Etiket: seyit rıza

  • İHD: Dersim Soykırımını ‘Tanı, Af Dile, Tazmin Et’ amaçlı çalışma yapılmalıdır!

    İHD: Dersim Soykırımını ‘Tanı, Af Dile, Tazmin Et’ amaçlı çalışma yapılmalıdır!

    PİRHA – İnsan Hakları Derneği, Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam edilişinin 87. yılında açıklama yaptı. Siyasi yetkililere seslenen İHD, “Seyit Rıza ve arkadaşlarının itibarlarının iadesi için özel bir kanun çıkarılmalı, gerçekleştirilen hukuka aykırı yargılama tüm sonuçları ile ortadan kaldırılmalıdır” diye belirtti.

    Bundan tam 87 yıl önce Dersim’in önde gelenleri, seyitleri, Seyd Rıza, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê, Ankara’dan özel görevle gönderilen İhsan Sabri Çağlayangil’in denetiminde yapılan yasadışı bir mahkeme neticesinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildiler. Mezar yerleri dahi açıklanmayan Seyit Rıza ve arkadaşları için dünyanın birçok yerinde anmalar yapılmakta.

    İnsan Hakları Derneği de (İHD) Seyit Rıza, oğlu ve arkadaşlarının idam edilişinin 87. yılında “Dersim Soykırımını tanı, soykırımla yüzleş, onarıcı adaleti sağla!” başlıklı yazılı açıklama paylaştı.

    “ADETA BİR SOYKIRIM YAŞANDI”

    İHD açıklamasında, aradan geçen 87 yıla rağmen Seyit Rıza ve arkadaşlarının suç tanımı yapılmadığı vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:

    “Evladı Kerbelayıh. Bı hatayıh. Ayıptır. Zulümdür. Cinayettir!

    15 Kasım 1937 yılında Dersim’in Kürt Alevi kanaat önderi Seyit Rıza (74 yaşında), oğlu Resik Hüseyin (16 yaşında) ve toplam 7 kişi (bazı rivayetlere göre 11 kişi) yürürlükteki hiçbir hukuk kuralına uyulmadan, Seyit Rıza’nın yaşı küçültülerek, oğlu Resik Hüseyin’in yaşı büyütülerek; adeta yargısız infaz yoluyla Elazığ Buğday Meydanında idam edilmişlerdir.

    Dönemin Emniyet Genel Müdür Yardımcısı İhsan Sabri Çağlayangil’in anılarında anlattığı bilgiler ile sonradan bir parti liderine söyledikleri Dersim’de iddia edildiği gibi bir isyanın olmadığını doğrulamaktadır.

    1925 yılında çıkarılan Şark Islahat Planı, 1936 yılında çıkarılan ‘Tunceli Vilayetinin İdaresi Hakkında Kanun, Şark Islahat Planı’na dayanılarak kurulan ve Dersim’in de içinde yer aldığı 4. Umumi Müfettişlik’in kurulması; adım adım ‘ulus devletin’ inşası önünde engel olarak görülen Dersim’in öncelikle kanaat önderlerinin yok edilmesi, karşı çıkanların soykırımdan geçirilerek yöre halkının sürgüne tabi tutulmasının hedeflendiği görülmektedir.

    5-22 Aralık 1936 tarihlerinde yapılan Umumi Müfettişler Toplantı Tutanaklarından geçen ‘Kürtlüğün ve şekavetin [haydutluğun] merkezi sayılan Dersim, (…) Türkiye Cumhuriyeti camiasının fethedilmiş ayrılmaz bir parçası haline girmiştir. Bölge asayişinde %99 nispetinde salah vardır’ belirlemesi de Dersim’de Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam edilmesinin arka planı hakkında yeterince açıklayıcı bilgiyi vermektedir.

    1937-38’de yaşanan Dersim Soykırımı’nda 13.160 kadın, çocuk dahil öldürüldüğü; 11.818’inin sürüldüğü resmi kayıtlarda yapılan araştırmalarda ortaya konmuştur. Dersim’in Kayıp Kızları olarak bilinen bir kuşağın ise ailelerinden koparılarak tanımadıkları, bilmedikleri ailelere evlatlık, eş olarak verildiği gerçeği de soykırımın bir başka boyutunu oluşturmaktadır. Bugün bile Dersim’in toplam nüfusunun 89,515 olduğu düşünülürse 87 yıl önce adeta bir soykırım yaşandığı daha da berrak hale gelmektedir.

    Aradan geçen 87 yıla rağmen Seyit Rıza’nın ne ile suçlandığı ve nasıl bir yargılamanın yapıldığı açıklanmadığı gibi Mahkeme tutanakları da tıpkı Maraş Katliamı davasında olduğu gibi ‘Devlet Sırrı’ denilerek kamuoyuna açıklanmamıştır. Üstelik Seyit Rıza’nın nereye defnedildiği de halen saklanmaktadır.”

    HÜKÜMET, KATLİAMI KABUL ETTİ ANCAK ADIM ATMADI!

    İHD açıklamasında, 2011 yılında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Dersim Soykırımı hakkında yaptığı konuşmaya da dikkat çekildi. Açıklamada şu vurgu yapıldı:

    “2011 yılında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan AKP’nin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda Dersim Soykırımı hakkında konuşmuş; Jandarma Genel Komutanlığı’nın hazırladığı Dersim Raporunu göstermiş ve yukarıda ifade edilen bilgileri doğrulayarak dönemin CHP sini suçlamıştır. ‘Eğer devlet adına özür dilenecekse, böyle bir literatür varsa ben özür dilerim, diliyorum. Dersim yakın tarihimizdeki en acı en trajik olaylardan biridir. Dersim aydınlatılmayı bekleyen bir faciadır’ demiş ancak; özrün yerini bulması için hiçbir somut adım bugüne kadar atılmamıştır.

    İnsan Hakları Derneği olarak;

    İktidara, TBMM’ye ve TBMM’de grubu bulunan siyasi partilere sesleniyoruz:

    -Dersim Soykırımını ‘Tanı, Af Dile, Tazmin Et.’ amaçlı bir çalışma yapılmalıdır.

    -Seyit Rıza ve arkadaşlarının itibarlarının iadesi için özel bir kanun çıkarılmalı, gerçekleştirilen hukuka aykırı yargılama tüm sonuçları ile ortadan kaldırılmalıdır.

    –Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklanmalıdır.

    –Dersim halkından özür dilenmeli, ‘Dersim’ ismi iade edilmelidir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Dersim Barosu: Seyit Rıza ve Dersim’in ileri gelenleri nereye defnedildiler?

    Dersim Barosu: Seyit Rıza ve Dersim’in ileri gelenleri nereye defnedildiler?

    PİRHA-Dersim Barosu, Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının idam edilmesinin 87. yıldönümünde yazılı açıklama yayınladı. Yapılan açıklamada, “Ölü bedenlere saygı meselesi bir ahlaki yükümlülüktür” denildi.

    Bundan tam 87 yıl önce Dersim’in önde gelenleri, seyitleri, Seyd Rıza, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê, Ankara’dan özel görevle gönderilen İhsan Sabri Çağlayangil’in denetiminde yapılan yasadışı bir mahkeme neticesinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildiler.

    Dersim Barosu, Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının idam edilmesinin 87. yılında yazılı açıklama yaptı.

    “ÖLÜ BEDENLERE SAYGI MESELESİ AHLAKİ BİR YÜKÜMLÜLÜKTÜR”

    Seyit Rıza ve Dersim’in ileri gelenleri 15 Kasım 1937 yılında, evrensel ve insancıl hukuk normları ile Türkiye’nin ulusal mevzuatına aykırı şekilde yargılanıp idam edildiği belirtilen açıklamada, “Seyit Rıza’nın ve Dersim ileri gelenlerinin ne ile suçlandıkları ve haklarında nasıl bir yargılamanın yapıldığı henüz açıklanmadığı gibi mahkeme tutanakları “Devlet Sırrı” denilerek kamuoyuna açıklanmamıştır. Üstelik Seyit Rıza’nın ve Dersim ileri gelenlerinin nereye defnedildikleri halen kamuoyundan gizlenmektedir. Ölü bedenlerin ailelere tesliminin bir zorunluluk olduğu ulusal ve uluslararası mevzuatta hüküm altına alınmasına rağmen, bugüne değin resmî kurumlarca herhangi bir somut adım atılmamıştır.

    Ölü bedenlere saygı meselesi bir ahlaki yükümlülüktür. Seyit Rıza ve Dersim’in ileri gelenlerinin ve sonraki süreçte Dersim’de katledilenlerin ya yakılarak ya da çok farklı yerlere toplu gömülmesi, yer ve akıbetlerinin hayatta kalan sonraki kuşak yakınlarına söylenmemesi Dersim’de işlenen insanlığa karşı suçların 1937-1938 ile başlayıp ve o tarihle bitirmemeyi amaçlayan bir sürekliliğe tekabül eder. Bu ortak acının iyileştirilmesi için; tarihimizin bu karanlık sayfalarıyla esaslı biçimde yüzleşilmesi gerekmektedir. Tarihi gerçeklerle yüzleşilmesi için Seyit Rıza ve Dersim ileri gelenlerinin yargılandıkları dosyaların, tutanaklarının tamamının arşivden çıkartılarak halkın, hukukçuların ve tarihçilerin incelemesi için açılması ve Seyit Rıza ile Dersim ileri gelenlerinin mezar yerlerinin açıklanması gerekmektedir” denildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Milletvekili Ali Bozan: Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın

    Milletvekili Ali Bozan: Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın

    PİRHA- DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması için soru önergesi verdi. Bozan, Türkiye’de mezarsız bırakma politikalarıyla toplumun hafızasının yok edilmeye çalışıldığının da altını çizdi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Ali Bozan, idam edilişlerinin 87’nci yıl dönümünde Seyit Rıza ve yoldaşlarının mezar yerlerinin gizli tutulmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın cevaplaması istemiyle soru önergesi verdi.

    Önergede iktidarın, mezarsızlık politikası ile toplumun hafızasını bastırmaya çalıştığına yer veren Bozan, Türkiye’de uygulanan mezarsız bırakma politikalarının başında Seyit Rıza ve arkadaşlarının geldiğini vurguladı.

    “MEZAR YERLERİ TOPLUMDAN NEDEN GİZLENİYOR”

    Bozan şu ifadeleri kullandı:

    “Mezarsızlık politikasının ilk sırasında Seyit Rıza, Şeyh Sait, Said-i Kurdi ve arkadaşlarının mezarları gelmektedir. Neredeyse bir asrı bulacak süredir mezar yerleri gizlenen ve toplumda bilinilirliği yüksek bu tarihi şahsiyetlerin artık defin yerlerinin açıklanması ve bu insanlık dışı politikaya son verilmesi elzem hale gelmiştir.

    Mezarsızlık politikalarına karşı, Seyit Rıza, Şeyh Sait, Said-i Kurdi ve arkadaşlarının mezar yerlerinin tespiti ve sevenlerine iade edilmesine dair büyük bir toplumsal talep ortaya konulmuştur.

    Bu bağlamda;

    1-) Seyit Rıza, Şeyh Sait, Said-i Kurdi ve arkadaşlarının mezar yerleri neredeyse bir asırdır açıklanmayarak toplumdan gizlenmektedir. Bu gizliliğin sebepleri nelerdir?

    2-) Mezar yeri gizlemeyi ne tür bir inanç veyahut fikre dayandırmaktasınız?

    3-) Toplumun ciddi şekilde talep ettiği; Seyit Rıza, Şeyh Sait, Said-i Kurdi ve arkadaşlarının mezar yerlerini ne zaman açıklamayı düşünüyorsunuz?”

    PİRHA/ ANKARA

     

     

  • ‘Seyit Rıza’nın mezar yerini bilmek istiyoruz’-VİDEO

    ‘Seyit Rıza’nın mezar yerini bilmek istiyoruz’-VİDEO

    PİRHA-Seyit Rıza’nın yok yere idam edildiğini ve vicdanen rahat olmadığını söyleyen Seyit Rıza’nın torununun oğlu Seydali Polat, “Seyit Rıza idam sehpasına gittiği zaman ‘Evladı Kerbelayız. Bi hatayız. Ayıptır, zulümdür, günahtır, cinayettir’ demişti. Seyit Rıza ne yapmıştı, neden idam edildi? Benim beklentim sadece Seyit Rıza’nın mezar yerinin açıklanması. Kemiklerden ne olursa olsun bir tane bulmam benim için yeterli” dedi.

    Bundan tam 87 yıl önce Dersim’in önde gelenleri, seyitleri, Seyd Rıza, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê, Ankara’dan özel görevle gönderilen İhsan Sabri Çağlayangil’in denetiminde yapılan yasadışı bir mahkeme neticesinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildiler.

    Seyit Rıza’nın torununun oğlu Seydali Polat, PİRHA’ya konuştu.

    “SEYİT RIZA’NIN İDAM EDİLMESİNİN NEDENİ RAYBER’DİR”

    Vicdanen rahat olmadığını vurgulayan Seydali Polat, “Çünkü anlatımlara göre Seyit Rıza yok yere idam edildi. Seyit Rıza idam sehpasına gittiği zaman ‘Evladı Kerbelayız. Bi hatayız. Ayıptır, zulümdür, günahtır, cinayettir’ demişti. Seyit Rıza ne yapmıştı, neden idam edildi? Şimdi benim beklentim sadece Seyit Rıza’nın mezar yerini bulup kemiklerden ne olursa olsun bir tane bulmam benim için yeterli. Seyit Rıza idam edildi ama nedenini sormak lazım. Nedeni abisinin oğlu Rayber’dir. Rayber devletle birlikte çalıştı. Dersim’de işlenen cinayetlerin hepsinin amcasına mal etti” dedi.

    “MUSTAFA KEMAL SEYİT RIZA’YA MESAJ YOLLUYOR”

    Dedesi Seyit Rıza’nın idam edildiği zaman babasının 7 yaşında olduğunu aktaran Polat, “Babamın anlatımına göre Mustafa Kemal Ankara’dan Abdullah Alpdoğan’a haber gönderiyor. Seyit Rıza’ya elçi gönderin nereyi isterse ona vereceğim ama yeter ki bulunduğu yerden çıksın. Abdullah Alpdoğan da Seyit Rıza’nın oğlu Şıx Hasan’ı tutukluyor ki Seyit Rıza teslim olsun. Daha sonra Şıx Hasan serbest bırakılıyor ve Mustafa Kemal’in Seyit Rıza’ya mesajını iletiyor. Seyit Rıza da, devletin bir parça ekmeğini yedin diye gelip bana akıl mı vereceksin? Ne yaparsanız yapın benim sonum idamdır. Zaten benim üzerime bir sürü suç atılmış diyor” dediğini ifade etti.

    “MÜSAVAT DERVİŞOĞLU ÖZÜR DİLEYECEĞİNE BİZİ KATLİAM YAPMAKLA TEHDİT EDİYOR”

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun, “Cumhuriyet devleti, Şeyh Saidlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz. Herkes emin olsun yapılması gereken neyse o yapılacaktır” şeklindeki sözlerine tepki gösteren Polat, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Yine katliam yapsınlar korkmuyoruz. Seyit Rıza’yı idam ettiniz ama şimdi Seyit Rıza’nın binlerce torunu var. Ben hiçbir şey yapmadan katliama uğradım bunlar yetmiyormuş gibi yeniden biz katliama uğramakla tehdit ediliyoruz. Bir gün mutlaka zalimlerin hakkından mazlumlar gelecek, bu devran böyle gitmez. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun vatandaşa böyle bir söz söyleme hakkı yok. Ama sen o dönem yapılanlardan sonra özür dileyeceğine acılı ailelerin acısını iyice körüklüyorsun. Eğer sen benim acımın üzerine ateşle gidersen benim öfkem daha da artar.”

    Cihan BERK/DERSİM

  • DEM Partili Kordu’dan, Seyit Rıza ve yol arkadaşlarıyla ilgili soru önergesi

    DEM Partili Kordu’dan, Seyit Rıza ve yol arkadaşlarıyla ilgili soru önergesi

    PİRHA- DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, 87 yıl önce idam edilen Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının akıbeti ve mezar yerlerinin açıklanması için Meclis’e soru önergesi verdi. Kordu, “Dersim’in tüm tarihsel arka planıyla, gasp edilen hakları, dili, inancı ve kültürüyle yüzleşmek, mağdurlarına karşı uluslararası hukuktan doğan sorumlulukları yerine getirmek amacıyla herhangi bir çalışmanız var mı?” diye sordu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Seyit Rıza ve yoldaşlarının idam edilişlerinin 87. yılında, mezar yerleri ve Dersim Katliamının belgelerine ilişkin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

    Kordu, soru önergesinde aradan geçen 87 yılda Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanmadığını belirterek, “15 Kasım 1937 tarihinde Dersim halkının onurlu direnişinin öncüleri olan Seyid Rıza ve arkadaşları, Elâzığ Buğday Meydanı’nda kurulan bir düzmece mahkemede sonucunda idam edildiler. Kendilerine savurma hakkı dahi verilmeden yaşı küçültülerek idam edilen Seyid Rıza ve arkadaşlarının cenazeleri ise hiçbir zaman ailelerine verilmedi. Aradan geçen 87 yıla rağmen Seyid Rıza, oğlu ve arkadaşlarının mezar yerleri hala gizlenmektedir. Direnişin önderlerinin idamı sonrasında Dersim coğrafyası, kültürü, dili ve inancına yönelik asimilasyoncu bir yaklaşımla birlikte sürdürülen harekâtta binlerce yurttaş yaşamını yitirmiştir. Bunun sonucunda, resmi rakamlara göre 12 bin, bağımsız araştırmacı ve tarihçilere göre ise 70 bin ile 100 bin civarında Dersimli çocuk, yaşlı ve kadın yaşamını yitirdiği ifade edilmektedir” dedi.

    “DERSİMLİLERİ YOLA GETİRME, HADDİNİ BİLDİRME POLİTİKİLARI UYGULANMIŞTIR”

    ‘Çıban başı’ olarak görülen Dersim’in sürekli bir tehdit olarak görüldüğünü kaydeden Kordu, “1937-1938 yılında yaşanan olaylarda binlerce yurttaşın yaşamını yitirmesinin yanında hayatta kalan kız çocukları evlatlık olarak verilmiş ve yoğun asimilasyona tutulmuştur. Bu politikalarla yalnızca bir direniş bastırılmak istenmemiş, Dersim halkının Raa ( rayâ) haqî inancı, Kirmançkî dili, kültürü ve doğası da yok edilmek istenmiştir. Dersim’e ilişkin sayısız rapor hazırlanmış, harekât öncesinde Dersimlilerin silahları toplatılmış, karakol ve kışlalar inşa edilmiştir. Dersim halkı bu duruma karşı engelleyici olmamış ama haklarına ve onurlarına yapılan saldırılara karşı meşru direnişe geçmişlerdir. Yeni kurulan Cumhuriyet için Dersim coğrafyası hep bir tehdit olarak algılanmış, bu tehdit algısı hazırlanan tüm raporlara yansımıştır. 2 Şubat 1926’da Mülkiye Müfettişi Hamdi Bey hazırladığı raporda Dersim’e “Çıban Başı” demiştir. Tedip ve Tenkil Harekâtı ‘ile Dersimlileri yola getirme, uslandırma ve haddini bildirme politikaları uygulanmıştır. Bu süreçte öz savunma yapan Kürt ve Alevi halkına yönelik büyük bir katliam gerçekleştirilmiştir” diye belirtti.

    “YÜZLEŞMEK İÇİN BİR ÇALIŞMANIZ VAR MIDIR?”

    Kordu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a, cevaplaması için şu soruları yöneltti:

    1- Seyid Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri aradan geçen 87 yıla rağmen neden hala açıklanmamaktadır?

    2- 1937-1938 Dersim olaylarına ilişkin devlet arşivleri neden açılmamaktadır? 15 Kasım 1937 tarihinde Seyid Rıza ve arkadaşlarının idam edildikleri mahkeme tutanakları kamuoyuyla neden paylaşılmamaktadır?

    3- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2011 yılında Başbakanlığı döneminde, Dersim olaylarına ilişkin, “Eğer devlet adına özür dilemek gerekiyorsa ve böyle bir literatür varsa, ben özür dilerim ve diliyorum ‘ ifadelerini kullanmasına rağmen Dersim olayları ile neden yüzleşilmemektedir?

    4- 1937/38/39 tarihlerinde Dersim’de kaç yurttaşımız yaşamını yitirmiştir?

    5- Dersim’de isyan ettiği iddiasıyla tutuklanan 58 kişiden 7’si idam edilmiş, diğer 51 kişinin akıbeti nedir?

    6- 1937-1938 Dersim olayları sonrasında kaç Dersimli zorla göç ettirilmiş, ne şekilde ve hangi bölgelere/yerlere gönderilmiştir?

    7- Zorla göç ettirilmiş kişilerin ne kadarına geri dönüş imkânı sağlanmıştır?

    8- 37-38 Dersim olayları sonrasında kaç kız çocuğu ailelerinden koparılarak evlatlık verilmiştir? Evlatlık verilen kız çocuklarına ilişkin devlet arşivlerinde resmi kayıtlar bulunmakta mıdır?

    9- Dersim’in tüm tarihsel arka planıyla, gasp edilen hakları, dili, inancı ve kültürüyle yüzleşmek, mağdurlarına karşı uluslararası hukuktan doğan sorumlulukları yerine getirmek amacıyla herhangi bir çalışmanız var mı?

    10- Dersim olaylarıyla yüzleşmeye katkı sunması açısından AB ülkeleri, ABD ve Rusya Federasyonu’nda bulunan arşivlerin toplanması ve kamuya açılmasına ilişkin bir çalışmanız olacak mıdır?

    11- Dersim adının iade edilmesi için bir girişiminiz olacak mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Fırat’tan soru önergesi: Seyit Rıza, oğlu ve yoldaşlarının mezar yerleri nerededir?

    Fırat’tan soru önergesi: Seyit Rıza, oğlu ve yoldaşlarının mezar yerleri nerededir?

    PİRHA- DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, 87 yıl önce idam edilen Seyit Rıza ve yoldaşlarının mezar yerlerinin açıklanması için Meclis’te soru önergesi verdi. Fırat, “Seyit Rıza, oğlu ve yoldaşlarının mezar yerleri nerededir? Mezar yerleri neden gizlenmektedir?” diye sordu. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, 87 yıl önce idam edilen Seyit Rıza ve yol arkadaşlarını Meclis gündemine getirdi. Fırat, Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının akıbetinin ve mezar yerlerinin açıklanmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın cevaplaması istemiyle soru önergesi verdi.

    “SORUMLU OLANLAR YARGILANMADI”

    Fırat, soru önergesinde, “Bundan 87 yıl önce, resmi söylemle Dersim isyanın önderi sayılan Abasan aşiret lideri Seyit Rıza ve oğlu Resik Uşen, Kureyşan Ocağı Piri Uşenê Seydi, Demenan aşiret liderleri Aliye Mirzê Sili ve Hesen Ağa, Yusufan aşiret lideri Fındık Ağa ile Kureyşan Ocağı mensubu Hesenê İvraime Qıji Elâzığ Buğday Meydanında 15 Kasım 1937 yılı gece yarısı idam edilmiştir. Resmi açıklamalara göre 13 bin 160, tanıkların ve bağımsız araştırmacıların anlatım ve tespitlerine göre ise 70 bin insanın öldürüldüğü bu katliamdan sorumlu olanlar hukuk önünde yargılanmamış ve Dersim halkının acıları hafiflememiştir” ifadelerine yer verdi.

    “HAKİKATLER ORTAYA ÇIKMAMIŞTIR”

    Önergenin devamında ise, şunlara yer verildi:

    “Cumhurbaşkanı Erdoğan 2011 yılında yaptığı “… Dersim’de adım adım çerçevesi çizilmiş, bahaneleri hazırlanmış bir operasyon var. Çeşitli tarihlerde Dersim raporları hazırlanıyor… 1937, 1938 ve 1939 yıllarında Dersim’de maalesef büyük bir dram yaşanıyor. Havadan, karadan, toplarla, hatta gaz bombalarıyla, Dersim’de hareket eden her şey, çocuklar, kadınlar katlediliyor…’’ açıklamayla katliamı en üst makamdan tanıdığını ifade etmiştir.

    Seyit Rıza 5 Eylül 1937 tarihinde Erzincan Valisi’yle görüşmeye giderken pusu kurularak esir alınmış ve savunma hakkı dahi verilmeden acele bir yargılamayla Elazığ’da idam edilmiş ve oğlu ve yoldaşları ile birlikte bilinmeyen bir yere defnedilmiştir. 1937/1938/1939 yıllarında Dersim coğrafyasında yaşanan bu katliamın birçok karanlık yönü vardır ve hakikatler ortaya çıkmamıştır. Seyit Rıza ve yoldaşlarının mezar yerlerinin açıklanması bu karanlık tarih sayfalarının açılmasına vesile olabilecek bir adımdır.”

    “SEYİT RIZA YOLDAŞLARININ MEZAR YERLERİ NEREDEDİR?”

    Fırat, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a, cevaplaması için şu soruları yöneltti:

    “1-Seyit Rıza, oğlu ve yoldaşlarının mezar yerleri nerededir? Mezar yerleri neden gizlenmektedir?

    2- 1937/38/39 tarihlerinde Dersim’de kaç yurttaşımız öldürülmüştür? Öldürülenlerin ve kayıpların isim listeleri neden açıklanmamaktadır?

    3-Dersim katliamında öldürülenlerin toplu mezar yerleri nerelerdedir?

    4-1937/38/39 tarihlerinde Dersim’den kaç yurttaşımız hangi illere sürgün edilmiştir? Bunların ne kadarına geri dönüş imkânı sağlanmıştır?

    5-Dersim’de isyan ettiği iddiasıyla tutuklanan 58 kişiden 7’si idam edilmiş, diğer 51 kişinin akıbeti nedir?

    6-Dersim katliamı mağdurlarının zararları tazmin edilecek midir?

    7-Kamuoyunda ‘Dersimin kayıp kızları’ olarak bilinen çocukların memur ve subaylara verilmesi ile ilgili kayıtlar neden açıklanmamaktadır?

    8-Dersim katliamına ilişkin mahkeme kayıtları ve arşivler kamuoyuna neden açıklanmamaktadır?

    9-Dersim katliamı yıllarında el konulan, tarihsel kültürel varlıklara ilişkin bir kayıt tutulmuş mudur? Bunlar varislerine iade edilecek midir?

    10- Dersim’de 1937/38/39 yıllarında yaşanan bu katliamın bütün gerçekliği ile ortaya çıkarılması için kapsamlı bir çalışmanız olacak mıdır?

    PİRHA/ANKARA

  • DAD, Seyit Rıza ve yoldaşlarını andı: Tehdit ve asimilasyona diz çökmeyeceğimiz bilinmelidir!

    DAD, Seyit Rıza ve yoldaşlarını andı: Tehdit ve asimilasyona diz çökmeyeceğimiz bilinmelidir!

    PİRHA- Seyit Rıza ve yoldaşlarını anan DAD Genel Merkezi, Dersim’e yönelik güncelde tehditlerin ve nefret dilinin sürdüğünü belirterek, “Pir Seyid Rıza’nın diz çökmeyen duruşunu vasiyet olarak algılayan ve bu konuda ikrarlı olan torunlarının da tehditler, yönelimler ve asimilasyon politikaları karşısında diz çökmeyeceği bilinmelidir” dedi. 

    15 Kasım 1937 yılında Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza, oğlu ve yoldaşlarını anan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Dersim’in fiziki ve kültürel soykırım planlarının resmi belgeleri olan Tunceli Kanunu ve Şark Islahat Planı’na işaret ederek, Türk-İslam sentezi doğrultusunda Dersim’e yönelik kültürel soykırım politikalarının sempozyumlar, inanç mekanlarının zapt edilmesi, madencilik, HES projeleriyle coğrafyayı talan ve göçertme biçiminde aralıksız sürdürüldüğünü belirtti.

    DAD açıklamasında Dersim Katliamını yöneten Umumi Müfettişlik sisteminin, işlevsellik açısından güncelde ‘kayyımlar’ ile yürürlükte olduğunu vurgulandı. Açıklamanın devamında  ise İYİ Parti Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve Bahçeli’nin Şeyh Sait ve Seyit Rıza üzerinden tüm ötekileştirilenleri tehdit eden açıklamalarına tepki veren DAD Genel Merkezi, tehditler ve asimilasyon politikaları karşısında diz çökülmeyeceğinin altını çizdi.

    “KÖKÜNDEN KAZILMASI GEREKEN ÇIBAN!”

    Demokratik Alevi Dernekleri’nin Seyit Rıza ve yoldaşlarının idam edilmesinin 87. yılında yaptığı açıklama şöyle:

    “İdam edilişlerinin 87. Yıldönümünde Pir Seyid Rıza, oğlu Resik Uşen ve yol arkadaşları Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Axa, Findiq Axa ve Hesenê Ivraimê Qijî başta olmak üzere, 1937-38 katliam sürecinde Dersim’de yitirdiğimiz tüm canları saygı ve bağlılıkla anıyoruz.

    Dersim, kültürel yoğunlaşma ve tarihi açıdan taşıdığı toplumsal direniş damarı ile Kürt halkının öne çıkan güzide tarihsel yaşam alanlarından biridir. Raa/Rêya Heq-Hak Yol süreğine mensup Alevilerin serçeşme olarak nitelendirdiği en önemli merkezdir. Dersim coğrafyası aynı zamanda tarihsel süreç içerisinde Alevi Kürtlerin ve Ermenilerin barış içinde yaşayabildikleri bir coğrafya olmuştur.

    Dersimliler kadimden bu yana kendi topraklarında özgün toplumsal hakikatleri ile yaşarken; Osmanlı’nın çeşitli dönemleri ile başlayıp, sonrasında gelişen ulus devletleşme sürecinde daha kapsamlı bir şekilde devam eden kültürel varlığının devamlı tehdit olarak görülmesi ve “kökünden kazınması gereken bir çıban” olarak nitelendirilmesi sonucu, Dersim’e dair raporlar, kanunlar, planlar ve askeri harekatlar düzenlenmiş, son aşamada ise 1937-38 tarihlerinde büyük bir soykırım harekatı tertiplenmişti.

    TUNCELİ KANUNU: FİZİKİ-KÜLTÜREL SOYKIRIM BELGELERİ

    Tunceli Kanunu, Şark Islahat Planı ve ortaya çıkan daha nice belge, aynı zamanda sistematik olarak düzenlenmiş fiziki ve kültürel soykırım planlarının resmi belgeleri olmaktadır.

    Zehirli gazların kullanıldığı ve havadan yapılan bombardımanların eşlik ettiği askeri operasyonlarla Dersim’e çıkarma yapılmış ve tarifi çok zor olan ağır bir katliam yaşatılmıştır. Süngülenen bebelerin haykırışları, teslim olmayarak uçurumlardan kendini bırakan Dersimli kadınların çığlıkları tarihten günümüze ulaşan bir yankı olarak hala duyulmaktadır.

    Soykırım harekatı sonuç olarak on binlerce katledilen Dersimli, yüzlerce yakılmış-yıkılmış köy, binlerce sürgün edilmiş insan, kendi toplumundan kaçırılarak el konulan Dersimli kız çocukları ve hala etkileri görülen büyük bir toplumsal travma bırakmıştır arkasında.

    “KATLİAMI YÖNETEN UMUMİ MÜFETTİŞLİK VERSİYONU GÜNCELDE KAYYIMDIR”

    Türk-İslam sentezi doğrultusunda Dersim’e yönelik kültürel soykırım politikaları günümüze yansıyan boyutları ile de aralıksız olarak sürdürülmektedir. Bu doğrultuda sempozyumlar yapılmakta, inanç mekanları zapt edilmekte, Dersimliyi Dersim’den göçertme politikaları inceltilmiş bir şekilde devam ettirilmekte ve Dersim’in doğası madencilik, baraj ve HES projeleri ile talana açılmaktadır.

    Dersim katliamını yöneten Umumi Müfettişlik sisteminin, işlevsellik açısından günümüze aktarılan versiyonu olan kayyımlarında yürürlükte olduğunu vurgulamak gerekir. Umumi müfettişlikler ‘kuruldukları bölgede sivil, asker ve yargı üzerinde kesin otoriteye sahip olan bölgesel valilikler’ olarak tanımlanır. Kayyımlarda tıpkı benzer bir yetki ile donatılıp, atandığı bölgede ekonomik yolsuzluk, kültürel ve siyasi kırım politikalarına öncülük etmektedir.

    DERVİŞOĞLU VE BAHÇELİ’NİN TEHDİTLERİ: DİZ ÇÖKMEYECEĞİ BİLİNMELİ!

    Aynı zamanda 37-38 Tertele sürecinde olduğu gibi, günümüzde de Dersim’e karşı kin ve nefret dili de hala kullanılmaktadır. İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu yakın zamanda, Seyid Rıza ve Şeyh Said’in idam edilişlerini anımsatarak başta Kürt halkı olmak üzere tüm ötekileştirilenleri tehdit edercesine bir söylemde bulundu. Devlet Bahçeli’de son grup toplantısında aynı düzlemde demeçler verdi.

    Pir Seyid Rıza’nın diz çökmeyen duruşunu vasiyet olarak algılayan ve bu konuda ikrarlı olan torunlarının da tehditler, yönelimler ve asimilasyon politikaları karşısında diz çökmeyeceği bilinmelidir.

    KATLEDİLENLERİ ANIYORUZ, HUZURLARINDA DARDAYIZ

    “Bizim alnımızda kara bir leke yok, başını dik tut cigeram. Varsın Buğday meydanı bize Kerbela olsun” diyordu Pir Seyid Rıza. Evet alnımızda kara bir leke yok, başımızda dik! Varsın her yer bize Kerbela olsun! İkrarımız ve kimliğimizle yaşamak, bizler için asla taviz vermeyeceğimiz olgulardır. Bu doğrultuda 15 Kasım 1937’de idam edilerek katledilen Pir Seyid Rıza, oğlu ve yoldaşları başta olmak üzere, katledilen on binlerce Dersimliyi bir kez daha saygıyla anıyor, huzurlarında darda olduğumuzu dile getiriyoruz. “Bu derdi unutmayın” diyordu katliamı en derin duygularla yaşayan Dünya Ana. Kefensiz Yatanlarımızı Unutmadık, Unutmayacağız!

    TALEPLER

    Demokratik Alevi Dernekleri olarak, çağrı ve taleplerimizi bir kez daha tekrarlıyoruz;

    1-)Pir Seyid Rıza ve yoldaşlarının mezar yerleri açıklanmalı ve Dersim’e nakledilmelerinin önünde ki engel kaldırılmalıdır!

    2-)Katliamla yüzleşilmeli, Dersim ismi iade edilmelidir!

    3-) Katliam sürecinde sürgün edilenlerin ve ailelerinden, toplumundan koparılan çocukların tam listesi açıklanmalı ve daha sonra ki akıbetleri kamuoyuyla paylaşılmalıdır!

    4-)Arşivler açılmalı, Dersim halkından nitelikli bir özür dilenmelidir!

    5-)Dersim’in dili ve inancı (Kürtçe’nin lehçeleri/Alevilik) üzerinde ki baskı, inkar ve asimilasyon politikalarından bir an önce vazgeçilmelidir!”

    PİRHA/DERSİM

  • Erçe: Seyit Rıza gerçeğini toplumla paylaşmaya devam edeceğiz-VİDEO

    Erçe: Seyit Rıza gerçeğini toplumla paylaşmaya devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Seyit Rıza ve arkadaşlarının katledilişlerinin 87. yılına ilişkin, “Eğer bugün bu ülke bu kadar yoğun bir ekonomik kriz, bu kadar derin büyük siyasi bir kriz ile çalkalanıyorsa işte tarihi ile yüzleşememesinin acısını çektiğindendir. Dersim’le yüzleşilebilseydi, inanın ne Maraş olacaktı, ne Sivas olacaktı ne de diğer katliamlar” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe ile Seyit Rıza ve arkadaşlarının Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilerek katledilmesinin 87. yıldönümüne ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “TARİHLE YÜZLEŞMEYİ GÖZE ALMAYAN BİR DURUMLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Seyit Rıza ve arkadaşlarının katledilmesinin üzerinden 87 yıl geçtiğini hatırlatan Cuma Erçe, şunları ifade etti:

    “Birçok buna benzer katliamlarda, soykırımlarda olduğu gibi yine yüzleşilmeyen, yine üzerinde durulmayan, yine bütün açıklığıyla ortaya konulmayan hatta ve hatta devletin önemli kademelerinde görev yapmış olanların aleni olmasına rağmen araştırılmayan ve tarihle hiçbir zaman yüzleşmeyi göze almayan bir durumla karşı karşıyayız. Seyit Rıza ve arkadaşları bugüne kadar, daha doğrusu yakın tarihe kadar bir Dersim isyanı yalanıyla aslında hafızalarda yer alan, hain ilan edilen bir şahsiyet.
    Ancak Dersim’de bir isyan aslında tümüyle önceden hazırlanmış, planlanmış, merkezden Ankara’dan planları yapılmış çok tarihi, çok önemli ve çok büyük, devasa bir katliam olduğu gerçeği artık saklanamayacak, gizlenemeyecek pozisyonda. Gerek yaşanan o katliamda bizzat rol almış askerlerin, gerek o katliamda yakınları gözlerinin önünde katledilenlerin, gerekse de memleketlerini terk etmek zorunda kalan sürgüne gönderilen ailelerinden koparılan çocukların ilerleyen yaşlardaki anlatımlarının artık Dersim gerçeğini her yönüyle ortaya koyduğu anlaşılıyor.”

    “KATLİAMLAR ARASINDAKİ KÖPRÜYÜ KURMAMIZ GEREKİYOR”

    Erçe, Seyit Rıza ve arkadaşlarının hileyle ve göstermelik bir mahkemeyle Elazığ ‘Buğday Meydanı’nda idam edildiğini hatırlatarak, “Burada esas olan Alevilerin bu meseleye hangi pencereden bakmaları gerektiği meselesidir. Bu mesele esasında dikkatlice ele alındığında Koçgiri’nin Dersim’den, Dersim’in, Maraş’tan, Maraş’ın Çorum’dan, Sivas’tan, Gazi’den, Gezi’den farklı olmadığını görmek gerekiyor. Aleviler bu gerçeği idrak etmeliler” dedi.

    “SEYİT RIZA GERÇEĞİNİ TOPLUMLA PAYLAŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Erçe,  Alevi kurumları olarak Dersim Katliamı’nın yıl dönümünde Dersim’de olacaklarını vurgulayarak, şunları dile getirdi:

    “15 Kasımlarda da Seyit Rıza ve arkadaşlarının katledildiği günde yapılan anma programına da bizzat katılıyoruz ve bundan sonra daha sık katılacağız. Yine bundan sonra Alevi dünyası içerisinde bu ülkenin ilerici, aydın, demokrat camiası içerisinde hem Dersim Katliamı gerçeğini hem de Seyit Rıza gerçeğini toplumla paylaşmaya devam edeceğiz. Bütün bu yalan ve çarpıtma bilgileri kesinlikle ortadan kaldırmak durumundayız. Çünkü tarih yalanlarla bezeniyor, yalanlarla üstü kapanıyor. Yalanlarla bezenmiş tarihten demokrasi çıkmıyor, barış çıkmıyor, kardeşlik çıkmıyor.

    Eğer bugün bu ülke bu kadar yoğun bir ekonomik kriz, bu kadar derin büyük siyasi bir kriz ile çalkalanıyorsa işte tarihi ile yüzleşememesinin acısını çektiğindendir. Biz eğer Dersim’le yüzleşebilseydik, Koçgiri ile yüzleşebilseydik inanın ne Maraş olacaktı, ne Sivas olacaktı ne de diğer katliamlar ne Soma, ne Amasra ne de geçen İzmir Selçuk’ta beş tane masum çocuğumuz yanarak katledilmiş olacaktı. Bu ülke demokrasinin olmamasından, barışın sağlanamamasından çok çekti, çekmeye de devam ediyor.”

    “ALEVİLER ZALİMİN ÖNÜNDE DİK DURMAYA DEVAM EDECEKLER”

    Seyit Rıza’nın, “Ben, sizin hilelerinizle, oyunlarınızla baş edemedim bu bana dert oldu, ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim ya bu da size ders olsun” sözünün sürekli hafızalarda canlı tutulması gerektiğini belirten Erçe, “Sözü bilince çıkartılıp ve bu sözü her yerde haykırmamız gerekiyor. Aleviler bunların önünde, zalimin önünde, zulmün önünde eğilmemeyi dik durmaya devam edecekler. Onlara dert olsun” diye ekledi.

    Buse Nehir DEMİR-Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Seyit Rıza ve arkadaşları için Avrupa’da anma etkinlikleri

    Seyit Rıza ve arkadaşları için Avrupa’da anma etkinlikleri

    PİRHA- Seyit Rıza ve arkadaşları idam edilişlerinin 87.  yılında Avrupa’nın farklı kentlerinde kitlesel olarak anılacak. 

    87 yıl önce Dersim’in önde gelenleri, seyitleri, Seyid Rıza, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê, Ankara’dan özel görevle gönderilen İhsan Sabri Çağlayangil’in denetiminde yapılan mahkeme neticesinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildi.

    15 Kasım 1937 yılında Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza, oğlu ve yoldaşları için Avrupa’nın birçok kentinde anmalar ve paneller düzenlenecek.

    İsviçre’nin Cenevre, Fransa’nin Saint-Louis, Almanya’nın Stuttgart, Mainz ve Nürnberg kentlerinde 15 Kasım’da anma etkinlikleri düzenlenecek. Etkinlikler Dersim İnşa Kongresi, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu, Dersim 38 Soykırım Karşıtı Derneği, St.Louis ve Weil am Rhein Alevi dernekleri, Rhein Main Dernekler Birliği, Stuttgart Dersim Soykırım Mağdurları İnisiyatifi öncülüğünde düzenlenecek.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Selman Yeşilgöz: Devlet yaptığı katliamla yüzleşmezse acılar devam edecektir-VİDEO

    Selman Yeşilgöz: Devlet yaptığı katliamla yüzleşmezse acılar devam edecektir-VİDEO

    PİRHA-Dersim Katliamı’nın devletin Dersim’in kültürüne ve inancına karşı tahammülsüzlüğünün sonucu olduğunu belirten DAM Yönetim Kurulu Üyesi Selman Yeşilgöz, “Devlet yaptığı katliamla yüzleşmezse acılar devam edecektir ve bizim de bu acılar karşısındaki duruşumuz devam edecektir” dedi.

    Bundan tam 87 yıl önce Dersim’in önde gelenleri, seyitleri, Seyd Rıza, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê, Ankara’dan özel görevle gönderilen İhsan Sabri Çağlayangil’in denetiminde yapılan yasadışı bir mahkeme neticesinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildiler.

    Dersim Araştırmalar Merkezi (DAM) Yönetim Kurulu Üyesi Selman Yeşilgöz, Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam edilmesinin 87. Yılına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “DERSİM KATLİAMI, BU HALKIN KÜLTÜRÜNE VE İNANCINA KARŞI TAHAMMÜLSÜZLÜĞÜN BİR SÜRECİN SONUCUDUR”

    Dersim Katliamı’nın devletin Dersim’in kültürüne ve inancına karşı tahammülsüzlüğünün sonucu olduğunu belirten Selman Yeşilgöz, “Sonuç öncesi devletin yaptıkları vardır ve bunlar da bilhassa Seyit Rızaların idamlarının iddianamesini hazırlayan Sahan Ademoğlu’nun vurguladığı bu dava genç Tunceli’nin Dersim’e açtığı davadır diyor. Şimdi de onların ardılları olan İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu Cumhuriyet tarihinde Şeyh Sait ve Seyit Rızalara ne yaptıysak bugünde onu yapmaktan geri kalmayacağız diyor. Söylenen söz sıradan bir laf değil ve katliamcı zihniyetin devam ettiğini gösteriyor bizlere” dedi.

    Seyit Rızaların idamının başlı başına bir idam olayı olmadığına vurgu yapan Yeşilgöz, “Çünkü Seyit Rıza ve yol arkadaşları bir dava için yola çıktılar.  Dersim tarihi, kültürü, inancı için yola çıktılar. Geçmişten bu yana Dersimliler yaşadıkları topraklara Kırmanciye Beleke diyorlardı. Kırmanciye Beleke farklılıkların, çeşitliliklerin olduğu topraklardır. Kendi dili, inancı ve kültürünün yok sayılmasına karşı o gün gösterilen bir reaksiyondur. Bazı kesimler isyan vardı diyor ancak Dersim’de o dönem isyan yoktu, katliama karşı bir duruş vardı. Devletin kayıtlarında 13 bin 500 kişinin öldürüldüğü söylenirken sözlü tarihte ise 50 ile 70 bin kişi arasından insanın öldürüldüğü söyleniyor” diye konuştu.

    “DEVLETİN GEÇMİŞİYLE YÜZLEŞMESİ GEREKİYOR”

    Devletin bu acının unutulmasını istiyorsa geçmişiyle yüzleşmesi gerektiğinin altını çizen Yeşilgöz, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ancak devleti yönetenlerin zihniyetleri şimdiye kadar hiç değişmedi. Biz her yıl 15 Kasım ve 4 Mayıs’ta anmalar yaparak görevimizi yaptık diye geri çekilip oturmak davaya aynı şekilde sahiplenmediğimiz anlamına gelir. Çünkü Seyit Rızalar bu dava uğruna bedel ödediler. Bugünün kuşağı açısından da bunu sahiplenmenin yolu o değerlere sahip çıkmayla gerçekleşebilir. Kendisine Dersim’in aydınıyım, yazarıyım diyen bazı şahıslar o dönemin kişilikleri üzerinden bu mücadeleyi hiçleştirmeye çalışıyorlar. Onların yaptığında İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun nezdinde zuhur eden anlayışın bir başka versiyonudur. Çünkü kişiliklerle başlatılan bir karalama sonuçta o günkü o davanın da yok sayılmasına kadar da götürebilecek bir anlayıştır.

    Devlet yaptığı katliamla yüzleşmezse acılar devam edecektir ve bizim de bu acılar karşısındaki duruşumuz devam edecektir. Yüzleşmek için bizim taleplerimiz idam edilen seyitlerimizin mezar yerlerinin açıklanması ve onları uğruna mücadele ettikleri bu topraklara en azından cenazelerini getirebilmemizin yolu açılmalıdır. O gün evlatlık verilen çocuklarımızın nerelere verildiği açıklanmalıdır. Dilimize kültürümüze ve inancımıza yönelik sürdürülen asimilasyon ve tahammülsüzlük politikasına son verilmeli. Taleplerimizin yerine getirilmesi ve bir bütün olarak da bu halktan özür dilenmelidir.”

    Cihan BERK/DERSİM

  • Britanya Alevi Federasyonu: Kayyum hırsızlıktır, darbedir!

    Britanya Alevi Federasyonu: Kayyum hırsızlıktır, darbedir!

    PİRHA- Kayyım atamalarına tepki gösteren Britanya Alevi Federasyonu, “Kayyum hırsızlıktır, kayyum gasptır, kayyum halkın iradesine yapılmış bir darbedir; kabul etmiyoruz” dedi. BAF ayrıca Dervişoğlu’nun Seyit Rıza’yı hedef alan sözlerine karşı da direniş mirasının devam edeceğini vurguladı.

    İçişleri Bakanlığı kararı ile Esenyurt Belediyesinin ardından DEM Parti yönetimindeki Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne, Batman Belediyesi’ne ve Şanlıurfa’nın Halfeti Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Kayyım atamalarına ilişkin yazılı bir açıklama yapan Britanya Alevi Federasyonu, OHAL yasaları ile belediyelere kayyım atanmasının halk iradesine darbe olduğunu belirterek, “Eşit yurttaş olarak görülebileceğimiz, demokratik, hukukun üstün tutulduğu, insanca ve barış içinde yaşayabileceğimiz bir ülke için mücadele edeceğiz” dedi.

    Britanya Alevi Federasyonu ayrıca İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun, “Cumhuriyet devleti, Şeyh Saidlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz. Herkes emin olsun yapılması gereken neyse o yapılacaktır” sözlerine de tepki göstererek Seyit Rıza’nın yarattığı direniş mirasının ayakta olduğuna vurgu yaptı.

    “İKTİDARDA KALMA HAYALLERİ ALICI BULAMADI”

    Britanya Alevi Federasyonu’nun açıklaması şöyle:

    “OHAL’de kayyum çare olmayacak. Zoraki ayakta kalmaya çalışan Saray rejimi kayyum kartını çıkardı. Baskıları artıran Saray rejimi, CHP’li Esenyurt Belediyesi’nin ardından bu kez de DEM Partili Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine kayyum atadı. İradesine sahip çıkan on binler, Esenyurt’tan Mardin’e, Batman’dan Dersim’e sokaklara döküldü. Saray’ın kayyum politikalarına direnen halk, “faşizme karşı omuz omuza” mesajı veriyor.

    Her alanda köşeye sıkışmış ve emekçi halkları yedeklemek için hiçbir şeyi kalmamış olan saray rejimi, ‘devletin bekası ve bölücü terör’ demagojisine sarılarak, halkların ortak birleşik bir mücadele içinde olmasını engellemeyi hedeflemiştir. Devlet Bahçeli’nin günlerdir yaptığı çağrılar, Erdoğan-Bahçeli kliğinin sürekli iktidarda kalma hayalleri alıcı bulamamıştır.

    DERVİŞOĞLU’NUN TEHDİTLERİNE TEPKİ

    Ardından İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM Grup Toplantısı’nda, “Cumhuriyet devleti Seyit Rızalara ne yaptıysa, aynı muameleyi göreceksiniz” diyerek gözdağı vermiştir. Ancak bu gözdağı, bizi yıldıramaz. Bu devleti ve ardıllarını Aleviler olarak çok iyi tanıyoruz. Katliamlardan, zulümlerden, baskılardan ve kronikleşmiş halk düşmanı hastalıklarından biliyoruz. Seyit Rıza nasıl boyun eğmediyse, bir direniş mirası ve geleneği yarattıysa, direniş ruhu dimdik ayakta! Zalimler yenilecek, direnenler ve mücadele edenler kazanacak!

    “KAYYUM HIRSIZLIKTIR, DARBEDİR”

    Demokrasi adına faşizmi uygulayarak, emekçi halkların belediyelerdeki iradesine bile tahammül edemeyen iktidar, önce İstanbul Esenyurt’ta, ardından Mardin, Batman ve Halfeti’de halkın yüzde 60-70 iradesiyle seçilenleri, yalanlarla ve OHAL yasalarıyla belediyelere kayyum atayarak halkın iradesini gasp ediyor. Sandıkta alamadıkları sonucu, uydurma yasalar ve kayyum uygulamalarıyla bugüne kadar onlarca belediye başkanını görevinden aldılar. Fakat baskı, saldırı ve yönetimi gasp etme çabası, gözaltına alıp zindana atıp ağır hapis cezalarına çarptırarak korku yaymak, halkların iradesini kıramamıştır.

    Darbeci anlayışa karşı, halkını yok sayanlara, halkların iradesini hiçe sayan zalimlere karşı gün direnme günüdür, mücadele günüdür. Eşit yurttaş olarak görülebileceğimiz, demokratik, hukukun üstün tutulduğu, insanca ve barış içinde yaşayabileceğimiz bir ülke için mücadele edeceğiz. “Kayyum siyasetini kabul etmiyoruz.

    “CANLARIMIZI HALKIN İRADESİNİ SAVUNMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Canlar, OHAL rejimini işlemez hale getirmenin tek yolu, kayyum atamalarına karşı eşitlik ve özgürlük temelinde birleşip örgütlenip, güçlerimizi birleştirmekten geçiyor. Britanya Alevi Federasyonu olarak bu darbeci uygulamalara karşı canlarımızı demokratik hakkını kullanmaya ve halkın iradesini savunmaya çağırıyoruz.

    PİRHA/İNGİLTERE

     

  • ‘Şeyh Sait ve Seyit Rıza’nın evlatları özgür bir yaşam için ikrarlaşmışlardır’- VİDEO

    ‘Şeyh Sait ve Seyit Rıza’nın evlatları özgür bir yaşam için ikrarlaşmışlardır’- VİDEO

    PİRHA-DAD Ankara Şubesi, İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu’nun Şeyh Sait ve Seyit Rıza’ya yönelik sözleri ile katliam tehdidinde bulunmasına tepki gösterdi. DAD Ankara Şubesi Eş Başkanı Mustafa Karabudak, “Seyit Rıza ve yoldaşlarının idam edilerek katledilişlerinin yıldönümü olan 15 Kasım arifesinde bu şekilde tehdit etmek beyhudedir” dedi.

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ı hedef alarak, “Cumhuriyet devleti, Şeyh Saitlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz. Herkes emin olsun yapılması gereken neyse o yapılacaktır” sözlerini kullanmıştı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi, Dervişoğlu’nun sözlerine tepki göstererek konuya ilişkin açıklama yaptı. Ana Fatma Cemevi’nin önünde yapılan açıklamayı DAD Ankara Şubesi Eş Başkanı Mustafa Karabudak okudu.

    “KATLİAMLAR, TEKÇİ- İNKARCI ANLAYIŞIN SONUCUDUR”

    Koçgiri, Şeyh Sait, Ağrı, Zilan ve Dersim katliamlarının tekçi-inkarcı resmi anlayışın sonucu olduğunun altını çizen Mustafa Karabudak, “Cumhuriyet modernitesinin egemenlikçi ulus devlet anlayışı kendini merkezileştirirken tek bir inanç, din, mezhep ve etnik yapıyı esas alarak, yalnızca tekçi tarifleri ile ifade bulan kimliklere yaşama şansı tanıdı ve bu kimlikleri ülkenin sahibi ilan etti. Türk-İslam(Hanefi) kimliklerinin kendi özlerine de zarar vererek egemen kılınmalarıyla birlikte, özellikle Şafii mezhebini takip eden Kürtler ile Rêya Heq/Hak Yol Alevi süreği mensubu olan Kürtlerin, bu sürece karşı gelmeleri katledilmelerinin gerekçesi haline getirildi” dedi.

    “RESMİ İDEOLOJİNİN AYNI İNKARCI VE KATLİAMCI AKLININ SÜRMEKTE OLDUĞU ORTADADIR”

    İyi Parti’nin Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun “Cumhuriyet devleti Şeyh Saitlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz. Herkes emin olsun yapılması gereken neyse yapılacaktır” sözlerini hatırlatan Karabudak, şunları kaydetti:

    “Resmi ideolojinin aynı inkarcılık ve katliamcı aklının sürmekte olduğunu ortaya koymaktadır. Kürtlerin ve Alevilerin yüzyıldır tekçi politikalardan neler çektiklerinin ilamıdır.
    Kürtleri ve Alevileri tam da Seyit Rıza ve yoldaşlarının idam edilerek katledilişlerinin yıldönümü olan 15 Kasım arifesinde bu şekilde tehdit etmek beyhudedir. ‘İşte kemend, işte boynum asarsa..Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan’ diyenlerin ardılları, korku siyasetine teslim olmadı, olmayacak da!
    AKP-MHP blokunda alternatif olarak kurulan ittifaklarda ülkeye ‘demokrasi getirecek’ siyasi öznelerden biriymişcesine uzun süre topluma sunulan bu siyasi geleneği Aleviler, Kürtler ve halklar çok iyi tanımaktadır. Haftalardır elinden ve dilinden urgan düşürmeyen bu ırkçı aklı ve türevlerini, Seyit Rıza çok önceleri ‘karga bülbül olmaz oğul’ diye açıklamıştır.”

    “RESMİ İDEOLOJİNİN BÖL, PARÇALA, YÖNET ANLAYIŞINA RIZA GÖSTERMEYECEĞİZ”

    “Müsavat Dervişoğlu ve aynı zihniyeti devriye edenler çok iyi bilsin ki, Şeyh Sait ve Seyit Rıza’nın evlatları özgür bir yaşam için ikrarlaşmışlardır” diyen Mustafa Karabudak, “Resmi ideolojinin böl, parçala, yönet anlayışına rıza göstermeyeceklerdir. Her türlü tekçi dayatma ve zulme karşı var olma mücadelesi vermeye ve ortak vatanda eşit ve özgür yurttaşlık temelinde bir arada yaşama ilkesini esas alan demokratik siyaset anlayışını savunmaya devam edeceklerdir.
    Şeyh Sait ve Sey Rıza’nın evlatları sizin hilelerinizle, yalanlarınızla da baş edecektir. Bu topraklarda bütün farklılıklarla ikrarlı bir yaşamı, toplumsal rızalığı ve barışı inşa etme mücadelesinin, dinci, ırkçı, cinsiyetçi zihinleri rahatsız ettiğini biliyoruz. Toplumsal değerlerimize dil uzatan bu zihniyete karşı halkımızı demokratik tepkilerini göstermeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • DEDEF’ten, Dervişoğlu’na tepki: Geldiği geleneğin ellerinde yurtseverlerin kanı hala kurumuş değil

    DEDEF’ten, Dervişoğlu’na tepki: Geldiği geleneğin ellerinde yurtseverlerin kanı hala kurumuş değil

    PİRHA-İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun “Cumhuriyet devleti Şeyh Saitlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz” sözlerine tepki göstererek yazılı açıklama yapan Dersim Dernekleri Federasyonu, “Sizlerin önünde tarih boyunca hiç diz çökmedik bundan sonra da çökmeyeceğiz, size dert olan da budur” dedi.

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ı hedef alarak, “Atatürk’ün kurduğu partinin genel başkanı ile çıktığı otobüsün üzerinden, senaryosu izleyeni şaşırtmayan ucuz yapımdaki yangına benzinle koşan eş genel başkan, rolü gereği repliğinde şunları söylüyor; ‘Şeyh Saitler, Seyit Rızalar, Sakineler ne yaptıysa onların yaptıklarını yapacağız.’ Ben o çok duymak istediği cevabı vereceğim. Çünkü bu cevabı alacağını bilerek konuşuyor. Cumhuriyet devleti Şeyh Saitlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz. Herkes emin olsun, yapılması gereken şey ne ise o yapılacaktır. Gereği yerine getirecek olanlar da işte tam buradalar, karşımdalar, yanımdalar ve milyonlarcası da arkamızdadır” dedi.

    Dervişoğlu’nun bu tehditleri büyük tepki çekti.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun sözlerine tepki göstererek yazılı açıklama yaptı.

    “SİZLERİN ÖNÜNDE TARİH BOYUNCA DİZ ÇÖKMEDİK, BUNDAN SONRA DA ÇÖKMEYECEĞİZ”

    DEDEF açıklamasında “Müsavat Dervişoğlu’nu “iyi” bilmezdik! Kendisinin geldiği geleneğin ellerinde devrimcilerin, yurtseverlerin kanı hala kurumuş değil” dedi.

    Açıklamada, “15 Kasım Seyit Rıza ve arkadaşlarının katledildiği bu tarihin ön günlerinde faşist güruh cephesi toplu olarak ağızlarından kan saçmaya devam ediyorlar. ‘Gereğini yerine getireceğiz’ diyerek katliam çağrısı yapanlara cevabımız bizler buradayız, sizden korkmuyoruz. Sizlerin önünde tarih boyunca hiç diz çökmedik bundan sonra da çökmeyeceğiz, size dert olan da budur! Ağzınızdan hiçbir zaman kardeşlik, dostluk, eşitlik namına tek bir şey duymadığımız gibi her an her dakika ağzınızdan kan, katliam,  gözyaşını eksik etmiyorsunuz. Bizler Seyit Rıza’nın torunları ve yoldaşları olarak bir kez daha söylüyoruz; tarih boyunca zulme, beylere, paşalara, ağalara boyun eğmeyen ilk direnişten bu yana direnmeye, mücadele etmeye ve başta yaşadığımız coğrafya dahil olmak üzere tüm dünyanın sınıfsız, sömürüsüz, eşit olacağı ana kadar elimizden geleni ardımıza koymayacağız. Şunu bilin ki bugünden yarına kalan direnen Spartaküslerin, Kawaların, Alişerlerin, Seyit Rızaların yoldaşları sayılmaz parmak ile bitmez kırılmak ile” denildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Faşist Dervişoğlu Alevileri ve Kürtleri katletmekle tehdit ediyor; ırkçı emellerini boşa çıkaralım’

    ‘Faşist Dervişoğlu Alevileri ve Kürtleri katletmekle tehdit ediyor; ırkçı emellerini boşa çıkaralım’

    PİRHA-Dersim İnşa Kongresi ve Dersim 38 Soykırım Karşıtı Derneği, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun “Cumhuriyet devleti Şeyh Saitlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz” sözlerine tepki gösterdi. Yazılı açıklama yapan iki kurum, “Faşist Dervişoğlu bu toprakların kadim inançlarını ve halklarını katletmekle tehdit ediyor. Şunu unutmayın, Seyid Rızalar gibi ne Aleviler, ne de Kürtler sizin önünüzde diz çökmedi, çökmeyecektir” dedi.

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i hedef aldı.

    Dervişoğlu, konuşmasında Tuncer Bakırhan’ı kastederek, “Atatürk’ün kurduğu partinin genel başkanı ile çıktığı otobüsün üzerinden, senaryosu izleyeni şaşırtmayan ucuz yapımdaki yangına benzinle koşan eş genel başkan, rolü gereği repliğinde şunları söylüyor; ‘Şeyh Saitler, Seyit Rızalar, Sakineler ne yaptıysa onların yaptıklarını yapacağız.’ Ben o çok duymak istediği cevabı vereceğim. Çünkü bu cevabı alacağını bilerek konuşuyor. Cumhuriyet devleti Şeyh Saitlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz. Herkes emin olsun, yapılması gereken şey ne ise o yapılacaktır. Gereği yerine getirecek olanlar da işte tam buradalar, karşımdalar, yanımdalar ve milyonlarcası da arkamızdadır” dedi.

    Dersim İnşa Kongresi ve Dersim 38 Soykırım Karşıtı Derneği, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun sözlerine tepki göstererek yazılı açıklama yaptı.

    “SEYİD RIZALAR GİBİ NE ALEVİLER NE DE KÜRTLER SİZİN ÖNÜNÜZDE DİZ ÇÖKMEDİ, ÇÖKMEYECEK”

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun Alevileri ve Kürtleri katletmekle tehdit ettiğinin belirtildiği açıklamada, “Faşist Dervişoğlu bu toprakların kadim inançlarını ve halklarını katletmekle tehdit ediyor. Sey Rıza’lara ve Şeyh Said’lere yaptıklarının aynısını bugün de yapacaklarını ilan ediyor. Alevileri, Kürtleri 20’li ve 30’lu yıllarda katlettikleri gibi yok edeceklerini, soykırıma tabi tutacaklarını ve bunu yapacaklarından da herkesin emin olmasını istiyor. Alevilere ve Kürtlere düşmanlığını ilan ediyor. Türkiye Cumhuriyeti 1920’den itibaren tek dil, tek din, tek ırk, tek bayrak ırkçılığını hâkim kılmak için onlarca katliam yapmış, Koçgiri, Zilan, Ağrı ve Dersim’de on binlerce insanı katletmiş, soykırıma uğratmıştır. Kadın, çocuk ve çoluk ayrımı yapmadan insanlar süngülerden geçirilmiştir. Dersim’de mağaralarda insanlar zehirlenmiştir. Aleviler ve Kürtler yerlerinden yurtlarından sürgün edilmiş, dilleri yasaklanmıştır. İnançları yasaklanmış, önderleri asılmış, sürgüne gönderilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti tarihi Alevilerin ve Kürtlerin katledilmesi tarihidir” denildi.

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Dervişoğlu bu günde bu katliamları yapacaklarını ilan ediyor. Bu ülkede yaklaşık 25 milyon Kürt ve yine yaklaşık 20 milyon Alevi yaşamaktadır. Bu insanlık düşmanı, fütursuz faşist milyonlarca Alevi ve Kürdü katlederek ülkeyi kana bulamak istiyor. Bunu da hiç çekinmeden ilan ediyor. Biz bu katilleri Maraş, Çorum, Gaziantep, Ankara Garı ve Suruç katliamından çok iyi tanıyoruz. Bu ülkede katledilen Alevi ve Kürtlerin katillerinin hesabı sorulmamıştır. Katiller ellerini kollarını sallayarak dolaşabilmekte, hatta itibar bile görmektedirler. Alevi ve Kürdü katledebilirsiniz. Bunun cezası yoktur. Aleviler ve Kürtler bu ülkede hem devletin hem de faşist ırkçıların zulüm, baskı, öldürmelerine maruz kalmıştır. Daha dün Madımak ve Roboski katliamları devletin eliyle zaman aşımına uğratılmış, katiller cesaretlendirilmiş, ödüllendirilmişlerdir.

    Evet, tarihiniz kanlı, işlediğiniz ve hâlâ işlemekte devam ettiğiniz insanlık ve savaş suçları dosyanız kabarık. Dün Ermenileri, Rumları, Keldanileri soykırımla yok ettiniz. Bu toprakları halkların mezarlığına çevirdiniz. Bugün de savaş suçlarını Kürt kentlerinde, Rojava’da işlemeye devam ediyorsunuz. Alevilere inançlarını yasaklıyor, asimile etmek istiyorsunuz. Kürtlerin dilini, halaylarını, türkülerini yasaklıyor, vekillerini, belediye başkanlarını zindana atıyor, Kürtlerin belediyelerini zorla gasp ediyorsunuz. Bu faşist güruh şunu bilsin ki Aleviler ve Kürtler, Nesimiler gibi derileri yüzülse de, Pir Sultanlar gibi darağaçlarına asılsalar da ne inançlarından ne de kimliklerinden bir adım dahi geri atmayacaklardır.

    Buradan Alevilere ve Kürtlere sesleniyoruz. Bu faşist gruplara karşı hep birlikte el ele vererek, bu faşist ırkçıların emellerini boşa çıkaralım. Şunu unutmayın, Seyid Rızalar gibi ne Aleviler, ne de Kürtler sizin önünüzde diz çökmedi, çökmeyecektir. Bu size dün dert oldu. Bugün de dert olmaya devam edecektir.

    (HABER MERKEZİ)

  • DAD’dan Dervişoğlu’na tepki: Korku siyasetine teslim olmayacağız

    DAD’dan Dervişoğlu’na tepki: Korku siyasetine teslim olmayacağız

    PİRHA- DAD Genel Merkezi, İYİ Parti’nin Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun “Cumhuriyet devleti Şeyh Saitlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz” sözlerine tepki göstererek, “Müsavat Dervişoğlu ve aynı zihniyeti devriye edenler çok iyi bilsin ki, Şeyh Sait ve Seyit Rıza’nın evlatları özgür bir yaşam için ikrarlaşmışlardır. Ortak vatanda eşit ve özgür yurttaşlık temelinde bir arada yaşama ilkesini esas alan demokratik siyaset anlayışını savunuyorlar ve savunmaya da devam edecekler” dedi.

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i hedef aldı.

    Dervişoğlu, konuşmasında “Atatürk’ün kurduğu partinin genel başkanı ile çıktığı otobüsün üzerinden, senaryosu izleyeni şaşırtmayan ucuz yapımdaki yangına benzinle koşan Eş Genel Başkan, rolü gereği repliğinde şunları söylüyor; ‘Şeyh Saitler, Seyit Rızalar, Sakineler ne yaptıysa onların yaptıklarını yapacağız.’ Ben o çok duymak istediği cevabı vereceğim. Çünkü bu cevabı alacağını bilerek konuşuyor. Cumhuriyet devleti Şeyh Saitlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz. Herkes emin olsun, yapılması gereken şey ne ise o yapılacaktır. Gereği yerine getirecek olanlar da işte tam buradalar, karşımdalar, yanımdalar ve milyonlarcası da arkamızdadır” dedi.

    “KÜRTLERİN VE ALEVİLERİN YÜZYILDIR TEKÇİ POLİTİKALARDAN NELER ÇEKTİKLERİNİN İLAMIDIR

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) yazılı açıklama yaparak Müsavat Dervişoğlu’nun sözlerine tepki gösterdi. İYİ Parti’nin Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun söyleminin resmi ideolojinin aynı inkarcılık ve katliamcı aklının sürmekte olduğunu ortaya koyduğunun belirtildiği açıklamada şunlara yer verildi:

    “Cumhuriyet modernitesinin egemenlikçi ulus devlet anlayışı kendini merkezileştirirken tek bir inanç, din, mezhep ve etnik yapıyı esas alarak, yanlızca tekçi tarifleri ile ifade bulan kimliklere yaşama şansı tanıdı ve bu kimlikleri ülkenin sahibi ilan etti. Türk-İslam(Hanefi) kimliklerinin kendi özlerine de zarar vererek egemen kılınmalarıyla birlikte, özellikle Şafii mezhebini takip eden Kürtler ile Rêya Heq/Hak Yol Alevi süreği mensubu olan Kürtlerin, bu sürece karşı gelmeleri katledilmelerinin gerekçesi haline getirildi. Koçgiri, Şeyh Sait, Ağrı, Zilan ve Dersim Katliamı bu tekçi-inkarcı resmi anlayışın sonucudur.

    Köklü demokratik yüzleşme ve çözümler geliştirilemeden ikinci yüzyılına henüz girilen cumhuriyet sürecinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde grubu bulunan İYİ Parti’nin Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun söylemi, resmi ideolojinin aynı inkarcılık ve katliamcı aklının sürmekte olduğunu ortaya koymaktadır. Kürtlerin ve Alevilerin yüzyıldır tekçi politikalardan neler çektiklerinin ilamıdır.

    Kürtleri ve Alevileri tam da Sey Rıza ve yoldaşlarının idam edilerek katledilişlerinin yıldönümü olan 15 Kasım arifesinde bu şekilde tehdit etmek beyhudedir. “İşte kemend, işte boynum asarsa..Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan” diyenlerin ardılları, korku siyasetine teslim olmadı, olmayacakta!

    AKP-MHP bloğuna alternatif olarak kurulan ittifaklarda ülkeye ‘demokrasi getirecek’ siyasi öznelerden biriymişcesine uzun süre topluma sunulan bu siyasi geleneği Aleviler, Kürtler ve halklar çok iyi tanımaktadır. Haftalardır elinden ve dilinden urgan düşürmeyen bu ırkçı aklı ve türevlerini, Sey Rıza çok önceleri ”karga bülbül olmaz oğul” diye açıklamıştır.

    Müsavat Dervişoğlu ve aynı zihniyeti devriye edenler çok iyi bilsin ki, Şeyh Sait ve Seyit Rıza’nın evlatları özgür bir yaşam için ikrarlaşmışlardır. Resmi ideolojinin böl, parçala, yönet anlayışına rıza göstermeyeceklerdir. Her türlü tekçi dayatma ve zulme karşı var olma mücadelesi veriyorlar. Ortak vatanda eşit ve özgür yurttaşlık temelinde bir arada yaşama ilkesini esas alan demokratik siyaset anlayışını savunuyorlar ve savunmaya da devam edecekler.

    Şeyh Sait ve Sey Rıza’nın evlatları sizin hilelerinizle, yalanlarınızla da baş edecektir. Bu topraklarda bütün farklılıklarla ikrarlı bir yaşamı, toplumsal rızalığı ve barışı inşa etme mücadelesi dinci, ırkçı, cinsiyetçi zihinleri rahatsız ettiğini biliyoruz. Toplumsal değerlerimize dil uzatan bu zihniyete karşı halkımızı demokratik tepkilerini göstermeye çağırıyoruz.

    Gelin Canlar Bir Olalım! Zaman sahipsiz, mekan rızasız, mazlum çaresiz değildir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi örgütlerinden İYİ Partili Dervişoğlu’na yanıt: Seyit Rıza’nın direnişinin bir parçasıyız!

    Alevi örgütlerinden İYİ Partili Dervişoğlu’na yanıt: Seyit Rıza’nın direnişinin bir parçasıyız!

    PİRHA – İyi Parti Genel Başkanı Dervişoğlu’nun, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’a yönelik sözlerine Alevi örgütleri tepki gösterdi. Konuya ilişkin açıklamada “Seyit Rıza nasıl sizin ecdadınızın önünde diz çökmediyse, size ve ecdadınıza nasıl bir dert olduysa, Seyit Rıza’nın torunları da bugün ve yarın size dert olmaya devam edecektir” denildi.

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i hedef aldı.

    Dervişoğlu, konuşmasında “Atatürk’ün kurduğu partinin genel başkanı ile çıktığı otobüsün üzerinden, senaryosu izleyeni şaşırtmayan ucuz yapımdaki yangına benzinle koşan Eş Genel Başkan, rolü gereği repliğinde şunları söylüyor; ‘Şeyh Saitler, Seyit Rızalar, Sakineler ne yaptıysa onların yaptıklarını yapacağız.’ Ben o çok duymak istediği cevabı vereceğim. Çünkü bu cevabı alacağını bilerek konuşuyor. Cumhuriyet devleti Şeyh Saitlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz. Herkes emin olsun, yapılması gereken şey ne ise o yapılacaktır. Gereği yerine getirecek olanlar da işte tam buradalar, karşımdalar, yanımdalar ve milyonlarcası da arkamızdadır” dedi.

    ALEVİ ÖRGÜTLERİNDEN İYİ PARTİYE TEPKİ!

    Çok sayıda Alevi örgütünün imzasıyla yazılı yapılan açıklamada Müsavat Dervişoğlu’nun sözlerine şu cevap verildi:

    “Faşist Dervişoğlu, şunu iyi bil ki, Seyit Rıza nasıl sizin ecdadınızın önünde diz çökmediyse, size ve ecdadınıza nasıl bir dert olduysa, Seyit Rıza’nın torunları da bugün ve yarın size dert olmaya devam edecektir. O’nun zulme ve adaletsizliğe karşı başını eğmeyen cesareti, bizlere miras kalmıştır. Onun torunları olarak, hak ve adalet arayışında bu mirası taşımaya devam edecek, Seyit Rıza’nın anısını daima onurla yaşatacağız. Bu mücadele, zulme karşı boyun eğmeyenlerin haklı davasıdır ve bizler de o direnişin bir parçasıyız.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Dersim Tertelesi’nin 87. Yılında Seyit Rıza Meydanı’nda anma yapıldı -VİDEO

    Dersim Tertelesi’nin 87. Yılında Seyit Rıza Meydanı’nda anma yapıldı -VİDEO

    PİRHA-Dersim Tertelesi’nin 87’inci yılında, katledilenler Seyit Rıza Meydanı’nda anıldı.

    4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu kararıyla başlatılan katliamın yıl dönümü dolayısıyla Seyit Rıza meydanında anma programı düzenlendi. Dersim Tertelesi’nde yaşamını yitirenler gulbang, çerağ ve kılamlarla anıldı. Lokmalar pay edildi. Konuşmalar yapıldı.

    Anmaya, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşgenel Başkanı Keskin Bayındır, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim Belediye Eş Başkanları Cevdet Konak ve Birsen Orhan, Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanları Zeynel Kete ve Kadriye Doğan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat ve Nevin Kamilağaoğlu, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Britanya Alevi Federasyonu Eşbaşkanı Müslüm Dalkılıç, Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Eşit Başkanı Mehmet Gündüz, Dersim Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri, Dersim’deki sivil toplum ve siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    87. Yıldönümünde Dersim Tertelesi anması saygı duruşuyla başladı. Anmada, “Dersim Katliamı’nı unutma”, Dersim ismi ve eski yerleşim yeri isimleri iade edilsin”, “Xo vira meke”, “Unutma”, “Arşivler açılsın hakikat paylaşılsın” pankartları açıldı.

    Anmada ilk sözü alan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğlulları, Alevilerin hedef haline getirildiğine dikkat çekti.

    “21’İNCİ YÜZYILDA HALA ALEVİLER KATLEDİLİYOR”

    Sözlerine Dersim Tertelesi’nde yaşamını yitirenleri anarak başlayan Hatimoğulları, “Dersim katliamı Türkiye tarihinin görmüş olduğu en büyük Alevi katliamlarından biridir. Koçgiri Dersim, Sivas, Çorum, Gazi ve Suriye’de suyun öte yanında Alevi kardeşlerimiz katledildi. Tarih boyunca Aleviler bu topraklarda katledilerek yok edilmek istendi” dedi.

    Türkiye’nin kurulduğu günden bugüne kadar farklı halklara ve inançlara tahammül etmeyen, tekçi, ırkçı ideolojik bir anlayışla bugüne kadar geldiğinin altını çizen Hatimoğulları şunları vurguladı:

    “Bugün hala ne yazık ki bunun izlerini, bunun sonuçlarını en ağır şekilde yaşıyoruz. 21 yüzyılda Aleviler hala katlediliyor, hedef haline getiriliyor. Bakın 21’inci yüzyıldayız. Bu kadar Alevi katliamı gerçekleşmiş, Alevi canımızı yitirdiğimiz bir tarihi geride bıraktığımız dönemde bile 21.yüzyılda bile hala Alevi canlarımızın evleri işaretleniyor ve hedef haline getiriliyor. Sadece bu mudur? değildir. Bugün mevcut olan bu iktidarın uyguladığı bu politikalar tıpkı tarih boyunca Aleviler nasıl katledilerek, asimile edilerek dönüştürülmeye çalışıldı ise yok edilmeye sürülmeye çalışıldıysa aslında bu inancın bu topraklardan silinmek için resmi ideoloji ne kadar çalıştıysa, şimdi aynı şekilde farklı versiyonlarda çalışmalarını sürdürüyor. Şu anda Alevilik inancını Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlayarak aslında tarih boyunca Alevilere uyguladıkları politikaların yeni bir boyuta geldiğini gösteriyor.”

    “ALEVİLER DERSİM’DE SÜNGÜ UÇLARINDAYDI”

    Alevi toplumunun asimilasyon politikalarına karşı hiçbir biçimde boyun eğmediğini belirten Hatimoğulları, “Aleviler hiçbir zaman geri adım atmadı şimdiden sonra da geri adım atmayacak. Ve Dersim katliamında Aleviler için uygulanan bütün bu politikaların sonrasında Munzur Deresi kanla aktı. Buna rağmen hiçbir biçimde Aleviler yaşam tarzlarından inançlarından geri adım atmadılar. Evet Aleviler Dersim’de süngü uçlarındaydı. Namlunun ucundaydı. Aleviler burada 38 kayalıklarında kadınlar tecavüze uğramamak için kendi canına kıydı ama geri adıma atmadı. Şimdi bizler bir kez daha diyoruz ki Alevilik inancı bu coğrafyanın hakikatidir. Tarih boyunca katliamlarla ne asimilasyon politikalarıyla diz çökmedi, çökmeyecek. Ve bundan sonra bizlere düşen en büyük görev bu coğrafyada bütün halklar ve inançlar birbirimize sarılarak birlikte yaşamalıyız. Sadece bu yetmez Bu ülkede yaşayan farklı bütün halklardan ve inançlardan insanların bu ülkenin asli yurttaşları olarak eşit yurttaşlık temelinde kendi rengiyle kendi inancıyla yaşamlarını anayasal güvence altına alınmalıdır” diye konuştu.

    “DERSİM’DEKİ HER TAŞIN ÜSTÜNDE HER ZAMAN BİR SEYİT RIZA OLACAK”

    DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, 87 yıl önce bu on binlerce Alevi yurttaşın devlet eliyle katledildiğini ifade ederek şu şekilde konuştu:

    “Dersim’in yarası Kürt halkının hala kabuk tutmayan yarası olarak duruyor. Pirimiz Seyit Rıza esir düştüğü zaman söylediği bir şey vardı. ‘Esir düşmemle bu mesele bitti sanıyorsunuz. Ama bilin ki Dersim’deki her taşın, altında ve her ağacın üstünde her zaman bir Seyit Rıza olacak’.  87 yıldır zulme ve katliama karşı mücadelemiz devam ediyor. Bu katliama karşı milyonlarca Kürt mücadele ediyor. Bizler Pir Seyit Rıza’nın ve yol arkadaşlarının mezar yerleri bulunana, Dersim’in ismi resmi olarak kabul edilene, bu katliama karşı hakikat komisyonu kurulana kadar bu mücadeleyi devam ettireceğiz.”

    Son olarak Dünya halklarının Dersim halkın mücadelesiyle dayanıştığını söyleyen Bayındır, “Bugün burada 200 kişi yokuz belki ama Kürdistan ve dünyada mazlum halklar Dersim halkının bu mücadelesine destek veriyor.  Biliyoruz ki Dersim halkı ve bizim bu mücadelemiz mutlaka başarıya ulaşacak. Bir kez daha Türkiye devletinin katlettiği on binlerce canın hatırası karşısında saygıyla eğiliyorum” şeklinde konuştu.

    “İNANCIMIZIN KÖKLERİNİN OLDUĞU TOPRAKLARDAYIZ”

    Daha sonra söz alan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) başkanı Mustafa Aslan konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Biz buranın gerçek sahiplerindeniz. Bu topraklar bizim topraklarımız. Bizim inancımızın köklerinin olduğu topraklar. 87 yıl önce soykırımın başlangıcı olan ve sonrasında soykırımlarda, onlarca, yüzlerce insanımızın katledildiği topraklardayız.

    Eğer Madımak Katliamı gibi güncel tutmadıysak Dersim soykırımını, Çorum ve Maraş gibi güncel tutamadıysak, Alevi kurumları olarak bu bizim eksiğimiz. Üç yıldır vermiş olduğumuz karar, tıpkı Sivas, Çorum, Maraş gibi her yıl Türkiye’nin ve Avrupa’nın dört bir yanında bu soykırımı anlatmak, burada yaşananları dillendirmek ve devletin hesap vermesi için gereken tüm demokratik mücadeleyi vereceğimize söz verdik. Üç yıldır buradayız. Bundan sonra da misafir değiliz, ev sahibiyiz, sizlerle birlikteyiz.”

    “DERSİM İSMİ İADE EDİLSİN, ARŞİVLER AÇILSIN”

    Federasyon ve öncesinde dayanışma kurulu olarak 25 yıldır hem 4 Mayıslarda, hem 15 Kasımlarda örgütlü bulundukları birçok ilde terteleyi andıklarını belirten Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Tuluk, taleplerini şöyle sıraladı:

    “Biz federasyon olarak yıllardır bu talepleri dile getiriyoruz. Ben öneri olarak söylüyorum. 4 Mayıs 1937’de, Millet Meclisi’nde alınan ve dönemin bütün yöneticilerinin imzasının olduğu kararın yeniden yok sayılması ve Dersim isminin iade edilmesi, o dönemde katledilen insanların itibarlarının iade edilmesi, kayıp çocukların, kayıp kızların listelerinin açıklanması, gerekirse Genelkurmay arşivlerinin açıklanması üzerine, milletvekillerimiz belki daha önce vermişlerdir ancak bu konuların aydınlatılması için meclise tekrar önerge vermelerini talep ediyorum.”

    “UNUTURSAK KALBİMİZ KURUSUN”

    Dersim’in acılarının çok olduğunu ve günümüzde de de devam ettiğini vurgulayan Tuluk, “Mevcut sistem kendine engel gördüğü, kendi düşüncesine, dünya görüşüne uymadığı için Dersim’i sırf insani anlamda değil, kültürel anlamda da inanç anlamında da yok etmeye çalışıyor.

    Madenleri için ruhsatlar veriliyor. Parsel parsel satılıyor. Biz bu anlamda bütün dostlarımızın hem Dersim’in ekolojik sorunlarına hem kültürel sorunlarına ortak bir karşı duruş sergilemelerini bekliyoruz. Federasyon olarak da işte biraz önce Alevi kurumları ve dostlarımızla beraber bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. Unutursak kalbimiz kurusun. Umarım daha güzel bir dünyada, daha güzel bir coğrafyada yaşama imkanı buluruz” dedi.

    “SÖZCÜK DEĞİL SÖZLÜKTÜR DERSİM”

    Şair Sezai Sarıoğlu’nun, “Sözcük değil sözlüktür Dersim” dizesini hatırlatarak konuşmasına başlayan EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin ise şunları kaydetti:

    “Gerçekten de Dersim bir sözlüktür aslında. Dağları, ovası, yaylaları, bitkileri, canlılarıyla, kısacası coğrafyasıyla, diğer yanı dört kitabın sınırlarını aşan inancıyla ve bir diğer yanı da insani değerleriyle, hümanizmasıyla aslında bir sözlüktür Dersim. Ama bu sözlüğün içerisinde devleti, devletin buna karşı çıban başı olarak ilan ettiği ayrıksı sözcükler de var. Bunlardan biri inancının Alevi olması, diğeri milliyet olarak Kürt olmasıydı. Bu ayrıksı sözcükler yüzünden Dersim, çözülmesi gereken bir sorun, bir çıban başı oldu.

    “DERSİM HALKININ DİRENİŞİ DEVAM EDİYOR”

    Tabii bu birdenbire başlayan bir hareket değildi. Bir gün sabah bakanlar uyanarak, hadi gelin Dersim’i kıralım diye bir şey söylemedi. 1920’de başlayan Şark Islahat Planıyla tek dil, tek devlet, tek millet ve tek din anlayışıyla birlikte kendisine ayrıksı olan coğrafyalarda yer alan insanları yok etmesi gerekiyordu ve bunların başında da Dersim geliyordu. İhsan Sabri Çağlayangil itiraflarında şöyle söylüyor. ‘Neticede şunu söyleyebilirim. Bunlar kabul etmediler. Mağaralara mülteci oldular. Ordu onları orada fareler gibi zehirledi’ diyordu.

    Dersim her zaman Çıbanbaşı bellendi de böyle bellendi de Dersim yok mu oldu? Dersim davası bitti mi gerçekten? Hayır. Tam tersi 87 yıldır bu mücadele, bu direniş devletin yaptığı bütün baskılara karşı Dersim halkının direnişi, kavgası, devam ediyor. Devam da edecek!”

    PİRHA/DERSİM

     

     

     

  • Dersim Tertelesi’nin 87. yılında Seyit Rıza’nın köyü Ağdat’ta 40 fidan dikildi-VİDEO

    Dersim Tertelesi’nin 87. yılında Seyit Rıza’nın köyü Ağdat’ta 40 fidan dikildi-VİDEO

    PİRHA-Dersim Tertelesi’nin 87. yılında Seyit Rıza’nın anısına köyü Ağdat’ta 40 fidan dikildi. Tekçi anlayışların rıza toplumuna ait mekânları yok ettiğini ifade eden DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, “İnancımız, dilimiz ve kimliğimiz resmi ideolojiye uymadığı için katliama uğradık” dedi.

    4 Mayıs 1937 yılında Bakanlar Kurulu, Dersim’de Tenkil Harekatı kararını almıştı. Bu özel kararnameyle Dersim’de başlatılan katliam 1938 yılına kadar sürmüştü ve 1937-38 Dersim Kürt Alevi katliamı olarak tarihe geçti.

    Dersim Tertelesi’nin 87. yılında Seyit Rıza’nın anısına köyü Ağdat’ta 40 fidan dikildi.

    “UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ”

    Tekçi anlayışların rıza toplumuna ait mekânları yok ettiğini ifade eden DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, “Mezarlar bizim hafızamızdır, o yüzden bizim pirlerimizin mekânlarını yok ettiler. Ulus devleti kendi tekçi anlayışına uymayan raporlar oluşturuldu. Bu raporların ortak noktası inancı, dili ve kimliği resmi ideolojiye uymadığı için katliama uğradık. Dersim Katliamı’nda yitirdiklerimizi unutmadık unutmayacağız” dedi.

    “MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    4 Mayıs’ta Dersim’de çok büyük bir katliam yaşandığını söyleyen PSAKD Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya, “Bulunduğumuz mekân Seyit Rıza’nın mekânıdır. 70 bine yakın insanımız katledildi. Devlet özür dilesin, devleti arşivleri açılsın ve şehitlerimizin mezar yerleri açıklansın. Biz bundan sonra da mücadele etmeye devam edeceğiz” diye belirtti.

    “BU COĞRAFYADA HALEN BASKILAR DEVAM EDİYOR”

    4 Mayıs’ın dünya tarihindeki en büyük örgütlü kötülük olduğunu vurgulayan DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu da “Bize yaşatılan örgütlü kötülüğe karşı örgütlü bir direniş ortaya koymamız gerekiyor. Bu coğrafyada halen baskılar devam ediyor. Planlanmış bir şekilde toplumun yok edilmesi bir soykırımdır. Unutmayacağız ve unutturmayacağız” diye ifade etti.

    “KATLİAMI LANETLİYORUZ”

    Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Bu topraklar, binlerce değeri kefensiz toprağa düşen topraklar. Bu mekanların bizlerin hafıza mekanı olduğunu belirterek bize yaşatılan katliamı lanetliyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Torunundan tepki: Seyit Rıza’nın değerlerine sahip çıkmak HÜDA-PAR’ın haddine değildir -VİDEO

    Torunundan tepki: Seyit Rıza’nın değerlerine sahip çıkmak HÜDA-PAR’ın haddine değildir -VİDEO

    PİRHA- Seyit Rıza’nın torunlarından Süleyman Polat, HÜDA-PAR Dersim Belediye Başkan Adayı Muhammet Ata Yüksel’in açıklamalarına tepki göstererek, “Yaşadığı dönem içerisinde kirli siyasetlerin oyunlarına diz çökmeyip duruşuyla adını tarihe yazan bir şahsiyetin (Seyit Rıza’nın) ismine ve değerlerine sahip çıkmak HÜDA-PAR’ın haddine değildir” dedi.

    Seyit Rıza’nın torunlarından, Rüstem Polat’ın oğlu Süleyman Polat, HÜDA-PAR Dersim Belediye Başkan Adayı Muhammet Ata Yüksel’in Seyit Rıza konağını yeniden inşa etme vaadine tepki göstererek PİRHA’ya konuştu.

    “İÇİMİZDEKİ DÜŞKÜNLERİ HIZIR VE SULTAN BABAYA HAVALE EDİYORUM”

    Seyit Rıza’nın torunlarından Süleyman Polat, “HÜDA-PAR Dersim Belediye Başkan adayı Muhammet Ata Yüksel, Seyit Rıza’nın 1938 yılında bombalanarak harabeye çevrilen Qonağa Gılor (Oda Gılore) dediğimiz ‘yuvarlak oda’nın bulunduğu Ovacık, Ağdat (Dumantepe) köyünü, aile yakınımız olan Hüseyin Kandil vasıtasıyla ziyaret etmişler ve konağın yanında açıklamalarda bulunmuşlar. Seyit Rıza’nın torunlarının da rızasıyla imece usulü Seyit Rıza’nın konağını inşa edip, restore edip tarihsel hafızayı canlandırma adına bir girişimde bulunmak istediklerini belirtmişler. Tarihi duruşuyla mühürlemiş bir şahsiyetin ardıllarından onun insani vizyonunun bırakmış olduğu itibarını şahsi anlamda idrak edemeyen ve kişisel menfaatlerinin zaafına yenik düşen, zalimin kapısına biat edip destur bekleyen içimizdeki düşkünleri de Hızır ve Sultan Baba’ya havale ediyoruz” dedi.

    “SEYİT RIZA’NIN İSMİNE SAHİP ÇIKMAK HÜDAPAR’IN HADDİNE DEĞİLDİR”

    Polat, yaşadığı dönem içerisinde yalanların, haksızlıkların, kirli siyasetlerin oyunlarına diz çökmeyip adını tarihe duruşuyla yazan bir şahsiyetin ismine ve değerlerine sahip çıkmak bizim nezdimizde HÜDA-PAR’ın haddi değildir” diyerek şöyle devam etti:

    “80 yıldır Seyit Rıza’nın mezarını dahi nerede olduğunu açıklamaya sessiz kalan bir zihniyetin bugün kendi siyasetleri, kendi beklentileri uğruna dedemiz Seyit Rıza’nın ismini sahiplenmek, onun değerlerini ve vizyonunu üstlenmek adına yaptığı açıklamaları samimi bulmuyoruz.

    “BU DAVA HERKESİN SAHİPLENEBİLECEĞİ BİR DAVA DEĞİLDİR”

    Bu dava ağır bir davadır ve herkesin sahiplenebileceği bir dava değildir. Tarihe mal olmuş şahsiyetlerin ve onların değerlerinin nezdinde bugün kendi kişisel beklentileriniz ve menfaatleriniz için bu değerleri kullanmaktan vazgeçin.”

    NE OLMUŞTU

    HÜDA-PAR Dersim Belediye Başkan adayı Muhammet Ata Yüksel, 14 Mart günü Rudaw’a verdiği demeçte şunları dile getirmişti:

    “Bizim çok önem verdiğimiz bir projemiz daha var. O da Seyit Rıza konağını yeniden inşa etmek. Biz Seyit Rıza konağını Munzur dağının taşıyla toprağıyla, Munzur dağının insanıyla, el birliğiyle, imece usulüyle yeniden konak haline getirmek istiyoruz. Keza bu konağı Seyit Rıza’ya ait hatıraları yeniden canlandıracak şekilde müzeye çevirmek istiyoruz ki bu hatıralar kaybolmasın bu hatıralarımızı yitirmeyelim ve geleceğe biz bunları uygun bir şekilde taşıyalım.”

    “HÜDA-PAR bir Alevi partisidir” başlıklı söz konusu söyleşi birçok kesimden tepki toplamıştı ve eleştiri konusu olmuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Gazeteci Güleç: Seyit Rıza boyun eğmeyişin bir sembolüdür -VİDEO

    Gazeteci Güleç: Seyit Rıza boyun eğmeyişin bir sembolüdür -VİDEO

    PİRHA- Son zamanlarda tartışma konusu edilmeye çalışılan Seyit Rıza’nın Dersim için ne ifade ettiğini gazeteci Veli Haydar Güleç’e sorduk. Asıl tartışılması gerekenin devletin yaptığı kötülük olduğunu belirten Güleç, “Devletin Dersim’deki zulmüne karşı başkaldırının ismidir. Diğer yönü devlete boyun eğmeyişin bir sembolüdür. Boyun eğmemiştir, diz çökmemiştir ve zaten bunu ifade ederek idam sehpasına gitmiştir. Onu bugün, bu noktada önemli kılan şey direnişidir” dedi.

    Seyit Rıza, 1863’te Ovacık’a bağlı Lertik/Ağdat (Dumantepe) köyünde doğdu. Batı Dersim Şıx Hesenan (Şeyh Hasan) aşiretinin Yukarı Abasan kolundan olan Seyit İbrahim’in altı oğlundan biridir.

    Seyit Rıza, Dersim Katliamı’ın yaşandığı 1937’nin yazında daha fazla kan dökülmemesi adına barış görüşmeleri yapmak üzere Erzincan’a doğru yola çıktı. Tarihler 10 Eylül 1937’yi gösterdiğinde Seyit Rıza ve yanında bulunanlar tutuklandı ve Elazığ’a sevki yapıldı.

    Adalet Bakanlığı’ndan gelen talimat üzerine, düzmece bir mahkemeyle, 1937 yılında 14 Kasım’ı 15 Kasım’a bağlayan gece yarısı 5 yol arkadaşı ve oğlu ile birlikte Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildi. İdam edilebilmeleri için 74 yaşındaki Seyit Rıza’nın yaşı 54’e indirilirken, oğlu 17 yaşındaki Resik Hüseyin’in yaşı ise 21’e yükseltildi.

    Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının idam edilişinin üzerinden tam 86 yıl geçerken, mezar yerleri dahi henüz bilinmiyor. Dersimliler ise 86 yıldır seyitlerinin ve yakınlarının mezar yerlerini arıyor.

    Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının idamı sonrasında Dersim’in coğrafyası, kültürü, dili ve inancına yönelik topyekûn bir harekata girişilmiş, resmi rakamlara göre 12-16 bin, bağımsız araştırmacı ve tarihçilere göre ise 50-60 bin civarında Dersimli çocuk, yaşlı, kadın yaşamını yitirdi.

    Dersimliler ve dostları her 15 Kasım’da ve Dersim Katliamı’nın kararının verildiği tarih olan 5 Mayıs’ta ‘hiçbir şeyi unutmadık, hiçbir şeyi affetmedik’ diyorlar. Her yıl sadece Dersim’de ve Türkiye’de değil dünyanın birçok yerinde anmalar yapılarak bellek taze tutuluyor.

    Son zamanlarda tartışma konusu edilen, geçmişte de dönem dönem pozisyonu tartışma konusu edilmeye çalışılan Seyit Rıza’nın Dersim için ne ifade ettiğini, dosyamızın üçüncü bölümünde Gazeteci Veli Haydar Güleç’e sorduk.

    “SEYİT RIZA DEVLETE KARŞI BOYUN EĞMEYİŞİN BİR SEMBOLÜDÜR”

    Seyit Rıza’nın, Dersim için çok şey ifade ettiğini, onu öncelikle Dersim’in hafızası olarak görmek gerektiğini vurgulayan Güleç, “Çünkü devletin Dersim’deki zulmüne karşı başkaldırının ismidir. Diğer yönü devlete boyun eğmeyişin bir sembolüdür. Boyun eğmemiştir, diz çökmemiştir ve zaten bunu ifade ederek idam sehpasına gitmiştir. Onu bugün, bu noktada önemli kılan şey direnişidir. Daha da ötesi gidip idam sehpasında sandalyeyi kendi ayağıyla itmiş, kendi idamını kendisi gerçekleştirmiştir. Bu sırf bizi değil o gün o idam seremonisinde yer alan devletin önemli isimlerini de çok etkilemiştir. İhsan Sabri Çağlayan anılarında onun idam sehpasına yürüyüşünü anlatırken ne kadar gerildiğini, bir anda nasıl saygıyla yaklaştığını ifade ediyor” dedi.

    “BÜTÜN HALKLARIN TARİHİNDE ÖNEMLİ İSİMLER VARDIR”

    Seyit Rıza heykelinin bugün o meydanda, Dersim’de yaşanan zulmün, devletin Dersim’de gerçekleştirdiği soykırımın hafızası olarak durduğunu, bu anlamda Dersim ve Kürt halkı için çok önemli bir isim olduğunu belirten Güleç, bu önemi tarihsel figürlerden örneklerle şöyle açıkladı:

    “Bütün halkların tarihinde önemli isimler vardır ve o isimler hep yaşamıştır. Direnişleriyle, düşmana karşı dik duruşlarıyla hep var olmuşlardır. Tarih onları hep yazdı, yazıyor. Bakarsınız Emiliano Zapata Meksika için çok önemli bir isimdir. Devrimin önemli liderlerinden bir tanesidir. Bir köylüdür aynı zamanda. Okumuş, yazmış değil ama giderseniz Meksika’nın her yerinde Emiliano Zapata’nın heykellerini görürsünüz. Hallac-ı Mansur Aleviler için çok önemli bir isimdir. Doğruları söylediği ve doğrular konusunda geri adım atmadığı için derisi yüzülmüştür. Yine Nesimi aynı şekilde doğruları haykırmıştır.

    William Wallace İskoçya için çok değerli bir isimdir. İskoç halkının özgürlük mücadelesinde İngilizlere karşı savaşmıştır. Bedelini çok ağır ödemiştir ama o ödediği bedelin karşılığında bugün hala yaşıyor. Onu asan İngilizlerin ismi yok ortada ama onun ismi hala yaşıyor. İskoçya’da gururla anılıyor. Buna benzer birçok isim var tarihte. Seyit Rıza’da bunlar gibidir.”

    “SEYİT RIZA’NIN İTİBARINI KİMSE DÜŞÜREMEZ”

    Seyit Rıza’ya dönük bir itibarsızlaştırma, onu küçültme, yok sayma, bir şekilde toplum gözünde küçük düşürmeye yönelik çabalar olduğunun altını çizen Güleç, “Bu kimseye bir şey kazandırmaz. Seyit Rıza’nın itibarını kim ne yaparsa yapsın, kim ne söylerse söylesin toplumun nezdinde hiç kimse onun itibarını küçültemez. Bu itibar büyüktür ve hep yaşayacaktır. Küçük hesaplar peşinde koşan, kendince farklı alanlarda kendilerini var etmeye çalışan kimi kişiler, topluluklar bunu yapabilirler ki yapıyorlar ama bunu yaparak aslında kendilerine zarar veriyorlar, Seyit Rıza’ya değil. Çünkü Seyit Rıza’yı yıpratabilecek bir durumları yok onların” değerlendirmesinde bulundu.

    “BİR HEYKEL AYNI ZAMANDA BİR HAFIZADIR”

    Seyit Rıza’nın duruşuyla, söylemiyle zaten toplumda olması gereken yerde durdurduğunu ve bundan sonra da duracağını söyleyen Güleç, sözü heykele getirerek şunları ekledi:

    “Herkesin heykeli dikilmez. Önce bunu görmeleri lazım. Bir heykel aynı zamanda bir hafızadır. Sadece heykel olarak bakmamak lazım ona. Dünyanın neresine giderseniz gidin heykeller size bir hafızayı gösterir, anlatır. O heykellerin mutlaka bir anlamı vardır. Seyit Rıza’nın heykeli de bu anlamda önemlidir. Seyit Rıza’nın heykeline bakan herkes aslında bir şeyi görüyor. Dersim’de yaşanan soykırımı görüyor. Dersim’de bir soykırım yaşanmıştır. O heykel, o soykırımın hafızasıdır aynı zamanda, yani sadece bir birey olarak düşünmemek lazım. O bir toplumun tümünün, orada yaşanan bütün acıların ortak hafızasıdır. Herkesin böyle görmesi, böyle bakması lazım. Seyit Rıza’nın Kürt kimliğini yok sayan, onu o kimlikten azade tutmaya çalışan bir yaklaşım var işin içerisinde. Seyit Rıza Kürt’tür. Seyit Rıza Alevi’dir. Seyit Rıza Yol önderidir. Hem etnik kimliğiyle hem de dinsel kimliğiyle önemli bir isimdir. Buna böyle bakılması lazım.”

    “DEVLETİN EN TEPESİNDEKİ İSİM, DERSİM’DE KATLİAM YAPILDIĞINI İTİRAF ETTİ”

    Seyit Rıza’yı itibarsızlaştırma çabalarının toplumda bir karşılığı olmayacağının, toplumun bu tür şeylere itibar etmediğinin altını çizen Güleç, “Çünkü toplum bir gerçekle yüzleşmiş, bir gerçeği yaşamış. Kim nasıl bakarsa baksın, istedikleri kadar anti propaganda yapsınlar. Bakın birileri İngiliz işbirlikçisi dedi. Birileri devlete karşı başkaldıran şakiler dedi, şu dedi, bu dedi ama döndük, dolaştık yıllar sonra, aradan geçen 80 küsur yıllık sürecin akabinde bir şeyle yüzleştik. O da şuydu; Bir devletin en tepesindeki isim Dersim’de katliam olduğunu itiraf etti. Devlet Dersim’de katliam yapmıştır dedi. Siyasi hesaplarla ya da başka saiklerle söylenmiş olabilir. Hiç önemli değil ama bir itiraftır bu. İkincisi Dersim’de yaşananları bir tek Dersimliler anlatmadı. Dersim’de o katliamın içerisinde bizzat yer alan devletin kendi memurları, kendi çalışanları da kendi anılarında burada yaşanan kötülüğü bir şekilde anlatmak zorunda kaldılar” şeklinde konuştu.

    “ASIL TARTIŞMAMIZ GEREKEN DEVLETİN YAPTIĞI KÖTÜLÜKTÜR”

    Hafızayı tartışmak yerine devletin yaptığı kötülüğü tartışmak ve bunun ortaya çıkardığı sonuçlar üzerinden bu sorunun nasıl çözüleceğinin masaya yatırılması gerektiğini ifade eden Gazeteci Veli Haydar Güleç, son olarak şunları kaydetti:

    “Tartışmamız gereken budur. Devletin yaptığı kötülüktür. O kötülüğü tartışabilirsek ben inanıyorum ki Dersim halkı Seyit Rıza’ya da onun gibi bu yolda bedel ödemiş bütün Yol önderlerine de aynı şekilde sahip çıkacaktır. Bir heykel üzerinden hiç kimse şunu da düşünmesin. Tabii ki keşke herkesin heykeli dikilebilse ama sorun sadece bir heykel dikmek sorunu değil. Önemli olan oraya sahip çıkabilmek. Orada yaşanan zulme karşı, bu zulmün, bu soykırımın sonuçlarını ortaya çıkarmak önemli. O hafızayı da bu şekilde düşünmek lazım, bu şekilde bakmak lazım.”

    Ulaş BERK-Eyüp HANOĞLU/İSTANBUL-DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    ‘Seyit Rıza toplumun vicdanıdır’-VİDEO

    Seyit Rıza bu toplumun hafızasıdır, köşe taşıdır -VİDEO