Etiket: veli haydar güleç

  • Dede Öztürk: Alevi tutukluların dede talebi bir an önce karşılanmalı-VİDEO

    Dede Öztürk: Alevi tutukluların dede talebi bir an önce karşılanmalı-VİDEO

    PİRHA – Cezaevlerinde tutuklu bulunan Alevi yurttaşların Alevi dedesi ile görüşme talebinin kabul edilmemesine tepki gösteren Güvenç Abdal Ocağı dedelerinden Sefa Öztürk, “Tutuklu bulunan canların bir din adamı ile buluşması haktır. Diğer inançta olanlar bunu talep ediyorlar ve karşılanıyor. Ancak Aleviler olunca kabul edilmiyor. Ayrımcılığı buradan da görebiliriz” diye konuştu.

    CHP’nin eski milletvekili Eren Erdem ve tutuklu Tv10 çalışanları Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ile Kemal Demir cezaevinde inançlarını sürdürebilmek için bir Alevi dedesi ile görüşme talebinde bulunmuşlardı. Ancak Alevi tutukluların bu talepleri reddediliyor.

    Yapılan bu haksızlığa ve ayrımcılığa ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuşan Güvenç Abdal Ocağı dedelerinden Sefa Öztürk, Alevi tutukluların bu taleplerinin dikkate alınarak karşılanması gerektiğini belirtti.

    “BEN SENİN İNANCINA SAÇMA DİYOR MUYUM?”

    Cezaevlerinde Alevi tutukluların Alevi dedesi talebinin karşılanmamasının asimilasyonun bir diğer boyutu olduğuna dikkat çeken Öztürk, “Tutuklu bulunan canların bir din adamı ile buluşması haktır. Diğer inançta olanlar bunu talep ediyorlar ve karşılanıyor. Ancak Aleviler olunca kabul edilmiyor. Pozitif ayrımcılığı buradan da görebiliriz” dedi.

    “Nasıl bir ayrıma tabi tutulduğumuzu, nasıl yok sayıldığımızı anlamak zorundayız ve tam da burada biz içeriye kapanmak yerine dışarıya doğru hızlı bir yükseliş yakalamalıyız” diyen Öztürk, “Benim inancım sana göre çok saçma olabilir. Ben senin inancına saçma diyor muyum? Benim sana gösterdiğim saygıyı ve benim sana sağladığım toleransı ben de senden görmek isterim” şeklinde konuştu.

    “BU ÜLKEDE ASIL KÖTÜLÜK SÜNNİLERE YAPILIYOR”

    Bu ülkede asıl kötülüğün Sünnilere yapıldığını kaydeden Öztürk, bunu şöyle açıkladı:

    “Sürekli karşıt bir Sünnilik yaratılıyor. Allahtan bu coğrafyada insanlar halen dost halen yoldaş. Devletin aklına uysalar birbirini keserler, sokakta kan gövdeyi götürür. Alevi karşıtlığı üzerinde yaratılan bu Sünnilik özgür bir Sünnilik değil ve kendi inancını da yaşayamıyor. Çünkü bir düşman var o düşmana karşı koşullandırılmış ve mevzilendirilmiş. Bu terk edilmeli.”

    “STATÜ LAFLARI ÇOK TEHLİKELİ VE İLKEL”

    Türkiye’de hiçbir zaman camilere yasak gelmediğini ancak böyle bir yasak olduğu taktirde bu yasağa karşı geleceğini ve camiye gidenlerin haklarını savunacağını belirten Güvenç Abdal Ocağı dedelerinden Sefa Öztürk sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Statü lafları çok ilkel ve tehlikeli laflar. Cemevlerine statü ne demek? Böyle bir şey olabilir mi? Eşit yurttaşlık istiyoruz. Ne bir fazla ne bir eksik. Bu ülkede herkes aynı olmalı, eşit olmalıdır. Süryani’si, Ermeni’si, Rum’u, Çerkes’i, Alevisi, Sünnisi kim nasıl istiyorsa öyle yaşamalı. Devlet inançlardan elini çekmeli. Her inanç kendi özgürlüğünü yaşamalı.”

    ALEVİ TUTUKLULAR NE İSTEDİ?

    CHP’nin eski milletvekili Eren Erdem ve tutuklu Tv10 çalışanları Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ile Kemal Demir, cezaevinde inançlarını yerine getirmek için Alevi dedesi taleplerine ilişkin Alevi kurumlarının çalışma yürütmesini ve kendi talepleri içinde yer vermelerini istediklerini aktardılar.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Tutuklu TV10 çalışanları ve PSAKD yöneticisine hukuk skandalı yaşatılıyor’-VİDEO

    ‘Tutuklu TV10 çalışanları ve PSAKD yöneticisine hukuk skandalı yaşatılıyor’-VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan PSAKD Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım ile kapatılan TV10 yöneticileri Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir’in durumunu meclise taşıdı. 

    PSAKD İstanbul Şubelerinin ve TV10’un eski çalışanlarının Silivri Cezaevi önünde yapmak istedikleri basın açıklamasının engellendiğini hatırlatan Kenanoğlu, sözkonusu Alevi tutukluların mahkeme sürecinde bir hukuk skandalının yaşandığını söyledi.

    “HUKUK SKANDALI YÜZÜNDEN HUKUKSUZCA İÇERİDE TUTULUYORLAR” 

    Kenanoğlu, hukuksuzca cezaevinde tutuklu bulunan Zeynep Yıldırım, Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ve Kemal Demir’in hala iddianamelerin hazırlanmadığını belirtti. Bir hukuk skandalı yaşandığına dikkat çeken Kenanoğlu, tutuklu bulunan Alevilerin bir an önce serbest bırakılması çağrısında bulundu. Kenanoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

    “Pir  Sultan Abdal Derneği yöneticilerinin ve Alevilerin sesi olan TV 10 emekçilerinin Silivri Cezaevi’nde tutulduklarını dile getirmiştik. Silivri Cezaevi’nde Pir Sultan Abdal Derneği üyeleri ve kimi Alevi kurumları bir açıklama yapmak istediler. Dün bu açıklamaya müsaade edilmedi. Çünkü haksız, hukuksuz bir şekilde tutulduklarını ifade etmek istediler. TV10’dan Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç, Kemal Demir arkadaşlarımız yargılanıyor ve bir hukuk skandalı. 1 yıldır cezaevindeler ve iddianame 3-4 kez gitmiş gelmiş. Yani iddianame hazırlanıyor, savcı mahkemeye veriyor ve hakim savcıya geri gönderiyor. Bir üst mahkemeye gidiyor, eksik diye savcıya geri gönderiyor. Aradan 1 yıl geçmiş, bir yargılama söz konusu oldu. Bunların kendi arasındaki tutarsızlıklar ve dosyadaki eksiklerden  bir türlü iddianame hazırlanmaması yüzünden de haksız ve hukuksuz şekilde tutuluyorlar. Bir an önce serbest bırakılmalarını talep ediyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Engellemeye rağmen Aleviler Silivri’den seslendi: Canlarımızı serbest bırakın-VİDEO

    Engellemeye rağmen Aleviler Silivri’den seslendi: Canlarımızı serbest bırakın-VİDEO

    PİRHA – PSAKD İstanbul Şubeleri ve TV10’un eski çalışanları, Silivri Cezaevi’nde bir yıldır tutuklu bulunan Alevilerin adil yargılanıp serbest bırakılmalarını istediler. Jandarmanın engeliyle karşılaşan Aleviler, cezaevine 3 km uzaklıkta bulunan yol kavşağında açıklama yapmak zorunda bırakıldılar. Açıklamada jandarma engeline de tepki gösterildi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Şubeleri öncülüğünde Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan TV10’un eski çalışanlarının da katılımıyla, Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, TV10 Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç, Kameraman Kemal Demir ve PSAKD Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım’ın serbest bırakılmaları için cezaevi önünde basın açıklaması yapılmak istendi. Ancak açıklamaya izin vermeyen jandarmanın cezaevine 3 km uzaklıkta bulunan yol üzerinde açıklama yapılabileceğini söylemesi Alevilerin tepkisiyle karşılandı.

    “BU TÜRK TİPİ BİR FAŞİZMDİR”

    ‘Alevi canlar serbest bırakılsın-Aleviyiz haklıyız kazanacağız, Zeynep Yıldırım serbest bırakılsın, Veli, Haydar, Kemal serbest bırakılsın’ sloganları atarak yol üzerinde yürüyüş yapan Aleviler ve TV10 eski çalışanları ancak yol kavşağında açıklama yapabildiler.

    “Alevi canlarımız, Pir Sultan dostlarımız serbest bırakılsın’ pankartı açıldı. Açıklama öncesi PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan kısa bir konuşma yaptı. Kaplan, Türkiye’nin sıkıntılı bir dönemden geçtiğini belirterek, insanların Kürtçe konuştukları için öldürüldüğünü, televizyonlarda yaptığı açıklamadan dolayı gözaltına alındıklarını söyledi.  Kaplan, bu durumu Türk tipi faşizm olarak nitelendirdi.

    Kaplan, “Veli Haydar Güleç, Veli Büyükşahin, Zeynep Yıldırım ve Ataşehir Şubesi’nden de üç arkadaşımız tutuklu ama iddianameleri hala hazırlanmadı” dedi.

    “Dün Sivas’ta Madımak Oteli’ni saranlar bugün ülkeyi sarmış durumdadır” diye hatırlatan Kaplan, birlikte mücadele vurgusu yaptı. Kaplan, Silivri’de bulunan Alevilerin serbest bırakılması çağrısında bulundu.

    “TV10 ÇALIŞANLARI HAKSIZ, HUKUKSUZ BİR ŞEKİLDE CEZAEVİNDE TUTULUYOR”

    Kaplan’ın konuşmasının ardından PSAKD adına basın açıklamasını derneğin Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir okudu. Tunçdemir, Zeynep Yıldırım, Veli Haydar Güleç, Veli Büyükşahin, Kemal Demir ve daha bir çok kişinin haksız hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutuklu bulunduğunu hatırlattı.

    Tunçdemir, KHK ile kapatılan TV10 Kameramanı Kemal Demir’in, 2 Aralık 2017 tarihinden beri, TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin’in ile TV10 Yayın Kurulu Üyesi ve Programcı Veli Haydar Güleç’in 18 Ocak 2018 tarihinden beri, yaklaşık 1 yıldır Silivri Cezaevi’nde olduklarını söyledi. Aradan bir yıl geçmesine rağmen hala iddianamelerinin hazırlanmadığını kaydeden Tunçdemir,  yüzde 80 engelli raporu olmasına rağmen cezaevinde tutulan PSAKD üyesi Haydar Yıldırım ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevi Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım’ın da haksız yere Silivri Cezaevi’nde tutulduklarını belirtti.

    “ALEVİLER MÜCADELEYE DEVAM EDECEKLER”

    Aylardır cezaevinde tutulmalarının büyük bir hukuksuzluk örneği olduğunu belirten Tunçdemir, “Onlar, Pir Sultan’ın direnciyle Alevi hak mücadelesine emek veren canlarımızdır. Bizler yoldaşlarımızın gözaltına alınıp tutuklandıkları ilk günden beri biliyoruz ki asıl amaç Alevileri esir almaktır. Demokrasi mücadelesi vermek suç değildir, mücadelemiz meşrudur… Alevi toplumu olarak, var olduğumuz günden beri demokrasiyi, özgürlükleri, laikliği ve en önemlisi de barışı savunduk” diye konuştu.

    Alevilerin mücadelelerine devam edeceğinin altını çizen Tunçdemir, cezaevinde olan Zeynep Yıldırım, Veli Haydar Güleç, Veli Büyükşahin ve Kemal Demir’in biran önce yargılama süreçlerinin başlatılmasını ve serbest bırakılmalarını istedi.

    “ADETA REHİN TUTULUYORUZ”

    Tunçdemir’in ardından, bir yıla yakın bir süredir Silivri Cezaevi’nde tutulan TV10 yöneticileri Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ve Kameraman Kemal Demir’in mesajını eski TV10 çalışanı Nilgün Mete okudu.

    Silivri Cezaevi’nden gönderilen mektupta şunlar belirtildi:

    “Bir yıldır haksız ve hukuksuz bir şekilde adeta rehin tutuluyoruz ve hala iddianamemiz çıkmış değil. Daha mahkemeye çıkmış değiliz ve tam olarak neyle suçlandığımızı bilmiyoruz. Bu bir hukuki yargılama süreci olmadığı gibi düpedüz bir cezalandırma yöntemidir. Mevcut İktidar eliyle yargı tüm muhalifleri hizaya getirmeye çalışıyor. Her kesimi korku ve açlıkla terbiye etmeye çalışıyor.

    “KÜRT VE ALEVİ KİMLİĞİMİZ SUÇLU GÖSTERİLMEMİZ İÇİN YETERLİ”

    Bu ülkenin kangrene dönmüş temel sorunları karşısında sessiz kalmadık, birer yurttaş sorumluluğu içinde demokratik yollarla sözümüzü söylemeye çalıştık. Sahip olduğumuz Kürt kimliğimiz ve Alevi kimliğimiz zaten bu ülkede suçlu gösterilmemiz için yeterlidir. Ortadoğulu bir yazarın dediği gibi sahip olduğumuz kimlikler “ölümcül kimlikler”dir.

    Çözümsüz bırakılan Kürt sorunu hala anaların ağlamasına, yüreklerimizin dağlanmasına yol açmaktan çıkmadığı gibi her geçen gün daha da derinleşen bir yaraya dönüşmüş durumda. Yine Alevi sorunu inkar ve asimilasyon çarkı içinde içi boşaltılarak yozlaştırılmaya çalışılmaktadır.”

    “DEDE TALEBİMİZ YERİNE GETİRİLMEDİ”

    Mektupta, cezaevinde uğradıkları hak ihlallerine de yer verildi. Cezaevinde bulunan Alevi inancına mensup insanların “Dede” talebinde bulunduklarını ancak bu isteğin bakanlık tarafından uygun görülmediği için yerine getirilmediĞİ belirtildi.

    Dışarıda yaşadıkları ayrımcılığı içeride de yaşadıklarını vurgulayan TV10 çalışanları, mücadeleye devam edeceklerini belirterek, açıklamaya gelen herkese teşekkürlerini iletti.

    Basın açıklamasına katılan Alevilerden bazıları da birer konuşma yaptı.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Sekreteri Hüseyin Gülseven, “Dün Maraş’ta bugün Silivri’de faşist diktatörlükle karşı karşıyayız. Hiç bir zaman hakikati savunmaktan vazgeçmedik. Aleviler saldırılara karşı birlikte direnmeyi ve yürümeyi esas aldılar. Tutuklu bulunan Alevi dostlarımız emek ve demokrasi savunucularıdırlar. Onların sesi, kulağı olacağız” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri adına Bülent Felekoğlu kısa bir konuşma yaptı. Felekoğlu, zindanları önünde dirençliyiz. Bir zulüm iktidarı karşısında hak sırrı söylemeye çalışıyoruz” dedi.

    HDP MYK Üyesi Çilem Küçükkeleş de “4 tutuklu canlarımız alnında terle Alevi toplumuna büyük hizmet etmişlerdir. Onlar bu toplum asimile olmasın diye ter dökenlerdir. Bir an önce özgürlüklerine kavuşmalılar” diye konuştu.

    Alevi aktivist Servet Demir ise “Tutuklu canlarımız için Alevi kurumlarının duyarlılık göstermesini tebrik etmek istiyorum. Arkadaşlarımızın haksız yere tutuklu olduklarını düşünüyorum” diyerek tutukluların bir an önce serbest bırakılmalarını istedi.

    Tutuklu Veli Haydar Güleç’in eşi de yaptığı konuşmada, örgütlü olmanın önemine vurgu yaparak TV10 çalışanlarının kendisini yalnız bırakmadığını söyledi ve teşekkür etti. Veli Haydar Güleç’in 17 yaşından beri bu ülkenin güzelliği, demokrasisi için mücadele ettiğini belirterek, bir an evvel özgürlüğüne kavuşmasını istedi.

    Basın açıklamasına 78’iler Girişimi sözcüsü Celalettin Can da katılarak destek verdi.

    “Direne direne kazanacağız, Alevilik haktır, Aleviler vardır” sloganlarıyla basın açıklaması sonlandırıldı.

    Öte yandan cezaevi önüne arabalarını park eden yurttaşlara da ceza yağdı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Aleviler 26 Aralık’ta Silivri Cezaevi önünde açıklama yapacak

    Aleviler 26 Aralık’ta Silivri Cezaevi önünde açıklama yapacak

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Şubeleri öncülüğünde cezaevinde bulunan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç, Kameraman Kemal Demir ve PSAKD Sarıyer Cemevi Şube Başkanı Zeynep Yıldırım için 26 Aralık Çarşamba günü saat 13:00’te Silivri Cezaevi önünde basın açıklaması yapılacak. Açıklamaya Tv10’un eski çalışanları da katılacağını duyurdu. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Şubeleri öncülüğünde, Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç, Kameraman Kemal Demir ve PSAKD Sarıyer Cemevi Şube Başkanı Zeynep Yıldırım için 26 Aralık Çarşamba günü saat 13:00’te Silivri Cezaevi önünde basın açıklaması yapılacak.

    TV10 ESKİ ÇALIŞANLARI DA SİLİVRİ’DE OLACAK

    Tv10’un eski çalışanları da, 26 Aralık Çarşamba günü saat 13:00’te Silivri Cezaevi önünde yapılacak basın açıklamasına katılacaklarını duyurdu.

    Açıklamada, “TV10 eski çalışanları olarak bizler de 1 yıldır cezaevinde olan ve iddianameleri bile hala hazırlanmayan arkadaşlarımızın bir an önce serbest bırakılması için Silivri Cezaevi önünde olacağız.
    Tüm dostlarımızı, basın kuruluşlarını, duyarlı kişi ve kurumları destek olmaya çağırıyoruz” denildi.

    SONGÜL TUNÇDEMİR: CANALRIMIZIN TEK SUÇU MAZLUMLARIN YANINDA OLMAKTIR 

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan PSAKD Kartal Şubesi ve Cemevi Başkanı Songül Tunçdemir, “Ülkemizde daha önce az da olsa varolan hukuk kırıntıları, özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında tamamen yok edilmiştir. Her gün insanlarımız sorgusuz sualsiz, gerekçe gösterilmeden gözaltına alınıp tutuklanmakta, çoğu zaman da düzmece iddianameler ile aylarca cezaevinde tutulmaktadır. KHK ile kapatılan TV10 Kameramanı Kemal Demir 2 Aralık 2017 tarihinden beri, TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ile TV10 Yayın Kurulu üyesi ve Programcı Veli Haydar Güleç ise 18 Ocak 2018 tarihinden beri Silivri Cezaevi’nde haksız hukuksuz bir şekilde yatmaktadır. Aradan 1 yıla yakın bir zaman geçmesine rağmen iddianameleri hala hazır değil. Aylardır ne ile suçlandıklarını bilmeden cezaevinde tutulmaları büyük bir hukuksuzluk örneğidir. Bizler canlarımızın ne ile suçlandığını biliyoruz. Tek suçları vardır, o da mazlumların yanında ve Alevi halkının sesi olmaktır” dedi.

    Tunçdemir, Kartal Cemevi önünden saat 09.00’da otobüs kaldırılacağını söyledi.

    “DOSTLARIMIZI SESİMİZE SES OLMAYA DAVET EDİYORUM”

    Tunçdemir, “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevi Sarıyer Şubesi Başkanımız Zeynep Yıldırım ise Küçükarmutlu cemevimize yapılan saldırıdan sonra 26 Temmuz 2018 tarihinden beri Silivri Cezaevi’nde tutulmaktadır. Alevi toplumunun hak ve hakikati arama yolunda sesi, sözü, mücadele eden yüzü olmuş canlarımızın uğramış oldukları hukuksuzluğun bir an önce giderilmesi ve serbest bırakılmaları için 26 Aralık 2018 Çarşamba günü saat 13:00 de Silivri Cezaevi’nin önünde basın açıklaması yapılacak. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şubesi olarak haksızlıklara boyun eğmeyen tüm duyarlı dostlarımızı sesimize ses olmaya, gücümüze güç katmaya ve bu haksızlıkları yaratanları hep bir ağızdan kınamaya ve “sen haksızsın” demeye davet ediyoruz” diyerek çağrıda bulundu.

    CELAL FIRAT: HERKES BU DAVAYA SAHİP ÇIKMALI

    Alevi Dernekler Federasyonu Başkanı Celal Fırat da “Yaklaşık 1 senedir Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç, Kemal Demir, Zeynep Yıldırım haksız şekilde tutuklu bulunuyorlar. Haklarında bir iddianame yok. Geç gelen adalet adalet değildir. Herkesin bu davaya sahip çıkması lazım. Bir an önce bunun son bulmasını istiyoruz. O gün güçlü bir şekilde orada olmamız lazım. Bu toplumsal bir meseledir. Her insanın vicdanına seslenmek lazım” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD İstanbul Şubeleri cezaevinde bulunan Aleviler için basın açıklaması yapacak

    PSAKD İstanbul Şubeleri cezaevinde bulunan Aleviler için basın açıklaması yapacak

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Şubeleri cezaevinde bulunan Aleviler için 26 Aralık Çarşamba günü saat 13:00’de Silivri Cezaevi önünde basın açıklaması yapacak. Yazılı bir açıklama yaparak basın açıklamasına tüm duyarlı kamuoyunu davet eden PSAKD İstanbul Şubeleri, tutuklu bulunan canların serbest bırakılmasını isteyecek. 

    KHK ile kapatılan Tv 10 kameramanı Kemal Demir 2 Aralık 2017 tarihinden beri, Tv 10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ile programcı Veli Haydar Güleç 18 Ocak 2018 tarihinden beri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım ise Küçükarmutlu cemevine yapılan saldırıdan sonra 26 Temmuz 2018 tarihinden beri Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor.

    PSAKD İstanbul Şubeleri hukuksuz biçimde cezaevinde bulunan canların serbest bırakılması için 26 Aralık Çarşamba günü saat 13:00’de Silivri Cezaevi önünde bir basın açıklaması yapacak. Yapılacak olan basın açıklamasına yazılı bir metinle katılım çağrısı yapan PSAKD İstanbul Şubeleri, çağrı metinlerinde aradan 1 yıl geçmesine rağmen TV 10 yönetim Kurulu başkanı Veli Büyükşahin ile programcı Veli Haydar Güleç’in iddianamelerinin bile hazırlanmadığını belirtti.

    KAMUOYUNA ÇAĞRI

    Alevi toplumunun hak ve hakikati arama yolunda sesi, sözü, mücadele eden yüzü olmuş canların uğradıkları hukuksuzluğun giderilmesinin istendiği metinde “Haksızlıklara boyun eğmeyen tüm duyarlı dostlarımızı sesimize ses olmaya, gücümüze güç katmaya ve bu haksızlıkları yaratanları hep bir ağızdan kınamaya ve ‘sen haksızsın’ demeye davet ediyoruz.” ifadelerine yer verildi. (HABER MERKEZİ)

  • Tutuklu TV10 programcısı isyan etti: Tam bir hukuk faciası yaşıyoruz

    Tutuklu TV10 programcısı isyan etti: Tam bir hukuk faciası yaşıyoruz

    PİRHA-11 aydır Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Tv10 programcısı Veli Haydar Güleç, PİRHA’ya gönderdiği mektupta, aylardır iddianamelerinin tamamlanmamasına isyan etti. Güleç, yaşanan hukuksuzluğa, adaletsizliğe ve vicdansızlığa karşı sesiz bir çığlık attığını yazdı.

    10 Ocak 2018’de gözaltına alınan Tv10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ile Tv10 programcı Veli Haydar Güleç 18 Ocak’ta tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderilmişti. 11 aydır tutuklu bulunan Büyükşahin ve Güleç’in iddianameleri henüz hazır değil.

    Güleç, cezaevinden gönderdiği mektubunda bir türlü tamamlanamayan iddianamelerini ve kendilerine yaşatılan hukuksuzluğu yazdı. Güleç, “Dava dosyamızın başına gelenler tam bir hukuk faciası, hukuk rezaleti. Sanki bütün aksilikler ve hukuksuzluklar el ele vermiş dava dosyamızın üzerine çöreklenmiş” dedi.

    “ADALET NEYDİ, HUKUK NE İŞE YARARDI?”

    Güleç’in mektubu şöyle:

    “Rehin alınışımızın 11’inci ayındayız. Aylardan Kasım, günlerden Pazar, saat sabah 08:30. Soğuk demir kapının gıcırdayan sesi havalandırmanın açılacağının habercisi. Sayımdan sonra kendimi havalandırmaya atıyorum, her gün yaptığım gibi. Hava soğuk ve kasvetli. Yüzümü dikdörtgenden oluşan duvarların arasından gökyüzüne çeviriyorum. Gökyüzü griye boyanmış bulutlarla solgun bir tabloya benziyor. Bol bol oksijen çekiyorum ciğerlerime. Tek başıma yürümeye başlıyorum. Bunu sık sık yapıyorum. Kendimle baş başa kalıp bir süre hayallerimle yaşamak beni inanılmaz mutlu ediyor. O an ne soğuk demir, ne sevimsiz beton, ne konuşulanlar ne de gökyüzünün griliği düşündürüyor beni. O an kendimi ve kurduğum hayallerle yaşamanın dayanılmaz mutluluğunu yaşıyorum. Bir an hayal ettiklerimin arasına dava dosyası da girmez mi! O an bütün huzurum yerle bir oluyor. Sahi adalet neydi, hukuk ne işe yarardı?

    İDDİANAME SERÜVENİ

    Dava dosyamızın başına gelenler tam bir hukuk faciası, hukuk rezaleti. Sanki bütün aksilikler ve hukuksuzluklar el ele vermiş dava dosyamızın üzerine çöreklenmiş. Anlayacağınız dava dosyamızın başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiş cinsten. Tutukluluğumuzun 6’ıncı ayında iddianamemiz çıkıyor, mahkemeye yollanıyor savcılık tarafından. Ama mahkeme kabul etmeyip gerisin geri savcılığa iade ediyor. Savcı tekrar mahkemeye gönderiyor, mahkeme ikinci sefer yeniden savcılığa iade ediyor. Savcı bu sefer de bir üst mahkemeye gönderiyor iddianameyi. Ama üst mahkeme de savcıya iade ediyor. Ama biz ‘Neden iade ediliyor, gerekçe nedir?’ bunları hiç bilemiyoruz. Çünkü dosya üzerinde gizlilik kararı var. Ne menem suç işlemişsek onu da bilemiyoruz. 7’inci ayın sonunda beni ve Veli Büyükşahin arkadaşımı ses analizi için Adli Tıp Kurumu’na götürdüler ve seslerimizi aldılar. Kim tarafından talep edildiğini sorduğumuzda savcılık tarafından istendiğini söylüyor Adli Tıp çalışanları. Daha sonra mahkemenin iddianameyi iade etmesinin gerekçelerinden birinin bizim ses analizinin olmamasıyla ilgili olduğunu öğreniyoruz. Nasıl bir hukuk anlayışı, nasıl bir prosedür, nasıl bir adalet duygusu doğrusu anlamış değilim. Normalde mahkemenin iddianameyi kabul edip duruşmada seslerin bize ait olup olmadığını sorması gerekirken bunu savcıdan talep etmesini aklım almadı. Soruşturma dosyası ile ilgili ifademiz hakim tarafından alınırken bununla ilgili bir soru sorulmadı. Biz soruşturma dosyasında iddia edilen suçlamaların suç teşkil etmediğini, tüm faaliyetlerin yasal bir siyasi partinin rutin çalışmaları olduğunu ifademizde belirttik. Telefon vb dinlemelerin yasal olmadığını, olsa bile tümünün ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında olduğunu, iddia edilen suçlamaların zorlama olduğunu ve dosyanın 6 yıl öncesinden hazırlandığını, bir suç teşkil etse o gün bu soruşturmanın açılacağını ama belli ki bir suç olmadığı için soruşturmanın açılmadığını, dosyanın da tozlu raflara kaldırıldığını söyledik ifadelerimizde.

    “AYLARDIR ESARET HAYATI YAŞIYORUZ”

    Sevgili dostlar bu hukuksuzluk bununla sınırlı kalmadı. Aldığımız duyumlara göre Adli Tıp ses analizlerini incelerken dosyanın eksik olduğunu görüyor ve aradan geçen 2 ay sonra dosya Adli Tıp tarafından savcılığa geri gönderiliyor. Çünkü savcılık eksik evrak göndermiş Adli Tıp’a. Şimdi düşünün bizler önce mahkemenin haksız kararı sonra da savcılığın özensiz davranışlarından dolayı aylardır burada esaret hayatı yaşıyoruz. Nasıl bir vicdan duygusu, nasıl bir adalet anlamak çok zor. Düşünebiliyor musunuz insanlar savcının ve mahkemelerin hata ve kusurlarından dolayı aylarca tutuklu kalabiliyor. Şimdi düşününce şaka gibi geliyor bana.

    BARIŞ, ÖZGÜRLÜK VE EŞİTLİK TRENİNİN YOLCULARI   

    Sevgili dostlar gözaltına alınıp tutuklanmamızı çok umursamıyorum. Çünkü bu ülkede bizim durumumuzda olup da cezaevlerinde yatan binlerce insan olduğunun bilincindeyim. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL rejiminin en büyük hedefi Kürt siyasal hareketi olmuştur. Devlet ve hükümet Kürt siyasetini topyekün tasfiye sürecini başlatmıştır. Kürt sorununun çözümü için ülkenin barış mücadelesine, özgürlükçü, demokratik ve eşitliğe dayalı bir ülke için çalışan ve mücadele eden herkesi hem susturmak hem de korkuya mahkum etmek için cezalandırmaya yönelmiştir. Bizler de bu sürecin bir parçasıyız. Ama iktidar burada bir konuda yanılıyor. Bizi rehin alarak ne susturabilirler ne de korkutabilirler. Derler ya ‘Demirden korkan trene binmez’. Bu tren ülkenin tüm halklarının barış, özgürlük ve eşitlik trenidir. Biz de bu trenin yolcularıyız. Bugün hukuk üzerinden bizi sindirmeye ve cezalandırmaya çalışanlar gün gelir hukuk ve adaletin kendilerine de lazım olacağını unutmasınlar. Devlete ve zalimlere karşı vatandaşın hakkını ve hukukunu koruması gereken hukuk kurumları bugün kendi vatandaşlarını cezalandıran engizisyon mahkemelerine dönüşmüştür. Sorun sadece biz değiliz bizim gibi binlerce insan bu sürecin mağduru haline gelmiştir. Benim yaptığım yaşanan bu hukuksuzluğa, adaletsizliğe ve vicdansızlığa karşı sessizliğe haykırılan bir çığlıktır. Dilerim sessizliğin sesi oluruz. (HABER MERKEZİ)

     

  • Kenanoğlu’ndan, TV10 çalışanları ve cemevi başkanıyla görüşme engeline tepki-VİDEO

    Kenanoğlu’ndan, TV10 çalışanları ve cemevi başkanıyla görüşme engeline tepki-VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu Silivri cezaevinde tutuklu bulunan TV10 çalışanları ve Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım’la görüşme talebinin neden yanıtsız bırakıldığını Adalet Bakanlığı’na sordu.

    Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, tutuklu TV10 emekçileri Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç, kameraman Kemal Demir ve geçtiğimiz ağustos ayında tutuklanan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım ile görüşmek üzere Adalet Bakanlığı’na 2 defa başvuruda bulunmuştu.

    Başvurularının yanıtsız bırakıldığını dile getiren Kenanoğlu, bu hukuksuzluğa ne zaman son verileceğini sordu.

    Kenanoğlu Meclis’te konuya ilişkin şunları söyledi:

    “Adalet Bakanlığı’na yönelik soracağım: Olağanüstü halde KHK ile kapatılan Alevilerin Sesi TV10 yönetici ve emekçilerinden Veli Büyükşahin ve Veli Haydar Güleç ile Armutlu Cemevi’ne yönelik baskın ve yapılan hakaretleri kamuoyuna duyuran, deşifre eden başkan Zeynep Yıldırım Silivri Cezaevi’nde tutuluyorlar.

    Bu Can’larla görüşme talebimiz her defasında cevapsız bırakılıyor. Bizim bu görüşme engelimizin sebebi nedir? Bu tutuma son verilmesini talep ediyorum.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • HDP’li Peköz, tutuklu TV10’un çalışanlarını meclis gündemine getirdi-VİDEO

    HDP’li Peköz, tutuklu TV10’un çalışanlarını meclis gündemine getirdi-VİDEO

    PİRHA-HDP Adana Milletvekili Kemal Peköz, mecliste yaptığı konuşmada TV10’un kapatılması ve çalışanlarının aylardır haksız yere cezaevinde olmasını gündeme getirdi. 

    HDP Adana Milletvekili Kemal Peköz mecliste yaptığı konuşmada Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Alevilerin sesi TV10 kanalını ve kanalın tutuklu çalışanlarını gündeme getirdi.

    “KHK’LER OHAL’İN GEREKLİ KILDIĞI KONULARI AŞTI”

    Mecliste torba yasa tasarıları görüşülmeye devam ediyor. 701 sayılı Olağanüstü Hal kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesi hakkında konuşmak için HDP grubu adına Adana Milletvekili Kemal Peköz söz aldı.

    Hemen hemen her gün bir Kanun Hükmünde Kararnamenin görüşüldüğüne dikkat çeken Peköz, “Sözde OHAL kalktı ama ruhu yaşamaya devam ediyor” dedi.

    Birbirinden bağımsız birçok konunun bir torbaya atılır gibi yürürlüğe konduğunu ifade eden Peköz, anayasanın 121. maddesinde yer alan OHAL koşullarında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler’in Olağanüstü Hal’in gerekli kıldığı konuları aştığını kaydetti.

    Çıkarılan bir çok Kanun hükmünde Kararname’de temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırıldığını, baskı altına alındığını veya tümden kaldırılmak istendiğini söyleyen Peköz, birbiriyle alakalı ya da alakasız birçok konunun bir torbaya atılır gibi aynı Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlüğe koymanın haksız ve hukuksuz olduğunu belirtti.

    “KAPATILMAKLA YETİNİLMEDİ MALLARINA EL KONULDU VE SATILDI”

    Alevilerin sesi TV10’un da bir Kanun Hükmünde Kararname ile kapatıldığını hatırlatan Peköz, “Alevilerin seslerinden birisi olan TV10, Alevilerin günlük sofralarından kıt kanaat olarak biriktirdikleri ve yardımlarıyla oluşturdukları bir televizyon kanalıydı. Alevilerin yolunu, erkanını, geleneklerini ve törelerini yaşatmak için köy köy, kasaba kasaba dolaşıyor programlar yapıyordu. Büyük bir sermaye grubuna ait bir kanal değildi. Çok az çalışanıyla kıt kanaat imkanlarla bu etkinliklerini yapmaya çalışırken Kanun Hükmünde Kararname ile kapatıldı. Kapatılmakla yetinilmedi mallarına el kondu ve daha sonra TMSF tarafından satıldı.” şeklinde konuştu.

    “MAHKEME İKİ KEZ İDDİANAMEYİ YETERSİZ BULDU”

    TV10’un kapatılması ve mallarının satışa çıkarılmasıyla yetinilmeyip çalışanlarının gözaltına alınarak tutuklandıklarını ifade eden Peköz, “Kameraman Kemal Demir’in 7 ay sonra iddianamesi geldi ve mahkeme yetkisizlik kararı vererek İstanbul’dan Mersin’e gönderdi. Yine yöneticilerinden Veli Haydar Güleç ve Veli Büyükşahin, 10 aydır tutuklular. İki kez iddianame geldi ikisinde de mahkeme iddianameyi yetersiz buldu, reddetti. Daha sonra bir üst mahkemeye yapılan itiraz da reddedildi ve onun üzerine ses kayıtlarının istenmesine karar verildi” şeklindeki bilgileri paylaştı.

    “BELİRSİZLİK HÜKÜM SÜRÜYOR”

    Durumun her yönden haksız olduğunu dile getiren Peköz, “Bunun neresinden bakarsanız bakın. Bu insanların evleri var, aileleri var, çocukları var ve kendilerine ait yaşamları var. İddianamede ciddi bir suç unsuru bulunamadığı için iddianame iki kez reddediliyor, üst mahkeme de reddediyor. Ama bununla yetinilmiyor ve 10 aydır arkadaşlar hala tutuklular ve ne zaman yargılanacakları, ne zaman sonuç alınacağı konusunda da bir belirsizlik hüküm sürmeye devam ediyor.” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Adalet Bakanı Gül’e: Tv10 yöneticilerinin iddianameleri neden iki kez ret edildi

    Adalet Bakanı Gül’e: Tv10 yöneticilerinin iddianameleri neden iki kez ret edildi

    PİRHA – HDP Adana Milletvekili Kemal Peköz, TV10’un Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve TV10 programcısı Veli Haydar Güleç’in aradan geçen 9 aya rağmen iddianamelerinin hazırlanmamasını Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e sordu. 

    TV10’un Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve TV10 programcısı Veli Haydar Güleç’in 9 aydır hazırlanmayan iddianamelerini HDP Adana Milletvekili Kemal Peköz, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e sordu.

    Kemal Peköz’ün verdiği önergede şu ifadeler kullanıldı:

    “TV10, 27 Eylül 2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 668 sayılı KHK ile kapatılmış, 04 Ekim 2016 tarihinde mühürlenmiş ve mal varlıkları TMSF tarafından satışa çıkarılıp satılmıştır.

    TV10’un Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve TV10 programcısı Veli Haydar Güleç, 10 Ocak 2018 tarihinde gözaltına alınmış, daha sonra da tutuklanmışlardır. Büyükşahin ve Güleç’in tutukluluğunun yedinci ayında hazırlanan iddianame, İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nce yetersiz bulunarak reddedilmiştir. Aynı iddianame bir üst mahkemeye de gönderilmiş ve oradan da yetersiz denilerek reddedilmiştir. İki kez reddedilen iddianameyi bir üst mahkemeye gönderen savcı, oradan da ret cevabı alınca dosyadaki ses kayıtlarının analizi için kayıtları Adli Tıp Kurumuna göndermiştir. Aradan geçen 9 aya rağmen yeni iddianame halen hazırlanmamıştır.

    Bu bağlamda Adalet Bakanı Gül’e şu sorular yöneltildi:

    • Büyükşahin ve Güleç’in tutukluluğunun yedinci ayında hazırlanan iddianame neden iki kez ret edilmiştir?
    • Büyükşahin ve Güleç’in tutukluluğunun üzerinden 9 ay geçmesine rağmen iddianameleri neden hala hazırlanmamıştır?
    • Büyükşahin ve Güleç’in yaşadığı bu mağduriyetin sorumlusu kimdir?   (PİRHA – İSTANBUL)

     

     

     

     

     

  • ‘Yargıçlar ve savcılar hukukçu faaliyeti değil, gardiyan faaliyeti yapıyorlar’-VİDEO

    ‘Yargıçlar ve savcılar hukukçu faaliyeti değil, gardiyan faaliyeti yapıyorlar’-VİDEO

    PİRHA – Yaklaşık 9 aydır tutuklu bulunan ve hala iddianameleri dahi hazırlanmayan 15 tutuklunun aileleri ve avukatları, bu sürecin biran önce son bulmasını istedi. Yapılan açıklamada iddianamelerim keyfi bir şekilde geç hazırlandığı belirtildi. 

    TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Başkanı Veli Büyükşahin ve Yayın Kurulu üyesi Veli Haydar Güleç’in de aralarında olduğu, 9 aydır cezaevinde bulunan ve hala iddianameleri dahi hazırlanmayan tutukluların aileleri ve avukatları, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya aileler ve avukatların yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    “YÜREĞİMİZ OĞLUMUZLA BİRLİKTE ZİNDANDA”

    Basın açıklamasında ilk olarak 9 Ocak 2018’de evinden gözaltına alınarak tutuklanan üniversite öğrencisi Cihan Dağdelen’in annesi Rukiye Dağdelen konuştu. Oğlu Cihan’ın tutuklandığını ve Silivri Cezaevi’ne götürüldüğünü kaydede Dağdelen, 7 ay Silivri’de kaldıktan sonra aynı davadan yargılanan arkadaşları  Veli Haydar Güleç ve Veli Büyükşahin’in koğuşuna geçmek istediği için İzmit Kandıra Cezaevine sevk edildiğini söyledi. Oğlu Cihan’ın tek kişilik odada kaldığını kaydeden Rukiye Dağdelen, bu duruma tepki gösterdi.

    Dağdelen, üniversite son sınıf öğrencisi oğlunun nişanlı olduğu için düğün hazırlığı içinde olduğunu vurgulayan Dağdelen, “Bir anne olarak yüreğimiz oğlumuzla birlikte zindanda” dedi. Dağdelen, kamuoyuna seslenerek bu  davalara sahip çıkmalarını ve oğlu Cihan’ın biran evvel serbest bırakılmasını istedi.

    “BUGÜN KABA BİR DÜŞMANLA SAVAŞ HUKUKU UYGULANIYOR”

    Cihan Dağdelen’in Avukatı Ercan Kanar da kısa bir açıklama yaptı. Kanar, Cumhuriyet tarihinin hukuk açısından, yargılama pratiği açısından en facialı bir dönemini yaşadıklarını söyledi.

    12 Eylül Askeri Darbesini hatırlatan Kanar, şunları söyledi:

    “O zaman bile yargıda belirli kriterler vardı. O zamanda işkence yaygındı, haksız davalar çok yaygındı,  düşmanla savaş hukuku o zaman da uygulanıyordu ama o zamanda uygulanan düşmanla savaş hukuku klasik bir düşmanla savaş hukukuydu. Bugün ise kaba bir düşmanla savaş hukuku uygulaması var. Yani muhalif olan herkes mevcut iktidar tarafından düşman olarak kabul ediliyor ve hiçbir kriter olmadan aylarca tutuklanabiliyor.”

    “HERKESİN AKP İKTİDARINA KARŞI SESİNİ YÜKSELTMESİ GEREKİR”

    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin  5. 19. 36. maddesinde yer alan ‘Özgürlük ve güvenlik hakkını temin altına alan’  maddesini hatırlatarak, Türkiye’nin bu maddeleri tanımadığını söyledi.

    Şu anda yaşananların trajikomik bir ceza uygulaması olduğunu belirterek, “Şu andaki yargıçlar ve savcılar bir hukukçu faaliyeti yapmıyorlar bir gardiyan faaliyeti yapıyorlar” dedi.

    Keyfi bir şekilde iddianamelerin geç hazırlandığının altını çizen Kanar, AKP iktidarının faşizmine karşı toplumun sesinin çıkması ve basının da bu sesin yükselmesinde yardımcı olması gerektiğini vurguladı.

    “FETÖ’NUN ÜRETTİĞİ AMA TOZLU RAFLARA KALDIRILAN DOSYALAR TEKRAR ÇIKARTILDI”

    Ardından TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç’in Avukatı Seyit Demir konuştu. Yaşanan sürecin yargının siyasallaşmasıyla, yargının  siyasetin aparatı haline dönüştüğünü belirten Demir,”Barış sürecinin olduğu Demokratik Toplum Kongresi (DTK) zamanında tozlu raflara kaldırılan 2011-2012 yılında yürütülen bir dosya tekrar karşımıza çıktı. Mevcut siyasal iktidarın polisleri kendilerine bir tanık, delil, her hangi bir tutuklamaya delil üretemedikleri için yine FETÖ’nun ürettiği ama tozlu raflara terk ettiği delillere sarıldılar. DTK ile ilgili müvekillerimize sorular soruldu, DTK yasa dışı örgütle bağlantılıymış gibi gösterilmeye çalışıldı oysa DTK’nın toplantıları İstanbul, Ankara ve Diyabakır’da beş yıldızlı otellerde kamuya açık şekilde yapıldı. Cemil Çiçek ve Bülent Arınç tebrik telgrafları gönderdi.”

    “TOPLUMUN DUYARLI OLMASI GEREKİR”

    Demir, Muharrem ayında cezaevinde oruç tutan müvekkillerinin engellendiğini, matem orucunda belli ritüellerin olduğunu, etli yemeklerin çıkarıldığını belirterek ibadetlerinin engellendiğini vurguladı.

    Müvekilleri Veli Büyükşahin ve Veli Haydar Güleç’in sadece gazetecilik faaliyeti yürüttüğünü söyleyen Demir, bu sürecin aşılması için toplumun duyarlı olması gerektiğine vurgu yaptı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Tutuklu TV10’un çalışanlarına uygun koşulların sağlanmaması meclise taşındı

    Tutuklu TV10’un çalışanlarına uygun koşulların sağlanmaması meclise taşındı

    PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu bir yıla yakındır hukuksuz bir şekilde cezevinde tutuklu bulunan ve Muharrem ayı nedeni ile oruç tutan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, programcı Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir için uygun koşulların sağlanmamasını Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’’e sordu.   

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu Muharrem Ayı nedeni ile cezaevinde oruç tutan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, programcı Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir’e uygun koşulların sağlanmamasını Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e sordu.

    “TV10 EMEKÇİLERİNİN TUTUKLU YARGILANMALARI HUKUKSUZCA DEVAM EDİYOR”

    KHK ile kapatılan TV10 çalışanı Kemal Demir 25 Kasım 2017 günü gözaltına alınıp tutuklu yargılanmak üzere Silivri Cezaevi’ne gönderildiğini, akabinde de kanal yöneticileri Veli Haydar Güleç ile Veli Büyükşahin’nin de 10 Ocak 2018 tarihinde yapılan operasyonla gözaltına alınıp yine tutuklu yargılanmak üzere Silivri Cezaevi’ne gönderildiklerini hatırlatan Kenanoğlu, şunları belirtti:

    “Yaklaşık 1 yıldır tutuklu yargılanan TV10 emekçilerine dair suç teşkil edebilecek bir husus tespit edilememesinden ötürü iddianame hala oluşturulamamıştır. Fakat buna rağmen, tutuklu yargılamaları hukuksuz bir şekilde devam etmektedir. Ayrıca kendileriyle görüşebilmek amacıyla bakanlığınıza yapmış olduğumuz başvuru cevapsız kalmış ve bu yolla görüşmemiz yine büyük bir hukuksuzluk örneği sergilenerek engellenmiştir.”

    “YEMEKLER ORUÇ AÇMA SAATİNDE VERİLMİYOR”  

    Kenanoğlu, “11 Eylül itibariyle başlayan Matem Orucu’nu tutan tutsaklar, cezaevi yönetiminin bu durumu gözardı ettiğini ve oruç için sağlanması gereken uygun ortamın cezaevi yönetimi tarafından sağlanmadığını ifade etmişlerdir. Yemeklerin oruç açım saati gözetilerek verilmemesi ve yine Matem süresince tüketilmesinin yasak olduğu bildirilmesine rağmen yemeklerin içinde et olması bu anlamda gösterilen tavır açısından örnek teşkil etmektedir. Ayrıca, uzunca bir süre oruçlu vaziyette kalan TV10 emekçileri, oruç açımı için gerek gördükleri ihtiyaçların cezaevi yönetimi tarafından karşılanmadığını ve ekmek-peynir ile oruç açmak zorunda kaldıklarını iletmişlerdir” hatırlatmasında bulundu.

    “ALEVİ DEDESİ TALEPLERİ KABUL EDİLMEMİŞTİR”

    Daha önce de, kendi inançları uyarınca ibadetlerini yerine getirebilmeleri amacıyla Alevi Dedesi talebinde bulunan tutuklu TV10 çalışanlarının bu talebi karşılanmamıştır. Yanı sıra, yakınları tarafından gönderilen bağlama da cezaevi yönetiminin engellemelerinden ötürü TV10 emekçilerine ulaştırılamamıştır” diyen HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu bu kapsamda Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e şu soruları sordu:

    “-TV10 emekçilerinin maruz kaldığı hukuksuz yargılama bakanlığınız tarafından nasıl açıklanmaktadır?

    -Cezaevi yönetiminin Matem Orucu tutan tutsakların ibadetlerini gözardı eden hatta gerçekleştirdikleri ibadeti engellemeye yönelik takınmış oldukları kasıtlı tavra istinaden –tutsakların Matem Orucu tuttukları kendilerine iletilmesine rağmen aynı tavrın devam etmesinden mütevellit – bir girişiminiz, incelemeniz olacak mıdır?

    -Yakın zamanda Armutlu Cemevi’nde ve Erzincan’da şahit olduğumuz Alevilere ve Aleviliğe yönelik saldırılar, baskılar ve engellemelerin benzeri/devamı niteliğindeki uygulamalara cezaevlerinde de maruz kalındığı yönünde Alevi kamuoyunda oluşan kaygıları giderebilecek bir açıklamanız var mıdır?

    -Tutuklu ve hükümlü Alevilerin inançları uyarınca ibadet etmeleri ve bu anlamda gerekli gördükleri taleplerin karşılanmıyor olmasının gerekçesi nedir?

    -16 yıllık iktidarınız boyunca, her fırsatta, inanç noktasında hassasiyet taşıdığınızı ifade etmenize rağmen, konu Aleviler olunca bu hassasiyet neden gözardı edilip, tali bir hal almaktadır? Taşıdığınız hassasiyet yalnızca belli başlı gruplar ile mi sınırlıdır?

    -24 Haziran 2018 seçimleri öncesinde açıkladığınız seçim beyannamenizde, Alevilere yönelik vermiş olduğunuz taahhütler, seçim beyannameniz içerisinde yazılı olarak yer alan fakat uygulamada doğruluğu olmayan vaatler midir?” (HABER MERKEZİ)

  • Av. Seyit Demir sürece isyan etti: Dosyada hiç bir delil yok-VİDEO

    Av. Seyit Demir sürece isyan etti: Dosyada hiç bir delil yok-VİDEO

    PİRHA -KHK ile kapatılan TV10’un Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, TV10 programcısı Veli Haydar Güleç bir yıldır hukuksuz bir şekilde Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor. İddianameleri dahi hazırlanmayan Büyükşahin ve Güleç’in avukatı Seyit Demir, tutuklanma ve sonrasında yaşanan sürece tepki gösterdi. Demir, “Alevi muhalefetini, toplumsal muhalefeti bastırmak, ekonomi kötüye gittikçe, dış politikada işler kötüye gittikçe hükumet muhalefeti tümden bastırma yoluna gitmektedir” dedi. 

    KHK ile kapatılan TV10’un Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, TV10 programcısı Veli Haydar Güleç bir yıldır haksız ve hukuksuz bir şekilde Silivri Cezaevi’nde tutuklu. Şu ana kadar haklarında herhangi bir iddianame dahi hazırlanmayan TV10 çalışanlarının Avukatı Seyit Demir PİRHA’ya konuştu.

    Veli Haydar Güleç ve Veli Büyükşahin’in bir yıla yakındır tutuklu olduğunu kaydeden Demir, dosyada şu ana kadar yol alınmadığını belirterek, “Dosyada tutuklanma gerekçeleri mesnetsiz.  FETÖ’cülerin yapmış olduğu soruşturmaya dayanarak yürütüldü” dedi.

    FETÖ üyesi polislerin tamamının görevden alındığını ve FETÖ’cülerin yürüttüğü dosyaların delillerinin hukuksuz yollarla elde edildiği gerekçesiyle sayısız beraat kararının verildiğini belirten Demir, FETÖ’cü polislerin tasfiye olmasına rağmen elde ettiği 2012-2013 yılının delillerinin dosyada muteber delil kabul edilerek tutuklandıklarını söyledi.

    Yaklaşık bir senedir iddianamenin hazırlanmadığını, hazırlanan iddanamenin de mahkeme tarafından yetersiz bulunarak reddine karar verildiğini aktaran Demir, savcılığın işinin zor olduğunu çünkü dosyada hukuki mahiyette hiçbir delilin olmadığını vurguladı.

    “1 YILDIR MÜVEKKİLLERİMİN MAĞDURİYETİ DEVAM EDİYOR”

    Av. Seyit Demir, şunları belirtti:

    “Sonuçta yürütmüş oldukları faaliyet basın faaliyeti. Basın faaliyeti dışında herhangi bir faaliyet yok. Zaten dosya dikkatle incelenecek olsa soruşturma aşamasında sorgu hakimliğinde bize sorulan sorular trajikomikti. Örnek olarak Veli Büyükşahin’e ekolojiden kadın haklarından bahsetmişsiniz bu “terör örgütünün de” kullandığı bir dil,  dolayısıyla “terör örgütü” propagandası yapıyorsunuz gibi her türlü dayanaktan yoksun mantık dışı sorular yönetildi.
    Yine Veli Haydar Güleç’e benzer mahiyette sorular soruldu. Demokratik Toplum Kongresi’nin çalışması sanki yasa dışı bir örgütün çalışmasıymış gibi değerlendirildi. Biz dosyaya dönemin Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in “DTK’ye çalışmalarında başarılar diliyoruz” şeklinde TBMM antetli kağıtla gönderdiği yazıyı sunduk. Yine Bülent Arınç’ın DTK’nin çalışmalarını sistemden “DTK’e yeterli çalışmıyor çalışma yöntemlerini eksik bulduğuna dair”  gazete küpürlerini mahkemeye sunduk. Ama mahkeme DTK’yi yasadışı örgütle bağlantılı görerek diğer bir takım mesnetsiz dayanakları, delilleri de esas alarak tutuklanmalarına karar verdi. Yani işin doğrusunu söylemek gerekirse muhtemelen bu ateşten topu hiçbir mahkeme üstüne almak istemiyor. Ve bir yıla yaklaşan bir süredir müvekkillerimizin mağduriyeti de devam ediyor.”

    ALEVİ MUHALEFETİNİ, TOPLUMSAL MUHALEFETİ BASTIRMAK İSTİYORLAR”

    Demir, iddianameyle ilgili yaşanan süreci şöyle anlattı:

    “Savcılık makamı mahkemeye hazırladığı  iddianameyi gönderdi. Ancak mahkeme iddianemenin eksik olduğunu bu şekilde kabul edemeyeceğini söyleyerek iade etti. Bunun izahı şu: Savcılık aslında müvekkilimizi suçlayabilecek her türlü delili dosyaya sundu. Ancak mahkeme bu dosya durumuyla bir karar verebilmesinin mümkün olmadığını beyan ederek dosyayı iade etti. Yani savcı bu durumda ne yapabilir? Dosyada suçlamaya yeter bir delil yok. Bu kadar süre tutuklu kalmışlarsa bir yargılamada yapmak gerekiyor. Ancak yargılamayı yapabilecek ortada isnat olabilecek müvekkillere bir suçlama da yok, o yüzden  dosya savcılık ve mahkeme arasında 2 defadır gidip geliyor. Bu üçücüye gönderecek.

    TUTUKLAMA TEKNİK TAKİP VE DİNLEME KAYITLARINA GÖRE YAPILMIŞ

    Ayrıca dosyada şöyle bir sıkıntı daha var: Dosyada tutuklama teknik takip ve dinleme kayıtlarına göre yapılmış. Bu teknik takiplerde şahıslar dinlenmiş ve ses kayıtları var dosyada. Oysa bu ses kayıtlarının Veli Haydar Güleç’e ve Veli Büyük Şahin’e ait olduğuna dair dosyada herhangi bir delil yok. Dolayısı ile müvekKillerimizin adli tıpa gönderilerek ses kaydı eşleştirmesi yapılabilmesi için ses örneği alındı. Şimdi onların çözümlemesi yapılacak tekrardan mahkemeye gönderilecek bu süreç bu şekilde uzayarak gidiyor ama bu arada hem basın emekçisi olan müvekkillerimiz mağdur oluyor hem aileleri mağdur oluyor. Aslında bunun gerçek amacını biz biliyoruz. Bunun amacı Alevi muhalefetini, toplumsal muhalefeti bastırmak, ekonomi kötüye gittikçe dış politikada işler kötüye gittikçe hükumet muhalefeti tümden bastırma yoluna gitmektedir.”

    “KEMAL DEMİR’İN MAĞDURİYETİ BÜYÜKTÜR”

    Öte yandan TV10 çalışanı kameraman Kemal Demir’in de geçtiğimiz günlerde görülen mahkemesinde dosyanın Mersin’e gönderildiğini belirten Av. Seyit Demir, İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bir aydır dosyanın Mersin’e gönderilmesini beklediklerini kaydetti. Demir, sözlü, yazılı başvurulara rağmen dosyanın Mersin Adliyesi’ne gönderilmediğini belirterek şunları söyledi:

    “Aslında bunu şöyle yorumlamak lazım: Bir ceza vermeksizin cezalandırma… Zaten bir seneye yakın oldu Kemal Demir cezaevinde. Küçük bir bebeği var, eşi var, ailesi mağdur ve çok sevdiği gazetecilik mesleğine de devam edemiyor. Zaten bir sene cezaevinde yattığınızda cezası kesilmiş oluyor. Beraat kararı alsanız da bu saatten sonra bu beraat kararının teknik anlamda çok bir anlamı kalmıyor. Çünkü bir sene zaten siz suçsuz yere yatmış oluyorsunuz bu anlamda. Kemal Demir’in mağduriyeti büyüktür.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Demokratik Alevi Dernekleri’nden PİRHA’ya ziyaret- VİDEO

    Demokratik Alevi Dernekleri’nden PİRHA’ya ziyaret- VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) eş başkanları ve üyeleri ajansımızı ziyaret ederek bu zor süreçte tüm baskılara ve zorluklara rağmen yayın yapan PİRHA çalışanlarına teşekkür etti.

    DAD eş başkanları Selda Güneş, Musa Kulu, DAD üyelerinden Bülent Felekoğlu ve HDP eski Mersin Milletvekili Çilem Küçükkeleş Pir Haber Ajansı’nı ziyaret etti.

    DAD Eş Başkanı Selda Güneş, “Yayınlarınızda yol adına yürüttüğünüz hakikat anlayışını yürekten destekliyor ve tebrik ediyoruz. Zulmü iliklerimize kadar hissettiğimiz bu dönemde hakikatten yana tavır almak ve cümle kurmak cesaret istiyor. Her biriniz bu süreçte çok cesaretli bir duruş sergiliyorsunuz. Hızır yardımcınız olsun. Kendi adımıza ve yol adına çok teşekkür ediyoruz” dedi.

    “SİSTEMİN BASKILARINI ALEVİLER MİSLİ İLE YAŞIYOR”

    “Sistemin baskılarını biz Aleviler olarak misli ile yaşıyoruz” diyen Güneş, “Dersim’de sürdürülen orman yangınları ve Ovacık’ta teberik olarak kabul ettiğimiz bir suyun pazarlama unsuruna dönüşmesi gibi sıkıntılarımız var. Bu konularda desteğinizi istemeye geldik” diye konuştu.

    DAD Eş Başkanı Musa Kulu ise, “Geçmişi, kültürü ve tarihi çok güzel olan bir toplumu, inancı var etmek, yaşatmak, gelecek nesillere taşımak için çok onurlu ve meşaketli bir iş yaptığınızı biliyoruz. Gelecekte belki de saygı ile anılacak bir işlevi yerine getiriyorsunuz. Dünyadaki en farklı en özgün ve insanlığın başlangıcından bugüne olan ve varlığını sürdüren Kızılbaş Alevi inancı olarak ocaklara, ziyaretgahlara ve evrene seyir etmiş. Bunun dışında başka bir yere secde etmeyen esas olarak insanı kendisine rehber edinen adalet anlayışı ile hukuk anlayışı ile evrene karşı sorumlu olduğunu ve everenin bir parçası olduğunu gösteren bir inanca sahibiz” dedi.

    “BİZ SORUNLARIMIZI DAR DİDAR İLE ÇÖZMÜŞÜZDÜR”

    “Bizler hem adalet duygusu hem insan olma duygusu hem de barışçıl olmamız nedeni ile kendi sorunlarımızı dar didar ile çözmüşüzdür” diyen Kulu, “Yıllardır bu inanca sahip mensuplar olarak bu inancı yaşatılması ve geleceğe taşınması için basın alanında her çabanın çok önemli ve çok değerli olduğunu düşünüyoruz. Bu anlamda bu kurum yaptığı hizmet ile en büyük katkıyı sunmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “BASIN YAYIN ORGANLARINI DEVRE DIŞI BIRAKIYORLAR”

    Kulu’dan sonra söz alan DAD üyelerinde Bülent Felekoğlu, “PİRHA’yı belki de varlık sebebini görmek için en temelde görmek gerekiyor. PİRHA bizi görünür kıldığı için hak razı olsun” diye konuştu.

    PİRHA Haber Müdürü Turabi Kişin, “Türkiye’nin özelikle birkaç yıldır içinde bulunduğu koşulları hepimiz biliyoruz. Bütün toplumsal kesimlerin üzerinde olan baskı, sindirme politikaları basın üzerinde de çok yoğun bir şekilde kendisini gösteriyor. Şu anda cezaevinde 160’ın üzerinde gazeteci var, binlerce gazeteci işsiz, birçok gazete, televizyon kapatılmış durumda. Çeşitli şekillerde demokratik muhalefet yürüten kesimlerin sesini yansıtmak isteyen basın yayın organlarını çeşitli yöntemlerle devre dışı bırakıyorlar. Devre dışı bırakmakla kalınmıyor gözaltılar yapılarak hapse atılıyor. ‘Tek ses, tek dil’ diyen tekçi zihniyet, tekçi bir basın ve Türkiye yaratmak istiyor. Hepimiz biliyoruz ki Türkiye böyle bir Türkiye değil. Türkiye çoğulcu bir yapıya sahiptir. Çok farklı etnik yapıların, inançların, sosyal, toplumsal kesimlerin var olduğu ve doğanın çeşitliğine benzer toplumsal bir çeşitlilik içerisindeyiz. Bu toplumsal kesimlerin kendisini var etmek için verdiği mücadele devam ediyor. Alevi toplumu açısından da bizim açımızdan da bu böyle.

    Ajans olarak Türkiye’deki çoğulcu yapının demokratik bir yapı olarak kendisini var etmesi ülkenin ve Alevi toplumunun yararına olduğunu belirten Kişin, “Kendi gücümüz oranında karınca kararınca basın alanında bir şeyler yapmaya çaba sarf ediyoruz. Demin belirttiğimiz o baskı koşullarına ve imkanlarımızın sınırlı olmasına rağmen birkaç arkadaşın bir araya gelerek yapmaya çalıştığı bir hizmettir. Sizlerin de gelip bize moral vermesi gerçekten çok önemli” diye konuştu.

    “BİZLER YOLU YÜRÜRKEN İŞİ ÖĞRENMEYE ÇALIŞIYORUZ”

    Bir toplumunun kendini ifade etme araçları yeni yeni TV10, Yol TV ve Pir Haber Ajansı gibi benzer araçlarla ortaya çıktığına vurgu yapan Kişin şunları kaydetti:

    “Bizler yolu yürürken bu işi öğrenmeye çalışıyoruz. Eksiklerimiz çok biliyoruz. Ama bunun tamamlanması içinde sadece burada çalışan arkadaşların çabası ile değil, biz istiyoruz ki bütün bu konuda derdi olan Alevilerin, kurumların, pirlerin, kurum başkanlarının, dedelerin ve anaların yani herkesin bunu kendisine dert edinip bir yerde tutması kendi haberini, kendi sesini bu alanda yansıtmasını istiyoruz. Bu konuda bizler de sizlerin katkılarınızı bekliyoruz.”

    “TAMAMEN KEYFİ BİR DURUM”

    Cezaevinde olan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, TV10 Programcısı ve Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ve Kameraman Kemal Demir’in durumuna ilişkin konuşan Kişin şunları kaydetti:

    “3 arkadaşımız cezaevinde bulunmakta. Kemal Demir 9 aydır içeride ve bir defa mahkemesi yapıldı. Veli Haydar Güleç ile Veli Büyükşahin’nin halen mahkemesi yapılmamış. Sekiz ayı aşkın süredir cezaevindedirler. Ne ile yargılandıklarını halen bilmiyoruz. İlk ifadelerinde sorulan 2010 ve 2011 yıllarında her ikisinin seçim çalışmalarında, HDP çalışmalarında yer aldığı, parti meclis üyesi olmaları ve o dönem ki siyaset akademisinin kurulması ile ilgili bir şey. O süreçte tüm bunlar yasal bir durumdu. Bu durumdan dolayı bir suçlama söz konusu. Ancak hapsedilmeleri, 8-9 ay boyunca iddianamenin çıkmamasını gerektirecek bir durum değil. Tamamen keyfi bir durum. Halen mahkemeye bile götürülmediler arkadaşlarımız. Biz şöyle düşünüyoruz. Bu arkadaşlarımız TV10 çalışmalarında aktif rol alan ve ekran önünde olan arkadaşlarımızdı. Alevi toplumunda kendi çabaları doğrultusunda öncülük yapan arkadaşlarımızdı. Bu anlamda darbe süreci ile birlikte nasıl ki televizyonlar kapatıldı nasıl ki basına yönelik baskılar geliştiyse bu arkadaşlara dönükte böyle bir süreç başlatıldı. Belki de Galatasaray Meydanındaki TV10 direnişi ile ilgili bir gaz dağıydı. Çünkü oradaki konuşmaların tamamı TV10’dan doğru Alevi toplumundan doğru sorumluğu olan Veli Büyükşahin yapıyordu. Basın alanında bu mevcut rejime karşı Galatasaray Meydanında söz söyleme pozisyonuna gelmişti. Orada Türkiye’nin genel durumuna ilişkin yaşananlara ilişkin, cezaevlerindeki durumlara ilişkin ve cezaevindeki gazetecilere ilişkin her hafta söz söyleme durumundaydı. Dolayısı ile birazda bunun önünü kesmeye yönelik olduğunu düşünüyoruz.”

    “GAZETELERİN BOMBALANDIĞI SÜREÇTEN GEÇTİK”

    PİRHA Haber Müdürü Turabi Kişin son olarak şunları kaydetti:

    “Biz TV10 kapatıldığında da şunu söyledik. Su akar yatağını bulur. Kimse demokratik mücadelenin önünü kesemez. Geçmişte 12 Eylül faşizmi kesmek istedi. Tansu Çiller, Mehmet Ağarlar kesmek istedi, onlardan önce ve sonra gelen iktidarlarda kesmek istediler. Generaller gazeteleri eline alıp ekranlarda bu gazeteler deyip ertesi gün gazetelerin kapatıldığını biliyoruz. Gazetelerin bombalandığı süreçlerden de geçtik ama insanlık tarihinde de dünya tarihinde de demokrasinin önüne geçilecek bir durum söz konusu değil. Mutlaka toplumsal direniş muhalefet kendi yolunu buluyor. Bir şekilde yeni yeni araçlar ve yeni yeni ilişkiler bularak açığa çıkarıyor. Alevi toplumu açısından da TV10 kapatıldı ama Alevi toplumunun basın alanındaki akışı devam ediyor.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Lokmalarla kurulan TV10’un çalışanları hukuksuzca zindanda tutuluyor’-VİDEO

    ‘Lokmalarla kurulan TV10’un çalışanları hukuksuzca zindanda tutuluyor’-VİDEO

    PİRHA – KHK ile kapatılan TV10’un Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, programcı Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir aylardır tutuklu bulunuyor. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Ana Menşure Doğan ile DAD Ankara Şube Başkanı Murat Işık, Alevi toplumunun üzerinde bir şekilde çeşitli gerekçe ve bahanelerle cezaevi ve baskı süreci işletmek istenildiğini ifade ettiler. 

    KHK ile kapatılan TV10’un Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, programcı Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir aylardır tutuklu bulunuyor.

    Tutuklu TV10 çalışanlarına ilişkin PİRHA’ya konuşan Derviş Cemal Ocağı’ndan Ana Menşure Doğan, “Böyle güzel zihniyetlerin duvarların arkasında tutulması; sosyal hukuk devleti olsa değil duvarların arkasında tutmak bu insanlardan yararlanmayı öğrenir. Bu insanların güzel hizmetleri oldu sadece. İçeride olmaları beni çok üzüyor” dedi.

    “Alevi dernekleri, sivil toplum örgütleri dayanışma içerisinde, içeri giren her güzel cana, haklarını ve emeklerini göz önünde tutarak onlara sahip çıksaydı, daha çok dillendirseydi belki bir etkisi olurdu, olmalı da” diyen Ana Doğan, “Tutsaklar özgür olmadıkça kendimi asla özgür görmüyorum. Çağrım bütün insanlığadır; daha insani bir temelde bir araya gelerek, ortaklaşarak dayanışmayı güçlendirmeli. Daha çok sağlam örgütlülük, samimiyet, fedakarlık diyorum” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİ TOPLUMUNA CEZAEVİ, BASKI SÜRECİ İŞLETİLMEK İSTENİYOR”

    Demokratik Alevi Derneği Ankara Şube Başkanı Murat Işık ise, “Her şeyden önce Alevi örgütlülüğüne, Alevi toplumuna yönelik sistematik bir baskının olduğunu söyleyebiliriz. Alevi toplumu bir tecrite, bir baskı sürecine maruz bırakıldı. Aleviler, yüz yıllardır bu baskının muhatabı oldular. Ancak günümüzde daha sinsi politikaların yürütüldüğünü söyleyebiliriz. Hak ve hakikatin sesi, Alevilerin lokmalarıyla kurduğu TV10’un ellerinden alındığı gibi yöneticileri ve çalışanları hukuksuzca aylardır zindanda tutuluyorlar. Bunu kabul edilir görmüyoruz. Canlarımızın herhangi bir suçu olduğunu düşünmüyoruz” diye konuştu.

    Veli Büyükşahin’in Alevi ocakzadesi olduğunu belirten Işık, şunları kaydetti:

    “Nasıl bir yasadışı bir şeye neden olmuştur ki 8 aydır içeride tutuluyor. Bütün bunlara bakıldığı zaman aslında Alevi toplumuna bir şekilde çeşitli gerekçe ve bahanelerle cezaevi süreci, baskı süreci işletilmek isteniyor. Makbul Alevilik yaratmak isteniyor. Gri pasaportlu dedeler, okullar, bugün küçükten büyüğe kadar her türlü asimilasyon politikası üzerimizde yürütülüyor. Eğitim sistemindeki duruma bakın. Her şekilde Aleviler asimile ediliyor. Buna karşı çıkan kurumlar, yöneticileri baskı altında tutuluyorlar. Nahaq anlayışın, zulüm iktidarının son bulması gerekiyor.”

    DERSİM/PİRHA

  • Pir Celal Fırat: Aleviler tutuklu Tv10 çalışanlarına yeteri kadar sahip çıkmadı-VİDEO

    Pir Celal Fırat: Aleviler tutuklu Tv10 çalışanlarına yeteri kadar sahip çıkmadı-VİDEO

    PİRHA – Yaklaşık yedi aydır cezaevinde olan TV10 çalışanları Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ve Kemal Demir’in durumunu değerlendiren Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, Alevilerin yeteri kadar TV10 çalışanlarına sahip çıkmadıklarını belirtti. 

    Yaklaşık yedi ay önce evlerine yapılan baskınla gözaltına alınıp tutuklanan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve TV10 Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç’in hala iddianameleri yok. Kameraman Kemal Demir ise çıktığı mahkemede serbest bırakılmadı. Aylardır Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan TV10 çalışanlarının durumuna ilişkin Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat değerlendirmelerde bulundu.

    “BU ARKADAŞLARIMIZA KARŞI İNSANLIK SUÇU İŞLENİYOR”

    Türkiye’de çok büyük bir zulmün gerçekleştirildiğini söyleyen Fırat, Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ve Kemal Demir ile aşağı yukarı 5-6 sene beraber çalıştıklarını söyledi. TV10 çalışanlarının Alevi toplumuna büyük katkılarının olduğunu ve seslerini duyurmaya çalıştıklarını söyleyen Fırat, yedi aydır o insanların ailelerinden uzak tutulmasını insanlık suçu olarak nitelendirdi.

    “İNSANİ AÇIDAN BAKILDIĞINDA UTANÇ DUYULACAK BİR DURUM”

    Fırat, 4-5 gün önce İsrail’e giden bir Türk kadının, orada gözaltına alındığını ev hükümetin buna karşı tepkisini hatırlatarak şuları kaydetti;

    “4-5 gün önce İsrail’e giden bir Türk kadını orada gözaltına alındığında şuan ki mevcut siyasal yapı adeta sosyal medya gibi çeşitli yerlerde kıyameti koparttı. Nasıl özgürlüğünü elinden alırsınız gibisinden. Nitekim şartlı bir çerçevede tahliye edildi.

    Düşünün 2-3 gün içeride kalmasını bir insanlık suçu olarak dillendiren insanlar şuan 7-8 ay kimi arkadaşlarımız bir senedir içerideler. Ne ile suçlandıkları, ne için içeride oldukları ile ilgili halen bir iddianame bile yok. Tamamen bunları gelenek göreneklerinden topluma hizmet etmekten alıkoydular. Şuan net bir şekilde şunu söyleyebiliriz ki o insanlar adeta orada tutsak vaziyetteler. Bu yapılan büyük bir zulümdür. Özellikle Veli Büyükşahin dedenin 9-10 yaşında bir kızı, Velihaydar Güleç’in 4-5 yaşında bir kızı var, Kemal’in 7-8 aylık bir çocuğu var. Yani gerçekten insani olarak baktığımızda utanç duymamız gereken bir olgu.”

    “ALEVİ KURUMLARI YETERİNCE SAHİP ÇIKMADI”

    Alevilerin yeterince TV10 çalışanlarına sahip çıkmadıklarını da söyleyen Celal Fırat, cezaevine mektup göndermek, ailelerinin yanında olmak, onları ziyaret etmek ve manevi olarak yanlarında olmak gerektiğine vurgu yaptı.

    Evvela kendim bir özeleştiri vermek isterim. Üstümüze düşeni yeterince yapmadık, diyen Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat şöyle devam etti. “Örnek olarak cezaevlerini ziyaret edebiliriz. Geçen senede söylemiştim ailelerinin yanına gitmek lazım. Sorunları sıkıntıları muhakkak vardır. Yoksa bile maneviyat anlamında onların yanında yer almak lazım.

    Kesinlikle Alevi kurumlarının aslında sadece Alevi toplumlarının da bir sorunu değil insanlık çerçevesinde vicdanı olan herkesin onların sesine ses olmalarını ben canı gönülden istiyorum. Sevgili Veli Dedenin, Veli Haydar’ın ve Kemal’in kısa zamanda aramızda olmasını görevlerine ve ailelerine kavuşmasını gönülden arzuluyoruz. Ancak arzulamakla kalmamak lazım bunun mücadelesini de vermek lazım. Bununla ilgili iyi bir alan yaratmak gerekiyor.”

    “YENİ KABİNE YENİ ACILARIN SİNYALLERİNİ VERİYOR”

    Tutuklu Tv10 çalışanlarının bir an önce serbest bırakılması çağrısında bulunan Pir Celal Fırat konuşa ilişkin değerlendirmesini şu cümlelerle tamamladı.

    “Şuan yüzlerce binlerce insan neyle suçlandığını dahi bilmeden içeride yatıyor. Özgürlükleri elinden alınmış. Ve birileri buna ‘demokrasi’ diyor. Çok acı olanda bu. Seçim sonrası yeni bakanlar  kurulun yer alanların isimlerinin açıklamasıyla görüyoruz ki bu acıların daha farklı bir çerçevede gerçekleştirilmesinin de sinyalini verdiler.

    İçişleri Bakanı olsun, Genelkurmay başkanının Milli Savunma Bakanı yapılması bu gerginliğin süreceğinin işaretlerini veriyor. Bir yerde yangın varsa bu yangın herkese sıçrar, onun için bu yangını söndürmek lazım. El birliğiyle oturup konuşmak lazım. Sorunlarımızı el birliğiyle çözmemiz gerektiği kanısındayım.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Tv10’un 80. eyleminde cezaevindeki Tv10 emekçilerinin gönderdiği mektup okundu-VİDEO

    Tv10’un 80. eyleminde cezaevindeki Tv10 emekçilerinin gönderdiği mektup okundu-VİDEO

    PİRHA – KHK ile kapatılan kanallarını geri almak için TV10 çalışanlarının başlattıkları eyleme 80. haftasında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Esenler Şubesi destek verdi. Eylemde tutuklu bulunan TV10 yöneticileri ve çalışanlarının gönderdiği mektup okundu. Mektupta, “Alevilerin kendi emekleri ile kurdukları TV10’ da hem Alevilerin hem de tüm ötekilerin sorunlarını tartışıp çözüm üretmeye çalıştık. Ancak bugün KHK ile bu ülkenin tüm sesleri ve renkleri ortadan kaldırılmıştır” denildi.

    OHAL’in ardından çıkarılan KHK ile kapatılan kanallarını geri almak için TV10 çalışanları eylemlerinin 80. Haftasında İstanbul Taksim Galatasaray Lisesi önünde bir araya geldi. “Alevilerin Sesi TV10 Susturulamaz” pankartı açılarak ‘Alevilerin sesi Susturulamaz’ sloganı atıldı. Bu haftaki eyleme PSAKD Esenler Şubesi, Cumartesi İnsanları, Hasta Tutsak Yakınları, Armutlu Cemevi Üyeleri, Sultan Gazi Cemevi Üyeleri ve Munzur Çevre Derneği destek verdi.

    KHK ile kapatılan kanalımızı geri almak, basın üzerindeki baskıların son bulması ve tutuklu gazetecilerin bırakılması için tam 80 haftadır buradayız” diyen TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin, “Geçtiğimiz aylar hiçbir gerekçe gösterilmeden sadece Alevi haberciliği yapan TV10 Genel Yayın Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, TV10 Yönetim Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ve Kemal Demir halen cezaevinde tutuklu bulunmaktalar.

    “170’İN ÜZERİNDE GAZETECİ CEZAEVİNDE”

    Türkiye’de basın üzerindeki baskılara dikkat çeken Kişin, ”Bugün 170’in üzerinde gazeteci cezaevinde. Geçtiğimiz günlerde Özgürlükçü Demokrasi Gazetesinden dört arkadaşımız daha tutuklanarak cezaevine götürüldü. Ve dün Etkin Haber Ajansı’nın dört çalışanı gözaltına alındı. Kuvvetli ihtimal bu arkadaşların da cezaevine konulacağı yönündedir” diye konuştu.

    “BU BİR YÖNETEMEME HALİDİR”

    Mevcut iktidarın ve havuz medyasının muhalif tüm kesimleri hedef aldığını belirten Kişin, “Bu karanlık süreçte geçecektir. Bugün sadece basına yönelik değil her alanda baskı var. Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği üyeleri dair herkesi tutuklayıp cezaevlerine yolluyorlar. Bu yönetememe halidir. Çünkü bir iktidar yönetemeyince o ülkede tutuklamalar ve cezaevleri artıyor. Bir yerde yönetememe durumu var ise orada cezaevlerindeki gazeteci sayısı artıyor. Bu nedenle 80 haftadır buradayız. Hiç bir gazeteci bu gün bu ülkede kendini güvende hissedemiyor. Bu da toplumun haber alma hakkına müdahaledir” ifadelerini kullandı.

    “SU AKAR YATAĞINI BULUR”

    Ne kadar baskı kurarlarsa kursunlar ve ne yaparlarsa yapsınlar su akar yatağını bulur diyen TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin, “Tüm baskılara tüm bu kısıtlamalara karşın 1 Mayıs İşçi Bayramında tüm ezilenleri, ötekileştirilenleri ifade eden yeni bir Alevi kanalı Can TV yayın hayatına başlayacaktır. Siz kendi uydularınızda yer vermezseniz, kendi yasalarınız içinde toplumun yayın haklarını ellerinden alırsanız, başka uydularda başka ülkelerde yayın yapmanın yollarını açmış olursunuz” dedi. Kişin Ayrıca bir başka Alevi kanalı olan Yol TV’nin de haziran ayından itibaren yayına başlayacağını söyledi.

    “BEDEL ÖDEDİK HALENDE ÖDÜYORUZ”

    TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin son olarak içerde tutuklu bulunan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, TV10 Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ve TV10 Kameramanı Kemal Demir’in ortak gönderdiği mektubu özetleyerek okudu.

    Mektupta “Yaklaşık iki buçuk aydır sizlerden ve birlikte başlattığımız TV10 dayanışma eyleminde uzak kaldık. Elimizde olmayan nedenlerle şuan Silivri Cezaevinde tutuklu bulunmaktayız. Tutuklanmamızın sebebi bundan 6 yıl önce yapılmış bir soruşturma dosyasıdır. Bu dosya 6 yıl önce Fetöcüler tarafından hazırlanmış. Bu dosyayı hazırlayanlar büyük ihtimalle terörden cezaevindedir. Ancak bizler yaptıklarımızdan pişman değiliz. Çünkü bizler bu ülkenin sorunlarının çözülmesi için siyasetin içindeydik. Siyasete inandık. Çünkü sorunların çözüm adresi siyasettir. 100 yıldır çözülmemiş sorunlardan dolayı bedel ödedik ve halada ödüyoruz. Bu ülkeyi bugüne kadar yöneten iktidarların hırslarını, sorunlarını ve inkarcı politikalarının bedelini bu toplum ödemiştir. Alevilerin kendi emekleri ile kurdukları TV10’da hem Alevilerin hem de tüm ötekilerin sorunlarını tartışıp çözüm üretmeye çalıştık. Ancak bugün KHK ile bu ülkenin tüm sesleri ve renkleri ortadan kaldırılmıştır denilerek TV10 eylemi ve katılımcıları selamlandı.”

    “ALEVİLER ÜZERİNDE BİR KORKU İKLİMİ YARATILMAK İSTENİYOR”

    Son olarak söz alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Esenler Şubesi Üyesi Sezgin Kartal ise, “TV10 yöneticilerinin ve çalışanlarını tutuklanması Alevilere yönelik yapılmış bir saldırıdır. Ve geçtiğimiz hafta da PSAKD yönetici ve üyeleri tutuklandı. Tüm bu saldırılar Alevi toplumunda yaratılmak istenen bir korku iklimidir. Alevi toplumu ve bu ülkede yaşayan diğer toplumlar bu acıları sadece AKP iktidarında yaşamadı. Yüzyıllardır bu toplum acılara alışkındır. Kendisini acılar ile var etti. Çünkü zulüm hiçbir zaman kendisini yok etmedi. Buna karşı da Alevi toplumu direnişini hiçbir zaman eksik etmedi” diye konuştu.

    “BİZ ACIYA VE CEZAEVLERİNE ALIŞKINIZ”

    Bugün bizlere bu acıları yaşatanlar, bu ülkenin cezaevlerine tıkayanlar, sokaklarda, meydanlarda yaz kış nöbet tutmamızı sağlayan iktidarları zor günlerin beklediğini söyleyebiliriz” diyen PSAKD Esenler Şubesi Üyesi Sezgin Kartal son olarak şunları kaydetti:

    “Biz acıya, ölüme ve cezaevlerine alışkınız. Ama siz o soğuk duvarlara alışkın değilsiniz. Asıl zor günler sizin için gelecek. Size bu zor günleri yaşatacak olanlar ise ülkenin dört bir tarafında direnen halklar olacak. Zulümden kurtulmak ona karşı direnenlerin yan yana gelmesi ile olacaktır. Demokrasiyi iktidarda yer alanlar getirmeyecek. Demokrasiyi bugün bu küçük alanda yan yana gelen onlarca, yüzlerce kişi ve umudu büyütenler getirecek.”

    Cemile Karakaş TV10 eyleminin 80. haftası olması nedeniyle eylem alanına lokma getirdi. Lokmaya Cumartesi Annesi Selvi Gülmez Ana dua vererek pay ettikten sonra eylem son buldu. (HABER MERKEZİ)

  • TV10 çalışanları 79. eylemini yaptı: Aleviler üzerindeki sistematik baskı son bulsun-VİDEO

    TV10 çalışanları 79. eylemini yaptı: Aleviler üzerindeki sistematik baskı son bulsun-VİDEO

    PİRHA – KHK ile hukuksuz bir şekilde kapatılan kanallarını geri almak için TV10 çalışanları başlatıkları eylemin 79. haftasında Taksim Galatasaray Lisesi önünde biraraya  geldi. Burada bir konuşma yapan TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin, “Bir ülkede basında ifade özgürlüğü yoksa orada demokrasiden, insan haklarından bahsedilemez” dedi.

    OHAL’in ardın çıkarılan KHK ile kapatılan kanallarını geri almak için TV10 çalışanları başlattıkları eylemin 79. haftasında Taksim Galatasaray Lisesi önünde biraraya geldiler. “Alevilerin Sesi TV10 Susturulamaz” pankartı açılarak “Özgür basın susturulamaz” sloganları atıldı.

    KHK ile kapatılan TV10’nun geri alınması için başlatılan eylemin 79. haftasında olduğunu söyleyen Kişin, “Haftalardır bu meydanda Alevilerin Sesi TV10’nun kapatılmasını protesto ediyoruz. Basın üzerindeki baskıların son bulması, demokratik, çoğulcu her rengin kendisini ifade edebileceği bir ortamın oluşması için eylemlerimizi sürdürdük” dedi.

    “Bir ülkede basında ifade özgürlüğü yoksa orada demokrasiden, insan haklarından bahsedilemez” diyen Kişin, “Geçen haftalarda Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi ve Gün Matbaa’ya yapılan baskıyı dile getirdik. Bu baskınlarda 27 kişi gözaltına alınarak doğrudan mahkemeye sevk edildikten sonra 22’sinin tutuklanarak cezaevine gönderildiğini” söyledi.

    “GAZETECİLERİN EVLERİNE BASKINLAR YAPILIYOR”

    Türkiye’de cezaevindeki gazeteci sayısının 172 kişiye yükseldiğini söyleyen Kişin, geride bıraktığımız haftada gazete çalışanlarının evlerine baskın yapılarak gözaltına alındığını ve bunların da muhtemelen tutuklanacağını söyledi.

    Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi’nin bir geleneği temsil ettiğini vurgulayan Kişin, “Bir geleneği sürdüren bu gazetelerin binaları bombalandı, gazeteciler failli meçhul cinayetlerle katledildi. Bu gazetelerin bombalanmasının tek nedeni ise bölgede Kürt halkına yönelik saldırıları, failli meçhul cinayetleri, köy boşaltmaları ve hukuksuzlukları dile getirmesidir” diye konuştu.

    “GAZETECİLER DEMOKRASİ MÜCADELESİNDE HAK ETTİKLERİ YERİ ALACAK”

    9o’lı yıllardaki baskıların özgür basın geleneğinin sürdürülmesine engel olamadığının altını çizen Kişin, “Bugünün koşulları da geride kalır, bu gazeteciler yine Türkiye basın tarihinde, demokrasi mücadelesinde hak ettikleri yeri alarak gerçeklerin açığa çıkmasında rol oynayacaklardır” ifadelerini kullandı.

    ” TV10 ALEVİLERİN SORUNLARINI DİLE GETİRİYORDU”

    TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir’in üç ay önce gözaltına alınıp tutuklandıklarını ve hala bir iddianame olmadığını söyleyen Kişin, tutuklanan arkadaşlarının, Alevilerin sorunlarını dile getiren gazeteciler olduğunu söyledi.

    Kişin, Tv10 Çukurova temsilcisi Diren Keser’in de aynı gerekçelerle 2, 5 yıl ceza aldığını söyleyerek, biran önce arkadaşlarının serbest bırakılmasını istedi.

    “ALEVİLER ÜSTÜNDE SİSTEMATİK BİR BASKI VAR”

    Geçtiğimiz haftada 16 PSAKD Erzincan üyesinin tutuklandığını hatırlatan TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin, Aleviler üzerinde sistematik bir baskının her geçen gün kendisini gösterdiğini söyledi.

    TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin son olarak Alevileri asimile etmek için yapılan çalışma ve politikalara değinerek şunları ifade etti:

    “Ankara’da Alevilerin devşirme dedelerini bir araya getirip Alevilere karşı asimilasyon çarkını derinleştirmeye çalışan toplantıları biliyoruz. Bugünlerde piyasaya sürülen bu kişilerin Alevilikle hiçbir ilgisi yok. Çünkü Aleviler Sünnileşemiyorlarsa bari Şiileşsinler adı altında çıkarılan kitapçıkları ve erkannameleri biliyoruz. Alevi toplumu bunlara karşı  duyarlılık içindeler ve görüyorlar.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

     

  • TV10 eylemi 77. haftasında bugün devam edecek

    TV10 eylemi 77. haftasında bugün devam edecek

    PİRHA-KHK ile kapatılan TV10’un tekrar açılması için televizyon çalışanlarının her hafta cumartesi günü yaptıkları eylem 77. haftasında bugün devam edecek.

    15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL kapsamında çıkarılan 668 Sayılı KHK ile birçok televizyon, radyo ve gazete kapatılmıştı. 668 sayılı KHK ile kapatılan televizyonlar arasında Alevilerin sesi TV10 da bulunuyor. 4 Ekim 2016’da mühürlendikten sonra TV10 çalışanları İstanbul Galatasaray Meydanı’nda eylem başlattı.

    Eylemlerinin 76. haftasını geride bırakan televizyon çalışanları, her hafta olduğu gibi 77. haftasında da İstanbul Galatasaray Lisesi önünde eylemlerine bugün devam edecek.

    Öte yandan eylemde, geçtiğimiz aylar tutuklanıp Silivri Cezaevi’ne konulan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ile TV10 kameramanı Kemal Demir’in serbest bırakılması da talep edilecek. (HABER MERKEZİ)

  • TV10 eylemi 74. haftasında: Susturulmak istenen türkülerimiz, inancımız, dilimizdir-VİDEO

    TV10 eylemi 74. haftasında: Susturulmak istenen türkülerimiz, inancımız, dilimizdir-VİDEO

    PİRHA- TV10 emekçileri 74. haftada da Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelerek tutuklu TV10 çalışanlarının serbest bırakılmalarını istedi. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Eyüp Şubesi Alibeyköy Cemevi’nin de destek verdiği eylemde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne de vurgu yapıldı.

    TV10 emekçilerinin başlattığı eylem 74. haftada da devam etti. Eyleme bu hafta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Eyüp Şubesi Alibeyköy Cemevi destek verdi.

    “Alevilerin sesi TV10 susturulamaz” pankartının açıldığı eylemde tutuklu bulunan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir’in resimleri taşındı. Eylemde sık sık “Alevilerin sesi susturulamaz”, “Gazetecilik suç değildir” sloganları atıldı.

    “EVRENSEL BASIN İLKELERİ AYAKLAR ALTINA ALINDI”

    Açılış konuşmasını yapan TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin, 74 haftadır TV10’un tekrar açılması, basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskıların son bulması için seslerini duyurmaya çalıştıklarını kaydetti. “Bir ülkede gazetecilik toplumsal barışa hizmet ediyorsa gazeteciliktir. Toplumsal barışa hizmet etmiyorsa orada gazetecilik ve gazeteciler kirlenmiş demektir” diyen Kişin, Türkiye’de ahlak ve evrensel basın ilkelerinin ayaklar altına alındığını vurguladı. Demokratik bir duruş olarak gazetecilik yapmak isteyenlere bütün yolların kapandığını ve gazetecilik yapma koşullarının ortadan kaldırıldığını vurgulayan Kişin, tüm bunlara rağmen hala gazetecilik yapmak isteyenlerin ise ya hapsedilerek cezaevlerine konduğunu ya da bu işi yapamaz durumda bırakıldıklarını ekledi.

    “MAHKEMELERİ HALA BELLİ DEĞİL”

    Aylardır cezaevinde tutulan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir’in Alevi gazeteciliği yaptıklarına dikkat çeken Kişin, tutuklanma gerekçelerinin de gazetecilik yapmaları olduğunu ve mahkemelerinin hala belli olmadığını belirtti.

    “MART AYI HAYATIN YENİDEN KURULMASI DEMEKTİR”

    Konuşmasında Mart ayının önemine vurgu yapan Kişin, sözlerini şöyle sürürdü: “Mart ayı baharın başlangıcı, doğanın yeniden uyanması, hayatın yeniden kurulması demektir. Her 8 Mart’ta Türkiye ve dünyada kadınlar hayatın yeniden kurulması için, yeni bir yaşam kadının renginin egemen olduğu, kadının yaşam içerisindeki gücünün açığa çıkması için çaba harcadığı bir döneme tekabül ediyor. Bu anlamda direnen kadınlar başta olmak üzere tüm kadınların Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü buradan kutluyorum.”

    “FETÖ İLE MÜCADELE ADI ALTINDA MUHALİFLERE SAVAŞ AÇILDI”

    Kişin’in arkasından söz alan PSAKD Eyüp Şubesi Alibeyköy Cemevi Sekreteri Nebahat Bektaş, AKP iktidarının istediği gibi bir toplum yaratmak için iktidara geldiği ilk günden beri yoğun bir çaba içerisinde olduğunu ifade ederek, “Bu çabasına ulaşmada OHAL sürecinin, KHK’ların verdiği fırsatları ve yetkileri kullanarak yoluna devam ediyor. İktidarın yaratmak istediği tek tip toplum modelinin dışında kalanlara tahammülü olmadığı gibi farklı düşünen, farklı inanan, farklı dilde konuşan, farklı etnik kökenlerden gelen bireylere, farklı duruş sergileyen muhalif kesim ve kişilere, demokratik kurumlara uyguladığı baskı ve sindirme politikası 2 yıldır hız kesmeden devam etmektedir. OHAL ve KHK süreciyle beraber tüm muhalifler FETÖ yapılanmasıyla aynı kapsama alınmış, FETÖ ile mücadele adı altında tüm muhalif kesimlere adeta savaş açılmıştır” dedi.

    “SİNMİŞ BİR TOPLUM YARATILMAK İSTENİYOR”

    İktidarın keyfi tutum ve politikalarıyla TV10 başta olmak üzere İMC TV, HAYAT TV, YOL TV; YÖN RADYO, ÖZGÜR RADYO gibi pek çok televizyon kanalı, radyo ve gazetenin kapatıldığını hatırlatan Bektaş, susmuş, sinmiş, iletişim ve haber alma hakkı elinden alınmış bir toplumun yaratılmak istendiğine vurgu yaptı.

    “SUSTURULMAK İSTENEN İNANCIMIZ, DİLİMİZDİR”

    Bektaş, konuşmasına şöyle devam etti: “2 yıldır kapatılan, ekranı karartılan, sesi susturulan TV10 başta olmak üzere kapatılmış TV’ler, radyolar ve gazetelerimiz üzerinden aslında susturulan bizleriz. Susturulmak istenen türkülerimiz, deyişlerimiz, inancımız, dilimizdir. TV10 ve diğer TV-radyolar-gazeteler, OHAL’le kapatılmasını anlamak ve izah etmek mümkün değildir. Bunlar asimilasyoncu-baskıcı politikaların aslında dışa vurumudur. Tüm baskıcı-asimilasyoncu-sindirimci politikaları kınıyoruz.”

    “BASIN EMEKÇİLERİ SERBEST BIRAKILSIN”

    “Aleviler olarak, hak ve hakikatin sesi olan TV10 ve TV10 emekçilerinin mücadelesini kendi mücadelemiz olarak kabul ediyoruz. Ezilenden, mazlumdan, haktan, emekten yana olan duruşumuzu TV10 için aynı şekilde sergiliyoruz. Mücadele ve hak arayışlarında elimizden gelen tüm katkıyı sunacağımızı belirtmek istiyoruz” diyen Bektaş, toplumsal barış ve kardeşliğin sağlanması, demokrasinin yerleşmesi için TV10 çalışanları Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ve Kemal Demir gibi basın emekçilerinin serbest bırakılmasını, OHAL sürecinin ve KHK’lerin biran önce sona ermesini diledi. (HABER MERKEZİ)

     

  • Kapatılan TV10’un çalışanları 74. eylemlerini yapacak

    Kapatılan TV10’un çalışanları 74. eylemlerini yapacak

    PİRHA – KHK ile kapatılan TV10’un tekrar açılması için televizyon çalışanlarının her hafta Cumartesi günü yaptıkları eyleme 74. haftasında, İstanbul Alibeyköy Cemevi yöneticileri ve üyeleri destek verecek.

    15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL kapsamında çıkarılan 668 Sayılı KHK ile birçok televizyon, radyo ve gazete kapatılmıştı. 668 sayılı KHK ile kapatılan televizyonlar arasında Alevilerin sesi TV10 da bulunuyor. 4 Ekim 2016’da mühürlendikten sonra TV10 çalışanları İstanbul Galatasaray Meydanı’nda eylem başlattı.

    Eylemlerinin 73. haftasını geride bırakan televizyon çalışanları, her hafta olduğu gibi 74. haftasında da Cumartesi günü saat 14.00’te İstanbul Galatasaray Lisesi önünde eylemlerine devam edecek. Bu haftaki eyleme Alibeyköy Cemevi, Alevi kurum temsilcileri, Cumartesi Anneleri, çevreciler, kadınlar ve TV10 izleyicileri destek verecek.

    Öte yandan eylemde, geçtiğimiz aylarda tutuklanıp Silivri Cezaevi’ne konulan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ile TV10 kameramanı Kemal Demir’in serbest bırakılması da talep edilecek. (HABER MERKEZİ)