Etiket: taciz

  • Dersim Kadın Platformu: Taciz iddialarının takipçisi olacağız-VİDEO

    Dersim Kadın Platformu: Taciz iddialarının takipçisi olacağız-VİDEO

    PİRHA-Dersim Kadın Platformu, Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümünden bir akademisyenin öğrencileri taciz etmesine tepki göstermek için basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Munzur Üniversitesi idarecileri ve akademisyenleri hakkında, özellikle çocuk gelişimi bölümünde neden bu kadar fazla cinsel taciz iddiası gündeme gelmektedir. Biliyoruz ki bu bir tesadüften çok daha fazlasıdır” denildi.

    Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümünden bir akademisyen hakkında, derslerine girdiği kadın öğrencileri taciz ettiği iddiasıyla öğrenciler tarafından Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu.

    Dersim Kadın Platformu, Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümünden bir akademisyenin öğrencileri taciz etmesine tepki göstermek için Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamayı platform adına Bişeng Asula okudu.

    “ÜNİVERSİTELİ KIZ KARDEŞLERİMİZ YALNIZ DEĞİLLER”

    Birkaç gün önce Munzur Üniversitesi Edebiyat bölümünde 45 öğrencinin bölüm hocaları tarafından tacize uğradıklarını söyleyerek harekete geçtiğini anımsatan Asula, “Bilim yuvası olması gerekirken, öğrencileri hayata hazırlayan güvenilir bir kurum olması gerekirken Munzur Üniversitesi hakkında her geçen gün daha fazla, daha çirkin, daha ciddi iddialar gündeme gelmektedir. Bu gidişata rektörlüğün birinci elden sorumluluğu bulunmaktadır. Zira rektörlük üniversitenin birinci elden idari sorumlusudur, bu iddialar hakkında disiplin soruşturmaları yürütmek ve gerekli tedbirleri almak bizzat rektörlüğün sorumluluğundadır. Biz bu kentte yaşayan kadınlar olarak, genç kadınları eğitim ve bilim  kurumlarında tacize maruz bırakıldığına dair iddiaların her zaman takipçisi olacağız. Üniversiteli kız kardeşlerimiz yalnız değiller” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Mahkemeden, tacizle suçlanan akademisyen hakkında suç duyurusu

    Mahkemeden, tacizle suçlanan akademisyen hakkında suç duyurusu

    PİRHA- Taciz ve mobbing haberi nedeniyle yargılanan Gençağa Karafazlı’nın savunmasının ardından hakim, davacı Doç. Dr. Serkan Hacıcaferoğlu hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulundu ve bir sonraki mahkemeye zorla getirilmesine karar verdi.

    Rize’deki Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu öğretim üyelerinden Doç. Dr. Serkan Hacıcaferoğlu’na yönelik taciz ve mobbing iddialarını haberleştiren Çağdaş Gazeteciler derneği (ÇGD) Rize şube başkanı gazeteci Gençağa Karafazlı’ya açılan davanın ilk duruşması dün (24 Mayıs’ta Salı) görülmüştü.

    Rize adliyesi 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen dava duruşmasında şikayetçi öğretim görevlisi Serkan Hacıcaferoğlu’nun öğrencisi Sema Muhçu ile gece 03.00’te whatsapp üzerinden yazışmaların yer aldığı görüntüleri yayınlamasından dolayı “özel hayatın gizliliğini ihlal” suçundan yargılanan Gençağa Karafazlı, duruşmada yaptığı savunma sonrası mahkeme şaşırtan bir karara imza attı.

    “MOBBİNG VE TACİZLE SUÇLANDI, BÖLÜM BAŞKANI OLARAK ÖDÜLLENDİRİLDİ”

    Gazeteci Karafazlı, savunmasında; “2017 yılından beri Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu öğretim üyelerinden Doç. Dr. Serkan Hacıcaferoğlu öğrencilerine yönelik mobbing ve tacizde bulunuyor. Bu konuda birçok öğrenci şikâyette bulunuyor ve RTEÜ Rektörlüğü şikayetler sonrası yaptığı soruşturmada öğretim görevlisi Hacicaferoğlu’na “hakkınızda şikayetler var, öğrencilerinizle ilişkilerinize dikkat edin” diye uyarı yazısı gönderiyor. Bu uyarı sonrası öğretim görevlisi Caferoğlu öğrenciler üzerine baskılarını sürdürmeye devam ederken, bölüm başkanlığı görevine getirilerek adeta ödüllendiriliyor.”

    “ÖĞRETİM GÖREVLİSİNİN ÖĞRENCİSİYLE ÖZEL YAŞAMI SÖZ KONUSU DEĞİL”

    Karafazlı savunması devamında; “Ben bir gazeteci olarak asli görevimi yerine getirdim. Orada yaşanan olumsuzlukları haberleştirdim. Öğretim görevlisi Doç.Dr. Serkan Hacicaferoğlu gece 03,00’te öğrencisine whatsapp üzerinden attığı mesajlarla ilgili öğrenci Sema Muhcu RTEÜ idaresine dilekçe ile şikayette bulundu. Ben Muhçu ve diğer öğrencilerin mobbing ve taciz olayı ile ilgili şikâyet dilekçeleri sonrası yaptığım araştırmaların ardından bazı belgelere ulaştım ve haberi yayınladım. Öğretim görevlisinin, eşi, sevgilisi veya herhangi bir duygusal ilişki içerisinde olduğu kadın arkadaşı ile ilgili özel yaşamını ilgilendiren bir yazışmayı yayınlamadım. Öğretim görevlisinin öğrencisine gönderdiği mesajları yayınladım. Öğrencisi öğretim görevlisi Caferoğlu’nun özeli olamaz çünkü bu öğrenci kendisini taciz ve mobbing uyguladığı için şikâyet etmiştir. Öğrenci onun özeli olamaz ve öğretmen öğrenci ilişkisi dışında bir ilişki kurmak isteyen öğretim görevlisinin bu davranışı tam da bu anlamda tacizdir. Bu nedenlerden dolayı psikolojilerinin bozulduğunu iddia eden ve şikayetçi olan öğrenciler kendilerini ifade edecek bir alan bulamadıkları ortamda onların düşüncelerini ve yaşadıklarını yayınlayarak sorumlulara daha objektif bir şekilde aktardım. Burada yargılanması gereken gerçekleri ortaya çıkaran gazeteciler değil, bizim çocuklarımıza taciz ve mobbing uygulayan bu öğretim görevlisi olmalıydı.”

    Gazeteci Karafazlı’nın savunmasının ardından davacı avukatı Karafazlı’nın haberlerinin yalan ve iftira içerikli olduğunu en üst seviyeden cezalandırılmasını ve cezasının ertelenmemesini talep etti.

    Mahkeme heyeti ise, öğretim görevlisi Serkan Hacicaferoğlu’nun gelecek celsede hazır bulundurulmak üzere zorla getirilmesine, Sema Muhçu adlı öğrenciye whatsapp üzerinden gönderdiği mesaj içerikleri dikkate alınarak şikayete tabi olmayan TCK’nın 105/2 d.Maddesi uyarınca Rize cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına ve mahkemenin 27 Eylül 2022 tarihine ertelenmesine karar verdi.

    Mahkemenin aldığı kararla ilgili de konuşan Karafazlı; “Ben yargılama öncesi oldukça ön yargılı bakıyordum yargılamaya.Bu güne kadar onlarca haberim erişim yasağı getirildi ve hakkımda onlarca dava açıldı bu nedenle açıkçası adil bir yargılama umudum yoktu. Mahkemenin aldığı bu karar beni şaşırttı” dedi.

    Yargıcın öğretim görevlisi hakkında TCK’nın 105/2 maddesi uyarınca Rize cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması demek öğretim görevlisi Hacıcaferoğlu hakkında “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar” yani Cinsel Taciz Suçu nedeniyle hakkında soruşturma açılmış olacak.

    NE OLMUŞTU?

    4 kız ve 2 erkek öğrenci, RTEÜ rektörlüğüne dilekçeyle başvurarak BESYO Bölüm Başkanı Doç. Dr. Serkan Hacıcaferoğlu’nun kendilerine yönelik tacizde bulunduğunu, sosyal medya üzerinden taciz ettiğini, mobbing uyguladığını, kasıtlı olarak düşük not verdiğini iddia ederek RTEÜ yönetimine şikâyette bulunmuşlardı.

    RTEÜ yönetimi Doç. Dr. Serkan Hacıcaferoğlu’nu “öğrencilerle ilişkilerine daha dikkatlı ol” diye uyarılırken, tacize uğradığını iddia eden öğrenci Sema Muhçu şikâyeti nedeniyle okuldan 15 gün süre ile uzaklaştırma cezası ile cezalandırıldı. Ahmet Yılmaz ise kasıtlı düşük not nedeniyle sınıfı geçemedi yargı kararıyla haklılığını ispatladı ve sınıfını geçti. Bu yaşananları gazeteci Gençağa Karafazlı haberleştirmiş ve hakkında dava açılmıştı.

    PİRHA/ RİZE

  • Pertek’te hastalarını taciz eden doktor tutuklandı

    Pertek’te hastalarını taciz eden doktor tutuklandı

    PİRHA-Dersim’in Pertek ilçesinde aile hekimliğinde görev yapan Pakistan uyruklu doktor İsmail Hakim, muayene olan hastalarını taciz ettiği gerekçesiyle gözaltına alınarak tutuklandı.

    Dersim’in Pertek ilçesinde, Pertek 70’inci Yıl Cumhuriyet İlçe Devlet Hastanesi’nde aile hekimi olarak görev yapan Pakistan uyruklu doktor İsmail Hakim, iddiaya göre kendisine muayeneye gelen kadın hastasına tacizde bulundu.

    Kadının şikayetiyle İsmail Hakim, gözaltına alındı. Başka bir kadın da aynı durumla karşılaştığını ileri sürerek suç duyurusunda bulundu. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen doktor İsmail Hakim, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

    Olayın ardından savcılığın adli soruşturmasının yanı sıra Tunceli Sağlık Müdürlüğü de iddialarla ilgili idari soruşturma başlattı.

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP’den yaz saati uygulamasının iptali için kanun teklifi!

    CHP’den yaz saati uygulamasının iptali için kanun teklifi!

    PİRHA- Milletvekili Suzan Şahin, kalıcı yaz saati uygulamasının kaldırılması için kanun teklifi hazırladı. Yaz saati uygulamasının bir bütün olarak tehlike barındırdığını söyleyen Şahin, “Halkın talebi değil yandaşları beslemek için yürürlüğe girmiş bir uygulamadır bu. Kış saati uygulaması elektrik şirketlerine daha çok para kazandırsın, daha çok elektrik yakılsın diye iptal edildi” dedi.

    CHP Hatay Milletvekili Suzan Şahin, kalıcı yaz saati uygulamasının vatandaşları kötü yönde etkilediğini belirterek, yaz saati uygulamasının kaldırılması için kanun teklifi verdi. Kış saati uygulamasının elektrik şirketlerine daha çok para kazandırdığını söyleyen Şahin, yaz saati uygulamasının Türkiye’nin coğrafi konumuna uymadığına vurgu yaptı.
    CHP’li Şahin, 2016 yılından bu yana çalışanların ve öğrencilerin hava henüz karanlıkken güne başlamasının olumsuzluklarını gerekçe göstererek, yaz saati uygulamasının kaldırılması talebinde bulundu. Suzan Şahin, kalıcı yaz saati uygulamasının sonlandırılarak gün ışığından daha uzun süre yararlanıp, 697 sayılı Günün Yirmidört Saate Taksimine Dair Kanunun 2’inci maddesinde değişikliğe gidilmesi gerektiğini söyledi.

    “BU GARABET SİSTEME DERHAL SON VERİLMELİDİR”

    Şahin, söz konusu uygulamaya ilişkin Danıştay’da açılan dava sonucunda yetkisizlik ve yürütmenin durdurulması kararı verildiğini de hatırlatarak “Mahkeme kararları görmezden gelinerek uygulama sürdürülmüştür. Devrik Enerji ve Tabii Kaynaklar eski Bakanı sosyete damat Berat Albayrak’ın inadıyla bu garabet sisteme geçildi. AKP’nin klasik ‘ben yaptım oldu’ mantığıyla yürürlüğe giren bu uygulamaya derhal son verilmelidir” dedi.

    Mevcut uygulama ile enerji tasarrufu sağlanmadığını vurgulayan Suzan Şahin, “Yapılan araştırmalar 5 yıl önce enerjide tasarruf amacıyla yapılan değişikliğin tasarruf sağlamadığını gösteriyor. TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası tarafından kalıcı yaz saati uygulamasının ilk yılında yapılan çalışmada bir önceki yılın aynı aylarına göre elektrik enerjisi tüketiminde tasarruf sağlanamadığı saptanmıştı. EMO, sonraki yıllarda da yaptığı açıklamalarla ifadelerini yinelemiş ve kalıcı yaz saati uygulamasında enerji verimliliğinin sağlanamadığını ifade etmişti” yorumunda bulundu.

    Milletvekili Suzan Şahin, konuya ilişkin yaptığı açıklamanın devamında şu ifadelere yer verdi:

    “Tasarruf gerekçesiyle kalıcı hale getirilen yaz saati uygulaması ile milyonlarca insan gecenin kör karanlığında evinden çıkıp saatlerce karanlıkta yolculuk yapmak, çocuklar karanlıkta okula gitmek, kadınlar karanlık sokaklarda taciz ve saldırı endişesiyle işe gitmek mecburiyetinde bırakılmıştır. Ayrıca tasarruf konusunda ortaya atılan gerekçe de temelsiz kalmış, uygulamanın ilk gündeme getirildiği 2016 Kasım ayında elektrik tüketimi bir önceki yılın aynı ayına göre %6,5 düzeyinde rekor artış göstererek 22,7 milyar kilovat saat ile o döneme kadar en yüksek düzeyine ulaşmıştır. Bu karar ile birlikte daha önce 1 saat fark olan Orta Avrupa ülkeleriyle Türkiye arasındaki saat farkı 2 saate, İngiltere ile 3 saate çıkarken, Suudi Arabistan ile aynı saat dilimi kullanılmaya başlandı. Bu da borsa, bankacılık, uçak seyahatleri gibi birçok teknolojik etkileşimde senkronizasyon sorunlarına yol açtı.”

    “KARANLIKTA UYANMAK BİYOLOJİK SAATİMİZİ BOZUYOR”

    Zamanın değiştirilmesinin vücut saati ritmini bozduğunu ve çoğu insan için yorgunluk belirtilerinin ortaya çıktığını söyleyen Suzan Şahin “Karanlıkta uyanmak biyolojik saatimizi olumsuz etkilediği için bitkin halde uyanıyoruz” dedi. Şahin, uygulamanın birçok sağlık sorununa yol açtığının altını çizerek, “İnsanlar sabah 08.00 civarında iş veya okul hayatına başlıyor. Büyükşehirlerde yol 1,5 saat kadar sürebiliyor; kahvaltısı, duşu, hazırlanması derken çok daha erken saatlerde kalkmak gerekiyor. İnsanın alıştığı bir biyolojik saat var. Bu ruh sağlığımızı, beden sağlığımızı, iştahımızı, enerjimizi, duygu durumumuzu, dikkatimizi, konsantrasyonumuzu etkiliyor. Bu yüzden yorgun başladığımız günü yorgun bitirmek zorunda kalıyoruz. Karanlıkta evden çıkıp tekrar binalara giren insanlar bütün gün içeride çalışıyor ya da okuyor ve akşam saatlerinde çıktıklarında tekrar karanlık olduğu için gün ışığını görmek mümkün olmuyor. Bu da yetersiz gün ışığı alımı nedeniyle D vitamini eksikliğine yol açıyor. Ayrıca güvenlik konusunda da sorunlara neden oluyor; özellikle de kadınlar ve çocuklar için. Güvende hissettiren bir durum değil” dedi.

    “AMAÇ, ELEKTRİK ŞİRKETLERİNE DAHA ÇOK PARA KAZANDIRMAK”

    Uygulamadan vazgeçmemenin “AKP işgüzarlığı” olduğunu söyleyen CHP Hatay Milletvekili Suzan Şahin, “Halkın talebi değil yandaşları beslemek için yürürlüğe girmiş bir uygulamadır bu. Kış saati uygulaması elektrik şirketlerine daha çok para kazandırsın, daha çok elektrik yakılsın diye iptal edildi” dedi.

    Suzan Şaşin, Greenwich’e göre otuzuncu derecede bulunan boylam dairesinin bütün Türkiye Cumhuriyeti saatleri için esas alınmasını ve Türkiye Cumhuriyeti’nde her yıl Mart ayının son Pazar günü saatlerin saat 03.00’da bir saat ileri ve Ekim ayının son Pazar günü saat 04.00’da bir saat geri alınmasını istedi.

    PİRHA/ANKARA

  • İzmir’de üniversiteli kadınlara polis baskısına tepki: Olacaklardan rektör sorumlu

    İzmir’de üniversiteli kadınlara polis baskısına tepki: Olacaklardan rektör sorumlu

    Polis tarafından tehdit edilen kadın öğrenciler için Kadınlar Birlikte Güçlü İzmir’in düzenlediği açıklamada konuşan HDP’li Dilşat Canbaz, kadınların başına geleceklerden, rektörün ve iktidarın sorumlu olduğuna işaret etti.

    Kadınlar Birlikte Güçlü İzmir, erkek egemenliğine ve cinsiyetçi eğitime karşı mücadele eden üniversiteli öğrenci kadınların maruz kaldıkları polis tacizi, tehdidi, ajanlık teklifi ve kadınların ailelerinin aranmasına ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi’nde basın toplantısı yaptı. Basın metnini kadınlar adına Rozana Urkun ve Zehra Akbıyık’ın okuduğu toplantıda, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz da söz aldı.

    “KADIN MÜCADELESİ TERÖRİZE EDİLMEK İSTENDİ”

    Saray iktidarının kadınlara ve LGBTİ+’lara saldırmaya devam ettiği ifade edilen açıklamada, İzmir Emniyeti’nin öğrenci kadınları tehdit etmesine dikkat çekildi.

    Birkaç gün önce kadınların yolunun polis kimliği gösteren kişiler tarafından kesildiği belirtilen açıklamada, “Bizi takip ettiklerini ve AKP’li-faşist polis olmadıklarını söyleyen kişiler, bizlerle bir yerde oturmak istediklerini ve nasıl baktığımızı anlamak istediklerini söyleyerek ajanlaştırma girişiminde bulunmuştur. İlerleyen günlerde hem kurumsal hem de kişisel telefon numaraları ile tacize maruz bırakıldık. Telefon aramalarında terörle mücadele kapsamında bilgilendirme faaliyetleri yapıldığı, bizlerle görüşmek istendiği söylenerek erkek şiddetine, yoksulluğa, kadın cinayetlerine karşı verdiğimiz mücadele terörize edilmeye çalışılmıştır” denildi.

    “POLİS, KADINLARIN ÇALIŞMA VE BARINMA HAKKINA SALDIRDI”

    Yetişkin olmalarına rağmen öğrencilerin ailelerinin aranarak katıldıkları eylemlerin, kadın davalarının fotoğraf ve videolarının paylaşıldığı kaydedilen açıklamada, İzmir Emniyeti’nin Bakırçay Üniversitesi’nde tuvaletlere bırakılan ped dayanışma kutularını bahane ederek rektörle görüştüğü ve kadın mücadelesinin illegalleştirilmeye çalışıldığı vurgulandı. Açıklamada, “Mücadele arkadaşlarımızdan birini evinden gözaltına alan polis gözaltı sonrasında kadın arkadaşımızın mahallesindeki komşulara baskı yaparak, ‘Bu kişileri burada barındırmayın’ demiş, yine arkadaşımızın işyeri ile görüşerek ve tehdit ederek çalışma, barınma haklarını gasp etmiştir” ifadeleri kullanıldı.

    “SESSİZ KALMIYORUZ”

    Açıklamada, AKP-MHP iktidarının karşısında duran kadınlar olarak yöneltilen tüm saldırılara karşı mücadeleyi büyütme kararlılığı vurgulanırken, “Kadın mücadelemizi terörize etme çabalarınızı buradan bir kez daha teşhir ediyoruz. Ailelerimize ve bizlere karşı gerçekleştirdiğiniz telefon aramaları, gönderdiğiniz Whatsapp mesajları ve tehditler hukuksuzdur. Tüm bunlara karşı sessiz kalmıyoruz, mücadelemizden geri adım atmıyoruz” mesajı verildi.

    “KADINLARIN BAŞINA GELECEKLERDEN REKTÖR VE İKTİDAR SORUMLU”

    Ardından söz alan milletvekili Dilşat Canbaz da OHAL’den bu yana kadınların alanları terk etmediğini ifade ederek, bu örgütlü mücadeleye saldırıların tesadüf olmadığını belirtti. İktidarın kadın kazanımlarına yönelik saldırılarının da kadınların ve LGBTİ+’ların sokakları terk etmemesinden kaynaklandığını dile getiren Dilşat, şunları söyledi:

    “Ama üniversitede devlet ve polis işbirliği ile yapılan bu çalışma da tesadüf değil. Tam bir işbirliği içindeler. Ailelerin aranması, açık numaralardan kadın arkadaşların tehdit edilmesinin başlıca sorumlusu devletin kendisi ve üniversitenin, rektörlüğün kendisidir. Bunu böyle görmek lazım. Kadın arkadaşlarımızın veya ailelerinin bundan sonra başlarına gelebileceklerde en büyük sorumlu rektör ve iktidarın kendisidir. Bu olayın takipçisi olacağız. Kadınlar birlikte güçlü. Sokakları doldurmaya devam edeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Ankara’daki erkek devlet, polis şiddetine ve patriyarkal tehditlerine galip geleceğiz, kazanacağız’-VİDEO

    ‘Ankara’daki erkek devlet, polis şiddetine ve patriyarkal tehditlerine galip geleceğiz, kazanacağız’-VİDEO

    PİRHA-İzmir’de Kadınlar Birlikte Güçlü, Ankara’da polis ve özel güvenliklerin kadın mücadelesi ve feminist mücadele yürüten kadınlara karşı uyguladığı şiddet, tehdit ve tacize yönelik dikkat çekerek, erkek devlet şiddetine ve patriyarkal tehditlerine karşı kararlılıkla mücadele edeceklerini vurguladı.

    İzmir’de Kadınlar Birlikte Güçlü, İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi binasında basın toplantısı düzenledi. “Erkek-devlet-polis şiddetine karşı mücadelemiz engellenemez” pankartının asıldığı toplantıda, basın metnini kadınlar adına Büşra Yeşilbaş okudu.

    DEVLET-POLİS ŞİDDETİ

    Son süreçte birçok kentte ve özellikle Ankara’ da feminist mücadele yürüten kadınlara dönük yoğun bir polis tacizinin yaşandığına dikkat çeken Yeşilbaş, “Kadınlar evlerine giderken yolları kesiliyor, iş yerlerinin önünde polis bekletiliyor ve toplantı yaptıkları alanlara polis açıkça tehdit eder şekilde gelip oradan kadınlar gidene kadar bekliyor. Ankara’da feminist mücadele yürüten arkadaşlarımızın yaptıkları her etkinliğe, atölyeye, buluşmaya polisler gelerek kadınları bulundukları alanda kriminalize etmeye çalışıyor, taciz ediyor. Erkek egemen sistemin en kaba erkeklik biçimleri devreye sokuluyor. Kadınlar polis baskısı ile aile içine hapsedilmeye ve şiddete karşı sessiz kalmaya zorlanıyor. Son olarak 2 hafta önce Ankara’da eylem yapan 3 arkadaşımız özel güvenlik ve polis tacizi ile engellenmiş, keyfi gerekçelerle göz altına alınmış ve ardından ailelerine, işyerlerine ulaşılarak tehdit edilmişlerdir” dedi.

    “EMNİYET SUÇ İŞLİYOR”

    Ankara Emniyeti’nin açık bir şekilde suç işlediğini söyleyen Yeşilbaş, “Arkadaşlarımızın başına bundan sonra gelebilecek her türlü şiddet ya da sorundan Ankara emniyetinin sorumlu olacağını buradan ilan ve ifşa ediyoruz. Sistematik bir şekilde yürütülen şiddet politikaları bizi asla yıldıramayacağı gibi tersine öfkemizi büyütüyor, kararlılığımızı pekiştiriyor ve isyanımızı yükseltiyor. Erkek devletin tüm mekanizmalarına yayılan bu hukuksuzluklara karşı sessiz kalmayacağımızı buradan tekrar dile getiriyoruz. Kadın dayanışmasını ve feminist isyanı da arkamıza alarak Ankara’da devlet eliyle işlenen suçlara karşı yasal başvuruların takipçisi olmaya devam edeceğiz” diye belirtti.

    “SESSİZ KALMAYACAĞIZ”

    Hayatın her alanında karşılarına çıkan erkek devlet şiddetine, tacize, tecavüze ve tehditlere karşı asla sessiz kalmayacaklarını ifade eden Yeşilbaş, “Gücünü ve kaynaklarını halkın güvenliğini sağlamak yönünde kullanması gereken iktidar, içinde bulunduğu krize çıkış yolu bulamadığı için çareyi biz direnen kadınları susturmaya çalışmakta arıyor. Pandemiye, yasaklara, tehditlere rağmen evlerde, sokaklarda, atölyelerde, okullarda, işyerlerinde, kampüslerde yani yaşadığımız, nefes aldığımız her yerde mücadelemizi büyütmeye, öfkemizi örgütlemeye devam edeceğiz. Adil, eşit ve özgür bir hayatı kurmak için verdiğimiz bu mücadeleye olan inancımız erkek devlet şiddetine ve patriyarkal tehditlerine galip gelecek ve bu kararlılıkla biz kazanacağız” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İZMİR

  • Mersin ve Tarsus Kadın Platformu: Uyuşturucu çetelerine, tecavüze geçit vermeyeceğiz-VİDEO

    Mersin ve Tarsus Kadın Platformu: Uyuşturucu çetelerine, tecavüze geçit vermeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Tarsus’ta yaşanan cinsel istismar ve uyuşturucu çetelerine karşı kadınlar sokağa çıkarak, “Fuhuşa zorlanmaya, uyuşturucu çetelerine, tecavüze geçit vermeyeceğimizi ilan ediyoruz” diyerek, yetkilileri görevlerini yapmaya çağırdı.

    Mersin ve Tarsus Kadın Platformu, Tarsus’ta yaşanan cinsel istismar ve uyuşturucu çetelerine karşı basın açıklaması yaptı.

    Açıklama için Tarsus’a doğru yola çıkan kadınlar, Mersin çıkışında durdurularak GBT kontrolünden geçirildi. Duruma tepki gösteren kadınlar, kendilerine değil, tacizin, tecavüzün, kadın katliamlarının önüne geçilmesini istedi.

    Tarsus Yarenlik Alanı’nda bir araya gelen onlarca kadın, sloganlar atarak kadın katlimlarına karşı sessiz kalınmaması çağrısında bulundu.

    Mersin ve Tarsus Kadın Platformu adına açıklamayı okuyan Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, kadınların yaşama hakkı ve güvenli bir yaşam için güvencesi olan İstanbul Sözleşmesi’nin hükümet tarafından tek taraflı olarak fesih edilmesinin kadına yönelik her türlü şiddeti meşrulaştıran erk zihniyetini cesaretlendirmeye devam ettiğini belirtti.

    Erk zihniyetin kadınları yoksullukla yüz yüze bırakıp zor koşullarda her türlü sömürüye açık hale getirdiğine dikkat çeken Çiğdem Göksoy, “Yoksulluğun kaderi kadınlara yüklendiği yetmiyormuş gibi güvencesiz ve yetersiz iş imkanlarının yoğun olduğu tarım sektöründe kadınlar her türlü şiddet ve istismara maruz bırakılmışlardır” dedi.

    “ÇOCUKLARIN YAŞADIKLARININ İLK OLMADIĞINI BİLİYORUZ AMA SON OLMASINI İSTİYORUZ”

    Tarsus’ta meyve sebze paketleme depolarında çalışan kadınlar ve çocukların uyuşturucu tacirleri ve çeteler tarafından hap, uyuşturucu maddeler verilerek, tecavüz edilerek fuhuşa zorlandığını vurgulayan Çiğdem Göksoy, şunları ifade etti:

    “Kadın kurumuna başvurusundan sonra açığa çıkan T.nin uyuşturucu verilerek tehditle para karşılığında cinsel ilişkiye zorlanması ve halen soruşturma devam ederken dava bile açılmadan yeni bir olayla tekrardan Tarsus tarım sektörünün depolama alanında çalışan 15 yaşında bir çocuğa, çalıştığı iş yerinde hap verilerek kaçırılmış, sonrasında tecavüz edilerek yol kenarına atılmış. Bu çocuğun yaşadıklarının ilk olmadığını biliyoruz ama son olmasını istiyoruz. Daha öncesinde de benzer pek çok durum yaşanmış ancak kadınlar yaşadıklarını dile getirmekte korktuklarını beyan etmişlerdir. Çünkü; uyuşturucu ve tecavüz çetesi çektikleri videolarla tehdit ederek kadınları ve genç erkekleri fuhuşa ve uyuşturucu ticaretine zorlamakta.”

    “FUHUŞA ZORLANMAYA, UYUŞTURUCU ÇETELERİNE, TECAVÜZE GEÇİT VERMEYECEĞİZ”

    “Tarsus’ta neler oluyor diye soruyoruz?” diyen Çiğdem Göksoy, “İş Güvenceli ve güvenli bir ortamda çalışmak her yurttaşın hakkı iken kadınlar ve çocukların iş ortamında yaşadıkları bu durum kabul edilemez. Kadınları ve çocukları hedef alan suç çetesinin durdurulması için adli makamları ve hükümeti görevini yapmaya çağırıyoruz. Bizler de bu durumun takipçisi olacağımızı, susmayacağımızı ve fuhuşa zorlanmaya, uyuşturucu çetelerine, tecavüze geçit vermeyeceğimizi ilan ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/TARSUS

  • AKP’li ilçe başkanı iş arayan bir kadını taciz etti

    AKP’li ilçe başkanı iş arayan bir kadını taciz etti

    TÜGVA belgelerinden sonra yayınlanan Whatsapp yazışmalarında, AKP’li Naci Bilici’nin iş arayan bir kadını taciz ettiği ortaya çıktı.

    Gazeteci Metin Cihan’ın Türkiye Gençlik Vakfı’nın (TÜGVA) kamudaki atamalarda torpil yaptığını iddia ettiği belgeleri Twitter’dan yayınlamasının ardından başlayan tartışmalar sürüyor. Sızdırılan bazı belgelerde AKP Yüksekova ilçe başkanlığı yapan Naci Bilici’nin iş arayan bir kadını taciz ettiği mesajlar ortaya çıktı.

    TÜGVA’da çalıştıktan sonra yollarını ayırdığı ileri sürülen bir kişi, AKP’ye yakın bir vakfa ait belge ve yazışmaları, sanal medyadan Cihan’a gönderdi. Gönderilen yazışmalardan birinde AKP Yüksekova İlçe Başkanlığı yapan Naci Bilici’nin iş isteyen bir kadını taciz ettiği görülüyor.

    Naci Bilici’ye ait olduğu belirtilen yazışmalar, Twitter’da çok sayıda kullanıcı tarafından paylaşıldı. Yazışmaların yayınlanmasının ardından AKP’li Naci Bilici, hesabını kapattı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yurttan çıkartılan kadın öğrenciler otelde tacize uğradı

    Yurttan çıkartılan kadın öğrenciler otelde tacize uğradı

    PİRHA-Dersim’de KYK yurtlarından çıkartılan kadın öğrenciler, belediye tarafından yerleştirildikleri otelde tacize uğradı.

    Dersim’de misafir öğrenci olarak kaldıkları Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) yurtlarından çıkartılan ve Dersim Belediyesi tarafından bir otele yerleştiren kadın öğrenciler, aynı otelde bulunan müşterilerin tacizine uğradı.

    Taciz edilen ve isminin açıklanmasını istemeyen bir öğrenci, önceki gün otelde kaldıkları 3 öğrenci ile birlikte akşam dışarı çıktıklarını belirterek, “Akşam saat 22.00 sıralarında otele geldik. Asansöre geldiğimizde 3’ü erkek biri kadın olan 4 kişi vardı. Bu kişilerin isimleri H.S., F.K., K.A. ile N.G. Onlara, ‘siz gidin biz sonra asansöre bineriz’ dedik. Onlar ise gelmemizi söyledi. Arkadaşlardan 3’ü merdivenlerden çıkmaya başladı, ben ise asansöre bindim. Asansörde H.S. isimli kişi nereli olduğumu, okulla ilgili sorular sordu. Asansör ikinci katta durdu, ben de indim ama arkamdan yaşlı olan H.S. de geldi. Adama, ‘dayı burası ikinci kat, sen dördüncü kata gideceksin’ dedim. H.S.’nin kendisine sözlü tacizde bulunduğunu belirten öğrenci, “Ben direk odama girdim. Arkadaşlar ne olduğunu sordu, onlara anlattım ve sonra belediyedeki yetkili kişiyi aradım” diye konuştu.

    “ARKADAŞLARIMI ARADIM VE O GECE OTELDEN AYRILDIM”

    Dördüncü katta kalan arkadaşlarının odalarına çıkmak için yanlarından ayrılmalarından kısa bir süre sonra otelde bağırma seslerinin yükseldiğini belirten kadın öğrenci, arkadaşlarının dördüncü kata çıktılarında K.A.’yı koridorda çıplak bir şekilde beklediğini gördüklerini söyledi. Kadın öğrenci, “O adamlardan biri, odasında olan bir arkadaşımızın kapısını zorlamışlar. Ama kapı kilitli olduğu için içeri girememiş. Ondan sonra tartışma çıktı ve belediyede yetkili birkaç kişi geldi. Tek yaptıkları şey o adamları otelden çıkarmak oldu. Başka bir şey yapmadılar. Ben de arkadaşlarımı aradım ve o gece otelden ayrıldım” şeklinde anlattı.

    “YAŞADIĞIMIZ MAĞDURİYET YETKİLİ KURUMLARIN ÇÖZÜM ÜRETEMEMESİNDEN KAYNAKLANDI”

    Yaşadıkları mağduriyetin yurtlarda yeterince yer olmaması ve yetkili kurumların çözüm üretememesinden kaynaklandığını ifade eden kadın öğrenci, şunları söyledi:

    “Yurttan çıkarıldığımızda, valilik bu konuda bir çözüm üretmedi. Bizi polis lojmanlarına yerleştirmek istediler ama biz asla oraya gitmeyeceğimizi belirttik. Bu yaşanan olayların bir diğer sorumlusu da rektörlüktür. Hiçbir şekilde öğrencilere çözüm üretmediler. Belediye de alttan oteli savunuyor. Belediye bizi oraya yerleştirdi ve bir daha bizi sormadı.”

    Dersim’deki bütün kadın örgütlerinden destek beklediklerini dile getiren kadın öğrenci, “Hepsinin yanımda olmasını ve bu konunun kapanmamasını istiyorum. Belki de benim dışımda diğer kadınlarda bu sorunu yaşadı ama sustular. Ben susmuyorum, onları desteğe çağırıyorum” şeklinde konuştu.

    Öte yandan otelde bulunan diğer öğrencilerin belediye tarafından başka bir otele yerleştirildiği öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • İzmir’de Alevi aileye yönelik nefret söylemi: Buradan çıkıp gidin pis Aleviler!-VİDEO

    İzmir’de Alevi aileye yönelik nefret söylemi: Buradan çıkıp gidin pis Aleviler!-VİDEO

    PİRHA- İzmir’in Buca ilçesindeki bir apartmanda oturan Özbey ailesi, Alevi ve Kürt olmalarından kaynaklı 2 yıldan bu yana üst kat komşularının hakaretlerine ve yoğun sözlü tacizine maruz kaldıklarını iddia etti. Özbey ailesi son olarak üst kat komşularının, ‘Buradan çıkıp gidin pis Aleviler, sizi buradan göndereceğim’ gibi nefret söylemleri ile kendilerini hedef aldığını kaydetti. Nefret söylemi sonunda yargıya taşındı. 

    İzmir Buca’ya bağlı bir apartmanda oturan Malatyalı Özbey ailesi, Alevi ve Kürt kimliğinden kaynaklı üst katlarında oturan komşularının yoğun tacizine ve nefret söylemlerine maruz kaldıklarını iddia etti. Özbey ailesinden Ebru Özbey, üst katlarındaki oturan şahsın 2 yıldan bu yana belli saat aralıkları ile ağır cisimlerle tavanlarını vurduklarını, gece yarısı zillerini çalıp kaçtığını, kendilerine ait eşyalara zarar verdiğini ve yoğun hakaretlerine maruz kaldıklarını dile getirerek can güvenlikleri olmadığını belirtti.

    Yakın zamanda üst katlarında oturan şahsın bina boşluğunda kendilerine, ‘Buradan çıkıp gidin pis Aleviler, sizi buradan göndereceğim. Bunların TC kimlik numarası bile yoktur’ gibi nefret söylemleri ile karşılaştıklarını iddia eden Ebru Özbey konuyu yargıya taşıdıklarını kaydederek, Alevilerin desteğine ihtiyaçları olduğunu ifade etti.

    “GECELERİ CAMLARIMIZI ÇALIYORLARDI, BAĞLAMA SESİNDEN RAHATSIZ OLUYORLARDI”

    Taşınmalarının üçüncü yılında üst katlarında oturan ve FETÖ operasyonunda tutuklanan astsubayın, operasyon sabahında giriş katı olmalarından kaynaklı polise kapıyı açmalarından kaynaklı kendilerine düşman kesildiğini ve gece yarısı zillerini üst üste çalarak kaçtığını kaydeden Özbey, şöyle devam etti:

    “Biz Malatyalıyız. 5 yıldır bu binada ikamet ediyoruz. 2 yıldan fazladır biz burada sıkıntı yaşıyoruz, bir zulme maruz kalıyoruz. Ben taşındıktan sonra gelen kiracı Astsubaydı. Yeni evliydi buraya taşındılar. FETÖ operasyonunda giriş katı olduğu için polis benim zilimi çaldı. Sivil kıyafetlere sahiptiler kendilerinin polis olduklarını söyleyerek kimliklerini gösterdiler. 2. kattaki astsubay kapıyı açmamış. Kimliklerini göstererek polise yardımcı olmak zorundasınız dediler. Biz de kapıyı açtık. Kendisi 6-7 ay kadar zannedersem cezaevinde kaldı daha sonra çıktı. Bu şekilde başladı bir şeyler yapmaya. Gece saat 4.00’te 7-8 kere gece zillerimiz çalınmaya başladı. Benim babam bağlama çalıyor babamın saz çalmasından dolayı rahatsız olduğunu dile getirdiler. Gece odamın camına vurularak kaçılıyordu. Arka tarafta kamera olmadığı için orayı görmüyor. Tabi ispat edemedik. Daha sonra bu aile çıkıp gitti” diye konuştu.

    “ALEVİ DEYİŞLERİ VE ZAZACA DİNLEDİĞİMDE TAVANA SERT BİR CİSİMLE VURULUYORDU”

    Özbey, daha sonra üst katlarına taşınan yeni kiracının da rahatsızlık vermeye devam ettiğini ve tadilat sürecinin 3 ay boyunca geceleri sürdüğünü söyledi. Alevi deyişleri dinlediği andan itibaren tavanlarına sert bir cisimle vurulduğunu belirten Özbey, “Getirdiği eşyaları matkap ve kesici alet kullanarak montajlaması 3 ay boyunca geceleri sürdü. Alevi semah deyişlerimizi, nefeslerimizi  dinleyen bir insanım. O sırada yere bir şeylerin düştüğünü fark ettim, her müzik açtığımda bir şeyler düşüyor. Artık ben de bir soru işareti oluşturmaya başladı. Gece ve gündüz her girdiğimiz odada yere zemine 30-40 kg olduğunu düşündüğüm demir benzeri ağır ve sert cismi vuruyordu. Bunu periyotlar halinde her 1 saatte bir yapmaya başladı. Bizi uykusuz bırakıyor, sinir sisteminizi rahatsız edip korkutuyordu. Adam ve eşi evde olmadığı zamanlar kayınvalidesi dahi tavana sert bir cisimle vuruyordu. Özellikle Alevi müzikleri ve Zazaca türküler açtığımda tepemizde defalarca sert bir cisimle vuruluyordu” dedi.

    “‘BURADAN ÇIKIP GİDİN PİS ALEVİLER, SİZİ GÖNDERECEĞİM’ DEDİ”

    Kardeşi ile ev bakmaya çıktıkları anda üst kattaki bu şahısın alenen kendilerine, ‘Buradan çıkıp gidin pis Aleviler, sizi buradan göndereceğim’ dediğini vurgulayan Özbey, konuyu yargıya taşıdıklarını sözlerine ekleyerek, şunları kaydetti:

    “Ev sahibine Alevi olduğumuz için bunların yapıldığını söyledik. Kendisi de Alevi ama bize sahip çıkmayarak evi boşaltmamızı istedi. Apartmanın çoğu Karadenizli ve herkes birbirini kolluyor. Artık tartışmalar olmaya başladı. Yaptıklarını kabul etmiyordu. Aslında bu sıkıntılardan sonra onların da tercihi bizim buradan taşınmamızdı. Çünkü binadaki tek Alevi benim. Herkes Karedenizli. Bu kişiler merdiven temizliğine gelen kadına, ‘Siz Karadenizliler ile daha iyi anlaşırsınız, o Doğu kökenlidir..’ söyleminde bulunmuşlar. Daha sonra kardeşim kendisi ile de konuştu hiçbir şekilde çözüm bulunamadı. Biz kardeşim ile ev bakmaya giderken üst kattaki bu şahıs, ‘Buradan çıkıp gidin pis Aleviler, sizi buradan göndereceğim’ dedi. Artık söylemekte bir şey yok. Alevi olduğumuz için istenmediğimizi son dakika anladık. O arada kardeşim geldi aralarında bir arbede yaşandı, kardeşim mahkeme yoluna gitti. Mesele yargıya taşındı.”

    “ALEVİ KİMLİĞİNDEN DOLAYI ZULME UĞRADIK, DESTEK BEKLİYORUM”

    Son olarak üst kattaki komşunun kendileri için, ‘Bunlar TC kimlik numaralarını söylesinler’ dediğinin altını çizen Özbey bunun Alevi ve Kürt kimliğinden kaynaklı söylendiğine işaret etti. Özbey, yargıya taşınan bu nefret suçunda Alevilerin desteğini beklediğini kaydederek şunları söyledi:

    “3. katta komşum sesleri duyduğunu itiraf ediyor ama kimse gerçekte bunu söylemiyor. Tabi Karadenizli olduğu için üst katlar onlarla birlikte. Adamın zaten bahçede, ‘Bunlar gitsinler istemiyoruz, taşınsınlar. Bunlar TC kimlik numaralarını söylesinler’ dediğini açık olan penceremden ayrıca kulaklarımla duydum. Bu söylemlerinin hepsi savcılık kayıtlarında var. Savcı can güvenliğimiz olmadığı nedeniyle ailemize 1 aylık koruma tedbiri aldırdı. Hani hep biz sindirilmiş bir halk olduğumuz için bir şey diyemedim. Alevi ve Kürt kökenli olduğum için soyutlanıyorum, ötekileştiriliyorum. Bu bir insanlık suçudur. Ben bunu söylemeye utandım, ama onlar söylemekten utanmadı. Alevilerin, Alevi kurumlarının desteklerini bekliyorum. Bizim burada iki yalnız kadın olduğumuzu gördüler. Bu zulmü çok rahat bir şekilde yapabildiler.”

    Bu arada, nefret söylemi iddialarını sormak için ulaşmaya çalıştığımız şahısların, bayram tatilinden bu yana bulundukları adreste olmadıkları için sorularımızı yöneltemedik.

    Önemli: Karakol ve savcılık ifadeleri tutanağında nefret söyleminde bulunduğu iddiasında ismi geçen şahısların isim soyisim, kimlik numarası, adres, doğum yeri vb. bilgileri kişilik hakları kapsamında kapatıldı.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

     

  • Kadınlardan, Saadet Parti’li Mehmet Savaş hakkında tacizden suç duyurusu-VİDEO

    Kadınlardan, Saadet Parti’li Mehmet Savaş hakkında tacizden suç duyurusu-VİDEO

    PİRHA-Saadet Partili ve Cansuyu Derneği Ankara Temsilcisi Mehmet Savaş’ın kendilerini taciz ettiğini belirten 3 kadın Ankara Adliyesi’nde suç duyurusunda bulundu. Kadınlar, failin parti üyeliğinden istifa ettirildiğini belirterek,  “Biz kadınlar birbirimizden güç alarak susmayacağız. Davamızın takipçisi olacağız” dedi. 

    Saadet Parti’li (SP) ve Cansuyu Derneği Ankara Temsilcisi Mehmet Savaş hakkında, kendilerini taciz ettiğini belirten 3 kadın suç duyurusunda bulundu.

    Ankara Adliyesi’ne giden kadınlar, tacizin 8 Haziran’da düzenlenen bir seminerde yaşandığını aktardı. Suç duyurusunun ardından kadınlar, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) 5 nolu Şube’de basın toplantısı yaptı. Toplantıya  İnsan Hakları Derneği (İHD), Özgürlükçü Hukuk Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Toplumsal Hukuk Ankara şubeleri, Ankara Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) 5 No’lu Şube temsilcileri destek verdi.

    Aralarında İHD Ankara Şube yöneticisinin de bulunduğu 3 kadının kurumsal bir seminerde Saadet Partisi üyesi ve Cansuyu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Ankara temsilcisi Mehmet Savaş tarafından tacize maruz kaldığını belirten kadınlar Saadet Partisi ile bu durumu görüştüklerini ve partinin etkin bir tavır almak yerine sessiz sedasız olayın üzerini kapatmaya çalıştığını aktardılar.

    Açıklama metnini tacize maruz bırakılan kadınlar adına kadınlarla dayanışmaya gelen ÖHD Ankara Şube Kadın Komisyonu Sözcüsü Çiğdem Kozan okudu.

    “MEHMET SAVAŞ, KADIN ARKADAŞLARIMIZI ÇEŞİTLİ BAHANELERLE TACİZ ETTİ”

    Kadınların 8 Haziran’da Mehmet Savaş tarafından tacize maruz kaldığını ifade eden Kozan şunları dile getirdi:

    “Mehmet Savaş, kadın arkadaşlarımızı sohbet etme, tokalaşma gibi bahanelerle kurduğu temaslar sırasında tacize maruz bıraktı. Kadınlardan birinin Mehmet Savaş’ın kendisini tacize maruz bıraktığını tanımlaması ve anlatması üzerine, diğer kadınların da cesaret alarak anlatmasıyla, birden fazla kadının aynı kişi tarafından tacize maruz kaldığı açığa çıktı.”

    TACİZ FAİLİ İSTİFA ETTİRİLDİ

    Kadınların bugün Ankara Adliyesi’nde taciz faili hakkında suç duyurusunda bulunduklarını da açıklayan Kozan sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Kadınlar günlerdir yaptıkları görüşmelerle çok yıpratıldı. Bu açıklamayı arkadaşlarımız adına sahipleniyor ve onlar adına, onların anlatımıyla paylaşıyoruz. Olaydan bir gün sonra, aynı seminere katılmış olan Saadet Partisi Milletvekili Abdulkadir Karaduman’la görüşme gerçekleştirerek durumu kendisine aktardık. Görüşmeye, olayın gerçekleştiği semineri düzenleyen çalıştığımız kurumun yöneticileri de yanımızda olduklarını beyan ederek dahil oldular. Saadet Partisi Konya Milletvekili Abdülkadir Karaduman bu görüşmede taciz failini överek ‘GBT’sine bakmak lazım, daha önce böyle bir suç işlemiş mi ona bakmak lazım’ gibi faili aklamaya çalışan cümleler kurdu. Biz de bir milletvekiline, faillerin GBT’lerine bakılarak aklanamayacağını uzun uzun anlattık.

    Bunun üzerine 10 Haziran Perşembe günü, Saadet Partisi Kadın Kolları’ndan iki yetkili ile görüştük. Olumlu, çözüme dönük geçen görüşmede, şahsın partiyle ilişiğinin kesilmesi ve ilişiğin niçin kesildiğinin de kamuoyu ile paylaşılması talebinde bulunduk. Gelinen süreçte, şahsın üyelikten istifa ettirildiğini öğrendik.”

    TACİZİ KABUL ETTİ

    Olaydan 3 gün sonra 11 Haziran Cuma günü, Cansuyu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hasan Yaşar ile görüştüklerini de söyleyen Kozan; şunları ifade etti:

    “Hasan Yaşar’ın talebiyle, görüşme özel ofisinde gerçekleşti ve bizi haberdar etmediği halde gittiğimizde 2 arabulucu avukat ile karşılaştık. Hasan Yaşar, anlattıklarımızın taciz olduğunu kabul ettiği halde, ‘kurumun adının lekelenmemesi gerektiğini, 70’i aşkın ülkede çalışmaları olduğunu, kurumun adının lekelenmesini istemediklerini, Mehmet Savaş’ın pandemiden dolayı karantinada olduğunu, kendisiyle telefonda görüştüklerini, hiç kimse mağdur olmadan bu süreci çözmek istediklerini, görevden el çektirebileceklerini’ söyledi. Biz de kendisine; kurumun adının lekelenmemesi için faili görevden almaları gerektiğini, görevden el çektirmenin de bir tür aklama olacağını, kimsenin zarar görmemesi gibi bir çözüm olamayacağını, bizim zaten zarar gören taraf olduğumuzu söyleyerek, başka kadınların da zarar görmemesi, zarar görmüş başka kadınlar varsa onların da konuşabilmesi için kurumla ilişiğinin kesilme nedeninin de açıklanmasını talep ettik.”

    “‘DELİLİNİZ VAR MI?’ DİYE SORDULAR”

    Fail avukatlarının aynı zamanda arabuluculuk yapmaya çalıştıklarını ifade eden Kozan, “Anlattıklarımızın taciz olduğunu kabul ettikleri halde, vakayı doğrudan ispatlayacak bir belge olup olmadığını sordular. Kadın arabulucu/avukat, ‘beyanımızdan başka delil olmadığından’ sözleşmeden çıktığımız için artık beyanların esas alınamayacağını açık açık söyledi. Kadın avukat, görüşmedeki yaklaşımlardan rahatsız olarak nefes almak için odadan bir süreliğine dışarı çıkan arkadaşımızın arkasından giderek, ‘Tam olarak ne yaptı gösterir misiniz? Siz bu dernekte kaç kişinin çalıştığını biliyor musunuz? Deliliniz var mı? Dernek yetmişi aşkın ülkede bir sürü insana yardım yapıyor…’ gibi soru ve cümlelerle baskılayıcı bir biçimde ve sorgular nitelikte yaklaştı. Görüşme boyunca Cansuyu Yardımlaşma Dayanışma Derneği Başkan Yardımcısı ve avukatların manipülatif yaklaşımları sonucunda arkadaşlarımızdan biri sinir krizi geçirmesi üzerine görüşmeyi terk ettik. Dernek adına daha sonra bize herhangi bir iletişim kurmadılar, geri dönüş de yapmadılar” dedi.

    “KADINLARIN TACİZDEN ŞİKAYETÇİ OLMASI YADIRGANIR HALE GELMİŞ”

    Tacize maruz kalan kadınların çok yıpratıcı ve yorucu bir süreç yaşadıklarının altını çizen Kozan son olarak şunları aktardı:

    “Bu süreçte bir kez daha gördük ki; erkeklerin kadınların bedenine büyük bir rahatlıkla temas ederek ya da temas etmeksizin sözlü ya da bakışlarıyla taciz etmeleri o kadar olağanlaştırılmış ki, kadınların bunlardan şikayetçi olmaları yadırganır hale gelmiş. Birden fazla kadının aynı erkek tarafından tacize maruz bırakıldığını anlatması bile bu kadar zorlayıcıyken, tacize maruz bırakıldığında yalnız olan, derdini kimseye anlatamayan tonlarca kadına hayatın nasıl zorlaştırıldığını biliyoruz.

    “BİRBİRİMİZDEN GÜÇ ALARAK SUSMADIK”

    Bu kadar kalabalık kurumsal bir toplantıda bile son derece sistematik tacizde bulunan bir failin başka kadınlara daha büyük zararlar vermiş olabileceğinden endişe duyuyoruz. Taciz faillerini görevden alarak kurumlarla ilişiğini kesmek yerine, görevden el çektirilmeleri aklamaya hizmet ediyor. Kadınların suç duyurularının karşılıksız kalması, faillere ceza aldırılamaması failleri güçlendirirken, kadınları susmaya sürüklüyor, güçsüzleştiriyor. Biz bu süreçte birbirimizden güç alarak susmadık, bize yapılanları olağan karşılamadık. Haklarımızdan da hayatlarımızdan da vazgeçmiyor ve sonuna kadar davamızın takipçisi olacağımızı kamuoyuyla paylaşıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Öğretmene sosyal medya tacizi-VİDEO

    Öğretmene sosyal medya tacizi-VİDEO

    PİRHA- Malatya’da bir öğretmenin sosyal medya hesaplarını ve bilgilerini çalarak +18 sitelerde yayınlayan bazı kişiler için suç duyurusunda bulunurken, bağlı olduğu sendikada öğretmen harici suç duyurusunda bulunmaya hazırlanıyor.

     

    Malatya’da bir okulda öğretmenlik yapan S.G, sosyal medya hesabı ele geçirilip telefon ve kişisel bilgileri pornografik sitelerde paylaşılması üzerine harekete geçerek, savcılığa suç duyurusunda bulundu.

    Olayla ilgili Eğitim-Sen Malatya Şubesi tarafından da suç duyurusunda bulunulacağı açıklandı.

    ART ARDA SİBER SALDIRILAR

    Konuya ilişkin Eğitim-Sen, sendika binasında basın açıklaması düzenledi.

    Basın Sözcüsü Mehmet Zeki Özbey tarafından yapılan açıklamada yaklaşık iki buçuk aydır çirkin siber saldırı altında olduklarını belirterek, “Bu saldırıyı siber olarak adlandırıyoruz fakat; saldırının mahiyeti ve yapılış şekli doğrudan yaşam hakkı, özel hayat, çocuklar, kişilik ve kadın kimliği hedef gösterilerek yapılmakta” dedi.

    “BU SUÇUN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Arkadaşımıza ait Facebook sosyal medya hesabından profil fotoğrafları, adı ve soyadı kullanılarak sahte bir hesap açılarak ele geçirildiğini ifade eden Özbey, S.G’nin yeni telefon numarasının nasıl ele geçirildiğine anlam veremediklerini söyleyerek, şunları dile getirdi:

    “Bir süre sonra yeni telefon numarası, farklı isim ve başka bir kadına ait fotoğraf kullanılarak oluşturulan facebook sayfasında yeniden ifşa edildi. Bu ısrarlı takibin ve saldırının sonraki aşamasının olacağını da düşünüyoruz ve endişeliyiz. Bu yapılanlar, basit bir hackleme ya da siber saldırı faaliyeti değildir. Kişisel verilerin korunması, aile hayatını ve özel hayatın gizliliğini ihlal eden bu suçun takipçisi olacağız. Ayrıca; taciz ve muhtelif türleri ile psikolojik şiddete karşı, yasal tedbirlerin bir an önce alınması için Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı’na gerekli başvuruları da yapacağız.”

    S.G’nin avukatı Ayla Tunçdemir de tüm yasal haklarını kullanacaklarını ifade etti.

    Mehmet YALMAN/MALATYA

     

  • Şikayetinden vazgeçince tacizci serbest bırakıldı

    Şikayetinden vazgeçince tacizci serbest bırakıldı

    İstiklal Caddesi’nde bir kadını takip ederek taciz ettiği iddiasıyla yakalanıp serbest bırakılan ancak ertesi gün hakkında şikayet olması üzerine tutuklanan S.T., şikayetçi kadının “Ben uğraşmak istemiyorum” diyerek şikayetinden vazgeçmesi üzerine serbest bırakıldı.

    İstanbul Taksim’deki İstiklal Caddesi’nde bir kadını takip ettiği iddiasıyla tutuklanan S.T. isimli erkeğin yargılandığı dava, kadının şikayetinden vazgeçmesi üzerine sonuçlandı.

    İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, “Basit cinsel saldırı” ve “Cinsel taciz” suçlarından 13 yıla kadar hapsi istenen tutuklu sanık S.T. cezaevinden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı.

    Müşteki Ö.K. da İzmir’den duruşmaya katıldı. İfadesi alınan şikayetçi Ö.K., “Ben uğraşmak istemiyorum. Şikayetimden vazgeçiyorum” dedi.

    Bunun üzerine mahkeme, şikayetçi Ö.K.’nin şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle düşürülmesine karar verdi. Mahkeme, ayrıca sanık S.T.’nin de tahliyesine hükmetti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Üniversite öğrencisi kadını işyerinde taciz eden Hüseyin P. gözaltına alındı

    Üniversite öğrencisi kadını işyerinde taciz eden Hüseyin P. gözaltına alındı

     PİRHA- Dersim’de üniversite öğrencisi Hatun K.’yi (20) taciz eden ve Hatun K. tarafından teşhir edilen Hüseyin P. gelen tepkiler sonrası gözaltına alındı.

    Dersim’de üniversite öğrencisi Hatun K., çalıştığı restoran da Hüseyin P. tarafından istismarına maruz kalması sonrası yaşadıklarını paylaştı ve şikayetçi oldu.

    Hatun K., “Bu şahıs ustabaşı olarak çalışıyordu. Benden önce burada çalışan kadınları da taciz ettiğini öğrendim. Bu adam işine devam ettikçe başka kadınları da taciz edecek. Aynı şeyi yaşasınlar istemem” demişti.

    Hatun K.’nin emniyete ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunması ve gelen tepkiler üzerine gözaltına alınan Hüseyin P., emniyetteki işlemlerinin ardından savcılığa sevk edilecek.

    PİRHA/DERSİM

  • İşverenin yakınından, kadın çalışana cinsel taciz

    İşverenin yakınından, kadın çalışana cinsel taciz

    PİRHA-Dersim’de çalıştığı iş yerinde tacize maruz bırakılan H.K., işletme sahipleri tarafından tacizin üzerinin örtülmeye çalışıldığını söyledi. H.K., “Peşini bırakmayacağım, kesinlikle tacizcinin cezalandırması için elimden geleni yapacağım. Kadınların da benim yanımda bulunmasını istiyorum” dedi.

    İddialara göre, Dersim’in Atatürk Mahallesi’nde faaliyet gösteren bir kebap ve künefe salonunda bulaşıkçı olarak çalışan H.K. (19), 27 Ekim’de usta olarak çalışan ve işletme sahiplerinin yakını olan Hüseyin Polat tarafından cinsel tacize maruz bırakıldı.

    H.K., işletme sahiplerinin tacizin üzerini örtmeye çalışmaları üzerine 2 Kasım’da Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Başsavcılık, Hüseyin Polat için uzaklaştırma kararı verdi. H.K.’nin Tunceli Emniyeti Müdürlüğü’nde ifadesi alınırken, Hüseyin Polat ve işletme sahiplerinin ifadesi iş yerlerinde alındı.

    “DAHA ÖNCE BİRÇOK KADINI TACİZ ETMİŞ”

    H.K., yaşadıklarını anlattı. Kebap ve künefe salonunda 2 aydır çalıştığını belirten H.K., Polat’ın daha önce de çalışan birçok kadını taciz ettiğini ifade etti.

    Polat’ın kendisine sürekli “beni seviyor musun” gibi sorular yönelttiğini vurgulayan H.K. “Saçıma dokundu ve kendimi geri çektiğimde ‘rahatsız mı oluyorsun’ dedi. Rahatsız olduğumu, hiç kimsenin benimle temasa geçmesinden hoşlanmadığımı söyledim. Dikkat edeceğini söylese de yine çalıştığım bir anda yanıma yaklaşıp alnımdan öptü. O şokla tepki veremedim. Bulunduğum yerde hiçbir kamera yok, mutfak kısmını da kamera görmüyor” dedi.

    İşletme sahibi D.D.’ye yaşadıklarını anlattığını belirten H.K, “Yaşadıklarımdan dolayı işi bırakacağımı söyledim. D.D. bana kendisinin bu tür yönelimleri olduğunu, birçok elemanı taciz ettiğini, bu yüzden kendi nişanlısını Hüseyin Polat ile aynı ortama getirmediğini söyledi. Ben D.D.’ye ‘Nişanlınızı aynı ortama koymak istemiyorsunuz ama beni neden mutfakta çalıştırdınız, kamera yok daha felaket olabilirdi’ dedim. Bunun üzerine ağabeyi S.D.’ye durumu anlatacağını, gereğini yapacağını söylese de bir şey yapmadı. Ağabeyi S.D.’yi arayıp durumu anlattığımda, ‘Hüseyin Polat’ı arayacağım, böyle bir şey varsa kendini belli ettirir, çok rahatsız oluyorsan işten çıkabilirsin’ dedi. ‘Onu işten çıkaracağım’ gibi bir şey söylemedi. İşletme sahipleri ve benim işe girmeme aracı olan M.T., Hüseyin Polat ile konuştuğunda yaptıklarını bağırarak reddetti. İşten çıktım. İşten çıkan diğer elamanlara ulaştığımda kendileri de aynı tacizle karşılaştığını söylediler” diye belirtti.

    “TACİZDE BULUNDUĞUNU KABUL ETTİ”

    H.K. şikayet girişiminde bulunduğunda D.D.’nin Hüseyin Polat ile ilgili söylediği sözleri inkar ettiğini aktardı. El birliğiyle olayın üzerini örtmeye çalıştıklarını vurgulayan H.K., şöyle konuştu:

    “Bu kişiler ‘iş yerlerini kötülemek için yaptığımı’ söylemeye başladı. Eğer şikâyetçi olacaksam da işletme elemanı olarak değil, Hüseyin Polat şahsını şikâyet etmem gerektiğini söylediler. Hüseyin Polat, daha sonra M.T.’ye bana tacizde bulunduğunu kabul etmiş. Fakat M.T., olaya karışmayacağını söyledi. Arkadaşımla birlikte S.D., M.T. ve yanlarında getirdikleri arkadaşları uzman polis ile kafede görüştük. Hüseyin Polat’ı çıkardıklarını, olayın üzerinin örtülmesini ve kendi isimlerinin geçmemesi gerektiğini söyleyerek, gözümü korkutan sözler sarf ettiler. Tunceli Başsavcılığı, Hüseyin Polat’a uzaklaştırma cezası verdi. Emniyette 3 polis tarafından, 5 saat ifadem sürerken, onların ifadesi iş yerlerinde alınmıştı. Baya baskıcı bir ortamdı. Sürekli aynı soruları yönettiler. ”

    “TEK AMACIM KADINLARIN TACİZE GÖZ YUMMAMASIDIR”

    “Susmaya devam etseydim bu kişi işten çıkarılmayacaktı” diyen H.K., en başta bu tacizin önüne geçmek için şikayetçi olduğunu dile getirdi. H.K., “Tek amacım kadınların tacize göz yummamasıdır. Kesinlikle kimse bizim babamız, abimiz veya kardeşimiz değildir. Burada okuyorum, kendi emeğimle geçinmeye çalışırken böyle bir durumla karşılaştım. Peşini bırakmayacağım, kesinlikle tacizcinin cezalandırması için elimden geleni yapacağım. Kadınların da benim yanımda bulunmasını istiyorum” dedi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • EMO yöneticisi kadına, iş için gittiği Kırıkkale’de kaldığı otelde taciz

    EMO yöneticisi kadına, iş için gittiği Kırıkkale’de kaldığı otelde taciz

    PİRHA -Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Kardelen Kamişli, iş için gittiği Kırıkkale’de konakladığı otel odasında gece yarısı tanımadığı bir erkekle yüz yüze geldi. Olayı polislere telefon ile bildiren Kamişli’ya “Rüya görmüş olabilirsiniz hanımefendi” denildi. EMO Ankara Şubesi tacize tepki gösterdi. 

    Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Kardelen Kamişli, Kırıkkale’de kaldığı otelin odasında bir erkeğin tacizine uğradı. 155 polis yardım hattını arayan Kamişli’ya “Rüya görmüş olabilirsiniz, emin misiniz?” sorusu yöneltildi.

    Konuya ilişkin açıklama yapan Elektrik Mühendisleri Odası Ankara Şubesi, “Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi kadın arkadaşımız Kardelen Kamişli Kırıkkale’de 07.09.2020 tarihinde, konakladığı Carmine Hotel’de odasına habersiz giren Seyit Muhammed Sarı isimli erkeğin tacizine ve saldırısına uğramıştır” denildi.

    Açıklamada, yaşananlara ilişkin şunlar kaydedildi:

    “Kamişli gecenin bir yarısı odasına izinsiz girmiş bu erkek ile uykusundan uyanıp burun buruna kalmış ve sonrasında maruz kaldığı fiziksel saldırı ve tacize karşı yalnız başına mücadele vermek durumunda kalmıştır. Gece konakladığı odada gözünü açan meslektaşımız, karşısında kendisini izleyen bir şahsın olması üzerine, otel görevlilerini aramış, ardından 155’i arayarak polise haber vermiş ancak hiçbir önleyici ya da koruyucu tedbir görmediği gibi aksine yaşadığı olay diğer kişiler tarafından kapatılmaya çalışılmıştır. Hotel çalışanları, lobide bulunan ve emniyet görevlisi erkekler tarafından gayri ciddi bir yaklaşım ile karşılaşmış, hatta sanki ortada bir dargınlık varmışçasına barıştırılması teklif edilmiştir.”

    “KONUNUN YASAL TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Konunun yasal takipçisi olacaklarını belirten Elektrik Mühendisler Odası Ankara Şubesi, açıklamanın devamında şunları söyledi:

    “Arkadaşımıza yönelik bu saldırı ve tacizin tek faili Seyit Muhammed Sarı değil aynı zamanda olaya gerektiği ciddiyetle yaklaşmayan hotel yetkilileri ve görevlileri, lobide bulunan diğer muhataplar ve tabi ki bir kadının şikayeti üzerine olay yerine gelip görevinin gereğini yerine getirmeyen emniyet güçleridir.

    Başta Seyit Muhammed Sarı olmak üzere, otelde konaklayanların güvenliğini sağlamayıp odalarına girilmesine seyirci kalan Carmina Otel yönetimi ile çalışanlarının sessiz kalarak bu suça ortak olan herkesin cezalandırılması gerekmektedir.

    Kadına yönelik taciz ve şiddet vakalarının pek çoğunda, yasalarda belirtilmiş olmasına rağmen gerekli koruma kararlarını ve tedbirleri almayan kolluk kuvvetleri, maalesef ki bu olayda da aynı yaklaşımı sergilemiştir. EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi kadın arkadaşımız Kardelen Kamişli’ye yönelik bu saldırı ve tacizi kınıyor, olayın ve sonrasında ortaya çıkan ihmaller ve yanlışlar zincirinin yasal takibinde bulunacağımızı tüm kamuoyu ile paylaşıyoruz.”

    EMO Ankara Şubesi Kadın Komisyonu da, yazılı bir açıklama yaparak, “EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi kadın arkadaşımız Kardelen Kamişli’ye yönelik bu saldırı ve tacizi kınıyor, olayın ve sonrasında ortaya çıkan ihmaller ve yanlışlar zincirinin yasal takibinde bulunacağımızı tüm kamuoyu ile paylaşıyoruz” dedi.

    PİRHA/ANKARA

    Kardelen Kamişli, tacizi sosyal medya hesabından duyurdu.

  • KESK: AKP, kadınlar ve çocuklar için en büyük tehlike

    KESK: AKP, kadınlar ve çocuklar için en büyük tehlike

    Son yıllarda kadınlara ve çocuklara yönelik artan şiddet, taciz, tecavüz ve istismar suçlarına ilişkin yazılı açıklama yapan KESK Yürütme Kurulu, “AKP iktidarının militarist, gerici, tekçi ve cinsiyetçi politikaları bugün kadınlar ve çocuklar için en büyük tehlike haline gelmiştir” dedi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Yürütme Kurulu, son yıllarda kadınlara ve çocuklara yönelik artan şiddet, taciz, tecavüz ve istismar suçlarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Siyasal iktidarın sorumluluklarını yerine getirmediği belirtilen açıklamada, son günlerde Batman ve Şırnak‘ta yaşanan istismar olayları, İstanbul Sözleşmesi’nin iptaline dair yürütülen tartışmalar ve istismara af getiren yasal düzenleme girişimlerine tepki gösterildi.

    Türkiye’yi her geçen gün kadın ve çocukların yaşamı için daha da tehlikeli bir ülke haline geldiği ifade edilen açıklamada, Şırnak’ ta 14 Temmuz tarihinde bir uzman çavuşun 13 yaşındaki çocuğa cinsel istismara maruz bırakması sonrası Valiliğin yaptığı “Etrafı rahatsız edecek hal hareketlerde bulunma” açıklaması için “Yine bildik aklama çabalarının olacağı kaygısı yaratmıştır” diye belirtildi.

    İstismar olayının kamuoyu gündemine gelmesinde Şırnak halkının gösterdiği tepkinin önemine değinilen açıklamada, “Aynı günlerde Batman’da 18 yaşında bir kadının yine bir uzman çavuş tarafından tecavüz edilerek 20 gündür alıkonulduğu, gördüğü şiddetten dolayı hastaneye yatırıldığı ve hayati tehlikesinin olduğu ortaya çıktı. Erkek şiddetini ve istismarı arttıran cezasızlık politikası failler kamu görevlisi, asker veya polis olduğunda çok daha kolay işletilmektedir” denildi.

    “AKP’NİN POLİTİKALARI EN BÜYÜK TEHLİKE”

    AKP’nin 18 yıllık iktidarında kadına yönelik şiddetin ve çocuk istismarının arttığı ifade edilen açıklamada, bunun iktidarın ideolojik yaklaşımından bağımsız görülmeyeceği belirtildi. Açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı:

    “Her fırsatta kadınların kazanılmış haklarına saldıran, çocuk istismarını meşrulaştıran yasal düzenlemeyi her fırsatta önümüze getiren, bugüne kadar ilk imzacısı olmakla övündüğü İstanbul Sözleşmesi’ni bugün topluma öcü gibi göstermeye çalışıp zaten yükümlülüklerini yerine getirmediği sözleşmeden vazgeçme tartışmaları açıkça gösteriyor ki AKP iktidarının militarist, gerici, tekçi ve cinsiyetçi politikaları bugün kadınlar ve çocuklar için en büyük tehlike haline gelmiştir.

    MÜCADELEMİZİ YÜKSELTECEĞİZ

    Çocukların, kadınların patriyarka, kapitalizm, siyasal İslam birlikteliğiyle sömürülmesine, ezilmesine, şiddete uğramasına, geleceklerinin çalınmasına izin vermemek için mücadelemizi yükselteceğiz. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkarak sömürüyü, şiddeti aklama, arttırma, kadınları kamusal alanlardan dışlayarak eve kapatma, kadınların isyanını, direnişini bitirme hayalleri kuranlara karşı eşit, özgür bir yaşam için direnmeye, kadınların mücadele ile kazanılmış haklarını savunmaya devam edeceğiz. Şırnak ve Batman’da yaşanan istismar ve tecavüz olaylarının takipçisi olacağız. KESK olarak eşit, özgür, laik, barış içinde bir ülke isteyen herkesi İstanbul Sözleşmesi, 6284 başta olmak üzere haklarımıza sahip çıkmaya, bu mücadelenin bir parçası olmaya çağırıyoruz.
    PİRHA/ANKARA

  • Dersim’de tacizlere karşı yapılmak istenen yürüyüşe polis müdahalesi – VİDEO

    Dersim’de tacizlere karşı yapılmak istenen yürüyüşe polis müdahalesi – VİDEO

    PİRHA – Dersim’de artan taciz, tecavüz ve istismara karşı yürüyüş yapmak isteyen gençlik örgütüne müdahale eden polis 3 kişiyi gözaltına aldı.

    Dersim Gençlik Örgütleri, taciz, tecavüz ve istismara karşı Sanat Sokağı’nda açıklama yaptı. Siyasi parti ve kurum temsilcilerin katıldığı açıklamada, “İstismarı aklama, aklattırma” yazılı pankart açıldı. “Katillerden hesabı gençlik soracak” sloganları atılırken, “Gülistan Doku nerede?”, “Sessiz kalmıyoruz, hesap soruyoruz” dövizleri taşındı.

    “HESABINI SORACAĞIZ”

    Dersim Gençlik Örgütleri adına açıklama yapan Evin Demir, son günlerde uzman çavuşlar tarafından kadınlar ve çocuklara tecavüz edildiğine dikkat çekti. “İktidarın yürüttüğü politikalar sonucunda çocuklarımızı kaybediyoruz” diyen Demir, Gülistan Doku’nun aylardır akıbetinin ortaya çıkmadığını söyledi. Söz konusu politikaları kabul etmeyeceklerini dile getiren Demir, “Karşımızda insanlıktan nasibi almamış bir zihniyet var. Tüm bunların hesabını soracağız. Bir kişi daha eksilmeyeceğiz” dedi.

    YÜRÜYÜŞE MÜDAHALE: 3 GÖZALTI 

    Açıklamanın ardından polis yürüyüş yapmak isteyen gruba müdahale etti. Biber gazının kullanıldığı müdahalede, gençler polislerce darp edildi. Biber gazından etkilenen gençlere olay yerine çağrılan sağlık ekipleri müdahale ederken, polis müdahalesinde Mehmet Sağlam, Yusuf Akın ve Ömer Faruk Karahan gözaltına alındı. PİRHA/DERSİM

     

  • HDP Kadın Meclisi’nden Dersim’de açıklama: Sessiz kalmıyoruz, hesap soruyoruz-VİDEO

    HDP Kadın Meclisi’nden Dersim’de açıklama: Sessiz kalmıyoruz, hesap soruyoruz-VİDEO

    PİRHA – HDP Kadın Meclisi, ‘Kadın Mücadelesi Her Yerde’ programı kapsamında Dersim’de yaptığı açıklamada, “Kadın mücadelesi her yerde, eril zihniyet yenilene kadar bu mücadele devam edecek” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi üyeleri, birçok kentte “İstismara, tacize, infaza, kayyıma karşı biz varız, kadın mücadelesi her yerde” kampanyası kapsamının finalini kayıp Gülistan Doku’nun akıbetine dikkat çekmek için Dersim kent merkezinde yer alan Sanat Sokağı’nda gerçekleştirdi.

    Bölge illerinden eyleme katılan kadınların yanı sıra HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, HDP Diyarbakır Milletvekilli Dersim Dağ, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz katıldı.

    Tükçe ve Kırmancki “Kadın mücadelesi her yerde, Xoverrodayîşê cenîyan her cadero” pankartı açılırken, ‘Gülistan Doku Nerede’, ‘Katledilen kadınlar isyanımızdır’, ‘Koruma, aklama, yargıla’, ‘Sessiz kalmıyoruz, hesap soruyoruz’ dövizleri taşındı.

    Eylemde “Jin jiyan azadî”, “Hepimiz birer Gülistanız”, “Kadın cinayetleri politiktir”, “İstismar affına hayır”, ”İstismarı aklama aklattırma” sloganları atıldı.

    “KADIN MÜCADELESİ KAZANACAK”

    Eylemde ilk olarak konuşan HDP Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ, iktidarların kadına yönelik politikalarına dikkat çekti. “ Bizim belirlediğimiz sınırlarda bizim istediğimiz gibi yaşayacaksınız” diyen Dağ, eril zihniyetin her yere sirayet ettiğini dile getirdi. Kadının rengi ülkede hakim olana kadar mücadele edeceklerini ifade eden Dağ, “‘Gülistan Doku Nerede? Melek’in katilleri kim? diye sormaya devam edeceğiz. Genç kadınlar politikalarınıza boyun eğmeyecek. Bu mücadele gün be gün büyüyecek. Eril zihniyet kaybedecek, kadın mücadelesi kazanacak” dedi.

    “YÜRÜYÜŞÜ ENGELLEMEK İÇİN TOPLANANLAR GÜLİSTAN’I BULMAK İÇİN TOPLANMADI”

    HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran ise, “Yürüyüşümüzü engellemek için toplananlar Gülistan Doku’yu bulmak için toplanmadı” sözleriyle konuşmasına başladı. Başaran, yürüyüş engeline dikkat çekerek, Yürüyüş yapıp sloganlarla sesimizi, renklerimizi yaygınlaştırmak, bütün Dersim’e yaymak istiyorduk. Bizi pandemi bahanesi ile yürütmeyenler şunu bilsinler biz meselenin pandemi olmadığını biliyoruz. Kadınlar ısrarla yürümek istese, pandemeyi görmezden gelip kadınları yaka paça gözaltına alacaklarını da biliyoruz. Çünkü Valinin ve İçişleri Bakanı’nın bizim yaşamımıza bir kıymet vermediğini biliyoruz. Biz ölürken burada toplananlar kılını kıpırdatmıyor” diye konuştu.

    “GÜLİSTAN’IN KAYBETTİRİLMESİ YÜRÜTÜLEN SİYASETİN SONUCUDUR”

    Gülistan Doku’nun aylardır kayıp olduğunu, ailesinin feryat ettiğini ve kadınların isyan ettiğini dile getiren Başaran, “Her tarafı kamera ile donatılan, savaş politikaları yürütülen Dersim’de, aylardır bir genç kadın kayıp. Kürdistan’da insanlar kaybolmaz. Tıpkı 90’lı yıllarda kaybolmadıkları gibi, insanlar kaybettirilir. Bu, devlet politikası olarak iktidar tarafından yürütülür. Gülistan Doku’nun kaybettirilmesi, yürütülen siyasetin sonucudur. Hala bulunamamış olması, bulunması için herhangi bir çaba gösterilmemiş olmasının sonucudur. Aylar sonra arama çalışmaları bitmiş. Hiç başlamayan bir çalışma, sadece göz boyamak, kadınların tepkilerini dindirmek için güya başlatılan çalışma sona erdirilmiş. Peki Gülistan Doku’yu kaybettirme olasılığı olan kişilerden, faillerden bir tek kişi gözaltına alındı mı? Fail olabilecek kişi elini kolunu sallayarak şehri terk etti. Türkiye’de kadına yönelik ayrımcı ve eşitsiz yaklaşımlardan, kadına yönelik şiddetten, katliamlarından bağımsız değildir” diye konuştu.

    “İSTİSMARI MEŞRULAŞTIRAMAYACAKSINIZ”

    AKP’nin ilk günden beri kadına yönelik ayrımcı bir siyaset yürüttüğünü söyleyen Başaran, bu siyasetin, son 5 yılda savaşı derinleştirerek üst perdeye taşıdığını vurguladı. Bu savaşı engelleyecek gücün kadınlar olduğunu belirten Başaran şöyle konuştu:

    “Bunu bildikleri için kadınlara bir taraftan kendisi saldırıyor, bir taraftan da örgütledikleri erkekler eliyle kadınlara saldırtıyorlar. Bunun için 8 Haziran’da, ‘kadın mücadelesi her yerde’ kampanyası başlattık. Kayyım siyasetine karşı ‘eş başkanlık mor çizgimizdir’ diyerek alanlarda, meydanlarda, Meclis’te, sokakta yaşamın her yerinde ‘kadın mücadelesi her yerde’ dedik. Kadınlar var olduğu müddetçe istismarı meşrulaştırmayacaksınız.”

    “SALDIRILARINIZA RAĞMEN KADINLAR AYAKTA”

    DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz de Gülistan Doku’nun kaybettirilmesine dikkat çekerek, “Onu kaybettirenler onu bulsunlar. Kadınlar sizin korkulu rüyanız olmaya devam edecekler. Bütün saldırılarınıza rağmen kadınlar ayakta ve mücadele etmeye devam ediyor” diye konuştu. Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu üyesi Rojbin Çetin’e yönelik yapılan işkenceyi de hatırlatan Aydeniz, “Biz Diyarbakır Cezaevi’nde işkencecilerin yüzüne tüküren Sara’nın yoldaşlarıyız, işkenceciler bunu unutmasın” dedi.

    Açıklamanın ardından oturma eylemi yapılarak müzik eşliğinde halaylar çekildi. Son olarak kadınlar, mor ve beyaz renkli balonları uçurdu.

    PİRHA/DERSİM

  • 16 yaşındaki çocuk, kendini taciz eden üvey babasını öldürdü

    16 yaşındaki çocuk, kendini taciz eden üvey babasını öldürdü

    PİRHA – Adana’da 16 yaşındaki bir çocuk, kendini taciz eden üvey babasını pompalı tüfekle vurarak öldürdü.

    Adana’nın merkez Çukurova ilçesi, 100. Yıl Mahallesi’nde 28 Haziran günü gece saat 01.00 sıralarında, 16 yaşındaki V.B. polis merkezine giderek kendisini film izleyip elle taciz ettiğini ileri sürdüğü üvey babası Yusuf A.’yı (62) pompalı tüfekle vurduğunu söyledi.

    Bunun üzerine polisler çocuğu gözaltına alıp sağlık ekiplerine de haber vererek adrese gitti. Eve gelen sağlık ekipleri göğsünden vurulan şahsın öldüğünü belirledi.

    (HABER MERKEZİ)