Etiket: ziyaret

  • Özgür Özel, Emine Şenyaşar’ı ziyaret etti

    Özgür Özel, Emine Şenyaşar’ı ziyaret etti

    PİRHA-Emine Şenyaşar’ı ziyaret eden CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Hem oğlu ile ilgili talebini hem de burada kendisinin durumuna tanıklığımı kim bilmesi gerekiyorsa onlara bildirmeye ve haklı davasını savunmaya devam edeceğim” dedi.

    Emine Şenyaşar’ın Urfa’dan Ankara’ya taşıdığı Adalet Nöbeti 123’üncü gününde devam etti. Emine Şenyaşar, “846 gün Urfa’da, 123 gündür Ankara’da adalet için nöbetteyiz. Şenyaşar ailesi için adalet herkes için adalet” ve “Adalet” yazılı dövizler taşıdı.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ve beraberindeki heyet bugün Emine Şenyaşar’ı ziyaret etti.

    “BURADA BİZE ZULÜM UYGULUYORLAR”

    Emine Şenyaşar, Özgür Özel’e, “Burada bize zulüm uyguluyorlar. Biz ne yaptık ki Erdoğan bize bu zulmü uyguluyor? Oğlum öğretmendi” dedi.

    Şenyaşar’ın oğlu Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Urfa Milletvekili Ferit Şenyaşar ise, “6 yıldır elinde bu beyaz mendil ve adalet yazılı pankartla hükümetten adalet istiyor. İki evladı devlet hastanesinde katlediliyor. Eşini hastanede annenin gözü önünde katlediyorlar. Bu katliamı yapanların çoğu dışarıda geziyor. Dava 4 buçuk yıl gizli kalıyor ve deliller karartılıyor. ‘Oğlum bırakılsın ben de evime gideyim’ diyor. Adalet Bakanlığının kapısı 123 gündür herkese kapatmış durumda” diye belirtti.

    “ANNELERİN GÖZYAŞLARININ RENGİ YOK”

    Özel ise, “Şu kadarını söylemek isterim ki gerçekten konuştuğu dili Kürtçeyi bilmiyorum ama hiç tercüme etmeseniz de ne demek istediğini çok iyi anlıyorum. İki şeyin rengi yoktur; biri emekçilerinin alın terinin rengi, diğeri annelerin gözyaşları. Kendi annemin gözünden akmış gibi hissediyorum bu yaşları. Herkesin gözünün önünde olan bu katliama devlet gözünü yumamazdı ama maalesef devletin gözünü yumdular. Devletin gözünü kapattılar, adaletin gözünü kör ettiler” dedi.

    ‘EMİNE ŞENYAŞAR’IN MÜCADELESİNİN YANINDAYIM’

    Emine Şenyaşar’ın mücadelesinin yanında olduğunu vurgulayan Özel, “Onun bu mücadelesi yorgun, üzgün, perişan bir annenin ne kadar güçlü ve etkili olabileceğini gösteriyor. Karşısındakiler istedikleri kadar hukuksuzluğa sığınsınlar ama bir yandan annenin yaşadıkları mutlaka ve mutlaka toplum vicdanına kazınıyor. Hem oğlu ile ilgili talebini hem de burada kendisinin durumuna tanıklığımı kim bilmesi gerekiyorsa onlara bildirmeye ve haklı davasını savunmaya devam edeceğim. Haftaya Erdoğan ile görüşeceğim. Ona annenin ağzından bizzat söyleyeceğim” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Batman Belediye Eş Başkanı Gülistan Sönük’ten Dersim Belediyesi’ne ziyaret-VİDEO

    Batman Belediye Eş Başkanı Gülistan Sönük’ten Dersim Belediyesi’ne ziyaret-VİDEO

    PİRHA-Batman Belediye Eş Başkanı Gülistan Sönük, Dersim Belediyesi’ne ziyaret gerçekleştirdi. Ziyarette konuşan Sönük, “Dersim, DEM Parti gibi farklılıkları bir arada bulunduruyor. Bizim Dersim’deki bu bir arada yaşama kültürünü yaymamız gerekiyor” dedi.

    Batman Belediye Eş Başkanı Gülistan Sönük, Dersim Belediyesi’ni ziyaret etti.

    Gülistan Sönük’ü, Dersim Belediye Eş Başkanları Birsen Orhan ve Cevdet Konak, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ile DEM Parti il, ilçe yöneticileri karşıladı.

    “DERSİM, FARKLILIKLARIN BİR ARADA YAŞADIĞI BİR YER”

    Dersim’de birçok inancın, kimliğin ve kültürün bir arada yaşadığını ifade eden Batman Belediyesi Eş Başkanı Gülistan Sönük, “Dersim, DEM Parti gibi farklılıkları bir arada bulunduruyor. Dersim’in farklılıkları bir arada tutan bu kültürün korunması gerekiyor. Dersim Belediyesi’ne baktığımızda da farklı siyasetleri bir arada olması çok önemli. Bizim Dersim’deki bu bir arada yaşama kültürünü yaymamız gerekiyor” dedi.

    “DERSİM HALKI, DEMOKRATİK BİR ÜLKE İSTİYOR”

    Dersim’de sadece Alevilerin yaşamadığını belirten Dersim Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak, “Dersim bütün inançları ve kimlikleri kucaklayan bir coğrafya. Dersim’de geçmişten bugüne kadar birçok katliam yaşandı ancak Dersim halkı yaşadığı acılara rağmen sadece demokratik bir ülke istediler” diye belirtti.

    “DERSİM BELEDİYESİ’NDE BİRÇOK SİYASİ YAPI BİR ARADA BULUNUYOR”

    Dersim’in DEM Parti’nin her yaprağını yansıtan bir kent olduğunu söyleyen Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan, “Dersim’de yaşanılan inanç ve kimliklere bakıldığında bir arada yaşamaya uygun bir kent. Dersim Belediyesi’nde de birçok siyasi yapının bir arada bulunuyor” diye konuştu.

    Ziyaret, her iki belediyenin birbirlerine hediye sunmaları ile son buldu.

    PİRHA/DERSİM

  • Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Hatun’dan Dersim Belediyesi’ne ziyaret-VİDEO

    Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Hatun’dan Dersim Belediyesi’ne ziyaret-VİDEO

    PİRHA-Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Doğan Hatun, Dersim Belediyesi’ne ziyaret gerçekleştirdi. Ziyarette konuşan Doğan Hatun, “Biz Amed’den dayanışma ruhuyla Dersim’e geldik ve dayanışma ruhuyla birlikte mücadele edeceğiz” dedi.

    Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Doğan Hatun, Dersim Belediyesi’ni ziyaret etti.

    Doğan Hatun’u, Dersim Belediye Eş Başkanları Birsen Orhan ve Cevdet Konak, Peri Belediye Eş Başkan adayları Naciye Aslan ve Orhan Çelebi ile DEM Parti il, ilçe yöneticileri karşıladı.

    “AMED HALKINA SELAMLARIMIZI GÖNDERİYORUZ”

    Dersim coğrafyasında yaşanan katliamları dile getiren Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak, “1938 yılından bugüne bedel ödeyen Dersim coğrafyasına hoş geldiniz. Buradan Dersim halkı olarak Amed halkına selam ve sevgilerimizi gönderiyoruz” dedi.

    “DAYANIŞMA RUHUYLA BİRLİKTE MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Doğan Hatun da “Coğrafyamızın her bir tarafı katliamlarla dolu. Barış ve demokrasi mücadelesi vermeye devam ediyoruz. Bedel ödeyen her bir karış toprağımızı ziyaret edip, dayanışma ziyaretlerinde bulunup birlikte mücadele edeceğiz. Biz Amed’den dayanışma ruhuyla Dersim’e geldik ve dayanışma ruhuyla birlikte mücadele edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “TALAN EDİLEN ŞEHİRLERİMİZİ YENİDEN AYAĞA KALDIRACAĞIZ”

    DEM Parti belediyelerinin dayanışma ruhuna dikkat çeken Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan ise şunları ifade etti:

    “Kentlerimizde talan politikası olsa da bizim güçlü paradigmamızla kentlerimizi yeniden ayağa kaldıracağız. Dersim, Amed gibi özel savaş politikalarının hissedildiği yerlerden birisi. Sistem tarafından Dersim’de her türlü asimilasyon politikası uygulanmaya çalışılıyor. Bu süreçte böyle güçlü dayanışmanın olması bizler için oldukça kıymetli.”

    Ziyaret, her iki belediyenin birbirlerine hediye sunmaları ile son buldu.

    PİRHA/DERSİM 

  • Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Demir’den Dersim Belediyesi’ne ziyaret-VİDEO

    Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Demir’den Dersim Belediyesi’ne ziyaret-VİDEO

    PİRHA-Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Devrim Demir, Dersim Belediyesi’ne ziyaret gerçekleştirdi. Ziyarette konuşan Demir, “Sistemin eline bırakacak bir belediyemiz, köyümüz, şehrimiz yok. Her şeyin daha iyi olacağına olan inancımızla arkadaşlarımıza başarılar diliyorum” dedi. Dersim Belediyesi Eş Başkanları Cevdet Konak ve Birsen Orhan da “Yapılan ziyaretler bizi daha da güçlendiriyor” dediler. 

    Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Devrim Demir, Dersim Belediyesi’ne ziyaret gerçekleştirdi.

    Devrim Demir’i, Dersim Belediye Eş Başkanları Birsen Orhan ve Cevdet Konak, Peri Belediye Eş Başkan adayları Naciye Aslan ve Orhan Çelebi ile DEM Parti il, ilçe yöneticileri karşıladı.

    “BU SİSTEMİN ELİNE BIRAKACAK BİR BELEDİYEMİZ, KÖYÜMÜZ, ŞEHRİMİZ YOK”

    DEM Parti’nin de içinde olduğu ittifakın Dersim Belediyesi’ni almasını kutlayarak sözlerine başlayan Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Devrim Demir, “Belki burası kayyımdan devraldığımız bir yer değil ama bu bölgeye özel bir yönelim var. Bu yüzden bu süreçte sık sık ziyaretlerimizi yapıyoruz. Çünkü bizim, sistemin eline bırakacak bir belediyemiz, köyümüz, şehrimiz yok. Her şeyin daha iyi olacağına olan inancımızla arkadaşlarımıza başarılar diliyorum” dedi.

    “KÜRT HALKI, 31 MART’TA KENDİ İRADELERİNİ KAYYUMLARDAN GERİ ALDI”

    31 Mart seçimlerinin Türkiye’nin içerisinde bulunduğu ekonomik, sosyal ve siyasal krizlerin derinleştiği bir dönemde gerçekleştiğini belirten Dersim Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak, “Kürdistan’da kayyumlarla Kürt halkının iradelerinin yok sayıldığı bir süreçten sonra halkımız en güçlü irade ile 31 Mart’ta kayyumlardan kendi iradelerini geri aldı. Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Devrim Demir ve beraberindeki heyetin belediyemizi ziyaret etmeleri hem belediye yönetimine hem de Dersim halkına moral ve motivasyon olarak güç katmıştır” diye belirtti.

    “YAPILAN ZİYARETLER BİZİ DAHA DA GÜÇLENDİRİYOR”

    Ziyaretlerinden dolayı Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Devrim Demir’e teşekkür ederek sözlerine başlayan Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan da “Yapılan ziyaretle aslında DEM Parti belediyelerinin dayanışmasının ne kadar güçlü olduğunu ve DEM Parti’nin Dersim’e verdiği değeri ve kıymeti gösteriyor. Bu ziyaretler aslında bize dayanışma örneği olmakla beraber bizi daha da güçlendiren durumlardan biri” diye konuştu.

    Ziyaret, her iki belediyenin birbirlerine hediye sunmaları ile son buldu.

    PİRHA/DERSİM

  • DAD Eş Genel Başkanları PİRHA ve CANTV’yi ziyaret etti-VİDEO

    DAD Eş Genel Başkanları PİRHA ve CANTV’yi ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) Eş Genel Başkanları Kadriye Doğan ve Zeynel Kete PİRHA ve CANTV’yi ziyaret etti. Ziyarette konuşan Kadriye Doğan, 27 Şubat’ta cezası onanarak cezaevine gönderilen muhabirimiz Diren Keser’in hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulduğunu belirterek, “Esaretsiz bir dünyanın mücadelesini verirken bir an evvel Diren canımızın da aramızda olmasını bekliyoruz” dedi. 

    Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) Eş Genel Başkanları Kadriye Doğan ve Zeynel Kete, PİRHA ve CAN TV’yi ziyaret etti.

    “BİR AN EVVEL DİREN CANIMIZIN ARAMIZDA OLMASINI BEKLİYORUZ”

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, PİRHA ve CAN TV’nin varlığının önemli olduğunu belirterek konuşmasına başladı.

    27 Şubat’ta cezası onanarak cezaevine gönderilen Pir Haber Ajansı (PİRHA) Muhabiri ve CAN TV Programcısı Diren Keser’in hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulduğuna değinen Doğan, “Bizim inancımızda tutsaklık, zindan, esaret yoktur. Esaretsiz bir dünyanın mücadelesini verirken bir an evvel Diren canımızın da aramızda olmasını bekliyoruz. Biz Aleviler, sesimizi, sözümüzü kendi toplumumuza bizi tanıtmak isteyen ve bizimle ortak yaşam kurmak isteyen canlara anlatmak için yol yöntem ararken, bu yolda bizimle birlikte olan, sesimizi toplumla buluşturan, varlığıyla da kıymetli olduğunu söylüyorum” dedi.

    “DİREN, ALEVİLERİN ÇOK AZ SAYIDA YETİŞMİŞ GAZETECİLERİNDEN BİRİ”

    CAN TV Yayın Kurulu Üyesi Çilem Küçükkeleş ise şunları söyledi:

    “Diren gerçekten çok önemli gazetecilerden biri. Alevilerin çok az sayıda yetişmiş gazetecilerinden biri. 10 yıl önce sosyal medya paylaşımlarından dolayı şimdi cezaevinde. Biz de temenni ediyoruz ki bu yanlıştan bir an önce dönülür.”

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, 26 Mayıs Pazar günü Kemerburgaz’da Demokratik Alevi Dernekleri’nin gerçekleştireceği piknik etkinliğine de katılım çağrısı yaptı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Ezidiler, Aleviler ve Yaresanlar arasında bir sınır yok, ortak çatı üzerinden yol almalılar’-VİDEO

    ‘Ezidiler, Aleviler ve Yaresanlar arasında bir sınır yok, ortak çatı üzerinden yol almalılar’-VİDEO

    PİRHA- Sosyal Antropolog Hasan Harmancı, Ezidilerin en önemli kutsal mekanlarından Laleş ve Şeyh Adi Dergahı’nı ziyaret etti. Harmancı, “Laleş Şeyh Adi’nin mekanı olmakla birlikte Ezidilerin de Rıza Şehri diyebiliriz. Alevilik ile karşılaştırıldığında da Yol, erkan ve pratikte aralarında şaşırtıcı düzeyde benzerliklerin olduğunu gördüm” dedi. Harmancı ekledi: Aslında Ezidiler, Yaresanlar ve Aleviler arasında bir sınır yok. Bu toplulukların bir araya gelmelerinin ortak örgütler, ortak çatılar, ortak güzellikler ve evrensel değerler üzerinden yol almasını çok isterim.”

    2017 yılından bu yana İran’ ve Irak’a giderek saha çalışmaları yapan, çeşitli diyaloglar geliştiren ve karşılaştırmalar yapan Sosyal Antropolog Hasan Harmancı’nın son durağı Ezidi toplumunun merkezi kutsal mekanlarından olan ve Irak Duhok’a bağlı Laleş Vadisi’nde bulunan Şeyh Adi Türbesi ve Dergahı’ydı.

    Saha araştırmalarını, “Antropolog eğer gidip alanı görmemiş ise o alan ile ilgili susması gerekiyor. Benim de konuşabilmek, yazabilmek ve karşılaştırma yapabilmek için gitmem gerekiyordu ve gittim” sözleriyle anlatan Sosyal Antropolog Hasan Harmancı, Laleş’te bulunan Ezidi toplumu ve Şeyh Adi Dergahı’na dair temaslarını ve izlenimlerini PİRHA’yla paylaştı, sorularımızı yanıtladı.

    Ezidilerin, kendi yaşam alanlarında, öz değerleri olan ziyaret mekanlarında günlük yaşamlarına devam ettiğine dikkat çeken Harmancı, bu mekanların bir dergah mantığıyla halen işlevini koruduğunu söyledi.

    Alevi toplumunun cemlerini yaptıkları, adaklarını adadığı, lokmalarını paylaştığı, özel günlerinin öncesinde gittikleri ve güncel hali ile zayıflamış olan dergah, ocak kültürünün Ezidilerde çok daha güçlü olduğunu belirten Harmancı, Ezidi inancında kadının yolu yürüten, hizmet eden noktada olduğuna dair belirlemede bulundu. İbadetleri yürütmede kadınların daha belirleyici rolü olduğuna dair izlenimleri olduğunu belirten Harmancı, üzerlerindeki baskı sistemlerinin etkilediği yaşam tarzlarına bağlı olarak yazılı kültürden ziyade sözlü edebiyat, kültür ve geleneğin çok daha güçlü olduğuna işaret etti.

    Konuya sosyolojik pencereden bakıldığında da özellikle aynı coğrafyada yaşayan ancak aralarına resmi devlet sınırları çekilen Aleviler ve Ezidilerin kültürleri, felsefeleri, dergah işleyiş biçimi ve inanç ritüelleri arasında şaşırtıcı derecede birbirine yakın benzerlikler taşıdığını gördüğünü söyleyen Harmancı, Ezidi toplumunun tüm soykırım ve sürgüne rağmen hep yeniden ayağa kalktığını dile getirdi.

    “Aslında Ezidiler, Yaresanlar ve Aleviler arasında bir sınır yok” diyen Harmancı, dünyanın dördüncü toplulukları dediği sınırsız ve devletin dışında (resmi devlet dinlerinin) yaşayan Aleviler, Ezidiler ve Yaresanların bir araya gelmelerinin ortak örgütler, ortak çatılar, ortak güzellikler ve evrensel değerler üzerinden yol almasının çok değerli bir yerde olduğuna vurgu yaptı.

    İşte Hasan Harmancı’nın sorularımıza verdiği yanıtlar:

    “EZİDİLER, ALEVİLERDEN ÇOK DAHA FAZLA KATLEDİLMİŞ BİR TOPLUM”

    PİRHA- 2017 yılından bu yana çeşitli inançlar ve topluluklar üzerine saha çalışmaları yapıyorsunuz. En son durağınız ise Ezidiler oldu. Sizi yakın zamanda Ezidilere götüren ne oldu? 

    HASAN HARMANCI: Alevileri biz kendimiz yorumladığımızda başka, gözlemlediğimizde başka, dışarıdan başka biri yorumladığında bambaşka sonuçlar çıkıyor. Kendi aramızda dahi ayrı ayrı yanıtlar veriliyor. Bunu Yaresanlar üzerine çalışırken de gördüm. Ezidiler üzerinde ise bunu çok başka bir boyutta gördüm. Çünkü Ezidiler, Ortadoğu’da Alevilerden daha çok katledilmiş bir toplum. Ezidilik Ortadoğu’da İslam’ın, Hristiyanlığın her an gözüne batan bir topluluk. Yine İŞİD en çok Ezidilere, Kürtlere ve Alevilere saldırılar yaptı. Ezidi kadınları köle olarak kullandılar ve esir pazarlarında sattılar. Ezidilerin durumunu sorgulamak açısından önemli bir durumdu. Alevilikle ilgili çalışmalar yürütürken Ezidilerin varoluş tasarımı çokça ilgimi çekmişti. Çıkmak üzere olan bir çalışmamda Ezidilerin ölüm sonrası düşünceleri, felsefeleri, görüşleri ve ritüelleri üzerine çalıştım. Bu da tabi bende çok etkili oldu. Yaresanları ve Ezidileri bu nedenle çalışmak ve Alevi toplumu ile hem karşılaştırmak hem de bu toplulukların ortak noktaları, farklılıkları ve ritüel kayıplarını öğrenmek istedim.

    “HACI BEKTAŞ VELİ DERGAHI’NDA GİBİ HİSSETTİM, SANKİ TAŞLARI BİLE AYNI”

    -Beyta Laleş veya Laleşa Nurani denilen topraklarda bulunan Şeyh Adi’nin Dergahı’nı ziyaret edip niyaz oldunuz. Neyle karşılaştınız? Hacı Bektaş Veli, Düzgün Baba, Munzur gibi bir yerde midir?

    Duhok’a bağlı Laleş’te bulunan Şeyh Adi Türbesi’nin olduğu yer olağanüstü bir yer. Girdiğimde Hacı Bektaş Dergahı’ndan bir farkını görmedim. Sanki taşları bile aynıydı ve dokunduğumda onu hissettim. Simgeler de çok yakındı. Benzer bir duyguyu Yaresanlara ait bir dergahta daha hissettim. Üçü de birbirine çok benzeyen merkezler. Üçünde de su kutsal ve insanlar su neredeyse oraya niyaz ediyorlar. Simgeler de çok benzer ve üç dergahın da ortak özelliği ise niyaz edilerek girilmesi. Nasıl ki Munzur’dan veya Hacıbektaş Veli Dergahı’ndaki aslanlı çeşmeden suya niyaz edip içiyorsak, Şeyh Adi Türbesi’ndeki Kanîya Sipî de (Beyaz Çeşme) su da o anlama gelir ve içilerek niyaz edilir. Yine Yaresan piri Pir Yadigar’ın dergahında bununla karşılaştım ve oradaki suyun da Munzur gibi bir mitolojisi vardır ve kutsaldır, bir parça alınır. Laleş’te ise üstüne üstlük daha güçlü bir motif var.

    “LALEŞ, TOPLUMSAL YAPININ SÜRDÜRÜLDÜĞÜ BİR MERKEZ”

    -Şeyh Adi Dergahı’nın etrafında mekanların sonradan oluştuğunu sizin yaptığınız yayından izlemiştim. Şeyh Adi’nin bulunduğu mekanın nasıl bir özelliği var?

    Laleş bölüm bölüm kurulduğu anlaşılan bir bölge. Her inanç bir başka toplumsal yapının üzerine düşünsel ve felsefi olarak inşa edildiği gibi binalarda öyle yapılır. Laleş’in olduğu yeri ilk kez Ezidiler görmedi, ilk kez onlar yaşamadı. Oradan çokça toplumlar geçti ama şimdi Ezidi toplumunun inanç merkezi, kutsalı. Bu Hacıbektaş ya da Sultan Sahak’ın yeri için de geçerli. Laleş binalarıyla ve kurgusuyla artık toplumsal yapısının sürdürüldüğü ve yönetim organlarının olduğu bir merkez. Şeyh Adi’nin mezarı yaklaşık 40 metrelik bir mağaranın içerisinde. Bana daha çok bir Mithras Tapınağı hatırlattı. Mithras tapınakları Ortadoğu’da kurulur ve Ortadoğu’nun önemli bir figürüdür. Mitra’nın tapınak biçimine benzeyen bir yapıya sahip. Ama tabi bu yüzde yüz öyle olduğu anlamına gelmemeli.

    Aynı şey Yerasanların kurucu ikinci piri Şeyh Hoşin’de de var. Şeyh Hoşin ve yanında onun gibi düşünen mürşitler düşmanlarından kaçarken bir mağaraya sığınırlar. O mağara dipsiz ve sonsuz bir mağaradır. O mağarada sır olurlar. Düşmanları onları yakalamayınca, kurtulmalarına atfen 3 günlük bir bayram kutlalar ve bu Hızır orucuna benzer bir yerdedir. Şeyh Adi’de böyle bir durum yok ama kutsal bir mağaracılık söz konusu.

    “DERGAHA VE İÇ MEKANLARA NİYAZLAŞMALARI ALEVİLER İLE AYNI”

    -Ziyaret kültürleri nasıldı? Bu mekanlara ne atfediyorlar? Nasıl giderler, ne gibi hazırlıklar yaparlar? Bu mekanlardaki iletişimleri ne boyutta? Niyazlaşma ritüelleri Alevilere benziyor mu?

    Bunu konuşmanın bir bütünü konuşmak açısından çok yararlı ve doğru olduğunu düşünüyorum. Yaresanları ziyaret ettiğimde en dikkat çekici şey niyazlarıydı. Dergaha ve iç mekanlara girişteki niyazlaşma biçiminin Alevilikteki niyazlaşma biçimiyle zerre farkı yok. Önce yere sonrasında ise kapının her iki yanına niyaz ediyorlar. Sonra içeriye giriyorlar. Ezidi piri Şeyh Adi’nin türbesine insan boyunun yarısındaki bir kapıdan girerek niyaz ediyorsunuz. Yine Yaresanlarda da eşiğe basmadan geçilerek bir niyazlaşma var.

    Yine kendimi Hacı Bektaş’ta düşündüm. Onun sandukasının etrafında dolaşırken saat yönünün tersine yani Alevilikteki semah dönme biçiminde bir dönme var. Yine Yaresanlarda Pir Davud’un dergahında bir kadın canımızın saat yönünün tersine dönmesini de öyle gördüm. Belki de tesadüftür ama durum bu. Hacı Bektaş Dergahı’nda da böyle niyazlaşılır.

    “BU NİYAZLAŞMA BENİM İÇİN BELİRLEYİCİYDİ”

    -Yaşlı bir Ezidi piri ve ananın birbirine niyaz olma görüntüsünü paylaştınız, nasıl bir izlenimdi? 

    İki pir sanırsam o gün bir araya geliyorlardı. Niyazlaştılar ve birden dikkatimi çekti. Diğer pirin yanına geçerken bir ana ve pir niyazlaşıyordu. O an şaşkınlığım artıyordu. Alevilikte iki pir, iki mürşitin niyazlaşmasının aynısını görünce ben onlardan tekrar niyazlaşmalarını istedim. Bunları topluma sunmak çok önemli ve ikinci kez yakalayamayabilirim. Beni kırmadılar ve tekrar niyazlaştılar. Birbirlerinin omuzlarından, avuç içlerinden ya da ellerinin üstünden niyazlaşıyorlar. Bu dikkat çekici ve bu toplulukların birbirlerine yakınlıklarını gösteriyor. Bu niyazlaşma benim için belirleyiciydi.

    “ALEVİLER VE YARESANLARA GÖRE DAHA ÖNEMLİ KAST SİSTEMLERİ VAR”

    -Kast sistemi var mı kendi aralarındaki görev paylaşımı, hizmetler nasıl oluyor?

    Ezidilerde, Aleviler ve Yaresanlara göre daha önemli bir kast sistemi var ve bu işliyor. Ezidiler bu sistemi çift isimliler ve tek isimliler diye ikiye ayırmışlar. Emirler, prensler, mirler, peşiman, şemsettin şeyhleri ve pirler var. Birbirlerinin sorumluluk alanlarına girmezler ve bir zincirin halka biçimde birbirlerine bağlılar. Sonrasına hakka yürüme erkanlarından ilahiler okuyan kavallar geliyor. Sonrasında fakirler var ve bunlar çok zor bir grup. Oruç ve perhizden sorumlular. Fakirlerden sonra köçekler var ve bunlarda rüya yorumlayanlar oluyor.

    KADINLARIN PİR OLMA VASIFLARI VAR

    Fark ise sadece kadınlara ait kastlar olması. Ama bu kastta mücerret olma koşuluyla yer almış kadınlar vardır. Örneğin hiç evlenmemiş, eşi belli bir zaman sonra Hakk’a yürümüş kadınlar kendilerini dergaha adıyorlar ve burada yaşıyorlar. Kanîya Sipî ( Ak-beyaz su) için görüntü çekmemize izni duygudaşlık hissetmemizden sonra verdiler. Bu suyun aktığı yerin tamamını türbe biçiminde kapatmışlar. Gidip o sudan içebiliyorsunuz. Kanîya Sipî’deki sorumluluk ise kadın pire ait. Orada kadınların çok daha belirleyici bir özelliği olduğunu görüyoruz. Bir dönem Alevilikte kadın ana-erkil göstergeleri yüksek bir inanç görüyoruz. İşte ortak kaynakta Ezidiliği kaynak alırsak kadınların pir olma vasıflarının Alevilikte nasıl söndüğünü görmek açısından önemli bir başvuru olduğunu söyleyebilirim.

    “ALEVİLİK EZİDİLİKTEN KOPMA DEDİLER,  BU ÇOK KESKİN BİR İFADEYDİ”

    -Alevileri tanıyorlar mı? Sizin buna dair sorunuz oldu mu?

    Dergaha çıplak ayakla gitmek gerekiyor. Toplum günlük hayatta nasıl yol alıyorsa ben de öyle gezmeye başladım. Kendi içten duygularımla hareket ettim ve niyaz ederek gitmek çok önemliydi. Bu niyaz muhtemelen onların da dikkatini çekti. Yavaş yavaş sorular sormaya başladım. Yol içi sorular sormaya başladıkça bir yerde konu Alevilere geldi. ‘Türkiye’deki Alevileri, Kızılbaşları tanıyor musunuz’ diye sordum. Bu çok önemli bir başlık aslında; ‘Alevilik Ezidilikten kopma’ dediler. Tabi onlar konuşurken düşünüyordum ve bu çok keskin ifadeydi.

    ALEVİLER Mİ EZİDİ? EZİDİLER Mİ YARESAN? YARESANLAR MI ALEVİ?

    Laleş’e Ezidilere gitmeden önce şöyle bir başlık atmıştım. Bu çok eleştiri almıştı. Tabi ben tepkileri de ölçmeyi amaçlıyordum. ‘Aleviler Ezidi mi, Ezidiler Alevi mi? Yaresanlar Alevi mi, Aleviler Yaresan mı? Ezidiler Yaresan mı, Yaresanlar Ezidi mi?’ diye. Bilgi, dönüşüm, farklılıklar, bu topluluklarla iç içe geçenleri merak ettim. Gördüğüm ise Ezidiler Alevilerin kendilerinden koptuğunu söylüyorlar.

    “İLK KİM SORUSU YARGI DIŞI TARTIŞMAYI GEREKTİRİYOR”

    -Bu kopma biçimini nasıl anlatıyorlar?

    Ezidilerdeki kavaller (Alevilikte rehberleri karşılıyor) günlük yaşamda gidip Ezidiliği anlatırlar. Ezidilikle ilgili bilgi öğrenmek istersen kavallere gidersin. Bu alan onların hizmet alanı. Bu sorunun yanıtı ‘tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan’ çıkar sorusuyla aynı. Orada da bu cevabın buna yakın bir cevap olduğunu ifade ettim. Aleviler mi Ezidi, Ezidiler mi Alevi sorusunun cevabını sanırsam çokça tartışacağız. Belki de bunu ortak bir kabul ile hareket etmek lazım. Çünkü bu topluklar sanatı, mitolojisi, felsefesi, şiir ve gelenekleri iç içe geçmiş topluluklar. Böyle olunca burada ‘ilk kim’ sorusu anlamsız değil ama yargı dışı tartışmayı gerektiriyor.

    -Ezidilerde ahiret kardeşliği dediniz? Nasıl işliyor?

    Ezidilerde ahiret kardeşliği var. Bu ahiret kardeşliği Yaresanlar ile neredeyse bire bir aynı. Alevilikte de musahipliğin tam karşılığı. Yaresanlarda ahiret kardeşleri birbirleri ile evlenemezler ve aynı yaştakiler yol kardeşliğine birlikte girerler. Bu evlenememe durumu kuşaklar boyunca devam ediyor.  Bu erkanın toplumsal örgütlenmedeki yeri de çok önemli.

    -Kirvelik yine Ezidilerde işleyen bir ritüel. Kimi Arap aşiretlerle de kirvelik geliştirme durumları var. Bu kendini bir nevi dışarıdan gelecek tehlikelere karşı korumadır da diyebilir miyiz? 

    Kirveliğin birbirine güven duyma, güven tazeleme amacı taşıdığını düşünüyoruz. Bir de toplumun birbirine yakınlaşması için güzel bir hareket. Bir yandan da farklı olanlarla evliliği engelliyor. Kirvelerde de musahiplik gibi bir süreç var ve birbirleri ile evlenmezler. Aynı zamanda erkek üzerinden kanla bir bağ kurmuş olurlar. Genel Kürt topluluklarında kirvelik çok önemlidir. Neredeyse Kürt toplulukların ortak simgesidir. Yine Tahtacılar ve Balkanlarda kirvelik simgesi bu kadar açık değildir. Kafkasya ve Azerbaycan’ın yüksek yerlerinde Türkmen topluluklarda da bu yok. İslam toplumları içinde Araplarda ritüele bağlı bir kirvelik yok. Örneğin Türkiye’deki Kürt Alevilerde kirvelik çok önemlidir ve belirleyici bir kimliktir. Birbirlerine musahipte olsalar kirveliklerini ifade etmeyi tercih ederler.

    “KENDİLERİNİ SÖZLÜ KÜLTÜR ÜZERİNE BİNA EDİYORLAR”

    -Peki Ezidilerde sözlü kültür nasıl bir yerde? 

    Alevilikte olduğu gibi Yaresanlar ve Ezidilikte de sözlü kültür çok önemli. Bu yüzyıla kadar neredeyse Ezidi taliplerin okuması da söz konusu değil. Ezidiler son 20-30 yılda eğitimin kendi oldukları topraklara gelmesi, okulların açılması, Avrupa’ya göç etmeleri biçiminde düşünürsek eğitimle karşı karşıya kalıp okuma yazma öğrenen bir toplum. Ondan önce talipler eğitime karşılardır ve eğitime izin verilmez. Burada toplum için yol ve erkanı bilmemekten bahsetmiyorum. Okuma yazmadan kastım. Ve sözlü geleneğe bağlı bir topluluk. İki önemli kitapları var ve kutsal olarak algılanır. Birisi Kürtçedir ama kendi lehçelerinde değil Hevraman dilinde, diğeri ise Arapçadır. Aslında o kitaplar gösterge ve gerçekte sözlü gelenek önemli. Ve kendilerini onun üzerine bina ederler. Anlıyoruz ki pirler, mürşitler, kavaller köylere giderek toplumunu sözlü gelenekle aydınlatıyor.

    “EZİDİLİKTE ÖLDÜRMEK, TOPLUM DIŞINDA KALMAKTIR”

    -Önemli gördükleri, asla aşılamayacak ve toplumsallığın dışında bırakacak kuralları var mıdır?

    Yine Ezidilerle üç önemli kural var. Bunlardan birisi Alevilerde de çokça belirgin olan öldürmemek. Ezidilerde de birini öldürmek toplumun dışında kalmak demektir. Düşkün olmanın da ötesinde topluma bir daha girmeme koşulu getirilir. O yüzden askere gitmek istemezler. Tahtacılarda askere giden birinin geldiğinde ne yaptığına çok iyi bakarlar. Bir ölüm, yaralama, zarar vermişse ona göre bakarlar ve Yola öyle alırlar. Osmanlı, Ezidileri asker olarak almak istediğinde en büyük sorunlarından biri öldürme sorununu nasıl çözecekler. Çünkü askere gidiyorsun, bir düşman yaratılmış ve onunla savaşmak zorundasın. Bütün sözleşmelerini, bağlantılarını bunun üzerine kurmuşlardır. İşte üç ana kuraldan biri olarak öldürmek düşkünlüğe neden olur. İkincisi ise zina. Eş dışındaki evliliğe karşı çıkıyorlar ve üçüncü kural ise yalan söylememek.

    “LALEŞ, EZİDİLERİN RIZA ŞEHRİ DİYEBİLİRİZ”

    -Laleş’i Ezidilerin Rıza Şehri olarak nitelendirdiniz. Biraz açar mısınız?

    Laleş Şeyh Adi’nin mekanı olmakla birlikte Ezidilerin de rıza şehri diyebiliriz. Oraya giren lokmanın kimden geldiğine bakılmaz, nasıl geldiğine bakılır. Oraya gelen lokma bir bölümü yaşlılara, çaresizlere, hastalara ayrılarak götürülür. Bir kısmı hizmette ve bir kısmı da toplumun ortak arenasında pay edilir. Bu Alevilik için de çok önemli bir şeydir. Rıza şehrini arıyoruz; öyleyse rıza şehrini toplumun yaşama biçiminde görebiliriz. Bizim köylerimizde de Hızır rıza şehrinin başlangıcıdır. Ekonomi, politiğin kurgusu nasıl önemli ve mitolojide anlatılıyorsa bu tür özellikleri bu topluluklarda gördükçe ortak nice özelliğin olduğunu kavrıyoruz.

    Ezidi toplumunu küçük bir topluluk olarak görüp asla küçümsemedim. Ama sanki Ortadoğu’nun dağılmış bir toplumu olarak algıladım hep. Çokça katliam yaşamış, devletler saldırmış sonrasında Saddam rejimi ve sonrasında saldırılar gelişmiş. Ama tarumar olmuyor bu toplum.  Elbette değişim var; ticaret yapıyorlar, Avrupa’da yaşıyorlar ve müthiş örgütlenmişler. Ama Laleş simgeden öte yaşam alanlarının neyin üzerine bina edileceğini biliyorlar. Sanatlarını icra edebiliyorlar, toplumsal düşüncelerini gerektiğinde yerine getirebiliyorlar.

    -Özgün bir sosyolojik dokusu olan, kendine özgü bir dizi değer ve norm içeren Ezidi toplumunun, tüm baskı ve asimilasyon politikalarına karşı kendisini öz değerleri ile savunduğunu görüyoruz. Resmi devlet dinlerinin dışında kalan, ona tabi olmadan yolunu yürüyen bu inançların birbirlerini tanımasına dair neler söyleyebilirsiniz? 

    Her ne kadar Laleş ve yaşadıkları köyler bizim köyümüzdür deseler de ben Ezidileri dördüncü dünyanın çocukları olarak algılıyorum. Bunlar topraksız topluluklar aslında ya da devletsiz/devlet dışında. Irak’tan, İran’a, İran’dan Türkiye’ye ve oradan Avrupa’ya ve 2. Dünya Savaşı’ndan sonra göçerek Kafkasya sınırları içerisinde yer almışlar. Dünyanın dördüncü toplulukları dediğimiz sınırsız ve devletsiz yaşayan topraksız topluluklar üzerine bir çalışma yapmak gerekiyor. Maalesef dünya biraz da bunu istemiyor. Çünkü bu topraksızlık ya da sınırsızlık düşüncesi Avrupa Birliği’nde bir yansıma bulmuş ama bundan daha ileri bir düzeydeler. O nedenle dünyanın dördüncü toplulukları üzerine zamanla belki bir araya gelen topluluklar olurlarsa güçlü olurlar. Aslında Ezidiler ile Yaresanlar ve Aleviler arasında bir sınır yok. Fakat bunların bir araya gelmesine engel olan düşünceler ve birbirlerini tanımaması söz konusu. Bu toplulukların bir araya gelmelerinin ortak örgütler, ortak çatılar, ortak güzellikler ve evrensel değerler üzerinden yol almasını çok isterim. Bunun için bir mücadele olduğunu düşünüyorum. Bu topluluklar dünyada huzurlu, barış içerisinde, saygın ve tanınmış olarak yaşamayı hak ediyorlar. Bu üç toplulukta bu çabayı yaratırsak daha büyük bir sinerji doğacağına inanıyorum.

    Ersin ÖZGÜL/MUĞLA

  • DEM Parti Eş Genel Başkanları Demirtaş’ı ziyaret etti-VİDEO

    DEM Parti Eş Genel Başkanları Demirtaş’ı ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA- Demirtaş’ı tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Cezaevi’nde ziyaret eden DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan, Türkiye’nin demokratikleşmesi için ortak mücadelenin süreceğini belirttiler. Eş genel başkanlar, “Türkiye demokratikleşinceye kadar bu tür siyasi kumpas davaları olmayıncaya kadar kararlı bir şekilde mücadele etme sözü veriyoruz” dedi. 

    Kobanê Davası’nda kararların açıklanmasının ardından Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan, hakkında 42 yıl hapis cezası verilen Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Cezaevi’nde ziyaret etti. Ziyaretin ardından cezaevi önünde çok sayıda kişinin katılımıyla açıklama yaptı.

    Kürt sorununun barışçıl ve birleşik mücadeleyle çözülmesi konusunda ısrarcı olanlara ağır cezalar verildiğini belirten Tülay Hatimoğulları, Kobanê Davası’nın bir kumpas ve siyasi intikam davası olduğunu söyledi.

    Hatimoğulları, “Burada aynı zamanda Kürt halkıyla dayanışan Türkiye’de sol, sosyalist devrimciler Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmesi konusunda ısrarcı birleşik demokratik mücadeleyi savunan devrimcilere ağır cezalar verildi. Biz her iki eş başkanımızı ziyaretimizde onların moralinin çok yüksek olduğunu gördüğümüzü bir kez daha belirtmek isterim” dedi.

    “MORALLERİ İYİ, MÜCADELELERİ DAHA DA BİLENDİ”

    Hatimoğulları, şöyle ifade etti:

    “Bugün sevgili Selahattin Demirtaş ile yaptığımız görüşmede her zamankinden daha bu süreci en geniş şekilde göğüsleyen vakur ve bilinçli duruşuyla ve bu davayı çok geniş bir biçimde analiz eden bir duruşla karşıladığını bütün Türkiye kamuoyunun bilmesini isteriz. Sevgili Selahattin Demirtaş dün olduğu gibi parti eş genel başkanlığını yürüttüğü dönemdeki gibi aynı yerde, aynı moral ve motivasyonla durmaktadır. Bu karar arkadaşlarımıza geçmiş dönem eş genel başkanlığımızı yapmış sevgili Figen’e ve Selahattin’e zerre geri adım attırmamış mücadelelerini daha da bilemiştir.

    Onlar onurlu bir şekilde bütün ceza alan arkadaşlarımız ve savunma yapan bütün arkadaşlarımız onurlu bir şekilde ‘Kobanê yargılaması Kumpas Davası’dır’ dediler. Kobanê Davası’nda de bu kararı alanlar bilsinler IŞİD’in ve zihniyetinin ekmeğine yağ sürmüşlerdir. Arkadaşlarımız bu bilinçle bütün Türkiye’deki demokrasi güçlerine sesleniyorlar. Bugün buradan şu mesajı vermek istiyoruz; Demirtaş ve Yüksekdağ eş başkanlarımız şu mesajı bütün Türkiye’ye veriyorlar; bizler içerde çok moraliyiz, herkese selam ve sevgilerimizi iletiyoruz. Dışardakiler de demokrasi mücadelesinden zerre geri adım atmasınlar, dayanışma içinde olsunlar mesajını yüksek bir biçimde verdiler. Sevgili Selahattin Demirtaş’ın bugün bütün selam ve sevgilerini en içten duygularıyla siz basın emekçilerine ve Türkiye’deki bütün halklara ilettiğini bir kez daha altını çizmek isterim. Gayet iyilerdi, gayet morallilerdi. Bizler de dışarda onlar içerde o demir parmaklıkları parçalayana, o soğuk duvarları o siyasi amaçla örülmüş duvarları parçalayana dek ortak mücadelemiz devam edecektir.”

    “CEZAYI TANIMIYORUZ”

    Ardından konuşan Tuncer Bakırhan da “Tabii Kobanê derken direniş mücadele akla gelir. Kime karşı direniş ve mücadele? Ortadoğu’da gerici kadın düşmanı halklar ve inançlar düşmanı IŞİD’e karşı verilmiş örnek olmuş bir mücadeleden bahsediyoruz. IŞİD’e karşı verilen mücadelede Kürtler, Türkler, Araplar ve Türkiye halkları ortak mücadele ettiler, ortak bir zafer elde ettiler. Maalesef bu zafer Türkiye’de kutlanması gerekirken, bir yargılanma aracı haline getirildi. IŞİD’in yenilgisi belli ki birilerini üzdü. Ortadoğu’da halkların kadınların özgürlüğüne kavuşması birilerini rahatsız etti. Bir kumpas davasıyla o dönem Kobanê halkıyla dayanışan ve mücadelelerini benimseyen mücadelelerine destek verenler yargılandı. Cezalandırıldı. Öncelikle biz bu cezayı tanımıyoruz. Kürtler, emekçiler, kadınlar Türkiye’de halklar bu verilmiş cezayı tanımayacaklardır”diye konuştu.

    Tutuklu siyasetçilerin Türkiye halklarının gönlünde “özgür” olduklarını dile getiren Bakırhan, şöyle devam etti:

    “Asla cezaevinde olarak görmüyoruz. Onlar cezaevinde mücadelelerine devam edecekler. Bizler de bugün burada olduğumuz gibi haklarımız ile birlikte cezaevindeki bütün siyasi tutsak yoldaşlarımızı özgürleştirinceye kadar Türkiye’yi demokratikleştirinceye kadar mücadelemizi devam ettireceğiz. Selahattin Demirtaş başkan da aynısını söyledi. Birlikte dayanışma içerisinde daha güçlü bir şekilde onlar cezaevinde biz dışarıda emekçilerle halklarla birlikte bu mücadeleyi yükselteceğiz. Bu haksız hukuksuz davanın önümüzdeki dönem aşamalarında bozulmasını arkadaşlarımızın beraat etmesi için elimizden gelen bütün mücadeleyi kararlılıkla ortaya koyacağınızı belirtmek istiyorum. Demirtaş başta partimiz halklarımız Türkiye’deki diğer siyasi parti ve kurumlara da teşekkürlerini iletti. Kobanê kumpas davasındaki dayanışmayla ortak mücadeleyle sahiplenmeden dolayı selam ve sevgilerini yollamıştı. Biz de bir kez daha şu sözü veriyoruz. İçerideki arkadaşlarımızla birlikte dışarıda mücadele eden halklarımızla birlikte siyasi tutsaklar özgürleşinceye kadar Türkiye demokratikleşinceye kadar bu tür siyasi kumpas davaları olmayıncaya kadar kararlı bir şekilde mücadele etme sözü veriyoruz” diye belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Özel, Bahçeli’yi Meclis’teki odasında ziyaret etti

    Özel, Bahçeli’yi Meclis’teki odasında ziyaret etti

    PİRHA- CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Meclis’te bir araya geldi.

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi Meclis’teki odasında ziyaret etti. Bahçeli, Özel’i Meclisteki odasının önünde karşıladı. İkilinin görüşmesi 45 dakika sürdü.

    Görüşmenin baş başa olması talebinin Bahçeli’den geldiği belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Nemrut Dağı ziyaretçilere kapılarını açtı-VİDEO

    Nemrut Dağı ziyaretçilere kapılarını açtı-VİDEO

    PİRHA-Hava şartlarının normalleşmesiyle birlikte dünyanın birçok yerinden ziyaretçi akınına uğrayan Nemrut Dağı’na turistler gelmeye başladı. Gün batımına doğru turistler güneşin batışını izleyerek bu anları kameralarına çekti.

    Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Adıyaman’ın Kahta ilçesi sınırlarındaki Nemrut Dağı, Kommagene Krallığı’na ait 50 metre yüksekliğinde 150 metre çapında tümülüs ile pek çok dev eseri bünyesinde barındırıyor.

    Nemrut Dağı, ziyarete açıldı. Dünyanın birçok yerinden gelen turistler tarihi bir öneme sahip olan heykelleri görmek için kilometrelerce yoldan geliyor. Nemrut Dağı turistlerin ilgi odağı.

    UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Nemrut Dağı, Ramazan Bayramı’nda ziyaretçi akınına uğramıştı. Adıyaman’da bayram süresince yerli ve yabancı 45 bin kişi tarihi ve turistik mekanları ziyaret etti. Nemrut Dağı, Kommagene Uygarlığı’nın izlerini taşıyan 2 bin 206 metre yükseklikteki devasa heykelleri ve tapınak kalıntıları ile biliniyor. Aynı zamanda ‘güneşin en güzel doğup battığı yer’ olarak tanınan Nemrut Dağı, bu özel manzaraları izlemek isteyen yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.

    TURİSTLERİN HAYRANLIĞI

    Ziyarete gelenler arasında Çin’den, İngiltere’den, Almanya’dan gelen turistler de var. Güneşin batmasına yakın turistler o anki görüntüleri kaydetti.

    Dört arkadaşıyla birlikte Çin’den geldiğini söyleyen Nuan Tuang, “Güzel bir yerde Nemrut. Bir anda karar verdik ve öyle geldik. Biz daha önce hiçbir yerde böyle şeyler görmedik” dedi.

    Londra’dan Nemrut’u ziyaret etmek için geldiğini belirten Kate Denny de daha önce Türkiye’ye geldiğini, Nemrut’a ise ilk defa geldiğini ifade etti. Denny, Nemrut’taki heykeller için “Harikalar ve çok büyükler. Bu kadar yıl burada kalmış olmalarına inanamıyorum. Nasıl burada korunmuşlar” diye konuştu.

    Arkadaşıyla birlikte Londra’dan geldiklerini, Kapadokya’yı, Antalya’yı, Efes’i gezdiğini ifade eden Peter Nicholson ise  “Önceden buraya geldiğimde kimse yoktu ve buralar sessizdi. Sessizliği burada duymak, hissetmek çok güzel. Sabah da güneşin doğuşu için buraya tekrar geleceğiz” dedi.

    Kamber YILDIZ/ADIYAMAN

     

     

     

  • Sorunlar orta yerde duruyor, Cemevi Başkanlığı ise hala ihtiyaç ziyaretleri yapıyor

    Sorunlar orta yerde duruyor, Cemevi Başkanlığı ise hala ihtiyaç ziyaretleri yapıyor

    PİRHA- AKP hükümetinin kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Alevilerin temel sorunlarına uzak kalmayı sürdürüyor. Bir yıldır resmi açılışı bile yapılmayan Başkanlığın başındaki Alirıza Özdemir, Alevilerin temel sorunlarına çözüm aramak, mahkeme kararlarını uygulatmak yerine rutin ihtiyaç ziyaretleri gerçekleştiriyor. Alevi toplumu ise asıl sorunların çözümü için adım atılması gerektiğini belirtiyor. 

    Türkiye’de Aleviler hala Alevi inancının tanınması, cemevinin ibadethane olarak yasal statüye alınması için mücadele ederken, AKP ve MHP’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın asıl sorunlara çözüm getirecek somut bir faaliyeti yok.

    Bir yıldır kurulmasına rağmen hala resmi açılışı da yapılmayan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, Alevilerin somut sorunlarına bir çözüm arayışında olmadığı görülüyor.

    Bir yıldır başta bağımsız, örgütsüz kurumlar olmak üzere birçok dernek ve cemevi yönetimleriyle görüşen başkanlık, Alevilerin sorunlarına çözüm üretmiş değil.

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın başındaki Alirıza Özdemir dün İstanbul’a gelerek Cem Vakfı’nı, İstanbul Cemevi Eğitim ve Kültür Vakfı’nı, asimilasyon faaliyetleriyle tanınan Baki Güngör’ü, Nurtepe Cemevi Başkanı Zeynal Şahan’ı ziyaret etti.

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın temsilcisinin bu ziyaretlerinde Alevilerin somut sorunlarının ve taleplerinin ele alınmadığı belirtiliyor.

    ÇÖZÜM BEKLEYEN TEMEL SORUNLAR VAR

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın ve Alirıza Özdemir’in hala ilgisini çekmeyen ve ilgilenmediği şu sorunlar çözüm bekliyor:

    *Hem kamuda, hem toplumda Alevi nefreti yaşanıyor ve cezasızlık politikası sürüyor.

    *Aleviler, cemevine ibadethane statüsü verilmesi ve zorunlu din derslerinden Alevi öğrencilerin muaf tutulması için gittikleri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde davayı kazandı ancak AKP hükümeti bu kararları uygulamadı.

    *AKP hükümeti, cemevine yasal olarak “ibadet yeri” statüsü vermedi.

    *Alevi köylerine cami yapılmaya devam ediyor.

    *Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın yönetim ve bakımı Alevilerin kurumlarına verilmedi.

    *AKP hükümeti, Alevi örgütlerini tanımıyor.

    *Hükümet Alevilere rağmen Alevi inancını tanımlıyor, yıllardır sadece asimilasyon çalışmalarına imza attı.

    *Alevi köylerine giden yollar yapılmıyor, ayrımcılık yükseliyor.

    PİRHA/İSTANBUL

     

    İLGİLİ HABERLER

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

    13- ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO
    14-‘Alevi Pirleri ve Bektaşi Babaları sadece talipleriyle yol alır’-VİDEO
    15-Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır-VİDEO
    16-‘Maaş bağlamanın altında yatan Alevi inancını yok etmektir’- VİDEO
    17-‘Pirlerimiz yollarına sahip çıksınlar, kendilerini maaşa bağlamasınlar’-VİDEO
    18-‘Gülsev Kaya: Biz ulufeyle, parayla, maaşla tarif edilecek bir geçmişe sahip değiliz’ – VİDEO
    19-‘Büyükşahin: Alevileri kendi kirli işlerine ortak etmek istiyorlar ‘– VİDEO
    20-‘Karaoğullarından: Maaşı kabul eden ‘Hınzır Paşa’lara geçit vermeyeceğiz’- VİDEO
    21-Güleç: Hedefleri Alevi kurumsallaşmasının ulaşamadığı yerleri ele geçirmek – VİDEO
    22-‘Alevilerin bu kötü gidişata bir an önce dur demesi lazım’
    23-Sazcı: Dedelere maaş, makbul ve makul bir Alevilik yaratma girişimidir-VİDEO
    24-‘Dedelere maaş teklif edilmesi Aleviler üzerinde dayatmayı yaratır’- VİDEO
    25-‘Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyonunu anlatmak için cemevlerine, köylere ulaşmalıyız’- VİDEO
    26-‘Nakibüleşraf rolü üstlenip secere dağıtmaya yeltenecekler!’
    27-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    28-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    29-‘Alevilik, korkunç bir yok edilme ile karşı karşıyadır; bu oyuna gelmeyelim’
    30-‘Alevi pirleri Cemevi Başkanlığı’na giderse, cemlerde ne yapılacağını başkaları tarif eder’-VİDEO
    31-Pir İsmail Alkan: Alevi pirlerine maaş ile topluma fetva verilmek isteniyor-VİDEO
    32-‘Bir dede parayla hizmet yürütmez; maaşı kabul edenleri cemevlerimize kabul etmiyoruz’-VİDEO
    33- ‘İnancımız tanımayanların maaşına ihtiyacımız yok’-VİDEO
    34- ‘Maaş alan dede devletin memuru olur; bunlar bizlere Hz. Yezid dedirtecekler’-VİDEO
    35- ‘Aleviliğin doğasında maaş yoktur; bizim ışığımıza, pirimize, yolumuza saldırıyorlar’ – VİDEO
    36- ‘Maaş alan dede emirleri uygular, Alevi toplumu bundan yara alır; direnç göstermeliyiz’- VİDEO
    37- ‘İçişleri Bakanlığı’nın gittiği Alevi köylerine gidemedik, o insanlara dokunamadık-VİDEO
    38-‘Cemevimizdeki hizmet, maddi karşılığı olmayan bir hizmettir, maaşa karşıyız’-VİDEO
    39-Dede Özgün: Yüreğimizdeki, beynimizdeki Aleviliği hiç kimse silemez-VİDEO
    40-Hüseyin Soysüren Dede: Ser verip sır vermeyenler maaşı kabul etmez-VİDEO

  • Avrupa’dan gelen heyet depremzede çocukların resim sergisini ziyaret etti-VİDEO

    Avrupa’dan gelen heyet depremzede çocukların resim sergisini ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA-Uluslararası kuruluş olan IPPNW Adıyaman’da depremzede çocukların resim sergisini ziyaret etti. Kuruluş depremin ardından yaşanan sorunları dinleyerek rapor aldı.

    Adıyaman’da Rengarenk Derneği ve Çocuk Çalışmaları Derneği (Çocukça) depremzede çocuklar için kurulan konteynerlerde yapılan resimleri sergiledi. Sergiyi Almanya’dan gelen Nükleer Savaş Karşıtı Uluslararası Hekimler Birliği (IPPNW) de ziyaret etti. Burada çocukların çizdikleri resimleri gözlemleyen heyet çocukların depremden bu yana yaşadıkları sorunları ve ihtiyaçları hakkında bilgi aldı. Deprem bölgelerindeki ihlalleri, sorunları dinleyen heyet yetkilileri kayıt altına alınan bu bilgileri uluslararası alanda gerekli kurumlara ve kişilere aktarılacağını belirtti.

    Çocukların bulunduğu konteyner alandan ayrılan heyet daha sonra Adıyaman Tabipler Odası Birliğine (TTB) uğrayarak şube yönetimini ziyaret etti. Tabipler Birliği adına konuşan Adıyaman TTB Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Tosun, depremde yaptıkları çalışmalara yönelik  bilgi verdi. Tosun, Adıyaman’daki depremin ardından yaşanan sorunları belirterek o süreçte yaşanılan hak ihlallerini aktardı.

    PİRHA-ADIYAMAN

     

  • DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, Adıyaman’da cemevlerini ziyaret etti-VİDEO

    DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, Adıyaman’da cemevlerini ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Adıyaman’da bulunan cemevlerini ziyaret etti. Fırat, Adıyaman Cemevi Başkanı Yusuf Arslan ile depremde ağır hasar alan bina hakkında konuştu. Cemevi başkanı, DEM Parti’den binanın onarılması için destek istedi. 

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Adıyaman DEM Parti İl yöneticilerle birlikte Adıyaman’da bulunan cemevlerini ziyaret etti.

    Öncesinde Yeni Mahalle’de bulunan cemevine uğrayarak pirlerle görüşen heyet, buradaki depremde yaşanan mağduriyetler hakkında bilgi aldı.

    Karapınar Cemevi ziyaretinden sonra Yunus Emre Mahallesi’nde bulunan Adıyaman Cemevi’ne geçildi. Burada bulunan Cemevi Başkanı Yusuf Arslan ile görüşen heyet, ağır hasar alan cemevinin sorunları hakkında konuştu.

    Aleviler, hasar alan cemevi için destek beklediklerini belirterek, DEM Parti’den bunu gündeme almasını istediler.

    Milletvekili Fırat, bu konuyla ilgili gerekli desteği vereceğine ve parti olarak bu konuyu Meclis’e taşıyacağı sözünü verdi. Parti heyeti ve Fırat, cemevini gezerek yıkılan yerleri inceledi.

    DEM Parti heyeti daha sonra Kamu Emekçileri Sendikası Federasyonu’nu (KESK) Adıyaman Şubeler Platformu’nu ziyaret etti.

    PİRHA-ADIYAMAN

  • Dersim’de Gola Çeto Ziyaretgahında, Pirler Meclisi kuruldu-VİDEO

    Dersim’de Gola Çeto Ziyaretgahında, Pirler Meclisi kuruldu-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de Gola Çeto Ziyaretgahında Pirler Meclisi kuruldu. İnancın ve inanç yerlerinin çıkar uğruna kullandırılmaması için Pirler Meclisi kurma kararı aldıklarını belirten Baba Mansur Ocağı’ndan Mehmet Halis “Pirler meclisi olarak Alevi-Kızılbaş inancının örf, adet ve erkânlarına uyarak kâmillik mertebesine ulaşması için, hak için, adalet için, birlik ve dayanışma için bütün sorumluluklarımızı yerine getireceğiz” dedi. 

    Dersim’de Gola Çeto Ziyaretgahında Pirler Meclisi kuruldu. Açıklama öncesinde gülbengler okunup, çerağlar uyandırıldı.

    Pirler Meclisi’nin kuruluşunun deklare edildiği açıklamayı Baba Mansur Ocağı’ndan Mehmet Halis okudu.

    “İNANCIMIZIN ÇIKAR UĞRUNA KULLANDIRILMAMASI İÇİN PİRLER MECLİSİ KURMA KARARI ALDIK”

    Alevi toplumunun haklarının ve inanç özgürlüğünün elde edilmesi, inancın ve inanç yerlerinin çıkar uğruna kullandırılmaması için şeffaflık ilkesine dayanan bir Pirler Meclisi kurma kararı aldıklarını söyleyen Baba Mansur Ocağı evladı Mehmet Halis, “Yola çıktığımız pirlerimiz, analarımızla ve taliplerimizle birlikte Alevi inancının kuralları ve toplumumuzun hassasiyetlerini göz önüne alarak inancımızın, dilimizin ve kültürümüzün yaşatılması, asimilasyona uğramaması, inancımız adına elde edilmek istenen her türlü ranta ve talana engel olunması, Alevi inancında kutsal olan ziyaret yerlerimize sahip çıkılması, hayvanların ve doğanın korunması, toplumsal sorunların çözümü, toplumda birlik ve dayanışmanın sağlanması için pirler meclisi olarak her türlü sorumluluğu üstlenip, bu amaçlarla hizmet edeceğimizi taahhüt ederiz. Yapacağımız tüm hizmetlerde ve vereceğimiz bu mücadelede siz değerli yol önderlerimizin, ilimizin sivil toplum kuruluşlarının ve tüm canlarımızın da desteklerini bekliyoruz” dedi.

    “SORUMLULUKLARIMIZI YERİNE GETİRECEĞİZ”

    Halis, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “İçinde bulunduğumuz koşullar doğrultusunda bu sorumluluğu üstlenmekten kaçtığımız takdirde mürşitlerimizin, pirlerimizin, analarımızın ve taliplerimizin yüzyıllardan bu yana canı pahasına koruyarak günümüze kadar getirmiş olduğu inancımızı kendi elimizle yok etmiş oluruz. Pirler Meclisi olarak halkımızın evrensel değerlere sahip olması, Alevi-Kızılbaş inancının örf, adet ve erkânlarına uyarak kâmillik mertebesine ulaşması için, hak için, adalet için, birlik ve dayanışma için bütün sorumluluklarımızı yerine getireceğiz.”

    Açıklamanın ardından lokmalar paylaşılıp, deyişler okundu.

    PİRHA/DERSİM

  • DEM Parti İBB Eş Başkan adayı Murat Çepni, Gazi Cemevi’ni ziyaret etti-VİDEO

    DEM Parti İBB Eş Başkan adayı Murat Çepni, Gazi Cemevi’ni ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayı Murat Çepni, Gazi Cemevi’ni ziyaret etti. Alevilerin bütün kazanımlarının ellerinden alınmaya çalışıldığını vurgulayan Çepni, “Devletin Alevisi yaratılmaya çalışılıyor, biz inanç özgürlüğü, eşit yurttaşlık ve cemevleri ibadethanedir dedikçe taleplerimiz karşımızdakiler tarafından elimizden alınmaya çalışılıyor” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Eş Başkan adayı Murat Çepni, Gazi Cemevi’ni ziyaret etti. Ziyarete DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, HDP eski milletvekili Ali Kenanoğlu, DEM Parti Sultangazi Belediyesi Eş Başkan adayları katıldı.

    “DEMOKRATİK ALAN ÇOK DARALDI”

    Demokratik alanın çok daraldığını söyleyen Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, “31 Mart’ta yerel seçim var, demokratikleşmenin özü de yerelden başlar. Umarız 31 Mart’ta iktidarlaşmış egemen zihin dünyasının frenlendiği bir süreç yaşarız” diye belirtti.

    “DEVLETİN ALEVİSİ YARATILMAYA ÇALIŞILIYOR”

    Çözüm önerileriyle var olduklarını belirten DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayı Murat Çepni, “Kürtler, Aleviler ve bu ülkedeki bütün ezilenler olarak kendi programımızla var olabiliriz. Zor günlerden geçiyoruz ve örgütsüzleştirilmeye çalışılıyoruz. Alevilerin bütün kazanımları elinden alınmaya ve tehdit siyasetine mahkûm edilmeye çalışılıyor. Devletin Alevisi yaratılmaya çalışılıyor, biz inanç özgürlüğü, eşit yurttaşlık ve cemevleri ibadethanedir dedikçe taleplerimiz karşımızdakiler tarafından elimizden alınmaya çalışılıyor” dedi.

    “TÜRKİYE’NİN ÜÇÜNCÜ YOLA İHTİYACI VAR”

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı valilikler ve kaymakamlıklar eliyle cemevlerinin belediyeye mi kamuya mı ait olduğuna dair çalışma yürütüyorlar. Gelecekte bulunduğunuz yer buraya aittir gelin bize tabii olun diyecekler. Türkiye’nin üçüncü yola ihtiyacı var. Cemevlerimiz 2024 yılında halen ibadethane olarak kabul edilmiyorsa bu ülkedeki iktidar ve muhalefetin ayıbı olarak görmek gerekiyor. Ayrım yapmadan çalışmamız lazım, hepimizin üzerinde büyük sorumluluklar var.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Babacan: Tunceli’de bir an önce deprem hazırlıklıları başlamalı-VİDEO

    Babacan: Tunceli’de bir an önce deprem hazırlıklıları başlamalı-VİDEO

    PİRHA-Dersim’e gelen DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Dersim’de deprem tehlikesine dikkat çekti. Babacan, Sütlüce’de yapılması planlanan Katı Atık Tesisi Projesi’ne de değinerek, “Proje onayını İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan adayı Murat Kurum vermiş. Köylülerin itirazına rağmen projenin yapılmasına biz razı değiliz. Munzur’a hiçbir elin değmesine razı değiliz” dedi. 

    Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, Dersim’e gelerek partisinin il binasında basın toplantısı yaptı.

    “KATI ATIK TESİSİ PROJESİNİN YAPILMASINA BİZ RAZI DEĞİLİZ”

    Ali Babacan, Sütlüce’de yapılması planlanan Katı Atık Tesisi Projesi’ne değinerek, “Proje onayını İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan adayı Murat Kurum vermiş. 54 bin ağacın kesileceği söyleniyor, köylülerin itirazına rağmen projenin yapılmasına biz razı değiliz. Sütlüce’de yapılmak istenen projede ÇED kararı nasıl çıktı bunun sorgulanması gerekiyor. Kamuoyu bu konuda aydınlatılmalı ve projeye onay verenler neden verdiğini anlatmalı. Munzur’a hiçbir elin değmesine razı değiliz” dedi.

    “HER AN DEPREM OLABİLİR”

    Uzmanların Dersim’de depreme ilişkin uyarılarının dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Babacan, “Burada her an deprem olabilir. Bu yüzden bir an önce Tunceli’de deprem hazırlıklılarının başlaması gerekiyor. 6 Şubat’ta yaşadığımız acıyı, burada yaşamayalım. İlk başta yapmamız gereken şehri depreme dayanıklı hale getirmemiz gerekiyor. Bilim insanlarının depremle ilgili uyarılarını dikkate almalıyız. Kentsel yenilemeyi Dersim’in doğasına zarar vermeden yapmak zorundayız. Tunceli’nin kültür mirasını mutlaka korumalıyız ve güvence altına almalıyız” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • İmamoğlu’ndan Gazi Cemevi’ne ziyaret: Cemevleri Alevilerin ibadethanesidir – VİDEO

    İmamoğlu’ndan Gazi Cemevi’ne ziyaret: Cemevleri Alevilerin ibadethanesidir – VİDEO

    PİRHA- İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Gazi Cemevi’ni ziyaret etti. Yurttaşlara seslenen İmamoğlu, “Cemevleri Alevi vatandaşlarımızın ibadethanesidir. Cemevlerine yapılan hizmetler ve daha fazlası sizlerin hakkıdır. Gazi Cemevi’ni bu duygularla ziyaret ediyorum” dedi. 

    İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Sultangazi Belediye Başkan Adayı Ferhat Epözdemir, Gazi Cemevi’ni ziyaret etti.

    “YOL HARİTASI OLACAĞINI ÜMİT EDİYORUM”

    İmamoğlu’nun alana gelmesinin ardında sahnede konuşan Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karadaş “Gerek siyasal alanda gerek demokratik alada gerekse ekonomik alanda daraldığımız bu süreçte ümit ediyoruz ki Türkiyedeki demokratik açılımın, 85 milyonun yüreklerinin ortaklaşmasının yol haritası olacak” dedi.

    “İMAMOĞLU SULTANGAZİ’Yİ ÇOK SEVİYOR”

    Ardından söz alan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sultangazi Belediye Başkan Adayı Ferhat Epözdemir de “Bu kalabalık gösteriyor ki 31 Mart’ta Sultangazi’ye CHP bayrağını açacağız, burayı kazanacağız. Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu Sultangazi’yi çok seviyor. Buradan ilgisini eksik etmiyor. Bugün canlarımızla, cananlarımızla bir aradayız” diye konuştu.

    “DEMOKRASİ İÇİN YAPACAK ÇOK ŞEYİMİZ VAR

    İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ise “Bu şehrin tüm insanlarını mutlu edeceğiz. 86 milyon insanımız yurtseverdir. Candır, bir aradadır ve birlikte olmak için çok işimiz var. Başta cumhuriyetimiz için, demokrasi birlik ve beraberliğimiz için yapacak çok şeyimiz var” ifadelerini kullandı.

    “CEMEVLERİ ALEVİLERİN İBADETHANELERİDİR”

    İmamoğlu, Alevi yurttaşlara karşı sorumluluklarının farkında olduğunu dile getirerek sözlerini şöyle noktaladı:

    “Biz hiçbir insanı ayırt etmediğimiz gibi inançları da ayırt etmedik, etmeyeceğiz. Bu şehirde, bu ülkede bütün inançlar bizim inancımız. Biz herkesin inançlarının hizmetini vermekle sorumlu bir belediyeyiz. Cemevleri Alevi vatandaşlarımızın ibadethanesidir. Cemevlerine yapılan hizmetler ve daha fazlası sizlerin hakkıdır. Gazi Cemevi’ni bu duygularla ziyaret ediyorum.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Bakırhan’dan iktidara tepki: Adıyaman halkı helallik vermiyor hesap soruyor!-VİDEO

    Bakırhan’dan iktidara tepki: Adıyaman halkı helallik vermiyor hesap soruyor!-VİDEO

    PİRHADEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan depremin birinci yıldönümü vesilesiyle Adıyaman’daki köy ve beldeleri ziyaret ederek başsağlığı diledi. Halkın depremin ardından yaşadıkları sorunları dinleyen Bakırhan, iktidara seslenerek, depremde toplanan paraların akıbetini sordu. Bakırhan ekledi: Adıyaman halkı helallik vermiyor hesap soruyor.

    6 Şubat 2023 Pazarcık Merkezli depreminin birinci yıldönümü vesilesiyle Adıyaman’da depremde hayatını kaybeden kayıplar için ziyarette bulunan Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Bölge ilçeleri olan Kömür ve Çelikhan ilçesi Bulam Beldesinde depremde yakınlarını kaybeden ailelere taziye ziyaretinde bulundu. Bakırhan, ilk olarak Kömür Belediyesi’ni ziyaret etti.

    Kömür Belediyesi’nin önünde bir araya gelen halkla konuşma yapan Bakırhan, “Eskiden de devlet yoktu şimdi de yok. Deprem süresi boyunca hiçbir sorun giderilmedi. İktidar Hatay’da depremin yaralarını gidereceğine, başsağlığı dileyeceğine seçim propagandası yaptı. Hatay’ın acılarını görmezden gelip, bize oy vermezseniz size yardım gelmez, size hizmet yapılmaz demeye getirdi. Biz parti olarak deprem bölgesindeyiz, sizinle birlikteyiz, katliamları unutmayacağız, unutturmayacağız” dedi.

    Ardından DEM Partililer, cemevine geçerek taziye ziyaretinde bulundu. Ziyarete DEM Parti Kars Milletvekili ve Grup Başkanvekili Gülistan Koçyiğit ve Urfa Milletvekili Ferit Şenyaşar da katıldı. Koçyiğit, cemevinde bulunan kayıp yakınlarına başsağlığı dileklerinde bulundu. Cemevinden ayrılan parti üyeleri daha sonra Karapınar Mezarlığı’na geçerek depremde hayatını kaybeden insanların mezarlarına karanfil bıraktı.

    Adıyaman DEM Parti binası önüne gelindi. Burada bir konuşma yapan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, iktidar yetkililerinin bir yıllık süreçte Adıyaman’da çalışma yapmadıklarını söyleyerek, belediyeleri kazandıktan sonra Adıyaman’a yardım edecekleri sözünü verdi.

    “BOL BOL VAATLER DİNLİYORUZ AMA DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK”

    Bakırhan, depremde yaşamını yitirenlere başsağlığı dileyerek şunları söyledi:

    “Deprem olduğu andan itibaren partimiz sürekli halklarımızla birlikte oldu. Birinci yılda pek bir şey değişmedi. Konut yok, su yok, sağlık olanakları yok, eğitim olanakları pek değişmemiş, bol bol vaatler dinliyoruz. Bol bol yaraların sarılacağı söyleniyor ama geçen bir yıllık süreçte değişiklik yoktur.

    “HESAP VERMİYOR HESAP SORUYOR”

    Deprem vergileri nereye gitti? Deprem için toplanan paralar insanlar için kullanılsaydı bugüne kadar 15 milyon insanımızın sağlıklı konutlarda yaşamasını sağlayabilirdik. Şimdiye kadar toplanan paralarla birçok sorun giderilebilirdi. Niye yapılmadı? Çünkü hiç ettikleri için. Bu konuda özeleştiri vermesi gereken hükümet hesap vermiyor, hesap soruyor.”

    YAŞAM ALANLARINA KAYYUM ATANDI’

    Türkiye’nin bir deprem bölgesi olduğunu hatırlatan Bakırhan, önlem almak yerine deprem bölgelerine, dere yataklarına fay hatlarına, kıyılara imara açan hükümete tepki gösterdi. Bakırhan, devamında şunları söyledi:

    “Bugünkü yaşanılan yıkımların en büyük sorumlusu iktidardır. İktidarın politikalarıdır. 130 bin denilen sayı daha fazladır. Depremin olduğu gün duyarsız olan devlet yapılan dayanışmaları engelledi. Yaşam alanlarına kayyum atadı. Kayyum sistemi deprem bölgelerinde de devam etti. Depremin hesabını veremeyen iktidar halktan helallik istiyor. Peki, bu kadar haksızlık karşısında halkımız helallik verecek mi? On binlerce ölümün hesabını vermeyen AKP’ye Adıyaman helallik veriyor mu? AKP bu kadar alanı ranta açmasaydı kayıp fazla olmazdı.”

    “KIRILAN FAY HATTI DEĞİL KIRILAN İKTİDARINIZIN ARDAMARIDIR”

    Kızılay’ın çadır satmasına da tepki gösteren Bakırhan, “Sizden özür dilemesi gereken kurum çadır satmayı meşrulaştıran bir iktidarla karşı karşıyayız. Halka çadır dağıtması gereken Kızılay çadırları sattı. 2003 Bingöl depremi olduğu süreçte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sarf ettiği ‘kırılan fay hattı değil, kırılan sizin iktidarınızın ardamarıdır’ sözlerini tekrarlayan Bakırhan, aynı sözleri iktidara söyledi. Bu kader değil sizin yaptığınız politikaların sonucunda oluşan bir katliamdır” diye belirtti.

    Belediyeleri kazandıktan sonra Adıyaman halkına yardım sözü veren Bakırhan, “31 Martta bu kayyumla yerel yönetimleri gönderdikten sonra Diyarbakır Belediyesi ve diğer belediyelerin kazandıktan sonra bütün imkanları Adıyaman’a ve deprem bölgelerine göndereceğimize emin olabilirsiniz. 31 Martta bu iktidara bir kırmızı kart gösterin” diye konuştu.

    PİRHA/ADIYAMAN

     

     

  • Hatimoğulları: Cezaevlerindeki tablo daha da ağırlaşmadan adım atılmalı-VİDEO

    Hatimoğulları: Cezaevlerindeki tablo daha da ağırlaşmadan adım atılmalı-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Ankara İl Örgütünde tecrite karşı yürütülen açlık grevini ziyaret etti. Hatimoğulları, “Sayın Öcalan üzerindeki tecrit derhal kalkmalı” diye belirtti.

    Türkiye cezaevlerinde tecrite karşı sürdürülen açlık grevi 62. gününde. Hapishanelerde yürütülen eylemlere dışarıdan da destek sürüyor.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Ankara İl Örgütünde süren Adalet Nöbeti’ni ziyaret etti.

    “62 GÜNDÜR AÇLIK GREVLERİ VE ADALET NÖBETLERİ SÜRÜYOR”

    Tülay Hatimoğulları, yaptığı konuşmada şunları söyledi:

    “62 gündür Türkiye ve Kürdistan’ın birçok yerinde adalet nöbeti ve açlık grevleri devam ediyor. Sayın Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecridin kırılması Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğüne kavuşması, aynı zamanda Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümü nedeniyle cezaevlerinde açlık grevi var. 15 Şubat’a kadar dönüşümlü sürecek bu açlık grevi ve sonrasında nasıl bir tabloda devam edeceğini bilmiyoruz ama bizler içerideki açlık grevinin daha ağırlaştırılmış bir tabloya dönüşmeden önce cezaevinde bulunan siyasi rehinelerin başlattığı bu önemli ve tarihi anlamı olan direnişin siyasal sonuçlarının bütün toplum için hayırlı olacağına inanıyoruz.

    “ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN FATURASINI HALKLARIN TAMAMI ÖDÜYOR”

    Bu ülkenin 40 yıldır devam eden savaş ve çatışmalarla Kürt sorununda bir yere gelinemediğine hepimiz tanıklık ediyoruz. Bugün Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmemesinin ağır faturasını sadece Kürt halkı değil, Türkiye halklarının tamamı ödüyor. Bugün yaşadığımız ağır yoksulluğun nedenlerinden biri de Kürt sorunu başta olmak üzere aslında gerçekte olmayan bu iktidardan iktidarda kalmak için devletlerin kendi iktidarlarını korumaları için yürütmüş oldukları bu karanlık ve kötü siyasetin ürünü olarak savaşta ısrarın olduğunu hepimiz görüyoruz. Bir yandan can kayıpları, öte yandan demokrasinin önündeki en büyük engellerden biridir.

    “ÇÖZÜM İÇİN ADIM ATILMALIDIR”

    Bugün başta kadınlar olmak üzere adalet nöbeti tutarak açlık grevlerine girerek cezaevlerinde başlayan açlık grevlerine bizler de DEM Parti olarak başlayan adalet nöbetini buradan selamlıyoruz. Hep birlikte başaracağımıza inanıyoruz. Bugün anaların gösterdiği direniş, çektiği acılara, gözyaşları içerisinde barış konusundaki ısrarları ve Sayın Öcalan ile ilgili talepleri çok anlamlı ve önemlidir. DEM Parti olarak; bu talepler baştan beri bizimde talebimizdir ve ortaklaşarak başaracağımıza inanıyoruz. Başarılar diliyoruz, hep birlikte kazanacağız. Çözümün adresi İmralı diye bir slogan yazılmış, çok anlamlı bir slogan. Sayın Öcalan üzerindeki tecrit derhal kalkmalı, cezaevlerindeki tablo daha da ağırlaşmadan çözüm için adım atılması hepimizin talepleridir.”

    PİRHA/ANKARA

  • DAD İzmir Şubesi’nden Adalet Nöbeti’ne ziyaret: Talepleri taleplerimizdir-VİDEO

    DAD İzmir Şubesi’nden Adalet Nöbeti’ne ziyaret: Talepleri taleplerimizdir-VİDEO

    PİRHA- DAD İzmir Şubesi yöneticileri, cezaevlerindeki  hak ihlallerine, tecrite ve Kürt sorununa demokratik çözüm talebiyle başlayan Adalet Nöbeti’ni ziyaret etti. DAD İzmir Şube Eş Başkanı Fırat Dikmen, Alevilerin Hızır ayını karşıladığını hatırlatarak, bu ayda mazlumların darına Hızır’ın yetişmesi dileğinde bulundu.

    Cezaevlerinde binlerce tutuklu ve hükümlünün 27 Kasım’da başlattığı açlık grevi eylemleri 61.  gününe girdi.

    Siyasi tutukluların 61 gündür yürüttüğü açlık grevine destek için İzmir’de Ege Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma Derneği’nin, DBP İzmir Temsilciliği’nde başlattığı açlık grevi eylemini 15. gününde Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi ziyaret etti.

    TECRİT VE HAK İHALLERİNİN SON BULMA ÇAĞRISI

    Mutlak tecridin kaldırılması ve 40 yılı bulan savaşın barış içinde çözüme kavuşması için eyleme başladıklarını dile getiren tutuklu annesi Hanife Gümüş, oğlunun 5 gün önce Bandırma Cezaevi’nden, Burdur Cezaevi’ne sevk edildiğini belirterek yaşananlara tepki gösterdi. Gümüş, “Oğlumdan 3 gün boyunca haber alamadım. Bize telefon ettiğinde de sürgün olduğunu öğrendik. Oğlum sürgün edildiğinde üstündeki elbisesi ve battaniyesi dışında yanına bir şey almasına izin vermemişler. Bu kışta sürgün ediyorlar. Bu haksızlıktır, hukuksuzluktur. Oğlum götürüldüğü yerde tek kişilik hücrede tutuluyor. İnsanın kalamayacağı yerleri yapıyorlar, sonra çocuklarımızı götürüyorlar” dedi.

    “ÇOCUKLARIMIZI TEK KİŞİLİK HÜCRELERE KOYUYORLAR”

    Gümüş, Tüm Türkiye halklarına çağrım bu zulme karşı sessiz kalmasınlar. Artık nereye kadar sürecek bu? Çocuklarımızı tek kişilik hücrelere koyuyorlar. Bir ekmek verirlerse veriyorlar, vermezlerse de vermiyorlar. Orada kim ölmüş, kim kalmış kimsenin umurunda değil. Biz barış annesiyiz, bu zulüm son bulsun artık. Ben kimsenin ölmesini istemiyorum” diyerek Adalet Nöbeti’ne ses olunması çağrısında bulundu.

    “ORUÇLARIMIZI DARDA VE ZORDA OLANLAR İÇİN TUTUYORUZ”

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şube Eş Başkanı Fırat Dikmen ise Alevilerin Hızır ayını karşıladığını hatırlatarak, bu ayda mazlumların darına Hızır’ın yetişmesi dileğinde bulundu.

    Dikmen, taleplerin karşılanması için mücadele edeceklerini kaydederek, şunları ifade etti:

    “Biz Alevilere karşı ırkçı saldırıların yanı sıra Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı adı altına asimilasyon politikaları hız kazandı. Türkiye’deki tecrit artık her halkın sorunu haline gelmiştir. Biz Aleviler Hızır ayına girdik ve bu aylar bizim için en kutsal günlerdir. Darda ve zorda olana Hızır’dan yardım olması çağrısını bekliyoruz. Günümüzün mazlumları haksızlığa, tecride ve demokrasi sorununa karşı cezaevlerinde açlık grevindeler. Biz Aleviler de bu ayda oruçlarımızı onlar içinde tutacağız. Onlara destek amaçlı da bu Adalet Nöbeti’ne geldik. Talepleri taleplerimizdir. Mücadeleyi iri ve diri hale getirmek için elimizden gelen mücadeleye vereceğiz.”

    PİRHA/İZMİR

     

    tecride karşı yapılan adalet nöbetini selamladıklarını ve bu mücadeleyi büyütmek adına burada olduklarını söyledi.

     

     

  • Ana Mutluer: Cemevi Başkanlığı’nı ziyaret edenler ‘ben dedeyim’ diyemez- VİDEO

    Ana Mutluer: Cemevi Başkanlığı’nı ziyaret edenler ‘ben dedeyim’ diyemez- VİDEO

    PİRHA-Ana Şehriban Mutluer, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Altınova Şubesi Dedesi Hüseyin Doğan’ın Ocakzadeler Meclisi toplantısına katılıp ardından Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Ali Rıza Özdemir’i ziyaret etmesine tepki gösterdi. Mutluer, “Alevi Bektaşi Cemevi Başkanı’nı ziyaret edip sonra Antalya Cemevine gelip ben dedeyim diyemez, o posta oturamaz ” dedi.

    Alevi örgütlerinin ve Alevi toplumunun karşı çıkmasına rağmen bazı derneklerin ve cemevlerinin temsilcileri Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı ziyaret ediyor, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın toplantılarına katılıyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Altınova Şubesi Dedesi Hüseyin Doğan’ın Ocakzadeler Meclisi toplantısına katılıp, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Ali Rıza Özdemir’i ziyaret etmesi tepki topladı.

    Söz konusu ziyaretlere ve görüşmelere tepki gösteren Arzuman Ocağı evlatlarından Ana Şehriban Mutluer, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “ASİMİLE ETMEK İSTİYORLAR”

    Mutluer, Aleviliği Şiilik üzerinden asimile etmeye çalıştıklarını ancak Aleviliğin Şiilikle hiç bir ilgisinin olmadığını belirterek, cemevlerini Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na bağlamak istemelerine tepki gösterdi.

    Mutluer, “Asırlar boyu bu inancı kimse bir yere bağlayamamış, bunu mürşitlerimize vermişler.

    Muhammet Ali’ye selam gönderdim
    Oturduğum postu pak etsin dedi.
    Miracından döndü gene söyledi
    Yediği lokmayı hak etsin dedi.

    Biz postumuzu pak ederiz, lokmamızı hak ederiz” diyerek, asimilasyon faaliyetlerine katılan dedeleri eleştirdi.

    BU DEDELERİ POSTA OTURTANLAR DA HATALIDIR”

    Ana Şehriban Mutluer, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanını ziyarete gidip, sonra Antalya Cemevine gelip ‘ben dedeyim’ diyemez. Asıl bunlar düşkündür. O kişi dede değildir. Dede diye onu oraya oturtan da hatalıdır” dedi.

    Geçmişte Yol yürüten dedelerin kendilerine ‘Yolumuzu arıttık, bizler bu bayrağı size teslim ettik’ dediğini hatırlatan Arzuman Ocağı evlatlarından Ana Şehriban Mutluer, şunları ifade etti:

    “Biz bu bayrağa sahip çıkamazsak vay halimize. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı ziyaret eden o dedelere söylüyorum ben bunu. Sen kimin parası ile hacca gittin? Kimi ziyaret ettin? Kültür Bakanlığını. Neye muhtaçtın?”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA