Etiket: tehdit

  • Dersim’de tehdit edilen öğrencilerden açıklama-VİDEO

    Dersim’de tehdit edilen öğrencilerden açıklama-VİDEO

    PİRHA – Dersim’de polisler ve kimliği belirlenmeyen şahıslar tarafından darp ve tehdit edilen öğrenciler, İnsan Hakları Derneği’nde basın açıklaması yaptı. 

    Haberin videosu

    Dersim’de polis ve kimliği belirsiz şahıslarca darp ve tehdit edilen Munzur Üniversitesi öğrencileri, İnsan Hakları Derneği’nde açıklama yaptı.

    Munzur Üniversitesi öğrencileri günlerdir kayıp olan arkadaşları Gülistan Doku’nun bulunması üniversitede yaptıkları eylem nedeniyle tehdit edilerek, kaçırılmaya çalışıldıklarını belirterek, İHD’ye başvuruda bulundu.

    “TEHDİT EDENLERİN ARAÇ PLAKALARI ELİMİZDE”

    Sürekli kentte taciz, tecavüz vakalarının gündemde olduğunu söyleyen İHD Şube Başkanı Gürbüz Solmaz, en son üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun kayıp durumunun ortaya çıktığını belirtti. Bu olumsuzluklara halk, öğrenci, esnaf ve bir bütün olarak sivil toplum örgütleriyle birlikte ortak bir tepki geliştirildiğini dile getiren Gürbüz, şöyle devam etti:

    “Bu olayların aydınlatılmasına yönelik bir duyarlılık oluştu. Demokratik bir talebin susturulabilmesi için valiliklerce alınan yasak kararlarının doğru olmadığını söylemek istiyoruz. Sokakta insanların sesini kısa bilirler ama vicdanları susturamazlar. Bu anlamda eylem, etkinliklere katılan üniversite öğrencilerine yönelik polis olduklarını iddia eden kişilerce sokakta önleri kesilerek tehditlerde bulunuyorlar. Bu olayların çok fazla dillendirilmemesini istediklerini ve bu olayların üstüne gidilmemesi şeklinde ifadelerde bulunuyorlar. Bu arkadaşları tehdit ederken de sıkıntılar yaşattıklarını, yarın aynı şekilde kendilerinin de bu olayları yaşayabileceklerini ve daha sonra tekrar kendileriyle görüşecekleri söyleniyor. Bu tehditleri biz kabul etmiyoruz. Bütün sorumluluk emniyetin, kolluk kuvvetlerinin ve jandarmanındır. Arkadaşlardan birinin resmi polisler tarafından tehdit edildiğini biliyoruz. Tehdit edenlerin araç plakaları da elimizde.”

    “KORKUTARAK BİZİ GERİ ÇEKEMEYECEKLER”

    Munzur Üniversitesi Öğrencisi Lider Polat, 13 Ocak’ta kayıp olan arkadaşları Gülistan Doku’nun bulunması için üniversitede yaptıkları eylemde, kadın öğrencileri taciz ettiği idda edilen Munzur Üniversitesi Bilgi İşlem Daire Başkanı Cem Tekinoğlu hakkında sarf ettiği sözler nedeniyle tehdit edilerek kaçırılmak istendiğini söyledi. Polat, “Son süreçte benzeri olaylar gençlere yönelik çok yaşanıyor. Korkutarak bizi geri çekmeye çalışıyorlar. Yerel halkla birlikte böylesi durumların üzerine giderek daha çok teşhir edeceğiz” şeklinde konuştu.

    “POLİS BOĞAZIMDAN TUTUP TEHDİT ETTİ”

    Polat gibi kendisini de 13 Ocak’ta Gülistan Doku için yapılan eyleme katıldığını belirten Munzur Üniversite öğrencisi Mehmet Sağlam ise erkek yurdunda yapılan eylem sonrası Bayraktepe polis noktasında durdurulduğunu dile getirdi. Sağlam, “Beni kulübenin içine koydular. Bir polis boğazımdan tutarak tehdit etti. Elimle onun elini çekerek sadece arkadaşımızın bulunması için eylemlere katıldığımı söyledim. Polisler bana küfür ederek bu şehri terk etmem gerektiğini söylediler. Öğrenci olduğumu ve tekrar başka bir arkadaşımızın başına gelmemesi için eyleme katıldığımı söyledim. ‘Senle görüşeceğiz, başına geleceklerinden biz sorumlu değiliz’ deyince ben de ‘başıma ne gelirse siz sorumlusunuz’ dedim” diye konuştu.

    “DEMOKRATİK HAKLAR ÇERÇEVESİNDE ARKADAŞIMIZIN BULUNMASINI İSTİYORUZ”

    Munzur Üniversitesi son sınıf öğrencisi olan Dilar Aras da, “Gülistan Doku için yaptığımız bütün eylemler yasaldır. Ovacık yolunda yürürken bir araç önümde durarak kimliğini çıkarıp polis olduğunu söyledi. GBT yapacaklarını söyleyip kimliğimi istediler. Oradan geçen insanların dikkatini çekince polisler ‘seninle görüşeceğiz’ deyip arabasına binip gitti. Demokratik haklar çerçevesinde arkadaşımızın bulunmasını istiyoruz. Arkadaşımızın bulunması için her zaman baskılar altındaydık” sözlerine yer verdi.
    Daha önce savcılığa suç duyurusunda bulunan öğrenciler, açıklamanın ardından İHD’ye başvuruda bulundu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de eylem yapan öğrencilere darp ve kaçırma girişimi

    Dersim’de eylem yapan öğrencilere darp ve kaçırma girişimi

    PİRHA – Dersim’de eylemlere katılan öğrencilere darp ve kaçırma girişiminde bulunuldu. 

    Dersim’de son süreçte tacize, tecavüze karşı ve Gülistan Doku’nun bulunması talebiyle birçok eylem gerçekleştirildi.

    Geçtiğimiz günlerde yurt eylemleri sırasında yurdun bulunduğu bölgeden şehre giriş yapan Mehmet adlı öğrencinin polis kontrol noktasında bulunan kulübe içerisinde darp edildiği öğrenildi.

    Lider adlı başka bir öğrencinin ise üniversite eyleminde tacizle suçlanan Munzur Üniversitesi Bilgi İşlem Daire Başkanı Cem Tekinoğlu’na ilişkin sözler söylemesi gerekçe gösterilerek kaçırma girişiminde bulunulduğu, tehdit edildiği belirtildi.

    Öte yandan kadın öğrenci yurtlarında günlerdir devam eden eylemlerde bazı şahısların öğrencileri ‘Siz devam edin eyleminize, göstereceğiz hepinizi alacağız’ tehdidinde bulunulduğu belirtiliyor.

    PİRHA/DERSİM

  • İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri: Kayyım tehdidi HDP ile sınırlı kalmamıştır

    İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri: Kayyım tehdidi HDP ile sınırlı kalmamıştır

    PİRHA – İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri yaptığı yazılı açıklamayla CHP’li Urla belediyesine atanan kayyıma tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Tehdit, HDP belediyeleri ile sınırlı kalmamış, ‘kapımıza’ dayanmıştır” denildi. 

    31 Mart yerel seçimlerinde Urla’da CHP’den Belediye Başkanı seçilen İbrahim Burak Oğuz, geçtiğimiz günlerde ‘FETÖ’den tutuklandı ve yerine Urla Kaymakamı Önder Can kayyum olarak atandı. Atanan kayyımla ilgili İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri bugün DİSK Ege Bölge Temsilciği’nde bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

    “KAYYIM KAPIMIZA DAYANMIŞTIR”

    İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri adına konuşan İzmir Tabip Odası’ndan Firdevs Çetin Uysal, kayyım tehdidinin HDP’li belediyelerle sınırlı kalmadığını belirterek, “İktidar, kendinden olmayan her kesime düşmanlığını saklama ihtiyacı duymazken, bu çerçevede milyonlarca insanın iradesini de hukuk tanımaksızın gasp etmeye devam edeceğinin mesajını vermiştir. Tehdit, HDP belediyeleri ile sınırlı kalmamış, ‘kapımıza’ dayanmıştır. Ve maalesef bilinmektedir ki, bu uygulamanın Urla ile sınırlı kalmama ihtimali yüksektir. AKP iktidarının, özellikle ranta dönüştürülebilecek kamusal varlık kokusu aldığı il ve ilçe belediyelerine türlü gerekçelerle kayyım atama ihtimali hiç de uzak bir ihtimal değildir. Bu uygulamalar gücünün bir kısmını, ana muhalefetin geçmişteki pasif tutumundan, ortak mücadeleden kaçma pratiğinden almaktadır. Ancak kendini tehditten koruma güdüsüyle ne kadar kaçılırsa kaçılsın, iktidarın yöneliminin kayyım uygulamasını er ya da geç tüm ülkeye yaymak olduğu açık bir şekilde görülmüştür” diye konuştu.

    ANTİ DEMOKRATİK UYGULAMALARA KARŞI BİRLİKTE MÜCADELE ÇAĞRISI

    Tüm anti-demokratik kararlara karşı birleşik mücadele cephesinin kurulması için çağrıda bulunan Uysal, “İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri olarak çağrımız ve dileğimiz, sadece kayyım uygulamaları ile sınırlı olmayacak bir şekilde, toplumsal muhalefetin rejimin faşizan tutumuna karşı mücadele etme yolunu seçmesidir. Yaşananların bütün toplumsal kesimleri ilgilendiren bir yönetme anlayışının ürünü olduğunun bilinciyle, bu çerçevede bizlere düşen her türlü göreve hazır olduğumuzu belirtiyor, yurttaşlarımıza demokrasi, barış ve özgürlükler için bir arada durarak mücadele etme çağrısında bulunuyoruz” dedi.

  • Eğitim Bir Sen’li Memiş’in ölümle tehdit ettiği kadın sosyal medyada yardım istedi

    Eğitim Bir Sen’li Memiş’in ölümle tehdit ettiği kadın sosyal medyada yardım istedi

    PİRHA – Eğitim-Bir-Sen Diyarbakır 1 Nolu Şube Başkanı Yunus Memiş’in ölüm ve tecavüz tehditlerine maruz kaldığını iddia eden Betül Gülçiçek, sosyal medya hesabından Memiş’in tehdit mesajlarını paylaşarak yardım talebinde bulundu.

    Eğitim-Bir-Sen Diyarbakır 1 Nolu Şube Başkanı Yunus Memiş’in taciz- tecavüz- ölüm tehditlerine maruz kaldığını ve Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı başvurusunun yanıtsız kaldığını belirten Betül Gülçiçek adlı kadın, sosyal medyadan yaptığı paylaşımlarla yardım talebinde bulundu.

    TECAVÜZ VE ÖLÜM TEHDİDİ İDDİASI

    Yeni açılmış sosyal medya hesabı üzerinden Adalet Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, İnsan Hakları Derneği (İHD), gazeteciler ve birçok kadın kurumlarının resmi hesaplarını etiketleyerek paylaşım yapan Gülçiçek, Memiş’in kendisine gönderdiği tehdit içerikli mesajları da paylaştı.

    Yunus Memiş’in taciz ve ölüm tehdidi içerikli “Seni benim elimden kim alacak, eğer o yanlışı yaparsan seni öldürürüm. Eğer o konuşmalar bir yere sızarsa savcıya giderse yaşatmam seni. Ben elimi bile sürmem ama yapacak çok adam var etrafımda. Savcılıkta çok dostlarım var sana inanacaklarını mı sanıyorsun. Her zaman ki yere gel yarın gelmezsen biliyorsun olacakları” mesajlarını paylaşan Gülçiçek, sosyal medyadan ekran fotoğraflarının yanı sıra 13 paylaşım yaparak, tehdit edildiğini iddia etti.

    Gülçiçek, aynı zamanda Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunduğunu ancak Memiş’in ifadeye dahi çağrılmadığı bilgisini paylaştı.

    MEMİŞ’İN İDDİASI

    Sosyal medyada kısa sürede yayılan iddialara kişisel hesabından yanıt veren Memiş ise iddiaları yalanladı. Memiş, sosyal medya hesabında paylaştığı yazıda, telefonundaki profil resminin çalındığını savunarak, “Telefonda bulunan profil resmim çalınarak, farklı bir telefona eklenmiş. Benim telefon numaramdan yazışma yapılıyor gibi, yazışmalar yapılmış. Bir kadını whatsapp’dan tehdit ediyormuşum süsü verilmiş” diyerek bu kişi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunacağını belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

  • 22 korsan hoparlörle ezan yetmedi; bu kez cemevinde Dedeye tehdit-VİDEO

    22 korsan hoparlörle ezan yetmedi; bu kez cemevinde Dedeye tehdit-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Sarıyer’de Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevi dedesi İbrahim Erdoğan, ülkü ocaklarına mensup oldukları belirtilen kişilerce adresinin sorularak tehdit edildiğini söyledi. Dede Erdoğan, cemevinin ve mahalledeki Alevi yurttaşların evlerinin önüne takılan korsan hoparlörlerin kaldırılması için dilekçe vermişti. 

    Haberin videosu

    Bir yıl önce İstanbul Sarıyer’deki Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevi ve Alevilerin evlerinin önündeki elektrik direklerine toplam 22 hoparlör takılmış ve kim tarafından konduğu belli olmayan, yüksek sesle beş vakit ezan yayını yapan korsan hoparlörler mahalleli tarafından tepkiyle karşılanmıştı. Resmi kurumlara başvurulmasına rağmen korsan hoparlörler hala kaldırılmadı.

    Yasa dışı bir şekilde elektrik direklerine takılan hoparlörün kaldırılması için kaymakamlığa, emniyete ve belediyeye başvurduklarını ancak bir sonuç alamadıklarını ifade eden Ayazağa Cemevi dedesi ve Ağuçan Ocağı’ndan İbrahim Erdoğan, ülkü ocaklarına mensup kişilerin kendisine ait fotoğraf ile cemevine gelip nerede oturduğunu öğrenmeye çalıştıklarını söyledi.

    “ÜLKÜCÜLER ELLERİNDE FOTOĞRAFIMLA BENİ SORUYOR”

    “Ülkü ocakları peşime düşmüş durumda” diyen Erdoğan, korsan hoparlör üzerinden bir kargaşanın çıkartılmak istendiğine dikkat çekerek, oynanmak istenen bu oyuna gelmeyeceklerinin altını çizdi. Ülkü ocaklarına mensup kişilerin fotoğrafını alarak cemevine geldiğini ve, ‘Sizin dedeniz bu mu, nerede oturuyor’ diye sorular yöneltildiğini vurguladı.

    “ALEVİ KURUMLARI BİZİ SAHİPLENMEDİ”

    Alevi kurumlarının bu soruna dair yeterli dayanışmayı göstermediği eleştirisi yönelten Erdoğan, şunları söyledi:

    “Bizim ezanla derdimiz yoktur. Asırlardır okunuyor, okumayın, diyemeyiz. Cemevinin önündeki kolonlara hoparlör konuldu ve cem esnasından birbirimizi duyamıyoruz. Çeşitli yerlere başvurduk ve bizi oyaladılar. Devlet bizden o hoparlörü indirmemizi ve kargaşa çıkmasını istiyordu. Bu oyuna gelmeyiz. Devleti yönetenler bu karmaşadan herhalde zevk alıyorlar. 8 aydır bu sorun var ve Alevi kurumlarına da başvurduk. Ama hiçbir Alevi kurumu gelip kapımızı çalmadı. Ülkü ocakları fotoğrafımı alıp cemevine gidiyor ve ‘Sizin dedeniz bu mu, nerede oturuyor’ diye soruyorlar. Bunları söylediğim için ülkü ocakları peşime düşmüş durumda. Peki hangi Alevi ocağı, kurumu sahipleniyor? Onlar sahiplenmiyor diye ben geri adım atacak değilim. Doğru iş yapsınlar, kopmasınlar. Bu inancı doğru yürütecekler ise pirlerimizin, yol önderlerimizin verdiği mücadele doğrultusunda hakikatli davransınlar, hakikat ile birleşsinler.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Taciz ve tehdit mahkemeyi yeterince ikna edemedi!

    Taciz ve tehdit mahkemeyi yeterince ikna edemedi!

    PİRHA-Karakol koruma vermedi, mahkeme uzlaştırdı. Kadın taciz ve tehdit edilmeye devam edildi.

    24 yaşındaki Z. A. 58 yaşındaki eski eniştesi Çelebi Güneş tarafından bir yıldan uzun süredir taciz ve tehdide maruz kalıyor.

    Yaşadıklarını PİRHA’ya anlatan Z. A. olayların nasıl başladığını şöyle anlattı: “Ablamdan ayrıldıktan sonra beni taciz etmeye başladı. Önce duygusal mesajlar yazmaya başladı. Sonra benden karşılık alamayınca hakaret ve tehdit etmeye başladı.”

    MAHKEME UZLAŞTIRMIŞ

    Taciz ve tehditlerin ardı arkası kesilmeyince tacizci eniştesini karakola şikayet ettiğini ve can güvenliğinin olmadığını söyleyen Z.A.’ya karakol koruma vermemiş. Bunun üzerine olayı yargıya taşıyan Z. A. “Maddi imkansızlıklar nedeniyle avukat tutamadım. Baronun ücretsiz avukat verdiğini de bilmiyordum. Avukatsız gittiğim mahkemede bana attığı mesajları delil olarak kullandım. Mahkemede suçunu kabul edip bir daha yapmayacağını söylediği için sadece 2 bin 500 gibi bir para cezası verdiler ve onu da ertelediler. Sonra benim yasal sürece hakim olmadığımdan yararlanarak bizi uzlaştırdılar” dedi.

    Tacizci Çelebi Güneş, mahkemedeki ifadesinde telefonunun whatsapp uygulamasının durum paylaşımında sadece Z. A.’nın görebileceği bir şekilde onun fotoğraflarını “karım yapacağım bu fıstığı, aşkımı” gibi yazılar yazarak paylaştığını kabul etmiş.

    TACİZ VE TEHDİTLER ARTTI

    Uzlaşma sonrası aynı taciz ve tehdit mesajlarını almaya devam ettiğini belirten Z. A. “Olayı duyan mahalleden bazı gençler gidip onu dövüyor ve o da benim dövdürdüğümü iddia ederek hakaretlerini ve tehditlerini arttırarak sürdürüyor. Bu hakaret ve tehditlerinin ardından bir dava daha açtım kendisine” diye ifade etti.

    “ÖLMEDEN DESTEK İSTİYORUM”

    Rüyalarında sürekli tacizci eniştesini gördüğünü ve korkudan dışarıya bile çıkamadığını söyleyen Z. A. Görülecek mahkemede tacizci Çelebi Güneş’in tutuklanmasını istiyor. “Öldükten sonra değil şimdi deste istiyorum” diyen Z. A. 29 Kasım’da görülecek olan duruşmasında kendisine destek olunmasını bekliyor.

    MOR DAYANIŞMA SÜRECE MÜDAHİL OLDU

    Mor Dayanışma da Z. A’nın bu zorlu sürecinde kendisine destek olmak için davasının takipçisi olacağını açıkladı.

    Ayrıca twitter’da #celebigünestutuklansın# hashtag’i açıldı.

    Suay ABAK/İSTANBUL

  • Tekkeyi işgal eden selefiden Alevi yazara “Kelleni keseceğim” tehdidi

    Tekkeyi işgal eden selefiden Alevi yazara “Kelleni keseceğim” tehdidi

    PİRHA- Araştırmacı Yazar Ayhan Aydın, Makedonya’da selefi grupların işgali altındaki  Harabati Baba Tekkesi için Alevilerin tüm dünyada harekete geçmesi çağrısında bulundu. Aydın, Tekkeyi işgal eden Cumali Seydiu’nun saldırısına uğradığını ve tehdit edildiğini bildirdi. 

    26 bin metre kare alanda 9 hizmet binası bulunan Harabati Tekkesi işgal altında.

    Bektaşilerin dünyadaki en önemli inanç merkezlerinden biri olan ve kuruluşu 480 yıl önceye kadar giden Makedonya’nın Tetova kentindeki Sersem Ali Dedebaba, yaygın ismiyle Harabati Baba Tekkesi, 2002’den bu yana Bektaşileri yok sayan zihniyet tarafından işgal altında. Tekke’nin Bektaşilerin elinden çıkması gündemde.

    Araştırmacı Yazar Ayhan Aydın, tüm dünya Alevi – Bektaşi toplumu ve kuruluşlarına çağrı yaparak,  “Ortak bir eylemlilikle bu gidişi değiştirmek zorundayız” diyerek isyan etti.

    1800’lü yıllarda kendisi de bir Bektaşi olan Recep Paşa’nın ciddi yardım ve katkılarıyla mevcut halini koruyabilmiş olan Harabati Baba Tekkesi, Yugoslav Halk Cumhuriyeti devrinde, Tito döneminde, müzeye dönüştürülmüştü.

    Yazar Ayhan Aydın, 1945’de, Bektaşi babası Mücerret Kazım Bakali’nin doğum yeri olan Kosova Jakova’ya zorla gönderilmesiyle tekkede bir boşluk doğduğunu, Bektaşilerin kendi evlerine ibadetlerini yapmaya başladıklarını hatırlattı.

    Şu anda, Baba Tayyar Gaşi, Derviş Tahir Emini, Abdülmütalip Bekiri’nin 1994’de öncü olup tekkede tekrar hizmetlere başladıklarını belirten Ayhan Aydın, işgal edilme sürecini şöyle anlattı:

    “2000 yılında, Baba Tahir Emini, Makedonya Devleti’ne resmen başvurarak Bektaşiliğin yasal olarak tanınmasıyla ilgili dilekçesini verip, Harabati Baba Tekkesi’nin, Makedonya Bektaşiler Birliği Merkezi olarak tastik edilmesi için yasal süreci başlatmıştır. Bu kayıtlama yerine getirilmiştir. Fakat bölgedeki savaş bir belirsiz ortamı yaratmıştır.

    CANLAR ÖLÜMLE TEHDİT EDİLMİŞ

    15 Ağustos 2002 tarihinde, şu anda tanıkları hayatta olduğu gibi, katil ruhlu 50 kadar insan, silahlarla Harabati Baba Tekkesi’nde Bektaşilerin ibadet mekanı olan meydanevini (cemevi) basmışlar, buradaki canları ölümle tehdit ederek oradan kovmuşlar, tahd-ı Muhammidiye, post, çerağ gibi Bektaşiliğin kutsal simge unsurlarını da dışarı atıp ezan okuyup, namaz kılmaya başlamışlardır. Bektaşilere yapılan baskı, zulüm, hakaret o tarihten bu yana devam etmektedir.”

    “SAHTE CAMİ CEMAATİ YARATILMIŞ” 

    Tekkedeki Meydanevi’nin bacasına hoparlör takılıp beş vakit ezan okunduğunu, yöredeki insanlara baskı, ikna ve türlü vaadlerle sahte bir camii cemaati yaratıldığını dile getiren Ayhan Aydın, “Daha önce buranın yolunu bilmeyen insanlara, “Kafir Bektaşilerden” burayı kurtarıyoruz, burasını en iyi şekilde yeniden inşa edeceğiz, propagandası yoluyla her geçen gün işgal hareketi genişletilmiş, burada direnen bir avuç Bektaşi, türbelerin bulunduğu alana hapsedilmiştir” dedi.

    İşgal ve baskılarla ilgili Makedon Devleti nezdinde Bektaşilerin yaptıkları tüm girişimlerin sonuçsuz kaldığını bildiren Aydın, 2010 yılında Bektaşilerin yaşadıkları Türbelerin bulunduğu avluda kundaklama sonucunda çok büyük bir yangın çıktığını, hizmet binasının tümüyle, türbe yapılarının önemli oranda yakıldığını kaydetti.

    Aydın, Türkiye’den Bakırköy, Maltepe, Avcılar belediyelerinin katkılarıyla hizmet binasının 2015’te tamamlandığı bilgisini verdi.

    “BEKTAŞİLER MAKEDON DEVLETİ TARAFINDAN TANINMAK İSTİYOR”

    Yazar Ayhan Aydın, işgal altındaki Harabati Baba Tekkesi’nin günümüzdeki durumuna ilişkin ise şunları dile getirdi:

    “İslam Dini Birliği isimli kurum Makedonya’da Müslüman toplumunu temsil eden kurum olarak tüm İslam toplulukları adına faaliyette bulunmaktadır. Bu bir iddiadır, gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü Makedonya’daki Bektaşiler farklı bir İslam topluluğu olarak bağımsız bir şekilde Makedon Devleti tarafından tanınmak istenmektedirler.

    “TEKKEYİ İŞGAL EDENLER PARAYLA TUTULMUŞ TETİKÇİLER”

    Harabati Baba Tekkesi’ni işgal edenlerin, sözde bu yasal kuruluşun parayla tuttukları tetikçiler olduğu anlaşılmıştır.
    Makedonya İslam Dini Birliği, Makedon Devleti’ne başvurarak, Harabati Baba Tekkesi’nin (işgalci oldukları halde, onca şikayet olmasına rağmen) kendilerinin bir birimi olduğunu kabul ettirmiştir. Zaman içinde görülmüştür ki, Makedonya Devleti, İslam Dini Birliği’nin her dediğini yerine getirip, Bektaşileri yok sayan tavrıyla evrensel hukuk ilkelerini ve inanç özgürlüğü değerlerini yok saymıştır.

    ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN ASIL ADRESİ DİYANET Mİ?

    Bektaşiler geç de olsa konuyu mahkemeye taşımışlar, hukuki süreç Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yansımıştır. Şimdilik süreç Bektaşilerin lehine işler gibi görünse de bu bence gerçek durumu yansıtmamaktadır.
    Burada asıl sorulması gereken soru şudur: Acaba; Makedonya Devleti’ni, Bektaşiler başta olmak üzere dini konularda yanlış yönlendiren, Türkiye Cumhuriyeti; İslam Dini Birliği’yle işbirliği yapan Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı, buradaki çözümsüzlüğün asıl adresi midir?

    “SELEFİ CUMALİ SEYDİU KİMİN ADAMI?”

    Ayhan Aydın, işgalden sonra yerleştiği Tekkede herkesin korkarak kaçtığı, insanlara tehditler, küfürler savuran Cumali Seydiu hakkında bilgiler verdi.

    “Cumali Seydiu gerçekte kimin adamıdır?” diye soran Ayhan Aydın, şunları kaydetti:

    “Kendisini güvenlik görevlisi olarak tanıtmasına rağmen basına yansıdığı gibi bir Türk kadın gazeteciye saldırıp fotoğraf makinesini parçalayan, Türkiye’den gelen akademisyenlere saldırabilen, turistlere hakaret edip olay çıkarması nedeniyle Türkiye Seyahat Acentaları’nın girişimde bulunup Harabati Baba Tekkesi’nin ziyaret edilecek yerler dışında bıraktıran, her gelene birçok yerde savaşmış bir komando olduğunu söyleyen, tekkede bir derebeyi gibi fütursuzca hareket edip tekenin asırlık çınar ağaçlarını kesen Cumali Seydui’yu gerçekte kime hizmet etmektedir?

    “MAKEDON POLİSİ NEDEN BU SALDIRGANA MÜDAHALE ETMİYOR?”

    Onlarca kez bu tip olaylar sonucu zabıt tutulmasına, tutanak yazılmasına rağmen Makedon polisi neden bu saldırgan insana müdahale etmemektedir- edememektedir?
    Harabati Baba Tekkesi’ne işgal ettiği gibi, Tekkenin arazilerini parselleyip para karşılığı mezarlık yeri olarak satan yağmacı İslam Dini Birliği aslında neyin, kimin, hangi zihniyetin hizmetindedir?
    Makedonya İslam Dini Birliği’nin kimlik kartını taşıyan, bu kurumun elemanı olan Cumali Seydui bu kurumun IŞID’ci zihniyetini mi yansıtmaktadır?

    İNANÇ ÖNDERİNE ÖLÜMLE TEHDİT

    Asıl işgalcilerin Bektaşiler olduğu, Bektaşilerin dinsiz olduğu yönünde gelen turistlere ve ziyaretçilere sözler söyleyen Cumali Seydui isimli şahıs onlarca kez buradaki inanç önderi olan Derviş Abdülmüttalip Bekiri’yi ölümle tehdit etmiş, “şeytan oruç tutar ama Derviş Abdülmüttalip oruç tutmaz” (muharrem orucu) demiş, buraya gelen Bektaşilere büyük zorluklar çıkarmış, Bektaşilerin buradan çıkması için her yola başvurmuştur.”

    İşgalci saldırgan Cumali Seydiu’nun, ziyaret için gittiği Harabati Baba Tekkesi’nde, 14 Eylül cumartesi günü, Türkiye’den gelen ziyaretçilere tekkeyle ilgili bilgiler veren Yazar Ayhan Aydın’a da saldırdı.

    İŞGALCİ SALDIRGANDAN KELLENİ KESECEĞİM TEHDİDİ

    Aydın, saldırgan Cumali Seydiu’nun kendisini nasıl tehdit ettiğini şu şu cümlelerle aktardı:

    “Senin kelleni keseceğim, her gelene yalan şeyler anlatıp bize işgalci diyorsun, fitne çıkarıyorsun, seni Türk Konsolosluğuna şikayet edeceğim deyip, ağza alınmayacak nice küfürler söyledikten sonra, şimdi sana gününü göstereceğim, adamlarımı çağıracağım, dedi. Bu durum üzerine Derviş Abdülmüttalip Bekiri polisi çağırdı. Tanıklar eşliğinde tutanak tutulurken, türbe kapısının önünde 4-5 “adamıyla” görünen Cumali Seydiu’nun kılı kıpırdamıyordu. Bu saldırgan kişinin polisi hiçe sayması, polisin tutanak tutmak dışında hiçbir şey yapmamaları dikkat çeken bir husustur.”

    “DÜNYA ÇAPINDA HAREKET BAŞLATILMALI”

    Alevi-Bektaşî kamuoyuna seslenen Ayhan Aydın, Harabati Tekkesi’nin işgali konusunda gerekli kamuoyu oluşturulamadığını ve sürecin iyi idare edilemediğini vurguladı.
    Alevilerin tüm dünya çapında büyük bir hareket başlatması gerektiğini belirten Aydın, “Harabati Baba Tekkesi’nin elden çıkmaması, Alevi- Bektaşi toplumuna iade edilmesi için uluslararası çapta bir gayret gösterilmelidir. Türkiye parlamentosunda, Avrupa parlamentolarında konu gündeme getirilmeli, Makedonya Devleti’nin ve Türkiye’nin hatalı, yanlış hak ve hukuk tanımaz, tek taraflı tutumundan vaz geçmesi, Makedonya Devleti’ni burada yaşayan Bektaşi varlığını, amasız, şartsız, şekilsiz, olduğu gibi kabul etmesi için baskı oluşturulmalıdır” çağrısında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Alevi yurttaş: Tehdit ediliyorum, can güvenliğim yok-VİDEO

    Alevi yurttaş: Tehdit ediliyorum, can güvenliğim yok-VİDEO

    PİRHA-Kendilerini ‘polis’ olarak tanıtan kişilerce taciz, takip ve tehdit edildiğini iddia eden Alevi yurttaş Ü.Ş, can güvenliğinin olmadığını söyledi.

    Haberin Videosu

    Polis olduğunu söyleyen kişilerce taciz, takip ve tehdit edildiğini iddia eden Ü.Ş, Taksim’de bulunan İnsan Hakları Derneği’nde (İHD) basın toplantısı düzenledi. Açıklamaya, İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, Ü.Ş.’nin ailesi ve çok sayıda insan hakları savunucusu katıldı.

    Ü.Ş, 23 Temmuz tarihinde işe gitmek için servis beklerken, 3 kişinin ticari taksiden inerek yanına geldiğini söyledi. Gelen kişilerin kendilerini polis olarak tanıttığını kaydeden Ü.Ş, “Yanıma gelenler Alevi etkinliklerine katıldığıma dair evraklar gösterdiler. Gösterdikleri evraklarda sadece Alevi etkinliğine katıldığımda elimde ‘İnsanca yaşamak istiyoruz’ dövizi olan bir fotoğraftı” dedi.

    AYAKÜSTÜ ‘AJANLIK’ TEKLİFİ

    Kendini polis olarak tanıtan kişilerle aralarında geçen konuşmaları da aktaran Ü.Ş, polislerin kendisine “Seni biliyoruz. Partizancısın. Seni Dersim Derneklerinde ya da Munzur Çevre Derneğine gidince görüyoruz. Seni orada örgütleyip kandırıyorlar” dediğini belirtti. Daha sonra kendisine “Çay içelim” dendiğini söyleyen Ü.Ş, “Bende yok dedim. Ayaküstü bana ajanlık teklif etmeye çalıştılar” dedi.

    “CAN GÜVENLİĞİM YOK”

    Daha sonra takip edildiğini belirten Ü.Ş, “Ondan sonra 2 gün boyunca akrabalarımla işe gitmeme rağmen takip edildim. İşe giderken yine iki polis beni takip ediyordu. Işıklara vardığımda 4 polis orada beni bekliyordu. Polislerden kurtulmak için kendimi tanıdık bir dükkana attım. Her gün ayrı polisler işe giderken beni takip ediyorlar. Can güvenliğim yok” ifadelerini kullandı.

    OHAL’DEN SONRA ARTTI

    İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri ise, son zamanlarda takip, kaçırılma ve tehdit olaylarının sıkça yaşandığını belirtti. İHD’nin kaçırılma vakalarıyla ilgili raporunu hatırlatan Yoleri, “OHAL süreciyle başlayan bu durum artarak devam ediyor. Bu uygulamada demokratik çalışmalarda yer alan insanlar kaçırılıyorlar ya da kaçırılmakla işbirliği yapıyor. Kaçırıldıktan sonra oldukça ağır işkence yapılan vakaları da sizlerle paylaşmıştık” ifadelerini kullandı.

    BAŞVURUDAN SONRA DA TAKİP

    Ü.Ş.’nin dernekten sonra Küçükçekme Başsavcılığına da başvuru yaptığını ifade eden Yoleri, “Başvurular yapıldıktan sonrada Ü.Ş. takibe alınıyor. Bu kabul edilebilir değil. Kişi hürriyetini yok sayan bu uygulama son bulmalı ve Ü.Ş.’yi takip eden polisler hakkında yasal süreç başlatılmalıdır” şeklinde konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İmamoğlu’nun eşini ve çocuğunu tehdit eden şahıs hakkında karar

    İmamoğlu’nun eşini ve çocuğunu tehdit eden şahıs hakkında karar

    Sosyal medya paylaşımlarında Ekrem İmamoğlu ve Selahattin Demirtaş’ın ailelerine yönelik cinsel saldırı tehditlerinde bulunan Hikmet Oğuz Beşel, ifadeye çağrılmasının ardından serbest bırakıldı.

    İki hafta önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 9 yaşındaki kız çocuğuna ve eşi Dilek İmamoğlu’na yönelik cinsel saldırı tehditlerinde bulunan Hikmet Oğuz Beşel ifadeye çağrıldı.

    İleri Haber’den Emre Orman’ın haberine göre, Sosyal medya paylaşımları ortaya çıkan ve tepkilere yol açan Hikmet Oğuz Beşel’in, ifadesinin ardından serbest bırakılmasına karar verildi.

    “ŞEHİT HABERLERİ GELİYORDU O YÜZDEN KÜFRETTİM”

    Düzce’de yaşayan Beşel’in, önceki paylaşımlarında HDP’nin tutuklu eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın ailesine yönelik olarak yine cinsel saldırı tehditleri içeren paylaşımları da ortaya çıkmıştı.

    Beşel’in, ifadesinde cinsel saldırı tehditleriyle dolu paylaşımlarını, “Şehit haberleri geliyordu, o yüzden küfrettim” şeklinde savunduğu öğrenildi.

  • Süleyman Soylu’dan İmamoğlu’na gözdağı

    Süleyman Soylu’dan İmamoğlu’na gözdağı

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu hedef aldı. Görevden alınan üç HDP’li belediye eşbaşkanıyla görüşen İmamoğluna, “İşini yapmanın dışında başka işlerle meşgul olursan pejmürde ederiz” dedi. 

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, görevden alınan HDP’li belediye eşbaşkanlarıyla görüşen İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu hedef aldı. Soylu, “İşini yap, başımızın üzerinde yerin var; ama işini yapmanın dışında başka işlerle meşgul olursan pejmürde ederiz. Bu kadar açık ve net” dedi.

    İBB başkanının HDP’lilere Atatürk tablosu vermesini ‘şaklabanlık’ olarak niteleyen bakan, şöyle devam etti:

    Herkes kendi işini yapsın ve ballandıra ballandıra anlatıyor; sarılmışlar, kucaklaşmışlar, halay çekmişler. Allah neşenizi artırsın, gözümüz yok. Ay yıldızlı bayrağı Diyarbakır Belediyesi ve diğer belediyelerden çıkartılırken, içiniz rahattı değil mi? Şimdi gönlünüz bir terör örgütü müzahirlerine Atatürk tablosunu verirken rahat etsin. Atatürk’ün her türlü istismar edildiği ortamı gördük bu ülkede ama terör örgütü üzerinden istismar edildiğine şimdiye dek rastlamadık. Yazıklar olsun. Bu tip şaklabanlıklar, Türkiye’nin kendi istikametini başka bir noktaya mağdurdur. Herkes kendi işini yapsın ve ballandıra ballandıra anlatıyor; sarılmışlar, kucaklaşmışlar, halay çekmişler. Allah neşenizi artırsın, gözümüz yok. Buradan söylüyorum; işini yap, başımızın üzerinde yerin var; ama işini yapmanın dışında başka işlerle meşgul olursan pejmürde ederiz. Bu kadar açık ve net. Bu ülke adına, bu millet adına, sağına soluna bakmayız. Yıllardır terörden acı çeken insanlar dururken terörist cenazelerinde mezarları başında yas tutan adamlara böylesine bir destek milletimizin de bizim de gönlümüzü acıtır, kimse kusura bakmasın.”

     

  • Dersim’de Munzur İstihbarat Teşkilatı adına bir aile tehdit edildi-VİDEO

    Dersim’de Munzur İstihbarat Teşkilatı adına bir aile tehdit edildi-VİDEO

    PİRHA- İHD Dersim Şubesi, Dersim’de yaşayan bir ailenin tehdit edilmesine ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, sorumluların derhal bulunması ve yargılanması talep edildi. 

    İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi, Dersim’de yaşayan Aran ailesinin tehdit edilmesine ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya tehdit edilen ailenin yanı sıra Halkların Demokratik Partisi, Demokratik Alevi Derneği temsilcileri katıldı.

    Açıklama yapan İnsan Hakları Derneği İHD Dersim Şube Başkanı Gürbüz Solmaz, konuya ilişkin savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını belirterek yetkilileri göreve çağırdı. Sosyal medyadan üzerinden yapılan tehditleri yapanların derhal bulunması ve yargılanması gerektiğini belirten Solmaz, ailenin tedirginliği devam ediyor, yaşanacak herhangi bir sorunda kurumların sorumlu olacağını düşünüyoruz.

    “MUNZUR İSTİHBARAT TEŞKİLATI İDDİASI”

    Tehdit edilen Semra Aran, şunları kaydetti:

    “Cihan Aran eşim olur. Eşim şuan burada değil polisler defalarca eve gelip eşimi sordular onlara burada olmadığını söylememize rağmen hala eve gelip sormaya devam ediyorlar. Eşime sosyal medya üzerinden hakaret içerikli mesajlar atılmaktadır. Ağza alınmayacak singaflı küfürlerle tarafımı tehdit etmekte aile efdadımıza her türlü hakaret edilmektedir. Bununla yetinmeyip gittiğim park, düğün vs. her yerde takip edilmekteyim. Bu yüzden çok korkuyorum tek başıma evden dışarıya çıkamıyorum. Fiziki ve psikolojik anlamda taciz mobbing hareketlerle karşı karşıya kalmaktayım. Söz konusu şahıs bunu mit adına ve devletin kolluk gücü imasıyla yapmaktadır. Başıma bir iş gelirse sorumlusu bunlardır. Zaten bu konuyla ilgili savcılığa suç duyurusunda bulundum. Gereğinin yapılmasını istiyorum.”

    Anne Güzcan Aran ise savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını belirterek başlarına bir iş gelmeleri halinde sorumluların güvenlik güçleri olacağını ifade etti.

    PİRHA/DERSİM

  • Eğitim-Sen İzmir 6 Nolu Şube: Tehdit ediliyor, iftira ve mobinge maruz kalıyoruz

    Eğitim-Sen İzmir 6 Nolu Şube: Tehdit ediliyor, iftira ve mobinge maruz kalıyoruz

    PİRHA- Eğitim-Sen İzmir 6 Nolu Şube üyeleri bir basın toplantısı ile 2018-2019 eğitim öğretim yılı içerisinde yerelde yaşadıkları sorunları kamuoyuna açıkladı.

    Açıklamayı okuyan Eğitim-Sen 6 Nolu Şube Başkanı İsmet Süzer, Balçova İlçe Milli Eğitim Müdürü’nün hiçbir hukuki süreç işletilmeksizin ihraç edilen üyelerine ve sendikal çalışmaların engellemesine dönük tutum takındığına vurgu yaptı.

    Aynı şekilde İlçe Milli Eğitim Müdürü tarafından üyelerinin tehdit edildiğine, iftiralara maruz kaldığına ve mobing uygulandığına dikkat çeken Süzer, “Siyasi iktidarın eğitim alanında, uzun süredir kendi siyasal- ideolojik hedefleri doğrultusunda attığı adımlar ve eğitim alanında  hayata geçirilen “piyasacı” ve “dini eğitim” merkezli uygulamalar ; yetki alanımızdaki okullarımızda da başta öğrencilerimiz  olmak üzere, öğretmenler ,  eğitim emekçileri ve velileri derinden etkilemiştir” dedi.

    Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “SİYASİ İKTİDAR UZANTILARI PİYASALAŞIYOR”

    Siyasi iktidarın eğitim alanında, uzun süredir kendi siyasal- ideolojik hedefleri doğrultusunda attığı adımlar ve eğitim alanında  hayata geçirilen “piyasacı” ve “dini eğitim” merkezli uygulamalar ; yetki alanımızdaki okullarımızda da başta öğrencilerimiz  olmak üzere, öğretmenler ,  eğitim emekçileri ve velileri derinden etkilemiştir. Türkiye’de eğitim sistemi uzun süredir ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakılırken liyakat gözetilerek atanmayan siyasi iktidarın uzantısı yöneticiler ve fiili uygulamaları ile okullarımız her geçen gün daha da piyasalaştırılmıştır. Eğitimde yaşanan tüm sorunların yansıması olarak veli ve öğrenciler de daha iyi okul arayışına gitmiş ve sürekli nakiller ile  o  okuldan bu okula, nafile bir çaba ile memnuniyetsizlik çok görünür bir duruma gelmiştir.

    “İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ YASA TANIMAMAKTA”

    Özellikle yetkimiz alanındaki Balçova İlçe Milli Eğitime bağlı  okullarımızda da bahsettiğimiz nedenlerle liyakat gözetilmeden atanan yöneticiler keyfi uygulamaları ile 2018-2019 eğitim- öğretim yılı planlamasını yürütememiştir. Yıkım ve güçlendirme çalışması yapılmasına karar verilen Sacide Ayaz İmam Hatip Lisesi, Balçova Anadolu Lisesi B bloğuna taşınmış, bundan dolayı Balçova Anadolu Lisesinin  fiziki şartları ciddi daralmış ve eğitim öğretimi engelleyen bir yıl geçirilmiştir. Aynı durum ilçemizin Vali Kutlu Aktaş ve Asil Nadir Ortaokulları için de geçerlidir. Her iki okulun öğrencileri Vali Kutlu Aktaş binasını kullanmak durumunda kalmıştır ve bu eğitim öğretim yılını ikili eğitim yaparak ancak tamamlayabilmişlerdir. “Mecburuz başka çare yok” açıklamaları havanda su dövme basiretsizliğinden başka bir şey değildir. Çünkü ülkemizde sınav sistemi düşünüldüğünde hedefleri olan,  geleceklerini kurma çabasında ki pırıl pırıl çocuklarımızın bırakın kaybedecek bir yılı  , bir saati bile değersiz değildir. Yani mecburen taşıdık yer yok demek çocuklarımızın eğitim hakkının gaspıdır. Çocuklarımızın eğitim öğretim hakları gasp edilirken, Balçova İlçe Milli Eğitim Müdürü yasa ve yönetmelik tanımamakta ve kadrosundaki öğretmenlere eşit ve adil davranmamaktadır. Norm fazlası eşine kadro açmak için önce onunun Salih Dede Anadolu Lisesine müdür yardımcısı olarak atanmasını sağlamıştır.Müdür Yardımcısı  kadrosunda olmasına rağmen eşi Nurcan ATİLLA müdür yardımcılığı yapmamış,o bu okulda öğretmen olarak çalışırken kadrosunu işgal ettiği müdür yardımcılığını  sendikasından istifa etmesi koşulu ile bir başka öğretmen görevlendirme yöntemi ile yürütmüştür. Burada çok açık bir kadro işgali söz konusudur.

    “SENDİKAL FAALİYETLERİMİZ ENGELLENMEKTE”

    Yine Balçova İlçe Milli Eğitim müdürü Erhan ATİLLA sendika çalışmalarımızı engellemeye dönük tutum takınmış, hiçbir hukuki süreç  işletilmeden ihraç edilen şube başkanımız İsmet SÜZER’in Balçova’da sendikal faaliyet yürütmesini engellemek için okul müdürlerine talimat vermiştir. Hiçbir yasal dayanağı olmayan bu talimat ile Vali Kutlu Aktaş ve Asil Nadir Ortaokulu müdürleri 5 şube yürütme kurulu üyesinin katılımı ile yapılacak işyeri gezisini okula polis çağırarak engellemişlerdir. Polis tarafından kimliklerimiz alınarak 4 saat okulda alıkonduk. Yaşananlardan sonra İlçe Milli Eğitim müdürü ve okul müdürleri ile ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Kaymakamın soruşturma izni vermemesinden dolayı savcılıktan başvurumuza ret gelmiştir.

    TEHDİT, İFTİRA VE MOBİNG UYGULANIYOR

    Balçova İlçe Milli Eğitim Müdürünün hukuksuzluklarından referansla Balçova Anadolu Lisesi müdürü Fehmi YIMAZ, şube sekreterimiz Tuna ATLI UYSAL’a mobing uyguluyor. İftiralarla okul yönetmeye çalışıyor. Buna karşı çıkan öğretmenlerimizi odasına çağırıp tehdit ediyor. Balçova 80. Yıl Orhangazi Ortaokulu Müdüresi üyemizi çağırıp “Bu Terörist sendikada neden duruyorsun” diye istifa etmesini söyleyebiliyor. Halk Eğitim’de müdür yardımcısı olan üyemiz Münevver ÖZMEN’ e resmen mobing uygulanıyor. Arkadaşımız şikayet ettiğinde ise soruşturma sonucu görev yeri değiştiriliyor. Öğretmen olarak Narlıdere’ye atanıyor. Sacide Ayaz İmam Hatip Lisesinde de üyemize mobing uygulanıyor. Arkadaşımızın verdiği dilekçelerin işleme konulmaması için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Açıkça ders programı değişikliği ile tehdit ediliyor.

    “SORUŞTURMA EVRAKLARI VERİLMİYOR”

    Ertuğrul Gazi Ortaokulu üyelerimize mobing uyguluyor.Arkadaşlarımıza öğrencileri örgütleyerek soruşturma açılmasını sağlıyor. Açtığı soruşturmaya bilinçli olarak kendisi muhakkik atanıyor. Arkadaşlarımız suçlama nedenlerini görmek istediğinde ise soruşturma evrakları verilmiyor. İl Milli Eğitim Hukuk Bürosu’na rağmen soruşturma dosyaları arkadaşlarımıza verilmiyor. Sadece bir kısmını koyduğumuz bu yaşananlar da gösteriyor ki Balçova İlçe Milli Eğitim “başarısız” sözcüğünün bile yetmeyeceği bir karne ile eğitim öğretim yılını tamamlamıştır. Liyakatsiz atamalarla yönetilen bir kurumun sergilediği bu tablo şaşırtıcı değil ancak çok üzücüdür.

    PİRHA/İZMİR

  • HDP’li yöneticiye ‘MİT üyesiyiz, seni ortadan kaybederiz’ tehdidi-VİDEO

    HDP’li yöneticiye ‘MİT üyesiyiz, seni ortadan kaybederiz’ tehdidi-VİDEO

    PİRHA – HDP Ankara Kadın Meclisi, Yönetim Kurulu Üyesi Betül Koca’nın uğradığı taciz ve tehdide ilişkin basın açıklaması yaparak “MİT’ten geldiğini iddia eden şahıslar, arkadaşımızı siyasi faaliyetleri bırakmaması halinde ‘Önüne araba çekip seni ortadan kaybederiz, evine gireriz kimsenin ruhu duymaz’ şeklinde tehdit etti” dedi.

    İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi’nde yapılan açıklamayı HDP İl Eş Başkanı Beyza Zeyno Bayramoğlu okudu.

    “HDP Ankara il yöneticisi Betül Koca için endişeliyiz” diyen Bayramoğlu, HDP’li yöneticinin birçok kez kimliği belirsiz kişilerce telefon ve sosyal medya hesapları üzerinden taciz ve tehdit edildiğini söyledi.

    “ÖNÜNE ARABA ÇEKİP SENİ ORTADAN KAYBEDERİZ”

    Bayramoğlu şunları ifade etti:

    “İlk olarak WhatsApp yoluyla itibarsızlaştırma ve karalama gerçekleştirilmiş ardından uzun süre ailesi ve kendisi takip edilerek psikolojik baskıya maruz bırakılmıştır. Kendisinin güvenlik şube polisi olduğunu iddia eden kişi tarafından defalarca sosyal medya hesaplarından mesajlar almıştır. Son olarak kendilerinin MİT’ten geldiğini iddia eden şahıslar tarafından evinin önünde siyasi faaliyetleri bırakması yönünde uyarılmış ‘aksi takdirde önüne araba çekip seni ortadan kaybederiz, evine gireriz kimsenin ruhu duymaz” şeklinde tehdit edilmiştir. Bu tehditlerin ardından evinin kapı şifresi çözümlenerek kapısına çiçek ve kutu bırakılmıştır.

    Bu taciz ve tehditlerin oluşturacağı sonuçlar asla kabul edilemez.

    Arkadaşımızın, yaşamını korumakla ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olanlar bellidir.

    Arkadaşımızı yalnız bırakmıyor, ilgili kurumları göreve çağırıyoruz.

    Bu saldırının aynı zamanda partimize yönelik olduğunu biliyoruz. HDP olarak her alanda mücadelemizin sesini yükselterek bu saldırıları püskürteceğiz. Bizleri ‘terörize’ etmeye çalışanların politikaları boşadır. Şimdi bütün siyasal kazanımlarımızı, seslerimizi, direnişimizin gücünü kırmaya hazırlanan siyasi iktidarın tüm kurumlarına sesleniyoruz, biz kadınlar olarak asla teslim olmadık ve olmayacağız! Mücadeleden aldığımız güçle bize dayatılmak istenen, teslimiyete, ihbarcılığa, karşı biz kadınlar biliyoruz ve inanıyoruz ki bu saldırıyı yine bizim gücümüz ve mücadelemiz püskürtecektir.”

    “TEHDİT VE TECAVÜZÜN ARKASINDA İKTİDARIN ANLAYIŞI MEVCUT”

    Basın açıklamasına katılan Mardin Milletvekili Ebru Günay, “Kolluk gücüne verilen sınırsız yetki sonucu böylesi olaylar yaşanıyor” diyerek şunları aktardı:

    “Bu aslında ilk karşılaştığımız olay değil. Hak mücadelesi yürüten her kadın arkadaşımız belli dönemlerde bu tür olaylarla karşılaşıyor. Ama biz kadınlar olarak hiçbir zaman bu tür olayların karşısında mücadelemizden vazgeçmedik, hep dayanışma ile bunların üstesinden geldik. Özellikle kadının güvenliğini sağlaması gereken mekanizmanın, bizleri hedef alarak görev yürütmesinde iktidarın yürüttüğü erkek egemen anlayış bulunuyor.”

    “BİZ KADINLAR TESLİM OLMAYACAĞIZ”

    Betül Koca ise yaptığı konuşmada “asla dik duruşumuzdan vazgeçmeyeceğiz” diyerek şöyle devam etti:

    “Uzun bir süredir devam eden şantaj, tehdit ve tacizler boşadır. Çünkü biz bu mücadeleyi seçerken asla vazgeçmeyeceğimizi bilerek bu yola girdik. Tek tek, böylesine uğraşmanız boşunadır. Biz yılmamayı öğrendik. Dik durup, ser verip sır vermemeyi öğrendik. O sebeple şahsıma yapılan bu onursuzluk saldırıyı tekrardan reddettiğimi söylemek istiyorum.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Alevi çiftin kapısı işaretlendi

    Alevi çiftin kapısı işaretlendi

    Ankara’nın Mamak ilçesinde Alevi bir ailenin kapısına çarpı işareti konuldu. Kapının üzerine aileyi tehdit eden bir not bırakıldı.

    Ankara’nın Mamak ilçesine bağlı Durali Alıç Mahallesi’nde yaşayan yeni evli Erkan ve Özüm Tamer çiftinin 10’uncu kattaki dairelerinin kapısı sprey boyayla işaretlendi. Erkan Tamer, 11 Mart günü sabah 08.00’de işe gitmek için evden çıkarken daire kapısının altına tehdit içeren bir not bırakıldığını fark etti. Endişelenmemesi için eşine kapılarına bırakılan nottan söz etmeyen Erkan Tamer, polise şikayette de bulunmadı.

    Aile, 23 Mart günü ise başka bir olayla daha karşılaştı. Saat 23.30’da eve dönen Tamer çifti, kapılarının sprey boyayla işaretlendiğini gördü. Daha önce kapılarına bırakılan tehdit ve hakaret içerikli not ile birlikte karakola giden Alevi çift, bu nedenle hedef alındıklarını anlattı. Yaşadıkları apartmanda ve mahallede hiç kimseyle sorun yaşamadıklarını ifade eden Erkan Tamer, bu kişi ya da kişilerin bulunmasını istedi. Tamer, apartmanda kamera sistemi de olmadığını belirterek, işaretlemeden sonra kendisi ve eşi adına endişelendiğini belirtti.

    SIKIŞMIŞLIK HİSSİ

    BirGün’e konuşan Özüm Tamer, yaşananlardan büyük üzüntü duyduğunu, faillerin biran önce bulunmasını istediğini söyledi. Tamer, Alevi olduklarını hiçbir ortamda gizlemediklerinin altını çizerek “Yalnızca inançlarımızı yaşamaya çalışıyoruz. Kimseye zararımız yok. Bugüne kadar kimsenin de bize zararı yoktu” dedi.

    Apartmanlarında kendileri dışında başka Alevi aileler olduğunu da ifade eden Tamer, “Fiziki olarak zarar göreceğimizden korkmuyorum ama bu yaşadıklarımız bizde sıkışmışlık hissi yarattı, bu da beni çok yoruyor” diye konuştu.

    Ailenin Sivaslı olduğu, Erkan Tamer’in babasının dede olduğu, cem yürüttüğü ve ailenin kapısına bırakılan notta “Burayı terk edin yoksa aile olarak hepinizi öldüreceğiz” yazdığı ve Özüm Tamer’in korkudan eve gelmediği de gelen bilgiler arasında yer alıyor.

  • Kartal’da Alevi yurttaşın aracına ‘Defol Kızılbaş’ ve ‘İslam’ yazıldı

    Kartal’da Alevi yurttaşın aracına ‘Defol Kızılbaş’ ve ‘İslam’ yazıldı

    Alevi yurttaşlara yönelik tehdit ve tacizler sürüyor. İstanbul Kartal’da oturan Atila Oruç, önce telefonla tehdit edilmesinin ardından bir hafta sonra bu kez aracına yazı yazılarak tehdit edildi. Oruç, Yakacık polis merkezine giderek sorumlular hakkında şikayetçi oldu.

    7 yıldır İstanbul Kartal’da, Kartal Mesleki Eğitim Merkezi ve Teğmen Burak Evirgen İlkokulu‘nun kantin işletmeciliğini yürüten Atila Oruç, tehditlerin artmasıyla kendisi ve ailesinin hayatları için tedirgin olduğunu, gerekirse iş yerlerini hemen devredeceğini belirterek tepki gösterdi.

    Arabasına sembol ve yazılarla çarpı işareti konulan Oruç, aracına “Defol Kızılbaş” ve “İslam” yazıldığını söyledi.

    Cumhuriyet Savcılığı ve Terörle Mücadele bürolarında olay hakkında adli soruşturma devam ediyor.

    (Yurt gazetesi)

     

  • ‘Dayanışma; Karakoçan’da kirli amaçlar peşinde olanların önünde en büyük engeldir’

    ‘Dayanışma; Karakoçan’da kirli amaçlar peşinde olanların önünde en büyük engeldir’

    PİRHA – Karakoçan’da Alevi yurttaşın tehdit edilmesine ilişkin siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları  Karakoçan’da Alevi Kültür Derneği önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, “dayanışma ve birliktelik inanıyoruz ki Karakoçan’da kirli amaçlar peşinde olanların bu amaçlarına ulaşmamalarının önünde en büyük engeldir” denildi.

    Karakoçan’da Alevi yurttaşın evinin işaretlenmesi ve tehdit edilmesine ilişkin Alevi Kültür Derneği önünde basın açıklaması yapan siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları “Karakoçan Özelinde yaşayan Alevi – Sünni ya da farklı inançlar arasında hiçbir zaman böyle bir sorun yaşanmadığını dile getirdiler.

    “HERKES BU PROVOKASYONA KARŞI DURUP BUNU BOŞA ÇIKARACAKTIR”

    “Bizler biliyoruz ki bu provokasyonu yapanların amacı halkları karşı karşıya getirmektir. Karakoçan Özelinde yaşayan Alevi – Sünni ya da farklı inançlar arasında hiçbir zaman böyle bir sorun yaşanmamıştır. Bizler biliyoruz ki bu provokasyonu yapanların amacı halkları karşı karşıya getirmektir. Ama bu konuda asla başarılı olamayacaklardır. Karakoçan’da Alevisi ile Sünnisi ile Kürdü ve Türkü ile herkes bu provokasyona karşı durup bunu boşa çıkaracaktır” denilen açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Bu provokasyonun açığa çıkarılması için devlet görevlileri ellerinden geleni yapacaklarından hiç şüphemiz yoktur.

    Bu konuda duyarlılık göstererek yanımızda olan Karakoçan da ki tüm siyasi partilere, sivil toplum örgütlerine, odalara, muhtarlara çok teşekkür ediyoruz. Bu dayanışma ve birliktelik inanıyoruz ki Karakoçan’da kirli amaçlar peşinde olanların bu amaçlarına ulaşmamalarının önünde en büyük engeldir. Basın açıklamamızda bizleri yalınız bırakmayan başta dernek üyelerimiz, Karakoçan Halkı ve tüm duyalı kesimlere tekrar teşekkür ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Karakoçan’da evi işaretlenen Alevi yurttaş: Tehdit ediliyorum

    Karakoçan’da evi işaretlenen Alevi yurttaş: Tehdit ediliyorum

    Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde B.Ö. isimli Alevi yurttaşın sosyal medyada hedef gösterilmesinin ardından evinin kapsına ırkçı yazılamalar yapıldı. Olaydan sonra evden çıkamayan B.Ö., tedirgin olduğunu belirterek, yardım talebinde bulundu.

    Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde ikamet eden B.Ö.’nün (23) evinin kapısına ırkçı bir grup tarafından yazılama yapıldı. ‘Tc Recep Akkay’ adlı kişi sosyal medya hesabından B.Ö.’ye yönelik tehdit mesajı yazarak hedef gösterdi.

    Tc Recep Akkay, B.Ö.’ye gönderilen mesajda “Elazığ’daki ülkücü kardeşlerime sesleniyorum bu şahıs Kürtlerle ilgili paylaşımlarda bulunup propaganda yapıyor. Biz sadece Türk dilini tanırız. Bunu şikayet edin veya haddini bildirin. Bu teröristi barındırmayın. Ülkü ocakları sayfasında paylaştım siz de paylaşın değerli dostlar. Bu ülke bizim. Tek din, tek devlet, tek millet. Bu vatan bizim. İşinize gelirse Alevi Kürdü. Kendisi Yahudilerle aynı safta, cezasız kalmasın” ifadelerini kullandı.

    Mesaj sonrası 21 Ocak’ta B.Ö.’nün evinin kapısına yazılama yapıldı. Kapıya, “defol dinsiz Alevi”  ile açık kimliği yazıldı. Yine yazılamanın yanına üç hilal ve çarpı işareti konuldu.

    Yazılama yapıldığı günden bu yana evinden dışarı çıkamayan B.Ö., tedirgin olduğunu ve tehditlerin devam ettiğini kaydetti. B.Ö., duyarlı çevrelere hukuki yardım talebinde bulundu.

  • ‘Fatih Portakal’a bir şey olursa sorumluluğu Erdoğan’dan bileceğiz’

    ‘Fatih Portakal’a bir şey olursa sorumluluğu Erdoğan’dan bileceğiz’

    Gazetecilik meslek örgütleri, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Konya’da yaptığı konuşmada “Bu millet patlatır enseni” sözleriyle Fatih Portakal’ı hedef almasına tepki gösterdi.

    Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Genel Sekreteri Sibel Güneş, Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Sekreteri Mustafa Kuleli, Türkiye Basın Konseyi Genel Sekreteri Mustafa Eşmen, Portakal’ın Erdoğan tarafından 15 Aralık’tan beri yaptığı üç konuşmada peş peşe hedef alınmasını Bianet’e değerlendirdi.

    Basın Konseyi Genel Sekreteri Mustafa Eşmen, Erdoğan’ın sözlerinin birileri tarafından “talimat” olarak algılanıp uygulanabileceği endişesini taşıdıklarını belirtirken Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu da “Portakal’ın başına bu saatten sonra bir zarar gelmesi durumunda sorumluluğu Sayın Cumhurbaşkanı’ndan bileceğimizi ilan ediyoruz.” dedi.

    RSF TEMSİLCİSİ: CUMHURBAŞKANI’NDAN BİLECEĞİMİZİ İLAN EDİYORUZ 

    Habere göre Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, “Yerel seçimlere doğru giderken bir kez daha bir Cumhurbaşkanı’na yakışmayacak üslupta kendisi kadar kamuoyuna mal olmuş bir gazetecinin canına kast edilebilecek bir ölçüde hedef alındığına tanık oluyoruz. Geçmişte Hrant Dink örneğinde yaşadığımız gibi Fatih Portakal’ın canına kast edilirse toplumda bağımsız durması beklenen ve vicdanları rahatlatması beklenebilecek kişi olarak Sayın Cumhurbaşkanı ne gibi bir söyleme sığınacak. Sınır Tanımayan Gazeteciler olarak toplumsal kutuplaşmayı tehlikeli şekilde provoke eden bu sorumsuz söylemlere son verilmesini bekliyoruz. Portakal’ın başına bu saatten sonra bir zarar gelmesi durumunda sorumluluğu Sayın Cumhurbaşkanı’ndan bileceğimizi ilan ediyoruz.”

    TGS: PORTAKAL ŞAHSINDA MEDYAYA MESAJ VERİYOR

    Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Sekreteri Mustafa Kuleli, “Erdoğan Fatih Portakal şahsında Türkiye medyasına ve toplumuna ‘Ben şiddetle sizi bastırırım, kimse bana bir şey söyleyemez, sokağa çıkamazsınız’ mesajı veriyor. Birincisi, sokağa çıkmak, eylem yapmak, protesto düzenlemek haktır. Bu evrensel doğruları Erdoğan’a tekrar tekrar hatırlatmaya devam edeceğiz. İkincisi, açık ki Erdoğan ‘savcılar harekete geçecektir’ dediğine göre, yargının üzerinde olduğunu düşünüyor. Bağımsız bir yargı olmadığını, kendisinin talimatıyla savcıların harekete geçtiğini de itiraf etmiş oluyor” dedi.

    TGC: HEDEF GÖSTERİLDİĞİ İÇİN ÖLDÜRÜLMÜŞ 66 GAZETECİ VAR

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Genel Sekreteri Sibel Güneş de cemiyet adına yaptığı açıklamada “Basın özgürlüğünü eğer evrensel ölçütlerde ele alırsak; halkın gerçekleri öğrenmek, doğruları bilmek hakkıdır” dedi. Güneş şöyle devam etti:

    “Bunun için görev yapan gazetecilerin siyasetçiler tarafından hedef gösterilmesini demokrasi dışı görüyoruz. TGC Basın Müzesi Öldürülen Gazeteciler Galerisi’nde her siyasi görüşten, hedef gösterildiği için öldürülmüş 66 gazeteci var. İktidarların gazetecilerin güvenli koşullarda mesleğini yapmasını sağlama sorumluluğu olduğunu unutmaması gerekiyor. Gazetecilerin her dönem günah keçisi haline getirilmesi, hedef gösterilerek can güvenliklerinin hiçe sayılması bu ülkede demokrasinin yeşermesini de engelliyor. Hedef gösterilen tüm meslektaşlarımızla dayanışma içinde olmayı sürdüreceğiz.”

    BASIN KONSEYİ: ERDOĞAN’IN KONUŞMASINI TALİMAT OLARAK ALGILAYACAKLAR VAR

    Basın Konseyi adına açıklama yapan Genel Sekreter Mustafa Eşmen ise endişelerinin “Had bildirmek için bekleyenlerin bunu bir talimat olarak algılamasıdır” dedi ve şöyle konuştu:

    “Cumhurbaşkanı Erdoğan, son mitinglerinde muhalefetin yanı sırası medya mensuplarını da hedef almayı alışkanlık haline getirmiştir. Hafta sonu Denizli ve İstanbul’daki mitinglerinde adını vermeden eleştirdiği Fox TV, ana haber sunucusu Fatih Portakal için bugün Konya’daki konuşmasında ‘Birileri çıkmış Portakal mıdır, mandalina mıdır, narenciye midir? Sokağa çağırıyor. Haddini bil haddini. Bilmezsen haddini bu millet patlatır enseni’ ifadelerini kullanmıştır. Cumhurbaşkanı’nın, bir medya mensubu için küçümseyen üslup kullanması; hele ‘had bildirme’, ‘ense patlatma’ ifadelerini kullanması talihsizliktir, yakışıksızdır, asla kabul edilemez. Endişemiz, ‘had bildirmek’ için bekleyenlerin, bunu talimat olarak algılamasıdır.”

    (HABER MERKEZİ)  

  • HDP’den Erdoğan’ın sözlerine tepki

    HDP’den Erdoğan’ın sözlerine tepki

    HDP, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “HDP’nin parlamentoya girmesini destekleyenler hesap verecek” sözlerine tepki gösterdi. 

    HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli imzalı açıklamada, “HDP, parlamentoya 67 milletvekili ile girerek AKP-MHP Koalisyonu’nun Anayasa’yı istediği gibi değiştirme hevesini kursağında bırakmıştır. Seçim sonuçları da göstermiştir ki, HDP yerel seçimlerde de hem birçok büyükşehirde hem de il ve ilçelerde yerel yönetimleri kazanabilecek veya iktidarın kaybetmesini sağlayacak bir potansiyele sahiptir. Bunu engellemek için hamle yapan Erdoğan, siyasi iklimi açıkça zehirlemektedir” vurgusunda bulundu.

    HDP’nin açıklaması şöyle:

    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bir kez daha “HDP’nin parlamentoya girmesini destekleyenler hesap verecek” sözleri ile milyonlarca HDP seçmenini tehdit etti.

    Erdoğan’ın bu ifadeleri ve tehditleri siyaseten ve hukuken kabul edilemez yaklaşımlardır. HDP’nin 6 milyona yakın seçmenini ve aileleri ile birlikte 20 milyona yakın yurttaşımızı açıkça tehdit eden bu ifadelerin demokratik siyaset kültürü ile alakası yoktur.

    Korku hükümdarlığı yaratarak ülkeyi yöneteceğini düşünenler, bilsinler ki, yanılıyorlar.

    HDP, parlamentoya 67 milletvekili ile girerek AKP-MHP Koalisyonu’nun Anayasa’yı istediği gibi değiştirme hevesini kursağında bırakmıştır. Seçim sonuçları da göstermiştir ki, HDP yerel seçimlerde de hem birçok büyükşehirde hem de il ve ilçelerde yerel yönetimleri kazanabilecek veya iktidarın kaybetmesini sağlayacak bir potansiyele sahiptir.

    Bunu engellemek için hamle yapan Erdoğan, siyasi iklimi açıkça zehirlemektedir.

    Yerel seçimlerde demokrasi güçleri ile HDP’nin yerel ittifaklar yapmasını engellemek için kurulan bu cümleler demokratik meşruiyeti kendinden menkul bir rejimin ve onun destekçilerinin çırpınışlarıdır.

    HDP’ye yönelik bu hedef şaşırtma hamleleri ekonomideki vahim gidişatı, dış politikadaki pis pazarlıkları ve oyunları örtmek için yapılmaktadır. Ancak halkımız cambaza değil, gerçeğe bakacak deneyim ve sağduyuya sahiptir. Tıkanmışlıklarının öfkesini HDP ve seçmenlerinden çıkarma oyunu mutlaka bozulacaktır.

    HDP ve seçmenleri, bütün tehditlere ve provokasyonlara rağmen demokrasi ve barış mücadelesini doğru bildikleri yolda ve şekilde sürdürme kararlılığındadır.    (HABER MERKEZİ)

  • Temmuz’da gazeteciler tehdit altında ve davaların hedefindeydi

    Temmuz’da gazeteciler tehdit altında ve davaların hedefindeydi

    Gazetecilere yönelik baskı OHAL’in sona erdiği Temmuz ayında da sürdü. En az beş gazeteci gözaltına alındı, biri tutuklandı. 9 gazeteci ve yazar toplam 60 yılı aşkın hapis cezasına çarptırılırken, iki gazeteci tehdit edildi.

    Basın kuruluşlarına ve gazetecilere yönelik baskıların yoğunlaştığı Olağanüstü Hal (OHAL) döneminin sona ermesinin ardından da gazeteciler yine taciz, tehdit ve baskıların hedefinde.

    Medya kuruluşlarına yansıyan haberlere göre Temmuz ayında, en az dokuz gazeteci ve yazar hapis cezasına çarptırıldı. Dokuz isim hakkında verilen toplam ceza: 61 yıl 20 gün.

    Temmuz’da en az beş gazeteci gözaltına alınırken, biri tutuklandı.

    Bir muhabirin fiziksel saldırıya uğradığı ve cezaevindeki iki gazetecinin psikolojik tacize maruz bırakıldığı Temmuz ayının son günlerinde ise gazeteciler Hale Gönültaş ve Özgür Paksoy’un tehdit edilmesi ön plandaydı.

    Öte yandan bir aylık süreçte gazeteciler ve basın kuruluşları soruşturmalar ve davaların da hedefindeydi.

    3 tutuklu gazetecinin tahliye edilmesi ise Temmuz ayının tek iyi yanıydı.

    TEMMUZ’DA NELER OLDU?

    Siirt’te polis, hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan gazeteci Hülya Emeç’in evine baskın düzenledi. (4 Temmuz)

    Ciner Yayın Holding bünyesinde 1 Mart 2009’dan beri yayın hayatını sürdüren Gazete Habertürk, son baskısını yaptı, çok sayıda gazetecinin işine son verildi. (5 Temmuz)

    Kapatılan Zaman gazetesi davasında, gazetenin altı eski yazarına (Ali Bulaç, Şahin Alpay, Ahmet Turan Alkan, Mümtazar Türköne, Mustafa Ünal, İbrahim Karayeğen) toplam 56 yıl 3 ay hapis cezası verildi. (6 Temmuz)

    2 yıldır tutuklu bulunan KHK ile kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Şerife Oruç, yargılandığı davanın altıncı duruşmasında tahliye edildi. (9 Temmuz)

    KHK ile kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Şerife Oruç, tahliye edildikten hemen sonra Elazığ T Tipi Cezaevi’nden çıkar çıkmaz yeniden gözaltına alındı. (9 Temmuz)

    JinNews’in Diyarbakır Bağlar’da bulunan bürosuna polis tarafından baskın düzenlendi. (12 Temmuz)

    Eski Radikal gazetesi muhabiri Mustafa Gökkılıç, 7 Şubat 2012’de MİT müsteşarı ve bazı MİT görevlilerinin ifadeye çağrılmasıyla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında hakkında çıkarılan gözaltı kararı nedeniyle İstanbul’da gözaltına alındı. (12 Temmuz)

    BirGün gazetesine, 1 Ocak 2017 tarihinde İstanbul Ortaköy’deki bir gece kulübünde IŞİD tarafından gerçekleştirilen saldırıyla ilgili haberi gerekçesiyle soruşturma açıldı. (12 Temmuz)

    Sosyal medya paylaşımları nedeniyle “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla yargılanan gazeteci Fuat Yaşar beraat ederken, gazeteci Serdar Altan’a ise 1 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası verildi. (13 Temmuz)

    Bilgi Teknolojileri Kurumu’nun (BTK) suç duyurusu üzerine JinNews Haber Müdürü Safiye Alağaşhakkında “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. (14 Temmuz)

    Mezopotamya Haber Ajansı muhabiri Hacı Söylemez, Manisa’da gözaltına alındı. (16 Temmuz)

    Korucuların bir çocuğa şiddet uyguladığı görüntüleri haber yaptığı gerekçesiyle hakkında “basın yoluyla iftira” davası açılan tutuklu gazeteci İdris Yılmaz’a 1 yıl 3 ay hapis cezası verildi. (17 Temmuz)

    Aralarında gazeteci ve avukatların da olduğu 13’ü tutuklu 23 kişinin yargılandığı davada Etkin Haber Ajansı (ETHA) muhabiri Havva Cuştan ile birlikte 5 kişi tahliye edilirken, 8 kişinin tutukluluğuna devam kararı verildi. (18 Temmuz)

    Bir hafta boyunca gözaltında tutulan eski Radikal gazetesi muhabiri Mustafa Gökkılıç, sevk edildiği Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliğince tutuklandı. (19 Temmuz)

    Cumhuriyet gazetesi muhabiri Canan Coşkun, “Terörle mücadelede görev almış tanığın kimliğini açıklamak ve yaymak” iddiasıyla 2 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. (19 Temmuz)

    Gazeteci Zeynep Kuray, Suruç Katliamı’nın 3’üncü yıldönümü dolayısıyla İstanbul Kadıköy’de yapılmak istenen anmayı takip ederken gözaltına alındı. (20 Temmuz)

    Mezopotamya Haber Ajansı muhabiri Ergin Çağlar, Maraş’ın Pazarcık ilçesinde askerlerin yaptığı yol kontrolü sırasında gözaltına alındı. (24 Temmuz)

    Kütahya’da gerçekleşen bir trafik kazası sonrası olay yerine giden Demirören Haber Ajansı (DHA) muhabiri Oğuzhan Kılıç, kazada yaralananların yakınları tarafından saldırıya uğradı. (25 Temmuz)

    Yaklaşık 3 aydır tutuklu bulunan KHK ile kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Gökhan Öner, yargılandığı davanın ilk duruşmasında tahliye edildi. (26 Temmuz)

    RTÜK, Kürtçe yayın yapan çocuk kanalı Zarok TV’ye, yayınlanan iki şarkıda geçen ‘Kürdistan’ kelimesi nedeniyle ceza verdi. (28 Temmuz)

    Elazığ Cezaevi’nde tutuklu bulunan gazeteciler Mehmet Güleş ile İdris Yılmaz, psikolojik tacize maruz bırakıldı. Gazeteciler, Kürtçe kitap taleplerinin ise ‘çeviri bedeli’ istenerek engellendiğini kaydetti. (29 Temmuz)

    Şırnak’ın Uludere ilçesinin Uzungeçit beldesinde 14 yaşındaki kız çocuğuna yönelik cinsel istismar vakasını ortaya çıkaran Mezopotamya Haber Ajansı muhabiri Özgür Paksoy, şüphelilerin yakınları tarafından tehdit edildi. (30 Temmuz)

    Gazeteci Hale Gönültaş, Gazete Duvar’da yayımlanan “IŞİD, Ankara’da Ezidi kız çocuğu sattı” haberinden dolayı telefonla tehdit edildi. (30 Temmuz)

    (Gazete Karınca)