Etiket: silivri cezaevi

  • TV10’un tutuklu yöneticisi Büyükşahin’den mektup: Birbirimize Hızır olma zamanı

    TV10’un tutuklu yöneticisi Büyükşahin’den mektup: Birbirimize Hızır olma zamanı

    PİRHA – TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, yaklaşık dört aydır tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nden mektup gönderdi. Büyükşahin mektubunda, 82 hafta boyunca Tv10 eylemlerine destek sunan herkese teşekkür ederek, yeni açılan ve açılacak olan Alevi medyasını Alevilerin sahiplenmesi için çağrıda bulundu. 

    KHK ile kapatılan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nden mektup gönderdi. Geçtiğimiz hafta 82. haftada eylemlerini sonlandıran TV10 emekçilerine mektup gönderen Büyükşahin, 82 hafta boyunca kar, kış, yağmur, sıcak demeden Taksim’de kendilerini yalnız bırakmayanlara teşekkür ederek başladı.

    KIRIK BİR KAMERA…

    Büyükşahin, 2011’de yayına başlayan TV10’un hikayesini şöyle anlattı:

    “Her şey 2011’de kırık dökük bir kaç kamera ve araç gereçle başlamıştı. Hakkın ve hakikatın sesi  TV10 kısa süre içinde milyonların evine girmiş gerçek anlamda halkın ekranı olmuştur. Başta Aleviler olmak üzere, yok sayılan bir çok toplumsal kesimin sesi olmuş, onları bin bir emekle, yoklukla ekranlarına taşımıştı. Alevi yayıncılığına yeni bir bakış açısıyla derin izler bırakılmıştı.

    Tv10 emekçileri ‘bir lokma bir hırka’ misali yüz binlerce kilometre kat ederek neredeyse gidilmedik Alevi yerleşim yeri bırakmadılar. Alevi ocakları, dergahları, dernekleri, cemevleri, ziyaretleri, kültürler, sosyal ve sanatsal faaliyetleri hiç ayrımsız ekranlara taşındı. Sadece Aleviler değil aynı zamanda kadınların, öğrencilerin, emekçilerin, halkların, çevrecilerin sesi oldu.

    “TV10 ALEVİLERİN LOKMALARIYLA KURULDU”

    Basın yayın ilkelerinden hiç ödün vermeden objektif ve doğru haberciliği kendisine rehber edindi. Alevilerin gözü, kulağı oldu. Özellikle Alevi toplumu bu çabayı görmüş, lokmalarıyla televizyonu destekleyip büyümesine ve gelişmesine çok önemli katkılar sunmuştur. TV10 nasıl kuruldu denecek elbette; cevabı da, ‘Alevilerin lokmalarıyla kuruldu’ olacaktır.”

    TV10’nun en önemli hedefinin gerçeğe bağlı kalarak özü açığa çıkarmak, Alevilere yönelen asimilasyona ve tehditlere karşı kamuoyunu bilgilendirmek olduğunu söyleyen Veli Büyükşahin, TV10’nun bir çerağ yaktığını o çerağın aydınlığıyla toplumda önemli bir karşılık bulduğunu kaydetti.

    “TV10 EMEKÇİLERİNİN ALIN TERİYDİ”   

    Hiçbir hukuki gerekçe gösterilmeden TV10 ekranlarının karartıldığını belirten Büyükşahin, “Tüm varlıklarımıza el konuldu ve TMSF eliyle haraç mezat satıldı. El konulan haraç mezat satılan Alevilerin lokmalarıydı. ‘Bir lokma bir hırka’ çalışan TV10 emekçilerinin alın teriydi” dedi.

    “GERÇEĞİN PEŞİNİ BIRAKMADIK”

    28 Eylül 2016’da Tv10 ekranının karartıldığını 4-5 Ekim 2016 tarihinde de tüm teknik araç gereçlere el konulduğunu hatırlatan Veli Büyükşahin, “Bir toplumu teslim almanın en önemli yolu gerçeği öldürmektir. Yani haber alma hakkını yok etmektir. Yapılan budur” ifadelerini kullandı.

    TV10 emekçilerinin, Alevilerin ve gerçeği arayanların Taksim’de aralıksız 82 hafta her Cumartesi kar, kış, soğuk, sıcak demeden bir araya gelip, Galatasaray Meydanı’nda  ‘Alevilerin Sesi TV10 susturulamaz’ dediklerini söyleyen Veli Büyükşahin, her hafta ülkenin ve Alevilerin sorunlarını oradan haykırdıklarını ifade etti. Büyükşahin, “Her Cumartesi Galatasaray Meydan’ından saat 14.00’te umudu haykırdık. Biz varız, buradayız dedik. Gerçeğin peşini bırakmadık, devam ediyoruz dedik” diye belirtti.

    Büyükşahin, “Hızır lokmasını, Muharrem yasını oradan paylaştık. deyişlerimizi oradan söyledik. Kerbela, Şehid Hüseyin’in, Halac-ı Mansur’un Nesiminin, Seyit Rıza’nın, Samsunlu’nun, Güzel Ana’nın yasını oradan tutuk” ifadelerini kullandı.

    “BİRBİRİMİZE HIZIR OLMALIYIZ”

    TV10 Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir ile birlikte bir süredir haksız ve hukuksuz bir şekilde Silivri cezaevinde tutulduklarını söyleyen Büyükşahin, eylemi devam ettiren TV10 emekçilerine de teşekkür etti.

    Büyükşahin, son olarak şu mesajı paylaştı:

    “TV10 önemli bir çığır açtı, umudu diri tuttu, bu yolun kapanmayacağını, Alevi toplumunun medya alanında yeni yollar açacağına olan inancımızı fazlasıyla koruyoruz. Alevi medyası kendisine yeni yollar açacaktır. Nasıl ki gülbanklarımızın sonunda ‘Gerçeğin demine hü’ diyorsak işte tamda ona bağlı kalmanın gereği sahiplenme zamanıdır. Zaman birbirimize hızır olmanın zamanıdır.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • TV10 eylemi 73. haftasında bugün devam edecek

    TV10 eylemi 73. haftasında bugün devam edecek

    PİRHA – KHK ile kapatılan TV10’un tekrar açılması için televizyon çalışanlarının her hafta Cumartesi günü yaptıkları eyleme 73. haftasında bugün İstanbul Alibeyköy Cemevi yöneticileri ve üyeleri destek verecek.

    15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL kapsamında çıkarılan 668 Sayılı KHK ile birçok televizyon, radyo ve gazete kapatılmıştı. 668 sayılı KHK ile kapatılan televizyonlar arasında Alevilerin sesi TV10 da bulunuyor. 4 Ekim 2016’da mühürlendikten sonra TV10 çalışanları İstanbul Galatasaray Meydanı’nda eylem başlattı.

    Eylemlerinin 72. haftasını geride bırakan televizyon çalışanları, her hafta olduğu gibi 73. haftasında da Cumartesi günü saat 14.00’te İstanbul Galatasaray Lisesi önünde eylemlerine devam edecek. Bu haftaki eyleme Alibeyköy Cemevi, Alevi kurum temsilcileri, Cumartesi Anneleri, çevreciler, kadınlar ve TV10 izleyicileri destek verecek.

    Öte yandan eylemde, geçtiğimiz aylar tutuklanıp Silivri Cezaevi’ne konulan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ile TV10 kameramanı Kemal Demir’in serbest bırakılması da talep edilecek. (HABER MERKEZİ)

  • Sezgin Kartal cezaevinden yazdı: Zorunlu din derslerinden cihada “Alevi çocukları”

    Sezgin Kartal cezaevinden yazdı: Zorunlu din derslerinden cihada “Alevi çocukları”

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Yeşilkent Derneği Kurucu Başkanı Sezgin Kartal, Silivri Kapalı Cezaevi’nden “Zorunlu din derslerinden cihada ‘Alevi çocukları’ başlıklı bir yazı kaleme aldı. Kartal, yazısında “Din derslerinin zorunlu olmaktan çıkmasını isterken, önce 4+4+4, şimdi de bütün eğitim-öğretimin üniversiteler de dahil olmak üzere- İslam inancına göre düzenlenmesiyle yüz yüzeyiz. Bu basit bir inanç eğitimi değil. Ağırlık noktasını tek inanç sistemine dayalı cihadist bir eğitim sistemi oluşturuyor. Bu açıkça cihada hazırlıktır. Bununla birlikte Alevilerin sırtındaki zulmün sopası giderek şiddetleniyor” dedi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yeşilkent Derneği Kurucu Başkanı Sezgin Kartal, Silivri Kapalı Cezaevi’nden bir yazı kaleme aldı. Kartal yazısında son dönemlerde açıklanan yeni eğitim müfredatını tepki göstererek, Alevi kurumlarının bu sisteme karşı mücadele etmesi gerektiğini vurguladı. Kartal, “Alevilerin sırtındaki zulmün sopası giderek şiddetleniyor” dedi.

    Kartal Hacı Bektaşi Veli’nin “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır”  sözleriyle başladığı yazısında, yeni müfredatla tek dertlerinin Alevi çocukları olmadığını ve Alevilerde ben’liğe yer olmadığını vurguladı.

    Kartal, “Darbe dönemlerinde iktidarda kalan, darbenin şiddetine ve sahibinin politik karakterine göre kendi sistemini inşa eder” diyen Kartal, “15 yıllık siyasal İslam elde ettiği iktidarı bir daha bırakmamacasına sıkı sıkıya sarılmaktadır. AKP-Saray en nihayetinde İslami motiflerle bezenmiş cemaat devleti tahayyül ediyor. Her ne kadar toplumun bütününde kabul görmese de darbe girişimiyle daha fazla devreye giren zor aygıtları sayesinde rejim değişikliğini gerçekleştiriyor. Çokça bahsettiğimiz gibi Kemalist-Ulusalcı Birinci Cumhuriyet’in ruhuna çoktan Fatiha okundu. Bunun temelleri salt AKP iktidarı ile başlamadı. Köklerini darbelerin derinliklerinde aramak gerekir. İslamcı normlara sahip İkinci Cumhuriyet’in sancılı geçen inşa süreci yirmi yılını doldurmadan kendi mezarını kazmaktadır. Bu sadece Türkiye’ye özgü bir durum değil. Özellikle Ortadoğu’yu da içine alan siyasal İslam ciddi oranda yozlaştı ve çürüdü” dedi.

    Kartal, son bir yıl içinde devlete ait bütün kamusal alanlardan İslami tahayyüller dışında görülen binlerce kişi tasfiye edildiğine dikkat çekti.

    “ALEVİLERİN TALEPLERİ GÜNCELLİĞİNİ KORUYOR”

    “Alevilerin bu rejim değişikliğinden etkilenmemesi mümkün değildir” diyen Kartal, Türkiye’nin demokrasi mücadelesinde önemli yere sahip olan Alevilerin eşit yurttaşlık talebi ne eski ne de yeni rejimde karşılık bulduğunu söyledi.

    Ret ve inkar devletin temel özelliği olarak kodlandığını ifade eden Sezgin Kaartal, “1989 yılında bir grup Alevi temsilcisinin yayımladığı Alevilik Bildirgesi’nde yer alan “din derslerinin zorunlu olmaktan çıkarılması, Sünnileştirme girişimlerinin durdurulması ve Diyanet İşleri hizmetlerinden pay alınması (sonraki -ve şimdi- yıllarda Diyanet’in ilgası istenmektedir)” talepleri aradan geçen uzun yıllara rağmen güncelliğini koruyor. O tarihin taleplerini içeren koşullar ortadan kalkmadığı için Alevi toplumunun yaşamına, varlığına ve bütün değerlerine bariz tehdit oluşturuyor” ifadelerini kullandı.

    “AÇIK BİR ŞEKİLDE CİHADA HAZIRLIK YAPILIYOR”

    Kartal, AKP Hükümetinin cihadist bir eğitim sistemi oluşturmak istediğine dikkat çekerek yazısına şöyle devam etti:

    Alevilerin bunca zamandır yürüttüğü mücadelenin tamamen kazanımsız sonuçlandığını iddia etmek büyük haksızlık olur. Mesele temel taleplerin olduğu gibi duruyor olmasıdır. Din derslerinin zorunlu olmaktan çıkmasını isterken, önce 4+4+4, şimdi de bütün eğitim-öğretimin (okulların imam hatipleştirilmesi, müfredatın dini normlara büründürülmesi vb) -üniversiteler de dahil olmak üzere- İslam inancına göre düzenlenmesiyle yüz yüzeyiz. Ayrıca AKP-Saray bu politikaları hayata geçirirken açıkça ifade edip savunuyor. Bu basit bir inanç eğitimi değil. Ağırlık noktasını tek inanç sistemine dayalı cihadist bir eğitim sistemi oluşturuyor. Bu açıkça cihada hazırlıktır.

    Aynı zamanda MEB’in tarikatlara devredilmesi (özellikle çocuklara taciz-tecavüz vakalarıyla gündeme gelen) ve bunlarla okullarda kurs, seminer, gezi vs gibi etkinlikler yapabilmesini sağlayacak protokollerin yapılması cihadist gruplara alan açmaktadır. Bu dehşet verici bir adımdır.

    Eğitimin şeriatçılığa dönüştürülmesine Türkiye’deki Alevi kurumlarının çatı örgütü ABF okullar açılmadan önce Ankara’da MEB’in önünde yapacakları yürüyüş ve basın açıklaması ile tepkilerini dile getireceklerini açıkladı. Böylesi faşizan dönüşüme tepki üretmek iyi ve doğru bir karar da, sonuç ne? Devamında programın var mı? Bir yürüyüş, basın açıklaması ya da mitingle hemen sonuç alınamayacağını biliyorum. Zaten bugüne değin sürekli yaptığımız protesto biçimleri! Gecikmeli de olsa sonuç alıcı farklı eylem biçimleri ortaya konulmalıdır.

    “ETKİLİ EYLEMLER YAPILMALI”

    Burada Alevilerin tek derdi eğitimin dinselleştirilmesi de değil. Hacı Bektaş Veli, ŞahKulu, Kadıncıkana, Karacaahmet gibi birçok kutsal mekanlara, dergahlara devlet el koymuştur. Neredeyse her köşe başına camii yapan devlet diğer inanç merkezlerine, kutsallıklara yaşam hakkı tanımıyor. Hatta daha ağırı bu mekanlara girişler izne ve ücrete tabi tutuluyor. Alevilerin sırtındaki zulmün sopası giderek şiddetleniyor. Bu zulmün önüne geçmenin yolu, aynı söylemleri tekrar etmek ya da salt basın açıklamalarıyla olamaz. Kaldı ki kimi basın açıklamaları yapılsa da Alevi çocukları bu okullara gidecekler. Alevileri temsil eden kurumlar ve kanaat önderleri her yanıyla asimilasyoncu eğitim sisteminden Alevi çocuklarını nasıl koruyacak? Daha doğrusu Alevi toplumunun bu saldırıya tepki üretmesi nasıl örgütlenecek ve iktidara geri adım attırılacak? Mesela etkili bir boykot örgütlenebilecek mi? Aynı şekilde dergahların, inanç merkezlerinin tanınması ve gerçek sahibi Alevilere iade edilmesi sadece talep ederek değil, ancak etkili eylem biçimleriyle sağlanabilir.

    Tabi Alevi örgütlerinin faşizm karşısında direnç gösterebilmesi örgütlü gücüne bağlı. Şu anki durumundan hareketle Alevi örgütlerinin mutlak bir dönüşüme ihtiyacı var. Alevi toplumunun haklı kaygıları artarken, kurumların ve temsilcilerin zaman kaybetmeden hızlı bir iç yapılanmayı ve örgütlenme seferberliğini önüne koyması gerekmektedir. Yıllardır tekrar edilen politikaları (ve sözünü de), mücadele biçimlerini yenilemek, Alevi toplumunun kılcal damarlarına kadar dokunup hareket etmek zamanın olmazsa olmaz ihtiyacıdır.

    Hızır yoldaşımız olsun.

    Aşk ile…

    (HABER MERKEZİ)