PİRHA- Adıyaman’da 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında depremzedeler konteynerlerde yaşamaya devam ederken, kalıcı konut taleplerinin karşılanmadığını söyledi.
6 Şubat depremlerinin üzerinden 3 yıl geçti. Toplam 11 ilde milyonlarca yurttaşın etkilendiği depremlerde on binlerce yurttaş yaşamını yitirdi. Resmi rakamlara göre Maraş merkezli 7,8 ve 7,5 büyüklüğündeki 6 Şubat depremlerinde resmi açıklamalara göre 53 bin 725 kişi hayatını kaybetti, 107 bin 213 kişi yaralandı.
6 Şubat depremlerinin ağır yıkım yaşattığı Adıyaman’da, aradan geçen üç yıla rağmen binlerce depremzede kalıcı konutlara yerleşemedi. Adalet Peşinde Aileleri Platformu’ndan Filiz Sırtıkara ve Sabahat Ala, deprem sonrası yaşam koşullarının değişmediğini belirterek yaşadıkları mağduriyeti PİRHA’ya anlattı.
“ENGELLİ KALDIM, HALA KONTEYNERDAYIM”
Depremde ağır yaralanarak engelli kalan Filiz Sırtıkara, yaşamının üç yıldır konteynerle sınırlı olduğunu söyledi. Kiracı olduğu için TOKİ’den konut çıkmadığını belirten Sırtıkara, kalıcı barınma talebini şu sözlerle dile getirdi:
“Bizim için, benim için hiçbir şey değişmedi. Depremde engelli kaldım. Parmağımı kaybettim, omzumu kullanamıyorum. Yüzümün her tarafında demir var; yüzüm parçalandı. Kiracıyım ve TOKİ de çıkmadı. Eşimi kaybettim, hiçbir gelirim yok. Engelli konteynerinde kalıyorum ve hâlâ oradayım. Bu yaştan sonra engelli olmak çok zor. Komşularımı kaybettim. Hayat benim için çok zor. Benim gibi engelli olup konteynerda kalanların da evleri yok. Onlar da kiracı ve onlara da TOKİ çıkmadı. Yaşayacak bir gelirimiz yok. Biz kalıcı konut istiyoruz.”
“BİN METREKARE YERİM VARDI, EV VERİLMEDİ”
Depremde eşini kaybeden Sabahat Ala ise mülk sahibi olmasına rağmen kendisine konut verilmediğini söyledi. Üç yıldır torunlarıyla birlikte konteynerde yaşadığını belirten Ala, sürece tepki göstererek, “İki dükkanlı, beş katlı apartmanım depremde yıkıldı. Eşim vefat etti, oğlum ağır yaralandı. Şimdi üç yıldır konteynerda kalıyoruz. Şehrin en değerli yerinde bin metrekare yerim vardı. ‘Apartmanınızı yapıp ev vereceğiz’ dediler ama uygulamada hiçbir şey verilmedi. Torpilli olanlar evlerini aldı, biz alamadık” diye konuştu.
Ekonomik koşulların da yaşamı daha zor hale getirdiğini belirten Ala, hükümete seslenerek, “Üç yetim torunuma bakıyorum. Beş kişi bir konteynerde yaşıyoruz. Emekli aylığım yetmiyor. Ben sadece hakkım olan evi istiyorum. Bir emekli aylığım var, beş kişiye bu para yetmiyor. Cumhurbaşkanı mümkünse herkesin hakkı olan evi verilecek demişti. Benim de hakkım olan evi versinler istiyorum” dedi.
PİRHA – Hatay’da yaşanan elektrik kesintileri sebebiyle halkın mağduriyeti bir kat daha arttı. Konteyner ve prefabrik konutlarda yaşam mücadelesi veren depremzedeler, seslerinin duyulmasını istiyor. Hasta ve engellilerin büyük zorluk yaşadığı kimi evlerde ise vatandaşların piknik tüpüyle ısınmaya çalıştıkları görüldü.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 26 Aralık 2025’te Hatay’da yaptığı konuşmasında “Deprem bölgesinde 455 bin konut tamam” dedi ancak bölge halkı, elektriğe dahi ulaşamadıklarını dile getirdi.
Günlerdir yaşanan elektrik kesintisi ve faz problemi sebebiyle hiçbir ısıtıcı çalışmaz oldu. Hava derecelerinin eksileri bulduğu bugünlerde, konteynırlarda yaşayan depremzedelerin durumu ise içler acısı hale geldi. Prefabrik yapılarda odun sobasının da uygun olmaması sebebiyle vatandaşlar piknik tüpünün ateşiyle ısınmaya çalıştı.
“HALK İSYAN ETTİ!”
Samandağ Cemevi Başkanı Kenan Kahlıoğulları, Hatay genelinde devam eden elektrik sorununa ilişkin yaşadıklarını PİRHA’ya anlattı. Soğuk nedeniyle ev içerisinde dahi mont giyindiklerini söyleyen Kahlıoğulları, elektrik kesintilerinden kaynaklı ciddi mağduriyetler yaşandığını vurguladı.
Kahlıoğulları, deprem öncesinde de elektrik kesintilerinin yaşandığını söyledi. Ancak yakın zaman itibariyle nadiren elektrik hizmeti alabildiklerini anlatan Kahlıoğulları. “Hatay’ın bütün ilçelerinde yılbaşından bu yana elektrik kesintisi yapıldı. Daha önce de böyle olumsuzluklar yaşıyorduk. Zaten Hatay’ın altyapısı ile ilgili sorunlar vardı fakat depremle beraber bu altyapı sorunları çoğaldı. Bugün itibariyle havaların en soğuk olduğu dönemdeyiz. Maalesef yeni yıla da elektrik kesintileri ile girmek zorunda kaldık ve bu durum halkı isyan ettirdi.”
SURİYE’DE DAHİ ELEKTRİK KESİNTİSİ YAŞANMIYOR!
Kenan Kahlıoğulları, bölge halkının ancak klimayla ısınma sağlayabildiğini, fakat faz sorunu sebebiyle sadece aydınlatma olanaklarının olduğunu söyledi. Kahlıoğulları, var olan şikayetleri şu sözlerle paylaştı:
“Bazen elektrik geliyor ancak faz düşük! Klimayı dahi çalıştırmıyor. İnsanlar yeni yıla, maalesef küçük piknik tüpünü ortalarına alıp girdi. Isınmak için biz de böyle girdik. Evin içinde montla geziyoruz. Gerekli mercilere gidildi. Samandağ Cemevi olarak biz de görüşmeler yaptık. Fakat hiçbir olumlu, müspet bir açıklama yapılmadı. İvedilikle çözülmesi gereken bir mesele. Bu türden kesintilerin olması kabul edilemez. Bugün Suriye’de elektriğin kesintisiz verildiği söyleniyor! ‘40 yıldır Suriye’de elektrikler düzenli verilmiyordu’ şeklinde bir haber çıkmıştı. Bizim halkın aklına ise ‘Acaba Suriye’deki bu durumdan dolayı mı elektriklerimizi kesik?’ gibi şeyler geliyor. İkincisi, tam yılbaşı günü elektriğin kesilmesi ve akabinde bu birkaç günün en soğuk hava olması sebebiyle şöyle bir şey akla geliyor; acaba bu halka yılbaşı yaşatılmak istenmedi mi? Çok mu görüldü? Şimdi söylentiler bir tarafa gerçekten biz bu işin çözülmesini istiyoruz. Gerekli mercilerin devreye girerek ivedilikle Hatay halkının bu elektrik sorununun çözülmesini talep ediyoruz.”
“DONUYORUZ!”
Hatay’da günlerdir süren elektrik krizi sebebiyle vatandaşlar, seslerini duyurmak için sanal medya üzerinden yaşadıklarını paylaştı. Bir vatandaş, bakıma muhtaç hastası olduğunu belirterek “Üç gündür elektriksiz, soğukta donduk. Burada bizim muhatap olacağımız bir yetkili var mı? Derdimizi kime söyleyeceğiz, kime anlatacağız” dedi.
Bir başka sosyal medya kullanıcısı ise “Bir kurumsal arsızlık örneği… Toroslar Edaş… Deprem bölgesinde insanlar soğukla mücadele ederken, Toroslar EDAŞ hâlâ bahane üretiyor. Elektrik kesiliyor, gerçekler söylenmiyor” sözleriyle şikayetini dile getirdi.
Sanal medya kullanıcısı bir kişi de “Hatay 5 gündür elektriksiz, susuz, internetsiz! Muhatap yok, açıklama yok, sebep yok, çözüm yok! Sesimizi duyurun!” paylaşımında bulundu.
Kesintilerin sorumlusu olarak gösterilen Toroslar Edaş’a (Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş.) yaptığımız telefon aramalarında PİRHA olarak bizler de cevap alamadık!
PİRHA- Hatay Samandağ Kurtderesi’nde TOKİ projesi için sabah saatlerinde çevik kuvvet eşliğinde iş makineleriyle yurttaşların tapulu arazilerine girildi. Hukuki süreç sürerken yapılan müdahaleye tepki gösteren halk, “Toprağımız işgal ediliyor, elimizden hiçbir şey gelmiyor” dedi.
Hatay’ın Samandağ ilçesinin Kurtderesi Mahallesi’nde, TOKİ 5. Etap projesinin inşaat çalışmaları için halkın tapulu arazilerine devlet ve özel şirketler tarafından el konulmaya devam ediliyor. Sabah erken saatlerde, çevik kuvvet ekiplerinin de desteğiyle gelen iş makineleri, tapulu araziler üzerinde ağaç sökme işlemlerine başladı. Yurttaşlar, yasal haklarına sahip oldukları topraklarında zorla çalışmaların devam etmesine karşı sessiz kalmayacaklarını belirtti.
“TAPULU ARAZİLERİMİZ İŞGAL EDİLİYOR”
Mahalle sakinleri, kendilerine yaşatılan hukuksuzluğa tepki göstererek şunları dile getirdi:
“Biz koskoca büyük bir depremi atlattık. Orada bile her şeyle baş edebilme gücünü kendimizde bulabildik. Ama maalesef bugün burada hayatımızın en büyük çaresizliğini yaşıyoruz. Elimizden hiçbir şey gelmiyor. Bu kadar insanız burada ama bizim için gönderilen polis ekibi, depremde olmayan polis ekipleri. Şu anda burada yaklaşık bin tane polis bulunuyor. Çaresizliğimizin sonundayız. Toprağa vurulan her kepçede yüreğimiz kanıyor. Böyle bir yağmalamanın dünyada başka bir örneği yok. Bu tapulu arazi, resmen işgal ediliyor. Olağanüstü bir durum var. Burada sıkı yönetim gibi bir şey uygulanıyor. İnsanlar mağdur. Kimse dışarı çıkamıyor, arazilerine giremiyor. Farklı bir şey konuşacak halimiz yok. Mahkemeler de sonuç vermiyor.”
PİRHA-Antakya’nın Samandağ ilçesinde TOKİ inşaatı için tapulu mandalina bahçelerine el konulmasına karşı çıkan Kurtderesi Mahallesi halkının direniş çadırına, sabah saatlerinde çevik kuvvet ve iş makineleriyle baskın yapıldı.
Antakya’nın Samandağ ilçesine bağlı Kurtderesi Mahallesi’nde yaşayan halk, TOKİ inşaatı için tapulu mandalina bahçelerinin yok edilmesine karşı nöbet tutuyor.
Sabah saatlerinde mahalleye çevik kuvvet polisleri ve iş makineleriyle baskın yapıldı. Nöbet çadırı basılırken, yurttaşların talana karşı topraklarını savunmak için iş makinelerinin önüne geçti. Polisin saldırısı sonucu yaralananlar oldu. Yaralılar hastaneye kaldırıldı.
PİRHA-Dersim’in Merkez İlçesi Örenönü Mahallesi’nde yapımı süren TOKİ konutlarının teslim edilmemesi nedeniyle 214 aile mağduriyet yaşıyor. Belediyeden valiliğe kadar tüm yetkili kurumlara defalarca şikâyette bulunduklarını aktaran yurttaşlar, mağduriyetlerinin giderilmesini istiyor.
Dersim’in Merkez İlçesi Örenönü Mahallesi’nde yapımı süren TOKİ konutları; 214 konut ve 3 dükkânlı ticaret merkezi inşaatı, sözleşme ve ihale tarihleri üzerinden yıllar geçmesine rağmen hâlâ hak sahiplerine teslim edilmedi.
Projenin sözleşmesi 3 Kasım 2022’de imzalandı, 11 Kasım 2022’de yer teslimi yapıldı. Yüklenici firma Mustafa Fevzi Koc uhdesinde yürütülen işin, süre uzatımıyla birlikte son bitim tarihi 13 Mayıs 2025 olarak belirlendi. Ancak gelinen noktada vatandaşlar hâlâ evlerine kavuşamadı.
“MAĞDURİYETİMİZ GÖRMEZDEN GELİNMEKTEDİR”
Resmi süre uzatımının 13 Mayıs 2025 tarihinde sona ermesine ve üzerinde 4 ay geçmesine rağmen evleri teslim edilmeyen yurttaşlar duruma tepki göstererek şu açıklamayı yaptı:
“TOKİ’nin yüklenici firması topu belediyeye atıyor, belediye ise yüklenici firmayı işaret ediyor. Arada kalan biz 214 aile ise kira yükü altında eziliyoruz. Her iki kurum da sorumluluğu birbirine paslayarak hak sahiplerini yok saymakta, mağduriyetimizi görmezden gelmektedir.
Bugüne kadar CİMER başvurularından TOKİ’ye, belediyeden valiliğe kadar tüm yetkili kurumlara defalarca şikâyet ve başvuru yapılmış, ancak hiçbir somut sonuç alınamamıştır. Bize her seferinde “en kısa sürede teslim” denilmiş ama bu “kısa süre”, 1 yılı aşkın bir zamana yayılmıştır.
Ev sahipleri tahliye baskısı yapıyor, kira sözleşmeleri sona erdi. Bazı aileler eşyalarını depolara taşımak zorunda kaldı. Çocuklarımız okula başlayacak ama evsiziz. Bu şehir bu kadar sahipsiz olmak zorunda mı? İlla bir bürokrat yada üst düzey birilerinin durumu aktarması mı gerekiyor sürecin hızlandırılması için.”
PİRHA- Hatay’ın Samandağ ilçesinde, TOKİ inşası gerekçesiyle devletin halkın tapulu arazilerine el koyması sonucu, Kurtderesi Mahallesi halkı direnişe geçerek nöbet eyleme başladıklarını duyurdu.
Hatay’ın Samandağ ilçesine bağlı Kurtderesi mahallesinde ‘Acil kamulaştırma’ gerekçesiyle halkın tapulu arazilerine devlet tarafından el konuldu. TOKİ inşası gerekçesiyle dün saat 05:00’te çevik kuvvet, TOMA ve iş makineleriyle tapulu arazilere girilerek narenciye ağaçları söküldü. Buna karışılık mülklerini ve doğayı korumak isteyen yurttaşlar nöbet eylem başlattıklarını duyurdu.
Ağaçların söküldüğü arazide toplanan yurttaşlar direnişlerinin sadece kendi arazilerini korumakla sınırlı olmadığını, aynı zamanda Samandağ halkının huzuru ve geçim kaynaklarını savunma amacı taşıdığını belirtti.
“DİRENİŞİMİZ SÜRECEK”
Mahalle sakinleri, TOKİ’nin inşa edilmesi adına başlatılan kamulaştırma işlemlerinin halkın geçim kaynaklarına ciddi zararlar verdiğini ve doğal yaşamı tehdit ettiğini dile getirdiler. Mülk sahibi bir yurttaş, sonuna kadar mücadele edeceklerini söyleyerek şu ifadeleri kullandı:
“Fiili olarak bir haftadır buraya kepçeler ile saldırı düzenliyorlar. Sabah veya akşamları girmeye çalışıyorlar. Biz mahalleli olarak buraları engellemeye çalışıyorduk. Birkaç kere görüşme talep ettiler. Görüştüğümüzde bize 4-5 gün süre vereceklerini, yasal yollara başvurmamız gerektiğini söylediler. Biz bunların hepsini yaptığımızı ve buraya giriş haklarının olmadığını dile getirdik. Sabah saat 5’te burada görmüş olduğunuz alanların hepsini kepçelerle katlettiler. Saat 10-11’e kadar birçok narenciye ağaçlarını ve zeytinlikleri katlettiler.
Herhangi bir durum karşısında her gün burada nöbet tutacağız, çadır kuracağız. Her kesimden destek bekliyoruz. Samandağ’ın daha huzurlu bir şekilde yaşaması, kendi yaşam alanlarımızda, kendi yeşilliklerimizde, kendi geçim kaynaklarımızda yaşamamız için gerekli olan bir direniştir. Bu direnişler bize gerekli.”
PİRHA- Hatay’ın Kurtderesi Mahallesi’nde TOKİ’nin 5. Etap projesi kapsamında çevik kuvvet eşliğinde tapulu arazilere giren iş makineleri ağaç sökümüne başladı.
Hatay’ın Samandağ ilçesine bağlı Kurtderesi mahallesinde ‘Acil kamulaştırma’ gerekçesiyle halkın tapulu arazilerine devletin el koyması üzerine olay yargıya taşınmıştı.
Hukuki süreç devam ederken TOKİ’nin 5. Etap projesi kapsamında belirlenen alanlara sabah erken saatlerde çevik kuvvet ekipleri eşliğinde gelen iş makineleri, tapulu arazilere girerek ağaç sökümüne başladı.
Mahalle sakinleri, kendi mülkiyetlerindeki arazilerde yapılan bu müdahaleye tepki göstererek kepçelerin önüne geçti ve çalışmaları durdurmaya çalıştı. Olay yerinde çevik kuvvetin bekleyişi sürerken, mahalle halkı arazilerine sahip çıkmak için alanda nöbet tutuyor. Bu hukuksuzluğa karşı çıkan yurttaşlar, seslerinin duyulması için kamuoyuna kendileriyle dayanışma çağrısı yaptı.
PİRHA – İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, giderek ağırlaşan barınma sorunu ve yüksek kira fiyatlarının araştırılması amacıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına araştırma önergesi sundu.
DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, Türkiye’deki barınma sorununa dikkat çekti. Çiçek, Yüksek kira fiyatlarının araştırılması amacıyla, Anayasa’nın 98. ve TBMM İçtüzüğü’nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını talep etti.
Barınma hakkının, Anayasa ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış temel bir insan hakkı olduğunu belirten Çiçek, “Ancak bu hak, milyonlarca yurttaş için fiilen kullanılamaz hale gelmiş; anayasal güvence olmaktan çıkıp kâğıt üzerinde kalan bir vaade dönüşmüştür. Neoliberal kentleşme politikaları, inşaat odaklı büyüme modeli ve kamusal konut üretiminin tasfiyesi sonucu barınma piyasa koşullarına terk edilmiştir” ifadelerini kullandı.
KİRA FİYATLARINDA EN FAZLA ARTIŞ YAŞANAN ÜLKE!
Milletvekili Cengiz Çiçek, araştırma önergesinin gerekçesinde şu hususlara dikkat çekti:
“Barınma hakkı, 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 25. ve 1966 tarihli Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nin 11. maddelerinde açıkça tanımlanmıştır. Türkiye Anayasası’nın 57. maddesi ise devlete, şehir planlaması kapsamında konut ihtiyacını karşılayacak önlemleri alma ve toplu konutları destekleme yükümlülüğü vermektedir.
Günümüzde bu hak, özellikle asgari ücretli, emekli ve dar gelirli yurttaşlar için en yakıcı gündemlerden biridir. Gelirin büyük kısmı kiraya gitmekte, bu da geçinmeyi imkânsızlaştırmaktadır. Depremler, zorunlu göç ve ekonomik krizler sorunu derinleştirmiş; barınma, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ayrımcılık ve eşitsizlikle örülü sosyal bir meseleye dönüşmüştür.
1 Temmuz 2024’te kiralara uygulanan %25’lik zam sınırının kaldırılması krizi daha da büyütmüştür. Enflasyon ve hayat pahalılığıyla birlikte kira bedelleri fahiş seviyelere çıkmış; kiracılar gelirlerinin önemli bir kısmını kiraya ayırmak zorunda kalmıştır.
OECD verilerine göre, Türkiye, 2015’ten bu yana kira fiyatlarında en fazla artış yaşanan ülke olmuştur. 2015-2024 döneminde nominal artış %996’ya ulaşmış, kiralar neredeyse 11 kat artmıştır. Tüm yıl verileriyle hesaplandığında ise bu oran %775’tir, bu da fiyatların yaklaşık 9 katına çıktığını göstermektedir.
Seasia.stats ve Numbeo verilerine göre, Türkiye’de ev fiyatlarının ortalama gelire oranı %81,45 ile dünyada ilk sıradadır. Türkiye’yi %59,04 ile Nepal, %49,86 ile Hindistan, %48,35 ile Endonezya ve %46,12 ile Ermenistan izlemektedir. Güney Kore, Peru, Dominika, Brezilya ve Şili de listede yer almaktadır.”
“DAR GELİRLİ HANELERE KİRA DESTEĞİ”
TÜİK’in “İstatistiklerle Aile 2024” verilerine göre, son 10 yılda ev sahipliği oranı %61,1’den %56,1’e düşerken, kiracı oranı %22,1’den %28’e yükseldi.
DEM Partili Cengiz Çiçek, Türkiye’de 24 milyondan fazla kişinin kiracı konumunda olduğunu ve kiracı hane sayısının ise yaklaşık 7,7 milyona ulaştığını belirtti. Cengiz Çiçek, önergesinde şu ifadelere yer verdi:
“KONUTDER verilerine göre, konut ihtiyacı yılda 700 binin üzerindeyken üretim ortalama 500 binde kalmakta, yıllık 200 bin konut açığı oluşmaktadır. TOKİ’nin bugüne kadar ürettiği konut sayısı yaklaşık 1,5 milyondur. Özel sektörle birlikte son 20 yılda toplam üretim 4 milyonu aşmamıştır. Ancak önümüzdeki 10 yılda arz-talep dengesinin sağlanabilmesi için en az 7 milyon yeni konut gerekmektedir.
Barınma hakkı, toplumsal eşitsizliğin en görünür ve yakıcı alanlarından biri haline gelmiştir. Devletin; sosyal konut üretimini kamusal bir görev olarak üstlenmesi, inşaat maliyetlerini düşürmesi, kamu emekçilerine lojman tahsisini canlandırması, dar gelirli hanelere kira desteği sağlaması ve etkin denetim mekanizmaları kurması gerekmektedir.
Bu bağlamda, yoksulluk sınırının altında yaşayan ve ev sahibi olmayan hanelere, sendikalarca açıklanan en yüksek açlık sınırının %25’i oranında kira desteği verilmesi sosyal devlet ilkesinin gereğidir. Anayasal bir hak olan barınma hakkının kamusal güvencelerle hayata geçirilmesi için Meclis bünyesinde bir araştırma komisyonu kurulması elzemdir.”
PİRHA- ‘Acil kamulaştırma’ gerekçesiyle tapulu topraklarının ellerinden alınmasını yargıya taşıyan Mağaracıklı yurttaşlar “Mahkeme günü gelin sesimize ses, gücümüze güç olun. Birlikte direnelim, yaşam alanlarımızı birlikte kazanalım” diyerek duruşmaya katılım çağrısında bulundular.
Hatay’ın Samandağ ilçesine bağlı Mağaracık ve Hıdırbey mahallelerinde, “Acil kamulaştırma” gerekçesiyle halkın tapulu arazilerine devletin el koyması üzerine başlayan direniş, yargıya taşındı. Mahalle sakinleri, 7 aydır süren mücadelelerinin ardından 20 Mayıs Salı günü saat 10.00’da Antakya 3. İdari Mahkemesi’nde görülecek olan davaya katılım çağrısı yaptı.
“BİRLİKTE DİRENELİM”
Mağaracık Mahallesinden yurttaşlar, 7 aydır süren direnişle ilgili şu açıklamayı yaptı:
“Haksızca, hukuksuzca, zorla topraklarımızın elimizden alınmasına karşı 7 aydır nöbetimiz, direnişimiz el konmalara karşı direniş platformu olarak dayanışma ve kararlılıkla devam ediyor. Bugüne kadar onlarca kez yürüyüşümüz, açıklamalarımız, nöbetlerimiz oldu. Şirketlerle birlikte topraklarımıza girmeye çalışan kolluk kuvvetlerinin karşısında durduk, kepçelerin önüne yattık ve çalışmaları durdurduk. Ülkenin her bir tarafından mücadelemizi destekleyenler, yanımızda olanlar, ziyaretimize gelenler oldu. Şimdi sırada açtığımız davaların mahkemeleri var. Bizleri destekleyen, yanımızda olan herkese buradan sesleniyoruz; mahkeme günü gelin, sesimize ses, gücümüze güç olun. Birlikte direnelim, yaşam alanlarımızı birlikte kazanalım. 20 Mayıs Salı günü saat 10.00’da Antakya 3. İdari Mahkemesi’nde gerçekleşecek olan mahkememize bütün herkesi çağırıyor, bekliyoruz. Direne direne kazanacağız!”
PİRHA-Adıyaman’da inşaat işçileri 3 aydır ödenmeyen maaşları için eylem yaptı.İşçiler binadan atlamak istedi.
Adıyaman İnderesi Cevahir Ana firmaya bağlı Fays taşeron firma tarafından 3 aydır maaşı ödenmeyen işçiler eylem yaptı. İşçiler parası ödenmediği için binaya çıkıp atlamak istedi.
PİRHA- Zeytinlik ve narenciye bahçelerine el konulmasına karşı Mağaracıklı yurttaşların direnişi sürerken bu sabah dozerler, jandarma eşliğinde arazilere girdi.
Samandağ’ın Mağaracık mahallesinde arazilerine el konularak TOKİ yapılması kararına karşı mücadele yürüten köylülerin arazilerine jandarma eşliğinde girildi. Köylüler tapulu arazilerinin işgaline izin vermeyeceklerini söylerken, işgale karşı çıkan yurttaşlar jandarmanın saldırısına uğradı.
Tapulu arazilere zorla girilirken, duruma itiraz eden arazi sahipleri ise gözaltına alındı.
Mağarıcıklı yurttaşlar, sonuna kadar direneceklerini belirterek, kamuoyunu duyarlılığa davet etti.
PİRHA – Milletvekili Celal Fırat, Maraş depremi sonrası inşa edilmeye başlanan afet konutlarındaki fiyat belirsizliğine dikkat çekti. Konut sahiplerinin, boş senetlere imza attıklarını belirten Milletvekili Fırat, konuya ilişkin soru önergesi hazırlayarak TBMM Başkanlığına iletti.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, 6-7 Şubat 2024 Maraş depremleri ile 24 Ocak 2020’de Malatya ve Elazığ’da yaşanan depremler ardından oluşan konut krizini gündeme getirdi.
Milletvekili Fırat, Maraş merkezli depremler sonrası afet konutları inşa edilmeye başlandığını ancak hak sahiplerinin boş senetlere imza attıklarını vurguladı. Fırat, depremzedelerin, konutların karşılığında TOKİ’ye ne kadar borçlandıklarını bilmediklerini aktardı.
YURTTAŞLAR, TOKİ’YE NE KADAR BORÇLANDIKLARINI BİLMİYOR!
Celal Fırat, konuya dair Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına soru önergesi sundu. DEM Partili Fırat, önergesinde şu ifadelere yer verdi:
“6 Şubat 2023 tarihinde Maraş merkezli meydana gelen depremler sonrası Urfa, Hatay, Malatya, Maraş, Adıyaman, Antep, Diyarbakır, Elâzığ, Osmaniye, Adana ve Kilis’te afet konutları inşa edilmeye başlanmış ve tamamlanan konutların hak sahiplerine teslimine devam edilmektedir. Ancak, hak sahiplerinin boş senetlere imza atarak anahtarlarını aldıkları konutların karşılığında TOKİ’ye ne kadar borçlandıklarını bilmedikleri için endişeli oldukları bilinmektedir. Fiyatların iki yıl sonra belirleneceğinin söylenmesi ise bu kaygıyı daha da artırmaktadır.
Bazı depremzedelerin evlerini kiraya vererek taksitlerini ödemeyi planladıklarını ancak 2 yıl boyunca kiraya vermeme yasağı konması depremzedeleri ayrıca zor duruma düşürmüştür.
Diğer taraftan, Elâzığ ve Malatya’da 24 Ocak 2020’de meydana gelen deprem sonrasında TOKİ tarafından yapılan konutlar için aylık alınan 1200 lira taksit miktarı 7 bin 500 liraya yükseltilmiştir.
Faturalarını bile ödeyemeyen deprem mağdurlarının bu artışı ödeyebilmesi mümkün değildir. 200 bin liraya aldıkları ev 1 milyon liraya çıkmıştır. Güya bu evler asgari ücretle çalışan, dar gelirli olan, engelli olan vatandaşlara yardım olsun diye verilmiştir. Bu evlerin yakıtı, aidatı, faturası derken şimdi 7500 TL’ye yükseltilen bu taksit miktarı Elâzığ depremzedelerini zor duruma düşürmüştür.”
“SORUMLULUĞUNU KİM ÜSTLENECEK?”
Milletvekili Celal Fırat, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti:
“6 Şubat 2023 Maraş merkezli deprem sonrası yapılan konutların geri ödemesinin ne kadar olacağı neden açıklanmamaktadır? 2 yıl sonra belirlenecek fiyatların vatandaşı mağdur etmesinin sorumluluğunu kim üstlenecektir?
Deprem konutu teslim edilirken yapılan sözleşmede neden ödeme bedeli yer almamaktadır? 2 yıl sonra yüksek rakamlarla vatandaşı borçlandırmamamın bir garantisi var mıdır?
Deprem konutlarını kiraya vererek taksitlerini ödemeyi planlayan vatandaşlara 2 yıl boyunca kiraya vermeme yasağı konmasına neden gerek duyulmuştur?
2020 Elâzığ-Malatya depremi sonrasında TOKİ tarafından yapılan konutların 1200 lira olan taksit miktarının 7500 liraya yükseltilmesini asgari ücretle çalışan, dar gelirli olan, engelli olan vatandaşlar nasıl ödeyecektir?
Elâzığ-Malatya deprem konutlarının 7500 liraya çıkan taksitlerini ödeyemeyen vatandaşlara bankalardan icra gelmesi ve ‘Evleri boşaltın’ dendiği doğru mudur? Bu haksızlığın durdurulması için bir girişiminiz olacak mıdır?”
PİRHA- Dikmece’de ‘acil kamulaştırma’ gerekçesiyle halkın zeytinliklerine konut yapma davası sürerken iş makinaları arazilere girerek zeytinlikleri sökmeye başladı. Dikmece halkı direniş çağrısı yaparak, “Şirket yetkilileri köyümüzde yine suç işliyor. Açtığımız dava sürerken zeytinlikleri sökmeye gelen şirket yetkilileri suç işliyor. Bu hukuksuzluğa karşı mücadele edeceğiz” dedi.
Antakya ilçesine bağlı Arap Alevi köyü Dikmece’de ormanlık alanların ve zeytinliklerin konut yapımı için imara açılmasına karşı başlatılan hukuk mücadelesi 2023 yılından bu yana sürüyor. Hala devam eden yargı sürecine rağmen iş makinaları zeytinliklere girerek ağaçları sökmeye başladı. Arazilerine kanunsuz bir şekilde girildiğini ve bunun bir gasp olduğunu belirten Dikmeceliler zeytinliklerini korumak için nöbete başladı.
Yurttaşların kurmuş olduğu Dikmece Direniyor oluşumu, konuya dair şu açıklamayı yaptı:
“Bugün köyümüzde yine suç işlemeye gelen şirket yetkilileri ile mücadeledeyiz. Zeytinliğin hali hazırda devam eden davası olmasına ve suç duyurusunda bulunmamıza rağmen hukuk dinlemeden zeytin ağaçlarını söküyorlar. Herkesi bu dayanışmayı ve mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.”
Zentinliklerin kesildiği alanda konuşan Meryem Kutlu adlı yurttaş, verimli alanların yok edildiğinin altını çizerek, tüm duyarlı yurttaşları doğa kıyımının yaşandığı Dikmece’ye davet etti.
PİRHA-6 Şubat 2023’te meydana gelen Maraş merkezli depremin üzerinden yaklaşık 24 ay geçti. 11 ili etkileyen depremin yıkıma neden olduğu kentlerdeki yüz binlerce kişi kalıcı konutlara yerleşmenin umuduyla üçüncü kışı da konteynerlerde geçiriyor. Bir yılda biteceği söylenen evlerin hala tamamlanmadığını söyleyen yurttaşlar, “Depremde insanlar sadece 4 ay boyunca konuşuldu 4 ay sonra da unutuldu. Pazarcık’ın tekrar düzelmesi 20 seneyi alacak” diyerek mağduriyetlerinin bir an önce giderilmesini istediler.
Depremin merkezi olan Pazarcık’ta 2 yılın ardından süren sorunlar devam ediyor. Esnaflar konteyner dükkanlarda işlerini sürdürmeye çalışıyor. 2 yıldır devam eden inşaatlar yüzünden esnaflar hala dükkanlarına geçemedi.
Pazarcık’ta yaşanan sorunların başında konutların çoğunluğunun teslim edilmemesi ve binlerce insanın hala konteyner kentlerde yaşamaya mecbur bırakılması geliyor. Bazı yurttaşlar TOKİ’lere yerleşmiş olsa da şehir merkezine uzak olması ticari ve sosyal alanda yaşanan eksiklerden kaynaklı problem yaşadıkları önemli sorunlar arasında. İlçe merkezde yerinde dönüşüm çalışmaları sürerken yurttaşlar, çalışmaların biran önce tamamlanmasını istiyor.
“1 YILDIR BİTİRİLECEĞİ SÖYLENEN İNŞAATLAR HALA TESLİM EDİLMEMİŞ”
Depremin merkez üssü olan Pazarcık’ta halk, sokaklarda devam eden kazılara, inşası devam edip teslim edilmeyen dükkanlara, konutların teslim edilmemesi hakkında konuştu.
30 yıldır kebapçılık işiyle uğraşan Bilal Ağnar, konteynerde iki yıldır kebapçılık yapmak zorunda kaldığını ifade ederek kimsenin esnafla ilgilenmediğini söyledi. Ağnar, şunları söyledi:
“Ne belediye olarak ne hükümet olarak kimsenin ilgilendiği yok. Bir yıldır bitirileceği söylenen inşaatların 4’üncü etabı bile bitmedi. TOKİ’lerin yapmış oldukları konutların birçok eksiği var, insanlar tamirci bulup kendi cebinden ödeyerek yapıyor. Merkez üssü Pazarcık bu şekildeyse diğer şehirleri düşünemiyorum. İnsanların kendi yerinde ev yapılmasına izin verilmiyordu, son birkaç aydır izin verildi.”
Seçim dönemleri dışında kimselerin kendileriyle ilgilenmediğini ifade eden Ümit Avlık, depremden sonra da bir şeylerin değişmediğini, yönetenlerin kendi bildiğini yaptığını söyledi.
Avlık, konteynerlerde bir çok sournun yaşandığını aktararak, “Elektrik sıkıntısı var, su sıkıntısı var. Oralarda sokak lambaları yanmıyor. Herhangi bir hırsız girse kimsenin haberi olmaz. Eğer bir yere konteyner kuruyorsan oranın eksiklerini, ihtiyaçlarını da çözümlemek zorundasın ama kimse vatandaşla ilgilenmiyor” diye konuştu.
“DEPREM 4 AY BOYUNCA KONUŞULDU, SONRA UNUTULDU”
Sokakta kestane satarak geçimini sağlayan Mikail Bozgeyik, deprem süreciyle ilgili olarak şunları söyledi:
“Depremde insanlar sadece 4 ay boyunca konuşuldu 4 ay sonra da unutuldu. Pazarcık’ın tekrar düzelmesi 20 seneyi alacak. Daha birçok yerde yıkılmamış binalar var. Depremin korkusu hala üzerimizde yaşıyorken hala yıkılmamış binalar var.”
Deprem evi hasar alan Nazmiye Bayık, kimsenin kendileriyle ilgilenmediğini ve kendi imkanlarıyla evlerini tadilat ettiğini ifade etti. Konuşmasında yaşadığı sorunlara değinen Bayık, “Bir ay önce eşim ölünce maaşım yarıya düştü. Aldığım maaş geçimimi sağlamıyor. Evde işsiz bir oğlum var. Evim de hala çatlaklıklar var. Bir defa eve geldiler normal dediler bir daha da gelmediler.”
Yaşlı annesine bakmak durumunda kalan İbrahim Kızakoğlu da, “Evimiz yok, müteahitler işçilerin parasını ödemediği için evlerimiz hala yapılmamış. Yaşlı bir annem var. Çok mağduruz” diyerek mağduriyetinin giderilmesini istedi.
“EV ÇIKTI NASIL PARA ÖDEYECEĞİMİ DÜŞÜNÜYORUM”
Gelir kaynağı olmadığı için geçinemediğini belirten Mıstık Beliktaş ise, “Deprem oldu, evim yıkıldı. Emekliliğim yok, param yok. TOKİ çıktı ama nasıl para ödeyeceğim diye düşünüyorum. İlgililer bana yardımcı olsunlar. Benim yatıracak param yok, ne yapayım cadde de mi kalayım. Eğer yapabiliyorlarsa bana bir çözüm bulsunlar” ifadelerine yer verdi.
PİRHA- Malatya Yeşilyurt’a bağlı İkizce köyündeki arazilere deprem konutu yapılmak üzere ‘kamulaştırmasız resen el koyma’ kararına tepki gösteren köylüler, “Sorunun çözümü için kamulaştırmasız el koyma uygulamasını derhal durdurun” çağrısında bulundu.
Depremin en çok hasar verdiği illerden olan Malatya’da deprem konutları yapmak için köylülerin ellerinde bulunan ev ve arazilere ‘kamulaştırmasız resen el koyma’ kararı veriliyor.
‘kamulaştırmasız resen el koyma’ kararına karşı tepki gösteren İkizce (Haçova) köylüleri, bunun bir gasp olduğunu söyledi.
İktidar, rantı yüksek başta kent merkezi olmak üzere birçok bölgede yurttaşların sağlam ya da az hasarlı konutlarını da rezerv alanına dahil etme çalışmasına karşı, yurttaşlar yoğun bir itiraz gösteriyor. İktidar buna karşı ‘resen el koyma’ kararı vererek kırsalda uygulamaya başladı.
Rejimin temeli hakkı olan mülkiyet hakkını deprem bahanesiyle ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalar son dönemde artış gösterirken, birçok yurttaş mallarına çöküldüğüne dair bilgileri tapu kayıtlarını kontrol ettiklerinde ‘el koyma’ yazısıyla öğrenmeye başladı.
Duruma tepki gösteren köylüler Pir Haber Ajansı’na (PİRHA) konuşarak, şunları söyledi:
“Depremde evi yıkılmış veya ağır hasar almış hak sahiplerinden binlercesi kalıcı olarak göç etti. Şimdi bu kişiler sistemde hak sahibi görünüyor. TOKİ Malatya’da oturmayanlar içinde konut yapmış oluyor. Şehir dışına kalıcı olarak göç etmiş olan hak sahiplerine teslim edilen bu konutlarda kim oturacaktır. Malatya çok ciddi oranda nüfus kaybetti. Yapılan planlamalarda bunların hiçbiri dikkate alınmadı. Çok değil bir yıl sonra Türkiye’nin ana gündemi “Malatya konut çöplüğü” şeklinde olacaktır. Yaklaşık 2 yıldır İkizce Mahallesi yolunu TOKİ şantiyeleri kullanmaktadır. Mahalle sakinleri TOKİ şantiyelerinin bir an önce bitirilip bölgenin normalleşmesini istiyor. Sorumsuzca vatandaşın tapulu arazisine izinsiz ve usulsüz şekilde hafriyat dökülmektedir.”
“TAPULU ARAZİME EL KONULMUŞ”
Daha önce mera alanlarına konut yapılmasına karşı çıkmadıklarını söyleyen İkizce köyü sakinlerinden Hüseyin Gemici, kendisine ait olan mülklere el konulmasına tepki göstererek şunları söyledi:
“Depremden sonra konutların İkizce’de yapılmasına saygı gösterdik. Süreç içerisinde bizim evlerimize, meralarımıza el konuldu. Hayvanlarımızın yayılacağı meraları feda ettik, arazilerimizi feda ettik bir de yetmiyormuş gibi tapulu olan arazilerimize devlet tarafından el konuldu. Benim orada emek verdiğim 3 katlı bir evim, hayvanlarım, arazim var. Şu anda tapulu bir arazim yok, el konulmuş. Biz mağduruz, endişeliyiz. Bu konuda bizim aleyhimize alınan bu kararların durdurulmasını, yaşadığımız mağduriyetlerin çözülmesini istiyoruz.”
“80 YAŞINDAN SONRA BENİ NEREYE ATACAKLAR”
Uzun yıllar emek vererek ev yapabildiğini söyleyen İmam Durdu, “Ben hamallıkla 4 tane çocuğumu okutturdum ve bir ev yapabildim. Yaptığım evin yapı ruhsatı var. Ne yaptım ki beni bu şekilde mağdur ediyorlar. Ben 80 yaşındayım, bu yaştan sonra beni nereye atacaklar. 100 daire verseler de beni mağduriyetim giderilmez” ifadesinde bulundu.
“KÖYLÜLER BENDEN ÇÖZÜM BEKLİYOR”
Defalarca yetkililerle konuştuğunu ve yetkililerin kendisine sorunların çözüleceği sözünü verdiğini belirten İkizce Köyü Muhtarı Mehmet Tanrıverdi, verilen sözlerin tutulmadığına dikkat çekerek, “Özellikle TOKİ şantiyelerinde çalışan ağır vasıtalı araçlar yüzünden bütün yollarımız toz ve bozulmuş durumda. Defalarca yetkililere söyledik bugün yarın bitireceğiz dediler. İnsanlarımız öfkeli, bunun önüne geçemiyorum. İki arada bir derede kalmışım. Köylülerimiz benden çözüm bekliyor ama ne yazık ki arazilerimiz, tarlalarımız ellimizden alınmaya çalışılıyor. En kısa zamanda insanlarımızın sorunlarını çözüme kavuştursunlar. Çünkü insanlarımız çok gergin ve başka sorunlar çıkmasından endişe ediyoruz.”
“BAŞKA GİDECEK TOPRAĞIMIZ YOK”
Ektiği ürünün risk altında olduğunu ve hayvanlarını besleyecek alanlara el konulmasını istemediğini vurgulayan Hüseyin Yılmaz ise, topraklarını terk etmek istemediklerini belirterek şunları söyledi:
“Tarlada 20 dönüm ektiğim buğday, baktığım küçükbaş hayvanlarım var ve yakında doğum yapacaklar. İş makinalarının çalıştığı esnada hayvanlarımız korkuyor, strese giriyor. Devlet hayvancılıktan, tarımdan bahsediyor. Bu şekilde yaparak bize hiçbir şey yapmamayı dayatıyorlar. Bu bir tacizdir, tecavüzdür başka bir şey değildir. Bir gecede alınan bir kararla beni köşeye sıkıştırarak ne yapmaya çalışıyorlar. Devlet şu an bizi hiçe sayıyor. Nereye gidelim şimdi biz. İkizceliyiz, bir yere gitmiyoruz. Başka gidecek bir toprağımız yok. Şu ana kadar herhangi bir sorun yaşamadık ama biz çok zorluyorlar. Bizi bir köşeye sıkıştırmış durumdalar. Bizimle ilgilenecek bir yetkili yok, bir sorumlu yok, muhatap bulamıyoruz. Ne Belediye Başkanı var ne milletvekili var.”
PİRHA-Adıyaman İndere deprem konutlarında çalışan işçiler, bağlı oldukları Sur Yapı’dan para alamadıkları için iş bırakma eylemine başladılar.
Adıyaman’ın İndere bölgesinde yapılan deprem konutlarında çalışan bazı işçiler çalıştıkları Sur Yapı’dan gecikmiş maaşlarını alamadıkları için iş bırakma eylemine girdiler.
İşçiler, kepçelerle çalışma alanının girişlerin kapatarak “Yetkilileri bekliyoruz, çalışmamızın karşılığını, alın terimizin hakkını versinler, çoluk çocuğumuz var, perişan oldu” diye tepki gösterdiler.
Sur Yapı’nın daha önceden de işçilere yönelik tutumlarından dolayı çok defa şikayet edildiği ancak herhangi bir önlem alınmadığı da söylendi.
PİRHA- 6 Şubat depremleri sonrası Hatay’da ‘Acele Kamulaştırma’ kapsamına alınan ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nca (TOKİ) konut yapılması planlanan Hatay’ın Samandağ İlçesi’nde ki Hıdırbey-Mağaracık-Yoğunoluk-Kurtderesi ve Vakıflı Mahallelerine ilişkin raporunu kamuoyuna açıklayan İHD Hatay Şubesi, halkın demografik yapının değiştirilme endişesi taşıdığını belirterek, “Derhal bu haksız, hukuksuz “Acele Kamulaştırma” kararından vazgeçilmesini öneriyoruz” dedi.
6 Şubat depremleri sonrası Hatay’da acele kamulaştırma kapsamına alınan ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nca (TOKİ) konut yapılması planlanan Hatay’ın Samandağ İlçesi Hıdırbey-Mağaracık-Yoğunoluk-Kurtderesi, Vakıflı Mahallelerinde 12 binin üzerinde konut İnşa edilmesi planlanmaktadır.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Hatay Şubesi, yaşanan hak ihlallerine dair basın açıklaması yaptı.
Abdullah Cömert Parkı’nda yapılan açıklamayı İnsan Hakları Derneği Hatay Şube Eş Başkanı Mürsel Tonguç Salmanoğlu okudu. Salmanoğlu, bir heyet oluşturarak alanda çalışmalarda ve tespitlerde bulunulduklarını belirterek, “Yaptığımız araştırmalarda Samandağ ilçesi Hıdırbey-Mağaracık-Yoğunoluk-Kurtderesi, Vakıflı mahallerinde şu an itibari ile 1. Etap 424 Adet Konut inşaatı ile Alt yapı ve Çevre düzenleme işi,2. Etap ta aynı şekilde 750 Adet konut,3. Etapta 1112 Adet konut ve 2 adet 10 dükkanlı Ticaret merkezi ve 4. Etapta 1138 olmak üzere toplamda 3424 adet konut inşaatı alt yapı ve çevre düzenlemesi işinin ihalesi yapılmış olup çalışmalara başlanmıştır. 6 Şubat depremleri sonucu Samandağ İlçesinde resmi rakamlara göre 10700 hak sahipliğinin olduğu da tarafımızca tespit edilmiştir” dedi.
İlgili sayılı Hatay İli Samandağ İlçesi Hıdırbey-Mağaracık-Yoğunoluk iskan alanı kamulaştırma işlemi haritasında özel mülkiyetteki taşınmazların oranı, proje alanının yaklaşık yarısına denk geldiğini aktaran Salmanoğlu, şunları ifade etti:
“Bu alanlardaki özel mülkiyet sahipleri ile yaptığımız görüşmelerde Acele Kamulaştırma kararı ile depremzedeler için yapılması planlanan TOKİ konutlarına karşı olmadıklarını fakat yapılması planlanan TOKİ konutlarının geçim kaynakları olan mandalina ve zeytin ağaçlarının olduğu alanlara tekabül ettiği, istimlak edilen yerlerin Samandağ ilçesindeki 1. sınıf tarım arazileri olduğu, Acele Kamulaştırma Kararı sonucu kendi adlarına kayıtlı tapulu arazileri ile ilgili hiçbir şekilde devlet yetkileri tarafından bilgilendirilmedikleri, e-Devlet üzerinden tapu kayıtlarının düşürülmüş olduğunu, bir kısmının da hesaplarına para yatırıldığı, yatırılan paranın rayiç bedellerinin çok altında olduğu hatta dörtte biri kadar olduğu, proje kapsamının nereleri kapsadığı nasıl gelişeceği hakkında bilgi sahibi olmadıkları, proje alanının günübirlik değiştiğini, bu yüzden arazileri istimlak edilmeyen kişilerinde tedirgin olduğu, kendi topraklarında kendi arazilerinde kendilerine hiç haber verilmeden görüşleri alınmadan yapılan bu Acele Kamulaştırmanın kamu yararı gözetmediğini, bir kısım arazi sahibinin arazilerine sulama sistemleri kurma, kuyu açma ve havuz yapma gibi yatırımlar yaptığı, mağdur edildikleri dile getirilmiştir.
Ayrıca Acele Kamulaştırma Kararı ile Hazine, Vakıf ve Belediye arazilerini her yıl kirasını ödeyerek kullanan kişilerle yaptığımız görüşmelerde aynı şekilde depremzedeler için yapılması planlanan TOKİ konutlarına karşı olmadıklarını, fakat onlarca yıldır hazine arazilerini kullanılacak duruma getirmek için emek verdiklerini ekip biçtiklerini, ağaç diktiklerini, sulama sistemleri gibi bir dizi yatırım yaptıklarını, kendilerine hiçbir şekilde haber verilmeden arazilerindeki ağaçların söküldüğünü, Bilirkişilerin arazilerinde ki ağaçların sayısı ve yaptıkları yatırımları tespit etmek için gelmediklerini, bir kısım arazi sahibinin Tarım İlçe Müdürlüğü gibi ilgili kurumlara gidip dilekçe vererek sökülen ağaçların ve yaptıkları yatırımların taraflarına verilmesini talep ettiklerini, fakat kendilerine herhangi bir şekilde dönüş yapılmadığı, mağdur edildiklerini dile getirmişlerdir. Ayrıca yatığımız görüşmelerde ve basın taramasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ının 12 mart 2023 tarihinde Samandağ Afet Koordinasyon Merkezi’nde Samandağ’da 17 bin 331 konutun inşa edileceğini söylediği; oysa hak sahipliğinin bile 10700 olduğu hatta bir kısım hak sahibinin yerinde dönüşüme başvuru yaptığı düşünüldüğünde inşa edilecek TOKİ konut sayısının iki kat fazla olduğu, bu konutların kimlere hangi şartlarda verileceğine yönelik resmi bir bilginin olmadığı, bu yüzdende Samandağ halkında demografik yapının değiştirileceğine yönelik kaygıların olduğu tespit edilmiştir.”
Anayasa, yasalar ve uluslararası hukukun insan haklarına dair en önemli kaynağı olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde ise mülkiyet hakkı ek protokolde düzenlendiğini vurgulayan Salmanoğlu, “Buradan yetkililere, mülkiyet hakkına dair temel düzenlemelerin bu şekilde olduğunu ve bu hakkın sınırlandırılması ile durdurulmasının Anayasa’da yer alan hükümlere tabi olduğunu hatırlatarak, yaşanacak mağduriyetlerin önüne geçilmesini ve derhal bu haksız, hukuksuz “Acele Kamulaştırma” kararından vazgeçilmesini öneriyoruz” şeklinde konuştu.
“HÂLİHAZIRDA UYGULANAN PROJELER, ŞEFFAF BİR ŞEKİLDE REVİZE EDİLMELİDİR”
Salmanoğlu, taleplerini ise şöyle sıraladı:
“-TOKİ konutlarının inşaat alanlarında yapılan jeoloji ve jeofizik etüt raporları, ilgili kurumlarla paylaşılmalı ve TOKİ konut inşaatlarının denetimi, İnşaat Mühendisleri Odası’na açık olmalıdır.
-Hâlihazırda uygulanan projeler, demografik yapıyı değiştirmeden, ekolojik dengeye zarar vermeden ve yoksullaşmaya sebep olmadan, şeffaf bir şekilde revize edilmelidir.
-Acele kamulaştırma kararıyla depremzedeler için yapılması planlanan TOKİ konutlarının inşa edileceği yerlerde halk, katılım ilkesi doğrultusunda tüm sürece dâhil edilmeli ve projeler şeffaf bir şekilde yürütülmelidir.
– Hatay’ın Samandağ İlçesindeki Hıdırbey-Mağaracık-Yoğunoluk-Kurtderesi, Vakıflı Mahallelerinde Depremzedeler için yapılması düşünülen TOKİ konutlarında halkın geçim kaynağı olan Hazine Vakıf ve Belediyeye ait arazilerdeki portakal mandalina ve zeytinlik alanlara mümkün mertebe dokunulmamalı, ekolojik dengeye zarar vermeyen projeler geliştirilmelidir. Ayrıca TOKİ konutların yapımında gerçek kişiler ile hukuk tüzel kişilerin Hazine Vakıf ve Belediyeden kiraladıkları arazilerin geri alınmasıyla oluşan hak kayıpları ivedilikle giderilmelidir.
– Hatay’ın Samandağ İlçesi’ndeki Hıdırbey-Mağaracık-Yoğunoluk-Kurtderesi, Vakıflı Mahallelerinde depremzedeler için yapılması düşünülen TOKİ konutlarında halkın geçim kaynağı olan özel mülkiyete ait arazi ve konutlara müdahalenin, öncelikle hukukî bir dayanağının bulunması, bunun yanında kamu yararına dayalı meşru bir amacının olması ve nihayet müdahalenin ölçülü olabilmesi için kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin sağlanması gerektiğini tekrar vurgulayarak kamulaştırma yoluna gidilmesini, hâlihazırda kamulaştırılarak TOKİ inşaatlarının yapıldığı yerlerde rayiç bedellerinin tekrar ele alınarak gerçek değerleri üzerinden hak sahiplerine ödenmesi sağlanmalı, mağduriyetler giderilmelidir.”
PİRHA-Depremde birçok evin enkaza dönüştüğü Pınarbaşı’nda (Bulam) 2 yıldır yapılmayan konutlar yüzünden yurttaşlar hala konteynerlerde yaşamak zorunda kalıyor. 1 km mesafedeki Çelikhan ilçesindeki konutlar tamamlanırken, Pınarbaşı’ndaki evlerin yapılmamış olması halk tarafından tepkiyle karşılanıyor. Beldeye bağlı muhtarlar, ikinci bir deprem yaşadıklarını vurgulayarak, konutların bir an önce yapılmasını istiyor.
Adıyaman Çelikhan İlçesine bağlı Pınarbaşı (Bulam) Beldesi’nde 6 Şubat depremlerinin üzerinden yaklaşık 2 yıl geçtiği halde herhangi bir konutun yapımına başlanmadı.
Bulam’a 1 km mesafedeki Çelikhan İlçesi’nde Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından yapılan daireler yurttaşlara teslim edilirken, Bulam’da sadece ev yapılacak alan belirlenip, bir istinat duvarı ve birkaç inşaat temeli yapılarak bırakılmış halde. Alevilerin yoğun yaşadığı Bulam’da evlerin yapılmamış olması toplumda tepkiye neden oldu.
Çevrede birçok köyün evleri teslim edilmek üzereyken 3500 nüfuslu beldenin evlerinin yapılmama nedenlerini Çevre ve Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü çeşitli nedenlerle ya ertelendiği ya tekrar ihale edileceği bilgisini veriyor. Pınarbaşı Beldesi mahalle muhtarları geciktirilen konutların en hızlı şekilde teslim edilmesi gerektiğini belirterek, yetkililerin mahallelerindeki halkın yaşamış oldukları sorunlarla ilgilenmesi gerektiğini ifade ettiler.
“ŞEYHO KOÇ: EV YAPMAK İÇİN FAİZLE KREDİ ÇEKTİM”
Depremde evi yıkılan Şeyho Koç, herhangi bir destek alamadığı için faizle kredi alarak küçük bir ev yaptığını söyledi. Depremde evi yıkıldıktan sonra çadırda yaşamak zorunda kalan Şeyho Koç, borçla yaptığı evin kredi faizini verdiğini dile getirdi. Yetkili kurumlardan kendisine yönelik bir desteğin sağlanmadığını belirten Koç, şunları söyledi:
“Çevrede bulunan Köseuşağı, Aktaş ve Çelikhan’ın evleri yapıldı, ama bizim burası olduğu gibi duruyor. Sadece bir duvar örülmüş ve o şekilde bırakılmış. Depremde faizle kredi çekerek iki konteynır genişliğinde bir ev yaptım. Paranın bir kısmını çocuklarım bir kısmını da ben çekerek bu evi yaptım. Şimdiye kadar 1 milyon TL param gitti. Evin yapılmasında ben çok çalıştım yoksa 300-400 bin lira daha giderdi.”
“6 AY İÇERİSİNDE TESLİM EDİLECEĞİ SÖYLENDİ”
Cami Mahallesi Muhtarı Erkan Gümüş, depremden bu yana insanların mağdur olduklarını söyledi. Hala insanların konteynerlerde yaşadığını dile getiren Gümüş, “Defalarca kaymakamlığa, çevre, şehircilik ve iklim müdürlüğüne de gittik. Defalarca toplantı da yapıldı, hala da bizim beldenin temelleri atılmadı. 8 mahallede içeresinde Aktaş Mahallesi’nin temelleri atılmış, evleri daha teslim edilememiş. İnsanlarımızın birçoğu konteynerlerde kalıyor ve yardım alamıyorlar. Devlet kira yardımını yapmıyor. Mahalle muhtarlarıyla görüşmeye gittiğimiz zaman bize 6 ay içerisinde evlerin teslim edileceğini söylediler. Aradan 6 aydan fazla zaman geçti ortada ev yok ve çalışmalar kıştan dolayı durdurulmuş” dedi.
“TÜTÜNLERİN ÇOĞU BOZULDU, İNSANLAR GEÇİNEMİYOR”
Bu sene yaptıkları ürünlerin birçoğuna hastalık vurduğu için zarar ettiklerini söyleyen Gümüş, “Burada iş imkanları olmadığı için çalışacak bir yer yok. İnsanlar asgari ücretli geçinemediğinden evlerine bakamıyorlar. Tütünlerin yüzde 90’ına hastalık bulaştığından dolayı halk geçinemiyor. Yetkililerin bir an önce bu soruna çözüm bulmasını istiyoruz” diye konuştu.
“EVLER YAPILMADI, KIŞ SOĞUK, İNSANLAR KONTEYNERLERDE YAŞAM MÜCADELESİ VERİYOR”
22 aydan beridir evlerin temelinin atılmadığını, kış soğuk olduğu için insanların konteynerlerde kalmak zorunda kaldığını söyleyen Pınarbaşı Kaya Mahallesi Muhtarı Ali Tuğrul, deprem ilgili yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“300 ağır hasarlı ev olan belde de 3 tane temel atılmış. Önümüz kış bu şartlarda da ev yapılamaz. Konteynerlerde, çadırlarda yaşayan insanlarımız var. Deprem yardımı alan kişilerin 5-6 aydır aldıkları para kesilmiş. Vatandaşlar soba yakamadığı için elektrikli soba yakıyorlar. Böyle olunca yüksek fiyatlardan faturalarını ödüyorlar. Devletin bu yaşadığımız sorunlara el atmasını talep ediyoruz.”
“DEPREMİ UNUTTUK, İKİNCİ DEPREMİ YAŞIYORUZ”
Aktaş Mahallesi Muhtarı Hanifi Yeşilyurt, köylerindeki sorunlara değindi. Yeşilyurt, depremin etkilerinin hala devam ettiğine dikkat çekerek, “Depremi unuttuk şimdi ikinci depremi yaşıyoruz. Muhtarlığını yaptığım köyde evlerin temelleri atıldı, ne yazık ki 5 aileye ev hak sahipliği verilmemesinden ötürü zor durumda yaşıyorlar. Konteyner kent gibi alanlarda insanlar lavaboya, banyoya ulaşabiliyorken köyde yaşayan insanlar bu haklara sahip değil. Köyde verilen konteynerler iyi olmadığından dolayı iki aile ölümle karşı karşıya geldi. İnsanlar depremde ölmedi ama o konteynerlerde ölecekler” ifadelerini kullandı.
“DEPREMDEN SONRA İKİNCİ DEFA ÖLDÜK”
Diğer birçok köy ve ilçenin evlerinin teslim edildiğini söyleyen Pınarbaşı Balıkburnu Mahallesi MuhtarıKemal Büyükşahin de şunları dile getirdi:
“Birçok köy evi teslim edildi. Çelikhan ilçesinin bile konutları teslim edilme aşamasına gelinmiş ama Pınarbaşı’nda sadece bir duvar ve 2-3 temel atılmış. Okuma oranı yüksek olan beldemizde öğrenciler ders çalışamıyor. Konteynerlerde hangi şartlarda okuyacak bu gençler. Mahallemizde 50 hane şehir dışında kalıyor. Mahalle muhtarlarıyla neredeyse her gün devlet kurumlarını ziyaret ediyoruz. Maalesef gözle görülür bir gelişme yaşanmadı. Vatandaşın umudu kırılmış durumda. İnsanlarımıza inandıracağımız hiçbir cümle kuramıyoruz. Depremde 11 yakınımı kaybettim, onlarla birlikte biz de öldük aslında. Depremden sonra bu kadar hayal kırıklığına uğrayacağımızı tahmin edemedik.
“EN MAĞDUR MAHALLE BALIKBURNU MAHALLESİ; 120 HANELİK KÖYDE 4 AİLE KALDI”
İki yıldır tarlalarımızdan tütün de kaldıramıyoruz, hayvancılığı terk etmek zorunda kaldık. Hayvancılık bitti, tarım bitti. Yapılacak hiçbir şey kalmadı. Şu anda Adıyaman’da en mağdur mahalle Balıkburnu Mahallesi. 120 hanelik bir köyde sadece 4 aile yaşıyor.”
PİRHA- TMMOB Adıyaman Temsilcisi Tuncay Kaya, deprem sonrası yapılan konut inşaları hakkında konuştu. Kaya, TOKİ inşasının devam ettiğini ve çoğunluğunun ancak 2025 yılının sonlarına doğru teslim edileceğini söyledi. Kaya, ayrıca yeni yapılan binalardaki usulsüzlüklere de işaret ederek “Konut yapımında inşaatla ilgisi olmayan herkes müteahhit olabiliyor” uyarısını yaptı.
Adıyaman’da deprem konutlarının birçoğu hala yurttaşlara teslim edilmemiş durumda. 1 yıl içinde teslim edileceği söylenen konutlardan sadece 3000 daire depremzedelere verildi. ‘İndere’ denilen alanda yapılan konutların alt yapısı ise yapılmamış durumda.
Yeni inşa edilen konutların, hastane ve otogar yakınında yer alması beraberinde trafik sorununu da doğuruyor. Akşam iş mesainin bitmesiyle birlikte trafik yoğunluk gösteriyor.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Adıyaman Temsilcisi Tuncay Kaya, depremin etkili olduğu kentte alt yapıların değişmesi, hasarlı binaların yıkılması, inşaat çalışmalarının sürmesiyle beraber şehrin toz içinde kaldığını belirtti. Kaya, Adıyaman Belediyesi’nin AKP’den CHP’ye geçmesi nedeniyle yerinde dönüşümlerin daha hızlı sürdüğünü de kaydetti.
Tuncay Kaya, normalde 6 aydan önce verilmeyen inşaat başlatma ruhsatlarının yeni belediye yönetimiyle 15-20 gün içinde hazırlandığını aktardı. Kaya, bu durumun Adıyaman’da yerinde dönüşümlerin daha erken şekilde çalışmasına olanak sağladığını da söyledi.
“YERİNDE DÖNÜŞÜMLER, DİĞER KENTLERE GÖRE DAHA HIZLI”
Tuncay Kaya, Adıyaman’da süren yerinde dönüşüm inşasına dair şöyle konuştu:
“Yaklaşık 1 yılda teslim edilmesi gereken binalar 20 ay geçmesine rağmen hala teslim edilmiş değil. Örenli bölgesinde 3034 konut yapılıyor, tamamı teslim edilmek üzere. İndere bölgesinde ise çalışmalar devam ediyor. Bu konutların 2025’in sonuna kadar teslim edileceği söyleniyor. Belediye seçimlerinde başkan değiştikten sonra Adıyaman’da yerinde dönüşümler hızlı şekilde sürüyor. Belediye bu konuda ruhsatları hızlı şekilde teslim ediyor.”
“KONUTLARDAKİ FİYAT BELİRSİZLİĞİ GÜVEN SORUNU OLUŞTURDU”
Tuncay Kaya, devletin yaptığı konutlarla ilgili bir fiyat listesinin olmamasından dolayı halkın çekimser davrandığına da işaret etti. Kaya, bu sebeple yurttaşların kendi yıkılan evlerinde yerinde dönüşüm için başvuru yaptıklarını söyledi. Kaya, konuşmasına şöyle devam etti:
“Konutların ödemesiyle ilgili herhangi bir açıklama yok. Cumhurbaşkanlığı yaptığı açıklamada ‘yüzde 60’ını devlet ödeyecek’ dedi ama ne kadar ödeneceği hakkında herhangi bir bilgi yok. Bununla ilgili bir açıklama yapılırsa insanların aklındaki soru işaretleri de giderilmiş olur. İnsanlar ilk olarak TOKİ konutlarına yazılmışlardı ancak bu fiyatlardaki belirsizlik insanlarda bir güven sorununu oluşturdu. Halk da bundan dolayı yerinde dönüşümleri tercih etmeye başladı.”
“TOKİ KONUTLARI TRAFİK SORUNUNA SEBEP OLDU”
TOKİ inşaatlarının yapımıyla birlikte trafik sorunun da artmaya başladığını kaydeden Kaya, “Bazı yerlerde binaların inşaatları bittiği halde alt yapı çalışmalarına başlanmamış. Örenli bölgesindeki konutların hastaneye yakın olmasından kaynaklı trafik sorunları da arttı. Yolların dar olması ister istemez şehirde bir trafik sıkışıklığına neden oluyor. İnsanlar konutlara yerleştikten sonra ister istemez bu sorun daha da artacaktır” diye konuştu.
“İNŞAATLA İLGİSİ OLMAYAN KİŞİLER MÜTEAHHİT OLUYOR”
İnşaat çalışmalarında ihmallerin olduğunu belirten Kaya, ilerleyen zamanlarda inşaatlarla ilgili sorunların oluşabileceğini ifade etti. Kaya şunları söyledi:
“Yapı denetim sistemi değişmedi. Bizler, bakan gelince kendisine bu durumu ilettik ama konuda değişiklik olacağını göremiyoruz. Yerinde dönüşümde yapılan konutlarda önüne gelen herkes müteahhit olabiliyor. Biz bunu uygun görmüyoruz. Bunun değişmesi gerekiyor. Şu an inşaatla ilgisi olmayan kişiler müteahhit olabiliyor. Bir iki sene sonra bu durumdan dolayı anlaşmazlıklar olacağını düşünüyoruz. Şu durumda diğer illere göre kıyasladığımızda yerinde dönüşümler hızlı ilerliyor.”
“BİZLERDEN FİKİR ALINMIYOR”
Şehir merkezinin değişmesiyle ilgili kararların Çevre, Şehircilik ve İklim Müdürlüğü tarafından alındığını söyleyen Kaya, konuyla ilgili olarak şu ifadelerde bulundu:
“Bizlerden herhangi bir fikir alınmıyor. Rezerv alanları çoğu defa mağduriyet doğuruyor, vatandaşların hak kayıpları oluyor. Birkaç kişi, şehir merkezinin yenilenmesine karşı çıksa da biz yenilenmesini istiyoruz. Yalnız süreç biraz geç ilerliyor. Örneğin Adıyaman KESK binası hafif hasar aldığı halde yıkım kararı verildi. Bunun gibi birçok insan, aynı mağduriyeti yaşıyor. Madem yıkılacaktı neden önceden bunun kararı verilmedi. Vatandaşa önceden bilgi verilseydi oraya harcama yapılmazdı.”
“YERELDEKİ FİRMALARA DESTEK VERİLMELİ”
İnşaat ihalelerine de değinen Tuncay Kaya, genellikle şehir dışından gelen firmalara iş verildiğini ifade etti. Kaya, ihalelerin yerli firmalara verilmesi gerektiğini vurgulayarak “Şehrin ekonomisini geliştirmek için yerelde yap-sat dediğimiz inşaat firmalarına işler pay edilebilirdi. Sadece dışarıdan gelen firmalar değil de şehirdeki yerel inşaat firmalarıyla çalışılabilirdi. Bir firmaya bin konut vermek yerine 200 konut verilseydi belki daha hızlı bitebilirdi” dedi.
ŞANTİYE ŞEFLİĞİ KAĞIT ÜZERİNDE KALIYOR”
Yapı denetim sisteminin değişmesi gerektiğini belirten Tuncay Kaya şöyle devam etti:
“Bu sistem ticari yönü ağır basan, denetimi eksik bir sistem. Yapı denetim sisteminin değişmesi gerekiyor. Yapı denetim sisteminin kamu eliyle olması gerekiyor. Yakın tarihte Tekirdağ’da meslektaşlarımız denetimde eksiklik olduğunu dile getirdikleri esnada inşaat çalışanları tarafından saldırıya uğradı. Sağlıkta şiddet olduğu gibi inşaatta da şiddet artmaya başladı. Yapı denetimler daha önce müteahhitlerden parasını alıyordu, 2018’den sonra çıkan yasayla bu değişime uğradı. Bu olumlu yönde bir gelişme olsa da sistemin yürümesinde bir aksaklık var. Şantiye şefliği kağıt üzerinde kalıyor.
Biz acıyı en çok hisseden illerden bir tanesi olduk ama ne yazık değişen pek bir şey yok. Deprem yönetmeliği hala değişmedi. Ustaları, işçileri değiştiremedik. Beton olarak kullandığımız kum kalitesiz. Diğer illere göre Adıyaman’da kullanılan betonların çoğu kalitesiz. Bilirkişilerin yaptığı incelemelerde bile betonun kalitesizliği hakkında rapor hazırlandı. Hal böyleyken değişen bir şey yoksa başka bir depremde farklı sonuçlar beklemek mümkün değil.”
PİRHA-6 Şubat depremleri sonrası Malatya’da birçok konut yapıldı ancak alt yapı çalışmaları hala yok. Malatya Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Bektaş Tatar, “Depremin üzerinden 1.5 yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen hala evler yapılmış değil. Normalde 1 yılda teslim edilmesi gereken evlerin büyük bir kısmı hala vatandaşlara teslim edilmemiş” dedi.
Maraş Pazarcık Merkezli depremlerin ardından ağır hasar alan Malatya’da, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ)tarafından deprem binalarının bitirildi ancak hala teslim edilmedi.
Malatya Türk Mimar ve Mühendis Odalar Birliği İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Bektaş Tatar, yeni yapılan TOKİ’lerin şehir merkezine uzak olması, alt yapının bitirilmemiş olması açısından eksikler olduğu için yurttaşların oturmak istemediğini söyledi.
Tatar, rezerv alanlarının düzenlemesiyle ilgili konuşarak, “Öncellikle rezerv alanlarının belirlenmesi, kaç konutun yapılacağı, rezerv alanında yapılacak binaların hak sahiplerine verilmesiyle ilgili bir açıklama yapılması gerekiyor” dedi.
“KÖY KONUTLARININ BÜYÜK KISMI KURAYLA ÇEKİLDİ AMA ALT YAPI ÇALIŞMASI BİTMEDİ”
Malatya’da deprem konutlarının yapıldığını ancak alt yapıların henüz tamamlanmadığını belirten Tatar, şöyle devam etti:
“Depremin üzerinden 1.5 yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen hala evler yapılmış değil. Normalde 1 yılda teslim edilmesi gereken evlerin büyük bir kısmı hala vatandaşlara verilmemiş. Seçimlerden sonra valiliğin ve bakanlığın değişmesiyle birlikte yeni hızlanmaya başladı. Köy konutlarının büyük bir kısmı kurayla çekildiği halde alt yapılarının çalışması bitmediği için teslim edilmediğini düşünüyoruz.”
Tatar, konutların şehir merkezinden uzak yerleşim yerlerine yapılmasıyla ilgili olarak da “Merkezde yapılan konutların çoğu yapıldığı halde pek bir rağbet görmedi. Bunun temel sebebi de alt yapı hizmetlerinin düzenlenmemiş olması ve şehir merkezine uzak olmasından kaynaklı insanların tercih etmemesi, halkın sosyal anlamda gidebileceği yerlerin olmaması da en önemli etkenlerden bir tanesi” diye konuştu.
“ÇALIŞMALAR BÖYLE SÜRERSE 10 YILDA ANCAK TOPARLANABİLİR”
Yapılan konutların dışında yerinde dönüşümü kendi imkanlarıyla yapmak isteyen vatandaşlar olduğuna dikkat çeken Tatar, şu ifadeleri kullandı:
“Bunun içinde belediyelere yapılan başvurular hızlı ilerleyemediği için insanların kendi binalarını yapma konusunda önlerine biraz set çekiliyor. Şu anda bu kısmen de olsa bir ilerleme kaydediliyor. Aslında şehri biraz ayağa kaldıracak olan yerinde dönüşümlerin hızlı ilerlemesiyle alakalı. Bu hızlanmayla beraber şehrin kendine gelmesi sağlanabilir. Eğer bu şekilde devam edilirse şehir bir 10 yılda ancak toparlanabilir.
“REZERV ALANLARININ BELİRSİZLİĞİ…”
Malatya’daki rezerv alanlarının düzenlenmesiyle ilgili hala bir değişme yok. Her gün biri ekleniyor bir değişiyor. Bununla ilgili şöyle bir şeyin yapılması gerekiyor: Öncellikle rezerv alanlarının belirlenmesi, kaç konutun yapılacağı, rezerv alanında yapılacak binaların hak sahiplerine verilmesiyle ilgili bir açıklama yapılması gerekiyor. Rezerv alanlarının rant alanlarının dışına çıkarılması gerekiyor. Depremden kaynaklı sorunlarını çözebilecekleri alanlar olarak belirlenmesi gerekiyor.”
“DENETİME YOĞUNLUK VERİLMESİ GEREKİYOR”
Tatar, depremden sonra konutlarda hala yeterli anlamda denetimlerin yapılmadığını da söyledi. Kontrollerin daha sıkı yapılması gerektiğini dile getiren Tatar, “Sahada çalışan arkadaşlarla yaptığımız gözlemlerden yola çıkarak şunu söyleyebilirim. Binalarda yapılan denetimlerin o kadar sağlıklı yürütüldüğünden emin değilim. Arkadaşlarımızın tanık olduğu gözlemlere dayanarak bakarsak mevzuata uygun yapılmadığını biliyoruz. İnsanların yaşadıkları korkuyu göz önünde bulundurursak beton dökümlerinde biraz daha denetim altına alınması gerekiyor” dedi.
“BAKANLIK DEĞİŞTİKTEN SONRA ÇALIŞMALAR HIZLANDI”
Türk Mimar ve Mühendis Odalar Birliği İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Bektaş Tatar, Malatya’da bakanlık ve valilik değiştikten sonra konutların hızlandırıldığını belirterek, “Çalışmalar sadece üst yapılarla sınırlı olmamalı alt yapıların da aynı şekilde hızlandırılması ve yoğunlaştırılması gerektiğini düşünüyoruz. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un Malatya’ya gelmesiyle birlikte çalışmaların daha da hızlandırıldığını fark ettik. Ondan öncesinde çalışmalar yavaş yürüyordu” ifadelerini kullandı.