PİRHA-Gazeteci Ali Barış Kurt, mesleki faaliyetleri gerekçesiyle hakkında verilen hapis cezasının onanması üzerine tutuklandı.
Yargıtay tarafından 2 yıl 4 aylık hapis cezası onanan gazeteci Ali Barış Kurt, dün İstanbul’da gözaltına alındı. Sanal medya paylaşımları ve gazetecilik faaliyetleriyle suçlanan Kurt, İstanbul Bostancı İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.
Kurt, bugün Kartal Adliyesi’ne sevk edildi ve kararın okunması sonrası tutuklandı. Kurt, Maltepe 1 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.
PİRHA – Gazeteci Suat Toktaş tutuklandı, Barış Pehlivan ve Kürşad Oğuz ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun adını açıkladığı bilirkişiyle yaptığı görüşmeyi yayınladığı gerekçesiyle gözaltına alınan Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş, Halk TV Programlar Müdürü Kürşad Oğuz ve Halk TV programcısı Barış Pehlivan, savcılık ifadelerinin ardından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.
Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş tutuklanırken, Barış Pehlivan ve Kürşad Oğuz adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınan Seda Selek ve Serhan Asker adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
PİRHA- Dersim’nin Pertek ilçesinde 12 yaşındaki kız çocuğuna istismarda bulunduğu öne sürülen S.K. ile anne S.Ç tutuklandı, 12 yaşındaki çocuk ve kardeşi koruma altına alındı. Pertekli kadınlar da sokağa çıkarak, çocuk istismarına tepki gösterdi.
Dersim’in Pertek ilçesinde S.K. isimli erkek, iki çocuk annesi S.Ç. ile ilişki yaşamaya başladı. Yakınlaşmalarını kayda alan S.K., daha sonra 12 yaşındaki kız çocuğuyla da ilişkiye girmek istediğini söyleyerek, kabul etmemesi halinde görüntüleri sosyal medyada da yayarak, ilçedeki herkese göstermekle tehdit etti. Bir süre sonra anne S.Ç., İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne başvurarak S.K. hakkında şikayetçi oldu. Savcılık talimatıyla S.K., ardından da S.Ç. gözaltına alınarak tutuklandı.
Olayın duyulmasının ardından Pertek’te, yürüyüş yapıldı. Yürüyüşün ardından yapılan açıklamada konuşan Aysel Kayış, çocukları korumaya yönelik politikalar geliştirilmeyip etkin uygulanmadıkça aile içinde yaşanan istismar olaylarının cezasızlıkla sonuçlanacağına dikkat çekti.
“İSTİSMAR OLAYLARI CEZASIZLIKLA SONUÇLANMAKTADIR”
Aysel Kayış, katillere, taciz ve tecavüzcülere yönelik etkin uygulanmayan poltikaların ve cezasızlık ile her geçen gün kadınların ve kız çocuklarının hayatının tehlikeye girdiğini belirterek, “Son zamanlarda artan çocuk tecavüzleri ve katliamları devletin çocukları koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve çocukların hayatının hiçe sayıldığını göstermektedir. 2025’in aile yılı ilan edilmesi, iktidarın çocuk ve kadınları koruyucu ve şiddeti önleyici politikalarla eşitlikçi bir anlayış oluşturmaktan ziyade kadın cinayetlerini ve çocuk istismarını örtbas etmeye çalışılıyor. Çocukları korumaya yönelik politikalar geliştirilmeyip etkin uygulanmadıkça aile içinde yaşanan istismar olayları cezasızlıkla sonuçlanmaktadır” dedi.
“MÜCADELE EDECEĞİZ”
Kayış, son olarak, “Bizler çocuk istismarının, taciz ve tecavüzün örtbas edilmemesi şiddeti büyüten ailenin kutsallaştırılmaması gerektiğini ve buna karşı her zaman mücadele edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz” ifadelerine yer verdi.
PİRHA-6 gazetecinin tutuklanması İstanbul Adliyesi önünde yapılan basın açıklamasıyla protesto edildi. Yapılan açıklamada, “Hakikat asla karanlıkta kalmayacak. Hakikat nasıl susturulamazsa özgür basın da susturulamaz” denildi.
Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG), Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ve Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK Basın İş) üyesi gazeteciler, İstanbul merkezli soruşturma kapsamında “örgüt üyeliği” iddiasıyla gazeteciler Necla Demir, Rahime Karvar, Ahmet Güneş, Welat Ekin, Reyhan Hacıoğlu ve Vedat Örüç’ün tutuklanmasını protesto etti. Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi önünde gerçekleştirilen basın açıklamasına çok sayıda kişi katıldı.
“GAZETECİLİK SUÇ OLARAK GÖSTERİLMEYE ÇALIŞILDI”
Gazetecilik faaliyetinin suçlama konusu yapıldığını söyleyen Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Avukat Şükrü Alpsoy, “Gazetecilik suç olarak gösterilmeye çalışıldı. Özgür Basını kendi sınırları içinde haber yapmalarını istiyorlar ama Özgür Basın hakikati yazmaya devam edecek. Moralleri iyi, başları dikti. Mahkemenin kararı açıklayacak yüzü yoktu, ‘tutuklandınız’ diyerek çıktı gitti. Kararı yazmadığını söylediler yani yazmadıkları kararı açıkladılar. Bir ay önce Nazım ve Cihan’ın yaşam hakkı ihlal edildi buna karşı ifade özgürlüğünü kullanmak isteyen 7’si gazeteci 9 kişi Nazım ve Cihan’ın fotoğrafını taşıdığı için yine tutuklandı. Aynı hakim, gazeteciliği kriminalize etmek için tutuklama kararı verdi” dedi.
“ÖZGÜR BASIN SUSTURULAMAZ”
Tutuklanan gazetecilerin mesajını okuyan Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK Basın İş) Yönetim Kurulu üyesi Zana Kaya, ise konuşmasında şunları dile getirdi:
“Gerçekleri yazmaya, gerçekleri konuşmaya ve kadınların sesi ve sözü olmaya devam edeceğiz. Hero’nun Gülistan’ın Nazım’ın ve Cihan’ın kalemini biz yerde bırakmadık. Gözümüz arkada değil arkadaşlarımız kalemimizi devralacak. Umutsuz değiliz tüm arkadaşlarımıza selamlarımızı iletiyoruz. Hakikat nasıl susturulamazsa özgür basın da susturulamaz.”
“HAKİKAT ASLA KARANLIKTA KALMAYACAK”
Kadın gazetecilerin gerçekleri duyurmak için mücadele edeceklerini vurgulayan gazeteci Nezahat Doğan, “Hiçbir gazetecilik faaliyeti suç sayılamaz, gerçekler karanlıkta kalamaz. Kadın mücadelesi güçlenerek ama dışarda ama içerde ne baskı olursa olsun mücadeleye devam edilecek. Hakikat asla karanlıkta kalmayacak. Gazeteciler susturulamaz ve susmayacak” diye konuştu.
Açıklama alkışlar ve atılan “Özgür Basın susturulamaz” sloganları ile son buldu.
PİRHA-İstanbul merkezli soruşturma kapsamında gözaltına alınan 6 gazeteci, mesleki faaliyetleri gerekçe gösterilerek tutuklandı.
İstanbul merkezli soruşturma kapsamında 17 Ocak’ta yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan gazeteciler Necla Demir, Rahime Karvar, Ahmet Güneş, Welat Ekin, Vedat Örüç ve Reyhan Hacıoğlu, “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklandı.
İstanbul’da gözaltına alınan Necla Demir, Rahime Karvar, Ahmet Güneş ve Welat Ekin, Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’ne getirildi. Van’da gözaltına alınan Reyhan Hacıoğlu ve Mersin’de gözaltına alınan Vedat Örüç’ün ise bulundukları kentlerden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla ifadeleri alındı.
YAPTIKLARI HABERLER TUTUKLAMA GEREKÇESİ YAPILDI
Savcı, gazetecilerin ifadelerini almayarak tutuklama istemiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk etti. Hakimlik, 6 gazetecinin de “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklanmasına karar verdi.
Gazetecilerin tutuklanmasına yaptıkları haber ve tartışma programları gerekçe gösterildi.
Gazeteciler, tutuklama kararını zafer işareti ve “Özgür Basın susturulamaz” sloganıyla protesto etti. Adliyedeki gazeteci ve yurttaşlar da tutuklanan gazetecilere destek verdi.
PİRHA-Dicle Fırat Gazeteciler Derneği ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği, geçen hafta SİHA saldırısında öldürülen 2 gazeteci için eylem yaptıkları için tutuklanan gazetecilerin serbest bırakılması için basın açıklaması yaptı. SİHA saldırısıyla gazetecilerin hedef alınmasının suç olduğu ifade edilen açıklamada, “Gazeteciliğin onurunu her koşulda savunacağız! Gazeteci arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır! Yaşasın Özgür Basın!” denildi.
Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG), SİHA saldırısıyla katledilen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin için 21 Aralık’ta İstanbul’da yapılan eylemde gözaltına alınıp tutuklanan 7’si gazeteci 9 kişinin serbest bırakılması talebiyle İHD İstanbul Şubesi’nde basın açıklaması yaptı.
Açıklamaya, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, DEM Parti Milletvekili Çiçek Otlu, DEM Parti MYK üyeleri Musa Piroğlu, Ender İmrek’in yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.
Basın açıklamasını Yeni Yaşam Gazetesi Muhabiri Ezgi Çadırcı okudu.
“SİHA SALDIRISIYLA 5 GAZETECİ YAŞAMINI YİTİRDİ”
Ezgi Çadırcı, “Türkiye’ye ait SİHA ile yapılan saldırıda gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin yaşamını yitirdiğini söyleyerek “Bu Türkiye’nin SİHA ile gazetecileri hedef aldığı son saldırı değil” dedi. Ezgi Çadırcı, son 5 ayda Ezidi gazeteci Murad Mirza İbrahim’in Şengal’de, gazeteciler Gülistan Tara ve Hero Bahadîn’in Süleymaniye’de SİHA saldırısına uğraması ile birlikte yaşamını yitiren gazeteci sayısının da 5’e yükseldiğine dikkat çekti.
“BU ÜLKEDE GAZETECİ OLMAK MAFYA BARONU OLMAKTAN DAHA TEHLİKELİ!”
Türkiye’deki gazetecilerin gözaltı, hapis, darp, engellenme gibi sayısız hak ihlali ile boğuşurken, komşu ülkelerin topraklarında ise suikastlere uğradığını da ifade eden Ezgi Çadırcı, sözlerine şöyle devam etti:
“Gazetecilik mesleği giderek en tehlikeli meslekler arasına girerken, mafya baronları, uyuşturucu tacirleri, kadın tacizcileri, çocuk istismarcıları, yolsuzluk yapanlar güven içinde hareket ediyor ve yaşıyor. Bugün bu ülkede gazeteci olmak, mafya baronu olmaktan daha tehlikeli!”
“ARKADAŞLARIMIZ İŞKENCEYLE GÖZALTINA ALINDI”
Gazetecilerin katledilmesinin savaş suçu olduğunu ifade eden Ezgi Çadırcı, “Çatışma bölgelerinde hayatlarını korumakla mükellef olduğu gazetecileri hedef aldığı yetmemiş gibi gazetecilerin katledilmesini protesto eden gazetecileri de hedef almaktadır. İstanbul’da anayasal bir hak olan basın açıklamasına katılmak isteyen gazeteci arkadaşlarımız, tüm yasalar çiğnenerek, anayasa ayaklar altına alınarak işkence ile gözaltına alınmıştır. Gazeteci arkadaşlarımız Gülistan Dursun, Pınar Gayıp, Serpil Ünal, Hayri Tunç, Enes Sezgin, Osman Akın, Can Papila ile yurttaşlar Hacı Ugis ve İmam Senol tutuklanmıştır” diye konuştu.
“İŞİD’LİLER TAHLİYE EDİLDİ”
Bununla yetinmeyen iktidar, gazetecilerin katledilmesine tepki gösteren bir paylaşım yapan gazeteci Seyhan Avşar, olayı haberleştiren T24, hukuku hatırlatan İstanbul Barosu’na da soruşturma açmıştır. Yetmemiş Gazeteci Özlem Gürses hakkında da Suriye’deki gelişmelere dair söylediği sözler yüzünden ev hapsi verdi. Gazetecilere yönelik dört koldan bir saldırı başlatılırken eşzamanlı olarak katliama karışmış DAİŞ üyeleri sokağa salınmaktadır. Önce Atatürk Havaalanı’na saldırıp 45 kişinin katledildiği saldırıya ilişkin davada 6 DAİŞ’li tahliye edildi. Ardından DAİŞ’e finansman sağlayan 18 DAİŞ üyesi tahliye edildi.
“GAZETECİLİĞİN ONURUNU HER KOŞULDA SAVUNACAĞIZ!”
İŞİD sanıklarının tahliye edilmesine tepki gösteren Ezgi Çadırcı, “Biz biliyoruz ki burada hedef alınan hakikattir! Çünkü son dönemde Kuzey-Doğu Suriye’de olan bitenlere dair kamuoyunun dönüp baktığı temel kaynaklardan başında Nazım Daştan ve Cihan Bilgin geliyordu. Ve tam da bu yüzden hedef oldular. Çünkü gerçeğin gücü daima egemenleri, iktidarları korkutur. Çünkü halkın gerçeğin gücünü keşfetmesi her baskıcı iktidarın kabusudur. İşte gazeteciler bu keşfin aracılarıdır ve o yüzden hedeftir. Ancak asla vazgeçmeyeceğiz, asla! Gazeteciliğin onurunu her koşulda savunacağız! Gazeteci arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır! Yaşasın Özgür Basın” ifadelerini kullandı.
“HABERİNİ YAPTIĞIMIZ İŞKENCELERİN ON KATINI YAŞADIK”
Tutuklanan gazeteciler adına söz alan Yeni Yaşam Gazetesi Editörü Mahsun Sağlam, bu tutuklamaların yüzyılın bir özeti olarak belirtmek gerektiğini ifade ederek, “Türkiye’nin benzer tekrarlara girerek halklara zulüm baskı işkence yaşatmak istediği açık. Kim gazeteci? Bunu iktidar mı belirliyor. Gazetecilik AKP-MHP iktidarı tarafından kriminalize edilen bir meslek. Gazeteci HTŞ ile röportaj yapanlar mı? Bizim alnımız, sözümüz, hakikatimiz ortada. Kendi köyümüzün yanında, dağın ardında yaşananları kendi köyümüze anlatıyoruz. Son eylemimizde savaş alanında hakikati yazan arkadaşlarımızı kaybettiğimiz için protesto eylemi gerçekleştirmek istedik. Haberini yaptığımız işkencelerin on katını yaşadık” diye belirtti.
“TÜM HUKUKİ YOLLARA BAŞVURACAĞIZ”
Ardından ÖHD üyesi Esra Kılıç söz aldı. Aynı eylemde iki üyelerinin de gözaltına alındığına dikkat çeken Esra Kılıç, “Bununla beraber gözaltı sürecinde; ters kelepçe, işkence, hakaret eylemleri olduğunu gördük. Tutuklanan müvekkillerimiz de çıplak arama ve işkenceye maruz bırakıldı. Bu cuma günü suç duyurusunda bulunacağız. Gazetecilerin karşı karşıya kaldıklarına karşı tüm hukuki yollara başvuracağız” dedi.
“ADALET MÜCADELESİNE VURULMUŞ AĞIR BİR DARBE”
İktidarın muhalefete yönelik bir ‘kıyım’ politikası yürüttüğünü vurgulayan İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, “Hakim politikanın karşısında duranlar yargı baskısı, işkence, öldürülmekle karşı karşıya kalıyor. Akıl dışı diye tariflediğimiz gerekçelerle insanlar gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor. Türkiye kendi yasalarını ihlal ediyor. İşkence yasağı ihlal ediliyor ve mağdur edilenler tutuklanarak işkence gizlenmeye çalışılıyor. Halkın haber alma, halkın tarihin hafızası, adalet mücadelesinin olmazsa olması bu faaliyetlerin cezalandırılması hepimizin adalet mücadelesine vurulmuş ağır bir darbe” ifadelerini kullandı.
Özgür basın şehitlerini anarak sözlerine başlayan DEM Parti Milletvekili Çiçek Otlu da şunları kaydetti:
“Katledilen arkadaşların hikayesine baktığımızda hapishane, Kürdistan’da sömürgeci polislere karşı çıkmayı görüyoruz. Nazım’ı nereden tanırsınız? 19 Aralık’ta Taybet Ana katledildiğinde, cenazesi sokakta bırakıldığında, bu hakikati Nazım tüm halka duyurmuştu, oradaki özgürlük umudunu bize iletmişti. Nazım ve Cihan bu hakikati Rojava’da tüm dünya halkalarına duyurmak için haberlerini yapıyorlardı. Atılım Gazetesi’nde çalışmış olan Bayram Namaz ‘Bu mücadele bedel kapılarından geçilerek yürütülüyor’ demişti. Özgür basının bütün haberleri bedel kapılarından geçerek özgürlük kapılarını açacaktır” dedi.
“ÜLKE ABLUKA ALTINA ALINMAYA ÇALIŞILIYOR”
Nazım ve Cihan katledildikten sonra yapılan tüm eylemlere saldırıldığını belirten DEM Parti MYK üyeleri Musa Piroğlu, “Gazeteciler tutuklanıyor, baroya soruşturma açılıyor. Bir bütün ülke abluka altına alınmaya çalışıyor. Halka sefalet, yoksulluk, çürüme dışında bir şey sunmayan iktidar kendini kalıcı haline getirmeye çalışıyor. Özgür basını susturmak istiyorlar, susturamayacaklar. Çünkü onlar katledilen kadınların, yoksulların, işçilerin sesi” ifadelerini kullandı.
“HAKİKATİN SESİNİ BOĞMAK İSTEDİLER”
Cihan ve Nazım’ın hakikatin sesi olduğunu söyleyen DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Hakikatin sesini boğmak istediler. Kalemleri yere düşmezken bizlerin de canlara mücadelelerinde ortak ve destek olması gerekiyor. Herkesi terörist ilan eden bir devlet yapısıyla karşı karşıyayız” sözlerini kullandı
Burada bulunan tüm gazetecilerle sokaktan tanışıyoruz. Tutuklanan ve burada bulunan gazetecilerin hepsiyle sokaktan tanıştıklarını ifade eden SGDF Eş Başkanı Berfin Polat, “Bizler de işkenceye maruz kaldığımızda onlar da bunu yansıtmak için orada oluyordu. Onlar birer eylemciydi, bizim bu mücadelede omuz omuza yürüdüğümüz yoldaşlar kendileri. Devletin her türden saldırısıyla karşı karşıyayız. 2 Aralık’ta da yoldaşlarımız Rojava’yı savunduğu için tutuklandılar. Hemen ardından Cihan ve Nazım’ı andıkları, onların sesini sokaklara taşıdıkları için tutuklandılar” diye konuştu.
Konuşmaların ardından eylem, “Özgür basın susturulamaz” sloganlarıyla son buldu.
PİRHA- DAD Genel Merkezi, katledilen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’e dair yapılan açıklamaya katıldığı için tutuklanan genel merkez yöneticileri İmam Şenol ve gazetecilerin serbest bırakılması çağrısında bulundu.
Kuzey Doğu Suriye’de katledilen gazeteciler Cihan Bilgin ve Nazım Daştan için Beyoğlu’nda bulunan Şişhane Meydanı’nda yapılan açıklamaya katıldıkları gerekçesiyle tutuklanan gazeteciler ve genel merkez yöneticileri İmam Şenol’a dair açıklama yapan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, özgür basın geleneği ile dayanışma göstermek insanlık onuru olduğunu vurguladı.
Tutuklamaların hukuki olmadığını belirten DAD Genel Merkezi, genel merkez yöneticileri İmam Şenol ve gazetecilerin serbest bırakılması çağrısında bulundu.
“BÜYÜK İNSANLIĞIN VİCDANI BU DURUMU KABUL ETMEYECEKTİR”
DAD Genel Merkezi tarafından yapılan açıklama şöyle:
“Suriye’de uluslararası bir konsept sonucu tasarlandığı anlaşılan adının ‘rejim değişikliği’ olarak konulduğu kaotik bir süreç yaşanmakta. Küresel ve bölgesel güçler, bir anda iktidara taşınan IŞİD-Kaide artığı cihatçı-selefi örgütler eliyle, kendi hesaplarını halkların ve inançların geleceği üzerinde yürürlüğe koymak istemekte. Kuşku yok ki Aleviler, Kürtler ve Hristiyan halklar bu sürecin risklerini en derinden hisseden toplumların başında gelmekte.
Bu kaos içerisinde Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi topraklarına yönelik gelişen saldırıları ellerinde ki kamera ve dillerinde ki hakikat kelamı ile dünya kamuoyuna duyurma gayretinde olan Nazım Daştan ve Cihan Bilgin isimli iki Kürt gazeteci katledildi.
Evrensel hukukun gazetecilerin savaş bölgelerinde hedef alınmasını savaş suçu olarak nitelendirdiği bilinmektedir. Şüphesiz ‘büyük insanlığın’ vicdanı da bu durumu kabul etmeyecektir.
Bu vicdana sahip gazeteciler ve demokrasi mücadelesi veren insanlar birçok yerde anma törenleri ve protesto açıklamaları düzenledi. Bu açıklamalardan biri de İstanbul Şişhane’de yapılmak istenirken çoğunluğu yine gazeteci olmakla beraber toplam 59 kişi gözaltına alındı. İfade verme işlemleri sonucu 9 kişi tutuklandı. Tutuklananlar arasında genel merkez yöneticimiz İmam Şenol’la birlikte 6 gazeteci ve iki siyasetçi de bulunmakta.
Bu tutuklamaların asla hukuki olmadığını açıklamamız aracılığıyla dile getiriyoruz. Özgür basın geleneği ile dayanışma göstermek insanlık onurudur. İnsanlık onuru yargılanamaz. Genel merkez yöneticimiz İmam Şenol ve tutuklanan diğer 8 kişi derhal serbest bırakılmalıdır! Zaman sahipsiz, mekan rızasız, mazlum çaresiz değildir!”
PİRHA- Dersim ve Ovacık belediyelerine atanan kayyımları protesto ettiği gerekçesiyle Dersim’de lise öğrencisi D.A. isimli genç tutuklandı.
22 Kasım’da Ovacık ve Dersim belediyelerine kayyım atamasının ardından gerçekleşen protesto eylemlerine katıldığı gerekçesiyle dün yapılan ev baskınıyla D.A. isimli genç gözaltına alındı.
Emniyetteki işlemlerinin ardından mahkemeye sevk edilen D.A. “polise mukavemet” ve “gösteri ve yürüyüş kanununa muhalefet” iddiasıyla tutuklandı.
Lise öğrencisi olduğu belirtilen D.A.’nın hastane ve adliyeye ters kelepçe ile götürüldüğü iddia edildi.
PİRHA- İnsan Hakları Derneği ve 78’liler Hareketi, geçen hafta tutuklanan insan hakları aktivisti Nimet Tanrıkulu için basın açıklaması yaptı. İHD İstanbul ve Dersim Şubelerindeki açıklamaya çok sayıda insan hakkı savunucusu katılırken, Tanrıkulu’nun asılsız gerekçelerle tutuklanmasına tepki gösterildi.
İnsan Hakları Derneği İstanbul, Ankara ve Dersim Şubeleri, insan hakları savunucusu ve İnsan Hakları Derneği (İHD) kurucularından Nimet Tanrıkulu’nun tutuklanmasına yaptığı açıklamayla tepki gösterdiler.
Açıklamada, “Bu karar tüm sivil toplumu susturmaya, korkutmaya yönelik bir karardır. İnsan hakları savunucuları bugüne kadar yaşadıkları tüm hak ihlallerine rağmen biatsız bir şekilde mücadelelerini devam ettirmektedirler. Nimet Tanrıkulu da bu insanlardan biridir ve Nimet Tanrıkulu insan hakları mücadelesinden asla ödün vermeyecek bir kişidir. Bizler onun arkadaşları İnsan Hakları Derneği ve 78’liler Hareketi olarak Nimet Tanrıkulu’nun sonuna kadar yanındayız” denildi.
“78’LİLERİN KURULUŞUNDA YER ALDI”
1986 yılında, askeri darbenin hemen ardından kurulan İnsan Hakları Derneğinin kuruluşundan itibaren mücadelenin içinde yer alan insan hakları savunucusu Nimet Tanrıkulu’nun, 29 Kasım 2024 günü Ankara’da 7. Sulh Ceza Mahkemesinin verdiği kararla tutuklandığın anımsatılan açıklamada, “Nimet Tanrıkulu, 78’liler Hareketinin kuruluşunda da yer alan ve feminist kimliği ile uluslararası alanda tanınan bir kadındır. Nimet, 26 Kasım 2024 günü sabah evine düzenlenen bir polis operasyonunda gözaltına alındı. Ataköy polis merkezinde bir süre tutulduktan sonra Ankara Terörle Mücadele Şubesi ekipleri tarafından alınarak Ankara’ya götürüldü, 29 Kasım’a kadar gözaltında tutuldu. Nimet’in gözaltına alındığı operasyonda birbirleriyle hiç ilgisi olmayan 14 kişi gözaltına alındı. Bu 14 kişi sivil siyasetçiler, sendikacılar ve insan hakları savunucularıydı” diye belirtildi.
Dosyada ortak hiçbir konu söz konusu olmamasına rağmen aynı dosyanın içinde 9 kişinin soruşturulup ardından tutuklandığını ifade edilerek, şöyle devam edildi:
“Nimet Tanrıkulu’nun örgüt üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanmasına gerekçe yapılan konular, son derece hukuk dışı olduğu gibi aynı zamanda akıl dışı. Dosyada Kerem isimli bir itirafçının bazı kişiler hakkında yaptığı asılsız suçlamalar, temel alındı. Nimet Tanrıkulu’nun 2012, 2013, 2014 yıllarında birçok uluslararası seyahati olduğu gibi Erbil ve Süleymaniye’ye de birkaç defa gittiği zaten yasal çıkışlar olduğu için pasaportunda belirli. Nimet Tanrıkulu ifadesinde Erbil ve Süleymaniye’ye gittiğini, Erbil’e tanınmış Kürt iş kadını Ferda Cemiloğlu’nun davet üzerine gittiğini Süleymaniye’ye de birkaç kere gazeteci Celal Başlangıç’la gittiklerini çünkü orada bir yayınevi kurma çabalarının olduğunu ancak bunun ekonomik nedenlerle yapılamadığını söyledi. Bunların hepsi zaten devletin kayıtlarında, pasaport belgelerinde, havaalanı giriş çıkış kayıtlarında belirli. Ancak birçok dosyada asılsız ifadeler veren Kerem isimli itirafçı Nimet Tanrıkulu’nu bir kez Nurettin Demirtaş’la görüşürken gördüğünü söyledi. Böyle bir durumun olmadığını Nimet Tanrıkulu defalarca açıklamaya çalışmasına rağmen mahkeme bunu ciddiye almadı. Nimet Tanrıkulu’nun katıldığı Kürt kadınlarının ortak toplantısı bir başka gerekçe olarak gösterildi. Bunun dışında yine akıl dışı bir biçimde Nimet Tanrıkulu’nun hakkında soruşturma olan bazı kişilerle aynı otelde kaldığı iddiasına yer verildi.”
Açıklamada, insan hakları savunucuları olarak hakkında soruşturma yapılmayan tek bir kişi bile olmadığına vurgu yapılarak, “Anayasanın 38. Maddesi ‘suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar hiç kimse suçlu sayılamaz’ demektedir. Oysa ki ne yazık ki Sulh Ceza Hakimi hukukun bu temel prensibini hiçe sayarak Nimet’in kaldığı otelde hakkında soruşturma olan kişilerin bulunmasını suç saymıştır. Bu tür benzer suçlamalar zamanında Devlet Güvenlik Mahkemelerinde de yapılmış yine Devlet Güvenlik Mahkemelerinde kullanılan itirafçı ifadeleri nedeniyle binlerce insan cezalandırılmıştır. Ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Devlet Güvenlik Mahkemelerinde yapılan bu usulsüz yargılamalar nedeniyle Türkiye’yi defalarca mahkum etmişti” ifadeleri kullanıldı.
“BİAT ETMEDEN MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Tanrıkulu’nun insan hakları mücadelesinde önemli bir yeri olduğunun hatırlatıldığı açıklamanın devamında, “Nimet Tanrıkulu hakkında asılsız gerekçelerle verilen tutuklama kararını asla kabul etmiyoruz. Bu karar tüm sivil toplumu susturmaya, korkutmaya yönelik bir karardır. İnsan hakları savunucuları bugüne kadar yaşadıkları tüm hak ihlallerine rağmen biatsız bir şekilde mücadelelerini devam ettirmektedirler. Nimet Tanrıkulu da bu insanlardan biridir ve Nimet Tanrıkulu insan hakları mücadelesinden asla ödün vermeyecek bir kişidir. Bizler onun arkadaşları İnsan Hakları Derneği ve 78’liler Hareketi olarak Nimet Tanrıkulu’nun sonuna kadar yanındayız” diye belirtildi.
PİRHA- Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı İsrail ile ilişkileri iddiasıyla protesto eden 9 yurttaş, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Kırılma Noktasında Bir Dünya: Krizleri ve Dönüşümleri Yönetmek” temasıyla gerçekleştirilen TRT World Forum 2024’ün açılışında yaptığı konuşma sırasında protesto eden ve gözaltına alınan 9 kişi, emniyetteki işlemlerinin ardından Adliye’ye sevk edildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tutuklama talebiyle nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen yurttaşlar, hakimlik kararıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Protesto sonrası gözaltına alınan 9 kişi hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla soruşturma başlatılmıştı.
PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan’ın tutuklamasına tepki göstererek Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Türkiye’de her gün yeni bir hukuksuzluk yaşandığını belirten DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Ev hapsinde olan birisini tutuklayan bir yargı var karşımızda. Bu ülkede yargı AKP-MHP iktidarının kararlarına göre hareket etmektedir. Bugün Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan’ın tutuklanması da bunun en somut örneğidir” dedi.
Sabah saatlerinde “Gösteri ve yürüyüş kanununa muhalefet” ve “Polise mukavemet” iddialarıyla gözaltına alınan Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan’ın tutuklamasına tepki göstererek Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, ‘İrademize sahip çıkıyoruz gözaltılar, tutuklamalar, baskılar bizi yıldıramaz’ pankartı açıldı. Kitle sık sık ‘Kayyım gidecek biz kalacağız’ ve ‘Baskılar bizi yıldıramaz’ sloganları attı.
“DİRENİŞİMİZE DEVAM EDECEĞİZ”
Türkiye’de her gün yeni bir hukuksuzluk yaşandığını belirten DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Ev hapsinde olan birisini tutuklayan bir yargı var karşımızda. Bu ülkede yargı AKP-MHP iktidarının kararlarına göre hareket etmektedir. Bugün Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan’ın tutuklanması da bunun en somut örneğidir. Belediyelere atanan kayyımlarla birlikte bu ülkede halkın iradesine karşı bir darbe gerçekleştiriliyor. Ne darbeleriniz ne de gasplarınız bizim mücadelemizi engelleyemeyecek. Mücadelemize ve direnişimize devam edeceğiz, asla sizlere boyun eğmeyeceğiz. İktidarın hizmeti giren yargı ve kayyımlarda dahil gerçek adalet olduğunda hepsi yargılanacaklar ve halka hesap verecekler” dedi.
Avukat Kenan Çetin ise konuşmasında şunları dile getirdi:
“Polise mukavemet ettiği iddiasıyla gözaltına alınan Birsen Orhan, bariyere mukavemet ettiği için tutuklandı. bariyer, polis memuru olmuş durumda. İlk defa ev hapsinde olan birisi tutuklandı. Şunu net bir şekilde söylüyoruz ev hapsine alınmaması gereken birine tutuklama verildi. Türkiye’de tutuklama bir tedbir değil bir infaz şekline dönüştü. Kaçma ve delilleri karartma şüphesi varsa tutuklama tedbiri tartışılabilir. Ev hapsinde olan birisinin kaçması söz konusu olabilir mi? Ancak Anayasa’yı değiştirmek isteyenler kendi Anayasa’sına uymayarak hukuku çiğniyor bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Kadınlar, çocuklar, gençler öldürülüyor doğa katlediliyor ancak hukukun hasta olması herkes için kötü bir sonuç. Özellikle hukuk uygulayıcılarına söylüyoruz hukuk herkese lazım.”
PİRHA-DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Sevtap Akdağ, Kayapınar Belediye Eş Başkanı Cengiz Dündar ve İHD kurucularından Nimet Tanrıkulu’nun da aralarında olduğu 9 kişi tutuklandı.
Ankara merkezli başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan siyasetçi, avukat ve insan hakları savunucularının savcılık ifadelerinin ardından tutuklama istemiyle hakimliğe sevk edildi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkan Yardımcısı Sevtap Akdağ, Kayapınar Belediye Eşbaşkanı Cengiz Dündar, İnsan Hakları Derneği (İHD) kurucularından Nimet Tanrıkulu, Genel-İş Başkanı Remzi Çalışkan, Genel-İş Sendikası Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy, Halef Caruş, Ecevit Odabaşı, Nusrat Akın ve Serdar Ekingen hakkında tutuklama kararı verildi.
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi avukat Şiar Rışvanoğlu, Erdal Güzel, Faruk Ayhan ve Recep Şimşek ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılma kararı verildi.
PİRHA-Dersim’de kayyım protestoları nedeniyle sabah saatlerinde polis tarafından yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan Rıdvan Gül, Aykut Aksakallı ve Murat Karaboğa tutuklandı.
İçişleri Bakanlığı kararıyla 22 Kasım’da DEM Partili Dersim ve CHP’li Ovacık belediyelerine kayyım atandı.
Dersim’de kayyım protestoları nedeniyle sabah saatlerinde ve baskınlarıyla gözaltına alınan Rıdvan Gül, Aykut Aksakallı,ve Murat Karaboğa ‘Görevli memura mukavemet’ , ‘Kamu malına zarar verme’ , ‘2911 sayılı yasaya muhalefet’ suçlamalarıyla tutuklandılar.
PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Dersim Belediyesi’ne atanan kayyımın ardından yapılan gözaltılar ve tutuklamalara tepki göstererek basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Kayyıma karşı barışçıl protestolar düzenleyen halk, gözaltılar ve tutuklamalarla susturulmak istenmektedir. Hukuksuz operasyonlara son verilmeli” denildi.
Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Dersim Belediyesi’ne İçişleri Bakanlığı talimatıyla kayyım atanmasına ve kayyımı protesto edenlerin gözaltına alınıp tutuklanmasına tepki göstererek basın açıklaması yaptı. Açıklamayı platform adına EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin okudu. Açıklamada ‘İrademize sahip çıkıyoruz gözaltılar, tutuklamalar, baskılar bizleri yıldıramaz’ pankartı açıldı. Açıklamaya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.
“KAYYIM SİNDİRME POLİTİKASIDIR”
Kayyımın sindirme politikası olduğunu ifade eden Ergin Tekin, “Dersim ve Ovacık belediyelerine atanan kayyımla halkın iradesinin gasp edildi. Bu antidemokratik uygulamalara karşı, barışçıl protestolar düzenleyen halk, gözaltılar ve tutuklamalarla susturulmak istenmektedir. Halkın iradesini yok sayan kayyım atamalarına tepki göstermek amacıyla barışçıl protestolara katılanlara karşı başlatılan gözaltılarda, Sezai Aksurek ve Fethi Kaykaç, 24 Kasım 2024’te tutuklanmıştır. Ardından, 26 Kasım 2024’te Veli Akyol, Aynur Can, Enes Boran ve Şiyar Ataş tutuklanmıştır. Ve bugün güne yine gözaltı haberleriyle uyandık. Gözaltı ve tutuklamalar, halkın kolektif mücadelesine, kültürel kimliğine ve demokratik haklarına yönelik açık bir baskı ve cezalandırma girişimidir” dedi.
“KAYYIM, HALK İRADESİNE YAPILAN BİR DARBEDİR”
Dersim halkının tarih boyunca baskılara asla boyun eğmediğini belirten Ergin Tekin, “Bugün de aynı kararlılıkla iradesine sahip çıkmaya devam etmektedir. Kayyım atamaları, hukuksuz tutuklamalar ve cezalar, halkımızın mücadelesini engelleyemeyecek, aksine daha da güçlendirecektir. Halkımızın tarihsel acıları, bugünün baskı politikalarıyla yeniden canlandırılmak istenmektedir. Ancak bizler, demokratik haklarımızı savunmaya ve halkımızın iradesini korumaya devam edeceğimizi ve tek adam iktidarına boyun eğmeyeceğimizi bir kez daha kararlılıkla ifade ediyoruz. Kayyım atamaları, halk iradesine yapılan bir gasp ve demokrasiye darbedir. Hukuksuz operasyonlara son verilmeli ve gözaltına alınanlar ve tutuklananlar derhal serbest bırakılmalıdır” diye belirtti.
“KAYYIM TALAN VE GASPTIR”
DEM Parti Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü ise konuşmasında şunları dile getirdi:
“Dersim Seyit Rıza’nın memleketi ve Dersim halkı o zamanda yürütülen baskılara karşı boyun eğmedi. Dersim 90’larda beyaz toroslara direnenlerin alanı. Kayyım talan, hırsız ve gasptır. Kayyım demokrasiye vurulmuş en büyük darbedir ve biz bu kayyıma karşı direnmeye devam edeceğiz. Bugün anayasal bir hak olan demokratik hakkını kullanırken gözaltına alınmalarını haksızlık ve hukuksuzluk olarak görüyoruz ve bu hukuksuzluğunda kayyımların derhal son bulmasını istiyoruz” diye konuştu.
PİRHA- Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer hakkındaki soruşturmaya dair yaptığı haberlerden kaynaklı tutuklanan 10Haber muhabiri Furkan Karabay hakkında tahliye kararı verildi.
10Haber muhabiri Furkan Karabay, 8 Kasım sabah saatlerinde sosyal medya paylaşımları ve yerine kayyım atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’le ilgili haberi gerekçe gösterilerek gözaltına alınmış, bir gece nezarette tutulduktan sonra çıkartıldığı mahkemece tutuklanmıştı.
Yapılan itirazlar sonucu tutuklanan gazeteci Furkan Karabay hakkında tahliye kararı verildi. İtirazı kabul eden İstanbul 17. Asliye Ceza Mahkemesi, Karabay’ın gazeteci olduğunu belirterek, “Tutuklama tedbirinin dosyanın muhtevası ile bağdaşmıyor, adli kontrol uygulanabilirdi” dedi.
Karabay hakkında verilen tahliye kararına dair paylaşım yapan DİSK Basın-İş, “Gerçeği yazma inadımız sürecek” dedi.
PİRHA – Kayyım gaspına karşı çıkan 195 kişi gözaltına alındı, 25’i tutuklanırken 5 kişiye ise ev hapsi verildi.
Batman Belediyesi’ne 4 Kasım’da kayyım atanmasına karşı başlatılan protesto eylemlerinde toplamda 195 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan 195 kişiden 25’i tutuklanırken 5 kişiye ise ev hapsi verildi. Diğerleri ise serbest bırakıldı. Tutuklanan kimi isimler şunlar: “Hatice Taş, Mizgin Sönük, Yusuf Kaya, Özdemir Çelik, Fikret Soysal, Vedat Özer, Esma Özmen, Serhat Ayar, Rıdvan İlhan, Feyzullah Mebiş, Muhammed Ekinci, Argeş Toparli, Mesut Aydın, Mahsup Salim, Semih Ocakhan, Adnan Vural, Yoldaş Eker.”
PİRHA-Grup Yorum, üyeleri olan Rezzan Şengül’ün tutuklanmasına tepki göstererek yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Grup Yorum emekçisi Rezzan Şengül, dışarıda tedavisi devam ederken AKP iktidarı onu yine tutuklayarak sağlık hakkını gasp etti” denildi.
Grup Yorum üyesi Rezzan Şengül 5 Kasım’da gözaltına alınıp 8 Kasım’da tutuklanmıştı. Grup Yorum, üyeleri olan Rezzan Şengül’ün tutuklanmasına tepki göstererek yazılı açıklama yaptı.
Grup Yorum, tarafından yapılan yazılı açıklamada şunlar dile getirildi:
“Arkadaşımız, Grup Yorum emekçisi Rezzan Şengül, tedavi gördüğü evde polis baskınıyla gözaltına alındı. Gözaltından sonra adaletsizce tutuklandı. Tutuklanma gerekçesi ise hukuka ve mantığa tamamen aykırı. Arkadaşımız, Tele 1 kanalına verdiği röportaj, evine yapılan ziyaretler ve basında hapishanelerde yaşadığı işkenceleri anlatması yüzünden tutuklandı. Rezzan Şengül kendi isteği dışında kuyu tipi denilen Yüksek Güvenlikli Hapishanelere sürgün edildi. Bu hapishanelerde uygulanan ağır tecride ve insanlık dışı koşullara karşı tam 183 gün açlık grevi direnişiyle karşılık verdi. Rezzan, bu tecrit işkencesine karşı 183 gün boyunca açlığıyla direndi ve kazandı. 183 gün sonra, 26 Eylül 2024 günü tahliye edildi. 40 kiloluk bedeniyle tedaviye başladı ve 40 gündür tedavi görüyordu.
40 gün bile geçmeden Rezzan yine tutuklandı. Şu an Marmara Kapalı Hapishanesi’nde tutuluyor. Dışarıda tedavisi devam ederken AKP iktidarı onu yine tutuklayarak sağlık hakkını gasp etti. Arkadaşımız daha toparlanamamışken, sağlığı iyi olmadığı halde adaletsizce, basın açıklaması yapmaktan, basına röportaj vermekten ve kuyu tiplerinde yaşadığı işkenceyi, gerçekleri anlatmaktan dolayı tutuklandı. Rezzan siyasi olarak tutuklandı. Hukuki bir dayanağı olmayan komplo dosyalarıyla tutuklanan arkadaşımızın asıl tutuklanma sebebi Grup Yorum üyesi olmasıdır. 12 Kasım 21:00’da #RezzanaÖzgürlük adıyla hashtag çalışmamız olacaktır.”
PİRHA- Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in soruşturmasına dair haber yapan 10Haber muhabiri Furkan Karabay tutuklandı.
Tutuklanan ve yerine kayyım atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ile ilgili soruşturma sürecine dair haberi ve sanal medya paylaşımları sonrası gözaltına alınan 10Haber muhabiri Furkan Karabay, tutuklandı. Emniyet ifadesi alınan Karabey’e “kamu görevlisini hedef gösterme”, “kamu görevlisine hakaret” ve “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamaları yöneltildi.
Adliyeye getirilen gazeteci Karabey, savcılık ifadesi alınmadan benzer iddialarla tutuklanma talebiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Hakimlik, aynı gerekçelerle gazeteci Karabey hakkında tutuklama kararı verdi.
PİRHA- Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in “örgüt üyeliği” iddiasıyla evine yapılan baskınla gözaltına alınarak tutuklanmasına Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği de tepki gösterdi. Dernek, “Belediye Başkanının hakkındaki soruşturmanın hukuk devleti ilkesi çerçevesinde yürütülmesini ve seçilmiş kamu yöneticisi olarak görevine iade edilmesini bekliyoruz” dedi.
Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer hakkında dün yürütülen soruşturma nedeniyle ‘PKK/KCK üyeliği’ iddiasıyla gözaltına alındı ve tutuklandı.
İçişleri Bakanlığı, tutuklanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırıldığını ve İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy’un İstanbul Valiliği’nce kayyum olarak Esenyurt Belediyesi’ne atandığını açıkladı. Bu duruma pek çok siyasi parti tepki gösterirken, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) de bir basın açıklaması yaptı.
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin açıklaması şöyle:
“31 Mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçimlerde yasanın aradığı koşulları sağlayarak adaylığı kesinleşen ve seçimde Esenyurt İlçesi’nin belediye başkanı seçilerek İlçe Seçim Kurulu tarafından mazbatasının düzenlenmesi ile göreve başlayan Ahmet Özer’in bir soruşturma gerekçe gösterilerek görevden alınması ve yerine kayyum atanması Anayasa’nın hukuk devleti ilkesinin ihlalidir.
101. yılını kutladığımız Cumhuriyetimiz halk egemenliğine dayalı, demokratik, laik, sosyal hukuk devletinin yönetim şeklidir. Seçilmiş kamu yöneticisinin kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan hukuka uygunluğu tartışmalı bir soruşturma gerekçe gösterilerek, görevden alınarak, yerine kayyum atanması hukuk ve demokrasi ihlalidir. Belediye Başkanının hakkındaki soruşturmanın hukuk devleti ilkesi çerçevesinde yürütülmesini ve seçilmiş kamu yöneticisi olarak görevine iade edilmesini bekliyoruz.
PİRHA – PSAKD Genel Merkezi tarafından Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasına ilişkin yapılan açıklamada, “Siyaseti hukuksuz iddianamelerle dizayn etmeye çalışan, anayasayı ayaklar altına alan iktidar kaybedecektir. Esenyurt halkının iradesinin gasp edilmesini tanımıyoruz!” denildi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Genel Merkezi, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasına ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Esenyurt halkının iradesiyle seçilen CHP Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’in tutuklanmasını kabul etmiyoruz! Demokrasiye darbe vuranların tam karşısındayız! Siyaseti hukuksuz iddianamelerle dizayn etmeye çalışan, anayasayı ayaklar altına alan iktidar kaybedecektir. Esenyurt halkının iradesinin gasp edilmesini tanımıyoruz!”