Etiket: Tunceli

  • ‘Dersim, tarihsel hafızadır, Tunceli ise hafızanın silinmesidir’-VİDEO

    ‘Dersim, tarihsel hafızadır, Tunceli ise hafızanın silinmesidir’-VİDEO

    PİRHA – Alevi kurumları ile yöre dernekleri, Tunceli isminin belediye meclis kararı ile ‘Dersim’ olarak değiştirilmesinin ardından gelen yasaklamalara dair açıklama yaparak “Dersim adına yöneltilen saldırı, toplumsal varlığımıza, tüm insani değerlerimize yöneltilen bir saldırıdır” dedi.

     Alevi kurumları ile yöre dernekleri, Dersim Belediyesi Meclisi’nin 7 Mayıs’taki toplantısında belediye binasındaki ‘Tunceli Belediyesi’ yazan tabelanın ‘Dersim Belediyesi’ olarak değiştirilmesi kararına dair açıklama yaptı.

    Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şube binasında yapılan açıklamaya Dersim Dernekler Federasyonu Genel Merkezi, Dersim 37- 38 Bellek Platformu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi, Ankara Divriği Kültür Derneği, Ankara Vartolular Derneği temsilcileri katıldı.

    “HALK NEZDİNDE TUNCELİ HİÇBİR ZAMAN KARŞILIK BULMAMIŞTIR”

    Ortak açıklama Ali Ekber Çelik tarafından okudu. “Dersim, kültürel bir coğrafyanın yüzyılları kapsayan adı, Rea Haq inancının odağı ve kutsalımızdır. Dersim adına yöneltilen saldırı, toplumsal varlığımıza, tüm insani değerlerimize yöneltilen bir saldırıdır” denilen açıklamada şöyle devam edildi:

    “Bilindiği gibi İttihat ve Terakki üzerinden bu coğrafyanın kadim halklarına bir vahşet yaşatılmış, bu vahşetler zincirinin son halkası olarak da Dersim’e yönelmiş ve Dersimi bir kan deryasına çevirmiştir. Dersimi tasfiye politikasının önemli bir adımı olarak da 25 Aralık 1934 de Tunceli Kanunu çıkarılarak coğrafyanın adı ‘Tunceli ‘olarak değiştirilmiştir. Alevi Kızılbaş toplumunun, tarihsel-toplumsal gerçekliğini yok etmeyi hedef alan bu karar hiçbir zaman dersim halkı nezdinde karşılık bulmamış ve kabul görmemiştir.

    Tunceli adı ile Dersimlilerin toplumsal varlığını, tarihsel hafızasını tarihten silmeyi hedefleyen bu projenin, Dersimliler nazarında Nemrudi bir anlayış olduğu ve meşruiyetinin olmadığı gerçeği unutulmamalıdır.

    Yine bilindiği gibi Kayyum öncesi Dersim belediyesi çok dilli hizmet kararı almış, uygulamaya koymuş ve Tunceli Belediyesi tabelası, Dersim Belediyesi olarak değiştirilmiştir.

    Dersim Belediyesi Eş Başkanlarının tutuklanarak kayyum atanması sonrasında ise bu tabela indirilerek Tunceli Belediyesi olarak değiştirilmiştir.

    Bu uygulama Dersim halkı tarafından kabul görmemiş olacak ki 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde Dersim halkı kayyumu reddederek, Sayın Maçoğlu’na Belediye Başkanı olması için onay vermiştir.

    Dersim Belediye Meclisi halkımızın talep ve beklentileri doğrultusunda 7 Mayıs 2019 tarihli toplantısında aldığı karar doğrultusunda Belediye tabelasının Dersim Belediyesi olarak değiştirilmesi kararı almıştır.

    Bu karar halkımızca tüm toplum tarafından kabul görmüştür. Fakat ittihatçı faşizmin sağ, sol ve yeşil versiyonları saldırıya geçmiş, sayın Maçoğlu şahsında bir linç kampanyası geliştirilmiştir. Yine Tunceli Valiliğinin başvurusu üzerine, yürütme Erzincan İdare Mahkemesi tarafından durdurulmuştur.

    “YARALARIMIZI DAHA FAZLA KANATMAYIN”

    Ayrıca TBMM genel kurulunun dünkü oturumunda gündeme gelen MHP milletvekili gündem dışı konuşmasında ‘Dersim ismiyle anılan bir vilayet yoktur, seçildi diyerek Kominist şarlatanlığa göz mü yumacağız. Geçmişi karıştırmaya çalışanların sonu geçmişte dedelerinin başına gelenlerden çok farklı olmayacaktır’ diyerek tehdit etmiştir. Alevi Kızılbaş toplumu olarak Dersimi dün olduğu gibi bugün de onurumuz olarak görüyoruz. Faşist saldırılara boyun eğmeyeceğiz. Dersim adı üzerine geliştirilen saldırıları ve tahammülsüzlüğü biz Alevi kurumları ve yöre dernekleri olarak kınıyoruz. Ve dersim adı üzerinden ırkçı hezeyan içine giren çevrelere şunu söylüyoruz: Dersim, bir halkın tarihsel hafızasıdır. Tunceli ismi ise bir katliamı yasallaştırarak bir halkın tarihsel, toplumsal hafızanın silinmesinin adıdır.

    Bu nedenledir ki Dersimliler hiçbir zaman Tunç- eli ya da Tunceli ismini istemediler ve kullanmadılar.

    Dersim katliamı ile yüzleşmek hakikatlerin açığa çıkması aynı zamanda Türkiye’nin demokratikleşmesi toplumsal barışın tesis edilmesi anlamına gelecektir.

    Bu yaralarımızı daha fazla kanatmayın. Yüreğimizi daha fazla acıtmayın. Dersim’e düşmanlık etmekten vazgeçin. Bunları yapmadığınız takdirde sizlerin bu ırkçı ve ayrımcı söylemlerinizi bulunduğumuz her ortamda sonuna kadar teşhir edeceğimizi ilan ediyoruz.”

    “HALK İRADESİNE SAYGI DUYUN”

    Açıklama ardından söz alan Dersim-Der Eş Başkanı Çiğdem Camkıran, ‘Dersim’ isminin halkın toplumsal kültürünü yansıttığını belirterek, “1934 yılında kanun gereği alınan Tunceli ismi halk tarafından benimsenmemiş olup yöre halkı, Dersim ismine sahip çıkmaktadır. Halk iradesine saygı duyulmalıdır” dedi.

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ise “İsim değiştirmek ile ne yaparsanız yapın Dersim adını Tunceli koyarak değiştiremezsiniz” dedi.

    PSAKD Tunceli Şubesi’nin ismini de ‘Dersim Şube olarak değiştireceklerini açıklayan Kaplan, “Aslolan; halkın oraya ne dediğidir” ifadelerini kullandı.

    “BİR KATLİAM ÇAĞRISI VAR”

    Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi adına konuşan Murat Işık, MHP Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Taytak’ın Meclis’te Dersim tartışmalarına dair söylemlerini eleştirerek, “Bu coğrafyanın hakikati örtülemez. Dersimliler kendini nasıl hissediyor ise devlet buna saygı göstermelidir. Biz 1930’ların halkı değiliz. Aleviler kurbanlık koyun değil. Herkes aklını başına almalıdır. Bugün bizi tehdit edenler şunu bilmelidir ki hukuk bu ülkede eğer varsa bunlara karşı mutlaka dava açılmalıdır. Burada bir katliam çağrısı vardır” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Müslüm Metin de MHP’li Taytak’ın Dersim’e dair söylemlerini kınayarak, “Bu bir nefret söylemidir. Bizler Kerbela’dan günümüzde yaşamak için çok öldük. Halen de ölüyoruz. Dersim halkının iradesine karşı çıkmaya kimsenin lüksü yok. Yaşamak, gelecek ve barış için müsahip kurumlar bir arada demokrasi mücadelesi vermek zorundadır” dedi.

    PİRHA / ANKARA

  • ‘Dersim adına saldırı toplumsal varlığımıza, kültürümüze saldırıdır’ – VİDEO

    ‘Dersim adına saldırı toplumsal varlığımıza, kültürümüze saldırıdır’ – VİDEO

    PİRHA- Dersim belediye meclisi kararı ile ‘Tunceli’ isminin tabelalardan kaldırılıp ‘Dersim’ olarak değiştirilmesi ardından gelen tepkilere İzmir’de bulunan kurumlar yaptığı ortak açıklamada, “Tunceli adı bir bütün olarak toplumsal varlığımızı tarihten silmeyi hedefleyen projenin adıdır, nazarımız da zulmün adıdır ve meşru değildir” denildi. 

    Dersim belediye meclisi kararı ile ‘Tunceli’ isminin tabelalardan kaldırılıp ‘Dersim’ olarak değiştirilmesi ardından gelen tepkilere cevap olarak İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği, Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi ve Sosyalist Meclisler Federasyonu basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Karşıyaka’da bulunan Eğitim-Sen 2 Nolu Şube’de gerçekleşen açıklama İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Aslan Sultan, Demokratik Alevi Derneği İzmir Şube Başkanı Hüseyin Ozan, Sosyalist Meclisler Federasyonu temsilcileri, HDP ve üyeler katıldı. Kurumlar adına basın açıklamasını okuyan Hüseyin Ozan,

    “DERSİM ADINA SALDIRI TOPLUMSAL VARLIĞIMIZADIR”

    “Bilindiği gibi Dersim Belediyesi Meclisi 7 Mayıs 2019 tarihli toplantısında Belediye binasında ki Tunceli Belediyesi yazan tabelanın Dersim Belediyesi olarak değiştirilmesi kararını almış, bu kararın kamuoyu ile paylaşılmasının ardından ise İttihatçı faşizmin tüm versiyonları karşı saldırıya geçmiştir” diyen Ozan belediye meclisinin aldığı kararı sonuna kadar desteklerinin altını çizdi.

    Dersim coğrafyasının tarihiyle, kültürüyle, bileşenleriyle tarihsel-toplumsal bir gerçekliğin adı olduğunu ve bu hakikatın tartışma konusu dahi edilemeyeceğini ifade eden Ozan şöyle konuştu:

    “Dersim, kültürel bir coğrafyanın yüzyılları kapsayan adı, Raa Haq inancının odağı ve kutsalımızdır. Dersim adına yöneltilen saldırı, gerçekte toplumsal varlığımıza, tüm insani değerlerimize yöneltilen bir saldırıdır. Bilindiği gibi Kapitalist hegomonya bu topraklara İttihat ve Terakki Cemiyeti üzerinden taşınmış, Birinci Paylaşım Savaşı yıllarından başlayarak tek tip iktidar alanı yaratmaya odaklı politikalarla bu toprakların kadim halklarına bir vahşet yaşatmış, bu vahşetler zincirinin son halkası olarak da Dersim’e yönelmiş ve Dersimi bir kan deryasına çevirmiştir. Dersimi tasfiye politikasının önemli bir adımı olarak da 25 Aralık 1934 de Tunceli Kanunu çıkarılarak coğrafyamızın adı Tunceli olarak değiştirilmiştir. Halkımızı, tarihsel-toplumsal gerçekliğimizi yok etmeyi hedef alan bu karar ve uygulama hiçbir zaman halkımız da karşılık bulmamış, kabul görmemiştir.”

    “TUNCELİ ZULMÜN ADIDIR”

    Tunceli adının bir bütün olarak Dersimlilerin toplumsal varlığını tarihten silmeyi hedefleyen projenin adı olduğunu ifade eden Ozan, Tunceli adının Dersimlilerin nazarında zulmün adı olduğunu ve meşruiyetinin olmadığına vurgu yaptı. Ozan şöyle devam etti:

    “Yine bilindiği gibi Dersim’de HDP belediyeciliği döneminde çok dilli hizmet kararı alınmış, uygulamaya konulmuş ve Tunceli Belediyesi tabelası Dersim Belediyesi olarak değiştirilmiş, Dersim Belediyesi Eşbaşkanlarının tutuklanarak kayyum atanması sonrasında ise bu tabela indirilerek Tunceli Belediyesi olarak değiştirilmiştir. Bu uygulama halkımızı yaralamış ve kabul görmemiştir. 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde Dersim halkı kayyumu onaylamadığını göstermiş, sayın Maçoğlu yeni Belediye Başkanı olarak göreve başlamıştır. Dersim Belediye Meclisi halkımızın talep ve beklentileri karşında 7 Mayıs 2019 tarihli toplantısında bir dizi karar almış ve bu kararlardan biri de Belediye tabelasının Dersim Belediyesi olarak değiştirilmesi olmuştur.
    Bu karar halkımızca onay görmüş, sevinç yaratmış fakat ittihatçı faşizmin sağ, sol ve yeşil versiyonları saldırıya geçmiş, Sayın Maçoğlu şahsında bir linç kampanyası geliştirilmiştir. Yine Tunceli Valiliğinin başvurusu üzerine, yürütme Erzincan İdare Mahkemesi tarafından durdurulmuştur. Öncelikle geliştirilen tüm saldırıları ve tahammülsüzlüğü kınıyoruz.”

    “MAÇOĞLU VE MECLİS ÜYELERİNE LiNÇ KAMPANYASI BAŞLATILMIŞTIR”

    Dersim Belediye meclisinin aldığı karar sonrası Maçoğlu’na ve meclis üyelerine karşı gelişen saldırıya değinen Ozan, “Belediye Meclisimizin bu kararından sonra geliştirilen linç kampanyası daha önce Sayın Maçoğluna gösterilen ilgi ve sevginin samimiyetsizliğini ve bu çevrelerin riyakâr tutumlarının iyice açığa çıkmasına da yol açmıştır” ifadelerini kullandı.

    Ozan, “Daha önce Sayın Maçoğluna methiyeler dizen pek çok çevre bu linç kampanyasını ya bizzat geliştirmiş ya da bu lince dshil olmuşlardır. Hatırlatmak isteriz ki Maçoğlu Dersim Belediye Başkanıdır, Belediye Meclisi Dersim Belediye Meclisidir ve Dersim tarihsel-toplumsal bir gerçekliğin adıdır. Gerek Başkan gerekse Meclis üyeleri bu halkın bireyleridir, yok edilmeye çalışılan toplumsal bir gerçekliğin parçasıdırlar. Bu anlamda kendi toplumsal gerçekliklerine sahip çıkmak, halkımızın demokratik-insani taleplerine cevap olmak zorundadırlar. Bu yaklaşım sıradan insani ve demokratik tutumun gereğidir. Belediye Meclisimizin bu kararından sonra geliştirilen linç kampanyası daha önce Sayın Maçoğluna gösterilen ilgi ve sevginin samimiyetsizliğini ve bu çevrelerin riyakar tutumlarının iyice açığa çıkmasına da yol açmıştır” diye konuştu.

    “DERSİM, DERSİM’DİR VE ÖYLE KALACAK”

    “Dersim, Dersim’dir ve Dersim olarak kalacaktır” diyen Ozan, Dersimlileri karakterize eden riyakar sevgi ve methiyelere Dersim halkının ihtiyacını olmadığını dile getirdi. Belediye meclisinin aldığı kararını desteklerini ve sonuna kadar savunduklarını söyleyen Ozan sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Toplumsal varlığımıza, bizi karakterize eden insani değerlerimize saygı göstermeyen riyakar sevgi ve methiyelere ne sayın Başkanın, ne Belediye Meclisimizin, ne de halkımızın ihtiyacı yoktur. Halkımızın değerlerini sahiplendiği ilk adımda sayın Başkana yöneltilen bu saldırılar ibret vericidir.

    Dersim, Dersim’dir ve Dersim olarak kalacaktır. Çeşitli siyasal partiler, tekçi-ırkçı dernekler, çevreler ve bireyler tarafından geliştirilen ve Sayın Maçoğlu şahsında toplumsal varlığımızı hedefleyen bu linç kampanyasını kınıyoruz.
    Belediye Meclisimizin aldığı bu meşru ve haklı kararı destekliyor, Başkan Maçoğlu ve Belediye Meclisimizin sonuna kadar yanlarında olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz. Başkan ve Meclisimizin aldıkları kararı halkımızın tam desteği ile sonuna kadar savunacaklarına olan inancımız tamdır.”

    PİRHA/İZMİR

  • TKP’den Dersim açıklaması: Tabela değişiminin gündeme gelmesi yersiz

    TKP’den Dersim açıklaması: Tabela değişiminin gündeme gelmesi yersiz

    PİRHA- Dersim Belediye Meclisi’nin tabelalarda yazan Tunceli adının Dersim olarak değiştirilmesi yönündeki kararına ilişkin Türkiye Komünist Partisi (TKP) açıklama yayınladı. Açıklamada, “Türkiye Komünist Partisi açısından tabelanın değiştirilmesinin gündeme gelmesi yersiz olmuştur’ denildi.

    TKP, Dersim Belediye binasındaki ‘Tunceli’ ibaresinin belediye meclisi tarafından ‘Dersim’ yapılması kararına ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Tüm kaynakları tüketip, ciddi bir borç yükü bırakan kayyumdan devralınan bir belediyede bu görev için tek bir saati bile en iyi şekilde değerlendirmek gerekiyorken Türkiye Komünist Partisi açısından tabelanın değiştirilmesinin gündeme gelmesi yersiz olmuştur” ifadeleri yer aldı.

    “‘DERSİM’ SÖZCÜĞÜ BİR TEK HALKA YASAK”

    Açıklamada Dersim adının daha önce de kullanılıyor olmasına rağmen Dersim adının halka yasaklandığına dikkat çekildi:

    “Bununla birlikte, değişiklik önerisinin halkın büyük çoğunluğunun iradesini yansıttığı ve kent açısından yeni bir durum, sürpriz bir “ilk” anlamına gelmediği ortadadır. Kayyum atanmadan önce Belediye binasında Dersim ibaresi yer alıyordu, bir devlet okuluna Dersim adı verilmişti.

    Ancak bir kez daha görüldü ki, Türkiye’de ‘Dersim’ sözcüğü bir tek halka yasak. Devlet kurumları dilediklerinde Dersim adını kullanacak, Cumhurbaşkanı istediği zaman Dersim diyecek, başka siyasi partiler kente geldiklerinde yurttaşlara ‘Dersimliler’ diye hitap edecek ama halka bu sözcük yasaklanacak! Bunun anlaşılır bir tarafı bulunmamaktadır.”

    PİRHA/DERSİM

  • Mahkeme ‘Dersim’ kararını durdurdu

    Mahkeme ‘Dersim’ kararını durdurdu

    PİRHA- Tunceli Belediyesi’nin, tabelasının ‘Dersim’ olarak değiştirilmesine yönelik aldığı karar, uygulanamadan valiliğin başvurusu üzerine Erzincan İdare Mahkemesi tarafından durduruldu.

    Dersim Belediyesi Meclisi’nin almış olduğu karar doğrultusunda, hizmet binasına kayyum tarafından asılan “Tunceli” yazısının yeniden “Dersim” olarak değiştirmesine ilişkin Valiliğin itirazı üzerine mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi.

    Tunceli Valiliği, Belediye Meclisi’nin kararını “hukuka ve yasal mevzuata aykırı” olduğu gerekçesiyle Erzincan Asliye Hukuk Mahkemesi’ne yürütmeyi durdurma başvurusunda bulundu. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin talebini değerlendiren Erzincan İdare Mahkemesi, yürütmenin durdurulmasına karar verdi.

    Mahkemenin kararında, “Tunceli Belediyesi hizmet binasında bulunan tabelalarda yazılı ‘Tunceli’ ibaresinin değiştirilerek yerine ‘Dersim’ ibaresinin yazılmasına dair dava konusu işlemin yerine getirilmesi halinde doğacak zararın kamunun menfaati ve işlemin etki alanı dikkate alındığında giderilemeyeceği, için gereken koşulların oluştuğu sonucuna varılmıştır. Davalı idarenin savunması ve ara kararı cevabı alınıp, ya da savunma ve ara kararına cevap verme süresi geçip yeni bir karar verilinceye kadar dava konusunu işlemin yürütülmesinin durdurulmasına, 2577 sayılı Kanun’un 27/5 maddesi uyarınca savunma ve ara kararına cevap verilmesi için davalı idareye 15 gün süre tanınmasına, iş bu kararın tebliğ edilmesine, 7 gün içinde Erzurum İdare Mahkemesine itiraz yolu açık olmaz üzere oy birliğiyle karar verildi” denildi.

    Tunceli Valiliği, Belediye Meclis üyelerinin oylamasıyla Dersim Belediyesi tabelası asılması kararına durdurma getirdi.Dersim Belediye Başkanı Mehmet Fatih Maçoğlu, “Karar, valilik makamına gönderildi, oranın kararına göre davranacağız” açıklaması yapmıştı.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Araştırmalar Merkezi: Dersim Belediyesi’nin aldığı kararı destekliyoruz

    Dersim Araştırmalar Merkezi: Dersim Belediyesi’nin aldığı kararı destekliyoruz

    PİRHA- Sosyal medyada ulusalcı ve milliyetçi çevrelerin ‘Tunceli’ ibaresinin ‘Dersim’ olarak değiştirilmesi kararına yönelik eleştirilere tepki gösteren Dersim Araştırmalar Merkezi (DAM), “Dersim, Dersim’dir. Dersim yazılır ve Dersim olarak da okunur. ‘Dersim’ ismi bu coğrafyanın hem hafızası hem de tarihsel mührüdür” dedi.

    Dersim Belediyesi Meclisi belediyede bulunan tabelalarda ‘Tunceli’ ibaresinin ‘Dersim’ olarak değiştirilmesi kararına yönelik sosyal medya üzerinde ulusalcı ve milliyetçi çevrelerin eleştirilerine ilişkin Dersim Araştırmalar Merkezi (DAM) yazılı bir açıklama yaptı.

    Son iki gündür sosyal medya ortamında sürdürülen ‘Dersim’ tartışmalarını endişe ve üzüntüyle izlediklerini kaydettikleri açıklamada, “Tarihsel değerlerimizi, kimliğimizi hedef alan bir saldırı furyasıyla karşı karşıyayız. Adeta bir akıl ve vicdan tutulması yaşanıyor. 1938 Katliamı yetmemiş olmalı ki tekrar katliam çağrısı yapılıyor. 38 Katliamında 60 bin üzerinde sivil insanın katledildiği unutuldu mu?! Munzur’un günlerce kan akması hafızalardan silindi mi yoksa?! Bu nasıl bir vicdansızlıktır ki bir tabela tartışması yüzünden faailler katliam için mezarlarından uyandırılmak isteniyor! Seyid Rıza’nın deyimiyle, ‘Ayıptır, zulümdür, cinayettir’” denildi.

    Açıklamanın tamamı şöyle:

    “Dersim, Dersim’dir. Dersim yazılır ve Dersim olarak da okunur. ‘Dersim’ ismi bu coğrafyanın hem hafızası hem de tarihsel mührüdür. Kadim bir isimdir ve Alevi inancıyla özdeş tutulur. Din, dil, renk gibi farklılıkların ayrı görülmediği, 72 millete bir nazardan bakıldığı ‘Rıza Şehri’dir.

    “TUNCELİ DERSİME YAPILAN OPERASYONUN ADIDIR”

    1935 yılında kanun zoruyla çıkarılan ve halkımıza dayatılan ‘Tunceli’ ise, Dersim’e yapılan operasyonun adıdır ve katliamla özdeş bir isimdir ki bu ismin asimilasyon amaçlı konduğu belgelerle de sabittir.

    ‘Tunceli’,  Dersim’in kıyım fermanı olan 2884 sayılı Tunceli Özel Kanunu’nun ‘özel’ üretimidir. Halkta bir karşılığı yoktur. Asimilasyona uğramış kişilerin dışında bir aidiyet oluşturmamıştır.

    Bu gerçekler bilindiği içindir ki kısa bir süre önce Cumhurbaşkanı, Başbakanlar ve muhalefet partisi liderleri de ‘Dersim’ ismini telaffuz etmiş, ismin geri verilmesi tartışmaları yaşanmıştı.

    Kentimizde ve ilçelerimizin birçok yerinde kültürümüze, inançsal dünyamıza yabancı bir çok simge ve isim var. İnsanlarımız kendilerine yabancı olan bu isimlere tahammül gösterip saygıda kusur etmemektedir.

    “YETKİLİ MERCİ KAYYIM VALİ DEĞİL, HALKIN BELEDİYESİDİR”

    Tunceli belediyesine ‘Dersim’ tabelası takılması ve şehrin girişine ‘Dersim-Tunceli’ yazılması HDP belediyesi kararıyla uygulanmıştı. Dersim Belediyesi’ne kayyım atandıktan sonra, kayyım vali, halkın en büyük değeri olan ‘Dersim’ ismini kaldırmış, halkın nazarında katliamla özdeş olan ‘Tunceli’ ismini geri getirmişti.

    Şimdi halkın oylarıyla seçilen Dersim Belediye Başkanı ve Belediye Meclisi, halkın talebi doğrultusunda belediyenin tabelasını geri takma kararı almıştır. Dahası şehrin girişindeki tabelaların da değiştirilmesi kararı alınmalıdır. Halkın bu yönlü irade beyanı vardı zaten, önceki belediyelerimiz bu iradenin gereğini yapmıştı. Belediyemize Dersim tabelasının asılması ve şehrin girişine de iki dilli tabelaların asılması halkımızın talebidir, uygulanmalıdır.

    “SÖZ YETKİ VE KARAR DERSİM HALKININDIR”

    Söz yetki ve karar Dersim halkının ve onların seçtiği Belediye Meclisinindir. Dersim belediyesi Meclisi halkımızın iradesidir ve bu iradenin aldığı kararlara saygı gösterilmesi gerekiyor. Belediye tabelasında ‘Dersim’ isminin olup olmaması ve şehrin isminin değiştirilip değiştirilmemesi bir yürütme makamı olan valiliğin yetkisinde değildir. Şehrimizi de, kendimizi de biz yönetiriz. Valilik ve yürütme makamları da halkın iradesine saygı göstermelidir.

    Bu bağlamda da Belediye Başkanımız sayın Fatih Mehmet Maçoğlu, halkın meclis üzerinden iradeleştirdiği kararı uygulamalıdır.

    Bizler, Belediye Meclisimizin aldığı bu kararı destekliyoruz. Karar doğrudur ve derhal uygulanmalıdır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Alican Önlü: Dersim halkı için ‘Tunceli’ ismi yaşanan tüm acıların ortak adı

    Alican Önlü: Dersim halkı için ‘Tunceli’ ismi yaşanan tüm acıların ortak adı

    Halkların Demokratik Partisi Dersim Milletvekili Alican Önlü, belediye meclisinin aldığı “Dersim” kararının arkasında olduklarını belirterek, Dersim’i yok sayanların belediyenin kararına saldırdığını söyledi. 
    Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Örgütlemeden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Dersim Milletvekili Alican Önlü, Dersim Belediye Meclisi’nin belediye tabelasındaki ismin değiştirilmesi yönünde aldığı kararlara ilişkin yazılı açıklama yaptı. Önlü, Dersim Belediyesi Meclis üyelerinin aldığı kararları anımsatarak, Dersim halkının iradesi olan seçilmiş meclis üyelerinin oy çokluğuyla almış olduğu karar sonrasında kamuoyunun farklı kesimlerinden, haddini de aşan tepkilerin geldiğine dikkat çekti. Öncü, Dersim halkının talepleri sonucunda bu kararları alan meclis üyelerine teşekkür ederek, Dersim katliamını, asimilasyonunu teşhir eden ve bununla yüzleşmenin önünü açan bu tür uygulamaların hız kesmeden devam etmesini istedi.

    ‘DERSİM’İ YOK SAYANLAR SALDIRIYOR’

    “Dersim” adına yüksek sesle karşı çıkanların aynı zamanda geçmişte yaşanan acıları görmezden geldiğini, yok sayarak katliama uğrayan Dersim halkının acısını paylaşmadığını belirten Önlü, “Nasıl ki 1938 yılında devlet, Dersim’de kadın, yaşlı, çocuk demeden tüm Dersim halkını katletmişse, bugün de bu tekçi zihniyet, Dersim halkının diline, kültürüne, inancına ve belediyesinde almış olduğu karara saldırmaktadır” ifadesini kullandı.

    ‘TUNCELİ’ ADI YAŞANAN TÜM BU ACILARIN ORTAK İSMİ

    Dersim halkı için “Tunceli” isminin yaşanan tüm bu acıların ortak adı olduğunu ifade eden Önlü, “Dersim halkı için ‘Tunceli’ adı, evlatlık verilen kız çocukları, yakılan köyler, kurşuna dizilen Alevi halkıdır. Bu adın kaldırılması ve Dersim adının yeniden kente verilmesi, en azından bu acıların bir nebze olsun giderilmesi ve gerçeklerle yüzleşmek anlamına gelmektedir” diye belirtti.

    KARARIN ARKASINDAYIZ’

    Önlü, Dersim halkının tarihi, kültürü, inancı ve doğasına sahip çıkmaya devam edeceğini belirterek, belediye meclis üyelerinin aldığı kararın arkasında olduğunu söyledi. (HABER MERKEZİ)
  • Hozat’ta öldürülen kadının katili cenaze törenine katılmış

    Hozat’ta öldürülen kadının katili cenaze törenine katılmış

    PİRHA- Dersim Hozat’ta 6 gün önce öldürülen kadın ile ilgili olayda katilin şüphe çekmemek için olay günü araziden mantar toplayıp sattığı, ardından da cenaze törenine katıldığı ortaya çıktı.

    Olay, 6 gün önce Hozat ilçesi Geçimli köyünde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, hayvanlarını otlatmaya götüren 3 çocuk annesi Sakine Oğuz (57), öldürülmüş olarak bulundu. Malatya Adli Tıp Kurumuna gönderilen Oğuz’un yapılan otopsisinde, kadının darp edildiği aynı zamanda 2 el ateş edilerek öldürüldüğü ortaya çıktı.

    23 YAŞINDAKİ GENCİN MEZRADA GÖRÜNDÜĞÜNÜ TESPİT ETTİLER

    Cinayetle ilgili olayın gerçekleştirildiği yerde yapılan incelemede 2 adet 9 mm çapında boş kovan ve 1 adet çekirdek bulundu. Bunun üzerine jandarma ekipleri yaptığı çalışmada, Çanakkale’de denizci er olarak askerlik yapan ve izne geldiği öğrenilen 23 yaşındaki Medet Can A.’nın mezrada görüldüğünü tespit etti.

    Şüpheli şahsın üzerinde yoğunlaşan ekipler, şüphelinin 10 gün önce ilçeye bağlı İn Köyü Parlak Tarla mevkiinde arkadaşlarıyla alkol aldıktan sonra havaya ateş açtığı da öğrenildi. Bölgede de çalışma yapan ekipler, 3 adet 9 mm çapında boş kovan tespit edip, muhafaza altına alınarak operasyon için düğmeye bastı.

    HAVALİMANINDA YAKALANDI, CİNAYETİ İTİRAF ETTİ 

    Savcının şüpheli Medet Can A.’nın, yakalanması için talimat vermesinin ardından şahsın, izninin bitmesi üzerine ilçeden ayrılarak Çanakkale’ye gitmek üzere yola çıktığını ve Elazığ Havalimanında bulunduğunu öğrendi. Bunun üzerine İl Jandarma ve Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı ekipler tarafından şüpheli, havalimanında yakalandı. Gözaltına alınarak Tunceli’ye götürülen zanlı, 3 çocuk annesi kadını 2 el ateş ederek öldürdüğünü itiraf ederken, şüphe çekmemek için mantar toplayıp getirip sattığını söylediği öğrenildi.

    CENAZE TÖRENİNE DE KATILDI

    Öldürdüğü kadının cenaze törenine de katıldığı öğrenilen zanlının, İstanbul’dan satın aldığını iddia ettiği suç aleti tabancayı ise olay yerine yakın bir noktadan dereye attığını söylediği edinilen bilgiler arasında yer aldı.

    Şüphelinin sorgusunun sürdüğü, kasten adam öldürme suçundan ifadesinin tamamlanıp adliyeye sevk edilmesinin beklendiği öğrenildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırı Dersim’de protesto edildi-VİDEO

    Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırı Dersim’de protesto edildi-VİDEO

    PİRHA- Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Tunceli İl Örgütü, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıyı protesto etti. 

    CHP Tunceli İl Örgütü, Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıyı protesto etti. Yeraltı Çarşısı’nın üstündeki meydanda yapılan açıklamaya ilçe belediye başkanları, siyasi partiler, kurum temsilcileri, sivil toplum örgütleri ve yüzlerce yurttaş katıldı.

    “SALDIRI ORGANİZE BİR EYLEMDİR”

    Açıklamayı okuyan CHP Tunceli İl Başkanı İrfan Bozkurt,  yapılan saldırının organize bir eylem olduğunu belirterek şunları kaydetti:

    “Yapılan bu saldırı ne sıradan bir protestodur, ne de sıradan bir provokasyondur. Son derece organize bir eylemdir. Bu hain saldırının hedefinde ise ülkemiz demokrasisi, toplumsal birlik-beraberlik duygumuz ve iç huzurumuz bulunmaktadır. Saldırının azmettiricileri bellidir: Adına gazete denilen bir takım paçavralarda, kimler Cumhuriyet Halk Partisi’ni ve Cumhuriyet Halk Partilileri hedef gösterdiyse; Bir takım operasyon kanallarında kimler Sayın Genel Başkanımıza idam tehditlerinde bulunduysa; Cumhuriyet Halk Partililerin şehit cenazelerine alınmaması için kim talimat verdiyse; Meydanlarda bu ülkenin kurucu partisine, Gazi Mustafa Kemal’in “İki büyük eserimden biri.” dediği, Cumhuriyet Halk Partisi’ne kimler ağza alınmayacak hakaret ve tehditlerde bulunduysa, bu saldırının altyapısını da hazırlayanlar onlardır.”

    “AZMETTİRİCİLER DERHAL ORTAYA ÇIKARILMALIDIR”

    “Bulanık suda balık avlamaya çalışanların son derece farkındayız. Buna fırsat vermeyeceğiz. Gün kızgın demiri soğutma günüyse herkes buna göre davranmalıdır. Şahsi menfaatler uğruna ülkemizin tüm demokratik birikimi, birlik ve bütünlüğü feda edilemez. Bu saldırının ardından arkasındaki güçler ve azmettiriciler derhal ortaya çıkarılmalıdır” diye konuşan Bozkurt, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Genel başkanımızı linç etmek isteyen ‘o evi yakın’ diye bağıranlara dönüp  ‘ mesajınızı verdiniz ‘demek ne anlama geliyor? Bu organize güruh neyin mesajını vermiştir? Hangi mesajı vermiştir? Bu kendini bilmezlerin vermek istedikleri mesaj bellidir,kimlerin değirmenine su taşıdıkları çok nettir.”

    Açıklama, oturma eylemi ve ‘Soylu istifa’, ‘Hak hukuk adalet’ sloganlarıyla son buldu.

    PİRHA/DERSİM

  • Pülümür’de okuyan öğrenciler, merkez kampüse taşınmak istiyor-VİDEO

    Pülümür’de okuyan öğrenciler, merkez kampüse taşınmak istiyor-VİDEO

    PİRHA – Munzur Üniversitesi Pülümür İlçe Programlarında öğrenim gören Mehmet Zeki Yavuz, okullarında toplamda 9 kişi olduklarını bu nedenle eğitim görme imkanlarının kısıtlı olduğunu belirterek merkez kampüse alınmak istediklerini belirtti.

    Munzur Üniversitesi Pülümür İlçe Programları öğrencisi Mehmet Zeki Yavuz, okulda 9 kişi kaldıklarını, yurtlarının olmadığını ve birçok zorluk çektiklerini dile getirerek bu nedenle kampüslerinin merkeze taşınmasını istediğini belirtti.

    “YAPTIĞIMIZ BAŞVURULAR SONUÇSUZ KALDI”

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Yavuz, “Okulda 1. sınıfta 2 kişi, 2.sınıfta 7 kişiyiz. Bizim ilçede sosyal aktivitemiz yok, kütüphanemiz yok, çalışabileceğimiz bir ortam yok” dedi.

    Geçtiğimiz sene yaptıkları başvurulardan söz eden Yavuz, şunları belirtti:

    “Biz geçen sene bu konuyu Vali ve rektör ile görüştük. Dilekçe sunduk hiçbir cevap alamadık. CİMER  ve BİMER’e de gönderdik. O birimlerden de gerekli cevabı alamadık. Burada Vali beyle görüştüğümüzde ‘Tamam görüşeceğiz, halledeceğiz’ dedi. Ama kesinlikle bir dönüş olmuyor. İki senedir bu böyle devam ediyor.

    Geçen sene rektörle olan görüşmemizde netice alamayınca pankartlarla beraber eylem yaptık rektör geldi görüştük. Elinden gelen her şeyi yapacağını söyledi. Rektör yedi yıldır Pülümür’e hiç gelmemişti. Pülümür’e geldi gördü gitti.”

    Daha önce iki yüz elli öğrencinin Ovacık ilçesinden merkez kampüse alındığını belirten Yavuz, “Bu dönemden sonra bir dönemimiz kaldı, bitirip gideceğiz hala bir cevap almış değiliz. Seneye bu bölüm kapatılacak. Neden kapatılsın, merkeze alınsın ki seneye de öğrenci gelsin. Zaten bayağı bir öğrenci kaybımız var. Birinci sınıf iki kişiler, biz de yedi kişiyiz” dedi.

    YEMEK, ULAŞIM VE BARINMA SORUNU

    Yavuz, ilçede yaşadığı sıkıntılara yönelik şunları kaydetti:

    “Biz 9 kişiyiz, 11 çalışan var okulda. Hocalarımız merkezden geliyor, biz merkezden gidiyoruz. İlçede yol sıkıntısı var; Valilik tarafından kapatılıyor. Hocalar bazen sıkıntı çekiyor arama noktalarında. Biz sıkıntı çekiyoruz yolda giderken yarım saat kimlik kontrolleri oluyor. Derslere geç kalıyoruz. İster istemez bunlar bize yansıyor.

    Pülümür’de öğrenci yurdu da yok. Yurt olmayınca öğrenciler de gelmiyor. Kayıt yapıyorlar ama yurt olmayınca geri çekiliyorlar, gelemiyorlar.  Oranın kalkınmasını istiyorlarsa ya yeni bölüm verecekler öğrenci gelsin diye kalkındıracaklar. Yurt yapacaklar. Kantin falan da yok. Yemek sorunumuz var. Sadece bir lokanta veriyor. O da zar zor. Bizim istediğimiz ya okulda başka bölümler açılması, oranın fazla öğrenci alması ya da merkeze taşınmasıdır.”

    “OKULDA 9 ÖĞRENCİYİZ”

    YÖK’ün öğrenci sayısı 10’un altına düştüğünde bölümü kapattığını dile getiren Yavuz, “Merkezde 14 bölüm kapatıldı. Buradaki okulun kapatılmaması için merkeze alınması lazım. Böyle kalırsa kapanır” dedi.

    Yavuz, “Kulağımıza gelen bazı duyumlara göre; bazı siyasi görüşler yüzünden alınmıyor okulumuz. Bunu da görüyoruz açıkçası. Yoksa 7 öğrenci için yılda beş yüz milyar masraf yapılması az bir masraf değildir. Merkeze alsalar, çalışanları da alırlar merkeze. Merkezde illaki 7 kişiye yer vardır. Meslek yüksek okulları boş zaten. İsteğimiz Pülümür Meslek Yüksekokulu’nun merkez kampüse taşınmasıdır” diyerek sözlerini tamamladı.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Diyanet ile gri dedeler buluşmasına tepki: Hüseyni duruş sergilemeyenleri affetmeyeceğiz

    Diyanet ile gri dedeler buluşmasına tepki: Hüseyni duruş sergilemeyenleri affetmeyeceğiz

    PİRHA- Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli’ye ziyaretine Alevilerden tepki geldi. 30 yıldır hak talep mücadelesi veren Alevi hareketinin en öncelikli taleplerinden biri Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması iken bu ziyaretin ve ziyareti kabul edenlerin Diyanet’in varlığını ve misyonunu kabul etmesi anlamına geldiğine dikkat çekildi. 

    İnanmayanları ‘sapık’ olarak ilan eden, çocuklara dini eğitim veren uygulamaların önünü açan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması Alevilerin en temel talepleri arasındaydı. Tüm bunlara rağmen Sünni İslam inancını Alevilere dayatan ve Alevileri yok sayan Diyanet İşleri Başkanı, Alevilerin en yoğun yaşadığı kent olan Dersim’e gitti.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş Dersim’de, Hacı Bektaş Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği ve Cemevi’ni ziyaret etti. Dernek başkanı Ali Ekber Yurt ve ziyarette cemevi dedeleri Görmez’e cemevlerine yasal statü tanınması yönündeki taleplerini ilettiler. Erbaş buradaki konuşmasında, Alevileri kendilerinden ayırmadıklarını ve aynı inanç ve düşünceye sahip olduklarını söyledi. Konuşmaların ardından Erbaş’ın Kur’an-ı Kerim hediye ettiği Yurt da Erbaş’a, Hazreti Ali’nin timsali fotoğrafının işlemeli olduğu el dokuması halı takdim etti.

    “BU DİYANET’İN MİSYONUNU KABUL ETMEKTİR”

    Gerçekleşen bu ziyarete Alevilerden tepki gecikmedi. Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Başkanı Aydın Deniz, Tunceli Cemevi Aşure etkinliğini il müftüsünün katılımıyla gerçekleştirdikten sonra Diyanet İşleri Başkanı’nı misafir etmesinin tesadüf olmadığını söyledi.

    Deniz, “30 yıldır örgütlü şekilde hak talep mücadelesi veren Alevi hareketinin en öncelikli taleplerinden biri Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması iken sanki Diyanet’in bir şubesi gibi çalışan Tunceli Cemevi taleplerinin Ali Erbaş tarafından kabul görecekmiş gibi iletmesi de Diyanet’in varlığının ve misyonunu kabul etmek anlamına gelmektedir.” dedi.

    DENİZ: HÜSEYNİ DURUŞ GÖSTERMEYENLERİ BU TOPLUM AFFETMEYECEK

    Deniz sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Taleplerimiz arasında cemevlerimizin yasal statüye kavuşması, Diyanetin kaldırılmasıdır. Muhatabımız Diyanet değil siyasi iktidardır. Devletin Alevisini yaratma konusunda farklı yöntemler kullanılırken yol alacağı kurumların başında Tunceli Cemevi olacak gibi görünüyor zira yıllardır devlet erkanını ağırlayan nadir kurumlardan biridir. Tunceli Cemevi derhal özüne dönmeli ve Alevi hareketinin hassasiyetlerine önem vermelidir. Aksi takdirde bölgelerinde Seyit Rıza’yı örnek almayanlar, Aleviliğinde Hüseyni duruşu beslemeyenleri bu toplum affetmeyecektir.”

    ERÇE: ÇIKARLARI UĞRUNA BUNA SEYİRCİ KALANLARA YAZIKLAR OLSUN

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Tarsus Şube Başkanı Cuma Erçe de, Diyanet İşleri Başkanı’nın Dersim’e gitmesine ilişkin sosyal medyadan tepki gösterdi. Erçe açıklamasında kendi çıkarlarını toplumun çıkarlarının önünü koyup Diyanet ile aynı masaya oturanları kınadı.

    Erçe açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi:

    “Yüzyıllardır Alevileri katledenler, Alevilere zulmedenler, yerlerinden, yurtlarından, köklerinden koparıp sürgüne gönderenler, zindanlarda çürütenler, akıl almaz asimilasyon politikaları uygulayanlar anladılar ki bu yollarla Alevilere diz çöktürülemiyor, teslim alınamıyor. O halde ne yapmak gerekiyor? Tabi ki Alevilerle birlikte aynı zamanda Aleviliği de öldürmek lazım. Bunu da Alevilerin içinden çıkan hainlerle, kanı bozuklarla, onurunu, şerefini pazara sunmuşlarla yapmak çok daha kolay.

    Alevi kurumlarına çöreklenmiş iş birlikçiler, ikbal peşinde koşanlar, katillerine aşık olanlar, akşama kadar onların propagandasını yapıp, övgüler dizenler, eli kanlı katilleri cemevlerinde ağırlayıp onlara hediyeler sunanlar, posta oturtanlar, kapalı kapılar ardında pazarlık edenler, resimde de görüldüğü üzere fetva makamı haline gelmiş, asimilasyonun karargahı Diyanet’i ve onun başkanını cemevimizde ağırlayalar, kirli paralarla sözde cemevi inşaatı yapmaya çalışanlar, hak lokmalarımızı dünkü katillerimize hazırlatıp, aşure kazanlarımızı karıştırtanlar, bütün bu olan bitene seyirci kalanlar, hatta ortak olanlar ve hatta geçici siyasal çıkarları uğruna destek verenler, alkışlayanlar, kendi çıkarlarını toplumun çıkarlarının önünde görenler hepinize yazıklar olsun. Daha da ötesi nice bedellerle kurulmuş Alevi kurumlarını işgalinize izin veren ve bunlara seyirci kalan biz Alevilere ve Alevi dostlarına da yazıklar olsun. Alevileri Pir Sultan Abdal’ın ve Hacı Bektaşi Veli’nin yolunda bir olmaya, iri olmaya, diri olmaya çağırıyorum.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Tunceli filmleri yayınlanıyor ama arka planda yangın ve abluka olan Dersim filmi var’-VİDEO

    ‘Tunceli filmleri yayınlanıyor ama arka planda yangın ve abluka olan Dersim filmi var’-VİDEO

    PİRHA – Dersim’deki orman yangınlarına ilişkin PİRHA’ya konuşan sanatçı Ferhat Tunç, “Dersim büyük bir abluka yaşıyor, Tunceli filmleri yayınlanıyor bu aralar ama arka planda Dersim filmi var, bu filmde kıyım var, yangın var, abluka var, her şey var” ifadelerini kullandı.

    Dersim’deki orman yangınlarının söndürülmesinde çalışmalara dahil olan sanatçı Ferhat Tunç, orman yangınlarının olduğu bölgeye gidişe valilik emriyle izin verilmemesine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Tunç, geçtiğimiz günlerde yayınlanan Tunceli filmine tepki göstererek aslında arka planda kıyım, yangın ve ablukanın olduğu Dersim filminin olduğunu belirtti.

    “DERSİM’DE ABLUKA YAŞANIYOR”

    HDP’li vekillerin yangın bölgesine gidişinin engellenmesine tepki gösteren Tunç, “Ovacık yolunun trafiğe kapatılması tamamen heyetin oraya gidişini engellemeye dönük olduğu çok daha net bir şekilde ortaya çıktı. Bir şeyleri gizlemeye çalışıyorlar. Bölgede aslında orman yangınlarıyla bir suç işleniyor. Bir çevre katliamı yaşanıyor. Biz 10 gün boyunca uğraştık, yangın bölgelerinde yoğun bir çalışma yapıldı, söndürüldü ama hemen ardından bir misillemeyle farklı alanlar yakılmaya başlandı” dedi.

    Tunç, “Açıkçası bir katliam hali var. Halkın iradesiyle seçilmiş vekillerin bölgeye gidip orada olan biteni kamuoyuyla paylaşmak istiyor olmaları son derece doğal, temel bir haktır. Bu hakkın engellendiğini görüyoruz. Bu bir suçtur. Tablo ortada. Herkesin gözünü Dersim’e dikmesi lazım. Dersim büyük bir abluka yaşıyor. Tunceli filmleri yayınlanıyor bu ara. Ama arka planda ortaya konan bir Dersim filmidir. Kıyım var, yangın var, abluka var, her şey var bu filmde. Buna dur demek insanım diyen herkesin görevi” diyerek sözlerini tamamladı.

    Hüseyin Yaşar Sezgin – Ersin ÖZGÜL / DERSİM

  • Dersim’de CHP, İsrail’in Filistinlileri katletmesini lanetledi-VİDEO

    Dersim’de CHP, İsrail’in Filistinlileri katletmesini lanetledi-VİDEO

    PİRHA – Cumhuriyet Halk Partisi, 81 ilde eş zamanlı olarak Filistin’de yaşanan katliama ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. CHP Tunceli İl Örgütü de, Dersim Seyit Rıza Meydanı’nda katliamı lanetledi. 

    Cumhuriyet Halk Partisi Tunceli İl Örgütü, Dersim Seyit Rıza Meydanı’nda bir araya gelerek Filistin’de yaşanan katliamları lanetledi. Basın açıklamasını okuyan CHP Tunceli İl Başkan Yardımcısı Handan Kahraman Şanlı, Filistin’de yaşananlar büyük bir katliam, insanlık dramıdır. Binlerce masum Filistinlinin yaralandığı, 60 kişinin hayatını kaybettiği insanlık dışı saldırıyı lanetliyoruz” dedi.

    “DRAMIN SEBEBİ; HESAPSIZ POLİTİKALAR VE İSRAİL’İN GADDAR TUTUMU”

    Bu dramın en önemli sebebinin Filistin sorununun çözümsüzlüğü, başta ABD olmak üzere büyük güçlerin hesapsız politikaları ve İsrail’in gaddar tutumu olduğunu ifade eden Şanlı, “ABD Büyükelçilik binasının, İsrail Devleti’nin yetmişinci kuruluş yıl dönümünde Kudüs’te açılmış olması büyük bir provokasyondur. ABD’yi bu yanlış politikasını terk etmeye; İsrail’i ise masum sivillere yönelik katliam politikalarına son vermeye çağırıyoruz. CHP olarak Filistin sorununun çözüm zemininin başkenti Doğu Kudüs olacak şekilde 1967 sınırlarına göre kurulmuş egemen Filistin Devleti ile İsrail’in güvenlikli sınırlar içinde yan yana barış içinde yaşaması olduğunu vurguluyoruz” diye konuştu.

    “FİLİSTİN HALKIYLA DAYANIŞMAMIZI HAYATA GEÇİRMELİYİZ”

    Şanlı, “Bugün Türkiye olarak Filistin halkıyla dayanışmamızı en güçlü şekilde hayata geçirmeliyiz. İsrail, katliamcı politikalarını sürdürdüğü ve Filistin topraklarındaki yasa dışı yerleşimleri genişlettiği müddetçe uluslararası planda tecrit edilmelidir. Bir kez daha ABD ve İsrail’i güçlü bir şekilde kınıyor, hayatını kaybeden Filistinli kardeşlerimize rahmet diliyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

    DERSİM/PİRHA

  • ‘Tunçeli’nin Dersim düşmanlığı devam ediyor’

    ‘Tunçeli’nin Dersim düşmanlığı devam ediyor’

    PİRHA– Dersim coğrafyası kimlik, dil, kültür ve inanç boyutu her zaman ‘öteki’ olarak algılandı. Coğrafyasına HES’ler yapılmaya, kalekollar inşa edilmeye, seçilmiş vekilleri, belediye başkanları ve temsilcileri gözaltına alınıp tutuklandı. Dersim medyası ve sanatçısı, aydını, yazarı-çizeri baskı altına alındı” diyen Can Kasapoğlu, Tunçeli’nin Dersim kindarlığının devam ettiğini vurguladı.
    Can Kasapoğlu, “Tunçeli’nin Dersim (kindarlığı) düşmanlığı” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Dersim gazetesindeki yazısında, “Tunçeli’nin Dersim’e olan (kindarlığının) düşmanlığının temelinde genel anlamda İlk kez 24 Eylül 1925 tarihli ve “Gayet mahremdir” ibaresi taşıyan Şark Islahat Planı Kararnamesi ile uygulamaya konuluyor” dedi.

    Dersim’e yönelik diğer bir kindarlığın ise şöyle başladığını söyledi:

    “Düşmanlığın ve kindarlığın özel olarak Dersim’i kapsayan resmi olarak başladığı ikinci ve önemli bir ayağı ise 1934’te çıkarılan İskan Kanunu ile İsmet Paşa’nın 1935 tarihli ‘Kürt Raporu’ doğrultusunda çıkarılan soykırım eksenli bir katliamın açık habercisi olan ‘Tunceli Kanunu’nun olduğu görülmektedir.”

    Bu kanun ile birlikte Dersim Jenosidi, soykırımın taşlarının döşendiğini ifade eden Kasapoğlu, “Buna ek olarak TBMM’sin de 4 Mayıs 1937 tarihinde toplanan Bakanlar Kurulu ‘Dersim Vurulacak’ kararı ile pratik olarak harekete geçiyor ve tertelenin startını veriyordu. 1937’de başlayan soykırım harekatı 1938 yılının sonlarına kadar sürdü” ifadelerini kullandı.

    “DERSİM DÜŞMANLIĞI BİTMEDİ”

    Kasapoğlu’nun yazısının devamı ise şöyle:

    Bölgeye yapılan operasyonlarda Yüz bine yakın insan hayatını kaybetti. On binlercesi bölgeden sürüldü. Dersimin üzerine bomba yağdıran Sabiha Gökçen 1956 yılında Halit Kıvanç’a verdiği bir röportajda, “Canlı ne görürseniz ateş edin! emrini almıştık. Halkın gıdası olan keçileri dahi ateşe tutuyorduk” derken, 30 Mart 1937’de, Umumi Müfettiş Abdullah Alpdoğan’ın Başbakanlığa yazdığı yazının 2. maddesinde “Tayyare Alay Kumandanından yangın ve Milli Müdafaa’dan yakıcı ve boğucu gaz bombaları istedim” diyecektir. Harekatı yöneten ve harekatın içinde olan bu iki görevlinin ifadeleri 1937-38 yıllarında bölgede neler yaşandığını gözler önüne sermektedir.

    Bu konuda (Dersim Soykırımı) çok yazıldı, dile getirildi, uluslararası konferanslar, podyumlar, paneller gerçekleştirildi ve Dersim’de yaşananların bir soykırım olduğu vurgulandı.

    Ancak Tunçeli’nin Dersim’e olan (kindarlığı) düşmanlığı durmak, bitmek bilmedi ve hala devam etmektedir.

    HESLER, KALEKOLLAR, GÖZALTILAR, TUTUKLAMALAR…

    Dersim coğrafyası kimlik, dil, kültür ve inanç boyutu her zaman ‘öteki’ olarak algılandı. Coğrafyasına HES’ler yapılmaya, kalekollar inşa edilmeye, devşirilmiş sözde inanç önderleri(!) aracılığı ile ise inancı kuşatmaya alınmak istendi.

    Seçilmiş vekilleri, belediye başkanları ve temsilcileri gözaltına alınıp tutuklandı. Dersim medyası ve sanatçısı, aydını, yazarı-çizeri baskı altına alındı.

    En son Tunceli Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesi DBP İl Başkanı Ergin Doğru, DBP Pertek İlçe eski Başkanı Erdal Kotan, parti yöneticisi Deniz Kazan ve Sinan Kırmızıçiçek hakkında açılan ‘örgüt üyeliği’ ve ‘örgüt propagandası’ davasında toplam 36 yıl 1 ay hapis cezası verdi.

    Aynı zamanda ‘Dersim Gazetesi’ kurucularından olan Ergin Doğru, DBP Dersim il eşbaşkanlığı yaptığı 2013-2015 yılları arasında Munzur Nehri üzerinde yapımı planlanan baraj ve HES projelerini protesto açıklamasına katılmak, HES projesini protesto açıklamasına katılmak, 1 Eylül Dünya Barış Günü mitingine gibi 50 farklı eylemlere katıldığı gerekçe gösterilerek tutuklanan gazeteci, yazar ve siyasetçi Ergin Doğru  örgüt üyeliğinden 10 yıl, propagandadan 1 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.

    DÜŞMANLIĞI SEBEBİ; HAKLI DURUŞU

    Dersim’de bırakalım yürüyüş, miting vb aktiviteleri, bir basın açıklaması yapmak, katılmak, bir nefes dillendirmek, Kirmanciki bir ıslık çalmak, dinlemek ve bu konuda görüş belirtmek dahi ‘suç’ unsuru olarak yorumlanıyor ve hemen hakkınızda işlem başlatılıyor.

    Sonuç olarak, Tunçeli’nin Dersim (kindarlığı) düşmanlığı devam ediyor..

    Dersim’e karşı dinmeyen ve kudurtan bu düşmanlığın sebebi ise diz çökmeyip, ‘dert olmaya devam’ olan meşru, haklı duruşu olduğu kesindir.  (HABER MERKEZİ)

     

  • Munzur Dergisi panelinde ‘Dersim kültürü tehlike altında’ mesajı

    Munzur Dergisi panelinde ‘Dersim kültürü tehlike altında’ mesajı

     PİRHA – Munzur Dersim Etnografya Dergisi, ‘Arkeolojik Yüzey Araştırmaları Işığında Tunceli’de Bazı Dini Yapılar, toplumsal yapı ve inanç bağlamında Dersim Aleviliği, Dersim’de Raa Haqi İnanç Sistemi ve Hukuk ile Raa Haqi İnancında Doğa ve Yaşam’ konulu panel düzenledi.

    Dersim’de düzenlenen panele konuşmacı olarak Serkan Erdoğan, Hüseyin Çakmak, Nesimi Genlik ve Doğan Munzuroğlu katıldı. Moderatörlüğü ise Munzur Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Mesut Özcan yaptı. Panele Demokratik Alevi Derneği Eş Genel Başkanı Dursun Demirtaş, Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Cengiz, Tunceli Barosu Başkanı Barış Yıldırım ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Panelin açılışında dar duruşunda bulunuldu ardından çıra yakılarak panele geçildi.

    DERSİM’İN KÜLTÜRÜ CİDDİ TEHLİKE ALTINDA

    Moderatör Özcan, Ankara’da kurulan Munzur Dergisi’nin merkezinin Dersim’e taşınmasının nedenini şöyle açıkladı:

    “Dergi, 2015 yılında kuruldu ve uzun süre yayın yaptığı yer olan Ankara’dan merkezini Dersim’e taşıdı. Son üç yıldır buradan yayınlanmaktadır. Dersim’in dışında bulunarak, Dersim adına aklınıza geleni söylemek kolay. Dersim dışında bulunarak Dersim’in kültürü konusunda bir sürü şey söyleyebilirsiniz. Ama işte bu uzaktan söylediğiniz yer Dersim… Merkezi Dersim… Dışarıdan neyi ne kadar görebilirsiniz, neyi ne kadar söyleyebilirsiniz. Biz böyle yapmadık. Bildiğiniz üzere Dersim’in kültürü ciddi bir tehlike altında. Bu, öyle bize bir şey olmaz diyerek geçiştirilecek bir durum değil.
    Bize bir şeyler oldu. Çok şey oldu. Bize bir şeyler olacak, çok şeyler olacak.  Her şeyden önce dilimiz, inancımız, kültürümüz yok oluyor. Bunu anlamak için üniversiteye, cemevine, sokağa bakmak yeterli bence. Üniversite, Kenan Güven’in kaldığı yerden, üstüne koyarak çalışıyor.”

    CEMEVİ SİYASET YAPMAMALIDIR

    Özcan, “Cemevi, Alevilerin ibadet alanı olmasına rağmen, ki Aleviler ibadetlerini gizli yaparlar aslında, dışarıya, herkese açık yapmazlar, her gelenin girdiği, politik amaçlarla kullandığı bir yer olmuştur” diyerek cemevi ve üniversiteye yönelik eleştirilerini şöyle dile getirdi:

    “Pirlerimiz, 1980 öncesinde ibadetlerini, cemlerini köylerde jandarma korkusuyla gizli yaparlardı. Herhangi bir evde yaparlardı bunu.
    Şimdi, cemevleri ortaya çıktı ve ne yazık ki bizim gizli olan ibadetimiz seyirlik oyunlar gibi her kese açık hale geldi. Bizim cemlerde haksız olan, suç işleyen, adaletli olmayan, adaleti savunmayan giremezdi. Şimdiki cemevlerinde, neredeyse suçsuz olanlar girmiyor, haklı olanlar gitmiyor, adaletli olanlar girmiyor. Hele kim küs, kim barışık kimsenin umurunda değil zaten.
    Düşünün ki, bir cemevi yöneticisi, yani Dersim’deki cemevinin bir yöneticisi, anadili Kırmancki, Kurmanci olan insanları asimile etmekten söz ediyor.
    Düşünün ki bir üniversite, kendi sosyoloji topluluğunun yıllar önce dergimiz ile birlikte yapmak istediği bir panele, “bütün salonlarımız doludur” diyerek ver vermiyor. Oysa hiçbir salonu da dolu değildi.
    Bu üniversite daha bir iki yıl önce, Alevilik için kesin bir dil kullanarak, kendisi gibi düşünmeyeni başkalarının maşası olarak niteleyebiliyor.

    Ama düşünün ki aynı üniversite, kendi görüşünü savunan taaa İstanbul’daki bir sempozyuma, bir iddiaya göre 100’e yakın öğrencinin uçak gidiş dönüş biletini ve konaklama giderlerini karşılayarak göndermeye teşebbüs ediyor.

    Burada bulunan ne bu cemevi, gerçek anlamda bir cemevi, ne de bu üniversite gerçek anlamda bir üniversite.
    Bir üniversite de tıpkı ibadet yerleri gibi, bir kişinin inancına, diline, kültürüne, etnik kimliğine bakmadan ona bilimi öğretmelidir. Bilimsel çalışmalar yaptırmalıdır, yapmayı öğretmelidir.  Siyasete alet olmamalıdır.”

    Panelde “arkeolojik yüzey araştırmaları ışığında Tunceli’de bazı dini yapılar konusunu ele alan Serkan Erdoğan “Demir Çağı ve Helenistik Dönem Tunceli” yüzey araştırmaları hakkında yaptığı çalışmalar doğrultusunda Şah Hüseyin Beyler Türbesi, Çemişgezek Köy Kiliseleri (Mırnahi ve Sekrek Kiliseleri), Hozat Segedik Kilisesi ve Segedik Kaya Mezarları, Pertek Zeve Üryan Hızır Türbesi, Düzgün Baba, Hozat Ergen Manastırı’nın tarihi ve yapısı hakkında görseller paylaştı.

    DERSİM İNANÇ GELENEĞİNDE ULU OLAN TABİATTIR

    Ardından toplumsal yapı ve inanç bağlamında Dersim Aleviliği konusunda konuşma yapan Doğan Munzuroğlu, şunları söyledi:

    “Aleviliğe genel anlamda baktığımızda insan yücedir. Hak insanın suretinde ortaya çıkar. Vahdeti vücut felsefesi de buna bağlıdır. Fakat Dersim’de doğa yücedir. İnanç evrimleşmesinde insanın üstünlüğüne dayalı bir aşamaya geçilmemiş zannedersem. Çünkü insanlar öncelikle nesneleri kutsadılar. Güneşi, ayı vb. daha sonra insanı ve insanın kerametini kavramaya başladılar. Kendilerine dönüp özlerini sorgulamaya başladılar. Dersim inanç geleneğinde ulu olan tabiattır. İnsan doğayla barışıksa onu çözebilmişse ulu olabiliyor. Bizdeki bawa ve dervişler doğayı anladıkları için, doğanın sırrına erdikleri için uludur.”

    DAĞDAN TAŞTAN CANLILARDAN RIZALIK ALINIR

    Paneldeki diğer konuşmacılardan Nesimi Genlik ise doğanın Alevilik inancındaki yerini şöyle ifade etti:

    “Ağaçların, suyun kaynağı, dağın taşın kaynağı bunların insanların solunumunda, hayvanların beslenmesinde, doğanın yeşilliğinde suyun göğe çıkıp yere inmesi tabiatın dengesidir. Biz Aleviler bunlara inanıyoruz. Sadece 72 millet değil bizim inancımız. Şekli tabiat veriyor insana. Suda çeşit çeşit balık var. Semada çeşit çeşit kuş var. İnsanlar bir şey keşfetmiyor. Doğada her şey var. Aklı çalışan insanlar yeni şeyler yeni yeni doğaya hakim olmak istiyorlar. Uçan kuşun dışkısı toprağa bereket olarak iniyor. Kin ve nefret beslemeyiz. Bizim inancımızda en önemli şey ruh temizliğidir.

    Eskiden bir yere gidildiği zaman dağdan, taştan orada yaşayan canlılardan rızalık istenirdi. Biz buraya geldik siz su kullanıyorsunuz. Bazı hayvanlar otlanacak denirdi. Ortak yaşayanlar için biz de geldik denilip rızalık alınırdı. Ama o söyleyen insana kimse demiyor ki böyle bir şey yap. Dağa, taşa, doğaya, aziz suya olan ruhen isteğidir. Bu ortak yaşamda dağdan, taştan, canlılardan rızalık isteyen birisi doğanın verdiği birikimle bunu söylüyor.”

    Konuşmacı Hüseyin Çakmak da Alevilik’te hukuk sisteminden ve bunun kavramlarından bilgiler aktardı.

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

  • Meral Akşener: Camileri ve türbeleriyle güzel Tunceli’deyiz

    Meral Akşener: Camileri ve türbeleriyle güzel Tunceli’deyiz

    PİRHA – İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener Dersim’e ziyarette bulundu. Türkiye turuna çıkan Akşener Dersim ve Elazığ’a gideceğini de duyurmuştu. Bugün öğle saatlerinde Dersim’e gelen Akşener önce Hacı Bektaşı Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği Cemevi’ni ardından şehir merkezinde esnafları ziyaret etti. 

    MHP Eski Milletvekili, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener Dersim’e ziyarette bulundu. Bugün öğle saatlerinde merkeze ulaşan Akşener, Hacı Bektaşı Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği Cemevi’ne ardından merkezdeki esnafa ziyaretlerde bulundu. Akşener’i İYİ Parti Elazığ İl Örgütü’nden gelen insanlar ile bir kısım Tuncelili karşıladı.

    Akşener’in ziyaretinde olağanüstü güvenlik önlemleri alındı. Zırhlı araçların yanı sıra onlarca sivil polis ve özel harekat mensubu hazır bekletildi.

    Akşener, cemevinde lokmasını yedikten sonra çarşıya geldi. Çarşı girişinde Akşener’i karşılamaya gelen insanlar halaylar çekti. Bekleyenler Akşener’i alkışlarla karşıladı. Akşener ile beraber Yusuf Halaçoğlu ve Mehmet Aslan Dersim’e gelen isimler arasındaydı.

    Merkezde sandalye üzerinde konuşma yapan Akşener, “Tunceli’ye ilk kez geliyorum. Şehrin güzelliği, burada yaşayan insanların misafirperverliği, bize gösterdiğiniz iyi niyet için çok teşekkür ediyorum. Çok sık gelip gideceğim, geldik ne yapıyoruz ne ediyoruz diyerek geldim. Ondan sonra geleceğim, anlatacağım, destek isteyeceğim. Bugün böyle bir şey yapmıyorum. Çok mutlu oldum. Hele Tuncelili kadınların ilgisi, alakası sizi hiç unutmayacağım” ifadelerini kullandı.

    DERSİM HALKINDAN TEPKİLER 

    Meral Akşener’in gelişine halktan bazı insanlar tepki gösterdi. Oluşan kalabalığın çevre illerden getirilen insanlar olduğunu düşünen bir Dersimli “Dersim küçük bir yer herkes herkesi tanır biz bunları tanımıyoruz, dışarıdan getirilmişler, Akşener de gelse Tayyip Erdoğan da gelse bizim için çözüm değildir. Meral Akşener’le Kılıçdaroğlu arasında da fark yoktur. İkisi de düzen partisi temsilcileridir. Aynı şey içerisinde hareket ediyorlar” diye tepki gösterdi.

    Bir başka Dersimli ise şunları söyledi: “Gelmişse hoş gelmiştir, ama aynı tabaktan yemek yiyen insanlar birdir. O gün DYP idi, bugün AKP, yarın İYİ Parti olsa ne olur. Yine giden Alevilerin kellesi olur. Akşener’in Dersim hakkında eski söylemlerini de biliyoruz, şimdi kalkmış Dersim’e gelmiş. Bizim için bir anlamı yok.”

    “CAMİLERİ İLE GÜZEL TUNCELİ’DEYİZ”

    Dersim’e geldikten sonra yaptığı sosyal medya paylaşımında Alevi kenti Dersim’e dair bilgisizliğini gizleyemeyen Akşener konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:

    “Türbeleri, kaleleri, camileri ve tabiatın çok cömert davrandığı doğasıyla benzersiz bir şehir olan Tunceli’deyiz. Milletimiz iyi olsun, ülkemiz huzur bulsun diyerek yurdumuzun dört bir yanında olmaya hız kesmeden devam ediyoruz.”

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM 

  • Çektiği Fotoğraflardan dolayı tutuklanan gazeteci tahliye oldu

    Çektiği Fotoğraflardan dolayı tutuklanan gazeteci tahliye oldu

    PİRHA – Farklı dönemlerde gerçekleşen basın açıklaması, yürüyüş ve etkinlikleri fotoğrafladığı gerekçesiyle ‘örgüt üyeliği’ ile suçlanan ve 7 aydır tutuklu olan Dersim-Munzur Radyo Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Çağrı yargılandığı davanın ilk duruşmasında tahliye oldu.

    Tunceli Cumhuriyet Savcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 28 Mart tarihinde tutuklanan Dersim-Munzur Radyo Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Çağrı’nın yargılandığı davanın ilk duruşması Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Elazığ E Tipi Kapalı Cezaevinde 7 aydır tutuklu bulunan Çağrı, duruşmaya SEGBİS’le katılırken, avukatı Fatma Kalsen, mahkeme salonunda hazır bulundu. HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, HDP PM Üyesi Cevdet Konak’ta mahkeme salonunda duruşmayı izledi.

     FOTOĞRAF ÇEKMEK SUÇ DELİLİ

    Kabul edilen 5 sayfalık iddianamede Çağrı’nın basın kartı olmasına rağmen “Basın mensubu olmadığı halde grubun fotoğrafını çektiği” ibaresi dikkat çekti. 2015 ve 2017 tarihleri arasında düzenlenen basın açıklamaları, Munzur Festivali kapsamında gösterimi yapılan filmin sinevizyon kurulumuna yardım etme, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kent merkezinde kadınların yaptığı yürüyüşün fotoğraflarını çekme, DBP’li Dersim Belediyesi’ne atanan kayyumu protesto edenlerin fotoğrafını çekmek suç sayılarak mahkeme başkanı tarafından Çağrı’ya soruldu.

    BASIN ÇALIŞANLARI KİME VE NEYE GÖRE DEĞERLENDİRİLİYOR?

    Çağrı, hazırlanan iddianamede öne sürülen suçları reddetti. İddianamenin tutarsızlıklarla dolu olduğunu belirten Çağrı, “Türkiye’deki basın çalışanları kime ve neye göre değerlendiriliyor. Bütün Dersim halkı benim basın çalışanı olduğumu bilir. Sadece savcıyı ikna edemedik.” dedi Dersim-Munzur Radyo’nun sadece bir müzik kutusundan ibaret olmadığını ifade eden Çağrı, çalıştığı dönemde düzenli biçimde haber ve tartışma programlarının yapıldığını ve programlar için düzenlenen etkinliklerde haber takibi yaptığını söyledi. Son olarak basın çalışanı olduğunu belirten Çağrı,hakkındaki suçlamaları kabul etmeyerek beraatini talep etti.

    “ CAN DÜNDAR VE ERDEM GÜL DAVA KARARI EMSAL ALINMALI”

    Avukat Fatma Kalsen ise müvekkilinin basın mensuplarının olduğu yerde söz konusu etkinlik ve açıklamaların haber takibini yaptığını, basın mensubu olmasına rağmen örgüt üyeliği ile suçlanmasını hukuka uygun görmediklerini kaydetti. Anayasa mahkemesinin Can Dündar ve Erdem Gül için aldığı kararın emsal olarak görülmesini söyleyen Kalsen, basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkının olması ile Çağrı’nın tahliyesini talep etti. (HABER MERKEZİ)

  • Sokağa çıkma yasağının dünya rekoru SUR’da

    Sokağa çıkma yasağının dünya rekoru SUR’da

    PİRHA – Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) raporuna göre son 2 yılda 11 il ve 45 ilçede 252 kez süresiz ve gün boyu sokağa çıkma yasağı ilan edildi. TİHV raporuna göre Sur yasağı bir yılı geçti. Bu bir dünya rekoru olarak niteleniyor.

    Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) raporuna göre son 2 yılda 11 il ve 45 ilçede 252 kez süresiz ve gün boyu sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Diyarbakır’ın merkezindeki Sur ilçesinde ilk yasak, 6 Eylül 2015’te ilan edildi. Yasak defalarca birer gün süreyle uzatıldı. 11 Aralık 2015’te surların çevresindeki mahallelerde yeniden ilan edildi. TİHV raporuna göre Sur yasağı bir yılı geçti. Bu bir dünya rekoru olarak niteleniyor.

    Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) raporuna göre; son 2 yıllık süreçte 11 il ve 45 ilçede 252 süresiz ve gün boyu sokağa çıkma yasağı ilan edildi ve nüfus sayımına göre; en az 1 milyon 809 bin kişi bu yasaklardan etkilendi. Diyarbakır Sur’da ilk yasak 6 Eylül 2015’te ilan edildi. Surların çevresinde yasak bu tarihten bu yana devam ediyor.

    TEMEL SEBEP ÇÖZÜMSÜZLÜK

    TİHV, Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl yollardan çözümüne ilişkin bütünlüklü bir program uygulamayan Türkiye’nin yeniden çatışmalı bir ortama girdiği 2015 Ağustos’undan günümüze kadar geçen 2 yıllık süreçte neler olup bittiğini gözler önüne seren bir rapor yayımladı. Rapora göre; süresiz ve gün boyu sokağa çıkma yasağının ilk ilan ediliş tarihi olan 16 Ağustos 2015’ten günümüze devam eden 2 yıllık süreçte toplam 11 il ve 45 ilçede 252 süresiz ve gün boyu sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

    EN AZ 1 MİLYON 809 BİN KİŞİ ETKİLENDİ

    Rapora göre; 2014 nüfus sayımı verilerin esas alındığında en az 1 milyon 809 bin kişi; özgürlük, özgürlük ve güvenlik hakkı, özel ve aile hayatına saygı hakkı, toplanma özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, din özgürlüğü, bilgi alma ve verme özgürlüğü, mülkiyetin korunması hakkı, eğitim hakkı, işkence ve insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele yasağı, yaşam hakkı ve vücut bütünlüğü hakkı olmak üzere en temel hakları ihlal edilerek yasaklardan etkilendi.

    Süresiz veya gün boyu olmak üzere Diyarbakır’da 136, Mardin’de 42, Hakkâri’de 21, Şırnak’ta 13, Bitlis’te 12, Bingöl’de 7, Muş’ta 7, Tunceli’de 6, Batman’da 5, Elazığ’da 2, Siirt’te 1 kez sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

    YASAK BİTMİŞ DEĞİL

    Hakkâri’nin Şemdinli ilçesinde de dün gece itibarıyla 22.00 ile 05.00 arasında 5 günlük sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Diyarbakır’ın Kulp ilçesi, Hakkâri’nin Şemdinli ilçesi ve Muş Merkez ile Varto ilçesinde ise operasyonların sona ermesiyle yasak fiilen sonlandırıldı ancak yasağın kalktığına ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı.

    RAPORA GÖRE DÜNYA REKORU SUR’DA

    Diyarbakır’un Sur ilçesinin 6 mahallesinde sokağa çıkma yasağı tam 1 yıl 8 ay 23 gündür sürüyor. Sur’da 28 Kasım 2015 tarihinde Cevatpaşa, Fatihpaşa, Dabanoğlu, Hasırlı, Cemal Yılmaz ve Savaş mahallelerinde ilan edilen “sokağa çıkma yasağı” hâlâ devam ediyor. Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin Dört Ayaklı Minare önünde vurulmasıyla başlayan yasak, dünya tarihinin en uzun süren sokağa çıkma yasağı özelliği taşıyor. Yasak ilanından sonra ilçe, 98 gün süren çatışmalı bir dönem geçirmişti. Resmi Gazete’de yayımlanan “acele kamulaştırma” kararına göre Sur’un 6 bin 300 parseli kamulaştırılmış ve kentte yıkım başlamıştı. Uluslararası Af Örgütü’nün hazırladığı rapora göre, yaklaşık 40 bin insanın Sur’dan göç ettiği belirtilmişti.

    HABER MERKEZİ

  • Dersim’de bombardıman: Yaşamını yitiren Güneş’in naaşı valilik kararıyla cemevine kabul edilmedi

    Dersim’de bombardıman: Yaşamını yitiren Güneş’in naaşı valilik kararıyla cemevine kabul edilmedi

    PİRHA – Dersim Nazimiye’ye bağlı Uzun Tarla (Han) köyünün önceki günlerde bombalanması sonucu yaşamını yitiren bir yurttaşın daha naaşı Tunceli Cemevi tarafından kabul edilmedi. Köyde yaşayan Ercan Güneş ile birlikte OHAL boyunca Dersim’deki askeri operasyon ve bombardımanlarda 5 kişi yaşamını yitirdi. 

    Dersim’in Nazmiye ilçesine bağlı Uzuntarla (Han) köyü yakınında devam eden askeri operasyon kapsamında bölgede üç gündür havadan bombalanıyor. Bombardımandan etkilenerek evlerini tek etmek zorunda kalan köylüler, geri dönemedi. Hava bombardımanında, köyün merkezi ve çevresi kobra tipi helikopterler tarafından tarandığı bildirildi. Köylüler, bombaların köye yakın düşmesi sonucu, Pülümür ilçesine bağlı Kırmızı Köprü’ye sığındı. Geceyi burada geçiren köylüler gün içinde döndükten sonra askerler tarafından engellendi. “Güvenlik” gerekçesiyle yapılan engellemeye rağmen evine gitmek isteyen Mustafa Uçan isimli köylü gözaltına alınarak Dersim merkeze götürüldü. Kent merkezine ulaşan yaklaşık 15 köylü, Dersim Barosu’na başvurarak yardım talebinde bulundu.  Dersim merkez, Hozat ve Çemişgezek ilçelerinde sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında Hozat Kavuktepe köyü Muhtarı Hıdır Güneş, Devrim Korkmaz, Erkan Çelik, Düzgün Aydın ve ismi öğrenilemeyen 8 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan Devrim Korkmaz adliyedeki ifadesinden sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    VALİLİK KARARI GEREKÇE GÖSTERİLDİ

    Bu bombalamalar sonucu köyde yaşayan Ercan Güneş adlı bir yurttaş ise yaşamını yitirdi. Yaşamını yitiren Güneş’in naaşı devlet hastanesinden yakınları tarafından alınarak hakka uğurlama erkânı için Tunceli Cemevi’nde götürüldü. Ancak cemevi yönetimi valilik kararını gerekçe göstererek naaşı cemevine kabul etmedi. Bunu üzerine Güneş’in yakınları naaşı tekrardan devlet hastanesi morguna götürdü.

    90’lı yıllardaki köy yakma boşaltmalardan nasibini alan Dersim Nazimiye’ye bağlı Uzun Tarla (Han) köyünde günlerdir askeri hareketlilik eksik olmuyordu. Son günlerde bu operasyonlara kobra tipi askeri helikopterler de dahil edilmesi sonrası başlatılan bombardımanda Ercan Güneş yaşamını yitirmiş, onlarca köylü evini terk etmiş, Mustafa Uçan da gözaltına alınmıştı.

    OHAL BOYUNCA DERSİM’DE 5 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRDİ

    Olağanüstü Hâl’in birinci yılı geride kalırken, Dersim’de askeri operasyon ve bombardımanlarda 5 sivil yaşamını yitirdi.

    1 Ağustos 2016’da Hozat’ın Pakire köyünde babasını imzaya götüren Mesut İlkbahar, askerlerin açtığı ateş sonucu katledildi. İlkbahar dosyasına “gizlilik” kararı veren savcılık, suçlular hakkında ise herhangi bir soruşturma açmadı.

    9 Ağustos 2016’da bombardıman alanına zorla gönderilen Türk Telekom çalışanlarından Şükrü Abay, nereden geldiği belli olmayan tek kurşunla yaşamını yitirdi. İşçilerin, “Tüm güvenliği sağladık. Her yerde sadece bizim özel birliklerimiz var” zorlamasıyla alana gittiği öğrenildi.

    6 Eylül’de Seyid Rıza Meydanı’nda Kobra tipi zırhlı polis aracı 71 yaşındaki Naciye Özdemir adlı kadını ezdi. Bu olaya ilişkin açılan dava sürüyor.

    Munzur Vadisi’nde operasyona çıkan askerlerin 20 Eylül’de taradığı minibüsün şoförü Ersin Demir (28) yaşamını yitirdi. Yine Venk köyünde ikamet eden İrfan Top ise askerlerin açtığı ateş sonucu ayağından yaralandı.

    İki gün önce ise Nazimiye ilçesine bağlı Uzuntarla (Han) köyünün helikopterlerce bombalanması sonucu Ercan Güneş yaşamını yitirdi. (HABER MERKEZİ)

  • Dersim yeniden ‘Tunç-eli’ oldu

    Dersim yeniden ‘Tunç-eli’ oldu

    PİRHA-Dersim Belediye binasına asılı olan ‘Dersim belediyesi’ tabelası yeni Valinin (aynı zamanda yeni Kayyım) gelmesiyle söküldü.

    Özellikle Osmanlı arşivlerinde sıkça gecen ve yüzlerce yıl öncesinden bu bölgenin ismi Dersim iken 1935 yılında çıkarılan bir kanunla adı değiştirilerek Tunceli oldu. Bu isim Dersimliler için 1938 kıyımının sinyaliydi, zira Tunç bir elle ezileceklerine istinaden verilmişti bu ad.

    Demokratik Bölgeler Partisinin yerel yönetimi kazanmasının ardından Belediye binasına “Dersim Belediyesi’ ve ‘Tunceli Belediyesi’  şeklinde çift tabela konuldu. Şimdiki iktidar da o dönem bu kentin asıl isminin Dersim olduğunu belirtmiş ve en kısa zamanda değiştireceği sözü vermişti.

    Daha önce kayyum olarak atanan Osman Kaymak, üzerine demirden büyük bir yağmurluk yapılarak Dersim Belediyesi tabelası görülmez hale getirilmişti. Yeni atanan vali Tuncay Sonel ise tabelayı tümden kaldırdı.

    Ahmet BAKIR/DERSİM