Etiket: zeynel özen

  • HDP’li Özen: Bu bütçe rantın, talanın ve savaşın bütçesidir; kabul etmiyoruz! -VİDEO

    HDP’li Özen: Bu bütçe rantın, talanın ve savaşın bütçesidir; kabul etmiyoruz! -VİDEO

    PİRHA- Meclis’teki bütçe görüşmeleri sırasında söz alan HDP Milletvekili Zeynel Özen, “Bu bütçe yandaşa rant dağıtma bütçesidir, savaşın bütçesidir. Bakın, bu bütçede yoksullar yok, emekliler yok, işçiler yok, çiftçiler yok, hayvancılıkla uğraşanlar yok, öğrenciler yok, tüm yoksullar, emekçiler yok burada. Biz bu talan ve soygun bütçesini kabul etmiyoruz ve hayır diyoruz” dedi.

    Sık sık yaşanan tartışmalarla gündeme gelen 2023 yılı bütçe görüşmeleri devam ediyor. Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Meclis Genel Kurulu’nda söz alarak bütçeye ilişkin konuştu.

    Özen konuşmasında, yapılan bütçenin emekçilerin, halkın sorunlarına çözüm üretmediğini belirterek, iktidarın rant ve talan politikalarından vazgeçmesi gerektiğini söyledi.

    “AKP İKTİDARI VARKEN YOKSULLUK VE İŞSİZLİK AZALMAYACAK”

    ‘Bu bütçe ne hakçadır ne de halkın bütçesidir’ diyerek sözlerine başlayan Özen, şunları dile getirdi:

    “Bu bütçe yandaşa rant dağıtma bütçesidir, savaşın bütçesidir. Bakın, bu bütçede yoksullar yok, emekliler yok, işçiler yok, çiftçiler yok, hayvancılıkla uğraşanlar yok, öğrenciler yok; tüm yoksullar, emekçiler yok burada. Bu bütçenin amacı yoksulluğu ve adaletsizliği azaltmak değil. Bu bütçe uygulandığında Maraşlı çiftçinin, Konyalı esnafın, Ağrı’da hayvancılıkla uğraşanın durumu daha da iyi olmayacak. Rantın, faizin ve savaş iktidarı olan AKP’nin bu bütçesiyle iş cinayetleri devam edecek, kadın kırım politikaları sürdürülecek, doğanın ekolojik talanı derinleşecek; AKP iktidarı varken yoksulluk ve işsizlik azalmayacak, tam tersine artacak.

    “EKONOMİDE BUNCA REZALETE, ENFLASYONA RAĞMEN AKP PEMBE TABLO ÇİZİYOR”

    Bu bütçe, Karadeniz’de ‘Ben halkım!’ diyen Havva Ana’nın karşısına jandarma copu olarak çıkacak, Dersim’de orman yakacak, Meriç’te mülteci boğacak; Şirvan’da, Soma’da, Amasra’da madenciye ölümü fıtrat olarak dayatacak. Bu bütçeyle her sabah evinden çıkan en az 6 işçi akşam evine geri dönemeyecek, iş cinayetlerinde katledilecektir. Bu bütçe “Köle değiliz!” diyen işçilere gözaltı ve tutuklama olacak, bu bütçe kadın emeği için bağımlı yaşamı dayatacak çünkü bu bütçe emeğin sömürüsü demek, bu bütçe engelliler için daha çok engel çıkaracak, bu bütçe esnaf için iflas, çiftçi için daha çok masraf demek, bu bütçe halka dolaylı vergide artış; rantın vergisinde ise af demektir, bu bütçede AKP’nin adaletsizliği tescillidir. Ekonomide bunca rezalete ve enflasyon rekorlarına rağmen AKP’liler kürsüye çıkıp halen burada toz pembe tablolar çiziyorlar, ey AKP’liler hiç mi sokağa çıkmıyor musunuz siz?

    “BU BÜTÇE HALKIN BÜTÇESİ DEĞİL, BİR AVUÇ OLİGARŞİK GRUBUN BÜTÇESİDİR”

    Sayın Ticaret Bakanı, sizin selefiniz olan Ruhsar Pekcan, kendi bakanlığında, kendi şirketindeki bozuk dezenfektanları fahiş fiyattan satmıştı. Peki ne oldu? Herhangi bir soruşturma açıldı mı? Üstüne üstlük ödül bile verdiniz. Bu memlekette ekonominin neden bu hâlde olduğunun cevabını Ruhsar Pekcan örneğinde anlayabiliriz arkadaşlar. Avrupa’da, bakanlar en ufak bir hediye aldığında bu istifa gerekçesi olur, bizde ise kendi bakanlığını dolandırana ödül verilmektedir. Son olarak, bu bütçe halkın bütçesi değil, bir avuç oligarşik grubun bütçesidir; saray ve küçük ortağının son bütçesidir; 5’li çetenin bütçesidir; halkın cebindeki parayı bir avuç sermayedara aktarma bütçesidir. Biz bu talan ve soygun bütçesini kabul etmiyoruz ve hayır diyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • KKK vermiyor; Maraş Katliamı dosyaları için bugün Aleviler mahkemedeydi-VİDEO

    KKK vermiyor; Maraş Katliamı dosyaları için bugün Aleviler mahkemedeydi-VİDEO

    PİRHA-Maraş Katliamı dava dosyasının müdafi sıfatıyla inceleme talebinin Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından ‘devlet sırrı’ gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin açılan iptal davası bugün Ankara’da görüldü. Mahkeme heyeti gerekçeli kararı 15 gün içerisinde açıklayacağını belirtti. 

    19-24 Aralık 1978 yılında faşist kalabalıklar tarafından yapılan Maraş Katliamı dava dosyasının müdafi sıfatıyla inceleme talebinin Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından ‘devlet sırrı’ gerekçesiyle reddedilmesine karşı açılan iptal davasının duruşması Ankara 10. İdare Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmaya Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara şubesi yöneticileri ile yurttaşların yanı sıra HDP Alevi masası temsilcileri, HDP Milletvekili Zeynel Özen ve Ali Kenanoğlu da katıldı.

    GEREKÇELİ KARAR 15 GÜN İÇİNDE AÇIKLANACAK

    Duruşmada ilk olarak Avukat Seyit Sönmez söz aldı. Söz konusu belgelerin verilmeme gerekçesinin hukuka aykırılığına dikkat çeken Sönmez, belgelerin devlet sırrı olmadığını ve dosyanın kapandığını anımsattı. Belgelerin verilmesini talep eden Sönmez, kararın iptal edilmesini istedi.

    Kısa süren duruşma sonunda mahkeme heyeti, gerekçeli kararını 15 gün içerisinde açıklayacağını bildirdi.

    “HUKUKSUZ KARARIN İPTAL EDİLECEĞİNİ UMUYORUM”

    Duruşma sonrası Avukat Seyit Sönmez ve HDP Milletvekili Zeynel Özen açıklama yaptı. Sönmez açıklamasında, “Belgelerin verilmemesi kanunlara aykırıdır. Bunu bir kez daha mahkemede anlattık. Hukuka aykırı bir durum ısrarla sürdürülüyor. Mahkeme bu hukuksuz kadarı iptal edecektir diye umuyorum” dedi.

    Milletvekili Zeynel Özen ise konuyu Meclis gündemine taşıdığını, soru önergesi verdiğini ancak hala yanıt alamadıklarını kaydetti.

    PİRHA/ANKARA

  • Özen: Engelliler için faaliyet yürüten dernekler için maddi engeller kaldırılmalıdır

    Özen: Engelliler için faaliyet yürüten dernekler için maddi engeller kaldırılmalıdır

    PİRHA – Milletvekili Zeynel Özen, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 5378 sayılı Engelliler Kanunu’nda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi verdi. Özen, Engelli yurttaşlar için faaliyet yürüten derneklerin giderleri konusunda devletin maddi destek sunması gerektiğini belirtti.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, 3 Aralık Engelliler haftası nedeniyle engelli derneklerine kolaylık ve maddi imkan tanınmasıyla ilgili kanun teklifi hazırladı.

    “DERNEKLERİN KİRA GİDERİ DEVLET TARAFINCA KARŞILANMALI”

    Milletvekili Özen, kanun teklifinin ‘Genel gerekçe’ bölümünde Dünya Sağlık Örgütü’nün verileri doğrultusunda dünyada 500 milyon, Türkiye’de ise 8,5 milyon engelli bireyin yaşadığına dikkat çekti. Özen, engelli yurttaşların yaşama haklarının başta Anayasa olmak üzere uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alındığının altını çizerek “yasalara rağmen, engelli vatandaşların sorunları artarak devam etmektedir” dedi.

    Milletvekili Zeynel Özen, hazırladığı kanun teklifinde şu ifadelere yer verdi:

    “Dünyanın pek çok ülkesinde engellilerin yaşadığı sorunların çözümü için hükümetler ciddi kaynak ayırmakta ve etkin politikalar üretmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 50. maddesine göre; kimse, yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz. Küçükler ve kadınlar ile bedeni ve ruhi yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar. Bu unsurlar sosyal devlet anlayışının gereklerinden biridir.

    Fakat ülkemizde engelli yurttaşlarımızın hayata tutunmaları ve üretmeleri için bedenlerinin dışında birçok engel bulunmaktadır. Engelli bireylerin çalışma hakkının yanında, sosyal yardımlardan yararlanma, bakım hizmeti alma, eğitim ve sağlık hizmetinin kolaylaştırılması da yasalarla korunmalı ve geliştirilmelidir. Engellilerin, uluslararası standartlarda ve insan haklarına uygun şekilde yaşamaları, temel haklardan eşit olarak yararlanabilmeleri için, sosyal yardımlar artırılmalı, fiziksel koşullar düzenlenmeli ve yeterli istihdam alanını yaratılmalıdır.

    Bu anlamda engelli yurttaşlarımızın sosyal hayata adapte olmasını sağlayacak her türlü hizmeti pozitif ayrımcılık olarak görmek gerekmektedir. Bu nedenle engelli vatandaşlarımızın sokağa çıkmasının ve sosyal yaşama katılımını sağlanabilmesinin önündeki maddi engeller kaldırılmalıdır. Bunun gereği olarak maaşları arttırılmalı, alt yapı hizmetlerinin adaptasyonu sağlanmalıdır.

    Ayrıca engellilerin engelsiz yaşam için hizmet ve destek sunan derneklerin desteklenmesi gerekmektedir. Bu nedenle bu derneklerin en küçük yerleşim yerlerine ulaşıp vatandaşlarımıza hizmet etmesine olanak sağlamak amacıyla bu derneklerin en büyük maddi külfetlerinden biri olan kira gideri sosyal devlet ilkesi gereğince karşılanmalıdır.

    PİRHA/ANKARA

  • Meclis gündeminde; ‘Alevilere hakaret eden din öğretmeni neden görevden el çektirilmedi?’

    Meclis gündeminde; ‘Alevilere hakaret eden din öğretmeni neden görevden el çektirilmedi?’

    PİRHA – HDP Alevi Masası’nda yer alan milletvekilleri, Bursa’da Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Mehtap Cengiz’in, Alevilere dönük nefret söylemi üzerine Bakan Mahmut Özer’in yanıtlaması için soru önergesi verdi. Önergede, “Öğretmen hakkında bir soruşturma başlatıp bitene kadar önümüzdeki süreçte görevden el çektirilmesi düşünülmekte midir?” sorusu yöneltildi.

    Bursa’da Hürriyet Anadolu Lisesinde görev yapan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Mehtap Cengiz’in, derste Alevilere dönük nefret söylemi Meclis gündemine taşındı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Alevi Masası’nda yer alan milletvekilleri Tülay Hatimoğulları Oruç, Kemal Bülbül, Ali Kenanoğlu ve Zeynel Özen; din öğretmen Mehtap Cengiz’in “Ben Alevilerin gittikleri yolun yanlış olduğunu düşünüyorum. Çoğu Alevi ailede çocuğun kimden olduğu belli değil. Aleviler Hz. Ali’yi Hz. Peygamberimizin yerine koyuyor. Çoğu Alevinin ahlaki açıdan bozuklukları bulunuyor, bir erkek ile kız öğrencinin ders dışında konuşması zinadır” sözlerinin ardından açığa alınmayıp, görevini yapmaya devam ettiğine işaret etti.

    “NET BİR İNSANLIK SUÇUDUR”

    HDP Alevi Masasında yer alan milletvekilleri, ortak soru önergesinde, “Bu şahsın Alevilere karşı nefret söylemleri çok açık ve net bir insanlık suçudur. Türk Ceza Kanunu’nun 216. Maddesi’nde belirtilen ‘halkı kin ve düşmanlaştırma veya aşağılama’ suçu işlenmektedir. Nefret söyleminde bulunan bir eğitimci, mevcut okulda veya başka bir okula tayin edilerek eğitim faaliyetlerine devam etmemelidir. Başka bir okula tayin edilmesi halinde, nefret dolu düşüncelerini yaymaya devam etme ihtimali her zaman bakidir. Soruşturmanın selameti açısından derhal açığa alınmalı ve eğitimcilik yapmamalıdır” diye vurguladı.

    HDP’li milletvekilleri ayrıca Alevi öğrencilerinin sıklıkla nefret suçlarına maruz kaldığı zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin “eşitlik ilkesine aykırı” olduğuna hükmeden, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını da hatırlattı.

    GÖREVDEN EL ÇEKTİRİLMESİ DÜŞÜNÜLMEKTE MİDİR?”

    HDP’li milletvekilleri, Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer tarafından cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “*Bursa’da Hürriyet Anadolu Lisesinde görev yapan Alevilere hakaret eden Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Mehtap Cengiz’in hakkındaki yoğun şikâyetlere rağmen soruşturma aşamasında neden halen açığa alınmayıp, görevden el çektirilmemiştir?

    *Öğretmen hakkında bir soruşturma başlatıp bitene kadar önümüzdeki süreçte görevden el çektirilmesi düşünülmekte midir?

    *Alevi çocuklarının bu örnekteki gibi sıklıkla nefret suçlarına maruz kaldıkları zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin “eşitlik ilkesine aykırı” olduğuna hükmeden, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Türkiye’deki birçok yargı kararının gereğinin yapılmasına dair Milli Eğitim Bakanlığı olarak herhangi bir planınız var mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    > Aleviler, nefret suçu işleyen din öğretmeninin peşini bırakmıyor: Suçunun cezasını çekmeli

    > Bursa’da din dersi öğretmeninin Alevilere yönelik nefret söylemine suç duyurusu

  • HDP’li Özen: Asgari ücretin 12.500 lira olmasını savunuyoruz-VİDEO

    HDP’li Özen: Asgari ücretin 12.500 lira olmasını savunuyoruz-VİDEO

    PİRHA- HDP Milletvekili Zeynel Özen, Meclis Genel Kurulu’nda asgari ücretin belirlenmesine dair yaptığı konuşmada, “SGK verilerine göre Türkiye’de kayıtlı işçilerin yüzde 42’si asgari ücretle çalışmaktadır. Türkiye bu oranla Avrupa ülkeleri arasında açıkça zirvede, önde yer almaktadır. Biz, HDP olarak asgari ücretin en az 12.500 lira olmasını savunuyoruz” dedi.

    Asgari ücrete ilişkin görüşmelerin başlaması üzerine Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Meclis Genel Kurulu’nda söz alarak konuya ilişkin konuşma yaptı.

    Asgari ücretin insani yaşam koşulları gözetilerek belirlenmesi gerektiğini söyleyen Özen, Türkiye’de asgari ücretin 20 milyon emekçiyi ilgilendirdiğini kaydederek, HDP olarak asgari ücretin 12.500 TL olmasını önerdiklerini de belirtti.

    “ASGARİ ÜCRET TESPİTİNDE İNSANİ YAŞAM STANDARTLARI GÖZ ÖNÜNE ALINMALI”

    Zeynel Özen, Türkiye’nin kabul ettiği İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin asgari ücretle ilgili 23’üncü maddesinin, ‘Çalışan herkesin kendine ve ailesine insanlık onuruna yakışır bir yaşam sağlayan ve gerektiğinde her türlü sosyal koruma yolları ile de desteklenen adil ve elverişli bir ücret hakkı vardır’ ilkesini anımsattı.

    Özen konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Avrupa Birliği’ne aday ülke statüsünde olduğumuz Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu, geçtiğimiz aylarda asgari ücretin düzgün bir yaşam standardını sağlayacak düzeye çıkarılmasına yönelik bir yasayı kabul etmiştir. Türkiye olarak, 1932 yılından beri üyesi olduğumuz Uluslararası Çalışma Örgütünün asgari ücret tespitine ilişkin sözleşmesinin 3’üncü ‘Asgari ücretin tespitinde işçilerin ve ailelerin ihtiyaçları, ülkedeki genel ücret seviyesi, hayat pahalılığı, sosyal güvenlik yardımları ve diğer sosyal yaşam standartları dikkate alınmalıdır’ kararı bulunmaktadır. Dolayısıyla asgari ücret tespitinde insani yaşam standartlarını belirleyen uluslararası sözleşmeler doğrultusunda geçim koşulları ve alım gücü dikkate alınmalıdır.

    “ASGARİ ÜCRET 20 MİLYON EMEKÇİYİ İLGİLENDİRİYOR”

    Türkiye’de asgari ücret neredeyse çalışanların tamamını ilgilendiren bir konudur. Asgari ücretin 2023 yılı içinde ne kadar olacağı doğrudan veya dolaylı olarak birçok alanı etkiliyor; işsizlik ödeneğinden emekli maaşlarına, SGK primlerinden genel sağlık sigortası primine, evde bakım ücretlerine kadar birçok konu için sonuç doğuruyor. Bu nedenle sadece asgari ücretle çalışanları değil, çok fazla emekçiyi de ilgilendirmektedir. Milyonlarca emekçi asgari ücretin altında ya da asgari ücrete yakın bir ücretle çalışmaktadır. Asgari ücret, kayıt dışı çalışanlarla birlikte yaklaşık 20 milyon emekçinin ve onların ailelerinin yaşam koşullarını yakından ilgilendirmektedir. Tüm dünya ortalamasında asgari ücretle çalışanların genel çalışanlar içindeki oranına kıyasla Türkiye’de asgari ücretle çalışma oranı rekor düzeydedir. SGK verilerine göre Türkiye’de kayıtlı işçilerin yüzde 42’si asgari ücretle çalışmaktadır. Türkiye bu oranla Avrupa ülkeleri arasında açıkça zirvede, önde yer almaktadır.

    “HDP OLARAK ASGARİ ÜCRET 12.500 TL OLMALI DİYORUZ”

    Yaşanan ekonomik krizle Türkiye tarihinde açlık ve yoksulluk oranı ne yazık ki rekorlar kırmaktadır. Bunun en önemli göstergeleri olarak Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi tarafından yapılan araştırmaya göre 4 kişilik bir ailenin açlık sınırının ekim ayında 7.552 TL’ye, yoksulluk sınırının ise 26.123 TL’ye yükseldiğini tespit eden raporları gösterilebilir. Bir çalışanın tek kişilik yaşam maliyetiyse aylık 9.705 liradır arkadaşlar. Böylesi bir ortamda 5.500 TL asgari ücretle çalışan milyonlarca yurttaş açlık sınırının bile altında zor şartlarda ailelerini geçindirmek zorunda bırakılmıştır. Bu sorunların ortadan kaldırılması açısından asgari ücret düzeyi, geçim şartları veya alım gücü dikkate alınarak insan onuruna yaraşır bir düzeye getirilmeli, hayat pahalılığı ve yoksullaşmayla birlikte ortaya çıkan sorunlar giderilmelidir. Biz, Halkların Demokratik Partisi olarak asgari ücretin en az 12.500 lira olmasını savunuyoruz. Bu, aslında az bir ücrettir ama günün şartlarına göre en azından karınlarını doyurabilir insanlar.

    “ÇALIŞANLARIN EMEĞİNİN KARŞILIĞINI VERİN”

    İktidar hep şununla övünüyor, diyor ki; ‘Biz 26 milyon insana sosyal yardım yapıyoruz.’ Bu bir itiraftır. Siz 20 yıldır bu insanları açlığa mahkûm ettiniz, sosyal yardımlarla geçinen yani sadakayla yaşayan insanlar hâline dönüştürdünüz. Bu, Türkiye için bir utançtır, çalışanların emeğinin karşılığının verilmesi gerekir.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’li Özen, Soylu’ya yüklendi: Alevleri bölmeye, parçalamaya hiç kimsenin gücü yetmez-VİDEO

    HDP’li Özen, Soylu’ya yüklendi: Alevleri bölmeye, parçalamaya hiç kimsenin gücü yetmez-VİDEO

    PİRHA – Milletvekili Zeynel Özen, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda cemevleri ile ilgili çıkarılan yasayı gündeme getirerek “Bu çıkan yasa Aleviler için yok hükmündedir” dedi. Özen, İçişleri Bakanı Soylu’yu ise 8 Kasım’da Meclis önünde yapılmak istenen eyleme yönelik polis şiddeti nedeniyle eleştirdi.

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Plan ve Bütçe Komisyonunda İçişleri Bakanlığı bütçe görüşmelerinde yaptığı konuşmada İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yüklendi.

    “BU BAKAN ÖYLE BİR ŞEY YAPTI Kİ…”

    Zeynel Özen, Alevilerin 8 Kasım’da Meclis önünde Cemevi Başkanlığı konusundaki itirazlarına karşı maruz kaldıkları polis şiddetine de değinerek, “Kerbela’dan sonra bu katliamlar bitmedi. Bu zihniyet bugün de devam ediyor. Ama ne oldu, Alevileri yok edebildiniz mi?” diye sordu.

    Aleviler örgütlendikten sonra demokratik mücadeleyi yükselttiğini vurgulayan Özen, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne, Anayasa Mahkemesi’nin, Yargıtay’ın bir sürü kararı var. Bu kararları yerine getirmediniz. Bunun arkasından dolanmak için şimdi de olduğu gibi bu iktidar, her şeyi algılarla yönetiyor. Algı yaratmak için Aleviler konusunda bir torba yasa getirdiniz. Bu torba yasa hakkında Soylu diyor ki ‘biz 1585 tane Cemevi dolaştık. Türkiye’de yaklaşık 3500 cemevi var. Biz en azından 3 bin cemevini dolaştık. Siz algı yaratıyorsunuz” dedi.

    “BİZ ALEVİLER SADAKA İSTEMİYORUZ”

    İçişleri Bakanına “Bizim ibadethanemiz cemevi değildir. Bizim ibadetimiz cem değildir” diyen bir tane kurum söyleyebilir misiniz?” diye soran Özen, şunları ifade etti:

    “Alevilerin anayasal güvence ve eşit yurttaşlık taleplerini yok sayarak Alevileri aslında onur kırıcı, rencide edici bir biçimde Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlayarak, bir folklorik öğeye dönüştürmek kimsenin ne hakkıdır ne de haddidir. Alevilerin inancını tarif edip Alevilerin inancını folklorik bir ögeye indirmek kimsenin hakkı ve haddi değildir. Alevilerin talepleri bu değildir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ve Yargıtay’ın kararlarını boşa çıkartmak için siz sorunun arkasından dolandınız. Biz Aleviler sadaka istemiyoruz. Biz eşit yurttaşlık istiyoruz.

    Mersin’de 5 Alevi ailenin kapısı işaretlendi. Sayın Soylu 30-40 tane böyle olay oldu hepsine de ‘Münferit olaylar’ dediniz. Bundan dolayı bir tane insan içeride yatıyor mu? Kamuda bir tane Alevi vali, kaymakam, emniyet müdürü var mı? Buna daha önce de cevap veremediniz, veremezsiniz de. Bu çıkan yasa Aleviler için yok hükmündedir. Alevleri bölmeye, parçalamaya sen değil hiç kimsenin gücü yetmez.”

    PİRHA/ANKARA

  • Özen’den AKP’ye: Teklifi geri çekin, 20 milyon Alevi’yi yok sayıyorsunuz!-VİDEO

    Özen’den AKP’ye: Teklifi geri çekin, 20 milyon Alevi’yi yok sayıyorsunuz!-VİDEO

    PİRHA – HDP Milletvekili Zeynel Özen, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Cemevleriyle ilgili yasa teklifini eleştirerek “Aleviler bu teklifi kabul etmiyor; onur kırıcı, incitici buluyor. 15-20 milyon Alevi’ye böyle davranmaya ne hakkınız var ne de lüksünüz var. Bu teklifi geri çekin. Alevilik vardır, Alevilik haktır” şeklinde konuştu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda cemevleri ile ilgili yasa teklifine dair söz aldı. Özen, kürsüye “Cem ibadetimiz, cemevleri ibadethanemizdir” dövizi ile çıkarak, Avrupa’da yaşadığı dönemde devletin, inançlara olan yaklaşımını anlattı.

    “BU ANLAYIŞ ALEVİLERİ YOK SAYMAKTIR”

    Milletvekili Zeynel Özen konuşmasında, dedelere maaş bağlanması konusunu eleştirerek, “Din adamının parasını verirsen hizmet ettiği inanç toplumunun değil, parasını aldığı yerin vicdanı olur” dedi. Özen, söz konusu yasanın “Alevi sorununu çözmek değil; Alevi sorununu, manipüle etmek” anlamına geldiğini belirterek şu konuşmayı yaptı:

    “Ben bugün ansiklopedik, genel geçer bilgileri değil, bizzat yaşadığım deneyimleri paylaşacağım. Otuz yılı aşkın, Avrupa ülkelerinde yaşadım. Orada, devletin inançlara yaklaşımını size anlatacağım.

    Uzun yıllar Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun Yönetim Kurulu üyeliğini yaptım. 14 ülkede örgütlü olan Aleviler 1,5 milyona hitap ediyor orada. 300’ün üzerinde cemevi var. Demokratik, laik ve çağdaş hiçbir ülkede, devlet, inanç toplumlarının dinsel faaliyetlerini finanse etmez. Bir kilisenin, sinagogun, caminin veya cemevinin dinî ihtiyaçları devlet tarafından karşılanmaz. Ne papazın ne imamın ne hahamın ne de dedenin maaşını devlet vermez. Din adamının parasını verirsen hizmet ettiği inanç toplumunun değil, parasını aldığı yerin vicdanı olur.

    “AVRUPA’DA DEVLET DİNDEN ELİNİ ÇEKMİŞTİR”

    Avrupa’da devlet dinden tamamen elini çekmiştir. Bu getirdiğiniz kanun teklifi gibi kendilerine göre bir dinî yapılanma oluşturmazlar. Peki, Avrupa’da devletin inanç toplumlarına dair sorumlulukları nedir? Devlet, inanç topluluklarının sosyal alandaki hizmetlerini ve projelerini destekler. Örneğin, hastane, kreş, yaşlılar yurdu, öğrenci yurdu yaparlarsa destek verir ve bu yerlerden tüm yurttaşların yararlanmasını sağlar. Din dersi de aynı öyle.

    “DERHAL YASA GERİ ÇEKİLMELİ”

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hem cemevleri hem de zorunlu din dersine karar verdi, fakat ne yazık ki Türkiye bundan hiç bahsetmiyor, böyle bir yasa teklifi geliyor, bundan da bahsetmiyor. Avrupa’nın hiçbir demokratik ülkesinde din dersi yoktur arkadaşlar, dinler tarihi vardır. Bu dinler tarihinde de dinlerin kısaca tarihi öğretilir. Yoruma açık hiçbir şey orada öğretilemez. Diğer taraftan, ana dili de öyledir. Ana dili, dilini öğrenmek temel insan haklarından birisidir. Okullar açabilir bu kurumlar. Haftada kırk saat ders varsa otuz beş saatine devlet müfredatını alır, beş saatine de kendi inancını fakat kendi inancını öğretirken de bu programı devlet yetkililerine onaylatması gerekiyor. Bir imam, bir dede, bir papaz ders veremez, ancak pedagojik formasyonu olan birisi bu dersleri verebilir. Ana dil de öyledir, İsveç’te Kürtçe ve Türkçe gibi yaygın diller bir yana, gidin deyin ki, ‘Benim ana dilim kuş dili.’ Devletin görevi, sana bir öğretmen bulup o çocuğuna o dili öğretmektir arkadaşlar. Anadil ülkeyi ne böler ne de parçalar. Fakat burada yapılan nedir? Burada yapılan, sorunu çözmek değil, sorunun arkasından dolanarak… Yani düşünün ki cemevleri, ibadethane sayılmıyor ve bir yasa teklifi geliyor, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanıyor. Arkadaşlar, siz, kendi kendinize Müslüman olmayın, sizin için istediğiniz şeyi başkaları için istemiyorsunuz. Yani devasa, 36 milyar bütçeli bir Diyanet yaratıyorsunuz. Alevilere geldi mi; Aleviler, çimento, boya, tuğla… Arkadaşlar, bu, Alevi sorununu çözmek değil; Alevi sorununu asimile etmek, manipüle etmek, Alevileri yok saymaktır. Derhâl bu yasa geri çekilmeli; tüm partilerden oluşacak bir komisyonla, Alevi kanaat önderleriyle, Alevi örgütleriyle tekrar bu teklif hazırlanmalı, Meclise öyle gelmelidir arkadaşlar. Aleviler bu teklifi kabul etmiyor; onur kırıcı, incitici buluyor. Sizlerin 15-20 milyon Alevi’ye böyle davranmaya ne hakkınız var ne de lüksünüz var. Diyorum ki, bu teklifi geri çekin. Alevilik vardır, Alevilik haktır.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Cumhurbaşkanının atadığı isimlerin Alevi toplumunda hiçbir karşılığı olmaz’-VİDEO

    ‘Cumhurbaşkanının atadığı isimlerin Alevi toplumunda hiçbir karşılığı olmaz’-VİDEO

    PİRHA – Milletvekili Zeynel Özen, AKP iktidarı tarafınca hazırlanan cemevleriyle ilgili yasayı eleştirdi. Özen, yasanın acilen geri çekilmesi gerektiğini belirterek “Cumhurbaşkanının atadığı isimlerin Alevi toplumunda hiçbir karşılığı olmaz. Alevilik, ocaklar, mürşit, pir sistemin dışında hiçbir sistemi kabul etmezdedi.

    Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile cemevleri hakkında çıkarılan yasa Meclis Genel Kurulu’nda büyük tartışmalara sebep olmakta.

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen de söz konusu yasaya karşı çıkan isimlerden biri oldu. Özen, çıkarılan yasanın Alevi toplumunda hiçbir karşılığı olmayacağını ifade ederek Genel Kurul’da şu konuşmayı yaptı:

    “Bu kanun teklifiyle, cemevleri ibadet yeri sayılmamakta, kültürel ve folklorik bir unsura indirgenmektedir. Yüzyıllardan beri Muaviye Yezîd zihniyetinin katliamlarla yok edemediği Alevilere, cumhuriyetin 2’nci yüzyılında Kürtlere dayatılan koruculuk sistemi gibi bunun bir başka versiyonu dayatılmaktadır. Cemevleri için Kültür Bakanlığına bağlı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Dairesi kurulmaktadır ve yerelde mülki amirlere, belediye başkanlarına havale edilmektedir. Ama şunu bilmiyorsunuz, arkadaşlar, Alevi inancının bir sistematiği var. Dede, ana, pir, mürşit ve babalar rızalık olmadan posta oturamaz, hizmet yaptıramaz. Bunlar kim oluyor yani Cumhurbaşkanının atayacağı insanlar kim oluyor? Bu, Alevilere kayyum atamaktır. Bu nedenle, Cumhurbaşkanının atadığı isimlerin Alevi toplumunda hiçbir karşılığı olmaz. Alevilik, ocaklar, mürşit, pir sistemin dışında hiçbir sistemi kabul etmezler, Alevi canlarının onuruna dokunmaktadır bu. Cemevleri ibadethanemizdir.”

    “ALEVİLER KENDİ HAKLARINI İSTİYORLAR”

    Alevilerin hak ve taleplerini siz biliyorsunuz. Şimdi, hep şunu söylersiniz, dersiniz ki: ‘Aleviler siz bölük pörçüksünüz ne istiyorsunuz? Talepleriniz bir değil.’ Burada, tüm Grup Başkan Vekilleriyle Alevi çatı örgütlerinin başkanları geldi görüştü. Başka bir çatı örgütü var mıdır ki Türkiye’de? Hepsi geldi, sizinle görüştü. Bu konuda homojenler hepsi ‘Cemevi bizim ibadethanemizdir.’ diyor. Şimdi, bu yasa acilen geri çekilmelidir, cemevlerinin ibadet yeri sayılması için gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Alevilere eşit yurttaşlık hakları verilmeli, cemevleri ibadethane sayılmalıdır.

    Aleviler Avrupa’da 14 ülkede örgütlüler. Aleviler, bu cumartesi günü, bu yasayı Köln’de protesto edecekler. Kürt sorununu nasıl çözmediyseniz uluslararası bir sorun hâline geldiyse Alevilik sorununu da uluslararası bir sorun hâline getireceksiniz ve bu sorun kangren hâline gelecek. Ben diyorum ki Alevilik vardır, Alevilik haktır ve ‘Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan.’ Şimdi burada bir samimiyet testi olacak. Tüm partilerin milletvekillerine söylüyorum: Alevilerin yüzyılını belirleyen bir yasa burada oylanacak. Hamaset konuşmaları bir tarafa, ‘Alevi-Sünni kardeştir, Kürt-Türk kardeştir.’ demekle bu sorunları çözemezsiniz. Burası Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletin temsil edildiği yer. Burada vereceğiniz oy, Aleviler karşısında sizin düşüncelerinizi, sizin Alevileri ne kadar sevdiğinizi ve sevmediğinizi gösterecek. Onun için, bu samimiyet testinden geçmek için Alevilerin taleplerini kabul etmek zorundasınız. Aleviler çimento, tuğla, boya istemiyor; Aleviler eşit yurttaşlık istiyor, Aleviler kendi haklarını istiyorlar ve demokratik bir Türkiye’de eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşamak istiyorlar.”

    PİRHA/ANKARA

  • Özen: Alevi taleplerinin paraya indirgenmesi Alevilerin onuruna dokunmuştur-VİDEO

    Özen: Alevi taleplerinin paraya indirgenmesi Alevilerin onuruna dokunmuştur-VİDEO

    PİRHA – Milletvekili Zeynel Özen, Cemevlerini Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlayacak kanun teklifini eleştirerek, “Aleviliğin elektrik ve para sorununa indirgenmesi Alevilerin onuruna dokunmuştur, incitmiştir” dedi. 

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Meclis Genel Kurulunda, cemevlerini Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlayacak yasa tasarısına ilişkin konuştu. Özen, Alevi sorununun para sorununa indirgendiğini belirterek şunları söyledi:

    “Pazartesi Plan ve Bütçe Komisyonu’na cemevleriyle ilgili bir kanun teklifi geldi. Cemevleri, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı bir başkanlığa bağlanıyor. Cumhuriyet tarihinde ilk defa cemevleri Mecliste görüşülüyor; bu, iyi bir gelişme fakat Aleviler tarafından tepkiyle karşılandı. Aleviliğin elektrik sorununa, para sorununa indirgenmesi Alevilerin onuruna dokunmuştur, Alevileri incitmiştir. Bu yasanın geri çekilmesi, cemevlerinin ibadethane sayılabilmesi için tüm parti grup temsilcileri, Alevi örgütleri ve kanaat önderiyle birlikte yeni bir yasa hazırlanmalıdır. Bu, Meclise gelecek, görüşülecek. Herkes ‘Alevileri çok seviyoruz.’ diyor. Bu, bir samimiyet testi olacaktır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Özen: Torba yasa teklifi, Alevileri asimile etmek, Aleviliği tanımlamak için getirildi-VİDEO

    Özen: Torba yasa teklifi, Alevileri asimile etmek, Aleviliği tanımlamak için getirildi-VİDEO

    PİRHA- TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda ele alınan torba yasa teklifine tepki göstererek, HDP Milletvekili Zeynel Özen, “Bir yasa teklifi sorun çözmek için getirilir. Eğer bir sorun yoksa Aleviler konusunda bu yasa teklifini neden getirdiniz? Bu getirdiğiniz teklif Alevileri asimile etmek, Aleviliği tanımlamak, Alevilerin gazını almak için getirilmiştir. Sorun çözmeyecektir” dedi.

    Cemevleri ile ilgili düzenlemeleri de içeren torba yasa teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmeye devam ediliyor.

    Görüşmelerde söz alan Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, hükümetin Alevileri tanımlamaya çalıştığını, bunun kabul edilemez olduğunu ve getirilen yasa teklifinin Alevilerin sorunlarını çözmeyeceğini söyledi.

    “ALEVİLERİN SORUNU YOKSA BU YASA TEKLİFİNİ NEDEN GETİRDİNİZ?”

    Milletvekili Zeynel Özen, bu topraklarda Alevilerin sorununun on yıllardır devam ettiğini belirterek, “Muaviye’den Yezid’ten bu yana Kerbela’dan bu yana devam ediyor. Sorun yok, diyorsunuz. Sivas’ı, Maraş’ı, Çorum’u, Gazi’yi, Gezi’yi unuttunuz mu? Kimler katledildi buralarda? Siz burada Aleviliği tanımlamaya çalışıyorsunuz. Bu bir teolojik tartışmadır. Ben Sünnilik konusunda konuşmayı, tanımlama yapmayı ne hakkım olarak görürüm ne haddim olarak görürüm. Eşitlikten bahsediyorsunuz ama toplantının başında bölücülükten bahsediyorsunuz. Bir yasa teklifi sorun çözmek için getirilir. Eğer bir sorun yoksa Aleviler konusunda bu yasa teklifini neden getirdiniz? Bu getirdiğiniz teklif Alevileri asimile etmek, Aleviliği tanımlamak, Alevilerin gazını almak için getirilmiştir. Sorun çözmeyecektir” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Zeynel Özen’den AKP’ye: Cemevlerine kayyum atayamazsınız

    Zeynel Özen’den AKP’ye: Cemevlerine kayyum atayamazsınız

    PİRHA-TBMM’deki konuşmasında AKP’nin cemevlerine yönelik çalışmalarına tepki gösteren HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, “Alevi cemevlerine kayyum atayamazsınız. Eğer Alevilere eşit yurttaşlık vermezseniz söylediklerinizin hepsi boştur. Aleviler sadaka istemiyor, anayasal güvence istiyor” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, TBMM’de yaptığı konuşmada AKP’nin ‘açılım’ adı altında yürüttüğü çalışmalara “Alevi cemevlerine kayyum atayamazsınız” diyerek tepki gösterdi. Alevilerin eşit yurttaşlık talebinin karşılanmadığı takdirde atılacak tüm adımların boşa olacağını belirten Özen, şöyle konuştu:

    “YAPILANLAR KAYYUMUN TA KENDİSİDİR”

    “AKP Genel Başkanı Erdoğan, Siirt’te, 5 Aralık’ta yaptığı konuşmada, Avrupa’daki Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’na iftira ve karalamalar yapmıştı; onlar tazminat davası açtı. Dün mahkemesi vardı 45. ağır cezada. Mahkemede aynı tavrı, siyasetçilerin yaptığı tavrı avukatlarında da gördük. Fütursuzca, hadsizce bize Aleviliği tanımlamaya kalktılar. Ne yazık ki o binanın üzerinde adalet sarayı yazıyor, adaletin kırıntısı olmayan bir yerdir. Hâkim ara vermeden “Karar” dedi, “Davanın reddine” Hemen tıkladı, iki sayfalık bir karar çıkardı. Dedik ki: Hâkim Bey önceden karar vermişsiniz siz, bu neyin nesi? O kadar, böyle lakayt bir tavırla, “İstiyorsanız onu sileyim, tekrar yazayım” diyor. Ya, böyle bir yargılama olabilir mi? Adaleti düşürdüğünüz hâle bakın. Bir de, Erdoğan geçtiğimiz hafta Kültür Bakanlığına bağlı Alevi-Bektaşi kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulacağını açıkladı ve 11 görevli atayacak, O görevliler cemevlerini idare edecek. Bu kayyumun ta kendisidir.

    “EŞİT YURTTAŞLIK VERMEZSENİZ SÖYLEDİKLERİNİZİN HEPSİ BOŞTUR”

    Ben grupta arkadaşlarla, milletvekilleriyle, her gruptan insanlarla konuşuyorum “Alevileri çok seviyoruz.” Kardeşim seviyorsanız gereğini yapın. Alevi inancının sistematiğini bilmiyorsunuz. Aleviler cem, ibadet yaparken dede de olsa, ana da olsa kim olursa olsun rızalık almadan o hizmeti yürütemez. O 11 kişi kimdir Alevilerin cemevlerini idare edecek? Bu kayyumun ta kendisidir. Aleviler bunu kabul etmeyecek. Alevileri sadaka kültürüyle biat ettiremezsiniz, sizin Alevilerinizi yaratamazsınız. Eğer Alevilere eşit yurttaşlık hakkı vermediğiniz sürece… Bakın, biz Halkların Demokratik Partisi olarak “Aleviler eşit yurttaşlık istiyor” diye bir broşür çıkardık, bu parti programımıza girdi; samimiyseniz sizler de parti programınıza koyun bunu, öyle “Alevileri seviyoruz, Aleviler iyidir” demekle bu iş olmuyor. Arkadaşlar, görüyoruz, Ak Parti Genel Başkanı gidip cemevlerini ziyaret ediyor, cemevlerine yasal statü vermiyor, inanç merkezi olarak kabul etmiyor; bu iki yüzlülüktür, samimi olun. Samimi olun, inanç merkezi olarak görmediğiniz, yasal görmediğiniz yeri eğer gidip ziyaret ediyorsanız bu samimiyetsizliktir. Ben buradan cumhurbaşkanını ve tüm yetkilileri samimiyete davet ediyorum. Eğer Alevilere eşit yurttaşlık vermezseniz söylediklerinizin hepsi boştur. Aleviler sadaka istemiyor, anayasal güvence istiyor ve Aleviler devlete bağımlı, devletin sadakasıyla yaşayan bir toplum değil, her inancın kendi kendini finanse ettiği bir yapı istiyor; Diyanetin demokratikleşmesi, Sünni vatandaşlara bırakılmasını istiyor. Bu talebi unutmayın, onun için “Alevileri çok seviyoruz” diye nutuk da atmayın.”

    PİRHA / ANKARA

  • Vekillerden AKP’ye tepki: Cemevlerinin Kültür Bakanlığı’na bağlanması hakarettir

    Vekillerden AKP’ye tepki: Cemevlerinin Kültür Bakanlığı’na bağlanması hakarettir

    PİRHA- AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, cemevlerinin Kültür Bakanlığı’na bağlanacağını açıklamasının ardından tepkiler yükseliyor. HDP Milletvekili Zeynel Özen ve CHP Milletvekili Mahmut Tanal, “Devlet Alevileri bölerek, parçalayarak, kayyum atayarak temel olarak da inançlarını tanımayarak kendi Alevisini yaratmaya çalışıyor. Cemevlerinin Kültür Bakanlığı’na bağlanması hakarettir” yorumunu yaptılar. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen ve Cumhuriyet Halk Partisinden (CHP) İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, cemevlerinin yönetimini Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlamasını değerlendirdiler.

    Hükümetin samimiyetsiz olduğunu, Alevilere karşı dürüst davranmadığını vurgulayan vekiller, Alevilerin eşit yurttaşlık talebinin karşılanmasıyla tüm sorunların çözülebileceğini belirttiler.

    “CUMHURBAŞKANI HEM YASAL OLARAK CEMEVLERİNİ TANIMIYOR HEM DE ZİYARET EDİYOR”

    HDP Milletvekili Zeynel Özen, AKP hükümetinin Alevilere yönelik atacağı adımların sadece bir seçim yatırımı olmadığını ifade ederek, “Bu Türkiye Cumhuriyeti’nin tekçi anlayışının bir devamıdır. Sorun çözmek yerine devlet kendi Alevisini yaratmaya çalışıyor. Kürt sorununda da bunu gördük. Devlet kendi Kürt’ünü yaratmaya çalıştı. Şimdi de Alevileri bölerek, parçalayarak, kayyum atayarak temel olarak da inançlarını tanımayarak kendi Alevisini yaratmaya çalışıyor. Cemevleri ibadethanedir diyemiyorlar. Bu ikiyüzlülüktür, samimiyetsizliktir. Cumhurbaşkanlığı cemevlerini ziyaret ediyor ama baktığın zaman cemevlerinin yasal bir statüsü yok. Yani cemevleri şu an yasadışı. Hem inancı tanımıyorsun hem yasal olarak statü vermiyorsun hem de kültür evi olarak değerlendirip inanca nifak sokmaya çalışıyorsun” dedi.

     “SORUNUN ÖZÜ EŞİT YURTTAŞLIKTIR, ÖNCE BUNU TANIYACAKSIN”

    Tek çözümün cemevlerinin ibadethane olduğunun kabul edilmesi olduğunu da dile getiren Özen, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Alevilere eşit yurttaşlık hakkını vermeliler. Parayla, pulla, sadaka zihniyeti ile bu sorun çözülmez. Bu yapılanla cemevlerine kolaylıkla kayyum atayabilecekler. Tek yapmak istedikleri bu. Yıllardır dile getiriyoruz, sorunun özü eşit yurttaşlıktır diye. Eşit yurttaşlık hakkını tanıyacaksınız. Biz HDP olarak bir kampanya yürütüyoruz bu konuda. Devletin tüm inançlardan elini çekmesi gerekiyor. Demokratik bir ülkede devlet inançlara para vermez. Sadece belli projelerde destekleyebilir. Aleviler devletten inançlarını tanımasını istiyor. Şimdiye kadar yapılmış cemevlerini Aleviler kendi lokmaları ile yaptılar. Olması gereken budur. Sizin elektriğinizi, suyunuzu vereceğim, dedelerinize maaş vereceğim gibi yaklaşımlar bu sorunu çözmeyi bir kenara bırakın, sorunun daha da karmaşık hale gelmesine neden olacaktır.”

    “CEMEVLERİNİN KÜLTÜR BAKANLIĞI’NA BAĞLANMASI BİR HAKARETTİR”

    CHP Milletvekili Mahmut Tanal ise, AKP’nin açıkladığı söylemlerin din ve vicdan özgürlüğüne aykırı olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

    “Bir inancın Kültür Bakanlığı ile ne alakası var? Erdoğan’ın geçmişteki söylemlerini unutmadık. Cemevlerine ‘cümbüş evi’ diyordu. Bir dinin, bir inancın bağımsızlığı vardır. İnanç herhangi bir vesayetin altına giremez. Ayrıca bir kuruma bağlayabilirsin ama bu Kültür Bakanlığı olamaz. Bağımsız bir birim, bir kurum oluşturulabilir. Cemevlerinin Kültür Bakanlığı’na bağlanması bir hakarettir.

    “SANSÜR YASASINI ÇIKARAN BİR HÜKÜMET ALEVİLERİN ÖZGÜR OLMASINI İSTER Mİ?”

    Bu ülkede Alevi vali, kaymakam, Cumhuriyet Başsavcısı gibi devletin üst kurumlarında hiç kimse yok. Hükümet Alevilere özgürlük getireceğini söylüyor ama sansür yasası şu anda Meclis’te görüşülüyor. Bu sansür yasası demokrasiye kesinlikle aykırı bir yasa. Sosyal medyanın şalterini indirecekler bu yasayla. Rüşvetlerin, yolsuzlukların, kirli ilişkilerin vs. bunların konuşulmaması, tartışılmaması, ortaya çıkmaması için bu sansür yasasını getirdiler. Bu zihniyet Alevilerin özgürlüğünü ister mi? Onların inanç özgürlüğünü ister mi? Tamamen seçime yönelik bir hamle olduğunu düşünüyorum. Birkaç tane daha oy fazladan alabilir miyim, diye düşünüyorlar. Hükümet bu konuda kesinlikle samimi değil, Alevilere dürüst yaklaşmıyorlar. Bir seçim rüşveti sunuyorlar.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın gizlediği ‘Maraş Katliamı dosyaları’ Meclis gündeminde!

    Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın gizlediği ‘Maraş Katliamı dosyaları’ Meclis gündeminde!

    PİRHA –Milletvekili Zeynel Özen, Kara Kuvvetleri Komutanlığı arşivindeki Maraş Katliamı dava dosyalarının “Devlet sırrı” gerekçesiyle avukatlara verilmemesini Meclis gündemine getirdi. Özen, İdari Mahkeme’nin kararını hatırlatarak, Bakan Hulusi Akar’a “Neden Kara Kuvvetleri Komutanlığı, dava dosyalarını mağdur yakınlarının avukatlarına vermemektedir?” diye sordu.

    En az 111 Alevinin katledildiği Maraş Katliamı’nın perde arkası mahkeme kararına rağmen gizli tutuluyor. 19-26 Aralık 1978’de yapılan katliamın dosyasına ulaşmaya çalışan Avukat Seyit Sönmez’in başvurusu, Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından 2019 yılında reddedilmişti.

    ‘Devlet sırrı’ gerekçesiyle reddedilen dava dosyasının şu an Kara Kuvvetleri Komutanlığı arşivinde olduğunu söyleyen Av. Sönmez, uzun hukuk mücadelesinden sonra İdare Mahkemesi’nin ‘devlet sırrı’ gerekçesini hukuki bulmadığını ve bununla ilgili davanın kabul edildiğini duyurmuştu.

    ÖZEN, HULİSİ AKAR’A SORDU

    Yaşanan gelişmenin ardından HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen de konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na taşıdı. Özen, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın, mahkeme kararını tanıyamayıp dava dosyalarını avukatlara vermeme gerekçesini Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a sordu.

    NEDEN ‘DEVLET SIRRI’ OLARAK TANIMLANDI?”

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, avukatların yinelenen başvuruların ardından dava dosyalarına neden erişemediklerine dair Hulisi Akar’a şu soruları yöneltti:

    “*Kara Kuvvetleri Komutanlığı Maraş Katliamı’nın dava dosyalarına ulaşım talebini neden “devlet sırrı” olarak tanımlayıp reddetmiştir?

    *İdari Mahkemenin “devlet sırrı” gerekçesini hukuki olmadığına dair kararına rağmen neden Kara Kuvvetleri Komutanlığı Maraş Katliamının dava dosyalarını mağdur yakınlarının avukatlarına vermemektedir?

    *İdari Mahkeme’nin kararını tanımayıp dava dosyalarını ilgili avukatlara ısrarla vermeyen yetkililer hakkında soruşturma başlatacak mısınız?”

    PİRHA/ANKARA

  • Özen, HDP Arnavutköy ilçe binasına yönelik saldırıyı İçişleri Bakanı’na sordu

    Özen, HDP Arnavutköy ilçe binasına yönelik saldırıyı İçişleri Bakanı’na sordu

    PİRHA-HDP İstanbul Arnavutköy ilçe binasına yönelik 28 Eylül günü gerçekleştirilen saldırıya ilişkin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun cevaplandırması talebiyle soru önergesi veren HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, “Bu saldırılara artık bir son verilmesi için arkasındaki karanlık güçlerin ve gerçek faillerinin ortaya çıkarılması elzemdir” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, partilerinin İstanbul Arnavutköy’deki ilçe binasına yönelik kimliği belirsiz kişiler tarafından 28 Eylül günü gerçekleştirilen saldırıya ilişkin soru önergesi verdi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından yanıtlanması istemiyle verilen önergede şu ifadelere yer verildi:

    “SALDIRIDA TABELALAR KIRILDI, PARTİ LOGOLARI, AFİŞLERİ KESİLDİ” 

    “HDP İstanbul Arnavutköy İlçe Örgütümüze 28 Eylül günü kimliği belirsiz kişiler tarafından gerçekleştirilen saldırıda tabelaları kırıldı, parti logoları ve afişleri de kesici aletle tahrip edildi. Binanın duvarına nefret söylemleri yazıldı. Arnavutköy ilçe örgütü adına şikayette bulunan avukat ve eş başkanlar ayrıca ilçe örgütünün yakınındaki mobese görüntülerinin incelenmesi talebinde de bulundu.

    “İLÇE ÖRGÜTÜMÜZE GERÇEKLEŞTİRİLEN ÜÇÜNCÜ SALDIRIDIR” 

    Bu saldırı HDP Arnavutköy İlçe örgütümüze gerçekleştirilen üçüncü saldırıdır. İlki, 2016’da ilçe binamızın önüne üç tane mermi bırakılarak gerçekleştirilmişti. İkincisi de 2017’de ilçe binamız önünde basın açıklaması yaparken Siirt Eruh üst bölgesinde görevli bir uzman çavuşun sivil araçla halkın üzerine kurşun yağdırıp küfür etmesiydi. Normalde partimizin gerçekleştirdiği basın açıklamalarında çok sayıda polis varken o gün bir tane bile polis yoktu. Bu saldırının ardından ilçe örgütümüzün şikayetçi olmasına karşın, “Yolumu şaşırdım” diyen uzman herhangi bir ceza almayıp görevine devam ederken, aralarında ilçe eş başkanımız Yavuz Kahriman dahil 5 kişiye İstanbul 35’inci Ağır Ceza Mahkemesi 18’er ay hapis cezası almıştır.

    “GERÇEK FAİLLERİN ORTAYA ÇIKARILMASI ELZEMDİR”

    HDP Arnavutköy ilçemize son 6 yıl içinde gerçekleşen bu üçüncü saldırının da planlı olduğuna dair ciddi şüpheler mevcut. Bu saldırılara artık bir son verilmesi için arkasındaki karanlık güçlerin ve gerçek faillerinin ortaya çıkarılması elzemdir.

    Bu bağlamda;

    -HDP Arnavutköy ilçe örgütümüze 28 Eylül tarihinde gerçekleşen saldırıya dair yapılan şikayetin akıbeti nedir?

    -Saldırıyla ilgili mobese kameraları incelenmiş midir? Bu kayıtlarda faillerle ilgili verilere ulaşılmış mıdır?

    -HDP Arnavutköy ilçe örgütümüze üçüncü kez gerçekleşen bu saldırıların artık önüne geçilmesi için herhangi bir çalışmanız var mıdır?”

    PİRHA / İSTANBUL

  • HDP’li milletvekilleri, cemevlerine saldırılar hakkında araştırma komisyonu talep etti

    HDP’li milletvekilleri, cemevlerine saldırılar hakkında araştırma komisyonu talep etti

    PİRHA – HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu milletvekilleri, Ankara’da cemevlerine yönelik saldırılara ilişkin Meclis’e araştırma önergesi verdi. Vekiller önergede, saldırıların, nefret suçlarının cezasız bırakılması sonucu gerçekleştiğine dikkat çektiler. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Halklar ve İnançlar Komisyonu milletvekilleri 30 Temmuz 2022’de Alevi kurumlarına yönelik gerçekleşen saldırıların araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi. HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, HDP İstanbul Milletvekilleri Zeynel Özen ve Ali Kenanoğlu’nun verdiği araştırma önergesinde, Ankara’da 30 Temmuz Cumartesi günü eş zamanlı gerçekleşen saldırıların Alevilere yönelik nefret suçlarının cezasız bırakılmasının bir sonucu olduğu ifade edildi.

    2012 ve 2021 yılları arasında Alevilere yönelik benzer 39 saldırıya dikkat çeken HDP Alevi Masası vekilleri, Meclis’e sundukları araştırma önergesinde Alevilere yönelik saldırıların araştırılması ve gerçek sorumluların yargı önüne çıkarılması amacıyla Meclis araştırma komisyonu kurulması gerektiğini belirttiler.

    “NEFRET SUÇLARININ CEZASIZ BIRAKILMASININ SONUCUDUR”

    TBMM Başkanlığına sunulan araştırma önergesinde Alevi toplumuna yönelik nefret söylemi, tehdit, ev veya işyerlerinin işaretlenmesi, cemevlerine saldırı gibi vakaların aralıksız devam ettiğine vurgu yapıldı. Gerekli önlem ve yaptırımların eksik olduğunu ifade eden HDP’li milletvekilleri, “Son olarak 30 Temmuz günü Ankara’da Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne eş zamanlı saldırı düzenlenmesi Alevi toplumuna yönelik nefret suçlarının cezasız bırakılmasının bir sonucudur. Bu nedenle 2012 yılından bu yana Alevilere yönelik yapılan tüm bu saldırıların bütün yönleriyle incelenmesi ve gerçek sorumlularının yargı önüne çıkartılması amacıyla Anayasanın 98. ve Meclis İçtüzüğünün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırma sürecinin başlatılması gereğini arz ve teklif ederiz” ifadelerini kullandı.

    39 VAKANIN SORUMLULARI HAKKINDA SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ!

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu üyeleri, sundukları araştırma önergesinin ‘Gerekçe’ kısmında, nefret suçu işleyenlerin üzerine ciddiyetle gidilmediğini vurgulayarak şu ifadelere yer verdi:

    “Bu durum Alevilere düşmanlık besleyenlere cesaret vermekte ve sonraki vakaların rahatlıkla yaşanmasına sebep olmaktadır. Nihayetinde 2012 yılından bu yana yaşanan toplam 39 vakanın sorumluları hakkında etkin bir soruşturma yürütülmemesi, hukuki yaptırımların uygulanmaması son olarak Ankara’da yaşanan saldırıların zeminini hazırlamıştır. En kısa zamanda güçlü bir irade ortaya konulmazsa, Sivas, Maraş, Çorum gibi Alevi katliamlarının acısını ve öfkesini üzerinden atamamış Alevi toplumunun, benzer trajedileri bir daha yaşamayacağı garantisini kimse veremeyecektir.

    2012 yılından bu yana Adıyaman, İzmir, Gaziantep, Erzincan, Aydın, Balıkesir, Mersin, İstanbul, Ankara, Malatya, İzmit, Elâzığ, Adana, Manisa, Yalova, Mersin ve Tunceli illerinde muhtelif tarihlerde, evler, kapılar, duvarlar, sokak başları, araçlar, apartmanlar, dernekler gibi onlarca ev veya mekâna işaretleme, hakaret gibi tehditler yazılmış ancak bunları yapanların hiçbiri ile ilgili ciddi bir soruşturma yürütüldüğü veya cezalandırıldığı ile ilgili kamuoyuna doyurucu bir açıklama yapılmamıştır. Diğer taraftan, bütün bu vakalarla ilgili İçişleri Bakanlığına Partimiz Milletvekillerince verilen soru önergelerinin hiçbirine bugüne kadar cevap verilmemiştir.

    Dolayısıyla, gerekçede de belirtilen 39 vaka ile birlikte 30 Temmuz 2022 tarihinde Ankara’da eş zamanlı yaşanan saldırıların gerçek faillerinin ortaya çıkarılması, Alevilere yönelik yapılan tüm bu saldırıların bütün yönleriyle incelenmesi ve gerçek sorumlularının yargı önüne çıkartılması amacıyla araştırma komisyonunun kurulmasını gerekli görmekteyiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’li ve CHP’li vekillerden cemevlerine saldırılara tepki: Bu alçak saldırıları kınıyoruz!-VİDEO

    HDP’li ve CHP’li vekillerden cemevlerine saldırılara tepki: Bu alçak saldırıları kınıyoruz!-VİDEO

    PİRHA – Ankara’da Alevi kurum ve cemevlerine yönelik yapılan saldırılara siyaset cephesinden tepkiler geldi. HDP milletvekilleri Zeynel Özen, Ali Kenanoğlu, Tülay Hatimoğulları, Murat Çepni  ve CHP Milletvekili Gamze Taşçıer, cemevlerine saldırıları lanetlediklerini belirttiler. 

    Ankara’da dün Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne eş zamanlı saldırının ardından birçok milletvekili ve siyasi partiden açıklama geldi.

     HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, yapılan saldırılara tepki göstererek “Bu alçak saldırıları kınıyoruz. Bu saldırıların faillerinin ve azmettiricilerinin peşini bırakmayacağız!” dedi.

    Ankara’da Cemevlerine yapılan saldırıyı sosyal medya hesabından değerlendiren HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu da, şunları kaydetti:

    “Saldırıyı lanetliyorum. Alevi camiasına geçmiş olsun. 2012 – 2021 yılları arasında 37 yerleşim yerinde yüzlerce Alevinin evi işaretlendi. Etkin soruşturma yapılmadı. Bir çok yerde Cemevleri bizzat emniyet güçleri tarafından hakarete maruz bırakıldı. Cezasız bırakıldı. Cemevleri Devlet nezdinde yok sayılıyor. Yasalara göre ise Alevilik yasaklı bir inanç.
    Bütün bunlar Alevilere ve Cemevlerine saldırıları kolaylaştırıyor. Buna bir de İktidarın Alevi kimlikli siyasetçilere yaklaşımını eklediğimizde meczuplar kendine görev çıkartıyor.”

    HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni ise dün paylaştığı mesajda “Bugün, Muharrem Orucu’nun ilk günü; Ankara’da 4 Alevi kurumuna eş zamanlı saldırı gerçekleştirildi. Bu saldırılar, ‘Devletin Alevisi’ planlarının parçasıdır. Susmayacağız; faşizme karşı inanç özgürlüğü, eşit yurttaşlık mücadelesini yükselteceğiz.” ifadelerini kullandı.

    CHP Mamak İlçe Başkanlığı ise paylaştığı yazılı açıklamada “Ankara Mamak’ta Şah-ı Merdan Cemevi’nde Cem ibadeti yapılırken bir kişi elindeki sandalyeleri dedeye ve meydana doğru fırlatıp kaçmıştır. Bu ve buna benzer provakasyonların tam da Muharrem Ayı’nın başlangıcına getirilmesi tamamen provakatif bir harekettir.” ifadelerine yer verdi.

    “ALEVİLERİN YANINDAYIZ”

    CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşçıer, Mamak’ta saldırıya uğrayan cemevlerini ziyaret etti. Konuya ilişkin açıklama yapan Taşçıer, “Ankara’daki cemevlerine Muharrem orucunun ilk gününde gerçekleştirilen saldırıları lanetliyorum. Halkımızın birlik ve kardeşliğine yönelen bu alçakça saldırının faillerinin bir an önce ortaya çıkarılmasını bekliyoruz” dedi.

    Saldırı sonrası HDP Milletvekilleri ile MYK üyeleri de cemevlerine ziyaretlerde bulundu. HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları da, “Bugün Ankara’da Muharrem orucunun ilk gününde Alevi canların kurumlarına eş zamanlı saldırı gerçekleşti. Bu saldırıyı kınıyoruz. Bu ülkenin asli unsuru olan Alevilerin yanındayız” açıklamasını yaptı.

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER
    > Ankara’da cemevlerine eş zamanlı saldırı-VİDEO
    > Cemevlerine saldıran şahıs gözaltına alındı

    > Cemevlerine saldırıya ilk tepki: Saldırganların eşgalleri belli, planlı saldırı-VİDEO

     

  • HDP’li üç Alevi vekilden ‘Madımak Utanç Müzesi’ yapılsın kanun teklifi

    HDP’li üç Alevi vekilden ‘Madımak Utanç Müzesi’ yapılsın kanun teklifi

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ve İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu Alevi Masası vekilleri olarak Madımak Oteli’nin “Madımak Utanç Müzesi” yapılması amacıyla kanun teklifi verdi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ve İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu Alevi Masası vekilleri olarak Sivas Madımak Katliamı’nın 29. yılında Madımak Oteli’nin “Madımak Utanç Müzesi” yapılması amacıyla kanun teklifi verdi.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sunulan kanun teklifinde Sivas Madımak Katliamı’nın toplumsal hafızada derin izler bıraktığını belirten HDP Alevi Masası vekilleri, Madımak Oteli’nin “Madımak Utanç Müzesi” yapılmasının Alevilerin eşit yurttaşlık haklarına sahip olacağına dair güven tesisi açısından önemli olduğunu ifade ettiler.

    Kanun teklifinin gerekçesinde şunlar belirtildi:

    “2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta içlerinde aydınların, sanatçıların, gençlerin, Alevilerin olduğu 33 insan Madımak Oteli’nde katledilmiştir. Türkiye tarihinde yaşanan katliamlar farklı inanç ve kimliklerin bir arada yaşam iradesine onulmaz yaralar açmaktadır. Toplumsal hafızada derin izler bırakan bu yaralar vicdani ve ahlaki değerleri zedelerken, devleti yönetenlerin katliamlara maruz bırakılan kesimlerin talep ve isteklerine duyarsız kalması ise bu acıları daha da katmerli hale getirmektedir.

    İnsanlık suçu kabul edilmesi gereken bu katliamlar Anayasa’nın ‘kişinin yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz’ ilkesini ayaklar altına almaktadır.

    “KATLİAMIN ARDINDAN YAŞANANLAR İBRETLİK” 

    Sivas Katliamı’nın ardından yaşananlar ise ibretliktir. Yapılan yargılamaların uzunluğu, eksikliği, tarafgirliği, ceza alan sanıkların Cumhurbaşkanının özel affı ile salınması, yurtdışındaki kaçak sanıkların iade edilmemesi, katliamın yaşandığı Madımak Oteli’nin Müze yapılmaması gibi bir dizi olumsuzlukların, toplumsal barışa hizmet etmeyeceği gibi mağduriyet yaşayan ailelerin yüreklerini soğutacak hiçbir adım atılmaması da toplumları bir arada tutan hukuki sözleşmeleri hiçe saymak anlamını taşımaktadır.

    2 Temmuz 1993 yılında Sivas katliamının yaşandığı Madımak Oteli yeni adıyla Sivas Bilim ve Kültür Merkezi’nin adı “Madımak Utanç Müzesi” olarak değiştirilmelidir. Katliamda yaşamını yitirenlerin anılarının yaşatılması ve o gün yaşananların unutulmaması için bu talebin mutlaka yerine getirilmesi elzemdir ve vazgeçilmezdir.

    Bu kanun teklifi, özelde Alevilere genelde diğer muhalif kesimlere yönelik katliamların bir daha yaşanmaması ve hatta devam eden tehditlere karşı bir tutum gösterilmesinin gerekliliği üzerine inşa edilmiştir.

    Madımak Oteli’nin müzeler ile ilgili mevcut yasa ve yönetmelik çerçevesinde “Madımak Utanç Müzesi” ismini alması, Alevilerin eşit yurttaşlık haklarına sahip olunacağına dair bir güvenin tesisini sağlamak ve demokratik hakların bir gereği olduğunu vurgulamak açısından önemlidir.

    MADDE GEREKÇELERİ

    MADDE 1 – 2 Temmuz 1993 günü Sivas il merkezindeki Madımak Oteli’nde 33 insanın katledilmesi toplumsal hafızada onulmaz yaralar açmıştır. Katliamda yaşamını yitirenlerin anılarının yaşatılması, o gün yaşanan acıların unutulmaması, özelde Alevilere genelde diğer tüm muhalif kesimlere yönelik katliamların bir daha yaşanmaması ve hatta devam eden tehditlere karşı bir tutum sergilenmesi elzemdir. Bu madde ile Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinin karşılanacağına dair güven tesisinin ilk adımı sayılabilecek adımın atılması ve bu demokratik hak talebinin yerine getirilmesi amaçlanmıştır.

    MADDE 2 – Yürürlük maddesidir.

    MADDE 3 – Yürütme maddesidir.

    SİVAS İL MERKEZİNDEKİ MADIMAK OTELİNİN MADIMAK UTANÇ MÜZESİ YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ

    MADDE 1 – Sivas il merkezindeki Madımak Oteli, “Madımak Utanç Müzesi” yapılmıştır.

    MADDE 2 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

    MADDE 3 – Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

    PİRHA/ANKARA

  • Üç vekilden araştırma önergesi: Sivas Katliamı’nda sorumlu olan tüm failler tespit edilsin

    Üç vekilden araştırma önergesi: Sivas Katliamı’nda sorumlu olan tüm failler tespit edilsin

    PİRHA- HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu Alevi Masası vekilleri Ali Kenanoğlu, Kemal Bülbül ve Zeynel Özen, 29. yılında Madımak Katliamı’na dair Meclis Başkanlığına araştırma önergesi verdi. Vekiller, katliamda sorumluluğu bulunan tüm faillerin tespit edilerek vicdanlarda ve hukuk önünde yargılanıp mahkum edilmesi amacıyla araştırma komisyonu kurulması gerektiğini belirttiler. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ve İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu Alevi Masası vekilleri olarak Sivas Madımak Katliamı’nın 29. yıl dönümünde ortak araştırma önergesi verdi.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı‘na sunulan araştırma önergesinde Madımak Katliamı’nın insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak kabul edilmesi gerektiğini vurgulayan HDP’li vekiller, aradan geçen 29 yıla rağmen katliamın gerçek anlamda aydınlatılmadığını ifade ettiler. Katliam sanıklarını savunan avukatların AKP’de siyaset yaptıklarına dikkat çeken HDP Alevi Masası vekilleri, katliamda sorumluluğu bulunan tüm faillerin tespit edilerek vicdanlarda ve hukuk önünde yargılanıp mahkum edilmesi amacıyla araştırma komisyonu kurulması gerektiğini belirttiler.

    Araştırma önergesinin gerekçesinde şunlar kaydedildi:

    Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında 1 Temmuz 1993 günü Sivas’a gelen şair, yazar, sanatçı ve halk ozanlarının arasında bulunduğu aydınlar, Madımak Oteli’ne yerleşmiş ancak etkinlikler öncesinde Sivas’ta karanlık odaklar devreye girmeye başlamıştır. Sivas’ta el altından “Müslüman kamuoyuna” başlıklı bildiriler dağıtılırken, yerel basında “Müslüman mahallesinde salyangoz satılıyor” manşetleriyle halk kışkırtılmaya başlanmış, özellikle Aydınlık Gazetesi’nde Salman Rüşdi’ye ait “Şeytan Ayetleri” kitabını yayınlatan yazar Aziz Nesin hedef gösterilmeye başlanmıştır.

    Olaylar, 2 Temmuz günü Cuma namazı sonrası başlamış, öğlen saatlerine çeşitli camilerden çıkan bin kişilik grup, Cumhuriyet karşıtı sloganlar atarak Hükümet Binası’na doğru yürüyüşe geçmiş, saldırgan grup, Atatürk Bulvarı ile Meydan arasında oluşturan polis barikatını yıkmış, devletin müdahalesi, engelleme girişimleri ise göstermelik olmaktan öteye geçmemiştir. Akşam saatlerine doğru kalabalık sayısı 10 bini geçmiş, Kültür Merkezi’nden ayrılan güruhlar Madımak Oteli’ni taşlamaya başlamış, otele giren saldırganlar içeriyi ateşe vermiş, dışardaki gruptan “Yak yak”, “Şeriat isteriz”, “Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkılacak”, “Sivas, Aziz Nesin’e mezar olacak” şeklinde sloganlar atmaya devam etmiştir. Yangına müdahaleye gelen itfaiyeye saldırganlar izin vermemiş, bütün devlet mekanizması, Madımak Oteli’nin içindekilerle yakılmasını izlemekle yetinmiştir.

    “POLİS TUTANAĞINA GÖRE, TALEBE RAĞMEN 20 KİŞİ DIŞINDA ASKERİ KUVVET DESTEĞE GELMEMİŞ”

    Katliama ilişkin polisin düzenlediği olay tutanağında talep edilmesine karşın 20 kişi dışında askeri kuvvetin desteğe gelmediği vurgulanmış, saldırganlar dağıtıldıktan sonra Madımak Oteli’nden 93 kişi çıkarılmış, bunların 35’inin hayatını kaybettiği anlaşılmıştır.

    Türkiye; Metin Altıok, Behçet Aysan, Uğur Kaynar, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Hasret Gültekin, Asım Bezirci, Edibe Sulari ve Asaf Koçak gibi aydın, sanatçı, şair, yazar ve halk ozanını Sivas’ta kaybetmiş, 12 yaşındaki Koray Kaya ile 15 yaşındaki Menekşe Kaya da Madımak’tan çıkamamıştır. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller, katliam sonrasında “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir” diyerek devletin katliama ne gözle baktığını açık etmiştir.

    “KATLİAM SANIKALRININ AVUKATLARI AKP’DE SİYASET YAPAMA DEVAM EDİYOR”

    Katliama ilişkin yalnızca 124 kişi hakkında dava açılmış, uzun süren yargılamalar sonucunda 33 sanık idam cezası, 14 sanık 15 yıla kadar değişen hapis cezalarına çarptırılmış, idam cezasının kaldırılmasıyla birlikte 33 sanığın cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çevrilmiş, yaşlı ve hasta olduğu iddia edilerek sanık Ahmet Turan Kılıç Cumhurbaşkanı tarafından affedilmiş, katliam sanıklarının avukatlığını üstlenenler ise bugün AKP’de siyaset yapmaya devam etmiştir.

    Aralarında Cafer Erçakmak’ın bulunduğu firari 5 sanığın davası ise 2012’de zamanaşımı nedeniyle düşürülmüş, mahkeme, katliamın insanlığa karşı suç olduğuna ilişkin müştekilerin talebini kabul etmemiş, dava sürecinde aranan sanıkların evlendiği, askere gittiği, belediyede işe girdiği ortaya çıkmış, halen, firari üç sanık hakkında açılan dava Ankara mahkemelerinde görülmeye devam etmiştir. Sivas Katliamı davası 20 yılın ardından zaman aşımı gerekçesiyle kapatılmıştır. Böylece 5 firari sanık ceza almaktan kurtulmuştur. İlk açıklama da dönemin Başbakanı Erdoğan’dan gelmiş, Sivas davasında alınan zamanaşımı kararı için grup toplantısında yaptığı konuşmada “Milletimiz ve ülkemiz için hayırlı olsun” açıklamasında bulunmuştur.

    SANIKLARIN AVUKATLIĞINI YAPAN CELAL MÜMTAZ AKINCI’NIN ANAYASA MAHKEMESİ ÜYESİ OLDUĞU İDDİASI

    Anayasa Mahkemesi, 2012’de zamanaşımı nedeniyle düşürülen Sivas Katliamı davasına yapılan başvuruyu 7 yıl sonra gündemine almış ancak mahkeme, başvurunun görüşülmesini gerekçesiz bir şekilde ertelemiştir. Dosyayı görüşecek olan AYM İkinci Bölümün üyeleri arasında bir dönem Sivas Katliamı’nda sanıkların avukatlığını yapan Celal Mümtaz Akıncı’nın da olduğu iddia edilmektedir.

    “KATLİAMIN ARKASINDAKİ ÖRGÜTLER, GERÇEK FAİLLER ORTAYA ÇIKARILMADI”

    Her ne kadar birinci davada ağır cezalar verilmiş olsa dahi esas olarak eksik, yarım, tamamlanmamış bir dava olarak devam eden Sivas Katliamı davası bitmemiştir. Arkasındaki örgütler bulunmamış, gerçek failler ortaya çıkarılmamıştır. Madımak katliamında adaletin sağlandığını söylemek mümkün değildir.

    29 yıl önce yaşanan ve insanlığa karşı işlenmiş suç kabul edilmesi gereken 2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı’nın tüm yönleriyle tekrar ele alınması, asıl faillerin tespiti, devletin en üst kademesine kadar sorumluluğu bulunanların yargı önüne çıkarılması, firari sanıkların Türkiye’ye getirilip yargılanması ve nihayetinde tüm sorumlularının vicdanlarda ve hukuk önünde yargılanıp mahkûm edilmesi amacıyla araştırma komisyonunun kurulmasını çok önemli ve gerekli görmekteyiz.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Gözaltına alınan Turgut Öker, Ankara Emniyetinde bekletiliyor!

    Gözaltına alınan Turgut Öker, Ankara Emniyetinde bekletiliyor!

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Kurucu Başkanı Turgut Öker, Ankara’da gözaltına alındı. Gerekçe ise Adıyaman’da Newroz bayramında yaptığı konuşmada cumhurbaşkanına hakaret iddiası.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Kurucu Başkanı ve HDP MYK üyesi Turgut Öker, bu yıl Adıyaman’da Newroz bayramında yaptığı konuşmasından dolayı gözaltına alındı.

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, gelişmelerin takipçisi olduğunu belirterek, Öker’in savcılığa sevk edileceğini aktardı. Milletvekili Özen, kısa süre öncesinde Öker’i karakoldan hastaneye götürdüklerini belirterek, “Gözaltı prosedürü gereği hastaneye gidilip rapor alındı. Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gidilip parmak izi alınacakmış, sonrasında ise adliyeye gönderileceği söyleniyor. “Cumhurbaşkanına hakaret gibi bir gerekçe ile gözaltına alındığını söylüyorlar” bilgisini verdi.

    “EMNİYETTE BEKLEMEKTEYİZ”

    Milletvekili Zeynel Özen, Turgut Öker’in ikamet etmediği köyünde arandığını belirterek şu bilgileri de paylaştı:

    “Görevliler, Turgut Öker’in ifade vermesi için iki kez Sivas’taki evine gitmiş ancak Öker’e ulaşamamışlar. Köyde kimseye ulaşamayan görevliler sonrasında celp hazırlamış. Öker’e köyde ulaşamadıkları için karar bu kez zorla getirme durumuna dönüşmüş. Burada Sivas’taki yetkililerin hatası söz konusu. ‘Savcılığa gidin’ denilse gidilir ve gereken yapılırdı. Durumdan haberdar olan Turgut bey (Öker), karakola gidiyor ve şimdi de formaliteler yapılmakta. Şu an emniyette beklemekteyiz. Ya kısa sürede serbest kalınır ya da savcılığa çıkarılma gibi ihtimal var.”

    PİRHA/ ANKARA

     

  • Özen, 3 Bakana sordu: Alevi gençlere yönelik kamp programının asıl amacı nedir?

    Özen, 3 Bakana sordu: Alevi gençlere yönelik kamp programının asıl amacı nedir?

    PİRHA – Milletvekili Zeynel Özen, İçişleri Bakanlığı, Kültür-Turizm Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın, Hacıbektaş ilçesindeki Hırka Dağında Alevi gençlere yönelik organize ettiği bir kamp programını gündeme getirdi. Özen, 3 bakanlığa ayrı ayrı yönelttiği soru önergesinde “Alevi gençlere yönelik bu kamp programının asıl amacı nedir?” ifadelerini kullandı.

    HDP Milletvekili Zeynel Özen, İçişleri Bakanlığı, Kültür-Turizm Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından 19-23 Ağustos’ta Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesindeki Hırka Dağında Alevi gençlere yönelik “El altından organize” edilen bir kamp programını Meclis gündemine getirdi.

    Üç bakanlık tarafından, programın içeriğine dair şu açıklama yapıldı:

    “İçişleri Bakanlığımız, Kültür Turizm Bakanlığımız ve Gençlik ve Spor Bakanlığımız beraber bir program gerçekleştirilecektir. 19-23 Ağustos tarihleri arasında Hacıbektaş da Hırka Dağında 400 gencimizi kamp yapmaya götürülecektir. 4 gün konaklamalı olacaktır. Tüm masraflar Bakanlıklarımız tarafından karşılanmaktadır.

    Hacı Bektaş Türbe ziyareti, Hırka Dağı yürüyüşü, Semah gösterileri, Kadıncık ana türbesi ziyareti, Göreme’de balon seyri ve konser gibi çeşitli etkinlikler gerçekleşecektir.

    Katılım yaş Aralığı 18-24 tür. Katılmak isteyenlerin kimlik bilgilerini ve iletişim numaralarını 13 Haziran pazartesi gününe kadar bildirmeniz rica olunur.”

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, bakanlıklar tarafından yürütülen programın iyi niyetli olmadığını ifade ederek konuya ilişkin şu yorumu yaptı:

    “Alevilerin henüz en temel eşit yurttaşlık haklarını bile sağlamayan ve asimilasyon çalışmaları dışında hiçbir ajandası bulunmayan AKP iktidarının Alevilere yönelik derin organizasyonları Alevi toplumunda ciddi endişelere neden olmaktadır. Alevi kurumları bilgilendirilmeden el altında gerçekleşen çalışmaların amaçlarına dair büyük soru işaretleri söz konusudur.”

    “BU KAMP PROGRAMININ ASIL AMACI NEDİR?”

    İstanbul Milletvekili Özen, konuya ilişkin hazırladığı önergesinin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu tarafından cevaplandırılmasını talep ederek şu soruları yöneltti:

    “*İçişleri, Kültür-Turizm, ve Gençlik ve Spor Bakanlıkları tarafından ortaklaşa düzenlenen bu kamp programının organizasyonu kimler tarafından yürütülmektedir?

    *Alevi gençlere yönelik bu kamp programının asıl amacı nedir?

    *Alevi gençlere yönelik bu kamp programı ile ilgili Alevi kurumlarıyla herhangi bir bağlantı kurulup, görüşleri ve rızalıkları alınmış mıdır?

    *Kamp programının içeriği Alevi yoluna uygunluğuna dair herhangi bir ön çalışma yapılmış mıdır?

    *Alevilerin Cemevlerindeki “Semah” ibadetleri ilgili mesajda neden gösteri olarak tanımlanmaktadır?”

    PİRHA/ANKARA