağmen özellikle televizyon kanallarında oynayan mafya dizilerinin; onlarca, yüzlerce kişinin kesildiği, öldürüldüğü ve bunların çocuklara izletildiği bir ortamda bu tedbirleri almanın çok fazla gerçekçi olduğunu düşünmüyoruz. Öncelikli olarak bütün televizyon kanallarında mafya dizilerinin bir an evvel sonlandırılmasını ve bu dizilerin yayından kaldırılmasını talep ediyoruz. Daha sonra eğitimin içeriğine sevgi ve barışın dilinin yerleşmesi gerektiğini düşünüyoruz. Siyasî iktidarın ve siyasetçilerin, özellikle siyasetçilerin çatışma kültüründen, ayrıştırıcı dilden, ötekileştirici tavırlardan uzak durması gerektiğini, okullarda çocukların ırk, din, dil, mezhep bakımından ayrıştırılmaması gerektiğini, herkesin sevgi diliyle birbirine bağlanması gerektiğini düşünüyoruz. Ve bu konuda da sendika olarak yıllardır söylemlerimiz ve bakanlıktan taleplerimiz var.”

    “YOKSULLUK VE KUTUPLAŞMA ŞİDDETİ BESLİYOR”

    Şube Kadın Sekreteri Meryem Çolak Keskin ise şiddetin toplumsal boyutuna ve iktidarın sorumluluğuna işaret etti. Okullardaki şiddetin “münferit” birer olay gibi gösterilmesine tepki gösteren Keskin, şu ifadeleri kullandı:

    “Şiddet birdenbire, kendiliğinden ortaya çıkmaz. Bunun elbette ki sebepleri var. Bizim ülkemizde de yoksulluktan bahsetmeden, güvencesizlikten bahsetmeden, siyasî iktidarın sürekli olarak kullanmış olduğu kutuplaştırıcı dilden bahsetmeden şiddetin gerekçelerini ortaya koymak çok da mümkün değil açıkçası. Biz şiddeti sadece kendini kaybetmiş bir insanın münferit bir olaymış gibi gerçekleştirdiği bir eylem olarak ele alınmasına karşı çıkıyoruz. Yani şiddet olayı tüm toplumsal boyutlarıyla ele alınması gereken bir olaydır. Sadece bu olayda değil, bundan önceki olaylarda da defalarca kez alanlara çıktık, defalarca kez bakanlığa seslendik ve okullarda gereken tedbirlerin alınması gerektiğini söyledik. Maalesef ki sözlerimiz yankılanıp bize geri döndü. Herhangi bir tedbir alındığını görmedik. Baş sorumlu kimdir derseniz, elbette ki Milli Eğitim Bakanlığı ve Bakan Yusuf Tekin’dir. Biz sorumluları bir an önce bu sorumluluklarının gereğini yerine getirmeye ve istifaya davet ediyoruz.”

    “ÖĞRETMENLER, TALEPLERİNİN KARŞILANACAĞINA İNANMIYOR”

    Okulların temel ihtiyaçlarının dahi karşılanmadığını hatırlatan Keskin, eğitim emekçileri arasındaki umutsuzluğa ve toplumsal dayanışmanın önemine değinerek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bugün baktığımız zaman okullara temizlik görevlisi dahi vermeyen, okullarda çocukların yemek yemesini bile çok gören bir anlayıştan bahsedebiliriz. Dolayısıyla da okullara güvenlik görevlilerinin verilmesi gibi bir şeyi ne kadar çok dillendirirsek dillendirelim; öğretmen camiası da, diğer arkadaşlar da bunun gerçekleşebileceğine inanmıyorlar. Yani biz bir şeyleri talep ediyoruz ama öğretmen camiası diyor ki ‘bunu yapmayacaklar’. Bu taleplerin gerçekleşmeyeceğini düşünmemiz gerçekten çok üzücü. Bir an önce sorumluların sorumlulukları gereği istifa etmeleri gerekir. Şiddet olayı sadece öğretmenlerin meselesi değil. Zaten Maraş’taki olayda da, Siverek’teki olayda da gördüğünüz gibi çocuklarımız yaralandı, hayatını kaybetti. Bizler yalnızca öğretmen olarak değil, veli olarak da, öğrenci olarak da hepimize düşen sorumluluklar var. Hepimiz bu sorumlulukları yerine getirmeliyiz. Sadece eğitim sendikalarının değil, toplumun her kesiminin, tüm sivil toplum örgütlerinin bu konuda gereken duyarlılığı göstermesi, gereken tepkiyi göstermesi gerektiğini düşünüyoruz.”

    Cevahir FINDIK/İSKENDERUN

  • PSAKD Genel Başkanı Erçe: Şiddetin çözümü, bilimsel, demokratik, laik eğitimdir!-VİDEO

    PSAKD Genel Başkanı Erçe: Şiddetin çözümü, bilimsel, demokratik, laik eğitimdir!-VİDEO

    PİRHA- Urfa Siverek ve Maraş’ta bulunan iki okula yapılan saldırıya ilişkin konuşan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, saldırıların münferit bir olay olarak değerledirilemeyeceğine işaret ederek, iktidarın onlarca yıldır uyguladığı yanlış politikaların sonucu olduğunu belirtti. Erçe çözümün ise, bilimsel, demokratik, laik eğitimden geçtiğini söyledi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Urfa Siverek ve Maraş’ta bulunan iki okula yapılan saldırıya dair sorularımızı yanıtladı.

    “ONLARCA YILDIR UYGULANAN YANLIŞ POLİTİKALARIN SONUCU”

    PİRHA: Siver ve Maraş’ta okullara yapılan saldırıları nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Cuma Erçe: Urfa’da ve daha sonra Maraş’ta meydana gelen kanlı okul baskınları ve bu baskınlarda kullanılan silahlar ve bu silahları kullananların 13-14 yaşında çocuklar olması üzücü. Toplumun büyük bir bölümü acı içinde. Büyük bir endişe, kaygı ve korku hakim durumda. Öncelikle bu baskınlarda yaşamını yitiren çocuklarımız ve eğitim öğretim için başsağlığı diliyorum. Devirleri daim olsun.

    Üzülerek ifade ediyorum ki yaşanan bu son iki olay herhangi bir adli vaka olarak değerlendirilemeyecek kadar önemli. Yani münferit bir olay değil. Bizim açımızdan bugüne kadar onlarca yıldır uygulanan yanlış politikaların sonucu.

    Dolayısıyla akan her kanda sadece Maraş’ta ya da Urfa’da değil, aslında her gün basına, televizyonlara, gazetelere yansıdığı biçimiyle okullarımızın büyük çoğunluğunda sokaklarda, parklarda yaşanan bunca olayda dökülen her bir damla kanda bu ülkeyi yöneten, bizim tabirimizle yönetemeyenlerin sorumluluğu var. Aslında dökülen kanın sorumlusu bu ülkeyi yönetemeyenlerdir.

    Onlarca yıldır yanlış politikalarda diretenlerdir. Biz Alevi kurumları olarak, eğitim sendikaları olarak, demokratik kitle örgütleri, veli dernekleri olarak yıllardır uyardık, uygulanan eğitim modelinin yanlış olduğunu söyledik. Onlar da biliyorlar yanlış olduğunu ama tercih ettiler. Tercihleri kindar bir nesil, dindar bir nesil, itaatkar bir nesil yetiştirmekti.

    O nedenledir ki somut öğrenme modelinden hızla uzaklaştılar. Bilimden uzaklaştılar. Kültürden, sanattan, edebiyattan, spordan uzaklaştırdılar çocuklarımızı. Ve onları büyük bir çürümeye terk ettiler. Aslında aslında korku iklimiyle çocukları görmeyecekleri, duymayacakları bir daha asla karşılaşamayacakları bir takım dinsel kavramlar üzerinden sindirmeye kalktılar. Çocukların gelişimini gençlerin gelişimini hiçe saydılar.

    “SOKAKLARI, PARKLARI, OKULLARI ÇETELERE, UYUŞTURUCU TACİRLERİNE TESLİM ETTİLER”

    -Bu bilinçli bir tercih mi?

    Cuma Erçe: Televizyonlarda her gün yayınlanan diziler, gündüz kuşağında yayınlanan televizyon programlarına baktığımızda toplumun çetelere özendirildiğini, büyük bir çürümeye terk edildiğini göreceksiniz. Evet, bile isteye yapıldı bunlar.

    Aslında mesaj açıktı; Devletine, hükümete itiraz etme, karşı gelme ama topluma ne zarar veriyorsan ver. Kendine ne zarar veriyorsan ver dediler.

    O nedenledir ki düşünen, okuyan, sorgulayan, gazeteci, siyasetçi, üniversite öğrencisi, işçi, emekçi, sendikacı, çevreci, hayvan hakları savunucusu, kadın aktivist demeden cezaevlerine doldurdular. Sokakları, parkları, okulları çetelere, uyuşturucu tacirlerine teslim ettiler.

    Evet, bir taraftan dindar nesil, diğer taraftan kindar nesil, diğer taraftan ise itaatkar bir nesil. İşte sonuç ortada.

    “OKULLARI BİLİM YUVASINA DÖNÜŞTÜRMEK İÇİN HIZLA ADIM ATIN”

    -Şiddet bir nevi toplumda normalleşitirildi mi?

    Cuma Erçe: Dün Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te otelin önünde toplanan o kindar kalabalık bugün toplumun büyük bir çoğunluğuna ulaşmış durumda. Evet, hiç tanımadığı bir insanı, hiç tanımadığı insanları gözünü kırpmadan öldürebilecek bir toplumsal yapıdan bahsediyoruz.

    Okullarda her geçen gün bilimden uzaklaşılan, sanattan uzaklaşılan, kültürden uzaklaşılan eğitim modelleri ortadan kaldırılırak, yerini dinsel, gerici, tekçi, ırkçı, asimilasyoncu bir modele bıraktı, terk etti. O nedenle diyoruz ki yaşanan süreç sadece yaşanacak olanların habercisi durumunda. Üzülerek ifade ediyorum ve yanılmayı çok istiyoruz. Bu olayların son olduğuna inanmak istiyoruz.

    Bir kere daha uyarıyoruz. Bilimden vazgeçmeyin. Okulları bilim yuvasına dönüştürmek için hızla adım atın, yanlıştan dönün. Yanlıştan dönün ki bu çürümeyi en azından bir nebze olsun durduralım. Hep birlikte durduralım.

    “ÇÖZÜM BİLİMSEL, DEMOKRATİK EĞİTİMDİR” 

    – Son olarak ne söylemek istersiniz?

    Cuma Erçe: Eğitim emekçilerinin vermiş olduğu onurlu mücadele takdire şayandır. Eğitimcilerin mücadelesini Alevi kurumları olarak Pir Sultanlar Kültür Derneği olarak destekliyoruz, onların yanındayız. Verilerimizin acısını kendi acımız olarak görüyoruz. Onların vereceği mücadelelerin yanındayız.

    Ve bir kere daha ifade ediyorum ki; bilimsel, demokratik, laik eğitim çözümdür. Bunun dışındaki bütün modeller bugün yaratılan çürümüşlüğü ve bugün o çocukların eline sunulan silahları açığa çıkaracaktır.

    Bu karartılmış geleceksizlik içerisinde çocuklarımız gerçekten büyük bir umutsuzluk içerisindeler. Tekrar ediyorum acımız büyük. Acımız büyük, öfkemiz büyük ama inancımız da tam. Bir gün mutlaka ama mutlaka bu ülkede halklar gerçekleri görecek ve halklar doğrunun yanında yer alacaklar.

    O nedenle bir kere daha halkımızı, toplumumuzu laik, demokratik, bilimsel, eğitimden yana taraf olmaya çağırıyoruz. Bu gerici, tekçi, ırkçı, cins ayrımcı, cinsiyetçi eğitim modeline son verilmesi gerektiğini bir kez daha söylüyor ve yaşamını yitiren, Hakka yürüyen canlarımızın anıları önünde bir kere daha eğiliyoruz. Ailelerine sabır diliyoruz.

    PİRHA/MERSİN

  • AKD Genel Başkanı Yılmaz: Çocuklarımızın geleceğini karanlığa teslim etmeyeceğiz!

    AKD Genel Başkanı Yılmaz: Çocuklarımızın geleceğini karanlığa teslim etmeyeceğiz!

    PİRHA- Urfa Siverek ve Maraş’ta bulunan iki okula yapılan saldırıya ilişkin açıklama yapan AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, yaşanan tablonun birinci dereceden sorumlusunun Milli Eğitim Bakanlığı olduğunu belirterek, “Biz buna asla sessiz kalmayacağız, susmayacağız, bu karanlığı kabul etmeyeceğiz ve çocuklarımızın geleceğini bu karanlığa teslim etmeyeceğiz” dedi.

     

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Urfa Siverek ve Maraş’ta bulunan iki okula yapılan saldırıya dair açıklama yaptı.

    “MEB EĞİTİMİ BİLİMDEN KOPARDI”

    “Bu yaşananlar tesadüf değildir” diye Seher Şengünlü Yılmaz, “Bu yaşananlar, yıllardır bilinçli şekilde örülen bir çürümenin sonucudur” dedi.

    Yaşanan tablonun birinci dereceden sorumlusunun Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) olduğunu belirten Seher Şengünlü Yılmaz, “Çünkü MEB, eğitimi bilimden kopardı, laikliği hedef haline getirdi, okulları pedagojiden uzaklaştırıp ideolojik alanlara çevirdi” diye ifade etti.

    “ÖRGÜTLENEN BİR KARANLIK…”

    MEB’in ÇEDES, Maarif Eğitim Modeli ve benzeri projelerle eğitim sistemini adım adım dinselleştirdiğine dikkat çeken Seher Şengünlü Yılmaz, şunları belirtti:

    “Cemaatleri ve tarikatları okulların içine soktunuz. Devletin asli görevini, denetimsiz ve sorumsuz yapılara devrettiniz. Ama mesele sadece eğitim değildir. Bu ülkede şiddet büyütüldü. Kadın cinayetleri karşısında etkili politikalar üretilmedi. Televizyonlarda mafya ve suç kültürü meşrulaştırıldı. Doğa talan edildi; ağaç, kurt, kuş katledildi. Yaşamın kutsallığını yok sayan bir anlayış sistematik olarak inşa edildi.

    Bugün karşımızda duran tablo budur: Değersizleştirilmiş bir yaşam, çürütülmüş bir toplum, yalnız bırakılmış bir çocukluk. Ve şimdi yeni ve ürkütücü bir boyutla karşı karşıyayız: Sosyal medya platformlarında ifşa edilen yazışmalara göre, çocukların yer aldığı, şiddeti ve katliamı meşrulaştıran grupların kurulduğu görülmektedir. Bu gruplarda başka okullara yönelik saldırıların konuşulduğu iddiaları kamuoyuna yansımaktadır. Bu iddialar doğruysa, bu yalnızca bireysel bir suç değil; örgütlenen bir karanlığın habercisidir.”

    “ASIL SORUMLULUK, O ÇOCUĞU BU KARANLIĞIN İÇİNE İTEN DÜZENDEDİR”

    “Bu ülkenin çocukları dijital karanlıkta kimlerin etkisine bırakılmıştır? Bu platformlar neden denetlenmemektedir? Devlet bu açık tehdidi nasıl görmezden gelmektedir?” sorularını soran Seher Şengünlü Yılmaz, “Eline silah alan bir çocuk, okulunu basıyor, arkadaşlarını, öğretmenini katlediyor. orumluluk sadece tetiği çekende değildir. Asıl sorumluluk, o çocuğu bu karanlığın içine iten düzendedir” ifadelerini kullandı.

    “MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI BU TABLONUN HESABINI VERMELİDİR”

    Seher Şengünlü Yılmaz, eğitim sisteminin laik, bilimsel ve kamusal bir temele çekilmesi gerektiğinin altını çizerek, “ÇEDES, MAARİF ve tüm benzeri uygulamalar iptal edilmelidir. Okullar cemaat ve tarikatların etkisinden tamamen arındırılmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı bu tablonun hesabını vermelidir. Aksi halde bu ülke daha fazla çocuğunu kaybedecektir” dedi.

    “YUSUF TEKİN’İ İSTİFA!”

    Türkiye’de çocukların canlarının korunmadığının altını çizen Seher Şengünlü Yılmaz,  “Biz buna asla sessiz kalmayacağız, susmayacağız, bu karanlığı kabul etmeyeceğiz, çocuklarımızın geleceğini bu karanlığa teslim etmeyeceğiz. Artık yeter. Ya bu düzen değişecek, ya da bu karanlığın sorumluları tarihin önünde hesap verecek” diyerek Yusuf Tekin’i istifaya çağırdı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Sorumlular hesap vermeden alanları terk etmiyoruz!’-VİDEO

    ‘Sorumlular hesap vermeden alanları terk etmiyoruz!’-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de sokağa çıkan KESK üyeleri, yaşananların baş sorumlusunun iktidar olduğuna dikkat çekerek, “Bugün eğitimciler, öğrenciler okullarına gitmekten dahi tedirgin haldeyse, can güvenliğinden korku duyuyorsa bunun temel sorumlusu en başta Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’dir ve derhal tüm toplumdan özür diyerek istifa etmelidir” dediler.

    KESK Mersin Şubeler Platformu,  “Eğitimde şiddete hayır” şiarıyla Maraş ve Siverek’teki okul saldırılarına dair Pozcu’da açıklama yaptı.

    Açıklamada basın metnini okuyan KESK Mersin Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü ve Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, okullarda yaşanan şiddet olaylarının tesadüf olmadığının altını çizerek, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifaya çağırdı.

    “KAMUOYUNA YANSIMAYAN YÜZLERCE, BİNLERCE ŞİDDET VAKASI MEVCUT”

    Gerekli tedbirlerin alınması durumunda saldırıların engellenebileceğini vurgulayan Sümbül,  “Bugüne kadar her bir şiddet vakasında hep şunu söyledik: yaşananlar tek başına ele alınamaz, şiddet münferit değildir. Okullarda yalnızca son bir yılda can kaybı ve yaralanmayla sonuçlanan en az 5 vaka yaşandı. Kamuoyuna yansımayan yüzlerce, binlerce şiddet vakası mevcut. Bu açıdan yaşananların sistematik olduğunu, toplumsal boyutlarıyla ele alınması gerektiğini hep ifade ettik” dedi.

    “14-16 YAŞINDA ÇOCUKLARDAN FAİLLER YARATAN BU SİSTEMİN KENDİSİDİR!”

    Toplumsal yapıdaki derin çelişkilerin, kutuplaştırıcı siyasetin, eşitsizliğin, yoksulluğun, geleceksizliğin, umutsuzluğun, dışlanma ve kenara itilme ortamında ortaya çıktığını ifade eden Sümbül, “İşte bugün 14-16 yaşında çocuklardan failler yaratan bu sistemin kendisidir! Yitip giden canların baş sorumlusu en başta siyasi iktidar ve eğitim alanını ideolojik saldırılarla tahrip eden Sarayın Eğitim Politikaları Kurulu ve Milli Eğitim Bakanlığıdır” diye konuştu.

    “SORUMLULAR HESAP VERMEDEN ALANLARI TERK ETMİYORUZ”

    Mahmut Sümbül, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bugün ne siyasi iktidar sorumluluk üstleniyor, ne de Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin çıkıp bir özür diliyor. Hayır, kimse hesap vermekten kaçamaz. Bugün eğitimciler, öğrenciler okullarına gitmekten dahi tedirgin haldeyse, can güvenliğinden korku duyuyorsa bunun temel sorumlusu en başta Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’dir ve derhal tüm toplumdan özür diyerek istifa etmelidir.

    Eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin can güvenliğini sağlamak, güvenli ve nitelikli bir eğitim ortamı yaratmak en temel kamusal yükümlülüktür. Tüm okullar ve eğitim süreçlerinin tamamında şiddet kalıcı ve bütünlüklü olarak son bulmadan, sorumlular hesap vermeden alanları terk etmiyoruz.”

    PİRHA/MERSİN

  • Eğitim-Sen Maraş Şube Başkanı İsmail Tekardıç: Çocuklarımızı, şiddeti sıradanlaştıran her türlü dilden uzak tutmalıyız!

    Eğitim-Sen Maraş Şube Başkanı İsmail Tekardıç: Çocuklarımızı, şiddeti sıradanlaştıran her türlü dilden uzak tutmalıyız!

    PİRHA-Eğitim-Sen Maraş Şube Başkanı İsmail Tekardıç, Maraş ve Siverek’te gerçekleştirilen saldırıların iktidar tarafından doğru okunması gerektiğinin altını çizerek, ” Okullar kindar nesiller yetiştiren yerler değil, bilim üreten yerler olmalı. Çocuklarımızı; ötekileştiren, kin üreten, silaha özendiren, şiddeti sıradanlaştıran her türlü dilden ve pratikten uzak tutmalıyız” dedi.

    Eğitim-Sen Maraş Şube Başkanı İsmail Tekardıç, Maraş’taki okul saldırısına dair ajansımıza konuştu.

    Urfa Siverek’tki saldırıyı protesto etmek ve sorumluların hesap vermesi dile getirmek için sokakta oldukları esnada saldırıyı duyduklarını ifade eden Tekardıç, ” Hemen okula gittik, 20’nin üzerinden ambulansın ve kolluk güçlerinin okulun içinde olduğunu gördük. Saldırının büyüklüğünü o an anladık. Bir saldırıyı protesto ederken, başka bir saldırının olması bizleri çok üzdü” dedi.

    ÖĞRENCİLERİN EĞİTİM SİSTEMİ İÇİNDE YANLIZ KALMA HALLERİNİ ARARŞTIRLMALIYIZ”

    Eğitimin geldiği durumun sorgulanması gerektiğini vurgulayan Tekardıç, “Özellikle çocukların hayatlarında nasıl bir dünya kurduklarını sorgulamalıyız. Öğrencilerin eğitim sistemi içinde yanlız kalma hallerini ararştırlmalıyız. Saldırıyı yapan çocuğa dair aldığımız bilgilerde bunu ne yazık ki doğruluyor” diye belirtti.

    MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI EĞİTİM EMEKÇİLERİNİ VE BİLİM İNSANLARINA KULAK VERMELİ”

    Saldırıyı gerçekleştiren çocuğun sabahçı olduğunu ancak saldırıyı öğleden sonra gerçekleştirdiğine dikkat çeken Tekardıç, şunları dile getirdi:

    “Okula girdikten sonra rastgele her tarafı tarıyor. 5 silahla geliyor ve kurşunları bittiğinde şarjörleri değiştiriyor. Bu o yaştaki bir çocuğun yapabileceği birşey değil. Anlaşılan eğitimini almış. Çocuklar bir kin ve nefretle büyütülüyor. Bu saldırıların bu yönüyle de tartışılması ve araştırılması gerekiyor.

    ÇOCUKLARIN DIŞ DÜNYAYLA BAĞININ GÜÇLENMESİ GEREKİYOR

    Yıllardır söyledik ancak Milli Eğitim Bakanlığı bizi duymazdan, görmezden geldi. Okullarla ilgili güvenik sorunununda, çocukların sosyal yönlerinin geliştirilmesine kadar bir çok öneride bulunduk. Çocukların dış dünyayla bağının güçlenmesi gerekiyor. Bunun için edbiyat, sanat, spor faliyetlerinin olması lazım. MEB buna dönük olanakları sağlamalı. Öğretmenlerin itibarı teslim edilmeli.

    ÇOCUKLARIMIZI; ÖTEKİLEŞTİREN, KİN ÜRETEN, SİLAHA ÖZENDİREN PRATİKTEN UZAK TUTMALIYIZ

    Okullar kindar nesiller yetiştiren yerler değil, bilim üreten yerler olmalı. Eğitim kurumlarını dış dünyayla bağlatısını güçlendirecek faliyetleri öncelemeliyiz. Böylece çocukların içindeki yalnızlık hissini ortadan kaldırır, sosyalleşmesini sağlayabiliriz. Çocuklarımızı; ötekileştiren, kin üreten, silaha özendiren, şiddeti sıradanlaştıran her türlü dilden ve pratikten uzak tutmalıyız.

    Bu tür saldırıların bir daha yaşanmaması için iktidarın eğitim emekçilerinin, bilim insanlarının sözlerine kulak vermeli, gerekli adımları bir an önce atmalıdır. Bizlerde eğitim ve bilim emekçileri olarak, bilimden, özgürlükten, barıştan yana nesiller yetiştirmenin mücadelesini yürütmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/MARAŞ

  • Mahmut Sümbül: Şiddet ortadan kalkana kadar mücadele edeceğiz-VİDEO

    Mahmut Sümbül: Şiddet ortadan kalkana kadar mücadele edeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Eğitim-Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, Milli Eğitim Bakanı’nın saldırılar sonrası bir kaç kişiyi görevden almasının yeterli olmadığını söyleyerek, ” Kamu emekçilerine, eğitim ve bilim emekçilerine karşı şiddet ortadan kalkana kadar mücadele edeceğiz” dedi.

    Urfa Siverek’te okula düzenlenen saldırının ardından, Maraş’taki bir okula da saldırı oldu. Saldırıda 9 yurttaşın yaşamını yitirdiği açıklanırken, çok sayıda yaralının olduğu bildirildi.

    Okullarda ardı ardına gerçekleşen saldırılara karşı eğitim emekçileri iş bırakma eylemi gerçekleştiriyor. 2’nci gününe giren eylemde eğitimde gelinen noktanın iktidarın yanlış eğitim politikalarının sonucu olduğu dile getiriliyor.

    “BAKAN BİR KAÇ KİŞİYİ GÖREVDEN ALARAK SORUMLULUKTAN KAÇAMAZ”

    Eğitim-Sen Şube Mersin Başkanı Mahmut Sümbül de, ajansımıza yaptığı değerlendirmede, Milli Eğitim Bakanı’nın saldırılar sonrası bir kaç kişiyi görevden almasının yeterli olmadığını söyledi.

    Milli Eğitim Bakanı’nın görevden almalarla kendi sorumluğunun üstünü kapatmaya çalıştığının altını çizen Sümbül, “Biz eğitim emekçileri olarak sessiz kalmayacağız. Yaşananları açıklamalarla geçiştirmeyeceğiz. Kamu emekçilerine, eğitim ve bilim emekçilerine karşı şiddet ortadan kalkana kadar mücadele edeceğiz” dedi.

    PİRHA/MERSİN

  • Maraş saldırısını yapan çocuğun babası tutuklandı!

    Maraş saldırısını yapan çocuğun babası tutuklandı!

    PİRHA-Maraş’taki okula yönelik saldırıyı gerçekleştiren İ.A.M’nin polis başmüfetişi olan babası Uğur Mersinli tutuklandı.

    Urfa Siverek’te okula düzenlenen saldırının ardından, Maraş’ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda da saldırı oldu. Saldırıda 9 yurttaşın yaşamını yitirdiği, çok sayıda yurttaşında yaralandığı açıklandı.

    Saldırıyı gerçekleştiren İ.A.M’nin polis başmüfetişi olan babası Uğur Mersinli ve annesi gözaltına alındı. Uğur Mersinli çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    Saldırıya ilişkin soruşturma ise sürüyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • DEM Parti: Siyasi ve idari sorumluluğu bulunan herkes hesap vermelidir!

    DEM Parti: Siyasi ve idari sorumluluğu bulunan herkes hesap vermelidir!

    PİRHA-Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez Yürütme Kurulu, Urfa’nın Siverek ve Maraş Onikişubat ilçelerinde okullara yönelik yapılan silahlı saldırılara ilişkin açıklama yaptı.

    “SİYASİ VE İDARİ SORUMLULUĞU BULUNAN HERKES HESAP VERMELİDİR”

    DEM Parti MYK tarafından yapılan açıklama şöyle:

    “Dün Urfa’nın Siverek ilçesinde yaşanan silahlı saldırıda 10’u öğrenci 16 kişi yaralanmış, saldırıyı gerçekleştiren öğrenci ise yaşamına son vermişti. Bugün ise Maraş’ta Ayser Çalık Ortaokulu’nda, babası emniyet mensubu olan bir sekizinci sınıf öğrencisinin gerçekleştirdiği silahlı saldırıda, 8 öğrenci ve 1 öğretmen olmak üzere 9 kişi yaşamını yitirmiş; 6’sı ağır olmak üzere 13 kişi yaralanmıştır. Öncelikle DEM Parti olarak, yaşamını yitirenlerin yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyor; yaralılara acil şifalar diliyoruz.

    İki gündür okullarımızda yaşanan bu saldırılar ciddi bir uyarıdır. Ortaya çıkan bu tablonun bir siyasi sorumluluğu vardır ve bu sorumluluk görmezden gelinemez. Şiddet yalnızca bireysel bir sorun değildir. Şiddet diliyle kuşatılmış bir toplumsal iklim, derinleşen yoksulluk, gelir dağılımındaki adaletsizlik ve neo-liberal kapitalist politikalarla birleşerek toplumsal çürümenin zeminini oluşturmaktadır. Kadın cinayetlerinden iş cinayetlerine, uyuşturucu kullanımının ortaokullara kadar düşmesine, akran zorbalığının yaygınlaşmasına ve şimdi de eğitim kurumlarında yaşanan silahlı saldırılara kadar uzanan bu tablo ağır bir toplumsal krizle karşı karşıya olduğumuzu açıkça göstermektedir. Çocukları koruyamayan ve şiddeti önleyemeyen bir eğitim anlayışı sürdürülemez, asla kabul edilemez.

    Bu nedenle, TBMM’de derhal kapsamlı bir araştırma komisyonu kurulmalıdır. Olayın tüm boyutlarını ortaya çıkaracak bağımsız ve şeffaf bir soruşturma yürütülmelidir. Siyasi ve idari sorumluluğu bulunan herkes hesap vermelidir. Çocuklar arasında şiddeti yaygınlaştıran etkenler konusunda gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • GÜNCELLENDİ- Maraş’ta bir okula silahlı saldırı: 9 ölü, çok sayıda yaralı!

    GÜNCELLENDİ- Maraş’ta bir okula silahlı saldırı: 9 ölü, çok sayıda yaralı!

    PİRHA- Urfa Siverek’te okula düzenlenen saldırının ardından, bugünde Maraş’ta bir okula saldırı oldu. Saldırıda 9 yurttaşın yaşamını yitirdiği açıklanırken, çok sayıda yaralının olduğu bildirildi.

    Maraş’ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda silahlı saldırı oldu. Olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Bölgeye özel harekat polislerinin de sevk edildiği bildirildi.

    Saldırıda 9 kişi hayatını kaybederken, 20 kişi de yaralandı. Maraş Valisi Mükerrem Ünlüer, saldırganın da öldüğü bilgisini paylaştı.

    Ayser Çalık Ortaokulu’na silahlı saldırı düzenleyen kişinin 8. sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli olduğu açıklandı. İsa Aras Mersinli’nin babasının eski emniyet mensubu olduğu ortaya çıkarken, baba Uğur Mersinli gözaltına alındı. Mersinli’nin Uğur  2020’li yıllarda Diyarbakır’da İl Emniyet Müdürlüğü’nde İstihbarat Şube Müdürü olarak görev yaptığı belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hama kırsalında gerginlik: Qal’a Mıdık’ta havaya ateş açıldı, Sukaylabiyah’da saldırı iddiaları gündemde!

    Hama kırsalında gerginlik: Qal’a Mıdık’ta havaya ateş açıldı, Sukaylabiyah’da saldırı iddiaları gündemde!

    PİRHA-Suriye’nin Hama kırsalında yer alan Qal’a Mıdık köyünde havaya ateş açılması üzerine güvenlik güçlerinin bölgeye sevk edildiği bildirildi. Aynı saatlerde Sukaylabiyah kasabasına ilişkin Hristiyanlara yönelik saldırı ve yağma iddiaları sosyal medyada geniş yer buldu.

    Suriye’nin Hama iline bağlı farklı yerleşimlerde yaşanan gelişmeler, bölgede güvenlik hareketliliğini artırdı. Qal’a Mıdık köyünde silahlı kişilerin havaya ateş açmasıyla kısa süreli gerginlik yaşanırken, Sukaylabiyah kasabasına ilişkin ortaya atılan saldırı iddiaları sosyal medyada gündem oldu.

    QAL’A MIDIK’TA HAVAYA ATEŞ AÇILDI, GÜVENLİK GÜÇLERİ BÖLGEYE GİTTİ

    Yerel kaynaklara göre Hama’nın kuzeydoğusunda yer alan Qal’a Mıdık köyünde silahlı kişilerin havaya ateş açmasıyla bölgede kısa süreli panik yaşandı.

    Olayın ardından hükümet güçlerinin yaklaşık bir saat içinde bölgeye intikal ettiği, güvenlik önlemlerinin artırıldığı ve alanda kontrol sağlandığı aktarıldı.

    Olayın nedeni ve taraflarına ilişkin resmi bir açıklama ise netlik kazanmadı.

    SUKAYLABİYAH İDDİALARI SOSYAL MEDYADA YAYILDI

    Öte yandan Hama kırsalındaki Sukaylabiyah kasabasında Hristiyanlara ait ev ve iş yerlerinin hedef alındığı, bazı bölgelerde yağma ve tahrip yaşandığı yönünde iddialar sosyal medyada paylaşıldı.

    Paylaşılan görüntülerde motosikletli kişilerin bazı dükkânlara zarar verdiği öne sürülürken, olayın detaylarına ilişkin farklı anlatımlar bulunuyor.

    Hama kırsalı, Suriye iç savaşının farklı dönemlerinde çeşitli silahlı grupların etkisi altında kalan ve zaman zaman güvenlik olaylarının yaşandığı bir bölge olarak biliniyor. Yerleşimlerde dönemsel gerginliklerin yaşandığı ve sivil alanların bu süreçlerden etkilendiği daha önceki raporlara da yansımıştı.

    Qal’a Mıdık köyünde yaşanan havaya ateş açma olayı güvenlik güçlerinin müdahalesiyle kontrol altına alınırken, Sukaylabiyah kasabasına ilişkin saldırı iddiaları ise sosyal medyada geniş yankı bulmaya devam ediyor. Bölgede yaşanan gelişmeler yakından takip ediliyor.

    HABER MERKEZİ

     

  • İran’da Minab’daki kız ilkokuluna saldırıda ölü sayısı en az 51’e yükseldi!

    İran’da Minab’daki kız ilkokuluna saldırıda ölü sayısı en az 51’e yükseldi!

    PİRHA- Hürmüzgan eyaletinin Minab kentinde kız ilkokuluna düzenlenen saldırıda en az 51 öğrenci hayatını kaybettiği, 60’ın üzerinde kişinin yaralandığı bildirildi. Olay, bölgedeki saldırıların en ağır sivil bilançosu olarak kayda geçti.

    İran’ın güneyindeki Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentinde bir kız ilkokuluna düzenlenen saldırıda en az 51 öğrenci hayatını kaybetti, yaklaşık 60 kişi yaralandı. İran devlet medyası ve yerel yetkililer, olayın saldırı sırasında okulda bulunan öğrencileri hedef aldığına dair açıklamalarda bulundu.

    Saldırının hedef aldığı okul binasında yaklaşık 170 öğrencinin bulunduğu belirtilirken, hayatını kaybedenlerin tamamının kız öğrenciler olduğu bildirildi. Çevredeki hastanelere kaldırılan yaralıların tedavisi sürüyor.

    Minab Kaymakamı Muhammed Radmehr, okulun doğrudan hedef alındığını ve saldırıda ağır bilanço meydana geldiğini açıkladı. Yapılan son güncellemelere göre, ölü sayısı ilk etapta düşük bildirilmesine rağmen 51’e yükseldi.

    Bu saldırı, İran’ın güneyinde yaşanan en ağır sivil kayıplardan biri olarak öne çıkıyor. Bölgede yaşanan saldırı ve çatışma haberlerinin ardından uluslararası toplumda tepkiler artarken, sivillerin ve özellikle çocukların hedef alınması endişe yaratıyor.

    Yerel yetkililer, enkaz kaldırma ve arama çalışmalarının sürdüğünü, olayla ilgili teknik incelemenin devam ettiğini ifade etti.

    HABER MERKEZİ

  • Körfez’de füzeler konuştu: ABD-İran hattında sıcak gelişme!

    Körfez’de füzeler konuştu: ABD-İran hattında sıcak gelişme!

    PİRHA- İran’ın Körfez’deki ABD askeri hedeflerine yönelik füze ve İHA saldırıları bölgede fiili çatışma tablosu yarattı. Bahreyn başta olmak üzere bazı ülkelerde patlama sesleri duyuldu. Resmî savaş ilanı yok ancak sahada savaş var.

    Ortadoğu’da artık “gerilim” değil, doğrudan askeri karşılık konuşuluyor. İran, Körfez’de bulunan ABD askeri varlığını hedef alan füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenlediğini duyurdu. Saldırıların ardından Bahreyn semalarında patlama sesleri duyulduğu ve hava savunma sistemlerinin devreye girdiği bildirildi.

    Hedefler arasında Bahreyn’de konuşlu ABD Beşinci Filosu çevresi ile Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Amerikan askeri tesislerinin bulunduğu öne sürülüyor. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde gökyüzünde ışık izleri ve art arda patlamalar dikkat çekti.

    Tahran yönetimi saldırıları “misilleme” olarak nitelendirirken, Amerika Birleşik Devletleri tarafından henüz kapsamlı bir bilanço açıklaması yapılmadı. Washington’dan gelen ilk mesajlarda “gerekli karşılığın verileceği” vurgusu öne çıktı.

    Resmî savaş ilanı yok. Ancak sahadaki tablo, iki ülke arasında doğrudan askeri angajmanın başladığını gösteriyor. Bu durum, vekil güçler üzerinden yürüyen düşük yoğunluklu çatışma döneminden daha açık ve riskli bir evreye geçildiğine işaret ediyor.

    Enerji hatlarının kalbi olan Körfez’de yaşanan bu saldırılar, sadece iki ülkeyi değil tüm bölgeyi etkileme potansiyeline sahip. Petrol fiyatlarında dalgalanma ihtimali artarken, uluslararası kamuoyu “kontrollü gerilim” söyleminin artık geçerliliğini yitirip yitirmediğini tartışıyor.

    HABER MERKEZİ

  • Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, BM önünden seslendi: Saldırıları durdurun!

    Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, BM önünden seslendi: Saldırıları durdurun!

    PİRHA- Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarda Birleşmiş Milletler’in sessiz kaldığına dikkat çeken Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, “Kürt halkına ve Suriye’deki tüm diğer halklara yönelik saldırılar derhal durdurulmalıdır” çağrısında bulundu.

    Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara karşı Birleşmiş Milletler (BM) Türkiye Ofisi önünde eylem yaptı.

    İnisiyatif adına açıklama yapan Zülal Artan, Alevilere, Dürzilere yönelik katliamların ardından Kürtlerin de uluslararası güçlerin rızası ve Türkiye’nin açık desteğiyle hedef alınmasının, katliamlara uğratılmasının ve Suriye’de IŞİD’ciliğin meşrulaştırılmasının nelere mal olacağını defalarca anlatmaya çalıştıklarını belirterek, “Colani, yönetimi devraldığı günden bugüne durum daha da sert ve kritik bir hal aldı” dedi.

    Kobani’de kuşatma nedeniyle kentin gıdasız, susuz, ilaçsız, yakıtsız, elektriksiz, internetsiz bırakıldığını ve buna eklenen şiddetli soğuklar sonucunda 5 çocuğun donarak yaşamını yitirdiğine dikkat çeken Zülal Artan HTŞ, BM’nin bu süreçteki sessizliğinin yaşanan suçların önünü açtığını vurguladı.

    Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, taleplerini şöyle sıraladı:

    “*Kürt halkına ve Suriye’deki tüm diğer halklara yönelik saldırılar derhal durdurulmalıdır. Kobanê üzerindeki kuşatma kaldırılmalı; insani yardım koridoru hemen açılmalıdır. Suya, elektriğe, sağlık hizmetlerine ve yaşamsal ihtiyaçlara kesintisiz erişim acilen sağlanmalıdır.

    *Uluslararası Ceza Mahkemesi derhal devreye girmeli ve savaş suçları durdurulmalıdır. IŞİD ve HTŞ başta olmak üzere bu suçları işleyen tüm yapılar yargılanmalı ve hesap vermelidir

    *Uluslararası izleme mekanizmaları derhal devreye girmeli. Bölgede yaşanan zorla yerinden etme, infaz, işkenceler, toplu katliamlar, sivil altyapıya saldırılar, kadınlara ve çocuklara yönelik cinsel suçlar başta olmak üzere ağır insan hakkı ihlallerinin tespiti, belgelenmesi ve önlenmesi için gerekli adımlar atılmalıdır.

    *Suriye’de Kürtlerin ve diğer halkların kendi kaderlerini tayin etme ve kendi kendini yönetme hakkı tanınmalı, bu hakkı ortadan kaldırmaya yönelik dış müdahalelere ve askeri saldırılara derhal son verilmelidir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılar sürüyor, halk “seferberlik” halinde!

    Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılar sürüyor, halk “seferberlik” halinde!

    PİRHA- HTŞ’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıları sürerken, SDG saldırılara karşılık veriyor. Uluslararası güçler çatışmaları seyrederken, Özerk Yönetim’in “seferberlik” çağrısına Federal Kürdistan Bölgesi’nden destek geldi. Türkiye’de Kürt halkı bir çok yerde sokağa çıkarak, SDG’ye destek verdiklerini açıkladı. 

    HTŞ’nin DAİŞ’le birlikte Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik başlattığı saldırı sürüyor. Saldırılara karşılık veren Suriye Demokratik Güçler (SDG) güçleri saldırıları geri püskürtürken, şiddetli çatışmalar devam ediyor.

    SADDAM HÜSEYİN’İN RUHU DEVREDE!

    Suriye Vakıflar Bakanlığı, SDG’ye yönelik askeri harekatı “Fetih” olarak nitelendiren bir genelge yayımladı. Irak’ta Saddam Hüseyin yönetimi döneminde Kürtlere yönelik katliamları çağrıştıran “Enfal” suresinden ayetle başlayan genelgede, camilerde “zafer ve fetih” kutlamaları yapılması istendi.

    SDG Basın Sözcüsü Ferhad Şami, HTŞ yanlısı medyanın yaydığı “Hasekê’ye 500 metre kaldık” haberlerini yalanlayarak, Şam güçlerinin şehre en az 40 kilometre mesafede olduğunu belirtti.  SDG Genel Komutanı Mazlum Ebdî’nin Şam ziyaretine dair de konuşan Şami, görüşmenin başarısızlıkla sonuçlandığını doğruladı. Şami, “Genel Komutanımız Mazlum Ebdî, Suriye’nin birliği ve barışçıl çözüm için Şam’a gitti ancak Şam yönetimi diyalog yerine ‘teslimiyet’ dayattığını ifade etti.

    Haseke ve Kobani çevresindeki saldırıların püskürtüldüğünü ifade eden Şami, “Hükümet grupları şehre beş farklı koldan (El-Hol, Şeddadi, Irak sınırı/Daşişa, Abyat ve Til Temir) saldırmayı planlıyor. Ancak Tel Temir halen kontrolümüzdedir. Haseke içindeki uyuyan hücrelerin Neşva ve Guveyran’daki hareketliliğini kontrol altına aldık” dedi. Suriye Arap Ordusu ve HTŞ destekli grupların Kobanê’ye yöneldiğini belirten Şami, “Güneydeki Serrin ve doğudaki Çelebi hattında yoğun saldırılar var. Kobanê yolu kesilmiş durumda ve şehir fiilen kuşatma altında. Ancak savaşçılarımızın direnişiyle tüm saldırılar boşa çıkarıldı. Türkiye’ye ait keşif uçakları saldırganlara destek veriyor” bilgilerini paylaştı.

    Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin genel seferberlik çağrısından sonra birçok merkezde halk sokaklara döküldü. Federe Kürdistan Bölgesi’nin birçok alanlara çıkan halk SDG’nin direnişine ve seferberlik çağrılarına destek verdi. Türkiye’de Kürt halkı bir çok yerde sokağa çıkarak, SDG’ye destek verdiklerini açıkladı.

    ULUSLARARASI GÜÇLER MÜDAHİL OLMUYOR!

    Suriye Geçiş Hükümeti Cumhurbaşkanı Ahmed El Şara ile ABD Başkanı Donald Trump görüştü. Şara ve Trump arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde Suriye’deki gelişmeler ele alındı.

    Kuzey ve Doğu Suriye’de devam eden saldırılara ilişkin açıklama yapan Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Kaja Kallas, “Tüm askeri faaliyetler derhal durdurulmalı” dedi.

    Kaja Kallas, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Tüm askeri faaliyetler derhal durdurulmalı, gerilimi azaltmaya yönelik taahhütlere tam olarak uyulmalı ve siviller korunmalıdır. AB’nin hedefi, Suriye’de gerçek anlamda kapsayıcı bir siyasi geçiş sürecidir. Bunun gerçekleşmesi için, askeri, güvenlik ve sivil kurumların birleşik devlet yapılarına entegrasyonu ve siyasi ve yerel katılımı hayati önem taşımaktadır. Kürt haklarının tam olarak korunması çok önemlidir. Suriye’nin Küresel Koalisyon çerçevesinde terörle mücadeleye yönelik yenilenen taahhüdü, IŞİD’in yeniden ortaya çıkmasına karşı koymak için önemlidir.”

    ABD Senatörü Lindsey Graham, DAİŞ’lilerin  cezaevlerinden kaçmaları durumunda kıyamet kopacağı uyarısında bulunarak, ABD’ye “Hapishaneleri savun” çağrısı yaptı.

    Dünya basını da saldırıları, HTŞ’nin binlerce DAİŞ’linin tutulduğu Şadadê Cezaevi’ndeki tutukluları serbest bırakmasını gündemine alarak, durumu “tehlikeli” olarak nitelendirdi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Zeynel Can: Suriye’de selefi imha planı devrede, hedef tüm halklar!-VİDEO

    Zeynel Can: Suriye’de selefi imha planı devrede, hedef tüm halklar!-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, Suriye’de HTŞ ve selefi grupların Dürzi, Alevi ve Kürtlere yönelik saldırılarının sistematik bir imha politikasına dönüştüğünü belirterek, “Bu yapıların hedefi yalnızca Kürtler değil, tüm halklar ve inançlardır” dedi.

    Suriye’de son dönemde yaşanan gelişmelerin giderek daha karmaşık ve tehlikeli bir boyut kazandığını belirten Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, Halep’te Kürt, Süryani ve Alevi mahallelerine yönelik saldırıların tesadüf olmadığını vurguladı.

    Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı paramiliter grupların Halep’teki Kürt ve Süryani mahallelerine dönük saldırılarında yüzlerce yurttaşın katledildiğini, yüzlerce gencin ise ailelerinden koparılarak gözaltına alındığını belirten Can, yaşananların açık bir mezhepçi ve etnik saldırı olduğunu ifade etti.

    “BU YAPILAR KİMSEYE YAŞAM HAKKI TANIMIYOR”

    Suriye’de herkesi kapsayan bir mutabakat söylemine rağmen sahadaki pratiğin bunun tam tersini gösterdiğini dile getiren Zeynel Can, şu değerlendirmede bulundu:

    “İdeolojik özü ve geçmişi itibariyle İŞİD ve El Kaide’den türemiş yapılar, ayaklarını yere sağlam bastıkça birleştirici değil, kendilerinden başka kimseye yaşam hakkı tanımayan bir anlayışla hareket ediyor. Önce Dürzilere, ardından Alevilere ve şimdi de Kürtlere yönelmeleri bunun açık göstergesidir.”

    “DESTEK GÖRDÜKÇE İMHAYA YÖNELİYORLAR”

    HTŞ ve benzeri selefi yapıların arkasında uluslararası destek hissettikçe daha pervasız davrandığını belirten Can, bu yapıların bastırma ve imha anlayışıyla hareket ettiğini söyledi:

    “Özellikle emperyalist güçlerden, ABD’den aldıkları desteğin arttığını düşünüyorlar. Kürtlerle yapılan uzlaşmalardan daha şimdiden geri adım atmaları, kendilerini güçlü hissettiklerinin göstergesidir.”

    Halep’te Şeyh Maksut, Eşrefiye ve Maksudiye mahallelerine dönük saldırıların sivilleri hedef aldığını vurgulayan Can, Türkiye’den gelen açıklamaların da bu saldırılara cesaret verdiğini ifade etti:

    “Buralar bir garnizon ya da askeri üs değil, insanların yaşadığı mahallelerdir. Kürtlerin çoğunlukta olması nedeniyle bu mahallelere askeri taarruz yapılması dehşet vericidir. Güya Suriye’de birlik sağlanacaktı.”

    “YARIN HEDEF LAİK VE SEKÜLER ARAPLAR OLACAK”

    Selefi yapıların saldırılarının yalnızca belli halklarla sınırlı kalmayacağını belirten Can, şu uyarıda bulundu:

    “Hristiyanlara şimdilik dokunulmuyor; bu Batı’nın desteğiyle ilgilidir. Ama yarın ne olacağı belli değil. Bu ideolojik yapı güvenilmezdir. Aleviler, Dürziler, Kürtler derken sıranın laik ve seküler Araplara geleceği açıktır.”

    Kürtlerin Suriye’de elde ettikleri kazanımları korumasının hayati önemde olduğunu vurgulayan Can, güvence altına alınmamış hiçbir anlaşmanın anlamı olmadığını söyledi:

    “Bu yapının sözüne güvenilerek yapılan anlaşmalar suya yazılmış yazı gibidir. Kürtlerin direnişi, Aleviler başta olmak üzere tüm halkların geleceğini belirleyecektir.”

    “SDG’NİN SİLAH BIRAKMASI TOPLU İMHA ANLAMINA GELİR”

    SDG’nin silah bırakarak Suriye ordusuna entegre edilmesinin felaketle sonuçlanacağını ifade eden Can, şu ifadeleri kullandı:

    “Hangi orduya entegre olacaklar? El Kaide ve İŞİD’den türemiş bir yapıya. Böyle bir entegrasyon Kürt halkının topyekûn imhası anlamına gelir. En doğru yol, kendi varlığını koruyarak sürece dahil olmaktır.”

    Türkiye’de yaşayan Aleviler ve Kürtlerin bu ülkenin yurttaşları olduğunu hatırlatan Can, devletin dengeleyici ve koruyucu bir politika izlemesi gerektiğini belirtti:

    “Hükümetin ideolojik yapısı ne olursa olsun, Alevileri ve Kürtleri koruyan bir tavır almak zorundadır. Bu bizim yurttaşlık hakkımızdır.”

    “‘MÜSLÜMANLAR KATLEDİLİYORDU’ SÖYLEMİ BİLGİ KİRLİLİĞİDİR”

    AKP Başkan Yardımcısı Efkan Ala’nın açıklamalarına da değinen Can, bu söylemlerin gerçeği yansıtmadığını ifade etti:

    “Suriye’de bir Alevi yönetimi yoktu. Baas rejimi Arap milliyetçiliğine dayanan seküler bir yapıydı. Beşar Esad’ın Alevi olması belirleyici değildi. Bugün ileri sürülen iddialar tamamen bilgi kirliliğine dayanmaktadır.”

    Selefi ideolojiyle Suriye’de barış ve birliğin mümkün olmadığını vurgulayan Can, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bu anlayış ülkeyi iç kaosa ve savaşa sürükler. Kürtlerin, tüm halkların ve inançların güvencede olacağı bir anlaşmada ısrar etmesi en doğru yaklaşımdır. Türkiye’nin de uzun vadeli barış ve huzur için bu yönde tutum alması gerekir.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Halep’e 100 km mesafede saldırıların sonlandırılması çağrısı!-VİDEO

    Halep’e 100 km mesafede saldırıların sonlandırılması çağrısı!-VİDEO

    PİRHA- Halep’te süren saldırılara ilişkin açıklama yapan Antep Emek ve Demokrasi Platformu, barışın konuşulduğu günlerde, Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı silahlı grupların, sivil yerleşim alanlarına yönelik saldırıları, uluslararası insancıl hukukun ve savaş hukukunun açık ihlali olduğu vurgulandı.

    Halep’te Kürt ve Süryanilere yönelik süren saldırılarda 13 yurttaş katledilirken, onlarca yurttaş da yaralandı. Mahallerde bulunan hastanelerin bombalandığı saldırılara tepkiler yükseliyor.

    4’üncü gününde devam eden saldırılara bir çok kentte protesto edildi. Halep’e 100 km mesafede bulunan Antep’te de Halep’te süren saldırılara tepki gösterildi.

    Antep Emek ve Demokrasi Platformu tarafından yapılan açıklamada, barışın konuşulduğu günlerde, Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı silahlı grupların, sivil yerleşim alanlarına yönelik saldırıları, uluslararası insancıl hukukun ve savaş hukukunun açık ihlali olduğu vurgulandı.

    Sivillerin hedef alınması hiçbir koşulda meşru olmadığının altı çizilen açıklamada, bu tür saldırıların insanlığa karşı suçlar kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

    “BU SALDIRILAR, SURİYE’NİN ÇOK KİMLİKLİ VE ÇOK İNANÇLI TOPLUMSAL DOKUSUNU HEDEF ALMAKTA!”

    Halep’teki Kürt mahallelerine yönelik bu saldırıların, daha önce Süveyda’da Dürzilere, yine Alevilerin yoğunluklu yaşadığı yerleşim yönelik gerçekleştirilen saldırıların devamı niteliğinde olduğunun altı çizilen açıklamada, şunlar belirtildi:

    “HTŞ Yönetimin iktidarı ele geçirdiği günden bu yana cihatçı örgütlerin kullandığı insanlık dışı yöntemlerle kendisi gibi inanmayan, düşünmeyen, yaşamayan tüm halklara karşı insanlık suçu işlemeye devam etmektedir.  Bu saldırılar, Suriye’nin çok kimlikli ve çok inançlı toplumsal dokusunu hedef almakta, halkları birbirine karşı düşmanlaştırmaktadır.

    “YAŞANANLARA SESSİZ KALINMASI BARBARLIĞI DAHA FAZLA CESARETLENDİRMEKTEDİR”

    Daha önce Suriye’nin birçok bölgesinde Kürtlere, Alevilere ve diğer etnik, dini kimliklere yönelik yapılan katliamlar, bugün başka yöntemlerle ama aynı boyutlarla devam etmektedir. Sivillerin yaşam hakkı ciddi şekilde tehdit edilmekte, masum insanlar öldürülmekte, zorla yerinden edilmekte ve büyük bir insani kriz yaşanmaktadır. Yaşananlara sessiz kalınması barbarlığı daha fazla cesaretlendirmekte ve tüm insanlığın vicdanını yaralayan olayların yaşanmasını kolaylaştırmaktadır.”

    “SURİYE’DE İHTİYAÇ DUYULAN YENİ BİR SAVAŞ DEĞİL, DEMOKRATİK BİR REJİMİN İNŞA EDİLMESİDİR”

    Binlerce insanın yaşamını yitirmesine sebep olan Suriye iç savaşında, yaşanan büyük acılar sonucunda nispi de olsa sağlanan barış ortamının yeniden çatışma sürecine evrilmesinin önüne geçilmesi çağrısına yer verilen açıklamada, “Suriye’de ihtiyaç duyulan yeni bir savaş değil, Suriye’de yaşayan tüm halkları temsil eden yeni ve demokratik bir rejimin inşa edilmesidir. Kalıcı bir barış, ancak Suriye’de yaşayan tüm halkların, tüm inanç ve kimliklerin eşit ve güvenli biçimde bir arada yaşayabildiği demokratik bir sistemin inşa edilmesiyle mümkündür” denildi.

    “İNSAN ONURUNU KORUMAK İÇİN HERKESİ HAREKETE GEÇMEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    Yapılan açıklamada son olarak uluslararası kuruluşlar ve devletlere çağrıda bulunularak, “Birleşmiş Milletler başta olmak üzere, uluslararası barışı ve insan haklarını korumakla görevli olan mekanizmaları ve uluslararası insan hakları örgütleri ile demokratik kamuoyunu HTŞ yönetiminin Kürt halkına yönelik bu insanlık dışı saldırılarını durdurmak için harekete geçmeye çağırıyoruz. Halep’te Kürtlerin yoğunluklu yaşadığı mahalleler olan Şeyh Maksut, Eşrefiye Bölgesinin korunması ve insani yardımların bölgeye ulaşması için uluslararası insan hakları mekanizmalarının kontrolünde insani koridor açılması gerektiğini belirtiyor; insan onurunu korumak için herkesi harekete geçmeye çağırıyoruz” denildi.

    PİRHA/ANTEP

     

  • CHP ve DEM Parti’den Suriye açıklaması!

    CHP ve DEM Parti’den Suriye açıklaması!

    PİRHA- Suriye’nin orta kesiminde yer alan Humus’ta Alevilerin yoğun yaşadığı Vadi el Dahab mahallesindeki İmam Ali Bin Abi Talib Camisine bombalı saldırı düzenlendi. CHP ve DEM Parti yaptıkları açıklamada, saldırıyı sert bir dille kınarken, demokratik bir Suriye için herkesi çaba göstermeye çağırdılar.

    Suriye’nin orta kesiminde yer alan Humus’ta Alevilerin yoğun yaşadığı Vadi el Dahab mahallesindeki İmam Ali Bin Abi Talib Camisine bombalı saldırı düzenlendi. İlk belirlemelere göre saldırıda, en az 8 kişi hayatını kaybetti, 18 kişi de yaralandı. HTŞ’ye yakınlığıyla bilinen “Saraya Ansar al-Sunna” saldırıyı üstlenerek camiyi “Alevilere ait bir merkez” olduğu gerekçesiyle hedef aldıklarını, patlamada 40 kişinin öldüğünü ileri sürdü.

    Saldırıya tepkiler yükseldi. CHP ve DEM Parti yaptıkları açıklamada, saldırıyı sert bir dille kınarken, Demokratik Suriye için herkesi çaba göstermeye çağırdılar.

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Suriye’nin Humus kentinde Alevilerin ibadet ettiği İmam Ali bin Ebu Talib Camii’ne yönelik bombalı saldırıyı lanetlediğini vurgulayarak, “Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara şifa diliyoruz. Komşumuz Suriye’nin istikrarı, barışı ve huzuru için tüm taraflar samimiyetle sorumluluk almalı, büyük bir ciddiyet ve hassasiyetle gereken adımlar atılmalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, tüm kimliklerin ve inançların, Anayasal güvence altında bir arada yaşayacağı demokratik bir Suriye’yi savunuyoruz, tüm platformlarda savunmaya devam edeceğiz. Alevileri hedef alan saldırıyı bir kez daha şiddetle kınıyor, bir daha tekrar etmemesi için herkesi sorumluluk almaya çağırıyoruz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nden (DEM Parti) de, “İnanç mekânlarını ve sivilleri hedef alan bu tür saldırılar kabul edilemez” diyerek, şu açıklamayı yaptı:

    “Bu saldırı bir kez daha göstermiştir ki, IŞİD ve benzeri yapılar Ortadoğu halkları için hâlâ ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Bu tehdit, yalnızca güvenlikçi yaklaşımlarla değil; halkların eşitliği, inanç özgürlüğü, demokratik katılım ve barış temelinde ortak bir mücadeleyle bertaraf edilebilir. DEM Parti olarak; etnik kimliği, inancı ya da mezhebi ne olursa olsun tüm halkların eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayabildiği, çoğulcu, demokratik ve barışçıl bir Suriye’nin inşasını savunmaya devam edeceğiz. Şiddeti ve mezhepçi saldırıları reddediyor; halklar arası dayanışmayı, diyalogu ve ortak yaşam iradesini büyütmenin tarihsel bir sorumluluk olduğuna inanıyoruz. Saldırıda yaşamını yitirenlerin yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Bu saldırılara karşı bölge halklarının ortak mücadelesi ve uluslararası dayanışma hayati önemdedir.”

    (HABER MERKEZİ)