Etiket: zeynel özen

  • Zeynel Can: Suriye’de selefi imha planı devrede, hedef tüm halklar!-VİDEO

    Zeynel Can: Suriye’de selefi imha planı devrede, hedef tüm halklar!-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, Suriye’de HTŞ ve selefi grupların Dürzi, Alevi ve Kürtlere yönelik saldırılarının sistematik bir imha politikasına dönüştüğünü belirterek, “Bu yapıların hedefi yalnızca Kürtler değil, tüm halklar ve inançlardır” dedi.

    Suriye’de son dönemde yaşanan gelişmelerin giderek daha karmaşık ve tehlikeli bir boyut kazandığını belirten Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, Halep’te Kürt, Süryani ve Alevi mahallelerine yönelik saldırıların tesadüf olmadığını vurguladı.

    Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı paramiliter grupların Halep’teki Kürt ve Süryani mahallelerine dönük saldırılarında yüzlerce yurttaşın katledildiğini, yüzlerce gencin ise ailelerinden koparılarak gözaltına alındığını belirten Can, yaşananların açık bir mezhepçi ve etnik saldırı olduğunu ifade etti.

    “BU YAPILAR KİMSEYE YAŞAM HAKKI TANIMIYOR”

    Suriye’de herkesi kapsayan bir mutabakat söylemine rağmen sahadaki pratiğin bunun tam tersini gösterdiğini dile getiren Zeynel Can, şu değerlendirmede bulundu:

    “İdeolojik özü ve geçmişi itibariyle İŞİD ve El Kaide’den türemiş yapılar, ayaklarını yere sağlam bastıkça birleştirici değil, kendilerinden başka kimseye yaşam hakkı tanımayan bir anlayışla hareket ediyor. Önce Dürzilere, ardından Alevilere ve şimdi de Kürtlere yönelmeleri bunun açık göstergesidir.”

    “DESTEK GÖRDÜKÇE İMHAYA YÖNELİYORLAR”

    HTŞ ve benzeri selefi yapıların arkasında uluslararası destek hissettikçe daha pervasız davrandığını belirten Can, bu yapıların bastırma ve imha anlayışıyla hareket ettiğini söyledi:

    “Özellikle emperyalist güçlerden, ABD’den aldıkları desteğin arttığını düşünüyorlar. Kürtlerle yapılan uzlaşmalardan daha şimdiden geri adım atmaları, kendilerini güçlü hissettiklerinin göstergesidir.”

    Halep’te Şeyh Maksut, Eşrefiye ve Maksudiye mahallelerine dönük saldırıların sivilleri hedef aldığını vurgulayan Can, Türkiye’den gelen açıklamaların da bu saldırılara cesaret verdiğini ifade etti:

    “Buralar bir garnizon ya da askeri üs değil, insanların yaşadığı mahallelerdir. Kürtlerin çoğunlukta olması nedeniyle bu mahallelere askeri taarruz yapılması dehşet vericidir. Güya Suriye’de birlik sağlanacaktı.”

    “YARIN HEDEF LAİK VE SEKÜLER ARAPLAR OLACAK”

    Selefi yapıların saldırılarının yalnızca belli halklarla sınırlı kalmayacağını belirten Can, şu uyarıda bulundu:

    “Hristiyanlara şimdilik dokunulmuyor; bu Batı’nın desteğiyle ilgilidir. Ama yarın ne olacağı belli değil. Bu ideolojik yapı güvenilmezdir. Aleviler, Dürziler, Kürtler derken sıranın laik ve seküler Araplara geleceği açıktır.”

    Kürtlerin Suriye’de elde ettikleri kazanımları korumasının hayati önemde olduğunu vurgulayan Can, güvence altına alınmamış hiçbir anlaşmanın anlamı olmadığını söyledi:

    “Bu yapının sözüne güvenilerek yapılan anlaşmalar suya yazılmış yazı gibidir. Kürtlerin direnişi, Aleviler başta olmak üzere tüm halkların geleceğini belirleyecektir.”

    “SDG’NİN SİLAH BIRAKMASI TOPLU İMHA ANLAMINA GELİR”

    SDG’nin silah bırakarak Suriye ordusuna entegre edilmesinin felaketle sonuçlanacağını ifade eden Can, şu ifadeleri kullandı:

    “Hangi orduya entegre olacaklar? El Kaide ve İŞİD’den türemiş bir yapıya. Böyle bir entegrasyon Kürt halkının topyekûn imhası anlamına gelir. En doğru yol, kendi varlığını koruyarak sürece dahil olmaktır.”

    Türkiye’de yaşayan Aleviler ve Kürtlerin bu ülkenin yurttaşları olduğunu hatırlatan Can, devletin dengeleyici ve koruyucu bir politika izlemesi gerektiğini belirtti:

    “Hükümetin ideolojik yapısı ne olursa olsun, Alevileri ve Kürtleri koruyan bir tavır almak zorundadır. Bu bizim yurttaşlık hakkımızdır.”

    “‘MÜSLÜMANLAR KATLEDİLİYORDU’ SÖYLEMİ BİLGİ KİRLİLİĞİDİR”

    AKP Başkan Yardımcısı Efkan Ala’nın açıklamalarına da değinen Can, bu söylemlerin gerçeği yansıtmadığını ifade etti:

    “Suriye’de bir Alevi yönetimi yoktu. Baas rejimi Arap milliyetçiliğine dayanan seküler bir yapıydı. Beşar Esad’ın Alevi olması belirleyici değildi. Bugün ileri sürülen iddialar tamamen bilgi kirliliğine dayanmaktadır.”

    Selefi ideolojiyle Suriye’de barış ve birliğin mümkün olmadığını vurgulayan Can, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bu anlayış ülkeyi iç kaosa ve savaşa sürükler. Kürtlerin, tüm halkların ve inançların güvencede olacağı bir anlaşmada ısrar etmesi en doğru yaklaşımdır. Türkiye’nin de uzun vadeli barış ve huzur için bu yönde tutum alması gerekir.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Zeynel Özen, Hacettepe Üniversitesi’ndeki usulsüzlüğü açıkladı!

    Zeynel Özen, Hacettepe Üniversitesi’ndeki usulsüzlüğü açıkladı!

    PİRHA – Milletvekili Zeynel Özen, kamu kurumlarından yapılan rutin sandık kurulu atamalarının çeşitli gerekçeler gösterilerek yapılmadığını gündeme getirdi. Zeynel Özen, Milli Eğitim Bakanı Özer’e, “Hacettepe Üniversitesi bünyesindeki tüm birimlerden aldıkları görevli listelerini neden ilgili seçim kurullarına ulaştırmamıştır?” diye sordu.

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, kamu kurumlarından yapılan rutin sandık kurulu atamalarına dair Hacettepe Üniversitesi’nde usulsüzlük yapıldığını gündeme getirdi.

    Zeynel Özen, Hacettepe Üniversitesi bünyesindeki tüm birimlerden alınan görevli listelerinin ilgili secim kurullarına verilmediğini açıkladı.

    Milletvekili Özen, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunduğu soru önergesinde “14 Mayıs 2023 genel seçimleri için daha önceki seçimlerde olduğu gibi kamu kurumlarından yapılan rutin sandık kurulu atamalarının bu sene çeşitli gerekçeler gösterilerek yapılmadığına dair haberler kamuoyuna yansımaktadır. En son benzeri bir durum Hacettepe Üniversitesi’nde yaşanmıştır. Üniversite bünyesindeki tüm birimlerden alınan görevli listelerinin ilgili secim kurullarına verilmediği ortaya çıkmıştır. Buna gerekçe olarak da Personel Daire Başkanlığı’nın unuttuğu ifade edilmiştir. Kamuoyunda bu duruma dair ciddi şüpheler mevcuttur” dedi.

    YETKİLİLER HAKKINDA SORUŞTURMA AÇILMIŞ MIDIR?”

    Zeynel Özen, konuya dair Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer tarafından şu soruların yanıtlanmasını da talep etti:

    “Hacettepe Üniversitesi bünyesindeki tüm birimlerden aldıkları görevli listelerini neden ilgili seçim kurullarına ulaştırmamıştır?

    Hacettepe Üniversitesi’ndeki görevlilerin listelerini seçim kurullarına ulaştırmayan yetkililer hakkında herhangi bir soruşturma açılmış mıdır?

    Türkiye genelinde kaç üniversite ve okulda görevli listeleri toplanmasına karşın ilgili seçim kurullarına intikal etmemiştir?”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’den kanun teklifi: 21 Mart Kemal Kurkut’u anma günü ilan edilsin

    HDP’den kanun teklifi: 21 Mart Kemal Kurkut’u anma günü ilan edilsin

    PİRHA- HDP Milletvekili Zeynel Özen, 21 Mart’ın Kemal Kurkut’u anma günü ilan edilmesi için Meclis’e kanun teklifi vererek, “Benzeri suçların tekrarlanmasına müsait bir zemin yaratılmasının önüne geçerek, toplumsal farkındalığın sağlanması ve tüm farklılıklarımızla beraber huzur içinde bir barış ortamının yaratılması için 21 Mart’ın Kemal Kurkut’u Anma Günü olarak ilan edilmesi öngörülmüştür” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, 21 Mart’ın Kemal Kurkut’u anma günü ilan edilmesi için Meclis’e kanun teklifi verdi.

    “ATEŞ ETMEYİN UYARILARINA RAĞMEN ÖLDÜRÜLDÜ”

    Özen’in verdiği kanun teklifinde şu ifadeler yer aldı:

    “İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü öğrencisi 23 yaşındaki Kemal Kurkut, 21 Mart 2017 tarihinde Diyarbakır’da katıldığı Nevroz etkinliğinde polis kontrol noktasında vurularak hayatını kaybetmiştir. Olay anında çekilen fotoğraflarda, vücudunun üst bölümü çıplak haldeyken kontrol noktasında üzerine ateş açıldığı görülmektedir. Olayla ilgili kayıtlarda; bir polis amirinin “Ateş etmeyin” uyarılarına rağmen Kemal Kurkut’un vurulup yere yığılmasından hemen önce başka bir polisin de “Adamı vurmaya gerek yok ki’’ dediği de açıkça anlaşılmaktadır. Bu cinayetle ilgili iki polisin ifadesi alınmış, polislerden Y.Ş.’ye “olası kastla öldürmekten” müebbet hapis istemiyle dava açılmıştır.

    “BARIŞ ORTAMININ YARATILMASI İÇİN KEMAL KURKUT’U ANMA GÜNÜ OLMALIDIR”

    Kemal Kurtkut’un ölümünde olduğu gibi güvenlik güçlerinin zaman zaman ölümle sonuçlanan benzeri müdahalelerine karşı gerekli yasal düzenlemelerin yapılması ve böyle olası ölümlerin yaşanmaması için hatırlanıp yüzleşilmesi şarttır. Böyle bir anma ilan edilerek; benzeri suçların tekrarlanmasına müsait bir zemin yaratılmasının önüne geçerek, toplumsal farkındalığın sağlanması ve tüm farklılıklarımızla beraber huzur içinde bir barış ortamının yaratılması amaçlanmaktadır. Bu nedenle bu kanun teklifi ile 21 Mart’ın Kemal Kurkut’u Anma Günü olarak ilan edilmesi öngörülmüştür.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Milletvekili Özen, Üryan Hızır Ocağı’na ait tarihi evin yıkılmasını meclise taşıdı

    Milletvekili Özen, Üryan Hızır Ocağı’na ait tarihi evin yıkılmasını meclise taşıdı

    PİRHA – Milletvekili Zeynel Özen, Üryan Hızır Ocağı’na ait 150 yıllık tarihi evinin neden yıkıldığını Bakan Murat Kurum ile Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a sordu. Milletvekili Özen, verdiği soru önergesinde “Bu mekânın tarihsel, kültürel ve inanca dair durumu neden dikkate alınmadan rastgele bir yıkım işlemi gerçekleşmiştir?” dedi. 

    Adıyaman’ın Çelikhan ilçesine bağlı Pınarbaşı (Bulam) köyündeki Üryan Hızır Ocağı’nın yaklaşık 150 yıllık evi, 6 Şubat depreminin ardından valilik kararıyla yıkıldı. Alevi toplumunda tepkiyle karşılanan yıkımı, HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşıdı.

    Milletvekili Zeynel Özen, yaklaşık 150 yıllık, cem ibadetinin yapıldığı bir Alevi inanç merkezinin yıkılmasındaki gerekçeleri, soru önergesi ile ilgili makamlara sordu.

    “MEKÂNIN KOLONLARI SAĞLAM DURMASINA KARŞIN…”

    HDP’li Zeynel Özen, toplum tarafından kutsal görülen mekanın yıkılmasına ilişkin hazırladığı önergede şu ifadelere yer verdi:

    “Tarihsel süreçte Hasan efendilerin, büyük Hamo dedelerin, Kalender dedelerin, Opi (Ape) Usun, Ali ağanın, Yusuf Dedenin, Sabri Dedenin, Hüseyin Dedenin ve nice inanç önderlerinin 1850 yıllardan bu yana ibadet hizmeti yürüttükleri bu kültürel miras niteliğindeki ocak merkezinin bir kısım duvarları 6 Şubat depreminde yıkılmıştır.

    Akabinde bu tarihsel mekânın kolonları sağlam durmasına karşın şeritler çekilip, hasar tespitinde hızlı bir şekilde “acil yıkılma” kararı verilmiştir. Asırları aşkın bu kültürel ve inanç mirası tüm itirazlara rağmen yıkılma tehlikesi var denilip, bir enkaz muamelesi gösterilerek iş makinalarıyla yıkılmıştır.

    Oysa orada Üryan Hızır Ocağımızın tarihsel, kültürel ve inanç anlamında bu toprakların kadim mirasından izler taşıyan bir mekâna onun bu özellikleri dikkate alınarak bir uygulama yapılması gerekirdi. Dolayısıyla öncelikle bu mekânın koruma altına alınması üzerine durulmalıydı. Eğer tüm itirazlara rağmen yıkılması zorunluysa da, buna uygun tedbirleri almak, o dokuyu korumak, oradaki taşın da, ahşabın da zarar görmemesi için tek tek çıkarmak ve aslına uygun bir şekilde yeniden inşasına müsait bir biçimde yapılmalıydı.”

    “ACİL YIKILMASINA DAİR KARAR HANGİ ESASLARA GÖRE ALINMIŞTIR?”

    Milletvekili Zeynel Özen, konuyla ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a şu soruları yöneltti:

    -Adıyaman Çelikhan İlçesi’ne bağlı Pınarbaşı Bulam’daki Üryan Hızır Ocağı’nın merkezi niteliğindeki 150 yıllık kültürel ve tarihsel miras niteliğindeki mekân, 6 Şubat depreminde bazı duvarları hariç yıkılmamasına karşın neden itirazlar dikkate alınmadan direkt yıkım işlemi uygulanmıştır?

    -Bu tarihsel ve kültürel inanç mekânının acil yıkılmasına dair karar hangi esaslara göre alınmıştır?

    -Bu mekânın tarihsel, kültürel ve inanca dair durumu neden dikkate alınmadan rastgele bir yıkım işlemi gerçekleşmiştir?

    -Bu mekânın yıkımı zaruriyse, manevi ve kültürel dokuyu korumak adına içindeki taşın, ahşabın ve Aleviler için kutsal kabul edilen parçaların da zarar görmeden tek tek çıkarılması ve aslına uygun bir şekilde yeniden inşasına müsait bir biçimde bunun gerçekleştirilmesi neden sağlanmamıştır?

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    Adıyaman’da 150 yıllık Üryan Hızır Ocağı evi, valilik emriyle yıkıldı!-VİDEO
    Alevi Ocak evinin yıkılmasına ABF Başkanı’ndan tepki: Alevi inancına saygısızlar!-VİDEO

  • Özen: 13 Mart ‘Gazi Mahallesi Katliamı’nda Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü’ ilan edilsin

    Özen: 13 Mart ‘Gazi Mahallesi Katliamı’nda Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü’ ilan edilsin

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, 13 Mart’ın “Gazi Mahallesi Katliamı’nda Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü” ilan edilmesi hakkında meclise kanun teklifi sundu. Özen, “Bu kanun teklifi ile; 12-13 Mart tarihleri arasında Gazi Mahallesi’nde gerçekleşen katliamda hayatlarını kaybedenlere yönelik duyarlılık ve farkındalık yaratmak amaçlanmıştır” dedi. 

    HDP  İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, 13 Mart’ın “Gazi Mahallesi Katliamı’nda Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü” ilan edilmesi hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisİ Başkanlığı’na kanun teklifi sundu.

    Özen, kanun teklinin genel ve madde gerekçesinde şunları ifade etti:

    “12 Mart 1995 tarihinde Alevilerin çoğunlukta yaşadığı İstanbul Gazi Mahallesi’ndeki üç kahvehane ve bir işyeri kimliği belirsiz kişilerce otomatik silahlarla tarandı. Buradaki saldırı sonucu Dede Halil kaya hayatını kaybetmiş ve 5’i ağır 25’de kişi yaralandı. Olayların ardından çok sayıda Alevi yurttaş, Gazi Mahallesi’nde toplandı, emniyet kuvvetlerinin olaya geç müdahale ettikleri için bir protesto yürüyüşü gerçekleştirdiler. Polislerin yürüyüş yapan grubun üzerine ateş açması sonucu bir kişi yaşamını yitirdi, birçok kişi de yaralandı.

    13 Mart’ta yaklaşık 15 bin kişi olayı protesto etmek için gösteri yaptı. Emniyet güçleri kitlenin üzerine yine ateş açtı. Gösteriler sonunda 15 kişi hayatını kaybetti. Aynı gün İstanbul Valiliği Gazi Mahallesi ile iki mahallede daha sokağa çıkma yasağı ilan etti. 14 Mart’ta bölgeye askeri birlikler sevk edildi. 15 Mart’ta olaylar Ümraniye’ye sıçradı. Mustafa Kemal Mahallesi’nde beş kişinin ölmesi ve 20’den fazla kişinin yaralanması üzerine bu bölgede de sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

    Gazi ve Ümraniye katliamlarıyla ilgili gerçekleşen davada aralarında tetiği çektikleri görüntülerle kanıtlanan polisler dahil, 20 polis yargılandı fakat hiçbirine ceza verilmedi. Polis memurlarından Adem Albayrak 4 kişiyi öldürmekten 6 yıl 8 ay, Mehmet Gündoğan 2 kişiyi öldürmekten 3 yıl 9 ay hapse mahkûm edildi. Cezalar ertelendi. Diğer 18 sanık polisin ise beraatına karar verildi. Yargıtay, Albayrak ve Gündoğdu hakkında verilen kararı bozdu. Tekrar görülen dava sonunda Albayrak ve Gündoğdu toplam 4 yıl hapisle cezalandırıldı. Olayın perde arkasındaki karanlık güçler hiçbir zaman açığa çıkarılmadı. Katliamda yakınlarını kaybeden aileler Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkeme Gazi Mahallesi’nde katledilen 12 yurttaşın ailelerine tazminat ödenmesine karar verdi.

    Gazi Mahallesi Katliamı’nın perde arkasındaki karanlık güçler hiçbir zaman tam olarak açığa çıkarılmadı. Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir ile Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar daha sonra bakan olarak görev yaptılar.

    Türkiye’de toplumsal barışın kalıcı olarak sağlanması için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması ve böyle olası katliamların yaşanmaması için hatırlanıp yüzleşilmesi şarttır. Böyle bir anma ve yas günü ilan edilerek; olası provokasyonlara karşı toplum içerisinde çıkabilecek her türlü linç ve katliam girişiminin önüne geçerek, Alevifobiyle mücadele edilebilmesi için gerekli toplumsal farkındalığın yaratılması ve bir kardeşlik bilincinin aşılanması amaçlanmaktadır.

    Bu kanun teklifi ile; 12-13 Mart tarihleri arasında Gazi Mahallesi’nde gerçekleşen katliamda hayatlarını kaybedenlere yönelik duyarlılık ve farkındalık yaratmak amaçlanmış ve katliamın en yoğun şekilde gerçekleştiği ve 15 yurttaşın katledildiği gün olan 13 Mart gününün Gazi Mahallesi Katliamında Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü olarak ilan edilmesi öngörülmüştür.

    MADDE GEREKÇELERİ

    MADDE 1- 13 Mart’ın Gazi Mahallesi Katliamı’nda hayatını kaybedenleri anma ve yas günü olarak ilan edilmesi amaçlanmıştır.
    MADDE 2- Yürürlük maddesidir.
    MADDE 3- Yürütme maddesidir.

    13 MART’IN GAZİ MAHALLESİ KATLİAMI’NDA HAYATINI KAYBEDENLERİ ANMA VE YAS GÜNÜ İLAN EDİLMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ

    MADDE 1- 13 Mart’ın Gazi Mahallesi Katliamı’nda hayatını kaybedenleri anma ve yas günü olarak ilan edilmesi kabul edilmiştir.
    MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
    MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.”

    PİRHA/ ANKARA

     

     

  • Özen: Konteyner kentler kuralım istedik, OHAL valisi izin vermedi-VİDEO

    Özen: Konteyner kentler kuralım istedik, OHAL valisi izin vermedi-VİDEO

    PİRHA – Milletvekili Zeynel Özen, Meclis’te yaptığı konuşmada, devletin, deprem bölgesinde ayrımcılık yaptığını belirterek “Gönüllü kuruluşlar olarak olağanüstü hâl valisiyle görüşüp, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu olarak konteyner kentler kurmak istiyoruz, dedik. Kovboy edasıyla ‘İzin vermem’ dedi. İnsanların sokaklarda kalmasının sebebi sizsiniz” diyerek hükümete tepki gösterdi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda konuştu. 6 Şubat’ta yaşanan depremi gündeme getiren Özen, “Ben, burada, sizin duymak istediklerinizi değil, gözümle gördüklerimi anlatacağım” dedi.

    Zeynel Özen, yıllarca toplanan deprem vergilerinin akıbetini sorarak, “Depremin üzerinden 30 gün geçti, büyük bir felaketti ama buna yeni bir kavram ürettiniz: “Asrın felaketi.”

    Bu, asrın felaketi değil arkadaşlar; bu, bu iktidarın basiretsizliği, beceriksizliğidir. 99 depreminden sonra vergiler topladınız, sizler ‘kentsel dönüşüm’ adıyla rantsal dönüşüm yaptınız ve imar affıyla dünyanın parasını topladınız. Deprem toplanma alanlarına AVM’ler yaptınız. Bu paralar nerede? Siz insanı merkeze koymadınız, rantı merkeze koydunuz, bunun sonucu olarak da bu afette büyük bedeller ödedik. ‘Almanya tarihinin en büyük yolsuzluğu’ denen Deniz Feneri’nin yöneticilerini getirdiniz AFAD’a, Kızılay’a ve çeşitli kurumlara genel müdür yaptınız. Bu, kul hakkı yemektir, kul hakkı yediniz arkadaşlar, kul hakkı yediniz” dedi.

    “BUNUN KATİLİ İKTİDARDIR”

    Zeynel Özen, deprem bölgesinde 20 gün kaldığını belirterek, izlenimlerini ise şu sözlerle anlattı:

    “İkinci, üçüncü gün kimse yoktu” deniliyor, yerinizden hopluyorsunuz arkadaşlar; yoktunuz, yok, ben yaşadım diyorum. İkinci günde Pazarcık’ta bir kadın saçını başını yoluyor, kadın dedi ki: “2 yaşında çocuğum var, üç saat ağladı enkazın altında, şimdi sesi kesildi, yardım edecek bir Allah’ın kulu yoktu. Olanların da -gönüllüler vardı- elinde alet edevat yok, kırıcı yok, kaldırıcı yok.” Bir de Elbistan’da… Depremin ilk günü -telefonumda hepsi var bunların arkadaşlar- bana Elbistan Grand Otel’in bitişiğindeki binadan mesaj geldi Hatice ve Güner Sarı kardeşlerden, “Biz yaşıyoruz, kurtarılmayı bekliyoruz” diye. Üç gün sonra oraya müdahale edildi, cesetleri çıktı arkadaşlar. Bunun sorumlusu kim? Bunun sorumlusu iktidardır, bunun katili iktidardır, bunu iyi bilesiniz.

    Diğer taraftan, en iyi yaptığınız neydi? Yaptığınız şu oldu: İki üç gün orada olmayan görevliler daha sonra geldi, ilk yaptıkları iş gönüllülere müdahale etmek oldu. Biz 1999 depreminden biliyoruz, biz Almanya Dışişleri Bakanlığıyla, Avrupa Birlikleri konfederasyonuyla ortak bin kişilik bir çadır kenti oluşturmuştuk. O zaman yetkililer bize yardımcı oluyordu, bize destek oluyordu ama bu depremde gördük ki iktidarın görevlendirdiği herkes buna köstek oldu, gönüllü yardım kuruluşlarını engelledi. Dokuzuncu gün bir kaymakam bir tabur askerle geldi, “Ben buraya el koyuyorum” dedi. En iyi yaptıkları zorbalık. Gittiniz bazı bölgelere, Elbistan’a Cumhur İttifak’ı gitti, halkın nasıl karşıladığını gördük ekranlarda. Yine de gidin, aynı karşılamayı göreceksiniz. Şimdi algı operasyonlarına başladınız, Kahta’daki yıkılmayan yerleri gösteriyorsunuz; Adıyaman ayağa kalktı diyorsunuz. Neden Adıyaman ayağa kalktı? Gösteriyorsunuz, iş makineleri temel atıyor. Arkadaşlar, ben bir inşaat mühendisi değilim ama bölgede artçı depremler oluyor, 4-5 şiddetinde artçı depremler oluyor; beton 72 saatten önce donmaz, eğer siz oraya temel atarsanız o temel ölür. Milletin aklıyla dalga geçmeyin, milletin acılarıyla dalga geçmeyin.

    “BUNUN HESABINI HALK SİZE SORACAK”

    Şimdi, çadır vermiyorsunuz. Gönüllü kuruluşlar olarak ben olağanüstü hâl valisiyle görüştüm. Dedik ki: Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, biz konteyner kentler kurmak istiyoruz Hatay’da 200, Pazarcık’ta 200, Adıyaman’da 200, Elbistan’da 200. ‘İzin vermem, izin vermem’ diyor böyle kovboy edasıyla. Niye vermezsin? ‘Bunu ancak devlet yapar, siz yapamazsınız bunu’ diyor. Tavrınız bu oldu. Bugün milletin bu acısının, bu can kayıplarının, insanların sokaklarda kalmasının sebebi sizsiniz.

    Bir de size şunu söylüyorum: Ayrımcılık da yapıyorsunuz. Benim köyüm bir Alevi köyü, 6 tane de cenaze vardı orada. Gidin -resimlerini şimdi size gösteririm- bir tane AFAD’ın, Kızılay’ın çadırı var mı? Yok.

    Bizim 6 tane küçük belediyemiz kaldı. Çınar ve Silopi Belediyesi geldi, Pazarcık’ta, Narlı’da ve Adıyaman’da aşevi açtı, günde on binlerce insana yemek veriyordu. Burada resimler var, utanılacak resimler. Görevlileriniz, AFAD görevlileri, Kızılay görevlileri hatta asker o çadırlarda kuyruğa girip yemek yiyordu. Bunlara teşekkür edeceğiniz yerde oradaki görevliler “Siz ne iş yapıyorsunuz burada?” “Niye geldiniz buraya?” diye o insanları taciz ediyordu. Bu toplum büyük bir toplum. Eğer el ele verirsek hep birlikte bu yaraları sararız ama engel olmayın, engel. Ve şunu da unutmayın: Bunun hesabını halk size soracak.”

    PİRHA/ANKARA

  • Enkazdan çıkarılıp hastaneye götürülen Mahmut Gözükara’nın akıbeti meclis gündeminde

    Enkazdan çıkarılıp hastaneye götürülen Mahmut Gözükara’nın akıbeti meclis gündeminde

    PİRHA- Maraş’ın Dulkadiroğlu ilçesinin Öksüzlü Köyü’nde depremin ardından enkazdan çıkarılarak Maraş Necip Fazıl Hastanesi’ne ambulansla götürülen Mahmut Gözükara’dan haber alınamıyor. HDP Milletvekili Zeynel Özen Gözükara’nın akıbetini Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a  ve Sağlık Bakanı Koca’ya sordu. 

    10 ili etkileyen Maraş merkezli depremlerin ardından Dulkadiroğlu ilçesinin Öksüzlü Köyü’nde enkazdan çıkarılarak Maraş Necip Fazıl Hastanesi’ne ambulansla götürülen Mahmut Gözükara’dan haber alınamıyor. Hastaneye götürülürken bilinci açık olan 88 yaşındaki Gözükara, yakınları tarafından hala aranıyor.

    İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Mahmut Gözükara’nın kaybolmasını meclise taşıdı. Özen, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yazılı olarak yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

    Milletvekili Özen soru önergesinin gerekçesinde şunları kaydetti:

    “6 Şubat tarihinde Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından yıkılan binlerce binada, on binlerce yurttaşımız enkaz altında kalarak yaşamını yitirdi, on binlercesi yaralandı. Bu süreçte enkaz altından çıkarılan birçok yurttaşa ulaşılamamaktadır. Kahramanmaraş Dulkadiroğlu ilçesinin Öksüzlü köyünde köyün muhtarı Hasan Gözükara’nın 88 yaşındaki babası Mahmut Gözükara bilinci açık bir şekilde enkazdan sağ olarak çıkartılıp, Kahramanmaraş Necip Fazıl Hastanesi’nde tedavi olmak üzere bir ambülansla gönderilmesinin akabinde kendisinden haber alınamamıştır.
    Sağlık Bakanlığı’nın herhangi bir sisteminde kayıtlarda bulunmayan 88 yaşındaki Mahmut Gözükara’nın yakınları, birçok şehirdeki hastaneleri gezerek kendi imkanlarıyla aramaya devam etmektedir. Sağlık Bakanlığı’na ait bir ambulansla hastaneye taşınan Mahmut Gözükara’dan herhangi bir haber alınmaması yakınlarını endişelendirmektedir.

    Bu bağlamda, Zeynel Özen, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yazılı olarak yanıtlaması için şu soruları yöneltti.

    1-Deprem sonrası enkaz altında çıkarılıp hastaneye götürmek amacıyla ambulansa bindirilen Mahmut Gözükara 16 gündür nerede ve ne durumda olduğunun bilinmediğinden haberdar mısınız?

    2-Sağlık Bakanlığı’na ait bir ambulansa bindirilen Mahmut Gözükara neden Sağlık Bakanlığı kayıtlarında yer almamaktadır? 

    3-Enkaz altında sağ çıkarıldıktan sonra çeşitli hastanelere sevk edilen ve aile yakınlarının ulaşamadığı depremzede sayısı kaçtır? 

    4-Farklı illerde hastanelere sevk edilen ama ailesine ulaşmayan çocuk ve yetişkin depremzedelere yönelik ne tür çalışmalar yapmaktasınız?

    5-6 Şubat depremleri sonrası depremden en çok etkilenen 10 ilde kaybolan toplam kişi sayısı kaçtır?

    Milletvekili Zeynel Özen, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya da şu soruları yöneltti:

    1-6 Şubat Depremlerinde Kahramanmaraş Dulkadiroğlu ilçesine bağlı Öksüzlü köyünde enkaz altında çıkarılıp hastaneye götürmek amacıyla ambulansa bindirilen Mahmut Gözükara 16 gündür nerede ve ne durumda olduğunun bilinmediğinden haberdar mısınız?

    2-Sağlık Bakanlığına ait bir ambulansa bindirilen Mahmut Gözükara neden Sağlık Bakanlığı kayıtlarında yer almamaktadır? 

    3-Enkaz altında sağ çıkarıldıktan sonra çeşitli hastanelere sevk edilen ve aile yakınlarının ulaşamadığı depremzede sayısı kaçtır? 

    4-Farklı illerde hastanelere sevk edilen ama ailesine ulaşmayan çocuk ve yetişkin depremzedelere yönelik ne tür çalışmalar yapmaktasınız?

    5-6 Şubat depremleri sonrası depremden en çok etkilenen 10 ilde kaybolan toplam kişi sayısı kaçtır?

    PİRHA/ANKARA

  • Milletvekili Özen, ‘depremzede çocukların tarikatlara teslim edildiği’ iddiasını meclise taşıdı

    Milletvekili Özen, ‘depremzede çocukların tarikatlara teslim edildiği’ iddiasını meclise taşıdı

    PİRHA – İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’a deprem sonrası gündeme gelen “Kayıp çocuklar” hakkında sorular yöneltti. Özen, “İstanbul’da 60’a yakın depremzede çocuğun, bir tarikat vakfı tarafından evlere yerleştirildiği iddiası ve görgü tanıklarının paylaşımları kamuoyuna yansımıştır. Bakanlığınızın bu iddialarla ilgili herhangi bir araştırması olmuş mudur?” diye sordu. 

    Maraş merkezli depremler ardından enkazdan kurtulan 479 bebek ve çocuğun hastanelerde tedavilerinin devam ettiği açıklandı.

    Refakatsiz çocuklara ilişkin çalışmalar yapan Afet-Çocuk Sivil Koordinasyon Ekibi; yaşamını yitiren çocuk sayısı, hastanelerde tedavi gören çocuk sayısı, çocukların sevk edildiği şehirler ve hastanelerin hangileri olduğu gibi bazı acil taleplerin cevaplanması için ilgili kurumlara çağrıda bulunmuştu. ‘Kimliksiz çocuklar’ olarak kamuoyunda konuşulan konuyla ilgili Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ise “Şu anda kimliği belirlenemeyen veya yanında refakatçisi bulunmayan, 0-18 yaş grubundaki evlatlarımız, Ankara, Mersin, Adana, Kayseri ve İstanbul’daki hastanelerimizde bulunmaktadır” açıklamasını yapmıştı. Bakan Koca, bu çocukların “Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının gözetimi ve velayeti altında takip ve tedavilerinin devam ettiğini” söylemişti.

    “KAYBOLAN ÇOCUKLARIN SAYISI TAM OLARAK NE KADARDIR?”

    Kimlik bilgilerine ulaşılamayan çocuklar konusunda HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca tarafından yanıtlanması talebiyle soru önergesi hazırladı. Milletvekili Özen şu soruları yöneltti:

    “*Kamuoyundan şu ana kadar edindiğimiz bilgiler ve gördüğümüz kayıpların çoğu ambulans ve hastane sürecinde gerçekleşmiştir. Örneğin; Çocuk, enkazdan çıkarıldıktan sonra; ambulansla hastaneye getirilmekte ve sonrasında ise kaybolmaktadır. Neden deprem bölgesinde bulunan hastane ve görev yapan ambulansların güvenliği ve denetimleri yeterince sağlanamamıştır?

    *Ambulanslarda kaybolan çocuklarla ilgili ciddi oranda bir artış söz konusudur ve bu konuyla ilgili soruşturma ne aşamadadır? Ambulanslarda kaybolan çocuklarla ilgili vaka sayısı tam olarak ne kadardır?”

    ÇOCUKLAR TARİKATLARA MI VERİLDİ?

    Milletvekili Zeynel Özen hazırladığı bir diğer soru önergesini de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’ın yanıtlaması talebiyle kaleme aldı. Depremlerin ardından 1788 refakatsiz çocuğun 1225’inin ailesine teslim edildiğini belirterek, bu çocuklardan 479’unun hastanede tedavilerinin devam ettiği, 84’ünün ise Bakanlık kuruluşlarında bakımlarının sağlandığını aktardı. Özen, soru önergesinde bu süreçte hızlı bir şekilde e-devlet üzerinden açılan koruyucu aile duyurularını da gündeme getirdi.

    HDP’li Özen, Bakan Yanık’ın yanıtlaması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “*6 Şubat’ta gerçekleşen Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerde enkazlardan çıkarılan çocukların ve bebeklerin ailelerine ait bilgiler kayıt altına alınmakta mıdır?

    *Deprem sürecinde hızlı bir şekilde e-devlet üzerinden açılan koruyucu aile duyurularına neden ihtiyaç duyulmuştur? Deprem süreci dışındaki koruyucu aile başvurularıyla arasında herhangi bir fark var mıdır?

    *Depremden kurtulan çocukların akrabalarına veya soy bağı olan kişilere gerekli bilgilendirmeler yapılmakta mıdır?

    *Şu ana kadar 6 Şubat depreminden bu yana hangi şehirden kaç bebek ve çocuk çıkarıldı ve hangi şehirlere götürülmüşlerdir?

    *Şu ana kadar edindiğimiz bilgiler ve gördüğümüz kayıpların çoğu Ambulans ve Hastane sürecinde gerçekleşmiştir. Örneğin; Çocuk, enkazdan çıkarıldıktan sonra; Ambulansla Hastaneye getiriliyor ve sonrasında ise kaybolmaktadır. Neden deprem bölgesinde bulunan hastane ve görev yapan ambulansların güvenliği ve denetimleri yeterince sağlanmamıştır?

    *Kayıp çocuklarla ilgili artış var ve bu konuyla ilgili soruşturma ne aşamadadır? Kayıp çocuklarla ilgili vaka sayısı tam olarak ne kadardır?

    *İstanbul’da 60’a yakın depremzede çocuğun bir tarikat vakfı tarafından evlere yerleştirildiği iddiası ve görgü tanıklarının paylaşımları kamuoyuna yansımıştır. Bakanlığınızın bu iddialarla ilgili herhangi bir araştırması olmuş mudur?

    PİRHA/ANKARA

  • Pazarcık Hasankoca Köyü Cemevindeki Koordinasyon Merkezine el konulmak isteniyor-VİDEO

    Pazarcık Hasankoca Köyü Cemevindeki Koordinasyon Merkezine el konulmak isteniyor-VİDEO

    PİRHA- Pazarcık Kaymakamlığı, HDP ve yöre derneklerinin kentte kurduğu Kriz Koordinasyon Merkezi’ne el konularak, AFAD denetimine verilmek isteniyor. Kayyım olarak değerlendirilen bu duruma HDP Milletvekili Zeynel Özen tepki gösterdi. 

    6 Şubat’ta 7.7 büyüklüğündeki depremin merkez üssü Pazacık ilçesine bağlı Hasankoca Köyü Cemevinde kurulan Kriz Koordinasyon Merkezine kaymakamlık el koymak istiyor.

    HDP Milletvekili Zeynel Özen, Kriz Koordinasyon Merkezi’ne el konulmasına tepki göstererek, “Pazarcık’ta Hasankoca Köyü evinde dayanışmayla kurduğumuz depomuza el koymaya çalışıyorlar. Enkaz altında insanlar can çekişirken ortada olmayanların, dayanışmamıza çökmesine izin vermeyeceğiz. Hiçbir şey istemiyoruz sadece bıraksınlar yaralarımızı saralım. Bırakın ilk günden beri çabalayan gönüllülerimiz depremzedelerin yaralarını sarmaya devam etsinler” dedi.

    HDK de Twitter’dan, “Pazarcık Hasankoca Köyü Cemevine kurulan HDP ve yöre derneklerin oluşturduğu Kriz Koordinasyon Merkezi’ne kaymakam ve jandarma kayyım atamak isteniyor. “Ya bize bağlı çalışacaksınız ya da yardımlara ve yere el koyarız” diyorlar. İktidar felaket yaratmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/MARAŞ

     

  • Cemevlerine saldırı davası sonrasında açıklama: Bu bir utançtır -VİDEO

    Cemevlerine saldırı davası sonrasında açıklama: Bu bir utançtır -VİDEO

    PİRHA- Ankara’da 4 Alevi kurumuna 30 Temmuz 2022’de yapılan saldırıların ardından açılan davanın ilk duruşmasının ardından adliye önünde yapılmak istenen açıklamaya polis izin vermedi. Görüşmelerin sonucunda yapılan açıklamada, “Bu bir adli dava değil bu siyasi yönü olan toplumsal bir davadır. Bir basın açıklamasına bile burada tahammül edilmiyor. Biz Aleviler diyoruz ki bu ülkenin eşit, özgür tüm yurttaşlarıyla barış ve huzur içinde yaşamak istiyoruz” denildi.

    Ankara’da bulunan 4 Alevi kurumuna geçen yıl Muharrem Orucu’nun ilk günü olan 30 Temmuz 2022’de yapılan saldırıların ardından açılan davanın ilk duruşması bugün Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Alevi kurumları ve milletvekilleri duruşma sonrasında adliye önünde basın açıklaması yapmak istedi. Polis ‘güvenlik’ gerekçesiyle açıklama yapılmasına izin vermedi.

    Yapılan görüşmelerin ardından sadece Alevi kurum temsilcilerinin ve HDP Milletvekili Zeynel Özen’in açıklama yapmasına izin verildi.

    “BU KİN, BU NEFRET KERBELA’DAN BU YANA DEVAM EDİYOR”

    HDP Milletvekili Zeynel Özen açıklamasında şunları dile getirdi:

    “Bugün burada görüyorsunuz bu düşmanlık, bu kin, bu nefret son bulmadı, devam ediyor. Kerbela’dan bugüne devam ediyor. Birçok katliam oldu bu katliamların göstermelik yargılamaları. Hiçbir zaman için hakikat ortaya çıkarılmadı. Hakikat ortaya çıkarılmadığı için de bu meczuplar da bulunan cesaret alıyor. Şimdiye kadar kırkın üzerinde Alevi ev işaretlenmesi, Alevi iş yerlerine saldırılar oldu. Hep yetkililer şunu dediler: Bu kendini bilmez, aklı dengesi olmayan, sarhoş veya çocuktur. Ne tesadüf ki bu 4 Alevi kurumuna yapılan saldırı kameraların önünde yapıldı. Bunu gizleme saklama şansları yoktu. Saldırganı yakaladılar ve tam da yıllarca Alevilere söylenen o senaryo hayata geçirildi ‘kendini bilmez sarhoş çocuk birisi yaptı’ denildi. Akıl sağlığı yerinde değil diye rapor aldılar. Bu bir utançtır utanç. Bu bir adli dava değil, bu siyasi yönü olan toplumsal bir davadır.

    “BİR BASIN AÇIKLAMASINA DAHİ TAHAMMÜL EDİLMİYOR”

    Nasıl ki başka bir inanca saldırı olunca biz de kınadık dedik ki lanetliyoruz bir inanca bir saldırı yapılıyor ama Aleviler söz konusu olunca birisi bu duyarlılığı göstermiyor. Bir basın açıklamasına bile burada tahammül edilmiyor. Biz bu davanın peşinde olacağız. Sivas’ı zaman aşımına uğrattılar, yine o dava bir takım sanıklar konusunda devam ediyor ve o davanın nasıl ki peşini bırakmadıysak bu davayı da bırakmayacağız. Biz o raporu da yok hükmünde sayıyoruz. İzmir’den gelip burada 4 bölgede Alevi kurumlarını tek tek bulup saldırıda bulunuluyor. Aslında bizim aklımızla dalga geçiyorlar. Aleviler buna inanır mı? Bu dava aynı zamanda bir vicdan meselesidir. Adli bir vaka değil. Bunu hem siyasiler hem de yargı mensupları anlamalıdır. Gereği yapılmazsa toplum tarafından lanetle karşılanılacaktır. Adil bir yargılama olmalı ve bu saldırıların arkasında kimler var esas faillerin ortaya çıkarılması gerekir.”

    “ALEVİLERİN VARLIĞINA İPOTEK KOYMAK İSTİYORLAR”

    Ardından söz alan DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ise, “Bizler sevginin, barışın ve adaletin dilinin temsilcileri Alevilerin her geçen gün kendileri için eğer çalınacak bir minare gerekiyorsa böyle bir ihtiyaç varsa biz saldırıya maruz kalıyoruz. Bu çalınan minare neydi biliyor musunuz? 4 kuruma saldırdıktan sonra rızasız ve ikrarsız bir şekilde mekanlarımıza girildi ve bizim mevcut bugüne kadar oluşturduğumuz Alevi kurumlarına kayyum atamasının yolu açıldı. Bir masa kuruldu ve Alevileri masaya bağlayacaklar. Alevi toplumsallığının böyle bir talebi yoktu. Bu sadece ve sadece Alevileri denetlemek, özünden uzaklaştırmak için yapılan bir işlemdi. Bu minare ile Alevi varlığına ipotek konulması yeni bir Alevi Diyaneti’nin yolunun açılmasıydı. Kılıfı da çok hazırdı. E bir tane akıl sağlığı yerinde olmayan birisi geldi, bu kurumlara saldırdı ve gitti. Mahkemede sabahtan beri akıl sağlığı yerinde değildir, bunu kabul edelim, tahliyesine karar verelim… Ama hayır bu iş öyle olmayacak. Biz Aleviler diyoruz ki bu ülkenin eşit, özgür tüm yurttaşlarıyla barış ve huzur içinde yaşamamız gerekiyor. Biz bu barışa, adalete sadece Alevileri değil tüm toplumu davet ediyoruz. Türkiye toplumu barış ve özgürlük içinde yaşamalıdır. Yöneticilerimiz kullandıkları ötekileştirici, ayrıştırıcı dilden dolayı bizi birbirimize düşürüyor. Biz onları bu ülkeyi yönetenleri, ahlakın diline, edebe davet ediyoruz” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Yediniz, bitirdiniz; siz ancak züğürt ağa olabilirsiniz’

    ‘Yediniz, bitirdiniz; siz ancak züğürt ağa olabilirsiniz’

    PİRHA – Milletvekili Zeynel Özen, TBMM’de görüşmeleri süren Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu üzerine söz aldı. Özen, konuşmasında “Bu kanun teklifi tartışılırken Komisyona ne TESK’ten ne bu federasyonlardan ne de bu konunun uzmanı birisini çağırıyorsunuz. Sizin derdiniz, bölüp parçalayıp yönetmektir” dedi.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel KurulundaEsnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’ üzerine görüşmeler sürüyor.

    Söz konusu oturumun 11’inci maddesine ilişkin söz alan İstanbul HDP Milletvekili Zeynel Özen, bir kez daha emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) kapsamında staj mağdurları ile gelir düzeyi düşük emekli ve çalışanların durumunu gündeme getirdi.

    Zeynel Özen, “iktidar, bunları umursamayıp kendine yandaş oluşturacak bu tarz tekliflerle geliyor. AKP iktidarının yasa yapım süreçlerinde geliştirdiği bakış açısı ve takındığı tutum antidemokratiktir. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçişle birlikte Meclisin âdeta bir noter makamı hâline getirilmesi, her şeyden önce halklarımızın iradesine hakarettir. Muhalefetin uyarılarını yok sayan, önerilerini dikkate almayan, demokratik anlayıştan uzak bir iktidar anlayışıyla karşı karşıyayız” dedi.

    “KEŞKE BİZE DE NASİP OLSA O İFLAS”

    Zeynel Özen, konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:

    Değerli milletvekilleri, Cumhurbaşkanı bir zaman demişti ki: “EYT İskandinav ülkelerini iflasa sürükledi.” Ben de bu kürsüden söylemiştim: Keşke bize de nasip olsa o iflas. Çünkü İskandinav ülkelerinde kişi başına düşen millî gelir en az 65 bin dolardır. Şimdi, EYT’lilerin ve staj mağdurlarının örgütlü mücadelesi, muhalefetin baskısı, ondan sonra, işte… Şimdi, seçim yaklaşıyor, bir seçim yatırımı olarak EYT’yi getiriyorlar. İyi bir şey ama kime inanalım? Yani bir zaman “Batırır.” diye… Şimdi, EYT getiriliyor, Maliye Bakanı “Bütçemizde 25 milyar hazır.” diyor onu karşılamak için. Ben bu konuyla ilgili bizim yöreden gerçek bir hikâye anlatacağım. Ağanın birisi bir kurban kesiyor ve marabasına bir ciğer veriyor ama her gördüğü yerde de soruyor marabaya: “Bu ciğerin tadı nasıldı?” Adamı her gördüğü yerde rencide ediyor. Bir gün usanıyor artık maraba, gidiyor, bir kasaptan bir ciğer alıyor. Kahvenin önünden ağa geçecek, biliyor soracak; gene soruyor ağa, maraba diyor ki: “Al şu ciğerini, bana sormandan usandım.” Şimdi, arkadaşlar, ağalık dönemi geçti, ağalık dönemi geçti; siz yediniz, bitirdiniz; dönemimiz de bitti, olsa olsa siz ancak “züğürt ağa” olabilirsiniz.

    Ne EYT’liler ne staj mağdurları sizin marabanız değil, onlar alın teriyle kazanılmış haklarını istiyorlar. Onun için bir an önce bu teklifi getirin ve bu Meclisten geçsin.

    Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 44’üncü maddesini değiştiriyorsunuz ve olağanüstü genel kurul için yüzde 25 olan şeyi yüzde 40’a çıkarıyorsunuz. Yani olağanüstü genel kurulları zorlaştırıyorsunuz. TESK’in federasyon talebi bunun 50’ye çıkması, ama siz 25’e düşürüyorsunuz. Bu ne demektir? Siz federasyon enflasyonu yaratacaksınız ve aynı barolarda yaptığınız gibi; etkisiz, yetkisiz, içi boşaltılmış federasyonlar, konfederasyonlar oluşturmak istiyorsunuz, yandaş konfederasyonlar oluşturmak istiyorsunuz. Bundan vazgeçin çünkü federasyonların, konfederasyonların görevi; kendi üyelerinin haklarını savunmaktır, onların haklarını talep etmektir.

    “SİZİN DERDİNİZ, BÖLÜP PARÇALAYIP YÖNETMEKTİR”

    Şimdi, TESK’e bağlı 13 tane federasyon var: Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu, Türkiye Bakkallar ve Bayiler Federasyonu, Türkiye Fırıncılar Federasyonu, Türkiye Berberler ve Kuaförler Federasyonu gibi federasyonlar var. Bu kanun teklifi tartışılırken Komisyona ne TESK’ten birisini çağırıyorsunuz, ne bu federasyonlardan birisini ne de bu konunun uzmanı birisini çağırıyorsunuz. Sizin derdiniz, bölüp parçalayıp yönetmektir. Yandaş meslek kuruluşları oluşturmaya çalışıyorsunuz. Bundan vazgeçmeniz gerekiyor çünkü bunu bir defa denediniz barolarda, bunu başaramadınız.

    Diğer taraftan, kooperatiflere gelince, 60 bine yakın kooperatif var, bunlara yeterli destek sağlanmıyor. Siz kendi döneminizde 9 defa Kooperatifler Yasası’nın 34 tane maddesini değiştirdiniz. Daha önce de 12 defa bu yasa değiştirildi. Ama sizin amacınız yasa yapmak değil, sorunları çözmek değil, sorunun etrafından dolanarak o kurumların, meslek kuruluşlarının içini boşaltmak ve onları yandaş duruma getirmek. Ama bilesiniz ki demokrasinin olmazsa olmazı sivil toplum örgütleridir, meslek kuruluşlarıdır. Bunlarla uğraşmaktan vazgeçin.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘İçişleri Bakanına yönetilen 52 soru önergesinin hiçbiri cevaplandırılmadı!’-VİDEO

    ‘İçişleri Bakanına yönetilen 52 soru önergesinin hiçbiri cevaplandırılmadı!’-VİDEO

    PİRHA – HDP milletvekili Zeynel Özen, İçişleri Bakanına yöneltilen soru önergelerine cevap alınamaması konusunu Meclis gündemine taşıdı. Özen, 2019 yılından günümüze yaklaşık 2 bin soru önergesine cevap verilmediğini ifade etti.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Meclis Genel Kurulunda yaptığı konuşmada soru önergelerinin cevapsız kaldığına vurgu yaptı. Özen, HDP grubu olarak 2019 yılından bu yana 2 bin civarında soru önergesine hiçbir yanıt verilmediğini belirtti.

    “ON BEŞ GÜN İÇİNDE YANITLAMAK ZORUNDADIR”

    Milletvekili Zeynel Özen, özellikle İçişleri Bakanlığına yöneltilen soru önergelerinin cevapsız bırakıldığını vurgulayarak “Örneğin, şahsıma ait sadece İçişleri Bakanına yönetilen 52 soru önergesinin hiçbiri cevaplandırılmamıştır. Bakanlar, milletvekillerinin soru önergelerini on beş gün içinde yanıtlamak zorundadır. Bu süre zarfında yanıtlanmayan soru önergeleri hakkında Meclis Başkanı ilgili Bakanları uyarmakla yükümlüdür. İçişleri Bakanının halkın iradesi olan milletvekillerinin soru önergelerini cevaplamayıp yasamanın görevini tanımaması asla kabul edilemez. Yetkilileri bu Bakanın görevlerini ve sorumluluklarını hatırlatmaya davet ediyorum” şeklinde konuştu.

    ÖNERGELER 15 GÜN İÇİNDE CEVAPLANMASI GEREKİYOR!

    Milletvekili Zeynel Özen, geçtiğimiz yıllarda Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na, cevaplandırılmayan önergeler ile ilgili Meclis Araştırması açılmasını da talep etmişti. Özen TBMM İç Tüzüğü’nün 99. maddesine göre, soru önergelerinin ilgili makam tarafından 15 gün içinde yanıtlanması gerektiğini vurgulayarak “Bu süre zarfında yanıtlanmayan soru önergeleri hakkında Meclis Başkanı’nın ilgili bakanları uyarma yetkisi mevcuttur” notunu düşmüştü.

    PİRHA/ANKARA

  • Özen’den Bozdağ’a: ‘Akıl sağlığı yerinde olmayan’ biri cemevlerine saldırıları nasıl gerçekleştirdi?

    Özen’den Bozdağ’a: ‘Akıl sağlığı yerinde olmayan’ biri cemevlerine saldırıları nasıl gerçekleştirdi?

    PİRHA – Milletvekili Zeynel Özen, Ankara’da 4 Alevi kurumuna yapılan saldırıya ilişkin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a soru önergesi yönelterek “Bu saldırıları gerçekleştiren A.O.K’nın dava sürecinde arkasında başka güçlerin ve kişilerin olup olmadığına dair herhangi bir araştırma olmuş mudur?” diye sordu. Özen ayrıca Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesi gereken bu davanın neden Asliye Hukuk Mahkemesi’nde gerçekleştirildiğini de sordu.

    Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Alevi kurumlarına yönelik saldırıları Meclis gündemine taşıdı.

    Zeynel Özen, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunduğu önergesindeAnkara’da 30 Temmuz 2022 tarihinde 3’ü cemevleri olmak üzere 4 Alevi kurumu saldırıya uğradı. Bu saldırıların birinde yaralama söz konusu, diğer üç kurumda ise içeriye girip şiddet ve cebir eylemleri gerçekleşti. Suçun işlenişi bakımından Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesi gereken bu saldırılar Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava konusu olmuştur. Nihayetinde İzmir’den gelip Ankara’daki cemevlerine ve kurumlarına saldıran A.O.K’ın ruhsal durumuna dair ‘akıl sağlığı yerinde değildir’ hükmü verilerek “cezai ehliyetinin olmadığına” karar verilmiştir” ifadelerine yer verdi.

    “DAVA NEDEN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NDE GERÇEKLEŞMİŞTİR?”

    Milletvekili Zeynel Özen, konuya ilişkin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ tarafından yanıtlanması istemiyle şu soruları yöneltti:

    “*Cebir ve şiddetin uygulanması açısından suçun işlenişi bakımından Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesi gereken bu dava neden Asliye Hukuk Mahkemesi’nde gerçekleşmiştir?

    *Ankara’daki cemevlerine saldırıların faili olan A.O.K’nın akıl sağlığı yerinde olmadığı ve dolayısıyla ‘cezai ehliyetinin olmadığı’ kararı hangi saiklerle verilmiştir?

    *Akıl sağlığı yerinde olmayan birisi nasıl İzmir’den gelip, daha önce yaşamadığı ve bilmediği bir şehir olan Ankara’daki cemevlerine ve Alevi kurumlarına saldırı gerçekleştirmiştir?

    *Bu saldırıları gerçekleştiren A.O.K’nın dava sürecinde arkasında başka güçlerin ve kişilerin olup olmadığına dair herhangi bir araştırma olmuş mudur?”

    PİRHA/ANKARA

  • Zeynel Özen: 8 Ocak, Metin Göktepe’yi Anma Günü ilan edilsin!

    Zeynel Özen: 8 Ocak, Metin Göktepe’yi Anma Günü ilan edilsin!

    PİRHA – Milletvekili Zeynel Özen, basın emekçisi Metin Göktepe’nin katledildiği gün olan 8 Ocak’ın anma günü olması için TBMM’ye kanun teklifi sundu.

    Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe, Ümraniye Cezaevinde öldürülen Rıza Boybaş ve Orhan Özen’in Alibeyköy Cemevindeki cenaze törenlerini izlerken 8 Ocak I996 tarihinde polis tarafından gözaltına alınmış, ertesi gün Kapalı Spor Salonu bahçesinde ölü olarak bulunmuştu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, 8 Ocak’ın “Metin Göktepe’yi Anma Günü” ilan edilmesi hakkında kanun teklifi hazırladı.

    “BASIN TARİHİ AÇISINDAN ÖNEMLİ BİR YERE SAHİPTİR”

    HDP’li Özen, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunduğu kanun teklifinde, dönemin devlet yetkililerinin çelişkili açıklamalar yaparak cinayeti gizlemeye çalıştıklarını belirterek kanun teklifinin “Genel Gerekçe” bölümünde şu ifadelere yer verdi:

    “Dönemin Başbakanı Tansu Çiller ve İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar, Metin Göktepe’nin gözaltına alınmadığını; Eyüp Cumhuriyet Savcısı Erol Canözkan gözaltına alındığını ancak sonra çay bahçesinde otururken fenalaşarak sandalyeden düştüğünü; dönemin İçişleri Bakanı Teoman Ünüsan ise spor salonunun duvarından düşerek öldüğünü iddia etmişti. Fakat sonrasında kamuoyunun baskıları sonucu o dönem Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) bir araştırma komisyon kuruldu ve dava süreci derinleştirildi. Başlangıçta duvardan düştüğü iddia edilen Metin Göktepe’nin gözaltında işkenceyle dövülerek öldürüldüğü kabul edilmek zorunda kalınmıştı.

    Güvenlik gerekçe gösterilerek Metin Göktepe davası 4 yıl boyuna çeşitli illere taşındı. Bu 4 yıl süren dava 1999 yılının Şubat ayında sonuçlandı. Mahkemenin aldığı karar gereği 11 memurdan altısına 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Yargıtay ceza alan altı memurdan beşinin cezası onanmış sanık emniyet amirine verilen ceza ise esastan bozulmuştu. Kamuoyunda Rahşan affı diye bilinen afla şartlı tahliyeden yararlanan polisler toplam 1 yıl 8 ay hapis yatarak cezaevinden çıktılar. Katilleri her ne kadar verilen cezaları yatmasalar da, Metin Göktepe öldürülmüş gazeteciler içinde katilleri için mahkûmiyet kararı verilmiş ilk gazeteci olması nedeniyle Türkiye’nin basın tarihi açısından önemli bir yere sahiptir.

    İnsanlık dışı nefret ve işkence suçlarına karşı gerekli yasal düzenlemelerin yapılması ve böyle olası cinayetlerin yaşanmaması için hatırlanıp yüzleşilmesi şarttır. Böyle bir anma ilan edilerek; benzeri nefret suçlarının yaratılmasına müsait bir zemin yaratılmasının önüne geçerek, toplumsal farkındalığın sağlanması ve tüm farklılıklarımızla beraber huzur içinde bir barış ortamının yaratılması amaçlanmaktadır. Bu nedenle bu kanun teklifi ile 8 Ocak’ın Metin Göktepe’yi Anma Günü olarak ilan edilmesi öngörülmüştür.”

    PİRHA/ANKARA

  • Özen’den, 1999 yılı öncesi staj yapanların da EYT kapsamına alınması için kanun teklifi

    Özen’den, 1999 yılı öncesi staj yapanların da EYT kapsamına alınması için kanun teklifi

    PİRHA – Milletvekili Zeynel Özen, 1999 yılı öncesi staj yapanların fiili çalışmadan sayılmadıkları nedeniyle çıkacak olan EYT Kanunu’ndan yararlanamadıklarını gündeme getirdi. Özen, konu hakkında TBMM’ye kanun teklifi sundu.

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi sundu. Özen, yaklaşık 250 bin kişinin, staj tarihinde verilen sigorta başlangıç tarihinin, esas işe başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi yönünde talepte bulunduklarını kaydetti.

    “STAJYERLERİN ÇALIŞMALARI SİGORTA BAŞLANGICI KABUL EDİLSİN”

    Milletvekili Zeynel Özen, EYT düzenlemesinde yeni bir mağduriyet yaşanmaması için ilgili kanun teklifinin “Genel Gerekçe” bölümünde şu ifadelere yer verdi:

    “5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun bazı sigorta kollarının uygulanacağı “sigortalılar” başlıklı 5’inci maddesinde; ‘3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanunu’nda belirtilen aday çırak, çırak ve işletmelerde meslekî eğitim gören öğrenciler hakkında iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık sigortası; meslek liselerinde okumakta iken veya yüksek öğrenimleri sırasında staja tabi tutulan öğrenciler ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 46’ncı maddesine tabi olarak kısmi zamanlı çalıştırılan öğrenciler hakkında ise iş kazası ve meslek hastalığı sigortası uygulanır’ denilmektedir.

    Aynı maddede ‘4’üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılırlar’ hükmü yer almaktadır. Bu mevzuat hükümlerine göre çıraklar ve staj yapan öğrenciler zorunlu olarak sigortalı yapılmaktadırlar.

    Aynı kanunun ‘Sigortalılığın Başlangıcı’ başlıklı 7’nci maddesinde; sigorta hak ve yükümlülükleri 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için çalışmaya, mesleki eğitime veya staja başladıkları tarihten itibaren başlanmaktadır hükmü yer almaktadır.

    Öte yandan 5510 Sayılı Kanun’un 38’inci maddesine göre, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabii olarak ilk defa kapsama girdiği tarih olarak kabul edildiğinden çıraklar ve stajyerler sağlanan haklardan yararlanamamaktadırlar. Çırak ve stajyerler zorunlu olarak sigortalı yapılıp işveren tarafından primleri ödenirken, bu süre sigorta başlangıç tarihi olarak kabul edilmemektedir.

    Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) olarak bilinen sigortalıların kazanılmış haklarının önümüzdeki süreçte TBMM’ye gelecek bir yasal düzenlemeyle teslim edileceğine dair hükümet tarafından beyanlar mevcuttur. Fakat 1999 öncesi staj yapan, sigorta kartı ve sigorta sicil numarası olan staj mağdurları da sigorta başlangıcı e-devlet üzerinde görünmesine rağmen, fiili çalışmadan sayılmadıklarından çıkacak olan EYT kanunundan yararlanamamaktadır. Bu nedenle ‘staj mağdurları’ olarak bilinen yaklaşık 250.000 kişi staj tarihinde verilen sigorta başlangıç tarihinin, esas işe başlangıç tarihi olarak kabul edilmesiyle haklarının teslim edilmesini talep etmekteler.

    Uygulamada adaletin sağlanması amacıyla fiilen çalışmaya başlayan çırak ve stajyerlere borçlanma hakkı getirilmesi ve bu çalışmalarının sigorta başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi yönünde yasal düzenleme yapılması ile mağduriyetler giderecektir. Bu haksızlığın giderilmesi mesleki eğitimin özendirilmesine de katkı sağlayacaktır.

    Kanun teklifi ile çırak ve öğrencilerin çıraklık ve staja başladıkları tarih sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesi sağlanacaktır.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’li Özen’in yurt dışına çıkış yasağı kaldırıldı

    HDP’li Özen’in yurt dışına çıkış yasağı kaldırıldı

    PİRHA- 35 yıldır yaşadığı ve vatandaşı olduğu İsveç’e gitmek üzere İstanbul Havalimanı’na gittiğinde hakkında yurt dışı çıkış yasağı olduğunu öğrenen HDP Milletvekili Zeynel Özen, söz konusu yasağın kalktığını duyurdu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, 35 yıldır yaşadığı ve vatandaşı olduğu İsveç’e gitmek üzere İstanbul Havalimanı’na gittiğinde hakkında yurt dışı çıkış yasağı olduğunu öğrendi. İstanbul Havalimanında, Özen’e yurtdışı çıkış yasağı konulduğu tebliğ edildi ve uçuşu engellendi.

    Herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın uygulanan yasağı Meclis gündemine de taşıyan Özen, söz konusu yasağın kalktığını duyurdu.

    “İÇİŞLERİ BAKANLIĞI SEYAHAT ÖZGÜRLÜĞÜMÜ ELİMDEN ALDI”

    ‘İçişleri Bakanlığı’nın keyfi yurtdışı yasağı kaldırıldı’ diyerek konuya ilişkin basın açıklaması yapan Özen, şunları dile getirdi:

    “25 Aralık 2022 Pazar günü İstanbul Havalimanından Kopenhag üzerinden 35 yıl yaşadığım İsveç’e aile ziyareti için gitmek üzereyken İçişleri Bakanlığı talimatıyla yurt dışına çıkamayacağım söylendi. Anayasa Mahkemesi’nin bu yıl Temmuz ayında açıklanan bir kararında İçişleri Bakanlığının tamamen keyfi olarak ve bir çeşit eziyet olarak kullandığı bu yetkiyi iptal etmesine rağmen bakanlık olmayan bir yetkiyle seyahat özgürlüğümü elimden aldı.

    “HERHANGİ BİR MAHKEME KARARI OLMAKSIZIN YASAK KONULMUŞ”

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından Avrupa Birliği Uyum Komisyon Katip Üyesi ve Türkiye-Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu üyesi olarak görevlendirilen ve çalışma alanı yurt dışı olan bir milletvekiline, herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın uygulanan bu hukuksuz yasak, kamuoyundan gelen yoğun tepki ve aklıselim kişilerin duyarlılıkları üzerine bugün an itibariyle kaldırıldı. Bugün gecikmeli de olsa ailemi ziyaret etmek üzere İstanbul Havalimanı’ndan yola çıktım.

    “HAKLARINDA YASAK BULUNAN MİLYONLARCA KİŞİNİN SESİ OLACAĞIM”

    Ülkemizde bugün hala milyonlarca kişinin benzeri şekilde mahkeme kararları olmaksızın talimatlarla keyfi olarak seyahat özgürlüklerinin elinden alındığı ve medeni ölüme terk edildiklerinin farkındalığıyla, onların da sesi olmak için elimden geleni yapacağım. Bu süreçte başta özgür basın emekçileri olmak üzere sesimiz olan, desteklerini ileten ve yanımızda olduğunu hissettiren demokrasi ve insan haklarından yana tüm dostlara gönülden çok teşekkür ederim. Barış, demokrasi ve özgürlüklerin olduğu huzur içinde bir ülkede yaşamamız dileğiyle. Aşk ile…”

    PİRHA/ANKARA

  • Özen, yurt dışına çıkış yasağını meclise taşıdı: TBMM’ye karşı bir yetki ihlali değil mi?

    Özen, yurt dışına çıkış yasağını meclise taşıdı: TBMM’ye karşı bir yetki ihlali değil mi?

    PİRHA – İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, hakkında yurt dışı çıkış yasağının getirilmesi konusunu TBMM Başkanı Mustafa Şentop ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sordu. Özen, “TBMM’de AB Uyum Komisyonu Kâtip Üyesi ve Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) üyeliği görevlerini yürüten, komisyon çalışma alanları yurt dışı olan bir milletvekiline verilen bu yasak TBMM’ye karşı bir yetki ihlali değil midir?” diye sordu. 

    Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Zeynel Özen hakkındaki yurt dışı çıkış yasağı kararı Meclis gündemine taşındı.

    Milletvekili Özen, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Şentop ile İçişleri Bakanı Soylu’ya konu ile ilgili soru önergesi yöneltti. Özen, yazılı soru önergesinde “Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’nin ‘Anayasa’nın 23. maddesinde vatandaşın yurt dışına çıkma özgürlüğünün sadece suç soruşturması veya kovuşturması sebebine bağlı olarak ve ancak hâkim kararıyla sınırlanabileceği’ gerekçesiyle idari kararlarla yurt dışına çıkışın engellenemeyeceğine dair kesin hükmü mevcuttur. Anayasanın seyahat özgürlüğünü garanti altına alan bu ilgili 23. Maddesi’ne göre, ‘Herkes yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir. Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz” dedi.

    “BU YASAK TBMM’YE KARŞI BİR YETKİ İHLALİ DEĞİL MİDİR?”

    Zeynel Özen önergesinde, milletvekili olarak, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Kâtip Üyesi ve Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu üyeliği görevlerine devam ettiğini belirterek, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’a şu soruları yöneltti:

    “*TBMM’de Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Kâtip Üyesi ve Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) üyeliği görevlerini yürüten, komisyon çalışma alanları yurt dışı olan bir milletvekiline verilen bu yasak TBMM’ye karşı bir yetki ihlali değil midir?

    *TBMM’de ve ilgili komisyonlarda aktif yasama faaliyetlerinde bulunan bir milletvekili olmama rağmen öncesinde herhangi bir tebligatta bulunmadan ve herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın, idari kararla şahsıma verilen bu yurt dışına çıkış yasağının kaldırılması ve hukukun uygulanması için TBMM Başkanlığı olarak herhangi bir çabanız olacak mıdır?

    *Anayasa’nın seyahat özgürlüğünü garanti altına alan 23. Maddesi ve Anayasa mahkemesinin idarinin yasak getiremeyeceğine dair kesin hükmüne rağmen, herhangi bir somut ve hukuki gerekçe olmadan, İçişleri Bakanlığı tarafından milletvekillerine uygulanan yurt dışına çıkış yasaklarının kaldırıp, hukukun işlemesi için bakanlıkla herhangi bir görüşmeniz olacak mıdır?”

    “HANGİ HUKUKİ GEREKÇELERLE YURT DIŞINA ÇIKIŞIM ENGELLENMEKTEDİR?”

    Zeynel Özen, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya ise şu soruları yöneltti:

    “*TBMM’de ve ilgili komisyonlarda aktif yasama faaliyetlerinde bulunan bir milletvekili olmama rağmen öncesinde herhangi bir tebligatta bulunmadan ve herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın, bakanlığınız tarafından şahsıma yurt dışına çıkış yasağı getirilmesinin sebebi nedir?

    *Anayasa’nın seyahat özgürlüğünü garanti alına alan 23. Maddesi ve Anayasa Mahkemesi’nin idarinin yasak getiremeyeceğine dair kesin hükmüne rağmen, hangi somut ve hukuki gerekçelerle yurt dışına çıkışım engellenmektedir?

    *TBMM’de Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Kâtip Üyesi ve Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) üyeliği görevlerini yürüten, komisyon çalışma alanları yurt dışı olan bir milletvekiline verilen bu yasak TBMM’ye karşı bir yetki ihlali değil midir?”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    HDP Milletvekili Özen: Vatandaşı olduğum İsveç’e gidişim engellendi!

  •  HDP’li Özen’den kanun teklifi; Maraş Katliamı utanç anıtı inşa edilsin

     HDP’li Özen’den kanun teklifi; Maraş Katliamı utanç anıtı inşa edilsin

    PİRHA-HDP Milletvekili Zeynel Özen, 1978 yılında Maraş’ta gerçekleşen katliamda yitirilen canların anısına “Maraş Katliamı Utanç Anıtı” yapılması ve katliamda hayatını kaybeden mağdur aileler için gerekli maddi ve manevi yardımın devlet tarafından sağlanması için kanun teklifi verdi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, 1978 yılı 19-26 Aralık tarihleri arasında Maraş’ta gerçekleşen katliamda yitirilen canların anısına “Maraş Katliamı Utanç Anıtı” yapılması ve katliamda hayatını kaybeden mağdur aileler için gerekli maddi ve manevi yardımın devlet tarafından sağlanması için kanun teklifi verdi.

    “ARALIKSIZ DEVAM EDEN SALDIRILARDAN SONRA SIKIYÖNETİM İLAN EDİLDİ”
    Özen Meclis Başkanlığı’na sunduğu teklifte şu ifadelere yer verdi:

    “12 Eylül 1980 Askeri darbesinin oluşmasına müsait bir ortamın hazırlanması açısından, 19-26 Aralık 1978 tarihleri arasında Maraş’ta gerçekleşenler 1980 öncesi yaşanan iç karışıklıkların şiddetli bir başlangıcını oluşturan katliamlar silsilesinin ilk durağıdır. Maraş il merkezinde 1978 yılının 19-26 Aralık tarihleri arasında 7 gün süren katliamda resmi rakamlara göre 111 kişi, katliamın tanıklarına göre ise resmi rakamlarda belirtilenlerin çok üstünde yurttaş hayatını kaybetmiştir. Alevilere ait yüzlerce ev ve işyeri yakılıp yağmalanmıştır. 26 Aralık’a kadar aralıksız devam eden saldırıların ardından 13 ilde sıkıyönetim ilan edilmiştir.

    “DAVA SÜRECİNDE FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER YAŞANDI”

    1988’e kadar süren Maraş Katliamı sanıklarının yargılanması sonucunda, olaylara karışıp yargılanan 804 sanıktan 22 kişiye idam, 7 kişiye müebbet hapis, 321 kişiye ise 1 ila 24 yıl arasında hapis cezaları verilmiştir. Fakat idam ve müebbet cezalı sanıkları da içeren kararlar bir süre sonra Yargıtay tarafından bozulmuştur. Uzun süren davalar sürecinde sis perdelerini aralamaya yakın olan 3 müdahil avukatı katliamın şifrelerini çözmeye yaklaştıkça art arda faili meçhul cinayetlere kurban gider. Maraş Katliamı’nın müdahil avukatları; Ceyhun Can 10 Eylül 1979’da, Halil Sıtkı Güllüoğlu 3 Şubat 1980’de ve Ahmet Albay 3 Mayıs 1980’de öldürülürler.

    “HERKESİN YÜREĞİNDE DERİN YARALAR AÇILDI”

    Yargıtay’ın Maraş Katliamı sanıklarına verilen cezaları bozma kararının ardından gerçekleşen yeni yargılama sürecinde ise çoğu kişi beraat eder, geri kalanlara ise hafif cezalar verilir. 1991 yılında çıkarılan Terörle Mücadele Kanunu nedeniyle alınan hafif cezalar da ertelenir ve serbest bırakılırlar. Sonuç olarak içlerinde kundaktaki masum bebekler, çocuklar, kadınlar ve yaşlılar dahil onlarca insanın yaşamını yitirdiği Maraş Katliamı’nın planlayıcılarından, tetikçilerinden ve katillerinden tek bir kişinin bile ceza almaması ve üstünün itinayla kapatılması, başta katledilen kişilerin yakınları olmak üzere vicdan sahibi herkesin yüreklerinde büyük bir yara açmıştır.

    “KATLİAMLA YÜZLEŞİLMESİ İÇİN ANITI İNŞA EDİLMEMELİDİR”

    Özellikle ırkçılık ve dincilik ekseninde gelişen toplumdaki tüm farklılıkları birbirine düşman eden nefret suçlarına gerekli yasal düzenlemelerin yapılması ve böyle olası katliamların yaşanmaması için hatırlanıp yüzleşilmesi şarttır. Bu anlamda katliamında yitirilen canların anısına Maraş il merkezinde “Maraş Katliamı Utanç Anıtı” adında bir anıt inşa edilmelidir. Böylece benzeri katliamların toplumun hafızasından silinmesi engellenmiş olacak; insanlığa karşı işlenen tüm suçlara karşı Devletin bütün organlarıyla karşı olduğu mesajı net bir şekilde verilebilecektir.

    “DEVLET KATLİAM MAĞDURLARININ MADDI MANEVİ ZARARINI KARŞILAMALIDIR”

    Ayrıca bu katliamın yakınlarını yitirenlerin uğradıkları maddi ve manevi zararın giderilmesi bir toplumsal ihtiyaç olarak kendini göstermektedir. Dolayısıyla Maraş Katliamında hayatını kaybeden yurttaşlarımızın ailelerine gerekli maddi desteğin verilmesi, çocuklarının eğitim ve sağlık masraflarının karşılanması devletin sorumluluğudur.
    Yukarıda belirtilen nedenlerle 1978 yılı 19-26 Aralık tarihleri arasında Kahramanmaraş’ta gerçekleşen katliamda hayatını yitiren yurttaşlarımızın ve toplumun mağduriyetinin giderilmesi amacıyla söz konusu kanun teklifi düzenlenmiştir.

    KANUN TEKLİFİNİN MADDELERİ

    MADDE 1 – Maraş katliamında yitirilenlerin anısına Kahramanmaraş il merkezinde “Maraş Katliamı Utanç Anıtı” adında bir anıt yapılacaktır.
    MADDE 2 – 1978 yılı 19-26 Aralık tarihleri arasında Kahramanmaraş’ta gerçekleşen katliamda hayatını kaybedenlerin ailelerinin 1. derece akrabalarının her türlü sosyal güvenlik ve sağlık harcaması T.C. Sağlık Bakanlığı, eğitim çağındaki çocuklarının yüksek öğrenim dahil tüm eğitim masrafları T.C. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından sağlanacaktır.
    MADDE 3 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
    MADDE 4 – Bu Kanunun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

    PİRHA-ANKARA

  • HDP’li Özen: Maraş katliamında devletin parmağı var-VİDEO

    HDP’li Özen: Maraş katliamında devletin parmağı var-VİDEO

    PİRHA-Maraş katliamına dair Meclis’te konuşan HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, “Avukatlar Genel Kurmaya bağlı Kara Kuvvetleri Komutanlığından Maraş katliamına dair arşiv dosyasını almak istiyor ancak mahkeme kararlarına rağmen verilmiyor. Gerekçesi de gizlilik kararı deniliyor. Neden çekiniliyor? Neden korkuluyor? Neden bu dosya verilmiyor? Bu çok açık ve net: bu katliamda devletin parmağı var demektir” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Maraş katliamına ilişkin TBMM Genel kurulunda konuştu. Herkesi Maraş’ta yapılacak anmaya davet eden Özen şunları söyledi:

    “19-24 Aralık tarihleri arasında Maraş Katliamı oldu. 24 Aralık’ta Maraş’a gidip yitirdiğimiz canları katledildikleri yerde anacağız. Burada partilere grup ayrımı yapmadan, diyorum ki vicdanlı olan herkesi Maraş’a davet ediyorum. Bu katilleri lanetleyelim ki bir daha böyle bir olay yaşanmasın. Bugün Maraş’ta katledilen birçok kişinin mezar yerleri bile değil. O dönemde katledilen başta Gışkin (Gıjık) Dede ve Karamaraş mahallesinde direnerek yüzlerce canın hayatını kurtaran Mehmet Mengücek yoldaşımı saygıyla anıyorum. Avukatlar Genel Kurmaya bağlı Kara Kuvvetleri komutanlığından Maraş katliamına dair arşiv dosyasını almak istiyor ancak mahkeme kararlarına rağmen verilmiyor. Gerekçesi de gizlilik kararı deniliyor. Neden çekiniliyor? Neden korkuluyor? Neden bu dosya verilmiyor? Bu çok açık ve net: bu katliamda devletin parmağı var demektir.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Özen: Hacı Bektaş Veli Dergahı’nı işgalden ne zaman vazgeçeceksiniz?-VİDEO

    Özen: Hacı Bektaş Veli Dergahı’nı işgalden ne zaman vazgeçeceksiniz?-VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, “Hacı Bektaş Dergahı’nı işgalden ne zaman vazgeçeceksiniz?” diye sorarak, “”Alevi inancını ve cemevlerini yok sayıyorsunuz, bir folklorik kültür gibi algılıyorsunuz. Bu Alevilerin onuruna dokunuyor, incitiyor” dedi. Özen, 44 yıl önce Alevilere yönelik yapılan katliamı protesto etmek için herkesi Maraş’a çağırdı. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, mecliste süren bütçe görüşmelerinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bütçesi üzerine söz aldı.

    Özen, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulduğu duyurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve Meclis’te kabul edilen torba yasaya karşı konuştu.

    “ALEVİLERE SORULMAMASININ NEDENİ NEDİR?

    Özen, kurulan başkanlığın Alevilere sorulmadığını ve görüşlerinin alınmadığını belirterek, “Bunun nedeni nedir? Alevilerin tarihi katliamlar tarihidir. Cumhuriyet döneminde onlarca büyük katliam olmuştur. Ve özellikle Sivas Katliamı, Aleviler için bir dönüm noktasıdır. Sivas Katliamı Alevilerin külleri üzerinden yeniden doğmasına neden olmuştur. Aleviler örgütlenmiş, Aleviler demokratik alanda mücadeleye başlamışlardır. Sorunlarını iç hukuka, insan hakları mahkemesine taşımışlardır. Yargıtay’ın ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), cemevleri ve zorunlu din dersleri konusunda kararları var. Anayasa Mahkemesi’nin kararları var. Ama bu iktidar uygulamamıştır” dedi.

    “ALEVİLİKTE ŞEYHÜLİSLAMLIK YOKTUR

    AKP’nin sorunu çözmek istemediğini vurgulayan Özen, şunları söyledi:

    “Siz Alevi hakikatini, inancını, sistematiğini bilmiyorsunuz. Alevilikte şeyhülislamlık yoktur. Atamayla bir dede, baba, ana olamaz. Şimdi Cumhurbaşkanına bağlı on bir kişiden oluşan bir kurum oluşturuluyor. Kim bunlar? Hangi Aleviden rızalık almışlar? Aleviliğe siz kayyum atıyorsunuz. Aleviler kayyumu kabul etmez. Bizler Aleviler olarak böyle bir talebimiz yok. Demokratik ülkelerde devlet dinlere para ayırmaz. Bizler diyoruz ki hem Halkların Demokratik Partisi olarak hem Aleviler olarak diyoruz ki demokratik bir devlette inançlara para ayrılmaz. Ancak her cemaat, her inanç kendi kendini finanse eder. Devlet de bu konuda yardımcı oluri.”

    Alevilere karşı nefret suçlarının devam ettiğinin altını çizen Özen, Alevilere karşı işlenen suçlarda cezasızlık politikasının devrede olduğunu dile getirdi.

    “NEDEN KORKULUYOR?

    Alevi dergahlarının işgal altında olduğuna dikkat çeken Özen, “Hacı Bektaş Dergahı’nı işgalden ne zaman vazgeçeceksiniz?” diye sorarak, şunları aktardı:

    “Alevi inancını ve cemevlerini yok sayıyorsunuz, bir folklorik kültür gibi algılıyorsunuz. Bu Alevilerin onuruna dokunuyor, incitiyor. Kimin böyle bir şeye hakkı var?
    Diğer taraftan onlarca katliam oldu. Hangi katliamın hesabını verdiniz? Bugün Aleviler konusunda yasalarda samimiyseniz ilk önce bu katliamların hesabını verin. Alevilerin en yaralı olduğu bir dönem yaklaşıyor. 19-24 Aralık’ta Maraş Katliamı oldu. Burada grup ayrımı yapmadan, diyorum ki vicdanlı olan herkesi Maraş’a davet ediyorum. Bu katilleri lanetleyelim ki bir daha böyle bir olay yaşanmasın. Avukatlar Maraş Katliamı dosyasını almak istiyor ancak verilmiyor. Gerekçesi de gizlilik kararı deniliyor. Neden çekiniliyor? Neden korkuluyor? Neden bu dosya verilmiyor? Bu ne demektir biliyor musunuz? Bu katliamda devletin parmağı var demektir.”

    PİRHA/ANKARA