Etiket: tehdit

  • Yeni Demokrasi Dersim muhabiri ve Partizan okurları ölümle tehdit edildi

    Yeni Demokrasi Dersim muhabiri ve Partizan okurları ölümle tehdit edildi

    PİRHA-Yeni Demokrasi Dersim muhabiri ve Partizan okurları ölümle tehdit edildi.

    Yeni Demokrasi’de yer alan habere göre;  emniyetten olduğunu iddia eden bir kişi tarafından aranan Yeni Demokrasi Dersim muhabiri ve Partizan okurları “24 Nisan geliyor, sokağa çıkmayın öldüreceğiz sizi” denilerek tehdit edildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Düzgün Baba Cemevine tahliye davası: Bu davayla inancımızı küçük düşürmektedirler-VİDEO

    Düzgün Baba Cemevine tahliye davası: Bu davayla inancımızı küçük düşürmektedirler-VİDEO

    PİRHA- Nazimiye Kaymakamı Uğur Tutkan’ın, Düzgün Baba Cemevi yönetimini tehdit etmesi sonrasında dernek yönetimine tahliye davası açıldı. 5 Nisan’da görülecek tahliye  duruşmasını sahiplenme çağrısı yapan Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek, “Bu tahliye davası inancımıza açılmış bir davadır, toplumumuza açılmış bir davadır. Bu davayı açmakla toplumumuzu, inancımızı küçük düşürmektedirler” dedi.

    Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek, Nazimiye Kaymakamı Uğur Tutkan tarafından Düzgün Baba Cemevine verilen idari ve mali para cezalarına ilişkin açıklama yapmıştı.

    Nazimiye Kaymakamı Uğur Tutkan, Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek’in açıklamalarına dair sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Kanunsuzluk, usulsüzlük kıblesi olanlara doğru yolu göstereceğiz. Türkiye Cumhuriyeti kanun ve hukuk devletidir. Sana da uzantılarına da öğreteceğiz kanunu, hukuku ve devletimizin gücünü” diyerek silahlı poz vererek tehdit etmişti.

    Düzgün Baba Cemevinde gerçekleşen Birlik Cemevi öncesinde açıklama yapan Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek, kendilerine biat etmeyen dernek ve kurumların hedef gösterilerek tehdit edildiğini belirtti. Cemevinin boşaltılmasına dair kendilerine tahliye davası açıldığını kaydeden Kırmızıçiçek, Alevi toplumuna bu davayı sahiplenme çağrısında bulundu.

    “DOĞRU TEMSİLİYET BOYUTUNDA BİR DURUŞUN SAHİBİ OLMAK İSTEDİK”

    Düzgün Baba Cemevinin hem sosyal hem kültürel birçok çalışma yürüttüğünü söyleyen Kırmızıçiçek, “İkrarlık ve üzerine bizim burada bir sistem bir ortam kurmamız lazım. Buraya gelen canlar burada kendi delilini uyandırsın. Düzgün babayla hasbihal olsun, kendi ithaf ve ibadetini yerine getirsin istedik. Bunun koşullarını bunun ortamını sağladık. Burada tığlanan kurbanlar sadece burada değil, köylerimizde, diğer bölgelerimizde ihtiyaç sahibi canlarına ulaştırıldı. Yine bu ilçede okuyan 38 öğrencimize şu an halihazırda burs veriyoruz.. Yani her anlamda hem sosyal hem kültürel birçok faaliyet ve çalışma içerisinde bulunduk. Bunun yanında inancımızın doğru temsiliyeti boyutunda bir duruşumuz var. Yani bizler Türkiye’deki demokratik Alevi hareketi ve Avrupa’daki Alevi kurumlarının, kanaat önderlerimizin, analarımızın içerisinde olduğu bir duruş, emek sürecini yaşadık” dedi.

    “CİDDİ SORUN VE SIKINTILAR YAŞADIK”

    Kırmızıçiçek, dönemin Nazimiye Kaymakamı Uğur Tutkan’ın cemevine önüne gelerek ağır silahlarla kendilerini tehdit etmesine dair süreci paylaşarak şunları söyledi:

    “Cemevi inşa edilirken o dönem 5 bin metrekare alan tapu tahsis talebinde bulunuyor. Tabii o dönem buraya bir kadastro girmediği için tapu taşı yapılamıyor. 2011 yılında bu bölgeye kadastro geliyor. Kadastro girdiği dönemki dernek yönetimi ve muhtar aynı aile çevresinde olduğu için burayı köy üzerine kaydetmişler. Son olarak iki yıldır bu ilçenin kaymakamıyla çok ciddi sorun ve sıkıntılar yaşadık. Neden yaşadık? Neden mesela başka bir kuruma yönelmediler ve buraya yöneldiler? Çünkü demin de ifade ettiğim gibi biz herhangi kimseye biat etmeyiz. Bizler  için esas olan jar ve diyarlarımızdır. Yolumuzdur, erkanımızdır, pirlerimizdir, analarımızdır. Biz boynumuzu ancak ve ancak pirlerimizin önünde bükeriz. Biz Alevilerin inanç merkezlerine, cemevlerine ibadethane statüsünün verilmesinin yanında diğer bütün ortak Alevi taleplerinin arkasındayız. Bunlar her koşulda dile getirmişizdir. Dolayısıyla bundan kaynaklı özellikle 2019-2022 yılları arasında bir önceki kaymakam döneminde çok ciddi anlamda cezai yaptırımlara tabi tutulmuştuk. Kamuoyuyla paylaştığımız günün akşamı dönemin kaymakamı gelip burada uzun namlulu silahlarla bizi tehdit etmişti. ‘Sana ve uzantılarına devletin gücünü göstereceğim’ diye bizleri tehdit etmişti. Dolayısıyla o süreçten sonra biliyorsunuz bir intihar uyandı, çok ciddi bir kamuoyu oluştu, bir tepki verildi.”

    Tunceli Valiliği’nin yaptığı ‘işgal’ açıklaması sonrasında bir sürecin planlandığını ve kendilerine tahliye davası açıldığını ifade eden Kırmızıçiçek, şunları vurguladı:

    “Onun ardından adeta ölü taklidi yapan Tunceli Valiliği bir hafta sonra ‘Dernek Düzgün Baba Cemevi’nin fuzuli işgal ediyor” diye bir açıklama yaptı.Biz Tunceli Valiliğinin yaptığı bu açıklamanın kaymakamın içine düştüğü kanunsuzluğu, kanun tanıması da hukuksuzluğu örtbas ettiğini ama diğer taraftan kendilerine biat etmeyen, kendilerine hizmet etmeyen dernekleri, kurumları hedef gösterdiğini dolayısıyla bu tehdidi, kaymakamlık tehdidini bir adım ileri getirdiğimizi söylemiştik. Buradan yaptığı açıklamayla aslında derneğimize dönük bu kurumlarımıza dönük önümüzdeki süreçte planlarını ifade ediyor demiştik.

    Bir hafta sonra Çevreci Köyü Muhtarı Mehmet Ali Gül tahliye doğası için savcılığa gidip başvurdu. Bize bir tarih sonrasında dava açılmış. Bu hafta içi Nazmiye Asiye Hukuk Mahkemesi’nde tahliye davamız görülecek. Burası önemli bir mekan. Biz mahkeme kapılarına kadıya gitmeyiz. Bizim inancımıza, erkanımıza bu aykırıdır. Biz daha önce de bütün bu canlarımıza çağrı yaptık, bu oyunlara gelmeyin. Bunlar buralara hepimizin son mekanlarıdır. Dolayısıyla bir sorunumuz, bir talebimiz, bir önerimiz, bir eleştirimiz varsa meydan burasıdır. Cem cemaat ortamıdır. Cem ortamında bir araya geliriz, dara dururuz.”

    “TAHLİYE DAVASIYLA ALEVİ İNANCI KÜÇÜK DÜŞÜRÜLMEKTEDİR”

    Kırmızıçiçek, Düzgün Baba Cemevine açılan tahliye davasıyla Alevi toplumun ve inancının küçük düşürülmek istendiğini sözlerine ekleyerek, “Pirlerimiz ne karar verirse boynumuz kıldan incedir. Pirlerimizin vereceği karar bizim için temeldir ve esastır. Onun dışında hiçbir şeyi kabul etmiyoruz. Gün birlik günü, dayanışma günü, bir olan olma günüdür. Bu anlamıyla bir çaba içerisindeyiz. Bu konuda sizleri de dayanışmaya davet ediyoruz. Yani Düzgün Baba hepimizin ibadetgahıdır. Bu tahliye davası inancımıza açılmış bir davadır, toplumumuza açılmış bir davadır. Bu davayı açmakla toplumumuzu, inancımızı küçük düşürmektedirler. Dolayısıyla Düzgün Baba’nın huzurunda pirlerimizin huzurunda şunun sözünü veriyoruz. Asla ve asla geri adım atmayacağız. Bizler sonuna kadar yol erkan çerçevesinde hizmetlerimizi yürüteceğiz. Çarşamba günü Nazmi Asliye Hukuk Mahkemesi’nde davamız var. Koşulları uygun bütün canlıları dayanışmaya davet ediyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER

    >Nazimiye Kaymakamı’ndan Düzgün Baba Cemevi yöneticilerine tehdit!

    >‘Hızır ayında Düzgün Baba Cemevi’ne 60 bin TL idari ve mali para cezaları kesildi’

    >Düzgün Baba Cemevi Başkanı Kırmızıçiçek’ten, Nazımiye Kaymakamı hakkında suç duyurusu

     

  • Milletvekili Kenanoğlu, Hizbullahçı şahsın ‘kafa kesme’ tehdidini meclise taşıdı-VİDEO

    Milletvekili Kenanoğlu, Hizbullahçı şahsın ‘kafa kesme’ tehdidini meclise taşıdı-VİDEO

    PİRHA – Milletvekili Ali Kenanoğlu, bir sokak röportajındaki Hizbullah destekçisi kişinin, muhaliflere karşı hakaret, küfür ve tehditlerine ilişkin konuşarak “İşte, bu seçim, bu anlayışa yani kafa kesmeyi vadedenlere karşı bir arada yaşamı savunanlar arasında geçecek” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Batman’da bir sokak röportajında Hizbullah destekçisi bir kişinin muhaliflere karşı hakaret, küfür ve tehditlerine ilişkin Meclis’te söz aldı.

    “GÜCÜNÜ ALDIĞI YERİ BİLDİĞİ İÇİN…”

    Cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu üzerinden hem kişiliğine hem de Alevi inancına mensup kişilerin tehdit edildiğini söyleyen Kenanoğlu, şu konuşmayı yaptı:

    “Batman’da bir sokak röportajında konuşan ve kendisini iktidarın destekçisi bir Hizbullahçı olarak nitelendirilen meczup, Cumhur İttifakı karşısında bulunan tüm muhaliflere hakaret ve küfürler edip “Kafalarını keseceğiz!” diyerek tehdit etmiştir. Bu meczup Cumhurbaşkanı adayı Sayın Kılıçdaroğlu üzerinden hem Kılıçdaroğlu’na hem de Alevi inancına mensup insanlara da hakaret ve tehditler savurmuştur. Bu meczup bu sözlerden sadece birisini Cumhurbaşkanı, Cumhur İttifakı mensupları için söyleseydi çoktan derdest edilmişti ama gücünü aldığı yeri bildiği için oldukça rahat. İşte, bu seçim, bu anlayışa yani kafa kesmeyi vadedenlere karşı bir arada yaşamı savunanlar arasında geçecek. 14 Mayısta kafa keseciler, kafatasçılar kaybedecek; bir arada yaşamı savunanlar kazanacak; bu ülke bu karanlık zihniyete teslim edilmeyecek.”

    PİRHA/ANKARA

  • Süleyman Soylu’dan ‘Hükümet istifa’ diyen taraftarlara tehdit

    Süleyman Soylu’dan ‘Hükümet istifa’ diyen taraftarlara tehdit

    PİRHA-İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Hükümet istifa” tezahüratı yapan taraftarları tehdit ederek, “Mesaimizi bölmek isterlerse rahat böleriz. Hodri meydan. Türkiye’nin güvenliğiyle ilgili hiç kimse bilek güreşine girmesin. Tavsiyem odur” dedi.

    Merkez üssü Maraş olan ve 11 ili etkileyen depremlerin ardından yaşananlar nedeniyle AKP iktidarına tepkiler yükselmeye devam ediyor. Fenerbahçe taraftarlarının 25 Şubat’ta Konyaspor ile maçı sırasında “Hükümet istifa” sloganları atmasının ardından dün de Beşiktaş taraftarları Antalyaspor maçında “Hükümet istifa” tezahüratları yaptı.

    Tribünlerden yükselen “Hükümet istifa” seslerini hedef alan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, müsabakaların seyircisiz ya da gerekli tedbirlerin alınarak oynanması gerektiğini söylemişti. Bahçeli’nin ardından İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da taraftarları tehdit etti.

    “MESAİMİZİ BÖLMEK İSTERLERSE RAHAT BÖLERİZ”

    Hatay’da Afet Koordinasyon Merkezi’nde konuşan Soylu, protesto hakkını kullanan taraftarları tehdit ederek, Bugüne kadar ‘kardeş senin neye ihtiyacın var?’ diye soran herkese kapı açık. Kimseye de bir şey söylüyor değiliz. Herkese, hep birlikte bunun yapılması lazım geldiğini ifade ederek yürümeye çalışıyoruz. Ama öteki tarafta dertleri başka olanlar, siyaset yapmak isteyen varsa, işte önümüzdeki günlerde seçim var, herkes meydana çıksın siyasetini yapsın.

    Ama spor alanlarını siyaset meydanına çevirmek isteyenler de biraz şurada devletin, milletin, sivil toplum kuruluşlarının ortaya koyduğu çabaya bir kulaklarını versinler. Burada insanlar yeni bir hayatı oluşturmak için çaba sarfediyorlar. Ha, millet seçimde kararını verir, verecektir de zaten. Ha ‘buradan acaba bir şey, karmaşıklık oluşturabilir miyiz’ diyenler olabilir. Burada bizim bu deprem meselesine gömüldüğümüzü zannedenler, güvenlik meselesinde kalkanlarımızı kaldırmayacağımızı zannetmesinler.

    Burada insani bir mesele yürütüyoruz ve kendimizi bu meseleye gömdük, devam ediyoruz. Üç-beş tane bu tip meselenin koordinasyonuna ve mühendisliğine soyunan adamlara da Türkiye’nin geleceğiyle ilgili karartma hakkı verilmez yani. Ama bizim mesaimizi bölmesinler. Biz mesaimizi de böleriz. Ama bölerlerse, bu milletin karşı karşıya kaldığı süreçte bu millete haksızlık ederler. Ama mesaimizi bölmek isterlerse rahat böleriz. Hodri meydan. Türkiye’nin güvenliğiyle ilgili hiç kimse bilek güreşine girmesin. Tavsiyem odur. Bunu mühendislik olarak düşünenlere de tavsiyem odur, hiç kimse girmesin. Marjinal bir kafayla, zekayla bu milletin karşı karşıya kaldığı bu süreci zehirlemeye çalışmasınlar” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yardım tırını engelleyen saldırganlar Pendik Şahkulu Sultan Cemevinde 1 kişiyi yaraladı-VİDEO

    Yardım tırını engelleyen saldırganlar Pendik Şahkulu Sultan Cemevinde 1 kişiyi yaraladı-VİDEO

    PİRHA- Depremin vurduğu Maraş’a gönderilmek için yardım malzemeleri yüklenen tırların önünü kesen şahıslar, Pendik’te bulunan Şahkulu Sultan Cemevi’ne silahla gelerek saldırıda bulundu. Saldırıda cemevinde bulunan Murat Edinç bacağından yaralandı. 

    Şahkulu Sultan Dergahı/Vakfı Pendik Cemevi Şubesi yöneticileri Maraş’a gönderilmek üzere yardım malzemelerini tırlara yüklerken gelen şahıslar tırların çekilmesini isteyerek tehdit etti. Daha sonra Şahkulu Sultan Dergahı Pendik Cemevi Şubesi’ne silahla gelen saldırganlar silahla Murat Edinç’i bacağından vurarak yaraladı.

    Saldırganlar, plakasını söktükleri araçlarını cemevi bahçesinde bırakarak kaçtılar.

    “İSTANBUL’U YIĞARIZ, SİZİ VURACAĞIZ, YAŞATMAYACAĞIZ” TEHDİDİ

    https://youtu.be/dNESx77HuMk

    Cemevi Dedesi Haydar Akgül, saldırıya ilişkin PİRHA‘ya şu bilgileri verdi:

    “Tırımız hareket edecekti. Göztepe’ye merkezimize (Şahkulu Sultan Dergahı) gidip oradaki yükümüz alıp Maraş’a canlarımıza merhem olmak için  gidecektik. İki kişi gelip bize ‘yolumuzu kapatamazsınız. Bizi tanıyor musunuz, biz İstanbul’u buraya yığarız. Biz sizi vuracağız’ diye bizi tehdit etti. Bir canımız polisi ararken, bir kişi hedef göstererek bir canımızı vurdu. Canımızı hastaneye kaldırdık. ”

    Akgül ayrıca, saldırganın kaçarken “Alevi piçleri sizi yaşatmayacağız” diye bağırdığını duyduklarını aktardı.

    Alevi yurttaşlar da saldırının ardından cemevine gelerek saldırıyı lanetlediler.

    VALİLİKTEN AÇIKLAMA

    İstanbul Valiliği de yazılı bir açıklama yaparak, soruşturma açıldığını, saldırganın yakalanmaya çalışıldığını bildirdi. Valiliğin cemevinekülliye” demesi de dikkat çekti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Eski bir Alevi köyü ama asimile olunmuş; türbede deyiş söyleyen Aleviler tehdit edilmişti

    Eski bir Alevi köyü ama asimile olunmuş; türbede deyiş söyleyen Aleviler tehdit edilmişti

    PİRHA-Alevi Kültür Dernekleri Bursa Ataevler Şubesi Başkanı Nesimi Haydar Üçlertoprağı, Alevilerin, Geyikli Baba Türbesi’nde bağlama çalıp, deyiş söyledikleri için tehdit edilmesine ilişkin PİRHA’ya konuştu. Üçlertoprağı, “O köy aslında eski bir Alevi köyü ama asimile olanlar biliyorsunuz ki hangi inanca geçmişse kendilerini kabul ettirmek için onu daha fazla savunmak zorunda kalıyorlar” dedi.

    Bursa’nın Kestel ilçesindeki Geyikli Baba Türbesi’ni ziyaret ettikten sonra türbenin alt kısmında bağlama çalıp, deyiş söyleyenlere, kendilerini “cami görevlisi” olarak tanıtan kişiler “Burada saz çalamazsınız. Gidin memleketinizde çalın. Yoksa bütün köyü buraya yığarız. Sizin için kötü olur” tehdidinde bulundu.

    Alevi Kültür Dernekleri Bursa Ataevler Şubesi Başkanı Nesimi Haydar Üçlertoprağı konuya ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “BABASULTAN ESKİ BİR ALEVİ KÖYÜ AMA ASİMİLE OLMUŞLAR”

    Yaşananları Bursa Alevi Platformu’nda da tartıştıklarını belirten Üçlertoprağı, Ahmet Yesevi Cemevi Başkanı Şahin Çolak‘ın 11 Aralık günü Bursa’ya geleceğini kaydetti. Üçlertoprağı şunları söyledi:

    “O gün namazın bitmesini beklemişler. Caminin avlusunda da oturmamışlar. Camiden uzak bir yerde Türkçe duazlar okunmasına oradakiler karşı çıkmış. Maalesef zihniyet böyle. O köy (Babasultan) aslında eski bir Alevi köyü ama asimile olanlar biliyorsunuz ki hangi inanca geçmişse kendilerini kabul ettirmek için onu daha fazla savunmak zorunda kalıyorlar.

    Şikayetten bir sonuç alınacağını düşünmüyorum. Hünkâr Hacı Bektaş Veli’yi ziyarete gittiğimizde Hacıbektaş Kaymakamlığı’ndan izin almıyoruz. Orada bağlama çalıp, deyişlerimizi söyleyebiliyoruz. Ama buradaki durum farklı. Daha önce de benzer bir durum yaşanmış. Orayı kendi bünyelerine geçirmişler. Dergahın bizler tarafından ziyaret edilmesinden de rahatsızlık duyuyorlar.”

    NE OLMUŞTU?

    İstanbul’un Gaziosmanpaşa ilçesinde bulunan Ahmet Yesevi Cemevi, iki otobüs dolusu yaklaşık 110 kişi ile 30 Ekim 2022 günü Bursa’nın Kestel ilçesi Baba Sultan Köyü’nde yer alan Geyikli Baba Türbesi’ne ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaret sırasında türbenin alt kısmında bağlama çalıp, deyiş söyleyenlere, kendilerini cami görevlisi olarak tanıtan kişiler müdahalede bulunurken, “Burada saz çalamazsınız. Gidin memleketinizde çalın. Yoksa bütün köyü buraya yığarız. Sizin için kötü olur” tehdidinde bulunmuştu.

    PİRHA/BURSA

    İLGİLİ HABERLER:

    >Geyikli Baba Türbesi’nde bağlama çalıp deyiş söyleyen Aleviler tehdit edildi

  • Geyikli Baba Türbesi’nde bağlama çalıp deyiş söyleyen Aleviler tehdit edildi-VİDEO

    Geyikli Baba Türbesi’nde bağlama çalıp deyiş söyleyen Aleviler tehdit edildi-VİDEO

    PİRHA-Bursa’nın Kestel ilçesindeki Geyikli Baba Türbesi’ni ziyaret ettikten sonra türbenin alt kısmında bağlama çalıp, deyiş söyleyenlere, kendilerini “cami görevlisi” olarak tanıtan kişiler “Burada saz çalamazsınız. Gidin memleketinizde çalın. Yoksa bütün köyü buraya yığarız. Sizin için kötü olur” tehdidinde bulundu. Yaşananları PİRHA’ya aktaran Ahmet Yesevi Cemevi Başkanı Şahin Çolak, “Etrafımızı çevirdiler. O an aklıma Sivas Madımak geldi” dedi. 

    İstanbul’un Gaziosmanpaşa ilçesinde bulunan Ahmet Yesevi Cemevi, iki otobüs dolusu yaklaşık 110 kişi ile 30 Ekim 2022 günü Bursa’nın Kestel ilçesi Baba Sultan Köyü’nde yer alan Geyikli Baba Türbesi’ne ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaret sırasında türbenin alt kısmında bağlama çalıp, deyiş söyleyenlere, kendilerini cami görevlisi olarak tanıtan kişiler müdahalede bulunurken, “Burada saz çalamazsınız. Gidin memleketinizde çalın. Yoksa bütün köyü buraya yığarız. Sizin için kötü olur” tehdidinde bulundu.

    Ahmet Yesevi Cemevi Başkanı Şahin Çolak, 30 Ekim günü yaşananları PİRHA‘ya anlattı. Çolak, ziyarete katılanların çoğunun köyü gezdiği, alışveriş yaptığı sırada yaklaşık 20 kişi ile Geyikli Baba Türbesi’ndeki ezan okunması ve namaz kılınmasını bekledikten sonra türbenin alt kısmında yer alan ziyaretçi banklarında bağlama çalıp, deyiş söylemeye başladıklarını söyledi.

    “AKLIMA O SIRA SİVAS MADIMAK GELDİ”

    Sonrasında yaşananları ise Çolak şöyle dile getirdi:

    “Fakat daha sonra kendilerini “Kestel Müftülüğü Baba Sultan Hazretleri Türbesi ve Camii görevlisi” olarak tanıtan birkaç kişi, bağlama çalıp, deyiş söylememize müdahalede bulunarak, “Burada saz çalamazsınız. Gidin memleketinizde çalın. Sizler kötü niyetlisiniz. Siz ibadet etmiyorsunuz. Buradan gidin yoksa bütün köyü ararız, herkesi buraya yığarız. Sizin için kötü olur” ifadelerini kullandı. Daha sonra birden çoğaldılar. Köydeki gençler de geldi oraya. Etrafımızı çevirdiler. Aklıma direkt Sivas Madımak geldi.”

    “DAHA ÖNCE BİR DEDE KURBAN KESMEK İSTEMİŞ AMA İZİN VERMEMİŞLER”

    Geyikli Baba Türbesi’nde daha önceden de benzer olayların yaşandığını öğrendiğini ama hiçbirinin duyurulmadığını söyleyen Çolak, “Daha önce de Bursa’daki bir cemevi dedesi kurban götürmüş, kesmesine izin vermemişler. Bu zamana kadar kimse tepki koymamış. Geyikli Baba ulu erenlerden biri. Bizim hakkımız ne olacak?” dedi.

    “BAĞLAMAMIZDAN KORKUYORLAR, ŞİMDİYE KADAR KİMSEYE KÖTÜLÜĞÜ OLMADI”

    Çolak, tehdit edildikten sonra Bursa Valiliği’ne şikayette bulunduklarını da belirtirken, şöyle konuştu:

    “Valiliğe şikayette bulunduk. Valinin bizi aramasını, bir de bizden dinlemesini beklerdik. O durumu kaymakamlığa bildirmiş. Kaymakamlıktan konuyla ilgili olarak bize yazı geldi. Yazıda suçlu bizi göstermişler. Şikayetimizi işlemden kaldırmışlar. Bağlamamızdan korkuyorlar. Kimsenin bağlamamızdan korkmasına gerek yok. Şimdiye kadar kimseye bir kötülüğü olmadı. Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı’na da konuyla ilgili olarak şikayette bulunduk.”

    CAMİ GÖREVLİLERİNİN TEHDİDİ, KAYMAKAMLIĞA GÖRE “UYGUN ÜSLUP”

    Kestel Kaymakamlığı tarafından Ahmet Yesevi Cemevi’ne gönderilen yazıda ise saz çalmak için cami görevlileri ile müftülükten izin alınmadığı belirtilerek, tehdit edilen taraf suçlu gösterildi. Kaymakamlık yazısında şu ifadelere yer verildi:

    “İnceleme sonucunda cami avlusunda ve türbe önünde faaliyette bulunmak, saz eşliğinde Alevi-Bektaşi geleneğine ait deyişleri söylemek için cami görevlilerinden veya Kestel İlçe Müftülüğünden izin almadıkları 15.12.2020 tarihli 847444 sayılı Başkanlık onayı ile yürürlüğe giren Din Hizmetleri Uygulama Genelgesinin 7/4 maddesinde “Camilerin ibadet alanlarında muhtelif vesilelerle icra edilen programlarda enstrüman kullanılmasına izin verilmeyecektir” denildiği; alınan ifadelerde cami görevlilerinin ziyaretçilerin cami önünde saz çaldıkları sırada meri mevzuat çerçevesinde uygun bir üslupla uyardıkları, aşağılayıcı, tahrik edici söz ve eylemlerde bulunmadıkları anlaşıldığından, söz konusu iddialarla ilgili şikayetin işlemden kaldırılması hususunu takdirlerinize arz ederim.”

    Barış KOP/İSTANBUL

  • ‘Taleplerimize tehditle cevap veriliyor, polis bir arkadaşımızı kör etmek istedi’- VİDEO

    ‘Taleplerimize tehditle cevap veriliyor, polis bir arkadaşımızı kör etmek istedi’- VİDEO

    PİRHA- “Gökyüzü çatımız sokaklar evimiz” eylemlerinde sürekli polisin tacizine ve tehditlerine maruz kaldıklarını anlatan üniversite öğrencisi Barış Kırmızıtaş, ekonomik krizden en çok öğrencilerin etkilendiğini belirterek, iktidarın çözüm üretmeyen politikalarına karşı birlikte hareket etme çağrısında bulundu. Kırmızıtaş, ters kelepçeyle gözaltına alındıklarında polisin bir arkadaşlarının gözüne tekme atarak kör etmek istediğini söyledi. 

    İktidarın yaşamın her alanında çözümsüzlük ısrarı ülkedeki ekonomik krizi gün geçtikçe çıkmaza sürüklüyor. Ekonomik krizden en fazla emekçiler, kadınlar, gençler ve çocuklar etkileniyor. Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla beraber üniversitelerine gitmek için farklı şehirlere gitmek zorunda kalan öğrenciler artan kira ve yurt fiyatları ile karşı karşıya kaldı. Barınma sorunu başta olmak üzere pek çok sorun yaşayan öğrenciler buna karşı harekete geçti.

    İzmir’de “Gökyüzü çatımız sokaklar evimiz” hareketinin çağrısıyla öğrenciler 11 Eylül’den bu yana barınma sorununa dikkat çekmek için parklarda nöbet tutuyor. Nöbeti sürdüren öğrenciler, parklarda polis tacizine ve tehdidine de maruz kalıyor.

    “RANZALAR İLE KOĞUŞ SİSTEMİNE GEÇİLDİ, ODALAR 12 KİŞİ”

    Çatımız Gökyüzü Hareketi’nde yer alan Dokuz Eylül Üniversitesi öğrencisi Barış Kırmızıtaş, bu eylemi sadece kendileri için değil toplumun sesi olmak adına yaptıklarını dile getirdi. Mevcut yurtlardaki odaların ranzalar ile koğuş sistemine döndüğünü aktaran Kırmızıtaş, “Bu eylemdeki temel amaç mevcut hükümetin yarattığı ekonomik krizin sonuçlarına, öğrenciler üzerinde kendini dayatmasına tepkiydi. Halkın bütün kesimleri bu ekonomik krizden payını alıyor. Öğrenciler ev sorunu, kira ve fatura zamlarından dolayı geçinemiyorlar. Yurtlara yerleşemeyen öğrenciler evlerine dönmek zorunda kalıyor. Hükümet yeni yurtlar yapması gerekirken ranza sistemi 4 kişilik odaları 10 kişiye çıkarıyorlar. Etüt odalarındaki masalar kaldırılarak yataklar yerleştiriliyor ve 12 kişilik odalar yapılıyor. Biz öğrenciler bunu kabul etmiyoruz ve sesimizi böyle duyurmak istiyoruz” diye konuştu.

    “DARP EDİLEREK GÖZALTINA ALINDIK, İNCE ARAMADAN GEÇİRİLDİK”

    Kırmızıtaş, önceki günlerde ablukaya alınıp, darp edilerek gözaltına alınmalarına tepki gösterdi. Eyleme başladıklarından bu yana çeşitli taciz ve tehditlerle karşılaştıklarını ifade eden Kırmızıtaş şöyle konuştu:

    “Biz bu eylemi sürdürmeye çalıştığımızda taciz, hakaret ve küfürler hiç dinmedi. 4 öğrenci olarak başladık. 4 kişi için 60 kişilik kolluk güçleri gelmişti. İlk günlerde bizleri darp ederek gözaltına aldılar. En temel hakkımızı protesto ile gerçekleştiriyoruz. Çadır kurulamaz gibi yasak olmamasına rağmen çadırımızı kırarak ters kelepçe ile gözaltına alındık. Hem bizleri hem de çantalarımızı ince aramadan geçerdiler. Gizli bir şekilde ve kamera kaydı alınmadan bu ince arama yapıldı. Çantalarımıza bir şeyler dahi konulmuş olabilir. Arkadaşımın gözüne tekme atarak kör etmek istediler.”

    “TALEPLERİMİZ, TOPLUMUN DA TALEPLERİDİR”

    Barınma, ulaşım ve beslenme gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamayan öğrencilerin okulu bırakmak zorunda kaldığını hatırlatan Kırmızıtaş, taleplerinin aslında ekonomik kriz kıskacında bırakılmış halkın da talepleri olduğunun altını çizerek, “Artık halk da bıkmış durumda ve bir şeylerin değişmesi gerektiğini söylüyor. İşte bu genel tepkinin öncülüğünü biz gençler yapıyoruz. Bu üniversitedeki bir öğrenci evinin genel sorunu olarak ele alınmamalı. Taleplerimiz, ekonomik krizin yansımalarını kat be kat yaşayan toplumun talepleridir. İnsanlar ev kiralarını ödeyemiyor, faturalarını ödeyemiyor. Geçinemedikleri için banyolarında kendilerini asıyor. Çocuğunun ihtiyaçlarını dahi karşılayamıyor. Halkın en somut sorunlarını biz üniversite öğrencileri çok daha fazla yaşıyoruz. Ek bir gelirimiz yok. KYK bursları ile geçinemiyoruz. Ev kiraları 4 bin TL olmuş durumda. Arkadaşlarımız ev sorunlarını çözemediğini için okulu bırakıp gitmek zorunda kaldı. Hükümet çözüm olarak bizlere bunu reva görüyor” ifadelerini kullandı.

    “BASKI VE TEHDİTLER KAPIMIZIN ÖNÜNE KADAR GELDİ”

    Nöbet eyleminin dışında evlerinin kapılarına kadar baskı ve tacizlerin devam ettiğine vurgu yapan Barış Kırmızıtaş, “Evlerimizden çıkarken kapımızın önünde bekleyen araçlar görüyoruz. Takip ederek taciz ve küfür ediyorlar. Ailelerimizi dahi arayarak bizleri illegalize etmek istiyorlar. Bizleri bu şekilde fişleyemezler. Bütün öğrencileri dayanışmaya çağırıyoruz. Bir şeyleri değiştireceğimize dair gücümüz var” dedi.

    Öğrencilerin talepleri şöyle:

    * İlk günden itibaren yetersiz kalan 850 TL’lik burs; eğitime, barınmaya ve beslenmeye gelen zamlar karşısında çoktan eridi. Bursumuz yaşanan enflasyon oranında arttırılmalı ve geri ödemeli bir şekilde verilen krediler de birikmiş borçları silinmek üzere bursa dönüştürülmelidir.

    * KYK yurt ücretlerine yüzde 80 ile yüzde 100 arasında yapılan zamlar derhal geri çekilmeli. Yaşam standartları iyileştirilerek barınmanın ücretsiz olmasına dönük adımlar atılmalıdır.

    * 2-3-4 kişilik KYK yurt odalarının ranza sistemiyle 8-10 kişiye çıkarılmasını kabul etmiyoruz. Koğuş değil yurt istiyoruz. Yatak kapasiteleri; ranza sistemine geçerek değil yeni yurtlar inşa ederek arttırılmalıdır.

    * Tarikat ve cemaat yurtları, ideolojik dayatmaları ve baskılarıyla özgür düşüncenin ve özgür bireyin gelişimi önünde başat engellerden birini oluşturmaktadır. Bu kurumların yurtları kapatılmalı ve bu binalar KYK yurtları olarak faaliyete geçirilmelidir.

    * Yemekhanelerde yapılan yüzde 100-300 arasındaki yemek zamları geri çekilmelidir. Bizler müşteri değiliz. Eğitim kurumları da birer ticaret merkezi değildir.

    * Ev kiraları ve emlakların denetimsizliği; ev sahiplerine ve emlakçılara bir kara borsa alanı oluşturmaktadır. Boş evler, adeta açık arttırmaya çıkarılırcasına en yüksek ücreti verene kiralanmaktadır. Kiralar ve emlaklar denetlenmelidir.

    * Her öğrenciye kırtasiye malzemesi ve kirada kalan öğrencilere ise gıda malzemesi, kira ve fatura desteği yapılmalıdır.

    * Ulaşım masrafları ve yapılan son zamlar biz öğrencileri ciddi anlamda zorlamaktadır. Toplu taşıma belediyelerin bünyesinde olduğu gibi aynı zamanda ulaşım, eğitim alanının da bir parçasıdır. Ulaşıma yapılan zamlar geri çekilmelidir.

    * Son olarak; eğitim, barınma ve beslenme haklarını talep ettiği için yurttan çıkarılan ve bursları kesilen tüm arkadaşlarımızın gasp edilen hakları geri verilmedir.”

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

  • Erdoğan ve Soylu ile poz veren bu şahıs, çok sayıda kişiyi tehdit edip, işinden attırıyor

    Erdoğan ve Soylu ile poz veren bu şahıs, çok sayıda kişiyi tehdit edip, işinden attırıyor

    PİRHA-AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ve İçişleri Bakanı Soylu’yla poz veren Mustafa Aydın, Clubhouse’da çok sayıda kişiyi tehdit etti. Aydın, tartıştığı kişilerin ‘FETÖ’cü olduğunu öne sürerken, çalıştığı şirketleri arayarak işlerine son verilmesini istiyor.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile çok sayıda fotoğrafı ortaya çıkan Mustafa Aydın isimli kişi, sosyal medya platformlarının sohbet odalarında tartıştığı kişileri tehdit etmeyi sürdürüyor. Aydın, tartıştığı kişileri ‘FETÖ’cü olmak ile suçlayarak, işlerinden atılmaları için çalıştıkları firmaların patronlarını aradığı öğrenildi.

    KİŞİLERİ FETÖ’CÜ OLMAK İLE SUÇLAYIP, İŞTEN ATTIRIYOR

    Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Mustafa Aydın, Clubhouse’daki sohbet odalarında tartıştığı kişilerin telefon bilgilerine ulaşarak, bu kişilere küfürlü mesajlar gönderiyor, hakaret ediyor. Devamında ise tartıştığı kişilerin iş yerlerini arayarak, işlerinden çıkarılması için patronlar ile görüşüyor. Bir sohbet odasında Doğuş Yavuz isimli kişiyle tartışan Mustafa Aydın, telefon numarasına ulaştığı Yavuz’u önce tehdit etti. Daha sonra Yavuz’un çalıştığı gümrük şirketini arayarak Yavuz’un ‘FETÖ’cü olduğunu öne sürerek, kendisinden özür dilemesini ve sosyal medya hesaplarını silmesini istedi. Yaşananlar üzerine patronu, Doğuş Yavuz’un tehdit eden Mustafa Aydın’dan özür dilemesini, sosyal medya hesaplarını silmesini ve şirkete savunma vermesini istedi. Bunu kabul etmeyen Yavuz ise şirketten istifa etti.

    Öte yandan ‘Clubhouse Terör Kampı’ adıyla YouTube’da bir kanal bulunuyor. Mustafa Aydın’a ait olduğu öne sürülen kanalda, Clubhouse’da Mustafa Aydın ile tartışan kişilerin, isim ve adreslerinin yazılarak hedef gösterildiği iddia edildi.

    Son günlerde ayrıca AKP taraftarları, Clubhouse’de açılan sohbet odasında, cezaevlerinde bulunanları nasıl öldüreceklerini konuşmuş, bir AKP’li de “Onlara yemek vermeyelim. Yesinler birbirlerini. Bunları itlaf etmemiz gerekir. Nasıl itleri eskiden zehirlerdik, öyle yapmak lazım” ifadelerini kullanmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Akademisyenden, PSAKD Tokat Şube Başkanı Erkan’a tehdit!

    Akademisyenden, PSAKD Tokat Şube Başkanı Erkan’a tehdit!

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı ve Tokat Şube Başkanı Muharrem Erkan, kendisini, ‘Niçin Kuran okumuyorsunuz’ diyerek tehdit eden Melih Gündüz hakkında şikâyette bulundu.

    Karadeniz Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı ve Tokat Şube Başkanı Muharrem Erkan, kendisini tehdit eden Melih Gündüz hakkında şikayette bulundu.

    Erkan, Melih Gündüz’ün kendisine hakaret ettiğini ve tehditlerde bulunduğunu belirtti.. Gündüz’ün Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı Bölümü’nde öğretim üyesi olduğu ve Alevilere yönelik daha önce de tehditlerde bulunduğu tartışma yaşadığı öne sürüldü.

    Muharrem Erkan, Melih Gündüz’ün Tokat GOP Bulvarında yolunu kestiğini belirterek, “Hacı Bektaş Veli’ye niçin Hace Bektaş Veli diyerek ismini değiştiriyorsunuz? Niçin Kuran okumuyorsunuz, cenazelerde niçin bağlama çalıyorsunuz” ifadelerini ile küfür, hakaret ve tehdit ettiğini dile getirdi.

    Melih Gündüz ise kendisinin de Alevi olduğunu söyleyerek, “Tartışma oldu, gerginlik yaşandı ve o anda söylenmemesi gereken sözler ağzımdan çıktı” savunmasında bulundu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Van’da gazetecilere silah çeken polisler, Ankara’da odalarını basıp tehdit etti-VİDEO

    Van’da gazetecilere silah çeken polisler, Ankara’da odalarını basıp tehdit etti-VİDEO

    PİRHA- Sahada haber takibi yapan gazetecilere yönelik polislerin engellemesi, saldırısı ve baskısı artıyor. İki günde gerçekleşen 4 olayda gazeteciler keyfi biçimde engellenerek, darp, tehdit ve tacize maruz kaldı.

    Sahada haber takibi yapan gazetecilere yönelik polislerin engellemesi, saldırısı ve baskısı her geçen gün artarak devam ediyor.

    Son iki günde yaşanan dört olayda gazeteciler, polis tarafından keyfi biçimde engellenerek taciz ve tehdide maruz kaldı.

    POLİSTEN GAZETECİYE: SENİ VURURUM, KİMSE BULAMAZ

    Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Van’da gerçekleştirdiği 1 Eylül Dünya Barış Günü mitingi sonrasında ise yürüyüşe geçen kitleyi takip eden gazeteciler, polisler tarafından darp edildi.

    Bianet’te yer alan habere göre polisler, kitleyi takip eden gazetecilerden Mesut Bağcı’yı yere yatırarak, darp etti ve kamerasını kırdı.

    Kendisini TEM Şube’den olarak tanıtan bir sivil polis ise, Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Berivan Kutlu ile JİNNEWS muhabiri Zelal Tunç’u ölümle tehdit etti. Polis, gazetecilere ‘Seni vururum, kimse seni bulamaz’ dedi.

    Aynı polis, JİNNEWS muhabiri Elfazi Toral’a da silah çekti. Söz konusu anlar diğer gazetecilerin görüntülerine yansıdı. Polisler aynı zamanda sık sık gazetecilerin görüntü almasını engelleyerek, kameralarını kırmaya çalıştı.

    Emniyet Müdürlüğü’nden bazı polislerin, kentteki kimi gazetecileri aradığı ve konuya dair herhangi bir görüntünün servis edilmemesi yönünde tehdit ettiği de öğrenildi.

    Ekipmanları kırılan, darp edilen ve ölümle tehdit edilen gazeteciler, İnsan Hakları Derneği (İHD) Van Şubesi üzerinden suç duyurusunda bulunacaklarını bildirdi.

    İSTANBUL’DA SİVİL POLİS KADIN GAZETECİYİ TACİZ ETTİ

    Dün İstanbul’daki 1 Eylül Dünya Barış Günü eyleminde ise, bir polis Bianet muhabiri Tuğçe Yılmaz’a fiziki tacizde bulundu. Sivil polisin tacizine uğrayan Bianet muhabiri Tuğçe Yılmaz yaşadıklarına ilişkin yaptığı açıklamada, “Arbede ile olmuş, yanlışlıkla olmuş bir şey değil. Sivil polis kasten, doğruca göğsümü sıktı” derken, “Haber izlemeye gittiğim etkinlikte yalnızca tacize uğramakla kalmadım, haberimi de geçemedim. Hem saldırıya uğradım hem de haberci olarak mesleğimin gereğini yerine getirmem engellendi” dedi.

    Dün İstanbul’un Beykoz ilçesine bağlı Tokatköy’de ‘kentsel dönüşüm’ gerekçesiyle yapılmaya çalışılan ve halktan tepki alan yıkımları takip etmeye çalışan gazeteciler de polis tarafından engellenerek, darp edildi.

    Halk TV muhabiri Erdinç Yılmaz polis tarafından alandan uzaklaştırıldı ve darp edildi.

    POLİS ANKARA’DA GAZETECİLERİN ODASI BASARAK VE TEHDİT ETTİ

    Bugün Ankara’da yaşanan olayda ise, gözaltındaki eski THK Üniversitesi Rektörü Ünsal Ban’ın adliyeye getirildiği anları fotoğraflayan gazetecilerin odası Gasp Büro Amiri olduğu belirtilen bir polis tarafından basıldı. Polisler, gazetecileri fotoğrafların yayımlanmaması için tehdit etti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kenanoğlu, Alevilere yönelik tehdit ve saldırı içeren 40 vakayı yeniden Meclis’e taşıdı

    Kenanoğlu, Alevilere yönelik tehdit ve saldırı içeren 40 vakayı yeniden Meclis’e taşıdı

    PİRHA- HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, 2012 ve 2022 yılları arasında kamuoyuna yansıyan Alevilere yönelik tehdit ve saldırı içeren 40 vakayı Meclis gündemine taşıdı. Kenanoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle verdiği önergede, konuya ilişkin verdikleri önergelerin yanıtsız bırakıldığını vurguladı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, 2012 ve 2022 yılları arasında kamuoyuna yansıyan Alevilere yönelik tehdit ve saldırı içeren 40 vakayı Meclis gündemine taşıdı.

    Alevilere yönelik nefret suçlarının hız kesmeden devam etmesinin nedeninin kamu otoritelerinin etkin şekilde hareket etmemesi olduğunu söyleyen Kenanoğlu, İçişleri Bakanlığı‘na verdiği soru önergesinde 2012 ve 2022 yılları arasında kamuoyuna yansıyan Alevilere yönelik tehdit ve saldırı içeren 40 vaka yaşandığına dikkat çekti.

    “OLAYLAR ETKİN SORUŞTURULMUYOR, KAMUOYU YETERİNCE BİLGİLENDİRİLMİYOR”

    Alevi toplumuna yönelik nefret söylemi, tehditler ve evlerinin işaretlenmesi gibi vakaların artarak devam ettiğini belirten Kenanoğlu, “Bu vakaların hız kesmemesinin nedenlerinden biri de kamu otoritesinin etkin bir şekilde harekete geçmemesinden kaynaklanmaktadır. Bugün itibariyle 2012 yılından bu tarafa, farklı tarih ve bölgelerde son Ankara saldırıları ile birlikte toplam kırk (40) vaka gerçekleşmiştir. Alevilerin evlerine çarpı (X) işareti konulması ve tehdit içeren yazılar yazılması, Alevi toplumuna karşı nefret suçuna girmektedir. Bu nefret suçunu işleyenlerin üzerine ciddiyetle gidilmediği, faillerine ulaşılmadığı ve kamuoyuna bu konularda yeterli bilgi verilmediği bilinen bir gerçekliktir. Bu durum Alevilere düşmanlık besleyenlere cesaret vermekte ve sonraki vakaların rahatlıkla yaşanmasına sebep olmaktadır” dedi.

    “KAMUOYU AYDINLATILMADIĞI GİBİ SORU ÖNERGELERİMİZE DE CEVAP VERİLMİYOR”

    Kenanoğlu’nun Meclis’e sunduğu soru önergesinde şu ifadelere yer verildi:

    “En kısa zamanda güçlü bir irade ortaya konulmazsa, Sivas, Maraş, Çorum gibi Alevi katliamlarının acısını ve öfkesini üzerinden atamamış Alevi toplumunun, benzer trajedileri bir daha yaşama riski taşımaktadır.

    Alevilere ait evlerin işaretlenmesi ile ilgili olarak;

    2012 yılında, Adıyaman, İzmir, Gaziantep, Erzincan, Aydın, Balıkesir, Mersin, İstanbul illerinde,

    2013 yılında, İstanbul, Ankara, Adıyaman, Malatya illerinde,

    2014 yılında, İstanbul ilinde,

    2015 yılında, Adıyaman, İzmir, İzmit, Elâzığ, İstanbul, Ankara illerinde,

    2016 yılında, Adıyaman, Ankara illerinde,

    2017 yılında, Adana, Malatya, İstanbul, Manisa illerinde,

    2019 yılında, Ankara, İzmir ilerinde,

    2020 yılında, Malatya, İstanbul illerinde,

    2021 yılında, Yalova, Mersin illerinde,

    2022 yılında, Ankara ilinde,

    Muhtelif tarihlerde, evler, kapılar, duvarlar, sokak başları, araçlar, apartmanlar, dernekler gibi onlarca ev veya mekâna işaretleme, hakaret gibi tehditler yazıldığı kamuoyuna yansıyan haberlerden bilinmektedir.

    Ancak, bugüne kadar haberlere yansıyan bu kırk (40) vaka ile ilgili kamuoyuna aydınlatıcı bir bilgi aktarılmadığı gibi, bunlarla ilgili olarak Bakanlığınıza yönlendirilen bütün soru önergelerimize de yanıt verilmemiştir.

    “KAMUOYUNA YANSIYAN 40 VAKA İLE İLGİLİ NE TÜR İŞLEMLER YAPILMIŞTIR?”

    Bu bağlamda;

    -Yukarıda belirtilen olaylarda, kamuoyuna yansıyan bilgilerin yer aldığı kırk (40) vaka ile ilgili ne tür bir işlem yapılmıştır, faili tespit edilenler hangi vakalardır?

    -Bu (40) vakadan faili tespit edilenlere nasıl bir işlem yapılmıştır?

    -Bütün bu sorularımız neden cevapsız bırakılmaktadır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Narlı Cemevi, sosyal medya üzerinden tehdit edildi!

    Narlı Cemevi, sosyal medya üzerinden tehdit edildi!

    PİRHA- Alevilere ve kurumlarına yönelik saldırılar artarken, Narlı Cemevi yöneticileri sosyal medya üzerinden tehdit edildi.

    Saldırı tehdidine ilişkin açıklama yapan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Narlı Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Ortaş, “Hiçbir tehdit bizi korkutamaz” diyerek şunları dile getirdi:

    “Ankara’daki cemevlerimize saldırıdan sonra soysal medya hesabımız üzerinden ‘sıranın biz de olduğunu’ söyleyerek  tehdit mesajı yollayan Yezit soylularına: Bizler Kerbela’da haksızlığa ve zulme başkaldıran Hasan ve Hüseyin, En-el Hakk dediği için asılan Hallac-ı Mansur’un, susmak yerine doğruyu söylediği için derisi yüzülen Seyit Nesimi’nin, dar ağacında kendi ipini çeken Pir Sultan’ın evlatlarıyız. Bizler ser verip sır vermeyen İbrahim Kaypakkaya’nın, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan, Deniz Gezmiş’in, Maraş’ta, Sivas’ta, Çorum’da, Suruç’ta, Ankara’da katledilen nice canların yoldaşlarıyız. Sizin gibi bir kaç çapulçu ve birilerinin kuklası olan Yezit soyludan korkacak değiliz. Her gün buradayız ve de burada olmaya devam edeceğiz. Biz, baskıya, zorbalığa, tehditlere ve her türlü şiddet politikalarına boğun eğmeyiz. Savaş çığırtkanlığına ve her türlü çatışma diline karşı barışın ve kardeşliğin saflarında yer alırız. Halkımızı kurumlarına ve cemevlerine sahip çıkmaya ve provokasyona karşı uyanık olmaya çağırıyoruz!”

    PİRHA/MARAŞ

    İLGİLİ HABERLER

    >AVF 2. Başkanı ve Kartal Cemevi Başkanı Selami Sarıtaş’a saldırı

    > Ankara’da cemevlerine eş zamanlı saldırı

     

  • Deniz Poyraz duruşmasında silahlı saldırı girişimi

    Deniz Poyraz duruşmasında silahlı saldırı girişimi

    PİRHA- Deniz Poyraz davası için toplanılan İzmir Bayraklı Adliyesi önüne otomatik silahla gelen saldırgan, ‘Hepinizi öldüreceğim’ diyerek tehditler savurdu. Saldırgan gözaltına alındı.

    Duruma tepki gösterenlere müdahale eden polis SGDF MYK üyesi Birkan Polat’a yumruk atarak dudağını patlattı.

    Duruşmaya  başlanması beklenirken, bir kişi otomatik silahla duruşmanın yapılacağı adliyeye gelip, polis kontrolünden geçerek, duruşmayı bekleyen kişileri tehdit etti. Duruşmayı bekleyen kişilerin silahı fark edip tepki göstermesi sonrası polis, silahla adliye önüne gelen kişiye değil, tepki gösterenlere müdahale etti. SGDF MYK üyesi Birkan Polat’ın polis müdahalesinde yaralandı.

    “SOLCULARI ÖLDÜRECEĞİM”

    Adliye önündeki kaldırımdan, otomatik silahla yolun ortasına gelerek silaha mermi süren saldırganın, “Solcular nerede, solcuları gösterin. Ben polise sıkmam. Getirin onları öldüreceğim” şeklindeki sözleri dikkat çekti.

    Polis, silahlı saldırganın elinde ki silahın oyuncak olduğunu iddia etti.

    PİRHA/İZMİR

     

     

  • Alevi olduğu için eşinin kardeşleri tehdit ediyor: Can güvenliğim yok -VİDEO

    Alevi olduğu için eşinin kardeşleri tehdit ediyor: Can güvenliğim yok -VİDEO

    PİRHA-Alevi olduğu için eşinin kardeşleri tarafından dışlandığını, tehdit edildiğini söyleyen Murat Mercan isimli yurttaş, can güvenliğinden endişe ediyor. Mercan, “Kayınbiraderlerimin peşimi bırakmamasından dolayı İstanbul, Ankara, Karaman ve Erzincan’da yaşadık. Halen inançlarından dolayı farklı olanları ötekileştirenler var. Can güvenliğim olmadığı için en kısa zamanda koruma talep edeceğim” dedi.

    Türkiye’de Alevi-Sünni evlilikleri yapılsa da hala ayrımcılık ve Alevilere yönelik nefret her geçen gün artıyor. Gümüşhane Şiran’da Sünni kökenli eşiyle tanıştığını belirten Murat Mercan adlı yurttaş, Alevi olmasından dolayı eşinin ailesinin tepkisinin ve karşı çıkışının sürdüğünü kaydetti. Ailenin karşı çıkması nedeniyle kaçarak evlendiklerini söyleyen Mercan eşinin kardeşlerin peşlerini bırakmadığını kaydetti.

    “CAN GÜVENLİĞİMDEN KORKUYORUM”

    Evlendikten sonra da kayınbiraderlerinin peşini bırakmadığını söyleyen Murat Mercan, “Kayınbiraderlerimin peşimi bırakmamasından dolayı İstanbul, Ankara, Karaman ve Erzincan’da yaşamak zorunda kaldık. Alevi olduğum için kayınbiraderlerim beni dışladılar ve bana ‘Biz Alevi’ye kız vermeyiz, kız kardeşimi geri getireceksin’ dediler. 3 yaşında bir çocuğumuz olmasına rağmen peşimizi bırakmıyorlar” dedi.

    “Erzincan’da üç defa ikametgâhımı değiştirdim ama nereye gidersem gideyim orada fotoğraf çekip seni bulduk kaçamayacaksın kız kardeşimizi getir diyorlar” diyen Mercan, şöyle devam etti:

    “Erzincan’da ailemi bırakıp gitmek istemiyorum ama yaşananlardan dolayı can güvenliğimden korkuyorum. Eşimle mutluyum, onun inancı beni ilgilendirmiyor benim inancım da onu ilgilendirmiyor. 2020’li yıllarda bile insanların inancına takılanlar var. Sonuçta sokakta düşen birine yardım ederken sen hangi inançtansın diye sormuyoruz. Halen inançlarından dolayı farklı olanları ötekileştirenler var. Can güvenliğim olmadığı için en kısa zamanda koruma talep edeceğim. Yaşadıklarımdan dolayı polise şikayetçi olmaya gittiğimde hiçbir şey yapmıyorlar illaki ölmem mi gerekiyor.”

    “BACIMIN İSLAMDAN ÇIKMIŞ BİRİSİYLE EVLENMESİNİ İSTEMİYORUM”

    Kimseyi tehdit etmediğini iddia eden Murat Mercan’ın kayınbiraderi Tarık Bal ise, “Müslüman olmayan birine bacımı vermek istemiyordum, zorla kaçırdı. Ben bacımı senden alacağım dedim. İslam’dan çıkmış biriyle evlenmesini istemiyorum, bacımı da yeğenimi de onların elinden alacağım” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Tunceli Valiliği, Nazımiye Kaymakamın kanunsuzluğunu örtbas etmek istemektedir’

    ‘Tunceli Valiliği, Nazımiye Kaymakamın kanunsuzluğunu örtbas etmek istemektedir’

    PİRHA-Düzgün Baba Cemevi Yönetim Kurulu, silahlı fotoğrafla cemevi başkanını tehdit eden Nazımiye Kaymakamına sahip çıkan Valiliğe tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Kaymakamın içerisine düştüğü yanlışı, kanunsuzluğu ve hukuksuzluğu örtbas etmek istemektedir” denildi.

    Dersim Nazımiye Kaymakamı Uğur Tutkan’ın Düzgün Baba Cemevi yönetimini tehdit etmesi üzerine verilen tepkileri, Tunceli Valiliği, “Kaymakamımıza yönelik karalama kampanyası” olarak nitelendirmişti. Düzgün Baba Cemevi Yönetim Kurulu, Tunceli Valiliği’nin açıklamasına yaptığı yazılı açıklamayla cevap verdi.

    “TUNCELİ VALİLİĞİ, KAYMAKAMIN YAPTIĞI YANLIŞI ÖRTBAS ETMEK İSTEMEKTEDİR”

    Nazımiye Kaymakamı’nın Düzgün Baba Cemevi özelinde Alevi toplumuna, Alevi inancına yönelik tehdit ve hakaretini görmezden gelindiği belirtilen açıklamada şunlar dile getirildi:

    “Kaymakamın içerisine düştüğü yanlışı kanunsuzluğu ve hukuksuzluğu örtbas etmek istemektedir. Öncelikle valiliğin ilgili açıklamasındaki bazı iddialara kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için açıklama yapma zorunluluğu doğmuştur. Valilik açıklamasında, 5 Şubat tarihinde cemevi yönetiminin Nazımiye Kaymakamıyla iletişime geçerek Xızır Cemi nedeniyle kapalı olan cemevi yolunun açılmasını talep etmiş, kaymakamlık ve bağlı ilgili kurumlar yol açma çalışmaları için yönlendirilmiştir, deniliyor. Fakat bu görüşmeden sonra yol açılmadığı gibi kaymakam köy hizmetlerinde yetkili birini arayarak “Benim bilgim ve onayım olmadan Düzgün Baba Cemevi yolunu açmayacaksınız “diyor. Bu görüşmeden bir hafta sonra yaklaşık bir aydır kapalı olan Düzgün Baba Cemevi yolunun açılması talebiyle Düzgün Baba Cemevi yönetimi sosyal medyadan açıklama ve çağrı yapmak zorunda kalıyor. Bu çağrıdan bir gün sonra ve kaymakamla görüşmeden bir hafta sonra Düzgün Baba Cemevi yolu açılıyor. Valilik açıklamasında iddia edildiği gibi aynı gün yol açılma durumu söz konusu değildir.”

    “FOTOĞRAF CEMEVİNİN ÖNÜNDE ÇEKİLMİŞTİR”

    Valilik açıklamasındaki diğer bir iddia da uzun namlulu silahlarla çekilen fotoğrafın bulunduğu yerin cemevi olmadığı açıklamasıydı.
    Düzgün Baba Cemevi yönetimi, fotoğrafın cemevinin önünde çekildiğini belirterek şunları kaydetti:

    “Bu açıklama doğru değildir. Bu silahlı fotoğraf cemevimizin önünde bulunan ‘EL ELE EL HAKKA’ tabelasının hemen önünde çekilmiştir. Fotoğrafta da net bir şekilde bu tabela görülmektedir. Valilik açıklamasında Düzgün Baba Cemevi’nin tapusunun Çevrecik köyü muhtarlığına ait olduğu ve muhtarlığın derneğe bir tahliye davası açtığından söz etmektedir. Öncelikle şunun altını çizmekte fayda var. Düzgün Baba kimsenin tapulu yeri değildir. Düzgün Baba hakikati; makamları, mevkileri aşan bir hakikattir. Düzgün Baba dünya Alevi toplumunun Serçeşmesi, murad kapısıdır. Dolayısıyla cemevinin bulunduğu alan köy sınırları içerisinde bulunsa da, cemevi 20 bin m2’lik alan tapuda ibadet alanı olarak tescillenmiştir. Ayrıca Çevrecik köy muhtarının Düzgün Baba Cemevi yönetimine dönük bir tahliye davası söz konusu değildir. Bu cemevimizin kuruluşundan bu yana dernek statüsünde hizmet vermektedir.”

    “NAZIMİYE KAYMAKAMI UĞUR TUTKAN DERHAL GÖREVİNDEN ALINMALIDIR”

    Düzgün Baba Cemevi, Valiliğin açıklamasındaki “Derneğin, cemevini işgalen kullanması” diye bir beyanı olduğunu hatırlatarak, “Bu açıklama skandal niteliğindedir. Aslında Valilik Nazimiye Kaymakamı’nın inanç yerlerimize dönük tehditini bir adım ileri taşımıştır. Cemevi yönetiminin inanç, itikat, ibadet, faaliyet ve hizmetlerini önemsiz görmüştür. Bütün bu iddialarından anlaşılan önümüzdeki süreçte cemevlerimizde inanç yerlerimizde hizmet yürüten yol evlatlarını “Fuzili işgal” nedeniyle engelleyip kendileri açısından bir yol temizliği yapmak istedikleri anlaşılmaktadır. Valilik açıklamasında kaymakamın Düzgün Baba Cemevinde hizmet yürüten canlarımız şahsında bütün Alevi toplumuna dönük tehdit ve hakaretine sahip çıkmış ve bu yapılanı bir adım ileri taşımıştır. Bütün Alevi toplumu, Alevi kurumları, Alevi dostları günlerdir bu yapılan tehdidi kendilerine yapılmış olarak gördüklerine dair açıklamalar yapıyor. Fakat bu durum görmezden geliniyor. Çıkıp en azından bütün bu kesimlerden bir özür dilemek yerine, günü kurtarmaya, hedef şaşırtmaya yönelik açıklamalar yapıyorlar.

    KAYMAKAM HAKKINDA SUÇ DUYURUSU

    Düzgün Baba Cemevi yönetimi olarak 16.02.2022 Nazımiye Savcılığı’na Kaymakamın tehdit ve hakareti nedeniyle suç duyurusunda bulunduğumuzun ve bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızın bilinmesini isteriz. Cemevimizin kapısına uzun namlulu silahlarla dayanıp size devletimizin gücünü göstereceğim diye tehdit eden Nazimiye Kaymakamı Uğur Tutkan derhal görevden alınmalıdır” denildi.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER
    > ‘Hızır ayında Düzgün Baba Cemevi’ne 60 bin TL idari ve mali para cezaları kesildi’
    > Nazimiye Kaymakamı’ndan Düzgün Baba Cemevi yöneticilerine tehdit!

     

  • Mersin Haberci Gazetesi’ne yapılan saldırı kınandı-VİDEO

    Mersin Haberci Gazetesi’ne yapılan saldırı kınandı-VİDEO

    PİRHA-Mersin Haberci Gazetesi’ne yapılan saldırıya tepki gösteren Mersin Gazeteciler Cemiyeti ve gazeteciler, “Gazetelerin ve gazetecilerin hedef gösterildiği bir ortamda toplumsal barış sağlanamaz” dedi.

    Mersin’de 35 yıldır yayın yapan günlük siyasi gazete Mersin Haberci Gazetesi, dün ikinci kez saldırıya uğradı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Gençlik Kolları üyeleri tarafından yapılan protestoda ‘satılık gazete’ denilerek kalem, yumurta ve boya gazete önüne atıldı.

    Mersin Gazeteciler Cemiyeti ve gazeteciler, Mersin Haberci Gazetesi’ne yönelik yapılan saldırıyı gazete binası önünde yapılan açıklamayla kınadı. Cemiyet başkanı Kaya Tepe tarafından yapılan açıklamada, yaşananların demokrasi adına, basın özgürlüğü adına gazetecileri derinden üzdüğünü ve endişelendirdiğini belirterek, “Kamuoyunun haber alma hakkı için zor şartlarda görev yapan gazeteciler, her dönemde  baskılara, fiili veya sözlü saldırılara hedef olmaktadırlar. Ancak unutulmamalıdır ki, demokrasi farklı görüşlere tahammül etme rejimidir” dedi.

    “GAZETECİLERİN HEDEF GÖSTERİLDİĞİ BİR ORTAMDA TOPLUMSAL BARIŞ SAĞLANAMAZ”

    Basın özgürlüğünün olmadığı bir toplumda demokrasiden söz edilemeyeceğinin altını çizen Tepe, “Gazetelerin ve gazetecilerin hedef gösterildiği bir ortamda toplumsal barış sağlanamaz. Düşüncelere olan tahammülsüzlük, karanlıkların aydınlıklara ulaşmasından korkanlar elinde kaleminden başka bir silahı olmayan gazetecileri tarihimizin her döneminde tehdit etmişlerdir” diye konuştu.

    “HABERCİ GAZETESİNE DEĞİL GAZETECİLERE YAPILMIŞ BİR SALDIRIDIR”

    Tepe, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Hepimiz biliyoruz ki, basın demokratik hayatımızın vazgeçilmez bir unsuru, haber alma ve yayma özgürlüğünün en etkili aracıdır. Basın, tarafsız ve objektif bir biçimde haber ve bilgi akışı sağlayarak toplumu aydınlatma ve doğru bilgilendirme görevi yapmaktadır. Önemli bir kamu hizmeti niteliğindeki bir görevi yerine getirmektedir. Bilgiye, belgeye dayanan gerçekleri gündeme getirmelidir. Aksini iddia edenler için kanunlarımızda itiraz yöntem ve şekilleri açıktır.

    İki gündür bu gazetemiz önünde yaşananlar kabul edilemez bir durumdur, her açıklamasında demokrasiden, insan haklarından, basın özgürlüğünden bahseden bir siyasi partinin gençlik kollarının bu vandallığı yapması tam bir rezalettir. Tam bir çelişkidir. Basına yönelik saldırılar direkt halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkına yönelik saldırılardır. Basın ve düşünce özgürlüğünü benimsemekte zorlanan kişiler gazeteleri ve gazetecileri sürekli hedef göstermekte bu tip saldırılarda önemli rol oynamaktadırlar.

    Bu sadece Haberci Gazetesi’ne değil Mersin’deki tüm basın kuruluşlarına ve gazetecilere yapılmış bir tehdit ve saldırıdır. Kent gazetecileri tarihlerinde olduğu gibi geçmişte de, şimdi de ve gelecekte de bu saldırıları tek vücut halinde savuşturup kent hafızasının kirli olan bir yerine yerleştirecektir. Demokrasi ve basın özgürlüğü her zaman galip gelecektir. Güzel kentimiz Mersin’in bu tip çağ dışı ve demokrasi düşmanı olaylarla gündeme gelmesi son derece üzücüdür. Siyasetçileri ile, iş adamları ile sivil toplum temsilcileri ile gazetecileri ile birlik beraberlik ve demokratik bir şekilde gelişen, büyüyen Mersin’i hep birlikte oluşturmalıyız. Haberci Gazetesi’ne yapılan tehdit ve saldırıyı şiddetle kınıyor, sorumluların hak ettikleri cezayı almasını istiyoruz.”

    PİRHA/MERSİN

    İLGİLİ HABERLER

    >Mersin Haberci Gazetesi bir grup tarafından tehdit edildi

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri: Adli ve idari soruşturma başlatılıp kaymakam görevden alınsın-VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri: Adli ve idari soruşturma başlatılıp kaymakam görevden alınsın-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Nazımiye Kaymakamı’nın Düzgün Baba Cemevi yönetimini tehdit etmesine tepki göstermek için Düzgün Baba Cemevi’nde açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Tek başına özür değil, tam tersi eğer devlet gücünü gösterecekse adli ve idari soruşturma başlatıp kaymakamı görevden alınmasını bekliyoruz” denildi.

    Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek’in, Nazimiye Kaymakamı Uğur Tutkan tarafından “Sana da uzantılarına da öğreteceğiz kanunu, hukuku ve devletimizin gücünü” sözleriyle tehdit edilmesine Alevi kamuoyunun tepkisi devam ediyor.

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Nazımiye Kaymakamı’nın Düzgün Baba Cemevi yönetimini tehdit etmesine tepki göstermek için Düzgün Baba Cemevi’nde açıklama yaptı.

    “DEVLET BÜTÜN İNANÇ GRUPLARINA EŞİT DAVRANMALIDIR”

    Nazımiye Kaymakamı Uğur Tutkan tarafından Düzgün Baba Cemevinde silahlı fotoğraf çekildi ve cemevi yönetimine size devletin gücünü göstereceğim diyerek bu inanç yerine ve bu dergâhta hizmet veren bütün canlara tehdit durumu söz konusu oldu diyen Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek, “Bununla ilgili hukuksal girişimlerde bulunduk ve ayrıca bütün Alevi toplumunu bu konuda bilgilendirdik. Birkaç gündür yaşanan bu duruma Alevi toplumu tepki gösterdi. Cemevlerimiz ibadethanemizdir, ticarethane değildir, inanç yerlerimize müdahale edilmemelidir. Hiç kimse inanç yerlerimizde nasıl ibadet edeceğimize karar veremez” dedi.

    Aslında uzun süreden beri bu zihniyetin eşitsizlik üzerinde kendisi dışındaki inanç gruplarını yok saydığını belirten Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, “Ama devlet veya devleti temsil eden yöneticilerin bütün inanç gruplarına eşit bir şekilde davranması gerekiyor. Yaşananlar bu zihniyetin Alevi-Kızılbaş kültürünü yok sayma ve inkâr etmenin dışavurumudur. Devletin insanların inancına müdahale etmemesi gerekiyor yoksa insanları ayrıştırırsınız ama bizim inancımız birlikte yaşamı savunan bir anlayıştır” diye belirtti.

    “HANGİ GÜCÜ GÖSTERMEK İSTİYORLAR”

    Biz inancımızı yerine getirirken acaba hangi gücü göstermek istiyorlar diye soran DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ise, “Bununla neyi kastediyorlar, korkalım mı, ürkelim mi, gelmeyelim mi? Burası bizim kutsal mekânımız biz buraya geleceğiz ama buraya gelip de nasıl bulunulması gerektiğini bilmiyorlarsa buraya gelen insanların ve buranın hassasiyetinden haberi yoksa arkasında birileri varsa onlar ve ya kendi başına yaptıysa kendisi otursun bir düşünsün ve hak etmediği yerde bulunmasın” dedi.

    Uzun yıllardır devlet kuruldu kurulalı laikliğin çözülmeyen problemlerden biri olduğunu söyleyen EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “Gerçek laikliğin olmaması nedeniyle inançlar arasında ötekileştirme söz konusu oluyor. Tek başına özür değil, tam tersi eğer devlet gücünü gösterecekse adli ve idari soruşturma başlatıp kaymakamı görevden alınmasını bekliyoruz” dedi.

    Alevi toplumu uzun yılardan beri eşit yurttaşlık talebi için mücadele verdiğini vurgulayan, yerine kayyım atanan Peri Belediyesi Eş Başkanı Orhan Çelebi, “Bu mücadele sonrasında Aleviler çok büyük bedeller ödedi, bunu Çorum’da, Sivas’ta, Maraş’ta, Malatya’da ve Gazi’de yaşadık. Alevi toplumu Türkiye’nin birçok yerinde baskıya, katliama uğradı ama eşit yurttaşlık mücadelesinden vazgeçmedi. Hukuku yok sayarak devletin gücünü gösteren anlayış bugüne kadar hep yok oldu ve bu anlayış bundan sonrada yok olmaya devam edecektir” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • İzmir’de Alevilerden Nazimiye Kaymakamı’na tepki: Hesap vermeli-VİDEO

    İzmir’de Alevilerden Nazimiye Kaymakamı’na tepki: Hesap vermeli-VİDEO

    PİRHA- İzmir’deki birçok kurum silahlı kişilerle Düzgün Baba Cemevi yöneticilerini tehdit eden Nazimiye Kaymakamı’nı kınayan bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Bu saldırgan tutumu kınıyor, derhal görevden alınarak bir an önce il dışına çıkarılması ve hukuk önünde hesap vermesi için gereğinin yapılması çağrısında bulunuyoruz” denildi. 

    Dersim Nazimiye Kaymakamı Uğur Tutkan’ın Düzgün Baba Cemevi yöneticilerini, silahlı bir fotoğraf yayınlayarak “Sana da, uzantılarına da öğreteceğiz kanunu, hukuku ve devletimizin gücünü” sözleriyle tehdit etmesine bir tepki de İzmir’den geldi.

    Yamanlar Cemevinde yapılan açıklamaya İzmir Dersim Dernekleri, Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi, Yamanlar Cemevi yöneticileri, Eskişehirliler Kültür ve Yardımlaşma Derneği, Karlıova-Yedisu Dayanışma Derneği, Diyarbakır Erenler Derneği, Zübeyde Hanım Mahallesi Cemevi, Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Karşıyaka Şubesi, Amasyalılar Kültür ve Sosyal Dayanışma Derneği, HDP Bayraklı İlçe Örgütü, Onur Mahallesi-Yamanlar Mahallesi Muhtarları, Çorum Federasyonu, Narlıdere Cemevi ve Sosyalist Meclisler Federasyonu yönetici ve başkanları katıldı.

    Açıklamada, “Düzgün Baba Cemevini tehdit eden kaymakamı kınıyoruz, inancımıza ve cemevlerimize kimse el uzatamaz” pankartı açıldı. Kurumlar adına açıklamayı Yamanlar Cemevi Başkanı Mehmet Bozkurt okudu.

    “DİZ ÇÖKMEDİK, ÇÖKMEYECEĞİZ”

    Nazımiye Kaymakamı’nın tehdit içerikli sözlerini kınayan Bozkurt, “Düzgün Baba Ziyaretgâhı kutsalımız ve buradaki cemevi ise inanç mekânımızdır. Yolumuz rıza Yoludur, mekânlarımız rıza mekânıdır. Bu mekânlarımızda kine, nefrete ve şiddete yer yoktur. Düzgün Baba Ziyaretgâhı her yıl yüzbinlerce canımızın ziyaret ederek cem oldukları, dara durdukları, dualarında önce tüm insanlık için, sonra yabandaki kurt kuş-börtü böcek-cümle can için, en sonunda da hanesi için Hakk’tan hayır diledikleri mekândır. Ziyaretgâhlarımız kinin, kibirin, nefretin yüreklerden def edildiği rıza mekânlarıdır. Edep-erkân dahilinde her can bu mekanlarımıza mihman olabilir, Hak lokmamızdan, Yolumuzun kemaletinden nasiplenebilir. Cümle canı yar biliriz, yar olmak ve yar kalmak isteriz. Edep-erkâna uymayan, rızamızı gözetmeyen, Hakk manasından bihaber olup da nefretle gelene ise kapımız kapalıdır. Unutulmamalıdır ki bin yıllardır diz çökmedik ve diz çökmeyiz” dedi.

    “KAYMAKAM RIZA LOKMALARINA EL KOYMUŞ, TEHDİT ETMİŞTİR”

    Bozkurt, “Yolumuza, itikatımıza, inanç mekânlarımız ve kutsallarımıza yönelik hiçbir müdahaleyi kabul etmeyeceğimizi de bir kez daha belirtmek istiyoruz” dedi.

    Düzgün Baba Cemevine yönelik doğrudan ve dolaylı baskıların adeta süreklilik arz ettiğine dikkat çeken Bozkurt, şöyle devam etti:

    “Son olarak Nazımiye Kaymakamı Uğur Tutkan “Devletin gücünü göstereceğim” diyerek gayrı hukuki, gayrı vicdani bir tutumla cemevine birçok kez on binlerce lira ceza yazdırmıştır. Bu yöntemle halkımızın cemevimize Hakk hizmetinin yürütülebilmesi için verdiği rıza lokmalarına el koymuştur. Bununla yetinmeyen kaymakam, rıza ve barış mekanı olan cemevimizin bahçesine giderek silahlı resim çekip servis ederek, cemevinde Hakk hizmeti yürütmekte olan canlarımızı ve halkımızı doğrudan tehdit etmiştir.”

    “GÖREVDEN ALINARAK HESAP VERMELİ”

    Kaymakamın saldırgan tutumunu kınayan ve görevden alınması çağrısında bulunan Yamanlar Cemevi Başkanı Mehmet Bozkurt, “Nazımiye Kaymakamı’nın tutumu biz Alevileri yaralamış ve endişelendirmiştir. Bu cüreti Alevilere yönelik hak tanımaz politika ve söylemlerden aldığı ise açıktır. Hizmet makamını tehdit makamı olarak değerlendirmiş, ziyaretgâhımız ve inanç mekânımıza saygısız bir tutum sergilemiş, kamu güvenliği için de bir tehdit oluşturduğunu göstermiştir. Bu saldırgan tutumu kınıyor, derhal görevden alınarak bir an önce il dışına çıkarılması ve hukuk önünde hesap vermesi için gereğinin yapılması çağrısında bulunuyoruz” dedi.

    PİRHA/İZMİR

  • Mersin Haberci Gazetesi bir grup tarafından tehdit edildi-VİDEO

    Mersin Haberci Gazetesi bir grup tarafından tehdit edildi-VİDEO

    PİRHA- Bir grup tarafından Mersin Haberci Gazetesi, gazete binası önünde tehdit edildi. 

    Mersin’de 35 yıldır yayın yapan günlük siyasi gazete Mersin Haberci Gazetesi, kimliği henüz belirlenmeyen kişilerce tehdit edildi. Öğlen saatlerinde gazete önüne gelen bir grup “Yalan haber yapmayın artık” şeklinde sloganlar atarak, “Bu daha başlangıç” dedi. Gazete yetkililerinin “Kimsiniz? Hangi haberi protesto ediyorsunuz” sorularına, “Halkız, bütün haberlerinizi” yanıtı veren grup, gazete binasının önünden uzaklaştı.

    Haberci Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yüksel Ekici, “Gazetemize yapılan bu protesto girişimini ve yönlendiricilerini kınıyor, kamuoyunu özgür ve tarafsız gazetecilik için desteğe, yetkilileri ise bu kişi ve grubu tespit ederek, tehditlere karşı gereğini yapmaya davet ediyoruz” çağrısında bulundu.

    PİRHA/MERSİN