Etiket: Sokak Röportajı

  • Bingöllü yurttaşlar: Adalet yok, AKP iktidarından kurtulmamız gerekiyor-VİDEO

    Bingöllü yurttaşlar: Adalet yok, AKP iktidarından kurtulmamız gerekiyor-VİDEO

    PİRHA-AKP hükümetinden kurtulmaları gerektiğini belirten Bingöllü yurttaşlar, “Ülkede adaletin olmasını istiyoruz. Adalet yok ama baskı ve şiddet var. Kim iktidara itiraz ediyorsa cezaevine atıyorlar. O yüzden bu hükümet artık gitmeli” dedi.

    Türkiye, 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimi’ne kilitlenmiş durumda. Bingöl’de yaşayan yurttaşlara seçimi ve seçimden sonra ülkede nelerin değişmesini istediklerini sorduk.

    “ÜLKEDE ADALET OLURSA BÜTÜN SORUNLAR ÇÖZÜLÜR”

    Bir oyunu Yeşil Sol Parti’ye bir oyunu da Kemal Kılıçdaroğlu’na vereceğini ifade eden Ahmet Çiçek, “İnsanların artık şu anki iktidardan bıktığını görüyoruz. Ülkede adalet olmadığı için insanlar artık değişim istiyor, inşallah da öyle olur. Ben ülkede adaletin sağlanmasını istiyorum çünkü ülkede adalet olursa bütün sorunlar çözülür” diye belirtti.

    Mahmut Bazencir ise, “Her zaman ezilenler zarar görüyor. Yine seçimleri zalimler kazanabilir” diye ifade etti.

    “İNSANLAR İŞ BULAMADIĞI İÇİN BİNGÖL’DEN GÖÇ EDİYOR”

    Bingöl’ün şimdiye kadar hiçbir sorununun çözülmediğini belirten Serdar Kaya ise “Bingöl’de iş alanları yok, tarım ve hayvancılık bitti. Eskiden nohut, pancar ekerdik ama şimdi hiçbir şey ekemiyoruz” dedi.

    Bingöl’de AKP, Yeşil Sol Parti ve Yeniden Refah Partisi’nin milletvekili çıkaracağını söyleyen Ahmet Çıkaray, “Seçim zamanında siyasi partiler iyi çalışıyorlar ama seçim bittikten sonra herkes kendi işine bakıyor. Bingöl’ün en büyük sıkıntısı ekonomik kriz. İnsanlar iş bulamadığı için Bingöl’den göç ediyor. İnşallah sorunlarımız mecliste dile getirilir” diye belirtti.

    YÜZDE 90 KEMAL KILIÇDAROĞLU KAZANIR”

    60 yaşında olduğunu ve şimdiye kadar Bingöl’ün sorunlarının çözüldüğünü görmediğini belirten Hakim Duru, “Ekonomik kriz var insanlar perişan halde. Sandıklar açıldığında seçim biter, cumhurbaşkanlığı seçimini yüzde 90 Kemal Kılıçdaroğlu kazanır” dedi.

    ’20 yıldır Bingöl’den meclise milletvekili gönderiyoruz ama hiç hizmet alamıyoruz’ diyen Mehmet Kaya da, “Artık bu hükümetten kurtulmamız gerekiyor. Böyle giderse cumhurbaşkanlığı seçimini Kemal Kılıçdaroğlu kazanır. Ülkede adaletin olmasını istiyoruz. Adalet yok ama baskı ve şiddet var. Kim iktidara itiraz ediyorsa cezaevine atıyorlar. O yüzden bu hükümet artık gitmeli” diye konuştu.

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/BİNGÖL

  • Elazığlı yurttaşlar: Devletin baskısının üzerimizden kalkmasını istiyoruz-VİDEO

    Elazığlı yurttaşlar: Devletin baskısının üzerimizden kalkmasını istiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Seçimlerde tek adam rejiminin sona ermesini istediklerini ifade eden Elazığlı yurttaşlar, “Ülkede demokrasinin olmasını ve devletin baskısının üzerimizden kalkmasını istiyoruz” dedi.

    Türkiye, 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimi’ne kilitlenmiş durumda. Elazığ’ın Yıldızbağları Mahallesi’nde yaşayan yurttaşlara seçimden sonra ülkede nelerin değişmesini istediklerini sorduk.

    “ÜLKEDE DEMOKRASİNİN OLMASINI İSTİYORUZ”

    ‘Elazığ, siyasi olarak sağın kalesi ancak Yeşil Sol Parti bu durumu kıracak’ diyen Ahmet Kamberoğlu, “Devletin asimilasyon politikalarından biz de nasibimizi aldık, kendi dilimizi konuşamıyoruz. Ülkede demokrasinin olmasını ve devletin baskısının üzerimizden kalkmasını istiyoruz. Diyarbakır’da 150 kişiyi gözaltına aldılar böyle şeylerin olmamasını istiyoruz” diye belirtti.

    “ÜLKEDE KUTUPLAŞMA SONA ERMESİ GEREKİYOR”

    Fabrikaların kapanması ve tarım ile hayvancılığın bitme noktasına gelmesiyle birlikte artık Elazığ’ın yaşanılamaz bir yer olduğunu belirten Bülent Bozkurt, “Elazığ’da işsizlik ve yoksulluk hat safhada. Millet İttifakı hayal satıyor, emeklilere aylık 15 bin TL vereceğiz diyorlar ama üretime dair bir planları yok. Ülkede işsizlik ve yoksulluğun olmasının tek sebebi Kürt sorunudur. Ülkede kutuplaşmanın sona ermesi gerekiyor. Barış ortamı sağlanmadığı sürece ülkeye yatırım yapılmaz” dedi.

    “İKTİDAR DEĞİŞMEZSE HEPİMİZİN SONU KÖTÜ OLACAK”

    Seçimlerde tek adam rejiminin sona ermesini istediğini söyleyen Ali Kaya, “Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı olmasını ve ülkedeki yoksulluğun sona ermesini istiyorum. Bazıları 4-5 maaş alırken, halk bir kilo soğan bile alamıyor. Etin kilosu 100 TL iken şu anda 350 TL olmuş, insanlar bu şartlarda nasıl geçinsin. Eğer seçimlerde iktidar değişmezse hepimizin sonu kötü olacak” diye konuştu.

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/ELAZIĞ

  • Nurtepe’de yurttaşlar: Bıktık artık yeter, Kılıçdaroğlu’na oy vereceğiz! -VİDEO

    Nurtepe’de yurttaşlar: Bıktık artık yeter, Kılıçdaroğlu’na oy vereceğiz! -VİDEO

    PİRHA- 14 Mayıs seçimleri yaklaşırken, İstanbul’un Nurtepe ilçesinde sokağın nabzını tuttuk. Yurttaşlar, 21 yıllık AKP iktidarının artık gitmesi gerektiği konusunda kararlı. Türkiye’nin Afganistan olmasını istemediklerini belirten yurttaşların ağırlıklı olarak tercihi Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu. 

    14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimi’ne sayılı dünler kalırken, sokağın nabzını tutmayı sürdürüyoruz.

    İstanbul’un Nurtepe ilçesinde PİRHA mikrofonuna konuşan yurttaşlar, “21 yıllık AKP iktidarına yeter. Değişim şart. Adalet istiyoruz” dedi.

    Halkın büyük çoğunluğu, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tercihini Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan yana kullanacağını ifade ederken, mevcut iktidarın yarattığı ekonomik sıkıntıya, yaşam zorluklarına dikkat çektiler.

    Bazı yurttaşlar Yeşil Sol Parti derken bazıları da CHP’yi desteklediğini dile getirdiler.

    Dilan ŞİMŞEK/ İSTANBUL

  • Karakoçanlı yurttaşlar: Tek adam rejiminin gitmesini istiyoruz-VİDEO

    Karakoçanlı yurttaşlar: Tek adam rejiminin gitmesini istiyoruz-VİDEO

    PİRHA-14 Mayıs’tan sonra iktidar değişirse ülkede demokrasinin önünün açılacağını belirten Karakoçanlı yurttaşlar, “21 yıldır iktidar tarafından zulme, haksızlığa uğradık. İktidar seçimleri kaybedeceğini bildiği için her tarafa saldırıyor. Halkımız iktidara gereken cevabı 14 Mayıs’ta verecek” dedi.

    Türkiye 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimi’ne kilitlenmiş durumda. Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde yaşayan yurttaşlara seçimden sonra ülkede nelerin değişmesini istediklerini sorduk.

    “21 YILDIR İKTİDAR TARAFINDAN ZULME VE HAKSIZLIĞA UĞRADIK”

    İktidara halkın tepkisinin olduğunu belirten Saliha Bal, “İnsanlar ‘1 kilo soğan 30 TL olmuş artık yeter’ diyorlar. İnsanlar bu düzenin değişmesini istiyor. Kadın cinayetleri her geçen gün artıyor, ülkede kadınlar baskı altında, bu erkek egemen sistemin sona ermesi gerekiyor. Kadın milletvekili adayları en fazla Yeşil Sol Parti’de vardı, biz diğer partilerde de kadın milletvekili adayların sayısının arttırılmasını istiyoruz” dedi.

    Parlamenter sisteme geçilmesi gerektiğini ifade eden Şahin Batmaz ise, “Tek adam rejimini devirmek istiyoruz, inşallah bunu 14 Mayıs’ta başaracağız. Seçimlerden sonra ülkeye ilk başta özgürlüklerin gelmesini istiyorum. 21 yıldır ülkeyi yöneten iktidar tarafından zulme ve haksızlığa uğradık. Cumhurbaşkanlığı değişimiyle huzurun, adaletin ve özgürlüklerin olduğu bir ülke istiyoruz” diye belirtti.

    “AMACIMIZ TEK ADAM REJİMİNİN YIKILMASI”

    Erkan Selçuk da, “Amacımız tek adam rejiminin yıkılması. 20 yıldır ülkede hak, hukuk, adalet yok. Binlerce insan suçsuz olduğu halde cezaevinde tutuluyor” diye konuştu.

    Ülkede huzur olmasını istediğini söyleyen Hanım Termurcu, “Gençlerimiz zulüm ve baskı görüyor o yüzden yurtdışına gidiyor” ifadesini kullandı.

    “HALK, 14 MAYIS’TA İKTİDARA GEREKEN CEVABI VERECEK”

    İktidarın zulmünün insanların iliklerine kadar sindiğini vurgulayan Hüseyin Öziş, “14 Mayıs’tan sonra iktidar değişirse en azından ülkede demokrasinin önü açılır. Amacımız tek adam rejimini göndermek” dedi.

    Halkın iktidara ‘artık yeter’ diye isyan ettiğini belirten Abdülkadir Gül ise, “Ben esnafım, kadınlar bir kilo soğan alırken iktidara beddua edip ‘Ne hale düşmüşüz’ diyorlar. Halkımız bir kilo soğana muhtaç olmuş durumda. Şu an ki iktidar seçimleri kaybedeceğini bildiği için her tarafa saldırıyor. Halkımızın iktidara gereken cevabı 14 Mayıs’ta vereceğine inanıyorum” diye belirtti.

    “SEÇİMLERİ KAZANAMAZSAK ÜLKEYİ TERK EDECEĞİZ”

    14 Mayıs’ta ya iktidarı değiştireceklerini ya da bu ülkeyi terk edeceklerini ifade eden bir yurttaş ise, “Seçimleri kazanamazsak Kürtlerin artık bu ülkede işi yok” dedi.

    Adaletin ve özgürlüklerin olmadığı bir ülkede yaşamanın çok zor olduğunu vurgulayan Alişan Kızılarslan da, “Gençler iş alanları olmadığı için yurtdışına gidiyorlar. Emekçiler günü birlik çalışmak zorunda kalıyor ve kazandığı parayla evine bir poşet bile doldurup götüremiyor. Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana diyorlar, o yüzden şimdiki durumumuz tam da bu” diye konuştu.

    Nuray ATMACA-Cihan BERK/ELAZIĞ

  • Dersimli yurttaşlar: Milletvekilleri sorunlarımızı mecliste dile getirsinler -VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Milletvekilleri sorunlarımızı mecliste dile getirsinler -VİDEO

    PİRHA-Dersimli yurttaşlar, 14 Mayıs seçimini değerlendirirken, “Milletvekillerini sadece seçim zamanı görüyoruz. Biz milletvekillerinden halkın sorunlarını mecliste gündeme getirmelerini istiyoruz. Sadece seçimden seçime milletvekili görmüşüz, bizim ne işimize yarar” diye belirttiler. 

    14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanı seçimi ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi ile ilgili adaylar belli oldu. Yeşil Sol Parti’nin Dersim’deki milletvekili adayı Ayten Kordu olurken, CHP’nin adayı ise Hüsniye Karakoyun oldu.

    Dersimli yurttaşlara, seçilecek milletvekilinden beklentilerini sorduk.

    “UMARIM SEÇİLECEK MİLLETVEKİLİ HALKA YARDIMCI OLUR”

    Türkiye’nin sorunları ile Dersim’deki sorunların benzer olduğunu söyleyen Hıdır Yücesoy, “İşsizlik var, gençler yurt dışına göç ediyor, esnaf zor durumda, çiftçilik ve hayvancılık yapılamıyor. Devletin ekonomik olarak şehrimize el uzatması lazım, burada genç kalmadı, yazık bu şehre” diye belirtti.

    Bölgenin sorunlarının çok fazla olduğunu belirten Binali Kılıç, “Bir sürü işsiz insan var buranın vekillerinin işi çok zor. Umarım bize yardımcı olurlar” dedi.

    Seçilecek milletvekilinden hiçbir beklentisinin olmadığını belirten İrfan Babayiğit ise, “Gençler Dersim’den çıkıp gittiler ben de başka ülkeye gitmeyi düşünüyorum. Seçimler geldiğinde halka yalan söylüyorlar birçok sorunumuz var ama hiçbiri çözülmedi. Milletvekilleri, gençler bu memlekette sürgün edildiği zaman neredeydi? Dersim artık huzurevine dönmüş durumda. Seçimler olduğu zaman çıkıp geliyorlar, konuşup gidiyorlar” diye ifade etti.

    “MİLLETVEKİLLERİ ADAYLARINDAN BİR BEKLENTİMİZ YOK”

    Hizmet beklediklerini ifade eden Hüseyin Sağol da, “Milletvekillerini sadece seçim zamanı görüyoruz. Geçen dönem seçilen milletvekillerinin yüzünü görmedim. Milletvekilleri halkın derdini dinlemiyorlar, halkın sorunlarını mecliste dile getirmiyorlar. Biz halkın sorunlarını mecliste gündeme getirmelerini istiyoruz. Sadece seçimden seçime milletvekili görmüşüz bizim ne işimize yarar” diye belirtti.

    İsmini vermek istemeyen bir yurttaş ise, “Buranın sorunları her zaman dile getiriliyor ama çözülmüyor. Buranın sorunları belli, hükümetin halletmesi lazım. İktidara geldikten sonra herkes sözünü unutuyor” dedi.

    Milletvekili adaylarından beklentisinin olmadığını vurgulayan Cengiz Demir, “Eğer tek adam rejiminin yerine parlamenter sistem gelirse o zaman milletvekillerinin önemi ortaya çıkar. Çünkü bu sistemde milletvekillerinin mecliste hiçbir fonksiyonu yok sadece parmak kaldırıp indiriyorlar. Daha önce meclise 2 milletvekili gönderdik ama bu memlekete bir çivi çakmadılar şimdi buradan giden aday ne yapacak, bir şey yapamaz. Bu memlekete sahip çıkan yok, seçim zamanı geldiği zaman herkes vaatte bulunur ama meclise gittikleri zaman halkı unuturlar” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersimliler: Seçimde tüm sol partiler Emek ve Özgürlük İttifakı çatısında girmeli-VİDEO

    Dersimliler: Seçimde tüm sol partiler Emek ve Özgürlük İttifakı çatısında girmeli-VİDEO

    PİRHA-Türkiye İşçi Partisi’nin 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde bazı illerde kendi amblemiyle seçimlere girmek istemesine tepki gösteren Dersimli yurttaşlar, “Bütün sol ve sosyalist partiler Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında birleşmeli, çünkü seçimlerde birlik olunmazsa oylarda bölünmeler olur” dedi.

    Türkiye 14 Mayıs’ta yapılacak seçime kilitlenmiş durumda. Emek ve Özgürlük İttifakı, seçimlere ortak girme kararı alırken Türkiye İşçi Partisi (TİP) bazı illerde ittifak içinde ayrı listeler halinde girmeyi planlarken Emek Partisi (EMEP) ise, 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde Yeşil Sol Parti listelerinden seçime girme kararı aldı.

    Dersimli yurttaşlara, Türkiye İşçi Partisi’nin 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde bazı illerde kendi amblemiyle seçimlere girmek istemesini sorduk.

    “BİRLİKTE HAREKET EDİLMEZSE OYLAR BÖLÜNECEK”

    Bütün sol ve sosyalist partilerin Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında seçimlere girmesinin daha iyi olacağını belirten Abuzeyd Çağlar, “Herkes kendi adayıyla girerse milletvekili sayılarında kayıplar olur ve AKP’ye çalışmış gibi olurlar. Bütün sosyalist partiler Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında birleşmeli çünkü artık birlik zamanıdır başka çaremiz yok” dedi.

    Muhalefet partilerinin birlik içerisinde iktidarı ele geçirme amacında olması gerektiğini ifade eden Bülent Yüksel, “Recep Tayyip Erdoğan şimdiye kadar seçimleri siyasi partiler bölündüğü için kazanmıştır, sol partiler neden bölünmeyi seviyor da birlikte hareket etmeyi sevmiyor. Birlikte hareket edilmezse oylar bölünecek, ben seçimlere muhalefet partilerinin birlikte girmelerinden yanayım” diye belirtti.

    “SEÇİMLERDE, SOL VE SOSYALİST SİYASİ PARTİLERİN BİRLİK OLMASI GEREKİYOR”

    14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde sol ve sosyalist siyasi partilerin birlik olması gerektiğini vurgulayan Tekin Can, “Seçime ittifak çatısı alında değil de ayrı girilirse bu durum AKP’ye yarar. Ama seçimlerde birlik olursa birkaç milletvekili daha fazla çıkarılır, birlikten güç doğar” diye ifade etti.

    Tüm sol ve sosyalist partilerin Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında seçimlere girmelerinin daha iyi olacağını söyleyen Hasan Toksöz de, “Seçimlerde muhalefet partilerinde birlik olmazsa oylarda bölünmeler olur. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın güçlü olduğu yerde tek parti girebilir ama güçlü olmadıkları yerde birleşmeleri lazım” dedi.

    Her siyasi partinin seçimlere ayrı girmesi oyların bölünmesine sebep olacağını belirten Zenan Sönmez ise, “O yüzden ortak bir milletvekili adayı çıkartmaları daha mantıklı. Artık bir şeylerin değişmesi gerekiyor ama her parti farklı aday çıkaracaksa bir şeylerin değişmesi pek mümkün olmaz. Partiler birleşirse en azından oylar bölünmez” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersimli yurttaşlar: Türkiye’de iktidar değişirse umutlarımız yeşerecek-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Türkiye’de iktidar değişirse umutlarımız yeşerecek-VİDEO

    PİRHA-14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde iktidarın değişmesi gerektiğini vurgulayan Dersimli yurttaşlar, “Eğer seçimlerde iktidar değişirse ülkede her şey çok güzel olacak. 2023 seçimleri çok önemli. Türkiye’nin Afganistan, Pakistan gibi olma yolunda ilerlemesini mi istiyoruz yoksa demokrasi ve adalet anlamında 2023 vizyonuna yakışır şekilde ilerlemesini mi istiyoruz? Biz bunun seçimini yapacağız” dedi.

    14 Mayıs’ta cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimleri yapılacak. Dersimli yurttaşlara, seçimlerde iktidar değişirse yeni iktidardan beklentilerini sorduk.

    “İKTİDAR DEĞİŞSE BİLE ÜLKEDEKİ SORUNLAR HEMEN ÇÖZÜLMEZ”

    Seçimlerden sonra iktidar değişse bile ülkedeki sorunların hemen çözülemeyeceğini vurgulayan bir yurttaş, “İktidar değişirse millet biraz rahatlar ama sorunlar çözülmez. Ekonomi birkaç ayda düzelecek bir durumda değil. Kemal Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı olursa vatandaşlar biraz rahatlar” diye ifade etti.

    Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı olursa ülkenin rahatlayacağını belirten Orhan Aktaş, “Ülke bitmiş halde, yapılacak bir şey yok, Kılıçdaroğlu gelirse belki bir şeyler yapar, düzelir ama bu da epeyce zaman alır” dedi.

    Sultan Ergün ise, “Öğrenciler hep boşta, insanlar işsiz. Kılıçdaroğlu başa gelirse seviniriz” diye belirtti.

    “İKTİDAR DEĞİŞİRSE ARTIK KARDEŞÇE YAŞAMAYA BAŞLARIZ”

    Millet İttifakı kazanırsa ülkenin daha da güzelleşeceğini söyleyen bir yurttaş da, “İktidar değişirse insanlar daha mutlu olur ve artık kardeşçe yaşamaya başlarız” dedi.

    Tek isteğinin Recep Tayyip Erdoğan’ın gitmesi olduğunu ifade eden Adil Arslan, “Hükümetten şikâyetimiz çok. İşsizlik diz boyunda, İzmir’den geliyorum, nereye gidersem gideyim gençler işsiz ama Recep Tayyip Erdoğan işsizlik düştü diyor. İşsizlik nerede düştü Türkiye’de işsizlik %50’yi buluyor, iktidar ise işsizlik %20’lerde diyor. Yalan söylüyorlar” diye ifade etti.

    Kemal Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı olursa Türkiye’ye huzur ve adalet geleceğini söyleyen Suat Alan, “Türkiye’de ekonomik kriz var herkes işsiz. Kemal Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı olursa ülke ekonomisi düzelir, şimdiki hükümet ülkeyi sattı, bitirdi” diye belirtti.

    Seçimlerde iktidar değişirse toplumun beklentisinin çok olacağını söyleyen Hasan Yılmaz, “Türkiye’de hayat pahalı, işsizlik çok, insanlar ekonomik krizden dolayı çarşıda hiçbir şey alamıyor. Eğer Kılıçdaroğlu sözünde durursa ülkede her şey çok güzel olacak. Ülkede iktidar değişirse her şey çok güzel olacak” diye konuştu.

    “İKTİDAR DEĞİŞİRSE UMUTLARIMIZ YEŞERECEK “

    Beklentilerinin iktidarın değişmesi olduğunu söyleyen Haydar Satoğlu da, “İktidar değişirse ülkede bazı şeyler mutlaka değişecektir, en azından umutlarımız yeşerecek” diye belirtti.

    21 yılını heba eden AKP iktidarının gitmesini canı gönülden istediğini belirten Ercan Çallı, “Millet İttifakı bileşenlerine baktığımda çok bir beklentim maalesef yok ama Kemal Kılıçdaroğlu faktörü bu anlamda çok önemli. Millet İttifakı’nda bulunan partilerin ne oldukları belli olduğu için bu partilerden pek bir umudum yok. O yüzden ben genel seçimlerde Emek ve Özgürlük İttifakı’nın desteklenmesinden yanayım. Yeni gelecek iktidardan gençlerin önünün açılmasını, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesini, İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasını, KHK ile işten çıkarılanların işlerine geri dönmesini ve cezaevlerinde boş yere yatan on binlerce siyasi tutsağın bir an önce özgürlüklerine kavuşmasını istiyorum. 2023 seçimleri çok önemli. Türkiye’nin Afganistan, Pakistan gibi olma yolunda ilerlemesini mi istiyoruz, yoksa demokrasi ve adalet anlamında 2023 vizyonuna yakışır şekilde ilerlemesini mi istiyoruz? Biz bunun seçimini yapacağız” dedi.

    “HALKIN SEÇTİĞİ YÖNETİME KAYYIM ATANMAMALI”

    Seçimlerde hükümetin değişmesi ümidinin olduğunu belirten Birsel Beltan, “Bir ülkede bir iktidar 20 yıl boyunca ülkeyi yönetmemeli. Halk ülkeyi yöneten hükümeti beğenmiyorsa o hükümetin değişmesi gerekiyor, devlet kimsenin tekelinde olmamalı. Seçimlerde halkın seçtiği yönetime kayyım atanmamalı, insanların yaptığı seçimlere saygı duyulmalı. İnsanlar Türkiye’de zor durumda, hükümeti eleştiren herkes cezaevine atılıyor. Ülkede insan kalmadı, herkes yurtdışına gitmek zorunda kalıyor. Deprem bölgesinde insanlar yardım istiyor ama devlet yardım etmiyor halk yardım ediyor. Eğer devlet yardım isteyen yurttaşlarına en son yardım ediyorsa o zaman o ülkede devlete ihtiyaç yoktur. Bırakın halk kendi kendini yönetsin. Ülkenin gidişatı hiç iyi değil, inşallah seçimlerde hükümet değişir, ümitle Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı olmasını bekliyoruz. Kim gelirse gelsin ama bu hükümetin ve bu sistemin değişmesi şart” dedi.

    Seçimde iktidar değişirse Aleviler ve Kürtlerle ilgili sorunların çözülmesi gerektiğini dile getiren Hasan Yıldız da, “İktidar değişirse yeni iktidardan beklentim şu: Siyasi tutsakların özgür bırakılması ve ülkede insan hakları konusunda adımlar atılması gerekiyor. Ekonomik anlamda insanlar çok zor durumda. Dersimde insanlar market market dolaşıp ucuz bir şeyler bulmak istiyor. Ülkede gelir dağılımı eşit bir şekilde olmuyor, zenginler ve fakirler kaldı, orta sınıf diye bir şey kalmadı” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Ankaralı yurttaşlar: Değişim şart, seçimlerin güvenliğinden endişe duyuyoruz-VİDEO

    Ankaralı yurttaşlar: Değişim şart, seçimlerin güvenliğinden endişe duyuyoruz-VİDEO

    PİRHA- Seçimlerin güvenli bir ortamda yapılmasına dair endişeleri olduğunu söyleyen Ankaralı yurttaşlar, “Değişim şart. Gençler olarak aydınlık bir gelecek istiyoruz. Seçimlerin güvenliğinden endişe ediyoruz. Umarım herkes sandığa ve oyuna sahip çıkar” dedi.

    14 Mayıs 2023’ün seçim tarihi olarak açıklanmasının ardından ittifakların cumhurbaşkanı adayları da belli oldu. Cumhur İttifakı’nın adayı Recep Tayyip Erdoğan olarak açıklanırken, Millet İttifakı’nın adayı ise Kemal Kılıçdaroğlu oldu.

    Ankaralı yurttaşlara cumhurbaşkanı adaylarını nasıl değerlendirdiklerini ve seçimlerin güvenli bir ortamda yapılamayacağı konusunda endişeleri olup olmadığını sorduk.

    “HÜKÜMET ARTIK DEĞİŞMELİ”

    İşte verilen yanıtlar:

    -Değişim şart. Gençler olarak aydınlık bir gelecek istiyoruz.

    -Seçimlerin güvenli bir ortamda yapılması için bizlere görev düşüyor. Sandık başında iyi durmalıyız.

    -Sağduyulu davranmalıyız. Hükümet artık değişmeli.

    -Deremle birlikte hükümetin kötü politikaları insanların gözlerine sokulmuş oldu. Hep kötüydü ama son süreçte herkes gördü. Gitmelerini istiyoruz.

    “SEÇİMLERİN GÜVENLİĞİNDEN ENDİŞE EDİYORUM”

    -Ekonomi başta olmak üzere her şey çok kötü. Değişmeli artık, gitsinler.

    – Kılıçdaroğlu’na oy vereceğim.

    -Seçimlerin güvenliğinden endişe ediyorum. Umarım herkes sandığa ve oyuna sahip çıkar.

    -Hükümet gitsin istiyoruz. Artık yeter. 20 yıl oldu.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Depremin ardından ev fiyatları yükseldi; ‘Fırsatçılık yapılıyor’-VİDEO

    Depremin ardından ev fiyatları yükseldi; ‘Fırsatçılık yapılıyor’-VİDEO

    PİRHA- Yaşanan depremlerin ardından başlayan göç dalgasıyla birlikte birçok ilde ev fiyatları da en az yüzde 30 arttı. ‘Fırsatçılık’ yapıldığını söyleyen yurttaşlar, “Maalesef evler çok pahalı. Depremden önce 6 bin TL olan ev şimdi 9 bin TL’ye veriliyor. O insanlar zaten her şeyini kaybetti. İnsanlar çaresizce almak zorunda kalıyor” dedi.

    Yaşanan yıkıcı depremlerin ardından kendilerine yeni bir hayat kurmak isteyen depremzedeler başka illere göç etmek zorunda kaldı. Yaşanan bu göç ev fiyatlarına da yansıdı. Birçok ilde fiyatlar en az yüzde 30 arttı.

    Yaşanan artışı ‘fırsatçılık’ olarak değerlendiren yurttaşlar, devletin piyasayı denetlemesi gerektiğini belirtti.

    “HÜKÜMET DENETLEMELİ

    Yükselen ev fiyatlarını sorduğumuz Ankaralı yurttaşlar şu cevapları verdi:

    -Depremzedeler için çok kötü bir durum. Her şeyin fiyatı her gün artıyor. Devlet el atmalı.

    -Çok fazla tanık oluyoruz. Depremden sonra evler yükseldi. Fırsatçılık yapılıyor.

    -Fahiş fiyatlara evlerini veriyorlar. Bir ev o kadar etmez. Geçen bir depremzedeye ev aradık, ‘sadece memura veririm’ diyor. Depremzede ödeyemez diye düşünüyor. Yazık.

    -Maalesef evler çok pahalı. Depremden sonra çok arttı. Depremden önce 6 bin TL olan ev şimdi 9 bin TL’ye veriliyor.

    -O insanlar zaten her şeyini kaybetti. Buralara geldiler ama fiyatlar çok yüksek. İnsanlar çaresizce almak zorunda kalıyor.

    -Eve talep attığı için fiyatlar yükseldi. Hükümet denetleme yapmalı. Bi dur demeli.

    -Bizim halkımız fırsatçı. Depremin ertesi günü buraya zam yağdı. Zihniyet ve insanlık meselesi. Hükümet zaten bir şey yapmaz. Ondan bir şey beklemiyoruz.

    -Geleceğimiz açısından çok endişeliyiz. Perişan olduk.

    Melis CİDDİOĞLU-Eren GÜVEN/ANKARA

  • Dersimli yurttaşlar: Depremden sonra müdahale çok geç yapıldı, insanlar ölüme terk edildi-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Depremden sonra müdahale çok geç yapıldı, insanlar ölüme terk edildi-VİDEO

    PİRHA-Maraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin ardından onbinlerce kişi yaşamını yitirirken yüz binlercesi de evsiz kaldı. Deprem bölgelerine müdahalelerin çok geç yapıldığını söyleyen Dersimli yurttaşlar, “Herkes bir yakınını kaybetti ama devlet çok geç kaldı. İnsanlar bile bile ölüme terk edildiBizde deprem yaşarsak devlet bize yardım edebilecek mi diye endişeleniyoruz” dediler.

    Maraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin ardından binlerce kişi yaşamını yitirirken yüz binlercesi de evsiz kaldı. Yurttaşların soğuk havada, dışarıda zor şartlarda bekleyişleri sürüyor. Çoğu yurttaş deprem nedeniyle sokakta ateş yakıp bekliyor. Hala yardım gitmeyen birçok yer var.

    Depremden sonra yaşananlara ilişkin Dersimli yurttaşlara mikrofon uzattık.

    “DEPREMDE MÜDAHALE ÇOK GEÇ YAPILDI”

    Müdahale olsaydı bu noktada olmayacaklarını belirten bir yurttaş, “Kentsel dönüşüm yasasıyla ve imar affıyla nasıl bir yıkım yaptığımızı yaşadık. Yaşlı ve ruhsatsız binalarımıza ruhsat vererek insanların ölümüne sebebiyet verdik. Enkaz altında kaldıktan sonra yeni güçlü bir bina yapmanın anlamı da, insan öldükten sonra yeni bir binanın kıymeti de yok. O yüzden hızlı bir şekilde düzenli bir çalışmayla insanların hayatlarını kurtarabiliriz. İhmal insanı öldürüyor, unutmayacağız eğer unutursak tekrar enkaz altında kalacağız” diye belirtti.

    Depremde gerekli önlem alınmadığını ifade eden Kazım Karatekin, “Basında izlediğimiz kadarıyla 3. günden sonra enkazlara müdahale edildi. Deprem bölgesine giden gönüllüler olmasaydı bu hükümet depremin altında ezilmişti ve bitmişti. İnsanlar bile bile orada öldü” dedi.

    Depremde müdahalenin çok geç yapıldığını ama arama kurtarma çalışmalarının da çok erken bitirildiğini dile getiren Meral Orhan, “Halen enkaz altında canlı çıkarılanlar var ve halen enkaz başında yakınlarını bekleyenler var. Herkes bir yakınını kaybetti ama devlet çok geç kaldı. Bizde deprem yaşarsak devlet bize yardım edebilecek mi diye endişeleniyoruz” diye ifade etti.

    “İNSANLAR BİLE BİLE ÖLÜME TERK EDİLDİ”

    İlk iki gün deprem bölgelerine müdahale olmadığını söyleyen Rıza Bozdağ, “İlk günden itibaren müdahale edilseydi çok kişi kurtarılırdı. 3. ve 4. gün müdahale edilmesiyle iş işten geçmişti yazık oldu o millete bu da hükümetin beceriksizliği” diye konuştu.

    Türkiye’nin deprem bölgesinde olduğunu hatırlatan Ümit Gözlü, “Devletin depreme yönelik önlem alması lazımdı. Suç devleti yönetenlerindir başka kimsenin değildir. İnsanlar bile bile ölüme terk edildi” dedi.

    Halen enkaz altında olana insanlar olduğunu vurgulayan Hazal Bakan, “Maalesef elimizden bir şey gelmiyor. Bende kendi bulunduğum yerden yardım etmeye çalıştım. Ama maalesef deprem bölgesinde koordinasyonsuzluk sorunuyla karşılaştıklarını haberi aldım, gönderilen yardımların yerine ulaşmadığı ya da çeşitli bahanelerle el konulduğu haberleri aldım. Bir taraf yardım beklerken bir tarafta da yardımlar koordinasyonsuzluktan çöplere atıldığına şahit olduk. Yaşadıklarımız sinir bozucu ve yıkıcı yapabileceklerimizi yapmaya çalışıyoruz ve hesap soracağımız günleri bekliyoruz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersimliler: Avcılık cinayettir, hayvanların öldürülmesini istemiyoruz-VİDEO

    Dersimliler: Avcılık cinayettir, hayvanların öldürülmesini istemiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Dersim coğrafyasında avcılık faaliyetleri adı altında canlı yaşamı yok ediliyor. Avcılığa karşı olduklarını söyleyen Dersimli yurttaşlar, “Evrendeki bütün canlıların yaşama hakkı vardır. Biz hiçbir hayvanın öldürülmesini istemiyoruz” dediler.

    Dersim, yıllardır köy boşaltmaları, inanç merkezlerine yapılan saldırılar, barajlar ve HES’ler, maden projeleri, orman yangınları ve avcılık faaliyetleri adı altında çeşitli saldırılara maruz kalıyor.

    24 Ocak’ta Dersim’in Pülümür ilçesinin Hasangazi Köyü yakınlarındaki Karor Deresi mevkiinde ‘Nesli Tükenme Tehlikesi Altında Olan Türlerin Kırmızı Listesi’ndeki yaban keçisi, avcılar tarafından katledilmişti.

    Dersimliler, 27 Ocak’ta yaban hayvanlarını katletmek için Dersim’e gelen avcı grubunun kaldığı Atatürk Mahallesi’nde bulunan öğretmenevi önünde açıklama yaparak avcılara tepki göstermişti.

    Son dönemde avcıların Dersim’e gelerek “spor” adı altında hayvanları katletmesini Dersimli yurttaşlara sorduk.

    “AVCILIK CİNAYETTİR”

    Avcılığa karşı olduğunu söyleyen Mehmet Özel, “Avcılık bir cinayettir. Devlet önlemini alsın, avcılık yasaklansın” dedi.

    “Avcılara en büyük cezayı versinler” diyen İmam Erdem ise, “Hayvanları öldürmesinler, onların kimseye zararları yok” diye belirtti.

    Hayvanların öldürülmesine karşı olduğunu belirten Kamer Çatakçı, da “İnsanlar nasıl yaşatılması gerekiyorsa hayvanların da yaşatılması gerekiyor” diye ifade etti.

    Hayvanların öldürülmesinin çok üzücü olduğunu ifade eden Zerda Aslan, “Kimse hayvanların öldürülmesine önlem almıyor, sadece seyirci kalıyor. Bence Türkiye genelinde avcılıkla ilgili yeni bir yasa getirilmeli. Avcılığa karşı eylemler yapılmalı, yeterince kamuoyu oluşmuyor” diye konuştu.

    Efendi Cengizhan ise “Vurmasınlar yazıktır hayvanlara, bize bir zararı yok herkes duyarlı olsun” dedi.

    Avcıların dışarıdan geldiğini söyleyen Savaş Kaya, “Valiliğin avcılığı yasaklaması lazım başka çaresi yok” diye ifade etti.

    “BÜTÜN CANLILARIN YAŞAMA HAKKI VAR”

    Avcılığa karşıyım diyen Barış Akar, “Evrendeki bütün canlıların yaşama hakkı vardır” diye belirtti.

    Hayvanların avlanmasını istemiyorum diyen Veli Kasun, “Nesli tükenme tehlikesinde olan hayvanlar var, geçen gün Pülümür’de dağ keçisini öldürdüler. Yaşam hakkı bütün canlıların hakkıdır, sadece insanların değil” diye konuştu.

    Hayvanları korumaları gerektiğini belirten Haydar Arslan, “Hayvanların öldürülmemesi için alınan önlemler yetersiz, ciddi para cezaları uygulanması lazım” dedi.

    Müslüm Yıldız da, Avcılığa karşı olduğunu belirterek,  “İnsanların avcıları şikayet etmesi lazım. Hayvan katletmek iyi bir şey değil” diye belirtti.

    Yapılanın avcılık değil katliam olduğunu söyleyen Murat Yalçın, “Hayvanı öldüren yarın insanı da öldürebilir, yapılanları kınıyorum” dedi.

    Hasan Doğan ise, “Hayvanların canlarını yakmasınlar günahtır, hayvanlara sahip çıkmamız lazım” diye konuştu.

    “HİÇBİR HAYVANIN ÖLDÜRÜLMESİNİ İSTEMİYORUZ”

    Avcılığa karşı olduğunu dile getiren Ülkiye Altıntaş, “Hayvanların kimseye bir zararı yok niye vuruyorlar onlar kendi doğasında yaşıyorlar kimseye zararları yok” dedi.

    Tekin Can, “Hayvanların vurulmaması lazım. Hayvanlara yazık” diye belirtti.

    Ali İlmer, “Avcılık iyi bir şey değil. Biz domuz veya dağ keçisi, hiçbir hayvanın öldürülmesini istemiyoruz” diye ifade etti.

    Hüseyin Güngörmüş, “Yazıktır hayvanlara, acıyorum onlara yapılanlara” diyerek, avcılığı kınadı.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Ankaralı yurttaşlar: Ev almanın hayalini bile kurmuyoruz -VİDEO

    Ankaralı yurttaşlar: Ev almanın hayalini bile kurmuyoruz -VİDEO

    PİRHA-  Derinleşen ekonomik kriz, yurttaşın ev sahibi olmasını neredeyse imkansız hale getirdi.  Özellikle asgari ücretli için ev almak artık bir hayal oldu. Ankaralı yurttaşlara günümüz ekonomik koşullarında ev sahibi olmanın mümkün olup olmadığını sorduk.

    Derinleşen ekonomik kriz, yurttaşın ev sahibi olmasını neredeyse imkansız hale getirdi.  Özellikle asgari ücretli için ev almak artık bir hayal oldu.

    “EV ALMA ZAMANI BİTTİ, ZENGİN İYİCE ZENGİN FAKİR İYİCE FAKİR OLDU”

    Biz de Ankaralı yurttaşlara günümüz ekonomik koşullarında ev sahibi olmanın ne kadar mümkün olduğunu sorduk. İşte verilen yanıtlar:

    -Evim yok. Fiyatlar çok yüksek. Ev almayı düşünmüyorum, düşünemiyorum daha doğrusu.

    -Ortalama bir evin fiyatı 2 milyon civarında. Çalışan bir kişi 2 milyon verip de ev alamaz. Ancak yolsuzluk, ahlaksızlık ya da başka bir şey yapıp bu parayı kazanması lazım.

    -Ben 80 yaşındayım, böyle bir hükümet görmedim. Ev alma zamanı bitmiştir. Zengini iyice zengin, fakiri iyice fakir yaptılar.

    -Benim annem babam çalışıp bir ev alabilmişler ancak ben onlar gibi çalışıp bir genç olarak ev alabileceğimi düşünmüyorum. Gençler asla ev alamaz böyle bir sistemde. Çünkü bırakın para biriktirmeyi ay sonunu getiremiyoruz. Ancak 50 yıl falan çalışıp hiç harcamadan biriktirirsek ancak bir ev alabiliriz.

    -Çalışan bir kişinin bir ev alması artık mümkün değil. Ancak günü kurtarıyoruz. Herkes asgari ücret alıyor. İnsanlar nasıl biriktirip de ev alabilecek? Yiyecek ekmeğini bile zor alıyor.

    -Bu sistemde, şu devirde imkansız. Sadece gençler değil şu zamanda çalışarak hiç kimse ev sahibi olamaz. Ya dededen, anneden bir yerden para kalacak ya da başka şekilde işlere girip para kazanacaksın öyle alacaksın. Yoksa imkansız.

    -3 – 5milyon olmuş evler. Onu nasıl biriktireceğiz de alacağız? Emekçiler asla ev alamazlar. Çocuklarımız üniversite okuyor, mezun oluyor ama işsiz. İşe girseler bile asgari ücret alıyorlar. O da neye yetecek? Bırakın evi kendi geçimlerini sağlayamıyorlar.

    -Ben bir genç olarak asla bir ev alabileceğimi düşünmüyorum. Hayalini bile kurmuyorum. Öyle bir gerçekliğimiz yok. Günü kurtarmak üzerine yaşıyoruz.

    Melis CİDDİOĞLU-Eren GÜVEN/ANKARA

  • Dersimli yurttaşlar: HDP’ye oy veren insanların da yok sayılması anlamına gelir-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: HDP’ye oy veren insanların da yok sayılması anlamına gelir-VİDEO

    PİRHA-HDP’ye kapatma davası açılmasına tepki gösteren Dersimli yurttaşlar, “Bir siyasi partinin kapatılması aslında ona oy veren insanların da yok sayılması anlamına gelir. HDP seçmeni bilinçlidir eğer partiyi kapatırlarsa halk daha fazla sahip çıkar %10 oy alıyorsa bu sefer %15 oy alır” dedi.

    HDP’ye kapatma davası açılması ve hazine yardımı hesabına geçici bloke kararı verilmesini Dersimli yurttaşlara sorduk.

    “ADALETİN OLDUĞU BİR ÜLKEDE OLSAYDIK KAPATMA DAVASI AÇILMAZDI”

    HDP’nin kapatılmasının Türkiye’de şaşırtıcı olmadığını söyleyen Ersin Salduz, “Adaletin olduğu bir ülke olsaydık kapatma davası açılmazdı. Sadece HDP ile bitmez bu olay zincirleme bir şekilde devamı da gelir. Bu yüzden tüm muhalif partilerin bir araya gelip iş çığırından çıkmadan durdurmaları gerekiyor” dedi.

    HDP’yi niye kapatıyorlar, partiyi kapatmak çözüm değil diyerek duruma tepki gösteren Ali Ekber Çiçek, “Demokrasinin olduğu ülkelerde olmaması gereken durumlar. Hazine yardımına da bloke koyulması da yanlış bir şey diğer partiler yardım alıyorsa HDP’nin de alması gerekiyor” diye belirtti.

    Özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren kesimlerin devlet tarafından her zaman düşman olarak kabul edildiğini belirten Hasan Demir, “HDP ötekilerin partisidir ve HDP’ye yapılan zulüm dünya tarihinde başka bir siyasi partiye yapılmamıştır. HDP’yi kapatabilirler çünkü hukukun olmadığı bir ülkede keyfi uygulamalar vardır. HDP’nin kapatılması çok önemli değil çünkü HDP’liler bu mücadeleyi daha güçlü bir şekilde yürütürler, o konuda benim bir şüphem yoktur” diye ifade etti.

    Turabi Şener ise, “Ülkeyi demokrasi olsaydı kapatma davası açılmazdı. Ülkede hukuk, adalet olsun ki bu işler düzelsin” dedi.

    “HDP’Yİ KAPATIRLARSA HALK DAHA FAZLA SAHİP ÇIKAR”

    HDP’nin Türkiye’de 6 milyon insanın oyunu alan bir siyasi parti olduğunu vurgulayan Veli Kasun, “Biz HDP’nin kapatılmasına karşıyız. HDP’nin hazine yardımına bloke koyulması yanlış bir karardır diğer partiler hazine yardımı alıyorsa HDP’de alsın” diye belirtti.

    Siyasi bir partinin kapatılmasına karşı olduğunu söyleyen Ali Haydar Güney, “İnşallah HDP’yi kapatmazlar. Bizler çözüm olarak mücadeleye devam etmemiz gerekiyor” dedi.

    HDP yasal siyasi bir parti olduğu için kapatılmasının doğru bir karar olmayacağını belirten Cebrail Gerez, “HDP seçmeni bilinçlidir. Eğer partiyi kapatırlarsa halk daha fazla sahip çıkar %10 oy alıyorsa bu sefer %15 oy alır” diye konuştu.

    Edip Çeşme ise, “Ben hiçbir siyasi partinin kapatılmasından yana değilim. Her siyasi parti mecliste düşüncelerini özgürce ifade edebilmeli” dedi.

    “HDP TÜRKİYE’NİN BİR RENGİDİR”

    HDP’ye kapatma davası açılması demokrasinin olmadığı bir ülkede yaşadığımızın kanıtı olduğunu vurgulayan Serkan Eren, “Bir siyasi partinin kapatılması aslında ona oy veren insanların da yok sayılması anlamına gelir” diye ifade etti.

    HDP’ye kapatma davası açılmasını kabul etmediğini belirten İmam Güçer ise, “İnsanların ve siyasi partilerin bu karara itiraz etmesi lazım. HDP’de diğer partiler gibi yasal siyasi bir partidir niye hazine yardımını kesiyorlar. Hazine yardımı bütün siyasi partilere tanınan bir haktır, HDP’nin mahrum bırakılmak istenmesi doğru bir karar değil” dedi.

    Türkiye karanlık bir döneme girdiğini vurgulayan Bülent Yüksel, “Bir ülke eğer gelişmek istiyorsa çok renkli olması gerekiyor. HDP Türkiye’nin bir rengidir, HDP’ye 6 milyon insan oy veriyor ve bu insanlar Türkiye’nin bir rengidir” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Ankaralı yurttaşlar: Hükümetten hiç memnun değiliz, değişim şart -VİDEO

    Ankaralı yurttaşlar: Hükümetten hiç memnun değiliz, değişim şart -VİDEO

    PİRHA- Ekonomik krizin gölgesinde yapılan seçim tartışmalarına ilişkin görüşlerini aktaran yurttaşlar, “Mevcut hükümetten memnun değiliz. 20 senenin ardından artık değişmeli. Ekonomi berbat. Başa gelecek olan ilk önce bu meseleyi çözmeli” dediler.

    Siyasetin gündeminde erken seçim ve adaylık tartışmaları var. Cumhur ve Millet ittifakı henüz net olarak adaylarını açıklamazken, HDP’nin bileşeni olduğu Emek ve Özgürlük İttifakı kendi adaylarını çıkaracaklarını açıkladı.

    “HER ŞEY ÇOK PAHALI, HÜKÜMETTEN MEMNUN DEĞİLİZ”

    Ekonomik krizin gölgesinde yapılan seçim tartışmalarına ilişkin yurttaşlar ne düşünüyor? İşte verilen yanıtlar:

    -Seçim mi bıraktılar? Memleketi allak bullak ettiler. Ne dalavereler döndürecekler bakalım.

    -Ha şimdi ha 3 ay sonra ne fark eder ki? Şimdilik kime oy vereceğimi bilmiyorum ama Erdoğan’a vermeyeceğim.

    -Ben HDP’liyim kimi gösterirse ona vereceğim.

    -Bir an önce seçim olmalı. Ülkenin ihtiyacı var. 20 yıldan bu yana ülkeyi berbat ettiler. Adayımı söylemeyeyim ama şu anki hükümete kesinlikle oy vermeyeceğim.

    -Hiç iyi bir yerde değiliz. İyiye de gitmiyoruz. Mevcut hükümetten hiç memnun değilim. Şu anki ekonomi çok kötü. Asgari ücrete zam geldi, ardından her şeye geldi. Ekmek 5 lira, otobüs 10 lira. Daha ne diyeyim. Memnun değilim, mutlu değilim.

    -Mayıs gibi seçim olur. Mevcut hükümetten memnun değilim. 20 senenin ardından artık değişmeli.

    “BİR DEĞİŞİME İHTİYAÇ VAR”

    -Seçime ihtiyaç var. 15-16 saat çalışıyoruz. Kazandığımız yetmiyor. Enflasyon almış başını gitmiş. Şu an adayım yok. Kim daha iyi vaat sunarsa, inanırsam ona vereceğim.

    -Bir seçime kesinlikle ihtiyaç var. 6’lı masanın adayını destekleyeceğim. Kemal Kılıçdaroğlu olsa iyi olur.

    -AKP’yi destekliyordum ama son yıllarda hiç memnun değiliz. Ekonomi çok kötü. Değiştireceğiz.

    -Bazı şeyler artık değişmeli. Ülke şartları çok zor. En önemli sorun ekonomi. Başa gelecek kişi ilk önce bunu çözmeli. Maaşlara zam geliyor ama fayda etmiyor. Gerçek enflasyon açıklanmıyor. Millet İttifakı’na oy vereceğim.

    -Geç bile kalındı. Bir an önce seçim olmalı. Ben solcuyum Millet İttifakı’na vereceğim. Ekonomi meselesi bir an önce çözülmeli.

    “ŞİMDİYE KADAR BÖYLE BİR YÖNETİM GÖRMEDİK”

    -Erken seçim olmasın. Hükümetten memnunuz.

    -Seçim olsun. Ama başa gelen halkı düşünsün. Hükümete vermeyeceğim.

    -Ekonomi çok kötü, ortalık pahalı. Her gün her şeye zam geliyor. Artık bunu durdursunlar. Mevcut hükümetten hiç memnun değiliz.

    -Her şey yetişiyordu ülkemizde. Biz üretiyoruz ama alıp yiyemiyoruz. Ekonomi berbat.

    -Şimdiye kadar hiç böyle bir yönetim görmedik. Ülke yönetilemiyor.

    -Benim adayım CHP’nin adayıdır. Eğitim sistemini ilk olarak değiştirmeleri gerekir. Eğitim, bilinçlenme çok önemli. Demokrasi, laiklik tehlikede. Bu ülkeyi hep birlikte kurtarmalıyız. Halk aç. Sadece yüzde 10 saraylarda yaşıyor.

    “GENÇLER OLARAK DEĞİŞİM ŞART DİYORUZ AMA ALTERNATİF DE GÖREMİYORUZ”

    -Biz halimizden çok memnunuz. Ekonomi güzel.

    -20 senedir AKP’ye oy veriyorum. Yine vereceğim. En önemli sorun Suriyelilerin gitmesi.

    -Emekliyim. Çok zor durumdayız. Kesinlikle hükümete vermeyeceğim. İlk başta vermiştim ama artık yok. 6’lı masaya vereceğim.

    -Gençler olarak değişim şart diyoruz. Ama alternatif de göremiyoruz.

    Melis CİDDİOĞLU-Eren GÜVEN/ANKARA

  • Ankara’lı yurttaşlar: Birçok hükümet gördük böyle bir devir yaşamadık; eti, sütü unuttuk-VİDEO

    Ankara’lı yurttaşlar: Birçok hükümet gördük böyle bir devir yaşamadık; eti, sütü unuttuk-VİDEO

    PİRHA- Ankara’lı yurttaşlar, memur ve emekli maaşlarına yapılan zam oranını değerlendirdi. Yurttaşlar, “En düşük maaş en az 10 Bin TL olmalı ki en azından kiramızı, faturalarımızı ödeyebilelim. Çok yetersiz. O koltuklarda bizim paramızla oturuyorlar. Ekonomiyi düzeltsinler” diye konuştu.

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Aralık ayı itibari ile 2022 enflasyonunu yüzde 64,27 olarak hesapladı. Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise, 2022’de yıllık enflasyonun yüzde 137,55 olduğunu açıkladı.

    ‘Sözleşmeliye Kadro Şöleni’ töreninde konuşan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hesaplamalara karşın memur ve emeklilerin maaşlarını ‘Müjde’ diyerek yüzde 25 arttırılacağını duyurdu.

    Yüzde 25’lik zam oranı birçok kesim tarafından yetersiz bulunarak eleştirilince bir gün sonra partisinin grup toplantısında konuşan Erdoğan, memur ve emekli maaşlarına yapılan zammın yüzde 30’a yükseltildiğini açıkladı.

    “ÇOK YETERSİZ; ETİ, SÜTÜ UNUTTUK”

    Ankara’daki emekçi yurttaşlara yapılan yüzde 30’luk zam oranını nasıl bulduklarını sorduk.

    İşte verilen yanıtlar:

    -Kendileri üç dört yerden birden maaş alıyorlar. Emekliye gelince yüzde 20 – 30. Bununla nasıl geçinebiliriz ki? Gelsin de bizim maaşlarla yaşasınlar.

    -En düşük maaş en az 10 Bin TL olmalı ki en azından kiramızı, faturalarımızı ödeyebilelim. Çok yetersiz.

    -350 TL elektrik faturası geldi. Komşudan alıp ödedim. Bir sürü hükümet gördük böyle bir devir yaşamadık. Ekmek alamaz durumdayız. Eti, sütü unuttuk.

    “ÇOCUKLARIM YARDIM ETMESE YAŞAYAMAM”

    -TÜİK’in verileri yalan. Yüzde 200 – 300 enflasyon var. Emekliye, memura yüzde 30 verdiler. Geçinmek imkansız. Ülkemizin kaynaklarını iyi kullanmıyoruz. Eşit ve adil dağıtım yok.

    -Asgari 10 – 15 Bin TL olmalı maaşlar. Yoksa çok zor. Borç alarak geçinmeye çalışıyoruz. Çocuklarım yardım etmese yaşayamam.

    -Meclis’tekiler birbirlerine ‘Bay Kemal, Bay Recep’ deyip duruyor. Milletin gerçek sorunlarını konuşan yok. O koltuklarda bizim paramızla oturuyorlar. Ekonomiyi düzeltsinler.

    -Ben bir memur olarak bundan 10 sene önce tek başıma 5 kişilik aileme bakabiliyordum. Şimdi eşim de çalışıyor, geçinemiyoruz. Yetmiyor.

    “KİMSE EMEKÇİNİN HAKKINI SAVUNMUYOR”

    -Örgütlü toplum olmadığı sürece hiçbir şey çözülmez. Ülkede sendika yok. 80 darbesinden sonra hepsi bitti. Kimse emekçinin hakkını savunmuyor.

    -Seçim geliyor diye zam yaptılar ama bu bile yetmiyor. Ben bir mont alamadım bu kış kendime. Ben 27 yıl çalıştım 6 buçuk TL maaş alıyorum. Hak mı bu? Çocuğumu okutamıyorum. Ucuz dershane bulmak için geziyorum şimdi.

    -Bir yüzükle geldiler nasıl gidiyorlar görüyor herkes. Simit alacak paramız yok. Aç geziyoruz. Yazıklar olsun.

    -Hakkımızı helal etmiyoruz. Bıktık artık. Bir an önce gitsinler.

    Melis CİDDİOĞLU-Eren GÜVEN/ANKARA

  • Dersimli yurttaşlardan memur ve emekli maaş zammına tepki: Devlet sadaka dağıttı-VİDEO

    Dersimli yurttaşlardan memur ve emekli maaş zammına tepki: Devlet sadaka dağıttı-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de yurttaşlara AKP iktidarının memur ve emeklilere verdiği zammı sorduk. Yurttaşlar, “Ne zam mı? Milleti kandırıyorlar. Devlet bizi kandırmaya çalışıyor. Verilen zam yetersiz” diyerek tepki gösterdiler. 

    Ekonomik krizin her geçen gün daha da arttığı Türkiye’de AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında memur ve emeklilere müjde olarak %30 zam yaptığını açıkladı.

    Dersim’de yurttaşlara AKP iktidarının memur ve emeklilere verdiği zammı sorduk. Yurttaşlar verilen zammın müjde değil sadaka olduğu görüşünde.

    “VERİLEN ZAM YETERSİZ”

    Boşuna zam yapıldığını ifade eden Salim Çağ, “Çünkü yapılan zam bizi tatmin etmedi. Bu hükümetin bize bir faydası olmaz, yeni bir hükümet yeni bir düzenin oluşması gerekiyor. Bu hükümetten bize ekmek yok, o yüzden yeni gelecek hükümetten hizmet bekliyoruz” diye belirtti.

    Emekli maaşının 10 bin TL bile olsa yeterli olmayacağını söyleyen bir yurttaş da her gün zam var, onun için ülkede yaşamak çok zor” diye ifade etti.

    “Ne zammı milleti kandırıyorlar” diyerek emeklilere verilen zamma tepki gösteren Musa Yılmaz ise, “Nasıl bir çocuğa şeker verip kandırmaya çalışıyorsun ya devlet de bizi kandırmaya çalışıyor. İnsanlar çok kötü şartlarda yaşıyorlar, verilen zam yetersiz. İnsanlar mücadele versinler, başka çaremiz yok artık. İnsanlar hakkını aramadıkları zaman devleti yönetenler halkı aldatıyorlar. Devletin insanları düşünmesi gerekiyor, insanların durumu çok kötü” dedi.

    Hasan Tunç ise, “Devlet verdiğini geri aldı bir şey yok ki. Emeklilere iş olsun diye verdi, şimdi de geri aldı. Vatandaşı eziyorlar” diyerek verilen zamma tepki gösterdi.

    “EMEKLİ MAAŞIMIZI ALDIĞIMIZ GİBİ KREDİ BORÇLARINA GİDİYOR”

    Yapılan zammın günümüz şartlarında hiçbir şey olmadığını belirten Kamer Kılmaç, “Geçen sene 1.25 TL’ye aldığım ekmek, bu sene 4 TL. Ona göre düşünülmesi gerekiyor. 25 yıl çalıştım, şimdi de aldığım para 6 bin TL. Bu bizim emeğimize reva mıdır?” diye sordu.

    Devletin verilen zamla sadaka dağıttığını vurgulayan Cemal Demirpençe de,”Maaşları 1000 TL arttırmış, nasıl geçineceğiz bu şartlarda. Her şeye %100-150 zam yapılıyor ama TÜİK enflasyonu düşük gösteriyor ki maaşlarımız arttırılmasın. Verilen zamla geçim olmaz” dedi.

    “Verilen zam mıdır?” diye soru sorarak zamlara tepkisini dile getiren Hüseyin Aygül ise, “Bir de müjde olarak veriyorlar. Ben memur emeklisiyim. Zamla beraber 7.500 TL oldu, bu parayla bu ülkede geçinilir mi? Peynirin kilosu 200 TL, etin kilosu 200 TL olmuş. Bu şartlarda insanlar nasıl geçinecek?” diye belirtti.

    Hidayet Güntaş da, “Zamlar çok iyi, sabah alıyoruz öğleden sonra bitiyor. Emekli maaşını aldığımız gibi kredi borçlarına, elektrik ve doğalgaz faturalarına gidiyor” dedi.

    “HİÇ KİMSE VERİLEN ZAMDAN MEMNUN DEĞİL”

    Her şeyin zamlandığını ve devletin verdiği maaşla hiçbir şey alınmadığını söyleyen Haydar Sezgin, “Huzurumuz kalmadı buna bir çare bulunması gerekiyor. Suskunlukla hiçbir şey çözülmüyor” dedi.

    Haydar Aydoğdu ise, “Ülkenin ekonomisi batmış, halk sürünüyor. Hükümet değişirse belki durumumuz düzelir” dedi.

    Türkiye’de geçinmenin çok zor olduğunu belirten Sugra Kasımova Demir, “Eşimin emekli maaşıyla geçinmeye çalışıyoruz ama hayat çok pahalı. Ülkedeki hayat pahalılığıyla emeklilere verilen zam çok az ve hiç kimse verilen zamdan memnun değil” diye konuştu.

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

  • Yurttaşların 2023’ten beklentisi; Ekonomi biraz düzelsin yeter -VİDEO

    Yurttaşların 2023’ten beklentisi; Ekonomi biraz düzelsin yeter -VİDEO

    PİRHA- 2022 yılını geride bırakırken yurttaşlar yeni yıldan umutsuz olduğunu söylüyor. 2022’de en çok ekonomik anlamda zorluk yaşadıklarını belirten vatandaşlar, 2023’ten tek beklentilerinin alım gücünün biraz yükselmesi olduğunu dile getirdi.

    Bir yılı daha acısıyla tatlısıyla geride bırakıyoruz. Yeni yıl demek umut demek. Ancak yurttaşların 2023 yılından pek bir beklentisi yok.

    En temel sorunlarının ekonomi olduğunu söyleyen vatandaşlar, yeni yılda bu anlamda biraz rahatlamak istediklerini ifade ediyor.

    “BİR GENÇ OLARAK 2023’TEN BEKLENTİM YOK”

    Halk 2023 yılından ne bekliyor? İşte cevaplar;

    -Her şeyi bekliyoruz ama yok gelmiyor. Emekliyim pek bir şey beklemiyorum. Pek umudum yok. Bu düzen değişmez gibi.

    -2022 yılı okulla, eğitimle geçti. Ekonomik açıdan zor bir yıldı. Bir genç olarak 2023’ten beklentim yok. Okuyoruz ama sonumuz ne olacak belli değil.

    -Bu yıl işe girdiğim için mutluyum. En azından işim var. Yeni yılda kötüye gitmeyelim yeter. Artık bir şey beklemiyorum.

    -2022 benim için çok kötü geçti. Sokaklarda müzik yapıyoruz biz. Sürekli engelleniyoruz. Ya polis ya zabıta ya bekçi geliyor ‘yapamazsınız yasak’ diyor. Biz ekmek parası kazanmaya çalışıyoruz. Rahat bıraksınlar bizi.

    “MADDİ DURUMUMUZ OLMADIĞI İÇİN OKULU BIRAKTIM, HİÇBİR ŞEY BEKLEMİYORUM ARTIK”

    -Hayat daha da kötüye gidiyor. Maddi durumumuz olmadığı için okulu bıraktım. Hiçbir şey beklemiyorum artık.

    -Umarım güzel bir geleceğimiz olur. Huzur, güvenlik istiyorum. Genç olarak başka bir beklentim yok.

    – 2022’de dibe vurduk. Düzeliriz umarım ama umudum da yok. Daha kötüye gitmeyelim yeter.

    -Türkiye’de adaletin A’sı bile kalmadı. Adalet istiyorum, bekliyorum her anlamda. Umarım iktidar değişir.

    -Bir kadın olarak üzerimizdeki her türlü şiddet bitsin istiyorum. Ekonomik anlamda da çok zordu. Paranın değeri kalmadı.

    “2022 ZENGİNLER İÇİN İYİYDİ HALK İÇİN KÖTÜYDÜ”

    -Her şey daha güzel olacak diye umut etmek istiyorum. Seçimleri bekliyorum. Bu ülke bizim.

    -2023’ten para bekliyorum. Para olursa her şey olur.

    -Huzur, mutluluk ve iktidarın değişmesini istiyorum.

    -Umudum 2022 gibi bir yıl yaşamamak.

    -2022 zenginler için iyiydi halk için kötüydü.

    -Ne bekleyeyim. Umudum yok. Çocuğum sakat. Devletin umurunda değiliz. Paramız olmadığı için ameliyat olamadık.

    “2023’TE UMARIM EKONOMİ BİRAZ DEĞİŞİR”

    -2022 hiç güzel geçmedi. 2023’ten de bir şey beklemiyorum. Eskisi gibi yeni yıllar yok artık.

    -Huzur, indirim, ucuzluk istiyorum. Paran yoksa bir hiçsin. 2023’te umarım ekonomi biraz değişir.

    -Ortalık biraz düzelsin yeter. Başka bir şey istemem.

    -Her şey ortada. Bu ülkede nasıl mutlu, umutlu olalım. Ekonomi berbat. Biz geldik gidiyoruz ama gençlere üzülüyorum, yazık.

    Melis CİDDİOĞLU-Eren GÜVEN/ANKARA

  • Asgari ücret yurttaşların beklentisinin altında kaldı: Kölelik sisteminde yaşıyoruz -VİDEO

    Asgari ücret yurttaşların beklentisinin altında kaldı: Kölelik sisteminde yaşıyoruz -VİDEO

    PİRHA- Hükümetin açıkladığı 8 bin 500 TL’lik asgari ücret rakamı emekçilerin beklentisinin altında kaldı. Açıklamanın öncesinde günümüz ekonomik koşullarında asgari ücretin ne kadar olması gerektiğini sorduğumuz yurttaşlar, en az 10 Bin TL olması gerektiğini söylediler.

    Asgari Ücret Tespit Komisyonu, milyonlarca insanı doğrudan ilgilendiren 2023 yılı asgari ücret belirlendi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, çalışan taraf temsilcilerinin olmadığı toplantıda belirlenen 2023 yılı için asgari ücreti 8 bin 500 TL olarak açıkladı.

    Açıklamanın öncesinde günümüz ekonomik koşullarında asgari ücretin ne kadar olması gerektiğini sorduğumuz yurttaşlar, en az 10 Bin TL olması gerektiğini söylediler. Hükümetin açıkladığı rakam emekçilerin beklentisinin altında kaldı.

    “ASGARİ YAŞAM STANDARTLARIMIZ ÇOK DÜŞTÜ”

    Yurttaşların verdiği yanıtlar şöyle oldu:

    -Minimum 12.500 lira olmalı. Gelip şuradan bir balık bile alamıyoruz. Esnafların hepsinin tezgahı bomboş. Alım gücü kalmadı. Değişim şart. Bu hükümetin gitmesini istiyoruz.

    -En az 10.000 lira olmalı ama fark eden bir şey olmayacak. Çünkü beraberinde her şeye zam geliyor. Yılbaşından sonra yine denge bozulacak. Verilen zam hiçbir işe yaramayacak.

    -En az 20.000 lira olmalı. Türkiye’de asgari yaşam standartları çok düştü. İnsanların alım gücü yok. Özellikle emekliler olarak perişan durumdayız. 3.500 lira alıyorum ben, nasıl geçinebilirim? Türkiye’nin gidişatı hiç iyi değil.

    -Halk olarak artık bir şeyleri değiştirmemiz lazım. Cumhurbaşkanı’nın maaşı ile asgari ücret eşit olmalı. O insan da biz insan değil miyiz? İktidarın çarşıyı pazarı bildiği yok. Oturduğu yerden konuşuyor. Geçinemiyoruz, sürünüyoruz.

    -Asgari ücret zammını işverenler ile Çalışma Bakanlığı ayarlıyor. İşçi sendikasının temsilcisi hikaye. Orada boşuna oturuyor. İşçilerden yana bir tavır takınmıyor.

    “VERİLEN ZAMMIN ÖNEMİ YOK ÇÜNKÜ BERABERİNDE HER ŞEYE ZAM GELİYOR”

    -En az 10.000 lira olmalı. 10.000 liranın altındaki hiçbir rakam geçim için yeterli değil. Kiralar bile 4.000 lira 5.000 lira en az. Bir aile nasıl yaşasın, nasıl geçinsin? Yılbaşından sonra ne olacak belli değil. Yine bir sürü zam geleceği söyleniyor. İsyan ha çıktı ha çıkacak!

    -Bir simit bile alıp yiyemiyoruz. Simit bile 6 lira oldu. Akşam eve gidiyoruz, makarna yiyoruz. Makarnaya da zam geldi. O da artık ucuz değil. Kasabı, manavı unutmuş durumdayım. Sadece sabah kahvaltısı için alışveriş yapsak en az 500 lira tutuyor. Her şey çığırından çıkmış durumda.

    -Asgari ücret yoksulluk sınırında olmalı ancak biz açlık sınırının bile altında alıyoruz. İşçi sendikası üzerine düşeni yapmıyor. O masada işçileri savunmalı ama açlık sınırında ücret yeterli olur, diye açıklama yapıyor.

    -Asgari ücret yükseltilmemeli var olan fiyatlar düşürülmeli. Asgari ücrete zam geliyorsa diğer ürünlere gelmemeli. Yoksa hiçbir anlamı yok. Bu zamlara artık bir dur desinler. Halkı kandırıyorlar, ekonomiyi çökerttiler iyice.

    -13.000 liradan aşağı olmamalı ama hükümeti işçiye bu parayı vermez.

    -En az 15.000 TL olmalı. Hiçbir şeye yetmiyor çünkü. Kendileri asgari ücretle 1 ay geçinsin bakalım, görelim.

    -Şu anda ne verseler yetmez, geçinemiyoruz. Resmen kölelik sisteminde yaşıyoruz artık.

    Melis CİDDİOĞLU-Eren GÜVEN/ANKARA

  • Ankara’da ekmek 5 lira oldu, halk tepkili: Her gün zam geliyor, hükümet değişmeli-VİDEO

    Ankara’da ekmek 5 lira oldu, halk tepkili: Her gün zam geliyor, hükümet değişmeli-VİDEO

    PİRHA- Ankara’da 4 lira olan 200 gramlık ekmek artık 5 TL’den satılacak. Ankaralı yurttaşlar, “Pazara çıkıyoruz sadece bakıyoruz, alamıyoruz. Alacak gücümüz yok. Bir ekmek 5 lira olur mu? Çok fazla” diyerek tepkilerini dile getirdiler.

    Ankara’da un, maya, doğalgaz, motorin, işçilik, su, elektrik, kira gibi tüm temel giderlerdeki artışlar nedeniyle ekmek fiyatlarına zam yapılması kararı alındı.

    Alınan karar ile 4 lira olan 200 gramlık ekmek artık 5 TL’den satılacak. Ankaralı yurttaşlara ekmeğe gelen zammı sorduk.

    “ALABİLDİĞİMİZ BİR EKMEK VAR O DA 5 LİRA OLDU”

    İşte yurttaşların verdikleri yanıtlar:

    -Her şey çok kötü, çok pahalı. Utanmadan bir de televizyona çıkıyorlar, konuşuyorlar. Milletin sorunlarını sıkıntılarını görmüyorlar. Yeter ki bunlar baştan gitsin. Bunların karşısına kim gelirse oyumu onlara vereceğim.

    -Biz evde iki kişiyiz. Günde 5 tane ekmek yiyoruz. Emekliyiz, alabildiğimiz bir ekmek var o da 5 lira oldu. Ben 60 yaşındayım böyle rezalet bir şekilde ülke yöneten bir hükümet görmedim.

    -İstediğimiz hiçbir şeyi alıp rahatça yiyemiyoruz. Peynir, zeytin, yumurta, ekmek her şeyin fiyatı almış başını gitmiş durumda. Emekliler, asgari ücretle geçinenler nasıl yaşıyorlar? Baştakiler hiç sormuyor. Milletvekilleri gelsin de bizim aldığımız maaşı alsınlar, yaşayabiliyorlar mı bakalım? Oturdukları yerden maaş alıyorlar, halktan haberleri yok.

    “ÜRETMEDİĞİMİZ SÜRECE BU FİYATLAR ARTMAYA DEVAM EDECEK”

    -Ben yurt dışından emekliyim. Ülkedeki emeklilerin, emekçilerin durumu çok kötü. Benim bazı komşularım ekmek bile alamıyor. Ben yardım ediyorum onlara. Bunlara oy vermiştim ama bir daha asla.

    -Ekmeğin tanesi 5 lira olmuş. Bizim gibi çalışanlar için bu çok para. Günde 4 ekmek tüketse bir aile 20 lira. Aldığı maaş asgari ücret. Nasıl yaşayacak bu insanlar? İnsanlar artık perişan durumda.

    -Pazara gidiyoruz istediğimiz hiçbir şeyi alamıyoruz. Çoğu şeyi sadece tane ile alabiliyoruz. Pazara çıkıyoruz sadece bakıyoruz, alamıyoruz. Alacak gücümüz yok. Bir ekmek 5 lira olur mu? Çok fazla. Ekmeğin yanına bir iki bir şey alsan 100 lira veriyorsun. Her şey çok pahalı. Hükümete oy veriyordum ama artık İpler koptu. Geçinemiyoruz.

    -Dışa bağımlıyız. Her şey ithal geliyor. Doğal olarak bu gıda fiyatlarına da yansıyor. Üretmediğimiz sürece bu fiyatlar artmaya devam edecek. Gelecek hükümet öncelikle üretime yönelmeli. Çiftçi desteklenmeli. Unu, buğdayı dışarıdan almamalıyız.

    “HER GÜN ZAM GELİYOR, HÜKÜMET KESİNLİKLE DEĞİŞMELİ”

    -Fırıncılar Odası Başkanı doğru söylüyor. Hepimiz ekmek yiyoruz. Bol bol ekmek tüketiyoruz. Makarnanın, pilavın yanında ekmek yiyoruz. Ben emekliyim, evimi geçindiremiyorum. Eşim de çalışıyor. Bir eve tek maaş giriyordu önceden geçinilebiliyordu, şimdi bir eve en az 3-4 maaş giriyor yine geçinilemiyor.

    -Bugün 5 liraya aldığımızı yarın 10 liraya alıyoruz. Her gün fiyat değişiyor, artıyor. Ben 60 yaşındayım ilk defa böyle bir şey gördüm. Hükümet değişmeli. Değişmediği sürece daha da kötü oluruz.

    -Ben seyyar satıcıyım. Burada doğrama aleti satıyorum. Göstermek için patates, soğan alıyorum. Önceden kilo kilo alıyordum şimdi tane ile alıyorum. Bu millet hak ediyor ama 5 lira değil 10 lira olsun ekmek.

    Melis CİDDİOĞLU-Eren GÜVEN/ANKARA

     

  • ‘Kadınlar olarak her alanda her türlü şiddete maruz kalıyoruz’-VİDEO

    ‘Kadınlar olarak her alanda her türlü şiddete maruz kalıyoruz’-VİDEO

    PİRHA-Ankara’da kadınlara 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne giderken şiddeti ve çözümünü sorduk. Kadınlar,  “Sadece ceza ile şiddet sorunu çözülmez. Bu sosyolojik, psikolojik de bir meseledir. Çok yönlü ele alınmalı ve devlet buna etkin bir şekilde el atmalıdır” dedi.

    Kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde; eşit, özgür, şiddetsiz bir dünya için birçok ilde sokaklarda olacaklar.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne giderken Ankara’da kadınlara şiddeti ve çözümünü sorduk. Ülkede her alanda kadına yönelik şiddet olduğunu belirten kadınlar, devletin gerekli önlemleri almamasını eleştirdi. İstanbul Sözleşmesi’nin önemini vurgulayan kadınlar, etkili önlemlerle şiddetin önüne geçileceği görüşünde.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ ÇOK KIYMETLİYDİ, ÇIKILDIKTAN SONRA ŞİDDET OLAYLARI ARTTI”

    İşte kadınların verdiği yanıtlar:

    -Ülkemizde her gün, her dakika, her alanda kadına yönelik şiddet var. Kadınlara yapılan eziyet kabul edilebilir gibi değil. Devlet gerekli önlemleri almıyor. Şiddetle mücadelenin önüne geçebilmek için eğitim de çok önemli. İnsana saygı temelli bir eğitim verilse bunlar yaşanmaz.

    -Cezalar kesinlikle caydırıcı değil. Yaşananların üstünü kapatmaya çalışıyorlar. Kapatmak asla çözüm getirmez. İstanbul Sözleşmesi çok kıymetliydi. Ancak asılsız söylemlerle bu sözleşmeden çıkıldı ve kadına yönelik şiddette artışlar yaşandı.

    -Ben bir kadın olarak kendimi, gezerken, çalışırken, okula giderken özgür hissetmiyorum. Özellikle akşamları tedirgin oluyorum. Giydiğim kıyafetlere dikkat etmek zorunda kalıyorum. Daha etkin cezalar uygulamaya sokulmalı.

    “ÇALIŞTIĞIM YERLERDE ŞİDDETE TANIK OLDUM, KENDİM DE AYRIMCILIĞA MARUZ KALDIM”

    -Ülkemizde bir zihniyet sorunu da var. Erkeği üstün gören bir anlayış söz konusu ve bu yüzden de her alanda erkekleri savunuyorlar, haklı çıkarmaya çalışıyorlar.

    -Yolda yürürken arkamdan bir erkek geliyorsa tedirgin oluyorum. Bu beni korkutuyor. Bir kadın olarak kesinlikle caydırıcı cezalar getirilmeli ve aileler çocuklarını iyi yetiştirmeli. Kadın erkek eşitliği üzerine yetiştirmeliler.

    -Ben hemşireyim. Çalıştığım yerlerde birçok kez kadına yönelik şiddete tanık oldum. Kadın olduğum için kendimde ayrımcılığa maruz kaldım. Kadınlar bir araya gelmeli, örgütlenmeli ve birbiriyle dayanışmalı diye düşünüyorum.

    -Ülkemizde çok fazla şiddet var. Sadece fiziksel şiddet değil, kadınlara psikolojik, ekonomik gibi birçok alanda şiddetin her türlüsü uygulanıyor. Son yıllarda artık sokağa çıkmaya korkar olduk. Önceden geceleri bile çıkıp eşimizle, dostumuzla gezebiliyorduk rahatça. Şimdi gündüz bile başımıza ne geleceği belli değil. Yasalar erkeklerin lehine uygulanıyor. Kadınlar böylelikle sindirilmeye, korkutulmaya çalışılıyor.

    “SADECE CEZA VERMEKLE ŞİDDET SORUNU ÇÖZÜLMEZ”

    -Bir kadın olarak özellikle akşamları yolda yürürken tedirgin oluyorum. Eve gidene kadar birini arıyorum, telefonla konuşuyorum. Başıma bir şey gelirse bilinsin diye. Erkekler cinayet işleyeyim, taciz edeyim, tecavüz edeyim nasıl olsa iki gün sonra dışarı çıkarım, diye düşünüyor. Yasalar onları cesaretlendiriyor.

    -Ülkede adalet sadece baştakilere laf söylendiği zaman işliyor. Onun dışında kimsenin can ve mal güvenliği yok. Sadece ceza ile şiddet sorunu çözülmez. Bu sosyolojik, psikolojik de bir meseledir. Çok yönlü ele alınmalı ve devlet buna etkin bir şekilde el atmalıdır. Bu durum hemen çözülecek bir sorun değil. Zaman alacaktır ama etkili yöntemler uygulanırsa çözülmeyecek bir şey değil. Şiddetin önüne geçebiliriz.

    Melis CİDDİOĞLU-Eren GÜVEN/ANKARA