Etiket: soruşturma

  • Sanatçı Tunç’a attığı tweet’lerden dolayı soruşturma açıldı

    Sanatçı Tunç’a attığı tweet’lerden dolayı soruşturma açıldı

    PİRHA- Daha önce ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında savcılığa ifade veren Ferhat Tunç hakkında bu kez sosyal medya paylaşımları nedeniyle, ‘Terör Örgütü Propagandası Yapmak’ ve ‘Cumhurbaşkanına Hakaret’ suçlarından yeni bir soruşturma açıldı.

    Sanatçı Ferhat Tunç hakkında Twitter paylaşımları nedeniyle, 100’ün üzerinde ‘Terör Örgütü Propagandası yapmak’ ve ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçundan yeni bir soruşturma açıldı.

    İstanbul Büyükçekmece savcılığınca Twitter hesabı üzerinden yaptığı paylaşımlardan oluşan 50 sayfalık soruşturma dosyası Çağlayan Basın Savcılığına gönderildi. Tunç söz konusu suçlamalardan dolayı Çağlayan Basın savcılığına ifadeye çağrıldı.

    “NİYETLERİ BİZİ 4 DUVAR ARASINDA GÖRMEK”

    Tunç, soruşturmanın son bir yılda Twitter hesabı üzerinden yaptığı paylaşımları kapsadığını belirterek, şunları söyledi:

    “Bu paylaşımlarla ‘Terör örgütü Propagandası’ yaptığım ve ‘Cumhurbaşkanına Hakaret’ ettiğim iddia ediliyor. ‘Cumhurbaşkanına Hakaret’ suçlaması yetmemiş olmalı ki yanına bir de ‘Terör Örgütü Propagandası’ eklenmiş. HDP Eş başkanı Selahattin Demirtaş başta olmak üzere tutuklu milletvekilleri ve Belediye başkanlarıyla ilgili yaptığım paylaşımlar delil olarak dosyaya konulmuş. Her türlü eleştirinin ‘Terör Örgütü Propagandası’ kapsamında değerlendirildiği açıktır. Niyetleri bizi 4 duvar arasında görmek. Önümüzdeki günlerde savcılığa giderek ifademi vereceğim.”

  • Bütçe hazırlama yetkisi cumhurbaşkanına veriliyor

    Bütçe hazırlama yetkisi cumhurbaşkanına veriliyor

    OHAL’de bakanlar kurulunun kanun hükmünde kararname ile yaptığı uygulamaları artık cumhurbaşkanı tek imzayla gerçekleştirecek.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçerek Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın onayına sunulan başkanlık sistemini içeren anayasa değişikliği teklifinin referandum sürecindeki paketinde anayasal sistemden sıkıyönetim şartları OHAL’e taşınacak ve bütçe hazırlama yetkisi de cumhurbaşkanına verilecek. Değişiklikler halkoyunda kabul edilirse, OHAL’de bakanlar kurulunun kanun hükmünde kararname ile yaptığı uygulamaları artık cumhurbaşkanı tek imzayla gerçekleştirecek.

    Hürriyet‘ten Bülent Sarıoğlu‘nun haberine göre, öğretim üyelerinin rektör seçimine son verilmesi gibi hâkim ve savcıların üst kurullarına üye seçme hakları da sona eriyor. Şu anda HSYK’da 22 üyeden 6’sını atayan cumhurbaşkanı, yeni modelde 13 üyeden 6’sını belirleyecek; kalan 7 üye için TBMM’de seçim yapılacak. ‘Askeri yargı’ Türkiye hukuk sisteminden kaldırılırken, genelkurmay başkanının MGK’da başbakandan sonra gelen sırası da bakanların arkasına taşınıyor. Paketin ikinci bölümü, yeni bir seçim sisteminin 2019’dan önce yürürlüğe konulmasına yönelik altyapıyı da kuruyor.

    12. MADDE: SIKIYÖNETİM OHAL’E TAŞINDI

    Referanduma sunulacak düzenlemeyle sıkıyönetim uygulaması Türkiye’nin anayasal sisteminden kaldırılıyor. Anayasa’daki sıkıyönetim maddesi ile diğer maddelerdeki sıkıyönetim ifadeleri çıkarılıyor. Buna karşılık sıkıyönetim ilanı gerektiren şartlar büyük ölçüde olağanüstü hal (OHAL) uygulamasının içine taşınıyor.

    Mevcut Anayasa, devletin olağanüstü yönetim usullerini OHAL ve sıkıyönetim olmak üzere iki evreye ayırıyor. OHAL ilanını gerektiren birinci evre, “doğal afet, ağır ekonomik bunalım, şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması” halinde oluşuyor. Daha katı önlemler gerektiren sıkıyönetim ise “OHAL’den daha vahim şiddet hareketleri, savaş hali, ayaklanma, vatan veya Cumhuriyet’e karşı kuvvetli ve eylemli kalkışma” halinde ilan ediliyor. Mevcut Anayasa’ya göre, cumhurbaşkanı

    başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Milli Güvenlik Kurulunun da görüşünü alarak OHAL ve sıkıyönetim ilan edebiliyor. Değişikliğe göre, OHAL ilan yetkisi cumhurbaşkanına geçiyor. Cumhurbaşkanı, tek başına alacağı kararla 6 aylık OHAL ilan edebilecek. Bu karar aynı gün TBMM’nin onayına sunulacak. Meclis bu süreyi kısaltabilecek veya kararı kaldırabilecek. Sonrasında cumhurbaşkanının talebiyle TBMM dörder aylık sürelerle OHAL’i uzatabilecek.

    İki güvenlik evresi teke indirildiğinden cumhurbaşkanı şu hallerde OHAL ilan edebilecek: “Savaş, savaşı gerektirecek bir durumun başgöstermesi, seferberlik, ayaklanma, vatan veya Cumhuriyet’e karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışma, ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması, anayasal düzeni veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerinin ortaya çıkması, şiddet olayları nedeniyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması, tabii afet veya tehlikeli salgın hastalık ya da ağır ekonomik bunalımın ortaya çıkması.”

    Normalde temel hakları, hürriyetleri sınırlamaması ve kanun alanlarına girmemesi gereken cumhurbaşkanı kararnameleri için OHAL’de bu şart uygulanmayacak. Şu anda da cumhurbaşkanı başkanlığındaki bakanlar kurulunca çıkarılan KHK’larla temel haklar ve hürriyetler sınırlanabiliyor. Yeni uygulamada bu düzenlemeler cumhurbaşkanının tek imzasıyla yürürlüğe girecek.

    16. MADDE: CUMHURBAŞKANI ‘İDARİ BAŞSAVCI’ GİBİ

    Sıkıyönetim sistemi kaldırıldığından, anayasadaki “Sıkıyönetim komutanları Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı olarak görev yaparlar” hükmü de çıkıyor. Bu durumda cumhurbaşkanının OHAL’de TSK’yı nasıl kullanacağı, bu konudaki genel yetki maddesine bağlı olarak ileride çıkarılacak uyum kanunlarıyla düzenlenebilecek. Değişikliğin bu halinde TSK’nın OHAL döneminde kullanımı konusunda bir açıklık yok. OHAL kararnameleri Meclis’e sunulacak ve 3 ay içinde karara bağlanmazsa kendiliğinden

    yürürlükten kalkacak. Ancak savaş ve mücbir nedenlerle TBMM toplanamazsa bu süre uygulanmayacak. Bu anayasa değişikliğinden önce çıkarılan ve şu anda uygulamada olan KHK’lar için bu şart geçerli olmayacak.

    ‘Torba madde’ eleştirisine konu olan bu düzenlemeyle (Anayasa’nın) tam 36 maddesinde değişiklik yapılıyor ve 21 maddesi de kaldırılıyor. Anayasada’ki tüm maddelerde “Başbakan” makamı ayıklanıyor ve birçok maddedeki “Bakanlar Kurulu” ifadeleri çıkarılıyor. Bunlar arasında “Yürütme yetkisi ve görevi” başlıklı maddedeki ayıklamayla cumhurbaşkanının bu yetkiyi bakanlar kurulu ile paylaşmasına son veriliyor. Ayrıca yasanın belirttiği sınırlarda vergi güncelleme hakkı bakanlar kurulundan alınıp cumhurbaşkanına veriliyor. Genelkurmay başkanının cumhurbaşkanınca atanması sürecinde “bakanlar kurulunun teklifi” şartı kaldırılıyor.

    Maddenin en önemli düzenlemelerinden birisi de Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Devlet Denetleme Kurulu ve Milli Güvenlik Kurulu’yla ilgili olanlar.

    DDK, kararnameyle yeniden yapılandırılacak. DDK, özel şirketler dışında neredeyse ülkedeki tüm kurumları ‘idari bir başsavcı’ gibi soruşturabilecek. DDK’nın yetkisine ‘idari soruşturma açma’ yetkisi ve görev alanına ise Türk Silahlı Kuvvetleri de ekleniyor. DDK, tüm kamu kurum ve kuruluşları ile DHMİ, ÇAYKUR, TPAO, MKE gibi sermayesinin yarıdan fazlasının kamunun katıldığı her türlü kuruluşta, kamu kurumu niteliğinde olan meslek kuruluşlarında , Türk-İş, Hak-İş, DİSK gibi her düzeydeki işçi ve işveren meslek kuruluşlarında, kamuya yararlı derneklerle vakıflarda, her türlü inceleme, araştırma, denetleme ve soruşturma yapabilecek. Böylece Türkiye Barolar Birliği, TOBB, Türk Tabipleri Birliği, Türk Eczacılar Birliği, Bankalar Birliği, TESK, TMMOB, TÜRMOB gibi meslek birlikleri cumhurbaşkanlığının soruşturma alanına girecek.

  • Sosyal medyaya büyük operasyon hazırlığı

    Sosyal medyaya büyük operasyon hazırlığı

    CHP İstanbul Milletvekili, TBMM Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu üyesi Barış Yarkadaş, polisin sosyal medya kullanıcısı 17 bin kişi hakkında fezleke hazırladığını, 45 bin kullanıcının ise adresini tespit etmeye çalıştığını açıkladı.

    Sosyal Medya Takip Birimi’nin sosyal medya paylaşımlarını takip ettiğini belirten Yarkadaş, “Birimin hazırladığı fezlekelere savcılar işlem yapacak. Gözaltı işlemi, İstanbul’daki gözaltı merkezleri dolu olduğu için yapılmıyor. Dosyalar şimdilik bu nedenle işleme konulmuyor” dedi.

    “SOSYAL MEDYADA CADI AVI YAPILIYOR”

    TBMM Genel Kurulu’nda konuşan Yarkadaş, iktidarın son dönemde sosyal medyayı baskı altına aldığını belirterek “Bu mecrada adeta bir cadı avı yapılıyor. Bir süre önce ‘Sosyal Medya Takip Birimi’ kuruldu. Bu birimin yaptığı çalışmalar sonucu Türk Ceza Kanunu’nda olmayan maddelerden kişiler tutuklanıyor. Türk Ceza Kanunu’nda ‘devlet büyüklerine hakaret’ diye bir suçlama, bir madde olmamasına rağmen daha birkaç gün önce birçok genç, devlet büyüklerine hakaret ettiği iddiasıyla tutuklandı. Bu gençlerin arasında Numan Kurtulmuş hakkında yorum yapan kişiler de var.

    Birimin kuruluşunun hangi kanunda yer aldığı ya da hangi yönetmeliğe göre kurulduğu belli değil. ‘Bu kişilerin maaşları nasıl ödeniyor? Devletin polisi bütün gününü terörist kovalamak, terörist yakalamak, bombacı yakalamak yerine sosyal medyada kim ne yazmış, kim hangi ‘tweet’i atmış, bunu aramakla geçiriyor” dedi.

    “17 BİN KİŞİ HAKKINDA FEZLEKE DÜZENLENDİ”

    İktidarın sosyal medyayı takip altına almasını “ilkellik”’ olarak niteleyen Yarkadaş, “Birimde görevlendirilen polisler, 17 bin kişi hakkında fezleke düzenledi. 45 bin kişinin ise isim ve adresini tespit etmeye çalışıyor. 3500 kişi yazdıklarından ötürü gözaltına alındı. 1500 kişi ise sosyal medyada yazdıklarından dolayı tutuklandı. Bu korkunç gerçek, referandum öncesi artan baskının göstergesiydi” dedi. Halk TV programcısı Hüsnü Mahalli’nin de attığı tweet’lerden dolayı tutuklandığını belirten Yarkadaş, ETHA Sorumlu Müdürü Derya Okatan dahil 6 medya çalışanının 20 gündür sorgusuz sualsiz gözaltında tutulduğunu ifade etti.

    “GÖZALTINDAKİ GAZETECİLER SAVCININ İZİNDEN DÖNMESİNİ BEKLEDİ”

    Yarkadaş, “‘RedHack adlı sosyal medya kullanıcılarına yardım ettikleri iddia ediliyor. Yardım etmişler mi, bu suç mudur, buna yargı karar verir. Evet, yargı karar versin, savcı bununla ilgili soruşturmayı sürdürsün, biz de bunu istiyoruz ama savcıyı bulamıyoruz. Gözaltındaki gazeteciler savcının izinden dönmesini bekledi günlerce… Savcı beyefendinin keyfi yerine gelecek, yıllık iznini bitirecek ve ondan sonra gelip bu arkadaşların ifadelerini alacak. Belki serbest bırakacak, belki dava bile açmayacak” diye konuştu.

     

  • Muhtar 18 köylüyü ihbar etti

    Muhtar 18 köylüyü ihbar etti

    Mersin’in Mezitli ilçesine bağlı Cemilli Köyü Muhtarı Halil Bağcı’nın, “FETÖ, PKK, DHKP-C üyesi oldukları, Cumhurbaşkanına hakaret ettikleri” iddiasıyla suç duyurusunda bulunduğu 18 köylü hakkında soruşturma başlatıldı. Terörle mücadele şubesi polislerini karşılarında gören köylüler büyük şok yaşadı.

    “OKUMA YAZMASI OLMAYAN ADINA İHBAR DİLEKÇESİ”

    Cumhuriyet’ten Abidin Yağmur’un haberine göre köydeki olaylar 15 Temmuz darbe girişiminden kısa süre sonra, okuma yazma bilmediği iddia edilen H.G adlı bir kişinin adına 27 kişi hakkında jandarmaya ihbar mektubu gönderilmesiyle başladı. Ağustos ayında gönderilen ihbar mektubunda 27 köylünün adları yer alıyor. İhbar mektubu üzerine jandarma tarafından H.G’nin ifadesi alındı. H.G ifadesinde mektubu kendisinin yazmadığını ve muhtar Halil Bağcı’nın yanında çalıştığı dönemde kendisine boş kağıt imzalattığını ve o kağıdın daha sonra doldurularak ihbar mektubu haline getirilmiş olabileceğini belirtti. Bunun üzerine H.G. serbest bırakıldı. Köylüler hakkında ise iddialar asılsız olduğu için soruşturma açılmadı.

    MUHTAR KEYFİNE GÖRE YAFTALADI

    Muhtar Halil Bağcı eylül ayında bu kez kendi imzasıyla bir dilekçe yazarak Mersin Cumhuriyet Savcılığı’na başvurdu. dilekçesinde eski muhtar Fevzi Efe’nin FETÖ üyesi olduğunu iddia eden muhtar, diğer köylülerden bir kısmının PKK’li, bir kısmının DHKP-C’li olduğunu, diğerlerinin de Cumhurbaşkanı’na hakaret ettiğini ileri sürdü. Muhtar, bir kadını Kuran kursunda FETÖ yayınları okumakla suçlarken bazı köylülerin “Darbe başarılı olsaydı davul zurna çaldıracaktım” dediğini iddia etti. Bağcı, köylüler hakkında suç duyurusunda bulunduğu duyulunca savcılık dilekçesini geri çekmek istedi. Ancak savcılık bu isteği kabul etmedi ve 18 köylü hakkında soruşturma başlatarak dosyayı Mersin Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne gönderdi.

    Terörle Mücadele ekiplerinin köye gelmesiyle birlikte olayı öğrenen köylüler muhtar Halil Bağcı’nın kendilerine iftira attığını söyleyerek muhtardan şikayetçi oldular.

    ”İNTİKAM ALMAYA ÇALIŞIYOR”

    Eski muhtar Fevzi Efe Halil Bağcı’nın seçimler yüzünden kendisiyle kişisel bir husumeti olduğunu ve dilekçede adı geçen 18 kişinin de kendi ailesinden olduğu için onlarla uğraştığını, intikam almaya çalıştığını belirtti.

    Köylüler muhtar Halil Bağcı’nın kiminle tartışıp kavga ederse onun hakkında asılsız ihbarlarda bulunarak intikam almaya çalıştığını söylediler.

    Muhtar Halil Bağcı ise hakkındaki iddiaları reddetti.

     

  • ‘Öğrencisini sınıfta iç çamaşırı ile dolaştırdı’ iddiası

    ‘Öğrencisini sınıfta iç çamaşırı ile dolaştırdı’ iddiası

    İddialar, resmi dilekçelerle önce okul yönetimine daha sonra ise Muratpaşa İlçe ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bildirilirken, olayın araştırılması için müfettiş görevlendirildi.

    Hürriyet’ten Salim Uzun’un haberine göre, 8 yaşındaki kız çocuğu T.’nin aynı okulda eğitim gördüğünü anlatan öğrenci velisi, “Öğretmenimiz D.L.’nin psikolojik sorunları olduğunu düşünüyoruz. Çünkü çocuklarımızın bize anlattığı şeyler inanılmaz. D.L., sınıfındaki F.N. isimli kız öğrenciyi pis olmakla suçlayıp önce kazağını, sonra pantolonunu çıkarmış ve tüm sınıf önünde ‘Görüyorsunuz bunun iç çamaşırı bile pis’ diyerek rencide etmiş. Sonra da kafasını tahtaya vurmuş” diye konuştu.

    ‘ÖĞRENCİLER OLAYI DOĞRULADI’

    Öğrencinin iç çamaşırı ile sınıfta dolaştırıldığını iddia eden öğrenci velisi, “Bu olayı duyar duymaz okula gidip müdürle görüştüm. Olayı tüm öğrencilere sordum ve doğrulattım. Daha sonrada dilekçe ile şikâyette bulundum. Söz konusu öğrencinin velisine de konuyu aktardık. Onlar da şikâyette bulundu. Ancak söz konusu öğretmenin eşi İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde şube müdürü olduğu için konunun kapatılabileceğini söylediler. Biz ise konuyu takip etmekten vazgeçmedik” dedi.

    O GÜN EŞOFMAN GİYMİŞ

    Öğrencinin soyulması ile ilgili iddiaları yalanlayan sınıf öğretmeni D.L.’nin “Öğrencinin düğmesi kopunca pantolonu düştü” şeklinde savunma yaptığı öğrenilirken, bazı velilerin olay gününe ait güvenlik kameralarını izlediği, koridordaki kameralarda F.N. isimli kız öğrencinin üzerinde düğmeli bir pantolon değil lastikli bir eşofman olduğu görüldüğü belirtildi.

    ‘SORUŞTURMA YAPILIYOR’

    İddiaların kendilerine de ulaştığını doğrulayan Okul Müdürü Mehmet Ali Çakır, şöyle konuştu: “Velilerimizin yaptığı şikâyetleri ilgili makamlara gönderdik. Süreç sonunda olayın incelenmesi için muhakkik görevlendirildi. Süreç soruşturma aşamasına geçtiği için daha fazla bilgi vermem doğru değil. Eğer gerçekten bu olaylar yaşandıysa gereği yapılır.”

    VALİ YARDIMCISI: İZİN VERMEYİZ

    Çocuklara yönelik şiddet ve taciz olayları konusunda son derece hassas olduklarını kaydeden Vali Yardımcısı Hüseyin Ece, “Olayla ilgili gerekli soruşturma yapılıyor. Biz bu konularda son derece hassasız. Hiçbir çocuğumuza şiddet veya taciz uygulanmasına izin vermeyiz. Ben konuyla ilgili detaylı olarak bilgi alıyorum” diye konuştu.

  • Barışa destek veren 433 sinemacıya soruşturma

    Barışa destek veren 433 sinemacıya soruşturma

    Barış için akademisyenlerin ardından barış sinemacıları için de soruşturma başlatıldı. Oyuncular Sendikası’na gönderilen üzerinde İstanbul İl Emniyet Müdürü Haydar Özdemir imzalı bir bilgilendirme metinde “Sözde çağrı ve barış müzakarelerine destek amaçlı bildiri yayınlayan 11328 şüpheli hakkında 2016/5734 sayılı evrak üzerinden ‘Terör örgütüt propagandası yapmak’ suçundan soruşturma yürütülürken 14701/2016 tarihinde, konusu suç teşkil eden bildiri içeriği ve bildiride bulunanlara destek olmak amacıyla bildiri yayınlayan sinemacı olduğu bildirilen 433 kişi hakkında ‘Suçu ve suçluyu övmek’ yönünden soruşturma başlatıldı” denildi.

    İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, Oyuncular Sendikası’a gönderdikleri isim listesinde üyelerine ait kimlik ve iletişim bilgilerini İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ne göndermelerini istedi.

    BARIŞ SİNEMACILARI NE DEMİŞTİ?

    ‘Bu suça ortak olmayacağız’ diyerek çatışmalı sürecin sona ermesini isteyen ancak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun hedefi olan 2 bini aşkın akademisyene, gazeteciler, edebiyatçılar, hukukçular ve sinemacılar destek vermişti. “Ama’sız, fakat’sız, eğer’siz bu suça ortak olmayacağız; ‘Barış için Akademisyenler İnisiyatifi’nin yanındayız” diyen 400 aşkın sinemacının açıklamasında “Bizler Türkiyeli sinemacılar olarak, Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi’nin, 11 Ocak 2016 tarihinde hükümete yaptığı barış ve müzakere çağrısına destek veriyoruz. Düşünce ve ifade özgürlüğünün engellenmesini reddediyoruz. Eşitlik ve barışın yanındayız. Yaşam hakkının yanındayız. Özgür düşüncenin ve sanatın yanındayız. Ama’sız fakat’sız eğer’siz: “Bu suça ortak olmayacağız!” Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi’nin, yanındayız” ifadeleri yer almıştı.  (N.M)

  • Okul müdürü, cinsel taciz iddiasıyla gözaltına alındı

    Okul müdürü, cinsel taciz iddiasıyla gözaltına alındı

    İddialara göre liseye altı ay önce müdür olarak atanan M.S.’nin elle taciz ettiği öğrencilere çeşitli hediyeler verdiği, birisine üzerinde, ‘Seni seviyorum’ yazılı bir kupa hediye ettiği ileri sürüldü.

    Öğrencilerin müdürü şikayet etmesi üzerine idari soruşturma başlatılırken M.S.’nin öğrencilere tacizinin odasındaki güvenlik kamerasına yansıdığı öne sürüldü. M.S.’nin, kendisinden önceki müdür tarafından odaya konulan güvenlik kamerasından haberi olmadığı belirtildi.

    Açığa alınan M.S., savcılık soruşturması kapsamında da dün akşam polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Emniyetteki sorgusu tamamlanan M.S. adliyeye sevk edildi.