Etiket: seyit rıza

  • Seyit Rıza’nın torunu Zeliha Polat, Ağdat’ta toprağa sırlandı-VİDEO

    Seyit Rıza’nın torunu Zeliha Polat, Ağdat’ta toprağa sırlandı-VİDEO

    PİRHA- 17 Ocak’ta Hakk’a yürüyen Seyit Rıza’nın torunu Zeliha Polat, yürütülen Hakk’a Uğurlama Erkânı’nın ardından Ağdat’ta toprağa sırlandı.

    17 Ocak’ta Hakk’a yürüyen Dersim 1937-38 katliamında idam edilen, halkın hafızasında direnişin ve inkâra karşı mücadelenin simgesi Seyit Rıza’nın oğullarından Ali Rıza’nın kızı olan Zeliha Polat, doğduğu topraklarla buluştu.

    Zeliha Polat’ın, Hakk’a yürüdüğü zaman yoğun kar yağışından kaynaklı Gülmez Mezarlığı’nda olan naaşı, Ovacık’ın Ağdat Köyü’ne götürüldü.

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, DEM Parti il, ilçe örgütleri ve Demokratik Alevi Dernekleri yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaşın katıldığı Hakk’a Uğurlama Erkanı’nın ardından Zeliha Polat, toprağa sırlandı.

    Uzun süredir kanser tedavisi gören Zeliha Polat, son iki aydır yoğun bakım servisinde tedavi altındaydı. Polat’ın Hakk’a yürümesi, Dersimliler ve Alevi toplumu başta olmak üzere birçok kesimde derin üzüntü yarattı.

    PİRHA/DERSİM

  • Seyit Rıza’nın torununun eşi Nermin Polat, Hakk’a yürüdü

    Seyit Rıza’nın torununun eşi Nermin Polat, Hakk’a yürüdü

    PİRHA- Seyit Rıza’nın torunu Abbas Polat’ın eşi Nermin Polat, 90 yaşında Hakk’a yürüdü. 1 Aralık’ta Hakk’a uğurlanacak olan Nermin Polat’ın cenazesi, Axdat’ta toprağa sırlanacak.

    Seyit Rıza’nın torunu Abbas Polat’ın eşi Nermin Polat, 90 yaşında Elazığ’da Hakk’a yürüdü.

    1 Aralık’ta Yıldızbağları Cemevi’nde Hakk’a uğurlanacak olan Nermin Polat’ın cenazesi, Ovacık’ın Axdat köyünden toprağa sırlanacak.

    PİRHA/DERSİM

  • Seyit Rıza’nın ailesinden açıklama: Nihai Barış‘a evet!

    Seyit Rıza’nın ailesinden açıklama: Nihai Barış‘a evet!

    PİRHA- Barış Süreci’ne dair açıklama yapan Seyit Rıza’nın ailesi, süreci desteklediklerini belirterek, “Ortak bir geleceğin temeli, geçmişle cesur bir yüzleşmeyle atılsın. Gelecek, ancak hakikate sadakat ile inşa edilir. Evet, barış olsun ! Ama onurlu, adil, hakikate yaslanan bir barış olsun istiyoruz” dedi.

    Seyit Rıza’ın torunlarından Süleyman Polat barış sürecine dair açıklama yaptı. Barışın, hakikat üzerine kurulacağına dikkat çeken Polat, “Bir asra yaklaşan bir zaman dilimi boyunca, bizim kuşağımızdan saklananlar, inkâr edilenler, dile getirilmeyenler hâlâ içimizde kapanmayan yaralar olarak duruyor. Barışın konuşulduğu, toplumsal birleştiriciliğin yeniden gündeme geldiği, ortak bir gelecek için cesur adımların tartışıldığı bu dönemde; geçmişle yüzleşmeden, hakikati görünür kılmadan, adaletin temelini sağlamlaştırmadan nihai ve kalıcı bir barışın mümkün olmayacağını hatırlatmak isteriz” dedi.

    10 yüzyıldır süren mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğinin altını çizen Polat, “Bizler, bu toprakların çocukları, bu ülkenin vatandaşları ve aynı geleceğin ortaklarıyız. Etnik farklılıkların yaşadığı tarihi mağduriyetler tanınmadan, bu mağduriyetler uğruna mücadele etmiş önder şahsiyetlerin itibarı iade edilmeden, ailelerinden gizlenen mezar yerleri açıklanmadan, özel eşyalar, hatıralar ve insani emanetler ailelere teslim edilmeden bu ülkede barışın gerçek, sağlam ve güvenilir bir zemine oturtulması eksik kalacağını düşünüyoruz” ifadelerine yer verdi.

    Seyit Rıza Ailesi’nin bir bireyi olarak; hem kendi ailesi hem de acısı paylaşılmış tüm halklar adına “Nihai Barış‘a evet!” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

    Hakikatsiz Barış’a hayır !! Çünkü; barışın bir suskunluk anlaşması olmayacağını, bir inkar perdesi olarak çekilmeyeceğini, yaşanmış acıların ve yaraların üstünü örtmediğini, bilhassa bütün bu ortak yaraları birlikte iyileştirbileceğini biliyoruz! Bu kapsamda sorumluluk alan herkese, bu süreci nihai anlamda sonlandırmak isteyen tüm aktörlere çağrımız şudur:

    Hakikat komisyonları kurulsun

    Yaşanan mağduriyetler şeffaf biçimde araştırılsın; tarafsız ve resmi kayıt altına alınsın. Tarihsel önder şahsiyetlerin itibarı iade edilsin. Büyük dedemiz Seyit Rıza da olmak üzere, dönemin bütün mağdurlarının itibarı resmî ve açık bir dille iade edilmelidir. Gizlenen mezar yerleri açıklansın. Ailelerin bir asırdır beklediği bu insani talep artık yerine getirilsin. Halkların barışı mezarsız bırakılmaz. Özel eşyalar ve kişisel emanetler ailelere teslim edilsin. Halkların yas hakkı ellerinden alınamaz; yas olmadan helalleşme de olamaz. Ortak bir geleceğin temeli, geçmişle cesur bir yüzleşmeyle atılsın. Gelecek, ancak hakikate sadakat ile inşa edilir. Evet, barış olsun ! Ama onurlu, adil, hakikate yaslanan bir barış olsun istiyoruz. Bu ülkenin, ortak geleceğine güvenmek istiyoruz. Şimdiki nesillerin taşıdığı acının , sonraki kuşaklara taşınmamasını istiyoruz. Yüzyıldır süren sessizliğin bir daha kimseye miras kalmamasını istiyoruz. Bu çağrının bir talepten ziyade: insani bir hak olduğunu toplumsal bir sorumluluk taşıdığını ve bir vicdan borcunun olduğunu hatırlatmak istiyoruz! Bu sorumlulugu alan herkesi, bu adımları samimiyetle atmaya davet ediyoruz. Hakikatle Kurulmayan hiçbir barış kalıcı olamaz! Biz kalıcı olana ortak olmak istiyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İsviçre’de Bern Alevi Dergahı’nda, Seyit Rıza ve yol arkadaşları anıldı-VİDEO

    İsviçre’de Bern Alevi Dergahı’nda, Seyit Rıza ve yol arkadaşları anıldı-VİDEO

    PİRHA-İsviçre’de bulunan Bern Alevi Dergahı’nda, idam edilişlerinin 88. yılında Seyit Rıza ve yol arkadaşları anıldı. “Önce Ermeni ve Koçgiri Katliamları daha sonra da uzun yıllar Dersim’de devam eden bir katliam yaşandı’ diyen DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, “Türkiye Cumhuriyeti devleti tarihinin en vahşi katliamını gerçekleştirdi. Benim babam o süreçte 1 yıl boyunca ailesiyle birlikte mağarada yaşamış” dedi.

    Dersim İnşa Kongresi ve Bern Alevi Dergahı, İsviçre’de bulunan Bern Alevi Dergahı’nda, idam edilişlerinin 88. yılında Seyit Rıza ve yol arkadaşlarını andı.

    Gülbeng ve çerağların uyandırılmasıyla başlayan anma, belgesel gösterimi, ağıtların okunması ve konuşmalarla sona erdi. Anmaya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “BABAM 1 YIL BOYUNCA AİLESİYLE BİRLİKTE MAĞARADA YAŞAMIŞ”

    Önce Ermeni ve Koçgiri Katliamları daha sonra da uzun yıllar Dersim’de devam eden bir katliam yaşandı’ diyen DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, “Devlet Dersim’deki aşiretlere silahlarınızı teslim edin der Dersimliler de demokrasi gelecek biz de özgürleşeceğiz zannederler ve silahlarını teslim ederler. Ama daha sonra bunun böyle olmadığı anlaşıldığında aşiretler Halvori’de bir araya gelir Seyit Rıza liderliğinde birbirlerine sahip çıkacaklarına dair ikrarlık verirler. Türkiye Cumhuriyeti devleti tarihinin en vahşi katliamını gerçekleştirdi. Resmi kayıtlarda 11 bin kişinin öldürüldüğünü söylerken Dersimliler ise bu sayının 70 bin civarında olduğunu söylüyor. Benim babam o süreçte 1 yıl boyunca ailesiyle birlikte mağarada yaşamış. Babaannem, ‘Çocuğu ağlamasın diye emzirerek çocuğunu öldüren kadınlar vardı’ diyordu.” diye konuştu.

    Anmada ayrıca Ali Matur deyiş ve klamlar seslendirdi.

    PİRHA/İSVİÇRE

  • ‘Arşivler açılsın, hakikat ortaya çıksın!’-VİDEO

    ‘Arşivler açılsın, hakikat ortaya çıksın!’-VİDEO

    PİRHA- Almanya Dortmund’da Seyit Rıza ve yol arkadaşları için anma düzenlendi. Anmada konuşan Yazar Hüseyin Yamaç, devlet arşivlerinin açılmasını istedi.

    Almanya’nın Dortmund kentinde faaliyet yürüten Dortmund Alevi Kültür Merkezi‘nde (DAMKE) Seyit Rıza ve yol arkadaşları ile Dersim Katliamında katledilenler anıldı.

    Axuçan Ocağı evlatlarından Pir Cela Cenan ve Didar Ana’nın çerağ uyandırdığı anmada sinevizyon gösteriminin yapıldı.

    Anmada konuşan Yazar Hüseyin Yamaç, devlet arşivleri 88 yıldır açmadığını belirterek, “Kimsenin arşivleri görmesini istemiyor. Yargılamadan bahsediliyor. Ama nasıl yargılandığına dair bir bilgi yok. İhsan Sabri Çağlayangil’in anlatımlarında bu gerçeklik ortaya çıkıyor. Seyit Rıza Buğday Meydanı’nda dik duruşuyla bir miras bırakmıştır” dedi.

    Konuşmaların ardından DAMKE Müzik Topluluğu’nun şarkılarıyla anma sona erdi.

    PİRHA/DORTMUND

  • Köln’de Seyit Rıza ve yol arkadaşları anıldı-VİDEO

    Köln’de Seyit Rıza ve yol arkadaşları anıldı-VİDEO

    PİRHA- Almanya’nın Köln kentinde 88 yıl önce idam edilen Seyit Rıza ve yol arkadaşları anılarak, ‘yüzleşme’ çağrısı yapıldı.

    Almanya’nın Köln kentinde faaliyet yürüten Leverkusen Alevi Kültür Derneği‘nde Seyit Rıza ve yol arkadaşları ile Dersim Katliamında katledilenler anıldı.

    Sinevizyon gösteriminin yapıldığı anmada yapılan konuşmalarda, Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının dik duruşuna vurgu yapılarak, devletin Dersim Katliamıyla yüzleşmesi ve hakikatlerin açığa çıkartılması için komisyon kurulması çağrısında bulunuldu.

    PİRHA/KÖLN

  • Civrak Avrupa Derneği, Seyit Rıza ve arkadaşlarını ağıt ve klamlarla andı-VİDEO

    Civrak Avrupa Derneği, Seyit Rıza ve arkadaşlarını ağıt ve klamlarla andı-VİDEO

    PİRHA- Civrak Avrupa Derneği, Seyit Rıza ve arkadaşlarını idam edilişlerinin 88. yıldönümünde ağıt ve klamlarla anarak, çerağlar uyandırdı.

    Dersim Nazimiye’nin bilinen köylerinden olan Civrak Avrupa Derneği, Seyit Rıza ve arkadaşlarını idam edilişlerinin 88. yıldönümünde bir anma etkinliği gerçekleştirdi.

    Almanya’nın Hürtk kentinde gerçekleşen anmada Pir Ahmet Karabulut’un gülbengleriyle katliamda Hakk’a yürüyenler için çerağ uyandırıldı.

    Anmada ayrıca  Civrak ile Dersim Tertelesi’nin tarihsel belleğini aktaran bir sinevizyon gösterimi yapıldı. Kazım Arık ve Ali Ateş’in konuşmalarının ardından Hozan Cömert klam ve beyitler seslendirdi.

    PİRHA/ALMANYA

  • Seyit Rıza ve yoldaşları Elbistan’da çerağlarla anıldı-VİDEO

    Seyit Rıza ve yoldaşları Elbistan’da çerağlarla anıldı-VİDEO

    PİRHA- Seyit Rıza ve yol arkadaşlarını anan DAD Elbistan Şubesi, çerağlar uyandırarak lokmalarını paylaştı. Şube eş Başkanı Hatun Berk, samimi bir yüzleşmenin ancak demokratik cumhuriyet gerçekliğinde mümkün olabileceğini ifade ederek, “Seyit Rıza ve idam edilen altı Dersimlinin mezar yerleri açıklansın ve cenazeleri Dersim’e nakledilebilsin” çağrısında bulundu.

    Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının idam edilmelerinin 88’inci yıl dönümü dolayısıyla Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Elbistan Şubesi’nde anma düzenlendi.

    Anmada gülbengler eşliğinde çerağlar uyandırılarak, Seyit Rıza ve yol arkadaşları için lokmalar paylaşıldı.

    DAD Elbistan Şube Eş Başkanı Hatun Berk, katliamlar ve soykırımlar silsilesinin son halkası olan Dersim Katliamı ile Kürt halk gerçekliğinin hedeflendiğini ifade ederek, “1937-38 süreci öncesi çeşitli girişim ve görüşmelerle uzlaşmaya ve silah teslimine ikna edilen Dersim ise hem Kürt, hem Alevi kimliği nedeniyle, makro düzeyde planlanan, on binlerce insanımızın katli ve kalanların sürgün edildiği bir soykırım saldırısına maruz bırakılmıştır” diye konuştu.

    “SAMİMİ YÜZLEŞME ANCAK DEMOKRATİK CUMHURİYET İLE MÜMKÜN”

    Hatun Berk, Kürt ve Alevi kimliklerinden kaynaklı yaşatılan nice haksızlık ve travmaların ortak vatanda rızalaşma temelli ortak yaşamla, demokratik toplum ve demokratik cumhuriyetle aşılacağını belirterek, samimi bir yüzleşmenin ise ancak demokratik cumhuriyet gerçekliğinde mümkün olabileceğinin altını çizdi.

    Hatun Berk, son olarak yüzleşme çağrısını yinelerek, “Hali hazırda sürdürülen barış ve demokratik toplum sürecinden beklentimiz ve umudumuz yüksek, desteğimiz ve sahiplenme düzeyimiz tamdır. Bu sürecin başarıyla sonuçlanması her etnisite ve inançtan halklarımızı barışa taşıyacak ve sağalma sürecine sokacak, demokratik cumhuriyete taşıyacak, hepimize kazandıracaktır. Sey Rıza, Resik Wusen, Wusené Seydi, Fındıq Ağa, Hesen Ağa, Hesené İvrayimé Qıji, Aliyé Mırzé Sıli şahsında tüm Dersim mazlumlarının huzurunda dara duruyor, saygıyla anıyor ve çağrıda bulunuyor, diyoruz ki; Seyit Rıza ve idam edilen diğer altı canımızın mezar yerlerleri açıklanmalı ve cenazelerin Dersime nakli engellenmemelidir. Arşivler açılmalı, Dersim ismi iade edilmelidir” diye belirtti.

    PİRHA/MARAŞ

     

  • Seyit Rıza ile yoldaşları için İzmir’de anma ve yüzleşme çağrısı!-VİDEO

    Seyit Rıza ile yoldaşları için İzmir’de anma ve yüzleşme çağrısı!-VİDEO

    PİRHA- İdam edilişlerinin 88. yılında Seyit Rıza ve yol arkadaşları İzmir’de anıldı. Samimi bir yüzleşmenin ancak demokratik cumhuriyet gerçekliğinde mümkün olabileceği vurgulanan anmada, Seyit Rıza ve yoldaşlarının mezar yerlerinin açıklanması çağrısı yapıldı. 

    İzmir Dersim Dernekleri, Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi, Alevi Bektaşi Federasyonu İzmir bileşenleri ve Halkların Demokratik Kongresi İzmir Meclisleri idam edilen Dersim direniş önderi Seyit Rıza ve arkadaşlarını anmak için Karşıyaka’da basın açıklaması yaptı.

    Açıklama öncesi çerağlar uyandırıldıktan sonra Seyit Rıza ve arkadaşları için saygı duruşunda bulunuldu. Açıklamada “İkrarımız var var. Diz çökmediler, diz çökmeyeceğiz saygıyla anıyoruz” pankartı ve Seyid Rıza, Alişer ve Zarife Ana’ın fotoğraflarının bulunduğu pankartlar açılırken sık sık “Arşivler açılsın hesap verilsin”, “Tertela Dersim xo vira meke” ve “Dersim be wayir niyo” sloganları atıldı.

    Burada yapılan açıklamanın Kırmancki olan kısmını İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Eş Başkanı Hasan Ali Kılıç, Türkçesini ise  Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şube Eş Başkanı Fadime Dapaklı okudu.

    “DERSİM’İN TOPLUMSAL VARLIĞI HEDEFE KONULARAK TASFİYE EDİLMEK İSTENMİŞTİR”

    Katliamlar ve soykırımlar silsilesinin son halkası olan Dersim Katliamı ile Kürt halk gerçekliğinin hedeflendiği vurgulanan açıklamada, “Dersimlinin o günden bu yana yaptığı şey ise elde kılıç üzerine gelen bu gücün karşısında yaşamını ve yaşam alanlarını savunmaktan ibarettir. Kurtuluş Savaşı sürecinde Dersim’e de heyetler gelmiş, gitmiş, birşeylerin değişeceği, Kürtlere vaad edilen özerklik temelinde ortak vatanda ortak yaşam olacağı söylenmiş fakat düze çıkar çıkmaz Müslüman Kürt kardeşin de diğer halkların akıbetine uğratıldığı görülmüştür. 1937-38 süreci öncesi çeşitli girişim ve görüşmelerle uzlaşmaya ve silah teslimine ikna edilen Dersim ise hem Kürt, hem Alevi kimliği nedeniyle, makro düzeyde planlanan, on binlerce insanımızın katli ve kalanların sürgün edildiği bir soykırım saldırısına maruz bırakılmıştır” denildi.

    “BARIŞ SÜRECİNE DESTEĞİMİZ VE SAHİPLENME DÜZEYİMİZ TAMDIR”

    Yaşatılan nice haksızlık ve travmaların ortak vatanda rızalaşma temelli ortak yaşamla, demokratik toplum ve demokratik cumhuriyetle aşılacağının belirtildiği açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    “Dersim ileri gelenlerinden Sey Rıza, Resik Wusen, Wusené Seydi, Fındıq Ağa, Hesen Ağa, Hesené İvrayimé Qıji, Aliyé Mırzé Sıli savunma haklarının dahi olmadığı düzmece bir mahkemede yargılanarak idam edilmiştir. Cenazeleri ise teslim edilmediği gibi bugüne kadar mezar yerleri dahi açıklanmamıştır. Kürt ve Alevi kimliklerimiz nedeniyle yaşatılan nice haksızlık ve travmaların ise ortak vatanda rızalaşma temelli ortak yaşamla, demokratik toplum ve demokratik cumhuriyetle aşılacağına olan inancımızı bir kez daha vurguluyoruz. Hali hazırda sürdürülen barış ve demokratik toplum sürecinden beklentimiz ve umudumuz yüksek, desteğimiz ve sahiplenme düzeyimiz tamdır.  Bu sürecin başarıyla sonuçlanması her etnisite ve inançtan halklarımızı barışa taşıyacak ve sağalma sürecine sokacak, demokratik cumhuriyete taşıyacak, hepimize kazandıracaktır. Yaşanan tüm katliamlarla zaman geçirmeden yüzleşmenin gerekliliğine inanıyoruz.

    “SAMİMİ BİR YÜZLEŞME ANCAK DEMOKRATİK CUMHURİYET GERÇEKLİĞİNDE MÜMKÜNDÜR”

    Samimi bir yüzleşmenin ise ancak demokratik cumhuriyet gerçekliğinde mümkün olabileceğini bilmekteyiz. Sey Rıza, Resik Wusen, Wusené Seydi, Fındıq Ağa, Hesen Ağa, Hesené İvrayimé Qıji, Aliyé Mırzé Sıli şahsında tüm Dersim mazlumlarının huzurunda dara duruyor, saygıyla anıyor ve çağrıda bulunuyor, diyoruz ki; Seyit Rıza ve idam edilen diğer altı canımızın mezar yerlerleri açıklanmalı ve cenazelerin Dersime nakli engellenmemelidir. Arşivler açılmalı, Dersim ismi iade edilmelidir”

    Açıklama lokmaların pay edilmesi ile sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Seyit Rıza ve yol arkadaşları 88. yılda Dersim’de ağıtlarla anıldı-VİDEO

    Seyit Rıza ve yol arkadaşları 88. yılda Dersim’de ağıtlarla anıldı-VİDEO

    PİRHA-İdam edilişlerinin 88. yılında Seyit Rıza ve yol arkadaşları Dersim’de Seyit Rıza Meydanı’nda ağıtlarla anıldı.

    Bundan tam 88 yıl önce Dersim’in önde gelenleri, seyitleri, Seyd Rıza, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê, Ankara’dan özel görevle gönderilen İhsan Sabri Çağlayangil’in denetiminde yapılan yasadışı bir mahkeme neticesinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildiler.

    İdam edilişlerinin 88. yılında Seyit Rıza ve yol arkadaşları Dersim’de Seyit Rıza Meydanı’nda anıldı. Anmada çerağlar uyandırılıp, ağıtlar söylendi.

    PİRHA/DERSİM

  • Seyit Rıza için İstanbul’da anma: Pirlerimiz diz çökmedi, biz de diz çökmeyeceğiz!-VİDEO

    Seyit Rıza için İstanbul’da anma: Pirlerimiz diz çökmedi, biz de diz çökmeyeceğiz!-VİDEO

    PİRHA – Seyit Rıza ve yoldaşlarının katledilişinin yıldönümü sebebiyle İstanbul’da anma yapıldı. Okunan basın açıklamasında, “Artık yüzleşme, adalet ve onarım zamanı gelmiştir” denildi.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) ve Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM), Seyit Rıza ve yoldaşlarını andı.

    Kadıköy rıhtımda yapılan basın açıklamasını kurumlar adına basın açıklamasını Hasan Şen okudu. Ortak metinde şu ifadelere yer verildi:

    “Bugün burada, 1937-38 Dersim Tertelesi’nde hile, yalan ve devlet zulmüyle idam edilen Seyit Rıza, oğlu Uşen, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê’yi anmak için bir araya geldik. Onların hakikat, adalet ve onur uğruna diz çökmeyen duruşlarını, bir kez daha saygı ve minnetle anıyoruz.

    1937-38 yıllarında Dersim’in dağlarında, vadilerinde ve köylerinde bombalanan, yakılan, kurşunlanan, süngülenen, sürgün edilen ve mezar hakkı dahi tanınmayan on binlerce insanımızın acısı, hâlâ yüreklerimizdedir. Bu acı, sadece Dersim halkının değil, insanlığın ortak vicdanında kapanmayan bir yaradır. Dersim Katliamı, halkımızın belleğinde telafisi olmayan, kabul edilemez bir yara olarak yaşamaya devam etmektedir.

    Seyit Rıza ve yol arkadaşları, Dersim’in kimliğini, inancını, kültürünü ve onurunu temsil eden önderlerdi. Onların katledilmesiyle birlikte halkımız başsız bırakılmış, ardından eşine az rastlanır bir sürgün, müsadere, kırım ve asimilasyon süreci başlatılmıştır.
    Bu uygulamalar yalnızca Dersim’e değil, tüm insanlığa karşı işlenmiş suçlardır.Dersim’de gerçekleştirilen Tertele’nin başlıca sorumlusu, farklı olmayı düşman gören, yok etmeyi kendine görev bilen ırkçı ideolojidir. Ne yazık ki bu zihniyet, bugün hâlâ varlığını sürdürmektedir.

    Son dönemde bazı siyasetçilerin Dersim’in acılarını yeniden kanatan, kin ve nefret diliyle yaptıkları açıklamalar, bu zihniyetin güncel yansımalarıdır. Bizler bu açıklamaları şiddetle kınıyoruz. Bilinsin ki; onca kırıma, asimilasyona ve baskıya rağmen Rea Haq Alevilik de, Kürtlük de, Dersim’in hakikatli kültürü de bu toprakların kadim gerçeğidir. Hiç kimsenin bu halkı köklerinden koparmaya gücü yetmedi, yetmeyecek de!

    Seyit Rıza’nın sözleri rehberimizdir:

    ‘Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim ama bu bana dert oldu, ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun!’

    Pirlerimiz diz çökmedi, biz de diz çökmeyeceğiz.”

    “ÖZÜR DİLENSİN!”

    Dersim kurumlarının ortak metninde talepler şu şekilde dile getirildi:

    “Bugün buradan bir kez daha insanlığın vicdanına sesleniyoruz: Artık yüzleşme, adalet ve onarım zamanı gelmiştir!
    Devlet arşivleri eksiksiz biçimde açılsın!
    ‘Dersim’ ismi resmî olarak iade edilsin!
    Dersim halkından resmî olarak özür dilensin!
    Sürgün edilenlerin, kayıpların ve evlatlık verilen çocukların listesi kamuoyuna açıklansın!
    Seyit Rıza ve yoldaşlarının mezar yerleri açıklansın!
    Anadilimize, kültürümüze ve Kızılbaş-Alevi inancımıza özgürlük tanınsın!
    Munzur’da ve tüm Dersim coğrafyasında sürdürülen baraj, HES ve maden projeleri iptal edilsin!
    Özgür, demokratik ve eşit yurttaşlık hakkı tüm yurttaşlar için tanınmalı.

    Bizler, Dersim’in torunları olarak bu taleplerin takipçisi olmaya devam edeceğiz.
    Unutmadık, unutturmayacağız!
    Seyit Rıza ve yoldaşlarının onurlu direnişi, halklarımızın özgürlük ve adalet mücadelesine ışık tutmaya devam edecektir.
    Ruhları şad, yolları hakikat olsun!
    Diz çökmedik, diz çökmeyeceğiz!”

    Basın açıklaması ardından Dersimli sanatçılar, katledilenler için ağıtlar yaktı.

    Yapılan konuşmalar ardından katledilenler adına denize karanfiller bırakıldı ve lokmalar paylaşıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mersin ve Adana’da Seyit Rıza ve yol arkadaşları anıldı-VİDEO

    Mersin ve Adana’da Seyit Rıza ve yol arkadaşları anıldı-VİDEO

    PİRHA- Mersin ve Adana’da Seyit Rıza ve yol arkadaşları anıldı. Adana’da konuşan DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, devletin yıllardır sürdürdüğü tekçi anlayışın Dêrsim’de yaşananların temel nedeni olduğunu söylerken, Demokratik Birlik İnisiyatifi Eşsözcüsü Gülcan Kaçmaz Sayyiğit de, Dersim’in sadece tarihsel bir acı değil, yüzleşilmesi gereken bir gerçeklik olduğunu vurguladı.

    Mersin ve Adana’da DAD öncülüğünde Seyit Rıza ve yol arkadaşları idam edilişlerinin 88’inci yılında anıldı. Mersin’de düzenlenen açıklamaya Demokratik Kurumlar Platformu bileşenleri de katıldı. “Dersim 37-38’i unutma. Kefensiz yatanlarımızı anıyoruz” pankartının açıldığı açıklamada, basın metnini DAD Mersin Şube Eşbaşkanı Hüseyin Aral okudu.

    Aral, bugün bir halkın, bir coğrafyanın, bir tarih, bir kültürün ve bir ikrarın adı olan Dersim’in kapanmayan ve sağalmayan yaralarından birinin, Seyit Rıza ve altı Dersim ileri geleninin idamlarının 88. Yıldönümü nedeniyle bir kez daha alanlarda olduklarını belirterek, “Seyit Rıza ve idam edilen diğer altı canımızın mezar yerlerleri açıklanmalı ve cenazelerin Dersime nakli engellenmemelidir” dedi.

    Demokratik Birlik İnisiyatifi Eşsözcüsü Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, Dersim’in sadece tarihsel bir acı değil, yüzleşilmesi gereken bir gerçeklik olduğunu vurgulayarak, “88 yıl önce hem kimliğimize hem inancımıza dönük bir katliam gerçekleştirildi. Eğer bugün barış sürecinden bahsediyorsak, devlet aklının yaptığı katliamlarla yüzleşmesi gerekiyor. Bu yüzleşme olmadan onurlu bir barıştan söz edemeyiz. Seyid Rıza ve yol arkadaşlarının mezar yerleri açıklanmalıdır. Yolları yolumuzdur, mücadeleleri mücadelemizdir” diye konuştu.

    Demokratik Birlik İnisiyatifi Eşsözcüsü Mehmet Kaçmaz ise Dersim katliamının bıraktığı izlerin halkın hafızasında diri olduğunu belirterek, Seyid Rıza’nın idam sehpasında dile getirdiği sözlerin bugün de yol gösterici olduğuna dikkat çekti. “Seksen sekiz yıl önce toprağa düşen palamut ağacı büyüdü” diyen Kaçmaz, Seyit Rıza’nın tüm baskılara rağmen tarihe bıraktığı sözlerin milyonlarca insanın direniş iradesine dönüştüğünü ifade ederek, “Torunlarınız sizi utandırmayacak, gözünüz arkada kalmasın” diye belirtti.

    ADANA

    DAD Adana Şubesi de İnönü Parkı’nda açıklama yaptı. Kentteki siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin katıldığı açıklamada basın metnini DAD Adana Şubesi Eşbaşkanı Aslı Çetinkaya okudu.

    Aslı Çetinkaya, 1937-38 Dersim Katliamı’nın hâlâ yüzleşilmemiş ağır bir tarihsel suç olduğunu belirterek mezar yerlerinin açıklanması, arşivlerin açılması, sürgün ve kayıpların akıbetinin duyurulması çağrısında bulundu. Dersim isminin iade edilmesini isteyen Aslı Çetinkaya, “Demokratik cumhuriyet ve rızaya dayalı ortak yaşamla yaralar sarılır” dedi.

    DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, devletin yıllardır sürdürdüğü tekçi anlayışın Dêrsim’de yaşananların temel nedeni olduğunu söyledi. Kete, yaptığı konuşmada Dersim’in resmi tarih anlatılarında “isyan” olarak gösterilmesini reddetti. Kete, Türkiye’de gerçek bir yüzleşmenin ancak demokratik cumhuriyet ve eşit yurttaşlık temelinde gerçekleşebileceğini vurguladı. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin önemine dikkat çeken Kete, tüm halklara şu çağrıyı yineledi: “Bu süreç her etnisite ve inançtan halklarımızı sağaltacak, ortak vatanda rıza temelli bir geleceği mümkün kılacaktır.”

    PİRHA/ADANA-MERSİN

  • Mersin’de Seyit Rıza ve yol arkadaşları anıldı-VİDEO

    Mersin’de Seyit Rıza ve yol arkadaşları anıldı-VİDEO

    PİRHA-Mersin Dersimliler Derneği’nde Seyit Rıza ve yoldaşları anıldı. Anmada konuşan Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık,”Bu acı, sadece Dersim halkının değil, insanlığın ortak vicdanında kapanmayan bir yaradır. Bilinsin ki; onca kırıma, asimilasyona ve baskıya rağmen Rea Haq Alevilik de, Kürtlük de, Dersim’in hakikatli kültürü de bu toprakların kadim gerçeğidir. Hiç kimsenin bu halkı köklerinden koparmaya gücü yetmedi, yetmeyecek de!” dedi.

    Mersin Dersimliler Derneği’nde Seyit Rıza ve yoldaşlarının katledilmesinin 88. yılında anma etkinliği düzenlendi. Anma Baba Mansur Ocağı evlatlarından Baki Erdoğan’ın gülbangı ve saygı duruşuyla başladı.

    Ardından katledilenler için ağıtlar yakılırken, çerağ uyandıldı.

    Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık, 1937-38 Dersim Tertelesi’nde hile, yalan ve devlet zulmüyle idam edilen Seyit Rıza, oğlu Uşen, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê’yi anmak için bir araya geldiklerini belirterek, “Onların hakikat, adalet ve onur uğruna diz çökmeyen duruşlarını, bir kez daha saygı ve minnetle anıyoruz” dedi.

    1937-38 yıllarında Dersim’in dağlarında, vadilerinde ve köylerinde bombalanan, yakılan, kurşunlanan, süngülenen, sürgün edilen ve mezar hakkı dahi tanınmayan on binlerce insanın acısı, hâlâ yüreklerde olduğunu vurgulayan Çığlık, şunları ifade etti:

    “Bu acı, sadece Dersim halkının değil, insanlığın ortak vicdanında kapanmayan bir yaradır. Dersim Katliamı, halkımızın belleğinde telafisi olmayan, kabul edilemez bir yara olarak yaşamaya devam etmektedir.

    Seyit Rıza ve yol arkadaşları, Dersim’in kimliğini, inancını, kültürünü ve onurunu temsil eden önderlerdi. Onların katledilmesiyle birlikte halkımız başsız bırakılmış, ardından eşine az rastlanır bir sürgün, müsadere, kırım ve asimilasyon süreci başlatılmıştır.
    Bu uygulamalar yalnızca Dersim’e değil, tüm insanlığa karşı işlenmiş suçlardır.Dersim’de gerçekleştirilen Tertele’nin başlıca sorumlusu, farklı olmayı düşman gören, yok etmeyi kendine görev bilen ırkçı ideolojidir. Ne yazık ki bu zihniyet, bugün hâlâ varlığını sürdürmektedir.

    Son dönemde bazı siyasetçilerin Dersim’in acılarını yeniden kanatan, kin ve nefret diliyle yaptıkları açıklamalar, bu zihniyetin güncel yansımalarıdır. Bizler bu açıklamaları şiddetle kınıyoruz. Bilinsin ki; onca kırıma, asimilasyona ve baskıya rağmen Rea Haq Alevilik de, Kürtlük de, Dersim’in hakikatli kültürü de bu toprakların kadim gerçeğidir. Hiç kimsenin bu halkı köklerinden koparmaya gücü yetmedi, yetmeyecek de!

    Seyit Rıza’nın sözleri rehberimizdir: ‘Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim ama bu bana dert oldu, ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun!’ Pirlerimiz diz çökmedi, biz de diz çökmeyeceğiz.”

    Açıklamanın ardından lokmalar paylaşıldı.

    PİRHA/MERSİN

  • DAD İstanbul Şube, Seyit Rıza ve yoldaşlarını andı-VİDEO

    DAD İstanbul Şube, Seyit Rıza ve yoldaşlarını andı-VİDEO

    PİRHA – DAD İstanbul Şubesi, Seyit Rıza ve arkadaşlarını anarak lokma paylaştı. Dersim Soykırımının anlatıldığı panelde konuşan Tarihçi Namık Dinç, “Mustafa Kemal, idam edilmeden önce Seyit Rıza’yla da görüşüyor. İdam kararı alınmış biriyle neden görüşürsünüz? Katilin, suç mahalline kadar gitmesi gibi!” ifadelerini kullandı. Yazar Ergin Doğru ise jenosit yasalarının tamamının Dersim’de uygulandığının altını çizerek “Bugün Dersim, Teksas’a dönmüş, çetecilik gelişmişse bu, sistemin yol almasının göstergesidir. Kendi hakikatimize dönmenin zamanıdır” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi, idam edilişlerinin 88. Yıldönümünde Seyit Rıza ve yoldaşlarını andı. DAD İstanbul Şubesinde yapılan anmaya çok sayıda yurttaş katıldı.

    Anma programı, yaşamını yitirenler için saygı duruşuyla başlarken, Pir İbrahim Erdoğan ise çerağ uyandırdı.

    Anma programının devamında 1937-38’de yapılan Dersim Soykırımını konu alan bir de panel düzenlendi. Yazar Namık Dinç ile Ergin Doğru’nun konuşmacı olduğu programa DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, DEM Parti İstanbul il ve ilçe yöneticileri, HDK, DBP temsilcileri, Gazi Cemevi, Pir Sultan Abdal Cemevi yöneticileri ile çok sayıda yöre derneğinin temsilcisi de katıldı.

    “YEZİD ZİHNİYETİN DEVAMI”

    Programın açılış konuşmasını DAD İstanbul Şube Başkanı Mevhibe Akdeniz yaptı. “Dersim Katliamı, Yezid zihniyetin devamıdır” diyen Akdeniz, DAD olarak barış sürecine dair umutlu olduklarını da ifade etti. Akdeniz, “Bu topraklarda farklı haklar ve inançlar bir arada yaşamaktaydı. Cumhuriyet, bu toprakların zenginliğini yok edip çorak bir coğrafyaya çevirdi. Tekçi zihniyetin en büyük kurbanları ise Aleviler ile Kürtler oldu. Seyit Rıza ve idam edilen yoldaşlarının mezar yerleri açıklanmalı, cenazelerin Dersim’e nakli engellenmemelidir” diye konuştu.

    “TAMAMEN YOK ETME VE SOYKIRIM PLANI!”

    Tarihçi Namık Dinç, devletin Dersim’e yönelik politikasında daima “toplumsal yapıyı dağıtmak” gibi bir amacı olduğunu vurguladı. Dinç, Seyit Rıza’nın, Ankara’ya gönderdiği tüm mektupların, soykırımın önüne geçmek için bir çabanın kanıtı olduğunu da hatırlatarak, sunumunda şunları dile getirdi:

    “Dersim’in, Osmanlı’dan beri Alevilik ve Kürtlük mevzusu hep sorun olarak görülmüş. Alevilerin konumu hep tanımsız kalmış. Eskiden ‘katli vacip’ olarak tarifleniyordu. Türklük ve Sünni bir devlet inşa etmeye kalktığınızda bunların dışındaki tüm kesimler asimile edilmeli gözüyle bakıldı. Dersim, Türklük politikasıyla katiyen uyuşmayan bir coğrafya olarak görülmüş. Cumhuriyet kadrosunun kafasında Dersim hep var. Kimlik, bu reddedilmenin sebebi oluyor.

    1937 itibariyle birçok gazete, Dersim’i hep gerici bir coğrafya olarak anlatır. Yapılanlara meşruiyet aranır yani. 1937-38 yılı tamamen yok etme, soykırım planıdır. Sürgünler ile aileler parçalanıp, toplumsal imhaya gidiliyor. Bu uygulamalar BM sözleşmesinin soykırım tanımına birebir uyuyor.

    Seyit Rıza’nın idam edildiği gün Mustafa Kemal, Elazığ’dadır. Seyit Rıza’yla da görüşüyor. Düşünün, siz idam kararı alınmış biriyle neden görüşürsünüz? Mustafa Kemal’in o tarihlerde hasta olduğu gibi yalanlar da vardır. Katilin, suç mahalline kadar gitmesi gibi… Yalan mitler gerçeğin önüne geçiyor. 100 yıl geçti halen Dersim arşivlerini açmıyorlar. Seyit Rıza’ya dil uzatmak kabul edilebilir bir şey değil. Ölüsüne de dirisine de tahammül edemeyen bir anlayış vardır.”

    “SİYASETEN ÖRGÜTLENME VE MÜCADELE ETMEK ZORUNDAYIZ”

    Yazar Ergin Doğru da 1980 darbesine kadar ‘Dersim’ isminin kullanılmadığını hatırlatarak, bu değişimin Kürt hareketiyle birlikte yaşandığını söyledi. Doğru, “Hakikati gizleyemezsiniz. İşte siyasetin gücü bu” diyerek şunları söyledi:

    “Peki neden Dersim bu kadar önemli? Dersim, direnişin adıdır. Bundan kaynaklı Dersim ismi önemlidir.

    1937’ye kadar Dersim’in beli zaten kırılmıştı. Bir bütün coğrafyadan silmek istediler. Bu nedenle Dersim’in adını net koymalıyız. Jenosit yasaların tamamı Dersim’de uygulanmıştır. Dersimlilerin diliyle Terteledir.

    Siyasal boyutun kendisi bir bütün ele alınmalıdır. Dersim Alevi ve Kürttür. ‘Ortada bir isyan vardı ve haklı olarak kıyım gerçekleştirildi’ tümüyle bir yalandır. Bir cumhuriyet karşıtlığı yoktur. Biz isyan etmedik, yaşamımızı savunmak için direndik. Niyetleri, bizim feodal olmamızdan kaynaklı değildi. Ne yaparsan yap kurt, kuzuyu yiyecekti!

    Soykırımın hemen akabinde kışlalarda yetiştirdikleri çocuklar, bir süre sonra kendi olmaktan çıkıp Tuncelili olmuştu. Egemenler, Dersim’de kısmen sonuç aldı. İşte dil kırımının geldiği aşama… Bugün Dersim’deki cemevlerinin yüzde 90’ı devlete bağlanmışsa Reya Hakk inancından ne kadar uzaklaştığımızın göstergesidir. Bugün Dersim, Teksas’a dönmüş, çetecilik gelişmişse sistemin yol almasının göstergesidir. Artık silkelenme zamanıdır. Kendi hakikatimize dönmenin zamanıdır. Siyasi örgütlenme yaratılmadan bunu başarmak mümkün değildir. Dün dağlarımıza güveniyorduk, bugün o sorumluluk bütün ovalarındır. Yarın AKP, Dersim’de vekil çıkarırsa ah vah etmeyelim. Siyaseten örgütlenme ve mücadele etmek zorundayız. Bir emek, çaba var evet ama yetmiyor.”

    Yapılan konuşmalar ardından çerağlar söndürüldü, lokmalar pay edildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Seyit Rıza ve yoldaşları Bornova’da anıldı: Barış, yüzleşme ile mümkündür-VİDEO

    Seyit Rıza ve yoldaşları Bornova’da anıldı: Barış, yüzleşme ile mümkündür-VİDEO

    PİRHA- Bornova’da düzenlenen “Dersim Hadisesi’nden Koçgiri Tertelesi’ne” panelinde barışçıl ve demokratik bir ülkenin ancak katliamlarla yüzleşme ile mümkün olacağı belirtilerek, Dersim soykırımının tanınması vurgusunda bulunuldu. 

    Bornova Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi Cemevi, İmranlılar Kültür ve Dayanışma Derneği,  idam edilişlerinin 88. yılında Seyit Rıza ve yoldaşlarını andı.

    Seyit Rıza ve idam edilenlerin fotoğraflarının salona asıldığı anmada, çerağlar uyandırılak saygı duruşunda bulunuldu.

    Moderatörlüğünü Bornova Cemevi Başkanı Barış Çelik’in yürüttüğü, “Dersim Hadisesi’nden Koçgiri Tertelesi’ne” paneline konuşmacı olarak Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya katıldı. Panele Alevi örgüt temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda kişi de katıldı.

    Panel öncesinde Selman Yıldız, Koçgiri ve Dersim yöresinden klamlar okudu.

    “SOYKIRIM TANINMALI”

    Panel öncesinde bir açıklama yapan Bornova Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Fethi Duman, 15 Kasım 1938 tarihinin bir halkın, bir kültürün ve bir inanç dünyasının sistematik olarak hedef alındığı Dersim Katliamı’nın simgesel günlerinden biri olduğu belirtti. Duman, “Seyit Rıza ve idam edilen diğer altı canımızın mezar yerleri açıklanmalı ve cenazelerinin Dersime nakli engellenmemelidir. Arşivler açılmalı, Dersim ismi iade edilmelidir. Sürgünler, kayıplar, el konularak götürülen çocuklarımızın listesi ve akıbetleri açıklanmalıdır. Asimilasyon, zorunlu göç, doğa katliamı ve her türlü şiddet biçimine son verilmelidir. Devlet tarafından açık ve resmi bir özür kamuoyu önünde ilan edilmelidir. Soykırım tanınmalıdır” çağrısında bulundu.

    “HAKİKATİYLE YÜZLEŞMEYEN TOPLUM AYNI ACILARI YAŞAR” 

    Sonrasında söz alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi Cemevi Başkanı Barış Çelik ise, hakikatiyle yüzleşmeyen toplumların aynı acıları yeniden yaşayacağına vurgu yaparak, “Seyit Rıza’nın darağacında söylediği o söz, hâlâ bu ülkenin vicdanında yankılanıyor. ‘Evladı Kerbelayız, hatadan günahdan uzağız. Ayıptır, zulümdür, cinayettir’ sözü, yalnızca bir başkaldırı değil, bir halkın onur manifestosudur. Çünkü Seyit Rıza’yı asanlar, bir halkı susturabileceklerini sandılar. Ama yanıldılar. Dersim susturulmadı, direnişin adı oldu. Koçgiri’den Dersim’e uzanan tarih, bu devletin inkâr, asimilasyon ve imha politikalarının karanlık yüzüdür. Cumhuriyetin ilk yıllarında “medeniyet” ve “modernleşme” adı altında yürütülen operasyonlar, halklara karşı yapılan planlı katliamların üzerini örtemez. Bugün burada, o karanlık tarihle yüzleşmenin, adalet talebinin ve halkların eşit, özgür geleceğine dair umudun sesi olmak için toplandık. Çünkü biliriz ki hakikatle yüzleşmeyen bir toplum, aynı acıları yeniden yaşar” şeklinde konuştu.

    “BARIŞ, YÜZLEŞME İLE MÜMKÜNDÜR”

    Demokratik bir ülkenin ancak yüzleşme ile mümkün olabileceğinin altını çizen İbrahim Karakaya, “Barış içinde yaşanabilecek demokratik bir ülkeye geçecek iseniz önce yüzleşmeye ihtiyaç var. Neden katledildik? Bunu bilmeye hakkımız var. Bilme hakkı bizim en temel hakkımız. Diğeri ise adalet hakkıdır. Araştırılacak, yargılanacak ve cezalandırılacak. Diğeri ise tazminat hakkı. Yasal düzenlemeler yaparsınız bunun bir daha yaşanmasının önüne geçersiniz” dedi.

    “CUMHURİYET TEKÇİLİK İLE ŞEKİLLENDİ”

    İbrahim Karakaya, tekçilik ile şekillendiğini belirttiği Cumhuriyetin, Türklük ve Sünnilik dışındaki tüm kimlikleri tehlike gördüğünü ifade ederek, “Peki biz Cumhuriyet’te neden kırıldık? Madem Cumhuriyet bu toplumun sigortası ise kendi sigortasını patlatır mi? Ya Cumhuriyet bizim değildi, ya da bizim istediğimiz gibi değildi. Osmanlı’dan sonra bir rejim kuruldu ve bunun kimliği ise Türklük ve Sünnilikti. Alevilik ve Kürtlük ise tehlikeli ve bertaraf edilmesi gereken kimliklerdi” diye konuştu.

    “SAYGIYLA ANIYORUZ”

    Koçgiri Katliamı’nın tarihsel seyrine değinen İbrahim Karakaya, Osmanlı dönemi arşiv kayıtlarından örnekler vererek, “Osmanlı’nın Cumhuriyete devrettiği inkar ve katliam mirasıyla milliyetçi, ırkçı ve tekçi bir ulus devlet yaratıldı. Dersim’e dair 1800’lü yıllardaki raporlarda bölgeye karakol yapılması ibareleri var. 1938 yılına kadar Dersim’e 108 sefer yapılıyor. Dolayısıyla Dersim’le tarihten gelen bir hesaplaşma vardır. Katliamdan önce kimin nereye gönderileceği bile belirleniyor. O dönem dünya kamuoyunda da katliamı meşru gören bir yaklaşım söz konusudur. Bizler onların anıları önünde saygıyla eğiliyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İZMİR

  • GÜNCELLENDİ/Seyit Rıza ve yol arkadaşları katledilişinin 88. yılında Dersim’de anıldı-VİDEO

    GÜNCELLENDİ/Seyit Rıza ve yol arkadaşları katledilişinin 88. yılında Dersim’de anıldı-VİDEO

    PİRHA-88 yıl önce katledilen Seyit Rıza ve arkadaşları için Dersim’de Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş yapılıp açıklama yapıldı. 1937-1938’de Dersim’in tamamının kana bulandığını dile getiren DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Gerçek bir yüzleşme yaşanmadığı sürece bizler bu acıları ifade etmeye, bu konuda hak talebinde bulunmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Dersim Tertelesiyle yüzleşilmeli ve Dersim halkından özür dilenmeli” dedi.

    Seyit Rıza ve arkadaşları, idam edilişlerinin 88.yılında Dersim’de Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş yapılıp açıklama yapılarak anıldı. Yürüyüşte “Însanê Kamılî Xo Vîr Ra Meke!” pankartı açıldı.

    Anmaya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanları Birsen Orhan ile Cevdet Konak ile Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı. Basın açıklamasını Dersim Emek ve Demokrasi Platformu adına Emek Partisi Dersim İl Başkanı Ergin Tekin okudu.

    “88 YIL GEÇMESİNE RAĞMEN SEYİT RIZA VE YOL ARKADAŞLARININ MEZAR YERLERİ AÇIKLANMAMIŞTIR”

    15 Kasım 1937 tarihinin bir halkın, bir kültürün ve bir inanç dünyasının sistematik olarak hedef alındığı Dersim Katliamı’nın simgesel günlerinden biri olduğu belirten Ergin Tekin, “Bugün hâlâ yüzleşilmemiş bir tarih, kapanmamış yaralar ve adaleti bekleyen bir hafıza olarak karşımızda durmaktadır. Dersim ileri gelenlerinden Sey Rıza, Resik Wusen, Wusené Seydi, Fındıq Ağa, Hesen Ağa, Hesené İvrayimé Qıji, Aliyé Mırzé Sıli, savunma haklarının dahi olmadığı düzmece bir mahkemede yargılanarak idam edilmiştir. Cenazeleri ise teslim edilmediği gibi bugüne kadar mezar yerleri dahi açıklanmamıştır. İdamlardan bugüne 88 yıl geçti. Bugünün iktidarı AKP, yıllar boyunca Dersim’in acısını seçim malzemesi yapmış, sözde yüzleşme söylemlerini günübirlik, politik hesaplara kurban etmiştir. Bugün ortada ne açılmış arşiv vardır ne bulunmuş kayıp çocuklar ne de gerçek bir özür.

    Aksine; Dersim’in dağları maden şirketlerine, dereleri barajlara, halkı, baskıcı politikalara teslim edilmeye çalışılmaktadır. Halkın iradesi kayyımlarla gasp edilmekte, inanç değerleri yok sayılmakta, kimliği ve kültürü sistematik biçimde baskılanmaktadır. Seyit Rıza’nın sözleri hâlâ kulağımızdadır: “Ayıptır, zulümdür, cinayettir.” Bugün bu sözlerin muhatabı yalnızca tarihin karanlık sayfaları değil; yüzleşmekten kaçınan, hakikati erteleyen günümüz siyasal yaklaşımıdır. Kürt ve Alevi kimliklerimiz nedeniyle yaşatılan nice haksızlık ve travmaların ancak nitelikli bir yüzleşme temelinde eşit yurttaşlık hukukunun tanınarak aşılabileceğine olan inancımızı bir kez daha vurguluyoruz” denildi.

    “SOYKIRIM TANINMALIDIR”

    Ergin Tekin, talepleri şu şekilde sıraladı:

    -Seyit Rıza ve idam edilen diğer altı canımızın mezar yerleri açıklanmalı ve cenazelerinin Dersime nakli engellenmemelidir.

    -Arşivler açılmalı, Dersim ismi iade edilmelidir.

    – Sürgünler, kayıplar, el konularak götürülen çocuklarımızın listesi ve akıbetleri açıklanmalıdır.

    – Asimilasyon, zorunlu göç, doğa katliamı ve her türlü şiddet biçimine son verilmelidir.

    -Devlet tarafından açık ve resmi bir özür kamuoyu önünde ilan edilmelidir.

    -Soykırım tanınmalıdır.

    “DEĞİŞEN HİÇBİR ŞEY YOK BUGÜN DE ZORLA MESCİT VE CAMİ DAYATILIYOR”

    1937-1938 Katliamı’nın Dersim’in bağrına saplanmış bir hançer olduğunu belirten DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “O gün idam edilen Seyit Rıza ve yol arkadaşlarıyla birlikte Dersim’de on binlerce can katledildi. Bugün itibarıyla Dersim’de değişen nedir diye sorduğumuzda değişen hiçbir şey yok. Seyit Rıza ve yoldaşlarının boynundaki ilmik hala bizim boynumuzda durmaya devam ediyor. O gün bize medeniyet getiriyorlardı. Acaba bugün bundan vazgeçmişler mi? Bugün bunun adına ne koyuyorlar? Hala köylerimize, mezralarımıza, ilçelerimize nüfusunun %98’i Alevi olduğu halde mescitler ve camiler dayatılıyor” dedi.

    “DERSİM HALKI İLE YÜZLEŞMEK ZORUNDASINIZ”

    Siyasal iktidar ve kapitalist burjuva sisteminin geçmişten aldığı mirasla topraklarımız üzerinde inançları, kimlikleri ve düşünceleri nedeniyle on binlerce insanı katlettiğini vurgulayan DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, “Geçmişte yaşanan acılar halen devam ediyor. Yıllardır Dersimliler olarak devlete yaptığımız çağrı devam ediyor. Ancak mevcut siyasal iktidar kulaklarını tıkayarak bunu görmezlikten geliyor. Elbette ki bizim devletle bu konuda hesaplaşma gibi bir niyetimiz yok. Ancak devlete açıktan çağrımız var ve diyoruz ki Dersim halkı ile yüzleşmek zorundasınız” diye belirtti.

    “SEYİT RIZA’DAN SONRA KÜRDİSTAN’IN EVLATLARI ÖZGÜRLÜK İÇİN SAVAŞTILAR”

    Seyit Rıza ve arkadaşlarının kimliği, varlığı, dili ve inancını savunduğunu belirten DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Hükümet neyi düşünüyordu? Hükümet ‘Ben bir ulus devlet kurdum, bunun içinde yaşayan herkes Türk olmalı’ diyordu. İsmet İnönü’nün bir söylemi var: ‘Bizim birinci vazifemiz Türklüğe karşı gelen, Türkçülüğü kabul etmeyen bir kişi varsa onu bu vatandan atarız.” Dersim’de hem tertele hem katliam hem de soykırım vardı. Doğamız elimizden alındı, kız çocuklarımızı kendilerine hizmetkar yaptılar. Kim onları hizmetkar yaptı? Kazım Orbay, Celal Bayar yaptı. Kadınları, yaşlıları öldürdüler. Bu topraklar, bu derviş mekanı sadece bir kent değil, bizim hafızamızdır, inancızdır geleceğimizdir. Bundan sonra bizim bu toprakların diline sahip çıkmamız gerekiyor. Toprağın özgürlüğü için mücadele edenler bu hafızayı bize bıraktılar. Bu hafızayı bir miras olarak bıraktılar. O miras bitmedi, o yol kapanmadı. Seyit Rıza’dan sonra Kürdistan’ın evlatları özgürlük için savaştılar. Geçmişlerini, hafızalarını unutmadılar, özgürlük mücadelesinden taviz vermediler. Biz diyoruz ki; eğer bir toprakta insanlar yaşıyorsa özgür olmalılar. Bizim verdiğimiz mücadelenin özü budur. Bize devredilen mirası içselleştirmişiz. Onu mücadelemizde taşımışız” şeklinde konuştu.

    “DERSİM HALKINDAN ÖZÜR DİLENMELİ”

    1937-1938’de Dersim’in tamamının kana bulandığını dile getiren DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Gerçek bir yüzleşme yaşanmadığı sürece bizler bu acıları ifade etmeye, bu konuda hak talebinde bulunmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Dersim Tertelesiyle yüzleşilmeli ve Dersim halkından özür dilenmeli. Bugün Alevi canlarımıza tarih boyunca yaşatılan katliamlara ne yazık ki yenileri ekleniyor. Bakın 21. yüzyıldayız ve Suriye’de Alevi katliamları yaşandı. Bugün bu topraklar birçok Alevi katliamına ne yazık ki tanıklık etti. Koçgiri, Dersim, Sivas, Çorum ve Gazi. Bu katliamlarla hesaplaşılması gerekiyor. Bu acıların son bulması gerekiyor. Ama ne yazık ki  Alevi canlarımızı asimile etmek, inançlarını yok saymak, onları sünnileştirmek ve resmi ideolojiye adapte etmek için devletin oynadığı oyunlar bitmiyor. Yani Muaviye’nin oyunları bu topraklarda bitmiyor. Yenilerine yenileri ekleniyor.

    Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı tam da bu ülkede yaşanan bu kadar acının, bu kadar haksızlığın, tekçi, ırkçı, milliyetçi ve tek merkezci zihniyete karşı, bu topraklarda yaşayan 72 millete aynı nazardan bakan bir anlayışın, bir siyasi düzenin oluşması için yapılmış bir çağrıdır aynı zamanda. Bu çağrıda Alevi canlarımıza yer çoktur. Bu çağrımız Alevi canlarımızadır aynı zamanda. Bizler bu topraklarda eşit yurttaşlık hakkı temelinde her inançtan, her milletten insanın kendi ana diliyle konuşabilmesi ve eğitim görebilmesi ve kendi inancını bu topraklarda özgürce yaşayabilmesi için yeni bir düzen kurulana dek mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu çağrıyı aynı zamanda bu şekilde okuduğumuzu ve anladığımızı da sizlerle paylaşmak isteriz. Bizler bu topraklarda çok acı çektik. Bizler bu topraklarda dilimizden dolayı, inancımızdan dolayı çok acı çektik. Çok sayıda katliamlara maruz kaldık. Bunlara karşı bir olmak, beraber olmak ve mücadele etmek dışında bir seçeneğimiz yok değerli canlar. Ve bu nedenle özellikle demokratik toplum çağrısına hep beraber sahip çıkarak demokratik bir cumhuriyeti birlikte inşa etmek için elimizden gelen her türlü çaba içinde olmaya devam etmeliyiz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Zürih ve Stuttgart’da Seyit Rıza ve yol arkadaşları anıldı- VİDEO

    Zürih ve Stuttgart’da Seyit Rıza ve yol arkadaşları anıldı- VİDEO

    PİRHA- Zürih’te ve Stuttgart’ta bir araya gelen FEDA bileşenleri, Soykırımlara Karşı Mücadele Platformu üyeleri ve demokratik kitle örgütleri, 88 yıl önce idam edilen Seyit Rıza ve yoldaşlarını andı. Anmalarda tarihin unutturulmasına karşı kolektif hafızayı canlı tutma çağrısı yapıldı.

    İsviçre’nin Zürih ve Almanya’nın Stuttgart kentinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza ve yol arkadaşları için anma yapıldı.

    FEDA bileşenleri, Soykırımlara Karşı Mücadele Platformu üyeleri ve demokratik kitle örgütü temsilcilerinin katıldığı anmalarda Dersim’de yaşananların bir asimilasyon ve imha politikası olduğu vurgulandı; “Adalet için hafızayı canlı tutacağız, soykırımla yüzleşmeden barış mümkün değildir” denilerek geçmişle yüzleşmenin gerekliliğine dikkat çekildi.

    Etkinliklerde, Dersim Soykırımı’nın Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecindeki tekçi ve asimilasyoncu zihniyetin sonucu olduğunu belirtilerek, Dersim halkının belleğinin ve direniş geleneğinin tüm baskılara rağmen sürdüğünü vurgulayarak, “Bu halkın direnişi, bu ülkenin vicdanıdır” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • DAD: Seyit Rıza ve idam edilen diğer altı canımızın mezar yerleri açıklanmalı

    DAD: Seyit Rıza ve idam edilen diğer altı canımızın mezar yerleri açıklanmalı

    PİRHA- Katledilmelerinin 88. yılında Seyit Rıza ve yoldaşlarını anarak yazılı açıklama yapan DAD Genel Merkezi, “Samimi bir yüzleşme ancak demokratik cumhuriyet gerçekliğinde mümkün olabilir. Sey Rıza, Resik Wusen, Wusené Seydi, Fındıq Ağa, Hesen Ağa, Hesené İvrayimé Qıji, Aliyé Mırzé Sıli şahsında tüm Dersim mazlumlarının huzurunda dara duruyor ve saygıyla anıyoruz” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), 15 Kasım 1937 yılında Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza ve yoldaşlarını anarak yazılı açıklama yaptı.

    “MUKTEDİRLERİN ZİHİN DÜNYASI VE FİİLLERİ TAHAKKÜM VE ZULÜM ÜZERİNEDİR”

    Seyit Rıza ve yoldaşlarının idam edilmelerinin 88. yılında bir kez daha alanlarda oldukları ifade edilen açıklamada, “Bilmekte ve yaşamaktayız ki muktedirlerin hem zihniyet dünyası hem de tüm fiilleri tahakküm ve zulüm üzerine kuruludur. Bu mana da işledikleri insanlık suçları nedeniyle vicdani ve insani kaygıları söz konusu olmadığı gibi kendilerini var edebilmek için tahakkümlerini daha da derinleştirmek ve yeni zulümler üretmek zorunluluğu duymaktadırlar. İşte bu manada muktedirlere değil halklarımızın vicdanına seslenmek istiyor, ortak vatanımızda rızalaşma temelli demokratik bir birliği ve geleceği inşa etmek için halklarımızı sorumluluk almaya davet ediyoruz.

    Bilindiği gibi, coğrafi konumları nedeniyle Mezopotamya ve Anadolu erken tarihlerden beri birçok kadim halkın yurdu olduğu gibi tarihsel süreç boyunca da göç alan coğrafyalar olmuştur. Bu nedenle bu topraklarda farklı halklar, kavimler ve inançlar bir arada yaşamaktaydı. Yine biliyoruz ki tahakküm ve gaspın, yani rızasızlık halinin hüküm sürdüğü hiçbir mekân ve zamanda rıza temelli, demokratik ilişkilenme biçimleri mümkün olamamışsa da geçmişte farklı halkların ve kültürlerin kendilerini yaşatmaları imkân dâhilinde olmuştur.

    Tahakküm ve gaspın daha da yoğunlaştığı, merkezileştiği kapitalizm koşullarında ise tarihin en ağır insanlık suçları işlendi. Tarihin hiçbir döneminde yaşanmamış yoğunlukta soykırımlar yaşandı, dünyanın dört bir yanında birçok mazlum halk hem fiziki hem kültürel soykırımlarla tasfiye edildi. Kapitalist vahşetin bu topraklarda ki tecellisi ise İttihat ve Terakki Cemiyeti üzerinden gerçekleşti. Kapitalist vahşetin en katı, en merkezi ve tekçi biçimi bu cemiyet tarafından halklarımıza dayatılmış, bu toprakların daha önce şahitlik etmediği boyutlarda insanlık suçlarına imza atılmıştır. Muktedirlerin öngördüğü tahakküm biçimi ise tarihsel toplumsal Türklüğü ve kültürel İslamı hakikatinden kopararak araçsallaştıran, adına Türk İslam sentezi denen ideolojik zemin üzerine inşa edilmişti. Bu gelişme ise Mezopotamya ve Anadolu halklarına yaşatılan soykırımlar zincirinin başlaması anlamına gelmekteydi” denildi.

    “DERSİM’İN İLERİ GELENLERİ DÜZMECE BİR MAHKEMEDE YARGILANARAK İDAM EDİLMİŞTİR”

    Dersim Soykırımı’nın daha önce yaşanan soykırımlar silsilesinin halkalarından biri olarak gerçekleştirildiği vurgulanan açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “Yüz yıllara yayılan bir kuşatmaya, sayısız sefere maruz kalan Dersim’in yeni dönemde ki tasfiye süreci ise Koçgiri halk hareketiyle başlatılmış, 1937-38’lerde ise zirveleştirilmiştir. Toplumsal varlığı hedefe konulan, bir bütün olarak tasfiye edilmek istenen Kürt halk gerçekliğinin özgün bir rengi olan Dersim, Osmanlıyla 16’cı yüzyılın başlarında karşılaşmıştır. Dersimlinin o günden bu yana yaptığı şey ise, elde kılıç üzerine gelen bu gücün karşısında yaşamını ve yaşam alanlarını savunmaktan ibarettir. Kurtuluş Savaşı sürecinde Dersim’e de heyetler gelmiş, gitmiş, bir şeylerin değişeceği, Kürtlere vaat edilen özerklik temelinde ortak vatanda ortak yaşam olacağı söylenmiş fakat düze çıkar çıkmaz Kürt halkının da diğer halkların akıbetine uğratıldığı görülmüştür. 1937-38 süreci öncesi çeşitli girişim ve görüşmelerle uzlaşmaya ve silah teslimine ikna edilen Dersim ise hem Kürt, hem Alevi kimliği nedeniyle, makro düzeyde planlanan, on binlerce insanımızın katli ve kalanların sürgün edildiği bir soykırım saldırısına maruz bırakılmıştır.

    Uçak filolarının, zehirli gazların ve on binlerle ifade edilen askeri güçlerin kullanıldığı bu saldırıda, cenazelerimize çoğu zaman bir toplu mezar dahi nasip edilmeyerek ya nehirlere doldurulmuş ya da güneş altında bırakılarak kurda kuşa yem edilmiştir. Hayatta kalabilen ve sayısını bilemediğimiz özellikle kız çocuklarımız ise gasp edilerek bilinmeyen yerlere götürülmüş, bir daha da kendilerinden haber alınamamıştır. Dersim ileri gelenlerinden Sey Rıza, Resik Wusen, Wusené Seydi, Fındıq Ağa, Hesen Ağa, Hesené İvrayimé Qıji, Aliyé Mırzé Sıli savunma haklarının dahi olmadığı düzmece bir mahkemede yargılanarak idam edilmiştir. Cenazeleri ise teslim edilmediği gibi bugüne kadar mezar yerleri dahi açıklanmamıştır.

    Kürt ve Alevi kimliklerimiz nedeniyle yaşatılan nice haksızlık ve travmaların ise ortak vatanda rızalaşma temelli ortak yaşamla, demokratik toplum ve demokratik cumhuriyetle aşılacağına olan inancımızı bir kez daha vurguluyoruz. Hali hazırda sürdürülen barış ve demokratik toplum sürecinden beklentimiz ve umudumuz yüksek, desteğimiz ve sahiplenme düzeyimiz tamdır. Karşılıklı nitelikli adımların atılmasıyla beraber bu süreç her etnisite ve inançtan halklarımızı barışa taşıyacak ve sağalma sürecine sokacak, demokratik cumhuriyete taşıyacak, hepimize kazandıracaktır.”

    “DERSİM HALKINDAN ÖZÜR DİLENMELİ”

    Samimi bir yüzleşmenin ancak demokratik cumhuriyet gerçekliğinde mümkün olabileceği belirtilen açıklamada talepler şu şekilde sıralandı:

    -Seyit Rıza ve idam edilen diğer altı canımızın mezar yerleri açıklanmalı ve cenazelerin Dersim’e nakli engellenmemelidir.

    -Arşivler açılmalı, Dersim ismi iade edilmelidir.

    -Sürgünler, kayıplar, el konularak götürülen çocuklarımızın listesi ve akıbetleri açıklanmalıdır.

    -Asimilasyon, göçertme ve her türlü şiddet biçimine son verilmelidir.

    -Dersim halkından özür dilenmeli, demokratik cumhuriyet temelinde toplumsal haklarımız tanınmalı, Anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’in bitmeyen ağıdı!-VİDEO

    Dersim’in bitmeyen ağıdı!-VİDEO

    PİRHA-Dersim coğrafyasında yaşanan acılar tarihin her döneminde ağıtlara dönüşür. Her taşın, her suyun başında bir ağıt yükselir. 1937-38 tanığı Hatice Taybara’da geçmişin yükünü ağıtlara döküyor. Birlik olamamanın acıları büyüttüğünü Seyit Rıza’nın 1934 yılında bir pusuda öldürülen oğlu Baba üzerinden anlatan Hatice Taybara, 90 yılını aşan ağıdı günümüze taşıyor.

    Tarihe kara bir leke olarak geçen Dersim Katliamı’nın üzerinden 87 yıl geçti. 4 Mayıs 1937 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla çıkarılan “Tunceli Tenkil Harekatı” adlı kararnamenin ardından resmi rakamlara göre 1937’de bin 737, 1938’da ise 6 bin 868 kişi katledildi. Ancak, tarih araştırmacıları ve birçok kaynağa göre katliamda aralarında çocuk, yaşlı, kadın olmak üzere 70 bin kadar insan katledildi. On binlerce kişi sürgün edildi, ailelerinden alınan kız çocukları ise askerlere verildi.

    Üzerinden 87 yıl geçen ve akıllarda “Roza şaye – Kara gün” olarak kalan Dersim Katliamı’nda on binlerce insan katledilirken, çoğu çocuk olmak üzere binlerce insan da yaşadıkları yerlerden sürgün edildi. 1938 Katliamı’nın üzerinden geçen yıllara rağmen devlet tarafından katliamın aydınlatılmasına ve yüzleşmenin gerçekleşmesine dair hiçbir adım atılmazken, katliamın üzerindeki perdeleri aralayacak hiçbir girişimde bulunulmadı.

    “HER TAŞIN, HER SUYUN BAŞINDA BİR AĞIT YÜKSELİR”

    Dersim coğrafyasında yaşanan acılar tarihin her döneminde ağıtlara dönüşür. Her taşın, her suyun başında bir ağıt yükselir. Yitirilenlerin hatırlanması, bir daha aynı acıların yaşanmaması, olaylardan ders çıkarılması, birlik olunması gibi vurgular ağıtçıların sesinden Dersim coğrafyasına yayılır.

    1937-38 tanığı Hatice Taybara’da geçmişin yükünü ağıtlara döküyor. Birlik olamamanın acıları büyüttüğünü Seyit Rıza’nın 1934 yılında bir pusuda öldürülen oğlu Baba üzerinden anlatan Hatice Taybara, 90 yılını aşan ağıdı günümüze taşıyor.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Dersim Katliamı tanığının kızı Beser Uluşan: Devlet arşivleri açsın-VİDEO

    Dersim Katliamı tanığının kızı Beser Uluşan: Devlet arşivleri açsın-VİDEO

    PİRHA — Dersim’de 1937–38 yıllarında yürütülen askerî harekât, binlerce insanın öldürüldüğü, on binlerce kişinin sürgün edildiği bir yıkıma yol açtı. Katliamı bizzat yaşamış bir tanığın kızı Beser Uluşan, yaşadıklarıyla ilgili devletin arşivleri açmasını, nerede kimlerin öldüğünü ve gömüldüğünü öğrenme haklarının olduğunu söyledi.

    Beser Uluşan, babası Bego Polat’ın çocuk yaşta katliamı yaşadığını, ailesini kaybettiğini ve hayatı boyunca o yarayla yaşadığını anlattı. Uluşan’ın aktardıkları, saldırıların yalnızca öldürmeye değil; köylerin yakılmasına, açlık ve zorunlu göçe de neden olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Uluşan, devletle hesaplaşma talebinin intikam değil; bilgi, adalet ve yüzleşme talebi olduğunu vurguladı:

    “Bu katliamı, yaşananları hak etmedik. Devlete hakkımı helal etmiyorum. Arşivleri açsınlar, kim nerede ölmüş, nerede gömülmüş bilmek hakkımızdır. İntikam peşinde değiliz ama yaşadığımız bu acıları da hak etmedik”

    “BABAM CESETLERİN ALTINDA KALDIĞI İÇİN HAYATTA KALMIŞ”

    Uluşan, babasının yaşadıklarını ve sakat kalan elinin izlerini şöyle anlattı:

    “Babam, Dersim 1938 Katliamı’nı çocuk yaşta yaşamış, o olayda yaralanmış ve o yarayla ömür boyu yaşamış bir insandı. Ailesini kaybetmişti. Köyünden, evinden, barkından olmuşlardı. Etraftaki akrabalarını da kaybetmişlerdi. Çok büyük acılar yaşamışlardı. Babamın anlattığına göre, daha önce köyleri boşaltıp yüksek yerlerden alarak daha aşağıdaki ovalara, devletin daha kolay ulaşabileceği köylere indirmişler. Onları da Hopik adlı bir köye yerleştirmişlerdi. Hopik onların kendi köyü değildi ama devletin kontrolü kolay olsun diye oraya taşımışlardı. Sonra da oradan alıp katletmişler. Babam, iki kız kardeşi, bir erkek kardeşi, annesi ve babasıyla birlikte Dara Tope denilen, Harçik Çayı kenarındaki bir yerde katledilmişler. Orada toplayıp ağır makineli silahlarla taramışlar. Taramadan sonra cesetler üst üste düşmüş. Babam ailesiyle birlikte oturuyormuş; hepsi birbirine sarılmış. Kurşun, kardeşinin kafasına isabet etmiş, babam da kardeşine sarıldığı için aynı kurşun babamın eline gelmiş. Eli yaralanmış ama ölümcül bir yara almamış. Cesetlerin altında kaldığı için hayatta kalmış.”

    “BÖYLE BİR KATLİAM GÖRÜLMEMİŞTİR”

    Uluşan, askerlerin uyguladığı vahşetin ayrıntılarını aktardı:

    “Askerlerin yaralı olup olmadığını kontrol etmek için ölenlerin süngülendiğini, bazen bacaklarından tutup ırmağa atıldığını aktaran Uluşan, Babamı da suya atmışlar. Bir süre suyun içinde sürüklendikten sonra kenara çıkmış. Elinin yaralı olduğunu görmüş, toprak dökerek kan izlerini gizlemeye çalışmış. Çünkü “Askerler izimi bulur” diye korkuyormuş. Böyle böyle köye dönmüş. Babamın elindeki parmaklar deriyle az bir yerden bağlı kalmış, onları kesmişler, tedavi etmişler. Eli iyileşmiş ama sakat kalmış. Ben çocukluğumda babamın hep elini kapattığını hatırlıyorum. Bu bir utanç değil ama o elin yarası onun hayatı boyunca taşıdığı bir izdi”

    Katliamın bıraktığı izlerin derinliğini anlatırken Uluşan şunları söyledi:

    “Bir gün babama sordum; “Hiç o öldürülen yere dönmediniz mi? Belki kurtulan olmuştur, belki bir şeyler görebilirdiniz” dedim. Babam, ‘Abimle gittik. Korkuyorduk ama yine de gittik. Küçük kardeşim orada duruyordu. Hiçbir yerinde kurşun izi yoktu ama ölmüştü. Parmağı ağzındaydı’ dedi. Bunu anlatırken babamın sesi kesildi. Yaklaşık beş dakika kadar sessiz kaldık. O anın ağırlığı çok derindi. Babam o günleri anlatırken başka korkunç olaylardan da söz ederdi. Mesela, bazı askerlerin hamile kadınların karnına süngü saplayıp, doğmamış çocukları çıkarıp suya attıklarını söylerdi. Annemin ailesi de büyük kayıplar yaşamış. Annemin babası da öldürülmüş. Dayıları, amcaları da aynı şekilde katledilmiş.
    Annemin amcasına askerler önce görev vermiş ‘Köylerden bize yiyecek getir’ diye, bir süre böyle çalıştırmışlar. Sonra işleri bitince onu bir harmanda, bulgur yığınının içine atmışlar, kibrit çakıp yakmışlar. Adam orada canlı canlı yanmış. Bir başka yerde köylüleri bir çukura toplamışlar. Orada öldürülen bir annenin memesini küçük bebeği emiyormuş; kadın ölmüş ama çocuk hâlâ emmeye devam ediyormuş. Bu, insanın yüreğini parçalayan bir manzara. Bu dünyada böyle bir katliam çok az görülmüştür.”

    “ARŞİVLER AÇILSIN”

    Uluşan son olarak, devletin başta arşivler olmak üzere gerçekleri açıklaması gerektiğini yineledi:

    “Devlet arşivleri bize göstersin isterim. Kim nerede ölmüş, kim nerede gömülmüş bilmek hakkımızdır. Biz bu ülkeye hiç kötülük yapmadık. Annemiz babamız hep ‘Bu memleket bizimdir’ derdi. Buna rağmen bize hep şüpheyle bakıldı. ‘Alevisiniz’, ‘Kürtsünüz’ denilerek dışlandık. Ben artık devletin herkese eşit davranmasını istiyorum. İnsanlara aynı gözle bakılmasını istiyorum. Biz intikam peşinde değiliz, hiçbir zaman da olmadık. Ama yaşadığımız bu acıları da hak etmedik. Barışık değiliz, asla barışık değiliz. Devletin herkese aynı gözle bakmasını, özür dilemesini ve gerçekleri açıklamasını istiyorum. Çünkü biz o acıları hak etmedik”

    Dersim 1937–38 olayları tarihsel bellekte derin yaralar bırakmaya devam ederken, hayatta kalanların yakınları bilgi, adalet ve hesaplaşma talebini yineliyor. Beser Uluşan’ın sözleri, arşivlerin açılması ve devletin bu dönemle yüzleşmesi çağrısının insanî ve hak arayışına dayandığını, intikam değil açıklık istediğini net biçimde ortaya koyuyor.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER

    Dersim Katliamı tanığı Ali Koçak: Döndüğümüzde her taraf kan ve harabeydi-VİDEO