Etiket: tokat

  • Tokat’ın Cihet köyünde ormanlık alana dökülen çöp tehlike saçıyor-VİDEO

    Tokat’ın Cihet köyünde ormanlık alana dökülen çöp tehlike saçıyor-VİDEO

    PİRHA- Tokat’ın Cihet köyündeki çöp yığını tehlike saçıyor. Özel İl İdare’nin çöpleri buraya yığdını belirten köy halkı yetkililere seslenerek, bir an önce bu sorunun çözülmesini talep etti.

    Tokat’ın Almus ilçesine bağlı Cihet köyünde Yeşilırmak’ın kenarına bırakılan çöp yığını hem doğa hem de köy halkı için tehlike saçıyor. Tokat Özel İl İdaresi’nin kasabadaki çöpleri alıp buraya bıraktığını ileri süren yöre halkı, duruma tepkili.

    Kentten köye temiz bir doğa içerisinde yaşamak için geldiğini belirten Şehriban Bayram, “Görüntüyü geçtim, hayatımız tehlikede. Bir bomba gibi duruyor bu tehlike. Bir yanımızda HES bir diğer yanımızda bu çöp kirliliği hayatlarımızı ve doğamızı tehlikeye atıyor. Bunu İl Özel İdaresi’nin yapması işin apayrı bir boyutu zaten. Şehirleri doğal, organik ortamda yaşamak için bırakıp buralara geldik. Bu mudur organik ortam, bu mudur sağlıklı yaşam” diyerek tepki gösterdi.

    “ÇÖP YIĞINI ATOM BOMBASI GİBİ DURUYOR BURADA”

    Naciye İskender de çöp yığının taşıdığı risklere dikkat çekerek, “Kasabanın çöplerini Tokat İl Özel İdaresi alıyor, bu güzel doğanın içine yığıyor. 50 metre ileride Yeşilırmak var, doğanın içinde atom bombası gibi duruyor. İlerleyen zamanlarda çok büyük zararlar verecek. Bu çöplerin derhal temizlenmesini istiyoruz” diye konuştu.

    “PİSLİĞİN İÇİNDE YAŞIYORUZ”

    Yıllarca metropol kentlerde yaşadıktan sonra doğa ile iç içe yaşamak için köye geri döndüğünü söyleyen Sefer Bayram ise çöp deryasına sitem ederek şunları söyledi:

    “Temiz ve doğa ile iç içe yaşamak için buralara geldik ama pisliğin içinde yaşıyoruz. Yetkililerden rica ediyoruz, buna bir çözüm bulunsun. Daha önce belediye arıtma tesisi yaptı ama onu da yarım bıraktılar. Sesimiz duyulsun, doğamız temiz kalsın.”

    PİRHA/ TOKAT

     

  • Erdoğan Sezer Dede: Aleviler çocuklarına okul öncesi inancımızı öğretmeli-VİDEO

    Erdoğan Sezer Dede: Aleviler çocuklarına okul öncesi inancımızı öğretmeli-VİDEO

    PİRHA-Okullarda ÇEDES projesiyle birlikte Diyanetin özellikle okullarda kadrolaşmasına tepki gösteren Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer, Türkiye’nin çağdaş bir ülke olabilmesi için bütün inançlara, dillere, kültürlere ve kimliklere eşit bakması gerektiğini belirtti. Sezer, Alevi ailelerin çocuklarına okul öncesinde Alevi inancını öğretmesi gerektiğini de belirtti. 

    Diyanetin okullarda kadrolaşmasıyla ilgili Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    Okullara danışman adı altında imamların atanmasının doğru olmadığını, Diyanet’in yeteri kadar kadrosunun olduğunu, Türkiye’de yetişmiş öğretmenlerin ise boşta kaldıklarını belirten Erdoğan Sezer, “Bir Alevi, bir Yahudi, bir Ermeni ya da bir ateist çocuklarını anaokuluna veya başka bir okula gönderirken orada Diyanet varsa bu bir asimilasyondur. Çünkü Diyanet İslam’ı temsil ettiğinden diğer inançtan insanların haklarına saygısızlık olduğunu düşünüyorum. İnsanlar kendi dillerini kültürlerini ve inanışlarını yaşamalıdır” dedi.

    “ALEVİLER KENDİ İNANÇ VE KÜLTÜRÜNÜ ÇOCUKLARINA ÖĞRETMELİ”

    Alevilerin, çocuklarını okula başlamadan önce cemevlerinde yetiştirmeleri gerektiğini belirten Sezer, “6 yaşında okula başlayan çocuklar kültürlerinin, inançlarının yok olmaması için cemevine götürülmeli. Perşembe akşamı ise bir birlik lokması yiyip bir gülbeng verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Alevi öğretisi içerisinde olan akademisyenler, Alevi dedeleri veyahut Alevi öğretmenlerle beraber yapılmasının hiçbir sakıncası yok, bu bir gereksiniminin” diye belirtti.

    AVRUPA’DA ÇOCUKLAR EĞİTİM ÖNCESİ İNANCINI CEMEVLERİNDE ÖĞRENİYORLAR”

    Avrupa’da okul öncesi Alevi çocuklar için böyle bir eğitimin yapılması önerisinde bulunduklarını belirten Sezer, şöyle devam etti:

    “Önerimiz kabul edildi ve uygulamaya geçildi. Hocalarımız okula başlayan çocuklarımızla her perşembe günü mümkün olduğu kadar okuldan önce lokma paylaşıyorlar. Bunun yapılması inançların gereğidir. Avrupa’da olduğu gibi burada da Alevilerin kendi çocuklarını cemevine getirip okula başlamadan bir hafta önce veya aynı hafta Perşembe günü bir lokma ile ve bir hediye ile paylaşarak kendi kültür ve örf ve adetini öğretmesi gerektiğine inanıyorum.”

    OKULLARDA EĞİTİMİ DİYANETİN KADROLARI DEĞİL AÇIKTA KALAN ÖĞRETMENLER YAPMALI

    Okullarda eğitimin Diyanet kadrosuyla değil, açıkta kalan öğretmenlerle yapılması gerektiğine dikkat çeken Sezer, “Bu eğitimlerin kadrolaşmamış öğretmenlerle yapılması gerektiğine inanıyorum. Tarihi, edebiyatı, felsefeyi, psikolojiyi bu eğitimcilerin; çocukların dilinden, fiziksel hareketinden, inancından anlayacaklarını düşünüyorum” dedi.

    “DİYANETİN ANLADIĞI SADECE KENDİ DİNİ, KENDİ İNANCI”

    Sezer, “Diyanetin kendi inancı dışındaki inançlar hakkında bilgisi yoktur. Bunların yaptığı bir dini eğitimdir. Bunların doğayla veya kâinatın diğer bölümleriyle ilişkisinin olmadığını düşünüyorum. Bütün teorileri ve bütün yaratılışları insanlar kendi mantık, felsefe ve vicdanının inandığı şekilde yaşaması gerekir. Zorla inanç olmaz, zorla ibadet olmaz. Bu bir zorbalıktır” diye konuştu.

    “BU ÜLKE ÇAĞDAŞ OLACAKSA HERKESE EŞİT YAKLAŞMAK ZORUNDA”

    Çağdaş bir ülke olunacaksa mutlaka ortak kriterlere uyulması gerektiğini belirten Erdoğan Sezer Dede, “Eğer demokratik bir ülke olacaksak insanların yaşamlarını, yaşam kurallarını, inanışlarını, inanç kurallarını kişinin vicdanına bırakmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/TOKAT

     

  • Tokat’ta Kervansaray köyünü taş ocakları ekolojik ve ekonomik yıkıma uğratıyor- VİDEO

    Tokat’ta Kervansaray köyünü taş ocakları ekolojik ve ekonomik yıkıma uğratıyor- VİDEO

    PİRHA – Tokat’ın Zile İlçesi’ne bağlı Kervansaray köyünde bulunan taş ocaklarının yarattığı ekolojik tahribatı anlatan köylüler, taş ocakları ile katliam yapıldığına dikkat çekti. Ayrıca köylüler, “Gürültüsü, buradan çıkan toz, köyümüze hem kirlilik veriyor ve küçükbaş hayvancılık, köyümüzde ölme noktasında” dedi.

    Tokat’ın Zile İlçesine bağlı Kervansaray köyünde bulunan taş ocakları, köyde yaşayan yurttaşları tedirgin ediyor.

    Taş ocaklarının dere üzerine yapılmış olmasından kaynaklı yurttaşlar, şiddetli yağmur sonucunda tarlalarının ve evlerininin baraj altında kalacağından korktuklarını söyleyerek yaşanan ekolojik yıkımı CAN TV mikrofonuna anlattılar.

    “KÖYLÜLERE ÇOK BÜYÜK ZARAR VERİYOR”

    Hasan Altungül, küçükbaş hayvancılığın ölme noktasında olduğunu söyleyerek, “Burada gördüğünüz arazi, tarla ailemize ait. Burada küçükbaş hayvancılık yapıyorduk, taş ocaklarının olduğu yer de küçükbaş hayvanların yayılım yerleriydi. Taş ocakları geldiği zaman ortadan kalkmış oldu. Bundan 20-25 sene önce derede yüzerdik fakat taş ocaklarından çıkan harfiyatlar bu dereye yığılarak önüne set, baraj yapıldı. Normalde buradan bir akar vermesi gerekiyordu. İlerideki tarlalardan sağanak yağdığı zaman buradaki tarlalar su altında kalıyor. Bu da köylülere çok büyük zarar veriyor. Gürültüsü, buradan çıkan toz, köyümüze hem kirlilik veriyor ve küçükbaş hayvanlarımızın merası ölmüş durumda. Küçükbaş hayvancılık, köyümüzde ölme noktasında” dedi.

    “TAŞ OCAKLARI İLE KATLİAM YAPILDI”

    Taş ocakları ile katliam yapıldığını söyleyen Hüseyin Taşdemir de şunları ifade etti:

    “Biz bu derede kazan kurup yıkanıyorduk ama şu an doğa katliamından ziyade burada bir insanlık katliamı yapılıyor. Bundan 30 sene önceki gibi bir kar yağsa inanın Kervansaray’da su çıkmadık ev kalmaz. Çünkü burada taşları kazdıkça oynama yapıyor ve oynama yaptığı zaman da bu evlerin hepsinin altından su çıkacak. Burası Zile’nin en geri kalmış köyü. Şu katliamı görüp de ses çıkarmıyorlar. Kervansaray’ın içinde en az 10 tane taş ocağı var. Hayvan otlatacak yer yok.”

    “KERVANSARAY TAŞ OCAĞI SARAYI HALİNE GELDİ”

    Ali Saraçoğlu ise “Kervansaray, taş ocağı sarayı haline geldi. Devlet ‘toprağın üstü senin altı benim hakkımdır’ diyor” ifadelerini kullandı.

    “DOĞAMIZI GERİ İSTİYORUZ” 

    Köy muhtarı Halil Ayyıldız, “Burayı vatandaşlara peşkeş çekerek taş ocaklarına sattılar. Doğayı katlettiler. Sondajla taş çıkarıyorlar. Buradan çıkan tozlar Kervansaray’a kanserojen saçıyor. Biz katlettikleri bu doğayı ağaçlandırıp bize geri vermelerini istiyoruz” diye konuştu.

    Devrim FINDIK-Hüseyin KELLECİ-Zafer TAŞKIN/TOKAT

  • Tokat’ta madenciliğe tepki gösteren köylüler: Çocuklarımızın geleceği için direneceğiz-VİDEO

    Tokat’ta madenciliğe tepki gösteren köylüler: Çocuklarımızın geleceği için direneceğiz-VİDEO

    PİRHA-Tokat Şehitler Köyü’nde başlatılan maden arama çalışmalarına tepki gösteren yurttaşlar basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Ovalarımız, ormanlarımız, sularımız, toprağımız, yaylalarımız bu talancı güruhların elinden kurtarılacak. Aksi halde olacakları Bergama’dan, Kazdağları’ndan, İliç’ten biliyoruz” denildi.

    Tokat Şehitler köyünden yurttaşlar, kent merkezinde bulunan Cumhuriyet Meydanı’nda ardından ise Sorhun Obası Yaylası’nda bir araya gelerek Yaylacık mevkiinde izinsiz yapıldığı iddia edilen maden arama faaliyetine tepki gösterek açıklama yaptı.

    NE OLMUŞTU?

    ÇED raporu veya valilik izni olmadığı öne sürülen EMSA Madencilik, 19 Temmuz’da sondaj çalışmalarına başladı. Madencilik şirketinin girişimi üzerine yan yana gelen Şehitler köylüleri, kamu kurumlarına sondaj çalışmalarının durdurulması talebiyle dilekçe verdi. Ardından Tokat İl Müdürlüğü’nden şirketin yaptığı sondajlı ön arama için ÇED raporu talep eden yurttaşlar, sondaj faaliyetlerinin durdurulmasını sağladı. Daha sonra Köy Muhtarlığı üzerinden de suç duyurusunda bulunan yurttaşlar, EMSA Madencilik Yaylacılık’tan çekilmesini talep etti.

    “30 KÖYÜN SU HAVZASI DOĞRUDAN ETKİLENECEK”

    İlin ve il çevresinin yüzde 46’sının madenlere ruhsatlandırıldığı kaydedilen açıklamada, “Bölgedeki 4’üncü grup maden ruhsatı sayısının toplam 937. Bu madenlerin, bölgenin ormanlarının yüzde 44’ünü, tarım alanlarının yüzde 27’sini, meraların ise yüzde 56’sını kaplıyor. Yaylacık’a yapılmak istenen maden, yalnızca bu yapbozun bir parçasıdır. Maden çalışması çevredeki yaklaşık 30 köyün su havzasını doğrudan etkileyecek. Yeşilırmak’ın Tokat ve Amasya ovalarının tarımsal üretiminin can damarı olduğu gerçeği, planlanan madenin tehdidinin boyutları gözler önüne serilmektedir. Maden şirketi 2021 yılında 29 farklı noktada 1942 hektar, yani 19 bin 420 dönümlük alanda maden arama ruhsatı var” denildi.

    “DOĞAMIZ GERİ DÖNÜLMEZ BİÇİMDE TAHRİP EDİLECEK”

    Çocuklarının geleceği için direnecekleri belirtilen açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “İnanıyoruz ki ovalarımız, ormanlarımız, sularımız, toprağımız, yaylalarımız bu talancı güruhların elinden kurtarılacak. Aksi halde olacakları Bergama’dan, Kazdağları’ndan, İliç’ten biliyoruz. Ormanlarımız yok olacak, doğamız geri dönülmez biçimde tahrip edilecek, sularımız kirlenecek, ovalarımıza zehir taşınacak, kültürel zenginliklerimiz zarar görecektir. Bugün bu irade ile maden şirketlerine ve onlara yol veren mahfillere sesleniyoruz: Türkiye sahipsiz değildir, Tokat sahipsiz değildir, Şehitler Köyü sahipsiz değildir. Yaylalarımız, ovalarımız, ormanlarımız, o ormanları mesken edinmiş hayvanlar sahipsiz değildir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İnananların, direnenlerin, hayalini kuranların, evlat bekleyenlerin ziyareti; Sersem Baba-VİDEO

    İnananların, direnenlerin, hayalini kuranların, evlat bekleyenlerin ziyareti; Sersem Baba-VİDEO

    PİRHA- Hubyar Sultan Ocağı mensubu Hüseyin Kelleci, Hubyar Köyünde ‘Sersem Baba’ olarak bilinen ziyaret yerinin çok sayıda insanın uğrak yeri olduğunu belirti. Kelleci, “Özellikle çocuğu olmayan ya da derdi olan herkes, burayı ziyaret eder. Sersem Baba inananların, direnenlerin, hayalini kuranların, evlat bekleyenlerin yeridir” dedi.

    CAN TV program sunucusu Hüseyin Kelleci, Tokat’ın Almus İlçesi Hubyar Köyü’ndeki Sersem Baba ziyaretine yapılan yoğun ziyaretler hakkında bilgi verdi.

    Sersem Baba’nın bölgede yaşayanlar için önemli bir ziyaret yeri olduğunu aktaran Kelleci, “Sersem Baba inananların, direnenlerin, hayalini kuranların, evlat bekleyenlerin yeridir. Burada doğanın içerisinden çıkan çok kutsal bir böcek var ancak herkese gelmez, görünmez. Bu kutsal böcek, suyla birlikte gelir buraya. Çocuğu olmayanlar, bu böceği alır yutar ve seneye çocuğuyla birlikte tekrar buraya gelir. Bugüne kadar bu ziyarete hep yoğun ilgi olmuştur” dedi.

    Hüseyin Kelleci, Hubyar Köyü’ndeki yüksek dağdan çıkan iki su kaynağının Sersem Baba’nın bulunduğu yere aktığı bilgisini vererek, “Birinden berrak su, diğerinden ise böcekli su akar” dedi.

    “ERENLERİMİZİN SAYESİNDE YAŞIYOR NEFES ALIYORUZ”

    Almus İlçesi Görümlü Köyü’nden Kul Himmet Derneği Yönetim Kurulu üyesi Şakir Çoban da Sersem Baba’yı ziyaret edenler arasında yer aldı. Şakir Çoban, ziyaretin nedenini ise şu sözlerle ifade etti:

    “3-4 senedir çocuk istiyoruz olmuyor. Pir Baba Sultan Ocağı olan Sersem Baba’ya geldik ve burada bir kurban kestik. Eğer çocuğumuz olursa seneye de kurbanımızı getirmek istiyoruz. Bugün yaşıyor, nefes alıyorsak pirlerin, erenlerin sayesindedir. Hepsine aşkı niyazlarımı sunuyorum.”

    Baba Cuma Çoban ise, “Niyetlerimiz kabul olsun. Şakir oğlumun bir çocuğu olsun niyetiyle dilek dilemek için geldik. Çocuğumuz olursa seneye buraya kurbanla birlikte geleceğiz” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN /TOKAT

     

  • Mıhlı Baba ile Çetrez Baba ziyaretlerine ilgi sürüyor -VİDEO

    Mıhlı Baba ile Çetrez Baba ziyaretlerine ilgi sürüyor -VİDEO

    PİRHA- Hubyar Sultan Ocağı mensubu Hüseyin Kelleci, Hubyar Köyünde ‘Mıhlı Baba’ olarak bilinen ziyaretin çok sayıda insanın uğrak yeri olduğunu anlattı. Hastalanan, çocuğu olmayan ya da derdi olan herkesin, Mıhlı Baba’yı ziyaret ettiğini anlatan Hüseyin Kelleci, Hubyar bölgesinde benzer birçok ziyaret yerinin var olduğunu söyledi.

    CAN TV program sunucusu Hüseyin Kelleci, Tokat’ın Almus ilçesi Hubyar Köyündeki Mıhlı Baba ile Çetrez Baba ziyaretleri hakkında bilgi verdi.

    Hüseyin Kelleci, Hubyar Sultan’ın 500’lü yılların ortalarında Hubyar Köyüne geldiğini; hem psikolojik hem inançsal hem de iyi bir direnişçi olarak Hubyar’ın önemli bir şahsiyet olduğunun altını çizdi. Hüseyin Kelleci, Mıhlı Baba’ya dair de şu bilgileri paylaştı:

    “Mıhlı babanın anlamı şu; bu ziyaret yerine hastalanan, karnı ağrıyan, başı ağrıyan, çocuğu olmayan, askere giden, her türlü derdi olan gelir ve dua eder. Ayrıca buraya gelenler mıh (çivi) çakıyor ve ‘tüm dertlerimi buraya mıhladım’ yani ‘çiviledim’ diyor. Dert ortağı, dertlerin çivilendiği bir yer, yani Mıhlı Baba.

    Mıhlı babaya hasta olarak gelip, çivi çaktıktan sonra sağlığına kavuşanlar tekrar Mıhlı Baba’ya uğrarlar. İyileşenler, beraberinde kurbanını da getirir. Kurbanlar burada kesilip pişirilir. İyileşen kişi, ardından bütün komşularını buraya çağırıp derdinden kurtulduğu için lokmasını yedirip yoluna devam eder.”

    “HUBYAR SULTAN, İNSANLARIN DERDİNE YETİŞMİŞ”

    Mıhlı Baba ziyaretinde yaşanan kerametlerin asırlardır anlatıldığını belirten Hüseyin Kelleci, “Hem psikolojik olarak hem de doğa inancının hakim olduğu bir yerde Hubyar Sultan bunların hepsini yapmış. Dermatoloji (deri hastalığı) göz hastalıkları, bel ağrıları; kısacası insan vücudunda hastalık olarak ne varsa yaylamızdan ovamıza kadar Hubyar Sultan, insanların derdine yetişmiş” diye ifade etti.

    DOĞANIN ŞİFA OLDUĞU BÖLGE HUBYAR

    Hüseyin Kelleci, Hubyar Sultan’dan çıkılıp Tokat istikametine gidildiğinde ‘Çetrez Baba’ isimli bir ziyaret yerinin olduğunu da aktardı. Kelleci, Çetrez Baba’ya dair ise “Tokat’tan, Sivas’a doğru giderken ‘Yolumuzu çetine rast getirme, yolumuzu yolsuzdan uzak tut, sevdiklerimize bir an önce bizi kavuştur, güle güle gidelim, güle güle gelelim. Çetine, zora uğramadan sana niyaz olunsun, geri dönelim’ diye dualar edilir. ‘İyileşenler oldu mu?’ derseniz. Benim duyduklarım oldu. Hakikaten buralara gelip derdinden kurtulan, burada kurban kesen insanlar duydum. Bunu hem psikolojik olarak hem de doğa anlamıyla olduğunu düşünüyorum. Alevi geleneklerinde doğaya olan saygı da düşünüldüğünde böyle yorumlanabilir. 500 Küsur yıldır bu böyle anlatılıyor. Bundan sonra da anlatılmaya devam edecek”

    Cebrail ARSLAN/TOKAT

     

  • Alevi ziyaretlerine maden kuşatması: AKP’nin bilinçli eko-kırım politikası!-VİDEO

    Alevi ziyaretlerine maden kuşatması: AKP’nin bilinçli eko-kırım politikası!-VİDEO

    PİRHA- Alevilerin yaşam alanları ve ziyaretlerinin maden ruhsatları ile ekolojik kırımına uğratılmak istendiğini söyleyen Avukat İsmail Hakkı Atal, “Küresel emperyalist, sömürgeci sistem yozlaştıramadıkları, belli inanç ritüellerini devam ettiren Alevi toplumunu tehlike görüyorlar. Bu nedenle Alevi köyleri ve inanç merkezlerini üzerine AKP bilinçli olarak maden arama ruhsatları veriyor. Alevi ziyaretlerinin birçoğu bu projelerin hedefinde” diye konuştu.

    Tokat’tan Sivas’a, Erzincan’dan Dersim’e, Samsun’dan Malatya ve daha birçok alana Alevi köyleri ve ziyaretleri AKP iktidarı döneminde hız kazanan maden projelerinin kıskacında.

    Uzun yılladır ekoloji mücadelesi ile tanınan ve farklı bölgelerdeki Alevi köylerinde uygulanmak istenen maden projelerine dahil hukuki mücadele yürüten Avukat İsmail Hakkı Atal, binlerce dönüm hektarlık alanların maden projeleri ile yok edilmek istendiğine dikkat çekti.

    Atal, Alevilerin yaşam alanlarının bilinçli maden projeleri ile hedef alındığını ifade ederek, projenin hayata geçmesinin büyük bir eko-kırımı getireceğine vurgu yaptı.

    ALEVİ KÖYLERİNE YÖNELİK MADEN RUHSATLARI 

    AKP hükümetinin Alevi köyleri ve inanç merkezlerine yönelik bilinçli maden ruhsatları verdiğinin altını çizen Atal, “Küresel emperyalist, sömürgeci sistem yozlaştıramadıkları, belli inanç ritüellerini devam ettiren Alevi toplumunu tehlike görüyorlar. Bu nedenle Alevi köyleri ve inanç merkezlerini üzerine AKP bilinçli olarak maden arama ruhsatları veriyor. Samsun’un Ladik ilçesi Akyar Köyü’ne altın madeni ruhsatı verilmiş durumda. Gördüğüm en güzel köylerdendi ve davayı kazanarak altın madeni ruhsatını iptal ettirdik” dedi.

    60 BİN DÖNÜMLÜK MADEN PROJESİNİN HEDEFİNDE KEÇEÇİ BABA TÜRBESİ VAR!

    Tokat’ın Erbaa ilçesinde 16 köyü kapsayan 60 bin dönümlük maden ruhsatının merkezinin Alevi ziyareti olan Keçeci Baba Türbesi olduğu bilgisini veren Atal, “Arkasından ise Tokat Erbaa’ya bağlı Keçeçi Köyü’ne dair bir dava geldi. Keçeci, Sokutaş bunlar Alevi köyleri ve çevresinde Sünni Çerkez köyleri de var. Fakat 60 bin dönümlük maden ruhsatının merkezinde Hacı Bektaş Veli’nin yeğeni olan Keçeci Baba’nın türbesinin olduğu Keçeci Köyü var. Madenin CEO’su ise Cumhurbaşkanı’nın danışmanı Ömer Özbey. Verus Holding Galata Madencilik adlı bir şirket ve açtığımız dava halen devam ediyor. Tokat İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı vermemek için ısrar ediyor. Hakimler açıkça kanunsuzluk yapıyorlar” diye konuştu.

    700 YILLIK ÇAL BABA ZİYARETİ’NİN OLDUĞU ORMANLIK ALANA RUHSAT

    Yine Tokat merkeze bağlı Alevi olan Günçalı Köyü’nün sırtlarında bulunan 1477 hektarlık orman alan içerisindeki Çal Baba ziyaretinin hedefte olduğunu belirten Atal, “Yine geçen bayramda Tokat’a bağlı Çal Baba ziyaretinin olduğu yerdeydim. Burası bir Alevi inanç merkezi. Etrafında ise Alevi olan Güzelce, Killik ve Günçalı köyleri var. Türkmen Aleviler bu bölgeye yerleştikten beri çam ve ardıç ağaçlarından oluşan ormandan bir kuru dal parçasını dahi dışarı çıkarmamışlar. Bayramlarda o ziyaret alanında toplanıp cemlerini yapıp, semah dönüyorlar. Devam eden bir inanç yapısı var. Dışarıya bir kuru dal çıkarmadıkları gibi, o kuru dalları sadece kamusal ihtiyaçlar yani kazanların kaynaması için kullanıyorlar. Ama ziyaret alanı olan o tepenin dışına  bir kuru dal parçası dahi çıkmıyor. Ve her ardıç ağacı bir aileye ait ve o aile bayramda gelemez ise altında kimse oturmuyor” ifadelerini kullandı.

    HACI BEKTAŞ’IN KONAKLADIĞI HIRKA DAĞI’NA URANYUM MADENİ RUHSATI

    Atal, Hacı Bektaş Veli’nin menkıbelere göre ilk semaya durduğu ve çile çıkardığı (konakladığı) yer olan Hırka Dağı’na da maden ruhsatı verildiği bilgisini paylaşarak şöyle devam etti:

    “Hacı Bektaş Veli’nin Nevşehir’ e giderken üzerinden geçtiği Hırka Dağı’nın karşısındaki konakladığı kutsal sayılan yassı ağaç var. Bu tepelere Akkuyu Nükleer Santraline uranyum sağlamak için maden ruhsatı vermişler. Bu cahillikle, bilgisizlikle açıklanamaz. Yakın zamanlarda Cengiz Holding Tokat’taki Alevi olan Şehitler Köyü’nde sondaj çalışmaları yapmaya başlamış.”

    İLİÇ MADEN ALANI, MUNZUR VADİSİNE KADAR ARTTILMAK İSTENİYOR

    Atal, İliç’teki kapasite arttırma davasında genişletilmek istenen maden alanın Dersim ve Munzur Koruma Bölgesi’ne kadar uzanacağını dile getirerek, “İliç’teki davada da Sedat Cezayirlioğlu ve kendi adıma davacı oldum. Bu facia ilk sinyallerini vermeye başladı. Kapasite arttırılması sonrasında Munzur Çevre Koruma Bölgesi ve Dersim’e kadar bu alan yayılacak. Genişletilecek maden alanı Alevilerin en yoğunluklu yaşadığı Dersim alanı. Burada Alevilerin yerleşim alanlarını yok etme üzere maden alanlarını genişletmek istiyorlar” şeklinde konuştu.

    Ersin ÖZGÜL-Zeynel GÜL/MUĞLA

  • Dede Sezer: Alevilerin önündeki en büyük tehlike Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı-VİDEO

    Dede Sezer: Alevilerin önündeki en büyük tehlike Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı-VİDEO

    PİRHA- Dede Erdoğan Sezer, AKP iktidarının, Alevi inancını tanımadan, cemevlerinin elektrik faturalarını ödemesine dair kararını yorumladı. Sezer, “Eğer devlet, kilisenin, sinagogun elektrik ve su parasını nasıl ödüyor ve öderken de şart koşmuyorsa aynı şekilde Alevilerin inanç yerleri olan cemevlerinin elektrik parasını öderken de şart koşmaması gerekiyor” dedi.

    Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla cemevi faturalarının Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından uygun görülen koşullar sağlandığı takdirde ödenmesine ilişkin kararı yorumladı.

    Dede Erdoğan Sezer, değerlendirmesinde “Devlet, Alevilerden vergi alırken ‘sen Alevisin %5 daha az öde, ya da %5 fazla öde’ demiyor. Eşit davranıp vergileri bütün vatandaşlardan aynı şekilde aldığı gibi benim inanç merkezime de aynı şekilde ön şartsız hizmet vermesi gerektiğini düşünüyorum” diye belirtti.

    “EN BÜYÜK TEHLİKE, ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI”

    Alevilerinin önündeki en büyük tehlikenin Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı olduğunu belirten Sezer, konuşmasına şu cümlelerle devam etti:

    “Bugün Alevilerin olduğu her köyde en az bir tane cemevinin olduğunu, bu cemevlerinde kendi jenerasyonumun arasında dedelerin olduğunu ve şu anda bu yolu kör topal olsa da götürdüklerini düşünüyorum. Devletten maaş almadan yol yürüten dedelerin  5 veya 10 yıl sonra Hakk’a yürüdüğünde dede olmayınca zor bir süreç yaşanacağına dikkat çekiyorum. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, ‘dedenin aylığını ben veriyordum. burada yetişkin dedeniz yok, dedeniz yetişene kadar ben size bir imam vereyim’ diyecek ve imamı cemevine atayacaktır.”

    “ASİMİLASYONUN VEBALİ MAAŞ ALAN DEDELERİN BOYNUNDA OLACAK”

    İmam atandıktan sonra ‘canım ne fark eder, bu imam size uyuyor siz de ona uyun’ diyecekler. Yani asimilasyonun vebali atanan dede ve seçilen dedelerin boynunda bir utanç halkası olarak kalacaktır. Devlette çalışmak bir kamu hizmetidir. Kamu hizmetinde kamunun yararlarına ya da kamunun istediği şekilde hareket etmediğinde ya görevden alınırsın ya da görevi yapmak mükellefiyetindesin. Alevilikte rızasız yola gidilmez. Bu tamamen yol düşkünlüğüdür. Onun için ben, hiçbir Alevi dedesinin devlet kurumlarından aylık almasını değil, taliplerinin verdiği lokmanın kendilerine hak olmasını düşünüyorum. Bir rızalı bir de rızasız lokma vardır. Alevi dedelerinin rızalı lokmayı yemesini, rızasız lokmayı kendilerine layık görmemesi gerektiğini düşünüyorum. Onun için Alevi dedelerine, sağ elin verdiğini sol elin bilmemesi gerektiğini söylüyorum. Lokmanın küçüğü de büyüğü de lokmadır. Dedelerimiz bu kadim inancı bugüne nasıl getirdilerse, bu insanlar bu dağlara nasıl akın ediyorsa, biz de bu insanların gönüllerine, dedelerimizin bıraktığı mirasın yapısını bozmadan, canlarımıza sunmamız ve onların gönüllerini almamız gerektiğine inanıyorum.”

    Cebrail ARSLAN/TOKAT

  • ‘Köy yolları bozuk, engelli çocuklarımı hastaneye dahi götüremiyorum’-VİDEO

    ‘Köy yolları bozuk, engelli çocuklarımı hastaneye dahi götüremiyorum’-VİDEO

    PİRHA- Almus İlçesi Durudere Köyü’nde yaşayan ve engelli iki çocuğu olan Yayla Aldemir, ulaşımdaki eksikler nedeniyle maruz kaldığı sorunları aktardı. Anne Aldemir, köy yollarının bozuk olması nedeniyle çocuklarını hastaneye götüremediklerini belirterek “Köyümüzde ne internet ne de telefonlarımız çekmiyor. Yetkililerden sorunlarımızın çözümünü istiyoruz” dedi.

     

    Tokat’ın Almus İlçesi Durudere Köyü sakini Yayla Aldemir, kamu hizmeti alamamalarından kaynaklı yaşadıkları sorunları anlattı.

    İki engelli çocuğu olan Yayla Aldemir, köyde yaşadıkları zorlukların başında yol sorununun geldiğini söyledi.

    Yaz aylarında engelli çocuklarıyla Durudere Köyünde yaşam sürdüğünü aktaran Yayla Aldemir, “Çocuklarım engelli ve burada ulaşım yok. Ulaşım sorunundan dolayı hastaneye de gidemiyoruz. Engelli kızım 36, oğlum ise 38 yaşında. Çocukların gözlerinde problem var ve konuşamıyorlar” diye belirtti.

    KÖYDE TELEFON DAHİ YOK!

    Yayla Aldemir, iletişim konusunda da hizmete ulaşamadıklarını söyledi. Telefon ve internet kullanımından yoksun olduklarını aktaran Aldemir, mağduriyetini şu sözlerle anlattı:

    “Çocuklarım zaten sokağa çıkamıyor. Telefonlar çekmiyor, internet olmadığı için de çocuklarım için zor oluyor. Biran önce telefonların çekmesini ve internetin ulaştırılmasını istiyoruz. Çocuklar için park alanı, eğlence yerleri olsun istiyorum. Kısacası çocukların bir sosyal haklarının olmasını talep ediyorum. Bunlarla birlikte su sıkıntımız oluyor. Ayrıca araba olmayınca da hastaneye gidemiyoruz. Köye geldiğimizde en az 3 ay kalmak istiyoruz ancak yolun bozuk olması, internet ve telefonların çekmediğinden dolayı kalamıyoruz. Yetkililerin bir an önce sorunlarımızı çözmesini istiyorum.”

    Cebrail ARSLAN/TOKAT

     

  • Köy muhtarından elektrik isyanı: Hizmet verilmezse valilik önüne kamp kuracağım-VİDEO

    Köy muhtarından elektrik isyanı: Hizmet verilmezse valilik önüne kamp kuracağım-VİDEO

    PİRHA- Tokat’ın Almus ilçesi Ahmet Alan Köyü Muhtarı Hüseyin Bektaş, TEDAŞ’a aylar öncesinden müracaat etmelerine rağmen elektrik hizmeti alamadıklarını belirtti. Bektaş, “Mağduruz, sorunumuzun çözülmesini istiyoruz. Sorunumuz çözülmediği takdirde valiliğin önüne kamp kuracağım” dedi.

    Ahmet Alan Köyü sakinleri, Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketine (TEDAŞ) müracaat etmelerine rağmen taleplerine karşılık alamıyor.

    Elektrikleri bağlanmayan Almus ilçesine bağlı Ahmet Alan Köyü Muhtarı Hüseyin Bektaş, PİRHA’ya konuştu.

    Köylerinin Tokat merkeze 15 kilometre uzaklıkta olduğunu belirten Muhtar Hüseyin Bektaş, hizmet almak için yaptıkları başvuruya karşılık, köye dahi gidilmeden tespit yapıldığını anlattı.

    “KÖYE UĞRAMADAN ‘7 TANE BARAKAN VAR’ DİYORLAR!”

    Elektriklerinin bir an önce bağlanması için Tokat İl Özel İdare genel sekreterliğine dilekçesini imzalattıktan sonra TEDAŞ yetkililerine verdiğini belirten Bektaş, “Bana, ‘senin orada 7 tane barakan var’ diyorlar ama buraya gelip görmüyorlar. Ben de kendilerine müfettişinizi görevlendirin burası baraka mı bina mı ev mi iş yeri mi gözlerinizle görün diyorum” diye belirtti.

    Yetkililer tarafından köylülerin görmezden gelindiğini ifade eden Bektaş, “Bizlere ‘Samanlık, garaj, ahır yapmışsın’ diyorlar. Yerlerin ahır mı bina mı başka bir şey mi olduğunu gelip görmeden kabul etmemelerini anlamıyorum” diyerek tepki gösterdi.

    “ELEKTRİK OLMADIĞINDAN 5 HAYVANIM TELEF OLDU”

    2023 yılında elektriklerin olmamasından kaynaklı 5 büyükbaş hayvanının telef olduğunu vurgulayan Bektaş, “Elektrik olmadığı için köye banyo yapmaya gitmiştim. Yazın güneşte güneş paneli ile idare ediyorum ama kış olunca mağdur oluyoruz. Özellikle kışın dünya ile iletişimlerimiz kesiliyor, her şeyden habersiz kalıyoruz. Burada 60 dönüm yerim var. 80 tane büyükbaş hayvan için ahırım var. Çiftçiyim, tarım ve hayvancılıkla uğraşıyorum. Devletin bize teşviki bu mu olacak?” diye sordu.

    “TOKAT VALİLİĞİNİN ÖNÜNE KAMP KURACAĞIM”

    Ahmet Alan Köyü Muhtarı Hüseyin Bektaş, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Devletten sadece elektrik istiyorum, başka da bir şey değil. Kimse bu konuda yardımcı olmuyor, TEDAŞ da bizi tanımıyor. Buraya elektrik gelene kadar konunun takipçisi olacağım. Elektrik verilmezse valiliğin önüne kamp kuracağım. Havalar ısındı, valinin haberi olsun! Sayın valimiz bunu duysun. Biz de vatandaşız. Burada şu anda 7 abonenin üstünde 40 nüfus var. Buraya İl Özel İdaresi su ve çöp konteynırı verdi. Çöpümüz alınıyor ama elektrik verilmiyor.”

    Cebrail ARSLAN/TOKAT

     

  • Dede Sezer: Türkiye’nin, AİHM’in kararlarına uymamasının nedeni, Alevileri asimile etme anlayışıdır-VİDEO

    Dede Sezer: Türkiye’nin, AİHM’in kararlarına uymamasının nedeni, Alevileri asimile etme anlayışıdır-VİDEO

    PİRHA-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) zorunlu din dersleri ile ilgili ‘hak ihlali’ kararını değerlendiren Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer, Aleviliğin okullarda ders olarak uygulanmamasının nedeninin Alevi inancını asimile etme anlayışından kaynaklandığını belirtti. Sezer, “Bu anlayışa karşı Türkiye’deki Alevi örgütlerinin, Avrupa Alevi örgütleri ile koordineli çalışması gerekiyor” dedi.

    Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Alevi sorununa dair açılan davalar ve zorunlu din dersleri ile ilgili PİRHA’ya açıklama yaptı.

    Dede Erdoğan Sezer, “AİHM’in, zorunlu din dersleriyle ilgili verdiği kararda, Türkiye’deki Aleviliğin okullarda ders olarak uygulanmamasının altında yatan amacın, Alevi inancını asimile etme anlayışından kaynaklanmaktadır” dedi. Konu temelinde Türkiye’deki Alevi kurumlarının, Avrupa’daki Alevi kurumlarıyla ortak çalışması gerektiğini belirten Dede Sezer şunları söyledi:

    “Bu anlayışa karşı Türkiye’deki Alevi örgütlerinin, kardeş Alevi Avrupa Alevi örgütleriyle birlikte ve koordinasyon içerisinde çalışması gerektiğine inanıyorum. Avrupa’da bulunan Alevi kurumlarının, Avrupa’da yaşayan Alevi çocuklarına nasıl okullarda Alevilik üzerine haftada bir gün birer veya ikişer ders verilebiliyorsa burada da yapılabilmelidir. Avrupa’daki ülkeler, okullarda hangi inançtan olursa olsun herkesin inancına göre eğitim veriyor. Eğer bir şehirde yeterince Alevi çocuğu yoksa, birkaç okuldan taşıma usulü çocuklar bir araya getiriliyor. Alevi kökenli bir öğretmenler, o çocuklara inançlarını kendi dillerinde öğretiyor.

    “TÜRKİYE, AİHM KARARLARINI TANIMIYOR”

    Avrupa’daki her bireyin, kendi inancını yaşamasına fırsat tanındığının altını çizen Sezer, Türkiye’nin de bu yasaya imza koyduğunu hatırlatarak “Kanunlara Türkiye de uymalıdır. Türkiye’deki Alevi örgütlerinin de bir araya gelerek o kardeş kurumların yapmış olduğu öğretim sistemini referans alarak Türkiye’de uygulamalarının gerektiğini düşünüyorum” dedi.

    Erdoğan Sezer, uluslararası hukukun Türkiye’de bir karşılığının olmadığını ifade ederek şöyle devam etti:

    “Türkiye’deki akıl, herkesin ya Şii ya da Sünnileştirilmesi gerektiği anlayışıdır. Aleviliğin bir kadim inan sistemidir. Yüzyıllardır biz bu topraklarda inancımızı koruyarak dağlara, taşlara sığınarak bu inancı yaşatmışız ve hala Alevi dedeleri olarak yaşatmaktayız. Şimdi Alevilerin temel ilkesinin, Alevi çocuklarına, cemevinin kendilerinin ibadet yeri olduğu bilincini aşılamak olmalıdır. Avrupa’da ilkokula başlayan çocuklarımızı, mümkün olduğu kadar cemevlerine toplayıp bunları okula giderken bir dua ile göndermemiz veya her perşembe günü o çocuklarla dua ile lokma dağıtmamız, pay etmemiz çok önemlidir. Okula yeni başlayan çocuklarımıza silgi, kalem, defter, kalemlik vererek onlara cemevinin bir inanç merkezi olduğunu, kendisinin oraya bağlı olarak ders gördüğünü; nasıl ki Katolikler kiliseye Sünniler camiye gidiyorsa Alevilerin de cemevine ait olduğunu, cemevinin bir inanç merkezi olduğunu bilmelidir. Bu hizmetlerin Türkiye’de de yapılmasının hiçbir sakıncası olmadığını ve Alevi örgütlerinin beraber, diyalog içerisinde çalışarak yapması gerektiğine inanıyorum.”

    Cebrail ARSLAN/TOKAT

  • Tokatlı yurttaştan engelli eşi ve çocuğunun yaşayabileceği bir ev için yetkililere çağrı-VİDEO

    Tokatlı yurttaştan engelli eşi ve çocuğunun yaşayabileceği bir ev için yetkililere çağrı-VİDEO

    PİRHA- 40 yıldır yaşadığı İstanbul’dan yazları Tokat Almus’a bağlı Durudere köyüne gelen Rıza Öztürk, beyin kanamsı nedeniyle engelli olan eşi ve çocuğuyla yaşayabileceği bir evin inşası için yetkililere çağrıda bulundu. Emekli maaşı ile geçinemediklerini kaydeden Öztürk, sorunlarına çözüm bulunmasını istedi. 

     

    Rıza Öztürk adlı yurttaş, İstanbul’da yaşarken 6 yıl önce düşme sonucu beyin kanaması geçirerek yatağa bağımlı yaşayan eşi Birtane Öztürk ve engeli çocuğu Onur Öztürk’ü alarak Tokat’ın Durudere köyüne gitti. Yaz aylarını burada geçiren Rıza Öztürk, aldığı emekli maaşı ile geçimlerini sağlamadıklarını söyledi.

    İstanbul’dan gelerek bir umutla rahat yaşayabilecekleri hayalini kuran Öztürk, bir evlerinin olmaması nedeniyle zorluk yaşadıklarını anlattı.

    “EMEKLİ MAAŞI İLE GEÇİNEMİYORLAR”

    Yatağa bağımlı yaşayan Birtane Öztürk’ün kardeşi olan Engin Öztürk, “Her şey çok güzelken ablam bundan 6 yıl önce beyin kanaması geçirdi, daha sonra felç durumu yaşadı. İlk 2 yıl yatağı bağımlı kaldı, yerinden kalkamadı ve sessiz bir hayat yaşadı. Şimdi yardımla ayağa kalkıp ihtiyaçlarını görebiliyor. Yeğenim de küçük yaşta havale geçirmekten dolayı engelli kaldı. Eniştemin emekli maaşı var ama tabii ki 10 bin lira ile şehir merkezinde yaşamak zor” diye konuştu.

    “KOMŞUNUN EVİNE GİTME ŞANSI DAHİ YOK”

    Engin Öztürk, eniştesi ve ablasının daha rahat yaşayabileceklerini düşündükleri için köye yerleşmek istediklerini ama bunun imkanlarının olmadığını ifade ederek, “Eniştemin hiçbir sosyal faaliyeti yok. Bir komşunun evine bile gitme şansı yok. Çünkü ablam bu haliyle her daim bir insana ihtiyacı var. Ailede 2 engelli olunca eniştem de artık bağımlı hale geldi. Eniştemin kapıdan dışarı çıkma şansı yok. O yüzden o da iyi değil” dedi.

    “DEVLETTEN EV KONUSUNDA YARIMCI OLMASINI BEKLİYORUM”

    Ailenin engelli olan oğlu Onur Öztürk ise konuşmasında, “İnternet istiyorum, burada telefon çekmiyor. Çekmesi için yüksek tepelere gidiyorum çok korkuyorum” diyerek sorunun çözümüne çağrı yaptı.

    25 yıl boyunca İstanbul’da simit satarak geçimini sağlayan baba Rıza Öztürk ise, “İstanbul’da iken çocuğuma engelli maaşı alamadım. Sonra Tokat’ın Almus İlçesi Durudere köyüne geldim ve burada yaptığım başvuruda çocuğuma engelli maaşı bağlandı. Şu anda çocuğum engelli maaşı olarak 2.700- 3.000 lira civarında bir para alıyor, ama yetmiyor. Köyde ev yapmak zorundayım. Devlet bana müsaade ve yardım ederse bir ev yapıp burada kalmak istiyoruz. Devletin sadece ev konusunda değil, her konuda yardımcı olmasını istiyorum” çağrısında bulundu.

    Cebrail ARSLAN/TOKAT

     

  • Onlarca insan Erzurumlu Evliya’nın Türbesinde şifa arıyor-VİDEO

    Onlarca insan Erzurumlu Evliya’nın Türbesinde şifa arıyor-VİDEO

    PİRHA- Tokat Almus’a bağlı Cihet köyü mevkiinde Erzurumlu Evliya Türbesi var. Cihet köyü sakinlerinden Naciye İskender , “Erzurumlu Evliya Türbesine çocuğu olmayan, hasta olanlar buraya gelip dilek tutarlar” dedi.

    Tokat’ın Almus ilçesi bağlı Cihet mevkiinde bulunan Erzurumlu Evliya Türbesinin/Ziyaretinin yeri ile ilgili bilgi veren Naciye İskender, burası Erzurumlu Evliya’nın ziyaret yeridir. Çocuğu olmayan, hasta olan, rahatsız olan buraya gelip dilek tutarlar” dedi.

    Erzurumlu Evliya’nın buraya gelişini tarih olarak hiç kimsenin bilmediğini ifade eden İskender, “Anlatılanlara göre bir askerin yaralı olarak bu civara gelip orman içerisinde vefat ettiğini ama kendi mezarını buraya kendisinin getirdiğini ve kendisini toprağa gömdüğü anlatılırdı” diye belirtti.

    “HER YERİ SEL GÖTÜRDÜ ERZURUMLU EVLİYA TÜRBESİNE HİÇ BİR ŞEY OLMADI”

    Erzurumlu Evliya’nın dedesinin rüyasına girdiğini belirten İskender, şunları ifade etti:

    “Dedem rüyasında gördüğünü bize anlatmıştı. Dedem, ‘O zaman buraya sel gelmişti. Sel geldiği zaman Erzurumlu Evliya’ya dokunmamıştı ama her yeri sel götürmüştü’ dedi. O zaman bu mezar taş idi, böyle mermer değildi. Dedem bir usta çağırdı bu mezarı yapmak zorundayız, dedi ve mezar yapıldı. Mezarını kendisi çizmiş. Usta o işarete göre mezarının yapımı için çalışma yaptı.”

    “ERZURUMLU EVLİYANIN TARİHİNİ PEK BİLEN YOK”

    Naciye İskender, “Evliya yaralı olarak buraya geliyor, burada Hakk’a yürüyor ve buraya kendi kendisini defnediyor. İnancımız tabii ki sonsuzdur. Onun için bu evliyadır demişler, evliya olarak kalmış” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/TOKAT

     

     

  • Fırat, Almus Kaymakamının Alevi köyüne tavır almasını İçişleri Bakanına sordu

    Fırat, Almus Kaymakamının Alevi köyüne tavır almasını İçişleri Bakanına sordu

    PİRHA- DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Tokat Almus Kaymakamının kendisine teşekkür etmeyen Hubyar köyü muhtarına tavır alarak küsmesini, köye hizmet götümeyeceğini söylemesini Meclis gündemine taşıdı. Fırat, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya “Tokat Almus Kaymakamı Emre Çömen’in, Hubyar köyü Muhtarı Cemal Doğan’a kendisine teşekkür etmediği için küstüğü ve köye hizmet götürmeyeceği iddiaları hakkında bir inceleme başlatılacak mıdır?” diye sordu. 

    Tokat Almus Kaymakamı kendisine teşekkür etmeyen Hubyar köyü muhtarına tavır alarak, köye hiçbir hizmet götürmeyeceğini beyan ederek ayrımcılıkta bulunmuştu.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, kaymakamın tavrını Meclis’e taşıdı. Fırat, bir soru önergesi sunarak İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yanıtlamasını istedi.

    Fırat öncelikle soru önergesinin gerekçesinde şu ifadelere yer verdi:

    “Asfaltın bittiği yerden başlayan toprak yollar Alevi köylerine çıkar” sözü Anadolu’da artık sevimsiz bir özdeyişe dönüşmüştür. Asfalt yol görmemiş köylerin Alevi köyleri olması mezhepçilik, ayrımcılık, oy hesapları ve torpil mekanizmasının bu çağda bile terkedilmediğine işarettir.

    Yıllardır yaşanan bu ayrımcılığa son olarak hiçte rastlanmayan bir tarzda yenisi eklenmiştir. Tokat Almus Kaymakamı Emre Çömen’in, Hubyar Köyü Muhtarı Cemal Doğan’a kendisine teşekkür etmediği için küstüğü ve köye hizmet götürmeyeceği bölgede siyaset yapan kişiler, meclis üyeleri vb. kişilerden öğrenilmiştir. Ayrıca kaymakam bu durumu açıkça yaptığı muhtarlar toplantısında da tüm bölge köy muhtarların huzurunda da söylemiştir.

    Bir kamu görevlisi olan Almus Kaymakamının Muhtara küserek/kızarak köye hizmet götürmek istememesini, bu köyün Alevi köyü olması ile bir ilgisi olmadığını ne yazık ki söyleyemeyiz.

    Tokat’ın Almus ilçesindeki Alevilerin yaşadığı Hubyar köyünün yolları yapılmazken aynı konumda bulunan ve Sünni köyü olan Sarıören’in yollarının yapılması bu ayrımcılığı bir kez daha kanıtlamıştır.

    Alevilerin yaşadığı köy yolları birçok Alevi köyü gibi asfalt yüzü görmemiş, bırakın asfaltı toprak yollar bile düzeltilmemekte, yıllardır yapılan çağrılar sonuçsuz kalmakta, özellikle yaz aylarında toz ve engebeler, kış aylarında çamur nedeniyle ulaşım işkenceye dönüşmektedir. Bunun sebebi çokta gizli değildir! Bu köylerde iktidar yanlısı partilere oy verilmemesi nedeniyle bu hizmetlerin götürülmediği düşüncesi yaygındır.

    Kaldı ki bir Alevi İnanç merkezinin Hubyar Köyüne Sivas- Doğanşar bağlantı yolunun Almus ilçe sınırları içerisinde kalan kısmı toprak ve hiçbir şekilde bu toprak yola da bakım yapılmamaktadır.

    Tokat’ın Almus İlçesine bağlı Hubyar Köyünün yolları bakımsızlıktan ulaşımın güçlükle yapıldığı bir haldedir. Hubyar Köyü her yıl onbinlerce Alevinin ziyaret ettiği Hubyar Sultan Ocağı’nın Dergahına ev sahipliği yapan bir Alevi inanç merkezidir.

    Almus Kaymakamı’nın Hubyar köyüne yönelik bu kaprisli ve olumsuz kişisel inisiyatifini kabul etmek mümkün değildir. Bir an önce bu çağdışı bakışın terkedilmesi ve hiçbir köye ayrımcılık yapılmadan gereken yol, su, elektrik vb. hizmetlerin en kısa sürede tamamlanması hem iktidarın hem de yerel yönetimlerin en birincil görevi olmalıdır.”

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, bu bağlamda İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın şu soruları yanıtlamasını istedi:

    1. Tokat Almus Kaymakamı Emre Çömen’in, Hubyar köyü Muhtarı Cemal Doğan’a kendisine teşekkür etmediği için küstüğü ve köye hizmet götürmeyeceği iddiaları hakkında bir inceleme başlatılacak mıdır?
    2. Tokat’ın Almus ilçesindeki Alevilerin yaşadığı Hubyar köyünün yolları yapılmazken aynı konumda bulunan ve Sünni köyü olan Sarıören’in yollarının yapılması bir ayrımcılık değil midir?
    3. Tokat/Almus ilçesindeki Alevilerin yaşadığı Hubyar köy yolları ne zaman asfaltlanacaktır?
    4. Aynı zamanda Alevi İnanç merkezinin Hubyar köyüne Sivas- Doğanşar bağlantı yolunun Almus ilçe sınırları içerisinde kalan kısmı da topraktır. Bu yol ne zaman asfaltlanacaktır?
    5. Alevi köylerine yönelik hizmet anlayışında bu ayrımcı politikalardan ne zaman vazgeçilecektir?
    6. Alevilerin yaşadığı köy yolları neden asfaltlanmamaktadır? Bu Köy yollarının yapılmamasının bir sebebi var mıdır?
    7. Daha önceleri de defalarca, Alevi Köy yollarının asfaltlanmadığına ilişkin verilen soru önergelerimize neden cevap verilmemektedir?

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    Hubyar Sultan AKD’den, Hubyar köyüne hizmet götürmeyen Almus Kaymakamı’na tepki!

  • Cemal İskender: Cehet’te cemlerimizi musahipli olarak yaparız-VİDEO

    Cemal İskender: Cehet’te cemlerimizi musahipli olarak yaparız-VİDEO

     PİRHA-Tokat’ın Almus ilçesine bağlı Cehet kasabası sakinlerinden Derviş Ali Cemevi Yönetim Kurulu üyesi Cemal İskender, cemevleri açılmadan önce cemlerini evlerde veya Derviş Ali Türbesinin yanında bulunan semah odasında yaptıklarını söyledi. İskender, “1995 yılında cemevimiz açıldıktan sonra cemlerimizi ve Hakk’a uğurlama erkanlarımızı burada yürütüyoruz” dedi.

    Tokat Almus’un Cehet kasabasında yaşayan Cemal İskender cemevinde yürüttükleri hizmetleri PİRHA’ya anlattı.

    “CEMEVİMİZ YAPILMADAN ÖNCE CEMLERİMİZİ EVLERDE YAPARDIK”

    Cemevlerinin 1995 yılında yapıldığını belirten Derviş Ali Cemevi Yönetim Kurulu üyesi Cemal İskender, “Cemevimiz yapılmadan önce Derviş Ali Türbesinin yanında bulunan semah yerimiz vardı orada cemlerimizi yapardık, kış aylarında ise geniş evlerde cem yapardık” dedi.

    “CEMLERİMİZİ MÜSAHİPLİ YAPARIZ”

    Derviş Ali Cemevi yapıldıktan sonra cemlerini burada gerçekleştirdiklerini belirten İskender, “Burada görgü cemimiz, Kasım ayında Hıdırellez kurbanımız, şans kurbanları oluyor. 12 hizmetlerimizi yürütüyoruz. Bizim burada yapılan cemlerimiz müsahipli oluyor” diye belirtti.

    “CEMEVİMİZİN SEMAHÇILARI OLMADIĞI İÇİN İSTANBUL’DAN GETİRİYORUZ”

    Cemevlerinde semahçılarının olmadığını belirten İskender, “İstanbul’da derneğimizin merkezi var, burası ise derneğimizin şubesi. İstanbul’da semahçılarımız var. Dernek orada ne gerekiyorsa her türlü hizmetleri orada yapıyor. Emekli olduk şimdi burada hizmetlerimizi yürütüyoruz” şeklinde konuştu.

    HAKK’A UĞURLAMADA ASİMİLASYON

    Son zamanlarda özellikle Hakk’a uğurlamanın Sünni-Şii inancına göre yapılması tartışılırken, Cemal İskender’in söyledikleri Alevilere dönük iç asimilasyonun nasıl hızla yürütüldüğünü gösteriyor.

    İskender şunları kaydetti:

    “Burada dedemiz de var cemlerde deyişlerimizi duaz-ı imamlarımızı söylüyoruz. Hakk’a yürüyen insanlarımızın helallığını verirken Arapça yaparız. Arapça Kur’an okunur, helalliklerini alır, namazını kılarız, ondan sonra toprağa veririz. Biz büyüklerimizden öyle gördük öyle de devam ediyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/TOKAT

  • Almus Kaymakamı’ndan Alevi olan Hubyar Köyü’ne hizmet ayrımcılığı!-VİDEO

    Almus Kaymakamı’ndan Alevi olan Hubyar Köyü’ne hizmet ayrımcılığı!-VİDEO

    PİRHA-Tokat Almus Kaymakamı kendisine teşekkür etmeyen Hubyar Köyü muhtarına küsüp yapması gereken hizmetlerden vazgeçti. Durumu yerinde inceleyen Ali Kenanoğlu, “Alevi, Sünni ayrımcılığı yapmayın, hizmeti eşit götürün. Sarıören köyüne hizmet yapılırken Hubyar köyüne hizmet götürülmeyeceğine dair verilen söz kabul edilemez” dedi.

    Tokat il merkezine 120 kilometre mesafede bulunan, Almus ilçesine bağlı Hubyar köyü, hem bir dergâha ev sahipliği yapıyor hem de bölgedeki Alevilerin inanç merkezi konumunda. Ancak devletin, Alevi köylerine yönelik ayrımcı politikası devam ediyor.

    Tokat’ın Almus ilçesindeki Hubyar köyünün yolları yapılmazken Sünni köyü olan Sarıören’in ise yolları yapılıyor.

    27. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, çektiği video ile Hubyar köyünde yaşanan ayrımcılığı anlattı.

    “ALEVİ-SÜNNİ AYRIMCILIĞI YAPMAYIN”

    Tokat Almus Kaymakamı kendisine teşekkür etmeyen Hubyar Köyü muhtarına küsüp yapması gereken hizmetlerden vazgeçtiğini söyleyen Ali Kenanoğlu, “Almus Kaymakamı’nın ve bölgedeki yetkililerin şunu bilmesi gerekiyor. Hubyar köyü sıradan bir köy değil, burası Alevi inanç merkezi. Alevi, Sünni ayrımcılığı yapmayın, hizmeti eşit götürün. Sarıören köyüne hizmet yapılırken Hubyar köyüne hizmet götürülmeyeceğine dair verilen söz kabul edilemez.” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Turhal’ın son saz ustalarından Altuntaş: Eski rağbet yok, önce içinde aşk olacak-VİDEO

    Turhal’ın son saz ustalarından Altuntaş: Eski rağbet yok, önce içinde aşk olacak-VİDEO

    PİRHA-15 yıldır Tokat Turhal’da saz ustalığı yapan Erdal Altuntaş, “Saz çalmak çocukluğundan beri bir içinde bir hevesti. Aşk, heves olmazsa bağlama da olmaz. Şu anda gençlerin hevesi ve ilgisi az” dedi.

    Teknolojinin gelişmesiyle birlikte el emeğinin yoğun olduğu birçok meslek de tarihe karıştı. Makine çağına geçişle birlikte eskiden bin bir emekle yapılan bağlamalar şimdi el değmeden bir günde yapılabiliyor. Bu da saz ustalarına olan gereksinimi azaltıyor.

    Tokat Turhal’da ikamet eden Hubyar Ocağı mensubu saz ustası Erdal Altuntaş, saza eskisi kadar rağbet olmadığını söyledi.

    “ÖNCE BAĞLAMA ÇALMAYI SONRA YAPMAYI ÖĞRENDİM”

    Genelde sipariş üzerine çalıştığını söyleyen Altuntaş, “Atölyemde hem saz yapıyor hem de bunun yanı sıra eski bağlamaları tamir ediyorum. Bu çocukluğumdan beri içimde bu aşk vardı” diye belirtti.

    Ailede kendisinden başka saz çalan olmadığını belirten Altuntaş, “Bağlamayı çalıyorum ama sazı yapmayı sonradan öğrendim. Yaptığım sazları genelde elle yapıyorum makine kullanmıyorum o şekilde çalışıyorum. Fabrikasyon tarzı yapılan saz işleri kolay yoldan para kazanma diye düşünüyorum. Benim burada yapmış olduğum saz bir ay iki ay sürüyor ama fabrikasyon öyle değil, günde 3 tane saat çıkarmanız lazım ki sizi kurtarsın. O da kolay değil” diye belirtti.

    “ESKİSİ GİBİ GENÇLERDE HEVES YOK”

    Eskisi kadar gençlerde heves ve ilginin olmadığından dert yanan Altuntaş, “Eskiden 2 kişi yetiştirdim biri samsunda biri ordu da. Şu anda çırak bulmak zor. Gençleri bu konuda anlamak zor. Eskiden güzeldi ama şu anda gençlerde bir heves yok. Ben sazı 10 yaşında öğrendim O zaman bağlama yoktu uzun sap vardı Sonradan bağlama çıktı” diye konuştu.

    “TURHAL’DA SADECE 2 TANE SAZ ATÖLYESİ VAR”

    Altuntaş şöyle devam etti:

    “Benim burada bir arkadaşım daha var o da bağlama yapıyor. Tokat Turhal’da 2 sazı yapan kişi var.  İşe başladığımızda Turhal’da bir tane sazcı vardı. O da saz evini kapatınca biz de atölye kurmak zorunda kaldık. Ondan sonra saz yapmaya başladık. Sonradan ben burayı açtım. Yaklaşık 15 yıldır hala da devam ediyorum. Genelde eski bağlamaları tamir ediyorum.”

    “İSTEK OLMAZSA OLMUYOR

    Saza rağbet olmadığını da aktaran saz ustası Erdal Altuntaş, “Dediğim gibi istek olacak istek olmadığı yerde ne yaparsanız yapın bazı çabalar boşa gidiyor. Sazı yaparken de çalarken de insanın önce içinde aşk olması lazım. Bir ara bağlama kursu açılmasına ilişkin Halk Eğitim Müdürlüğü ile ilişkiye geçmiştim ama Halk Eğitim Merkezi çok pek sıcak bakmadı. O yüzden yapamadım. Bulunduğum atölye küçük fazla büyük değil. Ben sazlarımı yaparken makine kullanmıyorum el işçiliği yapıyorum” dedi.

    Cebrail ARSLAN/TOKAT

  • Sezer: Alevi Ansiklopedisini Alevi inanç kurumları, Alevi akademisyenler hazırlamalı-VİDEO

    Sezer: Alevi Ansiklopedisini Alevi inanç kurumları, Alevi akademisyenler hazırlamalı-VİDEO

     PİRHA- Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer, AKP hükümeti tarafından kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi Ansiklopedisi hazırlamasına tepki gösterdi. Sezer, “Alevi Ansiklopedisini kimlerin hazırladığının çok önemli olduğunu belirterek, “Alevi Ansiklopedisini Alevi inanç kurumları, Alevi dedeleri, Alevi bilim insanları ve Alevi akademisyenlerin hazırlaması gerektiğine inanıyorum” dedi.

    AKP hükümeti tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan ve Diyanet benzeri bir kurum izlemi veren Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın uygulamaları, Alevi hakları konusundaki tutumu tepki çekiyor.

    Bir süredir çalışmalarını sürdürdüğü Alevi Bektaşi Ansiklopedisinin hazırlanmasını İslamcı kadrolarla yapması Alevi toplumunun tepkisini çekti.

    Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer, bu konuyu PİRHA’ya değerlendirdi.

    Alevi Ansiklopedisini kimin veya kimlerin hazırladığının çok önemli olduğunu belirten Dede Erdoğan Sezer, “Kim kime ne hazırlıyor? Alevi inancında olmayan bir insanın bir ansiklopedinin içerisinde Alevi yaşamının ve felsefesinin her şeyin yer almayacağına inanmak gerekiyor. Bu hazırlanan ansiklopedisi harmanlama olur. Yarısı Alevi, yarısı Sünni, yarısı Şii. Diğer inançları da içine katarak buna Alevi Ansiklopedisi der” diye belirtti.

    “HERKESİN İNANCI KENDİNE BIRAKILMALI”

    İnancın ancak yaşayarak ayakta tutulabileceğini belirten Sezer, “Çünkü bir inanç önderi bu işin içerisinde yoksa olmaz. Benim için fazla tutarlı yanının olmadığını düşünüyorum. Alevi Ansiklopedisinin Alevi inanç kurumlarının, Alevi dedelerinin, Alevi bilim insanlarının, Alevi akademisyenlerin hazırlaması gerektiğine inanıyorum. Herkesin inancı kendine bırakılmalı. Bu inancın, bu kültürün varlığını korulayabilmesi için ancak o hizmetleri iyi bilen, o millete ait kişilerin ansiklopediyi hazırlaması gerektiğini inanıyorum” dedi.

    “ALEVİ KURUMLARI HİZMETE YÖNELMELİDİR”

    Alevi kurumlarının bir araya gelerek örgütlenmesi ve toplumu bilinçlendirmesi gerektiğini ifade eden Erdoğan Sezer Dede, şöyle devam etti:

    “Alevi kurumlarının ne yapacağını çok iyi biliyorum. 93 Sivas Madımak Katliamı nasıl ki bizim çağımızın Kerbelası olduysa, Alevi kurumları da bir araya gelerek örgütlenecektir. Örgütlenerek buna karşı hazırlıklar, yürüyüşler yaparak parlamentoya gidecektir. Sivil toplum, demokratik kuruluşlar ve siyasi kuruluşlarla işbirliği yaparak, iktidara karşı muhalif gruplarla beraber program hazırlayarak, devlete ‘bu olamaz’ diyerek, bunu kamuoyuna, televizyonlara, basına, mecliste taşıyarak toplumu bilinçlendirecektir. Alevi kurumları siyaseti düşünüp kurumun başında ‘ben varım, benden başka kimse yok’ derdinden kurtularak hizmete yönelmelidir.”

    Cebrail ARSLAN/ TOKAT

     

  • DEM Parti’den Hubyar Ocağına ziyaret -VİDEO

    DEM Parti’den Hubyar Ocağına ziyaret -VİDEO

    PİRHA-DEM Parti Halklar ve İnaçlar Komisyonu, Hubyar Ocağını ziyaret etti. Halkla biraraya gelen DEM Partililer, yurttaşların sorunlarını dinledi, güncel gelişmelere dair önerilerini de sundu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Halklar ve İnançlar Komisyonu üyeleri Yüksel Mutlu, Celal Fırat ile Üryan Hızır Ocağı evladı Veli Büyükşahin ve HDP Eş Genel Başkanı Sultan Özcan, Hubyar Ocağını ziyaret etti. Tokat’a bağlı Almus ilçesine gelen heyeti, 25. Dönem Milletvekillerinden Ali Kenanoğlu karşıladı.

    Bölgede ilk olarak Hubyar Sultan’ın evi ziyaret edildi. 16. Yüzyılda yaşayan Hubyar Sultan’ın Celali İsyanı içerisinde komutanlık yaptığını belirten Kenanoğlu, tarihi eve ilişkin “Hubyar, Osmanlının zulmüne karşı baş kaldırıyor ve liderlik yapıyor. Evini buraya kurmasının amacı, bölgeye hakim olmak için” diye konuştu.
    Heyetin sonraki durağı Hubyar Sultan’ın türbesi oldu. Türbeye niyaz olunduktan sonra Ali Kenanoğlu, kısa bir konuşma yaparak şunları söyledi:
    “Önce burası bir zaviye olarak kullanılıyor. Hubyar Sultan buraya sıralandıktan sonra tekkeye dönüştürülüyor. Esasında köyün tamamı bir dergah gibi, çünkü herkesin evi aynı zamanda bir cem ibadetinin yürütüldüğü bir yer. Her evde ocakzade bir aile var. Hubyar’ın yaşamı mücadelelerle geçmiş.”

    Türbe ziyareti ardından Hubyar Sultan’ın evlatlarına ait mezarlıklar da ziyaret edildi.

    “AYRIMCILIĞI REDDEDİYORUZ”
    Program dahilinde Hubyar köylüleriyle de bir araya gelindi. Yapılan sohbetlerde, Alevi toplumunun maruz kaldığı baskılara dikkat çekildi.
    DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Sözcüsü Yüksel Mutlu, yaptığı konuşmada şunları dike getirdi:

    “Sizler Aleviliğinizi yürütün bu bizim için en büyük değerdir. Bizim, burada kimseyi partili yapmak gibi bir niyetimiz yok. Aleviliğe dair saldırılara karşı topyekün bir arada durup birlik içinde olunması bize yetiyor. Alevilik asimile ediliyor ve buna karşı da bizim iyi durmamız lazım. Alevi ve diğer halkların uğradığı ayrımcılığa itirazımız var. Biz bu ayrımcılığı reddediyoruz. Bu topraklarda yaşayan tüm farklılıkların kendini istediği gibi ifade edebilmesi gerektiğini söylüyoruz.”

    “OCAKLADAN UZAKLAŞMAMALIYIZ”
    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ise yaptığı konuşmada cemevlerinin halen ibadethane kabul edilmemesini eleştirerek
    “Şimdi bize Cemevi Başkanla aracılığıyla içinizden bazılarına maaş bağlatıyorlar. Bu konu büyük bir sıkıntı. Maalesef 3-5 kuruş paraya tahaf edecek duruma geldik. Bunun sebebi de Ocak kavramından uzaklaşmamızdan kaynaklanıyor” diye belirtti.

    “ÖZÜNÜ DARA ÇEKENLERİN HAREKETİYİZ”
    HDP Eş Genel Başkanı Sultan Özcan ise Hubyar coğrafyasındaki kültürün günümüzde de canlı tutulduğunun altını çizdi. Özcan, “Biz eline, beline, diline sahip olanların, özünü dara çekenlerin hareketiyiz. Yolun içinde bir damla olduysak ne mutlu bize. Partimiz, Alevi toplumunun, bütün yok sayılanların haklarını eşit yurttaşlık çerçevesinde kabul ettirmeye, bu hakların söke söke alınmasında kendilerine ne rol düşüyorsa onu yapmaya devam ediyor” dedi.

    “DEVLET, ÖNCELİKLE OCAKLARIMIZA SALDIRIYOR”
    Üryan Hızır Ocağı evlatlarından Veli Büyükşahin de sohbette söz aldı. Aleviliğin Ocaklar üzerinden bugüne taşındığını söyleyen Büyükşahin şöyle devam etti: “Hubyar Sultan ile Üryan Hızır tarihte birlikte olmuş, birlikte bu yolu sürdürmüşler. O nedenle buraya geldiğimden beri Üryan Hızır Ocağına gitmiş gibi hissediyorum.
    Birçok Alevi coğrafyasında yasaklandık katliamlara uğradık. Ama nihayetinde bizim ermişlerimiz, mürşitlerimiz, pirlerimiz Bu yolu bırakmamış. Alevilik Eğer bugün yaşıyorsa bu kesinlikle ocaklarımız sayesindedir. Dolayısıyla bizi yok etmek isteyenler öncelikle ocaklarımıza saldırıyor.”

    Yapılan sohbette Hubyarlı yurttaşlar, köylerinin bir inanç merkezi olması nedeniyle birtakım ihtiyaçları okduğunu da aktardı.
    DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu, köy muhtarının ilettiği ihtiyaç listesini olanakları dahilinde karşılayacaklarını belirtti.
    Köy evinde yapılan sohbette lokmaların dağıtılması ardından semah da dönüldü.
    PİRHA/TOKAT

  • AKP Alevi köylerini hedef alıyor; Alevilerin ibadet yerine maden ocağı izni -VİDEO

    AKP Alevi köylerini hedef alıyor; Alevilerin ibadet yerine maden ocağı izni -VİDEO

    PİRHA- Tokat merkeze bağlı Günçalı köyünde Alevilerin kutsalı olan ve ibadetlerini gerçekleştirdikleri Çal Baba alanına maden ocağı yapılması için ruhsat izni verildi. Ruhsatın iptali için dava açacaklarını belirten DAÇE gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, AKP’nin Alevi köylerini özellikle hedef aldığını söyleyerek, “Maden ruhsatları Alevilerin köylerini ve inanç yerlerini dağıtmak için bir araç olarak kullanıyor” dedi. Alevi dedesi Muharrem Erkan ise “Bu Alevilere, insanlara, doğaya yapılan en büyük zulümdür” dedi. 

    Tokat’a bağlı Alevi köyü olan Günçalı köyünde yapılmak istenen maden ocaklarına karşı köy halkının ve çevrecilerin mücadelesi sürerken, HLC Kıymetli Madenler ve Yatırım A.Ş. ile Zeni Madencilik tarafından Alevilerin kutsal mekanı Çal Baba köyünde altın madeni yapılması için ruhsat izni verildi.

    Yaşam alanları ve ibadet yerlerinin yok edilmesine karşı duran köylüler, dava açmaya hazırlanıyor. Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DAÇE) gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal ve Alevi dedesi Muharrem Erkan, iktidarın Alevi köylerini özellikle hedef aldığını belirtti.

    “MADEN OCAKLARI, ALEVİLERİN YAŞAM ALANLARINI YOK ETMEK İÇİN KULLANILIYOR”

    Zeni Madencilik Şirketine altın madeni ruhsatı verilen yer 700 yıldır Alevilerin inanç merkezi olan, cemlerini yaptıkları, semah döndükleri bir inanç merkezi. Buradaki ekosisteme köylülerin 700 yıldır müdahale etmediğini söyleyen Avukat İsmail Hakkı Atal, “Belli ki AKP burayı dağıtmak istiyor. Maden ruhsatlarını Alevi köyü ve Alevi inanç yerlerini dağıtmak için bir araç olarak kullanıyor. Aksi halde Çal Baba Ziyaret alanında 4 tane maden ruhsatının olmasının, 2’sinin siyanürlü altın madeni olmasının başka bir açıklaması olamaz” dedi.

    Söz konusu alanın spesifik bir yaşam felsefesine sahip olduğuna dikkat çeken Atal, şunları ifade etti:

    “Yaşam felsefesi olan bir yeri sömürgeci kapitalist maden şirketleri ve onun yerli işbirlikçileri AKP’nin taşeronluğunda dağıtmak istiyorlar. Açtığımız davaların tamamının sağlam dayanakları var ama AKP’li hakimler bu davaları bir türlü lehimize sonuçlandırmamakta kararlılar, süreci uzatıyorlar. Ancak biz açtığımız her davayla mücadelemizi devam ettireceğiz ve buraları kurtaracağız.”

     “ALEVİLERE, DOĞAYA YAPILAN EN BÜYÜK ZULÜMDÜR”

    Karadeniz Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı/Alevi dedesi Muharrem Erkan ise Alevilerin kutsal alanının yok edilmek istendiğini dile getirerek, “Alevilerin geleneklerini, göreneklerini sürdürdüğü, Yol ulularının ibadet ettiği en önemli merkezlerden biridir ve kutsaldır. Bir avuç altın için, emperyalistlerin, uluslararası tekelci burjuvazinin emrine sokmak için gayret ediyorlar. Bu Alevilere, insanlara, doğaya yapılan en büyük zulümdür” diye konuştu.

    Fatoş SARIKAYA/ PİRHA