PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu(ABF) Heyeti, İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu’na tebrik ziyaretinde bulundu.
Alevi Bektaşi Federasyonu(ABF)Heyeti, İstanbul Barosu Başkanlığı seçimlerinde, 7.197 oy alarak seçimi kazanan Av. Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu’na tebrik ziyaretinde bulundu.
Heyeti, İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Rukiye Leyla Süren ve Yönetim Kurulu Üyesi Av. Yelda Koçak Urfa karşıladı.
PİRHA-Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Ahmet Türk ve Devrim Demir’i ziyaret eden Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Ekrem İmamoğlu, belediyelere atanan kayyımlara tepki göstererek, “Türkiye’nin ikinci yüzyılında seçme ve seçilme hakkının yok sayılması bir utançtır. Ülkemizde yerelden güçlenmeyi konuşurken ne yazık ki uzun süredir tam tersini yaşıyoruz. Bunu düzeltmek yerine ne yazık ki Cumhuriyeti’n ikinci yüzyılında kayyımı konuşuyoruz. Seçme ve seçilme hakkının gasp edilmesini konuşuyoruz” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 4 Kasım’da görevden alınarak yerlerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanları Ahmet Türk ve Devrim Demir’e destek ziyaretinde bulundu. CHP Genel Başkan Yardımcıları Gökçe Gökçen ve Gül Çiftci ile Urfa Milletvekili Mahmut Tanal, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere de İmamoğlu heyetinde yer aldı.
Ahmet Türk ve Devrim Demir’in yanı sıra Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanları Serra Bucak ve Doğan Hatun, havaalanında İmamoğlu ve beraberindekileri karşıladı. İmamoğlu, daha sonra Derik ilçesinde bulunan Ahmet Türk’ün evini ziyaret etti.
İmamoğlu’nun kendilerini ziyaret etmesinin önemli ve anlamlı olduğunu belirten Ahmet Türk, “Gelişleri, bizleri ziyaret etmeleri bizler için büyük bir onur. Türkiye’deki gelişmeleri dikkatle izliyoruz. Kayyım siyasetiyle demokrasiye ulaşmamın imkanı yok. Adalet ve hukukun sağlanmasını istiyoruz. Halkların ötekileştirildiği politikalardan vazgeçilmesi gerekiyor” dedi.
“SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ YOK SAYILMASI BİR UTANÇ”
Türkiye’de yerel demokrasinin çok güçlü olması gerektiğini vurgulayan Ekrem İmamoğlu, “Türkiye’nin ikinci yüzyılında seçme ve seçilme hakkının yok sayılması bir utanç. Ülkemizde yerelden güçlenmeyi konuşurken ne yazık ki uzun süredir tam tersini yaşıyoruz. Bunu düzeltmek yerine ne yazık ki Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında kayyımı konuşuyoruz. Seçme ve seçilme hakkının gasp edilmesini konuşuyoruz. Daha güçlü birlikteliği anlatacağımız yerde, Türkiye Belediyeler Birliği başkanı olarak büyük bir mahcubiyetle kayyımı konuşuyoruz. Başımızı öne eğen bir durumdur. Bizi mahcup eden bir durumdur. Türkiye Cumhuriyeti’ni itibar noktasında kayba uğratan bir durumdur. Her birimiz bu ülkenin iyiliği, memleketin birliği için buradayız. Adalet, demokrasi çok önemli husustur. Bunun tesisi için sırt sırtayız ve dayanışma içindeyiz. 10 siyasi parti lideriyle bunu konuştuk. Bir siyasi partiden randevu alamadık. O partinin de bu konuda çekimser olduğunu düşünüyorum. İktidar partisindeki bir kısım insanların büyük mahcubiyet yaşadığını görüyoruz. Hukuksuzlukların artık yaşanmaması için Mardin’deyiz” diye konuştu.
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan, HDP’nin Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Selçuk Mızraklı’yı cezaevinde ziyaret etti.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’de tutulan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı ile görüştü.
Eş Genel Başkanlar, dün de Kocaeli F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ı ve eski HDP Amed Milletvekili Semra Güzel’i ziyaret etti.
DEM Parti, ziyarete ilişkin sanal medyadan şu paylaşımda bulundu:
“Eş Genel Başkanlarımız Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, rehin tutulan HDP önceki dönem Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Selçuk Mızraklı’yı cezaevinde ziyaret etti.”
PİRHA – Çok sayıda Alevi kurumu yöneticisi, Garip Dede Dergahı Dergahı’na yapılan saldırı ve provokasyon nedeniyle GADEV yönetimine ziyarette bulundu.
İstanbul’da 15 Ekim’de elinde Kuran ile Garip Dede Dergahı’na gelerek namaz kılan ve etrafa saldıran Muhammet Yıldırım’ın provokasyonuna ve Alevi nefretine tepkiler sürüyor.
Kartal Cemevi, Başakşehir Cemevi, Sarıgazi Cemevi, Bozatlı Hızır Cemevi, Demokratik Alevi Dernekleri İstanbul Şubesi, Şahkulu Sultan Dergahı ve Güvenç Abdal Vakfı yöneticileri ile Qureşan Ocağına mensup Gazi Karababa Dede, dergah yönetimine geçmiş olsun dileklerini ilettiler.
NE OLMUŞTU?
Muhammet Yıldırım, 15 Ekim’de Garip Dede Dergahı’na giderek abdest alıp namaz kılmak istemişti. Yıldırım ayrıca elindeki Kur’an ile çevreye sözlü ve fiziksel saldırıda bulunmuştu.
Gözaltına alınan Yıldırım, 16 Ekim’de Küçükçekmece Adliyesi’nde hakim karşısına çıkarıldıktan sonra tutuklanıp cezaevine gönderildi.
PİRHA – DEM Parti İstanbul Milletvekili ve Garip Dede Dergahı BaşkanıCelal Fırat, dergaha yapılan saldırıya tepki göstererek, “Bu saldırıyı lanetlemek gerekiyor. Bu toprakların sevgiye, barışa, kardeşliğe gerçekten ihtiyacı var” dedi. Fırat, dayanışma gösteren Alevi örgütlerine, siyasi parti temsilcilerine ve arayan, soran, ziyaret eden herkese teşekkür etti.
DEM Parti İstanbul Milletvekili ve Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, Garip Dede Dergahı’na 15 Ekim günü gelen Muhammet Yıldırım adlı şahsın saldırı düzenlemesine PİRHA’ya değerlendirdi.
“BU ÜLKE BU HALE NASIL GELDİ HERKESİN DÜŞÜNMESİ LAZIM”
Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, “Türkiye’de gerçekten çok tuhaf işler oluyor. Bir tarafta toplumun uç noktalarıyla oynamak isteyen bir grup var. Bunu net bir çerçevede söylüyoruz. Bu toprakların sevgiye, barışa, kardeşliğe gerçekten ihtiyacı var. İnsanların birbirlerinin dillerine, dinlerine, inançlarına saygı gösterilmesi gereken bir coğrafyadayız. Ülkenin nasıl bu hale geldiğini hepimizin esasında düşünmesi lazım. Her gün kadın cinayetleri, çocuk tacizleri, okullardaki eğitim sistemi her alanda bir şiddet mantığı var” dedi.
“BU SALDIRILARI KESİNLİKLE LANETLEMEK GEREKİYOR”
İnsanların inançlarına saygı gösterilmesi gerektiğini söyleyen Fırat şöyle devam etti:
“Galiba 200 bine yakın cami var. 1000-1500 arası kimileri 3000 dese de cemevi var, kiliseler var. Bu çerçevede insanların gerçekten gelenek, göreneklerine, itikat, inançlarına saygı gösterilmesi lazım. Garip Dede Cemevimizde çok provokatif bir olay yaşandı. Şunu söylemek gerekiyor ki bu saldırıları kesinlikle, amasız fakatsız lanetlemek gerekiyor. 199 bin caminin olduğu bir ülkede gelip burada namaz kılmak, esas mesele de o değil, gelip buradaki insanları provoke edercesine dayatmada bulunmak doğru bir yaklaşım değil. Garip Dede Cemevi herkesin burada gelip çayını içip, rıza lokmasını paylaştığı bir mekan. Burada her bir canımız kapıdan içeri girdiğinde biz inancı, kimliği nedir diye sormayız. Ki bizim felsefemize aykırı olan bir mesele. Özellikle Alevi kurum başkanları, siyasi parti temsilcilerimiz yoğun bir şekilde cemevine geldiler. Dayanışma duygularından dolayı kendilerine teşekkür ediyorum. Bütün dostlarımıza, özellikle Alevi kurum başkanlarımıza, pirlerimize, halkımıza. Neredeyse dayanışma için gelmeyen kurumlarımız kalmadı. İnanıyorum ki bu coğrafyada sevgi egemen olsun, bütün sorunlarımızı, sıkıntılarımızı muhabbetle çözdüğümüz bir sürece girmemiz gerekiyor.”
“CEMEVLERİ HALA ÖTEKİLEŞTİRİLİYOR”
Celal Fırat, cemevlerinin ötekileştirildiğini belirterek, “Kendilerine benzeştirmeye, kötü bir dil kullanmaya başlanıyor. Empati yapalım. Aleviler olarak sazlarımızı omuzlarımıza alıp camiye gitsek içinde ‘saz çalacağız’ desek oradaki dostlarımız, insanlarımız ne yaparlar? Kesinlikle o insanları rahatsız etme anlamında da biz bunu istemeyiz. Bir insanı ötekileştirip farklılaştırıyorsak bizim yaptığımız hizmetin bir kıymeti kalmaz. Onun için toplumumuzun da halkımızın da bunu o eksende görmesi gerekiyor. Bu coğrafyaya sevginin egemen olması gerekiyor. Bu ülkenin bu noktaya gelmesinin sebepleri kindar söylemlerle, insanları kutuplaştırıp farklılaştırmalarıdır. Alevi, Kürt meselelerini aynı çerçevede görmek lazım. Herkesin inancına, itikatına saygı göstererek bu meselelerin üstesinden gelebiliriz” diye konuştu.
Fırat, dayanışma duygularını ileten, arayıp soran, dergahı ziyaret eden herkese Garip Dede Dergahı Vakfı adına teşekkür etti.
PİRHA – Garip Dede Dergahı’na yapılan saldırının ardından dayanışma ziyaretleri sürüyor. CHP ve DEM Parti heyetleri de dergaha gelerek geçmiş olsun dileklerinde bulunarak, saldırıyı kınadılar.
İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahı’na yapılan saldırı sonrası dayanışma ziyaretleri devam ediyor.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Halklar ve İnançlar Eş Sözcüsü Mahfuz Güleryüz ve DEM Parti İstanbul İl Başkanı Murat Kalmaz, Garip Dede Dergahına/Cemevine gelerek dayanışmada bulundular.
“BEKLEMEDİĞİMİZ ŞEYLER DEĞİL”
DEM Parti Halklar ve İnançlar Eş Sözcüsü Mahfuz Güleryüz, ziyarette ilk sözü alarak, “Beklemediğimiz şeyler değil esasen bu tarz şeyler. Buranın seçilmiş olmasının özel bir anlamı da vardır tabi. Normalleşme, yeni anayasanın gündemde olduğu bu dönemlerde bu tarz provokatif şeylerin olması da çok muhtemeldir. Türkiye de böyle şeylere çok uzak değil açıkçası. Partimiz adına hepinize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Umarım bir daha böyle kötü bir mevzuyla karşılaşmayız” dedi.
“200 BİN CAMİ YETMİYOR BURAYA GELİYORLAR”
DEM Parti Milletvekili ve Garip Dede Dergahı BaşkanıCelal Fırat da, “Biz hep diyoruz. İri olalım, diri olalım, bir olalım diye ama hep söylemde kalıyor. Şahıs 2 gün önce de aynı şeyi yapmış. Burası bir cemevi, şu an Türkiye’de 200 bin cami var, yetmiyor ki buraya geliyorlar. İşin acayip tarafı da namaz kılmaya cemevine gelmesi. Kafası kırık diyorlar şahıs hakkında” diyerek saldırı olayına dair bilgiler verdi.
“BUNUN TESADÜF OLMADIĞINI BİLİYORUZ”
Mahfuz Güleryüz de, “Bizim parti binalarımıza sayısız saldırılar oluyor. Saldıran kişiler hakkında ya ‘psikolojisi bozuk’ deniliyor ya ‘uyuşturucu madde bağımlısı’ deniliyor ya da ‘deli raporu’ var deniliyor. Bu çok özel bir durum. Mesela biz hiç AKP’nin binasına deli, madde bağımlısı birinin girip saldırdığını duymadık. Ama Alevi örgütleri, Alevi derneklerine, partilerimize onlarca, yüzlerce saldırı örneği var. Biz bunun tesadüf olmadığını biliyoruz” diye konuştu.
“İKTİDARIN DİLİNİN SOKAĞA YANSIMASI”
DEM Parti İstanbul İl Başkanı Murat Kalmaz ise şunları söyledi:
“İktidarın dilinin zaman zaman sokağa yansıması buna benzer. Bazen bir inanç kurumuna saldırıya dönüşen, zaman zaman insanların Kürtçe konuştuğu için katledildiği, zaman zaman farklı boyutlarda kadın katliamlarına, kimliksel boyutta saldırılara dönüşebiliyor. Dolayısıyla bunların önüne gerçekten geçmek gerekiyor. İktidarın da bir an önce bu kutuplaştıran dilden, şiddeti sokağa yansıtan dilden bir an önce vazgeçmesi gerekiyor. İnançsal sorunların ortadan kaldırıldığı, kimsenin ötekileştirilmediği, Kürt sorununun çözüldüğü bir Türkiye gerçekliğine ihtiyaç var. Umarım bundan sonra artık böyle durumlar yaşanmaz ve partim adına ben de geçmiş olsun diyorum.”
“ALEVİ TOPLUMUNA YAPILAN BU SALDIRIYI EN SERT ŞEKİLDE KINIYORUZ”
DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu X sayfasından da saldırıyı kınadıklarına dair şu açıklamayı yaptı:
“15 Ekim Salı günü, dili, dini, ırkı sorulmaksızın tüm canları mihman eden İstanbul’daki Alevi inanç merkezlerinden olan Garip Dede Dergahı’na bir saldırı gerçekleşmiştir. Alevilerin ibadethanesinde cem yapıldığı bilinmesine karşın, kendi inancını ve ibadet şeklini dayatan bir zorba cemevinde kaos çıkarıp etrafa zarar vermiştir. Bu gerçekleşen saldırı nitelik itibariyle asla sıradan münferit bir hadise değildir. Alevi inancına ve Alevilere saldırıların sıradanlaşması, yapılan ayrımcılıkları artık neredeyse bir devlet politikası haline gelip Alevilere karşı işlenen suçların cezasızlığından beslenen zihniyetin varabileceği noktaları gösteren trajik örneklerden birisidir. Cemevlerine yapılan böylesi saldırılar toplumsal barışa ve huzura da ciddi anlamda zarar vermektedir. Alevi kamuoyunun beklentisi ve talebi; bu saldırıyı gerçekleştiren kişinin hak ettiği gibi en ağır cezalarla yargılanmasıdır. Garip Dede Dergahı nezdinde Alevi toplumuna yapılan bu saldırıyı en sert şekilde kınıyoruz.”
CHP İL BAŞKANI ÖZGÜR ÇELİK’TEN DERGAHA ZİYARET
CHP İl Başkanı Özgür Çelik ile birlikte CHP heyeti de Garip Dede Dergahı’na gelerek geçmiş olsun dileklerinde bulundu.
PİRHA- Avrupa Parlamentosu Milletvekili Günther Sidl (Sosyal Demokrat Parti Avusturya, SPÖ), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Diplomasi Temsilciliği’ni Ziyaret Etti
Fransa’nın Strazburg şehrinde, 20 Eylül 2024 tarihinde açılışı gerçekleştirilen Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi Temsilciliği’nde dün önemli bir görüşme yapıldı.
Avrupa Parlamentosu üyesi ve aynı zamanda Avrupa Parlamentosu Alevi Dostluk Grubu Başkanı Günther Sidl (SPÖ), AABK Diplomasi Temsilciliği’ne bir ziyaret gerçekleştirdi. Görüşmeye, Sidl’in danışmanı Çilem Erez ile birlikte AABK Diplomasi Komisyonu adına Marc Aslan, Taner Boyraz ve Zilan Oktay katıldı.
Görüşmede, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun kısa, orta ve uzun vadeli çalışmalarına dair değerlendirmeler yapıldı. Özellikle, Avrupa Parlamentosu Alevi Dostluk Grubu’nun yeniden güçlendirilmesine yönelik çalışmalar öncelikli konular arasında yer aldı.
Toplantının diğer önemli gündem maddeleri arasında ise son dönemde Türkiye’de artan kadın ve çocuk cinayetlerine karşı ortak bir duruş sergilenmesi ile Avrupa ve Orta Doğu’da süregelen savaşların sona erdirilmesine dair kamuoyuna ve basına ortak bir açıklama yapılması kararlaştırıldı.
Ayrıca, en kısa zamanda Avrupa Parlamentosu bünyesinde bir Alevi Konferansı düzenlenmesi konusunda da ortak görüşe varıldı. AABK Diplomasi Komisyonu ziyaretinden dolayı Günther Sidl’e ve danışmanı Sayın Çilem Erez’e teşekkürlerini sundu.
PİRHA-10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren Mesut Mak ve Adil Gür Dersim’de mezarları başında anıldı. 9 yıl önce Ankara’da Türkiye tarihinin en kitlesel katliamlarından birinin yaşandığını ifade eden EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “10 Ekim sadece yoldaşlarımızı andığımız gün değildir 10 Ekim artık bölgede ve ülkemizde barış mücadelesinin günüdür” dedi.
10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Tren Garı önünde KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin düzenlediği Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’nde IŞİD’li iki canlı bombanın saldırısı ile 104 kişi yaşamını yitirmişti ve 400’ü aşkın kişi yaralanmıştı.
10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda hayatını kaybeden Mesut Mak ve Adil Gür, Dersim’de Atatürk Mahallesi’nde bulunan mezarları başında anıldı. Anmaya Mak ve Gür’ün yakınlarının yanı sıra Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan, Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütleri temsilcileri katıldı.
“10 EKİM ARTIK BARIŞ MÜCADELESİNİN GÜNÜDÜR”
9 yıl önce Ankara’da Türkiye tarihinin en kitlesel katliamlarından birinin yaşandığını ifade eden EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “10 Ekim’de yapılmak istenen barış mitingine 2 IŞİD canisinin yaptığı canlı bomba saldırısıyla 104 insanımızı kaybettik. Mesut Mak ve Adil Gür yoldaşımız başta olmak üzere 104 insanımızı saygıyla anıyoruz. Bugün Ortadoğu’da ve bölgede yaşanan savaş, soykırım ve katliamlar 9 yıl önce emek ve demokrasi güçlerinin yaptıkları bu mitingle ve hayatını kaybeden yoldaşlarımızın ne kadar değerli bir mücadele için yan yana geldiğini bize gösteriyor. O nedenle 10 Ekim sadece yoldaşlarımızı andığımız gün değildir 10 Ekim artık bölgede ve ülkemizde barış mücadelesinin günüdür” diye belirtti.
“KATLİAMDA PARMAĞI OLAN HERKES AÇIĞA ÇIKARTILSIN”
7 Haziran 2015 yılındaki seçimlerin Türkiye’de yeni bir başlangıç olduğunu belirten ESP PM Üyesi Orhan Çelebi, “Seçim sonuçlarını hazmedemeyen iktidar yaptığı saldırılarla kendisine yeni bir yol açmak istedi. 5 Haziran’da Amed’de HDP mitingine yapılan saldırı, 20 Temmuz’da Suruç’taki katliamla devam ettirildi ve 10 Ekim Gar Katliamı bu sürecin devamı olarak tarihe geçti. Bugün yeni bir adım atmak isteyenlerin öncelikle bu katliamlarla yüzleşmesi gerekiyor. 10 Ekim Katliamı’nda parmağı olan herkesin açığa çıkartılarak halklara hesap vermesi gerekiyor” dedi.
10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda hayatını kaybeden Adil Gür’ün arkadaşı Kamer Yoltay ise konuşmasında şunları dile getirdi:
“10 Ekim Katliamı’ndan sonra adalet yerine getirilmedi ve hiçbir kamu görevlisi yargılanmadı ve katliamın failleri yargılanmadı. Bizim saldırılara hedef olmamızın temel nedeni devrimci, solcu olduğumuz için bunları yaşadık. Bizim sorgulamamız gerekiyor siz bizim barış isteyen çocuklarımızı neden öldürdünüz diye? Asla bu katliamı unutmamamız gerekiyor, yoldaşlarımızın barış mücadelesini yükseltmemiz gerekiyor.”
Yapılan konuşmaların ardından 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda hayatını kaybeden Mesut Mak ve Adil Gür’ün mezarlarına karanfiller bırakıldı.
PİRHA- İzmir’in Urla ilçesinde bulunan Samut Baba Türbesi, her yıl binlerce ziyaretçinin akınına uğruyor. Alevi kurumları öncülüğünde bu yıl 12’ncisi düzenlenen anma etkinliklerinin yanı sıra yurttaşlar çerağlarını uyandırarak dileklerini tutuyor.
Urla ilçesindeki İçmeler mevkiinde bulunan Samut Baba Türbesi’nin yaklaşık 500 yıllık tarihi olduğu biliniyor. Uzun yıllardır define avcılarının hedefi olan ve doğa koşulları ile birlikte bakımsızlıktan yıkılmak üzere olan türbe, 2012 yılında Urla Belediyesi’nin restorasyon çalışmasıyla yeniden eski görüntüsüne kavuştu.
Yıkılmaktan kurtarılan Samut Baba Türbesi, bu tarihten itibaren haftanın 5 günü ziyarete açılmış durumda. 2012 yılında ilki gerçekleşen Samut Baba Anma Etkinlikleri’nin bu sene 12’ncisi gerçekleşen anma etkinliklerine ise çok sayıda yurttaş katıldı.
Samut Baba’nın bölgeyi ‘Müslümanlaştırmak’ ‘Türkleştirmek’ için geldiği kimi sayfalarda bilgi kaynağı olarak verilse de, Alevi kurumları Samut Baba’nın bölgede topluma hizmet için gönderilen bir Alevi evliyası olabileceği çok daha kabul görmüş durumda.
EVLİYA ÇELEBİ’NİN ZİYARETİ
Samut (Samud) Baba ile ilgili Alevi Kültür Dernekleri Urla Şubesi’nin yaptığı araştırmada Samut Baba’nın kişiliği hakkında herhangi bir kayda rastlanmasa da, Urla’da halk arasında anlatılan menkibesine göre Samut Baba Urla’ya uzak diyarlardan gelip savaşmış ve bu savaşta kellesini kaybetmesine rağmen savaşı bırakmamış, savaş zaferle sona ererken elinde tuttuğu başı ile olduğu yara yığılmış ve bu yere gömülerek üzerine, bugün gördüğümüz türbesi inşa edilmiş.
1671 yılında Urlayı ziyaret eden Evliya Çelebi ise Urla’nın ziyaretgahlar içerisinde “Evvela Tekke Karyesi’nde Samud Baba” diyerek, Samut Baba’nın adını vermekle yetinmiş, ayrıca Girit Adası’ndaki Kandiye şehrinin kuşatılması sırasında (1669) kendisinin özellikle yaşadığı mağaraya kadar gidip ziyaret ettiğini, sohbette bulunduğunu, şu fani dünyadan elini eteğini çekmiş Söylemez oğlu Ali Dede’nin Samut Baba olarak da anıldığını belirtmektedir.
“SAMUD BABA, HEM ALEVİLİK HEM DE BEKTAŞİLİK İÇİNDE GEÇERLİ BİR İSİM”
Araştırmanın devamında şunlar kaydediliyor:
“Evliya Çelebi’nin yukarıda belirttiğimiz üzere sadece adını vermekle yetinmesi de bu görüşü destekler mahiyettedir. Ancak Sivas ili sınırları içerisinde “Tekke” adında iki köy ve bir de mezra vardır (7). Her üçünde de Hacı Bektaş Veli’nin halifeleri veya o dönemin önde gelen din adamlarına ait olduğu sanılan yatırlar bulunmaktadır. Bunlardan biri de Kangal’ın Tekke köyündeki Samud Baba’dır. Türbenin giriş kapısı üzerinde yer alan kitabesine göre eser, 1573 tarihinde inşa edilmiştir. Bu bilgi doğrultusunda da Samud Baba’nın Bektaşi olabileceği de anlaşılmaktadır. Veriler dikkate alındığında Samud Baba kavramının hem Alevilik hem de Bektaşilik için geçerli olduğunu belirtmek uygun görülmektedir. 1563 yılına ait Maraş tahrir defterlerine göre, Göynük, Maraş’a bağlı bir nahiye merkezidir ve bu tarihte nahiyeye bağlı mezraların arasında Samud Mezrasının adı da sayılmaktadır..”
“YOL KAYBOLACAK DEĞİL, SAHİP ÇIKSINLAR”
Sivas’ta doğup büyüyen ve 11 yaşında Ankara’ya giden Hüsne Özbek, son 3 yıldır yerleştiği Urla’da bulunan Samut Baba Türbesi’nin rüyasında kendisine ayan olduğunu belirtti. Çıkıp gelerek Samut Baba Türbesi’ni bulan Özbek, “Sivas’ta doğup büyüdüm. 11 yaşında Ankara’ya taşındım. Evlendim ve tekrar Sivas’a döndüm. 3 yıldır İzmir’deyim. Bu türbeyi ben rüyamda gördüm ve burası bana lokma verdi. Kimse inanmadı ve gelip buldum. Burada huzur buluyorum, ne varsa erler, evliyaların hürmetine var. Şimdi er de, pir de kalmadı. Gençlerimiz gelmiyor, küçüklükten bunu veremedik. Hata çocukların değil, biz aileler onlara bunu aşılamadık. Köydeki Alevilik ile şehirlerdeki Alevilik birbirinden uzakta. Eskileri özlüyoruz. Bizler geldik gidiyoruz, bu yol kaybolacak değil, sahip çıksınlar” diye konuştu.
PİRHA-DAD İstanbul Şubesi, Kadıncık Ana ve Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nı ziyaret etti. Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nda tutulan birlik cemini Ağuçan Ocağı evladı Aziz Güler ve Kureyşan Ocağı evladı Selda Güneş yürüttü.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi, Kadıncık Ana, Hacı Bektaşi Veli Dergâhı, Hasan Baba Türbesi, çilehane, deliklitaş ve ozanlar yolunu ziyaret etti. Ziyarete Kürecikliler Derneği, Akel Derneği ve Sev-Der Derneği üyesi kadınlar da katıldı.
Hacı Bektaşi Veli Dergâhı’nda Ağuçan Ocağı evladı Aziz Güler’in yapmak istediği konuşma polisler tarafından engellenmek istedi ancak gelen kitle polislere tepki gösterdi.
Hacı Bektaşi Veli Dergâhı’na gelerek Hünkârın huzurunda lokmaları pay etmeye geldiklerini ifade eden DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Devlet Hacı Bektaş Dergâhı’nı hiçbir zaman rahat bırakmamıştır. Osmanlı’dan günümüze kadar sürekli baskı altına alınmak istenmiştir. 1964 yılında 16 Ağustos’ta burayı müzeye çevirdiler ve artık o tarihte dergâhta anma yapıyorlar. Aleviler için bir dergâhın ziyaret edilmesi bir günlük bir şey değildir, içimizden geldiği zaman o dergâha gideriz ve niyaz oluruz. Rea Heq, Bektaşi, Çepni ve Tahtacı Aleviliğinin hepsi özünde aynıdır. Biz kendi yolumuzdan taviz vermeden inancımızı gelecek kuşaklara taşımak için çalışacağız. Hacı Bektaş Dergahı Alevilerindir, müze olmaktan çıkarılmasını istiyoruz” dedi.
“BİZE HOŞ GÖRÜNMEK İÇİN KUTSAL MEKÂNLARIMIZDA SİYASET YAPIYORLAR”
Ağuçan Ocağı evladı Aziz Güler ise konuşmasında şunları dile getirdi:
“16-17-18 Ağustos’ta Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri düzenlendi. Siyasi parti temsilcileri, anma etkinliklerini siyasi arenaya çevirdiler. Burası Alevilerin inanç mekânıdır, buralar siyaset meydanları değildir. Camilerde siyaset yapmıyorlar ama Alevilere hoş görünmek için bizim kutsal mekânlarımızda siyaset yapıyorlar. Bizi rahat bıraksınlar, biz kendi inancımızı yaşayalım.”
BİRLİK CEMİ YÜRÜTÜLDÜ
Konuşmaların sonrasında Dergâh’da birlik cemi yürütüldü. Ağuçan Ocağı evladı Aziz Güler ve Kureyşan Ocağı evladı Selda Güneş’in yürüttüğü birlik cemi sonrası lokmalar pay edildi.
PİRHA-Dersim Belediyesi eski Eş Başkanı Nurhayat Altun, Dersim’e gelerek DEM Parti İl Örgütü’nü ziyaret etti. Zorlu bir süreç yaşadıklarını belirten Nurhayat Altun, “Nerede olursak olalım bizdeki inanç, bağlılık ve mücadele anlayışı değişmeyecek. Dersim’de olmak ve arkadaşlarla yeniden bir arada olmak çok güzel bir duygu” dedi.
Halkların Demokratik Partisi’den (HDP) 2014 yılında Dersim Belediye Eş Başkanı olarak seçilen ve 17 Kasım 2016’da yerine kayyım atanarak tutuklanan Nurhayat Altun, 7 yıl 5 ay süren tutukluluğun ardından 15 Mayıs 2024 tarihinde Kocaeli 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nden tahliye oldu.
Dersim Belediyesi eski Eş Başkanı Nurhayat Altun ve Dersim Belediyesi eski Başkanı Edibe Şahin, Dersim’e gelerek Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İl Örgütü’nü ziyaret etti. Altun, DEM Parti Dersim İl Örgütü yöneticileri tarafından çiçekle karşılandı.
“GÜZEL BİR DUYGU YENİDEN DERSİM’DE OLMAK”
Dersim’den uzak olmanın duygularında bir değişim yaratmadığını belirten Nurhayat Altun, “Dersim’e karşı olan sevgimiz ve bu topraklara olan bağlılığımızda bir değişiklik yok. Bizde sadece özlem ve bu topraklarda yaşayamama bizi en çok zorlayan oldu. Dersim’de yaptıklarımız ve yapamadıklarımız, içine düştüğümüz eksiklikler her ne olursa olsun bir karşılığının olduğunu düşünüyorum. Zorlu bir süreçti ve hep beraber çok acılar çektik. Ancak şu bir gerçek ki nerede olursak olalım bizdeki inanç, bağlılık ve mücadele anlayışı değişmeyecek. Dersim’de olmak ve arkadaşlarla yeniden bir arada olmak çok güzel bir duygu. Her zaman gönlüm Dersim’deydi hep de burada olacak. Güzel bir duygu yeniden Dersim’de olmak” dedi.
PİRHA – 3. Varto Doğa, Kültür ve İnanç Festivali’nin 2. gününde Qurçik (Görgü) köyüne ziyaret yapıldı. Burada yapılan konuşmalarda Alevi inancının önemine vurgu yapıldı.
3. Varto Doğa, Kültür ve İnanç Festivali 2. gününde köy ve doğa gezileri ile sürüyor. 4 günlük festival, “İnancımızla ikrarlı, doğamızla rızalı, dilimizle dirençli, irademizle güçlüyüz” şiarıyla yapılıyor. Festivalin ilk gününde çok sayıda türbe ve cemevine ziyaretler yapılırken, ikinci günde de kutsal mekanlara gidildi.
Festival kapsamında 2. günde ilk olarak Qûrçik Köyü (Görgü) ziyaret edildi. Festival için gelen yurttaşlar, köy halkı ile cemevinde bir araya geldi.
Buluşma dahilinde köy halkından Hüseyin Özmen, yaşamlarını sürdürdükleri bölgenin tarihçesini anlattı. Özmen, “Şükürler olsun ki şu anda cemevimiz var. İbadetlerimiz, Hızır orucu, 12 İmam orucunu tutuyoruz. Howtemalı yapıyoruz. Etrafımızdaki ziyaretler var, başta pirimiz Derviş Kemal var girişte. Onun dışında Seyide min Kuri var, Evdıleli (Abdal) Ali var. Ondan sonra Merav, Hazır Baba var. Sağımız solumuzda hep ziyaretler var. Kurban yerimiz var, her zaman gidip kurbanlarımızı orada yaparız. Aleviler olarak yolumuzu sürdürüyoruz” şeklinde konuştu.
“ASİMİLASYONUN ÖNÜNE GEÇMELİYİZ”
Qûrçik köyü sakinlerinden Zafer Boztaş ise Alevi inancının günümüzdeki işleyişini özetleyerek, “İsteriz ki kültürümüzü; dilimizi, inancımızı gençler olarak yürütebilelim. İşin gerçeğinin birlik ve beraberlikten geçtiğine dair inancımız sonsuzdur. Geçmişte ocaklarımızın, Pir Sultanların yaptıkları bizim şu anda yürütmek istediğimiz yoldur” dedi.
İzmir Alevi Bektaşi Kültür Derneği Başkanı Murat Aslan da konuşmacılar arasında yer aldı. Aslan, inanç üzerindeki baskılara vurgu yaparak, “Avrupa’da Aleviliğin resmiyette tanınması konusunda kazanım elde ettik, ancak burada halen cemevleri tanınmıyor. Malesef cemevleri günümüzde sadece cenaze hizmeti için kullanılıyor. Böyle olmamalı. Hizmetlerimizin tümünü burada yürütmeliyiz. Mücadele ile kazanacağımızı düşünüyorum. Cemevlerimizde namaz olmamalı. Arapça dua kabul etmiyoruz. Burada dedelerimize çok iş düşüyor. Artık gençler bu inancı unutmuş durumda. Asimilasyonun önüne geçilmeli artık” diye konuştu.
“VARTO VE HINIS’TA ARTIK CEM BAĞLANMIYOR”
Muhtar Özgür Türhan da Alevilikte kimi yozlaşmaların olduğunu söyleyerek şu ifadelere yer verdi:
“Günümüzde gençler Yolunu bilmiyor. Günden güne Aleviler yozlaşıyor. Örneğin biz Alevilerde cenaze erkanı vardır, ancak burada cenaze namazı kıldıranlar dahi söz konusu. Cenaze erkanlarında birçok yanlışlar yapılıyor. Cenaze namazı olmaz, cenaze erkanı olur. Bu oluşum ve etkinlikler bizi çok sevindiriyor. Ama çok sık olması lazım. Sadece yılda bir kez olması yeterli değil. Aleviliği öğrenmek istiyoruz. Benden tutun diğer gençlere kadar Aleviliği yeterince bilmiyoruz. Bir yere gittiğimizde bize “Alevilik nedir” diye sorduklarında takır takır konuşmamız lazım. Tamam, biz Aleviyiz diyoruz. Ziyaretgâhlara gidiyoruz, kurbanlarımızı kesiyoruz, lokmalarımızı dağıtıyoruz, yani ritüelleri yerine getiriyoruz. Ama bu yeterli değil. Artık bu bölgede Varto’da veya Hınıs’ta cem bağlanmıyor. Tabii bir şeyler yapmaya çabalıyoruz. Gayemiz şu ki bu tür etkinlikler sadece fotoğraf ve videoyla sınırlı kalmasın. Bu duyguyu her zaman yaşatmak gerek. Geleneklerimizi korumamız ve yeni nesillere aktarmamız gerek, Sünnileşmemeliyiz. Mesela son dönemde cenaze namazı ortaya çıktı. Bizde böyle bir ritüel yok. Bizim erkânımızda cenaze var ama namaz diye bir şey yok.”
“BU YOL OCAK SİSTEMİYLE YÜRÜMELİ”
Pir Hazır Ali Beyazyıldırım ise ocak sisteminin önemine dikkat çekerek şu konuşmayı yaptı:
“Köyümüzde o güzel, bilge dedelerimizle büyüdüm. Küçük odalarda, soğuk evlerde cem yürüttük ve o buz gibi evler aşk ile ısındı. Ceme götüreceğimiz lokmayı dahi aileden alarak götürürdük. Ceme giderken beden temizliği yapar, cemin yapılacağı eşiğe gelirken ‘bu cemevine can olarak geldim’ derdik. Cemde gönül birliği oluşurdu. Ceme girenler Hakk kelamını alır, çıktığında da bu güzellikleri anlatırlardı. Bugün cem görmeyen canlarımız var. Bu yol ocak sistemiyle yürümeli. Her pirin, rehberin, mürşidin bağlı oldukları birileri vardır. Yoksa sadece ‘Aleviyim’ demekle Alevi olunmaz. Önce bir araya gelip sohbet etmeliyiz. Eğer istersek bu aksaklığı ortadan kaldırabiliriz. Devletin baskısı oldu ama bitmedik. Sazımız kırıldı ama rehber, mürşit, pir, hiçbir zaman talibinden vazgeçmedi.”
Yapılan konuşmaların ardından Ana Narin Gülçiçeği’nin verdiği gülbeng ile lokmalar paylaşıldı.
PİRHA – 3. Varto Doğa, Kültür ve İnanç Festivali’nin ilk gününde Seyit Nesemi Türbesi, kutsal mekanlar ve çevre köylerde bulunan cemevleri ziyaret edildi.
Varto Belediyesi, Varto-Gımgım Hızır Mekanı ve Doğa Koruma Derneği, Berlin Varto Derneği ile Rhermain Varto Derneği, Doğa, Kültür ve İnanç Festivali’nin açılışını yaptı, festivalin ilk gününde Alevi toplumca kutsal görülen mekanlar ziyaret edildi.
Ziyaretlerin ilk durağı Pir Seyit Nesemi Türbesi oldu. Raqasan (İçmeler) köyünde yer alan türbe önünde bir araya gelindi. Ana Narin Gülçiçeği çerağ uyandırıp gülbeng verdi.
“ÖNCE YÜREĞİMİZİ PAK ETMEMİZ GEREKİR”
Pir Hazır Ali Beyazyıldırım ise “Böyle makamlara geldiğimizde önce yüreğimizi pak etmemiz, çevremizden de rızalık almamız gerekir. Buralara lokmalarımızla dualarımızla gelmek gerek” dedi.
Verilen gülbeng ardından deyişler seslendirildi. Paylaşılan lokmaların ardından Kuzike (Gölyayla) köyündeki ziyarete gidildi.
CEMEVLERİ ZİYARET EDİLDİ
Festivalin devamında ayrıca Mengel ve Köprücük ve Emera köyünde bulunan cemevleri de ziyaret edildi.
Mengel (Alabalık) köyünde bir araya gelen yurttaşlar, cemevinde lokmalarını pay etti. Festival dahilinde Emera (Onpınar) köylüleriyle de bir araya gelindi. Köye ait cemevinde yapılan buluşmada konuşan Baba Mansur Ocağına mensup Pir Seyit Mehmet Uluyol, “Burada ziyaret olarak Golan ziyareti var. Çifte zabıt derlerdi ve annem hep onu çağırırdı. Çocukluğumdan bu yana toplum olarak her yıl bir defa orayı ziyaret ederiz. Herkes kendi gücü dahilinde ziyarette lokmasını paylaşırdı. Kendimi bildim bileli Hızır kurbanını keserdik. O günlerden bu günlere geldik. Şimdilerde bunları bıraktık ve çok üzülüyorum” dedi. Pir Hazır Ali Beyazyıldırım’ın verdiği gülbeng ardından lokmalar paylaşıldı.
Festival kapsamında Kasıman (Köprücük) Köyünde yer alan cemevi de ziyaret edildi. Gelen misafirleri karşılayan Pir Seyit Ali İncesu, “Hepiniz hoş geldiniz, aşk ve niyazla hoş geldiniz canlar. Bazı tahminlere göre büyük dedelerimiz köyümüze 1700’lü yıllarda yerleşmişler. Köye o dönemde “Kasım’ın Komu (Gomê Qasimî)” diyorlarmış. Biz ise bu köye 1820’lerde geldik. Burada çok sayıda ziyaretimiz var. Mesela Şehid Keloş, Şehid Merge, Şehid Tapê Kurî, Girê Bawo gibi ziyaretlerimiz var. Eskiden biri çağırdığında ilk önce Şehid Keloş ziyaretine gidilir, ardından yaylaya çıkılırdı. Yayladan dönüldüğünde ise yeniden Şehid Keloş’a gidilir ve köye gelinirdi. Birlik ve beraberlik çok yüksekti. Şimdi yalnızlık ve bencillik var. Hızır Mekânı ve Doğa Koruma Derneği çok önemli bir dernektir. Hızır ve doğanın hatırı için tıpkı dedelerimiz gibi duyarlı olmalıyız” ifadelerini kullandı. Zakir Şah Haydar Tekin’in seslendirdiği üçlemeler ardından gülbengler eşliğinde lokmalar pay edildi.
GÜL MUSTAFA (ÇAYLAR) ZİYARETİ
Festivalin ilk günün son durağı ise Sofyan (Doğanca) ve Gül Mustafa (Çaylar) köyü oldu. Gül Mustafa köyünde konuşan Pir Hazır Ali Beyazyıldırım, Gül Mustafa ziyareti hakkında, “Gül Mustafa, dört kardeşiyle birlikte burada yaşıyormuş. Köyün bütün otları şu anki ziyaretin etrafında yığılırmış. Bir Ağustos ayında bu otların hepsi yanmış. Gül Mustafa’nın mezarının başındaki ağaç da bu yangında kül olmuş. Sonrasında buradaki karakolun komutanı ‘Hani o kadar ibadet edip, ziyarete geliyordunuz, ziyaretiniz de yandı kül oldu’ demiş. Geçen zamandan sonra bir zemheri kışında Gül Mustafa’nın ağacının yeşerdiği görülmüş. Sonrasında o komutan buraya çağrılıp Gül Mustafa’nın kerameti gösterilmiş” bilgisini paylaştıktan sonra lokmalar paylaşıldı.
PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi’ni ziyaret eden Siyasetçi Sebahat Tuncel, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı eliyle Alevilerin sisteme entegre edilmeye çalışıldığını kaydederek, “Devlet bunu sistem içileştirerek Alevilerin devrimci potansiyelini, demokratik yönünü bir şekilde törpülüyor. Alevilerin son süreçte devletin yürüttüğü politikalara karşı özel bir siyaset yürütmeye ihtiyaç var, demokratik bir sistemi örmek açısından Alevi kurumlarına önemli görevler düşüyor” dedi.
2 gündür İzmir’de temaslarını sürdüren Siyasetçi Sebahat Tuncel ve DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Çiğli ilçesinde bulunan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi’ne ziyaret gerçekleştirdi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İzmir İl Örgütü ve TJA temsilcilerinin de katıldığı ziyarette Sebahat Tuncel ve Ayten Kordu’yu DAD Genel Sekreteri Asil Benler, DAD Genel Merkez Basın Sekreteri Hüseyin Ozan ve İzmir Şubesi yöneticileri karşıladı.
HACIBEKTAŞ’TAKİ ALTERNATİF PROGRAMA ELEŞTİRİ
Ziyarette konuşan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda düzenlediği alternatif etkinliği eleştirdi. Kordu, “Uzun zamandır bir asimilasyon politikası ile karşı karşıyayız. Daha dün Hacı Bektaş Veli Dergahı işgal edilmek istendi. Alevi kurumlarının yıllardır sürdürdüğü anma etkinliklerine alternatif bir program koymak istediler. Devlet kendi Alevisini yaratma politikasını devam ettiriyor. Bütün Alevi canların bir araya geldiği cemevleri, dernekler bizim için çok değerli yerler. Toplumsal örgütlülüğü geliştirme, o damarı ayakta tutma açısından buralar çok önemli yerler” diye konuştu.
Siyasetçi Sebahat Tuncel ise Son dönemde geliştirilen asimilasyon politikaları ile Alevilerin sistem içileştirilerek demokratik yönünün törpülenmek istendiğini söyledi. Tuncel, Alevilerin bu politikalara karşı özel bir siyaset yürütmesine ihtiyacı olduğunu ifade ederek, “Alevilerin son süreçte devletin yürüttüğü politikalara karşı özel bir siyaset yürütmeye ihtiyaç var. Cezaevinde de bu süreci takip ediyordum. ÇEDES projesi, Alevilerin cumhurbaşkanı kararnamesi ile kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı eliyle sisteme entegre edilmeye çalışılması özel bir proje. Bunlar Alevilere yönelik asimilasyonun bir parçası. Birlikte ve ortak mücadele etmek çok daha kıymetli. İnancı da esas alan demokratik bir sistemi örmek açısından Alevi kurumlarına önemli görevler düşüyor. Devlet bunu sistem içileştirirek Alevilerin devrimci potansiyelini, demokratik yönünü bir şekilde törpülüyor. Alevilere yönelik bu özel politikaları toplumuza anlatmalıyız” dedi.
PİRHA-CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Meclis’te AKP’lilerin saldırısına uğrayan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit’i ziyaret etti.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve beraberindeki heyet, AKP’li milletvekillerinin saldırısına uğrayan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit’i ziyaret etti.
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, Özel’i karşıladı. DEM Parti Grubu’nda yapılan görüşmede Özel, geçmiş olsun dileklerinde bulundu.
PİRHA- Maraş Pazarcık’a bağlı Maksutuşağı köyü ve çevre köylerde çıkan yangında çokça makilik orman alanı zarar gördü. Köylüleri ziyaret eden Yaşamı Yeniden ve Yerinde İnşa Hareketi heyeti, yangının etkisini yerinde gözlemleyerek köylülerin sorunlarını dinledi.
Maraş Pazarcık’a bağlı Maksutuşağı köyü çevresinde çıkan yangında onlarca dönüm makilik orman alanı yanarak kül oldu. Yangınların dün itibariyle farklı köylerde devam ettiği bilgisi paylaşılmıştı.
Yaşamı Yeniden ve Yerinde İnşa Hareketi‘nden oluşan bir heyet, Maksutuşağı köylülerini ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerinde bulundular. Yangın alanını dolaşan heyette bulunan Ahmet Güden, Yusuf Turunç, Haydar Şal ve İsmail Yıldız alanı gözlemleyerek yangının sonuçlarına dair bilgi aldı.
Heyetin köylüler ile sohbetinde birçok noktada yangının devam ettiği bilgisi paylaşılırken, sayısızca ağaç ve canlının yaşamını yitirdiği yangına kısmi ve yetersiz müdahalede bulunan yetkililerin tutumu ise eleştirildi.
Köydeki temaslarını sürdüren heyetin kendilerini ziyaretinden dolayı mutlu olduklarını kaydeden Maksutuşağı köylüleri, bölgedeki kurumlarının bu konuda daha duyarlı davranmaları gerektiğinin de altını çizdi.
PİRHA- Karakoçan Cezaevinden tahliye edilen 30 yıllık mahpus Barış Kılıç tahliye edildi. Memleketi Dersim’de karşılanan Kılıç, “Doğal ortamın en güçlü dinamiğinden bir tanesi annedir, etrafındaki insanlardır, halktır. Demokrasiye, barışa özlem duyuyoruz” dedi.
Elazığ’da bulunan Karakoçan K-1 Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan 30 yıllık mahpus Barış Kılıç tahliye edildi. Tahliye olan ve memleketi Dersim’e gelen Kılıç’ı DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan, DEM Parti Dersim İl Örgütü ve çok sayıda kişi ziyaret etti.
Ziyarette konuşan Kılıç, Annem 30 yıldır cezaevinde arkamdan gezmiş bir insan. Çok zorluklar yaşamış biridir. Aslında benim isteklerimden ziyade benim dışındaki insanların istekleri nasıldır. Cezaevinde çocukları ölen ailelerin duyguları nasıldır açmak gerek. Bazen dışarıya ilişkin neye özlem duyacağımızı bazen insan unutuyor. Suya, bir ota, bir ağaca, toprağa, doğaya ait; doğal bir ortamda yaşamayı özlem haline getiriyorsun. Doğal ortamın en güçlü dinamiğinden bir tanesi annedir, etrafındaki insanlardır, halktır. ‘Şuna çok özlem duydum’ diyeceğim bir şey yok. İnsanların biraz daha özlem duyduğu şeyi ifade etmek benim açımdan biraz daha mantıklı olandır. İnsanlarımız neye özlem duyuyorsa ben de ona duyuyorum. Demokrasiye, barışa özlem duyuyoruz” dedi.
Kendisini karşılayanlarla tek tek selamlaşan Kılıç, teşekkür etti.
BARIŞ KILIÇ KİMDİR?
Dersim Nazmiye’de doğan ve 4 Temmuz 1994 yılında tutuklanıp Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) yargılanan Kılıç müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Kılıç, sırasıyla Maraş, Malatya, Edirne, Adıyaman, Eskişehir, Elazığ ve son olarak Karakoçan K-1 Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuluyordu.
PİRHA-DEM Parti ve DBP eş genel başkanları yangınların çıktığı bölgeyi ziyaret etti. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Şu an burada yaşadığımız acı Maraş’ta, Antakya’da yaşadığımız acı ve ihmal silsilesinin tıpatıp benzeri. Ailelerimize, Kürt halkına başsağlığı dileklerimi iletiyorum” dedi.
Diyarbakır’ın Çınar ilçesi ile Mardin’in Mazıdağı ilçesi arasında yaşanan yangında 14 kişi yaşamını yitirdi.
Yangının yaşandığı Mardin’in Mazıdağı ilçesine bağlı Kelekê mahallesinde kurulan taziyeyi Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, DEM Parti Van, Diyarbakır, Mardin Büyükşehir ve ilçe belediye eş başkanları ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin aralarında olduğu heyet ziyaret etti.
“BU ACIYI AZALTACAĞIZ”
Büyük ve ağır bir olay yaşandığını belirten DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, “El ele vererek halkımız, ailemizin acısını birlikte paylaşacağız ve bu acıyı azaltacağız. Başta bütün parti ve kurumlarımızla yaşamını yitirenleri anıyor, yaralılara şifalar diliyoruz. Bu yangının sorumlusu DEDAŞ’tır. İlk andan beri biz halkımızın yanındaydık, helikopter istedik ama ateş söndürme helikopteri göndermediler. Gündüz 11’e kadar da kimse ailemize yardım etmedi. Acımız büyük tarif edilemez ama bu acıyı bütün kurumlarımızla azaltacağız” dedi.
“AFET BÖLGESİ İLAN EDİLSİN”
Yangına dair ciddi iddialar olduğuna dikkat çeken DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Yangının DEDAŞ’ın eksiliğiyle çıktığına dair raporlandırma ve görgü tanıkları var. Sabotaj mı DEDAŞ ihmali mi bunun ivedilikle araştırılması gerekiyor. Halkımızın defalarca uyarmasına rağmen halen odun direkleri kullanan DEDAŞ bence buranın sorumlularındandır. Buranın bir an önce afet bölgesi ilan edilmesi lazım. Burada zarar gören halkımızın da zararlarının tanzim edilmesi gerekiyor” diye belirtti.
‘TOPLUMSAL DAYANIŞMA’ VURGUSU
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise, konuşmasında şunları dile getirdi:
“Şu an burada yaşadığımız acı Maraş’ta, Antakya’da yaşadığımız acı ve ihmal silsilesinin tıpatıp benzeri. Ailelerimize, Kürt halkına başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. İki eş başkanımız da çok açık ifade etti. Bugün burada acil yapılması gereken buranın Afet Bölgesi ilan edilmesi ve bu şekilde halkımızın mağduriyetinin giderilmesi birinci hedef olarak belirlenmeli. DEDAŞ birinci sorumlusudur. Bugün yiten 14 canın hakkı verilecek cezayla ailelerin yüreği bir nebze olsa soğutulur. DEM Parti olarak bizler hem hukuki hem toplumsal dayanışma bakımından gücümüz yettiğince sizlerin yanında olacağız. Büyükşehri başta olmak üzere diğer belediyelerimizle çalışmalarını yürüttüler, halkımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Toplumsal dayanışmayla bu acımızı dindireceğiz.”
PİRHA- Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eski Eş Başkanı Gültan Kışanak, Dersim’e gelerek DEM Parti İl Örgütü’nü ziyaret etti. Cezaevinde siyasi rehine olarak tutulduklarını söyleyen Kışanak, “Bugünkü politik ortamdan kaynaklı iktidar yalnızca birkaç arkadaşımızı tahliye etti. Bizler açısından mücadele devam ediyor” dedi.
Kocaeli 1 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden 16 Mayıs’ta özgürlüğüne kavuşan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin eski Eş Başkanı Gültan Kışanak, Dersim’e gelerek Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İl Örgütü’nü ziyaret etti. Kışanak, DEM Parti Dersim İl Örgütü yöneticileri ve Dersim Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak tarafından çiçekle karşılandı.
“MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK”
Cezaevinde siyasi rehine olarak tutulduklarını belirten Gültan Kışanak, “Biz yaşananlara tahliye olarak bakmıyoruz çünkü ortada suç veya ceza yok. Bugünkü politik ortamdan kaynaklı iktidar yalnızca birkaç arkadaşımızı tahliye etti. Bizler açısından mücadele devam ediyor. İçerideki bütün arkadaşlarımızı özgürlüklerine kavuşturuncaya kadar, halkımızın mücadelesini bir adım daha ileriye taşıyıncaya kadar ve hapishanelerde tecriti kaldırıncaya kadar mücadelemiz devam edecek” dedi.
PİRHA-Yalıncak Ocağı evlatları, Gönül Ana’nın mezarlığının tuğla yıkıntıları içerisinde kalmasına tepki göstererek yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Gönül Ana’nın torunları olan Yalıncak Ocağı evlatları olarak bu yapıya rızalığımız yoktur” denildi.
Tokat’ın 2640 rakımlı Tekeli dağının son düzlüğünde yer alan Gönül Ana’nın mezarlığı, yöre halkı tarafından kutsal görülüp ziyaret ediliyor. Hubyar Sultan’ın eşi olarak da bilinen Gönül Ana’nın mezarlığı, bugünlerde tuğla yıkıntıları içerisinde kaldı.
Yalıncak Ocağı evlatları, Gönül Ana’nın mezarlığının durumuna ilişkin yazılı açıklama yaptı.
“BU YAPIYA RIZALIĞIMIZ YOK”
Yapılan açıklamada, “Gönül Ana, Yalıncak Sultan evladıdır ve Hubyar Sultan ile evlidir. Gönül Ana’nın mekânı Dokuzlar Dağı’nın eteğinde yer alır. Gönül Ana, böyle bir yapıya rızalık vermez. Gönül Ana’nın rızası yokken Hubyar Sultan bile yola gidememiştir. Asimilasyon yalnızca devlet eliyle olmaz. Biz de kendi mirasımızı yok ederek buna neden olabiliriz. Modern teknikler hayatın gerekli noktalarında elbette eklenecektir. Asırlar boyu süregelmiş ve asırlar boyu da sürecek olan bir taş mezarın üzerine tuğla ve beton ile yapılacak her şey asimilasyona girer. Zaten mezarlıklarımızdan tarih bilincimizi yok ettik en azından kutsal mekânlarımızı bu şekil tahrip etmeyelim. Gönül Ana’nın torunları olan Yalıncak Ocağı evlatları olarak bu yapıya rızalığımız yoktur. Mekânın eski halinde Dokuzlar Dağı’na emanet kalması en doğru olandır” denildi.