Etiket: ses

  • SES’ten, Esenyurt Devlet Hastanesi yönetimine tepki: Hukuki mücadele başlatacağız – VİDEO

    SES’ten, Esenyurt Devlet Hastanesi yönetimine tepki: Hukuki mücadele başlatacağız – VİDEO

    PİRHA – Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İstanbul Şubeleri, Esenyurt Devlet Hastanesi’nde 1 Mayıs’a çağrı bildirisi dağıtımı yaptıkları sırada hastane başhekimi ve özel güvenlik görevlileri tarafından engellenip darp edilmelerine tepki gösterdi. Hastane önünde yapılan basın açıklamasında, hukuki mücadele başlatılacağı belirtildi. 

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İstanbul Şubeleri, 26 Nisan 2024 Cuma günü, Esenyurt Devlet Hastanesi’nde SES yönetici ve üyelerinin 1 Mayıs’a çağrı bildirisi dağıtımının, hastane başhekimi ve özel güvenlik görevlileri tarafından engellenmesi ve darp edilmeye çalışılması üzerine hastane önünde basın açıklaması yaptı.

    Açıklamaya KESK Genel Sekreteri Sevgi Yılmaz, SES Eş Başkanı Sıddık Akın, SES MYK üyesi Deniz Topkan, Eğitim-Sen Genel Sekreteri Zülküf Güneş, SES şube yöneticileri ve üyeleri katıldı. Açıklamayı SES Bakırköy Şubesi Kadın Sekreteri Sevgi Kızılırmak okudu.

    Kızılırmak, “Sendikal çalışmalarımızı engelleyerek suç işleyen hatta kendince bize ‘terörist’ diyenlere karşı hukuki mücadelemizi de başlatacağız” dedi.

    “SENDİKAL ÇALIŞMA HAKKIMIZ YASA DIŞI BİR ŞEKİLDE ENGELLENMİŞTİR”

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “26 Nisan Cuma günü Esenyurt Necmi Kadıoğlu Devlet Hastanesi’nde; SES Bakırköy Şube yöneticileri ve işyeri temsilcileri 1 Mayıs çalışması yürütürken emek düşmanı bir saldırı ile karşı karşıya kaldı. Bu saldırı hastane başhekimi Hasan Ökmen’in talimatı ve bizzat katılımı ile gerçekleşmiştir. Anayasal bir hak olan sendikal çalışma hakkımız, hastane güvenlik personeli, jandarma, polis ve başhekim tarafından yasa dışı bir şekilde engellenmiştir.

    “SES PLANLI BİR ŞEKİLDE HEDEF ALINMAKTADIR”

    Bu hastane kamuoyu gündemine ilk defa gelmiyor. İki yıl önce bir güvenlik personelinin katledilmesi ve 10 gün önce 71 sağlık emekçisinin yemekhanede çıkan yemeklerden zehirlenmesi ile de gündeme gelmişti. Bizler SES olarak her iki olayda da olması gereken duyarlılığı göstermiş; gerçeklerin saklanmasına izin vermeyerek kamuoyu gündemine taşımıştık. Bu nedenle kendi personelini koruyamayan, zehirlenmesini engelleyemeyenler tarafından, sendikamıza yapılan saldırı adli bir vaka olmanın ötesindedir. Büyük mücadeleler ile kurulan SES’in başhekim tarafından hedef alınması aynı zamanda sarı sendikalar tarafından da hedef olarak gösterilmesi emek ve emekçi düşmanlığının açık göstergesidir. SES planlı bir şekilde hedef alınmaktadır.

    “HUKUKİ MÜCADELEMİZİ BAŞLATACAĞIZ”

    Çünkü; SES emekçilerin gerçek sesidir, çünkü; SES emeğim mücadelesini veren tek sendikadır! Çünkü; SES emekçinin umududur! İşte budur SES’i SES yapan. İşte budur SES i iktidarın ve yandaşlarının hedefi yapan! Bu nedenle; işçi ve emekçilerin birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 1 Mayıs’a çağrı yaparken, saldırıya uğramamız ilk değildir! SES mücadele ile doğmuş, mücadele ile büyümüştür. Bu saldırı ve engellemeler çalışmalarımızı geriletemeyecek aksine daha da büyütecektir. Bu engelleri mücadele ile aşarken elbette hukuki yasal haklarımızı da sonuna kadar kullanacak bu alanda da mücadeleyi sürdüreceğiz. Bu çerçevede sendikal çalışmalarımızı engelleyerek suç işleyen hatta kendince bize ‘’ terörist’’ diyenlere karşı hukuki mücadelemizi de başlatacağız.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Hastane yemekhanesinde 1 Mayıs’a katılım çağrısı yapan SES yöneticilerine saldırı-VİDEO

    Hastane yemekhanesinde 1 Mayıs’a katılım çağrısı yapan SES yöneticilerine saldırı-VİDEO

    PİRHA – Esenyurt Necmi Kadıoğlu Devlet Hastanesi yemekhanesinde 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı’na katılım için çağrı yapmak isteyen SES Bakırköy Şube yöneticilerine hastanenin özel güvenliği ve jandarma saldırdı.

    Esenyurt Necmi Kadıoğlu Devlet Hastanesi yemekhanesinde 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı için çağrı yapmak isteyen SES Bakırköy Şube yöneticilerine hastanenin özel güvenliği ve jandarma saldırdı.

    Hastanenin Başhekimi’nin sağlık emekçilerini ‘siz teröristsiniz’ diyerek jandarma ve polis müdahalesiyle zorla dışarıya çıkardığı da öğrenildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • SES eski Eş Genel Başkanı Gönül Erden’in ev hapsi kaldırıldı

    SES eski Eş Genel Başkanı Gönül Erden’in ev hapsi kaldırıldı

    PİRHA-SES eski Eş Genel Başkanı Gönül Erden hakkında verilen ev hapsi kararının kaldırılmasına ve adli kontrol tedbirinin il dışına çıkış yasağı şeklinde sürmesine karar verildi.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nın (SES) önceki dönem eş genel başkanları ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin yargılandığı davanın 8. duruşması 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmaya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Ağrı Milletvekili Heval Bozdağ, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, KESK ve bağlı sendikaların MYK üyeleri, Türk Tabipleri Birliği (TTB) Genel Sekreteri Vedat Bulut ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı.

    “MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Duruşma öncesi SES Eş Genel Başkanı Mehmet Sıddık Akın, Koçak ve Bulut Ankara Adliyesi önünde değerlendirmelerde bulundu. Konuşmalarda, “Yargılanan tüm arkadaşlarımız beraat edene kadar taleplerimizden vazgeçmeyecek, mücadeleye devam edeceğiz” vurgusu öne çıktı.

    EV HAPSİ KALDIRILDI

    Kimlik tespitinin ardından dosyaya eklenen evrakların okunmasıyla başlayan duruşmada, SES eski Eş Genel Başkanı Gönül Erden hakkında verilen ev hapsi kararının kaldırılmasına ve adli kontrol tedbirinin il dışına çıkış yasağı şeklinde değiştirilmesine karar verildi.

    Bir sonraki duruşma ise 19 Eylül’e ertelendi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Esen: Adıyaman’da depremden sonra anne karnında bebek ölümleri arttı-VİDEO

    Esen: Adıyaman’da depremden sonra anne karnında bebek ölümleri arttı-VİDEO

    PİRHA-8 Mart Kadınlar günü yaklaşırken, SES Adıyaman Şube Eş Başkanı Emine Esen, deprem sonrası Adıyaman’da kadınların yaşadığı zorlukları anlattı. Esen, konteynerlerde yaşamak zorunda kalan kadınların ruhsal ve bedensel problemler yaşadığını belirterek, “Son dönemlerde anne karnında bebek ölümleri gerçekleşiyor. Bunu da deprem sonrası yaşanan ruhsal sorunlara bağlayabiliriz” dedi. 

    6 Şubat Maraş merkezli depremlerin olduğu illerde barınma sorunuyla birlikte kadınlar ve çocuklarda ruhsal ve bedensel hastalıklar baş gösterdi.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Adıyaman Şube Eş Başkanı Emine Esen, son dönemlerde kadınların düşük yapmasında, anne karnında bebek ölümlerinde artış olduğunu söyledi.

    Esen, İstanbul Sözleşmesi’nin Cumhurbaşkanı tarafından tek taraflı feshedilmesini eleştirerek, “İstanbul Sözleşmesi’nin sürdürülememesi, kadın cinayetlerinin önünü açarak sorunun daha derinleşmesine neden olmuştur. İstanbul Sözleşmesi’nin iptal edilmesinin kararı verilirken kadınlara sorulmadı erkekler tarafından karar verildi” şeklinde konuştu.

    Konteyner kentlerde yaşam mücadelesi veren kadınların yaşadığı sorunlara da değinen Esen, “Depremin üzerinden bir yıl geçti ama sorunlar hala çözülemedi. Sağlıklı ısınamama, yetersiz beslenme, B12 vitamin eksikliği, yaz aylarında konteynerlerin fazla sıcak olması sorun” dedi.

    “BAZI SOSYAL HİZMETLER SAĞLANSA DA YETERLİ DEĞİL”

    Deprem bölgesinde yaşayan insanların psikolojik destek alması gerektiğini ifade eden Esen, “Hepimizin bir rehabilitasyona ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Belli alanlarda kısmen rehabilite alanları oluştu aslında. Dikiş nakış kursları, kuaförlük kursları açıldı ama bunlar da bir nebzeye kadar onların sosyal hayat içinde yaşamalarını sağlıyor” diye belirtti.

    “DEPREMDEN SONRA ANNE KARNINDA BEBEK ÖLÜMLERİ GERÇEKLEŞİYOR”

    Her şeyden önce bir barınma sorunu olduğunu, bunun kadınları etkilediğini dile getiren SES Eş Şube Başkanı Emine Esen şunları ifade etti:

    “Kadınların yaşadığı sorunlar arkasından doğal olarak çocukları etkiliyor. Kadınlarda uykusuzluk, baş ağrısı, strese bağlı olarak bir takım psikolojik sorunlar olduğunu görmeye başlıyoruz. İnsanlar gelecek konusunda kaygısızlık yaşıyor, bu da insanlarda uykusuzluk, stres hatta son dönemlerde anne karnında bebek ölümleri gerçekleştiriyor. Daha önce bebek ölümleri formu doldurmamıştım ama depremden sonra kendi çalıştığım birimde doldurdum. Bunu da deprem sonrası yaşanan ruhsal sorunlara bağlayabiliriz.”

    “KADINLAR GÜNÜ SADECE 8 MART’A SIĞDIRILMAMALI”

    Emine Esen, kadınlar gününün bir zaman dilimine sığdırılmaması gerektiğine vurgu yaparak, “Kadınların haklarının sadece billboardlarda ya da internetlerde paylaşarak basitleştirilmesi bu durumun içinin boşaltması anlamına geliyor. Ekranlarda bunun sevgililer günüymüş gibi yansıtılmasının anlamsız ve gerçeklerden uzaklaştırılması söz konusu. Kadın kesinlikle demokratik hayatı zorlayacak kesimdir. Bu kesim çocuklarına da o demokratik alanı sağlayacaktır. Kendi yaşadığı ortamla birlikte erkeğin de demokratikleşmesini sağlayacaktır” dedi.

    “KADIN MÜCADALESİNİ YANIMIZDAKİLERİ ÖZGÜRLEŞTİREREK BAŞARACAĞIZ”

    Kadın özgürlük hareketinin çevrelerindekilere benimseterek çözüleceğine değinen Esen, şöyle devam etti:

    “Sağlık veri açısından, sayısal veri açısından incelediğimizde kadınlar daha yoğun çalışıyor. Özellikle hemşire alanında baktığınız zaman sayısal verilerin çok olduğunu görüyorsunuz. Peki kadınlar ne yapabilirler? Bence kadınlar kendi sınırlarını zorlayabilirler. Kendileri farkına varmak zorundalar. Bunun için de o bilinç düzeyinin oluşması, o erkek hegemonyasının kırılması gerekiyor. Bunu nasıl başaracağız yanımızdakini özgürleştirerek başaracağız. Bütünsel olarak baktığımızda aslında bu bir Orta Doğu sorunu. Annelerimiz emektar, üretken insanlardır. Çocuklarımızı büyütürken davranış kalıplarını eşit şekilde göstermesi gerekiyor. Kız çocukları, kadınlar ülkede barışı sağlayacak. Savaşı kadınlar çıkarmıyor, erkekler çıkarıyor. Anaerkil toplumda da böyleydi.  Çocukların cinsiyet üzerinde etkinliği ne zamanki öğreniliyor, o zaman o ataerkil sistemle birlikte savaşlar ve kıyımlar başlıyor. Bunları her zaman göz önünde bulundurup, planlamamız lazım.”

    Kamber YILDIZ/ADIYAMAN

     

  • Sağlık çalışanları arasında 5 kat farklı teşvik ödemesi tepkiyle karşılandı

    Sağlık çalışanları arasında 5 kat farklı teşvik ödemesi tepkiyle karşılandı

    PİRHA – SES Ankara Şube üyeleri, teşvik ödemelerine karşı eylem yaptı. Yapılan basın açıklamasında, Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde olan sağlık çalışanı ile Ankara Tıp’ta çalışan sağlık çalışanı arasında 5 kata varan farkın ortaya çıktığına işaret edildi.

    Ankara’daki sağlık emekçileri, iş barışını bozduğu gerekçesiyle “Teşvik ödemelerine” karşı eylem yaptı.

    Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cebeci Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bir araya gelen Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyeleri, teşvik ödemelerine karşı basın açıklaması yaptı.

    “ACİLEN MAĞDURİYETİMİZİN GİDERİLMESİ GEREKMEKTE”

    Sağlık emekçileri adına basın açıklamasını SES Ankara Şube Yöneticisi Nurullah Sivlim okudu. Sivlim, Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde aynı birimde eşit koşullarda olan sağlık çalışanı ile Ankara Tıp’ta çalışanlar arasında 5 kata varan fark ortaya çıktığını söyledi. Yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “Üniversite hastanelerinde çalışan sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin sorunlarını tek tek listelesek buradan YÖK’e kadar uzanır. Ama öncelikle belirtmek ve çözüme kavuşmasını istediğimiz bazı sorunlarımızı sizinle paylaşmak istiyoruz. Bu sorunlarımızın başında teşvik ödemelerindeki adaletsizlik geliyor. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesine bağlı İbni Sina ve Cebeci Hastanelerinde çalışan farklı meslek gruplarına bağlı emekçiler arasında ciddi farklar bulunmaktadır. Hatta geçen ay teşvik ödeme alamayan ya da çok az alan arkadaşlarımızın sayısı azımsanmayacak kadar çoktur.

    Özellikle Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde aynı birimde eşit koşullarda olan sağlık çalışanı ile Ankara Tıp’ta çalışan sağlık çalışanı arasında 5 kata varan fark ortaya çıkmaktadır. İş barışını bozan, emeğimizi değersizleştiren bu uygulama hakkında acilen yeni bir düzenleme yapılması ve mağduriyetimizin giderilmesi gerekmektedir.

    Sorunlarımız bununla kalmamaktadır. İnsanları iyileştirmek için gece gündüz demeden günün 24 saati çalışan emekçilerin beslenme hakkı da sorunlarımızın başında gelmektedir. Kurumda dağıtılan yemek hijyenik ve doyurucu olmaktan uzak olması sebebiyle de koruyucu sağlık hizmetinin ihlali anlamına gelmektedir.

    Yine kurum içerisinde liyakatsiz atamalar, keyfi uygulamalar da sorunlarımızın arasında yer almaktadır. Keyfi ve plansız yer değişiklikleri, mobbinge varan psikolojik baskılar çalışanların mutsuzluğunu derinleştirirken idarenin diyaloğa kapalı tutumu ve sendikal hakların kullanımına yönelik tehditler ise bizim açımızdan asla kabul edilebilir değildir.

    İdarecilerin araçları için özel yer ayrılırken diğer sağlık çalışanları erken geldikleri halde bile otopark sorunu yaşaması, özellikle maaş, döner sermaye vb. ödemelere yönelik bilgi talebimizin karşılıksız kalması, bırakın birinci derece yakınlarımızı kendimizin bile randevu ve tetkikler için sıra alamamamız eşitlik ve adalet duygusunu ortadan kaldıran sorunlarımızın başında gelmektedir.

    “ÜNİVERSİTE YÖNETİMİ TALEPLERİ GÖRMELİ”

    Üniversite yönetimi bir an önce sağlık çalışanlarının taleplerini görmeli ve çözmek için gerekli çabayı sarf etmelidir. Aksi takdirde hizmet üretiminden gelen gücümüzün kullanımı da dahil olmak üzere her türlü eylem ve etkinliği kullanacağımızdan kimsenin şüphesi olmamalıdır.

    Bizler yandaş sendikaların yaptığı gibi görev savan açıklamalar değil, sorunlarımızın çözümünü esas alan eylem ve etkinlikler yaparak üniversite hastanelerinde çalışanlarının haklarını almasını sağlayacağız.

    Bir kez daha yönetimi uyarıyoruz. Bu SES’e kulak verin…”

    PİRHA/ANKARA

  • Torba yasasına tepki: Sağlık torbaya sığmaz!-VİDEO

    Torba yasasına tepki: Sağlık torbaya sığmaz!-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman’da sağlık emekçileri, TBMM’de görüşülmesi planlanan torba yasasına karşı bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Kanuna tepki gösteren sağlık emekçileri, kanun teklifinin kaldırılmasını istedi.

    video eklenecek…

    Adıyaman Tabip Odası, Adıyaman Aile Hekimleri Derneği ve Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Adıyaman Şubesi, Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde bir araya gelerek Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda görüşülen ‘Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair’ verilen torba yasasında yer alan sağlık çalışanları etkileyen kanun teklifine tepki göstererek geri çekilmesini istedi.

    “ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL EDİLMESİNE RAĞMEN, TEKRAR GETİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

    Açıklamayı okuyan Adıyaman Tabip Odası Genel Sekreteri Erdal Yavuz, istenen kanun teklifinin sağlık çalışanlarının baskı altına almak olduğunu dile getirerek şunları söyledi:

    “Kanun teklifinde hastanelerde dağıtılacak ek ödeme miktarının belirlenmesinde esas olan unsurlar; tahakkuk, verimlilik, hasta ve çalışan memnuniyeti, hizmeti elde etme maliyeti gibi faktörler şeklinde sıralamıştır. Bu unsurları, sağlık hizmeti sunumunun niteliğini ölçmek için kullanan anlayış, Türkiye sağlık ortamını çöküşe sürükleyen anlayışın ta kendisidir.

    İkinci bir disiplin cezası olarak değerlendirdiğimiz, disiplin cezası sonucu hastanelerde çalışanlarda ek ödemelerde kesintilerin ve aile sağlığı merkezi çalışanlarında destek ödemelerindeki kesintilerin bu düzenlemeyle kanuna alındığı görülmektedir. Bu düzenlemeler mevcut haliyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesine rağmen, yasal olmayan hususlarda düzenleme yapılmadan tekrardan kanun teklifine konulması; Anayasa’yı ve Anayasa Mahkemesi’ni tanımama anlamına da gelmektedir.”

    YASA TEKLİFİNİ GERİ ÇEKİN

    Adıyaman SES Eş Şube Başkanı Halil İbrahim Aydın ise, teklif ile ilgili, “Bu yasa teklifini geri çekin, ilgili taraflarla konuşun ona göre bir tasarı oluşturup yeniden gündem getirilebilir. Bu yasa meclise geldiği günden itibaren biz sağlık ve sosyla hizmet emekçileri sendikası olarak kendi itirazlarımızı sunduk” şeklinde konuştu.

    Sağlık çalışanları,  Sağlık Bakanına seslenerek taleplerinin yerine getirilmesini istedi.

    PİRHA-ADIYAMAN

     

     

  • TTB ve SES’ten kanun teklifine tepki: Sağlık torbaya sığmaz!

    TTB ve SES’ten kanun teklifine tepki: Sağlık torbaya sığmaz!

    PİRHA -Türk Tabipleri Birliği (TTB) ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen “Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” hakkındaki itiraz ve değerlendirmelerini düzenlediği basın açıklaması ile paylaştı.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilen “Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ne ilişkin ortak açıklama yaptı.

    TTB Genel Merkez binası önünde yapılan açıklamada, ortak metni TTB Merkez Konseyi 2’nci Başkanı Dr. Ali İhsan Ökten okudu.

    ‘TOPLUM SAĞLIĞINA ZARAR VERECEK BİR TEKLİF’

    Kanun teklifinin Meclis’e gelmesiyle birlikte TTB olarak itiraz ettiklerini belirten Ökten, itirazlarının kabul edilmediğini söyledi. Ökten, “Aylıkları açlık ve yoksulluk sınırının altında kalan emekli hekimlerin, sağlık emekçilerinin, çalışan hekimlerin ücretlerinin emekliliğe yansımasının TBMM gündemine alınmasını beklerken; yine sağlık emekçilerine ve dolayısıyla toplum sağlığına önemli zararlar verecek bir kanun teklifinin, herhangi bir değerlendirmeye fırsat vermeyecek kadar kısa sürede önümüze getirilmesi oldukça düşündürücüdür.

    Bu kanun teklifinin, ‘toplumun sağlıksızlaşması’ pahasına, özel sermayenin kârını ve tekelleşmesini amaçlayan, sağlık emekçileri üzerindeki tahakkümü arttıran ve son aylarda daha da belirginleşen ‘Anayasa tanımazlığın’ devamı olduğu net bir şekilde görülmektedir. Meslektaşlarımızın haklarının daha fazla zarar görmemesi adına kanun teklifine yönelik her türlü girişimde bulunacağımızı yeniden ifade ediyoruz” şeklinde konuştu.

    “BİR KEZ DAHA UYARIYORUZ”

    Yapılan düzenlemenin sağlık ortamına, hekimlerin ve sağlık emekçilerinin ekonomik ve özlük haklarına bir iyileştirme getirmeyeceğini söyleyen Ökten şöyle devam etti:
    “Toplumun sağlığını daha da geriye götürecek olan bu kanun teklifinin geri çekilmesi için TBMM’deki tüm milletvekillerine daha yüksek bir sesle çağrıda bulunuyor ve bir kez daha uyarıyoruz.
    Sağlıklı koşullarda çalışıp haklarımızı alabildiğimiz, toplum sağlığını korumayı önceleyen bir sağlık sistemini mümkün kılana dek TTB ve SES olarak, hekimler ve sağlık emekçileri olarak toplumla birlikte her koşulda itirazlarımızı yükselteceğiz”

    “SAĞLIK HAKKINI AYAKLAR ALTINA ALAN BİR TEKLİF”

    SES’in kanun teklifine ilişkin itirazlarını sıralayan SES Eş Genel Başkanı Nazan Karacabey, “Bizleri masaya davet etmeden, çağrılarımıza kulak vermeden yapılan düzenlemeler bizim için yeni mücadele cephelerinin açılmasıdır” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, kanun teklifinin üç önemli sorununu şöyle sıraladı:
    (1) Emek-meslek örgütlerinin ve bilim insanlarının görüşlerinin alınmaması, (2) sağlık ortamının sorunlarını çözmediği gibi büyütmesi, (3) toplum sağlığını tehdit eden ve Anayasa’ya aykırılığı Anayasa Mahkemesi tarafından tescillenen düzenlemelerin yeniden gündeme getirilmesi.

    Pala, “Bu teklif ne sağlık emekçilerinin ne hastaların ne de toplumun yararınadır. Türkiye’nin ihtiyacı olan kamucu, eşit, ücretsiz, erişilebilir ve nitelikli sağlık sistemi için çabalarımızı sürdüreceğiz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ise, teklifin TBMM Genel Kurulu’na geliş sürecindeki umursamazlığın, iktidarın sağlık hakkına verdiği önemi gösterdiğini vurguladı.

    Anayasa Mahkemesi kararlarını çiğneyen, muhalefet bileşenlerinin tüm itirazlarını görmezden gelen, sağlığı rant konusu yapan ve halkın sağlık hakkını ayaklar altına alan bir teklif ile karşı karşıya olunduğunu belirten Gergerlioğlu, “Biz sonuna kadar direneceğiz ve doğruları söylemeye devam edeceğiz. Bütün sağlık örgütlerini Meclis’te bize destek olmaya çağırıyoruz” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • SES Hatay Şubesi Hukuk Sekreteri Aşkar: Sorunlarla uğraşmaktan yas tutamıyoruz-VİDEO

    SES Hatay Şubesi Hukuk Sekreteri Aşkar: Sorunlarla uğraşmaktan yas tutamıyoruz-VİDEO

    PİRHA-Depremle beraber özellikle koruyucu sağlık alanında sıkıntıların arttığını belirten SES Hatay Şubesi Hukuk Sekreteri Nilgün Aşkar, “Aynı zamanda çalıştıkları kurumlarda kendilerini güvende ve sağlıklı bulabilecekleri bir ortamları yok. Hem sağlık emekçilerinin yaşadıkları güçlükler varken, bir taraftan da halkın hizmet almasıyla ilgili ciddi sorunlar yaşanıyor” dedi. 

    Maraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler, resmi açıklamalara göre en az 53 bin kişinin ölümüne 100 binden fazla kişinin yaralanmasına neden olurken, kamuoyunda ise ölü sayısının 100 bini, yaralı sayısının 200 binin üzerinde olduğu ifade ediliyor.

    6 Şubat’ta Maraş merkezli meydana gelen ve büyük yıkıma neden olan depremlerin birinci yıl dönümünde yaşamını kaybedenler anılırken, sorumluların cezalandırılması talebi yükseliyor. Depremlerin en çok yıkıma uğrattığı kentlerden biri Hatay oldu. Birçok ilçede bir yıl geçmesine karşın eğitimden sağlığa, barınmadan ekonomiye dair sorunlar giderilmedi.

    SES Hatay Şubesi Hukuk Sekreteri Nilgün Aşkar, 6 Şubat depremlerinin üzerinden geçen bir yılı PİRHA’ya değerlendirdi.

    “PROBLEMLER SÜRÜYOR”

    Depremle beraber özellikle koruyucu sağlık alanında sıkıntıların arttığını belirten Nilgün Aşkar, “Sağlık merkezlerinin önemli bir kısmında yıkılmalar oldu. Bu da sağlık hizmetinde aksaklıklara, özellikle koruyucu sağlıkta aksaklıklara neden oldu. Uzun süre kronik hastalıkların takibiyle ilgili sorunlar yaşandı. Hala kronik hastalıkların takibiyle ilgili problemler devam ediyor” dedi.

    Hatay’da hastanelerin önemli bir kısmının yıkıldığını aktaran Nilgün Aşkar, “İnsanlar çok fazla şehir dışına gitmek zorunda kaldı. Bazıları gidemediği için bazı sağlık sorunlarını ötelemek zorunda kaldı. Gidenlerde fazladan bir maddi külfetle karşı karşıya kaldı. Bu da zaten evlerini, hayatlarını işlerini, kaybetmiş insanlara artı bir külfet oluşturuyor” şeklinde konuştu.

    “CİDDİ BİR PERSONEL VE HASTANE EKSİĞİ VAR”

    Sağlık emeçilerinin, barınma, eğitim gibi temel ihtiyaçları karşılanmadığı için farklı kentlere göç etmek zorunda kaldıklarını vurgulayan Aşkar, “Ciddi bir personel ve hastane eksiği var. Hastanelerde ciddi cihaz eksikleri var. Aynı zamanda çalıştıkları kurumlarda kendilerini güvende ve sağlıklı bulabilecekleri bir ortamları yok. Hem sağlık emekçilerinin yaşadıkları güçlükler varken, bir taraftan da halkın hizmet almasıyla ilgili ciddi sorunlar yaşanıyor” diye belirtti.

    “SORUNLARLA UĞRAŞMAKTAN YAS TUTAMIYORUZ”

    Barınma sorununun depremin üzerinden bir yıl geçmiş olmasına rağmen devam ettiğine dikkat çeken Nilgün Aşkar, şunları söyledi:

    “Barınma sorununun hızlı bir şekilde karşılanması gerekiyordu. Hatay’ın Özel Afet Bölgesi ilan edilmesi gerekiyor. Yurttaşlara, işsiz kalanlara, esnafa teçvikler verilmeli. Devlet eliyle kamu binaları oluşturulsa, okullar hızlıca yeniden yapılsa, sosyal hizmet, bakım yükümlülükleriyle ilgili hizmetler hızlıca yoluna girse burası daha yaşanır bir hale gelir. İnsanlar zaten yas tutacakken, sorunlardan kaynaklı yas tutamıyoruz. Çünkü hala biz güvenli ve sağlıklı bir yaşam elde etmekle ilgili bir mücadele içindeyiz. O yas böyle, kronik, travmatik bir şeye dönüşüyor.”

    Fatoş SARIKAYA-Diren KESER/HATAY

     

  • ‘Deprem 1. Yıl Raporu’ Hatay’da paylaşıldı: Bir yıl öncekinden farksız bir manzara!

    ‘Deprem 1. Yıl Raporu’ Hatay’da paylaşıldı: Bir yıl öncekinden farksız bir manzara!

    PİRHA – TTB ve SES’in hazırladığı ‘Deprem 1. Yıl Raporu’ Hatay’da paylaşıldı. Yapılan açıklamada “Unutmadan, affetmeden, helalleşmeden, inatla ve umutla; sağlıklı geleceği bir daha yıkılmamak üzere yeniden kuracağız!” denildi.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Şubat 2023 Depremleri 1. Yıl Raporu’nu, Hatay’taki TTB-SES Deprem Koordinasyon Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında kamuoyuyla paylaştı.

    “BİR YIL ÖNCEKİNDEN FARKSIZ BİR MANZARA!”

    Basın toplantısında ilk sözü TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı aldı. Depremlerin ilk gününden itibaren birlikte karar alıp, üreterek bu büyük dayanışmayı var ettiklerini söyleyen Korur Fincancı, “Bu rapor, ortak bir üretimin ve kolektif bir iradenin raporudur. Bir yılda nelerin yapıldığının ötesinde bundan sonra nelerin yapılabileceğinin, nelerin ortaklaştırılabileceğinin, geleceğin nasıl kurulabileceğinin raporudur” dedi.

    Deprem bölgesindeki incelemelerinde bir yıl öncekinden farksız bir manzara ile karşılaştıklarını belirten Korur Fincancı; barınma sorunlarının sürdüğünü, çalışma olanaklarının yaratılamadığını, şiddetin ve madde kullanımının tırmandığını, insanların yokluk ve yoksulluk ile boğuştuğunu aktardı.

    “DAYANIŞMA İÇİNDE ÇALIŞILDI”

    SES Eş Genel Başkanı Nazan Karacabey, SES’in depremde ilk ilke olarak dayanışmayı temel aldığını ifade etti. Toplumun potansiyel hasta, hastaların ise müşteri olarak görüldüğü sağlık sisteminin, depremin yıkıcı etkisini artırdığını kaydeden Karacabey, “TTB-SES koordinasyon merkezleri ise başka bir sağlık sisteminin mümkün olma mücadelesinin pratikte sınanmasıydı. Sağlık emekçileri yapmaları gerekeni ihtiyaca göre belirleyip ortak karar mekanizmasını işlettiler. İşkolundaki sınıf içi parçalanmışlığa karşı farklı meslek grupları ekip olarak dayanışma içinde çalıştı, aynı amaç için ortak mücadele ruhu yakalandı. Sağlık ve sosyal hizmet emekçileri, sistemin edilgen unsuru olmaktan, eleştirisini yaptığı sağlık sistemi karşısında kurucu bir özne olarak yer aldı” dedi.

    “BU ACILARIN SORUMLULARINI UNUTMAYACAĞIZ”

    SES Hatay Şube Eş Başkanı Serkan Bab ise depremin ilk gününden itibaren enkazlarda, geçici yerleşim alanlarında, sağlık kurumlarında yaşanan sorunları sıraladı. Bab, “aradan yüz yıl da geçse yaşanan bu acıların sorumlularını unutmayacağız” diye belirtti. Kamu otoritesinin, depremi fırsat bilerek toplum üzerindeki ekonomik yükü artırdığına dikkat çeken Bab, “İnsana, emeğe, doğaya düşman bu bozuk düzene, bu köhne sisteme karşı emek ve demokrasi mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi.

    “RESMİ ÖLÜM SAYILARI GERÇEĞİ YANSITMIYOR”

    Raporun sunumunu çalışma ekibi adına TTB Halk Sağlığı Kolu üyesi Dr. Mehmet Zencir yaptı. TTB Deprem 6. Ay Raporu’nun yayımlanmasından bu yana sahada hekimler/sağlık emekçileri, emek-meslek ve demokratik kitle örgütleri, belediyelerden muhtarlara yerel yöneticiler, kayıt dışı konuşan kamu kurumlarının yöneticileri ve depremi doğrudan yaşayan halk ile görüştüklerini aktaran Zencir, tüm bu görüşmeler ışığında resmi ölüm sayılarının gerçeği yansıtmadığını söyledi. Sağlık kurumlarına ait yapıların deprem karşısındaki dayanıksızlığından söz eden Zencir, birinci basamak sağlık hizmeti veren kurumlardaki sorunlara ise ayrıca değindi. Planlama olmaması nedeniyle hekim ve sağlık emekçilerinin üzerindeki yükün arttığını belirten Zencir, “Tüm bu sorunları derinleştiren, çözümsüzleştirenin sağlığın tüm bileşenlerini kentin yeniden inşa sürecine dahil etmeyen despotik yönetim anlayışı olduğunu unutmamak gerekir” dedi.

    “KENTLERİMİZİ HEP BİRLİKTE İNŞA EDECEĞİZ”

    TTB ve SES’in deprem koordinasyon merkezleri üzerinden yürüttüğü çalışmaları özetleyen Zencir, sözlerini şöyle noktaladı:

    “Sermaye ve devlet tarafından şekillenen kentin yeniden inşasına karşı emeğin yeni inşa programının oluşturulmasına yönelik yerel çalışmalarda olmaya özen gösterdik. Kentin yeniden inşasına yönelik tüm çalışmaların toplumsal sağlık mücadelesinin parçaları olduğu anlayışıyla tüm toplumsal kesimlerin, öz örgütlenmelerin, mesleklerin kendi sözlerini kurmasının toplumsal sağlık için kurucu olduğu anlayışıyla raporlamamızda toplumun kendini sağaltma gücü başlığına yer verdik, umudu büyüten her adımı yansıtmaya çalıştık.

    Alternatif bir sağlık sisteminin kuruculuğunun bugünden atılacağı gerçeği ile iz bırakan çalışmalar yapmaya çalıştık. Toplumsal sağlık tartışmasını tüm toplumla yürütmeye çalıştığımız gibi sağlık emekçileri ile de buluşturmaya çalıştık. Toplumun ve sağlık emekçilerinin sağlık hizmet üretiminin karar vericileri olmaları yönlü çalışmalara ağırlık verdik.

    Unutmadan affetmeden helalleşmeden, korkmadan inatla ve umutla; sağlıklı geleceği bir daha yıkılmamak üzere yeniden kuracağız. Tarihi, kültürel ve doğal değerleriyle kentlerimizi demokrasi ve barış içinde yeniden hep birlikte inşa edeceğiz.”

    PİRHA/HATAY

  • TTB ve SES uyardı: Deprem bölgesindeki çocuklar içme suyuna dahi ulaşamıyor-VİDEO

    TTB ve SES uyardı: Deprem bölgesindeki çocuklar içme suyuna dahi ulaşamıyor-VİDEO

    PİRHA – Türk Tabipleri Birliği (TTB) ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Hatay Deprem Koordinasyonu, deprem bölgesindeki çocukların beslenme sorunlarını gündeme getirdi. Uzmanlar, “Çocuklar ne yumurta ne de süt tüketiyor. Bodurluk artışta. Yokluktan klimadan çıkan suyu kullananlara rastladık” uyarısında bulundu.

    6 Şubat Maraş merkezli depremlerin ardından bölge halkının temel yaşam ihtiyaçları ve gıdaya ulaşım sorunu günden güne artıyor.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Hatay Deprem Koordinasyonu, söz konusu ihtiyaçlara dikkat çekti.

    TTB Genel Merkezinde yapılan basın toplantısında, gıda güvencesi ve 5 yaş altı çocukların beslenme sorunları gündeme getirildi.

    TTB Merkez Konsey üyesi Dr. Karer Yurttaş, 5 yaş altı çocukların beslenme probleminin tüm toplum sağlığını ilgilendirdiğini belirtti. 100 sayfalık bir çalışmanın ortaya çıktığını belirten Yurttaş, yetkilileri sorumluluk almaya çağırdı.

    “11 AY GEÇTİ HALEN YETERLİ YARDIM YOK!”

    TTB Merkez Konsey Başkanı Şebnem Korur Fincancı, toplantıya dijital ortam ile katıldı. Fincancı, depremin üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen kamu otoritesinin sorumluluk almadığını söyledi. TTB olarak depremin yaşandığı gün itibariyle halk sağlığı konusunda çaba sarf ettiklerini belirten Fincancı “Yeterli ve dengeli beslenme konusunda uyarılar yapmıştık. 11 ay geçmesine rağmen bir değişim olmadı. Bu konu ciddi sorunlar barındırıyor. Hava kirliliği konusunda da ciddi riskleri kamuoyu önüne koymuştuk. 45 bin liralık yoksulluk sınırına ulaşamayan yurttaşların sağlıklı beslenmeye ulaşamadığını da biliyoruz” diye konuştu.

    SES Eş Başkanı Nazan Karacabey ise çocukların beslenme durumunun kritik durumda olduğunun altını çizdi. Karacabey, “Gitmediğimiz köy, kasaba kalmadı. Halkın sağlık hakkı için çabaladık. Tüm deprem illerinde yürüttüğümüz bu çalışmalar halkın nitelikli sağlık hakkına kavuşana dek devam edecek. Bölge halkı yanlız değildir” sözlerini ekledi.

    DEPREM SONRASI BODURLUK ORANINDA ARTIŞ!

    Çalışma grubunda yer alan Dr. Mehmet Zencir, bilimsel bulguları paylaştı. Beslenmenin tek tip olmaması gerektiğini söyleyen Zencir, protein ve vitaminlerin ne kadar verilmesi gerektiği bilgisinin Sağlık Bakanlığı’nda da olduğunu vurguladı. Zencir, çalışmalarının Hatay özelinde olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “Çocuklara odaklanarak erken uyarı yapıyoruz. Çünkü bu yaş aralığı, çocukların hızlı geliştiği dönemlerdir. 19 Eylül ile 23 Kasım arasında veriler topladık. Çocukların boy ve kilo ölçümlerini de yaptık. 564 çocuğa ulaştık. Ailelerin yüzde 76’sının düzenli işi yoktu. Çocukların 4/1’i erken doğmuşlardı. Travmanın beslenme üzerindeki etkisini de gördük.

    Yaşa göre toplamda 100 çocuğun yüzde 6,2’si bodur. Yüzde 8,9 oranında zayıflık söz konusu. 5 yaşa doğru obezite sorununun arttığını görüyoruz. Erkek çocuklarda bodurluğun daha çok olduğunu gözlemledik. Kardeş kaybı ile bodurluk arasında da bir ilişki gördük. Yapılacaklar belli ancak liyakat yok. Bu nedenle çocuklara ne süt ne de yumurta dahi verilemiyor.”

    “KLİMADAN ÇIKAN SUYU KULLANIYORLAR!”

    Diyet ve Beslenme Uzmanı Dicle Dilan Salman ise deprem bölgesindeki halkın, halen yeterli gıda ve suya ulaşamadığını vurguladı. Beslenme kolileri hazırlanırken çocukların göz önünde tutulmadığını söyleyen Salman, şu bilgileri paylaştı:

    “Yaş arttıkça öğün sayılarının azaldığını gördük. Çocukların yarısının anne sütü alamadığını gördük. Birçok anne, depremden sonra yetersiz beslendiği için sütü olmadığını belirtti. 100 çocuktan 22’si sadece aile sofrasında ne varsa onu tüketebiliyor. Çocukların beslenmesinde protein yetersizliğini görebiliyoruz. 5 yaş altı çocuklarda hiçbir çocuğun yeterli protein aldığını söyleyemeyiz. 4 çocuktan ancak 1’inin yeterli proteine ulaşabildiğini görebiliyoruz. Ailelerin yarısının içme suyuna ulaşımı yetersiz durumda.

    Tek çeşit beslenme, abur cubur ile beslenme durumuna sıklıkla rastladık. En ucuz markaya yöneldiklerini, en çok makarna tüketildiğini söylediler. En çok problem maddi yetersizlik. Bu nedenle gıda sıkıntısı yaşadıklarını belirttiler. Süt, yumurta alamadıklarını, bazen sadece zeytin yiyebildiklerini söyleyenler oldu. Halk, ‘dayanışma örgütleri olmasaydı açlıktan ölebilirdik’ diyor. Çöplerin toplanmaması, böceklenme olması, fare çokluğu gibi sorunlar da var. Klimadan çıkan su ile yüzlerini yıkayan, böylesi onur kırıcı durumlarla karşılaştık. Acil kamusal politikalara ihtiyaç var.”

    ŞEBEKE SUYU KAYNATILIP TÜKETİLİYOR!

    TTB aktivisti Leyla Kalın ise hijyen konusuna değinerek şunları söyledi:

    “Çadırkent ve konteynerlarda yaşayanların birçoğunda buzdolabı olmadığını gördük. Hijyen açısından bir mutfak düzeni yoktu. Şebeke suyunun kaynatıldıktan sonra tüketildiğini gördük. Çocuklar için marketlerde hijyen malzemeleri yoktu. Konteynerlarda elektrik kesintileri sık olduğu için gıda saklama sorunları var. Konteyner kentlerde aile başına 10 litre su verildiğini gözlemledik. Kimi yerlerde mutfağın bir kısmının banyo alanına dönüştürüldüğüne şahit olduk.”

    PİRHA/ANKARA

  • Ali Ekber Yurt, sağlık çalışanlarının önünü keserek tehdit etti

    Ali Ekber Yurt, sağlık çalışanlarının önünü keserek tehdit etti

    PİRHA- Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ali Ekber Yurt, SES Dersim Şubesi üyelerinin önü keserek tehdit etti. SES üyeleri suç duyurusunda bulunurken, SES Dersim Şubesi de, “Bu kötü muamelenin sosyal hizmet emekçilerine reva görülmesi, tehdit, mobbing ve sürgün politikalarını benimseyen liyakatsiz, ‘kabadayı’ il müdürünün bunca hukuksuzluğa rağmen o koltukta oturmasını kabul etmiyoruz. Yasal sürecin takipçisi olacağız” dedi.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Dersim Şubesi, üyelerine yönelik mobbing ve sürgüne ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, 4 üyelerinin Tunceli Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nden Pertek Sosyal Hizmet Merkezi’ne haksız bir şekilde sürgün edildiğini, il müdürlüğüne sürgün edilen 1 yöneticilerinin atamasının da Erzincan İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiği ifade edildi.

    “LİYAKATSİZ İDARECİLER ER YA DA GEÇ GİDECEK”

    Açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “Davayı kazanan üyelerimizin tekrar sürgün edilmesi için Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ali Ekber Yurt tarafından Pülümür Sosyal Hizmet Merkezi açılmış, aralarında Pertek ilçesine sürgün edilenlerin de bulunduğu 5 üyemiz bu kez hukuksuz bir şekilde Pülümür ilçesine sürgün edilmiştir. Yeniden sürgün edilen üyelerimiz 27 Ekim’de Pülümür Sosyal Hizmet Merkezi’ne tahsis edilen kurum aracı ile mesai sonrası dönerken, yolları İl Müdürü Ali Ekber Yurt tarafından Pülümür- Dersim karayolunda kesilmiştir. Kurum aracında bulunan çalışanların yanına gelen Yurt, ‘Ben sizin kurum aracına binmenizi yasakladım, böyle ahlaksızlık, terbiyesizlik olmaz’ diyerek, üyelerimize hakaretler savurmuştur. Haksız yere Pülümür ilçesine atamaları yapılan sosyal hizmet çalışanları, il müdürü tarafından maddi ve manevi olarak mağdur edilmektedir.

    İl Müdürünün giderek artan, şiddet içeren tutumlarına yönelik araçta bulunan kurum çalışanı 4 üyemiz il müdürünün yollarını kesmesi ve saldırgan tutumları karşısında Nazımiye Jandarma Karakoluna suç duyurusunda bulunmuş, 2 üyemiz ise il müdürünün hakaret ve aşağılamalarına karşı 6284 sayılı Kanuna istinaden önleyici tedbir talebinde bulunmuşlardır.

    Mahkeme kararlarıyla haksız ve hukuksuz uygulamalarda bulunduğu tescillenen, başkanı olduğu inanç kurumunu bu uğurda kendi çıkarları için kullanan ‘kabadayı müdür’ Ali Ekber Yurt’a Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın ve Tunceli Valiliği’nin herhangi bir müdahalesi olmaması da ayrı bir cezalandırmadır. Bu kötü muamelenin sosyal hizmet emekçilerine reva görülmesi, tehdit, mobbing ve sürgün politikalarını benimseyen liyakatsiz, ‘kabadayı’ il müdürünün bunca hukuksuzluğa rağmen o koltukta oturmasını kabul etmiyoruz. Yasal sürecin takipçisi olacağız. Liyakatsiz idareciler er ya da geç gidecek, haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı ses olup sendikal dayanışmamızı sürdürmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Mersin’de sağlık emekçileri isyan etti: Koruyamıyorsunuz, öldürülüyoruz-VİDEO

    Mersin’de sağlık emekçileri isyan etti: Koruyamıyorsunuz, öldürülüyoruz-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de art arda iki sağlıkçı kadının saldırıya uğraması, sağlık emekçileri tarafından protesto edildi. Mersin Üniversitesi Hastanesi önünde bir araya gelen sağlık emekçileri adına açıklama yapan Dr. Reyhan Baloğlu, sağlıkta şiddet ve kadına yönelik şiddetin kesişim noktasının altta yatan eril şiddet ve cezasızlık politikaları olduğunu vurgulayarak, “Koruyamıyorsunuz, öldürülüyoruz” dedi.

    23 Ekim 2023 tarihinde Mut’da Hemşire Ayfer Kaya, uzaklaştırma kararı olan boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından, çalıştığı hastanenin yanındaki özel otoparkta katledildi.

    Aynı gün Mersin Üniversitesi KYK Yurdu yakınında bir intörn kadın, bir erkek tarafından 6 el ateş edilmesi sonucu ağır yaralandı. Bir bacağı ampüte edilen kadının diğer bacağında kırıklar mevcut.

    Mersin Tabip Odası, Mersin Aile Hekimleri Derneği (MAHDER), Birlik Dayanışma Sendikası, Genel Sağlık İş, Aile Sağlığı Çalışanları Derneği, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), HEKİM-SEN, Hekim Birliği, Mersin Üniversitesi Hastanesi önünde, sağlık emekçilerine dönük saldırıları protesto etti.

    Mersin Tabip Odası Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Komisyonu’ndan Doktor Reyhan Baloğlu tarafından yapılan açıklamaya çok sayıda sağlık emekçisi siyah önlükler giyerek katıldı.

    Dr. Reyhan Baoğlu, Türkiye’de en önemli insan hakkı ihlallerinden ve halk sağlığı  sorunlarından biri toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri olduğunun altını çizdi.

    ” MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ

    Kadın katliamlarının yükselişte olduğu bu dönemde, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığa karşı toplumsal cinsiyet eşitliğini savunan ulusal ve uluslararası hukuksal, kamusal kazanımların, başta İstanbul Sözleşmesi’ne atılan imzanın geri çekilmesi olmak üzere, hem Türkiye’de hem de dünyada milliyetçi muhafazakar eril iktidarlar tarafından uygulanmasının engellendğini ve güçsüzleştirilmeye çalışıldığını aktaran Dr. Baloğlu, “Bizler ise bu zihniyete karşı dur demeye ve mücadelemize devam edeceğiz” dedi.

    “KAZANIMLARIMIZDAN GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ

    Dr. Baloğlu, sağlıkta şiddet ve kadına yönelik şiddetin kesişim noktası altta yatan eril şiddet ve cezasızlık politikaları olduğunu vurgulayarak, “Şiddet ikliminin, sağlık alanına ve kadına yönelik sonuçları ile yüz yüze kalan biz kadın sağlık çalışanları isyanımızı bugün de haykırmaya devam ediyoruz. Koruyamıyorsunuz, öldürülüyoruz. Aramızdan çekilip alınan kadınların eksikliğinde; ülkemizde kazanımlarımızı geri alma girişimlerimizi sürekli gündemde tutmaya, başta İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasa olmak üzere kazanımlarımızdan geri adım atmayacağız ve mücadelemize devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/MERSİN

  • Mersin’de sağlıkta şiddet protesto edildi-VİDEO

    Mersin’de sağlıkta şiddet protesto edildi-VİDEO

    PİRHA- Sağlık emekçilerine yönelik artan şiddeti protesto eden Mersin’deki sağlık meslek örgütleri, “Can güvenliğinin olmadığı yerde kimse çalışmak istemez” diyerek, iktidarı uyardı.

    Mersin Tabip Odası, Mersin Aile Hekimleri Derneği (MAHDER), Birlik Dayanışma Sendikası, Genel Sağlık İş, Aile Sağlığı Çalışanları Derneği, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), HEKİM-SEN, Hekim Birliği Mersin Toros Devlet Hastanesi önünde, sağlık emekçilerine dönük son haftalarda artan şiddeti protesto etti.

    Ortak açıklamayı Birlik Dayanışma Sendikası Yönetim Kurulu üyesi Uzman Doktor Çağlar Özen okudu. Özen, son bir haftada bile bir çok sağlık çalışanının şiddete maruz kaldığını belirterek, “Öncesinde hastanelerde defalarca silahlar patladı, şifa dağıtan kurumlarda silahlı çatışmalar yaşandı. Sağlık çalışanları yaralandı, hayatını kaybetti. Bunlar gibi daha niceleri yaşandı, yaşanıyor ve ne yazık ki yaşanacak. Çünkü ilgili bakanlıklar gerekli önlemleri almıyor ve bu terörü bu şiddeti önlemek için hiçbir şey yapmıyor” dedi.

    “CAN GÜVENLİĞİNİN OLMADIĞI YERDE KİMSE ÇALIŞMAK İSTEMEZ

    Uzman Doktor Çağlar Özen, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yıllardır öldürülüyoruz, sakat bırakılıyoruz, sürekli fiziksel ve sözel şiddete uğrayarak çalışmak durumunda kalıyoruz. Kınamaktan, basın açıklaması ve eylem yapmaktan biz bıktık ama bizi korumakla görevli olan yetkililer ne bize yapılan bu şiddeti görmekten ne de isyanımızı duymaktan bıkmadılar. Çünkü umurlarında değiliz. Ölürlerse ölsünler yerine yenisi gelir diyorlar herhalde ama öyle olmuyor.

    O yüzden tüm bu olup bitenlere öfkeliyiz, isyan ediyor ve tepki veriyoruz. Tek bir sağlıkta şiddet olayına daha tahammülümüz yok. Umarız bunu görürsünüz ve gerekli yasaları çıkarıp önlemleri alırsınız. Aksi takdirde kopuşlar nedeniyle ülkenin nitelikli sağlık hizmetinden yoksun kalacağını öngörebilirsiniz. Can güvenliğinin olmadığı yerde kimse çalışmak istemez, gider.

    Sevgili vatandaş, sağlık uygulamalarında karşılaştığın sorunların hiçbirinin kaynağı biz değiliz. Öncelikle bunu bilin. Yaratmadığımız probleme çözüm üretecek olan da biz değiliz. Muhatabınızı iyi bilin. Sistemin tüm sorunlarının yaratıcısı ve çözümü sağlık bakanlığının ta kendisidir. Sağlık çalışanları da aynı sorunlar nedeniyle mağdurdur.”

    “İKTİDAR UYARILARIMIZI DİKKATE ALMIYOR”

    Mersin Tabip Odası Başkanı Nasır Nesanır da, özellikle Dr. Ersin Arslan’ın katledilmesinin ardından sağlıkta şiddete karşı etkili önlemler için birçok kez iktidarı uyardıklarını belirterek, “Toplumda artarak süregelen şiddet iklimi, iktidarın şiddet dili, sağlığımızı bozan, bizi yok sayan, tüketen, değersizleştiren sağlık politikaları, hem bizi hem de halkı geçinememeye sürükleyen ekonomik buhranla birleşince; sağlığın fiziksel, zihinsel, toplumsal bütün bileşenleri de zarar görerek sağlık alanlarında şiddete de zemin oluşturmuştur. TTB ve tabip odaları olarak sağlıkta artan şiddetin de, toplumda körüklenen şiddet dilinin de karşısındayız ve sağlıkta şiddetle etkin mücadele çağrımızı yineliyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/MERSİN

  • Sağlık emekçilerinden yemek protestosu: Sağlıklı, hijyenik ve doyurucu yemek haktır

    Sağlık emekçilerinden yemek protestosu: Sağlıklı, hijyenik ve doyurucu yemek haktır

    PİRHA- Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Türkiye genelinde eş zamanlı olarak, yemek hakları için boykot düzenlendi. Sağlık emekçileri, “Hastanelerde yemekler şirket eliyle değil, sağlıklı kaliteli ve doyurucu olarak kamu eliyle verilsin” dedi. 

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) sağlık sektörü başta olmak üzere kamu kurumlarında yemekhanelerin özelleştirilmesini protesto etti.

    Türkiye genelinde eş zamanlı olarak eyleme geçen sağlık emekçileri, hastanelerde özel şirketler tarafından verilen yemekleri almayarak hastane bahçesinde öğle yemeklerini paylaştı. Sağlık emekçileri, “Hastanelerde yemekler şirket eliyle değil, sağlıklı kaliteli ve doyurucu olarak kamu eliyle verilsin” dedi.

    Yapılan ortak açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Taleplere karşı duyarsız kalmaları sağlık emekçilerini değersizleştirme ve yok sayma eğilimini ortaya koymaktadır. Bu eğilim gıda fiyatlarındaki artışla birlikte sağlık emekçilerine protein değeri içindeki kurtlardan ibaret olan adeta ortaçağ koşullarında beslenmeyi reva gören bir dayatmaya dönüşmüştür. SES olarak bu sorunu görünür kılmak için daha önce de eylemler, imza kampanyaları örgütledik. Aynı gerekçelerle SES Amed Şubesi ile ortak düzenlediğimiz eylemde mafyalaşan yemekhane şirketi üç temsilcimizi silahla yaralamıştı. Yine çeşitli illerde bu konuya dikkat çekmek isteyen temsilcilerimiz yemek firmaları tarafından tehdit edilmişlerdi. Bu gelişmeler olurken Sağlık Bakanlığı, şu an olduğu gibi izlemekle yetinmişti. Bu sessizliği, vurdum duymazlığı yemekhaneleri boykot ederek bozuyor ve tüm halkımızı sorunun giderilmesi için desteğe dayanışmaya bekliyoruz.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Uğurlu’ya kamudan ihraç talebi: ‘Dr. Ayşe Uğurlu’ya uygulanan siyasal bir şiddettir’

    Uğurlu’ya kamudan ihraç talebi: ‘Dr. Ayşe Uğurlu’ya uygulanan siyasal bir şiddettir’

    PİRHA-Ankara İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen soruşturma kapsamında “devlet memurluğundan çıkarma” istemiyle Sağlık Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edilen Dr. Ayşe Uğurlu’ya sağlık emek örgütleri sahip çıktı.

    Üç yıl önce açlık grevlerinde ölümlerin önlenmesi çağrısıyla düzenlenen bir basın açıklamasına katıldığı gerekçesiyle iki ay süreyle açığa alınan Ankara Tabip Odası önceki dönem Yönetim Kurulu üyesi ve TTB İnsan Hakları Kolu Yürütme Kurulu üyesi Dr. Ayşe Uğurlu; bu defa da Ankara İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen soruşturma kapsamında “devlet memurluğundan çıkarma” istemiyle Sağlık Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edildi.

    Ankara Tabip Odası (ATO) ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Ankara Şubesi, “Dr. Ayşe Uğurlu Yalnız Değildir” diyerek 18 Eylül 2023 günü Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bir basın açıklaması düzenledi. Basın açıklamasına TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Vedat Bulut ve Merkez Konseyi üyesi Dr. Onur Naci Karahancı da katıldı.

    “TÜRKİYE ANAYASIZLIK REJİMİNE SÜRÜKLENİYOR”

    Ortak basın açıklamasını SES Ankara Şube Yönetim Kurulu üyesi Sabiha Akdeniz Günay okudu. Dr. Ayşe Uğurlu’nun, hedef haline getirilmesine sebep olan açıklamada hekimlik mesleğinin etik ilkeleri uyarınca hareket ettiğinin altını çizen Akdeniz Günay, Türkiye’nin imzacısı olduğu pek çok uluslararası sözleşmenin yaşam ve sağlık haklarını hatırlattığını kaydetti.

    Açıklamada konuşan ATO Yönetim Kurulu üyesi Dr. Onur Erden, “Bir hekim doğal olarak bir insan hakları savunucusudur. Dr. Ayşe Uğurlu aslında hekimlik yapmıştır, yaşamı savunmuştur. Bu bir suç değil, yegane görevimizdir. Dr. Ayşe Uğurlu’ya uygulanan siyasal bir şiddettir” diye konuştu.

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik de, iktidarın OHAL süreciyle birlikte Türkiye’yi bir anayasasızlık rejimine sürüklediğini, buna bağlı olarak uluslararası sözleşmelere aykırı uygulamaların ve muhalif kesimlere yönelik baskının tırmandırıldığını söyledi. Sağlık alanında “Emek Bizim, Söz Bizim” eylem sürecindeki birlikteliğe dikkat çeken Bozgeyik, Anayasa’ya aykırı bu uygulamalara karşı da hep birlikte mücadele edeceklerini dile getirdi.

    TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Vedat Bulut ise, TTB’nin girişimleri sonrası aralarında Dünya Tabipleri Birliği’nin de olduğu uluslararası örgütlerin Dr. Ayşe Uğurlu ile ilgili süreci takip ettiğini aktardı. Bu hukuksuz uygulamadan bir an önce geri dönülmesi çağrısı yapan Bulut, “Biz mücadelede hep birlikte olacağız. Dr. Ayşe Uğurlu’nun onurumuz olduğunu her yerde haykıracağız” dedi.

    “İNSAN HAKLARI MÜCADELESİNDEN HİÇBİR KURUM BENİ UZAKLAŞTIRAMAZ “

    Basın açıklamasında konuşan Dr. Ayşe Uğurlu ise hekimlik yaptığı 33 yıl boyunca iyi hekimlik değerlerini ve insan haklarını gözettiğini belirterek hakkında herhangi bir adli soruşturma olmaksızın idari bir soruşturma yürütülmesinin hukuksuzluğuna dikkat çekti. Uğurlu sözlerini şöyle noktaladı: “Haksız ve hukuksuz uygulamadan bir an önce vazgeçilmesini, iyi hekimlik değerleriyle yeniden görevime dönmeyi istiyorum. İnsan hakları mücadelesinden hiçbir kurum beni uzaklaştıramaz!”

    Basın açıklaması, “Ayşe Uğurlu onurumuzdur” sloganıyla sona erdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Antep’te sağlık görevlisi hastanede bıçaklandı-VİDEO

    Antep’te sağlık görevlisi hastanede bıçaklandı-VİDEO

    PİRHA-Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde görevli sağlık personeli Mustafa Yıldız, hastanede bıçaklandı. Ameliyata alınan Yıldız’ın sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Saldırdan ise gözaltına alındı.  

    Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde görevli sağlık personeli Mustafa Yıldız, (40) husumetlisi olduğu iddia edilen Ö.F’nin (40) hastanede bıçaklı saldırısına uğradı.
    Karnından ve kafasından bıçak darbesi alan Yıldız, aynı hastanede ameliyata alındı, sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Şüpheli Ö.F ise polis tarafından gözaltına alındı.

    “KAMU OTORİTESİNİ HIZLA ADIM ATMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Konuya ilişkin açıklamada bulunan Türk Tabipleri Birliği (TTB), sağlıkta şiddete karşı Meclis’e sundukları yasayı hatırlattı. TTB’nin açıklamasında “Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde bir sağlık emekçisi bıçaklı saldırıya uğramıştır. Durumu ağır olan sağlık emekçisi arkadaşımızın bir an önce sağlığına kavuşmasını diliyoruz.
    Sağlıkta şiddete karşı Meclis’e sunduğumuz yasa teklifi önerimizi hatırlatıyor, kamu otoritesini samimi davranmaya ve hızla adım atmaya çağırıyoruz” ifadelerine yer verdi

    “ÇÖZÜM İSTİYORUZ, GEÇİŞTİREN AÇIKLAMALAR DEĞİL”

    SES Genel Merkezi ise yaşanan saldırıyla ilgili yaptığı açıklamada, sorunları çözmekle yükümlü olanların kafalarını kuma gömdüklerine vurgu yaparak şunları kaydetti:

    “Her gün sağlık emekçilerine yönelik yeni bir şiddet haberi ile sarsılıyoruz. Bugün de Gaziantep Tıp Fakültesi Hastanesi’nde bir sağlık emekçisi arkadaşımız kasten öldürülmek amacıyla bıçaklanmıştır. Gerekçesi ne olursa olsun görevi başında hiçbir sağlık emekçisi şiddete maruz kalacağım düşüncesi ve kaygısıyla çalışmamalı.
    İş yerlerimiz, çalışma ortamlarımız güvenli alanlar olmaktan çıkmış, şiddet ortamına dönüşmüştür. Sorunları çözmekle yükümlü olanlar kafalarını kuma gömmüş, her açıklamayı şiddeti çözmek yerine geçiştirmek üzerine yapıyorlar. Sağlık emekçilerine yönelik şiddetin son bulması için artık çözüm istiyoruz, geçiştiren açıklamalar değil.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Sağlık emekçileri 16 Ağustos’ta iş bırakıyor

    Sağlık emekçileri 16 Ağustos’ta iş bırakıyor

    PİRHA- Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyeleri 16 Ağustosta iş bırakacak. Yapılan açıklamada “Grevli toplu sözleşmeli, özgür pazarlık hakkı içeren sendika yasası çıkarılsın” denildi.

    Memur ve memur emeklilerini ilgilendiren 2024-2025 yıllarındaki hakları ve zamları belirleyecek olan 7’inci dönem Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmeleri kamu emekçileri ile hükümet arasında sürüyor.

    Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) 16 Ağustos tarihinde bir günlük iş bırakacak. Konuya dair Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) yaptığı açıklamada,taleplerini şöyle sıraladı:

    “*Performans, ek ödeme, taban, teşvik değil, tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerine yoksulluk sınırı üzerinde emekliliğe yansıyan temel ücret istiyoruz.

    *Bunun üzerine yapılan işin niteliği ve riski, eğitim durumu, hizmet yılı gibi kriterler eklenerek giydirilmiş ücretler belirlensin.

    *Grevli toplu sözleşmeli, özgür pazarlık hakkı içeren sendika yasası çıkarılsın.

    *Sağlık hizmetleri ağır ve tehlikeli işler kapsamındadır. Fiili hizmet süresi (yıpranma payı) yıllık 90 gün üzerinden tam olarak tüm emekçilere ödensin ve geçmiş yılları da kapsasın4) Nöbet, icap ve fazla çalışma ücretleri 2 kat arttırılsın

    *Sağlık alanında çalışan tüm emekçiler “sağlık hizmetleri sınıfı”na alınsın

    *Üniversite hastanelerinde de çalışanlara tayin hakkı verilsin,

    *Sağlık emekçilerine yönelik şiddetin son bulması için “şiddet üreten sağlık sistemi” değişsin. Halk ve emekçiler yararına yeni bir sağlık sisteminin inşası için işkolu emekçileri ve halkın örgütlü yapılarının, hizmetin planlanmasından sunulmasına kadar karar alma mercilerinde yer alacağı mekanizmalar oluşturulsun.

    *Sağlık ve sosyal hizmetler alanında OECD ortalamasında kadrolu güvenceli personel istihdam edilerek, sözleşmeli tüm çalışanlar 657 4/a kapsamına alınsın.

    *Kamu sağlık hizmeti verilen ASM’lerde her türlü giderler devlet tarafından karşılansın,

    *Covid-19 gibi meslekle ilgili hastalıklar, illiyet bağı aranmadan sağlık kurumlarında çalışan tüm personel için meslek hastalığı sayılsın,

    *Haklarında kesinleşmiş yargı kararı bulunmayan ihraç sağlık ve sosyal hizmet emekçileri derhal göreve başlatılsın

    *Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü personelinin özlük, mali ve sosyal haklarını, bir an önce Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğündeki emsali personellere eşitleyin, geçmiş hak kayıplarını acilen telafi edilsin. Sağlık Bakanlığı’nın diğer tüm personellerine sağlanan imkan ve haklardan aynı ve eşit derecede yararlandırılsın.

    *Muayene, tedavide ve ilaçta hiçbir ad altında;  katkı, katılım payı, ilave ücret alınmasın. Sağlık hizmetleri ücretsiz olsun.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Sağlık emekçileri Dersim’de iş bıraktı-VİDEO

    Sağlık emekçileri Dersim’de iş bıraktı-VİDEO

    PİRHA- Dersim’de sağlık emekçileri iş bırakarak, taleplerini dile getirdi. Performans, ek ödeme, taban, teşvik değil, tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerine yoksulluk sınırı üzerinde emekliliğe yansıyan temel ücret istediklerini belirten sağlık emekçileri, grevli toplu sözleşmeli, özgür pazarlık hakkı içeren sendika yasasının çıkarılmasını talep etti.

    SES, Türkiye genelinde grevli toplu iş sözleşmesi hakkı, gerçek toplu sözleşme, demokratik çalışma yaşamı için bir günlük iş bırakarak işyerleri önünde açıklama yaptı.

    Dersim’de de sağlık emekçileri, Tunceli Devlet Hastanesi önünde bir araya geldi. Sağlık emekçileri adına SES Dersim Şube Eş Başkanı Serap Kahraman, taleplerini içeren bir açıklama yaptı.

    SES’in kuruluş yıldönümü olan 1 Ağustos’ta alanlarda olduklarını belirten Kahraman, “Bugün sağlık emekçileri ve halkın sağlık alanı ile ilgili yaşadığı sorunların temelinde uygulamaya konulan “sağlıkta dönüşüm” programları yatmaktadır. Hizmeti üreten sağlık emekçileri açısından da kışkırtılan sağlık talebi ile birlikte eksik personel nedeniyle uzun çalışma süreleri, angarya çalışma dayatılmıştır” dedi.

    Sağlık emekçilerine dönük şiddetin artarak devam ettiğine dikkat çeken Kahraman, “Siyasilerin toplumda yarattığı kutuplaşma, gittikçe otoriterleşen yönetim biçimi nedeni ile kültür haline gelen şiddetinde etkisi var. Bu nedenle de biz şiddet üretmeyen bir sağlık sistemi inşa etmek zorundayız” diye konuştu.

    Serap Kahraman, temel taleplerini şu şekilde açıkladı:

    “*Performans, ek ödeme, taban, teşvik değil, tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerine yoksulluk sınırı üzerinde emekliliğe yansıyan temel ücret istiyoruz. Bunun üzerine yapılan işin niteliği ve riski, eğitim durumu, hizmet yılı gibi kriterler eklenerek giydirilmiş ücretler belirlensin.

    *Grevli toplu sözleşmeli, özgür pazarlık hakkı içeren sendika yasası çıkarılsın.

    *Sağlık hizmetleri ağır ve tehlikeli işler kapsamındadır. Fiili hizmet süresi (yıpranma payı) yıllık 90 gün üzerinden tam olarak tüm emekçilere ödensin ve geçmiş yılları da kapsasın.

    *Nöbet, icap ve fazla çalışma ücretleri 2 kat arttırılsın.

    *Sağlık alanında çalışan tüm emekçiler “sağlık hizmetleri sınıfı”na alınsın.

    *Üniversite hastanelerinde de çalışanlara tayin hakkı verilsin.

    *Sağlık emekçilerine yönelik şiddetin son bulması için “şiddet üreten sağlık sistemi” değişsin. Halk ve emekçiler yararına yeni bir sağlık sisteminin inşası için işkolu emekçileri ve halkın örgütlü yapılarının, hizmetin planlanmasından sunulmasına kadar karar alma mercilerinde yer alacağı mekanizmalar oluşturulsun.

    *Sağlık ve sosyal hizmetler alanında OECD ortalamasında kadrolu güvenceli personel istihdam edilerek, sözleşmeli tüm çalışanlar 657 4/a kapsamına alınsın.

    *Kamu sağlık hizmeti verilen ASM’lerde her türlü giderler devlet tarafından karşılansın.

    *Covid-19 gibi meslekle ilgili hastalıklar, illiyet bağı aranmadan sağlık kurumlarında çalışan tüm personel için meslek hastalığı sayılsın.

    *Haklarında kesinleşmiş yargı kararı bulunmayan ihraç sağlık ve sosyal hizmet emekçileri derhal göreve başlatılsın.

    *Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü personelinin özlük, mali ve sosyal haklarını, bir an önce Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğündeki emsali personellere eşitleyin, geçmiş hak kayıplarını acilen telafi edilsin. Sağlık Bakanlığı’nın diğer tüm personellerine sağlanan imkan ve haklardan aynı ve eşit derecede yararlandırılsın.

    *Muayene, tedavide ve ilaçta hiçbir ad altında;  katkı, katılım payı, ilave ücret alınmasın. Sağlık hizmetleri ücretsiz olsun.”

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Halkımızın sağlığı için sandığa gideceğiz’- VİDEO

    ‘Halkımızın sağlığı için sandığa gideceğiz’- VİDEO

    PİRHA- Mersin Tabipler Odası Başkanı Dr. Nasır Nesanır ve SES Mersin Şube Eş Başkanı Dr. Zeki Sinan Doğan yapılacak olan seçimin ülkenin kaderini belirleyecek düzeyde önemli olduğuna dikkatleri çekerek, “Yargı bağımsızlığı, halkın egemenliği, ücretsiz kamu sağlık anlayışı ve halkımızın sağlığı için bu pazar herkesi oy kullanmaya davet ediyoruz” diyerek çağrıda bulundular.

    Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Mersin Şube Eş Başkanı Dr. Zeki Sinan Doğan ve Mersin Tabipler Odası Başkanı Dr. Nasır Nesanır cumhurbaşkanlığı seçiminin önemine değinerek herkesi oy kullanmaya davet ettiler.

    “NE OLURSA OLSUN SANDIĞA GİDİLMELİ”

    SES Mersin Şube Eş Başkanı Dr. Zeki Sinan Doğan, Türkiye’nin en önemli seçimini yapma arifesinde olduğunu belirtti.

    Ülkeyi kutuplaştıran siyaset anlayışını sürdüren iktidara karşı değişimin olması gerektiğini dile getiren Doğan, “Şu ana kadar iktidarda olanlar ülkeyi bölmüş durumdalar ve bunun yok olması lazım. Görüyoruz ki iki dil işleniyor. Biri insanlara hakaret edici, ezici, ötekileştirip yok edici bir dil. Diğer tarafta ise barış, özgürlük, kardeşlik dili hakim. Türkiye Cumhuriyeti 28 Mayıs’ta ya barış dilini seçecek ya da ötekileştirilmeyi. Çünkü başta aldıkları büyük orandaki oyları kaybettiler. Şimdiki iktidar seçimi kazanırsa sürdürebilecek bir ekonomik sistemin olacağını düşünmüyorum. Aynı deneyi yapıp farklı sonuç elde edilmesi de imkansızdır. Herkesin ne olursa olsun sandığa gidip oy kullanması ve sandıkta oylarını takip etmesi gerekiyor” dedi.

    NESANIR: HİÇBİR YERE GİTMİYORUZ

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hekimler için “Giderlerse gitsinler” sözüne karşılık hiçbir yere gitmeyeceklerini söyleyen Mersin Tabipler Odası Başkanı Dr. Nasır Nesanır, bu anlayışa karşı pazar günü sandıkta oy kullanacaklarını ifade etti.

    Nesanır, seçimle ilgili şunları söyledi:

    “Sağlıkta piyasalaşma süreci ile beraber büyük sorunlar meydana çıktı. Bu sistemin tıkanan yönlerin bütün sorumlusu sağlık emekçileriymiş gibi gösteriliyor. Bu kabul edilebilir değil. Hem halkımızın sağlığını korumak için hem de meslektaşlarımızın ve sağlık emekçilerinin ekonomik ve özlük haklarını korumak için bu pazar sandık başında olacağız. Bütün yurttaşlarımızı oy vermeye ve sandıklara sahip çıkmaya çağırıyoruz. Güzel yarınların kurulacağına dair inancım sonsuz”

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

  • Sağlıkçılardan sandık çağrısı: Özgür yarınlar için oy kullanalım

    Sağlıkçılardan sandık çağrısı: Özgür yarınlar için oy kullanalım

    PİRHA- Mersin Tabip Odası ve SES Mersin Şubesi, ikinci tura kalan 13. Cumhurbaşkanı seçimine ilişkin “Demokratik ve özgür yarınlar için herkes sandık başına, oy kullanmaya” çağırdı. 

    Mersin Tabip Odası ile Mersin Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) seçime dair basın açıklaması yaptı. “Ülkeye sahip çıkmak sandığa sahip çıkmaktan geçer” şiarıyla yapılan açıklama metnini Mersin Tabip Odası Başkanı Nasır Nesanır okudu.

    “SAĞLIK SİSTEMİNİN DEĞİŞMESİNİ İSTİYORUZ”

    Başkan Nesanır, sağlık sistemindeki yaşanan problemleri dile getirerek iktidarla birlikte sağlık sisteminin de değişmesi gerektiğinin altını çizdi.

    Koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılmasını isteyen Nesanır, “Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının insanca yaşayabileceği bir dünya, insanca çalışabileceği bir sağlık ortamı ve iş güvencesine, halkımızın da eşit, ücretsiz, nitelikli, ulaşılabilir bir sağlık sistemine kavuşmasını istiyoruz. Gerek devlet için ve gerek vatandaşlar için çok daha masraflı, çok daha zor olan tedavi edici sağlık hizmetlerinin değil, daha etkin, daha ucuz ve insana değer veren koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılmasını istiyoruz” dedi.

    “28 MAYIS’TA SANDIĞA SAHİP ÇIKALIM”

    Yurttaşların sandıklara sahip çıkmaları yönünde çağrıda bulunan Nesanır şunları söyledi:

    “Herkesin sandığa giderek önümüzdeki beş yılı daha özgür, daha demokratik, daha insani çalışma koşulları, daha sağlıklı bir ortamda yaşamamıza katkı sunmalarını önemsiyoruz.

    Güvenli ve güvenceli çalışma ortamlarının sağlandığı ve kötü çalışma koşullarının düzeltildiği yarınlar için

    Salgınlarda, depremlerde yüzbinlerce insanımızı kaybetmemek için

    Bir avuç insanı zenginleştirirken topluma açlığı ve sağlıksızlığı dayatan yapıdan kurtulmak için,

    Kadınların özgür oldukları, şiddet nesnesi kılınmadıkları, “sahiplendirilip” öldürülmedikleri yarınlar için,

    Yurttaşlarımızın demokratik iradesine saygı duyulduğu güzel günler için,

    Doğanın ve geleceğimizin tahrip edilmemesi için herkesi 28 Mayıs tarihinde seçimlerde oyumuzu kullanmaya ve sandıklarımızdaki oylara sahip çıkmaya çağırıyoruz.”

    MERSİN/ PİRHA