Etiket: sivas madımak katliamı

  • AKD Silifke Şubesi ve Cemevi: Yakanları da, aklayanları da affetmeyeceğiz!

    AKD Silifke Şubesi ve Cemevi: Yakanları da, aklayanları da affetmeyeceğiz!

    PİRHA-Sİlifke’de 2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı’nın 32’nci yıldönümünde yapılan açıklamada, “Yakanları da, aklayanları da, katilleri serbest bırakanları da affetmeyeceğiz” denildi.

    Kültür Dernekleri (AKD) Silifke Şubesi ve Cemevi tarafından Anıt Meydanı’nda Sivas Madımak Katliamı’nın 32. yıl yıldönümünde basın açıklaması yapıldı.

    Açıklamaya onlarca yurttaş ve demokratik kitle örgütü temsilcisi katılırken, açıklamayı Alevi Kültür Dernekleri Genel Saymanı ve Silifke Şube Başkanı Ümit Boyraz okudu.

    “Yakanları da, aklayanları da, katilleri serbest bırakanları da affetmeyeceğiz” diyen Boyraz, şunları ifade etti:

    “Bu topraklarda direnişin simgesi, Alevi inancının hak, hakikat ve adalet yolundaki temel direklerinden biri olan Pirimiz Pir Sultan Abdal’ın anısına düzenlenen etkinliklerin dördüncüsünde, Semah dönen gençlerimiz, ozanlarımız, yazarlarımız, sanatçılarımız, aydınlarımız, bu halkın vicdanı ve geleceği olan 33 Canımız, 2 Temmuz 1993 Cuma günü Madımak Oteli’nde yakılarak katledildi.

    Katillerin sloganlar eşliğinde yaklaştığı, güvenlik güçlerinin seyirci kaldığı, dönemin siyasi iktidarının sessizliğiyle gölgelenmiş bu katliam, sadece Türkiye’nin değil, insanlık tarihinin kara lekesi, bu coğrafyada farklı olana, inanca, düşünceye , aydınlığa ve insanlığa karşı işlenmiş bir insanlık suçudur.”

    Katliamın üzerinden 32 yıl geçtiğini hatırlatan Boyraz, “Ama ne acımız azaldı, ne de öfkemiz dindi. Çünkü adalet yerini bulmadı. Katillerin büyük bir bölümü cezasız kalırken ceza alanlar affedildi, serbest bırakıldı. İnsanlığa karşı işlenmiş bir dava, zaman aşımına uğratıldı. Sivas’ın öncesinde yaşanan katliamlarla da, Sivas’la da, sonrası yaşanan katliamlarla da yüzleşilmedi. Yaşanmış hiç bir katliamla hesaplaşılmadı. Hesabı verilmedi. Çünkü katiller, bizzat siyasi iktidarlar tarafından korundu, bu tür cinayetler ve cinayet şebekeleri, gerici, ırkçı, faşist çeteler, örgütler cesaretlendirildi, dolayısıyla katliamlar teşvik edildi. Katiller ve onları koruyup kollayanlar, devlet protokollerinde yer buldu” dedi.

    AKD Genel Başkan Yardımcısı Ümit Boyraz, tarihin hiçbir döneminde karanlığa teslim olmadıklarını, bundan sonra da olmayacaklarını ifade ederek, “Yüzleşme ve hesaplaşma olmadan bu topraklara barış da, demokrasi de, özgürlük de gelmeyecektir. 2 Temmuz’un hesabı sorulana kadar, Sivas için Adalet, Herkes İçin Adalet mücadelemizi büyüterek devam ettireceğiz” diye konuştu.

    Sivas, Tokat, Malatya Erzincan başta olmak üzere Alevi coğrafyası madencilik adı altında, maden ve enerji şirketlerine peşkeş çekildiğine  kutsal mekânların, ziyaretgahların,  derelerin, dağların, yaşam alanlarının talan edildiğine dikkat çeken Boyraz, şunları ekledi:

    “Bu yapılmak istenen şey, sadece sıradan bir doğa katliamı değil, aynı zamanda bir inanç, kültür ve hafıza kıyımıdır. Bu düzenin adı açıkça faşizmdir. Bugün yapılan şeyin adı, açıkça şeriatçı ve faşist bir kuşatmadır. Ve biz, bu kuşatmaya karşı direnen halkların, inançların, kadınların, gençlerin yanında, Hakk’ın ve halkın yolundayız ! Sivas’ta yakılan ateşle simgeleşen bu katliamla yüzleşmeyen hiçbir iktidar, barış ve eşit yurttaşlık iddiasında bulunamaz.

    Dersim, Çorum, Maraş, Gazi, Suruç, Roboski, Ankara Gar, Gezi ve daha bir çok katliam gibi, yaşanmış ve yaşanmakta olan her bir katliam, ülkemizin kara günleridir.

    Katliamlar, Alevilerin ve Türkiye halklarının kaderi değildir ve olmayacaktır. Pirlerimizin, yol önderlerimizin tarih boyunca sürdürdüğü hak ve hakikat mücadelesini büyüterek devam ettirecek ve sonunda kaybeden karanlık olacaktır. Bu ülke ve bütün halklar özgürleşecek, eşit yurttaşlığa dayalı Laik ve Demokratik Cumhuriyet mutlaka inşa edilecektir.

    Yolu Hacı Bektaş’tan, Dersim’den, Madımak’tan geçmeyen bir barış, Aleviler için eksik ve adaletsizdir. Başta Kürt sorunu ve Alevi sorunu olmak üzere hiçbir sorun, yüzleşme olmadan çözülemez.

    Aleviler her daim barıştan yanadır ancak, yüzleşme ve hesaplaşma olmadan yapılacak her tür “barış”, daha baştan çözülmeye mahkûmdur.

    Bugün bir yandan da “yeni anayasa” tartışmaları yürütülüyor. Ama o masalarda yine Aleviler yok, emekçiler yok, kadınlar yok, Kürtler yok! Biz olmadan yazılan bir toplumsal sözleşme, ne eşit olabilir, ne özgür, ne de kardeşçe. Aleviler yalnızca bu ülkenin vicdanı değil, aynı zamanda kurucu iradesidir. Bu nedenle yeni anayasada Aleviler söz sahibi olmalı, yalnızca “konu” değil, özne ve kurucu irade olarak kabul edilmelidir. 32 yıl önce Sivas’ta yakılan ateş, bugün hâlâ kalbimizde yanıyor.

    Ama o küllerin içinden yeniden birlik, direniş ve umut yeşeriyor. Mücadelemiz yalnızca geçmişin hesabı değil, geleceğin de savunusudur. Faşist ve Şeriatçı Kuşatmaya Karşı birlikte mücadeleye çağırıyoruz. Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız!”

    PİRHA/MERSİN

  • GÜNCELLENDİ- 32. yılında Sivas Madımak Katliamı: Binler Madımak Oteli önünde: Unutmayacağız!-VİDEO

    GÜNCELLENDİ- 32. yılında Sivas Madımak Katliamı: Binler Madımak Oteli önünde: Unutmayacağız!-VİDEO

    PİRHA- Sivas Madımak Katliamı’nın 32. yılında katliamı lanetlemek ve katledilenleri anmak için Sivas’a gelen binlerce insan Madımak Oteli önüne doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüşte Madımak şehitlerinin fotoğrafları taşındı. Madımak Oteli önünde açıklama yapan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinin her zaman ifade ettiğini vurgulayarak, “Barışın konuşulduğu süreçte bütün halklar ve inançlar eşit yurttaş olarak kabul edilmeli ve anayasal güvence altına alınmalıdır. Çok acılar yaşadık. Bu acıların son bulması için gelin hep birlikte yürüyelim, yasal ve anayasal sürecin gelişmesi için mücadele edelim” dedi.

    Katliamın 32. yılında ‘Faşist ve Şeriatçı Kuşatmaya Gelin Canlar Bir Olalım’ çağrısıyla Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sivas Şubesi ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Sivas Şubesi önünde buluşan ve Madımak Oteli önüne doğru yürüyüşe geçen Aleviler sık sık ‘Sivas’ı unutma, unutturma’, “Dün Maraş’ta bugün Sivas’ta”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz”, Sivas’ın ışığı sönmeyecek”, Sivas’ı yakanlar, AKP’yi kuranlar, “Madımak Oteli müze olacak” sloganlarını atıyor.

    Yürüyüşte ayrıca katledilen 33 canın isimleri okunarak hep bir ağızdan ‘yaşıyor’ denildi.

    Binlerce yurttaş Madımak Oteli önünde bir araya geldi.

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, CHP Genel Başkan Yardımcıları ve milletvekilleri ile katledilenlerin aileleri otel önüne karanfil bıraktı.

    Madımak Oteli önünde açıklama yapan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinin her zaman ifade ettiğini vurgulayarak, “Barışın konuşulduğu süreçte bütün halklar ve inançlar eşit yurttaş olarak kabul edilmeli ve anayasal güvence altına alınmalıdır. Çok acılar yaşadık. Bu acıların son bulması için gelin hep birlikte yürüyelim, yasal ve anayasal sürecin gelişmesi için mücadele edelim. Madımak Utanç Müzesi olmasını sağlayalım” dedi.

    Alevi kurumları adına konuşan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, orman yangınlarına dikkat çekerek, “Şu an Kerbela yanan ormanlardır” dedi

    “KATİLLERİ KORUYANLAR, AKLAYANLAR BİRDİR”

    32 yıldır “Sivas için adalet” demeye devam ettiklerini belirten Erçe, şunları ifade etti:

    “Sivas’la yüzleşemeyenler orta yerde duruyor. Bunlar için adalet sağlanmadan, tarhile yüzelşmeden hiç kimse için adalet sağlanmayacaktır. Emekliler, asgari ücretliler, kadınlar, eğitim hakları elinden alınmış gençler için adalet sağlanmadı. Katliamlarla hesaplaşmadan adalet sağlanmaz. 30’uncu yılında Sivas Madımak Katliamı davası zamanaşımına uğratıldı. Bu yılda katiller serbest bırakıldı, aramızda dolaşıyorlar. Katilleri koruyanlar, aklayanlar birdir. Aynı zihniyettir.

    Suriye’de aylardır Alevi katliamı yaşanıyor. Filistinli yurttaşlar siyonist İsrail tarafından eziliyor. Emperyalistler İran’a bomba yağdırıyor. Dünyanın neresinde olursa olsun, faşizme, emperyalizme, kapitalizme karşı direnenleri selamlıyoruz.

    Katiller serbest bırakılan katillerin yerine bizim gençlerimizi, gazetecileri, seçilmişleri içeri alıyorlar. Cezaevleri hırsız yuvası değil, bu ülkenin devrimcileri, sosyalistleriyle, hak ve hakikat mücadelesi verenlerle dolu. Direnenlere selam olsun.

    Ülkeyi bizler özgürleştireceğiz. Bunun için yan yana geleceğiz, güçleneceğiz. Katliamın hesabını soracağız. Yoksa yşne yakarlar. İşte İstanbul’un göbeğinde Taksim Meydanı’nda Madımak yaşatılmak istendi. Bu ülkenin demokratları, ilericileri oldukça müddetçe şeriatçılar başa gelemeyecektir.

    Avrupa’dan gelen canlarımızı gözaltına almaya başladılar. Bizi kendi ülkemizde cezaevinde tutmaya çalışıyorlar. Buna karşı direnenlere aşk olsun.

    Bu davanın bugüne getirilmesinde emek verenlere teşekkür ediyorum. Bu davanın adaletle sonuçlanmadan Hakk’a yürüyen canlarımıza selam olsun. Bir kez daha söz veriyoruz; unutmayacağız, bu ülkeyi karanlığa teslim etmeyeceğiz.”

    Anma, “Sivas’ı unutma, unutturma” sloganlarıyla son buldu.

    PİRHA/SİVAS

  • 32. Yılında Sivas Madımak Katliamı: Binler Madımak Oteli önüne yürüdü-VİDEO

    32. Yılında Sivas Madımak Katliamı: Binler Madımak Oteli önüne yürüdü-VİDEO

    PİRHA- Sivas Madımak Katliamı’nın 32. yılında katliamı lanetlemek ve katledilenleri anmak için Sivas’a gelen binlerce insan Madımak Oteli önüne doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüşte Madımak şehitlerinin fotoğrafları taşındı.

     

    Katliamın 32. yılında ‘Faşist ve Şeriatçı Kuşatmaya Gelin Canlar Bir Olalım’ çağrısıyla Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sivas Şubesi ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Sivas Şubesi önünde buluşan ve Madımak Oteli önüne doğru yürüyüşe geçen Aleviler sık sık ‘Sivas’ı unutma, unutturma’, “Dün Maraş’ta bugün Sivas’ta”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz”, Sivas’ın ışığı sönmeyecek”, Sivas’ı yakanlar, AKP’yi kuranlar, “Madımak Oteli müze olacak” sloganlarını atıyor.

    Yürüyüşte ayrıca katledilen 33 canın isimleri okunarak hep bir ağızdan ‘yaşıyor’ denildi.

    SİVAS’A GİRİŞLER TUTULMUŞ DURUMDA

    Sivas’a giriş ve çıkışlar dün geceden itibaren polis tarafından tutulmuş durumda. Şehre girişlerde kimlik kontrolü (GBT) yapılırken, anmanın yapılacağı bölgede de çok sayıda polis bulunuyor. Anmanın yapılacağı Madımak Oteli’nin önü ise bariyerlerle çevrilmiş durumda. Alana girmek isteyenler polis kontrolünden geçirilerek içeri alınıyor.

    MADIMAK’TA KATLEDİLEN 33 KİŞİNİN FOTOĞRAFLARI TAŞINIYOR

    Kortejin ön saflarında, Madımak şehitlerin fotoğrafları aileleri tarafından taşınıyor. Madımak şehitlerin isimleri okunduğu yürüyüşte  ‘burada’ denilerek yoklama alındı. Kitle katliamın gerçekleştirildiği otele doğru yürümeye devam ediyor.

    OTEL ÖNÜNE KADAR POLİS BARİKATLARI

    Sivas Seyrantepe’den başlayıp, Mevlana Caddesi üzerinden Hükümet Meydanı önünden eski Madımak Oteli’nin bulunduğu yere kadar yapılan yürüyüş güzergahında polis barikatları şimdiden yerini almaya başladı.

    ÇOK SAYIDA KATILIM

    Sivas’ta yapılan anmaya ayrıca Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri ile parti yöneticileri katıldı.

    Madımak Oteli’nin önünde buluşacak kitle önce otelin önüne karanfiller bırakacak. Ardından kitle örgütlerinin temsilcileri konuşma yapacaklar.

    Yürüyüşe Madımak’ta katledilenlerin aileleri başta olmak üzere Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Kültür Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Demokratik Alevi Dernekleri, Türkiye Alevi Federasyonu, Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu, Halkların Demokratik Partisi (HDP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Emek Partisi (EMEP), Sol Parti, Türkiye İşçi Partisi (TİP), Halkevleri, Devrimci 78’liler Federasyonu, Kamu Emekçileri Sendikası Federasyonu (KESK) Şubeler Platformu, Dersim Dernekleri ve çok sayıda siyasi parti, sivil toplum örgütü ve demokrasi örgüt temsilcileri katılıyor.

    Ayrıntılar gelecek…

    PİRHA/SİVAS

  • Avustralya Alevi Anıtı önünde Madımak anması

    Avustralya Alevi Anıtı önünde Madımak anması

    PİRHA- Avustralya Alevi Federasyonu, Madımak Katliamının 32. yılında Melbourne’de bulunan Alevi anıtı önünde anma gerçekleştirerek, çerağlar uyandırdı. 

    Avustralya Alevi Federasyonu, Melbourne şehrinde bulunan Alevi anıtı önünde, Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı. Anma, çerağların uyandırılması sonrasında saygı duruşuyla başladı. Ayrıca Alevi Anıtı önüne karanfiller bırakıldı.

    Anma ayrıca bu akşam Hallac-ı Mansur Cemevinde saat 19.00’da gerçekleşecek anmaya çağrı yapıldı.

    “HAFIZAMIZDA TAŞIDIĞIMIZ BİR YARA, ÇAĞRI”

    Avustralya Alevi Federasyonu’nun sanal medya hesabından yapılan paylaşımda şunlar kaydedildi:

    “Sivas Madımak Katliamı’nın 32. Yılında: Hafızamızda ve Yüreğimizde Yaşatıyoruz

    2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yaşanan ve toplum hafızasında derin izler bırakan Madımak Katliamı’nın üzerinden 32 yıl geçti. Bu acı olay, sadece kayıplarımızı değil; aynı zamanda adalet, vicdan ve toplumsal barış arayışını da yüreğimizde taşıdığımız bir dönüm noktasıdır.

    Tarihi hatırlamak, yalnızca geçmişi anmak değil; benzer acıların bir daha yaşanmaması için sorumluluk almaktır. Sessiz kalmamak, adalet talebini sürdürmek hepimizin ortak görevidir. 2 Temmuz, bir takvim yaprağından öte; toplumsal hafızamızda taşıdığımız bir yaradır, bir çağrıdır.

    ANMAYA ÇAĞRI

    Sivas’ta yitirdiğimiz canları; Dersim, Maraş ve Çorum’da hayatını kaybeden insanları saygıyla anıyoruz. Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu olarak, bu yıl da Melbourne’da sabah saatlerinde gerçekleştirdiğimiz anma ziyaretiyle, bu acıyı bir kez daha andık. Bu akşam düzenleyeceğimiz Anma Gecesi’nde ise, bu ortak hafızayı birlikte yaşatmak ve dayanışmayı büyütmek istiyoruz.

    Unutulan her gerçek, tekrar yaşanma ihtimali taşır. Bu yüzden hatırlamak; adalet ve insan hakları adına atılacak en insani adımdır. Anma ecesi, inancı, kimliği ya da düşüncesi ne olursa olsun; barışa, adalete ve insanlığa gönül veren herkesin katılımına açıktır. Hep birlikte anmak, hafızamızı canlı tutmak ve yarınlarımızı daha aydınlık kılmak dileğiyle…

    Tarih: 2 Temmuz 2025, Çarşamba

    Saat: 19:00

    Yer: Hallac-ı Mansur Cemevi

    (28-30 Williams Road, Coburg North)

    Aşk ile…”

    PİRHA/AVUSTRALYA

     

  • DAD’tan Madımak çağrısı: Kalıcı çözüm, samimi ve demokratik bir yüzleşmeden geçer!

    DAD’tan Madımak çağrısı: Kalıcı çözüm, samimi ve demokratik bir yüzleşmeden geçer!

    PİRHA- DAD Genel Merkezi, Madımak Katliamı’nın faillerinin açığa çıkarılarak “yüzleşme” vurgusu yaptı. Yazılı yapılan açıklamada “Bugün yaşadığımız kutuplaşma, ayrımcılık ve toplumsal çatışmaların kalıcı biçimde çözümü, bu acı tarihsel sayfalarla samimi ve demokratik bir yüzleşmeden geçmektedir. Yüzleşmeden, adaleti sağlamadan bir toplumu barışa taşıyamazsınız” diye belirtti.

    Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi, 2 Temmuz 1993’te faşist gruplar tarafından devlet gözetiminde gerçekleştirilen Sivas Katliamı’nın 32. yılı nedeniyle yazılı açıklama yaptı. Madımak Katliamı’nın aleni bir şekilde planlı, örgütlü ve devlet aklından icazetli gelişen büyük bir katliam olduğunu vurgu yapılan açıklamada, katliamın Alevilere, farklı inanç ve kimliklere yönelik sistematik ayrımcılığın, inkârın ve cezasızlığın ürünü olduğu belirtildi.

    Yaşanan kutuplaşma, ayrımcılık ve toplumsal çatışmaların kalıcı biçimde çözümünün samimi ve demokratik bir yüzleşmeden geçtiğine işaret edilen DAD açıklamasında, “Madımak Katliamı’nın gerçek faillerinin açığa çıkarılması ve yargılanması, otelin bir utanç müzesine dönüştürülmesi ve Alevi toplumunun tarihsel belleğinde yatan tüm travmalarla yüzleşilmesi, demokratik bir Türkiye’nin inşası açısından zorunludur. Katliamlarla yüzleşmek, yalnızca geçmişe değil, geleceğe karşı da es geçilemeyecek bir sorumluluktur. Bugün yaşadığımız kutuplaşma, ayrımcılık ve toplumsal çatışmaların kalıcı biçimde çözümü, bu acı tarihsel sayfalarla samimi ve demokratik bir yüzleşmeden geçmektedir” diye belirtildi.

    “PLANLI, ÖRGÜTLÜ VE DEVLET AKLINDAN İCAZETLİ GELİŞEN BİR KATLİAM”

    DAD Genel Merkezi’nin açıklamasında şunlar kaydedildi:

    “Rêya Heq Alevi süreklerinin Muharrem ayı sürecinden geçtiği bu dönemde, aynı zamanda bu topraklarda yüzyıllardır süregelen inanç, kimlik ve kültür kıyımlarının en karanlık halkalarından biri olan Madımak Katliamının da 32. yıldönümünü karşılıyoruz. Zulüm ve katliam gerçekliğinin vahşet ölçüsü ile beraber bu tarihsel denk gelişte Madımak katliamının modern bir Kerbela olduğunu birkez daha göstermektedir. Suriye’de güncelde yaşanan katliamın boyutları da gözönüne getirildiğinde, Nehak zihniyetin Alevileri adeta sürekli işleyen bir Kerbela kıskacında tutma isteğinin devamlılığı ile karşılaşmaktayız.

    Madımak katliamı zaman aşımı gibi gerekçelerle asla üstü örtülecek, unutturulacak bir olay değildir. Madımak aleni bir şekilde planlı, örgütlü ve devlet aklından icazetli gelişen büyük bir katliamdır. Toplumumuz bu sarsıcı gerçeği “İnsan yakmanın zaman aşımı olmaz” ifadesiyle dile getirmektedir. Alevilere ve farklılıklara karşı nefretin açık bir ifadesi olan bu katliam, yalnızca geçmişin değil, bugünün de yüzleşilmesi gereken acı bir gerçeğidir.

    “ALEVİLERE VE FARKLI KİMLİKLERE YÖNELİK İNKAR VE CEZASIZLIĞIN ÜRÜNÜ BİR KATLİAM”

    Madımak Oteli’nde yaşananlar münferit bir nefret suçu değil; Alevilere, farklı inanç ve kimliklere yönelik sistematik ayrımcılığın, inkârın ve cezasızlığın ürünü olan bir katliamdır. 1921 Koçgiri, 1937-38 Dersim, 1978 Maraş, 1980 Çorum, 1995 Gazi ve diğer katliamlarla birlikte düşünüldüğünde, Rêya Heq Alevi toplumunun maruz kaldığı bu tarihsel şiddet zinciri, sadece bir dönemin karanlık yüzünü değil, aynı zamanda yüzleşmekten kaçınılan bir devlet aklını da açığa çıkarır.

    Madımak Katliamı’nın üzerinden 32 yıl geçmiş olmasına rağmen adalet hâlâ tecelli etmemiştir. Katillerin bir kısmı cezasızlıkla ödüllendirilmiş, bazıları yurt dışına kaçırılmış, yürürlükte olan davalar zaman aşımına uğratılmış ve olayın asli sorumluları hiçbir zaman yargı önüne çıkarılmamıştır. Tam aksine AKP’li yıllarda failler devlet erkânında görevlendirilmiştir.

    “KALICI ÇÖZÜM SAMİMİ VE DEMOKRATİK BİR YÜZLEŞMEDEN GEÇER”

    Madımak Katliamı’nın gerçek faillerinin açığa çıkarılması ve yargılanması, otelin bir utanç müzesine dönüştürülmesi ve Alevi toplumunun tarihsel belleğinde yatan tüm travmalarla yüzleşilmesi, demokratik bir Türkiye’nin inşası açısından zorunludur. Katliamlarla yüzleşmek, yalnızca geçmişe değil, geleceğe karşı da es geçilemeyecek bir sorumluluktur. Bugün yaşadığımız kutuplaşma, ayrımcılık ve toplumsal çatışmaların kalıcı biçimde çözümü, bu acı tarihsel sayfalarla samimi ve demokratik bir yüzleşmeden geçmektedir.

    Yüzleşmeden, adaleti sağlamadan bir toplumu barışa taşıyamazsınız. Unutulmamalıdır ki barış; hakikatin tanındığı ve adaletin yerini bulduğu bir toplumsal yaşamın adıdır.

    HAKİKATLERİ ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULMASI ÇAĞRISI

    Bu vesileyle Mecliste kurulacağı öngörülen komisyon “yüzleşme ve adalet” ilkelerini önüne koyarak önemli bir başlangıç yapabilir ve Madımak katliamı gibi diğer birçok katliam ve olayı araştırmak üzere Hakikatleri Araştırma komisyonu oluşturabilir. Bu başlangıç Kürt sorununun demokratik çözümü için hayati olduğu gibi, ülkenin diğer sorunları içinde çözüm aklını olgunlaştırarak kalıcı hale getirme potansiyeli yaratır.

    Hakikatleri Araştırma Komisyonu bu açıdan kurulmalı ve tarihsel gerçekler gün yüzüne çıkarılmalıdır diyoruz. 32. yılında Madımak Şehitlerini bir kez daha saygı ve özlem ile anıyoruz. Anıları demokratik toplum ve eşit yurttaşlık mücadelemizde sonsuza dek yaşayacaktır..

    Zaman Sahipsiz, Mekan Rızasız, Mazlum Çaresiz Değildir!”

    PİRHA/DERSİM

  • ’32 yıl önce Sivas’ta yakılan ateş, hâlâ kalbimizde yanıyor’-VİDEO

    ’32 yıl önce Sivas’ta yakılan ateş, hâlâ kalbimizde yanıyor’-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Şubeleri, Madımak Katliamında yaşamını yitirenleri andı. Okunan basın metninde “Sivas’ı yakanlar da katliamcıları aklayanlar da aynıdır” mesajı verildi.

    PSAKD İstanbul Şubeleri, 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde yapılan katliamı bir kez daha lanetledi.

    “Yakanları da aklayanları da affetmeyeceğiz” çağrısıyla Kadıköy’de bir araya gelen yurttaşlar, yaşamını yitiren 33 yurttaşı andı.

    Eylemde, “Sivas’ın ışığı sönmeyecek. Suriye’de Alevi katliamına seyirci kalma. Sivas’ın hesabı sorulacak.” yazılı dövizler taşınırken “Sivası’ı unutma, unutturma. Sivas’ın ışığı sönmeyecek” sloganları atıldı.

    Anmada ayrıca yaşamını yitirenlerin fotoğraflarıyla birlikte “2 Temmuz 1993 Madımak’ta insanlık yakıldı” yazılı pankart açıldı.

    Anma töreninde ilk olarak yaşamını yitirenler için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu, ardından ise semah dönüldü.

    “HİÇBİR KATLİAMIN HESABI VERİLMEDİ”

    Tüm şubeler adına ortak basın açıklamasını Özkan Tacar okudu. Sivas Katliamının İnsanlık suçu olduğu vurgulanan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Yakanları da, AKlayanları da, katilleri serbest bırAKanları da affetmeyeceğiz!

    Bu topraklarda direnişin simgesi, Alevi inancının hak, hakikat ve adalet yolundaki temel direklerinden biri olan Pirimiz Pir Sultan Abdal’ın anısına düzenlenen etkinliklerin dördüncüsünde, semah dönen gençlerimiz, ozanlarımız, yazarlarımız, sanatçılarımız, aydınlarımız, bu halkın vicdanı ve geleceği olan 33 canımız 2 Temmuz 1993 Cuma günü Madımak Oteli’nde yakılarak katledildi.

    Katillerin sloganlar eşliğinde yaklaştığı, güvenlik güçlerinin seyirci kaldığı, dönemin siyasi iktidarının sessizliğiyle gölgelenmiş bu katliam, sadece Türkiye’nin değil, insanlık tarihinin kara lekesi; bu coğrafyada farklı olana, inanca, düşünceye, aydınlığa ve insanlığa karşı işlenmiş bir insanlık suçudur.

    Bu vahşi katliamın üzerinden 32 yıl geçti.

    Ama ne acımız azaldı, ne de öfkemiz dindi. Çünkü adalet yerini bulmadı. Katillerin büyük bir bölümü cezasız kalırken ceza alanlar affedildi, serbest bırakıldı. İnsanlığa karşı işlenmiş bir dava, zaman aşımına uğratıldı. Sivas’ın öncesinde yaşanan katliamlarla da, Sivas’la da, sonrası yaşanan katliamlarla da yüzleşilmedi. Yaşanmış hiç bir katliamla hesaplaşılmadı. Hesabı verilmedi. Çünkü katiller, bizzat siyasi iktidarlar tarafından korundu, bu tür cinayetler ve cinayet şebekeleri, gerici, ırkçı, faşist çeteler, örgütler cesaretlendirildi, dolayısıyla katliamlar teşvik edildi. Katiller ve onları koruyup kollayanlar, devlet protokollerinde yer buldu. Sivas Madımak Katliamı buna verilecek en bariz örnektir. Sivas katilleri ve onları savunan avukatlar el üstünde tutuldu, ödüllendirildi. Çünkü Sivas’ı yakanlar da aklayanlar da aynıydı.

    “KATLİAMLA YÜZLEŞMEYEN İKTİDAR, EŞİT YURTTAŞLIK İDDİASINDA BULUNAMAZ”

    Yeni anayasa hazırlık süresinde Alevilerin de söz sahibi olması gerektiğini söyleyen Özkan Tacar, şu cümlelerle devam etti:

    “Tarihin hiçbir döneminde karanlığa teslim olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Yüzleşme ve hesaplaşma olmadan bu topraklara barış da, demokrasi de, özgürlük te gelmeyecektir. 2 Temmuz’un hesabı sorulana kadar, Sivas için adalet, herkes için adalet mücadelemizi büyüterek devam ettireceğiz.

    Bugün Sivas’ın katillerinin, Hizbullahçıların salıverildiği, gazetecilerin, öğrencilerin, aydınların cezaevlerinde tutulduğu, halkın iradesiyle seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyumların atandığı bir karanlık dönemden geçiyoruz.

    Ekonomik ve sosyal kriz, adalet krizi ile gerici ve tekçi bir ablukaya dönüşürken, emekçilerin, emeklilerin, gençlerin kadınların bedeller ödeyerek kazandıkları temel hakları bir bir gasp ediliyor, en demokratik anayasal hakları kullandırılmıyor, bu düzenin devamına yönelik her türden hukuksuzluk olağanlaştırılıyor.

    Eğitim sisteminde dayatılan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, gerici, tekçi bir kuşatmanın başka bir adıdır.

    Sivas, Tokat, Malatya Erzincan başta olmak üzere Alevi coğrafyası madencilik adı altında, maden ve enerji şirketlerine peşkeş çekilmekte; kutsal mekânlarımız, ziyaretgahlarımız, derelerimiz, dağlarımız, yaşam alanlarımız talan edilmektedir.

    Bu yapılmak istenen şey, sadece sıradan bir doğa katliamı değil, aynı zamanda bir inanç, kültür ve hafıza kıyımıdır.

    Bu düzenin adı açıkça faşizmdir. Bugün yapılan şeyin adı, açıkça şeriatçı ve faşist bir kuşatmadır. Ve biz, bu kuşatmaya karşı direnen halkların, inançların, kadınların, gençlerin yanında; Hakk’ın ve halkın yolundayız!

    Sivas’ta yakılan ateşle simgeleşen bu katliamla yüzleşmeyen hiçbir iktidar, barış ve eşit yurttaşlık iddiasında bulunamaz.

    Dersim, Çorum, Maraş, Gazi, Suruç, Roboski, Ankara Gar, Gezi ve daha birçok katliam gibi, yaşanmış ve yaşanmakta olan her bir katliam, ülkemizin kara günleridir. Katliamlar, Alevilerin ve Türkiye halklarının kaderi değildir ve olmayacaktır. Pirlerimizin, yol önderlerimizin tarih boyunca sürdürdüğü hak ve hakikat mücadelesini büyüterek devam ettirecek ve sonunda kaybeden karanlık olacaktır.

    Yolu Hacı Bektaş’tan, Dersim’den, Madımak’tan geçmeyen bir barış, Aleviler için eksik ve adaletsizdir. Başta Kürt sorunu ve Alevi sorunu olmak üzere hiçbir sorun, yüzleşme olmadan çözülemez. Aleviler her daim barıştan yanadır ancak, yüzleşme ve hesaplaşma olmadan yapılacak her tür ‘barış’, daha baştan çözülmeye mahkûmdur

    Bugün bir yandan da ‘yeni anayasa’ tartışmaları yürütülüyor. Ama o masalarda yine Aleviler yok, emekçiler yok, kadınlar yok, Kürtler yok! Biz olmadan yazılan bir toplumsal sözleşme; ne eşit olabilir, ne özgür, ne de kardeşçe.

    Aleviler yalnızca bu ülkenin vicdanı değil; aynı zamanda kurucu iradesidir. Bu nedenle yeni anayasada Aleviler söz sahibi olmalı, yalnızca ‘konu’ değil, özne ve kurucu irade olarak kabul edilmelidir.

    32 yıl önce Sivas’ta yakılan ateş, bugün hâlâ kalbimizde yanıyor. Ama o küllerin içinden yeniden birlik, direniş ve umut yeşeriyor. Mücadelemiz yalnızca geçmişin hesabı değil, geleceğin de savunusudur. Ve biz buradan sesleniyoruz:

    2 Temmuz’da bir kez daha Sivas’tayız! Aynı gün Ankara’da miting alanındayız. 2 Temmuz öncesi ve sonrası hemen her yerde alanlardayız. 33 canımızı anmak için alanlardayız.

    Faşist ve gerici kuşatmaya karşı eşit yurttaşlık, laiklik, özgürlük ve demokrasi için alanlardayız. Karanlığa karşı aydınlık için alanlardayız. Pir Sultan Abdal’ın yolu yolumuzdur, mücadele mirasını sahiplenmeye devam edeceğiz. Er ya da geç ama mutlaka katliamların hesabını soracağız. Er ya da geç ama mutlaka biz kazanacağız. İnsanlık kazanacak, karanlık yenilecek, aydınlık kazanacak. Emperyalizm yenilecek, mazlum halkların birleşik mücadelesi kazanacak. Savaş ve savaş baronları kaybedecek, barış ve bunun için mücadele eden canlar kazanacak…

    Faşist ve şeriatçı kuşatmaya karşı birlikte mücadeleye çağırıyoruz…

    Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Britanya Alevi Federasyonu: Sivas Madımak’taki Alevi düşmanlığı Suriye’de devam ediyor!

    Britanya Alevi Federasyonu: Sivas Madımak’taki Alevi düşmanlığı Suriye’de devam ediyor!

    PİRHA- Britanya Alevi Federasyonu, Sivas Madımak ve en son Suriye’deki katliamın Osmanlı’dan Cumhuriyet’e taşınan Alevi düşmanlığının devamı olduğuna vurgu yaparak, “Alevi kanı üzerinden kurulan bu coğrafi siyaset, bir inancı susturma, bir halkı tarih sahnesinden silme çabasıdır. Ama biz buradayız! Hem Sivas’ta, hem Halep’te, hem Lazkiye’de!” diye belirtti.

    Britanya Alevi Federasyonu, Sivas Madımak Katliamı’nın 32. yılında yazılı yaptığı açıklamada, 2 Temmuz’un yalnızca bir tarih değil, insanlık vicdanında yanan bir yara olduğunu belirtti.

    İnkar ve asimilasyon politikalarının Suriye’de Alevilere soykırım olarak döndüğüne değinilen açıklamada, “Biz Aleviler, bu düzenin “makbul yurttaşı” olmayacağız! Devletin inançlara göre vatandaş sınıflandırmasına, asimilasyoncu Diyanet rejimine, katilleri koruyan yargısına, milliyetçi mezhepçi iktidar anlayışına boyun eğmeyeceğiz. İnancımızı, kimliğimizi ve tarihsel hafızamızı savunmaya devam edeceğiz” denildi.

    “ALEVİ DÜŞMANI DEVLET AKLININ UYGULAMASIDIR”

    Britanya Alevi Federasyonu’nun açıklaması şöyle:

    “2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen 33 aydın, sanatçı, yazar, ozan şahsında tüm Alevi halkımıza dönük gerçekleştirilen katliamın üzerinden 32 yıl geçti. O gün orada sadece insanlar değil, bir halkın sözü, inancı, sanatı, belleği ve umudu diri diri yakılmak istendi.

    Sivas Katliamı münferit bir olay değildir. Bu, Maraş’ın, Çorum’un, Malatya’nın, Dersim’in, Gazi’nin devamıdır. Bu, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e taşınan Alevi düşmanı devlet aklının soğukkanlı bir uygulamasıdır. Sivas’ta ateşe verilen bedenlerin arkasında sadece bir güruh yoktu. Orada devletiyle, polisiyle, valisiyle, milletvekilleriyle organize edilmiş bir katliam vardı. Biz bu katliamı planlayanları, yönlendirenleri ve koruyanları tanıyoruz!

    Sivas Katliamı’nın failleri yargılanmadı, korunarak ödüllendirildi. Dosya zaman aşımına uğratıldı. Dönemin başbakanı “milletimize hayırlı olsun” diyerek adaletin üzerine beton döktü. Bugün o zihniyet iktidarını sürdürüyor. Katliamcılardan bazıları Meclis sıralarında oturuyor, bazıları ise devletten maaş alıyor. Madımak hâlâ bir utanç müzesi değilse, bu devletin hâlâ Alevilerle yüzleşmeye niyetinin olmadığını gösterir. Bugün burada bir kez daha haykırıyoruz: Sivas’ta yakılan bizdik. Yakmaya çalışan devletti!

    “SURİYE’DEKİ ALEVİLER AYNI KARANLIK ZİHNİYETİN HEDEFİNDEDİR”

    Aleviler, bu topraklarda yüzyıllardır katliamlarla, sürgünlerle, inkâr ve asimilasyon politikalarıyla yüz yüze. Ama kimliğinden, inancından, yolundan vazgeçmedi. Bugün hâlâ Alevi köylerine cami dayatması yapılıyor, cemevlerimiz ibadethane olarak tanınmıyor, çocuklarımız okullarda Sünni İslam’a göre zorla eğitiliyor. Alevi kadını, Alevi genci, Alevi inancı sistematik olarak yok sayılıyor. Bu, bir arada yaşamayı değil, bir halkı sessizce yok etmeyi hedefleyen bir devlet politikasının ifadesidir.

    Bu mezhepçi zihniyet yalnızca Türkiye’yle sınırlı değildir. Bugün Suriye’de Alevi köyleri, mahalleleri ve toplulukları da aynı karanlık zihniyetin hedefindedir. Emperyalist savaşın, selefi çetelerin ve işbirlikçi devletlerin desteğiyle gerçekleştirilen katliamlarda binlerce Alevi sivil, sadece inancı nedeniyle vahşice öldürüldü. Suriye’de El Kaide ve IŞİD türevleri tarafından gerçekleştirilen bu katliamların arkasında da yine Türkiye dâhil bölgesel güçlerin eli vardır. Sivas’ta yakılan zihniyet, Suriye’de bombalarla, infazlarla, zorunlu göçle sürüyor!

    “BU DÜZENİN ‘MAKBUL YURTTAŞI’ OLMAYACAĞIZ, BOYUN EĞMEYECEĞİZ”

    Alevi kanı üzerinden kurulan bu coğrafi siyaset, bir inancı susturma, bir halkı tarih sahnesinden silme çabasıdır. Ama biz buradayız! Hem Sivas’ta, hem Halep’te, hem Lazkiye’de!…

    Biz Aleviler, bu düzenin “makbul yurttaşı” olmayacağız! Devletin inançlara göre vatandaş sınıflandırmasına, asimilasyoncu Diyanet rejimine, katilleri koruyan yargısına, milliyetçi mezhepçi iktidar anlayışına boyun eğmeyeceğiz. İnancımızı, kimliğimizi ve tarihsel hafızamızı savunmaya devam edeceğiz. Bugün Madımak’ın önüne bırakılan karanfiller, sadece yas değil; aynı zamanda isyanımızın, hafızamızın ve mücadelemizin simgesidir.

    Sivas’ı unutmadık, affetmedik. Suriye’de katledilen Alevileri unutmadık, affetmeyeceğiz. Adalet sağlanana, katliamlarla yüzleşilene, Madımak Utanç Müzesi olana kadar mücadele edeceğiz. Bu memlekette adalet ya hepimiz için olacak, ya da hiç kimse için olmayacak! Sivas için adalet, herkes için adalet!”

    PİRHA/İNGİLTERE

     

     

  • PSAKD’den 2 Temmuz çağrısı: Bu katliam insanlık tarihinin en kara lekesidir -VİDEO

    PSAKD’den 2 Temmuz çağrısı: Bu katliam insanlık tarihinin en kara lekesidir -VİDEO

    PİRHA-PSAKD, Sivas Katliamı’nın 32. yıldönümü yaklaşırken, 2 Temmuz’da Sivas’ta düzenlenecek yürüyüş için çağrıda bulundu. Açıklamada, 6 Temmuz’da geçen yıl yapıldığı gibi Dikmen’den Karşıyaka Mezarlığı’na yürüyüş düzenleneceği belirttildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Madımak Katliamı’nın 32’nci yıldönümü dolayısıyla basın toplantısı düzenledi. Sivas’ta katledilenlerin ailelerinin yanı sıra demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri, siyasi parti temsilcileri de katıldı.

    “SADECE TÜRKİYE’NİN DEĞİL İNSANLIK TARİHİNİN EN KARA LEKESİ”

    Mülkiyeliler Birliği’nde yapılan toplantıda konuşan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe şunları kaydetti:

    “İnsanlık tarihinin belki de en kara, en utanç verici katliamlarından biridir 2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı. Bu topraklarda direnişin simgesi, Alevi inancının hakikat ve adalet yolundaki temel direklerinden biri olan Pirimiz, Pir Sultan Abdal’ın anısına düzenlenen etkinliklerin dördüncüsünde, semah dönen gençlerimiz, ozanlarımız, yazarlarımız, sanatçılarımız, aydınlarımız,  bu halkın vicdanı ve geleceği olan 33 canımız 2 Temmuz 1993 Cuma günü Madımak Oteli’nde yakılarak katledildi.

    Katillerin sloganlar eşliğinde yaklaştığı, güvenlik güçlerinin seyirci kaldığı, dönemin siyasi iktidarının sessizliğiyle gölgelenmiş bu katliam, sadece Türkiye’nin değil insanlık tarihinin en kara lekesi; bu coğrafyada farklı olana, inanca, düşünceye ,aydınlığa ve insanlığa karşı işlenmiş bir insanlık suçudur.”

    “NE ACIMIZ AZALDI, NE DE ÖFKEMİZ DİNDİ”

    Katliamın üzerinden 32 yıl geçtiğini hatırlatan Erçe, “Ne acımız azaldı, ne de öfkemiz dindi. Çünkü bu ülkede hâlâ adalet yerini bulmadı. Katillerin büyük bir bölümü cezasız kalırken ceza alanlar affedildi, serbest bırakıldı. Sivas’ın öncesinde yaşanan katliamlarla da, Sivas’la da, sonrasıylada yüzleşilmedi. Çünkü katiller korundu, teşvik edildi, hatta bazıları devlet protokollerinde yer buldu. Çünkü Sivas’ı yakanlar da aklayanlar da aynıydı. 2 Temmuz’un hesabı sorulana kadar, Sivas için adalet mücadelemizi büyüterek devam ettireceğiz” dedi.

    “YOLU HACIBEKTAŞ’TAN GEÇMEYEN BİR BARIŞ, ALEVİLER İÇİN EKSİK VE ADALETSİZDİR”

    “Sivas’ta yakılan ateşle simgeleşen bu katliamla yüzleşmeyen hiçbir iktidar, barış ve eşit yurttaşlık iddiasında bulunamaz” diyen Cuma Erçe, şunları ifade etti:

    “Bu ülkenin tarihini katliamlarla örmüş, adalet yerine inkârı, eşitlik yerine tahakkümü koymuş her anlayışla mücadelemiz sürecektir. Yolu Hacıbektaş’tan geçmeyen bir barış, Aleviler için eksik ve adaletsizdir. Kürt sorunu, Alevi sorunu, inanç özgürlüğü ve halk iradesiyle yüzleşmeden yapılacak her tür ‘barış’, daha baştan çözülmeye mahkûmdur.

    Bugün bir yandan ‘yeni anayasa’ tartışmaları yürütülüyor. Ama o masalarda yine Aleviler yok, emekçiler yok, kadınlar yok, Kürtler yok! Biz olmadan yazılan bir toplumsal sözleşme; ne eşit olabilir, ne özgür, ne de kardeşçe. Aleviler yalnızca bu ülkenin vicdanı değil; aynı zamanda kurucu iradesidir. Bu nedenle yeni anayasada Aleviler söz sahibi olmalı, yalnızca ‘konu’ değil, özne ve kurucu irade olarak yer almak zorundadır.”

    “2 TEMMUZ’DA SİVAS’TAYIZ”

    2 Temmuz’da herkesi çağran Cuma Erçe, “32 yıl önce Sivas’ta yakılan ateş, bugün hâlâ kalbimizde yanıyor. Ama o küllerin içinden yeniden birlik, direniş ve umut yeşeriyor. Mücadelemiz yalnızca geçmişin hesabı değil, geleceğin savunusudur.Ve biz buradan sesleniyoruz: 2 Temmuz’da bir kez daha Sivas’tayız! Faşist ve gerici kuşatmaya karşı laiklik, özgürlük ve demokrasi için…”

    “SİVAS AYDINLANMADAN İNSANLIĞA HUZUR YOK”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Katliamın üzerinden 32 yıldır geçmesine rağmen verilmeyen adaleti mücadele ederek sağlayabiliriz” dedi.

    Madımak Davası avukatlarından Şenal Sarıhan “Bugün 32. yıldayız. Kazanımlarımız oldu. Öyle bir noktadayız ki sanıklar Şubat ayı itibariyle tahliye edildiler. Bu insanlar cezalandırmalı ki yeni katliamlar olmasın. Yol uzun, o yolda mücadele etmeye devam edecekler bizden sonra gelenler” diye konuştu.

    Madımak Oteli’nde katledilen Handan Metin’in ablası Şehriban Metinise şunları söyledi:

    “Bir çok aileyi kaybettik. Elbette biliyorum biz olmasak da bu bir insanlık mücadelesi. Bu bir zamansız suç. Sivas bir insanlık suçu. Sivas’ta 8 saat, devlet kontrolünde yakılış bir insanlık suçudur. Bu toprakları aştı Sivas. Sivas aydınlanmadan insanlığa huzur yok.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Adalet Nöbeti’ 28. gününde devam etti: Katliamların hesabını mutlaka soracağız- VİDEO

    ‘Adalet Nöbeti’ 28. gününde devam etti: Katliamların hesabını mutlaka soracağız- VİDEO

    PİRHA- PSAKD Mamak Şubesi, Madımak Katliamı faillerinin tahliye edilmesini protesto etmek için başlatılan ‘Adalet Nöbeti’ni 28. gününde Hacı Bektaş-i Veli Parkı’nda tuttu. Nöbetin 28.gününe Sehergül Ateş’in adı verildi. Nöbete destek veren ozanlar deyişlerini 33 can için okudu.

    2 Temmuz 1993 tarihinde kaldıkları Sivas Madımak Otelinin gerici dinci kişiler tarafından yakılması sonucu 33 aydın, yazar ve sanatçı yaşamını yitirmişti. 33 insanın yakılmasına neden olan kişiler hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesine rağmen 17 kişi hakkında tahliye kararı çıkartıldı. Verilen tahliye kararına karşı Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) 33 gün sürecek olan ‘Madımak Adalet Nöbeti’ tutma kararı aldı.

    PSAKD Genel Merkezi’nde başlatılan nöbet eylemi 28. gününde Hacı Bektaş-i Veli Parkı’nda devam etti.

    Nöbet, Madımak’ta katledilen 33 can ve tüm devrim şehitleri için saygı duruşu ile başladı.

    “EŞİT YURTTAŞLIK TALEBİNİN SADECE ALEVİLER İÇİN OLMADIĞINI HEP BİRLİKTE GÖRDÜK”

    PSAKD Genel Merkez Kadın Sekreteri Rukiye Ercan Kara, “3 Nisan’da adaletin olmadığı Adalet Bakanlığı’nda eylem yapacağız” diyerek şunları ekledi:

    “Bu devlet hala katliamlarla yüzleşmedi. ‘Sivas’a adalet herkese adalet’ diyoruz çünkü her gün bir katliamı anıyoruz. Katillerle barışanları affetmeyeceğiz. Sivas’ta katledilen canlarımızın onurlu mücadelesini sürdüreceğiz. Gericilerden bu katliamların hesabını aydınlık yüzler soracak. Seçilmişlere karşı kayyım atanmasına karşı hep birlikte mücadele etmemiz gerektiğini gördük. Eşit yurttaşlık talebinin sadece Aleviler için olmadığını hep birlikte gördük. Gericilerin bu ülkede şeriatçı düşüncelerini yaymalarına izin vermeyeceğiz. Bu halk size dün de boyun eğmedi. Dün diz çökmeyen onurlu gençlere diz çöktürebildiniz mi ki, bugün onların yoldaşlarına diz çöktüreceksiniz. Bizler bu ülkenin aydınlık günlerine hasretiz. 33 canımızın nezdinde katledilen herkesin hesabını mutlaka soracağız. Çünkü biz korkuyu Kerbela’da bıraktık diyoruz. Bu ülkeyi AKP’nin karanlığına teslim etmeyeceğiz. Selam olsun mücadele edenlere. Siz katilleri affetmiş olabilirsiniz, biz affetmiyoruz bunun hesabını mutlaka soracağız.”

    “BİR ARADA OLMAK ZORUNDAYIZ”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mamak İlçe Başkanı Mustafa Kartal, “Bir olalım, iri olalım, diri olalım” diyerek, birlikte mücadelenin önemine vurgu yaptı.

    PSAKD Mamak Şube eski Başkanı Fadime Türkyilmaz, Aleviler üzerinde asimilasyon çabalarının devam ettiğini belirterek, ” Bir arada olmak dayanışmak zorundayız canlar. Direne direne kazanacağız” diye konuştu.

    Nöbet, dönülen semahın ardında Aktivist Emel Sungur ve PSAKD Mamak Şube Yöneticisi Önder Ayten’in okuduğu şiir ile devam etti. Ardından Özlem Yılmaz, Kenan Şahbudak, İsmail İpek Ümit Özdizlekli, Murat Yılmaz, Mehmet Gökçe, Yoldaş’ça Türküler, Zafer Ali Yıldırım, Mehmet Kundak, Ata Okyanus Gündüz deyişleri ile nöbete destek oldu.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Gazi Katliamı’nda katledilenler Ataşehir’de anıldı- VİDEO

    Gazi Katliamı’nda katledilenler Ataşehir’de anıldı- VİDEO

    PİRHA – PSAKD Ataşehir Şubesi’nde, 12-15 Mart Katliamlarında yaşamı yitirenler anıldı. Yapılan forumda konuşan Ataşehir Şube Başkanı Özgür Demircanlı, “Mücadele azmimizi, direngenliğimizi her daim Alevi tutmanın daha da elzem olduğu dönemlerden geçiyoruz. Mücadele etmeye devam edeceğiz” diye belirtti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şube ve Cemevi, 12-15 Mart Gazi ve Ümraniye Katliamları sebebiyle anma programı düzenledi.

    “30. yılında 12-15 Martlardan bugüne mücadele sürüyor” çağrısıyla yapılan foruma ilgi bir hayli yüksek oldu. Programın yapıldığı salona “Suriye Alevi halkının yanındayız” pankartı asıldı. Forumun konuşmacıları arasında yer alan DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, yaşadığı bir rahatsızlık nedeniyle programda yer alamadı.

    30 yıl önce 12-15 Mart katliamlarında yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunulması ardından Şube Yönetiminden Ali Karaçay, açılış konuşmasını yaptı. Karaçay  konuşmasında “Katliamlar, Türkiye ve Kürdistan coğrafyasından da öteye geçip Suriye’de devam etmektedir” diyerek ortak mücadeleye vurgu yaptı.

    PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Özgür Demircanlı da konuşmasında katliamlara karşı, örgütlü durmanın önemine değindi.

    “MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Sivas Katliamı faillerinin serbest bırakılmasını kınayan Demircanlı, şu konuşmayı yaptı:

    “Ne yazık ki bu katliamları bugün dünyanın her yerinde yaşamaya devam ediyoruz. Bugün Suriye’yi konuşmamızın temel sebebi aslında kendimizin ne kadar güvencesiz olduğumuzla ilgilidir. Bugün Suriye’de yaşanan katliamı, yarın bizimle ilgili neler olabileceğinin korkusuyla ilgilidir. Şunu da çok iyi bilmekte yarar var, tarihsel süreci içerisinde hep katledildik ama bir şeyimiz net; yaşamın her alanında bir engel olmayı ve bu konuda mücadeleci olmayı kendimize görev edinmişiz. Bu görev ve sorumluluğumuzu, mücadelemizi bir sonraki kuşak için de bedel ödeyerek; yanarak, yakılarak, gerekirse asılarak devam ettirmiş, bedel ödemişiz. Bundan kaynaklı her ne sebepten olursa olsun biliyoruz ki bahar yine gelecek. Biliyoruz ki ne kadar suçlu, cani ve katil olanlar, aramızda da olsalar, salıveriseler de biz, onların mahkumiyetini zihnimizde, düşüncemizde, pratiğimizde, sözümüzde her daim söyleyeceğiz. Sivas katliamı sanıklarını salıverdiler. Bütün ilerici tutsaklar, 30 yıldan daha fazla tutsak edilenler var ancak bugün insan yakanlar serbest bırakıldı. Bu toplumdaki yerimizi bizler kendimiz tayin edeceğiz. Hiçbir emperyal gücün, bizi tarifleyerek, tanımlayarak, durdurarak yapacağı noktasında değiliz. Kendi kaderimizi kendimiz tayin edeceğiz.

    12-15 Mart’ta Gazi’de katledilenler de bugün burada mücadele edenler de bir şeyin inancındaydılar; bu topraklara çapa vuruldu, yiğitleri halen mücadele noktasında varlar. Mücadele azmimizi, direngenliğimizi her daim sıcak tutmanın, Alevi tutmanın daha da elzem olduğu dönemlerden geçiyoruz. Mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    Programın devamında yurttaşlar, sürece ilişkin görüşlerini paylaştı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cafer Koluman: Sivas Madımak Katliamı davasında adil yargılama yapılmadı- VİDEO

    Cafer Koluman: Sivas Madımak Katliamı davasında adil yargılama yapılmadı- VİDEO

    PİRHA- PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, Sivas Madımak Katliamı davasında adil bir yargılama yapılmadığının altını çizerek, “Gerçek anlamda Sivas Katliamı gerçeğiyle hiçbir zaman yüzleşilmedi ve adil bir yargılama yapılmadı. Katliamın hükümlüleri serbest bırakıldı ama hak arayışımız ve mücadelemiz sürecek” dedi.

    1993’te Sivas Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen 33 aydın, yazar ve sanatçının failleri hakkında Anayasa Mahkemesi’nin tahliye kararı verdiği 17 kişinin salıverilmesi başta Alevi camiası olmak üzere toplumun birçok kesiminde tepki uyandırdı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, Sivas Madımak Katliamı hükümlülerinin serbest bırakılmasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Sivas Madımak Katliamı’nın sıradan gelişen bir katliam olmadığına vurgu yapan Cafer Koluman; daha önceden planlanmış, tamamen Alevilere yönelik asimilasyon politikasının bir parçası olduğunu belirtti.

    “ADİL BİR YARGILAMA YAPILMADI”

    Koluman, katliamın hukuksal boyutunun iyi bilinmesi gerektiğinin önemli olduğunu ifade ederek, bir avukat olarak hukuki sürece dair şunları hatırlattı:

    “Gerçek anlamda Sivas Katliamı gerçeğiyle hiçbir zaman yüzleşilmedi. Gerçek failler tespit edilip ortaya çıkartılmadı ve adil bir yargılama da yapılmadı. 200’e yakın kişi gözaltına alındı. Daha sonra 100’e yakın kişi hakkında dava açıldı ve dava üç aşamalı olarak gitti. Birinci ana davada 38 kişi, o zaman idam cezası yürürlükteydi, idam cezasıyla mahkum edildi. 2005 yılında Türk Ceza Kanunu’nda yapılmış olan değişiklikle idam cezası kaldırılınca TCK 146. Maddesi konuldu ve idam cezası kaldırıldı, yerine ağırlaşmış müebbet cezası getirildi. Nihayetinde cezaları kesinleşen hükümlüler cezaları infaz aşamasında iken o zaman yürürlükte olan yasa gereği 36 yıl bi fiil yatması lazım.

    İki yıl önce Anayasa Mahkemesi’ne başvuran bir hükümlü avukatı 26 Ocak 2023 tarihinde Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu karar sonucu, eylem her ne kadar ‘terör eylemi’ olsa bile bu failin terör suçlusu sayılmayacağı konusunda bir ayrıştırmaya gidiyor. Dolayısıyla bu kapsamda değerlendirildiğiniz zaman 36 yıl yatması gereken hükümlünün infaz süresinin 30 yıl olduğu gerekçe göstererek salıveriliyor. Dolayısıyla cezaevinde bulunan diğer hükümlülerin de önü açılmış oldu. 1 buçuk yıl sonra ise 13 kişinin daha tahliyesine karar verildi. Tahliye edilmelerinin sebebi normal koşullarda az önce de ifade ettiğim gibi 36 yıl yatması gerekirken 30 yıl ile sınırlı tutuyorlar ve 13 kişi peyderpey değişik cezaevlerinden tahliye ediliyor. Dört kişinin henüz 30 yılı dolmadığı gerekçesiyle bekletiliyor. Geri kalan dört kişi de 30 yıl dolduktan sonra onlar da tahliye edilecek. Tabii ki üzücü bir durum. İlerleyen aşamada tabii ki adil bir yargılama yapılmadı. Birçok girişimimize rağmen mağdur aile yakınları ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak yapmış olduğumuz bütün hukuksal girişimler maalesef ki sonuçsuz kaldı. Sivas davasının hükümlülerinden kimileri Cumhurbaşkanı affıyla affedilerek salıverildi, kimileri de Anayasa Mahkemesi’ne başvurarak salıverildi.”

    “KAÇAN SANIKLAR BİLEREK ÜLKEYE GETİRİLMEDİ”

    Bundan sonra artık işletilecek hukuki bir sürecin önünün kapalı olduğunu söyleyen Koluman, “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bu tahliyeyi içine sindiremezse, hukuki olmadığını düşünmesi halinde, ki böyle bir şey biz beklemiyoruz, gerek görürse Adalet Bakanlığı’na kamunun yararına bozma istemiyle başvuru yapar. Adalet Bakanlığı’nın onaylanması halinde hukuksal süreç tekrardan ‘Olağanüstü Yol’ olarak başlamış olur. Bir diğer yol ise mağdur ailenin yakınları olarak Adalet Bakanlığı’na başvuru yapılır, bu kararın hukuki olmadığı, adil olmadığı gerekçesiyle. Adalet Bakanlığı bu talebi kabul ederse, onaylarsa tekrar kamunun yararına bozma istemli bir yol açılmış olur. Bunun da çok karşılık bulacağımı sanmıyorum. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne, Anayasa Mahkemesi’ne yapılmış olan başvurularımız var. Bu süreçler halen devam etmektedir. Yapılan birçok yargılamaların adil yapılmadığının düşüncesindeyiz” dedi.

    Katliamın sorumlularından 3 firari sanığın nerede olduklarının bilinmesine rağmen ülkeye getirilmediğinin altını çizen Koluman, “Bu 3 firari sanığın nerede olduğunu çok iyi biliyoruz. Almanya’da uzun yıllardır kırmızı bültenle aramalara rağmen ve Adalet Bakanlığı’na birçok girişimde bulunmamıza rağmen maalesef bu sanıklar bilerek ve isteyerek getirtilmedi. 14 Eylül 2023 yılında yapılan duruşmada maalesef ki bu 3 firari sanık yönünden de 30 yıllık dava zaman aşımı dolduğu gerekçe gösterilerek her üçü hakkındaki davanın düşürülmesine karar verildi” diye konuştu.

    “HAK ARAYIŞIMIZ HER DAİM SÜRECEK”

    Cafer Koluman, bu katliamın yalnızca Alevileri ilgilendirmediğini, insanlığa karşı işlenmiş suçlarda tüm toplumun etkilendiğini kaydederek, “Demokratik anlamda bizim hak arayışımız her daim devam edecektir. Bu dava sadece Alevilerin davası değil. Önemli olan tüm insanlık davası olduğu konusunda kabullendirmek için toplumu kabullendirmek. Biz Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak 2 Mart tarihinde her bir şehidimiz için bir gün nöbet eylemi geliştirdik. Bütün Alevi kurumlarımız şu an için bunu gündemde tutmak adına, tahliye sürecine ilişkin tepki ve direnişimizi dile getirmek adına bir eylem süreci başlatmış bulunmaktayız. Bu 33 gün bittikten sonra Adalet Bakanlığı’nın önünde de bir basın açıklaması yapma planımız var. Tüm kamuoyundan biz duyarlılık beklemekteyiz ve bu davanın sahiplenilmesi konusunda tüm kamuoyunu destek ve dayanışmaya davet ettiğimizi de buradan bir kez daha belirtmek isterim” ifadelerini kullandı.

    Fatoş SARIKAYA- Ferhat GÜRGEN/ DİYARBAKIR

    İLGİLİ HABERLER

    Sivas Madımak Katliamı faillerinden 17 kişi tahliye edildi!

  • CHP’li Sarıbal: Katiller de, onları koruyanlar da, onları salıverenler de mutlaka hesap verecek!

    CHP’li Sarıbal: Katiller de, onları koruyanlar da, onları salıverenler de mutlaka hesap verecek!

    PİRHA- Madımak Katliamı failleri hakkında tahliye kararı verilmesine tepki gösteren CHP’li Milletvekili Orhan Sarıbal, bu kararla katliamın aklandığını ve faillerin ödüllendirildiğini söyleyerek, “Ne unutacağız ne de unutturacağız. Katiller de, onları koruyanlar da, onları salıverenler de mutlaka hesap verecek. Adaletiniz de batsın, katilleriniz de. Bu devran dönecek” dedi.

    1993’te Sivas Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen 33 aydın, yazar ve sanatçının faillerinin tahliye edilmesine birçok Alevi kurumu, siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinden tepki geldi.

    Anayasa Mahkemesi’nin tahliye kararı verdiği 17 kişinin salıverilmesine karşın Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, Türkiye kapsamında 33 gün sürecek adalet nöbeti başlatma kararı aldı.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Madımak Katliamı failleri hakkında tahliye kararı verilmesine tepki gösterdi.

    Mahkeme kararının yalnızca sanıkları serbest bırakmakla kalmadığını, aynı zamanda katliamı akladığını ve failleri ödüllendirdiğini belirten Sarıbal, “Mahkemenin hukuku eksik işletmesi, yani yasal prosedürleri tam olarak uygulamaması durumunda verilen her karar hukuka aykırıdır. Bu karar, katliamı aklamaktır, katilleri ödüllendirmektir. İnsanlığa karşı işlenmiş bir suçun, adaletin terazisinde tartılması gerekirken, iktidarın terazisinde ölçüldüğünü görüyoruz. Katliam sanıklarını serbest bırakmak, suçu meşrulaştırmaktır” dedi.

    “HUKUK SİSTEMİ FAİLLERİ HEP KORUDU”

    Yıllardır Anayasa Mahkemesi’ne katliamın ‘insanlık suçu’ olarak tanınması yönünde başvurular yapıldığını ancak faillerin ömür boyu hapis cezası almaması için bu başvuruların dikakte alınmadığını dile getiren Sarıbal, “Ömür boyu, ağır müebbet cezaya mahkum olmuş katiller, 30 yılı doldurduklarında eğer ortada bir insanlık suçu yoksa 30 yıldan sonra onları salıverme hakkına sahip oluyorlar. Tam 12 yıldır insanlık suçu adı altında, Anayasa Mahkemesi’ne müracaat edilmiş, bu bir ‘insanlık suçudur’ denmiş ama 12 yıldır bunu karara bağlamamış. Koşullu salıverilme ihtimalinde maktul ailelerinin görüşü ve oluru alınmadan verilen her karar hukuka uygun değildir. Eğer bu bir insanlık suçu olarak kabul edilseydi, failler ömür boyu cezaevinde kalacaktı. Ama mahkemeler, bu katliamı insanlık suçu saymadı ve böylece eli kanlı katiller, bugün sokaklarda özgürce dolaşıyor. İktidarın hukuku, adaleti budur” diye konuştu.

    Suçlulara ve onları aklayanlara karşı mücadele edeceklerini vurgulayan Sarıbal, sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Suçu işleyenler, onlara yandaşlık edenler, bugün salıverenler ve onları salıverdirenler bilsin ki iki elimiz yakalarında olacak. Ne unutacağız ne de unutturacağız. Katiller de, onları koruyanlar da, onları salıverenler de mutlaka hesap verecek. Adaletiniz de batsın, katilleriniz de. Bu devran dönecek.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Madımak Nöbeti’nin 4. gününde sivil toplum örgütlerinden ziyaret-VİDEO

    Madımak Nöbeti’nin 4. gününde sivil toplum örgütlerinden ziyaret-VİDEO

    PİRHA- Madımak Katliamı faillerinin tahliye edilmesi ardından başlatılan “Adalet Nöbeti” 4. gününde devam ederken birçok sivil toplum kurumu da ziyaretlerini sürdürüyor. Nöbetin 4. gününde ziyarette bulunan kurumlar, dayanışma mesajı verdi.

    1993’te Sivas Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen 33 aydın, yazar ve sanatçının faillerinin tahliye edilmesine birçok Alevi kurumu ve demokratik sivil toplum örgütlerinden tepki geldi.

    Anayasa Mahkemesi’nin tahliye kararı verdiği 17 kişinin salıverilmesine karşın Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, Türkiye kapsamında 33 gün sürecek adalet nöbeti başlatma kararı aldı.

    Adalet Nöbeti 4. gününde devam ederken birçok sivil toplum örgütü de dayanışma ve destek amacıyla PSAKD’yi ziyaret etti. Nöbetin 4. gününde 2021 Tüm Emekliler Sendikası, Devrimci 78’liler Federasyonu, Ankara Çağdaş Demokrat Muhasebeciler Grubu ve çok sayıda yurttaş, ziyarette bulundu.

    PSAKD, 33 gün sürecek Madımak Adalet Nöbeti’nde, her güne katledilen bir kişinin isminin verileceğini duyurmuştu. Adalet nöbetinin 4. gününe aydın Asım Bezirci’nin adı verildi.

    MÜCADELE ÇAĞRISI!

    Nöbetin 4. gününde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi’ni ziyaret eden Ankara Çağdaş Demokrat Muhasebeciler Grubu, adalet nöbeti için dayanışma içinde olacaklarını belirtti. Grup adına konuşan Nurali Keleş, Madımak’ta yaşanan katliamın “insanlık suçu” olduğunu belirtti. Keleş, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “Asla ama asla bu zaman aşımını kabul etmiyoruz. İnsanlık tarihinin en acı katliamlarından biri… O günkü koşullarda bir şey yapılmamasının acısını yüreğimizde yaşıyoruz. Ayrıca kendisi mali müşavir olan Asım Bezirci’nin olması bizim için ayrı bir önem taşıyor. Meslek örgütleri olarak bu tür şeylerin yaşanmaması için elimizden geleni yapacağız ve mücadele de yanınızda olacağız.”

    “ADALET NÖBETİNİN BİR PARÇASI OLMAK ZORUNDAYIZ”

    “Adalet Nöbeti’ne dayanışmanın ötesinde parçası olmak zorundayız” diyen 2021 Tüm Emekliler Sendikası Genel Başkanı Salman Hürkardeş, “Hala bugün belli kılıflara sığdırılan bir iktidarla yüz yüzeyiz. Kayyımların atandığı, gazetecilerin tutuklandığı bir iktidarla karşı karşıyız. Bunu önlemenin tek bir çaresi var; o da birlik olmaktan geçiyor. Biz gerçekten bir olacağız, diri olacağız birlikte umudumuzu yükselteceğiz. Biz de bu nöbetin birer parçası olarak mücadelemizi devam ettireceğiz” diye konuştu.

    “BU DEFTER BİZİM İÇİN KAPANMADI HALA”

    Devrimci 78’liler Federasyon Başkanı Hüseyin Esentürk de Adalet Nöbeti’nin destekçisi olacaklarını belirterek, “unutturmayacağız” ifadesini kullandı. Esentürk, “Bizim kafamızda hesap sorma gibi bir düşüncemiz var, onu da unutmayacağız. Bu hesaplaşma mutlaka olacak. Bu defter bizim için açık duruyor, kapanmadı. Biz kapatmadan da bu defter kapanmayacak” açıklamasında bulundu.

    Adalet Nöbeti’nin 5. gününde ise Halkevleri’nin ziyaret programı olduğu öğrenildi.

    PİRHA/ANKARA

  • PSAKD, ‘Adalet Nöbeti’ni ikinci gününde devam ettirdi-VİDEO

    PSAKD, ‘Adalet Nöbeti’ni ikinci gününde devam ettirdi-VİDEO

    PİRHA- PSAKD, Sivas Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen 33 sanatçı, aydın ve yazarın faillerinin tahliye edilmesini protesto etmek amacıyla, 33 gün boyunca sürecek olan adalet nöbeti ikinci gününde devam etti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Sivas Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen 33 sanatçı, aydın ve yazarın faillerinin tahliye edilmesini protesto etmek amacıyla, 33 gün boyunca sürecek olan “Adalet Nöbeti” tutma kararı aldı.

    Adalet Nöbeti 33 gün boyunca Madımak’ta katledilen kişilerin isimleri verilerek sürdürülecek. PSAKD Genel Merkezi’nde tutulan nöbetin ikinci gününe Ahmet Özyurt’un ismi verildi.

    Adalet nöbetine destek olmak amacıyla birçok sivil toplum örgütü ve siyasi parti temsilcisi de nöbete ziyaret ediyor. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) heyeti ikinci gününde adalet nöbetine ziyaret gerçekleştirdi.

    “SİVAS’LA YÜZLEŞMEKTEN KAÇINAN BİR DEVLET HİÇBİR SORUNLA YÜZLEŞEMEZ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, adliye koridorlarında katilleri savunan anlayış ile bugün gelinen noktada katilleri serbest bırakan anlayışın aynı olduğuna vurgu yaparak, “’Sivas’ı yakanlar AKP’yi kuranlar’ sloganı çok açıkça kendini ortaya koymuş durumda. Sivas’taki katilleri başından sonuna kadar savunan avukatların tamamı her türlü makamda yer aldılar. Sivas’la yüzleşmekten kaçınan bir devlet hiçbir sorunla yüzleşemez. Onlar zaman aşımına uğrattılar bu davayı biz insanlık davası olarak devam edeceğini söyledik. Dün itibariyle dinya kamuoyunda da yer etmesi için, yaşanan adaletsizliği teşhir etmek için, katliamın arka planında olanları daha iyi duyurabilmek için yeni bir hareket başlatıyoruz” dedi.

    “BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUM MESELESİNİN NE KADAR ACİL OLDUĞUNA VURGU YAPMAK İSTERİZ”

    DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, “Alevilerin tarihine bakıldığında, kanlı bir tarih silsilesi görüyoruz. Alevilerin böyle bir tarihten sonra insanların acılarının dinmediğini gördük. Bu devlet bir özür dileseydi Alevi toplumundan ya da bir yüzleşme sağlansaydı, bir demokratikleşme sağlansaydı bugün biz bunu konuşmuyor olacaktık. Barış ve demokratik toplum meselesinin ne kadar acil ve önemli olduğuna vurgu yapmak isteriz” diye konuştu.

    “BU TOPRAKLARDA ALEVİLER OLARAK ÇOK ACILAR YAŞADIK”

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ise, “Bu topraklarda Aleviler olarak çok acılar yaşadık, halen de yaşıyoruz. İktidarların Alevi toplumlarıyla yüzleşmeleri gerekiyor. Toplumsal bir yüzleşme olması gerekiyor. Kürt sorununa dair konuşulan meseleler umut ediyoruz ki bu topraklarda herkesin kendi sorunlarını dillendirdiği bir masa oluşturması. Bu topraklarda şu an adalet yok” şeklinde ifade etti.

    “KATLİAMDA YER ALANLARI YARIN BAŞKA YERLERDE DE GÖRECEĞİZ”

    DEM Parti Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eş Sözcüsü Nuray Özdoğan da konuşmasında şunları ifade etti:

    “Katliamın içerinde yer terfiler aldı. Katliamda yer alanları biz yarın başka yerlerde de göreceğiz. Bunu siyasi bir ayağı var ve bir nedeni var geleceğe dair”

    “ADALET OLSAYDI KATİLLER CEZASINI ALIRDI”

    Madımak Katliamı’nda hayatını kaybeden 12 yaşındaki Koray ve 14 yaşındaki Menekşe Kaya’nın annesi Hüsne Kaya ise “Katillerin böyle olacağı belliydi. Adaletin sadece adı var. Adalet bize hiçbir zaman bakmadı. Bize göre bir adalet yok. Adalet olsaydı katiller cezasını alırdı” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Madımak faillerinin serbest bırakılmasına tepki olarak adalet nöbeti tutulacak -VİDEO

    Madımak faillerinin serbest bırakılmasına tepki olarak adalet nöbeti tutulacak -VİDEO

    PİRHA- PSAKD, Sivas Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen 33 sanatçı, aydın ve yazarın faillerinin tahliye edilmesini protesto etmek amacıyla, 33 gün boyunca sürecek olan adalet nöbeti tutma kararı aldı.  

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak ’ta gerçekleştirilen ve 33 sanatçı, aydın ve yazarın yakılarak katledildiği katliamda müebbet hüküm cezası alan 17 kişinin tahliye edilmesine tepki göstererek, 33 gün boyunca sürecek adalet nöbeti kararı aldı.

    PSAKD, Sivas Katliamı’nda serbest bırakılanları protesto etmek amacıyla dernek binası duvarına ‘Haberin Var mı! Sivas’ın Katilleri Serbest Bırakıldı, Madımak Hala Yanıyor!’ pankartı astı.

    Adalet nöbeti 33 gün boyunca Madımak’ta katledilen kişilerin isimleri verilerek sürdürülecek. Nöbetin ilk gününe 33 insan arasında yaşı en küçük olan Koray Kaya ismi verildi.

    Adalet nöbetine destek olmak amacıyla birçok sivil toplum örgütü ve siyasi parti temsilcisi de katıldı.

    “MÜEBBET ALMALARINA RAĞMEN SERBEST BIRAKILDILAR”

    33 insanı katleden kişilerin tahliye edilmesini tepki gösteren PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, adaletin sağlanmadığını belirtti. Erçe, “32 yıl önce Madımak Oteli’nde 33 canımız mahsur kalırken, 8 saat boyunca canlı yayın verilirken kılını kıpırdatmayan, adalet koridorlarında, duruşma salonlarında katilleri savunan, onların önemli bir kısmının yakalanmasını sağlamayan, yakalananların da kaçmasına izin veren devlet bugün hasta oldukları için tahliyesine karar veriyor. Müebbet hapis cezası almalarına rağmen katilleri serbest bırakıyor” dedi.

    “ADALET SİSTEMİ BAŞTAN AŞAĞIYA ÇÖKMÜŞ DURUMDA”

    Davayı sonuna kadar sürdüreceklerini ifade eden Erçe, adaletin çöktüğüne dikkat çekerek şöyle konuştu:

    “Katiller aramızda geziyor. Bir bütün olarak kadın katilleri de aramızda dolaşıyor. Neredeyse bütün katiller serbest bırakılarak aramızda dolaşılmalarına izin veriliyor. Adalet sistemi baştan aşağıya doğru çökmüş durumda. Hukukun işlenmediği, adaletin sağlanmadığı bir yapıyla karşı karşıyayız. Sivas için adalet sağlamayanlar hiçbir şekilde adaleti sağlayamazlar. Siz 33 insanı katleden katilleri serbest bıraksanız da zaman aşımına uğratmaya çalışsanız da biz bu davadan vazgeçmeyeceğiz. Bu insanlık davası, biz bitti demediğimiz sürece, adalet sağlandı demediğimiz sürece devam edecek. Çünkü biz biliyoruz ki bu olayı yapanlar da serbest bırakanlar da aynı kafa, aynı sistem.”

    Erçe, “Burada başlattığımız adalet nöbetini şubelerimize, dünyanın dört bir yanına yayarak dostlarımızla, yakınlarımızla, demokratik kitle örgütlerimizle, siyasi partilerle, sendikalarla paylaşarak yeniden bir farkındalık ve yeniden bir duyarlılık kazandırmak istiyoruz” şeklinde konuştu.

    “ALEVİLERİN DIŞARDA BIRAKILDIĞI ÇÖZÜM SÜRECİ KABUL EDİLEMEZ”

    O gün Madımak Oteli’ni kuşatanlar ile bugün ülkeyi kuşatanların aynı zihniyetten geldiğini belirten Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Sekreteri Özgür Kaplan, “Tescilli katil Colani’yi kırmızı halıyla karşılayanlar, cumhurbaşkanlığı seviyesinde, devlet protokolüyle karşılayanlar, aslında katliama hayırlı olsun diyen zihniyetin nasıl da temsil edildiğini gösterenlerdir. Bugün barış sürecinden, silahsızlanma sürecinden bahsedilirken Alevilerin ve birçok inanç ve kimliğin dışarıda bırakılması, tamamlanamamış bir barışın olduğunu düşünüyoruz. Madımak katillerinin serbest bırakılması aslında taraf olunan bir sürecin de ilanıdır. Madımak bu şekilde bir kere daha yakıldı” diye konuştu.

    Devletin Alevilerin sinir uçlarıyla oynandığını ve insanlığı kendisine ilke edinmiş Alevilerin bu oyuna gelmeyeceğinin altını çizen Sosyalist Yeniden Kurtuluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz de şu şekilde konuştu: “Elbette ki 33 canımızın hesabı sorulana kadar, Sivas için adalet sağlanana kadar, Ankara Gar için adalet sağlanana kadar, Suruç için adalet sağlanana kadar biz Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ile her yerde dayanışmamızı sürdüreceğiz.”

    “SİVAS’TA KATLİAM YAPILACAĞI ÖNCEDEN KARARLAŞTIRILMIŞ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin yaptığı mücadeleye destek vereceklerini söyleyen Beraberiz Derneği Başkanı ve Madımak Katliamı Hafıza Merkezi Proje asistanlığı yapan Kübra Özyurt, “Katliamdan 2 gün önce bildirilerin dağıtılması, kaldırım taşlarının sökülmesi, kolluk kuvvetlerinin Sivas dışına gönderilmesi, 2 Temmuz’da neler olacağının habercisiydi. Hiçbir önlem alınmadığı gibi, devlet yetkililerinin gelmemesi, dönemin belediye başkanının ‘Gazanız mübarek olsun’ demesi, Madımak Oteli’ne benzin dökmekten farksızdı. Madımak Oteli’nde küçük yaşta katledilen Koray Kaya ve Menekşe Kaya’yı unutturmayacağız.

    Mücadele paradigması gereği bütün zulümlerin karşısında olduklarını belirten DEM Parti Ankara Kadın İl Sözcüsü Nebahat Çalpan, ise şöyle devam etti: “Madımak Katliamı 32 yıldır devam ediyor. Hesap sorulmadan kapanılacağı düşünülen bu davanın faillerini suçsuzmuş gibi tahliye eden bu sistemle mücadelemizi sonuna kadar sürdürüleceğiz. Susmayacağız, susturmamaya devam edeceğiz.”

    Yapılan açıklamanın sonunda konuşan Erçe, adalet nöbetine katılımın sağlanması gerektiğinin altını çizerek, dayanışma çağrısında bulundu.

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

  • Leverkusen Alevi Dergahı’nda Madımak’ta katledilen 33 kişi anıldı-VİDEO

    Leverkusen Alevi Dergahı’nda Madımak’ta katledilen 33 kişi anıldı-VİDEO

    PİRHA-  Sivas’ta 2 Temmuz 1993 tarihinde, Pir Sultan Abdal Anma Etkinliklerine katılan 33 aydın, akademisyen, yazar ve sanatçının Madımak Oteli’nde yakılarak katledilmesi Leverkusen Alevi Dergahı’nda protesto edildi, katledilen 33 kişi anıldı. Çerağların uyandırıldığı anmada konuşmaların ardından Madımak belgeseli izlendi. 

    Sivas Madımak Oteli’nde gerici-faşistlerin yaptığı katliamın üzerinden tam 31 yıl geçti. Yaşamını yitiren 33 can için anma etkinlikleri sürüyor. 2 Temmuz Sivas Katliamı’nın 31. Yılı dolayısıyla katledilen 33 aydın, yazar ve sanatçı için Almanya’da bulunan Leverkusen Alevi Dergahı tarafından anma yapıldı.

    Dergah binasında düzenlenen anmada katliamda yaşamlarını yitirenlerin fotoğrafları asıldı. Çerağların uyandırıldığı anmada ayrıca katledilen 33 kişinin isimleri okunarak hep bir ağızdan ‘yaşıyor’ denildi.

    Anmanın sonunda ise Madımak Katliamı Hafıza Merkezi’nin belgesel filmi ‘Çok Kötü Bir Şey Oldu- Madımak Katliamı ve Ötesi Üzerine Bir Film’in gösterimi gerçekleşti.

    PİRHA/ALMANYA

  • Yamanlar Cemevi gençliği Madımak’ta katledilen 33 kişiyi andı-VİDEO

    Yamanlar Cemevi gençliği Madımak’ta katledilen 33 kişiyi andı-VİDEO

    PİRHA-  Sivas’ta, 2 Temmuz 1993 tarihinde, Pir Sultan Abdal anma etkinliklerine katılan 33 aydın, akademisyen, yazar ve sanatçının Madımak Oteli’nde yakılarak katledilmesinin 31. yılında İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi Gençlik Kolları anma düzenledi. Çerağların uyandırıldığı anmada konuşmaların ardından semahlar dönüldü.

    Sivas Madımak Oteli’nde gerici-faşistlerin yaptığı katliamın üzerinden tam 31 yıl geçti. Yaşamını yitiren 33 yurttaş için anma etkinlikleri sürüyor. 2 Temmuz Sivas Katliamı’nın 31. Yılı dolayısıyla katledilen 33 aydın, yazar ve sanatçı için İzmir Bayraklı’da bulunan Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi Gençlik Kolları tarafından anma yapıldı.

    Cemevi bahçesinde düzenlenen anmada katliamda yaşamlarını yitiren canların fotoğrafları asıldı. Çerağların uyandırıldığı anmada konuşmaların ardından semahlar dönüldü.

    PİRHA/İZMİR

  • Şahkulu Sultan Dergahı’nda Madımak Katliamı’nda yitirilenler anıldı – VİDEO

    Şahkulu Sultan Dergahı’nda Madımak Katliamı’nda yitirilenler anıldı – VİDEO

    PİRHA – Şahkulu Sultan Dergahı Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı. Anmada konuşan Sivas Madımak Davası Avukatlarından Şenal Sarıhan, “Bu olayı adi bir vaka diye nitelendirmek mümkün mü? Söylenilenlerin hepsini hem kulaklarımızla duyduk hem de polis kayıt altına aldı. Ama bu dava siyasi dava olarak açılmadı. Polis kayıtlarına göre 200’ü aşkın araç Sivas’a girmişti. Bir gün önceden bu eylemin yapılacağı belliydi. Bildirilere rağmen herhangi bir önlem alınmadı. İkinci gününden itibaren o eylem gerçekleştirildi” diye konuştu.

    Sivas Madımak Otelinde yapılan katliamın üzerinden tam 31 yıl geçti. Yaşamını yitiren 33 yurttaş için anmalar sürüyor.

    2 Temmuz Sivas Katliamı’nın 31. yılı dolayısıyla katledilen 33 aydın, yazar ve sanatçı için Şahkulu Sultan Dergahı’nda anma yapıldı. Cemil Aydın’ın sunuculuğunda yapılan anmaya Sivas Davası Avukatlarından Şenal Sarıhan, Araştırmacı-Yazar Ayhan Aydın ve Araştırmacı-Yazar Süleyman Zaman konuşmacı olarak katıldı. Yapılan konuşmaların ardından Zakir Adnan Kılıç, deyişlerini seslendirdi.

    AYDIN: PİR SULTAN’IN YOLUNDAN GİDEN BARIŞ GÜVERCİNLERİ BOĞULDU!

    Araştırmacı-Yazar Ayhan Aydın, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler için bir araya geldiklerini belirterek şunları konuştu:

    “Sivas’ın aydınlığı, evren yok oluncaya kadar bizimle birlikte olacak. Sivas’ta yeryüzü insanlık tarihinin en büyük katliamlarından biri yaşanmıştır. Kerbela sahrasında en sevdikleriyle birlikte canını feda eden Hüseyin’e selam olsun! Biz çok bedeller ödedik. Sadece Kızılbaş olduğumuz için bizi dışladılar, ötekileştirdiler, türlü hakaretlere maruz kaldık. Biz bu bedelleri daha ödeyecek miyiz? Biz Aleviyiz, Kızılbaşız diye bu bize yazgı mı? Yazılan kaderimizi değiştiremeyiz mi? Sivas olayı değildir Sivas Katliamı’dır! Boğularak öldüler o insanlarımız. Pir Sultan’ın yolundan giden barış güvercinleri boğuldu!

    “YENİ SİVASLARIN OLMAMASI İÇİN HER TÜRLÜ TEDBİRİ ALMAK ZORUNDAYIZ”

    Sivas’ta sadece 33 canımızı değil gençliğimizi, ozanlığımızı, geleceğimizi kaybettik. Orada ölenlerin yakınları da toprağa gömüldü. Devlet çetelerin, zalimlerin eline geçmiş olabilir her daim bu vardı ama yılmayacağız, korkmayacağız! Biz karanlığı kendi karanlığında boğacağız! Aleviler Sivas kıyımı gibi kıyımları yaşamak istemiyorlarsa kimliklerine sahip çıkacaklar. Dolayısıyla Sivas’ta ölenlerin her birimizin üzerinde vebali var. Biz onlara karşı sorumluyuz. Yeni Sivasların olmaması için her türlü tedbiri almak zorundayız.”

    ZAMAN: ASIL HEDEF AZİZ NESİN DEĞİLDİ

    Araştırmacı-Yazar Süleyman Zaman, sadece Cumhuriyet döneminde Alevilerin beş altı defa katliama uğradığını ifade ederek “Sivas’ta 33 canımız neden yakıldı? Özellikle 1993’te Sivas’ta canları alınanlarımızın ödemiş olduğu bir bedel var. O bedeli insanlık aydınlığa kavuşsun diye ödediler” dedi. Zaman, devamında şöyle konuştu:

    “İnanç denilen şey insanlığın kendi iç dünyasında yapmış olduğu manevi yolculuktur. ‘Aziz Nesin’e ölüm’ dediler. 1500’lü yıllardan bu yana herkesin diline pelesenk olmuş Pir Sultan Abdal vardır. O dönemde Sivas’ın gericileri halkı galeyana getirecek konuşmalar yapıyorlar. 1 Temmuz’da yapılan bu etkinlikte Aziz Nesin gün boyu kitaplarını imzaladı. Asıl hedef Aziz Nesin değildi. Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkılacaktı. Bunlar laikliğe düşman.

    “35 İNSANIMIZI DİRİ DİRİ YAKTILAR”

    Hepimizin gözü önünde 35 insanımızı diri diri yaktılar. Orada devletin gözü önünde bu insanlar cayır cayır yakıldılar. Ondan sonra Alevi örgütlenmesi başladı. Bu katliamların nedenini bilmediğimiz sürece ilerleyemeyiz. Yakın zamanda Gezi’de, Maraş’ta insanlarımızı katlettiler. Acı üstüne acı neden bu yapılıyor? Aleviler Bektaşiler her zaman birlik mesajı vermiştir. Sivas’ı unutursak geleceğimizi unuturuz. Sivas’ı unutmak aydınları, yaşanılan vahşeti, umudu, barışı unutmaktır! Sivas’ta yakanların düşüncesi insani olan her şeye karşıtlıktır.”

    SARIHAN: 35 CANIN CENAZESİ BİR DİRENİŞ GİBİYDİ

    Sivas Davası avukatlarından Şenal Sarıhan, ise şunları konuştu:

    “Bugün insanlığa karşı işlenmiş bir katliamın 31. Yılındayız. Biz çok küçük gruplarla da olsa geleceğe yönelik küçük notlar bırakabiliriz. Bugün bireyci olmayan dindar ve kindar olmayan bir neslin yetişmesine gerek var.

    Biz cinayeti, katliamı Sivas’ta değil televizyonumuzda gördük. Herkes bize devletin güçleri her şeyi yapacaktır dediler biz merak ettik. Çünkü bir Çorum, Maraş yaşanmıştı ve devrimciler öldürülmüştü. Biz merak ettik ve merak ettiğimiz gibi de oldu. Biz bir şeyler yapmalıyız dedik. Öyle bir gidiş vardı ki bu gidiş Türkiye’nin geleceğine mal olacaktı. Biz o gece kavrulan insanlarla beraber sabahladık. 35 can diye ifade etmemiz daha doğru. O 35 canın cenazesi bir direniş gibiydi. Binlerce insan Dikmen’den Demetevlere kadar nasıl yürüdüklerine şaşarak yürüdüler. O gün isyan vardı. Herkes susmuştu, irtica konuşmuştu.

    “15 BİN KİŞİ EYLEME KATILDI 175 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI”

    ÇHD olarak biz bu davanın sahibi olacağız dedik çok sayıda ses yükseldi. Birçok siyasi partinin avukatı bu davada görev almak istediler. “Cumhuriyet burada kuruldu burada yıkılacak” sloganı nedeniyle Türkiye Barolar Birliği bu davada yer aldı. İlk defa bir davada yan yana iddia makamı olarak yer aldık. Bu olayı adi bir vaka diye nitelendirmek mümkün mü? Eylem boyunca Cumhuriyet gidecek diyorlar açıkça amaçlarını ifade ediyorlar. Söylenilenlerin hepsini hem kulaklarımızla duyduk hem de polis kayıt altına aldı. Ama bu dava siyasi dava olarak açılmadı. Polis kayıtlarına göre 200’ü aşkın araç Sivas’a girmişti. Kuran kursu olarak otellere yerleştirilmişti. Bir gün önceden bu eylemin yapılacağı belliydi. Bildirilere rağmen herhangi bir önlem alınmadı. İkinci gününden itibaren o eylem gerçekleştirildi. Polis kayıtlarına göre 15 bin kişi o eyleme katıldı ve sadece 175 kişi gözaltına alındı.

    “İDAM CEZASI VERİLEN SANIKLAR ÇOKTAN TAHLİYE EDİLMİŞTİ”

    3 ayrı davanın açıldığını öğrenen bir grup arkadaşımız Sivas’a gittiler. Biz bu bilgileri onlardan öğrendik. Ankara’dan Sivas’a davayı taşımak demek anneleri babalarına tekrar tekrar acıları yaşatmak demek! Nasıl gitsin insanlar? Çocukların bir çoğu boğularak öldüler. Biz Türkiye çapında 600’e yakın avukat görev almak istedik ama 600’e yakın avukat da yakanları savunmak için geldi. Ben ‘nasıl bu davada yakanlar savunulur?’ diye sorguladım ama onlar şalvarlı, sakallı avukatlardı. Karar adam öldürmeden 15’er yıl ceza idi. Sonuç olarak 34 kişi hakkında idam cezası verildi. İdam cezası verilen sanıklar çoktan tahliye edilmişti ve tahliye olan her sanık yurt dışına kaçırılmıştı. Yakınlarda ise 2 sanık hakkında Cumhurbaşkanı beraat kararı verdi. Türkiye’de pek çok siyasi tutuklu var kimseyi öldürmediği halde ama onlarla ilgili herhangi bir şeye rastlamıyoruz. Bir avukat 31 yıl bir davanın sahipleri dimdik duruyorsa o davanın peşinden gider. İkincisi örgütler her zaman bu davanın yanında oldu. Üçüncüsü Alevi dernekleri adeta bir orman gibi çoğaldı. Bunlar da bu mücadelenin kazanımları.”

    Yapılan konuşmaların ardından Zakir Adnan Kılıç, deyişlerini seslendirdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • PSAKD Mamak Şubesi Madımak Katliam’ında yitirilenleri andı: Hesabını Soracağız!-VİDEO

    PSAKD Mamak Şubesi Madımak Katliam’ında yitirilenleri andı: Hesabını Soracağız!-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Mamak Şubesi, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı. Açıklamada, “Madımak Katliamı, toplumun ayrışması, kutuplaştırılması için bilinçli seçilmiş bir Alevi katliamıdır. Yaşadıklarımız, bize bir kez daha göstermiştir ki örgütlü olmayan halklar ezilmeye, asimile olmaya, sömürülmeye ve katledilmeye mahkûmdurlar” denildi.

    Sivas Madımak Otelinde yapılan katliamın üzerinden tam 31 yıl geçti. Yaşamını yitiren 33 yurttaş için anma etkinlikleri sürüyor. 2 Temmuz Sivas Katliamının 31. Yılı dolayısıyla katledilen 33 aydın, yazar ve sanatçı için Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Mamak Şubesi çağrıcılığında anma programı düzenlendi.

    Tekmezar Parkı’ndan Tuzluçayır Meydanı’na yapılan yürüyüşe demokratik kitle örgütleri, köy dernekleri, siyasi partiler ve çok sayıda yurttaş katıldı. Tüm polis engellemelerine rağmen kitle, Tuzluçayır Meydanı’na yürüdü.

    “GERÇEK SORUMLULAR AÇIĞA ÇIKARILMAMIŞTIR”

    Kurumlar adına ortak metni Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Mamak Şube Başkanı Fadime Türkyılmaz okudu. Türkyılmaz açıklamada şu ifadeleri kullandı:

    “Katliamın üzerinden 31 yıl geçmesine rağmen, katliamın hesabı verilmemiş, arkasındaki gerçek sorumlular açığa çıkarılmamış, Adalet yerini bulmamıştır. Katillerin çoğu affedilmiş, yurt dışına çıkarılmış, normal yaşamlarına devam etmiştir. Tutuklu olanlar serbest bırakılmıştır. 31 Yıllık hukuk mücadelesinde adeta aileler, Alevi örgütleri ve vicdanlar yargılanmıştır. Cafer Erçakmak ve 7 kişinin yargılandığı davanın zaman aşımı kararı, Dönemin başbakanı, Recep Tayyip Erdoğan tarafından ‘milletimize hayırlı olsun’ diyerek karşılanmıştır. Firari 3 sanık yönünden, devam eden mahkeme süreci de zaman aşımına uğratılmaya çalışılmaktadır. Herkes bilmelidir ki, Sivas Madımak Katliamı İnsanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olamaz.

    Madımak katliamı, toplumun ayrışması, kutuplaştırılması için bilinçli seçilmiş bir Alevi katliamıdır. Yaşadıklarımız, bize bir kez daha göstermiştir ki örgütlü olmayan halklar ezilmeye, asimile olmaya, sömürülmeye ve katledilmeye mahkûmdurlar. Dün Madımak Otelini kuşatanlar, devlet kadrolarında işe alınmış hatta milletvekili yapılmıştır. Devlet, Maraş, Sivas, Çorum, Dersim, Malatya katliamlarında olduğu gibi Madımak katliamı ile de yüzleşmediği için sonrasında Gazi, Ümraniye, 10 Ekim, Roboski, Suruç gibi katliamları yaşadık. Katliamlar, ancak amasız fakatsız yüzleşilerek aydınlatılabilir. Katliamların arkasındaki gerçek faillerin açığa çıkarılması için bu bir zorunluluktur. Madımak Katliamı’nı unutmadık, unutturmayacağız, hesabını soracağız!”

    “31 YILDIR YANAN YANGIN HİÇ SÖNMEDİ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) adına konuşan ABF Genel Sekreteri Özgür Kaplan, ” Madımak insanlık tarihinde bilinen en büyük yangındır. 31 yıldır hiç sönmeden, dinmeden devam ediyor. Biz orada 33 yanımızı fiziken bıraktık ama milyonlarca yüreğin içinde o ateş devam ediyor. O gün Madımak Oteli’ni kuşatan alçaklar, bugün ülkeyi kuşatmış durumda artık. AKP ÇEDES projeleri ile gençlerimizin geleceğini karartmak istiyorlar. AKP Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı sözde bir Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı oluşturdu. İlk günden itibaren tanımadığımızı ve tanımayacağızı da belirttik. Alevi diyanetine asla izin vermeyeceğiz. Bunlar Hünkar Hacı Bektaş anmalarını bu yıl müdahale etmek istiyorlar. Bir işalci edasıyla dergahımıza geleceklerini söylüyorlar” dedi.

    “ZAMAN AŞIMI KARARINI TANIMIYORUZ”

    PSAKD Genel Merkezi adına konuşan PSAKD Kadın Sekreteri Rukiye Kara ise ” Bugün 31 yıl önce katledilen 33 canımızı anıyoruz. Dün gibi yüreğimizde kor ateş devam ediyor. Neden devlet hala hatasını kabul etmedi. Canlarımızı koruyamadığını, bizlere zaman aşımı kararı ile bildirdi. Biz zaman aşımı kararını tanımıyoruz. Katilleri, işbirlikçi şeriatçıları saklayanları da, aklayanları da o divanda hesap vermeye çağıracağız. Katledilen ozanlarımız, şiirlerimi, semahçılarımızı yok edemediler şimdi yenileri yetişiyor. Biz geleceği aydınlık bir gençlik bırakacağız. Devrimciler ölmez, verdikleri mücadele ile  yarına güç verirler. Asla diz çökmedik, çökmeyeceğiz. Biz baskılara boyun eğmeyen bir milletiz. Biz Kerbela’dan beri isyankarız. Kerbela’yı unutmadık, Sivas’ı mı  unutturacaksınız bize” diye ekledi.

    Yapılan konuşmalar ardından semahlar dönüldü. Gökhan Kılıç, Erdal Beyazgül, Grup Tersname, Süleyman Özkan (Ozan Özkani), Birkan Sağlam, Mehmet Kale ve Ata Okyanus Gündüz katliamda yaşamını yitirenler anısına ezgiler seslendirdi.

    PİRHA/ANKARA

  • PSAKD Keçiören Şubesi 33 canı andı: Unutmayacağız!-VİDEO

    PSAKD Keçiören Şubesi 33 canı andı: Unutmayacağız!-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Keçiören Şubesi, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı. Açıklamada, “Madımak Katliamı bir Alevi katliamıdır ve başta ailelerimiz olmak üzere Pir Sultan Abdal örgütlülüğümüz ve tüm Aleviler olarak bu mahkeme kararını tanımıyoruz. Herkes bilmelidir ki Madımak Katliamı insanlığa karşı işlenmiş zamansız suçlardan biridir ve insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olamaz” denildi.

    Sivas Madımak Otelinde yapılan katliamın üzerinden tam 31 yıl geçti. Yaşamını yitiren 33 yurttaş için anma etkinlikleri sürüyor. 2 Temmuz Sivas Katliamının 31. Yılı dolayısıyla katledilen 33 aydın, yazar ve sanatçı için Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Keçiören Şubesi anma programı düzenlendi.

    “MADIMAK KATLİAMI BİR ALEVİ KATLİAMIDIR”

    Açılış konuşmasını yapan Keçiören Şube Başkanı Deniz Soluğan, “Bu topraklarda direncin simgesi ve Alevi inancının temel direklerinden biri olan Pirimiz Pir Sultan Abdal’ı anma etkinliklerinin dördüncüsünün düzenlendiği Sivas’ta, semah dönen gençlerimiz, yazarlarımız, sanatçılarımız, aydınlarımız, 33 canımız yani aydınlık geleceğimiz, 2 Temmuz 1993 Cuma günü, Madımak Otelinde vahşice katledildi. Bu vahşi katliamın üzerinden 31 yıl geçti. Acımız ilk günkü kadar taze, öfkemiz ise her geçen gün katlanarak büyüyor. Otuz bir yıl boyunca demokrasiyi, laikliği, Cumhuriyeti, çağdaş değerleri ve Anadolu halklarının bir arada yaşama arzusunu hançerlemeyi hedef alan bu katliamın hesabı verilmemiş, adalet sağlanmamıştır. Sivas’ta katledilen 33 canımızın aileleri, dostları ile derneğimizin 31 yıldır yürüttüğü adalet mücadelesi bir karşılık bulmadı. 31 yıllık hukuk mücadelesinde adeta ailelerimiz, Alevi örgütleri ve vicdanlar yargılanmıştır. Bu süreç içerisinde yaşam mücadelesi veren devrimci hasta tutsaklar ölüme terk edilirken, Ahmet Turan Kılıç, Hayrettin Gül gibi Madımak katilleri affedildi. Firari üç sanık Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş hakkında devam eden son dava da 30.  yılında zaman aşımına uğratıldı. Madımak Katliamı bir Alevi katliamıdır ve başta ailelerimiz olmak üzere Pir Sultan Abdal örgütlülüğümüz ve tüm Aleviler olarak bu mahkeme kararını tanımıyoruz. Herkes bilmelidir ki Madımak Katliamı insanlığa karşı işlenmiş zamansız suçlardan biridir ve insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olamaz” dedi.

    “SİVAS’IN HESABINI MUTLAKA SORACAĞIZ”

    PSAKD GYK üyesi Sercan Aydoğan, “Biz ilk kez Sivas’ta yakılmadık. Kerbela’dan bu yana yakılıyoruz. Ciddi bir mirası yok ettiler. Sivasın hesabını mutlaka soracağız” dedi.

    Yapılan konuşmalar ardından semahlar dönüldü. Ata Okyanus Gündüz, Birkan Sağlam, Emrah Sağlam ve Hasan Kulaksız (Yolcu) katliamda yaşamını yitirenler anısına ezgiler seslendirdi.

    PİRHA/ANKARA