Etiket: saldırı

  • Dürzilere saldıran DAİŞ’liler CNN Türk’ün canlı yayınına çıkarıldı!

    Dürzilere saldıran DAİŞ’liler CNN Türk’ün canlı yayınına çıkarıldı!

    PİRHA- Süveyda’ya saldıranlar arasında yer alan bazı paramiliter gruplar, üniformalarındaki DAİŞ (IŞİD) bayraklarıyla CNN Türk’ün canlı yayınına çıkarıldı. 

    Suriye geçiş hükümetine bağlı güçlerin Dürzilerin yoğun yaşadığı Süveyda’ya dönük saldırıları sürüyor. CNN Türk, saldırgan bazı grup üyelerini canlı yayında konuk etti. Söz konusu kişilerin üniformalarındaki DAİŞ (IŞİD) bayrağı kameralara yansıdı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Suruç Katliamının 10. yılında adalet arayışı sürüyor

    Suruç Katliamının 10. yılında adalet arayışı sürüyor

    PİRHA- IŞİD çetelerinin bombalı saldırısıyla 33 sosyalistin yaşamını yitirdiği Suruç Katliamı’nın üzerinden 10 yıl geçti. Ailelerin ve dostlarının adalet arayışı 10 yıldır sürüyor.

    20 Temmuz 2015’te Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu’nun (SGDF) çağrısıyla, Kobane’deki çocuklara oyuncak götürmek için Urfa’nın Suruç ilçesindeki Amara Kültür Merkezi bahçesinde bir araya gelen gençlere yönelik İŞİD’in gerçekleştirdiği bombalı saldırı 10. yılını geride bıraktı.

    Katliamda 33 genç yaşamını yitirirken, 100’ün üzerinde kişi de yaralandı.

    Suruç Katliamı’na dair firari sanıklar yönünden devam eden duruşmada aile ve avukatların talepleri reddedilmiş, ayrıca duruşmada dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun dinlenmesi talebi de yinelenmişti.

    ADALET ARAYIŞI 10. YILINDA DRVAM EDİYOR

    Suruç Katliamı Davası’nın 22 Ekim 2021 tarihinde görülen son duruşmasında gerçek failler bulunmadan Ankara Gar Katliamı’ndan tutuklu tek sanık Yakup Şahin’e 34 kez ağırlaştırılmış hapis cezası verilerek kapatıldı.

    Dava dosyasında ortaya çıkan gerçekler kamuoyunda büyük yankı yarattı. Suruç’ta 33 gencin hayatını kaybettiği bombalı saldırının sabahında, polislerin canlı bomba Şeyh Abdurrahman Alagöz’ün ismini emniyet kayıtlarında aradığı ortaya çıktı.

    MİT ve polisin teknik takipleri, ailelerin ihbarları, Alagöz kardeşler arasında yaptıkları görüşmeler biliniyor olmasına karşın Suruç Katliamı’nın önlenmediği süreç içerisinde aydınlanırken, dava boyunca bu bilgiler ve belgeler mahkeme heyeti tarafından dikkate alınmadı.

    Suruç Katliamı sonrası, katliamda yaşamını yitirenlerin aileleri Suruç Aileleri İnisiyatifi’ni kurarken, 10 yıl boyunca “Suruç için adalet herkes için adalet” diyerek yaptıkları eylemler sonrası gözaltına alınıp tutuklandılar. Ailelerin adalet arayışı 10. yılında devam ediyor.

    AMARA KÜLTÜR MERKEZİNDE ANMA

    20 Temmuz 2015 tarihinde “Beraber savunduk beraber inşa edeceğiz” kampanyası kapsamında Kobane’ye yola çıkan yüzlerce kişi mola verdikleri Urfa Suruç’ta bulunan Amara Kültür Merkezinde canlı bomba saldırısına uğradı.

    33 düş yolcusunun ölümsüzleştiği, çok sayıda kişinin yaralandığı Amara Kültür Merkezinde her yıl olduğu gibi bu sene de 11.50’de anma yapılacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • ABF: Suriye halklarının iradesi ve yaşam hakkı üzerindeki saldırılara dur denilmelidir!

    ABF: Suriye halklarının iradesi ve yaşam hakkı üzerindeki saldırılara dur denilmelidir!

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu, Suriye’de Dürziler şahsında yürütülen katliam siyasetinin tüm kimliklere yöneltildiğini belirterek saldırıların durdurulması çağrısında bulundu.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı güçlerin Süveyda’da Dürzilere yönelik saldırılarına dair yazılı açıklama yaptı.

    “Artık yeter! Suriye halklarının onuru, iradesi ve yaşam hakkı üzerinde yürütülen bu karanlık senaryolara dur denilmelidir! denilen ABF açıklamasında demokratik Suriye’nin ancak Alevilerin, Dürzilerin, Kürtlerin, Arapların, Hristiyanların, Ezidilerin, Süryanilerin, Türkmenlerin ve tüm halkların ve inançların ortak iradesiyle mümkün olabileceğinin altı çizildi.

    “BARBARLIĞIN YENİ HALKASI”

    Alevi Bektaşi Federasyonu’nun açıklaması şöyle:

    “Suriye’nin Süveyda bölgesinde Dürzi halkına yönelik gerçekleştirilen katliam, sadece bir topluluğun değil, tüm inançların ve halkların ortak vicdanına yönelmiş bir saldırıdır. Bu katliam, yalnızca Süveyda’da değil, Halep’te, Hama’da, Banyas’ta, İdlib’te, yıllardır başta Aleviler olmak üzere birçok inanç grubuna karşı sürdürülen barbarlığın yeni bir halkasıdır. Tüm dünyanın gözleri önünde HTŞ (Heyet Tahrir el-Şam) eliyle yürütülen bu katliam siyaseti, sadece Alevilere değil, Kürtlere, Hristiyanlara, Dürzilere, Ezidilere ve Suriye halklarının tüm farklı inanç ve etnik kimliklerine yönelmiştir.

    “BU ACI BİZİM HAFIZAMIZDIR

    Bu barbarlık, emperyalizmin vekalet savaşları üzerinden yürüttüğü kanlı planların ürünüdür. Kerbela’dan bugünlere ses verenler olarak, bu zulüm karşısında susmayacağız! Kadınlar katledilirken, çocuklar yersiz yurtsuz kalırken, kutsal mekanlar yağmalanırken susmak, onaylamaktır. Bu yolun talipleri olarak, bu topraklarda Sivas’ı, Maraş’ı, Dersim’i yaşamış bir topluluğuz. Bu nedenle bugün Suriye’de yaşananları sadece izleyemeyiz, çünkü bu acı bizim hafızamızdır.

    “DEMOKRATİK SURİYE İNANÇLAR VE HALKLARIN ORTAK İRADESİYLE MÜMKÜNDÜR”

    Güç sahipleri! Suriye’deki bu sessizliğiniz, bu barbarlığa onay verdiğinizin ilanıdır! İnançları yok sayan, halkları birbirine düşman eden, coğrafyayı savaşla yeniden dizayn etmeye çalışan her güç, bu katliamların ortağıdır! Alevi-Bektaşi Federasyonu olarak bir kez daha buradan haykırıyoruz. Artık yeter! Suriye halklarının onuru, iradesi ve yaşam hakkı üzerinde yürütülen bu karanlık senaryolara dur denilmelidir!

    Demokratik, laik, eşit yurttaşlığa dayalı bir Suriye ancak; Alevilerin, Dürzilerin, Kürtlerin, Arapların, Hristiyanların, Ezidilerin, Süryanilerin, Türkmenlerin ve tüm halkların ve inançların ortak iradesiyle mümkündür. Biz, bu ortak yaşam hayalinin sesi olacağız. Suriye halklarının direncine, yasına ve umuduna omuz vereceğiz.

    HTŞ Barbarlığına Son! Bu çağın Yezitleri, halkların barışını, kardeşliğini, birliğini bozamayacak!”

    PİRHA/ ANKARA 

  • Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Devletin Kürt dili üzerindeki düşmanca tavrı devam ediyor-VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Devletin Kürt dili üzerindeki düşmanca tavrı devam ediyor-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Bayrampaşa’da bir ailenin Kürtçe müzik dinledikleri için darp edilip gözaltına alınması Dersim’de protesto edildi. Yapılan açıklamada, “Artık yeter Kürt halkını tanıyın ve dilimiz, kültürümüz üstündeki bu baskıyı bir an önce sonlandırın” denildi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, İstanbul Bayrampaşa’da bir ailenin Kürtçe müzik dinledikleri için darp edilip gözaltına alınmasını protesto etmek için Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı.

    Açıklamaya yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanları Cevdet Konak ve Birsen Orhan, Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri katıldı.

    Açıklamada Kirmançki “Zonê ma komîya mawa, zonê ma haştîya  û ozadiya zonê ma sera, destunexo bionce“ (Dilimiz kimliğimizdir, dilimiz barış ve özgürlüğümüzdür. Ellerinizi dilimizin üstünden çekin) pankartı açıldı. Basın metnini Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi ( DEM Parti) Dersim İl Eş Başkanı Özcan Ateş, Kirmançki olarak okudu.

    “KÜRTÇEYE TAHAMÜLSÜZLÜK DEVAM EDİYOR”

    Devletin Kürt diline düşmanca tavrının devam ettiğini vurgulayan Özcan Ateş, “İstanbul’da bir araç içerisinde bulunan bir aileyi Kürtçe müzik dinledikleri için durdurup kaba şiddetle gözaltına aldılar. Gözaltında kadın çocuk yaşlı demeden işkence uyguladılar. Bunların içerisinde hamile bir kadın da vardı. Kadın hamile olduğunu söylemesine rağmen polis şiddeti devam etti. Çünkü bilinç altında Kürt diline karşı düşmanca tutum devam ediyordu. Onun için şiddet devam etti. Biz Dersimliler bu zihniyeti çok yakından biliyoruz. Bu zihniyet 1938’de yaşanan katliamları yapanlarla aynı zihniyeti taşıyor. 1938’de de hamile kadınların karnındaki bebeklerin sürgülerle öldürülmüştü. Artık bu zulme son verin. Halkın bilinç altına öyle bir düşmanlık yerleştirilmiş ki Kürt diline tahammül edilemiyor” dedi.

    “KÜRT HALKI ÜZERİNDEKİ BASKIYI BİR AN ÖNCE SONLANDIRIN”

    Yapılan saldırının Kürt halkına yönelik bir saldırı olduğunu belirten Ateş, “Biz Dersimliler diyoruz ki kirli ellerinizi halkımızın, gençlerimizin üstünden çekin. Artık yeter Kürt halkını tanıyın ve dilimiz, kültürümüz üstündeki bu baskıyı bir an önce sonlandırın. Kürt halkı bu ülkeye yük değildir aksine barışı getirmeye çalışıyor. Kürt halkı vardır ve bu halkın dili de Kürtçedir” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • DEM Parti: Dürzilere yönelik katliamı kınıyoruz, uluslararası güçler suçun ortağıdır!

    DEM Parti: Dürzilere yönelik katliamı kınıyoruz, uluslararası güçler suçun ortağıdır!

    PİRHA- HTŞ öncülüğünde kurulan Şam yönetiminin Dürzileri hedef alan saldırılarını kınayan DEM Parti, “HTŞ yönetiminin Suriye’de tekçi, antidemokratik ve köktenci bir rejim kurma çabalarına destek olan tüm uluslararası güçler, Alevilere ve Dürzilere karşı işlenen suçların ortağı haline gelmektedir” diye belirtti.

    Suriye’nin güneyinde Dürzi halkının çoğunlukta yaşadığı Süveyda kentinde, yerel savaşçılar ile Suriye Geçiş Hükümeti’ne bağlı gruplar arasında çıkan çatışmalar soykırım halini almış durumda.

    Geçici Şam yönetiminin Dürzi toplumuna yönelik saldırılarını kınayan DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu, Alevilere yönelik HTŞ katliamlarının benzerinin bu kez Dürzilere yönelmesinin Suriye’yi ve bölgeyi büyük bir karanlığa sürüklediği vurgu yaparak, uluslararası güçleri katliama karşı sessiz kalmayarak tavır almaya çağırdı.

    “DÜRZİ TOPLUMUNUN ÜZERİNDEKİ KATLİAM RİSKİ ARTTI”

    DEM Parti MYK’nın açıklaması şöyle:

    HTŞ öncülüğündeki kurulan Geçici Şam Yönetiminin Dürzi toplumuna karşı Süveyda’da yürüttüğü operasyon katliama dönüşmek üzeredir.

    Süveyda şehrine giren HTŞ militanlarının Dürzi halkına ve Dürzi inancını temsil eden sembollere saldırması, bu operasyonun bir katliam girişimi olduğunu ortaya koymaktadır. Dürzi öz savunma güçlerinin büyük oranda Süveyda’dan çekildiğine dair sahadan gelen haberler, bölgedeki Dürzi toplumunun üzerindeki katliam tehdidi ve riskinin arttığını göstermektedir. Alevilere yönelik HTŞ katliamlarının benzerinin bu kez de Dürzilere yönelmesi Suriye’yi ve bölgeyi büyük bir karanlığa sürüklemektedir.

    “SURİYE HALKINA HTŞ ELİYLE ZULÜM”

    Farklı kimliklere, halklara ve inançlara HTŞ öncülüğünde dayatılmak istenen tekçi politikalar, Suriye’nin demokratik gelecek hayaline büyük bir darbe vurmaktadır. Suriye’yi bitimsiz çatışmaların ve gerilimlerin ortasına atmaktadır.

    Bu gerçekler ışığında HTŞ’nin Suriye’nin çok kimlikli gerçekliğine entegre olmadığı, tam tersine IŞİD’in hedeflediği gibi örgütlü-devletleşmiş tekçi bir rejim kurmaya çalıştığı açıktır. Suriye halkının on yıllardır tekçi rejimden kaynaklı yaşadığı zulmün HTŞ öncülüğünde devam ettirilmek istendiği net şekilde görülmektedir.

    “ULUSLARARASI GÜÇLER SUÇLARIN ORTAĞIDIR”

    Suriye’de iç savaşın sona ermediği, sadece aktörlerin rol değiştirdiği yeni kaotik bir konjonktür söz konusudur. Bu kaotik ortamın derinleşmesiyle bölgesel istikrarsızlığın çevre ülkelere ve Avrupa’ya çok daha kapsamlı yansıyacağı görülmektedir. Dürzi toplumunu hedef alan Süveyda operasyonu ile iç savaş riski en yüksek seviyeye çıkmıştır.

    “Suriye Geçici Yönetimi” olarak adlandırılan HTŞ militanlarının, işledikleri suçlardan dolayı yargılanmak yerine Batılı güçlerce meşru bir muhatap haline getirilmesi, halklara ve inançlara saldırıları cesaretlendirmekte ve bu saldırıların bedelini yine Suriye halkları ödemektedir. 10 Mart Mutabakatına uymayan HTŞ yönetiminin Suriye’de tekçi, antidemokratik ve köktenci bir rejim kurma çabalarına destek olan tüm uluslararası güçler, Alevilere ve Dürzilere karşı işlenen suçların ortağı haline gelmektedir.

    “HTŞ’YE KARŞI İLKELİ TUTUM ALMAYA DAVET EDİYORUZ”

    Suriye’deki mevcut siyasi tablodan sorumlu tüm yönetimleri HTŞ’ye karşı ilkeli tutum almaya ve katliamları durdurmaya davet ediyoruz. Bir kez daha vurguluyoruz ki Suriye’nin barışçıl geleceği ve Ortadoğu’nun huzuru, tekçi rejim dayatmalarından değil demokratik bir ülke ve bölge kurmaktan geçer.”

    PİRHA/ANKARA 

  • LeMan dergisinin internet sitesine erişim engeli getirildi

    LeMan dergisinin internet sitesine erişim engeli getirildi

    PİRHA- Karikatür dergisi LeMan’ın internet sitesine erişim engeli getirdi.

    Mizah dergisi Leman hakkında Muhammed peygamberin karikatürüne yer verdiği gerekçesiyle, “dini değerleri alenen aşağılama” suçundan soruşturma başlatılmış ve yazı işleri müdürü, müessese müdürü çizer ve karikatürist gözaltına alınmıştı.

    Bilgi Teknoloji ve İletişim Kurumu’nun (BTK) internet sitesindeki bilgiye göre LeMan’ın ‘leman.com.tr’ adlı internet sitesine erişim engeli getirildi.

    NE OLMUŞTU?

    LeMan dergisinin 26 Haziran tarihli sayısındaki karikatürde Muhammed ve Musa adlı iki dini figür Ortadoğu’da bombalanan bir şehrin üzerinde ‘Selamün Aleyküm’ ve ‘Aleyhem Salom’ diye selamlaşıyor.

    İBDA-C örgütüne yakınlığıyla bilinen Büyük Doğu Akıncıları Derneği dün akşam saat 22.00’de dergi binasının önünde toplanma çağrısı yapmış, tekbirlerle toplanan grup dergi binasının ardından etraftaki kafe ve barlarda oturan insanlara da saldırmıştı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İsrail, İran’ı vurdu: İran Genelkurmay Başkanı Muhammede Bakıri yaşamını yitirdi

    İsrail, İran’ı vurdu: İran Genelkurmay Başkanı Muhammede Bakıri yaşamını yitirdi

    PİRHA- İsrail saldırılarında İran Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Hüseyin Selami, Genelkurmay Başkanı Muhammede Bakıri ile bazı nükleer bilim insanlarının hayatını kaybettiği belirtildi.

    İsrail, İran’a yönelik kapsamlı bir saldırı başlattı. İran devrim muhafızlarına yakınlığıyla bilinen Tesnim Haber Ajansı, İsrail’in Tahran’da Devrim Muhafızları Ordusu merkezini hedef aldığını belirtti.

    Saldırıda İran Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Hüseyin Selami ve İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri hayatını kaybettiği bildirildi.

    İsrail’in İran’a saldırısında İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri ve Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Hüseyin Selami’nin öldürüldüğü kaydedildi. Konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. İran devrim muhafızlarına yakınlığıyla bilinen Tesnim Haber Ajansı, saldırılarda nükleer bilim insanları Muhammed Mehdi Tehrançi ile Feridun Abbasi’nin de hayatını kaybettiğini açıkladı.

    NÜKLEER BİLİM İNSANLARI HAYATINI KAYBETTİ

    İsrail’in İran’a saldırısında nükleer bilim insanları Muhammed Mehdi Tehrançi ile Feridun Abbasi’nin yanı sıra çok sayıda bilim insanının da hayatını kaybettiği bildirildi.

    Saldırıda nükleer bilimci Muhammed Mehdi Tehrançi ile Feridun Abbasi’nin hayatını kaybettiği kaydedildi.

    İRAN’DAN MİSİLLEME

    İsrail ordusu, İran’ın İsrail’e karşı 100’den fazla insansız hava aracı yönlendirdiğini açıkladı.

    İsrail, sabah saatlerinde İran’ın başkenti Tahran’ı hedef aldı. “Yükselen Aslan Operasyonu” adı verilen saldırılarda çok sayıda nokta bombalandı. Saldırılarda çok sayıda üst düzey komutan ve nükleer bilimcinin hayatını kaybettiği bildirildi.

    İsrail ordusu, İran’ın son birkaç saat içerisinde İsrail’e karşı 100’den fazla insansız hava aracı yönlendirdiğini de açıkladı.

    (HABER MERKEZİ)

  • İsrail’in Gazze’ye saldırılarında katledilenlerin sayısı 53 bini geçti

    İsrail’in Gazze’ye saldırılarında katledilenlerin sayısı 53 bini geçti

    PİRHA- Gazze’deki Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre İsrail’in Gazze’ye yönelik 7 Ekim 2023’ten bu yana düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 53 bin 10’a, yaralıların sayısı ise 119 bin 998’e yükseldi.

    İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları devam ederken, Gazze’deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, yaşanan can kayıpları ve yaralanmalara ilişkin son bilgiler paylaşıldı. Açıklamaya göre İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne 7 Ekim 2023’ten bu yana düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 53 bin 10’a, yaralıların sayısı ise 119 bin 998’e yükseldi. Son 24 saatte ise Gazze’de 82 kişinin öldüğü, 152 kişinin ise yaralandığı duyuruldu. Aynı açıklamada 19 Ocak’ta başlayan fakat İsrail’in saldırıları sonucu 18 Mart’ta bozulan ateşkesten bu yana ise 2 bin 876 kişi yaşamını yitirdi, 7 bin 957 kişi de yaralandı.

    Sağlık Bakanlığı açıklamasında, İsrail’in 13 Mayıs’ta çevresini de hedef alarak bombaladığı Gazze-Avrupa Hastanesinin hizmet dışı kaldığı duyurdu. Saldırıda kanalizasyon hatları dahil olmak üzere altyapıda önemli hasar meydana geldiği belirtilen açıklamada, “Hastanenin iç bölümleri zarar gördü ve hastaneye giden yollar tahrip oldu. Hedef alınan hastanede sağlık hizmeti imkansız hale geldi. Bu saldırılar sağlık personeli, yaralılar ve hastalar için ciddi tehdit oluşturuyor. Hastanenin faaliyetlerini durdurması, sadece Gazze-Avrupa Hastanesinde bulunan beyin cerrahisi, göğüs cerrahisi, kalp kateterizasyonu, kalp damar cerrahisi ve göz hastalıkları gibi uzmanlık hizmetlerinin de sona ermesi anlamına geliyor” ifadelerine yer verildi.

    MÜLTECİ KAMPINDAKİ AİLE KATLEDİLDİ

    Filistin Sivil Savunma Müdürlüğü Sözcüsü Mahmud Basal ise yaptığı açıklamada, İsrail’in Cibaliya’da bir klinik ile mescide düzenlediği bombalı saldırıda 13 Filistinlinin yaşamını yitirdiğini, çok sayıda kişinin yaralandığını belirtti. Hayatını kaybedenler arasında Cibaliya Mülteci Kampı’ndan Şihab ailesinin tüm fertlerinin bulunduğunu belirten Basal, “Anne, baba ve tüm çocuklarıyla birlikte aile, sivil kayıtlardan silindi” bilgisine yer verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Özgür Özel’e saldıran Tengioğlu tutuklandı

    Özgür Özel’e saldıran Tengioğlu tutuklandı

    PİRHA-CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e saldırıda bulunan Selçuk Tengioğlu tutuklandı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Meclis Başkanvekili ve İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder için Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen anma töreninin çıkışında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’e fiziki saldırıda bulunan Selçuk Tengioğlu, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

    Tengioğlu, “kamu görevi nedeniyle kasten yaralama” suçundan tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Mahkeme, Tengioğlu hakkında tutuklama kararı verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Özel: Saldırgan İBB’ye geldi, ‘İmamoğlu’na suikast yapılacak’ dedi-VİDEO

    Özel: Saldırgan İBB’ye geldi, ‘İmamoğlu’na suikast yapılacak’ dedi-VİDEO

    PİRHA- Pazar günü uğradığı fiziksel saldırı sonrası Mecliste konuşan Özel, “Canımı yakan, o gün uzun uzun Önder’in yaptıkları, hayatı konuşulacakken, barış, kardeşlik konuşulacakken saldırı konuşuldu” dedi. Özel, saldırıyla kendilerine, “Ankara’ya dönün ve partinizde oturun” mesajı verildiğini söyledi.

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Meclis grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Özel saldırgan Selçuk Tengioğlu’nun ocak ayında İstanbul Büyükşehir Belediyesine gelip “Koğuşta birlikte yattığım arkadaşlara talimat verildi. İmamoğlu’na suikast yapılacak” ihbarında bulunduğunu ve olayın polise iletildiğini aktardı ve konunun araştırılmasını istedi. Özel, “İmamoğlu’na suikast yapılacak, diyen adam herkesin gözünün önünde ana muhalefet liderine saldırıyor, bu adamı birileri böyle kullanıyor, bunların konusu ‘Sen niye jammer açtın’…” diyerek yaşananlara tepki gösterdi.

    Özel, konuşmasına 6 Mayıs 1972’de katledilen 68 kuşağının devrimci önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı anarak başladı ve “Üç fidanımızın önünde bir kez daha saygıyla eğiliyorum” dedi.

    “BARIŞ VE KARDEŞLİK KONUŞULACAK İKEN SALDIRI KONUŞULDU”

    İstanbul’da Atatürk Kültür Merkezi’nde pazar günü Sırrı Süreyya Önder için düzenlenen cenaze töreninden çıkışında Selçuk Tengioğlu isimli şahsın saldırısına uğrayan Özel, “Sırrı ağabeyi cennete yollayacağımız gün başla bir şey oldu, bir saldırı gerçekleşti. O evlat katili bizim canımızı yakamaz. Canımı yakan, o gün uzun uzun Önder’in yaptıkları, hayatı konuşulacakken, barış, kardeşlik konuşulacakken saldırı konuşuldu” dedi.

    Saldırıya dair değerlendirmesini paylaşan Özel, “Saldırı bize, bana, size, hepimize yazılmış bir açık mektuptur. Bir ihtar çektiler. İlk gün dediğim yerdeyim. Hiçbir siyasi partiyi, oluşumu doğrudan sorumlu tutmuyorum. Kimin yaptığını araştırmak savcının, polisin, devletin görevidir. Bütün bağlantılarına ulaşmak görevleridir. AKP yönetimi, iktidarının 23’üncü yılında bir büyük sınav verecek. Eğer bu işin uzandığı her yere kadar dosdoğru bir soruşturma ve kovuşturma yapılırsa ne ala, hiçbir problem yok. Ama işin ucu bir yerlere gittiğinde tıkanırsa, o zaman o bir yeri de bunun üstüne gitmeyeni de konuşmak benim hakkım olur” dedi.

    “BİRİLERİ ‘ANKARA’YA DÖNÜN VE PARTİNİZDE OTURUN’ DİYOR”

    Geçmiş olsun dileklerini iletenlere teşekkür eden Özel şöyle devam etti:

    “Birileri bize şunu söylüyor: ‘Biz Türkiye’yi bir noktaya getirdik, bir şeye karar verdik. Siz bu kararın önünde engelsiniz. Direniyorsunuz, itiraz ediyorsunuz hatta yaptığımız işi darbe olarak nitelendirip bu kurduğumuz planı bozmak için mücadele ediyorsunuz. Sokağa çıkıyorsunuz. Meydanları dolduruyorsunuz. Her hafta miting, sürekli gündemde tutuyorsunuz. Durun, oturun, Ankara’ya dönün ve partinizde oturun.’ Bunu da çok net bir şekilde mektubu kalın kalın yazarak yollamışlar. Kimi yolluyor, bir evlat katilini! Diyor ki ‘Evladını öldürmüş sana mı kıymayacak. Evladını öldürmüş birinin eli sana değdi, bugün eli boştu, yarın başka bir şey olabilir’ diyor. ‘Sen beyanına bakma, onu biz yolladık. Geçeceği güzergahı bildirdik, onu iki saat orada biz beklettik ve sana sokakta saldırttık’ diyor. Yoksa AKM’de yanıma da oturtabilirlerdi onu. ‘Artık dönün, partinizde oturun, planımızı bozmaya, Türkiye’yi ayağa kaldırmaya, hakkınızı aramaya kalkmayın’ diyor.”

    “VAN VE İZMİR’DE OLACAĞIZ”

    “Bu mektubu yazdılar, yolladılar, okuduk. Bir cevabımız olacak mı, olacak. Yarın akşam Beyazıt Meydanı’ndayız. Cumartesi Van’dayız. 19 Mayıs’ta İzmir’deyiz. Cevabımız budur. Okudunuz mu cevabımızı! Hadi oradan! O evlat katilinin elini çıplak yollayana söylüyorum, cesaretin varsa doldur da yolla! Hodri meydan!”

    “TENGİOĞLU ‘İMAMOĞLU’NA SUİKAST YAPILACAK’ DEMİŞ”

    “Bilgi vereyim. Arkadaşlar detaylarını paylaşsınlar. Bu yılın ocak ayında evlat katili saldırgan İBB’ye gelir. -Şimdi tutuklamaya sevk etmişler. Işık hızıyla da tutuklamışlar. Bu soru sorulmadıysa bir geri çağırsınlar.- İBB’ye gelmiş. ‘Koğuşta birlikte yattığım arkadaşlara talimat verildi. İmamoğlu’na suikast yapılacak’ demiş. ‘İhbar etmeye geldim’ demiş. Bakın, nasıl bir koğuşta yatmış? Bu irtibatta olduğu arkadaşları kimmiş? Bizimkiler polisi çağırıp, iki polise vermişler. ‘Alın, dinleyin, bu böyle iddiada bulunuyor’ diye. Savcı bey baktın mı o koğuşa? Koğuş arkadaşları nerede? ‘İmamoğlu’na suikast yapılacak’ diyen adam herkesin gözünün önünde ana muhalefet liderine saldırıyor, bu adamı birileri böyle kullanıyor, bunların konusu ‘Sen niye jammer açtın’!”

    “KIBRIS’TA TÜRKİYE DIŞ POLİTİKASI İFLAS ETTİ”

    “Değinmezsek olmayacak bir konu; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Erdoğan’ın oraya saray yapması, külliye yapması ayrı mevzu. Trump’ın baskısıyla ve Avrupa Birliği’nin teşviğiyle, bizim Kuzey Kıbrıs’ı tanısınlar diye beklediğimiz Türk cumhuriyetlerin gidip Güney Kıbrıs’ı tanıması, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni işgalci olarak gösteren kararları tanımaları Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikasının tam anlamıyla iflasıdır. Trump korkusudur. Türkiye’nin tezlerinin terk edilmesi, güvendiği dağlara kar yağmasıdır. Kıbrıs’taki konuşmada bu konuya bir kelime değinilmemesi, nasıl bir teslimiyet içinde olunduğunun kanıtıdır.”

    FALYALI CİNAYETİ VE ŞANTAJ KASETLERİ

    “Geçmişte gizli kasasının, sonra devletin örtülü ödeneğinin emanet olduğu kişinin oğlunu meslekten gelmeden Dışişleri Bakanlığına alan, bakan yardımcısı yapan, Kuzey Kıbrıs’a büyükelçi atayan, 6 ay sonra da apar topar alan Erdoğan’a sorular sordum, susuyor. Yasin Ekrem Serim’in öldürülen Halil Falyalı’yla ortak olduğu ortada. Halil Falyalı’nın 45 şantaj kasedi olduğu iddiaları ortada. Bu iddiaların peşine Süleyman Soylu’nun Dubai’lere gittiğinin, neler yaptığının hep kanıtları devletin elinde, senin bilginde. Ondan sonraki İçişleri Bakanı zaten biliyor kendinden önce olanı. Oraya büyükelçi yaptığını aniden çektin. 45 kasetin 40’ı elde edilmiş, 5’i kayıpmış…”

    “CEMİL ÖNAL’I VURDULAR, SUSTURDULAR”

    “Bununla ilgili Cemil Önal diye birisi başladı anlatmaya. Kıbrıs basını yazabildi, bizim basın yazamadı. Bütün dünya bildi. Hatta birisi sonradan çarpıtıyor, ‘Seni aradığımı ispat et’ diye. ‘Beni aradın’ demedim ki… Haber yolluyorsun arada gazeteciyle, onunla bununla. ‘O kasetlerde bir ben mi varım, o kasetlere dönün bakın, Binali Bey’in oğlu yok mu, Hakan Fidan’ın ailesi yok mu, Erdoğan’ın ailesine bakın’ diyen sensin. Ben o gün de dedim. Aileyle uğraşmayız, emin olmadığımız şeyi varmış gibi söylemeyiz. Ama bu işe bir baksın bu devlet dedik. Bunlar bu işe bakacakken Cemil Önal’ı otelinde vurdular, susturdular. Erdoğan; bunları söyleyen kişi öldürüldü. Muhasebecisiydi, ortağıydı Halil Falyalı’nın. Halil Falyalı öldürüldü, kasetler ondaydı. Adamın ortağını Kıbrıs’a büyükelçi yaptın. Yaptınsa neden yaptın? Aldınsa neden aldın? Bunu bir bize anlatman lazım. Ama ağızlarını bıçak açmıyor. Hepsi birbirini biliyor. Hepsi kimin bu işin en orta noktasında olduğunu biliyor. ‘Binali Bey’i de söylesin, Hakan Fidan’ı da söylesin, Erdoğan’ın çocukları var söylesin’… Yolla kasetin bir nüshasını, var mı, görelim. Madem ki o kadar eminsin, bir de sonra dönüp, ‘Ben Özgür Özel’i aradıysam ispatlasın’. Bugün de gitmiş bir yerde kariyer planlama günleri yapıyormuş, çocuklar da onu dinliyormuş. Kariyerini ona uyup da planlayan evladımın vay haline.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Alevi kadınlara yönelik saldırı belleği hedef alan soykırım stratejisinin bir parçası!’

    ‘Alevi kadınlara yönelik saldırı belleği hedef alan soykırım stratejisinin bir parçası!’

    PİRHA- Refika Selim, Suriye’de Alevilere yönelik saldırıların belleği ve sürekliliği yok etmeyi hedefleyen kapsamlı bir soykırım stratejisinin bir parçası olduğunu söyledi. Şiddetin kadınlar üzerinden toplum onurunu ve direnişini kırmayı amaçladığını belirten Refika Selim, “Dün Ezidi bugün ise Alevi kadınlara yönelik saldırının yalnızca bir savaş refleksi değil, çok daha derin bir toplumsal ve ideolojik hesaplaşmanın ürünüdür” dedi. 

    Suriye’nin batısındaki Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus kentlerinde HTŞ’ye bağlı gruplar, SMO ve IŞİD’in, Alevileri hedef aldığı saldırılarda binlerce sivil katledildi, binlercesi ise alıkonuldu veya yerlerinden edildi. Bu saldırılardan en çok etkilenen kesim ise kadınlar ve çocuklar oldu. Soykırım saldırıları devam ederken son bir ayda çok sayıda kadın, çeteler tarafından kaçırıldı.

    Suriye’de Alevilere yönelik soykırım saldırılarında kaçırılan kadınların akıbetine dair uluslararası güçlerin sessizliğini eleştiren Refika Selim, öz savunma imkânlarından yoksun bırakılan Alevilere yönelik Esad’ın yönetiminin “kalıntılarını” temizleme iddiasıyla başlatılan intikam saikli saldırıların Alevi toplumuna karşı uzun süredir biriken mezhepsel ve ideolojik nefreti meşrulaştırmanın aracına dönüştürüldüğünü dile getirdi.

    “ALEVİLER, SURİYE VE TÜRKİYE’DEKİ ‘DİKENSİZ GÜL BAHÇESİ’NE ENGEL GÖRÜNÜYOR”

    HTŞ (Heyet Tahrir el-Şam) ve Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) güçlerinin kontrolü altına giren bölgelerde Alevi sivillere yönelik sistematik saldırıların tüm hızıyla sürdüğünü hatırlatan Refika Selim, ” ‘Esad artığı’ söylemiyle Alevilere yönelik başlatılan soykırım saldırılarının meşrulaştırılmak istenmesi, tarihten bugüne uzanan Alevi karşıtı nefreti gizlemeye yönelik ideolojik bir örtüdür. Oysa gerçek şu ki, Aleviler tarih boyunca defalarca katliamların hedefi olmuş, varoluşları inkâr ve imha politikalarıyla bastırılmak istenmiştir. Bugün Suriye’de yaşananlar, yalnızca güncel politik bir hesaplaşmanın sonucu değil; radikal Sünni İslam’ın Alevi kimliğine duyduğu ezeli nefretin devamıdır. Bu yapı, hem Suriye’de hem Türkiye’de dikensiz bir “gül bahçesi” yaratmak isteyen radikal siyasal İslam’ın önünde bir engel olarak Aleviliği görmektedir” dedi.

    “ALEVİ NEFRETİ SINIR AŞAN BİR TEHDİT OLDU”

    Tarihsel Alevi nefretinin sınırları aşan bir tehdit olduğunu söyleyen Refika Sağlam, “Bu bağlamda Suriye’de gerçekleştirilen saldırılarla iki hedef aynı anda gözetilmektedir. Bir yandan Suriye’deki Alevi nüfus yok edilmekte ya da direnemeyecek kadar azaltılmak istenmekte, diğer yandan Türkiye’deki Alevilere de açık bir mesaj verilmekte, sindirme ve yıldırma amaçlı bir tehdit ortamı yaratılmaktadır. Türkiye’de sosyal medyada dolaşıma sokulan yeni katliam imaları, Alevilerin hak mücadelesini “siyasal Alevilik” diye hedef gösteren söylemlerle birleştiğinde, bu nefretin yalnızca sınır aşan bir söylem değil, sınır aşan bir tehdit olduğunu da ortaya koymaktadır” diye belirtti.

    “ESAD BAHANE, HEDEF DOĞRUDAN ALEVİLİĞİN KENDİSİDİR”

    ‘Esad kalıntıları’ söylemiyle gerçekleşen saldırıların Alevleri yönelik ideolojik nefretin meşrulaştırmanın aracına dönüştüğünü kaydeden Refika Selim şunları söyledi:

    “Esad yalnızca bir bahanedir; hedef doğrudan Aleviliğin kendisidir. Çünkü Alevilik, temsil ettiği  sevgiye dayalı, özgürlükçü, barışçıl, eşitlikçi, toplumsal dayanışmacı yaşam biçimi ile radikal İslam’ın tahayyül ettiği toplumsal yapıyla taban tabana zıttır. Alevi inancında kadın ve erkek toplumsal yaşamda eşit öznelerdir; birey değil, topluluk esastır. Alevilik, yalnızca kendi maruz kaldığı haksızlıklara karşı değil, dünyanın her yerindeki adaletsizliklere karşı direnişi savunan bir inanç sistemidir. Bu yapısıyla, ataerkil ve otoriter radikal İslam anlayışı için doğrudan bir tehdit ya da en azından sürekli bir huzursuzluk faktörü  oluşturmaktadır.”

    “KADIN ÜZERİNDEN TOPLUMUNUN ONURU VE DİRENİŞİ KIRILMAK İSTENİYOR”

    Önceki yıllarda Ezidi kadınlara yapılanların şimdi ise Alevi kadınlara dayatıldığına vurgu yapan Refika Selim, bunun tesadüfi olmadığını aksine sistematik bir politika olduğuna işaret etti. Refika Selim şöyle devam etti:

    “Dün Ezidi bugün Alevi kadınların bu katliamların merkezinde yer alması kesinlikle bir tesadüf değildir. Tarih boyunca her iki topluluğun kadınları, toplumsal yaşamın her evresine eşit özne olarak katılmış, karar süreçlerinde yer almış, direnişin ve sürekliliğin taşıyıcısı olmuşlardır. Kadın, bu anlamda sadece bir birey değil, bir kültürün, bir inancın, bir toplumsal yapının sürekliliğinin de garantörüdür. İşte bu yüzden, savaş ve katliam süreçlerinde kadın en ağır biçimde hedef alınır. Kadın bedeni tarih boyunca savaş ganimeti yapılmış; esir alınmış, satılmış, cinsel şiddete maruz bırakılmıştır. Ama bu şiddet yalnızca bireysel değildir, stratejiktir; kadın üzerinden tüm bir toplumun onuru ve direniş gücü kırılmak istenir. Ancak kadınlara yönelik bu saldırılar, yalnızca bir savaş refleksi değil, çok daha derin bir toplumsal ve ideolojik hesaplaşmanın ürünüdür. Alevi ve Ezidi kadınların yaşam tarzı, varoluş biçimi, toplumsal eşitlik ve özgürlük temelli duruşu, bölgede kurulmak istenen radikal İslamcı toplumsal yapıyla taban tabana zıttır. Çünkü bu kadınlar yalnızca görünür değildir; aynı zamanda belirleyici, yönlendirici, direnişi besleyen öznelerdir.

    KADIN HAFIZASINA TAHAMMÜL EDEMEZLER

    Alevilerde olduğu gibi Ezidi toplumunun tarihinde de  güçlü kadınların olması, Dayê Esmer, Neam Khatun ve Mayan Khatun  gibi güçlü kadın karakterlerin yer alması; mitolojilerinde “Maka Ezid”, “Siltan Ezid”, “Siti Zin”  gibi kadın figürlerinin bugüne kadar ulaşması, bu toplulukların da kadın merkezli direniş hafızasının ne kadar derin olduğunu göstermektedir. Radikal gerici İslam, bu hafızaya, bu görünürlüğe ve bu güce tahammül edemez. Kurmak istediği ataerkil, itaatkâr ve baskıcı düzende böylesi bir özgürlük ve eşitlik odağına yer yoktur.”

    “BELLEĞİ YOK ETMEK İSTİYORLAR”

    Refika Selim, Alevi kadınlara yönelik şiddetin bir ‘öç alma’ dışında, belleği yok etmeyi hedefleyen kapsamlı bir soykırım stratejisinin bir parçası olduğuna ifade etti. Refika Selim, “Radikal gerici İslam, bu kadınların temsil ettiği yaşam biçimine tahammül edemez; kurmak istediği itaatkâr ve erkek egemen toplumsal düzende böylesi bir güç odağına yer yoktur. Bu tür toplumları ve yasam biçimlerini kurmak istediği düzeni tehdit eden bir öge olarak görür. Dolayısıyla dün Ezidi bugün Alevi, kadınlara yönelik şiddet, geçici bir ‘öç alma’ değil, aynı zamanda geleceği hedef alan, belleği ve sürekliliği yok etmeyi amaçlayan kapsamlı bir soykırım stratejisinin parçasıdır. En sonunda şunu da unutmamak gerekir; siyasal İslam’ın bu coğrafyada yaptığı ilk katliam değildir bu; Alevi olmak da gerekmiyor. Son yıllarda Kürt halkına uygulanan şiddet ve katliamın listesi buraya sığmaz” diye konuştu.

    Ersin ÖZGÜL/ALMANYA

  • İlham Ehmed: Mutabakatın amacı kıyı bölgesindeki saldırıları durdurmak

    İlham Ehmed: Mutabakatın amacı kıyı bölgesindeki saldırıları durdurmak

    PİRHA- Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ehmed, yapılan mutabakatın amacının kıyı bölgesindeki saldırıları durdurmak olduğunu belirterek, tüm bileşenlerin sürece adil katılımının sağlanacağı dönüşümün hazırlanmasını umduklarını ifade etti. 

    Suriye Demokratik Meclisi (DSM) Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ehmed, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi ile Suriye Geçici Hükümeti Başkanı Ehmed El-Şera, arasında imzalanan 8 maddelik anlaşmaya dair açıklama yaptı. Konuya dair X hesabı üzerinden paylaşım yapan İlham Ehmed, “SDG güçlerimiz ile Suriye Geçiş yönetimi arasındaki anlaşma, halkımızın kıyı bölgesinde tanık olduğu acı olaylar çerçevesinde yapılmıştır ve bu adımın amacı bu olayları durdurmaktır” diye belirtti.

    TÜM BİLEŞENLER SÜRECE KATILACAK 

    İlham Ehmed’in paylaşımı şöyle:

    “SDG güçlerimiz ile Suriye Geçiş Yönetimi arasındaki anlaşma, halkımızın kıyıda tanık olduğu acı olaylar bağlamında gerçekleşiyor ve bunları durdurmayı amaçlayan bir adımdır. Aynı şekilde, bir diğer amaç da Suriye topraklarındaki tüm askeri operasyonların durdurulmasıdır. Bu anlaşmanın, kapsayıcı ulusal bir barışın önünü açmasını, Kürtlerin ve diğer tüm bileşenlerin siyasi sürece adil bir şekilde katılımını sağlayacak gerçek bir dönüşüm sürecine zemin hazırlamasını umut ediyoruz. Ayrıca, ülke içinde ve dışında bulunan göçmenlerin güvenli bir şekilde geri dönüşünü mümkün kılacak bir ortam oluşturulmasını hedefliyoruz. Suriye’nin gücü, onun çok renkli yapısında ve genç kadınları ile erkeklerinin mücadeleci ruhunda yatmaktadır.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Adıyaman Cemevinde cem erkanına biber gazlı saldırı!-VİDEO

    Adıyaman Cemevinde cem erkanına biber gazlı saldırı!-VİDEO

    PİRHA- AKD Adıyaman Şubesi Yeni Mahalle Rıza Tanrıverdi Cemevine, yapılan saldırıya ilişkin basın açıklaerkanı sırasında kimliği belirlenen 5  kişi tarafından biber gazlı saldırıda bulunuldu.

    Dün akşam saatlerinde Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Adıyaman Şubesi Rıza Tanrıverdi Cemevine kimliği belirlenen 5 kişi tarafından provakatif amaçlı biber gazlı saldırıda bulunuldu.

    Yaşanan saldırıyla ilgili açıklama yapan AKD Adıyaman Şubesi, cemevine yönelik gerçekleştirilen saldırıyla ilgili tüm kamera kayıtları incelenmek üzere Adıyaman İl Emniyet Müdürlüğü’ne teslim ettiklerini belirterek, saldırıyı yapanlarla ilgili soruşturmanın devam ettiği söylendi.

    BUGÜN SAAT 13.00′ TE AÇIKLAMA YAPILACAK

    Olayın takipçisi olacaklarını kaydeden AKD Adıyaman Şubesi Cemevi, bugün saat 13.00’te önünde gerçekleşecek açıklamaya ilişkin daha kapsamlı bir bilgi verileceğini, herkesi cemevi önünde biraraya gelmeye çağırdı.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Gazeteci Aziz Köylüoğlu SİHA saldırısı sonucu yaşamını yitirdi

    Gazeteci Aziz Köylüoğlu SİHA saldırısı sonucu yaşamını yitirdi

    PİRHA- Federal Kürdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kentinde gerçekleştirilen SİHA saldırısında gazeteci Aziz Köylüoğlu yaşamını yitirdi. 

    Irak Kürdistan Bölgesi Özerk Yönetimindeki (IKBY) Süleymaniye ilinin Ranya ilçesinde SİHA ile düzenlenen saldırıda gazeteci Aziz Köylüoğlu’nun yaşamını yitirdiği açıklandı.

    AZİZ KÖYLÜOĞLU KİMDİR?

    Diyarbakır’da 1976 yılında doğan Aziz Köylüoğlu, 2000’li yılların başında gazetecilik hayatına başladı. Köylüoğlu, meslek hayatı boyunca muhabir-kameramanlıktan editörlüğe, haber müdürlüğünden genel yayın yönetmeliğe kadar farklı görevler üstlendi. Gazete, ajans, televizyon ve dijital medyada habercilik yaptı. Köylüoğlu, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin pek çok ilinde de gazetecilik yapmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Suriyeli Aleviler ve diğer azınlıkların sesleri Avustralya Parlamentosu’na taşınacak

    Suriyeli Aleviler ve diğer azınlıkların sesleri Avustralya Parlamentosu’na taşınacak

    PİRHA- Avustralya’da birçok kurumun katılımıyla düzenlenen toplantıda başta Suriyeli Aleviler olmak üzere diğer azınlıklarla dayanışmanın sürdürülmesi ve seslerini Avustralya Federal Parlamentosu’na taşıyarak Avustralya Dışişleri Bakanı ve İnsan Hakları Komisyonu ile görüşülmesi kararı alındı.

    Victoria Alawi İslam Derneği’nin Avustralya’da, ‘Toplumsal Bağları Güçlendirmek ve Adalet İçin Mücadele!’ başlığıyla düzenlediği toplantıya birçok kurum katıldı. Toplantıda, Suriye’de iktidarın değişmesi sonucunda gelişen kritik meselelere ışık tutularak, savunuculuk ile destek yollarını tartışıldı.

    Toplantının düzenlenmesinde Toplum Geliştirme Müdürü Robert Tawil, komite üyesi Sarwat Hbous ve Avustralya Alevi Federasyonu Diplomatik İlişkiler ve Medya Sözcüsü Suzan Saka’nın gösterdikleri özverili çabalar için teşekkür edilerek, Suriyeli Aleviler olmak üzere diğer azınlıklarla dayanışmanın sürdürülmesi ve seslerini Avustralya Federal Parlamentosu’na taşıma kararı alındı.

    “SURİYELİ ALEVİLER VE DİĞER AZINLIKLARIN SESİ AVUSTRALYA PARLAMENTOSU’NA TAŞINACAK”

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu tarafından yapılan açıklamada toplantıya dair şu bilgiler paylaşıldı:

    “Bugün, Victoria Alawi İslam Derneği’nin Epping’de düzenlediği önemli bir toplantıya konuk olmaktan gurur duyduk. Suriye’de azınlıkların karşı karşıya kaldığı zulümleri ele almak amacıyla kilit konumdaki liderler ve toplum temsilcileriyle bir araya geldik. Bu toplantı, Suriye’de iktidarın değişmesi sonucunda gelişen kritik meselelere ışık tutmak ve savunuculuk ile destek yollarını tartışmak açısından çok önemliydi.

    Bu önemli toplantının düzenlenmesinde gösterdikleri özverili çabalar için Toplum Geliştirme Müdürü Robert Tawil, komite üyesi Sarwat Hbous ve Avustralya Alevi Federasyonu diplomatik ilişkiler ve medya sözcüsü Suzan Saka’ya özel teşekkürlerimizi sunuyoruz. Ayrıca, desteği ve topluma olan bağlılığından dolayı Bronwyn Halfpenny MP’ye minnettarlığımızı ifade ederiz.

    Bu toplantı, dayanışmanın gücünü ve diyaloğun önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Başta Suriyeli Aleviler olmak üzere diğer azınlıklarla dayanışmamızı sürdürecek ve onların seslerini Avustralya Federal Parlamentosu’na taşıyarak, Avustralya Dışişleri Bakanı ve İnsan Hakları Komisyonu ile görüşme umuduyla çalışmalarımıza devam edeceğiz.

    Daha aydınlık ve adil bir gelecek için bu birlik ve beraberlik ruhunu sürdürmeye devam edelim.”

    Toplantıya katılan davetliler şöyle:

    Milletvekilleri:

    Enver Erdogan MP – Islah, Gençlik Adaleti ve Kumar Düzenlemeleri Bakanı

    Bronwyn Halfpenny MP – Thomastown Eyalet Milletvekili

    Kathleen Matthews-Ward MP – Broadmeadows Eyalet Milletvekili

    Iwan Walters MP – Greenvale Eyalet Milletvekili

    Belediye Temsilcileri ve Dernekler:

    Cr. John Haddad – Hume Şehir Meclisi Üyesi & Beth-Nahrain Asur Derneği

    Asur Roel – Asur Demokratik Örgütü Melbourne Temsilcisi

    Victoria Alawi İslam Derneği Temsilcileri:

    Gebran Waari – Başkan

    Mohamad Ibrahim – Başkan Yardımcısı

    Fawaz Samie – Sayman

    Ali Moustapha – Sosyal ve İnanç İşler Sorumlusu

    Robert Tawil – Toplum Geliştirme Müdürü

    Sarwat Hbous – Komite Üyesi

    Assaf Halabi – Toplum Üyesi

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu Temsilcileri:

    Serdal Cinar – Başkan

    Sercan Serin – Sekreter

    Hasan Hüseyin Çakmak – Sayman

    Suzan Saka – Diplomasi ve Medya Sözcüsü

    Heval Herki- Victoria Kürt Demokratik Toplum Merkezi Temsilcisi.”

    PİRHA/AVUSTRALYA

  • Suriye’de Alevilere yönelik saldırılara karşı Almanya’da kitlesel miting düzenlenecek

    Suriye’de Alevilere yönelik saldırılara karşı Almanya’da kitlesel miting düzenlenecek

    PİRHA- Avrupa’daki Alevi örgütleri, Suriye’de cihatçı çetelerin Alevilere yönelik saldırılarına karşı Avrupa Birliği’nin harekete geçmesini sağlamak amacıyla 25 Ocak’ta Almanya’nın Frankfurt şehrinde yürüyüş ve kitlesel miting düzenleyecek.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu , Demokratik Alevi Federasyonu, Avrupa Arap Alevi Federasyonu’nun da içinde olduğu onlarca kurum, Suriye’de son süreçte cihatçı çetelerin halklar ve inançlar hedef alan saldırılarına nedeniyle Avrupa kamuoyunu bilgilendirmek ve Avrupa Birliği’nin harekete geçmesini sağlamak amacıyla 25 Ocak saat 13.00’de kitlesel yürüyüş ve miting gerçekleştireceklerini duyurdu.

    Birlikte örgütlenen kitlesel yürüyüş ve mitingde Kürtçe, Türkçe, Arapça, İngilizce, Fransızca ve Almanca olarak hazırlanmış bildiriler okunacak. Suriye’de halklara, inanç topluluklarına yönelik taleplerin yazılı olduğu Kürtçe, Türkçe, Arapça, İngilizce, Fransızca ve Almanca olarak hazırlanmış dövizlerin taşınacağı büyük yürüyüş ve miting için kurumlar tarafından yapılan ortak çağrıda, “Suriye’de yıllardır süren savaş, halkların kimliklerine, inançlarına ve kutsallarına yönelik büyük bir zulme dönüştü. Aleviler, Kürtler, Hristiyanlar, İsmaililer ve diğer inanç toplulukları, mezhepçi nefretin ve radikal saldırıların hedefi oldu. Kutsal mekânlarımız tahrip edilirken kadınlar, çocuklar ve masum canlar acımasızca katledildi. Biz Aleviler, her zaman mazlumdan yana, haktan ve adaletten yana olduk. Bugün de bu zulme karşı sesimizi yükseltmek, eşitlik ve barış için meydanlarda buluşmak zorundayız” denildi.

    Frankfurt’ta düzenlenecek mitingin bilgileri şöyle:

    Başlangıç: Alte Oper, Opernplatz 1, Frankfurt

    Bitiş: Römerberg, Frankfurt

    Tarih: 25 Ocak 2025

    Saat: 13:00

    PİRHA/ALMANYA

  • Hatimoğulları: Suriye’de Alevilere yönelik katliama tüm dünya sessiz, herkes elini taşın altına koymalı!

    Hatimoğulları: Suriye’de Alevilere yönelik katliama tüm dünya sessiz, herkes elini taşın altına koymalı!

    PİRHA- HTŞ’nin Alevilere ve inanç merkezlerine yönelik saldırılarını ‘zulüm politikası’ olarak değerlendiren Hatimoğulları, “HTŞ’nin Şam yönetimine gelir gelmez attığı adımlara bakalım. Alevilere dönük katliamlar, Dürzilere ve Hristiyanlara dönük saldırılar, yine Alevilerin ve Hristiyanların inanç merkezlerine yapılan saldırılar mevcuttur. Alevilere dönük orada gerçekleşen katliama karşı tüm dünya sessiz kalmaktadır. Aleviler, Suriye toplumunun kadim inançlarındandır ve hiç kimse inancından dolayı yargılanmamalıdır ve cezalandırılmamalıdır. İşkence ve zulüm görmemelidir. Bunun önüne geçmek için herkesin elini taşın altına koyması gerekir” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, yeni süreç tartışmaları kapsamında iktidar ve muhalefetin Kürt sorununun çözümüne dair tutumu ile birlikte Suriye’de halklara/ inançlara yönelik saldırılar ile bölgedeki gelişmeleri Mezopotamya Ajansı’na (MA) değerlendirdi.

    Bazı kesimlerin Suriye’de bir ‘Alevi devleti’ algısı yürüttüğünü söyleyen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Esad dışındaki hükümetin neredeyse tamamının Sünnilerden oluştuğuna işaret etti.

    Türkiye’deki ve Avrupa’daki Alevi hareketinin Suriye’deki saldırılara karşı önemli mesajlar verdiğini kaydeden Hatimoğulları, Alevilerin Suriye’de inancından dolayı yargılanmamaları ve cezalandırılmamaları gerektiğini söyleyerek, “Bunun önüne geçmek için herkesin elini taşın altına koyması gerekir” diye konuştu.

    “BARIŞLA İLGİLİ YOL ALINACAKSA DİL DEĞİŞMELİ”

    Hatimoğulları’nın değerlendirmelerinden başlıklar şöyle:

    “Bu sürecin havuç-sopa denklemiyle götürülüyor olması çözüm tartışmalarını enfekte etme riskini doğurur. İktidar ve iktidara yakın medyanın DEM Parti, Kürt halkına ve değerlerine yönelik kullandığı tehdit dili oldukça rencide edici ve yıpratıcı. Kürt halkıyla ilgili kullandıkları dil, hakikaten kabul edilebilir bir dil değildir. Bir yandan Kürt sorunu yok deniyor, diğer yandan bir sorun çözülmeye çalışılıyor. Şimdi bir sorun çözülmeye çalışılıyorsa, o sorun var demektir. Dolayısıyla öncelikle mevcut olan iktidar ve devlet anlayışı şunu kabul etmelidir. Evet, bir Kürt sorunu vardır ve Kürt sorunu özellikle son iki yüzyıldan bu yana günceldir. Kürt sorunu bağlamı sadece Türkiye’de de değil, Irak’ta, Suriye’de, İran’da da vardır. Bu halk oralarda hem statü, dil ve kimlik sorunu yaşamaktadır hem de demokratik zeminde ortak yurttaş kabul edilmeleri ile ilgili kimi problemler vardır. Bunu kabul etmek gerekiyor.

    1 Ekim’de Meclis’teki selamlaşma ile başlayan gelişmelerden bugüne kadar değerlendirdiğimizde, özetle süreci şöyle görüyoruz; Evet, Bahçeli’nin atmış olduğu adım önemli bir adımdır. Bugüne kadar bu adımın arkasında durduğunu her fırsatta ifade etti. Biz DEM Parti olarak bunu önemli ve kıymetli buluyoruz. Ancak öte yandan başta Erdoğan olmak üzere hükümetten ve bu ülkeyi yöneten iktidardan doğru henüz somut bir açıklama yapılmamıştır. Ne yapmak istediklerine dair bizde bir bilgi yoktur. Kürt sorununun çözümüyle ilgili kafalarından veya akıllarından geçen bir plan var mıdır? Bu plan nedir? Buna dair bizim ve kamuoyunun bir bilgisi yok.

    Ama zaman zaman cumhurbaşkanı, zaman zaman AKP sözcüleri, zaman zaman yandaş medya tarafından tehdit ve bir zehirli dil kullanıldığı aşikâr. Kürt sorununu yok sayan, Kürt halkının siyasi öznelerine dönük kullanılan, en son Sayın Öcalan üzerinde itibar suikastı olarak niteleyebileceğimiz dili kabul etmek mümkün değildir. Bu dilin derhal değişmesi gerekir. Barışla ilgili bir yol alınacaksa eğer bu değişmelidir. Fikir ve zikir birliği denen bir şey vardır.

    Mesele sadece dil midir? Tabii ki değildir. Aynı zamanda dikkat ederseniz, 1 Ekim’den bu yana çok sayıda kayyım atamaları gerçekleşti. En son Akdeniz Belediyesi eş başkanlarımız ve meclis üyelerimiz tutuklandı. Ardından belediyeye kayyım atandı. Bir yandan siz barış diyeceksiniz, öte yandan tutuklamalar, gözaltılar, kayyım atamaları yapacaksınız. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Bunları normal olarak kabul etmiyoruz ve etmeyiz de.

    Hem sopa hem havuç gösteriyorlar. DEM Parti’ye ve Kürt siyasetine ‘Bizim kadife eldivenimizin içinde demir yumruk var’ mesajı verilmeye çalışılıyor. Bu barış sürecinin gelişmesine aykırı bir yaklaşımdır. Bunun tersine dönmesi gerekiyor. Önümüzdeki süreçte barışın inşa edilmesine ilişkin bir yol alınacaksa, gerçekten olması gereken en önemli noktalardan biri, kayyım atamasından vazgeçilmesidir. Kayyım atanmış bütün belediyelerimizde, belediye eş başkanlarımızın görevlerine hızla iade edilmesi gerekir. Aynı zamanda gözaltılar, tutuklamalar, hapishanelerdeki hasta tutsaklar ve cezaevi koşullarıyla ilgili çok ciddi iyileştirmeler yapılmalıdır. İnfazını tamamlamış birçok tutsak bırakılmıyor. Bu demokratik değildir, insani değildir. Anayasa çiğnenmektedir. Yine bununla ilgili çok hızlı iyileştirmelerin yapılması gerekiyor. Bu adımlar atıldığında, ben inanıyorum ki barışa giden yolun taşları daha sağlıklı ve ciddi bir biçimde döşenmiş olur.

    Kürt sorununun çözümü, siyasi partilerce bir seçime kurban edilebilecek bir sorun değil. Özellikle son yüzyılda, özelde de son 50 yılda, Kürt sorununun Türkiye’de barışçıl ve demokratik yöntemle çözülmemiş olmasından kaynaklı neler çektiğimizi hepimiz biliyoruz. Ülkede çok ciddi antidemokratik uygulamalar devreye konuldu, bir rejim değişikliği oldu. Bu rejim değişikliğinde bir ‘terör’ parantezi oluşturularak, bütün muhalefet bu parantezin içine alındı. İşçilerin, emekçilerin boğazından kesilen lokmalar, silaha ve mermiye gitti. Biz bu kötü sürecin değişmesini istiyoruz. Analar ağlamasın istiyoruz. Bugün de ne bir gerilla annesi ne de bir asker annesi ağlamasın istiyoruz. Türk bir anneyle, Kürt bir annenin el ele tutuşarak, birbirinin gözünün içine bakarak empati kurmasını istiyoruz. Bu büyük bir değişimle mümkündür. Dolayısıyla başta ana muhalefet partisi olmak üzere bütün muhalefet partilerinin elbette kaygılarını anlamakla beraber, o kaygıları değiştirip dönüştürebileceği bir süreç olarak da değerlendirmemiz gerektiğini düşünmekteyim. Bu süreç demokratik bir zeminde ilerlerse ve ülkemizde barış inşa edilirse, emin olalım ki bunun en büyük kazananı muhalefet olacaktır. Bundan kimsenin kuşkusu olmamalıdır. Muhalefet de kazanacaktır, Türkiye toplumunun tamamı da kazanacaktır. Muhalefet, Türkiye toplumunun kazanımını kendi kazanımı olarak da görmelidir. CHP de daha ciddi bir plan ve programla bu sürece öncülük etmeli. Bu sürecin bir parçası olmalıdır. Bu süreç Türkiye’nin demokratikleşmesi ve dönüşmesi bakımından büyük katkı sağlayacaktır.

    KÜRT SORUNUNU ÇÖZMÜŞ BİR TÜRKİYE’NİN İÇ SİYASETTE YAŞAYACAĞI DÖNÜŞÜM ÖNEMLİDİR

    Kürt sorununun çözümünün Türkiye’ye sağlayacağı çok önemli katkılar var. Hem Türkiye halklarına hem de bölge halklarına büyük katkılar sağlayacaktır. Öncelikle Kürt sorununu çözmüş bir Türkiye’nin Ortadoğu, Suriye, Lübnan ve Filistin konularındaki barış çağrılarının daha somut bir karşılığı olur. Çünkü kendi pratiğiyle ilgili bir sorunu çözmüş olan bir ülkenin çağrılarının karşılığı çok daha somut olacaktır.

    Kürt sorununu çözmüş bir Türkiye’nin iç siyasette atacağı adımlar ve yaşayacağı dönüşüm önemlidir. Türkiye, demokratikleşmenin kapılarını ardına kadar açmış olur. Demokratik cumhuriyet tezi çok daha güçlenmiş olur. Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözümü sağlandıktan sonra, bugüne kadar Kürt sorunuyla ilgili devletin özel güvenlikçi politikalarına ve özel harp yöntemlerine ayırdığı bütçe, silaha, mermiye, İHA’lara ve SİHA’lara ayırdığı bütçe, Türkiye’deki işçilere, emekçilere ve asgari ücretlilere pozitif olarak dönecektir. Bu devasa bir bütçedir. Mesela çetelere aktarılan devasa paralar, maaşlar bizlerin cebinden gitmektedir.

    Dolayısıyla bu bütçenin tamamı işçilerin, emekçilerin ve asgari ücretlilerin yaşam standartlarını yükseltmek için kullanılabilir. Bu bakımdan da Kürt sorununu çözmüş bir Türkiye’yi önemsemekteyiz. Kürt sorununu çözmüş bir Türkiye’de ne Kürt annesi ne de Türk annesi ağlayacak, gözyaşı dökmeyecek. Artık birbirlerinin gözlerine daha çok bakacak, daha çok el ele tutuşacak ve daha çok empati kuracaklardır.

    Kürt sorununu çözmüş bir Türkiye, demokratikleşme ile ilgili yaşanan sorunları daha somut bir şekilde, “terör parantezi”ne almadan tartışabilecektir. Burada kastettiğim şudur; işçilerin ve emekçilerin yaşadığı sorunlar, örgütlenme problemleri, kadın cinayetleri, kadına karşı işlenen suçlar, kadına yönelik şiddetle mücadele ve ekolojik kırıma karşı güçlü bir mücadelenin önü çok daha güçlü bir biçimde açılacaktır.

    Özellikle bu sürecin, sol ve sosyalistlerin daha doğru bir biçimde okumaları gerektiğine de işaret etmek isterim. Kürt sorununu çözmüş Türkiye’de, bu sorunlarla birlikte diğer toplumsal sorunların da gündemleşmesi ve çözüm odaklı bir mücadelenin yürütülmesi ciddi bir biçimde mümkün olacaktır.

    HTŞ’NİN ATTIĞI ADIMLARA BAKIN; ALEVİLERE DÖNÜK KATLİAMLAR…

    HTŞ’nin geldiği odakları hepimiz biliyoruz. Nasıl bir tarihe sahip olduğunu çok iyi biliyoruz. Bugün Şam’da bir hükümet kurmaya çalışıyorlar ancak henüz ciddi bir kurumsallaşma yaşanmış değil. Çünkü orada, çözüm bekleyen çok önemli sorunlar bulunuyor. Birincisi, Rojava bölgesinin durumu ve statüsünün ne olacağı, ortada duran en temel sorulardan biridir. Bu soruya sağlıklı bir yanıt üretilmesi halinde gerçekten Suriye’de bir düzen sağlanabilir.

    İkinci sorun, Lazkiye, Hama ve Humus çevresinde, Halep ve Şam’da bir kesimin yaşadığı Arap Alevilerinin durumudur. Bütün bunlar elbette Suriye’nin geleceğini ve kaderini belirleyecek çok önemli etmenlerdir. HTŞ’nin Şam yönetimine gelir gelmez attığı adımlara bakalım. Burada farklı halklardan ve inançlardan olan kesimlere yönelik bir baskı ve zulüm politikası var. Alevilere dönük katliamlar, Dürzilere ve Hristiyanlara dönük saldırılar, yine Alevilerin ve Hristiyanların inanç merkezlerine yapılan saldırılar mevcuttur. Bunlar tüm dünya kamuoyunun gözü önünde gerçekleşiyor. Aynı şekilde kadınların kılık kıyafetlerine müdahale edilmesi ve yeni kılık kıyafet yönetmelikleri yayınlanması gibi bir durum da söz konusudur. Hatta en son yanılmıyorsam 2 kadının apaçık bir şekilde (geçmişe ait), herkesin gözünün önünde ve yeni atanan Adalet Bakanının nezaretinde alenen katledildiği görüntüler ortaya çıktı.

    ESAD DIŞINDAKİ HÜKÜMETİN TAMAMI SÜNNİ; ALEVİ YÖNETİMİ DEĞİL BAAS REJİMİ VARDI 

    Hatay Samandağ’a bir heyetle gittik ve oradaki kanaat önderlerinden birisi gelişmeleri çok iyi özetleyerek şunu söyledi: “Suriye’de herkes yanılgılı bir analiz içindedir. Orada Baas rejimi vardı, bir Alevi yönetimi yoktu. Esad dışındaki hükümetin neredeyse tamamı Sünnilerden oluşmaktaydı. Bu herkesçe bilinen ve bilinmesi gereken bir gerçekliktir. Fakat bazı kesimler orada bir Alevi devleti ve yönetimi varmış gibi bir algı yaratmak istiyor. Oysa Aleviler Suriye’deki nüfusun yüzde 15’ini oluşturmaktadır. Geriye kalan nüfus ise ağırlıklı olarak Sünni Araplar, Kürtler ve diğer halklar ve inançlardan oluşmaktadır.”

    Bir kere bu bilginin tüm Türkiye ve dünya kamuoyunca düzeltilmesi gerekiyor. Hatta aynı kanaat önderi şunu da söyledi: “İnsanlara ‘Sen rejim yanlısı mısın?’ diye sormuyorlar, ‘Alevi misin?’ diye sorup ona göre zulmediyorlar’ dedi. ‘Bu katliamlar ve zulümler, rejim taraftarlarına yönelik değil, Alevilere yöneliktir’ diye ekledi. Bu vurgular gerçekten çok önemliydi. Ben de burada sizler aracılığıyla bunları yeniden duyurmak isterim.

    ALEVİLER SURİYE’DE İNANACINDAN DOLAYI CEZALANDIRILMAMALIDIR

    İkinci bir husus ise, Alevilere dönük orada gerçekleşen katliama karşı tüm dünyanın sessiz kalmasıdır. Türkiye’deki ve Avrupa’daki Alevi hareketi bu konuda çok önemli mesajlar verdi, bu çok kıymetliydi. Hep birlikte, orada yaşanan insanlık dramına, katliamlara, zulme ve alenen yapılan işkencelere karşı hem Türkiye’deki demokrasi güçlerinin hem Türkiye’nin hem de uluslararası güçlerin çok güçlü bir ses çıkarması gerektiğini düşünüyorum. Aleviler, Suriye toplumunun kadim inançlarındandır ve hiç kimse inancından dolayı yargılanmamalıdır ve cezalandırılmamalıdır. İşkence ve zulüm görmemelidir. Bunun önüne geçmek için herkesin elini taşın altına koyması gerekir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Suriye’de Alevilere yönelik saldırılara karşı uluslararası güçler harekete geçilmeli’ -VİDEO

    ‘Suriye’de Alevilere yönelik saldırılara karşı uluslararası güçler harekete geçilmeli’ -VİDEO

    PİRHA-Suriye’de cihatçı radikal dinci çetelerin Alevilere yönelik saldırılarına tepkiler yükseliyor. Saldırıların durdurulması çağrısı yapan Kürecikliler Dayanışma ve Kültür Derneği Eş Başkanı Timur Şaşmaz ve İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Başkanı İbrahim Has, uluslararası güçlerin, sivil toplum örgütlerinin bu saldırılara karşı harekete geçmesi gerektiğini belirttiler.

    Suriye’de yönetimi ele geçiren radikal dinci terör örgütü Hey’etu Tahrîri’ş-Şâm (HTŞ) tarafından Alevilere dönük saldırılar büyük tepki çekiyor.

    PİRHA‘ya konuşan İngiltere Kürecikliler Dayanışma ve Kültür Derneği Eş Başkanı Timur Şaşmaz ve İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Başkanı İbrahim Has, bu saldırıların artmasından dolayı endişe duyduklarını belirttiler.

    “IŞİD ZİHNİYETİ KARANLIK BİR ZİHNİYETTİR”

    Suriye’de yaşayan Alevilere karşı yürütülen politikalardan dolayı endişeli olduklarını belirten Kürecikliler Dayanışma ve Kültür Dernek Eş Başkanı Timur Şaşmaz, “İŞİD’ten geriye kalan kişiler SMO adı altında toplanarak Suriye’deki muhalif kesim olan Alevilere ve orada farklı düşünen halklara karşı fiziki saldırılar gerçekleştiriyor. İleriki süreçlerde bu endişelerimiz daha da artmaya devam edecektir. Bu zihniyet karanlık bir zihniyettir. İŞİD’ten geriye kalan artıkların yapacağı tek şey muhalif olan insanlara saldırmaktır. Bunlar aydınlığa karşı bir güçtür. Umarım en kısa zamanda uluslararası güçler ve sivil toplum örgütleri bu konuya duyarlılık gösterir ve saldırılara karşı bir önlem alır” dedi.

    “BU ZİHNİYETİ TÜRKİYE’DE ALEVİLERİ OLARAK ÇOK İYİ TANIYORUZ”

    Bu zihniyetin daha öncesinde de Türkiye’de yaşayan Alevilere karşı aynı şekilde saldırılarının olduğunu belirten İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Başkanı İbrahim Has da saldırıların durdurulması amacıyla çalışmalarının olduğunu ve Alevilerle birlikte hareket ettiklerini söyledi.

    “DİPLOMATİK ÇALIŞMALARIMIZ DEVAM EDECEK”

    Has, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Biz bu zihniyeti çok önceden tanıyoruz. Biz bu siyasal islamcı zihniyetin, işgalci, fetihçi, kendinden başka hiçbir kimliği kabul etmeyen zihniyeti biz Türkiye’deki Aleviler olarak çok iyi tanıyoruz. Dersim’de tanıyoruz, Maraş’ta tanıyoruz, Sivas’ta tanıyoruz. Maraş’ta da insanların kafaları kesilmişti. Mantık aynı, zihniyet aynı. Biz Avrupa Alevileri olarak Suriye’de yaşanan saldırılardan çok endişeliyiz. Britanya Alevi Bileşenleri olarak eylemlerimiz devam ediyor. Buradaki Arap Alevileriyle birlikte İngiltere Başbakanlığı önünde kitlesel bir basın açıklaması yaptık. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ve diğer federasyonlarla birlikte Strazburg’da Avrupa Konseyi önünde yine kitlesel açıklama yaptık. Yine çeşitli alanlarda etkinliklerimiz ve diplomatik çalışmalarımız devam edecek.”

    “ŞU ANDA DA VE GELECEKTE DE YENİ MARAŞLAR YAŞANMAYA DEVAM EDİYOR”

    Yeni Alevi katliamlarının olmaması için Avrupa ve İngiltere Alevileri olarak mücadele edeceklerini vurgulayan Has, “Suriye’de yaşayan Aleviler korku içindeler, endişe içindeler. Biz Britanya Alevi federasyonu olarak bağımsız gözlemcilerin gönderilmesini; oradaki insanların can ve mal güvenliklerinin emniyete alınması ve Suriye’de bütün azınlıkların, bütün kimliklerin kabul edileceği yeni bir sürecin, yeni bir anayasanın muhakkak garantiye alınması gerekmektedir. Aksi taktirde Suriye’de şu anda da gelecekte de yeni Maraşlar yaşanmaya devam ediyor. Biz Avrupa ve İngiltere’deki Aleviler olarak sesimizi duyurmaya devam edeceğiz.”

    “KÜRTLERİN KAZANIMLARI GASP EDİLİYOR”

    Türkiye’nin Suriye politikalarına değinen Has, Kürtlerin kazanmış olduğu bölgelere saldırıların kabul edilmeyeceğini belirterek, “Türkiye’de çözüm süreci gibi bir şey gösteriliyor. En radikal milliyetçi parti tarafından dillendirilirken bir yandan da AKP-MHP tarafından DEM Parti’nin kazanmış olduğu belediyeye kayyımlar atanıyor, işgaller yapılıyor, halkın iradesi yok sayılıyor. Bu bir havuç politikasıdır. Kürtlere ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalışmaktır. Bu sürecin ne kadar samimi olduğu noktasında şüpheler var. Bir yandan barış için görüşmeler yapılırken bir yandan da Kürtlerin kazanımlarının gasp ediliyor. Bunu kınıyoruz” dedi.

    Elif TABAK-Kamber YILDIZ/İNGİLTERE

     

  • AABF ve AABK Yol Erkan Kurulu’ndan Suriye’deki saldırılara karşı harekete geçme çağrısı!

    AABF ve AABK Yol Erkan Kurulu’ndan Suriye’deki saldırılara karşı harekete geçme çağrısı!

    PİRHA- AABF ve AABK Yol Erkan Kurulu, Suriye’de Aleviler ve diğer etnisitelere yönelik saldırılara ilişkin Avrupa’daki devletlere sorumluluk alarak harekete geçmesi çağrısında bulundu. Çağrıda, ” Tüm sivil kuruluşlarının ve devlet makamlarının, Alevilere ve hedefte olan diğer azınlıklara yapılan bu zulme karşı ivedilikle harekete geçilmesini bekliyoruz” denildi.

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Yol Erkan Kurulu, Suriye’de Aleviler ve diğer etnisitelere yönelik saldırılara ilişkin Almanya hükümetine çağrıda bulunan bir metin yayınladı.

    Pir Celal Keykubat ve Pir Ecevit Emre imzasıyla yayınlanan açıklamada Suriye’de başta Aleviler olmak üzere orada yaşayan Ezidiler, Hristiyanlar, Türkler, Kürtler ve Araplar, çocuk, kadın, yaşlıların katledildiğine vurgu yapılarak Avrupa’daki hükümetlere saldırıların durdurulması için harekete geçmesi çağrısında bulunuldu.

    “KATLİAM VE ZULME SESSİZ KALMALARI KABUL EDİLEMEZ”

    AABF ve AABK Yol Erkan Kurulu’nun açıklaması şöyle:

    “Yeryüzünde egomuzu ve benliğimizi aşarak, her inanca ve milliyete saygı göstererek yaşadığımız takdirde ne savaşlara ne de zulme yer kalır. Ne yazık ki, Ortadoğu, yüzyıllardır monarşi ve kapitalist düşüncelerin etkisiyle, kendilerinden olmayan veya itaat etmeyenleri hedef alan katliamlarla tarihin karanlık sayfalarında yer almıştır.

    Tarih, tekerrürden ibarettir. Bugün Suriye’de, başta Aleviler olmak üzere orada yaşayan Ezidiler, Hristiyanlar, Türkler, Kürtler ve Araplar, çocuk, kadın, yaşlı demeden katledilmektedir. Barış adına, öncelikle insanların silahları toplanmış; ardından dünyanın gözü önünde, etnisite ve inancından dolayı başların kesildiği, kadınlara ve çocuklara tecavüzlerin yapıldığı bir ortam yaratılmıştır.

    Bugün, çeşitli ülkelerin Suriye’de yeniden yapılanma adına başlattıkları görüşmeler ne kadar doğal görünse de, bu katliam ve zulme sessiz kalmaları kabul edilemez bir durumdur.

    HÜKÜMETLERE HAREKETE GEÇME ÇAĞRISI

    Bu yüzyılda hâlâ bu tür katliamları durduramayacaksak veya sessiz kalacaksak, olmazsa olmaz dediğimiz insan haklarını ve yaşamı koruma haklarımızı kaybetmiş oluruz.

    Değerli bakanlar, milletvekilleri, inanç önderleri ve sivil toplum yöneticileri; sizlerin her birinden acil beklentimiz, bir an önce bu katliamların ve zulmün hiçbir gerekçeye mahal vermeden durdurulmasıdır. Zulme uğrayan toplumların can ve mal güvenliklerinin sağlanmasından emin olunmalıdır. Tüm sivil kuruluşlarının ve devlet makamlarının, Alevilere ve hedefte olan diğer azınlıklara yapılan bu zulme karşı ivedilikle harekete geçilmesini bekliyoruz.”

    PİRHA/ALMANYA

  • Aşık Veysel’in heykeline saldırıya tepki: Bu barbar, vandal dinciliğin kudurmasıdır

    Aşık Veysel’in heykeline saldırıya tepki: Bu barbar, vandal dinciliğin kudurmasıdır

    PİRHA- İstanbul’un Avcılar ilçesinde bulunan Aşık Veysel’in heykelindeki sazı, kimliği henüz belirlenmeyen kişi veya kişiler tarafından kırıldı. Heykele yapılan saldırı büyük tepki çekti. Şair-Yazar Nihat Behram, “Alevi düşmanlığı “Aşık Veysel’in heykeline saldırı boyutuna vardıysa bu artık barbar, vandal dinciliğin kudurmasıdır. Susma, değerlerine sahip çık!” dedi. 

    Avcılar’da Erol Mumcu Kültür Sanat Parkı’nda bulunan Aşık Veysel heykeline kimliği henüz belirlenmeyen kişi ya da kişiler tarafından saldırıda bulunuldu. Aşık Veysel’i elinde sazıyla tasvir eden heykelin sazının sap kısmını kırdılar.

    Aşık Veysel’in sazının kırılmasına bir tepki de Şair-Yazar Nihat Behram’dan geldi.

    Behram, X hesabından yayınladığı mesajda, “Alevi düşmanlığı eğer insanlığa aydınlık saçan, yüreği sevgi, iyilik pınarı halk atası Aşık Veysel’in heykeline saldırı boyutuna vardıysa bu artık aydınlık olan her şeye düşman barbar, vandal dinciliğin kudurmasıdır. Susma, değerlerine sahip çık!” dedi.

    Bu arada Avcılar Belediyesi, sanatçılara ait eserlerin korunmasına yönelik çalışmalarını sürdüreceğini açıkladı.

    PİRHA/İSTANBUL