Etiket: Sokak Röportajı

  • Dersimli Yurttaşlar: Rojava’da insanlık onuru için mücadele ediliyor!- VİDEO

    Dersimli Yurttaşlar: Rojava’da insanlık onuru için mücadele ediliyor!- VİDEO

    PİRHA- Dersimli yurttaşlar, Rojava’da çetelerin taşeronluğuyla sürdürülen savaşı lanetlerken, Rojava direnişinin insanlık onuru adına yapıldığına dikkat çekti. Dersim’den tüm dünyaya direnişin sahiplenilmesi çağrısında bulundular.

    Hegemonik güçler Ortadoğu’nun dizaynı için yeniden düğmeye basmışken, bu durumun ceremesini ise halklar çekmekte. Esad rejiminin devrilmesinin ardından iktidarı ele geçiren çeteler, iktidara geldikleri ilk günden bugüne halklara ve inançlara yönelik katliam politikarı yürütüyor.

    Alevi ve Dürzi katliamlarıyla başlayan süreç, devamında Süryanilere ve Kürtlere kadar geldi. Bugün Kürtlerin Kuzey Doğu Suriye’de veyahut bir diğer deyişle Rojava’da, insanlığa ve özgür yaşam inşasına yönelik bir saldırı var. Farklılıkların bir arada rızaya dayalı yaşadığı demokratik toplum modeline bir saldırı var.

    Suriye’de yaşanan çete saldırılarını ve Rojava’ya dönük saldırıları Dersimli yurttaşlara sorduk:

    “ROJAVA’DA DÜNYANIN EN ÇİRKİN İNSANLARINA KARŞI MÜCADELE EDİLİYOR”

    Ahlak sınırlarını aşan bir durumun söz konusu olduğunu belirten Hasan Yıldırım, “Dünyanın en çirkin insanları, vahşi bir şekilde Kobane’yi ablukaya almış durumda. Rojava bugün insani dramın yaşandığı bir coğrafya. Türkiye’de çözüm sürecinin görüşüldüğü, 100 yıllık bir sorunun barışla neticelendirilme çabasının olduğu bir süreçte, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin öncelikle insani bir koridor açması şart” olduğunu belirtti.

    Çetelerin Suriye ve Rojava özelinde yürüttüğü savaşın burayla sınırlı kalmayacağını söyleyen Yıldırım, “Bu yüzden de dünyanın neresinde bir insan varsa, Kürt varsa Rojava’yı sahiplenmeli, Rojava’ya sahip çıkmalı. Rojava sadece Kürt’ün özgürlüğünü İfade etmiyor. Aynı zamanda Ortadoğu denkleminde tüm halkların özgürlüğünü ifade ediyor cümlelerini kullandı.  Devamında ise şunlara dikkat çekti:

    “Kimse bunu şu şekilde hesaplamasın, bu ateş bize sıçramayacak demesin. Bu ateş Türkiye’ye sıçrayacağı gibi Avrupa’nın bütün kentlerine de kanal açarak yayılacaktır. Kürtler bugün Ortadoğu denkleminde IŞİD zihniyetini gerilettikleri gibi aslında Avrupa’nın da güvenliğini sağlayan asli güçtür.”

    “ROJAVA DİRENİŞ ALANIDIR, VAROLMA ALANIDIR”

    “Rojava Kürt halkı için bir direniş alanı, var olma alanı” diyen Şahin Torun, devamında şunları dile getirdi: “Rojava direnişi bu son süreçte de gösterdiği gibi, gene Kürt halkının birlikteliğini sağladı. Kürt halkının bu direnişi daha çok ve daha yoğun bir şekilde desteklemesi gerekiyor. Rojava’ya sahip çıkılması gerekiyor. Çünkü ileri ki zaman için çok önemli bir yeri olacak” ifadelerini kullandı.

    Cihadist çetelerin Suriye’de sonuç alması halinde, bunun etkilerinin hem Türkiye’de hem de tüm dünyada yansımalarının olacağını söyleyen Torun, “Bizim açımızdan var olma, yok olma savaşıdır. Ama bu savaş sadece bizimle sınırlı kalmaz. Oradaki savaşın Türkiye’ye de yansımaları olabilir. Hatta dünyayı etkileyecek yansımaları da olabilir” dedi.

    Konuşmasının sonunda herkesi Rojava direnişini sahiplenmeye çağıran Şahin Torun, “Rojava’da IŞİD zihniyetine karşı savaşılıyor. Bu durum tüm dünya için tehlike arz ediyor. Bu zihniyetin ilerlemesi demek başta Türkiye’yi sonra da tüm bölgeyi direkt etkilemesi demektir. Bu yüzden Türkiye’deki insanların da buna karşı direnmesi gerekiyor” dedi. Torun, Suriye’de Kürt halkının kazanımlarının, Türkiye’de yaşayan Kürtlerin kazanımları açısından da çok önemli olacağının altını çizdi.

    “ROJAVA İNSANLIK İÇİN SAVAŞIYOR, BU YÜZDEN HERKES SAHİP ÇIKMALI”

    Rojava’da yaşanan bu durumların toplumu çok derinden etkilediğini belirten Ufuk Şimşek, “Tabii oradaki kadınlara ve özellikle çocuklara karşı yapılan katliamlar bizi çok derinden üzüyor. Her şeyden önce insani, ahlaki ve vicdani olarak bunlar bizi çok etkiledi” ifadelerini kullandı ve sözlerinin devamında Türkiye’de yürütülen çözüm sürecine atıfta bulunarak, “Bir yandan da Türkiye’de bir barış süreci var. Bununla ilgili gerek hükümetin, gerekse yetkililerin, gerekse de muhatapların barış sürecinin konuşulduğu bir zamanda bunların yaşanması kabul edilecek bir durum değil. Kürt halkına, Alevi halkına ve oradaki farklı haklara karşı yapılan büyük bir yanlıştır. Bu katliamlar buradaki barışı da doğrudan etkiliyor” dedi.

    IŞİD zihniyetinin bu topraklarda yeni olmadığını, geçmişten gelen bir zihniyet olduğunu belirten Şimşek, “Bu zihniyeti biz daha öncede gördük. Çocuklara, kadınlara karşı yaşandı. Bu konuda bütün insanlık buna ses çıkartması gerekiyor. Özellikle demokratik kurumların, aydınların, insanım diyen herkesin şu anda buna ses çıkartması gerekiyor” dedi.

    Türkiye’nin Bosna Hersek’teki, Azerbaycan’daki, Uygur’daki Türklere sahip çıkıp, orada yaşayan insanların haklarını savunduğuna dikkat çeken Ufuk Şimşek, “Bende hem bir Kürt olarak hem de bir Alevi olarak katledilen, haksızlığa uğrayan her Kürt ve Alevi için sesimi çıkartmak zorundayım” dedi.

    Türkiye Cumhuriyeti devletinin Kürtlerle ve Alevilerle barışması gerektiğine dikkat çeken Şimşek, “Eğer gerçekten bu toplumda, bu coğrafyada bir barış inşa edilecekse devletin diyalog masasına dönmesi lazım. Türkiye devleti bir bakımdan oradaki barışa elçilik etmek zorunda. Kürt’le barışmak zorunda, Alevilik ile barışmak zorunda” ifadelerini kullandı.

    Kobane’deki mevcut duruma dikkat çekerek, Kobane’ye Kerbela yaşatıldığını savunan Şimşek, zulum devam ettiği sürece Hüseyni duruşun da devam edeceğini söyleyerek konuşmasını şu şekilde sonlandırdı:

    “Bugün Kobane’de veya Rojava’da çocukların aç ve susuz bırakılması bize geçmişte Kerbela’yı hatırlıyor. Muaviye ve Yezid soyu devam ettikçe, Hüseyni anlayışı da devam edecektir. Yani bu bizim için çok önemli. Filistin için de biz aynı duyguları yaşıyoruz, Afrika için de aynı duyguları yaşıyoruz, Latin Amerika için de biz bu duyguları yaşıyoruz. Rojava için de biz bu duyguları yaşamak zorundayız. Bir sınavdan geçiyoruz. Ya vicdanımızı, insanlığımızı kaybedeceğiz ya da onurlu bir barışta halkların bir arada yaşadığı bir yaşamı inşa edeceğiz.”

    Cem EKİNCİ-Nuray ATMACA/DERSİM

  • Dersimli yurttaşlardan 2026 mesajı: Barış ve kardeşlik kazansın!-VİDEO

    Dersimli yurttaşlardan 2026 mesajı: Barış ve kardeşlik kazansın!-VİDEO

    PIRHA- Dersimli yurttaşlar, yeni yılın tüm dünya için barış ve kardeşlik getirmesini dileyerek, mutlu, sağlıklı ve güzel bir yeni yıl temennisinde bulundular.

    Dünya 21. yüzyılın ilk çeyreğini kapatıp, ikinci çeyreğine geçmeye hazırlanırken, Dersimli yurttaşlar yeni yıl dilek ve temennilerini PİRHA mikrofonuna anlattı.

    Yeni yıl mesajlarında barış ve kardeşlik temennisi ön plana çıkarken, 2026 yılının herkes için mutlu, sağlıklı ve güzel bir yıl getirmesi istendi.

    PİRHA/DERSİM

     

     

  • Dersimli yurttaşlar: Asgari ücret hayatta kalma değil yaşama hakkı olmalı- VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Asgari ücret hayatta kalma değil yaşama hakkı olmalı- VİDEO

    PİRHA –Yeni yıl yaklaşırken milyonlarca emekçinin gözü asgari ücrete çevrildi. Derinleşen ekonomik kriz, artan kiralar ve temel ihtiyaçlara gelen zamlar, “Asgari ücret ne olmalı?” sorusunu daha da yakıcı hale getirdi. Mevcut ülke koşullarında insanca bir yaşam için asgari ücretin ne kadar olması gerektiğini Dersimli yurttaşlara sorduk. Yurttaşlar, “Asgari ücret hayatta kalma değil yaşama hakkı olmalı. En az kırk bin lira olmalı” dedi.

    Son yıllarda ülkedeki ekonomik koşulların giderek ağırlaşması, geçim, barınma ve beslenme sorunlarını yurttaşların en temel gündemi haline getirdi. 2025 yılının bitmesine az bir süre kala yeni yılda asgari ücretin ne kadar olacağı belirsizliğini korurken, yurttaşlar yaşamın gerçek maliyetine dikkat çekti.

    “KIRK BİN LİRA DA KURTARMAZ AMA ALTINA DA DÜŞMEMELİ”

    Asgari ücretin en az kırk bin lira olması gerektiğini söyleyen Ali Gündüz, yaşanan geçim krizini rakamlarla anlattı:

    “Kırk bin liradan aşağı olmaması gerekiyor. Çünkü bir kira parası yirmi ila yirmi beş bin lira arası, faturalarla birlikte en az otuz bin lira gider oluşuyor. Kırk bin lira da kurtarmaz da verebilecekleri en uygun ücreti söylüyorum. Asgari ücret için otuz beş bin lira normal ise hani biraz dengeleri buluşturacak şekilde olması gereken de kırk bin liradır. Onun dışında da sadece asgari ücret olacak iş değil. Genel piyasanın dengelenmesi lazım. Piyasa dengelenmediği sürece bu problem sürekli olacak. O da sistemle ilgili, çürümüş sistemde sorun var.”

    GEÇİNEMEDİĞİM İÇİN EK İŞ YAPIYORUM”

    Geçim sıkıntısının insanları ek iş yapmaya zorladığını söyleyen Hasan Ali Ulu ise yaşanan yoksulluğun toplumsal boyutuna dikkat çekti:

    “En kötü ihtimal kırk bin lira olması lazım. En düşük emekli maaşının yirmi bin liradan aşağı olmaması lazım. En düşük maaş olarak on iki bin lira alan var, beş bin lira alan var. Bunu demek istiyorum işimiz kötü. Köşelerde yatıyoruz. Ek iş yapıyorum bak şurada çalışıyorum. Hadi gel işin içinden çık. Sokakta yatar millet. Ne yapsın? Otel köşelerine bak orada yatıyorlar. İhtiyarlar bir araya gelsin, emekliler bir araya gelsin miting yapsın. Ya da oturma eylemi yapsınlar.”

    “ASGARİ ÜCRETLİ DEĞİLİM AMA ONLARI ANLIYORUM”

    Asgari ücret almamasına rağmen geçinmekte zorlandığını ifade eden Yeter Sönmez, ücretlerin yaşamın gerçekleriyle örtüşmediğini belirtti:

    “Bugünkü ekonomik şartlarda bana göre en az altmış bin lira olması gerekiyor. Ondan aşağısı kurtaramaz. Çünkü zaten kiralar yirmi beş bin lirayı bulmuş bildiğiniz gibi. Ben asgari ücretli değilim ama acıyorum onlara. Benim sadece eşim çalışıyor ama kendi işi. Yine de biz geçinmekte zorluk çekiyoruz. O yüzden onların halinden anlıyorum. En az altmış bin lira olmasını talep ediyorum.”

    “ET YEDİ YÜZ LİRAYSA ASGARİ ÜCRET DE BUNA GÖRE OLMALI”

    Hayat pahalılığına dikkat çeken Metin Aslan ise temel gıda fiyatları üzerinden değerlendirme yaptı:

    “Günümüzün şartlarında bir kilo et yedi yüz lira olursa, bir ekmek  on beş liraya çıkarsa buna göre de asgari ücrette artış olması gerekir. En azından elli bin lira olması lazım. Benim fikrim bu. Yetkililer her halde bunu düşünürler.”

    “KİRA VERENLER İÇİN HİÇ KURTARMAZ”

    Asgari ücretin en az elli ila altmış bin lira olması gerektiğini savunan Saime Durmuş, özellikle kira ödeyenlerin yaşadığı zorluğa işaret etti:

    “En az elli, altmış bin olacak ki geçim olsun. O da biraz zor, yani kurtarmaz da. Ama artık öyle diyelim. Hele hele kira verenlere hiç kurtarmaz. Valla geçim çok zor.”

    “ASGARİ ÜCRET İNSANLARI ÇÖPTEN EKMEK TOPLAMAYA MECBUR BIRAKMAMALI”

    İşsizliğin ve yoksulluğun yaygınlaştığını söyleyen Hıdır Yıldız, insanların temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını belirterek çok zorlandıklarını söyledi.

    Asgari ücretin bir “hayatta kalma” değil, “insanca yaşam” ücreti olması gerektiğini vurgulayan Nuri Balca ise şu ifadeleri kullandı:

    “Bu ülkede yaşayan, çalışan, üreten insanların da düzenli bir yaşama hakkı var. Yani asgari ücret en azından o insanların çöpten ekmek toplamama veyahut da başkasına muhtaç olmama şeklinde olması gerekir. Dini olarak da, insanlık olarak da asgari ücret, ayakta kalma mücadelesi veren insanlara layık olacak düzeyde olmalıdır. Şimdi bir normal günlük ihtiyaçları düşünelim, evi olmayanı düşünelim, hastası olanı düşünelim. Yani bunları göz önünde tutarak belirlenmesi daha iyidir. Ya şimdi işverene göre ayarlanma yapılır. O farklı bir şey. Ben ona bir şey diyemem. Fakat önemli olan işverene o verimi veren insanları ayakta tutabilmektir. Kırk bin lira normaldir, asgari ücret o da. Ben normalde asgari ücretin üstünde aldığım halde geçinemiyorum.”

    PİRHA/DERSİM

  • TÜİK’e göre Türkiye’nin en uzun ömürlü ili Dersim: Dersimliler bu sırrı açıkladı-VİDEO

    TÜİK’e göre Türkiye’nin en uzun ömürlü ili Dersim: Dersimliler bu sırrı açıkladı-VİDEO

    PİRHA – TÜİK’in açıkladığı verilere göre Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu il 80,8 yıl ile Dersim oldu. Dersimliler, uzun yaşamın sırrını doğanın temizliği, organik ürünler, Munzur Baba’nın suyu ve bol yürüyüşte buldu. Kimi “yoğurt ve tereyağı” diyor, kimi “çalışmak”, kimi de “maden projeleri olursa bu ömür kısalır” diye uyarıyor.

    Türkiye İstatistik Kurumu’nun “Hayat Tabloları, 2021-2023” verilerine göre, Türkiye genelinde doğuşta beklenen yaşam süresi 77,3 yıl. Ama Dersim bu ortalamayı epey sollamış durumda: 80,8 yıl!

    Dersim sokaklarına “Uzun yaşamanın sırrı nedir?” diye sorduk. Cevaplar hem ciddi, hem gülümsetici, hem de bol yoğurtlu!

    Kamer Çatakçin, işin sırrını doğada buluyor:

    “Dersim’in doğasına hiç kimyasal karışmamıştı, dağlardaki otlar şifalıydı ama artık doğamızı kullanılan kimyasallarla mahvettiler. Eskiden insanlar 110-120 yaşına kadar yaşıyordu. Şimdi o kadar yaşayan yok, çünkü doğa da yoruldu.”

    Haydar Uluç kısaca özetliyor:

    “Burada insanlar Munzur Baba’nın suyuyla yaşıyor.”

    Mehmet Kaptagel de benzer bir tespitle ekliyor:

    “Burada en güzel hava olduğu için insanlar uzun yaşıyorlar.”

    UZUN YAŞAMIN SIRRI: YOĞURT, TEREYAĞI VE BİRAZ DA DAĞ HAVASI”

    Mehmet Mamuk formülü şöyle veriyor:

    “Dersim’in havası ve suyundan dolayı insanlar uzun yaşıyorlar. Köyler çok iyidir, dağlara çıkıyorlar o yüzden insanlar sağlıklı oluyor.”

    1930 doğumlu Ali Kızılboğa, asırlık ömrün tarifini sade anlatıyor:

    “İnsanlar sürekli çalışıyordu ve tereyağı ile yoğurt yiyordu. Fitness salonuna gitmeye gerek yok, tereyağı sür, tarlaya çık”

    Hüseyin Gül ise biraz hüzünlü ama gerçekçi:

    “Dersim’de insanlar doğal ürünler tükettiği için uzun ömürlüydü ama biz eskiler gibi uzun yaşayamıyoruz.”

    MADENE HAYIR UZUN ÖMRE EVET!

    Meryem Erdoğan, modern dünyanın hızına dikkat çekiyor:

    “Eskiler organik yiyorlardı, o yüzden uzun yaşıyorlardı. Bizim yediğimiz hep kimyasal olduğu için erken ölüyoruz.”

    Aynur Canerik ise bilimin, doğanın ve mizahın birleştiği noktada duruyor:

    “Dersim’in havası, suyu, komşuluk ilişkileri, organik ürünleri, insanların bilinçli tüketimi… Hepsi ömrü uzatıyor. Ama şu maden projeleri var ya, onlar can sıkıcı. Kimyasal maddelerle ekolojik denge bozulursa uzun ömür de biter. O yüzden maden projelerine izin verilmemesi gerekiyor. Doğamız temiz kalsın, insanlarımız uzun yaşasın.”

    Yani kısasa doğayı mahvedersen, “yaşam tablosu” da Excel’de çöküyor.

    FORMÜL BASİT: YOĞURDUNU YE, SUYUNU İÇ, DOĞANA SAHİP ÇIK”

    Dersim’de uzun yaşamanın reçetesi karmaşık değil:
    Munzur’un suyunu iç, tereyağını ye, bol yürü, komşuna selam ver, madene karşı çık.
    Gerisini doğa halleder.

    TÜİK verileri diyor ki, “en uzun ömür Dersim”de”, biz de diyoruz ki: Yaşam uzar, yeter ki doğa kısa kesilmesin”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersimli yurttaşlar: Madencilik faaliyetleri bir an önce durdurulsun-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Madencilik faaliyetleri bir an önce durdurulsun-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de uygulanmak istenen maden projelerine tepki gösteren Dersimli yurttaşlar, “Maden projelerinin Dersim’in doğasını tahrip etmek amacıyla uygulanmak isteniyor. Dersim’e lazım olan maden projeleri değil boşaltılmış köylerimizin yeniden inşa olmasıdır” dedi.

    Türkiye’de yeraltı kaynakları bakımından en fazla çeşitliğe ve zenginliğe sahip olan Yukarı Fırat havzasında bulunan Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, şimdi de 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi.

    Dersim’de uygulanmak istenen maden projelerine ilişkin, Dersimli yurttaşlara mikrofon uzattık.

    “MADENCİLİK PROJELERİ UYGULANIRSA BÜTÜN CANLILAR YOK OLACAK”

    Dersim coğrafyasının maden projeleriyle bozulmasını istemediğini ifade eden Bedriye Akçiçek, “Dersim coğrafyasına herkes sahip çıksın. Burada genç kalmadı, bu da hiç güzel bir şey değil. Dersimli iş insanları coğrafyamıza sahip çıksın ve gençlerimiz yeniden topraklarına geri dönsün. Madenlere karşıyız çünkü topraklarımız ve sularımız kirlenecek” dedi.

    Maden projelerine karşı olduğunu belirten Kemal Yeşil, “Maden projeleri uygulanırsa kimyasal kullanacaklar ve artık Dersim’de kimse yaşayamayacak. Maden projeleri uygulanırsa dağlarımızda yaşayan bütün canlılar yok olacak” diye ifade etti.

    “SİYANÜR’ÜN VERDİĞİ ZARARI İLİÇ’TE GÖRDÜK”

    Hasan Yıldırım ise, “Maden projesi istemiyoruz çünkü doğayı yok ediyor. Maden projelerinin yapılmasını engellemek için elimizden ne geliyorsa yapmak zorundayız” diye konuştu.

    Köyleri geri dönüş yaparak üretim yapılırsa maden projelerinin geriletilebileceğini vurgulayan Musa Baki, “Eğer maden projeleri uygulanırsa canlı yaşamı yok olacak. Siyanürün verdiği zararı İliç’te gördük. Maden projelerine ilişkin büyük bir tepki ortaya koymak gerekiyor” diye belirtti.

    “MADEN PROJELERİNİN DERSİM HALKINA HİÇBİR FAYDASI YOKTUR”

    Maden projelerinin doğaya verdiği tahribata dikkat çeken İbrahim Kasun, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Dersim’de uygulanacak maden projeleriyle doğanın dengesi bozulacak, bitki çeşitliliği yok olacak, hayvancılık ve arıcılık artık yapılamayacak. Onun için Dersim’deki maden faaliyetlerinin bir an önce durdurulması için tepkisel faaliyetlerimizi koyuyoruz ve bundan sonra koymaya devam edeceğiz.”

    Maden projelerinin Dersim’in doğasını tahrip etmek amacıyla uygulanmak istendiğini söyleyen Ali Haydar Aşkın, “Maden projelerinin Dersim halkına hiçbir faydası yoktur. Geyiksuyu’nda, Cevizlidre’de ve Sekasur’daki maden projeleri doğayı tahrip eden çalışmalardır. Dersimli bir yurttaş olarak maden projelerine karşıyım. Doğayı ve bizi rahat bıraksınlar başka bir şey istemiyoruz” dedi.

    “DOĞAMIZI VE CANLI YAŞAMINI KORUMAK İÇİN MADEN ÇALIŞMALARINA KARŞIYIZ”

    Maden projelerinin Dersim’i hiçbir zaman kalkındıran bir araç olmadığını belirten Ali Tunç, “Ülkemizdeki maden mantığı tamamen talancı bir mantık. Daha çok doğa tahrip edilerek çalışma yapılıyor o yüzden biz doğamızın tahrip olmaması için maden projelerine karşıyız. Dersim’e lazım olan maden projeleri değil boşaltılmış köylerimizin yeniden inşa olmasıdır” diye belirtti.

    Dersim denildiği zaman ilk olarak doğasının akla geldiğini vurgulayan Hasan Küçük, “Maden projeleri coğrafyamızdaki bitkilere, sulara, dağlarımıza ve canlı yaşamına önemli derecede zarar verebilecek türden çalışmalardır. Doğamızı ve canlı yaşamını korumak için maden çalışmalarına karşıyız” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersimli yurttaşlar: Uyuşturucu ve çeteleşmeye devlet izin veriyor-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Uyuşturucu ve çeteleşmeye devlet izin veriyor-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de son zamanlarda uyuşturucu ve çeteleşmenin artmasına tepki gösteren Dersimli yurttaşlar, “Uyuşturucu ve çeteleşmeye devlet izin veriyor. Gençlerimiz devrimcilik yapmasınlar diye devlet uyuşturucu veriyor. Dersim halkı da gençlerinin bu tuzaklara düşmesine engel olmalı” dedi.

    Dersim’de son zamanlarda uyuşturucu ve çeteleşme artarken, halk bu durum karşısında endişeli. Dersim Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde 10 Temmuz’da ‘Uyuşturucuya, çeteleşmeye ve her türlü şiddete hayır diyoruz’ şiarıyla yürüyüş yapılmıştı.

    Yurttaşlara, Dersim’de son zamanlarda yaygınlaşan çeteleşme ve uyuşturucuya ilişkin mikrofon uzattık.

    “DERSİM HALKI, GENÇLERİNİN TUZAKLARA DÜŞMESİNE ENGEL OLMALI”

    Uzun yıllardır Dersim gençliği üzerinde oyun oynandığını söyleyen Hüseyin Ayrılmaz, “Dersim gençliğini uyuşturucuyla çürütmek ve gerçek sorunlarından uzaklaştırmak istiyorlar. Son zamanlarda bu iş şiddete ve silaha dönüştü. Dersim’de bir çetecilik geliştirilmeye çalışılıyor. Tarihi, kültürü ve değerleriyle anılan Dersim’i kötü şeylerle anılmasını istiyorlar. Ben bir insan olarak asla buna müsaade edilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Dersim halkı da gençlerinin bu tuzaklara düşmesine engel olmalı” dedi.

    “ARTIK GENÇLERİMİZ UYUŞTURUCU KULLANIYOR”

    Dersim’de artık uyuşturucu ve çeteleşme olmasına şaşırdığını belirten Fındık Akaygün, “Gençlerimiz bugüne kadar üzerinde bıçak ve silah taşımazken artık üzerinde taşıyorlar. Eskiden gençlerimiz uyuşturucu kullanılmasına izin vermezlerdi şimdi gençlerimiz uyuşturucu kullanıyor. Eskiden Dersim temizdi ama artık buraya her türlü kötü şeyi soktular” diye ifade etti.

    “ÇOCUKLARIMIZI KORUMALIYIZ”

    Uyuşturucu ve çeteleşmeye devletin izin verdiğini vurgulayan Kazım Akaygün ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Gençlerimiz devrimcilik yapmasınlar diye devlet uyuşturucu veriyor. Geçmişte de bu politikayı uyguluyorlardı şimdi yine devam ediyorlar. Eskiden su kenarında ailemle oturabiliyorduk ama korkudan gidemiyoruz artık herkes silahlı olduğu için korkuyoruz. Çocuklarımızla konuşmalıyız, onları korumalıyız. Kimse ses çıkarmıyor.”

    “ÇOCUKLARIMIZI ZEHİRLEYENLER YAKALANABİLİR”

    Bedriye Sevim, “Dersim önceden temiz bir yerdi, şimdi batmış. İnsan korkuyor ki gezsin” diye belirtti.

    Dersim’de uyuşturucu ve çeteleşmenin artmasında devletin de suçu olduğunu ifade eden Saniye İldeniz, “Bu şehrin güvenlik güçleri var Elazığ’dan Dersim’e gelirken 5 defa kimlik kontrolünden geçiyoruz. Dersim’de her sokakta mobese kameraları var. Çocuklarımızı zehirleyenler belli kişilerdir, yakalanabilir” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersimli yurttaşlar: Asgari ücret kazanan bir insan 25 bin TL kirayı nasıl ödesin?-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Asgari ücret kazanan bir insan 25 bin TL kirayı nasıl ödesin?-VİDEO

    PİRHA-Kiralık ev fiyatlarının çok yüksek olduğunu belirten Dersimli yurttaşlar, “Asgari ücret kazanan bir insan 25 bin TL kirayı nasıl ödesin? Devletin bu duruma bir an önce el atması lazım. Dersim’de kiralar yürümüyor, uçmuş durumda” dedi.

    Dersim’de ev kiralarının artması ve kiralık ev bulunmaması, büyük bir sorun haline gelmeye başladı. Dersim’de kira ve konutların durumu halk için sorun olmaya başlarken, halkın şikayetleri de artıyor.

    Kira artışlarında %25 sınırının kaldırılması ardından Dersim’de asgari ücretli ve emekliler zor günler yaşıyor. Halk kiralarını ödemekte güçlük çekiyor.

    Dersim’deki ev kiralarının durumunu yurttaşlara sorduk.

    “KİRALAR ÇOK PAHALI”

    Dersim’e gelen yabancı memurlar ve yurtdışındakilerin ev satın alıp kiraya vermedikleri için fiyatların çok yüksek olduğunu belirten Metin Akbayır, “Dersim’de evler çok pahalı. Elazığ’da merkezi yerlerde doğalgazlı evlerde ucuz ama burada en ücra yerlerde bile 10 bin TL’den başlıyor” dedi.

    Kiraların çok pahalı olduğunu vurgulayan Hüseyin Gül, “Vatandaş ne yapsın, evinde 4-5 nüfus olan birisi nasıl geçinsin? Kiralar çok pahalı, biraz normalleşmesi lazım. Dersim’de her şey çok pahalı, bir düzen yok burada” diye belirtti.

    “BAZI EV SAHİPLERİ VİCDANSIZ”

    Pahalılığa dikkat çeken Binali Turhan ise, “Bankaların verdiği kredilerin faizleri çok yüksek olduğu için herkes ev alamıyor. Bu nedenle ev fiyatları yüksek. Dersim’de ev fiyatları 5,5 Milyon TL iken Elazığ’da ise 2 Milyon TL. Burada yeterince denetleme olmadığından dolayı kaynaklanıyor. Devletin bir an önce bu duruma el aması gerekiyor. Benim evimde de kiracı var onu çıkardıktan sonra ben de kirayı %100 artıracağım. Geçimim aldığım kiraya göre, artık her şey çok pahalı. Herkes kendi açısından haklıdır” diye ifade etti.

    Kiraların talebe göre şekillendiğini ifade eden Hıdır Coşkun, “Çok ev olmadığı için kiralar da yükseliyor. Ama tabi ki bazı yerlerde fahiş fiyatlar var. Bazı ev sahipleri de vicdansız” şeklinde konuştu.

    “ASGARİ ÜCRETLE ÇALIŞAN BİR İNSAN 25 BİN TL KİRAYI NASIL ÖDESİN?”

    Kiraların çok pahalı olduğunu dile getiren Metin Bulut, “Dersim’de 20-25 bin TL’ye kiralık ev olamaz. Burası dar gelirli bir yer, herkes o paraları veremez. Polis ve askerin parası vardır, o paraları verebilir ama asgari ücretle çalışan birisi o paraları nasıl versin?” dedi.

    8 yıldır yaşadığı evinde 15 bin TL’ye oturduğunu belirten Selçuk Çığlık, “Asgari ücret kazanan bir insan 25 bin TL kirayı nasıl ödesin? Artık bir yıllık peşin kira, komisyon ve depozito isteyenler oluyor. Kiracılar zor durumda, tabi ki ev sahipleri kiraları artırsın ancak her şeyin de bir ahlaki boyutu var. Ev sahipleri, %300-%500 kira zammı yapmasın. Dersim’de her yerde kiralar çok yüksek. Bizim bu duruma karşı yapacak bir şeyimiz olmayabilir ama devletin bu duruma bir an önce el atması lazım. Ama devlet, devletliğinden vazgeçmiş ise ona bir şey diyemem” diye konuştu.

    “İSTANBUL VE DERSİM’DEKİ KİRA FİYATLARI AYNI”

    Dersim’de ev kiralarının çok yüksek olduğunu söyleyen Hülya Aydoğdu, “2017 yılında Dersim’e geldiğimde 600 TL’ye kirada oturuyordum ama şu anda bizim binada kiralar 28-30 bin TL’yi bulmuş durumda. Kiraların bu kadar yükselmesinin nedenini gurbetçilere bağlıyorum. Burada ev satın alıp oturmuyorlar, ev fiyatlarının yükselmesine sebebiyet veriyorlar. Kira fiyatları konusunda bir önlem alınmalı” diye ifade etti.

    Kiraların yüksek olduğunu ifade eden Oktay Kaçar, “İstanbul’daki kiralarla Dersim’deki kiralar aynı. Bizler kiraların düşmesini isteriz ama elimizden bir şey gelmiyor” diye vurguladı.

    “EV SAHİPLERİNİN BİRAZ MERHAMETLİ OLMASI LAZIM”

    ‘Dersim’de ev kiraları çok yüksek ancak bu durum vicdan meselesi’ diyen Hüseyin Bulut, “Memurlar, yüksek kiraları verebiliyor diye kiraları yüksekten veriyorlar ancak öğrenciler o kirayı verebiliyor mu? İnsanların da biraz merhametli olması lazım” diye konuştu.

    Kirasının 3.500 TL’den 10 bin TL’ye çıktığını dile getiren Nadide Yallı, konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Ev sahipleri evlerini yaparken emeklerini ortaya koymuşlar ama her şeyin fiyatı artıyor diye kiralar niye bu kadar artıyor. Una ve emek gücüne zam yapıldığı için ekmeğe zam yapılıyor ama eve niye zam geliyor. Buraya gelen Almancılar kiraları çok yükselttiler. Şimdi ev almanız mümkün değil. Asgari ücretle geçinen insanların aldığı maaş ile 20 bin TL kira nasıl versin. İnsanların en doğal hakkı olan barınma ihtiyaçlarının bile bu kadar pahalı olması çok korkunç. Bazen gidip çadır kurup yaşayalım diyorum. Koşullarımıza baktığımızda Dersim’de ev de yok ve bu durum ev sahiplerinin fırsatına dönüyor. Ev yok, ben kiramı yüksek tutarım diyorlar. İnsanlar hep birlikte bunun karşısında durmalı. Dersim’de kiralar yürümüyor, uçmuş durumda.”

    PİRHA/DERSİM

  • Mersinliler barışa ses verdi: Bu ülke onurlu barışı çoktan hak etti- VİDEO

    Mersinliler barışa ses verdi: Bu ülke onurlu barışı çoktan hak etti- VİDEO

    PİRHA- Mersinli yurttaşlar barışa dair umutlarını, endişelerini ve taleplerini dile getirdi. Toplumun farklı kesimlerinden gelen sesler, ortak noktada birleşerek, “Barış artık kalıcı hale gelsin, çocuklar ölmesin, insanlar huzurla yaşasın” dedi.

    Mersin’de yaşayan yurttaşlar, Türkiye’de yeniden konuşulmaya başlanan barış süreciyle ilgili düşüncelerini paylaştı. PİRHA mikrofonuna konuşan hemen herkes, yıllardır süren çatışmalı ortamın son bulmasını, halkların birlikte yaşama iradesinin güçlendirilmesini talep etti. Ancak bu taleplerin gerçekleşmesi için güvene, adalete ve samimi siyasi adımlara ihtiyaç olduğunun da altı çizildi.

    “DEVLET BARIŞ İÇİN ADIM ATMALI”

    “Bu ülke tüm halklarıyla birlikte onurlu bir barışı çoktandır hak ediyor,” diyen bir yurttaş, 23 yıldır iktidarda olan hükümetin barışa ve demokrasiye dair samimi bir tutum sergilemediğini savundu. Yaşananılan süreci “yoksulluk, talan, yolsuzluk ortamı” olarak değerlendiren ve barışın ancak halkın ortak iradesiyle gerçekleşebileceğini vurgulayan yurttaş, “Biz barıştan yanayız ama bu hükümet barışın önünü açacak bir yapı değil. Bu nedenle herkese barış adına görev düşüyor” dedi.

    Barışın iki taraflı bir mesele olduğunu dile getiren bir başka yurttaş ise şu noktalara dikkat çekti:

    “PKK kendini feshetti ama devletin de adım atması gerekiyor. Hukuken bu sürecin resmileşmesi lazım. Mecliste bir komisyon kurulmalı, hukuksuzca cezaevlerinde yatanlar serbest kalmalı.”

    Kimileri sürece umutla bakarken kimileri ise geçmiş süreçlerden dolayı temkinli yaklaşıyor:

    “Daha önce de denendi ama bir yere varılamadı. İnşallah bu sefer farklı olur. Güzel bir adım atıldı ama samimi olunmalı.”

    Bazı yurttaşlar ise sürecin ciddi anlamda geciktiğini düşünüyor:

    “Bu mesele 40 yıldır var. Niye şimdiye kadar çözülmedi? Bu halk daha ne kadar acı çekecek?”

    “BARIŞIN KAZANANI ÇOK, SAVAŞIN YOK”

    Ekonomik krizin derinleştiği bu dönemde barışın sadece toplumsal huzur değil, ekonomik iyileşme için de bir zorunluluk olduğu da vurgulandı.

    “Bu kadar yoksulluk varken bu ülkede barışı kim istemez ki?” diyen başka bir yurttaşın sözleri barışın artık sadece siyasi değil, hayati bir mesele haline geldiğini gözler önüne serdi.

    Mersinli yurttaşların sesi, toplumun tüm kesimine ve karar vericilere güçlü bir çağrı niteliğinde:

    “Yeter artık. Hepimiz kardeşiz. Çocuklarımızın ölmediği bir ülke istiyoruz.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Dersimli yurttaşlar: Barış iyi bir şey, gereği yapılmalı!-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Barış iyi bir şey, gereği yapılmalı!-VİDEO

    PİRHA-Barışın iyi bir şey olduğunu ancak iktidarın süreci kendi çıkarları adına kullanma endişesi taşıdıklarını dile getiren Dersimli yurttaşlar, “Hangi adım atıldı ki millet yaşanan sürece inansın? Bu ülkenin refahı için, çocuklarımızın geleceği için herkesin üzerine ne görev düşüyorsa herkes bu görev ve sorumluluktan kaçmamalı, üzerine düşeni yapmalı” dediler.

    PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla PKK’nin kongresini toplayarak silah bırakma ve kendini feshetme kararı alması, Türkiye’de yıllardır süregelen çatışma ortamının sona erebileceğine dair güçlü bir umut yarattı. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran bu gelişme, yeni bir barış sürecinin kapılarını aralarken, sürecin nasıl şekilleneceğine dair tartışmalar da hız kazandı.

    Dersimli yurttaşlara, barış sürecine ilişkin mikrofon uzattık.

    “BARIŞ SÜRECİ OLURSA HERKES İÇİN İYİ OLUR”

    Barışın iyi bir şey olduğunu ancak iktidarın süreci kendi çıkarları adına kullanma endişesi taşıdığını ifade eden Hasan Tekin, “Madem ki barış olacaksa neden yıllar öncesinden yapılmadı ve o kadar kan aktı her iki taraftan. Barış sürecinin bugün yapılmaya başlanması bence biraz şüpheli. Recep Tayyip Erdoğan’dan çekiniyoruz inşallah bizim dediğimiz gibi olmaz. Yoksa barış ve halkların kardeşliği iyi bir şeydir” diye belirtti.

    Barış süreci olursa iyi olacağını belirten Kadriye Kaplan, “Eski günlerimize dönsek ve herkes hayatlarını güzelce yaşasa çok iyi olur” diye ifade etti.

    “BARIŞ SÜRECİNİN DAHA ÖNCEDEN BAŞLAMASI GEREKİYORDU”

    Barışı istediğini ancak bu sürecinin sonuç vereceğine inanmadığını söyleyen Piro Aslan, “Devlet otoritesi yıllardan beri bizimle oyun oynadıkları gibi yine oyun oynayacaklar. Bizim burada yapmamız gereken devleti yerine dış güçlerin bize uzattıkları eli geri çevirmememiz lazım” dedi.

    Barış sürecinin daha da önceden başlaması gerektiğini vurgulayan Cafer Yıldırım, “Umarım bir sonuca bağlarlar ve söylemde kalmaz. Ancak şu anda bir belirsizlik var. Şeffaf bir durum yok ortada. Çok umutsuz değilim ama istediğimiz gibi olacağına da pek ümitli değilim. O yüzden bekleyip göreceğiz” diye konuştu.

    “BARIŞ GÜZEL BİR ŞEY AMA BARIŞIN OLACAĞINA İNANMIYORUM”

    Barış sürecinin çok iyi olduğunu söyleyen Halis But, “Bu süreci getiren devletimiz ve DEM Parti’ye teşekkür ediyorum. Başkalarının gazına gelmeden sürecinin devam etmesini istiyoruz” diye ifade etti.

    Yaşanan süreçten milletvekillerinin bile haberlerinin olmadığını ifade eden Müslüm Toprak, “Barış güzel bir şey ancak ben barışın olacağına inanmıyorum. Düne kadar DEM Parti’ye hain diyorlardı şimdi de CHP hain oldu. O yüzden siyasetçilerin hiçbirisine güvenmiyorum” diye konuştu.

    “HANGİ ADIM ATILDI Kİ MİLLET YAŞANAN SÜRECE İNANSIN”

    Barış sürecine inanmadığını belirten Akife Tural, “Bu ülkede iyi bir şeye inancım yok. Bence devlet yine Kürtlerle oyun oynuyor. Hangi adım atıldı ki millet yaşanan sürece inansın. Bence yine Kürtleri kandırıyorlar” diye belirtti.

    “DAHA ŞEFFAF BİR SÜREÇ YÜRÜTÜLMESİ GEREKİYOR”

    Yaşanan süreçte ne olduğuna dair bilgi sahibi olmadıklarını vurgulayan Şükrü Kılıç, konuşmasının devamında şunları ifade etti:

    “Daha önceki barış sürecinde konunun Meclis’te konuşulmalı denilmişti. Bugün gelinen aşamada da Meclis’te görüşülerek şeffaf bir şekilde halkın bilgi sahibi olması gerekiyor. Bu ülkenin refahı için, çocuklarımızın geleceği için herkesin üzerine ne görev düşüyorsa herkes bu görev ve sorumluluktan kaçmamalı, üzerine düşeni yapmalı. 86 milyon insanın geleceği birilerinin geleceğinden çok daha önemli. Onu düşünerek hareket etmek gerekir diye düşünüyorum. Öncelikle 40 yıldır devam eden bu çatışma neden kaynaklandı önce bunun müzakeresini yapmak lazım. Tam demokrasiyle bir ülke yönetilirse ve insanların temel hak ve özgürlükleri eline alırsa, insanların ekonomik refah seviyesi yüksek olursa silaha da gerek kalmaz.”

    Hüseyin Şahin, “Barış olsun, yeter artık gençler ölmesin” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersimli yurttaşlar: Demokrasi ve adalet için herkes birleşmeli!-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Demokrasi ve adalet için herkes birleşmeli!-VİDEO

    PİRHA-Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına tepki gösteren Dersimli yurttaşlar, “AKP’nin 23 yıldır halk üzerinde yaptığı baskı ve zulümler ortada. Türkiye’de ne demokrasi ne de adalet var” diye konuştu.

    Dersimli yurttaşlara, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına ilişkin mikrofon uzattık.

    “İNSANLAR EKREM İMAMOĞLU İÇİN DEĞİL ÜLKENİN GELECEĞİ İÇİN SOKAĞA ÇIKIYOR”

    Selahattin Demirtaş gözaltına alındığında niye kimse sokağa çıkmadı diye tepki gösteren Abdülkerim Kadir, “O zaman Selahattin Demirtaş’a sahip çıkılacaktı ki bugün yaşadıklarımız yaşanmayacaktı.” diye belirtti.

    Türkiye’de geçmişten bu yana halka zulüm uygulandığını ifade eden Ayhan Çatakçı, “Bugün insanlar Ekrem İmamoğlu için sokağa çıkmıyor, ülkenin geleceği için sokağa çıkıyorlar” dedi.

    “ÜLKEMİZDE TEK ADAM REJİMİ VAR”

    Sözün bittiği yerde olduklarını söyleyen Ahmet Işık, “AKP’nin 23 yıldır halk üzerinde yaptığı baskı ve zulümler ortadadır. Bu saatten sonra halkın birlikte mücadele etmesi, muhalif olan herkesin birleşmesi lazım” diye ifade etti.

    ‘Eğer ülkede demokrasi olsaydı herkesin seçme ve seçilme hakkı olurdu’ diyen Nurten Cömert, “Ama bizim ülkemizde tek adam rejimi var. Saltanatı elinden gitmesin diye insanlara zalimlik yapıyor. Herkesin protesto etme hakkı bulunmaktadır” şeklinde konuştu.

    “EKREM İMAMOĞLU, İKTİDARIN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL OLDUĞU İÇİN TUTUKLANDI”

    Ekrem İmamoğlu’nun iktidarın önündeki en büyük engel olduğu için tutukladıklarını dile getiren Ali Takak, “Türkiye’de ne demokrasi ne de adalet var” dedi.

    Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması yanlış bir şey olduğunu vurgulayan Musa Yılmaz, “Demokrasi de herkes kendi görüşünü ortaya koyabilir öyle herkesi cezaevine atılması doğru bir şey değil” diye belirtti.

    Mustafa Karademir ise, “Hükümet istifa etsin yeniden seçime gidilsin. Başka çare yok ancak bu şekilde kurutuluruz” diye konuştu.

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

  • Dersimli yurttaşlar: İçimiz kan ağlıyor, Suriye’de yaşanan katliama sessiz kalınmasın-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: İçimiz kan ağlıyor, Suriye’de yaşanan katliama sessiz kalınmasın-VİDEO

    PİRHA-Suriye’deki Alevi katliamına tepki gösteren Dersimli yurttaşlar, “Yavuz Sultan Selim zamanından itibaren Aleviler sistematik olarak katlediliyor. Dünya kamuoyunun Suriye’de yaşanan katliama sessiz kalmaması lazım” dedi.

    Suriye’nin kuzeybatısında bulunan Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus’ta HTŞ’ye bağlı gruplar, IŞİD ve Türkiye’nin desteklediği SMO’nun, Alevileri hedef aldığı saldırılarda 3000’e fazla sivil katledildi. Çok sayıda kişi ise alıkonuldu veya yerlerinden edildi. Katliama dair tepkiler günden güne artıyor.

    Dersimli yurttaşlara, Suriye’deki Alevi katliamını sorduk.

    “SURİYE’DE İNSANLIK SUÇU İŞLENİYOR”

    Suriye’de yaşanan Alevi katliamının insanlık suçu olduğunu söyleyen Cemalettin Aytaç, “Yaşanan katliamı meşru kılanlar katliama ortak olan insanlardır. Tüm dünya kamuoyunun yaşanan katliama sessiz kalmaması lazım. Türkiye’deki iktidar Colani’yi ağırladı, eğer isterlerse katliamı durdurabilirler ama eğer müdahale etmiyorlarsa düşündürücüdür” dedi.

    İçlerinin kan ağladığını ifade eden Mehmet Kılınç, “50 yıl boyunca aynı şeyler bizim bölgemizde yaşandı, kim ne yaptı. Ne olduysa yapanların yanına kâr kaldı” diye belirtti.

    Alevilerin sürekli zulme uğradığını belirten Mehmet Ali Kur, “Dünya ve Türkiye’deki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin Alevilere sahip çıkması gerekiyor ama şimdiye kadar Alevilere kimse sahip çıkmadı. Alevilere yönelik katliam devam ediyor ama buna dur diyecek kimse yok” diye ifade etti.

    “YAŞANANLARI NEFRETLE KINIYORUZ”

    Zülfü Göklük, halkın tepkisini göstermesi halinde katliamın durdurabileceğini söyledi.

    Suriye’de yaşanan katliama tepki gösteren Kalkan Yıldız, “Suriye’de hangi kimlikten ve inançtan olursa olsun insanları öldürmek ve hakaret etmek çok kötü bir şeydir. Allah Alevilere sabır ve kuvvet versin. Ama ne yapalım buradan bizim elimizden bir şey gelmiyor” diye belirtti.

    Alevilerin katledilmesinin çok yanlış bir şey olduğunu söyleyen Beser Güzelkaya, “Nefretle kınıyoruz, katliam görüntülerini gördükçe çok üzülüyorum. İnsanın insana böyle bir şey yapmasını kabul edemiyorum” diye ifade etti.

    “ALEVİLERE YETERİ KADAR DESTEK VERİLMİYOR”

    Elif Karadoğan, “Milletimiz kırılmasın barış, kardeşlik, huzur, mutluluk gelsin” dedi.

    Alevilerin her yerde çile çektiğini vurgulayan Emine Erdoğan, “Aleviler olarak zaten şimdiye kadar iyi bir yaşam görmedik. Şimdi Suriye’de Alevilerin öldürülmesini gördükçe çok üzülüyorum” diye ifade etti.

    Yavuz Sultan Selim’den zamanından itibaren Alevilerin sistematik olarak katledildiğini belirten Hasan Demir, “Suriye’de yaşananları izlediğinde insan kendi insanlığından utanıyor. Başka konularda bir şey söylediğinde savcılar halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek suçundan soruşturma başlatıyor ancak Alevilere sosyal medyadan yapılmayan hakaret kalmıyor ama bir soruşturma açılmıyor. Suriye’deki diğer yapılar da Alevi katliamına sessiz kalıyor ama işin ilginç yanı Alevilerin destek verdikleri siyasi partilerin de Alevileri yeteri kadar desteklediklerini göremiyoruz. Üst perdeden bir tepki ortaya koyulamadı” diye konuştu. 

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

  • Antepli yurttaşlar: Fakirin hali perişan, zengin keyfine bakıyor! -VİDEO

    Antepli yurttaşlar: Fakirin hali perişan, zengin keyfine bakıyor! -VİDEO

    PİRHA-Ekonomik krizin derinleştiği Türkiye’de alım gücü düşerken, asgari ücrete ve emeklilere verilen zam, alım gücünü karşılamıyor. Yurttaşlar, cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizin yaşandığını vurgulayarak, “Adaletin olmadığı yerde ekonomi düzelmez. Fakirin hali perişan, zengin keyfine bakıyor” dediler.

    Resmi Gazete’de “Asgari Ücret Tespit Komisyonu Kararı” yayımlandı. Buna göre, 01.01.2025 tarihinden itibaren uygulanacak asgari ücret tutarı; brüt 26.005,50 TL, net 22.104,67 TL olarak belirlenmişti. Asgari ücretin açıklanmasından önce vergi, harç ve cezalara yeni yılda yüzde 43,93 zam yapıldı. Diğer yandan akaryakıta da Özel Tüketim Vergilerine de (ÖTV) yüzde 6 zam getirildi. Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırma Merkezi (BİSAM) Kasım 2024’te açlık sınırının 20 bin 967 TL, yoksulluk sınırının ise 72 bin 524 TL olduğunu söyledi.

    Antep’te yaşayan yurttaşlar ekonomiden duydukları kaygıları Pir Haber Ajansı (PİRHA) mikrofonuna anlattı. Cumhuriyet tarihinin en kötü krizi yaşandığı söyleyen yurttaşlar, gelir dağılımının eşitsiz bir şekilde dağlatıldığını söyledi. Kimi yurttaş, asgari ücretin az olmasından dolayı geçinemezken kimi yurttaş da emeklilere verilen zammın çok yetersiz olduğunu ifade etti.

    “GÜNEŞİN DOĞMAYACAĞINI BİLİYORUZ”

    Emekli maaşı yetmediği için çocuklarından gelen parayla geçinmek zorunda kaldığını belirten Ahmet Bozkuş, “15 bin ev kirası alınan maaş 22 bin lira. Bu halde nasıl geçim sağlanır. Evim kira olmamasına rağmen çocuklar yardım etmezse ben kendi geçimimi sağlayamam” dedi.

    Çocuklarının ikisini yurt dışına gönderen Bozkuş, diğer çocuğunu da göndereceğini söyledi. Bozkuş, yurtdışına gönderme nedeni olarak da ‘Güneşin doğmayacağını biliyoruz’ dedi. Bozkuş, ülkenin karanlık olduğunu, bir ülkede her şeyin güzel gitmesi için ‘adaletin olması’ gerektiğini savundu.

    “AKŞAM NE YİYECEĞİMİ DÜŞÜNÜYORUM”

    Hatay’daki depremden etkilenen Gamze Alman, “4 çocuk annesiyim, yarını değil, akşam ne yiyeceğimi düşünüyorum. Depremden en çok biz etkilendik. Konteynerde 6 kişi kalıyoruz, orada bir hayat yaşamaya çalışıyoruz. Koşullar çok zor; konutlar yapılıyor deniliyor ama ben kiracıyım, herkes evine girecek bize de ev yok. Daha evi yıkılanlara ev vermediler, bize nasıl verecekler. 4 tane çocuk okutuyorum, kendimizi sıkarak geçinmeye çalışıyoruz. Eve et alamıyorum” diye konuştu.

    “ÜLKEYİ YÖNETENLERİN DEĞŞİMESİ LAZIM”

    Üniversite öğrencisi olan Erkan Ünalkan, sınava girdiği halde atanamadığını belirterek, iş bulamadığı için çalışmadığını dile getirdi. Ünalkan, “Bu yaşa gelmişim babamdan para istemeye utanıyorum. Çok yeri geziyorum iş yok. Ekonominin iyi olması için yönetenlerin değişmesi lazım. Değişiklik her zaman iyidir. Başka biri gelirse ülkeyi toparlayabilir. Üniversitede okuyan bir öğrenci ise üniversitede zor şartlarda eğitimini sürdürdüm. 6 yıl boyunca çalıştım gidip inşaatlarda çalışamam” ifadesinde bulundu.

    “HERKES BİRBİRİNDEN ÇALIYOR”

    Ekonomi krizden etkilenen Ekrem Kılıç adlı yurttaş ise geçimini sağlamak için başka işlerde çalışmak zorunda kaldığını belirtti. Kılıç, “Bu kadar hırsızın olduğu bir memlekette çözüm üretilmez. O ondan çalıyor diğeri bir başkasında çalıyor. Ne olacak peki. Altta kalanın canı çıksın” diye konuştu.

    Ayda yılda bir et aldığını ifade eden bir kadın yurttaş, “Ekonomi eskisi gibi değil. Eskiden ekonomi daha güzeldi” diyerek geçmişi aradıklarını söyledi.

    “20 SENEDİR OY VERİYORDUM ARTIK VERMEYİ DÜŞÜNMÜYORUM”

    20 seneden beridir AKP’ye oy verdiğini söyleyen bir dğer yurttaş, bu süreçten sonra oy vermeyeceğini ifade ederek, şöyle konuştu:

    “18 yaşından beridir oy veriyordum bu süreden sonra vermeyi düşünmüyorum. Bu yıl öyle bir şey düşünmüyorum. Çünkü biraz vatandaşın da cebinin düşünmeleri gerektiğini düşünüyorum. Asgari ücretli ve emeklilerin oylarıyla başa geldiğini ama bunları da göz ardı edildiğini düşünüyorum. Herkes torpille bir yere geliyor. Tanıdığım birisinden duyduğum birisi bana kuzenin 2 ay içerisinde bir yere geldiğini söyledi. Neden çünkü torpille bir yere geldi. Ben 1,5 yıldır canımı dişime takıyorum ama bir yer gelemiyorum.”

    “KÖMÜR VERİYORLAR ONUN İÇİNDE DE TAŞ ÇIKIYOR”

    Mustafa Çetinkaya adlı yurttaş, ekonomiden şikayetini şu sözlerle belirtti:

    “İnsanlar makarna için oyunu veriyor. Kömür veriyorlar, kömürün içinde taş çıkıyor. Ev kiraları 15 bin lira olmuş, bize veriyorlar 14 bin lira. Kendileri lüks içinde yaşarken bize de su satın, simit satın diyorlar. Sosyal devletin böyle olması mı lazım.”

    “ÜRETEMEYEN HER TOPLUM YOK OLMAYA MAHKUMDUR”

    Ülkenin üretimde geri kaldığını belirten yurttaş şunları söyledi:

    “Üretmeyen her toplum yok olmaya mahkumdur. Sadece tüketiyoruz. Hiçbir şey üretmiyoruz, ürettiğimiz her şey çöpe gidiyor. Çiftçilerle restleşerek nereye kadar gidilebilir. Emeklileri yok sayarak nereye kadar gidebiliriz. Konya Ovası Türkiye’nin yarısını besliyordu. Çiftçiler mazota gücü yetmiyor, işçi paraları almış başını gidiyor. Dünyanın savaşa hazırlandığını düşünün… Herkesin insafına bıraktık ülkeyi. Ben vatandaşlık görevini yaparken cezalandırılıyorum. Sonradan da Suriye’nin elektriğini ben sağlayacağım diyorlar. Kendi vatandaşının sorununu çözmeden başka bir ülkenin sorununu çözmeye çalışıyorlar.”

    Kamber YILDIZ/ANTEP

  • Elbistanlılar: Depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen Elbistan’a hiçbir şey yapılmadı-VİDEO

    Elbistanlılar: Depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen Elbistan’a hiçbir şey yapılmadı-VİDEO

    PİRHA-6 Şubat depreminin üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen mağduriyetlerinin devam ettiğini söyleyen Elbistanlı yurttaşlar, “Şehir merkezinde inşaatlar daha yeni başladı, sokakta tozdan yürüyemiyoruz. Elbistan’a hizmet gelmesini istiyoruz” diye belirtti.

    Maraş merkezli 6 Şubat depremlerinde, resmi açıklamalara göre en az 53 bin kişinin ölümüne 100 binden fazla kişinin yaralanmasına neden oldu. 6 Şubat depremlerinin üzerinden iki yıl geçmesine karşın Maraş’ta sorunlar giderilmedi.

    Depremden en çok etkilenen yerlerden birisi olan Maraş’ın Elbistan ilçesindeki yurttaşlara, yaşadıkları sorunları sorduk.

    “SOKAKTA GEZERKEN MASKE TAKIYORUZ, TOZUN İÇERİSİNDE YAŞIYORUZ”

    Ahmet Söylem, “Vatandaşın şu anda yapacağı bir şey yok. Elbistan Belediyesi’nin o kadar gücü yok o yüzden Elbistan’ı sadece devlet eski haline getirebilir” diye belirtti.

    Konutlarının kendilerini verildiğini ancak mağduriyetlerinin sürdüğünü vurgulayan Fevzi Kirik, “TOKİ’den konutlarımız verildi ancak evlerinde içinde oturan yok ama biz doğalgaz faturası ve aidat ödüyoruz. İnsanlar sokakta gezerken çoğunlukla maske ile dolaşıyor. Tozun içerisinde yaşıyoruz” dedi.

    “ESNAFLAR OLARAK ÇOK BÜYÜK SIKINTILAR YAŞIYORUZ”

    6 Şubat depremlerinden bu yana Elbistan’da olduğunu ifade eden Ahmet Bozkurt, konuşmasında şunları söyledi:

    “TOKİ’lerin ev yapmasıyla beraber konut sıkıntısı bir nebze de olsa çözüldü. Ancak halen şehir merkezinde esnaflar konteynerde hizmet veriyor. Şehir merkezini yapmaya çok geç başladılar ve o yüzden esnaflar olarak çok büyük sıkıntılar yaşıyoruz. İnsanlar şehir merkezine geliyor ama inşaatlar nedeniyle oluşan tozdan dolayı burada durmuyorlar.”

    “ELBİSTAN’A HİÇBİR ŞEY YAPILMADI”

    Elbistan’da depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen hiçbir şey yapılmadığını belirten Selahattin Köker, “Şehir merkezinde inşaatlar daha yeni başladı, sokakta tozdan yürüyemiyoruz. Elbistan şu anda sahipsiz, siyasetçiler Elbistan ile ilgilenmiyor. Elbistan’a hizmet gelmesini istiyoruz” diye ifade etti.

    Depremde iki evinin yıkıldığını ancak devletin kendisine ne vereceğini bilmediğini söyleyen İbrahim Doğan, “6 Şubat’ta yurtdışındaydım depremden 5 ay sonra Elbistan’a geldim ama halk şu anda perişan durumda. Köydeki evimde de hasar vardı ama bana hiçbir yardım yapılmadı, bende kendi gücümle evimi tamir ettim” diye konuştu.

    Cihan BERK-Kamber YILDIZ/MARAŞ

  • Dersimli yurttaşlar: Suriye’deki Alevi katliamına sessiz kalınmamalı-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Suriye’deki Alevi katliamına sessiz kalınmamalı-VİDEO

    PİRHA-Suriye’de Alevilerin katledilmesine tepki gösteren yurttaşlar, Suriye’deki Alevi katliamına sessiz kalınmaması ve bir an önce katliamın durdurulması çağrısında bulundular.

    Beşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından ülkedeki kontrolü ele geçiren Hey’etu Tahrîri’ş-Şâm (HTŞ) şeriatçı örgütün Alevi, Hristiyan, Ezidi gibi farklı inançlara mensup halklara düşmanlığı ve saldırı girişimleri büyük endişe yaratıyor.

    Dersimli yurttaşlara, Suriye’de Alevilerin katledilmesini sorduk.

    “BÜTÜN ALEVİLER BİR ARADA OLSUN”

    Alevilerin her yerde öldürüldüğünü söyleyen Zülfiye Tekin, “Biz birbirimizle dayanışmadığımız zaman bu durumlara düşüyoruz” diye ifade etti.

    Suriye’de Alevi katliamı yaşandığını belirten Hasan Çiçek, “Buna sessiz kalmamamız lazım, buna göz yummak insanlık dışı bir şeydir. Bütün insanların birlik olması lazım Suriye’de katliam yaşanıyor” dedi.

    Alevilerin geçmişten bugüne kadar katliama uğradığını ifade eden Devrim Tekinoğlu, “Suriye’de yapılan Alevi katliamına ‘Siyasal Alevilik’ diye bir de kılıf bulundu. Alevilerin ‘Siyasal Alevilik’ gibi bir tavrı söz konusu değildir, Aleviler yaşadığı coğrafyada laik ve demokratik bir toplumda yaşamak istiyorlar. Suriye’de Alevi katliamı yaşanıyor ve bunun gerekçeleri de yaratılıyor. Bütün dünyadaki Alevilerin bir arada olması ve diplomatik kanalların çalıştırılması gerektiğini düşünüyorum” diye belirtti.

    “KATLİAM DURDURULSUN”

    Ali Talay ise, “Bir an önce katliamı durdurmak lazım. Ezelden beri Aleviler öldürülüyor” dedi.

    Savaşa karşı olduğunu vurgulayan Gülcan Akkaya, “Artık bu katliama dur denilmesi gerekiyor. İnsanlarda merhamet duygusu kaybolmuş” derken,Mehmet Çiçek de, “Aleviler hep soykırıma uğratıyorlar. Türkiye de Alevi katliamına seyirci kalıyor” diye konuştu.

    Nuray ATMACA/DERSİM

  • Dersimli yurttaşlar: 2025 yılının barış, mutluluk ve huzur getirmesini diliyoruz-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: 2025 yılının barış, mutluluk ve huzur getirmesini diliyoruz-VİDEO

    PİRHA-2025 yılına dair beklentilerini sorduğumuz Dersimli yurttaşlar, 2024 yılında bir çok sorunla karşı karşıya kaldıklarını belirterek, “2025 yılında iktidarın değişmesini bekliyoruz. Yeni yılın barış, mutluluk ve huzur getirmesini diliyoruz” dedi.

    2024 yılı, bir önceki yıllar gibi insanların ekonomik, siyasi ve kültürel anlamda yaşadığı sorunların sürdüğü bir yıl oldu.

    Dersimli yurttaşlara, 2025 yılına dair dilek ve temennilerini sorduk.

    “2025 YILINDAN İYİ ŞEYLER BEKLİYORUZ”

    Yurttaşlar tarafından verilen yanıtlar şu şekilde:

    “-Yeni yıldan ne beklentimiz olacak; her şey çok pahalı. Emekliler olarak devamlı sürünüyoruz. Emekliler yılı olacak dediler ama ortada bir şey yok. Yeni yıl herkes için hayırlı olsun.

    -İktidarın değişmesini bekliyorum sadece. Çünkü bu iktidarın halka verdiği hiçbir şey yok. Kaşıkla verip kepçeyle alıyor diye bir söz vardı ya bu iktidar direkt kazanla götürüyor. Yeni yıldan temennimiz ülkede barış, adalet ve huzurun olmasıdır.

    -2025 yılından iyi şeyler bekliyoruz. Herkes sağlıklı ve mutlu bir şekilde yaşasın.

    -Hiç iyi değiliz artık devletten bir beklentimiz yok.

    -Benim bu ülkeden fazla bir beklentim olmadığı için 40 yıldır yurtdışında yaşıyorum. Türkiye’nin durumunu pek iç açıcı bulmuyorum, her sene daha da kötüye gidiyor. O nedenle burada kalanlara Allah yardım etsin.

    -Hükümet ülkeyi batırmış, alım gücü yok. Yılbaşı kutlamak için cebimizde para yok. 16 yıldır emekliyim halen çalışıyorum, milletvekillerinin sayısını düşürsünler ekonomiyi düşürsünler. Milletvekilleri gelsin benim aldığım emekli maaşıyla geçinsin.

    -Herkese yeni yılda sağlık, huzur ve mutluluk bekliyoruz.

    -2025 yılının geçmiş yılları aratmaması dileğiyle herkese nice güzel yıllar olsun.

    -Yeni yılın barış, mutluluk ve huzur getirmesini diliyorum. Umarım barış içerisinde herkes kardeşçe yaşar.

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

  • Dersimli yurttaşlar: Cevdet Konak, halkın iradesiyle seçilmiştir, AKP’nin zulmüne boyun eğmeyeceğiz-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Cevdet Konak, halkın iradesiyle seçilmiştir, AKP’nin zulmüne boyun eğmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak’a verilen 6 yıl 3 ay hapis cezasına tepki gösteren Dersimli yurttaşlar, “Halkın iradesine kayyım atanmasını kesinlikle kabul etmiyoruz. Halkın iradesiyle seçilen belediye başkanı sadece halkın iradesiyle gider” dedi.

    Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak ve Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün de aralarında olduğu 4 kişinin “örgüt üyeliği ” iddiasıyla yargılandığı davanın karar duruşması Tunceli Adliyesi’nde dün görüldü. Duruşmada 4 kişiye de 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

    Dersimli yurttaşlara, Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak’a verilen hapis cezasını sorduk.

    “İRADE GASPINI KABUL ETMİYORUZ”

    Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak’ın halkın iradesiyle seçildiğini vurgulayan Ali Arslan, “Biz Dersimliler olarak kesinlikle irade gaspını kabul etmiyoruz. Biz AKP’nin zulmüne boyun eğmeyeceğiz” diye belirtti.

    Sefkan Kazan ise, “Halkın iradesine kayyım atanmasını kesinlikle kabul etmiyoruz. Eğer ülkede demokrasi varsa insanların belediyelerine kayyım atanmasını ve insanların verdikleri oyu hiçe sayarak hiçbir yere varılmaz” dedi.

    “KAYYIM İSTEMİYORUZ”

    Cevdet Konak’a verilen cezayı onaylamadığını dile getiren Kekil Akdağ, “Seçilmesine hiçbir engel yok ama seçildikten sonra davalar sonuçlanıyor. Kayyımı kabul etmiyorum, belediye başkanları halkın oyuyla seçilmiş. Halkın seçtiği kişiyi görevinden al kendi adamını onun yerine getir, olmaz” diye konuştu.

    Ali Kaya Gökalp, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Yüksek Seçim Kurulu onay vermeden bir kişi seçimlere giremez. Belediyelerimizi işgal etmek istiyorlar başka bir açıklaması yok bu durumun. Dersimli yurttaşlar, duyarlıdır mutlaka tepkilerini ortaya koyacaktır.”

    Kayyım istemediğini ifade eden Sakine Kaya, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Biz kayyım istemiyoruz, biz belediye başkanı olarak Cevdet Konak’ı seçmişiz. Hangi siyasi parti olursa olsun kayyıma karşıyım. Belediye başkanı seçilen kişi halkın iradesiyle geldiyse halkın iradesiyle gidecek. Bu ülke kayyımla bir yere varamaz. Sırayla her yere kayyım atanıyor. Biz belediyelere kayyım atanmasını istemiyoruz.”

    Cihan BERK/DERSİM

     

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim Belediye Eş Başkanı Konak’a ve Ovacık Belediye Başkanı Sarıgül’e 6 yıl hapis cezası
    -Dersim Belediye Eş Başkanı Konak: Eğer yaptıklarımız suçsa bu suçu işlemeye devam edeceğiz-VİDEO
    -Dersim’de Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak’a verilen hapis cezası protesto edildi-VİDEO
    -Dersim Belediye Eş Başkanları: Belediyeler halkındır, gaspınıza izin vermeyeceğiz-VİDEO
    -Dersim Belediyesi’nde nöbet eylemi başladı-VİDEO
    -Dersim Belediye Eş Başkanı Konak’tan çağrı: Dersim’e ve belediyeye sahip çıkın!-VİDEO
    -Dersim’de Cevdet Konak’a verilen cezaya tepki: İktidar belediyeleri rant alanı olarak görüyor-VİDEO

  • Dersimli yurttaşlar: Kayyımı kabul etmiyoruz, milletin seçim hakkı gasp ediliyor-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Kayyımı kabul etmiyoruz, milletin seçim hakkı gasp ediliyor-VİDEO

    PİRHA-CHP’li ve DEM Partili belediyelere kayyım atanmasına tepki gösteren Dersimli yurttaşlar, “Kayyımı kabul etmiyoruz. Milletin seçim hakkı gasp ediliyor. O zaman neden oy kullanıyoruz?” dediler. 

    İçişleri Bakanlığı, İstanbul’da CHP’li Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atadıktan sonra Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Mardin Büyükşehir Belediyesi, Batman Belediyesi ve Halfeti Belediyesi’ne kayyım atadı.

    Dersimli yurttaşlara, belediyelere kayyım atanmasını sorduk.

    “MİLLETİN SEÇİM HAKKI GASP EDİLİYOR”

    Yurttaşlar, belediyelere kayyım atanmasını adaletsizlik, hukuksuzluk olarak nitelendirerek, hükümete tepki gösterdiler.

    Yurttaşlar tarafından verilen yanıtlar şu şekilde:

    -Yerine kayyım atanan belediye başkanları halkın oyu ile seçilmişler, halkın iradesini yok etmek istiyorlar.

    -Kayyıma karşıyız, o zaman belediye meclis üyelerinden birisi seçilsin.

    -Yazık günahtır, seçimi kazanmış birisinin yerine kayyım atanmasını hoş karşılamıyorum.

    -Kayyımı kabul etmiyoruz. Milletin seçim hakkı gasp ediliyor. Yapılan adaletsizliktir, zulümdür.

    -Yapılan çok yanlış bir şey. O zaman Ahmet Türk’ü seçime sokmasalardı. Halkın oyuyla 3 seçimdir seçilen kişiye kayyım atanıyor. Ülkede adalet kalmadı.

    -Vatandaşın oyuyla seçilen belediye başkanının yerine kayyım atanması yanlış bir şey. O zaman neden oy kullanıyoruz, niye seçim yapılıyor?

    -Kayyım atanması yanlış bir şey, ancak seçim olacak ki kurtulalım başka çaremiz yok.”

    PİRHA/DERSİM

  • Adıyamanlılar dertli, sorunlarına çözüm bekliyor!-VİDEO

    Adıyamanlılar dertli, sorunlarına çözüm bekliyor!-VİDEO

    PİRHA-6 Şubat depreminin ardından birçok can kaybı ve maddi zarar gören Adıyaman’da halk yaşadıkları sorunlardan dolayı mağdur olduklarını söyleyerek yaşanan sorunların giderilmesini istedi. Adıyamanlı bir vatandaş önceki yıllarda alım gücünün daha fazla olduğunu söyleyerek, “2013’te kendi emekli aylığımla 22 torba yem satın alıyordum, şimdi ise 10 torba alabiliyorum” dedi.

    6 Şubat’ta meydana gelen Maraş merkezli depremde ağır hasar alan Adıyaman’da sorunlar devam ediyor.

    Toplu konutların yapım aşaması sürerken yurttaşlar konteynırlarda yaşam mücadelesi veriyor. Halkın bir birçoğu ekonomik nedenlerden dolayı geçimini sağlayamazken depremin sarstığı şehirde insanlar konteynırlarda kalmaya devam ediyor. Aradan 1.5 yıl gibi bir zaman geçmesine rağmen 1 yılda teslim edilmesi gereken evlerin çoğunluğu hala teslim edilmedi.

    6 Şubat’ta birçok insanın canını kaybettiği Adıyaman’da ekonomik kriz, devamında alım gücünü de düşürdü. Alınan maaş ay sonunu çıkarmıyor. Yurttaşlar geleceğe dair güvenlerinin olmadığını söyledi.

    Adıyaman’lı yurttaşlar, deprem sonrası yaşadıklarını ve ekonomik krizin etkisiyle ortaya çıkan sorunları Pir Haber Ajansı’na (PİRHA) dile getirdi.

    “KÖYLÜ ARAZİSİNİ BOŞ BIRAKIYOR”

    Çiftçilik işi yapan İsmet Bozkurt, bir işçinin aldığı maaşla harcadığı masrafların aynı oranda olmadığına vurgu yaptı. Bozkurt, “İnsanlar asgari ücretle geçinemiyor. Köyde yaşayan insanlar mazot ve gübre pahalı olduğu için alım yapamıyor.  Tarlalarını sürmeyen köylüler arazisini boş bırakmak zorunda kalıyor” açıklamasında bulundu.

    “ESKİ EMEKLİ AYLIĞIMLA 22 TORBA YEM ALIRKEN ŞİMDİKİ AYLIĞIMLA 11 TORBA ALABİLİYORUM”

    Hayvancılıkla uğraşan Yusuf Akdoğan adlı yurttaş, ekonomik krizden etkilendiğini söyledi. Önceki yıllara göre karşılaştırma yapan Akdoğan, “İki sene önce 11 bin liraya aldığımız ineği bugün 180 bin liraya alamıyorum. 2013’te kendi emekli aylığımla 22 torba yem satın alıyordum, şimdi ise 10 torba alabiliyorum. O günden bugüne alım gücüm azaldı. Hayvan yemine zam geldiği zaman ben de süte zam yapıyorum. Maaşı sabit kalan asgari ücretli bir insan bu durumda bir şey alamıyor, çünkü maaşı yükseltilmiyor” dedi.

    “BÜYÜK ÜRETECİLER KÖYLÜ ÇİFTÇİYİ BİTİRME NOKTASINA GETİRDİLER”

    Ekonomik krizin küçük üreticiye yansıdığını söyleyen Akdoğan, büyük firmaların toptan hayvan ürünlerini satın alırken daha düşük fiyatlara denk getirdiğini şu sözlerle açıkladı:

    “Nasıl ki büyük marketler artıp, bakkalın işini bitirdilerse şimdi aynı şekilde hayvancılıkta da benzer durum var. Devletin hayvancılık için çıkardığı desteklemeler çok iyi görünse de halka yansımıyor. Devletin öne sürdüğü şartları ben bir çifti olarak yerine getiremiyorum. Bu şartları yerine getirecek ekonomik güce sahip değilim. Nasıl ki büyük marketler şehirlerde artış gösterip küçük esnafları bitirdilerse büyük esnaflar da köydeki çiftçilerin işlerini bitirme noktasına geldiler.”

    Depremden sonra kentte değişiklik olmadığını, şehrin toz içinde kaldığını belirten Akdoğan, “Böyle sürerse birkaç sene sonra insanlar veremden ölecek” şeklinde konuştu.

    “ÜLKEYE DAİR UMUDUM YOK”

    Depremde oturduğu apartman yıkıldığı için konteynırda yaşayan Aysel Demir, ekonomik kriz hakkında konuştu. Demir, “Ülkenin geleceği için bir umudum yok. Depremde yakınını kaybedenin canı gitti, mal kaybı olan da bu şehri terk etti. Çağın en büyük ahlaksız sürecini yaşıyoruz maalesef” diye konuştu.

    “ELİMDE EKMEK ALACAK PARA KALMADI”

    Elinde hiçbir işi olmayan bir kadın vatandaş ise pazarda aldığı ürünün pahalığından şikayet ederek, “Devlet bana sadece 3 bin lira veriyor o da bir şey yetmiyor. Şimdi 180 liraya bir kazak aldım. Para kalmadı ki ekmek alayım” diye ifade etti.

    “HEM ÜLKE HEM VATANDAŞ OLARAK ZOR DURUMDAYIZ”

    Toplum Yararına Programlar (TYP) bünyesinde çalışan güvenlik görevlisi işçisi Ahmet Bozkurt da, hem ülke olarak hem yurttaş olarak zor durumda olduklarına dikkat çekerek şu konuşmayı yaptı:

    “Soruna bir sebep aramaktan çok bir çözüm aramak lazım. İşsiz insanlara istihdam sağlanması gerekiyor. Herkes üniversite mezunu olmak zorunda değil. Sanayiye gittiğiniz zaman çalışacak kalifiyeli eleman yok. Bu da giderek üniversiteli işsizlerin sayısını artırıyor. Mesleki alandaki bu eksikliğin önüne geçmek için mesleki alanda istihdam alanı açmak gerekiyor. Önemli olan bizim sosyo-kültürel şekilde eğitilebilir olmamız.”

    Kamber YILDIZ/ADIYAMAN

  • Dersimlilerden hükümete tepki: Kutsal mekânlarımıza dokunmayın!-VİDEO

    Dersimlilerden hükümete tepki: Kutsal mekânlarımıza dokunmayın!-VİDEO

    PİRHA- “1. Derece Doğal Sit Alanı” olarak tescil edilen Munzur Gözeleri’nin koruma statüsü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararıyla ikinci dereceye düşürülmüştü. Dersimli yurttaşlar, “Munzur Gözeleri’nin 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak kalması lazım. Hiçbir şekilde kutsal mekânlarımıza dokunulmasın” diyerek hükümete tepki gösterdiler. 

    2003 yılında “1. Derece Doğal Sit Alanı” olarak tescil edilen Munzur Gözeleri’nin koruma statüsü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararıyla ikinci dereceye düşürülmüştü. Karar, 28 Temmuz 2023 yılında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı internet sitesinde yayımlanmıştı.

    TMMOB, Munzur Gözeleri’nin koruma statüsünü ikinci dereceye düşüren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararının hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle iptal edilmesi için dava açmıştı. Açılan dava kapsamında 1 Kasım’da Munzur Gözeleri’nde keşif yapılacak.

    Munzur Gözeleri’nin, 2. Derece Doğal Sit Alanı’na düşürülmesini Dersimli yurttaşlara sorduk.

    “KUTSAL MEKÂNLARIMIZA DOKUNULMASIN”

    Dersimli yurttaşlar, Munzur Gözeleri’nin kutsalları olduğunun altını çizerek, “Bizim kutsalımız olan Munzur Gözeleri 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak kalmalı. Munzur korunmalı ve özgürce akmalı. Tüm Dersim halkının kutsallarına sahip çıkması gerekiyor” dedi.

    “DERSİM HALKI TEPKİ GÖSTERECEKTİR”

    Dersim coğrafyasının uzun yıllardır saldırı altında ve insansızlaştırılmakla karşı karşıya olduğunu vurgulayan yurttaşlar, şunları kaydettiler:

    “Munzur Gözeleri Alevi inancında kutsal bir yer olarak gösterilmesinden dolayı korunması gereken bir alan. Ancak coğrafyamızda her yere bir saldırı söz konusu bu alanların başında da Alevi inancının hâkim olduğu inanç merkezleri geliyor. Dersim’de şimdiye kadar doğaya ve inanç merkezlerine yapılan saldırılarda ortak bir tepki ortaya konuldu. Munzur Gözeleri’nin 2. Derece Sit Alanı’na düşürülmesine karşı da Dersim halkı tepki gösterecektir.”

    Cihan BERK/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Munzur ve Pülümür Vadileri ‘kesin korunacak hassas alan’ ilan edildi
    -TMMOB, Bakanlık Kararının Munzur Gözeleri ile ilgili kısmının iptali için dava açtı

  • Dersimli yurttaşlar: Kayyım, halkın iradesini gasp etmektir-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Kayyım, halkın iradesini gasp etmektir-VİDEO

    PİRHA-Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepki gösteren Dersimli yurttaşlar, “Kayyım sadece Kürtlerin sorunu değil, Türkiye’deki herkesin tepki göstermesi gerekiyor” dedi. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Hakkari Belediyesi Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış, İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınarak yerine Vali Ali Çelik kayyım olarak atandı.

    Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasına dönük tepkiler devam ediyor. Dersimli yurttaşlara, Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasını sorduk.

    “İKTİDAR, 31 MART’IN RÖVANŞINI ALIYOR”

    İktidarın 31 Mart yerel seçimlerde yenilgisinin rövanşını aldığını belirterek, “Halkın seçtiği kişiyi sadece halk indirir” mesajını verdi.

    Yurttaşlar tarafından verilen yanıtlar şu şekilde:

    -Bugün halkın iradesine saygısı olmayan bir iktidar, yarın halkın evlerine de kayyım atar.

    -Halkın seçtiği kişiyi sadece halk indirir.

    -Yapılan kesinlikle yanlıştır, birtakım kişiler ülkeyi karıştırmak istiyor.

    -İktidar, 31 Mart yerel seçim sonuçlarının rövanşını alıyor. Kayyıma, karşı muhalefetin tepki göstermesi gerekiyor.

    -Kayyım politikasını kabullenmemek gerekiyor yoksa her tarafa kayyım atarlar. Kayyım sadece Kürtlerin sorunu değil Türkiye’deki herkesin tepki göstermesi gerekiyor.

    -Kayyım iradesi doğru bir şey değil, halkın iradesini gasp etmektir.

    PİRHA/DERSİM