PİRHA- Komedyen Deniz Göktaş, “dini değerleri aşağılama” ve “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamalarıyla tutuklandı.
“Ölü Deniz” stand-up gösterisinin ardından hedef alınan ve önce “dini değerleri aşağılama” ardından “cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla hakkında soruşturma başlatılan komedyen Deniz Göktaş, dün havalimanında pasaport kontrolü sırasında gözaltına alındı.
Sabah saatlerinde savcılığa sev edilen Göktaş, “dini değerleri aşağılama”, “cumhurbaşkanına hakaret” iddialarıyla tutuklanması talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi. Hakimlik, aynı iddialarla Göktaş’ın tutuklanmasına karar verdi.
PİRHA- NATO’nun 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştireceği zirveye ve tutuklamalara ilişkin açıklama yapan Antakya Emek ve Demokrasi Platformu, “Savaş politikalarına, emperyalist müdahalelere ve baskı rejimlerine karşı; emek, barış, demokrasi ve halkların kardeşliği mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz” dedi.
Antakya Emek ve Demokrasi Platformu, NATO’nun 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştireceği zirveye ve tutuklamalara ilişkin açıklama yaptı. Açıklamayı platform adına SYKP Hatay İl Eşbaşkanı Mehmet Çelik okudu
“İFADE VE ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜNÜN FİİLEN SINIRLANDIRILMASI KABUL EDİLEMEZ!”
Türkiye’de temel hak ve özgürlükleri hedef alan baskı politikaları giderek ağırlaştığına dikkat çeken Çelik, “NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek günlerdir ev baskınları yapılmakta, çok sayıda kişi gözaltına alınarak tutuklanmakta, toplantı ve gösteri yürüyüşleri yasaklanmakta, demokratik kamuoyu üzerinde baskı kurulmaktadır. Kent yaşamının baskıcı uygulamalarla kuşatılması, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün fiilen sınırlandırılması kabul edilemez!” dedi.
NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen gözaltı ve yasaklamaların, toplumu susturmaya dönük gözdağı politikasının parçası olduğunu belirten Çelik, “Demokratik hakların kullanılmasının suç gibi gösterilmesine, barış ve demokrasi talebinin baskıyla bastırılmak istenmesine sessiz kalmayacağız” diye konuştu.
“ON MİLYONLARLA OMUZ OMUZAYIZ”
Siyasal iktidarın, kendi siyasal varlığını sürdürmek ve içeride yaşanan ekonomik, toplumsal ve siyasal krizleri yönetmek adına Türkiye’yi NATO’nun güvenlikçi ve saldırgan stratejileriyle daha fazla uyumlu hâle getirmek istediğinin altını çizen Çelik, şunları belirtti:
“Emperyalist merkezlerle kurulan bu bağımlılık ilişkisi, dış politikadan ekonomiye kadar pek çok alanda ülkemizin geleceğinin uluslararası güç odaklarının ve sermaye çevrelerinin çıkarları doğrultusunda şekillendirilmesine hizmet etmektedir.
Halkın barış, demokrasi ve özgürlük taleplerinin bastırılmaya çalışılması; savaş politikaları ile içerideki baskı politikalarının birbirini beslediğini açıkça göstermektedir.
Emperyalist barbarlığın bedelini ise halklar ödemektedir. Milyonlarca insan yoksulluk, göç, açlık ve ölümle karşı karşıya bırakılmaktadır. Savaşlardan ve gerilimlerden kazanç sağlayanlar silah tekelleri, enerji şirketleri ve uluslararası sermaye çevreleri olurken; bedeli işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler ve halklar ödemektedir.
Bizler Antakya Emek ve Demokrasi Platformu olarak, dünyanın dört bir yanında emperyalist savaşlara ve katliamlara karşı mücadele edenlerle, savaş çığırtkanlığı yapan sağcı iktidarlara karşı direnenlerle, soykırımcı İsrail ve HTŞ yönetimine verilen desteğe karşı sokakları dolduran on milyonlarla omuz omuzayız.
Bir kez daha hatırlatıyoruz: Ülkemizin geleceği emperyalist merkezlerde, NATO karargâhlarında ya da uluslararası sermayenin çıkar hesaplarında değil; emeğiyle yaşayan milyonların ortak mücadelesinde, halkın iradesinde, demokraside ve barışta yatmaktadır.”
“EMEK, BARIŞ, DEMOKRASİ VE HALKLARIN KARDEŞLİĞİ MÜCADELESİNİ BÜYÜTMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek sürdürülen gözaltılar, ev baskınları, hak ihlalleri ve tüm antidemokratik uygulamalar derhal son bulması çağrısında bulunan Mehmet Çelik, “Dünyanın kanlı paylaşım savaşlarının hazırlığı olan silahlanma yarışı durdurulmalıdır! Ülkemizdeki NATO üsleri kapatılmalıdır. Türkiye, bir savaş örgütü olan NATO’dan derhal çıkmalıdır. Bu ülkenin emekçilerini, kadınlarını, gençlerini, aydınlarını sesimizi yükseltmeye; tüm yurttaşlarımızı emperyalizme karşı durmaya ve NATO’nun emperyalist savaş zirvesine ve temsilcilerine karşı istenmediklerini göstermeye çağırıyoruz. Savaş politikalarına, emperyalist müdahalelere ve baskı rejimlerine karşı; emek, barış, demokrasi ve halkların kardeşliği mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz” şeklinde ifade etti.
PİRHA- 23 Haziran’da gözaltına alınan 78 yurttaş tutuklandı. Tutuklananların toplam sayısı 181 oldu.
Ankara’nın ev sahipliğini yaptığı NATO toplantısı öncesi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla 23 Haziran’da ev baskınlarıyla gözaltına alınanların emniyetteki ifade işlemleri tamamlanarak savcılığa sevk edildi.
Sulh Ceza Hakimliği’ne tutuklama talebi ile sevk edilen 85 kişiden 78’i için tutuklama kararı verildi. Tutuklama talebi ile sevk edilenlerden 7 kişi hakkında ise ev hapsi kararı verildi.
Dün verilen tutuklama kararları ile birlikte tutuklu sayısı 181’e yükseldi.
PİRHA- 23 Haziran’da gözaltına alınan aralarında akademisyen, gazeteci, avukat ve siyasetçinin olduğu 103 yurttaş tutuklandı. Gözaltında tutulan diğer 90 kişinin ise savcılığa sevk edilmesi bekleniliyor.
Ankara’nın ev sahipliğini yaptığı NATO toplantısı öncesi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla 23 Haziran’da ev baskınlarıyla gözaltına alınan 225 kişinin emniyetteki ifade işlemleri tamamlanarak 135’i sabah saatlerinde savcılığa sevk edildi.
Gece geç saatlere kadar devam eden ve savcılıkta ifadesi tamamlanan 135 kişiden 6’sı serbest bırakıldı, 129 kişi ise tutuklama talebi ile Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Hakimlik, aralarında Gazeteci Yıldız Tar, Akademisyen Emel Memiş, ÇHD’li avukatlar Semra Demir ve Kürşat Bafra, Halkevleri GYK üyesi Hediye Yıldırım, Umut-Sen Sözcülerinden Burcu Arıkan, TEMA Vakfı Ankara Temsilcisi Nevzat Özer’in de olduğu 103 kişi hakkında tutuklama kararı verdi. Tutuklamaya sevk edilenlerden 15 kişi için ev hapsi kararı verilirken 11 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Emniyette gözaltında tutulan diğer 90 kişinin ise savcılığa sevk edilmesi bekleniliyor.
PİRHA- ESP yönelik operasyonda gözaltına alınan ve adliyeye getirilen 56 kişiden aralarında ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni, gazeteciler Nadiye Gürbüz, Pınar Gayıp’ın da olduğu 47 kişi tutuklandı.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Kadın Meclisi (SKM), Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), Etkin Haber Ajansı (ETHA), DİSK/Limter-İş, Polen Ekoloji ve BEKSAV’a yönelik operasyonda 96 kişi 3 Şubat’ta gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan 40 kişinin emniyet işlemleri sürerken, 56 kişi ise Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’ne getirildi.
Savcılık, 56 kişinin ifadesini almadan dosya üzerinden tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk etti. Hakimlik, 56 kişiden aralarında ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni’nin de yer aldığı 47 kişinin tutuklanmasına, 9 kişinin ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına karar verdi.
Tutuklananların isimleri şöyle:
“Aydın Kılıçdere, Okan Danacı, Sıtkı Güngör, Erol Tunç, Gamze Toprak, Levent Tuncaloğlu, Havanur İdis, Beritan Aksu, Eylem Taş, Hasan Polat, Hivda Selen, Ruşa Sabur, Serdal Işık, Tanya Kara, Hasan Hüseyin Yeşilova, Cemre Nayir, Cemil Aksu, Ahmet Bilal Bay, Dilara Su Kalpak, Emrah topaloğlu, Hacer Elçin, Muhammet Çelik, Şükran Yaren Tuncer Yıldırım, Berkan Balcı, Cafer Erözsoy, Songül Sağlamer, Kerem Bükre, Ali Haydar Saygılı, İleri Devrim Yurtsever, Leyla Can, Uğur Ok, Pınar Gayıp, Tayfun Kalpak, Murat Çepni, Şahin Tümüklü, Serpil Topal, Ahmet Uçar, Satiye Ok, Meral Tatar, Aynur Ergül, Latife Canan Kaplan, Hakkı Demirel, Kanber Saygılı, Ayşe Nur Demir, Berfin Polat, Elif Bayburt , Nadiye Gürbüz.”
PİRHA-Dersim’de evleri basılarak gözaltına alınan 3 öğrenci tutuklanırken, biri de adli kontrol uygulanarak serbest bırakıldı.
Dersim’de dün sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek evleri basılıp gözaltına alınan Rubar Yazıcı, Renas Ekmen ve Baver Güçin, “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla tutuklandı, bir kişi de adli kontrol uygulanarak serbest bırakıldı.
PİRHA- Dersim’de bu sabah saatlerinde evine yapılan operasyonla gözaltına alınan muhabirimiz Cihan Berk, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak Elazığ Cezaevine götürüldü.
Bu sabah erken saatlerde Alibaba mahallesindeki evine operasyon yapılan muhabirimiz Cihan Berk tutuklandı.
Alibaba Mahallesi’ndeki evine erken saatlerde giden polisler, kapıyı kırarak içeri girmiş, evde yapılan aramada bilgisayar ve kimi kitaplara el konulmuştu.
Evde yapılan aramanın ardından emniyete götürülen Berk, ifade vermeyerek adliyeye sevk edildi.
Savcılıkta yaklaşık bir saat süren ifade verme işleminin ardından muhabirimiz Cihan Berk tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyen muhabirimiz Cihan Berk, “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.
PİRHA- MESEM’lerdeki çocuk emeği sömürüsünün iktidarın eğitimi piyasalaştırma politikası olduğuna vurgu yapan Eğitim Sen İzmir Şubeleri, bugüne kadar MESEM’lere kayıtlı en az 17 çocuğun iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini hatırlatarak, tutuklanan öğrencilerin serbest bırakılması çağrısında bulundu.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) İzmir şubeleri, iş cinayetleriyle gündeme gelen Meslek Eğitim Merkezleri’ne (MESEM) ilişkin yazılı açıklama yaptı.
MESEM’in çocuk emeği sömürüsü olduğu belirtilen açıklamada, buna karşı yükselen demokratik taleplere yönelik tutuklamalar kınanarak, “Bu merkezlerde 9, 10 ve 11’nci sınıf öğrencilerine asgari ücretin en az yüzde 30’u 12’nci sınıftaki öğrencilere ise asgari ücretin en az yarısı kadar ücret ödenmektedir. Bu şekilde yoksul ailelerin çocukları MESEM’lerde ucuz iş gücü haline getirilmektedir. Öğrenciler ailelerine yük olmamak ve kendi ihtiyaçlarını karşılamak için bu ücretlerden dolayı MESEM’lere mahkum edilmektedir. MESEM’deki ölümlere ve ucuz iş gücüne karşı yükselen demokratik tepkilere karşı ise iktidar baskı politikası uyguluyor, öğrencileri tutukluyor. Bu iktidarın gerçeği gizleme çabasının açık göstergesidir” denildi,
“DEVLET DESTEKLİ SÖMÜRÜ KURBANLARI”
Baskı, tutuklama ve gözdağının çocuk emeği sömürüsünün üzerini örtemeyeceğine vurgu yapılan açıklamada, “Türkiye’de çocuklar, devlet destekli bir sömürü sisteminin kurbanı haline getirilmiştir. MESEM’ler, iktidarın eğitimi piyasalaştırma ve eğitim hakkını ticarileştirme politikasının en keskin örneği olarak karşımıza çıkmaktadır. 3308 Sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nda yapılan değişikliklerle bu merkezler adeta bir ‘çocuk işçi fabrikası’ haline getirilmiş, çocuklar düşük ücretlerle, güvencesiz, denetimsiz ve tehlikeli işlerde çalıştırılmaya başlanmıştır. Bugüne kadar MESEM’lere kayıtlı en az 17 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirmiştir. Her birinin ölümü, bu sistemin can güvenliğini hiçe sayan, sermayenin kâr hırsına teslim olma anlayışının sonucudur. Milli Eğitim Bakanlığı bu ölümlerin doğrudan sorumlusudur. Çocuklar okulda olmaları gereken yaşta, üretim bantlarında yaşamlarını yitiriyor; gelecekleri ve çocuklukları gasp ediliyor. Eğitim Sen olarak siyasi iktidarı ve MEB’i uyarıyoruz; MESEM’lerdeki gerçeklerin üstü baskı ve tutuklamalarla örtülemez. Toplumun vicdanında açılan bu yara, susturulan seslerle değil, hesap vermekle kapanabilir” ifadeleri yer aldı.
“TUTUKLU ÖĞRENCİLER SERBEST BIRAKILMALI”
MESEM’lere dair taleplere değinilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
“MESEM’lerdeki çocuk işçiliğine ve iş cinayetlerine derhal son verilmelidir. Bu alandaki tüm mevzuatlar, özellikle 3308 Sayılı Yasa, çocukların güvenliğini ve eğitim hakkını esas alacak biçimde yeniden düzenlenmelidir. Haklı talepleri dile getiren öğrenci, veli ve sendikalara yönelik şiddet, gözaltı ve tutuklamalar son bulmalı; tutuklu öğrenciler derhal serbest bırakılmalıdır. İş cinayetlerinde sorumluluğu bulunan tüm yetkililer hakkında idari ve hukuki soruşturmalar başlatılmalıdır. Eğitim-Sen olarak bütün çocuklar için; can güvenliği, nitelikli eğitim hakkı ve sömürüsüz bir gelecek mücadelesini sürdüreceğimizin bilinmesini istiyoruz.”
PİRHA- İzmir Menemen’de halay çektiği için tutuklanan lise öğrencisi Asmin Yıldız’ın toplumsal linç ile hedef gösterildiğini belirten avukatı Zeynep Sedef Özdoğan, ailenin ölüm tehditleri aldığını söyledi. Anne Sevgi Yıldız ise, “Kızımın yeri cezaevi değil okul olmalıydı. Ailecek ölüm tehditleri alıyoruz. Kızımın bırakılmasını talep ediyoruz” dedi.
İzmir’in Menemen ilçesinde bulunan Haldun Koşay Anadolu Lisesi’nde okuyan öğrencilerin çektiği Kürtçe halay görüntülerinin sanal medyada ırkçı hesaplarca hedef gösterilmeleri sonrasında öğrenciler gözaltına alınmış ve Asmin Yıldız isimli öğrenci ise tutuklanmıştı.
İzmir Barosu Çocuk Hakları Komisyonu, Menemen’de halay çektiği için tutuklanan lise öğrencisi Asmin Yıldız için basın toplantısı yaptı. Alsancak’ta bulunan baro binasının Nevzat Erdemir salonunda gerçekleşen toplantıya Asmin Yıldız’ın avukatı, ailesi ve İzmir Barosu’ndan avukatlar katıldı.
“AİLEYİ TEHDİT EDEN TELEFONLAR SONRASI GÖZALTINA ALINIYOR”
Asmin Yıldız’ın avukatı Zeynep Sedef Özdoğan, toplumsal linç kültürü ile müvekkilinin hedef gösterildiğini kaydetti.Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne dikkat çeken Özdoğan, “Çocuk söz konusu ise bütün önceliklerinden daha önceliklidir. Müvekkilim 2007 doğumlu. Haldun Kosay Lisesi’nin en başarılı öğrencisi. Yerinin cezaevi değil okul olması lazım. 18’ini bir ay önce doldurmuş olan bir çocuğun hafızasında bir şiddet algısı yok. Propaganda yaptığı iddia edilen örgütle ilgili silah bırakma süreci var. Hakim kendisine suç teşkil ettiğinde savunma gereği dahi duyamamış. Akıllı tahtaya yansıyan bir müzikle 5 öğrenci halay çekiyor ve bunu kayda alarak kendi sanal medyasından yayınlıyor. Kürtçe müzikte algıda seçicilik ile bir alakası yok. Yeni Şafak gazetesi bunu haberlestiriyor. Aileyi tehdit eden telefonlar geliyor ve 22 Ekim’de baskınla gözaltına alınıyor. Savcılık ifadesini almadan hakimliğe sevk ediliyor ve tutuklanıyor” diye belirtti.
“ÖĞRENCİLER İTİBAR SUİKASTINA UĞRUYOR”
Örgüt propagandası davalarında beraat kararlarına dair emsallere dikkat çeken Zeynep Sedef Özdoğan, “Bütün yargı kararları ortada iken bu çocuk neden tutuklandı?” diye sorarak şöyle devam etti:
“Böylesi bir linç ortamında, hakim Asmin’in kaçma şüphesi olduğu gerekçesiyle tutukluyor. Polis tutanağına YouTube kanalından ulaşıldığı söyleniyor. Peki bu link isteyen herkesin ulaşımında. İddia edilen suçun işlenmesinin imkanının olmadığını iddia ediyorum. Örgüt ile Asmin Yıldız ile bir bağ olmadığı halde tutuklanması kabul edilemez. Diğer 5 öğrenci ise okullarından gözaltına alınarak, itibar suikastına uğruyor. Asmin’in yerinin cezaevi değil, okulu ve ailesinin yanında olmalı.”
“AİLECEK ÖLÜM TEHDİTLERİ ALDIK, SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIZ”
İzmir Barosu Çocuk Hakları Komisyonu adına söz alan Zöhre Dalkıran da, “Asmin’in yeri ailesi ve okuludur. Kendisi bir hak ihlali ile karşıya karşıya. Sürecin takipçisi olacağız” ifadelerini kullandı.
Teyze Didem Bozkurt ise, “Bu çocuklar 17 yaşında ve bunların isimleri ile teşhir edilmesi bir istismardır. Aile aldığı mesajlarda, “okula neden gitmedi, okulun önünde öldüreceğiz” gibi tehditlerle karşılaştı. Paylaşımı bir saat kalıyor ve hemen sonrasında özür videosu paylaşıyor. Gözaltına alınırken ailesi de gitmek istiyor. Gözaltı esnasında polisler ifade almaya çalışıyor. Annesi buna itiraz ettiği için itiliyor. Yeğenimin bir suçu yok, bunun hesabını soracağız. Biz bu nefret söylemlerine karşı suç duyurusunda bulunacağız” şeklinde konuştu.
“KIZIMIN YERİ CEZAEVİ DEĞİL OKULU OLMALIYDI”
Birçok nefret söylemine maruz kaldıkları ve tehdit mesajları aldıklarını kaydeden Anne Sevgi Yıldız, “Asmin’in bir paylaşım yüzünden gözaltına alınması, tehdit edilmemiz kabul edilemez. Kızımın yeri cezaevi değil okulu olmalıydı” dedi.
Son olarak konuşan kardeşi Alera Yıldız, kardeşi içim mücadele edeceklerini vurgulayarak, “Biz bu tutuklamayı kabul etmiyoruz. Siyaset ayrım etmeden insanları seven bir insandı. Bunu kabul edemiyoruz. Kardeşim çıkana kadar susmayacağız” ifadelerini kullandı.
PİRHA-Ezilenlerin Sosyalist Partisi Dersim İl Örgütü, düzenlediği basın toplantısıyla ESP Eş Genel Başkanı Hatice Deniz Aktaş, Etkin Haber Ajansı muhabiri Ebru Yiğit ile Mert Unay’a verilen cezalara tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Hiçbir komplo, hiçbir ajan ve işbirlikçinin ifadeleri partimize geri adım attırmayacak. Bizler parti olarak mücadelemizi kararlı bir şekilde sürdüreceğiz” denildi.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Hatice Deniz Aktaş, Etkin Haber Ajansı (ETHA) muhabiri Ebru Yiğit ile Mert Unay ve Nurcan Güllübudak’ın yargılandığı davanın karar duruşması dün İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti, ESP Eş Genel Başkanı Deniz Aktaş hakkında 17 yıl 1 ay, Ebru Yiğit hakkında 17 yıl 1 ay, Mert Unay hakkında 20 yıl 6 ay hapis cezası ve hükmen tutuklama kararı verdi. Nurcan Güllubudak hakkında ise 14 yıl 7 ay hapis cezası verilerek hükmün açıklanması geriye bırakıldı.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Dersim İl Örgütü, verilen cezalara tepki göstermek için il binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantının yapıldığı salona ‘Komplolar, tutuklamalar, mücadelemizi engelleyemez’ pankartı asıldı. Açıklamayı ESP Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Orhan Çelebi, okudu.
“AKP-MHP İKTİDARININ MUHALİFLERE YÖNELİK SALDIRILARI KESİNTİSİZ BİR ŞEKİLDE SÜRÜYOR”
AKP-MHP iktidarının muhalif güçlere yönelik saldırı dalgasının yenisini yaşadıklarını belirten Orhan Çelebi, “Bir taraftan Kürtlerle barış müzakereleri, diğer taraftan da kendisine muhalif olan güçlere yönelik saldırılarını kesintisiz bir şekilde sürdürmekte. Yıllardır bizler Ezilenlerin Sosyalist Partisi olarak, mevcut sisteme karşı mücadelemizi kesintisiz bir şekilde sürdürdük. Sürdürmeye devam ediyoruz. İşçilerin, emekçilerin, ezilen halkların, kadınların, gençlerin sesi olmaya, onların mücadelesini büyütmeye devam ediyoruz. Bu mücadelemizdir ki rejimin, faşist iktidarın partimize yönelik sistematik bir şekilde saldırılarını sürdürmesine neden oluyor. Devletin özellikle polisin son yıllarda komplolar düzenleyerek gizli tanıklar ortaya koyarak ya da ajanlaştırma saldırısıyla birçok devrimciyi, sosyalisti, Kürt siyasetçiyi bu tarz komplolarla tutuklattığını biliyoruz. Yıllarca hukuksuz bir şekilde cezaevlerine koyduğunu biliyoruz” dedi.
“MÜCADELEMİZİ KARARLI BİR ŞEKİLDE SÜRDÜRECEĞİZ”
‘Komplo sonucu yoldaşlarımıza verilen hapis cezalarına rağmen mücadelemize devam edeceğiz’ diyen Çelebi, “Bu saldırı ve bu komplo karşısında da mücadelemize devam edeceğiz. Yoldaşlarımızın bıraktığı bayrağı devralarak onların mücadelesini bulunduğumuz her alanda sürdüreceğiz. Yoldaşlarımızla birlikte yan yana mücadeleye devam edeceğiz. Hiçbir komplo, hiçbir ajan ve işbirlikçinin ifadeleri partimize geri adım attırmayacak. Bizler parti olarak mücadelemizi kararlı bir şekilde sürdüreceğiz.
PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sarıyer Şubesi/ Zeynep Yıldırım Cemevi Saymanı Şimal Deniz, itirafçı tanık beyanıyla hakkında açılan davanın karar duruşmasında tutuklandı.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şubesi/ Zeynep Yıldırım Cemevi Saymanı Şimal Deniz, dün akşam saatlerinde Küçükarmutlu Mahallesi’nde gözaltına alınmıştı.
26 Eylül Cuma günü Çağlayan Adliyesi’nde İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Şimal Deniz’in itirafçı tanık beyanı ile açılan davanın karar duruşması görüldü. İtirafçı Neslihan Albayrak’ın beyanlarıyla mahkeme heyeti Şimal Deniz’e 9 yıl hapis cezası verdi.
“HUKUKSUZ BİR ŞEKİLDE 9 YIL HAPİS CEZASI VERİLDİ”
Mahkeme başkanının hukuksuz bir şekilde 9 yıl hapis cezası verdiğini ifade eden Şimal Deniz’in avukatı Naim Feyzullah Eminoğlu, “Mahkeme başkanı, hükmen tutuklama vermiyorum istinaf baksın dedi ve bize de duruşma tutanağını vermedi. Ancak aslında hükmen tutuklama kararı vermiş ertesi gün de Şimal Deniz gözaltına alınıp bugün adliyeye çıkarılıp tutuklandı. Mahkeme başkanı bize tutuklama kararı vermedim dedi ama arka planda tutanağa tutuklama kararı yazmış” dedi.
PİRHA- Evrensel Gazetesi İzmir Bürosu’na silahlı saldırı düzenleyen İsa Can Biler, ‘silahla tehdit ve ruhsatsız silah bulundurmada’ suçundan tutuklandı. Biler, ifadesinde, “Ben ateş ettiğim yerin Evrensel gazetesi olduğunu bilmiyordum” savunmasında bulundu.
Evrensel’in İzmir Bürosu’na 13 Ağustos gece 01.30 sıralarında silahlı saldırı düzenleyen İsa Can Biler cuma günü tutuklandı. Tetikçi Biler hakkında tutuklama kararı veren İzmir 2. Sulh Ceza Hakimliğinin kararında tutuklama gerekçesi “silahla tehdit” ve “ruhsatsız silah bulundurma” oldu.
Biler emniyet ifadesinde, “Benim Evrensel gazetesi ile bir husumetim yok. Bu olayı yapmam için kimse yönlendirmedi. Hiçbir şekilde bir siyasi saik veya farklı niyetle özellikle o gazeteye ateş etmiş değilim. O saatlerde alkollüydüm. Olaydan sonra da korktum ve kaçtım. Olayda kullanılan silahı 3-4 ay kadar önce ismini bilmediğim bir şahıstan Tepecik’ten aldım. Bu şahsı da sokakta tesadüfen gördüm. Silahı da şuan da yerini hatırlayamadığım boş bir araziye attım. Ayrıca benim olay yerine götüren İbrahim Halil’in de bu olay da hiçbir ilgisi yoktur. Kendisine bir arkadaşımı göreceğimi söyleyerek Alsancak’a götürmesini söyledim. Olaydan sonra telefonum da kırıldı. Nasıl kırıldığını dahi hatırlamıyorum. Ben işlediğim eylem nedeniyle pişmanım, ancak belirttiğim gibi benim bu olayı yapmam için herhangi kimse yönlendirmedi” ifadelerini kullandı.
Tetikçi Biler, mahkeme sorgusunda ise şöyle ifade verdi: “Ben daha önce emniyette ayrıntılı olarak ifade verdim. O ifadem doğrudur, tekrar ederim. Ekleyeceğim bir husus yoktur, olay benim emniyette ayrıntılı olarak beyan ettiğim şekilde gerçekleşmiştir, bu ifademin dışında söyleyecek bir şeyim yoktur, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmak istiyorum.”
Sorguda Biler’e kamera kaydı gösterilerek araçtan indikten sonra özellikle belirtilen adrese gittiğine dair tespit sorulduğunda ise Biler’in yanıtı, “Görüntüde görüleceği üzere o esnada arkadaşım ile mesajlaşıyordum. Belirtilen yere doğru yürüdüm. Ancak ben ateş ettiğim yerin Evrensel gazetesi olduğunu bilmiyordum. Özellikle belirli bir amaç için belirtilen adrese ateş etmedim” şeklinde oldu.
Öte yandan mahkeme tutuklama kararından bir gün sonra açtığı yeni dosya ile Biler ve Yapıcı’nın 7-14 Ağustos 2025 tarihleri arasındaki iletişim bilgilerinin (Arama, aranma, SMS, baz kayıtları) tespit edilmesine de karar verdi.
Biler’i olay yerine getiren ve saldırının ardından geri götüren sürücü İbrahim Halil Yapıcı ise bir gün gözaltında tutulduktan sonra serbest bırakılmıştı.
Leman dergisine yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 4 kişi tutuklandı.
Mizah dergisi Leman, yayımladığı bir karikatür sonrası sanal medyada bir grup tarafından hedef gösterildi. Ardından gerici bir grup, Leman’ın binasına saldırı düzenledi. İktidar yetkililerinin de derginin yöneticilerini hedef alması üzerine “dini değerleri aşağılama” suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. “Dini değerleri aşağılama” suçlamasıyla soruşturma başlatılarak 4 kişi gözaltına alındı.
Leman dergisinin Yazı İşleri Müdürü Zafer Aknar, grafikeri Cebrail Okçu, karikatür sahibi Doğan Pehlivan ve müessese müdürü Ali Yavuz gözaltına alındı. 4 kişi, tutuklama istemiyle hakimliğe sevk edildi. 4 kişi de tutuklandı.
PİRHA- İstanbul merkezli soruşturmalarda gözatına alınıp tutuklanan CHP’li Avcılar, Büyükçekmece, Gaziosmanpaşa, Ceyhan ve Seyhan belediye başkanları görevden uzaklaştırıldı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Beşiktaş Belediyesi ve Büyükçekmece Belediyesi’ne yönelik “yolsuzluk” iddiasıyla başlatılan soruşturmalar kapsamında gözaltına alındıktan sonra tutuklanan belediye başkanları görevden uzaklaştırıldı.
İçişleri Bakanlığı, CHP’li Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe ile Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar ve Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin’i görevinden uzaklaştırdı.
TOPLAMDA 11 BELEDİYE BAŞKAN UZAKLAŞTIRILDI
CHP’li 5 belediye başkanının daha görevden alınmasıyla birlikte görevden uzaklaştırılan CHP’li belediye başkanlarının sayısı 11’e yükseldi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ve Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar tutuklanmalarının ardından görevden uzaklaştırıldı.
“Kent Uzlaşısı” ile seçilen Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ile Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan da görevden alınmış ve yerlerine kayyım atanmıştı.
PİRHA-Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu hakkında yakalama kararı çıkarıldığı açıklandı. Karara tepki gösteren Avrupa Alevi Gençler Birliği, “Alevileri ve Alevi kurumlarını kriminalize etmekten bir an önce vazgeçin!” dedi.
Avrupa Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu hakkında Ankara Savcılığı tarafından yakalama kararı çıkarıldı.
Avrupa Alevi Gençler Birliği (AAGB), hakkında yakalama kararı çıkarılan Avrupa Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu için dayanışma çağrısında bulundu. Nevin Kamilağaoğlu’na yönelik gerçekleştirilen yakalama kararına tepki gösteren AAGB, “Nevin Kamilağaoğlu Yalnız Değildir!” diye destek mesajı verdi.
“Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu Yalnız Değildir!
Sevgili eşit başkanımız hakkında Ankara savcılığı tarafından alınan yakalama kararını kabul etmiyoruz. Bu karar derhal geri çekilsin ve Alevi kurumlarına yönelik son dönemlerde başlatılan cadı avına derhal son verilsin. Düzmece savlar üzerinden, aslı astarı olmayan iddialarla yöneticilerimiz planlı ve tek elden yönetildiği belli olan bir saldırı dalgasına maruz kalmaktadır. Geçmişimiz, duruşumuz ve söylemlerimiz pür-ü paktır. Bu zamana kadar hep barışın yanında ve savaşın karşısında duran bir toplum olarak; şiddetin karşısında durduk ve durmaya devam edeceğiz. Bu şiddet dalgasına da asla boyun eğmeyeceğiz! Alevileri ve Alevi kurumlarını kriminalize etmekten bir an önce vazgeçin! Aleviler vardır, Alevilik haktır!”
PİRHA- Avrupa Parlamentosu, Türkiye’ye eleştiriler içeren yıllık raporu kabul etti. AP, raporunda Türkiye’nin hukuk devleti ilkelerinden uzaklaştığını, ifade özgürlüğünü, yargı bağımsızlığını zayıflattığını ve sivil toplumu baskıladığını belirterek, insan hakları standartlarını yükseltmeye ve uluslararası hukuka uyum sağlamaya çağırdı.
Avrupa Parlamentosu (AP), Avrupa Komisyonu’nun 2023 ve 2024 Türkiye raporlarına ilişkin hazırladığı değerlendirme raporunu Genel Kurul oturumunda kabul etti. Rapor, 367 “evet”, 74 “hayır” ve 188 “çekimser” oyla onaylandı. Tavsiye niteliği taşıyan ve hukuki bağlayıcılığı bulunmayan rapor, AP’nin Türkiye’ye yönelik siyasi yaklaşımını yansıtması açısından önem taşıyor.
Raporda, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik sürecindeki tıkanıklık açık biçimde ortaya konulurken, hukuk devleti ilkelerinden uzaklaşma, ifade özgürlüğü kısıtlamaları, yargı bağımsızlığının zayıflaması ve sivil topluma yönelik baskılar güçlü biçimde eleştirildi. AP, Türkiye’yi demokratik reformlar gerçekleştirmeye, insan hakları standartlarını yükseltmeye ve uluslararası hukuka uyum sağlamaya çağırdı. Mevcut koşullar altında Türkiye’nin AB üyeliği perspektifinin gerçekçi olmadığı belirtilen raporda, AB-Türkiye ilişkilerinin “stratejik ortaklık” temelinde yeniden yapılandırılması önerildi.
Raporun en dikkat çeken yönlerinden biri, Kürt meselesine ve Türkiye’nin barış sürecine yaklaşımına dair değerlendirmeler oldu. AP, 27 Şubat’ta açıklnan ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’na atıfta bulunarak, Türkiye’nin bu tarihsel çağrıyı ve çözüm imkanlarını yok sayarak “güvenlikçi” politikalara yönelmesini eleştirdi. Raporda, çözüm sürecinin sona erdirilmesinin ardından Türkiye’de yaşanan baskıcı uygulamaların toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdiği ve demokratik alanı daralttığı belirtildi.
SINIR ÖTESİ OPERASYONLAR
Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik askeri saldırıları ve politikası da raporda geniş yer buldu. AP, Türkiye’nin sınır ötesi operasyonlarının bölgedeki istikrarsızlığı artırdığına ve uluslararası hukuk açısından sorunlu olduğuna dikkat çekti. Raporda, Kuzey ve Doğu Suriye’deki özyönetim deneyimlerinin hedef alınmasının, bölgesel barışa zarar verdiği vurgulandı.
KAYYIM VE TUTUKLAMALARA DEĞİNİLDİ
Milletvekillerinin tutuklanması, belediyelere kayyım atanması gibi uygulamalar da raporun önemli gündemlerinden birini oluşturdu. Bu müdahalelerin yerel demokrasiyi zayıflattığı, seçilmiş temsilcilerin iradesinin gasp edildiği ve çoğulculuğu ortadan kaldırıldığı ifade edildi.
BASKILAR VE MEDYA ÜZERİNDEKİ KONTROL MEKANİZMALARI ELEŞTİRİLDİ
Gazetecilere, akademisyenlere, hak savunucularına yönelik baskılar ve medya üzerindeki kontrol mekanizmaları da raporda sert biçimde eleştirildi. AP, Türkiye’de temel hak ve özgürlüklerin evrensel normlara uygun hale getirilmesi gerektiğini yineledi.
Tüm bu değerlendirmeler ışığında AP, Türkiye ile ilişkilerin yeniden tanımlanmasını önererek mevcut üyelik perspektifi yerine, ilkeler temelinde işleyen stratejik bir ortaklık kurulmasını gündeme getirdi.
PİRHA-CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e saldırıda bulunan Selçuk Tengioğlu tutuklandı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Meclis Başkanvekili ve İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder için Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen anma töreninin çıkışında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’e fiziki saldırıda bulunan Selçuk Tengioğlu, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Tengioğlu, “kamu görevi nedeniyle kasten yaralama” suçundan tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Mahkeme, Tengioğlu hakkında tutuklama kararı verdi.
PİRHA- İstanbul Emek ve Demokrasi Güçleri, HDK faaliyetlerine katıldığı gerekçesiyle tutuklanan 30 kişinin serbest bırakılması için kampanya başlattı.
İstanbul Emek ve Demokrasi Güçleri, İstanbul’da HDK faaliyetlerine katıldığı gerekçesiyle 18 Şubat’ta gözaltına alınan ve 21 Şubat günü aralarında gazeteci, sanatçı, sendikacı, avukat ve siyasi parti temsilcisi 30 kişinin serbest bırakılması talebiyle kampanya başlatıldı.
#SiyasiTutsaklaraÖzgürlük etiketiyle başlatılan kampanyada, 30 kişinin 60 gündür iddianame dahil hazırlanmadan haksız ve hukuksuz şekilde tutuklu bulunduğu ifade edildi.
PİRHA- İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun İBB’ye yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklanmasına tepki gösteren Ağuçan Ocağı Pirlerinden Vedat Tekten, “AKP’nin kendi yollarına engel olma ihtimali olabilecek insanları birer birer yol dışına atıp temizleme hareketi içerisine girdi. Bugün Selahattin Demirtaş hangi nedenle içerideyse İmamoğlu da o nedenle içeridedir” diye belirtti.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “‘suç örgütü yöneticisi olmak” ve “yolsuzluk” suçlamasıyla başlattığı soruşturma kapsamında tutuklandı.
“İNSANLARIN HUKUKSUZ BİR ŞEKİLDE GÖZALTINA ALINIP TUTUKLANMASI GÖZDAĞI VERME GİRİŞİMİDİR”
Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına tepkiler yükselmeye devam ediyor. Ağuçan Ocağı Pirlerinden Vedat Tekten, İmamoğlu’nun tutuklanmasına ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.
Siyasal iktidarın emriyle kapı baca kırılarak insanların gözaltı alınmasını kendinden olmayanlara gözdağı vermek olarak değerlendiren Vedat Tekten, “Davet edildiğinde gelemeyecek insanlar değiller. Kaldı ki yurt dışında olanlar bile ilk vasıta ile Türkiye’ye gelip, ‘Hayırdır, beni niye aradınız?’ diye emniyete müracaat edip ifade vermek isteyen insanlar. Avrupa’da kalabilirdiler ama geldiler, çünkü veremeyecekleri hesaplarının olmadığını düşünüyorlar” dedi.
“DEMİRTAŞ KAVALA HANGİ NEDENLER İÇERİDEYSE İMAMOĞLU DA O NEDENLE İÇERİDEDİR”
Hukuk işletilemeden İmamoğlu ve arkadaşlarının tutuklandığına dikkat çeken Tekten, “Bugün Selahattin Demirtaş hangi nedenle içerindeyse, Kavala ne nedenle içerideyse İmamoğlu da o nedenle içeridedir. Hapis de değildirler, rehindirler” diye ifade etti.
İktidarın kendi yollarına engel olma ihtimali olabilecek insanları birer birer yol dışına atıp, temizleme hareketi içerisine girdiklerini vurgulayan Tekten, “Maalesef Türkiye Cumhuriyeti bir devlet olma hâlinden çıkmış, bir partinin programını uygular hale dönmüştür. Alınan bütün kararlar neredeyse kapıcı odacı atanmasının bile Erdoğan’ın onayından geçirildiği bir süreci yaşıyoruz. Hiçbir yasayı tanımayan anayasa mahkemesinin bile kararlarına saygı göstermeyen kendi yasasının kendi bildiği şekilde ve cebren uygulayan bir yapıya dönüştü” diye belirtti.
“HİÇBİR YASAYI TANIMAYAN BİR İKTİDARLA KARŞI KARŞIYAYIZ”
Hukusuzlukların karşısında sadece Alevilerin değil, topyekün bir mücadeleye ihtiyaç olduğuna işaret eden Tekten, şunları ifade etti:
“İmamoğlu’nun sudan sebeplerle içeriye atılmasının altında hukuk aramak boşuna vakit kaybetmektir. Hukuk dışı bir uygulamadır. Osman kavala da aranmayan hukuk. Selahattin Demirtaş’ta aranmayan hukuk Figen Yüksedağ’da aranmayan hukuk İmamoğlu’nda hiç aranmaz. İstedikleri şekilde gözaltına alabilirler.
Şimdi bunları geri almaya çalışıyoruz. Umarız başarılı olurlar, umarız gençliğin bu enerjisini doğru değerlendirirler. Gezi’de olduğu gibi örgütsüz, plansız, programsız, siyasetsiz bir yönlendirmeyle o potansiyeli dağıtma gafletini bu yeni günler içerisinde göstermezler.
Cumhuriyet Halk Partisi kendi performansının üstüne çıkarak, belki de mecbur kalarak bir çalışma içinde. Sadece Cumhuriyet Halk Partisi olarak değil, muhalif güçlerin ve Alevi örgütlerinin destekleriyle umarız bu kaosu barışçıl bir şekilde, elbirliği ile aşarız.”