Etiket: tehdit

  • Veli-Der Antalya Şubesi’nden öğrencileri tehdit eden Konyaaltı Lisesi müdürüne tepki!

    Veli-Der Antalya Şubesi’nden öğrencileri tehdit eden Konyaaltı Lisesi müdürüne tepki!

    PİRHA-Veli-Der Antalya Şubesi, Konyaaltı Anadolu Lisesi’nde öğrencilere ‘ahlaksızlık’ imasında bulunan okul müdürüne tepki göstererek, “Unutulmamalıdır ki; çocuklarımız, ne giyimleriyle ne de duruşlarıyla suç işlemiştir. Asıl sorun, onları baskı altına almayı görev bilen bu çağdışı ve otoriter zihniyettedir” dedi.

    Antalya’da Konyaaltı Anadolu Lisesinde mezuniyet fotoğrafı çektirmek isteyen kız öğrenciler, okul müdürü H.A.D.’nin sözlü tacizine ve tehdidine maruz kaldıklarını belirterek şikâyette bulundu. Veliler ve öğrenciler, müdür hakkında hakaret, tehdit ve hürriyeti tahdit suçlarından dava açılmasını talep etti.

    22 Nisan 2025 tarihinde okul yönetimi, mezuniyet fotoğrafı çekimi için kız öğrencilere etek ve gömlek giyilmesini bildirdi. Öğrenciler belirtilen kıyafetle okula gittiklerinde, girişte okul müdürü H.A.D. tarafından karşılandı. Dilekçede yer alan ifadelere göre Dinç, öğrencilerin kıyafetlerini beğenmeyerek, “Bu haliniz ne okula böyle mi gelinir? Örf adetlerimize ahlakımıza uygun değil. Ben size ahlak öğretirim. Adam gibi gelin. Böyle mini etekler benim lügatımda yok. Benim görev yaptığım okulda da aramaz. Öğrenci gibi gelip öğrenci gibi gideceksiniz” sözleriyle öğrencileri aşağıladı.

    “Çocuklarımızı susturamazsınız! Haklarını ve onurlarını savunmaya devam edeceğiz” başlığıyla yazılı açıklama yapan Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Antalya Şubesi, sürecin takipçisi olacaklarını ifade ederek, hiç bir baskıya boyun eğmeyeceklerini belirtti.

    “ONUR KIRICI BİR OLAY”

    Öğrenci Veli Derneği Antalya Şubesi’nin açıklaması şöyle:

    “Çocuklarımızın hayatlarının en özel ve unutulmaz anlarından biri olan mezuniyet fotoğraf çekimi, ne yazık ki Konyaaltı Anadolu Lisesi’nde yaşanan onur kırıcı bir olayla gölgelenmiştir.

    22 Nisan 2025 tarihinde okul müdürü Hasan Ali Dinç’in, öğrencilerimize yönelik sergilediği tavırlar; yalnızca pedagojik ilkelere değil, aynı zamanda Anayasa, Türk Ceza Kanunu ve uluslararası insan hakları sözleşmelerine de açıkça aykırıdır.

    Velilerimizden aldığımız bilgiler doğrultusunda, öğrencilerimize yönelik kullanılan aşağılayıcı ifadeler, psikolojik baskılar, zorla kıyafet müdahalesi ve fiziksel sınırlamalar kabul edilemez. Öğrencilerimizin özgürlükleri ihlal edilmiş, insan onuruna aykırı biçimde topluluk önünde küçük düşürülmüş ve anayasal hakları zedelenmiştir.

    “SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Unutulmamalıdır ki; çocuklarımız, ne giyimleriyle ne de duruşlarıyla suç işlemiştir. Asıl sorun, onları baskı altına almayı görev bilen bu çağdışı ve otoriter zihniyettedir.

    Okul müdürü Hasan Ali Dinç’in fiilleri; TCK 125. madde (hakaret), 106. madde (tehdit) ve 109. madde (hürriyeti tahdit) kapsamında suç teşkil etmektedir. Bu nedenle velilerimiz tarafından ilgili şahıs hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuştur.

    Bizler Veli-Der Antalya Şubesi olarak bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı, hiçbir baskıya boyun eğmeyeceğimizi ve çocuklarımızın onurunu korumak adına mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz. Çocuklarımızı susturmaya, bastırmaya ve baskı altına almaya kimsenin gücü yetmeyecektir!”

    PİRHA/ANTALYA

     

  • ADFE’den uluslararası kamuoyuna çağrı: Suriye’de Alevilere yönelik saldırılara karşı harekete geçin!

    ADFE’den uluslararası kamuoyuna çağrı: Suriye’de Alevilere yönelik saldırılara karşı harekete geçin!

    PİRHA- Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Suriye’de Alevilere ve etnisitelere yönelik saldırıları kınayarak, cihatçı gruplar ve destekçilerinin farklı inanç ve etnik kimlikleri yok etmeyi hedeflediğini belirtti. ADFE, uluslararası kamuoyuna saldırılara karşı harekete geçme çağrısında bulundu.

    Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Suriye’de saldırı altında olan Aleviler ile birlikte diğer etnisiteler ve inançlara yönelik yazılı açıklama yaptı.

    Suriye’deki tehdidin sadece Alevi toplumuna değil Hristiyanlara, Kürtlere, Dürzilere, cihatçı olmayan Sunni gruplara ve bölgede yaşayan tüm halklara yönelik olduğuna işaret eden ADFE, sosyal medyada üzerinden bazı hesapların Suriye’deki olayları manipüle ederek bu saldırıları bir mezhep çatışmasına dönüştürme çabası içerisinde olduğunu kaydetti.

    ADFE, Suriye’de kalıcı barışın ve halkların güvenliğinin sağlanabilmesinin bölgedeki tüm halkların eşit yurttaşlık haklarına sahip olacağı demokratik bir yönetim modeli ile mümkün olacağını ifade etti.

    “ALEVİLERE YÖNELİK SALDIRILARI KINIYORUZ”

    Türkiye Alevi Federasyonu’nun açıklaması şöyle:

    “Türkiye Alevi Federasyonu olarak, Suriye’de Alevilere yönelik sistematik saldırıları büyük bir öfke ve endişeyle kınıyoruz. Bu saldırılar sadece Alevi toplumuna değil, insanlık değerlerine, inanç özgürlüğüne ve bir toplumun tarihsel varlığına karşı açık bir savaş ilanıdır.

    Milyonlarca Alevi’nin yaşadığı ülkemizdeki siyasi iradenin, Suriye’deki Alevilere yönelik zulme sessiz kalması kabul edilemez. Bu sessizlik, bölgedeki saldırganların cesaret bulmasına ve Alevi toplumunun daha büyük tehditlerle karşı karşıya kalmasına yol açmaktadır.

    MEDYANIN DİLİ VE YANILTICI SÖYLEMLER

    Türkiye’deki medya organlarında, Suriye’deki Alevilere “Nusayri” denmesi, yaşanan baskıların ve saldırıların Alevi kamuoyunda yeterince anlaşılamamasına neden olmaktadır. Bu yanlış nitelemeler, Türkiye’deki Alevi toplumunu yanıltmakta ve dayanışma göstermesini zorlaştırmaktadır. Bu nedenle Alevi kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ve Suriye’de yaşayan Alevilerin maruz kaldığı tehditlerin açıkça ifade edilmesi elzemdir.

    SOSYAL MEDYA MANİPÜLASYONLARI 

    Ayrıca, sosyal medyada on binlerce takipçiye sahip bazı hesapların, Suriye’deki olayları manipüle etmesi ve bu saldırıları bir mezhep çatışmasına dönüştürme çabasını üzülerek görmekteyiz. Bu hesaplar, oluşturdukları korku iklimiyle toplumsal barışı tehdit etmekte ve halklar arasında düşmanlık tohumları ekmeye çalışmaktadır. Bu grupları teşhir ediyor, halklarımızı bu manipülasyonlara karşı dikkatli olmaya davet ediyoruz.

    SADECE ALEVİLER DEĞİL TÜM HALKLAR TEHLİKEDE

    Suriye’deki tehdit sadece Alevi toplumuna değil, Hristiyanlara, Kürtlere, Dürzilere, cihatçı olmayan Sunni gruplara ve bölgede yaşayan tüm halklara yöneliktir. Cihatçı gruplar ve destekçileri, farklı inanç ve etnik kimlikleri yok etmeyi hedeflemektedir. Bu nedenle Suriye için tek çözüm; demokratik, laik ve herkesin eşit haklara sahip olduğu bir cumhuriyettir.

    “ULUSLARARASI KURUMLARI HAREKETE GEÇMEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    Türkiye Alevi Federasyonu olarak, Arap Alevi toplumu ile koordineli bir şekilde çalışıyoruz. Suriye’deki kardeşlerimizin haklarını savunmak için gerek ulusal gerek uluslararası platformlarda girişimlerimizi sürdürüyoruz. İnsan hakları kuruluşları, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi gibi tüm uluslararası kurumları bu saldırılara karşı harekete geçmeye çağırıyoruz.

    Suriye’de kalıcı barışın ve halkların güvenliğinin sağlanabilmesi için, bölgedeki tüm halkların eşit yurttaşlık haklarına sahip olacağı demokratik bir yönetim modeli benimsenmelidir. Laiklik ilkesi, din ve mezhep temelinde ayrımcılığın önüne geçecek, halkların bir arada barış içinde yaşayabileceği bir zemin sağlayacaktır.

    Suriye’deki Alevi kardeşlerimize buradan sesleniyoruz: Yalnız değilsiniz! Türkiye’deki Aleviler olarak her zaman yanınızdayız ve yanınızda olmaya devam edeceğiz.

    Türkiye Alevi Federasyonu olarak, Alevi toplumunun inançlarını, değerlerini ve yaşam hakkını savunmaya kararlıyız. Bu mücadelemiz, sadece Aleviler için değil, tüm insanlık değerleri içindir.

    Suriye’deki Aleviler birliğin, kardeşliğin ışığında yol alacak ve asla yalnızlığa mahkum olmayacak!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • İzmir’de Seyit Rıza anıldı, Dersim Katliamı’yla yüzleşme çağrısı yapıldı-VİDEO

    İzmir’de Seyit Rıza anıldı, Dersim Katliamı’yla yüzleşme çağrısı yapıldı-VİDEO

    PİRHA- İdam edilişlerinin 87. yılında Seyit Rıza ve yol arkadaşları İzmir’de anıldı. İYİ Parti Başkanı Dervişoğlu ve Bahçeli’nin Kürt ve Alevilere yönelik katliamların yeniden hayata geçirilmesine yönelik tehdit söylemleri kınanırken, Seyit Rıza’nın mezar yerinin açıklanarak, soykırımla yüzleşme talebi yinelendi.

    İzmir Dersim Dernekleri, Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi, Dersim Dernekler Federasyonu ve Alevi Bektaşi Federasyonu İzmir bileşenleri, idam edilen Dersim direniş önderi Seyit Rıza ve arkadaşlarını anmak için Karşıyaka’da basın açıklaması yaptı.

    “İkrarımız Var, Diz Çökmediler, Diz Çökmeyeceğiz” pankartlarının açıldığı açıklamada “Arşivler açılsın hesap verilsin”, “Dersim, Maraş, Koçgiri, unutulmaz hiçbiri” ve ” Tertele Dersim Xo Vira Meke”, “Arşivler Açılsın Hesap Sorulsun’ sloganları atıldı.

    Anmada çerağlar yakılarak niyaz ve lokmalar dağıtıldı. Açıklamaya kentte bulunan siyasi parti ve kurum temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    Açıklamanın Türkçesini DAD İzmir Şube Eş Başkanı Nebat Çelik, Kırmancki olan kısmını ise İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Eş Başkanı Hasan Ali Kılıç okudu.

    “DERSİM TÜRK-İSLAM SENTEZİNE AYKIRIYDI”

    Dersim Soykırımı’nın 1. Paylaşım Savaşının farklı inanç ve halklardan başlayarak sürdürdükleri soykırımların son halkası olduğunu söyleyen Çelik, “Osmanlıdan başlayan katliam ve kuşatmanın, Cumhuriyetin kuruluş yıllarında özerklik vaadi, eşit koşullarda bir arada  yaşama  söylemleri, halkta umut yaratan vaatler olsa da, bu süreç çok kısa sürmüş,  ittihatçı damar ağır basmış, inkar- imha- soykırım politikaları hayata geçirilerek Koçgiri ile başlayan, Ağrı, Zilan, Tendürek ile süren Kürt katliamları süreci devreye sokulmuştu. Sıra Dersime geldiğinde ise hazırlıkları yıllara varan daha kapsamlı harekatlar devreye sokulmuştu. Çünkü Dersim resmi ideoloji olan Türk- İslam sentezine aykırı, hem Kürt, hem Raa Haq/Alevi inancının yaşamsallaştığı bir toplumsal hakikatti” dedi.

    “DERVİŞOĞLU VE BAHÇELİ’NİN IRKÇI SÖYLEMLERİNİ KINIYORUZ”

    Çelik, İYİ Parti Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve Bahçeli’nin Şeyh Sait ve Seyit Rıza üzerinden tüm ötekileştirilenleri tehdit eden açıklamalarına tepki göstererek, “Kürt sorununun demokratik çözümünün tartışıldığı bu günlerde, biz Dersimliler bu yaşadıklarımıza dair bir yüzleşme, özür dilemeyi bekliyorken; İyi Parti ve MHP Genel Başkanlarının peş peşe, demokratik söylem ve hukuktan uzaklaşarak Sey Rıza ve Şex Sait’in idamlarını savunmalarını, katliamları tekrar hatırlatarak ırkçı, faşist söylemde bulunmalarını asla kabul etmediğimizi buradan bir kez daha ifade etmek istiyoruz. Seyit Rıza ve yoldaşları Dersimlilerin Pirleridir, rayberleridir her biri ayrı bir kutup yıldızıdır. Işık saçanlardır, yol gösterenleridir. Bu ırkçı faşist söylemleri kınadığımızı burada bir kez daha belirtmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    KÜRT SORUNUNUN DEMOKRATİK ÇÖZÜMÜ VE ORTAK VATAN ÇAĞRISI

    Son günlerde yeniden gündemleşen Kürt sorununun demokratik bir çözüme ulaşarak ve ortak vatanda demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi bir yaşam beklentileri olduğunu kaydeden Çelik, “Dersim, kadim Kürt varlığının özgün bir rengidir. Raa Haq/Alevi yolunun yoğunlaştığı bir coğrafyanın, tarihsel, toplumsal bir halk gerçekliğinin adıdır. Ortak vatan beklentimizin bir ağacıdır. Bu toprakların hiçbir halkı için tehdit değildir. Tartışılmaz olan toplumsal haklarımızla, halk gerçekliğimizle bu ülkenin bir parçasıyız. Beklentimiz bu günlerde gündemleşen Kürt sorununun demokratik bir çözüme ulaşması, ortak vatanda demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi bir yaşamda yerimizi almamızdır” diye belirtti.

    TALEPLER: MEZAR YERLERİ AÇIKLANSIN

    87 yıl önce idam edilen Seyit Rıza ve yoldaşlarını anan Çelik yüzleşme çağrısını yineleyerek şu talepleri sıraladı:

    -Seyit Rıza ve beraberinde idam edilen canlarımızın mezar yerleri açıklanmalı ve cenazelerin Dersim’e nakli engellenmemelidir.

    -Arşivler açılmalı, Dersim ismi iade edilmelidir.

    -Sürgünler, kayıplar, el konularak götürülen çocuklarımızın listesi ve akıbetleri açıklanmalıdır.

    -Asimilasyon, göçertme ve her türlü şiddet biçimine son verilmelidir.

    -Dersim halkından özür dilenmeli, toplumsal haklarımız tanınmalı, anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır.

    -Demokratik bir anayasa, Kürt sorununun demokratik çözümü için acil adımlar atılmalıdır.

    ASLAN: BOYUN EĞMİYORUZ, BUDA SİZE DERT OLSUN

    Anmada söz alan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan ise, “Seksen yedi yıl önce bizim insanlarımız katledildi. Seksen yedi yıldır bu nefret bitmiyor. Biz bu topraklarda barış istiyoruz, biz bu topraklarda tüm inançlarının özgürce bir arada yaşamasını istiyoruz. Bu ırkçı yaklaşımı tekrardan kınıyoruz. Size inat Pir Seyit Rıza’nın dediği gibi; ‘Ben sizin hilelerinizle baş edemedim bu bana dert olsun’ diyoruz. Ama biz de torunları olarak diyoruz ki; bizde size boyun eğmiyoruz bu da size dert olsun. Barış talebimizden vazgeçmiyoruz” şeklinde konuştu.

    Açıklama Kureyşan Ocağı Pirlerinden İsmail Alkan’ın verdiği gülbeng sonrasında lokmaların pay edilmesiyle son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • DAD, Seyit Rıza ve yoldaşlarını andı: Tehdit ve asimilasyona diz çökmeyeceğimiz bilinmelidir!

    DAD, Seyit Rıza ve yoldaşlarını andı: Tehdit ve asimilasyona diz çökmeyeceğimiz bilinmelidir!

    PİRHA- Seyit Rıza ve yoldaşlarını anan DAD Genel Merkezi, Dersim’e yönelik güncelde tehditlerin ve nefret dilinin sürdüğünü belirterek, “Pir Seyid Rıza’nın diz çökmeyen duruşunu vasiyet olarak algılayan ve bu konuda ikrarlı olan torunlarının da tehditler, yönelimler ve asimilasyon politikaları karşısında diz çökmeyeceği bilinmelidir” dedi. 

    15 Kasım 1937 yılında Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza, oğlu ve yoldaşlarını anan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Dersim’in fiziki ve kültürel soykırım planlarının resmi belgeleri olan Tunceli Kanunu ve Şark Islahat Planı’na işaret ederek, Türk-İslam sentezi doğrultusunda Dersim’e yönelik kültürel soykırım politikalarının sempozyumlar, inanç mekanlarının zapt edilmesi, madencilik, HES projeleriyle coğrafyayı talan ve göçertme biçiminde aralıksız sürdürüldüğünü belirtti.

    DAD açıklamasında Dersim Katliamını yöneten Umumi Müfettişlik sisteminin, işlevsellik açısından güncelde ‘kayyımlar’ ile yürürlükte olduğunu vurgulandı. Açıklamanın devamında  ise İYİ Parti Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve Bahçeli’nin Şeyh Sait ve Seyit Rıza üzerinden tüm ötekileştirilenleri tehdit eden açıklamalarına tepki veren DAD Genel Merkezi, tehditler ve asimilasyon politikaları karşısında diz çökülmeyeceğinin altını çizdi.

    “KÖKÜNDEN KAZILMASI GEREKEN ÇIBAN!”

    Demokratik Alevi Dernekleri’nin Seyit Rıza ve yoldaşlarının idam edilmesinin 87. yılında yaptığı açıklama şöyle:

    “İdam edilişlerinin 87. Yıldönümünde Pir Seyid Rıza, oğlu Resik Uşen ve yol arkadaşları Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Axa, Findiq Axa ve Hesenê Ivraimê Qijî başta olmak üzere, 1937-38 katliam sürecinde Dersim’de yitirdiğimiz tüm canları saygı ve bağlılıkla anıyoruz.

    Dersim, kültürel yoğunlaşma ve tarihi açıdan taşıdığı toplumsal direniş damarı ile Kürt halkının öne çıkan güzide tarihsel yaşam alanlarından biridir. Raa/Rêya Heq-Hak Yol süreğine mensup Alevilerin serçeşme olarak nitelendirdiği en önemli merkezdir. Dersim coğrafyası aynı zamanda tarihsel süreç içerisinde Alevi Kürtlerin ve Ermenilerin barış içinde yaşayabildikleri bir coğrafya olmuştur.

    Dersimliler kadimden bu yana kendi topraklarında özgün toplumsal hakikatleri ile yaşarken; Osmanlı’nın çeşitli dönemleri ile başlayıp, sonrasında gelişen ulus devletleşme sürecinde daha kapsamlı bir şekilde devam eden kültürel varlığının devamlı tehdit olarak görülmesi ve “kökünden kazınması gereken bir çıban” olarak nitelendirilmesi sonucu, Dersim’e dair raporlar, kanunlar, planlar ve askeri harekatlar düzenlenmiş, son aşamada ise 1937-38 tarihlerinde büyük bir soykırım harekatı tertiplenmişti.

    TUNCELİ KANUNU: FİZİKİ-KÜLTÜREL SOYKIRIM BELGELERİ

    Tunceli Kanunu, Şark Islahat Planı ve ortaya çıkan daha nice belge, aynı zamanda sistematik olarak düzenlenmiş fiziki ve kültürel soykırım planlarının resmi belgeleri olmaktadır.

    Zehirli gazların kullanıldığı ve havadan yapılan bombardımanların eşlik ettiği askeri operasyonlarla Dersim’e çıkarma yapılmış ve tarifi çok zor olan ağır bir katliam yaşatılmıştır. Süngülenen bebelerin haykırışları, teslim olmayarak uçurumlardan kendini bırakan Dersimli kadınların çığlıkları tarihten günümüze ulaşan bir yankı olarak hala duyulmaktadır.

    Soykırım harekatı sonuç olarak on binlerce katledilen Dersimli, yüzlerce yakılmış-yıkılmış köy, binlerce sürgün edilmiş insan, kendi toplumundan kaçırılarak el konulan Dersimli kız çocukları ve hala etkileri görülen büyük bir toplumsal travma bırakmıştır arkasında.

    “KATLİAMI YÖNETEN UMUMİ MÜFETTİŞLİK VERSİYONU GÜNCELDE KAYYIMDIR”

    Türk-İslam sentezi doğrultusunda Dersim’e yönelik kültürel soykırım politikaları günümüze yansıyan boyutları ile de aralıksız olarak sürdürülmektedir. Bu doğrultuda sempozyumlar yapılmakta, inanç mekanları zapt edilmekte, Dersimliyi Dersim’den göçertme politikaları inceltilmiş bir şekilde devam ettirilmekte ve Dersim’in doğası madencilik, baraj ve HES projeleri ile talana açılmaktadır.

    Dersim katliamını yöneten Umumi Müfettişlik sisteminin, işlevsellik açısından günümüze aktarılan versiyonu olan kayyımlarında yürürlükte olduğunu vurgulamak gerekir. Umumi müfettişlikler ‘kuruldukları bölgede sivil, asker ve yargı üzerinde kesin otoriteye sahip olan bölgesel valilikler’ olarak tanımlanır. Kayyımlarda tıpkı benzer bir yetki ile donatılıp, atandığı bölgede ekonomik yolsuzluk, kültürel ve siyasi kırım politikalarına öncülük etmektedir.

    DERVİŞOĞLU VE BAHÇELİ’NİN TEHDİTLERİ: DİZ ÇÖKMEYECEĞİ BİLİNMELİ!

    Aynı zamanda 37-38 Tertele sürecinde olduğu gibi, günümüzde de Dersim’e karşı kin ve nefret dili de hala kullanılmaktadır. İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu yakın zamanda, Seyid Rıza ve Şeyh Said’in idam edilişlerini anımsatarak başta Kürt halkı olmak üzere tüm ötekileştirilenleri tehdit edercesine bir söylemde bulundu. Devlet Bahçeli’de son grup toplantısında aynı düzlemde demeçler verdi.

    Pir Seyid Rıza’nın diz çökmeyen duruşunu vasiyet olarak algılayan ve bu konuda ikrarlı olan torunlarının da tehditler, yönelimler ve asimilasyon politikaları karşısında diz çökmeyeceği bilinmelidir.

    KATLEDİLENLERİ ANIYORUZ, HUZURLARINDA DARDAYIZ

    “Bizim alnımızda kara bir leke yok, başını dik tut cigeram. Varsın Buğday meydanı bize Kerbela olsun” diyordu Pir Seyid Rıza. Evet alnımızda kara bir leke yok, başımızda dik! Varsın her yer bize Kerbela olsun! İkrarımız ve kimliğimizle yaşamak, bizler için asla taviz vermeyeceğimiz olgulardır. Bu doğrultuda 15 Kasım 1937’de idam edilerek katledilen Pir Seyid Rıza, oğlu ve yoldaşları başta olmak üzere, katledilen on binlerce Dersimliyi bir kez daha saygıyla anıyor, huzurlarında darda olduğumuzu dile getiriyoruz. “Bu derdi unutmayın” diyordu katliamı en derin duygularla yaşayan Dünya Ana. Kefensiz Yatanlarımızı Unutmadık, Unutmayacağız!

    TALEPLER

    Demokratik Alevi Dernekleri olarak, çağrı ve taleplerimizi bir kez daha tekrarlıyoruz;

    1-)Pir Seyid Rıza ve yoldaşlarının mezar yerleri açıklanmalı ve Dersim’e nakledilmelerinin önünde ki engel kaldırılmalıdır!

    2-)Katliamla yüzleşilmeli, Dersim ismi iade edilmelidir!

    3-) Katliam sürecinde sürgün edilenlerin ve ailelerinden, toplumundan koparılan çocukların tam listesi açıklanmalı ve daha sonra ki akıbetleri kamuoyuyla paylaşılmalıdır!

    4-)Arşivler açılmalı, Dersim halkından nitelikli bir özür dilenmelidir!

    5-)Dersim’in dili ve inancı (Kürtçe’nin lehçeleri/Alevilik) üzerinde ki baskı, inkar ve asimilasyon politikalarından bir an önce vazgeçilmelidir!”

    PİRHA/DERSİM

  • FEDA’dan İYİ Parti Genel Başkanı’na tepki: Bir kez daha soykırımlara izin vermeyeceğiz!

    FEDA’dan İYİ Parti Genel Başkanı’na tepki: Bir kez daha soykırımlara izin vermeyeceğiz!

    PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) yazılı bir açıklama yaparak İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’un katliam tehditlerine tepki gösterdi. Kürtlerin ve demokrasi güçlerinin iradesinin gasp edilerek kayyım atandığını belirten FEDA, Alevilerin ve Kürtlerin önderlerine ve değerlerine saldırıların kabul edilmeyeceğini, bir kez daha soykırımlara izin vermeyeceklerini kaydetti. 

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ı hedef alarak, “Cumhuriyet devleti, Şeyh Saidlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz. Herkes emin olsun yapılması gereken neyse o yapılacaktır” şeklindeki sözlerine tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) yazılı bir açıklama yaparak İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’na tepki gösterdi.

    FEDA, “AKP/MHP faşist iktidarı ve ırkçı Türk devleti dört bir yandan saldırıyor. Devlet bir yandan Kürtlerin ve demokrasi güçlerinin iradesini gasp ederek kayyum atıyor, diğer yandan da Alevilerin ve Kürtlerin önderlerine ve değerlerine saldırmaktadır” dedi.

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun, Seyit Rıza ve Şeyh Sayid’e saldırdığını hatırlatan FEDA, “Söz konusu şahıs, Kürt ve Alevi halkının bu iki değerli önderine saldırmakla kalmamış, o dönem yaptıkları soykırımları tekrar edebileceklerini söyleyerek halklarımızı tehdit etme cüretini göstermiştir. Onun bu ırkçı ve soykırımcı söylemini kimi ırkçı partiler de destekleyerek, Kürt ve Alevi halklarımıza düşmanlığı körükleyerek kin ve nefretlerini kusmuşlardır. Söz konusu çete yapılanması ve onunla hareket eden ırkçı soykırımcı faşist güruhun bu açıklamaları Alevilerin ve Kürtlerin maruz kaldıkları katliam ve soykırımları çok net olarak ortaya koymuştur” diye belirtti.

    Türkiye’de asimilasyoncu politikalardan vazgeçilmediğine vurgu yapan FEDA açıklamasında şu ifadelere yerdi:

    “Dün nasıl halklarımızı yok etmeye çalışmış, önderlerimizi katletmişelerse, bugün de aynı şekilde soykırım uygulamaya devam etmektedir. Öyle olduğu içindir ki, İyi parti, Zafer partisi, MHP, AKP ve diğer bilumum faşist çete yapılanmaları koro halinde Kürt ve Alevi düşmanlığı yapmaktadırlar. Kürt halkının seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınarak kayyum atanması, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı vasıtasıyla Alevi kurumlarına ve cemevlerine kayyum atanması ve halkların önderlerine yapılan saldırıların hepsi aynı politikanın, aynı düşmanlığın sonuçlarıdırlar.

    “İYİ PARTİ’NİN BU ÇAĞRISI FİİLİ KATLİAM ÇAĞRISIDIR”

    Değerli canlar, İyi parti denilen çetenin yaptığı bu saldırı, aynı zamanda fiili katliam çağrısıdır. 1980’den önce aynı zihniyetin temsilcisi ve bugünün çömez ırkçılarının ağa babası olan A. Türkeş’in çağrıları, halklara katliam ve soykırım olarak dönüyordu. Ne zaman kan ve şiddet içeren cümleler kurmuşsa arkasından Maral, Malatya, Sivas ve Çorum’da katliamlar ve soykırımlar yapılmıştır.
    O nedenle FEDA (Demokratik Alevi Dernekleri) olarak bizler, hatırlatmalıyız ki, ne Kürt halkı ve ne de Aleviler dün olduğu gibi örgütsüz ve güçsüz değildirler. Bugün haklarımız bütün imkanları ve güçleriyle bu türden saldırılara karşı duracaklar, geliştirilecek olan katliamcı saldırıları püskürteceklerdir.
    Yine FEDA(Demokratik Alevi Dernekleri) olarak belirtmeliyiz ki, halklarımız bu tür saldırılara karşı daha güçlü daha etkili ve sonuç alıcı mücadeleler geliştireceklerdir.
    Değerli canlar, Şeyh Sayid ve Seyit Rıza halkımızın önderleridirler. Bizler ne onların bu haklı ve meşru direnişlerini, ne de onlara karşı yapılan soykırımı unutmadık unutmayacağız.

    “SEYİT RIZA VE ŞEYH SAİD DEĞERLERİMİZDİR”

    Ayrıca bütün soykırımcılar bilsinler ki, tarihin bir kez daha tekerrür etmesine, bir kez daha soykırımlarına da izin vermeyeceğiz.
    Bunun için FEDA (Demokratik Alevi Dernekleri) olarak diyoruz ki, hangi sürekten, hangi kurumdan, hangi ocaktan olursak olalım, Aleviliğe yapılan saldırıları kabul etmeyeceğiz, bütün benliğimizle bu saldırılara karşı onurluca duracağız.
    Seyit Rıza ve Şeyh Sayid değerlerimizdir. Kirletmenize izin vermeyeceğiz! Soykırımcıların tehditlerine boyun eğmeyeceğiz!”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    ‘Dervişoğlu bilmeli ki Alevilik de Kürtlük de devam edecek, söküp atamayacaksınız’-VİDEO

  • Britanya Alevi Federasyonu: Kayyum hırsızlıktır, darbedir!

    Britanya Alevi Federasyonu: Kayyum hırsızlıktır, darbedir!

    PİRHA- Kayyım atamalarına tepki gösteren Britanya Alevi Federasyonu, “Kayyum hırsızlıktır, kayyum gasptır, kayyum halkın iradesine yapılmış bir darbedir; kabul etmiyoruz” dedi. BAF ayrıca Dervişoğlu’nun Seyit Rıza’yı hedef alan sözlerine karşı da direniş mirasının devam edeceğini vurguladı.

    İçişleri Bakanlığı kararı ile Esenyurt Belediyesinin ardından DEM Parti yönetimindeki Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne, Batman Belediyesi’ne ve Şanlıurfa’nın Halfeti Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Kayyım atamalarına ilişkin yazılı bir açıklama yapan Britanya Alevi Federasyonu, OHAL yasaları ile belediyelere kayyım atanmasının halk iradesine darbe olduğunu belirterek, “Eşit yurttaş olarak görülebileceğimiz, demokratik, hukukun üstün tutulduğu, insanca ve barış içinde yaşayabileceğimiz bir ülke için mücadele edeceğiz” dedi.

    Britanya Alevi Federasyonu ayrıca İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun, “Cumhuriyet devleti, Şeyh Saidlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz. Herkes emin olsun yapılması gereken neyse o yapılacaktır” sözlerine de tepki göstererek Seyit Rıza’nın yarattığı direniş mirasının ayakta olduğuna vurgu yaptı.

    “İKTİDARDA KALMA HAYALLERİ ALICI BULAMADI”

    Britanya Alevi Federasyonu’nun açıklaması şöyle:

    “OHAL’de kayyum çare olmayacak. Zoraki ayakta kalmaya çalışan Saray rejimi kayyum kartını çıkardı. Baskıları artıran Saray rejimi, CHP’li Esenyurt Belediyesi’nin ardından bu kez de DEM Partili Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine kayyum atadı. İradesine sahip çıkan on binler, Esenyurt’tan Mardin’e, Batman’dan Dersim’e sokaklara döküldü. Saray’ın kayyum politikalarına direnen halk, “faşizme karşı omuz omuza” mesajı veriyor.

    Her alanda köşeye sıkışmış ve emekçi halkları yedeklemek için hiçbir şeyi kalmamış olan saray rejimi, ‘devletin bekası ve bölücü terör’ demagojisine sarılarak, halkların ortak birleşik bir mücadele içinde olmasını engellemeyi hedeflemiştir. Devlet Bahçeli’nin günlerdir yaptığı çağrılar, Erdoğan-Bahçeli kliğinin sürekli iktidarda kalma hayalleri alıcı bulamamıştır.

    DERVİŞOĞLU’NUN TEHDİTLERİNE TEPKİ

    Ardından İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM Grup Toplantısı’nda, “Cumhuriyet devleti Seyit Rızalara ne yaptıysa, aynı muameleyi göreceksiniz” diyerek gözdağı vermiştir. Ancak bu gözdağı, bizi yıldıramaz. Bu devleti ve ardıllarını Aleviler olarak çok iyi tanıyoruz. Katliamlardan, zulümlerden, baskılardan ve kronikleşmiş halk düşmanı hastalıklarından biliyoruz. Seyit Rıza nasıl boyun eğmediyse, bir direniş mirası ve geleneği yarattıysa, direniş ruhu dimdik ayakta! Zalimler yenilecek, direnenler ve mücadele edenler kazanacak!

    “KAYYUM HIRSIZLIKTIR, DARBEDİR”

    Demokrasi adına faşizmi uygulayarak, emekçi halkların belediyelerdeki iradesine bile tahammül edemeyen iktidar, önce İstanbul Esenyurt’ta, ardından Mardin, Batman ve Halfeti’de halkın yüzde 60-70 iradesiyle seçilenleri, yalanlarla ve OHAL yasalarıyla belediyelere kayyum atayarak halkın iradesini gasp ediyor. Sandıkta alamadıkları sonucu, uydurma yasalar ve kayyum uygulamalarıyla bugüne kadar onlarca belediye başkanını görevinden aldılar. Fakat baskı, saldırı ve yönetimi gasp etme çabası, gözaltına alıp zindana atıp ağır hapis cezalarına çarptırarak korku yaymak, halkların iradesini kıramamıştır.

    Darbeci anlayışa karşı, halkını yok sayanlara, halkların iradesini hiçe sayan zalimlere karşı gün direnme günüdür, mücadele günüdür. Eşit yurttaş olarak görülebileceğimiz, demokratik, hukukun üstün tutulduğu, insanca ve barış içinde yaşayabileceğimiz bir ülke için mücadele edeceğiz. “Kayyum siyasetini kabul etmiyoruz.

    “CANLARIMIZI HALKIN İRADESİNİ SAVUNMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Canlar, OHAL rejimini işlemez hale getirmenin tek yolu, kayyum atamalarına karşı eşitlik ve özgürlük temelinde birleşip örgütlenip, güçlerimizi birleştirmekten geçiyor. Britanya Alevi Federasyonu olarak bu darbeci uygulamalara karşı canlarımızı demokratik hakkını kullanmaya ve halkın iradesini savunmaya çağırıyoruz.

    PİRHA/İNGİLTERE

     

  • ‘Dervişoğlu bilmeli ki Alevilik de Kürtlük de devam edecek, söküp atamayacaksınız’-VİDEO

    ‘Dervişoğlu bilmeli ki Alevilik de Kürtlük de devam edecek, söküp atamayacaksınız’-VİDEO

    PİRHA- İzmir Dersim Dernekleri ve Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi, İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu’nun Seyit Rıza’ya yönelik sözleri ve katliam tehdidinde bulunmasına tepki gösterdi. Ortak açıklama yapan iki kurum, “Faşist Dervişoğlu ve aynı katliamcı düşünceye sahip olanlar şunu iyi bilmeli ki, onca kırıma, katliama ve sürekli asimilasyon politikalarına maruz kalmasına rağmen Alevilik de, Kürtlük de bu coğrafyanın kadim kültürel gerçeklikleri olmaya devam etmektedir. Bu gerçekliği kimsenin söküp atmaya gücü yetmedi, yetmeyecek de!” dedi. 

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ı hedef alarak, “Cumhuriyet devleti, Şeyh Saidlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz. Herkes emin olsun yapılması gereken neyse o yapılacaktır” sözlerini kullanmıştı.

    Dervişoğlu’nun ifadelerine ilişkin İzmir Dersim Dernekleri ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi basın toplantısı gerçekleştirdi.

    ‘İkrarımiz Var, Diz Çökmediler, Diz Çökmeyeceğiz’ pankartının açıldığı basın toplantısına İzmir Dersim Dernekleri ve Demokratik Alevi Dernekleri üyelerinin yanı sıra DEM Parti İzmir İl Örgütü ile DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın katıldı.

    Açıklama öncesinde konuşan Demokratik Alevi Dernekleri Genel Sekreteri Asil Benler, meclis çatısı altında Dersim’e yönelik tehdit ve soykırım söylemlerini hatırlatarak, “Tarihi biraz eşelediğimizde 38′ e giden süreçte yine bir meclis konuşmasında Dersim hedef gösterilerek çıban başı olarak nitelendirildi. Ve bu çıbanı kökten kazıma ve ameliye etme gibi bir hedeften bahsedildi. Günün sonunda bizim Tertele dediğimiz dünya literatüründe de  soykırım olarak geçen bir süreç yaşadık. Acılı bir dönemdi. Binlerce insanımız katledildi, yine binlercesi de sürgün edildi.  Biraz daha yakın bir döneme geldiğimizde 10-15 yıl önce dönemin CHP Milletvekili Onur Öymen, ‘Şeyh Sait ve Seyit Rıza isyanlarında analar ağlamadı mı’ diyerek aynı katliamı savunan bir yerden söz kurarak tekrardan bu acılarımızı gündemleştirdi. Dün yine meclis çatısı altında İYİ Parti Genel Başkanı partisinin grup toplantısında bu travmaya dokunarak Kürtleri ve Alevileri tehdit eden, hedefe koyan ve faşist güruhların saldırısına açık hale getiren bir konuşma yaptı. Bunu kınıyoruz ve asla kabul etmiyoruz. Korku ve tehdit söylemlerinin karşısında tıpkı Pir Seyit Rıza gibi diz çökmeyeceğiz. Kültürümüzden, inancımızdan, dilimizden ödün vermeyerek bu coğrafyada demokrasiyi inşa etmek ve bu demokrasi içerisinde kendi kültürel değerlerimizle var olmayı ısrarla savunacağız. Ve bunun mücadelesinden asla taviz vermeyeceğiz” dedi.

    ONUR ÖYMEN’İN SÖZLERİ HATIRLATILDI

    Kurumlar adına açıklamayı İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Eş Başkanı Hasan Ali Kılıç, idam edilerek katledilen Dersimlilerin ırkçı-faşist söylemlerle hedef alınmasına tepki göstererek, “Bir kez daha idam edilerek katledilen pirlerimizin, kefensiz yatanlarımızın akıbeti ırkçı-faşist siyasi söylemlerde kullanılarak halklarımıza karşı bir tehdit oluşturulmak istendi. Bir kez daha tıpkı geçmişte Onur Öymen’in yaptığı gibi TBMM çatısı altında bir partinin grup toplantısında değerlerimize dil uzatıldı” dedi.

    “SEYİT RIZA’NIN İDAM EDİLDİĞİ TARİHE DENK GETİRİLMESİ TESADÜF DEĞİL”

    Dervişoğlu’nun açıklamalarının Kürt Alevilere yönelik katliamların yeniden hayata geçirilmesi olarak okunduğunu belirten Kılıç, “İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında “Cumhuriyet devleti Şeyh Saitlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz. Herkes emin olsun, yapılması gereken şey ne ise o yapılacaktır. Gereği yerine getirecek olanlar da işte tam buradalar, karşımdalar, yanımdalar ve milyonlarcası da arkamızdadır” diyerek açıkça özelde Kürt Alevilere, genel olarak ise tüm Kürt halkına karşı yapılmış katliamların yeniden hayata geçirileceğine dair cümleler sarf etmiştir. Pir Seyit Rıza ve yoldaşlarının katlediliş yıldönümü olan 15 Kasım’a yakın bir süreçte bu söylemlerin dile getirilmesi bir tesadüf değildir elbette!” diye ifade etti.

    “CUMHURİYETİN KURULUŞUNDAKİ KÜRT POLİTİKASI YÜRÜRLÜLÜKTE”

    Halklar ve inançları tekçi ve inkarcı ulus devlet anlayışı ile bir mezarlığa çeviren cumhuriyetin yüzleşilmesi gereken bir olay olduğunu dile getiren Kılıç, “Geçmişte yaşanan toplumsal travmaları köklü demokratik adımlarla aşmak yerine, tekrardan aynı travmaların yaşanmasını parmak sallayarak savunmak ancak faşist şahıs ve partilerin yapabileceği bir iştir. Sadece idam tehdidi değil, şuan hali hazırda Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında ki Kürt politikasının da yürürlükte olduğunu görmekteyiz. Umumi Müfettişliklerden Kayyımlara uzanan irade gaspı ve tahakküm politikaları da devam etmektedir. En son Esenyurt, Batman, Mardin ve Halfeti’ye atanan kayyımlar Dervişoğlu’nun yaptığı katliam tehdidinin, siyasi-kırım ayağı olduğunu iyi bilmekteyiz” dedi.

    “PİRLERİMİZİN, KAMİLLERİMİZİN TORUNLARI DA DİZ ÇÖKMEYECEK”

    Kılıç, devamında Dervişoğlu’nun söylemlerini kınayarak şunları vurguladı:

    “Faşist Dervişoğlu ve aynı katliamcı düşünceye sahip olanlar şunu iyi bilmeli ki, onca kırıma, katliama ve sürekli asimilasyon politikalarına maruz kalmasına rağmen Alevilikte, Kürtlükte bu coğrafyanın kadim kültürel gerçeklikleri olmaya devam etmektedir. Bu gerçekliği kimsenin söküp atmaya gücü yetmedi, yetmeyecekte!

    Müsavat Dervişoğlu’nun bu açıklamalarını ve benzer söylem ve politikaları kınıyor ve asla görmezden gelebileceğiniz bir yerde durmadığını dile getiriyoruz. Yalan ve hilelere karşı Pir Seyit Rıza’nın diz çökmeyen duruşu bizler için onurlu bir mirastır. Pirlerimiz, İnsanı Kamillerimiz diz çökmedi, torunları da diz çökmeyecek!.

    AKIN: DERVİŞOĞLU ASLINA DÖNMÜŞTÜR!

    Basın toplantısında son olarak söz alan DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın ise, Dervişoğlu’nun katliam geleneğindeki rolüne işaret ederek, “Yıllardır birlikte oldukları, sonradan ayrılarak sözde ırkçı-milliyetçi çizgisinden vazgeçerek daha demokrat parti kurduklarını iddia ettikleri bir siyasal partinin çökme halini kurtarmak için yine katliam tarihine sığınmaya çalışıyorlar. Dervişoğlu, Abdullah Çat’ın çok yakın arkadaşı, Fatsa Katliamı’nın aynı zamanda sorumlusu biri olarak aslına dönmüş gözüküyor. Siyasi tükenmişliğin saldırganları içerisinde saldırgan bir siyaset yapmaya çalışıyor. Bu ülkeyi ırkçılıkla, farklı kimlikleri yok sayan bir anlayış geliştirmek istiyorlar. Erdoğan’ın tek dil, tek din, tek ırk meselesindeki tekçi anlayışını tersten güya muhalefet edermiş gibi gösteriyorlar. Ama kendileri fiilen onun temsilciğine soyunuyorlar” şeklinde konuştu.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

     

  • Fotoğrafını beğenmeyen kadın, hakim eşiyle tehdit etti: 2 kişi gözaltına alındı

    Fotoğrafını beğenmeyen kadın, hakim eşiyle tehdit etti: 2 kişi gözaltına alındı

    PİRHA-Tarsus’ta biyometrik fotoğrafını beğenmeyen kadın, hakim eşini devreye sokarak fotoğrafçıları gözaltına aldırdı. Avukat Lütfiye Şeyma Özyazgan “Müştekinin eşi olan Tarsus Adliyesi’nde görevli hakim, makamını öne sürerek kamu gücünü özel işi için kullanmıştır. Kişisel hırs ve tatmin için yargının kullanılması kabul edilemez” dedi.

    Mersin’in Tarsus ilçesinde biyometrik fotoğraf çekimine giden ve fotoğraflarını beğenmeyen M.E.A adlı kadın, iddiaya göre burada fotoğrafçılarla tartıştı. Önce “Güvenlik kamerası çalışıyor mu” diye sordu, ardından çalışmadığını öğrenince “Benim eşim hâkim, buraya polis yığarım” dedikten sonra eşini aradı. Bunun üzerine M.E.A.’nın Tarsus’ta hakim olan eşi, yolda gördüğü polisleri yanına alarak dükkana geldi. Biri 17 yaşında çocuk olmak üzere iki kişi önce emniyete götürüldü, sonrasında doğrudan savcılığa çıkartılarak mahkemeye sevk edildi ve haklarında yurtdışına çıkış yasağı kararı verildi.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan fotoğrafçı N.T. ve avukatı Lütfiye Şeyma Özyazgan, konuya ilişkin şikayetçi olduklarını söylediler.

    “GERÇEK ADALET İSTİYORUM”

    Fotoğrafçı N.T., M.E.A adlı kadının fotoğrafı çekildiği sırada sorun çıkarmaya başladığını söyleyerek, “Başından bu yana bizimle emir kipiyle konuştu. Fotoğrafını beğenmeyip bizimle tartışınca kendisine hizmet vermeyeceğimizi, dükkanı terk etmesini rica ettim. Bunun üzerine kocasının hakim olduğunu ve buraya polis yığacağını söyledi. Bağırıp çağırıp tehditlerde bulundu. Güvenlik kamerasının çalışmadığını öğrenince personelimin fotoğraflarını çekip eşiyle tehdit etmeye devam etti. Hakim olan kocası polislerle birlikte geldi ve yanımda çalışan 17 yaşındaki kardeşimi bile gözaltına aldırdı” dedi.

    M.E.A’nın darp edildiği yönündeki beyanlarına da tepki gösteren N.T., “Yıllarca kadına yönelik sergi çalışmalarım ve farkındalık etkinlerinde bulundum. Bu konuda belli bir hassasiyeti olan birisiyim dolayısıyla bir kadın tarafından kendisini darp ettiğim iddiası çok zoruma gitti. Bunu asla kabul etmiyorum. Hakim eşinin görevini kötüye kullanması akıl alır gibi değil. Mağdur olan benken yurtdışı yasağı verilmesi beni maddi kayba uğrattı. Gerçek adaletin sağlanmasını istiyorum” sözlerini kullandı.

    “KAMU GÜCÜNÜ ÖZEL İŞİ İÇİN KULLANDI”

    Avukat Lütfiye Şeyma Özyazgan, yaşanan olayda polislerin de ihmali olduğunu belirterek, hakim kişiye isminin dahi sorulmadığını dile getirdi. Özyazgan, konuya dair şunları söyledi:

    “Polisler tarafından imza altına alınan tutanakta, özetle ‘Görevimizi ifa etmekteyken bir şahıs bize yaklaşmış, kendisinin hakim olduğunu, eşinin bir olaya karıştığını ancak olayı kendisinin de tam anlamadığını, bizden kendisine eşlik etmemizi istemesi üzerine olay yerine gidildiği, durumun acil olma ihtimaline binaen şahsa kimlik bilgilerinin sorulmadığı…’” ibareleri yer almaktadır.

    Somut olayda müştekinin eşi olan Tarsus Adliyesi’nde görevli hakim, makamını öne sürerek kamu gücünü özel işi için kullanmıştır. Dahası, bu durum polisler için de hayati risk taşımaktadır. Yani, sokaktan geçen herhangi biri “ben hakimim” diyerek polisleri istediği yere götürebilir anlamına geliyor bu yaşanan olay. Belki şahıs terörist, belki polisleri pusuya düşürmek, silahlı çatışmaya sokmak için böyle bir yalan söylüyor, bilebilmemiz mümkün mü? Zira yine tutanaktan anlıyoruz ki, sonradan hakim olduğunu öğrendiğimiz şahsa adı bile sorulmamış.”

    “KİŞİSEL HIRS İÇİN YARGI KULLANILAMAZ”

    İddianamede tanık beyanlarına hiç değinilmediğini de kaydeden Şeyma Özyazgan, “Salt ‘müşteki kadının şüphelilere yönelik iftira atma olasılığının düşük olduğu çünkü daha önceden husumetli olmadıkları’ ön kabulü ile müvekkilimin ve kardeşinin cezalandırılması talep edilmiştir. Masumiyet karinesi, bir kez daha ayaklar altına alınmıştır. Dosyaya müşteki tarafından sunulan, müvekkilimin özel hayatının gizliliğini ihlal ederek çekilmiş olan fotoğraf, müvekkilimin soruşturma konusu suçu işlediğini ortaya koymaktan son derece uzaktır. Bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, yargılamanın adil yapılmadığına ve de yapılmayacağına yönelik büyük bir endişe içerisindeyiz” diye konuştu.

    Yargının üzerine düşen yükün çok fazla olduğunu, kişisel hırs ve tatmin için yargıyı kullanmak isteyenlerin ve bu uğurda çabalayanların yükünü daha da ağırlaştırdığını söyleyen Özyazgan, “Gerçekten şiddet tehdidine maruz kalan, gerçekten güvende olmayan kadınlara yardım eli uzatılamamasına yahut da yardım edilmesinde gecikmeye sebep olmaktadır. Bunun cezasını pek çok kadının canı ile ödemektedir” sözlerini kullandı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Rektörden akademisyenlere tehdit iddiası: Sempozyuma katılmayanın kadrosunu iptal ederim!

    Rektörden akademisyenlere tehdit iddiası: Sempozyuma katılmayanın kadrosunu iptal ederim!

    PİRHA- Munzur Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kenan Peker’in, AKP hükümetinin Munzur Üniversitesi’nde yapmayı planladığı ‘Anadolu’nun Horasan’ı Tunceli Sempozyumu’na bütün akademisyenlerin sözlü ve yazılı katılımını zorunlu kıldığı, katılmayanlara ise kadro verilmeyeceğini söylediği iddia edildi.

    Tunceli Valiliği’nin koordinasyonuyla, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ve Munzur Üniversitesi işbirliğiyle, 16-17 Ekim 2024 tarihlerinde Munzur Üniversitesi’nde düzenlenecek olan ‘Anadolu’nun Horasan’ı Tunceli Sempozyumu’na tepkiler devam ederken, üniversite yönetimi tarafıdan akademisyenlere ve idari personele katılma zorunluluğu getirildi.

    PİRHA’nın edindiği bilgiye göre, Munzur Üniversitesi Genel Sekreterliği tarafından akademisyenlere iletilen mesajda, “Yarın sabahki Anadolu’nun Horasan’ı Tunceli Sempozyumu’na tüm öğrencilerinizin katılımının mutlaka sağlanması gerekmektedir. Hocalarımızın da katılımı sağlansın. İdari personelin katılımı zorunludur” ifadeleri yer aldı.

    SÖZLÜ TEHDİT İDDİASI!

    Munzur Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kenan Peker‘in sempozyuma katılma konusunda “Bütün hocaların katılımı zorunludur, katılmayanın kadrosunu iptal edeceğim. Her hoca öğrencileriyle katılacak” şeklinde akademisyenleri tehdit ettiği de iddialar arasında yer alıyor.

    PİRHA/ DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    >Fırat Meclis’ten seslendi: Tunceli Sempozyumu Dersim’in inancına, diline saldırı girişimidir-VİDEO

    >Kordu: ‘Tunceli sempozyumu’ Devletin Dersim’i Türkleştirme, Sünnileştirme çabası-VİDEO

    >Kete’den ‘Tunceli Sempozyumu’na tepki: Dersim’deki Ra Heq inancını tüketme planıdır-VİDEO

    >Kurumlardan ‘Tunceli Sempozyumu’na tepki: Kırmanciye topraklarımızı anlam kaybına uğratma amaçlı

    >Afişe adını yazdılar; Ali Önal Dede’den tepki: Tunceli Sempozyumu’na katılmıyorum

    >DAM’dan ‘Tunceli Sempozyumu’ tepkisi: Dersim halkının yeni bir tarih anlatımına ihtiyacı yok!

    >‘Munzur Üniversitesi, Cemevi Başkanlığı ve Dedeler Meclisi; Dersim’in inancını, kimliğini yok etmek istiyor!’

    >Özcan’dan ‘Tunceli Sempozyumu’na tepki: İktidarın Alevilere yönelik politikasının devamı-VİDEO

    >FEDA’dan AKP’nin ‘Tunceli Sempozyumu’na tepki: Devletin uğursuz faaliyeti; Aleviliğe saldırısı

    > Kaplan’dan ‘Tunceli Sempozyumu’na tepki: Dersim’e yaptıklarını görmemek yola ihanettir 

  • İHD Adana Şubesi, faşistler tarafından hedef gösterildi; İHD’den yetkililere çağrı

    İHD Adana Şubesi, faşistler tarafından hedef gösterildi; İHD’den yetkililere çağrı

    PİRHA- İHD Adana Şubesi faşist bir grup tarafından hedef gösterildi. Bunun üzerine yetkililere çağrı yapan İHD genel merkezi, “Geçmişten bugüne İHD birçok kez saldırılara uğrasa da insan hakları savunucuları susmadı, susmayacak. Bu saldırı karşısında devletin ilgili birimlerini ve Adana Valiliği’ni gerekli adli ve idari önlemleri almaya çağırıyoruz” dedi.

    “Sansasyonel Turan Birliği” adlı telegram grubunda adı pek çok faili meçhul cinayetle anılan Abdullah Çatlı’nın ismi zikredilerek İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana şubesinin adres ve konumu paylaşılarak, üye ve yöneticiler hedef gösterildi.

    Konuya ilişkin yazılı açıklama yapan İHD Genel Merkezi, kuruldukları günden bu yana 23 üye ve yöneticilerini faili meçhul cinayetlerde kaybettiklerini hatırlatarak, şu ifadelere yer verdi:

    “İHD kurulduğu günden beri 23 üye ve yöneticisini faili meçhul cinayetlerde kaybetmiştir. İki kez derneğin genel başkanları dernek genel merkezinde silahlı saldırıya uğramıştır. Halen de bu saldırılar devam etmektedir. Halen de bu saldırılar devam etmektedir.

    Devletin ilgili birimlerini ve Adana Valiliğini söz konusu telegram grubunu incelemeye, yapılan yazışmaların kimler tarafından yapıldığı ile ilgili gerekli adli ve idari önlemleri almaya, üye ve yöneticilerimizin can güvenliğini sağlamaya ve Adana şubemiz ve çevresinde olası saldırı durumunda tedbir almaya çağırıyoruz.

    İnsan Hakları Derneği dün olduğu gibi bugün de insan hakları değerlerini savunmaya devam edecektir. Hiçbir karanlık odak insan haklarını savunmaktan bizi alıkoyamayacaktır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Ülkü Ocakları Başkan Yardımcısı gazetecileri tehdit etti

    Ülkü Ocakları Başkan Yardımcısı gazetecileri tehdit etti

    PİRHA-Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Burak Kılıç, Ankara’da öldürülen Sinan Ateş cinayeti duruşmasını takip eden gazetecileri tehdit etti.

    Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Burak Kılıç, X sanal medya hesabından yaptığı paylaşımla gazeteciler İsmail Saymaz, Erk Acarer, Barış Terkoğlu, Alican Uludağ ve Timur Soykan’ı tehdit etti.

    “Kurşun” göndermeli tweet atan Kılıç, paylaşımında gazeteciler İsmail Saymaz, Erk Acarer, Barış Terkoğlu, Alican Uludağ ve Timur Soykan’ı hedef aldı. Kılıç, “Bizler AB ve ABD fonlarının doldurduğu dolma kalemler değiliz, bizler ‘kurşun’ kalemleriz. ‘Kurşun’ kalemlerin de bir gün galip geleceğini mutlaka göreceksiniz!” sözleriyle gazetecileri tehdit etti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi örgütlerinden tepki: AKD Genel Başkanı’na verilen ceza Alevilere gözdağı ve tehdittir!-VİDEO

    Alevi örgütlerinden tepki: AKD Genel Başkanı’na verilen ceza Alevilere gözdağı ve tehdittir!-VİDEO

    PİRHA- Hacıbektaş’ta bulunan Alevi kurumları, AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz’a verilen 3 günlük disiplin hapis cezasına tepki gösterdi.  Alevi örgütleri adına Hacıbektaş’ta açıklama yapan ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, Şengünlü Yılmaz’a verilen hapis cezasının bütün Alevi örgütlülüğüne tehdit ve gözdağı olduğunu vurguladı. 

    Hacıbektaş’ta bulunan Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Türkiye Alevi Federasyonu, Avustralya Alevi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği genel başkanları ve yöneticilerinin katıldığı toplantı sonrasında AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz’a verilen hapis cezasına dair açıklama yapıldı.

    AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ile Antep Şube Başkanı olarak atanan Hasan Çolak hakkında “İhtiyati Tedbire Muhalefet” nedeniyle hapis cezası verilmişti. Ankara’da 1 Mart 2024’te yapılan duruşmada AKD Genel Başkanı Yılmaz ile Antep Şube Başkanı Çolak hakkında 3 gün disiplin hapsi cezası uygulanması yönünde karar çıkmıştı. Seher Şengünlü Yılmaz, Cuma günü İzmir Bayraklı Adliyesi’nden teslim olacak.

    “AKP Alevilerden ve örgütlerimizden korkuyor” başlığıyla Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan’ın yaptığı açıklamada, kararın Alevi kurumlarının verdiği eşit yurttaşlık mücadelesine karşı ve Alevi kurumlarına kindar bakışın göstergesi bir karar olduğu vurgulandı.

    “AKP YARGISININ KARARI, ALEVİ ÖRGÜTLÜLÜĞÜNE KARŞI GÖZDAĞIDIR”

    “Taraftar yaptığı bir avuç yol düşkünü zavallıdan medet umuyor” diyen Aslan, Seher Sengünlü Yılmaz’a verilen cezanın Alevi örgütlülüğüne karşı gözdağı olduğu ifade ederek, “Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz’a AKP yargısının verdiği hapis cezası bütün Alevi örgütlülüğüne tehdit ve gözdağıdır. Dernek tüzüğünü işlettiği için yargılanan Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ve Antep şubesi başkanı Hasan Çolak’a verilen ceza AKP’nin Alevi politikasının özeti niteliğindedir. Bu karar, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı olarak açtıkları Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığına karşı haklı ve meşru tavrımıza karşılık verilmiştir. Bu karar Alevi kurumlarının omuz omuza verdiği eşit yurttaşlık mücadelesine karşı verilmiştir. Bu karar, devletin Alevisi olmak isteyenleri meşrulaştırma ve kurumlarımıza kindar bakışın kararıdır” dedi.

    “AKD BAŞKANI SEHER ŞENGÜLLÜ YILMAZ’I YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ”

    Bu yıl 61’incisi düzenlenecek olan Hünkar Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinliklerini sabote etmek isteyenlerle ile hapis cezası verenlerin aynı tarafta olduğuna atıfta bulunan Aslan şöyle devam etti:

    “Canlar bu karar ile görüyoruz ki; aslında  iktidarın yeni anayasa hazırlığı da ülkenin aydınlık yarınlarına değil baskı ve dayatmaya dayalıdır.

    Bu yıl 61’incisi düzenlenecek olan Hünkar Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinliklerini sabote etmek isteyenlerle, genel başkanımıza ceza verenler aynı bulanık sudan içenlerdir. Ama ne yapsalar da boşunadır. Çünkü Aleviler olarak farkındayız, Hünkarı anmak, yoksula yoldaş olma bilinci ister, birlik ve beraberliği canlı tutmayı gerektirir. Hünkarı anmak kadın canlarımıza yöneltilen her türden şiddete ve manüpülasyonlara karşı duran bilinci gerektirir.

    Birliğimizden rahatsız olanlara, kadın düşmanlarıyla omuz omuza yürüyenlere, milyonlarca insanı açlığa mahkum edenlere övgüler dizenlere sesleniyoruz; Siz Mervani biz Bektaşi, siz bir yana biz bir yana. Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı tam da Muharrem ayında cezaevine girecek. Muharrem ayı Alevilerin oruç ve matem ayıdır. Varlığımızdan dâhi rahatsız olanlar inancımıza da saygı duymamaktadır. 5 Temmuz Cuma günü İzmir’de cezaevine girecek olan AKD Genel Başkanımızı yalnız bırakmayacağız. Madımak katillerini serbest bırakan zihniyetle omuz omuza yürüyenler, intikam ve yıldırma politikaları ile verilen bu cezaya seviniyorlar ama nafile, ne Seher başkan ne de herhangi birimiz asla yalnız yürümeyeceğiz. Çünkü bizim köklerimiz Şah Kalender’in ve Pir Sultan  Abdalların tarihsel duruşuna dayanıyor. Bu da size dert olsun!”

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

     

  • AKP’li Hassa Belediye Başkanlığı’na seçilen Çolak’tan Alevilere nefret söylemi -VİDEO

    AKP’li Hassa Belediye Başkanlığı’na seçilen Çolak’tan Alevilere nefret söylemi -VİDEO

    PİRHA- Hatay’ın Hassa ilçesinde belediye başkanlığını kazanan AKP’li Selahattin Çolak, kendisine oy vermeyen Defne ve Samandağlıları, “Affedersiniz Aleviler blok oy gidiyor, seçim sonrası onlarla hesaplaşacağız” sözleriyle hedef alarak nefret söyleminde bulundu.

    AKP’den Hatay Hassa Belediye Başkanlığı’nı kazanan Selahattin Çolak, seçim sonrası konuşmasında Alevi yurttaşları hedef gösterdi.

    Çolak, seçim gecesi çekilen görüntülerde, “Samandağ, Arsuz, Defne blok olarak oraya geçti. Bizim içimizde de var Samandağlılar onlara da yazıklar olsun. Biz milliyetçi, muhafazakar insanlar olarak, Samandağ’ın Alevi’si afedersin blok gidiyor, neredeyse yüzde 100. Onlarla da yarın bir gün hesaplaşacağız” dedi.

    AKP Hatay İl Başkanı Mustafa Erdoğan, seçimde Hassa Belediye Başkanlığı’nı kazanan Selahattin Çolak’ın kullandığı ifadeler nedeniyle disiplin kuruluna sevk edildiğini açıkladı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Varto’da Alevilere ve semaha hakaret eden kamu çalışanının görevden alınması istendi

    Varto’da Alevilere ve semaha hakaret eden kamu çalışanının görevden alınması istendi

    PİRHA- PSAKD Varto Şubesi, sosyal medyada paylaşılan semah videosunun nefret diliyle hedef alınmasına karşı tepki göstererek, “Bu şahsın kesinlikle işine dönmemesi ve iş çevresinden uzaklaştırılmasını istiyoruz” çağrısında bulundu. 

    Muş Varto’da yaşayan O.Ö. isimli kişinin sosyal medyada paylaşılan semah dönme videosunun altına yaptığı ayrımcı/nefret paylaşımı, ilçedeki Alevi vatandaşların tepkilerine neden olmuştu.

    Şahsın Varto Devlet Hastanesi’nde çalıştığı ve suç duyurusu sonrası hakkında soruşturma başlatıldığı bilgisini veren PSAKD Varto Şube Başkanı Kerem Akdağ, konunun takipçisi olacaklarını kaydetmişti.

    Dün Varto Dörtyol’da açıklama yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Varto Şubesi, “Birbirimize Alevi, Sünni demeksizin birlikte yaşamayı yaşamsal zorunluluk kılalım. Varto’da bugünden itibaren de yaşanacak bütün olumsuzluklara karşı durarak yürüyelim” çağrısı yaptı.

    “ALEVİLERİ AŞAĞALAYARAK TEHDİTLER SAVURDU”

    Açıklamayı okuyan PSAKD Varto Şube Başkanı Kerem Akdağ, semah dönülmesine hakaret eden bu şahsın ayrıca hakaret edip tehditler savurduğunu kaydederek, şunları ifade etti:

    “Yapılan paylaşımla farklı kültürlerle, yüz yıllardan beri bir arada yaşayan Varto halkının birliktelik iradesine nifak sokulmuştur. Bu bireysel paylaşımla Varto’da yaşayan Alevi kesimi alenen aşağılanmıştır. Bu paylaşımla Varto’da yaşayan Sünni canlarımız da zan altında bırakılmış, dolayısıyla bu sorun Varto’da yaşayan bütün halkın sorunu haline gelmiştir. Bizler birbirimizle, barış ve huzur içinde, hoşgörüyü güçlü kılarak beraber yaşamayı birinci önceliğimiz sayarken, toplum anlayışından uzak bir birey bir paylaşımla Varto’da yaşayanları birbirine düşürmeye çalışmıştır. Bu şahıs yaklaşan seçim öncesinde inancımızda önemli yeri olan semahımıza dil uzatarak bizi bir girdabın içine çekmeye çalışmıştır. Sonrasında da yapılan bu hakareti, kin ve nefret dolu söylemi, Varto’nun barış içerisinde bir arada yaşayan farklı etnik kimlikler ve inançların hassasiyetlerini dikkate alan ve konunun ‘takipçisi olacağız’ açıklamasını yapan derneğimizin Varto şube başkanına, yakınlarına bazı dernek üyelerine hakaret dolu ifadelerle canları ile tehditler savrulmuştur. Varto’da yaşayan bütün halklar olarak böyle bir ifadeyi, tehdidi ve hakareti asla kabul etmiyoruz.”

    “İDARİ MAKAMLAR GEREKENİ YAPMALI, İŞTEN UZAKLAŞTIRILMALI”

    Devlet hastanesinde sözleşmeli personel olarak çalışan O.Ö isimli şahsın görevden alınarak hukuki sürecin başlatılması için adli ve idari makamlara çağrıda bulunan Akdağ, “Varto’da yıllardan beri süre gelen birliktelik ve barış ortamı, bu beyhude çabalara rağmen daha da güçlenecektir. Hepimize düşen görev, hoşgörüyü her zaman ön planda tutarak birlikte daha güçlü bir toplum inşa etmektir. PSAKD olarak diyoruz ki Alevi inancına ya da Sünni inanca yapılan böyle bireysel ve sinsi hakaretler karşısında hepimiz karşı durmayı görevimiz saymalıyız” dedi.

    Varto Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin böyle bir haksızlık karşısında susmayacağını belirten Akdağ, “Birbirimize Alevi Sünni demeksizin birlikte yaşamayı yaşamsal zorunluluk kılalım, Varto’da bugünden itibaren de yaşanacak bütün olumsuzluklara karşı durarak, birlikte yürüyelim. Bu olayın muhatabı olanlar bu olaya el atmazsa, ilçemizin idari ve adli makamlarının, inanç ve kanaat önderlerinin bu olayı çözmede gerekeni yapmalarını gönülden arzuluyoruz, istiyoruz. Ayrıca bu şahsın kesinlikle işine dönmemesi ve iş çevresinden uzaklaştırılmasını istiyoruz” diye konuştu

    PİRHA/VARTO

     

  • Ali Ekber Yurt, sağlık çalışanlarının önünü keserek tehdit etti

    Ali Ekber Yurt, sağlık çalışanlarının önünü keserek tehdit etti

    PİRHA- Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ali Ekber Yurt, SES Dersim Şubesi üyelerinin önü keserek tehdit etti. SES üyeleri suç duyurusunda bulunurken, SES Dersim Şubesi de, “Bu kötü muamelenin sosyal hizmet emekçilerine reva görülmesi, tehdit, mobbing ve sürgün politikalarını benimseyen liyakatsiz, ‘kabadayı’ il müdürünün bunca hukuksuzluğa rağmen o koltukta oturmasını kabul etmiyoruz. Yasal sürecin takipçisi olacağız” dedi.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Dersim Şubesi, üyelerine yönelik mobbing ve sürgüne ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, 4 üyelerinin Tunceli Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nden Pertek Sosyal Hizmet Merkezi’ne haksız bir şekilde sürgün edildiğini, il müdürlüğüne sürgün edilen 1 yöneticilerinin atamasının da Erzincan İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiği ifade edildi.

    “LİYAKATSİZ İDARECİLER ER YA DA GEÇ GİDECEK”

    Açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “Davayı kazanan üyelerimizin tekrar sürgün edilmesi için Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ali Ekber Yurt tarafından Pülümür Sosyal Hizmet Merkezi açılmış, aralarında Pertek ilçesine sürgün edilenlerin de bulunduğu 5 üyemiz bu kez hukuksuz bir şekilde Pülümür ilçesine sürgün edilmiştir. Yeniden sürgün edilen üyelerimiz 27 Ekim’de Pülümür Sosyal Hizmet Merkezi’ne tahsis edilen kurum aracı ile mesai sonrası dönerken, yolları İl Müdürü Ali Ekber Yurt tarafından Pülümür- Dersim karayolunda kesilmiştir. Kurum aracında bulunan çalışanların yanına gelen Yurt, ‘Ben sizin kurum aracına binmenizi yasakladım, böyle ahlaksızlık, terbiyesizlik olmaz’ diyerek, üyelerimize hakaretler savurmuştur. Haksız yere Pülümür ilçesine atamaları yapılan sosyal hizmet çalışanları, il müdürü tarafından maddi ve manevi olarak mağdur edilmektedir.

    İl Müdürünün giderek artan, şiddet içeren tutumlarına yönelik araçta bulunan kurum çalışanı 4 üyemiz il müdürünün yollarını kesmesi ve saldırgan tutumları karşısında Nazımiye Jandarma Karakoluna suç duyurusunda bulunmuş, 2 üyemiz ise il müdürünün hakaret ve aşağılamalarına karşı 6284 sayılı Kanuna istinaden önleyici tedbir talebinde bulunmuşlardır.

    Mahkeme kararlarıyla haksız ve hukuksuz uygulamalarda bulunduğu tescillenen, başkanı olduğu inanç kurumunu bu uğurda kendi çıkarları için kullanan ‘kabadayı müdür’ Ali Ekber Yurt’a Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın ve Tunceli Valiliği’nin herhangi bir müdahalesi olmaması da ayrı bir cezalandırmadır. Bu kötü muamelenin sosyal hizmet emekçilerine reva görülmesi, tehdit, mobbing ve sürgün politikalarını benimseyen liyakatsiz, ‘kabadayı’ il müdürünün bunca hukuksuzluğa rağmen o koltukta oturmasını kabul etmiyoruz. Yasal sürecin takipçisi olacağız. Liyakatsiz idareciler er ya da geç gidecek, haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı ses olup sendikal dayanışmamızı sürdürmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Mersin Sarıibrahimli’de fabrika atıkları halk sağlığını tehdit ediyor- VİDEO

    Mersin Sarıibrahimli’de fabrika atıkları halk sağlığını tehdit ediyor- VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Akdeniz ilçesinde fabrika atıklarının dereye akıtılmasından dolayı mahalleye yayılan kötü kokuya isyan eden Sarıibrahimli sakinleriyle halk toplantısında buluştu. Halkın şikayetlerini dinleyen Bozan, ilgili kurumlara seslenerek, “Topu birbirinize atmayı bırakın. Halk sağlığını tehdit eden bu sorunu çözün” dedi.

    Mersin’de Aves yağ fabrikasındaki atıkların dereye akıtılmasından dolayı oluşan yoğun koku yurttaşların yaşamını tehdit ediyor. Kanalın yüzeyinde katı tabaka oluşturan atıklar, etrafa yaydığı kötü kokudan dolayı başta Sarıibrahimli olmak üzere kanalın geçtiği civar mahalleleri yaşanmaz hale getirdi. Konu ile ilgili Sarıibrahimli Mahallesi sakinlerinin başvurmadıkları kapı kalmasa da henüz bir muhatap bulunmuş değil.

    Yeşil Sol Parti Mersin İl ve Akdeniz ilçe örgütü, Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan ve Akdeniz Belediyesi Meclis üyeleri mahalleliyle halk toplantısında buluşarak, bölge halkının şikayetlerini dinledi, sorunu yerinde inceledi.

    BOZAN: SORUNU ÇÖZMEK İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ

    Mahalleliyi dinledikten sonra açıklama yapan Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, mahallede fabrika atıklarından dolayı yaşanan koku sorununun yaşamı çekilmez hale getirdiğini söyledi.

    “Gördüğümüz tek şey şu: Yetkililerin tamamı topu birbirine atıyor” diyen Milletvekili Bozan, Akdeniz Belediyesi, Büyükşehir Belediyesi, DSİ ve Valiliğe bu sorunu çözme noktasında çağrı yaptı. Bozan, “Burada birkaç fabrika daha fazla kazanacak diye, kesinlikle burada yaşayan insanların hayatlarını çekilmez hale getirmeye kimsenin hakkı yok. Burada yaşayan insanların aslında yaşam Hakkı tehdit ediliyor. Sizlerin vekili olarak hem Mersin’de hem de Meclis boyutuyla bu sorunu çözmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Gerekirse az önce bahsettiğim kurumların hepsine teker teker gideceğiz. Diyeceğiz ki; ‘Gelin burada siz yaşayabiliyor musunuz?’ Eğer siz burada bu kokudan durabiliyorsanız, o zaman tamam bizim buradaki yurttaşlarımız da yaşayabilir. Ama eminim ki buraya geldiklerinde o kokudan tek bir saat dahi duramayacaklar, kokudan kaçıp gidecekler” dedi.

    ÇAĞLAR: SORUNU MECLİS GÜNDEMİNE TAŞIDIK

    HDP’li Akdeniz Belediyesi Meclis Üyesi Özgür Çağlar ise, meclis üyeleri olarak bölgedeki sorunu kent ve Belediye Meclisi’nin gündemine kattıklarını ancak çözüm olacak bir sonuç alamadıklarını söyledi. Belediye Meclisi’nde iki kez gündeme getirdiklerini ifade eden Çağlar, ancak Akdeniz Belediye Başkanı Mustafa Gültak’ın, kendi ilçe sınırları arasında kalan bir mahallenin yaşadığı bu problemi Aves fabrikasında gerçekleştirdiği ziyarette bir cümleyle dahi gündeme getirmediğini kaydetti.

    MAHALLELİ ÇARE ARIYOR

    Mahalleli toplantıda, fabrikaların kanala bıraktığı atıklardan dolayı yaşamlarının çekilmez hale geldiğini belirtti. Kanaldaki balıkların da tükendiğini söyleyen mahalleli, dertlerine çare istedi.

    PİRHA/MERSİN

  • bianet editörünün ailesine ırkçı saldırı ve tehdit: Sizi yakarız!

    bianet editörünün ailesine ırkçı saldırı ve tehdit: Sizi yakarız!

    PİRHA- bianet editörü Ruken Tuncel’in ailesi, komşuları tarafından ölümle tehdit edildi. Tuncel’in kardeşi Sinem Tuncel darbedildi. Aile “Bunlar Ermeni, bunlar terörist” şeklinde nefret söylemine maruz kaldı. Saldırı sırasında Ruken Tuncel’in evde olmadığı belirtildi. 

    bianet editörü Ruken Tuncel’in ailesi İstanbul Beylikdüzü’ndeki evlerinde ırkçı tacize ve saldırıya uğradı. Tuncel saldırı sırasında evde değildi. Ancak kardeşi Sinem Tuncel darp, annesi ve teyzesi ise tehdit edildi. Olay dün akşam saatlerinde meydana geldi.

    Bianet’ten Hikmet Adal’ın haberine göre, annesiyle birlikte pazar alışverişinden dönen Sinem Tuncel, apartmanın giriş kapısında komşuları M.Y. ile karşılaştı. M.Y. burada aileye sözlü ithamlarda bulundu. M.Y., Sinem Tuncel’in kendisiyle konuşmak istemediğini söyleyince de tükürdü.

    Polisin aranması üzerine M.Y. “Polis size gelmez. Ben arayayım ki nasıl geliyor görün. Devlet benim, polis benim. Trabzonluyuz, sizi yakarız. Bu Aleviler, her ayak sizde. Uyuşturucu satmak sizde, eroin kullanmak sizde. Yürüyüşlere gidiyorsunuz, bu yürüyüşe gitmeye benzemez. Pompalım var benim, bir pompalıya bakarsınız. Şarjörü boşaltırım.” dedi.

    Ardından olaya M.Y.’nin kızı A.Y. de müdahil oldu, Sinem Tuncel’i darbetti. Sinem Tuncel’e saldıran A.Y. “Sen benim annemle konuşamazsın, anneme bağıramazsın, sizi gebertirim, kaç paralık canınız var, elimde kalırsınız” şeklinde tehdit savurdu.

    SİLAHLA TEHDİT!

    Bina sakinlerinin dışarıya çıkmasıyla da A.Y., Tuncel ailesine “Bunlar terörist” şeklinde, anne M.Y. de “Bunlar Ermeni, bunlar terörist” diye nefret söyleminde bulundu.

    A.Y. tehditlerini pompalı diye tabir edilen çekip kurmalı bir silahları olduğunu söyleyerek devam ettirmesi üzerine araya komşular girdi. A.Y.’i eve çıkarken durdurdu.

    Geri dönen A.Y. bu sefer de Sinem Tuncel’in çenesine yumruk attı. M.Y. ise eline bir sopa alarak Sinem ve Ruken Tuncel’in teyzelerine vurmaya çalıştı. Sinem Tuncel araya girmesiyle darbe kendisine geldi ve yaralandı.

    Olaya o sırada ailenin yanlarında olan bir market çalışanı ile komşular da tanıklık etti. Saldırı 112 ekiplerinin gelmesiyle son buldu. Sinem Tuncel hastaneye giderek tedavi oldu ve darp raporu aldı.

    Aile daha sonra emniyete giderek ifade verdi ve M.Y. ile A.Y.’den şikayetçi oldu. Tuncel ailesi ayrıca bir başka komşuları E.Y.Y hakkında da ‘kışkırtma ve hedef göstermeden’ şikayette bulundu. Emniyetteki ifade işlemine ailenin avukatı Destina Yıldız da katıldı.

    Tuncel ailesi daha sonra önleyici tedbir kararı çıkartarak M.Y. ve A.Y.’nin yanlarına yaklaşmasını yasaklattı.

    “ALEVİ VE KÜRTLERE YÖNELİK ÖNYARGININ DIŞA VURULMASI”

    Ruken Tuncel, kendisinin evde olmadığı sırada gelişen saldırı sonrasında aile üyeleri ve avukatlarıyla birlikte gece boyunca polis merkezinde gelişmeleri izledi.

    Tuncel olayla ilgili olarak, “Aramızda herhangi bir kişisel husumet yada anlaşmazlık yok. Aslında kendileriyle bir ilişkimiz de yok. Ancak bir süredir, durduk yerde mesele çıkartır ve gerçekliği olmayan suçlamalarla bizi rahatsız eder olmuşlardı. Rahatsızlıklarının esasen kimliğimizle ilgili olduğunu tahmin ediyorduk, bu saldırıyla birlikte her şey açığa döküldü” dedi.

    Tuncel, hoşgörüsüzlüğün sonunda fiziksel şiddete kadar varmış olmasına dikkat çekti:

    “Aslında biz bu semtin en eski sakinlerindeniz. Beylikdüzü’nün son yıllarda geçirdiği demografik değişikliklerle ilçede oluşan yeni havayla birlikte semtin eski sakinleri Alevi ve Kürtlere yönelik bir önyargılar da cesaretle dışa vurulmaya başladı ve sonunda aynı apartman içindeki komşulara yönelik saldırganlık halini aldı.”

    Tuncel, polis merkezinde kaydedilen tutanaklarda özellikle şiddet ve şiddet ve nefret söylemine dönük beyanların yeterince yer bulmadığını ifade etti ve “Savcılık aşamasında şikayetlerimizi ve olayın seyrini daha ayrıntılı ve kanıtlara dayalı olarak ifade edeceğiz” dedi.

    KOMŞULAR TANIKLIK EDECEK

    Ruken Tuncel, komşuların gösterdiği dayanışmanın içlerini ferahlattığını söyledi. Tuncel, “Gece yarısından sonra, sabah 02:00-03:00 dolayında apartmandaki komşularımızın kapılarını çalan polisin ‘Tanıklık edecek misiniz’ sorusuna bütün daireler olumlu yanıt vermişler. Yalnız olmadığımızı ve kimsenin sinmediğini görmek çok yüreklendirici. En büyük güvencemiz bu dayanışma” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • İzmir Dersim Dernekleri: İktidar saldırıların önünü açıyor, boyun eğmeyeceğiz-VİDEO

    İzmir Dersim Dernekleri: İktidar saldırıların önünü açıyor, boyun eğmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Dersim’den Trabzon’a giden yolcu otobüsünün Gümüşhane girişinde bir grup MHP’li tarafından yolu kesilerek, yolcuların tehdit edilmesine İzmir Dersim Dernekleri tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, iktidarın toplumu düşmanlaştıran politikalarının saldırılara ön açtığını belirterek, saldırılara boyun eğilmeyeceğini vurguladı.  

    İzmir’de çalışmalar yürüten Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), MHP bayraklı araçlar tarafından Can Dersim Tunceliler firmasının aracına ve aracın içindeki yolculara yapılan tehdit ve ırkçı saldırıları kınayarak tepki gösterdi.

    İHD İzmir Şubesinde gerçekleşen basın açıklamasında konuşan Menemen Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Gamze Yentür, iktidarın toplumu düşmanlaştıran politikaların saldırılara ön açtığını belirterek, saldırılara boyun eğilmeyeceğini vurguladı.

    Toplantıya Halkların Demokratik Partisi ve İnsan Hakları Derneği yöneticileri destek verdi.

    “İKTİDARDAN OLMAYAN HERKES HEDEF HALİNE GETİRİLDİ”

    Seçim öncesinde ve sonrasında yaşanan toplumsal bölünmeye dikkat çeken Yentür, bu dil ve politikanın sonucunda mevcut iktidardan olmayan herkesin hedef haline geldiğini ifade ederek, “Uzun süredir ülke siyasetinin gittikçe dozajı artan nefret ve kutuplaştırıcı söylemleri toplumu iyice gerdi. Bu dil ve politikanın sonucunda ise mevcut iktidardan olmayan herkes hedef haline geldi. Bunun başında Osmanlı’dan ve yüz yıllık Cumhuriyet’in hedefi olan biz Kızılbaş-Kürt olan Dersimliler oldu” dedi.

    “POLİS HERHANGİ BİR İŞLEM UYGULAMAMIŞTIR”

    Yentür, Can Dersim Tunceliler otobüsüne saldırı gerçekleştiren MHP bayraklı saldırganlara herhangi bir işlem uygulanmadığını hatırlatarak, “Seçim gecesi memleketimizin otobüs firması Can Dersim Tunceliler’in Samsun seferini gerçekleştiren otobüsü Gümüşhane yolunda saldırıya uğradı. Kooperatif aracının üzerinde MHP bayraklarının asılı olduğunu ve bu araçtan inen kişilerin aracı yakacaklarını ve araçta bulunan kişilerin inmesini istemişledir. Olay yerine polisler gelmiş ancak yolu kesen saldırganların kimlik tespitini yapmamış ve herhangi bir işlem uygulamamışlardır. Her zamanki gibi korunması gereken can bizlerin canı olunca yüz yıllardır süren yok eden, soykırıma uğratan anlayış yine iş başında oluyor. Polis olayı engellemiş ancak saldırganların kimlik tespitini yapmayıp olayı engellemek ile yetinmiştir” ifadeleri kullandı.

    “BİR OLALIM, DİRİ OLALIM, İRİ OLALIM”

    Yentür son olarak baş eğmeme kültürüne sahip olduğunu ve halkların ve inançların hoşgörü içinde bir arada yaşamasını savunmaya devam edeceklerini vurgulayarak, “Öncelikle devlete ve onun temsilcisi mevcut hükümet ile ortaklarına sesleniyoruz; toplumu daha fazla kutuplaştırıp birbirlerine düşman hale getirmeyin. Bu dil ve politikadan vazgeçin. Bizler devraldığımız gelenek ile baş eğmedik, baş eğmeyeceğiz. Bizler halkların ve inançların bir arada hoşgörü ile yaşamasını savunmaya devam edeceğiz. Diğer taraftan başta Dersimliler olmak üzere sınırsız, sınıfsız ve cinsiyetsiz bir dünyanın özlemini kuranlar, mücadeleden, haktan yana olan herkese çağrımız safları sıklaştırmak ve örgütlenmektir. Gücümüz birliğimizden ve örgütlülüğümüzden gelir bu yüzden Hacı Bektaş Veli’nin sözüne kulak verelim bir olalım, diri olalım, iri olalım” diye konuştu.

    “YAN YANA OLACAĞIZ”

    Yapılan açıklamanın ardından söz alan HDP İzmir İl Eş Başkanı Berna Çelik, yaşanan saldırının 20 yıllık AKP iktidarının kutuplaştırıcı ve ayrıştırıcı bir kullanmasından kaynaklandığını ifade etti. Çelik, “Bütün toplumun bir arada yaşayacağı bir toplumu hedefledik. Ancak bunu sadece seçimlere indirgememek gerekiyor. Bizler seçim günü yaşanana olaylara karşı geçmiş olsun diyoruz. Ve her zaman yan yana olacağımızı buradan bir kez daha ifade ediyoruz” dedi.

    BİREYSEL SİLAHLANMA

    İHD Yöneticisi Ahmet Çiçek ise insanların kutlama biçimlerinin silahlarla kutlanmasının doğru olmadığını ve AKP iktidarı döneminde artan bireysel silahların önlenmesi gerektiğine dikkati çekti.

    PİRHA/İZMİR

  • RTÜK seçim sonrası 6 muhalif kanala inceleme başlattı

    RTÜK seçim sonrası 6 muhalif kanala inceleme başlattı

    Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, seçim sürecinde yapılan yayınlara ilişkin Halk TV, TELE1, KRT, TV 5, FLASH Haber, SZC TV hakkında inceleme başlatıldığını duyurdu.

    RTÜK, 28 Mayıs Seçimi sırasında yaptıkları seçim yayını gerekçesiyle aralarında Halk TV, Tele 1, KRT, TV 5, Flaş Haber ve Sözcü TV’nin de bulunduğu çok sayıda kanal hakkında inceleme başlattı. Yayınlarda ‘halkı aşağılayan hakaret ve saldırılarda’ bulunulduğu iddia edildi.

    RTÜK’ten yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

    “Milli iradenin tecelli ettiği seçim günü akşamı FOX TV’de programcılardan Çiğdem Toker’in “Demokrasi sandıktan ibaret değildir” şeklindeki açıklamaları ve yayının tamamı uzmanlarımız tarafından raporlaştırılmaya başlanmıştır. Raporun tekemmül etmesine müteakip ilk Üst Kurul toplantısında dosya karara bağlanmak üzere gündeme alınacaktır. Yine izleyicilerden gelen yoğun şikayetler üzerine sandıkların açıklaması ve sonuçların belli olmasıyla birlikte halkı aşağılayan, hakaret ve saldırılarla necip milletimizi küçük düşürmeye çalışan konuşmalara yer verilen HALK TV, TELE 1, KRT, TV 5, FLASH HABER ve SZC TV ilgili de incelemeler yapılmaktadır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu’na tehdit: Millet sana sandıkları mezar edecek

    Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu’na tehdit: Millet sana sandıkları mezar edecek

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Antalya Kepez’de, seçime günler kala Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu “14 Mayıs’ta bu aziz millet sana sandıkları mezar edecek” sözleriyle tehdit etti. 

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Antalya’da açıklamalarda bulundu. Seçime günler kala söylemlerini ve tehdidini artıran Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nu “14 Mayıs’ta bu aziz millet sana sandıkları mezar edecek” sözleriyle hedef aldı.

    Erdoğan, “Senin arkadaşın Kandil ve onlarla bu yoldasın. 14 Mayıs’ta bu aziz millet sana sandıkları mezar edecek” tehdidinde bulundu.

    (HABER MERKEZİ)