Etiket: sivas madımak katliamı

  • Madımak Katliamı’nda kaybedilenler için Samsun’da anma-VİDEO

    Madımak Katliamı’nda kaybedilenler için Samsun’da anma-VİDEO

    PİRHA – PSAKD Samsun Şubesi Sivas Katliamının 31. yıldönümünde açıklama yaparak “Faşist ve Şeriatçı bir abluka altında yaşamak istemiyor isek, laik ve demokratik bir Cumhuriyet için ortak mücadele etmeliyiz. 2 Temmuz’da yine var gücümüz ile Sivas Madımak Oteli önünde olacağız” çağrısında bulundu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Samsun Şubesi, 2 Temmuz 1993’te yapılan Sivas Katliamı’nın yıldönümünde açıklama yaparak,  “2 Temmuz 1993 Sivas Madımak Katliamının 31.yıl dönümünde katledilen 33 canımızı, anmaya, katliamları ve katliamcı zihniyeti lanetlemeye devam edeceğiz”

    Samsun Süleymaniye Geçidinde yapılan basın açıklamasına çok sayıda yurttaş katıldı. “Sivas’ı unutma, unutturma. Sivas’ı yakanlar AKP’yi kuranlar” sloganları atılırken, açıklama öncesinde yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunuldu.

    Açıklamayı Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş okudu.

    “AKP-MHP İKTİDARI MADIMAK’IN UTANÇ MÜZESİ OLMAMASI İÇİN DİRENİYOR”

    Madımak Katliamı’nın bugünkü siyasal iktidarın ve şeriatçı faşist politikaların önündeki engelleri temizlemeyi amaçlayan bir katliam olduğunu söyleyen Ermiş, “Halkın iradesini tanımayan ve her şeyi din ve onun kanunları ile açıklayan bu iktidar, ülkeyi derin bir ekonomik krize sürüklemiştir. Katliamlarla yüzleşmekten ve demokratik taleplerimizi görmezden gelen AKP/MHP koalisyonu seçilmiş belediye başkanları yerine kayyım atayarak, sandıklara darbe yapıyor. Madımak otelini utanç müzesi yapmamak için direnen AKP/MHP ortaklığı, işçilerimizin maden sahalarında daha fazla rant ve kar uğruna katledilmesine göz yumuyor. Sivas, Maraş, Çorum, Gazi, Gezi, Suruç, 10 Ekim Ankara Gar başta olmak üzere yaşanmış katliamların bütün yönleri ile açığa çıkarılması ve gerçek sorumlularının açıklanması talebimize kulağını kapatan AKP/MHP iktidar bloğu “dindar, kindar ve itaatkar bir neslin yetişmesi için özel programlar, projeler hazırlıyor ve yarının katliamcılarını yetiştirecek cemaat ve tarikatlarla protokoller imzalamaya devam ediyor” diye belirtti.

     

    Sivas ile yüzleşmekten bilerek ve isteyerek kaçan siyasal iktidarların 2 Temmuz 1993 tarihinden bu yana daha birçok yüzleşilmesi gereken katliamın yaşanmasının sorumluları olduğunu belirten Ermiş, “Alevilerin demokratik taleplerine daha çok hak gaspı ile karşılık veren bir iktidar ile karşı karşıyayız. Zorunlu din dersleri kaldırılsın talebimize yeni din dersleri ile karşılık verildi. Laik ve bilimsel eğitim talebimize ÇEDES ve benzeri binlerce proje ve protokol ile yanıt verildi. Bilimi ve aklı, toplumsal cinsiyet eşitliğini, eşit yurttaşlığı, doğa ve çevre bilincini, kadın haklarını, çocuk haklarını, barışı ve kardeşliği, sevgiyi ve emeğin kutsallığını esas alan bir eğitim sisteminden yanayız. Tekçi, inkarcı, asimilasyoncu, kutuplaştırıcı, gerici bir eğitim sistemine karşı, demokratik ve kamusal bir eğitim istiyoruz. AKP/MHP iktidarı, bu talebimize de “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” ile karşılık verdi” ifadelerini kullandı.

    “MADIMAK  OTELİ ÖNÜNDE OLACAĞIZ”

    Ermiş son olarak şunları söyledi:

    “Bu iktidara ve maruz kaldığımız anti demokratik uygulamalara karşı birleşmek zorundayız. Faşist ve Şeriatçı bir abluka altında yaşamak istemiyor isek, laik ve demokratik bir Cumhuriyet için ortak mücadele etmeliyiz. Bu mücadelenin en büyük buluşma noktalarından biri 2 Temmuzdur. 2 Temmuz’da yine var gücümüz ile Sivas Madımak Oteli önünde olacağız. Hem, turnaların kanadında göğe yükselen 33 canımızı anacağız, hem de bu tekçi, ırkçı, inkarcı iktidara karşı taleplerimizi haykıracağız. Halkımızı, emekten, barıştan, demokrasiden, özgürlüklerden yana olan bütün kurumları çağrımıza destek vermeye ve alanlarda kol kola mücadele etmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/SAMSUN

  • FEDA’dan Sivas Katliamı açıklaması: Devlet Alevilerin örgütlenmesini tehlike olarak gördü!

    FEDA’dan Sivas Katliamı açıklaması: Devlet Alevilerin örgütlenmesini tehlike olarak gördü!

    PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Sivas Katliamı’nın 31. yılında yaptığı açıklamada, devletin Alevilerin öz güçleri üzerinden örgütlenmelerini ve kendi hakikatleri ile giderek yüzleşmelerini kendisi açısından tehlike olarak gördüğünü belirterek, katliamın bu temelde gerçekleştirildiğini kaydetti. Açıklamada, “Tekçi zihniyetten beslenen AKP-MHP faşist iktidarı da bir kez daha Alevilere, Kürtlere ve demokrasi güçlerine katliam ve soykırımı dayatıyor” denildi.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), 2 Temmuz Madımak Katliamı’nın 32. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, hayatını kaybedenleri anarak, bu katliamın halen kanayan bir yara olduğunu belirtti.

    Açıklamada, devletin Kürt ve Alevi sorununu, meşru demokratik yollarla çözmek yerine, her seferinde katliam ve soykırımı dayattığı belirtilerek, Özel Harp Dairesi üzerinden halklara, inançlara dönük fiziki, siyasi, kültürel ve sosyal soykırımı uygulamanın görev bilindiği vurgulandı.

    “TAMAMLANMAMIŞ GÖREV DEVAM EDİYORDU”

    Demokratik Alevi Federasyonu açıklamasının tamamı şöyle:

    “Aziz Nesin, Metin Altıok, Hasret Gültekin, Asım Bezirci ve Nesimi Çimen gibi tanınmış şahsiyet, sanatçı, siyasetçi ve yazarlardan oluşan grup, dört gün sürecek şenliklerde söyleşilerde bulunmak, kitaplarını imzalatmak, şarkılar söylemek, deyiş, nefes ve duvazlarını seslendirmek üzere Sivas’taydı. Pir Sultan Abdal Anma Etkinliği’nin ikinci günü 2 Temmuz 1993’te, cuma namazı çıkışında toplanan gerici faşist grup, etkinliğin yapıldığı alanı sloganlar eşliğinde, tekbir getirerek basarlar. Etkinlikte bulunan yazar ve sanatçılar, Madımak Oteli’ne sığınmak zorunda kalırlar. Alevilere ve devrimcilere karşı devlet tarafından örgütlendirilen bu güruh otelin etrafını sarar. Tekbir sesini duyanların katılımı ile kısa sürede sayıları on binlere ulaşan bu faşist güruh ‘Laik kafirlere ölüm’ diyerek oteli ateşe verirler. Devletin valisi, polisi, askerinin yanı sıra dönemin hükumeti, saatler boyu devam eden bu kuşatmaya sessiz kalırlar. Çünkü inkârcı ve katliamcı ulus devletin farklı ve öteki olanlara karşı ‘tamamlanmamış görevi’ ve ‘bitmemiş suç’ pratiği devam ediyordu.

    ALMAN DEVLETİNİN ROLÜ

    Toplumsal, kültürel ve siyasal aydınlanma şenliğin üzerine saldırtılan ve sevk edilen bu güruh tarafından çıkarılan yangında, 33 canımızın kimisi dumandan vahşice boğularak, kimisi de hunharca yanarak yaşamını yitirdi. Dışarı çıkmak isteyen otel çalışanları linç edildi. Madımak oteli çevresine bindirilmiş faşist güruh, is ve yanık et kokusunda çılgına dönmüş, önüne gelen her şeyi yakıp yıkmanın saldırganlığı içindeydi. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller ‘Çok şükür otel dışındaki vatandaşlarımız bir zarar görmemiştir’ demiş, 2014 yılında Yargıtay’ın, davanın zaman aşımını onaması üzerine, Başbakan Erdoğan ‘Hayırlı olsun’ deme pervasızlığında bulunmuştu. Alman Devleti de Türk Devleti ile iş birliği içinde hareket ederek, gerek Alevi örgütlerinin, gerekse de Almanya ilerici muhalefetinin taleplerine rağmen Madımak sanıklarının yargılanmalarına çalışmadı. Başbakanlara bunu söyleten Türk Devleti’nin bitmeyen suç pratiğidir.

    “ALEVİLERİN ÖRGÜTLENMESİ TEHLİKE OLARAK GÖRÜLDÜ” 

    Soykırımcı İttihat ve Terakki zihniyetinin birinci dünya savaşı koşullarında Müslüman olmayan halklara dönük yürüttüğü soykırım, ulus devletin inşası süreci ile birlikte Müslüman ve Türk olmayan Kürt Alevilerine ve Türk olmayan Kürtlere dönük sürdürülür. Tekçi, inkârcı, katliamcı ve soykırımcı bu zihniyetin Alevilere, Kürtlere, devrimcilere, sosyalistlere karşı ‘tamamlanmamış görev’ olarak addettikleri katliamlardan biri de Sivas’tır. 1920-1921 yıllarında Koçgiri soykırımı ile Kürtleri Ankara’dan uzaklaştırmanın stratejisi ile hareket eden devlet, 1978’de Maraş, 1980’de Çorum ve 1993’te Sivas’ta Kürt- Alevi karşıtı stratejisi gereğince ‘suç pratiğini’ sürdürdü. 1925 Şark Islahat Planı ile genelde Kürtleri, özelde Kürt Alevileri, ‘Yeşil Kuşak’ dışına hapsetmek, direnenleri ortadan kaldırmak, geride kalanları ise asimile etmek devletin bekası olarak hep görüldü. Ancak siyasal, kimliksel, dilsel ve kültürel sorun olması nedeni ile üstesinden gelemedikleri ulusal ve kültürel bu sorunlar kangrenleşmiş, giderek bölgesel ve uluslararası soruna dönüşmüş bulunuyor. Kürt ve Alevi sorununu, meşru demokratik yollarla çözmek yerine, her seferinde katliam ve soykırımı dayatan Türk devleti, TSK bünyesindeki Özel Harp Dairesi üzerinden halklara, inançlara, sosyalistlere dönük fiziki, siyasi, kültürel ve sosyal soykırımı yaşattı, yaşatıyor. 1990’ yıllarda Kürt siyasal hareketi, toplumun sivil demokratik örgütlenmesi perspektifi ile başta Kürt Alevileri olmak üzere, bir bütün Alevilerin öz güçleri üzerinden örgütlenmelerini ve kendi hakikatleri ile yüzleşmeleri çalışmaları içinde olunca, devlet bunu kendisi için tehlike olarak gördü. Ulus devletin inkârcı ve katliamcı politikaları ile ön alamadığı siyasal, toplumsal ve kültürel aydınlanma hareketi, Ankara’nın yanı başında, ulus devletin temellerinin atıldığı Sivas Kongresi’nin gerçekleştiği Sivas’ta yaşanıyor olması, ulus devlet tarafından kabul edilmez görüldü. Türk ulus devletinin yok saydığı Kürtler, Aleviler, sosyalistler ve aydınlar yan yana gelmiş, topluma yeni bir umut ışığı yakmışlardı.

    “BİR OLMANIN, BİRLİKTE OLMANIN ZAMANI”

    Devletin bekası için kabul edilmez olan bu gelişme, Özel Harp Dairesi’nce önlenmeli, kriminalize edilmeliydi. O nedenle devletin yasama, yürütme ve yargısı el birliği içinde olmuş, askeri ve sivil bürokrasisi katliamı önlemek yerine, kolaylaştıran olmuşlardır. Aynı zihniyetten beslenen AKP-MHP faşist iktidarı da bugün Alevilere, Kürtlere ve demokrasi güçlerine katliam ve soykırımı dayatıyor. Bizleri farklılıklarımızla ayrıştıran, karşıtlaştırıp düşmanlaştıranlara inat, halkların ve inançların kardeş olduğunu göstermenin zamanıdır. Tekçi devlet zihniyetinin ve iktidar sahiplerinin oyununa gelmemek, mazlum ve mağdur Anadolu ve Mezopotamya halkları ve inançları olarak ‘Bir Olmanın, Birlikte Olmanın Zamanıdır’ diyoruz. ‘Yol Bir Sürek Bin Bir’ düsturundan hareketle farklılıklarımızı zenginlik kabul edecek, demokratik, özgür yaşamı birlikte inşa edeceğiz. Yaşasın Halkların ve İnançların Kardeşliği!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Zülfikar Dergisi’nin yeni sayısı,’Tertelê Dersîmî Xo Vîra Meke’ başlığıyla çıktı

    Zülfikar Dergisi’nin yeni sayısı,’Tertelê Dersîmî Xo Vîra Meke’ başlığıyla çıktı

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri’nin yayın organı olan Zülfikar Dergisi’nin Mayıs-Haziran-Temmuz sayısı, ‘Tertelê Dersîmî Xo Vîra Meke’ başlığıyla çıktı. Yeni sayıda Dersim Soykırımı’nın ilk adımı kabul edilen ve Roza Şaye (Kara Gün) olarak adlandırılan 4 Mayıs 1937 Bakanlar Kurulu kararı derginin kapağına taşındı.

    Siyasi, kültürel, sanat ve inanç dergisi olan Zülfikar Dergisi’nin Mayıs- Haziran- Temmuz 2024 sayısı okuyucu ile buluştu. Derginin yeni sayısı Dersim Soykırımı’nın 87. yılına atfen, ‘Tertelê Dersîmî Xo Vîra Meke’ başlığıyla çıktı.

    Derginin arka kapağına ise 30. yılına giren ve 2 Temmuz’da Alevilerin kitlesel olarak anacağı Sivas Madımak Katliamı taşındı.

    ZÜLFİKAR DERGİSİ’NİN BU SAYISINDAKİ SAYILAR

    Zülfikar Dergisi’nin yeni sayısında yer alan yazılar ise şöyle:

    -Cumhuriyet Modernitesinin Bir Katliam Projesi: Dersim Katliamı / Zeynel KETE

    -Dersim’de Revan Olunan Patika / Asil BENLER

    -Koç Katımı / Kadriye DOĞAN

    -Analık Makamı / Fethiye YILDIRIM

    -Osmanlı’dan Günümüze Ateşle Katliam: İhrak-ı Binnar / Mehmet BAYRAK

    -Cumhuriyetin 100. Yılında Alevi Konferansına / Rıza KAHRAMAN

    -Kadim Yol Alevilik ve Kadın / Hatice ÇEVİK

    -Ağbaba / İnanç DOLU

    – Xızır / Hüseyin OZAN

    -Kitap Tanımı

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

  • Sivas Katliamı’nı ‘olay’ olarak yorumlayan İçişleri Bakanı’ndan 13 firari sanık cevabı!

    Sivas Katliamı’nı ‘olay’ olarak yorumlayan İçişleri Bakanı’ndan 13 firari sanık cevabı!

    PİRHA- HEDEP İstanbul Milletvekili Celal Fırat’ın Sivas Katliamı’nda rol alan kaçak faillerin akıbetine dair verdiği soru önergesini cevaplayan İçişleri Bakanlığı katliamı ‘olay’ olarak yorumlayarak, “13 şahıs hakkında yakalama emri bulunmakta, söz konusu şahısların yakalanmalarına yönelik adli süreç devam etmektedir” dedi. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, 2 Temmuz Madımak Katliamı’nda sorumluluğu olan, katliamda rol almış kişiler ve katliamın tüm detaylarıyla ilgili nasıl bir soruşturmanın yürütüldüğü, tutuklanan, tutuklanmayan, soruşturulmayan kişilerle ilgili İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya tarafından cevaplanması amacıyla soru önergesi vermişti.

    Fırat’ın soru önergesini cevaplayan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Madımak Katliamı faillerinden 13 kişinin 30 yıldır yakalanamamasını ‘adli süreç devam etmektedir’ diyerek cevaplarken, Sivas Katliamı’nı ise ‘Sivas’ta meydana gelen olay’ olarak yorumladı.

    Sosyal medya hesabından açıklama yapan Fırat, “Bakanlık verdiği cevapta, Madımak Katliamı’nı olay olarak tanımlamakta ve 13 kişi hakkında yakalama kararı olduğunu, bunların halen yakalanmadığını ve bununla ilgili sürecin devam ettiğini belirtmektedir. Ancak, aradan geçen 30 yılda bu kişilerin yakalanması için ne tür çalışmaların yapıldığı, bunca zamana rağmen bu kişilerin neden yakalanmadığına ilişkin herhangi bir açıklama yapmamaktadır. Yurt dışında olan sanıkların İnterpol aracılığıyla yakalanmasına ilişkin etkin bir çalışmadan bahsedilmemektedir” ifadelerini kullandı.

    “HESABINI SORMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Fırat, insanlığa karşı işlenen suç olan Sivas Madımak Katliamı’na dair etkin bir soruşturmanın yürütülmediği ifade ederek, “Yukarıda kısaca değindiğimiz konularda bakanlığın soru önergemize verdiği cevapların yetersiz olduğunu, etkin bir soruşturmanın yapılmadığını ve yakalanmayan kişilerle ilgili nasıl bir sürecin yürütüldüğünün belirsiz olduğu apaçık ortadadır. Açık ve net ifade olarak ifade ediyorum ki, Madımak Katliamı insanlığa karşı bir suç olduğundan zaman aşımını kabul edemeyiz. Yetkililer bu süreçlerle ilgili kamuoyunu hiçbir şeyi gizlemeden bilgilendirmeli, etkin soruşturmaların yürütülmemesi ve yakalanmayan kişilerle ilgili sorumluluğu olanlara yönelik gerekli işlemlerin yapılmasını istiyoruz. Katliamın sorumluları kim olursa olsun hesabını sormaya devam edecek ve bu işin peşini bırakmayacağımızın da bilinmesini isteriz” dedi.

    HEDEP MİLLETVEKİLİ FIRAT’IN SİVAS MADIMAK KATLİAMI’NA DAİR SORU ÖNERGESİ ŞÖYLE:

    “2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Anma Etkinlikleri sırasında Madımak Oteli yaklaşık 15 bin kişinin katıldığı bir saldırı ile yakılmış, bu korkunç vahşet alkışlarla izlenmiş ve çoğunluğu Alevi 33 yazar, ozan, düşünür ile 2 otel çalışanı yanarak ya da dumandan boğularak yaşamını yitirmişlerdir. İnsanlığa karşı işlenmiş suç kabul edilmesi gereken Sivas Madımak Katliamı, aradan geçen 30 yıla rağmen tam anlamıyla aydınlatılmamış, yaşanan vahşetin arkasındaki örgütler bulunamamış, gerçek failler yakalanmamış ve bunun sonucu olarak da adalet yerini bulmamıştır.

    Bu bağlamda;

    1. 2 Temmuz 1993 günü tarihe Sivas Katliamı olarak geçen, 33 aydın ve 2 otel çalışanının yakılarak katledildiği olayın ardından katliam ile ilgili davada kaç kişi yargılanmış, bu kişiler hangi cezalara çarptırılmıştır?
    2. Sivas Katliamı sanığı olarak aranan ve yargı karşısına çıkmayan kaç kişi vardır? Bu kişilerin akıbeti nedir? Aradan geçen 30 yıla rağmen neden yakalanamamışlardır?
    3. Hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar aradan geçen 30 yıla rağmen neden yakalanamamışlardır? Yakalanması için ne gibi çalışmalar yürütülmektedir? Sanıklardan bazılarının Almanya’da ikamet ettiği “SOL PARTİ Federal Almanya Milletvekili Gökay Akbulut”un 18.12.2020 tarihinde meclise sunduğu soru önergesinde açıkça beyan edilmesine rağmen, yurt dışında olan katliam sanıklarının Türkiye’ye iadesi için gerekli girişimler yapılmış mıdır?
    4. Etkinliğin yapılacağı tarihten günler önce kentte bildiri dağıtan ve “halk cihada” çağrısı yapanlar kimlerdir? Bu bildiriyi dağıtanlardan tutuklananlar var mıdır? Bu bildiriler kim tarafından organize edilmiştir?
    5. Sivas Katliamı davası bir insanlık suçudur ve insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı yoktur. Davanın firari olan 5 sanık ile ilgili kısmı 13 Mart 2012 tarihinde zaman aşımından düşürülmüştür. Bu konu ile ilgili çalışmanız var mıdır veya olacak mıdır?
    6. Katliam sanıklarından Murat Sonkur ve Murat Karataş’ın terör suçlamasıyla arananlar listesine alınmamasının nedeni nedir?
    7. Madde-6’da belirttiğimiz kişilerden Murat Sonkur isimli katliamın baş sanıklardan olan kişi Almanya tarafından iadesinin ret edilmesine karşılık bir işlem yapılmış mıdır?
    8. Sivas, Maraş, Çorum, Roboski, Suruç, Ankara gibi birçok katliamla ilgili, hakikatleri araştırma komisyonun kurulması için çalışma yapacak mısınız?”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Özcan Doğan: O gün Sivas’ta insanlık öldü; zaman aşımı olamaz!- VİDEO

    Özcan Doğan: O gün Sivas’ta insanlık öldü; zaman aşımı olamaz!- VİDEO

    PİRHA – Sivas Katliamı Davası’nın zaman aşımına uğratılmasına tepki gösteren Büyükada Cemevi Başkanı Özcan Doğan,“O gün orada insanlık öldü. Katliamı kimler yaptıysa, cezasını kesinlikle almaları lazım. Zaman aşımı diye bir şey olmaz” dedi.

    Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993’te 33 aydının yakılarak öldürülmesine ilişkin davada mahkeme heyeti davanın düşmesine karar verdi. Savcı, 30 yıllık olağanüstü zaman aşımı süresinin 2 Temmuz’da dolduğunu söyleyerek üç firari sanık hakkında zaman aşımı uygulanarak davanın düşmesini talep etmişti.

    Sivas’taki Madımak Oteli’nde 33 aydının yakılarak katledilmelerinin üzerinden 30 yıl geçti. 30 yıldır insanlık suçuna karşı işlenmiş katliam davasında mahkeme heyeti firari sanıklar Eren Ceylan, Murat Karataş ve Murat Sonkur yönünden zaman aşımı gerekçesiyle davanın düşürülmesine karar verdi.

    Büyükada Cemevi Başkanı Özcan Doğan, Sivas Madımak Katliamı Davası’nda verilen zaman aşımı kararını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “BUNUN AFFEDİLECEK BİR TARAFI YOK”

    Sivas Madımak Katliamı’nın insanlık faciası bir olay olduğunu söyleyen Doğan, “O gün orada insanlık öldü. Çünkü oradaki provokasyon derin devletin desteğiyle yapılan provokasyon, insanlığın öldüğünü işaret etti” dedi.

    Devletin Madımak katillerini mecburiyetten yakaladıklarını belirten Doğan, mahkemenin verdiği zaman aşımı kararına da tepki göstererek şunları söyledi:
    “Katliamı kimler yaptıysa, cezasını kesinlikle almaları lazım. Zaman aşımı diye bir şey olmaz. Ve bunun haricinde de biliyorsunuz bu insanlardan bir iki tanesi hasta yani ölümcül hasta diye cezaevlerinden bırakılıyor. Yani bunun affedilecek bir tarafı yok.”

    “İNSANLAR YILMIŞ DURUMDA”

    Doğan, “Yurt dışında böyle bir olay olsa ne bu raddeye gelirdi, ne bu şekilde cereyan ederdi. Onun için devlet burada yanlış yaptı” diye belirtti.

    Doğan, kurumların Sivas Madımak davasını sahiplendiğini söyleyerek, “Mesela siz suç işleyen bir kişiyi biliyorsunuz, söylüyorsunuz ve devlet gidip onu yakalamıyor. Öyle olduğu zaman insanlar da artık bıktı. Ha şu süreçte insanlar buna sahip çıkıyor mu? Çıkmak istiyorlar ama yani kalem kimdeyse mühür ondadır diye bir laf var. Şu an vaziyet onu gösteriyor” diye konuşan Doğan, insanların kendisine göre yılmış durumda olduklarını da ifadelerine ekledi.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Katliam ve katiller aklandı: Adaletiniz batsın!

    Katliam ve katiller aklandı: Adaletiniz batsın!

    PİRHA-Sivas Katliamı davasının zaman aşımına uğratılarak düşürülmesine ilişkin tepkiler büyüyor. Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, “30 yıldır boş kalan sanık sandalyesini, AKP hukuku bugün zaman aşımı ile doldurdu… Bu kararla devlet, Alevilerin yeni Sivaslar yaşamasının önünü açtı, katilleri ve katliamı akladı” diyerek karara tepki gösterirken,  Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın da, iktidarın süreklileştirdiği cezasızlık politikasının insanlık suçlarında da devam ettiğini söyledi.

    Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993’te 33 aydının yakılarak öldürülmesine ilişkin davada mahkeme heyeti davanın düşmesine karar verdi. Savcı, 30 yıllık olağanüstü zaman aşımı süresinin 2 Temmuz’da dolduğunu söyleyerek üç firari sanık hakkında zaman aşımı uygulanarak davanın düşmesini talep etmişti.

    Alevi kurumları, siyasi partiler, milletvekilleri ve hak savunucuları başta olmak üzere toplumun büyük bir kesiminden karara ilişkin tepkiler yükselirken, sosyal medyada da karara karşı tepkiler çoğalıyor.

    “İNSANLIK SUÇLARINDA ZAMAN AŞIMI OLMAZ”

    Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, “30 yıldır boş kalan sanık sandalyesini, AKP hukuku bugün zaman aşımı ile doldurdu… Bu kararla devlet, Alevilerin yeni Sivaslar yaşamasının önünü açtı, katilleri ve katliamı akladı” diyerek karara tepki gösterirken, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın da, “Sivas Katliamı davası zaman aşımına uğratıldı. İktidarın süreklileştirdiği cezasızlık politikası, insanlık suçlarında da devam ediyor. Katliam hükümlüsünün Cumhurbaşkanı tarafından ‘affedilmesi’ mahkemeye yönelik bir mesaj, mahkeme heyetine verilen bir talimat niteliğindeydi. İnsanlık suçlarına ortak olan ne bu mahkeme heyetini, ne de iktidarın bu uygulamalarını asla unutmayacağız” ifadelerini kullandı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Eren Kesin davanın düşürülmesi üzerine, “İnsanlığa karşı suçlarda zaman aşımı olmaz. Ankara JİTEM davasından sonra şimdi de Madımak davası. Belli ki ‘gözbebeklerini’ korumaya devam ediyorlar!” diye belirtti.

    Paylaşımında insanlığa karşı işlenmiş suçlarda zaman aşımı olmayacağına vurgu yapan Okmeydanı Cemevi post dedesi Eren Yıldırım da şu paylaşımda bulundu:

    “Madımak Katliamı insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olmaz. İnsan yakmanın zaman aşımı olmaz, çocukları yakmanın, 12 yaşında Koray’ı, 15 yaşında Menekşe’yi yakmanın zaman aşımı olmaz.

    Bu ülkeyi yönetenlerden, yargının düşürüldüğü durumdan, vicdanları kuruyanlardan tiksiniyorum. Canlı canlı insan yakanların davası zaman aşımı gerekçesiyle düşürüldü. Katliamın ateşi yüreklerde sönmemişken alınan bu karar ne adalete, ne insanlığa, ne de vicdana sığar. Şu unutulmamalıdır ki; Bizler bu davanın peşini bırakmayacağız. Bizlerin çocuklarımıza bırakacağı en büyük miras bu davanın takibidir. Çünkü bu dava insanlık davasıdır. Biz Aleviler yakanları da, aklayanları da affetmeyeceğiz. Onlar, katilleri affedebilir, ancak halkın vicdanında asla affedilmeyeceklerdir. Biz bu davayı ulu divana bırakmayacağız. Er ya da geç gerçek failleri ile birlikte adaleti tecelli edeceğiz.”

    Sanatçı Mazlum Çimen, “Beklenen oldu.. Sivas Madımak Katliamı davası zaman aşımından dolayı düştü. Düşündüm de dava sanıklarının yerinde olsam ki lanet olsun, madem öyle, bunca zaman gereksiz yere yatmaktan tazminat davası açarım..!!!” derken, Yazar Ayfer Karakaya ise, “Sivaslı Alevi bir ailenin çocuğu olarak Sivas Katliamı hayatımın en büyük travmalarından biri oldu. Aleviliği merak etmeme ve Alevi tarihi ile ilgilenmeme neden olan olaydır bu katliam. Bugün itibariyle Sivas davasında zaman aşımı kararı çıktı! Adaletiniz batsın!” dedi

    İnsan hakları savunucusu Akın Birdal, “Zaman aşımı nedeniyle Madımak davası düşürüldü. Bir halkın kimliğine, kültürüne düşmanlığın en karanlık saldırısı sözde gündemden kaldırılacak. İnsanlığa karşı işlenmiş bir suçun ne zaman aşımı, ne de belleklerdeki yeri unutturulamaz ve unutulmayacak. Madımak Canlara Saygı İle…” mesajını paylaştı.

    1993’te Sivas’ta katledilen şair Metin Altıok’un kızı siyasetçi Zeynep Altıok, “Sivas Katliamı davası zaman aşımı kararı bugün bizi yönetenlerin hukuka başvurmaksızın afla salıverdiği katillerin kaçak olanlarını hukuk olan ülkelerde özgürleştirebilmek ve korumak için bir uygulamadır. Orta çağ hukukunun teşvikle sokağa salıvermesidir. Yani vahşinin beğenmediğini cezalandırma hakkına hukuki meşruiyet tanınmıştır. Şu ya da bu nedenle kendisini tahrik edeni, kendi istediği gibi cezalandırma, katletme özgürlüğüdür. Zaten bugün kadın cinayetleri, çocuk istismarı, nefret suçları da bu nedenle önlenememekte artmaktadır” ifadelerine yer verdiği bir açıklama yayınladı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Alevi kurumlarından ortak açıklama: AK’layanları affetmiyoruz!

    Alevi kurumlarından ortak açıklama: AK’layanları affetmiyoruz!

    PİRHA- Sivas Katliamı davasının 30. yılında zaman aşımı gerekçesiyle düşürülmesine tepki gösteren Alevi kurumları ortak açıklama yaptı. Yapılan açıklamada,  “Madımak katliamı davası için “zaman aşımı” diyenler bilmelidir ki, bu acıyı zaman aşındıramaz” denilerek, insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olmayacağına dikkat çektiler.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Avusturalya Alevi Bektaşi Federasyonu ( AFA), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Sivas Katliamı davasında zaman aşımı kararı verilmesine “AK’layanları Affetmiyoruz” başlıklı basın açıklaması yaparak tepki gösterdi.

    “MADIMAK KATLİAMI İNSANLIK DAVASIDIR”

    “Madımak katliamı davası için “zaman aşımı” diyenler bilmelidir ki, bu acıyı zaman aşındıramaz” denilen açıklamada, şunları ifade edildi:

    “14 Eylül günü Ankara’da görülen dava 30 yıldan bu yana, insanlığı savunanlarla barbarlığı savunanlar arasında görülmüştür. Bu dava bir kez daha gösterdi ki, o gün Madımak otelini kuşatanlar artık ülkeyi kuşatmış vaziyettedir.

    Anayasa’nın 138. maddesi, “Hakimler görevlerinde bağımsızdırlar. Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak, vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz” derken, mahkeme heyetinin vermiş olduğu karar, kapkara bir leke olarak kalacak, hukuki bir utanç olarak hatırlanacaktır.

    Ülkemizde hukuka güven tükenmiştir. En önemli sorunumuz yargının bağımsız ve tarafsız olmamasıdır. Hâkimler ve Savcılar Kuruluna Adalet Bakanının başkanlık etmesi kuvvetler ayrılığı ilkesinin açık ihlali iken, Cumhurbaşkanı aleni şekilde katiller lehine mahkemeye dahil olmuştur.

    Bugün 1.517 hasta mahkûm cezaevlerinde tutulurken, Cumhurbaşkanı insanlığa karşı suç işleyenleri, elinde benzin bidonu taşıyanları, canlı yayında insan yakanları affederek, yalnızca tarafını belli etmemiş, aynı zaman da kendisinin Madımak Katliam davasında savcısı ve hâkimi olduğunu da ilan etmiştir.

    Davanın zamanaşımından düşmesi kararını bugün görev yapan mahkeme heyeti vermemiştir. Bu karar geçen hafta Cumhurbaşkanı tarafından bizzat verilmiş ve Hayrettin Gül’ün affedilmesi ile ilan edilmiştir. Ankara 1.Ağır Ceza Mahkemesinde oynanan tiyatroda mahkeme heyeti saraya biat ettiklerini ilan etmişlerdir.

    Biz Alevileri vicdanımızın her insanın içindeki tanrısı olduğunu bilir buna inanırız. Bu yüzden hem dua ederken hem de yemin ederken elimizi kalbimizin üzerine koyarız. Bugün gördük ki hakimler vicdanlarına göre değil sarayın aklına göre hareket etmektedir.

    Pirimiz Pir Sultan Abdal “KALSIN BENİM DAVAM, DİVANA KALSIN” derken divan bir mekân, divan bir mahkeme değildir. Divan bizim gönlümüzde aklımızda ve kalbimizdedir. Eğer vicdanınız kalbiniz ve aklınızda değilse katillerinizi bağışlarsınız. Katillerinizin sofrasında zamane Yezidleri ile lokma paylaşırsınız.

    Bizim yüreklerimizde ulu divan kurulmuş, katiller mahkeme edilmiştir. Bu katliamın sanıkları, bu katliamı gerçekleştirenler, katilleri gizleyenler ve kollayanlarla, katilleri affedenler mahkûm olmuştur.

    Katilleri serbest bırakan saray rejimine sesleniyoruz; Biz sizi Kerbela’dan bu yana tanıyoruz. Biz sizi Kerbela’da da affetmemiştik, Madımak’ta da affetmiyoruz ve asla affetmeyeceğiz. 30 yıldır duruşma salonlarında, adliye binalarında her türlü zorbalığı ve zulmü reva görenler, katliama alkış tutanlardır. Alevi hareketi olarak sizin bu kararınızı tanımıyoruz. Katilleri serbest bırakıp, davayı zamanaşımına uğratanlarla kol kola yürüyen hınzır paşalar, siz de Madımak’ın katilisiniz.

    Değerli canlar;
    Günler öncesinden duyurduğumuz ve 16 Eylül 2023 Cumartesi saat 17’de İzmir Gündoğdu Meydanında yapacağımız “LAİK YAŞAM, LAİK EĞİTİM ve EŞİT YURTTAŞLIK BÖLGE MİTİNGİ’ni ülke mitingine dönüştürdüğümüz bilgisini de paylaşmak istiyoruz. Bu bağlamda ülkedeki yüreği insanlıktan yana olan tüm canları İzmir’e bekliyoruz. Bizi yakanlar aynı zamanda milyonlarca insanı açlığa, sefalete mahkûm edenlerdir. Henüz 12 yaşındaki Koray’ımızı yakanlar bugün çocuklarımızı okullarda açlığa, yokluğa mahkûm edenlerdir.

    Canlar;
    Bu kötülük imparatorluğuna dur demek, bu yalan ve talan iktidarından kurtulmak için bir adım da sen at diyoruz.
    Gelin canlar bir olalım.
    Yoksulun hakkını alalım…
    16 Eylül’de İzmir Gündoğdu Meydanında haramilerin saltanatına karşı sesimize ses gücümüze güç katalım.

    İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımı olmaz! Madımak Katliamı İnsanlık Davasıdır.”

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

    >Sivas Katliamı Davası’nda utanç karar: Katliam zaman aşımına uğratıldı- VİDEO

    >Sivas Katliamı Davası kararına tepki: Bu davayı mahşere bırakmayacağız- VİDEO

  • Paris Alevi Anıtı önünde Madımak anmasında katiller lanetlendi

    Paris Alevi Anıtı önünde Madımak anmasında katiller lanetlendi

    PİRHA- Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) Sivas Katliamında yaşamını yitirenleri Paris’te bulunan Nelson Mandela parkındaki Alevi anıtı önünde andı.

    Sivas Katliamı’nın 30’uncu yılında yurtiçinde ve yurtdışında, Madımak Oteli önünde radikal dinci/faşistler tarafından katledilen aydın, sanatçı, yazar ve semah dönen canlar için bir çok kentte anmalar ve açıklamalar devam ediyor.

    Paris’in Sarcelles ilçe belediyesinin resmi töreni ile birlikte, Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu’nun belirlediği program çerçevesinde, Sivas Madımak’ta faşistlerce katledilen canlar için geniş katılımlı anma yapıldı.

    ALEVİ ANITINA ÇELENK BIRAKILDI

    FUAF ve Sarcelles Belediyesi’nin ortak anma programı resmi törenle başladı. Günün anlamını ve önemini belirten Türkçe ve Fransızca konuşmayla başlayan program, kurumlar adına Alevi Anıtı‘na çelenk bırakma ile devam etti.

    FUAF ve Sarcelles Belediyesi’nin ortak anma programı resmi törenle başladı. Günün anlamını ve önemini belirten Türkçe ve Fransızca açılış konuşmasının ardında Belediyenin, FUAF, FUAF Bileşenleri ve Alevi Kültür Merkezleri ve dost kurumların, Alevi Anıtı’na çelenk bırakma merasimi yapıldı.

    Anmada, katledilenler anısına yapılan saygı duruşundan sonra, Sarcelles Belediye Başkanı Patrick Haddad, Val d’Oise milletvekili Carlos Martens Bilingo ile Fransa Bölge Yönetimi’nde Jean-Baptiste Marly yaptıkları konuşmalarında, özellikle Cumhuriyet döneminde Alevilere yapılan katliamları hatırladıklarını ve en son Sivas-Madımak’ta bir insanlık suçu işlendiğini, bu katliamı lanetlemek ve hayatını kaybedenleri anmak için, Sarcelles Belediyesi ve seçilmişleri olarak, her yıl 2 Temmuz’da bu organizasyonu yapacaklarını beyan ettiler.

    “MADIMAK ZAMANAŞIMINA UĞRATILAMAZ”

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Eşit Başkanı Memet Gündüz ise yaptığı konuşmasında, Madımak davasının zaman aşımına uğratılmak istenmesine tepki göstererek, “O dönemin iktidarı ve devlet güçlerinin gözleri önünde, tekbirler getirerek, Madımak Oteli ateşe verildi. 33 canımız göz göre göre katledildi. Alevilerin ve kamuoyunun çok yakından bildiği bu katliamın tetikçileri ve sorumluları 21 yıldır iktidarda olan AKP ve onun küçük ortağı MHP tarafından korundu, kollandı ve ödüllendirildiler. Yıllarca süren davalar eziyete ve işkenceye dönüştürüldü. Son olarak da Recep Tayyip Erdoğan tarafından zamanaşımına uğratıldı. Dünyanın hiçbir yerinde insanlığa karşı işlenmiş suçlar zamanaşımına uğramaz, uğratılamaz. Madımak Katliamı da zamanaşımına uğratılamaz” dedi.

    Anma, Alevi Anıtı’na çiçeklerin konulması ile son buldu.

    PİRHA/FRANSA

     

  • Celal Fırat, Madımak Otelinin ‘Utanç Müzesi’ olması için kanun teklifi verdi.

    Celal Fırat, Madımak Otelinin ‘Utanç Müzesi’ olması için kanun teklifi verdi.

    PİRHA- Sivas Katliamı’nın 30. yılında katliamın yapıldığı Madımak Otelinin ‘Utanç Müzesi’ne dönüştürülmesine dair Meclis’e kanun teklifi sunan Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “Katliamda yaşamını yitirenlerin anılarının yaşatılması ve o gün yaşananların unutulmaması için bu talebin mutlaka yerine getirilmesi elzemdir ve vazgeçilmezdir” dedi.

    Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Sivas Katliamı’nın 30. yılında katliamın yapıldığı Madımak Otelinin ‘Utanç Müzesi’ne dönüştürülmesine dair Meclis’e kanun teklifi sundu.

    Fırat, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunduğu kanun teklifinin gerekçesinde şunlara yer verdi:

    “Bundan 30 yıl önce 2 Temmuz 1993 tarihinde, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından düzenlenen etkinlik dolayısıyla Sivas’ın merkezinde bulunan Madımak Oteli’nde toplanan bir grup, oteli ateşe verdi. Katliamın gerçekleştiği otelde bulunanlar arasında yazarlar, şairler, sanatçılar, gazeteciler ve seyirciler vardı. Oteli ateşe veren saldırganlar, etkinliğe katılanları tehdit etti ve dışarı çıkmalarına izin vermedi. Yangın sonucunda, otelde mahsur kalan 33 kişi hayatını kaybetti.

    YARGILAMALAR UZUN SÜRDÜ VE CEZASIZLIK UYGULANDI

    Saldırının ardından, Sivas Katliamı, Türkiye’nin tarihinde önemli bir dönüm noktası haline geldi ve toplumda büyük bir infial yarattı. Sivas Katliamı, Türkiye’nin farklı kesimlerinde hala anılan ve üzerinde tartışmaların sürdüğü bir olaydır. Uzun yıllar süren yargılamanın sonucunda otuz üç sanık idam cezasına (ağırlaştırılmış müebbet), dört sanık yirmişer yıla, bir sanık da on beş yıla mahkum edilmiştir. Diğer sanıklar beş ila iki yıl arasında değişen cezalar almışlardır. Yapılan yargılamaların uzunluğu, eksikliği, tarafgirliği, ceza alan sanıkların Cumhurbaşkanının özel affı ile salınması, yurtdışındaki kaçak sanıkların iade edilmemesi, katliamın yaşandığı Madımak Oteli’nin Müze yapılmaması gibi bir dizi olumsuzlukların, toplumsal barışa hizmet etmeyeceği gibi mağduriyet yaşayan ailelerin yüreklerini soğutacak hiçbir adım atılmaması da toplumları bir arada tutan hukuki sözleşmeleri hiçe saymak anlamını taşımaktadır.

    MADIMAK OTELİNİN UTANÇ MÜZESİ YAPILMASI ALEVİLERİN VE MAĞDURLARIN TALEBİDİR

    2 Temmuz 1993 yılında Sivas Katliamı’nın yaşandığı Madımak Oteli yeni adıyla Sivas Bilim ve Kültür Merkezi’nin adı “Madımak Utanç Müzesi” olarak değiştirilmelidir. Katliamda yaşamını yitirenlerin anılarının yaşatılması ve o gün yaşananların unutulmaması için bu talebin mutlaka yerine getirilmesi elzemdir ve vazgeçilmezdir. Bu kanun teklifi, özelde Alevilere genelde diğer muhalif kesimlere yönelik katliamların bir daha yaşanmaması ve hatta devam eden tehditlere karşı bir tutum gösterilmesinin gerekliliği üzerine inşa edilmiştir. Madımak Oteli’nin müzeler ile ilgili mevcut yasa ve yönetmelik çerçevesinde “Madımak Utanç Müzesi” ismini alması, Alevilerin eşit yurttaşlık haklarına sahip olunacağına dair bir güvenin tesisini sağlamak ve demokratik hakların bir gereği olduğunu vurgulamak açısından önemlidir. Ayrıca Alevi kurumları ve uzun yıllardır adalet arayışını sürdüren mağdur ailelerin temel talebi Madımak Otelinin utanç müzesi yapılması talebidir. Getirilen bu madde ile Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinin karşılanacağına dair bir güven tesisinin sağlanmasında ilk adım sayılması ve bu demokratik hak talebinin yerine getirilmesi amaçlanmıştır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Madımak’ta katledilenler Ege’de anıldı: Devlet katliamla yüzleşsin!

    Madımak’ta katledilenler Ege’de anıldı: Devlet katliamla yüzleşsin!

    PİRHA- Sivas’ta Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen 33 aydın, yazar, semah dönen gençler ve 2 otel çalışanı katliamın 30’uncu yıl dönümünde Ege Bölgesi illerinde düzenlenen basın açıklamalarıyla anıldı. Açıklamalarda katliamla yüzleşilerek faillerin açığa çıkarılması vurgusu öne çıktı.

    Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen 33 aydın, yazar ve 2 otel çalışanı katliamın 30’uncu yıl dönümünde Ege Bölgesi illerinde de anıldı.

    Aliağa Emek ve Demokrasi Platformu bileşenlerinin katılımıyla cemevinde basın açıklaması ve anma gerçekleştirildi.

    Alevi Kültür Dernekleri Aliağa Şube Başkanı Mustafa Özbay, “Sivas Katliamı’nın 30. yıl dönümünde yitirdiğimiz canları anıp, adalet talep ederken laikliği korumak ve inşa etmek için de mücadele etmeliyiz” dedi.

    “BU KARANLIĞI ÖRGÜTLÜLÜĞÜMÜZLE YIRTIP ATMALIYIZ”

    Emek Partisi (EMEP) Aliağa İlçe Başkanı Cevat Aktaş da “O süreç, tüm Türkiye’de emekçilerin, Alevilerin, Kürtlerin ve işçilerin birlikte mücadele edişinin de çoğaldığı günlerdi. Sivas Katliamı’nda birleşen ve mücadele eden emekçilere gözdağı vermek için 33 aydınımızı yaktılar. Sivas Katliamı’nın aydınlatılması için verdiğimiz mücadeleyi, o gün egemenlerin korktuğu birliği her alanda örgütlemeli, bu karanlığı yırtıp atmalıyız” diye konuştu.

    Anma programında, Aliağa Belediyesi’nin 2 Temmuz’da eğlence amaçlı konser düzenlemesi de eleştirildi.

    BALÇOVA

    “KAYBETTİĞİMİZ CANLARIMIZI UNUTMAYACAĞIZ”

    Balçova Alevi Bektaşi Derneği Cemevi’nde düzenlenen tören ise saygı duruşuyla başladı. Etkinlikte konuşan dernek yöneticisi, Alevilerin eşit yurttaşlık hakkının tanınması, laik ve demokratik eğitimin sağlanması, zorunlu din derslerinin kaldırılması; Alevi köylerine zorla cami yapılmasına ve kutsal alanlarına HES’ler yapılarak su altında bırakılmasına son verilmesi gerektiğini söyledi.

    Açıklamada, “Sivas Katliamı’nın aydınlatılmaması sonrası Ümraniye’de, Gazi’de, Gezi’de, Suruç’ta, Roboski’de, Ankara’da katliamlar devam etti. Ama bizler kaybettiğimiz canlarımızı unutmayacağız” denildi.

    Konuşmanın ardından müzik dinletisi sunuldu.

    DİKİLİ

    “ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ BİZİ KURTARACAK”

    Dikili Bülent Ecevit Meydanı’nda toplanan yüzlerce kişi “Sivas’ın ışığı sönmeyecek”, “Sivas’ı unutma unutturma”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Karanlığa teslim olmayacağız” sloganları eşliğinde Olaf Palme Meydanı’na yürüdü. Burada katledilenler için denize karanfil bırakan kitle yine sloganlar eşliğinde Atatürk Meydanı’na geçti.

    1 dakikalık saygı duruşunun ardından Alevi Dernekleri Federasyonu adına Barış Dağ kısa bir konuşma yaptı. Daha sonra Dikili Emek ve Demokrasi Platformu adına Hüseyin Öge konuştu. Öge, “Maraş, Sivas, Suruç, Ankara Gar gibi Türkiye’de yaşanan katliamların arkasında emperyalist ve iş birlikçilerinin halkları, ezilenleri birbirine kırdırmak istediği iki etmen vardır. Birincisi milliyetçilik diğeri dindir. Ilımlı İslam adı altında din siyasete alet edilerek halklar, ezilen ve sömürülenler birbirine kırdırılmaya çalışılmıştır. Bu oyuna gelmemeliyiz. Bizlerin bir araya gelmemizi istemiyorlar. İnadına bir araya geleceğiz. Bizi kurtaracak olan birlikteliğimiz ve örgütlü mücadelemiz olacaktır” dedi.

    “MADIMAK OTELİ UTANÇ MÜZESİ OLMALIDIR”

    Daha sonra Dikili Alevi Bektaşi Derneği adına Ali Zeray söz aldı. Zeray, “Siyasal İslam referansı ile ülkeyi yönetmek isteyenler, laikliğe savaş açıyor, tüm müfredatı dincileştiriyor, okullara imamlar göndererek tüm okulları imam hatip liselerine çeviriyor. ÇEDES Projesi adı altında eğitimi tarikatlara, çocuklarımızı imamlara teslim ediyor. Yüksek sesle bir kez daha haykırıyoruz; imamların yeri camilerdir, okulları öğretmenlerimize bırakın” diyen Zeray, ÇEDES projesinin iptal edilmesi gerektiğini söyledi.

    Zeray son olarak, “Devlet, tarihimizde yaşatılan katliamlarla yüzleşmeli ve hesabını vermelidir. Madımak Oteli Utanç Müzesi olmalıdır. Madımak Katliamı’nı unutmadık, unutturmayacağız, hesabını soracağız” dedi.

    DENİZLİ

    “GERÇEK SORUMLULAR AÇIĞA ÇIKARILMADI”

    Denizli’de Candoğan Parkı’nda yapılan basın açıklamasına sendika ve siyasi parti temsilcileri katıldı. Bir dakikalık saygı duruşundan sonra basın açıklamasını Hacı Bektaş Veli Alevi Kültür Derneği üyesi Fatma Yurdakul okudu.

    Yurdakul, “2 Temmuz 1993 Cuma günü Madımak Oteli’nde yaşatılan katliamın üzerinden 30 yıl geçmesine rağmen katliamın hesabı verilmemiş, arkasındaki gerçek sorumlular açığa çıkarılmamış, adalet yerini bulmamıştır” dedi.

    Yurdakul, “Katillerin çoğu affedilmiş yurt dışına çıkarılmış normal yaşamlarına devam etmiş, tutuklu olanlar serbest bırakılmıştır. 30 yıllık hukuk mücadelesinde adeta aileler Alevi örgütleri ve vicdanlar yargılanmıştır” ifadelerini kullandı.

    Yurdakul, “Madımak Katliamı insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur, insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olamaz” diyerek adalet mücadelesinin devam ettiğini belirtti. Bugün de kutuplaştırma siyasetinin devam ettiğine dikkat çeken Yurdakul, laiklik mücadelesinin önemini vurguladı.

    DİDİM

    “HESABINI SORACAĞIZ”

    Didim Cemevi’nin çağrısıyla Aytepe Barış Anıtı’nda bir araya gelen kitle, sloganlar ve alkışlarla 2 Temmuz Pir Sultan Abdal Parkı’na yürüyüş yaptı.

    Yürüyüşe kitle örgütü temsilcilerinin yanı sıra Sivas Katliamı’nda hayatını kaybeden Nesimi Çimen’in kızı Saniye Çimen de katıldı.

    Açıklamada basın metnini Didim Cemevi yöneticisi Engin Ağrı okudu.

    “Aleviliği baskı altında tutmak, asimile etmek adına ziyaret adı altında, dergahlarımıza, inanç merkezlerimize gelen Cumhurbaşkanı’nın kutsal sembollerimizi duvarlardan indirtmesi, adeta bize parmak sallamaktır” diyen Ağrı, Alevilerin asimilasyon politikalarına maruz kaldığını söyledi. Ağrı, Madımak Katliamı’nı unutmadıklarını ve hesap soracaklarını dile getirdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Avustralya’da Alevi anıtı önünde Madımak anması-VİDEO

    Avustralya’da Alevi anıtı önünde Madımak anması-VİDEO

    PİRHA- Avustralya Alevi Federasyonu, Melbourne’de bulunan Alevi anıtı önünde, Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı.

    Avustralya Alevi Federasyonu, Melbourne şehrinde bulunan Alevi anıtı önünde, Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı. Anma, çerağların uyandırılması sonrasında saygı duruşuyla başladı. Ayrıca Alevi anıtı önüne karanfiller bırakıldı.

    Anmada, yüzyıllardır Anadolu topraklarında inançları, kimlikleri, barış, demokrasi ve kardeşlik için mücadele eden, bedel ödeyenlerin unutulmayacağı belirtildi.

    “ANILARI VE MÜCADELELERİ YOLUMUZU AYDINLATACAK”

    Avustralya Alevi Federasyonu adına yapılan paylaşımda şunlar ifade edild;

    “Alevi Anıtı ziyaretimiz kapsamında, Sivas’ta yitirdiğimiz 33 can başta olmak üzere, Dersim, Maraş ve Çorum katliamlarında yitirdiğimiz canlarımız için çerağımızı uyandırdık, karanfillerimizi bıraktık. Anmaya katılan yöneticiler ve toplum üyelerimiz olarak duygu ve düşüncelerimizi paylaşarak yitirdiğimiz canları unutmayacağımızı ve unutturmayacağımızı bir kez daha yeniledik. 2 Temmuz Sivas’93 anması vesilesiyle, yüzyıllardır Anadolu topraklarında inançları, kimlikleri, aydınlık yarınlar, barış, demokrasi ve kardeşlik için mücadele eden, başta Alevi pirleri olmak üzere bu uğurda bedel ödeyen, hayatlarını yitiren canlarımızı bir kez daha saygıyla anıyoruz. Onların anıları ve mücadeleleri yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.”

    PİRHA/AVUSTRALYA

  • Mersin’de Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı- VİDEO

    Mersin’de Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı- VİDEO

    PİRHA- Sivas Katliamı’nın 30’uncu yılı sebebiyle Mersin Cemevi anma töreni gerçekleştirdi. Anmada konuşan Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, katliamlara herkesin bir bütün olarak karşı durmasının önemini vurguladı. Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan da, Madımak Katliamı’nın gerçek katilleri ve arkasındaki güçler yargılanıncaya kadar mücadelenin süreceğini vurguladı.

    Mersin Cemevi, 2 Temmuz Madımak Barış ve Kardeşlik Parkı’nda anma töreni düzenledi. Törene Mersin Cemevi yönetimi, Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan ve çok sayıda Alevi yurttaş katıldı.

    Törende yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Ardından Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin dede, gülbank okudu.

    “BU KATLİAMLAR AFFEDİLMEMELİ”

    Anma töreninde konuşan Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, bu tür katliamların yaşanmaması için toplumsal barışın sağlanması gerektiğini dile getirdi. Öte yandan katliamların affedilmemesinin benzer olayların yaşanmasının önüne geçebileceğinin altını çizen Kılavuz, şunları söyledi:

    “Sivas toprakları Alevi inancının ve değerlerinin yaşatılması için mücadele eden sanatkarlara, aşıklara, ozanlara ve halka hep mezar olmuştur. 1993’te de böyle bir felaket yaşandı. 500 küsür yıl önce Pir Sultan Abdal o topraklarda taşlandı ve aradan geçen 500 sene sonrasında, 1993’te de böyle bir felaket yaşandı ve şairler, ozanlar, aydınlar, semazenler taşlandı ve ateşe verildi. Şehit edilen aziz canlar için bugün buradayız. Biz bu anma etkinliklerini yaparken bu topraklarda hangi inançtan olursa olsun insanların beraber, birlikte yaşamaları için dualarımızı yapıyoruz. Kin, nefret, kibir olmasın, insanlar birbirini horlamasın ve düşmanlıklar büyümesin istiyoruz. İnsanlar, böylesi katliam yapanlara karşı bir bütün olarak durmalı ve affetmemeli ki bir daha böyle katliamlar yaşanmasın. Aziz ruhları şad olsun, devirleri daim olsun”

    “KATİLLER YARGILANANA KADAR MÜCALEMİZ SÜRECEK”

    Aradan geçen 30 yıla rağmen Sivas Katliamı’nın katillerinin yargılanmadığına dikkatleri çeken Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, “30 yıl önce Sivas’ta yakılan, katledilen, şehit edilen sadece aydınlarımız, yazarlarımız, şairlerimiz değildi. Bu saldırı ülkenin aydınlık geleceğine yapılmıştı. 30 yıl önce yaktıkları ateş ile sadece oradaki canlarımıza saldırdıklarını düşünüyorlardı belki ancak biz 30 yıldır Madımak’ı unutmadık, unutturmadık. Madımak utanç müzesi oluncaya kadar mücadelemiz sürecek. Madımak’ın gerçek katilleri ve arkasındaki güçler yargılanıncaya kadar mücadelemiz sürecek” diye konuştu.

    Anmada deyişler okundu, semah dönüldü.

    PİRHA/ MERSİN

  • Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler İstanbul’da anılacak

    Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler İstanbul’da anılacak

    Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler için yarın İstanbul Sarıgazi Mahallesi’nde anma etkinliği düzenlenecek. 

    Aydın, yazar, gazeteci ve sanatçıların da aralarında olduğu 33 kişinin katledildiği Sivas Katliamı’nın 30’uncu yıl dönümünde siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri, “Unutma unutturma” şiarıyla İstanbul’da anma etkinliği gerçekleştirecek.

    Aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP), Emek Partisi (EMEP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Türkiye Komünist Partisi (TKP), HALKEVLERİ, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Kaldıraç, Partizan, Anadolu Kültür ve Araştırma Derneği (AKA-DER) gibi siyasi parti ve STÖ’lerin olacağı anma etkinliği, 2 Temmuz saat 18.00’de Sancaktepe ilçesinde bulunan Sarıgazi Mahallesi’nde yapılacak.

    YÜRÜYÜŞ YAPILACAK

    Toplanma yeri Vatan İlkokulu olarak belirlenen etkinlikte, Demokrasi Caddesi’nden yürüyüş gerçekleştirilecek.

    ANMAYA ÇAĞRI

    Etkinliğe katılım çağrısı yapan tertip komitesi, “Gericiliğe, baskı ve sömürüye, şovenizme, cinsiyetçi ve ayrımcı politikalara karşı örgütlen. 30’uncu yılında Sivas Katliamı’nı unutma, unutturma. Katliamın yıl dönümünde unutmadığımızı bir kez daha haykıracağız” açıklaması yaptı.

    (HABER MERKEZİ)

  • AABK: Madımak “Utanç Müzesi” olana kadar kavgamızı sürdüreceğiz!

    AABK: Madımak “Utanç Müzesi” olana kadar kavgamızı sürdüreceğiz!

    PİRHA- Sivas Katliamı’nın 30. yılına dair Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu tarafından yapılan açıklamada, Madımak Oteli’nin, Sivas Katliamı’nın trajedisini yansıtması ve bu kara sayfayla yüzleşmek adına bir “Utanç Müzesi” haline getirilmesi gerektiği vurgulanarak, “Madımak Katliamı davası zaman aşımına uğrayamaz. Madımak Katliamı insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olmaz” denildi.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta gerçekleştirilen Madımak Katliamı’nın 30. yıl dönümüne ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. “Madımak 30 Yıldır Yanıyor” başlığıyla yapılan açıklamada, Alevi toplumuna yönelik katliamların derin yaralar açtığı vurgusu yapıldı.

    AABK, 2 Temmuz 1993’te hayatını kaybeden 33 canın anısını yaşatmak için Madımak Oteli önünde ve dünyanın dört bir yanındaki meydanlarda bir araya geleceklerini ve seslerini duyuracaklarını ifade etti.

    Açıklamada, Madımak Katliamı davasının zaman aşımına uğratılamayacağının altı çizilerek, Madımak Katliamı’nın tüm ayrıntılarının araştırılmasını ve gerçek sorumluların hesap vermesini engelleyenlerin adaletin önünde durduğu ifade edildi.

    “UTANÇ MÜZESİ OLANA DEK MÜCADELE EDECEĞİZ!”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun açıklaması şöyle:

    “Türkiye’nin aydın, sanatçı yüzleri hâlâ o korda yanıyor. Bizim de yüreklerimiz yangın yeri. Toplumsal belleğimizde Madımak oteli, mekan olarak insanlığın, mertliğin, vicdanın yandığı yer olarak kalacaktır. Bu yüzdendir ki, Madımak Oteli’nin, Sivas Katliamının trajikliğini yansıtması ve bu kara sayfa ile yüzleşmek adına “Utanç Müzesi“ haline getirilmesi gerekmektedir.

    Türkiye karanlık tarihiyle yüzleşene kadar, Madımak “Utanç Müzesi” olana kadar kavgamızı sürdüreceğiz! 30 yıldır süren Madımak Katliamı Davamızdan vazgeçmeyeceğiz! Madımak katliamı davası 30. Yılında zamanaşımına uğratılmak isteniliyor, ancak Madımak katliamı davası zamanaşımına uğrayamaz. Madımak Katliamı İnsanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımı olmaz.

    “DAVAMIZDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Madımak Katliamının tüm ayrıntılarıyla araştırılmasını ve gerçek sorumluları koruyup onlardan hesap sorulmasını engelleyenler, göstermelik davalarda az sayıda katilleri mahkemeye çıkartıp, onlarında az cezayla kurtulmasını veya serbest bırakılmasını sağlayanlar, başta Almanya olmak üzere bir çok yabancı ülkeye katilleri kaçırtıp, onların buralarda kendilerine hayat kurmalarına, yuva edinmelerine, kebap salonları açmalarına zemin hazırlayanlar, katillerin serbest bırakıldığında “ülkemiz için hayırlı olsun” diyenler, Mağdur ailelerine baskı uygulayıp, zulmedenler, bilmeliler ki; biz bugüne kadar tüm baskı ve zulümlere rağmen hiç bir davamızdan vazgeçmedik, Madımak Katliamı davamızdan da vazgeçmeyeceğiz. Dönen dönsün ben dönmezsem şiarıyla; haksızlığa, adaletsizliğe, karanlığa, baskıya ve zulme hep karşı koyduk. Her zaman var gücümüzle hiç bir ayırım yapmadan tüm insanların adil ve eşit yaşayabilmeleri için mücadele ettik.

    2 TEMMUZ’DA SİVAS’TA OLMA ÇAĞRISI

    Hak, Hukuk, Adalet isteyen tüm insanların davası; son yıllarda yükselen dinci baskı rejimine karşı laikliği savunanların davası; dindar ve kindar nesiller yetiştirmek isteyenlere karşı koyarak, tüm insanların özgürce, barış ve eşit haklara sahip yaşamalarını isteyenlerin davası; yeni katliamların yaşanılmasını istemeyenlerin davası; Türkiye’de demokrasi, eşitlik ve adalet taleplerinde bulunan herkesi düşman ve terörist ilan edilmesine karşı duranların davası; 20 yılı aşkın süredir AKP faşist rejiminde halkın susturulmasını, muhalif ve azınlıkları gerekçesiz ve adil yargılama yapmadan yıllarca hapis edilmesini onaylamayanların davası; cinsiyeti, cinsel tercihi, etnik veya dinsel kimliği nedeniyle kimse haksızlığa ve saldırıya uğramasın diyenlerin davası. Bugün Madımak Katliam Davasına sahip çıkmayan bilsin ki, yarın sahip çıkabileceği hiçbir hakkı kalmayacak, baskı ve zulm uygulanan, haksızlığa maruz kalan bir başkası değil, bugün Türkiye’de yaşayan her bir bireyin temel insan hakları ayaklar altında.

    2 Temmuz’da Sende Sivas’da ol! Madımak Katliamını unutma, unutturma! Karanlığa, baskı ve zulme karşı Hak, Hukuk, Adalet diye haykır!”

    (HABER MERKEZİ)

  • Gönülyurdu köyünde Sivas Katliamı anması-VİDEO

    Gönülyurdu köyünde Sivas Katliamı anması-VİDEO

    PİRHA- Yozgat Çekerek Gönülyurdu köyünde Sivas Katliamı’nda katledilenler anıldı. Anmada konuşan PSAKD Avcılar Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Mesut Aygün, “Davamızı mahşere bırakmayacağız” dedi.

    Yozgat Çekerek Gönülyurdu köyünde Sivas Katliamının 30. yılında anma yapıldı. Sanatçı Dursun Kandemir’in deyişler söylediği, semahların dönüldüğü anma etkinliğinde PSAKD Avcılar Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Mesut Aygün konuşma yaptı.

    Aygün “Yüzyıllarca dağların eteklerinde sır olup, cemlerimizle, semahlarımızla, deyişlerimizle yolumuzu zalimin kılıcının altında bırakmadık. Değil 30 yıl 30 asır da geçse Madımak otelinde yitirdiğimiz canlarımızın unutulmasına izin vermeyeceğiz. Davamızı mahşere bırakmayacağız” dedi.

    Yozgat Çekerek Gönülyurdu Köyü Gençlik Meclisi de, yaptığı açıklamada, Sivas Katliamının, bir kaç kendini bilmez Alevi düşmanının galeyana gelmesiyle oluşan bir saldırının olmadığını, organize edilmiş bir katliam olduğu ifade edildi.

    Osmanlı’dan devralınan Alevi düşmanlığı her iktidarı ele geçirene devredildiğine işaret edilen açıklamanın devamında şunları dile getirildi:

    “40 bin Kızılbaş’ı katleden, Yol önderimiz Anşa Bacı’yı Suriye’ye sürenler; Koçgiri’de Dersim’de, Maraş’ta, Sivas’ta katliamlar gerçekleştirdiler. Yüzyıllarca dağların eteklerinde sır olup, Cemlerimizle, semahlarımızla, deyişlerimizle yolumuzu zalimin kılıcının altında bırakmadık. Sivas katliamının üzerinden 30. yıl geçmesine rağmen katiller korunmuş, davalar uzak illerde yapılarak Alevilerin sahiplenmesini engellemek istemiş, unutulup gitmesini istemişlerdir. Değil 30 yıl 30 asır da geçse Madımak otelinde yitirdiğimiz canlarımızın unutulmasına izin vermeyeceğiz! Davamızı mahşere bırakmayacağız. Veli Babaların, Anşa Bacıların, Pir Sultanların yolunda yürümeye devam edeceğiz. Hasret Gültekin’in bağlaması, Nesimi Çimen’in deyişleri, Muhlis Akarsu’nun türkülerini yerde bırakmayacağız. Deyişlerimizle, semahlarımızla 2 Temmuz Pazartesi günü Madımak şehitlerimizi anmak için Sivas’ta olacağız.”

    PİRHA/YOZGAT

     

  • “Behçet Aysan Şiirlerinden Şarkılar – Yanık Ağıt” 30 Haziran gecesi bütün dijital platformlarda-VİDEO

    “Behçet Aysan Şiirlerinden Şarkılar – Yanık Ağıt” 30 Haziran gecesi bütün dijital platformlarda-VİDEO

    PİRHA- Sıvas Katliamının 30’uncu yılında Ada Müzik’ten Behçet Aysan Şiirlerinden Şarkılar “Yanık Ağıt” albümü çıkıyor!

    2 Temmuz 1993’te Sıvas katliamında öldürülen şair – doktor Behçet Aysan anısına, şiirlerinden bestelenen şarkılardan oluşan “Yanık Ağıt” albümü “Ada Müzik” etiketiyle çıkıyor.

    Müzik Direktörlüğünü Çiğdem Erken’in üstlendiği,“Yanık Ağıt”ta Behçet Aysan şiirlerinden bestelenen 16 şarkı yer alıyor. Albüme adını veren “Yanık Ağıt” şiirinin bestesi de yine Çiğdem Erken’e ait.

    Fazıl Say, bugüne kadar Sıvas katliamının belleklerden silinmemesi adına sanatsal yolculuğunu sürdürüyor. Albümde, Behçet Aysan şiirinden bestelediği “Rüzgar Rüzgarla Konuşur” da yer alıyor. Ayrıca Say’ın oda operası Ses’ten “Bir Bahar Dalıyla” da dinleyiciye sunuluyor.

    Albümde çok sayıda farklı müzik tarzlarından sanatçı Behçet Aysan şiirlerini yorumluyor. Albümde yer alan sanatçı ve gruplar şöyle; Zuhal Olcay, Güvenç Dağüstün- Ece Dağistan, Tuna Kiremitçi- Burcu Tatlıses, Doğan Duru, Vedat Sakman, Umut Özensoy, Dilek Türkan, Deniz Çakır, Selva Erdener, Selçuk Sami Cingi, Mirady, Zeynep Karababa- Erdal Erzincan, Mazlum Çimen ve Bajar.

    “Yanık Ağıt” aynı zamanda, Sıvas katliamının 30. yılında, yitirilenlere bir saygı duruşu niteliğini taşıyor. Ayrıca Türkiye’de yapılan az sayıdaki şiiri onurlandıran çalışmalardan biri.

    (HABER MERKEZİ)

  • DİK: Sivas’ın faili kurucu devlet aklı ve icracısı siyasal aktörlerdir!

    DİK: Sivas’ın faili kurucu devlet aklı ve icracısı siyasal aktörlerdir!

    PİRHA- Dersim İnşa Kongresi, Madımak Katliamının 30. yılında yaptığı yazılı açıklamada, soykırımcı zihniyetin cumhuriyetin 100. yılında nihai sonucu ulaşmak istediğini kaydederek, “2 Temmuz Madımak katliamının 30. ve cumhuriyetin 100. yılında öncelikle demokratik çevrelerin, soykırım ve katliamlara yönelik alışıla gelmiş yaklaşımları terk ederek, bütün boyutlarıyla hakikate ulaştıracak ortak bir tutum geliştirmesi zorunludur” denildi. 

    Dersim İnşa Kongresi (DİK), 2 Temmuz 1993’te faşist-gerici gruplar tarafından asker ve polisin gözü önünde gerçekleştirilen Sivas Katliamının 30’uncu yılı nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı. 2 Temmuz Sivas Katliamının, Koçgiri ile başlayan ve 1938 Dersim Soykırımı ile zirveye ulaştırılarak kesintisiz yürütülen çok katmanlı soykırım sürecinin önemli bir halkası olduğuna işaret edildi.

    Katliamda yaşamını yitirenlerin anıldığı açıklamada, Alevilere yönelik sistematik katliamlardan olan Madımak’ın faillerinin devlet aklı ve onun icracısı olan siyasal aktörler olduğuna vurgu yapıldı.

    “SOYKIRIM PARADİGAMASI BAŞARIYA ULAŞTIRILMAK İSTENİYOR”

    Dersim İnşa Kongresi’nin, Madımak Katliamının 30’uncu yılına dair açıklamasında şunlar kaydedildi:

    “Önemli bir zaman kesitinde karşıladığımız 2 Temmuz’un bu yıl dönümünde, Sivas/Madımak katliamında yitirdiğimiz canlarımızın hatıraları önünde bir kez daha saygıyla, minnetle eğiliyoruz. Katliamcı ve soykırımcı devlet aklını, bu aklın icracısı siyasal aktörleri ve kan dökmek için kışkırtılarak vecd içinde harekete geçirilen güruhları şiddetle lanetliyoruz.

    Bu yıl 2 Temmuz katliamının 30. yıl dönümü, cumhuriyetin 100. yılına denk geliyor. Bunun salt sembolik bir kesişme olmadığı çok açıktır. Yüz yıl önce oluşturulan paradigma günümüzde, “2023 Vizyonu, ve “Türkiye Yüzyılı” söylemi ile Recep Tayyip Erdoğan komutasında AKP/MHP-HÜDA-PAR faşizan iktidarınca sonuca ulaştırılmak istenmektedir.

    Hiç kuşkusuz karşılanacak yüz yıl inkarcı, tekçi cendereden çıkmak ve çoğulcu temelde özgürlükçü demokratik bir yaşam kurmak isteyen toplumsal kesimler açısından da stratejik önemdedir.

    FAİL DEVLET AKLI VE İCRACISI SİYASAL AKTÖRLERDİR

    Bu bağlamda 2 Temmuz Madımak katliamının 30. ve cumhuriyetin 100. yılında öncelikle demokratik çevrelerin, soykırım ve katliamlara yönelik alışıla gelmiş yaklaşımları terk ederek, bütün boyutlarıyla hakikate ulaştıracak ortak bir tutum geliştirmesinin zorunluluğunu vurgulamak isteriz. Fail kurucu devlet aklı ve icracısı siyasal aktörlerdir.

    Farklı toplumsal kesimleri hedef alan hiçbir katliam, bir anda meydana gelmiş olayların sonucu değildir. Sistematik olarak bir topluma yönelmiş katliamların gerçek failleri ve sorumluları, hangi saiklerle olursa olsun kışkırtılmış güruhlar değildir. Dolayısıyla süreklilik kazanmış Alevi katliamlarında da gerçek sorumlular, sahnede gördüklerimiz değildir. Fail, sistem içi siyasal güçleri ayrımsız birleştiren kurucu devlet aklıdır.

    KATLİAMLA YÜZLEŞME YERİNE, ÜZERİNE KARA ÖRTÜ SERİLDİ

    2 Temmuz Madımak katliamı bağlamında öncesi ve sonrasıyla yaşananlar ele alınırken, Koçgiri katliamında saklı olan şifrenin, geniş kesimlerin ortak tutumuyla deşifre edilmesini, hakikate ulaşmak açısından zaruri görüyoruz.

    Bu şifre, Koçgiri katliamında şekillenen kurucu aklın nirengi noktasıdır. Tüm siyasal tonlarıyla rejimin, günümüze kadar devam eden değişmez siyasal tutumudur. Bu şifre, geliştirilen tüm katliamlara yönelik cezasızlığın temel norm haline getirilmesidir. Soykırımlarla ve katliamlarla yüzleşmek yerine, üzerine kara bir örtü serilmesidir.

    Bilindiği üzere Koçgiri katliamı Ekim 1921’de Meclis gizli oturumunda ele alınmış ve milletvekilleri büyük çoğunlukla yaşanan katliamın sorumlusu Sakallı Nurettin’in yargılanıp, cezalandırılmasını istemiştir. Ancak Mustafa Kemal,  “Bu iş benimle Bakanlar Kurulu arasında bir sorun çıkmasına yol açtı. Ben, Nurettin Paşa’ya uygulanmak istenen işlemi kabul etmedim. Fevzi Paşa (Çakmak) Hazretleri de benim görüşüme katıldı. Meclis’te Nurettin Paşa’yı savundum, kendisini ağır bir işleme uğramaktan kurtardım,” diyerek yargılamaya izin vermemiştir.”

    ALEVİ BELTAŞİ CEMEVİ BAŞKANLIĞI VE ÇEDES’E TEPKİ

    Farklı kimlik ve kültürleri hedefleyen her katliam, yürürlükte olan fiziksel ve kültürel soykırım planının bir parçası olduğuna işaret edilen açıklamada, “2 Temmuz vesilesi ile önemle belirtmek isteriz ki; AKP/MHP/HÜDA-PAR/Yeniden Refah gerici, faşizan iktidar bloğu Şark Islahat Planı, Zorunlu İskan Kanunu, Tekke ve Zaviyeler Kanunu gibi cumhuriyetin kurucu belgelerini güncelleyerek sonuca gitmek istiyor. Özellikle, “Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür Ve Cemevi Başkanlığı” ve ÇEDES olarak formüle edilen okullarda imamların görevlendirilmesi projesi, kadim Alevi itikadının Sünni İslami daire içine alınarak, eritilmesini hedeflemektedir. Yaşanan çok yönlü saldırılara karşı çoklukta birlik ilkesi ile daha geniş bir mücadele hattını yaratılması, ertelenemez temel önceliktir” denildi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Ressam Şenol Yorozlu: Her toplumsal olaya tavrımı sanat ile ifade ediyorum-VİDEO

    Ressam Şenol Yorozlu: Her toplumsal olaya tavrımı sanat ile ifade ediyorum-VİDEO

    PİRHA- Sivas Katliamı gibi birçok toplumsal olaya sanatıyla eleştirel bakabilmenin birçok örneğini sergileyen Ressam Şenol Yorozlu, “Ben her toplumsal olayda resimlerim ile buna cevap vermeye çalıştım. Bu topluma aitim ve her toplumsal olaydan sorumluyum. Ben tavrımı sanat ile ifade ediyorum” dedi.

    50 yıldan fazla sanat hayatıyla toplumsal olaylara gözlemleriyle kavramsal düşünceyi tuvallerine aktaran Ressam Şenol Yorozlu, bu olaylara eleştirel bakabilmenin örneklerini eserlerinde çokça sergilemiş.

    Ülkenin karanlık tarihine damgasını vuran yedi darbeyi gören ve kendisini ‘darbe kuşağı çocuğu’ olarak adlandıran Yorozlu, ayrıca 1993 yılında Sivas Madımak otelinde katledilen 33 kişinin anısına düzenlenen galeride ayrıca bulunarak katliama yönelik tepkisini sanat ile buluşturmuş.

    Kendinin topluma ait olduğunu ve güncelle birlikte tarihi her toplumsal olaydan sorumlu olduğunu kaydeden Yorozlu, bu tavrını ise sanatı ile ifade ettiği dile getiriyor.

    Yorozlu sokakta, otobüste, dolmuşta, sinemada, doğada, pazarda topladığı her şeyi karikatür, makale, yazı ve fotoğraf olarak biriktirerek toplumdan böyle beslendiğini ve kaynaklarını tekrar gözden geçirerek masaya yatırdığını ifade etti.

    Kavramsal düşünceyi tuvallere aktaran Ressam Şenol Yorozlu 10 yıl aradan sonra İstanbul’da açacağıizleyicilere tarihsel, estetik ve düşünsel anlamda yeniden yeni kapılar aralıyor.

    Brieflyart’ta 06 Ocak 2023’te açılacak olan sergi, Salı-Cumartesi günleri saat 10:00 – 18:00, Pazar günleri 13:00 – 18:00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

    “7 DARBE GÖRDÜM; TOPLUM BU DARBELERDEN YARA ALDI”

    -Öncelikle yıllar sonra bir sergi yapıyorsunuz. Ve 42 yıl önce gerçekleştirilen 12 Eylül darbesine bir atıfta bulunuyorsunuz. Yıllar sonra böyle bir konu ve isimle sanatseverle buluşmanızın nedeni nedir? 

    Şenol Yorozlu: Biliyorsunuz 12 Eylül darbesi oldu ve Türkiye’de başka şeyler olmaya başladı. Bugün yaşanan şeyler o öykünün ürünleridir. Ve bugün yaşanan rezillikleri görüyoruz. Ve ben bunlarla son derece ilgiliyim. Yetmiş iki yaşındayım ve yedi tane darbe gördüm. İlk darbe kelimesini 1o yaşında iken  1960 darbesinde duydum. Tabi anlamıyorduk. O sırada sinemada bir Fransız filmi oynuyordu. Film bir anne ve babanın gayrimeşru ilişkisini anlatıyor. Çocuk, her seferinde o anne babanın ilişkisinden darbe alıyor. Film bittiğinde babam filmden hiçbir şey anlamadığını söyledi. Ben o zaman fark ettim. Yani film başka bir şey söylüyor. Ben bu darbelerin bu ülkeyi çok zarar verdiğini düşünüyorum. Çünkü biz vatandaş olarak bunları hissettik. İçeride olanlar başka türlü hissetti, dışarıda kalanlar yani başka türlü darbe aldı. Herkes bir şekilde bu darbelerden yara aldı. Ben bunların izini sürüyorum. Ve o yüzden ben alışılmış sanatın dışında sanat yapıyorum. Her darbe bu ülkeyi ekonomik, kültürel yaşamdan insan ilişkilerine kadar çokça geriye götürdü. Ben kendime ‘darbeler kuşağı çocuğu’ diyorum. Ortadoğu uzmanı ve CIA’nın Türkiye Şefi Paul Henze, 12 Eylül darbesini ABD Başkanı Jimmy Carter’a “bizim çocuklar başardı” diyerek üflemişti. Bunu unutmamak gerekir.

    “RESİM GALERİLERİM ENGELLEMEYE ÇALIŞILDI”

    -Bu darbenin size ve sanatınızı icra etmenize dair yansımaları nasıl oldu? O dönemde ülkede miydiniz? 

    Şenol Yorozlu: 17 yaşından itibaren bütün darbeleri gördüm. Belirli zamanlarda İsveç’e gelip gitmelerim oldu. Ben sanatımda ülkemden besleniyorum. İsveç’te besleneceğim bir sanat yoktu. Darbe zamanlarında politik ve anarşik tavırlı resimler yapıyordum. Darbenin benimde sanatıma müdahalesi elbette dolaylı oldu. Resim galerisi açtığım yerin sahipleri ve çalışanları bir takım garip insanların sergiye gelerek, ‘Bu adamın sergisini niye açıyorsunuz?’ dediklerini söylüyorlardı. Yıllar sonra karşılaştığım bir tanıdığım bu garip insanların kendine gelerek resim galerimin yapılmaması için uğraştıklarını söylemişti.

    “BEN TOPLUMA OLAYLARDAN SORUMLUYUM; SİVAS BANA ÖLÜMÜ ÇAĞRIŞTIRIYOR”

    -Sivas Katliamı başta olmak üzere toplumsal hafızamızda derin yaralar bırakan olaylarla ilgili ortak çalışmalarda yer aldınız. Resimlerinizin gelecekteki benliğimizde nasıl bir yer edinmesini istersiniz?

    Şenol Yorozlu: O dönem Sivas’ta 32 insan katledilmişti ve yakılmıştı. Madımak’ı unutmamak gerekiyordu. Gayrimüslim bir arkadaşımız bu etkinliğe 32 sanatçı arkadaşı davet etti. Her sanatçının resmi sergilendi. Aziz Nesin’i de yakacaklardı biliyorsunuz. Meşale karanlığı aydınlatandır. O gün her sanatçıya meşale verdiler ve o her sanatçı resimlerini yaktı. Sivas Madımak’ta yakılanların aileleri ile tanıştık. O resimler İstanbul Beşiktaş Belediyesi’nin resim sergisinde sergilendi. Ben her toplumsal olayda resimlerim ile buna cevap vermeye çalıştım. Ben bu topluma aitim ve her toplumsal olaydan sorumluyum. Ben tavrımı sanat ile ifade ediyorum. Sivas bana hep ölümü çağrıştırıyor.

    “BESLENDİĞİM KAYNAK TOPLUMDUR, SÜREKLİ GÖZLERİM”

    -Şiir ya da farklı sanat disiplinleri eserlerinizde sizi besliyor mu? Yoksa beslendiğiniz kaynak resim sanatının tarihsel birikimi mi?

    Ben şiiri çok severim. Çokça sevdiğim şair de var. Hem Türkiye, hem batı hem de Ortadoğu sanat tarihini çok biliyorum. Benim beslenmem şöyledir; toplumu sürekli gözlerim. Yürürken, otururken herhangi bir şeyden konu çıkartırım. Ona göre beslendiğim kaynakları toplarım gözden geçirim. Örneğin Nazım Hikmet’in Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı’nın çalışmalarını yaptım. Çok etkilendiğim bir konudur ve hala okurum. Her coğrafyanın sanatı farklı ve sanat tarihi müthiş zengin. Sanat bir ifade şeklidir, duvara asılan bir süs değildir. Dekor nesnesi hiç değildir. Benim sanattan para kazanmak gibi derdim yok. Sanatı paraya alet edemem.

    BAYRAKLARIN KARANLIK YÜZÜ

    Dünyadaki tüm bayrakları içeren bir çalışma yaptım. Pink Flooyd’un ‘The dark side of the moon (Ayın Karanlık Yüzü)’ adlı albümü alarak ‘The dark of the flags (Bayrakların Karanlık Yüzü)’  olarak sanatımda işledim. Bayrak bir toplumu temsil eder. Bayrağı olan her ülkenin bir karanlık yüzü vardı ve bu çalışmayı sergiledim. Bir tane isim katılmadı, satılmadı. Bayraklar bilindiği dalgalanır. Güneş altında kalarak dalgalanan şeyi siyah leke olarak gördüm. Dikkatli bakınca bir çağrışım yaptı. Bir silaha, tabancaya benziyordu. Bu sergiyi öyle hazırladım. Dijital teknik kullandım. Bu resimleri büyüterek stantlara astık.

    “GENÇ RESSAMLAR SERGİ AÇACAK YER BULAMIYORLAR; BESLEMEK GEREKİR”

    -Türkiye’de resim sanatının sergilenmesi ve eğitim konusunda yaygınlaşmasında imkanlar sizce ne düzeydedir?

    Tabi ben eğitmen değilim lakin tecrübemden yola çıkarak istenilen boyutta olduğunu söyleyemem. Resim galerileri para üzerine kurulmuş bir iş yeridir ve sanatçılara baskı yaparlar. Baskı ise, ‘Üstadım güzel ve büyük ebatlı ama biz bunları satamıyoruz’ gibisinden olur. Bu bir bahanedir. Ben bu yüzden çokça galeriyi açmaktan vazgeçtim, bazılarında ise koleksiyoner birkaç arkadaşımın baskı ile peki açacağım dedim. Etrafımda bir sürü çok yetenekli genç sanatçı arkadaşım var. Sergi açacak yer bulamıyorlar. Çok yetenekli olmakta yeterli değil, onu beslemek gerekiyor. Toprağa bir tohum atarsınız ve su vermezseniz gelişmez. Sürekli belli zamanlarda ona su vereceksiniz. Yani kendinizi besleyeceksiniz.

    Benim birde karikatür geçmişim var. Dünya öykülerinde ödül aldım. Karikatür çok az şeyle çok şeyi anlatabilen bir sanat.

    Dünyanın iyi olmasını istiyorum. İyilik güzelliktir, sevgidir. Bizim zamanımızda çiçek çocukları vardır. Savaşma seviş diyordu. Bununla ilgili bir karikatür yaptım ve dünya çapında bir ödül aldım. Nedir, neyi paylaşamıyoruz?”

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

  • Milletvekili Kenanoğlu’nun, Madımak Katliamı tutanak talebine TBMM’den ret!

    Milletvekili Kenanoğlu’nun, Madımak Katliamı tutanak talebine TBMM’den ret!

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun Madımak Katliamı’na ilişkin talep ettiği meclis tutanaklarına TBMM Kütüphane ve Arşiv Hizmetleri Başkanlığı’ndan ret kararı geldi. 

    2 Temmuz 1993’te gerici-faşist kalabalıklar tarafından yapılan Madımak Katliamı‘na ilişkin Meclis tutanaklarını talep eden Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu‘na, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Kütüphane ve Arşiv Hizmetleri Başkanlığı’ndan ret kararı geldi.

    Kenanoğlu’nun Madımak Katliamı tutanaklarını talep ettiği dilekçesine TBMM Kütüphane ve Arşiv Hizmetleri Başkanlığı tarafından verilen yanıtta söz konusu belgelerin bir arşivci eşliğinde, aslı ya da herhangi bir kopyası alınmadan incelenebileceği belirtildi.

    Kenanoğlu’na yapılan yazılı açıklamada tutanakların “kişilik ve özel yaşama ilişkin bilgiler içeren arşiv belgeleri” ve “gizli ve çok gizli niteliğinde haiz arşiv belgeleri” kapsamında olduğu aktarıldı.

    01.10.2022 tarihli ve 2022/4 sayılı TBMM Kütüphane ve Arşiv Kurulu Kararı‘nda TBMM Başkanvekili Isparta vekili Süreyya Sadi Bilgiç, TBMM İdare Amiri Gaziantep vekili Ali Şahin, TBMM Genel Sekreteri Mehmet Ali Kumbuzoğlu ve TBMM Kütüphane ve Arşiv Hizmetleri Başkanı Muaz Ayhan Işık‘ın imzası var.

    Konuya ilişkin yasaklama kararının hukuksuzluğuna dikkat çeken Kenanoğlu, “Cumhuriyet tarihindeki Alevi katliamlarının TBMM’de nasıl görüşüldüğünü araştırıyoruz. Bu kapsamda 2 Temmuz Madımak Katliamı’na ilişkin Meclis Araştırma Komisyonu tutanaklarını almak istedik. Söz konusu tutanak belgelerini ilk olarak sözlü şekilde talep ettik ancak verilmedi. Dilekçe vermemiz gerektiği söylendi, biz de bunun üzerine TBMM Genel Sekreterliğine yazılı bir başvuru yaptık. Fakat şimdi de yeni bir engelleme ve yasakla karşılaştık” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Asım Bezirci mezarı başında anıldı-VİDEO

    Asım Bezirci mezarı başında anıldı-VİDEO

    PİRHA-PSAKD İstanbul Şubeleri, Asım Bezirci’yi mezarı başında anarak, “Devlet bütün katliamlar ile yüzleşip, hesabını verene kadar davamızı sürdüreceğiz” dedi.

    PSAKD İstanbul Şubeleri, Sivas Madımak Oteli’nde katledilen yazar, şair, eleştirmen Asım Bezirci İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki kabri başında andı. Anmaya Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Örgütlenme Sekreteri Mehmet Ali Çankaya da katıldı.

    “KATLİAMLARIN HESABI SORULANA KADAR DAVAMIZ SÜRECEK”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Şubeleri tarafından düzenlenen anma töreninde konuşan PSAKD Kadıköy Şubesi Başkanı İbrahim Karakaya, katliamda yaşamını yitirenleri unutmayacaklarını belirtirken, “2 Temmuz’da yitirdiğimiz canların toprağa sırlandığı gündür bugün aslında. Katliamın 29. yılındayız. Şehitlerimizi unutmadığımızı, onların bıraktığı mücadeleyi Türkiye’deki özgürlük, demokrasi ve eşit haklar mücadelesinin bir parçası olarak gördüğümüzü hep dile getirdik. Devlet bütün katliamlar ile yüzleşip, hesabını verene kadar davamızı sürdüreceğimizi belirtmek isteriz” dedi.

    “İNSANLARI, İNSANLIK ÜLKÜSÜNDE BULUŞTURDULAR”

    Yazar Ayhan Aydın ise “Onlar insanlık ülküsünde insanlığı buluşturdular. Sivas illeri kan illeri oldu. Yanıklıklar kaldı geriye. Sivas’ın ışığı sönmeyecek. Pir Sultan Abdal’ın devrimci direncini her zaman yaşatacağız. Yaralarımızı birlikte saralım. Devlet asimilasyonuna karşı hep beraber bir olalım, diri olalım” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / İSTANBUL