Etiket: urfa

  • Kısaslı Aşık Berdari: Zakirler, taliplerin sorularına cevap verebilecek donanımda olmalı!-VİDEO

    Kısaslı Aşık Berdari: Zakirler, taliplerin sorularına cevap verebilecek donanımda olmalı!-VİDEO

    PİRHA -Kısaslı Aşık Berdari, zakirliğe nasıl başladığını, bağlama ile Alevi inancının ilişkisini, kent yaşamındaki Aleviliği anlattı. Aşık Berdari, “Toplum bir ormana benzer. Kurumaya yüz tutmuş ağaçları çekip yerine yeni bir fide dikmediğiniz müddetçe o orman yok olur. ‘Yol incelir ama kopmaz’ deniliyor ancak, gençlerimize kültürümüzü aşılamadığımız müddetçe gidişatımızın iyi olmadığını söylemek isterim. Dedenin, zakirin, topluma faydalı olması gerektiğine inanıyorum” dedi. 

    ‘Aşık Berdari’ olarak bilinen İbrahim Halil Elveren, 1968 yılında Urfa’nın Haliliye ilçesine bağlı Kısas köyünde doğdu.

    “Henüz dünyaya gelmeden, ana karnında cemlerde bulundum” diyen Aşık Berdari, çocuk yaştan itibaren cemlerde, sohbetlerde yer alarak kendisini yetiştirdi. Önce büyüklerinden özenerek eline aldığı bağlamaya, ardından ise kelimeleri özenle birbirine yakıştırarak şiir yazmaya başladı. Zakirlik yolunda pişmeye başlayınca Âşık Doksandaon’dan (İsmail Kondu) ‘Berdari’ mahlasını aldı.

    İlk ve Ortaokul eğitimini Kısas’ta tamamlayan Aşık Berdari, Şanlıurfa Endüstri Meslek Lisesi Ağaç İşleri ve Mobilya bölümünden mezun oldu. Üniversite eğitimini ise İşletme bölümüyle sonlandıran Berdari, yaşamının sonraki bölümünü Ankara’da geçirmeye karar verdi.

    Çankaya Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü’nde çalışma yürüten Aşık Berdari, yaşamı boyunca çok sayıda şiir ve besteye de imza attı.

    “AŞIKLARIN TINILARI İLE BÜYÜDÜK”

    Aşık Berdari ile zakirliğe nasıl başladığı konusunda sohbet ettik. Kısas köyünün, aşık ve ozanlık geleneği bakımından sahip olduğu değerlere işaret eden Berdari, şu ifadeleri kullandı:

    “Kısas o civarda tek Türkmen Alevi köyü. Sonradan bölgeye yerleşmiş, içimizde %30’a yakın bir Sünni nüfus da var. Kısas’ta periyodik olarak her hafta perşembe günleri cem yapılır. Her akşam gençler, yaşlılar, Kısaslı insanlar köy odasına gelir, güncel ya da bilmediği konular hakkında cevaplar almak için oradaki bilge insanlarla sohbet eder. Dolayısıyla cemde büyümenin vermiş olduğu avantajla, Doksandaon, Dertli Divani, Aşık Sefai, Aşık Büryani, Aşık Halimi, Aşık İsyani, Aşık Meftuni, Aşık Fedai gibi büyüklerin yanında, onların tınıları ile büyüdük. O Usta çırak ilişkisinden kaynaklı 16 yaşlarında bir bağlama ile cemlerde zakirliğe başladım.”

    “ZAKİRLERİN DONANIMLI OLMASI GEREKİYOR”

    Zakirliğin sadece bağlama çalıp söylemenin de ötesinde olduğunun altını çizen Aşık Berdari, “Hissedilerek icra edilmeli” diye de belirtiyor. Zakirlik yapan bireyin, toplumu aydınlatma rolünün de olduğunu anlatan Aşık Berdari sözlerine şöyle devam etti:

    “Alevilik’te 5 temel unsur var; bunlar istek, bilmek, inanmak, ilerlemek ve mevzilenmek. Önce zakir olmak isteyeceksin. Günümüzde saz çalanlara ‘Zakir’ deniliyor. Halbuki kelime anlamı ‘zikreden, söyleyen’ anlamındadır. Kısas’ta çok iyi zakirlerimiz vardı. Hüseyin Öztürkmen, Mehmet Erdem, Bakır Polat gibi ismini sayamayacağım zakirlerimiz vardı. Cemde en büyük yük zakirlerdedir. Zaten cemi yürüten baba, dede, pir, mürşit olmadığı dönemlerde cemi yürütme görevi zakirlere düşer. O nedenle zakirler her yönden gelişmiş olmalı. Gerekirse Sıtkı’dan, Sadık’tan, Virani’den, Nesimi’den, 7 Ulu Ozan’dan ve aynı zamanda güncel konularda; yani gelen taliplerin sormuş olduğu sorulara cevap verebilecek, kendi kendini yetiştirebilmiş, donanımlı olması gerekiyor.”

    “BAĞLAMA, ALEVİLİK İÇİN GÜL İLE BÜLBÜL GİBİDİR”

    Aşık Berdari, memleketi Kısas’ta bağlama sanatına olan ilgiye de dikkat çekti.

    Enstrüman olarak bağlamanın Alevi inancındaki yerini de yorumlayan Aşık Berdari, “Bağlama, Alevilik için gül ile bülbül, et ile tırnak, can ile ciğer’ gibidir. Çocukluk dönemlerimizde deyiş söyleyenlere ‘ayet söylüyor’ anlamında bakılırdı. Ayetleri cüra ve bağlamamızla dile getirmişiz. Alevi kültürünün bir yazılı kaynağı yok, hep yok edilmiş. Hatta günümüzde bile dağlara sürülüyor, yok sayılıyoruz. İşte o dönemlerde Aleviler, cemlerinde bağlamalarıyla ibadet ettikleri gibi bütün dert, neşe, hüzün ve kederlerini de bağlamayla dile getirdiklerinden dolayı bağlama ve deyiş Alevilikte ayrılmaz bir ikilidir.”

    “CEMLERDE DAİMA DOKSANDA ON’UN YANINDA OTURDUM”

    Aşıklık geleneğinde ‘pişmenin’ bir sonu olmadığını ifade eden Berdari, öğretinin sınırsız olduğunu da vurguladı.

    Aşık Berdari “Mesela cemi yürüten kişi ‘Bildiğimizin alimi, bilmediğimizin talibiyiz’ der. Dipsiz bir umman, kainat gibi düşünmek gerek. Dolayısıyla ‘ben bu işi çok iyi biliyorum, ben bu işin üstadıyım’ demek uygun değil. Mesela günümüzde çok iyi bağlama çalan canlarımız var, bizler de topal karınca misali bu yolda yürümeye devam ediyoruz” diye de ekledi.

    Kısas’ta yapılan cemlerde olgunlaşmaya başladığını belirten Aşık Berdari, feyz aldığı isimlere de değindi. “En fazla Doksanda On’dan (İsmail Kondu) etkilendim” diyen Berdari, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Sesi, bağlaması güzel olan çok sayıda ağabeylerimiz vardı, bağlamaya başlamamızda mutlaka onların etkisi oldu ama Doksanda On’daki felsefi içerikli eserlere, onun okur-yazar olmayışı, Kısas’tan farklı bir yere gitmeyişi ve ‘ağzından çıkan kelimeleri nasıl olur da yazar?’ sorusu beni ona itmeye başladı. Cemlerde sürekli yanında otururdum. Daha sonra Aşık Hüdai, Mahsuni Şerif ile de çok zaman geçirdim. Onlardan etkilendim diye düşünüyorum. O dönemlerde Kısas taraflarına deyiş türünde kasetler de gelmezdi. Almanya’dan ya da Hacı Bektaş Veli anma törenlerine giden canlarımız, Mahsuni Şerif, Aşık Gülabi, Ali Nurşani’nin kasetlerini getirirlerdi. Ama sorunlarımızı dile getiren Mahsuni Şerif olduğundan olsa gerek Mahsuni’den çok etkilendim. ‘Gökte uçan kılavuzsuz kuş olmaz’ denir. Daimi Baba da der ki ‘Kaptan kaba doldum boşaldım’. Yani boş bir kabı, diğer bir dolu kaptan doldurduğunuz zaman en azından bulaşığı kalır. Yani o tür zakirlerle oturduğunuz zaman ister istemez o kültüre ilgi duyma düşüncesi geçiyor. Kırsal kesimde saz çalıp değiş söyleyen, toplum kurallarına riayet edenleri biraz daha el üstünde tutarlar. Bu da yeni başlayanlar için güzel bir etkileşim olabiliyor.”

    “İNANCIMIZIN GİDİŞATI İYİ DEĞİL”

    Aşık Berdari, Alevi inancının şehirde nasıl değişime uğradığı konusu üzerinde de durdu. “Asıl Alevilik kırsalda kaldı diyen Berdari, günümüz cemevlerinin işlevsiz halini de eleştirdi. İnanç içerisindeki olumsuz değişimlere dikkat çeken Aşık Berdari şunları söyledi:

    “Toplum, bir ormana benzer. Çürümüş veya kurumaya yüz tutmuş ağaçları çekip, yerine yeni bir fide dikmediğiniz müddetçe o orman yok olmaya mahkum olduğu gibi biz, gençlerimize bu kültürü aşılamadığımız müddetçe; ‘evet yol incelir ama kopmaz’ deniliyor ancak ben gidişatımızın iyi olmadığını söylemek isterim. Dedenin, zakirin topluma faydalı olup, bilgi vermesi gerekir. Bu insanların kendi kendini formatlaması ve yeteri kadar, en azından bilgi sahibi olması gerektiğine inanıyorum. Yoksa her yerde koca cemevi binaları var ancak içinde sadece yaşlılar yer alıyor!”

    “HER ŞİİR YAZAN ŞAİR, OZAN, AŞIK OLMUYOR”

    Aşık Berdari, son olarak zakirlikte söz üretip, beste icra etmenin önemine değindi. Şiir yazmayı “Uzun konuları kısa dörtlüklerle yerinde anlatma sanatıdır” sözleriyle tarif eden Aşık Berdari, şöyle devam etti:

    “Hüdai Baba ile Ankara’da sık sık görüşürdük. Bir sabah bir araya geldiğimizde ‘Akşam ben doğurdum’ dedi. Ben de ‘Ne alem adamsın, ‘doğurdum’ demek nedir?’ diye sormuştum. O da bana ‘şiir yazdım şiir’ diye cevap vermişti. Yani Deryami Babanın bahsettiği gibi;

    ‘Duygu yüzdür yazdığın hiçtir
    Duygu’nun satıra geçmesi güçtür…’

    Mesela ben şiir yazmıyorum, şiir ‘beni yaz’ diyor. Ayrıca ozanlarda, aşıklarda en önemli konu; ozan çağına ışık tutmalı.
    Feyzullah Çınar’ın dediği gibi ‘Kefeni boynunda, bağlaması elinde’ olmalı. Söyleyebileceklerini yazmalı, söyleyemeyeceklerini yazmamalı. Haklının yanında, haksızın karşısında olmalı. Ozanlık zordur. Bizim felsefemizdeki gibi ‘demirden leblebiye, ateşten gömlek’ misali öyle her şiir yazan da şair, ozan, aşık olmuyor diye düşünüyorum. Mesela bizim düşüncemizde bir insanın dili, dini, ırkı, rengi, cinsiyeti ne olursa olsun ayırmayız. Yunus’un felsefesindeki gibi yaratılanı yaratandan dolayı seviyoruz. Yani bedel ödenmeyince hiçbir şey olmuyor. Doğruya doğru, yanlışa yanlış demek gerekiyor.”

    Eren GÜVEN/ANKARA 

  • Cumartesi Anneleri: 30 yıldır soruyoruz; Hüseyin Taşkaya nerede?-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: 30 yıldır soruyoruz; Hüseyin Taşkaya nerede?-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri eylemlerinin 975’inci haftasında Galatasaray Meydanı’na kayıplarının fotoğrafları ve karanfilleri ile geldi. 700. haftada işkenceyle gözaltına alınan Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak yıllar sonra yeniden meydana gelerek kayıp yakınları ile tüm kayıplar için meydana karanfiller bıraktı. Eyleme Avrupa Parlamentosu Türkiye Daimi Raportörü Nacho Sánchez Amor da katıldı.

    Cumartesi Anneleri, 1995 yılından bu yana gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda bir araya geliyor. 700. haftada gözaltına alınmaları ile başlayan ve 5 yıldan uzun bir süre boyunca süren müdahalelerin ardından abluka altında tutulan Galatasaray Meydanı’na gelen Cumartesi Anneleri Hüseyin Taşkaya’nın akıbetini sordu. 700, haftada işkenceyle gözaltına alınan Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak yıllar sonra yeniden meydana gelerek karanfil bıraktı. Eyleme Avrupa Parlamentosu Türkiye Daimi Raportörü Nacho Sánchez Amor da katıldı.

    3 haftadır 10 kişinin katılımıyla sınırlanan eylemde bu hafta da katılımcı sayısı aynıydı. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Van Milletvekili Pervin Buldan ise geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya verdiği soru önergesinde “Toplantı ve yürüyüş yapma hakkı anayasayla güvence altına alınmasına ve AYM’nin bu yöndeki hükmüne rağmen Cumartesi Annelerinin açıklamalarına katılımın 10 kişi ile sınırlandırılmasındaki temel amaç ve bunun kanuni dayanağı nedir? Cumartesi annelerinin gerçekleştirecekleri toplantı ve açıklamalara 11’inci kişi olarak katılmamın önünde herhangi bir yasal engel bulunmakta mıdır?” diye sormuştu.

    “ADALET ISRARIMIZ SÜRECEK”

    975 Haftada yapılan açıklamayı Cumartesi Anneleri adına Sebla Arcan okudu. Arcan’ın okuduğu metinde şu ifadelere yer verildi:

    “Devletin güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındıktan sonra varlığı inkâr edilen ve kendilerinden bir daha haber alınamayan insanların aileleri ve insan hakları savunucuları olarak, “Kayıpların bulunması ve adaletin sağlanması” talebimizi kamuoyu ile paylaşmak üzere buradayız.
    Buradayız, çünkü iktidarların unutturmaya çalıştıklarını hatırlamak, geçmişle yüzleşmenin, demokratikleşmenin, hukuka ve insan haklarına yönelmenin önemli bir parçasıdır. Bizim unutmama ısrarımız aynı zamanda hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına dayanan demokratik bir devlet talebidir.
    975. haftamızda bir kez daha devleti yönetenlere sesleniyoruz: hakikati bilme ve adalete ulaşma hakkımızı ihlal etmeye son verin; kayıplarımızın akıbetlerini açığa çıkartacak, adaleti sağlayacak etkili soruşturma ve kovuşturma yapma yükümlülüğünüzü yerine getirin.”

    “HÜSEYİN TAŞKAYA İÇİN ADALET İSTEMEYE DEVAM EDECEĞİZ

    Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 975. haftasında gözaltında kaybedilen ve 30 yıldır akıbeti karanlıkta bırakılan Hüseyin Taşkaya için adalet istedi.
    42 yaşındaki 4 çocuk babası Hüseyin Taşkaya’nın, Siverek’te yaşadığını ve müteahhitlik yaptığını belirten Arcan, şunları ifade etti:

    “6 Aralık 1993 tarihinde amcasının Siverek / Bağlar Mahallesi’ndeki evine 30 araçlık bir konvoyla gelen asker, polis ve Bucak aşiretine mensup korucular Hüseyin Taşkaya’yı gözaltına aldı. Gözaltını engellemek isteyen akrabaları ağır biçimde darp edildi. Taşkaya askeri araca bindirilerek götürüldü.
    Ailesi Hüseyin Taşkaya’yı sormak için jandarmaya, emniyete, savcılığa, valiliğe başvurdu. Ancak tüm girişimleri sonuçsuz kaldı, Hüseyin Taşkaya’dan bir daha haber alınamadı. Hüseyin Taşkaya’nın akıbetini açığa çıkartacak etkin bir soruşturma yürütülmedi. Akrabalarının ve tüm mahallenin tanıklığında gözaltına alınmış olmasına rağmen, savcılık konuya ilişkin suç duyurusunu ailenin soyut iddiası olarak değerlendirdi ve dosyada takipsizlik kararı verdi. Hüseyin Taşkaya’nın akıbeti karanlıkta bırakıldı, failleri cezasızlıkla korundu. Ailesi dört kuşaktır Hüseyin Taşkaya’yı aramayı sürdürüyor.
    975. haftamızda adli ve siyasi makamlara sesleniyoruz: gözaltında kaybetme suçunun devam eden ihlal niteliği taşıdığını dikkate alın. Hüseyin Taşkaya’nın akıbetini açığa çıkartacak ve faillerin yargılanmalarını sağlayacak etkinlikte bir soruşturma ve kovuşturma yapma yükümlülüğünüzü yerine getirin. Kaç yıl geçerse geçsin; Hüseyin Taşkaya için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    “YAKINLARIMIZI ARADIĞIMIZ TEK YER GALATASARAY MEYDANI

    Eylemde Hüseyin Taşkaya’nın oğlu Şerif  Taşkaya da konuştu. 1992 yılından bu yana babalarının akıbetini sorduklarını belirterek, “Bu alanda gözlatında kaybedilen yakınlarımızı akıbetini soruyorduk, mücadelemizi veriyorduk. 700’üncü haftadan bu yana gözaltında kaybedilenlerin yakınlarına kapatıldı. İşkenceyle, gözaltıyla bizi mücadelemiz engellenmeye çalışıldı. Babamızı, yakınlarımızı aradığımız tek yer Galatasaray Meydanı. Bu alanın açılmasını talep ediyoruz. Kaybedilen yakınlarımızın akıbetini ve kaybedenlerin yargılanmasını talep ediyoruz” diye konuştu.

    Dilan Şimşek- Devrim Fındık / İSTANBUL

  • Emine Şenyaşar suçlamaları reddetti

    Emine Şenyaşar suçlamaları reddetti

    PİRHA-Verdiği adalet mücadelesiyle sembolleşen Emine Şenyaşar, hakkında hakaret iddiasıyla açılan 2 ayrı davada, suçlamaları reddederek, beraat talebinde bulundu.

    Urfa’nın Suruç ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP eski Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar hakkında Yıldız’a hakaret ettiği gerekçesiyle açılan iki ayrı davanın duruşmaları görüldü.

    İlki Urfa 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ikinci duruşmasında, Emine Şenyaşar ve avukatları hazır bulundu. Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada avukatlar eksik hususların giderilmesini talep etti. Talebin ardından kararı açıklayan mahkeme, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı 27 Haziran’a erteledi.

    Aynı gerekçe ile Urfa 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nde ikinci bir davanın duruşması görüldü. Duruşmada Şenyaşar ve avukatları hazır bulundu. Kimlik tespiti ile başlayan duruşmada söz alan Emine Şenyaşar, suçlamaları ret ederek, beraat talebinde bulundu.

    Ardından söz alan ailenin avukatlarından Hidayet Enmek, Şenyaşar’ın 5 yılı aşkındır adalet mücadelesi verdiğini belirterek, “Eşi ve çocukları gözleri önünde katledildi. Müvekkilimin adalet talebi var. Kamuoyunda aile linç edildi. Müvekkilim yaşadıklarını Kürtçe dile getirdi ama kolluk çeviri yaparken sanki devletin organlarının aşağılıyormuş gibi çevirmiş. Söylenenler acılı bir annenin sitemidir. Atılı suçun maddi ve manevi unsurlarını gerçekleştirmemiştir” diye konuştu.

    TEVSİ TAHKİKAT TALEBİ

    Avukatı Ali Arslan da uzun yıllarıdır ailenin adalet mücadelesi verdiğini kaydederek, “Dava polisin tutanağı çerçevesinde hazırlandı. Tevsi tahkikat talebimiz var. Polis taraftır. Tarafsız bilirkişi tarafından cd çözüm tutanağı hazırlanmasını talep ediyoruz” dedi. Avukatlar Ahmet Taş, Dicle Aksu ve Ahmet Atış da söz alarak Emine Şenyaşar’ın beraatini talep etti.

    Verilen aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti bir sonraki duruşmanın tarihini 22 Şubat 2024 olarak belirledi.
    10 DAVA AÇILDI

    Emine Şenyaşar hakkında benzer gerekçelerle Adalet Nöbeti’ni tutmaya başladığı 9 Mart 2021 tarihinden bu yana 31 soruşturma açıldı. Soruşturmaların 10’u davaya dönüştü.
    (MA)

  • Sınır ötesi operasyonlarını protesto eden 40 kişiye gözaltı

    Sınır ötesi operasyonlarını protesto eden 40 kişiye gözaltı

    PİRHA- Şanlıurfa’da, Türkiye’nin sınır ötesi operasyonlarını protesto etmek isteyen 40 kişi gözaltına alındı.

    Şanlıurfa Valiliği, sabah saatlerinde kentte her türlü eylem, basın açıklaması ve yürüyüşe ilişkin bir günlük yasak kararı aldı. HDP, DBP ve Yeşil Sol Parti üyeleri öğle Ahmet Bahçıvan İş Merkezi önünde Türk Silahlı Kuvvetlerinin Suriye’de başlattığı operasyonları kınamak için basın açıklaması yapmak istedi.

    Avrupa’nın farklı ülkelerinden Yeşil Sol Partinin 15 Ekim’de yapacağı kongreye katılmak için gelen 15 genç de açıklamaya katılmak istedi. Polisler, “Valilik yasağı” gerekçesiyle engel oldu. Partililer engellemeye tepki göstererek, yasağın hukuka aykırı olduğunu vurguladı.

    Polisin müdahalesiyle 13’ü Avrupa’dan gelen gençler olmak üzere 40 kişi gözaltına alındı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Urfa’da AKP’lilerin seçim kutlamasında vurulan çocuk yaşamını yitirdi

    Urfa’da AKP’lilerin seçim kutlamasında vurulan çocuk yaşamını yitirdi

    PİRHA- Urfa’da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından yapılan kutlamalarda başına mermi isabet eden Kübra Çoban (14), tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, AKP’li Tayyip Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Urfa’da yapılan kutlamalarda başına mermi isabet eden Kübra Çoban (14), yaşamını yitirdi. Eyyübiye ilçesine bağlı Eyyüpnebi Mahallesi’nde 28 Mayıs akşam saatlerinde yapılan kutlamalarda yaralanan Çoban, Urfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 120 gündür yoğun bakımda tutuluyordu. Tedavi gördüğü süreçte 3 kez ameliyat olan Kübra Çoban, dün tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Çoban’ın cenazesinin bugün toprağa verileceği belirtildi.

    Aynı kutlamalarda Urfa’da 5 kişi vurulmuş ve 14 yaşındaki Emirhan Gergil de 1 Haziran’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Beştaş, korucuların Ezidilerin evlerine el koymasını Cumhurbaşkanlığına sordu

    Beştaş, korucuların Ezidilerin evlerine el koymasını Cumhurbaşkanlığına sordu

    PİRHA – Yeşil Sol Parti Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Viranşehir ilçesinde yaşayan Ezidilerin evlerine korucuların el koymasını, Cumhurbaşkanı yardımcısı Cevdet Yılmaz’a sordu. Beştaş, “Zevra Köyü örneğinde yaşanan gelişme ve bunun benzerleri anayasal güvence altında olan mülkiyet hakkının ihlali değil midir?” dedi. 

    Urfa’nın Viranşehir ilçesinde yaşayan Ezidilerin evlerine korucuların el koymasına tepkiler yükseliyor.

    Yeşil Sol Parti Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, korucuların zorbalığını Meclis gündemine taşıdı. Beştaş, Türkiye’de yaşayan Ezidi yurttaşların ayrımcı uygulamalara dair sorunlarının önemli bir gündem olmasına rağmen çoğunlukla kamuoyuna yansımadığını dile getirdi.

    Sayıları 10 binleri aşan Ezidilerin nüfuslarının da bir hayli azaldığını belirten Beştaş, “Bilindiği üzere 12 Eylül 1980 sonrası pek çoğu zorla yerinden edilmişlerdir. Ezidilerin sayılarının azalmasının birincil nedeni bu olsa da süreç hala devam etmektedir. Halihazırda yurtdışına gitmek durumunda kalan Ezidi yurttaşlarımız ülkeye dönmek ve köylerini yeniden inşa etmek istemektedir. Ancak pek çok yurttaşın tapulu ev ve mülklerine el konulmuş, tarla ve meraları başkalarının zilyedliğine geçmiş durumdadır” dedi.

    “EZİDİ YURTTAŞLARIN SORUNLARINA İVEDİ BİR ÇÖZÜM ÜRETİLMELİ”

    Meral Danış Beştaş, pek çok yurttaşlık hakkından yararlanamayan Ezidilerin sorunlarına ivedi bir çözüm üretilmesinin gerekli olduğunu vurguladı.

    Beştaş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a şu soruları yöneltti:

    “1- Yurtdışında yaşayan Ezidi yurttaşlardan son on yılda Türkiye’ye dönüş gerçekleştiren kaç kişi olmuştur?
    2- Halihazırda yurtdışında yaşayan ve Türkiye’ye dönüş talep eden kişi sayısı nedir?
    3- Ezidi yurttaşların tapulu taşınmazlarının tespiti için bir çalışma yürütülmüş müdür?
    4- Ezidi yurttaşlara ait tapulu taşınmazlarda yaşayan ve tarlaları kullanan kişi sayısı belli midir? Bu konuda bir tespit çalışması yürütülmüş müdür?
    5- Ezidilerin evlerine tekrar döndüklerinde Zevra Köyü örneğinde yaşandığı üzere saldırılara uğramamaları ve güvenli bir şekilde köylerinde yaşamlarını devam ettirebilmeleri adına bir çalışma yürütülecek midir?
    6- Zevra Köyü örneğinde yaşanan gelişme ve bunun benzerleri anayasal güvence altında olan mülkiyet hakkının ihlali değil midir? Bu hakkı ihlal edenler hakkında gerekli adli ve idari soruşturmalar başlatılacak mıdır? Ezidi yurttaşların mülkiyet haklarının ihlal edilmemesi adına hangi çalışmalar yürütülecektir?
    7- Ezidilerin yaşam haklarının güvence altına alınması adına çalışmalar yürütülecek midir?
    8- Ezidilerin sosyal ve kültürel haklarının korunması adına çalışmalar yürütülecek midir?
    9- Ezidi topluluğunun karşılaştığı sorunların çözümü için, azınlık haklarına saygı çerçevesinde başkalarının zilyedliğinde bulunan tapulu evlerin iadesi, toprakların geri verilmesi ve köylerinin yeniden inşası için gereken destek ve koruma sağlanacak mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Yasemin Boyraz: Suruç Katliamı aydınlatılırsa tüm katliamlar aydınlatılacak- VİDEO

    Yasemin Boyraz: Suruç Katliamı aydınlatılırsa tüm katliamlar aydınlatılacak- VİDEO

    PİRHA- 2015 yılında Suruç’ta IŞİD çetelerinin bombalı saldırısında hayatını kaybeden Nazegül Bahar Boyraz’ın kızı Yasemin Boyraz PİRHA’ya konuştu. Boyraz, “8 yıl değil 88 yıl sürse de adalet aramaya devam edeceğiz” dedi.

    IŞİD tarafından düzenlenen ve 33 kişinin yaşamını yitirdiği Suruç Katliamı’nın üzerinden 8 yıl geçti. Ailelerin ve dostlarının adalet arayışı 8 yıldır sürüyor.

    Urfa’ya bağlı Suruç ilçesinde 2015 yılında meydan gelen IŞİD saldırısında yaşamını yitiren Nazegül Bahar Boyraz’ın kızı Yasemin Boyraz annesini kaybettikten sonra yaşadıklarını ve annesinin anılarını PİRHA’ya anlattı.

    Yasemin Boyraz, 8 yıldır ailelerle adalet arayışını sürdüğünün altını çizerek, “Urfa’dan Ankara’ya adaleti anlatsak yol olur, o yüzden bu konuyla ilgili konuşacak çok fazla şey var. Bu adalet arayışımızı yükseltmek için, bütün adalet arayan ailelerin yanında olmaya devam ediyoruz” dedi.

    “DEVLET HALKINI KORUYAMADI”

    Suruç Katliamı davasının alelade kapatılmak istenen bir dava olduğuna dikkat çeken Boyraz, şunları ifade etti:

    “Ailelerin ve avukatların bu süreci en iyi şekilde takip ederek bu davayı kapattırmama ve tüm tanıkların sanık olarak dinlenmesi talebimiz olmuştu. Biliyosunuz ki geçmiş heyeti tehdit etmişiz. Nasıl tehdit etmişiz onu da bilmiyoruz. Davalarımız cezaevi kampüsünde görülüyor. İçeri su bile alamıyoruz. Kimi zaman kantin kapanmış oluyor. Yanımızda bulunan vekiller su ya da yemek getirirse ihtiyaçlarımızı karşılıyoruz. Biz reddi hakim yaptık. Düşünsenize bizim istediğimiz taleplerin hiçbiri yerine gelmiyor. Patlamanın olduğu gün bir tane imamın çantasından IŞİD bayrağı çıkıyor. Oradaki Suruç halkı adamı emniyete teslim ediyor. Adam emniyette tıraşlanıyor ve alana gönderiliyor. Ne hikmetse o gün Ankara’ya ataması çıkıyor. O imamın sanık olaraka dinlenmesini istiyoruz biz. Taleplerden bir diğeri şu; Urfa’da üç kişi yan yana yürüse inanılmaz göze batar. Urfa çok siyasi bir alandır ama ne hikmetse 5 saatlik kamera kaydı yok şehre ait. Diyoruz ki bulduk biz kamera kaydını ilave edin dedik, dosyaya eklemediler. Biz de reddi hakim yaptık, bizi tehdit olarak algılayıp dava açtılar. 10 aileye dava açıldı. Şimdi o mahkemeyle uğraşıyoruz. Biz doğruları söylemeye devam edeceğiz. Dosya ilerlesin istiyoruz. Biz katilleri arıyoruz. Suruç ilçesi Türkiye’ye ait bir yer değil mi? Devlet halkını korumak zorunda ama koruyamadı. Bunun sorumlusu kimse cevabını versin” dedi.

    “33’LERİN KATİLİ KİM?”

    Boyraz, annesinin anılarını paylaşarak 33’ler için adalet arayışlarına devam edeceklerini şu sözlerle ifade etti:

    “Bu mahkemede 2 yıl boyunca annemi ve 33’leri anlatmakla geçtik. Adı Nazegül Bahar Boyraz’dır. Sivaslıdır. Annemin çok uzun saçları vardı. Kobane Devrimi olduktan sonra bir tane sahne vardı. Pikapın içinden bir kadın siyah çarşafı çıkartır ve altından sarı kırmızı renkli bir giysi çıkar. Orada kadınların yaşadığı özgürlüğe duyulan şey inanılmaz demişti. Hükümet Kadın filmi vardır annemi biz ona benzetiriz. Yaşamda hep paylaşmayı seven. Çok fazla hikayesi olan bir kadındı. İlkokul mezunu ama 52 yaşında ehliyet alıp okumayı öyle öğrenen bir kadın. Alevi kendisi; 2 Temmuz anmalarından tutun da o alanda ne yapması gerekiyorsa yapmıştır. Gezi eylemlerinde anneler el ele tutuştuğunda beni arayıp “Siz beni neden annelerin el ele tutuştuğu bir eyleme davet etmediniz” demişti. Berkin’in ölümünde video bırakan da oydu. O yaşanması gereken bir kadındı. Aileler olarak çok iyi biliyoruz Suruç aydınlatıldığında tüm katliamlar aydınlatılıcak. Çünkü Suruç’tan sonra katliamlar hızla devam etti. IŞİD’in de tek üstlenmediği katliamdı. Geçen ay bir duruşmamız görüldü. Mahkemede medya sorumlusu Kasım Güler şunu ifade etti; katliamı kim yaptı sorusuna ‘Ben bilmiyorum ama devlet yaptı diyorlar, ben sınır kapısından Akçakale’den defalarca geçtim.’
    Ben annesini kaybetmiş bir kadın olarak soruyorum, benim annemin katili kim? 33’lerin katili kim? 8 yıl değil 88 yıl sürse de adalet aramaya devam edeceğiz.”

    Dilan ŞİMŞEK- Devrim FINDIK/ İSTANBUL 

    İLGİLİ HABER:
    Suruç Katliamı’nın 8’inci yıldönümü

     

  • Suruç Katliamı’nın 8’inci yıl dönümü

    Suruç Katliamı’nın 8’inci yıl dönümü

    PİRHA- IŞİD tarafından düzenlenen ve 33 yurttaşın yaşamını yitirdiği Suruç Katliamı’nın üzerinden 8 yıl geçti. Ailelerin ve dostlarının adalet arayışı 8 yıldır sürüyor.

    Türkiye’nin birçok kentinde onlarca genç Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu’nun (SGDF) çağrısıyla IŞİD saldırısı altında olan Kobanê kentinde çocuklara oyuncak götürmek için yol çıktılar.

    Tarihler 20 Temmuz 2015’i gösterdiğinde Urfa’nın Suruç ilçesindeki Amara Kültür Merkezi’nde bir araya gelen gençlere IŞİD bombalı saldırı düzenledi.

    IŞİD’in Adıyaman’da bulunan Dokumacılar Grubu’ndaki Şeyh Abdurrahman Alagöz’ün canlı bomba yeleğiyle yaptığı saldırıda 33 kişi yaşamını yitirdi, 104 kişi yaralandı.

    Suruç Katliamı Davası’nın 22 Ekim 2021 tarihinde görülen son duruşmasında gerçek failler bulunmadan Ankara Gar Katliamı’ndan tutuklu tek sanık Yakup Şahin’e 34 kez ağırlaştırılmış hapis cezası verilerek kapatıldı.

    Dava dosyasında ortaya çıkan gerçekler kamuoyunda büyük yankı yarattı. Suruç’ta 33 gencin hayatını kaybettiği bombalı saldırının sabahında, polislerin canlı bomba Şeyh Abdurrahman Alagöz’ün ismini emniyet kayıtlarında aradığı ortaya çıktı.

    MİT ve polisin teknik takipleri, ailelerin ihbarları, Alagöz kardeşler arasında yaptıkları görüşmeler biliniyor olmasına karşın Suruç Katliamı’nın önlenmediği süreç içerisinde aydınlanırken, dava boyunca bu bilgiler ve belgeler mahkeme heyeti tarafından dikkate alınmadı.

    Suruç Katliamı’na dair yargılama, firari sanıklar Deniz Büyükçelebi ve İlhami Balı ile devam ediyor. 5 Aralık tarihinde Urfa 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Suruç Katliamı sonrası, katliamda yaşamını yitirenlerin aileleri Suruç Aileleri İnisiyatifi’ni kurarken, 8 yıl boyunca “Suruç için adalet herkes için adalet” diyerek yaptıkları eylemler sonrası gözaltına alınıp tutuklandılar. Ailelerin adalet arayışı 8’inci yılında devam ediyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ezidilere yapılan zulme Burç’tan tepki: Korucu, devletin silahını gasp için kullanamaz!- VİDEO

    Ezidilere yapılan zulme Burç’tan tepki: Korucu, devletin silahını gasp için kullanamaz!- VİDEO

    PİRHA – Urfa’nın Viranşehir ilçesinde yaşayan Ezidi yurttaşların evlerine korucular el koydu. Bu zorbalığa tepki gösteren Ezidi Kültür Vakfı Türkiye Temsilcisi Eyüp Burç, “Oradaki yetkililer ikili oynamaktan vazgeçsinler. Korucudur ama korucu, devletin legal silahını illegal ve gasp için kullanamaz. En azından bunu devlet yetkililerine hatırlatmak gerekiyor” dedi.

    Urfa’nın Viranşehir ilçesinde yaşayan Ezidi yurttaşların evlerine korucular el koydu. Duruma tepki gösteren köylüler yaptıkları açıklamada, “Ezidi olmamız ve sürekli köyde kalmamamız nedeniyle, bu aile zaman zaman mallarımıza el koyma girişiminde bulunuyor ve bizi ölümle tehdit ediyor” ifadeleri kullanmıştı.

    Ezidi Kültür Vakfı Türkiye Temsilcisi Eyüp Burç, kamuoyuna yansıyan habere ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “EZİDİLERE KÖYLERİNİZE ‘GELMEYİN’ DENİLİYOR”

    Ezidilerin köylerine çökme meselesinin son olarak Zevra köyünde olan bir şey olmadığını bunu son vaka olarak kaydetmek gerektiğini söyledi.

    “Köye gitmek isteyen Ezidilerin önleri kesiliyor, olaylar çıkartılıyor, haberlerde de izlediğiniz gibi tarlasını sürmeye gidenlerin traktörleri tahrip ediliyor, camları kırdırılıyor, tarlasını sulamak isteyenlerin su boruları kesiliyor, ziyaretin yakınlarındaki Ezidi mezarlar tahrip ediliyor” diyen Burç, bunun sadece Zevra’da değil birçok köyde yapıldığını belirterek, Ezidilerin köylerine gitmelerinin önünün kesildiğini belirtti.

    “EZİDİLER İÇİN TOPRAK VARLIK SEBEBİDİR”

    Ezidiler için toprağın, varlık sebebi olduğunu, başka ülkelere müslümanlaştırma, İslamlaştırma süreçlerine maruz kaldıkları için göç etmek zorunda kaldıklarını da dile getiren Burç, şunları kaydetti:

    “Bu göçü de bir şekliyle devlet de destekledi. 80’lerde bunu çok iyi biliyoruz. Daha önce kimlik kartlarında dini inanç yerine Ezidi yazılıyordu. 80’lerde Milli Güvenlik Konseyi’nin aldığı bir kararla çarpı işareti yani dinsiz gösterilmeye çalışıldı. Dolayısıyla bir devlet eliyle de sistematik olarak geliştirilen bir müslümanlaştırma ya da göç ettirilme süreciyle karşı karşıyayız.”

    “BUNU YAPANLAR PİŞMAN OLACAKLARDIR”

    Burç, Zevra köyünde yaşanan olaya ilişkin “Bunu yapanlar pişman olacaklardır. Bu zulme kim göz yumuyorsa ortak olmuş demektir” diyerek tepkisini de dile getirdi.

    Türkiye sınırları içerisinde neredeyse onbinlerce nüfustan 600’e yakın Ezidi nüfusunun kaldığını, göç eden onbinlerce nüfusun geri dönmek istediğini de söyleyen Burç, “Toprağını, köyünü, yurdunu tekrar kurmak istiyor ancak buna da engel olunuyor. Biz dayanışma çağrımızı yaparken direnişimizi de buna paralel olarak yürüteceğiz” dedi.

    “BAŞIMIZA GELENLER SON VAKAYLA DA İLGİLİ”

    Kendilerine telefonla tehditlerin geldiğini söyleyen Eyüp Burç, “Bu ilk kez olmuyor. Her seferinde bir tepkiyle karşılaştıklarında biraz geri çekiliyorlar. İster istemez bürokrasi, güvenlik güçleri de prosedürü işletmek zorunda kalıyor” dedi.

    Bu meseleyi gündemleştireceklerini de ekleyen Burç, şöyle devam etti:

    “Oradaki yetkililer ikili oynamaktan vazgeçsinler. Korucudur ama korucu, devletin legal silahını illegal ve gasp için kullanamaz. En azından bunu devlet yetkililerine hatırlatmak gerekiyor. Kuşkusuz bütün bu atmosfer son vakayı da etkiliyor. Çünkü Ezidi’yi öldürmek neredeyse artık cezasızlıkla eş değer olmuş gibi. Ve bu tarihsel olarak hep böyle oldu. Tıpkı nekropolitikalarda, biyopolitikalarda yaklaşılan mesele gibi nasıl öleceğimize, nasıl yaşayacağımıza bölgesel egemenler karar veriyor. Dolayısıyla bizim başımıza gelen tümüyle tarihsel olarak bu anlayıştan kaynaklı katliamlar oldu. Biz başımıza gelenlerin bu son vakayla ilgisinin olduğunu düşünüyoruz.”

    “SOYKIRIM MAHKEMESİNİN KURULMASI ELZEMDİR”

    3 Ağustos Ezidi Soykırımı’nın kendini egemene ait hisseden gruplara cesaret verdiğini belirten Eyüp Burç, soykırım mahkemesinin kurulması çağrısında bulunarak şunları söyledi:

    “Bu aslında İŞİD’in bölgesel güçlerle beraber planladığı Ezidi Soykırımı olan 3 Ağustos ile beraber kendini egemene ait hisseden gruplara bir cesaret vermiştir. İşte o yüzden diyoruz ki bir soykırım mahkemesinin kurulması elzemdir. Suçların, suçluların cezasız kalmaması için bir daha böyle soykırımların olmaması için ya da “Ezidi’ye her türlü şeyi yapabilirsiniz, karşılığında ceza bulamazsınız” anlayışından çıkmaları için bu yıldönümü üzerinden de tekrar bir yaklaşım göstermek gerekiyor. Ezidilerin soykırımına giden sürecin uluslararası insanlık suçları mahkemesinde faillerin yargılanması gerekiyor. Bu bir kere şart.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    > Korucular Ezidilerin evine el koydu: Bizi ölümle tehdit ediyorlar

  • Emine Şenyaşar bu bayramı da adliye önünde karşıladı

    Emine Şenyaşar bu bayramı da adliye önünde karşıladı

    Bayramın ilk gününü Urfa Adliyesi önünde karşılayan Emine Şenyaşar, “Bugün bayram, herkes torunları, çocuklarıyla birlikte ama ben yine adliye önündeyim” dedi. 

    Urfa’nın Suruç ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP eski Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti, Kurban Bayramı’nda da sürdü. Emine, nöbetin 828’inci gününde de Suruç’ta bulunan evlerinden Urfa Adliyesi önüne geldi.

    “OĞLUMU BIRAKIN”

    Adliye önünde konuşan Emine Şenyaşar, şunları söyledi:

    “Bugün bayram, herkes torunları, çocuklarının yanında ama ben yine adliye önündeyim. Artık bayramlarımı evimde geçirmek istiyorum. Sıcak, soğuk demeden adliye önüne gelerek burada oturma eylemimizi sürdürüyoruz. Adliye kapılarında göçebe olmuş durumdayız. Kayıtlarımızı çıkarın, oğlumu bırakın, biz de evimize dönelim. Çocuğumu bırakmadığınız sürece hakkımı kimseye helal etmiyorum. Adalet gelmediği sürece evimde oturmayacağım. Eğer burada adalet sağlanmazsa Ankara’ya gider orada otururum.”

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’a seslenen Emine, “Kendi çocuklarınız bu şekilde öldürülseydi, siz ne yapardınız” diye sordu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Gergerlioğlu’ndan hükümete: Çocuğun ölümüyle ilgili niye hesap vermiyorsunuz?

    Gergerlioğlu’ndan hükümete: Çocuğun ölümüyle ilgili niye hesap vermiyorsunuz?

    PİRHA – Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Urfa’da intihar ettiği iddia edilen 12 yaşındaki Abdülbaki Dakak’ın ölümünün araştırılması için Mecliste konuştu. Gergerlioğlu, “Bir çocuk ölmüş. Niye hesap vermiyorsunuz?” diye sordu.

    Yeşil Sol Partisi Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, yasal olmayan bir Kuran kursu yakınında intihar ettiği iddia edilen 12 yaşındaki Abdülbaki Dakak’ın ölümünün aydınlatılması için Meclis Araştırma Önergesi vermişti. Araştırma Önergesi AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

    Konuya ilişkin Meclis Genel Kurulu’nda konuşma yapan Gergerlioğlu, “1 metre 90 santim yükseklikteki bir yere bir çocuk olan Abdülbaki Dakak nereden bir elektrik kablosu buldu da kendisini asacak aparat oluşturdu?” diye sordu.

    “MECLİS SUSMAMALI, KONUYU ARAŞTIRMALI”

    “Olay bir cinayet mi intihar mı bilmiyoruz” diyen Gergerlioğlu, şu konuşmayı yaptı:

    “Urfa Barosu suç duyurusu yapmış sanırım ve bununla ilgili gereken soruşturma yürütülmeli. Bu konuda partimiz ve Urfa vekillerimiz açıklamalar yaptı ancak Ak Parti Urfa vekillerinden hiçbir söz duyamadım. Yine, aynı zamanda Aile Bakanlığı da herhangi bir adım atmadı; oysa, ölen, bir aileye ait bir çocuk. Niye herhangi bir adım atılmıyor? Bundan öncesinde de birçok uyarılarımıza rağmen Aile Bakanlığı siyasi gerekçelerle adımlar atmıyordu, yine öyle mi olacak?

    Bir çocuk ölmüşse akan sular durur arkadaşlar, ayrımsız herkes bu konuyu hassasiyetle takip etmelidir. Bir çocuğun ölümü devletin de eğitimin de dinin de her şeyin üstündedir; bir çocuk ölmüşse akan sular durur arkadaşlar, ayrımsız herkes bu konuyu hassasiyetle takip etmelidir. İntiharlar, ölümler, tedbirsizlik sonucu ölümler, cinsel istismarlar önceden de bu tür kaçak kurumlarda oluyordu, bu son olay da vahametin hangi boyutlara geldiğini gösteriyor. Dinî eğitim alsın diye gönderilen bir çocuk bir yerde zarar görebilir, ailesi de susabilir fakat bizler susmamalıyız, Meclis susmamalı, konuyu araştırmalı, o yüzden araştırma önergesini gelin birlikte araştıralım.

    “BİR ÇOCUK ÖLMÜŞ. NİYE HESAP VERMİYORSUNUZ?”

    Anne-babaların çocuğuna dinî eğitim aldırma hakkı uluslararası sözleşmelerle tanınmıştır ancak dinî eğitim pedagogların, psikologların, sosyal psikologların rehberliğinde yapılmalıdır. Anayasa 41 der ki: “Devlet her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirler alır.”, Anayasa madde 42 eğitimin devletin gözetiminde ve denetlemesinde yapılması gerektiğini söylüyor. Var mı bu? Şu anda var mı? Yok. Ne olmuş? Bir çocuk ölmüş. Niye hesap vermiyorsunuz? Hesap vermiyorsanız gelin birlikte araştırma önergesine hepimiz “evet” diyelim, araştıralım.

    Dinî eğitim zorunlu da olmamalı; her dinin inancına göre, her mezhebin, her meşrebin inancına göre dinî eğitimi bir modern hukuk devleti tahsis etmeli. Öğrenci din eğitimi almak istemiyorsa da almasın, zorunlu da tutmayın. Haddinden fazla imam-hatip açılarak oralar arka bahçe, oy deposu hâline getirilmeye çalışıyor; bütün bunlar yanlıştır arkadaşlar.

    Denetimden uzak ve dikteci bir anlayıştan uzak durmalı devlet. İktidarlara göre değişiyor, daha dün imam-hatiplerin önü katsayı engeliyle kapanıyordu, şimdi de lüzumundan fazla, haddinden fazla imam-hatip açılarak oralar arka bahçe, oy deposu hâline getirilmeye çalışıyor; bütün bunlar yanlıştır arkadaşlar. Din devletin elinde olmamalı, dini devlet serbest bırakmalı ve her anlayışın, her inancın yeşereceği bir ortamı hepimiz birlikte oluşturmak durumundayız.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Kaçak medrese kapatıldı, imam serbest bırakıldı

    Kaçak medrese kapatıldı, imam serbest bırakıldı

    Urfa’da 12 yaşındaki Abdulbaki Dakak’ın beş metre kadar yakınında ahırda asılı halde bulunduğu Semerkant Vakfı’na ait medrese jandarma tarafından mühürlendi. Kaçak medresede dini eğitim görmeye devam eden 20’ye yakın öğrenci evlerine gönderildi.

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre medresede öğrencilerden sorumlu olan “fahri imam” A.P. ifadesi alınmak üzere gözaltına alındı. Urfa Adliyesi’nde savcılık tarafından ifadesi alınan A.P., ardından serbest bırakıldı.

    NE OLMUŞTU? 

    Urfa’nın Ceylanpınar ilçesinde ikamet eden Dakak, bir yıl önce ailesinin zorlamasıyla 85 kilometre uzaklıktaki Beşat Mahallesi’nde bulunan Menzil mensuplarının kurduğu Semerkand Vakfı’nın denetiminde olan medreseye gönderildi. Dakak, hem medresede hem de mahallede bulunan ilköğretim okulunda “eğitim” görürken, bir yıl içinde 2 defa kaçarak eve gitti. Ancak ailesi tarafından zorla geri getirildi.

    Dakak, 13 Haziran’da medreseden çıktıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamadı. Dakak, bir gün sonra öğle saatlerinde Semerkand Vakfı’nın denetiminde olan medresenin bitişiğinde ahır olarak kullanılan metruk yapıda asılı halde bulundu. Dakak’ın, cansız bendeni Urfa Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopsi işlemlerinin ardından gece saatlerinde ailesine teslim edildi. Ceylanpınar merkezde bulunan Asli Mezarlık’ta defnedilen Dakak’ın “intihar” ettiği iddia edildi.

    MENZİL TARİKATİNE DEVREDİLDİ

    Dakak’ın zorla gönderildiği belirtilen medresede, 20 çocuğun yatılı olarak “dini eğitim” gördüğü öğrenildi. Söz konusu medrese, AKP’li Eyyübiye Belediyesi tarafından Beşat Mahallesi Mezarlığı içinde yer alan bir alanda inşa edildi. Medresenin 29 Eylül 2018 tarihinde yapılan açılışına Eyyübiye Belediye Başkanı Mehmet Ekinci’nin yanı sıra, AKP Urfa eski Milletvekili Halil Özcan katıldı.

    Açılışta, söz konusu yapı, “medrese, Kur’an kursu, taziye evi ve çok amaçlı salon” olarak lanse edildi. Daha sonra ise, Menzil tarikatına devredildi. Herhangi bir resmiyeti bulunmayan medresede eğitim veren kişilerin de Diyanet’e bağlı olmadıkları öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • 12 yaşındaki Dakak’ın şüpheli ölümünü Yeşil Sol Parti hükümete sordu

    12 yaşındaki Dakak’ın şüpheli ölümünü Yeşil Sol Parti hükümete sordu

    Yeşil Sol Parti Urfa milletvekilleri, zorla gönderildiği medresenin bitişiğindeki ahırda ölü bulunan 12 yaşındaki Abdülbaki Dakak’ın şüpheli ölümünü Meclis’e taşıdı.

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Urfa milletvekilleri Dilan Kunt Ayan, Ömer Öcalan ve Ferit Şenyaşar, Urfa’da bir ahırda yaşamını yitirmiş halde bulunan 12 yaşındaki Abdülbaki Dakak’ın şüpheli ölümünü Meclis gündemine taşıdı.

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yanıtlaması talebiyle 3 vekilin imzasıyla yazılı soru önergesi verildi. Önergede, yürütülen soruşturmayla ilgili herhangi kimsenin gözaltına alınıp alınmadığı soruldu.

    Yeşil Sol Partili vekiller, bakanların yanıtlaması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “* Abdülbaki Dadak’ın Eyyübiye ilçesi Beşat kırsal mahallesinde, bir medresenin arka tarafındaki ahırda ölü olarak bulunmasından bakanlığınız haberdar mıdır?

    * Söz konusu mevkide böyle bir medrese var mıdır, hangi amaçlarla açılmıştır? Bu medresenin sorumluluğu kime aittir? Yöneticileri kimlerdir? Devlet yetkilileri bu açılışa katılmış mıdır? Katılmışlarsa açılan medrese ile iltisakları nedir?

    * Resmi bir statüsü olmamasına rağmen 20 çocuğu yatılı olarak bünyesinde bulunduran ve eğitimler veren bu medreseden bakanlığınızın haberi var mıdır? Yasal olmamasına rağmen fiili olarak eğitim veren bu kuruma dair başlatılmış bir soruşturma ve kapatma kararı mevcut mudur?

    * 12 yaşındaki Abdülbaki Dadak’ın zorla medreseye yatılı olarak verilmesinin arkasında olan isimlerle ilgili başlatılan bir soruşturma var mıdır?

    * Abdülbaki Dadak’ın bulunduğu gün medresede ‘görevli’ olarak bulunan kişiler kimlerdir? ‘Fahri imam’ olarak adlandırılan bu kişilerin bilgileri nelerdir? Bu olaya ilişkin olarak herhangi bir soruşturma başlatılmış mıdır? Bu kişiler hakkında verilen bir gözaltı kararı var mıdır?

    * 2018 yılından beri faaliyet yürüten ve çocukları yatılı olarak alıkoyan bu medresenin yöneticileri ve sorumluları hakkında açılan bir soruşturma mevcut mudur? Açılmamışsa neden açılmamıştır?

    * Menzil tarikatının bu medrese ile olan ilişkisi nedir? Medrese tarikat tarafından yönetilen bir medrese midir? Tarikatın yöneticileri, liderleri hakkında bu konuya dair bir soruşturma başlatılmış mıdır? Başlatılmamışsa bu konuya dair adım atılıp başlatılacak mıdır?

    * Türkiye’de ‘dini eğitim’ verdiklerini iddia eden medreseler denetlenmekte midir? Bu medreselerde kimler, hangi eğitimleri vermektedir? Kaçak medreselere dair yürütülen bir çalışma var mıdır? Bu medreselerin tespit edilmesi ve derhal kapatılması için adım atılacak mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABER

    > 12 yaşındaki çocuk, yatılı kaldığı kaçak medresenin yanındaki ahırda asılı bulundu!

  • 12 yaşındaki çocuk, yatılı kaldığı kaçak medresenin yanındaki ahırda asılı bulundu!

    12 yaşındaki çocuk, yatılı kaldığı kaçak medresenin yanındaki ahırda asılı bulundu!

    Urfa’da, kaçak bir medreseye gönderildiği belirtilen 12 yaşındaki Abdulbaki Dakak, medresenin yanınki ahırda asılı halde bulundu.

    Urfa’da 4 gün önce kaybolan 12 yaşındaki Abdulbaki Dakak’ın, gönderildiği kaçak medresenin yanındaki ahırda asılı halde bulunduğu bildirildi.

    Basında yer alan habere göre, 4 gün önce Urfa’nın Haliliye ilçesi kırsalındaki Karaali Mahallesi’ndeki evlerinden çıktığı belirtilen Abdulbaki Dakak’tan bir daha haber alınamadı. Ailenin arama çabaları sonuç vermedi. Ancak, yerel medyadaki haberlere göre 12 yaşındaki çocuk, evinden değil, ‘eğitim’ gördüğü kaçak medreseden çıktıktan sonra kayıplara karıştı.

    Urfa merkezli Bizim Haber Ajansı’nın haberine göre, arama çalışmalarının ardından 12 yaşındaki Abdulbaki Dakak, Eyyübiye ilçesi Beşat mahallesindeki ‘medrese’ yakınındaki bir ahırda asılı halde bulundu.

    Dakak’ın bedeni, olay yeri inceleme ekiplerinin çalışması sonrası otopsi için Şanlıurfa Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

    Şanlıurfa Adli Tıp Kurumu’ndaki otopsi işlemlerinin ardından Dakak’ın cenazesi Ceylanpınar’dan gelen ailesine teslim edildi.

    Akşam saatlerinde ilçeye götürülen Dakak’ın cenazesi buradaki mezarlıkta toprağa verildi.

    Küçük çocuğun şüpheli ölümüyle ilgili jandarma soruşturma başlattı.

    KAÇAK ‘MEDRESE’DE 20 ÇOCUK YATILI KALIYOR

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, Menzil mensuplarının kurduğu Semerkand Vakfı’nın denetiminde olan medresede, 20 çocuğun yatılı olarak “dini eğitim” gördüğü öğrenildi.

    Söz konusu medrese, AKP’li Eyyübiye Belediyesi tarafından Beşat Mahallesi Mezarlığı içinde yer alan bir alanda inşa edildi. Medresenin 29 Eylül 2018 tarihinde yapılan açılışına Eyyübiye Belediye Başkanı Mehmet Ekinci’nin yanı sıra, AKP Urfa eski Milletvekili Halil Özcan katıldı.

    Açılışta, söz konusu yapı, “medrese, Kur’an kursu, taziye evi ve çok amaçlı salon” olarak lanse edildi. Daha sonra ise, Menzil tarikatına devredildi. Herhangi bir resmiyeti bulunmayan medresede eğitim veren kişilerin de Diyanet’e bağlı olmadıkları öğrenildi.

    Konuyla ilgili MA’ya konuşan Beşat Mahallesi muhtarı Ömer Kaya, iddiaları doğruladı. Kaya, “Bu çocuk birkaç defa ailesine ve beraber kaldığı arkadaşlarına burada kalmak istemediğini belirtti. Hatta 2 defa eve dönüyor ama yine getiriliyor. En son kayboldu. İki gün önce biz her yerde aradık, dün medresenin yanında bir ahırda kendisini asmış halde bulduk. Medresenin resmi bir durumu yok. 20 öğrenci dışarıdan gelip yatılı kalıyor. Fahri imam tarafından eğitim veriliyor. Bazen köylüler kendi aralarında maddi yardımda bulunuyor” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Urfa’da toplu oy kullanımına karşı çıkan eski CHP’li Vekil Ali Şeker’e linç girişimi

    Urfa’da toplu oy kullanımına karşı çıkan eski CHP’li Vekil Ali Şeker’e linç girişimi

    PİRHA- CHP’nin önceki dönem İstanbul Milletvekili Ali Şeker, Urfa’nın Karaali köyünde usulsüz oy kullanımına itiraz ettiği için darbedildiğini açıkladı. 

    28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimleri bu sabah 08.00 itibariyle başladı. Seçimlerde yaşanacak olası usülsüzlüklere karşı Urfa’nın Karaali Köyü’nde görev alan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) önceki dönem Milletvekili Ali Şeker şunları söyledi linç girişimine uğradı. Saldırının ardından Şeker şunları söyledi :

    “Taziye evinde sandıkları toplamışlar, okula toplamamışlar. Karaali İlkokulu sandığı olarak geçiyor. 1 oy bize, 366 oy Erdoğan’a kullanılıyor. Gelmeyenler yerine oy kullanılıyor.  Kadınların bir tanesi oy kullanmaya gelmedi. Linç girişiminden sonra yine usulsüzlük yapmışlar, Mahmut Tanal vekil geldikten sonra ben oradan ayrıldım. Ben savcılığa şikayetlerimizi veriyoruz, tutanakla ilgili işlemleri de yapıyoruz. Bize linç girişimi oldu. 30 kişilik bir grup biz sandık görevlilerine linç girişiminde bulundu. Biz gözlemci olarak oradaydık. Burnumuzda filan darp izleri var. Sandığa sahip çıkın. Biz demokrasiyi korumak için mücadele ediyoruz.”

    CHP Urfa Milletvekili Mahmut Tanal da sosyal medyadan yaptığı açıklamada, “Şanlıurfa Valiliği’ne, Şanlıurfa İl Emniyeti’ne, Şanlıurfa İl Jandarma Komutanlığı’na sesleniyorum. Şanlıurfa’da sandık başlarında güvenlik tedbiri alınmaması nedeniyle yaşanabilecek her türlü istenmeyen olayların sorumlusu, Şanlıurfa Valisi’dir, Şanlıurfa İl Emniyet Müdürü’dür, Şanlıurfa İl Jandarma Komutanı’dır!” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Yeşil Sol Parti’den Adıyaman’da kahvaltı etkinliği: Fanatizmi mahkum edeceğiz-VİDEO

    Yeşil Sol Parti’den Adıyaman’da kahvaltı etkinliği: Fanatizmi mahkum edeceğiz-VİDEO

    PİRHA – Yeşil Sol Parti Adıyaman’da kahvaltı etkinliği düzenledi. Kahvaltı Yeşil Sol Parti Urfa milletvekilleri Ömer Öcalan, Dilan Kunt ve Ferit Şenyaşar’ın katılımıyla gerçekleştirildi. İktidarın gerilim siyaseti yarattığını bu gerilim siyasetinin de fanatizmi egemen kıldığını söyleyen Ömer Öcalan, “Biz de bu fanatizmi halk vicdanında mahkum etmek için buradayız” dedi. 

    Yeşil Sol Parti Adıyaman’da kahvaltı etkinliği düzenledi. Adıyaman İl Eş Başkanı Bekir Gürbüz, herkesi demokrasinin yanında tutum almaya davet ettiğini söyleyerek bu ülkenin demokrasiyi, hak ve özgürlükleri hak ettiğini dile getirdi.

    Ardından Yeşil Sol Parti Urfa milletvekilleri Ömer Öcalan, Dilan Kunt ve Ferit Şenyaşar, söz alarak CAN TV mikrofonuna konuştu.

    “AMACIMIZ 28 MAYIS’TA DEĞİŞTİRMEK”

    Yeşil Sol Parti Urfa Milletvekili Dilan Kunt, 14 Mayıs sürecinde tek adamı durduklarını söyleyerek konuşmasında şunları söyledi:

    “14 Mayıs sürecinde tek adamı durdurduk. Ve şu an amacımız da 28 Mayıs’ta değiştirmek. Çünkü bizlerin demokrasiye olan, değişime olan bir inancı var. Ve bunun için mücadele ediyoruz hep birlikte. Yeşil Sol Parti’nin demokrasi anlayışı, demokrasiye bakış açısı bir bütünen bölgenin tamamında yansımasını Türkiye’deki 14 Mayıs seçiminde yansımasını görmüş olduğumuzu belirtmem gerekiyor.”

    “MÜCADELEMİZİ BÜYÜTEREK DEVAM EDİYORUZ” 

    Yeşil Sol Parti Urfa Milletvekili Ferit Şenyaşar ise konuşmasına yaşanan 6 Şubat depremiyle başlayarak yetkililerin gerekli tedbiri almamasından kaynaklı depremin felakete dönüştüğünü söyledi. 5 yıldır adalet mücadelesi yürüttüklerini, 2 yıldır annesi Emine Şenyaşar ile adliye önünde olduklarını da vurgulayan Şenyaşar, “Temel gayemiz ülkeye adaleti, demokrasiyi getirmekti. Son yapılan seçimlerde de Urfa halkı bize bir temsiliyet verdi. Ve Yeşil Sol Parti adına milletvekili olduk. Mücadelemizi bu şekilde büyüterek devam ediyoruz” dedi.

    Urfa’dan milletvekili olduğunu ancak çalışma alanının Urfa ile sınırlı kalmayacağını da söyleyen Şenyaşar, “Türkiye’nin 81 ilinde nerede bir adaletsizlik, hukuksuzluk, bir haksızlık olursa orada olacağım. Ve bu kapsamda bugün de Adıyaman’dayız” dedi. Türkiye’nin gündeminde depremin olmamasına da dikkat çeken Şenyaşar, “Her zaman bütün yaralar sarılana kadar bizim gündemimizde olacak. Ve bunun takipçisi olacağız” diye belirtti.

    “BU SONUCU DEĞİŞTİRMEK HALKIMIZIN ELİNDEDİR”

    Yeşil Sol Parti Urfa Milletvekili Ömer Öcalan da, halkı sandığa çağırdı. İktidarın yarattığı gerilim siyasetinin fanatizmi egemen kıldığını söyleyen Öcalan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Şu anki rejimin temsiliyeti olan cumhurbaşkanı Erdoğan’ı değiştirmekten yana görev ve sorumluluklarımızı yerine getireceğiz. Tüm baskılara, tüm anti demokratik uygulamalara rağmen devletin tüm imkanlarını kendi kişisel çıkarları için kullananlara, devletin tüm imkanlarını özellikle deprem bölgesinde şantaj olarak kullanan bu rejime karşı tüm çalışan arkadaşlarımız, sivil toplum örgütü, derneklerimiz, bireylerimiz, yoldaşlarımız çalışmalıdır. Halkımızı sandığa çağırmalıyız. Bu gerilim siyasetinin karşısında durmalıyız. Bu gerilim siyaseti adeta bir fanatizmi egemen kılmıştır. Bizde bu fanatizmi halk vicdanında mahkum etmek için buradayız. Adıyaman ilimizle dayanışma içerisindeyiz. Birlikte çalışacağız. Bizim inancımız, çalışmamız, azmimiz 28 Mayıs’ta bu rejimi değiştirmeye dönüktür. Sonuç ne olursa olsun mücadelemiz devam edecektir. Bu sonucu değiştirmek tüm hilelere ve kumpaslara rağmen halkımızın elindedir.”

    Kamil Murat DEMİR -Rohat EMEKÇİ / ADIYAMAN

  • Tiryaki: Urfa ve Antep’teki usulsüzlüklere imza atanların tamamı yargılanacak

    Tiryaki: Urfa ve Antep’teki usulsüzlüklere imza atanların tamamı yargılanacak

    PİRHA –  HDP YSK Temsilcisi Mehmet Rüştü Tiryaki, Vatan Partisi’nin Antep’te 4 bin 83 kişiyi habersiz bir şekilde sandık görevlisi yaptığını belirterek, suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Yüksek Seçim Kurulu Temsilcisi ve Seçim Takip Koordinasyon Merkezi Sözcüsü Mehmet Rüştü Tiryaki, Antep ve Urfa’da yapılan seçim usulsüzlüklerine dair HDP Genel Merkezi’nde basın toplantısı gerçekleştirdi.

    TİRYAKİ’DEN SEÇMENLERE ÇAĞRI

    Yaptıkları tüm çağrılara rağmen Antep ve Urfa’daki sandıklarda yaşanan sorunların devam ettiğini ifade eden Tiryaki, “Vatan Partisi Antep’te 4 bin 83 kişiyi sandık görevlisi olarak bildirmiş. Bunların neredeyse tamamı hiçbir şekilde bunun bilincinde, farkında değil” dedi. Bu sayının kentteki seçim sonuçlarını doğrudan etkileyebileceğine vurgu yapan Tiryaki, “Buradan bir kez daha yineliyoruz. İlçe seçim kurullarının herhangi bir olumsuz tavrı yok. Çağrılarımıza olumlu yanıt verdiler. Bu sandık kurulu üyesi olarak yazılan kişilere gelmeleri durumunda 142 belgesi vereceklerini, kolaylık sağlayacaklarını söylediler. Bilgisi olmadan Vatan Partisi sandık kurulu üyesi olarak yazılmış olan kişiler il ve ilçe örgütlerimize geldikleri takdirde seçim kurullarına götürülecekler. Belgeleri aldıktan sonra görevli oldukları yerlerde oy kullanmaları sağlanacak” diye belirtti.

    “SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK”

    Hukuksal girişimlerde bulunmak için başvurular yaptıklarını aktaran Tiryaki, “Vatan Partisi adına bu hukuksuzluklara neden olanların tamamına ilişkin savcılıklara suç duyurusunda bulunduk, takipçisi olacağız. Bu hukuksuzluk nedeniyle yargılanmaları için elimizden geleni yapacağız” sözlerine yer verdi.

    “KAMU GÖREVLİLERİNİ ÖNLEM ALMAYA DAVET EDİYORUZ”

    Urfa’daki açık oy kullanmanın da sürdüğüne dikkat çeken Tiryaki, “Bu o kadar pervasız bir hal aldı ki, bu biçimde oy kullanılması, açık oy kullanmalar sosyal medyada açık bir biçimde paylaşılabiliyor. Yüzlerce kişinin açık biçimde Erdoğan lehine oy kullandığına dair açık görüntüler var. Kamu görevlilerini, valiyi, güvenlik birimlerini önlem almaya çağırıyoruz. Güvenlik görevlilerin sandık alanına gelmesine gerek yok. Biz sandıklardaki güvenliği sağlayabiliriz. Muhalefet partileri bunu sağlayabilirler. Sorun şu ki, muhalefet partilerinin müşahitlerinin sandık kurulu üyelerinin sandığa yaklaşmasına izin verilmiyor. Asıl sorun bu. Güvenlik birimlerinden ve Urfa Valiliği’nden beklediğimiz şey partilerin sandık kurulu üyeleri ve müşahitlerinin serbestçe sandığa ulaşmalarını sağlamalarıdır. Eğer bunu yapmazlarsa yasal yükümlülükleri olan güvenlik görevlerini yerine getirmezlerse hesap vermeleri için girişimde bulunacağız” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / ANKARA

  • Ferit Şenyaşar: Meclis’te bizim gibilerin sesi olacağım-VİDEO

    Ferit Şenyaşar: Meclis’te bizim gibilerin sesi olacağım-VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti’den Urfa milletvekili adayı olan Ferit Şenyaşar, meclise girdiği takdirde kendileri gibi haksızlığa uğrayanların sesi olacağını, onların adalet mücadelesini üstleneceğini ifade etti. Annesi Emine Şenyaşar ile 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde Adalet Nöbeti eylemi başlatan Şenyaşar, tek gayesinin adalet olduğunu söyledi.

    Urfa’nın Suruç ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde, AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından babası ve iki kardeşi katledilen, kendisi de saldırıdan yaralı kurtulan Ferit Şenyaşar, Yeşil Sol Parti’den milletvekili adayı gösterildi. Annesi Emine Şenyaşar ile 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde Adalet Nöbeti eylemi başlatan Ferit Şenyaşar, meclise girmeye dair tek gayesinin adalet olduğunu söyledi.

    “HASTANEDE KATLİAM YAPTILAR”

    1983 Urfa Suruç doğumlu olan Ferit Şenyaşar, İnönü Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde İktisat bölümünü bitirdikten sonra Suruç’ta 8 yıl boyunca ücretli öğretmenlik yaptı. 2018 yılında AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız ve korumalarının iş yerlerine yaptıkları ziyaretten sonra hayatlarının bir daha eskisi gibi olmadığını belirten Şenyaşar, “Ailemden 3 kişiyi hastane içinde katlettiler. Katliam yapanlar meydanlarda, gözümüzün önünde dolaşıyorken özsavunma yapan kardeşim ise haksız, hukuksuz yere talimatla 5 yıla yakındır tek kişilik hücrede tutuklu bulunuyor” dedi.

    “MÜCADELEMİZ BİZİ AYAKTA TUTUYOR”

    Yaşadıkları olaydan sonra hayatlarının bir daha asla eskisi gibi olmadığını anlatan Ferit Şenyaşar, “Biz bu haksızlıkları, zulmü kabul ederek nasıl evimizde oturup, hayatımıza devam edebilirdik ki? Adliyede nöbet tutarken ilk bir yıl sürekli polisler tarafından saldırılara uğradık, gözaltına alındık defalarca. Annem hakkında 20’ye yakın benim de hakkımda 15’e yakın dava açıldı. Annemin hem sağlık sorunları var hem de psikolojik olarak destek alıyor. Bu tedavilerimizi bile nöbetlerimize göre ayarlıyoruz.” diye konuştu.

    Şenyaşar, günlerinin mücadele ile geçtiğini ve bu mücadeleyi sürdürmenin hiç kolay olmadığını ancak annesi başta olmak üzere aileyi ayakta tutanın mücadele olduğunu vurguladı.

    “HAKSIZLIĞA KARŞI MÜCADELE İÇİN YEŞİL SOL PARTİ”

    Kendisine birkaç partiden milletvekili adaylığı için teklif geldiğini söyleyen Şenyaşar, hem kendi davalarını yakından takip ettikleri için hem de her haksızlığa karşı mücadele ettikleri için Halkların Demokratik Partisi’ni (HDP) tercih ettiğini, bu sebeple Yeşil Sol Parti’den aday olduğunu kaydederek şunları söyledi:

    “Seçim süreci yaklaşınca herkesten meclise git, mücadeleni orada sürdür çağrılar oluyordu. Ben de sesimizi duyurmak, bizim gibi haksızlığa uğrayan herkes için adalet mücadelesi yürütmek için karar verdim ve tercihimi de Yeşil Sol Parti’den yana kullandım. Diğer partilerden de adaylık teklifi geldi ancak Yeşil Sol Parti bizim bu davamıza sahip çıktı, destek oldu, bütün duruşmalarda bizleri yalnız bırakmadı. Yeşil Sol Parti sadece bizim davamız değil, nerde bir haksızlık varsa herkesin yanında durdu. Kürtleri en iyi temsil eden parti olduğu için tercihim bu yönde oldu.”

    1 milyon 93 bin 782 seçmenin bulunduğu Urfa’da halkla bir araya geldiğinde olumlu dönüşler aldığını ve destek gördüğünü dile getiren Şenyaşar, daha önce AKP ve diğer partilere oy veren kişilerin de adalet mücadelesinden dolayı bu seçimde oylarını Yeşil Sol Parti’ye vereceklerini aktardı.

    “TEK GAYE ADALET”

    Milletvekili olması halinde tek amacının adaletin tesis edilmesi için çabalamak olacağının altını çizen Ferit Şenyaşar şunları kaydetti:

    “Meclise girdiğimde adalet mücadelemizi gündeme getireceğiz. Ancak yaşadığımız coğrafyada bizim davamız sembolik bir davadır. Bizler gibi mağdur olan binlerce aile var. Bu aileler iktidar sistemine karşı gelecek gücü, desteği bulamadıkları için davaları unutuluyor veya üstü örtülüyor. Eğer meclise gidersem her kürsüye çıktığımda mağdur birinin fotoğrafı olacak elimde ve o kişilerin sesi olacağım. Muhalefet partilerinden olsun, HDP’den olsun defalarca meclis araştırma önergeleri verildi. Meclis çoğunluğunu AKP-MHP oluşturduğu için önergeler reddedildi. Meclise gidersem bu olayı onların yüzüne karşı açıklayıp bunu gündem yapacağım. Bunun hesabını karşımda oturan AKP’li milletvekillerden soracağım.”

    Rohat EMEKÇİ-Kamil Murat DEMİR-Fatoş SARIKAYA/URFA

     

  • Kısaslılar seçimde değişim istiyor-VİDEO

    Kısaslılar seçimde değişim istiyor-VİDEO

    PİRHA- Alevi yurttaşların yoğun olarak yaşadığı Urfa’nın Kısas Mahallesi sakinleri seçimden yana umutlu. “Değişim şart” diyen mahalleli, mecliste Alevi temsilinin artmasını da talep etti. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kılıçdaroğlu isminin öne çıktığı mahallede, milletvekili seçiminde ise ağırlıklı olarak Yeşil Sol Parti destekleniyor. 

    Ülkenin hemen her yerinde olduğu gibi Urfa’nın Haliliye ilçesinin Kısas Mahallesi’nde de tek gündem seçim. Cumhurbaşkanlığı adaylığında Kemal Kılıçdaroğlu isminin öne çıktığı mahallede milletvekili seçiminde ise ağırlıklı olarak Yeşil Sol Parti destekleniyor. Alevi temsili konusunda partilere eleştirilerde bulunulsa da, mecliste Kısas’ın ve Alevi yurttaşların yaşadıkları sorunların daha fazla dile getirilmesi, bunlara çözüm üretilmesi beklentisi var.

    “KADIN BAKANLIĞI ŞART”

    CAN TV mikrofonuna konuşan Mahalle sakinlerinden Mahide Özden, bu seçimin kadınlar açısından taşıdığı öneme vurgu yaptı. Yeşil Sol Parti’nin Kadın Bakanlığı kurma vaadini destekleyen Özden, “Kısaslı kadınların çoğu için de hayat zor, bu sebeple değişim istiyorlar. Kadınların özgürce konuşabildiği, haklarına sahip çıkabildiği, kadın meselelerine daha çok öncelik verilen bir meclisin var olmasını istiyorum. Yeşil Sol Parti’nin de kadın partisi olduğunu ve kadın meselelerini öncelediğini düşünüyorum. Bu sebeple milletvekili seçimlerinde de Yeşil Sol Parti’ye oy vereceğim” dedi.

    Mahide Özden, kadın cinayetlerinin arttığını, bu sebeple kadınları koruyan hakların, yasaların, sözleşmelerin etkin bir şekilde uygulanması gerektiğine işaret ederek, İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe girmesini talep etti.

    “BU SEÇİMLE CEHENNEMİN KAPILARINI KAPATMALIYIZ”

    İki dönem Kısas Belediye Başkanlığı yapmış olan Ali Ersöz, de, bu seçim insanca bir yaşamı yeniden mümkün kılmak için herkesin sandığa gitmesi gerektiğini dile getirerek şunları söyledi:

    “Bu seçim hepimiz için, özellikle çocuklarımızın geleceği için son seçim olabilir. Bir yanda otoriterleşen, zalim ve zorba bir sistem var. Öbür yanda ise demokrasiyi özümsemiş bir ittifak var. Bizim önce bu cehennemin kapısını kapatmamız lazım. Herkes sandığa gitmeli ve bu ucube sistemi hep birlikte değiştirmeliyiz diye düşünüyorum. Işığı görebilmek için birbirimize tahammül etmek durumundayız. Burada ağırlıklı olarak Cumhurbaşkanlığında Kemal Kılıçdaroğlu, milletvekili seçiminde de Yeşil Sol Parti destekleniyor. Yeşil Sol Parti ve ona ağırlıklı olarak oy veren Kürt halkı bu ülkenin gerçekliğidir. En az 6 milyon oy almış bir partinin kriminalize edilmesini kabul etmiyorum.”

    “ALEVİ TEMSİLİYETİNİN EKSİKLİĞİNE ELEŞTİRİ”

    Eski Urfa Alevi Kültür Dernekleri Urfa Şube Başkanı Kemal Atalar ise, milletvekili aday listelerinde yeterli sayıda Alevi temsiliyetinin olmadığına dikkatleri çekerek partileri eleştirdi: “Alevi toplumundan temsilci önerdik fakat seçilebilir listelerden aday gösterilmedi. Halk memnun değil bu sıralamadan fakat isteklerimize en yakın duran ve bizlerin sorunlarını daha çok dile getiren Yeşil Sol Parti’yi destekleyeceğiz.”

    Emek Partisi Urfa İl Başkanı Cemalettin Özden de, Alevilerin mecliste temsilcilerinin olması gerektiğini belirterek, “Bu ülkede ötekileştirilenlerin sesinin mecliste daha gür çıkması gerektiği için, işçiler sendikalaştığında işten çıkarılmaması için, cemevlerinin ibadethane olarak tanınması için, yaşamımıza, kazanımlarımıza, kültürümüze müdahale edilmemesi için Yeşil Sol Parti’ye oy verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Urfa’daki Alevi’lerin mecliste bir temsilcileri olması gerekiyor. Umarım bu talebimiz dikkate alınır” diye konuştu.

    Rohat EMEKÇİ-Kamil Murat DEMİR/URFA

  • Yeşil Sol Parti Urfa Milletvekili Adayı Ferit Şenyaşar: Kılıçdaroğlu, ailemize söz verdi-VİDEO

    Yeşil Sol Parti Urfa Milletvekili Adayı Ferit Şenyaşar: Kılıçdaroğlu, ailemize söz verdi-VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti’den Urfa Milletvekili Adayı olarak gösterilen Ferit Şenyaşar, CAN TV’de ‘Bu Sabah’ programına konuk oldu. Şenyaşar, Urfa Adliyesi’ndeki adalet nöbetlerini bırakmayacaklarını, parti çalışmalarına da katılacaklarını belirterek adalet çağrısında bulundu. Şenyaşar, “Kılıçdaroğlu, ailemize söz verdi” dedi. 

    Urfa’nın Suruç ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız, seçim çalışmaları sebebiyle iş yerlerini ziyaret etmiş ve taraflar arasında çıkan kavgada Celal, Adil, Mehmet, Fadıl ve Ferit Şenyaşar kardeşler ağır yaralanarak Suruç Devlet Hastanesi’ne kaldırılmıştı. AKP’li Yıldız’ın yakınları, Şenyaşar ailesine kaldırıldıkları hastanede de saldırmış ve tekrar çıkan kavgada Hacı Esvet Şenyaşar, oğulları Celal Şenyaşar ve Adil Şenyaşar ile milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın kardeşi Mehmet Şah Yıldız hayatını kaybetmiş, 8 kişi yaralanmıştı.

    “ÜÇ İNSANIMIZ HASTANEDE KAMERALARIN ÖNÜNDE KATLEDİLDİ”

    Saldırılardan yaralı kurtulan Ferit Şenyaşar, CAN TV‘de ‘Bu Sabah’ programında davanın ne aşamada olduğuna dair konuştu.

    Şenyaşar, “En büyük adaletsizlik Şanlıurfa Adliyesi önünde meydana geldi. Olay başta hastane ve iş yeriyle bir bütünken gelen talimatla olay iki davaya dönüştürüldü. Bir dava iş yeri davası, diğeri de hastane davası olarak açıldı. İş yeri dava duruşmaları yapıldı. Yerel mahkemenin kararı İstinaf Mahkemesi’nde bozularak geri gönderildi. Ben bunu anlatmakta güçlük çekiyorum. Hastane içinde üç insanımız kameraların önünde yüzlerce devlet polisinin önünde katledildi. 4 yıl boyunca ne bir tutuklama oldu, ne olayla ilgili gizli karar kalktı” dedi.

    “BEŞİNCİ YILINA GİREN DAVA 12 MAYIS’TA SİL BAŞTAN GÖRÜLECEK”

    Haziran ayında 5. yılını dolduran davanın duruşmasının seçimden iki gün öne görüleceğini belirten Şenyaşar, “En son yaptığımız çağrıyla beraber zor durumda kalan savcılar hastane davası açtı. 2 kişiyi tutukladılar. Birisi milletvekilinin abisi, biri de yakın akrabası. Geldiğimiz son aşamada İstinaf Mahkemesi’nin bozduğu karar yerel mahkemeye gelince hastane davasıyla iş yeri davası birleştirildi. 5. yılına giren dava seçimden iki gün önce 12 Mayıs’ta sil baştan tekrar görülecek” diye konuştu.

    “KARDEŞİM HALA TEK KİŞİLİK BİR HÜCREDE KALIYOR”

    Ferit Şenyaşar, geçtiğimiz günlerde annesi Emine Şenyaşar ile adalet nöbetlerini Elazığ Kapalı Cezaevi önünde sürdürmüştü. Olaylar sonrası tutuklanan ve yıllardır cezaevinde bulunan kardeşi Fadıl Şenyaşar hakkında da şunları söyledi:

    “İş yerimizin güvenlik kameraları var. Kardeşimin yaptığı eylem tamamen meşru müdafaa kapsamındadır. İş yerinde yoğun silahlı bir saldırı vardı ve kardeşim de saldıranlara karşı bizi savunmak için iki kişiye ateş etmiştir. Ölen kişiyi kesinlikle öldürmemiştir. İş yerimizin kamera görüntüleri bilirkişi tarafından da raporlaştırılmıştır. Milletvekilinin bir abisi de iş yerimizde vefat ediyor. Kesinlikle kardeşim öldürmedi. Bilirkişi raporu da bunu resmi olarak açıklıyor. Mahkeme rapora ve kamera görüntülerine bakmadı; tanıklar dinlenmedi. Üstlerin talimatıyla kardeşime ağır bir ceza verildi. Hala tek kişilik bir hücrede kalıyor. Son görüşmemizde kardeşimin morali yerindeydi. ”

    “KILIÇDAROĞLU, BU ADALETSİZLİĞİ GİDERECEĞİNE DAİR BİZE SÖZ VERDİ”

    Ferit Şenyaşar, yaklaşan seçimlere ilişkin en güçlü adayın Kemal Kılıçdaroğlu olduğunu söyleyerek verilen sözü hatırlattı.

    Şenyaşar, “Önümüzde bir seçim var, bu ceberrut sistem değişecek. Şu an en güçlü aday olarak Sayın Kemal Kılıçdaroğlu gözüküyor. Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı olursa bu adaletsizliği gidereceğine dair ailemize söz verdi” dedi.

    “PARTİ ÇALIŞMALARINA KATILACAĞIM, ANCAK NÖBETİ BIRAKMAYACAĞIM”

    Yeşil Sol Parti’den Urfa 4’üncü sıra milletvekili adayı olarak gösterilen Ferit Şenyaşar, sürece dair şunları aktardı:

    “Geldiğimiz bu süreçte bizimle dayanışma içerisinde olan siyasi partiler kapılarının bize açık olduğunu söylediler. Aday gösterildim çalışmalara tabiki katılacağım ancak adliye önündeki nöbetimizi bırakmayacağız. Parti de bu konuda esneklik gösterdi. Nöbet saatlerimiz dışında parti çalışmalarına katılacağız. Ümidimiz Urfa’da birinci parti olarak çıkmaktır. ”

    “BEKİR BOZDAĞ, BİZLERE NÖBETİ BIRAKMA TEKLİFİNDE BULUNMUŞTU”

    Adalet mücadelelerini 14 Mayıs’ta Meclis’e taşıyacaklarını ifade eden Şenyaşar, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ‘ın AKP Urfa Milletvekili adayı olarak gösterilmesine ilişkin ise “Aday gösterilmesine biz de şaşırdık. Bütün Urfa halkı bu olayı biliyor. Bekir Bozdağ acaba seçim çalışmaları yaparken, Urfa Barosu’nu ziyaret edecek mi? Annemin adalet çığlığı Urfa’nın bütün sokaklarında yankılanıyor. Bozdağ, halk içine çıkamayacak. Bizlere nöbeti bırakma teklifinde de bulunmuştu” ifadelerini kullandı.

    NE OLMUŞTU?

    Urfa’nın Suruç ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız, seçim çalışmaları sebebiyle iş yerlerini ziyaret etmiş ve taraflar arasında çıkan kavgada Celal, Adil, Mehmet, Fadıl ve Ferit Şenyaşar kardeşler ağır yaralanarak Suruç Devlet Hastanesi’ne kaldırılmıştı. AKP’li Yıldız’ın yakınları, Şenyaşar ailesine kaldırıldıkları hastanede de saldırmış ve tekrar çıkan kavgada Hacı Esvet Şenyaşar, oğulları Celal Şenyaşar ve Adil Şenyaşar ile milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın kardeşi Mehmet Şah Yıldız hayatını kaybetmiş, 8 kişi yaralanmıştı.

    Hastanede yaşanan linç ve ölümler esnasında dönemin Urfa Valisi Abdullah Erin, Suruç Kaymakamı Tarık Açıkgöz ve dönemin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba hastane bahçesinde bulunuyordu. Olay sonrası Fadıl Şenyaşar, tutuklanmıştı. Hastanede yaşanan katliama dair yürütülen soruşturma dosyasında ise gizlilik kararı devam ediyor.

    PİRHA/İSTANBUL