Etiket: sanat

  • Roza Kay Ma Sımayme tiyatro grubunun Kırmançki ‘Gağan’ oyunu yarın sahnelecek

    Roza Kay Ma Sımayme tiyatro grubunun Kırmançki ‘Gağan’ oyunu yarın sahnelecek

    PİRHA-Roza Kay Ma Sımayme tiyatro grubunun ‘Gağan’ isimli Kırmançki/Zazaca oyunu yarın PSAKD Alibeyköy Cemevi’nde oynanacak. 

    Fintoz Dikme tarafından dört yıl önce kurulan “Roza Kay Ma Sımayme” (Oyun Günü Biz Siziz) tiyatro grubu ‘Gağan’ isimli oyununu 21 Ocak Cumartesi günü saat 19.30’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Alibeyköy Cemevi Konferans Salonu’nda oynayacak.

    Kırmançki/Zazaca dilinde oynanacak ‘Gağan’ oyunu Fintoz Dikme tarafından yazıldı ve yönetiliyor. Dikme’nin yanı sıra Düzali Külahcı ve Cemal Akbayın da oyuncular arasında yer alıyor. Ayrıca Serbülent Güzeldere de konuk oyuncu olarak sahneye çıkacak. Oyunun müziğini ise Aydın Yağan yapıyor.

    “ESKİ GELENEKLERİ ANLATAN BİR OYUN”

    Oyuna ilişkin PİRHA‘ya bilgi veren Dikme, “Dört kişi bir araya gelerek grubu kurduk. ‘Gağan’ eski gelenekleri anlatan bir oyun. İlk defa oynayacağız. Başka yerlerde de oynayacağız. Dersim’in kaybolmak üzere olan Zazaca/Kırmançki dilinde sahneleyeceğiz. Dört yıl önce grup kurulduğunda ‘Adırê Çeyi’ isimli bir oyun yazdım. Kadınlarla beraber sahneye çıkacaktık ama koronavirüs başlayınca çıkamadık. Şimdi yeni bir oyun yazdım. Daha önce hiç tiyatro yapmamış kişiler ile oynayacağız. Provalarımızı yaptık. Oyunun müziğinde Aydın Yağan var.

    PİRHA / İSTANBUL

  • DAD İzmir Şube ve Gençlik Meclisi’nden Kirmancki eğitim atölyesi

    DAD İzmir Şube ve Gençlik Meclisi’nden Kirmancki eğitim atölyesi

    PİRHA- DAD İzmir Şubesi ve Gençlik Meclisi, Kürtçe’nin Kirmancki lehçesinde eğitim atölyesi başlatacaklarını duyurarak atölyeyi sahiplenme çağrısını yineledi. 

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi ve derneğin Gençlik Meclisi, Kürtçe’nin Kirmanckî (Zazakî) lehçesinde eğitim atölyesini yeniden başlatacaklarını duyurdu.

    Açıklamada dilin inançla kurduğu bağın önemli bir iletişim aracı olduğuna vurgu yapılarak, “Raa Heq/Rêya Heq yoluna revan olan biz talipler için bu açıdan hakikat manasının özüne varmak ve kültürel değerlerimizi sahiplenip yaşatmak adına dilimizi bilmek, öğrenmek ve unutmamak oldukça önemli ve inancımızla birbirine sıkı sıkıya bağlı bir yerde durmaktadır” diye belirtildi.

    “DİL ATÖLYEMİZİ KÜLTÜR VE SANAT İLE ZENGİNLEŞTİRMEYİ HEDEFLİYORUZ”

    Kürtçe’nin Kirmancki lehçesiyle gerçekleşecek olan dil atölyesinin bu dönem kültür, sanat ve inanç ritüelleri ile zenginleştirilmesinin hedeflendiği kaydedilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Dil, inancın itikat haznesi ve hakikatle kurduğu bağın en önemli iletişim aracıdır. Hardê Dewreş’in, Jiyar û Diyar’ların dili ve inancı bu açıdan ikrarlı ve birbirine rızalıdırlar. ‘Zonê ma Zonê Xiziro/Dilimiz Xızır’ın dilidir’ tanımlaması bu gerçeği en iyi açıklayan vurgulardan olmaktadır. Raa Heq/Rêya Heq yoluna revan olan biz talipler için bu açıdan hakikat manasının özüne varmak ve kültürel değerlerimizi sahiplenip yaşatmak adına dilimizi bilmek, öğrenmek ve unutmamak oldukça önemli ve inancımızla birbirine sıkı sıkıya bağlı bir yerde durmaktadır. Bu bilinçle, geçen dönem başlattığımız ve bu dönem de devam ettirmeyi amaçladığımız dil atölyesi çalışmamız var. Kürtçe’nin Kirmanckî lehçesiyle gerçekleşecek olan dil atölyemizi bu dönem kültür, sanat ve inanç ritüelleri ile zenginleştirmeyi hedefliyoruz. Atölye kayıtlarımız başlamıştır. Tüm canları dil atölyemize bekliyor ve hep birlikte öğreneceğimiz bu çalışmada yer almalarını diliyoruz.”

    PİRHA/İZMİR

     

  • İlkay Akkaya’nın konseri Ülkü Ocaklarının isteği üzerine yasaklanmış!

    İlkay Akkaya’nın konseri Ülkü Ocaklarının isteği üzerine yasaklanmış!

    PİRHA-Sanatçı İlkay Akkaya’nın 31 Ekim tarihinde Bursa’da vermeyi planladığı konserin Ülkü Ocaklarının talebi üzerine Nilüfer Kaymakamlığı tarafından yasaklandığı ortaya çıktı. Akkaya karara ilişkin “Bu dilekçeye istinaden konser yasaklamak nasıl da zavallı bir durum” diyerek tepki gösterdi.

    Sanatçı İlkay Akkaya’nın 31 Ekim günü Bursa Akademik Odalar Birliği sahnesinde yapılması planlanan konserin Ülkü Ocakları Nilüfer İlçe Başkanlığı’nın Nilüfer Kaymakamlığı’na yazdığı dilekçe üzerine iptal edildiği ortaya çıktı.

    Ülkü Ocakları Nilüfer İlçe Başkanlığı’nın dilekçesini paylaşan Akkaya, karara “Bu dilekçeye istinaden konser yasaklamak nasıl da zavallı bir durum” ifadeleriyle tepki gösterdi.

    Ülkü Ocaklarının yazdığı dilekçede “Adı anılan bu sanatçı terör örgütünün propagandasını yapmakta, terör örgütü liderinin fotoğrafının altında poz vermekte ve öldürülen terör örgütü mensuplarının resimlerini paylaşarak anmaktadır. Ülkü Ocakları Nilüfer İlçe Başkanlığı olarak Nilüfer ilçemizde 31.10.2022 tarihinde düzenlenecek sözde sanatçı İlkay Akkaya’nın konserinin iptalini talep ediyoruz” ifadeleri kullanıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ayfer Düzdaş’ın “Arguvan Kılamları-Kılomên Arxawûn” adlı albümü çıktı-VİDEO

    Ayfer Düzdaş’ın “Arguvan Kılamları-Kılomên Arxawûn” adlı albümü çıktı-VİDEO

    PİRHA-Sanatçı Ayfer Düzdaş’ın “Arguvan Kılamları-Kılomên Arxawûn” adlı albümü çıktı. Düzdaş albümünde il ve ilçe merkezlerinin yanı sıra 15’ten fazla köy ziyaretinde bulunmuş, 18 kaynak kişiden, yöreye ait 90’nın üzerinde Kürtçe/Kurmancî eser kayıt altına almış.

    Sanatçı Ayfer Düzdaş’ın “Arguvan Kılamları-Kılomên Arxawûn” adlı albümü çıktı. Halk arasında Malatya “Arguvan Türküleri”, “Arguvan Ağzı”, “Arguvan Havası”, “Kilomên Arxawûn” olarak bilinen halk şarkılarının daha çok Kürtçe/Kurmancî olanlarını derleyen Ayfer Düzdaş, bir bölümünü bu albüm aracılığıyla kültür tarihimize bir armağan olarak kazandırıyor.

    “GELECEK KUŞAKLARA SÖZLÜ TARİH ÇALIŞMASI OLARAK AKTARMIŞ OLACAK”

    Albümün tanıtım yazısında şu ifadelere yer verildi:

    “Ayfer Düzdaş, 2012 – 2014 yıllarında Malatya’nın Arguvan, Yazıhan, Kürecik, Hekimhan ilçeleri ve köylerinde yaptığı Kürtçe derlemelerin tamamını ise imkanlar ölçüsünde müzik severlerle buluşturmayı amaçlıyor. Sanatçı bu derleme çalışmalarını yaparken; il ve ilçe merkezlerinin yanı sıra 15’ten fazla köy ziyaretinde bulunmuş, 18 kaynak kişiden, yöreye ait 90’nın üzerinde Kürtçe/Kurmancî eser kayıt altına almış. Çoğu ilk kez gün yüzüne çıkan bu derlemeler ile yerelde saklı kalmış ama hinterlandı evrensel boyutlarda olan kültürel değerleri de kamusallaştırmış olacak. Ayfer Düzdaş bu çabasıyla, kaybolmakla yüz yüze kalan Arguvan Klamları’nı birer kültürel değer olarak müzik tarihine kazandırıyor. Böylece, kayıt altına aldığı bu kültürel değerleri, albüm ya da albümlerde toplayacak ve gelecek kuşaklara sözlü tarih çalışması olarak da aktarmış olacak.

    “CEMLERDE SÖYLENEN DEYİŞLER ÖNEMLİ YER TUTMAKTADIR”

    Arguvan ezgileri genellikle köy ve doğa toplumlarında sık görülen temalar ile örülüdür. Başat olan temalar ise sevda, gurbet, ölüm ve ayrılık üzerinedir. Yaşamın içinden beslenen ezgiler tarlada ot biçerken, yaylaya çıkarken, koyun otlatırken ve bir ölüm yaşandığında yakılan ağıtlarda bulur ifadesini. Arguvan ezgileri çoğunlukla ‘’Dede Makamı’’, ‘’Hüseyni’’, ‘’Uşak’’ ve ‘’Garip Hicaz’’ makamlarında söylenir. Malatya’da söylenen klamlar (türküler) hem uzun hava hem de kırık hava olarak karşımıza çıkar. Cemlerde semah dönülürken söylenen deyişler ve Duwaz-ı İmam’lar da önemli bir yer tutmaktadır. Yörede; Alevi felsefesinden kaynaklı deyiş, duvaz ve semah ezgilerine de sıkça rastlanır. ‘’Dede Makamı’’ olarak da ifade edilir. Fakat deyişlerin büyük bir kısmı asimilasyonun etkisiyle Türkçe söylenir olmuştur.

    Yörede “Dede Makamı” olarak tanımlanan deyişler; üç telli Dede Sazı ile çalınır, on iki perdeli, tezenesiz çalım şekli olan pençe ya da şelpe adı verilen teknikle icra edilir. Malatya’da dede sazı dışında bağlama, cura, klarnet (Arapgir), keman (çok azdır), davul-zurna, kaval (Çobanlar kaval ve dilli düdük çalar) en çok görülen enstrümanlardır. Düğünlerde genelde davul-zurna ya da davul-klarnet çalınır.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Özcan Alper ödülünü TTB Başkanı Fincancı’ya ithaf etti

    Özcan Alper ödülünü TTB Başkanı Fincancı’ya ithaf etti

    PİRHA-Boğaziçi Film Festivali’nde en iyi yönetmen ödülünü alan Özcan Alper, ödülünü tutuklanan TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı’ya ithaf etti.

    Bu sene 10’uncusu düzenlenen Boğaziçi Film Festivali, Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) gerçekleştirilen törenle sonra erdi. “Karanlık Gece” filmi ile ulusal uzun metraj film dalında en iyi yönetmen ödülünü kazanan Özcan Alper ödülünü tutuklanan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı’ya ithaf etti.

    “BARIŞ DEDİĞİ İÇİN LİNCE MARUZ KALDI”

    Ödül konuşmasında Alper şunları söyledi:

    “Murat Uyurkulak olmasa yazamazdım bu filmi. Film bir kötülük hikayesi, linç hikayesi. Ama sadece şimdiye bakmaya çalışmadık. Bir yıl önce bir odada aslında oturup bu coğrafyadaki ama tabii ki dünyadaki ama tabi önce bu coğrafyadaki kötülük meselesini anlamaya çalıştık… Nasıl oluyor da böyle bir durumda insanlar böyle bir kötülüğün içinde çoğunluk olabiliyor. Ama maalesef bitmiyor bu kötülükler. Örneğin son birkaç haftadır. Biz gençliğimizde o kurumları çok iyi bilirdik. Çünkü en ufak bir hak mücadelesinde en ufak bir hak arayışında devlet şiddetine maruz kalıyorduk. Belki ben en azına maruz kaldım ama özellikle arkadaşlarımdan biliyorum ve o zaman işkenceye uğrayan arkadaşlarımızla, ya da hak hukuk aradığımızda gittiğimiz birkaç kurum vardı. Bunlardan biri, hiçbir siyasi görüş hiçbir şey ayırmadan, Türkiye gibi bir ülkede, Türkiye İnsan Hakları Vakfı gibi bir vakıf vardı, Türkiye İnsan Hakları Derneği vardı. Ve bu kurumlarda aslında hep barış olsun diyen, asla savaş olsun demeyen bir kadın, Şebnem Korur Fincancı, biliyorsunuz, sadece yine barış dediği dediği için maalesef bir linç kampanyasına maruz kaldı. Umarım son olur. Umarım cezaevinden bir an önce çıkar. Bu ödülü ona ithaf ediyorum.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Sevdadan Kavgaya Gezer Şarkılar’ dinleyiciyle buluştu

    ‘Sevdadan Kavgaya Gezer Şarkılar’ dinleyiciyle buluştu

    PİRHA-Muzaffer Gezer şiirlerinden bestelenmiş şarkılar “Sevdadan Kavgaya Gezer Şarkılar” adıyla dijital platformlarda yerini aldı. Muzaffer Gezer’in şiirlerinden bestelenen 12 şarkı dinleyiciyle buluştu.

    Muzaffer Gezer şiirlerinden bestelenmiş şarkılar ‘Sevdadan Kavgaya Gezer Şarkılar’ adıyla dijital platformlarda yerini aldı.

    Şair ve söz yazarı Muzaffer Gezer’in şiirlerinden bestelenen 12 şarkı dinleyiciyle buluştu. Muzaffer Gezer’in kendi bestelerinin yanı sıra Ercan Aydın, Erdal Bayrakoğlu, Mustafa Yavuz, Songül Bulur, Zehra Er, İnan Tat ve Vedat Türkali En İyi İlk Roman Ödülü sahibi müzisyen-yazar Fatih Gezer’in de bestelerinin olduğu ‘Sevdadan Kavgaya Gezer Şarkılar’, İnan Tat aranjörlüğünde Güvercin Müzik etiketiyle yayınlandı.

    Grup Yorum, Hüseyin Turan, Ercan Aydın, Erdal Bayrakoğlu, Haluk Çetin, Pınar Aydınlar, Songül Bulur, Serhad Raşa, Fatih Gezer, Suat Kaya, İnan Tat’ın yanı sıra Hilmi Yarayıcı ve kızı Mahu Hena Yarayıcı da albümde şarkı seslendiren sanatçılar arasında. Hilmi Yarayıcı ve kızı Mahu Hena Yarayıcı daha önce de yine Muzaffer Gezer ve Zehra Er imzalı “Ali İsmail Korkmaz” şarkısında birlikte mikrofon başına geçmişlerdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ayışığı Ekin Sanat Derneği, Çizgili Özgür Sergisi düzenleyecek

    Ayışığı Ekin Sanat Derneği, Çizgili Özgür Sergisi düzenleyecek

    PİRHA-Ayışığı Ekin Sanat Derneği, tutuklular ile dayanışmak amacıyla 22 Ekim-19 Kasım tarihlerinde Çizgili Özgür Sergisi düzenleyecek. 

    Ayışığı Ekin Sanat Derneği, tutuklular ile dayanışmak amacıyla onların hazırladıklarıyla bir sergi düzenleyecek.

    22 Ekim-19 Kasım tarihleri arasında Çizgili Özgür Sergi adıyla yapılacak olan etkinlikte kolaj atölyesi, film gösterimi ile kitap söyleşisi ve imza günü de gerçekleştirilecek. Sergi, derneğin İstanbul Şişli’deki binasında yapılacak.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ataşehir Belediyesi, Mikail Aslan’ı konser programından çıkardı; sanatçıdan tepki!

    Ataşehir Belediyesi, Mikail Aslan’ı konser programından çıkardı; sanatçıdan tepki!

    PİRHA-Sanatçı Mikail Aslan, İstanbul Ataşehir Belediyesi tarafından bu yıl 7’ncisi düzenlenen “Kardeş Kültürlerin Festivali” programından çıkarıldığını duyurdu. 

    Festival ve konser yasaklarının sürdüğü Türkiye’de bir konser engeli de sanatçı Mikail Aslan’a geldi. İstanbul Ataşehir Belediyesi’nin 7. Kardeş Kültürlerin Festivali’ne davet edilen sanatçı Mikail Aslan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, programdan çıkarıldığını duyurdu.

    “SESİMİZİ KESEREK Mİ KARDEŞLİĞİ İNŞA EDECEKSİNİZ?”

    Ataşehir Belediyesi’ni de etiketlediği paylaşımında “İki, üç ırkçı trole boyun eğip bizi programdan çıkardınız” ifadelerini kullanan Aslan, “Kardeşliği sesimizi keserek mi inşa edeceksiniz?” diye sordu.

    Mikail Aslan daha önce de, Bingöl’de düzenlemek istedikleri konser için, Bingöl Üniversitesi Recep Tayyip Erdoğan Kongre Merkezi ile 3 ay önce 3 bin TL’ye anlaştıklarını ancak fiyatın 20 bin TL’ye çıkarıldığını duyurmuş; bunun konserlerini yasaklamanın başka bir yolu olduğunu söylemişti.
    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘İlhan Sami’nin adaletsiz biçimde 28 yıldır cezaevinde olması oyunu yapmaya sevk etti’-VİDEO

    ‘İlhan Sami’nin adaletsiz biçimde 28 yıldır cezaevinde olması oyunu yapmaya sevk etti’-VİDEO

    PİRHA-Adil yargılanmadığı AİHM kararıyla kesinleşmesine rağmen 28 yıldır cezaevinde bulunan hükümlü şair İlhan Sami Çomak tarafından yazılan “Hayat Seni Çok Seviyorum” adlı oyunun yönetmeni Kemal Aydoğan ile oyuncuları Gülseven Medar ve Ali Tekbaş PİRHA’ya konuştu. Aydoğan, “İlhan Sami’nin adaletsiz bir biçimde 28 yıldır cezaevinde olması beni bu oyunu yapmaya sevk eden temel unsur” dedi.

    Adil yargılanmadığı AİHM kararıyla kesinleşmesine rağmen 28 yıldır cezaevinde tutulan hükümlü şair İlhan Sami Çomak‘ın yazdığı “Hayat Seni Çok Seviyorum” adlı oyun 8 Eylül günü Kadıköy Moda Sahnesi’nde izleyicileri ile buluşacak. Kemal Aydoğan‘ın yönettiği oyunda Gülseven Medar ile Ali Tekbaş rolleri paylaşıyor. Sahne tasarımının Bengi Günay‘a ait olan oyunun ışık tasarımını ise İrfan Varlı üstleniyor. Animasyon ve afiş tasarımında da Saeed Ensafi‘nin imzası bulunuyor.

    Moda Sahnesi, oyunun tanımında ise “Umutsuzluğun ağır karanlığını tartmak, kalbe ve akla çöken sessizliğin çoraklığını dağıtmak, hayatı derli toplu tutmak için umut hep yanımda oldu veya ondan uzaklaşmadım” ifadelerine yer veriyor. “Hayat Seni Çok Seviyorum” oyununun yönetmeni ve oyuncuları ile şair İlhan Sami Çomak’a, oyuna ve provalara dair konuştuk.

    Yönetmen Kemal Aydoğan, oyunu yapmaya sevk eden motivasyonu “İlhan Sami’nin adaletsiz bir biçimde 28 yıldır cezaevinde olması beni bu oyunu yapmaya sevk eden temel unsur” şeklinde açıklarken, Çomak’a ait “Karınca Yuvasını Dağıtmamak” isimli otobiyografisine değindi. Aydoğan şunları söyledi:

    “BAŞINA GELEN FELAKETİ KENDİ BAŞIMA GELMİŞ GİBİ HİSSEDİYORUM”

    “İlhan Sami’nin adaletsiz bir biçimde 28 yıldır cezaevinde olması beni bu oyunu yapmaya sevk eden temel unsur. Çünkü bu adaletsizlik sadece İlhan Sami’nin değil aslında hepimizin başına gelmiş bir adaletsizlik. Kimsenin bu tür adaletsiz bir cezalandırmayla özgürlüğü elinden alınamaz. Bu insan haklarına aykırı bir durum. Bunu kendi adıma bir sorumluluk olarak sayıyorum ve gündeme getirmenin gündemde tutmanın gerekli olduğunu düşünüyorum. İlhan Sami’yi aslında 7-8 senedir takip ediyorum. Başına gelen felaketi bir tür kendi başıma gelmiş gibi de hissediyorum. Bu sadece İlhan Sami’ye değil aslında tüm adaletsizliğe uğramış herkes için geçerli. İlhan Sami’nin avantajı tabii şiir yazıyor ve o şiirlerden bir oyun yapma imkanı var mı diye de düşündürtüyordu.

    Fakat en son “Karınca Yuvasını Dağıtmamak” diye bir biyografisi çıktı İletişim Yayınları’ndan. Ondan sonra oyun yapma düşüncesi daha mümkün hale geldi. Çünkü şiirdense otobiyografi aslında daha sahneye taşınır bir şeydi. Çok güçlü bir otobiyografi. “Karınca Yuvasını Dağıtmamak” hem İlhan Sami’yi, hem coğrafyayı, hem yaşadığı adaletsizliği çok derinlemesine ayrıntılı bir biçimde anlatıyordu. Ben o kitaptan bazı bölümleri seçtim oyun yapmak üzere. Sonra vasisi İpek Özel’le birlikte konuşurken, “Acaba bu seçtiğim bölümlerden İlhan Sami bir oyun yapar mı? Yeniden bir oyun yazar mı?” diye bir fikir gelişti. Hem de mahpusta belki zamanı onun adına kolay geçmesini sağlarız diye. İlhan Sami de sağ olsun kabul etti bu fikri. Bir ay içinde oyun yazıldı. Sonra da Gülseren ve Ali’yle buluştuk. Bu oyunu okudular, çok sevdiler. O günden beri de işte oyunu yapmak, sahneye taşımak üzere birlikte çalışıyoruz.”

    “21 YAŞINDAN BERİ CEZAEVİNDE OLDUĞUMU DÜŞÜNEMİYORUM”

    Çomak’ın uzun tutukluluk durumunu hatırlatan Gülseven Medar ise oyunda rol aldığı için heyecanlı olduğunu belirtti. Medar, şöyle konuştu:

    “Tabii zor bir hayat. İlhan Sami de diyor ya “Bilseydim bu kadar uzun süreceğini bu tutukluluğun baştan herhalde çıldırırdım.” O biraz bize de böyle dile kolay gelen ama gerçekte o yılları düşündüğümüzde kendimi şöyle şu an 40 yaşındayım ve 21 yaşından beridir bu yaşıma kadar yani cezaevinde olduğumu düşünemiyorum aslında. Düşünmek istemiyorum. Ama şimdi biz İlhan Sami Çomak’ın o heybesinde biriktirdiği, doldurduğu o çocukluk heyecanı, yaşam sevinciyle, hapishane yıllarında o dayanma halini anlamaya, görmeye, onu okumaya çalışıyoruz. Kendi yaşantımızdaki referanslara da zaman zaman başvuruyoruz.

    Bu oyunu ilk okuduğumda bu tutukluluk halinin, eminim ki depresyonla geçmiş olabilecek bu süreci “Nasıl canlandıracağız?” ile ilgili kafamda çok soru işareti vardı. Fakat eseri elime aldığımda oradan bir ışık fışkırdığını, oradan bir yaşam hatta kendi yaşamımı, çocukluğumu, gençliğimi hayatla kurduğum ve unuttuğum o bağlantıları tekrar canlandırdığını gördüm. Eserin gücünü gördüm. Bu beni çok heyecanlandırdı. Daha önce müzikal oyunculuğu yaptım ve müzisyenim. Tiyatroyu bu şekilde biraz replik, monolog sürecinde götürebileceğimi aslında Kemal abiyle deneyimleyerek yürütmeye çalışıyorum. Bir bilinmezliğe de attım kendimi. Benim için de çok heyecanlı ve beni büyüten bir şey oldu şimdiye kadarki süreçte. Bundan sonrası için de ben de gerçekten de merak içerisinde bekliyorum. Hem seyirciler, hem Kemal abi gibi.”

    “ÇOMAK’IN HAYATINI, DUYGULARINI, İZLEYİCİ İLE PAYLAŞMAYA ÇALIŞACAĞIZ”

    Ali Tekbaş da oyunun sahnesine çağrıda bulunurken, “Bendeki heyecan ve bu projeye ya da bu oyunda olma isteğim ya da şu an burada olma nedenim biraz da hepimizin de söylediği gibi çocukluğuna dair izleri taşıyor olması. Çünkü teksti aldığımızda, kitabı okuduğumda yaşadığım şeyleri orada görebildim. Bundan dolayı duygulandığım çoğu yerde kızdığım gibi de oldu, gerildim. Yani tuhaf duygulara girdik okumalarda. Şimdi buradayız ve Eylül’ün 8’ine kadar provalarımız var. Tam olarak ortaya nasıl bir şey çıkacağını heyecan ve merakla bekliyoruz. Ama İlhan Sami Çomak’ın hayatını, çocukluğunu, gençliğini, başından geçen o yaşadığı zorlu dönemleri ve şu anki duygularını, hislerini gelecek, dinleyecek, izleyecek olan kişilerle, seyirciyle paylaşmaya çalışacağız. Bundan dolayı çok heyecanlıyız ve aynı zamanda da o günü bekliyoruz açıkçası” ifadelerini kullandı.

    “Hayat Seni Çok Seviyorum” oyunu 8-9-10-11 Eylül 2022 tarihlerinde Kadıköy’de bulunan Moda Sahnesi’nde izleyicileri ile buluşacak.

    İlhan Sami Çomak, şu an Silivri 5 Nolu Cezaevi’nde tutuluyor. Çomak’ın 2 yıl sonra tahliye olması bekleniyor.

    Barış KOP / İSTANBUL

  • Şair Ahmet Telli: Her sanatçı aydın değildir, çünkü sanatın kendi itiraz dili vardır-VİDEO

    Şair Ahmet Telli: Her sanatçı aydın değildir, çünkü sanatın kendi itiraz dili vardır-VİDEO

    PİRHA-Türkiye’de siyasal İslam’ın uyguladığı faşizm güçsüzleştikçe baskıları daha da artırdığını söyleyen Şair Ahmet Telli, “Bir sanatçı itiraz seslerini mevcut gerçekliğin gücünden değil, sanatın gücünden almalıdır. Sanat daima egemenlikçi sistemle çelişki halinde olmalıdır” dedi. 

    Türkiye’de AKP-MHP iktidarının sanatçılara uyguladığı baskıcı ve yasakçı politikalar her geçen gün artarak devam ediyor. Sanatçıların konserleri yasaklanıyor, düşüncelerinden dolayı cezaevine gönderiliyor veya sürgün ediliyor.

    Şair Ahmet Telli, Türkiye’de sanatçılara yönelik baskının her geçen gün daha da arttığı bir dönemde sanatçıların alması gereken tavır hakkında PİRHA’ya konuştu.

    “SANATÇI İTİRAZ SESLERİNİ SANATIN GÜCÜNDEN ALMALIDIR”

    Türkiye’de siyasal İslam’ın uyguladığı faşizmin güçsüzleştikçe baskıları daha da artırdığını söyleyen Telli, “İktidarlar kendini zayıf hissettiği zaman gücünü baskılardan almaya çalışır. Her sanatçı aydın değildir, çünkü sanatın kendi itiraz dili vardır. Protest müzik sanatın bir itiraz dilidir. Şair de kullandığı imgelerle itiraz çığlığını ulaştırıyordur ama Türkiye’deki İslami faşizm bu kadar pasif itirazlarla gücünün azaltılabileceği bir noktayı çok aşmış durumda. Aydın, entelektüel ve sanatçı kavramlarını birbirlerinden ayrıştırmak lazım. Entelektüel soru soran kişidir, aydın ise sorduğu sorunun cevabını üretirken aynı zamanda yaptığı itirazın eyleminde de olan kişidir. Bir sanatçı itiraz seslerini mevcut gerçekliğin gücünden değil, sanatın gücünden almalıdır. Sanat daima egemenlikçi sistemle çelişki halinde olmalıdır” dedi.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Sözyüzü Dergisi’nin 3. sayısı çıktı

    Sözyüzü Dergisi’nin 3. sayısı çıktı

    PİRHA- Mersin’de yayın hayatına devam eden kültür, sanat ve edebiyat dergisi Sözyüzü yeni sayısıyla okuyucularına ulaştı.

    Yayın Kurulu’nda Alihan Demir, Bermal Ceyran, Diren Keser, Erdal Dalgıç, Jana Med İnanç, Saniye Kısakürek, Baha Sadık Akıner ve Faik Güçlü’nün yer aldığı Sözyüzü Dergisi’nin 3. sayısında, Saniye Kısakürek’ten Özgecan Aslan için bir mektup, Jana Med İnanç’tan ressam Azad Yeman’la söyleşi, Erdal Dalgıç’tan Dünya Şiir günü manifestosu, Baha Sadık Akıner’den Metin Altıok üzerine bir yazı, Zeynep Eşin’den Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya romanı hakkında bir inceleme yazısı yer alıyor.

    Dergiye yazıları ve şiirleriyle katkı sunanlar; Abdurrahman Bakır, Adem Şahin, Asım Çetinkaya, Aram Dilşad, Azad Kara, Baran Arslan, Bermal Ceyran, Fırat Bayrak, Ferqin Melik Aykoç, Hakan İlhan, Hikmet Dönmez, Hicri İzgören, Gökhan Gurbetoğlu, Gülay Vural, Kalender Durukan, Malik Enes Gümüşlü, Murtaza Serhat Sevinç, Mustafa Bilgücü, Miran Diler, Mizgin Acar, Nurhan Kılıçkaya, Nursel Yaşa, Nurten Dinçer, Rıfat Mertoğlu, R’Ulaş Karakuş.

    Editör notu ise şöyle:

    “Edebiyatın birleştirici ve iyileştirici gücüne güvenerek içine girdiğimiz bu yolculuk, üçüncü sayıya geldi. İşte yine karşınızdayız. Yoğun ve zahmetli bir çalışmanın sonunda hazırladığımız bu sayıyı, siz değerli okurların beğenisine sunuyoruz. Günümüzde dergiciliğin içine girdiği ekonomik dar boğaz ve ilgisizlik, sanat üretmemizi zorlaştırsa da inatla yürümeye devam ediyoruz. Biliyoruz ki kardelenler, zemherinin çocuklarıdır. Sanat her daim kendini var etmiş ve bir şekilde toplumun fotoğrafını çekebilmiştir.”

    PİRHA/MERSİN

     

     

  • 1134 isimden “Müzik Susturulamaz, Müzisyenler Susmaz” bildirisi-VİDEO

    1134 isimden “Müzik Susturulamaz, Müzisyenler Susmaz” bildirisi-VİDEO

    PİRHA- Müzisyen, besteci, söz yazarının içinde olduğu 1134 kişi “Müzik Susturulamaz, Müzisyenler Susmaz” başlıklı ortak metne imza attı.

    Son günlerde konser ve tiyatrolar ardı ardına iptal ediliyor. Son olarak Adana’da Amed Şehir Tiyatrosu’nun Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda oynanması beklenen “Tartuffe” adlı Kürtçe oyunu Adana ve Mersin Valiliği tarafından yasaklandı.

    Artan konser yasaklarına dair yüzlerce sanatçıdan tepki yükseldi. “Müzik Susturulamaz, Müzisyenler Susmaz” denilerek yapılan açıklamada, müzik üzerindeki baskıları, yasaklamaları kabul etmediklerini yetkililere ve kamuoyuna duyurmak üzere metni kaleme aldıkları belirtilerek, şunlar ifade edildi:

    “Biz aşağıda imzası olan müzik yorumcusu, besteci, söz yazarı, aranjör, müzik yapımcısı, müzik yazarı, müzik teknisyeni, menajer ve hayatını müzik sektöründen kazanan tüm meslek gruplarından katılımcılar olarak, müzik üzerindeki baskıları, yasaklamaları kabul etmediğimizi yetkililere ve kamuoyuna duyurmak üzere aşağıdaki metni kaleme aldık. Beş gün gibi kısacık bir sürede ağırlıklı olarak müzisyenlerin katılımıyla 1130 imzaya ulaşan metnimiz, bundan sonra müzik sektörünün bütün bileşenlerinden gelecek imzalara da açık olacak. Ve gelen her yeni imzayı ekleyerek listemizi güncelleyeceğiz. Umarız, biz yeni imzalarla müzik dayanışmamızı güçlendirirken, yetkililer de yeni yasaklamalar ve baskılarla karşımıza çıkmaz.”

    “Müzik Susturulamaz, Müzisyenler Susmaz” başlıklı açıklamaya şu ana kadar bin 134 isim imza atarken, imzanın açık olduğu bildirildi.

    “Müzik Susmayacak” bildirisine imza atan isimler şunlar:

    “Abdullah Ayav, Abdurrahim Budan, Adalet Öztürk, Adem Çiray, Adır Jan, Adil Görer, Adile Yadırgı, Adnan Girgin, Agit Işık, Agora Minör, Ahmet Eymen, Ahmet Güvenç, Ahmet Özdemir, Ahmet Telli, Ahmet Tirgil, Ahsen Ceylan, Ahu Zeynep Orman, AKAPUM, Akın Eldes, Alança Oskay, Alev Polat, Ali Akcan, Ali Altay, Ali Baran, Ali Basık, Ali Bilir (GRUP MUNZUR), Ali Büyüktürk, Ali Çağan, Ali Ekber Eren, Ali Ekber Kayış, Ali Ellek, Ali Fuat Aydın, Ali Geçimli, Ali Güneş, Ali Haydar Can, Ali Haydar Timisi, Ali İhsan Doğan, Ali Karacaer, Ali Karakuş, Ali Nafile, Ali Papur, Ali Rıza Aksoy, Ali Sinan Çulhaoğlu, Ali Tekbaş, Ali Yeşildağ, Alican Çakır, Alican Toprak, Alpay Sürgüt, Alpay Şalt, Alper Bakıner (LuXuS), Alper Fidaner, Alper Yılmaz, Apostolos Sideris, Ararat, Arıkan Sırakaya, Ari Barokas (Duman), Ari Hergel, Arif Erendemir, Arif Öz, Arif Sağ, Armağan Uludağ, ARMANC, Arzu Bursa, Aslan Kığılı, Aslı Akıncı, Aslı Demirer, ASTARE, Asuman Durşen, Asuman Koç, Aşır Özek, Aşina Yenyıl, Ataol Behramoğlu, Atilla Taş, Avni Sağlam, Ayaz Çavuşoğlu, Aybüke Albere, Aydın Çıracıoğlu, Aydın Güler, Aydın Karabulut, Aydın Vural, Aydın Yağan, Ayfer Düzdaş, Aygül Erce, Ayhan Ak, Ayhan Danyeli, Ayhan Doğan, Ayhan Orhuntaş, Aykut Gürel, Ayla Yılmaz, Aylin Aslım, Aynur Doğan, Aynur Erel, Aynur Soydan Erdemir, Aysun Ercan, Aysun Sökmen, Aysun Timurcan ve Grup Dost Yürek, Ayşe Saran, Ayşe Tütüncü, Ayşenur Kolivar, Aytaç Gökdağ (Müzik Köyü Fethiye), Ayten Ceylan, Azad Aytaş, Azad Yılmaz, Bade Nosa, Baha Boduroğlu, Bahar Çalışkan, Banu Kırbağ, Baran Aytaç, Baran Bozyel, Baran Çelebi, Baran Deniz, Baran Ertaş, Baran Temiz, Barış Atay, Barış Güvenenler, Barış Yerli (GRADO), Barış Yıldırım, Başak İdil Özen, Batu Kurnaz, Batu Mutlugil (DUMAN), Bektaş Eroğlu, Belkıs Akkale, Berfin Aktay, Bergüzar Erdoğan, Berivan Canpolat, Berrin Sulari, Besime Arı, Beyhan Aksoy, BÎDAR, Bilal Karaman, Bilge Günaydın, Bilge Susar, Bilgen Bengü, Binali İlgün, Birdal Aktaş, Birol Ağırbaş, Birol Topaloğlu, Bora Erdoğan, Bora Gencer, Bora Öztoprak, BRADER, Buğra Ömer Ortakçı, Buket Şimşek (GRUP MUNZUR), Burcu Akgün, Burcu Sarak, Burcu Sevsay, Burcu Tatlıses, Burcu Yankın, Burcu Yeşilbaş Taşdemir, Burhan Deniz, Burhan Hasdemir (CÜMBÜŞ CEMAAT), Burhan Şeşen (GÜNDOĞARKEN), Burhan Yıldız, Bülent Genç, Bülent Ortaçgil, Bülent Urgan, Cafer Arat, Cahit Berkay, Cahit Ece, Can Ali Türkmen, Can Göktürk, Can Kaya, Can Kazaz, Can Tan, Can Tanrıseven, Canan Anderson, Canan Özden Duran, Canan Sağar, Canay Doğan, Caner Babaoğlu, Caner Gülsüm, Cansın Angı, Cansu Nihal Akarsu, Cejna Saruhan, Cem Akgün, Cem Doğan, Cem Erdost İleri, Cem Gürel, Cem Köklükaya (CÜMBÜŞ CEMAAT), Cem Türkmenoğlu, Cem Yıldız, Cem Yılmaz (Yapımcı), Cemal Tunka, Cemil Güngören (GRUP MUNZUR), Cemil Koçgiri, Cemil Öndün, Cemil Sağyaşar, Cengâver Gülüm, Cengiz Acat, Cengiz Baltepe, Cengiz Baran, Cengiz Özkan, Cenk Arslanbuğa, Cenk Bonfil, Cenk Erdoğan, Cenk Eren, Cenk Güngör, Cenk Güray, Cenk Kaptan, Cenk Soyak, Cenk Şener, Ceren Aksan Mumcu, Ceren Gündoğdu, Ceren Temel, Cevahir Canpolat, Cevat Ertem, Cevdet Bağca, Ceyda Köybaşıoğlu, Ceyda Pirali, Ceylan Ertem, Cihad Yıldız, Cihan Barış Erdoğan (Grup Munzur), Cihan Bildirici, Cihan Çeken, Cihan Çelik, Cihan Dökmez, Cihan Terlan, Cihan Yaman, Ciwan Haco, Coşkun Demir, Coşkun Koyuncu, Cumhur Ersöz, Çağatay Çoker, Çağdaş Boztepe (KOMİK GÜNLER), Çağdaş Engin (KOMİK GÜNLER), Çağıl Kaya, Çağrı Çetinsel, Çağrı Çeviker, Çiğdem Yıldız, Dadal Zülfikar, Dalape Nena, Dede Murat Öztürk, Delil Dilanar, Demet Sağıroğlu, Deniz Arcak, Deniz Arslanbaş, Deniz Bayrak, Deniz Güngören, Deniz Kâhya, Deniz Koloğlu, Deniz Perhan, Deniz Taşar, Deniz Tekin, Dertli Divanî, Derviş Toprak, Derya Köroğlu (YENİ TÜRKÜ), Derya Petek, Devrim Bozkurt, Devrim Canen, Devrim Çelik, Devrim Demir (Besteci), Devrim Kavalli, Devrim Özlük, Devrim Zal, Dick Darlington, Didem Çetinkaya, Dil Tengî, Dila Bahar, Dilan Top, Dilara Sakpınar (Lara Di Lara), Diler Özer, Dilhan Şeşen, Diljen Ronî, Dilşad Göktepe, Diren İnaç, Doğan Canku, Doğan Çakmak, Doğan Çelik, Doğan Yılmaz, Doğu Kılıç, Doğucan Yaşar, Doğuş Budak, Dr. Ahmet Kaya, Duygu Demir, Ebru Çiçek, Ebru Selvikavak, Ebru Söylemez, Ece Şermet, Eda Baba, Edip Akbayram, Ediz Hafızoğlu, Efe Demiral, Ege, Ege Cengiz, Egemen Yontar, Ekim Yoloğlu, Ekin Bilgin, Ekin Vural, Eksik Gitar, Elif Çıraklar, Elif Dikeç, Elis Dubaz, Elvan San, Emin İgüs, Emine Öztepe, Emir Can İğrek, Emrah Doğrul, Emrah Karaca, Emrah Özdamar, Emrah Şenol, Emrah Yavuz, Emre Güney, Emre Kaya, Emre Merey, Emre Sercan İke, Emre Umurbilir, Ender Ersan, Ender Sayıner, Enes Esgin, Engin Aydın, Engin Cengiz, Engin Evin, Engin Gencer, Enver Muhamedi, Ercan Aydın, Ercan Düz, Ercan Gökhan Çağıran, Ercan Kan, Ercan Özaksoy, Ercan Tanrıverdi, Ercüment Gürçay, Erdal Altun, Erdal Bayrakoğlu, Erdal Beyazgül, Erdal Erzincan, Erdal Güney, Erdal Özege, Erdal Yapıcı, Erdal Yılmaz, Erdem Akın, Erdem Özkan, Erdem Sökmen, Erdem Sudabay, Erdoğan Çördük, Erdoğan Emir, Erdoğan Şimşek, Eren Aykanat, Eren Çetin, Eren Noyan, Eren Okur, Ergün Zengin, Ergüven Başaran, Erhan Erdener, Erhan Toprak, Erkan Akalın, Erkan Aksoy, Erkan Güneş, Erkan Gürer, Erkan Kenç, Erkan Oğur, Erkan Yavuzer, Erkin Hadimoğlu (YENİ TÜRKÜ), Erol Berxwedan, Erol Mutlu, Erol Özgür, Ersan Güzel, Ersin Ergün Keleş, Ertan Budak, Ertan Keser, Ertan Sezer, Ertan Tekin, Esma Ertel (BABA ZULA), Esra Kayıkçı, Esra Öztürk, Esra Turan, Evren Taş, Evrim Hikmet Öğüt, Eylem Aktaş, Eylem Erdoğan, Eylem Güler, Eylül Ergül, Eyüp Budak, Eyüp Yıldız, Ezgi Aktan, Ezgi Alaş, Ezgi Dilan Balcı, Ezgi Yelen, EZGİNİN GÜNLÜĞÜ, F. Ö.K., Faik Ateş, Faruk Değirmenci, Faruk Demir, Fatih Ahıskalı, Fatih Gezer, Fatih Özakoğlu, Fatih Veli Ölmez, Fedai Tayyar, Fehmiye Çelik, Ferhan Şentürk, Ferhat Can Özkan, Feridun Düzağaç, Ferit Şeker, Feryal Öney, Fethi Demirtaş, Fethi Yıldırım, Fırat Alkış (MİRAZ), Fırat Başkale, Fırat Can Kalyon, Fikri Kutlay, Fikriye Kılınç, Filiz Göze, Filiz Öztimur, FLÖRT, Fotini Kokkala, Fuat Alkış, Fuat Daşlı, Fuat Saka, Fuat Talay, Funda Sevilay Ünal, Funda Sezer, Gamze Akkuş İlgezdi, Gamze Ayata, Gamze Mimaroğlu, Geniş Merdiven Orkestrası, Gökçe Coşkun, Gökçe Gürçay (MOZAİK), Gökçen Kaynatan, Gökhan Ataman, Gökhan Birben, Gökhan Ekinci, Gökhan Kızgın, Gökhan Korkmaz, Gökhan Özoğuz (ATHENA), Gökhan Şeşen (GÜNDOĞARKEN), Gökhan Toker, Gökhan Tümkaya, Göksel Elbüken, Göksün Doğan, GÖLGEDEKİLER, Görkem Karabudak, Gözde Öney, Gözel Radyo, Grup ABDAL, Grup İDİGNA, Grup MUNZUR, Grup YELDEĞİRMENİ, GRUP YORUM, Grup ZEMHERİ, Gule Mayera, Gurbet Üzgün Demiral, Gül Gür, Gülay Sezer, Gülbahar Kavcu, Gülbahar Uluer, Gülcan Kızılkurt, Gülcihan Koç, Güler Gültekin, Gülfer Kerenci, Gülin Kılıçay, Gülseren Kılıç, Gülseven Medar, Gültekin Tetik, Gülten Benli, Gülten Kaya, Gündüz Ercandoğdu, Güneş Demir, Güneş Özgeç, Güney Dikme, Gür Akad, Güray Yıldırım, Gürkan Baltacılar, Gürkan Özkan, Gürkan Özmen, Gürsel Dayan, Gürsoy Tanç, Güven Çetin, Güvenç Dağüstün, Güzel Sevinç, Hakan Arınç, Hakan Gürbüz (CÜMBÜŞ CEMAAT), Hakan Kamalı, Hakan Kılıçoğlu, Hakan Kiltepe, Hakan Öz, Hakan Özoğuz (ATHENA), Hakan Şahin, Hakan Şensoy, Haldun Karabudak, Halil Yıldız, Halkların Köprüsü Korosu, Haluk Akay, Haluk Çakır, Haluk Çetin, Haluk Polat, Hami Barutçu, Handan Aksoy, Hande Yener, Harun Elkî, Hasan Yıldırım, Hasan Ali Sezer, Hasan Aran, Hasan Balank, Hasan Sağlam, Hasan Tercan, Haydar Çınar, Haydar Doğan, Haydar Selçuk, Hayrani Kami, Heja Netırk, Helin Erenler, Hemo, Hidir Savluk, Hikmet Akçiçek (VOVA), Hilal Nesin, Hilmi Nar, Hilmi Yarayıcı, Hivda Gökel, Hivron, Hurşit Yenigün, Hüseyin Alpaslan, Hüseyin Aydın, Hüseyin Kurtulmaz, Hüseyin Turan, Hüseyin Yeğin, Hüseyin Yıldız, Hüsnü Arkan, Işık Berfin Özsoy, İberya Özkan, İbrahim Karaca, İbrahim Rojhilat, İdil Meşe, İhsan Güvercin, İkbal Kaynar, İklim Tamkan, İkrami Özturan, İlayda Erol, İldeniz Çetin, İlhan Şeşen, İlkay Akkaya, İlkay Nerat, İlke Kızmaz, İlkin Deniz, İlknur Yakupoğlu, İlyas Arzu, İlyas Şimşek Kulcan, İnan Aran, İnan Söker, İnan Tat, İnanç Alankuş, İnci Engin, İpek Dinç, İrem Bekter, İrfan Alış, İrfan Yalcintepe, İrşad Aydın, İsmail Atalan Bengi, İsmail Gezginci, İsmail İlknur, İsmail Özen, İsmail Ural, İsmail Yurtaşan, İzel Susam, Jehan Barbur, Jehat Hekimoğlu, Jiyan Savcı, Jülide Canca Eke, Kaan Akay, Kaan Bıyıkoğlu, Kaan Oğuz, Kaan Tangöze (DUMAN), Kaan Yanartaş, Kadir Cava, Kadir Çat, Kadir Demir, Kadir Demirel, Kadir Şeker, Kadir Tapucu, Kadri Karagöz, Kadri Songün, Kafaya Islak Çifte, Kağan Yıldız, Kalben, Kardelen Pınar Ömer, Karma Whiff, Kartal Kaan, Kasım Taşdoğan, Kemal Baltepe, Kemal Begtaş, Kemal Kahraman, Kemal Kuzey, Kemal Küçükbakkal, Kemal Onur Tuzlacı, Kemal Sahir Gürel, Kenan Dalgıç, Kenan Gence, Kenan Yaşar, Kerem Can Aslan, Kerem Demirtaş, Kerem Görsev, Kerem Hasret Yeşilyurt, Kerem Kekeç, Kerem Sevinç, Kerem Türkaydın, Kerem Ulaş Dönmez, Kıvanç Altuğ, Kıymet Şimşek, KOMA SÎYABEND, Koray El, Koray Hatipoğlu, Koray Özer, Korhan Özyıldız, Kurtça Geçer, Kurtuluş Doğru, Kutlu Özmakinacı, Kutsal Evcimen, Lale Koçgün, Levent Akman (BABA ZULA), Levent Bursalı, Levent Canen, Levent Güneş, Leyla Artay, Leyla Diana Gücük, Lobna Allami, Lokman Kurucu, M. Sait Altun, Mahfuz Kızıl, Mahmut Çınar, Mahsum Kömürcu, MAVİ, Maviş Güneşer, Mazlum Çimen, Mazlum Gültekin, Mehmet Akba, Mehmet Akkaya, Mehmet Ali Edis, Mehmet Bekalp, Mehmet Ekici, Mehmet Gümüş, Mehmet Güzel, Mehmet Hayri Bilgen, Mehmet Kara, Mehmet Kazım S¸avklıyıldız, Mehmet Mehmet Karadağ, Mehmet Özen, Mehmet Özer, Mehmet Sağlam, Mehmet Sahip Ak, Mehmet Şen, Mehmet Taygun, Mehmet Teoman, Mehmet Yöntem, Mehpare Malgil, Mehtap Meral, Melek Mosso, Melike Demirağ, Melike Şahin, Melis Güven, Melis Karaduman, Melis Sökmen, Melisa Karakurt, Menduh Kurtboğan, Meral Coşkun, Mercan Erzincan, Merih Aşkın, Mert Ağırlar, Mert Baydeniz, Mert Sever, Mertcan Bilgin, Mertcan Tekin, Mertol Şalt, Merve Çalkan, Mêrxas Viyan (KOMA PEL), Mete Çelik, Metin Kahraman, Metin Karataş, Metin Şaşmaz, Metin Yılmaz, Mikail Aslan, Mikail Değirmenci, Mikail Yakut, Mine Yıldırım, MOR VE ÖTESİ, Muammer Ketencoğlu, Muhammed Mert Yorulmaz, Muharrem Temiz, Murat Aksak, Murat Arkan, Murat Aşer, Murat Beşer, Murat Çakır, Murat Çopur, Murat Ertel (BABA ZULA), Murat Güngör, Murat Karaçay, Murat Kaya, Murat Keser, Murat Kınay, Murat Küçükarslan, Murat Mengirkaon, Murat Meriç, Murat Serhaşi Toktaş (SİYA SİYABEND), Murat Vural, Murat Yapıştıran, Murat Yenyıl, Musa Baki, Musa Can Birben, Musa Eroğlu, Mustafa Güler, Mustafa Kemal Emirel, Mustafa Kemal Özkul, Mustafa Özarslan, Mustafa Süha Esgin, Mustafa Yiğit, Muzaffer Batuhan Koç, Muzaffer Gezer, Muzaffer Şahin, Mübin Dünen, Müfide İnselel, Müge Çakarlı, Müge Terlan, Mürşide Şimşek, Müslüm Eke, Müslüm Kızıl, Nadir Göktürk, Nadir Kaya, Nağme Yarkın, Naim Dilmener, Nazlı Toprak, Nedim Ruacan, Nejat Yavaşoğulları, Neslihan Solmaz, Neva Pangea, Nevzat Çelik, Nevzat Karakış, Nihad Jemsher, Nihat Balka (Nuhat Koroya Hevdeng), Nihat Behram, Nihat Işıklar, Nikki Wild (DJ), Nil İpek Hülagü, Nilgün Öneş, Nilüfer Sarıtaş, Nilüfer Sezer, Nilüfer Verdi, Niyazi Albay (KEŞMEKEŞ), Niyazi Koyuncu, Noksan, Nuray Erdem Tanrıverdi, Nurdan İpek, Nurettin Güleç, Nurettin İlhan, Nurgül Çomak, Nurgül Ersoy, Nursaç Doğanışık, Nurşay Aykut, Oguz Aksaç, Ogün Sanlısoy, Oğulcan Sönmez, Okan Arduç, Okan Erbaş (GRUP MUNZUR), Okan Karababa, Okan Kaya, Oktay Bilge, Oktay Kahraman, Olcay Bayır, Olcayto Art, Onok Bozkurt, Onur Akın, Onur Aydemir, Onur Can Çelik, Onur Dakak, Onur Olgun, Onur Tatı, Onur Toparlak, Onur Yamaç, Orçun Sünear, Orhan Akın, Orhan Bayram (Nar-ı Güman), Orhan Deniz, Orhan Mecit, Orhun Akar, Osman Enfiyecizade, Ozan Çoban, Ozan Erkan, Ozan Horoz, Ozan Murat, Ozan Poyraz, Ozan Serdar, Ozan Yağan, Ömer Albayrak, Ömer Baki Özümerzifon, Ömer Erciyes, Ömer Özgeç, Ömer Taşkın, Ömer Yardımcı, Ömür Ersoy, Ömür Göksel, Önder Almargun, Önder Bali, Önder Focan, Önder Özdemir, Övünç Aslan, Öykü Aras, Özcan Şenver, Özge Ç. Denizci, Özge Ertal, Özge Eyüboğlu, Özge Fışkın, Özge Pınar, Özge Sarıkurt, Özge Ürer, Özgür Akdemir, Özgür Atasoy, Özgür Kement, Özgür Kıyat, Özgür Kutay, Özgür Özdemir, Özgür Salur, Özgür Uludağ, Özgür Umut Üçer, Özgür Yalçın, Özgür Yılmaz, Özlem Ağrı, Özlem Can Uğursal, Özlem Gerçek, Özlem İlgen, Özlem Oktar, Öznur Turan Şeker, Papatya Ekiz, PEK (İpek Ural), Perit Jan Aydemir, Pervin Doğan, Pınar Aydınlar, Pirsu Kesici, Praksis, Raber Diler, Ramazan Açıkgöz, Ramazan Akdemir, Ramazan Tilbaç, Raşit Pekmezci, Recai Kaptan, Red Abazinians, REDD, Rehim Gülmez, Renan Bilek, Reşat Öden, Rewşan, Rezzan Bilgin, Rıza Koyupınar, Rojin, Ruhi Su Dostlar Korosu, Ruşen Acet, Rüçhan Çamay, Rümeysa Çamlıbel, Saadet Özdemir, Sabahattin Sel, Sabır Erdinç, Sait Bakşi, Saki Çimen, Sakina Teyna, Salih Dinçel, Salih Dindoruk, Salim Hergün, Salim Zaimoğlu, Salman Sobe, Samet Karadeniz, Sami Büyükçınar, Saniye Yılmaz, Sara Ertaş, Sare Sera, Sarper Semiz, Saruhan Erim (MOZAİK), SATTAS, Savaş Ateşoğlu, Savaş Ateşoğlu (GRADO), Savaş Yakupoğlu, Saygın Yeltan, Sebahat Dilaver, Sebla Pekcan, Seçil Soylu, Seda Erciyes, Sedat Şabettin Tarhan, Selahattin Kürüm, Selçuk Balcı, Selçuk Beltan, Selda Öztürk, Selen Gülün, Selen Kesova, Selim Hergün, Selin Baycan, Selin Sümbültepe, Selman Karabul, Sema Moritz, Semiha Beyaztaş, Senar Ok, Senem Demircioğlu, Senem Diyici, Sera Cengiz, Serap Yağız, Serap Yenici, Serdal Dağ, Serdar Avcıoğlu, Serdar Baba, Serdar Doğan, Serdar Keskin, Serhad Raşa, Serhan Bülbül, Serhan Kelleözü, Serhan Lokman, Serhat Ayebe, Serhat Ersöz, Serhat Subaşı, Serkan Erken, Serkan Fidan, Serkan Göl, Serkan Sığın, Serkan Tosun (The Smoking Kills Company), Serkan Uzunoğlu, Sertaç Şanlı, Servet Güven, Servet Kocakaya, Sevil Becer, Sevil Esen, Sevim Eren, Sevin Okyay, Sevinç Çelikten, Seyda Perinçek, Seyidxan, Seyit Ahmet Durak, Seyithan Kızıl, Sezai Sarıoğlu, Sıla Gerbağa, Sibel Altan, Sibel Demir, Sibel Köse, Silver Kesici, Simge Pınar, Sinan Erkoç, Sinan Gökçe, Sinan Güngör, Sinan Sakızlı, Siyabend Arslan, Sokak Orkestrası, Sokak Sanatçıları Derneği, Solmaz Nerat, Soner Olgun, Soner Soyer, Songül Bulur, Songül Özdemir, Stêra Müzik Topluluğu, Su İdil, Suat Ekin, Suat Kaya, Suat Koçak, Suat Polat, Suavi, Suleyman Çarnewa, Suna Alan, Süreyya Akay, Süvari Öztürk, Şafak Bozacıoğlu, Şafak Yeşilli, Şahin Çokbilir, Şahin Yişin, Şahsenem, Şebnem Aslan, Şebnem Budak (N R-I GÜRMAN), Şebnem Sönmez, Şenay Lambaoğlu, Şener Cicili, Şener Yıldız, Şervan Zilan, Şerwan Hameran, Şêrzad, Şevket Akıncı, Şeyhmus Sevenoğlu, Şivan Perwer, Şiyar Ayaz, Şoreş, Şükrü Erbaş, Tacettin Ocak, Tacım Demirkaya, Tahir Ayne, Tahir Demir, Taner Akyol, Taner Öngür, Taner Özdemir, Taner Tanrıverdi, Taner Yücel, Tanju Arıkan, Tarık Aslan, Tarık Karakoç, Tarık Kavut, Tarık Sezer, Taylan Koçkaya, Taylan Özgür Ölmez, Tekin Turan, Tersname, Tevfik Fikret Tufan, Timuçin Gürer (MOZAİK & KEKEÇA), Tolga Akdoğan (ADAMLAR), Tolga Aksoy (KOMİK GÜNLER), Tolga Atkın (KORİDOR), Tolga Kaya, Tolga Sağ, Tolgahan Çoğulu, Toprak Güzelcan, Tufan Bayram, Tuğçe Şenoğul, Tuğrul Keskin, Tuhan Ünal Çakır, Tuna Kiremitçi, Tuncay Seza Ak, Tuncer Duman, Tuncer Gümüş (GRUP MUNZUR), Tunçel Gülsoy, Turabi Yıldırım, Tural Aslan, Turan Çeliker, Turan Parlak, Turgay Güzelcan, Turgay Polat, Turgut Alp Bekoğlu, Turgut Kaçan, Turgut Özlemez, Turhan Oğuzhan Atay, Tülay Şahin, Tünay Bozyiğit, Udi Yervant, Ufuk Benli, Ufuk Beydemir, Ufuk Coşkun, Ufuk Lüker, Uğur Akdora, Uğur Besim Bolat, Uğurcan Kesici, Ulaş Akyol, Ulaş Keskin, Umay Umay, Umut Özensoy, Umut Altınçağ, Umut Berberoğlu, Umut Bulut, Umut Gündüz, Umut Kahraman, Umut Kılıç, Umut Yenilmez, Ülker Sarı, Ülkü Aybala Sunat, Ülkü Eyupoğulları, Ümit Dindoruk, Ümit Öylü, Ümit Şevki Somyürek, Ümit Taşıyan, Ümran Serhan, Üner Demir, Vahap Arayıcı, Vahap Ayhan, Vartkes Keşiş, Vecdi Yücalan (OBJEKTİF), Vedat Aldemir, Vedat Güler, Vedat Gündoğdu, Vedat İçen, Vedat Sakman, Vedat Vural, Vedat Yıldırım, Vehbi Karabacak, Velit Aydın (ZANAX), Veys Çolak, Veysel Ciwan, Veysi Tekin, Volkan Şahin, Volkan Yagan, Yağız Polat, Yalçın Dönmez, Yankı Tan, Yaprak Melike Uyar, Yaren Eren Budak, Yasak Helva, Yasemin Göksu, Yasemin Özler, Yasemin Uludoğan, Yasin Balmuk, Yasin Bulun, Yasin Dindar, Yasin Yiğit, Yaşar Aydın, Yaşar Günaçgün, Yaşar Kabaosmanoğlu, Yaşar Kadir Baş, Yaşar Kurt, Yavuz Top, Yavuz Yaprak, Yekbun Sincar, Yelda Altunal, Yelda Emek, Yelda Karataş, Yeliz, Yeliz Güzel, Yeliz İlter, Yeşim Kantekin, Yeşim Salkım, Yetkiner Ünal, Yıldırım Yalçınkaya, Yılmaz Çelik, Yılmaz Karaarslan, Yılmaz Koç, Yılmaz Odabaşı, Yılmaz Sütçü, Yiğit Avcı, Yiğit Karakaya, Yiğit Özatalay, Yiğit Şen, Yol’a Düş, Yoldaşça Türküler, Yurdal Çağlar, Yusuf Asan, Yusuf Deniz, Yusuf Gül, Yusuf Karapınar, Yusuf Kenan Bilici, Yüksel Arslan, Yüksel Aydoğan, Yüksel Somyürek, Zafer Aslan, Zafer Başaran, Zafer Baykal, Zafer Güler, Zafer Olcay, Zafer Özkan, Zafer Taşdan, Zehra Er, Zekiye Öner, Zelal Gökçe, Zeynel Lüle, Zeynep Casalini, Zeynep Karababa, Zeynep Kılıç, Zhandos Yestay (EZGİNİN GÜNLÜĞÜ), Zuhal Focan, Zuhal Olcay, Zülfü Beyhan, Zülfü Livaneli…”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Sanatçı Kutsal Evciman cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla hakim karşısına çıktı-VİDEO

    Sanatçı Kutsal Evciman cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla hakim karşısına çıktı-VİDEO

    PİRHA-AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İçişleri Bakanı Soylu’ya hakaret ettiği iddiasıyla hakkında dava açılan halk müziği sanatçısı Kutsal Evciman hakim karşısına çıktı. Paylaşımlarının ifade özgürlüğü olduğunu belirten Evciman, “Sanatın ve sanatçının muhalif olduğunu savunanlardanım. Nihayetinde bu halkın türkülerini söylüyorum. Bu kötü günlerin geçmesini diliyorum” dedi.

    Sosyal medya hesaplarından 2019 yılında yapmış olduğu paylaşımlar gerekçe gösterilerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya hakaret ettiği iddiasıyla hakkında iki dava açılan halk sanatçısı Kutsal Evciman, bugün hakim karşısına çıktı. İstanbul Anadolu 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın bir sonraki duruşması 6 Ekim 2022 tarihine ertelendi.  Evciman paylaşımlarında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun uğradığı linç girişimine ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yapılan haksızlıklara tepki göstermişti.

    Duruşmanın ardından adliye önünde açıklama yapan Evciman, “Sanatın ve sanatçının muhalif olduğunu savunanlardanım. Nihayetinde bu halkın türkülerini söylüyorum. 2019 yılında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na karşı İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tutumuna karşı paylaşımlarım olmuştu. Refleks göstermiştim. Akabinde şikayet üzerine bu noktaya kadar geldik. Paylaşımlarımın ifade özgürlüğü olduğunu söyledik. Bu kötü günlerin geçmesini diliyorum” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Dokumalarıyla erilliğe başkaldıran kadın: Simla Uğur-VİDEO

    Dokumalarıyla erilliğe başkaldıran kadın: Simla Uğur-VİDEO

    PİRHA- Simla Uğur, kadın sembollerini işlediği dokumalarla erilliğe başkaldırıyor. Simla Uğur, keçe, ip, yün gibi birçok malzemenin çok sesliliği ve renkliliğini kullanarak dokuduğunu ve kadın sembollerini var ettiğini söyleyerek, “Kadın, yaşamın her alanında bir sessizliğe boğulmak isteniyor. Dokusal çalışarak dokunmak istedim. Dokunmak, aynı sessizlik gibi ve aynı zamanda ciddi bir eylem” diye konuşuyor.

    Yüz yıllardır süregelen dokuma kadınların elinde kadın sembolleri ve desenlerle sanata dönüşüyor. Dokumayı sanata dönüştüren kadınların biri de Simla Uğur.

    Motiflerin her birinin de birer hikayesi bulunuyor. Şahraman’dan Anka Kuşu’na, kadın siluetlerinden günlük yaşamlarındaki kullandıkları araçlara, kadının doğa ile ilişkisinden özgürleşmesine kadar sevgi, muhabbet, aşk, bereket ve üretkenliği motiflerine işliyor.

    “DOKUMA İLE KENDİMİ İFADE ETME ALANI YARATTIM”

    Dokuma sanatının yoğun olarak işlendiği Milas’ta dünyaya gelen ve 20 yıldır bu sanatla yol aldığını kaydeden Uğur, “Milaslıyım ve Milas’ın halı ve kilim dokuları meşhurdur. Her kadının çeyizinde mutlaka dokunmuş bir halı veya kilim vardır. Belki oradan gelen bir yapı var. Birde renklere ve dokulara olan tutkum çocukluğumda Anadolu’yu gezmekle başladı. Çok farklı coğrafyalar ve kültürler içerisinden geçtim ki; bunların ifadesinin oralara özgü şeylerle olabileceğini düşündüm. Bunların en güzeli halı ve kilim dokumaydı. Bursa’da iken 4 yıl boyunca dokuma kurslarına gittim. Orada geleneksel teknik ve desenleme öğrendim. Kendi yapımda bunları birleştirip farklı bir yorumlamayla hem resim ve dokuma anlamında kendimi ifade etme alanı yarattım. 20 yıldır bunu yapıyorum” dedi.

    “GÜNLÜK YAŞAMDAKİ MATERYALLERLE KADINI KONU ALDIM”

    Dokuma sanatında yaratıcılık anlamında kullandığı bez, iplik, keçe gibi şeylerin kadının yaşamının her alanında olduğunu belirten Uğur, dışa vurucu kadın imgesi üzerinden bunu başarmaya çalıştığını söyleyerek, “Yaşamın her alanında kadın üretiyor ve emeği var. Fakat bu gözükmüyor. Bu sömürüyü de en çok evde yaşıyor. Mutfakta üretiyor, çocuğunu yetiştiriyor, giysisini tamir ediyor ve temizi yapıyor. Bunların hiçbir karşılığı yok. Emek sömürüsü, kadın üzerinde katlanarak devam ediyor.  Onun içinde günlük yaşamdaki materyallerle dışa vurum yaklaşımıyla yola çıkarak kadını konu alarak çalışıyorum” diye konuştu.

    “KADIN SESSİZLİĞİNİ YIKMANIN EN BÜYÜK ARACI SANAT”

    Uğur, kadının kimlik arayışı ve toplumsal cinsiyet üzerine politik sanat icra ettiğini dile getirdi. Sistemin biçtiği rolleri ‘derin bir sessizlik’ olarak ifade eden Uğur, rollerin ötesine çıkarak kendisi olmaya dair çalışmalar yürüttüğünü ifade ederek şöyle konuştu:

    “Kadına biçilen roller var. Ya birisinin eşi, kızı, annesi ve sevgilisidir. Kendi üzerinden var olması söz konusu olamıyor ve az bir oranda kalıyor. Kadın her yerde var ama hiçbir yerde yok. Bunun farkında olan kadınlar açısından bile aynı sorunlar yaşanmaya devam ediyor. Bu farkındalığı geliştirmenin en büyük aracının sanatsal üretim olduğunu düşünüyorum. O kadar içi boşaltılmış kavramlarla yaşıyoruz ki; bazen hiç bir şey ifade etmeyebiliyor. Bazen de derin bir sessizlik birçok şeyi ifade edebiliyor. O sessizliği görüntüleyebiliyor veya üretimde vurgu yapabiliyor isen daha iyi bir sonuç elde edebiliyorsun. Elbette benim bir mesaj verme yapım var. Sistemin dayattığı rollerin ötesine çıkmak, kendisi olmak bağlamında çalışmalar yürütüyorum.”

    “SANAT İLE ZANAAT ARASINDAKİ FARKI SANATÇI BELİRLER”

    Sanat ile zanaat arasındaki farkın kullanılan teknikler ile söylem ve özgünlüğün olduğuna işaret eden Uğur, “Evet dokuma bir zanaattır. Sanat ile zanaat arasında ince bir çizgi vardır. Bunu da sanatçı belirler. Burada belirleyici olan kullandığınız teknikleri farklı yorumladığınızda o sanata dönüşür. Bir söyleminiz, ifadeniz, yaklaşımınız ve özgünlüğünüz sizi oraya taşır. Bu anlamda zorluklar yaşadım. Geleneksel el sanatları kategorisine sokulmak, yada resim ile eş değer tutulmak istendi. Ama belli bir noktadan sonra orayı aşıyorsunuz ve yaşamın belli bir yerinde kendinizi buluyorsunuz” şeklinde konuştu.

    “ÇOK SESLİLİĞİ VE ÇOK RENKLİLİĞİ KULLANARAK VAR EDİYORSUNUZ”

    Keçe, ip, yün gibi birçok malzemenin çok sesliliği ve renkliliğini kullanarak ‘kadın sessizliğini’ görünür kılmaya çalıştığını dile getiren Uğur, “Dokusal çalışarak dokunmak istedim. Dokunmak, aynı sessizlik gibi ve aynı zamanda ciddi bir eylem. Yaralarımızı sardığımızda dokunuruz. O enerji geçer. Bu, ciddi anlamda bir var oluştur. Bu anlamda hacim sanatını seçtim. Dokuma, sınırlandırılmış bir yaşam içerisinde biraz da kadına özgüdür. Kendi suskunluğu ile bu üretim ile var ediyor. Bana en çok dokunan bu oldu. Boya ile de bunu yapabilirdim ama kendimi çok daha az ifade edebilirdim. Dokunarak, o sınırlandırılmışlığı daha fazla ifade ettiğimi düşünüyorum. Keçe, yün gibi birçok malzemenin çok sesliliği ve renkliliğini kullanarak ve ona dokunarak var ediyorsunuz. Kadının varlığı konusunda bir sonsuzluk hissediyorum ve buda beni mutlu ediyor” ifadelerini kulandı.

    “ÖTEKİNE GİDEN YOLDA FARKLI KÜLTÜRLER, DİLLER VE HİKAYELER İLE EMPATİ KENDİMİ BULDUM”

    Uğur, Anadolu ve Mezopotamya’da yaşayan farklı halkların öykülerinden esinlenerek bunları okuma sanatında icra ettiğinin sözlerine ekleyerek, “Ötekine ulaşmadan kendin olamazsın. Aslında öteki de sensin. Öteki var olmadan bende var olamam. Ötekine giden yolda o kültürleri, dilleri, öyküleri izleyerek, empati kurarak mümkündür. Ben nasıl ki anadilimi kullanabiliyor, ifade edebiliyorsam o kültürlerde bu olmalı. Kendin olabilmen için ötekini yaşamak gerekiyor. O anlamda Mezopotamya’dan Jin Jiyan Azadi’ye kadar bir yola çıktım. Bunu dile getirmek, ifade etmek bir hüzün. Oradaki ciddi sessizlik içinde anlatılanlar beni çok hüzünlendirdi.”

    Ersin ÖZGÜL-İsmail SİVASLI/İZMİR

     

  • Sanatçı Metin Karataş: ‘En-El Hak-Hakikati’ albümü bilinçli asimilasyona karşı bir duruştu

    Sanatçı Metin Karataş: ‘En-El Hak-Hakikati’ albümü bilinçli asimilasyona karşı bir duruştu

    PİRHA-Sanatçı Metin Karataş’ın 13 eserden oluşan “En-El Hak-Hakikati” adlı yeni albümü müzikseverler ile buluştu. Albüme dair PİRHA’ya konuşan Karataş, “İçimizde olmayan değerleri Alevi kültürünün içine sokmaya çalışanlara, bilinçli asimilasyona karşı bir duruştu. Bu duruşu binlerce yıllık isimsiz tarihimizde bilinmeyen ustalar ve yol erenlerine saygı gereği yapılması gerektiğini düşündüm” dedi.

    Halk müziği sanatçısı Metin Karataş‘ın “En-El Hak-Hakikati” adlı albümü çıktı. Karataş, yeni albümünü katledilen Hallac-ı Mansur’un anısına ithaf ettiğini açıkladı. 26 Mart 922 tarihinde katledilen Hallac-ı Mansur’un ölüm yıldönümü olan 26 Mart (2022) günü çıkarılan ve 13 eserin yer aldığı albüme dair PİRHA‘ya konuşan Metin Karataş, “Hallac-ı Mansur’u sevgi, saygı ve minnetle anıyoruz. Biz Hallâc-ı Mansur yoldaşları, talipleri, yol erleri olarak, onun göstermiş ve aydınlatmış olduğu yoldan, korkmadan, yılmadan, hak ile hak olana kadar devam edeceğiz. İnancı, direnci ve anısı yolumuza ışık olmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

    “FELSEFEMİZ VE BİNLERCE YILLIK TARİHİMİZİN BİR ÖZETİ GİBİ”

    “Öncelikle bu bir müzik çalışması, albüm süreci olarak değerlendirilmemeli” diyen Karataş, albümü sanatsal çalışmanın ötesinde gördüğünü belirtti. Karataş, şöyle konuştu:

    “Bu yaşadığım süreç içindeki hayata, kültürüme ve müzikal bakışıma dair birçok öğretinin öğrettiği şeylerin aslında bir süreci. Üç, dört aylık bir albüm süreci değil, bir birikimin sürecidir. Bir felsefenin ve binlerce yıllık bir tarihin özetinin okunması gibi algılayabiliriz aslında bu süreci. Beni gerçekten de heyecanlandıran bir süreç. Bugüne kadar değerlerimizin, kültürümüzün, yolumuzun üzerinde oldukça tepinildi. Asimile edilmek için farklı yerlere çekildi. Buna artık bir ‘dur’ demenin zamanı geldi.

    “ALEVİLİĞİ DÖRT DUVAR ARASINA SIĞDIRANLARA BİR ÇIĞLIKTIR”

    İçimizde olmayan değerlere özellikle Farsi ve Arabi, Arap çöllerinden uzantılarını getirip Alevi kültürünün içine sokmaya çalışanlara, bilinçli asimilasyona karşı bir duruştu. Bu duruşu binlerce yıllık isimsiz tarihimizde bilinmeyen ustalar ve yol erenlerine saygı gereği yapılması gerektiğini düşündüm. Bunun en önemli şeylerinden birisi de bin yüz yıl önce katledilen pirimiz, yol önderimiz Hallac-ı Mansur’un bize örnek bıraktığı duruşudur. Kanı ve bedeniyle ödediği bedelin bize hala yol gösterdiğinin bir devamıdır. Binlerce yıllık bir geçmişin bize yüklemiş olduğu bir görev olarak addediyorum.

    Sadece bir müzisyen olarak değil, bu yolun evladı olarak bu görevi kendime verilmiş gibi hissediyorum. Çünkü geleceğe de bizim bırakabileceğimiz bir şeyler olmalı. Bu uğurda bedel ödeyenlerin üzerinde tepinenlerin bugün Alevi değerlerini kurumlara, koltuklara hapsedenlerin, dört duvar arasına Aleviliği sığdıranların duruşlarına karşı bir çığlık olarak, bin yüz yıl öncesinde Hallac-ı Mansur’un bir çığlığı olarak anlayabilirsiniz. O nedenle bunu sanatsal bir çalışmanın çok ötesinde görüyorum.”

    “DİYANET AKADEMİSİNİN TBMM’DE KABUL EDİLMESİ, DENİZLERİN İDAMINA ‘EVET’ DİYENLERİ AKLIMA GETİRDİ”

    Karataş, Diyanet Akademisi’nin TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmesine de değinirken, şunları söyledi:

    “Adımız ‘laik, sosyal, hukuk devleti’ ama ne yazık ki laikliğin içini boşaltan insanların bizden olması, bizden görünmesi; hayata bizim gibi baktıklarını söyleyen insanlar tarafından da aslında laikliğin altının oyulduğunu görmek çok acı. Çünkü Kuran eğitim merkezleri, İlahiyat Akademileri gibi şeylerin kurulmasına bizim ‘laik, sol’ dediğimiz partilerimizin de yani CHP içinde 22 milletvekilinin ‘evet’ demesi, diğerlerinin katılmaması, HDP gibi sol görünen bir partinin katılmaması, dolaylı olarak evet vermesi, TİP’in bu olayı görmemesi, bir tane ‘ret’ oyunun bile çıkmaması bana 1970’lerde Deniz Gezmiş’lerin idamına ‘evet’ diyen CHP’li milletvekillerini, çekimser kalan, oylamaya katılmayan milletvekillerini hatırlattı.

    “YOL ÖNDERLERİMİZİN BIRAKTIĞI MİRASIN ÇIĞLIĞIDIR”

    CHP ve HDP’nin tavrı da bu anlamda benim için ikiyüzlülüktür. Buna ‘evet’ diyenler ne yazık ki Hallac-ı Mansur’u katledenlerden, Sivas’ta insanları yakanlardan, Nesimi’nin derisini yüzenlerden bir farkının olmadığını düşünüyorum. Ben öncelikle bir Kızılbaş’ım. Benim bir misyonum var. Benim yol önderlerim, bu yolda serini veren, bedenini yatıranlar bugün bize ışık olmaya devam ederken, bu değerler üzerinde tepinerek, duramam. Buna da sessiz kalamam. Her mecrada da bu düşüncelerimi zaten söylüyorum. Bu albüm de aslında yeniden bir isyandır. Sessiz bir çığlıktır. Bin yüz yıl öncesinde Hallac-ı Mansur’un, onun öncesinde nice isimsiz yol önderlerimizin bize bıraktığı mirasın çığlığıdır.”

    “TAKKE TAKIP, CÜBBE GİYEN DEDELER ALEVİLİĞİ TEMSİL EDEMEZ”

    Alevi kurum temsilcilerini de eleştiren Karataş, “Bu çığlık aynı zamanda özellikle son dönemde Alevi kurumlarına da karşı bir çığlıktır. Alevi kurumlarının koltuklarını işgal eden Alevi kurum temsilcilerinin yüzde 90’ından fazlasının aslında, belki içinde çok iyi niyetli insanlar var ama kurumların sessiz kalmasına karşı ve cemevlerinin Aleviliğin dört duvar arasına sığdırılmasına karşı bir çığlıktır. Cemevlerinin aslında farkında olmadan Aleviliğin mezarı olduğunu söylemek istiyorum. O yüzden bu çığlık onlara da karşıdır. Sadece katledenlere karşı değil. İçimizdeki Hızır Paşalara da karşı. Aleviliğin bir yol olduğu, hiçbir din içerisine sığamayacak kadar büyük olduğunu, Aleviliğin hala evrensel değerlerinin tüm dünya ülkelerinin sahiplenmeye çalıştığı değerleri binlerce yıl evvelinden sahiplenen bir inanç sistemi olduğunu söylüyoruz. Birçok şeyi Alevilik binlerce yıl önce çözmüştü. Pirimin dediği gibi “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.” Bugün takke takıp, cübbe giyen dedeler Aleviliği temsil edemez. Bu çığlık onlara karşı da” diye konuştu.

    Barış KOP / İSTANBUL

  • Dünya Tiyatro Günü, Mersin’de kutlandı-VİDEO

    Dünya Tiyatro Günü, Mersin’de kutlandı-VİDEO

    PİRHA-Dünya Tiyatro Günü, Mersin’de kutlandı. Renkli görüntülere sahne olan yürüyüşte, tiyatronun önemine dikkat çekildi.

    Mersin’de faaliyet gösteren tiyatro grupları Dünya Tiyatro Günü’nü yaptıkları yürüyüşle kutladı. Mersin İdman Yurdu Meydanı’nda başlayan ve Özgecan Aslan Barış Meydanı’nda sona eren yürüyüş renkli görüntülere sahne oldu.

    Yürüyüşün ardından açıklama yapıldı. Dünya Tiyatro Günü Uluslararası Bildirisi, Katibe Esen İlkiliroğlu tarafından okundu.

    Okunan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Tüm dünyanın pür dikkat haberleri takip ettiği bu günlerde, yaratıcılar olarak hepimizi izninizle kendi epik zaman, epik değişim, epik farkındalık, epik düşünce, epik bakış alanımıza ve perspektifimize davet etmek istiyorum. İnsanlık tarihinin epik bir döneminden geçiyoruz ve insanların kendileriyle, birbirleriyle ve insan dışı gerçekliklerle ilişkisinde gördüğümüz köklü değişiklikler algı, aktarım, izan ve ifade kabiliyetlerimizi neredeyse yetersiz kılıyor.

    24 saatlik haber döngüsünde değil, zamanın bıçak sırtında yaşıyoruz. Yazılı basın ve medya yaşadığımız tecrübeyle başa çıkabilecek donanım ve durumda değil. Deneyimlediğimiz bu derin değişimleri, kırılmaları anlamakta bize yardım edebilecek dil nerede? Hangi hareketlerden, hangi imgelerden yararlanabiliriz? Hayatlarımızın içeriğini röportajdan ziyade deneyim olarak nasıl aktarabiliriz?

    “TİYATRO DENEYİMİN SANAT FORMUDUR”

    Muazzam basın kampanyaları, deneyim simülasyonları ve birbirinden feci felaket senaryoları ile dolup taşan bir dünyada, biteviye yinelenen sayıların ötesine geçip tek bir hayatın, tek bir ekosistemin, arkadaşlığın kutsallığını ve sonsuzluğunu, ya da garip bir gökyüzünde ışığın değerini nasıl deneyimleyebiliriz? COVID-19 iki yılda insanların duyularını köreltti, hayatlarını daralttı, oluşmuş bağları kopardı ve bizi insanlık meskeninin sıfır noktasına getirip bıraktı.

    Böyle bir süreçte hangi tohumlar tekrar tekrar ekilmeli, hangi istilacı türler durdurulmalı, hatta kökünden kazınmalı? O kadar çok insan diken üstünde ki… Mantık ve beklentinin dışında, o kadar çok şiddetle karşı karşıyayız ki… O kadar çok müesses sistemin süregiden zorbalık yapıları olduğu ortaya çıktı ki…

    Anma törenlerimize ne oldu? Neleri hatırlamaya ihtiyacımız var? Daha önce atmadığımız adımları artık düşünmemizi, prova etmeye başlamamızı sağlayacak ritüeller neler?

    “EĞLENDİRİLMEMİZ GEREKMİYOR. BİR ARAYA GELMEMİZ GEREKİYOR”

    Epik bakış, amaç, iyileşme, onarma ve ilgi tiyatrosunun yeni ritüellere ihtiyacı var. Eğlendirilmemiz gerekmiyor. Bir araya gelmemiz gerekiyor. Alanları paylaşmamız ve paylaşılan alanları çoğaltmamız gerekiyor. Birbirimizi yürekten dinlediğimiz, korunaklı eşitlik alanlarına ihtiyacımız var.

    Tiyatro dünyada insanlar, tanrılar, bitkiler, hayvanlar, yağmur damlaları, gözyaşları ve yeniden doğuş arasında bir eşitlik alanı yaratılmasıdır. Eşitlik ve yürekten dinleme alanı, tehlike, itidal, akıl, eylem ve sabrın derin etkileşimiyle canlı tutulan gizli bir güzellik tarafından aydınlatılır.

    Buddha Avatamsaka Sutra’da insan ömründeki on büyük sabır türünü sayar. En etkileyici sabırlardan biri her şeyi bir serap olarak algılama sabrıdır. Tiyatro bu dünyadaki hayatı hep bir serap gibi sunmuş, özgürleştiren bir netlik ve güçle insani yanılsamanın, yanılgının, körlüğün, inkârın ötesini görmemizi sağlamıştır.

    Neye baktığımızdan ve bakış şeklimizden o kadar eminiz ki alternatif gerçeklikleri, yeni ihtimalleri, farklı yaklaşımları, gözle görülmez ilişkileri ve zamansız bağlantıları göremiyor, hissedemiyoruz. Zaman aklımızı, duyularımızı, hayal gücümüzü, tarihlerimizi ve geleceklerimizi derinden canlandırma zamanıdır. Bu, birbirinden uzakta, tek başlarına çalışan insanlarla yapılacak bir iş değildir. Bunu birlikte yapmalıyız. Tiyatro, bu işi birlikte yapmaya davettir.”

    Tiyatro Sanatçısı Güler Cengiz de, Seçkin Selvi tarafından kaleme alınan açıklamayı okudu.

    Açıklamada şunlar yer aldı:

    “Binlerce yıl önce her türlü araç gereçten yoksun mağara insanı dünyanın rahmine tutunup doğanın adlandıramadığı güçlerine karşı yaşam savaşı verdi. Teknolojinin bütün olanaklarına sahip olan günümüz insanları ise, kendi yarattıkları araç gereçlerle, maddi manevi hırslarına tutunarak dünyayı ve doğayı yok etme yoluna gidiyor ve birbirlerine karşı yaşam savaşı vermek zorunda bırakılıyorlar.

    Mağaradaki insan gündüz yaptığı avı akşam duvarlara resimler çizerek ve bedenini kullanarak diğerlerine anlatıyordu. Tiyatronun doğuş öyküsünü o günlere bağlıyoruz; çünkü o insanlar hareketle anlatma yoluyla bir kültürü kendilerinden sonraki kuşaklara aktarıyorlardı.

    Çünkü tiyatronun asal işlevi anlatmaktır, insanların mutluluğu, refahı, sağlığı ve en önemlisi barışı için deneyimlerini, bildiklerini, gördüklerini kendi çağının kültürüyle yoğurarak sonraki kuşaklara aktarmaktır.

    Çünkü tiyatro, metni ile edebiyatı, koreografisiyle bale ve dansı, dekoru kostümüyle resim, heykel gibi görsel sanatları, müziği, kısacası tüm sanatları kendisinde bütünleştirerek insanlığa ulaştıran tek sanat dalıdır.

    Çünkü tiyatro, düşünce özgürlüğünü yok etmek isteyen baskıları, ırkçılığı, ister çocuk yaşta evlendirerek ister öldürerek işlenen kadın cinayetlerini, işkenceyi, devlet hazinesinden başlayan soygunların vatandaşların cebine kadar uzandığı düzenleri, doğaya ve doğanın düzenine yapılan saldırıları insanlığın gözleri önüne serme işlevini üstlenir.

    Çünkü tiyatro insanlığın dünyaya açılan gözüdür. Tiyatronun kapanması demek dünyaya gözümüzü kapatmak demektir; kültürlerin aktarım zincirini kırıp atmak demektir. İki yılı aşkın bir süredir, Covid-19 pandemisi yüzünden tiyatrolar aylarca kapalı kaldı, bu durum yalnızca dünyaya gözümüzü kapatmakla kalmadı, ekonomik nedenlerle birçok tiyatro, hem de en genç, en umut veren, en yaratıcı topluluklar perdelerini kapatmak zorunda kaldılar.

    Dünya Tiyatro Günü’nün yer aldığı Mart ayı ise, dünyanın çeşitli yerlerinde yıllardır sürdürülen savaşların acılarına Karadeniz kıyılarından gelen bomba sesleriyle bebek çığlıklarını ekledi. Tarihteki büyük savaşlar, 1. ve 2.Dünya savaşları, Vietnam savaşı, Bosna savaşı, sayısız kurtuluş savaşı ve savaşımı nasıl tiyatro aracılığıyla insanlığın ortak belleğine işlendiyse, hiç kuşkusuz yeni savaşlar ve saldırılar da bir gün sahnede yerini alacaktır. Çünkü tiyatro o ortak belleği sürdürebilmek için bütün bunları anlatmak zorundadır. İnanıyorum ki tiyatronun da katkısıyla ortak belleği besleyerek, insanlarla, halklarla, ülkelerle el ele tutuşup omuz omuza vererek insanca yaşanan ortamlarda dünya sanatçılarını alkışlamaya devam edeceğiz. 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü o umut ve inançla kutluyorum.”

    PİRHA/MERSİN

     

     

  • Metin ve Kemal Kahraman kardeşlerin ‘Sümbülteber’ albümünün ilk şarkısı: ‘Ey Kör’

    Metin ve Kemal Kahraman kardeşlerin ‘Sümbülteber’ albümünün ilk şarkısı: ‘Ey Kör’

    PİRHA-Metin ve Kemal Kahraman kardeşlerin ‘Sümbülteber’ isimli yeni albümünün ilk şarkısı olan ‘Ey Kör’ 8 Nisan günü dinleyicileri ile buluşacak. Kahraman kardeşler sırasıyla 4 yeni albüm yayınlayacak.

    Metin ve Kemal Kahraman kardeşler 1993 yılında yayınladıkları ‘Deniz Koydum Adını’ isimli ilk albümlerinden itibaren hem kendi özgün besteleri hem de Dersim kültür bölgesine ait geleneksel eserleri örnekleyen albümlerine yenilerini ekliyor.

    Araştırma – derleme albümlerinin her birinin 5-6 yıl gibi uzun süreler alması sebebiyle Metin ve Kemal Kahraman’ın özgün bestelerinden oluşan çalışmalar geri plana düştü. Metin ile Kemal Kahraman bu birikmiş eserleri pandemi sürecinde kayıt etmeye başladı ve 4 albüm olarak tasarladıkları bir çalışma sürecine girdi. Bu albümlerden ilki, özgün bestelerden oluşan Sümbülteber. Toplam 10 eserden oluşan bu albümde sözlerini kendi yazdıkları şarkıların yanında, Ömer Hayyam gibi klasik, Turgut Uyar, Metin Altıok gibi çağdaş şairlere ait şiirlerden yaptıkları besteler yer alıyor.

    DÖRT YENİ ALBÜM GELİYOR

    Şarkıların tek tek yayınlanacağı Sümbülteber’i, türkü ve deyişlerden oluşan ‘Telden Tele’ takip edecek. ‘İbrahim Peygamber ve Çoban’, ‘Düğün Müzikleri ve Aşk Şarkıları’ da Kahraman kardeşlerin daha sonra sırasıyla yayınlanacağı albümler olacak.

    Sümbülteber isimli albümün ilk şarkısı ‘Ey Kör’ ise 8 Nisan 2022 günü dinleyicilerinin karşısına çıkacak. ‘Ey Kör’ bir Ömer Hayyam rubaisi, Mustafa Yılgör bestesi.

    Ey Kör ilk kez 90’lı yılların sonunda, bizzat Mustafa Yılgör’ün kurucuları arasında yer aldığı Grup Buse tarafından seslendirilmiş. O yıllardan itibaren Kahraman kardeşlerin de özellikle dost ortamlarında, bazen de konserlerde severek söyledikleri bir şarkı olarak repertuarlarına girmiş.

    PİRHA/DERSİM

  • 217 sanatçı ve edebiyatçıdan Sezen Aksu’ya destek: Asla yalnız yürümeyecek

    217 sanatçı ve edebiyatçıdan Sezen Aksu’ya destek: Asla yalnız yürümeyecek

    PİRHA-AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hedef gösterdiği sanatçı Sezen Aksu’ya sanat ve edebiyat dünyasından destek geldi. 217 kişi yayımladığı bildiri ile Aksu’ya destek verdi. Bildiride “Sezen Aksu asla yalnız yürümeyecek ve bizler bir kişi dahi eksilmeyeceğiz” ifadelerine yer verildi.

    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından hedef gösterilen sanatçı Sezen Aksu’ya edebiyat ve sanat dünyasından destek geldi. 217 kişi yayımladığı bildiride “Sezen Aksu asla yalnız yürümeyecek ve bizler bir kişi dahi eksilmeyeceğiz” ifadelerine yer verdi.

    “Şahane Bir Şey Yaşamak” isimli şarkısında geçen sözler nedeniyle hedef gösterilen sanatçı Sezen Aksu, “Avcı” şiiriyle linç saldırılarına yanıt verirken; yazar, gazeteci, akademisyen, müzisyen ve şairlerin olduğu 217 kişi Aksu’ya destek için imza metni yayımladı.

    “BİR KİŞİ DAHİ EKSİLMEYECEĞİZ”

    “Biz sanatçılar olarak bu topraklarda yaşayan tüm dilleri korumak için mücadele ettik ve bundan sonra da aynı kararlılıkla mücadele etmeyi sürdüreceğiz. Sezen Aksu asla yalnız yürümeyecek ve bizler bir kişi dahi eksilmeyeceğiz!” ifadelerinin kullanıldığı imza metninin tamamı şöyle:

    “Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sanatçı Sezen Aksu’yu hedef gösteren ve ifade özgürlüğünü yok sayan sözlerini büyük bir tepkiyle izliyoruz. 47 yıldır yazan, söyleyen ve bu toprakların kültürel birikimine onlarca şarkı armağan eden Sezen Aksu’ya karşı başlatılan bu saldırının tam karşısındayız. Aksu’nun ifade özgürlüğünün kısıtlandığı ve ‘dilinin koparılması’ ile tehdit edildiği bir ülke istemiyoruz. Girişilen bu saldırıya karşı hep birlikte ve dayanışma içinde olduğumuzu bildiriyoruz. ‘Koparılmak’ istenen dil Anadolu’nun kadim halklarının dilidir. Pir Sultan’ın, Yunus Emre’nin, Karacaoğlan’ın, Köroğlu’nun, Âşık Veysel’in, Sinem Bacı’nın, kısacası binlerce yıldır bizi temsil eden, sevinçlerimizi, üzüntülerimizi, ağıtlarımızı söylediğimiz dildir. Hoca Nasreddin gibi ağlayan, Bayburtlu Zihni gibi gülen kadim halkların, emekçilerin, kadınların ve her türlü zorbalığa karşı sazıyla, sözüyle mücadele edenlerin dilidir. ‘Koparılmak’ istenen dil, özgür sanatın dilidir. Biz sanatçılar olarak bu topraklarda yaşayan tüm dilleri korumak için mücadele ettik ve bundan sonra da aynı kararlılıkla mücadele etmeyi sürdüreceğiz. Sezen Aksu asla yalnız yürümeyecek ve bizler bir kişi dahi eksilmeyeceğiz!”

    İmzacılar:

    “Adnan Gerger, Ahmet Murat Aytaç, Ahmet Telli, Akın Yanardağ, Akif Kurtuluş, Ali Seçkiner Alıcı, Aliye Özlü, Altay Öktem, Anıl Mert Özsoy, Arife Kalender, Aslı Biçen, Aslı Solakoğlu, Aslı Tohumcu, Aslı Uluşahin, Atiye Kalkan, Aydan Yalçın, Ayla Turan Tan, Ayşe Çavdar, Ayşegül Devecioğlu, Ayşen Şahin, Bade Osma Erbayav, Baran Güzel, Baran Sever, Barış Atay, Barış İnce, Başak Hanbay, Batuhan Dedde, Begüm Kovulmaz, Belgin Bıyıkoğlu, Belma Fırat, Betül Yılmaz, Bilgehan Uçak, Bircan Değirmenci, Birgül Oğuz, Birhan Keskin, Birol Tezcan, Buket Uzuner, Burcu Ünlü, Burhan Şeşen, Bülent Tekin, Büşra Sanay, C. Hakkı Zariç, Cafer Solgun, Can Uçar, Cem Erciyes, Cem Vazo, Cenk Kolçak, Cihan Ülsen, Çağlayan Çevik, Çağrı Sinci, Çayan Okuduci, Çetin Ali Nergis, Çetin Ali Nergis, Deniz Durukan, Deniz Ulkat, Derya Ulkat, Devrim Dirlikyapan, Devrim Horlu, Derviş Yıldız, Dilruba Nuray Erenler, Diyar Atak, Duygu Akın, Duygu Kankaytsın, Dündar Hızal, Ece Temelkuran, Elif Şafak, Emirali Türkmen, Emrah Polat, Emrullah Alp, Engin Turgut, Eray Sargın, Erdal Güney, Erbil Doğan, Ercan Mehmet Erdem, Erdoğan Emir, Eren Aysan, Erkan Karakiraz, Esat Şenyuva, Esin Özbek, Eylem Te, Ezgi Polat, Fadıl Öztürk, Fahri Özdemir, Fatih Tan, Fatma Aras, Fatoş Avcısoyu Ruso, Ferhat Tunç, Figen Şakacı, Gaye Boralıoğlu, Giray Kemer, Gonca Özmen, Gökhan Bakar, Gönül Kıvılcım, Grup Adalılar, Gül Kaçar, Gülşen İşeri, Haden Öz, Hakan Güngör, Haluk Tolga İlhan, Hasan Öztoprak, Hatice Meryem, Haydar Ali Albayrak, Haydar Ergülen, Hayko Cepkin, Hıdır Işık, Hilal Karahan, Hüsamettin Küçük, Hüseyin Akcan, Hüseyin Bul, Hüseyin Gökçe, Hüseyin Turan, Ilgın Sönmez, İlhan Çıtak, Kazım Gündoğan, Kemal B. Cemgil, Kemal Varol, Kerem Görkem, Latife Tekin, Levent Kaçar, Levent Karataş, M.K. Perker, Mahir Karayazı, Mahir Ünsal Eriş, Mahmut Çınar, Mazlum Çetinkaya, Mazlum Mengüç, Mehmet Aras, Mehmet Kılıç, Mehmet Özer, Mehmet Said Aydın, Merve Göntem, Mesut Varlık, Metin Atik, Metin Solmaz, Metin Yetkin, Muammer Ketencoğlu, Murat Gür, Murat Meriç, Murat Özyaşar, Murat Uyurkulak, Mustafa Ergin Kılıç, Mustafa Yelkenli, Muzaffer Gezer,  Müge Koçak, Nadir Göktürk, Nalan Çelik, Nalan Kuruçim, Namık Kuyumcu, Narin Yükler, Nesimi Aday, Nil Sakman, Nilay Özer, Nimet Mızraklı, Niyazi Koyuncu, Nur Saka, Nur Sürer, Nurani Ersoy, Nurhan Suerdem, Oğulcan Kütük, Okan Çil, Onur Bütün, Orhan Alkaya, Ömer Ferhat Özmen, Öykü Tekten, Özlem Akcan, Özlem Armen, Pelin Buzluk, Pınar Aydınlar, Pınar Doğu, Rıza Kıraç, Rıza Reçber, Sedef Erken, Salih Zeki, Sema Kaygusuz, Semih Çelenk, Senem Gezeroğlu, Sercan Meriç, Serhad Raşa, Serpil Gürbüz, Sevengül Sönmez, Sevim Erdoğan, Sevin Okyay, Sırma Mirzaoğlu, Sıtar Sertaç Şanlı, Sibel Oral, Sina Akyol, Sinem Sal, Sonat Yurtçu, Suzan Samancı, Şahin Altuner, Şükrü Erbaş, Tacim Çiçek, Taçlı Yazıcıoğlu, Tekgül Arı, Tozan Alkan, Tuba Torun, Tuğçe Tekhanlı, Tuğrul Keskin, Tunca Çaylant, Tuncay Birkan, Turan Parlak, Umay Umay, Umut Altınçağ, Utkucan Akyol, Ünal Ersözlü, Vecdi Erbay, Volkan Yosunlu, Yılmaz Şener, Yücel Tunca, Yücelay Sal, Zafer Türker, Zehra Cunillera, Zehra Çelenk, Zerrin Saral, Zeynep Aliye, Zeynep Altıok, Zeynep Ezmen”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Mersin’de sokak sanatçılarıyla dayanışma konseri

    Mersin’de sokak sanatçılarıyla dayanışma konseri

    PİRHA- Mersin’de sokak sanatçıları için dayanışma konseri düzenlendi. Dayanışma konserinde pandemi boyunca yaşamını yitiren ve intihara sürüklenen sanatçılar anılırken, dayanışmanın önemine vurgu yapıldı.

    Sokak sanatçılarıyla dayanışma amacıyla Mersin’de konser düzenlendi. Yenişehir Belediyesi AKM’de yapılan konsere yüzlerce yurttaş katıldı.

    Sokak sanat yapan grupların sahneye çıkmasıyla başlayan konserde, sokak sanatçılarının yaşadıkları zorluklara dikkat çekildi. Konserde, salgından dolayı 2 sene çalışmadığı için Ağustos ayında intihara sürüklenen sanatçı İbrahim Birincioğlu da unutulmadı.

    Konuşmaların ardından sanatçılar Serdar Keskin, Mücahit Göker ve Yeliz Güzel sahneye çıktı. Türkçe, Kürtçe’nin Kurmanci ve Kırmancki lehçelerinde şarkıların söylendiği konserde dinleyiciler keyifli anlar yaşadı.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • İsim benzerliği nedeniyle Sanatçı Ferhat Tunç hedef haline getirildi; dava açıyor

    İsim benzerliği nedeniyle Sanatçı Ferhat Tunç hedef haline getirildi; dava açıyor

    PİRHA-Sanatçı Ferhat Tunç, CNN Türk’ün “PKK’nin üst düzey kadrosuna büyük darbe” başlığıyla yayımladığı haberde fotoğrafının kullanılmasına yönelik dava açacağını duyurdu. Av. Fatma Hopikoğlu konuya dair “Müvekkil toplumda hedef haline getirilmeye çalışılmış ve bilinçli bir şekilde yaşama hakkını tehlikeye sokmaktadır” dedi.

    CNN Türk, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun PKK’li Ferhat Tunç’un öldürüldüğü açıklamasını Sanatçı Ferhat Tunç’un fotoğrafıyla haberleştirdi.

    Tunç’un avukatı konuya ilişkin açıklama yaparak “Müvekkil Ferhat Tunç’un fotoğrafının kullanılarak paylaşılması, müvekkili toplumda hedef haline getirmeye çalışmış ve bilinçli bir şekilde yaşama hakkını tehlikeye sokmaktadır. Yapılan haber ve sosyal medya paylaşımlarını kınıyor, bu haber ve paylaşımlara ilişkin yasal yollara başvurulacağını basının ve kamuoyunun bilgisine sunuyoruz” ifadelerini kullandı.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, sosyal medya hesabından PKK’li olduğu öne sürülen Ferhat Tunç isimli bir kişinin düzenlenen operasyon sonucu öldürüldüğüne ilişkin paylaşım yaptı. CNN Türk ise Soylu’nun paylaşımını haberleştirirken; sanatçı Ferhat Tunç’un fotoğrafını kullandı. Tunç, sosyal medya hesabından CNN Türk’e tepki gösterirken; kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu söyledi. Konuyu yargıya taşıyacaklarını kaydetti.

    “PAYLAŞIM MÜVEKKİLİMİ TOPLUMDA HEDEF HALİNE GETİRMİŞTİR”

    Tunç’un avukatı Fatma Hopikoğlu da bir açıklama yaparak, müvekkilinin hedef haline getirilmeye çalışıldığını, yaşam hakkının tehlikeye sokulduğunu ifade etti. Av. Hopikoğlu tarafından yapılan açıklama şöyle:

    “17.12.2021 tarihinde İçişleri Bakanlığı tarafından yapıldığı bildirilen operasyonda Ferhat Tunç isimli kişinin öldürüldüğü söylenmiştir. Öldürüldüğü söylenen kişi ile ilgili bazı basın ve yayın organlarında ve bazı sosyal medya hesaplarında sanatçı olan müvekkilim Ferhat Tunç’ a ait fotoğraf kullanılmak suretiyle paylaşım yapılmıştır. Müvekkilim Ferhat Tunç kamuoyunca bilenen ve tanınan bir sanatçı olup öldürüldüğü bildirilen kişi ile isim benzerliği dışında herhangi bir bağı bulunmamaktadır. Bazı basın mensupları ve yayın organları söz konusu haberi müvekkilimin fotoğrafını kullanarak topluma bildirmiş ve müvekkilimi toplumda hedef haline getirmiştir.

    Basın etik ve ahlak ilkeleri gereğince haber yapılmadan önce gerekli özen ve araştırma yapılmaksızın bu şekilde haber yayınlanması Basın Kanunu ve Ceza Kanunları bakımından hukuka aykırılık teşkil etmektedir. CNN TÜRK’ün “PKK’NIN ÜST DÜZEY KADROSUNA BÜYÜK DARBE” başlığı ile müvekkil Ferhat Tunç’ un fotoğrafının kullanılarak paylaşılması müvekkili toplumda hedef haline getirilmeye çalışılmış ve bilinçli bir şekilde yaşama hakkını tehlikeye sokmaktadır. Yapılan haber ve sosyal medya paylaşımlarını kınıyor, bu haber ve paylaşımlara ilişkin yasal yollara başvurulacağını basının ve kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)