Etiket: sezai temelli

  • Sezai Temelli: Mutlaka hesabını soracağız-VİDEO

    Sezai Temelli: Mutlaka hesabını soracağız-VİDEO

    PİRHA – 3 Belediye başkanının görevden alınması üzerine açıklama yapan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli “Mutlaka hesap soracağız.” diyerek muhalefete de “Gelin bu soysuz siyasete karşı birlikte duralım” çağrısı yaptı.

    Haberin Videosu

    HDP’li Van, Diyarbakır ve Mardin belediyelerine atanan kayyumlar sonrası HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, MYK Üyeleri ve milletvekilleriyle birlikte genel merkez binasında açıklama yaptı.

    Belediyelere kayyum atanmasını ’12 Eylül darbesinin devamı’ olarak yorumlayan Temelli, “Bu sabah yine kara bir güne uyandık. Yapılanlar Türkiye tarihine yeni bir sivil darbe olarak eklenecektir. Erdoğan rejimi Türkiye tarihine bir utanç sayfası daha ekledi. 19 Ağustos ülke tarihine sivil darbe olarak geçti” dedi.

    Temelli, parti olarak demokrasi mücadelesinin peşinde olduklarını da söylerken “Mutlaka ve mutlaka bu iktidarın yaptıklarından hesap soracağız. Şimdi demokratik siyaset zemininde buluşma zamanıdır. Asla bu zemini terk etmeyeceğiz. Demokratik siyaset içinde kalarak meşru mücadele hakkımızı kullanacağız. Demokrasi mücadele ile kazanılacak. Demokrasiyi birilerinden beklemeyeceğiz.” İfadelerini kullandı.

    “OHAL’SİZ YÖNETEMEZ HALE GELMİŞ ZİHNİYET”

    Temelli’nin konuşmasından satır başları şöyle:

    “Kendi meşruiyetini kaybettikçe tüm Türkiye halklarına, kayyum rejimini dayatmaya devam ediyor. 19 Ağustos sivil darbesi, 12 Eylül darbe geleneğinin devamıdır. Uzun süre OHAL rejimi altında yaşadık. KHK ile ihraç edilenler, kayyumlar, demokratik siyasetin tasfiyesi, eş genel başkan arkadaşlarımızın tutuklanması gibi… Bu OHAL rejiminin üzerinde iktidarlarını şekillendirenler Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini dayatırken şimdi de örtülü bir OHAL rejimi dayatıyorlar. Bugün karşı karşıya kaldığımız tablo rejimin kendisini deşifre etmesidir. Bugün halk, iradesine sahip çıkmaya devam ediyor. Belediyelerine sahip çıkmaya devam ediyor ama Diyarbakır sokaklarında şiddet ve zulüm vardır. İradesine sahip çıkan halka TOMA’larla, gazlarla saldıran bir devlet vardır. Devlet hukukunu yitirmiştir. Devlet anayasal bir devlet olmaktan uzaklaşmıştır. Yerel yönetimlerde iktidara gelmemizi içine sindiremeyen iktidar, yerel yönetimler yoluyla demokrasi beklentisini açığa çıkaran HDP’ye saldırılarına ara vermiyor.”

    “ADETA BİR YAĞMA, TALAN DÜZENİ KURDULAR”

    “Yüzlerce arkadaşımızı gözaltına aldılar. Uydurulmuş, hukuken karşılığı olmayan bir gerekçe metni ile belediye başkanlarımız görevden alındı. Bu kayyumcu, yönetemez hale gelmiş zihniyet, hukuken siyaseten meşruiyetini yitirmiştir. Tüm yerel yönetimlerde ve meşru demokratik zeminlerde demokrasi mücadelesine devam edeceğimizin altını çizmek istiyorum. OHAL döneminde hukuku yok saydılar, kendi yasalarını yok saydılar. OHAL döneminde demokratik siyaseti tasfiye etmeye çalıştılar. Kayyumlar eliyle bölge ekonomisini çökerttiler. Adeta bir yağma talan düzeni kurdular. Şimdi aynı talana ve yağmaya sahip çıktıklarını gösteriyorlar. Üç belediye başkanımız görevden alındı, yerlerine kayyum atandı. Bu saldırı sadece HDP’li belediyelere yönelik değil, bu saldırı Türkiye halklarına bir saldırıdır. Bu saldırı demokraside buluşmuş insanlara bir saldırıdır. Alınanlar Diyarbakır, Van, Mardin belediye başkanıdır ama saldırı İstanbul’adır, İzmir’edir, Adana’yadır, Mersin’edir, Ordu’yadır…

    “DEMOKRASİLERDE İLK ÖNEMLİ ADIM SANDIKTIR”

    Tüm Türkiye’ye sesleniyoruz: Demokrasiden yana, demokratik siyasetten yana inisiyatif alma zamanıdır. Halkların iradesine sahip çıkma zamanıdır; gelin bu soysuz siyasete karşı hep birlikte yan yana duralım. Gelin, demokratik siyaset zemininde geçmişte olduğu gibi yine buluşalım. Nasıl 31 Mart seçimlerinden sonra belediye başkanlarına mazbatalarını vermediler, hileyi sandığa karıştırdılar hatta hızlarını alamadılar İstanbul’a kayyım atadılar ama nasıl ki tüm bu uygulamalara 23 Haziran’da sadıkta hep beraber demokrasi zemininde buluşarak yanıt vermişsek yine vereceğiz. Demokrasilerde ilk önemli adım sandıktır. Bu iktidar demokrasiden kaçıyor. Ama biz demokrasi mücadelesinin peşindeyiz. Mutlaka ve mutlaka bu iktidarın yaptıklarından hesap soracağız. Şimdi demokratik siyaset zemininde buluşma zamanıdır. Asla bu zemini terk etmeyeceğiz. Demokratik siyaset içinde kalarak meşru mücadele hakkımızı kullanacağız. Demokrasi mücadele ile kazanılacak. Demokrasiyi birilerinden beklemeyeceğiz. Kaybettiler, yine kaybedecekler. Kazandık yine kazanacağız.”

    Açıklama sonrası gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Temelli, Van Büyükşehir Belediye binasındaki Atatürk fotoğrafının indirilip yerine Cumhurbaşkanı’nın fotoğrafının asılmasına ise “Kayyumlar talimatla hareket eden atanmış kişilerdir. Kendilerini oraya atayanın fotoğrafını asarak biat etmişlerdir. Orada halkın iradesi yoktur.” yorumunu yaptı.

    PİRHA/ANKARA

  • Munzur festivali: Bizim adımız Dersim, böyle var olmaya devam edeceğiz-VİDEO

    Munzur festivali: Bizim adımız Dersim, böyle var olmaya devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA- 19. Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında Atatürk Stadı’nda kapanış konserinde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, “Bu asimilasyoncu zihniyete karşı onlarca yıldır mücadele ediyoruz ve devam edeceğiz” diyerek, “Biz Kürt’üz, Alevi’yiz, Sünni’yiz. Bizim adımız Dersim, böyle varız böyle var olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    19’uncusu düzenlenen Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında Atatürk Stadı’nda kapanış konseri gerçekleştirildi. Konsere Halkların Demokratik Kongresi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, HDP milletvekilleri Alican Önlü, Kemal Bülbül, Remziye Tosun, Musa Farisoğlulları, Murat Çepni, İmam Taşçıer ve Dilşat Canbaz. ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, 10 Ekim Aileleri Derneği’nden Erdoğan Tetik, Suruç Aileleri İnisiyatifi’nden Ali Saadet ve Cumartesi Anneleri’ni temsilen Maside Ocak’ın yanı sıra yüzlerce kişi katıldı. “Doğanın katliamına izin vermeyeceğiz” yazılı pankartın açıldığı konser Yasemin Göksu’nun seslendirdiği ezgilerle başladı. Ardından Festival Tertip Komitesi adına Kenan Çetin açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Sözlerine, “Dersim direnişin memleketidir” diyerek başlayan Çetin, “Binlerce yılın ötesinde onlarca tufandan geçerek bugüne varan bir şehirden fazlasıdır Dersim. İnançları, devrimcileri, gençleri ve kadınlarıyla vardır Dersim. Osmanlı’dan günümüze insansızlaştırılmaya çalıştırılan bir coğrafyadır Dersim” dedi. Dersim’in bugün de maden sahalarıyla tehdit alında olduğuna dikkat çeken Çetin, duyarlılık çağrısında bulundu. Tutsak HDP Dersim Belediye Eş Başkanları Nurhayat Altun ve Mehmet Ali Bul’u hatırlatan Çetin, Festival Tertip Komitesi’nin taleplerini şu şekilde sıraladı: “Munzur Vadisi Milli Park ilan edilsin. Dersim 38 ile ilgili resmi özür dilensin. Bu festival Nupelda ve Ayaz’a atfedildi. Savaş atığı ve mayınların toplanmasını istiyoruz. Belki bu festivalin en güçlü talebi bu olmalı. Baraj ve madencilik projeleri iptal edilsin. Dilimize inancımıza kültürümüze saldırılara son verilsin.”

    “ADALET TALEBİNİ HAYKIRMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Çetin’in ardından gözaltında katledilen Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak söz aldı. 1996 yılından bu yana gözaltında kaybedilen yakınları için Galatasaray Meydanı’nda adalet talebini haykırdıklarını ifade eden Ocak, “1996’dan beri gözaltında kaybedilen yakınlarımızın akıbetinin açığa çıkarılması için dayanıyoruz. Yas tutamıyoruz çünkü bizim gidebilecek bir mezarımız yok. Yas tutmuyoruz çünkü bizim sevdiklerimizle buluşma yeri olarak gördüğümüz Galatasaray Meydanı 49 haftadır bize yasaklı. Gözaltında kaybedilen yakınlarımız için adalet talebimizi haykırmaktan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

    “ÇOCUKLARIMIZI KORUMAYANLAR BİZİ ENGELLİYOR”

    Ardından 20 Temmuz 2015’te Suruç’ta katledilen Hatice Ezgi Saadet’in babası Ali Saadet söz aldı. Dersim’de yapmak istedikleri belgesel gösteriminin engellenmesine tepki gösteren Saadet, “O gün çocuklarımız vahşice katledilirken hiçbir emniyet gücü yokken bugün adalet haykırmak için geldiğimiz bu kentte bu güçlerin yasaklarıyla yüz yüze kalıyoruz. Bu katliamların failleri yargılanmazsa yeni katliamlar yaşanacak. Bu nedenle adalet için herkesin yanımızda olmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    10 EKİM AİLELERİ: KAMU GÖREVLİLERİ YARGILANSIN

    10 Ekim Aileleri adına konuşan Erdoğan Tetik ise 5 Haziran’da Diyarbakır’da, 20 Temmuz’da Suruç’ta, 10 Ekim’de ise Ankara’da patlatılan bombalarla yüzlerce canı yitirdiklerini söyleyerek, “Biz katliamdan sonra bu derneği buna sebep olanlar cezalandırılsın diye kurduk ve mücadelemizi devam ettiriyoruz” dedi. Katliam davasında yargılanan DAİŞ üyesi sanıklara verilen cezaların içlerini soğutmadığını vurgulayan Tetik, sözlerini, “Bu işte ihmali olan kamu görevlileri yargı önüne çıkana kadar mücadelemiz devam edecek. 10 Ekim’i,  Suruç’u, gözaltında kayıplarımızı unutmayacağız, unutturmayacağız” diyerek sonlandırdı.

    “BARIŞ MÜCADELESİ VERMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Ardından HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli söz aldı. Konuşmasına alanı dolduran yüzleri selamlayarak başlayan Temelli, “Sözlerime Hüseyin Cevahir’leri, Mazlum Doğan’ları, Sakine Cansız’ları anarak başlamak istiyorum” dedi. “Festivale emeği geçen bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum” diyen Temelli, “Bu festival kültürümüzü ve doğamızı yok sayanlara karşı direniştir. Bu direnişi var edenlere selam olsun” diye konuştu. “Bu asimilasyoncu zihniyete karşı onlarca yıldır mücadele ediyoruz ve devam edeceğiz” diyerek devam eden Temelli, “Biz Kürt’üz, Alevi’yiz, Sünni’yiz. Bizim adımız Dersim, bizim adımız Kürdistan, böyle varız böyle var olmaya devam edeceğiz. Onlara inat yan yana gelerek, kimlik siyaseti değil kimliklerimizle siyaset yaparak, barış mücadelesi vermeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “KİMLİĞİMİZE SAHİP ÇIKALIM”

    Adeta karakol haline çevrilen Dersim’de güvenlik adı altındaki ablukaya dikkat çeken Temelli, “Bugün bu ülkenin rejimi nedir diye görmek isteyen gelsin Dersim’i görsün. Her yerde kalekollar, gözetleme noktaları.  Sanırsınız ki bir savaş platosu kurulmuş, savaş senaryosu hazırlanıyor” dedi.  Temelli, “Kimliğimize sahip çıkarak faşizmi geriletmeli ve Türkiye’yi demokratikleştirmeliyiz” diye konuştu.

    “ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNİN YOK EDİLMESİNE KARŞI DURACAĞIZ”

    Dersim’deki doğa talanına dikkat çeken Temelli, “Enerji ihtiyacı olduğu için baraj yapmıyorlar. Kendi cepleri dolsun diye doğamızı talan ediyorlar, yayla yasakları getiriyorlar, tarımı öldürüyorlar ormanlarımızı yakıyorlar. Topyekün bir savaş politikası” diye konuştu. Ovacık’taki patlamadan yaşamlarını yitiren Ayaz ve Nupelda kardeşleri anan Temelli, “Bu ülkede on binlerce mayın var. Bugüne kadar binlerce çocuğumuz bu savaşta kaybettik. Sorumluları yok, yargılanmıyor. Çocuklarımızın geleceğinin bu savaşta yok edilmesine mutlaka karşı duracağız. Bu isimleri unutmayalım, unutulmasına izin vermeyelim, hesap soralım” vurgusunda bulundu.

    “XIZIR YARDIMCIMIZ OLSUN”

    “İçinde bulunduğumuz koşullar çürümeyi ifade ediyor” diyen Temelli, şöyle devam etti: “Tüm bu enkazı kaldırabilir, bu köhne düzenden kurtulabiliriz. Demokratik bir anayasayla Türkiye’nin önünü açacağız. Bu mücadelemizle iktidarı değiştireceğiz. Bunun için yan yana gelmeliyiz, hep birlikte mücadele etmeliyiz. Dersim’de olduğu gibi Türkiye’nin her yerinde bu mücadeleyi hep birlikte kazanacağız. Xızır yar ve yardımcımız olsun.”

    MAÇOĞLU: HASANKEYF TARİHİMİZDİR, SAHİP ÇIKACAĞIZ

    Metin Kemal Kahraman’ın seslendirdiği Zazaca ezgilerin ardından Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu konuştu. Alanı dolduranları Türkçe ve Zazaca olarak selamlayan Maçoğlu,  “2007’den beri yoldaşlarımızın bize bıraktığı bayrakla buradayız. Bizi dersim mücadelesinin bir parçası yapan dostlarımıza bir kez daha selam göndermek istiyoruz” dedi. Munzur Kültür ve Doğa Festivali tarihçesine değinen Maçoğlu, Ayaz ve Nupelda’yı anarak, “Bu mücadele dünya çocuklarının yaşama hakkını savunanların mücadelesidir. Bu festival doğasını, çocukların yaşam hakkını sahiplenenlerin mücadelesidir. Biz İbrahim’lerden, Mahir’lerden, Denizler’den, Mazlum Doğanlar’dan aldık bu kültürü” ifadelerini kullandı. Son olarak Hasakeyf’in yok edilme projesine karşı duyarlılık çağrısı yapan Maçoğlu, “Munzur özgür akacak ama Hasankeyf’le birleşerek özgür akacak. Karadeniz’in dağlarında buluşarak, Toroslar’la buluşarak özgür akacak. Hasankeyf tarihimizdir, sahip çıkacağız” dedi.

    Festival programı; Grup Munzur, Veradaroz Folk Ensemble Grubu ve Zelal Gökçe’nin seslendirdiği eserlerle sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • HDP Eş Genel Başkanı Temelli’den yeni anayasa çağrısı

    HDP Eş Genel Başkanı Temelli’den yeni anayasa çağrısı

    HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, AKP-MHP ittifakının yönetim şeklini gözden geçirme açıklamalarına ilişkin “Gelin bu vesayetçi, tekçi yapıdan kurtulalım. Bu adımı önce biz atalım. Bu sisteme karşı demokratik bir cumhuriyet için, çoğulcu laik bir cumhuriyet için ilk adımı biz atalım” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, partisinin grup toplantısında konuştu. HDP’nin bu haftaki grup toplantısına 103 kişinin hayatını kaybettiği 10 Ekim katliamında yaşamını yitirenlerin yakınları katıldı.

    Temelli’nin konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

    SETA RAPORU

    Bir vakıf var, SETA vakfı. Yaptığı araştırmanın başlığı bile kendini ele veriyor. Fişleme peşinde, yani bildiğiniz andıç. Bu andıç hikayeleri ile iktidara gelenlerin düştüğü duruma bakın. Gazetecilerin “neye hizmet ettiklerini” araştırıyorlarmış. Aykırı bir ses gördüğünde onları suçlayacak taktikler peşindesiniz. 90’larda bu işi karargahlar yapıyordu, şimdi araştırma grupları yapıyor. Demek ki çağ atlamışız! Raporda bizi de es geçmemişler. Bizimle iltisaklı olmak suç olarak gösterilmiş. HDP’nin haberlerini yapmak değil, sizin faaliyetleriniz suç! Bugün Türkiye’de bütün özgürlüklerin lağvedildiği bir süreç yaşıyoruz. Bunun sebebi de Cumhurbaşkanlığı sistemi.

    Geçen hafta bir rehabilite yapacaklardı biliyorsunuz, şimdi sistemin MR’ını çekeceklermiş! Bence siz bu sistemişn kısa filmini çekin de tarihe not olarak düşsün. Bizzat krizi doğuran bir mekanizmaya dönüşüş durumdasınız.

    EKONOMİK KRİZ

    Merkez Bankası başkanı da görevden alındı. Merkez Bankası bağımsız diyorlardı. Şimdi de tezi intihal olan bir Merkez Bankası başkanımız olacak. Biz bunları daha önce de yaşadık, Tansu Çiller döneminde yaşadık. O yüzden diyoruz ki Merkez Bankası özerk olmalı.

    Enflasyondan kurtulmak istiyorsanız ekonomide yapısal sorunlara ciddi çözümler üretmelisiniz. 17 yıldır ekonomiyi içinden çıkılmaz bir hale getirdiniz. Sanki bu işleri bunlar başımıza açmamış gibi, bir “beyaz sayfa” hikayesiyle karşımıza çıkıyorlar. Neyin beyaz sayfasını açacaksınız, kağıt israfından başka bir şey değilsiniz. Hepiniz oradaydınız!

    “Verginin tabana yayılması” diye bir şey söylüyorlar. Bu söyledikleri adaletsizliğe adaletsizlik katmaktır. Zenginlere vergi barışı, yoksullara vergi yükü! Sen vergi almıyorsun, habire vergi barışı çıkartıyorsun, sonra da bedeli halka ödetiyorsun.

    11’inci kalkınma planında, işsizlik 9.9’a düşecekmiş. Sanki iyi bir şey 9.9! 4 yıl önceye göre bütün hedefler yarı yarıya gerilemiş. Halkın bütçe hakkı çalınmıştır. Bütçenin denetimden kaçırıldığı bir yerde bunu düzeltmeniz mümkün değildir. Onlar bu sistemden kurtulmak yerine MR’ını çekmeye devam ediyorlar.

    KADIN ÜNİVERSİTELERİ TARTIŞMASI VE EĞİTİMDE EŞİTSİZLİK

    Eğitim konusunda da ülke ciddi bir kriz içerisinde. Liselere Giriş Sınavı’nda bakanlık “60-70 bin öğrenci girecek” derken 1 milyondan fazla öğrenci girdi. İki yıl önce Erdoğan dedi ki “TEOG’u kaldırın”. TEOG kalktı LGS geldi, sonuç bu… İllerin sıralamasına baktığımızda son iller ağırlıkta Kürt illeri. Eğitim, toplumda eşitsizlik son bulsun diye yapılır. Bizde ise eşitsizlikleri derinleştiriyor. Ayrımcılığın toplumsal yansımasını eğitimde de görüyoruz.

    Anadilinde eğitim haktır dedik, bunu var etmediğiniz sürece ülkenin bu tablosu değişmez.

    Japonya’ya gitti ya, orada bunu keşfetmiş: Kadın üniversiteleri. YÖK Başkanı’na da “işini buna göre yap” demiş. Oradaki kadın üniversitesinin adının “üniversite” olması öyle olduğu anlamına gelmez. Üniversite böyle bir ayırımcı anlayışla kurulamaz. Burada da cinsiyetçi bir ayrışmayı ortaya koyuyorlar.

    Yıllar önce Beyazıt Meydanı’nda başörtülü öğrenciler eylem yaparken bunların hiçbiri ortada yoktu ama biz oradaydık. O öğrencilerin hak mücadelesi vardı ve biz de oradaydık. O öğrencilerin hiçbirinin ayrı kadın üniversitesi talebi yoktu, eğitim haklarını istiyorlardı.

    KÜRT SORUNU VE ERDOĞAN’IN SÖYLEMLERİ

    Şiddetten, savaştan ve çözümsüzlükten beslenen bir iktidar. Erdoğan geçen gün çıktı, “Kürt sorunu yoktur” dedi. Biz de Kürt sorunu vardır ve küresel bir meseledir diyoruz. Türkiye halkları bu konuda inisiyatif almalı. Kürt sorunu yoktur diyenler, sorunun çözümü için çabalayanları hapishanelere attılar.

    Yine baktık, sınıra tank sevk ediyorlar. Diyorlardı ki “Yurtta sulh, cihanda sulh”. Bu lafı her gün tekrar edenler, ne oldu da caydınız şimdi?

    Bütün siyasetçileri, bütün halkları barıştan yana tutum almaya çağırıyoruz. “Kürt meselesi yoktur” diyenler S-400 almak istiyor. Getirsin Saray’ın bahçesine koysun, her sabah çıkar sever biraz.

    DİYADİN BELEDİYESİNE SALDIRI

    Diyadin’de belediyemize saldırdılar. Ortada bir gerekçe yok, biz oradan kayyumu süpürdük ya, aklınca onun intikamını alıyor. Her gelen de “Ben devletim” diyor. Sen devlet değilsin, kamu personelisin. O hizmeti vatandaşların güvenliği için vereceksin, iktidar için değil. Bu sadece Diyadin değil, İstanbul, Trabzon, Uşak belediyelerine saldırıdır, halkın şradesine saldırıdır. Ama maalesef kimseden ses duyamadık. Türklye’de bu sorunların çözümü için demokrasi ittifakı gerekliliktir. Demokrasi ittifakında bir an önce buluşmalıyız. Bu çağrı herkesedir, gelin hep birlikte demokratik bir anayasayı var edelim. 12 Eylül’ün anayasasından, bu tekçi anayasadan kurtulalım. Önümüzdeki günlerde bunun çalışmalarına hız vereceğiz. Önce parlamentoyu çağırıyoruz, gelin bu vesayetçi ve tekçi anlayıştan kurtulalım. Demokratik, laik bir anayasa için parlamento başta olmak üzere tüm siyasi partiler, kurumlar ve sendikalara çağrımızı yineliyoruz.

  • HDP Eş Genel Başkanları: Sandıktan özgürlük, barış ve kardeşlik çıkacaktır

    HDP Eş Genel Başkanları: Sandıktan özgürlük, barış ve kardeşlik çıkacaktır

    PİRHA – İstanbul seçimleri için oylarını kullanan HDP Eş Genel Başkanları Sezai Temelli ve Pervin Buldan, sandıklardan barışın, kardeşliğin ve özgürlüğün çıkacağını belirtti. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, İstanbul seçimleri için oyunu Bakırköy’deki Halil Vedat Kıratlı İlkokulu’nda kullandı. HDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri ve HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm’ün de eşlik ettiği Temelli, 1417 Nolu sandıkta oy kullandı.

    “YURTTAŞLARIMIZ SANDIKTA CEVABI VERECEK”

    Oy kullandıktan sonra okulun önünde bir açıklama yapan Sezai Temelli şöyle konuştu:

    “Son dört yılda yaşanan adaletsizliğe karşı toplumun gerçek anlamda bir itirazı ve tepkisinin ortaya çıktığı bir seçim oldu. Bunu hep birlikte uzun süre dile getirdik. Türkiye çok ciddi hukuksuzluk ve adaletsizlik sürecinden geçiyor. Türkiye tam anlamıyla tecritleştirilmiş durumdaydı. Tekçi anlayışın otoriter rejimin hukuksuzluğu meşrulaştıran OHAL’ci anlayışı dayatan bir sistemle karşı karşıyaydık. 31 Mart seçimlerinde buna karşı çok ciddi itirazımızı ortaya koyduk. HDP olarak Türkiye’de yeni bir yol açılması hareketiyle stratejimizi ortaya koyduk. Evet bu üçüncü yoldu. Tabi 31 Mart’a giderken yaşadığımız adaletsiz süreçten 31 Mart sonrasında çok daha hukuksuz süreçle karşılaştık. Hem YSK marifetiyle, hem de iktidarın her türlü adaletsiz ve hukuksuz uygulamalarından kaynaklı… Muş, Malazgirt, Viranşehir, Şırnak gibi yerlerde her türlü hukuksuzluk adaletsizliğe rağmen iptal edilmedi. İstanbul’da meşru olan bir seçim yok sayıldı ve halkın önüne sandık getirildi. Hesapları bu türden adaletsizlik ve hukuksuzluklarla almak üzerine. Ama bugün inanıyorum ki İstanbul halkı ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen yurttaşlarımız sandıkta cevabı verecek.

    “SEÇİMLER, SADECE İSTANBUL’UN DEĞİL TÜRKİYE’NİN KADERİNİ DEĞİŞTİRECEK”

    Bir süre önce bel fıtığı ameliyatı geçiren HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan da oyunu Bakırköy’de kullandı. Oy kullanımı ardından okul önünde kısa bir açıklama yapan Buldan, “23 Haziran seçimlerinin Türkiye’nin geleceğine hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Umut ediyorum ki bugün kullanılacak oylar sadece İstanbul’un kaderini değil Türkiye’nin kaderini değiştirecektir. Ben bugün ameliyatlı olmama rağmen bir oyun ne kadar kıymetli olduğunu göstermek için buradayım. Bir oyla her şeyin değişebileceğine olan inancımızı her zaman ifade ettik. Bugün aynı inançla bir oyu kullanmak üzere geldim. İstanbul’un aynı zamanda Türkiye’nin kaderini değiştirmesine katkı sunacak oyumu kullandım” diye konuştu

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP İstanbul seçimi öncesi Alevilerle bir araya geldi-VİDEO

    HDP İstanbul seçimi öncesi Alevilerle bir araya geldi-VİDEO

    PİRHA- 23 Haziran’da yapılacak İstanbul seçimlerine 2 gün kala HDP Alevi kurum temsilcileriyle bir araya geldi. Toplantıda konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli,  23 Haziran seçimleri kadar 24 Haziran günü ‘Ne yapacağız?’ sorusuna verilecek cevabın da önemli olduğunun altını çizerek, “24’ünden itibaren siyaseti yeniden kurmalıyız. Politik seçeneği halklarla beraber var etmemiz gerekiyor” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) 23 Haziran’da yapılacak İstanbul seçimlerine 2 gün kala Taksim Hill Otel’de Alevi kurum temsilcileriyle bir araya geldi.

    Toplantıya HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, HDP Milletvekilleri Ali Kenanoğlu, Zeynel Özen, Gülistan Kılıç Koçyiğit, Alican Önlü ile Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm, eski Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir, Beyoğlu Şube Başkanı Erdal Baba, Güngören Şube Başkanı Zeynel Abidin Özbay, Zeytinburnu Şube Başkanı Hakan Rakip, Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Demokratik Alevi Derneği (DAD) Eş Başkanı Selda Güneş, Aziz Baba Cemevi Yaptırma ve Yaşatma Derneği Başkanı Enver Can, Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, Alevi aktivist Servet Demir, DAD Eski Eyüp Şube Eş Başkanı İmam Balsever, PSAKD GYK Üyesi Özgür Kaplan, AABK İkinci Başkanı Mehmet Ali Çankaya, AKD Esenyurt Şube Başkanı Hüseyin Çam, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Dursun Önal, Alevi aktivist Aydın Deniz, Bağcılar Cemevi Başkanı Zeynel Abidin Koç, Maltepe Cemevi Başkanı Erdinç Yılmaz, sanatçılar Doğan Çelik ile Ayfer Düzdaş katıldı.

    Açılış konuşmasını HDP PM Üyesi Nesimi Aday yaptı. Yurttaşlardan rızalık alarak konuşmasına başlayan Aday, programın akışı hakkında bilgi verdi.

    İmam Rıza Ocağı Dedelerinden Celal Fırat açılış gülbengini verdi. Gülbengin ardından sanatçı Ayfer Düzdaş deyişler okudu.

    “KÜRT ALEVİSİ OLMAK DAHA ÇOK BASKI NEDENİ”

    Alevilerin nasıl baskılardan ve zorluklardan geçerek bugünlere geldiğine değinen Düzdaş, Kürt Alevilerin yaşadığı bölgelerde derleme çalışmaları yaptığını söyleyerek “Kürt Alevisi olmak daha çok baskı nedeni olarak görülüyor” dedi.

    Divana HDK Eş Sözcüsü ve HDP Milletvekili Gülistan Kılıç, Zeynel Özen, Alican Önlü, Ali Kenanoğlu, Kemal Bülbül seçildi.

    Kısa bir konuşma yapan HDP Eş Başkanı Sezai Temelli, seçimlere günler kala parti olarak yoğun çalışmalar gerçekleştirdiklerini söyledi. Temelli’nin konuşmasından satır başları şöyle:

    “BÜTÜN MESELE SANDIK DEĞİL”

    Yaptığımız çalışmalarda gördük ki insanlar kararını vermiş. Amacımız herkesin sağlıklı karar vermesini sağlamaktı. Biz meseleyi sandığa kilitlemeden bütün siyaseti sandığın içine sıkıştırmadan bir stratejiyi belirlemek istedik. Güçlü bir stratejimiz vardı. Bunu toplumla buluşturmak önem taşıyordu.

    Bütün meseleyi sandığa kilitlerseniz sandıktan geriye bir şey kalmıyor. Kalmadığını geride bıraktığımız seçimlerde gördük. Seçimlerden sonra enerji çabuk yitiriliyor. Birlikte çözüm üretmemiz gereken ciddi sorunlarımız var. Buna en çok vakıf olan Alevi toplumudur. Toplumun herhangi bir kesiminde sorun varsa bu sorunu birlikte çözmeliyiz. Bir arada çözebilecek zeminler yaratmalıyız.

    “TÜRKİYE HALKLARINA TEKÇİLİK DAYATILIYOR”

    Çokluğun, tekçiliğin karşısında yerini alması gerekiyor. Geçtiğimiz son yüzyıla baktığımızda Türkiye halklarına bir tekçiliğin dayatıldığını görüyoruz. Türk İslam olarak dayatılan bu tekçiliğe mahkum edilmiş bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu yüzden stratejimizi toplumla buluşturmaya çalışıyoruz.

    “SİYASETİN TOPLUMSALLAŞMASI ÜZERİNE STRATEJİLER ÜRETİYORUZ”

    İddiamız bir seçenek yaratma iddiasıdır. Toplumun bütün kesimlerinin bir araya gelebileceği kendi sorunlarını bir arada çözebileceği bir yolu yaratmadır. HDK’den bugüne HDP ile siyasetin toplumsallaşması toplumun siyasallaşması üzerine stratejiler üretiyoruz.

    Geride bıraktığımız dört seçimde kamplaşmanın, kutuplaşmanın topluma dayatıldığını gördük. Zaman zaman milliyetçi, mezhebi dozun arttığı bir ittifak halkların sesini kabul etmiyordu. Bugün de seçimlere giderken üçüncü yolu yaratma hedefindeyiz. Bu sıkışıklığı ancak böyle aşabiliriz. Bu inançla çalışmalarımızı yoğunlaştırıyoruz.

    “ESAS MESELE 24 HAZİRAN’DA NE OLACAK?”

    Her seçimde derler ya ‘son hafta her şey netleşir’. Geçen hafta sonuçlar netleşmiştir. Bu sonuçların ne olacağını Pazar akşamı hep birlikte izleyebiliriz. Ama esas mesele 24 Haziran’da ne olacak? 24 Haziran’da nasıl yol alacağız? Seçimlerin etkisinden belki de bir an önce çıkmak gerekiyor. 24’ünden itibaren siyaseti yeniden kurmalıyız. Politik seçeneği halklarla beraber var etmemiz gerekiyor. Seçim tabi ki etkili olacaktır ama o etkinin sınırlarını aşmalıyız.

    “TÜRKİYE’DE TEMSİLİYET KRİZİ VAR”

    Adil, demokratik seçimler yapamıyoruz. Sandığa sahip çıksak da haksızlıklar devam ediyor. Tüm bunlardan kurtulabilmek, seçim sonuçları üzerindeki şaibeleri kaldırabilmek için de adımlar atmalıyız. Temsiliyet krizi var Türkiye’de. Hem seçim sistemlerinden hem de toplumun siyaset yapma hakkının gasp edilmesinden dolayı temsiliyet krizi yaşanıyor 12 Eylül’den beri. Hala 12 Eylül anayasası var. Son yapılan anayasa referandumuyla getirilen cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi 12 Eylül ruhuna dönüş yaptı. Çünkü referansınız 12 Eylül anayasasıysa gideceğiniz yol da böyle bir yol oluyor. Peki bu sistemden önce var olan parlamenter sistem bu çoğulculuğu yansıtıyor muydu? Eğer yansıtmış olsaydı bu kadar sorunla karşı karşıya olmazdık.

    “YEREL DEMOKRASİ VE YERİNDEN YÖNETİMİ İNŞA ETMELİYİZ”

    Kayyumlara karşı mücadele ederken ‘ne yapmalı?’ sorununu önümüze koyduk. Bir kere her eşeyden önce belediyeleri kazandık. Yerel demokrasiyi, yerinden yönetimi inşa etmeliyiz. Bu yerel demokrasi inşasında bir arada çözüm bizim önceliğimiz olsun dedik. Sadece yerelde bu hamleyi yapmak yeterli değil.

    “TÜM TOPLUMLARI SİYASETE DAVET EDİYORUZ”

    Seçim sonuçlarını nihai sonuç olarak görmeden stratejimizi ortaya koyduk. Önümüzdeki süreci de buradan okuyoruz. Atmamız gereken adımlar var. Siyasete bir devinim kazandırmalıyız. Tüm toplumsal kesimleri siyasete davet ediyoruz. Bizim bir anayasaya ihtiyacımız yani bir zemine ihtiyacımız var. Demokratik bir anayasayı var etmek için uzlaşma zamanı. Sadece HDP’nin alıp gideceği bir şey değil bu. Mecliste olan tüm partiler bu sorumluluğu üstlenmelidir.

    “SİYASET İPOTEK ALTINDA”

    Eğer bir demokratik zemin yoksa orada yaptığınız siyaset ipotek altındadır. Gelin siyaseti bu ipotekten kurtaralım. Açın meclisin duvarlarını, kapılarını tüm kesimlerle buluşun. Eşit yurttaşlık temelinde herkesin bir arada yaşayabileceği bir anayasa yapalım. Tarihsel, kültürel, politik, sosyolojik olarak Türkiye’ye baktığınızda halkların ihtiyaç duyduğu şey böyle bir anayasadır, zemindir. Savaş, baskı ve şiddet politikalarıyla toplum bir cendereye sıkıştırılmış durumda. Ortak iyiyi üretmek zorundayız. Önümüzdeki döneme biz bir geçiş dönemi olarak bakıyoruz. Evrensel hukuk ve insan hakları değerlerinin içselleştirilmesi ve bu anayasanın çerçevesini oluşturması önceliğimizdir.

    Birbirimizle konuşmalıyız, müzakere zeminlerini var etmeliyiz. Bu bizim kendi hakikatimize ulaşmamızın yoludur. Tüm toplumsal kesimler bu konuda sorumluluk almalıdır. Halkın doğrudan siyasete katılabileceği zeminlere sahip olmalıdır. 24’ünden itibaren böyle bir yol bizi bekliyor. Bu yolda yürüme konusunda kararlıyız. Demokratik bir anayasayı yapmak ve demokratik bir birlik için mücadele edeceğiz. İhtiyaç duyduğumuz şey bu zemini var etmektir.

    “YARGI TALİMATLARLA HAREKET EDİYOR”

    Beklemeye tahammülü olmayan sorunlarımız var. Yargı bağımsızlığını yitirmiş durumda. Binlerce insan suçsuz yere cezaevinde. Talimatlarla hareket eden bir yargının olduğunu görüyoruz. Öncelik bu yüzden meclistedir. Meclis kendini vesayetten bir an önce kurtarmalı, basın özgürlüğü ifade özgürlüğü konularında bir an önce adım atılmalıdır. Bu sorunlar birleştikçe Türkiye büyük bir çöküşe sürükleniyor.

    “TÜRKİYE KENDİ HALKLARINA DÜŞMAN”

    Türkiye’nin demokrasi meselesini çözerken Kürt meselesini de çözmeliyiz. Barışı da var etmeliyiz. Nasıl ki siyaset bir diyalog zeminidir bunu güçlü kalıcı onurlu bir barış zeminine hızla çekmek zorundayız. Bölge ve dünya bunu bekliyor. Bu konuda adım atabilecek tek ülke Türkiye’dir. Ama Türkiye kendi halklarına düşman. Alevilere, Kürtlere, Ermenilere düşman. Düşmanlık iktidarına sahipler. Gelin bu düşmanlık iktidarını bitirelim. Seçimlerden öte büyük bir değişim ve dönüşüm için bu yolu kat etmek durumundayız. Dönen dönsün yolundan biz dönmeyeceğiz. Hızır yar ve yardımcınız olsun.

    Temelli’nin konuşmasının ardından toplantı basına kapalı bir şekilde devam etti.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Temelli: Diyarbakır Diyarbakır olalı böyle Kürtçe duymadı

    Temelli: Diyarbakır Diyarbakır olalı böyle Kürtçe duymadı

    PİRHA – HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Binali Yıldırım’ın Diyarbakır ziyaretine ilişkin “Diyarbakır Diyarbakır olalı böyle Kürtçe duymadı. Bu Meclis’te Kürtçe konuşulduğunda bir halka bilinmeyen dil diye hakaret eden bir partinin mebususunuz ama kirli pazarlıklarınız için hiçbir şey olmamış gibi Kürdistan diyorsunuz, Kürtçe de konuşuyorsunuz. Birkaç kelime Kürtçe konuştunuz diye Kürt halkı nezdinde bir değeriniz olmayacak” dedi.

    Partisinin grup toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, iktidara yüklenerek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım’ın Diyarbakır ziyaretini eleştirdi.

    “23 Haziranda amacımız AKP-MHP faşist blokunu geriletmektir” diyen Temelli, Binali Yıldırım’ın Diyarbakır ziyaretinde ‘Kürdistan’ kelimesini kullandığını hatırlatarak “samimiyetsizsiniz” dedi.

    Temelli konuşmasının devamında, “Bu Meclis’te Kürtçe konuşulduğunda bir halka bilinmeyen dil diye hakaret eden bir partinin mebususunuz ama kirli pazarlıklarınız için hiçbir şey olmamış gibi Kürdistan diyorsunuz, Kürtçe de konuşuyorsunuz, Kürtçe konuşanları da saygı içinde dinliyorsunuz. Birkaç kelime Kürtçe konuştunuz diye Kürt halkı nezdinde bir değeriniz olmayacak. Çünkü bunlar samimiyetsiz, çıkar amaçlıdır” ifadelerini kullandı.

    HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli’nin konuşmalarından başlıklar şöyle:

    “Önden topluma umudu, beklentileri servis ediyorlar sonra da zamana yayma politikasıyla bu beklentileri karamsar bir bekleyişe çevirmekle meşguller.

    Terörle Mücadele Kanunu, bu ülkenin gizli anayasasıdır. Terörle mücadele kanununun toplumsal muhalefete, Kürtlere karşı, kılıç gibi sürekli sallandırılmaktadır.

    Yargı Reformu Strateji Belgesi açıklandı. Aslında bu bir yerde itiraf belgesiydi. Demokrasiden ne kadar uzaklaşıldığının belgesi. Reformu geçtik, hala strateji belgesi açıklanıyor. 10 yıl sonra yargı konusunda ne denli içler acısı bir durumla karşı karşıya kalındığı görülecek.

    Eğer yargıda samimi bir reforma ihtiyacınız varsa bizim bir hazırlığımız var. İsteyin, gönderelim. Başta Terörle Mücadele Kanunu’nun kaldırılması.”

    “BU ÜLKEDE VİCDAN YOK”

    “Gelin Meclis çatısı altında bütün partiler toplumsal barışı var etmek adına görüşelim, müzakere edelim. Binlerce çocuk cezaevinde. Bu ülkede sendikal haklar yasaklı, grev yasaklı. Bunun ötesinde bu ülkede vicdan yok.

    18 insan Halfeti’de gözaltına alındı. İşkence uygulandı. Elektrik verildi, tecavüzle tehdit edildiler. Bu iktidar işkenceci olma sıfatına da sahip olmuş oldu. Bu işkenceyi gerçekleştirenlerden hesap soracağız.”

    “KÜRT HALKI NEZDİNDE BİR DEĞERİNİZ YOK”

    “23 Haziran’da İstanbul seçimleri var. Önemli seçimler. Aslında bu seçimin haklı bir gerekçesi yok. YSK muhalefetiyle karşımıza çıkmış bir zorunluluk. Adaylardan biri Binali Bey Diyarbakır’a gitmiş, kampanyasını buradan yapıyor nedense. Kürdistan mebusu demiş, devam etmiş Kürtçe konuşmuş. Diyarbakır Diyarbakır olalı böyle Kürtçe duymadı. AKP başkanı Erdoğan meydan meydan Kürdistan diyoruz diye bağırıyordu, ‘defol git’ diye. Terörist olduk, hakaretlere maruz kaldık ama yine Allah’ın işine bakın, geçen gün Çavuşoğlu’nu Kürdistan’da gördük. Hem de demokrasi şehitlerini anmak için saygı duruşundaydı. Bu Meclis’te Kürtçe konuşulduğunda bir halka ‘bilinmeyen dil’ diye hakaret eden bir partinin mebususunuz ama kirli pazarlıklarınız için hiçbir şey olmamış gibi Kürdistan diyorsunuz, Kürtçe de konuşuyorsunuz, Kürtçe konuşanları da saygı içinde dinliyorsunuz. Birkaç kelime Kürtçe konuştunuz diye Kürt halkı nezdinde bir değeriniz olmayacak. Çünkü bunlar samimiyetsiz, çıkar amaçlıdır.”

    “AMACIMIZ AKP-MHP FAŞİST BLOKUNU GERİLETMEKTİR”

    “İçeride anlatılan hikaye başka ama oraya gidince gerçek bambaşka. Tek sığındığı şey savaş politikaları. Oysa siyaset çözüm üretmektir. Çözüm üretemedikçe bu iktidar Türkiye gündemine sürekli silahlanmayı sokuyor ve kamu kaynaklarını harcıyor. İşte önümüzde S-400 var. Ne işe yarayacağı belli değil. Türkiye’yi bu gerilim hattına mahkum ederek silahlanmalarla çözümsüzlükten beslenmeye devam etmek istiyor.”

    “KÜRT MESELESİNDE ÇÖZÜM İÇİN MUHATABINIZ ÖCALAN’DIR”

    “Öcalan’ın mesajları önemli. Çözümü işaret eden mesajlardır, 2013’ü işaret etmiştir. Ülkede bir Kürt meselesi var. Çözümü olmadan diğer meselelerin çözümü olamayacağını geride bıraktığımız 4 yılda hep birlikte yaşadık. Bu sorunun çözümü muhataplarıyla olur. Bu sorunda muhatap da Sayın Öcalan.

    Gelin bir Anayasa yapım süreci için toplumun önünü açın. Demokratik bir anayasa için, seküler bir anlayışı gözeten bir anayasa için adım atın. Bu bizim sorumluluğumuzdur. Bu bütün milletvekillerinin sorumluluğudur. Sadece bu çatının altına sığışmayalım. Herkes katkı sunsun.”

    PİRHA / ANKARA

  • Temelli: Samsun’daki fotoğrafta verilen mesaj tekçiliktir

    Temelli: Samsun’daki fotoğrafta verilen mesaj tekçiliktir

    PİRHA-  Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, partisinin TBMM grup toplantısında konuştu. Urfa’nın Halfeti ilçesinde gözaltına alınanların elleri bağlı halde yere yatırılmasını eleştiren Temelli “Güvenlik güçleri Urfa’da halka zulmediyor. Kürtlere defol git diyen zihniyet, iş başında” diye konuştu.

    HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, partisinin grup toplantısında Urfa’nın Halfeti ilçesinde gözaltına alınan köylülere dönük işkence üzerinde de durdu.

    “Urfa’dan gelen görüntülerle 90’ların sahnelerini bir kez daha bu ülke yaşıyor” diyen Temelli, “Kürde zulüm bitmiyor. Türkiye siyasetinin adeta değişmez zemini Kürde zulüm. Kürtlere ‘defol git’ diyen zihniyet hala iş başında, zulüm işkence hala devam ediyor.” ifadelerini kullandı.

    “SAMSUN’DA TESPİH TANELERİ GİBİ SIRALANDILAR”

    Samsun’da gerçekleşen 19 Mayıs törenlerini de değerlendiren Temelli, partisinin törenlere davet edilmediğinin altını çizerek “19 Mayıs’ta da bunu gördük. 19 Mayıs’ın ruhuna vakıf olmayanlar kutlama bahanesiyle Cumhur İttifakı’na iman tazelemeye gittiler. Tespih taneleri gibi sıralanmış bir de fotoğraf çekmişler” dedi.

    Konuşmasına Çerkes Soykırımı’nın yıldönümü nedeniyle katledilenleri anarak başlayan Temelli, “Soykırımlara aşina bir coğrafyada yaşıyoruz” dedi.

    Temelli sözlerine şöyle devam etti;

    “ARKADAŞLARIMIZ DİRENMEYE DEVAM EDİYOR”

    “Bundan tam 3 yıl önce bu Meclis, Anayasa’ya rağmen dokunulmazlıkları kaldırdı. O dokunulmazlıkların kaldırılmasına neden olanlar fezlekecilerdi. O zaman fezlekeciler FETÖ’cülerdi, şimdi o fezlekeciler yine uydurma fezlekelerle tıpkı 3 yıl önce olduğu gibi insanların söz söyleme hakkını gasp ediyor. Hukuk adeta güdümlü yargı eliyle darbe mekaniği içinde öğütüldü. Arkadaşlarımızı 3 yıl önce rehin aldılar ama direniş sürüyor. İşte Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Sırrı Süreyya Önder, İdris Baluken, Ferhat Encü… Arkadaşlarımız direnmeye devam ediyor.”

    “KAYYUMLARIN TALANLARINI İYİ BİLİYORUZ”

    “Bütün ülkeyi bir adaletsizlik cenderesinde sıkan bir hükümet var. Mardin Büyükşehir Belediyesi’nin elektriğini kesiyorlar. Kayyım öyle bir borç yapmış ki hacze geliyorlar. Oysa biliyoruz ki bu kayyımların ne yolsuzluklar yaptıklarını, belediyeleri nasıl talan ettiklerini, usulsüz ihalelerini çok iyi biliyoruz. Belediyeleri çalışamaz halde bırakıp gidenler, şimdi adeta Kürt halkından 31 Mart’ın intikamını alma peşinde. Oysa biz 31 Mart’tan ders alın diyoruz. Onlar bu dersi çıkarmak yerine, bunun acısını halkımızdan çıkarma peşinde.”

    “AKADEMİSYENLERİN YERİ CEZAEVİ DEĞİL”

    “Her zaman dile getirdiğimiz gibi, bu şiddetin, bu zulmün sürmesi için barış isteyenlerin sesi kısılmak isteniyor. Bu suça ortak olmayacağız diyen Barış Akademisyenleri’nin sesi yargı eliyle kısılmak isteniyor. Füsun hocamız cezaevine girdi. 100’ün üzerinde cezaevine girmeyi bekleyen akademisyen var. Akademisyenlerini cezaevine sokmaya çalışan bir hükümet var. Onbinlerce insan mağdur edildi, hakları ellerinden alındı. Akademisyenlerin yeri cezaevi değildir. Ayşe Düzkan, gazeteci cezaevinde. Basın özgürlüğünü savundu, Özgür Gündem’de nöbetçi yayın yönetmenliği yaptı diye cezaevinde. Bunlar bu ülkenin nasıl bir ortamda olduğunun örnekleri. Çok yakında hepsiyle buluşacağız bundan kimsenin şüphesi olmasın.”

    “CEZAEVİ YÖNETİMLERİ İNSANLARA SALDIRIYOR”

    “6 buçuk aydır Hakkari Milletvekilimiz Leyla Güven açlık grevinde. Bu kahrolası sessizliği yırtmak için haykırıyor. Tüm Türkiye’yi tüm dünyayı duyarlı olmaya çağırıyor. Bir kez daha Türkiye’ye sesleniyorum. Artık durum çok vahim bir hal almıştır. Buna son verme zamanıdır. Bunun gereğinin bir an önce yapılmasını istiyoruz. Açlık grevlerindeki insanlar görme duyularını, hareket etme kabiliyetini yitiriyor. Cezaevi yönetimleri bu insanlara saldırıyor. Dışarıda ‘evlatlarımız ölmesin’ diye bu sesi yükseltmeye çalışan annelere de saldırıyorlar. Annelere yönelik saldırılara maalesef herkes sessiz. Bu sessizlik ülkenin nasıl bir karanlıkla karşı karşıya olduğunun göstergesi. Gelin bu karanlığı hep birlikte yırtalım. Sayın Öcalan üzerindeki tecrite son verelim. Bu tecrite son vermedikçe, bu adaletsizlik hepimizin kapısını çalacak. Gelin bu sese ses katın, bu mücadeleye güç verin.”

    “TESPİH TANELERİ GİBİ FOTOĞRAF ÇEKMİŞLER”

    “Adalet Bakanlığı’na sesleniyorum; Olumlu bir adım attınız, bu adımı tamamlayın. Hükümet olarak üzerinize düşeni yapın. Bakan’ın da belirttiği gibi tutukluların avukatlarıyla görüşmesi bir haktır. Şimdi bunun gereğini yerine getirin. Bakın Cumhurbaşkanlığı sistemi öyle bir sistem ki karşımızda bir cumhurbaşkanı mı var AKP genel başkanı mı anlayamıyoruz. Cümleye cumhurbaşkanı olarak başlıyor, parti genel başkanı olarak bitiriyor. Çünkü bu uyduruk bir sistem. 19 Mayıs’ta da bunu gördük. 19 Mayıs’ın ruhuna vakıf olmayanlar kutlama bahanesiyle Cumhur İttifakı’na iman tazelemeye gittiler. Tespih taneleri gibi sıralanmış bir de fotoğraf çekmişler. Emekli fotoğrafı gibi. Evet hepinizi çok yakında emekli edeceğiz. O fotoğrafı da duvara asarsınız. Neyin ittifakı bu, neyin fotoğrafı? O fotoğrafta verilen mesaj tekçiliktir. Orada Kürtler yok, kadınlar yok.”

    PİRHA/ANKARA

  • Temelli: 31 Mart HDP’siz olmadı, HDP’siz gelecek de olmaz

    Temelli: 31 Mart HDP’siz olmadı, HDP’siz gelecek de olmaz

    HDP Grup toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, “YSK bütün meşruiyetini yitirmiştir. Defalarca dile getirdik tüm Türkiye’yi uyardık. Muş’a Malazgirt’e bakılmadı. HDP’ye yapılan zulme kimse bakmadı. Türkiye’de siyasete, demokrasiye şaşı bakanlar bu haksızlığa ses çıkarmadılar. Şimdi kıyamet koparıyorlar” dedi. 

    HDP grubu, Yüksek Seçim Kurulu’nun İstanbul seçimlerini iptal etmesi, cezaevlerinde devam eden açlık grevleri ve TTB üyelerine hapis cezası verilmesi gibi önemli gündem maddeleri tartışılırken toplandı,

    HDP Grup toplantısında konuşan Eş Genel Başkan Sezai Temelli, Barış Akademisyenleri ve TTB üyelerinin barış talep ettikleri için hapis cezalarına çarptırılmasına tepki göstererek “Hukuksuzluk adaletsizlik her yerde” dedi.

    Temelli şöyle konuştu:

    “Dün Ramazan’ın ilk günüydü. Ramazan ayı güzellemesi yapanlar dün ‘yeryüzü sofrasına’ saldırarak İhsan Eliaçık başta olmak üzere birçok kişiyi darp etti. Hukuksuzluk adaletsizlik her yeri kaplamış durumda. Bu adaletsizliğin hukuksuzluğun kaynağına dönüp bakın. Israrla dedik ki son 4 yılda bu ülkeyi tecritleştirdiniz. Çözüm masasının devrildiği günden bu yana barış isteyen herkes yargılandı bu ülkede. Barış istiyorum diyorsunuz yargılanıyorsunuz. Çünkü bu hukuksuzluğun başladığı günden bu yana bu ülkede bir OHAL hukuku uygulandı. 15 Temmuz’un ardından hayata geçirilen bu OHAL düzeni karşımıza bu tabloyu çıkardı. Onbinlerce mağdur gibi bu salonda o mağdurların sesini duyurduk. On binlerce insan KHK’lerle ihraç edildi. Ben de onlardan biriyim. Ne yaparlarsa yapsınlar bu hak gasplarının karşısında mücadelemizi kararlı bir şekilde sürdüreceğiz.

    “HUKUKSUZLUK HUKUKSUZLUĞU DOĞURUYOR”

    Hukuksuzluk hukuksuzluğu doğuruyor. KHK ile ihraç edilenlerin vatandaşlık hakkını gasbetmek istiyorlar, hem de YSK eliyle. 31 Mart seçimlerine giderken KHK ile ihraç edilenlerle ilgili bir sıkıntı olup olmayacağı bizzat YSK’ye soruldu. YSK tuzak kurdu, Yüksek Seçim Kurulu değildir, Yüksek Sahtekarlık Kuruludur onun adı artık. Bu utancı, bu adaletsizliği her yerde, o belediye koltuklarını gasbedenlerin yüzüne vuracağız, bu iradeyi onlara teslim etmeyeceğiz. Mazbatayı gasbetmiş olabilirler ama biz halkımız için çalışmaya devam edeceğiz.

    Yoksulluk her yeri kapladı. Halkın en zaruri ihtiyaçları her gün zamlanıyor. Kanser ilaçları her gün zamlanıyor, ne ilaç bulunabiliyor ne de fiyatlar düzenleniyor. Kayyımlardan kurtulduk, zihniyeti devam ediyor. Bu arada halı da hâlâ gelmedi, onu da hatırlatayım.

    BİR ADALETSİZLİK DAHA

    Savaş politikalarında da hala ısrar ediyorlar. Bütçelerin savaşa değil halkların ihtiyacına tesis edildiği bir düzen barışı getirebilir.

    Dün bir adaletsizlik daha yaşandı. YSK, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin yenilenmesine karar verdi. YSK bütün meşruiyetini yitirmiştir. Tüm Türkiye’yi uyardık ama Türkiye halkları dönüp de Muş’a, Mazgirt’e bakmadılar. Defalarca uyardık, şimdi kıyamet kopuyor, tabii kopacak ama bunun böyle olacağı belliydi.

    HDP nerede bir haksızlık, hukuksuzluk varsa orada olacak. HDP’siz 31 Mart olmazdı, HDP’siz gelecek de olmaz. Bizim ne yapacağımızla zaman harcamayın, asıl siz ne yapacaksınız?

    Mazbatayı gasp etmiş olabilirler ama bizler halkımıza hizmet etmeye devam edeceğiz. Hukuksuzluk her yerde. Ekonomide de hukuksuzluk devam ediyor. Şimdi ekonomide her şey yolundaymış gibi konuşup. Ekonomiyle ilgili açıklamalarda bulunanları Cumhurbaşkanı tehdit ediyor. Halkın enflasyonu çıkmaya devam ediyor. Uyduruk bir sepet açıkladılar. Hollanda büyüklüğünde bir tarım arazini yok etmiş bir iktidar var. Çok ciddi bir yolsuzluğun etrafı kapladığı görülüyor.

    Bu kayyım zihniyetinden kurtulmak lazım bu arada halı da hala gelmedi. Bunu da hatırlatayım.

    S-400 rezaleti, hangi pazarlıklar karşılığı alındığını sorduk bunun bir açıklaması yapılmadı.

    “UYARDIK DİNLEYEN OLMADI”

    Bir hukuksuzluk daha yaşandı YSK İstanbul seçimlerinin yenilenmesine karar verdi. YSK bütün meşruiyetini yitirmiştir. Defalarca dile getirdik tüm Türkiye’yi uyardık. Muş’a Malazgirt’e bakılmadı. HDP’ye yapılan zulme kimse bakmadı. Türkiye’de siyasete, demokrasiye şaşı bakanlar bu haksızlığa ses çıkarmadılar. Şimdi kıyamet koparıyorlar.

    YSK’da 36 gün boyunca bu halkı oyaladı. Sonra İstanbul seçimlerini yenilenmesine karar verdi. AKP- MHP bloğunun noteri haline gelmiş bir YSK var.

    HDP İstanbul’da aday çıkaracak mı? Kamuoyunun bunlarla meşgul olmasına gerek yok. 31 Mart HDP’siz olmadı. HDP’siz gelecek de olmaz. Bizim ne yapacağımızla uğraşmayın. Asıl siz ne yapacaksınız.

    Demokrasi mücadelesi kararlılık ister.

    “MANÜPÜLASYONLARA GEREK YOK”

    Açlık grevinin sonlanması için bu tecrit düzenine hakkımızı gasp eden faşist düzene karşı omuz omuza verelim. Anneler cezaevlerinin önünde Kürt çocukları ölmesin diye onurlu mücadele veriyor. O annelere saldıranlara karşı sesinizi yükseltmelisiniz. Eğer bu zulme dur demezsek yarın çok geç olacak. Uzun zamandır tüm siyasi dinamiklere çağrıda bulunuyoruz. Mesele sandık mücadelesi değil, demokrasi mücadelesidir. O nedenle tecrit son bulmalıdır diyoruz. HDP’nin ne yapacağı üzerinde manüpülasyonlara gerek yok.

  • Buldan ve Temelli: 31 Mart tek adam rejimine karşı ‘Êdi Bese’ haykırışıdır

    Buldan ve Temelli: 31 Mart tek adam rejimine karşı ‘Êdi Bese’ haykırışıdır

    HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli, seçim sonuçlarına ilişkin paylaştıkları yazılı mesajda, partilerinin “tarihsel bir rol üstlendiğine” vurgu yaparak, “31 Mart halklarımızın tek adam rejimine karşı ‘Êdi bese’, ‘Artık yeter’ haykırışıdır” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli, dün yapılan Mahalli ve İdari Yerel Seçim sonuçlarına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamalarında HDP’nin yerel seçimlerde önemli bir başarıya imza attığı belirtilerek, elde edilen bu başarıda emeği geçen herkese teşekkür eden Buldan ve Temelli, yeni bir sayfanın açıldığına işaret etti.

    HDP Eş Genel Başkanlarının açıklaması şöyle:

    “31 Mart Yerel Seçimlerini geride bıraktık. Partimize dönük baskıların had safhada olduğu, yöneticilerimizin, üyelerimizin, partimize gönül vermiş insanlarımızın gözaltına alınıp tutuklandığı ve medya ambargosunun tarihte görülmediği kadar üst seviyeye ulaştığı ortamda, partimiz bir başarıya imza atmıştır.

    YENİ BİR SAYFAYI BİRLİKTE AÇTIK

    Bir taraftan kayyım politikalarına karşı halkın iradesi ortaya çıkarılırken, diğer taraftan ise AKP-MHP ittifakına kaybettirilerek başarılı bir sonuç elde edilmiştir. Şu çok açık ki, yeni bir sayfayı hep birlikte açtık. Bu çerçevede AKP-MHP iktidarının saldırılarına rağmen geri adım atmayan; halkın iradesine, partimize ve batıda uyguladığımız seçim stratejisine sahip çıkan herkese yürekten ve güçlü bir teşekkürü borç biliyoruz. Bu çalışmalarda halkımız başta olmak üzere milletvekillerimize, parti yönetici ve üyelerimizden danışmanlarımıza, belediye eş başkan adaylarımızdan belediye meclis ve il meclis üyesi adaylarımıza kadar herkesin büyük bir emeği, fedakarca çabası ve kararlı davranışı söz konusudur. Sağ olun, var olun, iyi ki varsınız.

    ÖZELEŞTİREL YAKLAŞIM EN TEMEL İLKEMİZDİR

    Elbette ki, partimizin bu seçimlerde kayıpları da olmuştur. En kısa zamanda kaybettiğimiz yerleri yetkili kurullarımızda değerlendirip, eksiklerimizi ve yanlışlarımızı saptayarak gerekli açıklamaları da yapacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Özeleştirel yaklaşım en temel ilkelerimizdendir. Halkımızın bize verdiği iradeyi sonuna kadar savunacak, eksiklerimizden çıkaracağımız derslerle kendimizi de kentlerimizi de hep birlikte yöneteceğiz.

    HDP TARİHSEL BİR ROL ÜSTLENMİŞTİR

    Şimdi güzel ve bizlere yakışan bir mücadele öyküsünü, demokrasi güçleriyle birlikte yazma dönemidir. Bugün halklarımızın baskıcı ve otoriter iktidar karşısında kazanılmasına imkan sağladığı siyasi başarıdaki payından ötürü partimizle gurur duyuyoruz. HDP, halklarımız arasında 24 Haziran’dan bu yana oluşagelen demokratik ortaklığa siyasi bir derinlik ve ruh kazandırarak tarihsel bir rol üstlenmiştir. Çeşitli toplumsal kesimlerin ortak mücadelesine katkıda bulunan, sabırla ve alçak gönüllükle demokrasi ve barış mücadelesindeki rolünü yerine getiren, sonuçlara katkıda bulunan bütün üyelerimizi ve seçmenlerimizi saygıyla selamlıyoruz. Durup dinlenmeden çalışarak HDP’yi bir arada tutmayı başaran arkadaşlarımızı kutluyoruz. Aday olmanın, oy vermenin, siyaset yapmanın bedelinin ağır olarak ödendiği Kürt kentlerinde gözlerini kırpmadan sonuca yürüyen halkımızı hayranlık ve sevgiyle kucaklıyoruz. Bu mücadeleler sırasında haksız ve hukuksuz bir biçimde, sırf HDP’yi durdurmak amacıyla tutuklanan, şiddete maruz kalan, uğradıkları zorbalığa baş eğmeden direnen ve fedakarlık gösteren arkadaşlarımızı selamlıyoruz.

    31 MART HALKIMIZIN TEK ADAM REJİMİNE HAYKIRIŞIDIR

    Elde edilen her sonuçta, AKP’den alınan her belediyede HDP’lilerin emeği inkar edilemeyecek ve bu emek asla zayi olmayacaktır. 31 Mart, halklarımızın tek adam rejimine karşı ‘Êdi bese’, ‘Artık yeter’ haykırışıdır. Bu sonuç, ne bir parti ne de bir kişiye mal edilebilir. Geleceğimiz, bizleri 31 Mart’a taşıyan bu dayanışmanın, kolektif zekanın ve çalışmanın gelişerek sürmesine; demokrasi, özgürlük, eşitlik ve barış mücadelesine bağlıdır. Yolumuz açık olsun. Umudumuz, cesaretimiz ve emeğimiz bol olsun. Hepimize kolay gelsin.”

  • HDP Eş Genel Başkanları oylarını kullandı

    HDP Eş Genel Başkanları oylarını kullandı

    HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ile Sezai Temelli oylarını kullandı. Buldan, “Direk Diyarbakır’a gideceğim. Çünkü kayyımların gidişini Diyarbakır’dan izlemek bana büyük bir zevk verecek” dedi. Temelli ise oy zarfını “Demokrasi kazanıyor” diyerek sandığa attı. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Bakırköy Florya’da bulunan Murat Kölük İlköğretim Okulunda oyunu kullandı. HDP Basından Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Azad Barış, HDP PM üyesi Hatice Ödemiş, HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Esengül Demir, Buldan’a eşlik etti.

    Okul merdivenlerinde Kadir Topbaş’la karşılaşan Buldan, selam vererek birbirlerine “Hayırlı olsun” dileklerinde bulundu. Buldan, oyunu kullandıktan sonra okulun önünde basına kısa bir açıklamada bulundu.

    “KAYYIMLARIN GİDİŞİNİ DİYARBAKIR’DAN İZLEMEK KEYİF VERECEK”

    Buldan, “Çok yoğun bir çalışma sürecini bitirdik. Her şeyi yaptık aslında. Türkiye’nin geleceği için, Türkiye’nin yarınları için çok şey söyledik. Ama hiç bir televizyon kanalının bizim çalışmamızı vermemesi ve bu anlamda çıkarılan engeller çok yoğundu. Seçmenlerimizle buluşmalarımız hakkımıza yansımamış olabilir. Ancak çok çalıştığımızı ifade etmek isterim. Her gün miting meydanlarında HDP’ye söylenen yalanları iftiraları ve bize karşı yapılan farklı bir algıyı yıkmak açısından halkımıza çok şey söyledik. Biz bugün görevimizi yaptık. Ben inanıyorum ki halkımız da bugün sandık başında görevini yapacak. Şimdi oyumu kullandım. Direk Diyarbakır’a geçeceğim. Çünkü kayyımların gidişini Diyarbakır’dan izlemek bana büyük bir zevk verecek” dedi. Açıklamanın ardından buradan ayrıldı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, oyunu Bakırköy’de bulunan Yeşilköy Halil Vedat Fıratlı İlkokulu’nda kurulan 1417 nolu sandıkta kullandı. Oy kullanacakları okula eşi ile birlikte gelen Temelli’ye, HDP Basından Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Azad Barış ve İstanbul İl Eşbaşkanı Esengül Demir ile birlikte çok sayıda partili eşlik etti.

    Oyunu kullanmak için eşi Ayşegül Temelli ile birlikte bir süre sıra bekleyen Temelli, ardından oyunu kullandı. Temelli, oy zarfını sandığa “Demokrasi kazanıyor” diyerek bıraktı.

    “BU SEÇİM TÜRKİYE’DE SİYASETİN DİLİNİ DEĞİŞTİRECEK”

    Oyunu kullandıktan sonra çıkışta basın mensuplarına konuşan Temelli, “Tüm halklarımıza hayırlı olsun diyorum. Rüzgar erken geldi. Bir demokrasi rüzgarı, bir barış rüzgarı esiyor. İnanıyoruz bu seçim Türkiye’de her şeyden önce siyasetin dilini, üslubunu değiştirecek. Siyasettin dilini ayrımcılıktan, nefret söyleminden kurtaracak ve Türkiye’de yeni yaşama, bu yeni yaşamı umut edenlere gerçek anlamda değişim rüzgarı estirecek. Biz buna inanıyoruz. Bir ay boyunca Türkiye’nin her yerinde tüm arkadaşlarımla beraber bu umudun peşinde koştuk ve inanıyoruz ki yarından itibaren Türkiye’de demokrasi adına, barış adına önemli değişimler yaşayacağız. Bugün burada vatandaşlık vazifemizi yaptık ve herkese hayırlı olmasını bir kez daha temenni ediyorum” sözlerini sarf etti.

    Oy kullandıktan sonra İstanbul’dan Ankara’ya hareket edecek olan Temelli, seçim sonuçlarını HDP Genel Merkezi’nden takip edecek.

  • HDP Dersim Mitingi: Dost ve düşman bilsin ki mutlaka kazanacağız-VİDEO

    HDP Dersim Mitingi: Dost ve düşman bilsin ki mutlaka kazanacağız-VİDEO

    PİRHA – Halkların Demokratik Partisi Dersim mitingi ‘Dün başardık bugün de başaracağız’ şiarıyla gerçekleşti. Coşkuyla geçen mitinge Devrimci Güç Birliği temsilcileri, belediye eş başkan adayları, kurum temsilcileri, HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli ve binlerce yurttaş katıldı. 

    HDP Dersim Mitingi ‘Dün başardık bugün de başaracağız’ şiarıyla gerçekleşti.

    HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, seçim çalışmaları kapsamında Akpazar beldesinde ki halk buluşmasının ardından Dersim kent merkezindeki mitinge katıldı. Temelli’nin içerisinde yer aldığı HDP konvoyu sık sık polis ve askerlerce kurulan arama noktalarında bekletildi. Yüzlerce araçlık konvoy ile kente giren HDP konvoyunu halk selamladı. HDP konvoyunun Seyit Rıza Meydanı’nda gerçekleştirilen miting alanına ulaşması ile coşku doruğa çıktı. HDP, DTK, HDK, DBP, ESP, EMEP, Partizan, DDKD başta olmak üzere çok sayıda siyasi parti ile sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı. HDP bayrakları ile donatılan alanda yoğun kar yağışına rağmen binler bir araya geldi. Mitingde “Direne direne kazanacağız” ve “Leyla Güven onurumuzdur” sloganları atıldı.

    “DERSİM DİRENİŞ MİRASINI OMUZLAMIŞTIR”

    Mitingde ilk sözü alan Nurşat Yeşil sözlerine şöyle başladı:

    “Her yolcuyu misafir edendir Dersim, şifa bulunan topraklardır Dersim, sevgiyi, hürmeti senden öğrendik Dersim. Suyundan içen herkes bilir ki; zulme, haksızlığa, boyun eğmemek vardır Dersim’de. Başımız dik, yüreğimiz avucumuzda duruyoruz karşınızda. Dersim direniş mirasını omuzlamıştır. Görkemli bir kadın mücadelesinin mirasçılarıyız.”

    Dersim’in kadınların ve erkeklerin eşit bağdaş kurup oturduğu topraklar olduğunu söyleyen Yeşil, “Analık kültürünün geçtiği bu topraklar kadınların direnişine de öncülük ediyor. Biz kadınlar yaşamın her alanında özgürlüğümüz için mücadele ettik, etmeye de devam edeceğiz. Erkek egemen tekçi militarist zihniyete ve IŞİD barbarlığına karşı kadınlar öncülük ediyor. Kürt kadınlarının başını çektiği bu direnişin bugün başında Leyla Güven duruyor. Kadınlar dün olduğu gibi bugün de baskıya ve zulme karşı direnişin en ön saflarında durmaya devam ediyor” diye konuştu.

    “HALKI YÖNETİMDE SÖZ SAHİBİ YAPACAĞIZ”

    Mutlaka kazanacaklarına vurgu yapan Yeşil, sözlerine şu şekilde devam etti: “Tüm düşüncelere eşit yaklaşım, eşit hizmet üreteceğiz. Yerel demokrasi için çıktığımız bu yolda eş başkanlıktan asla taviz vermeyeceğiz. Dersim’in tarihsel eşitlikçi, asimilasyona karşı öz kültürünün geliştirilmesi için hız kesmeden devam edeceğiz. Dersim’in en önemli sorunlarından işsizliği çözmek ve halkımızın üretimini ortaklaştırmak amacıyla yerelde tarım ve hayvancılık kooperatifleri açacağız. Munzur’da barajlara geçit vermemek için her türlü mücadeleyi halkımızla birlikte yürütmeye devam edeceğiz. Dersim’in talan edilmesine asla izin vermeyeceğiz. Sizlerin ihtiyacına cevap olacak bir yerel yönetim için yola çıktık. 31 Mart’ta Dersim halkı bizle başarıya ulaşacak, halkı yönetimde söz sahibi yapacağız. Dersim’de biz kazanacağız.”

    “ENGELLEMELERE RAĞMEN DİRENİŞİMİZİ KUTLAYACAĞIZ”

    Merkez belediye eş başkan adayı Hıdır Demir, “Dersimli demek baskıları asla kabul etmemek demektir” diyerek başladığı sözlerine şöyle devam etti:

    “Dersim Güç Birliği uzunca yıllar halkla birlikte yönetmeyi öğretti. Birileri rahatsız oldu ki halkın iradesine el koydular ama bu baskıya artık son verdirteceğiz. Baskıyla hiçbir hükümdar, hiçbir sultan asla hüküm sürmemiştir, süremeyecektir. Halkın kültürüne rağmen geldikleri andan itibaren halkı asimile etmeye çalıştılar. Bu zulme karşı dün nasıl başardıysak bugün de başaracağız. Belediyemizi halk meclisleri ile yöneteceğiz. Halk meclislerinde kadınlarla, muhtarlar, gençlerle, halkın temsilcileri ile yönetmeye çalışacağız. Bu karda kışta bütün engellemelere rağmen gelenler olarak direnişimizi tekrar kutlayacağız. Zaferimizi tekrar 31 Mart’ta ilan edeceğiz.

    “GASP EDİLEN HAKLARIMIZI, DOĞAMIZI, SOKAKLARIMIZI ALACAĞIZ”

    Partizan adına söz alan Yusuf Topçu, “Bizi katliamlarla asla yıldıramayacaklar. Şovenist bir aklı Dersim topraklarında var etmeyeceğiz. Bu çelik aldığı suyu unutmayacak. 31 Mart’ta Dersimliler aldığı suyu unutmayacak demeye çağırıyoruz” dedi.

    ESP Genel Başkanvekili Şahin Tümüklü, çok ağır koşullardan geçildiğine dikkat çekti. Tümüklü, “Bir tarafımız bahar bahçeyken, bir tarafımız zulüm, işkence. Biz faşizmin karanlığı karşısında hep birlikte tarih yazdık. Dersim teslim alınmaya çalışıldığın da Dersim hep ayaklandı, 1938’de Zarife Ana’nın öncülüğünde ayaklandı Dersim, Munzur’a karıştı. Oradan aldığımız direnme gücüyle buradayız” dedi.

    Faşizmin karanlığı karşısında Leyla Güven’in bedeniyle ışığı yarattığını ifade eden Tümüklü, “Ortadoğu’yu ışığıyla Baran’laştıranlara selam olsun. Faşizm bütün ülkeyi teslim almaya çalışıyor. Bizi kayyumla teslim almaya çalışıyorlar. Sessizliğe mahkum ederek, teslim almaya çalışıyorlar. Direneceğiz. Her yerde zırhlıları var, nefes alamıyorlar korkudan. Dersim’in tarihinin korkusu bu. Kayyumun karşısında umut olmaya cesaret olmaya devam ediyoruz Devrimci Güç Birliği olarak . 31 Mart’ta sadece belediyelerimizi değil, gasp edilen haklarımızı, doğamızı, sokaklarımızı alacağız. Bu mücadele faşizmi yenene kadar bitmeyecek. Leyla Güven’in açtığı ışıkla IŞİD barbarlığını sona erdiren Baran’ın izinden giderek biz kazanacağız” yılifadelerini kullandı.

    “DERSİM İRADESİNE SAHİP ÇIKACAK”

    EMEP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Türkmen, 2 yıl süren barış sürecinde silahların sustuğunu, insanların ölmediğini kaydetti. Türkmen, “Barış umudunun olduğu ortamda AKP 7 Haziran’da seçimi kaybetti ve ölümlerin olmadığı ortamda kazanamadığını anladı. 7 Haziran’dan sonra barış masasını devirdi. Bu ülkede iktidarı zora girdiğinde zulme başvurur egemenler. Onlar şimdi ‘beka’ diyor ama onlar ‘beka’ dedikçe halk yoksullaşıyor. Tarihte öyle dönemler vardı ki; halka zulmedenlerin zulmünden sessiz kalarak kurtulamazsınız. Haksızlığa karşı çıkarken ayrımsız karşı çıkacaksınız. Bu seçimler tek adam diktatörlüğüne karşı. Bu ülkeye gerçek bir barış seçimlerle gelmeyecek. Ama bu seçimde halkın iradesini çalanlara karşı verilecek bir cevaptır” şeklinde konuştu.

    DBP Eş Genel Başkanı Mehmet Aslan ise tecrite karşı direnen siyasetçiler Selma Irmak, Leyla Güven ve Sebahat Tuncel’e selam göndererek konuşmasına başladı. Aslan, “Bizler 31 Mart sonrası burada elde edeceğimiz zafer mitinginde konuşmak istiyoruz. Dersim’de zaferi elde edeceğiz, şimdiden zaferinizi kutluyorum” dedi.

    HDK Eş Sözcüsü ve HDP Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Dersim’in geçit tanımayanların yurdu olduğunu belirterek şunları söyledi: “Birileri irademize kayyum atadı, doğamıza inancımıza tahammülleri yok. Onlar bizim kültürümüzü yok sayıyorlar diye Dersim yok olmayacak. Dersim tarihinden aldığı güçle ser verip sır vermeyenlerin yolunda ilerlemeye devam edecek. İradesine de sahip çıkacak. Biz de kayyuma verecek el de, oy da yok. Biz Dersim’in mazlumun yanında olacağından eminiz. Biz bedeli ne olursa olsun kayyuma karşı gereken dersi vereceğimizden eminiz.”

    “MÜCADELEYİ ASLA BIRAKMAYACAĞIZ”

    Mitingde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli de şunları kaydetti:

    “Nurhayat Altun’u, Mehmet Ali Kul’u ve Sevgili Edibe Şahin’i cezaevinde ziyaret ettim; sizlere sevgilerini yolladılar. Onlar ne diz çöküyorlar, ne boyun eğiyorlar. Tüm tutsak arkadaşlarımız özgür kalana kadar bu mücadeleyi asla bırakmayacağız, bu mücadeleyi dün olduğu gibi bugün de sürdüreceğiz.

    Sevgili Leyla Güven açlık grevinin 137. gününde. Tam 137 gündür Leyla Güven’in sesine ses, mücadelesine güç katıyoruz. 137 gündür sağır olmuş kulaklara sesleniyoruz: Bu mücadeleye kulak verin. Çünkü bu ülkede adaletsizlik var, hukuksuzluk var, bu hukuksuzluk son bulsun, tecrit son bulsun istiyoruz!
    “31 MART’TA SANDIĞA GİDİYORUZ, SİZ DE İKTİDARDAN GİDİYORSUNUZ”

    Temelli sözlerine şöyle devam etti:

    “İktidara seslendik. Dedik ki ölümler olmasın, maalesef oldu. Cezaevlerinde üç can yitirdik. Bunu durdurabilirdiniz, durdurmadınız! Bu ölümlerin vebali iktidarın boynunadır. Ve durdurmazsanız başka canları da yitirebiliriz. Yasalara uyun, hukukun gereğini yerine getirin! Bunu seçime malzeme yapmayın, bunu siyasete ve seçime malzeme yapanlar acze düşmüştür. Siyaset yapamaz haldedir. Bunun için de halka zulüm, baskı ve şiddetle yaklaşmaktadır. Halkın taleplerini dinlemek yerine sürekli toplumu ayrıştırmakta, bölmektedir.

    Öyle bir hale gelmiş ki bu ülkede yaşayan 20 milyon Kürt’e defolun diyor. Biz de diyoruz ki hiçbir yere gitmiyoruz. Buradayız, 31 Mart’ta sandığa gidiyoruz. Siz de iktidardan gidiyorsunuz.”

    “DOST VE DÜŞMAN BİLSİN Kİ MUTLAKA KAZANACAĞIZ”
    Temelli, son olarak şu çağrıda bulundu:

    “31 Mart’a kadar 7/24 çalışalım. Herkese ulaşalım. Bu kayyımlara karşı bir mücadeledir, tekçiliğe karşı bir mücadeledir, bu faşizme karşı bir mücadeledir. Bu belediye başkanlığı, meclis üyeliği için yapılan bir iş değildir. O yüzden şimdi yan yana gelme zamanıdır.

    Nerede bir Dersimli varsa gelmeli oyunu kullanmalı. 1 oy Türkiye’yi değiştirir 1 oy dünyayı değiştirir. Biliyoruz biz kazanacağız, dost ve düşman bilsin ki mutlaka kazanacağız.”

    PİRHA/DERSİM

  • Temelli: Demokrasi güçlerini iktidara taşıyacağız

    Temelli: Demokrasi güçlerini iktidara taşıyacağız

    HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Arnavutköy’deki halk buluşmasında partililerine seslenerek “Demokrasi güçleri yaşadığımız kentlerde iktidara gelecek. Demokrasi güçlerini hep birlikte tüm ilçelerde ve illerde AKP-MHP iktidarına karşı iktidara taşıyacağız” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, seçim çalışmaları kapsamında İstanbul’un Arnavutköy ilçesinde halk ile buluştu.

    “DEMOKRASİ GÜÇLERİ YAŞADIĞIMIZ KENTLERDE İKTİDARA GELECEK”

    31 Mart’ta sandıklara gitme çağrısı yapan Temelli, “Doğamızı, ağaçlarımızı, kentimizi kurtarmak için sandığa gideceğiz. Kentimizi de, kendimizi de biz yöneteceğiz. Kayyum atanan belediyelerimizin hepsini kazanacağız, kayyumun kırıntısı bile kalmayacak. Van’a, Amed’e, Kars’a giden var mı oy kullanmaya? Süpürgelerinizi almayı unutmayın. Tüm kayyumları süpüreceğiz. İstanbul’da da belediye meclislerinde yer alacağız, yönetimlerde yer alacağız. Demokrasi güçleri yaşadığımız kentlerde iktidara gelecek. Demokrasi güçlerini hep birlikte tüm ilçelerde ve illerde AKP-MHP iktidarına karşı iktidara taşıyacağız” dedi.

  • Hürriyet’in çarpıtma haberine Ekrem İmamoğlu’ndan tepki

    Hürriyet’in çarpıtma haberine Ekrem İmamoğlu’ndan tepki

    Nisan 2018’de Doğan grubundan Demirören Medya’ya satışı gerçekleşen Hürriyet gazetesinin yerel seçim haberi büyük tepki topladı. Habere tepki gösteren CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu, “Yok böyle bir cümlesi ya! Ayıptır, yazıktır, günahtır! Utanın! Düzeltin kendinizi. Bu yalan haberi yapmaktan dolayı, milletin zihninde, kalbinde, vicdanında mahkum olmak istemiyorsanız bu haberi düzeltin kardeşim” dedi. 

    Hürriyet, HDP Eş Başkanı Sezai Temelli’nin söylemediklerini haber başlığına çekti. Gazetenin sosyal medya hesaplarından “HDP Eş Genel Başkanı Temelli’den açık açık itiraf ve tehdit: İstanbul ve Ankara’yı İmamoğlu ve Yavaş değil HDP yönetecek” başlığıyla paylaşılan haberin içerisinde benzer ifadelerin bulunmadığı görüldü.

    Haber içerisinde Temelli’nin şu sözleri aktarılıyor: “Mansur Yavaş da bilecek ki seçilmişse HDP oylarıyla seçilmiştir. HDP’lileri yok sayarak, Kürtleri yok sayarak, Ankaralıları yok sayarak siyaset yapamaz. O da işte bizim gücümüzdür. Ekrem İmamoğlu seçilmişse bilecek ki o kentte yaşayan 3 milyon Kürt’ün oyuyla seçilmiştir. Kürtlere rağmen siyaset yapamayacağını bilecektir. Yapmaya çabalarsa zaten siyaseten bir karşılığı olmayacaktır. O kentin belediye başkanı olmayacak, o olsa olsa o kentin kayyumu olur. Biz bu riski alıyoruz. Seçmenlerimize diyoruz ki biz bu riski alacağız ve Türkiye’yi değiştireceğiz.”

    Temelli’nin İstanbul ve Ankara’yı HDP’nin yöneteceğine dair herhangi bir iması ise bulunmuyor.

    Hürriyet’in haberi sonrası seçmenlerden gazeteye tepki yağdı. Birçok yorumda “A Haber’e dönüştünüz” ifadesi kullanıldı. Ekrem İmamoğlu da Mardin’deki halk buluşmasında haberi tabletinden göstererek gazeteye “Yok böyle bir cümlesi ya! Ayıptır, yazıktır, günahtır! Utanın! Düzeltin kendinizi. Bu yalan haberi yapmaktan dolayı, milletin zihninde, kalbinde, vicdanında mahkum olmak istemiyorsanız bu haberi düzeltin kardeşim. Söylenmemiş sözleri, söylenmiş gibi manşet yapan Hürriyet Gazetesi ve CNN Türk internet sitesini derhal bu yalan habere son vermeye ve özür dilemeye davet ediyorum” dedi.

    https://twitter.com/TulinAltinok/status/1107034037124763648?ref_src=twsrc%5Etfw%7Ctwcamp%5Etweetembed%7Ctwterm%5E1107034037124763648&ref_url=https%3A%2F%2Fwww.birgun.net%2Fhaber-detay%2Fhurriyetin-carpitma-haberine-buyuk-tepki.html

  • Temelli Leyla Güven’i ziyaret etti: Sağlığı kritik aşamada-VİDEO

    Temelli Leyla Güven’i ziyaret etti: Sağlığı kritik aşamada-VİDEO

    Cezaevlerindeki teciridin kalkması için 105 gündür açlık grevinde olan HDP Hakkari Milletvekili ve DTK Eş Başkanı Leyla Güven’i ziyaret eden HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, “Bir an önce tecridin sonlanması için duyarlılık göstermeliyiz. Adalet Bakanı’nın kendisi bir an önce uyması gereken yasalara uymalıdır” diye seslendi.

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven, cezaevlerindeki tecridin kaldırılması talebiyle başlattığı süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemi 105’inci gününde. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Leyla Güven’i Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinin Bağcılar Mahallesi’nde bulunan evinde ziyaret etti.

    Temelli’ye, milletvekilleri Semra Güzel, Remziye Tosun ve Saliha Aydeniz ile birlikte HDP Diyarbakır İl Eş Başkanı Mehmet Şerif Çamcı ve belediye Eş Başkan adayları eşlik etti. Temelli, kısa süren görüşme ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

    “TECRİT KIRILMADIĞI İÇİN HUKUKSUZLUK HER TARAFI KAPLADI”

    Leyla Güven’in açlık grevi eyleminin 105’inci gününde devam ettiğini hatırlatan Temelli, “Leyla başkan tecridin sonlanması için kararlı bir mücadele ortaya koyuyor. Bu kararlılıkla mücadeleye devam ediyor. Türkiye halklarına sevgi ve selamlarını iletti. Bu mücadelenin Türkiye halkları, Türkiye kamuoyunun barış ve demokrasisi olduğunu bir kez daha dile getirmiştir. Türkiye’de tecrit kırılmadığı için, hukuksuzluk Türkiye’nin her tarafını kapladı. Türkiye demokrasiden uzaklaştı, savaş koşullarından kendisini kurtaramadı, toplumsal barış çöktü” dedi.

     “TOPLUMSAL BARIŞIN ESAMESİ OKUNMUYOR”

    “Türkiye’nin hiç bir yerinde toplumsal barışın esamesi okunmuyor” diyen Temelli, “Otoriter rejimin halka saldırıları söz konusu. Sadece Leyla Güven değil, Türkiye cezaevlerinde 300’den fazla tutuklu, Sebahat başkan, Selma Irmak ve dünyanın birçok yerinde eyleme katılan arkadaşlarımız var. Hepsinin ortak sözü; demokrasi ve barıştır. İmralı Adası’nda tecrit sürdükçe, Türkiye demokrasi konusunda adım atamıyor. Demokratik siyaset için de çözüm üretemiyor. Bir tavır koymak istiyorsak, Leyla Güven’in sesine kulak vermeliyiz” ifadesinde bulundu.

     “TECRİDİN SONLANMASI İÇİN DUYARLILIK GÖSTERMELİYİZ”

    Adalet Bakanı ve Türkiye halklarına açlık grevleri noktasında duyarlılık çağrısında bulunan Temelli, şunları söyledi:

    “Bir an önce tecridin sonlanması için duyarlılık göstermeliyiz. Adalet Bakanı’nın kendisi bir an önce uyması gereken yasalara uymalıdır. Yasanın gereğini yerine getirmelidir. İmralı’daki mutlak tecride derhal son vermelidir. Aile ve avukatları ile görüştürülmelidir. Bu düzenli olarak gerçekleşmelidir. Bu görüşmenin engellenmesi Türkiye’ye bir yarar getirmemiştir. Türkiye’yi içinden çıkılmaz sorunlara götürüyor. İktidar buna duyarsız kalmamalıdır. Bir an önce bunu sonlandırmalıdır.”

     “LEYLA GÜVEN’İN SAĞLIĞI KRİTİK AŞAMADA”

    Leyla Güven’in sağlık durumunun kritik aşamaya ulaştığını ifade eden Temelli, “Bu konuda herkes kendine düşeni yapmalıdır. Şebnem hocam (Şebnem Korur Fincancı) yanında. Sağlık durumunu incelemektedir. Tıbbi açıdan açıklama yapacaklardır. Aldığım bilgi sağlık durumunun ciddi duruma ulaştığıdır. Bir an önce atılması gereken adımlar atılmalıdır” uyarısında bulundu.

    “100’ÜNCÜ GÜNDE DUYARLILIK ORTAYA ÇIKTI”

    Güven’in açlık grevi eyleminin 100’üncü günü olan 15 Şubat’ta HDPli vekillerin Diyarbakır’a yaptığı yürüyüşe ilişkin soruyu yanıtlayan Temelli, “100 gün boyunca ortaya çıkmayan bir duyarlılık, 100’üncü günde ortaya çıkmıştır. Her ne kadar İçişleri Bakanı bu sesin duyulmaması için elinden geleni yaptıysa, bu ses duyuldu. Bugün 105’inci gün, aynı duyarlılık sergilenmelidir. Bu ziyaretimiz bir girişimdir, buradan sesleniyorum; kendilerini yasalara uymaya çağırıyorum. Hukuk dışı bir talep söz konusu değil. İktidara, yasalara riayet etmeleri noktasında sesleniyorum” ifadesinde bulundu.

     “TECRİT BÜTÜN SORUNLARIN KAVŞAĞINDADIR”

    Kamuoyunun sessizliğini eleştiren Temelli, şöyle devam etti:

    “Kamuoyunun duyarsızlığı, kayıtsızlığı devam ediyor. Tecrit, Türkiye’deki diğer sorunlardan yalıtılarak ele alınacak bir mesele değildir. Tecrit ve Kürt meselesi bütün sorunların kavşağındaki sorundur. Zaten yaşadığımız karanlık kabusun temel nedeni budur. Türkiye bunu geçmişte de yaşadı. 2 yıllık süreçte tanıklık etti. Şimdi o tanıklık etmiş olan kamuoyuna sesleniyorum; demokratik siyasetin neler yapabileceğini gördünüz. Barışın tesisini hissettiniz. Bu konuda üzerinize düşeni yapın.”

    Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan’ın 12 Ocak’ta İmralı Adası’nda yaptığı görüşmeye dair soruyu yanıtlayan Temelli, “Bizimle de kamuoyu ile  paylaşılan aynı şeydir. Asrın Hukuk Bürosu’nun yaptığı açıklama dışında farklı bir şey yok” dedi.

    Açıklamasına AİHM ve CPT’nin sessizliğini eleştirerek devam eden Temelli, “AHİM’in sergilediği ikircikli tutumu defalarca söyledik. Avrupa’da da duyarlılık başladı. Konuyu gündemlerine taşıdık, taşımaya da devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

     “YASALARA UYUN”

    AKP iktidarına uyarıda bulunan Temelli, “Yasalara uyun, hukukun gereği ne ise onu yapın. Başka nereye gidecek gibi kimse fal açmasın. Türkiye’nin maceralara değil, toplumsal barışa, demokrasiye ihtiyacı var. En azından iktidar yapması gerekeni yapmalıdır. Diğer konularda yapması gerekenleri 31 Mart’ta kendisi görecektir. Bunları Kürt halkına dayatarak hiç bir şekilde geleceğinin olmadığını gördüler, 31 Mart’ta bir kez daha görecekler. Bu insan hakları konusudur. Üç beş belediyeye kurban edilmemelidir. İnsan hakları ve hukuktan kopup, seçim peşinde koşuyorsa, yanlıştır. Türkiye’nin geleceği demokrasiden, barıştan geçer” diye belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yürüyüşlerine izin verilmeyen HDP’liler Galatasaray Meydanı’na tek tek yürüdü-VİDEO

    Yürüyüşlerine izin verilmeyen HDP’liler Galatasaray Meydanı’na tek tek yürüdü-VİDEO

    PİRHA – Galatsaray Meydanı’na yürüyüşlerine izin verilmeyen HDP eş başkanları ve milletvekilleri Hill Otel önünde basın açıklaması yaptılar. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, yürüyüşlerine izin vermeyen İçişleri Bakanı’na şöyle seslendi: “Eğer sizi yürütürsem adam değilim’ diyen İçişleri Bakanı milletvekillerini yürütmemekle adam olunmayacağını bilmelidir. Ancak ve ancak ölümleri durdurmak insan olmanın gereğidir” dedi. 

    Tecridin kaldırılması için açlık grevi başlatan HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven açlık grevinin 96. gününde. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli ile milletvekilleri cezaevlerine yayılan açlık grevlerine ve tecride dikkat çekmek için Taksim Hill Otel’de toplanarak Galatasaray Meydanı’na yürüyüp karanfil bırakmak istedi ancak polis izin vermedi.

    Polisin izin vermemesi sonucunda HDP eş genel başkanları ve milletvekilleri Hill Otel’in önünde basın açıklaması ve oturma eylemi yaptı.

    “İŞTE TECRİDİN FOTOĞRAFI BURADA”

    İlk olarak konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Türkiye’de bir duyarlılık yaratmak için burada bir araya gelerek milletvekilleriyle birlikte Taksim’den Galatasaray’a yürümek ve orada bir açıklama yapmak istediklerini kaydetti. Türkiye’nin bir hukuk devleti olmasını istediklerini belirten Temelli, “Bu ülkede demokrasinin, demokratik bir Cumhuriyetin var edilmesini istiyoruz. Hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve yargı bağımsızlığını savunuyoruz. Bütün bunların olabilmesi için tecridin bir an önce sonlanması gerektiğini dile getiriyoruz. Leyla Güven de tam 96 gündür sesini bu amaçla yükseltiyor. Onun sesine ses katmak mücadelesine ortak olamak için buradayız” dedi.

    “TÜRKİYE TECRİT ALTINDADIR”

    Bu mücadelenin tüm Türkiye’nin mücadelesi olduğunu vurgulayan Temelli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu mücadele tüm Türkiye’nin barış, demokrasi, özgürlük talebiyle ortaya çıkmış bir mücadeledir. O yüzden tecridin kırılmasını istiyoruz. Her hükümlünün en temel hakkı olan aile ve avukatlarıyla görüşme hakkının sayın Öcalan’dan esirgenmesi aslında büyük bir hukuksuzluğun en önemli referans noktasıdır. O yüzden tecridin kırılması aslında Türkiye’de bir hukuk mücadelesidir. Sevgili basın mensupları tecridin fotoğrafını görmek istiyorsanız işte biz bugün bu fotoğrafı size gösteriyoruz. ‘İşte Türkiye tecrit altındadır’ diyoruz. Evet bir abluka altındadır Türkiye. Bugün Taksim Meydanı’nda da bu abluka kendini teşhir etmiştir, hukuksuzluk kendini teşhir etmiştir, yasa tanımazlık kendini burada bu ablukayla teşhir etmiştir. İşte tecrit budur. Tecrit insan haklarına müdahaledir. Tecrit insan haklarını yok saymaktır. Leyla Güven açlık grevinin 96’ıncı günü de sürekli bunu dile getirdi. Biz bu ülkeye demokrasinin barışın gelmesini istiyorsak insan haklarından, demokrasiden, hukukun üstünlüğünden, yargı bağımsızlığından yana taraf olduğumuzu cesaretle ilan etmeliyiz. Türkiye’deki tüm kamuoyuna, tüm demokrasi güçlerine, emekçilere, kadınlara sesleniyorum. Gelin demokrasiden, barıştan, insan haklarından, hukukun üstünlüğünden yanan taraf olun. Yargı bağımsızlığını, tarafsızlığını savunun. Bunu hep birlikte başarabilirsek bu tecride son verebilirsek Türkiye’nin yolu açılacaktır. Bu ceberut devlet anlayışı, Cumhur İttifakı denen bloğun geriletilmesi ancak ve ancak demokrasi cephesinde yan yana gelmemizle mümkündür ancak o zaman bu ülkede ifade özgürlüğünü, basın özgürlüğünü var edebilir, demokratik siyasetin önünü açabiliriz. Anayasayı ihlal etmek artık olağanlaşmışsa, emniyet güçleri bunu sıradan bir olay gibi yapıp burada vekillerin önünü çok kolay kesebiliyorsa artık bu ülkede ne hukuk kalmıştır, ne yargı bağımsızlığı ne de idarenin yasaları tanıması kalmıştır. Bu bir yasa tanımazlık, suçtur. Bu suçu bugün sizlerin önünde yine bu iktidar ve onun kolluk güçleri işlemiştir. Biz tüm bu suçlara karşı adaletsizliğe ve yasa tanımazlığa karşı Leyla Güven’in sesine ses katmaya, açlık grevi mücadelemizi yükseltmeye ve tecridi sonlandırma mücadelemize devam edeceğiz. Bu bir hukuk mücadelesi, demokrasi mücadelesidir.”

    “İÇİŞLERİ BAKANI VEKİLLERİ YÜRÜTMEMEKLE ADAM OLUNMAYACAĞINI BİLMELİ”

    Arkasından söz alan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan da “Hep birlikte bir kez daha tecrit edildik. Şu anda sadece biz değil sizler de tecrit altındasınız” diyerek ülkedeki baskıya dikkat çekti. Galatasaray Meydanı’na yürümelerinin İçişleri Bakanının talimatıyla engellendiğini dile getiren Buldan, şunları kaydetti:

    “Eğer sizi yürütürsem adam değilim’ diyen İçişleri Bakanı milletvekillerini yürütmemekle adam olunmayacağını bilmelidir. Ancak ve ancak ölümleri durdurmak insan olmanın gereğidir. Bizler bugün Leyla Güven’in 96’ıncı gününde cezaevlerinde diğer arkadaşlarımızın da uzun süredir süresiz ve dönüşümsüz açlık grevinde olduğu bir dönemde Galatasaray Lisesi’nin önüne gidip tecridin bir an önce kaldırılması, Leyla ve arkadaşlarının yaşaması için bir farkındalık yaratmaya çalışacaktık. Ancak bugün bir kez daha gördük ki İçişleri Bakanı hukuksuz bir şekilde milletvekillerinin gidişini engellemeye çalışmaktadır. Evet adam olmak insan olmak demek değildir. İnsan olmak ölümlere dur demektir, ölümleri engellemektir. Bu şekilde bu ülkeyi yönetenler bilmelidir ki bizler haklı ve meşru taleplerimiz her zaman her yerde dile getireceğiz. Bu mücadele bize 40 yıldır dayatılan haksızlıklar ve hukuksuzluklar üzerinden, ölümler, cezaevleri ve işkenceler üzerinden dayatılan meşru bir haktır. Biz 40 yıldır bu mücadeleyi veriyoruz. Özgürlük, barış, demokrasi mücadelesini biz işçileri bakanından öğrenmedik. Geçmişte de bu ülkeyi yönetenler bize aynı şekilde davrandılar ama biz hiçbir zaman ilkelerimizden taviz vermedik. Bu ülkeye barışın, demokrasinin, adaletin, özgürlüklerin gelmesi için her türlü bedeli ödedik… Artık dile bile kolay olmayan bir süreçteyiz. Biz açlık grevinde olan arkadaşlarımızın yaşamını yitirmesine asla izin vermeyeceğiz. Bunun için bugün buradayız.”

    Basın açıklamasının ardından Hil Otel önünde oturma eylemi yapan milletvekilleri ve eş başkanlar Galatasaray Meydanı’na çıktı. Oturma eyleminin ardından otelden tek tek çıkan milletvekilleri İstiklal Caddesi’nin başında üzerinden Leyla güven’in resminin bulunduğu önlükleri çıkararak Galatasaray Meydanı’na tek tek yürüdüler. Galatasaray Meydanı’nda polis barikatıyla karşılaşan milletvekilleri balık pazarından Tarlabaşı’nda bulunan HDP ile binasına doğru sloganlar atarak yürüdüler. Yol boyu “Direne direne kazanacağız”, “Biji berxwedana Leyla”, “Leyla Güven onurumuzdur”, “Jin Jiyan Azadi” sloganları atarak HDP il binası önünde yürüyüşlerini sonlandırdılar.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Bakırköy’de binler Leyla Güven’e ses verdi: Barışın sesi burada, meydanlarda-VİDEO

    Bakırköy’de binler Leyla Güven’e ses verdi: Barışın sesi burada, meydanlarda-VİDEO

    PİRHA-HDP’nin İstanbul Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda düzenlediği mitingde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Türkiye’deki sorunların çözümü için önce Kürt sorununun çözülmesi ve PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması gerektiğini kaydetti. Bu taleple 88 gündür açlık grevini sürdüren HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in sesine şimdi ses vermek gerektiğini vurguladı. 

    HDP bugün İstanbul Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda “Emek, barış ve adalet mitingi” düzenledi. PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için 88 gündür açlık grevinde olan HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in talebine ses vermek ve cezaevlerine yayılan açlık grevlerine dikkat çekmek amacıyla düzenlenen mitinge binlerce kişi katıldı.

    HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli mitingte yaptığı konuşmada ülkede adaletsizliğin sürdüğüne dikkat çekti. Temelli, ülkeye barışın, adaletin ve demokrasinin gelebilmesi için önce öncelikle PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride son verilmesi gerektiğini kaydetti. Leyla Güven’in 88 gündür tecridin kaldırılması için çalık grevini sürdürdüğünü belirten Temelli, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “BU SESE KULAK VERİN”

    “Bu yükselen sese ses katmalıyız. Daha fazla geç kalmadan, daha büyük sorunlara sürüklenmeden yetkililere çağrı yapıyorum, istenen bir haktır, hukuktur, gasp edilmiş bir hakkın yerine getirilmesidir. Bu sese kulak verin ve tecridi sonlandırın. Aile ve hukukçu görüşü sağlanmalıdır. Bu tecrit kırılana kadar bu mücadeleyi büyüterek sürdüreceğiz. Çünkü tecrit Türkiye’ye, kadınlara, emekçilere uygulanıyor. Bu ülkeye demokrasi ve barış gelmesi için bu mücadelede buluşacağız. Çünkü bizim bir sevdamız, bir fikrimiz var. İşte bu sevda bu fikirdir bizi yan yana getiren. Ortak vatanda demokratik, cumhuriyet, demokratik ulustur, barıştır, özgürlüktür bizim sevdamız. Bu fikirlerle yola çıktık ve HDP’yi kurduk. Herkesi bu mücadeleye davet ettik. Yeter ki barış, demokrasi olsun, bu ülkede insanlar aç yatmasın, yoksulluğa mahkum olmasın diye. Bunun adı radikal demokrasidir, barıştır, Türkiye’nin geleceğidir.

    “KÜRT MESELESİNDE ÇÖZÜM İSTİYORSANIZ TECRİDE SON VERİN”

    Bütün bu ülkede yaşanan sorunların kavşağında tecrit vardır. Türkiye’deki sorunların çözümü için Kürt meselesinde çözüm istiyorsanız bu tecride son vereceksiniz. Bu konunun muhatabı sayın Öcalan’dır. Bu ülkenin bütün vicdanlı insanları 2013-2015 arasında barışın mümkün olabileceğine, bir arada yaşanabileceğine tanıklık etti. Tüm bu yaşananlara rağmen Kürt meselesinin çözümü adına atılan o güçlü adıma rağmen bu iktidar karanlıklarda çökertme planı hazırlıyormuş. Çünkü tek dertleri savaştan, kandan beslenmek. Bu düşmanlığı, zulmü, şiddeti büyüterek iktidarda kalmanın yolunu yöntemini geliştiriyorlar. Buna son vermeliyiz. İşte o nedenden dolayı tecridi sonlandırmalıyız. Leyla Güven’in sesine şimdi ses katmalıyız. Eğer buna son vermezsek bu ülke çok daha büyük acılar yaşayacak, daha büyük krizlere sürüklenecek.

    “BARIŞIN SESİ MEYDANLARDA, SOKAKLARDA”

    Bu ülkede artık yargı bağımsızlığı tarafsızlığı yok. İnsan hakları ihlalinde dünya birincisi. Bu ülkede hukukun üstünlüğü yok. Devlet hukuku çiğniyor. Yasaları tanımıyor. AİHM’in Selahattin Demirtaş ile ilgili verdiği kararı yok sayıyor. Uydurma fezlekelerle, yalanlarla arkadaşlarımızı yargılıyorlar. Adalet mahkeme salonlarını terk etmiş. Biz sizin bu kararlarınız tanımıyoruz, tanımayacağız. Onların bir suçu yok, onların bir sevdası var. Ama siz yargıyı talimatlarla yöneterek suç işliyorsunuz. Biz diyoruz ki bu ülkeye adalet geldiğinde bu suçu işleyenleri mutlaka yargının önüne çıkartacağız. Bu adaletsizlik hüküm sürdükçe barışın yolu tıkalıdır. Dünyanın her yerinde saygınlıkla anılan ve barış mücadelesi yapan arkadaşlarımız yargılanıyor. Yüzlerce barış akademisyenini cezalandırıyorlar. Neden? Barışın sesi duyulmasın diye. Bu mümkün mü? İşte barışın sesi burada, meydanlarda, sokaklarda.

    “SURİYE’NİN GELECEĞİNE ORANIN HALKLARI KARAR VERECEK”

    Bugün Suriye’de, Afrin’de, Rojava’da ne yaptıkları ortada. Suriye’de de çözümsüzlük devam etsin diye Suriye’ye yönelik nefret söylemlerine devam ediyorlar. Afrin’de yaptıklarını Rojava’da da yapmaya çalışıyorlar. Biz diyoruz ki Suriye’nin geleceğine oranın halkları karar verecek. Suriye’den elini çek, Afrin’den alini çek diyoruz. Bizlerin mücadelesi Suriye’de barış içindir, Türkiye’de demokrasi, toplumsal barış içindir, bu zulüm sonlansın diye bu adaletsizlik bitsin diyedir.

    “KENTLERİMİZİ, HAYATLARIMIZI BUNLARIN ELİNDEN HEP BİRLİKTE KURTARACAĞIZ”

    Zulüm ve adaletsizlik her yerde. Her gün 6 işçi yaşamını yitiriyor. Bu sömürü düzeni devam etsin diye. Bu düzenden bu saray beslensin diye. Şimdi kalkmışlar çevreye duyarlı kentler var edeceklermiş. Bu kenti betonla kaplayıp yaşanmaz hale getiren kendileri değilmiş gibi sanki 16 yıldır ülkeyi bunlar yönetmiyormuş gibi çevreye duyarlı kentler var edeceklermiş. Kim inanır bunlara. Kadına yönelik şiddet devam ediyor. Kadın düşmanı iktidar her gün yeni nefret söylemleri üretiyor. Kentlerimizi, hayatlarımızı bunların elinden hep birlikte kurtaracağız.

    “BU MÜCADELEYE HERKESİ DAVET EDİYORUZ”

    Yerellerde halkımızı iktidara taşıyacağız. Sadece kayyumları geri almakla kalmayacağız, yerel demokrasiyi inşa edeceğiz. Yöneten biz üreten biz olacağız. Kayyumları süpürüp atmak yetmez. Bu AKP-MHP bloğunu Türkiye’nin her yerinde yok edeceğiz. Doğa talanına son vermek için mücadele edeceğiz. Bunu hep birlikte başaracağız. Yerellerde iktidara gelmek demek barışın yolunu açmak demek, tecridi kırmak demek. Sürgündeki tüm yoldaşlarımıza kavuşmak demek, bir başka Türkiye’yi hep birlikte var etmek demek. Bu rejimden bu ülkeyi kurtarmak için 31 Mart çok önemlidir. Her şeyi tekleştiren bu zihniyete karşı tüm farklılıklarımızla birlikte buradayız, varız var olacağız demektir. Mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu mücadeleye herkesi davet ediyoruz.

    HDP Ağrı Miletvekili Dilan Dirayet Taşdemir ise konuşmasını Kürtçe yaptı. Taşdemir Leyla Güven’in talebinin haklı olduğunu ve PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması gerektiğini dile getirdi.

    Ardından MKM sanatçısı Nurcan Değirmenci türküler seslendirdi.

    “HAKİKATİN GERÇEKLEŞMESİ ENGELLENEMEZ”

    HDK Eş Genel Sözcüsü Sedat Şenoğlu da yaptığı konuşmada şunları kaydetti:

    “Pir Sultan yüzyıllar önce dedi ki ‘dönen dönsün ben dönmezem yolumdan.’ İşte Leyla Güvenlerin yolu böyle bir yol. Geri dönülmez, boyun eğilmez bir yol. Bu yol engellenemez. Hakikatin gerçekleşmesi engellenemez. Canlarını eşitlik, demokrasi, özgürlük için hiç tereddütsüz ortaya koydular. Bundan daha iradeli, büyük, insani, vicdani, devrimci bir yol var mı yok. Bundan daha büyük erdemli, özgürlük yolunu açan bir irade var mı. Yok. O zaman onların takipçisi olacağız.

    Onlar diyorlar ki ‘Kürt sorunu demokratik barışçıl bir şekilde çözülsün, halklar arasındaki düşmanlık son bulsun, katliamlar son bulsun. Halklar binlerce yıl birlikte yaşadı bu devam etsin. Faşist yasaklar ortadan kaldırılsın, demokratik siyasetin önü açılsın, demokratik bir cumhuriyet kurulsun.’ Bundan daha meşru bir talep var mı? Yok.

    “EKMEK, SU KADAR ADALETE, ÖZGÜRLÜĞE İHTİYACIMIZ VAR”

    O zaman biz bu yola gönlümüzü koymamız lazım. Bunun için tereddüt göstermememiz lazım. Yol uzun ama geri dönülmez bir yoldur. Leyla Güvenlerin canına can katmamız lazım. Canımızı, irademizi onların yanına koymamız lazım. Dayanışmamızla, direnişimizle, irademizle yapmamız lazım. Bunu başaralım ki o zaman İmralı’dan halkların baharı Newroz’a bir yol açılsın. Bunu başaracağız. Çünkü buna inanıyoruz. Ekmek kadar su kadar adalete, özgürlüğe ihtiyacımız var ve bunun anahtarı İmralı’da.

    Mitinge Leyla Güven canlı bağlandı.  Güven “Hepinizi Amed zindanlarının direniş ruhuyla selamlıyorum. Yürüttüğümüz mücadelede, gösterdiğiniz dirençlilik için hepinize saygılarımı ve sevgilerimi iletmek istiyorum. İyi ki varsınız. Yaşasın halkların kardeşliği” diye konuştu.

    Miting halaylarla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İsviçre’nin Basel kentinde Can TV ile Dayanışma Gecesi düzenlendi

    İsviçre’nin Basel kentinde Can TV ile Dayanışma Gecesi düzenlendi

    PİRHA-İsviçre’nin Basel kentinde Can TV ile Dayanışma Gecesi düzenlendi. Gecede konuşan HDP Eş Genel Başkanı Temelli, “Nasıl Kürt düşmanlığı savaş üzerinden büyüyorsa, Alevi düşmanlığı da Diyanet üzerinden büyüyor” dedi. 

    İsviçre’nin Basel kentinde Can TV ile Dayanışma Gecesi düzenlendi. Geceye HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Demokratik Alevi Federasyonu FEDA temsilcileri, Maraş Girişimi temsilcileri, Dersim İnsiyatifi temsilcilerinin yanında çok sayıda kişi katıldı.

    Sunuculuğunu Abidin Çetin ve Ayten İnal’ın yaptığı gecenin açılışı Pir Hüseyin Bildik’in okuduğu gulbeng ile başladı. Ardından FEDA temsilcileri, Maraş Girişimi temsilcileri, Dersim İnsiyatifi temsilcileri kısa bir selamlama konuşması yaptı.

    “FAŞİST ABLUKA BÜTÜN KESİMLERİ KAPLIYOR”

    Gecede konuşan Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, ırkçı faşist ablukanın bütün kesimleri kapladığı bir abluka olduğunu kaydederek, Zarife’den Alişer’e, Seyid Rıza’dan, Pir Sultan’a mücadele yürütenlerin geleneğini devraldıklarını belirtti.

    HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli ise gecede gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    “KOCA BİR ÜLKE TECRİT ALTINDA”

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in 8 Kasım 2018’de, “Abdullah Öcalan’a dönük tecridi protesto etmek için” başladığını duyurduğu açlık grevi eyleminin devam ettiğini belirten Temelli, şöyle konuştu:

    “Koca bir ülke tecrit altında. Çünkü tecrit demek savaş demek, tecrit demek zulüm demek. Ya tecrit ya demokrasi, ya tecrit ya barış. Demokrasiden yana olanlar tecride karşı mücadeleyi büyütüyor. Biz HDP olarak bir fikir etrafında buluştuk. Önce HDK’yi kurduk, o fikir bizi yan yana getirdi. Bütün farklılıklarımızla yan yana geldik, HDK’yi ve HDP’yi büyüttük. Bu topraklarda, bu coğrafyada yaşayan tüm halklara barış gelsin diye, bir arada yaşam var olsun diye.”

    Türkiye’de hukuk ve adaletin olmadığını söyleyen Temelli, “Talimatla çalışan bir hukuk sistemi var. O denli çürüdü ki hukuk sistemi, mahkeme salonları Saray’ın tam da istediği şekilde hareket eden birer araca dönüştü. Aslında Saray’ın istediği o adaletsizliği, o savaş hukukunu var ediyorlar. İnsanları ayrıştırıyorlar” dedi.

    “ALEVİ DÜŞMANLIĞI DİYANET ÜZERİNDEN BÜYÜYOR”

    Bütçe kaynaklarının büyük bir kısmının Diyanet İşleri Başkanlığı’na ayrıldığını ifade eden HDP Eş Genel Başkanı Temelli, “Nasıl Kürt düşmanlığı savaş üzerinden büyüyorsa, Alevi düşmanlığı da Diyanet üzerinden büyüyor. Bir yanıyla savaş, bir yanıyla şiddet, bir yanıyla barışı, bir yanıyla toplumsal barışı bombalıyorlar. Savaş için Kürt düşmanlığı, şiddet için Alevi düşmanlığını toplumun içine yaymaya devam ediyorlar” şeklinde konuştu.

    Temelli, Alevi toplumunun en temel değerlerinin iktidar tarafından yok sayıldığını söyledi.

    “31 MART’TA YEREL YÖNETİMLER EL DEĞİŞTİRECEK”

    31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerde kayyım atanan belediyelerden daha fazlasını kazanacaklarını söyleyen Temelli, “Tüm Türkiye’de cumhur ittifakı denen faşist iktidarı geriletmek için HDP olarak üzerimize düşen sorumluluğun gereğini var edeceğiz. 31 Mart’ta Türkiye’nin batısında da yerel yönetimler el değiştirecek ve biz orada da temsil edileceğiz. Bu sayede hep birlikte yerel demokrasiyi inşa edeceğiz. Atacağımız bu adım beraberinde büyük bir dönüşümü getirecek” dedi.

    Gecede sanatçılar Mercan Erzincan, Hasan Sağlam, Grup Abdal, Maraş Sanatçılar Topluluğu, Venge Domanune ma eserlerini seslendirdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Temelli, Mersin Cemevi’nde: Alevilere ve Kürtlere yönelik ciddi nefret söylemi var-VİDEO

    Temelli, Mersin Cemevi’nde: Alevilere ve Kürtlere yönelik ciddi nefret söylemi var-VİDEO

    PİRHA-Mersin Cemevi’ni ziyaret eden HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Türkiye’de Alevilere ve Kürt’lere yönelik ciddi bir nefret söylemi olduğunu, iktidarın da bundan beslendiğini kaydetti. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Mersin Cemevi’nin ziyaret etti. Temelli’yi AKD Mersin Şubesi Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz ve cemevi yönetimi karşıladı. Ziyarette Temelli ile birlikte milletvekilleri Meral Danış Beştaş, Kemal Peköz de yer aldı.

    Görüşmede yapılan konuşmalarda muhaliflere yönelik baskı ve gözaltılar, Alevilere yönelik asimilasyon politikaları konuşulurken HDP’nin tüm bu baskılara karşı dayanışmayı büyütmeye çalıştığı ifade edildi.

    “ALEVİLERE VE KÜRT’LERE YÖNELİK CİDDİ NEFRET SÖYLEMLERİ VAR”

    Alevi toplumunun dile getirdiği değerlerin Türkiye’deki demokrasi meselesine en önemli katkıyı sağladığını belirten Temelli, Türkiye’de özellikle Kürtler ve Alevilere yönelik ciddi bir nefret söylemi ve ötekileştirme çabası olduğunu, iktidarın da bunlardan beslendiğini kaydetti. Bir arada yaşamanın erdemini en iyi ifade edenin Alevi toplumu olduğunu söyleyen Temelli, “Bu sadece bir inanç meselesinin ötesinde bir arada yaşama iradesini ortaya koyma. Ama inanç meselesi olarak da baktığımızda gerçekten çok ciddi sorunların yaşandığı bir dönemdeyiz. Hatırlıyorum 24 Haziran seçimi öncesi çıktı Erdoğan dedi ki ‘Cemevlerine yasal statü vereceğiz’. 16 yıl sanki iktidarda değilmiş gibi seçim geçti yine ortada yoklar. Hiçbir şey yok. Bu yalanlardan bezmiş durumda bu memleket” şeklinde konuştu.

    “BİR YALAN ÜZERİNDEN BİR ZİHNİYET ÜLKEYİ ELE GEÇİRMİŞ DURUMDA”

    Seyit Rıza’nın asılırken söylediği “Ben sizin yalanlarınızla ve hilelerinizle baş edemedim bu bana dert oldu. Ben de sizin önünüzde diz çökmedim bu da size dert olsun” sözlerini hatırlatan Temelli, “Bir yalan üzerinden bir zihniyet ülkeyi adeta ele geçirmiş durumda. Bunun belki de en katmerlisini bu iktidar hayata geçiriyor” dedi.

    Temelli, Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz’a önümüzdeki dönemde yapacakları çalışmalar için başarılar diledi.

    PİRHA/MERSİN 

  • Temelli: HDP’li bulamazlarsa soğanları gözaltına alıyorlar

    Temelli: HDP’li bulamazlarsa soğanları gözaltına alıyorlar

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, partisinin haftalık grup toplantısında konuştu. Temelli, “Kampanyalarını HDP karşıtlığı üzerinden yürütüyorlar. HDP’li bulamazlarsa soğanları gözaltına alıyorlar” diyerek “hastalıklı olan iktidarı faşizmin çöplüğüne atacağız” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, partisinin haftalık grup toplantısında konuştu. Grup toplantısına bu hafta Karadeniz’den gelen yurttaşlar ve ekolojistler katıldı.

    Temelli, HDP’nin Türkiye partisi olduğu ve Türkiye’nin her yerinde olduğu vurgulayarak, “Demokratik cumhuriyet için mücadele edeceğiz” dedi. Temelli, “Osmaniye’den öteye geçemeyenler Türkiye partisi değildir” dedi.

    Temelli, şöyle devam etti:
    “Kampanyalarını HDP karşıtlığı üzerinden yürütüyorlar. HDP’li bulamazlarsa soğanları gözaltına alıyorlar. Hastalıklı bir durumla karşı karşıyayız. Artık iktidar hastalıklıdır. Bu ülkeyi hastalıktan kurtarmalıyız. Sadece belediyeyi kazanmak için talip olmuyoruz, yerel demokrasi için yerelden yönetim için talip oluyoruz. Belediye başkanı bulmaktan zorlanıyorlar. Diyarbakır’a kayyumu gösterdiler, Ankara’ya Kayseri eski belediye başkanını gösteriyorlar. Buradan sormuştum 26 sayfalık yolsuzluk soruşturman ne oldu diye, şimdi açıkla. İzmir’e ekonomiye perişan etmiş, cinsiyetçiyi aday yapmışlar. Bu iktidarı faşizmin çöplüğüne süpürüp atacağız. Şimdi süpürgeleri hazırlama zamanıdır. Eşit yurttaşlık temelinde, demokratik cumhuriyete var edecek bir dönüşü hep birlikte başlatacağız.”
    (HABER MERKEZİ) 
  • HDP Akdeniz ilçe örgütü 2’nci olağan kongresini gerçekleştirecek

    HDP Akdeniz ilçe örgütü 2’nci olağan kongresini gerçekleştirecek

    PİRHA-Halkların Demokratik Partisi (HDP) Akdeniz ilçe örgütü “Korkuyu yenenleri kimse yenemez cesaret bulaşıcıdır” şiarıyla 2’nci olağan kongresini gerçekleştirecek.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Akdeniz ilçe örgütü “Korkuyu yenenleri kimse yenemez cesaret bulaşıcıdır” şiarıyla 2’nci olağan kongresini gerçekleştirecek. 11 Kasım Pazar günü saat:10:00’da Şah salonda yapılacak olan kongreye HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Mersin il ve ilçe örgütleri Eş Başkanları katılacak.

    HDP Akdeniz ilçe örgütü Eş Başkanı Sait Pılsın, baskı ve inkar politikalarının arttığı bu süreçte kongrenin coşkulu ve kitlesel geçmesinin önemli olduğunu ifade ederek Pazar günü yapılacak olan kongreye katılım çağrısında bulundu.

    MERSİN/PİRHA