PİRHA-Suruç Katliamı davasının 17. duruşmasına çağrı yapan Suruç Aileleri İnsiyatifi, “Herkes için adalet istiyoruz” diyerek 9 Şubat’ta Hilvan’da olacaklarını duyurdu.
IŞİD saldırısı sonucu yaşamını yitiren 33 yurttaş için açılan davanın 17. duruşması 9 Şubat’ta Urfa’nın Hilvan ilçesinde görülecek.
Suruç Aileleri İnsiyatifi, “20 Temmuz 2015’den bugüne hep aynı inat ile Suruç için adalet herkes için adalet istiyoruz. 17. duruşma için bir kez daha 9 Şubat’ta Hilvan’da olacağız” diyerek katılım çağrısı yaptı.
NE OLMUŞTU?
20 Temmuz 2015’te Urfa’nın Suruç ilçesinde düzenlenen bombalı intihar saldırısında 33 yurttaş öldü, 100’den fazla kişi de yaralandı. Saldırı; aralarında Ezilenlerin Sosyalist Partisi’nin gençlik kolu Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyelerinin de bulunduğu 300 kişinin Amara Kültür Merkezi bahçesinde IŞİD’in Kobani saldırıları sonrası, Kobani’nin yeniden inşa çalışmaları konusunda basın açıklaması yaptığı sırada meydana geldi. Saldırıyı IŞİD üstlendi. Canlı bombanın da IŞİD ile ilişkisi olan Dokumacılar grubu mensubu Şeyh Abdurrahman Alagöz olduğu belirlendi.
PİRHA- Pandemi nedeniyle hizmete ara verilen Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sırrın Şubesi/Cemevini, Urfa Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül ve beraberindeki AKP’liler ziyaret etti.
Urfa Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül ve beraberindeki AKP’liler, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sırrın Şubesi/Cemevini ziyaret etti.
AKD Urfa Şubesi/Cemevi Başkanı Reşit Burhan ile dernekte bir süre sohbet eden ve bir ihtiyaçları olup olmadığını soran Belediye Başkanı Beyazgül ve beraberindekiler daha sonra dernekten ayrıldılar.
PİRHA‘ya bilgi veren Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sırrın Şubesi/Cemevi Başkanı Reşit Burhan, Urfa Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül’ün kendilerine bir sıkıntıları, ihtiyaçları olup olmadığını sorduğunu, bir süre sohbet ettiklerini söyledi.
Reşit Burhan, iki yıl önce Hakk’a yürüyen Zakir Kemal Burhan, kadınlar ve Sırrın Mahallesi’ndeki tüm canların emekleriyle yapılan cemevinde pandemi nedeniyle cem yürütemediklerini, etkinlikler de dahil tüm hizmetlerin durmuş olduğunu dile getirdi.
PİRHA-Urfa’da 3 ceylanı avlarken suçüstü yakalanan 4 kişiye 54 bin 900 TL para cezası kesildi.
Urfa Kızılkuyu Yaban Hayatı Geliştirme Sahasında ceylan avlandığı ihbarı üzerine, Doğa Koruma ve Milli Parklar Şanlıurfa Şube Müdürlüğü Av Koruma ekipleri çalışma başlattı. Ekipler, sahada yaptığı kontrollerde kaçak avlanan 4 kişiyi suçüstü yakaladı. Ekipler, av tüfeğiyle vurulmuş 3 ceylan ele geçirdi. Ceylanlara ve av tüfeğine el koyan ekipler, 4 kişi hakkında toplam 54 bin 900 lira para cezası uyguladı.
PİRHA-Urfa’da Göçmen Sağlığı Merkezi’nde görev yapan Suriye uyruklu Dr. Muhannad Mushavah koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti.
Türkiye’de koronavirüs vaka sayılarında hızlı artış yaşanırken, sağlık çalışanları da hayatını kaybetmeye devam ediyor.
Şanlıurfa Tabip Odası, Göçmen Sağlığı Merkezi’nde görev yapan Suriye uyruklu Dr. Muhannad Mushavah’ın koronavirüs nedeniyle hayatını kaybettiğini açıkladı.
Şanlıurfa Tabip Odası, Twitter’dan “Pandemi ile mücadelede bir meslektaşımızı daha kaybettik” dedi.
Urfa’dan yola çıkan mevsimlik tarım işçilerini taşıyan minibüs Konya-Ankara karayolunda TIR ile çarpıştı. Kazada aralarında çocuklarında olduğu 7 kişi hayatını kaybederken, 11 kişi de yaralandı.
Urfa’dan giden mevsimlik tarım işçilerini taşıyan minibüs Konya’nın Yunak ilçesinde TIR ile çarpıştı. Aralarında çocukların da olduğu 7 kişi öldü. 11 kişi de yaralandı.
Ahmet Okal idaresindeki tarım işçilerini taşıyan minibüs, Konya-Ankara karayolu Dörtyol Kavşağı’nda Ufuk Demirtaş yönetimindeki TIR’la çarpıştı. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda 112 Acil Servis ekibi sevk edildi. Kazada, sürücü Okal, Fida, Mehmet, Medine ile Mehmet Okal ve Mehmet Kuş, hayatını kaybetti.
TIR sürücüsü Demirtaş’ın da aralarında bulunduğu 11 yaralı, çeşitli hastanelere kaldırıldı. Yaralılardan 10 yaşındaki İbrahim Okal’ın da hayatını kaybetmesiyle ölü sayısı 7’ye yükseldi.
Urfa Hilvan’da saat 11.47’de yerin 7,66 kilometre derinliğinde 4,1 büyüklüğünde deprem oldu.
Bingöl’de deprem sarsıntıları devam ederken, bir deprem haberi de Urfa’dan geldi.
Merkez üssü Hilvan olan depremin şiddetinin AFAD 4,1 olarak ölçüldüğünü açıklarken, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ise depremin merkez üssünü Karaköprü ilçesi Gazibey Mahallesi, büyüklüğünü de 4,2 olarak duyurdu.
Urfa kent merkezinin yanı sıra çevre ilçe ve illerde de hissedilen deprem, can ve mal kaybına yol açmadı.
Siverek’te maske üretimi yapan bir tekstil fabrikasında bir işçi koronavirüse yakalandı. Yapılan testin pozitif çıkmasının ardından 65 işçinin çalıştığı fabrikada üretime ara verilriken, işçiler karantina altına alındı.
Cumhuriyet’in haberine göre; Urfa’nın Siverek ilçesinde faaliyet gösteren ve son zamanlarda maske üretimi yapan bir tekstil fabrikasında çalışan bir işçi yüksek ateş ve öksürük şikayetiyle hastaneye başvurdu. İşçi, burada yapılan yeni tip korona virüs (Covid-19) testi pozitif çıkınca tedaviye alındı.
İlçe Hıfzıssıhha Kurulu da toplanarak, pozitif vaka görülen fabrikada üretime ara verilerek çalışanların karantinaya alınmasını kararlaştırdı.
Kararın ardından fabrikada çalışan 65 kişi, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı pansiyonlarda karantinaya alındı.
PİRHA – Türk Tabipleri Birliği, yeni tip koronavirüs salgınının etkileri hakkında bir rapor yayımladı. Rapor’da, İstanbul, İzmir, Urfa, Adana ve Diyarbakır’daki vakalar ve yaşamını yitirenlerin sayısı açıklandı.
Türk Tabipleri Birliği, koronavirüs vaka ve yaşamını yitirenlerin sayısını açıkladı.
Türk Tabipleri Birliği’nin açıkladığı koronavirüs görüldüğü iller şöyle:
İSTANBUL
30 Mart 2020 günü itibari ile İstanbul’daki kamu hastanelerinde kesin ya da şüpheli/olası Kovid-19 tanısıyla yatırılarak izlenen tedavi edilen hasta sayısı 2 binin üzerindedir.
Yoğun bakım ünitelerine yatırılan vaka sayısı 200’ün üzerindedir.
İstanbul’daki kamu hastanelerinde bugüne kadar enfekte olan hekim, sağlık çalışanı sayısı 100’ü geçmiştir.
İZMİR
Raporda şu açıklamalar yapıldı: Son iki haftada İzmir genelinde kamu hastanelerinde (üniversite, Sağlık Bakanlığı ikinci ve üçüncü basamak hastaneleri) PCR testi pozitif ve klinik olarak şüpheli pozitif vakalar dâhil hasta sayısı 700 civarındadır.
Yine bu süre içinde etkilenen hekim ve sağlık çalışanı sayısı da yaklaşık 75’tir. Bir ASM hemşiresi yoğun bakımda tedavi edilmektedir.
URFA
Urfa’daki kamu hastanelerinde servis ve yoğun bakımlarda 70’e yakın şüpheli hasta takip edilmekte olup 6 pozitif hasta izlenmektedir.
DİYARBAKIR
Korona günlerinde Diyarbakır’da, yaklaşık 150 hasta Kovid-19 teşhisi veya şüphesiyle yatıyor. 6 yoğun bakım hastası mevcut. Korona nedeniyle 5 yurtaşımız yaşamını yitirdi.
ADANA
Korona günlerinde Adana’da, yaklaşık 550 hasta Kovid teşhisi veya şüphesiyle yatıyor. 63 yoğun bakım hastasından 15’i entübe. 2’si taburcu olmuş 4 hekim ve 12 sağlık çalışanı korona şüphesi ile takip edilmekte.
PİRHA – 24 baro, avukatlara yönelik gözaltılara ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Suçu her ne olursa olsun herkesin savunma yapma ve savunmasını yaparken bir avukattan yardım almaya hakkının olması hukuk devletinin gereğidir. Bundan dolayı avukat, üstlendiği görev ile özdeşleştirilemez! Avukat bu görevinden ötürü gözaltına alınamaz, tutuklanamaz, yargılanamaz” denildi.
Aralarında İstanbul, İzmir ve Dersim baro başkanlarının da bulunduğu 24 baro başkanı, avukatlara yönelik gözaltılara ilişkin açıklama yaptı.
Açıklama şöyle:
“Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında çok sayıda vatandaş, gardiyan ile Şanlıurfa barosuna kayıtlı 7, Diyarbakır Barosuna kayıtlı 2 olmak üzere 9 meslektaşımız gözaltına alınmış, 2’si Diyarbakır’dan 1’i de Şırnak’tan 3 meslektaşlarımız hakkında da yakalama kararı çıkartılmıştır. Meslektaşlarımızın ev ve ofislerinde arama yapılmış ve müvekkillerine ait dosyalardan bazılarına el konmuştur.
“YASAL HÜKÜMLER İHLAL EDİLMİŞTİR”
Soruşturmaya ilişkin kısıtlama kararı olması sebebiyle içeriğe ilişkin bilgi alınamamakta, belirsizlik ciddi kaygılar yaratmaktadır. Arama ve gözaltı kararlarından anlaşıldığı kadarıyla meslektaşlarımız, mesleki faaliyetleri nedeniyle bu uygulamaya maruz kalmışlardır. Hal böyleyken, arama ve gözaltı işleminin, avukatların yargılanmalarına ilişkin yasal hükümlerin ihlal edildiği anlaşılmaktadır.
Yine geçtiğimiz hafta Mardin Barosu’na kayıtlı meslektaşımız Av.Ali KAHRAMAN, mesleki faaliyetleri gizli tanık ifadeleri gerekçe gösterilerek tutuklanmıştır. Aynı şekilde 18 ÇHD üyesi meslektaşımızın yıllardır haksız bir şekilde tutuklu yargılandıkları kamuoyunun malumudur.
“AVUKATLAR, GÖREVLERİNDEN ÖTÜRÜ YARGILANAMAZ”
Suçu her ne olursa olsun herkesin savunma yapma ve savunmasını yaparken bir avukattan yardım almaya hakkının olması hukuk devletinin gereğidir. Bundan dolayı avukat, üstlendiği görev ile özdeşleştirilemez! Avukat bu görevinden ötürü gözaltına alınamaz, tutuklanamaz, yargılanamaz.
Üç ilde meslektaşlarımıza yapılan, tüm ülkede savunmayı susturmaya yönelik bir harekettir. Kabul edilemez.
Gözaltındaki meslektaşlarımızın derhal serbest bırakılmalarını talep eder, meslektaşlarımızın yanında olduğumuzu kamuoyuna bildiririz.”
PİRHA – Hukukçular, gözaltıları protesto etmek amacıyla İstanbul, Ankara ve birçok kentte açıklama yaptı. Ankara Adliyesi önündeki açıklamaya polis izin vermeyerek avukatları darp etti.
Urfa merkezli başlatılan operasyon kapsamında meslektaşlarının gözaltına alınması avukat örgütleri tarafından protesto edildi. Ankara’da avukatların eylemine polis müdahalesi gerçekleşti.
Hukukçular, gözaltılara tepki göstermek amacıyla birçok yerde açıklama yaptı.
Ankara Adliyesi önünde bir araya gelen hukukçular açıklama yapmak istedi, ancak polis müdahalesi gerçekleşti. ÖHD Ankara Şube Başkanı Şevin Kaya, ortak basın açıklamasını yapmaya başladığı sırada polis sert bir şekilde müdahale etti. Polis avukatları darp ederek adliyenin içerisine doğru itti.
Darp edilen 6 avukat darp raporu almak için hastaneye gitti. Avukatlar darp raporunu aldıktan sonra suç duyurusunda bulunacaklarını belirttiler.
“SAVUNMA SUSTURULAMAZ”
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Demokrasi İçin Hukukçular, Çağdaş Avukatlar Grubu, Katılımcı Avukatlar Grubu, Özgürlükçü Avukatlar Grubu, Özgürlükçü Demokrat Avukatlar Grubu ve Sosyal Hukuk’tan avukatlar tepkilerini göstermek üzere İstanbul Çağlayan Adliyesi önünde bir araya geldi.
Avukatlar, açtıkları “Savunma susturulamaz” pankartı arkasında “Devrimci avukatlar onurumuzdur”, “Baskılar bizi yıldıramaz” sloganları atarak adliyenin yanı başındaki meydana kadar yürüdükten sonra açıklama yaptı.
Açıklama yapıldığı sırada avukatlar koronavirüs salgını nedeniyle birbirlerine birer metre uzaklıkta durdu.
Açıklamayı okuyan ÖHD İstanbul Şubesi Eşbaşkanı Arzu Kayaoğlu, başlatılan soruşturma kapsamında aralarında derneklerine üye avukatların da bulunduğu, haklarında gözaltı kararı verilen Urfa’da 7, Diyarbakır’da 5 ve Şırnak’ta ise 1 avukatın ev ve bürolarında arama yapıldığının bilgisini paylaştı.
Son yıllarda hak savunucusu meslektaşlara, mesleki faaliyetleri nedeniyle soruşturma ve davalar açıldığını söyleyen Kayaoğlu, söz konusu gözaltı furyasının iktidar yargısının pervasızlığının açık göstergesi olduğunu belirtti.
Kayaoğlu, “18 ÇHD üyesi arkadaşımızın yıllardır tutuklu yargılanıp sadece mesleki faaliyetlerinden dolayı çok ağır cezalar aldıkları ve savunma mesleğine yönelik saldırılara karşı açlık grevlerinin 40’ıncı gününü geride bıraktıkları bu dönemde bu gözaltı furyasının gelmesi iktidar yargısının pervasızlığını açıkça ortaya koymaktadır” diye konuştu.
PİRHA – Urfa merkezli yürütülen bir soruşturma kapsamında yapılan ev baskınlarında 9 avukatın aralarında bulunduğu 12 kişi gözaltına alındı.
Urfa ve Diyarbakır’da bu sabah saatlerinde çok sayıda siyasetçi ve avukatın ev ve bürolarına baskın düzenlendi. Diyarbakır’da 4 avukatın ev ve bürosuna baskın düzenleyen polisler, aramaların ardından 2 avukatı gözaltına aldı.
Urfa’da yapılan baskınlarda ise, HDP PM üyesi avukat Metin Özbadem, HDP eski İl Eşbaşkanı avukat Sevda Çelik Özbingol, HDP’nin eski yöneticilerinden Sedat Çelik, HDP Siverek Belediye Meclis üyesi İbrahim Ayyıldız, KHK ile kapatılan Radyo Karacadağ çalışanı Salih Erbekler ile avukatlar Cemo Tüysüz, Emin Baran, Hüseyin İzol, Şeyhmus İnal ve Hidayet Enmek gözaltına alındı.
Avukatlar ve siyasetçilerin “örgüte yardım etmek” iddiasıyla gözaltına alındıkları öğrenildi.
PİRHA – HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, çocuk istismarı konusunda yasaların ve alınan tedbirleri yetersiz olduğuna dikkati çekerek Meclise araştırma önergesinde bulundu.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Örgütlenmeden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Dersim Milletvekili Alican Önlü, çocuklara yönelik istismar olaylarının araştırması için Meclis Araştırması açılmasını talep etti.
Araştırma gerekçesinde, Urfa Barosu Çocuk Hakları Komisyonunun raporuna yer veren Önlü, “2019 yılı içerisinde Urfa’da 894 tecavüz ve istismar vakası nedeniyle müdafi avukat ataması yapıldığı, bunların 842’nin 4 ile 18 yaş aralığında çocuk olduğu, tecavüz ve istismara maruz kalanların 662’nin kız çocuğu, 180’nin ise erkek çocuğu olduğunu belirtilmiştir” diye belirtti.
Çocuk istismarı konusunda yasaların ve alınan tedbirlerin yetersiz olduğunun altını çizen Önlü, bu bağlamda çocuk istismarı konusunun araştırılması, suç işlenene kadar gerçekleşen ihmallerin belirlenmesi, koruyucu ve önleyici tedbirlerin alınması için meclis araştırması açılması talebinde bulundu.
PİRHA – Urfa’da 2019 yılında 894 çocuğun istismara uğramasını değerlendiren Urfa Barosu Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Halil Güneş, yaşananların sadece istismara uğrayan çocukların sorunu olmadığını toplumsal bir sorun olduğunun altını çizerek bu meselelerde mağdur olanın faille evlendirilmesinin çözüm olmadığına dikkat çekti.
Haberin Videosu
Urfa Barosu Çocuk Hakları Komisyonu, 2019 yılı içerisinde kentte 782 tecavüz ve istismar vakası nedeniyle müdafi avukat ataması yapıldığını, bunların 733’ünün 4 ile 18 yaş aralığında çocuk olduğunu kaydetti. Tecavüz ve istismara maruz kalanların 570’inin kız çocuğu, 163’ünün ise erkek çocuğu olduğunu belirten komisyon, aynı dönemde 18 ile 25 yaş aralığında 44 kadın ve 2 erkeğin, 25 yaş üstü ise 3 kişinin tecavüze maruz kaldığını aktardı.
Urfa Barosu Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Halil Güneş konuyu CAN TV’de Gündem Özel programına katılarak değerlendirdi.
“ÇOCUK İSTİSMARI TOPLUMSAL BİR SORUNDUR”
Güneş, baronun Urfa’da yaşanan çocuk istismar olaylarında verdiği sayının dehşet verici olduğunu söyledi. 2019 yılında Urfa genelinde 894 çocuğun istismar edildiğini belirten Güneş, muhafazakar bir yerde bunların yaşanmasının hayret edici olduğunu söyledi.
Türkiye’de istismar cezalarının 8 yıldan başlayıp 15-18 yıla kadar olduğunun altını çizen Güneş, “Bu kadar cezaların ağır olmasına rağmen bu kadar vaka meydana çıkıyorsa toplum olarak durup düşünmemiz gerekiyor. Bunu eğitim kurumları düşünmesi gerekiyor sağlık kurumların bunu düşünmesi gerekiyor hele devletin tüm organizmaların bunu düşünmesi gerekiyor. Kanunlar bu kadar çok ve katı iken bu olayların meydana gelmesinde buna neden olan hangi birim var. Bunun üzerinde düşünmemiz gerekiyor ülkede. Bu sadece istismara uğrayan çocukların sorun değil bu toplumsal bir sorundur, toplumun kanayan bir yarasıdır” dedi.
“BEN MÜSLÜMANIN DİYEN İNDİRİM ALIYOR”
Güneş, çocuk istismar olayında sayı için Emniyet Müdürlüğü’nden istediklerini ancak taleplerinin reddedildiğini belirterek bilgilere kendi çabalarıyla ulaştıklarını söyledi.
Olayın faillerinin ‘Ben Müslümanım’ diyerek serbest bırakıldıkları iddialarını da yorumlayan Güneş, “Aslında buradaki iddia Çocuk Hakları Komisyonu Üyesi Güneş hanım iddiasıdır. Günümüzde kadın ve çocuk davalarına baktığımızda failler yada sanıklar bir takım elbise giydiklerinde direkt indirim alıyorlar. Öyle bir noktaya gelmiş ki artık ‘Müslümanım’ diyen indirim alıyor. Buradaki trajedi gözler önüne sermek de Müslümanlıktır. Toplumun kadınlara ve çocuklara nasıl yaklaştığında biliyoruz. İstanbul sözleşmesine göre Birleşmiş Milletler çocuk hakları sözleşmesine göre bir sürü kurallarını kurallara göre çocuk ve kadın pozitif ayrımcılık uygulanması gerekirken bunlara ilişkin yargı da her zaman üstün yarar gösterilmelidir” dedi.
“MAĞDURUN EVLENDİRİLMESİ ÇÖZÜM DEĞİL”
Türkiye’de yargılama sürecini değerlendiren Halil Güneş, ‘Bir şekilde STK’ları, avukatları ve hak savunucularını mahkeme salonlarından uzak tutup üstü kapalı bir şekilde yargılama yapıp bir şekilde cezasızlık politikasını uygulama peşindeler” dedi.
Türkiye toplumunun normalde uzlaşmacı bir toplum olmadığını ancak cinsel istismar davalarında uzlaşmacı olduğuna tepki göstererek, “Suçu işleyen ve suça uğrayan mağdur ile araya girerek evlendiriyorlar. Bizde diyoruz ki evlendirmek çözüm değildir. Bu olaylar böyle bitmeyecek. Bu toplumların kötü bir şekilde ilerlemesine neden olacak. Devletin buna el atması gerekir” ifadelerini kullandı.
İSTİSMAR VAKALARININ ARAŞTIRILMASI İÇİN ÖNERGE
Urfa ilindeki tecavüz ve istismar vakalarının araştırılması, incelenmesi ve sorunların tespit edilmesi için HDP Urfa Milletvekili Ömer Öcalan’ın Meclis Araştırması açılmasını talep eden araştırma önergesi ile Adalet ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlıklarına yöneltmiş olduğu soru önergesinde şu ifadeler yer aldı:
1- “2019 yılı ile birlikte son 10 yılda Urfa ilinde kaç çocuk istismarı ve tecavüz vakası yaşanmıştır?
2- 2019 yılında Urfa ilinde yaşanan çocuk istismarı ve tecavüz vakalarında kaç kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmıştır? Bu soruşturma ve kovuşturmalar sonucunda kaç kişi ceza almıştır?
3- Urfa ilinde yaşanan çocuk istismarı ve tecavüz vakalarında şüpheli kaç kamu görevlisi vardır? Bunlardan kaçı hakkında kovuşturma yapılmıştır?
4- Son 10 yılda Türkiye’de kaç çocuk istismarı ve tecavüz vakası yaşanmıştır?
5- Tecavüze veya istismara uğrayan çocukların rehabilitasyonu için herhangi bir çalışma yapılmak mıdır, yapılıyorsa nelerdir?
6- Tecavüze veya istismara uğrayan çocuklardan kaçı devlet korumasına altına alınmıştı?”
Urfa Barosu, 2019 yılında cinsel istismar ve tecavüze uğrayan 733’ü çocuk 782 kişi için avukat görevlendirildi. Baronun Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Halil Güneş, verilerin kısmi olduğunu vurgularken, komisyon üyesi Avukat Melis Can Güneş ise “Müslümanım diyen tahliye ediliyor” diyerek cezasızlık politikasına dikkati çekti.
Urfa Barosu Çocuk Hakları Komisyonu, 2019 yılı içerisinde kentte 782 tecavüz ve istismar vakası nedeniyle müdafi avukat ataması yapıldığını, bunların 733’ünün 4 ile 18 yaş aralığında çocuk olduğunu kaydetti. Tecavüz ve istismara maruz kalanların 570’inin kız çocuğu, 163’ünün ise erkek çocuğu olduğunu belirten komisyon, aynı dönemde 18 ile 25 yaş aralığında 44 kadın ve 2 erkeğin, 25 yaş üstü ise 3 kişinin tecavüze maruz kaldığını aktardı.
Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Barış Polat’ın haberine göre; Urfa Barosu Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Halil Güneş, istismar ve tecavüz kavramalarının ayırt edilmesi gerektiğini belirterek, istismarın çocuğa karşı yapılan ve çocuğun kötü hissetmesine neden olan hareket anlamı taşıdığını, çocuk üzerinden haz amaçlı yapılanın ise tecavüz olduğunu söyledi. Dünya ve Türkiye Anayasası’nda konuyla ilgili mevcut cezaları hatırlatan Güneş, buna rağmen vakaların sürmesini “Dehşet verici” olduğunu ifade etti. Verilerin kısmi olarak elde edildiğini ve benzer olayların örtbas edildiğini dile getiren Güneş, vakaların sessiz bir şekilde kapatıldığına değindi.
“CEZALAR UYGULANMIYOR”
Bölgede çocuk istismarı ve tecavüzün yaygınlaştığına dikkati çeken Güneş, “Bu bir politikanın sonucudur. Çocuğun tecavüz ve istismar edilmesinde ülkenin eğitim durumu ve ekonomisi etkilidir. Tecavüz ve istismar vakalarını rehberlik hocaları ortaya çıkarıyordu. Ama iktidar jet hızı ile kanun getirerek, rehber hocaların sınıfını, statüsünü, sıfatını değiştirdi. Rehber öğretmenlerin bu tür vakaları ortay çıkarmalarının önünü kestiler. Bu şekilde suçun ortaya çıkmasını engelliyorlar. Ama Anayasa’da bu suçu bildirmeyenlere yönelik cezalar mevcuttur. Bir doktorun, bir öğretmenin, bir kamu görevlisinin bu suçu bildirmemesinin cezası var. Ama bunu bir şekilde bertaraf ettiler. Bugün kanunlarda, bu suça ilişkin cezalar var. Cezalar uygulanmıyor. Bu suçu işleyeneler mahkeme salonlarına takım elbise giyerek geldiklerinde, cezalarında indirime gidiliyor” dedi.
“KAMU DÜZENİNE AYKIRI”
İstismar ve tecavüze ilişkin okullarda düzenlemek istedikleri seminer için yaptıkları başvuruların, Urfa İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından “Kamu düzenine aykırı” gerekçesiyle reddedildiğini aktaran Güneş, “Amacımız çocuğa ulaşarak, farkındalık yaratıp, bu olayların bitmesini sağlamaktı. Bu konuyle ilgili çalışmaları sorduğumuzda ‘var’ diyorlar. Ama şimdiye kadar görmedik. Bölgede yaşanan bu tür vakalar, karşılıklı uzlaşıya gidilerek çözülmeye çalışılıyor” diye belirtti.
CEYLANPINAR VAKASINI HATIRLATTI
Komisyon üyesi Avukat Melis Can Güneş de, tecavüz ve istismar vakalarında cezasızlık politikalarına, 5 Şubat’ta Ceylanpınar’da 4 çocuğa tecavüz ederek, fuhuşa zorlayan 5 kişinin tahliye edilmesini hatırlatarak dikkat çekti. Güneş, suçun sabit olmasına rağmen mahkemenin tahliye kararı vermesinini hukuka aykırı olduğunu söyledi.
Dosyaya müdahil olma taleplerinin de, “Zarar görmedikleri” gerekçesiyle reddedildiğini söyleyen Güneş, “Çocuklara karşı işlenen suç sabitti. Çünkü 4 sanığın kolluktaki ifadelerinde suçu itiraf etmişler. Mahkemeye çıkarılan sanıklar ‘biz işkence altında bu ifadeleri verdik’ demeleri üzerine, mahkeme 4 kişiyi de tahliye etti. Bu usule uygun değildir. Mahkemenin tahliye kararı hukuka aykırıdır. Mahkeme çocukların hastaneye götürülmesini ve yaş tespitlerinin yapılması gerekçesi ile bu kişilerin tahliyesini verdi. 2018 tarihinde yaşanan bu olaya ilişkin, çocuklar ile ilgili her hangi bir araştırma yapılmayıp bir rapor dahi hazırlanmamış” diye konuştu.
“MÜSLÜMANIM DİYEN TAHLİYE EDİLİYOR”
Sanıkların, “Ben Müslümanım asla böyle bir şey yapmam” diyerek talepte bulunmaları üzerine tahliye edildiklerini vurgulayan Güneş, şunları söyledi: “Mahkemeler, STK’leri, baroları, kurum ve kuruluşları mahkeme salonlarından uzak tutarak, cezasızlık politikası uyguluyor. Müdahillik talebimizi reddederek, bizi mahkemeden uzak tutuyor. Bu tahliyeler, bölgedeki mahkemelerin tutumunu gösteriyor. Mahkemelerin sanıkları tahliye etmesi, erk zihniyeti güçlendirerek, kişileri bu suça teşvik ediyor. Bizleri her ne kadar mahkeme salonlarından uzak tutmaya çalışsalar da, bu dosyaların takipçisi olmaya devam edeceğiz.”
Urfa’da dört öğrenciyi cinsel istismar eden Mehmet Emin isimli erkek ve işyerinde bir çocuğu cinsel istismara maruz bırakan 72 yaşındaki erkek tutuklandı.
Urfa’da özel bir okulda müzik öğretmeni olarak çalışan Mehmet Emin K., okuldaki dört kız çocuğunu cinsel istismara maruz bıraktı.
Hakkında başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan erkek, tutuklanarak Urfa T Tipi Cezaevi’ne gönderildi.
Viranşehir ilçesinde de bir cinsel istismar vakası yaşandı.
72 yaşındaki Ramazan A. isimli erkek, çalıştırdığı berber dükkanında bir çocuğu cinsel istismara maruz bıraktı.
Gözaltına alınıp savcılık sorgusunun ardından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen Ramazan A., ‘çocuğa karşı cinsel istismar’ ve ‘hürriyetinden yoksun kılmak’ suçlarından tutuklandı.
PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri’ne bağlı Sırrın Cemevi ve Alevi Kültür Derneği Silifke Şubesi, hazırladıkları yardım paketlerini deprem bölgesi Elazığ ve Malatya’ya gönderdi.
Merkez üssü Elazığ Sivrice olan 6.8 büyüklüğündeki depremden Sivrice başta olmak üzere birçok kent merkezi ve ilçelerde şu ana kadar 41 insan yaşamını yitirdi, onlarcası yaralı kurtarıldı.
Deprem bölgesindeki insanların yardımına koşan kesimlerden biri de Aleviler.
Alevi Kültür Dernekleri’ne bağlı Urfa Sırrın Cemevi, Elazığ ve Malatya’da depremde zarar görenlere yardım paketleri hazırladı. Cemevinde bir araya gelen gençler ve kadınlar, yardım kolilerini birlikte hazırlayarak, deprem bölgesine gönderdi.
Öte yandan Alevi Kültür Derneği Silifke Şubesi de, başlattıkları yardım kampanyası çerçevesinde paketleme işlemini tamamladıktan sonra bu gece CHP’nin yardım tırıyla Elazığ Cemevine gönderdi.
Suruç Katliamı davasında “Konuşursam kimsenin yüzüne bakamazlar” diyen dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun mahkemede dinlenmesi talebi reddedildi.
Suruç’ta IŞİD’in canlı bomba saldırısında 33 kişinin yaşamını yitirmesine ilişkin davanın 12’nci duruşması Urfa Ceza İnfaz Kurumu Hilvan 5’inci Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Aileler adalet taleplerini yinelerken, Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun mahkemede dinlenmesini istedi.
Duruşmaya yakınlarını kaybedenlerinin aileleri ile İstanbul, Urfa, Ankara, Diyarbakır ve Antep barolarından avukatlar katıldı.
Davanın tek sanığı Yakup Şahin, bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katıldı.
Kimlik tespitiyle ardından başlayan duruşmada, o dönem Halfeti’de imamlık yapan ve patlamanın yaşandığı gün Suruç’ta yaralıların ve çevrenin fotoğraflarını çekerken yurttaşlar tarafından yakalanan Abdullah Ömer Aslan hakkında ara celsede suç duyurusunda bulunulduğu öğrenildi. Yıllar sonra dava dosyasına giren olay anına ait görüntülerin halen mahkemeye ulaşmaması dikkat çekti.
BİR KEZ DAHA ADALET TALEBİ
Murat Yurtgül’ün annesi Şemsi Yurtgül, “Davutoğlu ‘Konuşursam kimsenin yüzüne bakamazlar’ demişti. Buraya getirilsin ve ne biliyorsa anlatsın” dedi. Uğur Özkan’ın babası Mehmet Özkan, “Abdullah Ömer Aslan’ın sorumlu olduğunu siz de anladınız ama hala buraya getirmiyorsunuz” dedi. Abdullah Akhamur’un babası Mehmet Şerif Akhamur, “Tam 12 celsedir adalet talebimizi buradan dillendiriyoruz. Biz çocuklarımızı kaybettik ama vicdanlarımızı kaybetmek istemiyoruz. Bu yüzden bir kez daha adalet talep ediyorum” dedi.
Patlamada yaşamını yitiren İsmet Şener’in kızı Dilek Şener, “Biz bu sanık sandalyelerin doldurulmasını talep ediyoruz. Gerçekten işinizi yapsanız, bu sandalyeler boş kalmazdı. Geçen hafta bir poşetin içinde babamın kanlı gömleğini aldım. İçinden bir sürü bilye çıktı. Babamın katilini çıkarın” talebinde bulundu.
“ASLAN TUTUKLANMALI”
Av. Sevda Çelik Özbingöl, “Abdullah Ömer Aslan hakkında suç duyurusunda bulunmanız önemli bir adımdır lakin bugüne kadar hakkında bir yakalama kararı dahi çıkarılmamıştır. Dosyasının hızlıca birleştirilerek hakkında tutuklama kararı verilmesini talep ederiz” dedi.
İLHAMİ BALI İLE MİT GÖRÜŞMESİ
Avukat Gülhan Kaya, imam Abdullah Ömer Aslan hakkında tutuklama kararı verilmemesiyle korunduğunu belirterek, soruşturmanın düzgün yürütülmesi durumunda 10 Ekim Ankara katliamının yaşanmayacağını, soruşturmayı yürüten savcıdan emniyet yetkililerine kadar herkesin katliamdan sorumlu olduğunu kaydetti. Kırmızı bültenle aranan İlhami Balı’nın Ankara Söğütözü’nde MİT yetkilileri ile görüştüğüne dair basına yansıyan haberlere dikkat çeken Kaya, “MİT ile İlhami Balı’nın görüşmeleri Meclis’te tartışılıyor ise bu mahkemede de tartışılması gerekiyor. Bu katliam bu topraklarda yaşandı ve biz bunun çözüme kavuşmasını istiyoruz” diye konuştu.
DAVUTOĞLU DİNLESİN TALEBİ
Urfa Baro Başkanı Abdullah Öncel ise mahkemenin tarihsel sorumluluğu olduğunu belirterek, Abdullah Ömer Aslan hakkında suç duyurusunda bulunulmasının önemli olduğunu, ancak mahkemenin cesur bir adım atarak dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun tanık olarak dinlenmesine karar vermesi gerektiğinin altını çizdi.
Türkiye’nin IŞİD’lilerin Suriye’ye geçişine göz yumduğunu dile getiren Öncel, “Eğer bu geçişler engellenmiş olsaydı, bu patlamalar yaşanmayacaktı. Bu süreçte sorumluluğu olan herkesin dinlenmesi lazım ve ifade vermesi gerekiyor. DAİŞ’in Türkiye emirlerinden İlyas Aydın ‘Suruç patlamasından sonra hücrelerimiz, misafirhanelerimiz iki saate basıldı. Arkadaşlarımız gözaltına alındı’ itirafında bulundu. Devlet isteseydi bu patlamalar yaşanmayabilirdi” diye belirtti.
Av. Can Tombul, “Ahmet Davutoğlu esasen bu katliam bakımından sanık olarak yargılanmalı, İlhami Balı’nın Ankara da devlet yetkilileri ile görüşme iddiaları araştırılmalıdır” dedi. Av. Bülent Duran, “Bu yargılamalardaki ihmaller, yaşam hakkının ihlali sonucunu doğurmaktadır. Bu sorumlulukla hareket edilmeli ve yargılama yapılmalıdır” dedi.
TALEPLER REDDEDİLDİ
Savunmalardan sonra verilen aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun mahkemede tanık sıfatıyla dinlenme talebi ve Abdullah Ömer Aslan’ın tutuklanma talebini reddetti. Mahkeme, eksik olan görüntülerin tekrar istemesine, Yakup Şahin, İlhami Balı ve Deniz Büyükçelebi’nin mal varlıklarının araştırılmasına karar vererek, duruşmayı 31 Ocak 2020 tarihine erteledi.
PİRHA- Türkiye’nin Suriye’ye yönelik başlattığı askeri operasyon 5. gününde devam ederken sınır kentlerinde 18 sivil hayatını kaybetti. Operasyon Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yapılan yürüyüş ve gösterilerle protesto edildi.
Türkiye’nin Suriye’ye yönelik başlattığı askeri operasyon 5. gününde devam ediyor. Milli Savunma Bakanlığının (MSB) kontrolü ele aldığını açıkladığı Resulayn’da (Serekaniye) uçakların kent merkezi ve çevresini bombalamaya başladığı, kentin sanayi bölgesinde yeniden şiddetli çatışmaların yaşandığı belirtildi.
Afrin’de ise şiddetli bir patlama yaşandığı belirtildi. Edinilen bilgiye göre patlama Mehmûdiyê Mahallesi’nde meydana geldi. MSB, Tel Abyad ilçesinin Suluk beldesinde kontrol ele geçirildiğini duyurdu.
Urfa’nın Akçakakale ilçesinde bir binaya havan mermisi isabet etti. Saldırıda yaralanan bir kişi Suruç Devlet Hastanesinde tedavi altına alındı. Evlerde de hasar meydana geldi.
Harekat başlangıcından bugüne kadar Türkiye’nin sınır kentlerine yönelik havan mermisi ve roketli saldırılarda 18 kişi hayatını kaybetti.
Mardin’in Nusaybin ilçesinin tamamında, Artuklu ve Kızıltepe ilçelerinde ise sınıra yakın bölgelerdeki okullarda ve Urfa’nın Suriye sınırındaki Akçakale ve Ceylanpınar ilçelerindeki tüm okullar ile Suruç ve Birecik’teki bazı okullarda eğitime 3 gün daha ara verildi. Daha önce de eğitime ara verilen bu ilçelerde pazartesi, salı ve çarşamba günleri de eğitim yapılmayacak.
OPERASYON AVRUPA ÜLKELERİNDE PROTESTO EDİLDİ
Operasyon İsveç’in başkenti Stockholm’de 12 bin, Göteborg’da da 5 bin kişinin katıldığı kitlesel eylemlerle protesto edildi. ‘Rojava’yla Dayanışma Platformu’nun çağrısı üzerine Stockholm’de İşçi Sendikaları Konfederasyonu önündeki meydanda miting düzenlendi.
Sol Parti lideri Jonas Sjöstedt, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde operasyonun kınanmasını veto eden ABD ve Rusya’ya sert eleştiriler yöneltti. Sjöstedt, İsveç’in Türkiye’ye silah satışlarını durdurmasını ve ekonomik yaptırım uygulamasını istedi. Operasyonun durdurulması için Avrupa Birliği’nin elinden gelen her şeyi yapması gerektiğini söyleyen Sjöstedt, Kuzey Suriye’nin uçuşa yasak bölge olarak ilan edilmesini talep etti.
Olof Palme Merkezi Başkanı Anna Sundström, Kürt Federasyonu Başkanı Keya İzol ve Sanatçı Ciwan Haco da yaptıkları konuşmalarda operasyonu kınadı. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’ne operasyonun durdurulması için girişimde bulunmaları çağrıları yaptı.
Konuşmaların ardından İsveç Parlamentosuna yüründü. Göteborg kentinde de Götaplatsen Meydanı’nda bir araya gelen yaklaşık 5 bin kişi, operasyonu kınadı.
İSVİÇRE’DE OPERASYON KINANDI
İsviçre’nin Zürich kentinde de binlerce kişi operasyonu kınadı ve Avrupa ülkelerini yaptırım uygulamaya çağırdı. Zürich’in en işlek caddelerinde yaklaşık olarak 3 saatlik yürüyüş yapıldı. Operasyona dair bildirilerin dağıtıldığı yürüyüşte İsviçre parlamentosunun harekete geçmesi ve Türkiye’ye yaptırım uygulaması için imza toplandı.
NORVEÇ’TE TÜRKİYE’YE EKONOMİK VE SİYASİ YAPTIRIM UYGULANMASI TALEP EDİLDİ
Operasyona karşı Norveç’in başkenti Oslo’da Jernbanetorget alanında başlayan eylemde yaklaşık 3 bin 600 kişi Dışişleri Bakanlığı önüne yürüdü. Eyleme Kürt parti ve örgütlerinin yanı sıra çok sayıda Norveçli parti ve kuruluş ile farklı ülkelerin vatandaşları da destek verdi. Bakanlık önünde yapılan konuşmalarda Norveç’in saldırıyı resmen kınanması, savaş bölgesine ilaç ve sağlık görevlileri gönderilmesi Türkiye’ye tatile gidilmemesi, siyasi bir çözümün getirilmesi, Norveç devletinin operasyona karşı Türkiye’ye ekonomik ve siyasi yaptırım uygulanması talepleri dile getirildi.
ALMANYA’DA 10 BİN KİŞİLİK PROTESTO
Almanya’nın Köln’de düzenlenen gösteriye yaklaşık 10 bin kişinin katıldı. Çoğunluğunu Kürtlerin oluşturduğu göstericiler, operasyona son verilmesini talep etti ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın tutumunu kınayan sloganlar attı. Gösteride, “Erdoğan iktidarına Alman silahı yok” yazılı pankartlar dikkati çekti.
Frankfurt’ta düzenlenen gösteriye de yaklaşık 4 bin kişi katıldı. “Rojava’dan elinizi çekin” talebini dile getiren göstericiler, Almanya’ya Erdoğan’a yönelik baskıları artırma çağrısında bulundular.
Operasyonu protesto için Berlin, Hamburg, Hannover, Münih ve Stuttgart’da da gösteriler düzenlendi.
FRANSA’DAKİ EYLEME SENDİKALAR DA DESTEK VERDİ
Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen eyleme siyasi partiler; Arap, Ermeni, Tamil, Cezayir ve Kabil halkları; kadın örgütleri ve ülkenin en büyük sendikası CGT ile Solidaires sendikası da destek verdi. Republique Meydanı’nda başlayan eyleme yaklaşık 30 bin kişinin katıldığı aktarıldı. Eylemde uluslararası güçlerin Rojava hava sahasını kapatması talep edildi.
AVUSTRALYA’DA YÜRÜYÜŞ
Avustralya’nın Melbourne kentinde Demokratik Kürt Toplum Federasyonu’nun çağrısıyla bir araya gelen bine yakın kişi operasyonun durdurulması için yürüdü. Yürüyüşe Yeşiller Partisi Milletvekili ve Victoria Eyaleti Milletvekili Samantha Ratnam, Avustralya Sendikalar Birliği Temsilcisi Colin long, Savaşa Karşı Doktorlar Temsilcisi Dr. Jenny Grounds, Yazar Arnold Zable, Tarih Profesörü John Tülly de katılarak destek verdi.
İNGİLTERE’NİN MANCHESTER KENTİNDE EYLEM
İngiltere’nin Manchester kentinde Nortwest Kurdish Community Center’ın çağrısıyla operasyona karşı eylem düzenlendi.
İtalya’nın başkenti Roma’da düzenlenen kitlesel eylemle operasyon protesto edildi. Piazza Dell’Indipendenza başlayan yürüyüşte Roma hükümetine “Bir an önce Türkiye ile askeri, ekonomik ve siyasi ilişkilerini dondur” çağrısı yapıldı.
BELÇİKA’NIN BAŞKENTİ BRÜKSEL’DE YÜRÜYÜŞ
Belçika’nın başkenti Brüksel’de de operasyona karşı eylem düzenlendi. Saint Gilles Meydanı’ndaki Fırat’ın doğusuna gerçekleştirilen operasyon kınandı. (HABER MERKEZİ)
In this photo taken from the Turkish side of the border between Turkey and Syria, smoke billows from a fire inside Syria during bombardment by Turkish forces on Wednesday.
Syrians flee shelling by Turkish forces in Ras al Ayn, northeast Syria, Wednesday, Oct. 9, 2019. Turkish President Recep Tayyip Erdogan announced Wednesday the start of a Turkish military operation against Kurdish fighters in northeastern Syria. (AP Photo)
Urfa, Hakkari ve Diyarbakır’da HDP’ye yönelik gerçekleştirilen ev baskınlarında beş kişi gözaltına alındı.
Urfa, Hakkari ve Diyarbakır’da HDP’ye yönelik ev baskınları yapıldı.
Urfa’nın Suruç ilçesinde sabah saatlerinde bir eve baskın düzenlendi. Baskında HDP’li Suruç Belediye Meclis üyesi Ahmet Örçin gözaltına alındı. Urfa İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen Örçin’in gözaltı gerekçesi henüz belirtilmedi.
HAKKARİ’DE 1 KİŞİ GÖZALTINDA
Hakkari’de de bu sabah saatlerinde bir eve polislerce baskın düzenlendi. Ailesiyle birlikte yaşadığı eve yapılan polis baskınında 19 yaşındaki Abdullah Kaya gözaltına alındı. “Örgüte yardım ve yataklık ettiği” gerekçesiyle gözaltına alınan Kaya, İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şubesi’ne götürüldü.
“KAPIYI KIRARAK GÖĞSÜME SİLAH DAYADILAR”
Baskın anına ilişkin Mezopotamya Ajansı’na konuşan Kaya’nın babası Şükrü Kaya, “Sabah namazından sonra birden bir gürültü ile irkildim. Polis olduğunu anladım ve kapıyı kırmamaları için hemen kapıyı açacağımı belirtmeme rağmen durmadılar ve kapıyı kırarak göğsüme silah dayadılar” dedi.
DİYARBAKIR’DA 3 KİŞİ GÖZALTINDA
Diyarbakır’ın merkez Kayapınar ilçesindeki bazı evlere de dün gece saatlerinde polis tarafından baskın düzenlendi. Yapılan baskınlarda HDP Kayapınar İlçe Örgütü Eşbaşkanı Kadri Akkaya’nın da aralarında bulunduğu üç kişi gözaltına alındı. Gözaltı gerekçeleri öğrenilemeyen üç kişi, İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. (HABER MERKEZİ)
PİRHA-Muharrem ayı ile ilgili Urfa Kısaslı Alevi Babası Ahmet Aykut ve zakir Aşık Güvercin Muharrem orucunun önemini PİRHA’ya anlattılar.
Haberin videosu
Birçok bölgede olduğu gibi Urfa’da yaşayan Aleviler, Kerbela Katliamı’nın yası nedeniyle 3 gün Masum-u pak, 12 gün ise Muharrem orucu tutuyor. Matem süresince bıçağa ve kesici aletlere el sürülmüyor, kurban kesilmiyor ve et yenmiyor. Her türlü eğlenceden uzak duruluyor.
Muharrem ayının önemine vurgu yapan Alevi Babası Ahmet Aykut ve zakir Haydar Polat (Aşık Güvercin) PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.
“YÜZYILLARDIR SÜREĞİMİZ DEVAM EDİYOR”
Kısas Cemevinde yıllardır Babalık görevi yapan Ahmet Aykut, “Muharrem ayı içerisinde olduklarını bu yolun ve süreğin yüzyıllardır devam ettiğini, dedelerinden babalarından bugüne kadar geldiğini ifade ederek şöyle devam etti:
“Urfa’da bulunan Aleviler Hacı Bektaş’ı Veli Dergahına bağlıdır. Hacı Bektaş çelebilerinin dergahımızın uyguladığı şekilde dedelerimizden babalarımızdan günümüze kadar bu matem orucumuz ve ibadetlerimiz sürmekte. Bizler 15 gün Muharrem orucu tutarız, bunun üç günü masumu paklar orucudur. Masumu paklar Kerbela’da katledilen Ehlibeyt çocukları için tutulur. 12 gün de Kerbela şehitleri aşkına matem orucumuzu tutarız. Bu ayın içerisinde kurban kesilmez, et yenilmez, su içilmez, düğün yapılmaz yapılan davetlere katılınmaz. Bir aileyi bireyini kaybetmiş gibi yas tutulur. Bu yas günlerinde de cemlerimizi yapmaya devam ederiz. Matemin 12’nci gününde de Aşure yapılır. Aşure piştiği zaman oruç açılabilir ya da akşama açılır.”
“ÖNEMLİ OLAN KERBELA’NIN YASINI TUTMAKTIR”
Ahmet Aykut Baba, “Aşure Kerbala şehitleri aşkına yapılan bir lokmadır. Kerbala’da peygamber efendimizin torunlarından İmam Hüseyin’in oğlu İmam Zeynel Abidin’in küçük yaşta soyu sürdürüldüğünden ikinci Adem Baba diye hitap edilir. Ehlibeyt soyu kesilmediği ve devam ettiği için de şükür lokması yani Aşure yapılır” diyen Ahmet Baba, “Dedelerimizin döneminde Muharrem ayında cemlerde saz çalınmazdı. Erkekler sakallarını kesmez banyo yapmazdı. Aynaların üstü kapatılır kadınlar yemek yaparken bıçak kullanmazdı. Günümüzde bazı şeyler değişmek zorunda kaldı. Devlet dairesinde çalışan biri tıraş olup ütülü elbiseleri ile işe gitmek zorundadır. Önemli olan şey Kerbala’yı unutmamak ve orada şehit edilen canlarımızın yasını kalbimizde hissetmektir.”
“KALBİNDE KÖTÜLÜK VE KİN OLANLARIN YEZİT’TEN FARKI YOKTUR”
Kerbala Katliamı’nın başlangıcının 14 masumu pakın katledilmesi ile başladığını ifade eden Aşık Güvercin, “Peygamber efendimizin torunlarının dört yaşında, beş yaşında çocukları katledildi. Biz üç gün onlar için masumu pak orucu tutarız, Kerbela şehitleri için de 12 gün oruç tutarız. Kerbala Katliamı çok acı bir durum, zalim ile mazlumun arasında geçmiştir. Bu bir savaş değildir. Çünkü İmam Hüseyin oraya savaşmaya gitmemiştir. Kendi ailesi ile birlikte 72 kişi Küfe’ye gitmeye karar verdi. Zırhlı bir ordusu ve elinde bir silah yoktu. Karşısına 70 bin kişilik bir ordu çıktı ve ehlibeyt soyunu şehit etti. Bu gün kalbinde İmam Hüseyin’in sevgisini ve açısını hissetmeyen, kalbinde kötülük ve kin güdenlerin Yezit’ten farkı yoktur. Çünkü Yezit bir isimdir yaptıkları onu kötü bir isim yapmıştır.”
“BAĞLAMA BİZİM İÇİN TELLİ KUR-AN’DIR”
Muharrem ayında bir çok bölgede bağlama çalınmaz duvara asılır. Kısas’ta yas ayında da saz çalınıp cem yapılmasını zakir Aşık Güvercin, şöyle anlatıyor:
“Bağlama Alevilik yol ve erkanından hiçbir zaman bir eğlence aleti olarak görülmemiştir. Biz onu telli Kur-an olarak biliriz. İbadetlerimizde bağlama çalıp deyişler, nefesler ve mersiyeler okuruz. İbadetimiz bittikten sonra bağlamayla niyazlaşırız. Onun için Yassı Muharrem ayında da bağlama çalar nefesler ve Kerbela şehitleri için mersiyeler okuruz” dedi.