Etiket: turan eser

  • Turan Eser: Britanya’da rıza şehrini kurduk; gericiliğe karşı aklın çerağını uyandıracağız

    Turan Eser: Britanya’da rıza şehrini kurduk; gericiliğe karşı aklın çerağını uyandıracağız

    PİRHA -Britanya Alevi Federasyonu (BAF), Enfield bölgesinin Edmonton semtindeki 50 bin metrekarelik arazideki binasının açılışını yaptı. Yazar Turan Eser, “Genel Merkez Binası ve Çok Amaçlı Bilim, Eğitim, Sanat, Kültür ve Spor Kompleksimizde Rıza Şehrini kuruyoruz” dedi. Eser, “Amacımız bellidir. Cehalete, gericiliğe ve karanlığa karşı aklın çerağını uyandıracağız” dedi. 

    Avrupa’daki Alevi kurumları arasında en geniş yerleşkeye sahip Britanya Alevi Federasyonu, Enfield bölgesinin Edmonton semtindeki 50 bin metrekare alan üzerindeki ‘Britanya Alevi Federasyonu Genel Merkezi’ için dün açılış töreni düzenlendi.

    Yerleşke içinde, BAF merkez ofisi, Britanya Alevi Kadınlar Birliği, Britanya Alevi Gençlik Federasyonu, BAF Cenaze Fonu hizmeti, Qızılbaş yayınevi, BAF medya, çocuk parkı, dinlenme alanları ile birlikte eğitim, sanat ve spor merkezleri hizmet verecek.

    Britanya Alevi Federasyonu Genel Merkez binasının açılışının yankıları sürüyor.

    Yazar Turan Eser, BAF binasına ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden “Genel Merkez Binası ve Çok Amaçlı Bilim, Eğitim, Sanat, Kültür ve Spor Kompleksimizde Rıza Şehrini kuruyoruz” dedi.

    “ELE ELE VERİRSEK BAŞARIRIZ” 

    Eser, mesajında duygularını şöyle dile getirdi:

    “Önce insan ve önce sevgi diyerek, dayanışmaya, paylaşmaya ve muhabbet etmeye gelen canlar.
    CEM olup gönül birlemeye gelen canlar…
    El ele verdik. El ele el hakka dedik.  Ve gerçekleştirdik. Bu bir hayal değil.
    El ele verirsek başarırız.
    Ve biz bunu birlikte başaracağız.
    Hep birlikte elimizi taşın altına koyacağız.”

    “Kuzey Londra’da Alevilerin ulaşacağı üç önemli merkezde hizmetlerimiz devam edecek” diyen Turan Eser, Dalston’daki cemevimiz, Woodgren’de yakında açılacak cemevimiz ve açılışını yaptığımız Genel Merkez Binası ve Çok Amaçlı Bilim, Sanat, Kültür ve Spor Kompleksimizle Britanya’da ve dünyadaki Alevilere hizmet vermeye devam edeceğiz. Ayrıca tüm Britanya’da 18 cemevimiz ile aynı amaçlarla hizmete devam edeceğiz. Çünkü öğretimizde halka hizmet hakka hizmettir” ifadelerini kullandı.

    Yazar Turan Eser, “Amacımız bellidir. Cehalete, gericiliğe ve karanlığa karşı aklın çerağını uyandıracağız” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yazar Turan Eser: Müftülük yasası, kadın haklarına saldırı ve Şer-i hukukun topluma dayatmasıdır

    Yazar Turan Eser: Müftülük yasası, kadın haklarına saldırı ve Şer-i hukukun topluma dayatmasıdır

    PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu önceki başkanlarından yazar Turan Eser, “Ümmetin nikah krizi” başlığıyla kaleme aldığı yazıda “Neden müftüye nikâh yetkisi verildi? Bu bir inanç özgürlüğü meselesi mi? Yoksa sadece laiklik karşıtı bir girişim mi? Türkiye’de son yıllarda süre gelen sıralı dinselleştirme ve gericilik eksenindeki din sömürüsünün arkasında ne var?” sorularının yanıt veriyor.

    Alevi Bektaşi Federasyonu ABF’nin önceki başkanlarından yazar Turan Eser, BirGün Gazetesi’nde “Ümmetin nikah krizi” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

    Siyasal İslamcı camiadaki “ümmetçilik” tartışmalarında İslamcıların bir itirafta bulunduğunu söyleyen Eser, “İslamcılık ve ümmetçilik krizde! Mekke ve Medine’nin 7. yüzyıl ve Osmanlı’nın 19. yüzyıl ümmet paradigmasını “yaşatamıyoruz” diye serzenişte bulunuyorlar. Bugünkü asıl hedef; siyasal İslamcılık “ümmetçilik” üzerinden müslüman dünyayı din çimentosuyla “birleştirmek” istiyor. Osmanlı’nın tüm müslüman dünyasının merkezi ve halifesi olacağına inanarak Panislamizm rüyasına girenlerin büyük bir kısmı, 1908’de bu rüyalarından Pantürkizm olarak uyandı” dedi.

    “Panislamizm dünyada yaygınlaşan pozitivizm, ulus devlet modellerine, egemenliğin yeryüzüne indirilmesine, aydınlanmaya karşı gericiliğin ideolojisini egemen kılmak için “din çimentosu” öneriyordu” diyen Eser, şeriatı ise ümmetin ortak hukuku haline getireceğini ifade etti.

    AKP’İN HALİFELİĞİ ÜSTLENME RÜYASI

    1878’de Mebusan Meclisi’ni kapatan II. Abdülhamit’in İslamcılığı yani Ümmetçiliği devletin resmi ideolojisi haline getirip uygulamaya soktuğunu söyleyen Eser sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Aklın düşüncesi yerine de vahyin yetiştireceği dindar ve kindar nesil tahayyül ediyordu. Olmadı, bu rüya tutmadı. Çünkü müslümanlar iktidar için önce, kendi içinde birbirlerini boğazladılar. Dünyada yaygınlaşan laiklik, pozitivizm, aydınlanma, ulus devlet inşa modellerine ve milliyetçilik akımlarıyla baş edemediler. Olan oldu, müslümanların birliğini hedefleyen Panislamizm, 1908’den itibaren İslam soslu Pantürkizm’e dönüştü. Bir ölçüde “Türk İslam Sentezi” ideolojisinin tohumlarının ekildiği dönem de diyebiliriz.”

    Eser, AKP’nin bugün ise 1908 öncesi ruhu yeniden çağıran siyasal seanslar düzenlediğine dikkat çekerek, “II. Abdülhamit’in yarım kalan rüyasını tutmanın gerekliliği vaaz ediliyor. Müslüman dünyanın merkezi olma ve halifeliği üstlenme rüyası var” dedi.

    ÜMMET İÇİN ÖNCELİKLİ ‘ÇOK HUKUKLU REJİME’ GEÇİŞ PROJESİ

    Bu noktada müftülere nikah kıyma yetkisi veren yasa tasarısına değinen Eser yazısında şu ifadeleri kullandı:

    “Müftülere nikâh yetkisi, hem bir aldatma ve hem de kadın düşmanı adımlardan bir tanesidir. Başta eğitim ve sağlık olmak üzere, ümmetin hukukunu tüm kamusal hizmetlerde ve kamusal alanda görünür kılmak için ideolojik ve teolojik ajandayı uygulamaktadırlar.

    İmama resmi nikâh yetkisini, salt “inanç özgürlüğü” ya da “laiklik” ile sınırlı tartışmak eksik olur. Siyasal İslamcılık ekseninde kurulan ümmetin yeni rejimi, attığı temel taşlarından biridir. Bu rejimin tek stratejisi var. Halkı din ile aldatmak ve arkasına almak. Uhrevi olanda birleşmeyi vaaz ediyorlar, ama dünyevi olanda ise halkı uzak tutuyorlar. İmanda birlik, alnın secdeye gelmesinde eşitlik, ama dünya malını paylaşmak ve insan hakları rejiminde eşitliğe hayır diyorlar. Düşünün ki, aynı imam “memur kimliği” ile bir kadına resmi dini nikâh kıyarken, aynı erkeğin ikinci, üçüncü ve dördüncü eşine resmi olmayan ve mezhepçi kimliği ile dini nikâh kıyabilecektir!

    Özetle; imamlara resmi nikâh kıyma yetkisi veren düzenleme, ümmet için öncelikle “çok hukuklu rejime” geçiş projesidir.”

    ‘İMAM NİKAHLI VE İMAM NİKAHSIZ’ AYRIŞMASI

    Bu düzenlemenin birçok açıdan sorunlu olduğunu vurgulayan Eser, şöyle sıraladı:

    • Kamu eliyle mezhepçiliği kurumsallaştırmak ve toplumsal çeşitliği yok saymaktadır. Farklı inançlar ve inanmayalar üzerinde sosyal baskı mekanizması kurmaktır.
    • Kadın haklarına saldırının ve Şer-i hukukun topluma dayatılmasıdır.
    • Toplumsal çeşitliğe ve farklı hayat tarzlarına yeni bir müdahaledir.
    • Dini nikâh kişinin kendi özel ve dini hayat tarzına ilişkin bir tercihidir. Bu konuda bugüne kadar tek bir sorun, engel yok iken, devletin Sünnilik üzerinden Alevilere, azınlık inançlarına ve inanmama hakkı kullananların üzerinde oluşacak baskılara yol vermektedir. “İmam nikâhlı ve imam nikâhsızlar” diyerek toplumsal kutuplaşmayı derinleştiren bir ayrımcılık düzenlemesidir.

    Eser, “Laiklik karşıtı ve evrensel hukuk normlarını çiğneyen bir uygulamaya karşı, haklar rejimini savunarak itiraz edilmelidir” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Turan Eser: Aleviler dinci eğitime karşı “Bilimsel Laik Eğitim Sempozyumu” düzenlemeli

    Turan Eser: Aleviler dinci eğitime karşı “Bilimsel Laik Eğitim Sempozyumu” düzenlemeli

    PİRHA- Alevi Yazar Turan Eser, Birgün’de kaleme aldığı yazıda, Türkiye’de laikliğin yok edilerek, eğitimin tamamen dinselleştirildiğine dikkat çekti. Eğitime yönelik bu saldırılara karşı Alevi kurumlarının tepkisiz kaldığına işaret eden Eser, Alevi kurumlarının en kısa zamanda bir “Bilimsel Laik Eğitim Sempozyumu” düzenleyerek, laik, demokratik ve bilimsel eğitimin önemine dair yeni perspektifler oluşturmaları gerektiğini dile getirdi. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu’nun eski başkanlarından Yazar Turan Eser, Birgün gazetesindeki köşesinde ‘Dinci müfredatlar ve Alevi kurumları’ başlığıyla bir yazı kaleme aldı.

    Türkiye’de laikliğe ve temel insan haklarına yönelik saldırıların yoğunlaştığını belirten Eser, her alanda dinci gericiliğin kurumsallaşarak yaygınlaştığını kaydetti.

    “‘Laik yaşam, laik eğitim ve laik düzen’ tutumunu benimseyen Alevi kurumları açısından ne yapmalı ve yapmamalı sorusu da önemini koruyor”  diyen Eser, şunlara dikkat çekti:

    “Toplumsal ve siyasal kriz ekseninde bir yol ayrımındayız. AKP’li Ayhan Oğan’ın “yeni bir devlet kuruyoruz ve devletin kurucu lideri Erdoğan’dır” sözü boş değil. Bunu “ferdi bir görüş” olarak algılamak safdillik olur. Bu, AKP’nin hedef fikridir. AKP’nin dinselleşme ve rejim değişikliği için inşa ettiği, makro politik söylemler, attığı adımlar, uygulamalar, yeni dinci kurumsallaşmalar, hukuk ve demokrasi ihlalleri incelendiğinde, Oğan’ın “yeni bir devlet kuruyoruz” sözü, büyük resmin en açık ve en net şekilde ifade edilmiş biçimidir. Hükümet adına yapılan “o laf AKP’yi bağlamaz”açıklamaları, “tekzip” için değil, MHP desteğine olan mecburiyet içindir.”

    ALEVİ KURUMLARI, GERİCİLİK KARŞISINDA KURUM İÇİ TARTIŞMA YAŞIYOR”

    “Laik eğitim talebini mücadelesinin merkezine koymuş Alevilerin, bu süreçte yapacakları elbette çok önemlidir” ifadesini kullanan Turan eser,  “Müfredatlar cihad ve şeriatla daha da dinselleşiyor. Nikâh yetkisi imamlara ve kimsesiz çocuklar devlet eliyle tarikat vakıflarına teslim ediliyor. Diyanet ve İslamcı Vakıflar, eğitimden sağlığa, her alanda kamu kurumlarıyla “işbirliği protokolleri” imzalayarak, kamusal alanı, hem dinci kadrolar hem de dinci gerici ideolojiyle kuşatıyorlar. Fakat, tüm bu olan biten gerici saldırı ve kuşatmalar karşısında, Alevi kurumları faaliyetlerinin merkezine ağırlıklı olarak kurum içi tartışmaları koymuş durumdalar” dedi.

    “TOPLUMSAL MÜCADELEYE ZAMAN AYIRAMAZ HALE GELDİLER”

    Alevilerin örgütsel enerji ve zamanlarını, iç tartışmalarda tükettiği eleştirisini yapan Eser, “Aleviler, gericiliğe karşı mücadele için enerji ve zaman bulamıyorlar. Aydınları, yöneticileri ve kurumları birbiriyle uğraşmaktan, toplumsal mücadeleye zaman ayıramaz hale gelmiş durumdalar” ifadesini kullandı.

    ABF, HBVAKV, PSAKD VE AKD’YE ELEŞTİRİ

    Yazar Turan Eser, hükümetin Alevileri hayati derecede ilgilendiren müfredatlar açıklamasına rağmen Alevi kurumlarının etkili eylemler, tepkiler vermediğini belirterek şunları aktarıyor:

    “Biraz somutlarsak; MEB, tüm toplumsal kesimleri hedef aldığı gibi, Alevileri de hayati derecede ilgilendiren yeni müfredatlar açıklıyor. Böylesi kritik evrede, Alevi kurumlarının, eğitimdeki mezhepçi yapılanma ve dinselleştirme karşısında tutumu merak ediliyordu. Laiklik ekseninde güçlü bir toplumsal itirazın ortaya çıkması beklenirken, ABF, HBVAKV, PSAKD ve AKD birer “Basın Açıklaması” ile yetindiler.

    Alevi Dernekler Federasyonu, Alevi Vakıflar Federasyonu, Karacaahmet Sultan Dergahı ve Şahkulu Sultan Vakfı ise AKP hükümetinin yeni müfredatlarına dair tek bir açıklama ve çalışma yapmadılar.”

    Cem Vakfı’nın ise AİHM kararlarını sulandıracak adımlara imza atarak, AKP’nin yeni müfredatlarına eklemlenmek istediğini kaydeden Turan Eser, Alevi kurumlarının laik, demokratik ve bilimsel eğitimden yana örgütlenmelerle kalıcı işbirliği geliştiremediğini, zorunlu/seçmeli din dersleri ve yeni müfredatlar ile Aleviliğin MEB eliyle nasıl katledildiğini ve genel olarak eğitimde dinselleşmenin ulaştığı boyutların yarattığı toplumsal tahribatı, raporlarla ortaya koyamadıklarını ifade etti.

    Turan Eser, Alevi kurumlarının artık “Zorunlu din dersleri kaldırılsın” talebinin ötesine geçmeleri gerektiğini belirterek, eğitime dair yeni perspektifler oluşturmalarının önemli olduğunu vurguladı.

    ALEVİ KURUMLARINA ÖNERİLER

    Turan Eser yazısında Alevilere ve Alevi kurumlarına şu önerilerde bulundu:

    -“Zorunlu din dersleri kaldırılsın” derinliğinde dile getirilen taleplerin dönemi kapanmıştır. Artık yeni bir durumla karşı karşıyayız. Eğitim sistemi, sadece içerik olarak değil, uygulama ve kuramsallaşmasıyla birlikte dinselleştirdi. Daha doğrusu mezhepleştirdi! Mescitsiz ve imamsız okul kalmadı. Yeni müfredat dizisiyle, evrim teorisinin ve eleştirel aklın dışlandığı, şeriatçı ve cihadist bir zemine taşınıyor. AKP’nin eğitim politikalarının merkezinde tekçi, ezberci, cinsiyetçi, otoriter ve mezhepçi yaklaşımlar var. Bu nedenle, Alevi kurumlarının eğitim sorununa bütünlüklü yaklaşması elzemdir.

    -Dolaysıyla, söz konusu 15 yıllık AKP’nin eğitim politikaları olunca, Alevi kurumları zorunlu din dersleri kaldırılsın derinliğindeki eski ezberlerini ve eğitime dair tutumlarını güncellemeliydi. Dolaysıyla Alevi kurumları en kısa zamanda bir “Bilimsel Laik Eğitim Sempozyumu” düzenleyerek, eğitimin dinselleştirilmesine karşı, laik, demokratik ve bilimsel eğitimin önemine dair yeni perspektifler oluşturmalıdır.

    -Alevi kurumlarının zaman geçirmeden, gerici eğitim politikası, uygulamaları ve müfredat içeriklerine karşı, köklü itirazlarını gündeme taşımalıdır. Aleviler demokratik, laik, bilimsel ve parasız eğitimden yana ise, buna uygun taleplerin diğer toplumsal muhalefet dinamikleriyle buluşturulması, toplumsallaştırılması ve birleşik bir mücadele zeminine taşıması zaruridir.

    (HABER MERKEZİ)