Etiket: tokat

  • Celal Fırat: Tokat’taki 20 köyün kullandığı yol çukur mezarlığına döndü!

    Celal Fırat: Tokat’taki 20 köyün kullandığı yol çukur mezarlığına döndü!

    PİRHA- DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Tokat’ın Zile ilçesi ile Reşadiye arasındaki yaklaşık 30 kilometrelik yolun iki yılı aşkın süredir bakım görmediğini belirterek Meclis’e soru önergesi verdi. Fırat, bölgede bulunan Alevi köylerinin de kullandığı yolun can ve mal güvenliğini tehdit ettiğini söyledi.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Tokat’ın Zile ilçesine bağlı Yıldıztepe ile Reşadiye ilçesi arasındaki yaklaşık 30 kilometrelik yolun bakım ve onarım sorunlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı.

    İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi tarafından yanıtlanması istemiyle verilen soru önergesinde, söz konusu yolun bölgesel ulaşım açısından kritik öneme sahip olduğu vurgulandı.

    Fırat, Artova’dan Ankara, Yozgat ve Çorum yönüne çimento taşıyan ağır tonajlı araçların yoğun olarak kullandığı güzergahın aynı zamanda Yozgat’ın Kadışehri ilçesi ile Zile’ye bağlı yaklaşık 20 köyün temel ulaşım hattı olduğunu belirtti.

    Önergede, köylerin yaklaşık 15’inin Alevi yurttaşların yaşadığı yerleşimler olduğuna dikkat çekilerek, yolun iki yıldır bakım görmediği, derin çukurlar nedeniyle sürücülerin can güvenliğinin tehlikeye girdiği ifade edildi.

    Bölgeden aktarılan bilgilere göre yolun adeta “çukur mezarlığına” dönüştüğünü kaydeden Fırat, sık sık trafik kazaları yaşandığını, araçlarda maddi hasar oluştuğunu ve ambulans ile itfaiye gibi acil müdahale ekiplerinin köylere ulaşma sürelerinin iki katına çıktığını belirtti.

    “BAKIM VE ASFALTLAMA NE ZAMAN YAPILACAK?”

    Fırat, önergesinde şu soruların yanıtlanmasını istedi:

    Yıldıztepe-Reşadiye arasındaki yolun bakım ve onarım çalışmaları neden iki yılı aşkın süredir yapılmamaktadır?

    Yolun bakım, onarım ve asfaltlama çalışmaları ne zaman gerçekleştirilecektir?

    Yolun mevcut durumu nedeniyle meydana gelen trafik kazaları, araç hasarları ve acil sağlık hizmetlerinde yaşanan gecikmelere ilişkin herhangi bir resmi veri bulunmakta mıdır?

    Köylere yönelik yol ve altyapı yatırımlarının inanç grupları, nüfus yapısı veya sosyoekonomik göstergeler temelinde dağılımını ortaya koyan bir çalışma yapılmış mıdır?

    Alevi yurttaşların yoğun olarak yaşadığı köylerde altyapı hizmetlerinin yetersiz bırakıldığı yönündeki iddialar araştırılacak mıdır?

    Köy yollarına yönelik yatırımların ayrım gözetilmeksizin yapılmasını denetleyen bir mekanizma bulunmakta mıdır?

    Fırat, bölge halkının uzun süredir dile getirdiği yol sorununa ilişkin yetkililerin harekete geçmesi gerektiğini belirterek, yurttaşların güvenli ulaşım hakkının sağlanmasının kamu kurumlarının sorumluluğu olduğunu vurguladı.

    PİRHA/ANKARA

  • Hubyar Vakfı: Ziyaretimizin, devlete devredilmesini istemiyoruz!

    Hubyar Vakfı: Ziyaretimizin, devlete devredilmesini istemiyoruz!

    PİRHA – Hubyar Vakfı Yönetim kurulu, Hubyar Tekke’siyle ilgili mahkeme sürecine dair açıklama yaptı. “Hubyar ziyaretinin devlete devredilmesini istemiyoruz” denilen açıklamada, kutsal mekânların, kişisel çıkarlar doğrultusunda kullanılmasına karşı olunduğu da vurgulandı.

    Hubyar Vakfı yönetim kurulu Adına Başkan Kazım Çelik, Tokat’ta yer alan Hubyar Tekkesi’yle ilgili devam eden mahkeme sürecine dair yazılı açıklama yaptı.

    Dava sürecine dair kamuoyunda çeşitli açıklamalar yapıldığını belirten Kazım Çelik, “yanlış anlaşılmaların önüne geçmek amacıyla bu açıklamayı yapma gereği doğmuştur” ifadelerini kullandı.

    “KUTSAL MEKÂNLARIMIZ KİŞİSEL ÇIKARLAR DOĞRULTUSUNDA KULLANILAMAZ”

    Kazım Çelik, bugüne dek yapılan bazı açıklamalarda, gerçeklerin çarpıtıldığının altını çizerek şu ifadelere yer verdi:

    “Kamuoyu yanıltılmış; kişisel çıkarları ve rant ilişkilerini koruma amacı taşıyan söylemler öne çıkarılmıştır.

    Açıkça ifade etmek isteriz ki, söz konusu dava herhangi bir kişi, aile ya da özel bir vakıf ile Hubyar Köyü arasında değildir. Devam eden dava, Hubyar Köy Muhtarlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü, yani devletin vakıfları arasında sürmektedir.

    Buna rağmen, bazı çevreler tarafından sanki bu dava sonuçlandığında ziyaretin Hubyar Eğitim Vakfı’na (kamuoyunda aile vakfı olarak bilinen ve tek bir ailenin çoğunlukta olduğu vakfa) devredileceği yönünde bilinçli bir algı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu iddialar asılsızdır ve kamuoyunu yanıltmaya yöneliktir. Davanın tarafları bellidir ve mahkeme süreci Hubyar Köy Muhtarlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü arasında yürütülmektedir.

    Bizler bu açıklamayı kimseyi hedef almak için değil; Hubyar köylülerini, Hubyar taliplerini ve Hubyar kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla yapıyoruz. Toplumumuzun ayrıştırılmasına, kutsal mekânlarımızın kişisel çıkarlar doğrultusunda kullanılmasına karşı durmak hepimizin sorumluluğudur.”

    “ZİYARETİN, DEVLETE DEVREDİLMESİNİ İSTEMİYORUZ”

    Kazım Çelik, Hubyar Köy Muhtarlığı’nın ve köylülerin temel talebinin, ziyaretin devlet vakıflarına değil, Hubyar toplumunun ortak iradesine dayalı bir yapı ile Hubyar Köy Muhtarlığına devredilmesi yönünde olduğunu vurguladı.

    “Hubyar Köy Derneği bu süreçte nerede durmaktadır?” sorusunu gündeme getiren Çelik, şöyle devam etti:

    “Dernek, ziyareti kendi kişisel mülkü gibi gören, “benim babamın malı” anlayışıyla hareket eden ve bu kutsal mekânın tek bir aile tarafından keyfî biçimde yönetilmesini savunan yaklaşımı mı desteklemektedir? Yoksa Hubyar Alevi toplumunun ortak aklıyla, şeffaf, katılımcı ve toplum yararını esas alan bir yönetim anlayışıyla bu ziyaretin korunmasını, bakımını, onarımını ve inanç merkezinin işlevini sürdürmesini mi savunmaktadır?

    Bizler bugünden açıkça söylüyoruz: Hubyar ziyaretinin devlete devredilmesini istemiyoruz.

    Talebimiz; Hubyar Alevi toplumunun, kendi inanç merkezine ortak akılla, kendi iradesiyle sahip çıkmasıdır. Ve bugünden açıkça ilan ediyoruz ki; böyle bir durumun yaşanmasının sorumluluğu, bugün Hubyar Köy Muhtarlığı’nın karşısında durarak, davada Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün kazanmasına destek olan ve buna sebep olan kişi ve çevrelere ait olacaktır. Bu sorumluluğun yarın bizlere yüklenmesine izin vermeyeceğimizi kamuoyunun bilmesini özellikle istiyoruz.

    Herkesi vicdanıyla baş başa kalmaya, ayrışmaya değil birliğe ve beraberliğe davet ediyoruz. Hubyar toplumunun gücü, ortak aklındadır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Kenanoğlu: Hubyar Sultan Tekkesi hepimizin inanç merkezidir, kimsenin mülkü değil!-VİDEO

    Kenanoğlu: Hubyar Sultan Tekkesi hepimizin inanç merkezidir, kimsenin mülkü değil!-VİDEO

    PİRHA – HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Hubyar Sultan Tekkesi’ne yönelik yeniden açtığı davaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Daha önce aynı gerekçelerle açılan davaların kesinleşmiş yargı kararlarıyla sonuçlandığını hatırlatan Kenanoğlu, sürecin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda siyasi bir yönü olduğuna dikkat çekti.

    Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Tokat’ın Almus ilçesinde bulunan Hubyar Sultan Tekkesi’ni bünyesine almak amacıyla yeniden dava açması, Alevi kamuoyunda tepkilere neden olurken, gözler 30 Aralık’ta görülecek duruşmaya çevrildi.

    HUBYAR SULTAN’IN ALEVİ İNANCINDAKİ YERİ

    Gelişmelere ilişkin konuşan Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Kurucu Başkanı ve HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, Hubyar Sultan Tekkesi’nin Alevi inancı içerisindeki yerinin sıradan bir mekân olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Tekkenin tarihsel, inançsal ve toplumsal özelliklerine dikkat çeken Kenanoğlu, Hubyar Sultan’ın birçok özgünlüğü bir arada barındırdığını ifade etti.

    Kenanoğlu, Hubyar Sultan Ocağı’nın hem ocak hem de tekke işlevini birlikte yürüten nadir inanç merkezlerinden biri olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “Hubyar Sultan, aynı zamanda bir Türkmen ocağı olduğu halde Dersim’deki Kürt ocaklarıyla da ilişkili. Pir-Mürşit ilişkisi açısından da Üryan Hızır’la da bağlantısı var. Diğer taraftan da Tokat, Amasya, Çorum, Yozgat, Sivas bölgesindeki tarihsel politik süreçlerde önemli roller oynayan bir dergah. Diğer taraftan Alevi inancı içerisinde yürütmüş olduğu sürekler açısından da zaman zaman kamuoyunda tartışma yaratan; yani Alevi sürekleri bilmeyenler açısından tartışılan bir takım özgün süreklere de sahip.”

    II.MAHMUT DÖNEMİNDE BAŞLAYAN MÜDAHALELER

    Hubyar Sultan Ocağı’nın tarih boyunca çok sayıda baskı ve müdahaleyle karşı karşıya kaldığını ifade eden Kenanoğlu, bu sürecin Osmanlı döneminden itibaren sistematik bir şekilde ilerlediğini dile getirdi. İlk büyük kırılmanın II. Mahmut döneminde yaşandığını hatırlatan Kenanoğlu, yaşananları tarihsel bağlamıyla aktardı:

    “II Mahmut döneminde Bektaşi tekkeleriyle birlikte bizim tekke de yıkıma uğratılıyor. Akabinde ocak evlatları sürgüne gönderiliyor. Köy dağıtılıyor. Zaten dağ köyüyüz, kalan belli bir kısmı dağlara gizlenip yaşamlarını sürdürüyor. Aileler tümüyle sürgün hayatı yaşayıp, taliplerinin bulunduğu köylere gidiyor. Bu müdahaleyle ocak kurumsal yapılanmasına müdahale ediliyor. Daha sonraki yumuşama dönemlerinde toparlanmalar yaşanıyor ama o toparlanmalar ‘devletle işbirliği halinde’ toparlanma oluyor. Devlet, ‘benim çerçevesini çizdiğim koşullarda senin varlığını kabul ederim’ diyor.”

    Cumhuriyet döneminde ise yeni bir müdahale sürecinin başladığını belirten Kenanoğlu, Tekke ve Zaviyeler Kanunu’nun Aleviler açısından yarattığı sonuçlara dikkat çekti:

    “İkinci bir müdahale Tekke ve Zaviyeler Kanunu’yla birlikte geliyor. Yani devletin kontrolünde yürüyen bir şeyhliğe rağmen 1925’te tekkeye kilit vuruluyor. Nakşi ve benzeri tekkelere de kilit vuruyorlar. Onlar daha sonra camiler içerisinde faaliyetlerini sürdürüyorlar ama Alevilerin cami gibi  bir ibadethanesi olmadığı için mekansal faaliyetleri tümüyle ortadan kalkıyor.”

    MÜLKİYETİN EL DEĞİŞTİRMESİ VE ORTAYA ÇIKAN SORUNLAR

    Bu süreçle birlikte mülkiyet meselesinin de derinleştiğini ifade eden Kenanoğlu, tekke ve zaviyelere ait taşınmazların nasıl el değiştirdiğini şu sözlerle anlattı:

    “Bundan sonra ortada bir vakıf varsa tekkelerin, zâviyelerin mülkiyetleri Vakıflar Genel Müdürlüğüne geçiyor. Yoksa hazineye devrediliyor. Bizim gibi dağ köylerindekiler ise kaderine terk ediliyor. Yani son tekke bakıcısı kimse, onun ailesinin özel mülkü haline dönüşüyor. Müştemilatlar, tekkenin arazileri, hatta kutsal emanetlerin hepsi özel mülk haline dönüşüyor. Böylelikle bunun getirdiği sorunlar da ortaya çıkıyor.”

    Bu durumun yeni bir inançsal ve siyasal ilişki ağı yarattığını vurgulayan Kenanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “‘Hangisi daha iyi?’ diye sorarsanız, ikisi de birbirinden kötü durum. Tabii bu özel mülkiyet haline dönüşmesi ile birlikte burası bir ailenin mülküymüş gibi davranılıyor. Bu durumla birlikte orada bir inançsal otorite oluşturuluyor. Bu otorite de sağ siyasetçilerin işine yarıyor. Tıpkı II. Mahmut döneminde olduğu gibi Demokrat Parti, Adalet Partisi ve beraberinde gelen partiler bu tekke sahipleriyle, tırnak içerisinde ‘sahipleri’ diyorum, o sahiplenenlerle ilişkilere geçiyor.”

    VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜN YENİ DAVASI

    Güncel dava sürecine de değinen Kenanoğlu, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün gerekçelerini ve önceki yargı süreçlerini hatırlattı. 2017 yılında tekke tapusunun muhtarlığa geçtiğini belirten Kenanoğlu, buna rağmen yeniden dava açıldığını söyledi:

    “2017 yılında tekke tapusunu muhtarlık aldığı halde Vakıflar Genel Müdürlüğü bu sefer ‘Vakıflar yasasının 30. maddesi gereğince burası bir vakıf mülküdür ve mülkiyeti bize geçecek’ diyor. Daha doğrusu, ‘Mülkiyeti eski vakıflardan olan Hubyar Tekkesi Vakfı’na aittir’ diyor. Hubyar Tekkesi Vakfı’nın 1560’larda kurulduğu ifade ediliyor. Ortalıkta olmayan bir vakıf! Dolayısıyla bu tür vakıflara da mazbut vakıf diyorlar. Mazbut vakfın bütün mal varlıkları da işte Tekke ve Zaviyeler Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne oluyor. Onun üzerinden de Vakıflar Genel Müdürlüğü buraya el koyuyor. Bu gerekçeyle.”

    Kenanoğlu, bu süreçte yetkililerle yapılan görüşmelere de değinerek şunları aktardı:

    “Akabinde biz gittik vakıflar genel müdürüyle de bölge müdürüyle de görüştük. Dönemin vakıflar genel müdürü aynen şunu söyledi ‘Bu beni aşan bir durum’. Burada başka bir siyasi durum var. ‘Siz gidin dava açın’ dedi. Ve biz o lafın üzerine dava açtık. Dava 5 sene falan sürdü ve muhtarlık davayı tekrar kazandı. Yargıtay da onayladı. Arkasından Vakıflar Genel Müdürü tekrar dava açıyor.”

    “AYNI KONUDA İKİNCİ KEZ DAVA AÇILAMAZ”

    Kesinleşmiş yargı kararına rağmen aynı konuda yeniden dava açılmasının hukuka aykırı olduğunu vurgulayan Kenanoğlu, şu ifadeleri kullandı:

    “Şimdi şöyle enteresanlık var; hukuk sistemine göre bir konuda siz dava açmışsınız ve o dava kesinleşmişse aynı amaçla tekrar ikinci bir dava açılamaz. Mahkeme karar vermiş, muhtarlığa teslim etmiş. Muhtarlık da zaten bir kişinin değil.”

    Son olarak 30 Aralık’ta Tokat’ta görülecek duruşmanın önemine dikkat çeken Kenanoğlu, Alevi kamuoyuna çağrıda bulunarak davaya sahip çıkılması gerektiğini vurguladı.

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • PSAKD Genel Başkanı Erçe: Karakaya köylüsünün yanındayız-VİDEO

    PSAKD Genel Başkanı Erçe: Karakaya köylüsünün yanındayız-VİDEO

    PİRHA-Karakaya köyünün tarihsel önemine dikkat çeken PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Maden ocağını köyde açmak isteyenler bunun farkındalar. Karakaya köylüsünün yanındayız” ifadelerine yer verdi.

    Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya Köyü ile Alaca İlçesindeki Küçükkeşlik ve Çorum merkeze bağlı Narlık köylerinde açılmak istenen taş ocakları sebebiyle yöre halkının tepkisi sürüyor.

    Çelikler Holding tarafından açılmak istenen madende yılda 3,5 milyon ton taş üretileceği belirtiliyor. Projede yılda 191 kez patlatma yapılacağı da ifade ediliyor. Bu durumun, çevre zararıyla birlikte can ve mal kaybı riskine de sebep olacağı söyleniyor.

    Taş kırma ve eleme tesisinden çıkacak yoğun tozun, bölgedeki tarım arazileriyle birlikte birçok canlı türüne de zarar vereceğine dikkat çekiliyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, açılmak istenen taş ocaklarına tepki göstererek, köylülerin yanında olduklarını belirtti.

    Cuma Erçe, Türkiye’nin bir çok bölgesinde özellikle de Alevi yerleşkelerinin, ziyaretgahlarının olduğu alanların maden sahası olarak seçilmesinin tesadüf olmadığını belirterek, “Dağlarımız, derelerimiz, sularımız, yeraltı, yerüstü zenginliklerimiz bir avuç emperyalist tekele peşkeş çekilmektedir” dedi.

    Açılacak maden ocağının tüm canlıları tehdit ettiğinin altını çizen Erçe, “Bu talana sessiz kalmamız mümkün değildir. Köylülerin direnişi sadece kendi köyleri için değildir. Köylüler hepimizi direnişe çağırmaktadır. Bizler inancımız ve felsefemiz gereği doğaya sahip çıkmak durumundayız. Doğa bir avuç sermayedara terk edilemeyecek kadar değerlidir” diye belirtti.

    Karakaya köyünün tarihsel önemine dikkat çeken PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Maden ocağını köyde açmak isteyenler bunun farkındalar. Karakaya köylüsünün yanındayız” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Hubyarlı Narin Kabak: Yollarımız söz verilmesine rağmen yıllardır yapılmıyor! -VİDEO

    Hubyarlı Narin Kabak: Yollarımız söz verilmesine rağmen yıllardır yapılmıyor! -VİDEO

    PİRHA-Hubyarlı Narin Kabak, Hubyar Sultan Tekkesi çevresinde 32 mahallenin bulunduğunu bu mahallerlerden 22’sinin Alevi olduğunu vurgulayarak, “Alevi olan 22 mahallenin yolları tamamen bozuk. Valilik, kaymakamlık ve belediye yetkilileri tarafından her yıl söz verilmesine rağmen yollarımız yapılmadı. Bakanlıklara müracaat etmemize rağmen bu güne kadar henüz bir yanıt  almış değiliz” diyerek, ayrımcılığa dikkat çekti.

    Hubyar Sultan Tekkesi çevresinde bulunan Alevi köylerinin ibadetleri ve yaşadıkları sorunlara ilişkin Hubyar’lı Narin Kabak, PİRHA’ya konuştu.

    “CEMEVİMİZE TRAFİK KAZASINDA YİTİRDİĞİMİZ İKİ GENCİMİZİN İSMİNİ VERDİK”

    Hubyar Sultan köy mezarlığının bulunduğu alanın çevresinde 8 mahallenin olduğunu ve hiçbirinde cemevi olmadığını belirten Narin Kabak, “Köylüler olarak toplandık mezarlığın bulunduğu alana ortaklaşa cemevi yapılmasına karar verdik, ancak yapamayınca ara vermek zorunda kaldık” dedi.

    Trafik kazasında kaybettiği oğlu ve  Niyazi Engin adına cemevi yaptırmaya karar verdiklerini aktaran Kabak, Allah’ın ecelimi bilemiyorum. Benim oğlum Aydın Kabak ve köylümüzün gençlerinden Niyazi Engin, geçirdikleri bir trafik kazası sonucu Hakk’a yürüdüler. Biz de onların adına buraya cemevi yapmaya karar verdik, çokta iyi oldu” diye belirtti.

    “HÜBYAR SULTAN TEKKESİNDE BULUNAN 22 ALEVİ MAHALLESİNDE 5 CEMEVİMİZ VAR”

    Hubyar Sultan Tekkesi’nde 22 mahallenin Alevi olduğunu ve sadece 5’inde cemevi bulunduğunu belirten Kabak, “Bizler ve her bayram buraya gelen taliplerimiz ve misafirlerimizle kurbanımızı kesiyor, erkanlarımızı, cemlerimizi yürütüyoruz. Hiçbir ibadetimiz geride kalmıyor hepsi yerine getiriliyor. Hübyar Sultan Tekke’mizde cemevimiz yok, oda en kısa zamanda yapılacak” şeklinde konuştu.

    KIŞIN KÖYDE KİMSE KALMADIĞI İÇİN ERKANLARIMIZI AĞIRLIKLI OLARAK İSTANBUL’DA YAPIYORUZ”

    Hubyar’lılar olarak İstanbul’da iki ayrı yerde cemevleri olduğunu vurgulayan Kabak, “Bir cemevimiz Yenidoğan’da, diğer cemevimiz ise Sarıgazi’ de. Her iki cemevimizde erkanlarımızı yerine getiriyoruz. Mahallemiz hangi cemevine yakınsa o tarafta yapılan erkanlara katılıyoruz” diye belirtti.

    “TÜM BAŞVURULARIMIZA RAĞMEN YOLLARIMIZ YAPILMIYOR”

    Hubyar Sultan Tekkesi’ne giden gerek Tokat Almus, gerekse Sivas Hafik’ten bağlantılı olan her iki yolun çok bozuk olmasından kaynaklı ulaşım zorluğu çektiklerinin altını çizen Kabak, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “32 mahalleden oluşan Hubyar Sultan Tekkesi’nde Alevi olan 22 mahalleye hizmet verilmiyor. Yollarımız çok bozuk. Bu sadece Alevilere özgü. Çünkü aşağıda Sünni köyleri var ve neredeyse evlerinin içine kadar yollar asfalt.

    Ama bize gelince toprak, stabilize yollar. Bunları defalarca valiliğe, kaymakamlığa, belediyeye gidip izah edip anlattık, yapılması için rica ettik. Yolların yapımı için tamam diyorlar, bugün, yarın deniyor ama bir şey yapılmıyor. Her sene aynı sözler, aynı sözler. İlgili bakanlıklara ve kurumların hepsine dilekçe veriyor rica ediyoruz değişen birşey yok.

    Köyümüz çok kalabalık. Yolların bozuk olmasından dolayı çok zorluk çekiyoruz. Bir senenin içinde arabalarımız dökülüyor. Yolumuz olsun, suyumuz olsun, yani her şeyimiz aynı.”

    Cebrail ARSLAN/TOKAT

     

     

  • Patır: Kendi köyümde kendi mesleğimi yapmak çok güzel bir duygu-VİDEO

    Patır: Kendi köyümde kendi mesleğimi yapmak çok güzel bir duygu-VİDEO

    PİRHA- Demir ustası Hasan Patır, 30 yıldır Tokat’ın Sulusaray ilçesine bağlı Alevi Köyü Çime’de mesleğini sürdürmekte. Köyde yaşamanın güzel bir duygu olduğunu vurgulayan Patır, köyünden göçmüş yurttaşlara geri dönmeleri için çağrı yaparak, mesleğinin inceliklerini anlattı.

    Tokat Sulusaray ilçesine bağlı Çime köyünde sanat okulunu bitirip köyünde demircilik yapan Hasan Patır, yaşadığı duyguları PİRHA ile paylaştı.

    “KÖYÜMDE OLMAKTAN DOLAYI ÇOK MUTLUYUM”

    1985 yılında sanat okulundan mezun olduktan sonra iş bulamadığı için demir doğrama işine yöneldiğini söyleyen Hasan Patır, “En güzel işin bu olduğunu düşündüm ve 30 yıldır kendi köyümde demir doğrama üzerine çalışıyorum. Burada olmaktan oldukça memnunum” diye belirtti.

    Tokat ve çevresinde herkesin, kendisini tanıdığını söyleyen Hasan Patır, “Beni burada genelde ‘Kaynakçı Hasan usta’ diye tanırlar. Bu işi uzun yıllar yaptığımdan dolayı çevrem çok geniş. Sivas Hafik’ten, Tokat’tan, Zile’den, Çamlıbel’den, her yerden beni arıyorlar” dedi.

    “BİR İNSAN GÖRDÜĞÜNÜ DEĞİL BİLDİĞİNİ YAPMALI”

    İnsanın, bildiği işi yapmasının çok önemli olduğunu belirten Patır, “Teknik olarak yetiştiğimden projeleri kendim üretirim, kimsenin yaptığını yapmam” diye ekledi.

    Atölyesindeki demirlere desen ve motifleri kendi duygu ve hislerini katarak yaptığını belirten Patır, “Vatandaş, sipariş verirken, ‘modeli şöyle olsun’ derken motiflerimizle onları yönlendiriyoruz. Ya da kişi buraya gelemediğinde resimlerini internet üzerinden atıyor, onların tercihlerine göre hareket ediyoruz” dedi.

    “YANIMDA ÇALIŞACAK BİR ÇIRAK DAHİ BULAMIYORUM

    Yanında çalıştırabilecek işçi bulamadığını söyleyen Patır, “Yanımdaki çırak buradan gideli 4 yıl oldu. Ondan sonra bir çırak daha bulamadım. Meslek her zaman yaşar. Benim ileride çocuklarım gelir belki onlar yaşatır” diye konuştu.

    Köylerinde eski nüfusun kalmadığını belirten Patır, “Köyümüz 65-70 hanelik küçük, güzel bir Alevi köyü. Köyümüzde büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık yapılabilirdi ama ne yazık ki gençlerimiz kalmadığı için yapılamıyor. Gençlerimizin kendi geleceklerini burada görememeleri, evlenememe korkusu, şehir özentileri ve farklı arayışlara yönelmeleri sonucu köyden uzaklaştı. Köyümüzde sadece yaşlı nüfus kaldı” dedi.

    “KÖYDE YAŞAMAK ÇOK GÜZEL BİR DUYGU”

    Topraklarının kıraç olduğu için sulu tarım yapılamadığını belirten Patır, “Köyümüzde buğday ve arpadan başka bir şey ekilmiyor. O yüzden burada sadece hayvancılık yapılıyor. Burada kalan yaşlılarımız ise 3-5 inek ve dana satarak geçimlerini sağlayabiliyorlar” dedi.

    Alevi köyü olarak cemlerini yaptıklarını da belirten Patır, “Sürekli dedelerimiz dışarıdan geliyor. Her yıl cemimiz, görgülerimiz yapılıyor” diye konuştu.

     “KÖYÜNDEN GÖÇENLER, KÖYLERİNE MUTLAKA DÖNSÜNLER”

    Tokat Sulusaray ilçesine bağlı Çime köylülerine çağrıda bulunan demir ustası Hasan Patır, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Özellikle daha önceden köyden göçmüş vatandaşlarımız, köylerine gelsinler, birer ev sahibi olsunlar. Tatillerini sahilde geçirirken en azından 3-5 günlerini de köylerinde geçirsinler. Anne babalarıyla hasretlerini gidersinler. En azından çocuklarına, torunlarına buraları göstersinler ki çocuklar da yurtlarını unutmasınlar. Aileler evlatlarını, torunlarını buralara getirmediğinde belki bu çocuklar bir daha buralara gelmeyebilir. Analar, babalar, dedeler çocuklarını, torunlarını köylerine mutlaka getirsinler. Burası bizim yurdumuz. Hiç kimse yurdundan vazgeçemez. Nereye giderse gitsinler köy özlemi hiçbir zaman bitmez”

    Cebrail ARSLAN/TOKAT

     

     

     

  • Boş okulu cemevine dönüştürdüler: Burası bizi kurtardı- VİDEO

    Boş okulu cemevine dönüştürdüler: Burası bizi kurtardı- VİDEO

    PİRHA- Köylerinde cemevleri olmadığı için geçmişte kendi imkanlarıyla yaptıkları okul binasını cemevine dönüştüren Benkdere köyü sakinleri kış mevsiminde köyde kimse kalmadığı için ibadetlerini yaz aylarında yerine getiriyorlar. Köylüler, “Cenazemizi buradan kaldırıyor lokmalarımızı burada paylaşıyoruz. Herkes geliyor burada lokmasını veriyor, çayını içiyor, muhabbetini yapıyor. Bu cemevleri bizleri kurtardı” diyor.

    Alevilerin yaşadığı Tokat’ın Almus ilçesinde bulunan ve Hubyar Sultan Ocağı talibi olan Benkdere köyü sakinleri, geçmişte ilkokul olan binayı sonradan cemevine dönüştürülme hikayesini PİRHA’ya anlattılar.

    Abdullah Sarıyar, “Burası eskiden okuldu daha sonra cemevine dönüştürüldü. Önceden böyle teşkilatlı değildi. Burada hem cemevi hem de cenaze işlerimizi yürütüyoruz. Köyümüzün kurbanlarını burada veriyor, toplantılarımız burada yapıyoruz. Köyümüzün geneli ile ilgili kararlarımızı da burada alıyoruz” dedi.

    “DEVLET KÖYÜMÜZE OKUL YAPMADI KENDİ İMKANLARIMIZLA YAPTIK”

    Eskiden köyde bulunan her evin bir cemevi olduğunu hatırlatan Mustafa Coşkun ise konuşmasında, “Köyümüzde ortaokul ve lise yoktu çocuklar yetişince okul olmamasından dolayı insanlar köyde duramadı ve gurbete gitmek zorunda kaldılar. Rahmetli abim o zamanlar muhtarken bir kaç kişiyle komşulardan birinin arsasını satın alıyor ve köylülerin de katkılarıyla buraya okul yaptılar. Okul yapıldıktan sonra devlet buraya öğretmen atadı ama çocuklar büyüyünce ekonomik vb. gibi nedenlerde dolayı herkes İstanbul’a göç etti, okul da öylece kaldı. Daha sonra Cemal Coşkun, Hasan Sarıyar, Hüseyin Çulhacı bir araya gelerek İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne gidiyorlar ve diyorlar ki biz burayı cemevi yapalım. Milli Eğitim ise burası okul zaman gelir okul ihtiyacı olursa yine okula dönüştürülür deyince bizimkiler de kabul ediyorlar. Şimdi burada kurbanımızı, cemimizi, ibadetimizi, cenaze erkanlarımızı burada yürütebiliyoruz” ifadelerini kullandı.

    “İHTİYAÇTAN BU FİKİR DOĞDU”

    Zamanında yaşadıkları bir olaydan dolayı cemevi fikrini kendilerinde geliştiğini belirten Hüseyin Çulhacı ise, “3 arkadaşla birlikte Tokat-Sivas arasında bulunan Tozanlı vadisinde bir şenliğe gitmiştik. Şenlikte bir köyde bir kadın Hakk’a yürümüş, ve kadının cenazesi evde kokmuş. Bu olaydan etkilenerek köyümüze cemevi yapma düşüncesi kafamızda oluştu” dedi.

    Hasan Sarıyer ve Cemal Coşkun’la birlikte cemevi fikrini köylülerine aktardıklarını söyleyen Çulhacı,herkesin olumlu yaklaşması sonucunda toplanan 14 bin liraya cemevinin yapıldığını dile getirdi.

    “BİZİM KÖYE CEMEVİ YAPILINCA BÜTÜN KÖYLER CEMEVİ YAPMAYA BAŞLADI

    Köylerine cemevi yapıldıktan sonra çevredeki bütün köylerin cemevi yapmaya başladıklarını belirten Cuhacı, “Burası yapılana kadar bu çevre köylerde 1 tane cemevi yoktu. Yalnız kışın köyde kimse kalmıyor. Ama yaz ayında herkes köye geliyor. Kurban kesildiği zaman da cem yapılıyor. Cenazemizi buradan kaldırıyor lokmalarımızı burada paylaşıyoruz. Bu cemevleri bizleri kurtardı. Herkes geliyor burada lokmasını veriyor, çayını içiyor, muhabbetini sohbetini yapıyor, buradan dağılıyor. Perşembe cuma akşamları buraya geliyor; lokma verip, çayımızı kahvemizi içerek burada muhabbet ediyoruz” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/TOKAT

     

  • Doğan: Çok zor ve ciddi bir süreçten geçiyoruz!-VİDEO

    Doğan: Çok zor ve ciddi bir süreçten geçiyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Tokat’ta Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) Merkez ilçede ilk kadın belediye meclis üyesi seçilen Leyla Doğan zor bir süreçten geçildiğini ve ciddi bir toplumsal çürümüşlüğün sözkonusu olduğunu belirterek, “Tokat’ta yaşayan halka destek olmak için her türlü fedakarıktan kaçınmıyoruz” dedi. 

    Tokat’ta kadın olarak ilk defa merkez belediye meclis üyesi seçilen İş Kadını Leyla Doğan, mecliste yürüttüğü çalışmalarla ilgili PİRHA’ya konuştu.

    Tokat’ta doğduğunu, büyüdüğünü ve tüm yatırımlarını Tokat’ta yaptığını vurgulayan Leyla Doğan, “24 yıl devlet memurluğu yaptıktan sonra emeklilik kararı alarak kendi şirketimi kurdum. KOSGEB’de. Devlet teşvikleriyle kurduk işlerimizi. 5 yılda 5 kat büyüyerek Karadeniz Bölge 1’incisi oldum” dedi.

    “BALKAN FEDERASYONUNUN DENETİM KURULU BAŞKANLIĞINI YAPIYORUM”

    1-1,5 yıldır da aktif olarak siyasetin içerisinde yer aldığını belirten Doğan, “1950-2025 arası ticaret Odası’nda seçimle göreve gelen tek kadın meclis üyesiyim. Bundan da onur duyuyorum. Gıda ve Konaklama Komitesinde görev yapmakla birlikte Emlakçılar Derneği, Emlakçılar Odası Birliği’nin Denetim Kurulu Başkanlığı ve 10 bin 300 üyesi olan Balkan Federasyonu’nun Denetim Kurulu Başkanlığını yapıyorum” dedi.

    TOKAT’TA BELEDİYE MECLİS ÜYESİ SEÇİLEN İLK KADIN ADAYIM”

    Hayatı boyunca aktif olarak siyasetin içinde olduğunu herhangi bir görev almadığını arkadaşlarına destek verdiğini belirten Doğan, ”Geçen sene adaylığımı açıkladığımda sağ olsunlar il yönetimi beni birinci sıraya koydular. Seçimlerde 12 bin 800 gibi yüksek bir oy alarak belediye meclis üyeliğine seçildim” diye belirtti.

    “TOKATTA YANGIN VE DEPREMLE İLGİLİ CİDDİ ÇALIŞMALAR YAPILDI”

    Kendisini destekleyenlere teşekkürlerini sunarak konuşmasını sürdüren Doğan, şunları ifade etti:

    “Belediye meclis üyesi seçildikten sonra ilk bir yıl sessiz kalıp çalışmaları izledim. Çünkü biliyorsunuz ilk dönem kuluçka devresidir. Kadronun olgunlaşması, için laf olsun diye konuşmak çok doğru değil. O süreci iyi takip etmek lazım.

    Bolu’da çıkan yangından dolayı belediye meclisinde ilk başta deprem yönetmeliği ile ilgili Tokat’ta da böyle kayıplar yaşanmasın diyerek meclise önerge verdik ve verdiğimiz önergemiz de kabul gördü. Tokat’ta bulunan ve bütün ruhsatlı olan iş yerlerinin yangın merdivenleri vb. gibi eksiklikler denetlenerek uygun olmayanlara süre verildi. Verilen sürede eksiklerini tamamlayamayanlar işyerleri ise kapatıldı.”

    TOKAT’TA SU FİYATLARINDA KADEMELİ ÖDEMEYE GEÇİLDİ”

    Tokat’ta Terkoz içme suyunun Türkiye ortalamasında normal olmasına rağmen belediyede suya yapılan zammın çok tepki çektiğini belirten Doğan, “Tokat’ın su fiyatı o kadar yüksek bir fiyat değil ama 4.000’den 16-17.000 liraya çıktığı zaman çok tepki çekti. Bu rahatsızlığımızı mecliste dile getirdik. Küçük meblağlar da olsa su fiyatları düşürülerek kademeli ödemeye geçildi. Kısmen de olsa insanlara bu konuda destek olmaya çalıştık” diye ifade etti.

    “HAYVANLARLA İLİGİLİ GÖNÜLLÜLÜK TEMELİNDE KOMİTE OLUŞTURULDU”

    Yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi veren Leyla Doğan, şunları aktardı:

    “Tokat’ta hayvanların daha güzel bir ortamda yaşamaları için hayvan barınağı için gönüllülük temelinde komite kurduk.Haftada veya 10 günde bir ziyaret edilme izni isteyeceğiz. Hayvanların sahipsiz olmadığını, o hayvanlara sahip çıkıldığını tüm topluma mesajını vermek istiyoruz.”

    “TOKAT BELEDİYE YÖNETİMİ TARAFINDAN MERKEZDE CEMEVİ SÖZÜ VERİLDİ TAKİPCİSİ OLACAĞIZ

    Tokat’ta belediye seçimlerinde seçilen başkanı Tokat’ın merkezinde cemevi yapımına söz verdiğini belirten Doğan, “Şu anki belediye başkanı tarafından cemevi yapılması için söz verildi ama herhangi bir işlem yapılmadı. Bununla ilgili süreci de takip ediyoruz” dedi.

    “HALKIN VAROLAN SORUNLARINA KARŞI DESTEK OLMAYA ÇALIŞIYORUZ”

    Kadınlara özel çağrıda bulunan Leyla Doğan, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Özellikle kadınlar kendini yetiştirmeli, eğitmeli. Kadın bilirse çocuklarını da yetiştirir. Çünkü zor bir süreçteyiz, ciddi bir toplumsal çürümüşlük var. Çocuklar benim hassas konum. Yetiştirme yurdundaki çocuklara mümkün olduğu kadar ulaşmayı, onların eksiğini görmeye çalışıyoruz. Ne kadar başarılı oluruz bilemiyoruz. Bir kişiye bile dokunabilsek benim için büyük bir onurdur”

    Cebrail ARSLAN/TOKAT

     

     

  • Silahlı madencilerin hedefindeki Alevi ziyareti Çal Baba’daki maden ruhsatı iptal edildi

    Silahlı madencilerin hedefindeki Alevi ziyareti Çal Baba’daki maden ruhsatı iptal edildi

    PİRHA- Maden ruhsatlarıyla kuşatılan Tokat’ın Günçalı köyünde açılan iptal davasında yargıdan sevindirici karar çıktı; maden arama ruhsatı alan bir başka şirket ise altın aramak için köye silahlarla girdi.

    Tokat’ta halkın kutsal saydığı Çal Baba Ormanı, Selçuklu döneminden bu yana korunarak günümüze ulaşmış. Ancak son yıllarda bölgede yaşanan altına hücumdan payını alan kutsal orman, şimdilerde altın arayıcılarının hedefinde. 130 köylünün açtığı davada bir arama ruhsatı yargıdan dönerken, silahlı kişilerle köye giren bir başka şirkete verilen ruhsata da iptal davası açıldı.

    Evrensel’in haberine göre Zeni Madencilik Şirketine karşı da dava açıldı. Köylülerin avukatlarından İsmail Hakkı Atal, Günçalı köyündeki Çalbaba Ormanının Anadolu Selçukluları ve Danişmentler dönemine kadar uzanan bir inanç geçmişi bulunduğunu belirterek, “Halk yüzlerce yıldır bu bölgedeki ardıç ve meşe ormanını hiç dokunmadan korumayı başardı. Ağaçların hiçbir dalına bile dokunulmadığı için tepede çok sayıda ölü ağaç var ve bu ölü ağaçların varlığı Çal Tepe ormanının biyolojik döngüsünün devamını sağlıyor. Çal Baba’ya silahla giren siyanürlü altın madeni şirketi Zeni Madenciliğe karşı da Günçalı, Güzelce ve Killik köylüleri harekete geçtiler, davamızı açtık” dedi.

    MAHKEMEDEN İPTAL KARARI GELDİ

    Tokat merkeze bağlı Günçalı köyü ve çevresinde özel bir şirkete verilen maden arama ruhsatının iptali için yöre köylüleri iki yıldır hukuk mücadelesi yürütüyor. Yöre halkının kutsal saydığı Çal Baba ormanının bulunduğu bölgeyi de kapsayan maden arama ruhsatının iptali için aralarında muhtarların da bulunduğu 130 vatandaş, ÇED süreci işletilmeden maden arama faaliyeti yapılmasının mevzuata aykırı olduğunu belirterek Tokat İdare Mahkemesi’nde dava açtı. Mahkeme, 2022-2029 dönemini kapsayan maden arama ruhsatının iptaliyle ilgili davayı, işlemin mevzuata uygun olduğunu savunarak 6 Ocak 2025 tarihli kararı ile reddetti. Yerel mahkemenin bu kararına itiraz eden davacılar, Samsun Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Davayı gören Samsun Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdari Dava Dairesi, köylüleri haklı bularak yerel mahkemenin kararını iptal etti. Samsun Bölge İdare Mahkemesi’nin 13 Mayıs 2025 tarihinde oy birliği ile aldığı iptal kararında, davaya konu maden arama ruhsatı işleminde ÇED süreci işletilmeden izin verilmesinin hukuka aykırı olduğu belirtildi.

    ÇAL BABA ORMANINDA BULUŞTULAR

    Kurban Bayramı haftasında Çal Baba Ormanında bir araya gelen köylüler, geleneksel olarak her yıl yapılan Çal Baba etkinliğini tekrarladı.

    Tokat il merkezinde vahşi madencilik girişimlerine karşı kitlesel eylem ve basın açıklaması yapıldı, “Çal Baba’yı vermeyeceğiz” sesleri ile kararlılık bir kez daha yükseltildi. Yöre köylerini kuşatan altın arayıcılarının tehdidi altındaki Çal Baba Ormanı ve çevresindeki yaşam alanlarının korunması için iki yıldır hukuki mücadele yürüten köylüler, HLC Kıymetli Madenler şirketine verilen arama ruhsatıyla ilgili davada Samsun Bölge İdare Mahkemesi’nden gelen iptal kararının sevincini yaşarken, bir başka maden şirketinin aldığı maden arama ruhsatına karşı da harekete geçtiler.

    SİLAHLI ALTIN ARAYICILARI KÖYE GİRDİ

    Geçtiğimiz Nisan ayında Zeni Madencilik şirketinin ruhsat sahasında silahlı kişilerce çalışma yapılmak istendiği öne sürülmüş, köylüler ise duruma tepki göstererek Jandarmaya haber vermişti.

    İki yıldır vahşi madencilik girişimlerine karşı hukuk mücadelesi yürüten Günçalı köylülerinin avukatlarından İsmail Hakkı Atal, Zeni Madencilik firmasına verilen ruhsatın iptali için de yeni bir dava açtıklarını duyurdu. Günçalı, Güzelce ve Killik köylülerinden oluşan 117 davacı, ruhsat veren kuruluş olan Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’ne (MAPEG) karşı Tokat İdare Mahkemesi’nde açılan dava ile 2027 yılına kadar süresi olan 2000 hektarlık arama ruhsatının iptalini talep ediyor.

    Açılan iptal davasında, Samsun Bölge İdare Mahkemesi’nin iptal kararının da emsal olarak gösterildiğini dile getiren Atal, madencilik kuşatması altındaki bölgenin inanç merkezi olduğunu belirtti. Atal, “Çal Baba inanç merkezi, köylülerin 500 yıldır kuru bir dal parçasını dahi dışarıya çıkarmadıkları Hacı Bektaş-ı Veli’nin izinden giden Alevi canların ibadet ve inanç merkezi. Halk yüzlerce yıldır bu bölgedeki ardıç ve meşe ormanını hiç dokunmadan korumayı başardı. İklim krizine karşı bütün dünya önlemler almaktayken, bizler iklim kriziyle birlikte AKP’nin cahil ve paragöz yöneticileriyle de uğraşmak zorunda kalıyoruz. İklim krizi sürecinde AKP iktidarı milli güvenlik sorunudur” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tokat’ta ‘Madene Hayır’ mitingi: Madene geçit yok-VİDEO

    Tokat’ta ‘Madene Hayır’ mitingi: Madene geçit yok-VİDEO

    PİRHA- Maden şirketlerinin 2 binden fazla ruhsat başvurusu yaptığı Tokat’ta halk bir araya gelerek miting düzenledi. Özellikle Alevi köylerini etkileyen siyanürlü maden projesine karşı yurttaşlar, ‘Madene geçit yok’, “Bu topraklar bizim, bizim kalacak” dedi.

    Tokat’ta yüzlerce yurttaş, bugün saat 11.00’de Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya gelerek “Madene Hayır” mitingi düzenledi. Mitinge; demokratik kitle örgütleri, Alevi kurumları, meslek örgütleri ve çok sayıda yurttaş destek verdi.

    2 binden fazla ruhsat başvurusunun yapıldığı ve hâlihazırda bine yakın ruhsatın verildiği kentte, bölge halkı ve yaşam savunucuları, “Bütün köyler el ele, madene geçit yok” diyerek toplandı.

    Daha önce Tokat’ın Şehitler Köyü yakınlarındaki Sorhun Obası’ndaki maden arama çalışmalarının, köylülerin ve muhtarların tepkisi üzerine durdurulmasının ardından şirketlerin yeniden ruhsat başvurusunda bulunması üzerine yöre halkı, bir kez daha topraklarına ve doğaya sahip çıkmak üzere harekete geçti.

    Yeni ruhsat başvuruları sonrası Günçalı, Killik, Aydoğdu, Batmantaş, Güzelce, Gömleksiz ve çevre köylerde yaşayanlar, bugün gerçekleştirilen mitingde bir araya gelerek “Bu topraklar bizim, bizim kalacak” dedi.

    PİRHA/TOKAT

     

  • Tokat’ta siyanürlü maden projesine karşı 7 Haziran’da eylem yapılacak

    Tokat’ta siyanürlü maden projesine karşı 7 Haziran’da eylem yapılacak

    PİRHA- Tokat’ta yapılacak olan, özellikle Alevi köylerini etkileyen siyanürlü maden projesine karşı 7 Haziran 11.00’de basın açıklaması düzenlenecek.

    Tokat merkeze bağlı Günçal, Killik, Güzelce ve Aydoğdun köylerini etkileyen siyanürlü maden projesine karşı eylem yapılacak.

    Tokat İli Dernekler Federasyonu (TOKDEF), Günçalı Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Kalkındırma Derneği, Tokat İli Güzelce Köyü Yardımlaşma ve Kalkındırma Derneği, Tokat İli Killik Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Tokat Aydoğdu Köyü Sosyal Yardımlaşma Derneği’nin imzacı olduğu eylem 7 Haziran 20252 11.00’de Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Çal Baba Ziyaretindeki maden ruhsatının iptali için kritik dava görüldü!

    Çal Baba Ziyaretindeki maden ruhsatının iptali için kritik dava görüldü!

    PİRHA- Tokat’ın Günçalı Köyü’nde maden arama izninin iptal edilmesine karşı açılan davanın ilk duruşması görüldü. Avukat İsmail Hakkı Atal, yaptığı savunmada, bölgenin Aleviler için önemine dikkat çekti.

    Tokat’a bağlı Günçalı ve Killik köylerinde açılması planlanan maden sahasına karşı yöre halkının mücadelesi sürüyor. HLC Kıymetli Madenler ve Yatırım AŞ adlı şirkete verilen maden arama ruhsatının iptal edilmesi için açılan davanın ilk duruşması Tokat İdare Mahkemesi’nde görüldü.

    Yöre halkının yoğun ilgi gösterdiği davanın avukatlığını ise İsmail Hakkı Atal üstlendi. Av. Atal, duruşma sonrası PİRHA’ya konuştu.

    ALEVİLERİN İNANÇ MERKEZİ!

    Av. İsmail Hakkı Atal, yaptığı savunmada Günçalı Köyü’nün bir inanç merkezi olduğunu belirterek şu bilgileri paylaştı:

    “Maden sahası olarak belirlenen bölgenin Alevi Bektaşiler için bir tür inanç merkezi olduğunu belirterek bu sebeple ruhsat verilemeyeceğini söyledik. Köyün tarihi özelliklerini, önemini, Alevi kültürünün buralarda yaşatıldığını, bölgede cem ibadetlerinin yapıldığını ve her ağacın bir aileye zimmetli olduğunu anlattık. Ayrıca Günçalı Köyü’nün hemen yanındaki güzelce barajına işaret ettik. Bu baraj 2002 yılında devreye girdi ve yaklaşık 30 köyün su ihtiyacını karşılıyor. On binlerce dönüm arazi, bu baraj sayesinde sulanıyor. Şimdi burada maden sahası açılması demek bütün ovanın siyanürle zehirlenmesi anlamına gelir.

    Çal Babanın üzerinde 4 tane siyanürlü altın madeni ruhsatı var. Bu ruhsatlar nasıl verilmiş? Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün bu konuda suç işlediğini söyledik. ‘Neyin ne olduğuna bakmadan, önüne gelen herkese ruhsat veriliyor’ dedik. Ayrıca Tokat’ın Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde olduğunu vurguladık. Türkiye’de siyanürlü altın madenlerinin nasıl sonuçlara yol açtığını belirterek İliç’te olanlara işaret ettik. Dolayısıyla Günçalı’da yapılmak istenenin bir yok edici faaliyet olduğunu belirttik. Küresel kapitalist şirketlerin çoğunluğunun İngiliz ve Kanada şirketleri olduğunu ama son yıllarda halkın tepkisi nedeniyle Türkçe isimler arkasında kendilerini sakladıklarını söyledik. Bu sömürgeci sistemin, Türkiye’yi çökertmek için altın madenlerini kullandıklarına da değindik.

    Söz konusu şirketin ön arama ruhsatı 15 Nisan 2023’te sona erdi. Bu tarihten sonra şirket, köylülerin tepkisi sebebiyle sahaya giremediği için faaliyet raporlarını düzenleyemedi ve maden kanununun 17. maddesi gereği faaliyet raporunu düzenleyip genel arama ruhsatı dönemine geçmeleri gerekiyordu ancak bu olmadı. Neticesinde aslında ruhsatları şu anda hükümsüz, fakat bunun mahkeme kararıyla bir şekilde belgelenmesi gerekiyor.”

    Av. İsmail Hakkı Atal, ilgili mahkemenin, bir ay sonra kararını açıklayacağını da aktardı.

    Eren GÜVEN/TOKAT

  • Günçalı Köyü Derneği Başkanı Nuri Güner: Bırakın köyümüzde özgürce yaşayalım-VİDEO

    Günçalı Köyü Derneği Başkanı Nuri Güner: Bırakın köyümüzde özgürce yaşayalım-VİDEO

    PİRHA- Günçalı Köyü Derneği Başkanı Nuri Güner, 30 Aralık’ta köylerinde maden arama ruhsatı arama iznine karşı açtıkları davaya katılım çağrısında bulunarak, ” Bölgemizde değerli maden arama ve işletme faaliyetlerini istemeyen herkesi ve tüm çevre dostlarını duruşmaya katılmalırını bekliyoruz” dedi.

    HLC Kıymetli Madenler ve Yatırım AŞ adlı şirkete, Günçalı ve Killik köylerinde verilen maden arama ruhsatına karşı Günçalı, Güzelce ve Killik köylülerinin mücadelesi devam ediyor.

    Maden ruhsatının iptali için açılan davanın duruşması Tokat İdare Mahkemesi’nde 30 Aralık’ta görülecek. Günçalı Köyü Derneği Başkanı Nuri Güner, duruşma öncesi PİRHA’ya konuştu.

    HLC adlı şirkete davalı MAPEG tarafından verilen IV. grup maden arama ruhsatının, 15 Nisan 2022 ile 2029 yılları arasında geçerli olduğunu belirten Güner, ” Bu 1955,21 Hektar alanda 7 yıllığına alınmış arama ruhsatıdır. 1 yıllık ön arama dönemi 15.4.2023 tarihinde  dolmuştur. İkinci aşama olan genel arama dönemi ise 15.04.2025 tarihinde dolacaktır. Sonrasında detay arama dönemi başlayacaktır” dedi.

    “ŞİRKET GÖREVLİLERİNİN KANUNSUZ İŞ YAPIYOR”

    Günçalı köylülerince, arama ruhsatı açıkça hukuka aykırı olması bir yana, belgeleri de eksik olan şirketin sahaya girmesine karşı çıktıklarını hatırlatan Göner,  “ÇED gerektirmeyen ön aram döneminin bitmesine rağmen, ÇED gerektiren genel arama döneminde sondaj makinaları ile sahaya hukuksuz bir şekilde girmek isteyen şirket, köy halkınca gösterilen haklı tepki üzerine sahaya girememiştir. Böylece, tek kuru dalını dahi koparıp evimize getirmediğimiz, kadimden beri kutsal Çalbaba ormanımıza ÇED’siz girip, ibadet alanımızı delik deşik etmek isteyen şirket, ruhsatın aşamalarını tamamlayamamıştır” diye konuştu.

    Şirket görevlilerinin kanunsuz bir şekilde sahada sondaj makinasıyla arama yapmaya çalıştığını aktaran Güner, “Köylülerin karşı çıkışıyla mücadelemiz başladı. Avukatımız aracılığıyla yürütmeyi durdurmak için davalar açtık. Türkiye’nin büyük barajlarından biri olan Güzelce Barajı’nı nereden yapıyorsun? Şu anda Güzelce Barajı’ndan aşağı yirmi beş köye borularla hat götürüldü. Maden araması başlarsa o siyanürlü sular,bütün havzayı zehirleyecek” diye konuştu.

    “BIRAKIN ÖZGÜRCE YAŞAYALIM”

    Alevi köylerine yönelik benzer faaliyetleri çok rastlandığının altını çizen Güner, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Köylerle birlikte kutsal mekanlar da yok oluyor. Bunu daha çok bu yirmi üç yıllık AKP iktidarı döneminde gördük. Alevileri yerlerinden etmeye çalışıyorlar. Biz yaşam istiyoruz. Devlet benim yaşantımı garanti altına alsın istiyoruz. Gitmişiz dağın eteklerinde kendimize bir hayat kurmuşuz. Biz özgürce yaşamak istiyoruz. Bırakın özgürce yaşayalım. Maden sürecini yapacaksanız insan yaşantının yaşamın olmadığı yerlerde yapın”

    “30 ARALIK’TA TOKAT’TA OLACAĞIZ”

    Şirkete karşı açtıkları davanın ilk duruşmasının Tokat İdare Mahkemesi’nde görüleceğini belirten Güner, ” Sesimiz gür çıkarsa ve sonuç alırsak maden ruhsatlarının vermesi zorlaşacak. Tokat’ta bir tek kendi köyümüzü savunmuyoruz, bütün madenlere karşı mücadele yürütüyoruz. Duruşmaya katılmak için İstanbul’dan araçlarla gideceğiz. Hakimler, savcılar bizim feryadımızı duysunlar artık. Biz bırakın yaşayalım. Topraklarımızda üretim yapalım istiyoruz. Çünkü köyümüzde geriye göç başladı” ifadelerine yer verdi.

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

     

     

  • Tokatlılar madenlere karşı açıklama yaptı

    Tokatlılar madenlere karşı açıklama yaptı

    PİRHA- Tokat’ın Günçalı ve Killik köylerinde verilen maden arama ruhsatına karşı, PSAKD Ataşehir Şubesi Cemevinde açıklama yapıldı. Açıklamada, “Tek kuru dalını dahi koparıp evimize getirmediğimiz, kadimden beri kutsal Çalbaba ormanımıza ÇED’siz girip ibadet alanımızı delik deşik etmek isteyen şirket, ruhsatın aşamalarını tamamlayamamıştır” denildi.

    HLC Kıymetli Madenler ve Yatırım AŞ’ne Tokat’ın Günçalı ve Killik köylerinde verilen maden arama ruhsatına karşı, PSAKD Ataşehir Şubesi Cemevinde açıklama yapıldı. Açıklamada, verilen maden arama ruhsatına karşı Günçalı, Güzelce ve Killik köyleri halkı tarafından açılan davanın, 30.12.2024 günü, saat 14.30’da yapılacak duruşmasına katılım çağrısı yapıldı. Açıklamaya katılan Tokatlı yurttaşlar, bölgelerinde değerli maden arama ve işletme faaliyetlerini istemediklerini belirttiler.

    “İBADET ALANIMIZI DELİK DEŞİK ETMEK İSTİYORLAR”

    Açıklamada, 1955 hektar alanda 7 yıllığına arama ruhsatı alındığı belirtilen ve Tokat Günçalı Köyü Derneği Başkanı Nuri Güler adına okunan basın metninde şunlar belirtildi:

    “Günçalı köylülerince, arama ruhsatı açıkça hukuka aykırı olması bir yana, belgeleri de eksik olan şirketin sahaya girmesine karşı çıkılmıştır.  Yani, ÇED gerektirmeyen ön arama döneminin bitmesine rağmen, ÇED gerektiren genel arama döneminde sondaj makinaları ile sahaya hukuksuz bir şekilde girmek isteyen şirket, köy halkınca gösterilen haklı tepki üzerine sahaya girememiştir. Böylece, tek kuru dalını dahi koparıp evimize getirmediğimiz, kadimden beri kutsal Çalbaba ormanımıza ÇED’siz girip, ibadet alanımızı delik deşik etmek isteyen şirket, ruhsatın aşamalarını tamamlayamamıştır.

    Normal koşullarda iptal edilmesi ve hatta başından itibaren verilmemesi gereken arama ruhsatı, yaptığımız CİMER başvurularına rağmen MAPEG tarafından iptal edilmemiş; böylece aşamaları tamamlanamayan ruhsat korunmuştur.

    Geçtiğimiz aylarda ise, Çayören Köyü’ndeki meralık alandan ruhsat sahasına girmek için ilgili birimlere başvuru yapan şirketin hukuksuz başvurusu, Günçalı Köyü Derneği ile bölgedeki muhtarlarımızın süreci takibi sayesinde, bu kez de Mera Komisyonu tarafından geri çevrilmiştir.

    “ÇET SÜRECİ İŞLETİLMEDEN YASA DIŞI RUHSAT VERİLDİ”

    Anlaşılacağı üzere, ÇED süreci işletilmeksizin verilen yasa dışı ruhsatın aşamalarını da tamamlayamayan şirket, ruhsat iptal edilmesin diye ve yeniden ruhsat alıp masraf etmemek adına, her türlü yolu denemektedir.

    Bilinmelidir ki; bölge halkı olarak Anayasal haklarımızı sonuna kadar kullanacağız ve madencilik faaliyetlerine asla açılmaması  gereken bir bölgede verilen değerli maden arama ruhsatı iptal edilene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.

    Ruhsatın iptal edilmemesi durumunda ise, ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler gereğince korunan bir alanda yer alan ruhsat sahasındaki kutsal Çalbaba ormanımızı, gelecek nesillerin emaneti olan sularımızı, değerli tarım topraklarımızı; yaban vatanın kurdunu, kuşunu, ayısını, endemik bitkilerini, yani gözümüz gibi korumamız gereken biyoçeşitliliği, ne MAPEG’e, ne de gözünü para hırsı bürümüş HLC’ye ya da doğa rantçısı başka şirketlere yok ettirmeyeceğiz.

    Sularımız, ormanımız, topraklarımız, siyanüre bulanarak kirletilmek içinde değerli maden çıkarmak üzere, yerli görünümlü maden şirketlerinin emrine verilemeyecek, işgal ve talana açılmayacak kadar değerli bizim için.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Nezahat Doğan: Koyunbaba Türbesi’ne cami, Alevi köyünde ezan okunmasını kabul edemeyiz- VİDEO

    Nezahat Doğan: Koyunbaba Türbesi’ne cami, Alevi köyünde ezan okunmasını kabul edemeyiz- VİDEO

    PİRHA-HBVAKV Köyceğiz Şube Başkanı Nezahat Doğan, Çorum’un Osmancık ilçesinde Koyunbaba Türbesi’ne cami yapılmasına tepki gösterdi. Doğan, yıllardır insanların cemlerini yaptığı, deyişlerini söylediği bir yere cami yapılmasının bir asimilasyon girişimi olduğunu belirtti. Doğan, Tokat’ın Reşadiye ilçesine bağlı bir Alevi köyü olan Güllüce’de zorla ezan okunmasının insan hakları ihlali olduğunu da kaydetti.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Köyceğiz Şube Başkanı Nezahat Doğan, Koyunbaba Türbesi’ne cami yapılması ve Tokat’ın Reşadiye ilçesine bağlı bir Alevi köyü olan Güllüce‘de ezan okunmasına tepki gösterdi.

    “Alevilerin OLDUĞU HER ALANDA ASİMİLASYON POLİTİKASI UYGULANIYOR”

    PİRHA’ya konuşan Nezahat Doğan, Alevilere dönük asimilasyon politikalarının hızını kesmeden devam ettiğini belirterek, “Çorum Osmancık’ta bulunan “Koyunbaba Türbesi/Derahı’na daha önce gidip ziyaretlerde bulundum. Orada yıllardır cemlerimiz yapılır, deyişlerimiz okunurdu. Gelinen noktada Koyunbaba Türbesi/Dergahı’nın olduğu yere bir cami yapılmak isteniyor” dedi.

    “ALEVİLERE AİT KOYUN BABA TÜRBESİ’NİN OLDUĞU YERE CAMİ YAPILMASI KABUL EDİLEMEZ”

    Koyunbaba Türbesi/Dergahı’nın Aleviler için çok önemli bir yer olduğunu belirten Doğan, Koyunbaba Türbesi/Dergahı’ na cami yapılması bir asimilasyon girişimidir. Bunun önüne geçilmesi gerekir” diye belirtti.

    Cami yapımının önüne geçilmesi için Alevi kurumlarına çağrıda bulunan Doğan, sözlerini söyle sürdürdü:

    “Bunun önüne geçilmesi için ne yapılmalı? Bütün canlar, bütün kurumlar bir araya gelmeli. Çünkü bu tür uygulamaları biz daha önce farklı yerlerde gördük. Geçmişte bu tür girişimlere karşı protestoların yapıldığı, alanlara çıkıldığı ve kazanımlarımız olduğunu biliyoruz. Yine buna benzer bir şey yapılabilir. Bu bağlamda o yüzden ben buradan tüm canlara, tüm kurumlara  Koyunbaba Türbesine/Dergahı’na sahip olmaya, sahip çıkmaya davet ediyorum.”

    “ALEVİ KÖYÜNDE ZORLA EZAN OKUNMASI İNSAN HAKLARI İHLALİDİR”

    Asimilasyonun bir örneğinin de Tokat’ın Reşadiye ilçesi Güllüce köyünde yaşandığını belirten Doğan, “Alevi köyü olan Güllüce de bir cami var. Oradaki yaşayan köylülerin ‘bunu yapmayın, biz istemiyoruz’ demelerine rağmen ısrarla ezan okunması sürdürülüyor. Köylülerin ezan okunmasını istememesine rağmen zorla dayatma yaşanıyor. Siz istemeseniz de yine de biz yaparız dayatması var. Elbette bu yapılanlar bugünle sınırlı bir şey değil. Bu daha önce alt yapısı hazırlanmış, yıllardan beri süregelen bir asimilasyon politikasıdır. Orada bulunan insanların insanlık hakları, görüşleri, yaşamı dünyaya bakışının hiçbir önemi yok. İstenmediği halde ezanın zorla okutulması insan üzerinde yapılan en büyük psikolojik baskıdır” diye belirtti.

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

     

  • Kelleci: Reşadiye’deki Alevi köylerinin yüzde 65’ine cami yapıldığı duyumları aldım -VİDEO

    Kelleci: Reşadiye’deki Alevi köylerinin yüzde 65’ine cami yapıldığı duyumları aldım -VİDEO

    PİRHA- CAN TV Programcısı Hüseyin Kelleci, Tokat’ın Güllüce köyündeki cemevi-cami projesine dair izlenimlerini anlattı. Kelleci, Reşadiye’deki Alevi köylerinin yüzde 65’ine cami yapıldığı duyumları aldığını söyledi. Kelleci ekledi: Ben bu sorunun derinliklerine inmeye başladıkça oradaki köylülerde müthiş derecede korku gördüm. Hatta çok kısa bir süre önce beni oraya mihman eden taliplerimizden biri, beni arayarak ‘bu konuyu kapatalım, siz yayınladığınız o görüntüleri kaldırabilir misiniz? Beni düşkün sayacaklar’ dedi.

    Fethullah Gülen ve Cem Vakfı Onursal Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın 2012 yılında Hacı Bektaş Veli Kültür Eğitim ve Sağlık Vakfı adıyla Tokat’ın Reşadiye ilçesi Güllüce köyünde açmış oldukları cemevi-cami binasında hala 5 vakit ezan okunuyor. Alevilerin yaşadığı köyde ezan okunması halkı rahatsız ediyor.

    CAN TV’den Hüseyin Kelleci’nin “Can Bizim Eller” programında konuşan Güllüce köylüleri Alevi oldukları halde köyde uzun süredir ezan okunduğunu belirterek bu durumdan rahatsız olduklarını söylemişlerdi.

    Tokat’ın Reşadiye ilçesine bağlı Güllüce köyünde cemevi-cami projesi kapsamında yapılan binada ezan okunduğu sırada çekim yapan CAN TV Programcısı Hüseyin Kelleci, Güllüce köyündeki izlenimlerini PİRHA’ya aktardı.

    “İKİ KAPI VAR, BİRİNDEN DEDE DİĞERİNDEN İMAM GİRİYOR”

    Hüseyin Kelleci, “Güllüce, benim de mensupları olduğum Hubyar Ocağı’nın taliplerinin yoğun olduğu köylerden bir tanesidir. Biz orada çekim yaparken uzaktan gelen ezan sesiyle şoke oldum. Oradakilere sordum. Dediler ki uzaktan kumanda. Ben, ‘bir Alevi köyünde caminin olması mümkün müdür?’ diye sorduğum adam, korkmaya başladı. ‘İkisi de lazım’ demeye başladı. Bu cami cemevi projesi mi diye sordum. ‘Evet bu cami-cemevi projesi’ dediler. Hatta ben cemevinin içerisine girdiğimde iki tane kapı gördüm. Enteresan bir şekilde birinden imam diğerinden dede girdiğini söyledi oradaki yetkili” dedi.

    “BİR TANE DEĞİL, BİRKAÇ KÖYDE CEMEVİ-CAMİ PROJESİ VAR”

    Bu durumdan rahatsız olduğunu belirten Kelleci şöyle devam etti:

    “Biraz rahatsız oldum. İlçe ile köy arası 13 kilometre, ana yola yani Doğu Anadolu’ya bağlayan yola ise üç buçuk kilometre olan bir Alevi köyü ve bu üç buçuk kilometreye insanlar milyonlarca parayı oraya yatırıyor cami-cemevini yapıyor. Ama üç buçuk kilometre yolu Alevi köyü olduğu için yapmıyor. Alevileri asimile etmek için cami-cemevi projesini orada hayata geçiriyor ama yolunu yapmıyor. Ben o bölgenin en büyük ocağı olan Hubyar Ocağı’na mensup bir insan olarak da bizim taliplerimiz nasıl böyle bir şeye onay verir diye üzüldüm. Bunun altından derin meseleler çıktığını, muhtarın babasının daha önce bu konuda başka yerlerde 15 Temmuz sonrası tanıklık yaptığını öğrendim. Fakat sadece orası değil birkaç köyde cami-cemevi projesi yapıldığını öğrenmekteyim, hala da şu an öğreniyorum.”

    “ORADAKİ İNSANLAR ARTIK İBADETLERİNİ YAPMIYOR”

    “Üzücü olan ise oradaki insanların artık ibadetlerini yapmıyor olması” diyen Hüseyin Kelleci, “Ne camiye gidiyorlar ne de cemevi olarak kullanıyorlar. Sadece yemeklerini; kırk yemeği, varsa cenaze yemeği ve kurban kesilmişse kullanıyorlar. Onun dışında kullanmıyorlar. Sebebini de sorduğumdaysa ‘kışın artık burada kimse kalmıyor, biz geleneklerimizi, göreneklerimizi İstanbul’da yapıyoruz’ cevabını aldım. Bu cevapları alırken insanların gözlerinde bir korku hissettim. ‘Cami de bizim cemevi de bizim’ demeye başladılar. ‘İzzettin Doğan bu cami-cemevi projesini önermişti, siz ona mı karşı geliyorsunuz’ dediler. Ben de ‘evet ben İzzettin Doğan’ın önerdiği projeye karşı çıkıyorum. Alevi köylerinde olması gereken cemevidir. Eğer devlet yapıyorsa cemevidir, Sünni köyde yapılması gerekiyorsa da camidir’ dedim. Ondan sonra anlatmaya başladılar. Köyde hakikaten farklılıkların oluştuğunu, farklı insanların gelmeye başladığını söylediler. O proje tam anlamıyla bitseymiş o köyde öğrenciler konaklayacakmış. Abiler, ablalar gelecekmiş” ifadelerini kullandı.

    “KÖYLÜLER KORKUYOR”

    Köylülerin korku yaşadığını ifade eden Kelleci, şunları kaydetti:

    “Ben bu sorunun derinliklerine inmeye başladıkça oradaki köylülerde müthiş derecede korku gördüm. Hatta çok kısa bir süre önce beni oraya mihman eden taliplerimizden biri beni arayarak ‘bu konuyu kapatalım, siz yayınladığınız o görüntüleri kaldırabilir misiniz? Beni düşkün sayacaklar’ dedi. Oraya 2 Ekim günü farklı bir basın organı getireceklermiş. ‘Bizim köyümüzde cami de var cemevi de var’ diyerek methedeceklermiş. Daha doğrusu Reşadiye bölgesindeki korkularını, kendi yandaşlarıyla birlikte böyle bir şeyin olmadığını söyleyeceklermiş.

    Şu an araştırmalarıma göre Reşadiye’deki Alevi köylerinin yüzde 65’in üzerindekilerin hepsine uzaktan kumandalı cami yapıldığı duyumları alıyorum. Hatta şu an ki Güllüce köyü muhtarının babasının Reşadiye’nin merkezindeki büyük caminin yapımında çok büyük emekleri olduğu, o camiyi yaptırdığı söylenmekte.”

    “ALEVİLERİ; ALEVİ İŞ İNSANALRIYLA, ALEVİ AKADEMİSYENLERLE, DEDELERLE ASİMİLE EDİYORLAR”

    Tokat’ta Alevi köylerinin yollarının çok kötü olduğunu ifade eden Kelleci, devletin Tokat’taki yaklaşımına ve bölgede Aleviler üzerinde yapmak istediği asimilasyona dair şunları söyledi:

    “İnançla ilgili herhangi bir şey geldiği zaman hem Türkiye’nin Alevi iş adamları hem devlet ve Diyanet, komple Alevi köylerinde ciddi bir şekilde çalışıyor. Tokat Amasya bölgesinde, Çorum’un Alaca bölgesinde, Kürt Alevilerin olduğu bölgede asimilasyon için ellerinden geleni yapıyorlar. İlçeye 26 kilometre olan bir yere ambulansın gelmediği, bırakın köyün yolunu, hasta için ambulans gelmiyor. PİRHA’nın bu konuda yaptığı haber etkili oldu. Ve bu bölgede hemen oraya taş döşendi. Yani ambulans daha rahat gitmeye başladı. Yani kısacası bu bölgelerde devletin müthiş derecede asimile etmek için baskıları var. Üstelik Alevilerle asimile ediyor. Alevi iş insanlarıyla, Alevi akademisyenlerle, Alevi dedeleriyle asimile ediyorlar.

    “MUHTARLARI KANDIRIYORLAR; KÖYLERDEKİ CEMEVLERİNDE CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NIN TABELALARI VAR”

    Bu belki 50-100 yılın projesi ama projeyi çok hızlandırıyorlar şu an. Muhtarları kandırıyorlar. Bütün o bölgedeki cemevleri yalan söylüyor. Hepsinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın tabelaları var. Tabelayı koyduğu yerde devlet etkili. Tabelayı koyuyorsa olay bitmiştir. Gece gündüz durmadan çalışıyorlar. Üstelik çalışma taktiklerini o kadar güzel değiştirmişler ki Alevi sivil toplum örgütlerinden ‘hayır’ cevabı aldıklarını, pasif, hiçbir şey karışmamış, kimsenin beğenmediği, umursamadığı dedeler ve o köyün muhtarını ikna etmişler. Ve saydığım Tokat, Sivas, Amasya, Çorum bölgeleri hatta Samsun’a kadar uzanan bölgeye müthiş derecede hakim olmuşlar. Devlet kendi Alevisini var etmeye çalışıyor.

    “İNSANLAR PİRHA’NIN BU KONUDA HAKLI OLDUĞUNU GÖRÜYOR”

    Dolayısıyla PİRHA gibi haber ajanslarının, televizyonların o bölgelere gidip sık sık bu haberleri yapması; devleti biraz daha geriye çekip Alevilerin de kendine gelmesini sağlayacak. Çünkü haberlerin oturduğu ve belirdiği yerlerde gördüklerim bunlardır. İnsanlar, mesela PİRHA’nın bu konuda haklı olduğunu görüyor.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    Cami-Cemevi projesinin sonucu: Tokat’ın Alevi köyü Güllüce’de ezan okutuluyor-VİDEO

  • Cami-Cemevi projesinin sonucu: Tokat’ın Alevi köyü Güllüce’de ezan okutuluyor -VİDEO

    Cami-Cemevi projesinin sonucu: Tokat’ın Alevi köyü Güllüce’de ezan okutuluyor -VİDEO

    PİRHA-Tokat’ın Reşadiye ilçesine bağlı Güllüce köyünde cemevi-cami projesi kapsamında yapılan binada ezan okunuyor. Alevi oldukları halde günde 5 defa ezan okunmasına karşı çıkan köylüler, ezan okunmasının asimilasyon faaliyeti olduğunu, Aleviliğin bitirilmek istendiğini belirttiler. 

    Fethullah Gülen ve Cem Vakfı Onursal Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın 2012 yılında Hacı Bektaş Veli Kültür Eğitim ve Sağlık Vakfı adıyla Tokat’ın Reşadiye ilçesi Güllüce köyünde açmış oldukları cemevi-cami binasında hala 5 vakit ezan okunuyor. Alevilerin yaşadığı köyde ezan okunması halkı rahatsız ediyor.

    CAN TV’den Hüseyin Kelleci’nin “Can Bizim Eller” programında konuşan Güllüce köylüleri Alevi oldukları halde köyde uzun süredir ezan okunduğunu belirterek bu durumdan şikayetçi olduklarını söylediler.

    Güllüce köyünde yaşayan bir yurttaş, köylerinde ezan okunmasını istemediklerini ifade ederek, “Dünyada 72 millet var, sen beni inancımdan koparamazsın ki. Bizi inancımızdan vazgeçiremezler. Benim içimdeki bu inancı asla bitiremezler” dedi.

    Türkiye Cumhuriyet’inde Alevi köylerine cami yaptırmaya yönelik politikalar geliştirildiğini belirten Ahmet Yıldırım ise “Devlet Alevi köylerine cami yapmaya çalışıyor. Aleviliği bitirmek istiyorlar ama yok edemezler” ifadesini kullandı.

    Hüseyin KELLECİ-Kamber YILDIZ/TOKAT

  • Kenanoğlu: Tokat’ta Alevi köylerine hizmet götürülmüyor-VİDEO

    Kenanoğlu: Tokat’ta Alevi köylerine hizmet götürülmüyor-VİDEO

    PİRHA-Tokat merkez ile aynı mesafede olmalarına rağmen Sünni köy yollarının yapıldığını ama Alevi köy yollarının yapılmadığını söyleyen Ali Kenanoğlu, kaymakamlığın Alevi köylerle ilgili olarak, “Bütçemiz yok, ödenek ayıramadık, buranın yollarını yapmadık” dediğini ifade etti.

    Tokat ve Sivas’a bağlı birçok Alevi köy yollarının yapılmasının inançlarından ve siyasi fikirlerinden dolayı yapılmadığını belirten 27. Dönem Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Tokat’ta Alevi ve Sünni köylerinin aynı uzaklıkta olduğu halde Sünni köylerinin hatta mezralarının yollarının ve hizmetlerinin yapıldığına dikkat çekerek, İl ve İlçe yöneticilerinin gerekli hizmetleri eşit şekilde yapması gerektiğini söyledi.

    “KAYMAKAMLIK ALEVİ KÖYLERİNE YÖNELİK AÇIKLAMASI: BİZİM BÜTÇEMİZ YOK”

    Kenanoğlu, sözlerini şu şekilde sürdü:

    “Tokat ve Almus’a eşit uzaklıkta olan Sarıözen köyüne birkaç kez asfalt dökülmüş. Tekke köyünde ise muhtarlığın birkaç kez verdiği dilekçeleri ve talepleri var. Bütün bunlara rağmen kaymakamlık, ‘bizim bütçemiz yok, ödenek ayıramadık, bu yolları yapamadık’ diyor. ‘Sünni köyüne nasıl yaptınız?’ diye sorduğumuzda da bir feryat figana giriyorlar” şeklinde konuştu.

    “SÜNNİLERİN OTURDUĞU MEZRALARDA BİLE YOLLAR YAPILMIŞ”

    Sünni köylerinin yollarının tamamının asfaltlı olduğunu belirten Kenanoğlu, “Yolu yapılmayan Sünni bir köy yok Almus ilçesinde. Hatta mezralarında yolu yapılmayan, asfaltlanmayan, taş döşenmeyen mahalle kalmamış. Almus inanç olarak çok ziyaret edilen bir yer. Burada yararlananlar sadece Hubyar köylüleri değil aynı zamanda her sene dışardan gelen on binlerce insan var. Biz bunları Kaymakamlığa ilettiğimizde kendisini farklı bir konuma koyuyor” ifadelerine yer verdi.

    Kenanoğlu Zile ilçesinin Karacaören bölgesinde 4 Alevi köyünün birleştiren bir kavşak olduğuna işaret ederek, köy yollarının kötü olduğu için kazalar yaşandığını söyledi.

    Kamber YILDIZ/TOKAT

     

  • Kenanoğlu: Cemevi Başkanlığı MHP’ye bağlı; Alevi kurumları köy köy dolaşıp Alevileri bilgilendirmeli-VİDEO

    Kenanoğlu: Cemevi Başkanlığı MHP’ye bağlı; Alevi kurumları köy köy dolaşıp Alevileri bilgilendirmeli-VİDEO

    PİRHA-27’inci Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın hükümetin eliyle değil MHP’nin eliyle yönetildiğine dikkat çekti. “Alevilerin kanı MHP’nin elindedir” diyen Kenanoğlu, Cemevi Başkanlığı’nın Alevi köylerindeki faaliyetlerine karşı Alevi kurumlarının yöneticilerinin köyleri gezerek halkı bilgilendiren broşür dağıtması gerektiğini söyledi.

    27’inci Dönem Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın köylere gitmesine tepki göstererek, Alevi kurumlarının bu durum karşısında köyleri dolaşarak bilgilendirme yapması gerektiğini söyledi.

    Alevi kurumlarının daha önce de Fethullah Gülen Cemaati tarafından yönetildiğini, sonrasında bu görevin MHP’nin devraldığına da dikkat çeken Kenanoğlu, “Cemevi Başkanlığı’nı destekleyen kurumlara baktığınız zaman bir ayağı MHP’de olan kurumlar bunlar” dedi.

    “CUMHURİYETİN 100. YILI BİTERKEN ALEVİLER KONTROL ALTINA ALINMAYA ÇALIŞILIYOR”

    Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Alevilerin yok sayıldığını ifade eden Kenanoğlu, “Avrupa’daki Alevi kurumlarının Aleviliği farklı, özgün bir inanç olarak tescil ettirmeleri, dünya devletlerine kabul ettirmeleri, Türkiye’den açılan davalar, Alevi kurumlarının yürüttüğü demokratik mücadeleler ve mücadele üzerinden elde edilen haklar yoğunlaştıktan sonra artık devlet cumhuriyetin 100’üncü yılı biterken Alevi inancını da kontrol altına alınması gereken bir topluluk olarak görmeye başladı. Cemevi Başkanlığı kurularak nasıl ki Diyanetle Sünnilik kontrol altına alınmaya çalışılıyorsa, Cemevi Başkanlığı da Alevileri kontrol altına almaya çalışıyor” dedi.

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİ İTİRAZLARINI TOPLUMA ULAŞTIRAMAMIŞ”

    Alevi örgütlerinin tam anlamıyla görevini yerine getirmediğini, köyleri ziyaret ederek Cemevi Başkanlığı’nın ne amaçla görevlendirildiğini anlatması gerektiğini belirten Kenanoğlu, şöyle devam etti:

    “Cemevi Başkanlığı’nda uzman olarak görev alan kişiler Alevi köyleri dolaşarak cemevlerinde eksiklerinin olduklarını tespit ediyorlar. Bazı köylerden bizleri arayarak bu durumla ilgili Alevi kurumları ne diyor diye bizden bilgi alıyorlar. Eğer vatandaşlar bu konu hakkında bizleri arıyorsa demek ki Alevi kurumları tam anlamıyla itirazlarını topluma ulaştıramamıştır.
    Alevi kurumlarına şu çağrıyı yapıyoruz: Bu konu hakkında bir broşür hazırlansın ve her köye bu broşürlerden dağıtılsın. Bir de her köyde cemevlerimiz var. Bu çalışmaları planlı bir şekilde yürüterek gereken köylere ulaşması gerekiyor. Cemevi Başkanlığı’nın yapmaya çalıştıkları işleri Alevi kurumlarının devralması gerekiyor.

    Kaymakamın yaptığı işleri Cemevi Başkanlığı kendi hanesine yazıyor. Alevilerin bu konuda uyanık olması lazım. Köylerde muhtarlar cemevlerinin elektrik masraflarını kaymakamlığa iletiyor, Cemevi Başkanlığı da biz ödedik diyor. Alevi kurumları ve muhtarlıklar ya tamamıyla devlet birimlerinin hizmetlerini ret edecekler ya da buralarda yerel idarelerle ilişki kurmanın yolunu bulacak.”

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI BAKANLIĞA BAĞLI AMA BAKANA BAĞLI DEĞİL, MHP’YE BAĞLI”

    Cemevi Başkanlığı’nın MHP’ye bağlı bir kurum olduğunu vurgulayan Kenanoğlu, “Daha önce Fethullah Gülen Cemaati bu işi kendi ilgilendiği için hükümet Alevi konusunda geri duruyordu. Daha sonrasında Cemevi Başkanlığı’yla birlikte bu alan MHP’ye bırakıldı. Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda Bakanlık Alevi kurumlarıyla bir görüşme yapmak istiyor. Alevi kurumları, Cemevi Başkanlığı’nın katılmaması şartıyla bu görüşmeyi kabul ediyor. Buna rağmen Cemevi Başkanlığı görüşmeye katılıyor. Yaptığımız araştırmaya göre Cemevi Başkanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı ama bakana bağlı değil, MHP’ye bağlı. Zaten Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı desteleyen kurumlara baktığınız zaman bir ayağı MHP’de olan kurumlar bunlar. MHP’nin geçmişten beri savunduğu ideoloji bellidir zaten. Alevi toplumunun kanı MHP’nin elindedir” diye konuştu.

    “HUBYAR SULTAN’IN BU DAĞLARA NİÇİN ÇIKTIĞINI İYİ OKUSUNLAR”

    Alevilerin geçmiş tarihlerine bakmaları gerektiğini dile getiren Ali Kenanoğlu, “Hubyar Sultan’ın bu dağlara niçin çıktığını iyi okusunlar, ona göre devletle olan ilişkilerini tekrar gözden geçirsinler” dedi.

    Kamber YILDIZ/TOKAT

  • Anne ve 2 engelli çocuğu 5 bin TL ile yaşıyor! ‘Bir ev istiyoruz, sesimizi duyun’ -VİDEO

    Anne ve 2 engelli çocuğu 5 bin TL ile yaşıyor! ‘Bir ev istiyoruz, sesimizi duyun’ -VİDEO

    PİRHA- Tokat’ın Cihet köyünde iki engelli çocuğuyla sokaklarda yaşam mücadelesi veren ve kendisi de engelli olan Gülizar Bayram, çocuklarıyla güvende olabileceği bir ortam istiyor. Yetkililere seslenen Bayram, “Çocuklarımla huzurla yaşayabileceğimiz bir ev istiyorum, yetkililerin sesimizi duymasını istiyorum” dedi.

    Türkiye’deki derin yoksulluk her geçen gün artarken, yoksulluktan en çok kadınlar ve çocuklar etkileniyor.

    Onlardan biri olan engelli Gülizar Bayram, Tokat’ın Almus ilçesine bağlı Cihet köyünde yaşam mücadelesi veriyor.

    Eşini birkaç yıl önce kaybeden Bayram, iki engelli çocuğuna tek başına bakmaya çalışıyor. Başlarını sokacak bir evin dahi olmadığını söyleyen Gülizar Bayram, “Eşimi kaybettikten sonra geçinmekte zorlanır olduk. İki engelli çocuğum var, onlara bakmak durumundayım. 2 ayda bir aldığım 5 bin TL engelli maaşı yeterli olmuyor. Başımızı sokacak, huzurla oturacak bir ev istiyoruz. Yetkililerden bize destek olmalarını istiyorum” diye konuştu.

    Anne ve iki çocuğuna ev alınması için Valilik onayıyla kampanya başlatılırken, yardım edebilecekler için şu bilgiler paylaşıldı:

    “İban numarası: 670001000538492538355005
    MEHMET BAYRAM ZİRAAT BANKASI ALMUS ŞUBE”

    PİRHA/TOKAT